postalmarx
04-04-2017, 18:22
15 temmuzdan beri fetöcülerin mesihçilikleri çok konuşuldu ama mesihçiliğin kültüre genel sirayeti ve akparticilerin mesihçiliği pek tartışılmadı.
Benim dikkatimi çeken şeylerden birisi bu "Kutlu yürüyüşe devam" afişleri. Bir siyasi hareket "kutlu yürüyüş" olmaz. Sadece ilahi bir güç bir şeyi "kutlu" yani mübarek kılar. Burada arkaplanda Akpartinin "yürüyüşünün" Allahça seçilmiş ve onaylanmış olduğu inancı görülüyor.
Bu sitede paylaşılan bazı acaip yurduminsanı haberlerinde de görüyoruz ki memlekette Tayyip Erdoğan'ın mehdi gibi birşey olduğuna inanan çok insan var. Aksi halde bu referandumda evet-hayır vermeyi bir günah-sevap işi olarak kimse görmezdi. İmamlar, cemaatler. Çok acaip bir durum.
Mesihçilik tarihte Yahudiler tarafından icat edilmiştir. Yahudiler iki süper gücün ortasındaki pısırık bir milletti. Bir taraflarında meşhur firavunlarıyla Mısır, öbür taraflarında Mezopotamya medeniyetleri ve bunların Asur, Babil gibi krallıkları vardı. Bu yüzden bir onların bir bunların tutsağı olmuşlar, hep haraç ödemişler, ve yeri gelmiş aşağılanmaları için biricik tapınaklarında işgalciler tarafından domuzlar kurban edilmiş, kutsal altın kaseleri sunakları bu "putperest" milletler tarafından toplanıp götürülmüş, ve "Babil sürgününde" olduğu gibi en elit insanları toplanıp Babile 100 yıllık bir sürgüne, orda tutsaklığa ve hizmet ettirilmeye götürülmüştür.
Bu millet bütün bu melanetleri "Allah bize ceza veriyor, yoksa Allah kendi mescitinin böyle kirletilmesine izin vermez, kendi azametinin kendi halkının putperest ilahlarca aşağılanmasına müsade etmez" mantığıyla yorumlayıp kendilerini suçlamışlar, düşman millet ilahlarının hak olduğuna inanmak yerine kendilerini terketmiş olan tek ilahlarına inançlarını kaybetmemişler, ve bunun sonucunda da "bize illa ki bir kurtarıcı gönderecektir ve bizi bu zilletten kurtaracktır" diye bir kurtarıcı-savaşçı-fetihçi bir kral beklemeye başlamışlardır ki Hristiyanlık tamamen bu inancın bir sonucu olarka bir Yahudi tarikatı olarak başlamıştır. Bu gelecekte gelmesi umulan krala "Davut oğlu" denmesi (özellikle incil okunursa farkedilir) Davut'un Yahudi kültüründe (belki mitolojisinde) efsane bir kral olması ve Allahın onun gibi bir büyük kral göndermesine olan inançtandır.
İslam dini yarım yamalak kulaktan dolma bir din olduğundan İsa'nın "mesih" olduğunu kabul etmiştir. Ama islam açısından "mesihlik" hiçbirşey değildir. Büyük ihtimalle Hz Muhammet, etrafındaki Hristiyanların "İsa Mesih" dediğini duyduğunda, buradaki "mesih"in İsa'nın ikinci ismi veya göbek ismi olduğunu sanmıştır. Bu kelimenin Yahudi eskatolojisindeki manasının ve öneminin farkında değildi. Yahudiler'in İsa zamanındaki büyük kısmı İsa'nın mesih olduğunu kabul etmediler çünkü zaten o gün her allahın günü bir mesih çıkıyordu ve çoğu da İsa'ya olduğu gibi Romalılar veya hangi işgalci millet orada o dönem hakimse o milletin valisi tarafından idam ediliyordu. Bu zaten tek başına o kişinin "beklenen kurtarıcı kral" olmadığının ispatıydı.
