PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Başkanlık Referandumu için evet/hayır tartışmaları.


Şüpheci Dinsiz
29-01-2017, 21:16
Sevgili arkadaşlar,

İnsanlar facebook'ta, twitter'da birbirine girmiş, birbirlerine karşılıklı slogan atıyorlar. 'Hayır'cıların yaratıcılıkta 'evet'cilerden daha ilerde olmaları bir yana, her iki gruptan çoğunluğun bilinçsiz holiganlık içinde olduğu açıkça görülüyor.

Bilinçli sosyalistler ise bu referandumu bir fırsat olarak görüp, klasik hayır'cılardan farklı mesajlar veriyorlar.

Diyorlar ki;
- Memleketi bu hale getirenler tüm düzen partileridir.
- 'Hayır' sonucu çıkması ile memleket düzelmeyecektir.
- Hayır kampanyası partiler üstü yürütülmelidir.
- 'Hayır' kararı, tüm düzen partilerine kırmızı kart gösterme anlamına gelmelidir.
- Mesele işçi sınıfı ile sermayenin çatışmasıdır, 'evet' ile varılacak sonuç daha kötü olmakla birlikte, 'hayır' ile mevcut düzenin sürmesi de kötü bir sonuçtur.
- 'Hayır' demek yetmez, o yüzden mevcut faşist düzene de, istenen faşist düzene de 'YETER' demek gerek.
- Hayır'dan sonra başta işçi sınıfının haklarını, hakları, özgürlükleri, laikliği ilerletecek yeni düzen arayışlarını partiler üstü sürdürmek gerek.

--/--

Genel olarak evet/hayır argümanlarını, sonrasını ve gerekçelerini hep birlikte bu başlıkta tartışalım istedim.

Kendi görüşümü toparlayıp paylaşacağım.

Sevgiler.

Engse Hohol
29-01-2017, 21:31
https://lh3.googleusercontent.com/-B-ZtV-e2wxA/WI4ydJuKM-I/AAAAAAAAJ5g/lGfPpmxBTK0mR23Vqdxpu0h4vhqSeO5WACJoC/w536-h503-p/zbme83.jpg

Türk diye bir ırk yoktur diyen akp'li Yasin Aktay ile Devlet Bahçeli yanyana, aynı safta başkanlık için evet propagandası yapıyor.

bilgivehis
29-01-2017, 23:31
İşçi sınıfı mı?
İşçi sınıfı kalleş, dönek ve sistem koruyucusudur.
İşçi sınıfının bütün külfeti grev ve zamdan ibarettir, daha ötesi yok.
Bakmayın siz 1917 devrimlerine, o zaman için koşullar onu gerektiriyordu.
İşçi sınıfını öne çıkarmak eski takıntılardan ibarettir, faşizmden kurtulmak ve devrim yapmak sadece işçi sınıfıyla değil, bütün ezilenler ile mümkündür.
Devrimciyim, komünistim size ilginç gelebilir ama bana göre gerçek budur...

Şüpheci Dinsiz
30-01-2017, 00:39
Konuya şöyle bakarak ilerleyelim.

Yönetim biçiminin adı ne olursa olsun;
- Toplumsal hizmetlerde denetlenebilirlik, şeffaflık önemlidir.
- Toplumsal görevlerde göreve uygunluk önemlidir. Görev tanımı, ve bu görev için gerek ve yeter şartların, denetim şartlarının meslek odalarınca belirlenmesi önemlidir.
- Toplumsal görevlerde sorumluluk alma, hata yaptığında yargılanacağını ve bunun bir bedeli olacağını bilmek, bedelini ödemek önemlidir.
- Tüm toplumsal dokuda adalet-eğitim-sağlık-barınak-ulaşım-bilgiye ulaşım imkanlarında eşitlik önemlidir.
- Tüm toplumsal dokuda adaletin, hukukun din-mezhep-ırk-etnisite-cinsiyet-siyasi görüş-inanç-inançsızlık gözetmeksizin eşit tesis edilmesi önemlidir.
- Eğitimin bilimi referans alması, zemininin doğruluğu kanıtlanmış tezler üzerine oturtulması, araştırmaya-yaratıcı olmaya yönlendirmesi, toplumsal ayırımları ortadan kaldırması, birleştirici olması önemlidir.
- Tüm toplumsal dokuda dışa bağımlılığı azaltmaya, yerli üretimi arttırmaya, üretim kalitesini arttırmaya, ürün maliyetlerini düşürmeye, çevreye verilen zararı önlemeye, yaşam kalitesini arttırmaya yönlendiren bir politika izlenmesi önemlidir.
- Tüm toplumsal dokuda gelir adaletini sağlayacak bir politika izlenmesi önemlidir.
- Tüm toplumsal dokuyu devleti denetleyen, yönetime katan bir politika izlenmesi önemlidir.
- Tüm toplumsal dokuyu verilere dayalı düşünmeye, verilere dayalı konuşmaya, hakkını aramaya yönlendiren bir politika izlenmesi önemlidir.

Bu temel kuralları sağlayabilen uygulamalar halkı mutlu eder.

Şimdi, bu önemli sorunların çözümüne ilişkin;
Evet'çi partiler ne vaat ediyor?
Hayır'cı partiler ne vaat ediyor?

