Orijinalini görmek için tıklayınız : 15 Temmuz 2016 üzerine
Vefik Sami
11-08-2017, 12:04
AKP iktidarı 15 Temmuz tarihi üzerinden bir "Devr-i sâbık" üretip şimdiye kadar kendisi için muazzam siyâsi rant elde etti. Siyâsette olup-bittiler ve algı operasyonları seçmenin istenen noktalara yönlendirlmesinde mühim etkiler yapmıştır. Fethulah Gülen'in "Cema'at" adı altında nasıl örgütlenip de devlete sızdığını artık bilmeyen kalmadı. Zâten benim maksadım da 15 Temmuz ile ilgili "karartma" yapmak ya da Gülen'i temize çıkarmak değil.
Bu "darbe" hâdisesine dâir bâzı sorularım var.
Bunların bir kısmını da burada paylaşacağım.
1 - Televizyon kültüründe "Prime Time/Altın saatler" diye nitelenen bir zaman diliminde Ankara semâlarında "Türk yıldızları" modunda şovlarla darbe olur mu ?
2 - Darbeciler, kuvvet komutanlarının hepsine ulaşabilmelerine karşın, neden siyâsi iktidâra mensup siyâsilerden herhangi birine ulaşamadılar ?
3 - Darbe siyâsi iktidâra karşı yapılır. Sokaktaki vatandaşın üzerine tank süren, kurşun atan şahıslar kimdi ve amaçları ne idi ?
4 - F. Gülen, nâm-ı diğer FETÖ, daha ziyâde İç işleri ve Adâlet bakanlıklarında mevzilenmişti. "Darbe" esnâsında "Fetöcü" polisler neden bu harekete entegre ol(a)madılar ?
5 - Bu "Necip" milletin kimi muazzez vatandaşlarının, darbecilerin yargılandığı mahkeme kapılarında "idam, idam" diye feryad-figan bağırmaya mecâlleri vardı da otuzbin kişinin ölümünden sorumlu Öcalan, yıllardır bir adada besiye çekilirken, bu "nezih" insanlar "Gırtlak kanseri"mi olmuşlardı ?
6 - Egemenlere entegre olup, kim güçlü ise onun davulunu çalmak bizdeki "Necip"liğin nişânı mıdır ?
7 - "FEÖ'ye vurma" görüntüsünde adım adım şeriat yaklaşırken bizdeki - sözüm ona - Atatürkçü, Lâik cenâhın, AKP'nın kuyruğunda konumlanmasını nasıl anlamalıyız ?
Son olarak da "Şeytan'ın avukatlığı" modunda bir ihtimâlden söz edeyim.
Acaba birileri "cambaza bak" modunda bir "darbe" görüntüsü üzerinden, devlet içindeki fethullahçı yapılanmayı çökertme uğraşı içinde midir ? Çünki; son derece kötü plânlanmış, hedefteki hiç bir siyâsiye ulaşılamamış ve sâdece vatandaşın zihninde "darbe" algısı üretmiş bu tip bir harekete hiç rastlamdığım gibi, "tarihin tozlu sayfalarında" böyle bir "örnek" bilgiyi de okumadım.
F. Gülen devleti soymadı.
Devletin alacağı vergilere ortak da olmadı.
Kendi müntesiblerinin ekonomik kaynaklarından faydalanıp örgütlendi.
Yani ortada "Tüyü bitmedik yetim hakkı" yok gibi görünüyor.
Bu durumda FETÖ "hain" ise devlete ait kurumların tüm reklam giderlerini kendi yandaş medyasına aktaran AKP ve bu kıyağın sorumluları "vatansever" mi oluyor ?
Beni bilen bilir.
FETÖ ile bir ilgim-alâkam olmadığı gibi müslüman biri de değilim.
Bu sorularımın cevaplarını bulamadım hâlen.
Benzer mesajlar astığım birkaç haber sitesinde beni "Fetö elemanı" veya "ahmak" diye niteleyip üyelikten çıkardılar.
Darbe veya değil bilmem ama 15 temmuz sonra Erdoğan ''bu bize Allahın bir lutfuydu''demesi aslında herşeyi açıklar nitelikte.
https://www.youtube.com/watch?v=Xnx7Q0HxDlQ
Meclisin bombalanma şablonu mu, yoksa "derhal" güvenlikleri sağlanan kabine ile sözde "15 dakika" bir aralıkla yakayı kurtaran Tayyib'in telefon konuşması mı, darbenin "dandiği" olarak literatüre içerik sağlamalı, belki biraz da bu tartışılmalı :)
Sanıyorum bu tiyatronun Kemalistler tarafından bile alkış alması, ülke insanının içerisinde bulunduğu zihinsel felce iyiden iyiye ışık tutuyor.
Vefik Sami
11-08-2017, 15:12
Meclisin bombalanma şablonu mu, yoksa "derhal" güvenlikleri sağlanan kabine ile sözde "15 dakika" bir aralıkla yakayı kurtaran Tayyib'in telefon konuşması mı, darbenin "dandiği" olarak literatüre içerik sağlamalı, belki biraz da bu tartışılmalı :)
Sanıyorum bu tiyatronun Kemalistler tarafından bile alkış alması, ülke insanının içerisinde bulunduğu zihinsel felce iyiden iyiye ışık tutuyor.
Son tahlilde benim elde etttiğim sonuç, "Darbe" makyajlı bir algı opersayonu üzerinden, devlet kurumlarında mevzilenmiş Fethullahçılar tasfiye edilmekte. Bir Gayr-ı Müslim olarak, aslında bu duruma sevinmem gerekir. Çünki; şeriat bu devletten ne denli uzak olursa Gazi Paşanın hedef gösterdiği "muasır medeniyet"e ulaşma imkânları da o denli gerçekçi birer amaç olarak önümüzde durur. Hayretime mûcip olan husus ise "Elhamdülillah müslümanıh" diyen yığınla Hacı-Hoca takımının, kendileri gibi müslüman olan Fethullah'a yapılanlar karşısında son derece sâkin bir tavır sergilemeleri. Hattâ, Fethullah'a sinkaf edenlerle berâber bunlar da esip gürlüyor. Tabii, böyle bir ortamda bir metrelik çaputa bile tahammül edemeyip "rejim sorunu" yaparak Anayasa Mahkemesi kapılarını aşındırınların, şimdilerede "Allah adâleti sever" pankartı ile siyâset sahnesinde arz-ı endâm eylemelerini de artık "anlaşılır" buluyorum.
Çünki; bu ülkede kimin ne olduğu, hangi siyâsi çizgide konumlandığı aslâ kesin olarak bilinemeyeceği gibi karşılaştığım hiç bir vaziyete de hayret etmemem gerektiğini öğrenmiş bulunmaktayım.
Misâl; yolda yürürken kafanıza gemi düşer mi ?
Tabii, buna "Ne saçma soru ?" diyebilirsiniz.
Ama sakın unutmayın !..
Yaşadığınız yer Türkiye ise kafanıza her an bir "gemi" düşebilir.
"F. Gülen devleti soymadı.
Devletin alacağı vergilere ortak da olmadı.
Kendi müntesiblerinin ekonomik kaynaklarından faydalanıp örgütlendi.
Yani ortada "Tüyü bitmedik yetim hakkı" yok gibi görünüyor." Vefik Sami.
Vay vay vay!... Demek sizin oradan öyle görünüyor. Benim sizin bu yazdıklarınızı okuyunca gördüğüm ise sadece hayalkırıklığı.
Demek FETÖ sınav sorularını çalıp, yandaşlarının haksız yere ve başkalarının hakkını gasp ederek devlet kurumlarının her yerine sızmasını sağlarken yetim hakkı yemiş olmuyor!
Diğer pislikleri de cabası. Ama insanın gözü bozulmaya görsün. Hiç birini görmez.
Eski bir düşünür, "dünyayı olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görürüz" demiş.
Çok doğru, muhteşem bir söz!..
Vefik Sami
11-08-2017, 18:55
"F. Gülen devleti soymadı.
Devletin alacağı vergilere ortak da olmadı.
Kendi müntesiblerinin ekonomik kaynaklarından faydalanıp örgütlendi.
Yani ortada "Tüyü bitmedik yetim hakkı" yok gibi görünüyor." Vefik Sami.
Vay vay vay!... Demek sizin oradan öyle görünüyor. Benim sizin bu yazdıklarınızı okuyunca gördüğüm ise sadece hayalkırıklığı.
Demek FETÖ sınav sorularını çalıp, yandaşlarının haksız yere ve başkalarının hakkını gasp ederek devlet kurumlarının her yerine sızmasını sağlarken yetim hakkı yemiş olmuyor!
