PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ustalar ezoterizmi biliyordu


Nero
11-09-2017, 16:06
Taş olarak ölmüştüm, bitki oldum.

Bitki olarak öldüm ve hayvan oldum.

Hayvan olarak öldüm, o zaman insan oldum.

Öyleyse ölümden korkmak niye?

Hiçbir sefer kötüye dönüştüğüm,

Ya da alçaldığım görüldü mü?

Bir gün insan olarak ölüp,

ışıktan bir yaratık,

rüyaların meleği olacağım.

Fakat yolum devam edecek,

Allah'tan başka her şey kaybolacak.

Hiç kimsenin görüp duymadığı birşey olacağım.

Yıldızların üstünde bir yıldız olup,

Doğum ve ölüm üzerinde parlayacağım.


Mevlana Celaleddin-i Rumî

Nero
11-09-2017, 16:21
World'le tartışmıştık bu konuyu, şiiri öğrenmemi sağlayan da o oldu. Kendisi bu şiirdeki ezoterizmi, 7 yoğunluklu varoluş anlatımını görememiş ama benim görmemi sağladı. :)

Daha önce de Mevlana'nın öte dünya tasvirine denk gelmiş ve çok beğenmiştim. Mevlana o tasvirinde ölümün ve ölümde gidilen yoğunluğun anlatımını yapıyordu. İlk fırsatta onu da buraya aktarayım.

İslam tarihi boyunca işte böyle büyük, aydınlanmış ustalar oldu. Bunlardan örnekler verelim burada.

Nero
21-09-2017, 14:43
Bakın bakalım eyy islamofobikler, Mevlana "ustamız", cennet ve cehennemi nasıl tasvir ediyor, hûriler ve zebânilerle mi, yoksa başka türlü mü...



Mesnevi'de Cennet


“Bir Müslüman secde yâhut rükû edince, onun secdesi ve rukûu âhiret âleminde cennet olur.

Birinin ağzından Cenâb-ı Allah’ı övme, hamd ü senâ çıkınca, Cenâb-ı Hakk o hamdi, o övgüyü cennet kuşu yapar.

Senin elinden sadaka ve zekât verilince, o sadaka ve zekât cennet bağı ve bahçesi olur.

Senin sabır suyun, cennet ırmağı kesilir, cennette akan süt ırmağı da senin sevgindir, aşkındır.

İbâdetten aldığın zevk, cennetteki bal ırmağıdır. Kendinden geçişin, mest oluşun da şarap ırmağıdır.

Bu sebepler, yaptığın işlere benzemez. Fakat Allah bu sebeplerin yerine o eserleri nasıl getirdi? Bunu da kimse bilemez.

Bu sebepler, dünyada iken nasıl senin fermânın, buyruğun ve irâden meydana gelmişse, cennetteki o dört ırmak da senin buyruğuna, irâdene uyacaktır. Dünyadaki güzel sıfatlar senin emrinde olduğu gibi, cennetteki ırmaklar da senin emrindedir.

Cennetteki ağaçlar da, senin buyruğunu yerine getirirler. Çünkü o ağaçlar, senin dünyadaki iyi sıfatlarından, ahlâkından yeşerdiler, meyve verdiler.

Bu güzel sıfatlar, bu dünyada senin buyruğun altında idiler. İyi huylarına, ibâdetlerine karşılık olarak verilen şeyler de, öteki dünyada, senin elinde olacaktır.

Elinden bir mazlum yaralandı, zulüm gördü ise o zulmün cehennemde bir ağaç olur, ondan zakkûm meyvesi husûle gelir ve onu yersin.

Sen hiddete kapılıp, gönüller kırdı, gönüllere ateş düşürdü isen, o ateş cehennem ateşinin mayası olur seni yakar yandırır.
Senin öfke ateşin bu dünyada insanların gönlünü yakardı. Ondan doğan cehennem ateşi de, orada seni yakar, yandırır.

Senin hiddet ateşin, burada, insanlara kastederdi. Ondan doğan cehennem ateşi de, orada sana saldıracaktır.

Dünyada hiddete kapıldığın zaman ağzından çıkan yılan ve akrep gibi insanları sokan sözlerin, orada yılan ve akrep olup senin kuyruğundan yakalayıp sokacaktır. İşte böylece yaptığın iyiliğin de kötülüğün de karşılığını ahirette bir bir aynıyla göreceksin.”

http://www.kadinveaile.com/mesnevide-cennet/

"ictenlik"
21-09-2017, 15:08
Adı geçenin - Ruminin ya da Celaleddinin ve (Mevlana denilenin) ustalığı ise tartışılır.
Bir çıraktır öğrencidir belki.
Belki Şems e öykünüyordu ya da kendini yöneltiyor ve zorluyor belli o yöne çünkü Şems ve etkin bilgi
Bu (yukarda anlatılan) kavramayı almış eğitilmiş ve peşinden gidiyor.peşinde dolaniyor belli ki.
Söz söyleme verme isteği yoğun ama yani ne desek.
Zorlama yazılmış şeyler bunu burdan görebiliyoruz. Kendini kavrama /kavramaya yönelttiğini.
Altı (aşkın ya da saltık) bir kavrama dolu değil.
Kamışın içi boştur ses çıkarır hocam doluyken öyle ötmez. başka türlü ses çıkarır...
Celaleedin kötu bi öğrenci ya da iyi okumus eğitim görmüş biri. Anlatma telaşı var..

Kaldı ki yolu ve yordamı bugün isminin devamı ve ortaya koydugu şey sahtecil ve barıscıl bir yumşaklik ve sahte sevgi
Ve muridi gorulenler ya da yol sürenler iyi hissetmek için Mevlana peşindeler ve Mevlevilik denilen altını dolduramayan bir yol..
Sevgi dolu sahte büyükler yaratılıyor ve sahte söz söyleyiciler. Yumşak sevgiye hizmet ediyor...
Iyi niyetli olabilir buna karışmıyorum. Bu benim yorumum...

Bir Seması var o da dönülürse. Biliyorsunuz Atatürk araştırtmış bunu. Raporlarında geçiyor...
Şimdi sözde seçkin sosyete derneği oluvermiş. Sema şov olmuş. Yol mu var miras mı? Bulanık laflar muğlak laflar...
İnsanlara isimler lazım .izm ler de
ve bize büyükler mi lazım

Üstü örtük telaş ve
Rumi ya da Celalleddin şişirilmiş bir insan yavrusu.insan kelebeği.yumşak gönüllü/karınlı bi adam.. Sevgi eylemi biraz daha sert dürüst ve bilinçli olmalı sanırım.
Şemsin gölgesi /öğrencisi olmaktan kurtulamamış kendiyle barışamamış ya da kendi yolunu çizememiş aldığını nakletmiş izlenimi veriyor.
Üzerinden pazarlanan aşk kavramsalı ise ayri bir facia. Arabesk bir semptomani...

Nero
21-09-2017, 15:29
Uydurtu, semânın sünnet düğün-şovu uyarlaması gibi sen de zamâne tarzı bir "eleştiri" yapmışsın.

Mevlana'ya "usta değildi" deyip bırakınca temel zayıf olmuş. Mesnevî'yi Mevlana yazmadı mı? Sadece yukarıda verdiğim şiiri bile ondaki ustalığı görmeye yeter.

Cümleler sıralamışsın ama alıntı mı, sana mı ait, belli değil. Sana aitse o cümlelerin içini doldurmalısın. Değinip geçme tarzı anlamlı değil.

"ictenlik"
21-09-2017, 16:02
Umarım tanrısının gözüne girebilmiştir ne demeliyim ki
Biz eleştirmeliyiz ki...

Görüyorum ve söz ediyorum.altını doldurmak?
. Bemim izlenimim yanlışsa boşsa söyleyeceklerimin altını ve içini tarih boşaltsın..

Semanın bir ritmiği anlamı var ya da vardırsa arştırılabilir. Tibetten uzak asyaya kadar yaygın bir bedensel zihinsel egzersizin parçası olabilir...
Tahta çiviye parmak çakıp dönmek nedir? Hem ters mi dönüyor...

Tamam kabul ediyorum bunlar kötü kaba ve geçiştirmeci yorumlar...

Bir film izlemiştim çocukken onu bulamıyorum. Başı dönmeden dönmeyi öğrenmeye çalışan bir kadın hakkında.

Mesnevi de ne var? Ne aldınız Mesneviden...iyi hissetme kitabı...

Adam (mevlana) önümdeki masada bir restoranda tabak altına konulan kağıdı süslüyor şu anda.

Dostun yanına hediyesiz gitmek buğdaysız değirmene gitmek gibiymiş öyle yazıyor. Mevlana arkadaşa özeleştirim buğdayım budur...bunlardır...

Mevlana anlamlıydı da niye kimse dönmuyor? Niye kimse dönmeyi denemiyor?

Mevlanacılık ,onların yaptıklarını biz yapamayız onların kavradıklarını biz kavrayamazla ilişik dönüyor...

Söz üretme telaşında yumşak karınlı iyicil bi adam...hepsi bu...

Nero
21-09-2017, 16:12
Ne var yâni tabak altındaki kağıdı süslüyorsa? Che de tişörtleri süslüyor...

Buradan nereye varırız? Kafandaki mükemmel, hatasız, kusursuz usta nedir, nasıl bir şeydir? Resmi asla yapılamayacak ve bir yerleri süsleyemeyecek biri mi?

Allah gibi mi, peygamber gibi mi?..

Bu başlık altına yazdığım ilk mesajdaki şiiri sence de müthiş değil mi? Varoluşumuzun en temel sırrını çözmüş ve şiirleştirmiş. Taş olarak gelmekle başlayan varoluşumuzun ışık olmaya doğru giden serüveni...

"ictenlik"
21-09-2017, 16:22
Biz eleşrltirmeliyiz ki tarih ya da bu köhne anlayışlar biraz...

Ben yazmıştım bi yerde. Kadın kokusu seks özlemi sevgi esrimesi ve seks tutsaklığı vb. sekse erişememe sevgiyi suçlama cinsel kısıtlılık anlatıyor...

Yunus için yapmıştım bu yorumu ama ona daha uugun.

Buram buram rahat seks yapamama ya da cinsel arzu kokuyor arkadaşım .arzu esirgenmesi cinsel temas yoksanlığı vb. Vb...

Kadınlarla iletişim güçlüğü seksini elde edememe yada doyuramama cinsel açlık cinsel tıkantılar..

