PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Mitolojide YERAK


Ahlaksız
04-02-2018, 17:31
Kürşat Demirci'nin ''eski mezopotamya dinlerine giriş'' kitabından bir alıntı yapıyorum..Yazar ay tanrısı ''Nanna'' hakkında bilgiler veriyor;
''Genel olarak hilal hali eril,dolunay hali dişil kabul edilmiştir..Hilal halindeki görünüşü boğa boynuzu ile benzeştirilmiş ve erkek virilitesinin(canlılık enerjisi)sembolü olarak kabul edilmiştir..
Ayın hilal halini ifade eden yerak(fallus) kelimesi antik ortadoğudaki bazı şehir adlarında kullanılmıştır..İsrail'deki Beyt Yerak ve Yeriko,Irak'taki Erek gibi şehirler ay kültünün egemen olduğu şehirler olup ayın muhtemelen Sümerce kökenli karşılıklarından olan sözkonusu kelime ile adlandırılmışlardı..Anadolu'daki Urfa ve Harran'da da ay kültü çok önemliydi..Büyük ihtimalle Urfa sözcüğünün dibinde Yerikha(Urukha) sözcüğü yatmaktadır..''

Bence Urfa'da ay'a değil,eşi Dagon ile içiçe geçmiş,Afrodit'in farklı bir versiyonu olan,kültü Suriye ve çevresinde bilinen bereket,tahıl,hububat tanrıçası olan Atargatis'e tapınılıyordu..İkisinin de alt tarafı balık şeklindeydi..Denizkızı efsanesinin çıkış yeri,bu kült idi..Bu tanrıçanın kutsal bir gölü ve içinde balıklarının olduğu söylenir ki,Urfa'da olan da budur..Hieropolis'te(Türkiye'de) Afrodit'in tapınağı önünde 54 metre büyüklüğünde iki yerak(fallus)varmış..Bence Urfa'daki balıklı göl yanındaki iki büyük sütun,iki büyük yeraktır..Yani fallus/penis..!

Aslında Suriye ve çevresinde,ne aya,ne Atargatis'e,ne Dagon'a tapıyor insanlar..Bu insanlar bolluk/bereket ile özdeşleşen yeraklara tapıyorlar..
Konunun astrolojik yanı da var..Antik çağ insanları M.ö.145 civarında yeni balık burcu çağına girdiklerine inanıyorlar..Bu çağdan önce koç burcu çağı yaşanmış ve koçun da boynuzları,ayın eril hali olarak görülmüş işte..Yalnız yukarıdaki kitapta ''boğanın boynuzları'' diyor..Koç burcundan önce de boğa burcu vardı..Yani sonuçta bir boynuz var karşımızda..Bu da dediğim gibi yerak oluyor..
Mesela Urfa'da niye iki tane kocaman sütun var da,1 tane veya 3 tane yok?Çünkü burada amaçlanan,koçun veya boğanın iki boynuzudur..
Urfa'daki iki sütunun 3.yüzyılda yaptırıldığı söyleniyor..Bu da o sıralarda bile hâlâ insanların yerak/penis tapımına devam ettiklerini gösterir..Zaten o süreçte,yavaş yavaş yerak tapımı,yerini balıkla kendini ifade eden Hristiyanlık inancına bırakıyor ki,bu dinde kaynak olarak bu yerak tapımı ile alakalı olan bu inanışlardan gelmektedir..Zaten Hristiyanlığın sembolü balıkta,Atargatis'in kutsal hayvanı balıktır..
Kabaca,yeni çağ olan balık çağı,eski çağ olan koç çağının yerine geçiyor..

Şu linkten Urfa'daki iki sütunu görebilirsiniz;
https://onlinebilet.com/bilgi/sanliurfa/urfa-kalesi

Bu yerak tapımı da,sadece o bölgede değil,Dünya'nın her yerinde yaygındı..Bu konuyu merak edenler ''Seks tanrıları'' kitabına bakabilirler..Kitaptan birkaç foto çektim;




https://i.hizliresim.com/azEbB4.jpg (https://hizliresim.com/azEbB4)
https://i.hizliresim.com/dObA07.jpg (https://hizliresim.com/dObA07)
https://i.hizliresim.com/D7J09Z.jpg (https://hizliresim.com/D7J09Z)
https://i.hizliresim.com/9mLPqo.jpg (https://hizliresim.com/9mLPqo)

Leonardo
04-02-2018, 21:56
Biraz aşırı özetlemişiz. Dediğin dönemler arasında 1000'lerce yıl var. Coğrafya olarak da geniş bir alanı kapsamışız.


İstanbul Arkeoloji müzesini, Ya da gelip buradaki Anadolu Medeniyetleri Müzesini görmeniz gerek.


FArklı kültürlerde bu tür simgeler var.


Masonluk Simgesinde / İsrail bayrağında bile V ve /\ var. V bildiğimiz şeyi ve /\ yine bildiğimiz şeyi simgeliyor.


Bu yüzden bu kadar hızlı ele almayalım.


Yine de dilimizdeki tanımlamanın Jerico adlı antik kenten geliyor olabileceği ilginç bir teori. Türklerden önceki toplumlarda bu tanım var mı araştırmak gerek. Bizdeki "Penis" anlamına gelen kelime öz-Türkçe değil mi o zaman?

Ahlaksız
04-02-2018, 22:22
Leonardo;detaylı konu tabi..O yüzden ''seks tanrıları'' kitabını tavsiye ettim..

Bu yazdıklarımı simge olarakta ele almak pek doğru değil..Simge farklı bir şey..Burada somut yeraklardan bahsediyoruz:)
Kocaman kocaman yeraklar..
Afrodit'in tapınağında 54 metre olan yeraklar,bir simge değil sonuçta..

Konunun İslam'la alakası var tabi..Bugün Mekke'de şeytan taşladığını sananlar,bence yerak taşlıyorlar..:)

Penis veya benzer kelimelerin etimolojik kökenini bilmiyorum..

Leonardo
05-02-2018, 13:58
Leonardo;detaylı konu tabi..O yüzden ''seks tanrıları'' kitabını tavsiye ettim..

Bu yazdıklarımı simge olarakta ele almak pek doğru değil..Simge farklı bir şey..Burada somut yeraklardan bahsediyoruz:)
Kocaman kocaman yeraklar..
Afrodit'in tapınağında 54 metre olan yeraklar,bir simge değil sonuçta..

Konunun İslam'la alakası var tabi..Bugün Mekke'de şeytan taşladığını sananlar,bence yerak taşlıyorlar..:)

Penis veya benzer kelimelerin etimolojik kökenini bilmiyorum..


- Hayır taşlayamazlar.


Aklıma hemen gelenleri söyleyeceğim:


- Roma döneminde Penis kültü öne çıkmıştır ve duyduğuma göre erkekler ilk kez o dönemde birbirlerini veya birbirlerinin sevdiklerini penislemek ile tehdit etmeye başlamışlar. Ve o kültürde meydanlarda, evlerde, genel evlerde peniş figürleri olmaya başlamış. Dini yapı.


- Sonra mesela Göbekli-Tepe'den itibaren cinsel simgeler Penis + vajina benzetmeleri vardır.


Mısırdaki Ankh da dikkat edersen Penis + vajina'yı simgeler.


- Çatal Höyük heykelleri (ve daha eski heykeller) Doğum yapan kadın, bereket Tanrıçasını simgeler.


/ Da ben Yerak kelimesinin Jericho kentinden gelmesi konusunda şüpheliyim.


Penis anlamına gelen Türkçe kelime Arapça'dan mı geliyor* Farsçadan mı geliyor? yoksa öz Türkçe mi? İlginç bir iddia ondan sordum.


/ Dediğin gibi olamaz. Çünkü Roma döneminde bu erkeklik organı yüceltme davranışı günümüze kadar devam etmiştir. Öyle bir şey olsaydı, taşlamazlardı :)


- Haç konusundan benim anladığım şudur: İslam dünyasından herkesi bir araya getirip, birlikte bir şeyler organize etmek istiyorlar. Çünkü İslam'da "Müslümanlar tek millettir" inancı vardır. Günümüzde geçerliliği yok, ama Haç olayı temelde bu inancı sürdürmeye yarıyor.

Ahlaksız
05-02-2018, 19:16
Leonardo;yerak kelimesinin beyt yerak veye Yeriko gibi şehir adları ile bağı ortada..Şüpheni gidereyim..Priapus adında bir kent var mesela..Priapus nedir?Yerak veya penis veya erkek cinsel organı işte:)
Yani yerak isminde şehirler var..Var yani..
Nerelisin?Yeraklıyım..
Şaka yapmıyorum..Elvin Azar'da bu espriyi kitabında yapar:)

Bu yerak mevzusu ne zaman başlıyor?Üst paleolitik dönem..Yani mağara yazıları yazmaya başlıyan atalarımızın zamanında..Tarih M.Ö.50,000 ile M.Ö.10.000 arası..Neolitik dönem öncesi yani..Ortada ne din var,ne yazı,ne devlet..
Yani Roma artık,konunun son zamanları..

Ben diyorum ki,müslümanlar yerak taşlıyorlar..Bu bir iddia tabi ama destekli/kaynaklı/rasyonel bir iddia..
Konudan konuya atlıyoruz ama..
Yeni yaratılan bir din,en yakın eski dinin üzerinde inşa edilir..Bu eski din de,daha önceki dinlerin izleri mutlaka olur..Yani bir dine bakıp,daha önceki dinlere ait veriler elde edebilirsiniz..Bu şeytan taşlama konusu da böyledir..
İslam,bir önceki din olan Hristiyanlık üzerine inşa edilmiştir..Hristiyanlık ise,yahudi dinini kaynak almış,yahudilerde;babil/mısır dinlerini..
Müslümanların şeytan diye bir dikili taşı taşlamasının mantığını bana kimse anlatamaz..Çünkü saçmasapan bir ritüel bu..İslam'la da alakası yok..Dediğim gibi,tamamen binlerce yıllık bir geleneğin,dinler içinde kaybolmadan bugüne kadar gelebilmesinin görüntüsüdür bu..
Ne yapıyorlar?
Penis taşlayıp,vajinayı okşuyorlar,hatta kafalarını vajinanın içine sokuyorlar..Görünen bu..Tamam da bunun islamla ne alakası var?Yok işte..
Niye böyle yapıyorlar?Bunu anlaması/anlatması zor..Çünkü zamanla dini ritüellerde değişme mutlaka olacaktır..Yani zamanında penise tapan,penis önünde eğilen insanlar,bugün aynı penisi kötü bir güç olarak görüp taşlıyorlar..Adına da şeytan demişler işte..
Bu penis veya yerak o kadar önemli ki,nazar değmemesi için çocukların boyunlarına tahtadan penis takıyorlar..Bu kadar hayatın içinde yani..Buradan şöyle bir çıkarım yapabiliriz..Tek tanrılı dinler,bu penis tapımını kötülemek adına,penisi şeytanla bir tutup,penis taşlama gibi ritüeller yaratmış olabilirler..Burada aslında ataerkillikte mevzu..

Leonardo,madem konuyla ilgilisin..Sana şahane bir kitap tavsiye edeyim..Bul,oku..Ben daha okumadım ama bugün biraz bakındım..Konuda yazdıklarımla direk ilgili şeyler yazılı ve tahmin ettiğim gibi yazar da beni tasdiklemiş..Yani yazdıklarım tamamen bilimsel/arkeolojik verilere dayanıyor..Ben bu veriler üzerinde mesela Urfa'da iki yerak olduğunu veya Kabe'de yerak taşlandığını iddia ediyorum..
Kitap şu;Mitolojiler ve semboller-Mehmet Ateş..
Bir cümle yazayım mı kitaptan..Bakın şimdi;
''MİTOLOJİLERDE SIK SIK SPERMALARIN YUMURTANIN ETRAFINDA 7 DEFA DÖNEREK YUMURTAYI DÖLLEDİĞİNDEN SÖZ EDİLİR..''
Ne demek bu:)
Erkeklere hitap eden bir din olan islam..Kabe'nin etrafında dönen erkekler ve bunlar 7 defa dönüyorlar..Kabe'nin de bir köşesinde vajina(yumurta) var..

Leonardo
05-02-2018, 20:01
Anladığım kadarıyla kitaptan epey etkilenmişiz :)


O zaman birkaç alıntı görelim. Tarayıp ekleme de yapabilirsiniz. Çünkü bu hafif bir iddia değil.






Arapça düzgün sözlük de bulamadım. Hep Arapça karakter çıkıyor. Ama Arap / İbrani dilinde "Yerak" kelimesi varsa dediğiniz gibi olma ihtimali yüksek.

Ahlaksız
05-02-2018, 21:03
Leonardo;ne etkilenmesi?
Sana veri sunup,bir çıkarımda bulunuyorum..Hepsi bu..

Neva
06-02-2018, 01:51
Gecmis caglarda ve hatta gunumuz de dahi bu tip tapinma devam ediyor. Ustelik sadece belli bolgelerde degil, dunyanin bircok bolgelerinde de mevcut. Yalniz gozden kacan, bu siradan bir penise tapinma bahsi degil, kalici olarak erekte olmus ve gecmis caglardan beri bereket, bolluk vb. kultu olarak algilanmis. Musluman alemine iliskin, penis degil seytan tasliyorlar.
Yazan espri yapmis guzel ama ornegin arak da rakinin farkli ismidir.

