PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Patronlar kendi düzenlerinden Şikayetçi


kartopu
24-01-2018, 11:47
TÜSİAD Başkanı Bilecik, liberal ekonomik sistemi ağırsözlerle eleştirdi
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısı dünCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleşti. Toplantınınönemli konu başlıklarından biri de TÜSİAD Başkan'ı Erol Bilecik'in, liberalizmeleştirisiydi. 19-5-2017 .

''BU TEZ CİDDİ YARALAR ALDI''
Serbest piyasa ekonomisine bağlıliberalizmin tarihçesinden bahseden TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, ''Neredeysetüm dünya, liberal demokrasi, hukuk devleti ve piyasa ekonomisinin her yerdebarış ve refah getireceğine ikna edilmişken, bir de baktık ki bu tez ciddiyaralar almış. Liberalizmin ana vatanı sayılan İngiltere’de ana akım siyasipartilere, iş dünyasına, sendikalara, tüm akademik kurumlara ve bilimselaraştırma sonuçlarına rağmen seçmen az farkla ve de farklı nedenlerle olsa datepkisel bir tutum izledi; İngiltere Avrupa Birliği’nden çok zorlu bir ayrılmamüzakeresi sarmalına düştü.'' dedi.
Piyasa ekonomisive liberal demokrasinin, toplumsal eşitlik ve adalet konusunda yetersizkaldığını vurgulayan TÜSİAD Başkanı, sosyalizmin çöküşüyle kurtarıcı gibigörülen liberal perspektifin hiçbir zaman eşitlik sağlamadığını aksinezengin-fakir arasında muazzam uçurumların doğmasına neden olduğunu ifade etti.

''LİBERAL EKONOMİ DUVARA TOSLADI...BATIYA DUYULAN HAYRANLIK YERLE BİR OLDU''
Başkan Bilecik, 2008 ekonomik krizinihatırlatarak liberal ekonominin duvara tosladığını, bu ekonomik modele bağlıgelişen demokrasi anlayışının ise Suriye iç savaşı ve mülteci krizi sırasındaaynı kaderi paylaştığını belirtti. Özellikle mülteci krizinin batıya duyulanhayranlığı yerle bir ettiğini ifade eden Bilecik, ''Liberal demokratik düzeninhalka eşitlik ve adalet götürmediği, sadece batının emperyalist politikalarınahizmet ettiği iddiaları güç kazandı.''ifadelerini kullandı.

''BU AÇIK BİR ZAAFİYET''
Bilecik, toplumlarındaha farklı söylemlerle gelen siyatçileri desteklenmesini; liberal ekonomikdüzenin dünyaya barış, refah ve saadet getirme konusunda göstermiş olduğuzaafiyetten kaynaklanıdığını ifade etti. TÜSİAD Başkanı, bir zamanlar sadeceÇin ve Rusya için kullanılan ''eşitliksiz ve adaletsizliğin'' artık batı içinde rahatça ve daha sık duyulduğunu belirtti.

---------------------------------------
Patronlar kurdukları düzenden şikayetçiler maviye boyadığım yerler dikkatimi çekti. Bu patronlar ne istiyor Liberalizm aslında patronu daha güçlü ezileni daha ezik yapmak için kurulmadı mı . Kapitalist dünyada sermayeler artık yatay büyüyemiyor dikey büyüyen sermaye bir çok insanı işçi yapması ile teknolojinin kontrolsüz büyümesi ve çok keskin rekabet insanları işsiz bırakmakta. İnsanlar ihtiyaçlarını artık bankalara borçlanarak yaparken ödeme güçlüğü de çekmesi ile geri dönemeyen krediler patronları oldukça rahatsız etmiş olacak ki şikeyetlerini yüksek sesle söylemekten çekinmiyorlar.

İşte TÜSİAD da kendinden güçlü patronlardan şikayet etmekte. Halbuki bu TÜSİAD 1980 lerde gazetelere büyük boy reklemler vererek işçilerden ve sendikalardan şikayet ediyorlardı.
Bu günde kendinden büyük patronlardan şikayet etmekteler.

Pir Sultan Abdal bir zamanlar şöyle demişti Ey Hızır Paşa senden büyük Allah var.

spartacus
24-01-2018, 12:24
Diktatörlüğe destek, zaten egemen sınıfın, sermayenin, sömürünün en az maaliyetle en verimli olduğu yönetim biçimi, iktidar biçimi faşizm değil miydi? Zaten gündemde Metal işçilerine komik zamma karşı direnişi var, şimdi OHAL sebep göstrilerek, patronlar dilediği gibi sonuçlar elde edebilmenin avantajına sahip, alakasız, boş teneke misali laflarla, destekleyecekler(çıkarlarına öyle geliyor, bugün çıkarlarına böyle ise öyle, yarın başka türlü ise başka türlü olacak bu omurgasızlar takımı)...

Bu süreç garip biçimde Hitler dönemine benziyor(gerçekten, maddi, manevi, lojistik desteğin asıl payı büyük patronlar ve orta patronlardan gelmişti, kaz gelen yerden tavuk esirgenmemişti), o kadar çok benzerlik içeriyor ki, artık aksi bir ifade namına pes demekten başka bir şey kalmıyor.

Gündem de birde ne var, aynen Hitler gibi, çevre coğrafyaların paylaşımı namına savaş çığırtkanlığı, İŞGAL, açıkca bir başka devleti altından, üstüne kadar değiştirmek, yağma siyaseti ve elbette halklara karşı, halkların direncine ve yerleşiklik hakkına karşı da, ırkçı fobinin propagandasıyla, paravan yapılar örgütleyerek kullanmak gündem değil mi? Kaldı ki madem sahte propaganda, Suriyenin bütünlüğünden yanasın, öyleyse hareketini Suriye ile ortak yapman gerekir. yalanın, dolanın bimi, bin para. Tabi faşist ve kolay propagandayla ->vatan, Hitler'in Polonya işgali gibi, itiraz eden hain, terörist, bilmem ne, üstelik Hitler ordusuyla, açıktan işgal ederken, bunlar elleriyle örgütlediği ve dünyanın terörist dediği El Nusrayı, aslında merkezi kadro, örgüt olarak belirleyici iken ÖSO diye perdeleyip, çete ve mültecilerden devşirdikleri paralı askerlerle oluşturduğu terörist örgütle yapmıyor mu? Madem teröre karşıydık, öyeyse bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu...

kartopu
24-01-2018, 13:07
Sn Spartakus.
yazılanları okumadan eleştiri yapmışsın sanırım. Patronlar Liberalizm den şikayetçi ve Liberalizm in getirdiği dünyadan şikayetçiler.

Siz se faşizmden söz etmişsiniz.

Partonların akıl hocası A.Simith değil mi. Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler diye rekabetçi sisteme vurgu yapan A.Simith değil mi bütün kapitalist ülkelerin iktisat okullarında bütün öğrencilere methiyeler düzülerek okutulan Bu A.Simith ne oldu da patronlar bu A.Simiht ten şikayetçi oluyorlar.

Faşizm i liberal dünyadan ayıramadığın gibi burjuva demokrasisi de Liberalizm in parçasıdır.
Patronlar dün Sovyetlerden Çin den şikayet ediyorduk ama şu an onlar yok yine dünya cennet değil demek istiyorlar.
TÜSİAD Başkanı, bir zamanlar sadece Çin ve Rusya için kullanılan ''eşitliksiz ve adaletsizliğin'' artık batı içinde rahatça ve daha sık duyulduğunu belirtti.

Bence konu yeni ekonomik düzen ve bu düzenin yarattığı sermaye birikimi Patronlar kendi geleceklerinden korkuyor ve bu korkularına çare arıyor. Artık dünya değişti Patronun düşmanı yine Patron Geçmişte Patronun düşmanı işçi sınıfı idi dünya değişti Patronlarda bunu anlatmak istiyor.

Faşizm kapitalizm in krizden çıkış reçetesidir. Patronsa çözümü burada aramıyor.

Aklıma Kapital in 1 inci cildindeki Menchester de patronların bankalara olan borçları yüzünden kapitalist anlamda işçileri deyimini kullanan Marks geliyor.
TÜSİAD da bunun için haykırıyor sanırım. Türkiye işverenlerinin ödenmesi gereken dolar bazında borçları onları korkutuyor gibi geldi bana.
Türkiyedeki ekonomik kriz her kesi vuruyor işçiyi de patronu da. İflasla sırada bekliyor OHAL dolayısı ile resmiyet kazandırılamıyor..

Saint-Just
24-01-2018, 15:11
konuyla doğrudan ilişkisi olmasa da bir yanlışı düzeltmek istiyorum.

marksizm'in 3 ana kaynağından olan ingiliz ekonomi politiği, david ricardo ile birlikte adam smith'e dayanır. marx'ın emek-değer teorisi bu iki ismin yazdıklarıyla oluşturulmuştur. (tabi aralarındaki fark bu iki isim klasik iktisat okulundayken, marx klasik iktisadın eleştirisini yapar)

adam smith çoğu zaman devletin yapması gereken altyapı çalışmalarından, kapitalistlere karşı dikkatli olunması gerektiğinden bahseder. hatta yazdığı ''ulusların zenginliği'' kitabına bakarsanız devletin nasıl egemen sınıfların bir silahı olduğunu marx'dan önce farketmiştir.

"Sivil hükümet, mülkiyetin güvenliğini korumak için kurulduğu sürece, aslında zenginin yoksula karşı veya biraz malı mülkü olanın olmayana karşı savunulması için kurulmuştur."

yani adam smith ne patronların akıl hocasıdır, ne de kapitalizm'in babasıdır. bizzat marx'ın hocalarından biridir smith. belki sosyalistlerin öncüllerinden biri sayabilirsiniz bu adamı.

kartopu
24-01-2018, 17:17
Evet Marks ekonomiyi sizin de söylediğiniz gibi A.Simth ve Ricardo dan öğrenmiştir. Ama Anadolu da bir söz vardır Boynuz Kulağı geçti denir. Marks hocasını acımasız eleştirmiş onun bilerek gizlediği veya fark edemediği Değer yasasını bulmuş ortaya koymuştur.
Fakat bu gün iktisat fakülteleri A.Simith okur ve onu referans gösterir. D. Ricardo A. Simith ten daha insaflı davranmış sermayede işçinin de payı olduğunu söylemiştir Ama A. Simith işçiyi aynı köle gibi görmüş değersizleştirmiştir.

A.Simith sosyalistlerin öncüsü mü, sanmıyorum. Sosyalistler düşündükleri dünya biçimini kendilerinden önce eşitlik paylaşım diye kellelerini veren Hallaç ı Mansur Şeh Bedrettin ve Pir Sultan Abdal gibi ütopik sosyalistlerden alır. Marks da bu işe bilim katarak zamanın sosyalizm ini anlatmıştır.

Evet konu Marks ve A. Simith değil TÜSİAD ın feryadı.

bilgivehis
24-01-2018, 18:52
TÜSİAD ın feryadı.

Küresel kapitalizm, EŞİTSİZLİĞİN zirve yaptığı bir dünya sistemidir.
Bu aynı zamanda kapitalistler arasındaki mesafenin de açılması demektir.
Bir yerli işbirlikçi olan TÜSİAD'ın da derdi budur.
Oysa aynı yerli işbirlikçiler eskiden komprador iken böyle bir dertleri yoktu, nasıl olsa akarı (ülkeyi) paylaşıyorlardı, alan da veren de memnundu.
Şimdi ise küresel kapitalistlerin sömürü payını bunlarla eskisi gibi paylaşma ihtiyacı kalmadı, artık TÜSİAD gibi işbirlikçiler, küresel kapitalizmin pahalı memurundan başka bir şey değil...

Leonardo
24-01-2018, 23:40
- Dünyada bir "sistemin kendi kazanımlarını koruyamaması" iddiası vardır.


TR ve Rusya demokrasiden çıkmıştır. Doğu Avrupa'da popülistler seçiliyor. İngiltere örneği var. ABD'de Trump faciası yaşanmadan çok önceleri. 2015 Charlie Hebdo olayında bu söyleniyordu.


Dünyada din savaşı çıkmış mesela (Din savaşı ne mesela?)


- Ama tüm bunların açıklamaları var.
2008 gibi krizler olacaktır. Kapitalizm'in doğası bu. Bu yüzden saf kapitalist anlayış diye bir şey yoktur. Liberalizmin yeni yorumcuları vardır (Merkel, Makron, Obama gibi). Yunanistan'da filan liberaller üst üste başarısız olmuştur. Cipras gelip toparlamıştır.


Çağımızda ciddi algı oyunları vardır. Çünkü çok fazla Twiter, TV, İnternet filan kullanıyoruz. Doğru/yanlış bilgi akışı çok fazla. Zayıf olanlarımız (sadece cahil kişileri demiyorum, aklen zayıf kişiler de öyle). Kapılıp gidiyor.


mesela Afrin olayına bakın. İkinci Feto sineması gibi, vatan-millet -sakarya gidiyoruz. (Nereye gidiyoruz? Çöl mü lazımdı, tam olarak nedir yani?)


- Bir de Putin belası var. Eline barut fışısını almış "yakarım la burayı" filan diye gezip duruyor.


