Orijinalini görmek için tıklayınız : Kadın Cinayetleri
Saint-Just
09-01-2018, 11:01
artık bu sorun kontrolden çıkmaya başladı. gazeteyi ne zaman açsam, televizyondan haber bültenlerine ne zaman baksam en azından 3-4 tane kadın cinayeti görüyorum. gördükçe de beni hüzün, öfke ve ızdırap kaplıyor. özelliklede 16-17-18 yaşındaki kız çoçuklarına baktıkça yüreğim sıkışıyor.
boşanmak isteyen kadını öldürüyorlar, ayrılmak isteyen sevgiliyi öldürüyorlar, çıkma teklifini reddeden kız çoçuklarını öldürüyorlar. sokak ortasında vuruyorlar. bıçaklıyorlar, yakıyorlar, dövüyorlar, tecavüz ediyorlar, esir alıyorlar..
size soruyorum. neden oluyor bunlar? dahada önemlisi bunlar nasıl engellenebilir? birazcık da olsa nasıl azaltabilir?
gerçekten bu ülkedeki mideye ben hayret ediyorum. türkiye'de kadınlara karşı işlenen suçlar artık korkunç boyutlara vardı. ancak yinede bu sorun türkiye'nin ana gündemine yerleşmiyor. bu sorun üzerine bütün toplumun duyarlılık göstermesi için, sorunun çözülmesi için türkiye siyaseti ve sivil toplum kuruluşları bunu sürekli gündeminde tutmalı. alanlarında uzmanlaşmış kişiler toplanıp bunun üzerine iyice düşünmeli. bu sorunların nereden kaynaklandığını, nasıl olduğunu, nasıl azaltılabileceğini, nasıl engellenebiliceğini vs. uzun uzadıya analiz edip bir çözüm taslağı ortaya koymalı.
türkiye'de yaşayan kadınlara inanmadığım allah sabır versin. çünkü gerçekten bu ülkede işleri çok zor.
Öncelikle bir erkek bir kadına şiddet uyguladığında sürekli kadın hakları diyoruz ancak delirtilme aşamasına getirilmiş, onuru ve haysiyeti aşağılanmış yığınla erkek var. Aldatılmış, dolandırılmış bir sürü erkek var.
Kadın-erkek türü arasında ki bitmeyen kavga olabilir sebep.
Erkekler direk fiziken kadınlar ise sinsilikle. Bir birleriyle hem sevgili hem düşman.
Kadına şiddetin azaltılması sadece erkeklere ağır cezalar vererek olmaz, kadınlarında bilinçli olmaları lazım.
Leonardo
09-01-2018, 11:49
Öncelikle bir erkek bir kadına şiddet uyguladığında sürekli kadın hakları diyoruz ancak delirtilme aşamasına getirilmiş, onuru ve haysiyeti aşağılanmış yığınla erkek var. Aldatılmış, dolandırılmış bir sürü erkek var.
Kadın-erkek türü arasında ki bitmeyen kavga olabilir sebep.
Erkekler direk fiziken kadınlar ise sinsilikle. Bir birleriyle hem sevgili hem düşman.
Kadına şiddetin azaltılması sadece erkeklere ağır cezalar vererek olmaz, kadınlarında bilinçli olmaları lazım.
-
-Bu dediğiniz bazı kadınların kişilik bozukluğu ile alakalı. O da toplumun yeterince özgür olmamasından kaynaklanıyor bence. O açıdan ben bu Milenyum kızlarını çok seviyorum. bizim dönemimize göre öfkelerini çok daha iyi ifade edebiliyorlar, içlerine atmıyorlar, daha doğal davranıyorlar, bu da olumsuz bir şey değil.
finneas:
Ben İran'daki olayları yakından takip ediyorum. Yeni başkanları Rouhani çok akıllı bir adam. daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi istiyor.
Türkiye'deki mesele de aynı. TR'de tam tersi yapılıyor.
- İlkel anlayışta toplum bireyi kontrol ediyor. Ne kadar saçma olursa olsun birey toplumun (binlerce yıl öncesinin gerçeğine dayanan günümüzde hiçbir anlamı kalmamış) kuralına uymak zorunda kalıyor.
Çözüm de özgürleşme ve bireyselleşmedir.
Ülkenin de 1980'lerden beri iyice belirginleşen "daha geleneksel" anlayışa dönme sevdası da bitmelidir.
AKP kitlesi de gerekirse zorla yola getirilmelidir çünkü bir şey bildikleri yok.
Bir de şu var: Orta sınıf normalde daha alt sınıf için örnek teşkil eder. Alt-sınıf orta sınıfa özenmeli, onun gibi olmaya çalışmalıdır.
Bizde gayet köylü / kıro / maganda bir üst sınıf türedi, alt-sınıf da bunlara benzemeye çalışıyor. Tüm dünya da da böyle bir şey var. Kapitalizm iyice yerlşeştikçe böyle şeyler oluyor ABD de bile Trump gibi siyasetçi bile olmayan adamlar bu şekilde güçleniyor :)
/ Yani toplumu kendi haline bırakamazsın. Gerekirse Çin'deki kültür devrimi gibi bir şey yapacaksın ki millet iyice akıllansın. :)
bakkalmahmud
09-01-2018, 12:07
Kadina siddetin bircok sebebi var,saymaya kalkarsak en basda,
1.Kadinin ekonomik olarak erkege bagimliligi
2.Bazi zontalarin kadini insan ve es deyilde mali gibi görmesi (Islam öncesi türklerde kadinin kimligi olup esken kilic zoruyla islam dayatmasindan sonra bu kimliyini kaybedip avrat olmusdur (avret yerleri (: sanirim avradin ne oldugunu anlatmaya yeterli)
3.Erkeyin yada kadinin akil ve ruh sagliginin bozuk olmasi ( kadin sürekli dayatma altinda yetisip yasadigi icin onun akil ve ruh sagliginin bozuk olmasini anlayabilirim)
4.Kiskancligin erkekde paranoya haline gelmesi
5.Kadini fiziken erkekden zayif olmasi
6.Kadini siddetden korumanin herhangi bir maddi cikar saglamamasi (Kadina siddet herhangi bir cikar saglasa buna en basda diyanetin ve politikacilarin karsi cikacagina eminim ama gözü kör olasi konunun getiri deyil götürüsü var (: ),,, (sokakda yatanlarada sahip cikmanin herhangi bir cikar saglamadigindan toplumun duyarsiz kalmasiyla ayni)
Daha bircok sey sayabilirimde yazmakdan cok okumayi sevdiyimden gerisini yazmayi seven arkadaslara birakiyorum.
