PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Komünizm nedir ne değildir?


Sayfa : 1 [2]

Yıldıztozu
26-06-2020, 23:27
Koşullar,homo sapiens var olduğundan beri hep değişmiş ama homo sapiensin ''benim bu'' söylemi hep aynı kalmış..

Ahlaksız sen olaylara gerçekçi yaklaşıyorsun, gerçekle duyguyu ayırıyorsun, güzel.
Rumuzundan da belli :D

İnsanın kapitalist doğasını görebilmek için illa ki geçmişine bakarak kanıtlar sunmak gerekmiyor.
Kendi içimize doğru bakabilirsek yine insanı tanıyabiliriz.

Ben sarı rengi seviyorum diye bunu insan doğasına genelleyemem, ama karnım acıktığında yemek yemek istiyorsam bunu insan doğasına genellerim.
İnsan doğasını, geçmişe gitmeden, kendi içimizde de bulabiliriz.

Burada komünizmi savunan insanların bile kendi içlerinde kapitalizm geçerli. Ama kendi içlerini tanımıyorlar.

antkanser
27-06-2020, 00:38
Ahlaksız sen olaylara gerçekçi yaklaşıyorsun, gerçekle duyguyu ayırıyorsun, güzel.
Rumuzundan da belli :D

İnsanın kapitalist doğasını görebilmek için illa ki geçmişine bakarak kanıtlar sunmak gerekmiyor.
Kendi içimize doğru bakabilirsek yine insanı tanıyabiliriz.

Ben sarı rengi seviyorum diye bunu insan doğasına genelleyemem, ama karnım acıktığında yemek yemek istiyorsam bunu insan doğasına genellerim.
İnsan doğasını, geçmişe gitmeden, kendi içimizde de bulabiliriz.

Burada komünizmi savunan insanların bile kendi içlerinde kapitalizm geçerli. Ama kendi içlerini tanımıyorlar.

abisi bak tam senlik bir link var orada senin ahlak anlayışına , ahlaka karşıyım dersen, tam senin evrim anlayışına, evrime karşıyım dersen, tam senin tipine ve doğa anlayışına uygun davranan azınlıkjların hırsızlıkları anlatılıyor. seyret de feyz al p.ç.

bu sayfadan sana fayda gelmez . vereceğim linden feyz alırsın hırsız. aç köpek. darı ambarı anlatılıyor. becer de onlar kadar hırsız ol. ahlak anlayışın doğa anlayışın bire bir örtüşüyor.

https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=646297#post646297

bilgivehis
27-06-2020, 09:12
Koşullar diyorsunuz değil mi?
Koşullar,homo sapiens var olduğundan beri hep değişmiş ama homo sapiensin ''benim bu'' söylemi hep aynı kalmış..

Homo Sapiens var olduğundan beri değil, sömürü tarihinden çok daha uzun süren komünal yaşamdan sonra oluşmuş.
Eğer komünal yaşam olmamış diyorsan bilimi ret eden birinin iddiası da geçersizdir.

"Benim bu" olayı bir mutlaklık değil, "Benim bu" aşamasından "Hepimizin bu" aşamasına gelmiş durumdayız.
Bunu da yok sayarsan daha dün kapitalizmi yenilgiye uğratan onlarca devrimi de olmamış sayarsın.

Kısaca işin içine evrimin aşamalarını reel anlamda katmadan salt bugüne kadar gelmiş genel olaylarla geleceği yargılayamazsın.

Köklü kölelikten devrimlerin yapıldığı dönemlere geldiğimizi yok sayacaksın, ahan da bak bugüne kadar böyle oldu ile geleceği yargılayacaksın.
Bu ne saçma bir bakış açısı, olayları böyle eksik, yarım-yamalak değerlendiriyorsan sen iyisi eski dinine geri dön, nasıl olsa sana göre hep böyle ve böyle gidecek.
Daha evrimi, devrimi, aşama denen olayları, koşulları, etki-tepkiyi, maddeyi öğrenmeden ve anlamadan adamlar komünizmi yargılıyorlar, hem de bunlar güya ateistim diyorlar, tam bir dinci prangası yemiş kölelerin duruşundan ibaret.
Bu başlığa iddia ettiğiniz konuları öğrenin de gelin, kof iddialar ile kendinizi rezil ediyorsunuz.
Dinciler bile konuya sizden daha hakim, gerçi cevap vererek biz de kendimize güldürüyoruz.

Yıldıztozu
27-06-2020, 11:53
abisi bak tam senlik bir link var orada senin ahlak anlayışına , ahlaka karşıyım dersen, tam senin evrim anlayışına, evrime karşıyım dersen, tam senin tipine ve doğa anlayışına uygun davranan azınlıkjların hırsızlıkları anlatılıyor. seyret de feyz al p.ç.

bu sayfadan sana fayda gelmez . vereceğim linden feyz alırsın hırsız. aç köpek. darı ambarı anlatılıyor. becer de onlar kadar hırsız ol. ahlak anlayışın doğa anlayışın bire bir örtüşüyor.

https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=646297#post646297

ne güzel çalmış, helal olsun.
böyle hırsıza hakkımı helal ederim.
ben olsam ben de çalardım.

insanların çalmasını engelleyemezsiniz.
insanın hayatta kalabilmesi için çalması gerekir.
bir domates yesen doğanın elindeki domatesi çalmış oluyorsun.
mesela bugün kahvaltıda hırsızlık yaptın.
sana ait olmayan besinleri doğanın elinden çalıp yedin.

akşama da et yersin sen şimdi.
ineğin hayatını resmen çalmış olacaksın.

komünizmi savunan birisi vegan olmak zorundadır, yoksa kendi savunduklarıyla çelişir.

Ahlaksız
27-06-2020, 17:04
Homo Sapiens var olduğundan beri değil, sömürü tarihinden çok daha uzun süren komünal yaşamdan sonra oluşmuş.
Eğer komünal yaşam olmamış diyorsan bilimi ret eden birinin iddiası da geçersizdir.

"Benim bu" olayı bir mutlaklık değil, "Benim bu" aşamasından "Hepimizin bu" aşamasına gelmiş durumdayız.
Bunu da yok sayarsan daha dün kapitalizmi yenilgiye uğratan onlarca devrimi de olmamış sayarsın.

Kısaca işin içine evrimin aşamalarını reel anlamda katmadan salt bugüne kadar gelmiş genel olaylarla geleceği yargılayamazsın.

Köklü kölelikten devrimlerin yapıldığı dönemlere geldiğimizi yok sayacaksın, ahan da bak bugüne kadar böyle oldu ile geleceği yargılayacaksın.
Bu ne saçma bir bakış açısı, olayları böyle eksik, yarım-yamalak değerlendiriyorsan sen iyisi eski dinine geri dön, nasıl olsa sana göre hep böyle ve böyle gidecek.
Daha evrimi, devrimi, aşama denen olayları, koşulları, etki-tepkiyi, maddeyi öğrenmeden ve anlamadan adamlar komünizmi yargılıyorlar, hem de bunlar güya ateistim diyorlar, tam bir dinci prangası yemiş kölelerin duruşundan ibaret.
Bu başlığa iddia ettiğiniz konuları öğrenin de gelin, kof iddialar ile kendinizi rezil ediyorsunuz.
Dinciler bile konuya sizden daha hakim, gerçi cevap vererek biz de kendimize güldürüyoruz.
-Komünal yaşam dediğiniz şey,hangi tarihler arasında,hangi bölgelerde,nasıl olmuş?

-Devrim denilen şey,hep oldu ama bu devrimler,kapitalizmi iyice azıttı..Kapitalizm,insanlık tarihi boyunca hep vardı,hiç yenilmedi..50 ya da 100 sene süren devrimler,kapitalizmin yenilgisi olarak algılanamaz..Bir sefer yendik,bir daha yeneriz mantığı rasyonel değil..Mesela Bolşeviklerin devrimi baz alınarak Türkiye'de bir devrim yapılabileceğinin ancak hayalini kurarsınız..Çünkü farklı bir toplumuz,farklı dinamiklerimiz var,farklı bir zamandayız..vb
Devrim ancak lokal olur ve bu da kalıcı olmaz,olmadı işte..

-Komünist bir toplumun,sınırları var..Haliyle komünistler bu topraklara bizim demiyor mu?Diyor..Hatta bu uğurda savaşıyorlar..Kapitalizmden ne farkı var bunun?!
Komünist olunca,eşiniz olmuyor mu?Oluyor..''Bu benim eşim'' demiyor musunuz?
Polis yok mu?Var..''Bu bizim polisler'' demiyor musunuz?
Fabrika yok mu?Var..''Bu bizim fabrika'' demiyor musunuz?
(Komünizmde sınır ve polis olmadığını biliyorum ama sosyalist devrim yapıldıktan sonra,ilk etapta bunlar(sınır-polis gibi) olmak zorunda..)

Sevgili bilgivehis;''Zenginlere çakayım'' demekle bir yere varamazsınız..Komünistlerin dediği bu..Tamam,bende çakayım da,tutunduğunuz dal çürük ve bunu sizlere anlatamıyoruz..!

Bir kere şiddete başvurmadan hiçbir şey yapamazsınız..Şiddete başvurduğunuz zaman da,kapitalistlerden farkınız kalmaz..O yüzden patinaj yapıp duracaksınız,mesele bu..

bilgivehis
27-06-2020, 19:51
-Komünal yaşam dediğiniz şey,hangi tarihler arasında,hangi bölgelerde,nasıl olmuş?

-Devrim denilen şey,hep oldu ama bu devrimler,kapitalizmi iyice azıttı..Kapitalizm,insanlık tarihi boyunca hep vardı,hiç yenilmedi..50 ya da 100 sene süren devrimler,kapitalizmin yenilgisi olarak algılanamaz..Bir sefer yendik,bir daha yeneriz mantığı rasyonel değil..Mesela Bolşeviklerin devrimi baz alınarak Türkiye'de bir devrim yapılabileceğinin ancak hayalini kurarsınız..Çünkü farklı bir toplumuz,farklı dinamiklerimiz var,farklı bir zamandayız..vb
Devrim ancak lokal olur ve bu da kalıcı olmaz,olmadı işte..

-Komünist bir toplumun,sınırları var..Haliyle komünistler bu topraklara bizim demiyor mu?Diyor..Hatta bu uğurda savaşıyorlar..Kapitalizmden ne farkı var bunun?!
Komünist olunca,eşiniz olmuyor mu?Oluyor..''Bu benim eşim'' demiyor musunuz?
Polis yok mu?Var..''Bu bizim polisler'' demiyor musunuz?
Fabrika yok mu?Var..''Bu bizim fabrika'' demiyor musunuz?
(Komünizmde sınır ve polis olmadığını biliyorum ama sosyalist devrim yapıldıktan sonra,ilk etapta bunlar(sınır-polis gibi) olmak zorunda..)

Sevgili bilgivehis;''Zenginlere çakayım'' demekle bir yere varamazsınız..Komünistlerin dediği bu..Tamam,bende çakayım da,tutunduğunuz dal çürük ve bunu sizlere anlatamıyoruz..!

Bir kere şiddete başvurmadan hiçbir şey yapamazsınız..Şiddete başvurduğunuz zaman da,kapitalistlerden farkınız kalmaz..O yüzden patinaj yapıp duracaksınız,mesele bu..

Cevap vermeyim diyorum ama o kadar yanlış görüşler var ki, insan dayanamıyor.

Birisi sana durduk yerde tokat atarsa ne yapacaksın, eline sağlık mı diyeceksin yoksa tepki mi göstereceksin?

İşte sen nasıl tepki veriyorsan kapitalist-komunist ilişkisi de aynen böyledir.
Önemli olan tokat yediğinin farkında olman değil, önemli olan tepki vermen gerektiğine karar vermendir.
Sen kapitalizm beni her gün beceriyor ama bir şey yapamam diyorsun.
Biz de bunun çözümü var ama sürece bağlı diyoruz.
Şu süreç denen şeyi sizlere anlatamıyoruz.
Süreç en basitiyle senin yediğin tokata göstereceğin tepkinin kendisidir.
İşte bu tepki yüz yıllar sürebiliyor, on binlerce yıldır ilkel ve sömürü afyonuyla yaşamış bir Homo Sapiens birden "lan bana tokat atamazsın" demez.
Önce basit kalkışmalar, sayısız devrimler, bazen durağanlık, falan böyle gider.

Ahlaksız
27-06-2020, 20:50
Cevap vermeyim diyorum ama o kadar yanlış görüşler var ki, insan dayanamıyor.

Birisi sana durduk yerde tokat atarsa ne yapacaksın, eline sağlık mı diyeceksin yoksa tepki mi göstereceksin?

İşte sen nasıl tepki veriyorsan kapitalist-komunist ilişkisi de aynen böyledir.
Önemli olan tokat yediğinin farkında olman değil, önemli olan tepki vermen gerektiğine karar vermendir.
Sen kapitalizm beni her gün beceriyor ama bir şey yapamam diyorsun.
Biz de bunun çözümü var ama sürece bağlı diyoruz.
Şu süreç denen şeyi sizlere anlatamıyoruz.
Süreç en basitiyle senin yediğin tokata göstereceğin tepkinin kendisidir.
İşte bu tepki yüz yıllar sürebiliyor, on binlerce yıldır ilkel ve sömürü afyonuyla yaşamış bir Homo Sapiens birden "lan bana tokat atamazsın" demez.
Önce basit kalkışmalar, sayısız devrimler, bazen durağanlık, falan böyle gider.
Süreç niye sizin istediğiniz şekilde ilerleyecekmiş?
İnsan evrimine yön vermek,bu kadar kolay mı?

antkanser
27-06-2020, 23:59
Süreç niye sizin istediğiniz şekilde ilerleyecekmiş?
İnsan evrimine yön vermek,bu kadar kolay mı?

ulan mallar iki kuruşluk aklınızla, insanları kafanıza göre, tiye mi alıyonuz? yoksa harbiden süzme salakmısınız?

süreç bizim istediğimiz gibi yürüyecek diyen oldu mu size !..

süreç tarif edilen gibi yürüdüğü için öyle diyoruz , evrime biz yada birileri yön veremez sadece sürecin önünde gecikme yada hızlanma ya sebep olur ki bu bile tartışmalı.

kafanız basmıyor değil, kabullenemiyorsunuz. doğduğunuzda kulağınıza ezan okunmuş ya ondan olsa gerek.

kendinizi hırsızlık yapabilecek kapasite de , bizler gibileri de o kapasiteye sahip olmayanlar sanıyorsunuz ya, size bir tiyo, eski solculardır sizi asıl sömürenler, sizler gibiler yüzünden , kaşınanı kaşımak lazım diye düterler sizi bit beyinliler. ama bunu bile algılayacak zeka seviyesinde değilsiniz.

cücük kadar beyninizle direniyorsunuz ya helal olsun, bir insan aptallığı bu kadar savunabilir.

spartacus
28-06-2020, 05:16
Sevgili spartacus;itiraz ettiğim nokta şurası..Özel mülkiyeti kaldırmanız çok çok zor..
Bunu paleolitik dönemi baz alarak söylüyorum..Benim takıldığım,önem verdiğim mesele bu dönem..Bu dönemi öğrenmeden/anlamadan,sonraki neolitik dönemi ve sonrasında yaşananları analiz edemezsiniz..Çünkü bizim tarihimizin büyük bölümü,bu döneme aittir..
5000 yıldır bir yerde sabit bir şekilde yaşayan insanlar,35000 yıl boyunca avcı toplayıcı birer göçmen olarak yaşamışlar..Bu bakımdan avcı toplayıcıları bilmek lazım..
Bu insanların çok acımasız birer katil/kasap olduklarını,kölelerinin olduklarını okuyoruz..
Elbette zor. Özel mülkiyet dendiğinde bazı haklar da, toplumsal karaktere sahip edinimlerde öyle sanılıyor, değil, sarf mülkiyet değildir. Üretim araçları dediğimiz ve sömürünün gerçekleştiği mülkiyetten söz ediyoruz. Benim emeğim, bir başkasına ait olabilir mi? Benim iradem başkasının iradesi olabilir mi? Bu zordur, ama başarılmış değil mi? Demek ki farkındalığı ve aşılması da kolay olmayacak.

https://www.hurriyet.com.tr/seyahat/dunyada-sucun-islenmedigi-ve-issizligin-olmadigi-tek-koy-40454287
Mesele insanı doğası vb saptırmaları değil, bilinçle ilgili.
kapitalizm vb sistemlerde gelieşerek ilerledi, yani bu haliyle bir anda ortaya çıkmadı, 800 yıllık bir geçmişi olmasına rağmen, sistemin yerleşmesi süreci şuarada 200 yıllıktır. yani bir biçide bir noktada başlar, sıçrama yapar.

1.000 yıl önce kim derdi ki, bir gün gelecek milyonlarca ateist mümkün olacak diye? Kim derdi ki, bir gün ağalık ortadan kaldırılailecek diye? Öyle ya ağalık, gönülden benimsendiği için değil, mobinge, teröre(korku yönetimi) şiddete -devlet, ordu, zaptiye-, cehalet başvurduğu için.
Bir yerde kölelerin olduğunun söylenmesi,başka yerlerde de olacağı anlamına gelir..Mesela Sümer ve Mısır'da hemen hemen aynı anlarda din ve devlet yaratılmış..Birbirlerinden bağımsız/habersiz olarak..Bu bağlamda köle meselesini düşünmek lazım..
Bir yerde kapitalizmin sömürü sistemi olduğunun anlaşılması, özel mülkiyetin kaldırılması veya köleliğin kaldırılması, başka yerlerde de kaldıracalağı anlamına gelir.
Dünyanın düz olduğunu bilen toplumlardan, bu güne değişmedi mi, tümünde de bilinç, farkındalık esastır.
Feodalizmin aşılması 200 yıl sürdü ve hala bizim toplumda feodal gelenekler mevcut. Örneğin feodal toplum anlayışında yadırganan davranışlar, kapitlizmde amaç haline gelebiliyor.. Komünist toplumun da yerleşmesi bir kaç yüzyıldan az olmayacak, yani bir geçiş süreci olacak, o süreç tamamlandığında, o günün insanı da senin gibi düşünmeyecek, günümüz insanı gibi olmayacak, yani insanı biçimlendiren yetiştiği ortam ve koşullardır. Koşul ifademi hala anamadığını görüyorum. Halbuki ev ile sokak canlıları arasındaki farktan söz etmiştim. İnsan da öyledir, koşullar biçimlendrir.Özel mülkiyet dediğiniz şey,bir anda mezopotamyada yaşayan Sümer'li din adamları patesiler veya Sümer kralları tarafından icat edilmiş bir şey olamaz..Muhakkak bunun bir geçmişi olmalı ki,Sümer'deki insanlar,bu geçmiş üzerine yeni düzeni/sistemi kurabilsinler..
Elbette geçmişi var, 3-5.000 yıl süren gelişmelerle oldu! Ancak kaptitalizme kadar erişti ve doruk noktasına erdi denebilir. Bu sistemlerin farkındalığı ve lav edilmesi de kısa soluklu olamaz, doğanın, fiziğin, eşyanın tabiatı gereği. kapitalizm, bir diğer yönüyle, kendisi de dahil, bu sistemlerin mezarını da kazan hamleyi, İLERLEMEYİ yapmıştır.
Avcı toplayıcı atalarımız katilmiş,Sümer'liler de sürekli savaşmışlar..
Avcı toplayıcı atalarımızın köleleri varmış,Sümerlilerin de köleleri var..
Avcı toplayıcı atalarımız bir şeylere inanmışlar,Sümerliler de bu inançları sistematik hale getirerek dini icat etmişler..
Çünkü sistem servet-ganimet üzerine kurulu, insanlar savaşır, beyler-efendiler ganimet toplar. kapitalizmde ise servetin yerini sermaye ve yayılımı almıştır. Tüm savaşların temelinde esasında ekonomi-politik çıkarlar yatar. Ama kapitalizm gibi sistemlerde biz, savaşlara bakarken KİMLERİN çıkarı diye sorarız... Sürüleştirici dinci, ırkçı vb subjektif, bilim-dışı söylemler ise, çıakr sahiplerini ve çıakrlarını perdeleyen ve dahi bu çıkarları için kitleleri ölüme sürmeyi başaran kılıf görevindedirler.
Yani,kapitalizmin temellerini avcı toplayıcılar atmışlar..35000 yıl boyunca bu temeller inşa edilmiş..
Avcı toplayıcı atalarımız eşyalarını/topraklarını/hayvanlarını sahipleniyorlar mıydı?Mesele bu..
Sahiplendikleri söyleniyor ki,bu çok önemli..!
Mülkiyet kavramını yanlış yorumladığın sürece, örneğin bir avın, avlayan topluluk tarafından sahiplenilmesini, özel-private- mülk sanırsınız.
Ataların 100 kişilik bir kabile olsun - kooparatif. Ava çıktılar, avladılar, avı da sırtlanıp getirdiler. Sahipleniyorlar işte, neyi ve ne için? Avı ve gıda ihtiyaçlarını(bakınız çoğul) karşılamak için, ama bir dingil çıkıp, av'a TOPLUMSAL olarak gereksindiğinzi ve topluca emek harcadığınız bu ava SADECE BENİM, yemek istiyorsanız bana köle olacaksınız derse, işte o zaman ÖZEL MÜLKİYET anlam kazanıyor. Ben bu gerçeği günlerdir dile getiriyorum zaten.
O koşulda insanlar siktir çekiyor. Avcılar toplu halde gitsin avlasın, bu paşa benim desin, böyle olduğunu sanıyorsun değil mi? :) Bu kadar bariz çelişkiyle olacağını, sırf benim demekle, HAK faktörünün olmayacağını sanıyorsun...

Bu durumda sömürücü, daha kapsamlı bir yol, yöntem bulmalı. İşte bu yöntem de, ürünün kendisine benim demek değil, ürünün üretildiği veya elde edildiği alanın, emeğin mülk haline getirilmesidir. (temel böyle atıldı)

O kadar basit izah ediyorum ki, Bilal dahi anlar.
Bu dingil, av'a benim demekle başarılı olamaz, olsa da uzun sürmez çünkü o tek başaınadır, çünkü o av toplumsal gereksinimdir, her insanın gıdaya ihtiyacı vardır ve bu ihtiyaç ORTAKTIR(komün). O av toplumsal gereksinim olduğu ve karşıladığı süre dahilinde MENKUL-MÜLK halini almaz, tüketim malzemesidir, sarftır, paylaşılabilir, yenir ve tüketilir. Bu kaçıncı yazımdır, mülk kavramını doğru bilmiyorsun dediğim. O av ne zaman mülk olur? Avlayan topluluk, o avdan mahrum edildiğinde, bu başarıldığında.

Nasıl başaracaktı? Elbette alan mülkiyeti ile. ben örneğime sadık kalarak günlerdir, bu ÖZEL, kamuya değil kişiye ait alan mülkiyetinin kaldırılmasından söz ediyorum. Av'a bireysel olarak el koyduğunda o dingil başarılı olamaz, münferit ve geçici anlık başaı genel olarak anlam ifade etmez, ama bu dingil çıkar da, bu mağara benim, bu avlandığınız topraklar da benim demeyi başarırsa, o zaman haliyle o topraklar üzerinde yaşayan canlılar, sebzeler, meyveler, av ve avcılar da, toplumsal emek de benim demiş olur.

Burada ciddi sorunlar ve ciddi çelişkiler yok mu?

Örneğin 100 kişiyle bir adaya düştün, oradan dingilin birisi çıktı, bu ada benim dedi. sen yaşamak için gıdaya gereksinim duyacaksın, tüm diğerleri gibi, adadan toplamaya veya ada üzerinde üretime başlayacaksın, o "hoooop ne yapıyorsun, bu ada benim, üzerindeki her şey benim", benim malımda üreteceksen ürettiğin her şey benimdir diyecek.

Sen diyeceksin ki, o zaman ben bu okyanustan balık avlayacağım, o diyecek ki, okyanus da benim.

Aptal mısın? Ki bunu savunuyorsun? O koşulda sen bunu kabul eder misin? Şmdi birisi yanına 3-5 kişi alıp, evine gelse, bu ev benim dese kabul eder misin?

! Ama ne zaman ve nasıl başarılı olur, yüzlerce, binlerce yıla yayılarak başarı elde edebilir.

Sen öyle bir güne gelirsin ki, madem bu ada, bu okyanus senin, ispatla, kapı gibi tapuyu, ve arkasında kurumları devletiyle yapar bunu. Önce devlet gelmez, önce mülkiyetin karakteri gelir, istimlak, mahrumiyet oluşturma gelir, kurumsallaşma, mutaklaştırma, sistem bu ve bu kişilerin çıkarları üzerinde şekillenir ve bu sistemler binlerce yılda yetkinleşir, esas değildir, inşadırBu bir anda, bir günde mi oldu sanıyorsun, yok efendim homo sapiens dünyaya böyle mi geldi sanıyorsun? Öyle iddia ediyorsun da, öyle mi sanıyorsun?

Kapitalizmi bilim-dışı argümanlarla savunanlar, güçlü olmaktan vs söz eder, ama hiç birisi de mülklerin kendilerinden daha güçlü olana teslim etmez, bu tarz argümanalr bu kadar çürüktür. Safsatadır ancak ahmak aldatır

Biz de diyoruz ki, Ahlaksız, sen bu adaya bu adamla düşmüşsün, bu dingil çıkmış, ada da benim okyanusta benim diyor, ne yani adadan yararlanmayacaksın, okyanustan yararlanamayacaksın, ölecek misin? 2 Yol var, birisi, bu dingili ve bu dingille çıkarlarını ortak kılan alt hizmetçilerini - 15 kişi olsun toplam-, geriye kalan, 85 kişiyle alt etmektir ya da 20 kişi de yeter. (böyle oluyor, 20 kişiyle alt edersin ama geriye kalan 65 kişinin, 30 tanesi arada kalır, 30 tanesi sana karşı savaşır-efendinin hizmetçierli tarafından aldatılır veya ödüllendirilir, ama bu süreç ilerler,farkıdnalık ve bilinç yayılır, dün 20 kişi iken, farkındalığa erişen 40 kişi olur, bu mücadele, bu savaş tarihin(yazılı tarih) bidiği günden beridir sürüyor. İkinci yol ise, ağam, beyim, ne olur yaşamak için ihtiyaçlarım var, sana çaışayım, ben aptalın, zayıf, eziğin tekiyim veya çaresizim ben üreteyim sen krallar gibi yaşa demektir. (iki durumda mümkündür, ancak birisinden birisi ilk elden gerçekleşiyor diye mutlak sayılamaz!)

Şimdi bu örnek anlamlı oluyor ancak sömürünün ve özel mükiyetin oluşumu, sistematiğe dönüşümü ise bir anda olmadığı, yüzlerce yılda KURUMSALLAŞARAK ve kanıtsanarak ilerlediği için farkındalık etkisi zayıfladı ve insanlar verili sistematiğe adapte olmak zorunda kaldıkları için başka bir dünya tanımadılar, alternatif bilince sahip olamadılar.

Şile civarında boylu boyunca uzanan araziler var, ne duruyorsun, git benim malımdır de ve istimlak et! Yapabiliyor musun? hayır neden yapamıyorsun? madem kapitalizm sana bu imkanı veriyor ve madem yanlış bildiğin yıllara göre ataların böyle yapıyormuş ve madem kapitalizmin doğası buymuş ve madem sistemi böyle savunacaksın - savunduğun şeyi yapamıyorsun ama sistemin de bu yapamadığın şeye dayalı olduğunu iddia ediyorsun...
Yani homo sapiens,var olduğundan beri,Sümer'e kadar,yani 35000 yıl boyunca,komünistlerin bahsettiği özel mülkiyetin farklı şekillerini benimsemiş..
Bu topraklar benim,bu topraklardaki hayvanlar benim,bu balta benim gibi..
Bu balta benim farklı bir şeydir bu balta benim, bunu kullanmaya mecbur iseniz kölem olursunuz demek farklıdır, kaldı ki . İnsanlar doğada avlanıyor değil mi? Alet, edevat da kullanıyor. Sorun bu değil ki, birisinin çıkıp bu doğa benim, dolayısıyla üzerindeki her şey benim, öyleyse benim topraklarımda yaşayacaksanız, bana çalışacasınız, sizlerde benim malımsınız demesiyle ilgili. Asıl zor olan bu idi ve başarıldı. İfadelerimi çarpıtıyorsun, sürekli.

Özel mükiyetin ortaya çıkışı, 35.000 yıl değil, belirgin-esaslı oarak 10.000 yıldır. Yukarıda bahsettim, ZOR, ama başarıldıktan sonradır. TABİ ki, bu çelişkinin, bu ırvalığın farkındalığı ve aşılması da artık zor olacaktır. Kimse kolay olacağını iddia etmiyor.

Burada sorun, senin farkındalığa, bilinçelnmeye, bilime karşı, inanç temelli direnmendir.

Günümüzde dahi, hatta 19.yüzyıllarda yerli kabileler üzerinde gözlemler var, şu an senin bildiğin bir çok kavramı, o insanlar bilmiyor bile. Sen özel mülkiyet kavramını yanlış biliyorsun, her cevabımnda, yukarıda ada öreği de verdim, izah etmeye çalışıyorum...
Koşullar diyorsunuz değil mi?
Koşullar,homo sapiens var olduğundan beri hep değişmiş ama homo sapiensin ''benim bu'' söylemi hep aynı kalmış..
Homo Sapiens karakter toplumsal, doğa olan neye, bireysel olarak benim demiş bir örnek ver. Bu yazımda da izah ettim, her yazımda dile getiriyorum, mülk kavramını yanlış biliyorsun. KOMÜN demek ortak demektir, Homo Sapiensler kooparatif biçiminde yaşamış, o kadar uzağa gitmeye gerek yok, dünya'da bu tarz sistemlerin erişmediği yerli kabilelerde de gözlemleniyor, ne 35.000 yıl evveli...

Vahşi yaşam koşullarında savunma mekanizmalarının özel mülkçülükle, mahrum bırakma siyasetiyle ilgisi yok, benim demek gibi bir amaç da yok, orada benim ifadesi menkul olarak değil, KULLANIM-SARF olaraktır ve bu mülk değil HAKTIR. sarfın menkulü, mülkiyeti olmaz, kullanım değeri olur ve MÜLKİYET DEĞİL, HAK olarak ele alınabilir.

ADA örneğime dönelim, 100 kişi adaya düştünüz birisi çıktı bu ada benim dedi, bu hak değildir, ama sen adadaki meyvelerden topladın, yedin ister benim de, istersen deme, sonuç itibariyle gereksnimdir ve hakkındır. Efendim balık avlamak için olta yaptın, ister benim de ister deme, sonuç olarak yaptığın olta, başklarını sana köle yapmadığı gibi, sen olta yapmakla, başklarının da olta yapma hakkını gasp etmiş veya onu mahrum etmiş olmuyorsun, ama kapitalizm de ise sen olta yapınca, başkasının olta yapma hakkı yoktur veya olta yapacağı ağaç benimdir, zira ne demiştik ADA benimdir tarzında bir sistem geliştiriyorsun.

İlkel toplumlarda böyle bir anlayış yoktur, bu tür aynlayışlar sonradan mülkiyet bazlı gelişmiştir.
Vahşi doğa koşullarında bir kabilenin kendisini savunması bireysel değil toplumsaldır, ortak(komündür). Mal, mülk, miras hukuku yoktur. Ama diğer kabile ile çatışabilir, zira ilkel dönemlerdir ve kabile dışında her tür yabancıdır.

Kapitalizmi savunmak için başından beridir BİLİM DIŞI yöntemi kullanıyorsun, her defasında alakası yok dememe rağmen hala ısrar ediyorsun.

Sinekler bok diyor diye nasıl ki bok yemen gerekmiyorsa, ilkel komünlerde kanile anlayışının(bu kendiliğindendi, o günün koşulları gereği) var olması senin de öyle, kabileci olman gerektiği anlamına gelmez.
Biz artık ilkel değil, modern komünden söz ediyoruz, enternasyonal karaktere eriştiğinden söz ediyoruz(ki kapitalizm bir başarısıdır, kapitalizm, bir lerleme, gelişimdir de), o zamanlar dünya kabilelerden ibaretti, şimdi ise tür için dünya, bir bütün haline geldi.

