Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir Şaman olsaydım...
Felâsife
09-06-2017, 00:17
Bir Şaman olsaydım ;
Ne yapıyor bu insanlar, neyin peşindeler der miydim?
Adeta topluca ant içmiş gibi doğayla savaşıyorlarken, uzun yaşayacağız kalabalık olacağız, soy sop diye, doğanın tüm dengelerini hiçe saymalarına bir anlam verebilir miydim?
Doğa bu kadar çatırdıyorken, ayarları da bu kadar bozulmuşken, bunu kimsede umursamazken, sıcak yatağımda pembe düşler kurabilir miydim?
Kısır olanı doğurtmak ne demek!
Ölecek olanı makine ile zoraki yaşatmak ne demek!
Hayat ne güzelmiş deyip, hayallerimin, ideallerimin peşinden genede gider miydim?
Bilmem, hiç Şaman olmadım ki !...
Bir Şaman olsaydım ;
Temizlik adına suları kirletenlere acaba ne derdim!
Ya da lüks içinde yaşamak için, çevreyi mahveden ne kadar masum olurdu gözümde!
Dağları taşları, ovaları ormanları yok edenler, neye göre beyefendi, kime göre hanımefendi olurlardı ki?
Sırf insan olduğu için mi?
İnsanı haklı görmek onu gerçekten haklı eder miydi? bu yapılanlara acaba ne kadar doğru denilebilirdi ki?
İnsanın doğayla, doğasıyla sözüm ona bu kutsal savaşında, bu onu acaba ne kadar kutsal ederdi?
Bilmem, hiç Şaman olmadım ki !...
Bir Şaman olsaydım ;
İnsanın doğaya olan bu nefretine bir anlamı yoktu ama olanlar da kaderin bir cilvesi der miydim?
Bu nasıl bir kara kaderdir ki kendini gene kendi eliyle, kendinden olanın insafına bırakmak!
Heyhat !! ne yapıyor bu doğa der miydim?
Çocuğun eline silahı vermişsin, illaki birini vuracaktır, silah verilmese olmaz mıydı?
Burada doğanın amacı, acaba kendini ne kadara kadar yok edebiliyorun denemesini mi insan eliyle test etmekti ki?
Bilmem, hiç Şaman olmadım ki !...
Bir Şaman olsaydım ;
Doğayı mahvetme konusunda bir zamanlar dinazorlar hüküm sürmüşler, türlerin başına bela olmuşlar, lakin bir anda puf olmuşlar. Şimdi başka bir tür, diğer türlerin başına bela olmuş, besin zincirinin en tepesinde, o bela insanlarmış der miydim?
Dinazorlardan kalan boşluğu, daha fazlası ile doldurmak konusunda oldukça mahir olan insan, yaptığı tahribatın sonuçlarını görmek konusunda bir o kadar da kör numarasına yattığını da acaba görebilir miydim?
Gördüğüm bu şeye de doğru diyebilir miydim?
Bilmem, hiç Şaman olmadım ki !...
Bir Şaman olsaydım ;
En önemli olan insan, gayrısı önemsiz der miydim?
Hayali İnançlar ve ideolojiler icat edip, ortalığı yalandan toz dumana katıp, kaos çıkarıp gerçeği gizlemek ve sonrada bunların uğrunda ölmeyi de kutsal belleyebilir miydim?
İnsan ve insandan olan her şeyi kutsal görmek ve onları kutsamak! bu insanların ruhlarını okşuyor olabilir, lakin Şaman olmak bu değil ki Şaman insanı kutsamaz, anca doğayı kutsar.
Etme bulma dünyası, ettiğini bulmuşsun, akıllı ol deyip, bunun bedelini ödeten bir Şaman olabilir miydim?
Bilmem, hiç Şaman olmadım ki !...
Bir Şaman olsaydım ;
Aslında Şaman olmamada gerek yok, yapılanlar ortadayken görünen köy de kılavuz istemeyeceğine göre, geriye tek seçenek kalıyor.
İNSAN DOĞADAN NEFRET EDİYOR !...
Değil mi ki doğa onu aciz doğuruyor ve aciz bir biçimde de onu öldürüyor, bu ondan nefret için fazlasıyla yetiyor.
İnsan doğayı zerre anlamamış, milyonlarca kitap yazmış, oysa hayatın anlaşılmayacak neyi var?
Bütün canlılar bunu anlamış ve mutlu bir biçimde de yaşıyorlarken, insan kitaplarda adeta ruhunu kaybetmiş.
İşte bu acziyetinden dolayıda insan, Suni inanç kavgalarından genlerle oynamaya, çevreyi kirletmekten insanı kutsamaya kadar ki yaptığı her işte, bu nefretini adeta kusuyor.
İnsanın doğa içinde huzur bulması, tatil yapması filan da esasında bir örtü, gerçekte insan doğayı sevmiyor !...
Seven böyle yapar mı?
Bilmem, hiç Şaman olmadım ki !...
Bir Şaman olsaydım ;
Olsaydım ne fark ederdi ki?
Böyle şeyler yazacağım diye uğraşır mıydım? yazmak kadar boş, gereksiz bir iş olmayacağına görede, kime ne yazardım ki?
Yazmak ve bu yazılanları da okumak asla bir çare değildir, çare olsaydı ta öncesinde olurdu.
Şaman yazmaz, anca okur!
O da doğayı, ruhları okumaktır!
Ey yağız yerler, kutlu gökler, ulu ruhlar!
Okuyamadığımız şeyin yazma telaşlarındayız!
Zarar verdiğimizin bile bilincinde değiliz!
Görmüyoruz ama yazıyoruz!
Zarar veriyor muyum?
Bilmem, hiç Şaman olmadım ki !...
Felâsife
21-07-2017, 12:44
Yaşlı bir Şaman olsaydım, bu şiirsel anlatımı, bu ses tonuyla (https://yadi.sk/d/lTGmHvqS3LFqSh) okuyabilir miydim?
Bilmem, hiç Şaman olmadım ki !...
Sayın felasife
Bence sizin altaylara yada amerikada saflığı bozulmamış kızılderili kabilelerine gidip şamanlığı yerinde deneyimlemelisiniz. Bu yolda olan birine katkısı büyük olur diye düşünüyorum. Ha derseniz ki ben kuş suretine bürünüp o diyarları ziyaret ediyorum o zaman sorun yok.
Felâsife
22-07-2017, 02:17
Sayın felasife
Bence sizin altaylara yada amerikada saflığı bozulmamış kızılderili kabilelerine gidip şamanlığı yerinde deneyimlemelisiniz. Bu yolda olan birine katkısı büyük olur diye düşünüyorum.
Bu ince düşünüş için canu gönülden teşekkür ederim Sevgili manas
Kulağa çok hoş geliyor elbet, fakat hani ne derler gerçekler de acıdır, zira Şamanlık denen yapı şehirlere uygun değildir, o yüzden de Şamanizm şehirleşememiştir.
Şamanlar doğaya ait insanlar, onlar şehirlerde boğulurlar, helede bu zamanda.
Düşünsenize yol yapıyoruz diye ağaçlar katlediliyor, hijyen gibi bir safsata yüzünden sular zehirleniyor, her türlü çevre tahribatı şehirlerde doğal karşılanıyor, ama bu Şaman için doğal değil, onlar burada çok acı çekerler.
Onlar doğa ile iletişim ve kontak halindeler ve şehirler Şamanlığa göre değildir, bende tam bir şehirliyim aslında. O yüzden bunları üst üste koyunca, Şaman olamayacağım kararına vardım, tabi başka sebeplerde var. Yazsam bir sürü şey eder, gerek yok.
Kısacası bu şartlarda Şamanlık hobiden ötesi değildir, bende anca bir ucundan tutuyorum bu hobinin. Bir de tabi Sufizme olan yakınlığıda var, adeta onun farklı bir versiyonudur benim için, uzak değilim elbet ama tam içinde de değilim.
Ha derseniz ki ben kuş suretine bürünüp o diyarları ziyaret ediyorum o zaman sorun yok.
Eheh, öyle ekstra uçma kaçma gibi özelliklerim yoktur, hiçte olmadı. Aksine bel boyun gibi hareketlerimde kısıtlıdır, koşma özelliği yıllardır yoktur, aslında iyi bir Şamana ihtiyacım da yok değildir. :D
Ama tabi konu Şaman olunca bir kere rüyamda görmüştüm, o kadar başka bir hikayem yoktur. Hatta burada da (http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=553144&highlight=sibirya#post553144) müstakil bir konu yapmıştım o rüyayı baz alarak.
Sevgiler
O rüya, eski hayatlarından birinde bir şaman olmandan kalan bir iz olabilir. :)
Şamanlık veya her hangi doğa dini, Doğa üstü bütün dinlerden daha masum. En azından İnsanın doğa ile baş edemediği dönemde yaratılmış inanç biçimi. Diğerleri tamamen insanın insan üzerindeki iktidar (egemen) etmesi nin dine monte edilmiş şekli..