Sanıyorum "40. yoğunluk" varlıkları ile "üst düzey" bağlantılara alıştığından olsa gerek, bir ilkokul bebesinin bile rahataça algılayabileceği basit-sıradan bir yazıyı anlayamayıp, bu şekle dönüştürdün. Orada kasdedilen şey çok açıktı oysa ki. Bu ülkede iktidar olan her parti devlet imkânlarını kendi yandaşlarına kanalize eder. AKP'nin bu gün yaptığı da bu. AKP muahlifi hiçbir medya kuruluşuna reklam pastasından pay gitmez. Tayyip yalakalığı yaparsan, tüm imkânlar ardına kadar açılır.
Soruların çalınıp "yandaş"lara dağıtıldığı bir siyasi iktidar iddiasıdır. Bu yapıldı mı bilmiyorum. Ama; yapmışsa yaradan onu kahretsin. İddia edilen husûsun savunulacak bir tarafı yok çünki. Medya üzerinden tanıdığımı sandığım F. Gülen'in bok üzerine konan sineklerden 'medet' umacak kadar ahmak olabileceğine ihtimâl vermem. Soru çalarak makam sâhibi olanlar, yarın-öbür gün kendilerine en çok ihtiyaç duyulduğu bir anda başkalarını da satar. F. Gülen karşısında duyduğun bu "Hassâsiyetin bir benzerini, siyasi iktidara eklemlenip "tüyü bitmedik yetim hakkı"nı cukka eden, ardından da "Milletin a. na koyacağız" diyenler için de göstermeni beklerdim
Bu bilinen hususları es geçip, son günlerin moda "Fetö" yayagarası üzerinden, şark kurnazlığına tevessül etmen, buraya aktardığın o "düşünür"ün tesbitinde ne derece haklı olduğunun da göstergesi. Nelerin görülüp-görülmediği ile ilgili olarak başkasına lâf sokuşturmadan evvel, bir aynadan yardım almanızda fayda mülâhaza etmekteyim.
[B]Diğer pislikleri de cabası. Ama insanın gözü bozulmaya görsün. Hiç birini görmez.
Eski bir düşünür, "dünyayı olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görürüz" demiş.
Çok doğru, muhteşem bir söz!..
Sanıyorum "40. yoğunluk" varlıkları ile "üst düzey" bağlantılara alıştığından olsa gerek, bir ilkokul bebesinin bile rahataça algılayabileceği basit-sıradan bir yazıyı anlayamayıp, bu şekle dönüştürdün. Orada kasdedilen şey çok açıktı oysa ki. Bu ülkede iktidar olan her parti devlet imkânlarını kendi yandaşlarına kanalize eder. AKP'nin bu gün yaptığı da bu. AKP muahlifi hiçbir medya kuruluşuna reklam pastasından pay gitmez. Tayyip yalakalığı yaparsan, tüm imkânlar ardına kadar açılır.
Soruların çalınıp "yandaş"lara dağıtıldığı bir siyasi iktidar iddiasıdır. Bu yapıldı mı bilmiyorum. Ama; yapmışsa yaradan onu kahretsin. İddia edilen husûsun savunulacak bir tarafı yok çünki. Medya üzerinden tanıdığımı sandığım F. Gülen'in bok üzerine konan sineklerden 'medet' umacak kadar ahmak olabileceğine ihtimâl vermem. Soru çalarak makam sâhibi olanlar, yarın-öbür gün kendilerine en çok ihtiyaç duyulduğu bir anda başkalarını da satar.
Yazdıklarım çok açıktı halbuki. Yurt dışında faaliyette bulunan Gülen okulları devletin tek kör kuruşu ile yapımadı. Ama AKP şimdi devlet imkânlarını yandaşlarına akıtıyor. Sanırım bunu es geçip, son günlerin moda "Fetö" yayagarası üzerinden, şark kurnazlığına tevessül etmen, buraya aktardığın o "düşünür"ün tesbitinde ne derece haklı olduğunun da göstergesi. Nelerin görülüp-görülmediği ile ilgili olarak başkasına lâf sokuşturmadan evvel, bir aynadan yardım almanızda fayda mülâhaza etmekteyim.
Okullar değil, genel olarak söz ettiniz. Şimdi neden manevra yapıyorsunuz?
Sınavda kopya fetö işi olamaz mı? O zaman tamam! :)
Vefik Sami
11-08-2017, 19:20
Okullar değil, genel olarak söz ettiniz. Şimdi neden manevra yapıyorsunuz?
Sınavda kopya fetö işi olamaz mı? O zaman tamam! :)
Bak bu şark kurnazlığını devamlı yapıyorsun.
Gözüne kestirdiğin herhangi bir mesajı bilerek farklı algılıyor, bunu muhatabı rencide edecek ya da "savunma" moduna sokacak şekle getirip üzerinden aklın sıra "eleştiri" getiriyorsun.
Sahnede değişik fügürler eşliğinde raks ederek hayatını kazanan kadınlar "Dansöz" isim-sıfatı ile aşağılanır. Ama en değme dansözler bile "zât-ı âli"nizin eline su dökemez "Manevra" bahse konu olduğunda, bu forumda hiç kimse seninle yarışamaz. F.Gülen bütün etkinliğini-gücünü dünyanın dörtbir tarafına yayılmış okullardan alır. Kasdettiğim okullar değil de ne olacaktı ki ?
Sınavda kopya "Fetö işi" mi bilmem.
Ne var ki bu yöntemlerle makam sahibi olan insanlara güvenecek kadar "ahmak" olabileceğine ihtimal vermiyorum.
Söylediğim bu !..
Hocam, darbe girişiminin iktidar işi olduğunu çözmüşsün ama fetö'nün yandaşlarını çalıntı sorularla devlete yerleştirdiğini bir türlü çözemiyorsun. Tercihe bağlı çözme böyle işte! :)
Okullar sadece yardımlarla mı kuruldu? Zorla, şantajla alınan paralarla da kurulmadı mı? Bu ne aklama, arındırma böyle!
Güvenle ilgisi yok bu işin hocam. Bunlar örgüt. Neler yaptılar neler! Bunları nasıl kaçırdınız? :)
Ahmak değil, akıllı. Hatalı bir son hamleyi yapmasaydı hâlâ devlette etkin konumdaydı. Aslında hâlâ da biraz gücü var.
Düne kadar fettoş diyordunuz, sırf Tayyip Erdoğan'la karşı karşıya geldiler diye şimdi birden Hocaefendi mi oldu yoksa?! :)
Vefik Sami
12-08-2017, 19:16
Hocam, darbe girişiminin iktidar işi olduğunu çözmüşsün ama fetö'nün yandaşlarını çalıntı sorularla devlete yerleştirdiğini bir türlü çözemiyorsun. Tercihe bağlı çözme böyle işte! :)
Okullar sadece yardımlarla mı kuruldu? Zorla, şantajla alınan paralarla da kurulmadı mı? Bu ne aklama, arındırma böyle!
Güvenle ilgisi yok bu işin hocam. Bunlar örgüt. Neler yaptılar neler! Bunları nasıl kaçırdınız? :)
Ahmak değil, akıllı. Hatalı bir son hamleyi yapmasaydı hâlâ devlette etkin konumdaydı. Aslında hâlâ da biraz gücü var.
Düne kadar fettoş diyordunuz, sırf Tayyip Erdoğan'la karşı karşıya geldiler diye şimdi birden Hocaefendi mi oldu yoksa?! :)
F. Gülen'e hiçbir zaman "Fettoş" şeklinde aşağılayıcı, sinkaflı yakıştırmalar yapmadım. Genelde belaltı vurmam. Birine karşı isem, yapabildiğim kadar mücâdelemi fikren sürdürmeyi yeğlerim. Ben müslüman iken bu adama, - İslâmi ilimlerdeki derinliği ve yetkinliğinden ötürü - saygı duymuşumdur. Aslâ cemaatte yer almadım, Fethullah'ın ya da AKP'nin şakşakçılığını yapmadım. Bu gün bu adama atfedilen kimi suçlamalar bana pek mantıklı gelmiyor.
Hepsi bu !..
https://www.youtube.com/watch?v=Xnx7Q0HxDlQ
Meclisin bombalanma şablonu mu, yoksa "derhal" güvenlikleri sağlanan kabine ile sözde "15 dakika" bir aralıkla yakayı kurtaran Tayyib'in telefon konuşması mı, darbenin "dandiği" olarak literatüre içerik sağlamalı, belki biraz da bu tartışılmalı :)
Sanıyorum bu tiyatronun Kemalistler tarafından bile alkış alması, ülke insanının içerisinde bulunduğu zihinsel felce iyiden iyiye ışık tutuyor.
Pyrrhon, öncelikle bu iddiayı ortaya atanlar, Akıncı üssüyle F-16 pilotları arasındaki konuşmaları, dolayısıyla ne tür bombaların kullanılmış olduğunu gözönüne almadan yorumda bulunmuşlar.
