PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Komünizm nedir ne değildir?


Sayfa : [1] 2

manas
25-06-2017, 19:23
Nedir bu komünizm? sosyalistliğin farkı nedir.. Temelini nerden alır.. İdeali nedir.. Gerçekten özgürlükçü müdür.. Bu sistemle yönetilmiş ülkeler tam manasıyla uygulayabilmişler midir.. Niçin çökmüştür.. Günümüz şartlarında geçerliliği kalmış mıdır? Vb...

Bunları sordum çünkü kişiden kişiye görüş değişiyor. Sizlerin yorumlarını bekliyorum.

NickMickyok
25-06-2017, 19:45
Sülalemde herkes komünist ama ben de pek bilmem:)
Liberalizme daha yakın hissediyorum kendimi. (Sülalenin yüz karası:) )
Cevapları ben de bekliyorum

world
25-06-2017, 19:46
Komunizm bilimsel bir sosyoloji kuramıdır ama sonradan akıl almaz şekilde her tür görüşünü savunanlarca ideoloji olmuştur ideolojiler din gibidir mesela bir Kemalist Kemalist olduğu halde Atatürk'ün bazı konularda yanıldığını düşünebilir ama bir Marksist(özellikle Türkiyedekiler) Marx'ın eskatolojik komün ütopyasının gerçekleşemediğini bile bile ısrarla nedensizce hala Marx'ı yanılmaz bir Tanrı gibi savunmaktadır.

Khaos
25-06-2017, 19:51
Komunizm bilimsel bir sosyoloji kuramıdır ama sonradan akıl almaz şekilde her tür görüşünü savunanlarca ideoloji olmuştur ideolojiler din gibidir mesela bir Kemalist Kemalist olduğu halde Atatürk'ün bazı konularda yanıldığını düşünebilir ama bir Marksist(özellikle Türkiyedekiler) Marx'ın eskatolojik komün ütopyasının gerçekleşemediğini bile bile ısrarla nedensizce hala Marx'ı yanılmaz bir Tanrı gibi savunmaktadır.

world

emek ve sermaye arasında çelişki olduğunu düşünüyormusun.
eğer düşünüyorsan bu çelişkide yerin neresi.
neden.

manas
26-06-2017, 11:16
Şöyle bir soru sorayım Komünizm de özgürlük varmıdır ölçüsü ne kadardır. Rejimi sorgulama özgürlüğü yada fikir özgürlüğü var mıdır?
Evet komünist arkdaşlar veya bilgisi olan samimi yorumlarınızı bekliyorum.

spartacus
26-06-2017, 11:40
Nedir bu komünizm? sosyalistliğin farkı nedir.. Temelini nerden alır.. İdeali nedir.. Gerçekten özgürlükçü müdür.. Bu sistemle yönetilmiş ülkeler tam manasıyla uygulayabilmişler midir.. Niçin çökmüştür.. Günümüz şartlarında geçerliliği kalmış mıdır? Vb...

Bunları sordum çünkü kişiden kişiye görüş değişiyor. Sizlerin yorumlarını bekliyorum.
Komünizm de devlet, sınıf, sınır yoktur, çökmedi, çökmezde.

İnsanlık yüzbin yıllar devletsiz, sınıfsız yaşadı... Devletin ortaya çıkışı yerleşik hayata geçildiği, neolotik dönemlerde, insan hayatına özel mülkiyetin ve üretim araçlarının üzerindeki hakimiyetin girmesiyle ve buna bağlı kastlaşmalarla, sosyo-ekonomik, sosyo-politik, toplumsal çelişkilerin ürünü olarak açığa çıktı ve egemen kastın, sınıfın yönetim, iktidar aygıtı halini aldı. Kısaca...

Örneğin erkeğin aile reisi olması anlayışı, zihniyeti dahi aynı sebeplerle ortaya çıktı, mülkün sahipliği ve iktidarı. Mülkiyet ve sahiplik esası, güce yaslanmayı zorunlu hale getirdi, güçlü olan mülk edinebildiği gibi güçlü olan mülkünü arttırabildiği gibi güçlü olan mülkü koruyacak anlayışlarıyla, güç örgütlenmeleri, kurumları, araçları da anlam kazandı. Eğer yaşam alanlarında şahsa ait, cinsel ayrımlara dayalı özel mülkiyet(diğerlerini mahrum bırakma!) durumu ortadan kalkarsa, erkeğin reisliği de, reislik kurumu da ortadan kalkar değil mi?

Sosyalizm, kapitalizmden komünizme direk geçilemeyeceği için, sınıflar ve devletin sönümlendirilme, bir geçiş sürecidir...

Gününüz şartları derken kastınız nedir? Günümüz sistemi sınıflara bölünmüş, sömürücü sınıfın egemen oladuğu-ki üst paragrafalrda mantığına kısaca değindim- bir sistem, günümüz koşulları bu, o halde geçerli olan bu ise, demek ki bunu aşacak olan da geçerlidir.

spartacus
26-06-2017, 12:07
Komunizm bilimsel bir sosyoloji kuramıdır ama sonradan akıl almaz şekilde her tür görüşünü savunanlarca ideoloji olmuştur ideolojiler din gibidir mesela bir Kemalist Kemalist olduğu halde Atatürk'ün bazı konularda yanıldığını düşünebilir ama bir Marksist(özellikle Türkiyedekiler) Marx'ın eskatolojik komün ütopyasının gerçekleşemediğini bile bile ısrarla nedensizce hala Marx'ı yanılmaz bir Tanrı gibi savunmaktadır.
Marx OBJEKTİF analizler, tespitler ve tahliller üzerinden çözümlemelerde bulunuyor. eleştiriye açıktır, yapmanız gereken sizinde objektif analizler, tespitler sunup, öyle değilde, böyle demenizdir, yapmanız bekleniyor...

Kemalizm ise bir bütün anlamında ideoloji değildir, yani şahsına münhasır bir ideoloji değildir, olmadığı gibi de temeli OBJEKTİF çözümlemeler üzerine değildir, takım tarafgirliği esaslı siyasetin hakimiyeti vardır ve temel alınan özünde Fransız Devriminin subjektif-siyasi yansımalarıdır-burada dahi objektif olunamamıştır..

Kemalizmi tanılayan ölçüt, salt siyaset ve siyasete hakim kılınan subjektif siyaset anlayışıdır, bir ideolojinin, görüşün esası bu olamaz... Bir çok sorunu vardır, çünkü ideolojik, bilince dayalı bir temeli yok, ayrımları basit sembolik-tarafgirlik, milliyetçi ol, anti emperylisitliği safsataya çevirip milliyetçilikle bağımsız olduğun yanılgısına sahip ol, halkçı ol(aha oldum, halkçıyım ben! nasıl olacak?), milliyetçi olursan sana kurşun işlemez, her sorun çözülmüştür kafasını yaşa, hasılı ideoloji değil taraf siyasetidir, ne şartlarda olursa olsun değişmez ilkeci siyasettir-ne alaka ideoloji ile?-...

Anlat sen mi halkçısın, siyaset mi? peki halkçılığın gündelik yaşamda, objektif koşullarda neye tekabül ediyor, bak ve yorumla, buyur ilke, objektif olarak uyarla, yoksulluk sınırı altında yaşayan insan sayısı 50 milyonun üzerinde, nasıl çözeceksin asıl bu sorunları kalıcı hale getiren türden şovenizmle mi, yoksa güzel dinimiz lafızlarıyla mı?... Yoksa kişiye sen halkçısın ulen, sen laiksin ulen, sen yüce türksün ülen, bunlardan birisi değilsen hainsin ulen, işbirlikçisin dış güçlerin piyonusun, çapulcusun siyaseti, kafası ve kabullendirmek anlam taşımıyor, bu tarzda ilkeselliği, kişilerin duygu-durum ve ne pahasına olursa olsun kabullendirme siyaseti, dinsel teolojik siyasettir, AKP de aynı siyasetin bir parçası, ortada olan ne, siz ne istiyorsunuz, siz nesiniz, gözünüz, kulağınız, burnunuz vb mevcut mu? Ne görüyorsunuz? Önce bu soruyu, ama objektif olarak, öncüle hiç bir önyargı-şartlanma koymadan, hayata bakarak sorun ve hayatı analiz edin, yaşamı sosyal ilişkileri, üretim, paylaşım, dağıtım ilişkilerini analiz edin, sorunlar neler, nelerden doğuyor, çözümler neler olmalı? İnsanalrın kafasına vura, vura sen müslümansın şeriattt demek ne kadar bilim dışıysa, aynı minvalde başka malzemeler üzre siyaset de o kadar anlamsız ve çağ dışıdır, insanlara EGO merkezli sen şusun diye diretmek, doğayı ve insan iradesinden bağımsız ilişkiler ağını değiştirmiyor...

Marx'ın durduğu yer ise, doğadaki canlıların evrimi konusunda Darwin'in durduğu yer gibidir, Marx'da ağırlıklı olarak insanların sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik, sosyo-politik yaşantısını esas almış o sebeple Darwin'in evrime katkılarına bakıp insanları Darwin'i tanrı ilan etmek ithamıyla geliyorsanız, siz ya bilinçsiz ya da bilerek keyfi bir tutuma yönelmişsiniz ya da bağnazsınız demektir, bu tarzınız objektif olmadığı gibi, eleştirel bir değeri yok.

Bir taraf, eğer hakim anlayışını anti-laik biçimde, sosyo-kültürel aidiyetleri siyasileştirme, yüceltme esaslı tarafgirlik siyaseti üzerinden belirlemişse, ne yazık ki objektif koşulalr gereği sağlıksızdır. Şeriatçı siyaset anlayışıdır ve ilkeleri genelde DAVRANIŞ üzredir! Burada en fazla biz anlayışı eleştirebiliriz, objektif olarak hiç bir veri sunmadığı koşullarda ne yapılabilir?

Kemalizm belirli bir ilerleme ve sıçrama, aydınlanma sağlamak istiyorsa, teorilerin nasıl anlam kazandığını bilmeniz gerekir, yani şeriatçı tarzın yerine, teoriye dayalı bir esasa yönelmeli ve teorileri objektif koşullar ve sorunlardan, çözümlemelerden anlam kazanmalı, orada sınanmalı-kişilerin aşkı, sevgisi, bağlılığı, bağımlılığı, kişilere duyulan yüce duygular gibi bilim dışı, dinsel dogma yöntemlere başvurulmamalı. Siyasette öznelcilik de bilim dışıdır, siz OLGU temelinde açılımlar yapmak zorundasınız.

Muhammed'in yüce olması demek, deve sidiğinin sağlığa faydalı olduğu, kertenkele öldürmenin yararlı olduğu anlamına gelmez ve bunun belirleyeni kişilerin ne düzeyde peygambere bağlı ve peygamber sevgisine sahip olduğu veya etrafta ne kadar fazla sayıda islam sembollerinin dalgalandırılıp, kişilerin bu sembollere ne düzeyde bağımlı-köle haline getirilip, getirilmediği değildir. Ölçüt bu değildir.

Marx'ın, Darwin'in ifadelerinin sınayanı, şu ya da bu kişinin Marx'ı veya darwin'i kültleştirmesi değildir, şu ya da bunun marx'a aşkı da değildir, iifadelerin sağlayanı, ifadelere kaynak olan objektif koşulalrıdr oradan elde edilen verilerdir. Subjektif nutuk siyaseti güdüleme(gütmeden gelir) taktiksel-yüzeyseldir ve bir şey vermez, sunmaz. Bu forumda Darwin şöyle yüceydi, böyle uluydu, yüce kişiydi üzerine siyaset kimseye bir şey vermeyeceği gibi, Darwin'e de, bilimsel yöntemlere de ziyandır.

Kemalistler ne Darwin ne de Marx ile kıyaslanamaz, ne yazık ki kulvarları farklı bu ben böyle söylediğim için değil, doğaları gereği, ama Kemalistlerle, ittihatçıları kıyaslayabilirsiniz zira aynı subjektif kulvardadırlar ve siyasetleri, birikimi, temeli şu ya da bu şekilde olmaklık, şu ya da bu biçimde davranmalık, şunu kabul, bunu ret etme gibi davranış üredir, temeli objektif koşullarla da sınanamayan biçimde, kaide-ilkeseldir... KAİDEci-mutlakçı anlayışlardır ve kaideci-her koşulda geçerli mutlakçı dayatılan siyasetin özü dinsel siyasettir, kim tarafından olursa olsun ve bu tür siyasetler belirli kişi ya da kutsalları öne sürerek, bilimsel yöntemleri ve objektif, analize dayalı yol ve bakış açıalrını ortadan kaldırır, kaide esaslarından mütevellit siyaset de, böylece sorgulanamaz hale getirilir -ki bağnazlaşır.

manas
26-06-2017, 13:12
Spartacus
"Komünizm de devlet, sınıf, sınır yoktur, çökmedi, çökmezde."

Bu söylediğin anarşizme girmiyor mu?

Kafalarda ve tarihsel süreçte insanların yaşantılarında ve toplum ilişkilerinde çökmeyebilir ama benim sorduğum basit bir soru ; sscb gibi ülke yönetimlerinde iktidar olan komünizm den bahsediyorum. Devlet yok mu? Bürokrasi yok mu? Rejim iflas edince bunun suçu komünizmde mi yoksa yöneticilerin beceriksizliği mi?
Günümüz şartları derken bugün komünist iktdar kurulsa ve iyi donatılsa tıkır tıkır işleyebilir mi? Birde kuzey kore farklı mı?

spartacus
26-06-2017, 18:28
Spartacus
"Komünizm de devlet, sınıf, sınır yoktur, çökmedi, çökmezde."

Bu söylediğin anarşizme girmiyor mu?

Kafalarda ve tarihsel süreçte insanların yaşantılarında ve toplum ilişkilerinde çökmeyebilir ama benim sorduğum basit bir soru ; sscb gibi ülke yönetimlerinde iktidar olan komünizm den bahsediyorum. Devlet yok mu? Bürokrasi yok mu? Rejim iflas edince bunun suçu komünizmde mi yoksa yöneticilerin beceriksizliği mi?
Günümüz şartları derken bugün komünist iktdar kurulsa ve iyi donatılsa tıkır tıkır işleyebilir mi? Birde kuzey kore farklı mı?
Hayır, sınıf, özel mülkiyet(mahrum bırakma), doğa üzerinde çitler, sınırlar, mal, mülk-ki bilhassa üretim araçları mülkiyeti-, miras yoksa devlet gibi kurumlar da yok... Marx, Komünizm ifadeleri ve subjektif, kolay-teknik, biçime dayalı, yüzeysel sorular olacaksa ilk elden lazım olan kaynaklardan birisi Komünist Manifesto'dur
https://issuu.com/alihaydarerdem7/docs/marks-engels_kom__nist_manifesto_bi

Şu sıralar, başlıklar halinde kalem, kalem ayrı yazılarla ele almamız gerekirken, çok fazla vaktim yok-tercihim okumanızdır, piyasada yığınla kaynak mevcut-, kısa metoforlarla geçeceğim... İnsanlık tarihinde -200.000 yıl- devlet ve iktidar, kastlar ve sınıfların tarihi 10.000 yıldan daha öteye gitmez, devlet aygıtının temelinde özel MÜLKİYET yatar. örneğin birisi doğada bir yeri çitlerle çevirdi benim dedi, bu demektir ki o çitle çevrili alanda yaşayan herkes mahrum edilmiştir ve otomatikman o doğa üzerinde yaşamak istiyorsa, avladığı ceylan dahi artık benim diyen şahsın malıdır, bu durumda ne yapabilir, benim diyen şahısa-her şey o'nun ya, bunu devlet gibi aygıtlar da sağlayacak ya- çalışmak zorunda kalacak, peki benim diyen yoksa, bizimse, kime çalışıyor olacağız?. Burada anlamalısınız ki, ilk elden BENİM yerine BİZİM faktörüdür anlamlı bulduğumuz. Sorduğun soruya gelirsek, sence bu analizimiz çöker mi? Çökebilir mi?...

Benim diyen, malını, malının üzerindeki hayatı-doğayı nasıl tapulayacak, diğerlerini mahrum bırakacak(özel mülkiyet), mahrum olanlarda yaşamak için malın sahibine çalışacak-hizmet edecek, hizmette kusur etmeyecek, güvence altına alacak, kim koruyacak, kime karşı koruyacak-işte iktidar, SINIRlar, kurum ve siyaset olgusu hayat kazandı-? malının güvencesini sürdüren bir kuruma ihtiyacı olur, bu tür ihtyaçların toplamından ise devlet ortaya çıkar. peki ilgili çitler kaldırılır ve benim diyenin olmadığı hale getirilirse, BİZİM faktörü esas olursa, hangi ihtiyaçlar ortadan kalkar? benim diyenin meşruiyetini ve malının tapusunu sağlayacak-korunaklı hale getirecek ihtiyaçlar, o'na(hakim, efendi) hizmet-çalışma zihniyeti, o'na hizmetin hukuku, sağlayıcı kurumlar, özel, ayrıcalıklı kılınmış silahlı, kalemli kurumlar vb bu ihtiyaçlar ortadan kalkarsa ne olur, o ihtiyaçlar namına özel olarak örgütlenmiş kurumlarda ortadan kalkar. Bizim faktöründe ise miras, malın meşruiyeti, özel kişilerce, kurumlarca korunması gereği ortadan kalkar, zira bizim olanın, özelbir sahibi olmamakla ve ayrıca bize rağmen bizim dışımızda bir koruyucu kuruma gerek kalmamakla devlet kurumlarını oluşturan ihtiyaçlarımızda ortadan kalkar.

Kölelik ortadan kalkarsa ne olur? Köle sahipliği de ortadan kalkar, kurumları da... Cinsel ayrımlar ortadan kalkarsa ne olur, erkek egemen, ataerkil yani cinsel iktidar olgusu da ortadan kalkar. Ağa-maraba koşulları ortadan kalkarsa ne olur? Ağalık kurumları ortadan kalkar. İşçi-patron koşulları ortadan kalkarsa, çalışanlara patrona değil insan ve kendi ihtiyaçalrını karşılamak için çalışırsa ne olur? Yine sınıfsal, kapitalist kurumlar ortadan kalkar. Sosyalizmde ise geçiş süreci olduğu için eski egemen sınıf ve ideolojisi, üst-yapı kurumları, her an savaş ve eçvre kapitalist ülkelerind esavaşa dahil olması, bizzat içeride destek, dışarıdan askeri, ekonomik, politik müdahaleler ve toplumsal etkisi ortadan kalkmadığı gibi, işçi sınıfıda henüz ortadan kalkmaz(Geçen yüzyılda denenmiş komünler var, ama ne yazık ki, kısa sürede kapitalizm tarafından, askeri güç kullanılarak lav edildiler, yani insanların nasıl yaşayacağına dair insanlar kendileri dahi karar veremiyor, yani 3-5.000 kişi toplaşsak, bir bölgede komün kurup yaşasak, buna müsade yok! yani sanane kardeşim, ben hayatımı böyle yaşamak istiyorum diyemiyorsunuz, sebep?). Ancak mülkiyetin karakteri kamu esaslı değişir, bireysel, özel, mahrum eden mülkiyet yerine, sosyal-toplumsal mülkiyet sağlanmaya çalışılır, devlet ise o süreçte, tekrar eskiye dönmek isteyen sınıfa, doğayı kendi özel çitlerine çevirmeye çalışan üstde örnek verdiğim anlayışlara meydan verememek ve toplumsal emeği, üretimi yine toplumsal bir karaktere sahip olmasını sağlamak namına bir geçici süreç olarak devlete gereksinim duyulur. kaldı ki dolaylı yönleriyle de, komünizm tek ülkede şu koşullarda mümkün değildir, dünya da basit komün köyler dahi kapitalistlerce yıkılmış hatta kanla bastırılmıştır, kaldı ki bir ülkenin sosyalist olduğu koşulalrı düşünün, kapitalizm füzeleri, tankı, topu, ekonomik, politik kötürümleştirme, kamuoyunu yanıltma, süreğen kandırma, medya, lüksü özendirme vb her türlü aracı ile saldıracaktır... Komünizmde devlet yok diyorsak, bu tercihten değil, devletleri var eden ve hayat veren sınıfsal ayrımların olmamasından, sınıfların olmamasından dolayıdır, ama sınıflar varsa, devlet de olacaktır, sosyalizm sınıflı bir toplumdur, geçiş süreci sınıfsız olamaz, eşyanın tabiatına da aykırı... Yani sınıflı olandan, sınıfsız olana geçiş süreci henüz sınıfsız değildir, çünkü henüz geçiş sağlanmamıştır.

Örneğin haftasonu çocuk parkına gittiniz, çocuktunuz götürüldünüz veya şimdi çocuklarınızı götürüyorsunuz, kimsenin malı olmadığı halde oradan faydalanabilmek nasıl bir duygu? Miras hukuku, tapu kadastroya gereksiniminiz oldu mu? Ama siz şimdi sahillerde, kumsallı alanlarda yüzmeye bile özgürce gidemiyorsunuz, hatta metropollerde orman arazileri dahi giriş ücretlerine vs tabi hale geldi, ortam kendi halinizde piknik dahi yapamaz hale gelmişken, içeride içtiğiniz çaya verdiğiniz para ise cabası.. Soracaksınız bu doğa kimin? Eğer birilerinin özel mülkü-dilediğince kullandığı, dilediğince kullandırttığı, hakimi-iktidar olduğu- değilde, herkesin olsa o çitler ne adına çevrilecek, kapıda sizi kim durduracak, bu kurumalr, örgtlenmelere gerek kalacak mı? Sosyalizmde, komünizmde, mücadele doğanın olumsuz koşulalrına karşıdır ve örgütlenmeler siyasi değil, gündelik hayatı ikame ve koruma üzerine pozisyon alacaktır, haşerelere karşı mücadele, kıtlığa karşı mücadele, daha iyi ürün elde etme, madenleri daha verimli çıkartma ama daha güvenli işleme vs... Her şey devletsiz, bankasız, parasız, iktidar iradesi olmayan DOĞADAN, lazım olan ise EMEK. Bu düşünce çöker mi?

SSCB'de iktidar olan komünizm değil, komünizmde iktidar yok-dolayısıyla kurumu da yok-, basit bir örnek vermiştim, erkek ve aile reisliği elbette insanlar gündelik hayatlarını icra etmek için örgütlü olmalılar-örgütlü toplumdur-, ama devlet demek, toplumun dışında, aslında onu kapsamayan, özel olarak örgütlenmiş sosyal bir yapı değil, bir güç aygıtıdır, sosyal-toplumsal örgütlenme ile karıştırılmamalı. SSCB'de uygulanan, uygulanmak istenen sosyalizmdir, planlı ekonomidir, dünyanın kapitalist olması ve kapitalist kuşatma ve kuşatma altında darkafalı-paranoya siyasetler ve asıl zeminden sapma gibi önemli faktörlerle, süreç tamamlanamadı, yine de bir kaç ayı geçemeyen komün deneyimlerine ve kapsama alanalrına göre hayli erimli oldu ve en önemlisi kapitalizmin yıkılamaz, asla değiştirilemez, mutlak olamayacağını, bu tarz bilim dışı dogmaların, inancın, empozun geçersiz olduğunu pratikte gösterdi.

"Sermaye dünya çapında şimdiye kadar olduğundan daha çok tekelleşti ve yağmacı oldu; işçi sınıfı sayıca da gerçekte arttı. Mega-zenginler silahlı ve korumalı topluluklarda barınırken, milyarlarca gecekondu sakininin pis kokulu harap kulübelerinin etrafının dikenli tel örgülerle ve gözetleme kuleleriyle çevrildiği yerlerde oturdukları bir gelecek tahayyül edebilmek artık daha mümkün. Bu koşullarda Marksizmin bittiğini iddia etmek, kundakçılar daha kurnaz ve becerikli hale geldiği için itfaiyeciliğin modasının geçtiğini söylemeye benzer." Marx Neden Haklıydı, Syf:22 Terry Eagleton (https://www.google.com.tr/search?q=Terry+Eagleton&ie=utf-8&oe=utf-8&gws_rd=cr&ei=9itRWdCfB4G7apaiueAN), Yordam Kitap

"Sovyetler Birliği, büyük insani maliyetler pahasına ki bunun yüksek olması kısmen kapitalist Batı'mn düşmanlığı nedeniyleydi, yurttaşlarını iktisadi gerilikten modern sanayi dünyasına taşıdılar. Bu düşmanlık Sovyetler Birliği'ni silahlanma yarışına iterek ekonominin eklemlerini daha da sakatladı ve sonunda onu çöküş noktasına getirdi" A.g.e(Ibid) Sayfa:29

Cevaplar ABCD'den başlamalı, ama bana öyle geliyor ki sorduğun sorular cin olmadan çarpmaya benziyor, basit yüzeysel-teknik, henüz ne emek, sermaye çelişkisini, ne sınıfları, ne ekonomik sistemleri, ne sosyo-ekonomi, sosyo-politiği, ne mülkiyet, ne devlet kavramlarını bilince etmeden... Çökecek bir şey varsa kapitalizmdir. Gelip, geçici deneyimler, istisnalar mutlak yargı oluşturmazlar ama pratik tecrübe, deney-im sağlarlar.

K.Kore sosyalist bir ülke değil, Juche dedikelri adına da ideoloji dedikleri ideoloji falan da olmadığı gibi, sosyalizme de terstir, temeli subjektiftir ve insan, emek, toplum, üretim, tüketim, ihtiyaçlar esasına dayanmaz, hayattan kopuk ve toplumun iktidar değil toplum adına baskıcı, otoriter bir merkezin iktidar olduğu-ne pahasına olursa olsun, isterse içini bok götürsün, binayı korumak üzerine bir ilkeler, kaidiler silsilesi. 3-5 maddedir tümüde askeri, binanın dış görünümü ilke üzerinedir, yani binanın içindeki hayat ne olursa oslun önemsizdir, dışı ne pahasına olursa olsun cilalansın, korunsun-Kemalizmin esas aldığı ölçütler gibi-, ama tam kapitalist olduğuda söylenemez, bir garip -ki belki mecburiyetten- aşırı disiplin edilmiş şeriatvari kafa hakim, uygulamada görülen devlet kapitalizmi denebilir, ancak yalnızlık, yalıtılmışlık, her an işgal altında olmak-ki SSCB' tarihinde bilmediğiniz 1918-1923 arası işgal edildiğidir!-, süreğen ekonomik, politik, askeri olarak kapitalizm tarafından baskı altında tutulmak, bütün ekonomi ve siyasetin askeri harcamalara harcanması gibi paradokslar içinde. Bir an bu paradoksu elden bıraksa, kısa sürede işgale maruz kalacağı, en masrafsız yoldan içeriden darbelerle çökertileceğinin bilincinde. Fidel Castro'ya tam 638 Suikast girişimi oldu, Küba'yı işgal için defalarca komplolar düzenlendi, süreğen istihbarat, kişilerin parayla satın alınması, süreğen istikrarsızlık, dünya basınında karalama kampanyaları, 50 yıldır sürüyor... artık hesap edin kapitalist sistemin nasıl bir kafa yapısına sahip olduğunu, çitini çeviren adam, çitinden olmak ister mi, bir örneği bile orada ya da şurada görülürse, nasıl bir telaşa düşecek, kaybederse durur mu, direnmez mi, savaşmaz mı, hatta bırakın fiiliyatı, çitlerin olmadığı bir dünya düşüncesi dahi yasaklarla, baskıyla, toplumdan yalıtımla sonuçlandırılmaya çalışılır ve süreğen karalanır, kötülenir...

kartopu
27-06-2017, 09:37
Şöyle bir soru sorayım Komünizm de özgürlük varmıdır ölçüsü ne kadardır. Rejimi sorgulama özgürlüğü yada fikir özgürlüğü var mıdır?
Evet komünist arkdaşlar veya bilgisi olan samimi yorumlarınızı bekliyorum.


Bende 2 soru sorayım Esaret nedir ? Esareti anlamazsak özgürlüğü tanımayız.
Rejim nedir kim niçin kimin için kurmuştur ?. Sorgulamak için ne kadar tanıyoruz.

Nero
07-07-2017, 14:58
Teorik komünizmde özgürlük çoktur, pratik komünizmde özgürlük yoktur! :)

Teorik komünizm Marks'ın kitaplarındaki komünizmdir ve bilimsel görünümlü bir ütopyadan söz eder. Pek ayrıntılandırılmamıştır, çünkü Marks bir bilim kurgu yazarı değil, bilim adamıdır. Ancak var olanı analiz eder, çözümler. Bu nedenle geleceğin komünist toplumu hakkında ayrıntılı önermeler olmaması doğaldır.

Pratik komünizm ise geçmişteki reel sosyalist rejimlerdir ve öngörülmemiş pratik sorunlarla cebelleşip, komünizan ideallerle pek bağdaşmayan çözümler bularak, ideal değerlerden çok uzaklaşmak durumunda kalmıştır.

Bu çözümleri ikna edici kılmak için bulunan marksist tezler ise ilgisizdir. Mesela Marks'ın proleterya diktatörlüğü kavramı ile halkın en temel söz söyleme ve örgütlenme özgürlüğünün tek parti rejimi altında boğulmasının hiç bir ilgisi bulunmamaktadır. :)

Tabii daha traji-komik örnekler de var. Kamboçya'da Kızıl Kmerler iktidarı döneminde milyonlarca insanın çalışma kamplarında ve sürgünlerde öldürülmesinin de Marks'ın öngördüğü komünizmle bir ilgisi yoktur.

spartacus
07-07-2017, 15:33
Bu çözümleri ikna edici kılmak için bulunan marksist tezler ise ilgisizdir. Mesela Marks'ın proleterya diktatörlüğü kavramı ile halkın en temel söz söyleme ve örgütlenme özgürlüğünün tek parti rejimi altında boğulmasının hiç bir ilgisi bulunmamaktadır. :)
Doğru, zaten bahsi geçende merkezileşmiş, derilmiş, çatılmış, ordu görevini yerine getiren demir disiplinli bir parti yönetimi değildi-sosyalizmde böyle değil. Bu noktaya sapılması bence ideolojik olmaktan çok tarihseldi.

Şöyle tarihseldi, örneğin Paris Komünü kısa sürede kan ve şiddetle bastırılmıştı, yine benzer çıkışlar bir kaç günden daha fazla dayanamamıştı. Tamda o dönem Rusya'da devrim gerçekleşmiş, ama gerçekleşir gerçekleşmez, içeride eskiye olan direnç, iç savaşa dönüşürken bu iç savaş kapitalizmin, sosyalizme savaşı halini kısa sürede almış ve 14 Kapitalist devletin dolaylı, dolaysız Rusya işgali meydana gelmiş. 1917-1922 -> 5 Yıl

ABD, İngiltere, Fransa, Polonya ve Japonya'nın dolaylı, dolaysız desteklediği, lojistik sağladığı, bizzat askeri müdahalede bulunduğu süreçte, iç savaşın önderliği Rus kapitalistlerini ve/veya çarı temsilen beyaz Ordu'da idi ve savaş stratejisi ise Beyaz Terör olarak ifade edilir.

Kısaca Paris Komünü gibi kısa sürede bastırılabilirdi, lakin sosyalizmde öngörülmediği halde pratikten kaynaklı düzenli ordular kurulmuş, belirli bir erimde oluşacak gevşek örgütlenmeler yerine disiplinli parti örgütleri yönetimine dönüşmüş vs...

Lakin Sovyetler Birliğinde yaşam Batının yalan propagandaları gibi değildi. Elbette uzun dönem eski sırtı sağlam aileler, çar taraftarları, ağalar, kapitalistler, orta zenginler süreğen kol çıakrtacaktı, çünkü bu kesimlerin sistemi, bu kesimlerin arzularının sistemi kapitalizmdi...

Bugün Küba hakkında kapitalist medya örneğin sürekli yalan yazar, seçim dönemleri der ki, seçimlere tek parti KP girdi! Oysa Küba'da Komünist Parti seçimlere katılmaz! parti kongreleri parti içi kongrelerdir, ülkenin, sınıfın ve toplumun, toplum örgütlerinin merkezi kongresi değil.

Komünist Parti üyeside işyeri, çifçi birlikleri, ne bileyim bağlı olduğu alan, birimin doğal bileşenidir ve seçimlere bağlı olduğu birimin bir parçası olarak girer, KP adına değil... KP'nin görevi yönetim sorunlarından ziyade ideolojiktir, fiili olarak yönetmez, çünkü sosyalizmde yöneten işçi-emekçi sınıflarıdır, öyleyse bunalrın yerelliklerdeki doğal örgütlerinden, merkeze kadar merkezi bir örgütlülükle yönetmesi gerekir ki, işte bu süreçte bu toplumsal örgütlerin her bir yerelin kendi iç meselelerini, ülke, dünya meselelerini kendi içinde tartışıp, kararlar alıp, yine bir üst organa delege göndere, göndere merkezileşir(kongreler 3-5 ay sürüyor ve ortala 7-8.000.000 insanın fikr beyan ettiği ve değerlendirildiği ifade ediliyor).

Neyse SSCB'de aslında tek sorun lüks idi, olacaktı, zaten kapitalizm en çok lüks sorunu üzerinden saldırdı. Örneğin bir kaç yıl önceki son anketlerde eskiden, kapitalizmden daha iyi yaşadığını düşünen insan sayısı toplumun %60 civarıydı. Bizim Mc Donalds'ımız yoktu diyor, batı medyası sanki gözümüze sokuyordu Mc Donalds vb bir kaç lüks ürünü, lüks aracı... O zaman lüks yoktu, şimdi her yerde lüks otolar, lüks yatlar, lüks evler, lüks......... gırla satılıyor ama biz alamıyoruz, yani sonuçta toplum o lükse zaten sahip olamıyor(hanginiz sahipsiniz, kaşınız villada oturup, yatlarda gezebiliyor, sağlık sorunalrınızda en ala paralar saçıp, oh mis gibi birde lüks araçlarınız, yanınızda şoförünüzle seyahat ediyorsunuz?)! Kısaca kapitalizmin en önemli silahı, boyasıdır, iyi göz boyar...

EKONOMİ üzerine kapitalist yalanlara bakın, birde aşağıdaki yazıdaki tablolara!

http://www.abstraktdergi.net/sscb-mitler-ve-gercekler/

https://i0.wp.com/www.abstraktdergi.net/wp-content/uploads/Slayt1.png?resize=300%2C225

ABD, SSCB KIYAS
https://i0.wp.com/www.abstraktdergi.net/wp-content/uploads/Slayt7.png?resize=300%2C225

kişi başına doktor sayısı

https://i0.wp.com/www.abstraktdergi.net/wp-content/uploads/Slayt10.png?resize=300%2C225

Nero
07-07-2017, 15:46
Doğru, zaten bahsi geçende merkezileşmiş, derilmiş, çatılmış, ordu görevini yerine getiren demir disiplinli bir parti yönetimi değildi-sosyalizmde böyle değil. Bu noktaya sapılması bence ideolojik olmaktan çok tarihseldi.

Şöyle tarihseldi, örneğin Paris Komünü kısa sürede kan ve şiddetle bastırılmıştı, yine benzer çıkışlar bir kaç günden daha fazla dayanamamıştı. Tamda o dönem Rusya'da devrim gerçekleşmiş, ama gerçekleşir gerçekleşmez, içeride eskiye olan direnç, iç savaşa dönüşürken bu iç savaş kapitalizmin, sosyalizme savaşı halini kısa sürede almış ve 14 Kapitalist devletin dolaylı, dolaysız Rusya işgali meydana gelmiş. 1917-1922 -> 5 Yıl

ABD, İngiltere, Fransa, Polonya ve Japonya'nın dolaylı, dolaysız desteklediği, lojistik sağladığı, bizzat askeri müdahalede bulunduğu süreçte, iç savaşın önderliği Rus kapitalistlerini ve/veya çarı temsilen beyaz Ordu'da idi ve savaş stratejisi ise Beyaz Terör olarak ifade edilir.

Kısaca Paris Komünü gibi kısa sürede bastırılabilirdi, lakin sosyalizmde öngörülmediği halde pratikten kaynaklı düzenli ordular kurulmuş, belirli bir erimde oluşacak gevşek örgütlenmeler yerine disiplinli parti örgütleri yönetimine dönüşmüş vs...

Evet, SSCB Paris Komünü'nden bir gün daha fazla yaşayınca Lenin'in sevinçten takla attığı söylenir! :) Çünkü dediğin gibi, etrafı sarılmış ve iç savaş da var. Onca zorluğa rağmen yaşamayı başardı.

Ama sonrası da var. Aynı SSCB, etrafındaki kuşatılmışlık kırıldığında ve iç savaş bastırıldığında da aynı rejimini sürdürdü. 2. Dünya savaşı sonrasında bir sosyalist sistem kurulup iyice sağlamlaştırdığında da bunu sürdürdü. Tek parti, tek adam, tek ses, tek tek devam etti.

İşgaller yaşandı mesela; Çekoslavakya ve Macaristan. Stalin ve Churchill arasında Malta'daki anlaşmaya sadık kalındı. Bu nedene Yunanistan Batı'ya bırakıldı, öbür taraf da SSCB'ye.

Bu rejim 1990'ların başına kadar böyle geldi. Yıkılışı da ciddi sorunlardan dolayı olmadı. Batı'yla yarışıp onu geçme politikası yıktı rejimi. Sosyalist görünümlü, çift dinli insanlar üretti rejim. Sonunda tek kurşun atılmadan yıkıldı.

Ne preoleterya sahip çıktı ona, ne "komünistler"... :)

spartacus
07-07-2017, 20:05
İşgaller yaşandı mesela; Çekoslavakya ve Macaristan. Stalin ve Churchill arasında Malta'daki anlaşmaya sadık kalındı. Bu nedene Yunanistan Batı'ya bırakıldı, öbür taraf da SSCB'ye.
Değinecektim de uzamasın diye geçtim. O savaş taktiği öyle bir psikolojidir, etrafın olabildiğince sarılması gerekir, bu bir tarafın stratejisi, diğer tarafta etrafın olabildiğince sarılamaması, uydu noktalar olmaması için, etrafı olabildiğince genişletme eğilimindedir...
Ne preoleterya sahip çıktı ona, ne "komünistler"... :)
Çıkabilen çıktı da, kapitalist yalanlar, medya gücü o düzeyde etkili oldu ki, artık neyin gerçek, neyin yalan olduğunun dahi ayrımı kalmadı...

Örneğin Ukrayna üzerine br dolu efsane anlattılar, oysa o Hitler stratejisiydi, yani bir bölgeyi kamusal anlamda yıpratıp-istikrrsızlaştırıp sonra ele geçirmek... Almanya'nın ilk hedefi Ukrayna idi, ırkçı, faşist hareketlerin en güçlü olduğu ülkelerden birisi de Ukrayna o dönemler... Neyse...

Kapitalistler SSCB'nin insanlarını açlığa terk edip-oysa aksine en çok üstesinden gelmeye çalıştıkları yaşam standartlarını yükseltmek, zira kalıcılığı zaten bu garanti edecekti-, kıtlıklarla kıydığını iddia ettiler, aynı taktik Çin içinde kullanıldı, ama ilgili kıtlıkların daha önceki moanrşi, İngiliz işgalleri ve 1. Dünya savaşı dönemleriyle ilgili olduğu defalarca ispatlandı, bu kadar yalanın hakim olduğu anlayışlar ciddiye alınmadı, alınamadı ama meydan onlarındı hem hakimdilerde.

Örneğin bu gün yandaş medyayı düşünün, %99,9 yalan ve kara propaganda üzerine, ne yapabiliyoruz?

Kitlesini düşünün bu yandaş medyanın, Dünyanın en geri, cahil hatta mallaşmış başka bir topluluğu var mıdır, en azından bu kadar etkili, kitlesel bilmiyorum... Onlar ne demişse artık doğru kabul ediliyor üstelik resmen topluma, ardına takılan sürülere de zarar, ziyan beyanatlar, tam bir bel altı, adi safsatalar olmasına rağmen...

Misal AKP kitlesininin tümü şimdi hem fikir, Kılıçdaroğlu Fetö için yürüyor çünkü 15 Temmuz'a denk geldi! Bu ahmaklığı üreten ve kanıksatan ne, kimler? Hep bu türden kandırılmış milyonların olduğu bir toplumda, gerçek ve doğruların erimsiz, kolayca yer edinebileceği beklenmemeli. Artık mevcut hırsız-çete iktidarının her türlü yolsuzluk, haksızlık, hukuksuzluk, çağdışılığına dair en ufak bir eleştiriniz olsa, ya şahsınıza ad-hominemden ya da alakasızca safsatalar, boş çarpıtma, nutuklar, hedef göstermelerden öte gitmeyecekler, hakimlerde...

Hasılı kapitalizmin yoğun ad-hominemi, yalan, dolan, sahte propagandaları da unutulmamalı.

kartopu
07-07-2017, 23:47
Reel sosyalizm de bazı yanlış, hata hatta beceriksizlikler yapıldı diye bir daha denenmeyecek diye bir şey yok. İşte içinde yaşadığımız kapitalizm de insan bu yaşanmışlıktan da mutlu geleceği konusunda emin değil.

Reel sosyalizm deki Yaşanmış yanlışları da dikkate alarak daha güzeli kurulabilir.
Umudumuzu kaybettiğimizde bu kapitalizm insanlığı yok edecektir. Eğer kendimiz neslimizi kurtarmak istiyorsak umudumuzu kaybetmeyeceğiz.

İnsanlık yinede komünizm le kurtulacaktır.
İşte Stepen Hawking diyorki Bu teknolojik yarış ve teknolojide ki rekabet insanlığı yok edecektir. Bazı kapitalist beyinler bu dünyaya bu kadar (takriben 7 milyar) insan çok 500 milyon yeter gibi sözler söylemekte.

İşte üretimin, ihtiyacın ve nüfusun merkezi şekilde planlanması için dünya boyutunda sosyalizm (komünizmin ilk aşaması) na acilen ihtiyaç vardır.

Dünya çok büyük bir kapitalist kriz yaşıyor çözülmeyen çözülmeyecek gibi görünen kriz .Bu gidişle kapitalistler ya kimyasal bir savaş çıkaracak ya kıtlık ya bilerek isteyerek salgın hastalıklar. Çünkü insan nüfusu onlar için sorun olmakta ve nüfus azalırsa sorunun çözüleceğine inanmaktalar.

manas
08-07-2017, 00:59
kartopu demişsin ki;
Dünya çok büyük bir kapitalist kriz yaşıyor çözülmeyen çözülmeyecek gibi görünen kriz .Bu gidişle kapitalistler ya kimyasal bir savaş çıkaracak ya kıtlık ya bilerek isteyerek salgın hastalıklar. Çünkü insan nüfusu onlar için sorun olmakta ve nüfus azalırsa sorunun çözüleceğine inanmaktalar.

değil, nüfusun azalması onların gelirini düşürür çünkü her insan bir müşteridir. evet yönetmek için az nüfus istenebilir ama para kazanmak için nüfus gerekir, global anlamda rekabetin bu kadar çılgın olduğu tüketimin sürekli arttığı bir dünyada nüfusu azaltarak dünya devi firmalar ayaklarına sıkmaz. öyle dediğiniz nüfusla olabilseydi 300 milyon nüfuslu abd'nin baronları dünyaya açılma gereği duymaz sadece kendi ülkelerinde mc donald ı, marlboroyu, microsoftu, ford otomobilleri vs satarlardı.
ha senin dediğin komünizmin işine yarayabilir, zaten komünizmin para ile işi olmadığı için az insan zarar ettirmez tam aksine yönetmek ve eşit paylaşımı kolaylaştırır.

Felâsife
08-07-2017, 01:51
değil, nüfusun azalması onların gelirini düşürür çünkü her insan bir müşteridir.

Kesinlikle katılıyorum.
Onların durumdan memnun görünmemesi de hikaye bana göre, hiç bir zaman da memnun da olacağa benzemiyorlar.
Sonuçta krizlerden de besleniyorlar, lakin genede onları memnun etmek mümkün olmuyor.
Kriz olmayınca da kriz çıkartıyorlar, kriz fazlalaşsın da istemiyorlar, taktik güzel aslında.

Hiç bir zaman memnun olma! :third:

kartopu
08-07-2017, 08:10
değil, nüfusun azalması onların gelirini düşürür çünkü her insan bir müşteridir. evet yönetmek için az nüfus istenebilir ama para kazanmak için nüfus gerekir, global anlamda rekabetin bu kadar çılgın olduğu tüketimin sürekli arttığı bir dünyada nüfusu azaltarak dünya devi firmalar ayaklarına sıkmaz. öyle dediğiniz nüfusla olabilseydi 300 milyon nüfuslu abd'nin baronları dünyaya açılma gereği duymaz sadece kendi ülkelerinde mc donald ı, marlboroyu, microsoftu, ford otomobilleri vs satarlardı.
ha senin dediğin komünizmin işine yarayabilir, zaten komünizmin para ile işi olmadığı için az insan zarar ettirmez tam aksine yönetmek ve eşit paylaşımı kolaylaştırır.

Sn manas.
Mantıklı düşündüğünde haklısın Ama kapitalizm aşırı rakabet ve aşırı kar hırsı ile düşünür.Gelişen teknoloji insanı üretimde devreden çıkarıyor bu teknoloji hizmet sektörünede yayılmaya başladı insan üretimde değilse hizmet sektöründe de yoksa nasıl müşteri olur. Müşteri olabilmesi için onların iş güçlerini satmaları gerekir bu eylemi yapamadığında birileri tarafından beslenirler bu da kapitalistlere kar yazmaz zarar yazar.

İşte Stephen Hawking in de kaygısı bu, acilen dünya hükümetine geçmek gerektiğini söylüyor.---Hawking in bu düşüncesi tartışılmalı bence acaba Hawking ne gibi tehlike görüyor ne yaparak tehditten kurtulur kapitalizm.---

Kapitalizm çelişkiler dünyasıdır her kes en tepeye yerleşmek ister her kes dünyanın sahibi olmak ister.
Komünist manifosta burjuvalar ve proleterler bölümünde şu denir. Burjuvalar da İşçilerde birbirinden kurtulmak ister ama Burjuvalar bunu daha fazla ister. Der.

İŞÇİLER İ anladık sosyalizm gelecek mülkiyet toplumsallaşacak Burjuvaya ihtiyaç olmayacak.
BURJUVALAR bunu nasıl yapacak işçilerden ne yaparak kurtulacak. Kurtulursa işçi müşteri de olmayacak.
İşte hırs ve herşeyin sahibi olma isteği aynı zamanda bir yıkımdır.

Komünizm, özellikle birinci evresi olan sosyalizm, işte bunu planlayarak yapacak ihtiyaca göre üretim Sosyalizmde nufus ta dahil her şey planlıdır.
Onun için merkezi planlama denir.

Sosyalizm (komünizmin ilk evresi) bir şeyin sonunun başlangıcıdır. Başka bir şeyin başıdır.

Dünyanın en zengin yüzde 1'lik kesiminin serveti yüzde 99'un toplamına eşit - BBC 18-1-2016-

manas
08-07-2017, 11:55
Büyük sanayiciler toplanıp şöyle karar alabilirler (belkide yapıyorlardır) ; biz ulaşamadığımız yada yeterince satış yapamadığımız geri kalmış ülkelere önce yollar yaparak ve halka para kazandıracak iş tesisleri kurarak ve kredi sağlayacak bankalar kurarak motorlu taşıt satışı yaparız. Verici istasyonları elektrik hatları kurarak cep telefonu bilgisayar televizyon filan satarız... Zaten insanlar biraz para kazanmaya başlayınca diğer şirketler kendi ağlarını kurar ama Önce pamuk eller cebe girecek sonra karşıdan toplamaya başlayacak.
Zengin fakirsiz yapamayacağı için onlar olmadan sömüremeyeceği için ve de aç kalan insanlar kendilerini tehdit etmemesi için fakirin olduğu yerde beslenmesini sağlayıp hem kendilerini güvene alacaklar hem mal satacaklar. Sanırım yapılan veya yapılmak istenen bu. Devlet başkanlarının nüfusu azaltalım düşüncelerini global şirketler tınlamaz. Her fakir halk göç yoluna düşmeden. Kendi yerinde isyan etmeden beslendi mi kapitalizm için sorun değil. Ama yüz yıl sonra konjektür nasıl olur insan bir işe yaramaz nüfusu kırılmak istenebilir bilemeyiz.

kartopu
08-07-2017, 15:27
Tıpkı Hawking de sizin gibi düşünüp dünya hükümetine acil ihtiyaçtan söz ediyor Sn Manas.

Ama olmuyor bu dünyada egemen sermaye finans ve payın büyük bölümünü o götürüyor. ABD devleti 14 tirilyon dolar borcu var banka ve şirketlere. İngiltere 8 tirilyon İtalya 3 tirilyon dolar.
Yani sizin söylediğiniz olmuyor her kes para kazanma derdinde Yol yapılıyor yolun parası halktan toplanıyor Traktör veya makine veriliyor ama krediler ödenemiyor.
Birde teknoloji çok hızlı gelişiyor. Rekabet dev boyutlarında.

Evet sizi anlıyorum kapitalist in işçiye bankanın müşteriye ihtiyacı var ama kar daha fazla kar birilerini hak etmediği zenginliğe diğerini de hak etmediği yoksulluğa itiyor.

Dünyada örneklerini görüyor nedenlerine bir türlü akıl erdiremiyoruz Libyadan Iraktan Suriyeden ne istediler bu ülkeler kendi kendilerine yetiyordu hatta bu ülkelere silah ve bazı makinalar satarlarken niçin vahşeti oralara bıraktılar.
Libyanın 350 milyar dolarına el koyup vahşeti libyada bıraktılar Şimdi Suudi arabistanın 750 milyar dolarına ABD el koydu.
Bunlar doymuyor ve bir gün patlayacak.
Bu kapitalistler kendi aralarındaki yarıştan dünyayı unutmuşlar Buna biz paranın insanı yönettiği sistem diyoruz İnsanın parayı yönettiği sistem 1980 lerde kaldı.

Felâsife
08-07-2017, 17:08
Ama olmuyor bu dünyada egemen sermaye finans ve payın büyük bölümünü o götürüyor. ABD devleti 14 tirilyon dolar borcu var banka ve şirketlere. İngiltere 8 tirilyon İtalya 3 tirilyon dolar.

90 ların sonuna doğru "Tiranların Son Valsi" diye bir kitap okumuştum, ilk başlarını okuyunca sizin bu dediğiniz meseleye gelip, ABD nin de bu kadar borcu varken, başka ülkelere yardım ediyor, borç veriyor filan deyip, bu çelişkiyi işliyordu.
ABD nin de aslında yönetildiğini bu kararları "gri adamlar" denilen kişilerin adeta zorla verdirdiğini, hatta ABD başkanlarını tehdit ettiklerini söylüyordu. Tabi diğer ülke başkanlarınıda.
Bir nevi borçlu olan gebe olur misali, her istediklerini de yaptırıyorlarmış. Bunun yetmediği yerde borsa krizi gibi krizler, hatta depremler filan bile yaptırtabiliyorlarmış.

Kitaptan aklımda kalan kredi karttından da uzak durun diyordu, gelecekte para iyice azalacak ve olay kredi/kontör şekline geçecek, bu da gri adamların ekmeğine yağ sürecek gibi kehanetler vâri söylemleri vardı kitabın.
Zaten kitapta gelecek 30 yılı filan kapsıyordu ki tuhaf bir kitaptı.

Sevgiler

manas
08-07-2017, 18:59
"Bunlar doymuyor ve bir gün patlayacak.
Bu kapitalistler kendi aralarındaki yarıştan dünyayı unutmuşlar Buna biz paranın insanı yönettiği sistem diyoruz.."
Kartopu

İnanıyorum ki bu sistem yakın bir zamanda çökecektir. artık bunama dönemi yaşıyor bir ayağı çukurda..
Peki sorayım alternatifi ne olur?
Veya komünist sistemi dünya kabul etse sistem dünyanın yükünü kaldırabilir mi yoksa biraz esnek mi davranması gerekir yani kurallarından biraz taviz vermesi gerekir mi? Yani komünizmin olmazsa olmazı ve olmasada olur dediği nedir?

Khaos
08-07-2017, 20:27
"Bunlar doymuyor ve bir gün patlayacak.
Bu kapitalistler kendi aralarındaki yarıştan dünyayı unutmuşlar Buna biz paranın insanı yönettiği sistem diyoruz.."
Kartopu

İnanıyorum ki bu sistem yakın bir zamanda çökecektir. artık bunama dönemi yaşıyor bir ayağı çukurda..
Peki sorayım alternatifi ne olur?
Veya komünist sistemi dünya kabul etse sistem dünyanın yükünü kaldırabilir mi yoksa biraz esnek mi davranması gerekir yani kurallarından biraz taviz vermesi gerekir mi? Yani komünizmin olmazsa olmazı ve olmasada olur dediği nedir?

Komünizmin ne olduğunu düşünüyorsunuz ki; esnetilmesi gerekli kurallardan bahsetme gereği hissettiniz.

Komünizm bir üretim biçimidir. bu üretimde üretim araçları üzerinde mülkiyet yoktur ve üretim toplumsaldır dolayısıyla bölüşüm de toplumsaldır.

hepsi bu.
anlaşılması ya da anlatılması zor birşeyden bahsedilmiyor. ama konuyu sulandırmak isteyenler var. öyle seyrediyorum ben de.

bakkalmahmud
08-07-2017, 23:56
Komünizm isa dir,kapitalizm muhammed,diktatörlük ve fasizmde musa :)

kartopu
09-07-2017, 08:21
"

İnanıyorum ki bu sistem yakın bir zamanda çökecektir. artık bunama dönemi yaşıyor bir ayağı çukurda..
Peki sorayım alternatifi ne olur?
Veya komünist sistemi dünya kabul etse sistem dünyanın yükünü kaldırabilir mi yoksa biraz esnek mi davranması gerekir yani kurallarından biraz taviz vermesi gerekir mi? Yani komünizmin olmazsa olmazı ve olmasada olur dediği nedir?

Komünizmde esnetme olmaz çünkü oldukça esnek insan özgür çalışma mecbur değil insan insanlığını geri almış İnsanı engelleyen her şey tasfiye edilmiş. Doğayla insan kaynaşmış

Ama komünizmin ilk evresi olan sosyalizm konusunda tartışma içeren çok şey var bu yaşanmış deneylerden ders çıkararak yanlışlar ve doğrular masaya yatırılacaktır.
Olmadan olmaz zaten. Yanlış temel üzerine bina yükselmiyor.

kartopu
09-07-2017, 08:35
90 ların sonuna doğru "Tiranların Son Valsi" diye bir kitap okumuştum, ilk başlarını okuyunca sizin bu dediğiniz meseleye gelip, ABD nin de bu kadar borcu varken, başka ülkelere yardım ediyor, borç veriyor filan deyip, bu çelişkiyi işliyordu.
ABD nin de aslında yönetildiğini bu kararları "gri adamlar" denilen kişilerin adeta zorla verdirdiğini, hatta ABD başkanlarını tehdit ettiklerini söylüyordu. Tabi diğer ülke başkanlarınıda.
Bir nevi borçlu olan gebe olur misali, her istediklerini de yaptırıyorlarmış. Bunun yetmediği yerde borsa krizi gibi krizler, hatta depremler filan bile yaptırtabiliyorlarmış.

Kitaptan aklımda kalan kredi karttından da uzak durun diyordu, gelecekte para iyice azalacak ve olay kredi/kontör şekline geçecek, bu da gri adamların ekmeğine yağ sürecek gibi kehanetler vâri söylemleri vardı kitabın.
Zaten kitapta gelecek 30 yılı filan kapsıyordu ki tuhaf bir kitaptı.

Sevgiler
Evet bu tür kitaplar bir dönemler çok üretildi ama bu tür kitaplarda insanı pasifize etmek istemekte var. Sanki bu kitapları dünyayı bu hale sokanlar üretiyor. İnsana sürekli geri çekilmeyi tavsiye ediyorlar.

Bence insan karşı çıkmalı ve değiştirmeli
Onlar ne kadar zengin olursa olsun her şey onlarında olsa onlarda tek kalp taşıyor ve bizde olan korku onlarda da var.
Eğer bu gün karşı çıkılmaz geri çekilirsek bu bizde alışkanlık yaratır ve işte o zaman köleliğimizi kabullenmiş oluruz.

Bizi onlar modern köle olarak görüyor Yarın böbrek kalp ciğer yedek parçası olarak görecekler. Biz köleliğe bu gün itiraz etmezsek yarın yedek olmaya da itiraz edecek gücümüz kalmayacak.

Cercis Hz Circis
09-07-2017, 10:18
2017'deki denetim teknolojileri, güvenlik kameraları, işçi ve iş takip sistemleri, business process sistemleri 1991'de olsaydı bir ihtimal Sovyetler komünizmi çökmezdi. Bugün çin'de ve vietnam'da, yürürlükteki komünizmin denetlenebilir oluşu ve iş yapma süreçlerinin takip edebilir oluşu, ticari kâra dönüşüyor. Mal sahibi veya işçi çalıştıran dükkan sahibi, cebindeki telefondan bakarak işyerinin iş sahasına bakan güvenlik kameralarının görüntülerinden işçilerin çalışıp - çalışmadıklarını 7 gün 24 saat kesintisiz takip edebiliyor. İşçiler ise bir tık yapıp online sosyal güvenlik denetimi yaparak ssk primlerinin yatıp yatmadığını ve maaşlarının miktarını ayrımsız ve galeyansız öğrenebiliyorlar. Sovyetlerde bu çift taraflı denetim teknolojisi yoktu. İşçiler çalışıyormuş gibi yapıyorlardı, angarya takılıyorlardı ve Sovyet komünist hükümeti de işçilere emeklerinin karşılığını veriyormuş gibi yapıyordu. Her iki taraf da birbirini kandırıyordu. Çin'deki komünizim sosyal adalete elverişli ve kandırmacaya uzaktır. Çin ve Vietnam komünizmleri, Sovyetlerden daha iyi kâr ediyor oluşlarının sebebi bu business process sistemleridir bana göre.

Nero
10-07-2017, 15:07
İnsan neden çalışsın ki? Çalışmak köleleştirir. Zaten köleler ve ücretli köleler çalıştırılmış. Bütün sevimsiz işleri onlar yapmış. "Üst düzey insanlar" ise sanatla, sporla, siyasetle, bilimle uğraşmış. Bol bol gevezelik yapıp, eğlenmişler.

Birilerinin çalışması gerekiyor ama. Aksi halde hayat sürmez. Ayrıca birileri zaten çalışmaya istekli ve bunu yapıyor. Geçim için, para kazanmak için yapıyor bunu. Ticaret, işçilik, ustalık, hizmet vb işlerini serbest piyasa düzeninde birileri zaten istekle, ücret aldığı veya para kazandığı için köleliğini fark etmeden yapıyor.

Bu da insanın kendine yabancılaşması demek. Çünkü emek gücünü kendi doğal ilgi alanları dışında bir iş için harcıyor. Mesela madenlere, yer altına kim inmek ister? Belki mağaracılar...

Komünizm bu çalışmayı komünizan ahlakı yaygınlaştırarak ve bir ihtiyaç hâline getirerek tüm topluma yayabileceğini ileri sürer. Çalışmak nasıl bir ihtiyaç hâlini alabilir ki?

Robotlara işleri yaptırmak çözüm olabilir ama her işi robotlar yapamaz. Ayrıca onlara yaptırılacak işlerin başında da insanlar duruyor. Belki onun için de robot geliştirilir.

Onun dışında çalışma süresini en aza (günde 2-4 saat arası) indirmek de çözüm olabilir. Herkes çalışır ama az. Geri kalan zamanında da hoş işlerle uğraşır. Kendini ve başkalarını geliştiren işlerle...

Böylesi bir ütopya hayata geçirilebilirse iyi. Burada özgürlük fazlasıyla var olabilir. Ama acaba bu gerçekçi mi?

Günde 2-4 saatlik bir çalışma süresiyle, nöbetleşe pek çok kişi tarafından yapılan işin maliyeti artacaktır. Komünizmde maliyet sorun olmayacak. Zaten para da olmayacak. İnsanlar ihtiyacı kadar alıp tüketebilecek. Tabii temel malları. Lüks mallar buna dahil değil. Onları muhtemelen topluma en çok faydalı işler yapmış kimseler kullanacak.

Peki şimdiki gibi bir üretim ve tüketim çılgınlığı olacak mı? Hayır. Üretim de tüketim de azalacak. Malların çeşitliliği ve kalitesi biraz azalacak. Herkes kaytarmak isteyecek ve işleri lakaytça yapacak. Performansa dayalı değerlendirme falan savsaklanacak.

Böyle bir hayatın getirip götürecekleri tartışılır. Eşitlik olacak, tabii toplumun tam denetimi, müdahale hakkı uygulanabilirse. Ama doğru kararlar alınabilecek mi, ekonomi ne durumda olacak, tartışılır.

Ayrıca hizmetler... Mesela sağlık... Ne durumda olacak? Sağlıkta ilerleme için yoğun çalışma gerekir. Bunu günde 2-4 saatlik çalışma süreleriyle yapmam mümkün değil. Ama toplumun geneli az çalışırken, bir kısım insana çok çalışmalarını söylemek ve onları ikna etmek gerekecek.

Ayrıca çalışma sürelerinde ve yapılan işlerde eşitlik yaklaşımı pek doğru değil. Bâzı insanların daha çok çalışması, daha sevimsiz işleri yapmak zorunda kalmaları çok da yanlış değil.

Bir seferinde bir toplantıda insanların ciddi ciddi, bir hastanedeki tuvalet bakımını o hastanede çalışan tüm hizmetli, hasta bakıcı ve doktorların sırayla yapacakları bir ütopyanın savunulduğunu dinlemiştim!

Yani sırası gelince doktor da tuvalet temizliğine gidecekti. Sonra da ameliyatına dönecekti herhalde. :)

Eşitlik adına böyle uçuk-kaçık şeylerin akıllara gelmesi de ayrı bir tuhaflık.

Neyse, bunlar teorik ve ütopik konular. Asıl günümüzün sorunları bunlar değil. Şimdi bizler kapitalizmin yarattığı pratik sorunları ve acıları yaşıyoruz. Geçmişte ona karşı bulunan sosyalizan çözümlerin de 70 yıl kadar yaşayıp sonra pek de iz bırakamadan kaybolup gittiğini görüyoruz. Bürokratik de olsa, devletçi de olsa eşitlik, özgürlük ve sosyalizm denemeleri idi bunlar.

Kapitalizm ve insan hırsı doğayı, toplumu, gelenekleri ve yaşantıları silip süpürüyor. Tek tip insanı yaratıyor ve çeşitliliği silikleştiriyor. Mallarda çeşitlilik getirirken, insan ilişkilerinde ve yaşantılarında çeşitliliği yok ediyor.

Kapitalizme karşı aslında en iyi mücadele yolu belki de onun önümüze sunduğu mal çeşitliliğine ilgisiz davranmak, onun dayattığı tek tip yaşantının dışına çıkmak ve alternatif yaşantıları geliştirmek. Varsın kendileri tüketsinler, kendileri yaşasınlar. Sadece en az ürün tüketerek, sade hayatları benimseyerek sosyal ilişkiler kurup cazip hâle getirebiliriz.

Şirince Matematik Köyü ve Tiyatro Medresesi. Kapitalizm buraya girmez. Tabii matematik köyü de ücretli ve sanırım biraz pahalı da. Ama yine de kapitalizmin girdiğini söyleyemeyiz. Çünkü amaç kâr değil. Ayrıca alternatif tatil ilanları görüyorum. Standart paketlerden sıkılanların parasını çarpmak için. Hep birlikte atölye çalışması, Uzak Doğu reiki vb aktiviteleri, çadırlar, denize girmek, akşam ateşleri... Bunları düşük paralarla, kâr amacı gütmeden yapmak mümkün olabilir sanki.

Yıldıztozu
06-10-2017, 10:35
Kazananın olabilmesi için kaybedenin olması zorunlu değil midir?
Bir futbol maçında beraberlik durumunda taraflar 1'er puan alir. (Toplam iki puan). Galibiyete ise 3 puan verilir.(Toplam 3 puan). O halde kazanan ve kaybedenin olması, eşitlik durumuna kıyasla insanlıga daha fazla puan getirmez mi?

SelGom
06-10-2017, 11:47
Kazananın olabilmesi için kaybedenin olması zorunlu değil midir?
Bir futbol maçında beraberlik durumunda taraflar 1'er puan alir. (Toplam iki puan). Galibiyete ise 3 puan verilir.(Toplam 3 puan). O halde kazanan ve kaybedenin olması, eşitlik durumuna kıyasla insanlıga daha fazla puan getirmez mi?

İnsanlığa değil bi kaç insana daha fazla puan getirirken çoğunluk kaybetmiş olur.

kartopu
06-10-2017, 13:09
Komin-izm = korkunç bir şey. veba gibi, zamanımızda kanser, bulaşıcı bir hastalık kimse yaklaşmasın. Adı bile korkutucu.
Komin. yav ortaklık diyor . Nazım yârin gül yanağından başka her şey ortak demiş. Her şeyi vermiş bir yâri vermemiş. Kıskanç adam neye onu vermedin. Halbuki malını mülkünü kıskananlar onu çokta önemli bulmuyor.

Kızlarını vermek için şirketlerini birleştirecek için damat arıyor. Sen kıskan nazım, hayatını ver ekmeğini paylaş ama yâri kıskan.

"ictenlik"
06-10-2017, 13:56
Nazım yârin gül yanağından başka her şey ortak demiş.

Bedreddin'e ithafen yani onun/Bedreddin'in düşüncesine ithafen söylenmiş bir şey sanırım...

Karaiskakis
06-10-2017, 15:17
Komin-izm = korkunç bir şey. veba gibi, zamanımızda kanser, bulaşıcı bir hastalık kimse yaklaşmasın. Adı bile korkutucu.
Komin. yav ortaklık diyor .

Kom'i'n mi?

Kom'ü'n e ayıp olmasın :)

"ictenlik"
06-10-2017, 15:28
Şöyle bir soru sorayım Komünizm de özgürlük varmıdır ölçüsü ne kadardır. Rejimi sorgulama özgürlüğü yada fikir özgürlüğü var mıdır?
Evet komünist arkdaşlar veya bilgisi olan samimi yorumlarınızı bekliyorum.

bu cümledeki kömünizm tespitini ve komünizmdeki özgürlük bakışı/saptaması ve soruyu yanlış buluyorum...

komünizmi, olmadığı bir şey varsayıyor baştan

komünizm dünyada yayılmış/yaygın resmi köleliğin reddidir ya da karşı tezidir...

Komünizm birbirini iten çeken, ve yöneten dünyaya ve insana karşı bir savunmadır... ya da bunun gibi bir şeydir..

dünyanın tüm bu yukarıda sayılan sorunları anlaşılmadan komünizm tanımlanamaz- anlaşılamaz

beyazlar siyahları yönetirken ve onları köle insanlar ilan etmişken olan şey?
o gün siyahlar özgürlük arıyordu çünkü tutsaklık açık belirliydi...

. Şimdi içimizde renkler (ayrımlar) olmasa da siyah ve beyazların yine de olması gibi bir durum için komünizm arayışı var
.. ve komünizm arayışı ve deyişi oradaki özgürlük arayışına denk geliyor.
Yani komünizm de özgürlük aramak kavramı baştan yanlış o özgürlüğün arayışını simgeler ...

var mıdır? diye sormak dünyanın sorunlarından ya da özgürlük duytusundan/sorunsalından baştan başa habersizlikle ya da duyarsızlıkla (ya da başka beklentilerle) ilişkilendirilebilir...

Özetle, (zaten var fiili) tutsaklığın farkında değilseniz komünizmi bir rejim olarak tutar ve özgürlükle bu şekil bağdaştırırsınız

komünizm (özünde-özetle) yönetmemek ve yönetilmemek (demek) ilişkisidir.
komünizm eşit ve ortak sahip olmaktır ya da sahip olmamaktır. Toplumsal sahip olma. ya da hiç sahip olmama.

sahipsizlik mülkiyetsizliktir...

komünizm denilen mülkiyetsizlik derken hak sahipliğini reddederken ve bir şeye sahip olmamak derken her türden eşitsizliği de kurumsal olarak reddetmektedir...
eşitlik aramasının vurdusudur...

bu düşünce bildiğimiz kadarıyla
, kimsenin kimsenin sahibi olmamasının ,işlerin edimlerin sahibi (yöneticisi-otoritesi) olmamasının ve bilinen anlamda insanın insana köleliğinin/kulluğunun ve kulluğun bilinen en net ve en temel reddidir...

komünizm özünde evet insanın insana tahakkümünün ve boyunduruğunun da/kulluğunda reddidir.

eğer daha özgürlükçü ya da özgürlükçü demeyelim o halde, eşitlikçi ve dengeci bir kuram/ tanım biliyorsanız buyrun siz yazın/siz tanımlayın....

Şöyle bir soru sorayım Komünizm de özgürlük varmıdır ölçüsü ne kadardır. Rejimi sorgulama özgürlüğü yada fikir özgürlüğü var mıdır?
Evet komünist arkdaşlar veya bilgisi olan samimi yorumlarınızı bekliyorum.

Komünizm bir rejim değildir. Rejimsizlik belki onu belirtir ve tanımlar....

Nero
06-10-2017, 20:50
Uydurtu, senin bu yazını okuyunca aklıma Picasso geldi. Neden mi?..

Picasso diğer klasik ressamlar gibi resim yapamıyor değildi. Gençlik yıllarındaki resimleri klasik tarz idi ve gayet de güzeldi.

Ama bu ona yetmemeye başladı ve sonra modern resmin, kübizmin temellerini atanlar arasına girdi.

Sanırım sana da klasik tarzda yazmak sıkıcı geliyordu ve sen bu kendi orjinal tarzını uydurdun. :)

Çünki bu klasik yazım tarzını da gayet güzel becerebiliyormuşsun. :)

Neyse... konuya dönersem, evet, bu yazdıklarına katılıyorum.

"ictenlik"
06-10-2017, 23:29
Bu arada, belirtilen doktrinin sınıf kavramını ve toplumsal sınıf (tabakalaşma/hiyeralşileşme) kavramını kast ve hiyeralşi gibi kavramlarla birebir eşleştirerek ve özleştirerek bir kaç ekleme sunmak istiyorum

-Sınıf kavramı yerine kast kavramı önerilebilir.

Eski Hindistan da kastlar olduğu söylenir . Yeni dünyada kastlar var
Hatta yine birebir doğuma, kişiye, kişiliğe indirgenebilir berbat -ötesi- kastlar
Toplum içinde çok belirli ,çok açık kastik hiyeralşi ilintileri var/dolaşıyor..
Toplumsal hiyeralşiler ve otorite hiyeralşileri var.

İş ilişkileri çekilmez ,İş ilişkileri berbat. Berbat az kalır...
hiyeralşik -astik/üstik hatta ezmetik/mezmetik
insan soyu sopu denilen orda yok..burda yok şimdi.Oralarda olup biteni görüyoruz..
Ben bir çoğunun bunlara nasıl katlandığını/onadığını hala anlamıyorum
yani bu topluma...toplumuna /bu duruma
ben anlamıyorum...

eski dünya yeni dünyadan habersiz
çocuğunu -sahte- okula işe gönderen anne baba habersiz /çocuk habersiz...
sahte cenneti yaşıyorlar/kuruyorlar ya da arıyorlar...

bilmiyorum
çok fazla şey söylemek istedim ancak bu kadar kelimeyi nasıl toparlayabilirdim...

"ictenlik"
06-10-2017, 23:46
Köy/kır ya da doğa yaşamında doğdum ve yaşamımın ilk 13-15 yılı Hesse'nin Sidhartha sı gibi...
Oyun eğlence ve Csikszentmihalyi nin akış kuramlı zamanı...
Yargılamayan, karışmayan barışçıl bir birincil toplum grubu
Serbest işler...
Eğlence ve mizah bol boş zaman, kültürel doku ve insansılık
Siyasi gerçeklik yok-siyasi algı akış yok /çatışma yok. Sadece anne çatışması.
kültürel çatışma yok
Sonra evren değişikliği gibi oldu benim için dünya
Dünyaya üniversite yıllarında girdim /ilk adım attım
Bir çocuğun adım atışlarıydı bunlar. Hala da öyle

Şimdi hala iki evrenim var/ikiye bölünmüş...

Mülkiyet konuşuluyor. Belki bunları daha önce de yazdım
İddialı olacağını söylebilirdim ama mülkiyeti bilmiyorsunuz
Mülkiyeti gerçekten bilmiyorsunuz....
Bilenlerimiz vardır olabilir

Mülkiyeti bilmiyorsunuz...

Eğer kırsal mülkiyetle /komünal mülkiyet kavramlarını bir an bile yakınlaştırsak/tutuştursak 10 saniye sürmezdi dışardaki saçmalığın yıkılması

Eğer kırsal mülkiyetle (çocukluk yaşam dokumla ve örgümle/gerçeğimle) /komünal mülkiyet kavramlarını bir an bile benzeştirsek değil 10 saniye sürmezdi dışardaki saçmalığın yıkılması

Dışardaki yaşam değil resmi işkence. Toplum denenin ne halt olduğu belli değil. İletişim yok denecek kadar az
Doğadan habersiziz diyeceğim ama bundan bile habersiziz yani haber bağımdan
diyeceğimden haberi olması için birinin benzer bir hayat teknesinde yoğrulması gerekiyor

gerçeklikle ilgili -dokusal- gerçekten çok az şey görenimiz -çok az temas edenimiz- var...