Evet'çi güruh neye evet diyor?
Hayır'cı güruh neye hayır diyor?

Komünistler neye YETER ve HAYIR diyor?

Siz neye evet veya hayır diyorsunuz?

Sevgiler

bilgivehis
30-01-2017, 01:12
Konuya şöyle bakarak ilerleyelim.

Yönetim biçiminin adı ne olursa olsun;
- Toplumsal hizmetlerde denetlenebilirlik, şeffaflık önemlidir.
- Toplumsal görevlerde göreve uygunluk önemlidir. Görev tanımı, ve bu görev için gerek ve yeter şartların, denetim şartlarının meslek odalarınca belirlenmesi önemlidir.
- Toplumsal görevlerde sorumluluk alma, hata yaptığında yargılanacağını ve bunun bir bedeli olacağını bilmek, bedelini ödemek önemlidir.
- Tüm toplumsal dokuda adalet-eğitim-sağlık-barınak-ulaşım-bilgiye ulaşım imkanlarında eşitlik önemlidir.
- Tüm toplumsal dokuda adaletin, hukukun din-mezhep-ırk-etnisite-cinsiyet-siyasi görüş-inanç-inançsızlık gözetmeksizin eşit tesis edilmesi önemlidir.
- Eğitimin bilimi referans alması, zemininin doğruluğu kanıtlanmış tezler üzerine oturtulması, araştırmaya-yaratıcı olmaya yönlendirmesi, toplumsal ayırımları ortadan kaldırması, birleştirici olması önemlidir.
- Tüm toplumsal dokuda dışa bağımlılığı azaltmaya, yerli üretimi arttırmaya, üretim kalitesini arttırmaya, ürün maliyetlerini düşürmeye, çevreye verilen zararı önlemeye, yaşam kalitesini arttırmaya yönlendiren bir politika izlenmesi önemlidir.
- Tüm toplumsal dokuda gelir adaletini sağlayacak bir politika izlenmesi önemlidir.
- Tüm toplumsal dokuyu devleti denetleyen, yönetime katan bir politika izlenmesi önemlidir.
- Tüm toplumsal dokuyu verilere dayalı düşünmeye, verilere dayalı konuşmaya, hakkını aramaya yönlendiren bir politika izlenmesi önemlidir.

Bu temel kuralları sağlayabilen uygulamalar halkı mutlu eder.

Şimdi, bu önemli sorunların çözümüne ilişkin;
Evet'çi partiler ne vaat ediyor?
Hayır'cı partiler ne vaat ediyor?

Evet'çi güruh neye evet diyor?
Hayır'cı güruh neye hayır diyor?

Komünistler neye YETER ve HAYIR diyor?

Siz neye evet veya hayır diyorsunuz?

Sevgiler

Neredeyse komünizmi getirmişsin :)

Genelde denetime önem vermişsin, denetimin sağlılı işlemesi halkın ekonomi ve bilinç düzeyine bağlıdır. Her ikisinde herhangi bir zayıflık denetim organlarına da yansır, yani denetimin kurumsallaşması önemlidir ama yetersizdir.
Bunun acı tecrübesini Balkan ve SCCB devrimlerinde gördük.
Diğer saydıkların yine ekonomi-bilinç düzeyine bağlı olmakla birlikte bugün için veya önümüzdeki kısa süre için hayaldir ama gönlümüzdeki uygulama biçimidir.

Evet-Hayır olayı aynı zamanda tiraji komik olaydır, sıradan bir evetçiye faşizmi ister misin desek büyük ihtimalle hayır der ama faşizme evet için oy verecek...

Natan
30-01-2017, 03:05
Daha once de soylemistim, elbette ki hayir diyecegim. Ben, ailem, sevdiklerim.

Isci sinifi ayni zamanda somurulen, ezilenlerdir. Sosyal demokratlar ise duzeni koruyan, para babalarinin partileridir.

Bilgi ve his, sana bu konuda katilmiyorum. Sistem degismedikce durum her ne kadar iyilesmeler yasasa da, bir cozum sunmayacaktir. Kavanozdaki salca ornegin. Siz kavanoza kasigi ortadan saplarsaniz ne olur, salcanin ustu kuflenir. Siz o kufu temizlersiniz fakat yontem, uygulama ayniysa surekli bir bozulma yasayacaktir. Bir sure sonra salcanin alti da bozulacaktir.

Bu da boyle bir seydir.
Kirli suyun yuzeyini temizlemeniz o suyu paklamaz,
Alti kirlidir. Bir comak sokup karistirmaya bakar.

Bence insanlar orgutlenmelidir. Orgutlenmedikce bu is olmaz.

Supheci dinsiz'e de cogunlukla katiliyorum. Eline saglik.

Neva
31-01-2017, 01:26
Sevgili Supheci Dinsiz,

Yazdigin maddelere ilaveten, demukrasiinin(!) mevcut oldugu ulkede, demukratik bir sekilde, ozgecan'lar yakilmasin diye, soma'lar yasanmasin diye, kadina ve cocuga siddeti kendine mubah goren bir kisim eril kafalar adam olsun diye, milletin am. koyduk diyen zihniyetler palazlanmasin diye, baskanlik sistemine Hayir diyecegim.