Kapitalizmin yaptığın gibi savunusu bilim açısından safsatadır, neo-lberlalerin, liberallerin bu tarz safsata savunusundan dolayı bilimsel deneyler yapıldı, gözlemler var. Bu tarz iddialar ispatlanamadığı gibi, aksine çürüyorlar.

Daha bir kaç bin yıl önce, neolotik çağ olmasına rağmen, göçer toplumlar açısından elde edilen arkeolojik veriler, bu insanların mal, mülk, miras hukukuna sahip olmadığıdır, ölülerini her bir şeyiyle gömmüşler.

Kapitalizmde miras hukuku var, neden? Ada örneğine dönüyoruz yine, dingil çıktı ada benim dedi, sistem ve devletiyle bunu kurumsallaştırdı, tapu edindi, aslında sahip olduğu, ELİNDE TUTABİLDİĞİ bir kağıt parçası yani hayali, farazi, subjektif, inanca dayandırılmış sahiplik.
Diğer 85 kişi hayır bu ada hepimizindir diyemez mi?
Derse bu yanlış mı olur?

Bilimsel teşhis nedir? Sorun nerede? Bu tespit edilir, sonra analiz edilr ve sonra çözüm ifade edilir -> teori.
O ada 1 kişinin ve böylece üzerindeki her şey, canlı-cansız, sizde dahil malı oluyorsa -ki bu gerçekten çok zor! esasında mantık dışıdır, zira adaın ona ait olduğu düşüncesi İNANÇTIR, ZANDIR, ama imkansız değil -, bu adanın üzerindeki özel mülkiyeti lav etmek de zordur -kanıtsamış kölelerden dolayı-, ama imkansız değil.

Neyse bu minvalde neden ısrar ediyorsun, bilimsel olarak yaklaşamadağın için mi?

Bir sistemin ne olup, olmadığı, teşhisi, öne sürdüğün safsata yöntemleriyle olabilir mi? İnsanın doğası vb dediğiniz için biz ilkel komünal veya güncel bir çok örnek veriyoruz, yoksa sistemelrin bilimsel analizi, BİLİNÇ ile bu tarz safsata tarzı savunuların bir ilgilisi yok..

Kısaca mümkündür, değildir tartışması, bilimsel analiz açısından anlam ifade etmiyor, bilimsel teoriler ve olgular bu tarz inançlar ve zanlara, ksıaca metafiziğe, öznelliğe, inanç-zanlara bakmaz ve dayanmaz.

Marx'ı okuyun, okumazsanız ilgili teori hakkında neya dayanarak koşuşacaksınız, evrim karşıtlarının ısrarla, önyargısız biçimde Darwin'i oku-ya-maması gibi...

kartopu
28-06-2020, 08:28
komünizmi savunan birisi vegan olmak zorundadır, yoksa kendi savunduklarıyla çelişir.

Bak bak bir de komünistlere akıl vermeye kalkıyorsun. Sen çalmaya bak ne işin olur komünistlerin ne yeyip ne yemeyeceği ile.

kartopu
28-06-2020, 08:35
Süreç niye sizin istediğiniz şekilde ilerleyecekmiş?
İnsan evrimine yön vermek,bu kadar kolay mı?

Girme dedim bu işlere yine bulaştın Arkadaşım.

Komünistleri veya komünizm i anlamak için kapitalizm i anlayacaksın. Bu kapitalizm in sınırlarının nereye kadar olduğunu bileceksin. Dünyada kapitalizm öncesi sistemlerin sınırlarının nerede bittiğini ondan sonraki sistemlerin nerede başladığını anladığında, Komünizm in ne demek olduğunu anlarsın.

Bence tarihte bir gezintiye çık. Tabi bütün değişimleri Allah iradesi demeyeceksen.

Evet insan evrimine yön vermek bu kadar kolay çünkü bundan önce vermişler hemde zor kullanarak.

Yıldıztozu
28-06-2020, 12:14
Bak bak bir de komünistlere akıl vermeye kalkıyorsun. Sen çalmaya bak ne işin olur komünistlerin ne yeyip ne yemeyeceği ile.

Et, yumurta yersen komünizmin farzlarından birini yerine getirmemiş olursun.
Günahkar bir komünist olursun.
Hem sömürüye karşı olacaksın hem de hayvanları bariz bir şekilde sömüreceksin öyle mi. Günahkar komünist, tövbe etmelisin.

Hayvanları sömürmeniz bizim söylediğimizi kanıtlıyor, yani kapitalizmin insan doğasına uygun oluşunu.

Kapitalizmdeki sömürü sosyal bir sistem değil, bir doğa yasasıdır. Milyarlarca yıl önce ilkel canlı formları bile hemen birbirlerini sömürmeye başladılar. Güç istencinin kaçınılmaz bir sonucudur sömürü.

Ahlaksız
28-06-2020, 13:46
Sevgili spartacus;komünist jargonu/literatürü bir kenara bırakın..Sömürü,mülkiyet,üretim araçları,feodalizm filan..Bunları boşverin..
Ben size paleolitik dönemdeki insanlardan bahsediyorum..Yani atalarımızdan..''Ön teker nereye giderse,arka teker de oraya gider'' diyorum..
Bugün ateistler veya ağalar işaret edilerek veya komünist bir köy işaret edilerek,gelecekle ilgili bir perspektif ortaya konamaz..İnsanları böyle manipüle edemezsiniz..
1-Komünist köyler,tarih boyunca hep varlardı..
2-Dün bir tanrıya tapanlar,bugün ateist olunca çok şey değişmez..Paraya veya içinde bulundukları sisteme tapmaya bu insanlar devam ederler..
3-Dün bir ağanın gçtünün kılıyız diyenler,bugün bir parti başkanına aynı şeyi söyleyebilirler..

Siz insanı sokak/ev kedisi üzerinden değerlendiriyorsunuz ama insan kedi değildir..İnsan,çok farklı bir hayvan türüdür..Gizemlidir..Koşullar üzerinden insan analizi yapmak,her zaman doğru değildir..
Bugün Türkiye'de bazı gazeteciler hapiste..Dün evdeydi bu insanlar ama bugün hapisteler..Koşullar değişti ama gazeteciler aynı doğrultudalar..Daha geçen gün hapiste olan bir kişi,açlıktan öldü..Yani insanlar kedi değildir..!

''Gelecekte komünizm var'' demek,bir inançtan başka bir şey değildir..Önemli,dikkate değer bir iddia ama inançtır bu..Hayaldir..Geleceği bilemezsiniz..Belki de,1000 yıl sonra Dünya'da 1 tane insan kalmayacak..Elinizde zaman makinesi varmış gibi,''bu bir süreçtir,100-300 yıl sonra devrim kaçınılmazdır'' demek irrasyoneldir..
Siz ortaya bir iddia/tahmin/öngörü koymuyorsunuz,böyle olacak,şöyle olacak diyorsunuz..!

Geç paleolitik dönemde (40-12.000),ilkeller belli bir yeri sahipleniyorlar ve bu yer için gerektiğinde diğer ilkellerle savaşıyorlar..İlkellerde kişi diye bir şey yok zaten..Bu dönemde ''klan'' var..Totemleri ya da tabuları olan insan topluluğu..Kabileden bir önceki aşama..Bu insanlarda ortak mülkiyet var,ortak çalışma var,ortak paylaşma var,ortak av hayvanları var,ortak av hayvanları alanları var,ortak balık ağları gibi şeyler var..vb
Mal-mülk-miras bırakma var..!
Bunların dışında kişisel/özel,balta/ok gibi şeyler de var..Özel mülkiyet diyorsunuz ya,bu işte..

Hatta X klanı,Z klanını kendi mülkiyeti olarakta görebiliyor..''Hiper evcilleştirme'' deniyor buna..Bu insanları avlıyabiliyor,bunları pişirip yiyebiliyor,ya da kurban olarak öldürebiliyor,bu insanların her şeylerine el koyabiliyor..Bu insanları köle olarakta kullanabiliyor..

Şimdi ''İnanç temelli direnen'' ben miyim yoksa siz mi?
Kabaca 35.000 yıldır,bu SAHİPLENME devam etmiş ama siz bunun gelecekte ortadan kalkacağından eminsiniz..İnanç değil mi bu?
Önünüze materyalist komünistlerin yazdığı harika bir kaynak kitapta koydum ama ısrarla yokta yok diyorsunuz..!

Kapitalizm gelişimdir/ilerlemedir filan..Ne alakası var?
Sümer'de kapitalizmin hası vardı ama sıradan insanların hortumla bira içtikleri söyleniyor..Bugün bir bira içmek,nerdeyse lüks artık..!

Kapitalizmin yanında olmadığımı söylüyorum ama kapitalizm savunusunu ısrarla yaptığımı söylüyorsunuz..

Marx'ı okumak yerine,biraz şu paleolitik dönemi okuyun bence..O dönemde ne olduğunu anlayamadan,insanı ve insana dair her şeyi analiz etmeniz mümkün değildir..:nono:

Yıldıztozu
28-06-2020, 14:36
Kapitalizmin yanında olmadığımı söylüyorum ama kapitalizm savunusunu ısrarla yaptığımı söylüyorsunuz..

Peki senin önerin nedir, insanlardan ne yapmalarını bekliyorsun?
Kapitalizmi kabullenip susmalarını mı?
Yoksa tepkilerini koyup komünizmi hedeflemelerini mi?
Ya da başka bir şey mi.

Ben mesela kapiatlist-sosyalist karma sistemle devam edilmesinden yanayım. İnsan hakları dikkate alınsın, ama kapitalist özgürlüklükler de devam ettirilsin.
Benim için komünizm asla bir seçenek değil.

Ahlaksız
28-06-2020, 17:53
Peki senin önerin nedir, insanlardan ne yapmalarını bekliyorsun?
Kapitalizmi kabullenip susmalarını mı?
Yoksa tepkilerini koyup komünizmi hedeflemelerini mi?
Ya da başka bir şey mi.

Ben mesela kapiatlist-sosyalist karma sistemle devam edilmesinden yanayım. İnsan hakları dikkate alınsın, ama kapitalist özgürlüklükler de devam ettirilsin.
Benim için komünizm asla bir seçenek değil.
İnsanların kısırlaştırılmasından yanayım..
Bu fikirlerimizin bir öneminin de olmadığını düşünüyorum..
Çünkü kapitalizm öyle bir noktaya geldi ki,sistemi bir ev olarak düşünürsek eğer,yakın bir zaman sonra evin kapısının anahtarını yapay zekaya vereceğimiz çok bariz..Zaten şu anda bile yapay zeka hepimizi yönlendiriyor..

ereninthenature
28-06-2020, 22:07
İnsanların kısırlaştırılmasından yanayım..


Dunyadaki problemlerden biri de nufus coklugu. Iste tam burda kader tamamen kadinlarin elinde. 1'den fazla cocuk yapmak etik degildir. Dunyada kaynak yok, insanlar karbon saliyor. Cok insan cok karbon. Baliklarin midesinden plastik cikiyor hala uremenin pesindeler.

Dunyanin kaderi resmen kadinlarin elinde. Ama bir cogu malesef...

https://i.hizliresim.com/stEoZ6.jpg (https://hizliresim.com/stEoZ6)

antkanser
28-06-2020, 22:51
Dunyadaki problemlerden biri de nufus coklugu. Iste tam burda kader tamamen kadinlarin elinde. 1'den fazla cocuk yapmak etik degildir. Dunyada kaynak yok, insanlar karbon saliyor. Cok insan cok karbon. Baliklarin midesinden plastik cikiyor hala uremenin pesindeler.

Dunyanin kaderi resmen kadinlarin elinde. Ama bir cogu malesef...

https://i.hizliresim.com/stEoZ6.jpg (https://hizliresim.com/stEoZ6)

ulan alayınız mal..

size düzgün konuşulmaz. olmayan beyninizle birde yorum geliştiriyorsunuz ya. acayip yaratıklarsınız. bana da, sizin gibilerin yok edilmesini söylediğim için kızıyorlar, bu komunistler, bence, her konuda yanıldıkları gibi, bu konuda da yanılıyorlar, sizi kıtır kıtır falan kesmeden, kan akıtmadan, canınızı yakmadan, yok etmenin bir yolu var. ben biliyorum. bu konuda ahlaksız da bana katılır. önce ahlaksız ve yıldızın moku arkasından erenin the naturel bok olan seni ben yok ederim içimde sızlamaz.

kadının elinde he senin beyin diye taşıdığını ben her gün kenefe bırakıyorum. neden mi ?


daha ataerkil toplum biçimini yaşadığını bile bilmeyen alim olduğunuz için.

angutlar...

ereninthenature
28-06-2020, 23:11
ulan alayınız mal..

size düzgün konuşulmaz. olmayan beyninizle birde yorum geliştiriyorsunuz ya. acayip yaratıklarsınız. bana da, sizin gibilerin yok edilmesini söylediğim için kızıyorlar, bu komunistler, bence, her konuda yanıldıkları gibi, bu konuda da yanılıyorlar, sizi kıtır kıtır falan kesmeden, kan akıtmadan, canınızı yakmadan, yok etmenin bir yolu var. ben biliyorum. bu konuda ahlaksız da bana katılır. önce ahlaksız ve yıldızın moku arkasından erenin the naturel bok olan seni ben yok ederim içimde sızlamaz.

kadının elinde he senin beyin diye taşıdığını ben her gün kenefe bırakıyorum. neden mi ?


daha ataerkil toplum biçimini yaşadığını bile bilmeyen alim olduğunuz için.

angutlar...

Sadece kadinlarin bir bolumu dedim ama. Haksiz miyim? Yok mu boyle bir guruh? Mahalle yanarken sacini tarayan.

ereninthenature
28-06-2020, 23:15
ulan alayınız mal..

size düzgün konuşulmaz. olmayan beyninizle birde yorum geliştiriyorsunuz ya. acayip yaratıklarsınız. bana da, sizin gibilerin yok edilmesini söylediğim için kızıyorlar, bu komunistler, bence, her konuda yanıldıkları gibi, bu konuda da yanılıyorlar, sizi kıtır kıtır falan kesmeden, kan akıtmadan, canınızı yakmadan, yok etmenin bir yolu var. ben biliyorum. bu konuda ahlaksız da bana katılır. önce ahlaksız ve yıldızın moku arkasından erenin the naturel bok olan seni ben yok ederim içimde sızlamaz.

kadının elinde he senin beyin diye taşıdığını ben her gün kenefe bırakıyorum. neden mi ?


daha ataerkil toplum biçimini yaşadığını bile bilmeyen alim olduğunuz için.

angutlar...

Dogurulacak cocuk sayisina kadin karar verir. Kimi zorla dogurtuyorlar?

ereninthenature
28-06-2020, 23:25
bu komunistler, bence, her konuda yanıldıkları gibi, bu konuda da yanılıyorlar
Yavrum komunistlerin yanildigi tek konu materyalizm/diyalektik materyalizm. Siniflarin varligi ve catismasi konularinda tamamen haklilar. Alt siniflar sadece duzgun beslenemedikleri icin bile dusuk iq'lu olup toplumun alt sinifinda kaliyorlar.

Insanlar yemek yiyemiyor yemek. S_I_K_E_R_I_M 500 trilyon dolarlik bankerlerinizi de kapitalist sisteminizi de. Vaktiniz de sayili.

seni ben yok ederim

Belki haklisindir. Ama emin ol senden, ailenden, sulalenden ve cemiyetinden misliyle intikami alinir.

Sen bizi korkak mi sandin? Sirin sey seni

antkanser
28-06-2020, 23:28
Dogurulacak cocuk sayisina kadin karar verir. Kimi zorla dogurtuyorlar?

ee karar verdi... doğurmayacak. sonra, kocası, yada çocuğun "gayrı meşru" olan babası doğuracaksın dedi. kadının hükmü nedir.

siz harbi süzme salaksınız. sizin gibi ateistler den utanıyorum. sizin yüzünüzden müslüman bile olabilirim.

ereninthenature
28-06-2020, 23:30
ee karar verdi... doğurmayacak. sonra, kocası, yada çocuğun "gayrı meşru" olan babası doğuracaksın dedi. kadının hükmü nedir.

siz harbi süzme salaksınız. sizin gibi ateistler den utanıyorum. sizin yüzünüzden müslüman bile olabilirim.

KADININ HUKMU NEDIR? GIT TUVALETE SICTIGIN GIBI KARNINI YUMRUKLA DOGURMA.

Caktirmadan her gebeligi dusuk yapabilir kadin. Tuvalette

antkanser
28-06-2020, 23:36
KADININ HUKMU NEDIR? GIT TUVALETE SICTIGIN GIBI KARNINI YUMRUKLA DOGURMA.

Caktirmadan her gebeligi dusuk yapabilir kadin. Tuvalette

kadın organında bir pipi var bilirmisin adı bızırdır. ben ona cücük derim soğanın içindeen küçük olan parçadır.

senin kafandaki beyinde o kadar. sıçtığım b.k ondan çok büyük heveslenme senin beynin o kadar değil, cücük kadar.

ereninthenature
28-06-2020, 23:42
kadın organında bir pipi var bilirmisin adı bızırdır. ben ona cücük derim soğanın içindeen küçük olan parçadır.

senin kafandaki beyinde o kadar. sıçtığım b.k ondan çok büyük heveslenme senin beynin o kadar değil, cücük kadar.

Bunlar arguman degil.

Ad Hominem.

antkanser
28-06-2020, 23:46
Bunlar arguman degil.

Ad Hominem.

sana verilecek en güzel cevap hastir.

ereninthenature
29-06-2020, 01:21
Et, yumurta yersen komünizmin farzlarından birini yerine getirmemiş olursun.
Günahkar bir komünist olursun.
Hem sömürüye karşı olacaksın hem de hayvanları bariz bir şekilde sömüreceksin öyle mi. Günahkar komünist, tövbe etmelisin.

Hayvanları sömürmeniz bizim söylediğimizi kanıtlıyor, yani kapitalizmin insan doğasına uygun oluşunu.

Kapitalizmdeki sömürü sosyal bir sistem değil, bir doğa yasasıdır. Milyarlarca yıl önce ilkel canlı formları bile hemen birbirlerini sömürmeye başladılar. Güç istencinin kaçınılmaz bir sonucudur sömürü.

Yildiztozu insanlik uzun tarihi boyunca cok farkli toplumsal sekillerde yasadilar.

Bazi antik topluluklar demokrasiyle yonetildi. Monarsi, feodalizm vs vs.

Bir de amazondaki ilkel kabileler var. Kolelik yok, herkes esit, komunal yasam var. Bu tip topluluklar modern insanlar tarafindan belgelendi, incelendi.

Ben iste bu amazon yerlilerinin yasam biciminin insanligin ilk donemlerinde de var oldugunu ve cok uzun bir sure surdugunu dusunuyorum. Delillerim var.

100 bin yil filan ilk insanlar sayko aktif maddelerin etkisinde yasadilar. Aynen su an amazon yerlilerin yasadiklari gibi.

Bu maddeler insani daha uysal, daha bariscil ve daha yardimsever yaparlar.

Bize maymundan insana dogru giden yolda dogadaki bazi yasam fomlari arkadas olmusutur.

Bunlar buyuk ihtimal Ayahuaska bitkileri, psycedelic mantarlar, peyote benzeri kaktusler ve kenevir.

Insanlar uzun gercekten uzun bir zaman kafasi kiyak yasadi anlayacagin. Gunumuzdeki post-truth, absurd hava da aslinda bu uzun sureli madde kullaniminin sonucudur.

Yapilmasi gereken bu simbiyotik iliskilerin incelenmesi ve gercekten insani ileri goturuyorsa iliskinin kurulmasidir.

Madde kullanimi fln otoritenin vizildamasi. Bitki ve mantarlarla simbiyotik iliski ise bilimsel bir terimdir.

Yani insan dogasi denen sey cok basit bir sekilde efektif olarak degistirilebilir hatta istenen yone goturulebilir.

ereninthenature
29-06-2020, 03:24
Yani insan dogasi denen sey cok basit bir sekilde efektif olarak degistirilebilir hatta istenen yone goturulebilir.


Ben teknolojiye inaniyorum. Bence su an elimizdeki farmakolojik teknikler insanligi yola sokmak icin yeterli. Psychedelic filozoflardan Terence McKenna elimizdekilerin yeterli oldugunu; mantar, ayahuaska ve kenevirin insanligi son gaz gittigi ucurumdan dondurebilecegini savunur.

Diger psychedelic filozof Aldous Huxley. O ise bunun arastirilmasi gerektigini bilimin yan etkisi az ve istenen etkinin yuksek, sagliga zararsiz bir farmakolojik teknoloji uretebilecegini, uretmesi gerektigini dusunur.

Insan dogasi uzerinden bir tartisma suruyor. Komunistler diyor bir insana cocukluktan duzgun davranilirsa, duzgun ortamda buyurse; komunal bir yasamda buyurse dogasinin farkli olacagini soyluyorlar. Ev kedisi, vahsi kedi ornegi.

Kapitalistler insan dogasinin kotu/bencil oldugunu bunu kabullenmemiz gerektigini soyluyorlar.

Ben ve akil hocam Terence insanlarin simbiyotik yasamdan turedigini ve son 20 bin yildir fln bu simbiyotik iliskiden koptugunu dusunuyoruz.

Siddet, savaslar, soykirimlar, kolelik, obje fetisizmi, goklerdeki tanrilar, garip mitler. Hepsi yoksunluk sendromunun(withdrawl syndrome) urunu.

Yillar gecti hala ilk gunku saskinligimi oldugu gibi koruyorum. Bu kadar buyuk, onemli bir olay/teknik nasil bu kadar gormezden gelinir/gizlenir/tabulastirir inanamiyorum.

Yani yeni bir toplum biciminin diger secenekleri de mevcut.

Ben mesela bir bitkiye ferrariden daha cok deger veriyorum. Deseler ki o bitkiyi bir daha koklama sana 1 trilyon dolar verecez gene cekerim sktiri.

Iste bu yuzden kapitalistler her ulkede yasaklattirdilar. Obje fetisizmini aninda, mukemmel ve kalici sekilde tedavi ediyor. Objelerin hayallerini kurmaz, ugrunda olmez veya kolelik benzeri iliskiler(8-5 is) icine girmezsiniz.

Ve fasitler/kripto fasitler de yasak olmasindan memnunlar. Cunku bu teknikleri kullanan insanlara propaganda islemez, kollektivist hareketlerden kacinirlar, yonetilemezler.

Evet. Dunyanin durumu bu ve bitkiler, mantarlar, kaktusler yasak.

Cok absurt durumdayiz ve bitkileri yasaklamisiz.

Bitki yasak.

:)

Yıldıztozu
29-06-2020, 11:20
Yildiztozu insanlik uzun tarihi boyunca cok farkli toplumsal sekillerde yasadilar.

Her türlü toplumda sömürünün yaşandığını düşünüyorum. İlkel kabilelerdeki komünizmden bahsediliyor, orada bile açgözlülük, hırsızlık görülmüştür. İllaki birisi yemeğin fazlasını almıştır, diğerine azını bırakmıştır vs.

insan dogasi denen sey cok basit bir sekilde efektif olarak degistirilebilir hatta istenen yone goturulebilir.

Evet insan doğası değişebilir veya kontrol altında tutulabilir, bu doğru ama sınırları var.

Seksi birini gördüğünde insan doğası tecavüz etmek ister, ama aklıyla bu doğasını kontrol altında tutabilir.
Fakat bir insanın 500 yıl yaşama şansı doğal olarak yok, bunu değiştiremez.
Yani değişebilenler de var, değişemeyenler de.

Ben mesela bir bitkiye ferrariden daha cok deger veriyorum. Deseler ki o bitkiyi bir daha koklama sana 1 trilyon dolar verecez gene cekerim sktiri.

eren in the ''nature'':)

benim de ferrariye falan ilgim yok açıkcası.
mutlu olmak doğayla uyumlu olmaktan geçiyor.

kartopu
29-06-2020, 12:05
Et, yumurta yersen komünizmin farzlarından birini yerine getirmemiş olursun.
Günahkar bir komünist olursun.
Hem sömürüye karşı olacaksın hem de hayvanları bariz bir şekilde sömüreceksin öyle mi. Günahkar komünist, tövbe etmelisin.



İşte hırsız kapitalistlerin gideceği yer din onu bile pazarlıyorsunuz. .

Siz var ya siz Allahı bile satarsınız yeter ki karlı olsun. Zaten sizin atalarınız olan papazlar cenneti parsel parsel satmadı mı. Allah tan Martin Luter çıktı cehennemi bedava aldı da cennetin değeri beş para etmedi.

Sen sömürünün ne olduğunu bu kadar yazılanlardan öğrenme şimdi de hayvan hakkı savunucusu ol. Kapitalistler doğada özgür hayvan bile bırakmadı sahte hayvan hakkı savunucusu.

Hayvanlar senin savunmana kaldı ise şimdiden celeplerin karşısında sıraya girsin.

kartopu
29-06-2020, 12:13
İnsanların kısırlaştırılmasından yanayım..
Bu fikirlerimizin bir öneminin de olmadığını düşünüyorum..
Çünkü kapitalizm öyle bir noktaya geldi ki,sistemi bir ev olarak düşünürsek eğer,yakın bir zaman sonra evin kapısının anahtarını yapay zekaya vereceğimiz çok bariz..Zaten şu anda bile yapay zeka hepimizi yönlendiriyor..

Vay be arkadaşım Ahlaksız
İnsanlar kısırlaştırılsın ha.

Bu insanın aklı yok mu nufus planlaması yapsın. Sende haklısın Kapitalizm insanda akıl mı bıraktı.
Para diye bir şey yarattı ondan sonra insanı ona kul yaptı. Neyse kapitalizm in ömrü azalıyor insanda kendi doğasına dönecek. Yapay zeka falan insanın yarattığı insan a hükmedemez hiç kaygılanma.

spartacus
30-06-2020, 02:01
Sevgili spartacus;komünist jargonu/literatürü bir kenara bırakın..Sömürü,mülkiyet,üretim araçları,feodalizm filan..Bunları boşverin..
Ben size paleolitik dönemdeki insanlardan bahsediyorum..Yani atalarımızdan..''Ön teker nereye giderse,arka teker de oraya gider'' diyorum..
Paleolitik çağda olsun isterse modern çağdaki kabileler olsun, kendi inancınla öne sürdüğü gibi değil, bilim diyorum, akıl diyorum, saçma sapan jargon diyorsun.

İnsan türünün, çevre, ortam ve koşula göre yetiştiğini ama dile getirdiğim ifadeler sistemin ne olduğu, nasıl işlediği üzerine olduğu, dolayısıyla sistem olmakla zaten kurulabilir, değiştirilebilir bir FORM-YAPIDAN söz ettiğimizi hala öğrenemedin?

Sonra, bu kadar kaderci baskı, propagandası nedir ya?
Burjuvazi, feodalite ile çatışırken, köylüye toprak demişti. Eken o, biçen o, öyleyse toprak köylünün demişti. O dönemde senin gibisi çoktu, aristokrat -ama onlar aristokrat idi, soylu sınıfındandı, beyler, ağalar soylu, diğerleri soysuz-, onlar da senin gibi saçmai alakasız şeyler öne sürüyorlardı. Miras hakmış, kutsalmış vs, halbuki miras denen şey, hukukun değil, hukuksuzluğun meşru zeminidir -ki ayrı konu.

O zamanlarda Ahlaksız demiş ki;
Maraba, marabadır, ağa da ağadır, bu doğuştandır, mülkiyet alınamaz vb. (Spartacus çıkıp demiş ki, mesele o değil, sen mülkiyetin alınamacağını iddia ettn, o yüzden sana bu tarihsel gerçek dile getirildi, demek ki neyniş, yanılıyormuşsun...

Bugün ateistler veya ağalar işaret edilerek veya komünist bir köy işaret edilerek,gelecekle ilgili bir perspektif ortaya konamaz..İnsanları böyle manipüle edemezsiniz..
Demişsin, oysa öncesinde;
Bir yerde kölelerin olduğunun söylenmesi,başka yerlerde de olacağı anlamına gelir..
Bir yerde köle olması demek eğer, her yerde olacağı anlamına geliyorsa, bir yerde komünist bir yerleşim olması demek de -> her yerde olacağı anlamına gelir.

mantığını görüyor musun(bu kaçıncı kez dile getirişim, bu yöntemin sığ, yobaz, dinci ideoloji, sistemin, dinsel mantığın yerleştirdiği mantalite ve şartlanmışlık karakteri gereği, akıl-mantık devre dışıdır, defalarca dile getirdiğim ahmak-safsatası yöntemi.) Meğer amacın manipüleymiş, bu akılsız ısarın bu yüzdenmiş...

Anlamıyorum ki, sistemi bilmiyorsunuz, ekonomi-politik hiç bir kavrama hakim değilsiniz, bilimsel yaklaşamıyorsunuz, her konuyu inanç eksenli, kişiler eksenli saptırıyorsunuz, sosyo-ekomik, soyo-politik bir konuda, ekonomi-politiğe girmeyin diyorsunuz...

O kadar anlatıyorum;

Diyorum ki, sen kafası inek, gerisi balık form arıyorsun(bu kendi koyduğun şart-lanma!), sonra da hani ara form, madem su'dan, karaya geçildi diyorsun.

Sana nasıl anlatmalı, ara form demenin, kafası inek, gerisi balık olmadığını? Anlatılsa bu sefer bırakın bu materyalist jargonu diyeceksin :)

Aslında her formun bir ara form olduğunu nasıl anlatmalı. Aha bu balık diyorsun, nasıl olurda memeli bir hayvana dönüşür, işte balıkkkk işte karada yaşayan inek diyorsun, ben de sana diyorum ki, o, o zaman balık gibi, o an öyle(!) Evrim ise bir anlık değildir ve koşullara(aha yine koşul dedim) hareket mekanizmaları , adaptasyon faktörü, etki-tepki süreci var..

Önce evrim konusunu bilmen, anlaman, kavraman gerekir, önce üretim ilişkileri nedir, ekonomi-politik sistemlerin temeli nedir, bunları birbirinden farklı kılan faktörler, temeller neydi, Japonya'da yaşayan toplum ile Afganistanda ki neden farklıdır(daha bunu anlayamıyorsun). Kısaca bilmediğin konularda dedikodu tarzında konuşuyorsun...

Etki-tepki => BİLİNCİN temelidir, her şeyi bir yana bırak, bir sistemin süreci, etki-tepki sürecini de beraberinde getirir, işte o etki-tepki süreci, bilinçlenmeye dönüşür...

Yani inandığınız gibi ortada her şeyin önceden belirlendiği ve asla değişmez Levh'i Mahfuz yoktur. Yobazlık ve bağnazlığın esası, statüko da, böylece değişime direnmektir

Evde, kedi ile köpek aynı kaptan su içiyor, birlikte. Sokakta ise köpek ve köpek birbiriyle kavga ediyor, aynı poşetten yemiyorlar. Neden? Koşullar o koşullara evdeki o kedi-köpek de düşürülse, bir süre sonra ayn kaptan yemecekleri gibi, birbirine de düşeceklerdir...

Adaptasyonun temelinde koşullar yatar, bizde diyoruz ki, koşullar böyle olduğu sürece insanlık da böyle olacak, bu koşulların getirdiği karaktere de sahip olacak. O sebeple mesele insan bu mudur, şu mudur tarmışması değildir -bu anlamsız!-, mesele öncelikle koşulları çözmek ve değiştirmektir...

Şimdi baktığın dünyada türler şu an nasılsa öyle görünüyor olmaları, asla değişmeyeceklerine dair DAYANAK olarak sunulamaz, sunuluyorsa bu akıl, mantığı bir yana bıraktım, andavallıktır. Bir buz topunu alıp, aha bak, buz, demek ki bu asla erimeyecek demek, sebep sorulduğunda işte görmüypor musun şimdi buz! demek daha nasıl ifade edilir ki?
Biz dersek ki, ama öncesinde su idi, o suyun olduğu zamanlarda da buz görülmüş, demek ki bu buz, her zaman buz idi gerekçeleri de anlam taşımıyor - komünal toplumlar kölelik, tecavüz, hırsızlık gibi kavramları bilmiyorlar... Mal, mülk yoksa hırzılık da yok, ölülerini dahi neyi var, yoksa öyle gömüyorlar. Elbisesi, asası, mızrağı geç dönemlerde altın, gümüş neyi varsa vb mülk değil, ihtiyaçtır özünde ve haktır... Bir şeye sahip olmak, başkalarını da o şeye sahip olmakta alı koyuyor, mahrum bırakıyorsa ancak o zaman mülk olur. Örneğin benim ayakkabım var diye, başkaları aykakkabı sahibi olamıyosa, ben,im toprağım oluna başkaları toprak edinemiyorsa-ve devlet vs tapu parçası da veriyorsa- mülke dönüşür...