Buyrun, AA'nın Akıncı İddianamesi'nden derlediği telsiz konuşmaları (bu ve beraberindeki diğer videolar):
https://www.youtube.com/watch?v=NNpCtBqxgAw
Eğer bu konuşmalara bakarsan, orada GBU-10 ve JDAM adlı bombaların kullanılmış olduğunu görürsün. Bunlar 250 KG (Hafif), 550 KG (Orta) ve 900 KG (Büyük) olmak üzere 3 farklı tiptedir.
Örneğin, Gölbaşına atılan bomba için telsiz konuşmalarında "1 büyük" olarak geçer. Bu, 900 KG'lık JDAM'dir.
Buyrun:
https://www.youtube.com/watch?v=FvmGK-xiWkY
Meclis'e atılan bomba ise tahrip gücü düşük yani küçük bir GBU-10'dur. Genelde GBU-10 tank, helikopter, kamyon ve küçük baraka gibi yerleşim yerlerinin yok edilmesinde kullanılır.
İşte GBU-10'un ne kadar hasar verdiğini şuradan görebilirsiniz:
https://www.youtube.com/watch?v=oNWRus2-3fY
Sizin verdiğiniz videoda kullanılan bomba ise tahrip gücü çok yüksek bir bombadır. İsteseler, küçük bir GBU-10 yerine daha büyüğünü Meclis'e atabilirlerdi. Yani amaçları, Meclis'tekilere bir gözdağı vermek idi!
Bu tip bombanın son versiyonu 10,3 tonluk GBU-43 (http://www.kokpit.aero/gbu-43-bombasi-afganistanda-atildi) bombası olup, buna "Bombaların Anası (Mother of All Bombs)" denilir ve kısaca, "MOAB" adıyla anılır. Bu bomba, nükleer olmayan en etkili konvansiyonel bombadır. Fakat Rusya'nın 2007 yılında geliştirdiği vakum bombası FOAB (Father of All Bombs: Tüm bombaların babası) ise ABD'nin GBU-43/B bombasından çok daha güçlüdür (Bkz. "ABD'nin 'bombaların anası'na Ruslar baba buldu (http://odatv.com/abdnin-bombalarin-anasina-ruslar-baba-buldu-1504171200.html)").
Şu şansa bakın ki, darbeden 1,5 ay önce MKEK, nüfuz edici HGK ve GBU-10-EB adlı yeni bombaların duyurusunu yaptı (Bkz. Türkiye'nin ilk sığınak delici bombaları (https://www.cnnturk.com/turkiye/turkiyenin-ilk-siginak-delici-bombalari?page=1)). Herhalde Başbakan, "nüfuz edici bomba" derken GBU-EB'yi kastediyordu. Bu durumda Başbakan'ın kamuoyunu bilgilendirici bir açıklama yapması gerekiyor!
Karanlıktan aydınlığa
13-08-2017, 02:59
Rusya açıklama yaptı : " NATO nun izni olmadan f16 larin kalkması mümkün değil "
İsteselerdi darbe gerçekleşirdi. Fakat amaç darbe değildi. En azından planlayanlar için.şeytanın planı başkaydı.deccal bu.neyi niçin yaptığı sonradan anlaşılır.
Vefik Sami
13-08-2017, 12:06
Hiç kimse bizlerin zekâsını hafife almasın. Ortada darbe-marbe yok !.. Tamâmen, devlet içinde kadrolaşmış "Fethullahçı" olarak bilinen yapıyı tasfiye hareketidir bu. Plânlayan Fethullah olsaydı, en güçlü olduğu polis teşkilâtını, TSK'daki adamlarıyıla entegreli olarak kullanırdı. Sözde "Darbe" akşamı polislerden gelen en ufak bir kalkışma oldu mu ? Özel kuvvetler binasına gerçek bombalarla saldırılıp, oradan hiç kimsenin sağ çıkmamış olması mânidar değil mi ? Özel kuvvetler binasında bulunanlar kömür hâline gelirken, aynı pilot ve uçakların Meclis duvarıını güç-belâ delmeleri, Ak Sarayın kendisini değil de bahçesini bombalamaları tuhaf değil mi ?
Muhtemelen, özel kuvvetlerdeki "Fethullahçı"ları öldürdüler; peşinden "Şehtilerimiz" diye ağıt yakıyorlar.
Öte yandan; dünyanın hiçbir yerinde davul çala çala darbe yapılmaz. Ankarada uçakların "alçak uçuş" yapması, Istanbulda Boğaz Köprüsü trafiğinin tek yönlü kesilmesi hep halkın zihninde bir "Darbe" imajı oluşturmaya yönelikti. Bulduğu her siyasi fırsatı "Ordu göreve" sloganına dönüştürmede ustalaşmış Perinçek'e âit ulusal kanal, darbe denen planın sahnelendiği ilk saatlerde "Darbeciler Fethullahçı" diyerek yayın yapıyordu.
Bu kıymetli "Bilgi"ye çarçabuk nasıl ulaşıvermişti acabâ ?
Sözcü gazetesi 14 Temmuzda "Cumhrbaşkanının altı gündür nerede olduğu bilinmiyor" şeklinde bir haber aktarmıştı. Öyle anlaşılıyor ki birileri vaziyeti uyanmış ve "Haber" yapmışlar. Ama; plân tıkır-tıkır işlemiş görünüyor. Hattâ; Kılıçdaroğlu bile arada kaynayıp gitmemek için çok çabaladı; âdetâ ecel terleri döktü.
Cumhurbaşkanının, darbe girişimi olduğu sanrısı uyandırılan saatlerde görüntülü olarak ekranlara çıkması, Halkı sokağa çağırması, hep mezkür plânın parçaları gibi duruyor.
Benim cevap bulamadığım hususlar şunlar:
- ABD gerçekten Fethulah'ı destekliyorsa siyasi iktidar nasıl oldu da ABD'nin bilgisi ve onayı dışında bu plânı hazırladı ve uygulamada muvaffak oldu ?
- İlkokul mezunu bir vaiz ülkeyi yönetenleri uyutarak devlet içine bu şekilde sızmayı başarmışsa CIA, KGB ve MOSSAD içimizde elini-kolunu sallaya sallaya geziyorlar demektir.
- Böyle bir garâbetin yaşandığı ortamda ülkeyi 15 senedir yönetmekte olan şahıs "Kandırıldık" derken neden hiç utanmamış, yüzü bile kızarmamıştır ?
Şu zekâya hayret ediyorum!..
Soru işaretleri cevap yerine geçmez. Şüpheler hüküm yerine geçmez. Bunlar araştırmaya yönelten başlangıçlardır. Ama bizim düşünme tembeli insanımız için başlangıç ve bitiş aynı.
Soruyu sorunca oradan ilerlemek zorundasın. İpuçlarını birleştirip devam etmelisin. Etrafındakilere de bunu göstermelisin. Tamam, katil uşak, ama bu sonuca nasıl ulaştığını ikna edici biçimde göstermek zorundasın.
Bizde böyle analitik zekâ ve düşünce yok. O nedenle bütün kanıtlar işkencede alınır. Bütün hükümler de böyle meze başında verilir. :)
Mesela şu "darbe tiyatro"cuların bütün yazdıklarına bakın. Bir tane "bylock" kelimesi göremezsiniz. Neden? Analitik yazıda karşı argümanlar ele alınıp çürütülür. Ama babalitik yazılarda bu zahmete gerek yok! :)
Yahu adamların yazışmaları elde, tespitli. Kişiler kameralarda, kayıtlı. Kişiler arası ilişki grafiği çözülmüş, belli. Buna rağmen neler kurgulanabiliyor...
Tamam, yine kurgula ama o kayıtları, bağları, görüntüleri de bir zahmet ele alıp açıkla, çürüt.
Bizim insanımızdan çok şey mi istiyorum? :)
Vefik Sami
13-08-2017, 13:05
Şu zekâya hayret ediyorum!..
E, bu da birşeydir tabii.
O "Zekâ"nın farkında olamayıp, Tren'e bakar gibi bakanlar da var.
Siz, epey mesâfe katetmişsiniz.
Soru işaretleri cevap yerine geçmez. Şüpheler hüküm yerine geçmez. Bunlar araştırmaya yönelten başlangıçlardır. Ama bizim düşünme tembeli insanımız için başlangıç ve bitiş aynı.
Soruyu sorunca oradan ilerlemek zorundasın. İpuçlarını birleştirip devam etmelisin. Etrafındakilere de bunu göstermelisin. Tamam, katil uşak, ama bu sonuca nasıl ulaştığını ikna edici biçimde göstermek zorundasın.
