Orijinalini görmek için tıklayınız : Boş, Serbest ve Gereksiz Karalayabilme-Diyebilme Alanı
"ictenlik"
04-04-2018, 14:26
Buldum-Varaka!!!
Burdan (http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=620409#post620409) sürdürdüğüm içerikleme ve takip sonucu aradığımı buldum..
babil fahişesi ve fahişe babil, babil kadını mitini ve imgesini ,arıyordum..
ekşisözlükten bir alımtı
tarih boyunca fahişenin neyi simgelediğine dair birçok iddia atılmıştır ortaya. başlarda babil devletinin yanısıra paganlığın kalbi olan roma imparatorluğu olduğu öne sürülmüş. protestanlar başta olmak üzere katolikler dışındaki neredeyse bütün hristiyanlık mezhepleri katolik kilisesinin babil fahişesi olduğunu savunmakta. son zamanlardaysa abd'nin dünyaya fuhuşu ve kültürel yozlaşmayı yaydığını, bu sebeple de babil fahişesi ile kastedilenin abd olduğunu savunan kesimler mevcut.
deccalla/deccaliyetle ilişkili olmakla birlikte, deccaldan farklı bir kişilik olduğuna inanılır. pek de hayırlı biri olmadığı kesindir. ancak tasvirlerden kadının doğurganlığını ve cinselliğini kutsayan, tanrılaştıran pagan inanışlarını ve ana tanrıça figürünü eleştirmek/karalamak için yaratılmış bir figür olduğu izlenimi uyanıyor.
bu mitik benim bizim için önemli idi
buldum sağolun...
"gel, bol sular üzerinde oturan büyük fahişeye verilen hükmü sana göstereyim. dünyanın kralları (önde gelenleri ve seçkincileri) onunla fuhuş yaptı ve yeryüzünde yaşayanlar onun fuhuş şarabıyla sarhoş edildiler."
fuhuş yapmak -fahişeyi, fahişeliği burdan tanımlayacağız,
fahişeyi burdan tanımlayacağız...
burdaki fuhuş yapmakın bir işbirliği alegorisi ve sembolizması olduğunu/içerdiğini ise görüyoruz...
fahişeliğinde başka bir şey..bi tür alma-verme..
bu imge/söylem benim için yeterli,
ekşisözlükten devşirdiğimiz biçimiyle olgu babil fahişesi; dünya fahişelerinin ve iğrençliklerinin anası, büyük babil
babil adını burda fahişe adından bölüyoruz/böleceğiz..
fahişe adını da kadın olmaktan çıkarıp atacağız ve birleştireceğiz onu bir kadın olmaktan çıkarıp bir duruma hatta sözde uygara ve uygarlığa sürükleyeceğiz.. fahişeliği imgesel olarak kullanacağız,
göksel fahişe
babil de ,kavşak babil de gökten dünyayı ve izleyip dünyaya, dünya insanına bozgunculuk yayan kent yıkan babil mitindeki ve insanların kanlarını içmeye doymayanı ve akılarını ve kafalarını karıştıranı, dillerini ve gerçeğini bölen tanrıları/tanrı oğulları ve çocukları mitine ve imgesine çekeceğiz ve yapıştırıp ekleyeceğiz...günyüzüne vuracağız...
fahişenini erkeğine ne denir?
bu anonim bir kullanım olursa
bunu interneteki çizimsel giantess olgusalı dışavurmaları ile birleştirip bir olgu ortaya vuracağız.,
bir süperoratayavurma koyma ve süperoluşum ve oluşturum bu.!!!
ekşisözlükten bir diğer alıntı
bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.
melek gür bir sesle bağırdı: "yıkıldı! büyük babil yıkıldı!
cinlerin -iblislerin- barınağı, her kötü ruhun uğrağı, her murdar ve iğrenç kuşun sığınağı oldu. Çünkü bütün uluslar azgın fuhşunun şarabından içtiler. dünya kralları da onunla fuhuş yaptılar. dünya tüccarları onun aşırı sefahatiyle zenginleştiler."
gökten başka bir ses işittim: "ey halkım!" diyordu. ...
babil nasıl davrandıysa, karşılığını ona aynen verin, yaptıklarının iki katını ödeyin. hazırladığı kâsedeki içkinin iki katını hazırlayıp ona içirin. kendini yücelttiği, sefahate verdiği oranda ıstırap ve keder verin ona.
"kendisiyle fuhuş yapan ve sefahatte yaşayan dünya kralları onu yakan ateşin dumanını görünce onun için ağlayıp dövünecekler. çektiği ıstıraptan dehşete düşecek, uzakta durup, ‘vay başına koca kent, vay başına güçlü babil! bir saat içinde cezanı buldun'
diyecekler.
"dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.
.....arabaları ve köleleri, insanların canını satın alacak kimse yok artık.
babil'de bu malları satarak zenginleşen tüccarlar, kentin çektiği ıstıraptan dehşete düşecekler. uzakta durup ağlayacak, yas tutacaklar.
" ‘vay başına, vay!' diyecekler. ‘ince keten, mor ve kırmızı kumaş kuşanmış, altın, değerli taş ve incilerle süslenmiş koca kent! onca büyük zenginlik bir saat içinde yok oldu.' "
gemi kaptanları, yolcular, tayfalar, denizde çalışanların hepsi, onu yakan ateşin dumanını görünce uzakta durup, ‘koca kent gibisi var mı?' diye feryat ettiler.
başlarına toprak döktüler, yas tutup ağlayarak feryat ettiler: ‘vay başına koca kent, vay! denizde gemileri olanların hepsi onun sayesinde, onun değerli mallarıyla zengin olmuşlardı.
kent bir saat içinde viraneye döndü.'
ey gök, kutsallar, elçiler, peygamberler! onun başına gelenlere sevinin! çünkü tanrı onu yargılayıp hakkınızı aldı."
sonra güçlü bir melek değirmen taşına benzer büyük bir taşı kaldırıp denize atarak şöyle dedi: "
koca kent babil de işte böyle şiddetle atılacak ve bir daha görülmeyecek.
artık sende lir çalanların, ezgi okuyanların, kaval ve borazan çalanların sesi hiç işitilmeyecek. artık sende hiçbir el sanatının ustası bulunmayacak. sende artık değirmen sesi duyulmayacak. artık sende hiç kandil ışığı parlamayacak. sende artık gelin güvey sesi duyulmayacak. senin tüccarların dünyanın büyükleriydi.
bütün uluslar senin büyücülüğünle yoldan sapmıştı.
peygamberlerin, kutsalların ve yeryüzünde boğazlanan herkesin kanı sende bulundu."
güzel metinmiş baba/bro! !!! !!! !!! ( ( ( ! ! ! - ! ! ! - ! ! ! ) ) )
"ictenlik"
04-04-2018, 14:32
Giantess Olgusundaki Göksel Fahişe
Giantess olgusuyla ilgili deviantarttan fotograf toparlayıp buraya aktarmaya karar verdim ...
Giantess olgusunda pek çok şey var. Pek çok sembolizma.. İşin ilginci çocuğa göre ebeveynin iriliği ve devasalığı kalıntısı fiskasyonların ötesine geçtiğini düşünüyoruz. ve erkeğin kendini kadın varlığı karşısında genç toy ve küçük hissetmesinin, y D kendi varlığını ezik-sinik-küçük vb. hatta böcekçe hatta alt hayvanca görme ve hissetmesinin de ve çocukça paylaşımların da çok ötesinde şeyler-izler var
Şiddetinde, cinsel şiddetinde ve ezilmenin de ötesinde şeyler. Büyütmenin de büyüğü. İncelemenizi rica edeceğim. Bunu büyük oranda bilinçaltının dışavurumu olarak ele alacağız.. Subjelerin-öznelerin ne oranda tanrılaştırıldığını, büyükleştirildiğini ve büyütülmüş olacağını göreceğinizi umuyorum
süperdışavurma...
Dünyayı bacak arasına, ağzına ya da avuçlarının ve ellerinini içine alan ya da uzaydan koca dünyanın üzerine oturan kadın-varlık imajları. İnsan yiyen varlık imajları -dışavur,ma-salları..... Varlık imajları diyorum çoğu bence kadın simgesinde olsa da kadın imajı olmayı taşıyor ve göksel bir varlığa yaklaşıyor..
Bunun süpervarlık ve üstvarlık ve dev varlık imajları içeriyor olacağını göreceğiz..
Bunu paranormal ve parapsikolojik site ve forumlarda da ve gnostik mitlerde de sunulan insanlığın demon algısı ve ilgisi yaklaşımı konusuna da ileceğim ve birleştireceğim...
Deviantart'tan bir galeri örneklemesi ile başlamak istiyorum...
GoddessTina Gallery Devaiantart (https://goddesstina.deviantart.com/gallery/?catpath=/)
https://t00.deviantart.net/2TeDb4h10pwJs5ALWBFiG2_Zgi4=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/42fe/th/pre/f/2017/160/4/9/breakfast_by_goddesstina-dbc385w.jpg
https://t00.deviantart.net/8p9Oa5OXC1FTCwgJ0n6dhDC6G5k=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/15d6/th/pre/f/2017/124/a/2/massive_v_by_goddesstina-db835zu.jpg
https://t00.deviantart.net/td9UK6VgmaeszVtMdFDDQIDYRVo=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/c088/th/pre/f/2017/257/e/6/eclipses_by_goddesstina-dbna8ew.png
https://t00.deviantart.net/oDFSHm4Tg0G9p-KKadm1INxL1TY=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/2fa2/th/pre/f/2017/202/3/d/hints_by_goddesstina-dbh4p35.jpg
https://t00.deviantart.net/RxBMAMd3usVIgfpLMx8taXLVJAs=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/e478/th/pre/f/2017/003/9/b/happy_new_year_2017_by_goddesstina-dau4o21.jpg
https://t00.deviantart.net/vuv-vIxBQ_DyeS4G7pgm6FZaPh4=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/9bbd/th/pre/f/2017/187/e/4/omnivorous_by_goddesstina-dbfa2hf.jpg
https://t00.deviantart.net/O3TdrhO9Qqv4H7LsvLuxAY9oa7U=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/6622/th/pre/f/2016/350/a/f/every_single_day_by_goddesstina-daruvry.jpg
https://t00.deviantart.net/gy2VsdMkTsvsqPdp1mI7P2ONx3o=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/b0e7/th/pre/i/2017/335/3/b/global_pleasure_by_goddesstina-dbvf3ne.jpg
https://t00.deviantart.net/ExdRdkPwL2Th-IarbLxJyzfH6xA=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/cbb6/th/pre/f/2018/009/a/9/freedom_by_goddesstina-dbzg87j.jpg
https://t00.deviantart.net/2X01rh7WUAe1RKgIFv7gCdtrJWg=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/5c38/th/pre/i/2016/284/8/5/the_world_in_the_palm_of_my_hand_by_goddesstina-dakoffh.jpg
https://t00.deviantart.net/W2fPq6SbZtxAOAwP2O3CekBEGyM=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/3e46/th/pre/f/2018/053/0/c/bye_bye_timezones_by_goddesstina-dc3z75u.png
https://t00.deviantart.net/cVFAfk8qwYZVVZIO35B5xEBP1Vo=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/943d/th/pre/f/2018/025/9/4/the_graceful_way_by_goddesstina-dc159u4.png
https://t00.deviantart.net/Q-3HOVND7Npz_FNA5gkMbqUj4fA=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/32eb/th/pre/f/2016/312/1/5/barely_translated_by_goddesstina-danroxr.jpg
https://t00.deviantart.net/UDuH1JW_xlNBKpDnv-JC7rvO0y0=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/b9af/th/pre/i/2016/309/7/5/a_light_touch_by_goddesstina-danfpg2.jpg
https://pre00.deviantart.net/9b3a/th/pre/f/2017/149/1/3/freedom_by_goddesstina-dbasznc.jpg
https://t00.deviantart.net/gqqzSs4JLeo5etSc50GHYjFdQ00=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/af41/th/pre/f/2017/179/b/1/consider_him_by_goddesstina-dbeb4da.jpg
https://t00.deviantart.net/AZKHVwHVJWYy6KE-Wq2z5_qnoB8=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/3005/th/pre/f/2017/071/3/2/devour_by_goddesstina-db232q8.jpg
https://t00.deviantart.net/yYXpgGCrxFQ_nXSAoNeRmQrsSrQ=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/5a81/th/pre/f/2017/043/6/7/experiment__820000_by_goddesstina-dayur6c.jpg
https://t00.deviantart.net/ibGmjqPTSv3s2LOD6mN9uHSYIRg=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/422b/th/pre/f/2017/022/2/5/bare_end_by_goddesstina-dawdro3.jpg
https://t00.deviantart.net/lEVK6J0T_XpeStA_JhPfAfPaWpg=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/adc6/th/pre/f/2017/011/a/e/experiment__819999_by_goddesstina-dav279v.jpg
"ictenlik"
04-04-2018, 14:45
https://t00.deviantart.net/GQT7peQi7UD_Xk_Gn4H-qsD4pPw=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/037e/th/pre/f/2016/362/0/f/crowd_manipulation_by_goddesstina-dat657s.jpg
https://t00.deviantart.net/fyUGW3VYM_l6L26ObIaLhSyPzZI=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/174e/th/pre/f/2016/344/1/e/yum_yum_by_goddesstina-dar6w4z.jpg
https://luthorlittle.deviantart.com/gallery/
https://t00.deviantart.net/TQ1DrT0PWszP21zK1Dkf8tGtWGg=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/7f88/th/pre/f/2017/302/2/1/nyxie_eat_world__by_luthorlittle-dbs2t06.png
https://kryptonlives.deviantart.com/gallery/?catpath=/
https://t00.deviantart.net/TYDxt4cbQBuxBx4GhIqkG4eljQ0=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/37c3/th/pre/f/2018/082/1/1/worthless_by_kryptonlives-dc6rigo.png
https://stronggirlstory.deviantart.com/gallery/
https://t00.deviantart.net/FCi4ap8CrCOdQml5EIa22e9MEsw=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/30bf/th/pre/f/2018/087/2/d/sarah_1_by_stronggirlstory-dc77uqp.png
https://crushguy05.deviantart.com/gallery/
https://t00.deviantart.net/IeMYXB9ZgLPBmT6DeRI7DFOUvrg=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/72fc/th/pre/f/2017/024/a/f/af37954cde7760c0036c988ae561a781-dawmjpf.png
https://ambergreen.deviantart.com/gallery/?catpath=/
https://t00.deviantart.net/o7wkZR3sp7VWzdKQMxliN5u_y-A=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/ebee/th/pre/i/2018/049/0/3/giantess_skygarden_28_by_ambergreen-dc3k7ru.png
https://haileprime.deviantart.com/gallery/
https://t00.deviantart.net/bfeqUScL9q6SraFapPuVy4rS4Vg=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/e25c/th/pre/i/2018/059/0/8/little_birdies_2_by_haileprime-dc4kz6v.png
https://shrunkenlover.deviantart.com/gallery/
https://t00.deviantart.net/5sXHvPdr9JVBiHpF498QeXg7hrs=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/8031/th/pre/f/2017/071/0/c/friends_by_shrunkenlover-db20so6.png
https://t00.deviantart.net/VJ_rYgQLwJf_PDCrXX4R2Kg2jAQ=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/d14c/th/pre/f/2017/013/5/5/buttercup_s_little_pet_by_shrunkenlover-davbm4k.png
https://berrysmall.deviantart.com/gallery/?catpath=/
https://t00.deviantart.net/gx2SAJGmvpG1rJD1Odr0j0bEgFg=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/8388/th/pre/i/2013/362/a/a/chopsticks_by_barryjames-d6ye5kx.png
https://t00.deviantart.net/thLI3DhF974Fr8j4g00fb8POVnI=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/d403/th/pre/i/2013/221/7/3/carrington_s_fine_sws__sisters_set_by_barryjames-d6hdqt5.png
--- https://pandoza.deviantart.com/gallery/ ----
(( müstehcen bulunan lütfen kaldırılsın...)
https://t00.deviantart.net/LFgQguL1ZWoKQk0dl6xhRkVlriE=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/1408/th/pre/f/2013/191/4/1/svekra_2_with_panels_final_low_res_by_pandoza-d6cv5tf.jpg
https://t00.deviantart.net/gCA1HmOrb_0ErDRhRtpfxz-QaqY=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/3ebd/th/pre/f/2014/131/c/9/c96e974603cdcf53c78832c16639b1d3-d7hvoq8.jpg
https://t00.deviantart.net/c8u-shAoQW6mKyXrk6E6NGZ8rsc=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/5293/th/pre/f/2013/143/a/7/commission_for_neopuc_part_5_8_by_pandoza-d65e8jy.jpg
https://t00.deviantart.net/7LSEWttXybC-Wc7yefA9OtbrszE=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/8770/th/pre/f/2013/143/8/c/commission_for_neopuc_part_8_8_by_pandoza-d66acrh.jpg
https://orig00.deviantart.net/02a2/f/2013/143/9/a/commission_for_neopuc_part_6_8_by_pandoza-d65e8jd.jpg
https://t00.deviantart.net/ykzkfggMfxwM3-EcKVAoYdiUOng=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/546a/th/pre/f/2014/131/d/6/d61849fef8091016f1a5b5a31de7edf5-d7hvop2.jpg
https://dofus59.deviantart.com/gallery/?catpath=/
https://t00.deviantart.net/Ahd7-UtVs_-XW8TqZKbhJuO12wQ=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/fb9c/th/pre/f/2018/026/5/4/hmmm____by_dofus59-dc19hz7.jpg
https://faterkcx.deviantart.com/gallery/
https://t00.deviantart.net/BDlOw8G4NWkVz91r5-qIm_s2bwk=/fit-in/700x350/filters:fixed_height(100,100):origin()/pre00/6f79/th/pre/f/2016/281/1/4/a_trip_gone_wrong_124_by_faterkcx-dakafb7.jpg
Yıldıztozu
04-04-2018, 23:32
çok güzel..
kadın ve tanrı arasındaki ilişki, bağlantılar.
insanları yaratan tanrı / insanları doğuran kadın.
tanrıya ibadet yaygındır / kadına kölelik de yaygındır.
kadının kalçalarına baktığımda tanrının suratını görüyorum.
"ictenlik"
05-04-2018, 11:32
çok güzel..
kadın ve tanrı arasındaki ilişki, bağlantılar.
insanları yaratan tanrı / insanları doğuran kadın.
tanrıya ibadet yaygındır / kadına kölelik de yaygındır.
kadının kalçalarına baktığımda tanrının suratını görüyorum.
ben başka bir yere gelmek istiyorum. Oradan şu aşağıdaki gibi bir yazı hazırlamak temellemek, oluşturmak, tamamlamak ya da yapılandırmak istiyorum ama nasıl yapacağımı ne deneceğini bilmiyorum. karmakarışığım...
Tüm bunlar bu yazı sentezi için verildi-döküldü...
Bununla ilgili yardım isteyeceğim.
Devam eden ve konumlanan taslak aşağıdadır...
--
Büyük Babil Miti
Ben konunun araştırmacısı ya da uzmanı değilim ancak genel bir kavram olarak İncil'de "Büyük Babil" ve "Büyük Babil Fahişesi" gibi bir anlatma geçtiğini duymuştum. Aslında Giantess (Devleşmiş Kadın Takınımı) konumu bununla ilişkilendirmek ve çözümlemek istiyorum..
İncil de Büyük Babil'in (bu her neyse) yeryüzünde ki bütün kötülüklerin ve iğrençliklerin, kötü durumların (yani fahişeliğin) anası olduğunu söyleniyor. Gnostik mitlerde Demiurgos vardır. Kavramı nasıl açabileceğimi tam bilmiyorum. Bu kavram asıl tanrıdan başka yaratıcıları belirtiyor. Tanrı Şeytan karşımı bir kavram ve mit buluyoruz...
Tanrı kavramına biz katılmamakla birlikte buradaki asıl yaratıcı kavramını insanlığın sade ve dürüst bir hayali ve özlemi olarak ele alacağız. ve böyle ele alırsak ve onun dürüst ve bütüncül bir tanrısal özlem olacağından sözedersek ve örneğin onu uzakdoğunun Brahmancılığı ve Atmancılığı gibi ele alırsak ve konumlarsak ya da Spinoza'nın tanrısı gibi ele alırsak ve buna yakınlaşmış felsefi ve bilgisel oluşumlara büyük tanrı ve asıl tanrı dersek sanırım bu kavramlaştırmayı sürdürebileceğiz..
Demiurgos kimdir? kimlerdir? Büyük Babil Fahişesi nedir? kimdir?
Babil olayını belki duymuşuzdur. Dillerin ayrılması olayı. Tanrılar durup, gökten insanlara -insanoğullarına bakıp dur şu insanların akıllarını karıştıralım ki birbirlerini anlamasın diyorlar. Kutsal kitaplar ve mitler bunu böyle yazıyor. Gökten tanrılar insanlara bakıyorlar ve tanrısallaşmaya, yükselmeye, büyümeye ve birleşmeye, göklere erişmeye hatta tanrısal olana ve bilgiye ulaşmaya ve gökselleşmeye çalışan insanlara çok kızıyorlar ve onların dillerini ve akıllarını bölerek onlara bozgun veriyorlar .Nasıl bir tanrı bunu yapar?
Sodom ve Gomora, Ad gibi mitlerde ve ilgilerde yine kızgın tanrıların çok kızarak insan kentlerini gökten yıktıklarını biliyoruz,
İnsan çocuklarıyla evlenen, dölleşen tanrı oğulları/çocukları ya da insan kızlarını seçen tanrı öykülerini biliyoruz. Yunan Roma mitolojileri de benzer kavramlarla karmakarışık. İşin aslı bunları nasıl toparlayacağımı bilmiyorum ancak bozukta olsa ortaya bir kavramsallaştırma sunmak istiyorum
Şimdi Babil Mitlerindeki Babil adını burdan alacağım. Uzaydan dünyayı gözetleyen -gözetleyebilen ve insan kentlerini yıkan-yıkabilen, insan arasında bozgunculuk çıkaran-çıkarabilen ,insanların akıllarını karıştıran-karıştırabilen göksel ya da uzaylı ve dünyadışı da diyebileceğimiz teknoloji ya da uygarlıksal gelişim olarak insanüstü uygar ve akıllı dünyadışı varlıklar sentezi ile birleştirip insana göre bir Demiurgos'lar olgusu/gökyüzü konumlayacağım..
Bunlar üzerinden mitlere daha derinlemesine ve çoklu tanrı kavramlarına da gidersek bunların geçmişte dünyayı ziyaret etmiş olabilecekleri ve insanlar arasında yaşamış ya da genetik vb. deneylere ve ırksal sentezlere de katılmış-karışmış olabilecekleri gibi izlerden de sözedebilirdik. İnsanlara verilen kutsal kutular, ahitler sandıklar ve sözler var ...seçilmiş uygarlıklar ya da doğal olarak buna tabi olmuş halklar var...
Yahudi ve İslam mitlerini biliyoruz. Kızgın Rab/Efendi..
Hristiyanlık miti Demiurgostan ve Demiurgoslardan Büyük Babil olarak sözediyor ve tanrı yerine yukarıda asıl tanrı dediğimiz imgeye daha yakın bir imge ya da iyicil ve dürüst başka göksel -baba- varlıklar imajı ve arayışı koyuyor olabilir miydi?
ya da bunun benzerinin arayışını ya da bunlardan yardım almayı-aramayı ve görmeyi deniyor olabilir miydi? Yani Demiurgos'un ve Demiurgos'ların gerçek babası .asıl Zeus? Hiç dünyaya inmemiş gölge olmayan bir Zeus..
Sonuç olarak Hristiyanlık ekolünün tanrı dediği şeyin diğerleri ile aynı şey olmadığını görüyoruz. İsa'nın göksel sevimli ve koruyucu bir tanrısı var.. Tüm bunlar birbirine karışmış, harmanlanmış şeyler olacağı ve ben demek istediğimi demeye gittiğim ve konunun asıl ilgilisi de olmadığım için bu kavramlara pek girmeyeceğim...
Bu bilinmeyen ve varlıklar, uygarlıklar ya da teknolojileri ve güçleri nedeniyle insanca anlaşılmayan ve bazen tapınılan ve kısmen de tanrılaştırılmış göksel ve dünyadışı varlıklar ve dış dünyalar ve üst gerçekliklerde ya da başka gerçekliklerde yaşayan güçlü ve yarı tanrısal varlıklar imajları parapsikoloji ya da paranormal olgucularda ya da daha halk dilinde demon, ... vb. adı ve kavramlaştırması alıyor. Sıkı bir demonculuk uğraşı ve literatürü olduğunu biraz araştırma ile görebiliyoruz. Demon çağırma ,demonlara güç bağışlama, onlardan güç isteme ,yapamayacağı bir olguyu demona adanarak ve ona hizmet ederek ve bir karşılık ödeyerek bir demona yaptırmaya çalışma ve istediğini yerine getirilmesi karşılığında ruhunu satma diyebileceğimiz ikilemlere varan sentezler var...
Neden fahişe ve kadın imajı?
Semboller sembollerdir...
Bu araştırmam kavramlaştırmam yeterli değil..Bu olgu üzerine daha fazla okumam gerekiyor ancak iyi bir saklanma olabilir. İnsan görmezden geliyor olabilir- o kılığa sokuyor olabilir. İnsanın genel tür-cins karmaşası ve kadın erkek sentezinin bozukluğu ve saçmalığı olabilir. Erkek varlığını artırmış, fazla ve farklı varetmiş, yapılandırmış olan insan varlığının genel karmaşası bunun içinde. Cinsellik bunun altına ve içine vurgulanmış olabilir.
Cinsel enerjinin kıstırılması. Tüm bunları anlamama ve yapılandırmama ile başka yollu dışavurum. Çok şey olabillir.
Seksin bozuk varlığını ,dahası ne olacağını, tartışmak istiyor muyuz?.
Şimdi bu olgularda ve Giantess denilen de insanın Demiurgos'u ya da insana göre göksel Demiurgos olan (gerçek tanrı olmayan) göksel abiler, ilgililer ya da demonsal varlıklar (kadın kılığında ve cinsel kılıkta ve ikilem de) var mıdır? gibi bir senteze yürümeliyim...
yazının ana hattı bu...
ben bu konuda yardım istiyorum-bekliyorum...
--
bir de bu kutsal kase var
http://kuyrukbilimi.blogcu.com/kutsal-kase/6419724
Şimdi kutsal vajina mı?
Kutsal rahim mi?
Bu forumda babanın rahmi gibi bir kavram üretmiştik evren için
Şimdi burdan bir de "babanın vajinası" ve "tanrının vajinası" rahmi gibi bir kaç kavramlaştırma üreteceğiz
Hem bu tanrı erkek kiplerini kırmak için de kadının erkek kiplerini kendimizde kırmak olumsuzlamak için
hem de bu vajinal olumsuzluğu gidermek için...
Bu kutsal vajinaya erişmek-yakınlaşmak için
Kutsal vajinanın gizemine erişmek için...
"ictenlik"
05-04-2018, 14:54
(En son bu forma sokabildim ve geliştirilmesi, düzenleştirmesi umuluyor...
(Bu yazımım araya girilen eklerle birlikte oldukça ilginç bir hal aldı..kopmalar olabilir..Başlangıçta belirttiğimiz ve yazının şimd içerdiği bazı kavramları kullanmak istememiştik ve çekimser kalmıştık.)
--
Büyük Babil Fahişeseli Mitosu- Başlangıç-1
Ben konunun 'tam bir' araştırmacısı ya da uzmanı değilim ancak genel bir kavram olarak İncil'de "Büyük Babil" ve "Büyük Babil Fahişesi" gibi bir anlatma geçtiğini duymuştum. Ve belirttiğim noktaya gelmek için bu kavramları kullanacağım ve araştıracağım. Aslında Giantess (Devleşmiş Kadın Takınımı) konumu bununla ilişkilendirmek ve çözümlemek istiyorum..
İncil de Büyük Babil'in (bu her neyse) yeryüzünde ki bütün kötülüklerin ve iğrençliklerin, kötü durumların (yani fahişeliğin) anası olduğunu söyleniyor. Gnostik mitlerde Demiurgos vardır. Kitle de ve kitle hafızasında ise göksel ve başka gerçeksel demon ve başka varlıklar kavramlaştırmaları bulunur. Bu kavramları nasıl açabileceğimi tam bilmiyorum. Demiurgos kavramı sözlüklere göre asıl yaratıcı tanrı olmayan yaratıcılar belirtiyor. Bahsedilen ve aşağıda ilişkilendirlecek kavramların bir kısmı ise bu anlamda Tanrı, Yarı-Tanrı, Melek, Şeytan, kötülükçü varlıklar ve başka gök varlıkları , ve varoluşta yaşayan barınan diğer varlıkları ve uygarları-uygarlıkları belirtiyor ve kavramlaştırıyor. Efsaneler de bunlar hep birbiri içine girmiş, sızmış ve karmakarışık bir durumda. Eğer gerçek tanrı olmayan tanrısallardan sözediyorsak ve edeceksek bu durumda gerçekte melek olmayan meleklerden de sözedebilirdik. Tanrının işlerini ya da tanrı olmayanın işlerini yerine getiren seçkinler gibi....
Sunduğumuz Hristiyanlık mitinde göksel krallığın asıl sahibi olan bir asıl tanrı miti ve imgesi ve sembolizması var .Yunan-Roma Mitolojilerinde en baş Tanrı ,tanrıların başı ve üstü Zeus Var. Zeus bir Demiurgos mudur? diğer tanrılar mı? bilmiyorum. Melekler, Şeytanlar ve Tanrılar gibi algılarımız var ve bunlar karmakarışık. Bu konuların uzmanı değilim ve burda da bunu işlemeyeceğim.
Tanrı kavramına biz katılmamakla birlikte buradaki asıl yaratıcı kavramını insanlığın sade ve dürüst bir hayali ve özlemi olarak ele alacağız. ve böyle ele alırsak ve onun dürüst ve bütüncül bir tanrısal özlem olacağından sözedersek ve örneğin onu uzakdoğunun Brahmancılığı ve Atmancılığı gibi ele alırsak ve konumlarsak ya da Spinoza'nın tanrısı gibi ele alırsak ve buna yakınlaşmış felsefi ve bilgisel oluşumlara büyük tanrı ve asıl tanrı dersek sanırım bu kavramlaştırmayı sürdürebileceğiz.. Yani biz kişisel bir tanrı ortaya koymayacağz ve kişisel bir tanrı varlığına, yani benim ve diğer insanların sıradan kaderiyle ilgilenen, bizi cezalandıracak yakacak bir tanrısala da inanmayacağımı ve bununla ilgilenmeyeceğimi ancak Spinoza'nın Tanrıcılığı ya da Doğu'nun Brahmancılığındaki bütüncül bir evren ve bütüncül bir zihin ve oluş ve bütün bir varlığa ve doğaya sahip oluşumuzu anlatan anlatmalardaki gibi aslında pekte tanrı olmayan bir asıl-tanrıcılıktan ve yarı kamucutanrıcılıktan kendimizde izler bulunduğunu söyleyip geçebiliriz. ve bunun bile bir büyük tanrı değil de Demiurgos anlamına mı eşlenmesi gerekir bilmiyorum.. ve bu yazımda bu konu da kararsızım. Yan insanlara göre dev-ler ve yüksek diğer gerçekler varlıkları olanları bu yazımda Demiurgoslar olarak mı ,Demonlar olarak mı sembolize etmeliyim? bende bunu soruyorum ve düşünüyorum...
Demiurgos kimdir? kimlerdir? Büyük Babil Fahişesi nedir? kimdir?
İnsan eğer laboratuvarda ,laboratuvar koşullarında bir insan yetiştirmeyi ve oluşturmayı başarırsa ya da ileride çok geliştireceği robotları yeni bir uygarlık kurarsa bir Demiurgos olabilirdi sanıyorum. Belki de başka göklerde yaşayanlara göre bir demon varlığı.... Belki de Demiurgos bir evren yaratmalıdır.. İnsanın bir evren ya da gerçek sanal alt ve dış gerçeklikler üretmeye ve oluşturmaya çabalayacağı ve bunun içinde gerçek formu barındıracağı ve bunu deneyeceği günleri görecek miyiz? Ya da başkalarının gerçeklerine müdahale edeceği yarı-tanrıcılık oynayacağı günleri mesele görecek miyiz?
bilmiyoruz..
Babil olayını belki duymuşuzdur. Dillerin ayrılması olayı. Tanrılar durup, gökten insanlara -insanoğullarına bakıp, dur şu insanların akıllarını ve dillerini (birbirlerini anlamlarını ve iletişimlerini) karıştıralım ki birbirlerini anlamasın ve kavga edip dursunlar diyorlar sanırım. Kutsal kitaplar ve mitler bunu böyle yazıyor. Gökten tanrılar insanlara bakıyorlar ve tanrısallaşmaya, yükselmeye, büyümeye ve birleşmeye, göklere erişmeye hatta tanrısal olana ve bilgiye ulaşmaya ve yani gökselleşmeye çalışan insanlara çok kızıyorlar ve onların dillerini ve akıllarını bölerek ve karıştırarak onlara iletişimsizlik ve bozgun kavga-kaos veriyorlar .Nasıl bir tanrı bunu yapar? ,Yukarıdaki anlamda belki bir Demiurge bunu yapar..
Sodom ve Gomora, Ad gibi mitlerde ve ilgilerde yine kızgın tanrıların çok kızarak insan kentlerini gökten yıktıklarını biliyoruz,
Bunları hep sembolizmalar olarak ele alıyoruz. Tanrının bir kılıfı var... bahanesi var...
Biz bu hikayeyi de hermafroditsi ya da kadın erkek eşey olarak birbirine yakın ve ayrılmamış birbiri arasında kadın erkek gibi bir fark bulmayan bir toplumun, türün ve cinsin sonradan kadın erkek rollerinin farklılığına bölünmesi ve Adem-Havvalaştırılması olarak ele alacağız. Yani kadın ve erkek rolleri ve kimlikleri/varlıkları arasına bir uçurum ve set çekilmesi ve kurulması olgusalı. Kimlik ayrıştırması yukardaki dil ve bellek ayrıştırması gibi. İkinci Babilizasyon gibi...
Bence tanrılar öyle demiyor...
böyle diyor...
İnsan çocuklarıyla evlenen, dölleşen tanrı oğulları/çocukları ya da insan kızlarını seçen tanrı öykülerini biliyoruz. Yunan Roma mitolojileri de benzer kavramlarla karmakarışık. İşin aslı bunları nasıl toparlayacağımı bilmiyorum ancak bozukta olsa ortaya bir kavramsallaştırma sunmak istiyorum.
Nefiller hikayesi var. Davut ve Golyat ,Tanrının Devleri ve oğulları, tanrı çocukları hikayesi var. Bu insan nesliyle uyumlaştırılmaya çalışılmış başka bir tür müydü? Uzaydan getirilen bir tür müydü? 4 metrelik bir hayvan insansı ve hümanotsi insanlarla nasıl çiftleşsin. Bunlar bozuk hikayeler .Bu genetik uyarlama denenmesi olmalıdır...Paskalya Adası heykellerine bakabilirdiniz..
Şimdi Babil Mitlerindeki Babil adını burdan alacağım. Uzaydan dünyayı gözetleyen -gözetleyebilen ve insan kentlerini yıkan-yıkabilen, insan arasında bozgunculuk çıkaran-çıkarabilen ,insanların akıllarını karıştıran-karıştırabilen göksel ya da uzaylı ve dünyadışı da diyebileceğimiz teknoloji ya da uygarlıksal gelişim olarak insanüstü uygar ve akıllı dünyadışı varlıklar sentezi ile birleştirip insana göre bir Demiurgos'lar olgusu/gökyüzü konumlayacağım..
Bunlar üzerinden mitlere daha derinlemesine ve çoklu tanrı kavramlarına da gidersek bunların geçmişte dünyayı ziyaret etmiş olabilecekleri ve insanlar arasında yaşamış ya da genetik vb. deneylere ve ırksal sentezlere de katılmış-karışmış olabilecekleri gibi izlerden de sözedebilirdik. İnsanlara verilen kutsal kutular, ahitler sandıklar ve sözler var ...seçilmiş uygarlıklar ya da doğal olarak buna tabi olmuş halklar var...
Yahudi ve İslam mitlerini biliyoruz. Kızgın Rab/Efendi..
Hristiyanlık miti Demiurgostan ve Demiurgoslardan ya da demon denilenlerden Büyük Babil olarak sözediyor ve tanrı yerine yukarıda asıl tanrı dediğimiz imgeye daha yakın bir imge ya da iyicil ve dürüst başka göksel -baba- varlıklar imajı ve arayışı koyuyor olabilir miydi?
ya da bunun benzerinin arayışını ya da bunlardan yardım almayı-aramayı ve görmeyi deniyor olabilir miydi? Yani Demiurgos'un ve Demiurgos'ların gerçek babası .asıl Zeus? Hiç dünyaya inmemiş gölge olmayan bir Zeus..
Sonuç olarak Hristiyanlık ekolünün tanrı dediği şeyin diğerleri ile aynı şey olmadığını görüyoruz. İsa'nın göksel sevimli, sevici ve koruyucu bir tanrı babası var.. Tüm bunlar birbirine karışmış, harmanlanmış şeyler olacağı ve ben demek istediğimi demeye gittiğim ve konunun asıl ilgilisi de olmadığım için bu kavramlara pek girmeyeceğim...
Bu bilinmeyen ve varlıklar, uygarlıklar ya da teknolojileri ve güçleri nedeniyle insanca anlaşılmayan ve bazen tapınılan ve kısmen de tanrılaştırılmış göksel ve dünyadışı varlıklar ve dış dünyalar ve üst gerçekliklerde ya da başka gerçekliklerde yaşayan güçlü ve yarı tanrısal varlıklar imajları parapsikoloji ya da paranormal olgucularda ya da daha halk dilinde demon, ... vb. adı ve kavramlaştırması alıyor. Sıkı bir demonculuk uğraşı ve literatürü olduğunu biraz araştırma ile görebiliyoruz. Demon çağırma ,demonlara güç bağışlama, onlardan güç isteme ,yapamayacağı bir olguyu demona adanarak ve ona hizmet ederek ve bir karşılık ödeyerek bir demona yaptırmaya çalışma ve istediğini yerine getirilmesi karşılığında ruhunu satma diyebileceğimiz ikilemlere varan sentezler var...
Neden fahişe ve kadın imajı?
Bunu araştırmaya devam ediyoruz ve edeceğiz ve anlamlaştırmaya..
Semboller sembollerdir...
Bu araştırmam kavramlaştırmam yeterli değil..Bu olgu üzerine daha fazla okumam gerekiyor ancak iyi bir saklanma olabilir. İnsan görmezden geliyor olabilir- o kılığa sokuyor olabilir. İnsanın genel tür-cins karmaşası ve kadın erkek sentezinin bozukluğu ve saçmalığı olabilir. Erkek varlığını artırmış, fazla ve farklı varetmiş, yapılandırmış olan insan varlığının genel karmaşası bunun içinde. Cinsellik bunun altına ve içine vurgulanmış olabilir.
Cinsel enerjinin kıstırılması. Tüm bunları anlamama ve yapılandırmama ile başka yollu dışavurum. Çok şey olabillir.
Seksin bozuk varlığını ,dahası ne olacağını, tartışmak istiyor muyuz?.
Şimdi bu olgularda ve Giantess denilen de insanın Demiurgos'u ya da insana göre göksel Demiurgoslar ve diğerleri olan (gerçek tanrı olmayan) göksel büyükler ,yüksek varlıklar, abiler, ilgililer ya da demonsal varlıklar (kadın kılığında ve cinsel kılıkta ve ikilem de) var mıdır?
bunlar gerçek midir? ne oranda gerçektir?
sorum bu?
Dış uzaydan insana tanrısal gelebilecek yetenekleri ya da teknolojiler olabilecek dişil varlıklar dünyaya inmiş gelmişse örneğin?
Bunlar hem ana tanrıça mitlerinin hem de insanlığın temel tanrısal-dişisel,erkeksel kafakarışıklığının nedeni olabilir mi?. Baba Tanrı, erkeksi Zeus olan öz-yıkıma uğramış olabilir.
Tanrıyı nasıl dişileştirecektik. Tanrıçalar yaratarak belki .bilmiyorum..
Eğer kadını ve erkeği arasında pekte fark olmayan dış uzaysal uygar bir türün dişileri dünyaya inmişse ve bir yarı tanrısal kimlikle dünya erkeklerinin önünde boy göstermişse?
ben sanırım buralarda yazımımı noktalayacağım.. Çünkü zaten olgumu asıl sürüklemek istediğim noktadayım. Daha fazla bilgiyi ise kimse sağlayamıyor ya da doğrulayamıyor ve gerçekleyemiyor olacaktır...
----
Kaynaklar, Linkler, Alıntılar
5. Tanrı, insanların yaptığı kenti ve kuleyi görmek için aşağıya indi
6. ve şöyle dedi: 'Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar.
7. Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki birbirlerini anlamasınlar.'
https://www.isa-sari.com/babil-kulesi-dillerin-kokenine-ait-eski-bir-inanis/
Ve Rab Sodom üzerine ve Gomorra üzerine göklerden kükürt ve ateş yağdırdı; ve o şehirleri ve bütün havzayı ve şehirlerde oturanların hepsini ve toprağın nebatını altüst etti. TEKVİN 19:24-25
http://kosmosmacerasi.com/v1/2015/06/kayip-sodom-ve-gomora/
Ve tanrı oğulları adam kızlarının güzel olduğunu gördüler, onlardan kendilerine eş seçtiler
https://www.neoder.org/?p=5277
Büyük Babil sembolik bir ifadedir. Kutsal Kitap, Büyük Babil'i "kadın" ve "büyük fahişe" olarak tanımlar ve onun hakkında şöyle söyler: "Alnının üzerinde sır dolu bir isim yazılıydı: ‘Büyük Babil'" (Vahiy 17:1, 3, 5).
Vahiy kitabı simgesel ifadelerle doludur; bu yüzden Büyük Babil'in de gerçek bir kadın değil, sembolik bir ifade olduğu sonucuna varmak makuldür Vahiy 1:1). Ayrıca onun "halklar, topluluklar, milletler ve dilleri" temsil eden ‘bol suların üzerinde oturduğu' yazılıdır
https://www.jw.org/tr/kutsal-kitabin-ogrettikleri/sorular/buyuk-babil/
"Ve vaki ki toprağın üzerinde "adam"lar çoğalmağa başladı ve onların kızları, doğduğu zaman, Tanrı oğulları "adam" kızlarının güzel olduklarını gördüler ve bütün seçtiklerinden kendilerine karılar aldılar. Ve Rab dedi, Ruhun adam ile ebediyen çekişmeyecektir, çünkü o da ettir, bunun için onun günleri yüz yirmi yıl olacaktır. Tanrı oğulları insan kızlarına vardıkları ve bu kızlar onlara çocuk doğurdukları zaman, o günlerde hem de ondan sonra, yeryüzünde Nefilimler (devler) vardı, bunlar eski zorbalar, şöhretli adamlardı" Tekvin Bap 6
Meleklerin mahvettiği dünyayı iyileştir. Yaşam ver ki, orayı yeniden iyileştireyim Gözcülerin açıklayıp, çocuklarına öğrettiği tüm gizli şeyler insanoğlunu yok etmesin. Azazil'in öğrettikleri yüzünden tüm dünya kirlendi.
Sonra Tanrı Cebrail'e dedi ki: Yozlaşmışlığın, gayrimeşruluğun, ahlaksızlığın ürünü olan çocukların karşılarına çık ve Gözcülerin çocuklarını insan çocuklarının arasından çıkar. Onları birbirlerine düşür ki, birbirlerini yok etsinler.
bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.
melek gür bir sesle bağırdı: "yıkıldı! büyük babil yıkıldı!
---
https://hristiyankitaplar.com/sites/hristiyankitaplar.com/files/epub_content/622/tmp3UTXEQUU_split_002.html
http://suhikayeleri.com/suhik_C20_diyalog/diyalog_C20_dosya/suBilgi_C35_GokKralice.htm
http://kuyrukbilimi.blogcu.com/kutsal-kase/6419724
http://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/cinselligin-arkeolojisi-i-eski-cagda-fahiselik/
http://www.aynayayinevi.com/yazilar2.asp?yno=39
https://eksisozluk.com/the-whore-of-babylon--1425380
https://eksisozluk.com/babil-kulesi--86422
http://kosmosmacerasi.com/v1/2015/06/kayip-sodom-ve-gomora/
https://4kutsalkitap.wordpress.com/2012/11/23/tevrat-bolum-1-19-sodom-ve-gomoranin-yikilisi/
http://eylulesintisi.com/Icerik/venusaphroditeikilemi-111.html
https://neferkaminanu.wordpress.com/2015/03/25/sumer-dini-ve-tek-tanrili-dinlerin-karsilastirmasi/
https://neferkaminanu.wordpress.com/2014/06/12/israil-ya-da-goksel-hizmetkar-cinlerden-modern-seytana/
http://angelsdia.com/nefilimler-nefiller-dusen-meleklerin-dev-cocuklarinuh-tufanimeleklerdevlerdev/
http://www.haberhurriyeti.com/devlerin-aski-buyuk-olur-162093.html
https://insanveevren.wordpress.com/2012/04/21/heykelleri-kimler-yapti-neden-yapti-moai-muammasi/
https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=7
https://baskalarinahizmet.com/forum.asp?FORUM_ID=33
https://eksisozluk.com/bereket-kultu-ve-mabet-fahiseligi--2882220
http://trend.mynet.com/fahiselik-ve-ilginc-tarihi-1-bolum-kutsal-fahiseler-1075505
http://blog.milliyet.com.tr/eski-caglarin-sarkisi--gilgamis-destani/Blog/?BlogNo=361207
http://ozhanozturk.com/2018/03/24/gilgamis-gilgamesh-mitoloji/
Yıldıztozu
11-04-2018, 01:42
Kadın çok güçlü.
Zekadan ve zenginlikten daha güçlü.
Zeka ve para birer güç çeşidi, ama kadınsılık hepsinden daha büyük bir güç çeşidi.
Kadınsı özellikleri yüksek bir kadın çok fazla güce sahip.
İnsanlık olarak kadınların daha zeki veya daha zengin olmalarını sağlamamız gerekmiyor. Onlar zaten kadın olmak gibi bir güce sahip.
Dudaklar, göğüsler.. Çok fazla güç içeriyor. Kontrol onlarda.