Doğada zaman geçirmenin (doğada geçen zamanın ya da serbest zamanın/etkinliğin gücü ve önemi diyeceğim şeyin) ne demek olduğunun anlanması için bin fırın ekmek yenmesi gerekiyor. bir hayatın baştan kurgulanması yaşanması. Doğaya taşınmak bunu sağlayıp getirmeyecektir.

modern zamanlar saçmalığı ...yitikler görüyoruz--boş işler birde...

burda zaman dediğim şeyin anlamını anlamak için ki bunu bilen bilir anlayacaklar
boşuna kürek çekiyor boşuna yaşıyordunuz

komünizm gözünüze girsin

bir nesli doğaya armağan edin ve onları izleyin...

modern yaşamın kargaşasından komüne dair kuram üretilemez çünkü körsünüz-tamamen körsünüz
eyes wide shot- gidip görmeniz gerekecek-yaşamanız gerekecek
çocukların orda doğması gerekecek

"ictenlik"
07-10-2017, 00:33
çocuklar evcil hayvanlar gibi baksanıza
toplum moplum yok ,evler resmi kerhane
aile bölünük parçanlanık. bölündükçe parçalanmış-çocuklar
parçalanmış
çocuklar parçalanmış


-
çocuğu eğitmeyi/yönetmeyi ve biçim vermeyi bırakmak! gerekiyor...
çocuk özgürlüğü diye bir kavram doğadan gelen
bu...

çocuk özgürlüğü dediğim büyük bir kavram... çok büyük...

korumacıl ve esirgemecil çocuk bakımı kıskacı...
bırakın ölsünler.bırakın doğsunlar.bırakın boğuşsunlar...
sahiplenmeyin-onu doğaya verin gibi bir bakış ve yaklaşım.. onu kendine verin /diğer herşeye bırakın/katın/alışsın yolunu bulsun gibi bir kavram..
çocuk sahiplenmeyi bırakın/kişi sahiplenmeyi .en çokta çocuk sahiplenmeyi....bu özgürlüğün en büyük kıskacı...


zaman fos ne yaşıyorsunuz ki! ne var ki ! şimdi...

haydi askerler savaşa/full metal jacket! yeni bir neslin doğması gerekiyor! eblehler savaşa

bombalar düşüyor! aldırma maskeni tak! sığınaklar güvenli. aldırma yaşamana bak

kartopu
07-10-2017, 11:56
Bedreddin'e ithafen yani onun/Bedreddin'in düşüncesine ithafen söylenmiş bir şey sanırım...
Evet doğru Aslında Şeh Bedrettin in sözü. Nazım kullanmış .

kartopu
07-10-2017, 12:11
Hep sorulur Komünizm de özgürlük var mı sınırları nereye kadar.?

Bunu komünistlerde bilmiyor.

Çünkü yaşanmayan bir şeyi bilmek mümkün değil. Bunu teorik olarak söyleyenler çıkarımlar yaparak anlatmaya çalışıyor. İnsan ı özgürleştirmek için İnsanı bağımlı olduğu şeylerden arındırmak gerektiği ni söylüyorlar.

1. zorunlu çalışma - 2.para- 3. mülkiyet -4 zorunlu birliktelik-5.devlet-6.sınırlar.
Buna benzeyen şeylerin insanın özgürlüğünü aldığı iddia ediliyor Bunlar kalktığında özgürlüğü engelleyecek şeylerde ortadan kalkacağı söylenir.
Bunda başka zorunluluklarda olabilir benim aklıma bunlar geldi.

Sınırları ise kimsenin sınırlarına girmeden yapılabilecek eylemsellikler. Sonsuz bir sınırsızlık olamayacağına göre özgürlüğünde bir sınırı vardır.

Natan
23-10-2017, 09:07
Şöyle bir soru sorayım Komünizm de özgürlük varmıdır ölçüsü ne kadardır. Rejimi sorgulama özgürlüğü yada fikir özgürlüğü var mıdır?
Evet komünist arkdaşlar veya bilgisi olan samimi yorumlarınızı bekliyorum.

Sanmıyorum.

Servet eşitsizliğini bir kenara bırakacak olursak,özgür bir toplumun bir özelliği nedir? Farklı hatta radikal olan karşıt bir görüşün, düşünüşün, kitlesel hareketin yada oluşumun özgürce kendi propagandasını yapabilmeleri, farklılıklarıyla o toplumda var olabilmeleri değil midir?

Mesela benim bazı ülkelerde bulunma fırsatım oldu ve gördüğüm kadarıyla farklılıklarıyla yada aynılıklarıyla insanlar bir arada yaşayabiliyor, kendilerini ifade edebiliyor, siyasi ve ekonomik özgürlüklerine kavuşabiliyorlar.

Mesela Çin'de sırf Hristiyan dinine inandığı için işkence görerek katledilen pek çok insan oldu. Ben bir adamla tanışmıştım. Kendisi bir din adamıdır. Şuan ailece İstanbul'da yaşıyorlar. Eskiye dair konuşuyordu; bunu bigün almışlar, günlerce dövmüşler, ajan diye etiketleyip işkence etmişler. Kafasına aldığı darbelerden dolayı genelde sessiz-farklı bir abidir. (Esasında iyi bi adamdır. Biraz yaşı da vardır. )

Bu, kişisel bir örnektir.

Fakat bu işkence doğru mudur? Kim verecek bunun hesabını?

Bu söylediğimi de kanıtlayabilirim.


Ben, hristiyanlığa da İslamiyete de hinduizme de yada deistik bir tanrıya inanmıyorum.Tanrıların yalan olduğunu düşünüyorum. Onları bizler yarattık. Bu farklı bir durumdur. Fakat bu yapılan da doğru değildir. Mesela ben, bir adam ineğe tapıyor diye gidip de onu öldürmem yada işkenceyi savunmam. Benimle aynı fikirde olmadığı için, onun yaşam hakkına saldırmam.

..

Bence özgür, özel teşebbüs, - yani baskı ve zorlamaya dayanmayan- serbest ekonomi, belli bir grubun senin adına karar almasından, seni kısıtlayıp sana baskı yapmasından yada elindeki avucundakileri DEVLET ADINA-senin için gasp etmesinden iyidir.

Örneğin, bir tarlan var diyelim. Ekinlerin, var, mısır üretiyorsun.
Güçlü merkezi hükümet geliyor ve halk için üretimine el koyuyor.
Bu, eskidendi. Şimdi dünya aynılıklarla ilerlemiyor.

Sosyalist bir toplumda mesela siyasi özgürlük var mıdır?

Sosyalist bir ülkede yaşıyorsun diyelim. Sen kapitalizmi savunuyorsun yada savunmak, bu görüşü yaymak istiyorsun. Fakat her şekilde siyasi otoritenin denetimi ve baskısı altındasın. Resmi öğretiye doğrudan karşıt bir politik söylemin ifade edilebilirlik olanağı ve imkanı SENCE nedir?

Bence, bu konulara temkinli ve düşünsel yaklaşılmalı. Her iki taraf da sorgulanmalıdır.

kartopu
23-10-2017, 09:54
Komünizm de özgürlük var mıdır her kes fikrini rahatça suçlanmadan söyleyebilir mi ?
Bu soru komünistlere ve komünizm e sorulmaz.
Şöyle sorulur komünizm de neler yoktur.?
1.Özel mülkiyet yoktur ?
2.Devlet yoktur ?
3.Sınıflar yoktur ?
4.Din yoktur ?
5.Kadın Erkek ayrımı yoktur ?
Bu saydıklarım bir kısım yoklar.

Kapitalizm ve insanlığı köle yapan mülkiyetçi sistem ve onun koruyucusu Devlet ve Din gibi insanı esaret altına alan hiç bir şey komünizm de yoktur. Yani özgürlüğü engelleyecek hiç bir şey yoktur.

Bir tek çelişki İnsanla doğanın çelişkisidir. Onu da teknoloji ve bilinç sayesinde insan doğa ile barışı sağlayacaktır.

Komünizm insanlık uzun bir yoldur yolun ilk başlangıcı Mülksüzleştiren Mülkiyetin kamu adına
devletleştirilmesidir.
Bu komünizmin ilk merdiven basamağıdır bundan sonrası ortak (toplumsal) mülkiyet ve devletin küçülmesi (erime süreci) Teknolojik gelişme ve bilinç seviyesinin yükselmesi bu yolculukta yer alacaktır.

Sosyalist toplum Komünizm in ilk evreleridir Bu süreçte bazı hatalar ve bazı hoşa gitmeyen yanlışlar yapılabilir Bu hangi topumdan devir alınmışlık la ilgilidir .
Örneğin, gelişmiş bir toplumdan devir almışsan iş daha kolay Ama gelişmesinin tamamlayamamış bir toplumdan devir almışsan bazı zorluklar da kaçınılmazdır.

Natan
23-10-2017, 10:17
Komünizm de özgürlük var mıdır her kes fikrini rahatça suçlanmadan söyleyebilir mi ?
Bu soru komünistlere ve komünizm e sorulmaz.
Şöyle sorulur komünizm de neler yoktur.?
1.Özel mülkiyet yoktur ?
2.Devlet yoktur ?
3.Sınıflar yoktur ?
4.Din yoktur ?
5.Kadın Erkek ayrımı yoktur ?
Bu saydıklarım bir kısım yoklar.

Kapitalizm ve insanlığı köle yapan mülkiyetçi sistem ve onun koruyucusu Devlet ve Din gibi insanı esaret altına alan hiç bir şey komünizm de yoktur. Yani özgürlüğü engelleyecek hiç bir şey yoktur.

Bir tek çelişki İnsanla doğanın çelişkisidir. Onu da teknoloji ve bilinç sayesinde insan doğa ile barışı sağlayacaktır.

Komünizm insanlık uzun bir yoldur yolun ilk başlangıcı Mülksüzleştiren Mülkiyetin kamu adına
devletleştirilmesidir.
Bu komünizmin ilk merdiven basamağıdır bundan sonrası ortak (toplumsal) mülkiyet ve devletin küçülmesi (erime süreci) Teknolojik gelişme ve bilinç seviyesinin yükselmesi bu yolculukta yer alacaktır.

Sosyalist toplum Komünizm in ilk evreleridir Bu süreçte bazı hatalar ve bazı hoşa gitmeyen yanlışlar yapılabilir Bu hangi topumdan devir alınmışlık la ilgilidir .
Örneğin, gelişmiş bir toplumdan devir almışsan iş daha kolay Ama gelişmesinin tamamlayamamış bir toplumdan devir almışsan bazı zorluklar da kaçınılmazdır.

komunizm var mıdır? :)

Varsa hangi temelde 'var'dır?

Baskoylu
23-10-2017, 15:33
Komunizm ve Sosyalizmin nitelik ve niceliklerini ogrenmenin yolu, Marksizmi ve Leninizmi kavramaktan gecer...
Marksizmin ve Leninizmi ayni zamanda kaliplanmis Din kitaplari gibi tabulasmalarla sinirli birakilirsa ve oldugu gibi algilanip gelistirilmiyorsa, gunumuz sartlarina gore maddi kosullari degismesi halinde gelistirilmiyorsa, Marksist felsefe ile bagdasmaz....

Marksizm-Leninizm'in guncel olcutleri olmaz. O bir bilimdir ve saglam bir temel yapisi vardır.
Bu saglam temel yapisi, onun ortaya cikmasının maddi kosullari degismeden, degismez. Bir kisinin ya da orgtun komunist olup olmadigini denetlemek icin kullanilabilecek noktalari genel cizgileriyle belirtmek gerekirse (buna proletarya diktatorlugunu teori ve pratikte kabul etme) insanlarin ve insanligin ozgurluklerinin Insanca yasama kosullarini kesintisiz uygun davranma olcutunun iceriginin aciklanmasi sinirsiz ve sinifsiz bir dunyanin yaratilmasi ile insanligin ozgurce yasanmasinin aciklamasi olarak da genel icerik olarakta diyebiliriz.

Marksizm ve Leninizm teori olarak dunya genelinde ulkelerin sosyo ekonimik yapisina gore farkli tahlillerle kendilerine gore farkli tespitleri olsada, Sinirsiz ve sinifsiz dunya yaratmanin ozu birdir.. bunun adi OZGURLUKTUR.

Dunyanin hic bir ulkesinde SOSYALIZM ASAMASI asilmadigindan, Sosyalist bir sistem yasanilmadigindan, Sosyalizm ve Komunizm yasatilmmis ve yasanmis gibi gostermeye calisan, Egemenlerin ve onlarin kalemsorlerinin anti propagandacilarinin Komunizm ve Sosyalizm dusmanligi yapmalarinda kendi ellerinde olan basin ve yayin araci ile firsatcilik yaparak, Komunizmi ve Sosyalizmi Ocu gibi gosterme cabalari... Insanligin kurtulusunu kismi olarak geriletmekten, engellemekten ve geciktirmekten oteye gitmiyecegi kesindir.

Cunku Egemenlerin tek dusundugu ve ulasmak istedigi KAR dir. karlarina kar katmak, insanlik uzerinde katmersiz ve acimasiz yuruttukleri SOMURU DUZENLERININ omrunu uzatmaktir...

Komunizm ve Sosyalizm ise bu somuru duzenlerin son vermek, Insanligin Insanca yasiyabilecegi duzenin kurulmasi ve insanligin kurtulusu icin verdigi mucadeledir....
Bunun kistaslarinin bir kacini goz onunde bulundurursak, konuya biraz daha aciklik getirmis oluruz.

Insanin insan tarafindan somurlmesine karsi olmak, bu somuruye son verme istegi ve amacinda olmak.

Bu somurunun nedeni olan uretim araclari uzerindeki ozel mulkiyete ve kolektif kapitalist mulkiyete (kapitalist devlet mulkiyeti) son verme dusuncesinde olmak ve bunun icin kesintisiz mucadele vermeyi amac edinmektir.

Is-bolumune Modern koleci yapilanmaya son vermeyi kabul etmek, siniflarin ortadan kaldirilmasini amaclamak, bunun maddi ve manevi kosullarini hazirlama amacinda olmak ve bunu basarmak icin kesintisiz mucadele verip calismaktan gecer.

Somuruye ve Is-bolumune son vermek icin, isci sinifinin egemen sinif olarak orgutlenmesinin (proletarya diktatorlugu) zorunlulugunu kabul etmek, Egemenlerin saltanatlarini tekrar ele gecirmek icin caba harcamalarina firsat vememek, sinirsiz ve sinifsiz duyanin kalici olmasini saglamanin dogrulugunu kavramak.

Ucuncu ve dorduncu ile iliski icinde, siniflarin ve somurunun var olmasina dayanan devletin ortadan kalkmasi icin calismak.

Marksist ve Leninist donanimla komunist bir insan yaratma amacinda olmak ve bunun gerceklesmesi icin ugras vermek.

Butun bu amaclari gerceklestirmek icin yol gosterici bilim olarak Marksizm-Leninizm'i kabul etmek, gelistirmek ve bunu propagandada, ajitasyonda ve orgutlenmede kanitlamak.

Komunizm; hic bir sinifin ve somurunun cikarlari olmiyan, Insanligin sahip olmasi gereken ve olabilecegi OZGURLUGUN temel yapisidir...

Nazim`in deyimiyle;
YASAMAK BIR AGAC GIBI TEK VE HUR VE BIR ORMAN GIBI KARDESCESINE...

Nero
23-10-2017, 15:54
"Marksizm-Leninizm'in guncel olcutleri olmaz. O bir bilimdir ve saglam bir temel yapisi vardır." baskoylu

Marksizm-leninizm diye bir bilim yoktur. Bu marksist-leninistlerin sıkça söylediği bir sözdür ama mantıklı düşününce böyle bir bilim olamayacağı anlaşılır. Bilim olsaydı sınanması, doğrulanması mümkün olurdu. Oysa m-l'nin sınanması, doğrulanması mümkün değil.

Bilim olsaydı bu kadar çok ve birbirinden bu kadar farklı m-l fraksiyon ve parti olmazdı. Düşünün, hangi bilim dalında fraksiyonlara ayrılmış bilim adamları var? :)

Marksizm bilimsel bir düşünceydi. Bilimseldi, çünki Marks bir bilim adamı olarak konularını bilimsel bir yaklaşımla ele alıyordu. Kapital adlı eseri en bilimsel olanlarındandı. Ama Marks'ın her yazdığı ve her fikri doğru değildi. Yanıldığı yerler de vardı ki, bilim adamları da elbette yanılır.

Lenin ise bir ihtilalci politikacıydı ve ömrünü ihtilale adamıştı. Marks'ın bilimsel eserine o da emperyalizm döneminde kendi damgasını vurdu, kendi revizyonist değişikliklerini gerçekleştirdi. Ama bu değişikliklerde bilimsel bir yan olmakla birlikte, tamamen bilim olarak adlandırılamaz. Çünki sınanabilir, doğrulanabilir olmayan, politik müdahalelerle ilgili katkılardı bunlar daha çok.

Dolayısıyla m-l bilim değildir.

Baskoylu
23-10-2017, 16:15
BAZILARINA GORE...

Ufak kiz cocuklara Tecavuz Etmek, BILIMDIR!!!

Bir birlerinin kucuk yastaki kiz cocuklarina goz dikip onlara tecavuz etmek, BILIMDIR!!!!

Allahu ekber naralari ile insanlari Bogazlamak, BILIMDIR!!!

Sozde Allah denilen Cennette [...] ve Cehennemde Iskencecilik yapmakla gorevini surdurenin isi, BILIMDIR!!!

Irkcilik, Milliyetcilik, Gericilik ve ozellikle FASIST bir yapilanma.. BILIMDIR!!!

Insanlik Dusmanligi, BILIMDIR!!!

Igrenc Kufur, Hakaret ve Alcaklasma, BILIMDIR!!!

Kiliktan kiliga girmek, BILIMDIR!!!

Dolayisiyla Irkciligin, Milliyetciligin, Dinciligin, ve Her-Turden Gericiligin Bilimle ilgisi olmiyacagini goz onunde bulundurursak, Gereksiz, Yersiz ve mesnetsiz yaklasimlarini da gormemezlikten gelmek, dogru bir yaklasim olsa gerek.....

Karaiskakis
23-10-2017, 16:32
Dunyanin hic bir ulkesinde SOSYALIZM ASAMASI asilmadigindan, Sosyalist bir sistem yasanilmadigindan, Sosyalizm ve Komunizm yasatilmmis ve yasanmis gibi gostermeye calisan, Egemenlerin ve onlarin kalemsorlerinin anti propagandacilarinin Komunizm ve Sosyalizm dusmanligi yapmalarinda kendi ellerinde olan basin ve yayin araci ile firsatcilik yaparak, Komunizmi ve Sosyalizmi Ocu gibi gosterme cabalari... Insanligin kurtulusunu kismi olarak geriletmekten, engellemekten ve geciktirmekten oteye gitmiyecegi kesindir.



Rojova'da Amerikan eşşekliği yapan soysuz terör örgütü TKP ML'nin neferi Başköylü,

Hiç bir ülkede Sosyalizm yaşanamamıştır, çünkü bunun nedeni ulusal sınırlar içerisinde Sosyalizmin inşa edilemeyeceği gerçeğidir. Senin Gürcü sendika ağası Stalin ile onun yancısı Buharin'in tek ülkede sosyalizm teorisini ortaya atarken anlayamadıkları gerçek buydu. Zira Sosyalizm, sadece toplumsal eşitliği değil, ayrıca üretim araçlarının gelişimini, üretimin toplumsal refahı sağlayacak ölçüde büyütülebilmesini öngörür. Yani Sosyalizm, Kapitalizmin üretim kapasitesinin üzerinde bir üretimi mümkün kılmayı amaçlar, ondan sonraki ve daha gelişmiş bir üretim tarzını ifade eder. Halbuki günümüz Kapitalizminin ulusal sınırları aştığı, küreselleştiği bir dönemde bir ülke sınırları içerisinde Sosyalizmi inşa etmeye kalkmak, üretici güçleri ulusal sınırlara hapsettiği ölçüde daha geri bir üretim biçimine tekabül edecektir. Dolayısıyla da Kapitalizmin gerisine düşecektir. Troçkizmin ve Troçkistlerin yıllardır senin gibi bütün gün köy kahvehanesinde oralet içmekten beyni sulanmış kıraathane devrimcilerine anlatmak istediği gerçek buydu...

Nero
23-10-2017, 16:44
BAZILARINA GORE...
...
Kiliktan kiliga girmek, BILIMDIR!!!...


Ama dedim sana baskoylu, cevap vermedin. "O kişi bensem onun ettiği tüm küfürler bana gelsin, ben değilsem sana gelsin mi?" dedim, cevap vermedin.

Tıpkı öbür 4 soruma cevap vermediğin gibi...

kartopu
23-10-2017, 17:31
komunizm var mıdır? :)

Varsa hangi temelde 'var'dır?


1.Özel mülkiyet yoktur ?
2.Devlet yoktur ?
3.Sınıflar yoktur ?
4.Din yoktur ?
5.Kadın Erkek ayrımı yoktur ?
Bu saydıklarım bir kısım yoklar.

Bu saydıklarımı kaldır geriye kalan komünizmdir. Sn Natan

Nero
23-10-2017, 21:11
1.Özel mülkiyet yoktur ?
2.Devlet yoktur ?
3.Sınıflar yoktur ?
4.Din yoktur ?
5.Kadın Erkek ayrımı yoktur ?
Bu saydıklarım bir kısım yoklar.

Bu saydıklarımı kaldır geriye kalan komünizmdir. Sn Natan

Para?.. Para var mıdır kartopu? Para da yoktur.

kartopu
24-10-2017, 08:28
Bu saydıklarım bir kısım yoklar.

Bu saydıklarımı kaldır geriye kalan komünizmdir
-----------
Para da yok çünkü pazar da yok.
Hepiniz hayret ediyorsunuz değil mi Çok normal. İnsan 200 000 yıl önce nasıl yaşıyordu bu da hayret verici bir şey.
İşte komünizm teknolojinin ve bilincin olduğu düzende 200 000 yıl öncesine dönmektir.
Çok çarpıcı değil mi

Baskoylu
24-10-2017, 09:16
Karaiskakis
Rojova'da Amerikan eşşekliği yapan soysuz terör örgütü TKP ML'nin neferi Başköylü,Geldiginden beri hic durmadan ULUYAN Sayin Karaiskakis.

Bozkurtcu, mantikla BASBUG Ataturk, Turkes, Osmanli, ve ozellikle Pan-Turk mantigi ile hareket etmenizi de goz onunde bulundurursak..

Bende senin seviyene inip, Basbug Ataturk, Turkes, Muhsin Yazicioglu, Bahceli, Osmanli, Oguz Han, Cengiz Han SOYSUZLARI, NAMUSUZLARI, SEREFSIZLERI, ALCAKLARI, KAHPELERI, IRZI KIRIKLAR vs vs vs gibi deyimler kullansam! dogru ve etik bir yaklasim olurmu?

Edep erkan icinde sohbetini yap, insani degerler icinde tartis... Yok degilse sahip oldugun bozuk kisiligini aciklamaktan oteye gidemezsin.....

Izmir Iktisat Kongresi Kararlarini oku, Ulkeyi Emperyalizme peskes cektiren senin deyiminle Emperyalizmin ESSEKLIGINI, DALKAVUKLUGUNU YAPAN SOYSUZUN kim oldugunu da goreceksin...

T.C nin Fasist Irkci, Milliyetci ve Gerici yanini acik ve net bilmeme ragmen, Bugun ABD ve Halklarin Dusmani NATO tarafindan her hangi bir saldiri olmus olsa, Bunlara karsi savasa katilmam... Ezilenden, Haksizliga ugramis bir yapilanmanin yaninda yer almamin en acik gostergesi olacaktir...
Kurtulus savasinda, Senin surekli saldirdigin, Ermeni, Kurt, Alevi, Yoruk, Laz, Cerkez vs vs Turkiye halklari tarafindan isgal altindaki ulke kurtarildi.. simdi TURK, TURK, TURK gibi fasist nutuklari atarak senin lider ve onderlerin SATTIGI ulkeyi isgalden kurtaran halklarin dusmanligini yapmak, sen ve senin gibilerin barbarligini acikliyan en guzel orneklerdir...

Sonuc olarak ROJOVA`da verilen onurlu mucadele vahsi islamin temsilciligini yapan ISID denilen kan emici vampire karsi verilen onurlu mucadeledir..
ISID`a karsi verilen mucadele (Savas)YPG nin ilkel milliyetci yanini savundugundan degil, Haksizliga ve zulume ugruyan halkin yaninda yer almasidir.
Bin Ladin i hortlatanlar, ISID`i hortlatanlar da ayni kurumdur, Bunlar hortlattiklari her olusumun kendi baslarina bela olmasi da normaldir...
Biz bunun yabancisi degiliz. Turkiye de bunlari gorduk ve yasadik.
Devrimci duruma karsi, PKK yi cikaran ve hortlatan Fasist T.C nin kendisidir... PKK basina bela olunca, Hizbullah denen Islam yobazlarini cikardi.. Onlarda basina bela olunca, Bu sefer Feto yobazini devreye koydu, Feto yobazi da [...] Erdogan yobazini hortlatti...
Dolayisiyla, Asil SOYSUZ olan senin gibi Bozkurtcular (vahsi hayvana tapanlar) ISID`i destekliyen ve yobaz Islamin takipciligini yapanlardir....

Nero
24-10-2017, 15:59
Ama dedim sana baskoylu, cevap vermedin. "O kişi bensem onun ettiği tüm küfürler bana gelsin, ben değilsem sana gelsin mi?" dedim, cevap vermedin.

Tıpkı öbür 4 soruma cevap vermediğin gibi...


"Sükut ikrardan gelir..."

Değil mi baskoylu?

"ictenlik"
27-02-2019, 12:25
.
Hocam biz dürüst olalım sonsuz dürüst olalım, açık olalım o halde
mümkün varsa;
Kızılmayacak ama;


(BİZİM/BİZLERİN) -YAKIN BİR- KOMÜNİZM SENTEZİMİZ

Komünizm (Bize göre/bizlere göre; ) tıpkı Nietzche'nin Üst Üstün insanı (ve öznesi) gibi Marks'ın Üst Üstün gerçekliğidir.
Belki kısmen Üstün Öznelik/Öznellik karşıtı ve dengesi olarakta Üstün Nesnellik ve oluşsallık
Güç istencinin yerini bilgi/bilgelik ve gerçeklik istenci alır,
Öznellik istencinin yerini nesnellik, kurumsallık/kuramsallık istenci alır... Doku ve Kaynaşma istenci alır...
Öznel yükseliş ve yükseltme istencinin yerini tüm bir gerçeği ve grubu yükseltmek alır. Gerçeği yükseltmek hatta tümden değiştirmek alır.

Biz Komünizmi mümkün görüyoruz ancak paralel oluşlar/evrenler ve alternatif realiteler denen biçim de olarak
ya da bu denenler de bir biçim olarak.
Alternatif oluşsallıklar, zaman paradigmaları. Zaman mekan paradigmaları
Bir olasılıkta da dünyada da mümkün görüyoruz. Yine de alternatif bir dünya ya da zaman hattı olarak belirtmeliyiz ve işaretlemeliyiz.
Tümden doğada yaşayan bir toplum. Hayvanlar gibi bir bölünmemişlik. Doğaya gruba aitlik.Tam.Etkisizlik... Doğaya aitlik sahiplik...
Biz Alt Komünizm izi olarak örn. İran Aleviliği vb. ya da bu Alevilik denenin özü-incelenmesi- metaforlaştırılması öneriyoruz.
Ya da eski Aborjinlere gidelim...Tam bu değil ama oralardan bir sentez /bakıştırma alalım... Tam bir doğalılık; olanlılık ve olana ve doğaya tam aitlik/duyuşsallık sentezi... Nesne ve özne olmak ayrımı kalmadı -gibi düşün-. Bakış görülene yapıştı gibi düşün. Kendi, bakışa olana ve doğaya yapıştı gibi düşün. Görüş sana yapışıyor gibi düşün... Tam bir birliktelik ve grup bilişi-bilişselliği. Kırklar öyküsünü (söylencesini) hatırlayın bu "Bireysel bireyselliğin" tersidir. "Grupsal bireysellik". Grupçu bireysellik...
Arı ve karınca kolonisi örneğini alalım...
Üst Komünizm katmanını aşağıda bir tık açacağız.

Dünya olduğu gibi olan yerdir... Dünya karmacıdır.
Dünyanın metabolizması farklı bir metabolizmadır.

Üstün gerçekliğe geçiş kavramını geri devirelim

Yani alt gerçeklik ve bu gerçeklik Alt gerçeklikle Üst Gerçeklik arasındaki köprülemelerdir...
Herşey de öyle....

Üst Komünizm denilen de;
Daha da ileri gidersek (Kasyopyacı bir terminoloji ile) bize Marks'tan yansıyan metafor; evrensel bir gerçekliği ve retliateyi; anti-relaiteyi ve varsıl ve zanten mümkün olan bir realite biçimini (Evrensel bir Metaforu) işaretler..

Çoklu ben, anti ben/benlik, Çokluöznebenlik vb. alanları ve metaforu ben-tersini işaretler. Neredeyse tüm Batı aydınlanmasın da sanattan resime iz ve işaretleri vardır.

Burada kısmen Nietzsche'nin Üst Üstün insanı buraya bu dünyaya kurması gibi bir ayrımdan sözedilebilir..
Altlı üstlü katlı katmanlı realiteler ve biliciler/bilişler deneyimler, deneyimleyiciler ...
Bizde ki kuram bu. Açık...
Vallahi serbest dürüst düşün'ümü konuştum bu kadar...
İçimden büyükte bir yük/göç attım...
..

Tüm bir Batı aydınlanması o kavramı taşıyor. Tek başına o kavramı taşıyor...
Marksın kucağına o kavramı getiriyor. onun için var. Perde açılışı kapanışı gibi.
Yani o aydınlanmanın ucu taa geçmişten Marks'a uzanıyor ve bu kavram uzatılıyor

..
Hocam sürü kavramında bile Komünizm izi var. Başsız kendini içeren içsel devimleri onu yöneten bir sürü düşünün..

Bir yapışkanla dışarıya boşluğa kendini yapıştırdığını düşün Hocam

Bir yapışkanla dışarıya boşluğa kendini yapıştırdığını düşün Hocam

Nesnenin devimin tamamen uzantısı ve bitişiği/yapışığı olduğunu düşünmen gerekecek

Hocam boşluğu katılaştır nesneleştir ve bir resim gibi içinde kendin yapışık
Kendini sadece bir resimde görseldeki renk gibi düzeyleştir
Bu kadar bitti
İşte

--Tarkovsky Tarkovsky----
.

Yıldıztozu
24-05-2020, 16:47
Örneğin haftasonu çocuk parkına gittiniz, kimsenin malı olmadığı halde oradan faydalanabilmek nasıl bir duygu?

Parklar, sinemalar, spor salonları ücretsiz olacak, paraya bağlılık kalmayacak vs güzel fikirler gibi görünüyor fakat benim merak ettiğim bir şey var.
Sinemalar ücretsiz olunca film kalitesi düşmez mi? Örneğin ben şimdi 20-30 lira vererek Marvel'in teknolojik filmlerini izleyebiliyorum. Fakat ücretsiz olsaydı Marvel gibi şirketleri film yapmaya motive edecek unsur ne olacaktı komünizmde?

Kısaca ücrete dayalı olmayan komünist sistemde, insanları kaliteli ürün üretmeye motive edecek unsur ne olacak? Şu an para motive ediyor.
Yoksa komünizmde insanlardan beklenen şey, karşılıksız iyilikler yapan birer meleklere dönüşmeleri mi?

kartopu
25-05-2020, 10:10
P
Yoksa komünizmde insanlardan beklenen şey, karşılıksız iyilikler yapan birer meleklere dönüşmeleri mi?

Değil mi ya.
Yoksa komünizm insanı melek mi yapacak. Sahi meleklerin ödülü ne.? Bu kadar iyilik yapıyorlar bir ödülü olmalı.?

Üretim biçimi değişmiş olmasın. Yani İnsan yerine robot çalışacak bir çok beceri gereken işleri yapay zekalı robotlar yapabilir mi.

Keşfedilecek gezegenler hatta yolculuk edilecek. Belkide yerleşilecek orada yaşayan canlılar olabilir Tanışabiliriz örneğin Modern i var barbarı var. Yani her kes aynı zamanda gelişemez ki.

Bu gün bir çok şeye alışık olduğun hatta bağımlı olduğun kafa ile komünizm düşünmek zor be.
Para yoksa kim teşvik edici olabilir. Haksız sayılmazsın.

ilahimasal
25-05-2020, 23:39
Eğlendirilmeyi krallar sever .
Eglendirenler ise soytarılardır.

Film sektörü kralmı soytarımı ?

Kişisel ÇIKARLAR insanı nasılda yanıltıyor. Kendini kral sanmasına yol açıyor.

Eğlendigini sanan bu varlıklara sömürülen oldugunu , sömürülürken eğlenenlerin , eglence malzemesi oldugunu anlatmak .....

Komunistler birileri ile eğlenmek , birilerini eğlendirmek için değil. Düşünmesi için onlarca filim yapıyor. Kalitemi ? Kalite ne?

spartacus
26-05-2020, 00:55
Her sistem kendi toplum modelini oluşturuyor.

İnsanların birlikte sosyal aktivitelerde bulunması, bir köşeye tıkılıp seyirci olmaktan çok daha mutlu, verimli, sağlıklı olduğunu biliyorum.

Komün toplumunda yetişen inanlarla, kapitalist toplumda yetişen insanların bir çok konuda daha farklı olacağını düşünüyorum. Seyirci değil oyuncu olmayı tercih edeceklerini düşünüyorum. Örneğin anti-sosyal ağlar adıyla, telefonlarına kilitlenip, kalmaktansa, sosyal aktiviteyi tercih edeceklerdir. Kaldı ki komün ortamında, sosyal edinimlerle büyümüş, yetişmiş insanları, kapitalist ortamdaki insanlarla bir tutmamak gerekir.

Motivasyon sürü toplumları içindir.

Sanat konusunda belirleyici olan yeneklerin sergilenmesi, beğeni, kabul görmek, insanları mutlu etmek, farklı bir dil-yol ile bir şeyler anlatabilmek, olumlanmak vs iken, kapitalizm bu değerleri, metaya, alınır-satılır piyasa malına dönüştürmektedir. Yani para değer üretmiyor. Parayı aradan kaldırdığımızda, değerler tükenmiyor, sanatı anlamlı kılan değerler ne ise, ölçüt onlar olabilir - doğrusu da bu değil mi?

Öyle ki, bir çok yetenekli insan, kapitalizm koşullarında, parasızlık, ağır yaşam koşulları, fırsat bulamamaktan vb yeteneklerini sergileme fırsatı bulamıyor.

Soru birazda aşağıdaki soruya benziyor;

"İnsanlarda Allah korkusu olmazsa, hırsızlık, tecavüzler engellenebilir mi? Toplumların ateist olduğu bir dünyada, bunları engellemek mümkün mü?"

Nesnel gerçek ise, din egemen toplumlar veya dini etkinliğin arttığı toplumlarda bu tür vakalar-üstelik gizlendiği halde- artmakta, yaşam standardı düşmektedir.

Eğer insanlara, herhangi bir eylemden geri durmalarının gereğini korku olarak aşılarsanız, neden bu eylemlerde bulunmaması gerektiğini ve sonuçlarını bilmek yerine, korktukları için uzak durmaları gereğini aşılarsanız, empatinin yerini, ben ve öteki ve korku alırsa, bu hem bastırılmış isteklere dönüşür, hem faillerce kavranmamaz hem de kırılması gereken bir engel, çekici hale gelir. Basit geçiyorum, ama ciddi psikolojik sonuçlara yol açar.

Eğer bir insan kapitalist egemen dünyada büyürse, her şeyin ölçütü olarak para aşılanırsa, hayatın şartları da bunu dayatırsa, elbette o insanın beğenisi veya beğendirme anlayışı da buna göre şekillenecektir.

Nasıl ki din egemen toplum örneğinde dile getiriyorsam, bu konuda da mesele farklı değildir. Sanatı anlamlı kılan değerleri paraya dönüştürürseniz, sanat anlamını kaybeder, parayı kaldırdığınızda ise, bu sefer insanlar o değerlere göre konumlanacaktır. Para için değil, sanatını anlamlı kıldığını düşündüğü değerler için çaba sarfedecektir.

ilahimasal
26-05-2020, 04:01
Bana göre ( tamamen sahsi düsüncem)
.......... komunizm virüstür.!.......


Komunizm nedir ?
Komunizm ne değildir?
Komunizm olursa ne olur?
Komunizm olmazsa ne olur?
Komunizm özgürlügü kısıtlarmı ? v.s

Konunun başından bu yana
Komunizm ile alakalı tüm üyeler yazmış çizmiş . Hemen hepsini okudum.

Komunizm denileni hiç deneyimlemediğim için nasıl bir şeydir bilemem .
Akademik açıdanda teorik açıdanda bilemem
Yaşamadıgı halde ahkam kesen antikomunistleride gülerek okuyorum.

Komunizm hakkında , Anlatılanlara ve sözde yaşanılanlara bakılınca antikomunistlerin neye direnç gösterdikleri hakkındada sinsi kişilikleri hemen fark edilebiliyor.

Şu anda yaşadıgınız düzen kapitalizm.
Ister vahşi diyin
ister modern diyin

Ne derseniz diyin hüküm onlarda ve onlar bir avuç azınlık. Aşıları ile zor zar ayakta duruyorlar

Konuya direk komunizm VIRUSTUR dedim.
Niye dedim?

Komunizm deyince neredeyse insanların dini dili milliyeti aidiyeti ne olursa olsun komunizme midesi bulanarak , nefret içinde bir söylemle tepki veriyorlar.

Dincisi , milliyetcisi , faşisti , japonu , korelisi , abdlisi , putini , esadı , kemalisti , alevisi ateisti , köylüm dinsiz ahmet amcası , sömürülen işcisi , asgari ücretlisi , asgari ücretsizi , ergeni , salağı , akıllısı

Bunların hepsi komunizm , komunist kelimesini duyar duymaz alerjik bir reaksyon gösteriyorlar.
Sanki yaşadılar da deneyimlediler ve ağızlarına ne geliyorsa söylüyorlar.
Daha beteri ise bildigin darp daha ötesi öldürme eylemine girişiyor.

Hele bazıları var . Komuniste , mason diyenimi , satanist diyenimi , allahsız diyenimi , karılarını kocalarını paylaşırlar diyenini , reptilyan diyenimi . Diyen diyene

Evet komunizm komunist bir virüstür.
Ama kimin için virüstür ?

Şu yukarıda sıraladıklarım için değil sadece ve sadece gerçekten komunizmin bir virüs oldugunu bilen , bir avuç kapitalist için KOMUNIZM bir virüstür.


Üyelerden birisi demişki ; Niçin çökmüştür.. Günümüz şartlarında geçerliliği kalmış mıdır

kapitalistler , komunizmin hiç bir zaman çökmeyeceğini yok olmyacağını bir gün ama bir gün tekrar ama tekrar ama tekrar ortaya çıkacağını ,
şu yukarıda sıraladıgım kapitalizmin öyle yada böyle uşağı olanlardan çok ama çok iyi biliyorlar.

Komunizm , kapitalizm için bir virüstür.
Virüsler yok edilemezler eninde sonunda tekrarlarlar hemde daha güçlü bir şekilde.

Kapitalistler hangi aşıyı geliştirirse geliştirsinler , virüsler yani komunistler bu dogada onlardan önce vardı ve onlardan sonrada olacaklar.

Kapitalist , bu durumun bilincinde olan ve en iyi aşıları olan , din ve milliyetcilikle aşıladıklarını sonsuza dek virüsten uzak tutamayacağını , önünde sonunda virüse yenileklerini biliyorlar ama mucadelelerinide bırakmıyorlar.

Hani khaos un bir cümlesi var ya !
" komunizm bir mecburiyettir"

Kapitalizmin aşıladıgı ama sanki birbirine karşıymış gibi durup komunizmin karşısında yapılan aşı ile bir arada duran şu alttaki antikomunistler

Dincisi , milliyetcisi , faşisti , japonu , korelisi , abdlisi , putini , esadı , kemalisti , alevisi ateisti , köylüm dinsiz ahmet amcası , sömürülen işcisi , asgari ücretlisi , asgari ücretsizi , ergeni , salağı , akıllısı

Komunizmin bir virüs oldugunu anlayın artık. Bitmez yok olmaz önünde sonunda daha güçlü gelir. Bundan kaçış yok.

Sizi hattta beni durmadan aşılayan kapitalizm bu durumun farkında .

Komunizm denen virüsün asla ve yok olmayacagını , bir gün tüm kapitalistlerin bile hücrelerine girip o bedenlerini ele geçirecegini çok iyi biliyorlar

Haa virüs dediysek iyi kötü gibi kavramlarla , virüsü yani komunizmi yargılayım yanlışına girmeyin.

Komunizm virüsü sadece kapitalizm için kötüdür.

Virüslerin tamamı kötü degil ya ! Iyi virüslerde var.

Virüslerin sizden önce doğanın hakimleri olduğunu unutmayın. Onları yenemezssiniz. Aşılarınız care olmaz.

Velasılı kelam.
İgrendiginiz komun, kapitalizm yokken de vardı. Ve yine olucak.

Mecburiyet diyebiliriz.


Vay efendim sscb yıkıldı komunizm bitti.
Çin kapitalist oldu
Kuba ßöyle
K.kore şöyle zart zurt
Bunların komun yaşadıgı iddiasıda size ait.

Bitmez güzelim bitmez. Yok olmaz.

Heyy kapitalizmin neferi işciler köylüler size diyorum size


Kapitalistler maskede taksa aşıda yapsa evdede kalsa... savaşta çıkartsa , nükleer dahi atsa .... meydan virüslere kalır.

ilahimasal
26-05-2020, 11:49
Bakın diyanetten bir zaati muhterem ne diyor

Dr. Fehmi CUMALIOĞLU

ISLÂM, KOMÜNİZM'İN PANZEHİRİDİR

Komünizmin babaları düpedüz kâfir ve dinsizdir. Karl Marks, F, En*gels, Lenin, Stalin ve bütün komünist diktatörler Allah'sız ve din düşmanı olduklarını defalarca ve açıkça söylemişlerdir. Lenin: "Din ile mücadele etmemiz gerektir. Bu bütün materyalizmin, binaenaleyh Marksizmin al*fabesidir. Dinle mücadele meselesi, dinin İçtimaî köklerini çürütmeye matuf sınıf mücadelesinin amelî sahadaki faaliyetine bağlamak lâzımdır
https://dergi.diyanet.gov.tr/makaledetay.php?ID=33042


Zaati muhterem , diyanetin ne maksatla hizmet verdiğini açıkca yazmış hatta diyanetin genel amacının DİN ÖĞRETMEK olmadığını , komunizmle mucadele dernegi , yeşil kuşak projesi , kapitalizm elemanı oldugunu açıkca ilan etmiş.

Anladıgım şudur

Diyanet din öğretmek , dini esasları düzene koymak için değil, SİYASI maksatlı bir devlet kurumudur. Dine degil siyasete hizmet eder.

Tabiki böyle ulvi hizmet yapan devlet kurumunun , bu ulvi şahsiyetlerinin GELİREDE ihtiyacı var . Para gelirin GÖKLERDEN gelmeyecegini onlarda biliyor.

Para gelir nereden gelir ?

Mesela
GENEL EVLERDE pazarlanan satılan kadınlardan gelen vergi geliri

Alkol kullananlardan gelen vergi geliri

Kumar yani fal oklarından gelen vergi geliri

Dahada ötesi komunist insanlardan elde edilen vergi geliri


Kuranda komunistlere bir atıf yoktur. Bilen bilir.
Kuranı yazan Komunist nedir bilmez dahi

Kitabından bi haber olan ve genelevlerde SATILAN kadınlardan elde edilen gelirle şu üstte diyanet gov.tr. denilen devlet kurumundaki makaleyi yazan muhterem ailesine o satılan kadından gelen geliri BAL gibi yedirir.


Zaati muhterem islam dinini peygamberinden bir sözüde makalesine eklemiş. ( boşta bulunmuş galiba )

"Oğluna yazıyı, yüzmeyi, ok atmayı öğretmek, onu temiz gıdalarla besleyip yetiştirmek babanın boynuna borçtur

Kızlar için yazı ögrenmek , yüzmek ? Ok atmak , temiz gıda yemek pek hoş karşılanmadıgı için bu cümlede kız çocukları cümleye girememiş.


Genel ev gelirleri lle ailesini besleyen
Bu muhterem , makalesinin sonlarında komunizmde açlıktan bahsediyor.

Kendisinin genel evde kadın satışından gelen gelirden ailesini beslemesini adeta destekler ve savunur gibi komunizmdeki sözde açlıktan
Genel ev geliri
Kumar geliri
Şans oyunu geliri ile idare edilen bir yöntemle ( kapitalizm - al -sat ) kurtulmayı kutsuyor.

Hani bu muhterem genel evlerde satılan kadından gelen gelir devlet hazinesine oradanda bizim maaşlara dahil oluyor , bende buna razı degilim ISTEMEZUK dese bir şey demem bu muhtereme ama
Yok itiraz etmiyor . Ses çıkarmıyor ve o satılan kadından gelen ballı maaşı alıp ailesi ile birlikte şapır şupur yiyorlar.
Artanı biriktiriyor ve sermaye yapıp bir işletme kurup , o işletmeye mevkiinden kaynaklı gelen işlerin gelirini o işletmede işci sömürüp katladıktan sonra bankaya yatırıp FAIZ geliri elde edip HOLDINGLEŞIYOR.

bu muhteremler kapitalizmi sevmesinde kim sevsin ! Kapitalizmi yüceltmesinde kim yüceltsin.

Komunizmde bunları yapabilirmi ? Tabiki yapamaz.

Genel ev gelirini komunizmde bulamayacağını bilen bu muhterem niye zehire panzehir olmasınki ?

Bu muhterem genel evlerde satılan kadınların oranındaki artış oranında maaşındada artış olur.
Yani bu muhterem ne kadar çok kadın satılırsa o kadarda mutlu ve zengin olur.


Diyanet bize otoriter bir hediyedir ve sahiplenilmesi gerekir.


Bu zaati muhterem allahına kavuşmuş

antkanser
26-05-2020, 13:54
Bana göre ( tamamen sahsi düsüncem)
.......... komunizm virüstür.!.......


Komunizm nedir ?
Komunizm ne değildir?
Komunizm olursa ne olur?
Komunizm olmazsa ne olur?
Komunizm özgürlügü kısıtlarmı ? v.s

Konunun başından bu yana
Komunizm ile alakalı tüm üyeler yazmış çizmiş . Hemen hepsini okudum.

Komunizm denileni hiç deneyimlemediğim için nasıl bir şeydir bilemem .
Akademik açıdanda teorik açıdanda bilemem
Yaşamadıgı halde ahkam kesen antikomunistleride gülerek okuyorum.

Komunizm hakkında , Anlatılanlara ve sözde yaşanılanlara bakılınca antikomunistlerin neye direnç gösterdikleri hakkındada sinsi kişilikleri hemen fark edilebiliyor.

Şu anda yaşadıgınız düzen kapitalizm.
Ister vahşi diyin
ister modern diyin

Ne derseniz diyin hüküm onlarda ve onlar bir avuç azınlık. Aşıları ile zor zar ayakta duruyorlar

Konuya direk komunizm VIRUSTUR dedim.
Niye dedim?

Komunizm deyince neredeyse insanların dini dili milliyeti aidiyeti ne olursa olsun komunizme midesi bulanarak , nefret içinde bir söylemle tepki veriyorlar.

Dincisi , milliyetcisi , faşisti , japonu , korelisi , abdlisi , putini , esadı , kemalisti , alevisi ateisti , köylüm dinsiz ahmet amcası , sömürülen işcisi , asgari ücretlisi , asgari ücretsizi , ergeni , salağı , akıllısı

Bunların hepsi komunizm , komunist kelimesini duyar duymaz alerjik bir reaksyon gösteriyorlar.
Sanki yaşadılar da deneyimlediler ve ağızlarına ne geliyorsa söylüyorlar.
Daha beteri ise bildigin darp daha ötesi öldürme eylemine girişiyor.

Hele bazıları var . Komuniste , mason diyenimi , satanist diyenimi , allahsız diyenimi , karılarını kocalarını paylaşırlar diyenini , reptilyan diyenimi . Diyen diyene

Evet komunizm komunist bir virüstür.
Ama kimin için virüstür ?

Şu yukarıda sıraladıklarım için değil sadece ve sadece gerçekten komunizmin bir virüs oldugunu bilen , bir avuç kapitalist için KOMUNIZM bir virüstür.


Üyelerden birisi demişki ; Niçin çökmüştür.. Günümüz şartlarında geçerliliği kalmış mıdır

kapitalistler , komunizmin hiç bir zaman çökmeyeceğini yok olmyacağını bir gün ama bir gün tekrar ama tekrar ama tekrar ortaya çıkacağını ,
şu yukarıda sıraladıgım kapitalizmin öyle yada böyle uşağı olanlardan çok ama çok iyi biliyorlar.

Komunizm , kapitalizm için bir virüstür.
Virüsler yok edilemezler eninde sonunda tekrarlarlar hemde daha güçlü bir şekilde.

Kapitalistler hangi aşıyı geliştirirse geliştirsinler , virüsler yani komunistler bu dogada onlardan önce vardı ve onlardan sonrada olacaklar.

Kapitalist , bu durumun bilincinde olan ve en iyi aşıları olan , din ve milliyetcilikle aşıladıklarını sonsuza dek virüsten uzak tutamayacağını , önünde sonunda virüse yenileklerini biliyorlar ama mucadelelerinide bırakmıyorlar.

Hani khaos un bir cümlesi var ya !
" komunizm bir mecburiyettir"

Kapitalizmin aşıladıgı ama sanki birbirine karşıymış gibi durup komunizmin karşısında yapılan aşı ile bir arada duran şu alttaki antikomunistler

Dincisi , milliyetcisi , faşisti , japonu , korelisi , abdlisi , putini , esadı , kemalisti , alevisi ateisti , köylüm dinsiz ahmet amcası , sömürülen işcisi , asgari ücretlisi , asgari ücretsizi , ergeni , salağı , akıllısı

Komunizmin bir virüs oldugunu anlayın artık. Bitmez yok olmaz önünde sonunda daha güçlü gelir. Bundan kaçış yok.

Sizi hattta beni durmadan aşılayan kapitalizm bu durumun farkında .

Komunizm denen virüsün asla ve yok olmayacagını , bir gün tüm kapitalistlerin bile hücrelerine girip o bedenlerini ele geçirecegini çok iyi biliyorlar

Haa virüs dediysek iyi kötü gibi kavramlarla , virüsü yani komunizmi yargılayım yanlışına girmeyin.

Komunizm virüsü sadece kapitalizm için kötüdür.

Virüslerin tamamı kötü degil ya ! Iyi virüslerde var.

Virüslerin sizden önce doğanın hakimleri olduğunu unutmayın. Onları yenemezssiniz. Aşılarınız care olmaz.

Velasılı kelam.
İgrendiginiz komun, kapitalizm yokken de vardı. Ve yine olucak.

Mecburiyet diyebiliriz.


Vay efendim sscb yıkıldı komunizm bitti.
Çin kapitalist oldu
Kuba ßöyle
K.kore şöyle zart zurt
Bunların komun yaşadıgı iddiasıda size ait.

Bitmez güzelim bitmez. Yok olmaz.

Heyy kapitalizmin neferi işciler köylüler size diyorum size


Kapitalistler maskede taksa aşıda yapsa evdede kalsa... savaşta çıkartsa , nükleer dahi atsa .... meydan virüslere kalır.


güzel bir yazı olmuş altına imzamı atarım.

bilgivehis
26-05-2020, 13:59
Parklar, sinemalar, spor salonları ücretsiz olacak, paraya bağlılık kalmayacak vs güzel fikirler gibi görünüyor fakat benim merak ettiğim bir şey var.
Sinemalar ücretsiz olunca film kalitesi düşmez mi? Örneğin ben şimdi 20-30 lira vererek Marvel'in teknolojik filmlerini izleyebiliyorum. Fakat ücretsiz olsaydı Marvel gibi şirketleri film yapmaya motive edecek unsur ne olacaktı komünizmde?

Kısaca ücrete dayalı olmayan komünist sistemde, insanları kaliteli ürün üretmeye motive edecek unsur ne olacak? Şu an para motive ediyor.
Yoksa komünizmde insanlardan beklenen şey, karşılıksız iyilikler yapan birer meleklere dönüşmeleri mi?

Yıldızın tozu, komünizmin ana teması belli ama henüz yaşanmadığı için içerik tam olarak bilinmiyor, bazı şeyler o ortamda belirlenir.
Yani komünist sistemde bazı şeylerin belirgin olması için yaşanması gerekiyor.
Çünkü komünizm birilerinin kuralıyla veya önceden belirlenen kurallarla oluşmuyor, komünizmin kendisini yaşam belirliyor.

Örneğin kapitalistler köleciyken belki tahmin ederlerdi ama bugünkü gibi kapitalist olacaklarını bilemezlerdi, bunu yaşam belirlerdi.
Komünizm de böyle, kapitalizm, ara dönem, sosyalizm derken ancak oraya ulaşılıyor ki, süresi de bilinmiyor.
Bu nedenle sorduğun sorunun cevabı için bazı tahminler olsa bile asıl cevabı o zamanki ortama bağlı.

Yıldıztozu
26-05-2020, 14:22
Para için değil, sanatını anlamlı kıldığını düşündüğü değerler için çaba sarfedecektir.

komünist sistemde bazı şeylerin belirgin olması için yaşanması gerekiyor.

evet, bunlar benim soruma karşılık geçerli cevaplardı.

Komünizm de böyle, kapitalizm, ara dönem, sosyalizm derken ancak oraya ulaşılıyor ki, süresi de bilinmiyor.

Komünizme tam anlamıyla ulaşılacaksa bunun süresi yüzlerce yılla değil binle ifade edilebilir gibi geliyor bana.
O vakte kadar da insan ırkının soyu tükenmiş olması muhtemel.
Şu anki virüs bile ne kadar tehdit etti ırkı.
Bunun küresel ısınması var, nükleer tehdidi var vs.

Önce insan ırkı mı yok olur, komünizm mi gelir sorusuna bahse girecek olsam ırkımız yok olur derdim sanırım.

Senin süre tahminin var mı? Bu süreyi hızlandırmak için hangi engelleri aşmayı en önemli görüyorsun mesela

bilgivehis
26-05-2020, 16:08
Senin süre tahminin var mı? Bu süreyi hızlandırmak için hangi engelleri aşmayı en önemli görüyorsun mesela

Bu soruya cevap vermeden önce şunu belirteyim.
Devrimcilerin mücadelesiyle kapitalizm yenilir ama asla yok olmaz.
Yani kapitalizmin yenilmesi senin bahsettiğin sürece bir rolü olmuyor, sadece yara almış oluyor.
Hatta Sovyetlerin yıkılmasından sonra olduğu gibi aldığı yaradan kapitalizm daha da güçlenebiliyor.

Yine sorunu aydınlatacak başka bir konudan bahsedeyim.
Bütün ülkelerde emniyeti, adliyesi, ordusu, memurları, esnafı yani halkın yarısı kapitalizme doğrudan hizmet ederler.
Bu kesim genel olarak devrim yapmaz, sosyal yaşamları, düzenli gelirleri vardır ve ayrıca "benim memurum işini bilir" cazibesi vardır.
Ezien-sömürülen diğer kesimi kapitalizm din, spor, medya aracılığıyla hayali olarak besler.
Kapitalizmin yıkılması bu kesimin önce uyanmasına sonra duruşuna bağlıdır.
Yani bu kesim uyanır mı, uyanırsa ne gibi bir duruş sergiler, senin sorunun cevabını da burası belirler.
Bir bakarsın yarın, bir bakarsın yüz yıllar sürer.

Diyelim ki, bugün halk kapitalizme karşı duruş sergiledi.
Her şey sorunsuz yürüse dahi sosyalizm öncesi dönem 15 ila 50 yıl sürebiliyor, sosyalizmin kendisi yine aynı keza en az 50-100 yıl sürebiliyor.
Kısaca bugün başlanan süreç hiç bir aksaklığa uğramadan yürüse dahi komünizme ulaşmak en az 200-300 yıl sürer.
Bu sürecin nedeni sadece kapitalizmin yıkılması değil, asıl nedeni halkın ilkel zaaflardan arınma süreci olduğunu özellikle belirteyim.

kartopu
27-05-2020, 11:53
Önce insan ırkı mı yok olur, komünizm mi gelir sorusuna bahse girecek olsam ırkımız yok olur derdim sanırım.


Hadi bahse girelim Sn Yıldıztozu. Ben komünizm önce gelecek diyorum. eğer o kadar ömrümüz varsa birini göreceğiz.

Senin süre tahminin var mı? Bu süreyi hızlandırmak için hangi engelleri aşmayı en önemli görüyorsun mesela

Benim süre tahminim var. Kapitalizm artık değer sömürüsü elde edemediğinde komünizm gelmiş olacak. Bu hiç müdahale edilmeden komünizm in gelişi. Eğer müdahale edilirse bu süre kısalacak.

Bahse girdik mi.

Yıldıztozu
04-06-2020, 17:47
yeni öğrendiğim bir bilgiye göre Çin devletinde 40-50 yıl önce milyarder insan pek yokmuş, şu an çok sayıda milyarderi var.
aynı zamanda çin halkının yoksulluk seviyesi 40-50 yıl öncesine göre azalmış durumda.

buradan çıkan sonuç, zengin fakir arasındaki uçurumun artması yoksulluğun azalmasına bir engel değildir.
yani kapitalizme karşı öne sürülen ''dünyanın en zengin 100 insanının serveti, dünyanın yarısının servetine eşit'' gibi argümanlar geçersizleşiyor.

önemli olan zengin-fakir arasındaki uçurum değil.
önemli olan fakirlerin hayat kalitesindeki artış veya azalış.

apple, google, amazon gibi ürünleri dünyanın en zenginleri üretmiş ama bu ürünleri en çok kullananlar fakirler.
o halde zenginler fakirlerin hayat kalitesini artırmıştır.

spartacus
05-06-2020, 05:40
Yıldıztozu, istatistikleri doğru yorumlamıyorsun.

40-50 Yıl önce savaş yaşandı. 1 ve 2. Dünya savaşları dönemiyle, şu anı kıyas etmek...

Çin kapitalist bir ülke. 40-50 Yıl önce emperyalizmin nimetlerinden yararlanamıyordu. Ülkeler arasında kıyas yapacaksan, zengin ile yoksulun değil, dünya kaynakları dağılım istatistiklerine bakman gerekir. Örneğin dünya kaynaklarının %60'ını, %10 tüketirse buradan nasıl bir sonuç çıkar? Geriye kalan %90'nın zenginleştiği sonucunu nasıl çıkartıyorsun? Kriterin nedir? Cep telefonu mu?

Ortada pasta var, 10 tane de insan. Bunlar bu pastayı yerken, 10 kişiden, 1'i, pastanın %60'ını, kalan 9'u, %40'ını yerse ve bu oran zamanla değişirse ne olur?

Sömürü nerede gerçekleşir? Üretim alanında.

Üretimin mahiyeti nedir? Kapitalisttir. Amacı nedir? Kar. Esasında üretimin amacı ne olmalı? İhtiyaç. Yani kapitalistler fakirin hayat kalitesini arttırmıyor. Bakış açın tek taraflı. Yani onca insan emek harcamıyor,üretmiyor da, sanki kapitalistler lütuf olarak sunuyor gibi...

İkincisi kıstasları altın üzerinden yapman gerekir. Örneğin asgari ücretle 10 Yıl önce ne kadar altın alınabiliyordu, şimdi ne kadar alınabiliyor? Neyse, bu tür konular açısından yargıya varmak, bu kadar basit kıstaslarla olmuyor. Bugün böyle denir, yarın şöyle bu tür kıstaslarla.

Mesele basit;

Pasta örneği gibi. Doğa ve kaynaklar.

10 kişi, 10 dilimli 1 pasta. 2 Kişi, pastanın 7 dilimini ele geçirirse, kalan 8'i, 3 dilime talim eder. Kapitalizm gibi sistemlerde ise, 8 kişi(ya da 10kişi, tümü!) pastayı üreir, o 2 kişi(X) kapitalist pastanın tümünü alır. Kalan 8 kişiye(Y), eğer pastadan yemek istiyorlarsa, kendinlerine hizmet etmeleri ve hizmetlerinin derecesi, çıkar sağlaması vb oranında pay bırakacağını söyler.

2 kişi 7 dilim alırken, 8 kişi 3 alırsa -> A durumu
2 Kişi 7,5 alırken 8 kişi 2,5 alırsa -> B durumu...

Hasılı mesele bundan ibaret. Asıl mesele pasta ve 10 kişinin içinde olduğu bu durumu değiştirmek, düzeltmektir.

Buna karşıt olarak, kişiler ve göreceli örnekleri öne sürerek, iyi-kötü gibi kıstaslar oluşturarak -bilimsel deği, 2 kişinin %100'ü alıp, diğerlerine kendilerine hizmetleri ölçüsünde %30 pay bırakmasının iyi olduğundan söz etmek, ilgili sorunu hem aşmıyor hem çözmüyor hem de ilgili sorunu görmezden gelmemizi sağlamıyor.

Bu sorunun aşılması basit olmayacaktır, çetrefilli yollardan geçecektir, çatışma zeminleri olacaktır, aşmak için bir değil belki 10 kez denenecektir. İlgili meseleye karşın, öen sürdüğün tarzda kıstaslar, gerekçeler anlam ifade etmiyor Yıldıztozu, zira alakası yok.

Kapitalizmin eşitsiz, dengesiz bir dağılımı da vardır. Sermaye yayılmı, kaynak dağılımı dengesizdir. Örneğin şu ya da bu batı ülkesinde yaşam standardı yüksek derken, dünya kaynaklarının bu ülkelere hangi oranda aktığına bakmak gerekir. Yani birileri zenginleşiyorsa, bunun 3 katı ülkelerde yoksullaşıyor demektir. Tüm bu ülkeler kapitalisttir ve zaten emperyalizm konusuna da değiniyoruz.

Yoksul ülkelerde 100 yıldır kapitalizm var. Yani kıstas oluştururken seçici davranırsan yanlış yargılara varırsın.

Senin 1 pastan var, komşunun da 1 pastası var.

Siz 10 kişisiniz ve bunlardan 2 tanesi kapitalist.
Sizin 10 dilim 1 pastanız var ve 2 kapitalist bunun 7'sini aldı diyelim.
Kaldı 3 dilim.

Komşu ülkenizinde 10 dilimli 1 pastası var. Siz emperyalist bir ülkesiniz.
Onun pastasından 3 dilim aldınız.

Şimdi sizin pastanız büyüdü. Böylece elnizde +3 dilim ve böylece sizdeki dilim sayısı 13 oldu. Komşunun ise, 7 dilime düştü.

Sizdeki 13 dilim pastanın 9'unu kapitalistler alırsa, kalan 4 dilim, 8 kişi paylaşır. Komşunuzda ise 7 dilim pasta kalmıştı. Bunun 5 dilimini kapitalistleri alır. Kalan 2 dilim ise 8 kişiye pay olur(sistemin koşul ve işleyişiyle)

Şimdi, sizin 2 kapitalistiniz, "9 dilim pasta aldı. Sizin 8 halkınız, 4 dilim" aldı.

Sömürge kapitalist komşunuz da durum, "5 dilim kapitalisti aldı, 2 dilim halka" pay oldu.

Sonuç;
Kapitalist ---- Halk
- 9 Dilim ----- 4 dilim (zengin dediğin ülke)
- 5 Dilim ----- 2 Dilim (yoksul dediğin ülke)

Çin'i örnek vermiştin(Çin yukarıdaki örneği başardığı için yükseliyor). Örneğin sömürge ülkelerin dışa bağımlı bir ekonomisi olduğu söylenir, bu doğrudur ancak gerçek şu ki, emperyalist ülkelerin de ekonomisi dışa bağımlıdır. Bağımlılığın karakteri farklı tabi ki, ayrı bir konu.

Komşudan pay alabildiğin sürece, daha fazla pastaya sahip olacaksın... Ya alamazsan? Bugün batı, dünya kaynaklarının (ABD de dahil) %60'ını almaktadır. Artık komşularından 3 dilim pasta dilimi alamaz ve nu bugün değişse, etkisini hemen görebilir misin?... Hayır, ancak bir süre sonra etkileri görülmeye başlar.

* Kapitalist devletler önce kazanılmış sosyal haklara yönelir, saldırır.

Evvelce 2 dilim fazla pay alan ve bunu da mücadeleyle elde etmiş olan halk, görece daha bilinçli olduğu için, direnir.

* Kapitalistler statükoda direnir. Kapitalistler de elbette, komşudan ç-alamadığı 1 dilim pastadan olmuştur, onlarda şikayet ederler ve kapitalist devlet, işçi-emekçiden alıp, bu kapitalistlerin kurumlarına yatırır! :)

* Sosyal hakları kırpılan, düne göre yoksullaşan halk eyleme geçer, örgütlenmeler artar. Kapitalistler sermaye, çıakr ve statüko kaygısını ekonomik olduğu kadar siyasi olarak da yaşamaya başlar.

* Kapitalist devlet gittikçe sertleşir ve kitleleri enfekte edecek yollar, taktikler siyasetin belirleyeni olmaya başlar. Irkçılık, dincilik, milliyetçilik şu ya da bu aidiyetçilik, sürü toplumu yolunda mesaiyi arttırır ve zaten yoksullaşmakta olan bir toplum için kolayca yerleşir. Bu yaman bir çelişkidir, toplum, bu tarz siyasetle güçlü olacağını düşürken aksine kendisini çaresiz bırakmaktadır sürüleştirmektedir, ama başka bir konu.

Eğer kapitalizm, verili koşullarda satükosunu koruyamayacak veya kapitalistlerin çıkarları, kabul edebilecekleri seviyelerin altında riske düşecekse, faşizme yönelim ve yatırımlar başlar, özel çaba sarfetmeleri gerekmiyor, yani faşizm kapitalist çıkarlarca otomatikman olarak da örgütlenebilir.

Neyse nereye varacağı ve nasıl olacağı ortada, bu 1 ve 2. Dünya savaşlarında zaten yaşanmıştır(çünkü emperyalist ülkeler birbirlerinin pastasına göz koyunca, pasta israf olunca olan olmuştur), şimdi olsun, şimdi yine yaşanacak.

Yıldıztozu, öyle anlık bakıp, basit örneklerle yargılarla oluşturuyorsun, günübirlik...

Örneğin Türkiye'de 30 yıl önce, 1 öğretmen maaşıyla, kaç altın alabiliyordu, şimdi kaç adet?

http://www.ogretmenlerhaber.com/maas/yillara-gore-ogretmen-maasi-ve-cumhuriyet-altini-olarak-karsiligi-1923-2018-2-h16000.html

Örneğin 30 yıl önce, 3600 gün prim ile, 45 yaşında emekli olabiliyordun, şimdi 65 yaş ve 5000 küsür gün prim :)

Bazı ürünlerin ucuzlaması vb elbette gelişen teknoloji, GDO vb, emek sömürüsünün, ucuz iş gücü ve işgücü ticaretinin getirileri
vb bir süreliğine(40-50 yıl belki) yoksulluk, alım gücü arasındaki ilişki açısıdnan rol oynayacaktır, ancak tüm bu koşulların eşiği, doyum, kırılma noktaları var....

Mesele sadece sömürüyü ortadan kaldırmak meselesi değil ki, hak, hukuk meselesidir de. Örneğin kapitalizmin gelir, dağılım(pay-yukarıda örnekledim) adaletsizliğini de ortadan kaldırmak vs.

Elbette kara propagandalarda söz edildiği gibi değil, emek, katkı belirleyici değerdir, ölçüt bellidir. Gelir dağılımı adaletsizliği ve o oran hesaplarının neye göre ifade edildiği iyi kavranmalı. Günübirlik gelip-geçici, görece ve basit örneklerle kendini kandırmış olursun.

Tabi ki zengin ile yoksul arasındaki uçurum yükseldikçe, yoksullar daha da yoksullaşıyor, ama bunun etkisini hemen şimdi sokağa çıkıp, kafana göre ve eklektik(seçici) olarak seçtiğin örneklerle, ürünlerle göremezsin.

kartopu
05-06-2020, 11:22
önemli olan zengin-fakir arasındaki uçurum değil.
önemli olan fakirlerin hayat kalitesindeki artış veya azalış.

apple, google, amazon gibi ürünleri dünyanın en zenginleri üretmiş ama bu ürünleri en çok kullananlar fakirler.
o halde zenginler fakirlerin hayat kalitesini artırmıştır.

İşte bu tartışılır Zenginliğin kaynağı nedir ? mesela.
Bir insan veya aile nasıl zengin olur veya nasıl fakir olur. Bütün bunlar çeşitli zamanlarda bir çok filozof akedemisyen iktisatçı tarafından tartışılmıştır.

Bu konuda bir kitap önereyim yazar komünist değil onun için bir ön yargı oluşmasın Daron Acemoğlu yazar. Kitabın adı Ulusların Düşüşü.
Bütün zenginliklerin arkasında ya sömürü ya cinayet ve kan var. Bunun yanında her teknolojik gelişme mülk sahibinin bir başkalarının emek zamanını çalarsa oluşuyor.

Yani dünyada bütün zenginliklerin içinde fakirlerin ya teri ya kanı var. O dev servetlere bakıldığında onun arka yüzü çok karanlık olduğu görülüyor.
Düşün artık hak, haklı ve adalet nedir.

Yıldıztozu
05-06-2020, 19:01
Esasında üretimin amacı ne olmalı? İhtiyaç.

İhtiyaç amacını kabul edemiyorum ben, çünkü her şey ihtiyaç olarak görülebilir.
Örneğin şu an Jeff Bezos'un ihtiyacı tarihteki ilk trilyoner insan olmak olabilir, ki buna yaklaşmış durumda. İhtiyaç kavramını nesnel tabana oturtamayız.

Mesele basit; Pasta örneği gibi. Doğa ve kaynaklar.

Ortada dengesiz bir kaynak dağılımı var elbette. Emek sömürüsü, hırsızlığı da inkar edilemez gerçekler.
Ancak kaynağı ya da pastayı sınırlıymış düşünmek yanıltıcı olabilir. Kaynaklar artırılabilir, pasta teoride sonsuza kadar büyüyebilir.
Zenginlerin servet artışını illaki fakirlerin servet azalışı olarak görmemek gerekir.
Zenginin serveti 10 kat artarken, fakirin 2 kat artmıştır mesela.

Servetler arası uçurum tek başına bir şey ifade etmiyor. Belki başka bir gezegende insanlardan çok daha zenginleri vardır. Bizden daha zengin olmaları evrendeki pastayı sömürdükleri anlamına gelmiyor.

Evren sınırsız, pasta da sınırsız. Daha doğrusu mevcut pasta sınırlı ama büyüme potansiyelinin sınırı yok.

hak, hukuk meselesidir de

zenginlerden daha fazla vergi isteniyor olması eşitliğe aykırı yorumlanabilir mi sence?
zengin birinden şunu duymuştum ''vergi yükü zenginlere yüklenmiş durumda ve bu soruna çözüm getirilmeli'' diyor.
bunu eşitsizlik olarak görüyor ve kendince haklı sayılabilir, bu yüzden en çok vergi kaçıran zenginler oluyor.

zengin ve fakirden 100er lira vergi almak mı doğrudur yoksa servetlerinin %5'i oranında vergi almak mı.
eşit miktar ile eşit oran farklı şeyler.

Bir insan veya aile nasıl zengin olur

iki seçenek aklıma geliyor.
1- sömürerek.
2- ortada olan pastayı büyüterek. (yani fakirin parasını çalmıyor, kendisi yeni para yaratıyor)

mesela Bill gates hangi gruba girer?
ben 2. gruba alırım onu.
Microsoftu yaratarak zengin olmak fakirleri sömürmek midir? yoksa ortadaki pastayı büyütmek midir?

bilgivehis
05-06-2020, 20:31
İhtiyaç amacını kabul edemiyorum ben, çünkü her şey ihtiyaç olarak görülebilir.
Örneğin şu an Jeff Bezos'un ihtiyacı tarihteki ilk trilyoner insan olmak olabilir, ki buna yaklaşmış durumda. İhtiyaç kavramını nesnel tabana oturtamayız.



Ortada dengesiz bir kaynak dağılımı var elbette. Emek sömürüsü, hırsızlığı da inkar edilemez gerçekler.
Ancak kaynağı ya da pastayı sınırlıymış düşünmek yanıltıcı olabilir. Kaynaklar artırılabilir, pasta teoride sonsuza kadar büyüyebilir.
Zenginlerin servet artışını illaki fakirlerin servet azalışı olarak görmemek gerekir.
Zenginin serveti 10 kat artarken, fakirin 2 kat artmıştır mesela.

Servetler arası uçurum tek başına bir şey ifade etmiyor. Belki başka bir gezegende insanlardan çok daha zenginleri vardır. Bizden daha zengin olmaları evrendeki pastayı sömürdükleri anlamına gelmiyor.

Evren sınırsız, pasta da sınırsız. Daha doğrusu mevcut pasta sınırlı ama büyüme potansiyelinin sınırı yok.



zenginlerden daha fazla vergi isteniyor olması eşitliğe aykırı yorumlanabilir mi sence?
zengin birinden şunu duymuştum ''vergi yükü zenginlere yüklenmiş durumda ve bu soruna çözüm getirilmeli'' diyor.
bunu eşitsizlik olarak görüyor ve kendince haklı sayılabilir, bu yüzden en çok vergi kaçıran zenginler oluyor.

zengin ve fakirden 100er lira vergi almak mı doğrudur yoksa servetlerinin %5'i oranında vergi almak mı.
eşit miktar ile eşit oran farklı şeyler.



iki seçenek aklıma geliyor.
1- sömürerek.
2- ortada olan pastayı büyüterek. (yani fakirin parasını çalmıyor, kendisi yeni para yaratıyor)

mesela Bill gates hangi gruba girer?
ben 2. gruba alırım onu.
Microsoftu yaratarak zengin olmak fakirleri sömürmek midir? yoksa ortadaki pastayı büyütmek midir?