Engse Hohol
01-02-2017, 02:03
https://lh3.googleusercontent.com/-Bvl1QYzmTvI/WJEVY4vgA7I/AAAAAAAACjU/LYRFT5yT0ooFp45OxTBDV9KZVXXpT9ofQCL0B/w579-d-h530-p/pu5.jpg


Deniz Baykal ve Bülent Ecevit, elbirliği ile suçu kesinleşmiş ve suçun infazını çekmiş mahkumların "milletvekili olamazlar yasasını" değiştirdiklerinde, 16 yıl sonra, suçun infazını çekmiş RTE'nin Devlet Başkanı olabileceğine olasılık vermeyecek kadar budala olmaları ve toplumun siyasi islam nabzını ölçemeyecek kadar vizyonu gıt olmaları, şimdi yaşadığımız sıkıntıları doğurmuştur. Özellikle Deniz Baykal'ın CHP milletvekillerini ikna etmek için uğraşılarını anımsadıkça kederlenirim halen. Hiç olmayacak yerde başımıza RTE belası orada sarıldı.

Engse Hohol
01-02-2017, 02:36
✔ (http://odatv.com/chp-yoneticisi-gozaltina-alindi-3101171200.html) Hayır diyecek olan Sera Kadıgil.
✔ (http://odatv.com/neden-evet-diye-soruldu-3101171200.html) Evet diyecek olan Akp'li ümmet - TRT Haber video.

Çağlayan Adliyesinde gözaltına alınan Chp'li Sera Kadıgil'in Twitter'dan paylaştığı

"Neden hayır diyorum" adlı video 10bin (https://twitter.com/serakadigil/status/824356291669794818) retweet aldı.

pGvRj-gE9_Y

Shutur Nahundi
01-02-2017, 14:59
Paylaşılan retweet 10.164 olmuş ama neyi değiştirecek ki bu sayı? 15 senedir akp internet dünyasında hiç yol kat edememiş. İnternette hep azınlık olmaları, akp tabanındaki insanların 15 yıldır evlerine hiç internet almadıkları anlamına geliyor. Bunların kendi arabaları da yok. Dolmuşlarda, metrolarda tıkışarak yolculuk etmeye alışıklar ve akp tabanının %45'i asgari ücretle çalışıyor. Aza kanaat getiren bu insanlar, dünya lideri erdoğan sloganını duyduklarında, paldır küldür sözlerle desteklemeye çalışmaları tamamen refleks aslında, akıllarından geçirerek, beyinsel aktivite sonucu düşünülmüş sözler söyleyememeleri, hüüloooğ gibi garip sesler çıkarmaları bu yüzden.

Corpse Bride
01-02-2017, 18:37
http://hayrullahmahmudozgur.blogspot.com.tr/2017/01/hangi-dizge.html

Engse Hohol
02-02-2017, 12:46
✔ (http://odatv.com/izmirin-daglarinda-evetler-acar-marsi-0202171200.html) Taklitçi ümmetin AKP'li kadınları İzmir Marşı'na karşı İzmir'in dağlarında Evet'ler açar marşı yaptılar.

✔ (http://biliyomuydun.com/guclu-t/) Güçlü Türkiye için evet dedikleri anayasada niçin biz yokuz biliyor musun?

✔ (http://www.habererk.com/gundem/evetci-nilhan-osmanoglu-neden-turkiye-de-monarsi-yok-demisti-h26116.html) Nilhan Osmanoğlu "Birçok ülkede monarşi temsilen devam etmekte Türkiye'de neden yok"

SKa1xLNX3Ko

Engse Hohol
03-02-2017, 22:54
✔ (http://odatv.com/erdogan-o-saglik-duzenine-evet-mi-hayir-mi-kalabalik-evet-erdogan-karistiriyorsunuz--0302171200.html) RTE konuşmasında, geçmişteki sağlık sistemini eleştirerek mitinge katılan vatandaşlara "O sisteme evet mi hayır mı" diye sordu. Bunun üzerine kalabalık hem "evet" hem de "hayır" diye bağırdı. Sonra tekrar;

Erdoğan: O sağlık düzenine evet mi, hayır mı?
Kalabalık sürünün "Hayır" demesini beklerken "Evet" diye ses çıkınca,
Erdoğan: Karıştırıyorsunuz...
Şaka gibi ama şaka değil. Tam zaytung.

Vefik Sami
03-02-2017, 23:26
✔ (http://odatv.com/erdogan-o-saglik-duzenine-evet-mi-hayir-mi-kalabalik-evet-erdogan-karistiriyorsunuz--0302171200.html) RTE konuşmasında, geçmişteki sağlık sistemini eleştirerek mitinge katılan vatandaşlara "O sisteme evet mi hayır mı" diye sordu. Bunun üzerine kalabalık hem "evet" hem de "hayır" diye bağırdı. Sonra tekrar;

Erdoğan: O sağlık düzenine evet mi, hayır mı?
Kalabalık sürünün "Hayır" demesini beklerken "Evet" diye ses çıkınca,
Erdoğan: Karıştırıyorsunuz...
Şaka gibi ama şaka değil. Tam zaytung.

İşte tam da buna "Biat kültürü" deniyor.
Kendileri yapınca bir şey olmuyor.
Ama; birileri yaptıklarını yüzlerine vurunca, kızıyorlar.