Felâsife
06-02-2018, 04:24
Kitap şu;Mitolojiler ve semboller-Mehmet Ateş..
Bir cümle yazayım mı kitaptan..Bakın şimdi;
''MİTOLOJİLERDE SIK SIK SPERMALARIN YUMURTANIN ETRAFINDA 7 DEFA DÖNEREK YUMURTAYI DÖLLEDİĞİNDEN SÖZ EDİLİR..''
Ne demek bu:)
Erkeklere hitap eden bir din olan islam..Kabe'nin etrafında dönen erkekler ve bunlar 7 defa dönüyorlar..Kabe'nin de bir köşesinde vajina(yumurta) var..

Bu yakın zaman miti herhal, eskilerde "doğum" ne demek kim bilebilirmiş ki? helede Tanrılar kadınken!

Yerleşim alanlarından çoğu Avrupa'da bulunmuş olmakla birlikte. Yakındoğu daki cilalıtaş döneminin son zamanlarında doğduğu için. Yukarı yontmataş çağı Tanrıça dininin temeli sayılır. Bu dönem yazılı kayıtlardan önce yer aldığı ve açıklamalara yardım edecek tarihsel bir döneme doğrudan yol açmadığı için, yontmataş çağında Tanrıça tapımının varlığı konusundaki çağdaş bilgiler kurgusal kalmaktan öteye gitmez.
Tanrıça'nın bu dönemde ortaya çıkışıyla ilgili kuramlar ana akrabalığı geleneklerinin ata tapımıyla yan yana yer alışı üzerine kurulmuştur. Bu kuramlar birbirinden ayrı üç kanıt dizisine dayandırılır.

Bunlardan birincisi anayanlı (ana-akrabalığı üzerine kurulu) toplumları açıklamayı, insanbilimsel benzeşime dayandırır. Son birkaç yüzyıldaki "ilkel" kavimleri ele alan incelemeler, bazı yalıtılmış "ilkel" insanların, bu çağda bile, cinsellikle gebeliğin ilişkisini bilinçli bir biçimde kavrayamamış olduğunu anlamamızı sağlamıştır. Böylece yontmataş çağı insanlarının da bu konuda aynı dirimbilimsel bilgi düzeyinde olduğunu öne süren bir benzeşim kurulur.

Jacquetta Hawkes 1963'de "gerek Avustralyalı. gerek başka ilkel kavimler babalığın dirimbilimsel (biyolojik) yanını anlamıyor ya da cinsel ilişkiyle gebelik arasında zorunlu bir bağ bulunduğunu kabul etmiyorlardı" der.
Aynı yıl. İngiltere'de Manchester Üniversitesi Karşılaştırmalı Dinler Profesörü S. G. F. Brandon düşüncelerini şöyle belirtiyordu "Bebeğin dölyatağına nasıl girdiği ilkel insan açısından kuşkusuz büyük bir gizemdi ... döllenmeyle doğumu birbirinden ayrı tutan döneme bakarsak. gebelik süresiyle doğumun imleminin, bu görüngülerin cinsel ilişkiden sonra gebe kalınmasının sonucu olduğunun anlaşılmasından çok önce sezildiğini düşünebiliriz."

Leonard Cottrell "James Frazer, Margaret Mead ve öbür insanbilimciler, insanlık gelişiminin ilk basamaklarında insan doğurganlığının gizlerinin anlaşılmasından ve cinsel ilişkiyle doğum arasında bir ilinti kurulmasından çok önce kadının yaşam veren kişi olarak saygı gördüğünü saptamıştır. Yalnız kadın, kendi benzerini yaratabiliyor, erkeğin bu süreçteki işlevi henüz bilinmiyordu" diye yazar.

Bu konuya eğilen birçok uzman gibi, sözü edilen yazarlara göre de, eski ilkel toplumlarda insanlar bir olasılıkla cinsellikle üremenin ilişkisini bilinçli olarak anlayamıyordu. Dolayısıyla babalık kavramı ve nitemi henüz anlaşılmamıştı. Bu konuda çeşitli söylencesel açıklamalar bulunmakla birlikte, bebekleri yalnız kadınlar yaratıp doğuruyordu.

Merlin Stone - Tanrılar Kadınken
s 42,43

Ahlaksız
06-02-2018, 18:09
Bu yakın zaman miti herhal, eskilerde "doğum" ne demek kim bilebilirmiş ki? helede Tanrılar kadınken!
Felasife;tanrılar kadınken söylemi doğru değil..Burada yaratıcı bir güç olarak tanrı ifadesi kullanılıyor ama dişi olan yaratıcılar tanrıça olarak kabul edilir..Neyse,bunu hemen herkes yaptığı için boşverelim..
İlkel insanların doğumu bilmemeleri size mantıklı geliyor mu?
İlkel insanların en fazla üzerinde durdukları şey doğum..Bu kişileri,bugünün kafasıyla anlayamayız..Bu insanlar avcı toplayıcı..Bir yere yerleşip,orada yaşadıkları filan yok..Sürekli hareket halindeler ve bu yüzden sürekli gözlem halindeler..Sürekli birşeyleri gözleyen,bugünün söylemiyle CİN GİBİ olan bu insanlar,kendileri açısından son derece önemli olan doğumu gözlememişler mi yani..!
Bunu iddia eden,bunu söyleyen,isterse Dünya'nın sayılı antropolog'u olsun,halt etmiştir..
Mesela Frazer'in insanın gelişimi açısından köleliği savunduğunu biliyoruz..Frazer köleliği savunuyor diye,köleliği meşru mu kılacağız?!

Gözlem yapan,gördüklerini çizen bu insanlar;erkeği daha doğrusu erkeğin cinsel organını YILAN,kadını daha doğrusu kadının cinsel organını BOYNUZ,Ay'ın hilal hali,yumurta,kuş olarak görmüşler..Mesela kadının göbeğinin içinde spiral halde bulunan yılan çizimleri var..Buradan kadının içine giren penis anlamı çıkar,başka bir şey çıkmaz..
Özellikle boynuz konusu öne çıkıyor..Kadın,inek olarak görülmüş..İneklere tapma filan derler ya,buralardan kaynaklanır bu..
Doğuranın inek olduğunu biliyoruz da,ineği doğurtanın ne olduğunu niye bilemiyoruz?
Bunu ilkel insanlar yılan olarak resmetmişler..Bu da yerak,yani penis/fallus oluyor..Mesela bir çizimde,bir yılanın bir hilale saldırdığını görüyoruz..Buradaki yılan penis,hilalde vajina oluyor..
Daha erken bir tarihe gelirsek,M.Ö.2400'lerde Dumuzi yanında bir yılanla resmedilmiş..Bu çok önemli..Dumuzi güvey tanrıdır..İsa'nın arketipidir..Bu bereket/bolluk konusunu sistematik hale getiren,Sümer'lerin çoban tanrısıdır..
Bu çizimde Dumuzi'nin karşısındaki tanrıça Bau ise,kafasında boynuzla gösterilmiş..Bu boynuzu,hilal olarakta anlıyabilirsiniz..

Şeyi atlamayayım..Niye bu ilkeller,doğuma çok önem veriyorlar?
Çünkü küçük yaşta ölüm oranları yüksek..Doğumun artması demek,bu ilkellerin kendini daha güvende hissetmesi ..vb demektir..Bu yüzden doğum konusuna çok önem vermişler..

Felâsife
06-02-2018, 23:37
İlkel insanların doğumu bilmemeleri size mantıklı geliyor mu?
Bana mantıklı gelip gelmemesinin bir önemi yok, önemli olan "ne" olduğudur.
Mantıklı bir şeyde olabilir, mantıksızda, geçmişte ne olduğu çok net değil, yani "kesin" bir şey yok, ne olduğu meçhul.

Mantık mı arıyoruz, yoksa gerçeği mi?
Gerçeği arayanın mantıkla çok işi olmaz, mantık arayanda gerçeği icabında elinin teriyle iter atar.
O gerçeğe bakmaz, mantığa bakar.

Haliyle mantık girince işin içine, cevabı kafadan "biliyoruz" demektir, bu da soruya cevap aramak olmaz, cevaba soru bulmak olur ki, cevapta belli "erkek"

O yüzden ben mantık peşinde değilim.

Yazar aksi duruma karşı çıkıyor, "erkek" anlayış şimdiye veya yakın geçmişe hakim diye, kendi tarihini kendi yazıyor diyor. Geçmişte erkeğin "hiç" olduğu zamanlardan filan bahsediyor, mesela Homo sapiens bile onda bir başka anlamda.
Homo sapiens (gerçek anlamıyla "bilen ya da bilgili adam") terimi, erkeğe verilen asal önem konusundaki bilimsel yakıştırmayı bir kez daha ortaya koymakta ve böyle tanımlandığında türün kadın kesimini bütünüyle yok sayma noktasına varmaktadır.
Eğer bütün homo sapiens'ler gerçekten erkek olsaydı, o zaman tür daha ortaya çıkıp gelişme*den, kendi cinsini üretme yetisine sahip olmadığı için yok olup giderdi.

Merlin Stone - Tanrılar Kadınken
s 44

İlkellik olayına gelince, geçmişin ilkel insanlarının hepsi aynı sepette değillerdi bu elanda böyledir, sonuçta yaşıyor bu insanlar, çıplaklık, cinsellik, seks gibi konular değil tabu, hayatlarında nefes almak kadar sıradan işlerdendir, basit, doğal işler, günümüz ahlak anlayışlarına da sahip değillerdir, onlar için çok sıradandır bu olaylar.

Diyeceğim çıplaklık veya cinsellik gibi şeylerin onlar için "din" olması, çok özel muamele görmesi, ona tapınılması vs. bir olay çok afaki olur.
Ama tabi onların sahibi yok, savunanı yok, ilkel deyip her şeyi yükleyebiliyor beyaz adam.

Sevgiler

Ahlaksız
07-02-2018, 00:44
Felasife;ilkel insanlar doğumu çok iyi biliyorlardı..Gerçek bu..Merlin Stone'un veya bir başkasının aksi fikir ileri sürmesi mümkün değil..Çünkü dediğim gibi bu konu arkeolojik verilerle açıklanabilir ve bu veriler,bize ilkellerin doğumu bildiklerini gösteriyor..
Diyeceğim çıplaklık veya cinsellik gibi şeylerin onlar için "din" olması, çok özel muamele görmesi, ona tapınılması vs. bir olay çok afaki olur.

Din yok..Din sonraki mesele..Sümer'de din var..Öncesinde inanç var..

Avcı toplayıcılarda bir kadın birçok erkekle serbest şekilde sevişiyor..Çocuğu doğuran kadın olduğu için ve doğumun klan/tribü için önemli olması,otomatikman kadını başrole getiriyor..Yani bu insanlar anaerkil..Merlin Stone,bundan bahsediyor..Bu zaten bilinen bir şey..
Anaerkil bu insanlar,kadını ayla/yumurtayla/boynuzla ilişkilendirmişler..Erkek ise,yılanla..Yılanı da S harfi şeklinde çizmişler..Spiral olarak çizmişler..Ya da Urfa'daki büyük sütunlar gibi sütunların üstüne düz sayılabilecek şekilde çizmişler..
Zaten çizimleri ya av üzerine,ya da seks üzerine..Yapılan sanatın konusu bunlar..Bu insanların doğum sürecini bilmeme ihtimali bile yok..Hatta bugünün Türkiye'sindeki milyonlarca insandan daha iyi bildiklerine dair elimizde arkeolojik veri var..
Yani arkeoloji(bilim),kişilerin yorumlarını ezer geçer..Kişi üst düzey uzman olsa da,veri kişinin üstündedir..
Şu da önemli..Bu insanlar penise veya vajinaya tapmıyorlar..Penis ve vajina üzerinden,yaşadıkları doğayı etkilemeye çalışıyorlar..Doğayı etkilemek adına,kendilerinde gördükleri bu büyüleyici yaratma işini,doğayı bereketlendirmek adına çizimler/resimler/heykeller yaparak gerçekleştiriyorlar..Yani tüm mesele bolluk/bereket ve bunun da seksle yapılacağını biliyorlar işte..

Bu ilkellerin inancı,islama kadar ulaşmış..Bundan bahsettik..Tekrar edelim;

İslam'ın sembolü hilal..Bu tanrıçanın,yani kadının,yani vajinanın sembolü..
Kabe'de vajina şeklinde bir hacerül esved ve bu taşa el süren,hatta kafalarını taşın içine sokan insanlar..
Penis şeklindeki bir taşı,şeytan diye taşlayan insanlar..
Tüm bunları paleolitik veya neolitik dönem insanın inançlarını bilmeden açıklayamazsınız..Müslümanların penisi kötüleyip,vajinayı kutsallaştırmaları;avcı toplayıcı anaerkil ilkel insanların inançlarının izlerinin bugün bile var olduğunun kanıtıdır..Aslında iz demekte doğru değil..Çünkü ilkellerin inancı aynen korunmuş,sadece yazılı metinler yaratılmış diyebiliriz..Yukarıda dediğim gibi hac dediğimiz şey bile,anaerkil ilkellerin inançlarından kaynaklı bir ritüeldir..