Hangi kadın kadınsal anlamda mevlanadan hoşlanıyor.cinsel sevgiyi çarpıtıyor...
Mevlana budur
Insan neslinin yarisida budur
Sevgi acligi cinsel aclik karistirma.. cinsel tensel tinsel doyumsuzluk...yoksanlik mevlananin mesnevisi
Sevgi seksi karıştırma .buram buram esiyor.
Buyumemis benlik.buyumemis erkek benlik.eril oturtamamis kisi.
Kadinsi sevgi...

Altını psikanalitik sembiyoz ,sembiyotik inceleme sembiyotik yoksanlık doldurabilir.
Anne yoksanligi anne baskisi baba siddeti ve cocukluk siddeti yumsak karinli baba sevgicil anne ne varsa gecmiste o doldurabilir

Toplumun yanlis sevgi ogretileri doldurabilir

Ama iyi bir bakis ve inceleme doldurur

Bi karıya git mevlana.bi orosbuya git.anlatsın sana hayat kaç bucak.gör sevgiyi...

Nero
21-09-2017, 16:32
Çok fazla çok bilmiş bir dil bu. Ben bu dilden hoşlanmıyorum. Azıcık şey bilip çok şey bildiğini sanma yanılgısı. O kadar ki, tanrı yanılgısı halt etmiş bunun yanında...

Sevgi-aşk-cinsellik hakkında o kadar basit genellemeler ve kestirme çıkarımlar yapılması doğru değil. Hamken olmuş, pişmiş insanlar için böyle çok bilmiş velet havalarında ahkâm kesmek haddini bilmezlik. Ben beğenmiyorum.

Cafe'lerde yapılan geyikleri bir üst level'a çıkarıp sağdan ikinci sırada oturan elâ gözlü kızı etkilemek için söylenen sözlere benziyor.

Ki bu kesinlikle ergen cinselliği demek oluyor... :)

"ictenlik"
21-09-2017, 16:33
Mevlanayı çekici bulan kadın var mı? Soralım bu söylediklerimin altını doldurabilir.
Mevlanayla sevişmek isteyen yada Mevlanaın cariyesi olmak isteyen?
Mevlanayla aynı yatağı

Mevlanayı gizemli bulan kadın var mı? Seksi bulan?

Ya erkek var mı?

Aramızda tinsel tınsal anlamda mevlanayı arzulayan var mı? takan var mı? tınlayan var mı?

Bunlar altını doldurabilir...

Nero
21-09-2017, 16:38
Kızı tavlayamayan ergenin sayıklamaları... :)

"ictenlik"
21-09-2017, 16:44
Kızı tavlayamayan ergenin sayıklamaları... :)

Ben de onu söylüyorum.katılıyorum....

Çok ezoterik değil mi?

Nero
21-09-2017, 16:45
Ben de onu söylüyorum.katılıyorum....

Çok ezoterik değil mi?


Değil.

"ictenlik"
21-09-2017, 17:25
Genel olarak verdiğim rahatsızlık ya da -hızlıcıl- karalamalarım için üzgünüm.
karalama biçimim ve hızlıca yazma verme biçimim için kendimi yadırgarlık ve yererlik duyuyorum...

buyrun benzer başlığım var/açtım.. istediğinizi yazabilir- kirlete de -bilir siniz.

http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=610981#post610981

"ictenlik"
21-09-2017, 17:36
bu şiirler/şirimsiler;

monistik kurtuluşsuzluk ve kurtuluşsuzluk sembiyozu ya da genel bir sembiyozu da ifade etmiyor mu yani?

monistik kurtuluşsuzluk / monistik dualizm-in esareti -tek arama ve kurtuluşsuzluk sembiyozu ya da genel bir sembiyozu da ifade etmiyor mu yani?

(tek arama. örn. tek kadın tek ideal ya da tek ideal kadına saplanma- saplantılı aşk ya da /tek ideal varlıksı da gerçek arama/deneyimi sınırlama ifade etmiyor mu?;;)

monistik kurtuluşsuzluk / monistik dualizm -tek arama ve kurtuluşsuzluk sembiyozu ya da genel bir sembiyozu da -sevgisizlik esareteni ve sevgi arama kuşatgacını ve sevgi büyütme üzerine söz yetirme getirme sanatı ve sözle sanat yaratma dışa vurma /dışa sevgi vurma istenci ve bundan doğan sevgiden yararlanma -ruhsal doyum arayışı -sevgi görme beklemi ve sevgi kaynağı-huzuru arama (tek saltıkta doyum arama ve saltıktan doyumlanma ve) ve buna bağlı/dayalı söz saltanatını söz büyütme sözverme telaşını da ifade etmiyor mu yani?

--ego--...

"ictenlik"
21-09-2017, 17:49
örneğin babaya yaranma ya da baba kimliği tarafından onay sevgi görme/onanma, toplumca onanma sevilme, kimliğini beğendirme gibi bir tuhaf ikileme kapılırsam ve saplanırsam ve bu ömür boyu sürerse?
çatışmacı bir hal alırsa;

ya da tersi öfke ve günah işleme ,savurganlık, saçma -kaosçuluk, kavgacılık direnç;
ya da tersi -içe kapanma -içe çekilme -kabuğuna çekilme -kendini hapsetme
ya da tersi dışa vurma

dışavurdukları dışavurduklarını ele veriyor ...

ve -asıl şu an- ben ve diğer okuyucular ve yazımcılar bunları kendi gerçeklerimizi imlerken (aslında gerçeksel ya da tınsal ) bir sevgi/ilgi görüyor çünkü gerçekleri-(mizi) imliyoruz- söylüyoruz ...ve sözcükleri hizaya getirip başka türlü boyamıyoruz ve kaçmıyoruz......

ya da mevlanayı bir aşk adamına, gönül adamına dönüştürmeyerek ve -kendi kişisel gerçek görgülünü- tam yakın imleyerek - bunu veri,yoruz ve psiko-patolojik/altyapısal tahlil -imge tahlili- sunarak sözediyoruz sonuçta değil mi?

"ictenlik"
21-09-2017, 17:58
sembiyoz nedir?
bağımsızlık yoksanlığı
bağımsızlığı bağımda arama
özgürlüğü

özgürlük özgürlüktedir. bir de orda olmalı... iki de orda üçte orda .var....

bağımlara ilişik ve ilişkili özgürlük ve özgür birlik?

insanı her türden bağımlamayan/bağımlılamayan ve içaçan örneğin genişleten/özgürleşim ve direnç duyduran bir söylemler ya da yazımlar bütünü ile kıyaslayın.

Nazım ın yüreklere -seslere- vuruşu ile yanyana getirin.. ya da daha sert bir'in. birinin...
Adı anılabilir. sevgiyle anıyoruz

---
evet.fazlasıyla sembiyotik-yoksan...
nokta...

"ictenlik"
21-09-2017, 18:22
Pekinşunu yazacağım.

Nazım çelik büker gibi bu mıy mıy yazıyor. Buna katılır mısınız?

İnsanı sarsan, derinden etkileyen bir cümlesini getirin.. Sizi derinden sarsmış bir deyim ve iletme

Ezoterik saklanmalar.çünkü Ezgin yürek. Çocuk yüreği. Çocuk gerçeği. Büyüyüp sevgiye ihtiyaç duyma sevgiye muhtaç kalma. /kılınma...
Yükün altından kalkamama...ya da yaşamın verdilerinile boğuşma boğulma anlıyoruz.

Kimlik çatışması cinsel kimlik çatışması ve çocuk yüreği evet. Seksi buyütememe ve seksini büyütememe ve seksi tam bir kefeye koyamama. Seksi bağdaştıramama ya da seksini özgürleştirememe vb de içeriyor kokuyor...diyoruz evet...

Cinsel kısıtlamalar toplumca dayatılır ya da çocukken yüklenir...

Nero
21-09-2017, 19:22
Genel olarak verdiğim rahatsızlık ya da -hızlıcıl- karalamalarım için üzgünüm.
karalama biçimim ve hızlıca yazma verme biçimim için kendimi yadırgarlık ve yererlik duyuyorum...

buyrun benzer başlığım var/açtım.. istediğinizi yazabilir- kirlete de -bilir siniz.

http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=610981#post610981


Başlığı epey gereksiz yere doldurdun, kimbilir neden...

Yine de senin bu dolduruşunu mesela bir postalbd dolduruşuna yeğlerim. En azından bir zekâ ve fikir işareti taşıyor.

Ancak misilleme teklifini kabul edemem. Ben yazma eylemini kirletme olarak algılamıyorum.

"ictenlik"
21-09-2017, 21:38
Mevlana için bir var iki var üç yok gibi...

O iki de birden bölünmüyor/yansımıyor gibi...

Hayır sayıları sıfır ve bire indirgersek
Tüm diğer sayılar bir e ilişkin olursa?

Birin sifır olduğu bir sıfırlama da bir bulunabilir...

Aslında biz bir değil sıfırız diyelim. Sıfır daha yaygan
Biri değil sıfırı arayın
Tanrı ile sıfır olma gibi
Sıfırı bir e eşitleyin dediğimi anlayacaksanız

Birin sıfır olduğu bir sifırlamada ki "bir" mantığı benim çözümüm
Ya da monistik dualizmin uzağında ki yaygan tümel bütüncül bir ya da Parmenides in varlık heryerindedir ve heryerinde aynıdır benzeri mantıklaması gerçek birdir...

Şimdi Mevlana arkadaş bunlardan uzak.
Şimdi Mevlana arkadaşın ikibuçuktan üçü var...kavraması değil...

Dilerseniz sorular yöneltebilirsiniz ya da postlardaki sorularınızı yanıtlayabilirim ya da posttaki yazmaları da yorumlayabilirim....

Nero sevgili Nero
Kasyopya dinini , Kasyopya İncilini ve Kasyopya materyalini her ne diyorsak diyorsanız onu okudum ben
Hem de çok iyi okudum. Kavramlarınız hakkında fikrim var. Sunduklarınız hakkında da...
Merhaba postlamam da sonra bunu belirttim

Kasyopya adı ya da buna dayanan verileme ilkesel olarak burada kullanmamak benzeri telaşım vardı oysa belirteyim..
Kavramlarınıza ve kavramlamanıza da yabancı değilim. Geçmişime de az çok yakın ve benzer bir çok neyi desem bilemedim ama onu da görüyorum..
Dürüst bir kaç şey daha söyleyebilirdim ya da söylemek isterdim ancak ve ama yani ne demeliyim ki?