Bu gün bu teknolojinin en gelişmiş döneminde bile hala din varsa bu tamamen insanın insan üzerinde hükümranlığının devamını sağlamak içindir.
Felâsife
22-07-2017, 18:12
O rüya, eski hayatlarından birinde bir şaman olmandan kalan bir iz olabilir. :)
Olabilirlere, belkilere kaldıysak kara güne kaldık demektir. :D
Uzakta ki bir belkiden, yakında ki rüyâ iyidir. Ben rüyalarımın sahibiyim. Gördüğüm rüyamdı, "belki" değildi.
Böyle olması onu güzel ediyorya, hiç uzaklara gitmeden bile deneyimler, tecrübeler yaşattırıyor. Ölümü bile deneyimleyebiliyor insan, "belki" asla rüyanın yanına bile yanaşamaz.
Hem niye eski olsun ki gelecekte olabilir, gelecekte yaşayacağım bir şeyde olabilir. Geleceği lütfen dışlamayalım, gelecekler yaşasın.. :evil:
Şamanlık veya her hangi doğa dini, Doğa üstü bütün dinlerden daha masum. En azından İnsanın doğa ile baş edemediği dönemde yaratılmış inanç biçimi. Diğerleri tamamen insanın insan üzerindeki iktidar (egemen) etmesi nin dine monte edilmiş şekli..
Kesinlikle bu inanışlarda ben hiç duymadım, okumadım, başka bir toplumu, grubu ZORLA kendi inançlarına çevirmek istediklerini. Böyle bir şey yok. Adamlar bu işin zorla olmayacağını biliyorlar olsa gerek ki yapmıyorlar.
Şamanlık birde insan tabanlı değil, doğa tabanlı bir yaşayış biçimi. Mesela onda insana yapılan şeylerin direk bir karşılığı yok, adam öldürseniz bu problem bile değildir, cezası yoktur, sorumluluğu bile yoktur. Ama buna rağmen genede ZORLAMA yoktur.
Gizli Tarih'te* Cengiz Han'ın halefi Ögeday'la ilgili çarpıcı bir bölüm okuruz.
Çin'le savaşırken Ögeday hastalanmış ve konuşamaz hale gelmişti. Moğol şamanları ruhlarına başvurdu ve hâkim Curçen kavminin topraklarında ve sularındaki yerel ruhların Ögeday'a çok öfkelendiğini öğrendiler çünkü şehirleri yağmalanıyor, toprakları ve suları mahvediliyordu.
Şamanlar karşılığında bu ruhlara her türlü kurbanı sundular ama nafileydi.
Sonunda şamanlar Ögeday'm öz akrabalarından birini kurban etmeyi önerdiler ve Ögeday gözlerini açıp su istedi. Küçük kardeşi Tuluy uzun boyu ve yakışıklılığıyla uygun bir kurban olduğunu söyleyerek orada ölmeye gönüllü oldu. Şamanlar özel bir dua mırıldandılar, Tuluy zehir içerek kendini öldürdü ve Ögeday iyileşti. [12]
[12] Roux, Faune, s. 69, 110, 114, 198 ve 218.
Cengiz Han'ın 1227'deki ölümünden hemen sonra yazıldığı sanılan Moğolca çalışma Moğolların Gizli Tarihidir (Mongqolun niuchatobcha'an). Kitabı muhtemelen Cengiz Han'ın evlat edindiği oğullardan biri yazmıştır.
JULIAN BALDICK - Hayvan ve Şaman - Orta Asya'nın Antik Dinleri
Dikkat ettiniz mi?
İnsan öldürüldüğü için bir sorun çıkmamış, doğa tahrip edildiği için sorun çıkıyor. Böyle olmasına rağmen insanı zorlamak genede yok Şamanlıkta.
Ama doğa aynı zamanda da KANA KAN ister, BEDEL ister, ben bu memlekette trafikte filan bu kadar insan ölümünü adeta buna bağlarım. Bu gizli bir bedel gibidir. Zira bu memlekette bu kadar HOYRAT bir doğa anlayışı olamaz. Ama genede insanlar dönüpte arkaları da bakmıyorlar.
Büyük dinlerde doğa istendiği kadar tahrip edilsin bir problem değil, tavsiye babında şeyler var ama etkin değil, kimsenin umurunda da değil, insan öldürülmeside "duruma göre" değişiyor bunlarda.
Din kardeşinizi öldürürseniz bu problem ama din dışı olursa sevap bile oluyor. Doğa konusunda bilim bile kısıtlı yaklaşıyor doğaya, onda da açıkcası tam bir bilinçli davranış gözlemlenemiyor.
Gerçi bir yandan da insanlar ufak ufakta bilinçleniyorlar da diyebiliriz, aklı olan, vicdanı olan, hissleri olanlar da yok değil.
Ben Hristiyanlığa da çok şaşırmıştım, sözde sevgi dini, tokat atana karşılık verme deniyor ama kılıçta elden düşmemiş.
Meğersem "sadece" kendinden olanaymış, sevgide, merhamette.
Özetle Şamanlılığında kendi içinde sert tarafları var, eleştirilebilir tarafları var, mükemmel değil elbet ama nedir; Zorlama da yok, hakimiyet sevdaları ise hiç yok.
Bu gün bu teknolojinin en gelişmiş döneminde bile hala din varsa bu tamamen insanın insan üzerinde hükümranlığının devamını sağlamak içindir.
Kesinlikle bu böyle.
Ama teknolojide gizli bir din olarak hayatlarımıza çokta girdi, hatta biz doğmadan çok öncede bu başladı.
İnsanın hiç şansı yok!
Ne yana dönse, o yanda din yakasına yapışacaktır, adının isminin hiç önemide yok, bu şehirlerin büyümesi ve "kontrol" denen şey yüzünden din elzemdir.
Şehirler için olmazsa olmazdır.
Sevgiler
Kesinlikle bu böyle.
Ama teknolojide gizli bir din olarak hayatlarımıza çokta girdi, hatta biz doğmadan çok öncede bu başladı.
Teknoloji tek başına inanç (din)merkezli olamaz Teknoloji insan yaşamını kolaylaştıran araçtır.
Ama teknolojiyi elinde tutanlar toplumun onu din gibi algılamasını sağlıyor. Özellikle teknoloji için yapılan reklam kampanyaları o reklamlar için yapılan harcama ve kullanılan mankenler Toplumun o araca ulaşmayı cihat gibi algılaması için çok büyük gayret ve masraf yapmakta.
Tehlikeli olan teknoloji değil onu pazarlamak için yapılan gayrettir.
Hiç bir tehdit insandan daha tehlikeli değildir.
Felâsife
22-07-2017, 21:35
Teknoloji tek başına inanç (din)merkezli olamaz Teknoloji insan yaşamını kolaylaştıran araçtır.
Ama teknolojiyi elinde tutanlar toplumun onu din gibi algılamasını sağlıyor.
Ben kast ettiğim şeyin algılandığını sanmıyorum. :) zira dediğiniz gibi teknoloji hayatımızı kolaylaştıran bir teknik olarak karşımızda, o yüzden ona "din" etiketiyle kimse bakmaz, bakamaz.
Fakat bu teknoloji ile başka bir şeyde gelişti ve gelişmeye devam ediyor, sensörlerden DNA testlerine, kan tahlillerinden parmak izlerine, oradan foto kapanlardan uydu gözlemelerine kadar, pek çok teknikte girdi hayatlarımıza. Bir saç telinden suçlu tespiti çok kolay, ya da kameralar vs.
Bunların hepside "Şehir denen yaşam için, şehirlerin huzur ve düzeni için"
Öyle şeyler var ki kullandığımız cepler kapalı bile olsa teknik olarak mikrofon görevi görebiliyor, ya da kapalı kameralar net bağlantısı varsa aktif edilebiliyor.
Bunların hepsi suçlu ve potansiyel suçlular için, gözleme teknikleri. Bir kırmızı ışıkta kimse yok diye geçemezsiniz bile, arkanızdan ceza gelir.
Ya da hız sınırını aşmışsanız arkanızdan makbuz posta ile gelir. Oysa siz hiç bir şey fark etmemişsinizdir.
DEVLETLER VATANDAŞLARINA GÜVENMİYOR, HEMDE HİÇ BİR DEVLET !!
Diyeceğim tüm bunların hepsi ŞEHİR içindir. Artık içini nasıl doldurursak dolduralım fark etmez. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken başka bir şeye hizmet ediyor. "Suç ve suçlu" tespiti.
Tüm bunlar da ŞEHİRLER içindir, onlar daha "büyüyecek" çünkü, büyüdükçe "kontrol ve güvenlik" denen şeyde gelişecektir.