Yani demokrasi sınavı var öncelikle. Aşırı öz güvenli davranırsak, Hitler öncesi Almanların yaptığı hatayı yaparız.
2) Kapitalizm krizi her zaman vardır. Ben Ricardo ve benzer bazı kişileri kısmen bilirim. Ama günümüzde zaten kontrollü kapitalizm var. Dünyanın komplesini dünyanın en açgözlü ve şımarık 100 insanına teslim edemeyiz. Biz verirsek, onlar alırlar. Trump'a gidin sorun. "Olur alırım zaten istiyordum" der. Ama biz veremeyiz. A.Smith bunu destekler gibi de görünse bu pratikte mümkün değildir.


Ricardo değil de Keynes diye bir ağabimiz vardı. 2008 krizi (1973 krizi gibi), ve ondan önce 1923 krizi gibi, bu şekilde atlatılmıştır (ya da sürdürülmüştür). Bu sistemin yapısında olan bir şey. Çok da iyi bildiğim bir konu değil.


- Demokrasi sınavı ayrı bir şey. Bizi deneme tahtası yapıp AKP'yi getirdiler. Bizden öğrendikleri ile Trump'u getirdiler. Meydanı boş buldukları diğer ülkelerde de (Avusturya gibi) aynı şeyi deneyecekler.


Bunun sebebi de büyümemiş bazı insanların oyun oynamasından başka bir şey değil. Kıt akıllı olup da her şeyi bildiğini sanan bir sürü insan var. Çoğu sorunu da çıkartan bunlardır.


TR dediğin de "etki" konumundan çok, İran S. Arabistan gibi "tepki" grubundan bir ülkedir (sol siyaset olmadıkça, CHP filan iktidar olmadıkça da bu böyle kalacaktır.

spartacus
25-01-2018, 00:31
Sn Spartakus.
yazılanları okumadan eleştiri yapmışsın sanırım. Patronlar Liberalizm den şikayetçi ve Liberalizm in getirdiği dünyadan şikayetçiler.

Siz se faşizmden söz etmişsiniz.

Yoo, konuyu açtınız bende dahil oldum diye neden sizi eleştirmiş olayım ki. Siz de ciddi, ciddi bu kişinin söylediğinin, sizler için, gerçekten ekonomik bir değeri olduğunu mu düşünüyorsunuz?.

https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201801181031865444-tusiad-tuncay-ozilhan-liberal-piyasa/
"Liberal demokrasi, hukuk devleti ve piyasa ekonomisinin tüm dünyaya barış ve refah getireceği beklentisinin boş çıktığını itiraf etmek durumundayız. Dünyanın ekonomik ve siyasi güç dengelerinin yeniden oluştuğu, adeta tektonik değişimlerin yaşandığı bu çağda, değişimin hızına ayak uydurabilmek için ülkelerin hızlı ve etkin karar alması gerekiyor. Değişime uyum sağlamak ve değişimin geniş kitleleri etkileyen sonuçlarıyla başa çıkmak için birçok ülkede, güçlü liderler dönemine girildiğini görüyoruz."sanmayın ki ideolojik bir ayrımdan söz ediyor veya destekliyor, aksine yeni dönemde, AKP'nin hegomanyasının ve hegomanyaya bağlı kazanımların, egemen sınıflar ve ekonomiler için getirdiği daha kolay, güvenceli ve daha az maaliyetli kazanımdan söz ediyor... Ayrıca daha hızlı karar almak söylemi de-ki evet Erdoğan'ın, başkanlık gerekçesi, söylemiydi-, yakınlaşan seçimler ve artık tek başkan->Erdoğan algısına hoş bir sedadır, kazançlarına bakıyorlar...

Tam da gündem de metal işçilerinin sorunları varken, MESS lokavta giderken, bir çok grev, eylem kolaylıkla OHAL öne sürülerek yasaklanabilirken, hatta Patronlar, işçiye çok düşük zamlar yapıp, OHAL'i, savaşı bilmem neyi kolaylıkla gerekçe gösterirken, şans eseri olmadığını düşünüyorum.

Bu arada demokrasi ve faşizm yönetim biçimleridir ve birbirlerine tercih edilebilirler, bunların ikisi de aynıdır denemez.

Demeçten anladığım, aslında, güçlü lider, Erdoğan ve önümüzdeki seçimde başarılı olursa, arzu edilen yaşanacak, kimin arzusu, neye göre arzu? Türkiye, AKP den bugüne, bilhassa TEK ADAM, güçlü lider iktidarından bugüne, ekonomik olarak BÜYÜME sergiliyorsa, kim büyüyor? Kim kazanıyor? Kim kazançlı çıktı? zengin ile yoksul arasında oran neden bu dönemlerde daha bir orantısızlaştı? Madem güçlü ekonomi, madem böylesi hükümet etme biçimleri daha güçlü, gittikçe güçlenen, zayıflayan, zenginleşip, fakirleşen kimler?Kısaca her koyun kendi bacağından asılıyor ve TÜSİAD kendi çıkarının bu dönemde nerede olduğunu görüyor, hepsi bu. nabza göre şerbet, hasılı önümüzdek dönem güçlü lider Erdoğan desteklenecek, bazı sebeplerden dolayı(patronların daha emin, güvenilir sömürge ortamı, kar marjnındaki artış vb için), onları da güçlü ekonomi lafzıyla, yuvarlakça soslamış, dile getirmiş.

Liberal ekonomi ile hükümet etmenin biçimi farklı şeylerdir, o alakasızca kıyasladı diye siz karıştırmayın. Bu kısım önemlidir çünkü iktidarda güçlü bir liderin olup, olmaması liberal ekonominin belirleyici, bağlayıcısı değildir, liberal ekonomilerde de hükümetde güçlü bir lider olabilir, birisi ekonominin biçimiyle diğeri yönetim biçimiyle ilgili...

Arzu ederseniz Hitler dönemini inceleyebilirsiniz, özellikle ilk dönemlerini, Hitler'i tek adam, halk değil, aynen yukarıda TÜSİAD tarafından öne sürülen gerekçeleri öne süren patronlar yaptı. lojistiği, desteği böylece kitlelere propaganda yapılabilmesinin sağlayıcısı olarak rol aldı, zaten kapıda, yükselen bir sosyalist mücadele vardı, patronlar hem işçilerin, toplumun elde ettiği sosyal-ekonomik haklardan yakınıyordu hemde sözde demokrasi koşullarında kazançlarının daha da belirsizleştiği, düştüğü, daha fazla maaliyet oluşturduğunu biliyorlardı...

kartopu
25-01-2018, 11:48
A.Simiht in bir öngörüsü var Kapital 3 ün önsözünde geçer Engels te bunu eleştirir.Bir gün makine yapan makinalaryaratılacaktır der A.Simith.

Birde Komünist manifesto nun işçiler veburjuvalar bölümünde geçen bir söz vardır İşçiler burjuvalardan kurtulmak isterBurjuvalarda işçilerden Ama burjuvalar bunu işçilerden daha fazla ister der.

Bu iki sözde burjuvaların hayalindeişçilerden bir gün kurtulacağıdır.

İşte bu burjuvalar robot teknolojisi ve yapayakılla bu hayallerini gerçekleştirmiştir. Ama hala mutlu değiller Çünkü karmarjları düştü müşteri sıkıntısı yaşanıyor. Bu sorunu insanları bankalaraborçlandırarak aştılar ama artık tıkandılar çünkü verdikleri krediler geridönerken tıkanmalar yaşamakta.

Yani patronlar ı liberalizm de kurtaramıyorYeni bir Keynes modeli de çok geçerli model değil. Patronlar muhafazakarekonomiden memnun değil, liberal ekonomiden de, faşizm de sür git olmuyor.

Çünkü bu patronlar olağan üstü karardan daşikayetçi.

Bir düzenden zenginler de Fakirlerdeşikayetçi ise o düzen artık miadını doldurmuştur.

Onun için dünya devrimci durum yaşamaktadünyaya yep yeni bir düzen gerekmektedir. Bu düzen eskisinin aynısı olmayacakhatta eskisinin eleştirisi üzerine kurgulanacak.

Evet yeni düzen teorileri ortalıkta geziyorDünya ya 7 milyar insan çok fazla 350-500 milyon yeter diyenler çoğaldı hattabunu yoksullar bile dile getiriyor.

Bunun aksini söyleyenlerde var nüfus planlanarakazaltılmalı öyle veya böyle nüfusun çokluğu artık dünyanın gündemi oldu.

Patronların şikayetini dikkate almasak bilebizim de bu düzenden şikayetlerimiz var. Bizde liberalizmden şikayetçiyiz.

Patronların şikayeti kar oranlarının düşmesibizim şikayetimiz ücretlerin yetersiz oluşu bu iki şikayet biçimi debizi ve patronları bu düzenden çare aramaya itiyor.

Halbuki bu düzen ilaç olmuyorartık.

Leonardo
25-01-2018, 13:53
Keynes modeli biraz da tüketim ile ilgilidir.


Bütün çalışanları kovdun. Kendi kendine üreten fabrikayı da yaptın.
Peki kim tüketecek? Dünyanın en zengin 1000 ailesi mi?


/Bu Karl Marx'ın öngörüsüdür (Ben Kapitali henüz okuyamadım). Sistemin bu şekilde krize gireceği düşünülmüştür.


Ama gerçekte, gerçekten kriz içinde olan kapitalizm her seferinde kendini toparlamayı başarmıştır. Adam Smith her açıdan haklı değildir. Ama bazı konularda haklıdır. Kapitalizm gayet başarılı bir organize ekonomi modelidir.


- 350-500 milyon yetseydi halkı halen "en az 5 çocuk" diye şişirirler miydi?


Bazı şeyler kapitalizmin suçudur. bazı şeyler kapitalizmin suçu değildir. Bu açıdan bizden öncekileri anlamamız lazım ama bu anlayışa yeni bir şeyler ekleyebilmemiz de lazım.


Venezüella ve Küba gibi ülkelerin sistemin dışında kalmak istemesi de gayet normaldir.


Konuya döneceksek:


- Tüketim kapitalizmde olmazsa olmazdır. Her şeyi dünyanın en zendin 1000-10000 insanı tüketemez (dünyanın kaynakları çok fazla).
Aç insanın / denizlerde ölüp giden insanın da sisteme faydası yoktur. Zararı vardır.


Yani bir yandan eski böl/parçala/yönet hırsları bitmemektedir. Emperyalist hırslar / Roma dönemi ile aynı güç savaşları yapılmaktadır.
Diğer yanda kapitalizm bile "artık yeter" demektedir.


Mesela 2-3 milyon Suriyeli öldü. Hepsi potansiyel tüketici / müşteri o adamların.


Ya da "Hindistan 3 milyar olacak" diyorlar. Halbuki 500 milyon olup da hepsinin 1 tane arabası olması kapitalizm için daha iyi.


İran'a BAtılı şirketler girmek istiyor. İş yapmak istiyorlar. Trump'un salaklığı yüzünden giremiyorlar.


/ Ama yetmediği yerler de şunlar:


Afrika'yı ham madde kaynağı olarak görüyorlar. Sistem bunu böyle görüyor. Küba ve Venezüella bu yüzden Kapitalizm'den çıkıyor.


Sonra diğer mesajda da yazdım. Oyuncuların çok fazla olduğu bir "yanlış bilgi toplumu" anlayışı gibi bir şey var.


Örnek "Masonlar Türkiye'de AKP'ye karşı şeytani / Siyonist planlar yapıyor ve Allahın bize gönderdiği Ulu Reisimi tek yumruk olup BOP projesini yok ediyor (çölde)"


/ Böyle şeyler de var. Kapitalizm bu yüzden emperyalist anlayışla iç-içedir. Her zaman da takip edilmesi / dikkat edilmesi gerekir. Keynes de bunu söylüyor bence. Vahşi kapitalizm zaten de bitmiştir. Ama demokrasi unsurlarına Hukuk devletine, özgür basına dikkat edersen (ve sosyal devlete) düzenin bence sosyalizme göre daha iyi bir şansı olabilir. Yoksa sosyalizm bu düzene alternatiftir. kimse de tersini iddia edemez. Sosyalist model tekrar denenip farklı şekilde yorumlanabilir. Gayet de başarılı olabilir.

Khaos
25-01-2018, 14:19
aferin bedevi

bak keynesgil modeli anlamışsın.

zaten monetarist kafalı (gerçi teorik monetarizm daha geç döneme aittir,anekroni gibi algılanmasın) iktisatçılar büyük bunalımda şapa oturduğunda, keynes efektif talep ile bunalımdan çıkışı formule etmiştir. o gün bu gündür adına maliye politikacılığı da denir bu modelin.

yani ne smith'in ne de marks'ın göremediği basit şey üretilenin satılması gereğidir.
ancak o zaman her arz kendi talebini yaratabilir. aksi halde arzı karşılamayan talep durumu oluşur.
batıdaki bazı ülkelerde ücretlerin dahi bir noktadan daha aşağı çekilememesinin sebebi de aslında budur.

biz de ise sıcak/kirli paraya dayalı efektif talep var.
o nedenle ücretlerin beline vurmakta sorun yok.

gelelim başlığın konusuna.

dışilişkilerde söylenir ya hep.
diplomatik dil diye.
verilen mesajı doğru okumak falan anlamında.

başlığı açan verilen mesajı okuyamamış.
o nedenle de yanlış temelden ilişkiler üretmiş.

