Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 24-01-2018, 11:47
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart Patronlar kendi düzenlerinden Şikayetçi

TÜSİAD Başkanı Bilecik, liberal ekonomik sistemi ağırsözlerle eleştirdi
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısı dünCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleşti. Toplantınınönemli konu başlıklarından biri de TÜSİAD Başkan'ı Erol Bilecik'in, liberalizmeleştirisiydi. 19-5-2017 .

''BU TEZ CİDDİ YARALAR ALDI''
Serbest piyasa ekonomisine bağlıliberalizmin tarihçesinden bahseden TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, ''Neredeysetüm dünya, liberal demokrasi, hukuk devleti ve piyasa ekonomisinin her yerdebarış ve refah getireceğine ikna edilmişken, bir de baktık ki bu tez ciddiyaralar almış. Liberalizmin ana vatanı sayılan İngiltere’de ana akım siyasipartilere, iş dünyasına, sendikalara, tüm akademik kurumlara ve bilimselaraştırma sonuçlarına rağmen seçmen az farkla ve de farklı nedenlerle olsa datepkisel bir tutum izledi; İngiltere Avrupa Birliği’nden çok zorlu bir ayrılmamüzakeresi sarmalına düştü.'' dedi.
Piyasa ekonomisive liberal demokrasinin, toplumsal eşitlik ve adalet konusunda yetersizkaldığını vurgulayan TÜSİAD Başkanı, sosyalizmin çöküşüyle kurtarıcı gibigörülen liberal perspektifin hiçbir zaman eşitlik sağlamadığını aksinezengin-fakir arasında muazzam uçurumların doğmasına neden olduğunu ifade etti.

''LİBERAL EKONOMİ DUVARA TOSLADI...BATIYA DUYULAN HAYRANLIK YERLE BİR OLDU''
Başkan Bilecik, 2008 ekonomik krizinihatırlatarak liberal ekonominin duvara tosladığını, bu ekonomik modele bağlıgelişen demokrasi anlayışının ise Suriye iç savaşı ve mülteci krizi sırasındaaynı kaderi paylaştığını belirtti. Özellikle mülteci krizinin batıya duyulanhayranlığı yerle bir ettiğini ifade eden Bilecik, ''Liberal demokratik düzeninhalka eşitlik ve adalet götürmediği, sadece batının emperyalist politikalarınahizmet ettiği iddiaları güç kazandı.''ifadelerini kullandı.

''BU AÇIK BİR ZAAFİYET''
Bilecik, toplumlarındaha farklı söylemlerle gelen siyatçileri desteklenmesini; liberal ekonomikdüzenin dünyaya barış, refah ve saadet getirme konusunda göstermiş olduğuzaafiyetten kaynaklanıdığını ifade etti. TÜSİAD Başkanı, bir zamanlar sadeceÇin ve Rusya için kullanılan ''eşitliksiz ve adaletsizliğin'' artık batı içinde rahatça ve daha sık duyulduğunu belirtti.

---------------------------------------
Patronlar kurdukları düzenden şikayetçiler maviye boyadığım yerler dikkatimi çekti. Bu patronlar ne istiyor Liberalizm aslında patronu daha güçlü ezileni daha ezik yapmak için kurulmadı mı . Kapitalist dünyada sermayeler artık yatay büyüyemiyor dikey büyüyen sermaye bir çok insanı işçi yapması ile teknolojinin kontrolsüz büyümesi ve çok keskin rekabet insanları işsiz bırakmakta. İnsanlar ihtiyaçlarını artık bankalara borçlanarak yaparken ödeme güçlüğü de çekmesi ile geri dönemeyen krediler patronları oldukça rahatsız etmiş olacak ki şikeyetlerini yüksek sesle söylemekten çekinmiyorlar.

İşte TÜSİAD da kendinden güçlü patronlardan şikayet etmekte. Halbuki bu TÜSİAD 1980 lerde gazetelere büyük boy reklemler vererek işçilerden ve sendikalardan şikayet ediyorlardı.
Bu günde kendinden büyük patronlardan şikayet etmekteler.