İşin daha da ironik tarafı; böyle bir güruh, başkanlık sistemi hakkında - sözüm ona - analtik düşünüp, fikir beyan edecek.
Aslında başkanlığın bize gelişi, "Tokai, çaktırmadan sokai" olacak.

Engse Hohol
04-02-2017, 05:42
Bitmiyor bunlar Vefik Sami. Kişisel olarak akp seçmeniyle aynı değerde oy kullanım değerine sahip olmaktan ben utanıyorum.

iwYzlpkX_IY

Meşazını aldım evet diyorum videosu... Konyalılar bunu da yaptı. Video'daki herkes mesaj diyeceğine meşaz dedi. Rize ve Konya evet oy'u %80 ile yüzdesi en yoğun akp'li kentler olacaklar. 90 yıldır kullandığımız alfabe ile mesaj nasıl yazılır, nasıl okunur onu bilmiyorlar ama oy kullanma hakları var.

Vefik Sami
04-02-2017, 11:25
Bitmiyor bunlar Vefik Sami. Kişisel olarak akp seçmeniyle aynı değerde oy kullanım değerine sahip olmaktan ben utanıyorum.


Meşazını aldım evet diyorum videosu... Konyalılar bunu da yaptı. Video'daki herkes mesaj diyeceğine meşaz dedi. Rize ve Konya evet oy'u %80 ile yüzdesi en yoğun akp'li kentler olacaklar. 90 yıldır kullandığımız alfabe ile mesaj nasıl yazılır, nasıl okunur onu bilmiyorlar ama oy kullanma hakları var.

Zamanın behrinde bir manken kızımız, "Dağdaki çobanın oyu ile benim oyum aynı olamaz" demiş idi. Gerçi bizde, manken ile çoban; hattâ - intihal kitap ile prof. siyasi iktidara yalakalık üzerinden dekan veya rektör olunabilmesi hasebiyle - fakülte mezûnu ile ilkokul terk birisi arasında siyâsi birikim ve mantalite anlamında pek fark yoktur.

Ancak; söylenen sözün kendi içinde bir mantığı var.

Nasıl ki toplama, çıkarma, çarpme ve bölme öğrenmeden dört işlem problem çözülemiyorsa, belli bir bilgi seviyesine sâhip olmayanlara da oy kulanma hakkı verilmemeli. Bireylerde vatandaşlık bilinci, toplumda demokrasi kültürü oluşmamışsa, şark kurnazı/demagog siyâsetçiler, seçmen oyunu kendi iktidarlarını meşrûlaştırma aracı olarak kullanırlar.

Bu itibarla, bahse konu gürûhun "meşaz"ları ironik/komik, oy hakkına sâhip seçmen olarak bizzat kendileri "riks"li dir.

Bizim kültürde "At, koşarken tozar" özdeyişi var. Bu şahıslar, daha doğru-dürüst 'mesaj' demeyi beceremiyorlar ama; oy hakkına sâhip vatandaşların, neredeyse tüm siyâsilerin dikkatinin referanduma yöneldiği şu sıralarda, otuziki dişin tekmili birden piyasada "evet diyorum" videoları dolaştırarak, siyasi iktidar tarafından fark edilmeyi bekliyorlar.

Mâlûm; Devlet kapısında iş, daha üst makamlara sıçrama, ihâle kapma vs.

Toplumun menfaati için kullanılması gereken araç ve yöntemlerin,
bireylerin çıkarları için telef edildiği yerlerde, monarşiye bile rahmet okurum ben.
En azından, monarşide herkes, "yerini-yurdunu" bilir.
Bizde, "At izi-it izi" birbirine karışmış durumda.

spartacus
04-02-2017, 18:35
Zamanın behrinde bir manken kızımız, "Dağdaki çobanın oyu ile benim oyum aynı olamaz" demiş idi. Gerçi bizde, manken ile çoban; hattâ - intihal kitap ile prof. siyasi iktidara yalakalık üzerinden dekan veya rektör olunabilmesi hasebiyle - fakülte mezûnu ile ilkokul terk birisi arasında siyâsi birikim ve mantalite anlamında pek fark yoktur.
Sevgili Vefik Sami

O dönemde -üzerine- bir sürü mankene hangi partiye oy vereceği sorulmuştu ve tabi yanında oy verdiği parti hakkında ya da genel başkanı kim sorusu sorulmuştu... Okumuş(!) mankenlerin %90'ı daha oy vereceği partinin açılımını, genel başkanını bilmiyordu ve o çoban dediğine sorsanız %99'u oy vereceği partinin açılımını bilir :)

Buradan da anlıyoruz ki bir yerde siyasetin taşıdığı değer, insanın yaşam biçimiyle de ilgili ve o mankenlerin atacağı oy kadar siyasetide değer taşımıyordur, dağdaki çobanın siyaseti 1 kg ise mankenin ki, 3gram, çünkü sistemin olanaklarında düşük olasılıkta olsa şansları yaver gitmiş, sabahtan akşama bütün hayatları gösteriş budalalığı, bütün günleri, ayyyy 10 gram almışım, iiiiykkk, hemen vermem lazımlarla, parasını çarçurda, diğer mankenleri kıskanmak ve çatışmakla geçirmektedir, dünyadan habersizdir çünkü resmen şimarık süs kedisi gibi yaşamaktadır(istisnalar hariç)...

