Neva´isimli üyeden Alıntı
Sevgili bilgivehis,
Bak konuyu belirlemiyorum, diger basliginda da acmistim oysa(ulkeler vs.), konu senin, konuyu belirleyen sensin, sadece ortaya surduklerine iliskin bir soru sordum. Cevap verirsen verirsin, buna cevabim yok diyorsan sayet, cevabim yok bu soruya dersin, sorun cozulur.
Soru basit;
O saydigin butun izmler, emperyalizm de dahil, kapital'den(mal/meta vs.) muaf mi, izole mi? O saydigin izmlere insan acisindan, dinci/dindar vs. kisiler mensup mu, degil mi?
Savas ekonomisi denen bir kavramdan haberdar degil misin? Basligin; dunyanin savas politikasi, bu yuzden soruyorum. Ortada bir politikadan bahsediyorsan sayet, orada mutlaka ekonomi de vardir.
Haksizligi anlatacaksan da sayet, once haksizliga ugrayani ortaya koymalisin.
|
Aslında açıklamamda kısmen bu soruların cevabı oldugunu düşünüyorum, demekki yetersiz geliyor...
Hepsi birbiriyle ne tam olarak muaftır ne de tam olarak izoledir.
Tam olarak muaf veya izole olması zaten mümkün değildir, yoksa zıtlar diye bir şey olmaz, ancak bu durum zıtların birliğinden başka bir şey değildir.
Başka deyişle, her ikisini belirleyen çıkar çatışmasıdır.
Bir bürokrat, neoliberal, dinci konumu geregi dogrudan kapitalist cephede yer alır.
Dindar ile ayrılıkçı ezilen sınıfa dahil olmasına ragmen kendi orjinine ihanet etme pahasına yine çıkar nedeniyle kapitalist sınıfa hizmet eder.
Toplumun çok büyük kısmının kapitalist sistemden yararlanması kapitalizmi ayakta tutar.
Oysa bu sistem esasen küçük bir azınlığın çıkarlarına göre dizayn edilmiş uydurma bir sistemdir.
Örnegin sosyalizm; dünyanın milyonda bir nüfusuna tekabül eden bürokratın, neoliberalin, dincinin ve dolayısıyla kapitalizmin hiç bir şekilde işine gelmez...
Dünyanın savaş politikasını belirleyen yine kapitalizmin kendisidir.
Nerede içsavaş çıkartacak, hangi ülkeleri birbiririyle savaştıracak, nereye dogrudan saldıracak tutar veya tutmaz ama proje sahibi kendisidir.
Savaşlar kapitalizmin bir yatırım aracıdır aynı zamanda.
Yerine göre kendi sermayesinin büyük bir meblağını yatırır, nasıl olsa onun bir çok katını alacaktır, alamazsa başka yerden açıgını kapatır.
Yani kapitalizme dünyanın yeraltı, yerüstü ve işgücü kaynakları yeterli değildir, bir döngü içinde kâr getiren savaşlar onun canıdır.
Hatta kapitalizmin giremediği ülkelerin savaşa yatırım yapmak zorunda olmaları dahi onun varlığını sürdürebilecegi potansiyel taşır.
Örnegin, bir ülkede savaş yatırımını kâr ile kapatamayacagı bir kaynak yoksa, o ülkenin savaşması veya kaybedip-kazanması kapitalizm için bir anlamı yoktur.
Ancak o ülkeden vazgeçtiği anlamına gelmez.
Bu yüzden savaş ekonomisini de belirli bir dengede tutmak zorundadır.
Dolayısıyla ülkelerin ve toplumların dengeli savaşa ihtiyacı yoktur, kapitalist sistemin savaşa ihtiyacı vardır.
Toplumlara lazım olan tek savaş devrim savaşıdır, gerisi teferruat...