Şimdi dinlere gelirsek zaten bu Dinler Şehirlerle birlikte gelişti, şehirlerin bu hale gelmesinde dinlerin rolü büyük. Çünkü kurallar da getirdiler, çalmayacaksın, öldürmeyeceksin, zina etmeyeceksin gibi kuralları şehrin içinde yasak ettiler ve bunuda çok ilginç bir metodla yaptılar.
Tanrı ve Melekler var ve her yaptığınız KAYIT altına alınıyor denerek, insanları kurallara uyması dinlerinin gereği oldu. Bu olurken de ŞEHİRLERDE düzen de sağlanmış oldu. Olmadığı yerde zaten ceza sitemleri vardı.
Şimdi o insanlar "gözlenmediği" bilincinde olsalardı, Şehirlerde düzen ve kontrol nasıl olacaktı?
Aynı şey bugün içinde geçerli "gözlenmediği"bilincinde olsalar, Şehirlerde düzen ve kontrol nasıl olacak?
Dinlerden uzaklaşan toplumlarda "gözlenmediği"bilinci illaki oluştu ama onlarda farkında olmadan teknolojik göze takıldılar/takılacaklar.
Artık herkes takılacak...
Hasılı dinlerle başlayan ŞEHİR HİKAYELERİ teknoloji ile başka bir boyuta çoktan geçti. Artık o boyuttayız.
İçinde olduğumuz içinde göremiyoruz.
Bu yüzden de İnsanın hiç şansı yok! dedim.
Ayrıca din için illa Tanrı olmasına gerekte yok, böyle dinlerde var, odak nokta zaten ŞEHİR ise Tanrısız bir din de çok mümkündür.
Tanrı meselesi zaten GÖZLEM meselesidir, Temeli bu korkudur... Tanrı görür! Başka bir korkulu GÖZLEM de artık teknik olarak hayatlarımıza girdi, her yerde GÖZLER var artık.
Ben buna tek şey diyebilirim, "ŞEHRİN GÖZLERİ VAR!"
Hiç bir tehdit insandan daha tehlikeli değildir.
Eyvallah.
Bunu bende zaten her fırsatta savunuyorum.
Amon yarebbi
22-07-2017, 21:55
DEVLETLER VATANDAŞLARINA GÜVENMİYOR, HEMDE HİÇ BİR DEVLET !!
Ne kadar anlamlı bir cümle .
Bağzı cümleleri birileri söylese , ideolojik algılanır. Bağzıları söylese , manası hemen anlaşılır. Bu cümlede öyle bir cümle.
İş yerlerinde adı güvenlik kamerası olan fakat , beraber mesai yaptıkları insanları kontrol etmek için kullanılan kameralar.
Aynı evin içinde birbirlerini kontrol etmek için eşlerin koydugu gizli kameralar.
Yollarda vatandaşına , hız bahanesi ile konulan milli pusular. Vatandaşına pusu mu atar devlet?
İnsanların elbette ki tamamı bu kafada değil. Tüm tehlike insandan değil bir kesim insandan desek daha doğru olur.
Örnek vermek gerekirse ? Gözleri görmeyen , kulakları duymayan , bir tekerlekli sandalyeye mahkum olan , henüz aklı yeterli düzeye gelmemiş bir çocuk için , potasiyel suçludur demek doğru değil. Şairler, ozanlar , gönül insanları bunları o potaya atıp eritmek haksızlık olmaz mı ?
Felâsife
22-07-2017, 22:20
Ne kadar anlamlı bir cümle .
Bağzı cümleleri birileri söylese , ideolojik algılanır. Bağzıları söylese , manası hemen anlaşılır. Bu cümlede öyle bir cümle.
Eyvallah.
İş yerlerinde adı güvenlik kamerası olan fakat , beraber mesai yaptıkları insanları kontrol etmek için kullanılan kameralar.
Aynı evin içinde birbirlerini kontrol etmek için eşlerin koydugu gizli kameralar.
Yollarda vatandaşına , hız bahanesi ile konulan milli pusular. Vatandaşına pusu mu atar devlet?
:)
İnsanların elbette ki tamamı bu kafada değil. Tüm tehlike insandan değil bir kesim insandan desek daha doğru olur.
Örnek vermek gerekirse ? Gözleri görmeyen , kulakları duymayan , bir tekerlekli sandalyeye mahkum olan , henüz aklı yeterli düzeye gelmemiş bir çocuk için , potasiyel suçludur demek doğru değil. Şairler, ozanlar , gönül insanları bunları o potaya atıp eritmek haksızlık olmaz mı ?
Bizler düşününce böylede, haksızlık elbette, devletler böyle düşünmüyor.
Mesela kimin ne zaman trafik canavarı olacağı belli olmaz, böyle bir reklamlar vardı bir zamanlar, adam oldukça mülayim, şeker gibi, ama direksiyona geçince "içinde ki canavar ortaya çıkıyordu"
Bu aslında POTANSİYEL bir şey ve devletlerde bu POTANSİYELE göre hareket ediyorlar. Dertleri de riski sıfıra düşürmek.
Tom Cruise'nin bir filmi vardı, Azınlık raporu diye, orada da daha adam suç işlemeden potansiyelden dolayı yakalanıyordu ve ben inanıyorum ki ileride bu potansiyele görede genetik gelişecek ve ona göre kurallar gelecek. Çokta uzak olmasa gerek, iş zaten ona doğruda gidiyor.
Şuan Potansiyelin kendine müdahale edemiyorlar ama potansiyelin varlığına göre hareket zaten var.
O yüzden insanın hiç şansı yok!
İnsanlar, şehirler için olmazsa olmaz olacaklar, ama potansiyel olarakta suçlu gibi kumpaslar da olacaklar. En ufak bir yanlış hareket zaten potansiyele göre hareketi dahada çoğaltacak.
Bilmiyorum bana paranoyak diyebilirsiniz ama ben meselenin bu yönleriyle daha çok ilgileniyorum.
Şehrin gözleri var! her zaman da olacak. :)
Sevgiler
Amon yarebbi
22-07-2017, 22:45
Mesela kimin ne zaman trafik canavarı olacağı belli olmaz, böyle bir reklamlar vardı bir zamanlar, adam oldukça mülayim, şeker gibi, ama direksiyona geçince "içinde ki canavar ortaya çıkıyordu
Tamam kuralı çiğnemek isyeyen insanlar oluyor. Sadece trafik de degil her alanda .
Bu insanlara PARA cezası kesmek için gözlemek bence yanlış bir yöntem .
Farkındaysanız , bulunduğum şehirdeki bir tesbitim var. Kavşak kameraları ve hız tespit kameraları bu derece yaygın değilken , sürücüler büyük oranda kurallara riayet ederlerdi. Günümüzde insanlar gözlendikleri yerde kurallara PARA cezası ödememek için bir elide kornada bekliyorlar. Gözlemlenmedikleri yerde ise , sürücülerin neredeyse tamamı kurala hiç riayet etmiyorlar. Bu durum eskiden bu şekilde değildi. Göxlemlenmek daha çok yoldan çıkarıyor insanları. Adeta gözlemlenmedikleri her yerde suç işlemek için birbirleri ile yarışıyorlar. Gözlemleniyorsam suçta yok cezada yok modundalar. Şahit yok psikolojisi içinde hareket ediyorlar.
Çift yarık deneyindeki gibi bir hallleri var.
Bu duruma çok fazla şahit olmaya başladım. İnsanları , tespit edilmesseniz her haltı yiyebilirsiniz durumuna getiren yine o yönetim.
Radar koyup , yakalanana peşinden para cezası yollamak o insanı tekrar o sucdan geri koymaz ki ? Trafik zaten bilinen dinlerin kural yazmadığı tek alan. Öngörememişler zaten.
Bir zina olayına dahi 4 şahit getir diyen bir anlayış , bu gün yine iş başında.
Felâsife
22-07-2017, 23:42
Tamam kuralı çiğnemek isyeyen insanlar oluyor. Sadece trafik de degil her alanda .
İllaki öyle, ama hani derler kurunun yanında yaşta yanıyor, buna engel olmak için "insanın tam bilinmesi" gerekir ki bu mümkün değil.
O zaman kadar da potansiyele göre hareket edilecektir.
Yoksa hukukta "Aksi ispat edilmedikçe herkes masumdur." olayı varken, kumpas kurmak, foto kapanlar filan da mantıklı değil ama insan belli, psikolojisi bozulur ailesini tarar geçer, borca harca batar banka soyar, gözü kararır kadına kıza saldırır vs. hatta zevk için, heyecan için hırsızlık yapar, nihayetinde insan "uyumsuzdur" çünkü robot değildir esasında.
O anlıktır çoğu işi, cinayet işler ne yaptığını hatırlamaz bile.
Hasılı bunların bir öngörüsü yok, bu bir risk ve devletler bu riske göre hareket ediyorlar. Önemli olan da şehirler.