ıspartalı tabi daha uyanık, mesajı çözmüş.

patronlar kendi düzenlerinden şikayetçi falan değil.ortada zaten liberalizm yok. hiç olmadı.
batıda da olmadı/olamadı.
tam rekabet piyasası ütopya olarak kaldı.
ama komünizme ütopya demeyi çok severler.
şu ana kadar kapitalist demokrasi, bonapartizm ve faşizmi gördük.
ama kapitalist demokrasilerin en soft dönemleri dahi liberalizmin temellerinden uzaktı.
patronlar bonapartizme güzelleme yapıyor.
bonapartımızın da kim olduğu malum.

orda liberalizm eleştirisi falan işin geyiği.
ıspartalının dediği gibi seçimler yaklaşıyor ve verilen mesaj açık.
bizim işbirlikçi kompradorlardan tek adam sistemine güzelleme var.

ha bi de ne ricardo ne adam smith marksın hocası falan sayılmaz.
bunu nerden uydurdunuz.
marks emek-değer teorisini bu adamların fayda değer teorisinin eleştirisi üzerine bina etmiştir.

Leonardo
25-01-2018, 14:28
"Ütopya" denecek kadar da değil.


Ama şöyle diyebiliriz. Kapitalizm'de (Trump gibi bir iki dürzü hariç) herkes bazı denge faktörlerinin olduğunun farkına vardı. Yani fikir yine aynı fikir, ama düzenlemeler / düzeltmeler yapıldı.


+ Mesela artık Macron gibi kişilerin önerdikleri, daha ileri teknolojilere dayalı bir küreselleşme anlayışının olduğu bir çeşit yenilikçi ve işbirlikçi küreselleşme anlayışları filan da çıktı.


Sosyalizm'de yenilikçi olarak bir Troçki vardı. Onun dışında her konuda Ortodoks bir yaklaşım öne çıktı. Zaten o yüzden de çöktü.

Khaos
25-01-2018, 15:02
"Ütopya" denecek kadar da değil.


Ama şöyle diyebiliriz. Kapitalizm'de (Trump gibi bir iki dürzü hariç) herkes bazı denge faktörlerinin olduğunun farkına vardı. Yani fikir yine aynı fikir, ama düzenlemeler / düzeltmeler yapıldı.


+ Mesela artık Macron gibi kişilerin önerdikleri, daha ileri teknolojilere dayalı bir küreselleşme anlayışının olduğu bir çeşit yenilikçi ve işbirlikçi küreselleşme anlayışları filan da çıktı.


Sosyalizm'de yenilikçi olarak bir Troçki vardı. Onun dışında her konuda Ortodoks bir yaklaşım öne çıktı. Zaten o yüzden de çöktü.

şu an bazılarının gelişmiş batı dediği, bazılarının kapitalist-emperyalizm dediği bir şeyden bahsedebiliyoruz ancak.

tam rekabet piyasasıdenen şeyden bahsedebilen ise yok.
zaten bir zamanlar adı var kendi yok idi.
şimdi adı da yok.

üstelik onca yasal düzenlemeye karşın yine yok ve olamıyor.

kapitalizmin doğası gereği olması gereken şey oluyor da ondan.
öyle modellemelerdeki tam rekabet yok efendim tanrının görünmeyen eli yok homo-economikus falan kapitalizmin doğasında yok.doğasında olmayanın yasal düzenlemeyle sağlanamaması da normal.

peki doğasında ne var. artı değerin sömürüsü devamında emperyalistleşme ve devamında tekelleşme/tröstleşme.
bunun doğal sonucu da finans-kapital denen şey.

somutda tam rekabete yer yok. kaynakların tam verimlilikle kullanımına yer yok.
o nedenle klasik liberal kapitalist güzellemeler ütopyadır ve çökmüşdür.
ama okullarda hala öğretilir.

sıra konuşmaya gelince ise ütopya dendiğinde akla komünizm gelir.

oysa durum tersidir.
asıl ütopya olan liberal kapitalizmin tam rekabet piyasasıdır.

bu arada bırakınız yapsınlar geyiği devlet denen aygıtın tam olarak aristokrasiden temizlenip burjuvazinin hizmetine sunulmadığı döneme aittir. anakroniye düşmemek gerekir.

tüm bu süreçte doğru çıkan tek şey kapitalizmin doğası gereği üreteceği krizlere dair marksgil analizdir.

kapitalizmi işçi sınıfının yıkacağına dair modelleme de şüphelidir.
işçi sınıfı ile burjuva arasındaki çelişki yegane değildir.dünya çelişkiler yumağıdır. aristokrasiyi serfler yıkmadı. feodalizmi sanayileşme yıktı.

ama yine marksa ait başka bir modelleme kapitalizmin kendi doğası gereği kendi üzerine yıkılacağı tespitidir ki bu tespitin dayanaklarını işçi sınıfından çok kapitalistler analiz etmiş ve önlem almaya çalışmışlardır.
her ne kadar nafile de olsa.

kartopu
25-01-2018, 17:32
''LİBERAL EKONOMİ DUVARA TOSLADI...BATIYA DUYULAN HAYRANLIK YERLE BİR OLDU''
Başkan Bilecik, 2008 ekonomik krizini hatırlatarak liberal ekonominin duvara tosladığını, bu ekonomik modele bağlı gelişen demokrasi anlayışının ise Suriye iç savaşı ve mülteci krizi sırasında aynı kaderi paylaştığını belirtti. Özellikle mülteci krizinin batıya duyulan hayranlığı yerle bir ettiğini ifade eden Bilecik, ''Liberal demokratik düzenin halka eşitlik ve adalet götürmediği, sadece batının emperyalist politikalarına hizmet ettiği iddiaları güç kazandı.''ifadelerini kullandı.

''BU AÇIK BİR ZAAFİYET''
Bilecik, toplumların daha farklı söylemlerle gelen siyatçileri desteklenmesini; liberal ekonomik düzenin dünyaya barış, refah ve saadet getirme konusunda göstermiş olduğu zaafiyetten kaynaklanıdığını ifade etti. TÜSİAD Başkanı, bir zamanlar sadece Çin ve Rusya için kullanılan ''eşitliksiz ve adaletsizliğin'' artık batı içinde rahatça ve daha sık duyulduğunu belirtti.
------------------------

Konuya dönecek olursak benim gördüğün TÜSİAD başkanının batı ve liberalizm in eleştirisini veya beklentinin verilmediğinden söz ediyor.
Burada tek adam rejiminin desteklendiğini ben göremedim nedense. Ağız Erdoanın ağzı gibi görünsede liberalizm den beklentileri göremedikleri muhakkak
Ayrıca TÜSİAD ın OHAL i de eleştirdiğini gördüğümüzde tek adam rejimine destek vermiş gibi anlamak bence yazının özünün kavranmaması ortaya çıkar.

Benim anladığım Bilecik Liberalizm den beklentilerini bulamamış Liberalizm in emperyalizm e hizmet ettiğinden söz etmesi aradıklarını bulmasıdır.

Bilecik in açıklamalarından şunu anladım batı hayranlığının zamanımızda geçersiz olacağını anlatmasıdır.

Peki Bilecik veya TÜSİAD ne istiyor nasıl bir düzen onları memnun edecek bunu anlatmasa da sonuçtan mutsuz olduğu anlaşılıyor.Bu mutsuzluk bazı arkadaşlarca Tek adam rejimine destek olarak anlaşılsa da bence batıya batı sisteminden kopmadan bir eleştiri olarak anlamaktayım.

Ben bu mutsuzluğu bütün kapitalizm de görmekteyim Kapitalizm in insanlara vereceği pek bir şeyi kalmadı nı anlamaktayım.

Liberalizmin eleştirisinden faşizm e talep çıkmamaktadır.

Leonardo
25-01-2018, 17:36
- Şirketler açısından da bireyler açısından "Tam rekabet" bence vardır - Ya da "var"'a çok yakın bir yerdedir.


Mesela Tofaş şirketini düşünün. Gümrük birliğine girildi ve yerel otomobil olayı bitti. İran'da da aynısı olacak, Ne üretiyorlarsa yarısını dışarıdan almaya başlayacaklar.


Çalışanlar açısından da var. Bir sürü şirket Çin'e gidiyor örneğin. "MAvi"'nin ürettiği ceket / pantolon Çin'den geliyor (çünkü iş gücü az + düzenlemeler şirketler için uygun)


/Zaten de o yüzden düzenleme gerekiyor. Mesela Çin son zamanlarda artık bankacılık sektörüne filan da el atıyor. Bırakırsan Batılılar gelecekte uzay mekiklerini filan bile bunlardan alacaklar.
Çok hassas korunma ve açıklık dengeleri var. O yüzden teknokrat veya kıro yönetimlere sahip olmak ülkeler açısından büyük felaket.


+ Ciddi piyasa dışı oyunlar var. Mesela Arapar ve Ruslar kaynalarını politik silah olarak kullanıp, Ukrayna, Türkiye gibi ülkelerin yapısına müdahale etmek için kullanıyorlar.


Yani düzen gayet de "vahşi", "vahşi" olmasın diye uğraşıyoruz, Kendimiz için. 1)


2) Düzen vahşi olmasa mesela dünyanın yarısını (örneğin Afrika'Yı) kendi haline bırakmazdı.


Yani - evet yetersiz. Da hepimiz biliyoruz yetersiz olduğunu.
Sosyalizm belki daha yeterli. Da sosyalizmde çıkıp da "bu düzen yetersiz" diyemiyorsun. Bir de o açıdan bakmak lazım.

Leonardo
25-01-2018, 17:39
[QUOTE=kartopu;618285]''LİBERAL EKONOMİ DUVARA TOSLADI...BATIYA DUYULAN HAYRANLIK YERLE BİR OLDU''
Başkan Bilecik, 2008 ekonomik krizini hatırlatarak liberal ekonominin duvara tosladığını, bu ekonomik modele bağlı gelişen demokrasi anlayışının ise Suriye iç savaşı ve mülteci krizi sırasında aynı kaderi paylaştığını belirtti. Özellikle mülteci krizinin batıya duyulan hayranlığı yerle bir ettiğini ifade eden Bilecik, ''Liberal demokratik düzenin halka eşitlik ve adalet götürmediği, sadece batının emperyalist politikalarına hizmet ettiği iddiaları güç kazandı.''ifadelerini kullandı.

''BU AÇIK BİR ZAAFİYET''
Bilecik, toplumların daha farklı söylemlerle gelen siyatçileri desteklenmesini; liberal ekonomik düzenin dünyaya barış, refah ve saadet getirme konusunda göstermiş olduğu zaafiyetten kaynaklanıdığını ifade etti. TÜSİAD Başkanı, bir zamanlar sadece Çin ve Rusya için kullanılan ''eşitliksiz ve adaletsizliğin'' artık batı içinde rahatça ve daha sık duyulduğunu belirtti.
------------------------



- Suriye olayı politiktir. Putin'in Esat'ı kurtarma hamlesine karşılık, Merkel (ortalık kan gölü olmasın diye) sınırlarını açmıştır. Bütün mesele gayet de iyi idare edilmiştir, Sonunda Esat yine de gidecektir (beni dediydi dersiniz)
- Tüsiad gayet burjuva bir açıklama yapmıştır.
Evet liberalizm "daha çok bolluk ve refah" getirebilir. Ama tam tersine de sebep olabilir (çünkü özünde gayet vahşi ve kontrolsüz bir düzen)

Leonardo
25-01-2018, 19:07
Konuya dönecek olursak benim gördüğün TÜSİAD başkanının batı ve liberalizm in eleştirisini veya beklentinin verilmediğinden söz ediyor.
Burada tek adam rejiminin desteklendiğini ben göremedim nedense. Ağız Erdoanın ağzı gibi görünsede liberalizm den beklentileri göremedikleri muhakkak
Ayrıca TÜSİAD ın OHAL i de eleştirdiğini gördüğümüzde tek adam rejimine destek vermiş gibi anlamak bence yazının özünün kavranmaması ortaya çıkar.

Benim anladığım Bilecik Liberalizm den beklentilerini bulamamış Liberalizm in emperyalizm e hizmet ettiğinden söz etmesi aradıklarını bulmasıdır.

Bilecik in açıklamalarından şunu anladım batı hayranlığının zamanımızda geçersiz olacağını anlatmasıdır.

Peki Bilecik veya TÜSİAD ne istiyor nasıl bir düzen onları memnun edecek bunu anlatmasa da sonuçtan mutsuz olduğu anlaşılıyor.Bu mutsuzluk bazı arkadaşlarca Tek adam rejimine destek olarak anlaşılsa da bence batıya batı sisteminden kopmadan bir eleştiri olarak anlamaktayım.

Ben bu mutsuzluğu bütün kapitalizm de görmekteyim Kapitalizm in insanlara vereceği pek bir şeyi kalmadı nı anlamaktayım.

Liberalizmin eleştirisinden faşizm e talep çıkmamaktadır.


- Yine benim dediğimi destekler bir görüş.


Liberaller faşizm'e Putinizm'e bakmazlar ki.


İşler yolunda gittiği sürece yatırım yapmaya / büyümeye devam ederler.
Yolunda gitmediğinde de Tayyibi / AKP'Yi bırakıverirler.


Her şey otomatik :)

spartacus
25-01-2018, 19:14
Liberalizmin eleştirisinden faşizm e talep çıkmamaktadır.
Tamam... talep farklı bir konu. şeytan ayrıntıda gizli, o ayrıntıyı da zaten önceki yazımda alıntıladım.