Toplumun bir konuya duyarli olmasi icin icinde mutlaka cikar olmasi gerekir,insanlar hernekadar ben allaha inaniyorum ben yehovaya inaniyorum yada ben babaya (hristiyanlikdaki tanri) inaniyorum desede en büyük tanrisi hic tartismasiz cikardir.
Saygilar
Leonardo
09-01-2018, 18:03
1. İşsiz ve başarısız erkekler daha çok kadın dövüyorlar :)
Bir de: kadınlar artık çalışıyorlar.
2. İslamın iyi dönemlerinde kadın o kadar ezilmezdi. İslam uygarlığı bozulmaya başlayınca kadının durumu ciddi olarak kötüleşti.
3. Bu ruh sağlığı değil. kör inanç. Mantıklı düşünememe, mantık yürütememek. bir çeşit sürü psikolojisi gibi bir şey. O tür insanlar tek başlarına olunca da modern dünyada acınacak haldeler.
4. kıskançlık her iki cinste de olan bir şey. Daha çok soğuk kanlılıkla oturup konuşabilmek denen bir şey var. Tabi bunun için cinslerin ekonomik olarak filan da bağımsız olmaları gerekiyor. 70'li / 80'li yıllarda bu "medenice ayrılma" olayını bile herkes bilmiyordu. Geleneğe / göreneğe göre iş yapılıyordu, bu modern dünyaya uymuyordu, insanlar iyice deliriyordu.
Laik / modern eğitim anlayışı bu yüzden önemli. Din eğitimi bunun yerini alamaz. Orada "bilinç" denen şeyin olabilmesi lazım. Din eğitimi o yüzden kişiseldir. 18 yaşından sonra istersen dergaha bile katılabilirsin. Dini her türlü öğrenirsin. Da bu tür medeni şeylerin öğrenilmesi 18'den sonra çok zor.
5. Zayıf filan değiller :) . orta çağ bitti o kadar.
6. Nasıl sağlamıyor?
- Kaç tane doktoru, öğretmeni, İş kadınını filan evlendirdiler ve bunlar okula gitmemiş, bizim taksi şöförümüz, ya da veterinerimiz olamamış kaç kişiyi doğurdular?
AKP (ve Feto ve MHP) zihniyeti çarpık bir zihniyettir. Mantıktan uzaktır bu yüzden her konuda sürekli hata yapmaktadır.
Ondan önceki zihniyet de dayatmacı, çarpık ve aşrı sertliğe dayalı faşizme yakın bir zihniyetti. Dolayısıyla Atatürk ve İnönü döneminde yapılanlar devam ettirildi. yeni bir şey de eklenmedi.
/Ama bu mesele Batı'da tam çözülmüş bir mesele değildir. Demokratik süreçler işledikçe iyileşen bir şeydir.
Felâsife
10-01-2018, 02:48
size soruyorum. neden oluyor bunlar?
Belki bana forumda ki arkadaşlar gülecek ama sebep belli derim, sebep AŞK!
Bu kadar dizi, film yapılıyor, sürekli aşk yüklemesi yapılıyor, haber programlarında bile aşk pompalanıyor. Şarkılar türküleri saymıyorum bile. Bir aşkımdır gidiyor. Sonuçta bu oluyor, bizim toplum duygularıyla hareket eder, aklıyla etmez, adam/kadın fark etmez kendini aşık zannediyor.
Yani etkileniyor.
Bilinç altı ister/istemez etkileniyor.
Ben sana aşık oldum!
Eee!
Benim dediğimi yapacaksın.
Adam güyâ aşıkya, aşkının kendi sözünden çıkmayacağını zannediyor! O, onun malı! O ona yazılmış!
Ne yazgısı!
İyide kardeşim, sen evlenmişsin aşk bitti. Zaten evlenmeden öncende aşk değildi ki nedir bu aşk havaları.
Neyse, lafı uzatmayım yoksa sabaha kadar yazarım, AŞK bir toplumda bir iki kişide anca olur, gerisi fasülyedendir, aşk değildir, sevgidir, menfeattir, saygıdır, anlaşmadır, adettir, töredir vs.
Lakin dizilere, magazin programlarına bakar mısın, Aşk, Aşk, Aşk.
Banka reklamında aşk.
Dondurma reklamında aşk.
Hatta sloganında aşk olan bazı (http://www.markatescilofisi.com/markalar-ve-sloganlari/) firmalar.
Aşkım Aşkım: Darısı diğer aşıkların başına
Citroen: Teknoloji aşka geldi
Merbolin: Boyacının aşkı
Porland: Porselen aşkına
Privacy: Aşk bile bile tutsaklıktır
Vakko: Bir aşk yetmez
Volkswagen: Otomobil aşkına
Aşkın kendi sloganıda vardır, yakar yıkar! zehirdir o! :)
dahada önemlisi bunlar nasıl engellenebilir? birazcık da olsa nasıl azaltabilir?
Problem TV de, iletişim araçlarında.
Uzmanların bahsettiğim şeyden zerre haberi olduğunu da sanmıyorum. Haberleri olmadığı içinde olaya Fransız kalıyorlar.
Duygular bu kadar tetiklenmemeli, zaten duygusal kaldıramıyor bünye fazlasını, uzmanlar bu "duyguya" odaklanmalı derim.
Deniz kirleten sebep onu besleyen yan kanallarsa, o kanalların durdurulması gerekir. Yoksa denizi temizlemek tek başına da çare değil.
Sevgiler
Saint-Just
10-01-2018, 16:40
Öncelikle bir erkek bir kadına şiddet uyguladığında sürekli kadın hakları diyoruz ancak delirtilme aşamasına getirilmiş, onuru ve haysiyeti aşağılanmış yığınla erkek var. Aldatılmış, dolandırılmış bir sürü erkek var.
Kadın-erkek türü arasında ki bitmeyen kavga olabilir sebep.
Erkekler direk fiziken kadınlar ise sinsilikle. Bir birleriyle hem sevgili hem düşman.