İddia veya görüşlerinin hiç biri doğru değil, hepsi eksik veritabanına dayanıyor.


Microsoftu yaratarak zengin olmak fakirleri sömürmek midir? yoksa ortadaki pastayı büyütmek midir?

Bir kapitalist var olan pastaya ekleme de yapsa var olanı da alsa her halikularda sömürüyordur.
Sömürü olmadan kapitalist olunmaz, yoksa adına kapitalist değil, zengin derdik.

Bir kapitalist mal satar, malı satmak için fiyatı da kendisi belirler.
Sattığı malı üreten ise emekçilerdir, emekçilerin kendi ücretlerini belirleme şansı yoktur, onu da kapitalist belirler.
Burada kapitlist her türlü eğemendir.

Şimdi sana soru.
Kapitalist üretim aracının sahibidir.
Emekçi de üretendir.
Üretim araçlarının sahibi, emekçiler olmazsa ne o malı üretebilir ne de satabilir ama eğemendir.
Üreten işçiler ise üretmesine rağmen sadece köledir.
Sence böyle mi olmalı, senin anlayışına göre doğrusu bu mudur?

Yıldıztozu
05-06-2020, 22:53
Üreten işçiler ise üretmesine rağmen sadece köledir.
Sence böyle mi olmalı, senin anlayışına göre doğrusu bu mudur?

Bu sistemde sıkıntılar olduğunu düşünüyorum, ancak bahsettiğin işçileri köle olarak tanımlamıyorum.
Microsoft şirketi 20 bin dolar maaşla yazılımcı ilanı verdiğinde köle ilanı mı vermiş oluyor yani?
Hayır burada Bill Gates insanlara iş imkanı sunmuştur, microsoft şirketinde çalışanlar Bill Gates'in kölesi değildir.
Bir kurum, şirket veya patron adına çalışmak her koşulda kölelik olarak tanımlanamaz.

Bir kapitalist var olan pastaya ekleme de yapsa var olanı da alsa her halikularda sömürüyordur.

tamam da ben kapitalist diye başlamadım ki o cümleye.
nasıl zengin olunur sorusuna cevap verdim ve sömürmeden de olunabilir dedim.
başkasının pastasını almadan, var olan pastayı büyüterek de zengin olmak mümkündür.
Bill gates'i de bu kategoriye koydum, onu pasta çalan olarak değil, pasta büyüten olarak tanımladım.

Turdur
05-06-2020, 23:08
mesela Bill gates hangi gruba girer?
ben 2. gruba alırım onu.
Microsoftu yaratarak zengin olmak fakirleri sömürmek midir? yoksa ortadaki pastayı büyütmek midir?

Bill Gates tek başına bir şey üretemez, orada emek harcayan milyonlar vardır. Bill Gates senin kafanda ki kadar temiz birisi değildir. Dedesi Rockfeller ile çalışmaya çalışmış sonradan elenmiş birisidir. Dünyayı yöneten aileler içine girebilmek için 100 yıldır uğraş vermiştir. Bill Gates tek başına bir şey yapmamıştır, yakın dönemde tahıl ve pirinç işine girerek tam bir sömürücü adımlar atmıştır. Dün izlediğim bir haberde (TELE1 Can Ataklı Sabah Bülteni) aşı işine girdiğini duydum. Microsoft veya internet, bilgisayar, bilişim dünyası ile pirinç ne alaka? Aşı ne alaka? Emin olun yeşil kuşak projesine dahildir bunlar. İnsanlığı kurtarmak adına belli bir grubun tanrılığına girişmek, anglo-sakson ve onlarla işbirliği yapanları dünyanın etki-karar mekanizmasında tekilleştirmek gibi.
Siz olayların başını ve hedefini kaçırmışsınız. Olay tekelleşmeye ve bunun gücünü elde edenlerin şahsi veya bir grup olarak devletler üstü, milletler üstü ve hatta insanlık adına karar vermeleri gücünü kendilerinde bulmasına kadar gidiyorsa burada sorun vardır. Bu engellenebilirse o zaman kapitalizm olumlu olabilir. Kapitalizm, bu kadar fena fillah adımlar atamayacak duruma gelirse işte o zaman buna fırsat eşitliği, çalışanın maddi olarak üst skalaya çıkabilmesi, bu kadar zarar vermiyorsa evet olumludur. Çok teşvik edicidir. Ancak bu tekelleşme ve devletler, kültürler, toplumlar üstü bir güç bulabiliyor. Mesela çok rahat savaş çıkarabiliyorlar, bir kaç şirketin daha fazla nemalanması için.
bilgivehis'in dediği gibi sizde veritabanı eksikliği var. Sorun normal boyutta bir zenginlik elde etmişler de veya normal büyüklükte ki şirketlerde ve sahiplerinde değil. Ben servet düşmanı birisi değilim, ancak bu anlatılan kişilerin elinde servet yok başka bir şey var. 100-120 yılı aşkın süredir toplumlara zarar veriyorlar.
Bunlar her zaman ABD'den çıkarlar, Avrupa'dan çıksa da el konulurlar yine ABD'li olmuş olurlar.


Bill gates'i de bu kategoriye koydum, onu pasta çalan olarak değil, pasta büyüten olarak tanımladım.

İnsanlığa ait her icat insanlığa ait olmalı. Edison bilmem neyi buldu diye soyu sopu bundan geçinmemeli. Bunlar devasa servetler ve miraslar. Bu kadar serveti elde tutmanın yolu sömürmekten geçer, bundan kaçış yoktur. Microsoft ile pirinç ne alaka? Aşı ne alaka? Pastayı büyüten Gates olmasaydı o pasta 10 sene sonra ortaya çıkacaktı, ayrıca pasta sizin ekonomik algınızda büyüyor gerçekte büyüyen pasta ham madde ve emek iş gücünden ibaret. Plastiği, altını, kromu, bakırı ve bunları çıkaran işleyen işçileri sömürmeden o pasta nasıl kendiliğinden oluşabilir ve büyüyebilir? Bugün petrolün en çok çıktığı ülkelere bakın ve petrolün en savurganca harcandığı ülkelere bakın? Mantıken petrolün çıktığı ülkelerde ki insanların maddi skalası yukarıda olması gerekirken canlarını bile koruyamaz haldeler? Bunun sebebi nedir? O büyütülen pastanın payı yok mudur?

ilahimasal
06-06-2020, 00:02
Sömürü nerede gerçekleşir? Üretim alanında

Bu kadar yalın bir cümleyi dahi anlamayana anlatmaya ugraşmak kendini sömürtmek olur.

Da

Spartaküs üretimin dışında sömürülen şeyler yokmu .Sömürü sadece üretimdemi ?

İnsan üretiminin dışındaki
Doğal olanıda sömürüyorlar.

kartopu
06-06-2020, 08:15
Bu sistemde sıkıntılar olduğunu düşünüyorum, ancak bahsettiğin işçileri köle olarak tanımlamıyorum.
Microsoft şirketi 20 bin dolar maaşla yazılımcı ilanı verdiğinde köle ilanı mı vermiş oluyor yani?
Hayır burada Bill Gates insanlara iş imkanı sunmuştur, microsoft şirketinde çalışanlar Bill Gates'in kölesi değildir.
Bir kurum, şirket veya patron adına çalışmak her koşulda kölelik olarak tanımlanamaz.

İşte bütün sıkıntı kapitalizm deki bu ayrıntıları anlamaktır.

20 bin dolar alan işçi köle mi değil mi. Kölelikten sadece karın doyurmak anlaşıldığında bu işçiler evlerinde hizmetçi bile çalıştırıyor olabilir Üst durumda köle olanlar alt durumda efendi

Burada bir ince ayrıntı var. Acaba Bil Gates bu işçilere neden 20 bin dolar veriyor. Bu da bilmece sanki Halbuki bu insanların çalışmaya ihtiyacı var 5 bin dolar versen yine çalışacak. Neden 20 bin dolar.

Şöyle bir şey olmasın bu inanlar sayesinde binlerce işçi dolaylı vaziyette sömürmesin. Çünkü sömürü üretimde olur ama onun kristalleşmesi pazarda çıkar. Yani bu Bil Gates çok büyük bir pay almasın pazardan emek minnacık kazanç dev gibi
Bu B.Gates çok akıllı sade yağdan kıl çeker gibi malın büyüğünü götürüyor da kimse çakmıyor.Bu B.Gates in sattığı ürenden çıkar sağlayan ve o çıkarcıların yanında çalışanlar yandı kapitalizm bütün hıncını onlardan alacak Örnekte B.Gates in yanında çalışanları reklam gibi göstercek.

Meta üretimi fabrikada başlar, dağıtım ve tüketime kadar yolculuk eder. Kapitalist in maliyeti ne idi cebine ne girdi ona bakacaksın. Sömürüyü anlamak için.

Yıldıztozu
06-06-2020, 11:26
Bill Gates tek başına bir şey üretemez,

Hiçkimse tek başına bir şey üretmiyor. Komünizmde bile başkalarının emeğinden faydalanılmak zorunda.
Bir insan bahçesinde domates ekse bunu ben tek başıma ürettim diyemez. Onu sulamak için tesisatçı kullanmıştır, tohumunu almak için marketi kullanmıştır vs.

İnsanlığa ait her icat insanlığa ait olmalı

Microsoft her insanın kullanımına açık ve insanlığın hizmetine sunulmuş. Önemli olan bu.
Gelirinin çoğunun Bill Gates'de toplanması da adildir.
Esas haksızlık Microsoftun gelirini tüm insanlığa eşit paylaştırmak olurdu.

Yıldıztozu
06-06-2020, 11:44
Ben bu sistemde aptal bir Arap şeyhinin lüks içinde yaşamasını sorun olarak görüyorum.
Ama Bill Gates'in zenginliğini sorun olarak görmüyorum.

Mevcut kapitalizmin karşısına komünizmi koymak yerine güncellenmiş kapitalizmi koyarım.
Güncellenmiş kapitalizm; işçilerin maaşlarının ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi.

Zengin fakir arasındaki uçurumun tek başına hiçbir anlamı yok. Çünkü servet kıyasa dayalı ve teoride sınırsız bir şey.
Başka bir gezegenin zengini Bill Gates'den 1000 kat daha zengin yaşıyor olabilir. Bu uçurum tek başına bir adaletsizlik veya sömürü yaratmaz.

bilgivehis
06-06-2020, 20:03
Microsoft şirketi 20 bin dolar maaşla yazılımcı ilanı verdiğinde köle ilanı mı vermiş oluyor yani?


100 kişiye ya da bin kişiye bu maaşı verdiğinde diğer milyonlarca-milyarlarca köleyi nereye koyuyorsun?


Sana farklı bir soru sorayım.
Patronlar olmazsa o üretim araçları olmayacak mı?

Turdur
06-06-2020, 21:21
Bu sistemde sıkıntılar olduğunu düşünüyorum, ancak bahsettiğin işçileri köle olarak tanımlamıyorum.
Microsoft şirketi 20 bin dolar maaşla yazılımcı ilanı verdiğinde köle ilanı mı vermiş oluyor yani?
Hayır burada Bill Gates insanlara iş imkanı sunmuştur, microsoft şirketinde çalışanlar Bill Gates'in kölesi değildir.
Bir kurum, şirket veya patron adına çalışmak her koşulda kölelik olarak tanımlanamaz.


Anlattık anlamadın. Benim görüşüme göre bir şirket veya patron için çalışmak kölelik değildir ancak büyüyen firmalar , çoğalan servet ama azalan servet sahipleri dünyanın sorunudur. Buradan yola çık, hemen hemen bütün çarpıklığın buradan türediğini göreceksin. 20.000 dolarlık iş ilanı şurada dursun, günde 2 doların altında gelire sahip 2 milyar insan bir yana dursun. Dünyada ekonomiye yeni bir pasta açılamaz, çünkü doğal kaynaklar, ham madde ve insan sayısı belli. 20.000 dolar maaşla işe girecek kişi neden Somali'den çıkmaz, bunun da sebepleri var işte, o kadar maaşı alacak yazılımcı da kendi toplumunun başka toplumları sömürmesi-yok etmesi sayesinde kaliteli bir yaşam+eğitim alabiliyor.
Sen günde 2 doların altında gelirle yaşamaya çalışan insanları kafasızlıkla veya tembellikle açıklaya bilir misin? Girin internet sayfalarına boşanmak üzere mal varlığı konusunda anlaşmazlık yaşayan ünlü çiftlere bakın. Ne kadar servet edinmişler. Burada daha adil olunmalı, bir M.A.Erbil üretime veya ülke KDV'sine ne katmıştır ki bu kadar servet edinmiştir? Sanatçıysa ne sanatı üretmiştir? Kazanmasın demiyorum, arada uçurum olmasın diyorum. Bülent Ersoy'un mal varlığına bakın, Acun Ilıcalı'nın mal varlığına bakın. Bunlar en basit örnekler. Dünyayı sömüren firmaların adını bile anmadık burada.
Bugün neden Irak, Somali veya Afganistan'dan Microsoft çıkmıyor, neden yazılımcı çıkmıyor neden sporcu çıkmıyor neden dünyaca ünlü iş adamları çıkmıyor? Bu ülkelerde ki insanların ne şansları var, zehir gibi kafaları olsa neye yarar? Dünya Somali'de ki sefaleti nasıl durduramıyor? Acaba Irak insanı veya Afganistan halkı gerçekten de tembel veya geri kalmış mı? Bırakanız kendi başlarına yaşayamazlar mı? Uyuşturucu işi, petrol hırsızlığı, ticari geçiş yollarının gasp edilmesi. Bunlardan haberiniz var mı? Gates neden pirinç ve aşı işine el attı buna bir şey demeyecek misiniz? Dünyanın en zengin yer altı kaynaklarına sahip Afrika kıtası iliğine kemiğine kadar sömürüldüğü için bugün en fakir ülkelere sahip. Bu kıta da ki insanların bedenleri bile çaldılar.

ilahimasal
07-06-2020, 00:43
Komunizmi ( anlatılanı ) dürüst olmak gerekirse kimse ama hiç kimse istemez.
Lafta istenir.

Kimse sıradan olmak istemez. Her insanın hatta her komunistim yada komunizmi savunan insanlar bile kendileri için bir ayrıcalık ister.

Ayrıcalıgı istemiyorum onada karşıyım diyen birisi bile yine ayrıcalık dile getirmiştir. (farklılık)

İnsanlardaki bu ayrıcalıklı kisi olma durumu , kazanma hırsını sürekli kamçılar , diğerlerinden bir adım önde olmayı sürekli ister ve bunun için altında kim varsa onun üzerine basıp bir kat üste çıkmayı hedef haline getirir.

Bu üste çıkanlar , durumunu korumayı ve daha bir üst basamaga çıkmayı garanti altına almak için HUKUK KANUN dedikleri halen anlaşılmayan yazılar yazıp insanları buna itaat etmeye zorlarlar. Zorlarkende üstüne basıp yukarı çıktıklarını kendine ideolojik köle , kapı bekçisi v.s yaparlar.

Esasında , ortaya konulan hukuk kanun dedikleri ucubeler sadece ve sadece insanları basamak olarak kullanan belli bir zümrenin korunması için vardır. Altta kalanların işine yaramaz. Hukuk kanun dedikleri altta kalana fayda saglamaz.

Tabiki bu alta kalanların isyan etmemeleri için ufak tefek AYRICALIKLAR bahşederler.

Ona bekçi görevi verilir ve bir aidiyetleri olur. Ellerinede bir cep telefonu verince bunlar " anam babam sana feda olsun " naraları atarak konumlarını korurlar. Sınıf olarak Kendi seviyesindeki insanlardan ayrıcalıklı hissi ile kendisi gibi olan insanlara güdülendikleri zaman saldırırlar.

Mesela mini patronlar üretirler pardon yaratırlar. Bunlar görgüsüzmü görgüsüzlerdir. Biraz parayı bulunca ilk iş sevgili yapmaktır . İkinci hedef ofisini yenilemektir. Ama ne yenilemek sanarsın hanedan bebesi, ofisini rengarenk yapar bir masası olur üstü cercici pazarı , koyar bir osmanlı tugrası , iscileri maasa zam istese " para tok, işler kesat v.s" bahanlerle zırnık koklatmaz. Ücüncüsü ise arabayı degiştirmek bulsa zırhlısını alacak. Gerisini yazmaya ne gerek.

" anam babam sana feda olsun" diyen bu kitle aslında bunu içtenlikle söylerken gözleri ve hedefleri sahiplerinin oldugu mevkidedir. Hep oraya ulaşmanın hedefindedir. Oraya ulaşmak için herkesin üzerine basarlar. Analarının bababalarının üzerine bile basmaktan geri durmazlar.
Öyle hayalleri vardırki , üstteki sahibine benzemeye calışır. Onun gibi giyinip , onun gibi konuşmaya , çevresindeki insanları aşşağılamaya , giitigi her ortamda kendisini en üst düzey egitimli , zengin birisi gibi göstermeye caba sarf eder.

Cafeler , restorantlar, spor merkezleri , avm ler bunlardan kaynar.
Hele birde bunların içinde öyle görgüsüzleri vardırki , karşısındaki insana hava yapmak , ayrıcalıklı görünmek icin sanki birtek onda varmışcasına telefonunu sigarasını araba anahtarını masaya koyar. Hani utanmasa ayakkabısını çıkarıp masanın tam ortasına koyacak .


Şimdi bu tipler niye böyle yapıyor diye suçlayamam , bir zümreye ait olan kapitalizmin gerçek mekan ve imkanlarına hiç bir zaman ulaşamayacakları halde onlar gibi davranma hastalıgı gercekten çok garip .

Bu tip insanlara komunizmi anlatsanda anlamak istemez. Hele görgüsüzüne hiç
Onların hedefi kapitalizmi bababa meslegi olanlara benzemektir. Bir acıdanda kapitalizmin en tepesinde oturanların egitimleri kültürleri yaşam tarzları gercektende en üst seviyededir. Bizim görgüsü o egitimin yanından dahi geçmemesine ragmen öyle oldugunu sanar.


Bir avuç zümre bu tiplerin kendileri gibi servet sahibi olamayacağını bilirler ama kendilerini onlara hep rol model olarak gösterirler.

Bizim bu görgüsüzler , kendilerine görgüsüz denmesinede pek kızarlar sinirlenip öfkelenirler. Aslında bu tepkisi saklayıp gizledigi gerceğinin yüzüne vurulmasıdır.

Kapitalizmin rekabetide vardır öyleki
Hepsi sidik yarıştırlar. Sidik yarıştıracak bir rakip olmazsa kendi sidigi ile yarışırlar. Kesinlikle kazanmak bir adım önde olmak zorundadırlar. Hatta kendinden bile önde olmak gibi hırsları vardır. Ona hayal diyorlar gelecek diyorlar. Oturuyorlar bir masaya ve hayal ÜRETIYORLAR , bu hayallerinide gercekleştiriyorlar. Tabiki kölesi işci emekci insanların üzerine binip sömürerek aksi halde hayaline nasıl ulaşacak. Kendi benliginden bile nasıl daha önde olabilir.

Ben bunu neden yazdım?

Patron olmalı ! diyenler sayet patron iyi para verirse ( susturursa kapitalizm niye kötü olsunki ! Olmasında bir zarar yok. Gelişmiş bir kapitalizm olabilir demelerinden dolayı.

İnsanlardaki bu kazanma hırsı , sıradan olmama hırsı , ayrıcalıklı olma hırsı birilerinin üzerine basma hırsı , sömürme hırsı oldugu sürece siz hangi kapitalisti hizaya sokabilirsinizki ? Hayalinizde ki kapitalist patronu belirlediginiz seviyede nasıl tutabilirsinizki? Hele birde amacınız hedefiniz onlara benzemekse kendinizi nasıl bir seviyede tutacaksınızki?

Sizin yerinizde olsam dürüst olurdum. Ve derdimki, yemisim sıradan olmayı hedefim bir üst seviyedir. Kapitalizmi tımar edecek hayaller kurmam, kapitalizmin sömürmek için ürettigi her fikri aldım kabul ettim derdim.

Nedir o ya ! Patron biraz daha iyi para verirse makas daralırsa ruyaları falan.
Patron emekçinin daimi rakibidir. Aralarındaki husumet hiç bitmez. Hatta patron işciye para vermeden çalıştırmanın yolunu marsta bulsa oraya gidip gelmenin masrafını isciye yükleyip marsa gider careyi alır gelir.
Siz patronları gözünüzde cok küçümsüyorsunuz galiba.

Kazanma hırsını insanlar arasında belli bir cerceveye oturtacak düzenlemeleri yaparsanız belki o zaman kazanma hırsının getirdigi sefalet açlık savaşlar biter diyemiyorum. Çünkü kazanma ve tek başına sahip olma hırsı yeniden bir yerlerden pörtleyip zehir gibi her yana yayılır.

Kim istemez Dunya nın tamamının sahibi olmayı .
Yetmez kainatın sahibi olmayı.

Bitermi sahip olma hırsı ve arzusu.

Bir avuç olan kapitalizmin tepesi , yıgınlar haline gelmiş görgüsüzlerden daha dürüstler. Sinsi falanda degiller. Her şeye sahip olmak istediklerini aleni söylüyorlar.

Komunuzmin gercek karşıtı kapitalizm gibi görünsede , esas ve dirençli karşıt şu görgüsüzler yığınıdır. Kapitalizmin tepesindeki bir avuç bu durumu iyi biliyor ve bunları kendilerine siper olarak çok güzel kullanıyor.

Kimi zaman milliyetliyor bunları , kimi zaman DİN liyor , kimi zaman telefonluyor , kimi zaman borçluyup ev araba sahibi yapıyor , kimi zaman tatilliyor , kimi zaman BORSALIYOR , kimi zaman tahvilliyor vakti gelincede ( kriz ) hepsini hissetirmeden ellerinden tek tek alıyor.

Onlar gibi olmaya calısan bir takım sözde halkın sectigi siyasileride önce paraya bogup sonra harcıyorlar. Tarihe bakın onlarcası var.

Kısacası kapitalizm size uzattıgı o havucu bile yedirmez.

Sömürülmek bir tek üretimdemi diye spartaküse sordum ama cevap gelmedi.

Doğayıda sömürüyorlar.
Doga üretmiyor , doğa ürüyor. Üreyeni bile sömüren bu kapitalizmden sadece kapitalizmin kazanma hırsından dolayı kendine atacagı çelme ile kurtulursak kurtuluruz.
Yoksa öyle isciymiş köylüymüşle bu işler düzelmez. Bana göre isci köylü boş işler .

Kapitalizm üretir deniyor ya! Hayır tükettirir. Onlar kazandırır deniyor ya ! Hayır kayıp ettirir. Onlar faydalı işler yapar derler ya ! Hayır zararlı işler yaparlar.


Örnek olsun.
Bu günlerde 5 g muhabbeti var. Azcık fizik ile alakası olanlar radyo dalgalarının ne derece yükseltilecegi nin kac kişi farkında? Zararları ne olacak. Ama bunu teknoloji hizmet diye çakıp gececekler. Siyasilerde köpürterek insanlara propaganda edecekler.
Karşı çıkanıda jop biberli gaz ve ardından katıksız hapis.


Bakın pandemi var.
Sokaga çıkma yasakları oldu
Kime yasak vardı ve ne zaman

Ihtiyarlara ( calısamazlar kapitalizm icin gereksizler)
Cocuk ve gençlere ( calısamazlar üretemezler)

Bunların dısında kim varsa sokaklardaydı bu virüs sokakta ogluna kızına bulasırsa kendi babasına ve cocuklarına bulaşmayacakmı ?
Maksat ticaret tüketim durmasındı yoksa kimse ne yaşlının nede cocugun saglıgı degildi.

Ne hikmetse herkese olan sokaga cıkma yasagı cumartesi ve pazara yani resmi tatil gününe denk getirildi.

Bir yapının ne oldugunu anlamak istiyorsan UYDUGUNA BAKARSIN.


mesela camiye giden insan neye uyar IMAMA

peki bizi yönetenler kime uyuyorlar? Biraz arif olan anlar. Anlamak çokta zor degil.
Tüketim ve çalışmak kimin isine yarıyorsa ona uyuyorlar.

Çalısmak her zaman üretmek anlamına gelmiyor.
Türkiyede üretim yok. Calışmak var. Ufak işletmelerde ki üretim olmuyor.
Bir nebze tarımda üretim vardı onuda neredeyse yok ettiler.
Olanıda üretilenin en kalitelisini yurt dışına yollayıp döviz almak için yani icerdeki kapitalistleri dövizle beslemek icin satıyorlar. Kapitalizm Diger ürünlerin üretilmesine ya kota koyuyor yada üretilmesini engelliyor. Kendisinin üretigi her seyi bize aleni yasaklıyor. Cünkü o malı bize satacak. Bildiğiniz şeyler. Turizm desen bildigin hizmet. Hizmetcilik. Kendi vatandaşına verilecek hizmeti başkasına veriyorsun.

Kapitalizm bu ülkede asla ve asla kendi tekerine çomak sokacak bir yönetim istemez. Kendisi ile uyumlu bir yönetimi ister ve destekler. Arif olan anladı.

Ne kapitalistiz
Ne faşistiz
Ne komunistiz
Ne şucuyuz bucuyuz

Biz saf müslümanız diyenlerin baş vurdukları yöntem. Ama arif olan anlıyor.

Kapitalizme don bicenler, Lafla ayar verenler , bilsinlerki ,
komunizmde patron olsun demekle , kapitalizmde patron ve isciler arasındaki makas kapansın demek aynı şeydir.

Komunizmde ne kadar patron olursa
Kapitalizmde makas o kadar kapanır.

Patronlu komunizm komunizmse
İşci ve patron makası kapanmış kapitaizmde o kadar kapitalizmdir.

Hani devrim kavga direnç deniyor ya !
Bunlarla olmaz. Degişim. Ne kadar direnc ve kavga kapitalizmin o kadar ekmegine yağ sürüyor.

Bırakın dogal yollarla ve sindire sindire degişim olsun. Daha sağlam ve kalıcı olur.

Kapitalizm üstüne bastıkları ve sömürdüklerine kurdugu otoritede başarılı olunca ugraş arayacak rakip arayacak ve muhtemelen o bir avuç zümre birbirini yiyecek ve en son kalan kendisi ile rekabete girincede kendini yok edecek.
Bırakalım bizi yensinlerde bizi bırakıp birbirine girsinler. Bunlarla mucadele ede ede binlerce insan yok oldu gitti..

Bekle ve gör taktigi en güzeli.
Hem zarar görülmez hemde diri kalınır.

kartopu
07-06-2020, 08:00
Komünizm Nedir ? Ağa ile marabanın aynı sofraya oturup aynı kaptan yemek yemesi Çok heyecanlı değil değil mi? Ben de öyle düşünüyorum.
Kos koca Rahmi Koç, gelsin bizim gibi halk plajında denize girsin. Sen AVM nin sahibi ol gel kasada sıraya gir ücret öde. Olacak iş değil Hiç heyecanlı değil.

Komünizm hiç heyecanlı bir sistem değil

Yıldıztozu
07-06-2020, 13:23
doğal kaynaklar, ham madde ve insan sayısı belli.

buradan yola çıkarak sınırlı sayıda mercedes üretilebileceği de söylenebilir.
dolayıısyla sınırlı sayıda insan mercedes sahibi olabilir.
sınırlı insanın sahip olması doğal olduğu için sisteme bağlı bir eşitsizlik değildir.

Gates neden pirinç ve aşı işine el attı buna bir şey demeyecek misiniz?

bu işe girişmesi Gates'in toplumsal nüfuzunu ve gücünü artırır, evet.
ama bu girişimler topluma da fayda sağlayacak şeyler.
pirinç yoksulları doyurur, aşı hastaları iyileştirir.
topluma faydalı şeyler üreten birini bırakalım da serveti artsın, daha fazla kazansın.

Yıldıztozu
07-06-2020, 13:43
Sana farklı bir soru sorayım.
Patronlar olmazsa o üretim araçları olmayacak mı?

Onu cevaplıcam ama önce başka bir şey sormak istiyorum.
Ekonomik eşitliği savunurken, örneğin mesleği çöp toplamak olan birine mercedes alabilme hakkı verilmesi gerektiğini mi söylüyorsunuz?

Kendi başıma gelen bir olay; bir gün pahalı bir markadan mont almıştım, o montu giyip halk otobüsüne bindim. O montla halkın oturduğu koltuklara oturmak istemedim. İkisinin uyuşmayacağını düşünerek bir çatışma yaşadım.

Kapitalizm bu çatışmaya gayet güzel çözüm getirmiş. Demiş ki mercedesi olan kişi aynı zamanda deniz kenarındaki eve sahip olsun. Tuvalet temizleyiciliği yapan kişi de evine halk otobüsüyle gitsin. (o meslekleri küçümsemiyorum, ben de zengin değilim)
Sizin bu çatışmaya çözümünüz nedir?

Soruna gelelim. Patron demek illa bir kişi demek değil, bir ekip de olabilir.
Bu ekip veya kişi bir fikir üretmiştir, bir girişimde bulunmuştur. Devamında işçiler edinmiştir.
Üretim ise bu faktörlerin tamamına bağlıdır. İşçiye de bağlıdır, kurucu ekibe de bağlıdır.

Turdur
07-06-2020, 22:09
pirinç yoksulları doyurur, aşı hastaları iyileştirir.


Bir ortodoksla, dinci şeriatçıyla bir konuya girdiniz, adam diyor ki bu dağları ve senin burnunu kim yarattı? İşte orada takılıp kalıyorsun ya, işte sizin bu yazılarınızda bu düzeyde.
Konuya giriş düzeyinde bile değilsiniz. İnsan ne yazacağını bilemiyor. En basit nasıl anlatılır bilemedim.
Maksadınız anlamaktan ziyade sanki sabote etmek.

kartopu
08-06-2020, 07:45
O
Kendi başıma gelen bir olay; bir gün pahalı bir markadan mont almıştım, o montu giyip halk otobüsüne bindim. O montla halkın oturduğu koltuklara oturmak istemedim. İkisinin uyuşmayacağını düşünerek bir çatışma yaşadım.


Eee Sonra ne oldu. Sn Yıldıztozu.

Dur tahmin edeyim
İlk durakta indin hemen bir taksi çevirdin bindin bir de kendine tüü dedin yoksullarla mi yolculuk yapacağım diye kızdın. Ne de olsa kalite mont var. Öyle değil mi doğru tahmin etmiş miyim.

Sen de haklısın paran bile olmasa yinede yoksullar arasına yakışmıyorsun...
Davul bile dendi dengine

bilgivehis
08-06-2020, 08:09
Kendi başıma gelen bir olay; bir gün pahalı bir markadan mont almıştım, o montu giyip halk otobüsüne bindim. O montla halkın oturduğu koltuklara oturmak istemedim. İkisinin uyuşmayacağını düşünerek bir çatışma yaşadım.


Sömürü olmasaydı onlar da aynen senin montundan giyiyor olacaktı, olaya bu şekil bakmamışsın.


Soruna gelelim. Patron demek illa bir kişi demek değil, bir ekip de olabilir.
Bu ekip veya kişi bir fikir üretmiştir, bir girişimde bulunmuştur. Devamında işçiler edinmiştir.
Üretim ise bu faktörlerin tamamına bağlıdır. İşçiye de bağlıdır, kurucu ekibe de bağlıdır.

Patron dediğimiz kişi bir fikir üretmiştir, bir icat yapmıştır, kafayı kullanmıştır, bir iş ortamı yaratmıştır.
Buraya kadar sorun yok, sorun sermaye sahibi olmasıyla başlıyor.
Sermaye sahibi olduktan sonra sistemi kâr üzerine yani sömürü üzerine kuruyor ve devleti ele geçiriyor.
Böylece her geçen gün milyonlar daha yoksullaşırken patron daha çok büyüyor.
Biz işte her şeyden önce buna karşıyız.
Sen bu ülkeyi işçisine sosyal yaşam sağlayan ve temel ihtiyacını karşılayacak ücret veren Almanya, Belçika gibi ülkelerin patron tipleri gibi zanetmenden dolayı yanıldığın noktalar oluyor.
Oysa Almanya gibi kapitalist ülke ile bizim gibi bağımlı yarı sömürge ülkelerin patron tipleri ve eğemenlik durumu farklıdır.

ilahimasal
08-06-2020, 09:39
Pahalı bir montum var herkese göstermeliyim. Farklı oldugumu herkes bilmeli . Ben sizden farklıyım.

Kusura bakılmasın ama biraz görmemişlik yada görgüsüzlük olmuyormu!


Mont neden pahalıki?
Birileri o montu üretirken sömürmüştür muhakkak. Üzerine kar hırsı ile misliyle KAR koyup birilerine satıyor.
Canlıların derilerini yüzüp ayakkabı mont canta cuzdan v.s üretenler ne ürettiler şimdi.

Kar hırsı , farklılık , görgüsüzlük VAHŞET bir araya gelince kapitalizm oluyor.

En sevdiklerim alaman görgüsüzler.

Yıldıztozu
08-06-2020, 10:38
...Sömürü olmasaydı onlar da aynen senin montundan giyiyor olacaktı...
....her geçen gün milyonlar daha yoksullaşırken...


işte bunlar komünist düşüncenin en büyük yanılgılarından.

o montu sınırlı sayıda insan giymek zorunda, mercedese sınırlı insan sahip olmak zorunda.

her geçen gün yoksulluk artmıyor, aksine yoksulluk azalıyor.

zengin-fakir uçurumuna odaklanmak sizleri yanıltan en büyük sebeplerden.
bunun hiçbir önemi yok oysa ki.

50 yıl önceki fakirlerle, şimdiki fakirleri yanyana getirelim bakalım.
hayat kalitelerindeki artış bariz bir şekilde ortada.

Yıldıztozu
08-06-2020, 10:49
Konuya giriş düzeyinde bile değilsiniz.

bak sen, öyle miymişim haha.

bir yerlerde bir şeyler okumuşsun buraya aynen yazıyorsun, kendi düşünceni üretemiyorsun.
diğer başlıkta aşkın tanımını okuyup buraya yazmıştın, buraya da gates'in hayatını bulup yazıyorsun.
ben kendi düşüncemle cevap veriyorum sana.

bilerek çocukça sorular sorarım bazen, bunun sebebi de önyargıdan uzak olmak.
çocukça sorular en yaratıcı ve önyargısız sorulardır bazen.
siz o soruları çözdüğünüzü sanarsınız, halbuki önyargılara batmış durumdasınızdır.

Yıldıztozu
08-06-2020, 11:38
şöyle toparlayıp bitireyim.

Ben kölelik sisteminden yanayım. Hepiniz sömürüden, kölelikten bahsediyorsunuz. Bunların farkındayım zaten anlamıyor değilim.
Benim sistemle olan sorunum, hak edenin köle olması ve hak edenin de köleler edinmesi.

Komünizmde de sömürü olmak zorunda. Doğanın insan üzerindeki sömürüsü.
İnsanın insan üzerindeki sömürüsü azaldıkça doğanın insan üzerindeki sömürüsü artacaktır. Bu söylediğim önemliydi.

Komünist sistem bir gün gerçekleşecek olursa ilk başta herkes heyecanlanır falan ama devamında intihar oranları patlar, büyük depresyonlar görülür. İnsanların elinden dini alıyoruz zaten, bir de parayı alırsak kendilerine amaç edinmekte zorlanırlar.

İnsan özgür olmayı istediği kadar, köle olmaya muhtaçtır da. Bu sözüm de önemliydi, profilinize falan koyabilirsiniz.

kartopu
08-06-2020, 12:22
Komünizmde de sömürü olmak zorunda. Doğanın insan üzerindeki sömürüsü.
İnsanın insan üzerindeki sömürüsü azaldıkça doğanın insan üzerindeki sömürüsü artacaktır. Bu söylediğim önemliydi.


Allah Allah biz bunu hiç aklımıza getirmemiştik Nasıl olacak bu doğanın insan üzerinde sömürüsü Şunu bir detaylandır da biz de boşu boşuna kafamızı bedenimizi yormayalım.

Komünist sistem bir gün gerçekleşecek olursa ilk başta herkes heyecanlanır falan ama devamında intihar oranları patlar, büyük depresyonlar görülür. İnsanların elinden dini alıyoruz zaten, bir de parayı alırsak kendilerine amaç edinmekte zorlanırlar.

Bak bu konuda da cahil kalmışız. Demek intiharlar olacak İyi ki 300 yıl sonra doğmamış ız İhtiyarlığı bile görmeden intihar edecekmişiz. vay anasını beee.
Sen hiç merak etme insanın elinden paranın alınmasını Kapitalizm Komünizm e bırakmayacak. İnsanda tek amaç ya boş hayal ya sadece beslenme olacak.

Bence bitirme bayağı heyecanlı oluyor.

Otoriter Kemalist
08-06-2020, 20:03
Komünizm bir dindir ve her din gibi ölümü tadacaktır. Gerçi tattı da. Günümüzde aslında liberal olan ergenler tarafından hortlatılmaya çalışılıyor sadece.

Turdur
08-06-2020, 21:54
bak sen, öyle miymişim haha.

bir yerlerde bir şeyler okumuşsun buraya aynen yazıyorsun, kendi düşünceni üretemiyorsun.
diğer başlıkta aşkın tanımını okuyup buraya yazmıştın, buraya da gates'in hayatını bulup yazıyorsun.
ben kendi düşüncemle cevap veriyorum sana.

bilerek çocukça sorular sorarım bazen, bunun sebebi de önyargıdan uzak olmak.
çocukça sorular en yaratıcı ve önyargısız sorulardır bazen.
siz o soruları çözdüğünüzü sanarsınız, halbuki önyargılara batmış durumdasınızdır.

Nerede okuduğumu AYNEN buraya yazmışım o kitaplarında adlarını yazaydın.

Ön yargı, okumamazlığının savunusunu BİR ŞEYLER OKUMUŞSUNUZ diye buraya yansıtman olmasın sakın?
Pirinç diyorum, fakirleri doyurmak için bunu yaptığını ima ediyorsun, pirinç Bil Gates yese onuda doyurur.

bilerek çocukça sorular sorarım bazen, bunun sebebi de önyargıdan uzak olmak.
çocukça sorular en yaratıcı ve önyargısız sorulardır bazen.
siz o soruları çözdüğünüzü sanarsınız, halbuki önyargılara batmış durumdasınızdır.

Burada hiç bir sorunu çözmüyoruz sadece fikirlerimizi yazıyoruz, servet+servet sahipleri ve bunların hakimiyet çatışması yüzünden ülkeler işgal ediliyor, tarikatlar ve çeteler türetiliyor, sen bunların yazılıp çizilmesine ön yargı diyorsun. Devletleri domine eden zenginler+şirketler yoğunluğu son 120 yıl olmak üzere yaklaşık 350 yıldır savaşlar çıkarıyorlar. Bunda anlayamadığın ne var. İster baharat işi yapsın ister GDO işi yapsın. Bak, ABD ordusunun Irak'ta ne işi vardı? Hadi buna da demokrasi götürdüler fakirleri doyurdular desene. Sen Irak coğrafyasında ki tohumların, tahılların başına ne geldi biliyor musun, o ABD ordusunun iç yapılanmasını biliyor musun, aman bilme, bilmen için okuman gerekir buda ön yargı sahibi yapar seni. Bırak birisi birisini haksız yere götürsün ön yargı yapmayalım biz.
Bir firma doğa düşmanlığı yaparak ve işini bürokrasi çeteleri, mafya ve rüşvetçi makam sahipleriyle görerek doğaya siyanür salgılayıp yer altı sularından toprak örtüsüne kadar her şeyi bir avuç altın için zehirliyor ve bunun sonucu insanlar, hayvanlar ve bitki örtüsü zincirleme zarar görüyor ve bu etki nesilden nesile aktarılıyor. Bu çıkarılacak olan altın elektronik sanayisinde kullanılıyor. Sana bu siyanürün kullanılmaması gerekiyor desem sen diyeceksin ki Gates pastasını kendisi yaratmış, altın kullanılsın yoksa Mercedes olmaz Microsoft olmaz. Eee birilerini yok edeceksin ki o lüks markaları herkes kullanamasın.

ilahimasal
08-06-2020, 23:17
Komünizm bir dindir ve her din gibi ölümü tadacaktır. Gerçi tattı da. Günümüzde aslında liberal olan ergenler tarafından hortlatılmaya çalışılıyor sadece.

Hangi din ölmüş onuda yazıverseydin.
Ha bu arada sizin kemalizeri fena gerdirdiler. Orduda kemaliz kalmamış ☺ alayı tugayı maaşlı eleman olmuş. .. parasını veriyorsun çalısıyorlar. Maaşlarıda fena degil.
Baktın caz cuz yapıyor. Çekiyorsun kızağa sonrada emekliye.
Akapa zihniyeti işi biliyor. Parayla satın almış

Kemalizm ölmüştür. Kemalizde yok☺ olanlarıda yan yana dizssen futbol sahasının kale arkası çizgisini ya tutar ya tutmaz.

Eskiden ne idam sehpaları kurardı rahmetliler! Şimdi ip gibi sıraya girip maaş alıyorlar.

kartopu
09-06-2020, 12:47
Komünizm bir dindir ve her din gibi ölümü tadacaktır. Gerçi tattı da. Günümüzde aslında liberal olan ergenler tarafından hortlatılmaya çalışılıyor sadece.

Cehalet hastalıktır. tedavisi de zordur.

bilgivehis
09-06-2020, 16:22
işte bunlar komünist düşüncenin en büyük yanılgılarından.

o montu sınırlı sayıda insan giymek zorunda, mercedese sınırlı insan sahip olmak zorunda.


Bu zorunluluk sadece bir düşünceden ibaret, geçerli herhangi bir kaynağı yoktur.
Hani tanrı kelamı gibi demişsin ama senin düşüncenden başka göstereceğin bir neden yok.



50 yıl önceki fakirlerle, şimdiki fakirleri yanyana getirelim bakalım.
hayat kalitelerindeki artış bariz bir şekilde ortada.


Bu defa baltayı taşa vurdun, sayın Yıldızın tozu.
50 yıl öncesini yaşayan biriyle yazıştığının farkında değilsin galiba.

50 yıl önce fakir-fukaralar sinemaya, tiyatroya giderdi.
3600 iş gününü dolduran emekli olurdu.
Sosyal yaşam ve grev hakkı vardı ve uygulardı.
5-6 nüfuslu bir ailede sadece bir kişinin geliri olurdu, o bir kişinin geliriyle çocukları askere yollardı, evlenecek kıza çeyiz alınırdı, aileye ev alınırdı, giysiler kaliteliydi ve terzide özel dikilirdi.
Gıdalar doğaldı, her köşede bir kasap olurdu, insanlar sağlıklı beslenirdi.
Bugün ise bir ailede herkes gelir getirmesine rağmen mutfak, ev kirası dahi zor karşılanıyor.
İşte benim 50 yıl öncem ve senin bugünün.
Bugün beyaz eşyanın, cihazların, bir çok şeyin o zamana göre ucuz olmasının nedeninin dahi kölelik sisteminin artmasından kaynaklandığını biliyor musun?
Kapitalizm teknolojiyi geliştirdikçe üretim alanını geri kalmış coğrafyalara taşıdı, sosyal yaşam standardı olmayan, günlük bir-iki dolarla köleler oluşturdu.
İşin buralarını anlatmaya kalksam daha uzar.

Yıldıztozu
09-06-2020, 23:15
50 yıl öncesini yaşayan biriyle yazıştığının farkında değilsin galiba.

sevgili bilgivehis, yaşça ben gencim, saygı duyuyorum size.

50 yıl önce evde lambanızla şimdiki gibi aydınlanabiliyor muydunuz?
O zamanlar gaz lambası falan varmış, azcık yanar sönermiş o da.

50 yıl önce böyle bir foruma girip komünizm tartışma imkanınız var mıydı?

Sadece siz değil, 50 yıl önceki fakirler de şimdi bu imkanlara sahip. Dolayısıyla hayat kaliteleri artmış durumda. Buna dayanarak yoksulluk azalmıştır diyorum ben.

Zengin-fakir eşitsizliğine odaklanmak yerine, hayat kalitesindeki bu artışa odaklanmak daha doğru olmaz mı

Turdur
09-06-2020, 23:40
sevgili bilgivehis, yaşça ben gencim, saygı duyuyorum size.

50 yıl önce evde lambanızla şimdiki gibi aydınlanabiliyor muydunuz?
O zamanlar gaz lambası falan varmış, azcık yanar sönermiş o da.

50 yıl önce böyle bir foruma girip komünizm tartışma imkanınız var mıydı?

Sadece siz değil, 50 yıl önceki fakirler de şimdi bu imkanlara sahip. Dolayısıyla hayat kaliteleri artmış durumda. Buna dayanarak yoksulluk azalmıştır diyorum ben.

Zengin-fakir eşitsizliğine odaklanmak yerine, hayat kalitesindeki bu artışa odaklanmak daha doğru olmaz mı

Konuya giriş seviyesinde bile değilsiniz dedim bana kızmışsınız. Buyrun bu mesajınız bunun delilidir.

Yaşam kalitesi ne demek;
"Yaşam kalitesi, bireylerin veya toplumların genel refah ve erişim düzeyini ifade eden terimdir. Yaşam kalitesi verileri; uluslararası kalkınma, sağlık, siyaset ve istihdam alanları da dahil olmak üzere geniş bir yelpazede kullanılır. Yaşam kalitesi, yaşam standardı kavramı ile karıştırılmamalıdır."


Hayat kalitesi sizin anladığınız değildir, hayat kalitesi ülkemizde gittikçe düşüyor bunun da büyük etkeni dünyada ki adil olmayan sistemden geçiyor. Kalitedeki artış diye bir şey yok her şey kötüye gitmiş. Bu köleliği ve yaşam kalitesinin düşmesini cep telefonu ve internetle ölçüyorsunuz.

Sen fatura ödemezsen internete bağlanamazsın, sen parasını vermezsen cep telefonu alamazsın.

Bakın şunu düşünün, eskiden bir memur çalışır eşine evine bakabilir çocuğunu zorluklarla dolu olsa da okutabilir büyüte bilirdi. Bugün bir büyük şehirde yaşamanın bedeli artık karı-koca çalışmaktan geçiyor. Hiç Akparti'nin iktidar olduğu sene ile şu an ki güncel çeyrek altın hesabını yaptınız mı?

Suriye'de, Irak'ta, Afganistan'da ve benzeri ülkelerde ve Latin Amerika ülkelerinde hayat kalitesi artmış mı?

Sağlık, ulaşım, eğitim, adalet kalitesi artmış mı?

İki cep telefonu bir internet ile hayat kalitesi araştırması nasıl yapılıyor, bunları neyi savunmak için kullanıyorsunuz?

Yediğimiz sebze meyve kalitesi düşüyor ama görüntüye baktığınızda standart sert kabuklu meyve sebzeler görüyorsunuz bu kalitede artış olmaz. Domatesin meyvenin aroması yok artık. Doğal yetiştirilmiş bir armut, ayva yediğiniz zaman kaliteyi anlıyorsunuz.
Hava kirliliği almış başını gitmiş, denizlerde ki kirlilik deniz canlı türlerini yok etti ve bir çoğunu da şu an tehdit ediyor.
Türkiye'de çocuk tacizleri ve kadın cinayetleri, toplumda ki insanlar arası güvensizlik misliyle artmış.Şehirlerde arabanıza otopark yeri bulamıyorsunuz, hacizlik arsalar, evler misliyle çoğalmış. Esnaf, çiftçi kredi kartı borçlusu olmuş.
Bir cep telefonu ile sizi kandıra biliyorlar sanki bunun bedelini ödemiyor muşsunuz gibi.
Türkiye yolsuzluk endeksinde kırmızı bölge olmuş.
Hayat kalitesi sadece zenginler için artıyor.

Bakın aşağıda ki listeye nerelerde artmış yaşam kalitesi;

Canberra - Ülke: Avustralya - Puanı: 224.30.
Eindhoven - Ülke: Hollanda - Puanı: 216.39.
Raleigh - Ülke: Amerika - Puanı: 216.05.
Adelaide - Ülke: Avustralya - Puanı:206.65.
Zürih - Ülke: İsviçre - Puanı:204.42.
Madison - Ülke: Amerika - Puanı:204.36.

Esnafın, çiftçinin, dezavantajlı grupların, hatta cezaevinde ki mahkumların ve hastanede ki hastaların, çocukların, öğrencilerin yaşam kalitesini bir cep telefonu arttırıyorsa eyvah.

Ve siz cep telefonu, internet gibi hayat kalitesini arttıran ürünler için köleliği savunuyorsunuz. İşte siz Aristo'nun "ne yaparsanız yapın bazıları köle doğar" dediği kişinin ta kendisisiniz.

Yıldıztozu
10-06-2020, 01:04
Bir fakirin hayat kalitesini zenginlerle kıyaslayarak belirlemek yanıltıcı sonuçlar verir.
Bir fakirin gerçek hayat kalitesi, geçmişteki fakirlerle kıyaslanarak belirlenebilir.

Kölelik kavramına dar yaklaşyorsunuz. Köleliği sadece insanın insana yaptığı bir şeymiş gibi görüyorsunuz. Halbuki insan kendisinin de kölesi olabilir, doğanın da kölesi olabilir.

Bütün kölelik çeşitlerini ve faktörlerini birarada değerlendirdiğimde net bir şekilde söyleyebilirim ki hayat kalitesi ve özgürlük düzenli olarak artıyor, yoksulluk ve kölelik düzenli olarak azalıyor.

Turdur
10-06-2020, 01:24
Bir fakirin hayat kalitesini zenginlerle kıyaslayarak belirlemek yanıltıcı sonuçlar verir.
Bir fakirin gerçek hayat kalitesi, geçmişteki fakirlerle kıyaslanarak belirlenebilir.


Hadi ya. Zengin olmazsa fakir nasıl olacak be akıllım? Servet sahibi daha çok köleyle araba üretip o arabalar için bir başka ülkede ki o ülkenin insanına ait yer altı zenginliği adeta gasp ederek elde edecek sen altında araban olunca diyeceksin ki 50 yıl önce ki fakir benden fakirdi : ))))))
Fakirin hesabını ondan önce ki fakirle görelim diyorsun, bende diyorum ki daha önce ki fakir şimdi ki fakirden daha az hasta oluyor daha çok sosyalleşiyor daha çok toplumsal güven hissediyor ve daha az katlediliyordu. Kendisine ve ailesine daha çok zaman ayırıyordu.

Kölelik kavramına dar yaklaşyorsunuz. Köleliği sadece insanın insana yaptığı bir şeymiş gibi görüyorsunuz. Halbuki insan kendisinin de kölesi olabilir, doğanın da kölesi olabilir.

Bütün kölelik çeşitlerini ve faktörlerini birarada değerlendirdiğimde net bir şekilde söyleyebilirim ki hayat kalitesi ve özgürlük düzenli olarak artıyor, yoksulluk ve kölelik düzenli olarak azalıyor.

Gel gel gel... Sağa kır direksiyonu sağa kır sağaaaa. Evet şimdi tam tur çevir direksiyonu.

Bırak U dönüşü yapmayı, buradan biyolojik zorunluluklara atlamaya çalışma, bas baya insanın insanı malı yapan köleliği savundun durdun.

Hala hayat kalitesi ve özgürlük artıyor diyorsun. Neden? Çünkü internete gire biliyormuşsun cebinde telefon varmış, efendilerinin sana armağanıydı bunlar.
Kümesinde mutlu mesut bir tavukçuk ne güzel yumurtluyormuş.

Suriye'de Afganistan'da Irak'ta ve Latin Amerika'da Hindistan'da ve ülkemizde neden sağlık, ulaşım, erişim, maddi refah düzeyi, adalet, eğitim ve toplumsal güven konularıyla yolsuzluk endeksi, kadın cinayetleri, çocuk tecavüzleri durulmuyor?

Sen üçüncü sınıf bir ülkedesin bu yüzden bu kadar çok internete giriyor bu yüzden cep telefonu eskitip yenilemekte dünya da kafaya oynuyorsun. Eğitimin düşük, adaletin dünya sıralamasında geriledikçe gerilemiş, sağlıklı değilsin, sağlıklı gıdaya ulaşmakta zorlanıyor hatta ulaşmayı bile düşünmüyorsun, hava kirliliğin yükselmiş.. Önemli mi tabi ki değil çünkü sen mutlu ve cep telefonlu bir kölesin mutlu ol çünkü iyi tüketiyorsun. Senin savunduğun efendilerin ülkesinde bir emekli bir aylık maaşıyla senin ülkene gelip yiyiyor içiyor mıçıyor birde hizmet üstüne hizmetini alıyor sen onca maaşını toplayıp daha pasaport ve vize çıkartamıyorsun.

Konuya köleliği savunmakla girdin şimdi direksiyonu tam tur çevirme. Köleliği savunan hiç bir insan bir çocuk işçinin hakkını arayamaz, kadın cinayetine ağzını açamaz, çocuk gelinler için bir laf edemez, tecavüzlere, hayvanlara yapılan rezilliklere bir cümle edemez.

Senin düştüğün durum budur.

Yıldıztozu
10-06-2020, 16:02
Hayat kalitesi tanımlarımız farklı.

Ben bir öğretmenin veya polisin hayat kalitesini ''kaç tane altın alabiliyor'' diye ölçmem.
Teknolojik gelişmelere bağlı olarak imkanları ve özgürlüğü artmış mı diye bakarım.

10 sene öncesine göre bir polisin, öğretmenin imkanlarının arttığını görüyorum. Afrikadaki aç insanların da imkanlarının arttığını görüyorum, artık temiz suya daha kolay ulaşabiliyorlar.

Kapitalist sistem insanları parayla motive ederek teknolojik gelişimi hızlandırıyor. Google çalışanları milyon dolar kazanacakları için o teknolojiyi gelişitiriyorlar.
Komünist sistemde ise bu çalışanları motive edecek unsur yetersizliğinden dolayı çoğu tembellik gösterirdi, dolayısıyla teknolojik gelişim yavaşlardı. Sistem kısa sürede başarısızlığa ulaşıp çökerdi.

bilgivehis
10-06-2020, 16:40
Hayat kalitesi tanımlarımız farklı.

Ben bir öğretmenin veya polisin hayat kalitesini ''kaç tane altın alabiliyor'' diye ölçmem.
Teknolojik gelişmelere bağlı olarak imkanları ve özgürlüğü artmış mı diye bakarım.

10 sene öncesine göre bir polisin, öğretmenin imkanlarının arttığını görüyorum. Afrikadaki aç insanların da imkanlarının arttığını görüyorum, artık temiz suya daha kolay ulaşabiliyorlar.


İhtiyaç denen şey bir zorunluluktur, kapitalizm olmasa da insanlar ihtiyacını karşılamak için mücadele edecektir.
Kapitalizm ise aksine önce imkanların kontrolünü ele geçirir, sonra kendisi ihsan eylemiş görüntüsü oluşturur.
Bu toplumu kendine bağlamak için kapitalizmin vazgeçilmez ana politikasıdır.


Komünist sistemde ise bu çalışanları motive edecek unsur yetersizliğinden dolayı çoğu tembellik gösterirdi, dolayısıyla teknolojik gelişim yavaşlardı. Sistem kısa sürede başarısızlığa ulaşıp çökerdi.

Yine gerçek dışı kendi kurgularınla gidiyorsun.
Komünist sistem kâra göre değil, ihtiyaca göre üretir.
Daha ABD gökyüzünü seyrederken, Sovyetler ay'a gitmişti.
Milyon dolarlar kapitalist sistemde gerekli, komunist sistemin ona ihtiyacı yoktur.

Turdur
10-06-2020, 20:57
Hayat kalitesi tanımlarımız farklı.

Ben bir öğretmenin veya polisin hayat kalitesini ''kaç tane altın alabiliyor'' diye ölçmem.
Teknolojik gelişmelere bağlı olarak imkanları ve özgürlüğü artmış mı diye bakarım.

10 sene öncesine göre bir polisin, öğretmenin imkanlarının arttığını görüyorum. Afrikadaki aç insanların da imkanlarının arttığını görüyorum, artık temiz suya daha kolay ulaşabiliyorlar.

Kapitalist sistem insanları parayla motive ederek teknolojik gelişimi hızlandırıyor. Google çalışanları milyon dolar kazanacakları için o teknolojiyi gelişitiriyorlar.
Komünist sistemde ise bu çalışanları motive edecek unsur yetersizliğinden dolayı çoğu tembellik gösterirdi, dolayısıyla teknolojik gelişim yavaşlardı. Sistem kısa sürede başarısızlığa ulaşıp çökerdi.

25 dakikadır yazı yazıyorum ve sonunda sildim, yazdıklarımı sildiğime üzüldüm çünkü o kadar örnekleme yapmıştım. Hayat kalitesinin ne olduğunu bile bilmiyorsunuz. Bilmediğiniz içinde bu kavramdan anladığımız şey aynı şey değil diyorsunuz, anladığınız bir şey yok bilmediğiniz bir şey var ortada. Bu yüzden ne kadar yazı yazsam da güme gidecek.

Maaş=kalite diye bir şey yok.

Öğretmen içinde polis içinde yazabilirim, Afrika'da o temiz suya ulaşan da babasının hayrına ulaşmıyordur bundan da adım gibi eminim, baronlar ırkçılar adama bi damla su vermezler. Hemde özellikle suyu vermezler.

Dünyanın en zengin yer altı kaynaklarına sahip kıtası Afrika'da bir kaç kabile veya kasaba temiz suya ulaşabilmiş diye bunu övüyorsunuz, şaka mı yapıyorsunuz kafanızı bir yere mi vurdunuz anlamak mümkün değil. Bu insanların önceleri temiz su derdi var mıydı diye düşünmüyorsunuz bile değil mi?

Teknolojinin bir yere ulaşma hedefi mi var teknolojik yavaşlamadan bahsediyorsunuz. Teknoloji sizin hayrınıza değil ki, ancak bir cep telefonu ve internet. Bunların faydalarıyla başınızı döndürmeyin.

Yıldıztozu
11-06-2020, 20:02
Komünizm tembelliğe, kapitalizm çalışkanlığa yönelten sistemler.

Şu an milyonlarca öğrenci ders çalışıyor, doktor mühendis olmak istiyorlar, niye? Bireysel menfaatleri (para) için bu meslekleri istiyorlar.
Hastaları iyileştirmek için ya da insanlığa faydalı icatlar üretmek için istemiyorlar. Kapitalist sistem onları ödülle motive ediyor. Bu ödül yanıltıcı olabilir, ama sonuçta işe yarıyor.

Komünist sistemde hastalara yetecek kadar doktor bile bulamayız. İnsanlar tıp öğrenmekle niye uğraşsınlar? Çoğu insan tembelleşir. İşte komünizm bu tembellik sorununa çözüm getirmiyor.

İnsanın insan üzerindeki sömürüsü azaldıkça doğanın insan üzerindeki sömürüsü artacaktır.

Buna da bir örnek vereyim.
Binlerce yıl öncesinde karnı acıkan insan ne yapıyordu? Ormana çıkıp geyik kovalıyordu, ona tuzak kurup yakalayana kadar emek sarfediyordu. Doğa ona bu emeği sarfettiriyordu.
Günümüzdeki insan karnını doyurmak için ne yapıyor? İşe gidip çalışıyor. Çalıştığı kurum ona bu emeği sarfettiriyor.
İkisi de benzer emek harcadı, ikisi de karnını doyurdu.
Biri doğaya kölelik yaptı, biri insanlara kölelik yaptı.

ilahimasal
11-06-2020, 20:36
Kapitalist dogası geregi tembeldir.
Üretemez.
Bilmez
Anlamaz
Yapamaz
Beceriksiz ve HIRSIZ dır birde arsızdır.

Kapitalist şu yukarıdaki özellikleri sebebi ile üretilen , insanlıga faydası olsun diye üretilen her bilgiyide emegide çalar

Bilinen tarihden bu güne kadar insanlık faydasına bilgi teknoloji emek adına bir tek icadıda yoktur. Bir sey ürettigine dair bir tek örnek yoktur. Birileri üretir bulur kapitalist çalar. Sayet calamazsa savaş çıkartır. Fitne yayar.

Ne demistik kapitalist tembeldir. Kapitalist olmak isteyen her insan tembellik için ister. Çalısan üreten kapitalist gören duyan varmı tabikide yok. Bir tane bile yok. Hep hırsızlık.

Kapitaliste tembel görgüsüz vahşi denilebileceği gibi arsız pis hırsızda diyebiliriz. Hemde gönül rahatlıgı ile.

bilgivehis
12-06-2020, 01:30
Komünist sistemde hastalara yetecek kadar doktor bile bulamayız. İnsanlar tıp öğrenmekle niye uğraşsınlar? Çoğu insan tembelleşir. İşte komünizm bu tembellik sorununa çözüm getirmiyor.


Evet haklısın, Küba'da bir tane bile doktor yok(?).

Turdur
12-06-2020, 05:50
Komünizm tembelliğe, kapitalizm çalışkanlığa yönelten sistemler.


Yıldıztozu size ağır geldim her halde.

Kapitalizm tabi ki çalışkanlığa yöneltir, mesela zengin çalışmaz para sayar parasız çalışır, para saymak kolay mı kafa işidir, rakamlar aklını alır valla.

Bakın NAZİ kamplarına ne kadar çalışkandı insanlar, ölümüne çalıştılar. Ne güzel çalışkanlık değil mi?

Bakın ülkemize 2.300 TL Asgari Ücret, insanlar 8 saat+öğlen arası+yol günde 10-11 saatlerini harcıyorlar, çok çalışmak için, kapitalizm baya şevk edici bu yönde.
Bakın milyar dolarlık servetleri olan insanların şantiyelerinde iş güvenliği eksik diye ölen asgari ücretli işçilere, o kadar çalışkandılar ki çalışa çalışa iş saatinde öldüler.
Daha 100 yıl olmadı Charlie Chaplin bunu perdeye aktaralı.
İnsanları 18 saat zorla demir çelik tesislerinde çalıştırdılar, insanlar öldüler, sağ kalanlar isyan etti diye paralı askerler tarafından öldürdüler, bakın ne güzel şevk veriyor değil mi kapitalizm? Ben maden işçileri kadar çalışkan insanlar görmedim, işte Soma'da ölen insanlar gibilerini siz hiç gördünüz mü? Yer altında çalışır yeryüzüne çıktığı gibi kazandığı erir gider ama patron göbek büyütür.
Kapitalizm çalışmaya değil sömürüye yelken açar ama size bakıyorum da kölelik içinize işlemiş.

Kapitalizm horoz dövüşüdür, anlıyor musun? Mecbur kalırsın doğanda olmayan sunni çatışmaya. İnsanların tembellik hakkı diye bir şey vardır duydunuz mu hiç? Sizin kollarınız bacaklarınız efendilerinize hizmet edin, fabrikalarda uzun uzadıya çalışın diye evrimleşmemiş. Zengin ölür 90 yaşında sen ölürsün 65 yaşında son 20 yılında hastanelerde geçmiştir.

Senin çalışkanlık dediğin bu, mecbursun 10 balık tutup 2 tanesini evine götürmeye. Yoksa ölürsün.

https://img-s2.onedio.com/id-57038763bd8920465e8c75a7/rev-0/w-900/h-525/f-jpg/s-03d8f1aa44dfd3046fd068eff9d37ec9077d9bc5.jpg

Turdur
12-06-2020, 06:18
Çalışkanlıklara göz atın, mafyalar, çeteler, sahte tarikatlar, terör örgütleri, savaş açabilen firmalar. Bakın işkence uçakları, NAZİ kampları, Guantanamo hep tembellerin cezalandırıldığı yerlerdir.
Kapitalizmin kapitale verdiği güç nedir? Çiftçi ilaç atmaya traktör kullanmaya mahkum bırakılır, daha çok üretir bu sefer daha çok borca girer. Ürettikçe batar battıkça toprağı kuraklaşır kuraklaştıkça satılır satıldıkça ülke başka ülkelerde ilaç atılmış sebzelere muhtaç kalır, başka ülkenin çiftçisi senin çiftçinin terk ettiği Antalya'ya Muğla'ya gelip 5 yıldızlı otelde keyfini sürer senin çiftçin sezonluk olarak o otele gidip hizmet eder. Daha az çalışıp daha çok kazanan hayatını yaşar daha çalışkan olan hizmet eder. İşte kapitalizmin özeti budur. O ilaçlı sebzeyi sana yedirir az yaşatır, senin hizmet ettiğin başka ülkenin çiftçisi kendi ürettiğini bile yemez çünkü sana satar. O dombili dombili sağlıklı yaşarken sen ölürsün o adam bir daha tatile geldiğinde senin bıraktığın hizmeti oğlun devralır.
Senin zihniyetinde ki insanlar bu memleketin başına geçtiği an bu Cumhuriyet darbeyi yemiştir, o gün bugündür kurtulamadık bu kapitalistin dinciliğinden.
Kapitalizmde çalışan değil sömüren kazanır bilader aç şu gözünü. Bundan kurtulmak için Komünizm şart değil, esaslı kadrolar, liyakat sahibi insanlar, sosyalist insanlar lazım. Kapitalizmi hiç yaşanmamış Komünizm üzerinden gömmek çok kolay.

Komünist değilim ama Komünizm de doktor yok diyorsun ona bir şey yazayım. Senin Kapitalist modern tıbbın bugün çareden çok hastalığa boğdu dünyayı. Bu kadar sömürmeseydi doğayı ve insanı bu kadar insan hasta olmayacaktı. Şu an dünyada ne kadar gereksiz ve tıbbi uygulama var biliyor musun, hiç zaman ayırıp araştırdınız mı?

Sen istediğin kadar çalış, sistem seni elemine ediyor. En güzel köleyi artist en güzel kızı na mahrem yapıyor.

Herkes biliyor zarların hileli olduğunu...

Sen fena yalan konuşuyorsun veya bilerek cahillik taslıyorsun, dünya ve insanlık bu kadar azınlığın ayakları altında ezilirken çıkıp daha iyi bir köleliği övünmek için burada geçirdiğin zamana bile ihanet ediyorsun. Kapitalizm dindir, kapitalin dinidir sende onun kölesi. Bir kelime bile eleştiri getiremediğin için. Komünizm gibi bir ütopyayı kendine kılıf edinip savunu yaptığın için.

Komünist sistemde hastalara yetecek kadar doktor bile bulamayız. İnsanlar tıp öğrenmekle niye uğraşsınlar? Çoğu insan tembelleşir. İşte komünizm bu tembellik sorununa çözüm getirmiyor.

Amerikan halkı, yağma yaparken bile uyuşturucu özelliği bulunan ilaçları yağmalıyor, çünkü müptela yapılmışlar kapital tıp elinde. Obezite, kolestrol, kalp krizi, psikolojik rahatsızlıklar ve kanser uçmuş, doktorluk dediğin hekimliği geçmiş kapitalin bir sektörü olmuş. Hangi doktor benim neyime çare bulmuş, modern tıp facia, ilaç sektörü ölüm kusuyor. Sen hastaneye mi düştün, ne kadar para o kadar sağlık sistemi bu sistem. İşte kapitalizmin hayat oyunu budur sürekli tetikte ol. Rahat yok. Sovyet insanı mı sağlıklıydı Amerikan halkı mı, buyur bak. Bugün Japonya'da modern tıp nasıl allak bullak etmiş Japon halkını, Okinawa dünyanın en uzun ömürlü insanlarının memleketiydi bak kaç yaşında ölüyorlar şimdi, efendiler geldikten sonra. Kölesin, köleden doğdun çocuğun hayata köle olarak gelecek neden tutup bunları savunuyorsun? O ödülü bir gün kazanma umudun için mi?

Yıldıztozu
12-06-2020, 20:05
https://img-s2.onedio.com/id-57038763bd8920465e8c75a7/rev-0/w-900/h-525/f-jpg/s-03d8f1aa44dfd3046fd068eff9d37ec9077d9bc5.jpg

Resim eksik ifade edilmiş.
Orada fakir adama oltayı veren de sistem.
Sistem fakire diyor ki; sana bir olta veririm ama tuttuğun balıkların yarısını da geri alırım.
Gayet mantıklı.
Yoksa fakir adam oltasız kalırdı.

ilahimasal
12-06-2020, 23:58
https://img-s2.onedio.com/id-57038763bd8920465e8c75a7/rev-0/w-900/h-525/f-jpg/s-03d8f1aa44dfd3046fd068eff9d37ec9077d9bc5.jpg

Karikatürün sağ tarafındaki kapitalist hırsız
Bu hırsız elindeki oltayıda çalmıştır.
Kapitalist olta yapmayıda bilmez. Olta yapmak için bir beceriside yoktur.

Tek caresi vardır. Oltayı calıp caldıgı olta ile başka şeyler calarak yaşamaya calışacaktır.

Kapitalist hırsızdır. Her şeyi ama her şeyi çalar.

Turdur
13-06-2020, 00:30
Resim eksik ifade edilmiş.
Orada fakir adama oltayı veren de sistem.
Sistem fakire diyor ki; sana bir olta veririm ama tuttuğun balıkların yarısını da geri alırım.
Gayet mantıklı.
Yoksa fakir adam oltasız kalırdı.

Kapitalizmden önce buzdolabı da yoktu değil mi?

Yıldıztozu
13-06-2020, 15:30
Komünizmi savunan insanlar bir bölgede bir araya gelip komünist sistemi kendi aralarında uygulayabilirler. Bunu neden yapmıyorlar?

Hepimiz aynı anda özgür olamayız. Birilerinin özgür kalabilmesi için birilerinin köle olması gerekiyor.
Dolayısıyla komünist sistemde herkes köle iken(doğanın kölesi) kapitalist sistemde çoğunluk köledir.(insanların kölesi)
Azınlıkta da olsa özgürlük sadece kapitalist sistemde mümkün. Yani başkalarını köleleştirmekle mümkün.

kartopu
13-06-2020, 19:51
ytKomünizmi savunan insanlar bir bölgede bir araya gelip komünist sistemi kendi aralarında uygulayabilirler. Bunu neden yapmıyorlar?

Kuba nasıl bir örnek bize göre tam değil de.

ytHepimiz aynı anda özgür olamayız. Birilerinin özgür kalabilmesi için birilerinin köle olması gerekiyor.

Bence de ama kim köle kim efendi olacak bu karışık.


ytDolayısıyla komünist sistemde herkes köle iken(doğanın kölesi) kapitalist sistemde çoğunluk köledir.(insanların kölesi)

Doğa duymasın seni elma armut kayası ile kovalar. Ben kimseyi köle yapmadım bana iftira atma der. Kapitalist sistemde haklısın.

ytAzınlıkta da olsa özgürlük sadece kapitalist sistemde mümkün. Yani başkalarını köleleştirmekle mümkün.

Sonuna kadar katılıyorum. Buna köle demeyelim biraz haksızlık oluyor. Ücretli köle yani kölenin bir tık üstü.Tabii zencirli olanı daha iyi. İnsan zincirin boynuna geçen tarafında değilde elinin tuttuğu yerde duruyorsa. Zincirin Ne tarafında olmak istersin.?

Yıldıztozu
13-06-2020, 21:03
Kuba nasıl bir örnek bize göre tam değil de.


Kübayla ilgili bir video izledim. İlginç geldi. Bakalım nereye kadar tutunabilecekler. Biraz deney gibi görüyorum Kübadaki sistemi.

https://www.youtube.com/watch?v=DU3EeKxI0g8

Kübadaki sağlık sisteminin başarısına şaşırdım açıkcası. Doktor ve garsona aynı maaşı vererek nasıl bu kadar doktor yetiştirebilmişler ilginç.
Yalnız dış dünyayla iletişimi kısıtlamak zorunda kalmışlar. Mesela Küba'da çalışan bir doktora Amerika'dan teklif gelse bırakıp gidebilir.

Sanırım komünizm tüm dünyada aynı anda uygulandığında tam etkisini gösterebilir. Yani böyle 1-2 ülkede uygulanmaya çalışınca farklı sıkıntılar ortaya çıkıyor.

spartacus
14-06-2020, 00:17
Komünizmi savunan insanlar bir bölgede bir araya gelip komünist sistemi kendi aralarında uygulayabilirler. Bunu neden yapmıyorlar?

Hepimiz aynı anda özgür olamayız. Birilerinin özgür kalabilmesi için birilerinin köle olması gerekiyor.
Dolayısıyla komünist sistemde herkes köle iken(doğanın kölesi) kapitalist sistemde çoğunluk köledir.(insanların kölesi)
Azınlıkta da olsa özgürlük sadece kapitalist sistemde mümkün. Yani başkalarını köleleştirmekle mümkün.
Bu bir kaç kez denendi ve katledilenler, yerleşkeleri yok edilenler oldu. Türkiye'de kursanız ne olur? Sivas gibi yakarlar.

https://fotogaleri.haberler.com/dunyanin-tek-komunist-koyu-marinaleda/

Kübayla ilgili bir video izledim. İlginç geldi. Bakalım nereye kadar tutunabilecekler. Biraz deney gibi görüyorum Kübadaki sistemi.

https://www.youtube.com/watch?v=DU3EeKxI0g8

Kübadaki sağlık sisteminin başarısına şaşırdım açıkcası. Doktor ve garsona aynı maaşı vererek nasıl bu kadar doktor yetiştirebilmişler ilginç.
Yalnız dış dünyayla iletişimi kısıtlamak zorunda kalmışlar. Mesela Küba'da çalışan bir doktora Amerika'dan teklif gelse bırakıp gidebilir.