Örneğin, Boyner döneminde TÜSİAD ile tek adam-lık arasında çatışma vardı. TÜSİAD yeni bir seçime gitti, yeni bir yönetim devraldı ve şimdi bu yeni yönetim, yeni dönemde ve önümüzdeki seçimde, tek adamın iktidarının, kendilerinin çıkarına daha işlevsel olduğunu görüyor-biliyor. itiraz etmesi için sözde liberal ekonomi lafzından öte vazgeçilemez değerleri yok(Boyner dönemi ise vazgeçilmez değer olarak, örneğin bir laikliği görüyordu, bunlarda o yok).

kaldı ki dediğim gibi, güçlü lider ile liberal ekonomi alakasız şeyler, öyleyse neden böyle bariz alakasız bir temele dayanıyor, çünkü söylemde amaç, tek adama verilecek olan destek mesajıdır.

Kaldı ki bu açıklama Metal İşçilerinin(100.000 işçi grev kararı) grev kararıyla aynı döneme denk gelmesi şans eseri değildir, TÜSİAD, işçilerin taleplerinin tek adamı yedekleyebilir olmasından da çekiniyor, böylece tek adamı kendi yedeğine almak için de, önümzdeki dönem için destek mesajı veriyor. Diğer taraftan da, tek adam metal işçilerini durdurabilir, OHAL, kanun hükmünde kararname ile, grevler tek adamın ağzından çıkacak bir kaç sözle dahi durdurulabilir(ki geçen senelerde zaten bu oldu). tabi bu işin sadece basit bir kısmı, detayı...

Peki ne oluyor sonra, belirli dönemlede(örneğin 1968ler vb), dünyada toplumlar artık haksızlık ve adaletsizliğe, özgürlük koşullarının olmayışına, angarya hayata karşı, bıçak kemiğe dayandığı anda, güçlü lidermiş, güçlü hükümetmiş artık para etmez hale geliyor ve ayaklanıyor. böyle bir dönemde, patronlar batsın bu dünya mı der, yoksa ne yaparsak, nelerden feragat edersek kapitalizmi sürdürebiliriz demek zorunda mı kalır? İşte bu ne yaparsak taktiği, stratejik hattı, tahteravalli gibi, bir iner, bir çıkar ve hangi tarafın ne zaman ineceğini, patronların çıkarları ve toplumsal koşullar belirler, çıkarken inen tarafa burun kıvırır.

Türkiyeye bakın, kaç yıldır toplumsal hareket dibe vurmuş, olabileceğin en kötüleri dahi olsa, ne kitlesel bir kalkışma ne de zayıf itirazlar dışında, güçlü bir karşı koyuş yok, öyleyse burjuvazi neden özgürlük, hak, hukuk, liberal demokrasi vs masalları okusun ki?

Ne yapsaydı direk çıkıp; Erdoğan tek adam, güçlü lider dönemi bizim maddi, manevi çıkarlarımız için avantaj, o yüzden destek veriyoruz mu deseydi? kaldı ki bunu diyecek kurum, yıllardır serbest piyasa ekonomisi, yok çoğulculuk, yok demokrasi, yok liberal ekonomi diye sayıklamış durmuşlar, bunlara değinmeden, bunların üzerinden şöyle bir kalem geçmeden, zaten yukarıdaki mesajı verme şansı yoktu.

Oysa tekrar etmeliyim ki, güçlü bir lider söylemi, liberal ekonominin ne karşıtı ne de alternatifi değildir, bu türden absürt kıyası yapmasının sebebi, tek adama destek verebilmek, belki güncel belkide önümüzdeki süreçte yedekleyebilme manevrası namına kullanımdır, ve itiraza meydan vermeyecek biçimde dillendirmektir(yoksa sorarlar, bunca yıl liberal demokrasi, çoğulculuk vs sayıkladınız, neden şimdi tam tersine hükümet eden bir tek adama destek veriyorsunuz, bunun bir biçimde gerkçesi, açıklamasını yapmak zorundaydı, liberal ekonomi verimli olmuyor demekten başka çaresi yoktu)

bilgivehis
26-01-2018, 00:47
Tamam... talep farklı bir konu. [I]

Ne yapsaydı direk çıkıp; Erdoğan tek adam, güçlü lider dönemi bizim maddi, manevi çıkarlarımız için avantaj, o yüzden destek veriyoruz mu deseydi? kaldı ki bunu diyecek kurum, yıllardır serbest piyasa ekonomisi, yok çoğulculuk, yok demokrasi, yok liberal ekonomi diye sayıklamış durmuşlar, bunlara değinmeden, bunların üzerinden şöyle bir kalem geçmeden, zaten yukarıdaki mesajı verme şansı yoktu.



O söz, "tek adamı destekliyoruz, yüzümüzün yarısını araplara çeviriyoruz" anlamında söylenen batılı ağababalarına bir bildiridir.

Yerli işbirlikçiler bugüne kadar abd ve batının emrindeydi, şimdi kendi alanlarını genişletmek için sahiplerinden izin istiyorlar.

"sizin liberal politikanız artık bize yetmiyor" bahanesine başvuruyorlar.
Zira araplara yüzünü dönmek demek misli misli kazanmak demek...

Khaos
26-01-2018, 02:48
- Şirketler açısından da bireyler açısından "Tam rekabet" bence vardır - Ya da "var"'a çok yakın bir yerdedir.


Mesela Tofaş şirketini düşünün. Gümrük birliğine girildi ve yerel otomobil olayı bitti. İran'da da aynısı olacak, Ne üretiyorlarsa yarısını dışarıdan almaya başlayacaklar.


Çalışanlar açısından da var. Bir sürü şirket Çin'e gidiyor örneğin. "MAvi"'nin ürettiği ceket / pantolon Çin'den geliyor (çünkü iş gücü az + düzenlemeler şirketler için uygun)


/Zaten de o yüzden düzenleme gerekiyor. Mesela Çin son zamanlarda artık bankacılık sektörüne filan da el atıyor. Bırakırsan Batılılar gelecekte uzay mekiklerini filan bile bunlardan alacaklar.
Çok hassas korunma ve açıklık dengeleri var. O yüzden teknokrat veya kıro yönetimlere sahip olmak ülkeler açısından büyük felaket.


+ Ciddi piyasa dışı oyunlar var. Mesela Arapar ve Ruslar kaynalarını politik silah olarak kullanıp, Ukrayna, Türkiye gibi ülkelerin yapısına müdahale etmek için kullanıyorlar.


Yani düzen gayet de "vahşi", "vahşi" olmasın diye uğraşıyoruz, Kendimiz için. 1)


2) Düzen vahşi olmasa mesela dünyanın yarısını (örneğin Afrika'Yı) kendi haline bırakmazdı.


Yani - evet yetersiz. Da hepimiz biliyoruz yetersiz olduğunu.
Sosyalizm belki daha yeterli. Da sosyalizmde çıkıp da "bu düzen yetersiz" diyemiyorsun. Bir de o açıdan bakmak lazım.

bedevi

komiklikler şakalar falan filan mı yapıyosun sen
yoksa bilmediğin konularda güya düşünce falan mı üretmeye çalışıyosun.

x ile y'nin rekabet etmesi başka bişey
tam rekabet piyasası denen modelleme başka bişey.

gerek mal gerek faktör piyasalarında tam rekabetin iktisat sözde bilimine göre tanımı koşulları vardır. modelleme bu koşullara göre kurulur sana göre değil.

komiklik yapayım derken kendini gülünç düşürme.

önce git tam rekabet, eksik rekabet, monopol duopol oligopol falan bi gözat.

ondan sonra neden kapitalist sistemin doktriner dayanağı olan tam rekabet modellemesinin ütopya olduğunu belki anlarsın.

vahşi kapitalizm denince millet bunun vahşi olmayanı da var falan zannediyo galiba.

şu yaşanan kapitalizm var ya, zaten ancak kapitalizmin bu hali mümkün olabildiği için yaşanıyo.

öyle trumphla falan alakası yok.

sistemin doğası bu. trumph kim ya.

zırt-pırt başlığın konusuna geri dönüyoruz ya
konuya geri dönersek

sermaye siyasi olarak verili hegemonyaya yeşil ışık- ya ne yeşil ışığı- düpedüz yalakalık yapmış.
bunun diplomatik okuması bu.

bu yalakalığın somuttaki karşılığı ise bonapartist düzene ne idüğü belirsiz bi liberalizm sözde eleştirisi üzerinden methiye düzmektir.

bokta boncuk aramayın haybeden yere.

adamın ne liberalizm ne de anti-emperyalizm nedir diye bi fikri falan yok.

adam açıkça yürü be reis arkandayız demiş.
demiş çünkü aman biz de hegemonyadaki yerimizi koruyalım derdiyle konuşmuş.

kapitalizmde bunlar olur.
kapitalistler sadece emekçilerle değil birbiriyle de çelişki halindedir.

o çelişkiden anti-emperyalizm falan devşirmek ise hıyarlıktır.
kargalar güler bu zırvaya.

konu sermayenin bir kanadının mevcut hegemonyaya desteğini açıklaması. hepsi bundan ibaret.

bu arada sosyalizm üzerine de zırvalamayı kes. ben senin kavrama yüklediğin içerikte sosyalist değilim.
tam tersine sosyalizme karşıyım.
çünkü komünistim.
ama kavrama senin yüklediğin anlamda. bak burayı kaçırma.
if klaus yani.

bahtsız bedevi

kartopu
26-01-2018, 09:55
Sn Spartakus.
Yazılan yazıda hiç bir vurgu tek adam sistemine yapılmamışken siz bunu nasıl böyle anlıyorsunuz ben anlamadım. Bütün vurgu liberalizm e yapılıyor hatta daha ileri gidilip emperyalizm e yapılıyor.
Daha önceleri de OHAL den şikayetlerini söylemiş ve bu şikayetler İktidarı rahatsız etmişti. Avrupa devletlerinin kendilerini aldattığı ve emperyalist olmaları liberalizmin sonuçlarından şikayet ederlerken siz nereden işi tek adam rejimine getiriyorsunuz hiç anlaşılmıyor.

Bu işverenlerin 12 eylül rejimini bütün enerjileri ile desteklediği günleri de biliyoruz. Bu farklı durum görünüyor patronlar emperyalizm den şikayet ediyor Liberalizm den beklediklerini bulamadıklarını söylüyor.Ayrıca olayan metal işçilerin grevi ile alakasını da anlamış değilim Grev tek parmak şıklatarak yasaklanabilir.

Kapitalizm de bu tür şikayetler ilk defa yapılmıyor bunu aylar önce Stephen Hawking de yapmıştı.
Bu durumun Avrupa devletlerinin kendini korumaya alması bazı yardımların kesilmesi ve Türkiye devletine uygulanan kısıtlamalarla ilgisi olduğunu düşünüyorum.

Yani türkiyedeki ekonomik krizin etkilerinin patronlara vurmasının acısın tepkisi olduğu bu haykırışın bından yapıldığını sanıyorum.
Türkiyedeki şirketlerin ödenecek dolar bazında hayli büyük borçları var.

kartopu
26-01-2018, 10:01
- Yine benim dediğimi destekler bir görüş.


Liberaller faşizm'e Putinizm'e bakmazlar ki.


İşler yolunda gittiği sürece yatırım yapmaya / büyümeye devam ederler.
Yolunda gitmediğinde de Tayyibi / AKP'Yi bırakıverirler.


Her şey otomatik :)

Evet şikayetler zaten işler yolunda gitmediği için oluyor.Kapitalist sistem sınıflı sistemdir bu sistemin gerçek sahipleride bu şikayetçilerdir. Diğerleri geçici.

Biz de şunu diyoruz işler niçin yolunda gitmiyor engeller ne ki bu derece yüksek sesle şikayetler oluyor.

spartacus
26-01-2018, 15:10
Sn Spartakus.
Yazılan yazıda hiç bir vurgu tek adam sistemine yapılmamışken siz bunu nasıl böyle anlıyorsunuz ben anlamadım. Bütün vurgu liberalizm e yapılıyor hatta daha ileri gidilip emperyalizm e yapılıyor.
Aslında cevabımda, ilgili kısımları alıntılamış, nasıl bir ilişki-bağ kurduğumu açıklamıştım. neyse ilgili haberi(ki verdiğim linkten) dikkatle okursanız yakalarsınız.

Aşağıdaki ifadelerim size değil, konuya göre.
-----------------------------------------------------------------------------
Emperyalizme karşı hiç bir argümanı yok aslında, o şekilde olmuyor zaten(ki her kapitalist ülke burjuvazisi, kendi pazarını, pastasını, yabancı işletmelerle paylaşmak istemez, işbilikçi-komprador- sermaye karlı oluyorsa bu sürdürülür ama alttan altada pastanın kıyısı değil, tamamından pay almak istemi, ilgili sınıf-kesimlerin çeşitli fraksiyonları arasında diri kalır, fırsat buldukça açığa çıkar. Bu arada Erdoğan yönetimi olgigarkın, bilhassa son 10 yıldır yayılmacı politikalar izlediğini de unutmamak gerekir, bu politkalar diğer taraftan da ötekini(diğer empreyalistleri) dışlama eğilimindedir. güçlü lider ifadesiyle, liberal ekonominin alakası yok, bunlar birbirinin alternatifi değiller, ama atıyorum özelleştirme politikalarına karşı değinmiş olsaydı, şöyle ucundan, eccük de olsa bir anlamı olurdu. Konjonktürel olarak Türkiye, hem bölgede hemde dünya ölçeğinde prestij kaybediyor, ama yine de Ortadoğu pastası orta yerde duruyor ve hala paylaşım çatışması yaşanıyor ve bu çatışmalarda büyükler sahada rol alırken, küçükler didişiyor ve bu didişme büyüklerin yedeğine düşmek veya yedeklerinden düşmek olarak çeşitli zıtlaşmalara yol açıyor.