Felsefe adını küçümsemeyin...
Tam değil ama eski günlerimi hatırlıyorum...

Mevlananın anlatımı ucuz romantik aşk kalıbında tuhaf bir şey ama bir i miri ya da biri ikiyi hiç anlayamamış onu söyleyebilirim size...

Nero
21-09-2017, 21:45
Kasyopya'yı okumuş, ilgilenmiş, ama sonra sıkılmış, heyecanını yitirmiş gibi gördüm seni.

Mesele Kasyopya değil, başkaları da var ve ortak bir bilgi var hepsinin bizlere anlattıklarında.

Mevlananın üstteki şiirinde hissedip aksettirdiği türden...

"ictenlik"
21-09-2017, 22:53
World'le tartışmıştık bu konuyu, şiiri öğrenmemi sağlayan da o oldu. Kendisi bu şiirdeki ezoterizmi, 7 yoğunluklu varoluş anlatımını görememiş ama benim görmemi sağladı. :)

Daha önce de Mevlana'nın öte dünya tasvirine denk gelmiş ve çok beğenmiştim. Mevlana o tasvirinde ölümün ve ölümde gidilen yoğunluğun anlatımını yapıyordu. İlk fırsatta onu da buraya aktarayım.

İslam tarihi boyunca işte böyle büyük, aydınlanmış ustalar oldu. Bunlardan örnekler verelim burada.

İlginçtir sanırım ki Kasyopya da 7.seviye olarak imlenen de sıfır ve bir ya da bir(1) ve iki(2) gibi bir sayı ve ikilem daha dogrusu ikilemlilik ve sayılabilirlik imi yoktur.
İkilem bile birle sayıliyor.

Tek eğer tekse sayılır mı? Kendini sayar mı? Sayar mı degilde
Tekin kendi çok olmayan çokluğunun sayisalliğı
Teki sayar mı?
O da değil

Şiirde ise
Yedi yoğunluklu bir anlatım yok sahibime taparım (peşinden giderim) var . Sönük bir yalakalık...Öyle anlıyorum...

Şiir iyiniyetli olabilir. İyiniyetli bir öykunme ya da hoş duygular ancak
Neyse bana ne mevlanadan

Peki siz paylaşınız ustalardan...

Nero
21-09-2017, 22:59
Bir sonsuzu kapsar uydurtu, bunu biliyor muydun?..

Karışık ortaya oldu artık ne yapalım! :)

"ictenlik"
21-09-2017, 23:21
O felsefe bağlamında
Bir i, bire ya da birine dogru degilde cokluga dogru toplamsal ya da butunsel ve aynısal yönelimle donerseniz bulursunuz

Orda ona anlatilan yada anlatilacak bir butunleyen toplayan birlestiren bir bir ve tumel bir bir

Mevlananın biri toplam varlık bir i değil yorumladım...

Kendi ve allah var
Yazı şiir narsizmin öbeği kusura bakmayın...
Sanırım niye yazdım oldum. Girmesemiydim buna..

Aynı narsist ya da ego/egocul gudu ya da gecmis ve benzer sureclerden gecme uzerine bunu kendime gecmisime ozelestirim ya da ayni gecmisi ve hatayı da belki hala da tasiyor olmam olarakta alabiliriz o zaman..
Mevlanaya denmemis olsun...

İşte hak arayan halka dönsün gibi bir şey .biri arayan da

Boşlukların öznesini ya da kendi ruhunu ya da boşlukların tanrısını ve kendi tekini arıyor...
Yalnız yalın soyut .aynısal varlıktan soyut.
Fazlasıyla narsist işte...pabucumun bilgesi/ustası...

Nero
21-09-2017, 23:29
Mevlana'nın narsisistliğine bir örnek verir misin?

"ictenlik"
21-09-2017, 23:55
Mevlana'nın narsisistliğine bir örnek verir misin?

Bu bakınca gorulebiliyor bunu nasıl ornekleyebilirim ki
Siire iyi bakin o halde .bi daha bakin. Bir de bu gozle okuyun...
Ya da
Belki On yil sonra bi daha okuyun o halde....

Peki şiirin kendinden aşağıya yorumlayacağım...

Eğer narsistik değilse kendini fazla zorluyor yine de. Ama kendiyle yaşıyor

Bir diğer yorum daha var Şems ya da bir başka egonun ikilemi...

Bir sonsuzu kapsar uydurtu, bunu biliyor muydun?..

Karışık ortaya oldu artık ne yapalım! :)

Bence bir le saymaya basladiginizda ve biri olusturup tanimlayip soyutladiginizda sonsuzlugu durdurdunuz ya da boldunuz ve sekteye ugrattiniz
Ve muhtemelen sonlu bir evreni baslattiniz bile...
Ve onun içindesiniz...

Benim icin sonsuzluk başsızlık ,başsız başlangıçsız eşit..

Şunu alegorik buluyoruz...
Küre gibi bir biçimde, biçimin kendi için gözlemci bile baş ya da son noktası tarif edemiyor...

"ictenlik"
22-09-2017, 00:11
[I]
Öyleyse ölümden korkmak niye?
Hiçbir sefer kötüye dönüştüğüm,
Ya da alçaldığım görüldü mü?[/B]
...


ışıktan bir yaratık,
rüyaların meleği olacağım.

Ben olacağım. Ben

[I]

Allah'tan başka her şey kaybolacak.
Hiç kimsenin görüp duymadığı birşey olacağım.
Yıldızların üstünde bir yıldız olup,
Doğum ve ölüm üzerinde parlayacağım.

Kendini seciyor ya da yukseltiyor
muhtemelen ilk alıntıya bakarak aşağılık hisleriyle zaten cebellesiyor oldugunu soyleyebilirdik..

Ki metin farklı bir gözle okunursa göz kırpıyor...
Bunu bir çocuk söylemiş olarak felan düşünün ya da teatral replik benzeri

Peki bi arkadaşıza söyletin bunu.ve dinleyin...

Peki mevlananın olduğunu bildirmeden biraz deli tonda birine sesli okuyun

Alçak olmak yuksek olmak gibi bir ikilemde bir ikilem...

Alçak olmak yadsısı var....

Ama komik yani anlatılmıyor asıl hislem....


ışıktan bir yaratık,
rüyaların meleği olacağım.

Işıktan yaratıklar var kipi örneğin kiplenir..
Ya da insanlar ışıktan yaratıklar olacaklar kipini düşünün.
Peki biz olacağız...
Işık varlıklar olduğumuz da...ışık varlıkların dünyasında ışık varlıklar olarak yaşayacağız..

Kendi olacağına inanmıyor zaten. Tanrı kompleksini aşamamış henüz....

Peki narsist değilse de çok sınırlı o halde...

Burada ve şimdi ile sorunları bitmiş mi ki bu arkadaşın...

Bence acı çekiyor ya da kendine acıyor olmalı...bu dışavurumlar tahlilinde...

Felâsife
22-09-2017, 02:07
...
Kendi olacağına inanmıyor zaten. Tanrı kompleksini aşamamış henüz....

Aynen, Tanrı kompleksini aşamamış o sözlerde, bu çok açık, bu aynı zamanda keskin gözlerden de kaçmaz, Eyvallah.
Zaten halka görede, halkın bulup bulacağı Tanrıdır, ötesi yoktur. Dolayısıyla bu sözleri söyleyen halka göre ustadır. Zaten halkta bu sözleri onaylar ki söyleyenle dinleyen aynı frekanstadır.

Oysa Mevlana çok hoş bir noktaya da gelmiş o sözlerde ama işte aşamadığı için, olayı Tanrıya bağlamış.
Bir insan başta Tanrıyı arıyorsa, en sonda da Tanrıyı buluyorsa, bulduğu şey gerçekte aradığı şeyden ziyade, bildiği şeydir. Bu ustalık mıdır? bencede değildir!

Gerçi o bir çırak olsada hümanist yönü var, ayrıca birde o halkın istediğini vermiş, halk ondan böyle şeyler istiyor çünkü, kapısında yatıp kalkıyorlar, bu yüzden Şemsle bile muhabbetini istemiyorlar, Şemsi taşlamışlar bile, defol git diye. Mevlana demeleri bile tuhaf, Rumî o devirde halkın göz bebeği.
Yoksa yazmaktan çizmekten nefret ettiğini, bir yerde yazmış, okumuştum.

Nero
22-09-2017, 09:45
Katılmıyorum sizlere. Mevlana o şiirinde bir kere "ben" derken bile "biz" demiş oluyor ve bu anlaşılıyor zaten.

"ışıktan bir yaratık,
rüyaların meleği olacağım."

Evet, biz olacağız. 6. Seviyeye ulaşabildiğimizde biz öyle olacağız. Sonra da gelip bu tartışmayı gülümseyerek ve keyifle takip edeceğiz. :)

Şu an öyle yapıyor olabiliriz. :)

"Alçaldığım görüldü mü?" derken insanken tekrar taş dönemine geri dönmediğini anlatmak istiyor.

"Allah'tan başka her şey kaybolacak." Burada 7. Seviye anlatılıyor. 1'de birlik hâline gelme. Sonsuzun 1'de birleşmesi.

Bu çok açık anlaşılabiliyor, K celselerini ve diğerlerini bilince.

Mevlana tanrı derken hep bu ezoterik anlamında diyor. Ama her şeyi açık açık yazamaz, söyleyemez. Halkın anlayışı, kabulleri, hoşgörü sınırları var. O zaman bile tepki görür, belki linç edilirdi. Şimdi bu şiiri internette aratın, karşınıza "Mevlana bu şiirinde ne demek istemiş, yoksa reenkarnasyon mu?"; "Hayır, öyle bir şey asla dememiş, şunu şunu demek istemiş" şeklinde tartışmalar göreceksiniz.

Mevlana tanrıyı aramıyor, "tanrıyı" biliyor. Peki nasıl biliyor? Bu bilgiler kuşaktan kuşağa, böyle seçkin insanlar alınıp inisiye edilerek onlara bu tür ezoterik bilgiler veriliyordu. Bilgiyi gizli ve üstü örtülü olarak ifade ediyorlardı.

Düşünsenize, cehennemin ateşte yanmak demek olmadığını Mevlana ne güzel anlatmış. Üstelik bunu o dönem başarmış. "En el hak" diyen Hallac-ı Mansur'un derisinin yüzülerek öldürüldüğü çağlar...