Sanırım komünizm tüm dünyada aynı anda uygulandığında tam etkisini gösterebilir. Yani böyle 1-2 ülkede uygulanmaya çalışınca farklı sıkıntılar ortaya çıkıyor.
Küba'da sosyalizm kurulamadı, yani hedefe giden yolda, orta bir yerde olmayı düşün.

Kapitalizmin dünyasında, sosyalizm kısa vadede mümkün olmayacak, toplumların kapitalist toplumdan, sosyalsit topluma evrilmesi dahi yüzyıl alabilir.

Henüz kapitalist insan karakteri, modelini aşmamış bir coğrafyada ve elebette dünya kapitalizminin ablusakı altında Küba bir başarıdır.

Verdiğin örneğe gelirsek, Küba'nın Küba dışında binlerce doktoru ve sağlık personeli var.

Eğer bu insanlar komünist insan modeli edinimi, bilincine erişmiş ise -ki ne oranda?-, oların mutluluğu parayla sağlanamaz, bunu anlaman zor - ben anlayabiliyorum ve parayla değişilmez bir mutluluk.

Parayla satın alınan ama aslında parasız da mümkün olan o kadar çok şey var ki. kapitalizmde her şey, isitsinasız her şey, insan dahi meta(ticaret malıdır), böyle olunca parasız düşünülemez. Peki hiç bir şeyin ticaret, piyasa malı olmadığı bir ülke düşünün...

Aslında doğa-dünya kaynakları açısından bakarak, günlük 6 saat çalışmak, bir insanın tüm gereksinimlerini karşılar...

Toplumsal edinim, sistemlere göre değişiyor, bu durumda insanların, istekleri, gereksinimleri dahi değişiyor.

Örneğin, komünal bir toplumda hırsızlık, tecavüz nedir bilinmez. Bu ilkel komünal toplum örneklerinde dahi gözlemlenir. Yani kapitalist arzularınız, kapitalizme özgü.

Ama bir sistem de, bir insanın emeğinin yarısı çalınıyorsa, ne olur? Kapitalizm olur.

Turdur
14-06-2020, 05:09
Komünizmi savunan insanlar bir bölgede bir araya gelip komünist sistemi kendi aralarında uygulayabilirler. Bunu neden yapmıyorlar?


Buna müsade mi ediyorsunuz? Paylaşımı ve doğal zenginliği yağmalamayanı aptal-salak yerine koyup saldırmıyor musunuz? Pasta oluşturmak için mesela.
Kızılderililer komünal değil miydi, Uzakdoğu ve Latin Amerika çok mu kapitalistti? İşgal edip vahşice parçalıyor sonrada neden yapmıyorsunuz diyorlar. Türkiye'de nerede komünal yaşam kuracaksın, var mı bir tavsiyen?
Doğayı çapul etmeden hangi güzelliğin içinde sağ bırakırlar seni. Mesela Bodrum'u ele alalım. Orası çok mu kapitalist bir halka aitti, bak şimdi rüyanda göremeyeceğin kadar pahalı hale gelmiş, efendiler orada keyif çatıyorlar sen burada onların bile güleceği söylemlerde bulunuyorsun.
Liyakata önem vereceksin, paradan önce insani değeri öne süreceksin, doğaya saygılı olacaksın, çocukları ve kadınları cinsel obje-meta görmeyeceksin. Bu kadar işte. Bunlarla yetişmiş bir toplum 50 kilo altın için 30 bin ağacı ve yeraltı sularını hiç edemez. Ama size 50 kilo altın desek gözleriniz fal taşı gibi açılır değil mi? Soma'da madeni kuran-işleyen ve bütün hasadı yapan emekçi onun emeğinin üstüne oturan bir veya bir kaç kişi. Sen bunu adaletsizce savunuyorsun, köleliği övüyorsun. Onlardan ancak köle olur, doğa onları köle kılmış diyorsun. Kapitalizmini doğadan görüyorsun. Altını mücevheri geçelim, senin sana ve doğana ait buğdayını çaldılar haberin var mı? Bu coğrafya da olmayan ne kadar hastalık varsa bugün bunlarla boğuşuyorsun sonrada tıp gelişti diyorsun. Tıp gelişmiş olsa bu kadar hasta ve hastalık olmazdı bunu düşünmüyorsun.

kartopu
14-06-2020, 08:00
Kübadaki sağlık sisteminin başarısına şaşırdım açıkcası. Doktor ve garsona aynı maaşı vererek nasıl bu kadar doktor yetiştirebilmişler ilginç.
Yalnız dış dünyayla iletişimi kısıtlamak zorunda kalmışlar. Mesela Küba'da çalışan bir doktora Amerika'dan teklif gelse bırakıp gidebilir.

Sanırım komünizm tüm dünyada aynı anda uygulandığında tam etkisini gösterebilir. Yani böyle 1-2 ülkede uygulanmaya çalışınca farklı sıkıntılar ortaya çıkıyor.
Sn Yıldıztozu.
Akıllı sorular sorunca Akıllı cevaplar bulursun.
Kubadaki doktorların başarısı seni şaşırttı da ABD deki doktorların başarısızlığı şaşırtmadı mı. ?
Ne garip değil mi garsonla aynı ücreti alan bir doktor bu kadar başarılı olsun. Yani senin kapitalist hülyan bir işe yaramıyor hava atmaktan başka.

Kuba da ki doktora ABD den bir teklif gelse ABD ye ne yapmaya gidecek doktor işte doktor olarak başarısızlar. Topluma hava atmaya mı gitsin.

Sanırım komünizm tüm dünyada aynı anda uygulandığında tam etkisini gösterebilir.

Bazen akıllı akıllı tahminlerde bulunuyorsun demek senin sorunun akılla değil duygularla.
Bence Komünizm konusunu bir daha düşün. Ha düşünürken kapitalizm in insan öldürmekten bir de caka satmaktan başka bir şeye yaramadığını da.

Yıldıztozu
14-06-2020, 13:45
Küba konusunda şüphelerim var, inceleyeğim.
O doktorları zorla çalıştırıyor olabilirler.
İnternete erişimi ve yurt dışı seyahatlerini kısıtlamışlar. Böylece halkın uyanmasını istemiyor gibiler.

spartacus
15-06-2020, 00:10
Küba konusunda şüphelerim var, inceleyeğim.
O doktorları zorla çalıştırıyor olabilirler.
İnternete erişimi ve yurt dışı seyahatlerini kısıtlamışlar. Böylece halkın uyanmasını istemiyor gibiler.
Yıldıztozu

Geçiş sürecinde kısıtlamalar olmalı, olacaktr da. Bir toplumun kültürel olarak değişimi, yani üst-yapı değişimi yüzyılalrı bulur.
Örneğin Türkiye'de feodal kültür hala mevcut değil mi? Hatta hükümete gelen yapılar dahi feodal kültür ve siyaseti kullanır. Hala...

Örneğin Türkiye'de AKP hükümeti düşse, demokratikleşme süreci olsa, bu süreçte bağnaz takım dirense, hatta iç savaş çıkartsa ne yapardınız?

Küba'yı kapitalist basından izlersen yandaş medyadan daha beter bir bilgi kiri alırsın.

Çok basit argümanlarla sistem irdeliyorsun.

Fatih Altaylı, Küba izlenimlerini açıklamıştı. Küba kötü bir yerdi, çünkü saatlerce lüks lokanta aramış ama bulamamış.

Neresinden baktığı ve kimin baktığı da önemli.

Ben internete, lüks lokantaya şunlara tercih ederim.

İşsizlik olmaması ve 6 saat işgünü.
Gıda, Barınak ücretsiz sağlanması (kafi düzeyde)
Ücretsiz Eğitim -> Üniversite dahil
Ücretsiz Halk kütüphaneleri
İmece, ücretsiz spor, sosyal etkinlikler ve tesisler


Başka yasaklarda var.

https://www.birgun.net/haber/16-madde-ile-kuba-nin-yasaklar-listesi-72233

Şu anda ciddi bir sorun var;

Kullandığımız internet programları, siteler vs bizler hakkında veri topluyor, yalan aberler, bilgiler gırla yayılıyor.
Kullansan dert, kullanmasan dert.

Yukarıda sıraladıklarım olsun sanırım interneti pek kullanmazdım.

İnternetin yasaklanmasına karşıyım, ancak gerekçeleri de önemli olmalı.
Sosyalizm isteyen bir halk olsa ve etkili olsa, sanırım kapitalist ülkeler de kısıtlamalara giderdi. SSCB deek ABD de şeytan görmek gibiydi bir zamanlar, internet o zaman olsa, Avrupa'da bir çok kısıtlamaya giderdi.

Sınıf ve ideolojik çatışma...

Küba'nın gelecekte bugünlerini arayacağını düşünüyorum, zira kapitalist bir dünyada, nereye kadar sürdürebilecekler...

kartopu
15-06-2020, 09:20
Küba konusunda şüphelerim var, inceleyeğim.
O doktorları zorla çalıştırıyor olabilirler.
İnternete erişimi ve yurt dışı seyahatlerini kısıtlamışlar. Böylece halkın uyanmasını istemiyor gibiler.

Bak bunu hiç düşünmemiştim iyi ki hatırlattın. Evet halk bir uyansa bar bar bağırır nerede benim köleliğim diye. Kim aldı tasmaları mı. Uyandırmayacaksın bu halkı .
Kolay değil kölelik bu binlerce yıllık tarih . Bu zorla çalıştırılmak bak bende de kuşku yarattı ben de bir araştırayım.

İşte böyle parasız bir dünya düşünemiyorsan gönüllü çalışmanın zevkini anlamaz insan. Sahi sizin ailede çocuklara bile bir iş yaptırırken -örneğin bakkaldan ekmek aldırmak- ücret mi veriliyor.

Turdur
15-06-2020, 10:01
Küba konusunda şüphelerim var, inceleyeğim.
O doktorları zorla çalıştırıyor olabilirler.
İnternete erişimi ve yurt dışı seyahatlerini kısıtlamışlar. Böylece halkın uyanmasını istemiyor gibiler.

Bırak Küba'yı şimdi, Adnan Hoca'nın elinde olacaktın ne keyifle yaşardın be. Masanda internet bağlantısı cebinde cep telefonu of be ne hayat değil mi? Kaçırdın fırsatı burada laflıyorsun böyle.

Sen ne yapacan Küba'yı ki şüpheye düşüyorsun, araştıracağın bi o kalmış gibi sanki.

Bak umarsızca sahiplendiğin Gates Türkiye'de ki son kalmış tarım üretimine ortak koşmaya başlamış. Protokoller peşinde. Yap iki çocuk ver tarlasında çalışsınlar,kurtarsınlar hayatlarını. Sonuçta senin çocuğun değil mi kölelerin olurlar işte. Yakında yeni sürüm cep telefonları da çıkacakmış, hayatları kurtulur : )

Yıldıztozu
15-06-2020, 22:48
Nihayetinde olay bir tercih meselesine dönüşüyor. Siz eşitliği tercih ediyorsunuz, ben yarışmayı tercih ediyorum. İkisi de doğru ya da yanlış değil, sadece tercih.

Komünizmde eşitlik var yarışma yok (eksik)
Kapitalizmde yarışma var adalet yok (eksik)

Belki ideal sistemde adil bir yarışma olmalı. Yarışmanın sonucunda sınıflara ayrılmak adil bir şekilde belirlenmeli.
Futbol ligi gibi. En çok maç kazanıp hak eden 1. sırada olur.

Dünyanın bir kıtasında komünizm yaşansa, bir kıtasında kapitalizm. Bunlar birbirine hiç müdahele etmese.
İkisinin sonuçlarını aynı anda kıyaslayabilsek. İnsanlık adına bir gelişim olurdu ama kapitalistler buna da izin vermez sanırım.

bilgivehis
15-06-2020, 23:33
Komünizmde eşitlik var yarışma yok (eksik)
Kapitalizmde yarışma var adalet yok (eksik)


Bir neden yoksa neden yarışılsın?

İnsanlar en başta iki şey ister, temel ihtiyaç ve sanat.
Kapitalizm kendi sistemini korumak için buna bir de lüx eklemiş ve cennetialem ile onurlandırmış.
Kapitalizm bu üçlüyü sömürü ve paraya endekslemiş.
Bu yüzden yarış ve rekabeti zorunlu kılmış.
Yarışın dozajı arttıkça kapitalizm daha çok güçlenirken köleler daha çok zayıflar.
Yani yarışın kendisi kapitalizmi güçlendirmek içindir topluma faydası yok.
Evrim diyor ki, mutlak diye bir şey yok.
Bu durumda yarış da kapitalizmin ölümünü engelleyemiyor.
İnsan eliyle yaratılanlar uyduruksa zaman içinde çöpe gidiyor.
Nihayetinde evrime göre toplumun lehine olmayan her şey kalıcı olmayacaktır.
Bugüne kadarki süreç de bunu göstermiştir.

Turdur
16-06-2020, 00:18
Nihayetinde olay bir tercih meselesine dönüşüyor. Siz eşitliği tercih ediyorsunuz, ben yarışmayı tercih ediyorum. İkisi de doğru ya da yanlış değil, sadece tercih.

Komünizmde eşitlik var yarışma yok (eksik)
Kapitalizmde yarışma var adalet yok (eksik)


Ne yarışması, şu Survivor yarışması gibi mi? Seni yarışmaya tabi tutanlar kendileri yarışmaya dahil değiller. Hayat bir yarış değildir. İnsan doğmadan önce yarışmıştır, spermlerden bir tanesi önde gitmiştir ve rahime ulaşmıştır derler, daha buradan sizi yarışma mantığına sokarlar. Belgesellerinde bile bu böyle anlatılır. Sperm yarışmaz, yarışmayı bilmez.
Horoz dövüşüdür bu. Kafes dövüşüdür. Kaybedeceğin kafadan belli, kazananın da efendisine makul köle olacağı belli.
Şimdi sen yarışmayı tercih ettin, nasıl yarış yapacaksın? Amerika ve İngiltere'de okumuş bir üniversite öğrencisi ile sen nasıl yarışa bilirsin? Ne yaparsan yap kaybeden sen olacaksın, belki bireysel birkaç kişi kurtulur, kölelik statüsünü yukarı skalaya taşıyabilir.

Kapitalizmde adalet yok diyorsun, işte en hayati en yaşamsal insani değerin yok olduğunu itiraf ediyorsun. ADALET. Kendin adil olmayan bir yarışın içinde olmaktan çok mutluluk içindesin.

Yıldıztozu
16-06-2020, 00:22
Bir neden yoksa neden yarışılsın?


Tercihe dayalı nedenler var. Mesela güç istenci.
Diğerlerinden önde olmayı isterim.
İnsanlarla eşit görülmeyi istemem. Çünkü eşit değilim, üstünüm.

Komünist sistem benim gibi düşünenlere ne yapmayı planlıyor? Sisteme uyum sağlamaya mı zorlayacak? Bu da bir bakıma komünist kölelik olacaktır.
Komünist bir sistemde yaşıyor olsaydım kendimi komünizmin kölesi hissederdim. Nasıl şimdi kapitalizmin kölesi hissediyorsak.

Turdur
16-06-2020, 01:20
Tercihe dayalı nedenler var. Mesela güç istenci.
Diğerlerinden önde olmayı isterim.
İnsanlarla eşit görülmeyi istemem. Çünkü eşit değilim, üstünüm.

Komünist sistem benim gibi düşünenlere ne yapmayı planlıyor? Sisteme uyum sağlamaya mı zorlayacak? Bu da bir bakıma komünist kölelik olacaktır.
Komünist bir sistemde yaşıyor olsaydım kendimi komünizmin kölesi hissederdim. Nasıl şimdi kapitalizmin kölesi hissediyorsak.

Maçta şike var. Köleliğin ne olduğunu, tanımını bir kaç kere paylaştım ama okumadan geçtin sanırım.

Sen bu ülkede yaşıyorsun, yarışı kaybettin bu doğal bir sebepten değil beşeri bir ekonomik sistem yüzünden oldu.

Hala diğer insanlarla eşit olmak istemiyorum diyorsun çünkü sana verilen algılarda diğer insanlar hep aşağılık olmuş. Bir insanla eşit olmak çok tiksindirici geliyor, mesajlarında hep bu hava var. Neden eşit olayım? Üstünlüğün ne ki? Elinde milyon dolarların olsa anlaşılır olurdu ama oda yok belli ki.

Kimin kölesi olursan ol, o senin şahsi tercihin olur.

Sanki bir Hollanda'lı bir İngiliz vatandaşı gibi yazıyorsun. Kapitalizm iyidir sizinle eşit olmayız çünkü biz siz iyi soyuyoruz....... Düşünsene sana para karşılığı her türlü hizmeti, ama her türlü hizmeti köleliği yapacak bir insan kümesiyle sen eşitlenmeye kalkıyorsun. Ne kadar iğrenç bir durum kapital için.

kartopu
16-06-2020, 08:08
Komünizmde eşitlik var yarışma yok (eksik)
Kapitalizmde yarışma var adalet yok (eksik)

. İnsanlık adına bir gelişim olurdu ama kapitalistler buna da izin vermez sanırım.

Yine yanlış yerdesin. Yıldıztozu.

Komünizm de yarış var Kapitalizm de de Adalet var. Komünizmde yarış İnsan ın evrenle yarışı Koskoca evren var bilinecek bulunacak. Ya başka gezegende insan benzeri canlılar varsa ya onlar KOMÜNİST değilse. Veya Dünya insanından önce Komünist olmuşsa. Ayrıca öyle mükemmel bir eşitlik yok.

Kapitalizm de de Adalet var Güçlülerin adaleti Hiç duymadın mı. Öyle yarış falanda aldatmaca ama bol bol umut tacirleri var bak o konuda haklısın.

Dünyanın bir kıtasında komünizm yaşansa, bir kıtasında kapitalizm. Bunlar birbirine hiç müdahele etmese.

Bak bu güzel tuttum bunu.
Hatta bir birleri ile yarış etseler Örneğin Kuba da ki doktorlarla ABD deki doktorlar gibi. Peki bu yarışı kim yönetecek yarıştaki adaleti kim sağlayacak Bir hakem gerekmiyor mu? Futbol maçın da ki gibi. Bu hakem i nereden bulacağız İşte bir ilahi güç e burada da ihtiyacımız olacak, ta ! . O da ne kadar tarafsız kalacak Şüphelerim var.

Yani o yarışta birinin yenilgisi diğerinin galibiyeti ile sonuçlanacak.

Yıldıztozu
16-06-2020, 16:49
Eşitliği anlamlı bulmuyorum. Mezarlıkta da herkes eşit ama bir anlamı yok. Yarışma anlamlı benim için. Yarışmada risk var, heyecan var, kazanana ödül var.

Eşitsizlik doğanın bir kuralı.
Mars gezegeniyle Dünya gezegeni eşit imkanlara sahip değil.
İnsanla şempanze eşit imkanlara sahip değil.
Kadın ile erkek doğaları gereği eşit imkanlara sahip değil.
Bu eşitsizlikler toplumdan kaynaklı değil, doğadan kaynaklı.
Bunları eşitlemeye çalışmak absürt sonuçlara yol açar.
İnsanlar arası sınıf ayrımı olmalı, herkesin hayat kalitesi eşit olmamalı.

Her insanın bir çeşit üstünlük puanı vardır. Yetenekleri, zekası, becerileri bu puanı belirler.
Resim yeteneği +1 puan. Matematiksel zeka +1 puan. Tenis oynayabilme becerisi +1 puan vs.
Üstünlük puanı yüksek olan ile düşük olan eşit hayat kalitesine sahip olmamalı.
Yüksek olan daha iyi evde yaşarken, düşük olan da o kişinin yemeğini pişirmeli, çöplerini toplamalı.
Böyle bir sistemi adil de bulurum. Bu tam olarak kapitalist sistem değil. Komünizm hiç değil.

antkanser
16-06-2020, 17:15
Eşitliği anlamlı bulmuyorum. Mezarlıkta da herkes eşit ama bir anlamı yok. Yarışma anlamlı benim için. Yarışmada risk var, heyecan var, kazanana ödül var.

Eşitsizlik doğanın bir kuralı.
Mars gezegeniyle Dünya gezegeni eşit imkanlara sahip değil.
İnsanla şempanze eşit imkanlara sahip değil.
Kadın ile erkek doğaları gereği eşit imkanlara sahip değil.
Bu eşitsizlikler toplumdan kaynaklı değil, doğadan kaynaklı.
Bunları eşitlemeye çalışmak absürt sonuçlara yol açar.
İnsanlar arası sınıf ayrımı olmalı, herkesin hayat kalitesi eşit olmamalı.

Her insanın bir çeşit üstünlük puanı vardır. Yetenekleri, zekası, becerileri bu puanı belirler.
Resim yeteneği +1 puan. Matematiksel zeka +1 puan. Tenis oynayabilme becerisi +1 puan vs.
Üstünlük puanı yüksek olan ile düşük olan eşit hayat kalitesine sahip olmamalı.
Yüksek olan daha iyi evde yaşarken, düşük olan da o kişinin yemeğini pişirmeli, çöplerini toplamalı.
Böyle bir sistemi adil de bulurum. Bu tam olarak kapitalist sistem değil. Komünizm hiç değil.

ulan mal !..

önce eşitlik isteyenlerin istediği eşitliğin anlamını öğren.

yani önce eşitlik nedir? onu öğren. senin yıldıza da tozuna da....

sınıfın mış ayrımı olmalıymış. öküz kendini hangi sınıftan sanıyon.

rte o sınıfa dahil mi önce onu öğren.

o sınıfın hani olmak istediğin sınıfın kurallarını öğren. sen kendini ne bok sanıyon . burjuva sınıfına dahil olableceğini mi yoksa mali orgigarşiye dahil olabileceğini mi?


ab salak sen ne kadar hain olsan da ne kadar istekli olsan da o sınıfın insanı olamazsın. olabilecek olsan buralar da sürtmezsin.

ha ajanım mı diyorsun içinden ben zaten o sınıftanım mı diyorsun?

salak o sınıf kendi sınıfından olan insanları ajan da yapmaz ?


ama sende o beyin de yok.

malın tekisin..

siktir git..

Yıldıztozu
16-06-2020, 20:32
Komünizmi savunan insanların çoğunda gözlemlediğim 2 tane kötü huy var. Burada da sıkça gözlemliyorum.

Zenginler kapitalizmi, fakirler komünizmi savunmalıdır.!! zannediyorlar. Öyle bir şey yok.
Zengin de olsam fakir de olsam, köle de olsam efendi de olsam fark etmez ben komünist sistemde yaşamayı istemezdim.
Örneğin Bill Gates de kapitalizmden faydalanmış olmasına rağmen sosyalizmi savunduğu oluyor.

Demek ki komünistlerin çoğu parayı bulamadıkları için komünist oluyor. Bulsalar hemen komünizmden vazgeçip kendilerine köle edinecekler.

İkinci kötü alışkanlıkları da komünizme yöneltilen tüm eleştirilere ''sistem size böyle düşündürüyor, bunu düşünen siz değilsiniz'' diyip durmaları.
Tamam bazı düşünceler sistemin yönlendirmesinden olabilir, ama buna kendilerini kaptırmışlar ve her düşünceyi sistem kaynaklı sanıyorlar.

ilahimasal
16-06-2020, 22:44
Görgüsüzlük yargı yaparken yanlış çıkarımlarda yapıyor.

" parayı bulamadıysan komunist , bulunca kapitalist olunurmuş!"

Bir insan niye içkiye verir kendisini ? HUZURA kavuşmak için desem, etrafına duvar cekenler " olurmu öyle saçmalık "derler

Evet ! alkolü düzensiz hayatına düzen ( huzur) katmak için kullanırlar . Bilirlerki o en son kadehte sarhoş olup huzurun içine dalacaklar tâ ki ayılana --> düzensizlige uyanana kadar . Ve tekrar ve tekrar.

Görgüsüzlerde bir nevi böyledir.

Ne deniyordu? " parayı bulamayan komunist olur" bu yargı yanlış, para --> kapitalizm bulunacak bir şey degil. Parası olupta komunizmi canı gönülden isteyen milyonlarda var. Mesela en açık örnegi marx ın dostu Engels !!! , Engels parayı bulamadığındamı komunizmi hücrelerine kadar yazdı? Hayatını bu amacta harcadı? Engels in alkolü HUZURU da bu olmalı.

Engels gibi milyonlarca insan var. Birisi kapitale karşı zayıfsa dirençsizse ve görgüsüzse kapitalizme ulaşmak , onun bir unsuru olmak için yemeyecegi nane yoktur. Ulaşıncada yapmayacagı rezillik yoktur.

Kapitalistler bi boktan anlamaz beceriksidir diyordum ya ! çok iyi yaptıkları bir iş var aslında . İYİ DUVAR ustalarıdır bunlar. Heryere duvar örerler , halende örüyorlar. Maksatları parada olsa gerçek amaçları AYIRMAKTIR. Ayırmadan , sınıflandırmadan yapamazlar. Bölmeleri , bir şeyleri digerlerinden ayırt etmeleri öyle bir hale geldiki o duvarların ardında korkularından tir tir titriyorlar aslında , kendilerini alkole vurupta huzurda bulamıyorlar , kendileri için ördükleri duvarlarda , birilerini sınıflandırmak için kurguladıkları duvarlarda yıkılacak ve sözde mahrumiyetleri acıga çıkacak diye her gün yeni plan ve duvar ardına bir duvar bir duvar daha nasıl öreriz diye uyumuyorlar dahi. Biliyorlarki duvarlar yıkılacak.

Hepimizin duvarları var. Toplumu buna mahkum etiler. Bu duvarlar öyle bir hal aldıki normal sartlardaki bir görgüsüz bile duvar yıkılacak diye korkuya kapılıyor. Duvarlara öyle adapte olmuşki , medeniyetin getirdigi dedigimiz teknolojik sistemler , kanalizasyonlar , ulaşım çökse, elektirgi kesilip yıllarca karanlıkta kalacagını bilse dahi DUVAR çökmesinde diger ne varsa çökse razı gelecek kadar kaptırmıs kendisini , kendisine enjekte edilen duvar sanki o duvarın arkasında kendisini hayallerinin zirvesine çıkartacak ortam sandırıyor. O duvar yıkılacak bunu bil. Duvarın ardındaki sen degilsin sana bicilen rolsün sen . O kadar.

Kapitalizm sistematikte olsa duvarların ardında kendini korumaya gücü yetmez. Her insan o duvarların ardını merak ediyor. Merakı ya o duvarın ardındakine ulasmak yada yıkmak. Hangi selin önüne bent çekersen çek o benti ya yıkar , yada üzerinden asar gecer. Durduramazsın.

İnsanlar hayvanlar bitkiler ama hemen hemen her seyin önüne duvar cekmek sınır koymak en kapital aşıgı görgüsüzün bile aşmak yada yıkmak istedigidir. Sadece bunu anlamanın idrak etmenin farkında degil.

Kapitalist zümre bir avuctur ve mahremiyetleri hep merak konusudur. Insanların bu merakına duvarları dayanamaz. Komunist olmayada gerek yok. Meraklı olmak bile bu isi çözer.

antkanser
16-06-2020, 23:44
Komünizmi savunan insanların çoğunda gözlemlediğim 2 tane kötü huy var. Burada da sıkça gözlemliyorum.

Zenginler kapitalizmi, fakirler komünizmi savunmalıdır.!! zannediyorlar. Öyle bir şey yok.
Zengin de olsam fakir de olsam, köle de olsam efendi de olsam fark etmez ben komünist sistemde yaşamayı istemezdim.
Örneğin Bill Gates de kapitalizmden faydalanmış olmasına rağmen sosyalizmi savunduğu oluyor.

Demek ki komünistlerin çoğu parayı bulamadıkları için komünist oluyor. Bulsalar hemen komünizmden vazgeçip kendilerine köle edinecekler.

İkinci kötü alışkanlıkları da komünizme yöneltilen tüm eleştirilere ''sistem size böyle düşündürüyor, bunu düşünen siz değilsiniz'' diyip durmaları.
Tamam bazı düşünceler sistemin yönlendirmesinden olabilir, ama buna kendilerini kaptırmışlar ve her düşünceyi sistem kaynaklı sanıyorlar.

yine anlamamışsın zeka yoksunu mal...

ben sana yazımda hiç parayı ima eden bir söz yada cümle kurdum mu? hayır,kurmadım, ama senin zeka seviyen o kadar düşük ki her b.ku para ile yorumluyorsun. o kadar salaksın ki san dediğimi bile anlamıyorsun. istesende burjuva olamazsın. o kadar kolay değil diyorum neden diye bile soramıyorsun. aslında biliyorsun nedenini de olamayacağını da onun için sormuyorsun.


çünkü sen bu forumda ki en süzme salaksın.bir de masken iyi niyetli değişebilir.


aslında sen değişmezsin değişmemeye şartlanmış bir şarlatandan başa bir halt değilsin.

işte komünist olanların yada komüzmi anlayanların ve anlatlamaya çalışanların handikapı da bu. senin gibilerle değişir belki diye umut edip uğraşmaları.

senden b.k bile olmaz.

değil ki yıldız tozu..


yine tekrarlıyorum.

siktir git. beş para etmez embesil.

007
16-06-2020, 23:54
Şu linkleri vereyim konuyla ilgili olarak:

http://emre1974tr.blogspot.com/2013/10/george-orwell-ve-roman-1984-hakknda.html

http://emre1974tr.blogspot.com/2011/07/armagedon.html

http://michaelsikkofield.blogspot.com/2014/08/komunizm-kzl-devrim-sovyetler-birligi.html

Selam

Yıldıztozu
17-06-2020, 00:12
yine anlamamışsın zeka yoksunu mal...

dur karakter analizi yapayım.

tahminim yaşın ilerlemiş, 60 yaşlarına yakınsın, hayatın boyunca kölelik yapmışsın ve bu eziklik sende komünizme karşı duygusal bir bağ yaratmış.
komünizme laf edildiğinde bu duyguların açığa çıkıyor ve şiddete meyilli bir hale bürünüyorsun.

komünizmi mantıklı bulduğun için değil duyguların yönlendirdiği için savunuyorsun.
dindarların cennet hayali gibi sen de komünizm hayali kuruyorsun.

doğru tahminde bulundum değil mi gizleme şimdi.

Turdur
17-06-2020, 02:55
İkinci kötü alışkanlıkları da komünizme yöneltilen tüm eleştirilere ''sistem size böyle düşündürüyor, bunu düşünen siz değilsiniz'' diyip durmaları.
Tamam bazı düşünceler sistemin yönlendirmesinden olabilir, ama buna kendilerini kaptırmışlar ve her düşünceyi sistem kaynaklı sanıyorlar.

Sistem algılarınla oynuyor. Kafanı değiştiremezsen zaten sistemi eleştiremezsin. Eleştirince de pek bir şey değişmiyor sadece bilinçlenmiş bir köle oluyorsun ama bireysel olarak kazanımların olabiliyor. En azından bir sosyal ilişki kurarken veya çocuk yetiştirirken. Ardından mevcut olarak yetişmiş sayısı artınca haklarını almayı başarıyorsun veya uluslararası müdahaleler ile darmadağın.
Bilgi güçtür.
Yediğin içtiğin her şeyden, izlediğin film ve bestseller kitaplardan, aldığın haber ve habere yapılan yorumlardan, gezdiğin sokaklardan, izlediğin dizilerden, çalıştığın sistemden her şeyden algıların etkileniyor. Böyle kalıplanıp böyle şekilleniyorsun. Sistem moda üretiyor oraya abanıyorsun, sistem korku salıyor ona göre korkuyorsun ve tepkilerin böyle doğuyor. Tabi ki de bunların abanmasıyla düşünen "siz" olmaktan çıkıyorsunuz. Siz başkalarının dizayn ettiği "siz" oluyorsunuz yani uysal birer köle.

Siz bebekken Yunanistan'a kaçırılıp orada bir aileye satılmış olsaydınız Yunanca konuşup Yunan kültürüne ve politiğine göre dizayn edilmiş olacaktınız. Belki Türk düşmanı olacaktınız. Türkiye'de ki öz ailenizin elinde büyütülmüş olsaydınız tam tersi olacaktı. Daha çok kebap yiyecek daha çok Türk tarihinden etkilenecek ve Türk politiği içinde olacaktınız. Farkı anladınız mı? Dizayn edilme, anane gelenek ve kültürler böyle 100 kilometre de ve aile farkıyla neredeyse tamamen değişiyor.

Komünizm size nasıl gözüküyor bir tahmin edeyim, herkes düz sıra duruyor, herkes eşit ve herkes aynı işi yapıyor, herkes aynı giyiniyor ve herkes aynı şeyi düşünüyor. Aslında olacak olan ne? Maddi-ekonomik eşitlik. Sosyalizm bir doktora 1000 dolar maaş verir hemşireye 300 dolar. Bakın bu da adalettir işte. Beyniyle çalışkanlığı ve yeteneğiyle daha ileri adım atmış bir insan tabi ki de emeğinin karşılığını alır. Zaten sosyalizmin derdi neydi ki, emeğin karşılığını bulması. Başka hiç bir tanımı yok.


Kadın ile erkek doğaları gereği eşit imkanlara sahip değil.
Bu eşitsizlikler toplumdan kaynaklı değil, doğadan kaynaklı.


O zaman dincileri eleştirmeyelim. Kadının şeytanlığı onlara göre nereden gelir, tabi ki de doğadan gelir doğanın da bir sahibi vardır. Bugün Müslüman toplumlarında ki kadının değersizleştirilmesi ve hatta Semavi dinlerde şeytanlaştırılması veya böyle buna kapı açacak sözler olması doğadan mıdır yoksa insan üretmesi mi? Sizin çok ağır kapitalist-dinci tepkimeleriniz coşmuş. Bu tip forumlarda bunlardan kendisini ayırt edemeyen başkaları da var, kadına özgürlük adı altında Şeriat sözcülüğü yapan.



İnsanla şempanze eşit imkanlara sahip değil.


Bunun kıyası insanla mı alınacak? Fil ile karınca eşit midir değil midir diye saçma bir soru olabilir mi? Karıncaya mı fildişi takılmalı yoksa fili mi karınca yuvasına sokmalı? Şempanze neden insanla eşit olsun, o ayrı bir canlı türü. Ancak hukuksal ve yaşam hakkı olarak eşit olabilir bunun da düşüncesi sadece insan türünde var olabilir.
Oda yaşar sende yaşarsın, arada ki fark biyolojiktir değil mi? Şempanzenin imkanlarına neler dahil edilmeliydi ki, tv karşısına uzanıp Godzilla'yı izlemek falan mı? Yada insan ile şempanze eşitlensin diye insanları ağaç dallarında mı yaşatmalıyız? Hangi imkan-imkansızlık, neden insanla şempanze eşit imkanlarla olmalı, şempanze aklıyla yola çıkacak olursanız oturduğunuz evinizde ki banyo dolabı, su ısıtıcısı, tv, bilgisayar masası şempanze için bir gereksinim değildir. Şempanze şempanze gibi insan insan gibi imkanlara sahiptir tabi ellerinden almazsanız.

Nereden baktığına bağlı, bir köleci olarak sana göre şempanze aşağılık bir hayvan türü ve köle. Alınır satılır bir süs ve ticaret hayvanı. Hatta bir insanı fiziksel görünüşü üzerinden aşağılamanın temsili.
Doğa eşitlik-eşitsizlik üretmez çünkü doğa kör bilinçtir. Hepside hayatta kalmak ve çoğalmak güdüsüyle doğar ve bunlar için çabalar, yaşayabilmek için eşit görmeliyiz, bunun adını biz koyabiliriz doğa veya hayvan değil.
Sizin gibiler için bir kuş kafeste yaşayabilir, o zaman insanda kafeste yaşayabilir. Ama siz kafeslenmek istemezseniz, çünkü bütün empoze edilmiş algılarınız sizi efendi olmaya davet eder bunun içinde ne hayvan hakkı tanırsınız ne de kadın hakkı. Diğer insanları yemektir gayeniz. Bu da bütün davranışlarınıza, sosyal ilişkilerinize yansır. İnsanlara kazık atmak, haklarını gasp etmek, yağmalamak, hayvanları-kadınları sömürmek vs.
Kadınların erkeklerle eşit olmaması fiziksel bir durumdur, kapitalist-dinci kafa bunu kamusal ve toplumsal hayata aktarmıştır, kölecilik böyledir.

Kadınların kaslı olmak yerine yağlı bedenleri vardır. Çocukları ısıtmak için, ana kucağı tabiri buradan gelir, sıcaklığı temsil eden bir kelimedir, hem sıcaktır hem yaşatır, çocuk o kucaktayken süt emer, sıcakta uyur ve büyür. Şayet o yağlı ve sütlü sıcak kucak olmasaydı onun yerine kas olsaydı insan türü için sonuç bu olmayacaktı veya bizler olmayacaktık.
Bakın doğa üremek için bunları vermiştir sizin çıakrdığın sonuç kadının erkekten aşağı da olduğudur, kadının yağlı erkeğin kaslı olması sonucundan kölelik türeten beşeri sistemlerdir, evinde annesi ve diğer kız kardeşleri babası tarafından aşağılanan bir erkek çocuğu büyüdüğünde bütün kadınları aşağılama meyilimin de olur ve bunu yapan toplumlarda kadın cinayeti, kadına şiddet olağan bir hal alır.
Hollanda'da kadına ayrı bir değer verilirken Suudi Arabistan'da ayrı bir değersizlik verilir. Bunun sebebi doğal sonuç değil politik sebeplerdir. Kadın erkek ile eşit değilse sizin öve öve bitiremediğiniz kapitalizmin en büyük ülkelerinde neden kadınlarla erkekler mahkeme karşısında eşit haklar talep edebilmektedir? Orada ki doğa kadın ve erkeği eşit kıldığı için mi? Orada daha çok yağmur yağıyorsa burada daha mı az yağıyor, orada ki kadınlar daha kaslı da buradakiler dahamı fazla yağlı? Bu doğadan olamaz beşeri sistemlerden olur.

Demek ki komünistlerin çoğu parayı bulamadıkları için komünist oluyor. Bulsalar hemen komünizmden vazgeçip kendilerine köle edinecekler.


Çoooook. Bir söz var ya "feminist kocayı komünist parayı buluncaya kadar" diye. Buna müsade eden hatta zorlayan sistem var çünkü.

Eşitsizlik doğanın bir kuralı.


Bakın eşitlik veya eşitsizlik doğanın kuralı değildir. Doğa kör bilinçtir, eşitlik veya eşitsizlik bilmez.
Siz sürekli komünizmi sanki bütün insanların göz renklerini, parmak izlerini, boylarını, saç rengini aynı yapacak, tek tipleştirip eşitliği böyle sağlayacak sanrısı içindesiniz.
Komünizm veya sosyalizm politik-ekonomik-hukuksal eşitlik istiyor.
Sizlerin algısı bu yönde çok çarpık, biyolojik bir eşitlikten söz ediliyormuş gibi yorumluyorsunuz.
Aslında bunu yapmaya zorlayan şu an kapitalizmin kapitalleri. Herkesi küreselleşme adı altında aynı markaya boğmaya çalışanlar, enerji kaynaklarını tek çatı altına almaya çalışan, fast-food ile insanları aynı besin değerlerini yemeye şartlandıran ve buradan çıkacak hastalıklara tek tip ilaç üreten ta kendileri.
Herkese aynı Oskarlı filmi, herkese aynı Nobel ödüllü kitabı, herkese aynı giyim tarzını, herkese aynı modayı dayatan bunlar değil mi?

bilgivehis
17-06-2020, 03:02
Tercihe dayalı nedenler var. Mesela güç istenci.
Diğerlerinden önde olmayı isterim.
İnsanlarla eşit görülmeyi istemem. Çünkü eşit değilim, üstünüm.

Komünist sistem benim gibi düşünenlere ne yapmayı planlıyor? Sisteme uyum sağlamaya mı zorlayacak? Bu da bir bakıma komünist kölelik olacaktır.
Komünist bir sistemde yaşıyor olsaydım kendimi komünizmin kölesi hissederdim. Nasıl şimdi kapitalizmin kölesi hissediyorsak.

Tercihlerin elbette sınırı yoktur, zaten sınır olduğunda insan denen varlık da biter.
Şimdi toplumun çıkarına göre tercih ettiğinde bir avuç kapitalistin tercihini sınırlamış oluyorsun, kapitalistin tercihini özgür bıraktığında bu defa da toplumun tercihini sınırlamış oluyorsun.
Örneğin eşit değilim, üstünüm diyorsun, komünizm senin üstün olmanı değil, hangi anlamda üstün olduğuna bakar. Eğer üstünlüğün para ve diğer insanlar üzerinde hakimiyete dayalıysa şansın yoktur ama üstünlüğün toplumu uzay çağına çıkaracak yapıdaysa elbette toplum tarafından sevgi ve saygıyla takdir edilirsin.
Diyelim ki, toplumun sevgi ve saygısı senin için bir şey ifade etmiyor ama senin uzaya gitmene de kimse engel olmuyor, olayı bu şekil düşünmelisin.
Yani bir yerden tercihin sınırlanıyor ama başka tercihler doğuyor.
Örneğin ben komünizmde yaşıyor olsaydım büyük ihtimal uzayla ilgilenirdim, nasıl olsa geçim sorunu yok, yarın ne olacağım sorunu yok, eforumu yeteneğime harcardım.

kartopu
17-06-2020, 07:32
Komünizmi savunan insanların çoğunda gözlemlediğim 2 tane kötü huy var. Burada da sıkça gözlemliyorum.

Zenginler kapitalizmi, fakirler komünizmi savunmalıdır.!! zannediyorlar. Öyle bir şey yok.
Zengin de olsam fakir de olsam, köle de olsam efendi de olsam fark etmez ben komünist sistemde yaşamayı istemezdim.
Örneğin Bill Gates de kapitalizmden faydalanmış olmasına rağmen sosyalizmi savunduğu oluyor.



Sen de bayağı beceriklisin maşallah. Bak kaç kişiyi meşgul edip kendinle uğraştırıyorsun.

Bil Gates bile sosyalizm i savunuyormuş. Her halde bu Bil Gates aklını kaybetmiş adam o kadar zengin sosyalizm i savunsun. Sen fakir kapitalizm i savuna sın acaba senin beynini ona onun beynini sana mı taksak. Tanrı bir yanlışlık yapmış sanırım.

Adam parayı bulmuş ama sosyalizm savunucusu. Bir terslik var bu işte. Sen kesin sistem kaynaklı düşünmüyorsun sistem ötesi bir insansın.

Bu kapitalistler seni neden fark etmedi hayret hem fakir ol hem sistemi düşün onun çıkarlarını savun bir de fark edilme .Yazık oluyor doğrusu sana. Bir çok hödük fark edilirken sen fark edileme.

Şimdi çok üzüldüm Ama umut bitmez sen yine umutlanmaya devam et bir gün fark edilecek ve aradığın o lüks e kavuşacaksın Dua da etmeyi ihmal etme. Tavsiyemdir.

Yıldıztozu
17-06-2020, 10:11
Komünizm size nasıl gözüküyor bir tahmin edeyim

Komünizm bana şöyle görünüyor;

Doktor da olsa, garson da olsa
Zeki de olsa, gerizekalı da olsa
Yetenekli de olsa yeteneksiz de olsa
Güzel de olsa, çirkin de olsa hepsine benzer hayat kalitesi sunan sistem.

Ben böyle bir sistemde yaşamak istemeyeceğim gibi bu sistemi adil de bulmuyorum. Doktorla garsona benzer hayat kalitesi sunulması haksızlık.
Güzel kadın güzel evde kalmalı, çirkin kadın çirkin evde kalmalı. Adil olan bu.

sosyalizmin derdi neydi ki, emeğin karşılığını bulması.

bu da bir sorun, emeğe odaklanarak tek faktörlü yaklaşımı.
başka faktörler de var; zeka, yetenek, güzellik bunlar daha verimli sonuçlar ortaya koyabiliyor.
emek o kadar da verimli bir araç değil.

kapitalizm bile bu faktörlere kısmen değer veriyor.
güzel kadınların ya da yetenekli sporcuların kölelik oranını azaltıyor.

Komünizm veya sosyalizm politik-ekonomik-hukuksal eşitlik istiyor.

tamam ben doğadaki eşitsizlik örneklerini neden verdim, çünkü onların bir sonucu olarak bu bahsettiğin eşitlikler de sağlanamaz.

kadının vajinası, erkeğin penisi olduğu için aralarında politik-ekonomik eşitlik sağlanamaz.
örneğin bir işyeri çalışanlarına ürün başına prim versin, kadın ayda 5 gün regl olacağı için ürünleri azalabilir, aynı parayı kazanamamış olur.

resim yeteneği olan biriyle, yeteneği olmayan birinin yaptığı resimlere eşit maddi değer biçmek de anlamsız ve haksızlık olacaktır.

doğal eşitsizlikleri biz yapay olarak eşitlemeyiz.

Turdur
17-06-2020, 12:21
tamam ben doğadaki eşitsizlik örneklerini neden verdim, çünkü onların bir sonucu olarak bu bahsettiğin eşitlikler de sağlanamaz.

kadının vajinası, erkeğin penisi olduğu için aralarında politik-ekonomik eşitlik sağlanamaz.
örneğin bir işyeri çalışanlarına ürün başına prim versin, kadın ayda 5 gün regl olacağı için ürünleri azalabilir, aynı parayı kazanamamış olur.

resim yeteneği olan biriyle, yeteneği olmayan birinin yaptığı resimlere eşit maddi değer biçmek de anlamsız ve haksızlık olacaktır.

doğal eşitsizlikleri biz yapay olarak eşitlemeyiz.

Bakın tekrar ediyorum ve sizde aynı yanlışta ısrar edip duruyorsunuz. Doğadan eşitlik veya eşitsizlik gelmez. Bunlar bizlerin bildiği bir şey, zeminin, toplumun eşit olup olmadığını doğa değil biz biliriz ve bizler dizayn ederiz. Biz çiğ balık yutamadığımız için Karabatak ile eşit değiliz anlamına gelmiyor. Eşitliğin kelime anlamını bilmiyorsunuz. Tanımları tek tek açıklıyorum ama inadınız inat. Burada bunları yazmanızın asıl sebebi nedir bende merak eder oldum.

Kadınla erkeğin cinsel organlarının anatomisi yüzünden eşitlik neden sağlanamasın, eko-politik insan ürünü değil mi? Sen sisteminde ısrarla kadını cinselliği ile öne sürersen o bir süre sonra cinsel metaya dönüşür. Kadın regl dönemi geçiriyor ama CERN'de fizik mühendisi, sen regl olmuyorsun ama sıradan bir işçisin. Regl olmasa sen doğamazsın ki, eşitlikçi toplumda doğum izni, süt izni neden veriliyor? Kadın zaten doğum yaptığı için ilk emekçi ilk üretici oluyor insanlık adına. Sen kadını çocuk doğurma makinasına çevirirsen kadın öyle kalır.

Bu konuda eşitlik, kadının da makinalaşması olamaz, kadın regl oluyorsa regl günlerinde yarım gün çalışsın. Kadın doğum yapıyorsa doğum izni, süt emziriyorsa süt izni olsun. Eşitlik işte o zaman sağlanır. Sizin eşitlik anlayışın kapitalist, kadını tamamen kâr üreten bir makina gibi görüyorsunuz. Sizin annenizi, karınızı böyle gören kapital kendi annesini ve karısına sizin anne ve karınızdan çaldığı emeğin sonucu lüks olarak sunuyor. Sizde bu sonuca onun hakkıdır diyorsunuz. Kafadan kaderci bir tutumla "ben köle doğdumu" kabullenmişsiniz.

Kadın, Osmanlı'da tiyatro sahnesine çıkamıyor, seyircilerin arasında bile olamıyordu. Atatürk bu imkanı verdi, ilk kadın tiyatrocumuz Afife Jale 1919 yılında bir yasağı delerek sahneye çıktı ve polis tarafından göz altına alındı. 1923 yılında Atatürk kadınların tiyatro sahnesine çıkabileceğini duyurdu. Ancak Afife Jale verdiği mücadeleyi daha hayattayken kaybetti, çünkü kadınlara yapılan zulümlere dayanamayıp baş ağrıları çekti ve tedavi için kullandığı morfinin ölümcül zararını gördü. Bugün tiyatrolar kadınsız olmaz, kadın sesi olmayan bir skeç bile insana yaban gelir olmuş. Siz cinsel organ üzerinden ne yapıyorsunuz, kadınları anatomik olarak aşağılıyorsunuz. Bunları kimler yapar, çağdaş insan yapmaz. Bugün bir kadına tiyatro da iş veriyorsun da yapamıyor mu? Fizik mühendisi olamıyor mu? İlla bütün işler fiziksel güce mi dayanmalı, kadını inşaata mı götürüp çalıştıracaksın? Doktor kadın yok mu? Kadın çocuğu hayata hazırlıyor çıkan erkek çıktığı yeri beğenmiyor, bak hele.

İş yeri prim örneği nedir, gene kapitalist bir örnek. Gene köleci bir örnek. Verdiğin örnek tamamen kadını ikinci plana itmek için kurgulanmış bir kâr mantığı. Erkek çocuk doğursun o zaman, regl olmak zorunda kalacak, mantık işi mi bu?

Sen kadını kafadan gömüyorsun, bunun sebebi vajina majina değil onu kolayca dövebilmen, onun sözünü kolayca def edebilmen, köleci sistemin sana verdiği aşağılama alışkanlığı. Senin bilinç altın yüzeye çıkmış olan biten bu. Ekonomi ve politika insan ürünüdür.

Sen Hollanda'da ki kadının neden daha refah seviyesi ve hukuki hakları eşit ona ne diyeceksin, Hollanda'lı kadınların gizli çükü mü varmış? Kadın-erkek arasında ki saydıklarınız doğadan hep böyle olmuş olsaydı Anaerkil toplumlar hiç olmazdı.

Ben komünizmden bahsetmiyorum, sosyalizmden, sosyal adaletten bahsediyorum, sizinde bilinçlice komünizmi hedef aldığınızı söylüyorum.

Doktor da olsa, garson da olsa
Zeki de olsa, gerizekalı da olsa
Yetenekli de olsa yeteneksiz de olsa
Güzel de olsa, çirkin de olsa hepsine benzer hayat kalitesi sunan sistem.

Ben böyle bir sistemde yaşamak istemeyeceğim gibi bu sistemi adil de bulmuyorum. Doktorla garsona benzer hayat kalitesi sunulması haksızlık.

Ne olursan ol, ileri zeka geri zeka, güzel çirkin, doktor garson, sen insansın yaşam hakkın vardır, hukuken eşitsindir, birinin doktor olması diğerini ezmesine sebep olamaz. Hayat kalitesi nedir onu da anlattık ama onu da okumamışsınız. Bir toplumda hayat kalitesi üst seviyedeyse ondan doktorda faydalanır geri zekalı veya ileri zekalı da. Engelli insanda sanatçıda. Sen ısrar ve inatla sosyal adaletin, sosyalizmin, hukuksal garabetsizliğin sürekli üstte ki insanı rahatsız edeceğinden şikayet edip duruyorsun. Sosyalizm insanların emeklerinin karşılığını alabilmesi üzerine geliştirilmiş eko-politik bir ideolojidir, aslında ideoloji bile olmayabilir.

Uzay ajansı çalışanıyla cafe de garsonluk yapan bir yarı vasıflı çalışanın aynı değerde olacağını anlayamıyorsun, bu değer maddi değer değildir insani ve politik değerdir. Maddi açıdan tabi ki de bir cerrah ile hemşire aynı dereceden maaş alamaz. Ama her ikisi de hukuken eşit olacaktır. Kapitalizmde değerleri kapitaller koyar bu yüzden baştan sona kâr değer sayılır, parası olan olmayanı ve hatta hiç bir zaman olması mümkün olmayacak olanı ezer geçer. Bunun anlaşılmayacak bir tarafı yok, sen örnekleri ve yaşananları ısrarla okumamak ve görmemek üzerine programlamışsın kendini. Sovyet sosyalizminin çıkardığı kadar büyük yazar, matematikçi, fizikçi, sporcu, baleci, jimlastikçi, santrançcı, uzay mühendisi, ve mühendis senin ülkenden çıkmıyor. Hani senin ülkende kapitalist sistem neden çıkmıyor, yeterince rekabet yaptıramamışlar mı?

Senin kendi ülkende büyük sanatçı diye andığın isimlere bak, hemen hemen hepsi sosyalist, sosyal adaletçi kişilikler.

kapitalizm bile bu faktörlere kısmen değer veriyor.
güzel kadınların ya da yetenekli sporcuların kölelik oranını azaltıyor.

Kapitalizm değer vermez çünkü değer yargısı yoktur, araklar, çapul eder, güzel kadın para peşine düşer, alınır-satılır bir metaya bile dönüştürülür. Yetenekli sporcu da futbol veya basketbol sektörünü sömürenlerin kölesidir, kâr etmiyorsa işi yoktur. Futbol tamamen bir kapital aracıdır. Bunun hakkında bir konu açmıştım forumda. Ortaya bir kaç Messi Ronaldo çıkar baronlar bütün parsayı şike, bahis dahil kendi ceplerine doldururlar. O beleşe bulduğu parayla gelir senin dağına siyanür döker sende ekranda Ronaldo'ya bakıp alkış çekersin. İşçi sınıfına verilmiş bir oyuncak. Bakın bu yıl Trabzonspor'un nasıl devlet erkanı müdahalesiyle şampiyon yapılmak istendiği yazıp çizdiler, ben onların yalancısıyım. Sahte bir dünya, kapitalizmin futbolu futbol değildir ticarettir. Liglerde ki haksızlığı ve uluslararası maçlarda ki ırkçılığı görüyor musun? Futbol futbol değil para tuzağıdır bende senelerdir izlemem. Tam bir tüketim ürünü, evelden çocuklar futbol oynarlardı büyükler de oynarlardı, şimdi oyuncudan tüketiciliğe geçtiler. Dünyanın bütün kapitalist ülkelerinde futbol iktidarın ilişkisi içindedir. Bak Türkiye'de ki futbol geçmişine ben o konu hakkında da konu açmıştım. Futbol bugün bir spor değil kapitalin elinde bir bahis ve şike aracıdır, çocuklar bile sokaklarda futbol oynamazlar artık çünkü işçi sınıfı gibi ekonomik skalası ve entellektüel seviyesi düşük insanların ceplerini boşaltan bir sistemin ürünü olmuştur. Çocuklar için tüketim başka sektörlere çekilmiştir

Futbol izliyorsan buyur söyle, bu ülkede kaç yıldır sadece futbol oynanılıp şampiyonluk kazanılıyorr? Bugün kaç futbol kulübünün başında "futbolcu" vardır?
Futbol liglerinde bile tekelleşmeler olmuştur, Almanya'da Bayern Münih tekel olmuştur çünkü futbol artık sermaye oyunudur. Bugün Trabzonspor'un şampiyonluğunu ve dün Galatasaray'ın şampiyonluğu belirleyenler gerçekten de sahada ki kalite midir, futbolun kendisi midir yoksa kirli ilişkiler içinde ki sermayedarlar veya bürokrasi midir? Trabzonspor şampiyon olsa bile neden AŞL'ye gidemeyecektir?

Senin elinden futbolu bile almışlar da haberin yok, odaklandığın tek şey para puan. Yüksek para köle sahibi olmak. İster futboldan gir konuya istersen kadını ikinci plana itmekten. Nereden tutsak elimizde kalıyor. Hiç bir yerinde insani bir değer yok, her yerinde kâr odaklanması var.

Yıldıztozu
17-06-2020, 18:10
Doğadan eşitlik veya eşitsizlik gelmez.

Gelir. Doğayı tanımıyorsunuz.
Doğanın gücü toplumun gücünden her zaman fazladır.

Eşitlik amacıyla ortaya atılan her türlü fikir, sistem zırvadır.
Komünizm de zırvadır.
Bill Gates ile Turdur'un aynı yemeği yemesini beklemek, aynı mahallede komşu olmasını beklemek, bunu hayal etmek zırvadır.
Doğaya karşı gelmektir. İnsanlık adına bir felakettir. Adaletsizliktir.

Evet komünizmi büyük bir felaket olarak görüyorum. İnsanların eşitlenmesi fikrini korkunç bir fikir olarak görüyorum. Onun yerine kapitalizmi tercih ederim, hatta şeriat sistemini bile komünizme tercih ederim. O derece.

Kapitalizm değer vermez çünkü değer yargısı yoktur, araklar, çapul eder, güzel kadın para peşine düşer,

Kendi içinde çelişkili cümleler.
Değer verdiği bir şey yoktur dedikten sonra paraya değer verir demen tam bir çelişki.

Doğanın nasıl işlediğini bilmeyen biriyle tartışmaya devam edemem.

Turdur
18-06-2020, 02:50
Gelir. Doğayı tanımıyorsunuz.
Doğanın gücü toplumun gücünden her zaman fazladır.

Eşitlik amacıyla ortaya atılan her türlü fikir, sistem zırvadır.
Komünizm de zırvadır.
Bill Gates ile Turdur'un aynı yemeği yemesini beklemek, aynı mahallede komşu olmasını beklemek, bunu hayal etmek zırvadır.
Doğaya karşı gelmektir. İnsanlık adına bir felakettir. Adaletsizliktir.

Evet komünizmi büyük bir felaket olarak görüyorum. İnsanların eşitlenmesi fikrini korkunç bir fikir olarak görüyorum. Onun yerine kapitalizmi tercih ederim, hatta şeriat sistemini bile komünizme tercih ederim. O derece.



Kendi içinde çelişkili cümleler.
Değer verdiği bir şey yoktur dedikten sonra paraya değer verir demen tam bir çelişki.

Doğanın nasıl işlediğini bilmeyen biriyle tartışmaya devam edemem.

Yıldıztozu; Siz dünyada ne pisliğin ne kadar pespayelik uğruna döndüğünü bilmiyorsunuz. Ben size hiç bir zaman Komünizmi anlatmadım, sosyalizmi ve sosyal adaleti anlattım. Yazdıklarımı okumuyorsunuz, cümlemi değil kelimeyi çekip değerlendiriyorsunuz.
Sosyal adaleti, sosyal eşitliği ısrar ve inatla çarpıtıyorsunuz. Yazdıklarınızın tutarlı hiç bir tarafı yok, eko-politik desek yok, antropoloji desek yok, eşitliğin ne olduğunu anlamıyorsunuz. Tanımları sözlükten alıp teker teker ekledim, ilkokulda ki kelime kutuları vardı hani, onlar gibi aynen. Ama soru-cevap değil derdiniz.

Lunaparkın ışıklarından ve şatafatından etkilenmiş çocuk gibisiniz, her şeyini verebilecek kadar etkilenmiş.

Neden Gates benimle aynı yemeği yiyemiyormuş, ikimizde makarna seviyor olamaz mıyız, o yumurta yiyor da biz kozalak mı yiyoruz?
Gates ve benim sindirim-boşaltım sistemim aynı. Bu kadar Tanrılaştırmayın. Adamın lezzet algısında bozukluk olur sokakta ki şarapçı kadar tat alamaz hale gelir. Gates için kendinizi paralamayın, onun sizden haberi bile yok. O şu an nasıl tarımı bitiririm nasıl insanlığı ele geçiririmin derdinde. Sen ve senin gibiler de onun idealleri uğruna katil veya şehit olmayı çoktan kabullenmişsiniz ama sizin gibilerden olsa olsa Niyazi olur.

Kimse sizi kimseyle eşitlemeyecek, zaten bunu hak etmediniz bu haklarınız uğruna da hiç bir şey yapmadınız. Gönüllü köleliğiniz devam edecek.
Şeriatı Komünizme tercih etmeniz zaten bilinç altınızın yüzeye çıkması, bunu bir önce ki mesajım da yazdım zaten. Bir kadınla veya zenciyle eşit olmaktansa Şeriat isterim demek size daha mantıklı gelmiş. İşin ucunda hep bir efendi arıyorsunuz.

Şunu tekrar edeyim;

Siz bu yazdıklarınızdan sonra hiç bir suretle, bir Işid cinayetini, bir çocuk tecavüzünü, bir yolsuzluğu-hırsızlığı ve bir köpek tecavüzünü eleştiremezsiniz, kınayamazsınız.

Kendi içinde çelişkili cümleler.
Değer verdiği bir şey yoktur dedikten sonra paraya değer verir demen tam bir çelişki.


Bu insani bir değer değildir. Kapitalizmde değer yargısı yoktur, kâr değeri değer yargısı değildir.

Doğanın nasıl işlediğini bilmeyen biriyle tartışmaya devam edemem.

Sen tartışmıyorsun ki, efendilerin sözcülüğünü yapıyorsun hemde onların buna ihtiyacı yokken.
Doğa işlemez, işletmeci değildir. Sabahtan akşama kadar buraya neden Japon insanı ile Arap insanı arasında ki kadına, hayvanlara, çocuklara, hukuğa, sosyal ilişkilere karşı olan davranışlar-tutumlar bu kadar değişkendir desem ve anlatsam nafile.
Arabistan doğası ile Japon doğası der işin içinden çıkarsınız.

spartacus
18-06-2020, 05:38
Gelir. Doğayı tanımıyorsunuz.
Doğanın gücü toplumun gücünden her zaman fazladır.

Eşitlik amacıyla ortaya atılan her türlü fikir, sistem zırvadır.
Komünizm de zırvadır.
Bill Gates ile Turdur'un aynı yemeği yemesini beklemek, aynı mahallede komşu olmasını beklemek, bunu hayal etmek zırvadır.
Doğaya karşı gelmektir. İnsanlık adına bir felakettir. Adaletsizliktir.

Evet komünizmi büyük bir felaket olarak görüyorum. İnsanların eşitlenmesi fikrini korkunç bir fikir olarak görüyorum. Onun yerine kapitalizmi tercih ederim, hatta şeriat sistemini bile komünizme tercih ederim. O derece.


Kendi içinde çelişkili cümleler.
Değer verdiği bir şey yoktur dedikten sonra paraya değer verir demen tam bir çelişki.

Doğanın nasıl işlediğini bilmeyen biriyle tartışmaya devam edemem.
Yani, şunu mu diyorsun?

Diyelim ki kaldırımda yürüyordun, bir zenginin şimarık çocuğu araçla geldi sana vurdu.

Şöyle bir bacağını orta yerinden kırdı.

Bir de sana tazminat davası açtılar. Öyle ya sen O'nunla bir olabilir misin?

Mahkemeye çıktın, utanmadan bir de asıl ben davacıyım mı diyeceksin?
Seni aşağılık mahluk...

Bak hele birde yasaların herkesi kapsamasını mı(yasalar karşısında eşitlik mi) isteyeceksin?

Seni gerizekalı dangalak.

Eşitlik nedir bilir misin?

Kişilerin birbirine eşit olması demek değildir. Bir ara değineyim, şimdi değmez...

Düşünsene dünyada o kadar spor dalı var.

Tümü de aptal, zira senin gibi akıllısı çıkmamış.

Gates 100 metre yarışında birinci olmalı. 99.metreden başlamalı, bir adım atmalı, yarış bitmeli.

Neymiş öyle start çizgisi vs. Hem birileri de çıkar, eşit şartlarda yarışa başlamaktan söz ederse, sen dermişsin ki;

Eşitlik zırvalık.

Sana derler ki; gerizekalı cahil.

Felaket saçmalıyorsun Yıldıztozu, hani bu kadar saçma-sapan ifadelere, teorik bir şey yazmaya gerek görmedim.

Sadece, ısrarla saçmalıyorsun...

Kapitalizm doğa mı, kapitalizm bok gibi bir sistemdir sadece... Sen sistemin kölesi olursan, elbette başka türlü düşünememen normal. Sistemin atgözlüklü zihniyetini aşmak, dinciliği aşmak kadar zordur, ama aşılır...

kartopu
18-06-2020, 07:15
Komünizm bana şöyle görünüyor;

Ben böyle bir sistemde yaşamak istemeyeceğim gibi bu sistemi adil de bulmuyorum. Doktorla garsona benzer hayat kalitesi sunulması haksızlık.
Güzel kadın güzel evde kalmalı, çirkin kadın çirkin evde kalmalı. Adil olan bu..

Bak bu sözü tuttum işte Güzel kadın güzel evde Çirkin kadın çirkin evde ne o makyaj salonları çirkini güzel yapmak için uğraşıyor. Bir de estetik merkezleri kurmuşlar Bu kapitalizm de insan doğasıyla uğraşıyor.
Böyle olmaz ki.

Ha bir de Doktor garson kıyaslaması var. Ah o tıp fakültesi bu kadar uzun olmayacaktı. Sonun da teknoloji bir çok mesleği yok edecek ne doktorluk ne garsonluk kalacak Bu fakülteler para tuzağı Yarın robot amaliyat ederse ne olacak o kadar zaman o kadar emek uçup gidecek. Garsonluk gine masrafsız yok olsa da bir şey kaybetmemiş olursun.

Yani gelecek de insana çok morel vermiyor hayal kur boşa gitsin.Sahi bu kapitalizm de komünizm in yollarının taşlarını mı döşüyor bende şaşkınım .

Turdur
18-06-2020, 07:26
Güzel kadın güzel evde kalmalı, çirkin kadın çirkin evde kalmalı. Adil olan bu.


Sana güzel olan bana çirkindir, bunun ayarını mı arayacaksın? Bu güzel-çirkin estetik anlayışınız Antik Yunan idealizminin size yağlı bir kazığıdır.

Çirkin neden evde kalıyor ki, bak evde kalan Hülya Avşar olmuş hemde Feraye gibi sana muhakkak çirkin gözükecek bir kadınla aldatılmışken. İyi mi?

Güzellikten çirkinlikten sana ne, "adil olmak" seni zorla çirkinle mi evlendirecek? Bıraksana isteyen istediğiyle evlensin neden karışıyorsun, buradan adillik çıkarmaya zorlama, çünkü örneklemen bile garabet oluyor. Adalet için çirkin gördüğünü zorla mı evde tutacaksın?

Senin bu kadınlarla sorunun patolojik bir hal almış.

Yıldıztozu
18-06-2020, 09:47
Komünizmi eleştirince kapitalizmi savunmuş olmuyoruz. Yine olmayan bir şey çıkarmışsınız.
Neyse sonuç itibariyle ben yarışmayı anlamlı bulduğum için komünist sistemde yaşamak istemezdim. Bu kısım işin bireysel tercih boyutu.
Bireysel tercih dışında komünizmde sıkıntılı gördüğüm kavramları da söyledim.

Örneğin komünizm herkese ihtiyacı kadar verilsin diyor ama ihtiyaç tanımının nesnel tanımı yok.
Emek faktörüne odaklanıyor ama emek verimli bir yöntem değil, ayrıca tek faktöre odaklanmış.

Komünizmde sınıf ayrımı olmasın diye herkese iş yaptırılıyor, yani aslında herkes köle oluyor. Bu da insanlığı bir çok zevkten mahrum bırakıyor. Bu zevkler efendilere ait değil, insanlığa ait. O efendileri insanlığın temsilcisi gibi düşünün, kıskanmayın. Uzaya gönderdiğimiz astronotlar gibi onlar temsilci.

Örneğin dün masaj yaptırdım. Masaj yapan köleydi, ben efendi. Sonra internetten yemek siparişi verdim. Eve getiren kurye köleydi, ben efendi. Eğer karşılıklı köleliği getirirseniz insanlığın elinden tüm bu zevkleri çalmış olursunuz. Bakın efendilerin elinden demiyorum, insanlığın elinden çalmış olursunuz.

Komünizmde de bu imkanlar var diyebilirsiniz, ama aslında tam olarak yok. Şöyle ki komünist sistemde güzel bir yemek yenilebilir belki ama üstüne bulaşıkları yıkamanız beklenir. Yani köleliği sırayla herkese yaptırır. E böyle olunca o zevklerin de tadı kalmıyor zaten.

Robotlar falan gelişene kadar kölelik sistemine devam.

kartopu
18-06-2020, 10:56
Robotlar falan gelişene kadar kölelik sistemine devam.

Komünizm de Kim kimin kölesi mesela. Efendi yoksa köle var mı.?

Robotlar gelişti. Bak bankalar kart sitemine geçmesi ile 20 bin insan köle (çalışamaz duruma geldi) olmaktan çıktı. Fabrikalar da robotlar çalışmaya başladığında işçilerin % 20 si işsiz kaldı. Yeni dijital ve Online sistemi ile binlerce öğretmen ve bankacı işsiz yani köle olmaktan istifa ettirilecekler.

Yani bu kapitalist sisteme işçi bile ağır ve maliyetli, gelmeye başladı.

Evet Sn Yıldıztozu köleliği bile kaçırdın İşin zor kapitalist olmayı kaçırdın köle ler kölelikten istifa ettiriliyor onlarla alay etmeyi kaçırdın. Senin için hayat zevksiz olmaya başladı.Ne dersin...

Masaj ı da makinalar yapacak o zevkten de mahrumsun vücudun da pamuk eller dolaşamayacak.

Yıldıztozu
18-06-2020, 11:54
Komünizm de Kim kimin kölesi mesela. Efendi yoksa köle var mı.?


Kimin kölesi sorusu yanıltıcı. Dindarların ''dağları kim yarattı'' demesi gibi.
İlla ki birisi olması gerekmiyor.

Bulaşık yıkama eylemi kapitalizmde de gerçekleşse komünizmde de gerçekleşse yıkayan kişi için aynı eylem.
Kapitalizmde patronun keyfi için yıkarsın, komünizmde sistemi ayakta tutmak için yıkarsın.
Yıkayan kişi açısından fark yoktur. Aynı eylemi yapar.
İkisi de kölelik.

antkanser
18-06-2020, 12:19
Kimin kölesi sorusu yanıltıcı. Dindarların ''dağları kim yarattı'' demesi gibi.
İlla ki birisi olması gerekmiyor.

Bulaşık yıkama eylemi kapitalizmde de gerçekleşse komünizmde de gerçekleşse yıkayan kişi için aynı eylem.
Kapitalizmde patronun keyfi için yıkarsın, komünizmde sistemi ayakta tutmak için yıkarsın.
Yıkayan kişi açısından fark yoktur. Aynı eylemi yapar.
İkisi de kölelik.

oKxt8CSxfu8

yukarda ki videoda ki adama bir şeyler anlatabilirsiniz.
ama alıntı yaptığım adama anlatamazsınız?

çünkü kendini akıllı zanneden, bir zavallı köle, olduğunu, bulaşıkçı olduğunu, hatta hacet den sonra kendi kıçını yıkayan, bir primat olduğunu dahi bilmeyen , asalak dan başka bir şey değil.

boşuna bir şeyler anlatıyorsunuz, anlatmaya çalışıyorsunuz. kapasite sorunu algılayamıyor. hafıza yetmiyor, işlemci yetmiyor, disk de "bed sektör" çok fazla.

çöpe atın yeni birini alın.
:rapture:

Turdur
18-06-2020, 14:09
Kimin kölesi sorusu yanıltıcı. Dindarların ''dağları kim yarattı'' demesi gibi.
İlla ki birisi olması gerekmiyor.

Bulaşık yıkama eylemi kapitalizmde de gerçekleşse komünizmde de gerçekleşse yıkayan kişi için aynı eylem.
Kapitalizmde patronun keyfi için yıkarsın, komünizmde sistemi ayakta tutmak için yıkarsın.
Yıkayan kişi açısından fark yoktur. Aynı eylemi yapar.
İkisi de kölelik.

Hadi be, giriş seviyesine yanaş artık. Burada trollük yapmakla eline bir şey geçmez, paranın insanın önünde olduğu sistem de insanın değeri olmaz. Sen evlendin ama eşinden önce para geliyorsa, orada mutluluk ne arar, karının sağlığından sana ne olur?

Hala kölelik diyorsun, kölelik nedir anlatıyoruz geçiyorsun.

Sen büyük ihtimal ailenin tek çocuğu veya en küçüğüsün, fena şımartılmış zora gelemeyen, şımartılmışlığı yüzünden hayat tecrübesi elde edememiş, iki kelimeyi anlamaktan aciz bir tipsin. Tabi ki de sen köleliği savunacaksın, yadırgamıyorum artık.

Burada yorum yazıyorum diye bize de köpeklerim, kölelerim diyebilirsin.

Birde gelmiş dindar örneği veriyorsun, kapitalist-dinci koalisyonu savunuyorsun. Kafan almıyorsa yapacak bir şey yok. Eşitlik olacağına Şeriata razısın sonuçta : ) İlla köle olacaksın. Patolojik vakasın, mazoşist tutumların.Senin hayatın şımartılma-donma ve intikam alma rotasında gidiyor. Aklınca iki tane sağdan soldan duyma saçmalıkla Komünizmi eleştiriyorsun. Şimdi hayattan intikam mı alacaksın, onu da en ezilmiş kitleye yapacaksın gücün bu kadar. Annen baban yaşlandı pohpohlamalar yaşına uygun değil, parayı da bulup köle edinemedin, kadınları aşağılık köle görüyorsun sanırım başkası tercih edildi, beki de paran yetmedi he? İlişki yaşadığın kadınları da parapuanla mı elde etmiştin? Böyle tatmin ol o zaman. Ola ola forum trolü oldun. Yediğin ekmekten sebzeden haberin yok senin, hala diyorsun ki kapitalizm yarıştırmacı, iyi de bu hayrına mı? Sen çıkan sonuçtan, atom bombalarından, hava kirliliğinden, soygundan, katliamlardan, iç savaşlardan ve yalan yanlış ilaçlar kullanmaktan, GDO yutmaktan, nitrat yutmaktan, elindekinin gasp edilmesinden muaf mısın?