Farkındaysanız , bulunduğum şehirdeki bir tesbitim var. Kavşak kameraları ve hız tespit kameraları bu derece yaygın değilken , sürücüler büyük oranda kurallara riayet ederlerdi. Günümüzde insanlar gözlendikleri yerde kurallara PARA cezası ödememek için bir elide kornada bekliyorlar. Gözlemlenmedikleri yerde ise , sürücülerin neredeyse tamamı kurala hiç riayet etmiyorlar. Bu durum eskiden bu şekilde değildi. Göxlemlenmek daha çok yoldan çıkarıyor insanları. Adeta gözlemlenmedikleri her yerde suç işlemek için birbirleri ile yarışıyorlar. Gözlemleniyorsam suçta yok cezada yok modundalar. Şahit yok psikolojisi içinde hareket ediyorlar.
Bir Amerikan filminde "Polise yakalanmadığın sürece her suçu işleyebilirsin" diye bir replik geçmişti. Bu mantık çoklarının bilinç altında elbet, böyleleri yüzünden şehrin gözleri, kulakları dahada çok artacaktır.
İnsanı eğitmek, öğretmek bilemiyorum ama çok zor bir şey, bir yere kadar eğitilebilir lakin sonrası potansiyel yüzünden çığırından çıkacaktır.
Daha öncede dediğim gibi bu şehirler daha da büyüyecek ve potansiyel meselesi de o oranda gelişecek.
Bu şehirler niye büyümek zorunda onuda çok anlamış değilim, ama gözlemlerim hepte bu yönde, ilginç gerçekten.
Trafik zaten bilinen dinlerin kural yazmadığı tek alan. Öngörememişler zaten.
:D :D
İlginç değil mi "ceza" alınmayan bir boşluk yok hayatta, olanda hemen dolduruluyor.
Sevgiler
Sn felasife.
Birbirimize karşı fikir üretiyor gibi görünüyorsak ta ikimiz aynı şeye farklı yönden bakıyoruz. Siz teknoliji nin zararları diyorsunuz. Ben insanı köleleştiren insanın kendi eliyle kurduğu sistem diyorum.
Evet sistemin içinde şehirleşme teknoloji hatta 50 katlı beton tabutlar (gökdelenler) da var.
Bu konu elbette çok tartışma götüren konudur.
Her şeyin din gibi algılanması, meta nın tapınç haline dönmesi, paranın tanrının yerini alması, İnsanın sadece sıfat olarak kalması, içinde yaşadığımız sistemin gerçeklerindendir.
Ama bunların ne kadar olumsuz etkileri de olsa olumlu yanları var. Hiç gelişmenin olmadığını düşünün İnsanın avlanmak için günde 30 km yol aldığını bazen de eli boş döndüğünü düşünün. İnsanların sadece savaşlarda kullanıldığını ve azami 35 yıl yaşaya bildiğini düşünün. İnsanın köyünden sadece askere gitmek için çıktığını düşünün.İlerleme insandan çok şey almıştır ama ona da çok şey vermiştir.
Biz ne aldığını ne verdiğini ayırarak ancak kendimize bir gelecek arayabiliriz. Yoksa umutsuzluğa düşer ve bu günleri sonumuz biliriz.
Felâsife
23-07-2017, 12:25
Sn felasife.
Birbirimize karşı fikir üretiyor gibi görünüyorsak ta ikimiz aynı şeye farklı yönden bakıyoruz. Siz teknoliji nin zararları diyorsunuz. Ben insanı köleleştiren insanın kendi eliyle kurduğu sistem diyorum.
Bu illaki böyle, bunun aksi düşünülemez, Şehirler deyince, medeniyetler deyince zaten mecburen aynı yere bakıyoruzdur.
Ben teknolojinin zararından ziyade, onun başka bir amacıda var diyorum. Tüm amaçta Şehrin huzur ve güveni.
Öyleki "robot insan" tüm şehirlerin adeta özlemi, kurallara uyan, düzeni bozmayan insan hayalleri Antik çağlardan beridir var, dinler bunu kısmen sağladı, ondan kalan yerde de artık teknoloji devreye girdi, herkesi kontrole başladı.
Tabi insan ne kadar kontrol edilebilir, bu tam bir muamma, fakat kademe kademe de ilerliyor sistem.
Biz ne aldığını ne verdiğini ayırarak ancak kendimize bir gelecek arayabiliriz. Yoksa umutsuzluğa düşer ve bu günleri sonumuz biliriz.
Tarihin tekkerrürlerinden insan ne kadar ibret alır, bilinmez. Şimdiye kadar da pek aldığı söylenemez, ama uzak gelecekte belki bir ihtimal.
Öteki türlü daha beyinlerimize chiplerin takıldığı dönemler bile gelecektir, neticede devletler vatandaşlarına güvenmeyecek ve bu güvensizliğin sonucu olarakta, fişlemeden, sisteme entegreye kadar her yolu deneyeceklerdir.
Umut ve mutluluk kendi küçük dünyalarımızda parıldayan bir yıldız gibi, ne çok uzak olup görünmeyecek, ne de çok yakın olup tutulmayacaktır.
Böyle yaşanılıp gidilecektir, zaten de böyle yaşanılıp gelinmiştir bu günlere. :)
Sevgiler
Sn felasife
Spartakus un çok güzel bir sözü var. Romalılarla köleler (mö 71) arasında geçen bir savaşta savaşı kaybetmek üzere iken arkadaşına şunu söylüyor. Eğer bu savaşı kaybedersek esaretten kurtuluruz kazanırsak özgürlüğümüzü alırız. Mesele ölüm halinde iken bile umudunu kaybetmemek.
Tarih insanlara bazı fırsatlarda sunmuştur her şey her zaman planlandığı gibi gitmiyor. Bakarsın yıldızlar umduğumuzdan daha yakın mesafede.
Deniz Gezmiş idam sehpasında bile arkadaşlarına morel vermeye çalıştı o öldü ama tarih onu hiç öldüremeyecek.
Evet teknolojinin gittiği yer bilim kurgu flimleri gibi ama birde bu hayat sadece kurgulanan ibaret flim değildir. Bazen tarihi değiştirenler tarihi yazanlar olmuyor
Umut her daim olmalı umutlanmak için haklı olduğumuz çok şey var.
Felâsife
24-07-2017, 04:09
Sn felasife
Spartakus un çok güzel bir sözü var. Romalılarla köleler (mö 71) arasında geçen bir savaşta savaşı kaybetmek üzere iken arkadaşına şunu söylüyor. Eğer bu savaşı kaybedersek esaretten kurtuluruz kazanırsak özgürlüğümüzü alırız. Mesele ölüm halinde iken bile umudunu kaybetmemek.
Sevgili kartopu
Söz hakikaten olur olmadık bir söz değilmiş, oldukça etkili bir söz ve ta insanın derinliklerine kadar da işliyor.
Bu sözler insanı alır götürür, insanda gerçeklik bilincini bile bırakmaz, söz sağlam çünkü.
Fakat hangi bir söz hayattan daha sağlam olabilir ki?
Şiirsel de dediğim gibi "Hayatın anlaşılmayacak neyi var?"
Hayatın içinde "umutsuzluklar" olsa, atıyorum kedi yavruları oynaşmaz, serçeler birlerine şarkılar söylemezdi.
Görünen hayatın içi çoşkularla ve yaşama sevinçleriyle dolu zaten.
O yüzden hayatın içinde "umutsuzluklar" yok, bu sadece fikirlerimizden dolayı "kafalarımızın" içinde var. Tabi savaş gibi şeyleri kast etmiyorum, onlar da durum değişik.
Ama şehir denen bu betondan ormanlarda bizler, "umutsuzluklar" üretiyorsak, bu birazda bizden kaynaklanıyor.
Hasılı umut dediğimiz şey bizlerin ürettiği bir fikir, yoksa zaten hayatın içinde "çoşkular ve sevinçler" var ki bunların yanında umudun esamesi okunmaz.
Bizler umutlarımızı kaybetmedik, bu "çoşkular ve sevinçler" denen şeyi unutunca, umuda sarıldık. Oysa "çoşkular ve sevinçler" hep var olan bir şeydir.
Çocuklar bunu çok iyi bilirler, büyüdükçe unuturlar!
Bir Çin ata sözünde; "Mutlulukla mutsuzluk kendiliklerinden değil, çağırıldıkları için gelirler" der.
Dünyada bazen çok keskin virajlar oluyor Bu virajları bu virajları yapanlar bile alamıyor uçuruma yuvarlanıyor. Dünyayı bilim kurgu gibi yönetmek isteyenler bile hayallerini gerçekleştirmesi için insanı dikkate almalıdır. İnsanlık tarihinden bu yana önce doğa ile dost olup onunla iyi geçinmeyi denedi biraz güçlendiğinde doğaya müdahale edip onu yönetmek istedi bu gün doğaya zarar vermeye başladı. Bu zaman kolay geçmedi..