Neva
07-02-2018, 01:04
Donem insanlari elbetteki dogumu biliyorlardi. Ancak gunumuzdeki sekliyle ve detayiyla bilmemeleri cok normaldir. Yani filanca resimlerde gobek bolgesine yilan cizilmis olmasi, bunun direk erkek penisini temsil etmesi gibi bir durum, kesin olarak boyledir anlamina gelmez. Hele de nomadik veya yerlesik toplumlar acisindan ele alacak olursak bir cogu inisiye ile ilgilenmis ve enerjiyi(yasam enerjisini) yilanla sembolize etmisler. Bugun yok kok cakrami acayim, tepe cakrami acayim vb. egilimleri olan dunyanin her yerinde insanlar var. Veya ne bileyim zaman kavramini kullanmayan topluluklar icin, dogum olayi ay gun saymakla filan degerlendirilmez. Ama elbetteki dogum olayi onemli, neticede klana bir birey daha katiliyor, nese, bereket ve bollugu temsil ediyor.

Tarihe baktigimizda bu tur unsurlarda israrla gozden kacirilan, kadin klitorisi (kucuk penis) olmus. Benzer sekilde bazi yazarlar tipik eril agizla erkek penisini islemeyi tercih etmisler. Dolayisiyla eski toplumlari da, sanki boyle inaniyorlarmis gibi lanse etmisler. Bir kisim kulliyatlarda neden kadin sunneti var?





İlkellik olayına gelince, geçmişin ilkel insanlarının hepsi aynı sepette değillerdi bu elanda böyledir, sonuçta yaşıyor bu insanlar, çıplaklık, cinsellik, seks gibi konular değil tabu, hayatlarında nefes almak kadar sıradan işlerdendir, basit, doğal işler, günümüz ahlak anlayışlarına da sahip değillerdir, onlar için çok sıradandır bu olaylar.

Diyeceğim çıplaklık veya cinsellik gibi şeylerin onlar için "din" olması, çok özel muamele görmesi, ona tapınılması vs. bir olay çok afaki olur.
Ama tabi onların sahibi yok, savunanı yok, ilkel deyip her şeyi yükleyebiliyor beyaz adam.

Sevgiler
Sevgili Felasife, zaten is gelip ahlakta bozuluyor, cunku tabulari var. Saydigin eylemler dedigin topluluklarda incir cekirdegini bile doldurmayacak konular...Bununla birlikte tapinilmasi gibi bir durum yok ancak benzestirilen kavramlar var, bolluk, bereket vb.

Felâsife
07-02-2018, 04:16
Felasife;ilkel insanlar doğumu çok iyi biliyorlardı..Gerçek bu..Merlin Stone'un veya bir başkasının aksi fikir ileri sürmesi mümkün değil..
Mümkün değil diye bir şey olması mümkün değilde, sen kararını vermişsin, gerçek bu dediğine görede öğrenilecek bir şey kalmamış senin açından!
Bu benim açım değil. Helede ortada "iki başlı bilgi" varsa, gerçek bu diyemem, neyse yapacak bir şey yok.


Avcı toplayıcılarda bir kadın birçok erkekle serbest şekilde sevişiyor..Çocuğu doğuran kadın olduğu için ve doğumun klan/tribü için önemli olması,otomatikman kadını başrole getiriyor..Yani bu insanlar anaerkil..Merlin Stone,bundan bahsediyor..Bu zaten bilinen bir şey..
O bir kadın! sevgili ahlaksız, asla senin baktığın gibi, veya diğerlerinin baktığı gibi bir pencereden bakmıyor, asla ön şartlı da değil.
İşin güzel tarafı dersine de iyi çalışmış, fazla bilinmeyense, ona göre erkek "ikincil" konumda, yani "sevgili", "oğul", "uşak" konumunda, tüm yetkenin kadında olduğu dönemler, erkek açısından gurur kırıcı, kadın çocuk doğursun, ev işi, seks işlerine baksın vs. ondan sonra Anaerkil... Böyle Anaerkil olur mu?

Anaerkillik bu değil, bu bilakis Ataerkilin görmek istediği kadın profili, zaten yazar hanımda buna bile dem vuruyor.
Dedimya o bir kadın!
Tam bir kadın hassasiyetiyle bakıyor olaya.

Kadının Tanrı olduğu zamanlarda ki kadar savaşçı ve bilgelikle ele almış kitabı, korkusu yok, din, bilim, vs. affetmiyor.
Çünkü canı yanmış, satırlardan bunu hissedebiliyor insan!

Söylediği şeylerse aykırı, ama aykırı olduğu içinde bir o kadar değerliya.

Neyse, kitaptan tam bir bölüm alıntılıyorum, erkek "ikincil" konumda, tabi kitabın tamamının okunması daha sağlıklı olacaktır.

Sevgiler

--- *

"HİNDİSTAN'DAN AKDENİZ'E KADIN EN YÜCE EGEMENDİ"

Büyük Tanrıça'nın toplumsal konumuyla kökeni çeşitli eski tapım incelemelerinde ele alınıp tartışılmıştır. Bu bilim adamlarının çoğunun ilgi odağını oğuVsevgili ve dişil dinden erile geçiş konuları oluşturuyordu. ama yazılanların her biri Tanrıça'nın en yüce tanrı olduğunu açıkça göstermektedir.

1962'de James Mellaart Earliest Civilization of the Near East (Yakındoğu 'nun İlk Uygarlıkları) adlı yapıtında İ.Ö. 9000-7000 yıllarındaki kültürleri anlatır. Daha önce de söylediğim gibi, o zamanlar "Sanatın ilk ortaya çıkışı hayvan oymalarında ve en yüce tanrı, Ana Tanrıça yontucukları biçiminde olmuştur" diye yazar.

Yedi bininci yılda Çatalhöyük'te "En büyük tanrı Tanrıça'ydı..." der. İ.Ö. 5800 dolaylarında yaşayan bir cilalıtaş çağı topluluğunun eski Hacılar yerleşimini
anlatırken "Yontucukların Tanrıça'yı tanımladığına, erkeğinse yalnız çocuk ya da sevgili olarak ikincil işlevde görüldüğüne" dikkat çeker.
Hacılar'dan çıkarılan bir Tanrıça yontusu şimdi Mellaart'ın Hacılar ve Çatalhöyük'te gerçekleştirdiği kazılarda bulunan birçok parçayla birlikte, Ankara'daki bir müzede durmaktadır; bu parçaların eskil yapısı müzenin çağdaş mimarisi ve bezemiyle garip bir biçimde çelişmektedir. Sözünü ettiğimiz Tanrıça yontusu, O'nu sevişirken göstermektedir, ama erkeğin bulunduğu bölüm kırılmış; yalnız belinin ve kalçalarının küçük bir bölümüyle bir bacağı kalmıştır. Bunun kucaklanmış bir çocuk olma olasılığı vardır ama daha çok, sekiz bin yıl kadar önce, kadın tanrının oğul/sevgilisini tanımlamak amacıyla yapılmış bir delikanlıya benzemektedir.

Almanya'da İran Üzerinde Araştırmalar Kurumu Yöneticisi Dr. Walter Hinz, 1973 'de yayımlanan The Lost World ofElam (Yitik Elam Dünyası) adlı yapıtında Yakın ve Ortadoğu'daki Tanrıça tapımmı irdelemiştir. Elam devleti Sümer'in hemen doğusunda yer alıyordu; bu iki kültür ilk tarihsel dönemlerde sıkı bir ilişki içindeydi. Dr. Hinz "Bu dünyadaki en yüksek yer Tanrıça'nındı - bu da Elam'ın en belirgin tutumudur ... O, Elamlılar için "tanrıların ulu anasıydı." Üstünlük ve önceliğin, bütün öbür Elamlı tanrılardan yukarıda ve tek başına duran Tanrıça'ya verilişi, bu dine inananların anaerkil yaklaşımını göstermektedir" der.
Dr. Hinz Tanrıça'nın Elam Topraklarında çeşitli merkezlerde tanındığını anlatır ve sonra "Üçüncü bin yılda bu 'tanrıların ulu anası', Elam panteonunun başında karşı gelinmez yönetimini sürdürmüş ama ikinci bin yılda bir değişiklik olmuştur. Tıpkı yüz yıllık Elam anaerkilliğinin, erkeklerin konumunun yavaş yavaş yükselişi karşısında boyun eğişi gibi, tanrılar arasında da bunun karşılığı bir düzenleme yer almıştır... Üçüncü bin yılda (Humban, Tanrıça'nın yoldaşı) hala üçüncü sıradaydı ama ikinci bin yılın ortalarından başlayarak panteonun başına geçti" diye yazar.

1894'de birtakım kestirimlerde bulunduğu Religion of the Semites (Samilerin Dili) adlı yapıtında Robertson Smith, hem Arap hem de İbrani halklarını içinde barındıran Samiler arasında kadın tanrıya öncelik ve üstünlük tanındığını açıklar, Sami dininde ata tapımıyla kadın akrabalığı dizgesinin yan yana gelişinin dolaysız bir sonucu olarak kadın tanrıların yüceltildiğini öne sürer. O zamanlar şunları yazmıştır:
Ailenin tarihi konusunda yapılan son araştırmalar, izleri Samilerin yaşadığı bütün bölgelerde bulunan tanrıyla ona tapınanlar arasındaki bedensel akrabalığın, aslında babalık olarak düşünülmediğini göstermiştir. Bütün öbür eski insanlarda olduğu gibi, Samilerde de asıl akrabalık bağını oluşturan babanın değil, ananın kanıydı; toplumun bu aşamasında eğer kavim tanrısı soy atası olarak düşünülmüşse, o zaman tapım nesnesinin de tanrı değil, tanrıça olması gerekir.

Profesör Henri Frankfort 1948'de yayımlanan Kiııship and the Gods (Tanrıların Akrabalığı) adlı yapıtında, "Mezopotamya'da tanrıça en yüce varlıktı" der ve "Çünkü tüm yaşamın kaynağı kadın sayılıyordu. Dolayısıyla tanrı da onun soyundan geliyor, oğlu olarak tanımlanıyordu. Kutsal evlilik törenlerinde, tanrıça önceliği baştan sona elinde tutuyordu. Evrende her şeyin kargaşa içinde olduğu durumda bile kadın Tiamat önder, Apsu'ysa onun erkek tamamlayıcısıydı" diye sürdürür.

Sir James Frazer 1907'de yayımlanan on iki ciltlik eski ve "ilkel" dinlerle ilgili büyük araştırmasında Mısırlı Tanrıça İsis'den (Au Set) ve onun erkek kardeşi/ kocası Osiris'den (Au Sar) söz eder. Altın Dal adlı yapıtına ek olarak, Attis, Adonis and Osiris adlı ayrı bir kitap daha yayımlamıştır; bu başlık Altın Dal'ın bazı bölümlerinde yeniden kullanılmıştır. Her iki yapıtında da, Mısır söylencesine göre söz konusu ikili arasında İsis'in daha güçlü bir tanrı olduğunu öne sürer. Frazer bunu "ana-akrabalığı" olarak tanımladığı, Mısır'da uygulanan mal ve soy dizgesine bağlar. Tanrıça'nın genç sevgilisinden "doğanın söylencesel olarak kişileştirilmesi" diyerek söz eder ve bu kişinin en yüce kadın tanrıyla cinsel açıdan birleştirilmesinin gerekli olduğunu söyler.
"Delikanlının dindeki konumu ve toplumsal durumu hakkındaysa" şuyorumu yapar ve "Her durumda (Attis, Adonis ve Osiris'in durumunda) başlarda tanrıçanın, tanrıdan çok daha güçlü ve önemli bir kişi olduğu görülmektedir" der.

H. J. Rose 1928'de yazdığı Handbook of Greek Mythology'de (Yunan Söylenceleri El Kitabı'nda) kutsal cinsel birleşmede erkeğin işlevini tartışır ve onu "tanrıçanın ikincil konumdaki erkek arkadaşı" olarak tanımlar; düşüncelerini "Şu ana kadar tanrıçayı evli olarak değil. kendisinden çok aşağı olan biriyle az-çok geçici ilişkiler içinde gösteren söylenceleri ele aldık; bu tutum aslında eş değil ana olan ve sevgililerinin kendisine oranla değersiz sayıldığı doğu tanrıçalarının ayırıcı niteliğidir" diyerek sürdürür.

Tanrıça'yla onun oğul-sevgilisi arasındaki ilişkinin tanımı. Profesör E. O. James'in 1960'da yayımlanan The Ancient Gods (Eski Tanrılar) adlı yapıtında ele alınmıştır. James, Tanrıça 'nın yüceliğini şöyle açıklar:
Sevgilisinin iyileşip dirilmesinden Tanrıça sorumluydu; doğanın yenilenmesi de onun canlanmasına bağlıydı. Dolayısıyla son çözümlemede, genç tanrı Tanrıça 'nın temsilcisi olarak bu süreçte bir araç olarak görülmekle birlikte, en büyük yaşam ve yenilenme kaynağı Damuzi-Tammuz değil, İnanna-İştar'dı...
Ama çiftçilikle evcilleştirmenin kurumlaşmasıyla birlikte üretme sürecinde erkeğin işlevi daha belirgin ve önemli oldu; Ana Tanrıça eşine babalık işlevin ancak o zaman verdi; oysa örneğin Mezopotamya'da erkek, Tanrıça'nm genç oğul/sevgilisi ya da uşağıydı. Aslında o, genellikle evlenmemiş bir tanrıça olarak, Hindistan'dan Akdeniz'e en yüce tek egemendi.