Şimdi bende sorayım, benim vereceğim oy ile o süs kedisi ebadında yaşayanın ki nasıl bir tutulur?

Bu sorun yanlış tartışılıyor, aslında hiç bir mantığı yok. Şöyle ki; siyaset eğer isnanların içinde olduğu ortamda, yaşadıkları sorunlara dair değilde, onlara yabancı subjektif zırvalıklar, böbürtüler, şu ya da bu sembolün siyaseti-yüceltisi(kısaca holiganlık ve ponponculuk) olursa sorun budur.

Bir çoban yemin fiyatında sorun yaşıyorsa, ürününün kendisinden çok ucuza alınıp, çok pahalıya satıldığını biliyorsa, evinin çatısı akıyorsa, yolları bakımsız ise, onca çabasına rağmen çocuklarını okutacak kadar geliri olmuyorsa, susuz ve kurak coğrafyadaysa....... Sorunlarını bilmeyecek ve dile getirmekten aciz mi olacak? Sırf çoban olduğu için.

Ama siyaset, o çobana hitap ederken; İstanbul'a 3. köprü yapmak, bilmem hangi ile havalanı yapmak, yok Uganda ile vizesiz seyahatden, mutlimilyoner 3-5 zenginle yemek yeme, bu mulitmilyonerlerin medya araçalrında mankenler gibi boy gösterme gösterişinden başka bir şeyden söz etmiyorsa, yine siyaset, DİN, MİLLİYETÇİLİK üzre ise, hangisi bu çobanın sorunlarıyla ilgili ve çözümdür? Çoban dinini çoook fazla yüceltse, holigan seviyesine gelse akan çatı kapanıyor mu?

Demek ki siyaseti, çok zorlu bir matematik problemi çözmek gibi yansıtanlar(toplumu siyasetten uzaklaştıranlar), böylece siyaseti toplumdan uzaklaştırıken, arka taraftanda toplumu, 3-5 aidiyet propagandası ve sahte böbürlenmeler ve gösterişe hizmet sahteciliklerle teslim alıyorsa, durumu deve durumudur, her yanı eğridir...

Kısaca sorgulanması gereken insanların ne olup, olmadığı değil, sözde siyaset denilenin, siyaset değil soytarılık olduğunun görülmesidir. sosyal-toplumsal hayat dahilinde çoğunluk her insan ortlama aynı sorunları yaşar, yaşadığı içinde sorunlarının çözümü talebi uğruna okullar okuması gerekmez, zira çatısı akan bir insanın akıntıdan rahatsız olup, müdahale etmesi için illa prof olması gerekmiyor...

Misal üstte video çekmiş şabalaklara bakın; Güzel ve mutlu yarınlar için! diyor, ne demek büyük türkiye, güzel, mutlu yarınlar, tamamen muğlak, bende büyük türkiye için hayır diyorum dersem farklı mı?

Dingil herif sobasının önünde oturuyor, ama eminim kömürünü bile alamıyordur, mazot fiyatı kıçına kaçıyordur, yaşam alanı ve hayatına biçilen değer kümes canlılarından farklı değildir, ayranı yoktur içmeye tahterevalli ile gidiyordur sıçmaya... Nasıl teslim alınmış -> Büyük Türkiye! Tamamen muğlak ve ne değeri var bu sloganın-> sıfır, ama hayata dair değil, kişiye, böbürtüye, subjektife-egoya hitap ettiği için, fanatik koyunu, holiganı çok oluyor, okumuş, okumamış farketmiyor(etse AKP gibi partiler %3-5 den fazla oy alamaz). Ve şimdi küçük Türkiyecikmiş, oysa 100 yıldır hep aynı sloganla oy devşirilmiştir, büyük Türkiye, böylece soytarı ve hırsız siyasetçi milyonların sırtına geçerken, ne yapıyorsa böyük Türkiye içindir, gerisi teferruattır(?) vs. Bir kişiye olağanüstü yetki verip, ilahlaştırınca Türkiye böyük olacak mı? Sanayi devrimimidir sözü edilen, bilim ve teknikte ilerlememi, ortalam her insan hayatının, insanca yaşam koşulalrına nasıl getirileceği vs'mi hayır. Büyük devletlere bağımlılıktan kurtulmak mıdır hayır, ya ne işte böyük Türkiye, nasıl?

Şüpheci Dinsiz
05-02-2017, 05:23
Konu hakkında kendi fikirlerimi yazayım.

Yönetim biçiminin adı ne olursa olsun;
- Toplumsal hizmetlerde denetlenebilirlik, şeffaflık önemlidir.
Geçmişte de denetleyemiyorduk, şimdi de denetleyemiyoruz, 'evet' çıkarsa hiç denetleyemeyeceğiz. Bal tutan parmağını yaladı, şimdi kaşıklıyor, 'evet' çıkarsa kavanozu götürecek ve bu suç olmayacak. Çünkü kendisini yargılamak kendi iznine bağlı olacak.
Ben denetleyebilmek için tam bir şeffaflık istiyorum. Haklarımın çalınmadığına, fazla vergi vermediğime, verdiğim vergilerin doğru yerlere harcandığına ikna olmak istiyorum.
Bu yüzden YETER ve HAYIR!!!