Bu gün doğayı yönettiğini sanıyor ama bir milimlik hatalar büyük yıkımlara sebep oluyor. İşte Japonya ve TUSUNAMİ den dolayı yıkım bu yıkım ikinci dünya savaşında atılan atom bombası dan daha etkili . Doğanın dengelerinle oynadığında doğa da ona müdahale ediyor insanlığı 10 larca yıl geri atıyor.
İnsan,ın bu hırsı hızlı geçişi ve doğaya hoyratça müdahalesi insana çok güçlü şekilde geri dönüyor. İnsan bunu bir gün anlayacak ve doğaya müdahalesi daha dikkatli ve daha şevkatli olacaktır.
İnsanlıkta rekabet anlayışı ve kar etme (sermeye biriktirme) zihniyeti insana da doğaya da zarar veriyor bunu insan muhakkak anlayacak ve sadece insanının mutluluğu için uğraşılan bir dünya yaratacaktır.
Teknolojide insanın muafı üzerine değil insanın mutluluğu üzerine gelişecek. İnsan ömrü çok kısa bir 50 yıl daha eklenmeli.
Elbette dünyada insan nüfusu çok fazla diyenlerde var. Ama bunu bile insan kendi iradesi ile planlamalı. İnsanlık planlı büyümeye ve planlı küçülmeye geçme zamanı geldi daha fazlası yok olmaya gider.
Hawking in dediği gibi. Ben inanıyorum insan bunu başaracak, her kesin mutlu olacağı dünyayı yaratacak.
Felâsife
24-07-2017, 12:57
İşte Japonya ve TUSUNAMİ den dolayı yıkım bu yıkım ikinci dünya savaşında atılan atom bombası dan daha etkili . Doğanın dengelerinle oynadığında doğa da ona müdahale ediyor insanlığı 10 larca yıl geri atıyor.
Aynen.
Doğanın zamanla işi yok, o zamana bağlı değil ama zaman insanlar için önemli, bir hatası ekstra zaman kaybettiriyorsa, adımlarını çok dikkatli atmak zorunda.
İnsan,ın bu hırsı hızlı geçişi ve doğaya hoyratça müdahalesi insana çok güçlü şekilde geri dönüyor. İnsan bunu bir gün anlayacak ve doğaya müdahalesi daha dikkatli ve daha şevkatli olacaktır.
Aynen.
İnsanlıkta rekabet anlayışı ve kar etme (sermeye biriktirme) zihniyeti insana da doğaya da zarar veriyor bunu insan muhakkak anlayacak ve sadece insanının mutluluğu için uğraşılan bir dünya yaratacaktır. Kendi gücünün farkında değil, isterse pekâlâ yapamayacağı bir şey yok.
Ben inanıyorum insan bunu başaracak, her kesin mutlu olacağı dünyayı yaratacak.
Buna bende inanıyorum, böyle bir dünya yaratıldığında geçmişle gelecekte bir biriyle kucaklaşmış olacak.
Sevgiler
Felâsife
18-12-2018, 13:25
2. mesajda verdiğim sesli söylemin linki silinmiş, buradan (https://yadi.sk/d/E4sW3jQDdO16Qg) bakılabilir.
Bilmem, hiç Şaman olmadım ki !...
2. mesajda verdiğim sesli söylemin linki silinmiş, buradan (https://yadi.sk/d/E4sW3jQDdO16Qg) bakılabilir.
Bilmem, hiç Şaman olmadım ki !...
Dinozorlar akıl ederek diğer türlere zarar vermemiştir. En tehlikeli tür insandır. Hem kendisine hemde kendisi hariç her şeye.
Felâsife
18-12-2018, 19:09
Yani dinazorlar gücü nispetinde zarar vermiştir, ama insan akıl edip alette kullanabildiği için, çok daha tehlikeli tabii.
..."Dinazorlardan kalan boşluğu, daha fazlası ile doldurmak konusunda oldukça mahir olan insan, ..."...
https://youtu.be/Ds13EbtQrRQ
Felâsife
19-12-2018, 00:23
Eline sağlık sevgili @Turdur, resimlerle daha bi anlamlı olmuş elbet, hele de bazı resimler cuk oturmuş.
ForumKirpisi
19-12-2018, 16:01
asu mansurun şaman gözü kitabını okuyun orda anlatıyor. şaman olcam demiş gidip şaman olmuş sonra kitap yazmış.
Felâsife
19-12-2018, 22:07
asu mansurun şaman gözü kitabını okuyun orda anlatıyor. şaman olcam demiş gidip şaman olmuş sonra kitap yazmış.
Tavsiye için teşekkürler. :)
Kişi Şaman oldum diyebilir elbette ama o ne kadar Şaman olmuştur orası meçhuldür. Hele de bir şehirli bunu derse, şüpheyle bakmak gerekir.
Zaten sonradan Şaman olunmaz, Şaman doğulur, sadece o kişinin eğitime ihtiyacı olur ki usta Şaman bu eğitimi ona verir.
Bunu anladığım gün zaten Şaman olmayı hiç aklıma getirmedim, oldum/olacam deyip kendimi kandırmaktansa, olamayacağımı bilmek çok daha sıcak geldi. Şiirde de buna vurgu olarak,
"Aslında Şaman olmama da gerek yok,"
veya
"Olsaydım ne fark ederdi ki?
Böyle şeyler yazacağım diye uğraşır mıydım?" dedim.
Hasılı bu tip kitaplar, "milyonlarca kitap yazmış" a katkıdan başka çok şey ifade etmez. Ama meraklısı da okuyacak tabii, birileri de yazacak.
Yalnız kitapta bayağı iddialıymış "Dünyada ilk defa, bir Şaman'ın gözünden Şamanizm ve ritüelleri" enteresan.
ilahimasal
19-12-2018, 22:30
Felasife şaman diye yücelttiğinin Şaman olduğunu nereden bilicez? Hadi bizi kandırdıysalar? Onu şaman yapanda biziz galiba !
Kendine şaman değilim diyenlerin şamanım yada ona şamansın diyenlerden daha önde olduğu durumu bir adım daha önde. Bence.
Şamanım diyenler yada onlar şaman diyenleri mağdur etmiş gibi bir durum ortaya çıkabilir. Onlarda sesli ağıt yaksınlar diyorum.
Felâsife
19-12-2018, 23:07
Felasife şaman diye yücelttiğinin Şaman olduğunu nereden bilicez?
Aslında bilmemize gerek yok, onlar şehirleşme ile şehirlilerden fersah fersah uzaklaştılar, şehirlerde hiç yapamadılar, dolayısıyla bilmek ya da bilmemek gibi bir ikilemi teknik olarak asla yaşayamayız.
Onlar şehirle yan yana gelemezler.
Bunu bilirsek zaten kandırılmayız.
Hadi bizi kandırdıysalar? Onu şaman yapanda biziz galiba !
Şehrin sınırları içinde evet, kandırılmak çok kolay. Şehrin sınırları dışında bu biraz daha zor, zira halkta da az biraz bilgi olur, yani kim Şaman kim değil, az biraz bu ayırt edilir.
Ama Şamanın da Şamanlığı ispat edilirse de, yandı çukur ova yandı... Bu sefer ondan aşırı korku başlar ki, işin şekli değişir.
Şamanik tedavilerin çoğunda "korku psikoloji" ile tedavi vardır ki, adamlar bununla tedavi ederler çoğunca. Dıştan bakınca üfürük filan görülen şey, temelde bir psikolojik tedavidir şeklidir, korku ile tedavi edilir.
Çok örnek okudum, Şaman bazen eline koca bir bıçak alır, abuk subuk hareketler eder filan, iki kişi hastanın kolundan tutar, karşıda ki başlar boncuk boncuk terlemeye, adam deli gibidir çünkü. Keser mi keser çünkü korku var. :biggrin1:
Şaman aslında kendi için Şaman değildir, halk içindir o, bazen ritüeller de ölürler de, beş kuruşta almazlar, fiyatları yoktur, lakin bedel isterler, o da kendileri için değildir, o yüzden halkın onlara taktirleri boşa gitmez. Ama tabii bu şehirlerde Şamancılık oynayanlar için geçerli değildir.
Sevgiler
ilahimasal
19-12-2018, 23:33
Kusura bakmazsan Felasife cevabın savunma refleksi ile yazılmış . Bu sebeptende hatalar içeriyor.
Şehirden kaçıp halka faydalı olmakta nedir? Kactığı yer neresi ?
Şayet bu kişi şehirden yani problemli insanlardan uzaklaşıyorsa buna KAÇMAK yani ne haliniz varsa görün demek oluyor denmez mi ?
Egoistce bir davranış diyebiliriz. Kal ve mucadele et dememiz gerekir.