Hele şöyle bir kadınsa.. Kontrol de onda, güç de. O göğüsler zekayı da ele geçirebilir, parayı da ele geçirebilir.
https://www.youtube.com/watch?v=UiHmeHZAc0s
"ictenlik"
11-04-2018, 10:29
Tıbbi, yaşamsal özgeçmiş genel yaşam sağlık öyküsü
1.5 yas bronsit ve penisilin kullanımı
2-3 yas cinsel fiskasyon gelişimi
3-4 yas yüksek ates havale kendinden gecme penisilin
3- 5 yaş tekrarlayan rüya kalıpları ve öyküleri
5 yaş - bir dönem uçtuğunu sanma
5 yas cinsel taciz ve istismar
5 yaş köpek ısırması ve kuduz aşısı, kuduz aşısı sonrası bildirilen etki ve anomaliler
5-6 yaş sünnet
6 yas ağır agaçtan düşme
7-8 yas tenya tarzı bir şey
kimi yaşlar- bit sirke barsak parazitleri
7 yaşlar- zamanın anlanmaması ile çok fazla boğuşma -tanrının varlığı ile boğuşmalar-çatışmalar
7 yas Koşarken zorlanma, çabuk yorulma-kesilme ve kısmen astımsı nöbetler-yenildi
Genel çocukluk - Gece çok zor ve çok uzun sürede uykuya dalma, uykuya dalarken patlayacak gibi olma -meleklerle tanrılarla konuşma
ve serbest açık dalgın olmayan uyku, uyku zaman ve sabah hissi ile çatışmalar/boğuşmalar
zaman hissi ile ömür boyu nerdeyse boğuşma/boğulma
Herhangi yaşlar - Uykusuz geceler ve gece uykusuzlukları
Herhangi yaşlar - Çok zorlu ve acılı atlatılan uzun süren Atesli hastalıklar
Atesli hastalıklar da dünyanın kabarıyor ve ve üstüne düşüyor gibi olması, bilinç bulanıklıkları
Her kış ve bazen yaz bile ağır ateşli hastalıklar ve Geçmeyen acılar
9 yaş -geleceği ile konuştuğunu sanma
10-12 yas - ağır ve şiddetli-sürekli baş ağrıları, sinüzit vb.
Rüzgara soğuk havaya,neme vb. ne duyarlılık ve sonrasında hemen kötü ve hasta hissetme-olma.
13 14 yas ağır ağaçtan düşme
Yüksekten atlamaya bağlı yürüyememe ve bacak eklem doku zedelenmeleri
2 kez 1 ay kadar yürüyememe -çeke çeke yürüme, dönemi
5-10 yaş dönemlerinde iki çıban..
13-15 yaş - mental araştırmalar ve meditasyon çekimleri
17 yaş ilk kez dişçi ve diş çürümesi ve apsesi - diş çekini
17 yaş- Sigaraya başlangıç...
17 yaş- Kötü su....Fiziksel ortam değişimi ve ilk kez dışardan yemek yeme ve sağlama..
17 yaş - ilk alkol deneyimi , bir kaç kez ileri gitme ve yarı bilinç kaybı
17 yaş - kronik depresyonif tablo
17 yaş -çocukluk durumu, çocuk zihni ,dinçliği-etkenliği zaman mekan algısı ve mutluluğunu arayışa saplanma ve yoğunlaşma
17 yaş - Yoğun psikoloji, ,gizem , felsefe, fenomenler, parapsikoloji , uzakdoğu zen yoga meditasyon vb. araştırma ve okumaları
18 yaş gerçeklik kaybı parçalanması ,ortam yitimi gibi tuhaf bir delüzyon deneyimi _kendi kendine olası şizofreni tanısı koyma
Panik atak benzeri olabilir...
18 yaşlar - Karabasanlar--ve tuhaf rüyalar , Karabasan denilen buradan sonra hayatımın bir parçası
19 yaş -bilinmeyen -tanı konulmamış bir hafta kadar yiyemeden içemeden yeşil sular kusarak ve yediğini çıkararak yarı bilinç kayıplı yatış
19-20 yaş -ilk esrar denenmesi hepsi hepsi 3-5 kez ve sonra 24-25 lerde bir kez daha ve bunda esrara bağlı yarı bilinç uyuşması
13-25 yaş ve aralıklı yaşamsal diğer dönemler- Mastürbasyon saplantısı ve aşırı mastürbasyon eğilimi
Kısmen asosyal panikler, olgu panikleri
20-21 yaş ağır ağaçtan düşme, kaburga incinmesi ydtler, kalça incinmesi, doğru düzgün ayağa kalkıp yürüyebilme ve toparlanma için 6 ay yatış.. sonrası.. ve devamında post travmatk stres vertigo, baş dönmesi denge kayıpları, bulanık zihin.. vertigo ilaç kullanımı, antiiskemik kullanımı ve prozac türevi depreks kullanımı...
23 yas askerlik hiç geçmeyen alerji ve enfeksiyonlar, göz kızarıklıkları , öksürükler vb. sadece 3 ayda 14 kez revir 7 kutudan fazla antibiyotik ve diğerleri kullanımları
24 -25 yaş - İş bulma ve çalışma stresi
20-25 yaş tansiyon ve kolesterol öyküsü
26 yaş - Tansiyon ve kolesterol İlaçları
27- 28 yaş Evlilik ve evlenme yolculuğu
28-29 yas hemoroit, meme ve ve barsak sorunları , kabızlık denilenler ve vb. diğerleri gelişimi
Ateş ısı basmaları
30 yas metabolik sendrom ,kilo artışı, insülin direnci -şeker yatkınlığı ve diğerleri
Paragerçek, metagerçek okumaları ve araştırmalar takıntılar
32 yas ketojenik çok düşük karbonhidratlı diyetler ve aralıklı açlıklar ve çok az yeme ile 20-25 kilo verme
Meditasyon ve kapanma
Dünya ya da gerçek ile bağ yitimi-organiklik duyumsama ve bitkisel hayat -tepkisizlik/ilgisizlik gibi bi şey ve dönem..
(Bu diyette uzun dönemde kalp ya da oralardaki damarlar üzerinde ve içine ateş yanmışçasına ve varmışçasına yangılar/açılmalar ve rahatlamalar hissetmiştim ve tansiyon ilacımı bırakmıştım)
kimi cilt lezyonları, egzama-mantar, küçük su kabarcıkları gibi genel deri lezyonları ile ömrü boyu boğuşma
33 yas- bipolarite, deporsonalizasyon, okb ya da diğer sorunlar ve belki şizofreni vb. izleri bilmiyorum.doktorları takip etmiyorum.
(nörolojik sorunlarım ve ağrılarım için gittiğim bir nörolog bipolar teşhisi koyup ilaç verdi ve psikiyatriye sevketti. Gitmek istemeye istemeye aile zoru ve baskısı ile bir gittim. Bunu burada başedemezler, Samsunda da edemezler .Bakırköy'e gönderin demiş sanıyorum arkadaş babama..Burada sorulmuştu modern tıpla sorunun ne? gerçekten insan gibi çok kez o doktorlara/merkezlere gittim-denedim ve yardım istedim herhangi yaşam sağlık sorunu için... yaşam öykümle sabit ki oralardan tıbbi-bilimsel gerçekçi destek alamıyorsunuz. Burada anlatamayacağım ve gerekte olmayacağı kadar çok fazla saçma durum ve öykü var. Hastanelere küsmemi gerketirecek fazlası öyküm var. tıp için ve tıp desteği için yine paranız ve bilginiz olmalı. İşin aslı, kırık, kesik, çatlak, düşme yaralanma dışında hastane kullanmak hastalıktır...)
Buralarda genel olarak ruhsal hastalıklar diye sayılanların hepsini nerdeyse tanılayabileyecek bir genel öykü dönemi
Evliliğin ürettiği. İstenmeyen her türden sorunlarla boğuşma ve çatışmacı evlilik
Çocuk sorunsalı ,çocukların varolması, çocuklarını istediği gibi yetiştirememe, eş çatışması bu son 8-10 yılımı kapsar. Buralardaki yazım sancımın bir kısmı bölümü, kendi içinde-düşünde yaşam ekseninden ve durumundan çıkma nedeni-m sanırım budur benim...
33 yaş - odaya kapanma ve meditasyonlar sonrası tuhaf bir durum, olgu gelişimi- nasıl açıklanacağı sentezleneceği bilinmeyen durum ve hezeyanlar, delüzyonlar, çok fazla delüzyon...ya da delirme hayata küsme yakını sentezler
6 ay kadar çok zorlu yarı şizofrenik kafa sesleri-iç sesleri durumları/hezeyanlar ,
Bunu açıklayamayacağım....
iş -sizlik
Hipergrafiye varan yazım eğilimi...
İnternet mesihciliği
38 yaş ilk diş dolgusu, ikinci kez dişçiye gidiş
38 yaş kısa süreli huzursuz barsak sendromu, şişkinlikler vb.
38 yaş -Ölüme yakın bir kusma ya da İshal deneyimi, ölüme yakın diyorum çünkü berbattı..
Hastaneye gidebilecek ve bir araca binmeye dayanmaya yetebilecek kadar durumum yok..
İnfluenza, ağır grip standart -diyet dönemleri hariç
Neredeyse bütün kışı hasta ya da üşüyerek geçirme ,diyet dönemleri hariç
Güneşe ve ışığa tahammülsüzlükler
Üşüme titreme ve titremenin kimi zaman zangırdama gibi olması başedilemesi, kan şekeri problemi olabilir...
38 yas bacak lekeleri egzama ve kaşıntılar,,Yerleşik iki bacak lekesi
Burada kendi kendine bir teşhis ve Sızıntılı bağırsak , bağırsak emilim geçirgenlik ya da flora sorunları ya da kolit ,candida gibi bir durum için başetme giderme üzerine düşünceler
39 yaş boksör kırığı -ilk kırık...
39 yaş Bacak kas ve doku yırtığı,zedelenmesi
Orta Yaşamboyu- Bel boyun fıtıkları, sürekli kasılı ve ağrılı ya da kramplı kaslar ve ağrılı acılı nörolojik ağrılar
Kimi dönem -Seks bağımlılığı
Gergin kaslar ve kulunçlar
El kol uyuşmları bilinç dağınıklığı, unutkanlık, denge kayıpları kronik ve ağrılar
39 yaş- çocukluk dönemi zihinsel rahatlığı-açıklığı ,dinçliği- ve fiziksel etkenliği ve mutluluğunu arayışa yoğunlaşma
Genel son 7-8 yıl -Sesler, hisler, vizyonlar, silüetler, kötücül his-enerji basmaları, üzerine enerji yapışması oturması ve bunun dıştan gelmesi gibi bir durum ile sürekli boğuşma, çatışma ve boğulma...sırt ve göğüs bölgesini bu yüzden sürekli dinleme
Gerçeklik dışı deneyim yok- olmayanı görme hiç yok, gerçek ile bağ kopması yok
sıradışı deneyim yok, bir kaç tuhaf küçük şey dışında
Çok iyi hissettiğim, hissedebildiğim dönemler olduğu için kötü bir sağlık adlandırması yok ve yapmıyorum
Sağlıksal korku ve anksiyetem yok gibi- sağlıksal ölümsel kaygım korkum yok. ölüm üzerine düşünmelerimi yaptım..
Diyetle birlikte hiç-bir anksiyetem yok gibi..yok..
sağlığı kaybetmeye karşı korku değil de direnç diyelim var..
Kapalı alan, yalnızlık, karanlık, mezarlık, gece şu bu korkum yok
Yılan ve kertenkele sevmem ve irritasyonik tepki ama aşmak için elimden geleni yaptım...
yaralanmaktan ölmekten değil ama çok uzun süreli çok katastrobik ve fiziksel dar ve kısıtlayıcı işkenceden korkmak gibi bir yarı-ve örtülü bir korkum çekincem var sadece..sanırım bunu da aştım...
Ölümle ilgili hiç bir sorunum yok.var ama yok gibi...
Yaş; göstermiyor ya da tam yaşını gösteriyor ve sağlıklı ve dinç sayılır..
---Kendi kendine tanı ve olasılıklar ve diğerleri---
Ağır metal, aşı civa zehirlenmeleri ,penisilin yan etkileri ve bunun kısmi otizmi ve diğer etkileri, oksitlenmeler, bilinçsiz gıda tüketimi ve aşırı karbonhidrat tüketimi ve toksik etkiler, sızıntılı-geçirgen barsak sendromu ya da candida vb. önermesi ve diğer sorunlar araştırması
bir miktar nörolojik hasar ve bir miktar kalp damar sorunu
Tanı konulmamış Otizm ve fiskasyonlar
ruhsal denilen diğer zırvalıklar -bipolarizm ya da başkası
---- Çözümsel Arayışlar denemeler ,Sağlık Yaşam protokolleri ve ekleri ----
Yerleşik barsak florası, parazit mantar enfeksiyonları ince ve kalın barsak geçirgenlik sorunları,barsak mikrobiyası sorunları ve düzeltilmesi, yeniden yapılandırılması
uzun süreli keto diyetler ve uyum ile ileri de uzun aralıklı açlıklar denenmesi düşünülüyor..
Oldukça yüzleşilmiş ve aşılmış diğer sorunlar
Birincil baskın duygusal yük ve çözümleme, yaşamboyu
Anne şiddeti ve duygusal dağınık anne öyküsü
Karşı cinsle iletişim sorunları
Kısmen asosyalllik
Birincil yaşam grupları dışında toplum önünde sosyalşeme-bulunma konuşma güçlüğü gibi şeyler
Ameliyat yok
Anestezi yok
1-2 kez yükse alkole bağlı yarı buçuk biliş bulanıklığı. -Kaybı
1 kez esrara bağlı bilinç bulanıklığı
Düzenli kullanılan ilaç yok, nadir aspirin ve parasetamollü antiinflamatuarlar
Fıtık hariç sayılan -bilinen önemsenen birincil sağlık problemi, dağınıklığı yok
6 yıl tansiyon ilacı geçmişi -1 ay kolesterol ilacı kullanımı
3-6 ay kadar antiiskemik ve vertigo ilacı kullanımı
2-3 dönem toplam 6-7 ay kadar depreks prozac türevi kullanımı
diğer antibiyotikler ve ağrı kesiciler vs.vs. kullanımları
kahve çay ve sigara tütün alışkanlıkları ve başedilen oral bağım düzeyinde aşırı yeme içme isteği
Diğer.
bir tür rüya ve rüyalar ve çok fazla rüya gibi bir şey barındırma hissi.
tekrarlanan ya da sonra sonra ve yıllar boyu ya da özellikle gece yatmadan önce hatırlanan ne zaman görüldüğü belirsiz rüya örgüleri ve kalıpları
çok fazla rüya var
sabah rüya hatırlayamam ama çok fazla rüya
Çocukluk rüya kalıpları
Taşlıkent -beyaztaşkent ,eğitim yeri ve tarzan ve 3 ten dörde rüyaları
bunları ve diğer yaşam sorunlarını araştırırken uzaylı kaçırmaları kavramı ve sonrasına bun bağıl Kasyopya ile tanışma..
Zaman yitimi zamansızlık geçmiş zamanı geleceğe şimdiye karışık hissetme zaman anomalileri yer anomalileri
Seks ,cinsellik, cinsel dürtüler ve mastürbasyon ile takışmalar, çatışmalar ve
Kimi zaman diyet gibi denenip başarılmış cinsel oruçlar ve uzun süreli cinsel arzu yitimleri, cinsel soğukluk-nötrlük ve aseksüellik dönemleri de var...
İstenen, umulan-beklenen tıbbi -yaşamsal destek
mali kondüsyon beklentisi ve bu konuda iyileşme
İyi bir Keto diyet için nitelikli yağ ve işlenmemiş nitelikli protein ve destek kuruyemiş ve belki bir kaç kök sebze vb. temini
işlenmemiş kaya tuzu temin kullanım
Düzenli Melatonin temini ve kullanımı
Seyrek ya da günlük çok az miktar alkol temini kullanımı
Hindistan cevizi yağı temin ve kullanım
Propolis _Bunu sanırım ücretsiz temin edebilirim
Potasyum permanganant ve hidrojen peroksit ve lugol iyot çözümleri
Bentonit Kil deneme temin kullanım
Magnezyum yağı denilen
Denenecek yağ ya da yağlık tohum bitkileri
Keten tohumu,susam ve çörek otu vb. bitkileri ve yağları
kırmızı kantoron yağı
Özerk yaşam ve diyetini sürdürebilme, sosyal kısıtlamaların ve zorlamaların indirgenmesi
Ses kullanımı ve ses kullanımının geliştirilmesi özgünleştirilmesi istenci
Şarkı söyleyen bir makineye dönüşmek.
Serbest bağımsız zaman ve yerim olsaydı saatlerce günlerce ses egzersizi yapmak isterdim...
Bağırasın geldiğinde bağırabilme özgürlüğü!
Şiddet geçmişi, çabuk kızma sinirlenme, baskın ve sert geri tepki verme bilinci
Hak bilinci çocukluk ağlamaları ve erken çocukluk hatırlamaları
sana/bana bir şey olmayacak dönemi!
Yaşamsal yakın 2-3 kişiden geldiğine emin olunan kendinlik duyulmayan yaşam anıları ve dönemleri
---
Yeme yalnızlık, bireysel tıkanma ve takıntılar kendi durumuna takılma , sağlığına yaşam motivasyonuna takılma içe dönüklük
Kendi içine- içdurumuna saplanma ve aşamama
Eş çatışmalaru kurylamayan sosyal denge iletişim sorunları evlilik ve seks mutluluğu sorunları
Çocuklarının geleceği için endişe etme yada çocukların kendini ve potansiyelini gerçekleştşrememesi özgür-açık öğrenememesi ,kısıtlanması yanlış ve eksik beslenmesi vve yanlış yılda ve yoldan yürümesi ve kaybolması ve bunları giderememe sorunları
Doğal köysel kırsal sade bir yaşama dönme isteği
"ictenlik"
12-04-2018, 10:19
-giyojen'e-
Tanrı Bilmecesi -Varlık Bilmecesi Serbest Alan Başlangıç
Başlık için denemesel öntaslak ve ön karalama denemesi
Arkadaşlar öncelikle ben tanrının varolamayacağını kendi klasik mantık argümanlarıyla getirmeye çalışan ya da tanrının varsızlığına ilişkin mantık argümanları kullanımı üreten-türeten bir üyeyim diyelim, eski bir üyeyim. Bu forum alanında geçmişte dağınık ve duygu durumu karmaşık yazımlar yaptım ve sürdürdüm ...
Kimliğimi toparlayıp arada tekrar geldiğimde yada olaylara daha seyirci kalacağımı ve az yazıp söyleyeceğimi ve küçük cümleler kuracağımı kendi kendime söylediğim dönemler de bile sanki bir biçimde kendimi eskisi gibi olay ve duygu akışına kaptırmış bir biçimde yazar buluyorum. bunu burada bu geçtiğimiz hafta da yaşadım ve bunun olumsuzluklarını toparlamak için yeniden yazıyorum
--
Arkadaşlar Merhabalar;
Bu foruma karalanmış binlerce saçma post gömenlerden biri de benim.. Ne yazacağımı da inanın bilmiyorum. Tüm yazdıklarımı toparlamak isterdim...
Bu forumu kısmen bıraktığımda ve uzaklaştığımda başka forum alanlarında da bulundum ve kendimi denedim..
Buraya tanrı hakkında ve tanrı sorgulaması hakkında bir didaktik yapı bırakmak yazmak istiyoruz
Burada tanrı tersi didaktik üretmek ,üretmenlik denemek ve yapmak istiyoruz
ya da önceki yazdıklarımızı aşmak ve yenilemek ,doğal doğaç olan
Çünkü -bir gün- tanrının yokluğuna (ve kendi varlığımıza) ihtiyacımız olacağını biliyoruz
Çünkü tanrının yokluğunda da birbirimize ,diğerlerimize ihtiyacımız olacağını er-geç görüyor biliyor olacağız...
bu tanrı araştırmacılığı ve soruşturmacılığı benimde yaşamımın bir parçası idi.. ve herkes gibi, bir çoğumuz gibi ben de bu yola sırtımda bir tanrı düşüncesi ve ağırlığı ile çıkmıştım
İnternetin yeni yaygınlaştığı dönemlerde, çok eskiden yazdığım forum alanlarında, ben de buradaki bir çok arkadaş gibi kendi tanrı düşüncemden sözeden, tanrı anlayışına ılımlı yaklaşan yazımlarımı ya da bu konu hakkındaki bilgisizliğimi buluyorum
Bizi yaratan denilen düşünce bulutu ile ilgili olarak yaşamaboyu biz de bir şeyler yaptık. Üzülerek söylüyoruz ki ne yazık ki bildiriyoruz ki bizim için varlığını bütünüyle kaybetti.
Benim, bizim için artık kişisel bir tanrı yok .
Siz benim için şimdi hiç olmamış ve hiç varolmamış bir şeyden sözediyorsunuz..
Ben kendi içimde bunu bir yanılgılama bulutuna hapsettim Geçmişimle örtüştürdüğüm bu. Diğerlerinin,sizlerin idelai olarak onu ele alıyoruz şimdi bizler
Bana kişisel tanrınızı nakledersiniz. Bunun evrensel bir ortak bilgi ve bilme,bilişim olacağından ise sözedemezdik. elimizde çok fazla mantık donesi var..
bunu,bunları dostluktan ve umursamaktan söylüyoruz
ve gelecekleri, insan ıssızlığını, başsızlığını ve insanın kendi kendine yetmesi ve kendine sahip çıkması/olması gereğini de bilip umursamaktan söylüyoruz, ateistlikten değil...
Bizce, Ateizm Teizm karşıtlığı diye öne sürülen şey basit bir düşünce oyalamadır, geçiştirmedir. Bu tuzağa düşmeyin.. Kişisel tanrınızı madem dürüstçe araştırın ve soruşturun, sorgulayın..
insanlık kendi kurumsal özgün değerlerini yapılandırmalı
iki dünya arasına sıkışmış bir yaşam ve bilinmezcilik mi yaşayacaksınız?
Empati büyük ve güçlü bir varlıktır,
İnsanın birbirine olan güveni, bağlılığı, sarılması ve saygısı ,sevgisi gibi büyük erdemler var
İnsanın tanrı yerine koyabileceği sevgi değerleri, birleşmecilik, doğallık-dürüstlük istenci ve varlık değerleri yine de var..
Bizim için yoksanmış kişisel bir tanrıyı ve bizdeki tanrısızlığı, ve bizim tanrısızca başsız -başlangıçsız varlık ve özgür sahipsiz doğa ve varlık öne sürmemizi yine bizim için bizim adımıza da görmezden gelmek biraz fazla...
Kendinizi için bunu görmezden gelebilirdiniz ve gelmeye de devam edin...
Bizce varlık, öylece yapımsız (kendinden) var ve kendi kendine sürekli bir biçimde hareketli ve deveran,
ne zaman ne mekan hiç bir şey bölünüp başlatılamıyor...Zaman mekan bellek örgüsünü bölerek ve zaman diye sınırlayarak ve başlatarak buraya bir yaratıcı artık konumlayamıyoruz bizler...
Varlık için oluşma ve başlama gibi kavram ve sentezlerin yapay olacağını gördük ve çözdük bizler
varlık'ın tüm hareketi ve devimi ve tüm enerjisiyle birlikte (her zaman ve heryerde ve heryerinde zamanında) vardır..
varlık'n başlama zamanı yoktur. başlatma zamanı da bulunamaz..
tüm hareketi ve tüm enerjisi ve tüm oluşu onun tüm zamanlarında eksiksizce vardır. zaten buna ezeliyet ebediyet ya da "zamansızlık" deriz.
felsefeyi seviyoruz ve bunu önemsiyoruz..
varlığın oluşması ya da yoktan varoluşması ve ortaya gelmesi gibi bir süreç ve zaman anlatımı ezeliyet ve ebediyet ilkeleriyle birlikte ortaya konulamaz.dahası tanrı da konulamaz ...
süreçsel bağımlılıkla ezeliyet/ebediyet birbirine ilinemez. birinden vazgeçmelisiniz. ancak herhangi türden hakikat (ya da arayışı) sizi tanrısızlığa ve kendi varlığınızı ve özvarlığı -doğayı kucaklamaya itecektir.
varlığın oluşması ya da yoktan varoluşması ve ortaya gelmesi ya da birinin ve bir şeylerin onu ortaya koyması ve getirmesi (ya da ille de bir şeyin onu ortaya koyması gerektiği gibi bir zorun-zorunluluk) gibi bir süreç ve işlem aslında
ortaya sürülemez ve konulamaz
ve bu (süreç demek-zaman demek) bizi ne tanrıya götürür ne de evrimciliğe...sonsuz aynı şey...
evrimcilikte bir ölçü de benzer yanılgılamanın ürünüdür bizce....
Varlığın ve zamanın ne geride başı ne de ilerde sonu bulunabilirdi..
"Daha tanrı dediğiniz anda varoluşun olmadığı gibi olduğunu, başladığını ve yapıldığını -yoktan türediğini ve birinin ve bir şeyin onu türettiğini ve bunun/varlık'ın sebebi, sahibi ve başı sorumlusu olduğunu, ve valrık'ın yokluktan oluşmaya ihtiyaç duyacağını, yokluğa muhtaç olacağını, birinin onu tutup yokluktan getirip icad edip yapıp bulduğunu ve bulması gerektiğini söylüyor olurdunuz.."[/I][/B]
Deniliyor ki bunu nasıl bu kadar iddialı söyleyebilliyor ve ortaya koyabiliyorsunuz? ne görüyorsunuz siz ya da neyin kafasını yaşıyorsunuz?
bizde ki bu inanç denilen saf kandırmaca, bilmeme ya da çocukluk mu? ne biliyorsunuz?
yani bu bir aldatmaca mı? uyuşturmaca mı ? çocukluk mu? gerçekten biliyor musunuz?
"gerçekten biliyorum ve anlıyorum"
--
tanrı inancım ve düşüncem çocukça olamaz. Sen bir ateistsin?
Eğer biri bana bunu derse onda Kendi geçmişimi görüyorum sadece
Eğer bunu diyorsan sende kendi geçmişimi görüyorum
ben adı burada .. olan bu gökyüzünde/yeryüzünde yaşadım ve tanrıyı yok buldum, yoksadım
Bütün düşünce ve mantık argümanlarıyla ,iyi niyetli araştırmalar ve sentezlerle. hatta belki ona inanıp doğrulamaya gidişirken bunu yaptım ve oldu
Bana sorulursa kafamın içinde parlanmamış tek bir damar/atardamar ,uğranmamış tek düşünce topağı ve tomurcuğu ve düşüncemde çarpılmamış tek bir yamaç, durak ve kıyı yoktur bu arayışta
Bir Azizin parçalanması ve hidayet ve arayışçılık yordamıyla da belki yeri geldi tanrı ve kurtuluş-özgürlük ,refah-ferah aradım ben bayım.
bunu bana yapma ve dürüstçe beni dinle..
Dürüst bir özlemdi o göğümde göçmeden önce
Buralarda ve heryerde (ben ve biz) tanrının varlığı yokluğu ile ilgili kendi dürüst argümanlarımı-zı ve yeni nesinlerimi-zi, çözümlemelerimi-zi dürüstçe yazmak isterdik-istiyoruz..
ve göğün göğsüne...
----
--
Giyojen kadar susabilirim ve susturulabilirim..
ya da söylediklerimi öyle değil de böyle ve sizin işinize geleceği gibi söylememi istiyorsanız bunu yapmayacağım...
Bu yazım -eğer yazarsak ve açılırsak- tanrı düşüncenizi ve inancınızı bir kımıldatmayı ve sancılatmayı ve onun biçimselliğini size göstermeyi hatta yerine tanrının yücesini, yenisini ve aşkınını doğurtmayı da hedeflemektedir bu yüzden hiç ...
insan kendine nesnedir/şeydir/nedendir...
"ictenlik"
13-04-2018, 10:06
Bir kartalın uçabileceği en yüksek ya da en uzak gökyüzü belirli ya da sınırlı
ya da bir martının
uzaklıklar arayışı
olduğum yerde bir patlamaya dönüşmek gibi olan şeyler ve anlamsılzıklar
keşfedilmiş bir şeyi tekrar keşfetmek ya da olunmuş ve öyle olunacak bir şeyi tekrar yeniden zorunlu olunmak ve olmak gibi bekleyişler
delirmiş bir varlığın delirmiş sisliliği
ve yabanlaşmak- yabanlaşmak -yabancılaşmak
başkasılaşmak ya da başkasızlaşmak
gerçeksizlik gerçeksizlik
eksiklikler ve kaçışlar
sabah sabah kendini ve onu bunu bir şeyleri olmak -yapmak/yapmamak işkencesi ile
neyi düşünmen yapman ve olman gerektiği ve sürekli karar vermen gerektiği sorunsalları
varlığını bir buluta armağan etmek gibi şeyler-sisli bulutlar
alıp kaçarlar varlığını senden/kendinden
kayıp ve ayıp
kelimeleri devindirmek ve düşündürmek diye bir yer var mı?
gelecek diye bir yer görmüyorum ve kapkaranlık bir yerdeyim
her gün beni yaşayan, her gün bir yokluktan zorunlu doğuyormuşçasına ve kendini sürüp beni zorunlu ve nerdeyse istemsizce oluyormuşçasına
yokoluş gününe tapan sancı
her gün ölümü bekliyorum, her gün sadece ölümü bekliyorum ve ölüyorum
Yıldıztozu
14-04-2018, 22:05
doğa beni yine yendi.
daha önce de birçok kez yenmişti ve yenmeye devam edecek.
doğanın istekleri var, benim de isteklerim var.
kazanan taraf çoğunlukla o oluyor.
hem güç istencimiz var hem güçlü olamıyoruz.
kendi dışımızda kalan şeyler kendimizden çok daha güçlü.
kontrol kendi dışımızda.
çünkü onlar daha çok.
Buraya kadarmış.
Hakkımdaki suçlama çok ağır.
Buraya kadarmış.
Hakkımdaki suçlama çok ağır.
Isabetli olmus.
Bu arada, yine yanlis kafayla yanlis basliga yazdin. Gule gule
"ictenlik"
20-04-2018, 10:35
-bir taslak fikridir ve oldukça karalamasaldır/eskizdir ve hamdır, görüşlerle yoğrulacak ve fikir edinecektir..
Nasıl'ın Ulu Destanı! ve Kutsal Nasıl Kitabına Giriş/Başlangıç
Nasıl'ın Ulu Kitabı
Bizler Nasıl-ın elçileri olarak ve Ulu Nasıl'ın ve yani ilk ve baş Nasılsız Nasıl'ın yine kendilerini Ulu Nasıl adına yine kendileri görevlendirmiş ve bilimlendirmiş elçileri olarak Nasılı ve yani Ulu Nasılı ki aslında (Nasıllar Nasıllını -Nasılsız Nasılı (iki N'yle) sizlere tanıtmaya ve iletmeye gelmiş bulunuyoruz
-Nasıl, -Nasıl?
-Nasıl adına
-Nasıllar Döngüsü
Sadece İlk Nasıl ve Ana ve Baş Nasıl, Nasılsızdır!
BAB I
Büyük Nasıl ya da Nasıllar Nasılı, Başsız Nasıl ve Bağsız İlk Nasıl adına adanmıştır
Nasıl boşluklarda kendi Nasılından ve kendi ilk nasılından bağsızca varoluyordu
-Şimşek ve fırtına!
Biz ulu Nasıl'a dua ederiz
Biz ulu Nasıl'ı söyleşiriz
O bizim kurucumuzdur
O bizim ilk yapımcımız, yapıcımız ve sebebimizdir
Ulu Nasıl sen çok yaşa!
Nasılcılık epistemi kuruluşu ve nasılcılık septimesi, ilk Ulu Nasıllar Nasılına adanmıştır
Nasılcılık bağdaşçılığı dini, felsefesi ve yordamı nasılsız nasılın kayıplığına tutunmuştur.
BAB II
İlk ulu Nasıl yani Nasıllar Nasılı varolduğundan beri biz varız!
ve bizi ve bizleri Ulu Nasıl yaptı
Ulu Nasıl adı göklerde kutsansın ve Nasılcılık septimesi kendine kanat bulsun ve olsun umarım
Nasılcılık yorgancılığı ve demciliği adı göklerden sonra bu yeni yerde de duyrulsun ve Ulu Nasıl adına yeni bir Nasılsallık ve Nasılsılık bilişselliği yapılandırmak ve kurmak için Nasıl elçileri bilişsellensin ve doğsun umarım ve İlk Ulu Nasıl (ve yani Nasıllar Nasılı ,Nasılsız Nasıl da) bizi duyup yardıma koşsun umarım.....
Nasıl'ın kutsal kitabı yazım çalışmalarını sürdürmek ve
Nasıl kutsal dininin yaygınlaşması adına ikilem
Bundan böyle halktan ve yöre'den eski dinini terkederek Nasılcılık dinini benimsemeleri istenecektir ve Nasılcılık çağrıları yapılacaktır
Nasıl kaybolmuş olup herkes onu yani ilk ulu Nasıl'ı arayacaktır..
Nassıl'ı bulanlara bir yeni Nasıl Evreni hediye edilecek ve verilecektir.
Nasıl eski septik felsefelerin tozunu attırarak toz bulutlarını evrende kovalamanın peşine düşecektir. Her bir toz taneciğinin düşüş yerleri izlenerek toz taneleri gözlem altında tutulacaktır..
Nasıl ve Nasılsız Nasıl bizim sebebebimizdir
Nasıl bizim ulu ilk sebebimizdir .
Başka bir nasıl arayışına gerek yoktur. Nasıl da bulunmuştur..
Nasıl da köken de, neden de, ney de, şimdi de bulunmuş ve olunmuştur.
Nasıl burdayım
Bunu söylerken Nasıl'a burda olduğumu söylüyorum ve bildiriyorum
BAB III (Gelişiyor)
Nasıl'ı aramak için önce evrenler kurduk ve içlerine baktık. Nasıl orda mı?
Nasıl orda mısın diye sorduk?
Nasıl?
Nasıl orda amısın? Çık ortaya dedik
Nasıl çıkmadı
Nasıl'ın beni bulması için Nasıl'a seslendim ve sesleniyordum
Nasıl burdayım! Nasıl burdayım! Nasıl nerdesin? Nasıl nerdesin?
Nasıl'ı bulamıyordum Nasıl da beni!
Nasıl'ın nerde ve neredenin nasıl olduğunu bulamıyordum
Size de sordum, danışayım istedim
Nasıl'ı buldunuz mu? Nasıl'ı gördünüz mü?
Nasıl ortalarda görünmüyordu ama hala yeni evren-ler kurup-kurarak nasıl olduklarına ve oluştuklarına da bakarak, Nasıl'ı arama çabamızı sürdürüyoruz
Nasılı, yani Nasıllar Nasılını (iki N'yle ama) aramaya devam ediyoruz
Ulu Nasıl sen çok yaşa!
Peki Nasıl'a nasıl dua edilir?
Nasıl diye sorarak, çağırarak ve düşünerek
Nasıl gelir mi peki?
hem de nasıl
BAB X
ve Nasıl'ın peşindeyiz ve Nasıl'ı nasıl olsa bulacağız ve yakalayacağız
-Nasıl arayışımız sonsuz bir denklemdir
Bu sonsuz denklemi bana da öğretin bari
Olmaz, Olmaz'ı ya da Nasıl'ı kaybederiz
Nasıl yani?
Bunu bilmiyorum bunu ben uydurdum.şenlik olsun diye
Ulu Nasıl şenlik çok sever
BAB G
-ilk Ulu Büyük Şanlı ve yine çok çok büyük Nasıl ve öncü Nasıl ve ilk nasılsallık kaybolduğundan beri geziyoruz ve heryerde onu arıyoruz
Nasıllar Nasılı'mız
Nasıllar Nasılının Nasıl oluştuğunu ve oluşabildiğini bize öğretmesi için onu arıyoruz.
İlk ve ön Oluşmasız Nasıl sen çok yaşa!
Oluşmayan Nasılsız Nasıl sen çok yaşa
Nasıl döngülerinin izini sürdüm ve nasıl döngülerinin izini burada da sürmştüm
Nednesilzik eksikliği yaşıyordum ve nedensizlik ve kökensizlik- bağlaşsızlık eksikliği semptomanisi ve sendromu ile kökensizleşmiştim. Bu beni boşluğa asılı ve ilini kılıyordu
Boşluklar beni sevmiyordu. Boşluklar beni içine almıyor ve tutmuyordu
--
ve sizlere de bir soralım dedik ilk nasılı ve nasıllar nasılını siz gördünüz mü?
BAB Herhangi
Nasıl Teorisi, Kaybolan İlk Nasıl Teorisi, Nasılın Kayboluşunun Sırrı
-Nasılsallık teorisi
Ve Tüm Nasıllar ya da Nasıllar Nasılı Teorileri
Nasıl Arayışçının Günlüğü
- - Öncül Yazım Figürü ve Karalaması - -
Nasılların ve nasıllığın ay da nassılsılığın döndüğü ya da ilk durduğ uve başladığı yer olan nasılsı ay da nasılsız durum kaybolduğundan beri hep-beraber onu arıyoruz
nasıllara asılı bir varoluşta nasıllarla beraber hep-beraber kaybolduk
nasılın ve nasılların nasılsalincelenmesi
pratik nasıl incelenmesi ve nasıllar analogu
-nasılist-
-nasılsal arayışlar ve nasılsal kılışlar
nasılsal olmayanı nasılsal kılışlarda gezinti
nasıl'ı kökensizleştirmek, nasılı bağsızlaştırmak, kendini bağsızlaştırmak
nasılları kökenden -imden çözmek, bağsızlaştırmak ve bağı olmayanları bağsızlaştırmak bağımsızlaştırmak
nasılların ilk kökeni arayışına, nasılların -ilk- başladığı yer arayışına son vermek ve nasılı döngüye sokmak ve nasıl döngüsü kurmak sorunsalı
ve bir başka nasıl'a ve nasıllara ve sıradaki asılmayı öğrenmek ve sıradaki nasıl'a kucak açmak
-nasılların hep döndüğü duruş
-nasıllar dönerek ve dönüşerek titireşiyordu
ilk nasıl nerde kayboldu?
ters aritmetik
kalan satırlara ithaf olunur
---
Her türden redaksiyon ve iyileştirmeye açıktır
Özgün redaksiyonarla açık açık kaynak kod şiirdir
Serbest bilişimdir-kendini oluşturma yolunda ilerlemektedir
Gelişimci desteğine açıktır
Açık kaynak anlayışı daha çok bir bilgisayar yazılımcılığı mantığı olup, yazılım kodlarının saklanmadığı yazım ve yazılımın telif ve kişisellikle sınırlanmadığı, bireysel yazımsal mülkiyeti defeden ve reddeden, tüm diğer kullanıcıları tarafından özgürce yeniden düzenlenip geliştirilebilen ve eklemeler sunulan/sunulabilen bir yazılımcılık mantığıdır
Şiir olgusal kodsal gelişim ve dağıtım mantığına açılmış izafe edilmiş ve adanmıştır..
-esinsel ırgat!
-esinsel tını
Size varlığımızı derinden sarsan bir haberi duyurmak için burda bulunuyoruz!
Nasıl!
Nasıl'ın bengi-uzamsal ve döngüsel varoluşu
Nasıl'ın bengi-uzamsal ve döngüsel -sonsuzsal varoluşu
Nasıl'ın bengi-uzamsal ve döngüsel -sonsuzsal -içsel varoluşu
Her bir Nasıl ,Nasıl kadar Nasıl
ve Nasılların ucu ilk ya da baş nasıla ilinememektedir.
Bu bizi nasıl boşluğuna ve boşlukta asılı nasıla ve nasılın boşluğa asılı olduğuna ve boşluğa bitişik ve ililşik nasıllsallık teorisine ve nasılsal içsel dönmesel ve titreşimsel-dalgasal hareketsel nasılışın varolduğuna ve nasılı boşlukta kendi hareketiyle küresel ve zamansız varetmeye götürmektedir..
Nasıl arayan her nasılcı boşlukların ve evrenlerin de ortak sahibidir
ve bilişidir..buluşudur ve bu nasılın da bulunuşudur..
ve temellenişi kökenlenişidir.
Nasıl sonsuz uzamsallığa temellenebilir..
Nasıllar Nasıldan ve Nasıllardan bölünemez
Nasıllar genellemesi ya da Nasıllar özellemesi ya da Özel Nasıllar ,Özel Nasıllık ve ve Nasıl Özelleşmesi Yapısalı Sorunsalı Ele Alması
Nasıl nasıl özelleşiyor?
soru da bu!
işte!
bunu bulun
Nasıl nesneldir ya da hem öznel hem nesneldir
Nesnekim ve kimşey, herkimnasıl
Herkimnasıldan bölünme nasıllar ve herkimnasıldan olunma nasıllar toplamı matematiği
Nasıl'ın Bengi-Uzamsal Hareketi Sorunsalı
sürdürüşsel hareketlilik ve durmazlık -hep hareketlilike ya da hep aynı hareketlilik
kendi hareketi ile varlık ve devinirlik
ilk hareketle başlamak sorunsalı hareketin hep varolması ,sonradan varolmaması ve ortaya konulmaması sorunsalı eşittir
hareketin denkleme sonradan varolmaması ve eklenmemesi sorunsalı nassılsallığı bilişi
Nasıl Denklemleri
-Septik Nasılcılık kurulum aşamasında! kurulum ve yayılım aşamasında
"ictenlik"
20-04-2018, 13:37
Arkadaşlar bu düzeltme ve son ekle birlikte ve aşağıda sunulacak ek metinle birlikte başka bir forumla ortak paslaşa oluşturulmuştur.
çok az düzeltmeli ve alt eklemeli gelişsel metin
felsefe doğuyor koptu kopacak kervan! bekleyin! bekleyin! bekleyin!
biliş fırtınalar kopacak bekleyin! burdan heryeri görüyoruz
ve biz bizi bi daha adlandırıyoruz!
---
Nasılın Ulu Destanı Ve Nasılın Nasılsızlığı - Nasılın Bağımsızlığı Sorunsalı ve Nasılın Nasıla Bağsızlığı
Nazım Hikmet'e ve diğer adı imlenmeyen sayılmayan sonsuz dosta ithaf,
-gelişecek-
-bir taslak fikridir ve oldukça karalamasaldır/eskizdir ve hamdır, görüşlerle yoğrulacak ve fikir edinecektir..
Nasıl'ın Ulu Destanı! ve Kutsal Nasıl Kitabına Giriş/Başlangıç
Nasıl'ın Ulu Kitabı
Bizler Nasıl-ın elçileri olarak ve Ulu Nasıl'ın ve yani ilk ve baş Nasılsız Nasıl'ın yine kendilerini Ulu Nasıl adına yine kendileri görevlendirmiş ve bilimlendirmiş elçileri olarak Nasılı ve yani Ulu Nasılı ki aslında (Nasıllar Nasıllını -Nasılsız Nasılı (iki N'yle) sizlere tanıtmaya ve iletmeye gelmiş bulunuyoruz
-Nasıl, -Nasıl?
-Nasıl adına
-Nasıllar Döngüsü
Sadece İlk Nasıl ve Ana ve Baş Nasıl, Nasılsızdır!
BAB I
Büyük Nasıl ya da Nasıllar Nasılı, Başsız Nasıl ve Bağsız İlk Nasıl adına adanmıştır
Nasıl boşluklarda kendi Nasılından ve kendi ilk nasılından bağsızca varoluyordu
-Şimşek ve fırtına!
Alıntı:
Biz ulu Nasıl'a dua ederiz
Biz ulu Nasıl'ı söyleşiriz
O bizim kurucumuzdur
O bizim ilk yapımcımız, yapıcımız ve sebebimizdir
Ulu Nasıl sen çok yaşa!
Nasılcılık epistemi kuruluşu ve nasılcılık septimesi, ilk Ulu Nasıllar Nasılına adanmıştır
Nasılcılık bağdaşçılığı dini, felsefesi ve yordamı nasılsız nasılın kayıplığına tutunmuştur.
BAB II
İlk ulu Nasıl yani Nasıllar Nasılı varolduğundan beri biz varız!
ve bizi ve bizleri Ulu Nasıl yaptı
Ulu Nasıl adı göklerde kutsansın ve Nasılcılık septimesi kendine kanat bulsun ve olsun umarım
Nasılcılık yorgancılığı ve demciliği adı göklerden sonra bu yeni yerde de duyrulsun ve Ulu Nasıl adına yeni bir Nasılsallık ve Nasılsılık bilişselliği yapılandırmak ve kurmak için Nasıl elçileri bilişsellensin ve doğsun umarım ve İlk Ulu Nasıl (ve yani Nasıllar Nasılı ,Nasılsız Nasıl da) bizi duyup yardıma koşsun umarım.....
Nasıl'ın kutsal kitabı yazım çalışmalarını sürdürmek ve
Nasıl kutsal dininin yaygınlaşması adına ikilem
Bundan böyle halktan ve yöre'den eski dinini terkederek Nasılcılık dinini benimsemeleri istenecektir ve Nasılcılık çağrıları yapılacaktır
Nasıl kaybolmuş olup herkes onu yani ilk ulu Nasıl'ı arayacaktır..
Nassıl'ı bulanlara bir yeni Nasıl Evreni hediye edilecek ve verilecektir.
Nasıl eski septik felsefelerin tozunu attırarak toz bulutlarını evrende kovalamanın peşine düşecektir. Her bir toz taneciğinin düşüş yerleri izlenerek toz taneleri gözlem altında tutulacaktır..
Nasıl ve Nasılsız Nasıl bizim sebebebimizdir
Nasıl bizim ulu ilk sebebimizdir .
Başka bir nasıl arayışına gerek yoktur. Nasıl da bulunmuştur..
Nasıl da köken de, neden de, ney de, şimdi de bulunmuş ve olunmuştur.
Nasıl burdayım
Bunu söylerken Nasıl'a burda olduğumu söylüyorum ve bildiriyorum
BAB III (Gelişiyor)
Nasıl'ı aramak için önce evrenler kurduk ve içlerine baktık. Nasıl orda mı?
Nasıl orda mısın diye sorduk?
Nasıl?
Nasıl orda amısın? Çık ortaya dedik
Nasıl çıkmadı
Nasıl'ın beni bulması için Nasıl'a seslendim ve sesleniyordum
Nasıl burdayım! Nasıl burdayım! Nasıl nerdesin? Nasıl nerdesin?
Nasıl'ı bulamıyordum Nasıl da beni!
Nasıl'ın nerde ve neredenin nasıl olduğunu bulamıyordum
Size de sordum, danışayım istedim
Nasıl'ı buldunuz mu? Nasıl'ı gördünüz mü?
Nasıl ortalarda görünmüyordu ama hala yeni evren-ler kurup-kurarak nasıl olduklarına ve oluştuklarına da bakarak, Nasıl'ı arama çabamızı sürdürüyoruz
Nasılı, yani Nasıllar Nasılını (iki N'yle ama) aramaya devam ediyoruz
Ulu Nasıl sen çok yaşa!
Peki Nasıl'a nasıl dua edilir?
Nasıl diye sorarak, çağırarak ve düşünerek
Nasıl gelir mi peki?
hem de nasıl
BAB X
ve Nasıl'ın peşindeyiz ve Nasıl'ı nasıl olsa bulacağız ve yakalayacağız
-Nasıl arayışımız sonsuz bir denklemdir
Bu sonsuz denklemi bana da öğretin bari
Olmaz, Olmaz'ı ya da Nasıl'ı kaybederiz
Nasıl yani?
Bunu bilmiyorum bunu ben uydurdum.şenlik olsun diye
Ulu Nasıl şenlik çok sever
BAB G
-ilk Ulu Büyük Şanlı ve yine çok çok büyük Nasıl ve öncü Nasıl ve ilk nasılsallık kaybolduğundan beri geziyoruz ve heryerde onu arıyoruz
Nasıllar Nasılı'mız
Nasıllar Nasılının Nasıl oluştuğunu ve oluşabildiğini bize öğretmesi için onu arıyoruz.
İlk ve ön Oluşmasız Nasıl sen çok yaşa!