- Toplumsal görevlerde göreve uygunluk önemlidir. Görev tanımı, ve bu görev için gerek ve yeter şartların, denetim şartlarının meslek odalarınca belirlenmesi önemlidir.
Geçmişte de kadrolaşıldı, şimdi de kadrolaşılıyor, 'evet' de 'hayır' da çıksa kadrolaşma devam edecek.
Ben toplumsal hizmetlerde göreve uygunluk ölçümünde ve performans ölçümünde bilimsel yöntemler kullanılmasını istiyorum.
Bu yüzden YETER ve HAYIR!!!

- Toplumsal görevlerde sorumluluk alma, hata yaptığında yargılanacağını ve bunun bir bedeli olacağını bilmek, bedelini ödemek önemlidir.
Geçmişte de bir çok devlet suçunun üzeri örtüldü, şimdi de örtülüyor, 'evet' de 'hayır' da çıksa devlet suçlarının üzeri örtülmeye devam edecek.
Ben toplumsal hizmetlerde görev alan kişilerin, ki buna cumhurbaşkanı, genel kurmay başkanı da dahil, suç işlediklerinde yargılanmalarını istiyorum. Görevin rütbenin önemi yok, kişi insan ise, suç işlediyse bağımsız yargı tarafından yargılanır. Daha azına razı olmam, hiç kimsenin hukuk önünde ayrıcalıklı olmasına razı olmam.
Bu yüzden YETER ve HAYIR!!!

- Tüm toplumsal dokuda adalet-eğitim-sağlık-barınak-ulaşım-bilgiye ulaşım imkanlarında eşitlik önemlidir.
Türkiye sınırları içinde geçmişte de bu eşitlikler sağlanmadı, şimdi de sağlanmıyor, 'evet' de 'hayır' da çıksa sağlanmamaya devam edecek.
Memleketin Doğu/Güneydoğu'su sürgün bölgesi olarak görülüyor, bu bölgelere yatırım yapılmıyor. Türkiye'nin nüfusu 80 milyonken, bunun 20 milyonu İstanbul'da yaşıyor. Çünkü İç Anadolu/Doğu/Güneydoğu halkı çalışacak iş bulamayıp İstanbul'a göç ediyor. Toplumsal barış için devletin göç edilen illere yatırım yapması, çeşitli desteklerle yatırım yapmaya teşvik etmesi gerek. Hiç etmedi, etmeyecek.
Bu yüzden YETER ve HAYIR!!!

- Tüm toplumsal dokuda adaletin, hukukun din-mezhep-ırk-etnisite-cinsiyet-siyasi görüş-inanç-inançsızlık gözetmeksizin eşit tesis edilmesi önemlidir.
Geçmişte de sol siyaset ezildi/katledildi, Sünni Müslüman olmayanlar ezildi/katledildi, Türk olmayan etnik gruplar ezildi/katledildi, şimdi de eziliyor/katlediliyor, 'evet' de 'hayır' da çıksa ezilmeye/katledilmeye devam edilecek. Diyanet denen kurum yalnızca Sünni ve Selefi (Muhammed zamanı gibi yaşamaya öykünen) Müslümanlara fetva üfüren, emperyalist-kapitalistlerin isteği doğrultusunda işçi isyanlarını uyuşturan alenen gerici ve kapitalist maşası bir kurum olarak var.
Irk/etnisite/inanç/mezhep/inançsızlık ayrımının artık bitmesini ve anayasal koruma altına alınmasını istiyorum. Diyanet denen gerici-kapitalist maşası-asalak şer yuvasının kapanmasını istiyorum. Daha azına razı olmam.
Bu yüzden YETER ve HAYIR!!!

- Eğitimin bilimi referans alması, zemininin doğruluğu kanıtlanmış tezler üzerine oturtulması, araştırmaya-yaratıcı olmaya yönlendirmesi, toplumsal ayırımları ortadan kaldırması, birleştirici olması önemlidir.
Geçmişte -Tarih hariç- eğitimin durumu yetersizdi ancak şimdikinden daha iyiydi, şimdi bilim-teknoloji müfredattan neredeyse tamamen çıkarılıp dini hale getirildi, 'evet' çıkarsa dinselleşme devam edecek, belki de şer-i eğitime geçilecek.
Yalan tarihin (Cumhuriyet tarihi, Osmanlı tarihi, İslam tarihi) çöpe atılıp gerçek tarihin okutulmasını, eğitimin bilimi referans almasını, zemininin doğruluğu kanıtlanmış tezler üzerine oturtulmasını, araştırmaya-yaratıcı olmaya yönlendirmesini, eğitim kurumlarının bağımsız olmasını, müfredatın akademik kurullarca belirlenmesini ve bunların anayasal koruma altına alınmasını istiyorum. Daha azına razı olmam.
Bu yüzden YETER ve HAYIR!!!