Siz ikinizi pek insafsız gördüm. Nedense zamane insafsızlığını analitik eleştiriye tercih ediyorsunuz. Anakronizme düşmekten bile sakınmıyorsunuz.

"ictenlik"
22-09-2017, 22:00
http://www.cafrande.org/ozgurlukten-kacis-bireyin-ortaya-cikisi-ve-ozgurluk-kavrami-erich-fromm/

Buradan ya da bir kaç linkten daha alıntılamalarla birlikte yorumlamalar sunmak istedim ancak copy paste yapılmıyordu ve şunu diyeyim o zaman.

örn.
http://www.insanokur.org/ozgurlukten-kacis-erich-fromm-karanlikta-islik-calmak-isigi-getirmez/

İnsan psikilojisine ilişkin temel kavramlar başta olmak üzere, toplum ve kitle psikoljisi ve bireyin toplum karşısında ve içindeki durumu ve kimliği üzerine biraz daha araştırma yorumlama ve düşünmeden sonra tabi ki sizde buradaki içerigi ve ona konu olan olguyu, gerçeklikten -özgürlükten ve toplumdan kaçış ve soyutlanma ile birlikte içe kapanım ve sığınma ve her türden sosyal yoksunluk ve birleşme yoksunluğu vb. olarak yorumlayabilirdiniz sanıyoruz...

Sunulan kimlik bizce narsist bir soyutlanmayı ve kaçışı ifade ediyor evet. Gerçeklikten kaçış. Sunulan, yaşanılan gerçeğin ve şimdi ve buradanın yadsınması...ertelenmesi ve hayallerde yaşama....

Sunduğu kavramlar bir ölçüde kişisel bir gerçekle ya da sözde daha evrensel bir gerçekle temas ediyor diye aksini söyleyemeyeceğiz ve bu gerçeği değiştirmeyecektir....

Sonuçta, bize göre; İçekapalılık ya da küçüksülük ve narsizm vb. balonlarının dış cidarını bulabilmek için kişi, "bir" ya da "tanrı" yerine insan ve toplum gerçeği ya da daha açık söylersek, "bir" yerine doğa /her şey /canlılık /gerçeklik vb. ve tanrı yerine de, insan -doğa- /toplum/gerçeklik -grup/grupluluk (gruplu/çoklu varoluş/grupsal varoluş vb. temelli) vb. önermeler ve gerçekler koymayı öğrenmelidir...
---

Son sonuçta ve tahlilde; konu yerine , oluşan zaman emek enerji kaybının ve israfınında -pozitif- telafisi için aşagıdaki ya da benzer bir içeriğin örneklenmesi okunması ya da paylaşılıp tartışılması vb. ni önereceğim...

http://www.altinicizdiklerim.com/indir/231/



-Yukarıdaki içerik özeti için önsöz-

Karanlıkta ıslık çalmak ışığı getirmez. Yalnızlık, korku ve şaşkınlık yerli yerinde kalır; İnsanlar buna sonsuza dek dayanamazlar. Bir şeylerden özgürlük’ün yüküne katlanmayı sürdüremezler; olumsuz özgürlükten olumlu özgürlüğe geçmedikleri sürece, özgürlükten hepten kaçmaları gerekir. Çağımızda ana toplumsal kaçış yolları, faşizmle yönetilen ülkelerde görüldüğü üzere, bir (.. ya) boyun eğme ve demokrasimizde yaygın olan zorlanımlı ‘düzene uyma’dır.

Çağdaş insan için özgürlüğün anlamı nedir? İnsan neden kendi özgürlüğünü diktatörlerin eline bırakmakta ve bir robot gibi yaşamaya razı olmaktadır?

Özgürlüğüne sahip çıkamayan insan, biyolojik olarak bir canlı olmasına karşın, ruhsal açıdan bir robot gibidir. Zihinsel ve coşkusal yetenekleri körelmiştir, canlı değildir artık. Yeni ve kalıcı hiçbir şey üretemez. Yaşama karşı tam bir açlık içinde olmasına karşın uzak durur ondan, kaçar. Çünkü davranışları ve kararları kendisine ait değildir. Onu dışındaki güçler yönlendirmektedir. Hoşnutluk ve iyimserlik maskesinin altında mutsuz ve endişeli bir insan gizlidir.

Çağdaş toplumlarda birey, kendi yazgısıyla baş başa bırakılmakta bu da kendisine korku ve güçsüzlükten başka bir şey getirmemektedir. Kendini içinde yaşadığı dünyadan ve toplumdan soyutlanmış duyan bireyler gittikçe çaresizleşerek yeni ..( la ra) verimli bir zemin oluşturmaktadırlar.

İşte Dr. Fromm, bu çok önemli konuyu bilimsel yöntemlerle inceleyerek, herkesin anlayacağı bir dille gözler önüne sermektedir.

İnsanın doğuştan getirdiği ve vazgeçilmez haklarından başka hiçbir şey değişmez değildir.

Thomas Jefferson

isterseniz alıntıları çoğaltabilirim ya da yeni bir başlık açabilirim ve tartışabiliriz...

Nero
22-09-2017, 22:28
"isterseniz alıntıları çoğaltabilirim ya da yeni bir başlık açabilirim ve tartışabiliriz..." uydurtu

Burada da olsa, başka bir yerde de olsa, benim bundan önceki mesajımda yazdıklarım dışında pek ekleyecek bir sözüm olmayabilir. Ben daha cümle cümle, satır satır tartışmaya yatkınım. Şimdi o metni indirdim ama ne zaman okurum, nasıl okurum, bilmiyorum. Daha somut olursa belki sözüm olabilir.

Ama size itiraz etmekten çok şaşkınca bakma eğilimindeyim hâlâ. Çok acımasızca bu tavrınız. Öyle buluyorum.

Kimi islamcılar Mevlana'yı moğol ajanlığıyla suçlar (hatalı olarak) ve islama karşı fikirler savunmakla suçlayıp ona ağır hakaretler eder. Sizinkiler tabii daha hafif ama daha acımasız sanki.

"ictenlik"
22-09-2017, 23:18
Diğer iki linktede konu kısa anahatlarıyla inceleniyordu ve bunun dışında da bir başlık açtım ve şunu söylemek istiyorum ki 5-10 yıl önce aynı eleştirmeleri bir başkası yapsa sizin hayretinizi sunabilirdim. bunu dürüst söylüyorum. Biraz çarpıcı bir biçimde sunmuş olabilirim. Belki de bu demektir ki; biraz etkilemek ya da konu üzerine biraz daha fazla açık dikkat toplamak istedik...

psikolojik bir tahlil de ne hakareti olabilir/bulunabilir.

"ictenlik"
23-09-2017, 00:33
Mutlakiyetçi bir varlıksal/ontik -koşul ve- Otorite Figürü olarak Tanrının onanması

Mutlakiyetçi bir varlıksal koşul ve Varlık Otoritesi olarak Tanrının Sınanması ve Sınamanın Kabülü ya da Reddi İkilemi


(Bu daha önce taslaklanmıştı ve redaksiyon ettikçe anlamlarını yıkıyorum o nedenle çirkin olsa da eksik olsa da boşluklar olsa postlayacağım ve onu düzenlemeri aşağıya ya da sonra yapacağım)

Eleştirilebilir / Şu yargıları veriyoruz o hal de....

Tanrı kavramı (kavrayışı ve kavrası) özgürlük yadsısının ve özgürlükten kaçışın doğal bir formudur /mantıksal ifadesi ve formudur

Mutlak otoriter teslimiyetin yansısı olarak tanrı (ve onun iradesi ve idaresi) otorite figürü olarak teslim olunacak naçizane ideal özlem/ideal özne ya da benzeri formu yansıtır ve taşır...

"Güç hakimiyetine dayalı bir ilerleme de ya da gücüne teslim olunacak ideal özlem arama da (ya da kendine yeni sahip -figürü- arama da yüklenilen özlemler bütünü olarak)- tanrı) hakimeyeti altına girilecek olan ideal devlet, ideal toplum ,ideal ülkü, ideal hükümet ve ideal birey gibi yansımaların sapmalı toplamıdır..."

Tanrıcılık, otoriter figürün ve otoriter teslimiyetçiliğin ifadesidir. Mutlak güç istenci ya da benzeri

bir otoriteye güvenle teslim olarak ve edilerek ya da onun himaye ve kontrolü altına girilerek yaşanacak sadık yaşamda travmasız ve çatışmasız iyiliğin dinginliği hüküm sürer

ve kendi iradenin yükünü devrederek gelen enerjiden doyumlanma, komuta itaat ve rahatlık güvencesi ve enerji ataleti sunar.

Evet tanrı formeli otoriter teslimiyetçiliğin /beni biri yönetsin iradesinin ve /biri bizi yönetsin ya da /biri bize ne yapılacağını söylesin benzeri iradelerin ve bu benzeri idari ataletin de temsili formu ve izgesidir

Boyunduruk ve himaye altında yaşamak ya da tırnak içinde boyunduruk ve himaye altında güvenle yaşamak ;
bir devletin boyunduruğu altında yaşamak ya da bir idealin ve ülkünün ya da inancın/düşüncenin ve düşünce sisteminin tahakkümü ve boyunduruğu altında yaşamak, bunlar birbirinden farksızdır. özgürlük ataleti ve kımıldamaya korkmak...savaş vermeye korkmak ve savaşımı reddetmek ve güvenlik hisleri...

Tanrı formeli özgürlük formasyonunun yadsısı ve devridir. Bunun mantıksal bir biçimsel-özsel/tinsel bir dışavurumudur.
tinsel isteğin dışavurumu, esaret-in istenci...ve bundan doyumlanma...
çekinik doyumlanmanın tınsal kabulü ve iradesi..?(bu cümleyle çelişik bulduk kendimizi)
çekinik tatminsellik?

esireme/esirlenme/tutkulanma ya da esirgeme/esirgenme vb. söz kümelerinin anlam öbeklerine daha yakın bakalım dostlar. bunların istençlerine bir göz atalım ve isterseniz göz boyayan o sözcüğün etimolojisine de

"esir" ;esir ya da bağımlı ve dayanık yaşama iradesi

bu altında yerin taban olması gibi bir g_özlemdir...ve boşlukta kalmayı istememe. düşüncene dikilen direkler ve sütunlardan medet umma ya da referans noktalarına atıf (referans noktaları olarak tabir edilen düşünmeye atıf)
-esirsiz yaşayamayız gibi bir paradoks..-

hayır bir şeyin esaretinden çıkıp başka bir şeyin "kontrolüne" /esaretine (ve çekimine) giriyoruz gibi
-gide gide daha çok

yani uyduyken gezegen, gezegenken yıldız gibi...