İslam'da "mesih" kelimesi olmasa da mesihçilik "mehdi" kelimesi altında yaşamaya devam etti ve bugün İslam dünyası son iki yüzyıllık zillet döneminden sonra bir "Diriliş (Baas)" hayali ile mehdiler mesihler beklemeye devam ediyor.
Büyük ihtimalle bir mehdi veya mesih gelince kişi başına düşen milli gelir 3 kat artacak, mühendislerimiz ve fizikçilerimiz dünya çapında olacak, araba uçak üretecez.
Veya "allah allah" nidalarıyla bulgaristan sınırından at-kılıç fethe çıkacaz ve gavur avrupanın bütün ganimeti bizim olacak.
Kısa yoldan zengin olma hayallerinin kitabını yazmış tembel milletimiz böylece geri kalmışlığa da güzel bir çare buldu. Allah bizi bu sefaletten ve zilletten kurtaracak. Çünkü Allah hala bizim tarafımızı tutuyor. Hep zaten bizim tarafımızı tutmuştu. Biz onun seçilmiş milletiyiz. Yeni yahudiler biziz.
Yüz, ikiyüz yıl önce Yahudilere çok kızan Alman milliyetçileri derdi ki "bu pis yahudiler alman milletinin refahını değil sadece yahuydilerin faydasını ve çıkarını düşünüyor ama buna rağmen yahudiler entelektüel olunca, gazeteci olunca, vs. hep Batının ve Almanyanın faydasınaymış gibi konuşarak anti-milliyetçilik, kozmopolitanizm ve hatta sosyalizm öğretiyorlar bütün geleneksel değerleri başta din ve ahlak olmak üzere yıkmaya çalışıyorlar, ve bunu tek yapma sebepleri zayıf oldukları için güçlüyü zayıflatmaya çalışarak yenmeye çalışıyorlar."
Nietzsche diyor ki "Yahudiler Roma imaparatorluğu yenemezlerdi, ama onların güçlerini kullanmamalarını sağlamak üzere onlara ahlaklı davranışın zayıfı ezmemek, herkese iyilik etmek gibi şeyler olduğunu öğreterek onları pasifleştirme yolunu buldular". Nietzsche burada Beyaz ırkın Yahudi icadı Hristiyanlık yolluyla böyle pasifize edildiğini, beyaz ırkın tam potansiyelini bu ahlakın ötesine geçmesiyle bulacağını söylüyordu. Onun bu düşünceleri Nazi Almanyasında çok revaçtaydı. Üst elit Nazilerde bir Alman paganizmi vardı. hrisityanlığa karşı Nietzsche'ninkine benzer bir önyargı mevcuttu.
Şimdi bugünün yeni Yahudileri olarak bizler de bakıyoruz Batıya, ve onların korkunç silahlarına, ve diyoruz ki "emperyalizm ne kadar ayıp birşey, sivilleri öldürmek ne kadar kötü". Ve umuyoruz ki Batı bu kendi kendine koyduğu "insancıl" kuralları biz iyice büyüyüp palazlanıncaya kadar sürdürür. Çünkü biz onlara yapacağımızı biliyoruz değil mi? ;-)
Biz müslümanlar bugün dünyanın yeni yahudileri değiliz de neyiz? O mehdi olmaz bu mehdi olur, illa ki bir tanesi olur. Ve biz "savaştan" hiç vazgeçmediğimizi, emperyal heveslerden hiç vazgeçmediğimizi, Birleşmiş Milletler tüzüğüne aslında hiç inanmadığımızı, Cenova Sözleşmesine aslında hiç inanmadığımız, ve Batı'nın bunlara inanmasını da onların kendi kendilerini pasifize etmeleri açısından faydalı bulduğumuzu, ve aslında içten içe "Diriliş" fantazileri ile "Kutlu yürüyüşlerde" ufak adım çaktırmadan ilerlediğimizi birgün bu pis küffara göstereceğiz. Kimle uğraştıklarının farkında değil bu jonatanlar corclar, be hey! KAÇIN KURRASIYIZ BİZ OLOOOOOMMMM!!!