Oxford Üniversitesi'nde seçkin bilim adamı ve ünlü bir kazıbilimci olan, Girit adasındaki Knossos saray yapıları topluluğunun yerini belirleyen, kazılarla ortaya çıkaran hatta bir bölümünü yeniden kuran Arthur Evans 1936'da şu yorumu yapmıştı: "Her ne kadar eril öğe, Minos Uygarlığı' nın yükselme döneminde kendini kanıtladıysa da, din hala toplumsal gelişimin eski anaerkil aşamasını yansıtmayı sürdürüyordu. En yüce varlık kesinlikle Tanrıça'ydı. .. "

Evans, Girit'teki Minos'la alım-satım yapan ve sömürge kurma açısından yakın bir ilişki içinde bulunan Anadolu'yu irdelerken, "Anadolu'nun büyük bir bölümünde gene duruma göre yanında eril-uydusu yani kocası, sevgilisi ya da çocuğu bulunan aynı ulu ananın tapıncını görürüz" diye yazar.

On dokuzuncu yüzyıl sonlarında yaşamış bir başka Oxfordlu araştırmacı L. R. Fanıell'de Girit hakkında 1896 yıllarında yazmıştır. The Cults of the Greek States (Yunan Devletlerinin Tapınçları) adlı kitap dizisinde şu yorumu yapmıştır: "Şu ana kadar elde ettiğimiz kanıtlara bakarak, uygar Girit'teki en eski dinin genellikle ulu Tannça'ya bağlı olduğunu, erkek tanrınınsa, Tanrıça tapmcında her zaman kaçınılmaz bir durum olan ikincil konumda kalıp, hep geride bırakıldığını kesin olarak söyleyebiliriz."

Önceden, tanrıçanın soy atası olarak ululandığını öne süren Robertson Smith de Arabistan'daki Tanrıça'nın konumundan söz eder. O zamanki güç aktarımını tanımlar: "Arap dininde Tanrıça ve Tanrı bir çift oluşturuyor, Tanrıça mutlak güç sahibi. tanrıysa onun oğlu, daha önemsiz bir varlık sayılıyordu. Sonradan Tanrıça'nın taşıdığı niteliklerin tanrıya yakıştırılması. dolayısıyla kadının erkekten daha aşağı bir konuma getirilmesiyle, yavaş yavaş gerçekleşen bir değişiklik oldu."
Smith daha sonra ortaya çıkan ataerkil dinde, Tanrıça'nın hala tanındığını belirtir ve Tanrıça tapımının. kökeni "ana-akrabalığı dönemlerinde" yatan "tapınçlarla" bağlantılı olduğunu öne sürer. Sonra da değişikliğin yer aldığı zamanı irdeler:
...akrabalık yasasındaki değişiklik, anayı aile içindeki eski üstün konumundan yoksun bırakmış ve yetkesiyle saygınlığının büyük bir bölümünü babaya aktarmıştı ... kadınlar eşlerini kendi istekleriyle seçme hakkını yitirmiş, karı kocanın egemenliğine boyun eğer duruma getirilmişti... ayrıca çocukları, kalıt ve kan bağına ilişkin bütün işlerde ananın değil baba soyunun üyeleri olmuştu.
Din, bu gelişime bağlı olarak ortaya çıkan toplum törelerinin yeni yasalarına ayak uydurdukça, bağımsız kutsal ana da kaçınılmaz olarak erkek tanrının, ikinci konumdaki eşi olmuştu... tanrıçanın üstünlüğü bu biçimde zayıflatılamayacak kadar sağlam kurulmuşsa, o zaman, İştar'ın erkek Athar'a dönüştürüldüğü Güney Arabistan'da olduğu gibi, cinsiyetini değiştiriyordu.

Özetlersek, Smith erkek akrabalığının kabul edilmesiyle kadının toplumda ikincil bir yere oturtulduğunu, dindeki önemli konumunsa tanrıçanın elinden alınıp tanrıya verildiğini düşünmektedir. Gerçi Smith bu değişikliği epey doğal bir biçimde gerçekleşmiş gibi göstermektedir, ama daha önce söylediğim ve ilerde ayrıntılı olarak üzerinde duracağım üzere, bu geçiş aslında Yakın ve Ortadoğu'nun her yerinde sürdürülmüş şiddetli saldırılar, acımasız kıyımlar ve toprak savaşlarıyla başarılmıştır.

Bunları ve konu hakkında yazılmış sayısız incelemeyi okuduktan sonra içimde, eski dişil dinlerin varlığına; eski tannbilirnsel dizgelerde kadınların en önemli ve en yüce kutsal varlık olarak tannlaştınlıp yüceltildiğine ilişkin hiçbir kuşku kalmadı. Kitabın geri kalan bölümünde, benzerlikleri ve yerel farklılıklarıyla bir zamanlar eski dünyanın her yerine yayılmış olan bu din anlatılacaktır.

Kitap özgül adlara ve yörelere göre yeniden bölümlere ayrılacaktır çünkü eldeki gereçler en iyi bu biçimde anlaşılabilmektedir; ama dinin bir kültürde bilinip uygulanan biçimleriyle kuttörenlerinin ·çeşitli benzer yönlerini bir başka kültürde görüp kavramadığımız da pek az olmuştur. Bu dinin eril dinlerden binlerce yıl kadar önce geldiği açıktır. Ama bu bilgi merakımı gidermemiş, tersine kamçılamıştır. Kutsal Ana-atanın ululandığı toplumlarda gerçekten yaşamış kadınların toplumsal konumuyla durumuna ilişkin sayısız soru bana çok daha anlamlı gelmektedir.

Merlin Stone - Tanrılar Kadınken

Felâsife
07-02-2018, 04:48
Donem insanlari elbetteki dogumu biliyorlardi. Ancak gunumuzdeki sekliyle ve detayiyla bilmemeleri cok normaldir.

Ayrıca farklılıklarda var, Aborjinler de mesela Didgeridoo çalgısını kadınların çalması yasakmış, çünkü kadın ona dudağını değdirince hamile kalma korkusu varmış.
Elbette sadece bununla hamile kalınmıyor ama bu da bilgileri ya da inançları diyeyim, arasında var.
Anadoluda da pek çok tuhaflıklar var, lohusa kadın yemek yapmaz, temizlik yapmaz, bulaşık yıkamaz, kırk gün boyunca evden çıkmaz vs. gibi bir sürü ritüel var. Hakeza hamilelik aşamasında da bir sürü şeyler var ve bunlar da ta Şamanlıktan kalma adetler.

Şamanlıkta mesela sekse dair bir şey bulunmaz pek, çünkü seks yaşamın amacı filan değil, tapıncı hiç değil, bu olay daha çok Pagan/Putperest toplumlarda var.
Fakat iş ilkelliğe gelince, birileri ilkel toplumları "top-yekün" seks/cinsellik ile kolayca ilişkilendiriverir.
İlkel = hepsi aynı (aynı olmak zorunda)

Bu doğru bir yaklaşım değil, kocaman bir dünyada yaşıyoruz, her yeri aynı da değil, elbette geçmişte bunlar vardır, hepsi böyleydi demek kolaycılık olur.
Bu insanları daha çok tanımaya ihtiyacımız olduğuda kesin, gerçi onları tanıdıkça onlarda bir özellikte bırakmıyoruz, bu açıdan en iyisini sentinel kabilesi yapıyor galiba, adalarına daha pek yaklaşan olmamış, ok, mızrak ne varsa fırlatıyorlarmış. :D

Sevgiler

Neva
07-02-2018, 05:10
Ayrıca farklılıklarda var, Aborjinler de mesela Didgeridoo çalgısını kadınların çalması yasakmış, çünkü kadın ona dudağını değdirince hamile kalma korkusu varmış.
Elbette sadece bununla hamile kalınmıyor ama bu da bilgileri ya da inançları diyeyim, arasında var.
Anadoluda da pek çok tuhaflıklar var, lohusa kadın yemek yapmaz, temizlik yapmaz, bulaşık yıkamaz, kırk gün boyunca evden çıkmaz vs. gibi bir sürü ritüel var. Hakeza hamilelik aşamasında da bir sürü şeyler var ve bunlar da ta Şamanlıktan kalma adetler.

Şamanlıkta mesela sekse dair bir şey bulunmaz pek, çünkü seks yaşamın amacı filan değil, tapıncı hiç değil, bu olay daha çok Pagan/Putperest toplumlarda var.
Fakat iş ilkelliğe gelince, birileri ilkel toplumları "top-yekün" seks/cinsellik ile kolayca ilişkilendiriverir.
İlkel = hepsi aynı (aynı olmak zorunda)

Bu doğru bir yaklaşım değil, kocaman bir dünyada yaşıyoruz, her yeri aynı da değil, elbette geçmişte bunlar vardır, hepsi böyleydi demek kolaycılık olur.
Bu insanları daha çok tanımaya ihtiyacımız olduğuda kesin, gerçi onları tanıdıkça onlarda bir özellikte bırakmıyoruz, bu açıdan en iyisini sentinel kabilesi yapıyor galiba, adalarına daha pek yaklaşan olmamış, ok, mızrak ne varsa fırlatıyorlarmış. :D

Sevgiler

Elbette farklilar var, mesela konuda gecen yumurta, kus vb. ogelere iliskin inanc guney Amerika yerlilerinde de belli bolgelerde mevcut..Ancak topyekun hepsi genellenemez. Aynen, ustte de yazmistim, bu gruplarda seks, cinsellik vb. ogelere degil tabu, incir cekirdegini bile doldurmaz. Anadolu'nun bir ozelligi de, keskin bir sekilde hala eski inanclarina sahip cikiyor olusu...

Leonardo
07-02-2018, 13:35
Leonardo;ne etkilenmesi?
Sana veri sunup,bir çıkarımda bulunuyorum..Hepsi bu..



- Yerak kelimesi galiba sadece Türkçe'de var. Arapça ve İbranice'de yok. Farça'da da "Keer" deniyor.


Yani, bu kelimenin öz Türkçe olma ihtimali var. Onun için soruyorum :)

Leonardo
07-02-2018, 14:02
- Bu konuda feminist bazı arkeologların teorileri var.
Ama bu dedikleriniz gerçekten çok zihinsel tatmin aracıdır. Konuyu da bilmemektir.


En eski toplumlarda bile, doğada bir takım güçlere inanılır. Bunların özellikleri nedeniyle kimisi insan, kimisi hayvan, kimisi aydan, kimisi güneşten, kimisi erkek, kimisi kadın, kimisi hermafrodit olarak düşünülür. Yine ciddi mesajları aktarmak için hikayelere, üzeri kapalı anlatılara, sembollere başvurulur.


Pagan döneminde /Tunç devri ve sonraki klasik çağda bu devam eder. Hindistan'da günümüzde de devam eder. Bugün de Hindistan'da "Tanrıça'Nın reenkarnasyonu" kabul edilen gerçek genç hanımlar vardır. Peki Hindistan'da kadının durumu nasıldır? Hintiler sizin istediğiniz gibi "Tanrıça" olanlara inanıyorlar. Ama sokak ortasında kadın öldürüyorlar ?
- Yani İslam konusunda yaptığınız hataları burada da yapıyorsunuz. Yüzeysel yaklaşıyorsunuz.


Teselli amaçlı söyleyebileceğim şeyler de var. Bunlar:


MÖ 2 yy, Galya / Kelt kabilelerinde kadının rolü o kadar kötü değilmiş. dediğiniz sebeplerden dolayı, bu topluluklarda önemli konum sahibi kadınlar da varmış.


Eski- Mısırda Maat yasası gereği, kadın ve erkek eşitliği varmış. Yasa bu şekilde öngörüyor. Ama Mısır örneğin tıp gibi alanlarda da kendi çağının çok ilerisinde bir medeniyet.


- Girit uygarlığından söz edilmiş. Bu uygarlıkta da kadının oldukça özgür yaşadığı düşünülüyor (bu da sıra dışı bir uygarlık)


Ama Orta'doğu'ya geçersek, Hukuk onlardan çıktığı için kadınların bazı hakları var. Ama yasa önünde asla erkeğe eşit değiller. Hititlerde filan da bu yok. ve İslam'ın geldiği dönemde bu coğrafya'da kadın bugünkü durumuna yakın bir durumdaymış. Bu da kültürel bir şey. Bunlar örtüyorlar örneğin. Yazın arabanın üstünü örttüğün şekilde örtüyorlar, kendilerine sorarsan da "evet arabamı örttüğüm gibi örtüyorum" derler. Kültür.


- Eski Yunan'da kadının "saf olmadığına" inanılırmış. Yani mantıktan daha uzak, duygusal bir varlık olarak görülürmüş.