Diyelimki şehirden uzak bir yere gitti. Bu şaman beyfendi yada hanfendi psikolojik tedavi için binlerce insanı ayağına mı getirecek? Bu ne demek olur. Mistik bir durum için gidenler ancak kendini kandırır çünkü kürkcü dükkanına geri dönecek. Sorunlar kaldığı yerden devam edecek..
Şaman denilenin kendinden gayri kimseye faydası olmaz. Olamaz. Olmayacakta.
Hele birde akçeli işler varsa ! Konuşmaya değmez.
Güzel bir söz varya hani ! " ŞAMAN UÇMAZ ONA TAPANLAR UÇURUR" ( ben sözün orjinaliyle oynadım ama kamil olan anlar. )
Ve güzel bir söz da var .
Ne ararsan kendinde ara , şamanda , dedede hocada değil. ( yine orjinali ile oynadım.... ))
İnsanlar her boşluğunu doldurucak ŞEYİ muhakkak buluyor.. hadi birilerinin boşluğu şamanda ! Şamanın boşluğu ne acaba ?
Felâsife
20-12-2018, 00:17
Kusura bakmazsan Felasife cevabın savunma refleksi ile yazılmış . Bu sebeptende hatalar içeriyor.
Hücum olsaydı savunma refleksi kabuldü ama hücum etmedin ki "nereden bileceğiz" ana teması olan bir mesajda hücum yoktu.
Haliyle ben de bir şey savunmadım, bildiğimi söyledim ama sen şimdi aceleyle hücum'a geçtin, hatalar ile birlikte.
Sorun ne?
Tüm şehirliler ölse, bundan Şamanlara ne? Bir tek göz yaşı dökmezler bile, adamlar DOĞAYA TABİİ.
DOĞA GİBİ ACIMAZ, MERHAMETSİZLER ASLINDA.
Şehirlileri tedavi edeceğiz diye bir vaatleri de yok, nereden çıktı bu vaat, tabii ki ne haliniz varsa görün der. Zerre umurunda da olmaz, doğayı katledilsin sonrada Şaman suçlu olsun !?
Komik gerçekten :D
Şehrin, hocası, imamı, dedesi, dr. u, ereni ermişi, peygamberi ne ararsan hepsi var.
Bilimi var yahu.
Şamanda olmayı versin! Zaten de şehir de yok.
Var gibi söz söylemek lafı güzaf olur anca.
Şehirde olanlar belli, niyetleri de belli, ben iyiyim, kutsalım, ötekiler kötü!
Lüks, ihtişam, bilgi ve yaşasın İSTİLÂ ...
Şehirli bu.
Not:
Başka yerde ki tartışmayı buraya taşımak istiyorsun, anlıyorum da, zekisin ama karşındakini de küçük görme, bu mesele senin bilgini aşar.
Bildiğin varsa buyur ama yakıştırmalar, direk suçlamalar zeki birine yakışmaz, BİLGİNLE gel.
ForumKirpisi
20-12-2018, 00:47
Bu asu mansur denen bayan türkiyeden sibiryaya kham dinini yani oranın yerel şamanizm varyasyonunu öğrenmeye gitmiş.
kendisi türkiyeye dönünce de elinden geldiğinde şaman gibi yaşıyor. ha burada teknolojiden uzak falan kalarak değil bildiğin herkes gibi ama şaman yaşıyor. bir de ben anlamadım ama baya kendini inandırmış, motivasyonu ne olmuş bilmiyorum.
yani katlı gök sistemi şamanizmde de var.
bu sibirya kham şamanlarında felasifenin dediği korku psikolojisiyle tedavi var mı bilmiyorum. ben baya barışçıl ve tüm önyargılarımızın silinip atıldığı bir şamanizm gördüm ve herkesin bildiğinin aksine şamanizm sürekli evrilmiş, mantık dışı uygulamalar terk edilmiş yerlerini yenileri almış. pasif, barışçıl, huzur-refah esaslı bir dostluk dini. aslında bir bakıma ateizm-sufizm gibi de diyebiliriz nasıl böyle karıştırdım bilmiyorum ama bi saplantı iddiası da yok. çok acayip. bu şamanlar mal değil ben baya kafayı bozdum bunlarla bir ara. bildiğim her şeyi unuttum şamanizmle alakalı. hani o kafa kesmeleri kan dökmeleri falan unuttum böyle şeyler türk şamanizminde binlerce yıldır olmamış. örneğin kına yakılan hayvan ormanın iyesine(ormanın atalarının ruhu gibi bir şey) kurban edilir. bu demek oluyor ki o hayvan o ormana salınır ve ASLA kesilmez. işaretlenmesinin sebebi de görenler onu kesmesin diyedir. çünkü o salınmış ve kendi ve ormanın iyesine bırakılmış. "iye" iyi kelimesi zannediyorsam. bir yaşam komününün bir iyesi var ormanların tepelerin dağların ırmakların. çok acayip bir şey insan beynini zorluyor. dediğim gibi mal zannediyordum bunları utandım ki ne. bir yunan tarihçi erken osmanlıda fetihlerde kutsanmak için insan kurbanından söz ediyordu böyle bir şeyi daha bi sorgular oldum çünkü türk şamanizmi gerçekten farklı. doğa şartlarının zamanla bozulduğu yerlerdeki şamanizm gittikçe bozulmuş insanlar bir nevi isyan etmişler ve örneğin deve kanı dökmüşler insan kanı dökmüşler.
Felâsife
20-12-2018, 01:20
Bu asu mansur denen bayan türkiyeden sibiryaya kham dinini yani oranın yerel şamanizm varyasyonunu öğrenmeye gitmiş.
kendisi türkiyeye dönünce de elinden geldiğinde şaman gibi yaşıyor.
Yaşayabilirde, işin içi daha farklı, bugün Rusya da bile sanırsam Şamanik hastane var, bu bir nevi "alternatif tıp" gibi görülüyor artık.
Buralarda eğitimlerde veriliyormuş, fakat Ak Şaman KARA Şaman gibi ayrımlar sanmıyorsum ki olsun, helede kehanet, büyü gibi ayrımlar hiç yoktur, daha başka şeylerde var.
Şaman demek zaten ak kara ayırımı olmadan Şamandır, yani Şaman ikisini de bilir demektir.
Kısacası bizim burada bahsettiğimiz işin sadece "şifa" yönüdür ki, bu Şamanı kısıtlamak olur. Şaman sadece şifacı değildir ki, en azından yaşadıkları toplumlarda bu böyledir.
Fakat işin sadece şifa yönü ele alınıyor, aslında bu bizde de asırlardır var, otacı, ocak gibi yapılar, Şamanlığın şifa kollarına aittir.
Çenticilik mesela, Anadolu galiba kalmadı, hasta sırt üstü yatar, Çentici üzerine dikey bir biçimde bir sopa uzatır, ve üzerine seri bir biçimde büyük bir bıçakla çentikler atar.
Manzarayı gözünde daha iyi canlandırmak için şöyle söyleyeyim, kendini orada hayal et ve o sopa, boyun, göğüs, karnının üzerindedir. Ve biride seri bir biçimde o sopaya bıçak darbelerini atıldığını düşün.
Bıçak ya kaçarsa, veya bana bir zarar gelir mi diye düşünmez misin? Uzaktan bakan biride farklı düşünmez zaten.
Çok basit bir korku tedavisi bu, yaptığı şey korkuyu oluşturmak ve korkuyu kullanmak.
Şamanlık zaten işin ruhsal/iç yönüyle alakalı, tutupta kırık kemiğe bişi yapamaz.
aslında bir bakıma ateizm-sufizm gibi de diyebiliriz nasıl böyle karıştırdım bilmiyorum ama bi saplantı iddiası da yok. çok acayip.
Bu tanım yanlışta değildir "Şaman inanmaz, deneyimler!" sözü vardır, onlar deneyimlemediği şeyi bilmez, iddia da etmezler.
Hatta başkalarına da kendi bildiklerini de zorlamazlar.
Halklar onlara inanırlar, ne olduklarını çok bilmezler, lakin onlar haklara inanmazlar, onların ruhunu bilirler.
Yalnız kadın Şamanlar daha özeldir, bunu da söylemeliyim, hatta bazı erkek Şamanlar sırf bunun için, eşcinsel gibi görünür, makyaj filan yaparlar. Bu hiç problem olmaz Şamanik dünyada.
Her şey dişi enerjiye de ulaşmak için yapılır. Ki çok kuvvetlidir o!
Tabii kadın Şaman da erkek enerjiye göre, hareket edebilir.
Sevgiler
ForumKirpisi
20-12-2018, 01:33
şamanizm tıp ile çok yakından olduğundan insanlar genelde şifa dini gibi savsaklıyor.
ama o korku olayı iyiymiş, insan bıçak kendine atılıyor gibi zannedip vücudundaki kortizon hormonunu yükseltebilir. adrenalin de yükseliyor ama ben onun iyileşme üzerindeki etkisini bilmiyorum.
metabolizma gibi şeylere çok garip adlar takmışlar ama mantık aynı.