Pir Sultan Abdal bir zamanlar şöyle demişti Ey Hızır Paşa senden büyük Allah var.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 24-01-2018, 12:24
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şuanda  online konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.675

Onur Üyeliği 

Standart

Diktatörlüğe destek, zaten egemen sınıfın, sermayenin, sömürünün en az maaliyetle en verimli olduğu yönetim biçimi, iktidar biçimi faşizm değil miydi? Zaten gündemde Metal işçilerine komik zamma karşı direnişi var, şimdi OHAL sebep göstrilerek, patronlar dilediği gibi sonuçlar elde edebilmenin avantajına sahip, alakasız, boş teneke misali laflarla, destekleyecekler(çıkarlarına öyle geliyor, bugün çıkarlarına böyle ise öyle, yarın başka türlü ise başka türlü olacak bu omurgasızlar takımı)...

Bu süreç garip biçimde Hitler dönemine benziyor(gerçekten, maddi, manevi, lojistik desteğin asıl payı büyük patronlar ve orta patronlardan gelmişti, kaz gelen yerden tavuk esirgenmemişti), o kadar çok benzerlik içeriyor ki, artık aksi bir ifade namına pes demekten başka bir şey kalmıyor.

Gündem de birde ne var, aynen Hitler gibi, çevre coğrafyaların paylaşımı namına savaş çığırtkanlığı, İŞGAL, açıkca bir başka devleti altından, üstüne kadar değiştirmek, yağma siyaseti ve elbette halklara karşı, halkların direncine ve yerleşiklik hakkına karşı da, ırkçı fobinin propagandasıyla, paravan yapılar örgütleyerek kullanmak gündem değil mi? Kaldı ki madem sahte propaganda, Suriyenin bütünlüğünden yanasın, öyleyse hareketini Suriye ile ortak yapman gerekir. yalanın, dolanın bimi, bin para. Tabi faşist ve kolay propagandayla ->vatan, Hitler'in Polonya işgali gibi, itiraz eden hain, terörist, bilmem ne, üstelik Hitler ordusuyla, açıktan işgal ederken, bunlar elleriyle örgütlediği ve dünyanın terörist dediği El Nusrayı, aslında merkezi kadro, örgüt olarak belirleyici iken ÖSO diye perdeleyip, çete ve mültecilerden devşirdikleri paralı askerlerle oluşturduğu terörist örgütle yapmıyor mu? Madem teröre karşıydık, öyeyse bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 24-01-2018, 13:07
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

Sn Spartakus.
yazılanları okumadan eleştiri yapmışsın sanırım. Patronlar Liberalizm den şikayetçi ve Liberalizm in getirdiği dünyadan şikayetçiler.

Siz se faşizmden söz etmişsiniz.

Partonların akıl hocası A.Simith değil mi. Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler diye rekabetçi sisteme vurgu yapan A.Simith değil mi bütün kapitalist ülkelerin iktisat okullarında bütün öğrencilere methiyeler düzülerek okutulan Bu A.Simith ne oldu da patronlar bu A.Simiht ten şikayetçi oluyorlar.

Faşizm i liberal dünyadan ayıramadığın gibi burjuva demokrasisi de Liberalizm in parçasıdır.
Patronlar dün Sovyetlerden Çin den şikayet ediyorduk ama şu an onlar yok yine dünya cennet değil demek istiyorlar.
TÜSİAD Başkanı, bir zamanlar sadece Çin ve Rusya için kullanılan ''eşitliksiz ve adaletsizliğin'' artık batı içinde rahatça ve daha sık duyulduğunu belirtti.

Bence konu yeni ekonomik düzen ve bu düzenin yarattığı sermaye birikimi Patronlar kendi geleceklerinden korkuyor ve bu korkularına çare arıyor. Artık dünya değişti Patronun düşmanı yine Patron Geçmişte Patronun düşmanı işçi sınıfı idi dünya değişti Patronlarda bunu anlatmak istiyor.

Faşizm kapitalizm in krizden çıkış reçetesidir. Patronsa çözümü burada aramıyor.

Aklıma Kapital in 1 inci cildindeki Menchester de patronların bankalara olan borçları yüzünden kapitalist anlamda işçileri deyimini kullanan Marks geliyor.
TÜSİAD da bunun için haykırıyor sanırım. Türkiye işverenlerinin ödenmesi gereken dolar bazında borçları onları korkutuyor gibi geldi bana.
Türkiyedeki ekonomik kriz her kesi vuruyor işçiyi de patronu da. İflasla sırada bekliyor OHAL dolayısı ile resmiyet kazandırılamıyor..
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 24-01-2018, 15:11
Saint-Just Saint-Just isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Jun 2014
Mesajlar: 521
Standart

konuyla doğrudan ilişkisi olmasa da bir yanlışı düzeltmek istiyorum.