Bulaşık yıkama eylemi kapitalizmde de gerçekleşse komünizmde de gerçekleşse yıkayan kişi için aynı eylem.
Kapitalizmde patronun keyfi için yıkarsın, komünizmde sistemi ayakta tutmak için yıkarsın.
Yıkayan kişi açısından fark yoktur. Aynı eylemi yapar.
İkisi de kölelik.

Bulaşık yıkama eylemi gene aynı eylemde, içeriği ve sonucu aynı mı acaba? Sen kaç yaşına gelmişsin şu ülke de ki talana ve soyguna karşı bir kelime edemiyorsun. Hiç bir şeyden haberin yok, ne düzgün bir argümanla geliyorsun ne de Türkçe biliyorsun.

Sen sosyal adaletten bir yoksunsun, böyle büyütülmüşsün sen düzeltilemez bir vakkasın çünkü seninkisi patolojik olmuş. Bunları analiz olarak yazmıyorum, herkesin gözü önünde sana tane tane tanımlamaları yaptık, kölelik nedir bilmiyorsun, emek nedir bilmiyorsun, artı değer nedir bilmiyorsun, hayat kalitesi nedir bilmiyorsun, kapitalist-dinciler nikahını bilmiyorsun.
En önemlisi eşitlik nedir onu öğrenemiyorsun. Sen hayatında kendi mücadeleni kendin yapsaydın böyle abuklamazdın. Hazır yiyici, sen anneni de köle olarak görüyorsundur. Oda bulaşık yıkıyor çünkü.

Kapıda pizza getiren adam neden senin kölen oluyor, nasıl bir ideolojik, bilimsel, fizyolojik, biyolojik bir açıklama yapacaksın? Adam işe girmiş çalışıyor, Sosyalizm varsa Sosyal Adalet varsa adamın emeğini çalmayacaksın. Çalan kapitalist sistemin üretmesidir işte, bir yetişkin insan bunu nasıl anlayamaz. Ortada çapul varsa meydanda dinci olur, kalpazan olur, çapulcu olur, mafya olur. Senin ülkende maske sıkıntısı yok denilmiş, senin maskeler İngiltere'ye, İtalya'ya, Amerika'ya efendilerine gönderilmiş sana maske ulaştıramamışlar. 10 bin km uzağa uçakla götüren efendilerin sana maske bile vermediler. İddia o ki İngiltere o maskeleri kalitesiz diye YPG'ye bağışlamış. Sen burada paranla maske bulamadın sen hangi para puanla yaşayacaksın. En çok maske sende vardı ama paran geçmedi, çünkü parayla satışı yasakladılar. Sen tutturmuşsun Gates'in kıçını Gates'in ayaklarının altını...

Burada ekşisözlük modellemesi gibi saçma sapan şeyler yazıyorsun. Sana yazmaya değmez bu saatten sonra, sen dezorganize benzeri nevrotik tiplerden birisin işte. Hazır yiyici, gereksizce şımartılmışlık. Yaşın geçtikçe bunlar yetmiyor tabi, pizzacı kölem bulaşıkcım kölem. Dur bakalım daha ne kadar düşeceksin, evinde akvaryum besleyip balıklara köle çekecek kadar mı?

Daha da yazmaya değmez sana.

kartopu
18-06-2020, 16:28
Bulaşık yıkama eylemi kapitalizmde de gerçekleşse komünizmde de gerçekleşse yıkayan kişi için aynı eylem.
Kapitalizmde patronun keyfi için yıkarsın, komünizmde sistemi ayakta tutmak için yıkarsın.
Yıkayan kişi açısından fark yoktur. Aynı eylemi yapar.
İkisi de kölelik.

Bulaşığı makina yıkıyor artık yani bulaşık yıkayacak köle kapitalizm de bile yok. Doktorluğu robot yapacak, mühendisliği yapay zeka, Öğretmenliği de bir makina yapar. ne kaldı tarlada çalışan insan onu da yapay beyin konulan traktör Kölen olsa ona verecek iş kalmıyor. Bedavadan köle mi bakacaksın sal gitsin zaten pazarda değeri de kalmayacak.
Yani sana zevk veren bir şey kalmıyor. Bence sen bir daha düşün kölenin maliyeti yüksek . Bir tek zevk için köle beslenmez.

Tekrar söylüyorum Köle maliyetli ona göre bu kadar bedel zevk için de çekilmez sermayeyi tüketir köle olmak için sıraya girersin. Bak söylemedi deme.

Yıldıztozu
18-06-2020, 17:22
Gates 100 metre yarışında birinci olmalı. 99.metreden başlamalı, bir adım atmalı, yarış bitmeli.

Neymiş öyle start çizgisi vs. Hem birileri de çıkar, eşit şartlarda yarışa başlamaktan söz ederse, sen dermişsin ki;

Eşitlik zırvalık.

Yarışa eşit koşullarda başlamaya doğa izin vermez. Siz start çizgisiyle eşit koşullar yarattığınızı sanırsınız oysaki Usain Bolt doğuştan fiziksel üstünlüğe sahiptir. Diğer yarışmacılarla eşit koşullarda başlamaz yarışa.
Ne kadar eşit imkanlar sunmaya çalışırsan çalış, doğa onu bozacaktır.

Senin mantığınla yaklaşırsak insanlar da eşit başlamıştı hayata, hepsi birer sperm ve yumurta hücresiydi. Al sana adalet ve eşitlik o zaman.
Sonra o hücrelere noldu, start çizgisindeki eşitlik doğa tarafından bozuldu. İnsanlar tarafından değil doğa tarafından.

Yıldıztozu
18-06-2020, 17:58
Komünizmin kıskançlıktan doğduğunu düşünmeye başladım. Zenginlere duyulan kıskançlık duygusu ile hizmet etmekten duyulan rahatsızlık duygusu komünizmi ortaya çıkarmış görünüyor.

Komünizmin esas amacı fakirlerin hayat kalitesini artırmak değil, zenginlerin hayat kalitesini düşürmek. Kıskançlıktan dolayı zenginleri kendi seviyelerine düşürmeyi hedefliyor.

Sizin efendi dediğiniz zenginleri ben insanlığın temsilcisi olarak görüyorum. Astronotlar gibi temsilci onlar.
Astronotun uzaya çıkabilmesi için binlerce insan emek sarfediyor, ama sadece 2-3 astronot çıkabiliyor. Diğer emek sarfedenler çıkıp da ''haksızlık bu, emeği biz sarfettik ama 2 kişi çıktı uzaya'' demiyor.
İşte lüks evlerde kalan zenginler de astronotlar gibi insanlığın az sayıdaki temsilcileri. Lüks ev için binlerce kişi emek sarfedyor ama 3-5 kişi orada kalabiliyor.
Lüks evleri kıskanmak yerine insanlık bu yapılarla gurur duymalıdır.

Şüpheci Dinsiz
18-06-2020, 22:37
Hırsız insanlara göz mü yumulsun?
Kendi lehine hırsızlığı kanun haline getirmiş olan insanlara göz mü yumulsun?
Kendi lehine hırsızlığa itiraz edenleri kiralık katillerine öldürten, dövdürten, özgürlüğünden mahrum bıraktıran insanlara göz mü yumulsun?
Kendi lehine hırsızlığı kanıksatmak için eğitimden medyaya her köşe başını tutup insanların beynini yıkayan, öğrenilmiş çaresizlik kurbanı haline getiren insanlara göz mü yumulsun?

Herhalde trollük yapıyor. Aksi, ciddi bir farkındalık sorunu olurdu.

antkanser
18-06-2020, 22:56
Hırsız insanlara göz mü yumulsun?
Kendi lehine hırsızlığı kanun haline getirmiş olan insanlara göz mü yumulsun?
Kendi lehine hırsızlığa itiraz edenleri kiralık katillerine öldürten, dövdürten, özgürlüğünden mahrum bıraktıran insanlara göz mü yumulsun?
Kendi lehine hırsızlığı kanıksatmak için eğitimden medyaya her köşe başını tutup insanların beynini yıkayan, öğrenilmiş çaresizlik kurbanı haline getiren insanlara göz mü yumulsun?

Herhalde trollük yapıyor. Aksi, ciddi bir farkındalık sorunu olurdu.

köleliğin normal olduğunu doğanın bir kanunu olduğunu iddia eden biri için mi bu sorunuz?

fakirliğin yok edilmesinin aslının zenginliğin bahanesi ile zenginlerin hayat kalitesini düşürülmesi olduğunu iddia eden birine mi bu sorunuz?

güzelliğin ne derece görece olduğunu bile bilmeyen ve akabinde güzel kadın güzel evde çirkin kadın çirkin evde oturmalı diyen birine mi bu sorunuz?


bulaşık yıkamanın bir emek olmadığını, yediğin zıkkımın bulaşığını yıkamanın, kıçını yıkamak zorunda olmakla, faksız olduğunu, kıçını bir başkasına yıkatmak isteyen, öküze mi bu sorunuz?

üstünlük diye topluma yutturulan, farklı yeteneklere sahip olmayı bile, ayıramayan , kendisi de, tüm gün bilgisayar tepesinde, öteye beriye kendi çapında laf yetiştirmeye çalışan, bir çirkinlik abidesi olduğu halde, kendini güzel sanan, bu embesile mi, bu sorunuz

"Herhalde trollük yapıyor. Aksi, ciddi bir farkındalık sorunu olurdu"

bu farkındalık da değil trollük de, bu mallık.

ilahimasal
18-06-2020, 23:42
Bunu yazıcam kusura bakılmasın.

Hani ebeveynin ilk çocukları dunya ya gelince ne kadar sevinirler.

Tıpkı ateizmi idrak eden bir üyeye olan sevinç gibi.

Ama ne bilsin ebeveyn o ilk çocugun büyüyünce bir p.ç olacagını. P..c dediysem anası babası belli olmayan değil. Bilakis ana baba kesinlikle belli .
Bu p.ç , anasına babasına IHANET eden onlara kazık atan p.ç

İşte ateizmi kavradıgı sanılanlar , aynı bu ebeveynin hayırsız hain çocukları gibi olanlardır.

Ebeveyn, dunyaya geldiginde bagrına bastıgı bu p.ç in bir gün gercek yüzünü görünce ..... işte bildiginiz.

Komunizmin üretim ile alakalı ne varsa tamamının mülkiyeti sahibi tapusu olayını ortadan kaldırdıgı durumunu atlayıp , ebeyninine hainlik yapan p.c gibi yok kıskanıyorsunuz , köle , doga , esitlik , zırva gibi söylemlerle komunizmi bir yerlere cekiyorsa ... evet ona p..c demekte sakınca yok. Annesi ve babasına yaptıgı ihanetten dolayı p..ç diyorum

Ebeyninden hosnut degilsen niye onlarla aynı evi paylaşırsınki ? Git övdügün hırsız hain sömürücülerle yasa p.c
Ebeveynlerine zırva deyip ordan kopamamak da neyin nesi.

Evet trollük . Başkada bir şey degil.

Ahlaksız
18-06-2020, 23:47
….
Kapitalizm doğa mı, kapitalizm bok gibi bir sistemdir sadece... Sen sistemin kölesi olursan, elbette başka türlü düşünememen normal. Sistemin atgözlüklü zihniyetini aşmak, dinciliği aşmak kadar zordur, ama aşılır...
Sevgili spartacus;bu sistem o kadar kötüyse,5000 senedir bu sistem niye ortadan kalkmadı/kaldırılmadı?

5000 senedir devletler darbelerle/savaşlarla yıkılmış,yenileri yapılmış ama bu sistem yine işlemiş..
5000 senedir dinler/mezhepler yaratılmış ve yok edilmiş ama bu sistem yine işlemiş..
5000 senedir soykırımlar yapılmış,toplumlar ortadan kaldırılmış ve boşlukları başka toplumlar doldurmuş ama bu sistem yine işlemiş..
Ne devrimler,ne ayaklanmalar,ne isyanlar olmuş ama bu sistem yine işlemiş..
Niye?
İnsanlar,kendi yarattıkları b.k gibi sistemi muhafaza etmekte binlerce yıldır niye ısrar ediyorlar?
Bu sorunun teknik açıklamasını yaparsınız ama bu tatmin edici olmuyor işte..
5000 yıldır,sistemi ortaya çıkaran zengin/seçkin azınlık,hep var olduğu için,bu sistem ayakta kalıyor filan dersiniz ama dediğim gibi,devletler/imparatorluklar ortadan kaldırılmış ama yerine alttan gelenler,yine aynı b.ku savunmuşlar..!

''Eşitsizlik,adaletsizlik,haksızlık oluyor'' diye isyan edenler;erk sahibi olunca,aynı b.ku yemişler..5000 yıldır böyle..!

Bugün ''mağdurum/mazlumum'' diyenler,yarın iktidara gelse,herkesin anasını avradını şey ederler..Tarih boyunca bu olmuş..!

Diyeceğim,sorun sistemin kendisinde filan değil..Sistemi revize etmekle filan bir yere varamazsınız..Yani adaletsizliği/eşitsizliği bu b.k sistemi ortadan kaldırıp,yeni bir sistemle ilga edemezsiniz,mümkün değil bu..

Çünkü insan denen hayvanı,öyle kanunlarla/yazılarla/sistemlerle filan kontrol edemezsiniz..5000 yıldır zaten bu yapılmaya çalışılıyor ama yapamadılar bir türlü..
Çözüm sistemi ortadan kaldırmak değil,insanı ortadan kaldırmaktır..
Yani aslında b.k gibi olan sistem değil,b.k gibi olan biziz..
Biz iyi bir şey olsaydık,5000 yıldır devam eden bu sistemi ortadan kaldırırdık ama yapmadık bunu..B.k gibi sistemi,b.k gibi insanlar yaratır ve devam ettirir,mesele bu..

Antik tarihte Sümer'de Urukagina,Mısır'da Akhenaton..
Geçen yüzyılda Türkiye'de Atatürk,Küba'da Castro..
Yaptıkları devrimler ne işe yaradı?
Hiçbir işe yaramadı..!

Komünizm ya da sosyalizmin de nihai amacı DEVRİMDİR..Sanayi devrimi,bilimsel devrim,dinsel devrim,kültürel devrim..Tarih devrimlerle dolu ama hepsi bu b.ktan sistemi daha da pekiştirmiştir işte..
https://tr.wikipedia.org/wiki/Devrimler_ve_ayaklanmalar_listesi

antkanser
19-06-2020, 00:27
Sevgili spartacus;bu sistem o kadar kötüyse,5000 senedir bu sistem niye ortadan kalkmadı/kaldırılmadı?

5000 senedir devletler darbelerle/savaşlarla yıkılmış,yenileri yapılmış ama bu sistem yine işlemiş..
5000 senedir dinler/mezhepler yaratılmış ve yok edilmiş ama bu sistem yine işlemiş..
5000 senedir soykırımlar yapılmış,toplumlar ortadan kaldırılmış ve boşlukları başka toplumlar doldurmuş ama bu sistem yine işlemiş..
Ne devrimler,ne ayaklanmalar,ne isyanlar olmuş ama bu sistem yine işlemiş..
Niye?
İnsanlar,kendi yarattıkları b.k gibi sistemi muhafaza etmekte binlerce yıldır niye ısrar ediyorlar?
Bu sorunun teknik açıklamasını yaparsınız ama bu tatmin edici olmuyor işte..
5000 yıldır,sistemi ortaya çıkaran zengin/seçkin azınlık,hep var olduğu için,bu sistem ayakta kalıyor filan dersiniz ama dediğim gibi,devletler/imparatorluklar ortadan kaldırılmış ama yerine alttan gelenler,yine aynı b.ku savunmuşlar..!

''Eşitsizlik,adaletsizlik,haksızlık oluyor'' diye isyan edenler;erk sahibi olunca,aynı b.ku yemişler..5000 yıldır böyle..!

Bugün ''mağdurum/mazlumum'' diyenler,yarın iktidara gelse,herkesin anasını avradını şey ederler..Tarih boyunca bu olmuş..!

Diyeceğim,sorun sistemin kendisinde filan değil..Sistemi revize etmekle filan bir yere varamazsınız..Yani adaletsizliği/eşitsizliği bu b.k sistemi ortadan kaldırıp,yeni bir sistemle ilga edemezsiniz,mümkün değil bu..

Çünkü insan denen hayvanı,öyle kanunlarla/yazılarla/sistemlerle filan kontrol edemezsiniz..5000 yıldır zaten bu yapılmaya çalışılıyor ama yapamadılar bir türlü..
Çözüm sistemi ortadan kaldırmak değil,insanı ortadan kaldırmaktır..
Yani aslında b.k gibi olan sistem değil,b.k gibi olan biziz..
Biz iyi bir şey olsaydık,5000 yıldır devam eden bu sistemi ortadan kaldırırdık ama yapmadık bunu..B.k gibi sistemi,b.k gibi insanlar yaratır ve devam ettirir,mesele bu..

Antik tarihte Sümer'de Urukagina,Mısır'da Akhenaton..
Geçen yüzyılda Türkiye'de Atatürk,Küba'da Castro..
Yaptıkları devrimler ne işe yaradı?
Hiçbir işe yaramadı..!

Komünizm ya da sosyalizmin de nihai amacı DEVRİMDİR..Sanayi devrimi,bilimsel devrim,dinsel devrim,kültürel devrim..Tarih devrimlerle dolu ama hepsi bu b.ktan sistemi daha da pekiştirmiştir işte..
https://tr.wikipedia.org/wiki/Devrimler_ve_ayaklanmalar_listesi


eveet son maymun da , nihayet teşrif etti..

kıçındaki kuyruk 5000 yıldan kısa süre de düştü ama adı hala kuyruk sokumu , bunu bile kavrayamamış, dincilerle evrimi savunmak adına kavga eder, ara formları anlatmaya çalışır, evrimi çürütmeye çalışanlara hakaret eder ama sosyo kültürel evrimi ne duymuştur ne de farkında dır , maymundan geldiğini gururla söyler ama öküz olarak gittiğinin bile farkında değildir bu öküzde.


5000 yılı da çooook büyük bir zaman dilimi sanır.

devam kuyruksuz maymunlar devam, az daha gayret edin , aya bile gideceksiniz de hep bu dincilerin yüzünden gidemiyorsunuz.

allah size yar ve yardımcı olsun. amin inşallah.

spartacus
19-06-2020, 06:42
Sevgili spartacus;bu sistem o kadar kötüyse,5000 senedir bu sistem niye ortadan kalkmadı/kaldırılmadı?
Dinimiz yanlış olsa o kadar insan inanır mıydı?
Madem yanlış, 3000 yıldır nasıl ayakta? (örn: musevilik)
Diyorum ya köleleştirilmiş insan, sürü psikolojisi...

5000 senedir devletler darbelerle/savaşlarla yıkılmış,yenileri yapılmış ama bu sistem yine işlemiş..
5000 senedir dinler/mezhepler yaratılmış ve yok edilmiş ama bu sistem yine işlemiş..
5000 senedir soykırımlar yapılmış,toplumlar ortadan kaldırılmış ve boşlukları başka toplumlar doldurmuş ama bu sistem yine işlemiş..
Ne devrimler,ne ayaklanmalar,ne isyanlar olmuş ama bu sistem yine işlemiş..
Niye?
Bu sistem işlev kazanmak bakımından 200, mücadelesi bakımından ise, 800 yıllık, 5.000 yıllık değil. Yani 600 yıllık aydınlanma süreci var. 600 yıl! (1200 yılında A, B çıkmış, bozuk düzende sağlam çark olmaz demiş, ama bu demek değil ki, tüm insanlık o an bunun farkında)

Bu sorularına cevaplar defalarca kez verildi.

İnsanın, insana köleleşmesinin temelinde zorunlu ihtiyaçları yatar, bu tüm canlıların en zayıf noktasıdır. Bu o kadar önemli ve belirleyicidir ki, fakındalığı köreltir. İnsan da, diğer canlılar gibi sıfır(0) bilinçle dünyaya gelir ve verili ortam, koşullarla biçimlenir. Bir sisteme tabi iken, o sistemin farkındalığı kolay olmayacaktır, hatta her koyun, koyunluğunun farkındalığına itiraz da edecektir, tabi olduğu köleliği savunmak için bilim dışı, sujektif gerekçeler de öne sürecektir.

Nasıl ki, bir dine şartlandırılmış insan, ömrünün sonuna kadar masallara tabi kılınıyorsa, sistem canlı, nesnel işleyen bir olgu olmakla daha kalıcı iz bırakır.

Bir çarkın dişlisi iken, o çarktan ayrı düşünmek kolay değildir, ancak dediğim gibi mesele çok daha basit, mecburiyet. Bu mecburiyet kölenin, efendiye olan mecburiyeti değildir, bu bir yanılsamadır, bu mecburiyet insanın zaruri ihtiyaçlarına, mahruiyetinden dolayıdır. Bir sistem ne kadar mahrum bırakırsa, o kadar kendine bağlar, ancak burada ince bir çizgi, yaman bir çelişki vardır, o bağlılığı sağlayan ne ise, o bağlılığı da ortadan kaldıracak olan yine o'dur. Dozajı iyi ayarlamaları gerekir.

Koyun ile insanın köleliği farklı değildir. Israrın koyun olma ısrarı. Bütün sebebin ve cevabın aslında bundan ibaret.

Gerisi aynı söyleyimlerinin, boş tekrarından ibaret.

5.000 yıl diyorsun -ki 5.000 yıl değil, ne değiştirdi diyorsun, insanlığın iyi-kötü bilinçlenmesi, bir çok şeyi değiştirdi-, bu sistemin köhneliği, yanlışlığı üzerine de yüzlerce sebep sıralanıyor...

insanlar 5.000 yıl dünyayı düz bildi, eee bir Galileo'mu doğru söylüyor, tüm insanlar düz bilirken? türünde akıl-mantık yoksunu sorular sormaktasınız.

Sistem sömürü, kölelik üzerine, nasıl allanıp, pullanırsa, pullansın, herhangi bir bireyi, birey esaslı genelleme safsatası (koyunlar içinde kınalı kuzu örnekleri) nasıl işlerse işlesin, akıl-mantığınız koyundan ileri gidemez hale nasıl gelirse gelsin, bu sistemlerin değişmeyeceği anlamına gelmez.
Kapitalizmin bireyci doğası gereği de insanlar birey esaslı - bilim dışı- genellemeler yapıyor, bireycilik kapitalizmin doğasıdır, dolayısıyla milyonlarca koyun, koyun olduğunun farkındalığına varmakta zorlanıyor, dahi koyunlar arasında ayrıcalıklı allı koyunların da olması, kendi gerçeğini değiştiriyor gibi bir algıya kapılıyor. Ben de öyle olabilirim diye düşünüyor, olabilirsin lakin bu milyonlarca koyuna rağmen, genel bir anlam, kaide taşımaz.

İnsan 10.000 yıl önce koyunu evcilleştirdi, böylece özel mülk kavramına sahip oldu, öncesinde yoktu.

Özel mülkiyet demek mahrum bırakmak demektir, mahrum etmek anlamında kullanılır, bus ebeple de sınırlar tayin edilir.

Sistemler mahrum edenlerin çıkarlarına göre işler. İtirazlar, isyanlar vs de buna karşı yapılır. Hiçbir şey değişmedi diyorsun, değişiyor.

Şu anki sistem, sosyal temeller açısından çıplak kapitalizm değildir(imkan bulsalar işletirler). Takiyyeli sistemdir. Kapitalizmin demokrasi anlayışı dahi yoktur, şu anki bazı haklar ve serbestlikler, 300 yıllık mücadelelerle elde edildi, sizin gibi koyunlar(ne değişir ki!) değil, bizim gibi iyi kötü durumun farkına varanlar sayesinde.

Sistem yanlış, bu açık ve net. Önce bunu kabul edip, sindirebilmek gerekir.

Nasıl aşılacağı, ne yapılacağı, nasıl yapılacağı meselesi, şu ya da bu bireyin iradesinde değildir, yani lafla olacak kadar basit değildir. Bu bir dolu süreçlerden geçecek.

Geçmiş devrimler feodalizmi yıktı, daha evvelki feodal devrimler de, kölesi sistemi yıktı, bir şeyler değişmedi değil. Devrim masabaşında yapılan bir şey değildir, devrim esasen bilimsel bir temele, olguya dayalı anlam kazanır. Yani salt bir kelime, yıkmak, kurmak nlamına sahip değildir.

Türkiye'de devrim dendiğinde akıllara yıkmak, darbe yapmak gibi anlayışalrın gelmesinin sebebi, İttihat Terakki, onunda öncülü Osmanlı saray entrikalarına dayalı anlayış hakim olmasıdır-ki İtihat Terakki cisimleşmiş halidir. Bu sebeple askeri, sivil darbelere dahi devrim demektedirler, bu toplum hala öğrenemedi.

Ahırın kapısını, yerini değiştirmek devrim değildir ki, ne değişti sorusuna köklü bir cevap verilebilsin.

İnsanın bilinçlenmesine engel olunabiliyor mu? Hayır.

İnsanlığın farkındalık edinmesine engel olunabiliyor mu? hayır, ama lafla olmaz, kapitalizmin alıştırdığı safsata kafası -bireyden, genele genelleme yapmak- aşılmadığı için, kavramanız da zor oluyor, ancak bu kalıcı değil. Bu süreç bir günde, bir anda, kısa vade de gerçekleşecek bir süreç değil.

Galileo dünya dönüyor dediğinde, içinde olduğu tolumun %99,9'u dönmüyor diyordu. Galileo dünya dönüyor dediğinde, ne değişti diye o an sorarsan, bir şey değişmemiş gibi görünür, acak yine de bir şey değişmiştir, Galileo dünya dönüyor demiştir, artık oran %100 değildir.

Neyse bu kadar basit sorulara, basit cevaplardan öteye geçemiyoruz.

Bir koyunun, içinde olduğu duruma bakıp, diğer bir koyunun özgürlük istemine karşı, sen özgürlük istiyorsun da, şimdi ne değişti, işte hala koyunuz demesi ne anlam ifade eder? Biz şimdi, şu anda bütün açısından bir şey değişti mi diyoruz? Elbette sayemzide bir çok şey değişmiştir, ancak, bu nihai anlamda sorunu çözmediği içindir ki, sistem işlemeye devam ediyor. Bu sebeple devrim denmektedir, yani sistemin zımmen değil, ancak tamamen değişmesi, sisteme dayalı sorunalrın ortadan kalkmasını sağlayacak.

Darbeciler bizi ilgilendirmiyor, onlar hala öğrenecekler.

Küba'da devrim oldu, bir Somali, Afganistan olmaktan kurtuldu, bir şeyler değişti. Ha toplumlar tekrar ve tekrar aldanabilir, bu bilimseldir.

Sistemler açısından da, sistemler maç yorumlanır gibi yorumlanmaz, sistemlere karşı başarı, bir çok yenilgiden, tecrübeden, öğrenimden sonra gelir.

Kapitalizmin, feodalizmi aşması 500 yıl sürdü. Bir çok yenilgi. Feodalizmin, kölesi sistemi aşması da yine öyle, bir çok savaş, yenilgiden sonra geldi. Her çürüyen sistem, gittikçe fetişzme yaslanır, sizler çatışmaları dinlerin, saray soytarı ve kralların kişisel tarihi olarak okursunuz, ancak aslında onlar, ilgili sistem çatışmlarının o alandaki yansımalarıdır. Gerçekte ise alttan, alta kayanayan toplum ve sistemdir.

Köleci sistemlerin pagan dinleri, kim ki, o sistemi sorgular, tanrıların yönetimine baş kaldırmaktadır, işte bu kadar basit gerekçelerle katl-i vacip zihniyeti hakim kılınabilir. Gerçekte ise çatışmanın temeli ekonomiktir, yani sisteme dayalıdır, sistem, efendilerin çıkarları sarsılmaktadır. uzun yıllar entrika dönemleri yaşanır vs. çatışmalar çıakr çatışmasıır ve bu çıkarlar köleleri de kapsar, böylece tüm sınıflar, binbir çeşit kulvarda, çatışma halindedir ve her çatışma, çelişki, sıçramalara da yol açacaktır, yani nihayetinde - ne kadar yıl sürdüğü önemli değil-, bir sonuca varacaktır. Bu kendiliğiden olmayacak, kendiliğinden olması düşünülemez, çünkü insan ve böylece toplumlar canlı bir organizmadır, farkındalık, bilinç, eylemi ve bilinçli örgütlenmeleri anlamlı kılacaktır.

Neyse, kısaca kapitalizm de, aynen feodalizm gibi, yapay ve geleceği olmayan bir sistemdir. İnsanlık bir anda öğrenmiyor, toplumların bilinci, insanlığn belleği binlerce yıllarla oluşuyor, değişiyor. Bu süreçte aydınlar, aydın ve ileri örgütlenmeler anlam kazanıyor, farkındalık oluşuyor ve yayılıyor, kafa sayısının önemi yok.

Öyle bir an gelir ki, hiç beklemediğiniz bir anda, milyonlar ayağa kalkabilir veya kaldırılabilir, zira aydınlanma, bilinç, farkındalık ve koşulların dayatımı, doğrusal ilerlemez, asimetrik yayılır -genişler, daralır.

Kısaca insan, koyunluğuna bir son verme noktasına gelir,orada önemli olan farkındalıktır(koyunluğun farkındalığı), bu bir anda bir kaç bireyle, olayla olmuyor, ama o örgütlenmeleri aydınlanma, süreç olarak işlev kazanır.

Kısaca, Dünya dönüyor, şimdi, şu an, 5.000 yıldır sabit diye bilinmesi, bu gerçeği değiştirmiyor.

Turdur
19-06-2020, 07:16
Olduğu gibi tastamam kalıyorlar, bunu kaç kere foruma yazdım ve tartıştım, maalesef sizlerde hala anlayamadınız. Belki bana oh çektiniz, gülüp geçtiniz ama bakıyorum şimdi sizin sinirleriniz yıpranır olmuş.

Dinci mantelite ile sosyal adalet konuşulamaz, ispatlıdır, kaynaklıdır.

Ne yaparsanız yapın ne derseniz deyin sadece ve sadece tek bir nokta bulup orada kalacaklar. Kesinlikle aynı şeyi tekrar edecekler, papağan gibi. Odak noktaları tekildir. Bir kaç fark görürsünüz ama kökü tekildir.

Bunların dinlerden çıkmaları pratiktedir, tamamen kendi menfaatleri içindir. Dediğim gibi oldukları gibi bütünlüğü hiç bozulmadan tastamam aynıdırlar.

Ahlaksız buraya Atatürk'ün yaptığı devrimin ne işe yaradığını yazar, bunu da bu ülke de böyle bir forum bulup Arapça harflere muhtaç olmadan, internette istediği ateist kitabı sipariş verebilip, üstünde ki cübbe ve sarığını hukuğun verdiği serbestlik sayesinde çıkara bilmişken. Hem de bu serbestliği 1923 devriminden sağlamışken. Gidip yıllarca Akparti'ye oy atar ardından Atatürk'ün yaptıkları ne işe yaradı derler. Kendi büyüttüklerinin kabahatini Atatürk'e yüklerler. Bunlara devrimlerin şahsi olmadığını, devamlılığın esası olduğunu aksi takdirde devrimin beşeri sistem olduğu için bir başka beşer tarafından yok edilebileceğini anlatamazsınız.

Sizlerin eline kalsa tarih boyunca kaybedilmişlik vardı bizde kaybedelim doğaldır dersiniz, dersiniz değil zaten demişsiniz. Tarihte ki elde edilmiş hakları görmeden kronolojik olarak okursunuz ancak.

Bakın Yıldıztozu ne demiş, astronotlar insanlığı temsil ediyorlarmış. Nedense bunun lügatın da kozmonot yok. Astronotlar NASA'nın köleleridir Yıldıztozu neden bunu yazmadın? Bunlar insanlığı mı temsil ederler yoksa süper güçler arasında ki askeri üstünlüğü mü? Atom bombası insanlığı temsil edebilir mi? Nükleer denizaltı gibi bir teknoloji görmedim hiç, insanlığı temsil edebilir mi, insanlığı yok etmek için üretilmiş bir şey?

Nasıl lüks binalar insanlığın temsiliyetidir, Ali Ağaoğlu o zaman büyük temsilcidir. Ne demişti bu adam "kadınlar benim malımdır" demişti. Aynen senin kafadan işte.
Bu adam senin büyüğündür, insanlığın değil senin zihniyetinin temsiliyetçisidir.
Ayrıca lüks binalar kapitalindir senin değil, senin için veya insanlık için üretilmez o lüks binalar kapitalin yani sermayenin daha hızlı kâr etmesi için üretilir. Genellikle imara kapalı alan birden bire açılır ve araziler ucuza kapatılıp taşeronlar aracılığı ile yapılır, insanların algılarına girebilmeleri içinde sağdan soldan marka ödüller edinilerek pazarlanır, elde kalırsa devletin yine senden edindiği sermaye üzerinden ucuza krediler açılarak perakende olarak satılır. Esasında satılan ana ürün lüks beton değil arazinin değeridir.

Senin arazin senin emeğin, sen buna karşı bir yorum getirene gelip "kıskanıyorsunuz" diyorsun, diyorum ya senin bu durumun patolojik bir hal almış diye.

Her insan lüks evde yaşamak ister, bu yüzden emeğini arazini çaldırmana değmez, onların ayakçılığını sözcülüğünü yapmaya da değmez. Çünkü giden senden benden gidiyor, onlara gidiyor. Belli bir dönem iktidarı elde edenlerin belli bir dönemde yaptıklarından ibaret o lüks binalar.

---------

Lüks binaların insanlığın temsiliyeti olması sözü ile Şule Çet cinayeti ve yargılanma sürecini harmanlayıp bir yazı yazmıştım ancak gene güme gideceği için sildim. İnsanların hırsız veya dürüst demeden zenginleri kıskandığını yazmış Yıldıztozu, insanlar zenginleri değil zenginliği kıskanırlar. Bunlara meyleden sistemde yol verirsen herkesi de düzerler. Bütün insani ve eko-politik baş kaldırışlar bunun üzerinedir. Kıskanmak ise olabildiğince anlaşılır ve insani bir duygudur.

Lüks binalar hakkında, döneminin en büyük ve en lüks yapıları Piramitler sömürünün temsiliyetidir, Kabe'de insanlığın temsiliyeti değildir. Dubai'de ki lüks binalar insanlığı değil sömürüyü temsil ederler, kapital Arap prenslerini temsil eder.

Bilinçli yobazlık ve para tapıcılık bir patolojik sorundur.

Önü sonu, bu tiplerin gurur kaynağı Ali Ağaoğlu gibiler olur çıkar. Onun bilgesi, o olur. Ondan akıllanır ondan gururlanır.

spartacus
19-06-2020, 07:17
Komünizmin esas amacı fakirlerin hayat kalitesini artırmak değil, zenginlerin hayat kalitesini düşürmek. Kıskançlıktan dolayı zenginleri kendi seviyelerine düşürmeyi hedefliyor.

Aristo diyordu ki;
"Bir de 1/6'cılar var. Toprak çok az sayıda insanda(efendi de) toplanmıştı. 1/6 cılar, efendilerin bu toprağını ekip-biçiyor ve elde ettikleri ürünün, 1/6 sını, yani ürünün altıda birini kendilerine alıyor, diğer beş(5) ini efendilere vermek zorunda kalıyorlardı. Eğer bunu yapmazlar veya itiraz ederlerse, köle olarak satılılıyorlardı."

- Efendiyi, efendi, köleyi, köle kılan ise görüldüğü gibi basit bir temele dayanıyor, özel(private) mülkiyet, oradaki toprağa kim sahip ise, efendi o, kim değilse o'da o topraklardan çıkacak ürüne-doğaya- gereksinim duyduğu için köle. Günümüzde aklına gelen, gelmeyen bir çok hatta bir yığın narsizm, kaygı bozuklukları, yalnızlık, eziklik ve bir dolu psikolojik sorunun kaynağında da, aslında bu gerçek-temel yatmaktdır.

Tamamen bilimsel, tamamen olgu temelli, niyet, kısmet, kişi, irade, tanrı ve tanrının inayeti, din, tanrı düzeni vs. lakırtıları karıştırmadan, basit gerçeği tespit ettik.

yani şöyle;
Üreten, 6 kilo ürün üretmiş olsun.
Bunun 5 kilosunu efendiye vermek zorunda.
kendisi kalan 1 kilo ile yaşamak zorunda.

Tablo;
Az sayıdaki (toplumun %2'si diyelim) efendi, ürünlerin %83'ünü alıyor.
Çok sayıdaki üreteci ise ürünlerin %17'siyle geçinmek zorunda. Aksi taktirde satılıyorlar.

Toplumun %2'si, tüm ülke kaynaklarının %80'ini alıyor.
10.000.000 nüfuzu düşünün.

200.000 kişi o ülkedeki tüm ürünlerin -toplam emeğin- %83'ünü ham ediyor.

Kalan 9.800.00 kişi ise kalan %17 ile yaşamak zorunda.

Peki bu nasıl mümkün oldu?

bakılıyor ki, meselenin kaynağı basit.

Toprağın özel mülkiyeti. Bu özel mülk kimde ise, ağa da o, paşa da o, ama asıl çalışanlar aç ve köle.

Komünistler bunu çözüyor;
Buradaki mesele diyor, toprak mülkiyetiyle ilgili. BİLİMSEL, OLGU, NET, basit, kişilerle ilgisi yok, hiç bir kişsiel yaklaşıma sahip değil.

Eğer bu toprak üzerindeki özel mülkiyet kadırılırsa, yani toprağın sahibi ve yaşamak için mecburen doğayı işlemek zorunda kalan insanlar da, bu toprak ve mecburi ihityaçları uğruna, kimseye köle olmazlar.

Böylece dün, ürettiği ürünün 1/6 sını almak zorunda kalan, üreticiler, eğer 1/6 ile kıt kanaat geçiniyorsa, 3/6 ile gayet iyi geçinirler.
Öyleyse eskiden, 12 saat çalışıyorsa, günlük 6 saat çalışması yeterlidir.

zenginler beni ilgilendirmiyor. Konumuzla da ilgisi yok.

Böylece;
örneğimize dönersek;
Eskiden;
9.800.000 kişi, ürünlerin 1/6 sını alıyordu. (%16,4)
200.000 kişi ise (efendiler) ürünlerin 5/6 sınını alıyordu(%83,6)


Dün 9.200.000 kişi, 1 kilo ürünle, köle ve yoksul iken;
Şimdi 3 kiloya sahip.
Dün o 1 kilo ürün için 12 saat çalışırken, şimdi 6 saat çalışması yeterli.

Dün ürünlerin %83'ünü alan o 200.000 kişi de, şimdi 6 sat çalışacak ve kendi sisteminde, 1/6 ya geçinen köle gibi değil, kendisi de kendi sisteminde 3/96 ya tekabl eden, BOL miktar üründen payını alacak.

Birde efendilerin, özel mülkiyetini koruması için bir dolu kuruma, aracıya, dalkavuğa, silahçıya, korkuya, tehdide, özel adama, eşkiyaya değin gereksinim duyulur. Birde sömürü sistemleri, savaş halidir, bir yığın, ara-sınıf paycıları vb masraf çıkartır. Bunlarda kendiliğinden ortadan kalkmaktadır.

BU BİLİMDİR, basittir ve nettir.

MESELE sadece pay meselesi değil, ÖZGÜRLÜK meselesidir de.

Efendi-köle ilişkisinde -> KİMSE ÖZGÜR DEĞİLDİR.

Bu ilişki, iki taraf içinde BAĞIMLILIK ilişkisidir ve psikolojik olarak ikisi de sorunludur.

Yukarıdaki örnekle, biz, sadece sömürüyü değil, köleliği de ortadan kaldırmış oluyoruz. - bu konudaki köleliği ve buna bağlı gelişen envai tür köleliği, yalakalığı, dalkavukluğu ve bunlara bağlı siyaset, zihnyet vb...

BİLİM....

Burada kişilerle ilgili tek bir söz sarfettim mi? Birilerini yoksullaştırmak, birilerini zenginleştirmek gibi bir amacım oldu mu?

Geriye doğru mu koşmaya başladın, teist günlerine özlem mi duymaya başladın? Hala aşamadın mı? Hala kişi, özelde bir niyet, irade bazlı dar açıyı aşamaıyorsun...
Hoş bu sana özel değil, kendisine ateistim, sosyalistim, komünstim diyenlerinde çoğu ahala o sınrıları aşabilmiş değil, dünyaları bir kaşık sudan ve bolca niyet, şartlanmışlıktan, legoculuktan, sürü-inanç psikolojisinden, cehaletten ibaret.

Akıl-mantık sağlığın ileriye olan trendini yitiriyor olmalı, yitirmemiş olsaydı sanırım, bir kaç yıl sonra, bu konularda hayli saçmalamışım derdin, ama önce aşman gerekiyor tabi...

kartopu
19-06-2020, 07:30
İşte lüks evlerde kalan zenginler de astronotlar gibi insanlığın az sayıdaki temsilcileri. Lüks ev için binlerce kişi emek sarfedyor ama 3-5 kişi orada kalabiliyor.
Lüks evleri kıskanmak yerine insanlık bu yapılarla gurur duymalıdır.

Ben yoruldum yarıştan çekiliyorum. Ne bu kıskançlık değil mi ya. Neyse Allah büyüktür hep zenini koruyacak değil bir gün canı ister garibi de korur. Belki...

kartopu
19-06-2020, 07:35
Ahlaksızdan alıntı
Komünizm ya da sosyalizmin de nihai amacı DEVRİMDİR..Sanayi devrimi,bilimsel devrim,dinsel devrim,kültürel devrim..Tarih devrimlerle dolu ama hepsi bu b.ktan sistemi daha da pekiştirmiştir işte..

Ahlaksız Arkadaşım, Sen bu kavgaya girme arada kalırsın olan sana olur.

Yıldıztozu
19-06-2020, 09:55
.....

şimdi senle ben eşit miyiz? hayır tabiki değiliz.
kafa yapısı açısından ben üstünüm.
dolayısıyla yaşam şartlarımız da eşit olmamalı.
adil olan da budur.

Eşitlikçi sistemlerin hepsi yanlış ya da eksiktir.

Hukuk karşısındaki eşitlik de, oy verme hakkındaki eşitlik de normalde hatalı.
Ama elimizde yeterli veri olmadığından biz bunları eşitmiş gibi saymak durumunda kalmışız.

Örneğin bir oylama yapılıyorsa karar verme becerileri yüksek olan kişinin oyu daha üstün sayılmalı, eşit değil. Ancak bu becerileri ölçebilecek nesnel bir aletimiz olmadığı için eşitmiş gibi sayıyoruz şu an.

İki kişi kırmızı ışıkta geçtiğinde aynı cezayı alıyorlar. Haksızlık çünkü ikisinin suç koşulları tam olarak aynı değil. Ama bu farklılıkları nesnel olarak ölçemiyoruz. Ondan dolayı eşit ceza vermek zorunda kalıyoruz.

Komünizm eşitlikçi beklentileriyle idealizmin bir parçası olmuştur.

spartacus
19-06-2020, 11:01
Eşitlik demek;
Kişilerin kıyaslanması değildir. Yani A=B değildir, hak ve özgürlük, adalet, eşitlik gibi kavramlar hukuk ve koşullarla-olanaklarla ilgilidir, kişilerle ilgili değildir.

Diğer mesele de, AYRICALIK sorunudur, bunun aşılması esastır.

Defalaca söyledim, bunu ancak gerizekalılar böyle anlıyor, ya da genelde, teistler ve neo-liberaller temsil eder. Liberaller bu konuyu sürekli çarpıtıyor, bazı alıklar da aldanıyor. neden, çünkü öyle yetiştiriliyorlar.

hatta öyle örnekler veriyorlar ki, kadın-erkek eşitliğini, kadınla erkek nasıl eşit olabilir, ikisi de ayrı cins diye örnekleyebiliyorlar, halbuki oradaki eşitlik kişilerle ilgili değildir, hayatın koşullarıyla ilgilidir.
Ya da öneğin hukuk alanını düşünelim, sen kadınsın senin sözün esas alınmaz, erkek ayrıcalıklıdır denirse, sorun nerede? Burada eşitlikten söz edilirken, kadın=erkek olsun denmiyor, yani biyolojik olarak, kişi olarak eşitlikten söz edilmiyor...

Dünyadaki kapitalistler -ultra zenginlerden heleki yobaz takımından söz ediyorum- benden daha mı akıllı? Benden daha mı bilinçli? Değil.

Öyleyse sorunu Yıldıztozu çözdü şimdi... Mallarını alacak, bana verecek? Neden çünkü ben daha bilinçliyim, akıllıyım. Eee hadi bekliyorum! neden yap-a-mıyorsun?

Kimseye ait olmaması gereken toprağı, üretim araçlarını birileri zimmetine geçirince, diğerlerini köle yapıyorsa, elbette her kölenin hedefi de, ilgili mülkü, ilgili efendiden almak olacaktır bu gayet normal değil mi? İdealizm değil, düpedüz bilim... Eğer o mülk berikini, ötekine köle yapıyorsa ve sistem de bunun üzerine kurulu ise, demek ki, bu sistemin temeli de orada ve aslında çürük.
Ve siz sorunu çözmeyi düşünüyorsanız, tek yapmanız gereken, kişilere bakmaksızın, meseleyi kişiselleştirmeden, üretim araçları üzerinde, mülkiyetin karakterini değiştirmektir, bireysel karakteri yerine toplumsal(kamu) karakteri belirlemektir.İdealizim değildir, ideal de değildir, bilimsel analiz-irdeleme ve böylece bilimsel çözüm-gerekliliktir.

O kadar basit ifade ediyorum ki, sen bile rahatlıkla anlayabilirsin...

Bin kere söylendi, kapitalizm öne sürdüğün zırvalıklarla ele alınabilir bir sistem olmadığı gibi hiç bir sistem bu şekilde ne ele alınabilir ne karşı çıkılabilir.

Komünizm eşitlikçi bir beklenti içinde değil, bu tarz niyet tarzı, kişisel, cahilce okumaları sen yapıyorsun. Neden, çünkü kendi üzerine kuruyorsun, teist zırvaları aşamamışsın, ne idealizmi?

Komünizm bilimsel olarak ortaya koymaktır. Şimdi bir yarışa tanık olduğunu düşün.

15 yarışçı, 100 metre koşu.

Bakıyorsun ki, A kişisi ben bilmem kimin oğluyum, sistemde benim, ben yarışa 90 metreden başlayacağım, B ise ben de senden aşağı değilim, ben de 80 metrede başlayacağım, C ise alayınızdan fazla imkana sahibim ben 99 metreden başlayacağım diyor. Geriye kalan 12 koşucu, 0 metreden başlatılacak.

Burada sorun nedir? hepsini geçtim, AYRICALIKLI olma durumu söz konusudur.

Ama sen bu meseleyi, benim 5 parmağım var, o'nun 6, yok benim bokumun rengi açık kahve, onun ki koyu, ben şöyleyim, yok ben böyleyim tadında irdeliyorsun. Sen kimsin? Yukarıdaki sorun ne?

Komünist dediklerin de irdeliyor, analiz ediyor ve basitçe dile getiriyor,

Her katılımcı start çizgisinden başlayacak ve EŞİT koşullalrda yarışacak.

Nerede idealizm?

İdealist olan kapitalizmdir, senin düşüncelerindir. Kişiler bazında, teist saçmalaıklarla düşünmeyi bırak.

Yukarıdaki ifadem bilimseldir, bilimdir, materyalisttir, idealizm değildir. Tespitim de doğrudur, gerizekalı söylemlere sahipsin.

Kapitalizm, kapitalizmin insan ve düşünme modelinin, sömürünün basit temelinin çözümü de, bilimsel olarak görmek de basit. Ancak, nasıl ki şartlanmış bir müridin içeride, ilgili sınırlar ve şartlanmışlığıyla aşması zor ise, bu basit temeli görmek de sistem içi ve şartlanmalarıyla zordur.

yaptığın müm'in, kafir edebiyatı, ama farkında değilsin. Nasıl ki "ataistler" şöyle, böyledir vb binbir çeşit niyet yüklenmektedir, sende bunu yapıyorsun ve kendi cehaletinle yüklediğin niyetleri gerçek sanıyorsun.

Kaderci de olabilirsin, sistemin pekiştirdiği bir dalkavuk da, ama ne olursan ol, verili gerçek ve olguları değiştimiyor.

Bu kişisel bir mesele de değil, kapitalizm de, feodalizm gibi köhne bir sistemdir ve alternatifsiz değildir. Bütün mesele temeldeki o basit sorunları görmek ve çözümlemek... Mesele basit ancak sistemlerin ve araçlarının, şartlandıırlmış kurum, kitle direnci, şiddetli olur.

Ahlaksız
19-06-2020, 11:13
Sevgili spartacus;yazacağınız hiçbir şey tatmin edici olmaz dedim ama yine uzun uzun yazmışsınız..
Ben sizin mesajlarınızı okuduğumda UMUTTAN başka bir şey görmüyorum..Bir umutla yaşıyorsunuz..Bir hayale tutunmuşsunuz..Bu konuda sizin gibi düşünmeyenleri de hor görüyorsunuz..Dinci mantalite değil mi bu?

Ben ''ağacı kökünden sökelim'' diyorum,siz ''ağacı budayalım'' diyorsunuz;aramızdaki fark bu..

Ben liberal değilim be,bir türlü anlatamadım size bunu..

Kapitalizmi savunmak için,gerçekten kafayı üşütmüş olmak gerek..Sağlıklı bir kafa,kapitalizmi alenen savunamaz..Bunu da ben 1000 defa yazdım burada..

''Kapitalizmi değil,insanı yok edelim'' diyorum size..Niye beni dinci bir liberal gibi lanse ediyorsunuz?
Bu yazdığımın neyi anlaşılmıyor acaba?
''Kapitalizmi değil,insanı yok edelim''

Siz komünistler,bu anlayışınızı neye borçlusunuz?Kapitalizme..Kapitalizm yüzünden,sizler komünizmi benimsediniz..Yani sizler,kapitalizmin ürünüsünüz..Fabrikadan çıkan bir ürünsünüz,sonuçsunuz..Fabrikadan çıkan sizler,fabrikayı yıkacağınızı iddia ediyorsunuz..Yıkar mısınız,evet yıkarsınız ama siz de yeni bir fabrika kuracaksınız ve kuracağınız fabrika da,eskisinin farklı bir hali olacak..O yüzden fabrikayı yıkamazsınız..Geçin bunları..
Karşınızda ortaokul çocuğu varmış gibi davranıp durmayın artık..Yeter..
Feodalizm,artı değer,cart curt..Üniversitede okuduk bunları..Baba,sadede gel,ne diyorsun?Bir şey dediğin yok işte..
Tek derdiniz sürüye yön vermek..Şeriatçıların,komünistlerin ya da liberallerin tek derdi bu..Hepiniz,insanların sizin istediğiniz yoldan gitmesini istiyorsunuz..Burada su var,rahat ederiz filan..Yahu,bir git başımdan..!
Beni anlamıyorsunuz değil mi?

İsa Yahudi değil mi?Hristiyanlık Yahudilik içinden çıktı değil mi?
Hristiyanlık Yahudilikten çok farklı değil mi?Aslında değil işte..Bunu anlamak için azıcık zeki ve bilgili olmanız lazım..
Marx ve diğerleri kapitalizm içinden çıkmadı mı?Kapitalizm eleştirisi üzerinden,kendi hipotezlerini ortaya koymadılar mı?
Komünizm niye kapitalizmden çok farklı bir şey olsun?Yahu,tüm sövgünüz kapitalizm üzerine..Nasıl kapitalizmden farklı bir şey olabilir bu?
Hristiyanlar,''Yahudiler tanrıyı öldürdü'' diyor,komünistler de ''bu kapitalizm anamızı belledi'' diyor..
Aynı şey bu..

Ayrıca bu konu,yani bu isyan/devrim konusu 5000 yıllıktır..Din ve devlet,kabaca 5000 yıl önce ortaya konmuştur ve resmi olarak kölelikte 5000 yıl önce ortaya çıkmıştır..Kölenin olduğu yerde isyan/devrim olur..Sümer'de ya da Mısır'da kölelerin toplumsal anlamda olmasa bile,bireysel anlamda isyan etmemesi düşünülemez..1 kişi de olsa,isyan isyandır,devrim devrimdir,başkaldırı başkaldırıdır..Bu bakımdan,bu işler 300 sene başladı,500 sene önce başladı demek doğru değildir..

spartacus
19-06-2020, 11:32
Ahlaksız ne umudu, konuya bilimsel yaklaşıyorum :)

BİLİMSEL olarak analiz ediyorum o kadar...

Beni anlama şansın yok zira içinde olduğun -bilhassa teist model siyaset anlayışı- şartlanmaları aşman gerekir, teist şartlanma dediğim, o modelden kanıksa-tıl-nmış bakış açısı...

Söylemlerin yersiz oluyor, ne olursa olsun, nasıl ki Dünyanın dönüşü, nesnel olarak söylüyorum, şu ya da bu kişinin nasıl düşündüğüne bağlı değilse, kapitalizmin de nesnel gerçeği farklı değil ki.

Sen bu gerçeği ret etmeye şartlısın. mesele bu ve sorun senin sorunun.

nasıl ifade edeyim, din hakkında bir dolu yazıyorsun değil mi?

Şu yada bu inançlının durumu, kişisel sorunları, psikolojisi, yakıştırmaları, ifadelerinin esasını değiştiriyor mu? ya da din gerçeğini değiştiriyor mu?

Onlar sana ne diyor?

Kafir, şeytana satılmış, sırf küfretmek için yapıyor vs, bir dolu söylem, neyi değiştirdi?

Sizin şu an yaptığınız da aynı refleksden ibaret.

Bilim dışı yollara başvuruyorsun-uz.

Hala anlayamıyorsun değil mi? Hala göremiyorsun?

"sorun insan da" demen bir anlam ifade etmiyor -zira sorun isan ise, çözüm de yine insandır. Umut, beklenti, envai çeşit niyet yüklemeleri, bu söylemler de bir anlam ifade etmiyor.

5.000 yıldır sürüyor ifaden tam bir safsata, alakasız, bilim dışı, teist şartlanmaya dayalı, dinimiz yanlış olsaydı bu kadar insan inanır mıydı türünde safsata-lafızlar. Müridce, dramatik-komedi, ama farkına varamıyorsun.

Konuya bilimsel yaklaşmalı, eğer veritabanınız yetmiyorsa veya esasen bilmediğiniz konularsa, en azından yobaz-bağnaz, statükocu-sağcı- tavırları veya yöntemleri bırakıp, anlamaya, öğrenmeye çalışın.
Sizden hiç kimse özel bir şey yapmanızı istemedi.

Bilimsel ifadelere, analizlere, çözümemelere, yani teorik konulara, teorik yazmak gerekir, kişilerin beklentisiymiş, umuduymuş, niyetleriymiş anlam ifade etmiyor.

Turdur
19-06-2020, 12:34
Bakın insanlar yasak ilişki yaşıyorlar kürtaj yaptıracak doktor bulamıyorlar, ne yapıyorlar biliyor musun daha yeni doğmuş çocuğa suç yükleyip ondan kurtulmak için çırılçıplak çöp kovasına atıyorlar.

Kars'ta bir gudubet kadın gudubet bir erkekle yasak ilişkiye giriyor ve 9 yaşında ki erkek çocuğu bunu görüyor, sonuç yok edici mantık. Kafasını taşla eze eze öldürüyorlar, hem de annesi dostuna yaptırıyor bunu. Çocuk sorun oldu çünkü. Siz iki trol bunları sevinçle karşılarsınız, hiç bir eleştiriniz olamaz. Bir insanın doğmasına karşı olan birisi doğmuş bebeğin çöp kovasına atılmasına üzülemez. Bir diğeri çıkar bunu doğal görür.

Yeni doğan bebeğin ne suçu vardı da sorun oldu, 9 yaşında ki çocuk neden sorun oldu? Başkalarının garabeti yüzünden. Bozuk ve şizofrenik insanların yüzünden.

---

Spartacus teorik bilgi veriyor "toptan yok edelim" diyorsun, bilimsel veri sunuyor "fabrika eline geçse sende milleti öpersin" diyorsun. Adam sana ortaokul seviyesinde anlatmayacakta ne yapacak, en fazla muhattab almayacak. Yapacağı tek şey o kalıyor.

Çarpık, hastalıklı beyninden böyle şizofrenik önermeler gelir işte. Bu sizde ki radikal dinciliğin apaçık tezahürü.


Karşınızda ortaokul çocuğu varmış gibi davranıp durmayın artık..Yeter..
Feodalizm,artı değer,cart curt..Üniversitede okuduk bunları..Baba,sadede gel,ne


Ortaokul mezunusun, İmam Hatip Lisesi mezunusun. Şimdi böyle bir platformda İmam Hatip kaale alınmayacaksa sen zaten ortaokul mezunusun, yazdıklarında ispatı.
Bir ortaokul çocuğu bile Atatürk ne işe yaramıştır demez. Seviyeniz ilkokul ona göre o kadar anlatacak demek ki. Anlamıyorsanız adam ne kadar ileri seviye de anlatacak size?

İnsanları kökten yok edelim, hiç bir bilimsel, sanatsal, edebi, felsefi yönü yok ki, bunlar eksikse insan zaten bağnaz bir yobaz olur. Senin önerin yaşamsal değil, atom bombası kafası, gaz odaları kafası.

Kafa almıyor işte, almayan kafa reddediyor. Sorunu kökten halletmek, kökten dinciliğinin beyninde ki uzantısı işte.

Adı üstünde KÖKTEN. Ne kadar sularsan sula ne kadar gübrelersen gübrele, kök yer etmiş artık, ona göre meyve verir.

Fena bir yobazsın.

Turdur
19-06-2020, 12:45
şimdi senle ben eşit miyiz? hayır tabiki değiliz.
kafa yapısı açısından ben üstünüm.
dolayısıyla yaşam şartlarımız da eşit olmamalı.
adil olan da budur.

Eşitlikçi sistemlerin hepsi yanlış ya da eksiktir.

Hukuk karşısındaki eşitlik de, oy verme hakkındaki eşitlik de normalde hatalı.
Ama elimizde yeterli veri olmadığından biz bunları eşitmiş gibi saymak durumunda kalmışız.


Abicim nasıl elinde veri yok ya, adam ne anlatıyor günlerdir. 1/6 diyor, kölelik diyor. Hangi mahkeme köleyi efendisine karşı davacı kılabilir, hangi sömürü sisteminde büyük mülk sahibini fakir biri mahkeme edebilir veya hukuken alt edebilir, çok istisnadır.

Uçsuz bucaksız servet ve özel mülkiyet hakkı, elinde bir veri değil mi?

şimdi senle ben eşit miyiz? hayır tabiki değiliz.
kafa yapısı açısından ben üstünüm.
dolayısıyla yaşam şartlarımız da eşit olmamalı.
adil olan da budur.


Peki bu üstünlüğü nasıl ölçtün, elinde ki veri nedir?


Eşitlikçi sistemlerin hepsi yanlış ya da eksiktir.


O zaman sınava girdiğinde bir başkası soruları çalıp ezberletildiğin de ne oluyor, neden oradaki eşitlik bozuluyor. Sen neden bundan memnun kalıyorsun?
Senin sorunun eşitlik falan değil, yetiştirilme tarzın. Üstünlüğünü galebe çalmak için bu konu müsait.

Yıldıztozu
19-06-2020, 14:45
Uzaylılar dünyaya misafirliğe gelsin. Onlara neyi göstereceğiz, Küba'daki evleri mi yoksa Bill Gates'in malikanesini mi?
Medeniyetimizin geldiği son noktayı göstermek için onları en gelişmiş evlerimizde ağırlarız, 12 katlı, 8 banyolu, teraslı, bahçeli lüks evde. Bununla övünürüz.
Uzaylılar komünist bir ülkeyi ziyaret etseydi, örneğin Küba'da patates bulamazlardı. Sonra diğer gezegenlere de bu durumu anlatırlar, rezil olurduk tüm evrene. Sonra da dünyayı sömürmeye gelirlerdi.

Sınırlı sayıda astronotun milyar dolarlık uzay mekiğine binmesini sıkıntı etmeyip övünüyorsunuz da, sınırlı sayıda zenginin milyon dolarlık evde kalmasını sıkıntı ediyorsunuz. Her ikisi de insanlığın övünç kaynağı olarak görülebilir.

Sömürü var evet, ben de bunu desteklemiyorum(ortak olduğumuz tek kısım bu). Ama köleliği şimdilik destekliyorum. Kölelik ve sömürü farklı şeyler. Köleler bulunsun ama daha az sömürülsün. Mesela maaşları artırılıp, iş şartları iyileştirilsin. Ama köle kalmaya devam etsinler.

Kapitalizmi yıkmak istiyorsanız size bir öneri:
Kapitalizmin içine ajan gibi girerek onu kendi iç dinamikleriyle ve kendi yöntemleriyle yıkmayı deneyin. Yani siz de çalın, kapitalistlerin parasını çalın. Ama yarısını çalın ki eşit paylaşım sağlansın. Böylece kapitalizmi kendi taktiğiyle devirmiş olursunuz.

Son bir teorimi de paylaşıp bitireyim. Komünist sistem kapitalizmin bir maşası olabilir. Şöyle ki; komünizmde paranın amaç olmadığı aşılanır, böylece komünistler para kazanma hırsına girmezler. Bu da tüm paranın kapitalistlere kalmasına yardımcı olur.
Dinler de öyledir ya, elindekine şükret der, parayı boşver der. Devamında tüm para kapitalistlere kalmış olur.
Belki de Marks gizli kapitalisttir, Muhammed'in gizli ateist olma ihtimali gibi.

antkanser
19-06-2020, 15:01
Uzaylılar dünyaya misafirliğe gelsin. Onlara neyi göstereceğiz, Küba'daki evleri mi yoksa Bill Gates'in malikanesini mi?
Medeniyetimizin geldiği son noktayı göstermek için onları en gelişmiş evlerimizde ağırlarız, 12 katlı, 8 banyolu, teraslı, bahçeli lüks evde. Bununla övünürüz.
Uzaylılar komünist bir ülkeyi ziyaret etseydi, örneğin Küba'da patates bulamazlardı. Sonra diğer gezegenlere de bu durumu anlatırlar, rezil olurduk tüm evrene. Sonra da dünyayı sömürmeye gelirlerdi.

Sınırlı sayıda astronotun milyar dolarlık uzay mekiğine binmesini sıkıntı etmeyip övünüyorsunuz da, sınırlı sayıda zenginin milyon dolarlık evde kalmasını sıkıntı ediyorsunuz. Her ikisi de insanlığın övünç kaynağı olarak görülebilir.

Sömürü var evet, ben de bunu desteklemiyorum(ortak olduğumuz tek kısım bu). Ama köleliği şimdilik destekliyorum. Kölelik ve sömürü farklı şeyler. Köleler bulunsun ama daha az sömürülsün. Mesela maaşları artırılıp, iş şartları iyileştirilsin. Ama köle kalmaya devam etsinler.

Kapitalizmi yıkmak istiyorsanız size bir öneri:
Kapitalizmin içine ajan gibi girerek onu kendi iç dinamikleriyle ve kendi yöntemleriyle yıkmayı deneyin. Yani siz de çalın, kapitalistlerin parasını çalın. Ama yarısını çalın ki eşit paylaşım sağlansın. Böylece kapitalizmi kendi taktiğiyle devirmiş olursunuz.

Son bir teorimi de paylaşıp bitireyim. Komünist sistem kapitalizmin bir maşası olabilir. Şöyle ki; komünizmde paranın amaç olmadığı aşılanır, böylece komünistler para kazanma hırsına girmezler. Bu da tüm paranın kapitalistlere kalmasına yardımcı olur.
Dinler de öyledir ya, elindekine şükret der, parayı boşver der. Devamında tüm para kapitalistlere kalmış olur.
Belki de Marks gizli kapitalisttir, Muhammed'in gizli ateist olma ihtimali gibi.

ya bu adam süzme salak , hala bunabişey anlatabileceğinizi mi sanıyorsunuz ?
şu verdiği örneklere bakarmısınız?

bu adam benden zeki , evet kabulediyorum.

:laugh::laugh::laugh::laugh::laugh::laugh::laugh:: laugh::laugh::laugh::laugh:

spartacus
19-06-2020, 15:17
Dedim ya, devrim dendiğinde akıllar darbeye çalışıyor, elbette bunun en önemli nedeni cehalet.

Uzaylılar gelecek ve Gates'in evine mi bakacaklar? Buraya kadar gelip, içinde yaşanılan sistemi analiz edemeyecek durumda iseler, zaten buraya kadar gelemezler. kaldı ki, bütün dertlerimiz bitti, kendimizi henüz kurgu argüman uzaylılara beğendirmek-satmak derdine mi düştük?
ne belli uzaylıların, bu insanlar çok gerizekalı, koyun gibi sürüleştirilmiş ve sömürülüyorlar, o kadar ki, sürü psikolojisinde Yılzdıztozu gibiler başı çekiyor demeyeceği?

Bill Gates'in evini yapan kim, emek kimin?

Gerçek bu kadar basit.

Hani 1/6 cılar vardı, tarla kimin? Efedinin. Üreten kim? Köleler..

Orada basit bir sorun vardı, özel mülkiyet. O kaldırılınca o sorun çözülüyor, mesele bir şeyleri yıkmak değil, sorunu çözmek. 1 kişi lüks içinde 1.000.000 yoksulluk içinde yaşayacağına, 1.000.001 kişi insan gibi yaşasın kafi. Sonuç itibariyle, doğa kaynaklarının %70'i 1 kişiye, kalan %30'u 1.000.000 kişiye düşeceğine, kaynakların %100'ü 1.000.001 kişiye düşsün, bolluk toplumu olur. Bilimsel yaklaşmak yeterli.

O köleler zamanında Mısır'ın piramitlerini de yapmıştı, firavunlar yapmadı, aptalca uhreviyat ve şatafat için, piramit yapmak gerekiyorsa, firavun olmadan da yapabilirlerdi, bütün mesele sistem ve işleyişinde.

Bir inanırın inancı, nasıl ki tanrıyı nesnel gerçeğe dönüştüremezse, bir kapitalist olabilirsiniz, olmanız da, kapitalizmin gerçeğini değiştiremez.

Gates'in evi bize değer katmıyor, aksine bu tür mekanların varlığı bizden alınan değerlere örnek teşkil ediyor. Tabi ki sistem kapitalizm ve bu kişiler lüks içinde yaşayacaklar, bunda da anormal bir durum yok, sistem bu.
nasıl ki feodalizmde derebeyleri, ağalar servet biriktiriyor, şatafatlı köşklerinde yaşıyor ve nasıl ki, iki sistemde de üretenler barakalarda veya çok zor koşullarla yaşıyorsa, bu da öyle.

Ama bir derebeyinin lüks köşkünün varlığı nasıl ki feodalizmi tanımlamaya ve süregiderliği sağlamaya yetmiyorsa, Gates'in köşkü de öyle... o köşkü yapanlar ise basit evlerde yaşayan emekçiler, acaba kimin emeğiyle övünüyorsun? Bunlar, konuya göre saçma-sapan lafızlar.

Yaşam gül bahçesi veya cennet değildir, fiziğin ve nesnelliğin yok sayılamaz gerçekleri var, yani hayat hiç bir zaman cennet olmayacak. Şikayet etmeksizin yaşam mümkün değil, yani yaşamak kolay değil, ama insan gibi yaşamak, köle olmadan, yaşamak önemli. Yaşanmıyor olması, mutlak olduğu anlamına nasıl ki gelmez ise, meselenin sebeplerini çözümlemek de önemli bir basamaktır.

Kapitalizmin ürettiği insan psikolojisi ve sorunlarından haberin yok, dahilisin farkında değilsin.

Ne diyordu cihaderi;

Ben cennette yaşayacağım ve siz cehennemde yanarken size güleceğim.

Ne güzel işte, sonsuz hayat ve cennet vaad ediyormuş, neyi bekliyorsun?

Uzaylılara Selimiye'yi gösterirsin...

Ahlaksız
19-06-2020, 15:44
Ahlaksız ne umudu, konuya bilimsel yaklaşıyorum :)

BİLİMSEL olarak analiz ediyorum o kadar...

Derdiniz insan topluluğuna/topluluklarına (sürüye) yön vermek değil mi?
Derdiniz çobanlık değil mi?
Trump yöneteceğine,biz yönetelim ama yönetim de olmasın falan filan demiyor musunuz?
Bu bir hayal/umut/inanç değil mi?

Bir Müslümanda ''Kuran'da denizlerin karışmadığı yazar,haliyle Kuran bilimseldir'' demiyor mu?
Sizin sürü yönetme isteğinize bilimsel demeniz,sizin söylemleriniz..Sizin kendi içinizdeki argümanlar sadece..Banane,bizene..

Madem anlaşamıyoruz,başka bir şey söyleyeyim size..
Türkiye'de bir ''sokak köpeği'' sorunu var..Ben ''bu köpekleri kısırlaştıralım,zamanla bu köpek sorunu ortadan kalkar'' diyorum;siz de ''bu köpekler de canlı,onları kısırlaştırmak doğru değil,onları sokaklardan toplayıp barınaklarda bakalım'' diyorsunuz..
Komünizm bu işte..Siz bir hümanistsiniz,hepsi bu..

kartopu
19-06-2020, 16:56
Madem anlaşamıyoruz,başka bir şey söyleyeyim size..
Türkiye'de bir ''sokak köpeği'' sorunu var..Ben ''bu köpekleri kısırlaştıralım,zamanla bu köpek sorunu ortadan kalkar'' diyorum;siz de ''bu köpekler de canlı,onları kısırlaştırmak doğru değil,onları sokaklardan toplayıp barınaklarda bakalım'' diyorsunuz..
Komünizm bu işte..Siz bir hümanistsiniz,hepsi bu..

Ahlaksız Arkadaşım
Sen bu kavgaya girme arada kalırsın dedim dinlemedin.
Şu yazdıklarına bak ki Komünizm i hiç tanımadığını anlatmaktasın. Eleştiri bile mantık çerçevesinde yapılır ne bu köpek örneği Komünizm öyle direk hayata geçirilecek şey değil Bu sınıflı toplumların tarihi ne kadar biliyormusun en az 5 bin yıl insan üzerinde 5 bin yıllık tahribat var İnsan ın doğaya kendine yabanılaşması ve köleliğini kabul etmesi bir ahlak haline gelmiş nesilden nesile aktarılmış gelenek olmuş Şimdi komünizm konusunda ahkam kes ve onu bir çırpıda hallet köpeklerle.

Komünizm. Ters dönmüş dünyayı düze çevirmek yani teknolojinin de var olduğu iyi çalıştığı bir dünyada paylaşım ve eşitlik Doğada canlılar ne kadar eşitse doğanın aklı olan insanda o kadar eşit olacak Doğadaki canlılar doğaya ne kadar zarar veriyorsa insan da doğaya o kadar zarar verecek . Doğadaki canlılar ne kadar birikim yapıyor lüx içinde yaşıyorsa insanda o olacak.

Komünizm senin ve senin gibilerin hayal bile edemeyeceği yaşam biçimi Bence bu tartışmalara girme Çünkü senin kotların bunu anlamaya uygun değil.

kartopu
19-06-2020, 17:02
Uzaylılar dünyaya misafirliğe gelsin. Onlara neyi göstereceğiz, Küba'daki evleri mi yoksa Bill Gates'in malikanesini mi

Keşke gelse onlara Mısır piramitlerini Göbekli tepeyi Meryem anayı ve bunlara benzeyen tarihi eserleri gösteririz. Beğenmezlerse defolup giderler. Biz uzaya gitsek onlar bize ne gösterecek var mı gösterecek bir şeyleri.

Yıldıztozu
19-06-2020, 19:23
Her katılımcı start çizgisinden başlayacak ve EŞİT koşullalrda yarışacak.

Nerede idealizm?

Eşitlik kelimesini günlük hayata yansıttığın anda idealizme girmişindir zaten. Çünkü eşitlik matematiksel bir ifadedir ve matematiği gerçek hayata yansıttığın anda idealist yaklaşmış olursun.

KOŞULLAR EŞİTLENEMEZ.
Sen diyorsun ya ''eşit koşullar'' diye.
Bak bir örnekle ispatlayayım.

Kadınla erkeği yanyana getirelim. Ellerine 20 kg'lık yükler verelim ve hadi bunu taşıyın diyelim.
Şimdi senin mantığına göre burada ikisine eşit iş verildi, start çizgileri de eşit. Yani koşullar eşitlendi sana göre.
Bana göre ise hala koşullar eşit değil, çünkü kadının fiziksel yapısı ağır yük taşımaya uygun değil.

Doğa, koşulları eşitlememize izin vermiyor. Sen ne kadar eşit imkan sunmaya çalışırsan çalış, doğa bunu kabul etmez.
Toplumsal sistemler doğal sistemlere bağlıdır.

Yıldıztozu
19-06-2020, 19:50
Siz komünistler toplumsal yapıya odaklanmışsınız. İyi niyetlisiniz fakat doğa, istediğiniz toplumsal yapıya izin veriyor mu? Buna da bakmalısınız.
Odak noktanız sömürü, servet eşitsizliği vs. gibi sadece toplumsal yapılar. Eşitliğin anlamını daraltıp toplumsal eşitlik olarak kısıtlıyorsunuz. Oysaki doğal eşitsizlik toplumsal eşitliğe izin veriyor mu, buna da bakmalısınız.