Küçük çocuklarla yapılan deneyler de var, bir süre, çocuklar oyuncaklardan mahrum bırakılmadığında hem birbiriyle paylaşıyorlar hem de oyuncaklarını parçalamıyorlar, ayrı-gayrısı gelişmiyor, ama oyuncaktan mahrum bırakılmış bir toplulukda, bir kaç oyuncak varsa birbirine düşüyorlar...

Toprak dediğin nedir, doğadır, fabrika dediğin nedir binadır, kim eker, biçer insan, kim inşa eder, yapar insan...

Oysa konumuz bu değil;
sistemi irdelemek.
Kapı çalışmıyor.
Bakarsınız neden çalışmıyor, sistemi, ilişkiyi(ilişki halindeki parçalar da dahil) incelersiniz. Teşhis koyarsınız.

Bu komünist jargon değildir, akıl ve mantıktır, bilimdir, yol-yöntem budur.

Ama çıkarda günlerdir, ama Alinin kapısı kahverengi, bak Velinin kapısı çam ağacındanmış diye tartışırsan, oradan bakınca trene benzeyip, benzemediğimi sormak zorunda kalacağım.

Yıldıztozu
30-06-2020, 16:01
Sen sömürünün ne olduğunu bu kadar yazılanlardan öğrenme şimdi de hayvan hakkı savunucusu ol.

Siz komünistlerin önüne hangi kanıtı getirirsek getirelim kavramları eğip bükeceksiniz belli ki.
Sömürünün anlamını keyfinize göre eğip bükersiniz, eşitliğin anlamını eğip bükersiniz. Müslümanların ayetleri bükmesi gibi.

Hayvan hakkı savunucusu değilim, etin her türlüsünü yerim. Bu davranışım kapitalist duruşumla tutarlıdır, uyumludur.
Ancak siz et yerseniz komünist tavrınızla tutarsız davranmış olursunuz.

Yumurta yiyen bir komünist, Allah var diyip namaz kılmayan müslüman gibi tutarsızdır.

Ahlaksız
30-06-2020, 16:26
''Gelecekte tüm Dünya'da komünizm hakim olmayacak'' demiyorum sevgili spartacus..

Komünist köy ile köle insanlar farklı şeyler..Bir yerde sistem/rejim var,diğer yerde insan davranışı/sosyoloji/psikoloji var..
Dünya'da şu an ''Komünist bir köyün'' var olmasından yola çıkarak,gelecekle ilgili beklenti içine girilmesinin rasyonel olmadığını söylüyorum..Dünya'da şu an ''yamyamlık yapan bir köy'' işaret edilerek,gelecekte insanların yamyam olacağını söylemek gibi bir şey bu..
Paleolitik dönemde bazı yerlerde (Amerika mesela) köleliğin olması,başka yerlerde de köleliğin olabileceğini düşünmemizi sağlar..Dediğim bu..

Size dedim ki ŞİDDET olmadan,bu işi yapamazsınız..Lafla/yazıyla bu iş olmaz..Lafla/yazıyla mesela bir DİN yaratabilirsiniz ama sistem değişikliği yapmak mümkün değil..Yapılan sosyalist/komünist devrimler de,zaten şiddete başvurulmuştur..Şiddete başvurduğunuz zaman da,kapitalistlerden zerre farkınız kalmaz..İki ucu b.klu değnek..!

komünal toplumlar kölelik, tecavüz, hırsızlık gibi kavramları bilmiyorlar... Mal, mülk yoksa hırzılık da yok, ölülerini dahi neyi var, yoksa öyle gömüyorlar. Elbisesi, asası, mızrağı geç dönemlerde altın, gümüş neyi varsa vb mülk değil, ihtiyaçtır özünde ve haktır...
Şu yazdıklarınız tamamen yanlış..Önünüze kaynakta koydum,yine aynı şeyleri söylüyorsunuz..

Ayrıca KEDİ ve İNSAN kıyaslamanız da ZIRVADIR..!

Yıldıztozu
30-06-2020, 17:35
''komünal toplumlar hırsızlık kavramını bilmiyorlar'' mış mış mış...
bir insanın buna ciddi ciddi inanması fazla safça.

Bir yerde hırsızlık olmuyorsa bu onların hırsızlığı bilmemesinden değil, çalacak bir şey bulamadıklarındandır.

doğa herkese yetecek kadar ürün vermez.
örneğin trüf mantarı doğada nadir bulunur, 100 kişilik köyde 1 lokmalık mantar anca çıkar.
o mantar eşit paylaşılamaz ve ona sahip olan her kimse diğer 99 kişi arasından hırsızlık yapmak isteyenler mutlaka çıkacaktır.

ayrıca o komünal toplumlar bir arının kovanından balını çalmamışlar mı.
bir tavuğun altından yumurtasını çalmamışlar mı.
hırsızlığı gayet iyi biliyorlar ve uyguluyorlar.

kartopu
30-06-2020, 22:06
Siz komünistlerin önüne hangi kanıtı getirirsek getirelim kavramları eğip bükeceksiniz belli ki.
Sömürünün anlamını keyfinize göre eğip bükersiniz, eşitliğin anlamını eğip bükersiniz. Müslümanların ayetleri bükmesi gibi.

Hayvan hakkı savunucusu değilim, etin her türlüsünü yerim. Bu davranışım kapitalist duruşumla tutarlıdır, uyumludur.
Ancak siz et yerseniz komünist tavrınızla tutarsız davranmış olursunuz.

Yumurta yiyen bir komünist, Allah var diyip namaz kılmayan müslüman gibi tutarsızdır.

Yine anlamamışsın Komünizm bir irade sonucu işleyen bir sistem değil Tolumsal denetim sistemi yani insan insanı denetler. Devletin yerin insanlar almıştır. Aç gözlü olsan ne olacak biriktirecek bir şey yok mülkiyet yok sermaye birikimi yok hava atmak yok caka satmak yok. İnsan niçin çalsın çalması için bir sebep yol her şey var kimseden saklanmıyor satamazın gerekte yok çünkü alıcı yok.

Ne sömürülen var ne satın alan. et de yenir yumurtada keyfin bilir. Hayvanda sömürülmez Tabii bunu anlayamazsın çünkü kafan zengin olma hayali ile dolu.

Yoksa yumurta yenmez mi dediler sana. Senin kaben kaçmış hatırlatayım kabe de tanrıda insandır.

Sen bizim tutarlığımızı boş ver milli piyango bileti aldımlı zengin olmak başka şansın yok Hayel de bir yere kadar.

Ahlaksız
30-06-2020, 23:27
Hayvanda sömürülmez
Karşınızdaki kişilerin ne dediğini görmezden gelip,kendi söylemlerinizi ısrarla lanse etmeye devam ettiğiniz sürece,benim gibi insanlar KOMÜNİZM İNANÇTIR demeye devam edecektir..Çünkü,bu tavır,inançlı insanların tavırlarıdır..

Komünist olduk..Peki..Ne yiyeceğiz?
Et mi,meyve mi,tahıl mı?
1-Et..
Hayvanları yatırıp kesmeye hakkınız olduğunu size kim söylüyor?
2-Meyve..
Ağaçlara müdahale etme hakkınız olduğunu size kim söylüyor?
3-Tahıl..
Diğer hayvanların yaşam alanlarını işgal edip,tahıl yemenizin bir hak olduğunu size kim söylüyor?

Bir kapitalistten zerre farklı düşünmüyorsunuz ama hayalini kurduğunuz komünist toplum için kendinizi paralıyorsunuz..
Kapitalizmin farklı bir versiyonu bu:boink:

spartacus
01-07-2020, 05:50
''Gelecekte tüm Dünya'da komünizm hakim olmayacak'' demiyorum sevgili spartacus..

Komünist köy ile köle insanlar farklı şeyler..Bir yerde sistem/rejim var,diğer yerde insan davranışı/sosyoloji/psikoloji var..
Dünya'da şu an ''Komünist bir köyün'' var olmasından yola çıkarak,gelecekle ilgili beklenti içine girilmesinin rasyonel olmadığını söylüyorum..Dünya'da şu an ''yamyamlık yapan bir köy'' işaret edilerek,gelecekte insanların yamyam olacağını söylemek gibi bir şey bu..
Paleolitik dönemde bazı yerlerde (Amerika mesela) köleliğin olması,başka yerlerde de köleliğin olabileceğini düşünmemizi sağlar..Dediğim bu..
Tamam da Ahlaksız, BEKLENTİ'ye girmek diye bir kriterimiz yok. Gereği yok.
Hani inanç eksenli, iyi-kötü, dost-düşman eksenli yanlış siyasetten söz etmiştim, ifadelerimi o şekilde değerlendirme, ben öyle yazmıyor ve bakmıyorum.

Kapitalizmden, komünizme geçiş bir süreçtir. Örneğin sosyalizmi var-eden, anlamlı kılan kapitalizmdir, gelecekte varsayılan herhangi bir beklenti değil.

Şu an'ın dünyası ve insanı, hem feodalizmin, hem de kapitalizmin bilinç düzeyi, yaşam biçimine o düzeyde mecburi, adapte durumda ki, ifadelerim garip geliyor veya zaten alternatif bilmiyorlar. Onca kargaşanın içinde, temel basit olmasına rağmen zor sanılıyor.

Kapitalizmin de, evvel sistemlerin de temelinde o kadar basit, kaba faktörler var ki, bu bağlamda çözümlemekte çok basit. Bilimsel olarak basit. Zor olan üst-yapı, yani sistemin meydana getirdiği kültürü, biilinci-ya da daha doğrusu boş, bilinçsiliği-, egemen, hakim politika ve uygulamaları vb aşmaktır. İşin zor yani ekonomi-politikle ilgili, teoriyle değil.

feodalizmin direnci 500 yıl sürdü, orada mesele teorik olarak feodalizmin çözülmesi değil, işte günlerdir ve yukarıda dile getirdiğim gibi, alt-yapının işlevi ve üretim ilişkilerinin yerinde duruyor olması, üst-yapı(toplumsal bilinç, kurumlar, inançlar, adaptasyonlar-şartlanmalar, örf ve adetler) sorunun aşılmasıdır.
Size dedim ki ŞİDDET olmadan,bu işi yapamazsınız..Lafla/yazıyla bu iş olmaz..Lafla/yazıyla mesela bir DİN yaratabilirsiniz ama sistem değişikliği yapmak mümkün değil..Yapılan sosyalist/komünist devrimler de,zaten şiddete başvurulmuştur..Şiddete başvurduğunuz zaman da,kapitalistlerden zerre farkınız kalmaz..İki ucu b.klu değnek..!

Etki-tepki. Ancak şiddetten yana olmamak başkadır, iradeden bağımsız, yani elinizde olmayan ve elinizden çıkmayan şiddet başka.
Şiddete egemen olan başvurur, çıkarları gereği, haliyle çatışan sınıfların karşıtlığı kaşınılmaz olarak şiddete varır.
Ama bu mutlak değildir, nasıl ki kapitalizmin gelişine karşı feodalizm şiddetle direndi ise, burjuvaları hapislere attı, meydanlarda yaktı ise(örneğin Bruno), bu savaş 500 yıl(!) sürdü ise, orada şiddet hakim olanın şiddetidir. Egemendir çünkü ve egemenliği hakkında kaygıya düştüğü an baskı ve şiddete yönelir, öncesidne ve beraberinde ise bir çok sosyal faktörü kullanır, din, gelenek, görenek vb gibi....
Sonuç olarak kapitalist devrimler gerçekleşti, dün burjuvazaları asanlar, devrim sürecinde yargılandı ve giyotine gitti.
Her devrim sürecinde, devrimciler şiddetten yana değildir -zarar görür, zarar verir-, ancak egemen olan iradi olarak statoküsundan vazgeçmediği koşullarda çatışma yaşanır, bu mutlak değildir, önemli coğrafyalar, merkezler kaybedilirse, diğer ülkeler de zımmen geçiş sağlar - yani feodalite yenilgiyi kabul ettiğinde gerçekleşir- kapitalizmin tarihinde görüldüğü gibi...

Ben bir çok işçi direnişine katıldım, bir çok işçi dinledim.
Şimdi diyelim ki, 100 işçi çalıştırıyorsun. Bu 100 kişilik emekten elde ettiğin ürün ve kar, diyelim ki, 200.000 TL. (brüt değil net kar dedim)
İşçi 2.500 TL maaş alıyor olsun, geçinemiyor.
Zam ister değil mi?
İstedi, patron dalga geçti, kim bu işçilerinaklına böyle REZİL(!) fizikrielr sokuyor diye bazılarını sözde tespit etti, işten attı. Diğerlerini de atmakla tehdit etti -> Despotik, mobbing, TERÖR->şiddet.
Şimdi burada çıkar çatışmasının kaynağı nedir?
Hasılı, işçinin çıkarı, patronun çıkarına terstir. ancak dünya da milyar işçi varken, patron sayısı daha azdır ve çatışma ilişkilerin kalbindedir)
İşçiler hem işten atılan arkadaşlarının geri alınmasını istediler he de zamn talebinde ısrar ederek İŞ BIRAKTILAR.
Patron jandarmayı çağırır.
O silah zoruyla işçileri fabrikadan atar.
İşçiler dışarıda çadır kurar ve direnir.
Yine jandarma gelir ve çatırları yıkar...

Bu ne için?
500TL zam istedikleri için.
Oysa patron tek başına 200.000 TL alıyor ve geçim değeri 2000.000 iken, işçi 2.500 Tl alıyor, üstelik tüm o satılan ve kar edilen ürünü de işçiler üretiyor.

Eğer patron 500 TL zammı kabul ederse, bu durumda kar'ı, 200.000 TL değil, 150.000 TL olacaktır.
Yani bu talebi kabul ederse, er ay 50.000TL'den olacaktır. Büyük patronlar ise, milyon dolarlarla konuşur, dolayısıyla 50 milyon dolar artı kazanacağını bildiği zaman, coğrafyalarda insan, toplum tanımaz... Laf da anlatamazsınız çünkü çıkar politikasında, sermayenin karakterinde, bu tarz duygusal faktörler yok(temelinde yok, örgütlenişinde yok, mantığında yok)
Şimdi patronu özel olarak kapitalist bilinçle yetiştirilmesi gerekir mi? Hayır.

Daima söyledim, politiklar, hükümetler, basın-yayın, medya, eğitim tümünü de egemen sınıfın çıkarlarınca, otomatikman örgütlenir.

Böyesi bir koşul, ortamda, modern köleler, ilk-elden(ilkell) ve baskın, empoze olarak egemen kültürü, karakteri, modeli alır.
ne zaman ki çıkarlarının farkına varırlar, o zaman kendi çıkarlarıyla, biat ettikleri arasında çatışma yaşanır.

Bu basit örnek, dünyayı da böylesine belirgin temelde, büyük balıkalrın(aronalrın) çıkarları yönetiyor, öyle ki şimdi, şu an nerede bir savaş varsa, orada baronların sermaye esaslı çıkarları söz konusudur, bunun içindir.

Kapitalizmi çözmedikçe şiddet çözülemez... Elbette çözüme karşı da sistem şiddetle direnecektir.

Son olarak kör törer, bireysel, kişisel eylemlere karşıyım, bu benim ve kişi iradesindedir(mümkündür), ama bilinçlenmiş, örgütlenmiş milyonların, kendilerine karşı sistemin dayattığı mobbing, terör, şiddete karşı, toplumsal şiddetin olabilirliği gerçeği, OLGUDUR. iradem de değildir, ret etmekle, kabul edip, etmemele ilgisi yoktur, irademden bağımsızdır.
İrademde olsa, ey kapitalizm, artık vazgeç derim, ama değil...
Şu yazdıklarınız tamamen yanlış..Önünüze kaynakta koydum,yine aynı şeyleri söylüyorsunuz..

Ayrıca KEDİ ve İNSAN kıyaslamanız da ZIRVADIR..!
Koyduğun kaynağ, SDINIFSIZ TOPLUMDAN, SINIFLI TOLUMLARA geçiş sürecini anlatıyor.
Haliyle oradan çıakrtılan sonuç, demek ki sınıflı toplumlar sonradan açığa çıkmış, iddia ettiğin gibi Homo Sapies'in tarihinin bir parçası değilmiş.

Sonra bazı alet, edevatlardan bahsettin, mülkiyet dedin -ki hiç birisi de mülkiyet değil-, bunları da 35.000 yıl önce Sapienslerin bulduğu kullandığın söyledin, oysa Homo Habils olmalıydı...

İNSANI da kedi ile kıyaslamadım, işte kapasite sorunu, bunu aşamıyoruz. Metaforları bir türlü anlayamıyorsun.

CANLILARIN DAVRANIŞLARI KOŞULALRA GÖREDİR, ANA TEMA budur.

Bırakın insanı, kendi türüne dah vahşi davranış sergilen hayvanlar dahi, bir ev-aile ortamında yaşadığında, FARKLI DAVRANIŞ sergiliyorlar.

Günlerdir, merkeze koyduğun günümüz insan davranışlarına karşı, diyorum ki, sistem kapitalizm, tabi ki kapitalizm koşulalrında yaşayan, yetişen, adapte olan isan öyle davranacak!

Sonra diyorsun ki, bu insanlarla şu ya da bu, işte sosyalizm, komünizm mümkün mü? DEĞİL!!! O sebeple ne deniyor, kapitalizmin koşulalrı ortadan kaltığdna bu insan, bu insan olmayacak...
Şu ya da bu davranış dediğin ÜST-YAPI'dır, ALT-YAPIYA bağlı gelişir, sistemleri oluşturan, belirleyen de ALT-YAPIDIR, o yapı değişmedikçe, ÜST-YAPI değişmez. Ancak ne mümkündür? Bilinç ve farkındalık mümkündür, bu değişim açısından muhtevadır.

O yüzden de insanlarla yapılan deneylerden bahsediyorum.

İnsanın davranışlarını ve karakterini belirleyenin çevre ve koşullar olduğunu söylüyorum.

Sana anlatılan budur, ama sen de anlama katsayısı sıfır.

Kedi ve köpek örneği ise, yine evdeki ve sokaktaki kedi, köpek KIYASIDIR.

Burada parmak Ay'ı gösterdiğinde, parmağa değil Ay'a bakman gerekir.

Kısaca koşullardan szö ettiğimi söylemiştin vs, sana göre koşulalrın anlamı yoktu, e kadar anlamlı ve belirleyici olduğu izah edildi...

Zırva olan koşulların önemi olmadığı, koşulalr değişse de insan, canlı davranışalrının değişmeyeceği görüşündür ki, bu bilim dışıdır, fizik, kimya, biyoloji, sosyoloji, akıl, mantığa aykrıdır.

Feyiz aldığı yerler gereği gerizekalı demiş ki, ilkel kabilelerde hırsızlıki tecavüz vb gibi kavramlar bilinmiyormuş, hadi oradanmışım. (bilinmediğini söylemiştim). Dil'de karşılığı olmayan kelimeler bunlar....

Oysa bu gerizekalı, "6 yaşında çocuğum kucağıma otursa erekte oluyorum" diyen yobazların yetiştirdiği, cehalet ve takıntılarını aşamamış, bu konuda diyor ki, "sokakta kadın görsem akılımdan tecavüz geçiyor".
İşte koşullar önemli, yetiştiği ortam gereği, bilgisi, bilinci, cehaleti, edinimleri, eziklikleri, uzaklaştırıldıkça saplantıya dönüşmüş halleriye orta yerde.
Hatta akıl-mantığın kullanımı dahi, yetişilen ortam, çevreye ve böylece tabiki empoze, şartlandırılmışlığa, içi boş veya dolu beyine göre değişebiliyor.

kartopu
01-07-2020, 08:09
Komünist olduk..Peki..Ne yiyeceğiz?
Et mi,meyve mi,tahıl mı?
1-Et..
Hayvanları yatırıp kesmeye hakkınız olduğunu size kim söylüyor?
2-Meyve..
Ağaçlara müdahale etme hakkınız olduğunu size kim söylüyor?
3-Tahıl..
Diğer hayvanların yaşam alanlarını işgal edip,tahıl yemenizin bir hak olduğunu size kim söylüyor?

Bir kapitalistten zerre farklı düşünmüyorsunuz ama hayalini kurduğunuz komünist toplum için kendinizi paralıyorsunuz..
Karşınızdaki kişilerin ne dediğini görmezden gelip,kendi söylemlerinizi ısrarla lanse etmeye devam ettiğiniz sürece,benim gibi insanlar KOMÜNİZM İNANÇTIR demeye devam edecektir..Çünkü,bu tavır,inançlı insanların tavırlarıdır..:

Sn Ahlaksız Sömürünün tarifi yüzlerce kez söylendi Sömürü insanın ödenmeyen hakkı Bu ödenmeyen hak kapitaliste artık değer olarak döner.
Şimdi bu tarife göre Hayvan hangi kapsama giriyor. Et tüketimi daha sömürü tarifi ortada yokken vardı. Meyve de öyle .

Sen kafandan bir tarif hayal ediyorsun bunun suçunu da komünistlere yüklüyorsun. Ondan sonrada inanç diyorsun. Sömürü bilimdir buluştur.

Ayrıca komünistler inançsız insan değildir kendi davalarının eninde sonunda olacağına inanırlar. Buna da ideal derler.

Sen bu işlere girme batarsın Soru sor cevaplayalım.

Ayrıca komünizm kapitalizm in farklı versiyonu değil ters dönmüşü. Sana cahil demek istemiyorum çünkü kendi alanında oldukça iyisin.

Komünizm hayal değil istersen tarihte bir gezin insanlar özel mülkiyet yokken nasıl yaşamışlar nasıl paylaşmışlar Komünizm de üretim araçlarının en gelişmiş ortamında paylaşımı anlatır .

Yıldıztozu
01-07-2020, 11:49
Bu komünizm sözde insanca yaşam vaadiyle ortaya çıkmıştı değil mi.
Şu komünistlerin tavrına bak, üçü de zorba. Biri itiraf etti zaten kelle kesmeyi arzuladığını.
Komünizmin zorba tarihi de ortada, şu anki zorbalar da ortada.

Bir de kapitalizmi zorbalık içerdiği için eleştirirler ya komedi.
Tüm bu zorbalıklar insan doğası hakkında söylediklerimizi haklı çıkarıyor.

Komünizme din derlerdi de karşı çıkardım, şimdi görüyorum ki bunlar dogmatik ve takıntılı hale gelmişler.

komünistler inançsız insan değildir kendi davalarının eninde sonunda olacağına inanırlar.

sizde şey var mı mesela yatmadan önce Das Kapital'den iki ayet okursan komünizm cennetine gidersin diyen hocalarınız.
dinlerde olur ya genelde böyle şeyler ondan sordum.

bilgivehis
01-07-2020, 11:55
Yıldızın tozu ve ahlaksız, olmayan komünizmden niçin bu kadar rahatsızsınız?
Henüz hayali dahi doğru dürüst yapılmamış bir sistem sizi neden bu kadar geriyor?
Bu derece gerilen, korkan kapitalistlerdir, onlardan daha fazla gerilmenize sizce ne denir?
Siz ne dersiniz bilemem ama bizde buna maaşlı trol denir.
Ateist gibi geçiniyorsunuz ama tek yaptığınız dini yüceltmekten ibarettir.
Açıkça da söylediniz, biriniz dini komünizme tercih ederim dediniz, öbürü de din hep olacak savunması yaptınız.
Bakın işte ateistler bile dini savunuyor psikolojisi yaymaya çalışıyorsunuz.
Evet siz tartışmıyorsunuz, açıkça trollük yapıyorsunuz.

Ahlaksız
01-07-2020, 12:29
Sevgili spartacus;İçinde yaşadığımız toplumun,kapitalist koşullar yüzünden delirip,toplumsal bir şiddete başvurarak,bir toplumsal sosyalist/komünist devrim yapabilecek olması,bu harekete geçen insanları sosyalist/komünist/marksist filan yapmaz ki..
Çünkü dediğiniz gibi bu insanların harekete geçme nedeni,koşullardır..!

İnsanları manipüle ederek veya koşulları değiştirerek,insanları böyle bir yola sokmak çok zor değil ki..
Bu yola sokulan insanlar üzerinden,kapitalizme bir ''düşman'' yaratılarak,kapitalizm içinde yaşayan insanlara ''toplumsal baskı'' kurup,bu insanları daha da fazla sömürmek çok zor değil ki..

Sizler zokayı yutmuş balıklarsınız sadece..Kapitalizmin yarattığı sanal düşmanlarsınız..Mitolojideki şeytan figüründen farksızsınız..
Ne yazık ki böyle:fish2:

''İlkçağ tarihi'' kitabını pdf olarakta şu an bilgisayarınıza indirip,dediğim şeylerin doğru olup olmadığına bakabilirsiniz..

Biz kedi değiliz..Biz diğer hayvanlardan ''farklı'' bir canlıyız/hayvanız..
İnsanı değerlendirmek/anlamak/anlatmak çok zordur..İnsan beyni gizemini hâlâ koruyor..O yüzden sokaktaki kedi,evdeki kedi örneği üzerinden;insan analizi ya-pı-la-maz..!

''Homo habilis'' demeniz de,bahsettiğim şeylerden ne kadar uzak olduğunuzu gösterir..:boink:
123
https://en.wikipedia.org/wiki/Lion-man

kartopu
01-07-2020, 14:27
B

sizde şey var mı mesela yatmadan önce Das Kapital'den iki ayet okursan komünizm cennetine gidersin diyen hocalarınız.
dinlerde olur ya genelde böyle şeyler ondan sordum.

İşte cahilin bilgiçlik taslaması buna denir

Das Kapital Komünizm i anlatmaz Das kapital kapitalizm i anlatır. Oradaki ayetler sana lazım Hani zengin olmak istiyorsun ya hatta çalmak hatta sağa sola caka satmak öğünmek böbürlenmek Sen das kapital oku ki zengin olmanın derslerini öğrenesin. Sömürü nasıl yapılıyor soygun nasıl oluyor.

Cahil kapitalist oku da öğren öyle bedavadan kapitalist dileklerinde bulunma.

kartopu
01-07-2020, 14:48
bilgivehis olmayan komünizmden niçin bu kadar rahatsızsınız?

Komünizm bir hayal değil olmayan bir şey de değil. Orta çağı karıştır o tarihte hem hiristiyanlar da hem İslam dünyasında komünizm e rastlarsın hem de 100 yıl sürmüş.

Appasiler döneminde Appasi halifesine karşı çıkan Karamatiler diye anılan (zencilerin de içinde bulunan) toplum komünizm kurdu bazı yerde 80 yıl bazı adacıklarda 150 yıl sürdü. Daha ilkel çağlarda zaten komünizm (komün) binlerce yıl yaşadı.

Komünizm bir hayal değil bir eleştiri üzerine kugulanmış üretim tüketim paylaşım sistemi.

Yıldıztozu
01-07-2020, 16:57
Komünizmi geçilmesi gereken bir acemilik aşaması olarak görüyorum.
Ergenlik çağında komünizm savunulabilir.
Acemi felsefeciler ya da acemi ekonomistler de komünizmi savunabilir.
Ama devamında bu aşamayı geçmeleri gerekir.

Mesela ben de komünizmle ilk tanıştığımda ona sempati duymuştum, ama devamında komünizmin işe yaramaz bir fikir olduğunu fark ettim ve bu aşamayı geçip ilerledim.
Bazı insanlar biraz da duygusal yaklaşarak bu aşamada takılıp kalıyor, geçemiyor.

Das Kapital Komünizm i anlatmaz Das kapital kapitalizm i anlatır.
Kapitalizmi anlattığını biliyorum, ne fark eder tamam komünist manifesto olsun hadi.

Yıldızın tozu ve ahlaksız, olmayan komünizmden niçin bu kadar rahatsızsınız?


yoo rahatsız değilim, isteyen istediğini savunur.
dinleri de savunmak serbest, komünizmi de.

ben çelişkili gördüğüm yerleri söylerim, yanlışları anlatırım.
bir de olayı kişiselleştirenlere gereken karşılığı veririm.

spartacus
02-07-2020, 05:31
Sevgili spartacus;İçinde yaşadığımız toplumun,kapitalist koşullar yüzünden delirip,toplumsal bir şiddete başvurarak,bir toplumsal sosyalist/komünist devrim yapabilecek olması,bu harekete geçen insanları sosyalist/komünist/marksist filan yapmaz ki..
Çünkü dediğiniz gibi bu insanların harekete geçme nedeni,koşullardır..!

İnsanları manipüle ederek veya koşulları değiştirerek,insanları böyle bir yola sokmak çok zor değil ki..
Bu yola sokulan insanlar üzerinden,kapitalizme bir ''düşman'' yaratılarak,kapitalizm içinde yaşayan insanlara ''toplumsal baskı'' kurup,bu insanları daha da fazla sömürmek çok zor değil ki..
Bir sistemin analizi manipüle değildir, bilimdir, bilinçtir. Örneğin İslama dair yazıların var, amacın manipüle mi? Biz olan ne ise ona bakıyor, inceliyor, onu söylüyoruz, tam tersine senin yaptığın manipüledir.

BİLİM DİYORUM YAHU. Bu bir sistem, sorunlar üretiyor, dolayısıyla ne yapıyoruz, kişilere bakmıyoruz, sistemi irdeliyoruz, hangi temelde, hangi ilişkiler, hangi temel faktörler bu sorunları üretiyor bunu analiz ediyoruz :)
Kişiler, dost-düşman, ama biz müm'iniz edebiyatı, masalı anlam taşımıyor.

koşulları değiştirmek zor! (bırakın artık darbeci, kişi, sürüleştirme esaslı düşünmeyi, insanalrı sisteme düşman ederek, sırf bunun için harekete geçmişlik - cehalettir, dindir, yüz kere izah ettim, kapitalizmi, alt-yapıyı bilseydiniz, bilimsel teori ile, dinsel çatışma türündeki konumlanış arasındaki farkı anlardınız. Mesele bir şeylere düşman olup, olmamak değil, SORUNLARI çözmektir, gaye budur)

Kapitalizm bir sistem. Elbette irdelenecek, eleştirilecek, analiz edilecek... Sen evrim karşıtları gibi davranıyorsun. Bir konuda atıyorum içten yanmalı, 4 silindirli bir motorun çalışma prensibinden söz ediyorum. sen çıkıp, insan deri koltuk ister, deri koltuk kullananlar var vb saçmalıyorsun. NE ALAKA?
Sizler zokayı yutmuş balıklarsınız sadece..Kapitalizmin yarattığı sanal düşmanlarsınız..Mitolojideki şeytan figüründen farksızsınız..
Ne yazık ki böyle:fish2:
KAPİTALİZM bir sistem ise, bu sistemin analizi, kişilerin psikolojisinden bağımsızdır. Aksine kişilerin psikolojisi üzerinde etkin faktörlerden birisi sistemin koşullarıdır. (bunu idrak edebilir misin?)
Biz kedi değiliz..Biz diğer hayvanlardan ''farklı'' bir canlıyız/hayvanız..
İnsanı değerlendirmek/anlamak/anlatmak çok zordur..İnsan beyni gizemini hâlâ koruyor..O yüzden sokaktaki kedi,evdeki kedi örneği üzerinden;insan analizi ya-pı-la-maz..!
Aslanın sidiğinden, kartalın yuvasından söz ettiğinden beri, bunu anlatıyorum. Bunu anladıysan artık insan kötüdür, doğa da şöyle, böyle vs yönlü çarpıtmalardan vazgeçersin. Siz anlayamıyorsanız, söyleyenin suçu ne? Bu başlığa kişilerin davranışını, dost, düşman, kafir edebiyatını, aslanı, kartalı ben değil, sen dahil ettin :)

3. BASKI, İddian şu idi;
İNSAN DEĞİŞMEZ VE KOŞULLARIN HİÇ BİR ÖNEMİ YOKTUR.
ben ise sana, insan ve dahi canlı(!) davranışlarında koşulların belirleyici olduğunu, bu konuda kişilerin DAVRANIŞLARI değil, KOŞULLARI ELE ALDIĞIMI(bilimsel TEMEL) anlattım, hala anlayacaksın.. Diyorum ki ben koşulları irdeliyorum, bakıyorum :)
Bir sistemin koşullarındaki insan davranışlarını, o sistemi KUTSALLAŞTIRMAK için kullanmak nedir Ahlaksız? Hala anlayamadın ya ne demeli! Sen bunu kavrayacak kadar bir bilince sahip değilsen, senin sorunun... Değil insan, koşullar canlıların davranışlarında en önemli etken faktörlerin başında gelir(temeldir), insan=kedidir demedim, kedi-köpek dahi, yani bu düzeyde birbirine yabancı, karşıt davranış sergileyen hayvanların davranışı dahi seni çürütüyor. yani insan davranışlarının, iddialarını çürütmesi kolay olandır, ben ayrıca zor olandan örnek verdim, somuttur, bilimseldir, gözlemlenebilir.
Kaldı ki senin iddiaların SAFSATA, yani en azından 2 durumunda geçerli olabldiği örnekler verip, sadece 1 tanesine saltıklaştırıyorsun... İnişi kabul edip, çıkışı ret etmek gibi... Kölelik başlar da, biter de ikisi de mümkün, ikisinin de temel belirleyeni koşullardır, nasıl başlar, nasıl biter bu sorunun yanıtı bilimsel temellerle ortaya konabilir, kişisel lafazanlıkla değil...