Kadına şiddetin azaltılması sadece erkeklere ağır cezalar vererek olmaz, kadınlarında bilinçli olmaları lazım.
yazınızda tek katıldığım nokta kadınların da bilinçli olması gerektiği. ancak ben farklı bir açıdan katılıyorum. kadınların bilinçli olması gerekiyor derken nasıl erkeklerle birlikte olduğuna sosyal medyayı nasıl kullanmaları gerektiği kendilerini nasıl savunabilecekleri yada bu soruna karşı nasıl örgütlenip çözüm bulabilecekleri gibi vs konularda bilinçli olmaları lazım diye düşünüyorum.
lütfen şuraya bir bakarmısınız http://kadincinayetleri.org/
https://www.evrensel.net/haber/339774/tekirdagda-kadin-cinayeti-ise-giderken-olduruldu
kaç tanesi sizin söylediğiniz sebeplerden dolayı katledilmiş. bütün hepsinin bahanesine bakabilirsiniz. şahsen benim en çok iğrendireni ayrı olarak alta ekledim. ''aşkıma karşılık vermediği için öldürdüm''. 19 yaşındaki kızın işe giderken sokak ortasında vurulmasının sebebi bu. ve bu bunun gibi yüzlerce cinayetin sadece bir örneği.
ben çoçukken dinden çıkmamın sebeplerinden olan nisa 34'ü diğer insanlara sorduğumda veya tartışmasını izlediğimde verilen cevapların bazıları şuydu ''kadını ancak aldatırsa dövebilirsiniz''. yahu böyle bir şey olmuşssa bu kişinin kendi namussuzluğudur orası ayrı ama aldatılma bile olsa şiddet veya dahada kötüsü cinayet nasıl meşrulaştırılabilir ya? bir insanın canını almak bu kadar kolay bir şey mi?
elbetteki sizin bahsettikleriniz de kadın cinayetlerinde az da olsa sebeplerden birisi. size çok sert çıkıştığımı falan düşünüyorsanız kusura bakmayın ama mağdur tarafı genelleyerek suçlamamamız lazım.
Leonardo
10-01-2018, 16:55
Felasife: Aşık oldun diye illa öldürmen mi lazım?
+ Yetişkin isek, Aşkımızın başındaki tetikleyici unsurun kendimiz olduğunu da biliriz.
/ Bu ayrı bir konu ama evet: eskiden de Brezilya dizileri Mariana / Zenginlerde Ağlar filan vardı :)) :)
Gösteri dünyası bunu kullanmasın mı? ne saçma bir yaklaşım. Alıcısı varsa üretecek tabi, ne var bunda?
Bu haberlerle ilgili olarak üzüldüğüm taraf bunu yapan Erkek. O da 19-20 yaşında. Kızı fabrikaya giderken öldürmüş. Ömrünün kalanını da cani olarak geçirecek.
- Başbakan da hala 3/5 çocuk yapın diyor. Almanya'da da bu var. 50 senedir Almanya'dalar. Kadınlar halen başörtülü, halen namus cinayeti filan var. Bu olabilecek bir şey değil ki.
Demek ki bu adam okula da gitmemiş. Ben bir sürü "fakir" insan da tanıyorum. köylü de tanıyorum. Mesela Kadına el kalkmayacağını biliyorlar. Da bunlar nerenin manyağı? onu bulmak lazım. Kapitalizm bunları askere alıyor. sonra ölünceye kadar 1500 TL'ye çalıştırıyor. gerisine de karışmıyor. Demek ki yeterli değil.
/Mesajın son kısmı:
Hayır. "Çok sinir ediyorsa önce yatağından uzaklaştırıp sonra kalçasına vurabilirsin" gibi anlaşılan bölümler var. Da biz 1700'lü yılların köylüsü ya da bu köylülerin ağası filan değiliz. Dönem değişmişse din de değişecek. Dünyanın yuvarlak olduğu yerde hiçbir din "Hayır banane dünya düzdür" diyemez.
Yokluk ayrı bir mesele: Bunu görmemiz lazım. Yokluktan gelen insan varsa, bunu çözmeliyiz. Bence köy enstitüleri tekrar açılmalı. Dedikleri gibi gerek olmasa, böyle olaylar halen yaşanmaz.
Saint-Just
10-01-2018, 17:15
6.Kadini siddetden korumanin herhangi bir maddi cikar saglamamasi (Kadina siddet herhangi bir cikar saglasa buna en basda diyanetin ve politikacilarin karsi cikacagina eminim ama gözü kör olasi konunun getiri deyil götürüsü var (: ),,, (sokakda yatanlarada sahip cikmanin herhangi bir cikar saglamadigindan toplumun duyarsiz kalmasiyla ayni)
Daha bircok sey sayabilirimde yazmakdan cok okumayi sevdiyimden gerisini yazmayi seven arkadaslara birakiyorum.
Toplumun bir konuya duyarli olmasi icin icinde mutlaka cikar olmasi gerekir,insanlar hernekadar ben allaha inaniyorum ben yehovaya inaniyorum yada ben babaya (hristiyanlikdaki tanri) inaniyorum desede en büyük tanrisi hic tartismasiz cikardir.
Saygilar
diğer saydıklarınız da çok doğru ama benim en çok ilgimi çeken bu oldu. demek istediğinizi anlıyorum. derin felsefi bir yanı olduğu için irdelemiyorum ama toplumun duyarlılığı ve sorunun çözümü için illaki bir maddi çıkar beklentisi olması gerekirmi? yani kadınlar için ve diğer vatandaşlarımız için daha güvenli ve daha sağlıklı bir toplum gibi şeyler özellikle kadınlar açısından çok büyük çıkarlar değil midir? belki biraz açarsanız bunun maddi getirileri bile vardır.
bunlar ve daha saymadığımız bir çok nedene bakarak söylebilirizki sorun tek bir basit formülle çözülemeyecek kadar büyük. sadece eğitim değil sadece ekonomik değil sadece hukuk değil sadece kişi koruma değil sadece psikoloji değil hemen bütün alanlarda bir değişime gidilmesi gerekiyor. bizim ülkemizinde durumu malum olduğundan sorun katlanarak devam edeceğe benziyor.
Saint-Just
10-01-2018, 18:21
Belki bana forumda ki arkadaşlar gülecek ama sebep belli derim, sebep AŞK!
Bu kadar dizi, film yapılıyor, sürekli aşk yüklemesi yapılıyor, haber programlarında bile aşk pompalanıyor. Şarkılar türküleri saymıyorum bile. Bir aşkımdır gidiyor. Sonuçta bu oluyor, bizim toplum duygularıyla hareket eder, aklıyla etmez, adam/kadın fark etmez kendini aşık zannediyor.