Oluşmayan Nasılsız Nasıl sen çok yaşa
Nasıl döngülerinin izini sürdüm ve nasıl döngülerinin izini burada da sürmştüm
Nednesilzik eksikliği yaşıyordum ve nedensizlik ve kökensizlik- bağlaşsızlık eksikliği semptomanisi ve sendromu ile kökensizleşmiştim. Bu beni boşluğa asılı ve ilini kılıyordu
Boşluklar beni sevmiyordu. Boşluklar beni içine almıyor ve tutmuyordu
--
ve sizlere de bir soralım dedik ilk nasılı ve nasıllar nasılını siz gördünüz mü?
BAB Herhangi
Nasıl Teorisi, Kaybolan İlk Nasıl Teorisi, Nasılın Kayboluşunun Sırrı
-Nasılsallık teorisi
Ve Tüm Nasıllar ya da Nasıllar Nasılı Teorileri
Nasıl Arayışçının Günlüğü
- - Öncül Yazım Figürü ve Karalaması - -
Nasılların ve nasıllığın ay da nassılsılığın döndüğü ya da ilk durduğ uve başladığı yer olan nasılsı ay da nasılsız durum kaybolduğundan beri hep-beraber onu arıyoruz
nasıllara asılı bir varoluşta nasıllarla beraber hep-beraber kaybolduk
nasılın ve nasılların nasılsalincelenmesi
pratik nasıl incelenmesi ve nasıllar analogu
-nasılist-
-nasılsal arayışlar ve nasılsal kılışlar
nasılsal olmayanı nasılsal kılışlarda gezinti
nasıl'ı kökensizleştirmek, nasılı bağsızlaştırmak, kendini bağsızlaştırmak
nasılları kökenden -imden çözmek, bağsızlaştırmak ve bağı olmayanları bağsızlaştırmak bağımsızlaştırmak
nasılların ilk kökeni arayışına, nasılların -ilk- başladığı yer arayışına son vermek ve nasılı döngüye sokmak ve nasıl döngüsü kurmak sorunsalı
ve bir başka nasıl'a ve nasıllara ve sıradaki asılmayı öğrenmek ve sıradaki nasıl'a kucak açmak
-nasılların hep döndüğü duruş
-nasıllar dönerek ve dönüşerek titireşiyordu
ilk nasıl nerde kayboldu?
ters aritmetik
kalan satırlara ithaf olunur
---
Her türden redaksiyon ve iyileştirmeye açıktır
Özgün redaksiyonarla açık açık kaynak kod şiirdir
Serbest bilişimdir-kendini oluşturma yolunda ilerlemektedir
Gelişimci desteğine açıktır
Açık kaynak anlayışı daha çok bir bilgisayar yazılımcılığı mantığı olup, yazılım kodlarının saklanmadığı yazım ve yazılımın telif ve kişisellikle sınırlanmadığı, bireysel yazımsal mülkiyeti defeden ve reddeden, tüm diğer kullanıcıları tarafından özgürce yeniden düzenlenip geliştirilebilen ve eklemeler sunulan/sunulabilen bir yazılımcılık mantığıdır
Şiir olgusal kodsal gelişim ve dağıtım mantığına açılmış izafe edilmiş ve adanmıştır..
-esinsel ırgat!
-esinsel tını
Size varlığımızı derinden sarsan bir haberi duyurmak için burda bulunuyoruz!
Nasıl!
Nasıl'ın bengi-uzamsal ve döngüsel varoluşu
Nasıl'ın bengi-uzamsal ve döngüsel -sonsuzsal varoluşu
Nasıl'ın bengi-uzamsal ve döngüsel -sonsuzsal -içsel varoluşu
Her bir Nasıl ,Nasıl kadar Nasıl
ve Nasılların ucu ilk ya da baş nasıla ilinememektedir.
Bu bizi nasıl boşluğuna ve boşlukta asılı nasıla ve nasılın boşluğa asılı olduğuna ve boşluğa bitişik ve ililşik nasıllsallık teorisine ve nasılsal içsel dönmesel ve titreşimsel-dalgasal hareketsel nasılışın varolduğuna ve nasılı boşlukta kendi hareketiyle küresel ve zamansız varetmeye götürmektedir..
Nasıl arayan her nasılcı boşlukların ve evrenlerin de ortak sahibidir
ve bilişidir..buluşudur ve bu nasılın da bulunuşudur..
ve temellenişi kökenlenişidir.
Nasıl sonsuz uzamsallığa temellenebilir..
Nasıllar Nasıldan ve Nasıllardan bölünemez
Nasıllar genellemesi ya da Nasıllar özellemesi ya da Özel Nasıllar ,Özel Nasıllık ve ve Nasıl Özelleşmesi Yapısalı Sorunsalı Ele Alması
Nasıl nasıl özelleşiyor?
soru da bu!
işte!
bunu bulun
Nasıl nesneldir ya da hem öznel hem nesneldir
Nesnekim ve kimşey, herkimnasıl
Herkimnasıldan bölünme nasıllar ve herkimnasıldan olunma nasıllar toplamı matematiği
Nasıl'ın Bengi-Uzamsal Hareketi Sorunsalı
sürdürüşsel hareketlilik ve durmazlık -hep hareketlilike ya da hep aynı hareketlilik
kendi hareketi ile varlık ve devinirlik
ilk hareketle başlamak sorunsalı hareketin hep varolması ,sonradan varolmaması ve ortaya konulmaması sorunsalı eşittir
hareketin denkleme sonradan varolmaması ve eklenmemesi sorunsalı nassılsallığı bilişi
Nasıl Denklemleri
-Septik Nasılcılık kurulum aşamasında! kurulum ve yayılım aşamasında
Nasıl'ın Asılsızlığı ve Bilişsel Bilgisellik,
Nasılın İleri Denklemleri ve Matematiği Öğrenimi
Bilişsel Septik Bilgisellik ve Şimdisellik Dalgalanımı ve Yapımcılığı
İki Uçlu Bilişsel yapıcılık-çift taraflı denklem ve matriks matematik mantığı
Bulanık mantık denilenin yakınından
Hem var Hem Yok ,Hem Orda Hem Burda Mantıklamasından Bilim -Biliş Bilgi Çözmek/Süzmek ve Yapılamak
'Nasıl' dan ve ondan önce hala vazgeçmediysek 'neden'den de vazgeçerek var kipine , olmak durumuna sabitlenmek ve oturmak ve zamanı ileri geri kipine sarmamak
Şimdisellik Üzerinden Biliş ve Bilinç-Biliş Sentezlemek
Şimdi ve Burada olmak Üzerine Yine Felsefe Temeli Atmak ve Kurmak
Şimdi ve Burada olmak Üzerine Felsefe Temellemek Ve Kurmak
Şimdi ve Burada olmak Üzerine Felsefe Yapılandırmak
Yer va zaman kavramlarını şimdi ve buraya kökenleyerek ya da geçmiş ve gelecek tabanlarını şimdisel olgulayarak ve tek zaman şimdi kipi ve imiyle felsefe üretmek didaktiği
Şimdi ve burada olunduğundan ötesini bilmemek ve sorulmadan cevap doğurmamak ,imlememek ve yoğurmamak ,başka sonuca atlamamak, başka sonuçlardan da sonuç türetmemek, yargısızlık, hiç bir şey hakkında fikir ve biliş üretmemek ve sentezlememek gibi kavramlardan biliş üretmek....
ve soruların şimdi ve burada olma kavramı bilişi üzerine işlemden geçirilmesi sentezi
Bilişsel sezgisellik ve bilişsel anlık üretimi-üretir-sonsuz yeğin herkeste var
Bilişsel Şimdisellik ile sadece
Orada gözlemci varsa herhangi zaman hep şimdidir
Orda gözlem varsa o zaman şimdidir. nesne kendini gözlemliyorsa?
a -çürütün bunu
orada gözlemci ve gözlem varsa herhangi yer hep buradır.şimdidir...
Buradan başka yerde olunamaz ve şimdiden başka bir zamanda var-olunamaz kiplerini incelenmesi ve sentezi ile yola başlangıç ve yürüme aşaması
gözlemcisiz nesnellik ikilemini ben az önce şimdi buradan böldüm ve kesintiye uğrattım ve kendimi tüm olguya, tüm bilişe ve tüm nesnele işaretledim ve taştım
ve kendimi tüm nesnel biliş olarak işaretledim. beni ben olarak işaretlemediğimde...
bu durumda benim olmadığım bir zaman ve yer yok ve bulamadım
bu durumda şimdi ben tüm zamanlardayım ve tüm yerlerdeyim
özne olarak işaretlenen!!!
Ben buradayım ve buradan başka hiç bir yere gidemem .Ben nereye gidersem gideyim bura oraya gider ve gelir hem
bura hareket etmez ama ben burada hareket ederim tüm hareketlerim bura içinde tanımlanır
zihinsel esneme ve gevşeme, kavramsal esnetme
kavramsal katılık çünkü var-zamana çok bağımlısınız
Ben nereye gidersem ve gelirsem bura da oraya benimle gider ve gelir..
tutarlı mantık dizgeci.nokta...
Ben heryerdeyim ve her zamandayım-öznesel işaretlemeyi bölersem ve taşarsam
mantık
Bura benimle oradadır ve bura benimle buradadır
nesnel özdek ,özdeklik için bura
zamanda aynısı
iş oluş kopmaları uydurmaları düşünce ve biliş parçalıyor, durduruyor sadece bilişi kesintiye uğratıyor
bilgilendirme sağlar-aksine öğrenilecek bir şey yoktur
varlık varvır-var-yaşam vardır-yaşamak vardır
Şimdi hep benimle berberdir bura hep benimle bereberdir-özgü biliş-biliç-bilinç ilişiğim nesneldir/özneldir? -öznedir?
nesnel biliş koparılamaz,nesnel bağ, nesnel biliş-selik koparılamaz ve bölünemez, birbirinden ayrılamaz sıyrılamaz
doğmadım ölmedim ben burada varım-şimdi
nesnel özdeklik kuramı/kuramsalı
nesnel bilimsellik taşması ve genel özdeklik gövdesi/gövdeği
Şimdi ve buradan öğrenirim ve bilirim herşeyi-nesnel bilişsellik-bilişsellik kaydı-açık zihin sadece açık zihin
doğru beslenme ve irade eşlik ediyor
geçmiş ve gelecek kiplerini yutulması-söndürülmesi ve şimdi ile bağıtılması eşlik ediyor. geçmiş ve gelecek kipinin tek zamanlaştırılması en hızlı felsefe -biliş- öğrenimi yordamıdır
ben kipinin yutulması ve tek taraflılaştırılması ve sen ve ben biz siz kiplerinin eşitlenmesi ve özdeşlenmesi hızlı felsefedir ve ben-bizin her şey ile bağıtılması yatıyor
altında sadece felsefenin
Doğduğum şimdi ve doğduğum bura ve doğmadan sonraki şimdi ve buralarımda şimdi ve bura içinde yolculuk yaparken hep zamanı, şimdi ve buradayı da yanımda taşıdım
gibi alegoriler fırsatı.biliş sentezi
Doğmadan önceki şimdi ve buradalarım ve ölmemden sonraki şimdi ve buradalarım da ben varım ve yokum
Doğup buradan buraya gelirken ve giderken ve ölüp buradan buraya giderken ve gelirken ben varım ve yokum
ben burada ve şimdiden öğrenirim geçmiş ve geleceğe gitmem gelmem zamanda asılıyım
-nesnel bilişsellik
ben derken -tümü- özdeği ya da tüm kendimi işaretliyorum
özdeksel ayrılık var mı? özdeksel ikilik, özdeksel biliş
çatışmayanlar çatışmayacaklar !
ben derken buradaki olanı işaretlersem birincil ben olanı ve dediğimi sanırım sen olurdum
nesnel işaretlemden
ben derken buradaki olanı -varsa sözde özneyi ve kimi- işaretlersem birincil ben olanı ve dediğimi sanırım sen olurdum
ben derken tüm özdeği işaretlersem yeniden soruyoruz bunu sizlere
özdeksel fark görememe üzerine işaretleme
ben derken derken, kendimi saltık imlemiyorsam ve kendi öznemi tekil ve saltık işaretlemiyorsam ve varlıktan koparmıyorsam ve bölmüyorsam?
ben derken kendimi saltıklaştırmıyorsaam ve özneleştirmiyorsam? öznelleştirmiyorsam?
ben derken özdekliği ve özdeği genel ad kavramsal olarak işaretlersem?
peki ben neyi işaretliyor onu soruyorum o halde?
ben kim işaretliyor ya da ne?
beni kim gösteriyor ya da ne?
nesne kendine bilişini gösteriyor sanırım değil mi?
nesnel bilişselilk özdesi
beni işaretleyen yine nesnellik ve nesnenin kendini bilişi -oluşu
beni işaretleyen ve gösteren
nedir?
ben nesneyim eşittir var mı başka soru-n
nesne olmasa ben kendimi özne olarak işaretlemeye kalkarım..
-varlık bozumu-
son
varlık vurgunu
bağ bozumu
yeni bozum-yeni düğümlerde görüşmek üzere!
son
sentez
Geçmiş ve Geleceğini Ucunun Şimdiye Bağlanması Asılması ve İlinmesi Sorunsalı
zaman; zamanda asılı zaman- yer ve ileri geri yer zaman vb mekan bulamayacaksınız
ileride geride asılı yerler, zamanda asılı yerler ileride ve geride olan oluşlar benzetmeleri kuramları yoktan-ala safsata
tek bir zaman mekan ve kopmasız biliş diyebiliyorum yakın genelleme-özelleme ikilemi ama tam değil bu ama
zamandaki oluşlar safsatası, geçmişte olan işlerin bizi oldurması, zaman yapısı üzerine düşünüş
"ictenlik"
24-04-2018, 15:20
-Öğretimsel/Öğrenimsel Yeniden -Sıfırdan- Sentezleme/Çözümleme Örneklemesi
Öğrenim Bilişsellemesi ve Bilişlendirmeci Sentezlemecilik
Kendine Sorular Sorarak Yapılandırmacılık ve Bilgi Epistemini Hiçyoktan Varetme-Ele Alma
Başlangıç sorularla ve biliş bilişlerle,
İlk zaman diye bir zaman ya da zamanbaşı ve zamanlarbaşı ve baştaki enbaş ve en ilk zaman da yokturculuk
(Buradaki görülmeyen ama muhtemelen bilinen sentez: Varlığın, zaman denilenle kesintiye uğratılamayacağı, varlığın hiçliği ya da öncesinde yokluğu ve hatta öncesi de bulunmayacağı gibi savlamadır... ve bu tezi ön-doğrulatmaya götürmeyi denemektir..
Karşı tez de, bu varlıkın öncesi var, öncesinde bilinmezliği var ,öncesinde hiçlik var- big-bang var, evren doğuş var, ölüm var, kaos var, nane var, bilinmez durum var- bunlar olmalı, tanrı var gibi şeylerdir.
Ki aslında varlığı önceleyen ve koşullayan, bugüne getiren koşullar olacağı yani varlık sorununun geçmiş ve önceye ait ve dair olacağı öne sürmesi ve ön-yargısı /ön-kabulü sentezleri başakoymaları başa-kakmaları ve uydurmalarıdır....
Ki aslında varlığı önceleyen koşullar olacağı öne sürmesi, yokluk ya da başlatma ve başlama diye bir devinme ve durum yer olacağı ve buna ihtiyaç olduğu, varlığın öncesine kurumsal yokluk kondurma ve bilinmez durum atama ,devinimi yoksayma, devinimin kendi içinde sonradan başlayacağı ya da sonradan değişim dönüşüm geçireceği ve devinimin oluşsal değişim geçirdiği ya da durgunluğun devinim ürettiği kabulü sentezleri başakoymaları başa-kakmaları, başaeklemeleri ve -baş- (ilkbaş;-enbaş;-enbaba-baş) uydurmalarıdır....
Ki aslında varlığı önceleyen ve belirten bildiren ya da değiştiren iç-koşullar ve
dinamikler olacağı öne sürmesi ve ön-yargısı /ön-kabulü sentezleri başakoymaları başa-kakmaları ve uydurmalarıdır...)
devinim aslında devinimsizdi. devinim kımıldatılmadı, kımıldamadı ya da kendi kımıldaması ile vardı, kendi kımıldaması ile varlık anlamında
-devinim izafiyeti, kımıldama syoutlaması ve hareketin sonradan denkleme eklemlenmesi
ya da varolan hareketin denklemden reddi ve çıkarılması -hokus pokus
herşeyi Hiçokyos bildirmeli değil-birlikte çözüyoruz
kavrama kavrama
(Tarih sahnesinde herkesin yazdıklarını bölenler ve didik didik edenler benim yazdıklarımı da bölsünler arkadaş. ve Arkadaş tanrı varlığı yazdırdı diye altında kırk kat inci ve katman aranan bir kitaba göre yazdığım karmaşık değil. kendi aklımın ürünü ve ayet mealiane sekiz saat ayıranlar kendi dil meallerine --ki altta bir şey yok-- birkaç zaman ayırsınlar)
Varlığı zaman ya da zamanın başına ve ucuna çakabilir misiniz? ve götürebilir misiniz? hadi taşıyın onu. şimdi nerden nereye?
Bu zamanın başında ne var? zamanın başı var mı?
Sizin aslında öyle olmayan zamanın olmayan başıyla sorununuz ney?
İlk zaman diye bir zaman yoktur..
İlk zaman diye bir zaman ya da zamanbaşı ve zamanlarbaşı ve baştaki enbaş ve en ilk zaman da yoktur!
Tanrı diye bir başvarlık-ilk varlık ve varlıkbaşı olmaması gibi mi bu.
Evet aynen öyle
Yani zaman var ama yok
gibi...yakın...
Zamandaki baş olmamasını biz nasıl anlayacağız?
Varlık nasıl hep olur?
Tamam nasıl sorusu da mı bozuk
Tamam biz neyi kavrayacağız o halde
yaşamayı mı?
Bunlara takıntılar ya da adlandırmadan yaşamamak felan demeyeceksin değil mi?
Dışarda bilime ihtiyaç var
--
Varlığı geriye götürüp nereye götürüyorsunuz siz?
zamanda ne bulacaksınız?
devimi olgulayın-bütünsel. şimdi
devim var ve hep devam edecek. başlamadı ve bitmedi. sentez
Zamanın başındaki varlık ya da varlık durumu belirtmesi hatası. Zamanın başı kavramını yokedin...
evrenin dönüşümleri yasasaldır ve düzenli/düzensel entropiktir o halde varlıkın
varlıkın başına boşluğu, boşlukçuluğu kim icad ediyor?
Varlığı, kendinden önce, kendi yokken (varlıktan önce) kendi durumuna koyan ve getiren oluşturan bir koşul ve sentez bulunabilir mi? üretilebilir mi?
Varlığı önceleyen ve belirten-işaretleyen, durum, ilke -belit ve biliş ve ya da özne-ilke arayışı yola koyulmasınının sonu ve sonucu saptaması sorunsalı
Onu içte biz işaretleyip belirtiyoruz-tüm varlık olanlar
Varlığı içten işaretleyen ve belirten biziz
Varlık cinsinden ontolojik varlığız/bağız-bağımız -bitti
Bu araya hiç bir şey sokulamaz,,
Kelimeleri kurcalayıp yıkıp bozup yeniden yapıp duruyorsun ama daha azı, daha çoğu başka bir şey olmayacak
bu kadar hepsi.sentez
Varlığı -artık- varlık olmayanken, (zamansız) varlık yokken ya da hiçken ya da öyleyken ve böyleyken öyle olmayana dönüştüren ve varlık durumuna getiren ya da varlık olmayanken varlık olarak ortaya koyan, herhangi sentez-durum-hareket özne, oluşum vs.
gibi?
Zamansızlığa bir varlık oluşumu-oluşturumu (kendinden gelişimlilikte) kuramazsınız
Kendine gelişimlilik ve oluşumluluk tanısını geliştirin ve açın bana haydi o halde?
Kendinden gelişimlilik içrek-içkin olur...
Zamansızlığı başlatamazsınız, varlıksızlığı da öyle
Mekansızlığı mekana ve olguya dönüştürüp çeviremeyeceksiniz -kudret icad etmeyin. Bilgisizlik işaret ediyor bunlar
Evrenin içinde kımıldayan kudretler bile. Varlığın kendi içinde kımıldaması bile hareket bilgisizliği ve hareketin eksik ve hatalı çözümlenmesi ve indirgenmesidir
Varlık duruyor muydu sonra kımıldadı?
Varlıkta kaos vardı önermesini kim atıyor/çatıyor canım senin zihninin temeline ve sen bunu onaylıyor musunuz? niye onaylıyorsun?
varlık bilinmezdi ve hiç durmundaydı önyargısını kim çataklıyor kafana ,bunu kim atıyor ve icad ediyor ki!
bu ön-sentezleri (önbiliş ve atamaları) üreten kim hangi doktrin bunu sağlıyor
hangi bilişçilik,
Bilişçilik sentezleri
Varlık kendinin tekilidir-aynıdır-cinsidir-kendidir-kendinedir-kendindedir gibi.
kendi cinsindendir gibi
Varlığı varlık olmayan ortaya koyup önceleyebilir. Ya da varlık öncelemez ve kendi cinsinden ilklenemez- ..nedensellenemez de .varlığı kendi nedenseller ve ortaya koyar ya da o ortaya konulamaz ve getirilmedi ve nedenden de nesneden de yoksundur .nesne de kendidir. kendi belirtir-varlık olarak bölüneemz.
nesne demek birinci soyutlamadır olacak
varlığı nesnesi diye bir bölüm/bölme bile hatalama-soyutlama
varlığın kendi kendi
nesne de töz değildir...
nesneyi gerçeklik-gerçekleme kendi belirtir ve ya da izafe eder.
Varlıkla kendi arasında nesne diye bir töz seti çekilemez
Varlıkla kendi arasında nesne diye bir töz seti -ikincileme- çekilemez
Varlıkla kendi arasına da varlıkla nesne arasına da nesne diye bir töz-seti de etiketi de yerleştirilemez
Varlıkla kendi arasına da varlıkla kendi nesnesi arasına, nesne diye bir töz-seti etiketi yerleştirilemez
Varlık adı nesne adını zaten kapsamıştır ve içermiştir.
Varlıkla, varlıkın kendi uzantısı ve kendi tanımı ve nesneselliği olan görüntülenim-belirleniminin izafi algısı nesneselliği ikincil bir töz-seti ve barajı olarak (varlıktan çekilip emilip koparılamaz) tanıtılamaz ve işaretlenemez
soyutlamasız ve emilmesiz ön-varlık-biliş...kendim bütünüm-herşeyim...
Daha varlık adını ve nesne kavramını bile soyutlamadan önce!
Daha varlık adını ve nesne kavramını bile soyutlamadan ve bulup getirip icad etmeden önce!
Diğer durumda benim geçmişim gibi çakılırsınız..
Başa bir şey kakmayın,kaktırmayın. Varlığın sonu başı, ucu bucağı, orası burası ve dibi de yok
Aranan özlenen özetlenen sentez
Baştan çok kısa özetiydi bu... anlamayacaklar için...
"ictenlik"
24-04-2018, 15:21
Soran: Ontoloji dediğimiz de neye işaret ediyoruz
Yanıtlayan:varlıkbilim
varlıkbilim dediğimiz de neye işaret ediyoruz
varlıka mı bilime mi?
her ikisine de
Konuşan: bunları parçaladık ve elimizde varlık ve bilim sözleri kaldı
varlık nedir ?bilim nedir?
varlığını bilme
varlık bilimi
varlık ve bilim
ikisini de biz tanımlıyoruz. insan varlığı ya da gözlemci olarak
ve kendini bilen ve yapılandıran olarak
isterseniz varlık ve bilim kavramlarını etimolojik olarakta -ayrıca- parçalayalım
gözlem veren var
Buna evren yada varlık diyoruz. bizi içine katıyor. varlık dersek herşeyi kapsar. evren dersek içinde olunan birincil bütünlüktür. çözülen birincil kapsam ve bütünlük.olma hali
gözlem veren var derken gözlem alan mı var kim ve ne?
ayrıca mı var?
varlık var köküyle imlenir
eğer var kökünün-kökeninin gerisine, zaman gerisine -onun hiç olmadığı- bir yok ittirilmezse ve tayin edilmezse, var durumunun kendini önceleyen ve belirten bir öncel ve onu belirtecek durum etiketi kökenlenmezse ya da zaman denilenin gerisi icat ve ilan edilmezse ve bunlar bu varlıkbilme denilen denkleme iliştirilemezse var ya da varlık denilen kendi zamanında ya da hep vardır.
varlık bilen-bildiren kim ve ne?
varlık kendi genel 1_varlık soyut ve özel 2 mi?
kim soyutlaması neyi ele alıyor ve ne belirtiyor?
öznelleştiriyor
nesneli işaretliyor ve subjeleştirip subjektifleştiryor ve genellemeyi bölüyor- özelliyor.. bunu anlayacaka gibi oluyorum şimdi
varlığı maddeye de soyutlarsanız, varlık maddesin ilki başı-başlangıcı gibi bir durum bulamazsınız.
onu yok bulmalısınız önce...
ya da önceden varlıkın ve maddenin başka bir biçim ve halde olacağını söylemelisiniz. Bunu gördünüz mü?
biliş ve madde sentezi
bu ikisi birbirinden ayrılamaz ya da ayrıca iki töz değildir mi demek istiyorsun?
bilişin kendi maddesi var. maddenin kendi bilişi var mı?
ne demek olur bu?
İkisi birbirine içkin ve verili ama ikisi diye bir şey yok ta diyorsun
ilk madde ya da ilk ve öncedeki varlık durumu gibi belirtmeler kullanılır
varlığı neye izafe ederseniz edin bunlar sadece adlandırmalar
var denilen
kendinin durumudur. kendi birincidir.köktür ve nedendir. kendi ilkeseli ve nedenidir
zaman var'a iliştirilemez-yokluk kıskacına girersiniz...
bir şey orada değilse burada mutlaka vardır
o biçimde değilse de bu biçimde mutlaka vardır
temel ya da taban olan varlıktır
ya da var belirtmesi ve varolma durumudur
bu taban bir daha açılıp soyulamaz. daha gerisine,öncesine gidilemez
anladım
-var yoka dönüştürülemez
yok zıtlığı ona karşı bir varlık mı?
onu belirtir bakın
varı belirtir-izafe eder ..,zihinde karşıtlıklar içinde bir biliştir ve adlandırmadır
harekete indirgenir ve soyutlanır çok ileri gidersek te
bunu anlamadım eksikler ve boşluklarım var
onları nerden -nasıl- tanımlıyoruz
var durumunu kendi bilmemizden gözlemiliyoruz
ve ilan ediyoruz
ve buna bir de ben durumu eşlik ediyor
ben varımcılık durumu sentezi
Bir varlık kavramı ezberine ve felsefe terminolojisi ezberine de gerek yoktur
Bilgi her an işlevsel ve bilişsel yeniden yapılanabilir. Sorgulanabilir ve öğrenilebilir
yeniden çözümleme ile zihninizi gözden geçirin, bilginizi-bilişinizi tamir edin-
Özelikle bir durumda kafanız karıştığında yeniden çözümleyin
Bilmenizi hemen şimdi yeniden yapılandırın ve onarın
biliş bakış ve duyuşun kendisi ben adlandırması aldı. Olma durumunun farkında olunması -olan..
olduğum yerde işaretlediğim bu varlık ben adı aldı
zaman ve hareket var
olduğu yerde olan ve kendinin farkında olan
kendini farkında olan ne?
öznelleşiyor ve subjeleşiyor/nesnelleşiyor mu, iki yana mı dağılıyor? ve yansıyor ya da gibi...
özne ya da konu olarak ifade edilmek mi? hepsi bilişin tezahürleri mi? sonucu mu?
özne demek ne ki? özne işaretleyen ve gösteren eyleme eden.. hareket parçacığı soyutlaması eşittir. hareket parçası bilişi
özne demek nedir?
biz neyiz?
şimdi başa döndük
ne varsa o var -isimlendirmeler arasında boğuşmak
ne yani git varoluş durumunu yaşa sadece mi diyorsun iyi de bu bize yetmiyor?
değiştiremezsin.. adlandırsan da. ...bilgi iyidir.
ben dediğimde bir kez aklımı bilişimi (duygu düşüncelerimi) ve bedenimi imliyorum
buradan benin tanımı çıkıyor mu?
"ictenlik"
24-04-2018, 17:08
Boşyazıkos'u aşabilmek denemesi 1
Bilim/bilme.. bilen. varlık ve bilinen
tamam nereye geleceğiz ki?
Bilme bir iş ve edim. Görme algılama işinin/filiinin uzantısı gibi
Tüm hareketin birlikte varolması ve birbirinden bölünememesi gibi bir durum
yani baktığımda varlıkın tüm zamanlarını aslında bu görüşte barındırıyorum gibi
çünkü bir biçimde olmuş olan herşeyin ifadesi o an gerçeklikte var
Eğer nesne ve özne ayrımı sentezine ve tuzağına düşmeyeceksek bu işi nasıl gerçekleştireceğiz ya da başaracağız?
kaldı ki düşmedik diyelim içeriklendirme
...
yapan benim. bilen benim. bilinen benim ve o
o bildiren mi olan mı?
olan benim ve o
herşey
ben herşeydenim-herşeydeyim ve herşeyin içindeyim
subjektif irade takınması. bu sadece bir savaş mı ve birbirmizle mi boğuşuyoruz
yani subjektiviteyle zaten takışamazsın
bir dakka?
nesnenin nasıl gözü olur ya da kendine dönük bilişimi ve gözlemi-
nesne diye adlandırılan ne? içerik
nesneyi içeriklendiren
görüntüsel gözlem diyelim ve var ve madde diyelim ya da varın madde yükü ve belirtisi olarak işaretleyelim.. pes edeceğim
nesnenin nasıl gözü olur değil sorun bu zaten var ve verili/koyulu olan -gerçek/gerçeklik
olan ve olmakta olan
olan ve olmakta olanın nasılları onu açıklamayacaktır
olan ve olmakta olanın nasılları ve yeniden nasılları yeniden nasıllaması onu açıklamayacaktır ve ortaya koymayacaktır
bu bildirimler işime yaramıyor dostum onları ortaya koyma artık başka bir yol bulmalısın
ortadayız
bunu anlamıyorum
başka bir yol önermelisin
burdaki takılma ne? öznellik deyip bundan/benden kaçamazsın ve kurtulamazsın şimdi
neye takıntılıyız burdaki sorun ne
kendin bul demeyeceksin değil mi bana,
yapan benim. bilen benim. bilinen benim ve o
o bildiren mi olan mı?
olan benim ve o
herşey
ben herşeydenim-herşeydeyim ve herşeyin içindeyim
bir dakka?
yapan olan herşey
nesnenin nasıl gözü olur ya da kendine dönük bilişimi ve gözlemi-
nesne diye adlandırılan ne? içerik
nesneyi içeriklendiren
nesne dersem nesne kendini içeriklendiriyor. özne dersem özne kendini içeriklendiriyor. varlık dersem varlı kendini içeriklendiriyor
yani nesneci nesnecilik- özneci öznecilik ve varlıkçı varlıkçılık ve arada bir fark yok gibi mi?
--
bilme/biliş ve bilinç bir kütle ağırlık duyumsaması gibi öz duyumsama ve özgül ağırlık ya da özgül yeti ve nitelik diyelim. aynı yeregeldik. gerçeklik ne ve nasıl organize oluyor
bu kendi içinde yeniden nasıl organize oluyor ve kendini dışarı veriyor-kendine
boşlukta hayal ve rüya görmekten sözetmeyeceksin değil mi?
herşeye zorunluluk ve zaten bu var deyip işin içinden çıkamazdık
daha çok anlamak istiyoruz
kütlesel olarak varız bunu tarif edebiliyorum ve tüm gerçek kütlesi
nasıl kurulup dağılıyor ya da nasıl rüyayı ve gerçekliki kendine yaşatıyor
bu kendini bilmeyi kendine nasıl yaşatıyor demekle eşit mi
kendine yaşatmıyor kendi içinde deviniyor kendi içinde zorunlu
bu anlam yetersiz
o halde olanak keşfi mi? bizi ne özgürleştirecek?
bu tutumdan eğer öyleyse,,
olanak keşfi sanki yaratmayı işaretliyor
gibi
iyi de irade zihin ne dersen de.. kendi içinde nasıl organize olup soyutlanıyor ve yaratıcı bir kimlik ediniyor
şu an eylem yapmamı ya da şu an yaptığım eylemi düşünmek
ben tüm gerçekliki yaratmıyorum .kendimi
tüm gerçeklik beni yaratmıyor .biraz da yaratıyor. sanki beni tüm gerçeklik beni hep yaratıyor
kendi mi ben mi yaratıyorum ve oluyorum sorununa cevap veremiyorum
bildiğim şu içinde bulunduğum koşulların içinde olduğum
seçen bir eylemci var
yapan bir eylemci var
düşünce var
tüm bunların bağı
birazcık yaratıyorum ve gerçeklikin içine katıyorum gibi. tüm gerçeklikin içine
evrenin olumuna da katıyor muyum ve katılıyor muyum nasıl,
bunu duyumsamak istiyorum ve çözümlemek
her an olan işlere yine de bir katımım var gibi-katılımım
kendime katılımım değil aslında tüm işlere aslında
gerçeklikten pas alıyormuşum gibi
kendimi seçerken irade-seçim yaparken olan şeye bak
burada bir şey hisseder gibi oldum
kendim demekten ve olmaktan
gerçeklikten pas alırsam ve o an eylem seçersem o an yaratıcı mı oluyorum demeye
böyle böyle bir evreni yaratmış ve olmuş olamaz mıyım
bir taşı yerine koymak gibi sıralı hamlelerle kendimi olmak ve şu anı yapmak gibi seçimlerle
kendi seçimimi yarattım oldum diyebiliyor muyum
beni başkası olmadı yaratmadı ya da ben kendimi yapıyorum ve oluyorum imi taşımakta ki
bunu açıklayamıyorum anlamıyoruz
kendimi gerçeklikten alıp ben oldum
kendimi anne babamdan alıp ben oldum
kendimi evrenin içinde bulup yaşantımı ve olumumu sürdürdüm
bunları bölün
evrimsel seçime eklenen irade fonksiyonu
e insan seçiyor ya?
--tamamen ip sendeydi ben burada yoktum
tamamen izledim
bunu anlatamam
yazılanları bir yerden sonra düşünmedim ve yönetmedim
tam olarak içsel bir o yazdı açısından izleme gelişti
"ictenlik"
24-04-2018, 17:37
Boşyazıkos'u aşabilmek denemesi 2
o halde olanak keşfi mi? bizi ne özgürleştirecek?
bu tutumdan eğer öyleyse,,
olanak keşfi sanki yaratmayı işaretliyor
gibi
ben tüm gerçekliki yaratmıyorum .kendimi
tüm gerçeklik beni yaratmıyor .biraz da yaratıyor. sanki beni tüm gerçeklik beni hep yaratıyor
kendi mi ben mi yaratıyorum ve oluyorum sorununa cevap veremiyorum
bildiğim şu içinde bulunduğum koşulların içinde olduğum
seçen bir eylemci var
yapan bir eylemci var
düşünce var
tüm bunların bağı
birazcık yaratıyorum ve gerçeklikin içine katıyorum gibi. tüm gerçeklikin içine
evrenin olumuna da katıyor muyum ve katılıyor muyum nasıl,
bunu duyumsamak istiyorum ve çözümlemek
her an olan işlere yine de bir katımım var gibi-katılımım
kendime katılımım değil aslında tüm işlere aslında
gerçeklikten pas alıyormuşum gibi
kendimi seçerken irade-seçim yaparken olan şeye bak
burada bir şey hisseder gibi oldum
kendim demekten ve olmaktan
gerçeklikten pas alırsam ve o an eylem seçersem o an yaratıcı mı oluyorum demeye
gerçeklikten kendimi (emanet -ödünç) alıp oluyormuşum kendimi varım gibi düşünmemdeki olan şeyi anlatıyorum
yani buraya geldiğidme ve olduğumda -doğduğumda kendimi aldım
oldum kendimden
irade vardı. iradenin gücü ne?
gerçeklikten kendimi sonradan alıp olup oldurup oluyormuşum gibi düşünmemdeki olan şeyi anlatıyorum
gerçeklikten kendimi devralıyorum gibi olan şey... yani ben olunca
anam babam beni oldurduktan sonra
gerçeklikten irade yetkimi devralıyorum
kendimin yetisini ve kumandasını devraalıyorum
ama beni ben diye biri devralıyor
doğa bana koşul verdikten sonra seçiciyim ve eylemciyim
tamam burda dur ve yavaşla
---
evren beni yumurtladıktan sonra özgürce kendimi oluyorum ve oynuyorum ve evren içinde sonsuz koşulsal gücüm ,eylemselliğim ve kendime ait eylemselliğim var ve bilgim oranında yaratıp yıkabilirim değil mi?
var edip yokedebilirim
çözümleme .burayı esnet ve genişlet ve aç
buraya iyi bak ordan çıkacak sonuç .iyi dur
ne olduğuna karar vereceksin, kim olduğuna buna iyi bakarsan ve iyi düşünürsen
eğer evreni yokedebilirsek
ya da yeni bir evreni biçimde ya da bilerek ve isteyerek istemeyerekte olsa kurarsak
bazen keşifler yumurtluyor ne olacağı bilinmez
bir gözlemci eylemci evreni -tam- yokedebilir mi? soru bu?
peki bir şeyleri..
bırakın big-bangi;
big-bang'i laboraturavar ortamında mı üretmeye mi çalışıyoruz?
orda olan ne? cern?
ne gerekir peki?
yıkmak yapmak için ya da öğrenmek
peki dünyadan fırlatılan bir enerjiyle birlikte gerçekten güneşi biraz hareket ettirebilsem ve saptırabilesem evrenden neler oluşturur ve değiştirirdim,
güneşi hareket ettiremez miydik?
bunu hiç düşünmedik
bir çekim dalgasını bükmekten mi sözediyorsun
peki bir çekim dalgasını bükersem ola ki gerçekten gerçekten eğer bükebilirsek bunu varoluşa yükü katkısı nasıl tanımlanır
(ya da ben fizik bilmiyorum yanlış tanımlıyorsam düzeltin ama olduğum yerden eğer güneşi rayından çıkarabilirsem tüm galaksiyi birbirine katabilirim gibi algılıyorum. ve bunu dediğimde başka bir sistem ya da sistem yasası ve bilimi zihnime eşlik ediyor. orda arkada bir şeyler dönüyormuş ve oluyormuş gibi hissetmek gibi olan şey)
özgür eylemcilik mi?
bu bizi tanımlıyor mu şimdi ?
ne eksik
bizden güçlü varlıklar
onlar baş mı?
bunu geçin...
varoluşu nasıl tanımlamak bizi neyleştirir (ne yapar .ney ve hangi durum bizi o ya bu yapar ya da hangi durum bizi bu o ya da bu değil yapar) ya da ne olmalıydı ki!
ne bekliyordunuz?
"ictenlik"
24-04-2018, 17:50
boşyazıkosun güncesi 3,5
evren beni yönetmiyor.evrimde.
sadece teknolojimle ve bilgimle evreni yıkabilirdim.
bu doğru mu yanlış mı?
eğer uygun formülü bilsem ya da uygun matematiği ve enerji kullanımını bilsem
ve uygun teknolojim,, keşfim olsa ve üretsem
tamam insanlığın yararını boşver
evren büküyoruz şimdi
beni ne sınırlıyor
matematiksel mantıksal olarak mümkün diyelim beni alıkoyan bir şey var mı?
bunu düşünmenizi istiyorum
çekim dalgaları üzerine deneyler var mı?
bir mercek güneşi toplayabiliyor ve ışığı oldukça yakıcı bir hale getirebiliyor
ve bu kolay bir teknoloji
eğer merceği bilmeseydik ve biri bana güneş ışığıyla ateş yakmaktan hatta bunu savaş aracı yapıp gemi yakmaktan ve ateşten bahsetseydi?
deseydim ki cam diye saydam bir şey icad edip onun içinden ateş geçirebiliriz...
deseydim
taş baltalarla kovalanırdım
sadece biraz silisyumu ısıya maruz bırakmalıyız ve neler olacağını da görmeliyiz derdim
insanlık yararına cam bükerdik
biraz silisyum kendinden ısıya maruz kaldığında cam diye bir şeyi belki de bulmuş olurdum
sonra bu cam diye bir şeyle neler yapıalbileceğine bir bakardım
ama gökyüzündeki ateşi toplayacağını hala düşünemem değil mi?
sonra ürettiğim bir cam tesadüfen bir yerleri tutuşturduğun da camın tutuşturculuğunu ve ışık toplayıcılığını tesadüfen öğrenirim
camla neler yapabileceğime çok karar vermem gerekmiyor sanırım
hangi teknoloji çekim dalgalarını konsantre edebilir ve yoğunlaştırabilir
bun uda tesaaüfen öğrenebilir miyim?
ben de bunu soruyorum bu mümkün mü_?
teknik fizik olarak mümkün mü sade bunu yanıtlayın soruyorum ben bilmiyorum
kütle çekim dalgalarını bükmek toplamak yansıtmak tutmak vb. vb. mümkün mü ?
ya da sonuçları ne olurdu?
"ictenlik"
25-04-2018, 12:17
Facebook Ateizm Deizm Panteizm ve Agnostisizm Grup Kayıtları
Akılsız şuursuz bir tabiatın milyarlarca canlıyi var etmesi hakında bilgisi olan arkadaşları dinlemek istiyorum.
bir şeylerin varedildiğini söylüyorsun?
varetme nedir varolma nedir onu bir açıkla bana sen ben sana bilgi vereyim istiyorsan
varetme diye bir fiil yok
varolma var
birilerimiz birşeylerin bunu varettiğini uydurmak zorunda değil sadece...
akılsız şuursuz bir tabiat bir şeyler varetmedi..
ben varedildim varoluşturuldum diye bir varlık tanısı yok
tabiat varedildi diye bir tanı yok...
ben varımdır varlık tanısı insanın
kimse varedildiğini söylemek ya da düşünmek zorunda değil..
ben varoldum, ben varım..etimolojik ve dilsel anlam kalıpları bunlardır..
felsefeyle yada bilgiyle ilgileniyor musun ve bunlar üzerine hiç düşündün mü,?
evren vardı.var. milyarlaca canlı var.
bakın var kipiyle belirtiliyor. kimse varedildi diye dolaylamıyor
bu ifadeler zaten bilişe ve farkındalığın kendine yani varlık duyuşu, tansına ve bilişine ve belirtmesine dayanıyor..
asıl tanrıyı varetmek zorunda değilsiniz!
--
varedilmeden varolduğu gözlemi üzerinde duracaksanız zaten orda bir açıklama olamayacağını göreceksiniz ya da geriye sadece nasıllar kalacağını..
var kavramı yok ile bileştirilmezse ve varın dayanağının yokluk olacağı öne sürülmezse neden ve nasıl varın varolduğunu anlayacaksınız.. vara bir neden nasıl bulamazsınız...
var sadece var
var olduğu için var ve yok olmadığı için vardır
Milyarlarca canlının yok olmamalarının olanaksızlığı ve yokolamamalarının zorunluluğu onları varetti ..
dilsel kalıplar bunlar bunlarla bir yere gidemeyiz. kendiniz öğrenmelisiniz...
varın kendi varedilemez..
var kendini ortaya koyamaz.nedensizdir kökensizdir öylece vardır
varı bir şeyde ortaya getiremez çünkü var yok olmalıdır demektir bu...
yok değildir
var yok değildir..var kavramını inceleyin...
--
var kavramındaki etme-ediş bir iştir değil mi?
var kavramı etme edişten önce ve bu edişinde başında
var kavramı edişten önce var
ve var edişin tanrısı ve öncesi o zaman
ki ediş dediğiniz eylemler ve edilme durumları ve hareket birbirinden bölünemez. olma denilen yekpare bir bütündür... oluştaki tüm hareketler birbirine bağlıdır
-
arkadaşım zamanı düşünmen ve anlaman gerekiyor..
zamanda ne kadar geriye gidersek gidelim bir zaman yoktu ve zaman başladı diyemiyoruz.. bu bizi zamansızlıkla birlikte olanın öylece hep varolduğu sonucunu doğrulamaya ve anlamaya götürüyor. biz bu çıkmazları yıllarca yaşadık
--
dil felsefesi.. edişvarlık diye bir tanım kuramaz ve getiremezsiniz örneğin. edilmişvarlık gibi bir kurgu dilde anlam olarak barınamaz da barınamaz da.. herkes tüm doğaya ve varlığa aitlik hissediyor ve irade deneyimliyor
--
bakın. insan varlığına köken arıyor ve zamanda geriye gidip zamanın ve varlığın başladığı bir yer diye zamanı kesiyor. sonsuz olan ve hiç başlamamış olan zamanı başlama yeri ve olmaya başlama durumu diye bozuyor. böyle bir durum yok.
insan düşüncesi gidip sonsuzlukta zamanı başlatıyor. sonsuzluk başlayamaz. sonsuzluk aynı zamanda öncesizliktir ve başlangıçsızlıktır... zaman da öncesizdir de sonrasızdır da ..öncesi olmayan zamanda başlama yeri bulunamaz. köken arayışı nafile çabadır...
zaman kavramını bir kez olsun kavrarsanız ne dediğimi anlayacaksınız..
--
Milyarlarca canlının ya da herhangi bir şeylerin hiç olmadığı bir zaman da bulamayız . Bir şeyler öyle değilse böyle, o form da değilse bu form da mutlaka vardır. O zamandan bu zamana gitmek ve gelmek gibi belirtmeler ve varlığı geçmişe ya da bugüne taşımak gibi düşünmeler. Geçmişte varlıkta ne vardıysa neyle birlikte vardıysa bugünde o var...
Yani yokluk durumu ya da hiçlik diye bir karanlık içinde bunların geliştiğini ve olduğunu düşünmek zorunda değiliz.
Tabiat diye bir şey var diyoruz.
Evrende ve varlıkta şu an ne görüyorsak bu onun tüm zamanlarına ilişkin. ve evrenin ve varlığın tüm maddesi şu an gerçekte ve dışarıda var.Yok olmuş her şeyin bir izi ve biçimi mutlaka var orda. Bir şey mutlaka ve mutlaka başka bir şeye dönüşerek yok oluyor... Bunun gibi öncesinde bir şeyler yoktu dersek bile o daha önce varolan bir şeyin yokluğudur .öyle olmalıdır. Yokluk varola nbir şeyin ortadan kaybolmassını tanımlar. Hiç ortada olmayan ve varolmayan yokolmaz. var olmayan şeyler yokta olamazlar... Götürüp tüm evreni ve oluşu bir yokluk karakutusuna sıkıştıramayacağız..
Yokluk neyim yokluğu ve yokolması onu soruyorum. bir şeyin yok olması için önce varolması gerekiyor... Yokluk tanımı gereği daha önce varolan bir şeyin yer değiştirmesi yada biçim değiştirmesidir... ve daha önce varolanlar hep vardır... Kurumsal olaak, madde özdek ya da hiç bir şeyin yokluğu ve öncesi bulunamayacak..hep kendilerini tekrarlarlar...
--
tabiat yoktu derseniz de bir şeyler bir biçimde vardı demek zorundasınız.