marksizm'in 3 ana kaynağından olan ingiliz ekonomi politiği, david ricardo ile birlikte adam smith'e dayanır. marx'ın emek-değer teorisi bu iki ismin yazdıklarıyla oluşturulmuştur. (tabi aralarındaki fark bu iki isim klasik iktisat okulundayken, marx klasik iktisadın eleştirisini yapar)

adam smith çoğu zaman devletin yapması gereken altyapı çalışmalarından, kapitalistlere karşı dikkatli olunması gerektiğinden bahseder. hatta yazdığı ''ulusların zenginliği'' kitabına bakarsanız devletin nasıl egemen sınıfların bir silahı olduğunu marx'dan önce farketmiştir.

"Sivil hükümet, mülkiyetin güvenliğini korumak için kurulduğu sürece, aslında zenginin yoksula karşı veya biraz malı mülkü olanın olmayana karşı savunulması için kurulmuştur."

yani adam smith ne patronların akıl hocasıdır, ne de kapitalizm'in babasıdır. bizzat marx'ın hocalarından biridir smith. belki sosyalistlerin öncüllerinden biri sayabilirsiniz bu adamı.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 24-01-2018, 17:17
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

Evet Marks ekonomiyi sizin de söylediğiniz gibi A.Simth ve Ricardo dan öğrenmiştir. Ama Anadolu da bir söz vardır Boynuz Kulağı geçti denir. Marks hocasını acımasız eleştirmiş onun bilerek gizlediği veya fark edemediği Değer yasasını bulmuş ortaya koymuştur.
Fakat bu gün iktisat fakülteleri A.Simith okur ve onu referans gösterir. D. Ricardo A. Simith ten daha insaflı davranmış sermayede işçinin de payı olduğunu söylemiştir Ama A. Simith işçiyi aynı köle gibi görmüş değersizleştirmiştir.

A.Simith sosyalistlerin öncüsü mü, sanmıyorum. Sosyalistler düşündükleri dünya biçimini kendilerinden önce eşitlik paylaşım diye kellelerini veren Hallaç ı Mansur Şeh Bedrettin ve Pir Sultan Abdal gibi ütopik sosyalistlerden alır. Marks da bu işe bilim katarak zamanın sosyalizm ini anlatmıştır.

Evet konu Marks ve A. Simith değil TÜSİAD ın feryadı.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 24-01-2018, 18:52
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.930
Standart

kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

TÜSİAD ın feryadı.
Küresel kapitalizm, EŞİTSİZLİĞİN zirve yaptığı bir dünya sistemidir.
Bu aynı zamanda kapitalistler arasındaki mesafenin de açılması demektir.
Bir yerli işbirlikçi olan TÜSİAD'ın da derdi budur.
Oysa aynı yerli işbirlikçiler eskiden komprador iken böyle bir dertleri yoktu, nasıl olsa akarı (ülkeyi) paylaşıyorlardı, alan da veren de memnundu.
Şimdi ise küresel kapitalistlerin sömürü payını bunlarla eskisi gibi paylaşma ihtiyacı kalmadı, artık TÜSİAD gibi işbirlikçiler, küresel kapitalizmin pahalı memurundan başka bir şey değil...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 24-01-2018, 23:40
Leonardo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Leonardo Leonardo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 12 Dec 2017
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.371
Standart

- Dünyada bir "sistemin kendi kazanımlarını koruyamaması" iddiası vardır.


TR ve Rusya demokrasiden çıkmıştır. Doğu Avrupa'da popülistler seçiliyor. İngiltere örneği var. ABD'de Trump faciası yaşanmadan çok önceleri. 2015 Charlie Hebdo olayında bu söyleniyordu.


Dünyada din savaşı çıkmış mesela (Din savaşı ne mesela?)


- Ama tüm bunların açıklamaları var.
2008 gibi krizler olacaktır. Kapitalizm'in doğası bu. Bu yüzden saf kapitalist anlayış diye bir şey yoktur. Liberalizmin yeni yorumcuları vardır (Merkel, Makron, Obama gibi). Yunanistan'da filan liberaller üst üste başarısız olmuştur. Cipras gelip toparlamıştır.