''Homo habilis'' demeniz de,bahsettiğim şeylerden ne kadar uzak olduğunuzu gösterir..:boink:
123
https://en.wikipedia.org/wiki/Lion-man
Her cevabımda "iyi de ben başka bir şeyden söz ettim" demek zorunda kalacaksam, bu kadar bilinçsiz isen ne yapmalı?
35.000 yıl boyunca avcı toplayıcı olan atalarımızın bir bölümünün kölelerinin olması,başka yerlerde yaşayan avcı toplayıcılarının da köleleri olacağı anlamına gelir..Bu da,homo sapiens olarak var olduğumuzdan beri,kendi türümüzü köle olarak kullandığımız anlamına gelir..

Dik yürümeye başlıyoruz,sonra ateşi buluyoruz,et yemeye başlıyoruz,ellerimizi kullanıyoruz,beynimiz gelişiyor ve bu süreçten sonra birbirimizi yemeye(yamyamlık),diğer homoları(neanderthal) yok etmeye,kızılderililer örneğinde olduğu gibi köle edinmeye başlıyoruz..Bu süreç kabaca 35.000 yıl sürüyor..Sonrasında bu altyapı üzerine,din ve devlet ortaya çıkıyor ve o süreçten itibaren de kapitalizm işlemeye başlıyor..
Yani önce birbirimizi öldürdük/yedik,sonra daha faydalı bir çözüm bulduk,birbirimizi köle olarak kullanmaya başladık,sonra tapınaklar inşa eden Sümerliler/Mısırlılar,köleleri belli bir yerde toplayıp kullanmaya başladı..Son 5000 yıldır da aynı yolda ilerliyoruz..
Dik yürümeye sapiens ile başlamadı. Alet, edevat ve ellerini kullanmaya sapiens ile başlamadı. Habilis dediysem, benim söylediğim bu ve BUNA GÖRE SÖYLEDİM :)

Alet, edevat kullanmak demek = kölelik,sömürü demek değildir, kaldı ki kullanım maksadı, değeri sömrmek için değildir, gereksinimdir, biyolojik ve koşulalra bağlı gelişen ihtiyaçtır... İlkel dönemde kabileciliğin ortaya çıkması, kölelik değildir. İnsanın yapısı bu ve yine koşullar belirleyici..

Ama bunların konumuzla ilgisi yok, bu tarz konulara, neoların, kapitalizmin insanlık tarihinden beridir olduğu, MUTLAK olduğu iddialarına veya insanların doğayı paylaşamayacağı iddialarına karşı kanıt olarak ifade edilir, yani teorinin sebebi değil, yaşanabilirliği-yaşanmışlığı temeline ve ayrıca karşı iddialara karşı ifade edilir. Örneğin Darwin, değişiklik gösteren bir tür bulduğunda bu evrimin sebebi değil, sonucudur, anlayamadığını biliyorum.

Hala özel mülkiyet nedir öğrenemedin, insanın alet yapması ve bu aleti, ihtiyaç olarak kullanmasını özel mülkiyet(başkalarının yapması ve kullanmasını engelleyen ve eğer kullanacklarsa köle olması gerektiği şartlanması) sanıyorsun, bu bilinçle tarihe bakarsan, elbette yalnış sonuçlar üretirsin...

Sanıyorsun ki komünal yaşamda üretim yok, alet, edevat yok, üretim araçları yok, VAR! BUNALRIN HEPSİ VAR. Sonra SEN DE SAFSATASI yapıyorsun, komünizmde de doğa sömürülecekmiş vs, burada insanın, insanı sömürmesinden söz ediyoruz. İnsan doğadan geçinmek zorunda olan bir canlıdır, elbette kapitalizmden kurtulursak(yani hityaç fazlası=kar olmadığı zaman), doğa da bu kadar talana uğramayacak, ama bunlar ayrı konular.

Basit; kapitalizm bir sistemdir. her sistem gibi irdelenebilir. İnsanlar sorunlarını çözmek ister, dolayısıyla sorunların, çözümünde bilimsel yol, kaynağı tespit ve teşhisle ilgilidir.. Bu konuya insan şöyedir de, böyledir de, insan davranışı şudur, budur da, yok efendim ilk kölelik şuralarda da görülmüşte, yok müm'in-kafir edebiyatı da, BUNLAR ANLAM İFADE ETMİYOR, zira sorunlar OLGU temelindedir.

İşte SOMUT bir GERİZKALI ÖRNEĞİMİZ VAR BU başlıkta. Bir yerde insanları peynirden mahrum bırakırsanız, o arzuya dönüşür. Bir yerde birileri, KAMUYA veya aslında kinseye aitlik vasfı taşımayan alanları, özel mülkiyeti haline getirip, bu özel mülkünde insanların doğadan karşıladığı ihtiyaçları arasına yerleşirse, orada mahrum edilenler(özel mülkiyet= mahrum bırakmak esası taşır), mahrum edenin yerine geçmek arzu haline gelir. (yani biz sistemi bilinçli ele alsak da, almasak da, o istenç kendiliğinden doğar, ama biz istiyoruz ki meseleyi bilimsel analiz edelim).

Bir yerde bazıları zengin, geriye kalan çoğunluk yoksul olursa, orada yoksulların gözünde zenginlik, zengin olmak arzuya, bir yerde efendi, diğeri köle ise, kölenin, efendi yerine geçmesi vbsaplantıya dönüşür. İşte başlığımıza bir tanesi teşrif etti, psikolojik sorun yaşıyor, zengin olacağım deyip duruyor, sanki dünya ondan ibaret ve umrumuzdaymış gibi, kendisini bir şey sanıyor...

Eğer kapitalizm insanların her istediğine sahip olacağı bir sistem ise, o halde aksine kapitalizm insana yabancıdır, zira ben şimdi yerimden kalkıp, karşıdaki camekanlı, 5 katlı binaya el koymak istiyorum(böylr bir isteğim yok aslında). Yapabiliyorsam sen ve o psikolojik olarak rahatsız hale gelmiş ezik haklı, yapamıyorsam demek ki yanlış bildiğin kadar, meseleyi doğru kavramaktan da uzaksın.

Bilimsel teoriler, sonuçları üreten temel ve koşullar üzerinden anlam kazanır, sonuçlar ise tespit, sınamak, değerlendirmek, ölçmek vb açısından anlamlıdır ama her torinin sorunu NASIL(?) sorunudur. Sorunları çözmek için, sorunların temeline, kaynağına inmeli, sorunlardan kaynaklı şablonlar anlam taşımaz. Sen ne yapmaya çalışıyorsun?

kartopu
02-07-2020, 09:33
Komünizmi geçilmesi gereken bir acemilik aşaması olarak görüyorum.
Ergenlik çağında komünizm savunulabilir.
Acemi felsefeciler ya da acemi ekonomistler de komünizmi savunabilir.
Ama devamında bu aşamayı geçmeleri gerekir.

Kapitalizmi anlattığını biliyorum, ne fark eder tamam komünist manifesto olsun hadi.

O olmadı bu olsun ne o milli piyango biletimi alıyorsun.

Bak bir de ergenlik çağında komünizm savunabilir ama olgunluk çağında savunulamaz Ne o komşu kızına aşık mı olun. ergenlik çağı ile olgunluk çağı ayrımı yapıyorsun. Acemi felsefeci falan

Bence sen savunma ki biz de şu sıkıcı ortamda eğlenceli bir şeyler bulmuş olalım.

Sen zenginlik hayali kur

Ahlaksız
02-07-2020, 12:01
Kapitalizmin ayakta kalabilmesi için üretim,tüketim ve çocuk yapıyor olmamız lazım..Çalışmazsanız ya da alışveriş yapmazsanız ya da evlenip çocuk yapmazsanız,kapitalizm ayakta duramaz..
Komünist veya sosyalist bir toplumda üretim yapıyorsunuz ki,buna mecbursunuz zaten..Muhakkak ihtiyaçlarınız olacağı için,tüketim de yapmak zorundasınız..Çocuk yapmanın yasaklanması gibi bir durum da yok..

Buyrun,sevgili spartacus..BİLİMSEL olarak,bu iki sistemin-3 argüman üzerinden-FARKINI özetleyin bize..

Ben bir fark göremiyorum..Komünizm,ılımlı kapitalizm gibi bir şey..Çünkü komünizm veya sosyalizm de,kapitalizmin bu 3 önemli argümanı olduğu gibi duruyor..!

Yıldıztozu
02-07-2020, 12:02
Sen zenginlik hayali kur

sayın kartopu senle ben eşit olmamalıyız, birimiz diğerini ezmeli.
beraberlik diye bir seçenek yok.
böyle daha heyecanlı değil mi.

bakın insanlar canı sıkıldıklarında oyun oynarlar, oyun berabere biterse tatmin olmazlar ve yeniden oynarlar.
biri kazandığında bununla gurur duyar veya eğlenir.
bir kazanan bir de kaybeden olmalı.

komünizm bir futbol ligindeki bütün maçların berabere bitmesi gibi bir şey.
kazanan yok, şampiyon yok, heyecan yok.
kimse izlemez o ligi.

bakın geçen mart ayında amerikada işsizlik oranları tarihi zirve yaparken Nasdaq teknoloji borsası da yukarda zirve yaptı.
bunu izlemek çok heyecanlı, tadını çıkarın ve heyecanın içine dahil olun.

ayrıca aklını kullanan kişi kendini kapitalist sistemde ezdirmez, köleleşmez, yenilmez.
bunun bir yolunu bulur.

kartopu
02-07-2020, 19:44
sayın kartopu senle ben eşit olmamalıyız, birimiz diğerini ezmeli.
beraberlik diye bir seçenek yok.
böyle daha heyecanlı değil mi.


Bu bir çağrı mı Sn Yıldıztozu. Beraberlikle sonuçlana yarışma da heyecanlı olur en azından düşman olmaz. Komünizm de bir yarış dağa ile evrenle yarış sonunda keşfedilecek koskoca evren var. Ya başka gezegenlerde bizden akıllıları varsa ya daha vahşileri varsa. Onları görmeden tanımadan keşifler yapmadan insanlık bu dünyayı terk mi etsin.

Bak üç beş kuruşluk lüks e dalmışın koskoca evreni ihmal ediyorsun. Yazık değil mi sana.Bence küçük hesapları bırak o neymiş borsa morsa Evren var koskoca evren.

Yıldıztozu ayrıca aklını kullanan kişi kendini kapitalist sistemde ezdirmez, köleleşmez, yenilmez.
bunun bir yolunu bulur.

Bende öyle düşünüyorum Her keste beyin var akıl var. Gel sen iki kelek e kendini ezdir. Köleler baş kaldırsa efendiler kaçacak delik arayacaklar Senin gibiler de hayal kurmaktan vaz geçecek. Sen haklısın.

Yıldıztozu
02-07-2020, 23:08
[B]Komünizm de bir yarış doğa ile evrenle yarış sonunda keşfedilecek koskoca evren var.

tamam bunu karşıt bir argüman olarak kabul ediyorum.
demek ki argümanlarla da tartışabiliyormuşuz bak.

yalnız ben doğanın kölesi olmak dediğimde kabul etmiyordunuz, şimdi doğayla yarışmaktan bahsediyorsun.

Bak üç beş kuruşluk lüks e dalmışın koskoca evreni ihmal ediyorsun.

lükse meraklı değilim ya 5-10 milyon çalsam yeter bana.

spartacus
02-07-2020, 23:52
Kapitalizmin ayakta kalabilmesi için üretim,tüketim ve çocuk yapıyor olmamız lazım..Çalışmazsanız ya da alışveriş yapmazsanız ya da evlenip çocuk yapmazsanız,kapitalizm ayakta duramaz..
Komünist veya sosyalist bir toplumda üretim yapıyorsunuz ki,buna mecbursunuz zaten..Muhakkak ihtiyaçlarınız olacağı için,tüketim de yapmak zorundasınız..Çocuk yapmanın yasaklanması gibi bir durum da yok..

Buyrun,sevgili spartacus..BİLİMSEL olarak,bu iki sistemin-3 argüman üzerinden-FARKINI özetleyin bize..

Ben bir fark göremiyorum..Komünizm,ılımlı kapitalizm gibi bir şey..Çünkü komünizm veya sosyalizm de,kapitalizmin bu 3 önemli argümanı olduğu gibi duruyor..!
1. İhtiyacın için üretirsin, çalışırsın. Bu kuralı komünizm koymaz, bunun esası biyolojiktir, fiziktir.
2. kapitalizm gibi sistemler ise bu zaruriyetin istismarı üzerine kuruludur.
3.) Hasılı bu isismarı kullananla, kaldırmaya çalışan aynı kefeye konamaz..

Çalışmazsınız, alışveriş yapmazsınız, çocuk yapmazsanız kapitalizm ayakta duramaz demişsin, doğrudur, ancak bu geçerli değildir. Bütün mesele istismarı ortadan kaldırmak, kişileri vb hedef almak değil. Kısaca kapitalizm için değil esasında yaşamak için çalışıyorsunuz, kapitalizm ise bu zaruriyetlerinizi istismara dönüştürüyor, kapitalistler için değil -ihtiyaçalrınızı karşılamak için çalışıyorsunuz, ama istismar sayesinde, kapitalistlere çalışmış oluyorsunuz... balık karnını doyurmak için atlar yeme, oltaya yakalanmak için yapmaz bunu, ama oltaya yakalanır...

Karda-kışta, fırtınada kaldınız, bir kulübe gördünüz, sığınacaksın, bu halde kulübe sahibi madem sığınacaksın şimdi dön arkanı ya da kal dışarıda öl derse ne yaparsın? O kişi, o an ilgili durumunu istismar ediyordur... Eh işte kapitalizm de bunu yapar, önce yaşam imkanlarını -alanlarını- senden alır, sonra yaşamak için gereksinimlerini karşılamak zorundasındır, tüm bu alanlar kapitalistlerce istimlak edildiği için, mahkum olursun... tabi sokakta birisinin size ya canını, ya malını demesi gibi sonuçlanır ancak yöntem farklıdır, işleyişi, kılıfı, usulü farklıdır...

Örneğin insanlar neolotik çağda bazı hayvanları evcilleştirdi. Hayvanların evcilleştirilmesinde en önemli faktör, bu canlıların yiyecek ve içeceğe olan ihtiyacıdır, böylece bu istismar edilebilirse, bu canlılar bağımlı hale getirilebilirdi, kısaca zayıf noktalar.

Balıktan söz etmiştin, balıklar nasıl avlanır Ahlaksız? Oltaya konan yem ile, yem o balığın gıdaya olan gereksinimin kullanımı, istismarıdır, hani insan herhangi bir hayvan değildi diyorsun ya, şimdi sözünün arkasında durmalısın ve insanın balık olmadığını da söylemelisin...

Örneğin çocuk istismarında, istismarcılar genelde zayıf veya henüz zayıf kaldığı noktaları, beklentileri, gereksinimleri kullanır. Biz ahlaki bir söylemden yola çıkmıyoruz,, her türlü istismarın önüne geçmek için, isitmarla ortaya çıkan bağımlılığı, sömürüyü, iradelerin, iradeler üzerindeki tahakkümünü, insanı çaresiz bırakarak bu çaresilikten faydalanmayı vb. ortadan kaldırmak için konuşuyoruz.

Verili sistem istismarı meşru hale getirmiş bir sistemdir, bu bir ahlak sorunu değil, en temelde insan gibi yaşamak(insan şu ya da bu hayvan değil demiştin) bir özgürlük sorunudur. Esasında amaç sisteme karşı olmak da değil, sistem karşıtlığı politik zemini temsil eder ve bu bir sonuçtur, teorik zeminde esas sorunları tespit etmek ve çözmektir ve burada bilimsel yol izlenmek zorunda.

Örneğin bir işçi patrona karşı çıkmak için zam istemez, yani amacı karşı çıkayım da ne olursa olsun demek değildir, bizler de kapitalizmi eleştirelim de ne olursa olsun diye yola çıkmıyoruz, sorunları, bunların kaynağını, sebeplerini, sonuçlarını irdeliyor ve çözüm arıyoruz...

Komünizmde de insanın ihtiyaçları var ve bu ihtiyaçları emek yoluyla karşılama gereği var diye, kaptalizmle bir görülemez, bu kıstas geçerli bir kıstas değildir, zira insanın ihtiyaçları ve karşılama gereği, sistemin değil, yaşamın, fiziğin, biyolojinin koşullarıyla ilgilidir. kapitalist sistem ise, bu durumun istismar edilmesi üzerine kuruludur, komünizm ise bu istismarı ortadan kaldırmanın koşullarıyla ilgilidir. Bizim bilincimiz ise, bu koşulların nasıl ve hangi faktörlerle anlam kazandığını, neye dayanarak var oalbildiği ve işlediğini analiz etmek, teşhis ve çözüme gitmektir. -teoridir.

Örneğin 1/6 cılar, 12 saat çalışıp, eğer 1/6 ile geçiniyorlarsa, öyleyse, ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli çalışma süresi 2 saattir. Ancak bu açlık-yoksulluk sınırıdır, öyleyse bunu aşmak için çalışması gereken süre 4 saattir. Zira kapitalizmde, 8 saat çalışıyorsa(fiili olarak 10-12 saatleri bulur), 4 saat de bir başkasına çalışmış oluyor... Demek ki 6 saat çalışsa ve emeğini kendi ihtiyaçalrı gibi sömüren için de haracamasa yoksulluk sınırını aşacak...

İnsan salt kendisi için üretmez, yaşayabilmesi için toplumsal üretime katılır, zira örneğin ekmek üretenin, başka bir çok çeşit ürüne ihtiyacı var. Böylece insan şu ya da bunu üretirken, diğer ihtiyaçlarını da karşılamış olur, demek ki burada bir dağıtım, paylaşım sorunu vardır ve üretimde kullandığı ne varsa, tümü de toplumsal emeğin ürüdünür(örneğin bir fırında ekmek üretilirken, kullanılan raflar, mobilya, bina inşaat işçiliği, buğday tarım işçiliği, enerji işçiliği, giyecek işçiliği vb...) Komünal toplumlar kooperatif olarak örgütlenmiş toplumlardı ve bu örgütlenme biçimi esasında kendiliğinden, doğal örgütlerdir.

Sanılanın aksine aile, kadın, çocuk mülkiyeti, mülkiyet gibi kavramlar bilinmiyor ve ihtiyaç da duyulmuyordu. Tüm bu gelişmeler, özel mülkiyetin ortaya çıkması ve devlet, din gibi istismar sistemine meşru-t-iyet kazandırmak için açığa çıkan kurumların aldığı rollerle baskın hale gelmiştir(örneğin bugün bildiğimiz aile modelinin geçmişi 4.000 yıllıktır). Neden dinler aile ve kadına bu düzeyde önem verir ve kadını MÜLK olarak görür, tanrı öyle istediği için mi? hayır dinler, efendilerin(rab) çıkarları üzerine kurumsallaşan, meşruiyet, kutsallık, mutlaklık oluşturmaya ve bu çıkarları esaslı yasalar koymaya çalışan kurumlardır. Yani kısaca 1/6 cı kölelerin itiraz etmemeleri, tehdit, şantaj ve kabullendirme merkezi, kader empozudur, devlet, aile vb kutsallaştırılarak, sistem kendsini, kurumlarını dayatır... örneğin tapu gibi, kağıt parçasıyla temsil edilen kurum olarak, evlilik mi? Birlikte yaşamak mı? hangisini tercih edersiniz?

tanıdığım bir patron, çalışanlara diyordu ki "bana bu malı, mülkü Allah verdi, sizin sorumluluğunuzu bana yükledi, ahirette benim işim, hesabım çok daha zor" oysa bu kişi, uzun yıllar hırsızlık yapmıştı, ya da genel olarak miras yoluyla geçer, bununla birlikte sistem münferit yükselişlere de imkan verir, nasıl ki feodal sistemde ağalık, miras yoluya geçse de, bazıları şu ya da bu savaş ortamında, şu ya da bu yalakalık, soytarılık yoluyla da ağa olabilirdi, atanabilirdi...

ÖZEL mülkiyet dendiğinde siz, kişinin şu ya da buna sahip olması olarak anlıyorsunuz, örneğin ihtiyaç duyulan ekmeği, herhangi bir ürünü, özel mülkiyet sanıyorsunuz. Oradaki ÖZEL ibaresi, mahsus-mahal anlamıyladır. Örneğin özel arazi, buradaki özel kelimesi "private", AYRICALIKLI, mahrum bırakmak esasına sahip anlamındadır...

Bir yerde 100.000 kişi olsun, 10.000km2 olsun, A kişisine burayı özel arazi olarak tahis ederseniz ne olur(özel mülk olur)? O 100.000 kişi ne yiyip, içecek, nereden yiyip içecek? Nerede üretecek?

peki Türkiye diyorsunuz, kaç kilometre kare. hangi üretilen kaynağın hakkı size teslim ediliyor? örneğin bu ülkenin toprağından çıkan ve peşkeş çekilen tüm ama tüm kaynaklarda hakkınız var, vatan diyorsunuz ya! Nerede? Ama bu vatan için ölürsünüz, o birilerine peşkeş çekilir...

Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetten söz edildiğinde, bu toplumsal karakterli olanın, bireysel hale geitirilmiş olmasıdır. Üretim araçlarına toprak-doğal kaynaklar,üretilen inşaa edilen-emekle!- ve maksadı ihtiyaçları karşılamak olan ne varsa, mesele bunların, yani yaşam alanı ve imkanlarının, şahısa özel tahsisidir. yani toplumsal ihtiyaçlar, toplumsal üretim, toplumsal emeğe ve sahibi olmayan doğaya rağmen, bunların üretildiği alanların ve araçların, emeğin bireysel kişilere ait kılınması çelişkisidir.

Temel meselelerden birisi budur ve buradan kaynaklı sorunların çözümü de, ilgili çelişkiyi ortadan kaldırmaktır. Şu konuda, özel mülkiyete dair tüm ifadelerin özeti sadece bu iki satırdır...

Eğer dini vb gerekçeler üreterek yaklaşmıyorsanız, eğer doğanın şu ya da bu kişinin malı olduğu konusunda tanrı vergisi olduğunu düşünmüyorsanız ne ala, aksi taktirde statükodaki tüm ısrarların temelinde devlet-din ve istismara, sistemin kendini ürettiği kanıksama ve geri bilince, farkıdnalıklarını kaybetme, fetişizime(!) uğramanın getirdiği nahrumiyet vardır ve bu kaderciliğin teorik zeminde bir anlamı yoktur.

kartopu
03-07-2020, 08:17
yalnız ben doğanın kölesi olmak dediğimde kabul etmiyordunuz, şimdi doğayla yarışmaktan bahsediyorsun.
lükse meraklı değilim ya 5-10 milyon çalsam yeter bana.

5-10 Milyon çal da. ama Doğa konusu ciddi.

Bu ne kapitalizm sorunu ne komünizm Bu insanlık tarihi boyunca doğa insan ilişkileri içinde önemli yer işgal ediyor.

İnsan evrimden bu yana doğanın hiç kölesi olmadı hep onun efendisi olmuştur. Bazen teslim olsa da ama hep ona hükmetmek istemiştir. Toprağı kullanıma açmış hayvanları ehlileştirmiş suya yön vermiş rüzgardan güneşten faydalanmış Bazı filozoflar İnsan doğanın aklıdır bile demiştir.İnsan doğal olmaktan çıkıp doğanın efendisi olmaya karar verdiğinde doğayı hep yönetmek istemiştir.

Doğada her şeyin nesli azalır veya yok olurken İnsan çoğalmakta. Bu kadar savaş ve doğal afet insan ı azaltamamış 100 yıl önce insan sayısı 5 milyarken şu an 8 milyar olmuştur.Bu da doğada bir dengesizliği oluşturmakta Yani kapitalizm bütün dengeleri yok ettiği gibi Doğa İnsan ilişkisini de bozmuştur.

Zaten kapitalizm insanın yaptığı ve yapacağı son dengesizlik. Kapitalizm gidecek doğa yeniden dengelerine kavuşacak.

Yıldıztozu
03-07-2020, 12:12
Sonuç itibariyle bu başlıkta tüm çelişkilerinizi ortaya döktüm. Cehalet yüklü fikirlerinizi çürüttüm.

Siz olaylara dar açıdan yaklaşırken ben büyük resimden baktım.
Sizin dar bakışınız; sömürü var kölelik var eşitsizlik var ve bunları komünizmle çözeceğizdi.
Benim bakışım ise daha geniş çaplı, hayatın anlamını - anlamsızlığını - heyecanını- arzusunu, doğanın işleyişini katarak değerlendirdim.

Dar yaklaşımınızdan dolayı komünizmin yıkıcı yan etkilerini öngöremiyorsunuz.
Bense komünizmin bir felakete yol açacağını öngörebiliyorum.

Komünizm benim için uygun değilse insanlık için de uygun değildir. Çünkü ben insanlığın doğru biçimlenmiş bir temsilcisiyim.

Yaşasın kapitalizm. Yaşasın rekabet, risk, hırs, eşitsizlik.
Sadece eşitsiz bir sistem üstün olma şansını sunabilir.
Yaşasın doğayla uyumlu olmak.

kartopu
03-07-2020, 14:57
Komünizm benim için uygun değilse insanlık için de uygun değildir. Çünkü ben insanlığın doğru biçimlenmiş bir temsilcisiyim.

Yaşasın kapitalizm. Yaşasın rekabet, risk, hırs, eşitsizlik.
Sadece eşitsiz bir sistem üstün olma şansını sunabilir.
Yaşasın doğayla uyumlu olmak.

Sana tavsiyem komünizm konusunda bilgiçlik taslamama En iddialı olduğunu sandığın kapitalizm i detayları ile anlat Belki (sanmıyorum ya) senden kapitalizm in ince ayrıntılarını öğreniriz.

Mesela sermaye nasıl birikiyor nasıl çalınıyor İnsan nasıl aldatılıyor. Öyle bedavadan 5-10 milyon nasıl kazanılıyor Ama bildiğimiz kumar yöntemleri ile bizi aldatmaya kalkma yutmayız.
Örneğin kapitalizm in filozoflarından iktisadın babalarından söz et mesela. Hani onları da bize söyletip tembelliğe yatma yutmaz cahil deriz bak.

Sn Temsilci Bekliyoruz.

antkanser
04-07-2020, 00:00
Sonuç itibariyle bu başlıkta tüm çelişkilerinizi ortaya döktüm. Cehalet yüklü fikirlerinizi çürüttüm.

Siz olaylara dar açıdan yaklaşırken ben büyük resimden baktım.
Sizin dar bakışınız; sömürü var kölelik var eşitsizlik var ve bunları komünizmle çözeceğizdi.
Benim bakışım ise daha geniş çaplı, hayatın anlamını - anlamsızlığını - heyecanını- arzusunu, doğanın işleyişini katarak değerlendirdim.

Dar yaklaşımınızdan dolayı komünizmin yıkıcı yan etkilerini öngöremiyorsunuz.
Bense komünizmin bir felakete yol açacağını öngörebiliyorum.

Komünizm benim için uygun değilse insanlık için de uygun değildir. Çünkü ben insanlığın doğru biçimlenmiş bir temsilcisiyim.

Yaşasın kapitalizm. Yaşasın rekabet, risk, hırs, eşitsizlik.
Sadece eşitsiz bir sistem üstün olma şansını sunabilir.
Yaşasın doğayla uyumlu olmak.

olum senin gibi malları dönme yada münafık komünistler dütüyor onun bile farkında değilsin. zavallısın.

ereninthenature
10-07-2020, 00:17
Yaşasın kapitalizm. Yaşasın rekabet, risk, hırs, eşitsizlik.
Sadece eşitsiz bir sistem üstün olma şansını sunabilir.
Yaşasın doğayla uyumlu olmak.

Benim dogdugum koyde bir dere var. Icinden b*k akiyor. Nineme sordugumda orda elbise yikadiklarini, tarlalarini suladiklarini, balik tuttuklarini anlatir. Su an sanayi atigi akiyor. Simsiyah. Birilerinin kari dusmesin diye filtre takmadilar, takmiyorlar.

Kuresel isinma butun dunyada belgelendi. Doga katliamlari halen suruyor. Amazon ormanlari yok oluyor.

Ormanlar tarlalar icin yok ediliyor. Ozellikle Amazon ormanlarinin yok olusu daha varligini bile kaydedemedigimiz yuzbinlerce canli turunun yok olusu demek.

3 tane termik santral kuruyorlar bir sehirde. Halk? Kanser? ....????

Yasasin hirs ha? Doganin intikami cok feci olacak. Keske hirs ve luks icin kaynaklari boyle pervasizca kullanan bir sistemi kurmasaydik diyecegiz cok yakinda.

Dogadan balik tutup yiyemeyen 2030-2040 dogumlu cocuklar agizlarin salyalar akarak bu doga katliamini yapanlara kufurler edecekler. Asagilayacaklar. Ayni koleligi sistematik bicimde kullananlar icin bugunlerde yapildigi gibi. Heykelleri indirilecek. Adlarina lanetler okunacak.

Insanlar icin hirs ve luks. Baliklar, agaclar, otlar, dag kecileri icin cehennem.

Bu gezegende bir biz yasamiyoruz.

Bir insanin (Rothschild) 400 trilyon dolar servete sahip olmasi demek 3 milyar insanin ac kalmasi demek. Daha da onemlisi (gercekten hayvanlara insanlardan daha cok deger veriyorum) doganin dengesinin bozulmasi demektir.

KAPITALIZMIN GELECEGI YOK CUNKU SINIRSIZ KAYNAK YOK.
KAPITALIZM SINIRSIZ KAYNAK FIKRINE DAYANARAK OLUSTURULMUSTUR.
SINIRSIZ KAYNAK DIYE BIR SEY YOK O YUZDEN KAPITALIZMIN DE VAKTI SINIRLI.

Kapitalizm dogruysa, etikse bile sadece zaman onun sonunu getirecek. Sadece zaman.

ereninthenature
10-07-2020, 00:39
Kapitalizmde kaynak tuketimi doganin kaynaklariyla esitlenmis, dengelenmis, limitlendirilmis degildir.


Surdaki (https://books.google.com.tr/books?id=0f7yTNb_V3QC&pg=PA340&lpg=PA340&dq=john+locke+infinite+resource&source=bl&ots=OhQvQO2ET_&sig=ACfU3U36gZrs_q33-rOaPr8Fd8VMptcsqQ&hl=en&sa=X&ved=2ahUKEwjt-sLDjsHqAhUP3IUKHaJzBG0Q6AEwDHoECA4QAQ#v=onepage&q=john%20locke%20infinite%20resource&f=false) kitaptan bir paragraf yapistirip cevirecem.

Free enterprise is presumed to be the source of maximization of use of infinite resources as each free person converts nature into economic goods and wealths.

Free enterprise = Serbest piyasa ekonomisi

Serbest piyasa ekonomisi sinirsiz dogal kaynaklarin ozgur bireyler tarafindan urunlere ve zenginlige donusturulmesi olarak varsayilir.