Tabiata konu olan şey ve tabiatı bugüne getiren durumlar silsilesi var
evrim ve din arasında bocalanmalı değil öncelikle... oluşturulma, oluşma ve varetme gibi saptamalar yanılgılıdır. olmadığı durum yok. varolmadığı durum yokta ondan... varolan bir daha varedilemeye ihtiyaç duymaz ve olan oluşmaya bağlı kılınamaz. oluşmamıştır hep vardır ve varolma durumu olmak halidir...bu durum öncededir.. olanı bir daha oluşturuyorsunuz ve oluşturulmaya muhtaç kılıyorsunuz-iyi bakın..
zaten olan ve varolan varedilmeye ve oluşmaya bir daha oluşturulmaya ihtiyaç duyar mı?
olma var ama.olma oluşmadı
olan var bu önce...
eğer hızlıca aman benim kafam karıştı işte tanrı diye varmış o yapmışmış demeyeceksek ve bunları biraz olsun anlamak istiyorsak bunları düşünebilir ve gözden geçirebilirdik....
Evren yoktu desek te evrenin içinde olduğu oluştuğu bir yerden ve evreni oluşturan koşullardan ve dinamiklerden sözederiz. Belki de orda başka evrenler vardır...
--
oolmayan şeylerin yokluğundan sözedilemeyecek.. Yok demek bir yerde ve zamanda bir biçimde mutlaka varolan bir şeyin zaman mekana göre biçim ve form değiştirmesini tanımlar...
zaman mekan gibi şeyler başlatılamıyor ya da yokluğa indirgenemiyor.
Eğer başlangıçta tanrı vardı diyorlarsa onun yokluğundan da sözedecekler çünkü tek varlık onun ve yokluk kavramı onun yokluğuna ilişkin olabilir.. Tanrı yokluk sahibidir demek zorundalar çünkü tek saltık varlıktır İlişkilendirilebilir tek yokluk tek varlığın yani onun yokluğu kılınabilir.. Diğer durumda başka şeylerin ,var ve yok olmasından ve tanrı olmayanların yokluğundan ve varlığından sözedecekler..
tanrı yoklukla yarattı demek bir çıkmazdır.
yokluk tanrıdan başkasının yokluğu olamaz çünkü tanrı tek
varlık ... oradaki tek yoklukta ancak varolanın varlığıyla ilişkili kılınabilir.
tanrının tek olduğu durumda tek yoklukta tanrının yokluğun ilişkin tanımlanabilir... tanrının varlığı vardı ve yokluğu vardı diyebilirsiniz...
Diğer durumda başka şeylerin ,var ve yok olmasından ve tanrı olmayanların yokluğundan ve varlığından sözedecekler..
yok artık olmayan bir şeyi belirtir
ya da artık orada olmayan.
yerinde olmayan ve burada olmayan
hiç varolmamış şeyin hiç yokluğu ya da hep yokluğu?
işte bu tanrıdır....
çünkü biz vardık...ve varız...
diğer durumda yoktan varettiğinden ve yoktan varetme diye bir şeyden sözedemeyecekler. tanrı tek vardır ve ancak kendini kullanarak ve kendi bölünerek ,değişerek ya da yansıyarak yaratabilir ya da olabilir...
ya yokluk kuramsalından ya da tanrı kuramsalından er-geç vazgeçecekler
bu ikisi de birdir...
--
"ictenlik"
25-04-2018, 12:39
Olma diye bir şeyin başı bulunamaz. Olma, olmama durumu ile kesintiye ve sekteye uğratılamaz. işte buna sonsuzluk diyoruz. kopmaz bir zaman var ve başı sonu da yok. olmayacak.buna alışsanız iyi edersiniz...
olma durumu kendi olmaması ile tanımlanıp bölünüp getirilemez. olma olmadır-vardır...
Olmaların başlaması ya da olmanın olmaya başlaması diye bir şey yok. daha az önce en dedim...
Olma olmaya başladı. olma yoktu oldu.
Bu mu sizin bilginiz? Çocuklarınıza bunu mu verecektiniz..?.
Olma olmaya başladı derseniz siz iyi bir felsefe öğrenin...yeniden öğretsinler size varoluşunuzu. çöplere karışırsınız ve nesilleriniz kurur. neyle ayakta tutacaksınız onları.? bilgiyle değilse?
tanrı çocuklara söylenmiş kolay ve hızlı bir yalandır-avutmacadır.
Anne-baba burda neler oluyor?'un kısa yanıtı ve kes sesini ve otur yerine bunu bizde bilmiyoruzun özetidir.. bunu deyin...
çocukları hızlıca yatağa gönderip hızlıca işlerine bakabilmek için uyduruyorlar çünkü bilmek meşakketli ve emek işi...kolaycılar sizi...
Anne ben nereden geldim. Biz nasıl varız karmaşasına bu açıklamaları vermek ister miydiniz?
"ictenlik"
25-04-2018, 14:39
Ateizm Deizm Panteizm ve Agnostisizm Şayetleri 3
Ateist Kardeşlerim Tanrı olmasaydı siz kime inanmayıp ateist olacaktınız?
Kavramsal ve etimolojik varlığının bilişseliği su götürmez bir gerçektir.
Ontik ters yapılanmayı ve -ontik karşı zekayı ve bilişi yani ontik ters bilişi-bilgiyi onun üzerine kurup inşa ettiğimiz ve kendimizi onun üzerine oturttuğumuz doğrudur...
Evet tanrının üzerinde ve bazen de karşısında duruyor oturuyor ve
yaşıyoruz .Yeni komşumuz tanrıdır bu doğrudur. Kötü komşu insanı bilgi
sahibi yaptı.. Bunu doğruluyoruz...
Tanrı bir alt kata mı taşınmalı ne?!
"ictenlik"
25-04-2018, 18:11
deizmin kısa bir eleştirisi kabilinden k-alıntıdır...
bir de tanrı'nın ontolojik olarak hiçlenmesi mümkün değildir diyorsunuz
bizler kendi ontolojimize dayanarak bunu kolayca yapıyoruz/hiçliyoruz
bunu unutmayın...
bir de, bize, tanrı'nın ontolojik olarak hiçlenmesi -bulgulanması/aksinin bulgulanması- mümkün değildir diyorsunuz
kendi ontolojimzide kendi varlığmız üzerinde ve üzerinden bunu kolaylıkla yapıp görebiliyoruz
tanrıyla zaman kaybetmenize gerek yok
bu bilişi kolaylıkla edinip doğrulayabiliyoruz yeniden söylüyoruz
varlık duyuşu-kendi
kolay
kendi varlığımı dolaysızca bilmem bildirmem kendi ontolojimi tanımlar ve tanıtlar
mantık olarakta bulundurulabilir ancak mantık bağına gerek yok varlık duyuşunun varlıktan sezilmesi emilmesi ışığı altında -tanrısızlık ve kendisizlik berrak bir sezişte ve görüştedir.. kendimiz olmamız..ve aramızda tanrı olmaması..
gün ışığında...
ontolojik bir hakikatı reddediyorsunuz diğer türlü
tanrı bir yaygara sadece_hiç bir zaman da olmayacak
bununla zaman kaybetmenize de gerek yoktu
varlık tanrı gibi bağlar içermez_içeremez
onlar ne sahiptir ne efendi
kendilerine sahip ve efendi adını takanlar defolup gitmeden önce biz vardık burda
bunu bilmelisiniz
daha öğrenecekleriniz var
özgürsünüz
kurtulun o dolaşıklardan-dolaşık felsefelerden arının
tanrıyla kendinizi dolandırmayın
..
sevgiler..
kendi varlığımı dolaysızca bilmem bildirmem kendi ontolojimi tanımlar ve tanıtlar
kendimi bildiriyorum tanrıyı değil başka bir özette.. bunu tanıyor musunuz?
"ictenlik"
27-04-2018, 09:39
Arkadaşlar bir derleme yapmak, bir fikir sunmak, istiyordum ve sabah sabah kafamda dönen İnanna-Enkidu ve Gılgameş öyküleri ile güne başladım.
Kendim de modern topluma ve onun ilişkilerine göre oldukça Enkidu'luk duyumsadığım için de bunu yapacaktım...
Doğal hayat ve karşısında sözde uygarlaştırılmış bir tuhaf modern toplum ve hayat ve uygarlaşmış (ama doğasına yabancılaşmış) insan ikilemi ve kadın erkek rolleri gibi şeyler hakkında işime gelecek ve demek istediklerimi dememe yarayacak şeyler arıyordum..
ya da içsel Enkidu mu arayıp aklayacaktım kendimce...ve içsel Enkidu mu uygarla barıştıracaktım
Endkidu'nun doğallığını ve yabanlığını sözde modern/uygar insana karşı savunacaktım
Kafamda başlangıç için hatırladığım iki yazım vurgusu vardı.
Birincisi, Enkidu'nun, yaban ve doğal varoluştan sosyal hayatın izole içeriğine çekilmesi vurgusu taşıyan bir yazıydı..
Diğeri de;
İnanna Gılgameş birlikteliğinin bugün-kü kadın erkek rollerini ve toplumsal olgusallığı özelikle de kadın rolünü temsil ettiği ama tabiri caizse kadını aşağıladığını, kadını kıstırıp yanlış bir imgeye hapsettiğini belirten muhtemelen Kürt-toplumsal bir yazım sitesinde ya da blog da geçen bir yazıydı..
Sanırım İnanna Gılgameş figürünü, sonsuza kadar sürmesi umulan ideal-romantik ikili birliktelik sonucundan eleştiriyordu ve kadının toplumsal rolünün küçümsenmesi, erkeğe gölge olarak tanımlanması, cinsellikleştirilmesi ve seksleştirilmesi yanında, kadına git bir ideal eş adama ait ol, evinin kadını ol, çocuk yap, erkek üzerinden tanımlan, yönetsel ve başka işe karışma gibi rollerin biçilmesini de eleştiriyordu
Hala bu yazıyı arıyorum
ama işin ilginci bu yazıyı ararken başka şeyler buldum ve hayretler içinde kaldım
şoklar içinde
Abdullah Öcalan İşaretli Erkeği Öldürmek simli bir kitap buldum.
Kırk yaşındayım ve meseleye hiç öyle bakmamıştım.
Bu esere neredeyse güzel bir çağdaş esincilik ve bilinç/ışık sözetmeciliği ve birleştirmeciliği ve ya da kendini savunan insan tadında ve ayarında göz attım
tamamını henüz bitiremesem de
https://tr.scribd.com/document/34893786/Erkeği-Oldurmek-Abdullah-Ocalan
Ayrıca bir de böyle bir içerik bulmuştum
https://www.wikisosyalizm.org/Öcalan_-_Eşitliğe_ve_Özgürlüğe_Yürüyüş_(Kadın_Ordulaşmasın a_Doğru)
Bu kimliği, yani insan kimliğini, yani Abdullah Öcalan olanımızı, daha önce hiç bu anlamda tanımamış-tanışmamış ve değerlendirmemiştim..
Ki arkasında ki diğer toplumsal öyküyü de..
Biz sadece bize yansıyan bir toplumsal çatışma-kavga savaş kaos biliyor-görüyoruz ve orada kan ve savaş olduğu için bu toplumsal olgu yüklerindeki tarafların tanınmasına ya da bu tanımanın empatik işlevine ve derinliklerine de girmiyoruz sanırım
Benim tarafımda yazımcı kimliğinin terör vb. örtüştürmesinden de soyunarak ve sıyrılarak oldukça büyükçe bir s-empati de toplayıp kazandığını söyleyeceğim
Bu konuyu siyasallaştırmayacağım ve diğer toplumsal siyasal kafakarışıklığından bunu ayırarak bunu sözediyorum
Daha da fazlası
Bunu ararken özellikle başka da bir çok Kürt-toplumsal kökenli yazım ve kadına bakış ve dünyayı adlandırma yazısı buldum
Sanki hepsinden bilinç taşıyordu/akıyordu...
Jineoloji kavramıyla Kürt kadınının yakın ilgisini-ilişkisini ve diğer genel bilinçliliğini de görüyordum
Bu kadın yazarların ya da yazıların bir çoğu kendimi aptal ve bir şey bilmiyormuş gibi hissetmeme sebep oldu..
ya da meydanın birilerine bırakılması hissiyatına kapıldım
İnsanlara modern kentlerde uyuduklarını bildirebilirim.
Araştırmama da devam edeceğim ancak hala buradaki şok ve onun çözümlenmesi istenciyle öncelikli ilgiliyim aslında
..
Bunun sonucunda oldukça siyasi/toplumsal bir aydınlanma yaşadığımı/geçirdiğimi hatta kendimi küçük-küçük düşmüş ve yarı izole hisesttiğimi, hatta (kapana kısılmış) toplumsal olaylara karşı ilgisiz ve duyarsız hissettiğimi ve şimdi bunu çözümlediğimi de sonuç olarak ifade itiraf ta edebilirdim...
"ictenlik"
07-05-2018, 15:55
"TANRISIZLIK VE BAŞSIZLIK BİLDİRGESİ"
ONTOLOJİK BAŞSIZLIK İLKESİ
ONTOLOJİK BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ
Giriş ve başlangıç için "Ontoloji" kavramı hakkında açıklama;
Aşağıdaki metinlerde ki "Ontoloji" kavramı , yaşam bilim, olumbilim-olmabilimi ve varlıksal/varoluşsal ilgi ,araştırma-keşif ve duyarlılık bilimi vb. anlamlarında içerilmiştir
Genişte ise,
Ontoloji kavramı; varsa, yaşamın amacının/ereğinin/gereğinin/nedenliğinin araştırılması ve sorgulanması ve bunlar yoksa yaşam denilenin nereye nasıl temelleneceği ve yaşam ve olma/olum denilenin daha objektif incelenmesi ve çözümlenmesi; neden, neye dayanarak (ne ve kim için neden ) yaşandığının araştırması ve oluşun/varoluşun/olanın hangi temel ilkeye ve ilkelere ya da yasalara indirgenerek ve çözümlenerek araştırılabileceği ve anlaşılabileceği yani özünde tüm kişinin ve tüm olanın varoluşsal sorununun incelenmesi-tanınması ve bunun olası çözümü ve çözümleri ve eğer gerçekten neden ve kökenler yoksa da ve asılsızsak ne yapacağız onu sormak soruşturmak ve eğer neden ve kökenimiz de yoksa bu nedensiz ve kökensizliğin açıklanışı ve biz-birlikte kavranışı ve bizbizleğin varoluşsal tümseğinde ve patikasında nereye nasıl yürüneceği sorununa birlikte yanıt verme buluşması için tasaralanmıştır/içerilmiştir…
-Denemesel Taslaklardır- Katkı Beklemektedir---
Özgür Varoluşlar Bildirgesi –Manifestosal- Başlangıç –deneme
Özgür katkı beklemektedir.
Olum, oluşum ve yapılanma/yapım aşamasındadır. –sürecek-denenecek-ve bir daha denenecek-
TASLAK 1 –ÖZGÜN –deneme 1 /Kazan Kaynatma
--
ÖZGÜR VAROLUŞLAR VE VAROLUŞUN TANRISIZLIĞI, BAŞSIZZLIĞI BİLDİRGESİ ya da PROBLEMATİĞİ
ÖZGÜRLER BİLDİRGESİ
Girişgah/Girizgahsı
Ben özgürüm… Varlığımı tanrıdan almadım..
Bana tanrıya inanmıyor diyen yalçın kaya, sana sesleniyoruz ben/biz özgürüz
Seslerim sana çarptığında Tanrıdan büyük çarpmasını umardım!
Tanrıdan büyük sesler ve mucizeler yapmaya karar verdiğimde ve kişisel tanrımı öldürdüğümde/yıktığımda sana da ulaşacağıma söz ve yeminler doluştum çünkü
Tanrının sana seslenemediği ve ulaşamadığı yerlerde sana seslenen ve seslenenebilen benim/bendim…
--
Ontolojik hakikatlar (varlıksal ve varoluşsal gerçekler) tanrıyla uyuşmuyor. Bizden önce de düşünmüş düşünür insan varlıkları gibi biz de bunu düşündük ve bu uyumsuzluğu gördük. Aklımız ve erdemimiz neticesinde bu sonucu tekrar sınadık ve doğruladık…
Varlık bir köken/neden belirtemiyor
Ve bu bağlamlara (başlama olma, köken, neden ve tanrı gibi bağlamlara) indirgenip çözülüp hapsedilemiyor.
Olmamış varolmamış (hep var) varlık diyoruz..
Varlıktan olma durumu (ya da olmanın olmaya başlangıcı ve başlaması durumu sentezi) elde edilemiyor
Neden tanrı yoktur? Ve var olamaz!
Var kavramının hiç olmadığı (yani varın/onun yok olduğu mutlak) bir zemine çekilememesi yani varın hiç olmadığı salt mutlak yokluk (varsızca bir mutlak yokluk) tahayyülsüzlüğü ve varın bu bağlama indirgenip çözümlenememesi (ki bu varın üretilmediği ,öncesizliği yapılamayacağı ve başlamadığı ve zamanda başlamadığı anlamına ve sonuçlarına gelir) mantık ve bilimsel-akıl ışığında varlıkta gerçek bir tanrı varlığı/varlıksallığı olamayacağının en nitelikli ,en keskin ontolojik kavramsal delili ve yansımalarından biridir..
Bunu anlamıyoruz diyebilirsiniz. O halde bize güvenin şimdilik… Gök-kültlerine değil! İnsan onuru adına yazılan ve kaleme alınan bu satırları bir izleyin/kovalayın…
Var kavramının yok kavramına indirgenip çözümlenememesi ve var ve yok kardeşliğinin/kavramlarının birbirini belirtmesi
Var ve yok kavram karşıtlığı ve bunun kafakarşıklığı.
Var ve yok tıpkı uzun ve kısa gibi (orada ve burada olma gibi, öyle değil böyle olma gibi) birbirini gösteren ve belirten, birbirine sıkıca bağlı nitelemeler ve karşıtlıklardır. Biri olmadan diğeri de varolamaz. Ve bir şey orada değilse burada ve o biçimde değilse bu biçimde mutlaka vardır. Var ve yok bir gözlemci işaretlemesidir ve uzay zamanda hareket ve değişimi işaretler..
Varlık bir nedene dayandırılamıyor ve indirgenemiyor..
Varlık bir başlangıca indirgenemiyor
Tüm bu çıkmazları birleştirdiğimiz de tüm bu çıkmazların ve açmazların adı ise Tanrı diye sıvanarak geçiştiriliyor.
Ben biz seni geçiştirmeyeceğiz ve adam/adem insan-varlık yerine koyup alacağız ya da geçiştirmeyi de istemiyoruz, düşünmüyoruz. Bu yüzden doğru bildiklerimiz sözediyor olacağız. Eğer buna sıcak bakmıyor ya da bunları henüz kavramak ve anlamak istemiyorsan şimdilik kendin gibilere koş ve bizi yalnız ve rahat bırak bildiklerimiz ve olduklarımızla istersen. .kendi işine karış ve dön…
Bizler tanrının olmadığını düşünüyoruz. Bakın düşünüyoruz diyoruz. aksi değil. inanç hiç değil
Tanrı bir inanç çukurcağı değildir. Bilgi, biliş, algı onun tersini söylüyor olacaktır.
İnanç demek olan ise ancak; bilgi ile yüzlşememek ve kendi varlığından/varoluşundan kaçmak, sızmak, sığınmak, kapanmak ve uyku denenler olacaktır..
Neden öyle düşündüğümüzü bir çok yolla size anlatmaya çalışacağız
Geliştirme deneme adımı- önadımı, önadımlayışlar
Varoluşta bir baş varlık var mı?
Varoluşta bir ilk ve baş yaratan (varlık) var mı?
Yaratanlar-başı ve olanlarbaşı, olmakta olanlar başı olan bir var var mı? Ve varlar başı var mı?
Başvar ve başvarlık, başvarlıklarbaşı da var mı?
Varoluşun ilk ve baş zamanları ve yerleri var mı?
Zamansızlığı ve oluşsuzluğu hiç kesintiye uğratmadan ve başlatmadan varlığa bir baş-varın ve başvalrıkın nasıl konumlanabileceğini düşünmenizi istiyoruz
Sana başka anlatma yolum var mı?
Eğer varoluşu hiç başlatmazsan bunu bir başvarlık başlatabilir mi?
Eğer zamanı hiç başlatmazsan bunu bir başvarlık başlatabilir mi?
Ontolojinin çözümlemesi budur. Tanrı adına vereceği adlar ve yakın karşılıklar bunlardır. İlk yer kişisi ve ilk zaman varlığı kisisi ve ilk akıl. Boşlukların ilk aklı ve hareketin ve varlıkların/oluşun ilk oldurucusu. Başvarlık varı
İlk döndüren, ilk yapan, bir şeyleri ilk yapan, kımıldatan varlık adları tanrıdır….ilk ve baş adları tanrı ile bileştirilir..
Ve varlıkta ilk ve baş yoksunluğu bulunduğunda ve kavrandığında bu adlar da birden söner/yiter..
Bir tanrı varsa bunu İnsanın tanrıyı bilip bilemeyeceği ya da bilme ediminin ne olacağına ilişkin karmaşalar vardır
Ve genel olarak denmektedir ki bu bilinemez, kavranamaz aslında sadece akıl ,duyu,sezgi yoluyla sınırlı kavranır ve tecrübe edilir.
Bilim kalıplarında da bir ispat sunulamaz.
Bunlar kapana kısılmış iradeleri simgeliyor. Ve ipotek-tutu altına alınmış zihinleri..
Ve zaten bütün bilgi ve araştırma yolları bunu yani Tanrı fikrini sorgulamaya ve tersini özütlemeye/senteze dahi daha girişmeden tıkanmış ve kapatılmış bu durumda, akıl kilitlenmiştir. Akıl ipotek tutu altındadır. Zihin körleştirilmiştir ve gerçeklere bakışsızdır/edimsizdir.. Tanrı bir çıkmaz ilan edilmiştir. Bu ifadeler altında ise en son ve uç sığınak ise ne yazık ki Deizm olacaktır ya da git Panteist bir tanrıya inan, Yine de yok demecilik yeğ tutulacaktır. Ya da ben bilmiyorum de ve karışma buna toplumun gibi yap. Biliyormuş ilan et kendini..
Yani tanrı fikri bir bilinemez bulunamaz ve incelenemez bir tıkanma hem de bir açmaz çıkmaz ve neredeyse hiç ve asla çözülemeyecek bir denklem haline sokulur
İşin aslı bu yukarıdaki yargıların hepsi akıl eşliğinde birer çöplüktür işe yaramazdır
Tanrı yine varlığın ve varolanın içkin hedefi-zaferi gibi sunuluyorken ,varolan var içindeki bir varlık varlıkbaşı ve kurucusu ilan ediliyorken ve zaten varolanı onun içinden kendi yaratmış bir baş var varlık üretilmektedir...
İşin aslı tanrı ne zaman yok'u ya da kendini yaratabilirse o zaman tanrı olur. Ya da yoktan kendini ve varlığı türetir getirirse tanrı olabilirdi.
Yani esasen tanrı demek kendi ontolojisine sahip olmak, ontolojisini kendi yaratmış ve kendi ontolojisine ve yokluğuna da eşit olmak demektir…
Bir şey kendini yoktan yaratabildiği zaman tanrı olabilir sanırım
Bunları düşünebilirsiniz. Zaten ortadaki bir var ve onun içidneki devimleyici olarak tanıtılan tanımlanan ve tanıtlanan tanrı sorunsalı
Tanrı denilen Kendinden önceyi, kendi varlığını ya da kendini kuşatanı ve kendi olma durumunu vareden olamayacaktır. Tanrı kendi varlığını kuşanamaz ya da kuşatamaz. Boşluklarda bulmuştur kendini ve var içinde var yaparak ve varın içine var katarak kendini Tanrı ilan etmiştir…
Akıl ve düşüncenin küçümsendiğini gördük. Erdemin ve bilmenin küçümsendiğine tanık olduk. Bilginin de küçümsenişi ve istenmeyişini görüyoruz bizler.. .Biilgiden ve gerçek öğrenmeden korkulduğunu hatta kaçıldığını üzülerek görüyoruz. Gerçeklerle yüzleşmek ve yüzleştirilmek noktasına gelince kıvırgan kanılar dolanıyor ortalıkta…
Olan bir var ya da olan bir kendilik durumu içinden tanrı yaratıyor
Yan tanrıyı önceleyen bir var tabanı var. ve tanrı var tabanı yoklukla ilişkilendirilmeksizin kuruluyor
Bu bağlam tüm varlık kendidir, öylecedir sebepsizdir ve kendi bağlamı ve devimi ile vardır ifadesiyle tanrısızca bir beriye de çekilebilirdi…
Bunlar kavranamaz diyorsunuz
Tanrı'yı kavramak ve bildirmek denilen bir kere ontolojik olarak varlık kavramaya-kavramına ve anlamına gidiyor
Tanrı bilinebiliyorsa her şey bildirlebilir ve bilineebilir. İşin aslı hiç bir şey ve hiç bir açıklama Tanrıdan daha kompleks değildir.
Tanı kavramı ontolojik olarak varlık kavramının kendinde ve bütününe işaret ve isebet ediyor olacaktır.…
Tanrıya atfedilen oluşsuzluk, başlamama ve yapılmama durumlarının varlıka geri teslim edilmesi, ve sahipsizliğine-nednesizliğine geri iadesi gerekiyor sadece
Varlık adı Tanrı adında gövde buluyor
Bunlar ne saçmalıklar diyorsunuz
Duyuyoruz
Dalga geçeceğinizi biliyorum
Dalga geçer gibi muhtemelen okuyarak boşvereceğinizi
Bu adam/lar ne diyor ki ne bilebilir ki ne kavrıyorsunuz ki!
Felsefe ve düşünmek boş iştir
Bu adam bir şey çözemez düşünerek bunları bilemez ve bilinemez ve bunlar kavranamaz..
Yukarıdakilerin hepsi koca koca yalanlardır ve zihinsel kafeslerinizdir..
Engellerdir
Yıllardır öğrendiklerimiz bize bunu anlatıyor
Öncelikle İlk ve baş dediğimiz kavramlar örneğin bir dairede bulunamaz
Bu nasıl olabilir diyebilirsiniz
Bana bir daire üzerinde ilk ve baş gösterin
Bunu okuyan herkesten bir kez olsun varoluşun bir daire gibi sonsuz-başsız ve ilk öncesiz olduğunu/olacağını ve onun içinde kendinden bir işler güçlerin zaten var olduğunu düşünmesini isteyeceğim
Sen inanmıyorsun bu senin sorunun cümlesini net olarak reddediyorum
Bunun yerine sen bilmiyorsun bilmek istemeyen sensin ve bu da benim sorunum değil ifadesini koyacağız
Bana sen inanmıyorsun cümlesini verene ben sen henüz bilmiyorsun karşılığını veriyor olacağım
Biz buna bir inanç sorumu olarak ele almadık
Biz tanrıyı bir bilme, bilgi sorunu olarak ele aldık ve görüyoruz
Bu yüzden bu senin sorunun düşüncen ve inancın deme bana artık
Bu ortak varoluşsal bir sorun..
İnancına ve inanca saygı ifadesi bilgisizliğe ve karanlığa bir göz yumma öneriyor...
Tanrı bilgibilimsel varlıksal ya da yaşambilimsel bir sorundur
Tanrının bir inanış sorunu addedilmesini reddediyoruz
Tanrı bir biliş bilgi problematiğidir
Ve doğru düşünme , mantık yöntemleri ile yani akıl-mantık ve felsefe ilkeleri ile bu konu çözümlenmelidir
Gençler geliyorlar diyorlar ki felsefe zaten anlaşılmaz. Felsefe mi aman aman. Bilim zaten ispat yapamaz Bense zaten bilemem ve Tanrı bir bulmacadır. Gel de çık işin içinden çıkabiliyorsan.?!? Neden kendinizi ispat yükümlülüğüne sokuyorsunuz? Neden bir şeyleri ispat etmeniz gerekeceğine inandırılıyorsunuz? Neden bunlara izin ve geçit veriyorsunuz? Bu kapana hapsediyor ve buna izin veriyorsunuz?
İkna ve kanıt paradoksları kişisel kanınızı aşıyor mu? İspat olunması ve olması gerekeceğini kim söylüyor neden? Ve neye dayanarak bunu yapıyor?
Tanrı ya da Rab ya da Efendi denilen tıpkı bir hayvan varlığının örneğin kedi köpeğin insanı belirtmesi ve işaretlemesi gibi bir şey olabilir
Antik gizemler çözülebilir
Varlıkta insanüstü uygar varlıklar olabilir
Belki de kişisel tanrı, bütüncül varlıksal tanrı ayrımına gidilmelidir…
İki tür tanrıyı kısmen uyarlıyoruz. Bir tanesi Spinozacı ya da Pantesit bir tüm doğa Tanrı anlayışı. Ve bu tanrı oldukça bütüncül bir varlık.. Bir diğeri de bu Rab dediğimiz. Bu bir hayvan,evlat ve köle sahibi ve efendisi gibi duruyor. Kişisel Tanrı diyeceğimiz bu.
Bunun Rab olanına kişisel diğerine bütüncül bir Tanrı diyebilirdik
Ve şimdi bu Rab dediğimizle büyükçe işimiz olacak. İnsanlığı karartıp uyuşturuyorsunuz-karanlıklaştırıp bilgisizleştiriyorsunuz-dinlemiyorsunuz. Çürüyoruz bizler. Varolmak, koşmak ve özgürce deneyimlemek istiyoruz ve iliklerinizi sızlatacağız.
Düşünce ve kalem özgürlüğü ver bana. Yasal koruma ver. Tıpkı eskinin diğer Ozanları gibi ve tıpkı Batının sakladığı Batıya sığınmış bir dil ve ağız gibi burda ülkemde saygı ver duy da yazayım yazalım lan!
can saygısı sağla ,kalemimin akışını ve sana sataşışını o zaman gör!
Batı Cehildir diyorsunuz. Burda kim nasıl yazsın lan! çok bilse ne olur! Devriye devriye peşinde nöbetteler her ağzın ve sözün ve dilin burda
bilse-fışkırsa taşsa ne olur burda insan..
Devriyeyi devriye de bu iklimde sürgünden başka ceza olmayacağını, can garantisi ver-sağla. Kalemimden çıkan her tona katlan ve dediklerimi söylememi garanti et sonra izle akışı takışı sana
Sen kalem mi kelam mı görmek istiyon? sen söz mü? hürriyet garantisi ve kalemden çıkana kalemle karşılık ver kes ve ceza kıstası-hürriyet kısıtlamama yoldaşlığı sun sağla izle Doğunu ve buranın bilge ve yarenlerini/yoldaşlarını...
Yazamıyom ulan yazamıyom! yazamıyoz bağırsız yazamıyoz da ondan suskunuz
Her ağzını yüreğini açanda ve kuşanan da can telaşı
suskun bilgeler ve uyuyuklar toprağı ondan bura. ondan bura suskun..
Kant mış-Hegel miş ve Hegel ve Kant sallayıp doğrucakları büyütecekler i görmüyor musun?
Kaleme son ve en büyük cezanın sürgün olduğunda bu toprakta olacakları izle
Bu toprağın yetiştireceklerini
Tanrı olduğunu düşündüğü söylenen bir çok ünlü düşünür Rab gibi bir Tanrıdan sözetmiyor.
Çocuklar diyor ki o da ve bu da inanıyormuş. Hangisi kişisel bir Tanrıya inanıyor. Felsefe ve bilim/bilinç-düşünce tarihinde sayılan hangi insan adamı ve evlası RAB sı bir tanrıyı onaylamıştır…
bu topraklara yakışıyor mu? Anadolu mirasına ve bilgisine kültüne de yakışıyor mu bu!
Arkadaşlar bu metin edebi bilimsel düşünsel ve filozofik herhangi gelişimi olan kişiden herhangi düzenleme desteği beklemektedir, istemektedir ve açıktır…
Ontolojinin yani kişi ve varlık yaşamının yine kendine yani "varlık kendi varlık" ve "kendinden varlık" anlayışına indirgenmesi ve bunu işaret etmesi, Ontoljinin başka bir varlığa indirgenmemesi ve kendi dışında bir ben belirtmemesi bizim en büyük en asıl delilimizdir-göstereceğimizdir.. benbenimcilik.benbencilik...
Yani kendini bilmek denilen en büyük delilimizdir…
Gerçeklerle yürüyorum ve Tanrıdan büyük bir gerçeği bildiriyorum. Ben benim. -adım- -ve idealim-.
Başkasından ödünç almadım ben varlığımı… tanrıdan .. RAB tanımıyoruz… Kendine Rab adı takanlar ve taktıranlar ve onlara birilerine Rab adı verenler ve özgür varlığı, özgür bilişimi bilgiyi reddedenler bir kendilerine gelmeli…
Onlara haddini burdan bildireceğim... Gel de sustur... Gel de sustur ve bin uydurtu'yu gör sonra arkamda ne varmış-bakarsın öğrenirsin hem... sen mi varsın ben mi varım....
Başkasından ötürü varlık duymuyorum. Kendimi yaşıyorum ve kendimi yaşıyorum. Kendim için yaşıyorum. Özgürlüğe ve özgürlüğüme bağlıyım ve ilişkim ilişiğim bir tanrıya değil. Ve tanrı ve RAB denilenlerin –sözde- nedensizliğine ben ve sen de bağlı ve ilişiğim bunu farkettim.
Göktekiler iyiyse ,adamsa-Tanrıysa ya kendilerine gelsinler ya bana… da Adam olsunlar/varlık olsunlar.. Benden özgün/içke varlık duyuş duyuyorlarsa bilgi bilim,biliş biliyorlarsa gelsinler söylesinler ve öğretsinler de…
Alternatif-sel
Ben özgürüm… (Tanrısızlığımı başsızlığımı ve kendime hükümetimi ve yeterliğimi ve doğadan ödünç –doğa içrek- benliğimi ve varlığımı ilan ediyorum)
Tanrıdan büyük ya da tam Tanrı kadar adımı ve benliğimi/özgürlüğümü ilan ediyorum ve duyuruyorum….biliyorum…./bildiriyorum....buluşuyoruz ve oluyoruz yapıyoruz....
-En az beş forumda yayınlancak.. ve geşiştirile geliştirile...
"ictenlik"
10-05-2018, 15:47
büyük bir sarsıntıya (varlığımızı derinden sarsacak büyük bir sarsıntıya) hazırlanmamız gerektiğini yazıp duruyorum ama bunun ne olduğunu bilmiyorum. ne olduğunu değil ne anlama geleceğini de.ne ifade ettiğini de...
ne olduğunu bilmek değil de onu da geçtim bunu niye yazdığımızı da...
büyük bir sarsıntıya (varlığımızı derinden sarsacak büyük bir sarsıntıya) hazırlanmamız gerektiğini yazıp duruyorum ama bunun ne olduğunu bilmiyorum. ne olduğunu değil ne anlama geleceğini de.ne ifade ettiğini de...
ne olduğunu bilmek değil de onu da geçtim bunu niye yazdığımızı da...
Belki de sadece rahatlattigi icindir. Muhtemelen canin sikiyordur yada bir cesit psikolojik tatmin geregidir.
"ictenlik"
18-05-2018, 13:06
Arkadaşlar sanırım en az üç facebook gurubundan bunları paylaşmak üzereyiz.
S: (L) Daha açık, lütfen.
C: Sizin ölçümünüzle 7000 yıl önce sizler bir çölde yada büyük bir ormanda yaşıyorken, bu sürüngen
"ahbaplar" gümüşi nesneler içinde gökyüzünden inip binlerce yıl sonrasından teknoloji harikaları gösterip,
bir de tüm bunların üstüne, size kalkülüs, geometri ve astrofizik öğretseler, etkileyici olmaz mıydı?!?
S: (L) Aslında olan bu muydu?
C: Evet.
S: (L) Kertişler (bu sürüngen ahbaplar) gezegenimizin yönetimini devralmayı mı planlıyorlar?
C: Evet.
S: (L) Sodom ve Gomorra (Ad Kavmi) ve civardaki diğer şehirler nasıl yıkıldı? Ve kim tarafından?
C: Nükleer; EM etki. Kim olacak?
S: (L) Kertişler mi?
C: Evet.
S: (L) Neden?
C: Korku ve itaat aşılamak için.
S: (L) Sodom ve Gomorralılar gerçekte kötü değiller miydi?
C: Bu tarihin bir aldatmacası.
Kertişler ve sürüngen ahbaplar olarak bu metinde sözedilenler, din ve mitolojik kayıtlarda genellikle Rab olarak adı geçen varlıktır ve uygarlıktır...
-Kasyopya Deneyi Verileri-
Kasyopya Deneyi verileri eski Kutsal ,dini kitaplar benzeri olarak güncel bir veridir/toparlamadır ve kitaptır
Kasyopya Deneyi yeni yüzyılın güncel kutsal kitabı gibi, mitolojik verilerin güncel çözümlemesi gibi bir içeriktir
Tarihi çağın kutsal/dinsel/mitolojik/bilimsel/bilgisel yeni bilgilendirme kitabı ve yepyeni içeriği ve hatta dini olmaya aday olan bir içerik gibidir..
ve aşağıdaki linklerden okunup indirilebilmektedir.
https://mega.nz/#!L7YziDQA!zqFBwf-VtGkOQArIB2h4FZ-eBnFALWyMV24gvB9KZD0
https://mega.nz/#!XiQT2AJb!yPW6INksR2nVpuZj-ZywHTv6G-R9OG-kNDChtkU_86Q
https://mega.nz/#!XiQT2AJb!yPW6INksR2nVpuZj-ZywHTv6G-R9OG-kNDChtkU_86Q
sonradan not: 8 ayrı gruptan paylaşım denenmiştir..
sessiz kalmayacakalaré!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! !!!!!!!!!!1
yürekleri b_öğürdeyecek sessiz kalanların/kalanlarımızın artık. öğürleri sancıyacak....!!!!!!!
"ictenlik"
18-05-2018, 16:21
yukarıdaki metin başına bu tanıtım girildi...
Arkadaşlar öncelikle sunulan içeriği (iki postu öncelikle alt alta alarak ve üsttekine buna ilerek) herhangi platformdan paylaşabilecek olan sunumcu desteğine ve özellikle dindar dostlar yardımına çok fazla ihtiyaç duyuyoruz
seviliyor ve sayılıyorsunuz....
saygıyla
paylaşılmış facebook gruplarından tekrar paylaşım yoluna da gidilebilir-link sağlayabiliriz..
Arkadaşlar Merhabalar;
Size gelecek ile haberleşme ve gelecekten veri trafiği olduğu söylenen bir metinden sözedeceğiz. izin verirseniz. Metin biraz karmaşık/deneysel ve başları yani giriş bölümleri özellikle bölük pörçük ve oldukça da yorucu ve kafa karıştırıcı ve birbirini de tam tutmuyor bunu biliyoruz. Tüm bunları da biliyoruz... Ama bu eğer yapıldıysa ve gerçekleştiyse bunun karmaşaları olabileceğini, bize ve bunu yapanlara da çok ama çok zor gelebileceğini de, bireysel hatalar olabileceğini de hepimiz kabul etmeliyiz.. Bu dinsel bir metin değildir. Metin bizim geleceğimizin (yani insanlık geleceğinin bizimle bir yolla iletişime geçmesi ve) bize bir yardımı olarak isimlendirilmektedir ve içeriklendirilmektedir.. Aşağıdaki şeyler ,(metin altındaki yorum) şaka yollu olarak ve alegorize karalanmıştır...
Elimizdeki en iyisi bu şimdilik....
şu an 4-5 ayrı gruptan yayın yapabildik ve
ve metin 500 binlik namaz-din face gruplarına üstteki ekle birlikte taşındı ve sunuldu ancak oradaki RTÜK leri aşacağını sanmıyoruz ancak en azından birileri bir kiş ibile olsa duymak zorunda kalacaktır...
"ictenlik"
25-05-2018, 11:17
Evrene Varlıka Uçurumlara Başlığında/Alanında (http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=40140&page=19) "Bendeki Ben ve Sendeki Ben" ve Ölüm/Doğum (Varolmak) Kavramlarının Ontolojik İncelenmesini içeren yazımların birleştirilerek taşınması ve birincil düzenlenmesi ve ekleridir..
---
"Bendeki Ben ve Sendeki Ben" "Doğum Ölüm üzerine Ontolojik Söyleşiler
ölümün karşıtı doğumdur.
yokolma ancak varolma ile ilişkilendirilebilir
sanırım buna felsefe diyouz
ölümün karşısında karşıtında/karşısında bulacağımız tek danışık olgu sanırım doğumdur
ölüm ve doğumu ,var yok ve uzun kısa gibi mi yorumlamalıyız diyorsun?
_varolma ya da varolmuş olma yokolmayla ilişkilendirilebilir
ölümün direkt yokoluş ile ilişkilendirilmesinde ve felsefi olarak bağlanmasında/bağlamlanmasında bir bağlam hatası var mı?
eğer doğum varoluşsa ve varolmaksa
varolmak ne yokolmak ne?
soru da şu?
siz var mı oldunuz? var mı oluştunuz
ya da doğumla mı, doğumla birlikte mi var oluştunuz ve var-oldunuz?
yokoluşunuzdan mı oluştunuz? yokoluşunuz neydi? öncesinde neydi? neyi tanımlar?
hayır doğumla varolmak/varoluş parallenemez-öyle paralelenmeyecektir. size kalmış..
doğum başlamak mıdır? doğum bir oluştur,oluşumdur ve dönüşmedir? siz olmayan şeylerin size dönüşmesi
siz olmayanın ortaya çıkması
bu ortaya çıkış yokluktan mı ortaya koyuldu?
yoo galiba varlıktan ortaya koyuluyr
o halde ölümde varlıkta bir yokolma ve çözülme/geri-dönüşme olarak ortaya konulmalı mı diyeceksin
sen söyle
doğum sen olmayanın sana dönüşmesi olarak işaretleniyor/ yoktan ortaya koyulman değil...
o halde ölümde sen olanın sen olmayan dönüşmesidir
hayır doğum doğuşla varolmanın/varlıkın -eğreti- pararellenmesi olgusal bir hatadır/yanılgıdır
ölümün yokoluşa işaretlenmesi de .
söylediklerime iyi bakın-göreceksiniz....
yokluk yokolma olgusu, varlık varolma olgusuna bitiştirilebiir ,diyalekte edilebilir.
bunu iyi bakın-dediğimizi görün....
ölümle yokluk arasında kurulan mantıksal/kavramsal bağ bir hatadır/hatalıdır
diyalektik budur-felsefe budur...
doğum kavramı varoldum kavramını/kipini pek işaretlemez. ya da tam doldurmaz... doğum genelde dünyaya gelmek, buraya gelmek, daha önce o biçimde/bilişte ve durumda olmamak ya da yer değiştirmek vb.. işaretlidir..
ölümde buna benzer işaretlenmelidir/yapılanmalıdır.
hayır doğumla işaretlenenin tersi ya da doğuma ilişkin işaretlemenin tam tersi aynası/diyalektiği ölüme işaretlenmelidir..
doğuma yapılannın tam tersi ölümle yapılmalıdır- bu kolay
bir çocuk dünyaya getirmek belki de bir çocuk dünya dan götürmek eşit
bir çocuk yapmak ve yapılmış bir çocuğu yapılmamış hale getirmek
bir çocuğu varetmek istemek ama belki de yoketmekte istemek ,onun olmasın ıve olmamasını istemek
buna iyi bakın
buna felsefe diyoruz
bazen çocukları dünyadan götürmek istiyoruz ve bazen dünyaya getirmek ve varetmek istediğimiz kadar onu dünyadan götürmekte isteriz..
dünyaya doğdurmak ve dünyaya öldürmek arasında ne var. olan burda.oluyor.şimdi...
nasıl oluşmuş/doğmuş olmasını istiyorsanız onun oluşmamış (hiç oluşmamış) ve doğmamış olmasını da istiyorsunuz belki
ölüm doğmamış olmayı istemektir mi diyeceksin?
ya da doğmamış olmayı sağlama gibi mi?
felsefeyi bükmek gibi
doğmayı geri alıp silmek gibi bunu anladım ama olaylara böyle bakmıyoruz...
---
ölüme karşı (doğumun ters çevirmesini/çevirilmişini) doğum işaretlemelerini aynalarını/geri aynaları (tam tersini) aynı diyalektlerini kullanın/işaretleyin bu çok kolay olacak
bunu anlayacaksınız
ölümde bir fark yok-doğum kadar/doğum gibi
ölümü doğum gibi adlandırın
doğulması nasıl isteniyorsa? ve sevinçlerle karşılanıyorsa ölünmek aynı eşey olmalı değil mi?
ölümü doğumla yüzeştirin/barıştırın ve ilişkilendirin sadece bu çok kolay...
bakın ölüm kavramıyla yok kavramının bir araya getirilmesi doğum kavramıyla var kavramının bir araya getirilmesi ile mümkün_ denklem tam bu şekilde kurulmalı
zaman var-yok ileri geri değil o...
var.. burdayız...
doğuran anne baba öldüren da ve doğa acımasız?? bu mu?
doğum ve varoldurma seçimini üreten anne ve baba...
doğmak gibi ölmeyi de mi istiyoruz. bizi hiç ettin? varolmayı hiç ettin. bence etmedim. bence meseleyi kaçırıyorsun
ölümün doğadaki diyalektiği doğumdur ve bu kavramı ters çevirebilirseniz (ters yüzleyebilir/tersyüz edebilir/döndürebilirseniz) gerçekten ne dediğimizi bir an olsun anlayacaksınız
ve bu kavramı kendiyle ya da doğum kavramıyla birlikte yüzleyip işaretleyip bu ikisini birbiriyle yüzleştirebilirsiniz
zamanın gerisine doğru ileri-ye gidin
zamanda geçmişte geleceğe/ileri gitmek gibi. gelecek bir ileri yön gibi tanımlanır...
zamanda sonraya geçmişten ilerleyerek geriden gidin.. geçmişin sonrası ve ilerisi ve -bunu düşünün
sonra bir ileridir. geride bir ileri...
geçmişin bir sonra ve ileri-ilerisi olması ve geleceğin başka bir ileri ve sonra olması arasında bir fark göremeyeceksiniz..bir süre sonra..
geriye giderek aslında sonraya gittiğinizi bir an düşünmenizi isteyeceğiz
doğum tam olarak ölümle yüzleştiğinde ya da ölüm tam olarak doğumla yüzleştirildiğinde; benzeştirildiğinde...
doğum olgusuna uyarlanan ve yüklenen anlamların bir tersleri tam aynılarının bir terslerini tam olarak ölüm olgusuna yuvarlayın/uyarlayın ve giydirin
doğumla her ne ilişkilendiriliyorsa
-bulantılar mı? özgürlük mü? kuş gibi olmak mı? ölüm mü?
işte buna felsefe diyorduk
doğuma ilişkin düşünce kalıplarının tam bir aynıları ve tersi
ölümün geri işaretlenebileceği tek kavram, ölümün kendini ifade eden/veren tek kavram doğumdur... ölümün yüzleştirilebileceği tek kavramda doğumdur...
doğuma ilişkin tüm ilke ve benzetmelerin -birebir- ölüme uyarlanması,
subjektiviteyi aşan diyalektik
doğum ne kadar varolma/varoluş idiyse ölüm o kadar yokuluş_objektif inceleme _objektif diyalektik.. doğuma kimse suç atmıyor ve doğumları lanetlemiyor...
doğum neyin başıysa/bitişiğiyse ölüm onun sonu ve başı ve bitişiği...
getirirken/varederken kimse yokluk doğurduğunu ve doğurttuğunu düşünmüyor
onu cennetten alıp getirdiğini ve oluşturduğunu ve ışınladığını da düşünmüyor
doğdururken ve öldürürken
varederken ve yokederken
doğuma karar verirken ölüme karar veriliyor. doğumuna karar vermek ölümüne de karar vermektir.
bir kişiyi doğurmak onu anı zamanda öldürmektir. doğurmak varetmekse öldürmek yoketmektir .
ve doğurmak dünyaya getirmekse öldürmek dünyadan götürmektir
doğurmak gelişini sağlamaksa öldürmek gidişini sağlamaktadır..
doğrururken öldürüyorsunuz...
doğmak varolmaksa eğer , eğer doğmak varolmaksa, eğer doğmaktıysa varolmak, o zaman ölmek yokolmaktır...
varolmak kavramını tanımlayın_objektif ..sonra yokolmak kavramının üzerinden geçin/geçelim...
doğumun olmak/varolmak kavramıyla bir ontolojik geçişi var mı? nedir?
doğumun
var'a başlamak kavramıyla ,var'a gelmek kavramıyla ,varolmaya başlamak ya da ilk kez varolma kavramıyla/kavramıyla ontolojik geçişi/bağı nedir? var mı?