ForumKirpisi
20-12-2018, 01:43
benim anladığım bi başka şey şamanizm öyle bir şey ki.
şimdi diyelim bilim bişeyi açığa çıkardı o şeyi artık bildiğiniz için inanç sınıfından çıkarıyorsunuz. o inanç bile değil aslında
öyle zannediyorlarmış.
bağnazlık yok yani. genelde gerçekten doğa dini deyip geçebilirsiniz. bitkilerin canlı olduğuna akıl erdiren ilk anlayıştır, bi ara bitkileri
severseniz daha iyi büyürler falan derlerdi onlara hala dikkat ederler, ilerleyen zamanda bilim bunun tersini ispat ederse bilemem.
Felâsife
20-12-2018, 01:53
şamanizm tıp ile çok yakından olduğundan insanlar genelde şifa dini gibi savsaklıyor.
Aynen, şifa meselesi sadece bir yönü Şamanlığın.
ama o korku olayı iyiymiş, insan bıçak kendine atılıyor gibi zannedip vücudundaki kortizon hormonunu yükseltebilir. adrenalin de yükseliyor ama ben onun iyileşme üzerindeki etkisini bilmiyorum.
Korku zaten bir çok hastalıkların anası gibi, korku ile bir şeyler bozuluyor, insanlar da ona takılı kalıyor.
Hasılı korku ile başlayan korku ile tedavi ediliyor.
Natgeo da seyretmiştim, hastalıklarla ilgiliydi.
Spiker And dağlarında bir halka gidiyor, onları çekiyor filan, Şamanla da görüşüyor, bu spikerin yıllardır süren bel ağrısı varmış.
Neyse, Şaman bir köstebeği alıyor gözü önünde kesiyor, iç organları inceliyor filan, sorunun şu diyor, ardından bir şeyler daha yapıyor, pis bir yatağa onu yatırıyor, yatak hakikaten pisti, zorla yatmıştı :D
Sabah olunca, spiker şaşkınlık içerisinde bel ağrım yok dedi, yıllardır ilk kez yaşadım bu duygu diyede eklemişti.
Belki de bu adamlar, insanların hastalığının korku ile başladığını çözdüler, ortam müsait çünkü, zira DOĞA hakikaten korkuların olduğu bir yerdir, helede ilk insanların "ışıksızlık, ümitsizlik" bir takım sorunları vardı ki bunu gördüler.
Şimdi öyle değil, ışıksız ümitsiz olan kimse yok, herkes biliyor... Her yer bilgi dolu, öğreti dolu, Bu uğurda kavgalar bile ediyorlar, böylesi "ışıksız ümitsiz" asla olmaz.
Filozof olamayan yok!
Ama ilk insanlar da bu yok, Tanrılar yer yüzüne inmemişler, insanları kutsamamışlar.
Bilmemenin verdiği korku ise her yandaymış, bu da suç değil tabii.
İnsan bilmiyorsa korkabilir.
Sevgiler
ForumKirpisi
20-12-2018, 02:15
Aynen, şifa meselesi sadece bir yönü Şamanlığın.
Korku zaten bir çok hastalıkların anası gibi, korku ile bir şeyler bozuluyor, insanlar da ona takılı kalıyor.
Hasılı korku ile başlayan korku ile tedavi ediliyor.
Sevgiler
Bilerek veya bilmeden keşfettiğin/keşfettikleri şeye cognitive behavioral therapy diyorlar. korkuyla yüzleştirme/korkutma. obsesif kompülsifte tedavi böyle yapılır. mantığı da şu: önce korku,endişe,stres tavan yapar kendini çok kötü hissedersin, yavaş yavaş çekilirken kendini toparlarsın eski seviyeye döndüğünde kendini sanki çok daha iyi gibi hissedersin ama beyinde öyle bir değişim olur ki bütün sıkıntıların bir anda yok olur. adamlar bunu biliyormuş. VAY ANASINI. okbnin ve daha nice psikolojik hastalığın ve bağıl fizyolojik hastalıkların en etkili tedavi yöntemlerindendir.
örümcek ile kafayı bozmuş birini yatağa bağlayıp üzerine örümcek koyarsanız kişi bişey yapamaz korkusu tavan yapar. sonra kişiyi saldığınızda zamanla rahatlar. bunu düzenli tekrarlarsanız artık örümceklerden korkmaz hatta dost olur.
Felâsife
20-12-2018, 02:57
Bilerek veya bilmeden keşfettiğin/keşfettikleri şeye cognitive behavioral therapy diyorlar. korkuyla yüzleştirme/korkutma. obsesif kompülsifte tedavi böyle yapılır. mantığı da şu: önce korku,endişe,stres tavan yapar kendini çok kötü hissedersin, yavaş yavaş çekilirken kendini toparlarsın eski seviyeye döndüğünde kendini sanki çok daha iyi gibi hissedersin ama beyinde öyle bir değişim olur ki bütün sıkıntıların bir anda yok olur. adamlar bunu biliyormuş. VAY ANASINI. okbnin ve daha nice psikolojik hastalığın ve bağıl fizyolojik hastalıkların en etkili tedavi yöntemlerindendir.
Bu yüzden ben Şamanlara geçmişin bilim insanları derim. Onlar çağlarının "insanını" bilenleriydiler.
İnsana cahil değildiler.
Çünkü o insanlar basittiler, basit düşünce, basit yaşam, her şeyleri basitti. Hastalıkları bile öyleydi.
Dolayısyla meselenin "korku" ile başladığı dikkatli bir gözden kaçamazdı, netekimde kaçmadı.
Bir yerde okumuştum "Bilinç altı aptaldır" diye, o da takılıp kalıyor haliyle, kendini kurtarmayı beceremiyor.
Tabii Şamanlıkta kendi içinde ayrı bir alan olmuştur ister istemez. Eğitimi öğretimi ayrıdır, tıpkı bugünün bilimi gibidir. Tek farkı ilkel çağların şartlarına göredir bu olay.
Fakat bu insanları şimdinin insanları üfürükçü, şarlatan filan görürler ki meseleye çok yüzeysel baktıkları için böyledir.
Sadece hareketlere bakarlar, meselenin detayını bilmezler.
Zaten daha ileride inanıyorum ki ilk insanlar ile son insanlar bir birini çok iyi anlayacaklar. Ortak noktalarıda "ruh" olacaktır.
Bugün herkesin anlayamadığı, üzerinde fırtınalar koparılan bu ruh meselesi, gelecekte illaki anlaşılacaktır.
Şimdi teknolojik kısıtlılık buna imkan vermiyor.
Doğada ruh dedikleri şey, "organik bir yazılımdır." esprisi budur.
Şimdi bizler "yazılım" denen şeye sahibiz ama teknik olarak organik seviyeye gelmedi insanlık, henüz emekleme aşamasında, ama geldiği gün "ilk insanlarla son insanlar bir birlerini selamlayacaklar."
Ne diyeyim, ilk insanlara da son insanlara da bi selam da benden olsun. :)
Sevgiler
ForumKirpisi
20-12-2018, 04:17
benim inanmadığım şeylerden biri, son 100 yılda geliştirilen teknolojinin 10.000 yılda vesaire geliştirilememiş lafı.
bence başka türlü bir birikimi kaybetmişiz. bunu da başta doğal afetler ve sözde dinler yüzünden. mesela 13.000 yıl önceki
son buzlaşmanın etkisi de yadsınamaz. insanlar bilim yapmaktan bir anda temel ihtiyaçları giderme durumuna geri düşmüşler.
avrupada ot bitmemiş. anadolu buz tutmuş. daha öncesinde ise sibirya bile ılıman bir iklime sahipmiş ki mamutların yurduymuş.
insanların kayıklarla(kovuk kelimesinden gelir içi oyuk tek parça kütük) kanolarla atlantik okyanusunu geçtiği söyleniyor bi bırakın ya. ortaçağda iskorbütten ölüyor millet homo sapiens ilk evrede geçiyor kıtadaki habilisle kaynaşıyor diyorsun adam yanında tavuk çiftliği mi taşıyormuş.
ilahimasal
20-12-2018, 10:00
?
Tüm şehirliler ölse, bundan Şamanlara ne? Bir tek göz yaşı dökmezler bile, adamlar DOĞAYA TABİİ.
DOĞA GİBİ ACIMAZ, MERHAMETSİZLER ASLINDA.
Şehirlileri tedavi edeceğiz diye bir vaatleri de yok, nereden çıktı bu vaat, tabii ki ne haliniz varsa görün der. Zerre umurunda da olmaz, doğayı katledilsin sonrada Şaman suçlu olsun !?
Komik gerçekten
.
Felasife gerçekten komik bir durum var. ÇELİŞKİ
Bu forumun yüzünden her bilgiye ve öğretiye ŞÜPHE ile bakmayı öğrendim.