Çağımızda ciddi algı oyunları vardır. Çünkü çok fazla Twiter, TV, İnternet filan kullanıyoruz. Doğru/yanlış bilgi akışı çok fazla. Zayıf olanlarımız (sadece cahil kişileri demiyorum, aklen zayıf kişiler de öyle). Kapılıp gidiyor.


mesela Afrin olayına bakın. İkinci Feto sineması gibi, vatan-millet -sakarya gidiyoruz. (Nereye gidiyoruz? Çöl mü lazımdı, tam olarak nedir yani?)


- Bir de Putin belası var. Eline barut fışısını almış "yakarım la burayı" filan diye gezip duruyor.


Yani demokrasi sınavı var öncelikle. Aşırı öz güvenli davranırsak, Hitler öncesi Almanların yaptığı hatayı yaparız.
2) Kapitalizm krizi her zaman vardır. Ben Ricardo ve benzer bazı kişileri kısmen bilirim. Ama günümüzde zaten kontrollü kapitalizm var. Dünyanın komplesini dünyanın en açgözlü ve şımarık 100 insanına teslim edemeyiz. Biz verirsek, onlar alırlar. Trump'a gidin sorun. "Olur alırım zaten istiyordum" der. Ama biz veremeyiz. A.Smith bunu destekler gibi de görünse bu pratikte mümkün değildir.


Ricardo değil de Keynes diye bir ağabimiz vardı. 2008 krizi (1973 krizi gibi), ve ondan önce 1923 krizi gibi, bu şekilde atlatılmıştır (ya da sürdürülmüştür). Bu sistemin yapısında olan bir şey. Çok da iyi bildiğim bir konu değil.


- Demokrasi sınavı ayrı bir şey. Bizi deneme tahtası yapıp AKP'yi getirdiler. Bizden öğrendikleri ile Trump'u getirdiler. Meydanı boş buldukları diğer ülkelerde de (Avusturya gibi) aynı şeyi deneyecekler.


Bunun sebebi de büyümemiş bazı insanların oyun oynamasından başka bir şey değil. Kıt akıllı olup da her şeyi bildiğini sanan bir sürü insan var. Çoğu sorunu da çıkartan bunlardır.


TR dediğin de "etki" konumundan çok, İran S. Arabistan gibi "tepki" grubundan bir ülkedir (sol siyaset olmadıkça, CHP filan iktidar olmadıkça da bu böyle kalacaktır.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 25-01-2018, 00:31
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şuanda  online konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.675

Onur Üyeliği 

Standart

kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sn Spartakus.
yazılanları okumadan eleştiri yapmışsın sanırım. Patronlar Liberalizm den şikayetçi ve Liberalizm in getirdiği dünyadan şikayetçiler.

Siz se faşizmden söz etmişsiniz.
Yoo, konuyu açtınız bende dahil oldum diye neden sizi eleştirmiş olayım ki. Siz de ciddi, ciddi bu kişinin söylediğinin, sizler için, gerçekten ekonomik bir değeri olduğunu mu düşünüyorsunuz?.

https://tr.sputniknews.com/ekonomi/2...iberal-piyasa/
"Liberal demokrasi, hukuk devleti ve piyasa ekonomisinin tüm dünyaya barış ve refah getireceği beklentisinin boş çıktığını itiraf etmek durumundayız. Dünyanın ekonomik ve siyasi güç dengelerinin yeniden oluştuğu, adeta tektonik değişimlerin yaşandığı bu çağda, değişimin hızına ayak uydurabilmek için ülkelerin hızlı ve etkin karar alması gerekiyor. Değişime uyum sağlamak ve değişimin geniş kitleleri etkileyen sonuçlarıyla başa çıkmak için birçok ülkede, güçlü liderler dönemine girildiğini görüyoruz."
sanmayın ki ideolojik bir ayrımdan söz ediyor veya destekliyor, aksine yeni dönemde, AKP'nin hegomanyasının ve hegomanyaya bağlı kazanımların, egemen sınıflar ve ekonomiler için getirdiği daha kolay, güvenceli ve daha az maaliyetli kazanımdan söz ediyor... Ayrıca daha hızlı karar almak söylemi de-ki evet Erdoğan'ın, başkanlık gerekçesi, söylemiydi-, yakınlaşan seçimler ve artık tek başkan->Erdoğan algısına hoş bir sedadır, kazançlarına bakıyorlar...