İnsanlar hastalanıyor, ölüyor. Hadi o zaman öyle bir sistem icat edelim ki insanlar hastalanmasın, ölmesin. Bunun adı da komünizm olsun. Aa komünizm ne güzel sistem, insanlar hastalanmıyormuş, ölmüyormuş. Fakat bir sorun var, doğa buna izin veriyor mu?

antkanser
19-06-2020, 23:06
Siz komünistler toplumsal yapıya odaklanmışsınız. İyi niyetlisiniz fakat doğa, istediğiniz toplumsal yapıya izin veriyor mu? Buna da bakmalısınız.
Odak noktanız sömürü, servet eşitsizliği vs. gibi sadece toplumsal yapılar. Eşitliğin anlamını daraltıp toplumsal eşitlik olarak kısıtlıyorsunuz. Oysaki doğal eşitsizlik toplumsal eşitliğe izin veriyor mu, buna da bakmalısınız.

İnsanlar hastalanıyor, ölüyor. Hadi o zaman öyle bir sistem icat edelim ki insanlar hastalanmasın, ölmesin. Bunun adı da komünizm olsun. Aa komünizm ne güzel sistem, insanlar hastalanmıyormuş, ölmüyormuş. Fakat bir sorun var, doğa buna izin veriyor mu?

10222672277826065/

Turdur
20-06-2020, 07:09
Siz komünistler toplumsal yapıya odaklanmışsınız. İyi niyetlisiniz fakat doğa, istediğiniz toplumsal yapıya izin veriyor mu? Buna da bakmalısınız.


Evet, beşeri sistemin sömürüsünden önce insanlık ilkel komün hayatı yaşıyordu. Kadını erkekten aşağıda bir yere konumlandırdın ve bunu hala biyoloji üzerinden götürmeye çalışıyorsunuz ama Ataerkil toplumdan önce Anaerkil toplum vardı. Doğadan ilk gelen komün hayatı ve anaerkil toplumdu. Hatta Tanrılardan önce Tanrıçalar vardı sonra Adem ile Havva üretildi ve Adem uyurken kadın yaratılmış oldu, onun tercihi veya istemi dışında. Ona sorulmadan. Yani bir kuyruk gibi, bir fazlalık veya Adem'in can sıkıntısına çare olarak bir zevk, eğlence aracı olarak hemde bütün varlığını erkeğin bir kemiğine borçlu. Demek ki hayatın asli unsuru olamaz. Bütün varlık sebebi doğanın evrimsel süreci değil Tanrı'nın erkek için bir oyuncak yaratmasından ibaret, kadın dediğiniz budur işte gözünüzde. Çocuk doğurduğu için veya türban taktığı ille de işkence edilmeli veya kökten yok edilmesi gereken bir sorun üreteci. Diğer tarikat trollü içinse önceden türban taktığı için değil şort-etek giydiği için yok edilmesi gereken bir sorundu. Ama ne olursa olsun dinci zihniyet için hep bir sorun. Aslında şortu türbanı değil varlığı bir sorun.

Konuya vakıf değilsiniz. El mahkum, bütün kafa yapınız KÖKTEN DİNCİLİK ve kapitalizm-dincilik üzerine. İkinizde bu yönde troll atıyorsunuz buraya. Şimdide dünyada ki bütün matematik profesörlerini idealist ilan ediverdiniz, saldırı en iyi defanstır anlayışı. Saldıracak argümanınız veya eleştirecek bilgi birikiminiz, hepside sağdan soldan araklama, sözlük tarzı vur-kaç taktikleri.

Sizde ki bu çarpıklık patolojik bir hal almış.

İnsanlar hastalanıyor, ölüyor. Hadi o zaman öyle bir sistem icat edelim ki insanlar hastalanmasın, ölmesin. Bunun adı da komünizm olsun. Aa komünizm ne güzel sistem, insanlar hastalanmıyormuş, ölmüyormuş. Fakat bir sorun var, doğa buna izin veriyor mu?

Tamamen ilgi odaklığını kaybetmiş bir şımarığın hezeyan dolu iflası.


Odak noktanız sömürü, servet eşitsizliği vs. gibi sadece toplumsal yapılar. Eşitliğin anlamını daraltıp toplumsal eşitlik olarak kısıtlıyorsunuz. Oysaki doğal eşitsizlik toplumsal eşitliğe izin veriyor mu, buna da bakmalısınız.


Hala zırvalıyorsun, doğal eşitsizlik ile toplumsal adalet arasında nasıl bağ kuruyorsun? Bu binlerce yıldır insanlığa zerk edilmiş dinci-sömürücü takımının sizlere empoze ettiği bir yanılsama.


Komünizm bu işte..Siz bir hümanistsiniz,hepsi bu..

Hümanizm; Fransızca humanisme, insancılık, beşeriyetçilik, insan odaklılık, insan-merkezcillik.

Hümanist; İnsancı, insalcıl.

Dinci zihniyetin söylemi, insanı insancıl olmak üzerinden aşağıladığını sanıyor. Tanrı buyruğu varken. Kafa tastamam olduğu gibi. Bütün çıkış değeri kutsiyet. İnsanlığın ürettiği sorun üzerinden insanlığa olan kinini KÖKTEN yok etmekle bastırmaya çalışan bir yobaz.

Aşağıda ki geniş tanımı okuyun bu yobazın "Atatürk'ün yaptığı ne işe yaradı ki" sözünü analiz edin.

İşte yobazlık budur, insancıl değildir. Bilinç altında ki Atatürk'ü aşağılama veya onun getirdiği değerleri yok etme isteğinin temeli, insana ve insanın insanca yaşama mücadelesine olan nefretidir.

Hümanizm geniş tanımı;

Hümanizm terimsel tanım açısından "sevgi" içermez. Daha felsefi ve bilimsel bir temeli ifade eder. Türkçe karşılığı "insan-merkezcillik"tir. Yani tanrı-merkezcillik geri plana atılır ve bir anlamda reddedilir, insan-merkezcillik esas alınır.
Örneğin bir fiilin değerlendirmesinde "tanrının/tanrıların hoşnutluğu" değil "insana faydası/hoşnutluğu" esastır. Bu açıdan da sekülarizmle sıkı bir ilişkisi vardır. Yine kanunların düzenlenmesinde tanrı-merkezcilliği değil insan-merkezcilliği önermektedir.

Adının Türkçe anlamı insancılıktır (human). Genelde deizm, ateizm ve agnostisizm ile bütünleşebilir ama hümanist anlayış bunlar için değildir. Hümanizm, bu tür doğaüstü güçlerin varlığıyla ilgilenmeyen etik tabanlı bir görüştür. Seküler bir hayat duruşu ilkesi ve her otorite karşısında insanı özgürleştirme çabası hümanizmin tanımıdır.
.........
Hümanistler diğer canlı türlerine karşı düşüncesizce istismarlara karşı durmalıdır." diyerek hümanizmin doğalcılığını ve hayvanseverliğini belirtir. Bizim diğer canlıların üzerinde tanrı vergisi bir hüküm hakkımız olmadığını ekler.

Hümanizm insanın kapasitesine iyimser yaklaşır, bunun yanı sıra insan doğasının tümüyle iyi ya da tüm insanların hümanizmin savunduğu ussalcı ve manevi değerlere ulaşabileceğini savunmaz. Bu hedef birey için azim ve diğerlerinin yardımını gerektirir. İnsanın gelişimidir hümanizmin ereği, bütün insanlar için hayatı daha iyi yapmak. Hümanizm güzel şeyler yapmaya, şimdi ve burada iyi yaşamaya ve geleceğe daha iyi bir dünya bırakmaya yoğunlaşır.

spartacus
20-06-2020, 10:36
Eşitlik kelimesini günlük hayata yansıttığın anda idealizme girmişindir zaten. Çünkü eşitlik matematiksel bir ifadedir ve matematiği gerçek hayata yansıttığın anda idealist yaklaşmış olursun.

KOŞULLAR EŞİTLENEMEZ.
Sen diyorsun ya ''eşit koşullar'' diye.
Bak bir örnekle ispatlayayım.

Kadınla erkeği yanyana getirelim. Ellerine 20 kg'lık yükler verelim ve hadi bunu taşıyın diyelim.
Şimdi senin mantığına göre burada ikisine eşit iş verildi, start çizgileri de eşit. Yani koşullar eşitlendi sana göre.
Bana göre ise hala koşullar eşit değil, çünkü kadının fiziksel yapısı ağır yük taşımaya uygun değil.

Doğa, koşulları eşitlememize izin vermiyor. Sen ne kadar eşit imkan sunmaya çalışırsan çalış, doğa bunu kabul etmez.
Toplumsal sistemler doğal sistemlere bağlıdır.
Koşullar, kişiler eşitlenmiyor :)

Verdiğin örneğin, bu tarz ifadelerin saçma olduğunu zaten söylemiştim. Gerizekalılar demiştim, eşitlik ifadesini cisim, tip, biyolojik vb eşitlik sanıyor.

Tanrı yerine doğayı mı koydun? Boşluk mu dolduruyorsun?

Bu kadar basit ifadeleri anlamıyorsan, hesabına başka birisi mi girdi acaba, şöyle ileri düzey dinci bir yobaz?

Şu konuyu nasıl ele alıyorsun? Trol olsa bu kadar absürt, bu kadar ahmakça ifadelerle, bu kadar saçmalayamaz.

Doğa mülk sahibi mi? Uzaydan baktığında sınır görebiliyor musun? Doğaya rağmen kapitalizm mevcut ise demek ki konumuz doğa değil, insanın yaşam biçimi, düşünce yapısı, SİSTEM.

Sistemden, hukuktan, sağlıktan vb bahsediyoruz.

Doğa buna izin vermez dediğin ne varsa, safsata.

1/6 cılar diye bir pasaj yazıyorum, sen çıkıp doğa diyorsun, saçma sapan biçimde eşitlik ifadesini, matematik sanıyorsun(ki matematiğe de vursan eşitlenebilir, aşağıda örnek vereceğim), yetmiyor, aptalca kıstaslar yapıyorsun, muhataplarının ifadelerinden haberin yok.

Eşitlik, sosyal, toplumsal, siyasal olarak kullanıldığında, bunun biyolojiyle, kimya ile, matematikle direk ilgisi yok.

1/6 cılarla, efendi nasıl eşit koşullara sahip olabilir? 1/6 cılık koşulunu üreten nedir? SİSTEMDİR. 1/6koşulunu ortadan kaldırısan ne olur? Böyle bir koşul kalmaz. İşte bu kadar basit, anlaması zor değil , doğaya rağmen bu yapılabiliyorsa, yine doğaya rağmen bu sistem değişebilir.

Yukarıdaki öreneğe göre, eşitlik kavramı nasıl kullanılır peki?
1/6 ortadan kaldırılınca, beraberinde ne değişir? STATÜ'de değişir. Artık efendi ve köle eski statülerine sahip değildir.

peki şimdi ne olacak? Statüler ne olursa olsun, orada eşitlik ifadesi, eskidenefendi olanla, köle olanın, eşit statüye sahip olmasıdır.

eskiden köle, o tarlada, 12 saat çalışıyor ve ürettiği ürünün 1 payını kendisine alıp, 5 payını efendiye veriyorsa, şimdi, 6 saat çalışacak, ürettiği üründen hak ettiği 3 paydır.

Eskiden efendi olanda şimdi 6 saat çalışacak. Alacağı pay yine 3 olacak.

Ne oldu şimdi?

3=3 oldu mu?

Konu matematik değil, bahse konu edilen statü açısından eşitlik idi, ancak, matematiksel olarak da işte ifade edilebiliyor :)

kapitalistler, feodalizme karşı, eşitlik sloganıyla örgütlenmiştir.

o zamanın feodal Yıldıztozu diyordu ki, imkansız, doğa buna izin vermez, şimdi bir kral, derebeyi, senyör gibi, serfler de(avam-kul takımı) oy verecek ve KRALIN VERDİĞİ OY'DA 1 OY SAYILACAK, marabanın verdiği oy'da 1 oy sayılacak, yani bunların oyları EŞİT görülecek öyle mi? Bu imkansız diyordu..
1=1, işte yine matematikle de mümkün oldu.. Yıldıztozu bu ifadeler karşı diyor ki, kralla, serf eşit olamaz. Kral 80kilo, serf 60 kilo, eşit olamazlar. Ben ne diyorum, sen ne diyorsun? Üstelik işin gerçeği, kral'da kalmayacak! kapitalist ilerleme, kapitalizme karşı ilerleme de efendi ve statüsünün ortadan kaldırılması olacak, yani ilerleme devam edecek, ve gayet mantıklı, gayet normal... Asla değiştirilemez sanılan krallık ve sistemi, nasıl değişiyorsa, kapitalizmin efendi ve egemen anlayışı, sistemi de öyle değişecek...

Kısaca, itirazların dramatik-komedi gibi...

Toplumsal yapıdemişsin,evet doğa istediğimiz toplumsal yapıya izin veriyor aslında doğası komünizm!

Canlıalr arasındaki itişip, kakışmalar yani doğal itişmelerle, birliktelikle, ayrılıkla vb sistemin yapay yapısı, insan karakteri vb aynı şey değildir.

Sizler doğaya rağmen zoraki şartlanmış robotlarsınız ve doğaya rağmen robot olmak mümkündür. Doğa kapitalizme izin veriyor mu, bir yerden sonra doğaya rağmen kapitalizm gibi sistemlerin imkanı kalmaz... Çünkü bu sistemler doğa dahilinde tüketici, talan ve ganimetçi sistemlerdir, bir canlıya üşüşmüş piranhalar gibi veya tatlı su gölüne atılmış istilacı akvaryum balığı gibi, bir süre kral gibi yaşarlar, ancak o istila o hale gelir ki, tükete, tükete, tükecek başkabir canlı bulamaz olurlar...

Kapitalizmin ömrü köleci veya feodal sistem kadar da olmaz. Sistemlerden söz ettiğimde, toplumlardan söz ettiğimde sen günübirlik değil, en az 500 yıllık bir süreci düşünmelisin. Neden onlar kadar uzun ömürlü olmaz?
İnsanlın toplumsal bellek ve birikimi birr yana, hani 1/6 cılardan söz etmiştim ya, kapitalizmde ürünlerin alıcısı da üreteni de kölelerdir. Ciddi handikapları var. Sonra kapitalizmde değer olmayan ama matematiğe vurulduğunda hayali bir değer alan KAR sorunu vardır. Doğadan 3 buğday alırsan, sen hayali olarak bunu 6 yapamazsın. neyse,şimdi kapitalizm üretirken piyasaya maaliyeti kadar para bırakır. satarken ise kar koyup satar. Piyasaya 3 para bırakıp, 3 para bıraktığı piyasadan ürününü 6 paraya almasını ister...

Şu anda doğave kaynakları hala kapitalist talana el verdiği için ve sermaye yayılımı dediğimiz kaynak sömürüsü hala muhatap bulabildiği, kısaca imkanlar tüketildiği için bazı ülkeler iyi-kötü yaşıyor bazıları da cehennemde yaşıyor. Bunun da bir sınırı olacakve kapitalizm çoktan orta yaş krizine girdi bile..

Bu sistemleri doğa kaldırmıyor, insan akıllı ve zeki bir canlıdır, sonsuza kadar koyun yerine kullanılması da mümkün değildir.

yapay olan kapitalizm, sınırlar, mülkiyet tümü de doğaya rağmendir, doğaya ait değildir, olsaydı, insan iradesince sınır çizilmez, tapu, mapu belge vb gerektirmezdi...

İnsanlık 500.000 yıl doğayla -komün- yaşadı, kapitalizm yoktu, esasında köleci, feodal ve kapitalist sistemler doğaya yabancıdır ve doğaya rağmen inat edebilmektedir, bu inceldiği noktaya ve kopacağı an'a kadar mümkündür...

Sen sistemin yetiştirdiği sürüden birisi olduğunve hiç bir biçimde alternatif düşünceye sahip olamadığın, zaten düşünce olarak başka türlüsünü de bilmediğin, kanıksadığın için, ifadelerin sana normal geliyor...

Yıldıztozu
20-06-2020, 10:59
Doğa buna izin vermez dediğin ne varsa, safsata.

Doğa senin 500 yıl yaşamana izin vermiyor ve sen buna safsata diyebiliyorsun.
Sen hakikaten doğayı falan tanımıyorsun, kendini bilge zanneden biriymişsin.

Eşit koşullar diyerek zırvaladığın fikirleri apaçık çürütmeme rağmen görmek istemiyorsun.
Ayetlerin anlamını eğip büken müslümanlar gibisin. Gerçek eşitlik bu değil, gerçek komünizm bu değil diyip duracaksın.
Çünkü ezberlerine bağlı bir muhafazakarsın.

Şeriat isteyenlere yallah arabistana derdik, size de yallah kübaya demek lazım.
Sahi neden kübaya gidip yerleşmiyorsunuz, patates bulamamaktan mı korkuyorsunuz yoksa?

Yıldıztozu
20-06-2020, 11:01
doğal eşitsizlik ile toplumsal adalet arasında nasıl bağ kuruyorsun?

İşte siz bu bağı kuramadığınız için eksik bakıyorsunuz. Doğayı anlamadan toplumu anlayamazsınız. Doğayı anlamadığınız için de toplumu yanlış analiz ediyorsunuz.
Ben sana ''doğanın işleyişini öğren önce'' demiştim, senin cevabın ''doğa işlemez ki'' olmuştu.
Komik.

kartopu
20-06-2020, 12:14
Siz komünistler toplumsal yapıya odaklanmışsınız. İyi niyetlisiniz fakat doğa, istediğiniz toplumsal yapıya izin veriyor mu? Buna da bakmalısınız.
Odak noktanız sömürü, servet eşitsizliği vs. gibi sadece toplumsal yapılar. Eşitliğin anlamını daraltıp toplumsal eşitlik olarak kısıtlıyorsunuz. Oysaki doğal eşitsizlik toplumsal eşitliğe izin veriyor mu, buna da bakmalısınız.

İnsanlar hastalanıyor, ölüyor. Hadi o zaman öyle bir sistem icat edelim ki insanlar hastalanmasın, ölmesin. Bunun adı da komünizm olsun. Aa komünizm ne güzel sistem, insanlar hastalanmıyormuş, ölmüyormuş. Fakat bir sorun var, doğa buna izin veriyor mu?

Sn Yıldıztozu.
Bize de doğaya da haksızlık yapıyorsun Komünistleri ölümsüzlüğün icatlarını bulmalarını istiyorsun Ama bir şey var ömürler uzayabilir bu konuda araştırmalar yapmışlar İnsan ömrü 150 yıl olabiliyormuş. Bunu da deniz kaplumbağalarını inceleyek bulmuşlar.
Yani gelecek daha uzun olacak anlaşılan.
Bak yine haksızlık yapıyorsun Bizim odak noktamız sömürü değil zaten kapitalizm kendi icatları ile sömürüyü kaldıracak. Bizim odak noktamız doğal insan a dönüş Yani hem doğal insan hem son sistem teknoloji.... Nasıl rahat değil mi bende öyle düşünüyorum.

Bence bizi daha iyi araştır. İnan sende bizden biri olacaksın.

Yıldıztozu
20-06-2020, 13:02
Komünizmin afyona dönüştüğü görülüyor. Bunu buradaki aşırı doz afyona maruz kalmış fanatiklerden görebilirsiniz.
Marks da komünizmin afyona dönüşeceğini öngöremedi. Çünkü o da toplumsal yapıya aşırı odaklanmaktan doğal yapıyı doğru analiz edemeyen biriydi.

Siz: Hastalıklar toplum için kötüdür, hiçbir hastalığın virüsün olmadığı bir sistem yaratıcaz.
Ben: Bu dediğiniz şeye doğa izin vermez, hastalık kaçınılmazdır.
Siz: Haha salak, gerizekalı, kapitalist, anlamıyorsun, sistem sana böyle aşılamış.

Yeterince gülünç bir diyalog değil mi?

Turdur
20-06-2020, 13:16
Doğanın gücü toplumun gücünden her zaman fazladır.

Eşitlik amacıyla ortaya atılan her türlü fikir, sistem zırvadır.

Bill Gates ile Turdur'un aynı yemeği yemesini beklemek, aynı mahallede komşu olmasını beklemek, bunu hayal etmek zırvadır.
Doğaya karşı gelmektir. İnsanlık adına bir felakettir. Adaletsizliktir.

Doğanın nasıl işlediğini bilmeyen biriyle tartışmaya devam edemem.

Kırmızı yer siyah yer ile oksimoron. Trollerin vazgeçilmez zırvalığı bu oksimorondur.
Hala troll atıyorsun.

Doğa toplumdan güçlü değildir, toplum zaten doğanın parçasıdır. Parmağım sırtımdan güçlü diyormusun, böyle bir saçmalık yaptın mı hiç, al şimdi yapmış oldun. ---TOPLUM : Toplum ya da cemiyet bir arada yaşayan canlıların oluşturduğu topluluktur.--- Bir altta ki DOĞA TANIMINI oku. Demek ki toplum doğanın bir parçasıymış, aynı serçe parmağının sırtınla bir bedenin parçası olması gibi. Sırtın, sırtın olması kadar serçe parmağında serçe parmağının olması gerektirdiği kadar güçlü olur veya güçlü olmaz, bunlar senin yaptığın gibi kıyas edilemez.

Yine tek tek kelime kelime izah edecez, yobaz için değil tabi ki de.

DOĞA : Kendiliğinden var olan, canlı, ve cansız nesnelerden oluşan, kendini sürekli olarak değiştiren varlığın tümüne doğa, tabiat denir.

EVRİM : Birdenbire olmayan, zaman içinde ve doğal biçimde, kendiliğinden ve sürekli olarak, evre evre olan gelişim, ağır ağır ve kendiliğinden olan niteliksel ve niceliksel değişme süreci.


"İşleyiş" farklı bir kelimedir, "doğanın işleyişi" diye bir kelime şehven yazılır. Yabancı dillerden çevirilerde Türkçe karşılığa en yakın kelime yazılır, on yıllarca da öyle okunur-kalır, doğanın işleyişi de böyle geçmiştir Türkçeye. Bir örnek Franz Kafka'nın orjinal adı Die verwandlung olan kitabının on yıllarca DEĞİŞİM adıyla çevrilmesi ama artık DÖNÜŞÜM diye yayınlanması. Çünkü bir çevirmen bunu düzeltmiştir.

Senin İŞLEYİŞ dediğin şeyin asıl adı EVRİMDİR. Yukarı tanımlarda ki mavi yerlere bak, evrim doğanın değişim sürecini "işleten" süreçtir. (Bak bende şehven yazdım şimdi). Evrim doğanın değişim sürecidir. Biz lisanımız kadar yazıyoruz, işleyen sürece EVRİM denir. Yine işleyen ve işleten yoktur o bir süreçtir. Aslında kelime yine yanlıştır.
İnsanlığın genel olarak konuştuğu bütün lisanlar özel mülkiyet tanımlaması ve onun korunması, İŞLETİLMESİ üzerinedir. İşletmek buraya ait bir kelimedir. Şimdi kelime yerini buldu.


Senin yazdıklarını doğa işlemiyor, doğa işlemez. Tekrar oku DOĞA İŞLEMEZ. İşleyen senin beşeri sistemin. DOĞANIN BÖYLE İŞLEYİŞİ YOKTUR. Doğa hiç bir beşeri sistemin işleticisi değildir. Doğada ki anlatmak isteyip de sığ kafanla yazamadığın şeye EVRİM SÜRECİ denir, el mahkum zamanın işlemesi gibi bir şeyle anlatırız ama bu da yanlıştır. Bizim bilinç kirliliğimiz buradan başlıyor, yetersiz lisan yetersiz bilinç düzeyi. Zamanda işlemez.
Neden DEVRİM İŞLEYİŞ-İŞLEMEK-İŞLETMEKTEN türetilmemiş? DEVRİM EVRİM'DEN türemiştir.
İngilizcede İşleyiş : Functioning sil sonunda ki ekini Function: Fonksiyon.
---Fonksiyon: (Fransızca ya da fonksiyon) matematikte değişken sayıları girdi olarak kabul edip bunlardan bir çıktı sayısı oluşmasını sağlayan kurallardır. Bir işlem türüdür. Dört işlemden sonra gelir.--- Fonksiyon işleyiş kelimesinin İngilizce kökü olabilir, işleyiş işlemden türemişte olabilir, işleyiş, işletmek iştende türemiş olabilir. Yine içinde işlem var. Doğada veya EVRİM SÜRECİNDE bu işlemi yapan birisi yok. İşleyen-işleten-işletmeci-işi yapan yok. Yanlış indirgeme veya çıkış noktası alıp Tanrı'ya kadar götürüyor. Sen doğadan diye diye kadercileştin, Gates'in serveti doğaldır dedin. Erdoğan'ın da serveti var, onunla komşu olmak istiyor musun? Gene kişiselleştirerek girdin konuya, şahıs üzerinden haksızlık dedin. Haksızlık varsa asıl bana yapılandır. Bu da doğadan değildir.

EVRİM SÜRECİNE işleyiş dedin, yani özel mülkiyetin lisanını konuştun. Yani aptalca DOĞA GATES'İ İŞLEMİŞTİR demeye getirdin,Turdur'un onun yanında olması haksızlıktır dedin. DOĞA BİZİ BÖYLE İŞLEMEDİ İŞLEYEN-İŞLETEN BEŞERİ SİSTEMİN.

Gates'in zenginliği ne doğadandır, ne de evrimdendir, beşeri insan sistemi sonucu elde edilmiş servettir. Beşeri sistemin tesadüfü veya sürecinin sonucudur. Benim Gates ile parayı basıp komşu olamamanın sınıfsal sebebi vardır, bu sınıfsal sebebi yine doğa işlememiştir-doğa işlemez zaten. Bu sınıfsal sebep beşeri sistemin üretimidir.

Doğa olduğu gibi duran canlı cansız varlıkların bütünü, değişim sürecide Evrimdir.

Bunu içtiğin bira kutularına yazalım, başka türlü aklın almaz.

Sen çok pohpohlanmış ve şımartılmış ailenin tek veya en küçük çocuğu olabilirsin. Gates'in yanında olmayı arzuluyorsun, aynen Müridin Şeyhini istemesi gibi. Ben senin yaptıklarına başka bir açıklama bulamadım. Kapıya gelen pizzacıya "benim kölem" demen büyük ihtimal yetiştirilme tarzınla bugüne kadar koşullanmış olduklarının sonucu.

Sana adam yazı yazıyor, teorik, matematiksel ve bilimsel diyor. Sen bunca yazılanı görmeyip aradan bir kaç kelime araklayıp bütün yazılanları es geçiyorsun.

Troll.

Bırakın böyle yan sanayi yaşamayı.

Ben sana ''doğanın işleyişini öğren önce'' demiştim, senin cevabın ''doğa işlemez ki'' olmuştu.
Komik.

Hemde çok.

ilahimasal
20-06-2020, 13:28
Şeriat isteyenlere yallah arabistana derdik, size de yallah kübaya demek lazım.
Sahi neden kübaya gidip yerleşmiyorsunuz, patates bulamamaktan mı korkuyorsunuz yoksa?

Şayet bu cümlen bir sablonsa.

Madem öyle defol git bu forumdan
Niye duruyorsun burada?
Yüzsüzmüsün
Karektersizmisin.
Trollüyorsun ve mudahale yok.

Devam edersen küfürler baslayacak.
Senin gibi bir sahtekarı ikna etmek gibi bir sabır durumu yok.


Yüzsüz yüzsüz duruyorsun ve defolun gidin diyorsun. Evladım bu topraklar bizim. Bu forumda.
Azcık karekterin varsa gidersin

Ahlaksız
20-06-2020, 13:37
….
yapay olan kapitalizm, sınırlar, mülkiyet tümü de doğaya rağmendir, doğaya ait değildir, olsaydı, insan iradesince sınır çizilmez, tapu, mapu belge vb gerektirmezdi...

İnsanlık 500.000 yıl doğayla -komün- yaşadı, kapitalizm yoktu, esasında köleci, feodal ve kapitalist sistemler doğaya yabancıdır ve doğaya rağmen inat edebilmektedir, bu inceldiği noktaya ve kopacağı an'a kadar mümkündür....
Hayatınızda hiç mi ''anımal planet'' tv kanalını izlemediniz:)
Mesela kaplan..Bir alanda yaşar ve bu alanı belli etmek için,ağaçların/çalıların yanlarına/üzerlerine işer ki;böylelikle diğer kaplanlar/hayvanlar,bu alanda birinin yaşadığını bilsinler..
Bu SINIR değil mi?
Bugün de insanlar belli bir alanda yaşamıyorlar mı?
Sınır ihlali demek,doğada çatışma demektir..Bugün de bir ülke sınırından,başka bir ülkeye izinsiz girerseniz,bunun sonuçları olmuyor mu?

Doğada SINIR olduğu gibi özel mülkiyette vardır..Zaten sınırın olduğu yerde,mülkiyet vardır..Mesela bir ağaca yuva yapan kartal,o ağacı sahiplenmiştir..O ağaç,o kartalındır..ÖZEL MÜLKİYET değil mi bu?

Doğada KÖLELİK yok mu?Var,tabiki..Bir aslan sürüsünün lideri ve bu lidere boyun eğen sürü yok mu?Liderin olduğu yerde,kölelik olmaz mı?

Doğada KOMÜNİZM de var..Beraberce avlanan aslanlar,beraberce avı tüketmiyorlar mı?!

Kendi ideallerinizi empoze etmek için,doğayı bu şekilde kullanmanız doğru değil..Doğada her şey var ama mesele bu değil..
Mesele sizin doğal olmadığınız..!

Turdur
20-06-2020, 14:05
Şakalar bitmiyor tabi ki.

Yine tarikat üslubu teşbihler.

Hayvanlar aleminde özel mülkiyet yoktur. Kâr için toplumsal sistem oluşturamazlar, miras aktarı mı için evlilik yapmazlar. Miras zaten yoktur. Sizin kafanızda DİNCİLİK vardır. Bunları doğal ve kaderci göstermek için bütün dinlerde FAKİRLİK Allah'ın insanlara verdiği bir sınavdır diye anlatılır.


---Özel mülkiyet, üretim araçlarının kişilere ait olması anlamına gelir. Başka bir anlatımla bir şahsın elinde bulundurduğu malın kendisi ve menfaati ile birlikte ona ait olması, malın başka birisi ile ilişiğinin bulunmamasını ifade eder.---


Özel mülkiyet, sınıfların oluşumu ve devlet, bugün anladığımız anlamdaki dini ortaya çıkarmıştır.

Demek ki doğadan gelen bir özel mülkiyet yok. Dinin çıkış sebebi neymiş özel mülkiyet.

Gidin kendi abukluğunuzu tarikat köşelerinde, size soru soran ergen müminlere anlatın.

Bugün bir şehirden başka bir şehire gidip dükkan açsan sana kimse savaş açmaz, başka ülkeye gidip yine dükkan açsan yine savaş açmaz. Çünkü beşeri sistemler vardır.

Ama bir şirket diğer şirketle bir olup bir ülkeye savaş açabilir. Sebebi yaşamsal değil KÂR anlayışı yüzündendir. Bugün hiç bir zenginin yaşayamayacak kadar parası az değildir, bir insanın yaşaması için 10 milyar dolara ihtiyacı yoktur.

Dünyada ki aykırı fakirliğin-hak gasplarının gerçek sebebini hiç bir şekilde, ister DİN ile gelin ister ALLAH ile gelin isterseniz daha soyutlanmış görünerek TAKİYYE YAPARAK gelin, isterseniz bin bir çeşit-teknik ZIRVALIKLARLA gelin değiştirmeyecektir.

Sizin asıl sorununuz sadece yetersiz bellek ve yetiştirilme tarzı değil, kaderciliğe ikna edememek.

bilgivehis
20-06-2020, 14:19
Forum troller tarafından işgal edildi.
Tayyip gün geçtikçe gerçek yüzünü daha net gösteriyor, aynı şekilde forumdaki troller de renklerini belli etmeye başladı.
Demek artık karşılarında muhalif güç olmadığına karar vermişler.
Oysa bu troller ve savundukları zihniyet hep böyle anlarda kıçlarına bakmadan kaçmışlardır.
Komünizm mi?
Komünizm sizin hep korkulu rüyanız olmuştur, bu korku dahi size yeter.
Size bir korku daha benden gelsin, kapitalizm kendi bataklığında boğulacaktır, troller de ortada kalacaktır, çünkü komünizm iki ayaklı mikropları kabul etmez.

ilahimasal
20-06-2020, 14:21
Hayatınızda hiç mi ''anımal planet'' tv kanalını izlemediniz:)
Mesela kaplan..Bir alanda yaşar ve bu alanı belli etmek için,ağaçların/çalıların yanlarına/üzerlerine işer ki;böylelikle diğer kaplanlar/hayvanlar,bu alanda birinin yaşadığını bilsinler..
Bu SINIR değil mi?
Bugün de insanlar belli bir alanda yaşamıyorlar mı?
Sınır ihlali demek,doğada çatışma demektir..Bugün de bir ülke sınırından,başka bir ülkeye izinsiz girerseniz,bunun sonuçları olmuyor mu?

Doğada SINIR olduğu gibi özel mülkiyette vardır..Zaten sınırın olduğu yerde,mülkiyet vardır..Mesela bir ağaca yuva yapan kartal,o ağacı sahiplenmiştir..O ağaç,o kartalındır..ÖZEL MÜLKİYET değil mi bu?

Doğada KÖLELİK yok mu?Var,tabiki..Bir aslan sürüsünün lideri ve bu lidere boyun eğen sürü yok mu?Liderin olduğu yerde,kölelik olmaz mı?

Doğada KOMÜNİZM de var..Beraberce avlanan aslanlar,beraberce avı tüketmiyorlar mı?!

Kendi ideallerinizi empoze etmek için,doğayı bu şekilde kullanmanız doğru değil..Doğada her şey var ama mesele bu değil..
Mesele sizin doğal olmadığınız..!


O dedigin hayvanlar sınır koyuyor ama PARA ile alıp satmıyor. KAR gütmüyor . Bunu anlamak çokmu zor.
Senin özelinden bahseden YOK.ahlaksız.

spartacus
20-06-2020, 16:18
Hayatınızda hiç mi ''anımal planet'' tv kanalını izlemediniz:)
Mesela kaplan..Bir alanda yaşar ve bu alanı belli etmek için,ağaçların/çalıların yanlarına/üzerlerine işer ki;böylelikle diğer kaplanlar/hayvanlar,bu alanda birinin yaşadığını bilsinler..
Bu SINIR değil mi?
özel mülkiyet ve sınır ile, barınağı, yaşam alanını karıştırmısın. Başka türlüsü de beklenemez senden, o kadar idrak edebilirsin. madem senin esas aldığı hayvanlardır, neden onlar gibi yaşamıyorsun? kapitalizm doğaya aykırı. Adam kuyumcu açıyor, sen önünden geçiyorsun, halbuki madem aslanlardan söz edeceksin, neden dalıp mallarını çalmıyorsun? Doğada böyle değil mi? aslan namına bu sınır dediğin yaşam alanı için, sen sınır diyorsun...

Çık dışarı, şehirden uzaklaş, işte sana oalbildiğince toprak, neden işeyip kendine sınır çizmiyorsun, sana engel olan ne?

Madem bunu esas alacaksın, öyleyse tapu nedir yahu? Şimdi düşün;
1/6 örneğime dönelim. Toprak az sayıda kişinin elinde toplanmıştı diyor. yani özel mülk edinmişlerdi. Diğerleri de doğanın, özel olarak gaspından dolayı(özel mülkiyet=gasptır), yaşamak için mecburen üretmek zorundalar, haliyle en doğal hakları olan doğadan yararlanma şansları, başkalarınca gasp edilmiş. bakınız doğa yapmıyor bunu, orada eylemi insan yapıyor, bu eylem insana ait, ilgili kaideyi değiştirmek de yine insan iradesinde, bu kadar basit yahu.

Komünizm insanların da insan gibi yaşadığı toplumdur, yani hayvanın komün yaşamı o kadarsa, insanın ki de biraz daha farklı oluyor. Görüldüğü gibi burada yabancı olan yine kapitalizm.

Orada anlatılanı anlamamışsın.

özel mülkiyet ve sömürünün bilimsel ifadesi, analiziyle, hayvanların sürü-yaşam alanına ve çiftleşme alanına dair oluşturduğu karakteri, üretim araçları üzerinde özel, şahsa münhasır olmayan alanlara özel sınır tayin edilmesini karıştırmaktasın.

Kendini eşek yerine koyuyorsan sıkıntı orada başlıyor. Sonra da tabi doğa denince aklına, eşek, aslan gelir, ama doğada eşeğe saman verip, sırtına semer vuran veya bu topraklar benim, siz yaşamak istiyorsanız bana çalışacaksınız, bende size ÜRETTİĞİNİZ ürünün çeyreğini bırakacağım, gerisini ben alacağım diyen eşeği, sürüyü ahıra toplayıp, sistematik olarak ve bunun içinde sistem kurup, sürüleştirdiği koyunları kesip yiyen koyunlar ve sistemlerini göremedik henüz. Doğada yokmuş, bu sömürü sitemleri türeyene kadar insan için de yoktu. demek ki sonradan inşa edilmiş.. toplumsal mülkiyet ile özel mülkiyeti karıştma, toplumsal karakterli mülkün, yaşam alanlarının, özel mülk haline getirilmesi gasptır, hırsızlıktır.

ÜRETİM deniyor, ÜRÜN deniyor, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet deniyor, ne anlıyorsan artık. karakteri toplumsal olan alanların, özel mülkiyeti doğal değildir, zaten çelişkidir.

İfadelerim o kadar basit ki, nasıl bu kadar saçma-sapan biçimde çarpıtmayı başarıyorsunuz?
Üretimin toplumsallığına rağmen, üretim araçlarındaki mülkiyetin bireyselliği -> çelişkidir ve anlaması basittir.
Sömürü nasıl, hangi araçlarla ve ne şekilde gerçekleşiyor, insanı, eşek yerine nasıl koyabiliyorlar, insanın aklı, zekası ve hayvanlardan farklı sosyal yaşam biçimi, yapısı var. Doğru soru budur, verdiğim cevaplar işte o nasılın yanıtları. SİSTEMDEN söz ediyoruz,bakınız sistem, yani bir temeli, işleyişi var, doğal değil.

Bütün edinimini kapitalizm oluşturuyor, dolayısıyla farklı düşünebilme, bilimsel yaklaşabilme, nesnel analizlerde bulunabilme, idrak kapasiteniz sıfıra yakın.

Üretim ilişkileri, üretim araçları, doğaya ve üzerinde yaşayan canlılara ait -TOPLUMSAL KARAKTER taşıyan alanlar üzerindeki özel mülkiyetden ve bu sayede açığa çıkan üretim, emek ve böylece sömürüden söz ediyoruz. Eeeeee, temel basitmiş, bir çelişkiymiş, bütün mesele o çelişkiyi görmekmiş, yani eşeğe bu kadar anlatsam, bu kadar basit ifadeleri anlar mıydı acaba?
Bugün de insanlar belli bir alanda yaşamıyorlar mı?
Sınır ihlali demek,doğada çatışma demektir..Bugün de bir ülke sınırından,başka bir ülkeye izinsiz girerseniz,bunun sonuçları olmuyor mu?
Avrupada ülkeler, birbirlerinin sınırlarından geçtiği için sonuçları olmuyor. Bu sınırlar siyasidir yani değişebilir, kaldırılabilir, sorunsuz kılınabilir. Sorunu yaratan ne ise, çözümü üreten de odur.

Doğada sınır yoktur, işte bu sebeple sınır koymak zorunda kalıyorsun.

Sonra ülke dediğinde ilgili ekonomi-politik sınırlar da böyle oluşuyor, özel ve mülke dayalıdır. Şimdi neolotik çağdan alıp, bugüne değin, mülk politikasının, süreçle nasıl da genişleyerek, şehir, ülke alanına genişlediğini anlatayım mı? Kime?
Mülk diyorum, hayvanların yaşam alanlarını zaruri olarak belirlemesi mülk değildir. Sen öyle yorumlarsın, ama değildir.

Böyle düşüneceksen, o halde caddeye çıkacaksın, ne kadar kuyumcu, banka varsa soyacaksın, sonra da kapısına işersin. O an kuyumcunun sana gücü yetiyorsa amenna, yetmiyorsa bu suç olmamalı. Suç ise demek ki kapitalizm DOĞAL DEĞİL.
Doğada SINIR olduğu gibi özel mülkiyette vardır..Zaten sınırın olduğu yerde,mülkiyet vardır..Mesela bir ağaca yuva yapan kartal,o ağacı sahiplenmiştir..O ağaç,o kartalındır..ÖZEL MÜLKİYET değil mi bu?
Doğada sınır da, özel mülk de yoktur, o yüzden iradi olarak belirlemek zorunda kalırsın, olmadığı için! canlılar yaşam alanları, sosyal alanlarıyla doğal ayrı-farklı konumlanırlar, bu ayrıdır, şu ya da bu kişinin, herkese ait olanı, mülk edinimi ayrı.

barınak haktır, toprak haktır, özel mülk değil, kadın mal değildir, çocuk mal değildir, doğayı işleyiptoplamak, kaynakları ihtiyaçlar için kullanmak haktır, suç değildir, ama herkesin üzerinde hakkı olduğu alanları şahsına münhasır hale getirmek gasp ve suçtur.

Hakkın olana benim diyebilirsin ama başkalarının da hakkı olana benim dediğinde bu gaspeden olarak sana normal geliyorsa, gaspedilenin açısından da normal olmuyor. Günlerdir ne okuyorsun?
Doğada KÖLELİK yok mu?Var,tabiki..Bir aslan sürüsünün lideri ve bu lidere boyun eğen sürü yok mu?Liderin olduğu yerde,kölelik olmaz mı?

o kölelik değil, o canlıların zorunlu olarak yaşam biçimi, yapısı öyle, onlar SÜRÜ ve sürü halinde hareket etmek için ortak(ilkel KOMÜN!) davranış geliştirmek zorundalar. o canlılar evrim süreciyle o şekilde davranmak zorundalar, insanlar da öyledir,, insan diğer canlılara nazaran üreten ve zekasını daha verimli kullanan, SOSYAL, TOPLUMSAL, paylaşım easlı yaşam biimine sahip-muhtaç-böyle de evrimleşen- bir hayvan olduğu için insanın DOĞAL YAŞAMI-KOMÜNÜ de kölelik değil, paylaşım esaslı oluyor. onbinlerce yıl böyle oldu. Hala gözlemlenen kabileler açısından sizlerin ahmakça eşleştirmeleriniz, iddialarınızın, üfürüklerinizin hiç birisi doğrulanamadı, ama bizlerin her ifadesi doğrulanıyor. yani doğal olan bizlerin ifadeleri. kapitalizm doğal değildir. İnsanlar ise liderlerini kendileri seçer-di, bunun hayvanlardan farklı krtierleri var tabi ki, lakin lider seçmek demek, onun tarafından sömürülmek ve kölelik değildir, kölelik insanlık değil eşekliktir, kendine yakıştırdığın için anlaman zor.

Sonra bizlerin ifadesinin doğrulanması için bilimsel yaklaşım ve analiz yeterli. çatından su damlıyorsa, kırık tavanı bulursun, delikse tıkarsın, sorunalr böyle kavranır ve aşılır... kapitalizm açısından böyle dile getiriyorum, bu bilimsel yöntemi kullanarak...

Komünizmde insanlar yine kendi aralarında seçtiler(neolotik çağdan önces), seçecekler , ama senin aslan örneğinden farkı, kimsenin seçtiği kişilere hizmetçi-köle olmaması. Eşek değil, insandan söz ediyoruz. Bunun dışında insanların birbirine olan ihtiyacı ve buna bağlı olarak birbirlerine hizmet etmeleriyle, köle-hizmeti farklıdır, bunu da belirtmezsem yine çarpıtacaksın.

İnsan üreten canlıdır ve üretimin karakteri toplumsaldır. Doğal olan budur ve doğası da budur, evrimi böyledir, kapitalizm gibi sistemler, doğasını, evrimini istismar eden sistemler, doğası değil, o doğayı istismar etmek üzerine kurulu, gerçek iddialarınızın tam tersi.
Doğada KOMÜNİZM de var..Beraberce avlanan aslanlar,beraberce avı tüketmiyorlar mı?!

Kendi ideallerinizi empoze etmek için,doğayı bu şekilde kullanmanız doğru değil..Doğada her şey var ama mesele bu değil..
Mesele sizin doğal olmadığınız..!
Mesele eşek olmanız.
İnsanlar da öyle, toplumsal olarak avlıyor, üretiyorlar, sonra da toplumsal olarak paylaşıyorlardı, bir aslan olmadıkalrına göre, insan türü daha farklı avlanır, üretir, toplar ve paylaşır... DOĞAOL OLANI BU. kapitalizm gibi sistemler, akıl, kurnazlık, politik yollarla oluşuyor, yine o yollarla yok olacak. Ama kapitalizmi asla ve asla, doğa da şöyle böyle diye savunamazsınız, çünkü doğanın gerçeği, kapitalizmin doğaya aykırılığıdır.

Yoksa şimdi iki adım ötedeki marketi yağmalamaktan beni alıkoyan nedir? Doğa mı?HAYIR! O halde ne? O sıska, çelimsiz benden daha mı güçlü, basarım kafasına, alırım malını, bana engel olan ne? Doğa mı? Eğer kapitalizm engel oluyorsa demek ki kapitalizm doğal değil, madem eşekler aleminizden dem vuracaksınız...

Bu kartal, yuva vb, yani barinak üzerine de MAĞARA ve insanlar örneğiyle başka bir yazı yazacağım, yine orada özel mülkün, nasıl bir gasp olduğunu ve neden doğal olmadığını, insan tabiatına ve evrimine aykırı olduğunu, barınak hakkı ile, özel mülkiyetin zerre alakası olmadığını göreceğiz.

spartacus
20-06-2020, 17:43
Bir kuş, malım-mülküm olsun diye yuva yapmaz. Mülk karakteri de taşımaz. O barınak, korunak olması için bunu yapar.
Bir aslan sürüsü yaşam alanlarını benim olsun, olmayanları da malım yapayım, mülküm yapayım, kölem edeyim diye kabilesini belirlemez, o yaşamak için avlanmak ve yaşamak için de korunmak zorundadır. Bu alan barınak, korunaktır ve her canlının doğadan yararlanması - normaldir.

Birinci faktör barınak, yaşam alanı ve ihtiyaçların giderimidir(barınak demek yeterlidir). Üçüncü faktör ise çatışmadır, zira doğada envai tür yaşamaktadır ve bunların kimisi avcı, kimisi toplayıcıdır.

İnsan da, hem avcı, hem toplayıcı hem de üretici bir canlıdır.

İnsan da diğer canlılar gibi yaşamak ve daha iyi yaşamak için avlar, toplar, üretir.

Buraya kadar doğaya aykırı hiç bir durum söz konusu değildir, doğaldır.

Avlanan, toplanan, üretilenler, sarftır, yani çok çeşitli ihityaçlar için kullanılır ve paylaşılabilir.


Bir insan topluluğunu düşünün. Mağaraya benim malım olsun diye mi yerleşir? mahiyeti, başkalarını sömürmek için kullanılacak mülk müdür? değildir.

neden yerleşir?

Barınak, sığınak, yaşam gereksinimi için,yaniamaç mülk edinmek değildir.

Şimdi bu topluluk 100 kişi olsun.

Avlıyor, topluyor, üretiyor...

Şimdi mağara kimin? Hiç kimsenin değil. Siz ister mülk deyin ben barınak diyeyim, ne derseniz deyin, o yaşam alanı, hiç kimsenin özel mülkü, dilediği gibi kullanacağı malı değildir.

İşte gayet normal, doğal...

Binlerce yıl sonra, birisi çıkıp diyor ki, bundan sonra mağara benim, bana ait! Oldu mu herkesin olan, bir kişinin? Oldu.
Sonra diyorki, bu mağarada yaşamak istiyorsanız, dıarıdaki topraklarda benim, oralarda avlanmak, toplamak, üretmek istiyorsanız, oralar da benim. Doğa ana beni doğurdu, bana dedi ki, eyyy yüce peygamberim, ben doğa, benim iradem var, seni ben doğurdum-yarattım-, mağarayı sana verdim, üzerindekileri de kul-köle yaptım...

Bak sen, dinlerin en temeldeki zihniyetine de varıyoruz buradan, doğa yerine bir irade üfürüsün, ama bu sürüyü aldatmak için, sonradan gelişti, neyse.

Şimdi;
İnsan türü, sosyal, topluluklar halinde yaşayan, avlanan, üreten bir canlı. Zayıf yönlerini bertaraf etmek için, barınağa, yerleşime, yaşamak için toprağa, yeraltı ve üstü kaynaklara ihtiyaç duyan ve bu ihtiyaçlarını gidermek için emek harcayan bir canlı.

mağara ve bu çevre topraklar benim, yaşamak istiyorsanız bana hizmet edeceksiniz dendiğinde, bu İNSAN TÜRÜ ve yaşam biçimine aykırı bir davranıştır. O sebele insanlar binlerce yıl komün yani doğal yaşadı. Dinler ne kadar subjektif ise, sömürüye dayalı sistemlerde o kadar zorakidir, mecburiyete dayalıdır ve doğaya ait-uygun olan bir çok şeyi kanunlarla sınırlar.

neyse;
Mağara 99 kişi var, efendi bunların içinden baş eşekler seçti, sen dedi, vatanımızı(yani benim malımı!) koruyacaksın, gerekirse diğer efendinin mağarasını ganimet edeceğim, aha bu eşekleri asker edersin benim için ölürler, şehit dersin, kime karşı. Önce aha bu kölelere karşı, benim gücümü hissettireceksin, aksi, isyankar bir tavır sergilemesinler, siz benim elçilerim olacaksınız, ne yaşıyorlarsa tanrıdandır, isyan etmek tanrının düzenine başkıldırmaktır, şiddetle cezalandırılırla, siz 3-5 kişi sizler de benim dalkavuğum, siz 3-5 kişi de benim beylerim olacaksınız vs. dalkavuklar, özel ayrıcalık, statüko derken ara sınıflar da oluşur.

100 kişiydiler, 1 efendi oldu, mağara ve çevre topraklar o efendinin malı oldu, 20 tane de vali tarzında beyi, rahibi, köleleri eğiten adamları, dalkavukları vs... Geriye kaldı 79 kişi. Bu 79 kişinin içinden de bu bey'e, rahibe, dalkavuğa vb hizmet ederek ayrıcalık sağlayan alt ara sınıf oluştu. Bunlar da 19 kişi.
geriye kaldı 60 köle.

İşte o 60 köleyi, yukarıdaki 40 kişi hem eğitir, hem kullanır hemde ideolojilerini benimsetir. Efendinin mağarası ve çevre toprakları, bu 60 kişiye vatan, ülke olarak yutturulur....

Neyse bu sistem yerleşti mi? Yerleşti, ancak bu sistem insan türünün evrimine de, üretimin, emeğin mahiyetine de terstir. Fakat sürdürülmesi mümkündür çünkü SİSTEM kurulup, sistematiğe bağlanınca bir süre işleyecektir, ayrıca doğanın bir dili, iradesi, kişiliği, itiraz edecek durumu da yoktur, ama bu tarz akıl, kurnazlığa dayalı sistemler, elbette yine akıl, mantık, bilinçle aşılır. Bunun kaçarı yok, hem akıl-mantık dışı temellere dayalı olması -dinlerin de buna rağmen egemen sürmesi gibi- hem de sömürünün insan tabiatına ait olmaması, insan türünün yaşam biçimine uymaması, toplumsal karaktere sahip yaşam alanı ve doğanın, özel mülke çevrilmesi, üretimin toplumsallığına rağmen ürünlere el konmasının ve üretim araçları - herkese ait olan- üzerinde mülkiyetin özel mülk olması, emek-sermaye, TAPU-KADASTRO -doğaya rağmen!- vs. vs. vs. çelişkisi uzun erimli olmayacak. Tabi yüzyıllar sürebilir, zira insanlığın farkındalığı, toplumsal belleği, bilinci, işleyen sistem dahilinde ancak süreçle birikir.

Şimdi;

Madem kartal yuva yapıyor, madem aslan sınır çiziyor, siz neyi bekliyorsunuz?

Bir kartalın yuvasındaki yumurtayı yemek için gelen yılana tapu gösteriliyor mu? O da hımmm tapusu varmış, dahil olursam kanunları çiğnemiş olurum, efendinin malının bekçisi polis beni yakalar diyor mu?

Hani kartalın yuvası mülk idi? ne olacak şimdi? halbuki o hayvan korunak için, yavruların gereksinimini karşılamak için o yuvayı yapmaya mecbur ve hakkıdır da... Her canlının yuva yapma hakkı yok mu? -Kapitalizmde yok, o ayrı.

Öyleyse neyi bekliyorsunuz? İşte kapitalizm, doğalmış, tapu nedir yahu? madem özel mülkiyeti savunuyorsunuz, gücünüzün yettiğini alın! Size engel olan ne? Kapitalizm ve yasaları mı, o halde savunduğunuz şeyleri kendiniz ret ediyorsunuz.

Neyse;

Birde o mağaradakilerin, yapmama hakkı vardır, yani bir gün çıkıp o köleler, mağara hepimizin, senin değil, bu topraklar hepimizin, hep birlikte üretiyoruz, ürünlerini ep birlikte yiyoruz, yemek zorundayız, çalışmıyoruz hadi bakalım diyebilir mi? Diyebilir. ne zaman diyecek, efendinin aşıladığı yalanları, şartlanmaları aşıp bilinçlendiğinde.

Derse ne olur?
Efendi şiddet gösterir, bunlar direnince, basıni yayın, medya, din, devlet, polis, ordu efendinin hizmetinde ya, en tabi haklarını isteyenleri barbar, terörist, malına kasteden olarak gösterir, bir kaç yüzyıl da böyle idare eder.... Sonra? Sonra ne olacak?

İşte böylece grevin de anlamını öğrenmiş oldunuz ve neden insanların gayet normal, doğal davranışı olan o halde sana çalışmacağız demesinin karşısına polisin, askerin dikildiğini de anladınız mı? Çünkü sistem kapitalizm, çünkü o doğal değil.
hem özel mülkiyeti savunur hemde mülk kutsaldır der, dokunulmazlık zırhı örer. Dingil, madem özel mülkiyet haktır ve madem doğası budur, o halde gücü yeten de, diğerinin özel mülkünü alabilmeli. Vurmalı kafasına almalı, bu suç olmamalı, doğada aslan, kaplan, kartal avlanırken,avına soruyor mu, kardeş bu senin mülkün mü diye?

Kısaca kapitalizm düzünden böyledir, tersinden de öyledir, gidin önünüze gelen ve gücünüzün yeteceğini düşündüğünüz kim varsa, vurun kafasına malını alın. Doğada vahşi hayvanlar böyle yapmıyor mu, siz de tam anlamıyla bir hayvansınız, koyunluktan çıkın, sistemi savunduğunuz gibi olun, aslan olun, sınırlarınızı tayin ederken de işemeyi unutmayın, kim sizin çişinize kutsallık atfedecek de, kafanıza vurmayacaksa. Siz aslan mülk tayini için işer sanıyorsunuz, yahu mülk falan değil, herif oradaki varlığını diğerlerine göstermek için yapar bunu, amacı mülk, sınır çizmek değil, varlığını duyurmaktır. Yoksa çişi, mülkü kim anlar, kim takar, aslandan korkuyorsa geri durur, o çiş sayesinde de anlar ki aslanlar yakınlarda... Yani mesele mülk meselesi değildir.

Doğada ne bir mülkiyet ne de mülke dayalı sınır yoktur... Hayvanların tüm davranışları yaşamsal gereksinimlere dayalıdır yani bir aslanın yemek için avlanması ne ise, yaşam alanını belirlemesi de o'dur, mal, mülk değildir, sosyal olarak, ben buradayım mesajıdır. hayvan varlığını göstermeye çalışıyor ,sizin evrimini tamamlamamış zihniniz bunu mal-mülk edinmek sanıyor...

İnsan da bir küreği, malım, mülküm olsun diye tutmaz, onu kullanarak toprağı işlemek için üretir. Yani amaç mülküm olsun, benim olsun, tablo gibi duvara asayım demek değildir, ihtiyaca binaendir. Toplamak, avlanmak, üretmek tümü de ihtiyaca dairdir.

Özel mülkün tep ama tek bir sebbei vardır, o da sömürü, efendiliktir ki bu doğal değildir, doğada da yoktur. İnsan bunu iradi olarak,zekasıyla, kurnazlığıyla, aklıyla yaptı bu payeyi de doğa vermedi, insan verdi, o payeyeyi veren insan, o payeyi de alacak olan yine insandır. Doğaya ters, doğasına ters, o yğzden sistemlerlei devletlerle, ideolojilerle, insanı koyunlaştırmakla, eşekleştirmekle -örneklerde görüldüğü gibi- işini yürütmektedir yani özel çabalar, özel yasalar, özel kurumlarla sistem.

Tekrar ediyorum,
Madem toplumsal karaktere sahip doğa ve yaşam alanlarının, üretim araçlarının, herkese ait olanın doğanın, özel mülkiyetinden yanasınız ve madem bu doğal ve bir engel yok, şimdiden yola koyulun ve sizi cezbeden neresi olursa olsun, her türlü kapitalist işletmeyi gasp edin, sınır çizmek için İŞEMEYİ DE UNUTMAYIN, dediğim gibi sizin çişinzi-bokunuzu kim önemseyecekseyapıyor musunuz, yapabiliyor musunuz? hayır, o zaman demek ki saçmalıyorsunuz, kapitalizm doğal olsaydı ve siz insanın doğasını bir aslanın, eşeğin doğasıyla bir tutuyorsanız -ki öyle- ohalde lütfen aslan gibi davranın, doğa gibi davranın, aman insan gibi davranmayın.. Doğal olana kutsallık atfetmekte nedir? Mülk kutsal değildir, savundunuz işte, aslan gidiyor alıyor, insan da öyle değil mi, toprağın kaynağını ürünlerini emeğiyle alıyor, topluyor, işliyor... Kutsal diye bir şey yok, mülk kutsal olsa kimsenin olamazdı, gidin yağmalayın, kapitalizm bu değil mi? Doğa kanunları bu değil mi? Öyle demediniz mi? Neden yapmıyorsunuz? Çünkü aptalsınız, neyi, nasıl savunduğunuzu, neyin doğal neyin yapma-cık olduğunu çözemiyorsunuz. Dramatik-komedisiniz, ne doğayı biliyorsunuz, ne insanı, ne de doğaya aykırı sistemi, koyunluktan ötesi yok...

bu mağara ve o çevre topraklar benim diyene, hadi lan oradan, ayet mi geldi, üreten biziz, koruyan biziz, mağarada bizim-sosyal canlılarız, toplum halinde yaşıyoruz, toplumsal alanlar, hiç kimsenin özel mülkü olamaz, doğa kimsenin özel mülkü değildir, sen kandırıp, aldatarak öyleymiş gibi gösterince ve bunuda yasa yapınca öyle olmuyor- ee sana ne gerek demeyi, akıl etmenin bilincini dahi çözemiyorsunuz..

kapitalizm çözülecek, biz görürüz, görmeyiz ama bu tür sistemler zoraki ayaktadır, farketmezsiniz, sizin fark etmeyişiniz zoraki, mahkum ve mecbur bırakma yolları, koşullarıyla ayakta kaldığı gerçeğini değiştirmez. Hani dinler korkuyu iller, tehditle, korkuyla, umut tacirliğiyle tutunuyor ya, zoraki derken buna benzer bir temelden söz ediyorum...

Yıldıztozu
20-06-2020, 18:19
Komünistlerin doğayı anlamakla ilgili sıkıntıları var. Örneklerini bu forumda bolca bulabilirsiniz.

Spartacuse doğa dediğimde tanrı anlıyor.
Kartopuna doğa dediğimde çiçekleri böcekleri anlıyor.
Turdura doğanın işleyişi dediğimde doğa işlemez ki diyor.

Bu üç süzme cahile önce doğanın ne olduğunu ve işleyişini öğretmem gerekir ki sonra benimle toplumsal sistemleri tartışabilsinler.

Turdur
20-06-2020, 18:32
Komünistlerin doğayı anlamakla ilgili sıkıntıları var. Örneklerini bu forumda bolca bulabilirsiniz.

Spartacuse doğa dediğimde tanrı anlıyor.
Kartopuna doğa dediğimde çiçekleri böcekleri anlıyor.
Turdura doğanın işleyişi dediğimde doğa işlemez ki diyor.

Bu üç süzme cahile önce doğanın ne olduğunu ve işleyişini öğretmem gerekir ki sonra benimle toplumsal sistemleri tartışabilsinler.

KOMÜN = KOMÜNİZM - Kelime, Latincede "paylaşmak" demek olan "communis" kökünden türemiştir.

KAPİTAL = KAPİTALİZM - baş para, sermaye" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Latince aynı anlama gelen capitalis sözcüğünden alıntıdır.

Yani para? İnsan üretimi bir takas aracı. Mesela doğada para ağacı yoktur. Ama para ağacı diye bir salon bitkisi var he, güzel durur. Sarıklı trolle de peygamber kılıcı mı hediye etsek acaba oda güzel bitkidir.

Doğada olan nedir acaba? """Eee kem kümmm. Cahiller doğanın işlediğini bilmiyorlar.""" Nedir nedir? Tabi ki paylaşmaktır.

Troller, provakasyon ve tahrikleriniz tutmuyor. Ne kadar şahsi girişirseniz girişin demek ki bir bağışıklık edinmişiz. Sarıklı troll her zaman aynıymışta senden bunu beklemezdi sanırım kimse. Maskeleriniz düştü takkeleriniz göründü.

Tanımlara bak, KOMÜN-İZM paylaşmanın ideolojisi.
KAPİTAL-İZM sermayenin DİNİ. Sizlerde müritleri.

İki dinci yobaz burada boşuna tırmalıyorsunuz. Maksadınız belli narsizm yarışı. Doğa işlemez, işletmez, işletmeci değildir, kadın erkekle eşit olamaz değildir. Bütün bu kelime dağarcığınız KAPİTAL dininin ayetleri. Gidin başka yerde Teistleyin.

Ahlaksız
20-06-2020, 18:38
Hümanist spartacus;insan doğal bir canlı değildir..Siz insanı diğer hayvanlarla bir gördüğünüzü söylüyorsunuz ama bu çok büyük bir hatadır..Biz doğal değiliz ve o yüzden 5000 yıldır sizin söyleminizle bu B.KTAN SİSTEMİ sürdürüyoruz..

Ayrıca avcı toplayıcı homo sapiensin kölelerinin olduğunu da biliyoruz..Yani kölelik,yerleşik düzene geçtikten sonra,tarım devrimi sonrasında oluşan din ve devlet sonrasında güney mezopotamyada bir sisteme oturtulmuştur ama mesela kuzey Amerika'da balıkçılık yapan Kızılderililerin kölelerinin olduğunu da biliyoruz..!

Hem kapitalizm,hem de insan bir çıkmazın içinde zaten..ÇÜNKÜ KAPİTALİZM DE,İNSAN DA DOĞAL DEĞİLDİR..
Ben ''doğaya bakıp,kapitalizmi de,komünizmi de görebilirsiniz'' dedim;doğayı işaret ederek kapitalizmi legalleştirmeye çalışmadım..
Hepimiz sosyal hayvanlarız ama benciliz de..Hepimiz benciliz ama yardımlaşmayı da seviyoruz/istiyoruz..
Bu bir çıkmaz işte..
Kapitalizm de 5000 yıldır bu çıkmazla ayakta kalıyor zaten..Kapitalizm neyi sever?Krizi,çıkmazları,savaşı..Kapitalizm bundan beslendi ve bugünlere kadar geldi..B.ktan sistem ya..
İnsan da 5000 yıldır bu çıkmazla yaşıyor işte..Kendini düşünüyor ama paylaşıyor da..

Turdur
20-06-2020, 18:47
spartacus ne yazmış yukarı, troll kendi bildiğini öttürmekten başka ne yapıyor acaba? Aslan ile insanı aynı kefeye koyan troll, madem aynısın o zaman git marketi yağmala sonrada kapıya işe dedi adam, abukluğunu düzeltti.

Bu nasıl bir trollükte uzmanlık alanıdır.

KAPİTALİZMİN lisanı geçildi Türkçeyi okuyamaz oldular.

kartopu
20-06-2020, 19:21
Komünistlerin doğayı anlamakla ilgili sıkıntıları var. Örneklerini bu forumda bolca bulabilirsiniz.

Spartacuse doğa dediğimde tanrı anlıyor.
Kartopuna doğa dediğimde çiçekleri böcekleri anlıyor.
Turdura doğanın işleyişi dediğimde doğa işlemez ki diyor.

Bu üç süzme cahile önce doğanın ne olduğunu ve işleyişini öğretmem gerekir ki sonra benimle toplumsal sistemleri tartışabilsinler.

Anlat doğayı sayende öğrenmiş olalım. Ama hiç atlamadan .

ilahimasal
20-06-2020, 19:37
Yıldıztozu
Tanrıcılık oynarken birden ateist oldugunu burda yazdın. Tekrar tanrına dönüş yaptıgın ortada.
Tanrı denilince akla gelen şu yaratıcı ama öyle bir şey yok.
Tanrı gercek manada paradır.
Tapınılandır.

Senin tanrıdan ateizme oradan tekrar paraya yani tanrıya dönmen kişiliksiz bir tip oldugunu ortaya koyuyor.
Sen degilmiydin ahzab 50 tanrı delili diyen
Sen degilmiydin rekabete tanrıyı 2. Sıraya itekleyip birinci sıraya oturmak isteyen

Kalkmıs insanlara cahil demişsin.
Cahil ve karektersiz olan sensin. Dönüp duruyorsun.

Bak foruma her görüsten yüzlerce insan geliyor ama senin gibi ordan oraya dönmüyor.

Önce ne olduguna karar ver ondan sonra ahkam kes.

Senin gibi bir karektersizle komunizmde kapitalizmde tartışılmaz. Bu konular hakkında sana bir şey yazmakta hata.

Çünkü sen güvenilir birisi değilsin. Dedim ya yüzlerce insan geliyor bu foruma be hepsinin bir duruşu ve karekteri var. Sende YOK.

Defol git. Trol bozuntusu.

Sen anladıgım kadarı ile aslında siyasal islamcı ırkcı ve faydacı bir tipsin. Görgüsüzlüğünde cabası Ateist yada benzeri olamazssın. Hatta insan bile degilsin

Demistim ya sen bir p.c sin aslında anası babası olan bir p.c. huzuru alkolde arayan uyanınca gerçege dönen. Cukurunda geber ama bu forum senin yerin degil.

Dinci de olsan dinciyim de fırıldak gibi dönme. Cehalet sana girmiş çıkacak yer bulamıyor. P.ç

Ben seni bu forumda istemiyorum. Gitmen için ne yapabilirim bilmiyorum ama herkese ama herkese açık ve parasız reklamsız bu forumda karketersize yer olmamalı.

Sinsi p.c

Ahlaksız
20-06-2020, 21:15
Hakaret/küfür etmeniz,söyleyecek bir sözünüzün olmadığını gösterir..
Bu forumda kişilere değil,düşüncelere/fikirlere karşı mesaj yazıyoruz..Konuları kişiselleştirmek,nerede olduğunun farkına varmamak anlamına gelir..
Kapitalizmi savunan birisine,niye bunun yanlış olduğunu anlatmayı deneyin..
Bu kişiye değil,bu görüşe/fikre karşı;karşıt kozlarınızı ortaya koyun..Kendinizi bu yönde geliştirin..Cümle kuramıyorsanız veya karşınızdaki kişi sizi anlamıyorsa,farklı yollar deneyin..Doğru olan budur..Forum böyle işler..Forum yazarları bu minvalde hareket ederek,kendilerini geliştirir..

antkanser
20-06-2020, 21:17
Hakaret/küfür etmeniz,söyleyecek bir sözünüzün olmadığını gösterir..
Bu forumda kişilere değil,düşüncelere/fikirlere karşı mesaj yazıyoruz..Konuları kişiselleştirmek,nerede olduğunun farkına varmamak anlamına gelir..
Kapitalizmi savunan birisine,niye bunun yanlış olduğunu anlatmayı deneyin..
Bu kişiye değil,bu görüşe/fikre karşı;karşıt kozlarınızı ortaya koyun..Kendinizi bu yönde geliştirin..Cümle kuramıyorsanız veya karşınızdaki kişi sizi anlamıyorsa,farklı yollar deneyin..Doğru olan budur..Forum böyle işler..Forum yazarları bu minvalde hareket ederek,kendilerini geliştirir..

ulan hepinizi en az 7-8 senedir tanıyorum bir mm değiştiniz mi kıçınızın ,suratınızın buruşmasından başka..

bir de akıl veriyorsun çakal..

siz buraya . burada düzgün, insanları değiştirebilecek bazı insanların sinirleri ile oynayıp, onları kendinize sinkaf ettirip banlanması için geliyorsunuz , ki burada yazamasınlar.

şarlatansınız alayınız. zerre insanlık yok sizde..

insana karşı olan bir öküz , ya ahırda ya merada ki otlarla yaşar. defolup gitmenizden bu siteye zarar gelmez.

Ahlaksız
20-06-2020, 21:23
ulan hepinizi en az 7-8 senedir tanıyorum bir mm değiştiniz mi kıçınızın ,suratınızın buruşmasından başka..

bir de akıl veriyorsun çakal..

siz buraya . burada düzgün, insanları değiştirebilecek bazı insanların sinirleri ile oynayıp, onları kendinize sinkaf ettirip banlanması için geliyorsunuz , ki burada yazamasınlar.

şarlatansınız alayınız. zerre insanlık yok sizde..

insana karşı olan bir öküz , ya ahırda ya merada ki otlarla yaşar. defolup gitmenizden bu siteye zarar gelmez.
Kimsenin banlandığı filan yok..Hayal Dünya'sında yaşıyorsun sen..

antkanser
20-06-2020, 21:25
Kimsenin banlandığı filan yok..Hayal Dünya'sında yaşıyorsun sen..

siz arsızlıkta çığır açmışsınız.

sittir git kuyruksuz maymun.

ilahimasal
20-06-2020, 23:18
Ahlaklı ne oldu ?

Bana ahlak dersi vermek icin onun avukatlıgınamı soyundun!

Senin için Hakaret ve küfür çok ahlaksız bir şeymi? Yapmamam mı gerekiyor bunumu demek istiyorsun

Siz nasıl bir celişki yumağısınız

Bak ahlaklı
Dünya üzerinde tarafı olunmayacak , savunulamayacak tek bir sey varsa o da kapitalizm ve ona eklemlenmiş ırkçı köleci yapılanmalardır.

İslam dini savunulabilir tarafı olunabilir ama kapitalizm asla.

İkide bir kalkıp bana ahlak dersi verme.

Ulan sen degilmisin burada ermeni kürt düsmanlıgı yapan daha sonrada kapitalizme göz kırpan.

Soygun , hırsızlık , kölecilik , ırkçılık yapanlara karşı degilmisin ? değilsen ne diye durmadan islam dinine yürüyüp duruyorsun ?

Bak bir daha bana ahlak dersi verme o p.c in avukatlıgını yapacaksan bana karşı yapma.

Senin sonunda onun gibi olucak. Çıktıgın delige geri dönüceksin. Yani eski haline

bilgivehis
21-06-2020, 02:28
Evet komünizmi büyük bir felaket olarak görüyorum. İnsanların eşitlenmesi fikrini korkunç bir fikir olarak görüyorum. Onun yerine kapitalizmi tercih ederim, hatta şeriat sistemini bile komünizme tercih ederim. O derece.


Bu işe bana göre mantıklı sorularla başladın.
Ben de mantıklı cevaplar vermeye çalıştım.
Sonra işi dini, şeriatı tercihe getirdin.
Bunda da bir sorun yok.
Ancak soru soran biriyken, bizleri akılsız, süzme cahil, takıntılı, bilgisizlikle yargılamaya başladın.
Madem yargın, bilgin vardı da komünizmi bize neden sordun?
Önce masum rolüne girip de sonra bizlere nutuk çekmenin, felsefe yapmanın bu iki yüzlülüğün nedeni maaşlı trol musun?
İşi buraya getirmekmiydi maksadın?
Eğer buysa kendi çelişkilerinle sadece rezil olursun.
Eğer maaşlı trolsan rezil olmak senin kazancın demektir.

Şüpheci Dinsiz
21-06-2020, 05:15
Stupidity is knowing the truth, seeing the truth but still believing the lies. And that is more infectious than any other disease.
Aptallık gerçeği bilmek, gerçeği görmek, fakat hala yalanlara inanmaktır. Ve bu diğer hastalıklardan daha bulaşıcıdır.

Turdur
21-06-2020, 06:57
"Bana şiirlerinde küfür etme diyorlar usulsüz.."

Can Yücel geldi aklıma sabah sabah.

Yılan sürünür, kuş uçar troll troller. Ne bekliyorsunuz ki, uzman troll olmuş. Tevhid ve tersten tekfire gidiyor hemen hemen bütün mesajları. Bu yüzden ne derseniz deyin yine aynı başlangıcı yapacak ki aynı sonucu çıkarsın. Tarikat teşbihi.

Metaforik dinci, hala narsistlik yapıyor. Akıl veriyor çapsız. Anglo-Sakson İsevisi. İslamofobik softa.