Çelişkili bir tek harf görsem dayanamıyorum.Atlıyorum üzerine . Bunun sebebi zeki olmak veya bilgili olmaktan değil forumun bizlere verdiği tecrübeden kaynaklı.
Gelelim esasa.
Hafıza iyi kayıt yapmayınca , dediğini unutunca , benim tuttuğum en BÜYÜK deyince insan bilgi adına ne dediğini UNUTUYOR Ve ÇELİŞKİLİ sözleri ortaya atıyor. Sonrada birisi gelip bu ne diye sorunca cevap da senin yazdığın gibi oluyor.
Bak şimdi . Demiş sin ki ; "
Şaman aslında kendi için Şaman değildir, halk içindir
Bende bu sözünün üzerine demişim ki ; ; halk için bir insan neden
Toplumdan KAÇAR ? EGOİSTCE değil mi ?;
Ve sen tekrar beni onaylarmış gibi demişsin ki ; ;
Tüm şehirliler ölse, bundan Şamanlara ne? Bir tek göz yaşı dökmezler bile, adamlar "
Simdi hangisi ? Şaman Halk için mi ? Şehir yansa umurunda mı ADAMIN.
Sanki şaman denilen çok özel ve üstün bir şey ki hep ADAM oluyor Kadın olmuyor. Aynı peygamber muhabbeti gibi.
Sevgili felasife seni muntazaman okuyan birisiyim. Bir çok yazını severek okuyorum. Beğenirsem karşılığınıda yazıyorum. Yazılarında çelişki tarafgirlik görüncede hiç çekinmeden yazıyorum bundan sebep kişiselleştirip zekisin ama bilgin yetmez bu konulara diyerek üzüyorsun beni.
Belkide zeki değil aptalım. Bilgiliyim ama yazmıyor sona saklıyorum. Olamaz mı ? O son hiç gelmiyecek belkide !
Şaşırtmaya başladın beni.
Hayat doğaysa , şehirlerde doğa ovalar derelerde doğa, oradan kaçınca şehrinde bir doğa olduğu gerçeği değişmiyor. O şamanlara diyelim ki KAÇMAYIN. zayıflar kaçar ve evrimin gerçeği elenirler. İşte onlar elendiği için şehirlerdekilerin umurlarında değiller.
Filmlerin sinemaların şamanları ekrandaki süreleri kadar şamandır filozoftur. Film bitince biterler.
Her yazdığımı değil !!!! Tüm yazdığımı okuyormusun!!!!! bilemem.
Halkcı şamanla , yanan halk umurunda olmayan şaman nasıl bir bedende ve sizin tabirle Ruhta bir araya geliyorlar gerçekten anlaşılabilir değil.
Felâsife
20-12-2018, 22:09
Felasife gerçekten komik bir durum var. ÇELİŞKİ
Bu forumun yüzünden her bilgiye ve öğretiye ŞÜPHE ile bakmayı öğrendim.
Bundan daha normal bir şey yok, olması gereken de bu zaten.
ÇELİŞKİ meselesine gelince "Halk" a bir bakalım, ilişki nerede kopmuş, çelişki nerede doğmuş.
Tabii halk deyince sadece "şehirlerde ki halk" anlaşılıyorsa haklısın, ama "halk" dediğim şey şehrin dışında ki "halktır" kast olunan.
Yani Şamanın bulunduğu toplumdur. Yoksa Şehir de ki halk değil kastettiğim.
Küçük toplumlar olabilir elbette ama onlarda kendi içinde halktırlar.
Ben zaten şimdiye kadar "şehir" ve "yaban" veya "kırsal" veya "ilkel" gibi hep iki ayır kavramdan bahsettim, bunları iki ayrı dünya gibi de ele aldım, hatta müstakil konularım bile vardır.
O yüzden belki şöyle daha netleştirebilirim. "Şaman kendi halkı için vardır."
Öte yandan şehirliler zaten gidipte, Şamanın birisine kendilerini teslim etmezler, deli gibi hareketler eden biridir o, zahiri budur.
Ayrıca araya binlerce km. girmiştir ki giden zaten gezmeye gider oraları.
Böyle gezi videoları çok, ama tedavi için hiç duymadım.
Sanki şaman denilen çok özel ve üstün bir şey ki hep ADAM oluyor Kadın olmuyor. Aynı peygamber muhabbeti gibi.
Ben kadın Şamanlardan da çok bahsettim ama gerçekte Ak/Kara Şaman ayrımı olmadığı gibi erkek/kadın ayrımı da olmaz, Şaman Şamandır.
Daha az görünmeleri ise onları daha güçsüz de yapmıyor Şamanik dünyada, bilakis daha çok saygı da duyulur onlara.
Belki burada nasıl Şaman olura da girmek lazım ama konu uzar gider, biz bu dünyadan uzaklaştık, bize yalan gelir artık bazı şeyler, Şaman olmak çok kolay zannedilir, bu böyle değil tabii.
Şaman olmak ölüm kalım meselesidir.
Belkide zeki değil aptalım. Bilgiliyim ama yazmıyor sona saklıyorum. Olamaz mı ? O son hiç gelmiyecek belkide !
Kimin ne olduğu, ne cevherler taşıdığı bilinmez, doğrudur, inanırım, zarf atarsın beni test edersin, belki bende görmek istediğini gösteririm, bunlar hiç olmayacak şeyler değil, ön yargı iyi bir şeyde değil elbette ama nedir ; "etki/tepki" olayın da tansiyonları yükseltebilir, o yüzden "eleştiriye" karşı değilim, en doğal haktır ama daha "sakin" bir ortam da yazışmak hepimiz için iyidir.
Okumaya gelince, bende forumda ki istisnasız her konuyu okuyorum diyemem, helede son ara verdikten sonra ki gelişimde "dini, siyasi, ideolojik" konuları üstün körü okuyorum diyebilirim, çoğuna okumuyorum bile.
Bunlar bana futbol takımı tutmak gibi geliyor, zaten 20-25 yıldır hiç takımda tutmam, ama diğer tüm konuları zevkle okuyorum, sen veya başkası diyede ayırt etmem.
Bu Şamanlık meselesi bile bende, TD ye girdikten sonra zirve yapmıştır. Bu yönden forumun bana katkısı çoktur, haliyle seviyorum forumu ben, içindekilerini de ayrı seviyorum.
Herkesin ayır bir enerjisi, ayrı çoşkusu, özelliği, bilgisi vs. var.
Her hali bana hitap etmiyor da olabilir ama mükemmellikte aramıyorum ki, kendim öyle değilim zaten küçük bir adamım hepsi o.
Şaşırtmaya başladın beni.
Bu çok iyi işte.
Ya bir şeyleri iyice bağlar, ya da iyice koparır.
Şaşırmaktan daha özel bir duygu ben tanımıyorum.
Sevgiler
Felâsife
20-12-2018, 22:38
benim anladığım bi başka şey şamanizm öyle bir şey ki.
şimdi diyelim bilim bişeyi açığa çıkardı o şeyi artık bildiğiniz için inanç sınıfından çıkarıyorsunuz. o inanç bile değil aslında
öyle zannediyorlarmış.
Bu bugünde böyle değil mi?
Mikropları, virüsleri, bakterileri bilmeyen yok, en cahil insan bile artık onları biliyor.
Bilim o bilgileri halka vermiş, bilmemenin imkanı yok, inkar bile edilemeyecek bir bilgi!
Fakat Bilim her şeyi de vermiyor, püf nokta burası.
Sadece "inanmak" için gerekenleri veriyor, hepsi o!
Aslında burada olan şu, bu "bilmek" değil, "inanmaktır."
Gerçekte bilmek "müdahale edebilme bilgisidir" "kontroldür" Bu Bilim insanlarının elindedir.
Yani bir şeyleri görelim duralım ama onu, azaltamadıktan, çoğaltmadıktan, kotrol edemedikten, deneyler edemedikten sonra, görmek anca onlara inanmamızı sağlar.
Bilmemizi sağlasaydı onları her türlü kontrol edebiliyor olmamız gerekirdi.
Halkta bu yok.
Yani Bilim, halkın yeni düzene inanmasını sağladı, halkta buna öyle inandı ki bunu "bilmek" olarak evirdi.
Tabii bu eksik bir tanımdı.
Buna en doğru "inandığını bilmek" diyebiliriz. Yani "inanç"
Bu geçmişte de tam olarak böyleydi, Şamanlar her bilgilerini haklarıyla paylaşmadı, halklarda bir şeyler gördü etti ama ona müdahale edemedi, görüyordu ama bir şey yapamıyordu.
Sonuçta o halkın (gözle görünmez) ruhlar olayına inanmaları sağlandı.
Bugünde halkın (gözle görünmez) mikroskopik canlılara inanmaları sağlandı.
Bu meseleye de vizyonik takla denilebilir ama bu sefer demeyeceğim. :D
Sevgiler