Serbest piyasa, doganin kaynaklarini serbestce kullanmak demek.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

The idea that economic growth can continue forever on a finite planet is the unifying faith of industrial civilization.

Tekrar ediyorum. Kapitalizm sinirsiz buyume ve sinirsiz kaynak fikirleri uzerine kuruludur ve cok yanlistir.

spartacus
10-07-2020, 00:42
Sevgili ereninthenature

Bir de şu var
"İnsanları sömüreceğim, köle yapacağım, sırtına bineceğim, ben yüceyim, özelim, emsalsizim" deniyor;

Akıllarına şu gelmiyor;

O sırtına bindikleri, farkındalık edinip, bilinçlenip, bir gün bunları altına alırsa ne olacak? Elbette bu zor ile gerçekleşecek zira sırta binmişler inmek istemeyecek, indirmek isteyenin kafasına vuracak vs, ama bir yere kadar.

İşte bizim yazdıklarımıza karşı bu denli pervasızca, bilinçlenmeye karşı bu denli absürt, boş söylemlerle, akıl-mantık dışı savunu oluşturulmasının, söylediklerimizi çapsızlaştırma, içini boşaltma, kara propaganda çabalarının altında yatan gerçeklerden birisi de bu. Bilinçlenmeye karşı alınan tavır ve duydukları kaygı...

ereninthenature
10-07-2020, 01:29
Sevgili ereninthenature

Bir de şu var
"İnsanları sömüreceğim, köle yapacağım, sırtına bineceğim, ben yüceyim, özelim, emsalsizim" deniyor;

Akıllarına şu gelmiyor;

O sırtına bindikleri, farkındalık edinip, bilinçlenip, bir gün bunları altına alırsa ne olacak? Elbette bu zor ile gerçekleşecek zira sırta binmişler inmek istemeyecek, indirmek isteyenin kafasına vuracak vs, ama bir yere kadar.

İşte bizim yazdıklarımıza karşı bu denli pervasızca, bilinçlenmeye karşı bu denli absürt, boş söylemlerle, akıl-mantık dışı savunu oluşturulmasının, söylediklerimizi çapsızlaştırma, içini boşaltma, kara propaganda çabalarının altında yatan gerçeklerden birisi de bu. Bilinçlenmeye karşı alınan tavır ve duydukları kaygı...

Insanligin psiko terapiye ihtiyaci var.

Normal (saglikli varsayilan) beyin kimyasinin urettigi karakter/dunya gorusu hastalikli ve cinayete meyilli.

Sen sirtinda zengin tasiyan iscinin lafla, orgutlenmeyle, ideolojilerle uyanacagini varsayiyorsun. Gordugun uzere calismiyor.

Saglam psiko terapi yapsak. Harbiden saglam ama hardcore :hippie:

Hem ustteki diyecek ben ne yapiyorum hem de alttaki adam bir kenara oturup saglam bir sigara sarip diger adama golge etme diyecek.

Bilinclenmeye karsi bir tavir ve kaygi var diyorsun. Ayni tavir ve kaygi bitkiler icinde gecerli.

Yıldıztozu
10-07-2020, 16:45
KAPITALIZMIN GELECEGI YOK CUNKU SINIRSIZ KAYNAK YOK.

Kapitalizmin geleceği yok çünkü insanlığın da geleceği yok. Yani kapitalizm ve insan türü aynı anda birlikte yok olacaklar. Kaynaklar tükenene kadar devam.

Kuresel isinma butun dunyada belgelendi. Doga katliamlari halen suruyor. Amazon ormanlari yok oluyor.

Doğru ama bunun esas sorumlusu kapitalizm değil. Sorumlu doğanın kendisi.

Milyonlarca yıl önce de buzul çağları yaşandı, canlılığın %99'u yok oldu. O zamanlar kapitalizm mi vardı?
Şimdi de küresel ısınma var. Doğa her zaman kendi kendini yok ediyor, değiştiriyor.

Bütün bu kötülüklerin temel kaynağı bizzat doğanın kendisi. Kapitalizm sadece bir araç olabilir, o olmasaydı başka bir araç bulurdu doğa.

Ben gerçekliği pesimizmde görüyorum. Temel felsefem pesimizm. Evrendeki sorunlar düzeltilemez. Kötülük engellenemez.
Kapitalizmi yok etmeye çalışırsanız başka sorunlar ortaya çıkar. Dinleri yok etmeye çalışırsanız başka sorunlar ortaya çıkar. Ama sorunlar her zaman olacaktır.

Covid 19'a aşı bulsak ne olacak, yarın covid 20 çıkar.
Binlerce yıldır hastalıklara çözüm bulmak için uğraşıyoruz. Ama hala hastalanıp geberip gidiyoruz. Çözüm yok. Kötülük kaçınılmaz. Doğal işleyiş bilinçsiz olduğu için rastgele sonuçların kötü olma olasılığı iyi olma olasılığından çok çok daha fazla.

Dünya her zaman boktan bir yerdi ve hep öyle kalacaktır. 4 milyar yıldır canlılar acı çekiyor. Acılar mutluluklardan hep fazlaydı. İyilikle dolu hayallerin tamamına karşıyım. Boş beklentiler.

kartopu
11-07-2020, 16:46
Doğa, İnsan, Kapitalizm bu üçlemeye baktığımız da geçici olan kapitalizm oluyor. Doğa ve İnsan a baktığımızda doğaya teslim olmayan unu yönetmeye talip olan Tek canlı İnsan oluyor.

Bu durumda başka gezegen arayan İnsan başka gezegenlerde hayat arayanda İnsan Yani evrenin tanrısı insan gibi görünüyor. Bizim bildiğimiz İnsan değilse bile aklını kullanan İnsana benzeyen canlılar.

Bu gün değilse bile yarın insanla doğa savaşmayı bırakacak barış içinde yaşayacak İnsanla doğanın kavgası insanın aç gözlülüğü İnsan aç gözlü olmaz kendine yetecek kadarını isterse İnsan ve doğa barış içinde yaşar Ta ki bir meteor dünyaya düşünceye Güneş dünyadan uzaklaşıncaya kadar O zamanda belki yaşanacak başka gezegen bulunacaktır.

Şimdilik bilim bu kadarını bilmiyor ama bulmaya açık.

ereninthenature
11-07-2020, 23:40
Ben gerçekliği pesimizmde görüyorum. Temel felsefem pesimizm. Evrendeki sorunlar düzeltilemez. Kötülük engellenemez.


Bak gebermeden once yapilmasi gereken seyler var.

Ilk adimi pazartesi at. Psikiyatriste git "Ben intihar edicem" de.

Inandirirsan adami cok saglam seyler veriyorlar. Hic torbaci fln aramazsin. Hedef Xanax.

Senin ilacin Xanax dostum. Bir sure kullanip biraksan 10-12 ay fln cok ilerlemis oldugunu goruceksin hayatta. Hersey degisir hersey.

Ama doktora kesinlikle ilac ismi soyleme. Ben sunu istiyorum fln kesinlikle. Ben intihar edicem diceksin. :loco:

Yani istersen yanlis yonlendirmeden psikiyatriste gozukebilirsin. Yardimlari dokunuyor. Anti-depresanlar son yillarda gelisti. Yan etki az, yoksunluk sendromu az tertemiz kafalar.

Yani yapabilirsin. Bak benim profilim Carl Sagan hala kendisi esrarkesti. Icerdi ve savunurdu. Ayni zamanda iyi bir bilim adamiydi. Kaliteli makaleleri, calismalari da var. Sadece aktivist degil.

https://coloradocannabistours.com/wp-content/uploads/2016/04/marijuana-quote-carl-sagan1-e1303944450131-1024x650.jpg

Izmir'de bir arkadasim var yazilimci hic ayilmiyor ama 15k maasla calisiyor.

Ben gene iyiyim yani; Amerikada isim var. Dolarla maas aliyorum ve 5 haneye yakin.

Bu sadece bir yol hayatta alabilecegin. Spor, yoga, duzgun diyette is gorur. Tek yol degil.

Ama calisiyor yani biliyoruz. :hippie:

Kotulugu savunma noktasina geldiysen dostum depresyondasindir. Insan bunun farkina varamiyor. Depresyon bir hastalik ve yakalandiginin farkina varamiyor insan uzun yillar. Bakiyorsun gecmise 3-4 yildir ben depresyondaymisim diyorsun. Oyle bir hastalik bu.

ereninthenature
11-07-2020, 23:50
https://www.vice.com/en_us/article/d737mx/the-fbi-cant-find-hackers-that-dont-smoke-pot

ben demiyorum fbi diyor :D

Yıldıztozu
12-07-2020, 00:40
yarın insanla doğa savaşmayı bırakacak barış içinde yaşayacak

gerçekçi olmadığı kadar aptalca bir beklenti.
öyle bir şey hiçbir zaman gerçekleşmeyecek.

siz komünistlerin en büyük sorunu doğayı bilmemeniz, tanımamanız.

Kotulugu savunma noktasina geldiysen dostum depresyondasindir.

sen söylediklerimden bunu çıkarmışsan sana bir şey anlatabilmem mümkün değil.

doğa kötüdür ve bu gerçektir.
bu gerçeği dile getirmenin mutsuzlukla, depresyonla hiçbir ilgisi yoktur.

o kullandığın otları azaltmalısın.

ereninthenature
12-07-2020, 02:32
sen söylediklerimden bunu çıkarmışsan sana bir şey anlatabilmem mümkün değil.

doğa kötüdür ve bu gerçektir.
bu gerçeği dile getirmenin mutsuzlukla, depresyonla hiçbir ilgisi yoktur.

o kullandığın otları azaltmalısın.


Sigmund Freud was an Austrian neurologist and the founder of psychoanalysis.

https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/alper-hasanoglu/freud-ve-kokain-2398759

Psiko analizin kurucularindan Freud'e bakinca insan soyle madde kullanimiyla psikoloji bilgisi arasinda bir baglanti oldugu sanrisina kapiliyor insan. Tak diye depresyon teshisi koydum ilaci da yaziverdim. :party: Neyse...

Doga ne kotudur ne iyi. Senin zihnin kotu veya iyi olarak algilar.

O kotu doganin ne meyvelerini yedim ben. Zevkten kendimi kaybettim.
Karpuz, ananas, muz. Neler vermis Gaia.

Hic var olmama varken, var olmusuz.

Bilincsizlik varken bilincli olmusuz.

Bunca sey gokten bedavaya elimize dusmusken nasil kotu olur doga?

Bana buyuk bir hediye verilmis gibi hissediyorum ben de. Aldigim feyz kesinlikle aciyi gecti. Kesinlikle.

Keske yayabilsem bu kadim bilgiyi diyorum sadece. Yayamazsam da bende kalir nabican.

Yıldıztozu
12-07-2020, 12:06
Doga ne kotudur ne iyi. Senin zihnin kotu veya iyi olarak algilar.

Kötü ve iyi kavramları canlılar için tanımlanır.
Masa kötüdür dediğimde masanın cansız sandalyeye bir kötülüğü yok, sadece üstünde çalışan canlı insana kötülüğü olabilir, o kötülük de örneğin üstünde rahat çalışılmamasıdır.

Doğa kötüdür dediğimde bu zaten canlılar için tanımlanmıştır.
Doğanın kötü olması doğaldır, olması gerekendir. İyi olması beklenmez. Arada bir iyilik yapar o da olasılık gereği.
Milyarlarca rastgele ürün arasından az sayıda iyi olanı çıkar.

O kotu doganin ne meyvelerini yedim ben. Zevkten kendimi kaybettim.
Karpuz, ananas, muz. Neler vermis Gaia.

İşte bu söylediğin kapitalizmle tamamen uyumlu.
Bireysel olarak kendimizi kötülükten kurtarabildiğimiz kadar kurtarmalıyız. Zevk alabildiğimiz kadar almalıyız.

Şanslıysan zevk alırsın. Şanssızsan yarın sana kanser teşhisi konar ve doğa sana ömrünün geri kalanını acı içinde geçirtir.

kartopu
12-07-2020, 15:38
gerçekçi olmadığı kadar aptalca bir beklenti.
öyle bir şey hiçbir zaman gerçekleşmeyecek.

siz komünistlerin en büyük sorunu doğayı bilmemeniz, tanımamanız.


Sen daha mı iyi tanıyorsun Doğayı. Kafanda çıkar menfaat üç kağıtçılık var ken barışı elbet düşünemezsin. Doğaya en fazla zarar veren İnsan İnsan bundan vaz geçtiğinde barış oldu demektir. Ama senin kafan barışa basmıyor çalmak çırpmak zengin olmak başka düşüncen yok senin.

"ictenlik"
23-02-2026, 02:59
Nedir bu komünizm? sosyalistliğin farkı nedir.. Temelini nerden alır.. İdeali nedir.. Gerçekten özgürlükçü müdür.. Bu sistemle yönetilmiş ülkeler tam manasıyla uygulayabilmişler midir.. Niçin çökmüştür.. Günümüz şartlarında geçerliliği kalmış mıdır? Vb...

Bunları sordum çünkü kişiden kişiye görüş değişiyor. Sizlerin yorumlarını bekliyorum.

Tam olarak aynı soruyu soruyorum

Komünizm mesela bir doğa komününde mevcut teknik imkanlar olmadan bir doğal yaşam mıdır değil midir?

Nedir bu komünizm

"ictenlik"
23-02-2026, 03:12
Ben bir komünisti endüstri karşıtlığı yaparken, doğal yaşamı savunurken neden görmüyorum, bana göre ikiyüzlülük, amaçsızlık

Komünizm denen doğa komününü savunmaksa doğal yaşam savunucuları, doğal tıp savunucuları, tüm bunların arayıcıları depoları vs vs vs olmalıydılar
Yani bir komünde başının çaresine bakmanın deposu ve onun bilgi ve eylemiyle ilgili olmalıydılar.

Bilim teknik hepsiyle elele kolkola ilerleme masalının tezgahının dümenin içindeler

Endüstriye taparlar, bilim sınıftır ağzına alanı haşlarlar

Kendini komünist açıklayanlar sosyalizm adında ciddi biçimde yönetimle denetimle otorite ve hiyeralşiyle ilgileniyor, gördüğüm en hiyeralşik en baskıcı kafalar
Çok ciddi yönetim denetim ilgisi

Sosyalizm komünizm resmen tezgah tarihi komplo gibi algılanıyor, umudun suya düşürülmesi gibi
Çıkışı tutan ,çıkışı daraltmış, tekillemiş kısmış gardiyanlar gibi, özgürlük karşıtları ve biat isterler

İyi polis kötü polis rolü gibi. Düzenden kaçanı sistemi sorgulayanı çıkış arayanı sahte ideoloji yoluyla denetim-hapsetme gibi, kapitalizmin danışıklı dövüşçüsü bilinçli ajanı gibi

Bunlar kendiler iyiler adını takmış gizli polisler benziyor

"ictenlik"
23-02-2026, 13:13
Komünistler şunu yapıyor

Kapitalizm adında bir hapishane -kötülük kampı- inşa ediyor. Yani mevcut sistemi bu ad da bir bina gibi ele alıyor ve onu sınırları belli kapalı demir parmaklı ve değiştirilmesi, yıkımı ya da içinden çıkılması gereken kötülük çemberi -kapalı kutu- haline getiriyor. (Hapishaneleştiriyor)

Sonra ona sosyalizm adında dar bir geçit açıyor. Tek bir geçit ve dar bir geçit. Bir tünel ya da bir pencere gibi ve ona ulaşamazsan buradan çıkamıyorsun, başka yolu yok.
Bunda sosyalizm tüneli ya da penceresi dışında delik geçit çıkış bulamazsın diyor.
Sonra çıkışı en iyi bilenler, çıkış yolunu tutan ve orada bekleyenler olduklarını ilan ediyorlar.

Daha sonra uzay boşluğunda evrende bilinmeyen bir galakside komünizm diye bir şey varolduğunu ve milyarlarca ışık yılı ötede olabileceği, koordinatlarının açık olmadığı ancak bir gün ona götürebilen araçlar inşa edebileceğimizi söylüyorlar. Buraya nasıl erişeceği ve ora belirsiz ancak tek uzay mekiği de sosyalizm ve başkası olamaz ve sosyalizme binmezsek oraya da uçamıyoruz.
Sosyalizme binersek bunun yönetimini onlara vermekten başka neredeyse hiç bir işe yaramadığını görüyoruz ve çoğu zaman da bir şey değişmiyor. Yani sosyalizme gidersek yeni gardiyanlara dönüşecekler ama zaten kapitalizmin gardiyanları

Sosyalizm kapitalizm kuzey kutbu güney kutbu gibi, karşıtlığı ve yolları /biçimleri ikiye indirgiyor.
Sonuçta seni bu dünyadan çıkarmıyor ve sonsuz biçimi ikiye sınırlamakla ilgili karşıtları kutuplaştırma, toplama ve tekleştirme işlevi..

Sosyalizm kapitalizm "a partisi" "b partisi gibi" ve b partisi de hayal satan düzen partisi gibi ve sonuçta iktidarla ilgileniyor.

"ictenlik"
25-02-2026, 12:36
Genetikle, yaşlanmanın peşine düşmekle, uzaya çıkmakla ilgileniyoruz
Oynadığımız oyunun adı kapitalizm değil, bunlar

Tüm bunlar olurken üretilen toplumun hataları komünizmin dışında ayrı bir başlıkla tartışılmalı (etik) ve bunun tersi devletçilik (komünizm, sosyalizm) denen
Şu an ki durum sınırlı da olsa devlet dışında aktörleri de başarabilirlerse bu süreçlere bağımsız katılımına fırsat tanıyor. Mesela Musk olup kendin uzaya çıkma çabası
Sosyalizm demek devletten başkası yapamaz, devletten başkası bilemez demek. Sosyalizm demek halk bunlara erişemez demek

Mevcut durumun etik tek tersi doğal hayat olarak yaban hayatı olarak toplayıcı yaşam döngüsüdür

Hiç kimse ama hiç kimse avcı toplayıcılığa dönmek istemiyorsa şu an herkesin hakkı olan şeyleri sadece devlete vermeyi tartışmamalı. Sosyalizm sadece bu demek

Genetikle, yaşlanmanın peşine düşmekle, uzaya çıkmakla ilgileniyoruz
İnsanlık etik yaşam mı istiyor yoksa insanlık onları mı istiyor?

"ictenlik"
25-02-2026, 12:57
Genetikle, yaşlanmanın peşine düşmekle, uzaya çıkmakla ilgileniyoruz
Oynadığımız oyunun adı kapitalizm değil, bunlar

Tüm bunlar olurken üretilen toplumun hataları komünizmin dışında ayrı bir başlıkla tartışılmalı (etik) ve bunun tersi devletçilik (komünizm, sosyalizm) denen
Şu an ki durum sınırlı da olsa devlet dışında aktörleri de başarabilirlerse bu süreçlere bağımsız katılımına fırsat tanıyor. Mesela Musk olup kendin uzaya çıkma çabası
Sosyalizm demek devletten başkası yapamaz, devletten başkası bilemez demek. Sosyalizm demek halk bunlara erişemez demek

Mevcut durumun etik tek tersi doğal hayat olarak yaban hayatı olarak toplayıcı yaşam döngüsüdür

Hiç kimse ama hiç kimse avcı toplayıcılığa dönmek istemiyorsa şu an herkesin hakkı olan şeyleri sadece devlete vermeyi tartışmamalı. Sosyalizm sadece bu demek

Genetikle, yaşlanmanın peşine düşmekle, uzaya çıkmakla ilgileniyoruz

İnsanlık etik yaşam mı istiyor yoksa insanlık onları mı istiyor?

Özgürlükler deneni tartışmalıyız. Burada seçmek sadece başkanı seçmek, yöneteni seçmek ve mesela bunun bu toplumun parçası olmak istemeyenler de özgür olabilmeliydi. İsteyen mevcut durumu isteyen başak yolu seçebilmeliydi.

Katılım yok. Mesela genetik diye bir şey var merak ediyorsun ve parçası olmak istiyorsun. Musk gibi sermaye edinmelisin, bir sanayi kurmalısın, üniversite açmalısın. Kendin bakmak istediğinde

Diğer taraftan sitemin bug'ları ve açıkları var. Tek yol sermaye değildi. Bir sivil üniversite görüşebilirdi. Sivil eğitim görüşülebilirdi. Bilimi özgürleştiren sivil okul üniversite ve eğitimi özgürleştiren sivil okullar. Yani sermayesi olmayan ama bir şeyleri değiştirmek isteyen onbinlercesi birleşerek yapabilirdi. Burada kavgadan başka bir şey yok

-

Sosyalizmde üretim araçlarını halka vermiyorsun, üretim araçlarını halktan geri alıyorsun ve sosyalizmde üretim araçları tek el de toplanır merkezlenir yani sosyalizmde üretim araçlarını devlete veriyorsun, halkın hiç bir özgürlüğü yok seçimleri yok ve bireyin hiç bir özgürlüğü yok. Daha sonra hanedan, plutokrat, aristokrata dönüşecek yönetim takımı ve merkez

"ictenlik"
25-02-2026, 13:29
Çocuk doğanın malı, klanının ortağıdır

Komünizminiz çocuk üzerinde tahakküm, vesayet , mülkiyet ve aile baskısını kaldıracak mı?

Aile klandır ve çocuk doğa ve yaşıtlarıyla daha sonra toplayıcıyla sosyalleşmeli ve çocuk özgür kılınmalı

Özgürlük diğer her şeyden büyük, yeğin, kutlu ve önemli. Hiç bir sahip olma türü özgürlük ile kıyaslanmaz

Çocuk doğduğu gün insan, vasi doğa

Nolan
04-03-2026, 00:04
Komünizmin ne olduğunu öğrenmek için, Friedrich Engels ve Karl Marx'ın 'Komünist Manifesto'su yeterli olacaktır.
Komünizmin bir işe yaramayacağını öğrenmek için de, George Orwell'in 'Hayvan Çiftliği' yeterli olacaktır.

spartacus
06-03-2026, 05:40
Komünizmin ne olduğunu öğrenmek için, Friedrich Engels ve Karl Marx'ın 'Komünist Manifesto'su yeterli olacaktır.
Komünizmin bir işe yaramayacağını öğrenmek için de, George Orwell'in 'Hayvan Çiftliği' yeterli olacaktır.
Saçma... Ayrıca Nolan komünizmde devlet ve devlet rejimi yoktur... Bir hayli biliyormuşsun. Örneğin ictenliğe de en basit konularda bile cevap vermiyorum, "böyle olmalı yoksa anlamsız" dediği şeyler zaten komünizmde öyledir, buradan nereye varırız? (sosyalizm ise zorunlu çatışmalı bir geçiş sürecidir. Bunun sebebi sosyalizmin karakteri falan değil, Afganistan'da laik rejim kurmak gibi düşünebilirsiniz(süreç ve o sürec boyunca rejim nasıl olurdu sence?), yani iradi veya liberal bönleştirme-AKP YANDAŞLIĞI gibi- sahte, biçimsel, aldatıcı propagandalarda olduğu gibi, keyfi, nasıl istenirse öyle olabilir seçenekli bir tercih durumu bulunmuyor. Örneğin şu an İran'ın savaştan başka çaresi olmaması gibi(rejimi şudur veya budur bu ayrı, mevcut koşullar ve gündem ayrı ele alınır)... O süreç çatışmalı-çetrefillidir, ama o süreç de dahi, her çocuk, yaşlı(ihtiyar) topluma aittir ve her çocuktan, yaşlıdan kamu sorumludur. Çocuğa gerekli, olması gereken desteği vermeyen ailelerden de çocuklar alınır, insanların kimseye kul olamması için de çocukların yetişmesinden, yaşlılardan kamu sorumlu tutulur, çünkü ÇOCUKLAR ve ileri düzey yaşlılar ancak başkalarının bakımı, yardımına muhtaç insanlardır, dolayısıyla muhtaçlık özgürlüğü kısıtlayacı ol-a-mamalıdır. İş gücü yaşına gelen her insanın da iş güvencesi yine kamu sorumluluğunda ve her bireye sosyal güvence sağlanmak zorundadır(işsiz olsa bile kişiye ev-yuva, zorunlu ihtiyaç ve giderlerini karşılayacak oranda maaş, yeteneğine göre çalışabileceği iş bulmasına değin, tümünden de kamu sorumludur, sosyalizmde buna mecburdur) :)

Orwell ekonomi-politik açısından yüzeyseldir. O kapitalizm ile sosyalizm arasındaki savaştan da(ki bu savaşı çıkartıp, sürdüren de kapitalizmdir ve buna mahkumdur) habersizdir(yüzeysellik açısında), aynı mantıkla ve aynı kamu kurumlarını esas alarak, herhangi bir ülkeye baksanız sonuç farklı olmaz. Orwell'dan ekonomi-politik öğrenemezsiniz, bu imkansız, öğreneceğinizi düşünüyorsanız henüz alfabeden dahi haberiniz yoktur. Ancak şu ya da hu döneme dair, has, bakış açısına göre REJİMLER konusunda fikir sahibi olunabilir. Ki Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk 30 yılını -sonraki yılalrını dahi- Orwell'in yazdıklarıyla değerlendirin, aynı kapıya çıkarsınız... Rejim eleştirisi başka, ekonomi-politik bir sistemin eleştirisi, öğrenimi, kavrayışı başka şeylerdir. Örneğin bizim zaten sosyalizme uymadığını gördüğümüz, öne sürdüğümüz, yerine göre adına "devlet sosyalizmi*", bürokratik sosyalizm dediğimiz kapitalist biçimleri hem eleştirip hem de zaten ret ediyoruz...

* Atatürk de "devlet sosyalizmi" istemişti, ama sonuçta daha beter bir rejim getirdiler, yine devlet merkezdeydi, ama bu devlet dönek ağaların ve ittihatçıların azınlık bürokrasisinin egemen olduğu, diğerinde kutsallaştırlan sembol ve isimler(örneğin orakçekiç, sosyalzim ismi veya başka rejimlerde başka semboller gibi) yerine ırkçı-dinci(!), bayrağa değin sembolleri kutsallaştıran, ırkçı-bağnaz bir devlet rejimi oldu(kısaca ARZ-TALEP meselesinin egemen bürokrasi tarafından kullanımı gerçeği=orada hakim olan her koşulda -ismine ne dediği önemli değil- kapitalizmdir) -Ki T.C., SSCB'nin 100 yıl önce tanıdığı insan hak ve sosyal güvenceleri 100 sonra bile sağlayamamıştır. SSCB dağıldıktan 10 yıl sonra her yıl sürüdürlen anketler olmuş, yeni teknolojiler-kolaylıklar, kapitalist nesiller doğmasına rağmen SSCB'nin (ki reel sosyalizm olmamasına, bürokrasinin varlığına rağmen) daha iyi olduğu ve Sovyet dönemine tekrar dönülmesini isteyen, kabul eden oranı kararsızlar dağıtılmadan %50, kararsızlar dağıtıldığında %60-65 olmaya devam etmiştir. Avrupada bir çok hak ve özgülükler de esasen kapitalizmin doğasına -her koyun kendi bacağından asılır- aykırı olmasına rağmen, zorunlu olarak taviz verdiği sosyalist hak ve özgürlüklerdir.... Oysa sosyalizm açısından bakarsak bürokrasi varsa = sosyalizm yoktur -ancak kısa vadeli zorunlu geçiş sürecinde bu mesele teknik-kadro meselesi olarak ele alınabilir. Bu süreç, bütün iktidar ve hükümetlerin "halk konseylerince" tayin edildiği, toplumun bu koşula erdiği evre, ana kadar geçici olarak, zorunlu ise var olabilir)... KİŞİLERİN VEYA ÇEŞİTLİ ideolojilerin, ÇEŞİTLİ BİÇİMLERİ TERCİH ETMELERİ, iradelerimizden bağımsızdır. Konu ekonomik sistemler olacaksa, kişilerin veya kurulu rejimlerin kendi adına ne dedikleri önemli veya belirleyici değil, buna da engel olunamaz... T.C'ni, eminim bütünüyle baskı rejimi olmasına rağmen savunacaksındır, çünkü monarşistler, saltanatçılar, laiklik karşıtları, ağalar, eskide diretenler, ayaklanmalar vs. diyeceksin. Şimdi anti laikler güçlü olsa ve ülkede iç savaş çıkartacak ve 10-15 kapitalist ülkecede silahlandırılıp, savaş halinde olsan Orwell falan tanımazsın, çünkü Orwell biçime baskan ama edebiyat açısından da etkili cümle kurabilen, toplumsal, genelden değil bireyden -ama baskıya maruz kalan taraftan- hareketle bakmayı başaran birisidir....... Aynı TC aynı anda 12 devletle ve içeride de sağlam bir Osmanlı ordusu olsa ve onunla savaşsaydı, o zaman ne diyecektin, Orwell'a mı bakacaktın, peki içinde olduğun o anki koşul ile hayalde, arzuada olan koşul aynı şey mi olacaktı? Ben sana çıkıp şunları astınız, bir sürü insan idam edildi, "nerede fikir hürriyeti" desem, ne diyeceksin? O dönemde saltanatçı olmak ve açıkca örgütlenip, rejime karşı mücadele, savaş yapmaları mümkün mü? Mümkün olsa daha mı iyi olurdu? Kısaca bazen objektif olmak, bazen "dürüstlük" derim, ikisi arasında fark var. Birisi insanın dürüst olmamasıyla ilgilidir -objektif olarak bakma şansı olmamasından değil(cahil de olsa, en azından muhatap objektif kıyas olanağı sunmuştur), işine gelmediği için bakmaması-, diğeri ise akıl, mantık, teknik çerçevesindedir.

Komünizm de Komünist Manifestodan öğrenilemez...

Rejimler de, objektif ele alınmalıdır. Örneğin günümüzde İran rejimi ile bir Almanya rejimi aynı şey midir? Değildir, ancak ikisinde de egemen olan sistem KAPİTALİZMDİR. Peki İran'ı, kapitalist ABD ve İsrail karşısında rejimi kadar, hatta çok daha etkili biçimde zayıf düşüren nedir? İSTİHBARAT VE AJANLIK FAALİYETLERİ yani rejimin gevşekliğidir. Bu işler düşündüğünüz kadar subjektif ve basit, yüzysel meseleler değil, ve işin bu yanı-yönünün, yani Orwell mantığının sistemlerle ilgisi yok...

Orwell konusunda hem Nazi hem de Liberal sahte propagandalarına aldanmamalı, bu tür proganadalar sahtedir, iki yüzlüdür.

2026, yer ABD, ne oluyor burada? Peki bu asker gibi 1 milyon kişi daha olsa ABD'nin rejimi ne olurdu? Nerede düşünce ve ifade özgürlüğü? Liberal sahtekarlıklara aldanmamalı, sistemler başka, rejimler, dönemler, kendine has zaruriyetler başkadır(Liberal sahtekarlık Ortaçağın cadı avcılığı taktiğindedir, bu sahtekarlara-gerçeği iyi, kötü bilen, ama buna rağmen sahtekarlığı, yandaşlığı, trollüğü seçenlere- aldanmamalı. Onları anlamak için AKP yandaş medyaya bakabilirsiniz, aynı menfaatçi türün farklı yandaş-trol versiyonları). Hukuki baskılar ise yerine göre değişebilir, örneğin en ılımlı rejim dediğiniz de, en baskıcı rejimler olabilir. Örneğin bugün İsviçre'de etkili bir Talibanvari(hristiyan köktencisi olsun farketmez) güçlü bir taban olsa, İsviçre rejimi aynı rejim olmaz ve bir Orwell çıkar, rejimin ne kadar da kötü olduğunu yazar...

https://www.youtube.com/shorts/m2RI6rvsez8

İnsanlığın sosyalizm ve komünizme(sınırsız, devlet otoritesiz dünya) ulaşmaktan öte kurtuluşu bulunmuyor... Ha bu konularda bilinçli olmamanız, objektif ve akıl, mantık sağlığıyla filtreden geçiremiyor oluşunuz, insanlığın her türlü mücadelesinde çatışmaların kaçınılmazlığını kavrayamıyor oluşunuz ve çiftestandartı esas almanız vb. bu gerçeği değiştirmez. Artık bunca cehaleti ve sonuçlarına rağmen cehalette ısrarı gördükçe, rahatlıkla şunu söylüyorum, müstehak. Beni anlamak için kendinize ve bir de >Türkiye'de rejimine can veren o malum Aktrol kitleyi analiz etmeniz yeterli. Kısaca aynı türban,ezan, bayrak propagandasının farklı çeşitlerine sahipsiniz. Onlara baktığınızda ne görüyorsanız, biraz daha fazlasını görüyorum o kadar.....