Tam da gündem de metal işçilerinin sorunları varken, MESS lokavta giderken, bir çok grev, eylem kolaylıkla OHAL öne sürülerek yasaklanabilirken, hatta Patronlar, işçiye çok düşük zamlar yapıp, OHAL'i, savaşı bilmem neyi kolaylıkla gerekçe gösterirken, şans eseri olmadığını düşünüyorum.

Bu arada demokrasi ve faşizm yönetim biçimleridir ve birbirlerine tercih edilebilirler, bunların ikisi de aynıdır denemez.

Demeçten anladığım, aslında, güçlü lider, Erdoğan ve önümüzdeki seçimde başarılı olursa, arzu edilen yaşanacak, kimin arzusu, neye göre arzu? Türkiye, AKP den bugüne, bilhassa TEK ADAM, güçlü lider iktidarından bugüne, ekonomik olarak BÜYÜME sergiliyorsa, kim büyüyor? Kim kazanıyor? Kim kazançlı çıktı? zengin ile yoksul arasında oran neden bu dönemlerde daha bir orantısızlaştı? Madem güçlü ekonomi, madem böylesi hükümet etme biçimleri daha güçlü, gittikçe güçlenen, zayıflayan, zenginleşip, fakirleşen kimler?Kısaca her koyun kendi bacağından asılıyor ve TÜSİAD kendi çıkarının bu dönemde nerede olduğunu görüyor, hepsi bu. nabza göre şerbet, hasılı önümüzdek dönem güçlü lider Erdoğan desteklenecek, bazı sebeplerden dolayı(patronların daha emin, güvenilir sömürge ortamı, kar marjnındaki artış vb için), onları da güçlü ekonomi lafzıyla, yuvarlakça soslamış, dile getirmiş.

Liberal ekonomi ile hükümet etmenin biçimi farklı şeylerdir, o alakasızca kıyasladı diye siz karıştırmayın. Bu kısım önemlidir çünkü iktidarda güçlü bir liderin olup, olmaması liberal ekonominin belirleyici, bağlayıcısı değildir, liberal ekonomilerde de hükümetde güçlü bir lider olabilir, birisi ekonominin biçimiyle diğeri yönetim biçimiyle ilgili...

Arzu ederseniz Hitler dönemini inceleyebilirsiniz, özellikle ilk dönemlerini, Hitler'i tek adam, halk değil, aynen yukarıda TÜSİAD tarafından öne sürülen gerekçeleri öne süren patronlar yaptı. lojistiği, desteği böylece kitlelere propaganda yapılabilmesinin sağlayıcısı olarak rol aldı, zaten kapıda, yükselen bir sosyalist mücadele vardı, patronlar hem işçilerin, toplumun elde ettiği sosyal-ekonomik haklardan yakınıyordu hemde sözde demokrasi koşullarında kazançlarının daha da belirsizleştiği, düştüğü, daha fazla maaliyet oluşturduğunu biliyorlardı...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 25-01-2018, 11:48
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart


A.Simiht in bir öngörüsü var Kapital 3 ün önsözünde geçer Engels te bunu eleştirir.Bir gün makine yapan makinalaryaratılacaktır der A.Simith.

Birde Komünist manifesto nun işçiler veburjuvalar bölümünde geçen bir söz vardır İşçiler burjuvalardan kurtulmak isterBurjuvalarda işçilerden Ama burjuvalar bunu işçilerden daha fazla ister der.

Bu iki sözde burjuvaların hayalindeişçilerden bir gün kurtulacağıdır.

İşte bu burjuvalar robot teknolojisi ve yapayakılla bu hayallerini gerçekleştirmiştir. Ama hala mutlu değiller Çünkü karmarjları düştü müşteri sıkıntısı yaşanıyor. Bu sorunu insanları bankalaraborçlandırarak aştılar ama artık tıkandılar çünkü verdikleri krediler geridönerken tıkanmalar yaşamakta.

Yani patronlar ı liberalizm de kurtaramıyorYeni bir Keynes modeli de çok geçerli model değil. Patronlar muhafazakarekonomiden memnun değil, liberal ekonomiden de, faşizm de sür git olmuyor.

Çünkü bu patronlar olağan üstü karardan daşikayetçi.

Bir düzenden zenginler de Fakirlerdeşikayetçi ise o düzen artık miadını doldurmuştur.

Onun için dünya devrimci durum yaşamaktadünyaya yep yeni bir düzen gerekmektedir. Bu düzen eskisinin aynısı olmayacakhatta eskisinin eleştirisi üzerine kurgulanacak.