Mesajımda "hüküm" gibi görünen tek cümlem var. O da darbe tiyatrosunun Fethullahçıları tasfiye hareketi olduğuna dâir cümle. Geri kalanlar 15 Temmuzla alâkalı şahsi yorum ve sorularımdan oluşmakta. Ama; senin mesajı okumak ve anlamak gibi bir derdin yok. İşine geldiği gibi okur, anlar, mesajı işine gelen yerlerden kırpar; sonra da muhatabın savunma refleksine geçmesini seyredip gülersin.
Muhterem; Internet dünyası, reelde bir halt olamayıp sanalda ne derece "Zeki" olduğunu ıspatlamaya çabalayan zavallılarla dolu.
Bir fazlasının hiç önemi yok.
Bizde böyle analitik zekâ ve düşünce yok. O nedenle bütün kanıtlar işkencede alınır. Bütün hükümler de böyle meze başında verilir. :)
Muhatabın emek verip ürettiği düşünceleri bu denli basit ve seviyesizce küçümsemen, mevzûyu belaltına çekmen, okuduğun mesajla ilgili sıkıntılarını ele veriyor. Ben senin ancak düşüncelerini reddedebilir veya çürütebilirim. Kişilik sorunları ile psikiyatr'lar uğraşıyor.
Mesela şu "darbe tiyatro"cuların bütün yazdıklarına bakın. Bir tane "bylock" kelimesi göremezsiniz. Neden? Analitik yazıda karşı argümanlar ele alınıp çürütülür. Ama babalitik yazılarda bu zahmete gerek yok! :)
Yahu adamların yazışmaları elde, tespitli. Kişiler kameralarda, kayıtlı. Kişiler arası ilişki grafiği çözülmüş, belli. Buna rağmen neler kurgulanabiliyor...
Artık anlama özürlü olduğunu düşünmeye başladım. Ben, devlet içinde Fethullah'tan emir alan bir yapının olmadığını iddia etmiyorum. "Darbe" diye sahnelenen tiyatro'yu iktidarın sahnelediğini düşünüyorum. Umuyorum aradaki farkı kavrayacak düzeyde zekân vardır.
Tamam, yine kurgula ama o kayıtları, bağları, görüntüleri de bir zahmet ele alıp açıkla, çürüt.
Bizim insanımızdan çok şey mi istiyorum? :)
Siyasi iktidarın emir ve direktifleri doğrultusunda konuşmak, mevcut olup-bittiyi hiç sorgulamamak, hattâ mezkür iddiaların papağanlığını yapmak "zeki" olmaksa o zât-ı âli'nizde kalsın ben almayayım. Üstelik, bana "cevap" diye yazdığın mesajında sorgulamalarımı teğet geçerek, işkembe-i kübradan sallayıp kata-kulliden medet umman, aslında cevap vermeye bile değmeyeceğinin net göstergesidir.
Mesajımda "hüküm" gibi görünen tek cümlem var. O da darbe tiyatrosunun Fethullahçıları tasfiye hareketi olduğuna dâir cümle. Geri kalanlar 15 Temmuzla alâkalı şahsi yorum ve sorularımdan oluşmakta. Ama; senin mesajı okumak ve anlamak gibi bir derdin yok. ...
Muhatabın emek verip ürettiği düşünceleri bu denli basit ve seviyesizce küçümsemen, mevzûyu belaltına çekmen, okuduğun mesajla ilgili sıkıntılarını ele veriyor. Ben senin ancak düşüncelerini reddedebilir veya çürütebilirim. Kişilik sorunları ile psikiyatr'lar uğraşıyor.
Artık anlama özürlü olduğunu düşünmeye başladım. Ben, devlet içinde Fethullah'tan emir alan bir yapının olmadığını iddia etmiyorum. "Darbe" diye sahnelenen tiyatro'yu iktidarın sahnelediğini düşünüyorum. Umuyorum aradaki farkı kavrayacak düzeyde zekân vardır.
Siyasi iktidarın emir ve direktifleri doğrultusunda konuşmak, mevcut olup-bittiyi hiç sorgulamamak, hattâ mezkür iddiaların papağanlığını yapmak "zeki" olmaksa o zât-ı âli'nizde kalsın ben almayayım. Üstelik, bana "cevap" diye yazdığın mesajında sorgulamalarımı teğet geçerek, işkembe-i kübradan sallayıp kata-kulliden medet umman, aslında cevap vermeye bile değmeyeceğinin net göstergesidir.
Ben kötü anlamda polemik yapmadım. Onu yapmayı da bilirim ama yapmam. Ben sizin şahsınızda ülke insanımızın eleştirisini yapıyorum.
Yoksa her lafa cevap vermek, laf sokmak gibi eğlencelerim yoktur.
Ben size ve benzerlerinize gayet sağlam bir itiraz dillendiriyorum. Sizde bunu dürüstçe cevaplamak yerine, benim kötü polemik için girdiğim iddiasına yaslanmayı seçiyorsunuz.
Onun dışında şu yazdığınız bile sizi yalanlıyor: "Mesajımda "hüküm" gibi görünen tek cümlem var. O da darbe tiyatrosunun Fethullahçıları tasfiye hareketi olduğuna dâir cümle."
Peki "darbe tiyatrosu" size hüküm gibi "görünmüyor" mu? Bu da bir hüküm değil mi? Peki o hükme nasıl vardığınız konusunda bizleri de aydınlatmak ister miydiniz? :)
"devlet içinde Fethullah'tan emir alan bir yapının olmadığını iddia etmiyorum. "Darbe" diye sahnelenen tiyatro'yu iktidarın sahnelediğini düşünüyorum."
Peki ama o sözünü etmeye değer bulmadığınız bylock deşifrelerinde darbe muhabbetleri yapılıyor; ondan neden söz etmiyorsunuz? Fethullah'dan emir alan yapı bu gizli yolla aralarında darbeyi planlamışlar işte!
Darbenin tiyatro olduğu hükmünü vermişsiniz ama bylock yazışmalarında darbe ile ilgili yazışmalar bu hükmünüzü doğruluyor mu diye ele almıyorsunuz bile!
Ha, ben darbenin iktidar tarafından önceden haber alınıp yönlendirilmiş olabileceğine ikna olmaya yatkınım. Ama böyle bir hükmüm yok. Bunu iddia edemem. Ama sizin pek değerli kanıtlarınızı merakla beklemeye devam ediyorum! :)
Vefik Sami
13-08-2017, 14:50
Ben kötü anlamda polemik yapmadım. Onu yapmayı da bilirim ama yapmam. Ben sizin şahsınızda ülke insanımızın eleştirisini yapıyorum.
Yoksa her lafa cevap vermek, laf sokmak gibi eğlencelerim yoktur.
Ben size ve benzerlerinize gayet sağlam bir itiraz dillendiriyorum. Sizde bunu dürüstçe cevaplamak yerine, benim kötü polemik için girdiğim iddiasına yaslanmayı seçiyorsunuz.
Benim iddia ettiğiniz usülde "tercih"lerim yok. Bu forumda epey eski sayılırım. Mesajlarda sehven yapılmış hatâlardan, değişik anlamlar ihtivâ edebilecek cümleleri istediğim gibi anlayıp muhatabı sıkıştıma kurnazlığından nemalanmadığımı bilenler, bilir. Ana mevzûyu bırakıp, karşılıklı birbirimizi itham etmeyi geçelim. Benim sizinle ilgili tesbitlerim "üfürme" değil. Ne yazarsam paragraf-paragraf alıntılar, altına ya cevaplarımı aktarır, ya da sorularımı sorarım.
Onun dışında şu yazdığınız bile sizi yalanlıyor: "Mesajımda "hüküm" gibi görünen tek cümlem var. O da darbe tiyatrosunun Fethullahçıları tasfiye hareketi olduğuna dâir cümle."
Peki "darbe tiyatrosu" size hüküm gibi "görünmüyor" mu? Bu da bir hüküm değil mi? Peki o hükme nasıl vardığınız konusunda bizleri de aydınlatmak ister miydiniz? :)
Hem "hüküm gibi görünen" dememi dikkate verip âdetâ "öküz altında buzağı" arama derdindesin.
Hem "Hüküm gibi görünmüyor mu" diyorsun.
Seni fazla mı ciddiye alıyorum;
Yosa sen mi hedef saptırma çabasındasın.
Kısa süre sonra bu da anlaşılır.
"Hüküm gibi görünen" demek; "okunduğunda böyle anlaşılan" demeye gelir ki bu, "Hüküm değildir" şeklinde aslâ algılanmaz. Böyle anlamak için çok çaba sarfetmiş olmalısın. Ben bunun tarafımca ortaya konan bir hüküm olduğunu zaten yazıyorum. Hattâ; başlığı açmış olmamın ana sebebi vardığım bu hükümdür.
Neden inkâr edeyim ki ?
"devlet içinde Fethullah'tan emir alan bir yapının olmadığını iddia etmiyorum. "Darbe" diye sahnelenen tiyatro'yu iktidarın sahnelediğini düşünüyorum."