- Tüm toplumsal dokuda dışa bağımlılığı azaltmaya, yerli üretimi arttırmaya, üretim kalitesini arttırmaya, ürün maliyetlerini düşürmeye, çevreye verilen zararı önlemeye, yaşam kalitesini arttırmaya yönlendiren bir politika izlenmesi önemlidir.
- Tüm toplumsal dokuda gelir adaletini sağlayacak bir politika izlenmesi önemlidir.
Özellikle Menderes'ten sonra yerli üretim desteklenmedi, şimdi de desteklenmiyor, 'evet' de 'hayır' da çıksa desteklenmemeye devam edilecek. Çünkü, siyasi-ekonomik-sosyal doku, tamamen emperyalist-kapitalistlerin ürünlerini tüketen pazar olmak, ve kapitalist fabrikalarda işçi emeğini peşkeş çekmek için formüle edildi. Günümüzde yerli tohumun dahi yasaklandığı bir noktadayız. Yerli üreticilerin çoğu fabrikalarını yabancı şirketlere sattılar. Yabancı yatırımcılara vergi muafiyeti dahil bir çok ayrıcalık tanınıyorken, irili ufaklı yerli üreticiler devletin ağır vergileri ve fahiş hammadde/yakıt-enerji giderleri altında eziliyorlar.
KDV-ÖTV devlete verilen haraçtır, tamamen kaldırılmalıdır. Gelir vergisi %5'ten fazla olmamalıdır. Yakıt-enerji giderleri üzerindeki fahiş vergiler kaldırılmalıdır. Yerli üretimi yapılan maddelerin ithalatı engellenmelidir. Hammadde ithalatındaki tüm vergiler kaldırılmalıdır. Yerli üretimi olan yarımamul, mamullerin ithalatı sıkıca denetlenmeli, gerek görülen durumlarda yasaklanmalıdır. Üretimde çalışan personele yeni, çağdaş, ölçülebilir üretim teknikleri akademik çevrelerce ücretsiz olarak öğretilmeli, sertifika verilmelidir. Üretim yapılacak yerlerde, üretimin cinsine göre asgari sertifikalı istihdam ihtiyaçları ve asgari ücretler, her sertifika için akademik kurullarca belirlenmelidir.

Örneğin, gıda üretimi yapacak olan bir iş yeri, en az bir endüstri mühendisi, en az bir gıda mühendisi, iş yerinin büyüklüğüne belirlenecek sayıda gıda üretimi eğitimi almış sertifikalı personel çalıştırmak zorunda kalacaktır. Satışta, sevkiyatta, muhasebede, depoda, temizlik hizmetlerinde bile sertifikalı personel çalıştırmak zorunda kalacaktır. Amaç, 'vasıfsız işçi'yi ortadan kaldırmak, üretimde kaliteyi arttırmak, çevre bilincini yerleştirmek, ürün maliyetini aşağı çekmek, işçinin emeğinin karşılığını almasını sağlamaktır.

Eğitim politikaları sanayinin istihdam ihtiyacına göre belirlenmelidir. Yeni bir üretici-tüketici-çevre koruma standartlar enstitüsü kurulmalı ve yurt genelinde sıkıca denetlenmelidir. Daha azına razı olmam.
Bu yüzden YETER ve HAYIR!!!

- Tüm toplumsal dokuyu devleti denetleyen, yönetime katan bir politika izlenmesi önemlidir.
Geçmişte de seçimle 'seçilmiş'lerin tahakkümü ile devlet yönetildi, şimdi de öyle, 'evet' de 'hayır' da çıksa böyle olmaya devam edecek. Devlet malı diye bir kavram var ki, ne olduğunu vatandaş olarak pek bilmiyoruz. Ben bu devletin vatandaşıysam, vergi veriyorsam, 'devlet malı' olarak bilinen tüm taşınır-taşınmaz mallarda benim de hissem vardır. Bu 'seçilmiş'lerin bu güne kadar ona buna peşkeş çektiği 'devlet malları'ndan bana pay verdiğini hatırlamıyorum, peşkeş çekerken bana sorduğunu da hatırlamıyorum. Devlet, hukuğu da hukuksuzluğu da tekeline almış. AB yasaları dayatmalarından önce devletin hiç bir kurumuna dava açılamıyordu. Yasalar çıkarılmasına rağmen şimdi de açılamıyor.
Vatandaş olarak memnun olmadığım bir 'seçilmiş'i görevden alabilmek istiyorum. Şeffaf bir yönetimden elde edeceğim bilimsel verilerle -mevkisi/rütbesi hiç önemli değil- herhangi bir görevlinin suç işlediğini, veya göreve uygun olmadığını, veya ihmalini, veya suistimalini-kayırmacılığını belgelediğimde, o görevliyi görevden alabilmek istiyorum, ve bu hakkımın anayasal koruma altına alınmasını istiyorum. Devlet, 'ben'im. Bana sorulmadan, benim iznim alınmadan, bana düşen payı bildirmeden, payımı ödemeden devletin malı satılamaz. Daha azına razı olmam.
Bu yüzden YETER ve HAYIR!!!