Yani etkileniyor.
Bilinç altı ister/istemez etkileniyor.
Ben sana aşık oldum!
Eee!
Benim dediğimi yapacaksın.
Adam güyâ aşıkya, aşkının kendi sözünden çıkmayacağını zannediyor! O, onun malı! O ona yazılmış!
Ne yazgısı!
İyide kardeşim, sen evlenmişsin aşk bitti. Zaten evlenmeden öncende aşk değildi ki nedir bu aşk havaları.
Neyse, lafı uzatmayım yoksa sabaha kadar yazarım, AŞK bir toplumda bir iki kişide anca olur, gerisi fasülyedendir, aşk değildir, sevgidir, menfeattir, saygıdır, anlaşmadır, adettir, töredir vs.
Lakin dizilere, magazin programlarına bakar mısın, Aşk, Aşk, Aşk.
Banka reklamında aşk.
Dondurma reklamında aşk.
Hatta sloganında aşk olan bazı (http://www.markatescilofisi.com/markalar-ve-sloganlari/) firmalar.
Aşkım Aşkım: Darısı diğer aşıkların başına
Citroen: Teknoloji aşka geldi
Merbolin: Boyacının aşkı
Porland: Porselen aşkına
Privacy: Aşk bile bile tutsaklıktır
Vakko: Bir aşk yetmez
Volkswagen: Otomobil aşkına
Aşkın kendi sloganıda vardır, yakar yıkar! zehirdir o! :)
Problem TV de, iletişim araçlarında.
Uzmanların bahsettiğim şeyden zerre haberi olduğunu da sanmıyorum. Haberleri olmadığı içinde olaya Fransız kalıyorlar.
Duygular bu kadar tetiklenmemeli, zaten duygusal kaldıramıyor bünye fazlasını, uzmanlar bu "duyguya" odaklanmalı derim.
Deniz kirleten sebep onu besleyen yan kanallarsa, o kanalların durdurulması gerekir. Yoksa denizi temizlemek tek başına da çare değil.
Sevgiler
okuduğum bir köşe yazısında toplumumuzda tecavüz suçunun bu kadar yaygın olmasının geçmişten bugüne gösterilen türk sinema filmlerinden ve dizilerinden dolayı olduğunu yazıyordu. yani iffet gibi filmleri gösterek izleyen insanların tecavüzü normal sıradan yada kadının zevk aldığı yada ses çıkarmayacağı bir olaymış gibi gösterirseniz böyle sonuçlar yaşanır diyordu. ''ya benimsin ya kara toprağın'' gibi sapkın düşüncelerin tvlerde ve filmlerde ''aşk'' gibi gösterilmesi gerçektende bunun zemini hazırlayan etkenlerden biridir.
bu cinayetlerin bazılarının sebebinin ''aşk'' olarak gösterilmesini benim aklım almiyor. aşk dediğiniz gibi anlaşmaya menfaate dayanmazki. güçlü ama en önemlisi temiz bir duygudur. nadirdir de. bir insan gerçekten aşık olduğu ve sevdiği bir insana nasıl kıyabilir? bunun adı aşk veya sevgi değil saplantılılık canilik şerefsizlik psikolojik rahatsızlıktır.
evlilik teklifini reddetiği için öldürülen hatice kaçmaz davasında
katil zanlısına indirim gerekçesi ise şu ''tutku derecesinde aşırı sevdiği için'' üstelik önceki ''tasarlayak adam öldürme'' nin değiştirilmesin isteyip bu indirimin alınmasını sağlayan ise kadın bir savcı.
ha birde bizim güzel yargımız katilin mahkemeye takım elbiseyle gelmesini de takdir ediyor ve o yüzden indirim veriyor.
http://www.diken.com.tr/hatice-kacmaz-cinayeti-davasinda-saniga-tutku-derecesinde-asiri-sevgi-indirimi/
https://scontent-sea1-1.cdninstagram.com/t51.2885-15/s480x480/e35/c0.101.1080.1080/23416808_324598354615908_6379266649316392960_n.jpg ?ig_cache_key=MTY0NTcwNjc0NTY5MzMzMzI3OQ%3D%3D.2.c
Leonardo
10-01-2018, 20:16
- Ben bu tür haberlerden yoruldum diyebilirim.
Ama kesinlikle inandığım. Önce 12 Eylül zihniyeti, Sonra bu AKP (Şimdi herhalde AKP-MHP diyeceğiz) bu tür hayvanlıklardan beslenen bir zihniyet.
Gelecekte ondan beslenebilmesi için ona yatırım yapması lazım.
- Cumhuriyetin ilk yıllarında bu zihniyetin üstüne gidildi.
Sonra "Boşver bir şey olmaz asıl düşman komünizm" gibi bir zihniyete geçildi. O yüzden böyle oldu.
Böyle rezaletlerin Avrupa'ya göç etmiş vatandaşlarımız arasında yaşandığını da hatırlatırım.
Felâsife
10-01-2018, 20:21
Felasife: Aşık oldun diye illa öldürmen mi lazım?
bu cinayetlerin bazılarının sebebinin ''aşk'' olarak gösterilmesini benim aklım almiyor. aşk dediğiniz gibi anlaşmaya menfaate dayanmazki. güçlü ama en önemlisi temiz bir duygudur. nadirdir de. bir insan gerçekten aşık olduğu ve sevdiği bir insana nasıl kıyabilir?
Sorun şu ki AŞK denilen şeyin ne olduğu bilinmiyor, aşk denilen zehir içilince geri dönüşü yoktur, ayrılık yoktur.
Aşkta tek ayrılık vardır, ÖLÜM!
Yani ölüm bizi ayırana dek olayı.
Şimdi bu öldürenler, cani olabilir, psikopat olabilir ama bu işin kolayına kaçmak olur, ayrılık denen şeyi kaldıramıyorsa bu kişiler, bunun SEBEBİNE inilmeli.
Cinayet işleyen erkek/kadın MESAJ 'ını da veriyor!
Sebep çok açık!
Bizi ancak ölüm ayırır!
Öylede olmuyor mu?
Ama tabi bu mesaj anlaşılmıyor, Aşkın lafını yapan çokta, dilini bilen yok!
---
Sonrasıda malum, herkes hücum ediyor bunlara, katil demekte çok kolay, çünkü o birini/birilerini öldürdü!