(başlık almak istedim ancak postu bura doğurdu...)

Felâsife
23-09-2017, 00:42
Katılmıyorum sizlere. Mevlana o şiirinde bir kere "ben" derken bile "biz" demiş oluyor ve bu anlaşılıyor zaten.

"ışıktan bir yaratık,
rüyaların meleği olacağım."

Evet, biz olacağız. 6. Seviyeye ulaşabildiğimizde biz öyle olacağız. Sonra da gelip bu tartışmayı gülümseyerek ve keyifle takip edeceğiz. :)

Şu an öyle yapıyor olabiliriz. :)

"Alçaldığım görüldü mü?" derken insanken tekrar taş dönemine geri dönmediğini anlatmak istiyor.

"Allah'tan başka her şey kaybolacak." Burada 7. Seviye anlatılıyor. 1'de birlik hâline gelme. Sonsuzun 1'de birleşmesi.

Tamam işte bunu adı İNANÇ başka bir şey değil ki, zaten bende Mevlana inanç engelini aşamamış dedim.
İnanç engelinin halklarda aşamazlar, o yüzden halkların veli dediği kişilerde kendi gibi olur.
O yüzden halkların usta dediği kişiler, bilenin yanında çırak bile olamazlar, bunda şaşılacak bir şey olmalı.


Siz ikinizi pek insafsız gördüm. Nedense zamane insafsızlığını analitik eleştiriye tercih ediyorsunuz. Anakronizme düşmekten bile sakınmıyorsunuz.

Dediğini onaylasaydık bizden insaflısıda olmayacaktı hemi :)
İnanmak güzel şeydir ama yeterli değildir, helede gerçeği arayanlar için hiç değildir, onunda ötesi olmalıdır, ki zaten bu da öyledir.
Altın kuralda, bu işlerde babana bile güvenmeyeceksindir.

Nero
23-09-2017, 19:16
"Dediğini onaylasaydık bizden insaflısıda olmayacaktı hemi" Felâsife

Nereden buluyorsunuz böyle şeyleri? Nereden biliyorsunuz bunu? Bir de gülücük... Ama niye?..

Mevlana yahu, Mev-lâ-na!.. Ustamız... ve siz... ona... neler dediniz!..

El cevap: "Dediğini onaylasaydık bizden insaflısıda olmayacaktı hemi"...

Nereden buluyorsunuz böyle şeyleri? Nereden biliyorsunuz bunu? Bir de gülücük... Ama niye?..

Da ayrı...

Felâsife
23-09-2017, 20:45
"Dediğini onaylasaydık bizden insaflısıda olmayacaktı hemi" Felâsife

Nereden buluyorsunuz böyle şeyleri? Nereden biliyorsunuz bunu? Bir de gülücük... Ama niye?..

Mevlana yahu, Mev-lâ-na!.. Ustamız... ve siz... ona... neler dediniz!..

Hem idolün olacak, hemde ulaşılamaz ulu bir kişi olacak ama sen onun USTA olduğunu bileceksin !... fakat mesele biz oldu muydu, siz nereden biliyorsunuz diye serzeniş edeceksin.

Bu işte bir yanlışlık yok mu?

Çırak ustasının boyutunu ölçemez, sözle ölçtü veya ustasını methetti diyelim, bu inançtır, ötesi olmaz. :)

İnancı kötülemiyorum dikkat et, inanç "kesinlik arz etmez" mevzu bu.

İnandığın şeyleri savunabilirsin, tutarsa bu şansına olur, tutmazsada şansına!

Nero
24-09-2017, 12:22
Hem idolün olacak, hemde ulaşılamaz ulu bir kişi olacak ama sen onun USTA olduğunu bileceksin !... fakat mesele biz oldu muydu, siz nereden biliyorsunuz diye serzeniş edeceksin.

Bu işte bir yanlışlık yok mu?


Ben onu "Dediğini onaylasaydık bizden insaflısıda olmayacaktı hemi" sözüne karşılık yazdım. Onun için "nereden buluyorsunuz böyle şeyleri, nereden biliyorsunuz bunu?" dedim.

Yani cevabını tartışmayı ilerletici bulmadım, o nedenle öyle yazdım.

Felâsife
24-09-2017, 15:11
Yo bu tartışma bundan daha fazla ilerlemez zaten, böyle kalır.
Ama sen deseydin ki bende ustayım, işin şekli değişirdi. Bundan sonra desende bir anlamı yok, çünkü savunma da kalan artık her şeyi diyebilir. :)

Sevgiler

"ictenlik"
24-09-2017, 17:31
Başlık ustalar ezoterizmi biliyordu ise tartışma ezoterizmin ne olduğu ve Rumi nin dönmeninde ezoterik öğretime ve bilgilendirmeye ilişik olup olmadığı olmayacak mıdır?

Eğer o dönemde (tas olup sonra insan olmak ve) varlık birliği ya da tanrı ile insan birliği gibi bir ezoterik bilgiler var ise ve o zaman bu bilgi gizli cemaatlerde ise ve sınırlı insana belirli koşullarla veriliyordu ise Rumi için de ezoterik bir öğretimden bilgilendirmeden -eger öyleyse- sözedebiliriz.
Ancak bugünün bilgi koşullarında Rumi nin ezoterik bir kanaldan öğretim görmüş olabileceğini sınamak tartışmak bize ne sağlayacaktır.

Konu her neyse ney de Rumi de Tanrı ve ben birliği (nin tanrı ve beni özdeştirmenin arayışı eksik telaşı) var
Tanrı ve ben bir olacağım.
henüz bir degiliz ve ona ulaşacağım (ben ulaşacağım)
ve bu seçkin bir makam izgesi var mı acaba?

Yani Sufizmin yetkin kavrayışı olduğu savlanan tüm varlık zaten aynı zamanda birdir ve tanrıdır kavramı bence henüz yol almamış...

Rumi olan, Tanrıyı ve tanrısını kendiyle birleştirmeye çalışmış (ve ona tanrı olana ulaşmaya çabalamış)
O tanrısından ve kendinden tüm diğer olanla ve tüm diger varlıkla birleşime girismemis bizce...
Yani tanrıyı varlıkla özdeştirmemiş..Tanrısını kendi beni ile özdeştirime yolu katetmis ve keni beni ile tanrı arasına köprü ç-atmış...

Ve kendini de tanrıya sonra ulaşacak ve sonra birlesecek düşük varlık olarak imlemişte bizce...

Yani Rumi nin ezoterik inisiyasyonu (varsa) yarı da ya da yolda ya da sınıfta kalmış gözüküyor...ya da o ezoteri ekolunde bilgi eksikliği var...

Birilerinin tanrı olup birilerinin olmadığı ve birilerinin tanrıya ulaşıp birilerinin ulaşamayacağı gibi varlık özdeşimi yanılgılarıda ezoterik yanılsamalar olmalı...

İnsan olarak gelmeli efendim .insan olarak. Uçan varlık değil şimdilik...

Felâsife
24-09-2017, 19:27
Eğer o dönemde (tas olup sonra insan olmak ve) varlık birliği ya da tanrı ile insan birliği gibi bir ezoterik bilgiler var ise ve o zaman bu bilgi gizli cemaatlerde ise ve sınırlı insana belirli koşullarla veriliyordu ise Rumi için de ezoterik bir öğretimden bilgilendirmeden -eger öyleyse- sözedebiliriz.
O dönemde, öncesi ve sonrasında, bu tip bir bilgi var ve aslında gizli bir öğretide değil bu.
Cemadât
Nebadât
Hayvanât
İnsanât

Diye işlenen bir bilgi birikim zaten var, bir nevi Evrimsel birikim yani, bu İslamda da var o zamanlar, Sufiler arasında da var. Sufiler bunu zaten çokta işlemişlerdir. İslam bunu terk etmiştir.
Yani bu sözler sadece Mevlana'ya maledilemez orası kesin, o yeni bir şey keşfetmedi, anca geliştirdi diyebiliriz.

Tabi geliştirdiği şey, gene başlangıçta ki aynı şey, sonunda da hayaline ulaşmış, yada ulaşacağını, öyle olacağını hayal etmiş ki bu sıkıntı Sufizm açısından.

Nero
24-09-2017, 21:39
"Tanrı ve ben bir olacağım." uydurtu

Böyle bir şey yok. Tanrı ile hep birlikte bir oluyoruz.

"ictenlik"
24-09-2017, 22:19
"Tanrı ve ben bir olacağım." uydurtu

Böyle bir şey yok. Tanrı ile hep birlikte bir oluyoruz.

-isterseniz yeni bi başlığa alayım...-

M.Ö 500 lü yıllar Parmenides

Parmenides'e göre, evrende değişen hiçbir şey yoktur. Gerçeklik, yani Varlık, mutlak anlamda Bir'dir, kalıcıdır, süreklidir, yaratılmamıştır, yok edilemez; o ezeli ve ebedidir; onda hareket ve değişme yoktur.

Onun Bir'ci görüşü, bir takım mantıksal çıkarsamalarla evrende değişimin olmadığını kanıtlamaya çalışır.Gerçeklik ebedi ve değişmez olan, yaratılmamış ve yokedilemez olan, sürekli ve kalıcı olan Bir'dir.Varlık varolagelmiştir, parçalı değil bir bütündür, hareket ve değişim söz konusu değildir.Varlık hakkında söylenebilecek tek şey varlığın varolduğudur.

-vikipedi-

"hiçbir Varlık yoktur ki onda Varlıktan yoksun olsun.
Tüm olan eksiksiz olduğu için, tüm yerlerde belirlenimlerinde kendisi gibidir."

ve burada daha çok, orada daha az olmak üzere,
Onun aynıya ulaşmasını engelleyecek bir yokluk yoktur;

Varlığın en son sınırı eksiksiz olduğuna göre, özekten tüm yönlerde eşik olarak genişleyen ve her yanında yusyuvarlak bir küreye benzer, çünkü şu ya da bu parçasında daha büyük ya da daha küçük olamaz.
Simplikios (Arist. Fizik üzerine)

"Ama gerçeklik yalnızca 'olan'dır.
Bu ne başka birşeyden doğar, ne de geçicidir; bütündür, kendi sınıfında tek, devimsiz ve sonsuzdur.
Ne vardı, ne de olacaktır, ama aynı zamanda herşeydir. Çünkü onun için nasıl bir doğuş arayacaksın? Nasıl ve nereden artacaktır?