Andrew
06-03-2026, 09:02
Komunizmin ne oldugunu ogrenmek icin, Friedrich Engels ve Karl Marx'in Komunist Manifesto'su yeterli olacaktir.
Komunizmin bir ise yaramayacagini ogrenmek icin de George Orwell'in Hayvan Ciftligi yeterli olacaktir.

Nolan, forumda tartismali ve benim de genel olarak karsi goruste yer aldigim bir uye. Fakat belki de en dogru soyledigi seylerden biri (tek degil, haksizlik yapmayalim; benim henuz kafamin almadigi ve Islam uzerine guzel yazilari da var) budur.

Simdi bu arkadasimiz, belki o an uzerine analitik bir analiz yapmadan sarf ettigi bu sozle inanilmaz derecede gercege dokunmus. Gercekligin yakasindan tutmus, kavramlari sorgulamis, bak bu sozleriykle:

"Komunizmin bir ise yaramayacagini ogrenmek icin de George Orwell'in Hayvan Ciftligi yeterli olacaktir."

Simdi beni ideolojilerinden siyrilarak dinlemen gerekir, tamam mi?

Spartacus,

Bak guzel abim, benim hocam. Burada pek cok iletinden yer yer gercekten faydalaniyorum. Hatta bizim deneyimli, vaktini bilgiye adamis ve bilim yapmis Amerikali profesorlerimiz bile (senin) yaninda basit kaliyor — felsefi anlamda diyorum. Yoksa onlarin bilimsel metodolojilerinden ve laboratuvar calismalarindan, adam gibi bilim yapma anlamindan bahsetmiyorum. Bak, yarin bizim bir deney olacak, fMRI calismasi. Biz yonetiyoruz; cocuklar veri toplayacak, kodlayacak falan.

Gercekten senin yaninda felsefi anlamda cok ama cok geri kalirlar. Tamam mi? Bunu seni abartmak veya pohpohlamak icin soylemiyorum. Dedigim gibi onlarin farkli yonde saglam metodolojileri var. Bu bir inanc degil; goruyorum, katiliyorum, tasin altina elimi koyuyorum...

Ama biliyor musun Spartacus,

Bak ne diyecegim.

Samimiyetimle soyluyorum: bizim gibi biraz korkak olman lazim. Yani bilgiyi edinmede, onu yorumlamada, herhangi bir ideolojik lens kullanma konusunda cekingen ve temkinli olman lazim. Bilim ideoloji ile olmaz. Yan yana gelmez. Biliyorum bu gereksiz cumleyi kurmak burada gerzekce gorunuyor ama oyle.

Problem ne burada?

Sen bizim calismalarimiza bir de tanrisizlik ekliyorsun, ona bir sekil "okay" diyoruz; bir de kalkiyorsun, komunizm ekliyorsun. Komunizm bilimi olduren bir seydir. Komunizm oldugunda artik dusunce biter. Tek bir ideoloji olur; her sey onun yonetimi altinda olur. Bak, otoriter, dokunulmaz, sorgulanmaz demek, dusunce ozgurlugunun SONU DEMEK.....

Cok sik yaptigin bir hata bu. Kelimelerin terminolojik durumuna gore degerlendirme yapiyorsun. Diyorsun ki komunizmde, sosyalizmde diktatorluk, olmamali olmaz, soyle boyle.... Gecen yil sana anlatmaya calistim: kelimeler ve onlara atfedilen anlamlar ayri, yasanan deneyimler ayri.

Insan deneyim yasayan bir varlik oldugu icin, kelimeler uzerinden analiz yapamazsin. Utopyalar kuramazsin. Insan somurur, ezer, bicer, gucu eline aldi mi sapitir...Bitti.

Komunizm dusunce ozgurlugunun sonudur. Bizim gibi isicinbin de emekcinin de dusmaninidir. Cunku biz onlar ne derse, onu tekrar etmek zorunda kaliriz. Simdi bu iddiali mesaji yazip da oneride bulunmadan olmaz. Benim guzel abim. Insan, kotu bir varliktir ve ona olabildigince guc vermezk onu canavarlastirir. Ideolojik lensler, ----her turlusu-----kotudur. Simdi okuyunca kici kirik slogan gibi duruyor ama gerceklik bu.

spartacus
06-03-2026, 11:46
Spartacus,

Bak guzel abim, benim hocam. Burada pek cok iletinden yer yer gercekten faydalaniyorum. Hatta bizim deneyimli, vaktini bilgiye adamis ve bilim yapmis Amerikali profesorlerimiz bile (senin) yaninda basit kaliyor — felsefi anlamda diyorum. Yoksa onlarin bilimsel metodolojilerinden ve laboratuvar calismalarindan, adam gibi bilim yapma anlamindan bahsetmiyorum. Bak, yarin bizim bir deney olacak, fMRI calismasi. Biz yonetiyoruz; cocuklar veri toplayacak, kodlayacak falan.

Gercekten senin yaninda felsefi anlamda cok ama cok geri kalirlar. Tamam mi? Bunu seni abartmak veya pohpohlamak icin soylemiyorum. Dedigim gibi onlarin farkli yonde saglam metodolojileri var. Bu bir inanc degil; goruyorum, katiliyorum, tasin altina elimi koyuyorum...

Ama biliyor musun Spartacus,

Bak ne diyecegim.

Samimiyetimle soyluyorum: bizim gibi biraz korkak olman lazim. Yani bilgiyi edinmede, onu yorumlamada, herhangi bir ideolojik lens kullanma konusunda cekingen ve temkinli olman lazim. Bilim ideoloji ile olmaz. Yan yana gelmez. Biliyorum bu gereksiz cumleyi kurmak burada gerzekce gorunuyor ama oyle.

Problem ne burada?

Sen bizim calismalarimiza bir de tanrisizlik ekliyorsun, ona bir sekil "okay" diyoruz; bir de kalkiyorsun, komunizm ekliyorsun. Komunizm bilimi olduren bir seydir. Komunizm oldugunda artik dusunce biter. Tek bir ideoloji olur; her sey onun yonetimi altinda olur. Bak, otoriter, dokunulmaz, sorgulanmaz demek, dusunce ozgurlugunun SONU DEMEK.....

Cok sik yaptigin bir hata bu. Kelimelerin terminolojik durumuna gore degerlendirme yapiyorsun. Diyorsun ki komunizmde, sosyalizmde diktatorluk, olmamali olmaz, soyle boyle.... Gecen yil sana anlatmaya calistim: kelimeler ve onlara atfedilen anlamlar ayri, yasanan deneyimler ayri.

Insan deneyim yasayan bir varlik oldugu icin, kelimeler uzerinden analiz yapamazsin. Utopyalar kuramazsin. Insan somurur, ezer, bicer, gucu eline aldi mi sapitir...Bitti.

Komunizm dusunce ozgurlugunun sonudur. Bizim gibi isicinbin de emekcinin de dusmaninidir. Cunku biz onlar ne derse, onu tekrar etmek zorunda kaliriz. Simdi bu iddiali mesaji yazip da oneride bulunmadan olmaz. Benim guzel abim. Insan, kotu bir varliktir ve ona olabildigince guc vermezk onu canavarlastirir. Ideolojik lensler, ----her turlusu-----kotudur. Simdi okuyunca kici kirik slogan gibi duruyor ama gerceklik bu.
Andrew söylediklerinin hiç birisi geçerli de değil, tutarlı da değil. KOMÜNİZM OLDUĞUNDA DÜŞÜNCE BİTER DİYEN BİRİSİ, cahildir -komünizmde otorite, devlet, sınır, rejim yoktur, düşüncelerini yargılayıp, hesap soracak egemen bürokratik bir güç de yoktur. Sen sosyalizmi de bilmiyorsun, tek bildiğin TALİBAN veya geçmiş sistemin baron ZİHNİYİTİNE -sonuç olarak GERİCİLERE yani-, onların çeşitli manipülasyonları, trollerine, savaşımlarına SONSUZ ÖZGÜRLÜK, olanak TANINMAMIŞ olması... Sosyalizmde bürokrasi de olmaz, otokrasi de olmaz, eğer sosyalizm ise. Çünkü bütün yönetim KONSEYLERCE OLUŞTURULUR(bir kez oluşturulsun yıkılması da çok zor olur,i ne ütopyası, DEMOKRASİDEN SÖZ EDECEKSENİZ OLMASI GEREKEN BU, BU YOK, parasıyla siyasete hakim olan baronların vıcık, vıcık sahte DÜMENİ, OLİGARŞİSİ, OTOKRASİSİ egemen, AMA bunları savunarak DEMOKRASİDEN SÖZ EDİYORSANIZ SİZ ANCAK BİR YALANCI OLABİLİRSİNİZ ve BU KONULARDA bu kafada olan bir insanın konuşması için dahi 40 kat derili sağlam bir midesi olmalı. Normal bir mide bu kadarını kaldıramaz. Elbette sosyalizmde de bu vıcık, vıcık baron otokrasisine, oligarşisine izin verilmeyecektir, bu da aynı zamanda hak, hukuktur, halkın, vcık, vıcık baronlara esir ve köle olmamayı tercih etme özgürlüğüdür, işte bu da özgürlük, seçenektir, tercihtir(hoşunuza gitememesi sizin sorununuz)...... Özgürlükten söz edip kapitalizmi savunuyorsanız siz ANCAK BİR YALANCI OLABİLİRSİNİZ, ÇÜNKÜ KAPİTALİZMDE ÖZGÜRLÜK ANCAK PARAN KADARDIR, bunu da gayet iyi biliyorsunuz. Öyleyse sizin özgürlük derken kastettiğiniz nedir? %5 bir azınlığın zevk ve sefası mı, sahte sosyal medyada küfür edebilme hakkı mı, coca cola içebilmek mi, sırf laf mı?...) - 50 KERE özgürlüğün koşulalrını, olmazsa olmazlarını ANLATTIM, NEDEN İŞİNE GELMİYOR? Çünkü iliğine dek işlemiş olan bir bağnazlık var ve bağnazlığı da sistem aşılamış, belkide menfaatlerin de bu yöndedir. KIRICI OLMASIN, özel olarak konuşmuyorum, aşılanan bu ve açıkca ve çok net biçimde belli-ortada diyorum... Beni anlaman için durduğum konumda ve baktımğım noktada olabilmen gerekir..

AKP yandaş medyası ne ise -bir an düşün- siz de o kadar biliyorsunuz, nasıl düşünmeniz istenmişse öyle düşünüyorsunuz, size bunu anlatamam, anlamıyorsunuz... Bu nasıl anlatılır? Var mı bildiğin bir yol(50 kere izah ettim ama hala aynı noktadasın). Bilmiyorsun, bilmek de istemiyorsun, belki işine gelmiyor(ama dünya senden ibaret değil, herkes de seninle aynı olanaklara sahip değil, olsam da senin gibi olmam, olamam), kapitalizm tutkunusun, bu iliklerine işle-til-miş. Anlaman, kavraman çok zor, kavrasan işine gelir mi orası da zor. Desem ki kapitalizm=Epsteincılık, ve Andrew, senin savunduğun budur desem ne derdin? İşte ortada bir savaş var, şimdi, şu an, İsrail Gazze'yi yerle bir etti, 21. yüzyılda soykırım yaptı(ki sen bu savaşların GERÇEK SEBEBİNİ BİLMİYORSUN YA DA BİLMEK İŞİNE GELMİYOR, ne de aynı kara propaganda kafasıyla itiraz etmiyorsun("kapitalizm budur, Epteincılıktır, soykırımcılıktır, tevratın vaad edilmiş topraklarına çökmek ve geriye kalanı köle yapmaktır" desene, neden demiyorsun?, iki yüzlülük değilse neden söylemiyorsun?), ama sosyalist isimli bir rejim, gerici ayaklanmalara, tarihinde 50 yılı güçlü işgali, direniş ordularıyla, iç, dış, mecburen savaşla, bir yığın ambargolar, yalan propagandalar, ajanlaştırma, karşı istihbarat müdahalelerine karşı savaşmış veya da soyalizme ters düştüğü halde, sözde sosyalizm, özde kendi bürokrtasisi-rejim savunusu adına hasımlarına hatta sosyalistlere dahi olanak vermemiş durumları cımbızla çekip, bağlamından da koparıp, "sosyalizm işte budur" diye kötülüyorsun. Cehalet desem alınıyorsunuz, ama değilse nedir? Nasıl böyle akıl, mantık dışı kıyaslar yapılabiliyor?! SEN BANA SOSYALİZMİ ANLAT, SONRA NEDEN İDDİA ETTİĞİN GİBİ OLURMUŞ BUNU DA SİSTEMİN KENDİSİYLE, ama oıbjektif, akılk, mantıkla çelişmeden ANLAT. BIRAK ALİYİ VELİYİ, YANDAŞ YALANLARINI, midemiz kaldırmıyor. Ama bunun için de, önce sosyalizm nedir, nasıldır öğrenmek gerekir tabi, o da sende yok...). Peki batının bu ABD+İsrail eliyle yapılan soykırıma karşı tutumu nasıldı? Ya ABD'nin(İsrail hakkında eleştiri yapanın üzerine çullanan), tutumu nasıldı? En ufak bir eleştiriye, ifadeye bile tahammülü olmayan, ve sözde demokratik, özgürlükler ülkesi diye propagandasını yaptığın bu ülke, faşist ABD değil miydi(gerçek yüzü bu, ama toplumsal muhalefet olmayınca cahilleri kolayca kandırıyorlar)? ABD bir okulda çocukları bombaladı, 150 çocuğu katletti, batının tutumu nasıldı? Herhangi bir üs'de ABD askeri ölse bunu da kınıyorlar, kötü İran oluyor adı(sanki mesele Epsteincı Trump ve soykırımcı, işgalci İsrail'in daha fazla alanda sömürge savaşı değilmiş gibi). İsrail GAZZE'DE 500.000 insanı katletti, ABD, batı ne yaptı? KATLEDENE DESTEK OLDU, OLMAYA DA DEVAM EDİYOR. NEREDE SENİN HAK, hukuk, özgürlük demokrasi anlayışın, ABD'Lİ PROFESÖRLERİN(yandaş troller). )? Hayatları YALAN, DOLAN ve sen bunların yıkım, menfaatçi, sömürgeci anti propagandalarıyla bilinçlendiğini sanıyorsun, tarih böylelerini çok gördü(bak Brunoyu yakanlar hem hakim hem de çoğunluktu, o zamanın da o zaman göre profları da Brunoya karşıydı, ama tarih oldular, o gün ütopya sanılanlar bugün gerçek, bugünün cehaleti, ütopya sanılanı da yarının hem gerçeği, hem de konusu olacak. Çünkü ortada olan da -kapitalizm- bir gerçektir, çözümlenmiş, analizi, teşhisi yapılmıştır, kısaca artık kaçarı yok Andrew, ne kadar svaunrusan savun, kapitalizm sonsuza kadar süremez, sürmeyecek...), yenilenin tarihihi yenenler yazıyor, ama bu sonsuza kadar olmuyor. Bu gün cadı ilan ettiğin yarın kahraman olur, bu gün iyi dediğin-sandığın yarın tarihin laneti olacak... Hiç bir kapitalist han-ı yağmasını kaybetmek istemez, hal böyle olunca da kapitalizmin alternatifleri bunlar eliyle kötülenecektir, burada anlaşılamaz bir durum yok..... ABD iyidir, İsrail iyidir, ama nerede bunların(aslında ultra zengin baronların) tahakkümüne, esaret, kölleiğine girmeyen var, o kötüdür vs. Bilinciniz, kriterleriniz bundan ibaret. Kapitalizm sömürür, süründürür, öldürür, aldatır size göre alkışlanması gerekir... Sosyalizmin vs. bu sistemde kötülenmesi doğaldır, çünkü sosyalizm bu sistemin ve dünya yönetimi, egemenliği sahibi baronların, bu rezil, köhnemiş sömürge krallığı dünyasına son verir, bir kez olsun, bu kadar basit mantığı yürütmek gerekir, bu mantığı yürütemeyecek kadar cahil olamazsınız. AKP bile basit iktidarı için ne yalanlar, ne düzmeceler, ne icatlar çıkarıyor, öyle ya da böyle yandaş medya okuyanla, bu ve benzer konularda aranızda fark kalmıyor. Çünkü bütün bildiğiniz aslında yandaş medya propagandaları, itham, isnat ve söylevleri(ki sözde iddiaların yalan oldukalrı da defalarca kez belgelenmiştir). Açıkca da söylenir, sosyalizme geçilirse, kapitalistlere tekrar geriye dönüş ve sömürgeleştirme olanağı-özgürlüğü tanınmayacak, ister kabul et, ister etme, bu böyledir, nasıl ki kapitalizmde monarşiye geri dönüş, salatanata geri dönüşe olanak verilmiyorsa...

Sen komünizmi veya ekonomik sistemleri yeterince bilmiyorsun, en fazla anladığın REJİM düzeyinde ele alıp, kıyas yapmak. Rejim düzeyini de yüzeysel kıyaslıyorsun, taraflısın, çiftestandartların var... Sana ne anlatmalı? Nasıl anlatmalı? Ne ütopyasından söz ediyorsun, nasıl bir dünyada yaşadığının farkında değilsin, kapitalizm= ütopya değilse, o halde alternatifi de ütopya olamaz değil mi? Neden, çünkü verili olanı dürütçe analiz edersin, sorunların temel kaynağına, alt-yapısına inersin, çözümleme burada yapılır -peki sen nerede yapıyorsun? Sıfır çözümlen var, sıfır analizin var, ne olduğuna, nasıl olduğuna dair bir fikrin yok. YA DA SEN ANLAT, ben sorayım, sen nasıl çözüm üreteceğini tek tek cevapla, VAR MISIN? Bakalım görelim, bir fikrin var mı? Varsa ve gerçekten de analiz etmiş ve çözüm üretmişsen sana katılalım. Sadece yanlı-taraflı saçma kara propagandalara inandırılmışsın, bu propagandaları yapanların da neden ve nasıl el mahkum yapmak zorunda kaldıklarını dahi anlamamışsın...

Anti-laik bir saltanat ülkesinde, "laiklik hakkında konuşanlara" karşıt olma tutumunda olanlarla benzer durumdasınız. Ne anlatayım size? Zaten ne insanlık ne dünya aslen umrunuzda değil... O kadar saçma şeyler söylemişsin ki, komünizm işçi düşmanıymış vs. (hayatında bir kez olsun işçi oldun mu, o ev kirası eder-etmez ücrete karşın, o baron-patron monarşisini hiç yaşadın mı?). 1 İşçinin kapitalizmde bir ev sahibi olması için kaç yıl çalışması(%50 patrona, %20 devlete çalışması) gerekir? Ya eğitim, sağlık, zorunlu ihtiyaç giderleri? Kaç milyar kişi? Bu sözü ancak hiç bir şey bilmeyen söyler, aynen ilk paragrafta ele aldığım ifaden gibi :) Andrew yanlış anlama, ama bir AKP'li nasıl sohbet edebilirsem, bu konuda seninle de ancak o kadar olabilir. Şu garip GURABA sahte-kara- PROGANDACILIĞI bırakmazsan zaten konuşmak da mümkün değil, kaldı ki realiteye de bakmak istemiyorsun, aslında ne olduğunu da bilmek, görmek istemiyorsun, e ne yapalım? senin durumun iyi, haliyle sistemden de memnunsun demek ki, ancak dünyanın ölçütü sen ve senin durumun olamaz, değil mi?. KISACA SOSYALİSTLER SANA KARŞI DA MÜCADELE EDECEK, bunu anlaman zor olmasa gererk ve sen de elinden geldiğince yalan, dolan süreğen anti-propaganda yapacaksın. Bu -salt menfaatine göre politize olma- insanın da doğasında var ne yazık ki ve zaten aslında politikayı belirlkeyen de özünde YARARDIR(ekonomi) ve sosyalistlerin en büyük sorunu gerçekten ve asıl sömürülen kitlelere, sistemin aşıladığı cehalet, hamaset, din, ezan, bayrak, vatan vb. hamasetini aşıp, kırıp ulaşamamasıdır. 30 yıldır AKP halkı yoksullaştırdı, ama o halk hala daha AKP'yi seçmeyi tercih etti, çünkü hamaset, insanların kendilerine, kendi çıkar, siyaset, hak ve hukuklarına yabancılaşması ve cehalet öyle kolay aşılamıyor.

Komünizm ne de sosyalizm hatta ne feodalizm ne de kapitalizm hakkında, temelden bildiğin pek bir şey yok, tek öğrendiğin neo-liberal yalanlar ve sahte yalan dolanlar üzerinden çeşitli rejim kıyası yapmak(onda da objektif olamamak, tek sosyalizm karalansın da diye Tallibancılığı savunacak düzeye kadar düşmek), bunların, şu ya da bu rejimin konuyla zerre alakası yok. kaldı ki açıkca söylüyorum, baskı her sistemde olur, bu kaçınılmaz, işinize geldiği yerden ele alamazsınız... Örneğin Afganistan'da laik olanlara baskı yapılır, ABD, AVRUPA vb ülkelerde gerçek sol baskı altında tutulur ve etki düzeyine göre de şekillendirilir, sosyalizmde de gericilik(şeriatçılık, dinci rejimler ve artık saltanat, feodalizme geri dönüş tehdidi kalmadığına göre, gericilik=>kapitalizmdir), kapitalist ideolojiler(artık aşırı sağ olur) baskılanır, çünkü bunların hakim olması demek tekrar sömürge sistemi kapitalizme geri dönüş mücadelesi demektir. Afganistan'da laik bir rejim olsa, milyonlarca Taliban ve taraftarı şidedetli baskıya maruz kalacaktır, bunlar kaçınılmaz. ELBETTE YANDAŞ MEDYANIN YALANLARINI da temize çekmek çok zor, çünkü insanlar, toplumlar olarak sıkı cahiliz, anlatılamıyor. Anlatılıyor, ispatlanıyor yine de kişiler aynı nakaratları söylemeye devam edebiliyor.... Özgürlüğü de yanlış biliyorsunuz -ki defalarca izah ettim, özgürlük, twitterden küfür etme, hak, hukuk tanımama hakkına sahip olmak değildir. Özgürlük ancak seçme şansının mümkün olduğu koşullarda anlam kazanır. Kapitalizmde özgürlük, sağlık, hak, hukuk, eğitim, siyaset vs. parayla ölçülür, elde edilir, nasıl özgür olunacak(A, B'ye diyorsun ki sende tatil yap, sen de çocğunu özel okula gönder, senind e evin olsun, sen de siyaset yap, sen de villaalrda yaşa, sen de özel hastanelere git, sen de takjsiye bin, özel şoför tut, sen de çocğuna bütün imkanları sun, sen de ADLİYELERE git hak, hukukunu savun(bok savunabilir -gücü yetmez-, kaç tane insanı ezen kaç zenginin adı geçti ortalıkta, ceza biler almadılar. Çünkü ezdikleri sıradan halk yani köle toplumundandı) vs., bak özgürsün yalanları, peki özgür mü? Sosyalizmde ise esasen barınak, eğitim, sağlık, zaruri ihtiyaçlar, sosyal güvence ücrete tabi olamaz, siyaset halk konseylerine aittir, ne para ister, ne pul ne de reklam ne de şehirlerden, şehirlere taşınır, tamamen yerinde, işyerinde, mahallende, fiziken katılmanla sağlanır ve kararlarını da kendin yerinde alırsın ve bu düzenini bozmak i,steyene de zaten kendin imkan veremeyeceksin(kişiler değil, kamu ve bu da demokrasidir). Tabi bu koşulların oluşması için de bir ARA GEÇİŞ SÜRECİ* var, bu hasta bir vücudun, tedavi sürecine direncine ve ateşli, hummalı geçiş dönemine benzer, hiç bir sistemden, rejimden, rejime geçiş sancısız, bedelsiz olmaz, olmamıştır, olamaz(istisna olursa da ancak bunun da koşulunun olgunlaşmış olması gerekir... Ancak o rejimde de halk, verili demokrasi, anlayışına karşı olan unsurlara geçit vermez, yani bu süreçlerde, her daim baskılanan, yasaklanan, dışlanan, izin verilmeyen anlayışlar, kesimler olacaktır(o zaman da bu kararı veren halk olur) -orası hayallerin dünyası cennet falan değildir, öyle bir dünya yok. Yine de iyi, kötü cennet isteyen, cehennemden geçmek zorunda -illa çeşitli bedeller ödenir- ve bu sürece biz ARA-GEÇİŞ SÜRECİ, ARA-FORM diyoruz ve ne yazık ki günümüz dünyası açısından kaçınılmaz. Arzu, istençle, tercihle ilgisi yok. Ben de AKP'nin hakim olmadığı bir Türkiye'de yaşlamak istiyorum, ama işte istemekle olmadı, olmuyor, demek ki süreç mücadeleler, bedeller, derslerle doludur ve yarın rejim değişse, AKP ve yolsuzluk, hak, hukuksuzlukları yargıya taşınsa, hele bu kesimler ayaklanma çıkarsa ve bastırılsa, bu da bu ülkeyi anti-demokratik yapmaz. işte kapitalizmin yandaş medyası nereden bakmak işine gelirse oradan yorumluyor, öyle bir durumda batının adi medyası, Türkiye hakkında ne yazardı? (AKP'ye hayli desteklediler, çünkü işlerine geliyor). İnsan hak ve özgürlüklerine karşı, baskıcı bir rejim der, bin bir türlü de yalan dizerdi. Bunların ciğeri bu........

Sosyalizm ve komünizm, ne bir ütoıpyadır ne de senin anladığın türde bir rejim sorunu veya saçmalıktır, göklere sığdıramadığın kapitalizmin sonudur. Sorunumuz bilinç sorunu ve ne yazık ki bu konuda da, bir zamanların ortaçağını bugün yaşıyor-sun-uz. Amerikalı profesörleriniz nedir ki? Kadı ki şu dünyada ABD demek, yalan, dolan, cehaletin hatta anti-demokratizmin en yoğun yaşandığı yerlerden biri demektir(tek farkla, nasılsa karşılarında etkili bir güç yok ve dünyayı gasp ettikleri için topluma sus payı verebiliyorlar -işin özü burada, yoksa ABD vb. sandığınız gibi bir yer değil, gerçek, bağlayıcıi etkili bir toplumsal muhalefet yok, olamdığı için de böyle sözde dmeokrat gibi görünüyorlar).... Neden kıyas alıyorsun bunları? Feodalizmde de böyle bolca aristokrat vardı, ne oldu? Bu yaptığına da "bir bilene safsatası" deniyor.. EKONOMİ-POLİTİK TERCİHİN PROFESÖRÜ MÜ OLUR? Yüzlerce sosyalist, komünist profesör sayılabilir, ama bu tarz kişi, kafa kıyası ancak cahilliktir, bu sistemde prof olmak da, öyle sandığın gibi bir halt olmak falan değildir, %99'u hele şu konuda zır cahildir veya ikiyüzlüdür -ister küçümsediğimi düşün, ister basite aldığımı, ikisi de değil :)

Şu konuda konuşacak sözü olan var ve kapitalizmi tercih ediyorsa şerefsizliğindendir. Bu tür kıyaslar saçma... AKP'nin de profları var, ama onlarla aynı fikirde değilsin, yoksa öyle misin? :).. Andrew konulacaksan ya konuşabilecek düzeyde ekonomi-politik bilgin olmalı ya da böyle anti-laik veya evrim karşıtlarının yaptığı türden saçma sapan propagandalarla gelme...

Abi ne diyeyim ben sana, ne anlatayım? Ne desem alınıyorsun, bilmediğiniz konularda ya soru sorun ya da saçma sapan proopagandalar yapmayın, bilmiyorsun... Sen sosyalizmi alçak liberallerin, sahtekar dinci bağnazların çeşitli propagandalarıyla ve yandaş medyanın ağzıyla oradan buradan saçma, sapan biçimde öğreniyorsun ve öğrendiğin saçma sapan progandaların da sosyalizm veya komünizmin ne olduğu, olmadığı hakkında bilgi verdiğini sanıyor(zannediyor), düşünüyorsun... İnan bu konuda(!!! bu konuda) AKP'lilerden zerre farkınız yok, üstüne de onlar ne kadar AKP'ci ve kendilerinin başka yolu olmadığını düşünüyorsa, siz de o derecede kapitalizm kurbanısınız, laf, sözün size tesiri çok zor. EKONOMİ-POLİTİK hakkında bilgin varsa konuşalım, yoksa bu tarz boş propagandaların anlamı yok, yararı da yok, almak istemeyen birisi için tesiri de yok, müstehak...

spartacus
06-03-2026, 17:42
Ne bu başlıkta ne de benzer ifadelerde, eleştirdiğini iddia edip de, henüz daha bir kişi bile çıkmamıştır ki, ne kapitalizmi ne de sosyalizmi kavramış, bilen birisi olsun... Bu yadırganabilir mi? Elbette yadırgamıyorum, ama günümüzün en pesyaye cehaletine örnek olarak verebileceğimiz, her konuda hamaset, kara propaganda, yalan, dolan, abuk subuk kara propagandaları kendisine dayanak edinmiş tarzın da mide bulandırmak öte bir anlamı olmuyor. Komünizm hakkında konuşanlar ise ne olduğundan dahi habersiz, rejim, devlet ve benzer otorite gibi şeylerden söz ediyorlar(Yiine de ahkam kesiyorlar ya, şaşırmamak elde değil. İnsanlık nasıl yaşamak isterse öyle yaşar, yani vay efendim şu olacak mı bu olacak mı gibi sorular anlamsız, çünkü nasıl olacağına, olmayacağına yine toplumlar yaşamıyla belirler, öncül olarak şu olur, bu olur veya belirleyen merkezi bir otorite olacaktır denemez, bilemeyiz ve biz karar veremeyiz, günümüz anlayışını da, bizi de aşar(kaldı ki günümüz insanı daha içinde olduğu dünyayı analiz edemiyor, yaşadığı sistem hakkında, doğanın zenginliğine rağmen yaşadığı yoksulluk, yoksunluk, stres, kaygı yumağına dönüşmüşlüğü hakkında zerre bilinci yok)... İnsanlık binlerce yıl komünizmle yaşadı, nasıl yaşayacaklarını belirleyen bir merkez yok ki, muhtap alınıp da cevap verilebilsin. Bu anlatılamaz, ama örneğin sistemlerden etkilenmemiş kabilelere gidildiğinde, insanların "hırsızlık, tecavüz, gasp, özel mülk" gibi kelimeleri bilmemeleri gibi. Size garip gelebilr, ama o toplum, günümüz toplumu ile kavranamaz, günümüz sistem, rejimleri, empozesinin tamamen bitmiş ve erimli nesillerle yeni -özüne dönmüş insanlığın- KOLEKTİF temelde sağlayabileceği bir süreç)

Perinçek'e sorsanız sosyalist olduğunu söyler değil mi? TKP de sosyalist olduğunu söyler(ama savunduğu aslında bir rejim olarak ittihatçı kafalı devlet kapitalizmi-sosyalizmidir). Kimsenin masabaşında oturup sen şu olacaksın, sen busun deme şansı da, lüksü de yok... İspanya başbakanı da sosyalist olduğunu söyler, K.Kore'nin başındaki de, CHP'de yeri gelir sosyalist olduğu, İsveç vb. ülkelerde de hayatın toplumsal tarafında sosyalizmin esas alındığı söylenir vb. bu böyle uzar gider, eğer isnanca yaşam, hak, hukuk, demokrasiden yana iseniz, başka bir alternatif de sunmadığınzıa göre, sosyalist olmaktan öte yolunuz bulunmuyor(aksi halde ABD yıkılmaz, boşalan yerede sizler konmaz ve dünya kaynakjlarının %60'ını 50-60 holdinginize ve eşrafına akıtıp, halka da "kendi anlayışlarıyla eti sıyırıp, kemiği" dağıtmazsanız, Ortadoğudan öte geçemeyeceksiniz), ister bunu mecburiyetten yapın, isterseniz kapitalizmi biraz daha fazla yaşatmak için yapın. Çünkü kapitalizmin doğasında sosyal demokrasi, gerçek ve sosyal adalet, özgürlük, insan faktörü yoktur, olamaz da(isteseniz de olamaz, olsa kapitalizm olmaz), kapitalizmin bireyciliği, temelde, manifaktür ağasının(yani patronun) özel mülkiyeti(diğerlerini mahrum kılmak ama bunu da meşrulaştırmak) içindi ve içinde halkın olmadığı temsili demokrasisi de, aralarındaki (eskiye göre aristokrasinin, yeniye göre soyluluğun belirleyeni sermayenin) rekabetin, siyaseten yürümesi içindi. Yani onların demokrasi dediği şey, kendi aralarındaki rekabet, çatışma, hırlaşma ve mücadele açısından siyasi bir yol, yöntemdi, sizle ilgisi yok, sizi de kapsamıyor ve sizi kapsamayacağını -çünkü sermaye değilsiniz ve etkili siyaset yapacak denli ne sermayeniz ne vaktiniz, ne de bunu sağlayacak bir bilinciniz olmayacaktı- onlar zaten biliyordu.