Olaya bakar mısınız nereye geldi?
O öldürdü ama onu katil olarak besleyen de biziz!
Ne var bunda ayy... kız oğlanı sevdi, oğlan aşkı için neler etti, dizim var, aşkım vs. hep alkış tuttuk.
Hasılı bu olayda hepimizin payı vardır.
---
Bir keresinde Aşkı Memnu dizisine bakayım dedim.
Arkadaş gerim gerim gerildim, ha yakalandı ha yakalanacak, adamlar filmi nasıl etmişlerse, film davul gibi geriyordu adamı, meselede yasak aşk!
Diyeceğim aşk tehlikeli topraklardır.
Ölümde bu topraklarda ayın karanlık yüzüdür.
---
İnsanlar anlamalı, evlenince, birleşince, flört edince aşk biter. Sonrası başka bir şeydir.
AŞK zaten kavuşmak, birleşmek, konuşmak, sahip olmak değildir ki BİLAKİS o konuşamamak, bir araya gelememektir. İçin için yanmak, tutuşmaktır.
Bunun adıdır AŞK.
Sevgiler
bakkalmahmud
10-01-2018, 20:25
diğer saydıklarınız da çok doğru ama benim en çok ilgimi çeken bu oldu. demek istediğinizi anlıyorum. derin felsefi bir yanı olduğu için irdelemiyorum ama toplumun duyarlılığı ve sorunun çözümü için illaki bir maddi çıkar beklentisi olması gerekirmi? yani kadınlar için ve diğer vatandaşlarımız için daha güvenli ve daha sağlıklı bir toplum gibi şeyler özellikle kadınlar açısından çok büyük çıkarlar değil midir? belki biraz açarsanız bunun maddi getirileri bile vardır.
bunlar ve daha saymadığımız bir çok nedene bakarak söylebilirizki sorun tek bir basit formülle çözülemeyecek kadar büyük. sadece eğitim değil sadece ekonomik değil sadece hukuk değil sadece kişi koruma değil sadece psikoloji değil hemen bütün alanlarda bir değişime gidilmesi gerekiyor. bizim ülkemizinde durumu malum olduğundan sorun katlanarak devam edeceğe benziyor.
Insan cok garip bir yaratik,dünyada cehennemi yasar yasatir ama bir ömür dinlerin hayali cennetini özler ve oraya gidebilmek icin yirtinir,iyilik güzellik dünyayi cennete cevirme icin cok az insan cabalar.Cikar olmadan (cok az insan haric) hemen hemen hickimse baskasi icin parmak bile oynatmaz ama bir tanrinin cikar saglamadan ona ebedi cennet hazirlamasini normal karsilar.
Hayvan bile yavrusunu cikar gözetmeksizin dogurup koruyup kollayip büyütüp dogaya salarken bazi insanlar yavruyu bir sigorta olarak dogurur büyütür.
Kadina yada zayifa siddetin önüne gecmenin herhangi bir getirisi olsa bu sorun bir ayda cözülür ve biter,bu bizdeki trafik kazalari gibi sorun ortada cözümde ortada ama bunu önleyecek kisiye kuruma herhangi bir cikar olmadigi icin kimse umursamaz ve her bayran yirmi yimibeskisinin trafik kazalarina kurban gitmesini umursamazca izleriz halbuki ortaya bir para konsa ve bu kazalari önleyecek kurum kurulus yada kisiye su kadar para ödülü var dense gelecek bayram sayi belki bire yada ikiye düser.
Kadina siddetin biiki bircok sebebi var umursamazlik sadece birtanesi ama en önemlisi,mesela cuma hutbelerinde cesur delikanli bir mümin cikip hocaya ulen dümbük :) bize bos bos konusacagina toplumdaki sorunlarin cözümü icin birkac laf etsene dese bu bile birkac ölümü durdurur:) ama gel gelelim benim müminim o ara cennet hayalinde oldugundan bunu zaten demez o o an cikarinin pesindedir :):) neyse yazmayi pek sevmem diyer arkadaslar devam etsin saygilar:)
Toplumda namus, ahlak bekciligi, linc kulturu anlayis bakimindan degismedikce insan cinayetleri devam edecek gibi... Zaten siddete egilimli bir kisim bireylerde, baskin dini motifler ve bazi kavramlar gerekce olarak cok kolay kullaniliyor.
Leonardo
10-01-2018, 21:13
Sorun şu ki AŞK denilen şeyin ne olduğu bilinmiyor, aşk denilen zehir içilince geri dönüşü yoktur, ayrılık yoktur.
Aşkta tek ayrılık vardır, ÖLÜM!
Yani ölüm bizi ayırana dek olayı.
(...)
Sevgiler
TV dizisinde tabi ki öyle olacak!
Bu saydıklarınız gayet başarılı diziler ve Türk halkı da duygusal olduğu için bunları çok seviyor. Siz bir de 70'lerin 80'lerin bir takım filmlerini bilseniz!
- Tek kelimeyle korkunç. Ama onun da işlevi o işte. O adamların da para kazanması lazım :)
- Ben de çocukken filan (TV 2-3 kanal varken izlemişimdir) ne var? Sonra kafam gelişti bıraktım :)
Da benim baktığımın ne farkı var? Ben de Van Daime'in bütün filmlerini izledim ama yıllardır adam dövme olayım olmadı :)
Gerçek ile kurguyu ayıramazsan senin sorunun. Tabi Türk dizilerini bilmem ama edebiyatta / Tiyatroda da ele alınan bir konu. Aşk olmazsa olmaz. :)
Benim söylemek istediğim. Psikiyatride "Saplantı / Obsesyon denen bir durum vardır.
Ve şunu da söyleyeyim cinselliği tabu olduğu, yasaklarla çevrili olduğu, sadece evlilik içinde gerçekleşebilen neredeyse mistik bir konu olduğu durumda bu türden obsesyonel durumların olması kolaylaşır.
- Mesela benzer biçimde Genelev kadınına aşık olma durumlarını ve peşinden meydana gelen rezaletleri filan da duymuşsunuzdur.