ölümün ontolojik _gerçel_ çözümlenmesi nedir?
doğumun olmak kavramıyla bir ontolojik geçişi var mı?
ölümün olmamak kavramıyla (artık olmamak) kavramıyla ontolojik bağı nedir?
önermeler;
ben artık yokum
ben önceden vardım
ben şimdi varım
ben olmayanım ya da olmayandım
ben olandım/olmuştum
ben hiç olmayan/olunmayan değildim ve olmayan olmadım hiç
ben olmayan olarak hiç olmadım
ben olmayan olarak hiç varolmadım
ontolojik var'a yok'a geçişler
olmaktan olmaka da geçiliyor mu?
ben deneni kovalıyoruz sanırım.....
önermeler
ben varım
ben vardım
ben yoktum
ben varolmaktayım
önermeler
ben varım -şimdi -şu an ki zaman
ben vardım -geçmiş zaman
ben yoktum -geçmiş ya da gelecek zaman
ben varolmaktayım - geniş zaman
ben varolmaktayım ve yokolmaktayım - geniş zaman ya da şimdiki şuan ki zaman
ben vardımın geçmiş zaman işaretlediğine bakıyor musun şu an?
ben şimdi varolmaktayım ve yokolmaktayım
ben geçmişte var değildim
ben gelecekte ölümümden sonra ben olarak var değilim
ben şimdi de geçmiş ve gelecek görünümünde var ve yokum
peki doğum kavramıyla olmak ve var kavramının/kavramlarının ontolojik geçişi nedir? bağı nedir?
ve bu geçiş yine de ben aracılığıyla ben kavramı aracılığıyla ve ben ontolojisi, ben ontik'i aracılığıyla sağlanıyor
"ben"; "doğum", "ölüm", "var", hepsini birbirine bağlıyor--ben bağlıyorum
sanırım "ben" , olmak, var ,doğum hepsi evrensel içeriklerdir/kavramlardır. ben kavramı da evrensel bir içeriktir. evrensel subjektivite de evrensel bir içeriktir... subjektivite evrensel bir içeriktir... bana özgü değildir. evrene özgü, gerçeğe özgü..
mülkiyet-subjektivite yi işaret ediyor zaten..
ben kavramı evrensel subjektiviteyi işaretliyor...
ne yani bunların hepsi hareket mi diyorsun? doğum ve ölüm sadece bir hareket mi?
varolma var...
orada ya da burada olmak o zaman ya da bu zaman da olmak
ben'e göre, evrene göre, bana göre
ben'e göre ve bana göre arasında bir fark var mı? fark nedir?
bana göre subjektivite işaretliyorsa ben'e göre ne işaretliyor?
bendeki benim benime göre, ondaki onun onuna göre! buna bak...
peki bendeki benim benime göre ve ondaki onun benine göre
tamam..
peki bendeki benim benime göre ve ondaki ve sendeki senin ve onun benine/benlerine göre aradaki bu benler arasındaki fark nedir?
bana göre derken fizik bedenimi işaretliyorum ya da subjektivite ve subjektif ikincil bir beni? gerçekten kafam karıştı?
bene göre bana göredir..
bendeki bene göre
böyle bir kalıp
ve ondaki bene göre
bendeki bene göre ve ondaki bene göre benlerimiz arasında fark var/farklar var
bendeki bene göre ve sendeki bene göre ben farklıyız/farklıdır....
ben ve ben farkılıyız...
bana göre ise? belki de değil!?!
sendeki bene göre ben ve ben farklımıyız
bana göre ise değil....
bana göre ben evrensel -bize dair.. sana dair değil
sana göre ise ben sana dair.... ama bana göre ise ben sana dair değil ve bana da dair...
bana göre ise "ben" bize dair-hepimize dair...
bana göre ise senin benin de bize ve hepimize dair...
bana göre ise benim benim ve senin benin aynı evrensel/ortak bilişe ve oluşa dayanıyor sadece bedenlerimiz farklı/ayrı...
ama senin benim ya da benim senim sende /bende biz de birbirimizde ..bunlar var...
senin senin olmadığına göre senin benin benimde benim..
senin benin ve benim benim dediğimiz tek fark fiziksel oluş.. diğeri duygular düşünceler aslında hepsi evrensel değil mi? öyle mi değil mi? iyi düşün bunu..
bu fizik bedene, buraya, buradaki bene ait/dair duygu ve düşünceler/oluşlar ..evet fizik bedene ait..
buradaki bene ve oradaki bene
buradaki bedene/fiziği/oluşa ve oradaki bedene fiziğe ve oluşa ait/dair tamam galiba
--
bana göre "ben" doğmadı/doğmadım. bu fizik beden oldu. o doğdu...
ben ilk kez olmuyor. o fizik beden ilk kez ve son kez oluyor...
ben ne başladım en oldum ne de doğdum..
ben ölmeyeceğim/ölmeyecek o fizik beden ölecek...
o olarak işaretlendi... tın tın ..the olarak işaret edilen ölecektir...
ben denene doğum /ilkdoğum /ve ilk kez olma bulabiliyor musunuz?
ölüm/doğum varlıksal ontolojik bensel geçişlerdir/dönüşümlerdir/..yayılımlardır-salınımlardır.varolmalardır...
"doğum neye nasıl ve ne şekil işaretleniyorsa ve işaret ediyorsa ölümde ona o şekil işaretlenmeli ve onu işaretlemelidir..."
"doğum birini/bir şeyi geçici yaratmaktır. sonsuz değil. bu kavramın başında (geçicilik ve ölüm) var önünde var zaten. bu ev yapmak gibi..
ölmeye geldik/olmaya değil...
felsefe size ne diyor şimdi
doğumu meydana getirirken ölümü de meydana getiriyorsunuz
ve daha doğumu oluştururken ölümü de oluşturuyorsunuz
doğumla ölümü birlikte var ediyorsunuz ve oluşturuyorsunuz
ya da doğumu meydandan götürürken ölümü oluşturuyorsunuz,
doğumu meydana getirip götürüyorsunuz...
doğumla ölümü meydana getirip götürüyosunuz ve
ve gerçekten ısınıyorsunuz.....
doğurmak ve öldürmek insanın elinde ya da her ikisi de değil!
doğumlara karar veren insan?
ölümlerden neden kendini soyutluyor
bir çocuk sahibi olmak/geçici bir varlık, geçici bir mal beyanı bu!
ölümlerle burdan kendinizi götürüyorsunuz . getirmediğiniz şeyi. buraya hiç getirmediğiniz şeyi
buraya geldiğiniz de görüşürüz
kendinizi buraya siz mi getirdiniz götürdünüz ve taşınıdınız? kendinizi siz mi varettiniz ya da?
ya da var mı oldunuz? yok muydunuz? ben yok muydu?
ben yoktuysa sen de mi yoktu
senler varolacak
bu demektir ki benler varolacak
ben burada hep vardı ama o ben değildim....
ben burada hep vardı/varmış ama o ben değildim/değilmişim....
benin doğumunu bulun...
ben buradan başka bir yere gitmedi/gitmiyor....
ben ne burdan geldim ne buraya gidiyorum. ben burdayım....ben burdaydım....
"ictenlik"
02-07-2018, 21:45
şunu hissediyorum
o güzel insanlar o atlara binip çekip gittiler
ben bir gerçeğin ,bir ülkenin sahibi değilim
ne bir iyi sahibiyim ne de iyiliğin sahibiyim
şunu hissediyorum
örneğin eğer marks ın yazdıklarına ya da kimi güzel insanların değerlerine bir ülkenin yüzde biri ya da üçü sahip çıkacaksa onlarda ya önceden kaynaşmasın diye bin kez çarpıtılmış ve örselenmiş olacaksa ya da bu arada korumaktan/korunmaktan kapanmış ve sonuçta kendi tek kendine sahiplenmekten tutarsızlaştırılmışsa
ya da daha onun bile kendi içinde çelişkileri varsa ve bunlar bile görüşülemiyorsa
ben ne yaşamın ne ölümün sahibiyim
bir umutsuzluk ve çaresizlik dalgası esiyorsa
ve ne yana baksan bir çıkar yol göremiyorsan
hani nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça gibiyse
kafeste yemlenen tavuklara hadi gel seni özgürleştireyim demek mi? gibi bir durum.
afrika aslanının kafesinin kapısını açıp bulunduğu hayvanat bahçesinden modern bir kente salmak gibi bir ikilem
nasıl yaşayıp öleceğimi bilmiyorum
o fortuna
nasıl yaşanıp ölüneceğini bilmiyorum
bu şeyi daha fazla böyle deneyimlemek ve böyle hissetmek istemiyorum
böylesi kopukluk
gerçeği bin kez çatışkı ya da gelip geçici bir şey olarak çözümleyelim
ben denilenin karmaşası ister istemez var
toplumsal sıçramalar ve bulaşmalar var
lanet toplumsal feromonlar var
diyojen değiliz
acı bulaşıyor
cehaletin karamsarlığı ve çatışkısı bir de üstüne tahakkümü
bir dağı doğrularmış gibi kaldırıp üstüne ve kafasına geçiresim geliyor
empatiden bazen kendimi ve gördüğümü ya da yaşatılanı onu yaşatan birinin içine ve ciğerine yük gibi geri kaldırıp atasım ve ona dolayasım geliyor
hiçbiri benden türemeyen saçmalıklar kendimi savunamıyorum
yalancı ve cahil töhmet beni boğuyor
orda bir şey yapmadığında ve tahakküm ve yanlış seni boğduğunda yaşamın çatışkıya dönüştüğü bir an var
gerçeğin birinin kafasına ya da gözüne geçirmek istemek bir yer ve böyle bir şey olmalı
ya da bir yanılgıyı
ve bu geçmiyorsa ben kölesimiyim mutsuzluğun ve çatışkının ve başkalarına hala karşı hala bir şey olmanın
mutluyken mutsuzluk bulaşıyor
çelişki bulaşıcı
sosyal feromonlarını insan karamsar insanlardan nasıl sınırlayabilir.
bu gerçeği aşamıyorsam gerçek beni aşmalı barındırmamalı
koşulların kölesiyim
direnç ne adına direnç kim adına direnç
sınırlı gel gitlerde ve bir öyle bir böylelerde savruluyoruz
bir o güzel insanlar o atlara binip çekip gittiler dalgası öneriyorum
tarihin sis ve bulutları olmak
şey gibi kalkalmız yalnızlıklar ve mutsuzluklar
bir avuç savaşanın sağladığı özgürlükle beslenen yığınlar dilemmaya tapınıyor bunun sonu ne?
içime atılan hançer saplamalar suçlamalar çatışmalar ve yargılar
ne gerçeklik sahibiyim ne mutşakta ne burda ev, ne de kendim sahibiyim
ne köle halkım ne köle uygarlık
şartların bu kadar tahakkümü
ben gerçek savaşçısı mıyım dönüp herkesle kendi özgürlüğümü savaşayım
ya da geeğimi savaşayone adına ve ne hakkına
donkişot muyum
senin için , onun için bunun için savaşayım
bir şeylere sahip olmanın değeri
öğrenilmeli
sahipleniliyorsan ya da değerlerin sahipleniliyorsa bir şeyler sahibisin
tek başına yapayalnızlık
o değilse buna yakın bir yer
herkes kendi telinde çalıyor
kendim gibi kalamıyorsam ne anlamı var
burda kendim gibi derken tanıdığım sevdiğim bir şeyler gibi
ve onun dingin olağan bir hali gibi
benimseyeceğin benimseyeceğin bir durumda olması
bazen anlatılmıyor
yani bir şeyi görüyorsun ama ya susuyorsun ya çok az kişi anlıyor..
ben ne bir hayat sahibiyim ne de onun bunun
istediğim gibi olacaksa bir şeyler olur yoksa diğerlerinin canı cehenneme
brn başklarının hayatının figüranı değilim
orası cehennem diyorsam
distopya da cennet görenler gidip cennetlerini cehennemlerini kendi yaşasınlar ve akıllansınlar
beni yönetemeyecekler...
yine geldik cibran ın benim burada ne işim var ey tanrısına
ne yaşama borçluyum ne ölüme
ne yaşamın sahibiyim ne ölümün
yalnızlaşmayı hakedenler yalnızlaştırılmalı
köleliği hakedenler ya kölelştirilmeli ya görmeli şeyin dibini
küçük bir çocuğu kendi büyümesine rağmen elinden tutmak kollamak gibi bir saçmalık
yargılanmak bşr ahmalık ve töhmet
hepsinden bıktım
bok gibi dünyanız gerçeğinizle bok gibi yalnız kalmalı bol bol çekmeli deneyimlemeli ve öğrenmelisiniz
"ictenlik"
03-07-2018, 12:14
hypatia
ve bir çatlağın çatlama ayarı/ayarsızlığı
ve ben açıkça bazen deliriyorum diyebiliyorum
ve ölümsüz hipatya ya da haypatya'lar için;
ve türkiye gündemini buldu-ekmek yokluk ve diğer sorunlar için/yerine idam ve tacizler tartışılıyordu...
bir sembolizma olarak yorumlansaydı, yokedilen çocuklar ya da çocukların geleceğinin çalınması ve yokedilmesi olabilir miydi?
ve hipatyalar bir gün...
"ictenlik"
11-07-2018, 17:01
Teoloji bir yörünge gibi mi?
Bunu tanımlayamıyorum
Yani bir eksenden bir eksene...
Feleği (felekleri/gökleri) çözmeden bilmeden en iyi yol bu demek gibi..
Teolojinin dışına taşabilecek ya da yaklaşmış bir bilgi tabanı olanların o sınırı geçmediklerini ya da geçemediklerini gördüm.
Bu yüzme bilmemek gibi bir şey ya da yüzmekten korkmak ya da köpek balıkları gibi bir şey.. Bunu tanımlayamıyorum. Kozmolojik ya da bilişsel açıklamalar yerine oturmadığı için bunu yapmıyorlar gibi...
Özgürlük ikilemi var, bilgi ikilemi de var.
Bir tür yetkin bilginin şehadeti bekleniyor gibi.
Tanrı adında kavranan ya da temsil edilen ve işaret edilen bir şey var....
Belirli bir durumda sanırsın ki teoloji gerçeği savunuyor anti gerçek yeterli ve yetkin olmadığı için...
Elimizden bu tencereyi alanlar (alacaklar ve almak isteyenler) daha iyi bir tava vermeliler diyor sanki....
Teoloji takımı ilginç bir takım. Özellikle de üst sınıflarda daha ilginç bir takım.....
Zamansızlığa, mutlaklara ya da matematiğe dair kavrayış ışığı olduğu halde teoloji yörüngesini bırakamayan , dışını izlemeyen ve kendini geri çeken var...
Teoloji takımı diyelim ya da gezegeni ve uydusu mu diyelim adı güneş olan bir bilgi merkezini ya da tanrıyı bırakmak için daha yüksek daha güçlü bir çekime uğramalı/uğratılmalı sanırım...
Teoloji bilgi pazarlığı yapıyor... Ayakları üzerinde duramayacak ya da satamayacak bilgiyi ne yapsın.
Teoloji tuhaf bir tutum. Teoloji sanki 5-10 yıl önce taşrada araba alırken Doğandan-Şahinden (Tofaştan) şaşma denilen şey gibi.....
Bunun yedek sanayisi de var.
Teolojinin Tanrısına karşı bir anti tanrı mı , anti argüman mı bilmiyorum??
Teoloji problemi düşünülmelidir.... Bir teolog gibi düşünülmeli..
Krala ya da devlete ta da babaya ya da patrona baş kaldıramayan ta da bunun ardında özgürlük görmeyen özerklik görmeyen ??
Teoloji yerine ona yakın bir bilgi tabanı ve yakın ve benzer bir kozmolojiyle birlikte harmanlanmış bir şeyler mi koyulmalı?
teolojinin tanrısında da katmanlar var.. işin aslı bir çoğu kendi tanrısıyla çatıştırılabilir.. belki iki ayrı tanrı kuruyorlar...
burda mutlakları ya da zıtlıkları kavramak gibi bir eşik var...teologa tanrı bıraktırmayan refleks çözümlenmeli..
"ictenlik"
03-09-2018, 01:21
Peki, şimdi birleştirin bakalım. İzliyoruz...
Memleket denilen bir yer var. Orda ekonomik kriz varmış ya da olabilirmiş. Orda insanlar var.. Bu insanların bir kısmı mevcut yönetimi sevmediği ya da artık gitmesini isteyeceği için sanırım krizi de bir fayda olarak görüyor ve hatta bekliyor olmalı, bilmiyorum.. 15 Temmuz gibi belki de..
Seçimlerden sonra bir tablo vardı. Sigortalı-sigortasız, yarı aç yarı tok belki boğaz payı asgari ücrete çalışanlara dönüp: İşte ben/biz ya 40 bin, 30 bin kazanıyorum senin ya da çocuğunun geleceğin için oy verdik alın tepe kullanın ne yaparsanız yapın bizim şeyimiz de mi? bilmem ne gibi.. Sen buna layıksın felan gibi...
Bir de batan gemi ve dümende kalan kaptan ya da sorumluluktan kaçma, durumu bu hale getiren ilgilisine teslim edilen ekonomik ve siyasal-sosyal tablo muhabbeti ve iktidar çekinikliği sendromu gibi yorumlar vardı sanırım..
Bir de savaş ve bölünme gibi diğer şeyler çığırtkanlığı ve tellallığı var sanırım.
Medya desen zaten yok..bilgi yok-bilgi ağı yok...
Dolar almak zaten suç. 3 yıl sonra: Valla ben 2018 de gelen ekonomik kriz öncesi evi barkı satıp ne var ne yoksa dolar aldım diyemezsin. Belki 10-15 olacak kimse bilmiyor da asıl sorun o değil .. Kimse ne yapacağını ve ne yapılacağını , nasıl tutum alınacağını da bilmiyor..
İşte bölüp bölüp duranlar ya da ayrıştıranlar şimdi düşünsün...
Rusya ve İran gibi ülkeler yıllardır ve bu ekonomik siyasal yaptırımlar ve diğer preslerle yaşıyor sanırım... Tuhaf bir kadercilikte var. Millet denilenin kimisi din-tanrı kimisi aşk iş güç konuşuyor. Domates tadında bir duyarlılık ve bilgileşim-birleşim ve fikir birliği (bilgisizlik) var...Korku var-kuşku var.. Anlaşılan o ki kimse ekonomik krizden korkmuyor ya da parası olan-beklentisi olan düşünsün diyor. Ya da zaten sistem de önceden yer ve durum kapmış olanlar? İşte devlet batcakmış felan. Batarsa batsın çokta şeyime , Devlet benim mi? ya da Devlet ben miyim havası var. İşte hayatı, huzuru konforu, parası marası bir şeyi zaten yoksa? Kaybedecek bir şeyi de yok sanırım.. Hayatları sallantı da olanlar zaten sallanmıyor...
Savrulma bir siyasi gruba olunacak sanılıyor , sanmıyorum. (Sözde sahte-satın alınmış yaşamı olaan elitler/elitçiler belki sallanmalı) Huzuru ve konforu olanlar belki bilmiyorum.
Konfor bölgesini terketmek güçtür...
Belki de batıp/batırıp/batırtıp Yunanlar gibi sosyalistlerin kucağına teslim ederler mi ya da birileri akıllanır mı? millet bilinçlenir mi? gibi umutçu yorumlar var...
Sanırım krizin kimi vuracağını ve vurmayacağını hissediyoruz ve görüyoruz?
Siyasi bir kriz olur mu? ya da toplumsal bir kriz? ya da savaş felan ?
sanmıyorum bilmiyorum ama ben anlamam bu işlerden .
Ülke varmış ülke yokmuş.alın sizin olsun tepe tepe kullanın..
https://youtu.be/lxZU0aZIEms
"ictenlik"
03-09-2018, 14:47
Bir kere insan denilende şu var. Ben akıllıyım, zekiyim, üreticiyim, üretkenim ya da fizikten müzikten,sanattan-sinemadan doktorluktan-askerlikten anlıyorum. Kimileri/diğerleri cahil halk kitleleri ve gruplarıdır. Sıradan insanlardır. Bu gruplar var. Onlar hiçbirşeyden anlamaz ya da düzdür, kimileri hiç bir şeyden anlamaz...
Yine insan denilen de şu var. Ben hakim, avukat, doktor, mühendis olabilirim. Seçilmiş bir yaşamı, yüksek bir yaşamı/anlağı, sevinçli bir yaşamı , diğerlerine özel olmayı (seçkinciliği/seçkinliği) hakediyorum. Çünkü anlağım var-bilincim var ,brn özelim-güzelim, yaşam hakkında fikrim var, soyutlamam var , gözlemim var, becerim var.. Anamın babamın bir tanesiyim, su kuşuyum falan filan...
Cahil olanlar var -düz olanlar- sıradan olanlar- ve onlar bunu/bunları haketmiyor. Örneğin yüksek sevinçli bir yaşamı ve bol-ca tüketimi (rahat tüketimi-konforu) haketmiyor-köle halk, alt tebaa ve grup olarak kalmalılar. Onlar düşük yaşamda kalmalılar ya da düşük yaşamı tüketenler onlar olmalılar.
Bir düşük yaşam yüksek yaşam gerçeği var...
Ya da özel seçkinci yaşam arayışı (sınıf/kuşak atlama bilinci-arayışı) var..
Bize kanıksatılanlara bakıyorum.
Kötü koşulları, zayıflar, güçsüzler kim hakediyor bilmiyorum. Birileri üretmeli, birileri getirmeli. Pis işleri birileri yapmalı..
Bir kötü ve istenmeyen koşullarla iyi koşulların yer değiştirmesi ve iyi koşullara sahip olunması hakkı ve bunların kendi arasında seçimi/dağılımı realitesi var. Kendini seçme/seçilme ve bu hakkın (özellikle iyi ve seçkinci yaşamın-özel ist yaşamın ve bol tükdtimin refahın) kazanılması kriterleri var. İyi sosyal organize olma, çıkarcılık, çalışma çabalama ve uyanıklık ya da zeka ve bilinç farketmez. Birey olarak kendini seçen toleranslı gruplar var?? Sosyal gruplar ve sınıf atlama geeği ve bunun arayışı var...
Sosyal statüler nasıl eşitlenir , bilmiyorum.
İnsan olma/olma-k belleği nasıl eşitlenir, bilmiyorum..
İnsan olmadaki böyle çarpıklıklar kabul edilmiş...
Suçlayarak özgür oluyoruz...
İnsan denenin birinin az birinin çok tüketme hakkı neye dayanır/indirgenir , bilmiyorum..
İnsan denilenin birinin iyi birinin kötü yemek yemesi bile
Ve insan denilenin birinin iyi/seçkinci ve parlak giyimli olması gibi durumlar nasıl temellenir/kayıtlanır , bilmiyorum
İnsan sanırım bir organizasyon ve temelde insanca yaşamak dediğimiz yeme-içme barınma, mülkiyet hakkı/problemi gibi şeyler sanırım asgari müşterekte çözümlenmeli. En azından hak/hukuk bilincinde ve bilinç temelinde herkese eşitçe ve özgürce sağlanmalı.. Sonra reliate?
Birilerinin açlığına rağmen birileri tok. Birilerinin tüketimsizliğine rağmen diğerleri sözde mutlu hayat ve refah yaşıyor. İşte bunlar seçilmişlik ya da haketmişlik duyumsuyor ve kendinde fark ve bu durumu haketme duyumsuyor.. Bu duyumsamayla o fark ve çarpıklık örtülüyor.. Bu benim hakkım. Bu benim sosyal hakkım çünkü ailem elit, tabanım. Ben seçkinim" soyluyum, asaletim var, düşüncem ya da yeteneğim şöyle böyle.. Eğitimin şöyle böyle. Sodyal tabanım bu..... Ben diğerlerinden becerikliyim, herkesin yapamadıklarını yapıyorum, onların anlamadıklarını anlıyorum gibi...
Tarihsel bir empati kavşağındayız...
Toplumsal bir işbölümü kuramı nasıl yapılanır ,bilmiyorum... Yukarıda açamadığım çarpıklık ki aslında sınıf çatışması ya da toplumun diyalektik çözümlenmesi denene benzer olan şey bunu açamıyor-anlatamıyorum...
Çoğu zaman okul/eğitim yoluyla seçiliyor ya da seçkincileştiriliyoruz/eleniyoruz (birbirimize göre alçaklaştırışıp yükse-k leştiriliyoruz) . Sanki bunu bir gizli el yapıyor... Araya mesafeler açılıyor. ya da açılmış bu toplumsal mesafeler zaten önceden de kurgul var..
Kimin ele emeğiyle çalışacağına ve kim seçkincilik ve kimin alt kültür ve kölelik zor iş az para vb. tüketeceğine nasıl karar veriliyor??kim karar veriyor?? Bunlar nasıl organize oluyor...??
Fetö diye bir grup vardı. Sanki ait/sahip olmaması gereken bir yerde/durumda olanlar. Onları oraya kimin koyduğu bilinmiyor. Sanki sistemden özellikle (alt iç/dış faktörlerle) elitlik çalmış/edinmiş olanlar ya da başkalarının yerleştirdikleri
Ya da toplumsal açık kapalı kabullerle olanlar
Ya da sanki toplumsal (ruhsal) kapalı sözleşmeler ve bilinçte zımni anlaşmalar varmışta bu sözleşme delinmiş gibiydi. Ait olmaması gerekenler..
Bilinçte bir sözleşmenin delinmesi gibiydi..
Anadolu onurumu geri ver gibiydi.. Bir tür iadeyi itibar kaçıklığı. Bir anlaşma/sözleşme (zımni kabul ve önceki yasa) delinmiş gibiydi -yineliyorum. Bunu (bilinçte) gözlemliyorum-saçmalık... Söylenenlerle gözlemler örtüşmüyor...
Reallitemi boktan boktan ve sizin bildiğiniz/dediğiniz ya da işinize geldiği gibi yapılandırmayacağım..
Ben direniyorum. Ben savunuyorum.
Ben kendimi savunuyorum ve savunacağım. Bu devam edecek...görüyorum..
Bildiklerimi savunacağım. -En çokta- gördüklerimi...
Realitemi boktan boktan kelimlerle yapılandırmayacağım.. Gördüklerimi göreceğim...
"ictenlik"
04-09-2018, 16:15
Kırkından sonra kalp krizinin her an gelmesi gibi bir kriz bekleniyor
İstanbul da beklenen deprem gibi bir kriz bekleniyor
"ictenlik"
06-09-2018, 16:06
Ekonomiyi anlamıyorlar. Parayı ve matematiği, ekonomi politiği hiç anlamıyorlar.. Bu nasıl oluyor?.
Parayı, para sistemini/ekonomiyi, değiş tokuşu hiç bir şeyi anlamıyorlar...
Parayı biri vermiyor. Para enerji -enerji birimi- değil. Para dönüşümsel tüketimsel bir ölçüt ve araçtır/aracıdır.
Para kendi değer değildir-değerli değildir-ölçüt değildir.. Alışveriş ,ihtiyaç, ya da tüketim/üretim -dönüşüm/değiştokuş ve iş-emek takası vb.- denilenler asıl ölçüttür..
Parayı anlamıyorlar.
Lanet parayı anlamıyorlar..
Lanet parayı hiç anlamıyorlar..
Para bir yerde birikmiyor. Para diye bir şey yok...
"ictenlik"
08-09-2018, 15:25
Şarbon nedir?
Facebookta ülke genelinde bir çok ilde şarbon vakasına bağlı karantinalar olduğu , hastalığın bulaşıcı olduğu, kimi hastanelerde önlemler alındığı, et ve sütürünlerinin bir süre denetimli tüketilmesi-tüketilmemesi , doktor tanıdıkların da uyardığı/doğruladığı vb. vs. yorumlar var
"ictenlik"
09-09-2018, 22:11
(Neredeyse) Tamamen sosyal feromonların hizmetinde-yiz-, kaybolduk...
"ictenlik"
13-09-2018, 20:03
Bu sınıf çekişmesi/çatışması denilenden var herşey ( bir çok şey) ondan oluyor..
Ekonomik kriz felan görünümündeki şeylerin de çoğu bundan ibaret gibi..
Bu sınıflar tektonik plakalar gibi ya da başka
..
Sosyal şeyler , sosyal çarpışmalar
Para farklılıkları ve para farklarına bağlı sosyal algı farkları , sosyal seçkincilik var.
Üst sınıflar sosyal seçkin azınlıkları temsil ediyor..
Sadece üst sınıfa geçiş değil de yapısal geçiş yeni yapılar arayışı üst sınıfın dağıtılması yokedilmesi aşağı düşürülmesi empatiye zorlanması gibi olgular var...
Üst sınıf üst orta kesim sevilmiyor
Paleologos
13-09-2018, 21:39
Sınıf çatışması denilen olgu, kapitalist düzene has bir fenomen olmakla birlikte, İslami bir düzenin yaratacağı adil paylaşım düzeni ve sadaka uygulaması vasıtası ile sağlanacak sosyal devlet ilkesi sayesinde de aşılabilecek bir durumdur.
Zaten bu sebeple kapitalist modernleşmenin ortaya çıkardığı ateist düşünce akımlarının kendisine en çok hedef aldıkları zihniyet, İslamın yaydığı adil düzen zihniyeti olagelmiştir.
İslam tarihine baktığımızda, ta ilk ortaya çıkış döneminden beridir sınıf çatışmasının ve sosyal adaletsizliğin önlenmesi, temel amaç ve ülkülerden birisi olagelmiştir.
Ebu Bekir'in sadaka vermeyi kabul etmeyen Müslümanlar ile, ''sadakanın; zenginin malı üzerindeki fakirin hakkı olduğu'' ilkesi gereği taviz vermeksizin savaşması, bunun somut bir delilidir.
Dikkatinizi celbederim ki, Bekir namaz kılmayanlar ile veya oruç tutmayanlar ile değil, o dönem ki sosyal adalet düzeninin bir nişanesi olan, zengin-fakir arasındaki gelir düzeyi uçurumunu ortadan kaldıracak olan sadakayı vermeyi reddedenlerle amansızca mücadele etmiştir.
Zaten İslamın ortaya çıkışının sosyolojik temellerine bakıldığında, onun siyasal-sosyal bir adalet talebi ile ortaya çıktığı, zenginlerden çok fakirlerin sesi olup, onlar tarafından desteklendiği görürülür.
İslam, daha ilk ortaya çıkış anından itibaren bir din olduğu kadar, para ve güç sahiplerine karşı mazlumların ve ezilmişlerin direniş sancağıda olagelmiştir.
Ebu Zer, Ammar bin Yasir gibi sembolleşmiş sahabelerin İslam tarihindeki konumları, evliyatullah arasında önemli mevki etmiş Allah dostlarının sade ve çilekeş yaşamları da bu savı desteklemektedir.
Bugünde Filistin'de, siyonist emperyalizme karşı yine o zamanki gibi kelime-i tevhid bayraklarının mazlumlar tarafından dalgalandırılıyor oluşu, geçmişten günümüze gelen anti-emperyalist bir İslam geleneğini göstermektedir bizlere aslında....
Sonuç olarak kapitalizmin bir ürünü olan emek-sermaye veya daha geniz bir düzlemde zengin-fakir çatışması ile onun bir sonucu olan emperyalizmin panzehiri, İslamın öngördüğü adalet düzenidir ki, bu da ateizm ile mücadeleyi, kapitalizm ile mücadeleden bağımsız düşünemeyeceğimiz gerçeğini bizlere çok net bir şekilde göstermektedir.
"ictenlik"
14-09-2018, 17:56
sadaka?
bitirin artık insanın insana kulluğunu...
Ekonomi de neler olup bittiğini görüyoruz, sözler boş.
Küresel oyunlar olsa da asıl yapısal sorunlar gözardı ediliyor. Gelir adil bölüşülmüyor, Toplumun büyük bölümüne gelir ve tüketim payı ve tüketim hakkı sağlanmıyor, (sizlerin sadaka kültürü dediği). Sosyal güvencelerden, işsizlik fonundan ve sosyal nafakadan yoksun toplum, ne yazık ki!
Dünyanın bir çok gelişmiş ülkesinde, bayağı işçilikle, örneğin garsonluk felan yelan yaparak asgari yaşam şartları ve iyi yiyecek tüketebiliyorsunuz. Avrupa ülkelerinin yarısının asgari ücretiyle burada 1 ay krallar gibi tatil yapılıyor. Gerisi boş. Maval okumaya da gerek yok.Paranın güçsüzlüğünün sebebi budur. Ben ne zaman 1 aylık çalışmamla gider bir Avrupa ülkesinden 1 ay grçim ve yaşam sürdürürüm param o zaman güçlü.. Ekonomik soru-n denilen budur kimse de kaytarmasın başka hikaye uydurmasın.. Aklını vicdanına koysun...
İzleyeceğiz.
Çöke çözüle öğreneceksiniz..
Ülke içindeki ekonomik bölüşümsüzlüğün/tutarsızlığın ve düşük gelirin (gelir sınırlanmasına bağlı tüketememenin) sebebi dış güçler değil yasa koyucu ve idare edicidir, ülkeyi yönetenlerdir. Ya da yönetemeyenler. Ekonomi/İktisat bilmiyorlar. Matematikten anlamıyorlar olan biteni kavramıyorlar ne yazık ki. Aklın tersine gidiyorlar. Para veren bir büyük el yok. Para ve güç sahibi yok. Devlet bunu resmileştirir mi? Düşük ücret gelirleriyle öncelikle bunu resmileştiriyor. İşvereni feodal bir derebeyine çeviren kim? Böyle tanımkayan kim? İşçiyi emekçiyi tebaa dilenci yapan sayan kim? Bunu-bunları resmileştiren kim?
Dış güçler mi?
Ekonomi denilenin yapısal sorunlarının yarısı düşük ücret sorunu ve asgari ücret denilen bu kavramda ve onun tüketimsizliği ve tüketim gücü olmamasındadır. Sosyal güvencelerden yoksun olma da ve sosyal devlet olamamasındadır. Bunu-bunları gözardı ediyorsunuz ya da hiçe sayıyırsunuz sanırım. Eğer hükümetiniz ve siz iyiniyetliysiniz bunu onlara bildirin ve çalışsınlar derslerine çalışsınlar.. Toplum işverenden oluşmuyor. Düşük ücret toplumu ve onun emeğini dış pazara, ekonomik güçlülere ve dış paraya vb.ne bağımlı kılıyor...
Paranın gücü bu denilen yolla artar.
Şayet eğer bir kriz var ve oluyursa (kriz sonunda) kime ne olduğunu olacağını bunun kimi ve nereyi nasıl etkileyeceğini birlikte bakalım ve çözümleyelim.. Kimin zenginleşip kimin fakirleştiğine ve hangi sosyal ve siyasal tabaka ve tabanların nasıl etkileneceğine ve diğer ekonomik siyasal (dönüşüm ve sonuçlarına) bakalım... Göreceğiz...
Paleologos
14-09-2018, 19:14
Sayın uydurtu,
Kapitalist batılı ülkelerin hayat standartları ve o ülkelerdeki alt tabakaların, diğer ülkelerdeki muadillerine kıyasla görece yüksek yaşam koşulları hakkında verdiğiniz örnek, benim söylediklerime bir cevap niteliği taşımıyor.
Zira söz konusu ülkelerin elde ettiği refah düzeyi, büyük oranda 3. dünya ülkelerinin ve mazlum İslam halklarının sömürüsü üzerine kurulu bulunmaktadır.
Bunu sadece İslamcılar değil, bizzat Engels gibi ateist ideologlarda belirterek, İngiltere'de ezilen halkların sömürüsü üzerine elde edilen ganimetten pay alan, yaşam koşulları çok daha yüksek olan bir işçi aristokrasisinin doğuşunu belirtmiştir.
Baktığımızda 19. yüzyıldan itibaren kapitalizmin tekelleşmesinin bir sonucu olarak sermaye ihracı üzerine kendisini bina eden kapitalizm, İslam coğrafyasının bu kapitalist güçlerce sömürüsünü de beraberinde getirmiştir.
Emperyal güçler tarafından bir yandan yer altı ve yer üstü kaynakları sömürülen İslam halkları, diğer yandan ise başlarına geçirilen kukla liderler ve o liderler vasıtası ile kendilerine zorla dikte ettirilen ateist-seküler dünya görüşleri vasıtası ile yozlaştırılmak istenmiştir.
Zira emperyal sömürgeciliğe karşı ezilen mazlum halkların tek silahı, İslamın temsil ettiği; mazlumların, zalimlere karşı mücadelesi, şiarı olabilirdi ancak.
Bunu bilen emperyal güçlerde özellikle İslamı hedef alarak, ateizmin bu toplumlarda yayılışını teşvik etmiş, ancak Müslüman halkların manevi ve uhrevi değerlerini yok ederek bu halkları köleleştirebileceklerini görmüşlerdir.
İkinci olarak ise Müslüman toplumlardaki istisadi krizlere ilişkin mevcut yöneticileri suçlama eğilimi göstermişsiniz ama bu ülkelerde uzun bir süre İslami değil, seküler yöneticilerin iş başında oldukları gerçeğini göz ardı etmişsiniz.
Türkiye'de bile İslami duyarlılıkları olan bir iktidarın kuruluşu, ancak 16 yıl gibi kısa bir zaman için söz konusu olmuştur ki bu da 90 yıllık cumhuriyet dönemi göz önüne alındığında oldukça kısa bir zaman aralığıdır.
Bu kısa zaman aralığında Türkiye'nin, Lozan ve İsmet İnönü siyasetleri vasıtası ile teslim olduğu emperyalizme karşı yeniden bir şaha kalkışı gerçekleştirebilmesi ve yeniden iktisadi bağımsızlığını elde edişi tabi ki sancılı olacaktır.
Bu noktada eğer gerçekten anti-emperyalizm ve bu ülkenin mukadderatı konusunda bir samimiyet taşıyorsak yapmamız gereken, siyonizme ve emperyalizme karşı mücadele eden mevcut siyasi iktidarı suçlamak yerine, onu hedef alan küresel odaklara karşı mevcut hükümetin yanında saf tutmak olmalıdır.
Artık mesele, şu veya bu hükümet ya da şu veya bu şahış olmanın ötesine geçerek vatanın müdafası haline gelmiştir ki, bugün vatanseverliğin kıstası da Amerika ve onun PKK-FETÖ gibi piyonlarına karşı vatan savaşımı veren Tayyip Erdoğan'ın yanında saf tutmak haline gelmiştir artık...
Şu cümlenizi ise ''Ekonomi denilenin yapısal sorunlarının yarısı düşük ücret sorunu ve asgari ücret denilen bu kavramda ve onun tüketimsizliği ve tüketim gücü olmamasındadır.'' anlayamadım.
Sanırım haksız olmanın verdiği telaş ile biraz saçmalamış, ne dediğinizi bilemez bir hale gelmişsiniz.
Üzücü...
"ictenlik"
14-09-2018, 22:01
Engel's engeller demektir Marx'ta por-çöz gibi bir şey. Bunun konuyla uzaktan yakından hiçbir ilgisi yok. Okumadan yazıldı. Genel.
(Not:O postu cümleyi o Engels felan yazdığınızı görmeden face gruplarında onu bunu engellerken uydurdum geldim yazdım...)
Uzun bir çözümleme yapacağım kendimce.. Uzun olacak.. işte o yüzden yazamıyorum. Kelimeleri toparlama, yazdıklarımı sevmeme, yazsa da demek istediklerini anlatamamış olma ve aklımdakileri düşündüğüm ve gördüğüm gibi ifade etme aktarabilme vb. sorunum var. Bir yakın deneme yapacağım ben..
Bunaşağıda yazdıklarım değil ..
Bu arada yazdıklarım cevap niteliği taşıyor bakmıyorsunuz. Ekonomik tıkanmayı çözümleyin hep birlikte çözümleyelim..
Sn. paleologos bu postumu okumanızı (ve üzerine genel matematik çerçeve ile) düşünmenizi rica edeceğim...
http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=626192&postcount=31
Bunu size inan anlatabilirim. Sanırım belki yıllarımı alır ama ikna edebilir ya da gösterebilirim. Ama sanırım bilim ölçeği gibi örneklenebilir.. Bu kötü bir örnek ama bu değiştirilebilir..
Şimdi bende bir şey var ona 10 lira değer biçiyorum. Bunu alabilecek beş kişi var onlarada 1 er lira veriyorum ve hadi bunu alın diyorum. Onlarda alamıyor ve sonra Amerika, Almanya, Rusya ve Katar gibi ülkeler ya da onlargan gelenler diyor ki; aaaa bizim cebimizde 20-30-40 yazan kağıtlardan var biz alalım bari... diyorlar.
Bunu anlamak için
Temel bir ekonomi teorisi (bilgisi/altyapısı) ve matematiksel kavrayışla , matematikle, siyasallaşmayı bir kenara bırakarak (objektif ve açık, dürüst) düşünmek ve olan biteni kavramak gerekecek/gerekiyor..
Benim dediğimdeki sorun. O dağıtılan para ya da fiyatlandırma da. Develet teorisinde. Para teorisinde ve ekonomi teorisinde. Buralarda hata var. Asgari ücret , emek işçilik fiyatlandırmasında hata var diyorum.. Bu devletin işi bunu yapmıyor, yanlış ve bozuk icra ediyor..
Emeği , dolar -tl gibi düşünün ve fiyatlandırın, uluslararası fiyatlandırın bakalım neler olacak
Uluslarası emek kuru
Türk emeğinin karşılığı değeri gibi ifadeler öneriyorum başlangıç için.
Emek emek cinsinden emektir.
Birim emeğin satınalma gücü? bunu hesaplayın
Paranın alımgücü ve değeri denileni değersizleştirme burada hükümet eliyle yapılıyor...
Bu ülke de emek kuru düşük tutuluyor.
Birim emeğin hem iç piyasadaki hem de uluslararaı piyasalardaki satınalma gücü (ki yerli devlet bunu belirler) sorunlu...
Hafta da 45-50-60 saat çalışmayla doğru düzgün bir yaşam satınalamıyorsunuz.
Kölelik satınalıyorsunuz. Alt yaşam ve düşük yaşam satınalıyorsunuz. Bunlar devletin elinde. Dış güçlerin değil..
Para mal, hizmet emek satarak değiştokuş edilen bir araçtır.
Sosyal devlet denilen sorunları çözer bunu neden görmüyorsunuz . En azından sorunlar ve ekonomik savaş ve darboğaz vb. denilenler bir an da herkesin sorunu oluverir inanın bana.. Bu ülke de herkes az çok gelir ve gelecek kaygısı olmadan yaşayabiliyor olsa ya da asgari yaşam (yeme içme barınma vb.) koşulları asgari müşterekte sağlanmış olsa bu değerler hükümetle çatışma sebebi olmayacaktı inanın... Millet alamıyor. İki kişi asgari ücretle çalışsa hala alamıyor. Onu da geçtim sosyal refah yok yok. Eğlence yok. Toplumsal tabakalaşma var.. Çalış çalış nereye kadar ölüp gidiyor insan bugün yaşanıyor. Artık global dünya görünmeye başladı. Almancılar geliyor. Bir kaç yüz euro bozdurup bir ay tatil yapıyorlar.. Millet bunu görüyor artık...
Avrupa Birliği felan diyoruz. Şu an ola ki kapılar açılsa vizeler kalksa çalışma izni sağlansa saati 9 eurodan Almanya da çalışsanız?
Aradaki fark ne bana anlatır mısınız?
Bu ülkede de emeğin değeri alımgücüne ve yaşam koşullarına uygun belirlense ne olur? Bunu düşünün...
Şimdi Türk emeği dediğimizin değerini ya da bu ülkedeki emek kurunu , emeğin alım satım gücünü ve değerini sadece yasalarla o hükümet ve devlet belirliyor ve düzenliyor. Buna hiç bir dış güç karışmıyor.
Yerli üretici değil (aynı anda) yerli tüketici yaratın o yerli üreticiyi yaratacak
Katardan para almaya gerek yok
"ictenlik"
14-09-2018, 23:29
-devam-
Emek, emeğin kendi (altın gibi) ekonomik değer üretir. Emek karşılıksız para değildir. 80 milyonluk üretim gücünü bırakıp Katardan üzerinde para yazan kağıt parçası ikame ya da ithal etmek?
Emek, çalışma ve üretim ...
(Serbest) piyasada güven olsa bu refleksler olmazdı. Al, sat, kaç, koru, dolar hesapla stokla refleksi inanın bana olmazdı. Yerlü tüketici de para ya da devlete (ekonomik yasal sisteme) güven olsa. Ekonomi de 5 kat fazla para olsa, 80 milyonluk bir ülkenin ölçeğine uygun gerçek para ve alımgücü olsaydı bunlar sorun olmazdı.
Ben hala kriz ya da kriz denilenin büyük ölçekte bunlardan kaynaklı olduğunu savunacağım...
Herkes geleceğinden endişe ediyor başka bir şey değil ya da emeğinin alınterinin ve geçmişinin kazancının sömürülmesinden endişe ediyor. Geçmiş refleksler var. . Nemalanmak denilen keriz yerine konmamak için...
Dışardan sıcak para aramak deneni anlamıyorum. Yukarda saydığım sebeplerden bunlar oluyor sanıyorum.
Her durumda insan gibi yaşıyor, sayılıyor, saygı görüyor, yaşam hakları sayılıyor ve güvence altına alınıyor olsa kimse hükümeti suçlamaz ya da taşlamazdı, tutunurdu. Küresel oyunlar olabilir. Dış güçler olabilir...
Asgari ücreti 10 bin lira yaparak yaklaşık olarak 70 milyon*10 bin - 70 milyon*1.600 Tl karşışıksız para basabilirsiniz. Bu gerçek paradır. Karşılıksız para değildir.. Alın size ekonomi teorisi... Ben bu paraya inanıyorum ve güveniyorum...Katara patara diğerlerine değil..
"ictenlik"
21-09-2018, 03:30
Arkadaşlar bugün bir deli buldum
Bu benim benden sonra gördüğüm en deli adam...
Destek mi istiyorum ne bilmiyorum. Hayalcilik mi onu da bilmiyorum. Ruhum kıpıradı. Burada bir paylaşmak istedim
Adam kaçık ve ciddi. Ateşi sönmeden yardım edilirse? ya da uygun sinerji sağlanırsa neden bir şeyler olmasın?
Burdaki birşeyler lafını çok geniş bir anlamda alabiliriz. Neyse ben paylaşmak istedim...