Benim dikkatimi çeken şeylerden birisi bu "Kutlu yürüyüşe devam" afişleri. Bir siyasi hareket "kutlu yürüyüş" olmaz. Sadece ilahi bir güç bir şeyi "kutlu" yani mübarek kılar. Burada arkaplanda Akpartinin "yürüyüşünün" Allahça seçilmiş ve onaylanmış olduğu inancı görülüyor.
Bu sitede paylaşılan bazı acaip yurduminsanı haberlerinde de görüyoruz ki memlekette Tayyip Erdoğan'ın mehdi gibi birşey olduğuna inanan çok insan var. Aksi halde bu referandumda evet-hayır vermeyi bir günah-sevap işi olarak kimse görmezdi. İmamlar, cemaatler. Çok acaip bir durum.
Mesihçilik tarihte Yahudiler tarafından icat edilmiştir. Yahudiler iki süper gücün ortasındaki pısırık bir milletti. Bir taraflarında meşhur firavunlarıyla Mısır, öbür taraflarında Mezopotamya medeniyetleri ve bunların Asur, Babil gibi krallıkları vardı. Bu yüzden bir onların bir bunların tutsağı olmuşlar, hep haraç ödemişler, ve yeri gelmiş aşağılanmaları için biricik tapınaklarında işgalciler tarafından domuzlar kurban edilmiş, kutsal altın kaseleri sunakları bu "putperest" milletler tarafından toplanıp götürülmüş, ve "Babil sürgününde" olduğu gibi en elit insanları toplanıp Babile 100 yıllık bir sürgüne, orda tutsaklığa ve hizmet ettirilmeye götürülmüştür.
Bu millet bütün bu melanetleri "Allah bize ceza veriyor, yoksa Allah kendi mescitinin böyle kirletilmesine izin vermez, kendi azametinin kendi halkının putperest ilahlarca aşağılanmasına müsade etmez" mantığıyla yorumlayıp kendilerini suçlamışlar, düşman millet ilahlarının hak olduğuna inanmak yerine kendilerini terketmiş olan tek ilahlarına inançlarını kaybetmemişler, ve bunun sonucunda da "bize illa ki bir kurtarıcı gönderecektir ve bizi bu zilletten kurtaracktır" diye bir kurtarıcı-savaşçı-fetihçi bir kral beklemeye başlamışlardır ki Hristiyanlık tamamen bu inancın bir sonucu olarka bir Yahudi tarikatı olarak başlamıştır. Bu gelecekte gelmesi umulan krala "Davut oğlu" denmesi (özellikle incil okunursa farkedilir) Davut'un Yahudi kültüründe (belki mitolojisinde) efsane bir kral olması ve Allahın onun gibi bir büyük kral göndermesine olan inançtandır.
İslam dini yarım yamalak kulaktan dolma bir din olduğundan İsa'nın "mesih" olduğunu kabul etmiştir. Ama islam açısından "mesihlik" hiçbirşey değildir. Büyük ihtimalle Hz Muhammet, etrafındaki Hristiyanların "İsa Mesih" dediğini duyduğunda, buradaki "mesih"in İsa'nın ikinci ismi veya göbek ismi olduğunu sanmıştır. Bu kelimenin Yahudi eskatolojisindeki manasının ve öneminin farkında değildi. Yahudiler'in İsa zamanındaki büyük kısmı İsa'nın mesih olduğunu kabul etmediler çünkü zaten o gün her allahın günü bir mesih çıkıyordu ve çoğu da İsa'ya olduğu gibi Romalılar veya hangi işgalci millet orada o dönem hakimse o milletin valisi tarafından idam ediliyordu. Bu zaten tek başına o kişinin "beklenen kurtarıcı kral" olmadığının ispatıydı.