Olmayandan olacağını ne söylemene ne de düşünmene izin vereceğim, çünkü 'olan'ın olmadığı ne söylenebilir ne de düşünülebilir.
Hangi zorunluk onu daha sonra ya da daha önce yokluktan başlatmış olabilir? Öyleyse baştan sona ya olmalı ya da olmamalıdır. Ne de herhangi bir kanı gücü başka birşeyin olmayandan doğmasını sağlayacaktır. Böylece doğuş yitmiştir, ve yitiş inanılamazdır.

Varlık ayırılabilir değildir, çünkü bütünüyle kendisi gibidir. Hiçbir yerde daha çok değildir, çünkü yoksa bir arada durmayacaktır, ne de daha azdır, çünkü herşey Varlık doludur. Herşey (Evren) tek bir birleşik bütündür, çünkü Varlık Varlık ile birliğe akar. Değişmezdir ve güvenle kendi içinde dingindir. Zorunluğun gücü onu sınırın bağları içersinde tutar. Bu yüzden eksik olduğu söylenemez, çünkü eksiksizdir, oysa yokluk herşeyden yoksundur."

-internetten alıntı-



peki şimdi burda ezoteri var mı?
biz buna felsefe diyoruz. Türkçe bilgi sevgisi olarak tanımlanıyor
Yukardaki kavramlar düşünmelere ilişkin. İnsan düşünmelerine...
sadece ve sadece...

ezoteri dediğimiz batıni gizli ilim ya da bilgi tabir edilen...

M.Ö 400 ler ya da belki 3000 ler Bhagavat Gita

2: Varlık ve yokluk:
Yok olmak diyorsun… kim yok olacak? Her canlı ezelden ebede akan bir ırmak. Ömrümüz zaman kadar uzun.

Çocuktu bir vakitler, genç olduk… yarın ihtiyarlayacağız. Partal bir libas gibi atacağız aşınan bedeni, yeni bir bedenle doğacağız.

Yokluktan varlığa geçilemez. Aşılmaz bir duvar var varlıkla yokluk arasında. Evrenin dokusu ölümsüz. Ölümsüzü kim yok edebilir? Ruh kalıptan kalıba girer, aşınmaz. Başlangıcı yok ki hayatın sonu olsun. Ne ezelde başlayan yok olur ne ezelde olmayan var olur…

M.Ö -Upanişadlar

"O özümlenme halindeyken insan görmeden görür, çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı değildir. Koklamadan koklar çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı değildir. Duymadan duyar çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı değildir.. Bilmeden bilir çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı değildir. Ayrılığın olduğu yerde insan başka bir şeyi görür. Başka bir şeyi koklar, baska bir şeyi konuşur, baska bir şeyi duyar, baska bir şeyi düşünür. Fakat özümlenmenin olduğu ikinci bir şeyin bulunmadığı yer Brahman'ın âlemidir.

-vikipedi

Advaita Vedanta (ikincisiz/ikisizlik/ikincisizlik ilkesi öğretisi ya da ekolü-okulu

Advaita Vedanta, Hint felsefesi dizgelerinden Vedanta'nın "ikicisizlik" öğretisinin Sanskritçe karşılığı.

Advaita öğretisine göre gerçek, "Atman" ile "Brahman"ın iki ayrı benliğinde bölünmüş değil, "Atman"ın "Brahman"la son safhada özdeşleşecek olan tek benliğindedir. "İkicisizlik" öğretisi, Vedanta'nın iki temel ekolünden biridir..

Vedanta Vedaların sonu anlamında Sanskritçe bir kelimedir ve Hindu felsefi okullarından biridir. Diğer vedanta okulları;. Advaita kelimesi ise "ikiliksiz" demektir ve monist bir sistemdir. Advaita kelimesi bu bağlamda Benlik (Atman) ile Evrensel İlke'nin (Brahman) özdeşliğini ifade eder. Brahman üçlü tanrı sistemi Brahma, Vişni, Şiva'daki Brahma ile karıştırılmamalıdır.

Tüm Vedanta okullarının temel kutsal metinleri Upanişadlar, Bhagavad Gita ve Vedanta Sutraları diye de bilinen ve Upanişadlar ile Gita'daki öğretileri sistematik hale getiren Brahma Sutralarıdır.

-vikipedi

Advaita Vedanta (Non Dualism)

Varlığın birliği. Ruhla madde ikiliğini kabul etmeyen görüş. Tıpkı bir bardağın içindeki ve dışındaki alanları farklı algılamamız gibi, kendimizi de Tanrı'dan ayrıymış gibi algılarız. Jnana Yoga, bu yolun takipçilerine, direkt olarak bardağın kırılması ve bilgisizlik örtüsünün kalkmasıyla, Tanrı ile bütünlüğün deneyimlenmesi için yol gösterir.

‘Ötelerin ötesidir, Brahman, yücelerin yücesi. Başlangıçta yalnız O vardı. Ama Brahman dışında başka bir kainat da var, benliğimiz Atman. Vücut bir araba, sahibi

Varlık tek: Atman-Brahman.

http://www.hermetics.org/advaita.html

Brahman

Brahman, Hint felsefesi geleneğinde, hem içkin hem de aşkın olan, hem evrende ve hem de kendisinde var olan en yüksek varlığa kendisiyle birleşmenin nihai ve en yüksek hedef olarak addedildiği dünya ruhudur.

-vikipedi

Bhagavad Gita'da Tanrı Kavramı:

"Her şeyde beni ve bende her şeyi gören biri için ben asla kaybolmam. O kişi de benim için kaybolmaz. Benim bütün canlilarda bulunan varlığıma saygı gösteren bilge yaşam biçimi ne olursa olsun bende var olur" (Bhagavad Gita)

"Maddesel dünyada yaşayan canlılar, benim sonsuz parçacıklarımdırlar, onlar şartlı yaşamları nedeniyle altı duyu organlarına karşı ki bunlara şuur da dahildir, zorlu savaşlar verirler" (Bhagavad Gita)

"Küçücük bir parçamla tüm evrene girişip onu kaplıyorum ve yaşam veriyorum" (Bhagavad Gita)

"Ben tezahür etmemiş halimle içine giriştiğim kozmik evrendeki tüm yaratıkları ve canlıları kapsarım ama onlar beni kapsayamazlar. Ancak buna rağmen bütün yaratılış ve evren benim içimde bulunmaz. Benim akıl almaz mistik gücümü gör! Tüm canlılara hayat verdiğim halde her yerde olduğum halde kozmik evrenin ifade şekillerinin bir parçası değilim. Benim benliğim yaratılışın özüdür yaratılmış tüm varlıklar bendedirler, anlamaya gayret et" (Bhagavad Gita)


Gita panenteist bir metindir, Tanrı yani yaratıcı/ishvara vardır, evrendir ve fazlasıdır, her yerde ve her şeydedir, insan ruhu da Tanrı'nın bilincinin çok ufak bir parçasıdır yani Tanrı okyanus ise bir insan ruhu okyanustan bir damladır.

Genel olarak Hindu inancında özde kesinlikle birlik/monizm vardır (Rig-Veda'da ve Upanişadlarda bolca gecmektedir) ancak bu birlik tamamen farklı şekillerde tezahür eder, yani bu, ışığın prizmadan geçerek 7 farklı renge ayrılması gibi de düşünebilir, ışık aslında özde 1'dir ama prizmadan geçirilince bu birlik 7 farklı şekilde (renk) görünür/tezahür eder. Hinduizm'de de Tanrı 1'dir ancak kendini Şiva, Vişnu, Brahma şeklinde gösterebilir, bu şekilde tezahür edebilir.

Yani birlik basit sayısal bir birlik olarak algılanmamalı, birlik öz'dür. Misal: denizdeki dalgalar gibi, bir mekanda bulunan aynı su(öz) çok fazla dalgaya dönüşür, yani bir çok dalga vardır ama hepsi de ayni sudur, aynı suyun şekil değiştirmiş halidir. Denebilir ki aynı olan su pek çok dalga olarak tezahür etmiştir, Hinduizm'de de bu şekilde... Oz olan su Brahman'dır, "Tanrılar" denen varlıklar da sudaki dalgalar gibidir hepsi de bir olan sudur aslında (Brahman)

http://www.dunyadinleri.com/tr-TR/forum/hinduizm/oku_bir-spirituelite-klasigi-bhagavad-gita

Upanişad'larda da Tanrı birdir. Ama buradaki bir olma durumu İslam'dakinden farklı. Upanişad'lara göre aslında herşey tanrı, bazıları bunun bilincinde, bazıları değil. Tanrı görülmez, ancak kişinin meditasyon yoluyla arındırdığı kalbinde kendini gösterir. Çokluk insanları aldatır. Aslında hepsi birdir. Tanrı sebeplerin sebebidir, ilk sebeptir. Bazen Brahman diye anılır bazen Atman. Brahman bir ayna gibi yansıtan arınmış kalpte görülebilir.Tasavvuftaki önemli sembollerden biri de aynadır. Kalp, gönül kavramı da öyle. İslam'da kişi namaz yoluyla arınırken, Upanişadlar'da meditasyonla arınır.

Kitapta çokça geçen ve büyük harfle yazılan "The Self" kelimesini çevirmekte biraz zorlanıyorum. "Kendi", "Öz" veya "O" diyerek çevirmeyi uygun buldum. Gözü gördüren, aklı düşündüren şeydir The Self. "O" her yerdedir, "O" her şeydedir aslında.

O her yerdedir. Işık O'dur. Bölünemez, günahın dokunmadığı, hikmet sahibi, içkin ve aşkındır. Kozmosu bir arada tutan O'dur:

Brahman İlk Sebeptir ve son sığınak. Brahman, herkesin içindeki gizli O.

İki tane kişilik, ego vardır. Birisi ego, diğeri bölünemez Atman'dır. Kişi "ben"i, "benim"i aştığı zaman Atman kişinin gerçek egosu, kendiliği olarak açığa çıkar.

Evren Brahman'dan gelir, Brahman'da varolur, and Brahman'a dönecektir. Gerçekte herşey Brahman'dır.

https://gokhankocak.wordpress.com/2010/04/08/upanisadlar-hint-bilgeliginin-dorugu/

"Tanrı ve ben bir olacağım." uydurtu

Böyle bir şey yok. Tanrı ile hep birlikte bir oluyoruz.

bunu gerçekten eleştirmemi istiyor musunuz?