Yarın bir gün Perinçek kafalılar hakim olup, İttihatçı faşizminin adına sosyalizm dese, buna rejim denebilir, ama çeşitli rejimler veya devlet kapitalizmleri veya milli devlet kapitalizmleri veya devlet soyslizmi vb. rejimler=sosyalizm olmuyor. Ekonomi-politik sistemler sandığınız gibi, Zerdüşt, Budist olmak veya İsacı veya şu ya da bu mezhepçi, şu ya da bu boş, kof, azmanlığın hamaseti ırkçı-milliyetçi, şu ya da bu takım ve taraftarı olmak gibi düşünülemez.

Önce gidin kapitalizmi iyice öğrenin, oysa çok basit, (AKP ve medyasına baktığınzıda kapitalizm çırılçıplak ortadadır, elbette bu yansımasıdır, asıl önemli olan temelde yatan işleyişi çözmektir), sonra sosyalizmi öğrenin. Nereden, nasıl çıkmış, bunu altyapı, üretim ilişkileri, toplumsal adaletsizliğin temelinde yatanı(Ali, veli değil, kişilerle ilgisi yok) çerçevesinden, yani temelden edinin. Bırakın o buna şunu yapmış yok bunun kaşı, gözü zırvalığını... Sosyalizmi bulan da Marx değildir, marksistler de Marsist olmamak için çalışır(gereğinin kalmayacağı bir dünya), bu sizin sandığınız türden dogmatik türde kişi yüceltimi tarzında bir tutum değildir, Marx'dan da evveliyatı olan sosyalizmde, Marks'ın yol, yönteminin benimsenmesidir. Kaldı ki sizin de aklınız olmalı, o halde buyrun alternatifi siz koyun, neden, nasıl, ne biçimde mümkün kılacaksınız, ortaya koyun ve görelim ne çıkacak...

SSCB'de yaşamadınız, 1. Dünya savaşı yıkımından siz çıkmadınız. Siz binlerce yoldaşı, halkıyla monarşi tarafından kurşuna dizilenler, her ailede doğan her 7 çocuktan, 5'ini açlık ve hatsalıktan kaybeden anne, baba, her gün 20 saat çalışmak zorunda bırakılan işçi, ağanın ahırında yatan maraba, onca haksızlığa karşı adalet arayan ve imkan bulduğunda sağlayan da olmadınız ve iyi kötü bir haliniz varsa bunu da yine sosyalizmin mücadelelerine borçlusunuz -kapitalizmde 1 işçinin çalışma süresi 18-20 saatti, 18, 16, 12, 8 saate düşürülmesi için zorlu mücadeleler verildi, sosyalizm bilinci toplumsal uyanma, korkusu da baronların kıçını incitmese, bu günleri de göremezdiniz, sahip olduğunuz bazı haklar size sosyalizm bilincinden, sosyalizmden mirastır ve özünde sosyalist haklardır... Siz çarlığın zulmünü yaşayan olmadınız. Siz çarlığın sağlam kalmış düzenli ordusuyla savaşan değildiniz. Siz iç, gerici ayaklanamlarla binlerce, milyon insan olarak katledilenler olmadınız. Üstüne 4 yıl boyunca açık bir işgal ve içeride yine çarlık ve işbirlikçi beyaz ordularla savaşan olmadınız. Siz ağaların güçlü isyanlarının muhatabı, ezilen marabaları da olmadınız, siz 100 yıl önce Suriye'ye çevrilmiş bir ülke de olmadınız... Siz yaşamadınız, binde birini yaşasaydınız sovyet halkına kızardınız, neden bu kadar müsamaha göstermiş, sabretmişler diye... Okuduğunuzu sandığınız sözde kaynaklar yalancı, sahtekar, iki yüzlü, adi ve gerçekleri tam tersine çevirip sizi aldatan kaynaklar, örneğin; Suriye'de IŞİD'in katliamlarını, katledilenlerin hanesine yazmaları, IŞİD'i özgürlükçü, sovyet halkını ise katliamcı saymaları gibi. O halde olmasına rağmen toplam tutsak oranının, ABD(savaşsız ABD!) ile aynı olması gibi(garip değil mi? İç savaş, savaş halinde bir ülke ve tutsak sayıları, olağan, normal seyrinde olan ABD'yi geçmiyor ve bu konuda tutsak sayısını 50'ye çarparak rakam verilen yandaş medya yalanları da belgelerle ortaya serildi, tüm diğer yalanları da)... Gerçekte yaşanan ise, monarşi ve destekçilerinin, beraberinde kapitalistlerin milyonlarca sovyet insanını katletmiş olmasıdır ve bu bir savaştır ve kendi katliamlarını, sovyet halkının üzerine attılar.. Bir ülkeye sırf farklı bir sistemi tercih etti diye, tam bir soykırımcı, insanlık düşmanı AMBARGO uygulayan ülkelerin medyası, taraftarlarından ne beklenir? Yani imkan bulsalar demek ki satırla doğrayacaklar ve kimse de bunalra buyur gel, yap demez, diyemediği için de sorumlusu sayılamaz, sayılmamalı...

Burada mesele bu da değil, ama yalan propagandaların merkezi burada döndü. Neyse, ya gidin sosyalizm hakkında doğru düzgün bilgi edinin, ya da önce sorun sonra yorumlayın... Sıkıntı burada, neredeyse hiç bir şey bilmediğiniz konularda karşı propaganda, hamaset yapıyorsunuz. Elbette yapabilrisiniz, yapamazsınız demiyorum, zaten yapıyorsunuz, ancak öncelikle basit yanlışınızı görmelisiniz. Çeşitli ve yanlı, ikiyüzlü yaklaşımlar ve çeşitli rejimler üzerinden sistem eleştirisi olmaz, geçin sosyalizmi, hiç bir sistem, hiç bir olgu, olay bu şekilde, göreceli rejim, koşullara ele alınamaz, bu düpedüz akıl, mantık dışılıktır... Önce bunu kavramanız gerekir. neden bu yola başvuruluyor, çünkü insan gibi, akıl, mantık ve objektif, bilimsel bir yaklaşımla sosyalizmi eleştirmeleri, kapitalizmi savunmaları mümkün olmuyor....

Bu sitede zamanında bana hayli küfür etmiş bir faşist neo-liberal vardı, %99,9 yalanları sadece ben değil başkalarınca da -stelik bu kişiler sosyalist de değil- yalan olduğu, orijinal belgelerle belgelendi ve her belgelenmesinde bizim faşist neo-liberal(yeni faşizm) çileden çıktı. Kudurmuş it gibiydi... Yöntemi basitti, şurada şu kişi bu kadar kişiyi katletti vs(%99,9'u yalan, ve 1 ve 2. dünya savaşının sebep olduğu kayıpları,hele1800'lü yıllardaki kıtlıkları, 1920-1950 arası tüm dünyayı etkileyen İspanyol gribi, veba vb. kayıpları, 1.000 ile çarparak eklemiş). O halde dünya tarihinde insanlığa atom boması atan sadece bir ülke vardır, o da ABD'dir dedim... Dünya tarihinde tüm dünyayı kapsayacak denli ülkelere saldıran, gasp eden, çeşitli oyunalarla kan gölünme çeviren ve bunu da sırf 3-5 petrol, silah, ilaç devi baronunun zaten var olan milyar dolarlarına daha fazlasını yapmak için yapan başta ABD ve İngiltere olmak üzere kapitalizmdir, kapitalistlerdir. SSB'ye savaş açan da, içeride çarlık ordularını, beyaz orduları, gerici kalkışmaları destekleyip, çeşitli lejyonerler silahlandırıp, bir dolu katliamı, yıkım ve yakımları yapanlar da kapitalizmdi. Onlar savaştır, savaşlarda bu olur diye yanıt verdi. Dürüst iseniz kapitalizmi sorgulayın, eğer gerçekten tutarlı iseniz ve gerçekten insasn hayatını önemsiyorsanız önce savunduklarınıza bakın, sonra burada akıl verirsinz, o zaman bakarız...

Haydi bekliyorum, göreyim insanlığınız, duyarlılığınız, tutarlılığınızı, gerçek yüzünüzü... Ne bekliyorsunuz? yazın, yerine neyi, nasıl koyuyorsunuz, onu da yazın, ama bana çıkıp kapitalizmi, ABD'yi, Afganistan'ı, İsrail'i, %1 azınlığın, tüm dünyayı çiftliğine çevirmesini ve insanın değerinin bunların gözünde ambarlarına girecek paradan öte anlam taşımadığı, yalan, dolan, talan dünyayı, yalansız, dolansız nasıl savunabildiğinizi anlatın, savunmuyorsanız alternafinizi sunun... Diyorum ki söylemlerinizin %99,9 yalan, dolan, bunları, öteyi, beriyi bırakın, burnunuzun önünü görmüyorsunuz, görün ve burnunuzun önünü yazın, ne görüyorsunuz? Kendi taktiğinizle madem gerçekten bu kadar demokrasi, hak, hukuk, insanlık aşığsınız(yerseniz) aynı hassasiyetle yaklaşın, kapitalizmde demokrasiyi, özgürlüğü nasıl mümkün kılabiliyorsunuz, buyrun anlatın, nasıl mümkün? Siz daha adına temsili demokrasi denen otokrasi, oligarşinin aldatmaca olduğu, hayatın merkezindeki monarşinin, insanlığı yiyip, bitiren stresin bile farkında değilsiniz ki... Marx diyorsunuz, ama bilmediğiniz Marx'ın illa kapitalizm olmasın derdi değil, bu bir seçim, tercih meselesi değil, var olana, olguya bakmaktır... Ve en önemlisi de diğer yandan İNSANIN KENDİNE AYIRACAĞI ZAMANININ OLMASI(Her insan için şuanki dünyada, günlük en fazla 4 saatlik çalışma zamanı yeterlidir, nasıl yeterli olduğunu da gayet net ve objektif olarak açıklamış, hesaplamış, sunmuştur ve yine tüm bireylerin gerçekten de seçme ve seçilme hakkının olması( sermayesine göre partilerin, kulüplerin 4-5 yılda bir arenaya çıkıp, sirk cambazlığı yapıp, hadi mecbursunuz iyi kıvırana oy verin, biz de ebenizi belleyelim tiyatrosu değil. ). 30 YIL sabah 7 de kalkmış, akşam 9'da eve dönmüş insanlar sizce yaşamış mıdır? Peki yılın 300 günü, gün boyu, bütün zamanını vererek kime çalışmıştır? Elinde kalan nedir? Hangi demokrasiden, özgürlükten, insan haklarından(halkı, küçük bir azınlık dışında kalanı insandan saymıyorsunuz demek ki) dem vuruyorsunuz, hayır kime masal anlatıyorsunuz? Milyarlarca insanın kanı, emeği üzerinde çocuklara tecavüz edenler, herhangi bir devletten bile zengin olanlar ve onların yalamacıları için elbette kapitalizm iyidir, elbette siyaset de, medya da her bir bok da bunların elindedir. Senaryoyu da bunlar yazar, filmi de bunlar çevirir, size kalan ya figüranlıktır ya da bunların düzenine cahilce imandır ve ömür boyu aldatılmak, paranın kölesi haline getirilmek, kaygı, çaresizlik, muhtaçlık ve strestir...

Sonuç; masal anlatmayın, demokrasi, insan, özgürlük diyorsanız, bir yol bulmak zorundasınız. İnsan önce kendisine dürüst olmalı, ha olmamak menfaatinedir, bu olabilir, ancak bu insanlığın küçük bir azınlığını temsil eder, çoğunluğun sorunu ise empoze ve enfekte edilmiş olmasıdır(kısaca cahil bırakılması, birbirine düşürülmesi, kamplaştırılması, hamasetlerle uyutulması da denebilir)... Dürüst olacağını, yalana, dolana, dogmatizme vb. sapmayacağını düşünen veya bir alternatifi olan varsa ben varım desin. Madem demokrasi, özgürlükten dem vuruyorsunuz ve madem dürüstsünüz, o halde ben sorayım, nasıl mümkün olduğu, kıldığını o cevaplasın... Bekliyorum...

Andrew
06-03-2026, 20:08
Sosyalizmi ya da komunizmi inanc sistemi gibi degerlendiriyorsun. Tanimlarda gecen kelimelere bakarak konusuyorsun. Mesela konseyler olacak, sosyalizmde burokrasi olmaz, parti olmaz diyorsun. Ama tarih bize baska bir sey gosteriyor. Sosyalizm adina kurulan hemen her yonetim bicimi guclu bir burokrasi uretmis, otoriter ya da diktatoryal yapilara donusmus ve cogunlukla insanlari yoksulluga ve kitliga suruklemistir. Ustelik bu rejimler insanlarin dunya ile iliskisini de sinirlamistir. Basit bir karsilastirma yapalim. Guney Korede insanlar bilim yapiyor, sanat uretiyor, dusunce gelistiriyor; dunya ile ic ice, serbestce seyahat edebiliyorlar. Kuzey Korede ise durum tam tersi. Insanlarin yurt disina tatil icin gitmesi bile yasak. Gerceklik bu kadar acik. Cunku insanoglu gucu eline aldiginda cogu zaman sertlesir ve hatta barbarlasabilir. Sosyalizmde parti olmaz, burokrasi olmaz, zulm olmaz dediginde aslinda tarihsel gercekligi degil, bir ideali savunmus oluyorsun. Bu daha cok bir inanc gibi bir seydir. Oysa insanin oldugu her yerde belli olculerde adaletsizlik, catismalar ve gozyasi vardir. Kapitalist toplumlarda da vardir, sosyalist toplumlarda da.

Bir de su soruyu sormak gerekir. Cinde karsit bir gorusun olabilir mi? Hayir. Eger ben kendimi ozgurce ifade edemiyorsam ozgur degilimdir. Kuba kendi soylemlerine gore sosyalisttir. Spartacusun sosyalizm sozlugune gore degil, kendi resmi ifadelerine gore. O zaman gidip o ulkelerde yasayan insanlara sormak gerekir. Kendilerini ne olcude ozgur hissediyorlar? Dis ulkelerin baskisindan bahsetmiyorum. Kendi yerel ve genel yoneticilerinden bahsediyorum. Bir insan hukumeti acikca elestiremiyorsa, farkli bir fikir soylemekten korkuyorsa, o toplumda teoride ne yazdiginin cok fazla bir anlami kalmaz. Ozgurluk, kitaplarda yazan tanimlarla degil, insanlarin gunluk hayatinda ne kadar konusabildigi, yazabildigi ve hareket edebildigi ile olculur.

Bu arada, daha once okumus olabilirsin ama yine de Milton Friedman ve bu konuda yazmis baska birkac yazari tekrar okumanı oneririm. Bu tartismalari farkli acilardan gormek faydali olur.

Andrew
06-03-2026, 20:24
6 ay kadar once guney koreli bir arkadasimla 6-7 saat kadar araba yolculugu yaptim. Ayni arabada gidiyoruz, yolda gordugumuz seyler var, surekli sohbet ediyoruz. Kendi kendime dusundum. Bu adam Guney Koreli. Iki tane isi var. Cok caliskan, ailesine bakiyor. Bir yerde mudur, baska bir yerde de ikinci bir isi var. Istedigini yiyor, iciyor. Ifade etme ve hareket ozgurlugu var. Din ve inanc ozgurlugu var. Sahip oldugu her seyi calisarak kazanmis. Sonra Kuzey Koreye bakiyorsun. Insanlar robot gibi yasiyor. Hicbir ozgurluk yok. Koca bir ulkeyi adeta hapishaneye cevirmisler. Gece gunduz sosyalizm propagandasi var. Insanlarin gunde kac saat calistigi, hangi kosullarda calistigi, hangi isci haklarina sahip oldugu bile net degil. Diktatorlerine tapar gibi bir kultur olusmus. Aradaki fark bu kadar acik.

Halbuki bunlar AYNI insanlar sadece IKI millet/devlet. Bu 2 millet bu kadar mi farkli olur?

Simdi muhtemelen yine ayni seyi soyleyeceksin. Diyeceksin ki bu sosyalizm degil. Sosyalizmde parti olmaz, burokrasi olmaz. Kuzey Kore sosyalizmi temsil etmiyor dersin. Ama burada sosyalizm idealizminden bahsetmiyoruz. Kanli canli orneklerden bahsediyoruz. Tarihte sosyalizm adina kurulan sistemlerin gercekte nasil isledigine bakiyoruz. Teoride yazan ideal tanimlardan degil, insanlarin gercekte nasil yasadigindan konusuyoruz.

Andrew
06-03-2026, 20:47
Mesela buna benzer bir seyi din tartismalarinda da goruyoruz. Ornegin Muslumanlara Islamdaki bazi olumsuz uygulamalar gosterildiginde cok sik ayni cevap verilir. Denir ki gercek Islam bu degil. Kuranda senin dinin sana benim dinim bana denir, demek ki Islam ozgurlukcu ve demokratik bir dindir. Kagit uzerinde bakildiginda bu yorum yapilabilir. Ama mesele sadece teorik metinler degil. Asil bakilmasi gereken sey insanlarin gercekte nasil yasadigidir. Bugun bircok Islam ulkesine baktiginda ifade ozgurlugu ciddi sekilde sinirlidir. Hukumeti acikca elestirmek tehlikelidir. Bazi yerlerde din degistirmek neredeyse imkansizdir ya da ciddi toplumsal ve hukuki baskilar vardir. Gazeteciler, akademisyenler ya da sanatcilar yazdiklari ve soyledikleri seyler yuzunden cezalandiriliyorlar. Insanlar interneti bile serbestce kullanamiyor, sosyal medya paylasimlari nedeniyle sorusturmaya ugruyorlar. Hatta bazi ulkelerde kadinlarin nasil giyinecegine, nereye gidip gidemeyecegine kadar kurallar vardir. Yani insanlarin deneyimledigi gercek hayat ile teoride anlatilan ideal arasinda buyuk farklar olabiliyor. Ayni durum sosyalizm tartismalarinda da ortaya cikiyor. Teoride anlatilan sistem kagit uzerinde cok adil ve ozgurlukcu gorunebilir. Ama insanlarin gercekte yasadigi deneyim farkliysa, o zaman tartismayi sadece tanimlar ve ideal tarifler uzerinden yapmak yeterli olmaz. Onemli olan insanlarin gercekte ne kadar ozgur olduklari, ne kadar konusabildikleri, yazabildikleri ve hayatlarini ne kadar kendi secimleriyle yonlendirebildikleridir.

Andrew
06-03-2026, 20:50
Ayrica senin bana belirli bir sorun varsa, sorunu kisa ve sade sekilde sormayi dene; bilgim-fikrim dahilindeyse cevap vereyim. Sorular uzerinden devam edelim.

Andrew
06-03-2026, 23:09
Spartacus,

Once bir seyi netlestirelim. Hangi ekonomi-politik konu uzerinden konusmak istiyorsun? Komunizm mi, sosyalizm mi, kapitalizm mi, ozgurluk meselesi mi? Cunku yazdigin metin ele alinacak soru felan icermiyor; cok uzun itham listesi var, hakaret var, niyet okuma var, ---falcilik diyorum ben buna-- yani var da var. Manifesto gibi yaziyorsun; dusunceye, gelisime, degisime aciklik yok yani.

Bir de sunu soylemem lazim: beni propaganda yapmakla sucluyorsun ama yazdigin seyin buyuk kismi propaganda dili. Hakaret, itham, niyet okuma… Bunlarla tartisma yurumez.

Bak, mesele basit. Eger konusacaksak net gidelim.

Sorun varsa sor.
Ben cevap vereyim.
Ben sorayim
sen cevap ver.

Ama boyle uzun uzun suclayici cumlelerle gidersek saglikli, saygisal bag temelli bir iletisim kuramayiz.

Bir de sunu varsayma: ekonomi-politik sistemler konusunda hicbir sey bilmiyorum----burada herseyi bilen sensin----Kapitalizm nedir, sosyalizm nedir, komunizm teoride ne soyler, tarihsel deneyimler ne gosterir, bunları az cok biliyorum. Ama sen sürekli kavramlarla tarihsel deneyimleri ayirmadan, kavramlar uzerinden idealistçe yaklaşıyorsun. Boyle tartisma yapilamaz.

Ayrica Amerika demek otomatik olarak yalan talan demek degil. Ayni sekilde sosyalizm de otomatik olarak kusursuz bir sistem degil. Gercek dunya sloganlarla aciklanacak kadar basit degil.

Benim onerim su: uzun uzun mektuplasmayalim. Senin de benim de zamanimiz yok.

Kisa gidelim.
Net sorular, net cevaplar.

Eger gercekten ekonomi-politik tartismak istiyorsan bir konu sec ve bir soru sor. Bilgim-fikrim dahilindeyse niye cevap vermeyeyim. bilmiyorsam da, bilmiyorum derim. Olmazsa arastiririm. Elimin altinda milyonlarca kitap var ulasabilecegim. Milyonlarca....Tabii kendimi arastirmaya da adayamam. Sonucta iki tane isim var benim, colugum var cocugum var, baska islerim de var.

Ama basindan itibaren itham eden, on yargili bir dille yazacaksan zaten saglikli bir tartisma zemini kurulmaz.

Top sende. Hangi konudan baslamak istiyorsun? Yada konuşmak istiyor musun? Belirli bir standardı yakalayamıyorsak, konusmamizin da anlamı olmaz.

spartacus
07-03-2026, 03:37
Spartacus,

Once bir seyi netlestirelim. Hangi ekonomi-politik konu uzerinden konusmak istiyorsun? Komunizm mi, sosyalizm mi, kapitalizm mi, ozgurluk meselesi mi? Cunku yazdigin metin ele alinacak soru felan icermiyor; cok uzun itham listesi var, hakaret var, niyet okuma var, ---falcilik diyorum ben buna-- yani var da var. Manifesto gibi yaziyorsun; dusunceye, gelisime, degisime aciklik yok yani.

Senin ne dediğin önemli değil Andrew, çünkü alakasız, saçma sapan maval okuyorsun(konu açısından önemi, alakası yok!). Sokak röportajında fikri sorulan AKP'li de bilmediği her konuda, senin kadar ve aynı kafayla, ilgisiz, alakasız, dedikodu düzeyini aşmayan biçimde rahatlıkla konuşabiliyor, bunlar marifet değil, kapasiteleri yetmediğinde seçeceği yol da seçtiğindir zaten)... Çünkü kendine(bana değil) de omurgasız davranıyorsun(yada iddia ettiğin zaman alıntı yaparsın, işte burası falcılık dersin, sonra da daha kendine saygın yok, zeytinyağı derdine, ego sorunlarına o denli teslim oluyor, o denli düşüyor, kişiselleştiriyorsun ki, ambalajdan saygı bekliyorsun.). Bir konuyu da objektif, bilimsel ve cehaletten kilşe okumaktansa, teorik normlarla ele alamazsının? Alıntı yap öyle yaz, şurası falcılık burası şu sebeple hakaret vs...... Süreğen belaltı(karalama, kötüleme, haksızlığı ve hukuksuzluğu, adil olmamayı kendine meşru gören bir çiftestandardı esas alan, olumsuzlama, konuyla da ilgisi olmayan şekilde çarpıtma örneklerle), BOŞ, dedikodu, yanlış konuşup, saçma sapan ithamlarda bulunup, her sıkıştığında da şahşileştirip, üstünlük kompleksi, egom derdine düşmemelisin(sanki sana bir arkadaşın sorulmuş, onun hakkında konuşuyor gibi veya atıyorum bir evrim profesörü kötü yola düşmüş veya itibar suikastine uğramıştır, işte bakın evrim ne kadar kötü safsatası türünde yazmaktasın -bu mantık dışı kıyas yöntemi analiz edilip, tespişt edilince de, "vay bana, her şeyi bilen yüce tanrıya hakret ediyorsun" demeye başlayan da kendin oluyorsun...-ne alakası var? Kapitalizmi, onca yıkımı, sömürgeciliği, bir avuç sömürgene, böylece zengine özgürlüğü, gaspı, zevki, sefayı, insanlığın köleleştirilmesini, koyun olduğu sürece dokunmamayı, farkına varırsa kelle, kafasını uçurmayı, [-senin mantığınla gidersek atom bombası atan, bol bol faşist diktatörlükler, yalan dolan kleptokrasiler kuran], 200-300 yıllık geçmişi dünyayı sırf birilerinin cüzdanı, sarayları için kan gölüne çeviren, insanlığı sürüleştiren, bölen, parçalayan, çeşitli yöntemlerde bönleştiren, cahil bırakan, hak, hukuk mücadelesi vermeyi eziklik, vereni düşman belleyen, mankurtlaştıran(üzerine alınma!?), hak hukuk, özgürlük ve siyaseti ANCAK PARASI, başkasının hakkını gasp edebilene MÜMKÜN KILAN, köleliği ve bunların türlü tecavüzcü, zübük anlayışlarına boyun eğmeyi ret eden her türlü anlayışı hem şiddetle bastırıp, hem de aleyhte bir dolu yalan, dolan, masal, itibar suikasti uydurup, canavarlaştırıp, önüne gelene baskı, ambargolar, savaşlar uygulayıp sonra da bakın nasıl da çaresiz, nasıl da canavar propragandası yapan, her pisliğin, adiliğin, manipülasyonun, her türlü fiziki, politik, fikir suikastlerinin, komplolarının altından çıkan, sömürgeci, köhnemiş sermaye diktörlüğü, baron krallığı bir sistemi savunup, burada özgürlükten, demokrasiden söz edecek -belkide- son kişilerdensindir(madem bu kadar duyarlısın e o halde "bu ne perhiz, bu ne laha turşusu" Andrew? Senin kendine saygın yoksa, güce tapıyorsan, diz çöküyorsan, menfate göreliğin bir sınırı yoksa, kendinle çeliştiğini görmüyorsan, bu kimin sorunu? ya da madem duyarlısın, hadi buyur çözümün ne? Gölge etmektense, alternatif sun. Paragraf neden uzuyor, çünkü kapitalizm deyip geçsem, kastımı anlamayacağını düşünüyorum(yüzeysel bilginle çok zorluyorsun), o sebeple de bir çok faktöre değinmek zorunda kalıyorum -ki demek istediğimi izah edebileyim. İYELİK EKLERİ ŞAHSİ değil, MUHATAP da sarı çizmeli Mehmet ağa değil, SENSİN ve anlamadığım derecede bir yükseklik, tepedencilik, ben bilirim, o sebeple ben ne dersem sen o olmayı kabul edersin, itiraz edemezsin, edersen kişiselleştiririm, kompleks, bir ego yansıması, kendi metafizik değerlerin eleştirilse(falcılık ne kelime, o bile hafif kalır!) yorgan yakarken, başkalarının görüşlerine gelince üstünkörü haksızlığı, yalan, yanlış kalıplara sokmayı, saygısızlığı kendine meşru saydığını da görüyorum -ve bu sağlıklı bir diyalogun önünü de kesiyor, ne yapayım(hiç mi felsefe, ekonomi-politik, teorik bir alanda bulunmadınız? Buralarda iyelik ekleri kişinin fikrine, yöntemine, söylemine dair kullanılır, kaynak budur ve mecburendir. Analizler şahsileştirilemez ve sen BİR TABU DEĞİLSİN, insan ötesi de değilsin, özel, üstün bir ayrıcalığın da yok, ne dediğine bakarım ne olduğun seni bağlar.

Bu durumda ben evrimi anlatmaya çalışan, siz ise evrim karşıtı ve evrimi savunmanın da inanç, din olduğunu sanan bir duruma düşmektesiniz. Daha nasıl izah edilir? evrim teroisi ne kadar olgulara dayalı ise kapitalizm ve çıkış teorileri de o derecede olgusaldır, bunlar gerçektir ve bir sistemin eleştirisi o sistemin ruhban sınıfı, bürokrasisisi, akademsiyenlerinden gelmez, beklenemez, ancak sistemle karşı, karşıya gelmeyi göze alabilenlerce yapılır...... İnsanın sosyal yaşamı, sistemlerin doğuşu, üretim ilişkileri, alt yapıları ve işleyişi ve süregiden bu işleyişin analizi de, evrim gibi ve gözleme açık, bilimseldir. Kimse Mars'ı veya gökten geldiği iddia edilen metafizik mitolojileri analiz edip konuşmuyor ve bunun din, iman, inanç vs. ile ilgisi yok. o şekilde görmek cehalettir ve o şekilde yaklaşanlar, ister karşı, ister savunanlar olsun, o cehalete dahildir ve en büyük sorun da budur. İliklere işlemiş din ve inanç siyaseti tarzını insanlık olarak henüz aşamadığımızı, bilinçaltımızdan sökemediğimizi, kurtulamadığımızı defalarca kez yazdım ve salt sağ değil, asıl sol, sosyalizm adına yapılanı eleştirip, analiz edip, karşı çıktım. Bunların teoriyle ilgisi yok, kaynak, dayanak alınamazlar -çünkü teorinin kaynağı şu ya da bunlar, kişilerin davranışı değil, davranışlar kişi ya da iradi temsilleri bağlar,,,, analize de muhtaçtır ancak beni veya teoriyi bağlamaz. DAHA TEORİK OLARAK ELE ALINABİLİR konu ve olguların dedikoduyla ele alınmayacağının bilinmemesi durumu tespite, izaha muhtaç değil mi?..

Manifesto gibi yazmıyorum, 3 gram olsun fikir sahibi olmanı sağlayacak basit ifadeler.. Ardına bir sürü boş, anlamsız, şeyler yazmışsın, hangi birine kısaca cevap verilebilir ki? 300-500 sayfa tutacak konularda, alaksız yöntemlerle, dedikodu nazarında kıyas yapılırsa, nasıl anlatılacak? Şimdi inançların var ve birileri ne zaman inancına ya d ahassas olduğun inançlara bir şey yazsa tepki veriyor üzerine de sayfalarca yazıyorsun(üstelik bunlar DİNİ İNANÇ, masal!!), ama başkalarına gelince, üstelik realiteye dayalı anazilere aynı hassayiyeti göstermediğin gibi de, illa benim dediğim olacaksınız, bütün evrenin ve içindekilerin tanımlayıcısı, ne olduğunu belirleyen benim gibi bir tutuma giriyorsun(yine yapıyorsun), sonra da saygı bekliyorsun(neden ihtiyaç duyuyorsan, fikirlerinle ortada değil misin?)... izin ver insanlar kendisini kendileri tanımlasın, senin ki uymuyorsa sen kendi açını tanımını değiştir, bilmiyorsan da ve umrundaysa muhataba sor, öğprenmeye çalış, değilse eline çamuru alıp koşma)? Önce bu sorunu çözmeliyiz...