Yıldıztozu
21-06-2020, 10:54
Bu işe bana göre mantıklı sorularla başladın.
Ben de mantıklı cevaplar vermeye çalıştım.
Sonra işi dini, şeriatı tercihe getirdin.
Bunda da bir sorun yok.
Ancak soru soran biriyken, bizleri akılsız, süzme cahil, takıntılı, bilgisizlikle yargılamaya başladın.
Madem yargın, bilgin vardı da komünizmi bize neden sordun?
Önce masum rolüne girip de sonra bizlere nutuk çekmenin, felsefe yapmanın bu iki yüzlülüğün nedeni maaşlı trol musun?
İşi buraya getirmekmiydi maksadın?
Eğer buysa kendi çelişkilerinle sadece rezil olursun.
Eğer maaşlı trolsan rezil olmak senin kazancın demektir.

ben gayet düşünce odaklı yazarken onlar ad hominem odakladı yazdı, görmüyor musun.
ben cahil diyene kadar onların neler dediklerine bak. (ki ben bundan şikayetçi değilim, sen dedin diye söylüyorum)

dolayısıyla bu davranışları aslında komünizmin de karakteri.
komünist fanatizminin, terörizminin göstergesi.
ve duygulara dayalı bir sistem olduğunun da göstergesi.

Turdur
21-06-2020, 12:28
İnsanların eşitlenmesi fikrini korkunç bir fikir olarak görüyorum.

Komünizm geleceğine Şeriat gelsin.

İşçileri köle olarak tanımlamıyorum > Kapıma gelen pizzacı benim kölemdir.

Köleliği savunuyorum.

Bulaşık yıkama eylemi köleliktir.

Güzel kadın güzel evde kalmalı, çirkin kadın çirkin evde kalmalı. Adil olan bu.

Doktorla garsona benzer hayat kalitesi sunulması haksızlık.

Eşitsizlik doğanın bir kuralı.İnsanla şempanze eşit imkanlara sahip değil.

Bu eşitsizlikler toplumdan kaynaklı değil, doğadan kaynaklı.

Birilerinin özgür kalabilmesi için birilerinin köle olması gerekiyor.

Küba konusunda şüphelerim var, inceleyeğim. O doktorları zorla çalıştırıyor olabilirler.

Neden Küba'ya gitmiyorsunuz Yallah Küba'ya orada patates bulamazsınız.

Kadın-erkek asla eşit olamaz vajina-penis muhabbeti. Kollarına ağırlık takıp yarıştıralım.

İnsanlar hastalanmasın ölmesin bunun adı Komünizm olsun.

Komünizm zenginlerin hayat kalitesini düşürmek istiyor çünkü kıskançlıktır.

Komünizm tembelliğe, kapitalizm çalışkanlığa yönelten sistemler.

Sinemalar ücretsiz olunca film kalitesi düşmez mi? Marvel'in filmleri ne olacak?

50 yıl önceki fakirlerle, şimdiki fakirleri yanyana getirelim, hayat kalitelerindeki artış bariz bir şekilde ortada.

50 yıl önce böyle bir foruma girip komünizm tartışma imkanınız var mıydı?

Önemli olan zengin-fakir arasındaki uçurum değil.

Doğada eşitlik olamaz Usain Bolt doğuştan fiziksel üstünlüğe sahiptir.

Lüks evler için binlerce kişi emek sarf ediyor ama 3-5 kalıyor bunu kıskanacağınıza gurur duyun.

Ben kölelik sisteminden yanayım. Hepiniz sömürüden, kölelikten bahsediyorsunuz.
Bunların farkındayım zaten anlamıyor değilim.
Benim sistemle olan sorunum, hak edenin köle olması ve hak edenin de köleler edinmesi.

İnsanın insan üzerindeki sömürüsü azaldıkça doğanın insan üzerindeki sömürüsü artacaktır.

Efendileri insanlığın temsilcisi gibi düşünün, kıskanmayın.

Bill Gates ile Turdur'un aynı yemeği yemesini beklemek, insanlık adına bir felakettir.

Doğanın gücü toplumun gücünden her zaman fazladır.

Süzme cahiller doğayı bilmiyorlar.



---------------

Yukarıda ki liste baştan aşağıya ad hominem ve troll zırvalamasının listesidir. Ahlaksız için listeye gerek yok her mesajı zırvalık ve saçmalık.

Sizlere verilen hem biyolojik, hem matematiksel, hem felsefi, hem tarihi hem de bir veri tabanına dayanan cevaplarla sizlerin yazdıklarınızın ne alakası var? Yukarıda ki listenin sana verilen cevaplarla ne alakası var, bulaşık yıkamak neden kölelik, neden vajina-penis muhabbeti üzerinden kadınların kollarına ağırlık takıp erkeklerle yarışa sokmaya çalışıyorsun çünkü dinbaz bir trollsünüz.

Burada kelime kelime tane tane tanımlamayı geçtik, KELİMELERİ DE ANLAMADIĞIN İÇİN kelimelerin etimolojik kökenlerine kadar indik ve hece hece anlatmaya çalıştık troll. Geldin gene troll attın. Sizin tek çıktınız bu olacak, çünkü programlamanız bu.

Ahlaksız'ın attığı son 2 mesajla spartacus'un attığı 2 mesaja bakın. Ahlaksız nasıl dinci-tarikat çıktısı bir troll görün. Zaten gördünüz bu iki trollün maksadı neymiş.

Sizlere tek tek cevap verilmesine rağmen gelip maksatlıca TAHRİK ediyorsunuz, bunu da vitesi yükselterek yapıyorsunuz, diğer trollde öyle çünkü hayatınız bu. Başka çıktı elde edilemez. Sanki buradaki üyeler sizi ikna etmekle mecburmuş gibi, üstten bakışçı ve sürekli narsiszm içeren mesajlar.

Kimin ne yazdığına bakmadan aynı şeyleri tekrar edip sinir bozarak egonuzu tatmin ediyorsunuz, konularda tahrik edip laf edildiğinde bütün yazılanları alıp İŞTE KOMÜNİZM BUDUR diyorsunuz. Kiminin aslanı savana da doğasında, kimininkisi de sirklerde.

185. 189. 190. ve ardından Ahlaksız'ın yazdığı diğer 2 mesajın okuyup uygulayabilen trollük diploması alır. Kesin % 100 yani.. He? Adam saatlerini ayırıp mesaj atıyor, "doğada ki hayvanların barınaklarıyla insanlarda ki özel mülkiyet aynı şey değildir" diyor, neden bunu diyor? Çünkü sarıklı troll hayvan barınağı ile insanların özel mülkiyetlerini kıyas alıyor, spartacus mesajı atınca da "sen insanlarla hayvanları bir tutma yanlış yapıyorsun" diyor dinci kafalı, spartacus'un rumuzunun başına da "hümanist" diye ekliyor, o ufak aklınca iş yaptı toll.

Ve Yıldıztozu'nun attığı en son troll;

ben gayet düşünce odaklı yazarken onlar ad hominem odakladı yazdı, görmüyor musun.

dolayısıyla bu davranışları aslında komünizmin de karakteri.
komünist fanatizminin, terörizminin göstergesi.

Trollüğün yaşam tarzınız olduğu sadece ve sadece iki dinciden ibaretsiniz. Sizin piliniz bitmiş suyunuz ısınmış, bunlar son çırpınışlarınız.

Sizin ikinizin de derdi birşey paylaşmak veya diyalektik kurmak değil, gözünüz kapalı her şeyi yok sayıp kendi egonuzu tatmin edecek mesajlar atarak insanların sinirlerini germekten ibaret.

Şu ana kadar iyi gelinmiş, başka forumda olsa ne sülaleniz kalırdı ne ana babanız hatta çoktan pijamayı giydirmişlerdi size. Provakatör troller.

Yıldıztozu
21-06-2020, 14:32
Gerçekler insan için kötüdür ve kötülük kazanmak zorundadır. Doğal kötülüğe karşı koyabilecek güçte değiliz.

Şimdi size trollük gibi gelecek ama başka şeyler de söyliyim.
1- Recep tayyip erdoğan bu ülkenin başına gelebilecek en uygun kişidir. (çünkü ülke bunu hakediyor)
2- Dinleri yok etmemeliyiz, onlar insanlık için kalmalı. (çünkü insanın sınırlı aklı bunu hakediyor)
3- Komünizm hayalinden vazgeçmeliyiz.(yine insanın haketmediği bir sistemdir komünizm)

Bu üç maddeyi insan doğasına ve insan dışı doğaya dayanarak söylüyorum.

Komünizme karşıt duruşumun temelde 2 gerekçesi var.
1- Bireysel olarak narsist ve kibirli olmam. Hayat amaçlarımdan biri, diğer insanların önüne geçmek ve üstün olmak. Yani Nietzche'nin belirttiğine benzer ''üst insan'' olmak.
Siz beni sokaktaki sıradan biriyle eşitlemeye çalışırsanız benim hayat felsefelerimden birini çalmış olursunuz.
2- Komünizmin etik anlamda iyi oluşu. İyiliğin hayaline karşıyım. İyi bir dünya olamaz. Çünkü dediğim gibi kötülük kazanmak zorunda. Doğal olan bu.

Şüpheci Dinsiz
21-06-2020, 15:02
Nietzche'nin üst insan'ı,
zihnini toplumsal şırıngalardan arındırmış,
toplumun dayattığı doğru-yanlış, suç-günah, ahlaklı-ahlaksız nitelemelerini reddeden,
toplumun dayattığı erkleri-hiyerarşileri reddeden,
içinde bu tanımlamaları sıfırdan yaratacak gücü bulan, yoksa bu gücü yaratan,
bütün dogmaları -ki buna Tanrı da dahil- öldürmüş,
böylece aydınlanmış kişidir.

Bunun narsisizmle ilgisi yoktur.

Turdur
21-06-2020, 15:38
Gerçekler insan için kötüdür ve kötülük kazanmak zorundadır. Doğal kötülüğe karşı koyabilecek güçte değiliz.

Şimdi size trollük gibi gelecek ama başka şeyler de söyliyim.
1- Recep tayyip erdoğan bu ülkenin başına gelebilecek en uygun kişidir. (çünkü ülke bunu hakediyor)
2- Dinleri yok etmemeliyiz, onlar insanlık için kalmalı. (çünkü insanın sınırlı aklı bunu hakediyor)
3- Komünizm hayalinden vazgeçmeliyiz.(yine insanın haketmediği bir sistemdir komünizm)

Bu üç maddeyi insan doğasına ve insan dışı doğaya dayanarak söylüyorum.

Komünizme karşıt duruşumun temelde 2 gerekçesi var.
1- Bireysel olarak narsist ve kibirli olmam. Hayat amaçlarımdan biri, diğer insanların önüne geçmek ve üstün olmak. Siz beni sokaktaki sıradan biriyle eşitlemeye çalışırsanız benim hayat amaçlarımdan birini çalmış olursunuz.
2- Komünizmin etik anlamda iyi oluşu. İyiliğin hayaline karşıyım. Çünkü dediğim gibi kötülük kazanmak zorunda. Doğal olan bu.

Ölüm felsefesi yapsan tamam da, bırak beşeri sistem üzerinden bu teslimiyetçiliği kaderciliği, gene kapitalist-dinci çıkması yorumlar. Şimdi de insanlık hiç bir şeyi hak etmiyor, bu ülkenin de hak ettiği Erdoğan'dır demeye başladın. Bırakın bu öğrenilmiş çaresizliğinizi başkasına dökmeyi.

Doğadan kötülük gelmez doğal kötülük NAZİ propagandasıdır, Anglo-Sakson propagandasıdır, ezberletilmiş çaresizliktir, dincilik tarikatçılık propagandasıdır. Gerçekler insan için, doğadan iyilik-kötülük olarak gelmez.

Köleliği, iyiliği, kötülüğü doğaya bağlamayın boşuna.

ilahimasal
21-06-2020, 19:22
Neymiş
Ad hominem yapılıyormuş

Yaparım
Bunu yapmama dair bir kanun tanımıyorum. Bunu yapmama beni kimse zorlayamaz. Yaparım.
Kaldıki kişinin konuya dair duruşu p.c lik ifade ediyor. Kapitalist her duruş p.c liktir. Bende bunu açıkca yazdım
Ad hominem diye savunmamı olur. Karektersiz kişiliksiz

Konuya dair ikna edilmek zorundada degilsin, konuya dair sana bir sey yazılmak zorunluluguda yok. İçsellestirme durumun olmadıgı için kapitalizmin yada komunizmin ne olup olmadıgına dair bilgi alış verisinede gerek yok . KapitalistCİ olmak suçta degil , cezada verilmez Amaaa kapitalist durusa cevap verilebilir. O durusa olan cevap p.c tir.

Hic bir kapitalist yalakalıga büyük tepki vermedim. Ancak yallah kubaya patates bulamazsınız demek haddi aşmaktır. Yallah diyip sürme fikrini acıkca yazan p.c e buradan pc denir gercek hayatta ise yiyorsa dene denir. Yiyorsa denersin ve karşılıgını , her kimle yapıyorsan en net sekli ile alırsın .
Kendini özel sanan kapitalistCİler siz kapitalist degilsiniz bunu bir kere kavrayın. Siz kapitalistCİsiniz. kralCI gibi. Ama o kadar. Elinize 3 kuruş gecirince ayrıcalıklı oldugunuzu sanarsınız. Ama sanmaktır.

Bu yazdıklarım keyfimin ürünüdür.

Sen ise düşüncem diye zırvalamışsın.
Sen annesi ve babası belli olan bir p.c sin ve p.c ler insan degildir. Dogal olarakta düşünce üretemez. PAPAGAN olurlar. Kapitalist odaklar neyi pompalarsa onu konusurlar.

Komunizm kölelik ile alakalı bu konuya dair insanlara yaptıgın hakaretleri @turdur tek tek yazmış. Şu yazdıklarından azcık hicap etsen insan olsan döner sarhoşken yazdım özür dilerim derdin ama insan olmadıgın için özür dilemek yerine kibirliyim demişsin. Kibirlilerde benim icin p.c dir.

Konuya dair durusun fikrin buymuş BEN buyum dedin. Ve cevabını aldın. Ben dedigin yerde o ad hominem denilen cevabı alırsın. Ad hominem olmaması için BEN demiyeceksin.
Al @ turdurun senin dediklerinden yaptıgı harmana bir bak. Tamamı BEN diyor.
Arsız yüzsüz kisiliksiz, karektersiz bu duruş senin duruşun

Madem bizi kubaya postalamak istiyorsun ne diye burada yanımızda duruyorsun.
Gelme madem buraya
Çok sevdiğin ve ulaşmak istediğin yeri belirtmişsin sen defol git oraya ama o forumlarda AKIL bulamayacağını sende biliyorsun ve burayı terk edemiyorsun.
Patates bu cografyaya bulunmaz diye aşşağıladıgın yerlerden geldi. Cahil
Domates gibi

Al arsız fikirlerin ama nerede sende o utanacak insan sıfatı.

İnsanların eşitlenmesi fikrini korkunç bir fikir olarak görüyorum.

Komünizm geleceğine Şeriat gelsin.

İşçileri köle olarak tanımlamıyorum > Kapıma gelen pizzacı benim kölemdir.

Köleliği savunuyorum.

Bulaşık yıkama eylemi köleliktir.

Güzel kadın güzel evde kalmalı, çirkin kadın çirkin evde kalmalı. Adil olan bu.

Doktorla garsona benzer hayat kalitesi sunulması haksızlık.

Eşitsizlik doğanın bir kuralı.İnsanla şempanze eşit imkanlara sahip değil.

Bu eşitsizlikler toplumdan kaynaklı değil, doğadan kaynaklı.

Birilerinin özgür kalabilmesi için birilerinin köle olması gerekiyor.

Küba konusunda şüphelerim var, inceleyeğim. O doktorları zorla çalıştırıyor olabilirler.

Neden Küba'ya gitmiyorsunuz Yallah Küba'ya orada patates bulamazsınız.

Kadın-erkek asla eşit olamaz vajina-penis muhabbeti. Kollarına ağırlık takıp yarıştıralım.

İnsanlar hastalanmasın ölmesin bunun adı Komünizm olsun.

Komünizm zenginlerin hayat kalitesini düşürmek istiyor çünkü kıskançlıktır.

Komünizm tembelliğe, kapitalizm çalışkanlığa yönelten sistemler.

Sinemalar ücretsiz olunca film kalitesi düşmez mi? Marvel'in filmleri ne olacak?

50 yıl önceki fakirlerle, şimdiki fakirleri yanyana getirelim, hayat kalitelerindeki artış bariz bir şekilde ortada.

50 yıl önce böyle bir foruma girip komünizm tartışma imkanınız var mıydı?

Önemli olan zengin-fakir arasındaki uçurum değil.

Doğada eşitlik olamaz Usain Bolt doğuştan fiziksel üstünlüğe sahiptir.

Lüks evler için binlerce kişi emek sarf ediyor ama 3-5 kalıyor bunu kıskanacağınıza gurur duyun.

Ben kölelik sisteminden yanayım. Hepiniz sömürüden, kölelikten bahsediyorsunuz.
Bunların farkındayım zaten anlamıyor değilim.
Benim sistemle olan sorunum, hak edenin köle olması ve hak edenin de köleler edinmesi.

İnsanın insan üzerindeki sömürüsü azaldıkça doğanın insan üzerindeki sömürüsü artacaktır.

Efendileri insanlığın temsilcisi gibi düşünün, kıskanmayın.

Bill Gates ile Turdur'un aynı yemeği yemesini beklemek, insanlık adına bir felakettir.

Doğanın gücü toplumun gücünden her zaman fazladır.

Süzme cahiller doğayı bilmiyorlar.


.

spartacus
21-06-2020, 20:32
Gerçekler insan için kötüdür ve kötülük kazanmak zorundadır. Doğal kötülüğe karşı koyabilecek güçte değiliz.

Şimdi size trollük gibi gelecek ama başka şeyler de söyliyim.
1- Recep tayyip erdoğan bu ülkenin başına gelebilecek en uygun kişidir. (çünkü ülke bunu hakediyor)
2- Dinleri yok etmemeliyiz, onlar insanlık için kalmalı. (çünkü insanın sınırlı aklı bunu hakediyor)
3- Komünizm hayalinden vazgeçmeliyiz.(yine insanın haketmediği bir sistemdir komünizm)

Bu üç maddeyi insan doğasına ve insan dışı doğaya dayanarak söylüyorum.

Komünizme karşıt duruşumun temelde 2 gerekçesi var.
1- Bireysel olarak narsist ve kibirli olmam. Hayat amaçlarımdan biri, diğer insanların önüne geçmek ve üstün olmak. Yani Nietzche'nin belirttiğine benzer ''üst insan'' olmak.
Siz beni sokaktaki sıradan biriyle eşitlemeye çalışırsanız benim hayat felsefelerimden birini çalmış olursunuz.
2- Komünizmin etik anlamda iyi oluşu. İyiliğin hayaline karşıyım. İyi bir dünya olamaz. Çünkü dediğim gibi kötülük kazanmak zorunda. Doğal olan bu.
Yıldıztozu

Hala eşitlik konusunu anlayamadın, ben senin bu kapasitene baktığımda, akıl bakımından, kibrinden, fetişizm, empozeden sürüleşmiş, koyunlaşmış- görüyorum, bir yere eşitlenmen gerekmiyor... Kibir ile salaklık arasında ince bir çizgi vardır.
Dahili olduğun psikolojinin de kapitalizme özgü br yanı var, doğal değil, sistem seni bu hale getiriyor-ki nasıl dönüştüğünüz ayrı bir konu...

iyi-kötü zemini dindir. "Kötülük kazanmak zorunda" sözde kaidesi, subjektif, muğlak ve görece muğlağın mutlaklaştırması-genellemesi, anlamsız bir ifade, doğal olan da bu değil.

Dinleri yok etmek mi? Kapitalizm koşullarında insanlar o sığınaklara yönelir, koşullar, işte koşullar önemlidir. Öyle lafzen dinleri yok etmek vs hikaye. Bakınız Avrupaya, dünya kaynaklarının çoğu oralara akınca, oralarda görece refah seviyesi ve koşullar iyileşince, dinlerin de etkisi zayıflıyor, kaynakları akıtılan yerlerde ise, kölelik-kulluk koşulalrı kaçınılmaz olarak yoğunlaşığı için, oralarda dinlerde doğru orantılı olarak baskın hale geliyor. tahteravalli gibi, kölelik ve sömürü koşulları arttıkça, din, ırkçılık vb sürü toplumu yükseliyor, azaldıkça düşüyor... Koşullar, bilimsel düşünmeyi başaramadın-ız bir türlü, her bir şeyi, herhang bir kişinin psikolojisiyle açıklamaya çalışıyorsunuz -bilim dışı, dinsel betimleme yöntemleriyle-, halbuki o koşulları o kişi psikolojisi üretmiyor, tersine o koşullar, o psikolojiyi-modeli üretiyor... kibir vs diyorsun, sisteme dair konuşurken,sisteme bakmaktansa, kibirinden dem vuruyor, safsata yapıyorsun.

Komünizmin feodal yorumu da mevcut, bazılarınız buna yorumluyor, iyiliği istemek, insancıllık, vicdan, umut gibi sebepler sıralanıyor.

Değil.

Sadece bilimsel yaklaşmalıyız...

Meseleler, meselelerin temelindeki işleyişin çözümüyle kavranır...

Şimdi tarla, mağara örneklerim var.

Herhangi bir ifademde, iyilikten, kötülükten söz ettim mi? Veya acımaktan, acınası durumdan, kahırdan, bu kahırlardan kurtulma özleminden? hayır.

Gözlemledim, bilimsel olarak, sorunun temel kaynağını buldum.

Doğal olan emektir, insan yaşamak için üretir, çalışır. Tamam? Aslan avlanır. Bunlar doğal.

toprak,kaynaklar -> doğal.

Şahsa münhasır herhanbi bir şeyden söz etmiyoruz -o şey neyse artık,sistemin mülk tanımı da yanlış-, doğa ve kaynaklardan söz ediyoruz, dolayısıyla bunlar kamuya açıktır. Kapitalizm gibi sistemler kamuya açık olan şeylerin, özel mülk haline geitirlmesiyle mümkün oldu.

Uzatmayayım, daha öncede dediğim gibi, esasında kimse, kimsenin kölesi değildir, her insan kendi ihtiyaçlarından hareketle bağımlı hale gelir. İnsanların çıkarlarını sistemin işleyişi-koşulları biçimlendirir... böylece sistem sömürü sistemi ise, gasp sistemi ise, gasp eden kadar kadar gasp edilenin de çıkarları söz konusu olur, dolayısıyla insanlar çıkarı veya kaçarı için köle olur, yaşam mecburiyetinden. örneğin sömürenin daha çok çalıştırıp, daha fazla alması çıkarına iken, sömürülenin de emeği hakkı namına daha az çalışıp, daha fazla pay istemesi, çatışan çıkarlardır. ikisi de çıkarına göre hareket eder, bu çıkarına göre hareket siyasidir, çıkarların farkındalığı ise ekonomi. Böyece POLİTİKA anlam kazanır, bu sistemlerde kurumsallaşma da haliyle, sömürenin yani egemen olanın çıakrlarına göre gerçekleşir. Sonra Tayyip Erdoğan dersin de, meselenin özünü hala anlayamazsın. Egemen olan sistem, politika, yukarıda değindiğim efendi-çıkarlara göre işler, dolayısıyla sokaktaki insan deyip beğenmediğin, aslında KAPİTALİZMİN, sistemin toplum modelidir. Bu hal, yukarıda değindiğim egemen çıkarlar ve koşullar, bağlı politakatalarla otomatikman oluşur. tabi köle, kendi gerçekliğinin bilincine, farkına (sapiens!!) varmışsa, çıkarının politikasını yapabilir, aksi taktirde sizler gibi efendisinin çıkarlarını, kendi çıkarı sanır. onun politikasını benimserken, kendisine-çıkarlarına yabancılaşır(bu da farklı bir detay-konu), sonra dasokataki insanı beğenmez, halbuki o insan modeli, sisteminçıkarına göre olan modeldir, o insanalr kendisine yabancılaşmış, farkında olmadan egemen politikanın ve kendilerine ait olmayan çıkarların zombisine dönüşmüştür.

Barınak, gıda, sağlık bunlara ihtiyacı var. Bu ihtiyaçlarını da doğadan karşılamak zorunda, ama birileri doğanın sahibi olmuşsa, nasıl karşılayacaklar? Gates'in evine girip, orayı kendine barınak yapabiliyor musun? Engel olan ne? Heleki şahsa münhasır olmayan doğanın, özel mülk adı altında istimlak edilmesi konusunda, sırf birisi çıkıp bu torrrpaklar benim dedi diye, hayır diyemiyorsunuz, bu doğal değildir. Benim demesiyle o'nun olur mu, sen de çıkıp hayır benim dersin... Demek ki bu özel mülk teranesi doğal değil, yani iradi olarak birileri benim diyor sadece, doğa böyle bir şey söylemiyor, ya da hayır senşn değil benim veya bizim denebilmesine de engel olmuyor(o halde engel olan ne?). eğer esas aldığınız aslan, çakal ise gücü, gücü yetenedir. Gates'e okkalı bir tokat atsam evini elinden alırım, madem doğallıktan anladığınız bu, neden yapamıyorum? Madem kapitalizm budur diyorsunuz,o halde nerede?
Sen insansın diyorum, kabul etmiyorsunuz...

Bakınız her, ama her insanın, doğayı, kamuya ait alan ve kaynaları istimlak edenlere karşı el koyma hakkıdır. Doğal olan budur, kapitalizm buna izin vermiyorsa,doğal değildir.(bu kadar basit). Zira doğayı malı yapan kodomanların biyolojik olarak size karşı bir üstünlüğü mü söz konusu? hayır...

Defalarca izah ettim, orada ciddi bir çelişki mevcut, gerçekten de meselenin kaynağı çok basit.
İşte bu yüzden sana göre o mesele ne kadar doğal ise, o meselenin çözümü de o kadar doğal olacak. Şu saçma-sapan doğa lafızlarını bırakın, görüldüğü üzere her söyleminde batıyorsunuz.

Madem kibirlisin, madem senin teist düşünme modeline göre kötülük kazanmak zorunda

neyi bekliyorsun. KADER Mİ yoksa?

defalarca sordum, neden bekliyorsun?

Çık sokağa, önüne gelen her yeri yağmala.

Gates deyip duruyorsun, lüks evi deyip duruyorsun. Gerizekalı mısın, gir kapısından içeri bundan sonra burası benim diyerek, vur kafasına. Hem kibirlisin işte, tam da kibrine ve ağzına layık! bunca doğa, kötülük gerekçelerine rağmen yapmıyorsan, ya cahilsin, ya salaksın, ya da alçak.

sizin doğa ve insan türü tanımınıza göre, Gates'in evini kimse yağmalamıyorsa ve kafasına vurup elinden almıyorsa, demek ki kapitalizm sizin tanımladığınız doğaya aykırı... neyi savunuyorsunuz onu da bilmiyorsunuz...

Ahlaksız
21-06-2020, 21:05
Akp sempatizanları,kapitalizmi savunan liberal arkadaşımız sevgili Yıldıztozu'na ''komünizm'' üzerinden yükleniyorlar..
Hem de hakaret ve küfür ederek..
Komiksiniz:D
Twetter'de trollere 4000 lira maaş veriyorlarmış..Burada boşuna vakit kaybetmeyin derim..!

Ahlaksız
21-06-2020, 21:10
….neyi savunuyorsunuz onu da bilmiyorsunuz...
Aynı şeyi,ben sizin için düşünüyorum..

Derdiniz nedir sn.spartacus?
Çocuklarınızın veya torunlarınızın rahat yaşaması mı?
Niye komünizmi bu kadar ''hararetle'' anlatıyorsunuz?
Türkiye'deki insanların geleceğini mi düşünüyorsunuz?
''Darbeci'' dediğiniz Atatürk'ün kurduğu ülkenin insanlarını mı düşünüyorsunuz?
Akp'lileri,mhp'lileri mi düşünüyorsunuz?
:confused:

antkanser
21-06-2020, 21:12
Akp sempatizanları,kapitalizmi savunan liberal arkadaşımız sevgili Yıldıztozu'na ''komünizm'' üzerinden yükleniyorlar..
Hem de hakaret ve küfür ederek..
Komiksiniz:D
Twetter'de trollere 4000 lira maaş veriyorlarmış..Burada boşuna vakit kaybetmeyin derim..!

beyin yerine cücük taşıyorsunuz onun için bu fıkrayı anlıyacağını sanmıyorum nolan denilen dangalak, ama yinede yazayım fıkrayı kendi pozisyonunu gör.

Bir gün koyun ve keçi yürüyorlarmış. Karşılarına bir dere çıkmış. dereyi atlayarak geçmeyi düşünmüşler. Koyun atlamış geçmiş karşıya. Keçi başlamış gülmeye. koyun neden güldüğünü sormuş. Keçi de "Dereden atlarken g.tünün göründü" demiş.

Bunun üzerine koyun:

Lan dürzü senin g.tün hep açıkta, biz gülüyor muyuz!

herkesin ahlak anlayışı farklıdır. ben kapitalist dinci ahlak anlayışına göre ahlaksızım. ama devrimci ahlak anlayışına etiğine göre ahlaklıyım.

senin sözlerin sana göre küfür değil? bana göre küfür.

benimkiler de sana göre küfür.

mal..

ha.. cehane nin de,,, selamı var.

ilahimasal
21-06-2020, 22:03
Akp sempatizanları,kapitalizmi savunan liberal arkadaşımız sevgili Yıldıztozu'na ''komünizm'' üzerinden yükleniyorlar..
Hem de hakaret ve küfür ederek..
Komiksiniz:D
Twetter'de trollere 4000 lira maaş veriyorlarmış..Burada boşuna vakit kaybetmeyin derim..!

Ahlaksız lütfen yapma

Savundugun adam komunist olan insanlara degil aleni bir sekilde komunizmden haberi dahi olmayan hatta komunizm ile ilgisi dahi olmayan insanları , garsonu insatcıyı v.b leri aşsagılıyor köle olmalılar diyor. Bu insanlar komunist falanda degil.
Savundugun tip , insan düsmanı , çıkarcı faydacı birisi ,
zengin olupta komunist fikirli insanlarda var. Sayet o komunist fikirli insandan bir faydası olsun bu tip , o insana da yanaşır ve faydalanmaya calışır ,maksadı budur.
Kısacası yoksul düsmanı bir p.c bu.

Parası olan her insana deger verip digerlerini aşşagılık olarak kendince ötüyor.
Bu halide gecmisteki bir sefillikten kaynaklı
Bu sefillikten kurtulmak istiyor yada kurtuldu. O kadar.

Adam şeriat istiyor. Bende şeriat istiyorum

Onunla aramızdaki fark
O komunizm gelmesin diye
Benimki ise seriat yasanmadan nasıl bir bela oldugunun anlaşılamayacağı.

Bu tip, ülkedeki siyasi olusum değişince ve baskısını artırınca bu savundugun tipte kendini daha rahat ifade etmeye başladı farkındamısın. Onların gücünü hem kullanmak istiyor hemde konumunu degiştiriyor. Şimdiye kadar politik konulardan uzak duran bu fırlama niye birden ataga gecti.

Bu tipin bu forumda yeri yok.
Buradaki en sert din sever bile bundan daha serefli ve kalitelidir.

Bu forumda kapitalist severlere ve ırkćılara kesinlikle yer verilmemeli diye düşünüyorum.

Lütfen savunma şunu

antkanser
21-06-2020, 22:13
Ahlaksız lütfen yapma

Savundugun adam komunist olan insanlara degil aleni bir sekilde komunizmden haberi dahi olmayan hatta komunizm ile ilgisi dahi olmayan insanları , garsonu insatcıyı v.b leri aşsagılıyor köle olmalılar diyor. Bu insanlar komunist falanda degil.
Savundugun tip , insan düsmanı , çıkarcı faydacı birisi ,
zengin olupta komunist fikirli insanlarda var. Sayet o komunist fikirli insandan bir faydası olsun bu tipi , o insana da yanaşır ve faydalanmaya calışır ,maksadı budur.
Kısacası yoksul düsmanı bir p.c bu.

Parası olan her insana deger verip digerlerini aşşagılık olarak kendince ötüyor.
Bu halide gecmisteki bir sefillikten kaynaklı
Bu sefillikten kurtulmak istiyor yada kurtuldu. O kadar.

Adam şeriat istiyor. Bende şeriat istiyorum

Onunla aramızdaki fark
O komunizm gelmesin diye
Benimki ise seriat yasanmadan nasıl bir bela oldugunun anlaşılamayacağı.

Bu tip, ülkedeki siyasi olusum değişince ve baskısını artırınca bu savundugun tipte kendini daha rahat ifade etmeye başladı farkındamısın. Onların gücünü hem kullanmak istiyor hemde konumunu degiştiriyor. Şimdiye kadar politik konulardan uzak duran bu fırlama niye birden ataga gecti.

Bu tipin bu forumda yeri yok.
Buradaki en sert din sever bile bundan daha serefli ve kalitelidir.

Bu forumda kapitalist severlere ve ırkćılara kesinlikle yer verilmemeli diye düşünüyorum.

Lütfen savunma şunu


ilahimasal;

anlamadığın bir şey var ki, bu adam yıldıztozu' nu savunmuyor. savunduğu şey yıldıztozu' nun iddiaları üzerinden, kendi içinde sakladıklarıdır.. yani kendi fikirlerini beyan ediyor.

zor değil, geçmiş mesajlarını incele, milim değişmediğini, aslında ne kadar tutarlı olduğunu göreceksin.

Yıldıztozu
21-06-2020, 22:14
defalarca sordum, neden bekliyorsun?
Çık sokağa, önüne gelen her yeri yağmala.

birkaç yıla milyoner olmayı planlıyorum zaten.
hem de çalışmadan çalarak, yani sisteme uyum sağlayarak.

size de tavsiyem hangi sistemi savunursanız savunun, hayata bir kere geliyorsunuz, içine düştüğünüz sistemle uyumlu olmaya çalışın.

iyi-kötü zemini dindir.

hayır, iyi kötü zemini etiktir, yani felsefedir.
yine cahilce konuştun.

Herhangi bir ifademde, iyilikten, kötülükten söz ettim mi? Veya acımaktan, acınası durumdan, kahırdan, bu kahırlardan kurtulma özleminden? hayır.

Sömürüden, eşitsizlikten bahsettin hep. Bunların temeli etiktir. İyilik için istiyorsun yani.
Komünizmi etik olması dışında hangi yönüyle istiyorsun madem?

spartacus
21-06-2020, 22:27
Aynı şeyi,ben sizin için düşünüyorum..

Derdiniz nedir sn.spartacus?
Çocuklarınızın veya torunlarınızın rahat yaşaması mı?
Niye komünizmi bu kadar ''hararetle'' anlatıyorsunuz?
Türkiye'deki insanların geleceğini mi düşünüyorsunuz?
''Darbeci'' dediğiniz Atatürk'ün kurduğu ülkenin insanlarını mı düşünüyorsunuz?
Akp'lileri,mhp'lileri mi düşünüyorsunuz?
:confused:
Aynı şeyi derken neyi ve somut olarak neyi dayanak alıyorsun da düşünüyorsun? Laf olsun...

Hararetle savunduğunuz, savunurken batırdığınız kapitalizmi irdeliyorum. O düzeyde saçmalyıorsun-uz ki, ne demeli?, Bilal'e anlatır gibi anlatmaktan başka çare olmadığı için böyle yazıyor veya cevap veriyorum.

Diyeceksin ki, bana anlatmak neden umrunda olsun, ona da cevap vereyim, umrumda değil, konu diyorum, kişi demiyorum ki. İfadelerimi anlaşılır kılmak ve en önemlisi de çarpıtmaları düzeltmek için çalışıyorum, beni ilgilendiren asıl nokta burası... Hala aynı şeyi yapıyorsun.

Dincinin, ateistler neden böyle yapıyor deyip, altında kişisel bir niyet araması veya türlü, türlü absürd gerekçeler üretmesi gibi, aynı şeyi yapıyor, aynı türden gerekçeler, safsatalar kullanıyorsun-uz, farkında mısın? Gerçi sizin sorununuz...

bilim ve bilinçten hareketle ifadelerde bulunmam için, illa bir kaygı mı taşımam gerekiyor? kapitalizm ve sistemin gerçeği, şu konu(!), benim insanların geleceğini düşünüp-düşünmememden bağımsızdır, bu şekilde bana bağlıymış gibi düşünürseniz, bu safsata oluyor...

Senin de konuların var, onlar gibi, bu da bir konu. Anlıyor musun?

Kapitalizmin gerçekten ne olduğu konusundan, bilinmesinden rahatsız oluyorsan, senin sorunun. Biz sadece bu ve benzeri bilimlerde değil ki, örneğin din konusunda da verdiğin tepkilere ve bu tarz akıl-mantık dışı savunulara aşinayız. aynı refleks, aynı subjektif, psikoljik sahiplenme güdüsü, aynı tarz niyet, kişisellik, illa özel sebep-niyet okumalar, özel dertler edindirmeler...

Sanki ele aldığımız konular, kapitalizm(sizin için dokunulamaz bir din), ilahi ve mükemmel de, kusur varsa o da bizim eksiğimizveya ortada irdelemeye değer hiç birşey yok veya sorgulanamaz mutlak bir güç var veya da, hüsnü-kuruntularımızdan, kaygılarımızdan bahsediyormuşuz da, bizler uyduruyormuşuz gibi...

Kapitalizmi savunacağım diye öyle mantıksız argümanlar öne sürüyorsun ki, kendi kendini çürütüyorsun... Asıl ben sana senin derdin ne diye sormalıyım, bu kadar tutarsızlık ve buna rağmen gerekçelerinin çürük olduğunu bile, bile, güneşi balçıkla sıvamak için, neden bu kadar ısrar ediyorsun?...

teorik olarak yazışamıyoruz seninle, isterim ki mümkün olsun. safsatalarla, öznel, kişisel söylemlerle, kuru laflıyorsun, olmadı KADERCİLİK masalları, sağlıksız psikoloji örnekleri okuyorsunuz-sanki meselenin kaynağı bunlarmış gibi. Ne demeliyim, ne diyeceğim? Bilimsel zemin, bilimsel düşünme, bilimsel yaklaşım yoksa, ne yapmalı? Hülooooculuğun da, sürü psikolojisine dayalı, dolaylı-dolaysız bir temsili-dayanağı var demek ki...

Evrim teorisine karşı yazanlar var ya, o minvaldesiniz, hani envai tür yanlış bilginin yanında, bir de NİYET okumalar, kişiselleştirmeler... Dramatik-komedi diyorum...


Gates'e okkalı bir tokat atsam evini elinden alırım, madem doğallıktan anladığınız bu, neden yapamıyorum? Madem kapitalizm budur diyorsunuz, o halde nerede?

Bu sorunun muhatabı sizsiniz, çünkü doğanın böyle olduğunu iddia edip, sonrada kapitalizmin doğal olduğunu söylerken çelişkiye düşüyorsunuz, bu kadar niyet, kişisellik atfetmeseniz, sloganı aşmayan ama her cümlesi, 3-5 kelimeden ibaret, ama bu 3-5 kelime sözü de, dayanak mış gibi gösterip(kendi, kendisinin dayanağı olan yargı), hiç bir temel dayanağı, nasıl'ını ortaya koymayıp, daldan dala atıp-tutmalar, ayet gibi, öyle dedim, öyledir inancıyla olmasa, tutarlı olabilseniz, diyeceğim yukarıdaki 1 paragraf olacak...

Neyi neden savunduğunu, neye itiraz ettiğini bilmiyorsun, bunu bilmediğini de bilmiyorsun, o halde? Gölge etme, başka ihsan istemez diyebilirim, ama bunu da alakasız,konudışında, binbir türlü yere çekersin, kişisellştirirsin(muhtemel), ama madem sordun, derdim bu.

ilahimasal
21-06-2020, 22:29
yıldıztozu denen zevzek diyorki
Erdogan bu ülkeye müstehaktır

Bunu neden söylüyor mizahla anlatalım
Biraz matematik bilgisi olan ARİF anlar

1273665023005659138

Ahlaksız
21-06-2020, 22:55
...…
Bu forumda kapitalist severlere ve ırkćılara kesinlikle yer verilmemeli diye düşünüyorum.
İsteyen istediğini savunur..Sonuna kadar ifade özgürlüğünden yanayım ben..

Geçen ay sn.yıldıztozuna,kapitalizmi savunmak çocukların öldürülmesini veya çocukların tecavüze uğramasını savunmaktır demiştim..Hatta Ali Ağaoğlu'nun gçtünü yalamaktır demiştim:)
Adam istediğini aşağılasın,söylesin..Sen de karşılığını ver işte ama sen vermiyorsun ki...Direk küfür ediyorsun..Böyle olmaz..
……
Neyi neden savunduğunu, neye itiraz ettiğini bilmiyorsun, bunu bilmediğini de bilmiyorsun, o halde?
Teorik demişsiniz de,size mesela avcı toplayıcılarda köleliğin olduğunu söylemiştim..Bu dediğime bir itiraz etmediniz..Niye?
Bu ne demek,biliyor musunuz,anlıyor musunuz acaba?
Teori demek,illa Adam Smith'den ya da burjuvadan filan bahsetmek demek değil mi?
İnsan nedir?Asıl mesele bu..
Siz bu meseleden bahsetmiyorsunuz..
Size insanın diğer hayvan türlerinden farklı olduğunu da söyledim ama buna da bir şey demediniz..
Niye bu konuların üstüne basmıyorsunuz?
Çünkü insan seviyorsunuz,insanı yüceltiyorsunuz,insanı düşünüyorsunuz..Sizin derdiniz sistemle filan değil,sürünün geleceğiyle..Siz sürünüzü düşünüyorsunuz..Kapitalizmin sürü için doğru olmadığını tekrarlıyorsunuz..
Tek bir soru;İNSAN İÇİN NİYE MÜCADELE EDEYİM?

Akplilerin,mhplilerin ve diğerlerinin ve bunların çocuklarının/torunlarının geleceğini niye düşüneyim?
Açlıktan ölsünler,banane..

ilahimasal
21-06-2020, 23:14
...Direk küfür ediyorsun..Böyle olmaz...

Küfür falan yok. Nereden uyduruyorsun
Nerede küfürüm.?
Yalan yazmayada başladın.
Hadi din konusunda uyduruk fikirler ortaya koyuyorsun anlıyoruzda

Neden küfür ettigim yalanına sarılıyorsun.

Küfür falan etmedim. De ki senin yalanına ortak olayım ve küfür ettim diyelim.
Sen bir ahlaksız olarak niye rahatsız oluyorsunki?

Ayrıca hiç bir soruya cevap VERMİYORSUN.
veremiyorsun demiyorum bak.

Bu konunun seni aştıgını bil. Sana bir sefer yazdım , sen sadece mitlerle ilgilen gerisi senin çapını aşar.
Çapını aşınca geçmişten vucudunda kalan antikomunist duygularınla avukatlık yapıyorsun.

Küfür falanda etmedim. Et dersen ederim. Küfür dedigin KAFİRLİK kökünden küfürmü yoksa din tabanlı kültür töre olan küfürmü?
Ahlaksız degiş şu nikini. Sen ahlaklı bir kişisin. Üzerinde durmuyor.

Turdur
22-06-2020, 10:26
Bu Ahlaksız denen teist ahlakçı, mücahitlik yaparak ve insanları kandırarak Akparti'ye oy atmış ve bu yönde insanları kandırmaya çalışmış ve ardından insanlara Akparti düşmanlığı aşılmaya çalışmış bir profesyonel troll. Bunlarla teori-bilim-sosyoloji konuşulmaz. Bunu en başta yazdım, dincilerle sosyal adalet-kadın hakları-insan hakları konuşulamaz, hatta bunlar hayvan türlerine bile düşmandırlar. Kafaları kapatılmış ve kilitlenmiştir, kadın düşmanıyım, insan düşmanıyım der geçerler. Tek üretimleri safsatadır, bunu otomatikman yaparlar. İnanmayan alsın saftasa kılavuzunu bunların yazılarıyla karşılaştırsın. Hiç bir şekilde özellikle kısır-döngü saftası ve ad hominem ile baş edemezsiniz.

Adamın birisi oğlunu kafasına vurup "bundan adam olmaz" deyip duruyormuş. Çocuk 20 yaşına gelene dek sürekli bunu yapmış ve en sonunda "Ben bundan adam olmaz" demedim mi demiş? Bu kıssada ki adam olmayan kimdir? "Atatürk'ün yaptıkları ne işe yaradı ki" diyen sarık kafalı trollün hikayesi de buna benzer. Hem çürütür hem yıkar hem de karşıya geçip "bunların yaptığı hiç bir işe yaramadı ki" der.

Kendileri tarikatlarda, İmam Hatiplerde, Kur'an kurslarında hayat yaşayamadıkları için diğer insanların ne istediklerini anlayamazlar. Kafalarında bir imge oluşması lazım ki düşünsünler, kafalarında geçmişin imgesi oluşur insanın, bu sahtekar Müezzin ve tarikatçı çıkmasının kafasında hangi imgeler oluşabilir? Önü sonu kendilerine zerk ve image edilmiş nasihatlerin ve çarpıklıkların sonucu, öyle yada böyle gerek Atatürk'e gerek kadınlara gerekse insanlığa düşmanlık belirtecekler. Bütün girdi o olmuştu, bütün çıktıları bu olacak. Bu bilimsel sonuç olarak böyledir.

Bu tiplerin bütün çocukluğu-gençliği suya bakıp dua etmek, muskayı okuyup üflemek ve diğer bütün insanları buna uygun kandırmakla geçmiş işte, ve belkide badelenmekle, eşek tecavüzlerinin kasabasının sakinleri. Bu yobazların gruplarından ayrılması yılanın yılanlıktan çıktığı anlamına gelmez. Yılan deri değiştirir farkındalık zannederseniz. Sadece bir makyajdan öteye geçmez bu sözde değişim.

Bu trollerin çıktığı zaten din değil tarikatlarıdır, pratikte o gruptan ayrılmışlardır ama zihniyette hala orada kalmışlardır, mahkumdurlar, bunun kölesi olmuşlardır. Ahmet Davutoğlu'nun Akparti'den ayrılması gibi, ama Davutoğlu hala aynıdır. O dinden veya görüşten ayrılmamıştır sadece pratikte bulunduğu gruptan ayrılmıştır ve ölene kadarda dincilikten-zihniyetten ayrılmayacaktır çünkü bu imkansızdır, sebebini açıkladım.

Ne kadar yazarsanız yazın karşılığında tevhid, tekfir ve Şeriatçılığın tezahürü cevaplar alacaksınız. Trolleneceksiniz.

Dincinin rumuzu AHLAKSIZ ama verdiği AHLAK dersi, tamamen oksimoron troll. Bütün teşbihleri tarikat usülü, bilimsel değil sosyolojik değil. Bütünüyle tevhid ve tekfir metodolojisi. Burada kimseyle diyalektik yapmıyoruz, sadece trollendik, provoke edildik ve bu devam ediyor.

Bu AHLAKSIZ girdiği bütün forumlardan ATILMIŞ. Atılma sebeplerinin de hepsi aynı > PROVAKATÖRLÜK-TROLLÜK. Geçsinler bu dinci-ağlaşık mağdur ayaklarını. Mağdur edilen şu an bizleriz.

---

Yönetim uyuma, bunların içinde ki bütün emek, işçi, insan, kadın, insani değerler düşmanlığı ortaya çıkıyor ve ardından konuya gerçekten de komünizmi anlatmak gayesiyle girenleri suçlayıp troll atıyorlar.

Burası yılışık bir milyoner adayının ve sarıklı bir trollün dinci narsizminin tatmin edileceği yer değil. Açık açık PROVAKASYON yapılıyor karşılığında KÜFÜR EDİLMESİ DOĞAL.

Profeyonel bir dinci provakasyon ile karşı karşıya kaldık, Yıldıztozu'nun milyoner olacağı için burada bizleri, kadınları, fakirleri aşağılamaya kalkışması gün gibi ortada. KÜFÜR YAZILDIĞINDA NEDEN KÜFÜR ETTİNİZ DEMEYİN.
O buraya toplumsal ve kamusal alanda ki kadın-erkek eşitliğini anlamadığı için değil, milyoner olunca kadınların kendisine kul-köle olacağının tatmini ile yazıp çiziyor.

Yıldıztozu
Hala eşitlik konusunu anlayamadın,

Ne anlayıp anlamaması, trolleniyorsun. Onun derdi milyonuna köle bulmak.


Asıl ben sana senin derdin ne diye sormalıyım, bu kadar tutarsızlık ve buna rağmen gerekçelerinin çürük olduğunu bile, bile, güneşi balçıkla sıvamak için, neden bu kadar ısrar ediyorsun?...

Evrim teorisine karşı yazanlar var ya, o minvaldesiniz, hani envai tür yanlış bilginin yanında, bir de NİYET okumalar, kişiselleştirmeler... Dramatik-komedi diyorum...

Neyi neden savunduğunu, neye itiraz ettiğini bilmiyorsun, bunu bilmediğini de bilmiyorsun, o halde? Gölge etme, başka ihsan istemez diyebilirim, ama bunu da alakasız,konudışında, binbir türlü yere çekersin, kişisellştirirsin(muhtemel), ama madem sordun, derdim bu.

Trollüyor işte, troll budur. Dinci trollü budur, bütün girdi tarikatçı-kapitalist girdi, çıktısı da bu olmak zorunda. Neden ısrar ettiğini soruyorsunuz daha anlamıyor musunuz sizde?

İşte en zoruma giden bu, spartacus hala sarıklı trollere, bencil egoistlere, insanlık-kadın düşmanlarına laf anlatmaya çalışıyor, hala bilim-teori diyor.
-
Bu trollere LÜTFEN deyip LÜTUF beklemeyin. Açık açık insanlık düşmanlarından - darbecilerden, cübbeli sarıklı zihniyetten LÜTUF beklenmez.
Bunların suçlayıcı, aşağılayıcı, teist-yıldırıcı metodolojilerine, baskılarına boyun eğmeyin. Suçlanacak, aşağılacak birileri varsa insan-kadın düşmanlığını propagandaya, baskı unsuru silaha çevirmiş darbecilerdir, trollerdir. Ülkemizin baş belasıdırlar.

Ahlaksız
22-06-2020, 17:26
....Ülkemizin baş belasıdırlar.
Ben neymişim böyle:)

Akpyi destekleyen sen değil misin?
Akplisin ama kapitalizm karşıtlığı yapıyorsun ha:D

Ahlaksız sen şöylesin,yıldıztozu sen de şöylesin demekten başka ne yazdınız?
Yazın da,okuyalım işte..

Akpli Turdur,sen niye devrim istiyorsun?
Buyur,cevapla..Çocuklarını/torunlarını/akplileri düşündüğün için mi?
Türkiye'deki sistemin komple değişmesini NEDEN istiyorsun?

Turdur
22-06-2020, 17:53
Ben neymişim böyle:)

Akpyi destekleyen sen değil misin?
Akplisin ama kapitalizm karşıtlığı yapıyorsun ha:D

Ahlaksız sen şöylesin,yıldıztozu sen de şöylesin demekten başka ne yazdınız?
Yazın da,okuyalım işte..

Akpli Turdur,sen niye devrim istiyorsun?
Buyur,cevapla..Çocuklarını/torunlarını/akplileri düşündüğün için mi?
Türkiye'deki sistemin komple değişmesini NEDEN istiyorsun?


Akp'lileri,mhp'lileri mi düşünüyorsunuz?
:confused:

Siz bir hümanistsiniz,hepsi bu..


-

1
özel mülkiyet ve sınır ile, barınağı, yaşam alanını karıştırmısın. Başka türlüsü de beklenemez senden, o kadar idrak edebilirsin. madem senin esas aldığı hayvanlardır, neden onlar gibi yaşamıyorsun?

2
Hümanist spartacus;insan doğal bir canlı değildir..Siz insanı diğer hayvanlarla bir gördüğünüzü söylüyorsunuz ama bu çok büyük bir hatadır..

Büyük troll attı bu sefer, hobisi bu. Ensest övücü, FETÖ darbe şakşakçısı. Böyle hobileri var.

Beyler bu yobaz trolü yönetime şikayet edin bi zahmet. Forumda troll yasak, ırkçılık yasak, darbecilik yasak, kadın düşmanlığı yasak, ama sanki sözde yasak şikayet edin bunları.

Atıldığı bütün forumlarda ki ban sebeplerinin PROVAKASYON olduğunu biliyorum. Atın şu provakatörü bunun hobisi bu trollük.

Diğer Milyoner adayı köleciyi de. Bunlar forumu trollüyor, buna fikir kılıfı geçirmişler mağdur ayağına yatıp ağalaşıyor dinciler. Açık açık insanları aşağılayıp kadın düşmanıyız, insanlık düşmanıyız diyorlar herhalde okuyamıyorsunuz.

Hiç bir cübbeli sarıklı böyle sayfalara gelip de, Atatürkçüler asalaktır, Atatürk'ün yaptığı ne işe yaradı ki, ensest övücülüğü, kadınlara işkence edelim, inananlar zombidir, evli kadınların hepsi Or.spudur, komünistler dincidir-teröristtir diyemez ama Ateistlik kılıfı altında trollüyorlar. Ahlaksız adı altında dinci ahlak pazarlamaya kalkıyor bu yobaz.

Bu ikisinin de konu başlığı ve içeriği ile alakaları yok dertleri ayrı. Bu trollerin derdi başka konuyla alakalı olmadıkları gibi sapıttıkları konuya girip neden konuyla alakalı yazmıyorsunuz diyecek kadar işi ta.şak geçme boyutuna getirdiler.

Konu Komünizm nedir ne değildirden Trol dinciler kimdir kim değildire geldi.

Konudan ve siteden bir süre çıkıyorum yoksa küfür yazacağım.

Ahlaksız
22-06-2020, 18:11
''Yaz da okuyalım'' diyorum,''küfür yazacağım'' diyor:D

spartacus
22-06-2020, 19:33
birkaç yıla milyoner olmayı planlıyorum zaten.
hem de çalışmadan çalarak, yani sisteme uyum sağlayarak.

size de tavsiyem hangi sistemi savunursanız savunun, hayata bir kere geliyorsunuz, içine düştüğünüz sistemle uyumlu olmaya çalışın.

Sistemden söz ediyoruz, ne demiştik, kapitalizm=hırsızlık. Sonunda kabul ettin, o çaldıkların da bir gün tükürüverek... mantıken, çalmak senin çıkarına ise, çaldırmamak da diğerlerinin çıakrınadır değil mi? Üstelik neredeyse her konuda bu tarz, bir yönü esas alıp, mutlaklaştırma ve yargı oluşturma safsatana dair uyarıyorum seni. Bir madalyonun iki yüzü gibi... sen pragmatist -bilim, felsefe bitti orada-, sadece işine gelen yüzünü esas alıp, genel yargılar oluşturmaktasın.
hayır, iyi kötü zemini etiktir, yani felsefedir.
yine cahilce konuştun.
İşte asıl cahil sensin, iyi-kötü, hatta doğru-yanlışcılık siyaseti, bilimsel, olgu esaslı konulrada iyi-kötü kıstası, ideolojik konularda iyi-kötü kıstası, ideolojiye temel olduğu sanrısı , DOGMATİKTİR, dindir. Ütelik bu kelimeler kendi başına anlam ifade etmezler, bir neye göreliğe göredir. Ciddi bir gerileme sergiliyorsun o yüzden zaman israf etmeyeceğim, ısrra edeceksen, iyi-kötü, doğru-yanlışçığın, ideoloji olamayacağı, neden dogmatik olduklarını etraflıca anlatabilirim, elbette felsefenin de konusu olurlar..
Sömürüden, eşitsizlikten bahsettin hep. Bunların temeli etiktir. İyilik için istiyorsun yani.
Komünizmi etik olması dışında hangi yönüyle istiyorsun madem?
Temeli etik mi? Etik, metik tanımam, bu konuları da bilmiyorsun. hukuka bakarım bu doğru, anca bunlar belirleyen temel değil, sonuçturlar. zaman israfısınız bu şekilde. sömürü ve sistemler, sosyal bilimler, üretim ilişkilerini, etiğe ingirgemekle zaten ne kadar bilinçsiz ve bilimden uzak olduğunu göstermiş oldun.

Ahlaksız da, sende aynı darkafalılık örneği sergiliyorsunuz. Evrim etik mi? Kozmoloji, fizik, kimya, biyoloji, coğrafya etik mi? Ekonomi-politik, temelleri etik mi sanıyorsunuz?

Çatın delindi, camın kırıldı, kapı kolun çalışmaz oldu, ne yaparsın? Sorunu tespit edip, çözmeye çalışırsın, orada bir sistem vardır ve birde işleyişi, tepki-duygu durum vb sonuçlarla ilgilidir. Sistemi ne tanımlamaya ne de itiraza dair esas gerekçe olamazlar. örneğin kapın bozuldu veya sistemi yanlış diye diye tepki vermen, sinirlenmen(eğer sinirlendi isen), kapının bozulma sebebi değildir, bu bir sonutur ve sen ve Ahlaksız bu kadar basit fadelerimi anlayamyorsunuz değil mi? :)

Ben doğayı, sistemleri, canlıyı, cansızı irdelerken, işleyişe bakarım, form-yapıya bakarım, aynen yukarıda verdiğim örnekler gibi, sorunu o temelde ele alır, çözümlerim.

Şu anda, komünist olduğunu iddia edenlerin bir çoğu da, o etik, rölatif iyi-kötünün çatışması temelini aşamadığı için, innaç zemininde siyaset yapmaktadır. Bu bilinçli bir tercih değil, evrimsel bir süreçtir, aşma sürecidir ve bu geçiş süreci, kaçınılmaz olarak yaşanacak. nasıl ki sizler bu konunun zır cahili iseniz ve kapitalizmin ancak etik olarak değerlendirebileceğini sanacak kadar sığ iseniz, bir çok insan da meseleyi, kızgınlık, KİŞİSEL çatışma, hırs, hak arama(ki bu politik zemindir oysa, ideolojik-teorik zemin değil),iyi-ile kötünün savaşı(melek-şeytan, zerdüşt, din!), HÜMANİZM(hümanizm konusu ekonomi-poltik bir sisteme itirazın temel dayanağı olabilir mi? bu bir sonuçtur), sandığı, daha doğrusu verili koşullarda henüz bilimsel çözümlemeyi, alternatif düşünmeyi bilmediği, duygularıyla(!) hareket ettiği için aynı hatalara düşmektedir. (yukarıda kapı örneği vermiştim)

Nasıl ki bir sistemin işleyişinde bir araıza olduğunda, nesnel olarak inceleriz, sebeplerini çözümleriz, çözümü ortaya koyarız, benim yaptığımda budur, hala anlamadınız diyorum ya, gerizekalı olmalısınız... Böylece hem sana hem de Ahlaksıza, bu subjektif safsanız için de cevap vermiş oldum.

"Hümanist spartacus;insan doğal bir canlı değildir..Siz insanı diğer hayvanlarla bir gördüğünüzü söylüyorsunuz ama bu çok büyük bir hatadır." Demiş Ahlaksız

O zaman neden başından beridir kapitalizmin, mülkiyetin(bu kavrama dair de en ufak bilginiz yok) doğal olduğunu ileri sürüp, olmadı aslan kartal örneği veriyorsun. Her ifadenle kendini çürütüyorsun, konunun yobazı olunca, başka yöntem kalmıyor size.

İnsan da doğal bir canlıdır, doğanın parçasıdır ve bütünde her türlü canlı-cannsız, doğayı meydana getirir. insan doğanın bir parçasıdır demek, aslan demek değildir, her canlı biyolojik-metabolik ve kendiliğinden edinimlerinde doğaldır, doğallık farklı bir şeydir, metabolik yapı, davranış, yaşam biçimi, sosyal ilişki ağları heleki EKONOMİ-POLİTİK vb farklı. Boşuna yazmıyoruz, kapitalizmin doğal olmadığını, hadi bu bir yere kadar kabul, ancak sisteme dayalı YABANCILAŞMA diyoruz ve bu YABANCILAŞMA ekonomi-politik, sosyal bilimler alanında, bilimsel olarak ispatlanabiliyor. Hepsi bir yana bir canlı, ait olduğu doğaya ne kadar yabancılaşırsa, ait olduğu doğadan o kadar kopmaya başlar ve bu süreç olarak öyle bir noktaya kadar işler ki-bunun için yüzyıllar dahi geçse-, o canlı türü, doğadan soyutlanmakla, yabancılaşmayla, yaşam saşnızın kalmayacağı bir noktaya kadar varır. neresindne bakrsanız bakın ama bu ikinci ifadelerim temel değil, sonuçlara dairdir.

kapitalizm bir sistemdir, dolayısıyla her sistem gibi işleyişi, temelleri, sonuçları irdelenebilir.Bunun etikle, hümanizmle, aslan, kartalla ilgisi yok.

Kapitalizm, sistem-yapı olarak sömürüye, gaspa dayalı bir sistemdir, ve o gasp anlayışı meşruluk kazandığında, din gibi, kutsallaştırılma, kanıksamaya vb dönüşür. feodal sistem de öyleydi, ama ne oldu? değişti, aşıldı. demek ki, sömürüye, kölelik esasına dayalı sistemler kurulabildiği gibi, bu temellere dayanmayan sistemlerde kurulabilir, ikisi de mümkündür ve esasında her sistemin temeli, özü, işleyişi basittir, karmaşık olan ilişkiler ağıdır, ancak bu ilişki ağının karmaşıklığını da yine o temeldeki basit olgular belirler.

kapitalizm kölelik sistemidir, buherşeyden önce etik sorunu değil, bilim sorunudur. Burada kölelik ekonomi-politik, sosyal bilimelrin konusudur.Etiği, gediği vs ise bunlar sonuçtur...

Sonra kapitalizm budur denmesi için senin, kaderciliğin anlam ifade etmez, ne dersen de, ne tür kişisel saçmalıklar, kendinle çelişen ahlak vari söylemler öne sürersen sür, kısaca ne bok yersen ye, bu yaptıkların ve zihniyetin, kapitalizmin ne olduğu gerçeğini hem belirlemez hem de değiştirmez.

Örneğin evrim karşıtları da sizler gibi, bin bir türlü kişisel, ideolojik, absürt niyet okumaları, saçma-sapan safsatalar vs sıralarlar, ancak onların bu hali-durumu, evrim açısından ölçüt de, tanımlayıcı da, belirleyci de değildir.

Evrim nasıl ki, senin gerçekliğini kabul edip etmemene göre değilse, bu konu da, her bilimsel nesnel konu da böyledir. Yaptığınız sadece safsata, Harun Yahyacılık oynamak...

Sistem dendiğinde, ekonomi-politik zemine inmeniz gerekir, etik, hümanizm konularının ilgisi yok, bu olsa, olsa sizlerin, eğer sistemin işleyişini, ekonomi-politik temellerini, bilimsel olarak çözümlemeyi başarırsanız, sizn bu sistemin sosyal-bilimler alanında oluşturduğu olumlu-olumsuz etkilere karşın tavrınız olabilir... Sizin bu tavrınız sistemi belirlemez, ancak çözümlemeyi başarırsanız, sizin çözümlediklerinize karşı tepkiniz, tavrınız olabilirler. Ve hiç bir sistem, ilgili sistemin sizde oluşturduğu DUYGUSAL tepkiyle tanımlanamaz veya belirlenmez.

Yıldıztozu kapitalizmin işine geldiğini söylemekle, veya Pavlov'un köpeği gibi davranmakla(meta-lüks, marka, EGO-narsisist vb motivasyon(güdü-lenmek-güdülmek) şartlandırılmışlıkla), kapitalizmi çözümlemiş olmuyor, dinci bir yobazın evrim karşıtlığıyla çıkar elde ediyor olmasının, aynen evrim gerçeğini belirlemediği ve teorik zemini temsil etmediği gibi. Yani bu dalkavuğun işine gelmesi, kapitalizmi azize yapmıyor ve bunun tespiti de etikle ilgili değildir, etik tepitlerin ve çözümlemerin bilince edilmesinden sonra kişilerin tepkisiyle ilgilidir ve sonuçtur

Kısaca sorunlu çalışan veya verili işleyişiyle çözümsüz sonuçlar doğuran bir kapınız var, usta kapıyı yapmış, çıkışa da bir kolon koymuş, kapıda dışa açılıyor ve kolona çarptığı için açılmıyor, böylece yarım-yamalak çalışıyor.

ne yaparsınız, sorunun kaynağını çözümlersiniz, hiç bir halt gelmezse elinizden, kapının açılma yönünü değiştirirsiniz. Benim kapitalizme dair yazdığım ne varsa, tümü de bu temeldedir, yani bilimseldir, etik, hümanizm, şahsıma dair özel niyet yüklemelerin, duygu-durum, umut vb ifadeleri sanki kapitalizm bu kapı gibi değil de, benim gerekçelerimmiş gibi algılamaların, gerçek bu iken, ne yaparsanız yapın değişmez yönlü kaderciliğin safsatadan, andavallıktan ibaret. Kaldı ki, değiştirilemez, kaderciyim, şartlıyım yönlü itirazların, ilgili sorunun-kapının işleyişinde ve tasarımındaki ahmaklığın ve bilimsel tespitnin yapılmasına engel değildir.

Mesele, ilgili konu hakkında ve bilimsel yöntem ve yaklaşım hakkında bir şey bilmiyorsunuz, buna rağmen saçmalamaktan da geri durmuyorsunuz, olan-biten bundan ibaret.

Yıldıztozu
22-06-2020, 19:46
Çatın delindi, camın kırıldı, kapı kolun çalışmaz oldu, ne yaparsın? Sorunu tespit edip, çözmeye çalışırsın.

Çatınn, camınnn diyorsun fark ettiysen. Bunlar kendime ait sorunlar. Ama senin camındaki sorunu tamir edersem işte bu etik bi hareket olur.
Sen bu ayrımları yapamayacak kadar çıkarım yapma becerilerinden uzaksın.

Etik, metik tanımam,bu konualrı da bilmiyorsun. Ben hukuka bakarım, sen ona da etik dersin ama değildir, zaman israfısınız bu şekilde.


Sana zaman ayır diyen mi oldu sığır. Kendin alıntı yaptın, açıklamayı beceremeyince de saldırıya geçtin.
Hukuk da etiğin bir parçasıdır. Bunları dahi bilmiyorsan cehaletini gözler önüne seriyorsun.

Ciddi bir gerileme sergiliyorsun

dostum senle ben eşit değiliz bak zeka olarak kat kat üstündeyim, bilgi olarak üstündeyim.
sen benim kölem olmayı hak ediyorsun, gel evime bak yapılacak işler var ortada.

efendi diyeceksin bana ok.

Yıldıztozu
22-06-2020, 19:54
iyi-kötü kavramlarına din diyen,
sömürünün etikle ilişkisi olmadığını söyleyen,
hukuku etikten bağımsız zanneden birini hangi felsefe okuluna götürürseniz götürün gülerler.
dalga geçerler.
üstelik kendi cehaleti yetmiyormuş gibi ergen tavırlarla karşısındakine cahil diyebiliyor.

Bilmediğini bile bilmemek=Spartacus.

bu arkadaşı çok köle olarak çalıştırmışlar belli ki çok ezilmiş.
başlıktaki tüm savunmaları duygusal.
kapitalizm diyince tüm bilincini kaybediyor.
ağır doz afyonun etkisi bunlar başka açıklaması yok.
bu terörist şahıs eline fırsat geçse komünzme eleştiri getirenleri kılıçtan geçirir.

spartacus
22-06-2020, 20:57
Çatınn, camınnn diyorsun fark ettiysen. Bunlar kendime ait sorunlar. Ama senin camındaki sorunu tamir edersem işte bu etik bi hareket olur.
Sen bu ayrımları yapamayacak kadar çıkarım yapma becerilerinden uzaksın.

Yazıyı tam okumadın?

peki, benim kapım arızalanmış olsun, sen de tamir eden ol, tamir etmeden önce arızasının ne olduğunu tespit etmeyecek misin? İster kendi kapın olsun, ister başkasının sonuç itibariyle önce TEŞHİS edecesin :)

Ben ise TEŞHİSLE ilgili konuşmaktayım, teşhis etmekteyim, sen nelere takılıp kaldın öyle?.

Evinizde tesisat bozulur, tesiastçı gelir, önce arızayı teşhis eder ve size de arızayı söyler, ben de sistemi inceliyorum, teşhis ediyorum ve teşhisi dile getiriyorum. e-etik, metik, dalkavukluk vb bunlar senin sorunun...

Sana zaman ayır diyen mi oldu sığır. Kendin alıntı yaptın, açıklamayı beceremeyince de saldırıya geçtin.
Hukuk da etiğin bir parçasıdır. Bunları dahi bilmiyorsan cehaletini gözler önüne seriyorsun.

sen benim gerimde olan birisin, dolayısıyla kendinden üstte olan birinin yönünü kavrayamazsın.
Yuldıztozu, gerçekten bir şey bilmiyorsun, sığır deyince de olmuyor, gerimde demenle de olmuyor, gerçekten cahilsin. Her cevabımda batıyorsun, o kibirin hala bir yerlerinde duruyorsa, daha fazla batmamaya çalış. Zaman ayır demen gerekmiyor, işte ahlakçı ve ahlakçı arızaları, kişisel sermaye, istismar aracı olarak kullanmaktan yana olan bir yobaz ile, hukukçu komünist arasındaki fark. zaman ayırıp, ayırmama kararını verecek olan benim, sen değilsin ve israf olduğuna kanaat getirdim, sana kaval çalmalayacağım...

Mesele senin yönünü kavramak değil, hiç bir şey bilmediğin konulara balıklama dalıp, en basit ifadeleri dahi anlama kapasitesini gösteremenle ilgili.

Hukuk=etik değildir, kapitalist sistem, din şamarı yemiş cahil andavalları bilmez. Size böyle kanıksatılıyor değil mi?

HUKUK, hak konusuyla ilgilidir. Etik, şu ya da bu konuda davranışı belirlemek, neye göreliğiyle de sorunlu bir biçimde iyi-kötü, doğru-yanlış, başkalarınca kabul görmek, görmemek vb temeliyle ele alırken, hukuk hak konusuyla ilgilidir. Etik, kişilerin davranışını belirlemek, yönlendirmek,sınırlamak vb esasıyla faile dönük iken, hukuk, neyin hak olup, olmadığını belirlemek üzerinedir. Anlayabilecek birikimin yok ne yazık ki.

Verili koşulda, etik ile hukuk arasında İLİŞKİ kurulabilir veya ilişkiden söz edebiliriz ve bu ilişki de mutlak değildir.

İdealist şablonculuk ve indirgeme, kategorize etme hastalığı -ki ortaçağdan kalmadır- her yerde fışkırıyor, şu ya da bu alan, şu ya da bu alanı konu edebilir, örneğin etik alanında, hukuku, hukuk alanında etiği konu edebilir, irdeleyebilir, sorgulayabilir vb, konu edilmesi, bunların bir ve aynı olduğu anlamına gelmez.

neyse zaman israfısın demiştim-o yüzden detaya girmeyeceğim, zira her cahil gibi cümlelerle değil, cımbızladığın kelimelerle daldan, dala sekiyorsun-, ama konu bu değil.

çarpıtmak sanatımdır diyorsun, kendin söylüyorsun, kişiliksiz, dalkavuk, işine çıkarına ne gelirse öyle olacağanı, çıkar sağlayacaksa kendini dahi satabileceğin pragmatist yaklaşımın ayan-beyan iken, bir de üst olmaktan ve anlayamadığımdan dem vuruyorsun -al işte sana etiğin konusu-, daha bir cümlenin NEYE GÖRE ifade edildiğini dahi kavrayamıyorsun. Üstmüş de anlaşılmıyormuş, bayağısın, basitsin, anlaşılamayacak neyin var?

İgili ifademden bir iddianın daha çürüdüğünü görebildin mi? spartacus kapitalizme karşı çıkıyor çünkü etik yaklaşıyor yönlü bir martaval attın ortaya. ben de sana ifadelerimin ve meselenin etikle ilgisi olmadığını, etik gibi konu ve sorunların ancak, sonuçlarla ilgili ele alınacağını, sisteme dair bilimsel TEŞHİS ve analizlerle ilgisi olmadığını yazdım.

ve yine diyorum, eğer sonuçlar üzerinden meseleye bakacak olursam da, HUKUK yani HAK temelinde bakarım -etik-duygu temelinde bakamam-, anlayamadın, çünkü boşsun. Yine Bilal'e anlatır gibi örnekle açıklamak durumundayım

Örneğin, neden Gates'in evini yağmalamadığını sormuştum-kapitalizmi böyle meşru sayıyor ve doğadaki canlıları veya salt gaspçı anlayışa sahip insanı esas alıyordun. İşte sen bu yağmalama olgusuna ahlak temelinden bakarsın, halt edersin, ben ise HAK(hukuk) temelinden bakarım, aradaki farkı bilmiyorsun değil mi? :), seni bağnaz ahlakçı seni

Etik çağdışıdır, kapitalistler, hukuk bilimi işine gelmediği zaman etiği kullanır. Neden, çünkü etik, hukukla çelişir ve çelişen her bir detayda kapitalistler etiği diri tutar. O sebeple dikkat ederseniz etik dendi mi artık tedavülde etken olarak kullanıldığı alan MESLEK alanıdır. Meslek etiği der dururlar, çünkü hukuku esas alırlarsa, bazı eylemleri suç olacak. Örneğin akademilerdeki etik kuralları, statükoya saygı adı altında hizmetçiliğin meşrulaştırılması, herhangi bir iradeyi, şu ya da bu yönlü tehditle arzulamadığı şeye yaptırmaya zorlamak veya alıkoymak, durum ve koşullar üzerinden İSTİSMAR(çocuk istismarı suç değil mi, büyüklerin de şu ya da bu mahrumiyeti, mecburiyeti vb istismarı da -hukuka göre- suçtur), zorlayıcı unsurlar kullanmak(neredeyse tüm çalışma hayatı bunlarla doludur), emir-komuta zinciri vb iradeyi yok sayan her türlü eylem, statü hukuka aykırıdır, o yüzden etiğe sarılırlar vs. Sana anlattığımı düşünerek moda girme, zira bu paragrafım bahse konu ettiğim birkaç ifadem içindir... Senin için ise, kavalı duvara astım...

spartacus
22-06-2020, 21:40
iyi-kötü kavramlarına din diyen,
sömürünün etikle ilişkisi olmadığını söyleyen,
hukuku etikten bağımsız zanneden birini hangi felsefe okuluna götürürseniz götürün gülerler.
dalga geçerler.
üstelik kendi cehaleti yetmiyormuş gibi ergen tavırlarla karşısındakine cahil diyebiliyor.