Nero
24-09-2017, 22:27
Uydurtu, bu yazdıkların konuyla ilgili. Neden ayrı bir başlığa almayı soruyorsun?

Bu başlıkta itirazlarını sürdür ama lütfen biraz açık ve anlaşılır yaz; en azından benim gibi felsefe bilmeyenlerin de anlayabileceği gibi yaz.

"ictenlik"
24-09-2017, 23:44
Uydurtu, bu yazdıkların konuyla ilgili. Neden ayrı bir başlığa almayı soruyorsun?

Bu başlıkta itirazlarını sürdür ama lütfen biraz açık ve anlaşılır yaz; en azından benim gibi felsefe bilmeyenlerin de anlayabileceği gibi yaz.
bir yukarıdaki yazımların neredeyse tamamı alıntı ise anlaşılırlık problemi benle ilgili değil sanırım

demek istediğimse, birincisi şu;
ezoterik denilen bu anlatımlar insanlık tarihi kadar eski olmalı...

Rumi den önce de;
bu ya da benzer düşünmeler ve veriler, felsefe içinde (felsefe ekolünde de) ve din-kültür olarakta Doğu da var
ve Hint Felsefesinde de bu benzer ekol var
bunu hatırlattım...
Gizem okulları ya da bilgi toplulukları gibi örgütlenmeler ise her yerde ve her çağda zamanda var sanırım
Anadolu da da bir çok dergah-okul muhtemelen vardı

Eskiden bilgiye erişim zordu. Sınırlı bilgi akışı ve sınırlı kitap ve kütüphane var..
Burdan benim anladığım Anadolu'nun felsefe ya da teoloji olarak ta bilgiyle teması sınırlı ve dar..
Buralarda nitelikli bilgi, felsefi bilgi ya da benzeri var idiyse de bunun dışarıyla yani halkla aslında tarihle de hiç teması yok gibi...

ikincisi kişiye dar bir coğrafya da, din ideolojisi (ve örn. islam modelindeki gibi bir din-tanrı ideolojisi ve düşüncesi) aşılandığında bundan sıyrılmak (ya da bilgiye erişmek ya da aklı özgürleştirmek -dikenli yol) o kadar zor oluyor ki; (hele ki o çağı düşünelim) böyle bir veri ya da bilgilendirme ile tanışıldığında (erişim kaynağı da okült mokült ya da ezoteri adı da alabilir-bilmem) kültürel doktrin ya da altyapısı da yoksa ya da edinilen kaynaklar tam değilse muhtelemelen Rumi gibi bir kişiliği ya da diğer kişilikleri de ortaya koyabilir...

Sonuçta bin yıl öncenin dünyası ve insanı..

Rumi yi bu perspektiften eleştirmedim asla

ve sonuçta biz kulağımıza çalınan iki ismi duyuyoruz.
çünkü diğerleri zaten ya konuşamıyor-ya tarih yazmıyor ya da konuşmadan susturuyorlar ve idam ediliyorlar felan. taşlanıyorlar bilmem ne?
Bu zaten bizi Rumi olmaya zorluyor ya da susmaya değil mi?

Ben o tarihi araştırmadım oysa tesadüf Muhteşem Yüzyıl dizisinde idam edilen bir adam görüyorum. Sonra o tarihi kişiliği araştırıyorum bakıyorum ki o tip örgütlenmeler -alternatif bilgi ve söylem- varmış az çok. bizim tarih anlayışımızda dar. ;okuma araştırmamızda az. tarih verimiz de kısıtlı-bilgimiz de sonuçta. Ben islam tarihini ya da Anadolu geçmişi yorumlayacak kadar öyle bilgim okumam yok. Genel perspektif ve derme çatma...
Yani tarihin bize taşıdığı isimler haricinde tabi ki o tarihte alternatif ekoller öğretiler, düşünceler var

Ama diyorum ya anlıyorum ki ;Rumi izin verilen sınır gibi bir şeydir ya da sistemin seni getirmek istediği nokta gibi bir yerdir-popülerdir neden? .sistemin çizdiği sınır

Ama daha sert bir mizaç tabi ki Rumi yi; korkaklıkla, bilgiyi sınırlamakla, açıklamamakla, öğrenmemekle ve hatta gerçeklerle yüzleşmemekle, halk için laf dolandırmakla ve sözde bir şey verdiğini sanmakla ve kendini alim sanmakla, bir şey anlamamakla ,benve ego büyütmekle (ve egosunun adının tarih gezdiğiyle ama bilgi sıfırla) yumuşak karınlılıkla vb.yle suçlayacaktır
Bir perspektiften tüm bunlar haklıdır...
---

Anadolu tarihi çok daha büyük miraslar, bilgeler, ustalar-yetkinler insanlar ve savaşçılar da ortaya koymuştur da

daha yetkin felsefelerde...

bunu da geçtim bu konu neydi? onu konuşalım-açık konuşalım

Rumi de izi geçen şeyler Anadolu okullarında geleneklerinde fazlasıyla sanırım var. Şu an tarih olmuş taş taş altında/üstünde kalmamış o dönem okulları dergahlarında benzerileri ve değişikleri de var-vardı sanırım ve daha açık sert felsefelerde belki...
bilmiyoruz...

niye Rumi ortaya yansıtılıyor? çok konuşulan bir kimlik olarak

Nero
25-09-2017, 09:36
Oh be! Şimdi gayet iyi anladım. Sevgili uydurtu, hep böyle açık yaz. :)

Ben de sadece Mevlana vardı demiyorum ki. Elbette başkaları da vardı ve bunların ikisi değil, daha fazlası biliniyor. En ünlüleri derisi yüzülerek öldürüldüğü söylenen Hallacı Mansur. "En el hak" dediği için... Daha başkaları da var. Sadece Yunus ve Mevlana değil elbette.

Mevlana'yı daha fazla öne çıkaran onun sistemle uzlaşması değil, edebî ve ruhânî kişiliği olsa gerek. Yunus da şiirleri sayesinde bugüne gelebilmiş ama o bile tesadüf eseri gelebilmiş. Bir de Cumhuriyet dönemi politikasının bir ürünü olarak "keşfedilmiş".

Hacı Bektaş-ı Veli'ler, Taptuk Emre'ler, ismi bugünlere gelememiş başkaları bu yolun yoldaşları imiş.

Hallacı Mansur çok açık yazdığı, söylediği için eleştirilmiş hatta, kendi içlerinde. O da bazı güçlere sahipmiş. Ama o kadar az biliniyor ki. Ne kadarı efsane, ne kadarı gerçek, belli değil.

Bu insanlar İslamı Anadolu topraklarında sevdiren, yayan insanlar. Ama onların tanıttığı İslam elbette Işid islamı değil, cehennemde ateş, cennette de huriler olmayan bir başka islam.

Felâsife
25-09-2017, 12:05
Bu insanlar İslamı Anadolu topraklarında sevdiren, yayan insanlar.
Sevdirme ile yayma arasını bence ayıralım.

Mesela Anadolu da başka bir inanç olsaydı, Hristiyanlık, Yahudilik gibi Sufiler onuda sevdirebilirdi. Budizim, Tao vs. hiç fark etmez. "Her şey merkezinde" diyen bir anlayış neyi kötüleyebilir ki? İslamı kötülesin(!)

Adam "ne olursan ol gel" diyor mesela, İslam böyle bir şey demiyor, ve dinlerin hiç biri böyle bir şey demiyor.
"Deme şu şöyle bu böyle, yerindedir o öyle" İslam bunuda demiyor, her şeye razı ol! demektir bu.
Var mı İslamın böyle bir emri? Peygamberi bile savaşmış, ötesi var mı? Ümmet razı olacak, bu mümkün değil.

O yüzden sevdirme kısmını anlayabilirim, ama yayma kısmını anlayamam, Sufizm yaydığı İslam değil, bu bilmeden atmak olur, belki insandır diyebiliriz. İnsana ve insanın inandıklarına değer veren bir anlayışı yaymak!

Dinler diğer inançlara değer vermez, varsa yoksa kendisidir.

Sevgiler

Nero
25-09-2017, 12:09
Sevdirme ile yayma arasını bence ayıralım.

Mesela Anadolu da başka bir inanç olsaydı, Hristiyanlık, Yahudilik gibi Sufiler onuda sevdirebilirdi. Budizim, Tao vs. hiç fark etmez. "Her şey merkezinde" diyen bir anlayış neyi kötüleyebilir ki? İslamı kötülesin(!)

Adam "ne olursan ol gel" diyor mesela, İslam böyle bir şey demiyor, ve dinlerin hiç biri böyle bir şey demiyor.
"Deme şu şöyle bu böyle, yerindedir o öyle" İslam bunuda demiyor, her şeye razı ol! demektir bu.
Var mı İslamın böyle bir emri? Peygamberi bile savaşmış, ötesi var mı? Ümmet razı olacak, bu mümkün değil.

O yüzden sevdirme kısmını anlayabilirim, ama yayma kısmını anlayamam, Sufizm yaydığı İslam değil, bu bilmeden atmak olur, belki insandır diyebiliriz. İnsana ve insanın inandıklarına değer veren bir anlayışı yaymak!

Dinler diğer inançlara değer vermez, varsa yoksa kendisidir.

Sevgiler

Katılıyorum, başka bir din olsaydı onu da sevdirip yayacaklardı. İslam vardı ve onu sevdirip yaydılar.

İslam dışındaki dinlere de hoşgörüyle yaklaştılar. Saygı gösterdiler. Ama Mevlana'ya ait değilmiş o söz; "Kim olursan ol gel" sözü...

Sevdiriyor ve böylece yayılmasına hizmet ediyor. Bunu demek istedim.

Evet, dinler öyledir. Ama ustaların öyle bir derdi yoktu. Onlar derindeki bilgiyi alıp yaşıyor ve derinden aktarıyordu.

Felâsife
25-09-2017, 12:27
İslam dışındaki dinlere de hoşgörüyle yaklaştılar. Saygı gösterdiler. Ama Mevlana'ya ait değilmiş o söz; "Kim olursan ol gel" sözü...
:)
İnandın mı?