- geçen bir Alman filmi vardı: Liseli çocuklar Romeo ve Juliet'i basitleştirerek oynuyorlardı. Mesela Romeo Jüliet'e "Ben senin göğüslerini çok beğendim" diyor. Jüliet "Ben de seninle yatmak istiyorum ne zaman seks yapacağız?" diye devam ediyor. Böyle böyle kurguyu aynen ama basitleştirerek tekrarlıyorlar. Sonuç olarak da aynı yere varıyorlar :)
O yüzden dünyada
1) kendini tanıma evresi vardır. Deneyler yaptığın, dizi karakteri ile özdeşleşerek deneme yanılma yöntemi ile öğrendiğin (erken dönemde gerçekleşen) bir dönem vardır. Duygularını da tanıyım bunları obsesyondan ayırırsın.
2) Ön çalışma evresi vardır. Mesela hormonlar filan tabi ki tavan yapar sen de farklı hissedersin. Ama biyoloji yüzünden öyle. Primat atalarımızın çalışmayı sürdürmeleri için evrim sürecinin meydana getirdiği olgular vardır. O da önemli.
3) Yetişkinliğe gelindiğinde / olgunlaştığında, mesela olayı kendin başlattığının, dolayısıyla seçim yaptığının farkında olursun. O yaşta mesela tabi ki ilk görüşte etkilenebilirsin. Da çekip gitmeden, orada kalıyorsan, bilirsin ki bu kendi seçimin.
/Bu anlatığınız olayda adam olgunluk yaşı 10 filan. 0 yani hiçbirşey öğrenmemiş. Yani ana sınıfında bile değil. Bilmiyor.
Bu da muhafazakarlık + komünizm düşmanlığının etkisi.
Tabi Batı'da da olmayan bir şey değil. Özellik 1970'lerden önce, Bu türden "olgunlaşmamış" kişlere izin veren toplumsal yapılar vs. vardı. Tek tek bunları değiştiriyorlar ondan sonra.
Onlarda da "yatakta biriyle yakaladım öldürdüm" olayları çok olmasa da oluyor. Yani hiç olmazsa haberdeki gibi mantıklı nedenle oluyor.
-da işte, olgunluk meselesi. Yasa karşısında yine de akıllı olmak zorundasın. Bu tür zorunluluğu filan da yasa ile iyice belirtmek gerekiyor ki kimsenin kafasında soru işareti kalmasın.
anti-ka
Din bu konuda bir şey yapamaz. Genelde toplum ilerler. Din önce bu ilermeye itiraz eder. bir süre sonra "Peki tamam öyle olsun" der. Bir sonraki gelişmede de yine aynı şey olur.
Hatta bu AKP dönemin vaazların iyice saçmalaşma ihtimali de var. da dünyanın kendisi değişmediği için, bu durum dine daha da zarar verecektir ve dinden açıkça nefret eden kuşaklara yol açacaktır.
Bu şekilde dinin yararlı etkileri, mesela felsefe dışı - ahlaki / ya da mistik konulardaki rehberliği yitirilecektir. Sonra bu yitirilen unsur yeniden araştırılıp bulunacaktır filan.
En önemlisi de gözlem yeteneği. Maalesef camideki imam benim bu dediklerimi gözlemleyemez. en büyük sorun da o.
Felâsife
10-01-2018, 23:11
TV dizisinde tabi ki öyle olacak!
Bu saydıklarınız gayet başarılı diziler ve Türk halkı da duygusal olduğu için bunları çok seviyor.
Sorunda tam oradaya zaten, bu diziler gerçekten başarılı.
Artık dünyaya satılıyorlar, hayal gibi bir şey ama bu gerçekleşti. Dünyaya dizi satıyoruz. :)
Türk sineması diplerde fakat dizi olayın da Amerikadan sonra ikinciliğe gelmişiz.
Bakmak isteyene bir kaç haber.
* Türkiye Dizi İhracatında Hollywood'dan Sonra İkinci (https://onedio.com/haber/turk-dizilerinin-rekoru-256009)
* Türk dizileri dünyayı fethetti. (http://www.gercekedebiyat.com/haber-detay/turk-dizilerinin-dunyayi-saran-basarilari-ve-yabancilarin-ovguleri-hangi-ulkelerde/2578)
* Yurt Dışında En Çok İzlenen Türk Dizileri (https://ofpof.com/film/yurt-disinda-en-cok-izlenen-turk-dizileri)
* Yabancıların Övgüleri (https://onedio.com/haber/turk-dizilerinin-dunyanin-dort-bir-tarafini-saran-basarilari-ve-yabancilarin-ovguleri-730072)
70-80 lerde ki diziler vasat dizilerdi illaki, lakin şimdilerde öyle değil, teknik açıdan bile çok kaliteliler. Görsellikleri 10 numara, senaryoları desen soluk soluğa izle, yerinden bile kalkamıyorsun, bi reklam girse de ihtiyaç gidersem diyorsun.
Bu başarıdır, evet.
Dizi sektörü izleyiciyi TV ye kilitlemeyi başardı.
Ama diğer yandan da bu başarının da bir bedeli var, benim bahsettiğim odur. Büyülü cam çoklarını büyüler/büyüledi.
Şimdi bunu görmezden gelmekte elbette dediğim gibi KOLAY yoldur, hapse atmakta çok kolay fakat, bu iş FURYA halini almışsa, zaten bu konunun da amacı odur. Bu FURYA nın sebebi nedir?
Sebep bilinse engellenecek ama sebep bilinmiyor ki?
3-5 cinayette değil ki olay yüzlere binlere geldi mesele. Günlük haber şeklini aldı. Bu yapanın sorunu demekte, cezaları artırmakta çok çare değil.
Yasaklama çözmez işi.
Adam öldürüyor, çocuğunun yanında bile öldürüyor, hatta çocuklarını bile öldürüyor, "ayrıldıktan sonra ve ayrılma aşamasında" mesele patlak veriyor.
Dediğim gibi kendini aşık zanneden, ayrılık diye bir şey kabullenemez.
Uzmanlar!
Artık onlar kimse evlilik denen şeyin, bir anlaşma olduğunu, aşk denen şeyin bu olmadığını anlatmalılar.
Olaya bakın ki aşk yoksa, TV ciler de nasıl para kazanacak?
TV ler aşk tan para kazanıyor!
Birileride onlar para kazanacak diye kurban ediliyor, acı ama olay bu.