Evet yeni düzen teorileri ortalıkta geziyorDünya ya 7 milyar insan çok fazla 350-500 milyon yeter diyenler çoğaldı hattabunu yoksullar bile dile getiriyor.

Bunun aksini söyleyenlerde var nüfus planlanarakazaltılmalı öyle veya böyle nüfusun çokluğu artık dünyanın gündemi oldu.

Patronların şikayetini dikkate almasak bilebizim de bu düzenden şikayetlerimiz var. Bizde liberalizmden şikayetçiyiz.

Patronların şikayeti kar oranlarının düşmesibizim şikayetimiz ücretlerin yetersiz oluşu bu iki şikayet biçimi debizi ve patronları bu düzenden çare aramaya itiyor.

Halbuki bu düzen ilaç olmuyorartık.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 25-01-2018, 13:53
Leonardo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Leonardo Leonardo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 12 Dec 2017
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.371
Standart

Keynes modeli biraz da tüketim ile ilgilidir.


Bütün çalışanları kovdun. Kendi kendine üreten fabrikayı da yaptın.
Peki kim tüketecek? Dünyanın en zengin 1000 ailesi mi?


/Bu Karl Marx'ın öngörüsüdür (Ben Kapitali henüz okuyamadım). Sistemin bu şekilde krize gireceği düşünülmüştür.


Ama gerçekte, gerçekten kriz içinde olan kapitalizm her seferinde kendini toparlamayı başarmıştır. Adam Smith her açıdan haklı değildir. Ama bazı konularda haklıdır. Kapitalizm gayet başarılı bir organize ekonomi modelidir.


- 350-500 milyon yetseydi halkı halen "en az 5 çocuk" diye şişirirler miydi?


Bazı şeyler kapitalizmin suçudur. bazı şeyler kapitalizmin suçu değildir. Bu açıdan bizden öncekileri anlamamız lazım ama bu anlayışa yeni bir şeyler ekleyebilmemiz de lazım.


Venezüella ve Küba gibi ülkelerin sistemin dışında kalmak istemesi de gayet normaldir.


Konuya döneceksek:


- Tüketim kapitalizmde olmazsa olmazdır. Her şeyi dünyanın en zendin 1000-10000 insanı tüketemez (dünyanın kaynakları çok fazla).
Aç insanın / denizlerde ölüp giden insanın da sisteme faydası yoktur. Zararı vardır.


Yani bir yandan eski böl/parçala/yönet hırsları bitmemektedir. Emperyalist hırslar / Roma dönemi ile aynı güç savaşları yapılmaktadır.
Diğer yanda kapitalizm bile "artık yeter" demektedir.


Mesela 2-3 milyon Suriyeli öldü. Hepsi potansiyel tüketici / müşteri o adamların.


Ya da "Hindistan 3 milyar olacak" diyorlar. Halbuki 500 milyon olup da hepsinin 1 tane arabası olması kapitalizm için daha iyi.


İran'a BAtılı şirketler girmek istiyor. İş yapmak istiyorlar. Trump'un salaklığı yüzünden giremiyorlar.


/ Ama yetmediği yerler de şunlar:


Afrika'yı ham madde kaynağı olarak görüyorlar. Sistem bunu böyle görüyor. Küba ve Venezüella bu yüzden Kapitalizm'den çıkıyor.


Sonra diğer mesajda da yazdım. Oyuncuların çok fazla olduğu bir "yanlış bilgi toplumu" anlayışı gibi bir şey var.


Örnek "Masonlar Türkiye'de AKP'ye karşı şeytani / Siyonist planlar yapıyor ve Allahın bize gönderdiği Ulu Reisimi tek yumruk olup BOP projesini yok ediyor (çölde)"


/ Böyle şeyler de var. Kapitalizm bu yüzden emperyalist anlayışla iç-içedir. Her zaman da takip edilmesi / dikkat edilmesi gerekir. Keynes de bunu söylüyor bence. Vahşi kapitalizm zaten de bitmiştir. Ama demokrasi unsurlarına Hukuk devletine, özgür basına dikkat edersen (ve sosyal devlete) düzenin bence sosyalizme göre daha iyi bir şansı olabilir. Yoksa sosyalizm bu düzene alternatiftir. kimse de tersini iddia edemez. Sosyalist model tekrar denenip farklı şekilde yorumlanabilir. Gayet de başarılı olabilir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:59 .