Peki ama o sözünü etmeye değer bulmadığınız bylock deşifrelerinde darbe muhabbetleri yapılıyor; ondan neden söz etmiyorsunuz? Fethullah'dan emir alan yapı bu gizli yolla aralarında darbeyi planlamışlar işte!
Darbenin tiyatro olduğu hükmünü vermişsiniz ama bylock yazışmalarında darbe ile ilgili yazışmalar bu hükmünüzü doğruluyor mu diye ele almıyorsunuz bile!
Ha, ben darbenin iktidar tarafından önceden haber alınıp yönlendirilmiş olabileceğine ikna olmaya yatkınım. Ama böyle bir hükmüm yok. Bunu iddia edemem. Ama sizin pek değerli kanıtlarınızı merakla beklemeye devam ediyorum! :)
Bahse konu "Darbe" ile ilgili siyâsi iktidar tarafından o kadar tutarsız iddialar dillendirildi ki, artık bylock için basına servis edilenlere dikkatle yaklaşıyorum. Eğer bir darbe görüntüsünde tezgâh açılmışsa, siyasi iktidarın bu tezgâhı halk nezdinde kuvvetlendirecek dezenformasyon yapıyor olması akla-mantığa ters mi ?
Bakınız; ben Fethullah Gülen'in devlet içinde örgütlendiğine itiraz etmiyorum. Adamın amacı bu yolla Şeriat devleti kurmak. Mevcut konjonktürde özelikle de dünyadaki egemen kültürün bizim topluma etkilerini dikkate aldığımızda tabandan yükselen "Şeriat" seslerini beklemek hayalcilik olur. Tıpkı Mustafa Kemâl'in yaptığı gibi devlet içinde kadrolaşıp, mevcut yapının zaaflarını kontrol ederek amacına ulaşmak istiyor. Benim hayretime mûcip olan; Tayyip'in de aynı amacı taşıyor olmasına rağmen, birbirleriyle ters düşmüş görünmeleri ya da gerçekten durumun böyle olması.
"Bahse konu "Darbe" ile ilgili siyâsi iktidar tarafından o kadar tutarsız iddialar dillendirildi ki, artık bylock için basına servis edilenlere dikkatle yaklaşıyorum. Eğer bir darbe görüntüsünde tezgâh açılmışsa, siyasi iktidarın bu tezgâhı halk nezdinde kuvvetlendirecek dezenformasyon yapıyor olması akla-mantığa ters mi ?" Vefik Sami
Bakın işte ben de size bunu anlatmaya çalışıyorum. Bylock servislerine "dikkatle", yani şüpheyle yaklaşıyorsunuz ve bu "dikkat", bu şüphe sizin onları yok saymanız için, onları dikkate almamanız için yeterli olabiliyor.
Dediğim gibi, şüphe eşittir hüküm...
Şüpheleniyorum, o halde yoktur! :)
Yani siz neyi dikkate alıp neyi almayacağınıza karar verebiliyorsunuz. Böyle bir seçim yapma özgürlüğü ve hakkı buluyorsunuz kendinizde. Bylock deşifrelerinde sahtecilik ihtiyaç ihtimali görüp onları es geçebiliyorsunuz.
Öbürü de aksi yönde eş geçme hakkını kullanıyor.
Bu da türk işi analiz oluyor! :)
Sonra da ben "meze başı analiz" deyince kızıyorsunuz! :)
Vefik Sami
13-08-2017, 15:44
Bu da türk işi analiz oluyor! :)
Sonra da ben "meze başı analiz" deyince kızıyorsunuz! :)
Nasreddin Hoca Akşehir kadısı iken, merkebinin üzerinden heybesini çalmışlar.
Hoca, emrindeki memurlarına;
- Tez heybemi bulup getirin; yoksa ben yapacağımı bilirim !..
diye gürlemiş.
Gariban memurlar o dağ senin, bu ova benim arayıp nihâyet akşam saatlerinde doğru heybeyi bulmuşlar. Memurlardan biri merak edip;
- Hocam, heybe bulunmasaydı ne yapacaktınız ?
diye sorunca;,
Hoca;
- Hiç, eski kilimden yeni bir heybe yapacaktım.
demiş.
Benim kimseye kızma âdetim yoktur.
Muhatabımın mesajında ciddiyetsizlik, "ti"ye alma gibi durumlardan şüphelenrisem ölçülü bir tepki koyarım; o kadar.
Temcit pilavı gibi tekrarladığınız husûsa gelince; adına "Darbe" denen hadise ile ilgili olarak mevcut durumdan ulaşabildiğim veriler, bende bu işin iktidar tezgâhı olduğu yönünde kuvvetli bir kanâ'atin oluşmasını sağlıyor. Vardığım hüküm de bu kanâ'atlerime dayanıyor. Benim gibi sâde bir vatandaşın bunu ıspat etmesini beklemiyorsunuz sanırım. Yaptığım şey, olması gereken "darbe" mantığı ile 15 Temmuzda yaşananların pek uyumlu olmadığını anlatmak. Zâten, bunu ilk mesajımda 7 madde olarak sıraladım. Siz, benim bu mevzuda ulaştığım hükme katılmayabilirsiniz. Farklı algılarınızı ya da sorularınız da olabilir. Benim itiraz ettiğim şey; "Farklı" görünen düşüncelerinizi istihzâi bir üslûp seçerek aktarmanız. Muhatabı ciddiye almayan, aşağılayan bir tarz kullanmanız.
Yoksa istediğiniz kadar siyasi iktidar paralelinde yazabilir, iddialarda bulunabilirsiniz.
Bence bir mahzuru yok.
Sâdece şahsişeltirmeyin kâfi...
"adına "Darbe" denen hadise ile ilgili olarak mevcut durumdan ulaşabildiğim veriler, bende bu işin iktidar tezgâhı olduğu yönünde kuvvetli bir kanâ'atin oluşmasını sağlıyor. Vardığım hüküm de bu kanâ'atlerime dayanıyor. Benim gibi sâde bir vatandaşın bunu ıspat etmesini beklemiyorsunuz sanırım." Vefik Sami
Bakın, kanaat başkadır, hüküm başka. Kanaat hüküm demek değildir. "Kuvvetli kanaat" de öyle. Bunlara dayanarak hüküm verilmez.
Siz "darbe tiyatro" derken kuvvet kanaatlerinize dayanarak söylüyorsunuz. Oysa onlara dayanarak ancak "darbe tiyatro mu?" diye sorabilirsiniz.
Siz sorulardan yol çıkıp hükme varıyorsunuz. Aradaki süreci atlıyorsunuz. O süreçtir asıl emek isteyen. Sizinkisi değil...
Size, sizi kızdıran laflar etmemin sebebi işte bu. Üstelik bu ileri sürdüğünüz gibi şahsî değil, genel bir eleştiri. Bu eleştiride istihza var, evet! :)
Sade bir vatandaştan ispat bekleyemez mıyız? Lafa bak! İddia et ama ispat beklemeyin de. Sade vatandaşların neden kahve köşelerinde memleket sorunlarını hallettiği anlaşılıyor...
Bir kere siz o ispatı kendiniz için yapmaya çalışmalısınız. İddia eden sizsiniz ve kendinize ediyorsunuz öncelikle. İspat edemeden iddia etme keyfiyeti olur mu, bizde oluyor!
Mudiban Çivitgorz
13-08-2017, 16:31
MİT müsteşarı hakan fidan ile hulisi akar, 15 temmuz'un akşam saatlerinde kalkışmanın başında darbeyi yöneten isimlermiş gibi yapıp TSK'daki darbe heveslisi subayları trollediler. Hakan fidan ile Hulisi akar, Tayyip'in talimatlarıyla uyum içinde, gerçek niyetlerinin darbe yapmak değil, darbe yaparmış gibi yapıp, galeyana gelen fetöcü subayları avlamak olduğunu iyi sakladılar ve başarılı oldular. Hakan fidan ile Hulisi akar, self-coup sırlarına vakıf çok kritik iki isim oldukları için halen görev başındalar ama Tayyip bu iki isimden nasıl kurtulacak ben de merak ediyorum.
MİT müsteşarı hakan fidan ile hulisi akar, 15 temmuz'un akşam saatlerinde kalkışmanın başında darbeyi yöneten isimlermiş gibi yapıp TSK'daki darbe heveslisi subayları trollediler. Hakan fidan ile Hulisi akar, Tayyip'in talimatlarıyla uyum içinde, gerçek niyetlerinin darbe yapmak değil, darbe yaparmış gibi yapıp, galeyana gelen fetöcü subayları avlamak olduğunu iyi sakladılar ve başarılı oldular. Hakan fidan ile Hulisi akar, self-coup sırlarına vakıf çok kritik iki isim oldukları için halen görev başındalar ama Tayyip bu iki isimden nasıl kurtulacak ben de merak ediyorum.