Bu hafta rastladığım ikinci deli...
m.facebook.com/bayram.guner.1650
https://image.ibb.co/knSBUz/Screenshot_2018_09_21_03_04_00_2.png
https://image.ibb.co/dqEuGe/Screenshot_2018_09_21_03_12_20_2.png
https://image.ibb.co/gCKuGe/Screenshot_2018_09_21_03_12_31_2.png
https://image.ibb.co/iF5ehK/Screenshot_2018_09_21_03_16_40_2.png
https://image.ibb.co/m9cgwe/Screenshot_2018_09_21_03_13_25.png
https://m.facebook.com/groups/196737404114381?view=permalink&id=565177330603718
"ictenlik"
29-09-2018, 04:33
Algılama fiilinin kendisi, senin algıladığın şey olmadığını gösterir. - Maharaj
Her şeyin onun içinde meydana geldiği bilinç vardır. Bu apaçık gerçek, herkesin deneyim alanı içindedir. - Maharaj
Kavramlarda tanımlarda biraz boşluk olsa da ya da ifadeler başka tanım ve çeviri gerektirse de sanırım buna benzer bir saçmalık
"ictenlik"
29-09-2018, 16:20
İnsanı ben ben demesinin, bir taşın, "Ben buradaki bu ben taşıyım ve bu taş bana /kendine ve bu ben de buradaki taşa ait" demesinden hiçbir farkı yoktur.
Buradaki bu taş kendinin sahibidir ya da öznesidir anlıyorum
Materyalistlere göre madde hep vardı ve hep var olacak.
Ben başlangıcı olmayan hiç bir şey göremiyorum...
"ictenlik"
09-10-2018, 16:31
Bu bizim gelecekle iletişim kurulduğu iddiası başlığı için çalıştığımız ve bitiremediğimiz ve yine yardım beklediğimiz yarı-ütopik taslak
--
Arkadaşlar Gelecekle İletişim olarak belirtilen metni yayan ve sunan Amerikalı grupla haberleşerek hem Türkiye-den bir bağ/bağlantı oluşturabilmek hem de orada olanı biteni dürüst bir şekilde sorgulamak ve sürecin aslı astarı varsa da buna kayıtsız kalmamak için elimizden geleni yapabilmek gibi fikirlerimize destek arayışımız sürüyor
Metni aşağıdaki şekilde genişlettik (yeniden düzenledik) ve genişletmelerimiz ve bu konuda da yardım arayışımız sürüyor
En çok soru belirleme ,etkili ve çarpıcı geri dönüşü yüksek olacak sorular üretme, tarihi, evrensel ve insana dair geniş önemde ve kapsamda sorular üretme ve önemli sorunlara değinme noktasında yardıma ihtiyacımız var.
Bunun dışında açık olarak bu metni istenilen kılığa ve biçime sokma ve becerebilirsek etkin bir iletişim olmasını sağlama konusunda yardıma ihtiyacımız var
Gönüllü çevirmen arayışımız sürüyor
ve yine içine sinerse, kendi de yeniden düzelteceği ve gerekli eklemleri sunacağı biçimde, aşağıdaki metni gönüllü çevirecek bir arkadaşımızın yardımını ve katılımını bekliyoruz
------
Gönüllü Çeviri Yardım Talebi
Arkadaşlar son ve en basit tahlil de İngilizce bilen ve yeterli bir vakti olan bir arkadaşın bunu bir sosyal macera (deney hatta kuyuya taş atma) olarak bile görerek çevirip https://cassiopaea.org/contact-us/ adresinden anonim olarak bile (mümkünse Big Arkadya Team ya da Arkadian Tiger's/Septic's vb. rumuzuyla) atmasını rica edeceğim. bu bir deney... Göle maya çalmak mı bilmiyorum... Bizim orda göğü taşlamak derler...
Arkadaşlar bu arada konum dağıldığı için, istediğim düzene gelmediği için ve bu mesajı iletmek istediğim ve onu şimdilik son da tutmak istediğim için de yeniden bir post atıyorum.
Sadece İngilizcesi yeterli olan gönüllü bir arkadaştan bizim adımıza bunu gerekli düzeltmeleri ve kendince gerekli yeniden uyarlamaları da yaparak https://cassiopaea.org/contact-us/ ya da https://cassiopaea.org/forum/ adresinden açık bir üyelik alarak bu yayımları yapan gruba iletmesini rica edeceğiz ve ediyorum. Bunu anonim olarakta yapabiliriz. Eğer grupla haberleşebilirsek ve bir celsede ve oturum da burada ekleyeceğimiz soruları ve sorunları tartışmaya açabilirsek ya da grup bizimle geri etkin bir geri iletişim kurarsa da süreci sınama şansımız olacaktır diye düşünüyorum. Bu önyargıları yıkacaktır. Yeni bir perspektif ve vizyon sağlayacaktır.
Aşağıda eklediğim sorular geliştirilebilir ve eğer sorularımızı iletmeyi ve gelecek olarak tanıtılan Kasyopya-ya cevaplatmayı başarabilirsek bu veriyi sınama ve değerlendirme şansımız olabileceğini düşünüyorum. Laura-nın cevapladığını ya da grubun uydurduğunu düşünüyorsak onların uydurma kabiliyetini buyrun sınayalım ya da sınamayı deneyelim...
İsterseniz onlardan bizim Türkiye-den erişen bizler adına özel bir celse yapıp yapamayacaklarını ve bunun video kaydını yayınlayıp yayınlamayacaklarını ya da daha ileri ki aşama da bir gözlemci arkadaşı bir celse için aralarına alıp almayacaklarının aramızda bir tartışma konusu olduğunu iletebiliriz.
Arkadaşlar biliyorsunuz ben gelecekle iletişim kurduğu söylenen grupla haberleşmek ve gelecekle iletişim fenomenini interaktif bir sınamak ve sonuçları da birlikte gözlemlemek için deneysel bir çaba ürettim ve kendim İngilizce bilmediğim için bir metin çevirisi için sizlerden bir zamandır yardım istiyordum.
Hazırladığım metin her türden yeniden düzenleme fikrine açıktır ve bu metni aşağıda paylaşıyorum. Umarım biri el atar- ve yardım eder ve bunu ya da buna benzer bir şeyi çevirip bize iletir ya da bunun dışında daha mantıklı bir metin yazıp bizim için https://cassiopaea.org aracılığıyla gelecekle iletişim kurduğu düşünülen bu grupla umulandan daha mantıklı bir iletişim sağlar ve geliştirir.
saygıyla ve sevgiyle....
-------------
Bizce bu deneyin aldığı olumsuz yakıştırmaların giderilmesi ve veri sürecinin sınanması için yapılması gereken bu grupla etkin bir iletişim kurulması ve sağlanmasıdır.
Hatta ileri de verinin genişletilmesi ve düzeltilmesi-düzenlenmesi için gruba ayar (öneri ve fikir-yön) verebiliriz
Belirtilen gruptan Arkady adlı fizikçi 9 Haziran oturumunda ;
"Bu bilgiyi yaymak ve grubu genişletmek için çaba göstermemiz gerektiğini ve dostlar ve dost güçler bulmamız farkettik ama ne yapmamız gerektiğini bilmiyoruz" diyor.
Kasyopya gelecek yanıtlayıcısı cevap olarak ; "Halihazırda sizi izleyen ve gerektiğinde sizinle iletişim kuracak olanlar var, " diyor
Ben buradan ilham aldım.
Bu iletişimi kuracak olanlardan biri de bizler olabiliriz. En azından bu süreci sınayabilir ve bu iletişimde olasılık ya da gerçek payı bulursakta ağlarını genişletmek üzere öneriler götürebiliriz. Dostlardan birileri de bizler olabiliriz. Benim önerilerim var.
Bu yazıyı nasıl yazmam gerektiğini bilmiyorum.
Peki diyoruz ki; gelecekle ya da kozmolojik olarak çok uzak ben geleceğimiz olan bir yansımayla iletişim kurabiliyoruz ya da kurabiliyorsak bununla ne yapılır, yapılabilir ve yapılmalıdır? ya da dahası bu nasıl sınanır?
(Cevaplayan gelecekteki Kasyopyalı) diyor ki; bu iletişimde ki amacımız varlığımızı kanıtlamak değil ve kanıt gereksiz.
Tamam bunu anladık.
Peki onları kanıt paradoksuna ve tutarsızlığına sokmadan bu iletişim nasıl sınanır? bunu soruyoruz? siz olsanız ne yapardınız? bu soruyu soruyoruz. Biz de sorular götürelim yanıt isteyelim ve sonuçları sınayalım dedik. bunun dışında celse sürecini canlı gözlemlemek sürecin sağlaması sanırım olabilirdi.
Ben bu grupla haberleşilerek ve interaktif, katılımcı bir oturum düzenlenmesini isteyerek hem bu gelecekle iletişim denilen sürecin sorgulanmasını hem de veri alma sürecinin bize gözlemletilmesi ya da eğer Amerika da yaşayan gönüllü bir arkadaş bulabilirsekte tanık gözlemci olarak bu arkadaşın bizim adımıza bir oturuma katılması için bu gruba bir rica iletilmesini öneriyorum. Böylece deney verisi içinde birincil elden tanıt ve gözlem şansı doğacaktır. Hatta ilerleyen aşama da yeni ve daha güçlü veri doğurulması, etkin işbirliği, gerçeğin açıklanmasının tehdidi gibi unsurlar oluşturulması ve bu ağın genişletilmesi gibi fikirler de değerlendirilebilirdi.
-----
-ÇEVİRİ İÇİN İLETİŞİM TASLAĞI ÖNERMEM-
Subject : Also realize that others are aware of your group and work and will initiate contact when time is right.
Türkiye-den (Arkadya dan) Sevgiler
(Alternatif Selamlar:
Anadolu dan ve Mezopotamya dan tarihsel bir selam ve sevgiler
Hepinize Merhabalar
Laura -Arky ve tüm takım selamlar
(Ya da belirtilen coğrafyadan Kasyopya izleyicisi ve okuyucusu ya da Kasyopyayı sınamak isteyen büyük bir grup adına ve sevgiler ve selamlar) )
Tarihsel Bir Çatlak/Kaçık Adına Büyük Bir bağ olması umudu ile
(ya da Arkadian septic's adına...)
Grubunuzun 9 Haziran 2018 celsesinde deniyor ki; grubunuzun faaliyetlerinden haberdar olan başkaları da var ve sizinle iletişime geçecekler. Umarım bu metnim çevrilir ve biz sizinle iletişime geçmiş oluruz.
Bu metni ilk hazırladığımda, en az 4 ayrı internet forumunda bunu sunarak bir etki tepki üretmeyi ve bu forum üyelerini (en azından bir kısmını) birleştirerek sizinle aktif iletişime geçmeye ikna etmeyi deniyordum.
Biz burada bu metni yaygınlaştırmak, kamuya maletmek ve onu daha geniş halk kitlelerininin bilgisine ve dikkatine açmak için çaba gösteriyorduk.
ve hatta olursa ileri de bu içeriği sadeleştirerek kitaplaştırmak ve gelecek celseleri oldukça genişletmek ve canlandırmak adına bir katkı sunmak için deneysel bir iletişimin gözleminin önerilerini sunduk
Gruba şunları sormak ve söylemek istiyoruz.
Arkadaşlarıma sizin orada yaptığınız işi göstermek istiyorum çünkü bana inanmıyorlar . Arkadaşlarıma sizinle iletişim kurup içimizden bir gözlemciyi oraya temsilci olarak gönderirsek belki buna inanabileceklerini ve bu fikre daha sıcak ve olumlu bakmaları ve bir bir şans vermeleri gerektiğini söyledim. ve celse oluşumunu yerinde gözlemleme fikrini ilettim. Hem bir celseye gönüllü bir arkadaşımızın aktif olarak katılıp katılmayacağını sizlere sormak hem de buna gönüllü bir arkadaş olup olmayacağını arkadaşlarıma sormak ve iletmek istiyorum.
Burada Türkiye de, yani Arkadya da, Service To Others'ın (STO'nun yani Özgecilik kavramının) sevildiğini ve önem gördüğünü bilmelisiniz.. Özgecilik ve diğerkamlık bizim topraklarımızda ve kültürümüzde değerli bir kavramdır. Burada Tanrıyla ve varoluşla birleşik bir bütün olduğumuzu ve insanın tanrısallığını savunan inançlar ve düşünceler oldukça yaygındır.
Bizce içeriğiniz burada Arkadya da çok büyük ilgi gördü çünkü birlik felsefesi vb. adlandırılabilecek bir biçimdeki bir felsefeyi zaten tarihsel olarak içselleştirmiş toplumsal gruplar ve toplumsal tabanımız var. Kanallama denilen kavram bizim coğrafyamızda ozanlık vb. adında halk şiirlerinin, deyişlerinin bile dokusuna işlemiş durumda ve bu tip kavrama yabancı değiliz.
Orta Asya-dan da şamanik-folklorik ögelere ve bu tip hikayeciliğe temas eden bir kültürümüz var.
Bizler buraya medeniyetler beşiği diyoruz.
Asya ve Avrupa (Ortadoğu ve Avrupa'nın birleşim ve kesişiminde eski bir uygarlık köprüsü üzerindeyiz.
Anadoludan büyük uygarlıklar gelip geçmiştir. İran ve Pers uygarlığı gibi bir uygarlıklara komşuyuz aynı zamanda Ruslara da komşuyuz.biliyorsunuz.
Ah o karanlıkta ya da karartma da uyuyan İranlılar! İran bize göre büyük ve gizli bir potansiyeldir.
Türkiye de internet üzerinden insanların buluştuğu pek çok forum ortamında bu içeriğin sunumu yapıldı ve yapılıyor.
Ben Kasyopya metninin eski bir okuyucusuyum. Eski sadık bir okuyucu. Tüm metni bağımsız bir biçimde defalarca taramış ve içsellemiş bir çok okuyucudan biriyim. ve bu metni açık olarak gelecekle bağımsız bir iletişim olarak tanıyan, tanıtan, belirten ve bir çok insana açıkça sunmaya girişen bağımsız bir okuyucuyum. Metinle ilgili bir çok fikirlerim var. Ben burada Türkiye de internet forumlarında ( en az 5 ay da 6 forumda) yılaryılı bu metni oldukça tanıtmayı denedim.
Öncelikle bir kaç soru hakkımız olacağını düşünüyoruz. Bu soruları belirlemekte güçlük çekiyoruz. Siyasi ve dini karmaşalar bir yana savaştan ve ülkemizin geleceğinden endişe ediyoruz .Karanlıktan endişe ediyoruz. İrana dönmekten korkuyoruz. Eski tip muhafazakarlıktan nefret ediyor ve endişe duyuyoruz. Ülkeden kaçmayı planladığımız bile oluyor.
Türkiye de ki bir çok internet forum platformunda (ister ruhsal, mistik, metafizik forumlar olsun; ister bilim, felsefe ve özgür düşünce forumları olsun) deneyinizi sunuma giriştik. Felsefe forumları, siyaset forumları ve dinden özgürlük forumları, özgürlükçü gruplar olan forumlarda yıllardır bu olguyu sunmaya çalışıyoruz.
Dini, siyasi, felsefi, karşı dinci ve non-teist bir çok forum ortamında ve internet grubunda zor da olsa az biraz tanıtıldınız ve konu olarak işlendiniz.. Bir çok kişiye ayrıca e-postalarla ulaşmayı denedik. Gökte bir uygarlığın milli güvenlik için tehdit unsuru olduğunu ve olabileceğini yazan postaları hükümete göndermeyi bile düşündük. Evet şaka yapmıyoruz.
Sonuçta pek ilgi gördüğümüzü ya da dikkate alındığımızı sanmıyorum ve söyleyemem.. Hoş karşılandığımızı da.. ama bir denedik...
Ben metinlerle ilgili olarak felsefi ya da toplumsal tabanı olan bir çok teknik döküman ve sunum yöntemi ve tanıtım yazısı vb. içerik geliştirmeyi ve üretmeyi de denedik. Kendi çabamızla bu deney verisiyle pek çok şey yapmaya giriştik. Dilinizi bilmeksizin ve anlamaksızın bir translate yardımıyla forumunuza yazmaya bile çalıştım..
Özellikle içeriğinizi sunma, tanıtma ve yayma noktasında zorda kaldığımız konuya dirençli arkadaşlarımıza diyoruz ki; Neden o grupla temas kurmuyoruz ve süreci canlı ve aktif bir biçimde sorgulmaya çalışmıyoruz. İletişimlerimizde grubunuzla ve forumunuzla yazışılmasını ve haberleşilmesini de öneriyoruz çünkü insanlar bunun sahte olmadığını bilmek istiyorlar ya da bir açıklama bekliyorlar
ve bizler süreci kendi içinde doğrulasakta siz kaynağa en yakın yerde duruyorsunuz
Benden ısrarla kanıt ya da öngörü istediklerinde ya da sunumculuğuma yüklendiklerinde bunları söylüyorum. Süreci birlikte sorgulayalım. Tüm bu arkadaşlar ve tüm bu grup internet forumları aracılığıyla erişilebilir düzeydeler. Onlarla iletişim kuralım ve sorularımızı iletelim, iletişim sağlayalım ve sıcak sorgulayalım . Hatta canlı bir celseye bir tanık göndererek katılım sağlayıp sağlayamayacağımızı, uzaktan katılım yapıp yapmayacağımızı, tanışıp tanışamayacağımızı, nasıl insanlar olduklarını soralım.
Bunun karşı bilim olduğunu düşünenlere Arky ile yazışmayı ve fikirlerini sormayı öneriyoruz. insan düşüncesine ve sıcaklığına temas etmekten başka şansımız yok.
Peki bu noktada bize yardımcı olabilir misiniz?
Arkadaşlarımız bizi eleştiriyor. Bu metni yaymak için çok çaba gösteriyorsun. Bırakta bulan bulsun. Bu kadar zorlamaya gerek var mı? Bilmiyorum. İçimden gelenler bunlardı. bunun ortak bir şey olduğunu ve henüz yeterince bölüşülmediğini düşünüyorum. Haksız mıyım? Çünkü gelecek herkesin de geleceği sanırım...
Bunun dışında örnek olarak daha fazla tanık ilgisi toplamak için internet aracılığıyla interaktif soru belirlemek gibi çözümler işe yarayabilir mi?
Soruların, en azından bir kısmının ya da belki de büyük çoğunluğunun bir internet sitesi üzerinden kolayca iletilmesi ve belki sonra ziyaretçilerce oylanması vb. gibi çözümler önerilebilir mi diye sesli düşünüyorum.
Bu insanları işe katılmış ya da sürece daha yakın hissettirebilir mi?
Kasyopyayı ulaşılmaz hissetmemeliler. Forum içinde bir Kasyopyalılar sorun bölümü olduğunu biliyorum ancak bu alan üyelik gerektiriyor.
Erişimi daha kolay bir biçimde bu sorunun çözümlenebileceğini düşünüyorum. Alt ve bağlı forum ağları da bu anlam da çaba gösterebilirlerdi..
Örneğin dünyada tek din Hristiyanlık ve Musevilik değil ve Müslümanlık hakkında hiç soru sorulmamasına içerleniliyor. Soruların yaygınlaştırılması ya da bu tip bir durumun dengelenmesi gerekeceğini düşünüyoruz.
Fransız ve Amerikan seçimleri soruyorsunuz örneğin. Burada seçimlerimizde çok fazla teknik kargaşa var. Seçimler sonucunda üzgün bir Halk kitlesi var .Mesela seçimlerde bir dolap dönüp dönmediğini bilmek için çıldıranlar var . Erdoğanın asıl amaç ve hedefini onu neyin ve hangi güdünün yönettiğini, kontrolden çıkıp çıkmadığını, neyin ve kimin kontrolü altında olduğunu, o, kısacası bu ülke için iltica tehlikesi olup olmadığını ve bunlar için neler yapılabileceğini bilmek istiyorlar.
Burada oldukça popülersiniz ve oturumlarınız bu dile yayınlanır yayınlanmaz çeviriliyor ve bir çok okuyucu ile buluşuyor. sott portalı sürekli izliyoruz. Türkiye de paypal ve vikipedi bile yasak . Örneğin Erdoğanı bir yasakçı ,kayıp bir kişilik olarak tanıyor ve sevmiyoruz
Türkiyede artan cinsel istismarlar ve artan iltica tehdidinden endişe ediyoruz
Gerçekten Türkiye de çok geniş bir okuyucu ve ilgili grubunuz var
Burada bu yapıyı önemsiyoruz. Dinsel çıkmaz için onu bir kurtuluş-ferah olarak görüyoruz. Bu yapının önemini farkıdnayız. Takdiri, saygıyı ve onurlandırılmayı hakettiğinizi de biliyoruz
Bizce belki de bu olgu ve Kasyopya halk belleksel mehdiyet ve kurtuluşçuluk beklentisini dolduracak nitelikte bir yenilik.
Gerçekten burada Kasyopya "gelecekle iletişim kurulduğu iddiası" ve "gelecekle iletişim" tanısı ve etiketiyle geniş bir kitleye duyruldu. Okuyucu kitlesi sınırlı olsa da aktif 4-5 ayrı internet forumunda iyi ya da kötü bir imajı ve yerleşik içerikte asılı tartışma başlıklar var
İnsanlığın mit belleğindeki mehdiyetle yani Hristiyan, Musevi ve Müslümanların beklediği büyük kurtarıcı ve İsa Mesih olgusu gibi büyüklükle bu olguyu yanyana getirerek paralelledik.
Dedim ya bu olguyu neredeyse tarihsel bir müjde ve kurtuluş olarak işaretleyerek tanıttık ve burada tarafımızdan yayılmaya çalışılıyor.. İşin aslı ben Amerika dahil başka bir yerde bu kadar önemsenip önemsemediğinizi de merak etmiyor değilim.
Fransa ya gittiğiniz dönem de sizi bu ülkeye davet etmeyi düşünmüştük.
Bunun dışında örneğin Marksist/Sosyalist forumlardaki özgürlükçü üyelere erişerek kitle önderlerine bu metnin ve gerçeğin iletilerek tanımının yapılması ve bu metnin ve gerçeğin geniş halk kitlelerine ifşası tehdidiyle İsrailden ve Amerikadan tavizler alınabileceğine kadar öneriler sunduk.
Ben bunu yaparken bu metnin yani Kasyopyanın reel olarak İsrail ve Amerikan bombalarından daha güçlü olacağını yazdım.
Hatta sosyalist ülkelerde blok olarak metnin yayılması, tanıtımı ve korunması, Çin ve Hindistan gibi geniş nüfuslu ülkelere bu metnin yayımı için amaç birliği gibi öneriler götürdük
Tarihsel sorularımız var
Bunların celselerde soru olarak iletilmesini ya da üzerine sesli tartışma yapılmasını önereceğiz
Öncelikle bu içeriğin daha kolay yayılabilmesi için kanallama terimini cazip hale getirebilmenin ve onu bilimsel olarak daha cazip tanımlamanın bir yolu var mı?
Bir viya tahtasıyla ya da fizik bedenle gelecekle haberleşmeyi nasıl bilimsel bir tanıma uygulayabiliriz?
Bu konuda önyargılı olanlara ne söyleyebiliriz?
BH kavramı çok kafa karıştırıyor bunu bilimsel olarak nasıl açabiliriz?
Ters ben-anti ben, gayrı ben ve ben tersi ve benlik kavramından yoksunluk hatta anti-yarı-ı gibi öneriler getirdik örneğin ama açamıyoruz bunu...
Celselerdeki, seks, Kh ve özellikle seksin Kh a enerji göndermesi vb. kavramı üzerine açılım yapabilir misiniz?
-----------------------------
Bazı sorular için yanıtın buna yanıt vermezler olacağını biliyor ve öngörüyoruz sanırım
Türkiyeye İlişkin Sorunlar
Birincisi islam dini ve Kuran ın yazılması süreci, bunun kimler tarafından yapıldığı, Muhammed kişiliği, onun yaşayıp yaşamadığı, hangi dilde yazıldığı gibi konular çok merak ediliyor
Kuranda Araplara vaad edilen cennet Arkadya mı? örneğin....
Suriyeli mülteci yerleştirmesi politikası ile bu ülke de yapılan düzenleme nedir?
Aleviliğin gerçek kökeni nedir?
Ali ve Muhammed neyi temsil ediyor bunlar arasındaki ilişki ve bağ nedir?
Aleviliğin gerçek Müslümanlık olabileceği doğru bir sav mı?
Müslümanlığın kendisi tarihsel bir komplo olabilir mi ve bunu altından yine İsrail derin devleti çıkabilir mi örneğin
Benzer sorular derlerseniz ve iletirseniz sevinirim.
Türk diline ilişkin abartılmış savlar vardır. Damgalar ve Kuzey Avrupaya kadar mezar taşlarında bu dilin izleri bulunduğu ya da Sümerceyle bağı gibi. Türk dilinin kökeni nedir ay da eski dillerin bozulmuş biçimi mi? Köklerini hangi eski dilden alıyor?
Tük ırkı diye bir ırk var mı?
Atatürk-ü çok sevenler ve Atatürkten nefret edenler var yine. Kimilerine göre bir faşist kimlerin göre özgürlükçü ve devrimci bir kahraman. Ne sorabiliriz bilmiyorum. Ölümünde bir şaibe ya da komplo var mı?
İkincisi geçmiş Türkiye seçimleri ve Erdoğan kimliği, onun yönü ve neye ve kimin çıkarlarına hizmet ettiği büyük merak konusu. Bu konuda sorular iletirseniz seviniriz.
Erdoğanı ve Türkiyeyi celselerde biraz daha sık işleyemez misiniz?
Batacak mıyız ve ekonomik kriz bizi dibe vuracak mı?
Burada Türkiye de Mersin Tarsus ta gizemli bir kazı yapıldı ve orada altın, eski inciller ve eski mezarlar hatta uzaylı cesedi gibi şeyler bulunduğu iddia ediliyor? bunlar söylenti mi ya da orada ne çıkarıldı?
Türkiye de Urfa da bulunan Göbeklitepe de kimler yaşamıştı?
Orta Anadoludaki yeraltı kentleri neden inşa edildi
Burada bir Türk Kürt sorunumuz var.. Bu ülkenin büyük çatışması ve tarihsel bir yarası. Eminim bu ülkenin ve onun insanlarının bir kaderidir, sorunudur ve öğrenimidir ama bu iki tarihsel ırk bir ortak rota yol bulabilecek mi?
Kürtler gerçekten ABD tarafından kullanılıyor mu kendi özgürlüklerinin mi peşindeler
Kürtlerin kökeni nedir?
Öcalanı Osho ya da dağa çıkan Sidhartha ve Lao Tzu gibi mi ele almalıyız gerçekten halkını aydınlatan bir lider mi?
Orada bir jineoloji -kadın bilim patlaması var ve bu coğrafya da büyük bir bilinç gelişimi ve buna bağlı aydınlık var gibi
Öte yandan dağa çıkmış bir filozof ve tarikat lideri gibi de duruyor
Toprağın bağrında yetişen özgür insanın ve bireyin büyük bir açıklık ve bilinçlilik taşıdığını düşünmekte haksız mıyız? Bazen onları okuduğumuz da aptal ve kavrayışsız hissediyoruz gerçekten
Bu yöre insanının bir misyon ya da az kirlenmişlik ve kapitalizm ile az bağ taşıdığını ya da bu bölgelerin özel saldırı ve kuşatma altında olacağını düşünmekte haksız mıyız?
Alevilik 3 STO ya da 4 STO nun bir gölgesi, parçası ya da geçmiş izi mi ve bu yüzden mi saldırı alıyor
Alevilik için Şamanik ya da pagan vb diyebilir miyiz
Burada olanlar Amerikanın istilasında Peru-da olanları mı benziyor yani bir kültür mü yokediliyor
Gerçekten Türkiyenin doğusunda yapılan operasyon nedir?
Fırat ve Diclenin gelecekte Ortadoğunun su kaynağı olacağını öngörürsek ya da başka nedenler
İsrail burada bir küçük İsrail iç İsrail mi gelecekte taşınmak mı istiyor ya da başka bir tehdit
Ermenilere verilmiş bir söz mü var?
Türkiye gerçekten bölünecek mi?
İsrailin burada çok fazla toprak aldığı doğru mu?
Bu toprakları neden alıyor
Sonuçta Kürtler istediklerini alacaklar mı?
Erdoğan buradaki insanları ikiye bölmüş durumda. Erdoğandan nefret edenler ve erdoğana tapanlar .bunun tarihsel bir çok nedeni var ve eminim bu ülkenin insanının dersleridir ama bu 2B 3B kaynaşması ile ilgili sorunlar var gibi gözüküyor_ bu 2B sürü dağılacak mı?
Dünyayı nasıl algılıyorlar? Bizim hakkımızdaki fikirleri ne?
Tanrı kavramları neden bu kadar güçlü ya da neyi işaret ediyor
Tanrı kavramlarının nasıl olduğunu ve neyi işaretlediğini gerçekten merak ediyorum
tanrı kavramları sadece bir karşıt güç mü?
Oktar Babuna adına ülkemizden bir kan bağışı kampanyası düzenlenmişti? Bunun üzerine çok fazla komplo teorisi üretildi
toplanan bu kanlara ne oldu ve bu tip olayların perde arkasında ne aramalıyız? burda bir komplo var mı?
Adnan Oktar ın bağlantısı nedir?
Akdeniz de gerçek bir kasırga oluşabilir mi?
Turan Dursun-u kim öldürdü-?
--------------------
Diğer Soru ve Öneriler
Ben Marksın en kadar zeki olduğunu ve ne yapmaya çalıştığını ya da daha açık tabirle BH ilhamı alıp almadığını soruyorum
Marks gerçekten büyükçe onurlandırılmalı mı?
Komünizm algıladığımız gibi BH ın bozuk bir ideası ve biçimi mi? Yani Marks herşeyi birbirine mi karıştırdı iyi bir sembol mü üretti tıpkı Nietzsche nin üstün insan da yaptığı gibi
Marks ın kapitalist kavramının 4KH a çok benzediğini düşünüyoruz haksız mıyız_?
Nietzsche ya da Marks ne kadar kanallıyordu ve kanallıyorsa kimi ve neyi?
Örneğin geniş bir toplumsal geleceği ve belleği kanallamak birleştirmek gibi bir şeyden sözedebilir miyiz ya da Marks 4BH a yakın bir olguyu ve gerçekliği kanallıyordu diyebillir myidik?
Onları bazen eleştirsekte işçi arılara ve askerlere ya da bir tür sigortaya benzetmekte haksız mıyız?
Akış kuramı denilendeki akış halinde ne oluyor?
Zamanın durması, kanallama, eşzaman paylaşımı, birleşme vb. hangi kavrama yakın
Brahmanizmin kökeni, kaynağı nedir?
Sanskrit dilini kim ya da kimler oluşturdu bu dilin bir geçerliliği var mı?
Bhavgat Gitayı ya da vedik metinleri ve vedaları kimler yazdı?
Eski Çin tıbbının ve örneğin akupunktur gibi bir geleneğin kaynağı neydi yani vücutta onlarca noktayı nasıl buldular
Bu Sümer tabletlerinde ne yazıyor? İyi okunursa dinleri yıkabilir miydi gerçekten soruyoruz? üzerinde durmak gerekir mi?
İnanna Gılgameş Enkidu üçgeni ve bunun dışında da bir çok mitolojik figür ve hikayeye dair tartışma önereceğiz
Enkidu 3BH ı mı temsil ediyor örn?
Biz kadın ve erkek yapan nedir?
Khmerlilerin sonunu getiren neydi?
Bizim 4KH la ilişkimizi insan evcil hayvan ilişkisine benzetmekte haksız mıyız?
Babil öyküsü gerçekte nedir ve ne anlatıyor? Babil de aslında olan neydi?
Babil zihinsel manipülasyon ve Haarp dediğimiz gibi mi?
Adem ve Havva öyküsünü tıpkı Babil gibi ele alıp kadın ve erkek farkı-farklıkşaması olarak vurgulanması yorumumuz uygun mu?
Cinsiyetçilik üzerine yapılabilecek en iyi çalışma ne?
Cinsiyetçilik kıskançlık denilen gibi eklenen bir şey mi?
Bunun üzerinde ne yapabiliriz?
Dünyada Matematik, kavrayış becerisi, soyut kavramlar, iletişim becerisi gibi kıstaslarla bir dili öne çıkarmak ve bir iyi dil bulmak istesek bu hangisi olurdu?
İnsan ne zamandır tekeşli
Bu arada tapınak fahişeliği dönemindeki cinsel birleşmeyi, cinsellik kadın ve seks algısını ,cinselliğin bu kadar önemsenip önemsenmediğini ve kadının nasıl algılandığını merak ediyoruz.
Eski mitlerde kadının önemsendiğini hatta rahiplerin kadınların doğurganlığını kıskanarak hayvan derilerinden sahte rahim giyerek insan kurban ettiğini biliyoruz. Cinselliği mi anlamıyorlardı? Kadın tanrıya yakın mı görünüyordu ve çocuklar tanrıdan mı addediliyordu? Buradan yola çıkarak kadının penis hasedi denilen gibi bir rahim hasedi benzerine hatta kadınlık hasedi gibi bir kavrama vardık.
Monoteizm kavramını sahip kavramına yakınlaştırmakta haksız mıyız? Çoğu zamanda aşk sevgi arayışını.
İlahi aşk arayışını rahme-cenine dönüş kompleksine ve bebekliğe eşlememiz hakkında ne düşünüyorlar? .
SAĞLIK SORULARI
Fukuokanın buğdaylara yaptığını insana yapabilir miyiz?
GAPS diyeti incelemenizi bir celse de konu edinmenizi ve bu diyet üzerine sorular iletmenizi rica edeceğiz.
Örneğin gerçekte bu diyet bir mucize mi?
Pişmiş et suyu ve kemik suyu bu diyetin merkezini oluşturuyor bu sanıldığı kadar önemli mi ve uzun pişirme önemli mi?
Yoksa çiğ ya da çiğe yakın tüketim daha sağlıklı mı?
Yenilen neredeyse her içeriğe et suyu eklemek bir fermantasyon ya da gıda içeriğinde değişim ve enerji artışı bir sonuç doğurur mu_?
Fermente sebzeler önemli mi ve mucize mi?
Ketojenik diyetlerle ilgili uygun karbonhidrat azaltma protokolü nedir ve asgari karbonhidrat tüketim oranı nedir
Sıfır karbonhidrat tüketiminin mümkün olup olmayacağını, hangi koşullarda bunun uygun olacağını ve bunun iyi olup olmadığını ,geçiş için nasıl bir süreç yürütülmesi gerektiğini bilmek istiyoruz
Mucize besinler ya da ilaç olarak sunulan propolis, hindistan cevizi yağı, gibi şeyler
Örneğin Propolis için uygun tüketim yöntemi ve oranı nedir ağızda çiğnemek mi ya da alkolle çözmek mi? sanıldığı gibi bir süper ilaç ve ecza deposu mu?
Bipolar Bozuklukla ilgili önerebilecekleri uygun bir tedavi protokolü var mı ve hastalığın ana nedeni nedir?
GAPS ya da ketojenik diyet bu konuda iyi midir?
Bipolar, Şizofreni gibi hastalıklarda gerçekten baş aktör bağırsak harabiyeti ya da sanıldığı gibi gluten vb. hassasiyeti midir_?
Bu disleksi, dispraksi, dikkat ve hiperaktivte bozukluğu ve daha sonra bipolar okb ve şizofreni olarak tanımlanan tabloyu aynı ve yakın tablo olarak mı ele almalıyız
Burada kan şekeri önemli mi? İlk önemli olan o mu?
Nöro-toksisite deniyor
Bozulmuş bir insülin metabolizması yeniden düzenlenebilir mi?
Nikotin bu hastalarda gerçekten işe yarayabilir mi ? ayrıca melatonin
burada önemli olan nedir?
melatonini doğal bir içerikten nasıl üretebiliriz bize bitki örneği verebilirler mi?
Nikotini tütün ya da başka içerikten çay vb yoluyla alabilir miyiz bunu önerirler mi?
Bu profile (bipolar,okb şizofreni) uygun bir tedavi protokolü önerebilirler mi?
Erkek ve kadın sünneti üzerine sorular iletilmesini rica edeceğiz
Buradaki travma ya da cinsel psişik vb. sakatlanmanın-saplanmanın boyutu nedir?
Erkek ya da kadın sünnetinin gerçek etkisi nedir? Sonuçları nelerdir?
BDSM olgusunun ve kinky rol playing gibi davranışların gerçek kökenleri nedir? Örneğin 2B ile etkileşimler, 2B den 3B ye geçişler ve alt hafıza
2B ruhsal yapışma ya da 2B yapışık ruh diye bir kavram var mı? olabilir mi? bu nasıl tanımlanır ve açılır_?
Bu olaylarda rolü var mı?
iş dünyasını tamamen bir bdsm rüyasına ya da cinsel fanteziye benzetmekte haksız mıyız
Çoğu zaman ve durumda çiftçiliği bizim facebook farmwille oyunlarına benzetiyoruz
Gerçekten 4b bir karakterin oyun figürasyonu gibi olabilir miyiz?
Eğitim sürecinde itaat ve korku aşılama süreçleri ile dolu ve berbat ve ebevynler buna çanak tutuyor
bunu düşünmekte haksız mıyız
Çocuklar arasında ilk sosyalleşme de gelişen şeyler var toplumsal mitten ve hafızada korku örnekleri alıyorlar dinsel karmaşalar alıyorlar tüm buna ilişkin ne yapabiliriz
okullar ne yapıyor?
Okulların gerçekten kötü olduğunu düşünmekte ya da onları gündüz bakımevleri ve toplama kamplarına benzetmekte haksız mıyız?
Hastaneleri mezbahaya ve özellikle toplu çalışılan işyerlerini neredeyse hayvan çiftliklerine benzetmekte haksız mıyız?
Bu arada George Orwell kanallıyor muydu?
Bir çok insandaki sevgi ihtiyacı, sevilme ihtiyacını bir evcil havyanın ilgi alması ve istemesine yakınlaştırıyor ve benzetiyoruz. bu konuyla açılım ya da tartışma ve soru bekliyoruz.
Beni sev beni sev diyen biri için bu sevgi ihtiyacı nasıl giderilir ki?
Cinsel sapma, saplantı ve kastrasyonlar ve fetişlerin doğası çözümlenmesi ve bağımlı fetişlerin giderilmesi üzerine çözümler bekliyoruz.
Örneğin bir cinsel sapma nerde nasıl oluşur ve ilk başlar?
Bu kastrasyonların bazıları gerçekten penisilin, antibiyotik ve aşı hasarları sonrası mı gelişiyor? fiziksel yaralanmalar mı? şiddete mi bağımlı?
Aşıların gerçek zararı nedir ve aşılar gerçekten komplo mu?
Gıda katkıları üzerinde zehirlendiğimizi düşünmek aptalca mı?
Gruba Freud, ,Jung ve Eric Fromm çemberinde bir okuma ve soru derleme rica ediyor ve öneriyoruz?
Psikoloji ve çocukluk psikolojik gelişim süreçleri ile ilgili sorular öneriyoruz
Gluten ve kazein gerçekten sanıldığı kadar zararlı mı ve düşman mı bu hassasiyetlerin gerçek oranı nedir?
Buğday ve gluten sanıldığı ve söylendiği gibi neredeyse bir biyolojik silaha mı dönüşmüştür?
1940 lar da Rockfeller vakfının buğday genetiği ile çalışamalar yaptığı ve buğdayın genetiğini değiştirdiği iddia ediliyor bu iddia ne kadar doğru ya da gerçekten buğdayın genetiği değiştirildi mi ve bu ne amaçlarla yapıldı?
Bilinmeyen gerçek çöl-yaklı oranı nedir?
Psikolojik hastalık denilenlerin ne kadarı çöl-yak ya da benzeri tablodur?
Anti-psikiyatri doğru bir tanım mı? kavram mı?
Psikolojik hastalıklar tamamen fiziksel ve fizyolojik olarak ele alınabilir mi? ve iyileştirilebilir mi? Gerçekten
Gıda fermantasyonları gluten ve kazein gibi maddeleri değiştirerek bunların etkisini ve zararını azaltır mı? Doğru pişirme ya da fermantasyon yöntemi ve süresi-süreci nedir?
Sebze içeriğinin besin enerji değerleri artırılabilir mi? Örneğin ısı vermek ve başka yollarla
Besinlere uygulanacak en iyi protokol nedir yani ya da bir gıda enerjilendirme makinesi felan üretebilir miydik?
Mikro dalganın gerçek etkisi nedir? Sanıldığı gibi gerçekten besinleri mahfediyor mu?
Pastörizasyon sonucunda besinlere gerçekte ne oluyor_?
Süt tüketimi gerçekten işe yaramaz mı ve
Arjantin ve Fernando Monkenberg örneğin de gerçekten süt işe yaradı mı?
Ülkemize yirminci yüzyıl ortalarında Amerika tarafından süt tozu verildiğini biliyoruz bunların altında bir art niyet aramalı mıyız?
Bir yan da bunu hayvanlarına bile vermeyip evinin duvarına badana yapanlar bir yanda çocuk felci geçirenler var
Neden bize sürekli süt propagandası yapılıyor
ya da doğru soru neden bize süt sebze ve meyve propagandası yapılıyor ki?
Çocuklarda sütün gerçek etkisi nedir?
Mısır şurubu ve nişastası ve glukoz şuruplarının gerçek etkisi nedir?
Bunlarda üzerinden dönen gerçekten küresel sağlık komploları var mı?
İlaç sanayini ve modern tıbbı gerçekten bir küresel komplo ayağı olarak mı ele almalıyız?
Bize beş on tane sağlıklı ilaç eğer varsa söyleyebilirler mi?
Süt ürünlerin hangi yolla ve biçimle tüketimini öneriyorlar?
Kefir yoğurt ya da lor en iyi biçimleri midir
Etle pişirme de, sebzeler değişime uğruyor mu ya da whey proteinle yapılan gıda fermantasyonları gibi et proteinleri ile sebze içeriği fermente edilebilir mi? Bu besinlerin enerjileri nasıl etkiler ya da ne kadar artırabilir
Gerçekten gıda bulmayanlar var
Ete eşdeğer ya da yakın besin üretebilir miyiz ya da sebze vb içerikleri ile çalışma yaparak değişik pişirme ya da enerjilendirme ile ete yakın bir ürün üretebilir miyiz
Bize alternatif sürekli tüketim için uygun üç ay da beş bitkisel olumlu sağlıklı yağ kaynağı yağ bitkisi önerebilirler mi?
İnsanlığın yağ sorunu için önerebilecek tanınmayan ya da işlenmeyen ya da kıymeti bilinmeyen yağ bitkisi var mı?
Rafinasyon sürecinde yağa neler oluyor ve rafine yağlar zararlı mı?
Yağdaki önemli kavram omega üç ve altı mı?
Üçlü tirigiserit dediğimiz hindistan cevizinden başka bir içerikte var mı neler. Bu işe yarar bir şey mi?
Kapalı toplumlarda ki geç cinsellik ve sünnet gibi sorunlarla birlikte bir mastürbasyonlaştırma süreci üretiliyor olabilir mi?
GEniş işyerleinde çalışam ile birlikte bunu bizi kafeslerde ve çiftliklerde besledikleri örneğine benzetiyorum bu doğru bir tanım mı?
Açlık üzerine nobel ödülü aldığı söylenen yeni çalışmalar var. Açlık ya da sıfır karbonhidrat protokolü kanser ya da tüm hastalıkların tedavisinde kullanılabilir mi?
Açlıkla ilgili üzerinde durulması gereken nedir? ya da ne kadar yemeden durabiliriz ve mesela asgari ne tüketerek sağlıklı yaşayabiliriz?
Azerbaycan da şifahanelerde otuz güne kadar açlık ve su diyetleri yapıldığını okuyoruz. Bunlar gerçekten ne oranda işe yarıyor_?
İşin aslı yeme ile ilgili gerçek protokol nedir? Hiç yemezsek gerçekten ölmez miyiz_?
Çin de mantra söyleyerek yapılan kanser tedavilerinin bir geçerliliği var mı? Bu konudaki videolar gerçek mi?
sudaki klorun etkisi nedir? Kor gerçekten zararlı ve kanserojen mi? Kanada da sulara permanganat karışması üzerine suların pembe aktığını okumuştuk. Gerçekten permanganant ya da başka alternatif ürünlerle su sterlizasyonu sağlanabilir mi? bu konuda önerilmesi gereken asıl içerik ne olabilir? Yani bize gerçekten su sağlığı için ne önerebilirler bu tüm dünyada önemli bir konu ve sorun
Afrika da pet şişe ile güneşte bekletme yoluyla su sterilizayonu yapılduğunu okuyoruz ve bu can sıkıcı.
Rafine tuz ya da Sodyum klorürün gerçek etkisi nedir? kullanımı zararlı mı ve doğal tuzlar gerçekten sağlıklı mı?
Bir alternatif ya da ek sağlık protokolü olarak abartılan sodyum karbonat gerçekten işe yarıyor mu? Alkali vücut denilen bir saçmalık mı?
Düzenli karbonat kullanmanın bir yararı ya da zararı olur mu?
Colloidal gümüş ve altın kullanımlarının vücuttaki etkisi nedir ya da gerçekten tüm parazitleri felan yokedebilir mi? Antiviral içerikler midir?
Aspirin iyi bir ilaç mı imajımı zedeleniyor
Bentonit kilinin detoks için kullanımı uygun mu? iyi bir içerik mi_?
İşin aslı bağırsak için en iyi detoks ya da yenilenme içeriği ya da protokolü nedir? açlık mı?
ve gerçekten GAPS bir çok sorunu giderebilir mi?
GAPS modern tıbbı tarihe karıştırabilecek güçte mi? bu olur mu gerekten merak ediyorum?
Yani Dr Natasha çanlarına otu tıkadı mı ve canlarına okuyor mu?
Yanılıyor muyuz?
(Ekleyenin iç notu: Natasha burada Türkiye de ilginç bir tabirdir. Bir dönem Rus kadınlarının genel adıdır ve Rusyanın zor kötü dönemlerinde ,ağır ekonomik koşullarında komünizmden sonra ya da Komünizmin zor ve son dönemlerinde bir çok Rus kadın Türkiyeye gelerek ucuza fahişelik yapmıştı ve bunlara Natasha deniyordu ve Natasha ya gitmek diye bir tabir vardı. Şimdi de Araplara pazarlanan Trabzon eyaleti o zamanlar Rus kadınlarını ağırlıyordu. şimdi ise bir benzerini Suriyeli kadınlar örneğinde görüyoruz. Bir çok Suriyeli kadın ikinci eş ve kuma olarak alınıyor)
Etlerin pişirmedeki doğru kavram nedir?
Yani pişirme süresinin artışı olumsuz mu? Gerçekten çiğ et yiyebilir miyiz ve bu sağlıklı mı?
Nenetsler ve kan tüketimi hakkında ne düşünüyorlar? bu eski bir gelenek mi? onları kan tüketmeye iten soğuk mu ve bu bir dayanıklılık sağlıyor mu?
Bu arada tavuk tüketimiyle ilgili çok fazla sorunumuz var. Antibiyotik ile uyumaksızın büyütüldükleri söyleniyor. Bunu gerçekten yemeli miyiz çünkü başka ve alternatif ucuz et bulmakta zırlanıyoruz. Yani bunu yemek ne kadar kötü. Yumurta ve tavuk bu toplumda temel enerji kaynağımız ve protein depomuz. Tavuk tüketimiyle ilgili çok fazla kafakarışıklığımız var. Türkiye de et çok pahalı ve düşük ücretli onu gerçekten alamıyor.