Sevgiler
Felâsife
11-01-2018, 00:14
Konu ile ilgili olarak, bu mesele tüm yurda yayılmış, büyük şehirler de doğal olarak başı çekiyor.
http://kadincinayetleri.org/
"2010 dan bu yana 1930 kadın cinayeti işlenmiş"
https://lh3.googleusercontent.com/1xglyIpOZp4anpvWiBX5JDxnEs4mluIKMP6ZfNl9wKjfmbDhaS 95TkN4ju5kMPdCnkc69_rz0lJwm2Pz4L6J=w1240-h632-rw
Leonardo
11-01-2018, 12:26
- Yalnız şöyle de bir şey var.
Aldatma olayını artık kadınlar da yapıyor. İnsanımız da ilkel olduğu için bazen doğru tepki veremeyebiliyor.
Felâsife
12-01-2018, 10:47
Televizyonun insan psikolojisi üstüne etkilerine dair nette bir sürü yazıda varmış, ancak bu konuda şurada ki (http://blog.milliyet.com.tr/tv-yayinlarinin-toplum-psikolojisi-uzerindeki-korkunc-etkisi/Blog/?BlogNo=499940) yazarın dediği gibi toplum adeta yem ediliyor.
Ülkemiz rating derdine düşmüş paragöz ve bencil TV kanalları yüzünden korkunç bir kaosa sürükleniyor. İnsanlara örnek bir hayatın nasıl olduğunu anlatan dizilerin yayına girip, cani, canavar ruhlu katillerin kahraman yapılıp alkışlandığı, en çok acı çekenin sempati ile bakıldığı, en küfürbazın, en zavallı karakterlinin, en komplekslinin yarışma kazandığı, özetle rating uğruna toplum psikolojisinin hiçe sayıldığı bu programların bir kalemde yayından kaldırılmasını diliyorum!
Victoria Toumit
Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) (http://www.aktuelpsikoloji.com/dizilerin-ruh-sagligi-uzerinde-etkileri-7133h.htm) Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe, ise;
"Televizyon bir eğlence ve bilgilendirme aracıdır. Televizyonun temel misyonu hoşça vakit geçirtmek, biraz da olsa günlük hayatın sıkıntılarından kişiyi uzaklaştırmak ve dünyada olan biten konusunda bilgi vermektir. Eskiden beri Türk halkı olarak dizi izlemeyi seviyoruz. Geçmişte Dallas vardı, tüm Türkiye nefesimizi tutup Dallas'ı seyrederdik. Bir dönem Brezilya dizileri modaydı, konu komşu bir araya gelinip dizinin baş kahramanı fakir kız Maria'nın zengin oğlan Fernando ile olan aşkı seyredilirdi, yeri geldiğinde Maria ile birlikte gözyaşı dökülür ve dizi üzerine yorumlar yapılırdı. Bu hem bir vakit geçirme, hem de belki de bir rahatlama, günlük hayatın stresinden uzaklaşma yoluydu. Televizyon sayısı arttıkça dizi sayısı da arttı ve dizilerin içerikleri de değişti. Günümüzde çok sayıda dizi var ve dizilerdeki ortak konular genellikle aşk, yasak aşk, karşılıksız aşk, aşk üçgeni, şiddet, ihanet, cinayet, sürekli mutsuzluk, huzursuzluk, gözyaşı. Olumlu ve umut verici bir konuya rastlamak gerçekten çok zor. Bu durum haliyle bu dizileri izleyenlerin psikolojilerini de olumsuz etkileyebiliyor.'' dedi. Televizyonun önemli bir güç olduğunu ve insanlar üzerinde etkisinin büyük olduğunu da belirten Dr. Keçe; "Diziler aslında hayatın aynasıdır, toplumda var olanı yansıtır. Tabi bir yandan da bir hayal dünyası oluşturulur, dizilerde hiçbir şey imkansız değildir ve kişilerin hep sahip olmak istedikleri hayatlar onlara gösterilebilir. Kişi dizideki bir karaktere kendini yakın hissedebilir, onun saç stilini ya da giyim tarzını beğenebilir, o diziyi izlerken kendini farklı bir dünyada hissedebilir. Önemli olan hayalle gerçeği karıştırmamaktır. Bir açıdan bakıldığında kişiyi günlük hayatın stresinden uzaklaştırıp güzel yalıların, zenginliğin, lüks arabaların, aşkların olduğu bir dünyaya götürmesi olumlu bir şeyken, bir yandan bakıldığında da kişi gerçek hayatta bunlara sahip olamamanın üzüntüsü ile kendini kötü hissedebilir ve bunalım yaşayabilir. Özellikle ergenler ve gençler bu durumdan etkilenebilirler.'' dedi
Kısacası TV bir bilgilendirme ve eğlence aracı iken, dizilerde ki sözüm ona CİDDİYET hayatın kendisiymiş gibi yaklaşım, toplumu çok rahatlıkla bozabilir, zaten bozuyorda.
Ne yapılması gerekir denirsede ADRES belli olduğuna göre, onu yasaklamak yerine, ıslah etmek, çeki düzen vermek en doğrusu olsa gerektir.
CİSED Genel Sekreteri Psk. Dnş. Fatma Ayrık;
"Tabi ki çeşit çeşit konularda programlar olacak, ancak halı olumluya yönlendiren, bilgilendiren, güldüren programların da olmasını istiyoruz. İnsanımız gülmeyi unuttu komedi dizileri daha fazla olmalı. Cinsellik, evlilik, aile konuları hakkında daha bilgilendirici ve halkı olumluya yönelten programlar yapılmalı. Televizyonlarımız cinsellikle ilgili programlardan kaçınıyor, oysa ki şu an halkımız en fazla bilgiye ihtiyaç duyduğu konulardan biri cinselliktir. Mutsuz evliliklerin ve aile içi sorunların çoğunun kaynağı cinselliğe dayanmaktadır. Televizyon kanallarının bu konuya da dikkatini çekmek istiyoruz. Çünkü kadınların %80'ninde, erkeklerin %70'inde cinsel sorun bulunan bir toplumda, cinsel sorunları işleyen bir dizi hala yok, bu çok önemli bir çelişkidir." dedi.
Tabi ben olayın AŞK tarafından bakıyorum, şiddetten ihanete pek çok yönüde var meselenin muhakkak ama Aşk gibi bir şeyi yanlış anlatmak, onu hayatın tam merkezine oturtmak vede bunu heran evlerde baş köşelerde izlemekte insanları büyüler.
Dizicilerin başarılı oldukları da zaten kanıtlanmışsa, adres bellidir.
TV lere dikkat!