İddiasını ispatlamakla mükellef olmayan bir sâde vatandaş daha!.. :)
Vefik Sami
13-08-2017, 16:46
Bakın, kanaat başkadır, hüküm başka. Kanaat hüküm demek değildir. "Kuvvetli kanaat" de öyle. Bunlara dayanarak hüküm verilmez.
Siz "darbe tiyatro" derken kuvvet kanaatlerinize dayanarak söylüyorsunuz. Oysa onlara dayanarak ancak "darbe tiyatro mu?" diye sorabilirsiniz.
Siz sorulardan yol çıkıp hükme varıyorsunuz. Aradaki süreci atlıyorsunuz. O süreçtir asıl emek isteyen. Sizinkisi değil..
Neden hüküm verilmesin ki ?
Sorulardan kanâ'atlere, kanâ'atlerden de hükümlere ulaşılabilir.
Bunu engelleyecek ne hukûki bir müeyyide, ne de ahlâki bir yaptırım var.
Hüküm bir çeşit "teorem/terori" dir. Aksi ıspat edilemeyen ve genel kabul gören düşüncelerden oluşur. Bu gün milyarlarca insan inandığı ilah'ı nesnel, somut biçimde kanıtlayamaz. Ama; var olduğuna dâir kuvvetli kanâ'atler üzerinden "Tanrı var" hükmüne ulaşır. Kimse de onu bu nedenle suçlayamaz. Çünki ilgili hüküm kişiseldir; kendisini ve benzeri düşünceye sâhip bulunanları bağlar.
Bu arada vardığım hüküm, Anayasa Mahkemesi karârı değil.
Siz de benim gibi düşünmediğinizi ileri sürer ve bunu gerekçelendirerek, düşüncelerimin "yanlış" olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız.
"Hüküm değil" diyemezsiniz.
Sade bir vatandaştan ispat bekleyemez mıyız? Lafa bak! İddia et ama ispat beklemeyin de. Sade vatandaşların neden kahve köşelerinde memleket sorunlarını hallettiği anlaşılıyor...
Bir kere siz o ispatı kendiniz için yapmaya çalışmalısınız. İddia eden sizsiniz ve kendinize ediyorsunuz öncelikle. İspat edemeden iddia etme keyfiyeti olur mu, bizde oluyor!
Ispat edilen şeyi idda etmeye gerek yoktur.
Güneş'in varlığını "iddia" eden kimseye rastladınız mı ?
Zâten, mevcut iddialar ıspatlandığında gerçek bir durum ortaya çıkmış olur.
Buna da hüküm denmez.
Hâlen belli bir ciddiyetten ve tartışma âdâbından uzak vaziyette demagoji üretiyorsun. Bu tip cümleler kurarak aklın sıra beni aşağılıyor, kafa buluyorsun. Daha önce de yazmıştım. Senin gibi "akl-ı evvek"lerden sanalada çok. Yeni karşılaştığım bir surum da değil.
Siyasi iktidar da 15 Temmuzda yaşanan görüntülerden hareketle bir "Darbe" iddiası ileri sürüyor. Peki ıspatlayabildi mi ? Orta yerde bildik iddialar ve bunları tekrarlayan papağanlardan başka veri var mı ? Şu anda "Darbeci"likten tutuklanıp yargılananlardan, bu iddiayı kabul edenler var mı ? Zihnimizdeki uçak-tank görüntüleri ile ertesi gün elleri kelepçelenip tutuklanan asker görüntülerinin birleşmesi ile oluşturulan imaj dışında nasıl bir veri var ?
Gerçi, onaylamıyorum ama; 1997 de sincan sokaklarında yürütülen 3-5 tank, hükûmetin devrilmesi için kâfi gelmişti. Hiç bir silahlı güç, darbe için hareket ederken kendisini bu denli komik durumlara düşürmez. Türkiye gibi üçüncü dünya ülkelerinde darbenin karşısında durabilecek örgütlü toplum oluşmamıştır. Eğer TSK darbe yapmayı planlasaydı; bu, silahlı kuvvetler için pek zor olmazdı.
Neden hüküm verilmesin ki ?
Sorulardan kanâ'atlere, kanâ'atlerden de hükümlere ulaşılabilir. ...
Bu arada vardığım hüküm, Anayasa Mahkemesi karârı değil. Siz de benim gibi düşünmediğinizi ileri sürer ve bunu gerekçelendirerek verdiğim hükmün "yanlış" olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız. "Hüküm değil" diyemezsiniz.
... Orta yerde bildik iddialar ve bunları tekrarlayan papağanlardan başka veri var mı ? Şu anda "Darbeci"likten tutuklanıp yargılananlardan, bu iddiayı kabul edenler var mı ? Zihnimizdeki uçak-tank görüntüleri ile ertesi gün elleri kelepçelenip tutuklanan asker görüntülerinin birleşmesi ile oluşturulan imaj dışında nasıl bir veri var ?
Sorudan kanaate, oradan da hükme ulaşılır, ama bu aradaki boşlukları doldurarak olur, bir süreç işidir, bir emek işidir. Sizlerse sadece kanaatlerinize, peşin hukumlerinize göre sorular soruyor, ardından kanaatinizi pekistirip kesin hükme varıyorsunuz.
İtirazım buna...
Her konuda böylesiniz. Ama bâri böyle önemli bir konuda yapmayın. O kadar insan öldürülmüş, kendini feda etmiş, ilk defa darbe girişimine direnmiş bu insanlar...
Hâlá nasıl bir veri var diye sorabiliyorsunuz! Yahu okuyun hiç olmazsa. Açın gazetelerde yayınlanan pilotların konuşma kayıtlarını okuyun. Bunların kimler olduğu belli. Görüntüler, kamera kayıtları var ve siz hâlâ veri soruyorsunuz!
Yazık!...
Vefik Sami
13-08-2017, 17:27
Sorudan kanaate, oradan da hükme ulaşılır, ama bu aradaki boşlukları doldurarak olur, bir süreç işidir, bir emek işidir. Sizlerse sadece kanaatlerinize, peşin hukumlerinize göre sorular soruyor, ardından kanaatinizi pekistirip kesin hükme varıyorsunuz.
İtirazım buna...
Vallâ muhterem; o bahsettiğiniz "boşluk"lar dolu.
Hattâ; istiap haddini de aşmış vaziyette.
Tabi ki görmek isteyen için.
Her konuda böylesiniz. Ama bâri böyle önemli bir konuda yapmayın. O kadar insan öldürülmüş, kendini feda etmiş, ilk defa darbe girişimine direnmiş bu insanlar...
Ölenler üzerinden bu tip duygu sömürüsünü şehit cenâzelerinde MHP yaparken, AKP itiraz ederdi. Ama şimdi bir benzerini kendisi yapıyor. Yaşınız kaç bilmem. Benim gençlik dönemim 70'li yıllarda geçti. O zamanlar sağ-sol kavgası vardı. Bu saflardan birisi içlerinde "ajan" olarak şüphelendiklerini götürür, ölümünün sorumluluğunu karşı tarafa yükler, adamın cenâzesini de "Şehit" diye taşırlardı. AKP'ye siyâsi rant temin etmese emin ol, kimin nerede öldüğü bunların umurlarında olmaz. Kendi çocuğu "çürük"e ayrılıp askerlik yapmazken, başkalarının evlatlarının cenazelernde bulunmak bir samimiyet göstergesi değildir. Ha, ben "Tayyip'in evlatları ölsün" diye yazmıyorum bunu. Gönül ister ki kimse ölmesin. Ama herçek hayat temennilerle yürümüyor.
Hâlá nasıl bir veri var diye sorabiliyorsunuz! Yahu okuyun hiç olmazsa. Açın gazetelerde yayınlanan pilotların konuşma kayıtlarını okuyun. Bunların kimler olduğu belli. Görüntüler, kamera kayıtları var ve siz hâlâ veri soruyorsunuz!
Yazık!...
Okumadığımı nereden biliyorsun ?
Siyasi iktidarlar kamuoyu oluştrmak için sık sık dezenformasyon yapar.
Ortada Fethullah açısından "Ya hep, ya hiç" durumu yoktu.
Askeriyedeki adamları deşifre olmuşsa sadece oradaki etkinliğini kaybederdi.
Görünen de Orduda ve Adâlet bakanlığında epey tasfiye yaşanacağı şeklinde idi.
Ama şimdi ne oldu ?
Hemen her kurumda tasfiyeler başladı.
"Darbe" gerekçesi olmasa hangi iktidar, ne ile başarabilirdi tüm bu tasfiyeleri ?