Uzun yaşam için ya da bozulmuş bir genel sağlığı geri kazanmak için bir protokol önerebilirler mi?
Yani açlık ve az yemek gerekten uzun yaşatabilir mi? teorik olarak bunu soruyorum
Sesle tedavi diye bir şey geliştirebilir miydik? örneğin_
Sesin sağaltıcı etkisi nedir?
Güney Afrika da insanlar neden bu kadar mutlu_?
...................
Grubunuzun Kasyopyaya Doğu-dan Arabi dışında kim okunabilir gibi bir sorusu olmuştu.. İşin aslı Arabi, Mansur adlı bir başka gizemciden ve onun ben gerçeğim-ben hakkım ve ben tanrıyım benzeri söyleminden esinlenmiştir. Mansurdan bir çok kişi esinlenmiştir. Burada enel hak olmak diye bir tabir vardır.
Ama Mansur gibilerin felsefi ya da gnostik okumaları olmalı ya da eski gizem okullarında kalma şeyler emin değilim. Belki de onları gnostik bilgisinin kökenini bu ekolün daha yetkin bir biçimi olan doğunun advaita vedantası ikiliksiz fikri dir.
Yeterli bir içerik olarak gözükmese de çok ilginç bir içerik ve belkide bir doğrudan kanallama biçimi olarak Maharaj I Am That _Ben Oyum içeriği bu konuda önerilebilir.
Burada Arabi (bir kaçık çatlak ya da delirmiş ve kendini toparlayamamış, uyanışını yüklenememiş ve kendi delüzyonunda kaybolmuş bir adam olarak gözüküyor) ve onun dışında Pir Sultan Abdal büyük birleştirici ve halk ozanı olarak saygı görüyor. Bunun dışında Hacı Bektaş Veli, Ömer Hayyam gibi ozan ve bilgelerimiz var. Yine saygı gören Yunus Emre gibi bir sıcak sevgi kişiliğimiz ve barış ozanımız var. Farabi gibi filozofların tarihimizde izleri var..
Burada ozanlık, dervişlik dediğimiz kültürler yaygındır. Burada ozanlık dediğimiz kültür kanallama -conduit- dediğimiz olaya çok yakın bir paraleldedir.. Halk deyişlerimiz ve zengin bir deyiş kültürümüz vardır.. İşin aslı Alevi bektaşilik (Alawism) dediğimiz yolda ve kültte Service to Others kavramı izleri olduğunu düşünüyoruz. Bu kavramı eski gnostik bilgiyle harmanlanmış ve Zerdüştlükle ve bir çok eski inançla kaynaşan geçmişin izlerini taşıyan bir kültürel miras olarak görüyoruz.
Parmenides'in doğa üzerine adlı şiiri nin bir celse de özellikle incelemesini ya da grupça tartışılmasını önereceğiz
Cassiopaean org portalın ana düzeninin oradaki tanıtım içeriği ve yazısının değiştirilmesi hakkında fikirlerimiz olacak. Oranın portallaştırılması ve cazip hale getirilmesi hatat yeni alan adları düşünülmesi gibi çözümler de önereceğiz.
Tanıtım metninizde Arabi'nin adı geçiyor. Belki size yeni ve başka isimler de önerebiliriz. Belki Nietzsche ve Marks gibi. Neden olmasın dünyada incilden sonra en çok satan kitabın kapital olduğunu ve bir çok anket ve araştırma da onun binyılın düşünürü seçildiğini biliyoruz. Bir gizemci olmayabilir ancak yeni fikirlerin mucididir ve dünyaya yön ve umut veren bir düşünürdür. Hem Kasyopyalılar ruhsal bir çalışmanın ilerleyebilmesi için içinde yaşanılan gerçekliğin sıkıca kavranması gerekir demiyor mu?
Ben içeriğinizi (Kasyopya söyleşilerini) özgürlükçüler, marksistler ve değişik görüşlerden insanlara sunmaya giriştim ve bu yapı da gelecekle iletişim kurulduğu ve bu iletişimin tüm insanlık adına önemli olabileceğini belirttim. Kendimce içerikte bahsedilen Services to Others ilkesini ve yolunu Marksist ilkelerle buluşturmaya ve örtüştürmeye bile giriştim. Bunu ve bu fikri insanlara sundum..
Bir celse de; Gruplar onlar için açılan STO (Service to Others) yolunu izlerlerse rahat edecekler diyor. ve biz bu kavrama en yakın kavram olarak Komünist Manifesto ve Komünizmin içerdiği "Özgecilik" kavramını ve yolunu buluyoruz. Hiç komünist Manifestoyu ya da Haklılar ya da Doğrular Birliği Manifestosunu okudunuz mu? Halihazırda grubun bir yolu var mı?
O portala farklı dillerden çeviri uğraşı veren alanların ve içeriklerin linklerinin bağlanmasını ve yaygın bir ağ görüntüsü vermesini önerebilirdik.
Gurdjeff ölümden çekinen bir materyalist ilan edildi hala orda duruyor. Arabiyi biz bir kaçık ilan ettik. Tanıtım yazısı ve içeriği belki de baştan yazılmalı. Olayı süslü ve felsefi, filozofik ya da fizik bilim tabanlı göstermeye çalışan, bu ikisi örtüştürmeye çalışan siyasi bir polemik gibi yazılmış o süslü metin ve dalga serisi yerine göze batan ve ilik sarsan çap çarpıcı bir giriş fena olmazdı.
Bir kere yazı çok çekimser ve çekinik. Biz gelecekle iletişim kurduğumuza inanıyoruz ve bunu büyük insanlık ve bütün insanlık için önemli görüyor ve güç birleştirmeye inanıyoruz, desteklerinizi ve yorumlarınızı bekliyoruz önermesine benzer bir iç metin neden olmasındı...Tanıtım yazısı gerçekten çekingen bulunuyor
Portalın adını değiştirmeye ne dersiniz ya da forum içeriğini ve düzenini
belki bir anket açılabilir
güzel günler-barışçılık-insanoluşçuluk -olmacılık
deist agnostik non-teist panteist kavraşımlı anti monoteist çağrışımlar öneriliyor
sosyalist entarnosyonal neden olmasın?
Lauranın Paleo Hristiyan bir şaman olarak betimlenmesi bizi ne kadar zora sokuyor bilseniz. orayı linkliyoruz ve bunu yukarıda görür görmez okuyucu subjektif bariyerlerle kaçıyor, okumuyor bile orayı
Neden Laura bir cosmic mind kardeşliği birimi üyesi değil sadece
ya da quantum future takım üyesi değil
Evreni tek başına mı kurtarmak istiyorsun Laura?
bunu yani Kasyopyayı sadeleşmiş bir kitaba dönüştürmeyi önerdim. Neden bir best seller olmasın?
Kimi soru tabanınız sevilmiyor ya da alternatif okuyucu yönlendirmesi için bizi zora sokuyor. Örneğin kristal gibi şeylerle uğraş sevilmeyebiliyor. Bunları da belirtmek isteriz.
Dünyada 100 lerce ülke var ve hepsinin sorunları var
Diliyorsanız size bir misyon verebiliriz eğer buna hazırsanız.
Bizi bir kardeş takım olarak görmenizi umarım. Başınız sıkışırsa buradayız. Türkiye de sizin için her zaman yer var ve dostluk olacak. Başınız sıkışırsa bizi bulun ve Türkiye ye ilticayı da düşünüp değerlendirebilirsiniz.
Burada köyler korunaklıdır şüpheniz olmasın ve Ortadoğudan oldukça uzak serbest köyler ve alanlar, yaşanacak yerler var
Aşağıdaki alıntı üzerine önemle sizinle iletişim ve irtibat denenmiştir.
Alıntı:
(Ark) Maybe if I would ask here one question that is on my mind and that is related: My general idea or one of my first principles is whenever you are kind of being attacked or whenever you get depressed because of difficulties, then my idea is use it as an opportunity to EXPAND and to go beyond the present boundaries. Within present boundaries, the forces or whatever recognize how to push you. So you have to go beyond the boundaries to start something new so it will take time for the evil forces to say, "Oh, well, old method doesn't work anymore. We have to invent something new." So, I was thinking about how can we expand because we are kind of too long at the same place. So, I was thinking about asking are there any others similar groups or organizations in the universe that we can try kind of connecting with - not necessarily openly - but to join forces with so we are not alone? So we can grow in a sense like a tree with roots going in different directions. Should we do something active to find so to say "friendly" forces? And which way?
A: Be open to such activity but also realize that some things are already planned and awaiting execution.
Q: (L) Yeah. There are things I need to be doing. I just haven't been able to do them since I've been sick, injured, and so upset about so many things including the state of the world. So, getting ready and being able to do these things is probably part of the expansion because those were plans for expansion.
A: Also realize that others are aware of your group and work and will initiate contact when time is right.
9 Haziran 2018 Celsesinden bir Alıntı
------------
Arkadya gruptan sevgiler
Erişim İçin Çevirenin ya da İletenin MailAdresi
"ictenlik"
10-10-2018, 01:33
Sonraki aşama yukarıdaki metin için son geliştirme ve gönüllü çevirmen olacağına göre serbest çeviri yapan herkese çağrı yapabiliriz sanırım
Örneğin burası çocukları korumaya çalışıyor
https://hayatsende.org/sayfa/cevirmenol.html
Yukarıdaki postta iletişim kurmayı denediğimiz grup Fransa-dan uluslarası bağlantılı bir pedofili ağı ve şebekesini ifşaya girişmesi ve sott.net haber portalında da bunu ve bunun gibi başka konuları ele alan yazı ve araştırmaları üzerine, siyasi mali, hukuki,adli yıldırma baskı ve tehditlerle tabiri caizse kovulmuştur..
Evet lütfen çocuklara yardımcı olunuz...
"ictenlik"
17-10-2018, 00:43
Arakadaşlar buraya 2 yeni kavramla geldik.
Hatta kapitalizmi yıkabileceğini zorlayabileceğini bildiğimiz ve çözümlediğimiz iki yepyeni kavram.
Bunlardan biri GAPS idi. Bu kavram açılım olarak Bağırsak Psikoloji ve Bağırsak Fizyoloji ilişkisi ve buna dair bir beslenme biçimini içeriyordu.
Bu kavram, Psikolojik hastalık, bilişsel hastalık ve akıl hastalığı denilenleri hatta diğer fizyolojik hastaların da çoğunu beslenme bozukluğu ve yanlışı olarak tanımlıyordu.
Hastalıkları bedene yanlış süreçlerin uygulanması ve yanlış içeriklerin bedene alınması olarak tanımlıyordu ve hastalıkları fiziksel materyalik düzlemin gerçeklerine yani fizikselliğe çekiyordu.
Diğeri ise Kasyopya Deneyi idi. O da bilgiyi-bilinmeyeni ve bilinci bilinçaltını materyalize ediyor ya da materyalize gerçekliğe çekiyor
Kasyopya Deneyi Okült bir fenomen ve verdi-aldı olarak görülüp sevilmiyor ancak tekrar hatırlatıyoruz. 3-5 kişi bir fiziksel aracın ve tahtanın başına oturarak yine fizik bedenleri aracılığıyla mental bir birleşme sağlayarak bir tahta yardımıyla bilinçaltı, bilinçötesi ya da bilinçdışı diyebileceğimiz bir kaynakla ya da tesadüfen gelecekle haberleşerek otomatik ve serbest bir yazım mekaniğiyle sorularına cevap aldığını söylüyor. Ya da orada ne oluyorsa oluyor-birlikte çözümleyelim....
Örneğin Edgar Cayce gibi yaşamı kayıtlı bir örnek var.
Herşeyi biliyor ve anlıyor muyuz? Herşey sandığımız gibi mi? Bilimsel bilgisel kuşkuculuk nerede kaldı? Biz hala önyargı dediklerimizle boğuşuyoruz. Bir şeyi toptan etiketliyor ya da iyi ya da kötü kılıyoruz. Herşeyi ikiye bölüyoruz ya da o taraf ve bu tarafa ayırıyoruz.
Bu olgu mistik metafizik zırvalık kabına ayrılamaz...
Tersini haykırışım bunu boğacaktır. Gerçeğe kafa tutuşum bunu yalanlayacak...
Kasyopya dediğim içerik sevilmiyor çünkü kafası karışık Amerikan vatandaşları bunu yayımlıyor. Kişiler bir sürü yanlış ve bozuk kavram ve algılayış barındırıyorlar. Bilgi tabanları çok kötü, çarpık, bozuk, teolojik mistik vb.
Ancak bu deneyi gölgelemez. Olguyu örtmez. Eğer olgu günyüzündeyse çırpıklatır. Fenomendir.
Yaşamaya duyulan saygı ve direnç adına yeniden sesleniyorum ve haykırıyorum
Umut ve barış günlerine duyulan inanç ve özlem adına, birbirimize insana ve insanlığa duyulan güven ve inanç adına sesleniyorum
Ben bir insan yavrusuyum yahu
Bu dediklerimin altını sıkıca çizerken ben hep mi boş konuşuyorum
Vur yüzüme tokat gibi tersini ama derin bir incelemeden geçir de sonra yap bunu....
Yeniden hatırlatıyor ve rica ediyoruz ve bir kulak verin ve birlikte sorgulayalım değerlendirelim diyoruz....
Ben buraya büyük bir heyecanla geldim. Büyük bir hezeyanla ve büyük bir sönüklükle/yıkımla ya da hayal kırıklığı ile birlikte burdan dönmek istemiyorum. Ben bir umut taciri, umut ya da yalan mesihi de değilim. Geçmişte bana böyle saçma yakıştırmalar takanların canı cehenneme. Kendilerine gelsinler, gelmeliler. Bildiğimin esamesini okuyorum..
İki olgu da büyük düzey de Kapitalizme kafa tutuyor ve dibini oyuyor-dinamitliyor.
İnsan aşkına, sevilmeyen Kasyopya-nın temel kavramı Altürizm ve başkalarına yardım benzeri yeni bir kavramın ve birey-bireyci olma ötesinin ve tersinin arayışını yansıtıyor.
Kim beni yalanlayabilir....
Kasyopya denen metinde Cevaplayıcı tarafında yapılacak tarafsız bir incelemede ,yapılacak bir uzun bir incelemede ve uzun bir tutarlılık incelemesinde objektif bir biçimde .....
Kim bu dediklerimi söndürebilir...
...
"ictenlik"
29-10-2018, 01:08
-Serbest Karalamalar-
İnsanlık ne haldedir? Nasıl olmalıdır? diye bir karalama var. Manifesto diyelim
Burdan yola çıkarak biraz da bireysele giderek içimdeki düşünmeleri ve ruh halimi
Yaşamdan ne bekliyorsun? anlıyorsun? umuyorsun gibi bir soru
İnsan ölümlü-sonlu bir içerik. Bu yaşamda tamamlanamaz, herşey tamamlanamaz ve herşeyi tamamlayamayız o halde evrensel olana yönelmeli ya da olağan akışını sürdürmeli bilmiyorum. Ama şunu düşündüm. Tedirginliğin yokluğu, sıkıntı yokluğu, diğer isteklerin önüne geçiyor her zaman. Eğer biraz sıkıntı deneyimlemişsek, batmayan şeyler ve çatışmasızlık , batışmasızlık bile olağan istek... Öleceğiz. Bizler.. Öleceğiz. O halde ya da daha büyük bir gerçeğin peşine düşmeli ya da parçası olduğumuz şeyi keşfetmeli, tamamlamalıyız. Bu tamamlanma dediğim bir şey var. İyi hissetsen de batışkanlık hep var. Eksiklik hep var olacak. Böyle hissediyorum.
Yani şunu yapmak, bunu yamak gibi şeyler benim için açık söyleyeyim ki öldü. Mecburiyetten yapıyoruz. Rutin
Ölmemek için direniyoruz
Ölecek olmak bir zafer. Ölecek olmak bana korkunç gelmiyor. Gözlemin peşindeyim. Gözlemi sınırlayan şeylere --bazen çatışık
Bir şey yapmak istemiyorum. Gün öylece aksın. Batmasın yeter.. Bir şey olsun istemiyorum. Artık, para felan onları da geçtim. Toplumdan özgür olup orman köylüsü de olabilirim. Maddi yeterlilik batışmasızlığın bir yolu ancak gözlemi eksiltiyor keyfi artırıyor -rutinleştiriyor- belki bilmiyorum. Eğer üretmiyorsan düzenli iyi ürettiğin bir şey ve içerik yoksa yani sadece olağan yaşam tüketiyor ve tüketeceksen maddi yeterlilik denilen sadece sıradan yaşam üretir ve tüketir. Baskı duyulmazsa olmaz.
İnsan baskı hissetmeden hissedemiyor ya da üretemiyor-üretemez/üretmez gibime geliyor. Sınırlı içerik. Deneyim eksilir.
Çatışmalar bir gün biter elbet, eksilir.
Bazen -kendi- -iç- ormanımdan dünyaya bakıyor-um gibi hissediyorum. Biraz önce ormanda bir ayıydım. Kısa süreliğine bir alternatif gerçek gezintisi yaptım sevmedim. Böyle hissediyorum.
Kalan ömrümü ormanda geçirip ölmek-bildiğim gibi yaşamak istiyorum sadece
Gerçekten biraz önce düşündüm. Bir şey istemiyorum. Bir şey istediğim yok. Bir film gibi bir final yazamıyoruz, bir anlamı da yok
Batmasın yeter, gün batmasın yeter. Ruhuna bir şeyler batmasın, itip çekmesin yeter. Olduğun yerde bıraksın...
Reenkarnasyon diyorlar ben bu felsefeleri kafamda oturttum -anlamsız. (ama belki anlamlı) Evet reenkarnasyon olabilir. Çok farklı boyutlarda yorumluyoruz. Bengidönüş, yaşamın tekrarları, tekrar kalıpları denen şey. Tekrarlanan şey. Yeniden de başlasa hep aynı şeyi oluşturur. Yaşam aynı içeriği üretir. Ya da canlılık ve gerçek aynı sınırları-sınırlamaları. Kendi formunda devinir. Aynı şey
İstek ve enerji döner, aynı şeyi döner.. Reenkarnasyon denen bana göre bir topu fırlattığında başlangıçta aldığı ivme gibi. Anlatamadım. Benim yaşam deneyimim ya da deneyim kalıbım yaşama askıntı. Bazen -ben- aidiyet duymuyorum.
Reenkarne olmak çeliğin dövülüp ikinci bir bıçak yapılması gibi mi?
Yaşam deneyim kalıbının tekrarı-ruhun tekrarı hangisi? ruh ne?
Ölümsüzlük kavramını reenkarnasyona mı sıkıştırıyorsunuz? Size böyle mi öğrettiler? Sonsuzluk ve bengidönüş içinde nasıl bir enkarnasyon ve yeniden doğma ya da doğma bulunabilir ki?
Bir kez doğmuşsam?
Ben mi doğdum? Ben kim? -ve ne?
Reenkarnasyon başa sarma, ikinci deneme ya da baştan alma, kaldığı yerden tamamlama/dönme gibi bir şey mi? hangisi?
en çok hangisi_?
Kavram olarak hangisi daha çok reenkarnasyon barındırıyor. Yani bir işi bitirmek-tamamlamak için son uca uzanan devim ve hareket mi? ,
Eğer bir hareket ve deneyim-devim kalıbı doğmuşsa/başlamışsa uzantılanır-uzamlanır mı demek istiyorsun?
Reenkarnasyondan ben anlamıyorum da bengidönüşe ve enerjinin tamamlanasına dair bir şey anlıyorum.
Bu tamamlama yoksa ya da nasıl olacaksa
Reenkarnasyon hakkında bir fikrim var ama bu sanılan şey değil. Enerjinin dönüşleri, formun dönüşleri-kalıp dönüşler. Araya tuhaf kavramlar katmak istemiyorum.
Ben denen içeriğe artık zaten o anlamda aidiyet duymuyorum
İnsan ölümlü-sonlu bir içerik. Bu yaşamda tamamlanamaz, herşey tamamlanamaz
O halde ben benim demekten (ya da isteklerimi tamamlamaktan ve tamamlamaya çalışmaktan) vazgeçmeliyim. Peşinden koştuğum şey benin istekleri mi? Bunu vazgeçmişsem nerde nasıl bir reenkarnasyon doğabilirdi ki
Diğer türlü reenkarnelerin reenkarneleri olur
Tekrar tekrar denemek zorunda değilsem? Ne enkarne olurum?
İnsan şöyle hayal edebilir. Bir kaplan olup sonra insan olup sonrada gökte bir başka varlık olacağım. Peki bunun sonu nerde? Bütünü nerde? Örgüsü nerde? Diğer olaylarla bağı nerde? Kaplan tek başına varlık mı? ya da insan tek başına mı varlık/içerik. Bu soruyu sorduğumda ben benim gibi bir içerik kalmıyor ve reenkarne olmak gerçekliğe temas gibi başka bir anlam içeriyor ve alıyor
Yarım kalan şeylerin dönmesi ya da harekete başlamış şeylerin dönmesi-devamı
Reenkarnasyon bu
Ben olmak denilen örgüyü dağıttığımda reenkarne olmuş parçalılık görüyorum zaten. Uzama, uzaya, mekana ve zaman dağılmış parçalar, parçalılık ya da enkarneler
Benim enkarnem diye bir şeyin sözetmesini anlamadım
Deneyim kalıbımın eksik enerjileri varsa?
Tüm deneyim kalıplarının eksik enerjileri var. Benim deneyim kalıbım denilen evrensel bir içerik mi? Tek bana mı dair. Bunu anlaşamıyoruz
Tek tek her birey sonsuzlaşamaz-Bu örgü kapatılamaz o halde evrensel dönüşler --yasalanmalı...
Reenkarnasyon kavramına karşı değilim ancak kavram bir değnek mi? dümdüz...
Ölümden sonra diye bir kavramım yok. Gerçeklik var. Hep gerçeklik var.
İnsanlık ne haldedir?
İnsanlık diye bir şey yok
Evrensel
Evrensel doku
Realite var....
Benim realitemin bitmesi diye bir gerçeklik neden yok? Ben yokum da ondan
Çevresel sınırlama. Realite sınırlı, farkında değilim...
Bana dair ya da ben denenin bitmesi diye bir fikrim yok artık bana aitlik duymuyorum
Evet insanım ve ölüyorum ve yaşıyorum ve acı da çekiyorum-
Ben sarı rengim dediğim de sarı renk bana mı ait? Sarı rengin tek sorumlusu ben miyim?
Enkarnasyon, dönüşler ya da kuruluşlar-dağılışlar
Döngüdeki kalıplar, kalıptaki içerikler
evrensel
Benim enkarnasyonum diye bir içerik yok- hepsi
bu yüzden reenkarnasyon saçmalık var ve yok
Benim tekrar enkarnasyonum herşey. zaman düzlemi saçma. varlık böyle ele alındığında zaman düzlemi saçma, neye göre ölçüyoruz? bir tamamlanma var mı? sonuç odak anlam
Ben denen bir içeriği evrensel olarak bölmeme. Kendime sahiplenmeme
Ben denenin deneyim kalıpları?
O tek başına değildir
Tek başına kişi ya da kendim değilim,olamam
Daha benim enkarnasyonumdan sözettiğimizde bir ağaç türünü ele alalım
Kavak ağaçları diye genellediğimiz de insan türü gibi bir genelleme buluruz
Pek insanlık ne haldedir? nasıl olmalıdır
İnsanlık diye bir içerik yok
Olduğu gibi olmalı. Tam olarak olduğu gibi
itme ve çekme
ne düzlük var ne bayır
gerekmiyorsa itme.. ileri yok
İnsanlık bir yere gidemez-insan olmayana mı?
insanlık samimi olmalı
realitenin o düzlemi bu düzlemi olmaz. ölüm yaşam hiç bir şey yok- ben yok
bölümlemeler hata
ben denen şeyi ben yaşıyor evet- ona da soruyorum böyle diyor
realite yokedilemez- o halde ben nerdeyim
Tek bir fiziksel içeriği sınırlayıp ona ben diyorum evet. Tıpkı bardağa bardak dediğim gibi
Bilişler dediğimde olay farklı
Biliş ya da bilişler üretemiyorsan herkesin ürettiği içeriği ya da yaşamı tekrarlamanın amacın ne?
Aynısını yaşama amacın ne?
Baştan uca bir realite var ve tüm bölümlemeler hayal ürünü ya da bunun gibi bir şey.. bu olmasa aten realite üretilemez, kendini üretmez ya da devinemez, bölümlemez mi demeliyiz
imkan dahilinde
Realite var ve ölüm ve doğum renkler olması gibi bir şey. Bundan fazlası değil. Bundan bakası değil.
Bilgi neye yapılanır
Bilmiyorum
İnsanlık?
Bırakta dağınık kalsın...
Bengidönüş herşeyi olduğu-n yerde bırak yasasıdır
herşeyi olduğu gibi bırak
sonsuzluk ve bengidönüş bize ne öğretir peki?
o meşhur laf.. zorunluluğun gücü bizi bir arada tutar ya da tüm bunlar zorunluluk mu demeliyiz
ya da imkan
olmaması olamaz mı demeliyiz
On Natura...
Güzel bir şiir.
YAŞAMAYA DAİR - NAZIM HİKMET
1
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
1947
"ictenlik"
30-10-2018, 13:13
Konu beni aşıyor ancak nitelikli bir haber portalına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Bu hem yetişkin, hem çocuk ve genç için ayrı ayrı özenli ve kapsamlı bir bilgilendirme haber (siyasi kirlenmemiş ve siyasi içeriğe bulanmamış) bir portal. Bir alternatif haber ve günlük bilgilendirme portalı...
Telefon PC tablet uygulaması da olabillir bilmiyorum
Twitterın nabzı , ve her türden ajans bilgisi ve haberi derlenmesi, sosyal gündemi tutan bir şey ve alternatif gündem yaratan bir şey...
Okuyucusu yüksek olacak. Başlangıçta "Yeşiller" gibi bir şey-fikir bu..
Kültür sanat, bilim ve dünyadaki her türden yenilik ve alternatif bilgi derlemesi..
Okuyanın içi açılacak ve haber aldım ,yeni iy ibir şey duydum -bilgilendim- olacak-olmalı...
Haber sitelerinin başlıkları çok kötü. İçerikleri karmakarış
"Haber okumaya kalktığımda site bulamıyorum.."
"Çocuklarıma haber sitesi ve portal öneremiyorum.."
bu fikir buralardan çıkıyor
Sonuçta (uzun vadede) sitenin reklam bağış vb. gelirlerinin giderlerinin bunu dengeleyeceğini (uygun çekim ve sinerjiyi de üreteceğini) düşünüyoruz. Başlangıçta gönüllük esasıyla başlanabilir. ve bir kaç editör bir iki sene yatırım yapabilir. Çöpe atılmış bir zaman olmayacak bunu biliyorum ve hissediyorum
Okuyacak haber sitesi bulmayanların seçimi gibi bir şey ve çocuklarının iyi bir dünya da yetişmesini ve doğru düzgü bilgi almasını isteyenlerin seçimi gibi bir şey
Benim çocukluğum gibi. Haber denince akla gelen şey ve dağınıklık bunu içerecek sadece
Bir gönüllü editör portalı ve ağı olabilir.
Altyapı kurulduğunda gönüllü yazar çevirmen ve editör toplayabilir..
Haber okumak isteyen herkes haber okumak istiyor. bunun için biraz derleme yapmalı-başta çalışmalı bunu biliyoruz
İnternete girdiğim de kendime uygun bir arayüz bulmalıyım. Kendime uygun bir dağılım bulmalıyım. Geçiş kanalları. Forum olsun bireysel site olsun farketmez. Nerede ne olduğunu nerede kimin toplandığını bulmak ve dağıtmak
google dan ziayret ve keşif var. portallama hizmeti
Kendi haber sitemi kurabilirim ve kendi haberalma sitemizi kurabiliriz oluşturabiliriz fikri içeriyor
Editoryal ortalamanın bir sinerjisi ve fikri olacak sonuçta gönüllü yazar çevirmen ve içerikçi çekimi oluşturacaktır
Bir çocuk portalına çok ihtiyaç var
Bir genç portalına çok ihtiyaç var.
Bir dağıtım ve yönlendirme alanı ve anasayfaya çok ihtiyaç...
Bu daha sonra gençleri de birleştirebilir-genç içerikçileri
İnternete bir -ilk- giriş ve geçiş portalı fikri. Özellikle çocuk ve gençlerin kaybolmaması için de
İnternete bir dağılış, ve geçiş arayüzü
Eğer çocuklar içinse Ebeveyn onaylılık ,ebeveyn icnelemesi vb. uygulanabilir. bu tabletler -androidler ve pc ler için olabilir
bu videoyu çocuklar izlesin mi?
kaç yaşından küçükler ve büyükler izlesin
bu siteyi hangi çocuk ziyaret etsin?
siz hangi siteyi önerirsiniz
bu oyunu oynasın mı?
daha büyük bir motor ve arayüzde google fikri- kadar ilerleyebilir. güvenli internet sunucu tarayıcı ve ebevyn onaylı sertifikalı ziyaret ve gezinti. modern web deep web olur
İnterneti bir gezilebilir ve tanımlanabilir kaybolunmayan alan haline getiren bir fikir. internet haritası, internet gezinti ve dağıtım ya da içerik hit haritası fikri, sitelerle ilgili yorumlar ve ebevyn anonim karakterleri çemberleri-hitleri bilmiyoruz
bir dayanışma ağı aynı zamanda..
Okuyucu ve ziyaretçi kitlesi.buluşma kitlesi
8-10 yaş aralığında çocuğu olanlar beni anlayacak
Güvenli internet okuyucuları ne okuyor fikri. Bu ilg ialanında olan, şu şu karakterde olan ne yapıyor fikri
sosyalleşme ağıda olabilir
Bir tür sertifikasyon ya da gönüllü sertifikasyon ve referanslama sistemi hizmeti. Gönüllü sorumluluk. Okuyucu ve onaylayıcı yaş ve profil içerikleri vb. bir çok şey gerekir biliyoruz. Uluslararası bir ağ da gerekir, gerekebilir
Twitter tersi ya da benzeri bir haber alma dağıtma ve yoğunlaştırma sistemi ya da web hizmeti
-iç twitter-
web-in twittırcası daha hızlı bir gezinti daha yoğun-konsantre bir içerik ve haber alma teması bilgi dağıtımı-dağılımı
gibi ama tam değil
Yani gezilmek görülmek istenenin yoğunlaşması
Face -i dünyaya çevirin. Sanalı ve webi dünya gibi haritalayın. Şurada kim yaşıyor?
Alan kimlikleri ve içerikleri nedir gibi
Şura yeşil alan mı ara sokak mı?
Örn.
Bu site okunmalı mı? Editör en düşünüyor. A referanslıyıcısı ne düşünüyor
Şu şu sitede kimler var hangi profil var.
İçeriği dünyada bir yer alan gibi düşünün. Örneğin deniz kenarı ara sokak gibi. Bunun fikri...
Bir harita somutlaştırması
Örneğin turandursun-forum genç ve bilgi arayışı alan toplumsal kaynaşma isteyen şu şu bireylerin toplaşmasını ifade ediyor gibi bir bir kimlik ...
Örneğin turan dursun forum bir bar değil bir seminer de değil ama ve ancak bir üniversite kampüsü ya da yeşil alanı ifade ediyor gibi eğretileme....
Uygun bilgi derlemesine izin veren bir arayüz ile bu yapılabilir sanıyorum
Üye ya da editör kayıt ekranında alınan bilgilerle ve üye profillerininin ziyaretleri ile
tamamlanabilir
yaşam ne olmalı
felsefe üzerine ne okunmalı
gençliğin nabzı
bugün ne öğrenmeliyim
bugün dünya da neler oldu
sanat resim müzik için nere ziyaret edilir
uygun kaynaşma nerede sağlanır?
bu siteyi ziyaret etmem -edip etmemem hakkında ebeveynler ne düşünüyor- bura güvenli mi?
stumble upon-un fikri gibi bir şeyin iyisini ve cazibini bir düşünün
bunun iyisi gibi bir arayüz düşünün
kardeş siteler alanlar ve bilgiler bilgilendiriciler
Haber almak dediğimde bu birinin ölmesi değil. İki siyasi figür değil
bir link ve hit sistemi olabilir bilmiyorum
kullanıcı hitleri, grup karakterleri bilmiyorum
Afrika da doğmuş Jaguar, bir Panda ya da Penguenler ney haber olmalıysa
Örneğin bir renk skalasını ele alalım
Renk skalası olarak düşündüm de
bu şey şiddete ve porna siyah -kızıl ya da gri içerik
bilgiye yoğun mavi ,sanata hakeza öyle
oyun ve gündelik işlere sarı kızıl
kadınsı şeyler, yemek ve hobilere pembe fuşya
vb. bir değer verebilir
sarı mavi yeşil arasında çocuğu gezdirmek ya da ben gezmek istiyorum diyelim
ya da sayısal bir değer bilmiyorum
ama bir kategorizasyon ve eleme sistemi uygulamalı
tabi en ağır pornu da (kendi kategorizasyonunda) yorumlamalı ve değerlendirmeli ve tabi ki ulaşım sunmalı ama bilmiyorum
bu gogle gibi değil çünkü
imdb nin film için olanını web için düşünün belli kategorizasyonlar title lar ve plot keywordlar olacak
artı oyuncular referanslayıcılar-izleyici kombinasyonu
---
Bir diğeri de gitar alamayan çocuklar için fon. bir Noel Baba Portalı ve fonu gerekiyor
Ama bu fikir çok karmakarışık
"ictenlik"
31-12-2018, 00:51
426
Hem sen de kimsin,
insan çocuk
427
Hiç kimse.
428
Hiç kimse mi?
430
Yani ben
Kızkardeşimi arıyorum.
Suyun içinde kayboldu.
...
436
Sen de kimsin?
437
Söyledim ya, adım Ben.
438
Kızkardeşimi aramak için
geldim buraya.
439
Evet. Doğru ya.
Beni bağışla, hafızam yoktur.
Song Of The Sea- Denizin Şarkısı 2014
00:50:00 - 00:52:00
"ictenlik"
31-12-2018, 16:44
Dünyanın düz olduğuna inanan birine bile bunun aksini ispatlayamıyor/gösteremiyorsunuz.
Kaldı ki düz kavramı ve kavramla tartışılan -içerik- bile bir karmaşa. Yani düz-lük/düzlem, daire ve küre kavramını neye yapılandıracalsınız. Subejktif algı temelli..
İspat kavramının kendi ve içeriği bile çelişik ve oldukça da subjektif
Öte taraftan her ne pahasına olursa 500 yıl önce dünyanın düz olduğunu söylemek ve bunu yinelemek gerekiyordu/modaydı ve bu geçerliydi. Bugün küreyle ne tartıştığımızı biliyor muyuz?
Dünya dünyadır-olduğu gibidir/olduğu şeydir ve neyse de odur...
"ictenlik"
07-01-2019, 18:01
Hayvanlarda mensturasyon döngüsü ve buna bağlı kanamanın nasıl olduğu ve olup olmadığı üzerine bir araştırma ve düşünme...
Bir düşünme de ilkel insan ve kadın denilen de bunun nasıl olduğu, günler sürüp sürmediği vb. üzerine...
ForumKirpisi
07-01-2019, 18:12
buraya bişey yazabiliyoz mu hacı?
2 ay önce demişin ki internete giriş portalı olsun, bu tür portallar 90'lı yıllarda vardı hatta 2007lerde falan ölmüştü.
bu portalları yapanlar dediğin gibi sıralıyordu ama para verip üste çıkma, reklam, kalitesiz içeriklerin üstlere gelmesi,
sitelerin ayakta duramaması,taraflı içerik,siyaset,para işin içine girdi bozdu.
googleda böyle ama hissettirmiyor. asıl tehlikeli olan balonlar. internette her ülke balonlarına sokuluyor, küresel etkileşim diye
bişey kalmadı. google türkiyeye özel sonuç çıkarıyor sen ne kaliteli sonuç diyorsun gidip başka ülkede o hakkında abuk subuk
sonuçlar veriyor. oradakilerin nabzına uygun, ama bu yanlış bilginin yanlışlığının artmasına sebep oluyor.
niye bi vakıf arama motoru yok acaba, yani kar amacı gütmeyen.
bugün yazdığında
bu döngü daha evrim aşamasında olsa gerek. kanama olmaması gereken bişey.
"ictenlik"
07-01-2019, 23:37
buraya bişey yazabiliyoz mu hacı?
2 ay önce demişin ki internete giriş portalı olsun, bu tür portallar 90'lı yıllarda vardı hatta 2007lerde falan ölmüştü.
bu portalları yapanlar dediğin gibi sıralıyordu ama para verip üste çıkma, reklam, kalitesiz içeriklerin üstlere gelmesi,
sitelerin ayakta duramaması,taraflı içerik,siyaset,para işin içine girdi bozdu.
Çocuk için, özellikle 13-15 yaşa kadar için elzem. Yoksa her aile oturup bilgilendirmeli. Teknik bilgisi yok. "Çocuk-genç interneti" gibi bir şeyden sözediyor-d-um...
Yoksa bu şey bir oyun makinesinden başkası değil. Yoksa bu şey bir oyun eğlence makinesi, youtube, video içeriği, çizgi film izleme makinesi
google da böyle ama hissettirmiyor. asıl tehlikeli olan balonlar. internette her ülke balonlarına sokuluyor, küresel etkileşim diye
bişey kalmadı. google türkiyeye özel sonuç çıkarıyor sen ne kaliteli sonuç diyorsun gidip başka ülkede o hakkında abuk subuk
sonuçlar veriyor. oradakilerin nabzına uygun, ama bu yanlış bilginin yanlışlığının artmasına sebep oluyor.
niye bi vakıf arama motoru yok acaba, yani kar amacı gütmeyen.
Benim dediğim şey her gün içerik güncellemyebilir ya da tersi ama gönüllü editörlükle bir çok kişi altyapısı kullanan ve çok az zaman alan bir şeyden sözediyorum. Ziyaretçi editörlerin puanlaması gibi bir şey ve çocuk güvenliğine uygunluğuna dair bir editör öntanımına göre site kılavuzlamaktan sözediyor-d-um...
Benim yazdıklarımı okuyor musun,?
Yazıldığı gibi okunuyor?
Cep telefonu, tablet uygulamaları mesela ve belirli kriterler.
Örneğin site: turan dursun için bir editör anketine cevap verilmesi yeterli ve bu editör anketinde şu sorular yer alabilir
Sizce bu site çocuklar için uygun mu?
Hangi yaş aralığı ziyaret etsin?
Sizce bu site bir çocuk genç sitesi mi?
Kategori olarak aşağıdakilerin hangileri bu siteyi tanımlar
a-.. b-..
Çocuğumun mutlaka girmesini istiyorum dediğiniz site bu mu ya da bu olabilir mi?
Çocukların ziyaret etmesini önerir misiniz puanlayın
Hangi profilin bu siteyi ziyaret etmesini ya da sıklıkla kullanmasını ne sıklıkla ziyaret etmesini ve bulmasını önerir siniz?
Bunun dışında editör referanslamaları, editör güvenliği ya da profili ve gönüllü referanslayıcılar ve referanslayıcı profili ölçümü gibi şıklar önerdim
Gönüllü bir portal-sı önerdim
Stumbleuponun bir çocuk genç versiyonu da olabilirdi ya da fikir olarak bunun çağrışımı eklenebilirdi
WOT Tarayıcı eklentisi ya da McAfee Site Advisor gibi bir şey de düşünebilirdik.:.
Bir ana portal tarayıcı tablet birimi ve arayüzü, her şey bilmiyorum
Ya da PC uygulaması
ya da sizi buraya alalım...
,http://www.guvenlicocuk.org.tr
Bir gün "çocuklar için internet siteleri" bıdı bıdı gibi şeyleri arama motorlarına yazmak zorunda kalırsanız beni anlayacaksınız umarım...
Ya da eğitsel/öğretsel, eğitici-öğretici içerik hatta oyun aradığınızda keyifli zaman geçirme şeysi çıkmaması ve boş içerik çıkmaması durumu ve handikapı yaşarsanız
Bu şey çocuklara kendi kendine bile öğretebilir. Arkasında bir ağ fikri olduğunu bile bilmiyorlar. Burda nen alabileceklerini neyi nerde nası lbulabileceklerin iama yeniyi keşfi, dünya da ne ve kim-ler olduğunu felan bilmiyorlar. Temel eğitim yok. İnternetin ne olduğunu bilmiyorlar
Sloganımız şu.. Bu şey oyun makinesi değil. Adı üstünde bilgi-sayar
Bilgi erişim/eriştirim ya da ağ/ağlanma bağ/bağlanma cihazı bu
Bu bir ansiklopedi gibi .
Canlıpedi/Canlıpediopya
Kültüropya
Birleşimopya
Bağlayıcıopya
Bağlanımopya
Paylaşımopya
Ortaklanopya
Havuzopya
Server ne? site ne? depolama ne?
Kendi bir site açabileceğini yazılım yapabileceğini oyun haricinde bu makinenin önemi, bu içeriklerin kimlerin yayınladığı, neden burada olduğu, sosyalleşme ve forum fikri içerebileceği, tanışma kaynaşam ve bilgi paylaşımı yaygınlaştırması ve özgür dağıtım referans fikirleri içerebileceği, bilgi kolaylığı::...nokta nokta nokta
Eski ,gelenekten gelmeyenler bırakın arma nedir bilmiyor ne nerde aranır bulunur nasıl bilmiyor .
Ucu internetin -tam- yokluğuna dayanmayan kullanıcı bence biraz-bir ölçü de boş ve havada...
buraya bişey yazabiliyoz mu hacı?
Buraya karalayabiliyoz Hacı,,
Buraya boş konuşabiliyoz Hacı
Ortak alan olması umulur...
Ortak boş ve gereksiz konuşulma alanı ya da -düşünsel eskiz/taslak ve yarım fikir databasesi-i olması umulur..
bugün yazdığında
bu döngü daha evrim aşamasında olsa gerek. kanama olmaması gereken bişey.
Buna da cevap yazayım mı?
Rahmi ya da duvarını sıvısını şunun bununu kansız bir sıvıyla vb. atmaktan mı sözediyorsunuz yerleşik, yenilenmeyen dönüşmeyen - bir rahimden mi?
Evrim yolda diyorsunuz yani.
Yoo benim ilk etapta sorguladığım bu değildi. Bir Kızılderilide de tem böyle mi oluyor
Bir de dört ayak üstünde kanamak ve dik duruşlu kanama farkı var.
Dört ayaklı orasını bile göremez ve yere dökülür akar sanırım
İki ayaklı da bacağa dökülüyor ve akıyor olacaktır sanırım yere değil
bunu da düşündüm
bunları ve birçok şeyi de düşündüm:
ForumKirpisi
08-01-2019, 00:02
Dediğin kesinlikle doğru, para kazanmak isteyen sistem bunu yapmak istemiyor sanırsam, şimdi ben ailelerde görüyorum çocuğun eline telefonu, tableti, pcyi tutuşturuyorlar. Ortada bir yönlendirici olmaması işe kumar keyfi katıyor. Yaz bakalım ne çıkacak!
Ben hatırlıyorum 2005 miydi? Babamla araba için bişey arayacaktık, motor yazdım neler neler çıktı. O zaman durum rezaletti.
İnternette kardeşini kesenlerin videoları vesaire. Karanlık ötesi bir dönemdi. Pasta mumu yazıyorsun mesela abuk subuk şeyler çıkıyor.
Şimdi bu çocuklarda zeka gittikçe artıyor ama dikkat! aileleri sosyokültürel olarak düşük kesimlerde bu zeka aynı ölçüde artmıyor diğer kesimde artıyor, gelecekte bir efendi-köle sistemi işçi sınıfı çıkacak gibi duruyor. Çocuklarda değer yargıları dediğimiz şeyin de arttırılması lazım. Hala okullarda silgi kalem toka çalma olayları var. Aileler çöp.
Başa dönelim, şimdi bu telefon, tablette bi çocuğun eline baktım beyin kanaması geçirirsin. Garip garip içerikler 3-4-5 yaşında daha konuşmayı düzgün sökememiş. Çocuk osuruğunu yakmaya çalışıyor falan. 5 kilo dondurma yiyelim yok paraşütle merdivenden atlayalım. Çocuklarınızın eline telefon verip yollamayın diyen kesim bunu yapıyor.
teyit.org tarzı gönüllü organizasyonlar var, facebook bunlarla çalışıyordu ama facebook çöp deposu.
Ben kendim açısından çok değerli bi zaman geçirdim, internet ancak büyük şirketlerde bağlıydı galiba, eve dial up da çok sonra bağlatmıştık, legolarım vardı, bloklarım vardı, plastik askerlerim vardı, duman çıkaran tren setim vardı, plastik atım vardı, peluş oyuncaklarım ayılarım pandalarım gözünü kapayan bebeklerim vardı uçak araba falan. cinsiyetçi olmayan tarzda şeylerim vardı silahlarım da oldu. bunların şimdi çok daha iyileri sağlıklıları var. mühim olan oturup çocukla ilgilenecek zaman yaratmak.
Köyde hayvanlarla ilgilenecek zamanım da oluyordu, don giydirmemeler falan.
Ama insanların çoğu çöp ben sana diyeyim. Onların böyle zamanları olmamış ki. Aileleri böyle şeyler bilmiyormuş.
Onlara silahla da zorlasan gidip yapmazlar. Sen iyi niyetlisin başkaları değil.
"ictenlik"
08-01-2019, 13:53
Dediğin kesinlikle doğru, para kazanmak isteyen sistem bunu yapmak istemiyor sanırsam, şimdi ben ailelerde görüyorum çocuğun eline telefonu, tableti, pcyi tutuşturuyorlar. Ortada bir yönlendirici olmaması işe kumar keyfi katıyor. Yaz bakalım ne çıkacak!
Ben hatırlıyorum 2005 miydi? Babamla araba için bişey arayacaktık, motor yazdım neler neler çıktı. O zaman durum rezaletti.
İnternette kardeşini kesenlerin videoları vesaire. Karanlık ötesi bir dönemdi. Pasta mumu yazıyorsun mesela abuk subuk şeyler çıkıyor.
Şimdi bu çocuklarda zeka gittikçe artıyor ama dikkat! aileleri sosyokültürel olarak düşük kesimlerde bu zeka aynı ölçüde artmıyor diğer kesimde artıyor, gelecekte bir efendi-köle sistemi işçi sınıfı çıkacak gibi duruyor. Çocuklarda değer yargıları dediğimiz şeyin de arttırılması lazım. Hala okullarda silgi kalem toka çalma olayları var. Aileler çöp.
Başa dönelim, şimdi bu telefon, tablette bi çocuğun eline baktım beyin kanaması geçirirsin. Garip garip içerikler 3-4-5 yaşında daha konuşmayı düzgün sökememiş. Çocuk osuruğunu yakmaya çalışıyor falan. 5 kilo dondurma yiyelim yok paraşütle merdivenden atlayalım. Çocuklarınızın eline telefon verip yollamayın diyen kesim bunu yapıyor.
teyit.org tarzı gönüllü organizasyonlar var, facebook bunlarla çalışıyordu ama facebook çöp deposu.