Eh işte dediğime geliyor mesele, Sufiler İslamı yaymaya çalışmadılar, öyle olsaydı o söz Mevlanaya ait olurdu denirdi, çünkü o söz İslama aykırı bir söz.
Ve ne yapılıyor bugün, o söz Mevlana'ya ait değil deniyor işgüzarlarca.
Sufilerin sözleri ağırdır, ateşten gömlektir, her kişi giyemez onu eynine.
Arabiyi bile bugün salt İslam düşünürü olarak lanse etmeye çalışıyorlar, ya bu adam hayattayken kaç ülkede hakkında idam fermanı çıkartılıyor. Soluğu Anadolu da alıyor bu yüzdende. Anadolu daha ılıman bu yönden.

Ama ustaların öyle bir derdi yoktu. Onlar derindeki bilgiyi alıp yaşıyor ve derinden aktarıyordu.
Böyle dertleri yok, eyvallah.

Nero
25-09-2017, 14:05
:)
İnandın mı?

Eh işte dediğime geliyor mesele, Sufiler İslamı yaymaya çalışmadılar, öyle olsaydı o söz Mevlanaya ait olurdu denirdi, çünkü o söz İslama aykırı bir söz.
Ve ne yapılıyor bugün, o söz Mevlana'ya ait değil deniyor işgüzarlarca.
Sufilerin sözleri ağırdır, ateşten gömlektir, her kişi giyemez onu eynine.
Arabiyi bile bugün salt İslam düşünürü olarak lanse etmeye çalışıyorlar, ya bu adam hayattayken kaç ülkede hakkında idam fermanı çıkartılıyor. Soluğu Anadolu da alıyor bu yüzdende. Anadolu daha ılıman bu yönden.


Murat Bardakçı'dan duymuştum sanırım. O dediyse doğrudur. :) En azından doğru olma ihtimali güçlü diyeyim. Ama sen ısrar ediyorsan söyle, tekrar inceleyeyim.

Arabî'yi en iyi nereden öğrenebilirim? İnternette hangi siteyi önerirsin?

Felâsife
28-09-2017, 00:54
Murat Bardakçı'dan duymuştum sanırım. O dediyse doğrudur. :) En azından doğru olma ihtimali güçlü diyeyim. Ama sen ısrar ediyorsan söyle, tekrar inceleyeyim.
İncelenecek bir şey yok, O söz Sufizmdir gerisi hikaye... Mevlanadan o sözü alırsan, Mevlanadan geriye bir şey de kalmaz emin ol, zaten onun içinde ondan o sözü sıyırmak istiyorlar, zira işin ucunda İSLAMA UYDURMAK var, o söz İslama uymuyor, hangi açıdan bakılırsa bakılsın uymuyor, geriye kalan tek seçenek o zaman Mevlana İslama uyar... yaptık oldu olur. illaki birileri de bunun için çalışacaklardır.

Arabî'yi en iyi nereden öğrenebilirim? İnternette hangi siteyi önerirsin?
Ben netten öğrenmediğim için bir şey diyemem, tavsiyem kitaplarından kendin öğren, zaten onun hakkında 4-5 çeşit görüş vardır, hepside kendince haklı.
Olay, Arabi herkese göreceği bir şey vermiştir, ve herkeste onu görmüştür, o bizden veya değil demişlerdir.

Oysa göremedikleri onun ÇOK YÖNLÜ anlatımıdır. Arabi çok yönlü anlatır, bir bakmışın putperestliği, bir bakmışın, maddeciliği, bir bakmışın manayı metheder. Cehennemi bile Cennet gibi anlatır, hopplala bu adam ne diyor dersin, öyle harman içinde harman eder.
Hasılı onu anlamak ancak onun gibi olmaktan geçer. Öteki türlüsü dediğim gibi 4-5 görüşün hepside onu anlamıştır! bu mümkün değil oysa!

Nero
28-09-2017, 10:53
İncelenecek bir şey yok, O söz Sufizmdir gerisi hikaye... Mevlanadan o sözü alırsan, Mevlanadan geriye bir şey de kalmaz emin ol, zaten onun içinde ondan o sözü sıyırmak istiyorlar, zira işin ucunda İSLAMA UYDURMAK var, o söz İslama uymuyor, hangi açıdan bakılırsa bakılsın uymuyor, geriye kalan tek seçenek o zaman Mevlana İslama uyar... yaptık oldu olur. illaki birileri de bunun için çalışacaklardır.

Ben netten öğrenmediğim için bir şey diyemem, tavsiyem kitaplarından kendin öğren, zaten onun hakkında 4-5 çeşit görüş vardır, hepside kendince haklı.
Olay, Arabi herkese göreceği bir şey vermiştir, ve herkeste onu görmüştür, o bizden veya değil demişlerdir.

Oysa göremedikleri onun ÇOK YÖNLÜ anlatımıdır. Arabi çok yönlü anlatır, bir bakmışın putperestliği, bir bakmışın, maddeciliği, bir bakmışın manayı metheder. Cehennemi bile Cennet gibi anlatır, hopplala bu adam ne diyor dersin, öyle harman içinde harman eder.
Hasılı onu anlamak ancak onun gibi olmaktan geçer. Öteki türlüsü dediğim gibi 4-5 görüşün hepside onu anlamıştır! bu mümkün değil oysa!

Teşekkürler...

"Gel... gel..." sözü Mevlana'ya ait bir söz mü, değil mi? Yani Mevlana da o sözü benimsemiştir, tekrarlamıştır belki ama o şiirsel sözün müellifi o mu, değil mi? Bu açıdan ele almıştım ben.

Bardakçı da sanırım öyle yaklaşmıştır. Hakikat neyse o diye yaklaşan birisi Bardakçı. Gerçekliği eğip bükmez. Fikirlerinde katılmadığım kısımlar var ama dürüstlüğüne ve hakikate özenine tam not veririm.

pianola
28-09-2017, 20:17
*****

Yıldıztozu
28-09-2017, 20:54
Pyrron'un hesap hacklendi mi ne oldu acaba? Her başlıkta yıldızlı yorumları var.

al maarri
28-09-2017, 21:05
Pyrron'un hesap hacklendi mi ne oldu acaba? Her başlıkta yıldızlı yorumları var.

Tahminimce küfürlü yorumların olduğu başlıklar ana sayfada görünmesin diye o şekilde işaretler yaptı.

Felâsife
30-09-2017, 03:18
Teşekkürler...

"Gel... gel..." sözü Mevlana'ya ait bir söz mü, değil mi?
Rica ederim.

Mevlana'da, Arabi'de, İsa'da, Muhammed'de vs. her bir ünlü kişide artık bugün insanların HAYAL ettiği gibi kişiler değildi emin ol.
Onlar olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi olduruldular.

Onlar bugün insanlığı geldiği bu noktada KÖPRÜ kişilerdi, başka bir şey değil, bir yerlere geçiş sağlayan köprü kişiydiler.
Ne olduklarının da çok bir önemi yoktu, birilerince ne olabiliyorlardı o önemliydi.
Tabi köprülerin altından çok sular geçti, çok devirler değişti, üçü beş, beşide milyon yaptılar. Nihayetinde insandılar, ama birileri onlara öyle anlamlar yüklediler ki bugün Mevlana gelse, Mevleviler hade oradan derler.

Necla Çarpan diye medyûm vâri bir kadın var yakın tarihimizde, bunun iki kitabı var, bir Nutuk, biride Mesnevî, Kadının dediği şu; bunu bana Mevlana ve Atatürk yazdırdı, ben sadece katiplik yaptım.
Ben o yeni Mesnevîye biraz göz atmıştım, kısa kısa hikayeler ama bir hikaye vardı ki bunu o kadının bilmesine de imkan yoktu, hakikaten Mevlana yazdırmışta dedim.

Diyeceğim, o kişiler bu gün gelseler hayaller çatırdar, kabulde edilmezler. Çünkü onlar artık başka dizaynlara malzeme oldular. Başkalaştılırdılar... Bu işler böyle.

Bardakçı hocaya gelince, tabi elit kesim pek halka paralel gitmezler, onlar başka pencereden bakarlar, bu işten bir çıkarıda yoktur eminim ama dediğim gibi başka pencereden bakarlar.

Bir köylünün ağaçlara çaput bağlanması gibi şeylerin filan, hiç bir anlamı yoktur mesela, oysa o köylünün umudu, hayali, beklentisi, geçmişi geleceği, çaresizliği, yokluğu vs. her şeyini de temsil eder. Alt tarafı bir çaputtur, basittir ama anlâm yükü büyüktür.

Sevgiler

Nero
30-09-2017, 12:31
Necla Çarpan diye medyûm vâri bir kadın var yakın tarihimizde, bunun iki kitabı var, bir Nutuk, biride Mesnevî, Kadının dediği şu; bunu bana Mevlana ve Atatürk yazdırdı, ben sadece katiplik yaptım.
Ben o yeni Mesnevîye biraz göz atmıştım, kısa kısa hikayeler ama bir hikaye vardı ki bunu o kadının bilmesine de imkan yoktu, hakikaten Mevlana yazdırmışta dedim.

Neydi o acaba? İkna oldun mu yâni?

Atatürk'ün "yazdırdığı" cümleler de ilginçmiş... Atatürk 60 darbesini haber vermiş, Kıbrıs harekatını biraz yönetmiş. :)

Felâsife
30-09-2017, 12:56
Neydi o acaba? İkna oldun mu yâni?
İkna olmamla olmamam arasında bir fark olmadığı için, bir şey diyemem ama anlatılan mesele özel bir şeydi ve Mevlana da onu kendince anlamıştı, bende farklı düşünüyorum o konuda. Fakat anlattığı mesele doğruydu.
Onun ne olduğunu söylemenin bir espriside yok, kimselerin umursamadığı, afaki bir kitap neticede.


Atatürk'ün "yazdırdığı" cümleler de ilginçmiş... Atatürk 60 darbesini haber vermiş, Kıbrıs harekatını biraz yönetmiş. :)
Dediğim gibi inanılması güç bir kitap ama genede TSK kitabı genede incelemiş, depolarına koymuş.

Nero
30-09-2017, 12:59
İkna olmamla olmamam arasında bir fark olmadığı için, bir şey diyemem ama anlatılan mesele özel bir şeydi ve Mevlana da onu kendince anlamıştı, bende farklı düşünüyorum o konuda. Fakat anlattığı mesele doğruydu.
Onun ne olduğunu söylemenin bir espriside yok, kimselerin umursamadığı, afaki bir kitap neticede.


Dediğim gibi inanılması güç bir kitap ama genede TSK kitabı genede incelemiş, depolarına koymuş.

Millî Eğitim Bakanlığı da bunu alıp dağıtmış resmî bir yazıyla.