2 Gün önce ve yine dün özellikle yazmış, TÜSİAD'ın, GÜÇLÜ LİDER ifadesiyle araya sıkıştırdığı, tamda metal işçilerinin grev kararı ve hareketliliğinin gözlemlendiği dönemde böyle bir demecin şans eseri olmadığını vurgulamıştım.(ki söylemlerdeki tüm diğer kalabalığın, liberal ekonmiye, emperyalizme falan atmak değil, lafızla yeni dönemi kutsamak olduğunu açıkladım.)

İşte haberi. Ayrıca yasaklanacağını(bunu tek adamın veya oligarkın ağzından çıkacak bir kaç sözle kolayca yapılacağını belirtmiştim, hasılı grev haktır, lakin bildiğimiz üzre, Türkiye faşist bir ülke ve her fikir, görüş, hak, talep, basit bir kaç zırva, muğlak, alçak taktikle gasp edilir, vatan, hain, terörist. Kim muhalefet ederse, kim hak-kını talep ederse, kim faşist diktatöre(güçlü lidere (: ) boyun eğmezse, kim faşist diktatörü eleştirirse, terörist, vatan hainidir vs.)

Metal işçilerinin grevi yasaklandı, kararda 'milli güvenliği bozucu nitelikte' dendi

http://t24.com.tr/haber/metal-iscilerinin-grevi-yasaklandi-kararda-milli-guvenligi-bozucu-nitelikte-dendi,545237

kartopu
26-01-2018, 18:48
Sn Spartakus.
Sizi anlıyorum kapitalizm in genel bir eleştirisinin yanında Türkiyedeki durumu da anlatmışsınız .Bence bütün dünyada kapitalizm sancı yaşıyor ve bu yaşadıkları sancıları zaman zaman dillendiriyorlar.

Bizler bu durum tek tek ülkelerde olduğunda devrimci durum tesbiti yaparız bu bütün dünyada olduğu için Bütün dünya devrimci durum yaşıyor demektir.

Ayrıca Metal işçilerinin grevinin yasaklandığını duyduk ben bu yasak için üzüntü çekmiyorum Bu yasak onları daha da öfkelendirecektir Ayrıca Türkiyede işçi sınıfı üzerindeki ölü toprağını atıyor Erdoğan ın toplantısında taşeron işçilerinin çığlığı duyulmakta bir çok işçi artık zamanı ve kendini sorgular durumda.
İşçiler komünistleri ve devrimcileri yanına çağırıyor bu çığlıklar onun için atılıyor.

Bence gelecek zaman dünden daha aydınlık olacak gibi görünüyor.

Leonardo
26-01-2018, 19:24
bedevi

komiklikler şakalar falan filan mı yapıyosun sen
yoksa bilmediğin konularda güya düşünce falan mı üretmeye çalışıyosun.

x ile y'nin rekabet etmesi başka bişey
tam rekabet piyasası denen modelleme başka bişey.

gerek mal gerek faktör piyasalarında tam rekabetin iktisat sözde bilimine göre tanımı koşulları vardır. modelleme bu koşullara göre kurulur sana göre değil.

komiklik yapayım derken kendini gülünç düşürme.

önce git tam rekabet, eksik rekabet, monopol duopol oligopol falan bi gözat.

ondan sonra neden kapitalist sistemin doktriner dayanağı olan tam rekabet modellemesinin ütopya olduğunu belki anlarsın.

vahşi kapitalizm denince millet bunun vahşi olmayanı da var falan zannediyo galiba.

şu yaşanan kapitalizm var ya, zaten ancak kapitalizmin bu hali mümkün olabildiği için yaşanıyo.

öyle trumphla falan alakası yok.

sistemin doğası bu. trumph kim ya.

zırt-pırt başlığın konusuna geri dönüyoruz ya
konuya geri dönersek

sermaye siyasi olarak verili hegemonyaya yeşil ışık- ya ne yeşil ışığı- düpedüz yalakalık yapmış.
bunun diplomatik okuması bu.

bu yalakalığın somuttaki karşılığı ise bonapartist düzene ne idüğü belirsiz bi liberalizm sözde eleştirisi üzerinden methiye düzmektir.

bokta boncuk aramayın haybeden yere.

adamın ne liberalizm ne de anti-emperyalizm nedir diye bi fikri falan yok.

adam açıkça yürü be reis arkandayız demiş.
demiş çünkü aman biz de hegemonyadaki yerimizi koruyalım derdiyle konuşmuş.

kapitalizmde bunlar olur.
kapitalistler sadece emekçilerle değil birbiriyle de çelişki halindedir.

o çelişkiden anti-emperyalizm falan devşirmek ise hıyarlıktır.
kargalar güler bu zırvaya.

konu sermayenin bir kanadının mevcut hegemonyaya desteğini açıklaması. hepsi bundan ibaret.

bu arada sosyalizm üzerine de zırvalamayı kes. ben senin kavrama yüklediğin içerikte sosyalist değilim.
tam tersine sosyalizme karşıyım.
çünkü komünistim.
ama kavrama senin yüklediğin anlamda. bak burayı kaçırma.
if klaus yani.

bahtsız bedevi


- Bunu bira geliştirelim.


Bir de anlaşılır konuşalım. 1 hafta önce yazdığım şeyin cevabı şimdi geliyor. O yüzden basit ifadeler kullanalım.


Bonapartizm nedir bilmiyorum. Da reisin arkasında değilim.


"Geliştirelim" dediğim başlığın konusu zaten. "Reis" iyi midir?
- Hayır değildir. Ben değil. diğerleri "Güçlü reis / güçlü Türkiye" diyorlar.
Ben Putin'İn bile Rusya için iyi olduğuna inanmıyorum (bütün göstergelere rağmen. Yapım öyle. Özgürlükler olmadan ekonomi de kalıcı olarak gelişemez. Zor bence)
+ Çin modeline bile karşıyım. Hiç inanmam öyle şeylere.


ve:
- Elbette kapilalizmin farklı türde olanı var. ABD'nin bile yorumu Avrupa'nın yorumundan farklıdır. Sistemin işleyiş biçimi değişir.


Türkiye kapitalizmin kötü bir örneğidir. Mesela basın özgürlüğü yok. Siyaset özgürlüğü yok. Okullarda din dersi filan var. İmam hatip liseleri geri açıldı. Hukukta bağımsızlık yok. Yani Almanya Fransa "Kapitalizmi" ile alakası yok.


ve AKP döneminde ülkenin büyümesinden de büyük oranda AB uyum yasaları sorumlu. Yasalar eskimişti çünkü. Daha modern sisteme geçtikçe ekonomi de gelişti.


/ Komünist olarak AKP yorumlarınızı dinlemek isterim. Ama benim düşündüğüm gibiyse "AKP çok iyi, onlar sayesinde Kürdistan kuracağız" filan demenizi bekliyorum :) (yanlış da anlaşılmasın :) )

Khaos
26-01-2018, 20:53
- Bunu bira geliştirelim.


Bir de anlaşılır konuşalım. 1 hafta önce yazdığım şeyin cevabı şimdi geliyor. O yüzden basit ifadeler kullanalım.


Bonapartizm nedir bilmiyorum. Da reisin arkasında değilim.


"Geliştirelim" dediğim başlığın konusu zaten. "Reis" iyi midir?
- Hayır değildir. Ben değil. diğerleri "Güçlü reis / güçlü Türkiye" diyorlar.
Ben Putin'İn bile Rusya için iyi olduğuna inanmıyorum (bütün göstergelere rağmen. Yapım öyle. Özgürlükler olmadan ekonomi de kalıcı olarak gelişemez. Zor bence)
+ Çin modeline bile karşıyım. Hiç inanmam öyle şeylere.


ve:
- Elbette kapilalizmin farklı türde olanı var. ABD'nin bile yorumu Avrupa'nın yorumundan farklıdır. Sistemin işleyiş biçimi değişir.


Türkiye kapitalizmin kötü bir örneğidir. Mesela basın özgürlüğü yok. Siyaset özgürlüğü yok. Okullarda din dersi filan var. İmam hatip liseleri geri açıldı. Hukukta bağımsızlık yok. Yani Almanya Fransa "Kapitalizmi" ile alakası yok.


ve AKP döneminde ülkenin büyümesinden de büyük oranda AB uyum yasaları sorumlu. Yasalar eskimişti çünkü. Daha modern sisteme geçtikçe ekonomi de gelişti.


/ Komünist olarak AKP yorumlarınızı dinlemek isterim. Ama benim düşündüğüm gibiyse "AKP çok iyi, onlar sayesinde Kürdistan kuracağız" filan demenizi bekliyorum :) (yanlış da anlaşılmasın :) )

bedevi
tatlı su kurnazlığı yapmaya kalkma.

dalyaprak

sen ne yapıcan benim akp yorumumu..
ne kürdistanı olum.

kapitalizmin senin anladığın anlamda farklı türleri yoktur.
koşullara göre kapitalizmin kendini ortaya koyma biçimleri farklılaşır.
bu ikisini ayırd edebiliyormusun.

türkiye kapitalizmin kötü örneği değildir.
sermaye bilgi birikimi ve emperyal hiyerarşideki yeri
yaşanacak kapitalizmi koşullar.

sen ya salaksın harbiden,
ya da salak ayağına yatıyosun
ama farkmaz

ben kutup ayısıyım
sen bahtsız bedevi
o yüzden bana lolo yapma

Leonardo
26-01-2018, 21:29
- Açık cümleler kursak daha iyi olur.


Bunlar zaten çok geniş konular.


Mesela ABD'de ilkokul bile paralı. Paran yoksa çocuğunu hiçbir işe yaramayan, uyuşturucu satılan okula gönderiyorsun. Paran varsa da senede 4000 $'lık Feto okulundan başlıyor. Eskiden öyle değilmiş ama şimdi öyle. Noam Chomsky'Nin çok güzel açıklamaları var.


- Almanya'da (hatta Türkiye'de) gelen mülteciye para veriliyor. Bu kapitalizmin neresinde var?


- Diğer yandan, mesela İsviçre'de bile, evsizlere yönelik yemek / konut / maaş gibi şeyler yok. İsviçre gibi ülkede adamlar sokakta kalıp gece organ mafyasının filan eline düşebiliyorlar.


/Yani ben çok okumam ama Batı'yı bilirim. Kapitalizm var. Evet. Ama her ülkede farklı düzenlemeler / dinamikler ve gayet sosyalist uygulamalar da var.


Ama ekonomi hale piyasa ekonomisi.
Ekonomi düzeyinde de Keynes'den filan söz ettik. Saf liberalizm yok diyorlar. Doğrudur. Yok. Çok eskiden, 100 yıl önce vardı. Krizlerin önlenmesi, meydana gelen krizlerin kontrol eidlmesi için çok karmaşık yöntemler var. En sonuncusu da 2008 Krizi. Trump atıp tutuyor mesela. Da Trump o dönemde ABD başkanı olsaydı büyük olasılıkla gezegen olarak kuru fasulyenin faydalarını görecektik.


/ Tatlı su olabilirim, ama gayet solcuyumdur (görüleceği üzere :) )

spartacus
26-01-2018, 21:32
Ayrıca Metal işçilerinin grevinin yasaklandığını duyduk ben bu yasak için üzüntü çekmiyorum Bu yasak onları daha da öfkelendirecektir Ayrıca Türkiyede işçi sınıfı üzerindeki ölü toprağını atıyor Erdoğan ın toplantısında taşeron işçilerinin çığlığı duyulmakta bir çok işçi artık zamanı ve kendini sorgular durumda.
İşçiler komünistleri ve devrimcileri yanına çağırıyor bu çığlıklar onun için atılıyor.

Bence gelecek zaman dünden daha aydınlık olacak gibi görünüyor.
Tabi bu işin, diğer tarafıyla ilgili, size katılıyorum, pratikte bu sonuçsuz kalsa bile, yani öfeke yerine süreçle yılgınlık oluşsa bile(ki son 10 yıldır artık öfek birikimi yok, yılgınlık birikiyor), patlama olmasa bile, düşünsel olarak katılımı sürdürüyorum.
Emperyalizme karşı hiç bir argümanı yok aslında, o şekilde olmuyor zaten(ki her kapitalist ülke burjuvazisi, kendi pazarını, pastasını, yabancı işletmelerle paylaşmak istemez, işbilikçi-komprador- sermaye karlı oluyorsa bu sürdürülür ama alttan altada pastanın kıyısı değil, tamamından pay almak istemi, ilgili sınıf-kesimlerin çeşitli fraksiyonları arasında diri kalır, fırsat buldukça açığa çıkar.
Eğer farkındaysak, son 3-5 aydır, AKP, ABD ile ters düşmeye baladı, görünrde mi, tmelde de çelişkiler kesknleşiyor mu ayrı bir konu, ama salt görüntüde değil, temelden de çelişkilerin ortaya çıktığı durumu söz konusu olmalı ki, TÜSİAD'ın bu çıkışı tamda keskin çelişme-çatışmanın, Suriye üzerinden gündeme oturmasıyla eş zamanlı gerçekleşmesi de, aynen metal işçilerinin sorunu gibi şans eseri olamaz diye düşünüyorum.