Devletin tüm imkânlarını, istihbâri kaynaklarını elinde tutmasına rağmen, sn. Cumhurbaşkanı "Kandırıldık" demeyi kendisine yakıştırırken, "Allah rızası" dışında hiç bir amacı beklentisi olmayan Yozgat'ın filan köyündeki Fatma nine ile Kayseri'nin feşmekân köyündeki Mahmut dede neden "Kandırıldık" deyip de kenâra çekilemiyor ? Fethullah devlet içine bu denli tehlikeli bir sızma yapabilmişse bu hangi dönemde oldu ? Sokataki vatandaşın suçu-günâhı ne ki hapislerde çürüyor ?
Sen de biraz bunlara kafa patlat olur mu ?
Pek ümitvar değilim ama; umulur ki insan olduğunu hatırlarsın.
Vallâ muhterem; o bahsettiğiniz "boşluk"lar dolu.
Hattâ; istiap haddini de aşmış vaziyette.
Tabi ki görmek isteyen için.
Ölenler üzerinden bu tip duygu sömürüsünü şehit cenâzelerinde MHP yaparken, AKP itiraz ederdi. Ama şimdi bir benzerini kendisi yapıyor. Yaşınız kaç bilmem. Benim gençlik dönemim 70'li yıllarda geçti. O zamanlar sağ-sol kavgası vardı. Bu saflardan birisi içlerinde "ajan" olarak şüphelendiklerini götürür, ölümünün sorumluluğunu karşı tarafa yükler, adamın cenâzesini de "Şehit" diye taşırlardı. AKP'ye siyâsi rant temin etmese emin ol, kimin nerede öldüğü bunların umurlarında olmaz. Kendi çocuğu "çürük"e ayrılıp askerlik yapmazken, başkalarının evlatlarının cenazelernde bulunmak bir samimiyet göstergesi değildir. Ha, ben "Tayyip'in evlatları ölsün" diye yazmıyorum bunu. Gönül ister ki kimse ölmesin. Ama herçek hayat temennilerle yürümüyor.
Okumadığımı nereden biliyorsun ?
Siyasi iktidarlar kamuoyu oluştrmak için sık sık dezenformasyon yapar.
Ortada Fethullah açısından "Ya hep, ya hiç" durumu yoktu.
Askeriyedeki adamları deşifre olmuşsa sadece oradaki etkinliğini kaybederdi.
Görünen de Orduda ve Adâlet bakanlığında epey tasfiye yaşanacağı şeklinde idi.
Ama şimdi ne oldu ?
Hemen her kurumda tasfiyeler başladı.
"Darbe" gerekçesi olmasa hangi iktidar, ne ile başarabilirdi tüm bu tasfiyeleri ?
Devletin tüm imkânlarını, istihbâri kaynaklarını elinde tutmasına rağmen, sn. Cumhurbaşkanı "Kandırıldık" demeyi kendisine yakıştırırken, "Allah rızası" dışında hiç bir amacı beklentisi olmayan Yozgat'ın filan köyündeki Fatma nine ile Kayseri'nin feşmekân köyündeki Mahmut dede neden "Kandırıldık" deyip de kenâra çekilemiyor ? Fethullah devlet içine bu denli tehlikeli bir sızma yapabilmişse bu hangi dönemde oldu ? Sokataki vatandaşın suçu-günâhı ne ki hapislerde çürüyor ?
Sen de biraz bunlara kafa patlat olur mu ?
Pek ümitvar değilim ama; umulur ki insan olduğunu hatırlarsın.
Boşluklar doluysa biz de görelim. Bize sadece sorularınızı ve sonuçlarınızı gosteriyorsunuz. Doldurulmus kısımları, yani süreci göstermelisiniz.
Parmak izleri hizmetçiye ait. Ama acaba o mu öldürdü? Ne çıkarı var?
Katil uşak!...
İyi de nasıl vardın bu sonuca? Ha, Hammer?.. :)
Video görüntüleri ve konuşma kayıtlarını es geciyorsunuz, bylock dökümlerini de. Ama evet, çünki katil uşak!!!
:) :evil: :clap2:
Vefik Sami
13-08-2017, 18:19
Boşluklar doluysa biz de görelim. Bize sadece sorularınızı ve sonuçlarınızı gosteriyorsunuz. Doldurulmus kısımları, yani süreci göstermelisiniz.
Bu başlıkta o "boşluk"ları dolduracak epey veri-düşünce var.
Ben kanâ'atten söz ediyorum.
Sen "ıspat et" diyorsun.
Fethullah'ın avukatı değilim.
Birşeyler ıspatlama mecbûriyetim yok.
Hukukta bir kural var.
İtham edilen suçsuz olduğunu ıspatlamakla mükelef değildir.
İddia sâhibi iddiasını ıspat etmekle mükelleftir.
Şu anda darbecilikten yargılananlar var.
Ama hüküm giyen kimse yok.
Madem siyasi iktidar iddialarında haklı
Madem kendisine güveniyor.
Neden ülkeyi olağanüstü hal ortamında yönetiyor ?
Neden "Fetöcü" olarak suçlananların haklarını mahkemelerde aramalarına müsaade edilmiyor ?
Açığa çıkmasından çekindikleri şeyler mi var ?
Parmak izleri hizmetçiye ait. Ama acaba o mu öldürdü? Ne çıkarı var?
Katil uşak!...
İyi de nasıl vardın bu sonuca? Ha, Hammer?.. :)
Video görüntüleri ve konuşma kayıtlarını es geciyorsunuz, bylock dökümlerini de. Ama evet, çünki katil uşak!!!
:) :evil: :clap2:
İnsan savunduğu şeyi artık savunamayacağını anlayınca; mevzuyu basitleştirmeye, saptırmaya, gargaraya getirmeye uğraşırmış.
Bu çocukça hicivleri artık terk etsen diyorum.
Belki seni rahatlatıyor zannediyorsun.
Fakat; komik durmlara düşüyorsun.
İnsan savunduğu şeyi artık savunamayacağını anlayınca mevzuyu basitleştirmeyi saptırmaya, garharaya getirmeye uğraşırmış.
Bu çocukça hicivleri artık terk etsen diyorum.
Belki seni rahatlatıyor zannediyorsun.
Fakat komik durmlara düşüyorsun.
Komik ama öğretici... Derdimi iyi anlatmama imkan sağlıyor.
Komik ve ben de gülüyorum kendi yazdıklarıma. Tabii sizin öfkenize de...
Siz haksız olduğunuzu bilmenin öfkesi içindesiniz.
Vefik Sami
13-08-2017, 18:35
Komik ama öğretici... Derdimi iyi anlatmama imkan sağlıyor.
Komik ve ben de gülüyorum kendi yazdıklarıma. Tabii sizin öfkenize de...
Siz haksız olduğunuzu bilmenin öfkesi içindesiniz.
Emin ol öfkeli değilim.
Öfkelenmem için karşımda değer verdiğim bir durum olmalı.
Sâdece; gerçekte hiçbir değeri savunmayan, 'savunuyor' görünerek kendince "Beyin jimnastiği" üzerinden, geyik muhabbeti yapan birini ciddiye alıp da muhatap kabul ettiğim için kendime kızıyorum.
Bu kadar uğraşma amacım birşeyler ıspatlamaya mâtuf değil.
Bâzen sanatçılar ayna karşısına geçip "prova" yaparlar.
Ben de karşımda ciddi bir muhatap olduğunu farz ederek biraz "düşünce idmanı" yaptım.
Hasbelkader, gelip de burada yazılanları okuyanlar belki istifâde ederler diye.
Şüpheci Dinsiz
13-08-2017, 20:59
Ahmet Nesin'in konu hakkında 20'ye yakın "okunması gereken" makalesi var.
https://www.artigercek.com/author/ahmetnesin
--/--
Sevgili Nero,
Kasiyopya konusuna yaklaşımlarınıza bakarak size karşı biraz rezervliyim. Sizin bakış açınızın aklıselimle pek bağdaşmadığını düşünüyorum.
Bylock nedir tam bilmiyorum, ama şifreli haberleşilen bir tür messenger programı olduğunu tahmin ediyorum. Fethullah örgütü mü yazdırmış, hazır bulup grup mu kurmuşlar, her nasılsa, örgüt üyeleri bu sisteme üye olup, bu programı kullanarak şifreli haberleşme yapmış. Gizli kapaklı iş yapanların yapması gereken bir şey bu.
Bu Fethullahçılar, Ergenekon, Balyoz, Casusluk kumpaslarında insanların telefonlarına olmayan telefon numaraları yerleştirdi, olmayan aramalar yaptıklarına ilişkin loglar yerleştirdi. Bu sırada devlet üst yönetimi AKP'nin elindeydi ve gevrek gevrek gülüp ellerini ovuşturuyorlardı.