İslam'da "mesih" kelimesi olmasa da mesihçilik "mehdi" kelimesi altında yaşamaya devam etti ve bugün İslam dünyası son iki yüzyıllık zillet döneminden sonra bir "Diriliş (Baas)" hayali ile mehdiler mesihler beklemeye devam ediyor.
Büyük ihtimalle bir mehdi veya mesih gelince kişi başına düşen milli gelir 3 kat artacak, mühendislerimiz ve fizikçilerimiz dünya çapında olacak, araba uçak üretecez.
Veya "allah allah" nidalarıyla bulgaristan sınırından at-kılıç fethe çıkacaz ve gavur avrupanın bütün ganimeti bizim olacak.
Kısa yoldan zengin olma hayallerinin kitabını yazmış tembel milletimiz böylece geri kalmışlığa da güzel bir çare buldu. Allah bizi bu sefaletten ve zilletten kurtaracak. Çünkü Allah hala bizim tarafımızı tutuyor. Hep zaten bizim tarafımızı tutmuştu. Biz onun seçilmiş milletiyiz. Yeni yahudiler biziz.
Yüz, ikiyüz yıl önce Yahudilere çok kızan Alman milliyetçileri derdi ki "bu pis yahudiler alman milletinin refahını değil sadece yahuydilerin faydasını ve çıkarını düşünüyor ama buna rağmen yahudiler entelektüel olunca, gazeteci olunca, vs. hep Batının ve Almanyanın faydasınaymış gibi konuşarak anti-milliyetçilik, kozmopolitanizm ve hatta sosyalizm öğretiyorlar bütün geleneksel değerleri başta din ve ahlak olmak üzere yıkmaya çalışıyorlar, ve bunu tek yapma sebepleri zayıf oldukları için güçlüyü zayıflatmaya çalışarak yenmeye çalışıyorlar."
Nietzsche diyor ki "Yahudiler Roma imaparatorluğu yenemezlerdi, ama onların güçlerini kullanmamalarını sağlamak üzere onlara ahlaklı davranışın zayıfı ezmemek, herkese iyilik etmek gibi şeyler olduğunu öğreterek onları pasifleştirme yolunu buldular". Nietzsche burada Beyaz ırkın Yahudi icadı Hristiyanlık yolluyla böyle pasifize edildiğini, beyaz ırkın tam potansiyelini bu ahlakın ötesine geçmesiyle bulacağını söylüyordu. Onun bu düşünceleri Nazi Almanyasında çok revaçtaydı. Üst elit Nazilerde bir Alman paganizmi vardı. hrisityanlığa karşı Nietzsche'ninkine benzer bir önyargı mevcuttu.
Şimdi bugünün yeni Yahudileri olarak bizler de bakıyoruz Batıya, ve onların korkunç silahlarına, ve diyoruz ki "emperyalizm ne kadar ayıp birşey, sivilleri öldürmek ne kadar kötü". Ve umuyoruz ki Batı bu kendi kendine koyduğu "insancıl" kuralları biz iyice büyüyüp palazlanıncaya kadar sürdürür. Çünkü biz onlara yapacağımızı biliyoruz değil mi? ;-)
Biz müslümanlar bugün dünyanın yeni yahudileri değiliz de neyiz? O mehdi olmaz bu mehdi olur, illa ki bir tanesi olur. Ve biz "savaştan" hiç vazgeçmediğimizi, emperyal heveslerden hiç vazgeçmediğimizi, Birleşmiş Milletler tüzüğüne aslında hiç inanmadığımızı, Cenova Sözleşmesine aslında hiç inanmadığımız, ve Batı'nın bunlara inanmasını da onların kendi kendilerini pasifize etmeleri açısından faydalı bulduğumuzu, ve aslında içten içe "Diriliş" fantazileri ile "Kutlu yürüyüşlerde" ufak adım çaktırmadan ilerlediğimizi birgün bu pis küffara göstereceğiz. Kimle uğraştıklarının farkında değil bu jonatanlar corclar, be hey! KAÇIN KURRASIYIZ BİZ OLOOOOOMMMM!!!