Ortadoğuda bir pasta var ve AKP hükümetinin şu ya da bunu gerekçe göstererek oralarda pay-hak, söz sahibi olma politkası, alıntımda belirttiğim fraksiyonların, bu tarz çıkışını cesretlendiren, umutlandıran, sağlayıcı, önemli, pratik bir faktördür.

Hasılı Suriye, Irak.. petrol kaynağı olan tüm Ortadoğu coğrafysaı bir pastadır. Kaldı ki salt petrol değil, petrole dayalı ekonomiler, bir çok diğer ihtiyaçlarında dışarı bağımlı bir yapıya sahip. Tüm sektörlerde. Böylece eğer Erdoğan, süreci lehine çevirebilirse, bu yerli sermaye için, büyük bir kazanım sağlayacak. hayır süreç Erdoğan'ın lehine sonuçlanırsa da bunlara yine bir şey olmayacak... Kısaca yürü ya kulum desteği, yürüsün, başarırsa ne ala, başaramazsa da bize nasılsa bir şey olmayacak, durumu, denenmiş olacak.

kaldı ki, günümüz kapitalizminde, bu tarz diktatörlükler, özünde sermaye sınıfı tarafından ayakta tutulur, desteklenir, pekiştirilir, halk tarafından değil. Halkın ne düşüneceğini, kimi neden, nasıl destekleyeceği dahi, tüm basın, yayın, eğitim, sağlık, sosyal hizmetler, işyelerinde çalışanların işlenmesi şu bu derken, sermaye sınıfının, bunları yapmaya muktedir ve maaliyetini karşılayabilir kesimlerin elindedir. Enjeksiyon direk değil, fiilde dolaylı görülür, toplum kendi, kendisini, sermaye sınıfının çıkarları için örgütler ama farkına varamaz(basın, yayın yolu ideal bir yol)...

neyse, 2 şey önemli;
1. metal işçilerinin grevi, 2. AKP ve ABD çekişmesi ve Suriye ve Türkiyenin Suriye üzerinde söz sahibi olması, sınır ötesine girebilmesi, orada çekirdeği El Nusra olan ÖSO gibi, hedefi iktidara oynayan yapılarla, yerleşik paravan örgüt kullanabilmesi, sermaye sınıfı için umut evrici, iştah kabartıcıdır ve desteklememesi zaten beklenemezdi. Ama düne kadar iç, dış politikasına dair AKP ile yer, yer ters düşen TÜSİAD, desteklemek ya da en azından karışısında olmadığını göstermek için, böylesi bir yola, demece muhtaçtı.

İlgili demeci ve haberi, konjonktür bağlamında değerlendirince bu biçimde okuyabiliyorum.

bilgivehis
26-01-2018, 22:33
Arkadaşlar halen anlayamadınız mı?
Ülkede Saddam projesi uygulanıyor, Tayyip Saddam rolünü oynuyor.
Öyle ABD ile doğal bir ayrışma, çıkar çatışması yok, her şey ABD'nin çıkarı, planı doğrultusunda yapılıyor, ABD'ye haklı zemin hazırlanıyor.
Ohal'a rağmen METAL başkaldırısı esnasında yapılan TÜSİAD'ın tek adamcı bu açıklaması Saddam projesinin bir kanıtıdır.
Zaten Tayyip de bunun için gelmemişmiydi, "ülkenin bütün kalelerini bitir ve ağababalara teslim et"...

Leonardo
26-01-2018, 23:01
Arkadaşlar halen anlayamadınız mı?
Ülkede Saddam projesi uygulanıyor, Tayyip Saddam rolünü oynuyor.
Öyle ABD ile doğal bir ayrışma, çıkar çatışması yok, her şey ABD'nin çıkarı, planı doğrultusunda yapılıyor, ABD'ye haklı zemin hazırlanıyor.
Ohal'a rağmen METAL başkaldırısı esnasında yapılan TÜSİAD'ın tek adamcı bu açıklaması Saddam projesinin bir kanıtıdır.
Zaten Tayyip de bunun için gelmemişmiydi, "ülkenin bütün kalelerini bitir ve ağababalara teslim et"...


- O kadar da değil. Ama bunlar gidesiye kadar Kıbrıs gidebilir:

http://www.foxnews.com/world/2018/01/26/turkish-cypriots-protest-turkeys-unwanted-meddling.html


- Ben Kıbrıslı olsam Türkiye'yi (şu anda) istemezdim. O yüzden ya Kıbrıs ya Kürdistan, birinden birini almaya çalışabilirler. Kürdistan'ın alınıp alınmaması da Tamamen Trump ve Putin'in anlaşmasına bağlı. Bana olmaz gibi geliyor.

Khaos
26-01-2018, 23:47
- Açık cümleler kursak daha iyi olur.


Bunlar zaten çok geniş konular.


Mesela ABD'de ilkokul bile paralı. Paran yoksa çocuğunu hiçbir işe yaramayan, uyuşturucu satılan okula gönderiyorsun. Paran varsa da senede 4000 $'lık Feto okulundan başlıyor. Eskiden öyle değilmiş ama şimdi öyle. Noam Chomsky'Nin çok güzel açıklamaları var.


- Almanya'da (hatta Türkiye'de) gelen mülteciye para veriliyor. Bu kapitalizmin neresinde var?


- Diğer yandan, mesela İsviçre'de bile, evsizlere yönelik yemek / konut / maaş gibi şeyler yok. İsviçre gibi ülkede adamlar sokakta kalıp gece organ mafyasının filan eline düşebiliyorlar.


/Yani ben çok okumam ama Batı'yı bilirim. Kapitalizm var. Evet. Ama her ülkede farklı düzenlemeler / dinamikler ve gayet sosyalist uygulamalar da var.


Ama ekonomi hale piyasa ekonomisi.
Ekonomi düzeyinde de Keynes'den filan söz ettik. Saf liberalizm yok diyorlar. Doğrudur. Yok. Çok eskiden, 100 yıl önce vardı. Krizlerin önlenmesi, meydana gelen krizlerin kontrol eidlmesi için çok karmaşık yöntemler var. En sonuncusu da 2008 Krizi. Trump atıp tutuyor mesela. Da Trump o dönemde ABD başkanı olsaydı büyük olasılıkla gezegen olarak kuru fasulyenin faydalarını görecektik.


/ Tatlı su olabilirim, ama gayet solcuyumdur (görüleceği üzere :) )

görüleceği üzere diyerek bitirmişsin

burdan nası göründüğün hakkında bi fikre gerçekten de sahip değilsin, değil mi.

olmadığın bi solculuk kalmıştı. tatlısu matlısu solcu da oldun öyle mi
mevlana gibisin döne döne bakalım daha ne olacaksın

olm senden bi nane olmaz

Leonardo
27-01-2018, 12:55
görüleceği üzere diyerek bitirmişsin

burdan nası göründüğün hakkında bi fikre gerçekten de sahip değilsin, değil mi.

olmadığın bi solculuk kalmıştı. tatlısu matlısu solcu da oldun öyle mi
mevlana gibisin döne döne bakalım daha ne olacaksın

olm senden bi nane olmaz



- Bir şey mi dedim sana anlamadım ki. en çok 15 gündür tanıdığın bir kişi ile ne demek istiyorsun?

bilgivehis
27-01-2018, 13:41
Emin değilim ama Leonardo şu bildiğimiz bedevi değil zan edersem, bence bir karışıklık var...

Khaos
27-01-2018, 13:56
- Bir şey mi dedim sana anlamadım ki. en çok 15 gündür tanıdığın bir kişi ile ne demek istiyorsun?

peki dostum

sana açıkça soruyorum
sen Bedevi nikli troll bozuntusu musun
yoksa ben mi karıştırdım.

eğer birincisi ise zaten sorun yok da
ikinci durum ise ve ben halt etmişsem o haltı temizlem4esini bilirim.

ama harbi ol doğruyu söyle sen Bedevi misin

Leonardo
27-01-2018, 16:23
- Hayır.


ÖDP'liyim diye mi bana "Bedevi" diye isim takıyor diyorum.


Bir kişi daha böyle bir şey sordu. Ben bundan önce (15 Temmuz olayından beri) aynı veya benzer niklerle Ateistforum'a yazdım. Oradan sürekli atıldığım için buraya geldim.


"Bedevi" nikli arkadaşınızı oralarda gördüm gibi hatırlıyorum.


/Sorun değil. Bu troll olayından ben de bıkmaya başladım. İnternetteki hemen hemen her ortamı kendilerine benzetiyorlar. Da burası şimdilik iyi gidiyor gibi.

Khaos
27-01-2018, 16:46
- Hayır.


ÖDP'liyim diye mi bana "Bedevi" diye isim takıyor diyorum.


Bir kişi daha böyle bir şey sordu. Ben bundan önce (15 Temmuz olayından beri) aynı veya benzer niklerle Ateistforum'a yazdım. Oradan sürekli atıldığım için buraya geldim.


"Bedevi" nikli arkadaşınızı oralarda gördüm gibi hatırlıyorum.


/Sorun değil. Bu troll olayından ben de bıkmaya başladım. İnternetteki hemen hemen her ortamı kendilerine benzetiyorlar. Da burası şimdilik iyi gidiyor gibi.

beyanını kabul etmek zorundayım.
tüm samimiyetimle özür dilerim.

Leonardo
27-01-2018, 18:22
Problem değil biz de yaşıyoruz

Saint-Just
30-01-2018, 15:55
ha bi de ne ricardo ne adam smith marksın hocası falan sayılmaz.
bunu nerden uydurdunuz.
marks emek-değer teorisini bu adamların fayda değer teorisinin eleştirisi üzerine bina etmiştir.

adam smith ve david ricardo fayda-değer teorisini savunmaz. bence sen bunu uyduruyorsun. marx'ın artı-değer teorisine temel olarak aldığı emek-değer kuramı bu iki isim tarafından geliştirilmiştir. adamların sosyalist olmaması yada liberal olmaları marx'ın hocası oldukları gerçeğini değiştirmiyor. marksizm'in 3 kaynağına bakacak olursak marx'ın hocaları da belli oluyor zaten.

alman felsefesi- hegel ve feuerbach
ingiliz ekonomi politiği- adam smith ve ricardo
fransız sosyalizmi- saint simon ve charles fourier

Saint-Just
30-01-2018, 16:20
ya konuyu sulandırmak da istemiyorum ama adam smith'ten bahsedince şu videoyu eklemeden duramadım :D

https://www.youtube.com/watch?v=dAigrdDfkHg

Dijwar
30-01-2018, 16:54
Leonardo yu üslup açısından ben de Bedeviye benzetiyorum ama Bedevi olsaydı, şu âna kadar fire verirdi. Çünkü arada kendini kaybediyor ve üslup kayması yaşayıp kendi ele veriyordu :)

Ama eğer Bedevi ise de, kendini geliştirmiş," bug"ları kapatmış demektir:)


Ama yine de beyanı esas almak lazım.



Bu trollerde sanırım gerçek hayattaki duygusal tatminsizliklerini böyle şeylerle kapatıyorlar.(Kapattıklarını sanıyorlar) Forumun birinde birisine birşey yazmıştım,trolün teki 8-10 tane nikle bana cevap yazmıştı. Kalabalık oluşturursa, beni caydıracağını düşünmüştü.
Konu da DNA hasarı ve onarımı idi. Bilimsel olarak kanıtlanmış bir şey DNA hasarı ve onarımı.
Adam, tüm nikleri ile bunu inkar etti. Yalan yanlış şeyler yazarak :)

Hatta o yetmedi, kendi nikiyle yazdığına diğer nikiyle alıntı yapıp, "tebrik ederim kardeşim güzel yazmışsın" gibi şeyler diyordu. Kendi kendisinden de alıntı yapıp başka birisine yazar gibi yapınca, artık birşeyler yazmak zaman kaybı diye düşündüm.

Khaos
30-01-2018, 17:17
adam smith ve david ricardo fayda-değer teorisini savunmaz. bence sen bunu uyduruyorsun. marx'ın artı-değer teorisine temel olarak aldığı emek-değer kuramı bu iki isim tarafından geliştirilmiştir. adamların sosyalist olmaması yada liberal olmaları marx'ın hocası oldukları gerçeğini değiştirmiyor. marksizm'in 3 kaynağına bakacak olursak marx'ın hocaları da belli oluyor zaten.

alman felsefesi- hegel ve feuerbach
ingiliz ekonomi politiği- adam smith ve ricardo
fransız sosyalizmi- saint simon ve charles fourier

evet haklısın.

RollingStones
30-01-2018, 17:23
marks emek-değer teorisini bu adamların fayda değer teorisinin eleştirisi üzerine bina etmiştir.


adam smith ve david ricardo fayda-değer teorisini savunmaz. bence sen bunu uyduruyorsun.

Yanlış anlamış olabilir misin?
Nihilist farklı bişey söylemiyor sanki. Yada ben virgülü yanlış yere koyuyorum.

Saint-Just
30-01-2018, 17:36
evet haklısın.

bu tripler niye şimdi gerçekten anlamadım. kötü bir niyetle yazmamıştım.

neyse görüşmek üzere..