Siz şimdi bylock derken o günleri hatırlayın ve elektronik ortamda veya fiziksel olarak her şeyin devletin elince var/yok edilebileceğini göz önünde tutun, kayıtlı olan konuşmaları bile şüpheyle karşılayın. Çünkü, bu kayıtların gerçek/sahte olduğuna ilişkin araştırma yapacak, gerçeği açıklayacak bağımsız bir bilim kurumunuz yok, bağımsız bir hukuk-adalet kurumunuz da yok, gerçeği arayan bir devlet iradesi hiç yok.
Sevgiler
Sevgili Nero,
...
Bylock nedir tam bilmiyorum, ama şifreli haberleşilen bir tür messenger programı olduğunu tahmin ediyorum. Fethullah örgütü mü yazdırmış, hazır bulup grup mu kurmuşlar, her nasılsa, örgüt üyeleri bu sisteme üye olup, bu programı kullanarak şifreli haberleşme yapmış. Gizli kapaklı iş yapanların yapması gereken bir şey bu.
...
Siz şimdi bylock derken o günleri hatırlayın ve elektronik ortamda veya fiziksel olarak her şeyin devletin elince var/yok edilebileceğini göz önünde tutun, kayıtlı olan konuşmaları bile şüpheyle karşılayın. Çünkü, bu kayıtların gerçek/sahte olduğuna ilişkin araştırma yapacak, gerçeği açıklayacak bağımsız bir bilim kurumunuz yok, bağımsız bir hukuk-adalet kurumunuz da yok, gerçeği arayan bir devlet iradesi hiç yok.
Sevgiler
Sevgili şüpheci dinsiz, ben size şüphe etmeyin, emin olun demiyorum ki? Şüphe edin, ama şüpheyi hüküm hâline getiriyorsunuz. Buna karşı çıkıyorum.
Vefik beyle tartışmamızı izlemişsen bunu fark etmiş olman gerekiyor. Sorular soruyor, ardından hüküm veriyor: darbe tiyatro!
Bylock da düzmece olabilir mi? Bence değil, ama neden olmasın? Belki öyledir.
Ama "belki öyledir" demek farklı, "düzmece olamaz mı?" sorusuyla bylock delilini safdışı bırakmak ayrı.
Olamaz mı? Olabilir. Peki öyle mi? Sizler "olamaz mı"dan "öyle"ye atlıyorsunuz.
Bu kötü bir yöntem. Bu yolla her iddia savunulabilir.
Sonra bakar mısın sevgili şüpheci dinsiz, sorular da soru olsa! Onlar da kendi önyargıları, yani peşin hükümleri doğrultusunda oluşturulmuş, hayal mahsulü sorular. İşte basit bir örnek:
"5 - Bu "Necip" milletin kimi muazzez vatandaşlarının, darbecilerin yargılandığı mahkeme kapılarında "idam, idam" diye feryad-figan bağırmaya mecâlleri vardı da otuzbin kişinin ölümünden sorumlu Öcalan, yıllardır bir adada besiye çekilirken, bu "nezih" insanlar "Gırtlak kanseri"mi olmuşlardı ?" Vefik Sami
Bunu "soran" beyefendi bir hoca ve yaşlı birisi. Yani Öcalan yakalanıp yargılandığında sıradan halkın nasıl idam idam diye gösteri yaptığını, müebbet hapse mahkum edilince nasıl tepkiler konduğunu bilmiyor olamaz. Belki unutmuştur, bence computer diliyle "yoksay"mayı seçmiştir.
Yani ortada gırtlak kanseri yok, bence ortada alzaymer da yok, ama bilinçli bir seçim var. Sırf kendi peşin hükmü için kullanışlı soru bulabilmek amacıyla yapılan bir seçim daha!..
Şimdi sevgili şüpheci dinsiz, bana Kasyopya nedeniyle koyduğun rezervin bir kısmını, bu veriler ışığında acaba Vefik beye aktarabilir misin? :)
Vefik Sami
14-08-2017, 14:53
Yemezler muhterem !..
Hedef seçtiğin mesajlardan nasıl "cımbızlama" yaptığını,
Mesaj içerisinde aktarılan kimi düşünceleri kendince anlam çarpıtmasına uğratarak, muhatabın söylemediklerini "söylemiş" gibi yapıp, soru yönelttiğini,
Sana verilen cevaplardan işine geleni görüp, gelmeyenleri görmediğini,
Aslında mesajla, fikir ve düşüncelerle ilgilenmediğini, kimi mesajlardan paragraflar alıp bunun üzerinden mesaj sahibine "Ad Hominem" yaptığını,
Yazarları birbirine takmak için son derece sinsi numaralar çektiğini,
Artık bu forumda bilmeyen yoktur.
Aslında cevaplarını bildiğin şeyleri soruyorsun.
Bunu yaparak hem kendince eğleniyor, hem de muhatabını tahrik edip anlamsız-mânâsız tartışmalarla geyik muhabbeti yapıyorsun.
Senin "sivri" zekâna malzeme olacak yaşı çoktan geçtim.
Kendini fazla önemseme.
"Alzheimer" lı ihtiyar bile yemiyor artık bu numaraları.
Günün birinde adam gibi yazmaya karar verirsen, belki muhatap olurum.
Hade, başka kapıya...
Yahu alzaymer olacak olan benim, ben bile görüyorum, hatırlıyorum, Öcalan yakalanıp yargılandığında hep idam talebiyle gösteriler oldu. Unutmuş olman bence sıhhî değil, kastî! :)
Şüpheci Dinsiz
14-08-2017, 15:59
Sevgili Nero,
Geçmişte çok can yakmış, dini rejim özlemiyle sistemli bir şekilde memleketin dibini oymuş, içini boşaltmış, ahlaki çöküntünün değirmenine tanker tanker su taşımış bazı örgüt-kişilerin şimdi başına gelenlerin "müstehak" olmaları bir yana, "herkes için bağımsız yargı" derim. Kimsenin kimseye baskı yapamadığı, herkesin hakkını arayabildiği, sistemi denetleyebildiği şeffaf bir düzen isterim.
AKP'den önce devlete güvenim yoktu, kendisiyle mesafeliydik. Şimdi ise devlet bana düşman olduğunu açıkça her fırsatta gösteriyor. Halk=devlet olması beklenirken, parti=devlet, partiye oy vermeyen vatan haini oldu, partiye oy vermeyen %50 de hain ilan edilmiş oldu. Devlet, hainin kolunu kırmak, gözünü oymak, yakmak, katletmek, yağmalamak, tecavüz etmek, aç bırakmak, zindana atmak serbest diyen bir anlayışla yönetiliyor. Kendisini hukukun-adaletin sahibi olarak görüyor. Bir tür tanrı kompleksi bu.
Neyse, uzun konular.
Sevgiler
Sevgili Nero,
Geçmişte çok can yakmış, dini rejim özlemiyle sistemli bir şekilde memleketin dibini oymuş, içini boşaltmış, ahlaki çöküntünün değirmenine tanker tanker su taşımış bazı örgüt-kişilerin şimdi başına gelenlerin "müstehak" olmaları bir yana, "herkes için bağımsız yargı" derim. Kimsenin kimseye baskı yapamadığı, herkesin hakkını arayabildiği, sistemi denetleyebildiği şeffaf bir düzen isterim.
AKP'den önce devlete güvenim yoktu, kendisiyle mesafeliydik. Şimdi ise devlet bana düşman olduğunu açıkça her fırsatta gösteriyor. Halk=devlet olması beklenirken, parti=devlet, partiye oy vermeyen vatan haini oldu, partiye oy vermeyen %50 de hain ilan edilmiş oldu. Devlet, hainin kolunu kırmak, gözünü oymak, yakmak, katletmek, yağmalamak, tecavüz etmek, aç bırakmak, zindana atmak serbest diyen bir anlayışla yönetiliyor. Kendisini hukukun-adaletin sahibi olarak görüyor. Bir tür tanrı kompleksi bu.
Neyse, uzun konular.
Sevgiler
Ama ben de zaten akp'ye veya devlete gūvenmeni söylemiyorum ki. O başka bu başka. Ben sadece akıl yürütme tarzına itiraz ettim.
Derdimi açıkça anlatabildim sanıyorum aslında...
Engse Hohol
25-08-2017, 07:57
✔ (http://odatv.com/hakan-fidanin-tanik-olarak-dinlenmesi-erdoganin-iznine-baglandi-2508171200.html) 24 ağustos KHK'sı ile MİT Müsteşarı'nın tanıklığı Cumhurbaşkanı’nın iznine bağlandı. Hakan Fidan'ın tanık olarak dinlenmesi Tayyip Erdoğan'ın iznine bağlandı yani. Tayyip ise Hakan Fidan'ı tanık sandalyesine oturtmaz. Çünkü Hakan Fidan ne konuşursa konuşsun, sonuç bütünlüğünde paradigma ortaya çıkacaktır. 15 temmuz tiyatrosunda üretilmiş paradigmanın tutarsız veya çelişik tanık ifadeleri ortaya çıkması sözkonusu olsun istemez RTE.