- Dİğer mesajda anlattığım "penis kültü" yine de Roma'lılara ait. Romalılar çok savaşçı bir medeniyet oldukları için erkek ön plana çıkmış. Eşitlik de yok. Kadınları aileleri evlendirirmiş, duygusal evlilikler nadiren olurmuş. Ama Bizans döneminin sonuna kadar hukuk var ve kadınların örneğin miras almak / mülk edinmek gibi hakları var. ve 3 kadın şahide 1 erkek şahit gibi saçmalıklar yok. İşletme sahibi bir sürü kadın filan var. Çünkü yasa var. Yasa olduğu andan itibaren "eşitlik" konusunun yolunu açabiliyorsun.


Konu ile alakası yok, islam hukuku uzmanı da değilim. Ama bu "yasa üstünlüğü" islam uygarlığında da var.
+ Hıristiyanlık / İslam bu tür sembolleri sevmez. putperstlik olarak görür. yanı "aya tapma, güneşe tapma, tapacaksan bana tap" der.
+ İslam hukukunda kadınların durumu o kadar kötü değil. Osmanlının son dönemlerinde bozuluyor, sonra da medeni hukuka geçiliyor :)

Felâsife
07-02-2018, 15:33
- Yerak kelimesi galiba sadece Türkçe'de var. Arapça ve İbranice'de yok. Farça'da da "Keer" deniyor.

Yani, bu kelimenin öz Türkçe olma ihtimali var. Onun için soruyorum :)
http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=607035&postcount=17

- Bu konuda feminist bazı arkeologların teorileri var.
Ama bu dedikleriniz gerçekten çok zihinsel tatmin aracıdır. Konuyu da bilmemektir.

Konunun bilinmeyecek bir tarafı yok, erkek anlayışı bir tarih yazmış, bunuda ısrarla dayatıyor, olan bu.
Bugün nasılsa geçmiştede onu görmek için çırpınıyor, geçmişe bakmıyor bile, kafasındakini arıyor, çünkü buna odaklanmış.
Meselenin kadın veya erkek tarafı açıkcası beni çok ilgilendirmiyor, erkek ne kadar haksızlık etmişse, kadın da o kadar etmiştir, neticede Tanrı/Tanrıça değil mi, erkek kadın ne fark eder.

Beni esas ilgilendiren "ilkel" insan denince bunların hepsinin "aynı" görülmesidir.
Böyle bir şey yok, bu bugünde de yok, bu insanlar farklı.

Pagan/Putperest ler için cinsellik ve seks önemli olabilir, TAPINÇ olabilir, tapınaklarda ibadette olabilir, köklerinde bunlar bulunabilir, buna hiç bir şey demem, bunların heykellerini de yapabilirler, gayet doğal.

Lakin Şamanik/Animik toplumlarda, özelliklede Şamanik toplumlarda seks cinsellik bir tapınç meselesi değil, bunlarda ki olay farklı.

Bende tam buna itiraz ediyorum, bu farkları yok saymak, geçmişin insanları böyleydi, dolayısıyla insanlar seks/cinsellik ile bu günlere filan geldi, o buydu, şu buydu diye çıkarımlar, yanlış çıkarımlardır.

Hasılı bu ayrımı bilmeden geçmişi çözümlemek, ortaya bir sonuç çıkartmak en basitinden cahilcedir, en ileriside dayatmadır.

Benzeri şeyler Elvin Azar 'ın kitabında da var, hatta kitabın isminide "Ana Tanrıça Şeytan" diye koymuş. Kadının şeytan görüldüğü yerler buralar. :D
Birileri buna itiraz edecek, meseleyi deşeleyecek, helede işin içinde baskı varsa bu böyle.

Sevgiler

Leonardo
07-02-2018, 17:05
Bunlar abartı.


+ Şeytan olayının da kaynağı Ahura Mazda'dır. Yani Hıristiyanlıktan 500 yıl filan önce eski Pers imparatorluğunda "tüm kötülüklerin kaynağı" olan Tanrı. (ve bu erkektir)


Eski Mısırda da Sekmet, veya Seth gibi yıkıcı yönü olan İlahlar vardır, ama bunlar da "saf kötü" değildir.


Ahura mazda önce Yahudi ve Hıristiyanlığa, oradan da İslamiyet'e geçmiştir.

Ahlaksız
07-02-2018, 20:04
Felasife;konuyu kişiselleştirmene gerek yok..Konu ben değilim..
Sana arkeolojik veri var diyorum,sen bana bir kitaptan uzun uzun alıntılarla ilkel insanların tanrıçaya taptığını söylemeye çalışıyorsun..Bunu zaten biliyoruz diyorum,ısrarla okuduğun kitaptan alıntı yapıyorsun..
Doğumu bu insanlar bilmez dedin,ben sana yanılıyorsun,bilim aksini söylüyor dedim..Şimdi ne diyorsun?
Bana itiraz edeceksen,ortaya bir şey koy..İlkellerin cinselliği bilmediğini veya önemsemediğini bana bilimsel olarak izah et..Yapabilir misin bunu?Yapamazsın işte..Çünkü elinde ortaya koyacak hiçbirşey yok..O yüzden ilkellerin cinselliği çok iyi bildiğini kabul edeceksin..Mecbursun buna:)

Merlin Stone kadınmış..Ne yapayım?Söyle..Kadın diye,her yazdığını doğru mu sayayım?
Benim önyargılı olduğumu filan nereden çıkarıyorsun?Ne önyargısı?
Ben ateistim,dikkat et buna..Bilimsel olmayan hiçbir yazıyı/söylemi kabul edemem..Mesela bu konularda çok sevdiğim Turan Dursun'u bile eleştiririm..Bu önyargı değil;bu zekadır,şüphedir,bilgiye duyulan saygıdır/açlıktır..

Bu kadın bir de dersine iyi çalışmış..Biz çalışmamız,biz bilmiyoruz bu işleri demek ki..Bu yüzden kadın ne derse,''heee'' diyecekmişiz..!
Bir de kadın hassasiyetiyle olaya bakıyormuş..Burada da hassas olmadığımız sonucu çıkıyor..O zaman bu konuları hep hassas olan kadınlar çözsün..
Kadın bir de korkmuyormuş..Biz korkuyoruz yani..
Hem erkeğiz,hem hassas değiliz,hem korkuyoruz,hem de dersimize çalışmadık..
Saçmasapan şeyler yazıyorsunuz..!

Tekrar konuya dönelim;
Dünya'nın hemen her köşesinde,geç paleolitik dönemde,doğumun kutsallığı,yapılan mağara çizimlerinde veya taş/tahta tabletlerde görülüyor..Bu kesin..%100..
Bu dönem ise,avcı toplayıcı homo sapienslerin dönemi..Kabaca M.Ö.50.000 ile 10.000 arası..Bu tarihe dikkat edin..
Sizin şamanlık filan yok ortada..!
Bu dönem,homo sapiensin fiziki/morfolojik değişimini tamamladığı dönem..Yani insan dediğimiz şey,ilk olarak bu dönemde ortaya çıkıyor..Bu dönemden sonra tarım devrimi gerçekleşiyor..Konu çok detaylı,o yüzden neden bahsettiğimizi netleştirelim..
Konu doğum ve doğumla alakalı yerak/yarak/penis/fallus ve doğumu gerçekleştiren kadın..Bu insanlar doğumu gerçekleştiren kadını kutsuyorlar,aynı zamanda kadını dölleyen penisin de farkındalar..Bu yüzden vajinaya saldıran veya vajinaya giren penis şekilleri çizmişler ve bunu da yılan olarak betimlemişler..Zaten yılanın şekli ile penisin şekli aynı..!

Bu dönem insanı anaerkil..Bu da %100 kesin..Peki,bu ne anlama geliyor?
Kabaca,doğan çocuklar ananın sayılıyor ve ananın yanında kalıyorlar..Babanın ise kim olduğu bilinmiyor..Çünkü kadınlarla birçok erkek seks yapıyorlar..Bunun bir düzene sokulması,dışarıdaki klandan biriyle evlilikle sağlanıyor..Ekzogami oluyor bu..
Bu süreci de uzatmayayım,ben penis üzerinden gideyim..
Bu dönemde doğan çocukların boyunlarına penis şeklinde kolyeler asılıyor..Burada penisin,çocuğu kötülüklerden koruduğu inancı var..Erkeğin,klanı çevresindeki kötülüklerden koruma işlevi akla gelmeli..Ayrıca penisin sonradan,neolitik dönemde tarlalara korkuluk olarak dikilmesi de var..Yani penis tamamen hayatın içinde..
Bu dönem Willendorf venüsü gibi heykelciklerin yapıldığı dönem..Daha yeni beyinsel gelişimini tamamlamış,tamamıyla gelişime/değişime açık bir hayvan toplululuğu bu..Şu söylenebilir;Şu yöredeki homo sapiensler,erkeğin doğumdaki rolünü bilmiyorlar..Bu olabilir..Çünkü coğrafya,iklim,nüfus,tehlikeli düşmanlar gibi birçok faktör bu insanların gelişimini az da olsa engellemiş olabilir ama genel olarak tüm Dünya'daki insanların penisin ne işe yaradığını bildiğini söyleyebiliriz..Bu söylemi destekleyecek dediğim gibi hem elimizde bir sürü veri var,hem de neolitik dönem ve sonrasındaki gelişmelerde penisin rolü gerçeği var..Sümer'de tapınak fahişeleri mevzusu,kendini tanrı Dumuzi(ki kendisi yılanla,yani dölle,penisle bir tutulmuş damat tanrıdır) yerine koyan krallar,ya da Marduk tapınağı zigguratın son katına çıkıp,toprağa doğru mastrubasyon yapan Babilliler..Sonrasında Afrodit'in tapınağı önünde dev penisler ya da Mekke'de penis şeklindeki şeytan..
Yani süreçte bir boşluk yok,olamaz da..Çünkü penis demek,hayatın ta kendisi demektir..Tıpkı vajina gibi..

Ahlaksız
07-02-2018, 20:16
Bunlar abartı.
+ Şeytan olayının da kaynağı Ahura Mazda'dır. Yani Hıristiyanlıktan 500 yıl filan önce eski Pers imparatorluğunda "tüm kötülüklerin kaynağı" olan Tanrı. (ve bu erkektir)


Eski Mısırda da Sekmet, veya Seth gibi yıkıcı yönü olan İlahlar vardır, ama bunlar da "saf kötü" değildir.


Ahura mazda önce Yahudi ve Hıristiyanlığa, oradan da İslamiyet'e geçmiştir.
Leonardo;sallıyorsun..Sallama..Bu forum sallama yeri değil..

Yazdıklarım abartı ise,mesela bana şu anda Kabe çevresinde insanların neden döndüğünü anlatır mısın?
Ben bu konuyu bir yere bağladım,bakalım sen abartmadan(?) nasıl izah edeceksin bunu..Buyur..Yalnız sallamadan lütfen..!

Salladığın şey şu..Ahura Mazda,zerdüştlük veya mazdacılık dinindeki aydınlık tarafın tanrısıdır..Karanlık tarafın tanrısı Ahriman'dır..Madem şeytana zerdüştlüğü başlıyacaksın(haklısın),bunu Ahriman'ı işaret ederek yap..Tam karşısındaki iyilikle özdeşleşen tanrı ile değil:)
Ayrıca Hristiyanlıktan 500 değil,1500 yıl önce Avesta'lar yazılmıştır..

Felâsife
07-02-2018, 23:51
.. İlkellerin cinselliği bilmediğini veya önemsemediğini bana bilimsel olarak izah et..Yapabilir misin bunu?Yapamazsın işte..Çünkü elinde ortaya koyacak hiçbirşey yok..O yüzden ilkellerin cinselliği çok iyi bildiğini kabul edeceksin..Mecbursun buna:)
Hahaha, buna bayıldım :D :D

Bu benim için tartışmayı da bitirmiştir. Daha fazlasına gerek yok, diyeceğimi dedim, alternatifi dedim.

Sadece şunu söyleyebilirim, mecburiyet insana has bir şey değildir, bilakis insanı insan yapan, mecburiyet denen şeye karşı geldiği içindir ki ona insan denmiş, mecbur olan anca robotlardır.
Anunnakilerin kendilerine rabotlar yapıpta, onların bir gün isyan ettiğinde, sahip oldukları gibi insan!
Öteki türlü onlar birer robotlardı zaten. Mecbur oldukları şeyler yapıyorlar. Gerçi bunlar da yazılmış, kayıt altına alınmış ama şimdiki sistemlere uymadığı için, yok hükmünde sayılmışlar.

Kural bu zaten ; sisteme uymuyorsa, onu sisteme uydur!
Ya da yok say!

İnsanı (şimdide) tanımadan da insanın köklerine inmek, budur şudur demek, ne kadar isabetli olur, bilinmez.

Neyse sana kolay gelsin.

Sevgiler

Ahlaksız
08-02-2018, 00:21
Felasife;konu yerak..Sen anunnakilere,robotlara filan gidiyorsun..!
Neyse,kolaysa başına gelsin:)

Neva
08-02-2018, 05:32
Spermalarin, yumurtanin etrafinda 7 kez donup, sonra yumurtayi dolledigine iliskin, arkeolojik kaynak nedir? Kitap yazari madem ki mitolojilerden bahsetmis, hangi mitolojilerde durum bu halde?