Saint-Just
30-01-2018, 17:39
Yanlış anlamış olabilir misin?
Nihilist farklı bişey söylemiyor sanki. Yada ben virgülü yanlış yere koyuyorum.

ilgili yere virgül konmak istese zaten bundan önceki yazdıkları farklı olur. ricardo veya smith'in marx'ın hocası olduğunu nerden uydurdunuz diyor. ardından onların fayda-değer teorisini savunduğunu söylüyor.

spartacus
30-01-2018, 18:51
Bu trollerde sanırım gerçek hayattaki duygusal tatminsizliklerini böyle şeylerle kapatıyorlar.(Kapattıklarını sanıyorlar) Forumun birinde birisine birşey yazmıştım,trolün teki 8-10 tane nikle bana cevap yazmıştı. Kalabalık oluşturursa, beni caydıracağını düşünmüştü.
Konu da DNA hasarı ve onarımı idi. Bilimsel olarak kanıtlanmış bir şey DNA hasarı ve onarımı.
Adam, tüm nikleri ile bunu inkar etti. Yalan yanlış şeyler yazarak :)

Bedevi çok daha farklı bir zeminde iş bitiyordu ki, o cidden tehlikeli.

Provokatördü. İnceden, inceye, sözde insanların damarına dokunur, ağına düşeceği insanları beklerdi(fitne, fesat işleri). Ağına düşen olduğunda da ağdalı, ama kibar bir dille, küfür ederdi. Muhatap gittikçe sinirlenir, Bedevi daha da ağdalı, ama kibarcık biçimde, ad-hominemi işletmeye başlar, muhataba yüklenirdi. Daha sonra bedeviye yüklenildiğini gören diğer üyeler, muhatabı yerden yere vurmaya başlar, ortalık karışırdı.

Basit safsatalar kullanırdı, özelden, genellerdi, o düzeydeki cümleleri, işine geldiği gibi parçalayıp, kelimeleri, dilediği gibi yorumlardı. Bu her açıklama, izah ifadesinde kolayca kullanılabilir bir yöntemdir.(gerçi bu toplumumuzda ağırlıklı bir yol olmuş ya, ayrı mesele)

Bu arada Bedevi, bir zamanlar bir Arap idi(Bedevi nicki de oradan esinlenme olmalı). Arap olarak, Türklerin ilkel, kültürsüz olduğu(ağdalı diliyle insan olmayı başaramadığı gibi işler), uygarlığı araplardan öğrendiği propagandası yapardı. (Oysa islamın tarihi, kurgusu, uygarlığında temel etken, Farslar ve Türkler gibi)

Sonra Kürt oldu, Türkleri hedef aldı.

Sonra Türk oldu, Kürtleri.

Sonra Alevi oldu Sünnileri.

Sonra Sünni oldu Alevileri.

Bazen muhafazakar, bazen sol kimliğe de büründü. Süreğen çatıştırma derdindeydi, çatıştıracak ve koltuğundan gerile, gerile gülecekti, bundan haz alacaktı(o sebeple troll sembolleri, ağzı kulağında sinsice gülmektedir)

İzin verseydik, belki Ermeni olacaktı, sonra Musevi, sonra Hristiyan, belki sonra El Nusracı, belki modern mitoloji misyoneri.... Elimizden geldiğince izin vermedik, ama sağolsun, sayesinde biraz da paranoyak olduk.

kartopu
30-01-2018, 19:18
Spartakus-
neyse, 2 şey önemli;
1. metal işçilerinin grevi, 2. AKP ve ABD çekişmesi ve Suriye ve Türkiyenin Suriye üzerinde söz sahibi olması, sınır ötesine girebilmesi, orada çekirdeği El Nusra olan ÖSO gibi, hedefi iktidara oynayan yapılarla, yerleşik paravan örgüt kullanabilmesi, sermaye sınıfı için umut evrici, iştah kabartıcıdır ve desteklememesi zaten beklenemezdi. Ama düne kadar iç, dış politikasına dair AKP ile yer, yer ters düşen TÜSİAD, desteklemek ya da en azından karışısında olmadığını göstermek için, böylesi bir yola, demece muhtaçtı.

İlgili demeci ve haberi, konjonktür bağlamında değerlendirince bu biçimde okuyabiliyorum.
------------------
Sn Spartakus.
ABD dünyada yalnızlaşıyor bu yalnızlaşma dünya kapitalist sistemini yeni birliktelikler ve yeni ittifaklar aramaya sevk ediyor.
ABD nin dünya üzerindeki planları tutmadı ne BOP tuttu ne Ilımlı islam modeli bu kaygıyı taşıyan ABD ittifakı ülkeler kendilerine yeni yollar aramakta.
ABD nin son uygulaması olan dünyadaki dolar miktarından azaltmak bir kısmını ülkesine çekme planı bile aksamakta Dolara vereceği yüksek faizi bile uygulayamadı.
ABD yeniden orta doğuya yerleşerek dünya devi olmak istiyor Bu planın tatacağının garantisi bile yok. Türkiye sermayesi de kendine yeni yol bulmak istiyor.
Avrupa devletlerine sitem bunun için.

Türkiye Kuzey afrika devletlerinden umduğunu bulamadı şimdi orta afrika ve asyaya açılmak istiyor ama bunu tek başına da yapamayacağını biliyor.
Rusya en iyi seçenek. Rusya İran ve buna yönelik ittifak Türkiye yi yönetenler için şimdilik en iyi plan. Buna benzer plan AB ülkelerinde de var.

İşte Afrin Mimbiç bunun için son günlerin seçeneği bu kapıdan yeni bir ufuk açılacağı umut ediliyor. tüsiad da bu planın parçası
Onlara göre bu yeni ufuk ta AB ile eşit durumda.

Bundan önce AB ile Türkiye arasında bir plan vardı Güney Doğu ve Doğu Anadolu orta doğunun Çini olacaktı barış süreci bunun için yapıldı ne yazık ki AB bu işte kayış attı. Sonra Suriye krizi çıktı AB yine kayış attı.

Artık Türkiyenin tek seçeneği kaldı Rusya İran ittifakı.
İşte TÜSİAD bunu anlatıyor Bu seçenek ne kadar uygulanacak ilmiyorum ama Türkiyeyi yönetenler bu seçeneği sonuna kadar kullanacak gibi görünüyor.

Artık Komünizm de tehdit değil onlar için.

Dijwar
30-01-2018, 19:19
Bedevi çok daha farklı bir zeminde iş bitiyordu ki, o cidden tehlikeli.

Provokatördü. İnceden, inceye, sözde insanların damarına dokunur, ağına düşeceği insanları beklerdi(fitne, fesat işleri). Ağına düşen olduğunda da ağdalı, ama kibar bir dille, küfür ederdi. Muhatap gittikçe sinirlenir, Bedevi daha da ağdalı, ama kibarcık biçimde, ad-hominemi işletmeye başlar, muhataba yüklenirdi. Daha sonra bedeviye yüklenildiğini gören diğer üyeler, muhatabı yerden yere vurmaya başlar, ortalık karışırdı.

Basit safsatalar kullanırdı, özelden, genellerdi, o düzeydeki cümleleri, işine geldiği gibi parçalayıp, kelimeleri, dilediği gibi yorumlardı. Bu her açıklama, izah ifadesinde kolayca kullanılabilir bir yöntemdir.(gerçi bu toplumumuzda ağırlıklı bir yol olmuş ya, ayrı mesele)

Bu arada Bedevi, bir zamanlar bir Arap idi(Bedevi nicki de oradan esinlenme olmalı). Arap olarak, Türklerin ilkel, kültürsüz olduğu(ağdalı diliyle insan olmayı başaramadığı gibi işler), uygarlığı araplardan öğrendiği propagandası yapardı. (Oysa islamın tarihi, kurgusu, uygarlığında temel etken, Farslar ve Türkler gibi)

Sonra Kürt oldu, Türkleri hedef aldı.

Sonra Türk oldu, Kürtleri.

Sonra Alevi oldu Sünnileri.

Sonra Sünni oldu Alevileri.

Bazen muhafazakar, bazen sol kimliğe de büründü. Süreğen çatıştırma derdindeydi, çatıştıracak ve koltuğundan gerile, gerile gülecekti, bundan haz alacaktı(o sebeple troll sembolleri, ağzı kulağında sinsice gülmektedir)

İzin verseydik, belki Ermeni olacaktı, sonra Musevi, sonra Hristiyan, belki sonra El Nusracı, belki modern mitoloji misyoneri.... Elimizden geldiğince izin vermedik, ama sağolsun, sayesinde biraz da paranoyak olduk.

Tam da içimden geçenleri yazmışsın. Uzun uzadıya olmasın diye yazmamıştım ama tamamen hislerimin karşılığını yazmışsın.
Bedevii, Kürtlere saydırıp Türkçülük yaptığında ona sahip çıkanlar, daha sonra Kürtçülük yapıp Türklere saydırdığında hayal kırıklığı yaşamışlardı.
Ne gülmüştüm o zaman:)

Kim olduğu ve ruh hali bizim için aşikar, ama bazıları onu geç tanıdı.

kartopu
30-01-2018, 19:36
Bana Marksizm nedir diye sorsalar Tek cümle ile hatta tek kelime ile cevap verirdim.
Cevabım şu olurdu ELEŞTİRİ
Marks İçin teori diyenler idoloji diyenler bilim diyenler var biliyorum .Ben sadece eleştiri diyorum.

Engels buluş diyor ama şunu anlatarak Değer teorisini bulduğu için sermaye birikiminin önemli bir parçası olan artık değer teorisi.
Bu arada A.Simih ve Rikarco hocası mı bilmiyorum onlardan ne öğrenmiştir bence hiç bir şey onları anlamışmıdır Eleştirdiğine göre iyi anlamıştır.
Diğer felsefecileri de ama Hegel den bir şeyler öğrendiğini kendi de söylüyor.

Saint-Just
30-01-2018, 20:20
ben sadece adam smith hakkindaki yanlış anlaşılmayı düzeltmek istemiştim. konu hakkında daha detaylı ve analitik şeyler okumak isteyenler şu yazıyı inceleyebilirler
https://seyler.eksisozluk.com/kapitalizmin-babasi-denilen-adam-smith-hakkinda-bildiklerinizi-ters-yuz-edecek-bir-bakis

marx baştan başa hokus pokusla yepyeni bir kuram ortaya çıkarmamıştır. bunu şimdi hatırlayamadığımdan yazamadığım bir sözünde kendisi de belirtiyor. marx'ın öncüllerini eleştirerek aşması ve billimsel bir toplumsal ilerleme teorisi oluşturması ayrı bir konu. zaten bana kalırsa marx gelmiş geçmiş en büyük düşünürdür iktisatçıdır vs. ama bu onun ustalarını öncüllerini inkar etmeyi veya dışlamayı gerektirmez. marksizm'in ve diyalektik materyalizmin oluşum süreci bile diğer her şey gibi diyalektiktir.

konuyu dağıttığım için özür dilerim. tüsiad'ın açıklamaları üzerine çok fazla okumadığım ve net anlayamadığım için yorum yapamadım. gündemi de şu sıralar iyi takip edemiyorum.

Khaos
30-01-2018, 20:53
bu tripler niye şimdi gerçekten anlamadım. kötü bir niyetle yazmamıştım.

neyse görüşmek üzere..

yahu bana karşı bu önyargı da nedir yahu.
trip falan değil.

ben smith ve ricardoyu özgün eserlerinden okumadım.
iktisat derslerinde alıntılar ve atıflar üzerinden haklarında kaba fikir sahibi oldum.

marks
ingiliz eko-politiği alman felsefesi fransız sosyalizmiyle hep ilişkilendirilmiştir.
ben bu ilişkilendirmeyi genelleme olarak görürdüm.
Hegel hariç.
ondan doğrudan etkilendiğini düşünürdüm.

ki senin tespitin doğru.
üzerinden 30 küsür sene geçmiş bilgi kalıntılarıyla aklımda kalan hatalı bilgiyi düzeltmişsin.
ben de haklısın dedim.

haklı olana haklısın demek meziyetti benim ait olduğum yüzyılda.
bu yüzyılda trip mi oldu yahu.

Saint-Just
31-01-2018, 19:06
yahu bana karşı bu önyargı da nedir yahu.
trip falan değil.

ben smith ve ricardoyu özgün eserlerinden okumadım.
iktisat derslerinde alıntılar ve atıflar üzerinden haklarında kaba fikir sahibi oldum.

marks
ingiliz eko-politiği alman felsefesi fransız sosyalizmiyle hep ilişkilendirilmiştir.
ben bu ilişkilendirmeyi genelleme olarak görürdüm.
Hegel hariç.
ondan doğrudan etkilendiğini düşünürdüm.

ki senin tespitin doğru.
üzerinden 30 küsür sene geçmiş bilgi kalıntılarıyla aklımda kalan hatalı bilgiyi düzeltmişsin.
ben de haklısın dedim.

haklı olana haklısın demek meziyetti benim ait olduğum yüzyılda.
bu yüzyılda trip mi oldu yahu.

o zaman özür dilerim.detay yazmadığın ve biraz alaycı bir dilin olduğu için beni iğnelediğini düşündüm. :D

Leonardo
01-02-2018, 00:42
Leonardo yu üslup açısından ben de Bedeviye benzetiyorum ama Bedevi olsaydı, şu âna kadar fire verirdi. Çünkü arada kendini kaybediyor ve üslup kayması yaşayıp kendi ele veriyordu :)

Ama eğer Bedevi ise de, kendini geliştirmiş," bug"ları kapatmış demektir:)


Ama yine de beyanı esas almak lazım.