- Tüm toplumsal dokuyu verilere dayalı düşünmeye, verilere dayalı konuşmaya, hakkını aramaya yönlendiren bir politika izlenmesi önemlidir.
Şeffaflık ve denetlenebilirlik çok önemli. Neden çok önemli? Çünkü, şikayet edebileceğim ve sonuç alabileceğim bir merci yoksa, hiç bir yanlışı düzeltemem. Bu yüzden hepimiz 'boşver'ci olmuşuz. Diyelim ki, şikayet edebileceğim ve sonuç alabileceğim bir merciyi kurduk, peki neyi nasıl şikayet edeceğim? İşkembeden atarak, dedikodulara dayanarak, uydurarak, iftira atarak mı şikayet edeyim, yoksa şeffaf olan ve denetlemeye açık bir kurumdan temin edeceğim güvenilir verileri kullanarak mı? Demek ki, devlet kurumlarına öyle bir sistem kurmalıyım ki, hiç bir şey saklayamasınlar, üstünü örtemesinler, evrakta sahtecilik yapamasınlar, tam şeffaf olsunlar. Belirli aralıklarla akademik çevrelerin belirleyeceği bir şablonda/standartta ilan/rapor etsinler. Ben de lüzumu halinde bu verileri temin edebileyim. Bu verileri kullanarak fark ettiğim bir suçu, ihmali, suistimali şikayet edebileyim.
Vatandaş olarak devlet bizzat 'ben'im. haliyle tüm devlet kurumlarında benim de hissem ve hakkım var. Hissem ve hakkım olan bir kurumu denetleyemiyor olmayı kabul edemem. Daha azına razı olmam.
Bu yüzden YETER ve HAYIR!!!

Ben temel olarak bu sebeplerle YETER ve HAYIR diyorum.

--/--

RTE özelinde ise, yaptıkları yapacaklarının teminatıdır deyip bırakayım.

Sevgiler

Vefik Sami
05-02-2017, 11:20
Sn. Şüpheci dinsiz;

Nerede okuduğumu hatırlamıyorum şu an.
Belki bir kitap veya gazateden.
Belki de tâkip edebildiğim forumlardan birisinde.

Hikâye çok basit.
Sıradan.
Ancak; verdiği mesaj bayâ bir okkalı

Fârelerin cirit attığı bir evde, ev sahibi bu durumdan kurtulmak amacıyla, kedi getirmiş. Hayvan, işinin o derece ehli imiş ki farelerin çoğu kedi'nin günlük gıdâsı olmaya başlamış. Geri kalanlar da açlıktan âdetâ bir deri, bir kemik kalmışlar. Bu durumdan nasıl kurtulacaklarını kara kara düşünürken, içlerinden birisi sevinçle haykırmış.

- Arkadaşlar ! Bu kedi'den nasıl kurtulacağımızı buldum !..

Diğer fareler pek inanmamışlar ama; yine de "Bir umut" diye dinlemek istemişler.
İlginç düşüncenin sâhibi, başlamış anlatmaya.

- Arkadaşlar ! Bir yerlerden küçük bir çıngırak bulup, kedi'nin boynuna takacağız. Biz mutfakta yiyecek arayıp, karnımızı doyururken, kedi hareket ederse; çıngırak sesini duyup kaçarız. Nasıl ama ?!...

Bu fikir, dinleyen diğer farelerin pek hoşuna gitmiş.
Sevinçle haykırmışlar.

- Bravo sana.
- Gerçekten güzel fikir.
- Oleeeyy

Başlamışlar sevinçle coşup, dans etmeye.
Fakat; yaşlı bir farenin uyarısı, tüm sevinçlerini bir anda alıp götürmüş.

- Fikir iyi olmasına iyi de çıngırak'ı kedi'nin boynuna kim takacak ?

Natan
06-02-2017, 16:20
Sol portalda cok begendigim bir yazi var. Okunmasi ve okutulmasi gerekir diye dusunuyorum. Sahsen bir kac kere okudum.

Bazi bolumleri su sekilde;

Yeter

"Üç çocuk yapın, analık edin, çocukları büyütün, memlekete erkek işçi lazım" dediler, kadınları susturdular, evlerine kapadılar, gülmeyi bile çok gördüler. Ama taciz ve tecavüz vakaları arttı; kutsal dedikleri analık, kadın cinayetlerine kurban gitti. "Kadın çalışmasın, evinde otursun" sözlerini günde 50 kere tekrarladıkları bir devirde olan daha çok kadının kayıtsız ve daha düşük ücretlerle çalıştırılması oldu.

Yeter!

Başka milletlerin topraklarına göz dikip gönderdikleri silahlarla komşuyu komşuya kırdırdılar. Kışkırttıkları savaşlarda yaşadıkları hezimetler bize patlayan bombalar olarak döndü.

Suriye'de bin türlü şeriatçı çeteyle iş çevirdiler. Bu çeteler birbirine girdiğinde de roketler bizim evlerimize düştü, Reyhanlı'da, Cilvegözü'nde patlayan bombalar bizim canımızı yaktı.

http://haber.sol.org.tr/toplum/baskanlik-erdogan-akp-chp-ve-mhp-tkp-calismayi-baslatiyor-yeter-183253

Selamlar

Engse Hohol
19-02-2017, 17:57
https://lh3.googleusercontent.com/-UtDSr-ZTPVQ/WKmvPZH7E5I/AAAAAAAACrw/QsR_ntXHKLQbci_mIBgEwILTUyP06-t-QCJoC/w557-h443-p/pu39a.jpg

Devlet Bahçeli, kimi şeyaptın sen? İçeriği nasıl bir çeşit kasetin var senin?