Kaldi ki doneme iliskin insanimsilar, bircok ogenin ayirdinda, soyutlama yapabilmeleri sebebiyle...
Ayrica su da arkeolojik bir calisma, derse daha iyi calisilmasi babinda fikir verebilir.
http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=24818

Ahlaksız
08-02-2018, 18:04
Neva;arkeolojik veriler ilkel insanların doğumu,penisin işlevini,spermi,vajinayı ve işlevini bildiklerini gösteriyor..Bu veriler mağara çizimleri/resimleri veya farklı yerlere yapılan (mesela bıçak gibi) çizimler ve resimler,ayrıca heykellerdir..
Yazar şu sözünü açmamış,bir kaynakta vermemiş;
''MİTOLOJİLERDE SIK SIK SPERMALARIN YUMURTANIN ETRAFINDA 7 DEFA DÖNEREK YUMURTAYI DÖLLEDİĞİNDEN SÖZ EDİLİR..''
Bu cümleyi yorumlayan benim..Bu konuyu tavafa bağlıyan,taşlanan şeytanı veya urfadaki sütunları penis olarak gören benim..

Aynı yazar ilerleyen sayfalarda,bir mitten de söz ediyor..Yunan mitolojisinden..Burada tanrıça Eurynome ve Ophion arasındaki ilişkiden bahsediliyor..Bu mitin,geçmişteki ilkellerin yılan/sperm/fallus ve vajina/kuş/yumurta mitleri ile bağlantısını açıklıyor..Herşeyi de yerli yerinde yapıyor..

Kabaca şöyle..Başlangıçta var olan sadece Eurynome..Bu tanrıça yumurta ve kuş şekillerine bürünüyor..Yılan şeklindeki Ophion'da bu yumurtanın etrafına 7 defa sarılıyor ve sonrasında doğum ve çocuklar oluşuyor..

7 rakamı direk tavafı aklımıza getirsin..Çünkü Kabe'de 7 kez dönülür,ayrıca şeytana da 7 taş,3'er defa atılır..
Yanlış hatırmalıyorsam,önceleri kadınlar tavafa alınmıyordu..Sonradan kadınlar tavafa katıldı..Yani Kabe etrafında dönen erkeklerden bahsediyoruz..
Ama,Kabe yumurta veya kuş şeklinde değil..!

Küp,tanrıçanın sembolüdür..Kadının doğurgan göbeğini temsil eder..Ayrıca Kabe içindeki çömlekler tanrıçanın sembolüdür..Dışındaki vajina şeklindeki Hacerül esved'de malum..Ayrıca Kabe bir su kuyusu üzerindedir ki,bu da ilkellerin spermi su olarak görmesinden kaynaklanır..Tapınaklar genelde suyla alakalı yerlere yapılır..
Toparlayalım..

İlkellerin yumurtaya saldıran spermler şeklinde çizdikleri çizimler var..Bir çemberin etrafında 10 kıvrılmış yılan gibi algılayın bunu..
Buradaki yumurta kadın,spermler ise erkek oluyor..Bu da o dönem çok eşli olan kadınlarla tutarlı bir çizimdir..
Bu konu mesela Yunan'a giriyor..Burada da yumurtayı(eurynome)dölleyen yılan(ophion) şeklinde karşımıza çıkıyor..
Ben bunu alıp,kabe(kadın/küp/vajina/çömlek) etrafında dönen erkekler(sperm/fallus/yılan/yerak/penis) olarak kurguluyorum..

Leonardo
09-02-2018, 00:23
Felasife;konuyu kişiselleştirmene gerek yok..Konu ben değilim..
Sana arkeolojik veri var diyorum,sen bana bir kitaptan uzun uzun alıntılarla ilkel insanların tanrıçaya taptığını söylemeye çalışıyorsun..Bunu zaten biliyoruz diyorum,ısrarla okuduğun kitaptan alıntı yapıyorsun..
Doğumu bu insanlar bilmez dedin,ben sana yanılıyorsun,bilim aksini söylüyor dedim..Şimdi ne diyorsun?
Bana itiraz edeceksen,ortaya bir şey koy..İlkellerin cinselliği bilmediğini veya önemsemediğini bana bilimsel olarak izah et..Yapabilir misin bunu?Yapamazsın işte..Çünkü elinde ortaya koyacak hiçbirşey yok..O yüzden ilkellerin cinselliği çok iyi bildiğini kabul edeceksin..Mecbursun buna:)

Merlin Stone kadınmış..Ne yapayım?Söyle..Kadın diye,her yazdığını doğru mu sayayım?
Benim önyargılı olduğumu filan nereden çıkarıyorsun?Ne önyargısı?
Ben ateistim,dikkat et buna..Bilimsel olmayan hiçbir yazıyı/söylemi kabul edemem..Mesela bu konularda çok sevdiğim Turan Dursun'u bile eleştiririm..Bu önyargı değil;bu zekadır,şüphedir,bilgiye duyulan saygıdır/açlıktır..

Bu kadın bir de dersine iyi çalışmış..Biz çalışmamız,biz bilmiyoruz bu işleri demek ki..Bu yüzden kadın ne derse,''heee'' diyecekmişiz..!
Bir de kadın hassasiyetiyle olaya bakıyormuş..Burada da hassas olmadığımız sonucu çıkıyor..O zaman bu konuları hep hassas olan kadınlar çözsün..
Kadın bir de korkmuyormuş..Biz korkuyoruz yani..
Hem erkeğiz,hem hassas değiliz,hem korkuyoruz,hem de dersimize çalışmadık..
Saçmasapan şeyler yazıyorsunuz..!

Tekrar konuya dönelim;
Dünya'nın hemen her köşesinde,geç paleolitik dönemde,doğumun kutsallığı,yapılan mağara çizimlerinde veya taş/tahta tabletlerde görülüyor..Bu kesin..%100..
Bu dönem ise,avcı toplayıcı homo sapienslerin dönemi..Kabaca M.Ö.50.000 ile 10.000 arası..Bu tarihe dikkat edin..
Sizin şamanlık filan yok ortada..!
Bu dönem,homo sapiensin fiziki/morfolojik değişimini tamamladığı dönem..Yani insan dediğimiz şey,ilk olarak bu dönemde ortaya çıkıyor..Bu dönemden sonra tarım devrimi gerçekleşiyor..Konu çok detaylı,o yüzden neden bahsettiğimizi netleştirelim..
Konu doğum ve doğumla alakalı yerak/yarak/penis/fallus ve doğumu gerçekleştiren kadın..Bu insanlar doğumu gerçekleştiren kadını kutsuyorlar,aynı zamanda kadını dölleyen penisin de farkındalar..Bu yüzden vajinaya saldıran veya vajinaya giren penis şekilleri çizmişler ve bunu da yılan olarak betimlemişler..Zaten yılanın şekli ile penisin şekli aynı..!

Bu dönem insanı anaerkil..Bu da %100 kesin..Peki,bu ne anlama geliyor?
Kabaca,doğan çocuklar ananın sayılıyor ve ananın yanında kalıyorlar..Babanın ise kim olduğu bilinmiyor..Çünkü kadınlarla birçok erkek seks yapıyorlar..Bunun bir düzene sokulması,dışarıdaki klandan biriyle evlilikle sağlanıyor..Ekzogami oluyor bu..
Bu süreci de uzatmayayım,ben penis üzerinden gideyim..
Bu dönemde doğan çocukların boyunlarına penis şeklinde kolyeler asılıyor..Burada penisin,çocuğu kötülüklerden koruduğu inancı var..Erkeğin,klanı çevresindeki kötülüklerden koruma işlevi akla gelmeli..Ayrıca penisin sonradan,neolitik dönemde tarlalara korkuluk olarak dikilmesi de var..Yani penis tamamen hayatın içinde..
Bu dönem Willendorf venüsü gibi heykelciklerin yapıldığı dönem..Daha yeni beyinsel gelişimini tamamlamış,tamamıyla gelişime/değişime açık bir hayvan toplululuğu bu..Şu söylenebilir;Şu yöredeki homo sapiensler,erkeğin doğumdaki rolünü bilmiyorlar..Bu olabilir..Çünkü coğrafya,iklim,nüfus,tehlikeli düşmanlar gibi birçok faktör bu insanların gelişimini az da olsa engellemiş olabilir ama genel olarak tüm Dünya'daki insanların penisin ne işe yaradığını bildiğini söyleyebiliriz..Bu söylemi destekleyecek dediğim gibi hem elimizde bir sürü veri var,hem de neolitik dönem ve sonrasındaki gelişmelerde penisin rolü gerçeği var..Sümer'de tapınak fahişeleri mevzusu,kendini tanrı Dumuzi(ki kendisi yılanla,yani dölle,penisle bir tutulmuş damat tanrıdır) yerine koyan krallar,ya da Marduk tapınağı zigguratın son katına çıkıp,toprağa doğru mastrubasyon yapan Babilliler..Sonrasında Afrodit'in tapınağı önünde dev penisler ya da Mekke'de penis şeklindeki şeytan..
Yani süreçte bir boşluk yok,olamaz da..Çünkü penis demek,hayatın ta kendisi demektir..Tıpkı vajina gibi..


- Bunun için biraz antropoloji yapmanızı öneririm. Anaerkil toplumlar bugün de halen var. Bunun tarım toplumu olmakla da alakası yok. Daha çok kültürel seçim meselesi. Eski Türklerde kadınların ata binip bazen savaşa katılmaları gibi. :)


- Bu dediğinizi destekleyen teoriler de var ama. Tarım toplumları ile birlikte savaşlar da başlıyor. Öyle bir belgesel izlemiştim. İnsanlar Ay kültünden (kadın) Güneş kültüne (erkek) geçmişler. Yani avcı-toplayıcılıktan, tarım/savaş toplumuna. Bu yüzden de Stonehenge gibi erken tarım toplumlarında bu ay kültünün de izleri varmış.


/ Öyle ya da böyle bunlar insan zihninin tercümanı olgulardır. Tanrı'nın kadın / Erkek olması, neyin önemli olduğu ile alakalı. Yani hayvan sürüleri mi önemli (çatahöyükteki gibi), yoksa ekinler mi önemli. Bunlar hep dönemin insan psikolojisi ile alakalı.


Ve önemli nokta. Bu "Güneş kültü" roma döneminde tavan yapıyor (Çünkü en erkeksi, en savaşçı topluluk onlar) sonra da zaten tek tanrıcı dinler gelmeye başlıyor, yeni bir döneme giriliyor.


Yeni bir dönem diyorum: Çünkü algıda belki bir "baba Tanrı" var. Ama gerçekte 100 kere söylüyor "Tanrı'nın, meleklerin cinsiyeti yok" diye.


Ama Dan Brown filan okuduysanız, Hıristiyanlıkta böyle bir cinsiyet tartışması olmuş, halen de vardır. Ama Kuran'da Meleklerin bile cinsiyeti olmadığı üstüne basa basa vurgulanır. "Onlar öyle hoşlarına gittiği için meleklere kadın ismi veriyorlar" diye de Hıristiyan ve Musevileri suçlarlar.


- Şeytan taşlama, dini bir hikaye ile alakalı. Tamamen sembolik bir şey.
Dönme olayı da birlik olmayla alakalı. bütün Müslümanlar aynı noktada bir araya gelmiş oluyor. O da sembolik.


- Kan akıtma muhtemelen eskiye dayanıyor. Yüzlerce hayvanın kanını akıtma olayı eski Atina'da filan var :)
O da İslam'In kendini düzeltme kapasitesinin sınırlı olması ile ilgili. Bizde kilise otoritesi yok. Gelecekte YNÖ gibi 10larca din bilimci yetiştirebilirsek, halk da bu kişileri dinlerse, vahşi hayvan katliamı gibi şeylerin önüne geçilebilir.


/Bu konuyuda muhtemelen biliyorsunudur (Gladyatör'ü izlediyseniz). Kan yaşam enerjisidir, bu yüzden Tanrılara yapılacak 1 numaralı sunumdur (hepten insan kurban etme noktasında filan değilseniz).


İslamiyette de normalde "fakire yardım" olarak düşünülmüş. Sudi Arabistan'da tarım filan yok. Et en önemli besin. Dolayısıyla hayvan "kurban edip" bunları dağıtmaları filan emredilmiş.


/Din böyle ince ayrımlarla doludur. Ayrım yapmak istemeyen kişi ya kurnazdır (siyasal amacı vardır) ya da hepten ruh hastasıdır. O yüzden ayrım konusu hep önemlidir.

Leonardo
09-02-2018, 00:24
Leonardo;sallıyorsun..Sallama..Bu forum sallama yeri değil..

Yazdıklarım abartı ise,mesela bana şu anda Kabe çevresinde insanların neden döndüğünü anlatır mısın?
Ben bu konuyu bir yere bağladım,bakalım sen abartmadan(?) nasıl izah edeceksin bunu..Buyur..Yalnız sallamadan lütfen..!