Bu trollerde sanırım gerçek hayattaki duygusal tatminsizliklerini böyle şeylerle kapatıyorlar.(Kapattıklarını sanıyorlar) Forumun birinde birisine birşey yazmıştım,trolün teki 8-10 tane nikle bana cevap yazmıştı. Kalabalık oluşturursa, beni caydıracağını düşünmüştü.
Konu da DNA hasarı ve onarımı idi. Bilimsel olarak kanıtlanmış bir şey DNA hasarı ve onarımı.
Adam, tüm nikleri ile bunu inkar etti. Yalan yanlış şeyler yazarak :)

Hatta o yetmedi, kendi nikiyle yazdığına diğer nikiyle alıntı yapıp, "tebrik ederim kardeşim güzel yazmışsın" gibi şeyler diyordu. Kendi kendisinden de alıntı yapıp başka birisine yazar gibi yapınca, artık birşeyler yazmak zaman kaybı diye düşündüm.


- Moleküler bilimci değilim. Konuyu da bilmiyorum. 20 sene önce filan çok bilim-teknik filan okurdum. çatır çatır tartışırdım da, şu anda genç olan sizsiniz açın Nat-Geo'yu öğrenin ala ala. :)


Troll konusu: Bence sadece onların suçu değil. dindar aileden olan kişiler "ateizm" hatta "parapsikoloji" konularını merak ederler. Dolayısıyla bu tür yerlere gelmek isterler.


Ateizme yakın kişiler. Tam tersi, bence din filan tartışmazlar. Siyaset, felsefe, bilim gibi şeylere ilgi duyarlar.


2) Bazı bilgiler yaş ilerledikçe gelişir.
Bu kızdığımız tipte insanlar da bizim insanımız. Tarihin bu döneminde çok ciddi sömürüye, kullanılmaya maruz kalıyorlar. Kendi içlerinde bunu kendileri de biliyorlar. O nefreti de ya Charlie Hebdo'yu bastıkları gibi mesela Le-Man dergisini filan basarak çıkartacaklar, Ya da orada burada, Twitter'de Osmanlı-bozkurt24 gibi niklerle gezerek Kılıçdaroğluna filan küfür ederek çıkartacaklar. Sizler (bizler) bunların hedef tahtasısınız bir nevi.
- Bir de tabi ki kendini kanıtlama sorunu da var. Genç olanlar kendilerini "bilgili" sizi "bilgisiz" olarak görüyorlar. Ben yaşlarıma geldikçe bunun böyle olmadığını anlayıp işi kurnazlığa vuruyorlar. O zaman bile (kendilerine yalan söyleyip) "haklı" olduklarını filan varsayıyorlar.


Sebep: Nihilist'in dediği gibi "ötekileştirme". Bu da bizim hatamız (Kenan Evren gibi tiplerin sayesinde).


İlkelerden biri de budur. 1 ülkede 10 tane ülke olmaz. 10 tane eğitim sistemi de olmaz. Başörtülü okul da olmaz. hiç bir şey olmaz. Şu ana kadar ne yapıldıysa bilin ki o olmaz. Gerçek bu.

Leonardo
01-02-2018, 01:04
yahu bana karşı bu önyargı da nedir yahu.
trip falan değil.

ben smith ve ricardoyu özgün eserlerinden okumadım.
iktisat derslerinde alıntılar ve atıflar üzerinden haklarında kaba fikir sahibi oldum.

marks
ingiliz eko-politiği alman felsefesi fransız sosyalizmiyle hep ilişkilendirilmiştir.
ben bu ilişkilendirmeyi genelleme olarak görürdüm.
Hegel hariç.
ondan doğrudan etkilendiğini düşünürdüm.

ki senin tespitin doğru.
üzerinden 30 küsür sene geçmiş bilgi kalıntılarıyla aklımda kalan hatalı bilgiyi düzeltmişsin.
ben de haklısın dedim.

haklı olana haklısın demek meziyetti benim ait olduğum yüzyılda.
bu yüzyılda trip mi oldu yahu.


- İktisatçı olmanız avantaj tabi. Ben olsam Kitapçılardaki diğer Marks ve Engels kitaplarını filan da okurdum.
Birçok kitapları var ve iktisat bilen kişilerin bunları kolay anlayacağını düşünüyorum.
Ben mesela "Şark sorunu / Türkiye sorunu" kitabına bir ara niyetlendim ama benim alanım değil. gösteriş olsun diye de almak istemedim :)

kartopu
01-02-2018, 11:23
Ben mesela "Şark sorunu / Türkiye sorunu" kitabına bir ara niyetlendim ama benim alanım değil. gösteriş olsun diye de almak istemedim .

Osmanlıdaki mülkiyet meselesini anlatıyor. Özellikle toprak mülkiyetinin Osmanlı devletine ait olduğu beyliklerin bunu vergi ve asker karşılığı kullandığını. Özellikle köylülerin bu mülkiyeti hiç karşılık ödemeden kullandıklarını anlatan çok fazla genele dokunmayan bir analiz.
Bu tür mülkiyet anlayışının çarlık Rusya sındada olduğundan söz ediyor. Ama Hindistan a çok özel bir yer ayırmış Hindistan konusunda daha ayrıntılı bilgiler var.

İslam dininin analizin yapmadan islam topraklarını tam olarak anlamak mümkün değil Marks da bunu yanlış anlamış ve yanlış görüş bildiriyor.

Örneğin. İslam peygamberi devrimci İslam a da devrim diyor. Bu yanlış anlayışı ve tanımlamayı Engels bir mektupla bildiriyor ve yanıldığını anlatıyor.

Khaos
01-02-2018, 11:51
- İktisatçı olmanız avantaj tabi. Ben olsam Kitapçılardaki diğer Marks ve Engels kitaplarını filan da okurdum.
Birçok kitapları var ve iktisat bilen kişilerin bunları kolay anlayacağını düşünüyorum.
Ben mesela "Şark sorunu / Türkiye sorunu" kitabına bir ara niyetlendim ama benim alanım değil. gösteriş olsun diye de almak istemedim :)

Sn. Leonardo

marks-engels okumak için kitapçıya gitmeye gerek yok.
neredeyse tüm eserleri kurtuluş cephesi dergisi web sitesinde e-kitap olarak var. başlayıp da bitirebildiğim eseri ise ne yazık ki yok.
çevirilerden midir yoksa tarzlarından mıdır bilemem.
sevmedim yazma biçimlerini.
doğanın diyalektiğini dahi bitiremedim.

zaten ben okumayı sevmem.

Saint-Just
19-02-2018, 14:12
Sn. Leonardo

marks-engels okumak için kitapçıya gitmeye gerek yok.
neredeyse tüm eserleri kurtuluş cephesi dergisi web sitesinde e-kitap olarak var. başlayıp da bitirebildiğim eseri ise ne yazık ki yok.
çevirilerden midir yoksa tarzlarından mıdır bilemem.
sevmedim yazma biçimlerini.
doğanın diyalektiğini dahi bitiremedim.

zaten ben okumayı sevmem.

kurtuluş cephesi sitesi marx ve engels'in eserlerini eksik yayınlıyor. marx ve engels'in bütün eserleri 100 cilt'i buluyor bildiğim kadarıyla. birbirlerine yazdığı mektuplar da çok önemli görülüyor. bütün mektuplaşmalarını kitap haline de getirmişlerdi.

evrensel basım'ın çıkardığı alman ideolojisi'nin tam yayını 600 sayfa iken diğer yayınevlerinin çıkardığı eksik basım 90 sayfa falan tutuyor.

ben marx'ı ve engels'i kendi kaleminden henüz okumuyorum. daha doğrusu okuyamıyorum. çünkü hiç anlayamıyorum. dikiş dikemeden pantolon yapmaya çalışır gibi hissediyorum denediğim zaman :)

yordam kitap çok güzel ve olağanüstü bir yayınevi. solu öğrenmek isteyen bu yayınevinden başlamalı bence. çok geniş bir yelpazede kitaplar sunuyorlar. özellikle cep kitapları serisini çok sevmiştim. içlerinden ''marksizm nedir?'' kitabını emile burns taa 1939 yılında yazmış ama o kadar akıcı ki 15-16 yaşındaki çoçuk bile marksizmin özetini anlayabilir. hat
http://yordamkitap.com/index.php

kapital'i manga şeklinde anlatan kitapları bile kitapları var. çizgi roman şeklinde olunca okumayı sevmeyenleri bile çekiyorlar yani :D
http://yordamkitap.com/books.php?categoryId=136

hatta bertell olmann'ın ''sınıf mücadelesi'' oyununu bile türkiye'ye onlar getirdi.

http://www.dr.com.tr/Kitap/Sinif-Mucadelesi/Bertell-Ollman/Hobi/Oyun-Kitaplari-Oyun/urunno=0000000547186

Leonardo
19-02-2018, 16:11
- Kapital'in kısaltılmış versiyonu var, onu bir de "Şark meselesi" kitabını zaman olunca okuyacağım.


+ manifesto çoğu insan açısından yeterli.


Da Kapital'in özgün hali bizim kuşağı aşar. Ya çok entelektüel olacaksın, ya da çok vaktin olacak :)

kartopu
20-02-2018, 11:43
Das Kapital'in özgün hali bizim kuşağı aşar. Ya çok entelektüel olacaksın, ya da çok vaktin olacak :)
------------------------------------
O kadar da değil, Kuran ı anlamak için Arapça bileceksin der gibi olmuş.

Marks ve Engelsin bütün kitaplarını olmasam da büyük çoğunluğunu okudum 1970 li yıllarda okuduğumda anlayamadığım doğru ama 2005 ten sonra okuduğumda anladığımı düşünüyorum.
Genel olarak sol yayınlarını tercih ediyorum. Almancadan İngilizceye çeviri Önce Sovyetler Birliği bilim akademilerinde çevirmiş sonra Sol yayınları oradan alarak Türkçe ye çevirmiş.
Ve özüne dokunulmamış zaten tam Türkçe karşılığı olmayan kelimeler ayraçlarla belirlenmiş.

İnsan anlıyor yeter ki meraklı ol.
Kapital i anlamadan sosyalist komünist olunmuyor bir ayak hep eksik kalıyor. Kapital kapitalizm ın eleştirisi hem kapitalizm i tanımlıyor hem eleştiriyor.
Zaten Marks ın bütün kitapları genel olarak eleştiridir Manifsto hariç. Onda bile eleştiri var.

Saint-Just
20-02-2018, 14:47
kapital'i anlayabilmek için en azından orta düzeyde iktisat bilmeniz gerekir. bu yüzden özgün hali anlaşılması zor bir kitap. kapital'i anlayabilmek için çıkan basit ve özetleyici şekilde, iktisat sözlükleriyle, basit örneklerle falan yardımcı kitaplar var.

birde bu kitapla ilgili çoğu zaman rastladığım bir durum var. marksizm uzmanı kesilen sağcılar vardır ve bunlar kapital'e kutsal kitap muamelesi ederler. marksizm'i aslında hiç anlamamışken ve bu kitabı da aslında hiç okumamışken, yok ben daha kapital'i 18 yaşındayken okudum bitirdim. daha kapital'i okumadan komünist olanlar'' falan diye atıp tutarlar genelde. :)

eğer klasikler açısından konuşursak aslında kapital okunacak en son kitaplardan biridir. daha öncelikli eserler var. o yüzden ben bunları söyleyenlere sadece gülüyorum.

dine mine ne
21-02-2018, 08:15
1970 li yıllarda okuduğumda anlayamadığım doğru ama 2005 ten sonra okuduğumda anladığımı düşünüyorum.



O anlamadi bu anlamadi iyide hep anlamayanlar mi bu islere kalkisiyor. Sosyalist arkadaşlar ülkeyi terk ediyor sen neyi anladın? madem anladın o zaman venezuelaya niye mektup yazmıyorsun?.
Dalga degil ,olurya ,belli mi olur ,belkide gercekten bir seyleri cözmüsde olabilirsin hani.

kartopu
21-02-2018, 10:21
Çok doğru İnsan iktisada ilgi duymazsa Kapital anlaşılmıyor. Sağcılar ne der bilmiyorum Bence zamanımızın devrimci hele ki komünistleri MARKS ı olumalı anlamalı. Çünkü modern iktisat iki ana birikim üzerine yürüyor Artık değer ve küçük orta sermayelerin çalınması. Yoksa bir çok şeyden etkilenir ve dalgalanırsın.

Fakat Kapitalden daha önemli Marks ın Grundrisse kitabı var ben ondan daha çok etkilendim 2 cilt sadece iktisat değil felsefe ve siyaset te var
Zaten Marks bu kitabı kendisi için yazmış basılıp dağıtılması için değil. Yıllarca bu kitap hiç hatırlanmadı konuşulmadı Türkiye de. Kapital kadar meşhur değil ama bence daha önemli.

Şunu anlamış da değilim Komünist olmak için Marks okumak zorundasın gibi söz garip geliyor bu tür bir mecburiyet varmı bilmiyorum ama şu mecburiyet var Bu gün kü kapitalizm i anlamak için Marks okunmalı diyorum yoksa Anarşistler Marks ı sevmez ama komünisttirler. Marks anasından doğmadan da bu dünyada komünistler vardı.

Konu modern iktisadı ve zamanımızın kapitalizm inin anlamak sa Marks gerekli.