Bilmediğini bile bilmemek=Spartacus.

bu arkadaşı çok köle olarak çalıştırmışlar belli ki çok ezilmiş.
başlıktaki tüm savunmaları duygusal.
kapitalizm diyince tüm bilincini kaybediyor.
ağır doz afyonun etkisi bunlar başka açıklaması yok.
bu terörist şahıs eline fırsat geçse komünzme eleştiri getirenleri kılıçtan geçirir.
Atlamışım: komünizmi eleştiremiyorsun, evrim karşıtlarının, evrimi eleştirmesi(?) gibi yazıyorsun, bizde sana, iyi de öyle birşey yok ki, hayır öyle değil, diye yazıyoruz, sizlerle ne yapmalı? yanlış biliyorsun, öyle değil, böyle diyoruz, envai tür kılık, paye biçiyorsun, evrim karşıtlarını okuyor musun? Aynı tarz-yöntemlerle, yalan-yanlış kulaktan dolma birbiçimde, aynı şeyi yapıyorsun, biz de evrimi anlatanlar gibi, öyle değil böyle diyoruz, başka ne yapabiliriz?

iyi-kötü kavramlarına din demedim, yine çarpıttın, cahil olduğun kadar adisin de. zaten böyle geçindiğini söylemiştin.

iyi-kötünün kıstasını esas-öncül alan siyasetin ideoloji olmayacağını, iyi-kötü çatışması namına siyasetin dogma, din olduğunu söyledim, sen din derken neyin kastedildiğini de bilmiyorsun değil mi?

Benim tüm ifadelerime duygusal demişsin, kapasiten sıfır, aksine ben bu konuyu kişisel, duygusal hatta iyi-kötü mü temelinde ele almanın dahi dogmatik, bilim dışı olduğunu yazdım. O kadar şaşırdın ki, "iyi-kötü" kelimesini tüm cümleden çıkartıp, neye göre söylendiğinden yalıtıp, akıntıya kürek çekiyorsun.

Üstelik yazılarım orada, duygu, etik, hümanizm vb gibi söylemler size ait yüklemeler. kendin çalıp, kendin oynuyorsun. ben de bu tarz yüklemelerin, bilimsel olmadığını, kapitalizmin hiç bir duyguya yer vermeyecek biçimde, bilimsel ele alınması gerektiğini söylüyorum. yani gerçek, sözde öne sürdüğün iddianın tam tersi.

Örneğin kapitalizm kötüdür, öyleyse ona karşı çıkalım anlayışının da, dogma, geçerli olmadığını söylüyorum, sen nerenle anlıyorsun :)

iyi-kötü, dost-düşman, iyinin, doğrunun savaşı, tek doğru benim, gerisi yanlış yanidoğruculukedebiyatının vb temeline dayalı siyaset anlayışı = dindir. Zaman israf etmeyeceğim demiştim, o saksıyı biraz çalıştır, belki aralarda bir yerlerde akıl-mantık kırıntısı kalmıştır... (bu ifadelerimi ise, Ahlaksızın gayet iyi anladığını biliyorum, sen anlayamıyorsun-şimdilik diyeyim)

Yazılarım orada, ne kapitalizm denince bilincimi kaybettim, ne de iddia ettiğin gibi tek bir duygu merkezli ifadem oldu, sistembenim irademe bağlı veya benim irademe dayalı değil ki, zaten dahilinde yaşıyorum, saçmalıyorsun...

2 kör dolma yiyormuş, birisi diğerine demiş ki;
- Sen neden dolmaları ikişer, ikişer götürüyorsun?
- İkişer, ikişer götürmüyorum, ifitra atıyorsun, hem görmüyorsun, nereden biliyorsun benim ikişer, ikişer götürdüğümü?
- Ben kendimden pay çıkartıyorum

demiş.

Gökten 3 kemik düşmüş...

kapitalizmden söz edilirken ben şöyle, ben böyle diye konuyu başından beridir BEN çerçevesinde ele alan senden başka kimdi?, işte o tarzın da tamamen duygusal, üstelik safsata. Kapitalizmin bilimsel teşhisinde senin, şunun, bunun arzularının, DUYGULARININ(!) vb işi ne? :)

Kapitalizmi teşhis etmek, duyguları, iyi-kötü anlayışını(!), hümanizmi(!) benim işime geliyor-gelmiyor vb tümünü bir yana bırakacasınız. bunu anlattım, bunu yaptım, ama sen cümlelerdeki kelimeleri kopartıp, çarpıtıyorsun. sonra da, kendi yargılarını yine kendin eleştiriyorsun, şaka gibi. bu cümlemde de "iyi-kötü" kelimesi geçti, ama cümleyi bir oku, anlamaya çalış, neye göre ifade ediliyor...

Kısaca Yıldıztozu, kapitalizmi savunma telaşını, sistemin bilimsel analiz ve teşhislerini bulandırmak, gözden ırak tutmak için, muhatapları ve kendini konu mankeni yaparak aşmaya çalıştın. Banane senin kul-köpek olma arzularından veya kul-köpekliğinden, bize ne senin zengin olma isteğinden -EZİKLİĞİN dışa vurumu değil mi bu-, bir konu bu kadar mı cahilce ele alınır?

Kapı diyoruz, kapı bozuk.. Bırak duyguları vb, bilimsel olmaya ve teşhis etmeye çalış. Her sıkıştığında, dinci yöntemlere, işte sen busun da, bu yüzden böyle yapıyorsun da, dinime küfrediyorsun da, belli ki sen çok şey istemişsin, tanrım vermemiş diye isyan ediyorsun da vb yakıştırmaları, safsata gerekçeler-sanki deve doğru da, birileri şöyle, böyle oldukları için, orası, burası eğri diyormuş gibi havalara girme, trol yöntemlerine kadar düşeceksen, üzerine soğuk su iç ve sakinleş, bu konuyu bir süre rahat bırak diyebilirim-tavsiye olarak...

kapitalizm her ne ise, benim duygularımdan, senin arzularından bağımsız ortadadır, ha ben gözlemleyip, gözlemlerimi, teşhislerimi dile getiriyorum diye rahatsız oluyorsan, ne yapabilirim? Bu senin sorunun, allayıp, pulluyorsun da gerek yok, anlamı yok, mesele beni ikna etmen değil zira allayıp, pullayıp beni ikna etmen, kapilazimin ne olup, olmadığını belirlemiyor. Bilimsel yaklaş...

Şüpheci Dinsiz
22-06-2020, 21:43
Bazı tiplemeler insanı hiç şaşırtmıyor.
Bir liberal, bir dinci, bir ırkçı, bir faşist.
Hepsi seri imalat ürünü.

--/--

Forum üyelerinden birinin kendini bu denli bitirdiğini epeydir görmemiştim.

Ahlaksız
22-06-2020, 22:50
"Hümanist spartacus;insan doğal bir canlı değildir..Siz insanı diğer hayvanlarla bir gördüğünüzü söylüyorsunuz ama bu çok büyük bir hatadır." Demiş Ahlaksız

O zaman neden başından beridir kapitalizmin, mülkiyetin(bu kavrama dair de en ufak bilginiz yok) doğal olduğunu ileri sürüp, olmadı aslan kartal örneği veriyorsun. Her ifadenle kendini çürütüyorsun, konunun yobazı olunca, başka yöntem kalmıyor size.
İnsana dair her şeyin karşılığını doğada bulabilirsiniz demiştim..Kapitalizm de,komünizm de bir sistem olarak insan tarafından yaratıldıysa;bu sistemlerin doğada bir karşılığı olmak zorundadır..Ne kadar da doğadan kopuk olsak,doğayla alakalı bu sistemleri empoze ediyoruz veya benimsiyoruz..

Neyse..İnsanı şöyle görmek lazım..Dünya'da insandan başka hiçbir hayvan türü,diğer hayvanları hapsedemez..Biz,bir zürafayı da,bir kartalı da kilit altında tutabiliriz..Bu doğallık veya Dünya'daki düzen/işleyiş/evrim açısından kabul edilemez bir anormalliktir..
Bizdeki bu anormallik,bizim yarattığımız ve kabaca 5000 yıldır devam ettirdiğimiz kapitalizmde de görülüyor..
Komünizm,insanın törpülenebileceğini,anormal olan yapımızın normale döndürülebileceğini lanse/empoze eder..Sürekli bu minvalde devrimler/isyanlar olmuştur ama hiçbir zaman,Dünya genelinde bu normalleştirme çabası dikiş tutmamıştır..
Niye?Çünkü özümüz doğal değil..Ben bu özümüzden bahsetmeye çalışıyorum size..Konunun bilimsel yanı,bence budur..Tartışılması gereken budur..
Dünya'yı her anlamda mahveden bir hayvan türüyüz,milyalarcamız Dünya'nın her yanına yayılmış durumda ve biz bu hayvan türünün,gelecekte daha rahat etmesi için komünizm çatısı altında mücadele mi edelim:nono:

ereninthenature
22-06-2020, 23:01
Komunizm fikri yanlistir cunku insan tanimi yanlistir.
Kapitalizm yanlistir cunku insan tanimi yanlistir.
Ikisi de materyalist. Dunyanin yunanca atomus(bolunemez), atomlardan olustugunu ve insanlarinda atom toplamlarindan fazlasi olmadigini varsayarlar.

Dogru: Dunya dilden olusur. Dil (lokal dil) insanlarin gercekligini olusturur. Dunya atomdan degilde atom kelimesinden olusmustur. Insan da atomlarinin toplamindan fazlasidir.

Yıldıztozu
23-06-2020, 15:52
...

yazdıklarını okumadım, senden öğrenecek bir şeyim olduğunu sanmıyorum.
bu yazdıklarımı da seninle tartışma niyetiyle yazmıyorum, düşünce paylaşıyorum, anlayan anlar, katılmayan katılmaz.

komünizmin temel çıkış noktası; paranın ve kaynakların çoğunun az bir insanın elinde toplanmış olması ve bunu bir arıza olarak görmesiydi.
tamam da ben bu durumu bir arıza olarak görmediğim gibi olması gereken durum olarak görüyorum.

azınlık-çoğunluk her konuda geçerli.
insanların çoğu yeteneksizdir, azı yeteneklidir.
çoğu akılsızdır, azı akıllıdır.
çoğu beceriksizdir, azı beceriklidir.
çoğu cahildir, azı bilinçlidir.
evrenin çoğu boşluktur, azı doludur.
galaksimizin çoğunda canlılık yoktur, azında vardır..
azınlık-çoğunluk meselesi doğaya içkin bir şey gibi her yerde karşımıza çıkıyor.
o halde komünist beklenti de doğal değildir dedik.
bir şeyin doğal olmaması onu kötü ya da geçersiz yapmaz, o ayrı bir şey.

paraya sahip olan azınlığın aynı zamanda zekaya, yeteneğe, beceriye sahip olan azınlık olmaması da benim söylediğime karşıt bir argüman olmaz.
azınlığın nasıl belirleneceği, azınlığın olması gerekliliğinden farklı bir konu.

her zaman bir azınlık olmalı, o azınlık üstte olmalı, değerli olmalı.
benim bakış açım budur.
buna yanlış ya da doğru diyemezsiniz, çünkü tercih meselesi bu.

bilgivehis
24-06-2020, 02:47
buna yanlış ya da doğru diyemezsiniz, çünkü tercih meselesi bu.

Yanlış diyorum.

Kişisel, dayatma, bilgisel, deneyim, hissel, konumsal, ilkel gibi tercihlerin birden çok kaynağı vardır.
Bu kadar kaynağa dayanan bir tercihi tartışılmaz yapamazsın.
Aksine tartışılması gereken bizzat tercihin kendisidir.
Üstelik aynen sende olduğu gibi tercih dayanağının arkasında bilgi birikimi yoksa sağlıksız ve yanlış tercih olma ihtimali daha yüksektir.

Yüzlerce kitap, araştırma ve yaşama ile ancak öğrenilen ve yargılama konumuna erişilen komünizmi bir başlıkta soru sormayla yargılamaya kalktığında bu tercihten öte sadece komediye girer.
Komünizm nedir diyorsun bir-iki cevaptan sonra onu yargılıyor ve tercih noktasına getiriyorsun.
Böyle bir soruyla öğrenilemeyen ve karar verilemeyen bir konuyu, hazine bulmuş gibi ahan da benim tercihim demekle kendini komik duruma düşürüyorsun.
Binlerce kitap ve elli yılda dahi doğru-dürüst öğrenemediğim komünizmi bir başlıkla ahan da öğrendim ve tercihim tartışılmaz demene cidden sadece gülünür.
Hani eleştirdiğin ve yarğıladıgın bir konuyu sağlam bilgilerle çürütmelisin.
Yani ilk cümlede dediğim gibi komünizmi öyle konumsal, kişisel, hissel gibi saçmalıklarla çürütemezsin, teorinin maddi temelleri olmalı.
Örneğin diyalektik materyalizmi çürütebilmelisin, maddeyi , etki-tepki olayını, evrimi ve evrim koşullarını çürütebilmelisin.
Metafizik iddiasını kanıtlayabilmelisin.
Böyle demogoji yaparak bir halt yaptığını zanedenleri gerçekten o kadar çok gördük ki, komünizm nedir başlığıyla komünizmi öğrenmeye kalkmanın komedi olduğunu bilerek cevap verdik.
Eyki de vermişiz, çünkü böyle durumlarda yaprak dökümü daha belli oluyor.

spartacus
24-06-2020, 05:59
Kapı diyoruz, kapı bozuk.. Bırak duyguları vb, bilimsel olmaya ve teşhis etmeye çalış. Her sıkıştığında, dinci yöntemlere, işte sen busun da, bu yüzden böyle yapıyorsun da, dinime küfrediyorsun da, belli ki sen çok şey istemişsin, tanrım vermemiş diye isyan ediyorsun da vb yakıştırmaları
Demiştim, başından beridir defalarca eleştirdim-söyledim(kişiselleştirdin), tipik gerici refleksi.
bu arkadaşı çok köle olarak çalıştırmışlar belli ki çok ezilmiş.
başlıktaki tüm savunmaları duygusal.
kapitalizm diyince tüm bilincini kaybediyor.
ağır doz afyonun etkisi bunlar başka açıklaması yok.
Nice sonra beni doğrulamış. :)
yazdıklarını okumadım, senden öğrenecek bir şeyim olduğunu sanmıyorum.
bu yazdıklarımı da seninle tartışma niyetiyle yazmıyorum, düşünce paylaşıyorum, anlayan anlar, katılmayan katılmaz.

komünizmin temel çıkış noktası; paranın ve kaynakların çoğunun az bir insanın elinde toplanmış olması ve bunu bir arıza olarak görmesiydi.
tamam da ben bu durumu bir arıza olarak görmediğim gibi olması gereken durum olarak görüyorum.
Okusan da anlayamadığın için sorun yok, öğrenecek çok şeyin var, bunu kendime göre söylemiyorum, gerçekten içinde olduğun sistemi, dünya düzenini bilmediğini, çözümleyemediğini gördüğüm için diyorum. vakit israfı demiştim.

Komünizmin çıkış noktası para değildir(Bu ifademi detaylandırmam gerekirse, değinirim, şimdilik geçiyorum). Her ifadenle evrim karşıtları vari, karşıt subjektif söylemler gibi şablonlar öne sürüyorsun. H.Yahya da çok kazandı, iyi kazandı, sen de aynı arzuda olduğunu söylüyorsun, ancak bu kişisel eymeler ve aruzlar vb, verili nesnel koşulşarın ne olduğuna, nasıl olduğuna, teoriye ve bilimsel analizlere dair hiç bir anlam ifade etmemektedir.

Okumazsan ya da okuduğunu anlayamazsan, meseleyi kişiselleştirirsen, dolayımlarda dolanırsın böyle. Kişisel , subjektif-öznel şartlanmışlıkla kapitalizmi, bir başkasının kişisel olarak feodalizmi(ki isteyenler mevcut) vb arzulaması o sistemleri ne izah eder ne anlamlı kılar, ne tek geçerli sistem yapar, ne de herhangi bir iddiaya, kanıta, bilimsel gerçeğe yanıt olurlar, olsa, olsa bu kimselerin aldatılmışlığı veya cehaletini gösterir. (örneğin feodalizmi isteyen birisi, neden istediğini bilimsel, nesnel temellerle ortaya koyması gerekir, şu an var olan nedir, somut olarak var olanı nasıl aşacak, var olanın temel sorunları nedir, hangi temel faktörler sorun teşkil etmektedir vs ortaya koyması gerekir)

En başından ifade ettim, bu tarz arzuların, istemlerin temelli sistem savunusu, sistemin empoze ettiği insan karakteri veya zaten verili koşulların belirlediği türden insan karakteri yansımasından ileri gelir.

Arzuların, mahrumiyetin, mahrumiyet o düzeyde ki, bu nahrumiyet sende arzuya dönüşmüş. Yani mahrumiyet koşullarını sistem oluştururken, yine ilgili mahrumiyetten kurtuluşu bireysel olarak sistemde aramaktasın. Bu mümkündür ve sistemin işleyişi gereği bu istence sahip olman da mümkündür. Zira mahrum edenle, eden araındaki ilişki, temelde sistemin koşullarıyla ilgisi ise de, şu yada bunun gibi olmak istenci, arzusu görünür sonuçla ilgilidir.

Kapitalizmi istenç, arzu, duygu, amaç-gaye yani öznel-kişisel piskoloji üzerinden şiddetle savunanların durumu, mahrumiyet koşullarınca oluşan psikolojik bir sorun olmakla birlikte psikolojinin konusudur. Psikolojik savunuların temelinde ise ne yazık ki eziklik yatar. Bilimsel temelde argümanlar için ise teorik olarak yazışma şansımız var.

Bir dinciyi düşünün, dini savunurken en nihayetinde cehennemde yanmamayı, cennette yaşamayı, ödüllendirileceini, muhataplarının ise cehennemde yaşayacağını vb öne süren söylemler geliştirirler. Oysa şu ya da bu dinin mantığını, temelelrini, ne olup, olmadığını bu tarz ifadelerle veya savunu biçimiyle ele alamayız, yani esasında bu safsatadır.

Bu tarz savunuyu yapanlar dikkat ederseniz, kendilerini üstün bir bilince ve üstün bir konuma, satatüye, tepeden konuşacabildiklerini sandıkları bir konuma, ayrıcalığa sahip olduklarını sanırlar.

Yıldıztozu da, aynı minvalde -ki ne yazık ki tamamen aynı refleks- üst olduğunu, anlayamayacağımı, lafzen dile getiriyor, sistem savunusunu kendi arzuları üzerinden dayanaklandırıyor-bilim dışı yöntemle.

Ben ise ifadelerindne alıntı yapıp, öyle değil böyledir, bu o iekilde değil, bu şekildedir diyerek ve gözlemlenebilir örneklerle veya metaforlarla dile getirmekteyim.

İşte son olarak komünizmin temel çıkış noktasının para olduğunu söylemekle yine hata yaptı, ancak bu sefer kişisel arzu ve istenciyle yaklaşmadığın için tebrik ederim.

Evrim teorisne karşı olmak ve bundan sermaye elde etmek, nasıl ki evrim terisini çürütmez ise, kapitalizmin mahrumiyetiyle, ezikliğiyle, zengin olmak, istismar ve çalmanın yollarını bulmak, çok paraya sahip olmak veya olabileceğini düşünmek de, kapitalizmi aklamaz veya kapitalizm teorilerini çürütmez, anlamsız kılmaz...
her zaman bir azınlık olmalı, o azınlık üstte olmalı, değerli olmalı.
İşte tipik dindar yaklaşımı. Mesele azınlık-çoğunluk meselesi değil, bu ifadeler, sonuçtur ve sonuca yansıyan çelişkinin ifadesi olarak kullanılırlar(örneğin üretimin toplumsallığına rağmen mülkiyetin bireyselliği, toprak mülkiyeti çok az kişi de toplanmıştı ve diğerleri yaşamak ve temel gerksinimlerini karşılamak için, bunlara köle olarak çalışmak zorunda kalıyordu ve hayatın temel, toplumsal gerkesinimlerini de yine bunlar üretiyor, ancak bunlar ürettiği halde, ürünün 1/6 sı toplumun, kalanı toprak sahibi efendilerin malı oluyordu(çelişkiler görülüyor mu, sebebi, nasılı ortada değil mi?!) - burada ki mesele azınlık-çoğunluk her zaman olacaktır inancı-kaderciliği değil, mesele görüldüğü gibi mülkiyetin karakteriyle ilgilidir, kişilerle ve kişilerin tanrının lütfu olarak(?) bazılarından üstün olduğu-yaratıldığı inancı-meselesiyle ilgisi yoktur, toprağın miras kaldığı ve bu sayede efendi konumuyla iyi bir eğitim alınmış veya buna imkan bulunmuş olması vs temel arzetmez. orada topumsal(!) üretim aracı olarak kullanılan özel toprak mülkiyetini ortadan kaldırırsanız -herkesin-kamu kılarsanız-, bu otomatikman toprağa sahip olanla-olmayan arasındaki çelişkiyi de ortadan kaldırır, bu bilimseldir, senin tutunduğun dinci, dogmatik, subjektif kadercilik anlam ifade ediyor mu?). Verili koşul aşılmamış iken, azınlık-çoğunluk olacaktır demek anlam ifade etmiyor. verili koşul zaten bu sonucu doğuruyor. Orada asıl mesele ve bilimsel yaklaşım, koşulları çözümlemektir, zira azınlık-çoğunluk çelişkisi bir kaide değil, bir sonuçtur ve temelleri kişisel değil olgulara dayanır... Hitler'de senin gibi akıl-mantık, bilim dışı, bağnazca düşünmüştü...

Yıldıztozu
24-06-2020, 15:18
Bir filozof, bilim adamı, sosyolog ve psikolog olarak söyleyebilirim ki komünizmin başarılı olması imkansız.

Doğayı, toplumu ve insanı aranızda en iyi bilen ve analiz edebilen kişi benim.
Sizin analiz eksiklerinizi ve çelişkilerinizi açıkça ortaya döktüm. Buna dayanarak diyorum ki komünist sisteme geçilecek olsa bile kısa sürede başarısızlığa uğrayıp çökecektir.

Komünizm fikri belirlediğim 3 kriterden de sınıfta kalmıştır.
1- Doğayla uyumlu bir şekilde uygulanıp başarılı olabilir mi.
2- Uygulanabilir olsaydı bile insanlığa faydalı olur muydu.
3- Bireysel olarak bana uygun mudur.

Üç soru için de hayır cevabıyla karşılaştım.

Ahlaksız
24-06-2020, 17:08
...komünizmin temel çıkış noktası; paranın ve kaynakların çoğunun az bir insanın elinde toplanmış olması ve bunu bir arıza olarak görmesiydi.
tamam da ben bu durumu bir arıza olarak görmediğim gibi olması gereken durum olarak görüyorum.
Sizin savunduğunuz kapitalizmde,insanların hukuk veya demokrasi çatısı altında eşitliği savunulur veya lanse edilir..
Her ne kadar uygulamada/pratikte insanlar eşit ol(a)masalar da,teoride/özünde insanların eşitliği empoze edilir..
Siz insanların eşitliğini empoze eden bir sistemi savunup,insanların eşit olmasının abukluğundan bahsediyorsunuz ki;bu da sizin gibi liberallerin paradoksudur..!:boink:
Bir filozof, bilim adamı, sosyolog ve psikolog olarak söyleyebilirim ki komünizmin başarılı olması imkansız.

Doğayı, toplumu ve insanı aranızda en iyi bilen ve analiz edebilen kişi benim.
Sizin analiz eksiklerinizi ve çelişkilerinizi açıkça ortaya döktüm. Buna dayanarak diyorum ki komünist sisteme geçilecek olsa bile kısa sürede başarısızlığa uğrayıp çökecektir.

Komünizm fikri belirlediğim 3 kriterden de sınıfta kalmıştır.
1- Doğayla uyumlu bir şekilde uygulanıp başarılı olabilir mi.
2- Uygulanabilir olsaydı bile insanlığa faydalı olur muydu.
3- Bireysel olarak bana uygun mudur.

Üç soru için de hayır cevabıyla karşılaştım.
Şu önemli olguyu hatırlatırım size..İnsanın hangi yöne evrileceğini KESİNLİKLE bilemezsiniz..Belki 1000 yıl sonra,tüm Dünya'da egemen olan sistem komünizm olacak,bunu bilemeyiz..

Gelecekle ilgili yazayım..
Gelecekte,yapay zeka her anlamda kontrolü ele alacak..Matrix veya terminatör filmleri,bir anlamda gerçek olacak..Sonrasında yapay zeka,teknolojiyle içiçe yaşayan tüm insanları yok etmeye niyetlenecek ve bunu da büyük ölçüde yapacak..Yapay zekanın giremediği,etki edemediği ilkel insanlar hayatta kalacaklar ve insanlık,bu ilkel insanlar üzerinden evrim geçirmeye devam edecek..
Gördünüz mü?İnanılmaz bir şeyden bahsediyorum size ama evrim denilen şey de inanılmaz şeylerden ibarettir zaten..

Yıldıztozu
24-06-2020, 19:45
İnsanın hangi yöne evrileceğini KESİNLİKLE bilemezsiniz..Belki 1000 yıl sonra,tüm Dünya'da egemen olan sistem komünizm olacak,bunu bilemeyiz..

Yani tamam ufak bir ihtimal bırakalım.
Ölümsüzlüğe ulaşma ihtimali kadar bir şey.

Sizin savunduğunuz kapitalizmde,insanların hukuk veya demokrasi çatısı altında eşitliği savunulur veya lanse edilir..


Hukuk sistemindeki eşitliği de kabul etmediğimi belirtmiştim ben.



Eşitlikçi sistemlerin hepsi yanlış ya da eksiktir.

Hukuk karşısındaki eşitlik de, oy verme hakkındaki eşitlik de normalde hatalı.
Ama elimizde yeterli veri olmadığından biz bunları eşitmiş gibi saymak durumunda kalmışız.

Yıldıztozu
24-06-2020, 19:47
2000 yıl önce filozoflar, ölümden sonra yokoluşu kabullenmezlerdi ve ruh gibi metafiziksel kavramlar üretip hayal kurarlardı.
200 yıl önceki filozoflar da fakirliği kabullenemediler ve eşitlik gibi metafiziksel kavramlara inandılar.

Platon'un ideaları gibi Marks'ın komünizmi ortaya çıktı. İkisi de özünde metafiziksel.
Demek ki insanlık hala metafizikten, hayal kurmaktan kurtulamamış.

Gerçekçi filozoflar da çıkmış elbette. Örneğin Schopenhauer. Kadınları yerin dibine vurmuş. Hayata iyimser değil kötümser yaklaşmış. Çünkü gerçekçi bir filozoftu. Gerçeğin insan için kötümser olmasının nerdeyse bir zorunluluk olduğunun farkındaydı.

Ahlaksız
25-06-2020, 13:34
Yani tamam ufak bir ihtimal bırakalım.
Ölümsüzlüğe ulaşma ihtimali kadar bir şey.
Hukuk sistemindeki eşitliği de kabul etmediğimi belirtmiştim ben.
Kapitalizmin en önemli argümanlarından birisi,hukuk karşısında herkesin eşitliğidir..Bunu kabul etmediğinizi söylemeniz,sizin kapitalizme karşı olduğunuzu göstermez mi?
''Hristiyanım ama İsa'nın çarmıha gerildiğini kabul etmiyorum'' demek gibi bir şey bu..
2000 yıl önce filozoflar, ölümden sonra yokoluşu kabullenmezlerdi ve ruh gibi metafiziksel kavramlar üretip hayal kurarlardı.
200 yıl önceki filozoflar da fakirliği kabullenemediler ve eşitlik gibi metafiziksel kavramlara inandılar.

Platon'un ideaları gibi Marks'ın komünizmi ortaya çıktı. İkisi de özünde metafiziksel.
Demek ki insanlık hala metafizikten, hayal kurmaktan kurtulamamış.

Gerçekçi filozoflar da çıkmış elbette. Örneğin Schopenhauer. Kadınları yerin dibine vurmuş. Hayata iyimser değil kötümser yaklaşmış. Çünkü gerçekçi bir filozoftu. Gerçeğin insan için kötümser olmasının nerdeyse bir zorunluluk olduğunun farkındaydı.
Din ve ideolojiyi sadece filozoflara bağlamamak lazım..Filozoflar sadece,bugünün Türkiye'sinde reisin danışmanları gibi bir konumdalardı..Hiçbir zaman karar verici değillerdi..Bilim insanları da öyle..Bugünün Türkiye'sinde bilim kurulu üyeleri var mesela..Bu kişilere sadece söz verilir,karar verme yetkisi değil..
Kararı reis verir..''Maske takın'' der,takarız..Ya da ''Askere gidin,ölün'' der,gider ölürüz..
Tarih boyunca bu böyle olmuş.!

spartacus
25-06-2020, 18:59
Ahlaksız. Avcı-toplayıcı toplumlarda da köleliğin olduğunu söylemiştin. neolotik çağdan öncesi için yoktur, kooperatifçilik asıl ve doğal örgütlenme biçimidir... Doğal liderlik ise doğanın bir parçasıdır, toplumsal hareketin sonucudur ve orada şu ya da bu kriterle toplum belirler. Hizmete muhtaç olana hizmet etmek, yardıma ihtiyaç duyana yardımcı olmak, münferit çatışma, itişip-kakışma, birlilte hareket, ayrı hareket etme, canlıların ortak yaşam alanlrında görülebilir, bunlar örgütlü, sistematik eylemler değildir ve doğaldır(kendiliğinden). Tek satırlarla o kadar farklı ve üzerinde kitap yazılası konulara giriyorsunuz ve yargılar ouşturuyorsunuz ki, ele almak kolay olmuyor...

Öncelikle kavramları doğru kullanmak gerekir.
Mülk-mal kavramı yanlış kullanılıyor.
Efendi-köle ve ilişkisi yanlış biliniyor.
Üretim ilişkisi dendiğinde ne kastedildiği anlaşılmıyor.
Bir sistemin oluşturduğu insan karakteri ile dönüp o sistemi, sistemin oluşturduğu insan karakteri, çıkar ve davranışlarıyla savunmaya çalışmak hatadır, daha doğrusu mantıksızdır.

Teoriler, kişisel söylemlerle ele alınamazlar. Bağlı olmak ile bağımlı olmak, tercih ile mecburiyet arasında fark vardır.

Herhangi bir hayvan beslediniz mi? Örneğin bir ev kedisi ile sokak kedisi aynı karaktere sahip olur mu? Evimdeki kedi ile sokaktaki kedi arasında uçurum var diyebilirim. Sokaktaki kedi ise evdeki ne? Evdeki kedi ise sokaktaki ne? (örneğin evdeki et yemiyor, ne kadar uğraşsak da yediremedik). İnsan da öyledir, dahili olduğu sisteme göre karakter edinir, davranış, amaçlar, çıkarlar edinir.

Sokaktaki kedi, ihtiyaçlarını nasıl karşılamak zorunda? Gündelik amacı, gün boyu yiyecek kovalamaktır. Örneğin sokaktaki köpek, sokaktaki kedi ile yiyeceğini paylaşmaz iken, evdeki köpek, evdeki kedi ile aynı kapdan yiyor. Bu konuları neden konuşmak zorunda kaldık bunu da anlamıyorum. KÖTÜLÜK mutlaktır vb söylemleri, bilimsel olmadığı gibi kadercidir de. Anlam ifade etmez.

Neo-faşistlerle, neo-liberaller, yukarıda kabaca değindiğim basit gerçekleri bilmedikleri gibi, sistemlerin kendine uygun koşul, insan karakteri oluşturduğunu da bilmedikleri için, teorik konuları, aptalca kişilere endeksleyen söylemler öne sürerler, bir çok dangalak da buna inanır.
Neo-faşistlerle, neo-liberallerin hedefi aynı yere çıkmakla birlikte yol-yöntemleri farklıdır.

iyilik-kötülük lakırtısından dolayı, hangisinin galip gelceğine dair deneyler var. Bu deneylerden bir tanesi, çıplak bir kadının hareketsiz durduğu ve "her şeyi yapmakta" özgür oldukları ilan edilen kişilerin, davranışlarının gözlemlendiği deneylerdir. Bu deneylerde, iyilik olarak adlandırdıkları davranış sonunda galip gelmektedir. Kapitalist insan karakterine sahip olmalarına rağmen, kötülük yapanlar da sonunda özür dilemektedir.

Tabi kötülük bireysel eylemlerle kendisini gösteriken, iyilik örgütlü davranış sergiliyor, bunun sebebi de, sistemin verili koşullarının, insan üzerinde oluşturduğu bireycilik(üretim ilişkilerinin yapısı, herkes kendine çalışır, herkes kendisi için sahip olur mantığı ve meta fetişzmi, sokak hayvanlarıyla aynı kaderi paylaşmak, bulursan yaşarsın, bulamazsan ölürsün, bulmak için başkalarına hizmet etmek zorundasın vb) ve elbette sistemin işleyişi-karakteri, yaşam koşullarındaki yalnızlık, tek başınalık, bireyselliktir...

Neyse bu tarz, kötücülük üzerinden kapitalizm savunusu da, karşıtlığı da safsatadır. Hümanizm vb de sistem eleştirisi namına bir anlam ifade etmez. Nasıl ki arızalı veya işlevini doğru yerine getirmeyen kapı örneği vermiştim, nasıl ki orada bakılması gereken kağının sistemi, mekanzması ve teşhis ise, sistemler için de böledir. Burada şu ya da bu kişinin zengin olma isteği vb dayanak oluşturmaz, zaten sebep de değildir.

Bu sebeple Marx; "İnsanların maddi yaşam koşullarını belirleyen onların bilinçleri değildir, bu maddi koşullar onların bilinçlerini belirler."
demektedir. İnsan sıfır olarak gelir ve insanın deneyimleri, tecrübeleri, alışkanlıkları vb yetiştiği çevre-ortama göre şekillenir. Verili koşullarla biçimlenmiş bir canlının, ilgili biçiminin, koşulların temeli-sebebi olduğu savı akıl dışıdır veya safsatadır. Zira burada sebep-sonuç ilişkisi tersine çevrilmektedir. önce yer ıslandı, sonra yağmur yağdı, yer ısşanmasaydı, yağmur yağmayacaktı demek gibi.

Kedi örneği vermiştim. Yani bırakın komünal bir toplumda insan edinimleriyle, kapitalsit toplumdaki insan edinim ve karatkeri arasındaki muazzam farkı, kapitalist toplumlar arasındaki farklar dahi gözlemlenebilir. Örneğin Japonya'da yetişen bir insanla (istisnalardan söz etmiyorum), bir Afganistan'da yetişen insan aynı davranıoşları sergilemez ve aynı karakteri göstermez. İkisi de insandır, biyolojik olarak aralarında muazzam farklar yoktur, öyleyse değişen nedir? KOŞULLARDIR.

Sokaktaki kedi ve köpeğin, en temel, yaşamsal sorunu gıda olursa, ne olur? Ne kadar mahrum kalırlarsa, o kadar amaçsallaştırırlar, ne kadar mahrum kalırlarsa, çıkarları o oranda baskın olur ve bu durum davranışlarını, karakterlerini belirlemeye başlar..

Aç 100 insan, ortada bir ekmek, bu 100 insanın davranışı, çıkarları nasıl şekillenir? Aristo örneğin düşünelim;

Toprak az sayıda kişinin elinde toplanmıştı diyor. Yani bu doğanın özel mülkiyeti. Diğerleri yaşamak için doğadan yararlanmak zorunda öyle değil mi? Haliyle, doğa istimlak edilmişse ne yapabilirler? Doğaya muhtaçlar böylece buradan toprak mülkiyetini elinde tutana da muhtaç kalırlar. Toprak sahibi de toprağımda(doğayı malı ediyor) üretecek veya toplayacaksanız, ürettiğiniz ürünlerin 1/6'sı sizin, kalanı benimdir diyor, işinize gelirse. Ayrıca görüldüğü gibi, insanın gereksinimleri istismar edilmketedir. Nasıl ki dinler tarafından ölüm olgusu istismar ediliyorsa vb. Şimdi, efendi kötü, köle iyi midir? Mesele bu mudur ve böyle midir? HAYIR. Çözüm veya bilimsel analiz açısından yaklaşmamız gereken temel iyi-kötü, doğru-yanlış, subjektif -üstelik bu kelimeler muğlak, göreceli ve koşula, binbir çeşit kıstasa göre değişkendir- lafızlar üzerinden olabilir mi?

Önce sorun tespit edilmeli.
Nedir? Toprağın çok az sayıda kişi de toplanması(bu kişiler üstün veya tanrca kutsanmış değiller miras yoluyla alır-devrederler ve bir insana toprak miras kaldı diye o insan "kötü", bir insan da sırf köle diye" iyi" olarak adlandırılamaz). İnsanın yaşamak için toprağa olan ihtiyacı. Buna rağmen insan topluluklarının özgürce doğadan yararlanamaması. İnsanın üreten yani emek sarfeden bir canlı olması. Toprak mülkiyetini elinde tutan sınıfın, insanların ihtyaçlarının istismarıyla ve toprak mülkiyetiyle onların üretken emeğini sömürmesi, bu mülkiyet, ihtiyaçlar üzerinden toplumu bağımlı(!) hale getirmesi, köleleştirmesi, böylece ürettiği ürünün 1/6'sıyla yetinmek zorunda kalan milyonlara rağmen, ürünlerin %83'ünü alarak, diğerlerini yoksul, mahrum, muhtaç bırakılması(ürettikleri halde)...

Kısa olsun diye basit geçiyorum. Yukarıda sorun nedir? Teşhis neye dair olmalı, çob BASİT. Orada sorun toprağın özel mülkiyetidir.

Bu kadar basit bilimsel analiz orta yerde dururken, verili koşulda zaten kabullenmiş insanın ve kabulelndirenin davranışını öne sürmek, iyi-kötü lafızları bir anlam ifade eder mi? Ese bile, orada iyi-kötü konumlanışı dahi yine oradaki toprak mülkiyetine bağlıdır.

İnsanlar doğaya muhtaç, ama doğa istimlak edilmiş, yaşamak için üretmek-çalışmak zorunda, gereksinimelrini, istimlak edilmiş doğadan karşılamak zorunda - başka alternatifi var mı? Haliyle içine doğduğu ve bu koşul ve sistemde, kabullenmketen, kanıksamaktan başka çaresi kalmıyor. Burada efendi-köle davranışlarını örnek alıp sistem savunusu yapmak saçmadır, totoloji gibi... O insanlar kabullenmiş, verili koşulda başka çaresi yoktur, bu kabulden yola çıkarak, sistemin değişemeyeceğini ve kabullerin asla itiraza dönmeyeceğini öne sürmek, yukarıdaki basit çözümü ve teşhisi görememektir ve anlam taşımaz.

neyse, kısaca verili sisteme tabi olan insan, elbette tabi olduğu koşullara göre davranaşacak, biçimlenecektir. Oysa görüldüğü gibi temel faktör orada mülkiyetin biçimidir. Bu biçim egemen olduğu sürece, elbette bir yanda toprağa sahip olan diğer yanda mahrum olan(milyonlar) olacaktır, bu iyi-kötü, azınlık-çoğunluk, tercih meselesi de değildir, tüm bu tarz lakırtılar cehaletten, sığ bakış açısıdnan kaynaklanıyor.

Şimdi oradaki 1/6 cılar, özlemle, efendi gibi olmayı arzular, amaç edineni çıkar, yanındakinden çalarak yükselme arzusu da taşır vs tümü de sistemin doğasına uygundur, sistem böylece öğretir, lakin içlerinden ykarıda değindiğim basit sorunu teşhis edenlerde çıkar, toprak özelde hiç kismenin malı olmasaydı, bizde kimseye köle olmak zorudna kalmazdık diyen de çıkar!. Bu sistemler akıl-kurnazlıkla oluşturuldu, yine akıl ve bilimle aşılacak. kaldı ki insanalr fiili olarak ayrımı yaşamaktadır. Yaşadığı sürece de çıkar ve amaçlarında belirleyici rol oynayacak, öyle değil mi?

Üzerinde onlarca kitap okunması gereken konuları, lafla bir kaç kelimeyle sözde ters-yüz edildi mi, üstelik şöyle, böyledir derken hiç de alaksı olmayan yüklemeler yapıldı mı ne yapmalı? Everim karşıtları, özellikle meseleyi Darwin karşıtlı olarak işleyenlerin, söylemleri iler, tutar tek bir detay olmadığı halde, işte benzer safsatlardan ibaret olduğu halde, evrim hakkında gerçekte ne bilmektedirler? Darwin'i okumuşlar mı, anlamak için okuyanı çıkmış mı? Hayatında hiç Darwin okumayan, Darwin hakkında konuşuyor...

Neyse, 1/6 cıların sorunu toprak sounuydu. Mülkiyet sorunuydu. Hatta ataerk,l topluma geçiş, kadının ikinci sınıf isnan konumuna getirilmesin dahi temelinde mal-MÜLKİYET anlayışı yatar. Bu DOĞAL değildir, mülkiyetin biçimi, koşuları bu sonuçları doğurur. Önce koşullar gelir... Öyleyse, oradaki sorunun çözümü, az sayıda istimlakçıya köle olarak doğada çalışan 1/6 cıların özgürleşme meselesi de dahil, doğanın özel mülkiyetini ortadan kaldırmaktır.

HİÇ BİR ŞEY DEĞİŞMEZ DİYORSUN, bugün hayvan hakları(hukuk) savunucularının talepleri, mücadelesi, etkin olduğu koşulda bir şeyleri değiştirmiyor mu? YAŞAM ALANINDAN söz ediyorlar, insan hakları namına da bu değişimler sağlanacak. Tabi bu paragrafım dolaylıdır, aslolan sorunalrın temelini çözümlemektir.

Cahil ne demişti? etik = hukuk demişti. Meseleye hukuki açıdan bakarsak, doğa, 1/6 cıların da hakkıdır. Doğa bu yahu! Birileri insanda dahil yaşam alanalrını istimlak ederse, diğer canlılar ne yapacak? Burada hukuk şunu ifade eder, her canlının yaşama ve yaşam gereksinimlerini doğadan karşılama hakkıdır - işte hukuk...

Toplumun kalabalıkları ve onlar gibi düşünenler benim kitabımı okumasınlar; hem ben, ona hiç el sürmemelerini alışkanlıklarına uyarak eserimi yanlış anlamalarına yeğ tutarım.

Komünistlerin teorisi tek bir cümlede toplanabilir: Özel mülkiyetin lağvedilmesi.

Yoksulluğu azaltmadan zenginliği arttıran ve suç işleme bakımından, sayılardan daha hızlı artış gösteren bir toplumsal sistemin özünde çürümüş bir şeylerin olması gerekir.

Lüks doğal gereksinimin zıddıdır.

Toplumlar üstesinden gelemeyecekleri sorunları gündeme getirmezler.

Tıpkı bir dinde insanın kendi beyninin ürünü olan şeylerin yönetimine girmesi gibi, kapitalist üretimde de, insanoğlu, kendi elinden çıkma ürünler tarafından yönetilir.

Hegel bir yerde, dünya çapında tarihî öneme sahip bütün olay ve kişilerin âdeta iki kere sahneye çıktığından söz eder. Şunu eklemeyi unutur : birinci seferinde trajedi, ikincisinde ise komedi olarak.

Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterli

Ahlaksız
25-06-2020, 21:15
Sn.spartacus;paleolitik dönemde biyolojik oluşumumuzu tamamlamışız ve bu süreçten sonra neolitik dönemde din ve devleti yaratmışız..Bizimle aynı vücudu paylaşan insanlar,bizden kabaca 50.000 yıl önce ortaya çıkmışlar..Daha öncesinde homo sapiens diye bir şey yok..Ellerimizin ya da beynimizin oluşmasının ardından sanat/bilim/inanç gibi şeyler ortaya çıkmış..Hadi 40.000 diyelim..5000 yıl önce de din/devlet oluşmuş,yani yerleşik hayata tarım devrimi ile geçilmiş diyelim..Yani,avcı toplayıcı olarak 35.000 yıl bu Dünya'da atalarımız var olmuşlar..
Eğer,avcı toplayıcı atalarımızda köleliğin olduğu söylenirse/kanıtlanırsa,o zaman yerleşik hayata geçilmesinden sonra ''özel mülkiyet'' üzerinden kapitalizm eleştirisi/sövgüsü yapan komünistler,zor durumda kalırlar..Niye?
Çünkü,özel mülkiyet olmadığı halde,köleliğin olması,komünizm fikrini tamamen ilga eder..
Alttaki kitabın yazarları materyalist komünist ruslar..:)
Bu kitapta Kızılderililerin bir kısmının balıkçılıkla uğraştığını ve bunun sonucunda ellerinde fazla balık biriktiğini,yani bir anlamda ''artı değer'' oluştuğunu,bu yüzden de kölelerinin olduğu söylenmekte;
https://www.kitapyurdu.com/kitap/ilkcag-tarihi--1-amp-ortadogu-uzakdogu-eski-yunan/114455.html
Kızılderililer avcı toplayıcı ama köleleri varmış..
Burada özel mülkiyet filan da yok..

Şu önemli..Komünizmde asıl mesele özel mülkiyet midir,artı değer midir?
Ben özel mülkiyet diye biliyorum..Siz de bu konunun üstüne basıyorsunuz zaten..Artı değer,zaten üretimle/sanayiyle/tarımla ilgili bir konu..
Burada Kızılderililerin bir şey ürettiği filan yok,sadece balık avlıyorlar,avcılar ama köleleri var..!

35.000 yıl boyunca avcı toplayıcı olan atalarımızın bir bölümünün kölelerinin olması,başka yerlerde yaşayan avcı toplayıcılarının da köleleri olacağı anlamına gelir..Bu da,homo sapiens olarak var olduğumuzdan beri,kendi türümüzü köle olarak kullandığımız anlamına gelir..

Dik yürümeye başlıyoruz,sonra ateşi buluyoruz,et yemeye başlıyoruz,ellerimizi kullanıyoruz,beynimiz gelişiyor ve bu süreçten sonra birbirimizi yemeye(yamyamlık),diğer homoları(neanderthal) yok etmeye,kızılderililer örneğinde olduğu gibi köle edinmeye başlıyoruz..Bu süreç kabaca 35.000 yıl sürüyor..Sonrasında bu altyapı üzerine,din ve devlet ortaya çıkıyor ve o süreçten itibaren de kapitalizm işlemeye başlıyor..
Yani önce birbirimizi öldürdük/yedik,sonra daha faydalı bir çözüm bulduk,birbirimizi köle olarak kullanmaya başladık,sonra tapınaklar inşa eden Sümerliler/Mısırlılar,köleleri belli bir yerde toplayıp kullanmaya başladı..Son 5000 yıldır da aynı yolda ilerliyoruz..

Yıldıztozu
25-06-2020, 21:53
Kapitalizmin en önemli argümanlarından birisi,hukuk karşısında herkesin eşitliğidir.

Hukuk karşısında eşitlik sağlanamaz. Hiçbir sistem bunu başaramaz. Tanrı gibi bir hakem var olsaydı ancak eşitlik sağlanabilirdi.
Bir insanı öldürmenin hukuktaki cezası nedir?
Bazen 20 yıl ceza veriliyor, bazen ömür boyu. Bazen haksız yere içerde yatanlar bile oluyor.
Hakimin ya da jürinin eksik bilgisine dayalı cezalar hepsi. Ortada bir eşitlik yok.

Kırmızı ışıkta geçmenin cezası nedir?
Herkese her durumda sabit bir ceza kesiliyor. Sanki her durum eşitmiş gibi. Halbuki her durum aynı değil. Cinayetteki gibi değerlendirilmiyor bu.

Demek istediğim her olay, her insan, her koşul biribirnden farklı oldukları için eşit değerlendirmek imkansız. Ancak eşitmiş gibi yapılabilir, öyleymiş gibi varsayılabilir. Bu varsayımdan dolayı kırmızı ışıkta geçen herkese eşit ceza kesiliyor.

Bunu kabul etmediğinizi söylemeniz,sizin kapitalizme karşı olduğunuzu göstermez mi?


Kapitalizmde yarışma olmasını seviyorum.
Azınlık-çoğunluk ayrımı olmasını seviyorum.
Ancak yarışmanın kurallarında ve azınlığın belirlenmesinde sıkıntılar görüyorum(örneğin arap prenslerinin lüks hayatı olması sıkıntılı), bu sıkıntılar nasıl düzeltilir üzerine kafa yormadım henüz. Belki doğal olarak düzeltilemezdir.

Ahlaksız
25-06-2020, 22:27
Sn.Yıldıztozu;eşitlik sağlanamayacağını ben söylerim ama sizin söylemeniz doğru değil:)
Siz mesela bir ''neoliberal'' olarak,İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gibi şeylerden bahsetmeniz lazım..Komünistlere karşı çıkarken,''siz eşitlikten yanasınız ama biz de eşitlik temelinde bu sistemi savunuyoruz'' demelisiniz..:)
Hem kapitalizmi savunuyorsunuz,hem de eşitlik bir hayal filan diyorsunuz..

Eşitsizlik veya arap prensleri gibi şeylerin önüne kapitalizm geç(e)mez..Niye?Çünkü kapitalizm,serbest piyasa üzerine inşa edilmiştir de ondan..
Kanunlar falan filan var ama her şey serbest..Kapitalizmin dediği budur..Her şeyin serbest olduğu bir ortamda,mesela teknoloji anlamında inanılmaz bir gelişim olabileceği gibi,insanlık anlamında inanılmaz kötü şeyler de olabilir..(Savaşlar ya da açlığa mahkum insanlar gibi)
Her şeyin serbest olduğu bir sistemde,kanunları da serbestçe değiştirebilirsiniz..Hakimleri/savcıları/siyasetçileri/bilim insanlarını..vb satın alabilirsiniz..Yeterince güçlüyseniz,yapamayacağınız hiçbir şey yoktur..Haliyle bu sistemde eşitsizliğin ya da arap prenslerinin olması gayet doğaldır..

Yıldıztozu
25-06-2020, 23:35
Hem kapitalizmi savunuyorsunuz,hem de eşitlik bir hayal filan diyorsunuz..

kapitalizmin tamamını savunduğum söylenemez.

köleliği savunuyorum.
sınıf ayrımını savunuyorum.
servet eşitsizliğini ve kaynakların çoğunun az bir insan elinde toplanmasını savunuyorum.
rekabeti savunuyorum.
eşitlik fikirlerinin her türlüsünü zırva olarak görüyorum.

savunduğum ve karşı çıktığım görüşleri birleştirdiğimde herhangi bir sistem ismine tam olarak uymuyor olabilir.

kendosertadam
25-06-2020, 23:52
Şahsi inancım o ki ; Komünizm Tanrı'ya başkaldırıdır.
İnsanın düşüncelerine saygı duymayan, her fırsatta insanı aşağılayan, küçümseyen ve "komünistim" diyenler tanıdım.
Eşitliği, adaleti savunan sen, komünizm ile insana nasıl değer verildiğini,adaleti,adaletin getireceği mutluluğu,huzuru sen mi bize öğreteceksin ?
Kanlı komünizm tarihi ortadayken , inatla tekrar deneyelim diyenler , aynı hatayı tekrarlayarak farklı bir sonuç almayı mı umuyorlar ?

spartacus
26-06-2020, 10:12
Sn.spartacus;paleolitik dönemde biyolojik oluşumumuzu tamamlamışız ve bu süreçten sonra neolitik dönemde din ve devleti yaratmışız..Bizimle aynı vücudu paylaşan insanlar,bizden kabaca 50.000 yıl önce ortaya çıkmışlar..Daha öncesinde homo sapiens diye bir şey yok..Ellerimizin ya da beynimizin oluşmasının ardından sanat/bilim/inanç gibi şeyler ortaya çıkmış..Hadi 40.000 diyelim..5000 yıl önce de din/devlet oluşmuş,yani yerleşik hayata tarım devrimi ile geçilmiş diyelim..Yani,avcı toplayıcı olarak 35.000 yıl bu Dünya'da atalarımız var olmuşlar..
Eğer,avcı toplayıcı atalarımızda köleliğin olduğu söylenirse/kanıtlanırsa,o zaman yerleşik hayata geçilmesinden sonra ''özel mülkiyet'' üzerinden kapitalizm eleştirisi/sövgüsü yapan komünistler,zor durumda kalırlar..Niye?
Çünkü,özel mülkiyet olmadığı halde,köleliğin olması,komünizm fikrini tamamen ilga eder..
50.000 yıl homo sapiens sapiens için, homo sapiens için değil ve elbette 50.000 yıl az bir zaman değil.

Komünizm efendi-köle ilişkisini teorize etmez, bu noktalara genelde hep yanlış bilinen ısrarlardan dolayı veya dediğim gibi kapitalist insan modelinin subjektif düşünme tarzından geliyoruz. Komünizm esasıyla özel mülkiyetle, üretimin toplumsallığına rağmen üretim araçları üzerindeki mülkiyetin bireyselliği, emek-sermaye çelişkisiyle ilgilenir, teorinin temellerinden birisi budur. Efendi-kölelik ise, bu temellerden doğan, gelişen, yansıyan sonuçlardır :)

Bu demek değil ki illa üretim ilişkileri temelli kölelik olacak, münferitten söz etmiştim, ama bu sistem ve genel açısından belirleyici değildir lakin üretim ilişkileri alanında açığa çıkan kölelik, neredeyse tüm diğer kölelik biçimlerinin anasıdır.

Alttaki kitabın yazarları materyalist komünist ruslar..:)
Bu kitapta Kızılderililerin bir kısmının balıkçılıkla uğraştığını ve bunun sonucunda ellerinde fazla balık biriktiğini,yani bir anlamda ''artı değer'' oluştuğunu,bu yüzden de kölelerinin olduğu söylenmekte;
https://www.kitapyurdu.com/kitap/ilkcag-tarihi--1-amp-ortadogu-uzakdogu-eski-yunan/114455.html
Kızılderililer avcı toplayıcı ama köleleri varmış..
Burada özel mülkiyet filan da yok..
Oradaki hayat ilk evreler denebilir.

İlgili kitap hakkında "Bu dönemin incelenmesi, insanın kökeni, dinin doğuşu, sanatların ve bilimlerin ortaya çıkışı, sınıfların ve devletin oluşumu gibi çok önemli sorunların aydınlatılmasını sağlar."
denmektedir.

Hala tartıştığımız noktada değilsin;
1/6 cılar meselesinde, bilimsel olarak yaklaştığımızda sorunun kaynağı neydi? Oradaki özel mülkiyet idi, bu her türlü ideolojiden, inançtan, subjektif düşüncelerden bağımsız OLGUDUR, dolayısıyla analiz ve çözümlerde bu şekilde anlam kazanmalı. Öyle değil mi?

Sorun teşhis edildi mi? Edildi. Öyleyse çözüm deniyor, TEORİK olarak, doğa-toprak üzerindeki istimlaki özel mülkiyetin kaldırılmasıdır.

Kölelik, sömürü, şu bu, tüm bunalr birer sonutur ve sonuçlara olan değini, sebebin yerine konumaz, bu o sorundan açığa çıkan sonuçların dile geitirlmesidir, amaç, iyi-kötü, efendi-köle tantanası yapmak değildir. Bunalr sonuçtur, nasıl ki suyun ısınmasıyla birlikte kaynaması izah edilirken, kaynamanın sebei ısı ve ısıyla olan ilişki ise, kaynama bir sonuçtur. ısı alışverişi kesilirse, kaynama durumu da ortadan kalkar. Oradaki özel mülkiyeti -esasında özel mülk olması çelişki olan doğanın- ortadan kaldırdığınızda, buna dayalı efendi-kölelik ilişkisi de ortadan kalkar.

Ben bu şekilde yazıp, dile getiriyorum, Marx'da bu biçimde ele almıştır, Darwin'de ilgili konularında bu yönteme başvurmuştur -ki bu bilimsel yöntemdir. İşin politik yanı ise farklı bir detay, zemindir.
Şu önemli..Komünizmde asıl mesele özel mülkiyet midir,artı değer midir?
Ben özel mülkiyet diye biliyorum..Siz de bu konunun üstüne basıyorsunuz zaten..Artı değer,zaten üretimle/sanayiyle/tarımla ilgili bir konu..
Burada Kızılderililerin bir şey ürettiği filan yok,sadece balık avlıyorlar,avcılar ama köleleri var..!
Artı-değer kapitalizmin sorunudur ve yukarıda TEORİK olarak dilegetirdiğim zemin esas alındığında, yine artı-değer sorunu dakapitalizmin teorik temelleri üzerindne açığa çıkar, yani yine sonuçtur.

Avcı toplumlarda efendi-köle ilişkisi mümkündür, ilk köleci toplumlar, kadının köleleştirilmesi, ataerkil topluma geçiş, ürteim araçları üzerindeki mülkiyetten ziyade, işgücü üzerindeki mülkiyet olarak açığa çıkmıştır. Mantıken de böyle olacaktır, örneğin koyunun evcilleştirilmesi, mülk haline getirilmesiyle, aynı mantıkla insan gücünden kişsiel çıkarlar namına faydalanma süreci iç-içedir.

İlgili sistemler akıla dayanır, yine ilgili sistemlerin aşılması ve bertaraf edilmeside akıl ve bilinle mümkün olacaktır.

Eğer kapitalizmin kölelik anlayışı, köleci sistem gibi olsaydı, ömrü çok kısa olurdu. İstenç olarak, çıkarların dayatımı olarakkapitalsitler bunu ister, ancak verili koşullarda insanın evrimi, bilinç-kültürel evirimi, bilgi birikimi buna izin vermez.


Evrim, sanıldığı gibi tek düze ve niteliğe yansımalayan bir değişim süreci değildir, her nitelik açığa çıkışı da devrimdir. Komünist biyologlar bunu iddia ettiğinden bu güne 100 yıl geçti, sıçramalı evrim teorisidir ki, bugün bu kanıtlanmıştır. Sırf bu bilim insanları materyalist ve söylemleri, yani evirmin sıçramalı durumu, kapitalizm açısından sakıncalı(!) görüldüğü için de hasır edilmeye çalışılmıştır.

Mantıken, bir niteliiğin, farklı bir nitelik haline gelmesi, sıçramadır, tüm evrimsel süreç esasında, SONUCA yansıması bakımından ARA SÜREÇTİR, nitelikler ise devrimdir.
35.000 yıl boyunca avcı toplayıcı olan atalarımızın bir bölümünün kölelerinin olması,başka yerlerde yaşayan avcı toplayıcılarının da köleleri olacağı anlamına gelir..Bu da,homo sapiens olarak var olduğumuzdan beri,kendi türümüzü köle olarak kullandığımız anlamına gelir..
Hayır bu doğru bir yaklaşım değil.
İnsnaların 800'şü yıllarda müslüman yapılmış olması, tüm tarihi boyunca müslüman oldukları ve gelecekte de hep böyle kalacakları anlamına gelmez. başından beridir dediğim KÖLELİK sistemlerle ilgili bir sorundur ve bu sorunalrın temelinde üretim ilişkileri yatar. Burada münferitten söz etmiyoruz, örneğin birisi ayak fetişistidir, o ayağın sahibine köle olmayı kabul eder(kime ne?), ama bu tüm insanların ayak fetişisti olduğu anlamına nasıl gelzme ise, sistemelri varlığı koşullarında köleliğinde mutlak olacağı anlamına gelmez. İnsanı köleliğe iten veya mecbur bırakan koşulalr sorgulanmalıdır.
Dik yürümeye başlıyoruz,sonra ateşi buluyoruz,et yemeye başlıyoruz,ellerimizi kullanıyoruz,beynimiz gelişiyor ve bu süreçten sonra birbirimizi yemeye(yamyamlık),diğer homoları(neanderthal) yok etmeye,kızılderililer örneğinde olduğu gibi köle edinmeye başlıyoruz..Bu süreç kabaca 35.000 yıl sürüyor..Sonrasında bu altyapı üzerine,din ve devlet ortaya çıkıyor ve o süreçten itibaren de kapitalizm işlemeye başlıyor..
Yani önce birbirimizi öldürdük/yedik,sonra daha faydalı bir çözüm bulduk,birbirimizi köle olarak kullanmaya başladık,sonra tapınaklar inşa eden Sümerliler/Mısırlılar,köleleri belli bir yerde toplayıp kullanmaya başladı..Son 5000 yıldır da aynı yolda ilerliyoruz..
Hayır, dik yürümeye başlıyoruz dediğin yer insansılara değin gider. Alet, edavatkullanımı da ondan yüzbinlerce yıl eskiye gider. belki daha eskidir ancak doğa koşullarında elde edilen bulgularla bu Homo Habilis'e değin gitmektedir.

İfadelerim çok farklı temellerde oysa. Sümer, Mısır şu ya da bu, ilk köleci, yapğmacı, ganiemtçi toplumlar, dikkat ederseniz temel biçimlendiren özel mülkiyet ve karakteridir. Bu birkez oluştu mu elbette süreç de buna uygun ve sistematik olarak, üstelik bu toplumsal karakteri, insan davranışalrını dahi belireyecek biçimde ilerleyecek, mülkün korunumu üzerinden bir yığın yasa, kural, kaide oluşturulacak ve bunlar kanıksatılacaktır vs.

Örneğimde demiştim ki, sokak köpekleri, kedileriyle, evdekilerin davranışları aynı mıdır? Değildir.

Ama bir ev köpeğini sokağa atarsanız, belirli bir süre sonra o koşullara adapte olacaktır, bu adaptasyonda köpeğin koşulları yerine, davranışlarını esas almak bilimsel bir yol değildir.

Yani insanın koşullara göre biçimlenen karakterini, şu ya da buna mutlaklaştırmak, kimse alınmasın ancak dediğim gibi idealist-teist anlayışla ilgilidir.

Bu arada hümanist değilim. Nasıl ifade edilir, piyasada bir çok insan vardır ateistim der, ama köklü olarak davranışları verili koşulda edindiği tarz davranışlar ve politik tutumu da yine verili, kanıksatılmış olan yol-yöntemlere dayanır. tanrıyı ret etmekle ateist olduğunu düşünür, ancak onca yıl dolmuş ve bilinç-altına kadar işlemiş olan egemen empoze ve davranış biçimini, veri yükü, bilinci hala eskikidir, yani aldığı kalıbın dışna çıkamamaktadır, diyalogları, ilişkileri hala dinci tarz, kafir-mümin edebiyatıyladır. Şimdi kendisine devrimciyim diyen bir çok insan da, hala dini siyaset, inanç siyaseti izlemektedir, bunlar çoğunluktadır ve bu özel durum değil, olağan bir durm, süreçtir. Bunlar yaşanacak ve bu sitede yeri geldiğinde sürekli ifade etmişimdir, inanç eksenli siyasetin din olduğunu ve bu kişilerinde cahil olduğunu, bu tarz kişilerin verdiği zararın, tarifinin de zor olduğunu...

Taliban usülü bir politika anlayışı, iyi-kötü, dost-düşman edebiyatı üzerine kurulu, inanç, sembol esaslı davranışlar, verili koşuldaki edindiklerive bilinç-altlarına değin işleyen egemen siyaset, politika anlayışı, savundukları ve karşı oldukları şeyleri yeterince bilmemek, meseleyi, şablonlar ve kalıplar, kişiler üzerinden, iyi-kötü, dost-düşman kısaca müm'in-kafir edebiyatı, doğruculuk edebiyatı kısaca dinsel temeller ve dini siyasetleve verili koşullarda neredeyse her fikir ortamındaki provakatör ve zarar verici pratiğiyle, kısacası aidiyet ve bir gruba ait olmanın getirdiği tarz, bilinç temelini aşamamakla, sürü psikoloji sergilemektedirler. Bunların bu hali-durumu örnek alınarak, TEORİ ya yanlış bilinmekte ya da bunalrın oluşturduğu kötü örnekle uzak durulmaktaisakıncalı ilan edilmektedir. Bununla birlikte, sistemin ve bilhassa dini çevrelerin kara propagandalarıyla, bildiğini sananlar da yanlış bilmektedir.

Şimdi Türkiye'de atesit denince, toplumun çoğu ne anlar? Ama bu insanlar her platformda, easında hiç bilmedikleri halde, karşıtlıkta ve kara propaganda açısındna mangalda kül bırakmazlar ve politika dendiğinde bilip, anladıkları, şiddet yoluyla susturmak, kınamak(!), küçümsemek(!), aşağı görmek(!), saçmalamakta... çığır açmak... Aynı durum bizlere karşı da geçerli ve bu tarzla yetişmiş ve cahil iken, çıkıp tanrıyı ret edip,ateist olduğunu söyleyen nasıl ki aynı mantığı, tarzı sürdürürse, kapitalizme kızdığı, onu şeytan gördüğü, tüm sorunların suçlusu saydığı, KÖTÜ, düşman gördüğü için -gerkçelere bakın!- kendisine sosyalistim, devrimciyim, komünistim diyenler olur ve bu süreç yaşanır, yaşanacaktır ve bir süre çoğunluğu da temsil edecekler...

ben kapitalizme kızmıyorum, iyi-kötü demiyorum -ki iyi kötü teorik zeminle değil, ancak sonuçlar üzerinden kıyasla ilgili olur ve bir neye göreliği vardır-, doğru-yanlış çatışmasından söz etmiyorum, vicdan meselesi yapmıyorum -zira teorik temel önemli, kişileri, kurumları ortadan kaldırmak, hedef saymak, terakkici darbe anlayışının hakimiyetini ret ediyorum, yani efendiyi ortadan kaldırmak, onu kötü ilan etmek, kişisel kin, hesaplaşma değildir mesele, mesele birini efendi, diğerini köle yapan koşulları, örneğin özel mülkiyeti ortadan kaldırmaktır. Sorunların temel kaynağı aşılır, döüştürülür veya değiştirilir, özümlenirse, o sorunlara bağkı açığa çıkan sonuçlar da değişir, bilismel, komünist yaklaşımın esası bu olmalıdır, diğer türlüsü bilim dışı olduğu kadar mantıksızdır da. Elbette isyanlar, karşıt örgülenmeler, bunlar da sonuçtur ve olacaktır, ama bunlar kutsal, amaç değildir, bunlar koşulların açığa çıkarttığı kaçınılmaz sonuçlar, araçlardır.

Kısaca Ahlaksız, dolayım ve sonuçlar üzerinden, neyi öne sürersen sür, ne dersen de, ilgili koşulların ve sorunların bilimsel analizini ve ortadaki olguları bertaraf edemezsin.
Örneğin isanın köle seviciliği vardır demekle, 1/6cılar döneminde sorunun, toprağın özel mülkiyeti olduğu ve insanların bu sebeple kaçınılmaz olarak toprak sahibine köle olduğu gerçeği, bilimsel analizi değişmez. Umarım anlatabiliyorum, zira ısrrala tekrar etmeme rağmen, bilimsel, teorik yaklaşıma bir türlü ısınamıyorsunuz. (insanlığın 500.000 yıl sonra, toprağı özel mülk yapıp, bundan mahrum olanları köle yapmış olması, oradaki temel meselenin mülkiyetin karakterinde olduğu gerçeğini değiştirmez, kaldı ki, bir özel mülk ile insanlar, canlılar en tabi hakkı olan doğadan mahrum bırakılıyor ve köle yapılabiliyorsa, demek ki insanlığın evrimi, gelişimi sürecinde de, ilgili özel mülkün, yani başkalarını mahrum ederek köleleştiren mülkün, kamu mülkü haline getirilerek aşılması da mümkündür, bu bir süreçtir ve bu sorun olmasaydı böyle bir çözüm de olmazdı, bu sorun olduysa, bunun çözümü de olacaktır. İnsanın evrimi, devrimi de devam ediyor, tarihin bir yerinde özel mülkiyet bulundu ve kullanıldı ise, devam eden süreçle tarihin bir başka diliminde, yarattığı sorun da çözülür ve aşılabilir, çünkü eşyanın ve doğanın tabiatında değişim, hareket, etki-tepki birolgudur, insanın doğası sorunları kavrama ve çözme temellerine sahiptir -dünya durdukça tabi. Verili koşullarda egemen çıkarlar ne yapabilir, geciktirebilir, o noktaya varır ki, süregiderlik için, bir yığın tavizler vermek zorunda da kalır, ancak tmü de sistemin kendi doğası değil, kölelerin mücadelesinin getirdiği kazanımalrdır, birsüre sistem savunucuları kölelerin bu kazanımalrını, sistemin ne kadar güzel olduğu argümanına dönüştürür ancak o da yeterli olmaz, zira nihayete erdirme süreci çoktan başlamıştır.)

bilgivehis
26-06-2020, 16:24
Kapitalizm toplumun algılarıyla oynar.
Buradaki amaç, toplumun düşünme kabiliyetini, karar verme yeteneğini deforme etmek ve irade gücünü zayıflatmak.
Hal böyle olunca ateist de olsa okumuş da olsa olayları doğru okumada zorlanıyor ve duracağı yeri tespit etmede kafaları karışıyor.
Kafalar karışınca işin kolayına kaçarak ilkelliği ve kendisine empoze edilmiş karakteri baz alma durumuna düşüyor.
Bu nedenle insanlara bazı şeyleri anlatmak da anlamaları da daha güçleşiyor ve her zaman olumlu sonuç alınamıyor.
İnsanlar her şeyin doğrusunu yaşayarak anlayabilir, ancak kapitalizmin din-medya gibi uyuşturucu kaynaklarına hapsolmuş beyinlerin yaşayarak da anlaması mümkün olmayabiliyor.
Ancak olayları doğru algılamakta zorlanan kişilerin ne için zorlandıklarının bilincinde olmamız işin bir başka vahim tarafı.
Zira bahsi geçen çoğunluğun en zayıf noktalarından biri kıyaslama yapma tecrübesi kazanmanın önemini kavrayamamalarıdır.
Öyle ki, güçlü senin ailene tecavüz edecek, sen güçlünün altında ezileceksin ama kendi aileni değil de güçlüyü savunacak celladına kelleni hak göreceksin.
Böylesi bir anlayışa kadar gelmiş, böylesi bir narkoz yemiş insanlara "bu senin celladın" demenin hiç bir anlamı olmayacaktır.
Zira komünizmi anlamak herkesin harcı değildir, bunun için her şeyden önce onu anlayacak karaktere sahip olmak gerekiyor.

Ahlaksız
26-06-2020, 23:04
Sevgili spartacus;itiraz ettiğim nokta şurası..Özel mülkiyeti kaldırmanız çok çok zor..
Bunu paleolitik dönemi baz alarak söylüyorum..Benim takıldığım,önem verdiğim mesele bu dönem..Bu dönemi öğrenmeden/anlamadan,sonraki neolitik dönemi ve sonrasında yaşananları analiz edemezsiniz..Çünkü bizim tarihimizin büyük bölümü,bu döneme aittir..
5000 yıldır bir yerde sabit bir şekilde yaşayan insanlar,35000 yıl boyunca avcı toplayıcı birer göçmen olarak yaşamışlar..Bu bakımdan avcı toplayıcıları bilmek lazım..
Bu insanların çok acımasız birer katil/kasap olduklarını,kölelerinin olduklarını okuyoruz..

Bir yerde kölelerin olduğunun söylenmesi,başka yerlerde de olacağı anlamına gelir..Mesela Sümer ve Mısır'da hemen hemen aynı anlarda din ve devlet yaratılmış..Birbirlerinden bağımsız/habersiz olarak..Bu bağlamda köle meselesini düşünmek lazım..

Özel mülkiyet dediğiniz şey,bir anda mezopotamyada yaşayan Sümer'li din adamları patesiler veya Sümer kralları tarafından icat edilmiş bir şey olamaz..Muhakkak bunun bir geçmişi olmalı ki,Sümer'deki insanlar,bu geçmiş üzerine yeni düzeni/sistemi kurabilsinler..

Avcı toplayıcı atalarımız katilmiş,Sümer'liler de sürekli savaşmışlar..
Avcı toplayıcı atalarımızın köleleri varmış,Sümerlilerin de köleleri var..
Avcı toplayıcı atalarımız bir şeylere inanmışlar,Sümerliler de bu inançları sistematik hale getirerek dini icat etmişler..

Yani,kapitalizmin temellerini avcı toplayıcılar atmışlar..35000 yıl boyunca bu temeller inşa edilmiş..
Avcı toplayıcı atalarımız eşyalarını/topraklarını/hayvanlarını sahipleniyorlar mıydı?Mesele bu..
Sahiplendikleri söyleniyor ki,bu çok önemli..!

Yani homo sapiens,var olduğundan beri,Sümer'e kadar,yani 35000 yıl boyunca,komünistlerin bahsettiği özel mülkiyetin farklı şekillerini benimsemiş..
Bu topraklar benim,bu topraklardaki hayvanlar benim,bu balta benim gibi..

Koşullar diyorsunuz değil mi?
Koşullar,homo sapiens var olduğundan beri hep değişmiş ama homo sapiensin ''benim bu'' söylemi hep aynı kalmış..