Salladığın şey şu..Ahura Mazda,zerdüştlük veya mazdacılık dinindeki aydınlık tarafın tanrısıdır..Karanlık tarafın tanrısı Ahriman'dır..Madem şeytana zerdüştlüğü başlıyacaksın(haklısın),bunu Ahriman'ı işaret ederek yap..Tam karşısındaki iyilikle özdeşleşen tanrı ile değil:)
Ayrıca Hristiyanlıktan 500 değil,1500 yıl önce Avesta'lar yazılmıştır..


-Evet. Düzeltme için teşekkürler :)

Ahlaksız
09-02-2018, 00:59
Leonardo;kadınların ata binmesi,o civarda anaerkil bir toplum olduğunu göstermez..Bugün anaerkil bir toplum/devlet yok..Birkaç ilkel klan varsa vardır,bunlarda genele bakınca önemsizdir..
Şu anda Dünya'ya ataerkillik hakimdir..

Bu konuları salt psikolojiye indirgeyemeyiz..Çok farklı faktörler var..İklim,tarım yapılmaya başlanması,hayvanların evcilleştirilmesi,alet yapımının genişlemesi gibi..

Roma dönemine niye takılıyorsun?Güneş kültü dediğin şey Mithra ile başlıyor..Yani Zerdüştlük zamanlarında..Burada tavan yapıyor,başka toplumlarda taban yapıyor diye bir şey yok..Mitolojiler akarsu gibi akıp giderler..Bir yerde akarsu daralır,bir yerde genişler..Güneş kültünün Roma'da tavan yapması gibi bir şey yok..Sadece bir ara etkili bir gizem dini..Hepsi bu..

Baba tanrı konusu da,ataerkillikle alakalı bir durum..Freud anlatır bu konuyu..

Şeytan taşlama,tavaf sembolik diyorsun da;nedir yani bunlar?Bana abartı diyorsun ya,sen nasıl açıklıyorsun?Sembolik diyerek mi?Tamam da,ne?Neyi sembol ediyor bu ritüeller?Niye araplar bu ritüelleri yapıyorlar?

Kana,kurbana girmeye gerek yok..Bir konuda her konuyu konuşamayız..

Ahlaksız
10-02-2018, 23:55
Kabe'nin,Müslümanlardan önce Hristiyanların tapınağı bir kilise olduğunu Erol Sever'in ''Kabe'' isimli kitabını okuyarak öğrenebilirsiniz..Peki,Kabe kilise olmadan önce neydi?Bu konuda Wellhausen ve Dozy gibi oryantalistler,Mekke'nin bir Yahudi yerleşim yeri olduğunu söylerler..Buradan Kabe'nin kilise olmadan önce bir havra olduğu sonucunu çıkarabiliriz..
Kurguyu yapalım..
Mitolojide ''ritüel dövüş'' diye bir şey var..Burada,yenen ve yenilen iki taraf var..Babil'de yenen taraf Marduk..Bu tanrı kenanlılarda Baal,Mısır'da Horus,ibranilerde Yehova oluyor..Yani Yahudilerin tanrısı Yehova yenen tarafta..Yendiği tarafta da 3 farklı şey var..Bunlardan birisi yılan Leviathan..Yani Yehova,yılanı yeniyor..Yılan neydi?Yerak/fallus/penis..!

Marduk,yahudilerin tanrısı Yehova'nın arketipidir..Marduk,tanrıça Tiamat'ı yener..Tiamat'ta,Marduk'ta ejderha ile bağlantılıdır..Bir yerde Marduk,dişi ejderhayı yendi denir..Sanki Marduk'ta erkek ejderhaymış gibi..Başka yerde Marduk'un sembolü ejderha denir ve Marduk ejderha gibi anlatılır..
Tahminimce Yahudiler,Yehova'yı Marduk'un yerine koymuşlar ve Marduk'u da şeytanlaştırmışlar..Marduk'un akkadça ismi barbar..Yahudi paraları üzerinde yılan şeklinde şeytanlar bulunmuş ve bunlara da barbar denilmiş..Ayrıca yukarıda dediğim gibi,Yahova'nın yendiği şey bir yılan ve yılan da Marduk'un simgelerinden biri..

Toparlayalım..

Eğer Wellhausen gibi oryantalistler doğru söylüyorsa ve Mekke bir Yahudi yerleşim yeriyse,Kabe ve bugün şeytan taşlanan sütun ayakta ise;yahudilerin Marduk'u şeytanlaştırıp taşladıkları sonucuna varabiliriz..Yılan,yani yerak şeklinde bu yapı,aynı zamanda Yehova'nın mağlup ettiği yılan Leviathan'ın da ta kendisi oluyor..
Burada bir yer değiştirme oluyor..Yeni gelen eskiyi şeytanlaştırıyor..Bunlar gayet normal..

Yalnız şöyle bir soru(n) çıkıyor ortaya..Marduk,tanrıçayı mağlup ederek ataerkil bir düzen kuruyor..Yehova'da ataerkillikten yana..
Yahudilerin yerağı/penisi/spermi/yılanı taşlayıp,gidip yumurtaya/küpe/vajinaya/Kabe'ye sarılmaları saçma olurdu ama bugün ataerkil bir din olan islamın müntesipleri de aynı şeyi yapıyor..Burada bir kavram kargaşası var..Bu da aslında olağan..Toplumları bazı inançlarından/ritüellerinden vazgeçirmek zordur..

Neva
11-02-2018, 02:08
Neva;arkeolojik veriler ilkel insanların doğumu,penisin işlevini,spermi,vajinayı ve işlevini bildiklerini gösteriyor..Bu veriler mağara çizimleri/resimleri veya farklı yerlere yapılan (mesela bıçak gibi) çizimler ve resimler,ayrıca heykellerdir..
Yazar şu sözünü açmamış,bir kaynakta vermemiş;

Bu cümleyi yorumlayan benim..Bu konuyu tavafa bağlıyan,taşlanan şeytanı veya urfadaki sütunları penis olarak gören benim..

Aynı yazar ilerleyen sayfalarda,bir mitten de söz ediyor..Yunan mitolojisinden..Burada tanrıça Eurynome ve Ophion arasındaki ilişkiden bahsediliyor..Bu mitin,geçmişteki ilkellerin yılan/sperm/fallus ve vajina/kuş/yumurta mitleri ile bağlantısını açıklıyor..Herşeyi de yerli yerinde yapıyor..

Kabaca şöyle..Başlangıçta var olan sadece Eurynome..Bu tanrıça yumurta ve kuş şekillerine bürünüyor..Yılan şeklindeki Ophion'da bu yumurtanın etrafına 7 defa sarılıyor ve sonrasında doğum ve çocuklar oluşuyor..

7 rakamı direk tavafı aklımıza getirsin..Çünkü Kabe'de 7 kez dönülür,ayrıca şeytana da 7 taş,3'er defa atılır..
Yanlış hatırmalıyorsam,önceleri kadınlar tavafa alınmıyordu..Sonradan kadınlar tavafa katıldı..Yani Kabe etrafında dönen erkeklerden bahsediyoruz..
Ama,Kabe yumurta veya kuş şeklinde değil..!

Küp,tanrıçanın sembolüdür..Kadının doğurgan göbeğini temsil eder..Ayrıca Kabe içindeki çömlekler tanrıçanın sembolüdür..Dışındaki vajina şeklindeki Hacerül esved'de malum..Ayrıca Kabe bir su kuyusu üzerindedir ki,bu da ilkellerin spermi su olarak görmesinden kaynaklanır..Tapınaklar genelde suyla alakalı yerlere yapılır..
Toparlayalım..

İlkellerin yumurtaya saldıran spermler şeklinde çizdikleri çizimler var..Bir çemberin etrafında 10 kıvrılmış yılan gibi algılayın bunu..
Buradaki yumurta kadın,spermler ise erkek oluyor..Bu da o dönem çok eşli olan kadınlarla tutarlı bir çizimdir..
Bu konu mesela Yunan'a giriyor..Burada da yumurtayı(eurynome)dölleyen yılan(ophion) şeklinde karşımıza çıkıyor..
Ben bunu alıp,kabe(kadın/küp/vajina/çömlek) etrafında dönen erkekler(sperm/fallus/yılan/yerak/penis) olarak kurguluyorum..

Elbetteki ilkeller de nasil ki agzini, burnunu vs. biliyorsa, cinsel organlarini veya dogan yavru sebepli dogumu bilirler, neticede soyutlama yapabiliyorlar.Itiraz ustte kaynak olarak acilmamis kisma olsa gerektir.

Hatirladigim kadariyla, en eski bulgu (penise benzer) 28.000 yillikti ve bulundugu yer Almanyadaki bir magara idi. Her ne kadar bulgu penise benziyorsa da, uzmanlar bu tastan yapilmis objenin, kirma, parcalama, ilkel tedavi de destek amacli kullanlabilmis olabilecegini de belirtmislerdi.

Ilk insanimsilarla kiyasladigimizda, elbette bahsedilen mitler de olabilir. Eger cember etrafinda kivrilmis 10 yilan diyorsaniz, o olsa olsa yilan tapimina (yilan tanri/tanrica vb.) bir durum olabilir, oradan pek penis cikmaz. Ote yanda bircok uygarlik neredeyse obelisk cenneti gibi Inceledigimizde, ama bunu farkli amaclarla da kullanmislar, yasa yazmak vb.durumlara iliskin..
Kaldi ki bu tip penis benzeri objeler o donemlerde tipik nazarlik tarzi seklinde de kullanilmis olabilir.

Seytan taslama ise cok daha eski mitlerden kok aliyor olabilir. Cunku bir kisim yerli mitlerinde insanlar bugun bile dinledigimizde ilgi uyandiran mitlere sahipler. Ama seytan taslamanin penis taslama ile bir bagi yok, aksine yilanin kabuk birakmasi ve devaminda olumsuzluk fikrine atif olmali. Cunku yeterince mitlere iliskin kaynak var elimizde.

Leonardo
11-02-2018, 14:22
Leonardo;kadınların ata binmesi,o civarda anaerkil bir toplum olduğunu göstermez..Bugün anaerkil bir toplum/devlet yok..Birkaç ilkel klan varsa vardır,bunlarda genele bakınca önemsizdir..
Şu anda Dünya'ya ataerkillik hakimdir..

Bu konuları salt psikolojiye indirgeyemeyiz..Çok farklı faktörler var..İklim,tarım yapılmaya başlanması,hayvanların evcilleştirilmesi,alet yapımının genişlemesi gibi..

Roma dönemine niye takılıyorsun?Güneş kültü dediğin şey Mithra ile başlıyor..Yani Zerdüştlük zamanlarında..Burada tavan yapıyor,başka toplumlarda taban yapıyor diye bir şey yok..Mitolojiler akarsu gibi akıp giderler..Bir yerde akarsu daralır,bir yerde genişler..Güneş kültünün Roma'da tavan yapması gibi bir şey yok..Sadece bir ara etkili bir gizem dini..Hepsi bu..

Baba tanrı konusu da,ataerkillikle alakalı bir durum..Freud anlatır bu konuyu..

Şeytan taşlama,tavaf sembolik diyorsun da;nedir yani bunlar?Bana abartı diyorsun ya,sen nasıl açıklıyorsun?Sembolik diyerek mi?Tamam da,ne?Neyi sembol ediyor bu ritüeller?Niye araplar bu ritüelleri yapıyorlar?

Kana,kurbana girmeye gerek yok..Bir konuda her konuyu konuşamayız..


- Onun hikayesi var. Şeytan birini tam o noktada cezbetmek istiyor (sanırım peygamberin kendisi) Peygamber de şeytana yenilmeyip ona o notada tam üç taş atıyor.

Leonardo
11-02-2018, 14:47
Kabe'nin,Müslümanlardan önce Hristiyanların tapınağı bir kilise olduğunu Erol Sever'in ''Kabe'' isimli kitabını okuyarak öğrenebilirsiniz..Peki,Kabe kilise olmadan önce neydi?Bu konuda Wellhausen ve Dozy gibi oryantalistler,Mekke'nin bir Yahudi yerleşim yeri olduğunu söylerler..Buradan Kabe'nin kilise olmadan önce bir havra olduğu sonucunu çıkarabiliriz..
Kurguyu yapalım..
Mitolojide ''ritüel dövüş'' diye bir şey var..Burada,yenen ve yenilen iki taraf var..Babil'de yenen taraf Marduk..Bu tanrı kenanlılarda Baal,Mısır'da Horus,ibranilerde Yehova oluyor..Yani Yahudilerin tanrısı Yehova yenen tarafta..Yendiği tarafta da 3 farklı şey var..Bunlardan birisi yılan Leviathan..Yani Yehova,yılanı yeniyor..Yılan neydi?Yerak/fallus/penis..!

Marduk,yahudilerin tanrısı Yehova'nın arketipidir..Marduk,tanrıça Tiamat'ı yener..Tiamat'ta,Marduk'ta ejderha ile bağlantılıdır..Bir yerde Marduk,dişi ejderhayı yendi denir..Sanki Marduk'ta erkek ejderhaymış gibi..Başka yerde Marduk'un sembolü ejderha denir ve Marduk ejderha gibi anlatılır..
Tahminimce Yahudiler,Yehova'yı Marduk'un yerine koymuşlar ve Marduk'u da şeytanlaştırmışlar..Marduk'un akkadça ismi barbar..Yahudi paraları üzerinde yılan şeklinde şeytanlar bulunmuş ve bunlara da barbar denilmiş..Ayrıca yukarıda dediğim gibi,Yahova'nın yendiği şey bir yılan ve yılan da Marduk'un simgelerinden biri..