Kısa cevap veriyorum, bu konuda doğru ve geçerli bir biligin yok. Söylediklerin de yanlış, doğru olması da mümkün değil. Artık bunca yalan, dolan, cehaleti nereden ediniyorsan, daha teorik meseleler, olgular ve dahi olaylar nasıl ele alınır, irdelenir haberin yok. VAR MI? Olsa teoriyi, ekonomi-politik sistem, olguları hakkında geçerli-yeterli bilgin yokken(çok yüzysel klişeler), dedikodu türünde ele alır mıydın? Bu tespit, hatanın farkına varılmasını, hakaret sanıyorsun, ne demeli?. Hak, hukuk, özgürlük, demokrasi diye dem vururken, kapitalizmi savunmanın yaman çelişkisini kendine izah edersen kafi. En azından madem sap ile samanı ayıt edemeyen bir çeşit bilinçaltı, tam da sistemin empoze ettiği türde ambalaja-saygı gibi bir takıntınız var, önce kendinize duymalısınız, bundan önce başkasının saygısı lazım değil.. Kısaca yazdım, o halde umarım anlamışsındır ve ben sizden saygı falan beklemiyorum, saygı dilenmek acizlerin işi, dürüst ve 3 gram anlayışlı olun kafi. Müstehak diyorum ve bunu anlayabileceğini sanmıyorum, insan gerçeği gördükçe, müstahakları da görüyor, mutsuz olup, üzülüyor. AKP'yi aşan birisi mutsuzluğa adım atar, daha aşan, daha da aşan, müstehakları görür, bu sistem yansıması aslında AKP gibi, insnalık da oy verenlerle aynı-benzer kafa-dünyada, sadece farkında değiller ve müstehaklar...

Andrew
07-03-2026, 06:15
Benim ne dedigim onemli degilse ve ben senin iddia ettigin gibi biriysem, yazin da hem vaktini almayayim hem ugrastirmayayim.

spartacus
07-03-2026, 08:37
Ne dediğin önemli değil, çünkü konuyla ilgisi yok dedim. Bu açıdan, yani teorik çerçevede ele alınması gerekirken, ilgisiz örneklerin bağlayııcı, belirleyici olmadığından söz ettim(sadece sosyalizm açısından). yoksa şurada şu rejim böyleymiş, şöyle olmuş gibi üstünkörü(çiftestandart-çarpıtılmış, yanlı kaynaklar veya ilgili yerlerde, ilgili tarihler-koşullarda, çeşitli olumsuz ve sosyalist anlayışla da bağdaşmaz biçimlerin veya zorunluluk mahsulünden doğan sorunlara dair) ifadeler ayrı bir başlığın konusu olabilir. Şimd bile ABD İRAN'I bombalıyor, İran'da çoluk, çocuk 1000 üzerinde sivil kayıp var, batı ve yandaş medyası, ABD, İran'ı, veya İran'da askeri tesisleri vurdu diye haber geçerken, İran ABD üslerini bombaladığında terörist, saldırgan, haksız vb. bir eylemmiş gibi sunuyor, katledilen hiç bir İranlı sivil için kınama yapmazdken, katledilen İsrailli herhangi bir sivil olduğunda veya başka bir ülkede savaşa fiili katılmışABD üssü hedef alındığında kınıyor.... Buradan, bu ikiyüzlülükten nasıl bir kanıya varılabilir?... Hatırlar mısın bir gün şöyle yazmıştın(neyse buldum);
Ben, devleti savunmuyorum, devleti OVMUYORUM. Anayasasini savunuyorum. Bir kere bile okumadigin bu Anayasa, icerigi itibariyle dunyanin en iyi anayasasidir diyorum. Bu anayasanin nasil yazildigini, neler yazildigini bir ogrenin. Amerikan emperyalizmiyle hic bir ilgisi Y-O-K guzel kardesim.

Ustelik, dunyanin tum ulkeleri halklarina zulmediyor. Sadece ABD degil [bunla birlikte], Cin, Rusya, Lubnan, Misir, Turkiye, Iran, Israil, Suriye..Yani daha pek cok! Ustelik ben Amerikan dispolitikasini hem Turkiye'de hem Amerika'da elestiren biriyim.

Birakin su sosyalizmi, emperyalizmi. Kendiniz olun, iyi insan olun.

Saygiyla
İyi insan olmak, öncelikle insan gibi yaşamaktan geçer, semer vurulmuş kitleler halinde, dünyasını, feleğini şaşırmış ama farkında bile olmadan sürüye dahil edilmişlikle, cehaletle olmaz. Özgürlük ona buna laf söyleme, hamaset hakkı, falan değildir, özgürlük, başkasına zarar vermeden ve başka iradeler üzerinde tahakküme-gaspa dönüşmeyen koşullarda seçme olnağına sahip olmaktır... Mesele iyi bir insan olmak değil, asıl mesele bilinçli, objektif ve dürüst olmakla ilgili.

ABD anayasasının da öyle çokca esas görülecek bir yanı yok. Herkes bilmem ne desek, herkes özgürlüğe sahiptir ve men edilemez vs. vs. vs. vs. desek, bunlar bu şekilde -bağlamı, olanağı, koşullarından kopuk, muğlak biçimde sunulduğunda bir anlam ifade etmez. 100 Yıl önceki sovyet, günümüz abluka ve ambargo altındaki Küba anayasası bundan ileridedir(nereden, kimin cephesinden bakıldığı önemli).

Dedeleri köle edilmiş, köleleğe ayaklanıp, bağımsızlık ilan ettiği için, 66 yıldır ambargo ve abluka altına alınmış Küba'da doğsaydınız, boşverin diyemezdiniz. ABD Anayasası, bir halka, 66 yıldır, SAĞLIK ÜRÜNLERİNİ BİLE ENGELLEYEREK, insan sağlığının ve insan sağlığı, çeşitli ihtiyaç ve erişim hakkının hiçe sayılması ve gaspedilmesine neden engel olmuyor? özelde demiyorum, bu tutumu hangi zihniyet alırsa alsın karşı çıkarım, ama altında yatan emperyalistlerin menfaati... Bu anayasa insana değer vermiyor, laftan öte hak, hukuk, özgürlük vasfı yok, gaspa, ganimete, sömürüye, işletmelerde üretenlerin seçme, seçilme ve temsil ve yönetme hakkı tanımıyor, oralarda monarşiye-iradenin ezilmesi, katılım-özgürlükten alıkonmaya, baronların uçsuz bucaksız dolar milyarderi olmasına -sömürülen halk, tükettikleri, kendilerine akıtılan ülke kaynakları- engel olmuyorsa vs., nasıl ileri bir anayasa oluyor? şimdi de sırf ABD baronları kendilerine yakın, ama yeni bir malikhane, kumarhane, karhane, turizm merkezi, yolsuzluklarına, afyon ticaretine arka bahçe istiyor diye Küba'nın, bunlara peşkeş çekilmesi, kurban edilmesine de onay verilemez(Küba'da halk referandumu yapsalar sonuç ne olur sizce?). Ortaçadağda derebeyi saltanatına, engizisyona, fetih-gasp ekonomilerine, sırf o kılıçların altında benim canım alınmıyor, bana dokunmayan bin yaşasın diyerek boş vermek kadar, günümüz gaspçı-sömürgeci-fetihçi derebeyliğine(sermaye diktatörlükleri, baron iktidar, imparatorlukları) boş vermek de kötülüktür, bu salt somut bir an için değil, yarın için de kötülüktür(son paragraflarda kısaca değineceğim ve orada daha anlaşılır olacak diye düşünüyorum). Tabi bu neye iyi, kötü dediğimize göre de değişir, ancak sonuçları ve götürüleri bakımından düşünürsek, bir avuç ve ondan beslenenler için İYİ, insanlık için ise KÖTÜLÜK olur. İyi-kötü, evet-hayır, var-yok ancak birlikte var olurlar ve günümüzde herkes için -anlayışı, inançları, bilinci, istemleri- iyi olanı(herkes için) sağlamak mümkün değildir....

İnsanlık son 200 yılda kapitalizme, emperyalizme boş verseydi, bugün hayatınız nasıl olurdu? Şimdi de garantisi yok, tek garantisi bilinçli insanlar ve toplumda sağladığı etki ve bu etki sürekli- hak gasplarıyla- test edilir(yani ortada, canlı, diri süreğen devamlılık halinde olan sınıfsal, kültürel bir çatışma, mücadele var ve boş verilemez)... Boş vererek, mutlak bir cehalet ve teslimiyetle bugünü, bugün gibi yaşamak dahi mümkün değil. Genel, geçer sahip olduğunuzu düşündüğünüz haklarınız bir lütuf değil ve yine her nekadar köle kılınmış olsa da, iyi kötü mücasdele vermiş ve belirli bir hak bilincine ermiş insanlığın bilincine, direncine, mücadelesine bağlı. Yani süreğen kötülediğiniz, basite aldığınız, her fırsatta aşağılama, itibarsızlaştırmaya çalıştığınız hak, özgürlük ve gerçek demokrasi mücadelesi veren, bilincini yaymaya çalışan insanlar, bu mücadelelerinin getirisi olarak sırf kendileri için mücade etmiş olmuyor(elbette her insan kendi hakkı, hukuku, özgürlüğü için mücadele etmeli, bu bilince ermeli, ancak toplamda bu tüm insanlığı temsil eder hale geliyor. başkası adına mücadele ediyorum söylemi de inançsal, dinseldir, bunu savunmuyor ve bu biçimde ifade etmiyorum...), öyle ya da böyle bu süreklilikler, kopuşlar, savrulmalar, yalpalanmalar, yerine göre ileri, yerine göre geri çekilmelerle de olsa, kapitalizmin uzun vadeli sürdürülebilir bir geleceği yok, insanlığın gelişimi, birikimi, ilerleyişi koşullarında zaten olamaz da ve insanlığın mücadelesinin de önlenebilir bir sınırı yok...

ABD ANAYASASI, 1789'da yürürlüğe girdi(1787-1788 yazıldı), oysa şu tarihlere ve verilen mücadelelere bakın... Hiç bir hakkınız -kırıntı, muğlak da olsa- SİZE LUTFEDİLMEDİ, o gün de, bu gün de yalan, dolan canavarlaştırılıp, küçümsediğiniz sosyalistler(o zamanın sosyal demokrasisi) ve kanla, başla verdikleri mücsadelelerle oldu ve ancak yine bilinçli ve hor gördüğünüz sosyalistler, sosyalist kültür, anarşistlerin mücadeleleri ve artık standart haline gelmiş, insanlıkta oluşturduğu belirli bir birikim nazarında oldu, sağlanabiliyor. ABD'nin sol görüş düşmanlığı, vampirmiş gibi sunumu boşuna değil(Trumpın SS'inin katlettiği ABD vatnadaşları için söylediklerine baktınzı mı? Solcuydu => ölümeyi hak etti(demek), solcu çakal(gazeteciye seslenirken, bu kafadan, sermaye medyasından, yandaş medyadan ne solu ne sosyalizmi öğrenmeniz mümkün değil, en fazla, asıl canavarlardan, itibar suikastleri, canavarlaştırma masalları okursunuz). baronlar hiç bir yenilgisini sindiremedi veya affetmedi, ancak başka çareleri de yoktu ve dün iğrenerek baktıkları halka çeşitli ödünler vermek zorunda kaldılar. Kısaca hak, hukuk özgürlük mücadelesi bir ÜTOPYA, yersiz, yurtsuz, kaynaksız, temelsiz DEĞİLDİR. (kapitalizmde böyle hak, hukuk yapısı gereği yok, temelinde olan, paran ne kadarsa, o kadarsındır, ancak satın alabildiğine sahip olabilirsin(ki zaten pratik olarak hakim olan da bu değil mi?)...)

https://www.evrensel.net/haber/460662/1-mayisin-tarihcesi-kapitalist-barbarliga-karsi-emegin-ozgurluk-mucadelesi
Daha 19. yüzyılın başında Amerika Birleşik Devletleri'ndeki işçiler, o zamanlar geçerli olan iş günü olan "gün doğumundan gün batımına kadar" çalışmaya karşı şikayetlerini bildirdi. Günde 14, 16 ve hatta 18 saat çalışma saati hiç nadir değildi.

Bu ülkenin emekçilerini kapitalist kölelikten kurtarmak için bugünün ilk ve en büyük gerekliliği, Amerikan birliğindeki tüm eyaletlerde 8 saatin normal işgünü olacağı bir yasanın geçirilmesidir. Bu şanlı sonuç elde edilene kadar tüm gücümüzü ortaya koymaya kararlıyız.

Birinci Enternasyonal, 1872'den, 1876'ya kadar resmi olarak dağılmamasına rağmen, merkezi Londra'dan New York'a taşındığında uluslararası bir örgüt olarak varlığını sona erdirdi. Yeniden kurulan Enternasyonal'in, daha sonra İkinci Enternasyonal olarak bilinen, 1889'da Paris'te düzenlenen ilk kongresinde, 1 Mayıs, siyasi partilerde ve sendikalarda örgütlenen dünya işçilerinin önemli siyasi talepleri için mücadele edecekleri bir gün olarak ayrıldı....

Kısaca kapitalizm, emperyalizmi yargılamayı, boş vermeyin kardeşim, bunlar ne dindir, ne de mezheptir, bozuk düzendir ve "osmanlı'nın bitmeyen oyunlarına" aldanmamalı. Krallar, derbeyleri, ağalar nasıl hangi tür entrikalarla çarkını döndürdüyse, kapitalizm çok daha fazla olanağa sahip biçimde katlayarak öğütüyor, döndürüyor...

Andrew
07-03-2026, 12:13
Ben ozur diliyorum, dilim, ifadelerim icin. Belki de cehaletim icin. Benim bahsettigim sey insanin insanca yasayabilmesiydi. Ben bak cok fakir bir aileden --aile dedigim annem, ben ablam--geliyoruz. Ben 6 yasimda ilk defa calismaya basladim kuaforde, kullukleri degistiriyorum, yeri supuruyorum felan. Ama nerden bahsan 12-13 saat calistiriyorlar. Para da vermiyorlar, maas dedikleri 3 ekmek alacak para...o zamanda... O benim ilk isimdi. Annem, merdivenleri silerdi, ben okuldan sonra gider, yardim ederdim. Ben boyle bir mucadeleden geliyorum. Oyle aristokrasiden degil. Biz acliktan, fakirlikten cok 'agladik'. Bilmiyorum acliktan hic agladin mi, ama biz agladik kardesim. O yuzden isci ne demek, emek ne demek cok iyi bilirim. Belki de senden daha iyi bilirim. Simdi biz bunlari anlatiyoruz ki, insansan anla..ilgili ilgisiz anlatmiyorum bir seyi. Yasadiklarimi anlatiyorum. Insan oldugunu farz edip anlatiyorum.



Marx'a Lenin'e felan ihtiyacim yok. Onlarin hepsi hikaye. Bizim bir ara yasadigimiz mahalleyi cayancilar kurdu. Nurtepe'de. Yolun obur yolunda. ust gecit var, en altinda. Duvarimiz isci dhk bilmem ne yazili..anlamiyorum o sira ama acligi anliyorum. Biz bu isi cocuklugumuzda iliklerimize kadar yasadik.

Ozelde Turk devleti, genelde sistemler, adama hayati haram ederler. Yapacak bir sey yok. Elden gelen tek sey insanca kalabilmek ve bu ideolojilerden kurtulabilmek. Bu 3 gunluk Dunyayi ancak boyle yasayabilirsin.

spartacus
07-03-2026, 21:08
Ben de muhataplığı başka türlü olabilme olanağı varken, iyelik ekiyle kurduğum yerler, keskin dilim için özür dilerim... Umarım ifadelerim, tamamıyla okunur(bu meseleler üzerine ancak kitap yazılacak denli detaylı meseleler, uzun denmesin, daha kısa ifadesi yok, okunmalı -sonuç olarak 500 sayfa kitap yazmadım, okunabilecek kadar kısa)...

Pratiğe gelince iş hiç kolay olmuyor. Günümüz dünyası evvelinden daha fazla kamplara ayrılmış, bölünmüş durumda. Örneğin bugün Türkiye'de şu toplumla iyi bir insan, hak, hukuka dayalı daha iyi bir yaşam biçimi sağlayacak türde bir rejime geçilse, savaşmadan ayakta kalma şansı yok, ki bu sadece kendi içindeki gericilik, dinci, ırkçı ve bunlardan faydalanan bir yığın direnç çatışma, provokasyonlar vs. vs. değil, Dünya'nın da yarısıyla savaşıma dönüşüyor(işte emperyalizmin(sırf meselenin bu yönüyle dahi), bazı derebeyi ve o olanağı bulmuş kişiler, tarikat, cematt, komisyon, konsorsiyum, lobileri vs. dahil(sistemin doğasI;; azınlık bir kesim ve kişilerin, kişisel çıkarları namına dünyayı fethi ve ganimet olarak paylaşabilmelerini sağlaması), kişisel çıkar ve hırslarının, dünyayı ne denli teslim aldığı, nasıl ne menem bir şey olduğu burada da kendisini gösteriyor. kendi derdinize düşemiyorsunuz, yedi düvel üzerinize geliyor, gelecek). Dışarıdan bakan birisi için kolaydır çünkü dışarıdan bakan için, hele de bu gözlemciler aristokrasinin veya belirli bir rahatlığa, konfora erişmiş kişileri olunca, kendi güllük, gülistanlık hayatları içinden, KENDİLERİNİ ÖLÇÜT, REFERANS larak, başka bölgedelerki kargaşa, acı, haksızlık, hukuksuzluk, mahrumiyete karşı türlü mücadele ve kazanımlara, ne gereği vardırdan, sırf kendi menfaatleri adına; insnalığın başka yerlerdeki kazanımlarının, kendi halklarına, ezilen, sömürülenlere de örnek teşkil edeceği için, karşı çıkılması, yıkılması gereken bir hedefe de dönüşüyor, gerçekte ise içeride ne yaşadığınızı, sizin derdinizi sizden başkası anlamıyor... Kısaca A'nın kodomanları, B'de gerçekeşecek her türlü insani kazanımdan hem çekiniyor hem de müthiş kaygılara düşüyor(ya bizim toplumu da etkiler, konformuzu, sömürümüzü sorgulamaya yol açarsa, bu ülkenin toplumu uyandı ve şimdi onalrın kaynaklarını gasp edemeyeceğiz vs... diye... Peki ne yapmaları gerekir? İşte onu yaparlar, yalan, dolan, talan savaşı... Yani Andrerw ben, sen herhangi bir yerde insani, demokratik bir gelişim olduğunda sevinirken, beri yanda egemen olanlar senin, benim gibi düşünmüyor, sevinmiyor, nefret ediyor ve bizler de bunların medyasına, bürokrasisine, sözde akademisyenleri, sahte demokratlarına, ajanlarına(o kadar ki, sosyalist ibareli yapıların dahi, belkide yarısı yanlış, kör-leştirilmiş- ideoloji, tarikatımsılaştırılmış, sahte-ajan(dolaysız veya direk, endirek(konforla da oalbilir) satın alınmış, ideolojik sapma-saptırma biçiminde dolayımlı) türündedir), üretilen kafa karışılığına vs. mahkumuz)

Kişiler dışarıdan art niyetsiz baksa bile, görece kendilerine sakin gelen hayatlarını ölçüt alıp, başka yerde hak, hukuk, özgürlük için mücadelenin ve karşılığında pratikte ödenenen, ödenmek zorunda kalınan bedel mecburiyetinin kaçınılmazlığını anlayamıyorlar -aynı süreçler kendi başlarına gelmeden anlamaları olanıksız hale geliyor ve sebebi, ilgili bölgelerin kendi iç dinamik ve sorunlarını tahlil etmek yerine, daha özgür, hak, hukuk içinde bir düzene geçmek isteyen kişileri suçluyor, öküzün altına buzağı yerleştiriyorlar(Örneğin CHP mitingleri bile diğer tarafça nasıl algılanıyor ve medya ağında pazarlanıyor? kaldı ki herkesin gözünde, hak, hukuk, özgürlük isteyen ve mücade eden olasınız. Kendi burnunun önünden hatta onu bile göremeyen bir başkası, gerçekte sizin ne istediğinizle ilgilenmez, kendi menfaati, istediği ve ne kadar uyup, uymadığınızla ilgilenir ve ona görede cephe alır.... Kısaca ne taraftan baktığımız da önemli, ama aslolan objektif oalrak değerlendirebilmek...)... Devletler ise kurulu yapılardır ve her devlet yine, ister toplumsal, isterse de geçmişte feodal, günümüzde kapitalist olsun, kendi hukukunu kolluk güçleriyle yani zor ile sağlamıyor mu? Kısaca nasıl bir yaşam istiyorsak isteyelim, günümüz dünyasında o yaşamın süregiderliğinin sağlanması namına zora dayanım(çeşitli baskı mekanizmalarının, otoritenin var oluşu), tercih meselesinden değil, zaruriyetten doğuyor. Sonra bazı sözüm ona GURU'laşmış, artık kendi psikolojilerinde nirvanaya ulaşmış kişiler, iyi de neden mücadele etmek, çatışmak, bedel ödemek zorundayım ki diyorlar, "gökten düşsün". Masabaşında bunu söylemek kolay, ama kendisi yediği ekmeğin, içtiği suyun bile bedelini ödemeden yaşayamıyor(doğaya da çıksa o bedeli ödeyecek, emek harcayarak, istemek başka, ulaşmak başka. Ulaşmak ancak çabayla, emekle, mücadeleyle mümkün)... Daha hayatın kendisinin bir mücadele-bedel aritmetiğine, zorlu yollara dayalı olduğunun farkında değil. Özgürlüğü istiyorsak, bedelini ödemek zorundayız, yoksa mümkün olmayacak, çünkü istiyorsak, demek ki sahip değiliz, öyleyse bu koşullarda; istediğimiz için çaba, bedel ödemek zorundayız. Yoksa neden isteyelim?...

Benim de bu otorite konusunda kabul edilebilir, en doğru yol olarak gördüğüm ancak demokratik yolla sağlanan halk-kamu veya kolektif otoritesi olmasıdır. Bu eleştirlebilir, eleştirilemez değil, ama diyorum ki, bu koşullarda en az çelişki, eksiğiyle olabilecek, makul olan bu -yani eleştirmek iş değil, eksikliği onu vazgeçilemez kılmaz, gül ise bile dikeniyle kabul etmek zorunda kalıyoruz... Otoriteye karşı olmam ve bütün amacımın otoriteyi, devletleri, sınırları ortadan kaldırmak olması ayrı, eldeki, şu an mecvut olan dünya, toplum yapımızla otoritesiz bir yol, çıkış , geçiş bulamıyor olmak ayrı zeminler. İşte bu sebeple adına konsey(sovyet, şur'a, halk meclisleri vs.) dediğimiz, olası, ama en demokratik en hukuki, en adil, en özgürlükçü seçimlerimizden en yerinde, en ileri olanıdır ve halkın, kamunun demokratik seçimin tüm süreçlerinde var olabileceği tek seçenek, yapı, yol-yöntemdir ve bu yolun işlemesi için, kişiler arasında ayrıcalıklı olma, çeşitli tarikat, mezhep, kulüp, inanç, ideoloji, parti vb. alanında temsil yürütülen futbol takımı benzeri subjektif, yönetim olgusuyla alakasız takımların, reklamın, çeşitli parasal, servet, din, mezhep, renk, cins veya konumundan kaynaklı ayrıcalıklı olma-böylece başkalarının seçme, seçilme hakkına tecavüz etmesi vb. de engellenmek zorundadır(bu sebeple de demokrasi ancak, şu ya da bu sebeple ayrıcalıklı olmayı sağlayan bütün aparatların, başta partilerin hükümet olma yetkisi ve seçimlerin üzerinde gölge eden bütün unsurların devre dışı bırakılması gerekir -yönetim-kendi kendini elbette- işi, bir fikir kulübü kurma, böylece siyasetin nimetleri üzerinden tarikatlaşıp kamplaşma, altta kalanın canı çıksın, güçlü olan hükmetsin işi değildir. İnsanlar ibadetlerini camilerde, kilsilerde yapabilirler, fikri tartışmalarını firki örgütlerle yapabilirler, kendi içlerinde demokratik yol ,yöntemler uygulayabilirler, ama camilerden ve kiliselerden, çeşitli mezhep, tarikat, cemaat, fikir kulüpleri vb. yönlü ayrıcalıklı kamplaşmalar, cins, renk vb. yarıcalıklı kılan her ne ise, bunlar üzerinden toplumu veya adı her neyse, kamuyu-hükümeti oluşturup, yönetemezler, her şey kendi özgülünde ele alınmalı.) . Bunun dışında bir de bürokratik otorite yoluyla kısa vade, yoldan geçiş amacı vardır ki, bu yola başvurum, istencin mahiyetiyle çelişir(pragmatisttir doğru, ancak kendisi olmaktan başka bir şeye evrilir, dönüşür, aslına rücu eder)...Karşı çıkılanla aynı şeyi yaparak, farklı sonuç alınamaz... Sonuç olarak günümüzde hak, hukuk ve özgürlüğü tesis etmek dahi ancak zora, otoriteye dayanıyor(öylese doğru soru, bu; kimin, neyin otoritesi olacak?), bu mutlak böyle olur anlamında değil. Bu arzu edilen anlamında da, bu bir tercih meselesi de değil, doğal, yaşamsal bir zorunluluktan doğuyor -kabul edilmese dahi mecbur kalınandan...

Türkiye hak, hukuk, özgürlük diye eylem yapan olsa, toplumun yarısı, "Cumhurbaşkanum bize bir izin ver, bir müsade et hele, biz bunların hakkından şöyle bir gelelim" diyen güruhlar var, bunlar yarında olacak ve dünyanın geri kalanı, siz hukuki yollarla bu tarz, mecvut yaşam biçimi, anlayışı, hukuka sığmayan her türlü istem, dayatım, başkaldırıya engel olduğunuzda, sizi haksız, bunları haklı gösterecek(laik bir ülkede, ben müslümanım o halde başınızı örteceksiniz diye sokaktaki kadınların başlarına çarşaf geçiren eylemler olsa ne yapardınız? Biz demokratız, özgürlükçüyüz yapın tabi, gelin, geçin diyebilir misiniz? Demokrasi, özgürlük böyle bağlamsız, köksüz, dayanaksız, ayakları havada liberalize edilebilir şeyler değil)... Diğer taraftan çok çeşitli, din, ırk vb. olgularla empoze edilmiş geniş yığınlar, güruhlar var. Yani iyi bir şey de yapsanız, iyi olduğunu da düşünseniz, verili(o an neresi ise mevcut kamplaşmalar) koşullar, otoriteye dayanmadan sürdürme şansınız olmuyor... Çünkü verili(arzu edilen değil, eldeki olan dünya koşulları, eldeki malzeme) dünyanın iç içe geçmiş sınırları, kampları var, neyin, hangi kampın hak, hukuk ve özgürlükten yana olup olmadığını irademelerimzile belirleme şanımız yok, ama bir kez daha ileri bir yaşam biçimi, formuna geçilşmişse de erimde ve uzun vadede bunu otoriteye başvurmadan sürdürme, yaşatma, hayatta kalma şansı olmuyor...

Neyse istemler, içinde olunan sistem, sistemin getirdiği empozla parçalanan, kamplaştırılan, bölünen sınıf ve toplumlar, bunların sınıfsal çıkar, kişisel menfaatine değin çatışmaları, subjektif-öznel politik görünen ama özünde mürid-kampçı, mezhepçi, hamasi çatışma ve ayrışmaları, bir bütün halinde heterojen bir yapı dahilindeyken, adil, hak, hukuk, özgürlük esaslı, önceleyen bir yaşam biçimini sağlamaktan yana olanla, buna engel olan arasındaki çatışma koşullarında, mesele artık kimin haklı, haksız olduğu, kimin iyi, kötü olduğundan ziyade, neyin hak, hukuk, adalet ve özgürlüğü, mevcut koşullarda sürdürebilir ve yaşanabilir hale getirdiğiyle ilgili oluyor... başkalarının yalani yanlış veya objektif oalrak irdelemeksizin dıaşrıdna ve oturdukalrı yerden kendi menfaatlerini de içine katarak yaptıkları yorumlar da anlam taşımıyor -çünkü gerçeği, gerçekte neyin, nasıl yaşandığını bilmiyor...

Her hak, hukuk, özgürlük koşulu, ancak geçerliliği sağlanabildiği koşulda mümkündür. Bu durumda, zorunlu otorite sürecinin varlığından yola çıkarak ve neyin mevcut yaşam biçimi, formunu zedeleği, olanaksız kıldığı bir kez görüldüğünde, hukuk da onun engfellenmesi üzerine de inşa ediliyor. Buradan oturduğu yerden ahkam kesen birileri, bu yaşam biçimini totoliter, tek tipçi olduğu gibi ididiar ortaya atıyor -öyle olanı da vardır, sabırsızca, kısa yoldan, hukukun erimli süreçlerinden uzun vadeli dönüşümden geçmektense, dönüşümü iradi müdahaleyle, otoritenin bir an önce zora başvurması yolunu seçen de vardır olur, olacaktır, ben bunu savunmuyorum, karşı da çıkıyorum...

Sonuç olarak, bugün örneğin hangi ülkede hırsızlığa serbestlik vardır? Hangi ülkede kanun yoktur? Özgürlük hukuktan, kanundan azade ve üstün olmak demek değildir özgürlüğün de yazılı, yazısız hukuku, kanun, kuralları olur. Öyleyse bu kanunlar, toplumları tek tip yapma, totaliterlik adına, namına değil, hukukun gereği olarak, hukuktan doğar. Genel yönetim olgusundan değil ve elbette işin bu yönü de her yönden istismara açıktır. Ancak mevcut koşullarda da, istenmiyor bile olsa, otoriteye dayanmak ve hukuku sağlamak ve uyulmasını gözetmekten başka bir yol, vicdanen de başka çıakr yol yok... Korkunç haksızlıklara maruz kaldığınızda ne yaparsınız? Bunu bir de sosyal, daha geniş, toplumsal alana nakledin, şimdi burada hukuk nasıl olmalı ve neden herkesin uyması beklenmeli(totaliterlik midir, hayır, otoriterlik midir, hayır, mevcudun gereğidir, yoksa kişiler nasıl düşünmüş, neye inanmış kimseyi bağlamaz ama herkes mevcut hukuka uymak zorundadır ve o herkesi bağlar)?

Afganistan gibi bir yerde diyorum, insanca yaşam biçimi kurduğunuzu düşünün, süreç nasıl olurdu? Afganistan'a gitmeye de gerek yok, Türkiye'de nasıl olurdu, hangi evrelerden geçer, geçmek zorundaydı? Akıla, hayale bile getirilmesi zor ne gibi fenalıklar yaşanırdı? AKP rejimini düşünün, en basit en sıradan muhalefete dahi ne yapıldığını, nasıl yapıldığını... Maraş katliamını veya artık hangi taraftan gelmiş olursa olsun benzer katliam, çatışmaları düşünün, o katliamların kurbanı olduğunuzu... Sonuç olarak Türkiye gibi bir ülkede insanca yaşam formuna geçiş süreci, ülke genelinde bu tür çatışmalara da, dirence de, baş kaldırımlara da sahne olacak, dikensiz gül ve cennet yolu, bahçesi, şu an bizim için sadece bir hayaldir. Hiç bir şey, emeksiz, zahmetsiz, bedelsiz olmuyor... Bugün de, geçmiş de, son 12.000 yıllık tarih de, insanlığın sınıfsal, cinsel, çıkarsal, dinsel, mezhepsel, kampsal, ırksal-mankurtça aldatım ve çatışma, tarikatlaşma savaşımıyla sahnelidir... Eğer özgürlük istemekle, emeksiz, zahmetsiz, bedelsiz olsaydı, herkes özgür olurdu ve dünya böyle bir yer de olmazdı ve gerçekten de hak, hukuk, adalet, özgürlük isyiorsanız, göreceksiniz ki, karşınızda dağ gibi zorluklar sıralanmış ve bunların içinde de en etkili olanı, adınıza tek taraflı, haksız, hukuksuz isnatlarla, mecbur kaldığınız otorite, zor yolları, çatışmayı, savaşı, sanki siz istemiş, amaçlamışsınız ve sanki siz tertipliyormuşsunuz gibi ithaflar, isnatlar olacak ve şu kadarını söyleyim, karşınızda dünyanın en güçlü ordusu, devleti dahi olsa, cehaleti yıkmak, aşmak, uğraşmak milyon orduyla baş etmekten daha zor ve en büyük yılgınlığı, vazgeçimleri, kayıpları da en temelde bu sağlıyor, vücudun kanseri gibi. Sizin amacınız, isteminiz yaşamak ve bu uğurdas mücadele iken, fiiliyat da gerçekleşen ise yavaşça bir ölümü yaşıyor olmanızdır ve sorumlusu da yine siz görülüyorsunuz. Artık bu noktadan sonra "müstehak" deme noktasına gelmiş oluyoruz..