Leonardo
12-01-2018, 22:05
Soğuk şok etkisi yaratabilir ama ben TV olayını 15 sene önce filan bitirdim.
Üniversitede zaten vakit olmamaya başladı. Ortaokul dönemindeki gibi yatıp "yeni" reklamları bile izlediğim dönem bitmişti. Zaten 90'ların ikinci yarısında hayatıma bilgisayar denen alet girmişti. 20'Li yaşlarda da önceden planlanmış diziler vs. izliyordum. Sonra sosyal, hayat, spor derken, son darbeyi de belki hızlı internet vurdu. Artık Yaşayan Ölüler'i filan da bilgisayarda izlemeye başladım. TV cidden terk edildi (+ Haber bile izlemeyen 2-3 kişi tanıyorum)
Leonardo
13-01-2018, 19:05
Dün Akşam tesadüfen açtığım bir kamera şakası programı (40:00)'a getirelim.
https://youtu.be/LyC2oPKC3d8?t=3361
1) Bizim dönemimizde Kıro, Maganda, Hırbo, Amele gibi (aslında aşağılayıcı) benzetmelerde güldüğümüz bazı tipler var. Günümüzde paralı olmak koşuluyla bunlar gibi olmaya çalışmak moda haline geldi.
2) Videodan da anlaşılacağı gibi bizdeki görgü bunlarda yok. Aynı programda buna benzer vakalar çok. Daha evli bile olmadan Hatunla nasıl konuşuyor?
- Bize hem çocukken okulda filan öğretirlerdi, hem de ben tanıdığım hatunlara böyle yapsam herhalde iletişimim kesilir.
3) Hani Avrupalı kızlar da biraz "maço" erkekleri seksi bulurlar. Tabi bunlar gerçekten de bu videodaki gibi "eşya" gibi olmak istemezler. Yine de yalancıktan öyle davranan erkekleri belki daha doğal ve çekici bulurlar.
Videoya bakınız:
Oğlan kıza "sen cola içemezsin, su içeceksin" dese kız "eyvallah" diyecek.
+ Kız bilerek ve isteyerek bunu istiyor (öyle şartlanmış)
+ Oğlan kızın bunu kabul etmemesi durumunda kızı orada tokalamaya hazır.
Medya: Evet, Kurtlar vadisi, Ertuğrul, Kanuni Süleyman derken bazıları iyi havalandı da ne zaman sönecek, kim söndürecek. bir de işin o tarafı var :)
- Bir de günlük hayatımda da: "O sakal ne?" dedirten kişilikler iyice çoğaldı.
Yani bu sorun da dönüp dolaşıp yine siyasete geliyor. :)
kaç tanesi sizin söylediğiniz sebeplerden dolayı katledilmiş. bütün hepsinin bahanesine bakabilirsiniz. şahsen benim en çok iğrendireni ayrı olarak alta ekledim. ''aşkıma karşılık vermediği için öldürdüm''. 19 yaşındaki kızın işe giderken sokak ortasında vurulmasının sebebi bu. ve bu bunun gibi yüzlerce cinayetin sadece bir örneği.
Bugün Ahmet Kural ve Sıla Gençoğlu arasında yaşanan şiddet içerikli bir magazin haberi üzerine konu açacaktım ve bu konuyu gördüm. Buraya yazayım dedim.
Sorduğunuz soruya değineyim; Cinayetlerin kaç tanesi benim "kadınların erkeğe uyguladığı şiddet" ile alakalı bilemiyorum. Muhakkak bu yüzden katledilen kadınlarda vardır. Örneğin kuma gitmek istemeyen 19 yaşında ki kızın babası tarafından öldürülmesi gibi. Sonuç itibariyle bu katil olan erkekleri de kadına şiddet uyguladı diye okuyup geçiyoruz.
Kadınların uyguladığı psikolojik şiddet yüzünden intihar eden erkekler olabilir, aldatılma gibi sebeplerden ötürü intihar eden erkekler. Bu tip psikolojiyi zorlayan sebeplerden ötürü hayatını canlı cenaze yaşayan erkekler. Sizde bir düşünün, çevrenizde hiç böyle insan tanımadınız mı hiç ?
Şimdi buraya tanıdığım bazı kadınların neler yaptığını ve kocalarını nasıl bir depresyona soktuklarını, hayatlarını mahvettiklerini hatta kalp krizi geçirip vefat etmelerine varan olayları yazmayayım.
İşte bu tip olayları hiç bir gazetede erkeğe şiddet diye okumuyoruz. Ancak bir kaç dakika içinde olup biten cinayet haberleri çok daha dikkatimizi çekiyor.
Kadına şiddet hiç bir zaman tek sebeple yada tek bir insan tipinin yaptığı bir eylem değildir.
Kendisine uygulanan bin bir entrika yada psikolojik şiddet, aldatma gibi olaylar karşısında cinayet işlememiş bir sürü erkek var bu ülkede. İşte bu hayatı kaymış, çıldırma eşiğine getirilmiş insanları göremiyoruz ancak kadına şiddet olayına çok tepkiliyiz.
Bu ülkemizde ki bir çok dengesizlikten bir tanesi.
Videoya bakınız:
Oğlan kıza "sen cola içemezsin, su içeceksin" dese kız "eyvallah" diyecek.
+ Kız bilerek ve isteyerek bunu istiyor (öyle şartlanmış)
+ Oğlan kızın bunu kabul etmemesi durumunda kızı orada tokalamaya hazır.
Çok güzel bir noktaya değindiniz. Erkeklerin bütün egolarını bilerek isteyerek şişiren kızlar yada kadınlar herhangi bir değişiklik ihtiyacı duyduklarında bu taptıkları erkeklere anında sırt çevirebiliyorlar. Ve istenmeyen sonuç yaşanabiliyor. Yada eşini genç bir erkekle aldatan yada daha evlenmeden önce ki sevgilisiyle hala görüşüp cinsellik yaşayan tipler. Oğlunun arkadaşıyla yataklık olanlar...
Benim değinmek istediğim ayrıntı bu. Ancak tam olarak yazamıyorum. Çünkü platonik aşk yüzünden genç kızı öldürende çıkıyor, evlenme teklifi reddedildi diye hem kızı hem anasını bıçaklayan da. Yani değinmek istediğim nokta ile işlenen cinayet konuları bir birine karışıyor.
Bu ülkede en az kadına şiddet kadar erkeğe de kadınlar tarafından şiddet uygulanıyor.