Toparlayalım..

Eğer Wellhausen gibi oryantalistler doğru söylüyorsa ve Mekke bir Yahudi yerleşim yeriyse,Kabe ve bugün şeytan taşlanan sütun ayakta ise;yahudilerin Marduk'u şeytanlaştırıp taşladıkları sonucuna varabiliriz..Yılan,yani yerak şeklinde bu yapı,aynı zamanda Yehova'nın mağlup ettiği yılan Leviathan'ın da ta kendisi oluyor..
Burada bir yer değiştirme oluyor..Yeni gelen eskiyi şeytanlaştırıyor..Bunlar gayet normal..

Yalnız şöyle bir soru(n) çıkıyor ortaya..Marduk,tanrıçayı mağlup ederek ataerkil bir düzen kuruyor..Yehova'da ataerkillikten yana..
Yahudilerin yerağı/penisi/spermi/yılanı taşlayıp,gidip yumurtaya/küpe/vajinaya/Kabe'ye sarılmaları saçma olurdu ama bugün ataerkil bir din olan islamın müntesipleri de aynı şeyi yapıyor..Burada bir kavram kargaşası var..Bu da aslında olağan..Toplumları bazı inançlarından/ritüellerinden vazgeçirmek zordur..


- Arap yarım adasında islamiyetten önce yerleşik din yoktu (İstanbul Arkeoloji müzesinde Osman Hamdi Bey'in oralarda bulduğu Tanrı / Tanrıça heykelleri de vardır)


- Fakat Tüccar oldukları için Arapların hatta Hz Peygamberin kendisinin Musevilerle ve Hıristiyanlarla karşılaştığı söylenilir.


- Yehova daha ilk etapta "Ben kıskanç bir Tanrı'yım" demektedir. MÖ 1200'de Hz. Musa zamanında bunu hemen ifade ediyor.
Ve mesela Mısır'da o dönemde Akhenaton iye bir firavun da var. O da aynı şekilde Tanrının resmedilmesini yasaklıyor ve "tek tanrı" inancını savunuyor. ve bu girişim de başarısız oluyor. Firavun ölür-ölmez eski düzene geri dönülüyor.


Hıristiyanlık bu konuda esnektir, şöyle esnektir. Dediğiniz gibi Yılan / şeytan karakterlerinin canlanması / kişiliğe bürünmesi var. Eski tanrılara adanmış günlerin azizlere, Hz. Meryeme adanması var. Kutsal üçlemenin eski pagan dini ile paralellikleri var.
BU da büyük olasılıkla siyasi bir hamle. O dönemin iznik konseyinde filan böyle belirlenmiş.


İslamiyette yine çok katı bir geri dönüş var. Resim yasak, paralellik yasak, Tanrıya / meleklere cinsiyet atfetmek yasak, Azizleri göklere çıkartmak yasak (Türbe bile aslında yasak), Tanrı'nın kendisi hariç bir şeye inanmak yasak. Şeytan konusu da tartışmalıdır. Ben "Şeytan" olayının Ahriman'a dayandığına inanıyorum. Eski İran'da böyle tek Tanrı olayına geçerken "iyiliğin sorumlusu varsa bir de kötülüğün Tanrısı olsun o zaman" diye düşünmüşler. Yahudi ve Hıristiyanlar böyle bir ideolojinin politik yararını keşfedip bunu kendi dinlerine entegre etmişler. Bize de oradan geçti diye biliyorum (benim vardığım sonuç bu).


- Evet eski Babil dininde bu var. Bir noktada 4 yy'da Avrupada paganizmin bırakılıp tek tanrıcılığa geçiş gibi bir şey olmuş (öyle anlaşılıyor).


Ama bunun paraleli Yunanlılarda da var. Olympos Tanrıları Tanrı olmadan önce Titanlara savaşıp onları yeniyorlar.


Eski Mısır'da da Tanrı'lar arasında buna benzer kavgalar var. Tanrıların kaotik bir düzeni toparlayıp ışığın hakim olduğu düzeni kurmaları durumu var.


/Ama Tiamat'ın biraz farklı bir şey olması mümkün. Aynı şeyi söylüyoruz. Ay kültü ve Güneş kültü derken bunu kast ediyorum. Eski toplumlarda Güneş erkeksi olanı, Ay da Kadınsı olanı simgeler. Stonhenge gibi erken tarım toplumu yapılarında hem ay kültü hem de güneş kültü öğeleri var.


ve Eski Yunanda Güneş önemli bir Tanrı'dır. Apollodur. İshtar ise Ay tanrıçasıdır. Bu Tiamat da Ay Tanrıçası olabilir.


Bunu da gerçek günlük hayatta ihtiyaçların öneminin değişmesine bağlıyorlar. Yani toplumsal hayat doğrudan dini biçimlendiriyor. Ama bu olurken eski inançları bir kenara bırakmak da istemiyorlar.




Çünkü göçebelikten tanrım toplumuna aşamalı olarak geçilmiş. Bu yüzden 4 yy'da çok Tanrıcılık çıkıncaya kadar bu benim ay ve güneş kültü ile ilişkili çeşitli unsurlar bir arada var olmaya devam etmiş.


Tek Tanrıcılık "erkeksi" olarak anlaşılır. Hatta eski "Zeus" (Deus) kültünün devamı olarak anlaşılır. Ama bu dini bir hatadır.

Ahlaksız
11-02-2018, 17:45
Neva;Eger cember etrafinda kivrilmis 10 yilan diyorsaniz, o olsa olsa yilan tapimina (yilan tanri/tanrica vb.) bir durum olabilir, oradan pek penis cikmaz.
Çember etrafında yılan imgesini,konu anlaşılsın diye belirttim..Sadece bu tarz çizimler yok..
-Kadın karnında kıvrılmış,spiral şeklinde yılanlar
-Hilale saldıran yılan
-Küpe doğru giden yılan
Bu tarz şeyleri çizmişler..Burada konu yılan değil..Yılan tanrı diye bir şey de yok..Konu sadece bereket/bolluk/üreme/çoğalma..Bunu da penis ve vajina arasındaki ilişkiyle irtibatlandırmışlar..Bu da gayet doğal,rasyonel,mantıklı,doğru..
penis benzeri objeler o donemlerde tipik nazarlik tarzi seklinde de kullanilmis olabilir.
Doğru..Çocukların boyunlarına penis/yılan şeklinde tahtadan/taştan yapılmış nesneler asılmış..Bugünün nazar boncuğunun kökeni işte..
Ama seytan taslamanin penis taslama ile bir bagi yok, aksine yilanin kabuk birakmasi ve devaminda olumsuzluk fikrine atif olmali.
Yılan ve penis aynı şey zaten..
Leonardo;- Onun hikayesi var. Şeytan birini tam o noktada cezbetmek istiyor (sanırım peygamberin kendisi) Peygamber de şeytana yenilmeyip ona o notada tam üç taş atıyor.
Ben hikayelerden bahsetmiyorum..Geçmişte insanların gerçek sandıkları mitleri adına,gerçekten yaptıkları eylemlerin içeriğinden bahsediyorum..Yani hadisler bir kenarda dursun..
Arap yarım adasında islamiyetten önce yerleşik din yoktu
Bunu kim söylerse söylesin,bu işlerden anlamadığını ilan etmiş olur..Ben ciddiye bile almam bu lafları..
Fakat Tüccar oldukları için Arapların hatta Hz Peygamberin kendisinin Musevilerle ve Hıristiyanlarla karşılaştığı söylenilir.
Yine hikayelerden/hadislerden bahsediyorsun..Muhammed diye birisi yok..!

Marduk,Tiamat,Yehova gibi konularda detaya girerim ama gerek yok..İleride yazacağım bu konuyu zaten..

Ahlaksız
15-02-2018, 21:42
İnternette benzer yazılar var mı diye baktım ve şöyle derli toplu bir yazı gördüm;
https://okuryazarim.com/yilan-sembolizmi-dogum-kadin-ve-ay/
Bu konuda parça parça yazdığım için anlaşılmayabilirim..O yüzden bu belirttiğim yazı,konuya meraklı olanlar için daha doyurucu olacaktır..

Ahlaksız
15-02-2018, 22:13
https://i.hizliresim.com/vjJL2m.jpg (https://hizliresim.com/vjJL2m)
Soldaki yılan,tunçtan bir heykel..Sağdaki ise,Sina dağı yakınındaki bir tunç yılan anıtı..Bu da şu ayetlerle bağlantılı deniyor;
Çölde sayım 21-8 RAB Musa'ya, "Bir yılan yap ve onu bir direğin üzerine koy. Isırılan herkes ona bakınca yaşayacaktır" dedi.

Yılanın başı var,iki eli var,gövdesi de anıta/ağaca/direğe/taşa dolanmış durumda..Çarmıha benzemiyor mu?!

https://i.hizliresim.com/LbO4zb.jpg (https://hizliresim.com/LbO4zb)
Buradaki tapınağın sağ tarafında da bir yılan simgesi var..Bu tapınakta Irak'ın kuzeyinde Laleş tapınağıymış..Ben ''tanrı imgesi'' kitabından aktarıyorum bu bilgileri..Laleş tapınağı nedir diye,şu an Google'a sordum ve aynen bu yılan simgesini gördüm..Bakınız;
https://tr.sputniknews.com/foto/201709281030347258-ezid-lales-irak-kurt-ikby/
Bu yılan/yerak konusu çok önemli..
Önceleri bu hayvan kutsal olarak görülürmüş,sonradan bu hayvan şeytanlaştırılmış..Bu konuda bir uzman aynen şunları diyor;
''Sami kavimlerinden hiçbir kötülük yılana atfedilmez,tersine onun tıbbi ve sihirli bilgisine inanılır..''-Jules Soury..

Yahudiler şöyle yapmışlar;

İşaya 27-1 O gün RAB Livyatan'ı, o kaçan yılanı,
Evet Livyatan'ı, o kıvrıla kıvrıla giden yılanı
Acımasız, kocaman, güçlü kılıcıyla cezalandıracak,
Denizdeki canavarı öldürecek.

Hristiyanlar da şöyle;

Esinlenme 12-9 Büyük ejderha, İblis ya da Şeytan diye adlandırılan ve tüm dünyayı saptıran o eski yılan, melekleriyle birlikte yeryüzüne atıldı.

Şu videonun 13;08'inde şöyle denir;
https://www.youtube.com/watch?v=Uwfh5Ysf23A&t=1710s
''Şeytan ejderha olmadığı zamanlarda da yılandır..''

En başa dönersek,neydi yılan?YERAK..
Aslında iyi olan,kutsal olan yılan,yani erkek cinsel organı yerak/fallus/penis;sonradan kötü/şeytan olarak lanse edilmiştir..Bunu yapanlar da ataerkil toplumlar..Trajikomik..!

Neva
16-02-2018, 08:14
Bunca mesajdir anlatilmaya calisilan, mitolojik Merkur'un asasi miydi? Diger resim ise Yezidi inancina iliskindir.
Ama buradan yine penis, kotu, seytan vs.cikmaz ki!?

Ahlaksız
16-02-2018, 21:33
Ne çıkar Neva?
Bir de siz anlatın bu konuları..Buyrun,bahsettiğiniz Merkür'ün asasını izah edin..Nedir bu asa,ne anlama gelir?
Herşeye muhalif Neva:)

Laleş tapınağının yezidilere ait olduğunu biliyoruz..Anlatılmak istenen şeye değil de,kenara köşeye odaklanıyorsunuz..
Konu kısaca,kutsal kabul edilen yılanın,şeytana dönüştürülmesi..Bunun da özünde penisin kötülenmesi yatıyor..Hepsi bu..

Kaynak olarak konuda şu kitapları işaret ettim;

-SEKS TANRILARI
-MİTOLOJİLER VE SEMBOLLER
-TANRI İMGESİ
-ESKİ MEZOPOTAMYA DİNLERİNE GİRİŞ

Tatmin olmayan olursa diye de,netteki bir yazıyı belirttim..Yazının kaynakları da şunlar;

Mircea Eliade-Dinler Tarihine Giriş
Mehmet Ateş – Mitolojiler ve Semboller
Necmettin Ersoy- Semboller ve Yorumları
Halil Gökhan-Semboller
Larousse – Semboller Sözlüğü
Kathryn Wilkinson- Semboller ve İşaretler – ALFA Yayınları
Manly P. Hall-Tüm Çağların Gizli Öğretileri
İsmail Hamit Hancı-Yılan Hikayesi

Buyur,Neva..
Ne yazacaksanız kaynağı ile yazın da,sizden faydalanalım..Kaynaksız ''o çıkmaz''-''bu çıkmaz'' diyecekseniz,ben yokum..

Leonardo
17-02-2018, 13:37
Birinin evinde toplanmıyoruz ama dimi?