Ben kendim açısından çok değerli bi zaman geçirdim, internet ancak büyük şirketlerde bağlıydı galiba, eve dial up da çok sonra bağlatmıştık, legolarım vardı, bloklarım vardı, plastik askerlerim vardı, duman çıkaran tren setim vardı, plastik atım vardı, peluş oyuncaklarım ayılarım pandalarım gözünü kapayan bebeklerim vardı uçak araba falan. cinsiyetçi olmayan tarzda şeylerim vardı silahlarım da oldu. bunların şimdi çok daha iyileri sağlıklıları var. mühim olan oturup çocukla ilgilenecek zaman yaratmak.
Köyde hayvanlarla ilgilenecek zamanım da oluyordu, don giydirmemeler falan.
Ama insanların çoğu çöp ben sana diyeyim. Onların böyle zamanları olmamış ki. Aileleri böyle şeyler bilmiyormuş.
Onlara silahla da zorlasan gidip yapmazlar. Sen iyi niyetlisin başkaları değil.
Para kazanmak istiyordan ziyade teknoloji çok hızlı biçimde gelişti ve hayatımıza entegre oldu. Benim çocukluğumda bunlar yoktu ya da gençliğimde bile bu teknolojiler yeni gelişiyordu. Bırakın benim çocukluğumda TV yepyeniydi, gelişmemişti ve her evde yoktu, ev telefonu yeni yaygınlaşıyordu ve hatta elektirik yeniydi..
Bu hızlı entegrasyon denilen de çocuk için park yaratılmaması ve bunun bir anda yetişkin dünyası ve yetişkinler için olması gibi bir sorun var..
Bu teknoloji denilenin hızından göremediklerimiz var . Bu hızlı entegrasyon denilen nedeniyle. İyi bakmak lazım.
Benim, çocuk interneti ya da "çocuk ve genç interneti" ya da bunun filtrelenmesi ve etiketlenmesi dediğimdeki fikir, film ve diziler için oynatmadan önce yaş ve tür etiketi olması gibi bir şey. Bir film sitesine girdiğimde, aile türünü ya da komedi animasyon gibi bir seçeneği işaretlersem yaklaşık olarak çocuğa uygun bir seçenek bulurum değil mi? Bunu bir tarayıcı ya da arama motoru neden yapmıyor? Ön hazırlık yok
Diğeri internetin haritası ve ya referanslanması fikriydi. İnternetin özgür bir alan ve özgür/açık bir dünya olduğunu, erişime açık olduğunu kabul ediyoruz. Bunun aksinin özgürlük ve keşif denenle çatışacağını da biliyoruz ve önsayıyoruz . Tam bir sınırlamadan ve yönlendirmeden, mutlak bir kuşatmadan asla sözetmiyoruz. İçiçe bir ön-arayüz..
Bildiğimiz, her türden haber, yazı, içerik ya da site ve sayfa etiketleme mantığına bir ek olarak, yaş ve çocuk-genç uygunluk/ilgilendirme etiketi düşünelim. Sonra bu etiketi bir arama motoru ya da arayüzle birleştirelim ve bir gayrı internetten ,süzülmüş internetten sözediyorum.
Gerekirse bildiğimiz her alan adı, uzantı ya da onun içindeki her html,php neyse uzantılı her tekil sayfa için
Bunu şöyle düşünebiliriz. Bir haber sitemiz var. Bir çocuk arama motorunu gözümüzde canlandıralım. O gün yayınlanan haberlerden çocuklara uygun olanları filtreliyor. Daha da ileri gidersek 2 ya da 3 bölmeli site yapmak fikrine gider yani yayımcılar da bunu dikkate almalı.
Örneğin tablet ya da PC nin başına oturdum ve çocuk genç yaş aralığındayım. Bir arama motoru ya da bir arayüz, tarayıcı ya da yukarıda bahsedilen gibi uygun bir programla web'e eriştim diyelim. Ben haber yazdığımda yaşıma uygun içerik, portal ve saylar filtrelenmeli ve listelenmeli
Ben para kazanma hırsından ya da ille de paralı ve para kazandıran bir uygulamadan ya da para kazanmak için yazılmış yapılmış ticari bir şeyden ve uygulamadan sözetmiyorum ama elbetteki bu da olabilir. Genel ihtiyacı gözardı etmezsek uygun bir yazılım bu alanda iş görebilir ve para da kazandırabilir o kesin.
Telefon, tablet PC gibi şeylerin şu an ebeveynlere göre çocuğu susturma, durdurma ve uyuşturma, yatıştırma girişimi ve gereçleri olacağı kesin. Ya da alternatif oyuncak çünkü çocuk evde sıkılıyor çocuk evde yalnız ve zaman geçirmeli. Anne babaya sorun üretmemeli. Çocuk büyürken oldukça enerji ve oldukça dağınıklık üretir. Bu ebeveyni çoğu zaman yorar. Öğretim sorumluluktur ve aslına bakarsak epey de yüktür. Ebeveyn bunu hızlı ve kolayca geçiştirmek ve görmezden gelmek istiyor. Sorunsuz çocuk istiyor, baş ağrıtmayan çocuk istiyor. Yukarıda sayılanlar bunu vaadediyor. Çocuk dışarı çıkmalı oyun oynanmalı, öğrenmeli, keşfetmeli, çocuğa materyal ve uygun ortam sağlanmalı, onunla zaman geçirilip oturulup oynanmalı-konuşulmalı, anlatılmalı. Eğitimi öğretimi üzerine sorumluluk alınmalı. Ebeveyn bunu kolay yoldan yapıyor ve gözardı ediyor. Eve tıkılmış bir çocuk,
İnternetin yeni geliştiği döneme aşina olanlar bu gelişmeyi takip edebildi ve altyapıyı biliyor ve neler olduğunu görüyor şimdi bunu düzgün aktarmalı. Düzgün bilgi aktarımı ve geçişi.. Bu nesil geçişi ve kültür bilgi aktarımı denilen zaten böyle yapılmalı....
Fikir olarak sundum, değerlendirdim ya da sesli düşündüm. Ben yazılımcı ya da vb. değilim..
Sansürden sözetmiyorum asla sansürün "S" sinden bile sözetmiyorum. Aklı eren bulsun-erişsin..
Yapilabilir aslinda sanirim, bu isi yapanlar daha iyi bilirler, Turkiye'de de basarili yazilimcilar olsa gerektir.
ForumKirpisi
08-01-2019, 14:18
Yapilabilir aslinda sanirim, bu isi yapanlar daha iyi bilirler, Turkiye'de de basarili yazilimcilar olsa gerektir.
Bizde 2 tip yazılımcı var. Biri sitede moderatör oluyor arkadaşlıktan siliyor bi de umrunda değil, biri de aspie dalgacı hippimist ama olsun.
Sayın Neva,
Uzun süredir gurbetçi olduğunuz tespit edilmiştir, derhal yurda dönünüz. Sac üstü gözleme vaktiniz gelmiş, çiğ börek time. Vegan olmayan ayran içer sucuk yer ya. Of o uçakta ayran isteyişimi hatırlıyorum.
Tost ekmeği aldım, arasına kalın kaşar hindi salam koydum azcık mayonez sıktım yedim. Pizza noddle(Anadolu'da uzun çubuğa nodul derler, soba da bildiğimiz sopa Japon makarnası) burger yemekten bıkar insan.
"ictenlik"
11-01-2019, 04:37
-metin bi gün el atarsam geniş anlamda düzenlenecek-
Arkadaşlar bu benim hem önceki mesleğim, hem bilgi birikimim/dağarcığım ve hem genel gözlemime ilişkin önemli gördüğüm bir birleştirme ve yazım taslağıdır. Lütfen bunu uzun ve boş görüp vazgeçmeyin ve okuyun ve okutulabilir bir biçime sokup, daha iyisini yazıp genişletip, düzenleyerek okutun
ve üstüne katın,katalım ve düzenleyelim bunu...
Umduğum taslağı oluşturabilirsem, bu piyasa, asgari ücret, ekonomi-iş ilişkileri vb. denilenler hakkında gerçek yapısal sorunlar ve tartışma başlıkları ve çatışmalar hakkında dürüst bir içerik ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ben kenarda köşe de yazan uyduruk ve mazbut bir yazımcıyım -gasteler yazmaz bunu. bu yüzden -ayrıca- okuyun
Konuyu bilmeyenler için hızlı ve sıkı bir bilgilendirmedir de
Tabi çok geniş bir alan ve bir anlık hafızayla önemli gördüğüm her şeye de bir an da değinemem. Bunu farkettim ve başka bir başlığa asmak üzere başladığım bu yazımı da buraya taşıdım
http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=41372 adresi için yazıma başlanan ya da kendi içeriklendirilebilir başlık olabileceği de umulabilen bir taslak ya da yazım girişimi;
Bu arada yazımın benim tarafımda hiçbir hakkı saklı değil. İzinsiz mizinsiz kopyalanabilir çoğaltılabilir, araklanabilir üzerinden her türlü değişiklik yapılıp bunu kendi yazmış gibi nakledilebilir, cümleleri birebir kopyalanabilir. buna seviniriz. haberleştirilebilir ve uygun görülen yerlere asılabilir..
bunu şöyle diyelim. Eskiden sosyal medya da dönüp durun yazılar gibi bir yazımı ya da bir kaç habere konu esin ve kaynak olan bir yazımı ve top tweeti doğurtmak ve uyarmak hissiyatı diyelim bizdeki birikmişlik için...
Yazının başlangıcında verili bölüm ve bir çok içeriğin uygun düzen de toptweet olması için iyi bir kaynaktan uygun düzende yola çıkması gerekiyor. Ben de bu yok...
Arkadaşlar bu konularda etkin/yetkin bilirkişi ve görürkişi vb. olabileceğimden hatta olduğumdan mı? hiç mi hiç şüphe edilmesin. Saçmasapan insanları referanslamayın.. Saçmasapan referanslar -referansçılar da da uydurmayın... Matematiği bu işe katalım.. Daha iyi toparlayıcı tabi ki bunu şu an okuyorsa ateşini/ateşimi alsın ve eline geçtiyse tutup düzeltsin ya da daha iyisini kaleme alsın bi zahmet ona hediyemdir.
Kim okuyorsa. Başbakanlık düzeyinde olsun önemli değil şüphe zannı olmasın. Sadece uzun zamandır olan bitene pek aşina olmama-bakmama, takipsizlik denilen ve bu anlamda cari bilgi ve veri sahibi olmama ya da gereksiz ve külfet bulup ilgilenmeme ya da aktaracak ilgisizlik üzerine bunlara yoğunlaşmama gibi eksiklerim var biliyorum. Yani yanlış bilgilendirmeler olabilir piyasanın içinde değilim evde oturuyor,atılım ve uzun zamandır çalışmıyorum ve bunlarla da bu anlamda içiçe değilim ya da başka şeylerle ve işlerle ilgiliyim şu anlarda . Bu yazıyı kaleme alıyorum çünkü ? Bilmiyorum ve tam emin değilim ama ortam ihtiyacı ati izi it izi her şey...
-------------
Tarihsel Savunmam
Giriş;
İlk günden beri bastırdığımız konu verginin yaratmış olduğu yüklerin OECD seviyesine inmesi.
-Erol Bilecik- TÜSİAD Başkanı
İlk günden beri bastırdığımız konu Asgari Ücretin OECD seviyesine çıkması
-UydurMatik-Kendinin Sanal Başkanı/Başbakanı ve BaşTemsilcisi
Erol Bilecik'e ait röportajın tamamını izlemedim ama Sayın Erol Bilecik: "2.000 lira asgari ücret tabi ki yetmez ve baz alınan rakam düşükse ve TL bazındaysa yüzde 26 büyük zam rakamı olarak görülebilir ancak ..." derken ve bunun beraberinde beyin göçü, toplumsal ayrışma-kutuplaşma ve toplumun iyice moronlaşması-moronlaştırılması gibi sorunlar konuşulurken ve bunlar da tanık olurken farketmiş olacak ki; Evet parasız toplum (kıt paralı ve düşük gelirli toplum) düşük beslenen, eğitimsiz ve düşük eğitimli toplumu da beraberinde getiriyor. Bir süre sonra da sanırım uygun işgücü bulamayacaklar ya da tüketecek ve birlikte yaşayacak düzgün insan da bulamayacaklar ya da istila ve yer değişimi denilen kavramlar da ortaya çıkacaktı. Belki bunları da farkediyorlar artık. Küçük üreticinin kulağına su kaçmadan tepeden mi buyuruyorlar, çeki-düzen veriyorlar bilmiyorum artık öyle değerlendirdim...
Bir Patron ya da Patronları ve üreticileri temsil eden bir kurumun başkanı Cumhurbaşkanına asgari ücretin nerdeyse beklenilenin üzerinde ve yüksek açıklanması nedeniyle teşekkür etmiş ve bundan da memnun ve mutlu olduğunu göstermiş sanırım. Hani bize hep deniyordu ya: Patronlar bu işe çok kızar, işçi atar/çıkarırlar o paraya işçi çalıştıramazlar -bıdı bıdı. Ne oldu da bunlar oldu ve oluyor?
Herhangi bir toplumsal çatışmadan mı korkuyordu, milletin cebini ve refahınımı düşünüyor ve umursuyor bunları bilemem, insancıllığını bilemem. Yukarıda benim yazığım cümleyi de o söylemeli değil ancak onun cümlesi karşı tarafta yani işçi tarafında bu anlama geliyor, yani gelmeli ve bunun bilincinde tabi ki olunmalı... Yani işveren OECD ülkelerini baz alan yaklaşımlarla bastırırken işçiler ve sendikalar da hükümete ve işverene tabi ki bu yönde bastırmalı ...
-Sözde Asgari Ücret ve Teşvikleri-
Sn. Erol Bilecik ücretteki vergi ve SGK yükü OECD ülkeleri seviyelerine çekilmeli dedi. Birazdan ben okuyucuyu sıkmazsa asgari ücretteki vergi ve sigorta ya da yükü hesabına da geleceğim ancak söylenecek bir çok şey var.
Sn. Erol Bilecik: "Oran konuşamayız ancak vergi/SGK yükleri OECD seviyesine gerilerse asgari ücrette belirli oranda yükselir" dedi. Size ne kadar yükseleceğini de gösterebilirdim. Küçük İşletmeler için hayır. Bilgilendirme uygulanmalı, önhazırlık yapılmalı, yasal taban uygulanmalı ve neyin ne olduğu tane tane satır satır anlatılmalı ama yapısal toplumsal reform denilen içiçe...
Özellikle Küçük İşletmeler ve Kurumsallaşmamış İşletmelerdeki Gerçek Ücretin Asgari Ücretten ve Düşük Bildirilmesi ve Buna Devletin Önayak Olması ve ya da Gözyumulması Ön-Sorunsalı
var.
Diğer sorunlar da var.
Bunun ikili piyasa ve düşük ürün ücreti handikapı yaratması. Piyasanın reel fiyat belirleyememesi. Dikkat edilirse aslında bunun bir karlılık değil de gizli enflasyon ya da ürün fiyatı eki olması ve aynı zamanda gerçek maliyetlerle üretim yapan ve fiyat belirleyen üreticiye zarar vermesi ay da ikili üretici tabanı oluştrması
Bir çok yönü var.
Asgari Ücrete Uygulanan Teşvikler
Zaten işçilik sigorta ve vergisini en alt kalemden hesaplayan ve bildiren işveren aslında bir çokta teşvik görüyor.
Türkiye de bir çok işveren biraz da seçim ya da teşvik yatırımı olarak ya da seçim nedeniyle zorunlu işe yerleştirme ve işsizlik rakamlarını düşürme girişimi olarak bir çok teşvik görüyor. Ve zaten bir çok işveren sigortalılarını asgari ücretten devlete bildiriyor. Burada bir kayıtdışı alan var zaten piyasayı ya da onun ruhunu zedeleyen
Bu konuya derince girmeyeceğim ancak Asgari Ücette bir çok teşvik var. İşveren için yatırım yapılan bölgelere ve yatırım-istihdam durumuna göre ve yatırımcıya göre değişiyor ancak belli vergi ve sigorta indirimlerini kapsayan teşvikler sanıyoruz ki her dönemde mevcuttu. Hatta geçen yıllarda bir ek istihdam paketiyle birlikte tabiri caizse önceki işçi sayısının üzerine ilave edilen her işçiye 1-2 yıl nerdeyse hiç sigorta ve vergi ödenmemiş gibi oldu. Zaten KOBİ vs denilenler her çalışanı düşük ücretten bildiriyor. Bunların o KOBi ye faydası yok. Bunu asıl faydası düşük ücretli üretim ve mal piyasa da malınm fiyatını ucuz tutar ve gösterir ve sonuç olarak yine düşük ücreti teşvik eder sürdürür ve üretir de. Burda ders vermeyeceğim.
Yani asgari ücretin yükseltilmesi ve bunun sürdürülebilirliği denilen başta devletin düzgün ve sağlıklı vergi kazancı ve sigorta geliri artışı ve bunu da toplayabilmesi anlamına da geliyor. Buna geleceğim: Bunu biliyoruz
Devlet aslına bakarsak görülen yüksek vergi rakamlarına ve oranlarına rağmen bir çok işletmeden bırakın OECD seviyesinde bir vergi ve SGK geri bildirimi alabiliyor mu? Bir çok işletmeden? Hangi işletmeden? Sanmıyorum. Cari rakamlar hesaplar lazım...
Ayrıca bu OECD seviyesinde vergi ve sigorta yükü de ne kadardır onu da bir sormak ve araştırmak lazım. Objektif olarak mı ya da objektif bir bilgi edinerek mi bu laf söylenmiş. O veriyi önüne kim koyuyor nasıl hesaplıyor. bugün Tr için bir rakam ben hesaplayamıyorum. Devletin tüm imkanları elimde olsa hesaplayamam. Yasal zeminin ifade ettiği şey piyasayı tutmuyor ne yazık ki
,
Kayıtdışı ya da De-FActo -öyle olmayan
bu OECD ülkerinin vergi yüklerine biraz önce intenetten bakıp kabaca bir iki grafik çalışma dergi yazımı ya da akademik yazım buldum ancak bunlardan veri alabilmek ne mümkün. Bir kere bu rakamlar kimden alınıyor? Çünkü Türkiye için verilen rakamlara bakıyorum da karmakarışık ve gerçekleri ifade etmiyor. ve reel gerçeklere baktığımız zaman bu rakamın nasıl oluşturulduğunu ya da örtüşüp örtüşmediğini de bilmiyoruz. Biliyorsunuz Türkiye de vergi yükü değişkendir gelir vergisi gelire göre artar. Ama yukarıda yazdığımız gibi bir çok işveren bunu zaten alt sınırdan ödüyor. Öte taraftan SGK yükü evet oldukça yüksek gözüküyor ancak bir gerçek sağlık harcamalarına ve emeklilik maaşı denilene bir bakalım ve geçmiş prim ödemelerinde oluşturalcak bir emeklilik planında A geişmiş ülkesinde bu kişi kaç maaş alırdı bir bakalım...
Birincisi ilaç hastane tröstleri tarafından hortumlanıyoruz sömürülüyorsunuz. Sağlık sektörü bir turizm sektörüne ve bir rahatçılık sektörüne ve bir karın okşama ve oy toplama sektörüne dönüştürülüyor. b ubelki bir çok ülke içinde böyle bilmiyoruz ancak
Bakılan tablolarda Belçika ve Almanya gibi vergi SGK yükü yüksek ülkelerde görüyoruz. Düşük olduğu varsayılan bir çok ülke de TR vatandaşı sağlık hizmeti almaya kalksa sanırım kıyameti koparırdı ve hükümeti suçlardı. Bu ülkelerin kimisinde sağlık hizmetlerini sınırlandığını özel sigortalar olduğunu bunları ndengelemeye girilildiğini hatta ek ve komşu ülkelerle sağlık ziyareti ticareti olduğunu ve bu iin içinden çıkamadıklarını da bliyoruz
bir de sağlık hizmetleri azaltmanın yolu yine eğitimden bilinçlendirmeden ve millet idoğr udüzgü nbeslemeden geçiyor
Yan idüzenli bilgiden geçiyor
Bu brifingler alınıp farkedildiğin de ekmeğe kepek mi katsak tuz mu azaltsak hatta bir ara hükümet tarafında kaya tuzu kullandırma girişimi oldu bunlar ıda gördük... Canan Hocanın bir birifingi bunlarda etkili oldu sanırım. Restoranlara kadar tuz girişimi oldu. Ekmek katkıları gibi şeylerle ve ekmekteki kepek oranıyla uğraşıldı et ithal edildi heps idolayl ıiyiniyietli girişimelrdi belki.. Ama kalan kaldığı yerde kalıyor... Ucuz et sat diye baskı yaparak sanırım et ucuzlatılmaz. Milletin cebini para doldur.
Asgari ücretin 1300 TL geçişinden önce 6 aylık zamlanması
Evet asgari Ücret 6 ay da bir zamlanıyordu . Son bir kaç yıldır ise 12 ay da bir zamlanıyor. Bu iyi baklılırsa bileşik faiz hesabında asgari ücretin değerini zamanla eritiyor ya da Asgari ücreti daha kontrol edilebilir mi kılıyor? Bilmiyoruz bunu düşünüyorum.. (Bunu daha en başında 900 lerde 1.300 sıçrama da verilen ya da verildiği öne sürüle n ancak sonra zaten piyasa tarafından emilen zammın eritilmesi ve kaderi olarak yorumlamıştık. Bir devletten çok işveren mantığı burada uygulanıyordu)
Öbür taraftan bu zammın 2 ye bölünmeden yapılmasının şokunu bu yıl başında gördüğümüzü ve henüz görmediysekte ay sonlarında göreceğimizi düşünüyoruz. Enflasyon rakamları bu seviyelerde iken Asgari ücret güncellemelerinin bırakın 12 aya çıkarılması 3 aya felan düşürülmesi her iki taraf için de iyi olacaktır.
İşçi Kazancına Asgari Ücret Düzeyinin Üstünde SGK ve Vergi Ödemeyen Kurumlar
Bilmeyenler için hatırlatalım. Türkiye de Kurumsal dediğimiz kimi ticari yapıların haricinde neredeyse hemen her ticari kuruluş işçilerinin Gelir Vergisi ve Sosyal Güvenlik Paylarını işçi yüksek gelirli olsa bile Asgari Ücret rakamları üzerinden bildirir ve öder. Bu bir çok yapısal sorun ve karmaşaya ayrıca dandik piyasa karmaşalarına ve rekabet ve fiyat karmaşasına da neden olmaktadır. İşçiye de yüktür. Örneğin daha sonra oluşacak alacak davalarında aldığı ücreti iddia edemez. Bir sürü dandik yüktür ve saçmalıktır. Yıllardır ne el atılıyor ne de düzenlenip düzeltiliyor.
Biz bunu ucuzluk marketlerinde ucuzluğun nasıl yaratıldığı hızlı zenginleşme ve piyasa koşullarında rekabetin biraz hızlıca aşılarak küçüklerin büyümesi ya da zenginleşme sağlama, piyasaya yeni yerleşen henüz ticari refleksi tam anlamayan küçük esnafın ve küçük balıkların düşük fiyatlarla mal hizmet üretebilmesi ve sunabilmesi olarak bir çok bakımdan yorumlayabiliriz.
Asgari Ücrette OECD ülkeleri oranında olmalıdır.
Bunu da söyleyeydiniz. Bunu da biri söylemeli.
Yakında işçini hakkını (bu gidişle) patronlar arayacak çünkü tüketecek kimse, tüketici bulamayacaklar. Uygun işgücü bulmayacaklar.
Düşük ücret, düşük beslenme ve düşük eğitime gebedir. Bilgisiz tepkisiz halk kitleleri üretilmeye başlandığını farkettiler sanırım ve bu kadarını kendileri de beklemiyordu..
Kendilerinden tüketen seçkin azınlık
Bazı haber sitelerinde Almanya için Asgari Ücret 1000-1200 Euro yazıyor . Biri bana hesaplasın Almanya da 45 saat çalışma kaç para ediyor;?
Türkiye de haftalık çalışma süresi/saati 45 saattir ve aylık çalışma süresi 225 saatten hesaplanır. Ben bu rakamlarla Almanya da asgari Ücretin 2.000 Euro kadar olacağını yani bu kadar çalışmanın bedelinin bu olacağını söyleyebilirim ki hesabı iyi ve doğru bilmiyorsam sadece çalışılmış gibi sayılan haller denilen bir hafta tatilini ve aktif çalışılan 45 haricini de bu hesaptan düşelim. Yine de sanırım 1700-1800 Euro bulurduk... Dediğim gibi Almanya da ki hesabı bilmiyorum...
Türkiye de çalışma saatleri ve koşulları 45 saatinde çoğu zaman üzerine çıkmaktadır. Serbest zaman denilenler bağımsız değildir yutulur işçi izin kullandırılmaz. Tabi bunu Almanya gibi bir ülke ile kıyasladığınızda çalışmanın çok otonomlaşması ve insanın makinalaşması gibi durumlarla kıyaslayıp bazen gözardı ediyoruz.
Öte yandan Asgari Ücret denilen amiyane basit ücrettir ki vasıfsız yeni iş başı yapan tecrübesz vb. elemana uygulanması gereken bir basit ücrettir
İşsizlik Ücreti/Ödeneği ya da İşsizlik Nafakası
Bu sosyal devletin bir gereğidir. Ancak konu bu değil. Elzemdir.
Bugünkü piyasa dengesizliği/güvensizliği denilenin de bir nedeni ve olmaması zaten çürümenin gereği mi?
Hala yaya ve kabile devleti olduğumuzu gösteriyor. Dörtte bir asgari ücret bile olsa sosyal hayat nafakalnması
gidip belediye kapıları çalıp dilenmede nve makarna ve kömür için kuyruğa girmeden ve bir sürü sosyal yardım kapısı aşındırmadan, kaymakam huzuruna çıkmadan,
Asgari Ücretin Neden OECD Seviyesine Olması
Bu kendini açıklıyor ama bilmeyen için ve aşina olmayan için
Tüketici Yaratmak
Tüketici Yaratmak
Tüketici Yaratmak
Piyasanın gerçek potansiyeli__??
ya da
1-Tüketici Yaratmak
2-Tüketici Yaratmak
3,5- Tüketici Yaratmak
ya da
1- Üretimi Teşvik Emek
2- Üretim Yaratmak
3- Hükümetin yıllardır yaptığı bütün hatalardan dönüp bunun işe yarayacağı görmek ya da aslında çözümün bu olduğunu farketme..
Düzen Yaratmak
Ülke Yaratmak
Ekonomi ve Üretim ve Güç-İstikrar Yaratmak
daha sayayım mı?
İnsangücü ve güven yaratmak
Hukukun üstünlüğünü Korumak
ve Hukuk Devletini korumak cve Varetmek
iç-dış eşit ve eşitlikçi gerçel rekabet
Türkiye de bu söylenmiyor ayıp.
Yok piyasa uymazmış millet işten çıkarılmış işinden olurmuş. Olurmuymuş öyle şey
Matematiğin ruhu ve vicdanıyla savaşıyor ve yazıyorum
Tüm bu dedikleriniz saçmalık ve saçmalığın daniskası
İş Kanunu ve Vergi Kanun da Yapılacak Reformalar
-genişletilecek-
İş Kanunu bir Moronlar Kanunudur. Her yeri delik deşiktir. Yargıtay da Yargıtay olmakta çıktı aman dikkat edin.
3. Dünya Ülkesi hukukudur. Köle zihniyeti ve köle ülke vatandaş, köle bilinç hukukuyla donalıdır
Devlet işçinin köle olduğunu/köleliğini zımni hatta açık onamaktadır
İş-Kur'un Ne Bek Yediği ve /Ne Halt Ettiği Saçmalığı ve Na işe Yaradığı
ve İşBaşı Eğitim Programı Saçmalığı
Daha önce de yazdık Devlet bu yolla Asgari Ücretin altında düşük ücretle vergisiz insan çalıştırılmasın kendi aracılık ediyor ve çanak tutuyor
Küçük (Büyük orta da var kimi) İşletmelere yapılan bu yardım(kıyak) sonrası bu yardımlar durduğunda bu yapılar oldukça bocalıyor. Bu yapıların getirdiği ek kazanımlar hariç maliyetlendirme yapmayı bilmedikleri için bu düşük düşük fiyat gibi avantajları beraberinde getiriyor gibi gözüküyor oysa piyasayı geçici sürdürüyor.
Örn. Tekstil üreticisi bunu iş bilmeyen elemanın henüz üretim yapamaz durumda olduğu süreçte kullanbilir ancak maliyetlendirmesine bu yansıyor. Küçük üretici bu yolla ucuz satabilir ancak İşbaşı eğitimden aldığı ve parası devletçe verilen 40 kişiyi işten çıkardığında malını 1,5 kat pahalı maledecek.
Türkiye deki gerek çatışma bu sınıf ya da katman denilen biçimde elitstlik verilmiş azınlığın bu alt tabakayı sınıf atlatmaması gibi bir şey midir?
Bilmiyoruz
Ya da oluşacak bu yeni sınıfların şimdi ön çatışması ve karmaşası mıdır?
Maybe
Kendilerine seçkinlik verilmiş -ya da vaadolunmuş/vaaedilmiş azınlık mı bekliyor? bekliyor mu?
bilmiyorum
Derinler-Dipler
Sistemin Ne Halt Olduğu
Birlikte okumuş büyümüş canciğer kuzu sarması iki arkadaş ya da kardeş. Bunları gördüm bu çatışmaları birebir izledim
Biri devletten kadro almış. İki kardeşten biri. İki canciğer arkadaştan biri.
Burada yukardaki sınıf çatışması denilen çetinleşiyor ayrışıyor
bu şey de yazılmıyor bu şeyin aslı
Serbest Piyasa da Neler Oluyor ki 1
sayın Erol Bilecik: "Serbest piyasaya baskı yapmayalım, herkes parasının hesabını ve neyi nerden alacağını ya da ne alacağını zaten biliyor demiş."
Serbest piyasayı biz de biliyoruz.
İki marka yağ arasında yüzde yirmiye yakın fark var. Yüzde yirmi ucuz üretilen yağ bir ucuzluk marketin de satılıyor. Belki fason üretim ve arkasında kendi markasıyla yüzde 15-20 daha pahalıya yağ satan bir üretici de duruyor ve pahalı sattığına yakın kalite de ve içerikte bir yağ ya da başka ürün. Hızlı ve sıcak para nedeniyle ya da iyi bir iş anlaşması olarak görerek bir çok küçük yatırımcı bunlara üretim yapmak için can atıyor. Aşağıda ne olduğunu iyi biliyoruz.
Bir çoğumuz kalitesinden ya da ürün hilesinden endişe ediyoruz. Ben başlangıçta kuruyemiş vb. belirli ürünler ya da bilindik markalar hariç bu marketlerden alışveriş yapmazdım. Şimdi ise biraz değişti. Hem ekonomik gerekçelerle hem de sosyal-sosyolojik kimi gerekçeler sanırım.
Aslında bilindik markalar bu marketler hep sonradan girdi biliyoruz. Başlangıçta İslamcı marketi olarak bilirdik onları. Eskiden belki buraya giden profil nedeniyle bile girmeye bile utanır sıkılır ya da çekinirdik, tuhaf bir yer olarak bulurduk ve derme çatma bir yer izlenimi verirdi değil mi? Bu sonradan değişiyor 5 yıldızlı bir market oluveriyorlar sizin için.. bunu akıl da tutun.
Bu marketlerin de kendince kalite kontrol güvence süreçleri var. Bunlarda işvereni ucuzu üretmeye (ve kendileri en ucuzu almaya bulmaya ürettirmeye) zorlarken ve preslerken sonuçta bunun için de belli yollar kullanılıyor. Bunlardan biri birkaçı ucuz işgücü, ucuz hammadde arayışı (düşük ya da uygun kalite alternatif hammadde kullanma vb. ) ve ambalaja kadar her şeyden kısılır biliyorsunuz. Olası her kalem hesaplanır. A ve B Markası o fiyattan satamıyor.
Şimdi bu kriz döneminde piyasa da bir algı oluştu. Sanki üretici yüzde 300 kazanıyor ve bu karından vageçecek fiyat indirecek bir ara marketler ve üreticiler sataşıldı. bu üretim öyle bir şey ki fiyatlar indirgenmiş zaten. Piyasalar da oluşan, oluşturulan bu baskılarla kar marjları üretim hadleri bunların hepsi denetlenmiş sıkıştırılmış, her yönden optimize edilmiş ve rekabetçilik kaybı vb. nedenlerle fiyatlar olası en düşüğe çekilmiş zaten biliyoruz. Market işi özellikle pek kıyafet ya da beyaz eşya işi gibi değil bunu biz de biliyoruz zaten.
Benim az çok bildiğim kar marjları az çok bellidir. Bunların hepsi kendini sürdürebilecek kar marjlarıyla çalışıyor. Fiyat kısmak demek bu kardan vazgeçmek anlamına gelmiyor. Ambalaj değiştirmek oran değiştirmek ve türlü hile bulmak anlamını içeriyor
Artı bir piyasa da rekabetçilik varsa ve çoğu üründe eski bir Tarım Kooperatifi gibi bir kurumsal yapı varsa orda fiyat manipülasyonu yapabilecek aktör olur mu? Bunu biliyoruz. Bakın biz biliyoruz.
..Toplumun ...laştırılması denilene dönelim isterseniz... Bunu herkese zararı var mı yok mu? ve bunu bilen biz ya da diğer aktörler ne durumdayız bakalım.
Çok basit yasaya bakar gibi Torkunun fiyatlarına bakıyorum bazen. Ve Torku 40 satıyorsa o yağ nasıl 32,5 a satılıyor bunu soruyorum bazen. Ucuz işçilik mi? Hile mi hurda mı hesap bilmemezlik mi? Maliyet altı satış mı? Yanlış maliyet hesabı mı? Ucu ucuna denk getirme mi?
İşin aslı ucuzluk marketleri denilenler piyasayı da kastırıp ters yüz ediyorlar.
http://arsiv.ntv.com.tr/news/114806.asp
Buradan 32,5 liraya iki karcıyla/aracıyla yağ satılıp satılmayacağı ya da nasıl satılacağının hesabı hızlıca ve kabaca yapılabiliyor.
Bu haberle yaklaşık olarak aynı dönem de bir facebook grubunda üreticilerin piyasayı bahane edip çıkarcı bir bir biçimde fiyat yükselltiğini ima eden bir görsel ve içerik görmüştüm. Yukarıdan kaba bir hesap yapılabilir. Daha rafinasyona ya da pakete ve bir işletmenin üretim maliyetlendirme sürecine girmemiş ve işlenmemiş yağdan sözediyoruz. Ulusal, Uluslararası ayçiçek fyatlarına bunun ne kadar yağı çıktığına ve pres maliyetlerine de gözatabilirsiniz.
Bu arada yağ örneği kullanılmasının tabi ki iki nedeni var. Birincisi benim kısmi yağ üreten bir işletme de herhangi geçmişim ama diğeri tabi ki bir facebook grubunda tam da hükümetin marketleri ve fiyat politikalarını ve üreciyi eleştirdiği ve suçu bunlara atmaya çalıştığı bir dönem de yukarıda dediğim gibi Torku ve Pınar a ait 40 TL lik bir yağ ürünü fotoğrafı görmem.
Sosyal Güvelik Kanunu-Harcamalar ıve İş Kanunu nay da FGElir Kanun Belirli Kanun ve Uygulamalrda Yapılsa REformlar İhtiyacı
Devam edecek mi? ya da tamamlanacak mı?
umarım
soruyorum ve düşünüyorum
bence
devam edecek
biz açık bırakalım
yarın ne kadar saçmaladığıma hem bir bakarım
burası gereksiz serbest düzlem
devam edecek
"ictenlik"
11-01-2019, 14:37
Üstteki yazıya ek olarak şu iyi bir karikatür olabilir
Hani Canan Karatay Hoca bırak o şekeri/karbonhidratı gibi görseller var
Tıpkı bunun aynısı R.ce. Ta.y.. Er.oğ.n ve Bir süperkahraman maskesi/kostümü ve bırak o sigarayı.
Bunu yaparken ardı arkası çocuklukta aşılanmış iyilik bilinci. Muhtemelen dinsel vaazlarla aşılanmış iyi işler yapan herkese yardım eden ,insanları kurtaran ... Eminim insanları kurtardığını ve iyilik yaptığını düşünüyor ve muhtemelen bir tür süperliğe oynuyor olmalı ya da hastanelerdeki tüm insanların suçlusunu da sigara sanıyor olmalı.. Tüm bu refleksleri sanırım anlıyoruz.
Belki de sigaradan kurtardığı paralarla başka işler yapmak istiyordur.
Ama çocukluk dönemi dediğim de benzer içeriğe maruz kalmış ve benzer doku his yaşamışsanız beni ve anlattığımı -ya da karşıdaki kişilik profilini- anlıyor olmalısınız
Sigara kamu spotlarıyla ne Halk sağlığına, ne Kamu sağlığına, ne de Kamu ekonomisine bilmem neye etki katkı olacağını pek sanmıyorum
Serbest piyasa denen gibi serbest irade bir yana Nikotin-pek- araştırtılmamış bir kimyasal içeriktir.
bunun yerine
Bilim yapın sanat yapın fen yapın teknoloji üretin bilgi satın üretin değil mi?
Sigara kamu spotlarıyla ne Halk sağlığına, ne Kamu sağlığına, ne de Kamu ekonomisine bilmem neye etkiniz katkı olacağını pek sanmıyorum
bunu neden nasıl söylüyoyum.
Doktora gitmem ilaç almam
Ameliyat olmam karşıyım
Örneğin; Kanser olsam devletin beş kuruşunu tüketmem sömürmem-kendimin de.
Kemoterapi memoterapi felan almam karşıyım
Bypass olmam karşıyım
"ictenlik"
12-01-2019, 04:01
TÜSİAD'ın Ekonomi forumunu biraz dinlemeyi denedim. Ondan bir şey anlayan var mı? Gelin buraya beni/bizi bir dinleyin bakalım ekonomi anlıyor musunuz? anlamıyor musunuz şimdi?
Bunları anlamak ve anlatmak istiyorsanız az sonra beni okumalısınız Referanslarımızı düzgün oluşturun ve oluşturalım
Bu vergi toplama konusunu kaba anlatacağım ve ordan iyi bir hikaye derlenirse Nasreddin Hoca fıkrası gibi bir şey çıkacak. İyi bakın ve -farkı görün- bulmacayı çözün. Harfler yerinde duruyor olacaklar. Artık ekonomi bileceksiniz. Ekonomi profesörü olacaksınız evet. Okumaya sekiz kur devam ederseniz bu oluyor
Hocalara üniversitelerde ders verebilirsinz. Bırakın onları dedim ya!
Daha iyi yazımclara ise yazımlarımın temel dinamikleri ve gelişimi her zaman emanet
Bu öykü Nesin -Aziz Nesin tadında yazılabilirdi onu -sonra- farkettim.
_Matrakyos'a-
http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=631246&postcount=66
Yukarıya ek olarak ya da içinde bir kaç başlığa ek olarak yazılmıştır. Aynı şeyi tekrarlamış olabilirim .Alternatif yazımlar ve karalamalardır
Yapısal Reform Denen ve Ülkedeki Ücret İkiliği; SGK ve Vergi İkiliği-
-(Düzeltilemeyen)- Geçmiş Yapısal Sorunlar Denenler Üzerine
-Giriş bu olmalı değil biliyorumz-
Şimdi biliyorsunuz ki çalışanın sigortasını asgari ücretten bildirme ve ödeme yani ücreti düşük göstererek az sigorta ve vergi ödeme denen durum var. Bunun ne olduğunu bilmiyorsak ve yukarıda da açmadıysam da kısaca açtıysam da basitçe yeniden açalım. Bunu herkesin bir anlamasını ve gözünde canlanmasını istiyorum ve amiyane tabirlerle (basitleştirilmiş olarakta) gerekirse ikinci kez anlatacağım ve gerekirse Bilal'e anlatır gibi bunu anlatacağız yeniden... (Cumhurbaşkanı bunu anlamıyorsa beni okuyabilir o derece yani)
Diyelim A işyerindeki X bir çalışan, 4.000 lira maaş alıyor ve bu ücret için işvereni belirlenmiş yasal oranlarda da ek bir Sigorta (SGK yani Sosyal Güvenlik) primi ve ayrıca gelir için bir vergi ödemeli. Bunu SGK kısmının için de yaşlılık, hastalık payları gibi kalemler var, yani bildiğimiz emekli olunca devletten maaş alınabilmesi için bir birikim payı var ve ayrıca hastanelerden yararlanabilmesi için bir katkı tutarı var ve bunlara ilişkin belirlenmiş yüzdelik dilimler var. (Örneğin bunu sigortacılık mantığıyla, hayat ve hastalık sigortası mantığıyla düşünebiliriz. Aynı ve benzer şeydir.). Ayrıca da bir gelir/kazanç vergisi var. Peşin vergi var. Ve kişi tüketirken ve satın alırken de tekrar vergi ödeyecek... Ücret dediğimiz şey sadece çalışanın eline geçen tutar yani net ücret değildir. Vergi ve SGK kalemlerinin içinde olduğu ücrete biz brüt ücret deriz. Olayın işvereni ilgilendiren boyutu bu boyutudur çünkü işçiliğin ya da ücretin işverene gerçek maliyetini bu brüt tutar oluşturur. Yani İşveren için ücret hem işçiye ödenen ve ayrıca hem işçi ve hem kendi adına devlete ödenen tutardır.
(Aşağıda saydıklarımız Türkiye deki her işletme için tabi ki geçerli değil ve kurumsal dediğimiz ya da TÜSİAD'ın temsil ettiği genel çizgi ve yerler için evet pek geçerli değil! Küçük işletme demekte doğru olmaz ama bunu açmadan hikayeye devam edelim)
Örnek işçimiz için 4.000 liraya dair ödenmesi gereken vergiyi ve sigorta pirimini hesapladığımızda oldukça yüksek bir rakam bulduğumuz varsayılır. (Hani OECD ülkelerinden yüksek olduğu olacağı varsayılan.. Evet bir ölçü de de yüksetir de)
Örnek işçimiz için 4.000 liraya dair ödenmesi gereken vergiyi ve sigorta pirimini hesapladığımızda oldukça yüksek bir rakam bulduğumuz varsayılır.
Yani işveren tarafında olay şudur. Ben bu adama 4.000 lira ödüyorum ya da 4.000 liraya anlaştım oysa devlet benden 2-3.000 lira daha istiyor ve bu adam bana 6-7.00 liraya geliyor. Evet öyledir. Gelişmiş ülkelerde de öyledir. Kurumsallaşmamış bir yapı da bunu bir işverene ve yöneticiye anlatamazsınız. Bu parayı her zaman içselleme peşindedir. Eski tüccar zihniyeti gibi bir şeydir bu-yerleşiktir. Bu durumda ne yapılır. Kağıt üzerinde ve muhasebe kayıtlarında bu ücret işçiye ödenebilecek yasal hadlerin en düşüğü olan asgari ücretten gösterilir ve böylece aradaki vergi ve sigorta farkı işletmenin kasasında kalır. Bu çocukken toplu dersi kırmak gibi bir toplu muhasebe kıvraklığıdır. Bizim neredeyse genlerimize işlemiş. Piyasa bunu içselledi ya da bu var ve realite ama bir ikilik ve yapısal sorun doğurduğu ve işin içinden -yıllardır- çıkılamadığı hatta bir delinin kuyuya attığı taş atması misali yıllardır bunun ve bu çarpıklığın piyasadan arındırılamadığı ya da herhangi hükümetin buna el atmaya korktuğu ya da korkup çekineceği de kesin çünkü laf anlatacağı Türk insanı denendir. Yapısal reform denilenler bunları kapsıyor bir kere.
. Konuşulamıyor bile. Neden? İşveren patrondur, babadır, ekmek verir , diğer türlü bunu tam öde dersek adamı batırırız. Evet batırırız Eski fiyattan ürün sat dersek onu batırırız... ve İşverenin üreteceği yeni fiyattan tüketiciye ürün al (hadi sıkıyorsa) dersekte tüketiciyi batırırız. Yani ücreti yükseltmeliyiz ve eşzamanlı bu reformu uygulayıp ilgiliye de bilgi verip bunu yapmalıyız..
Biz de böyle bir refleks var. Para veren el kutsaldır. İşveren -himayesinde- işçi bakmaktadır ve ekmek vermektedir. Milleti ekmek ve iş sahibi yapmaktadır. Bunlar ne kadar çarpık algılar ve bu kadar basit yapısallara bile dokunulamıyor ve geveleyip duruyorlar...
Bunları ne kadar anlatsak az. Ayrı bir tartışma konusu. Ben yukarıdaki sorunun nasıl çözüleceğine daha doğrusu çözümlenebileceğine ise az sonra yeniden döneceğim.
(Örneğin bunu sigortacılık mantığıyla, hayat ve hastalık sigortası mantığıyla düşünebiliriz.)
Kaldı ki devlette zarar etmemek ve gelecek nesilleri zarar ettirmemek için için konu da bir sigortacı ve baba titizliğiyle çalışmalıdır. Diğer türlü kırk sene sonra emekli olacak çalışanın bugünkü teminatını biz yiyor oluruz..Bu da oluyor zaten .
Kaldı ki devlette zarar etmemek ve gelecek nesilleri zarar ettirmemek için için konu da bir sigortacı titizliğiyle çalışmalıdır.
Ama bunu bizim ülkemizde yaptığınız da ya da yapmayı umduğunuz da halka bilgi verilemez, yumusak karınlıdır A ay oy atar, B oy çalar gibi mistik öyküler buna eşli keder. Bu da doğrudur. Bir ölçüde de bunlar doğrudur. .Zor.
Yani kamu/halk tarafında bir devletin nasıl işletildiğinden habersiz oy atma sorumluluğuyla her şey çözüldü ve onlar yapsın ve devlet parayı nerden bulursa bulsun ve devlet nasıl işletilirse işletilsin benim sorunumu çözsün bunun için ona oy atıyorum durumu var. .
Bunlar hep dürüst özleşetiri , tarihsel birleşme kaynaşma denilenlerle çözülecek işkemiş yapısal sorunlar. Tarihsel tabakaların kaynaşmasını da içerir-bir çok şey içerir
.
Biri bana yapısal reformu nasıl yapılacağını anlatsın. Tüm bu yükleri sırtlanan biri ve bir ekip tabi ki çözebilir. Yeterli halk desteğini uygun siyasi kadro ya da tersinde yöneten uyumunu almış bir teknokrat gurubu ya da ne yapıyor olduğunu bile ve bildiğinden emin uygun teknik kadro ile bu çözülür. Matematik bildiğinden anladığından emin olmalısınız.
Yani ya Yunanistan gibi ülkeyi Sosyalistlerin kucağına atıp tüm bunların bıçak kesiği nasıl bir anda halledilebileceğini -dışarıdan izleyerek- göreceksiniz ay da aktör olup yavaş yavaş ve adım adım diğer yolları izleyeceksiniz ve anlatılacağı gibi siz yapacaksınız. Başka çözümcülerin ağzına bakın. Dönüp dolaşıp gelinecek mutlak çıkmaz ve yol kavşağı ya da kürkçü dükkanı ise ülkede şimdilik 1.000-1.500 Yurolar ve dolarlar bandında bir asgari ücret geçerliliği yaratmakta yatıyor olacaktır. bunu da daha sonra yeniden uzunca açacağım ben..
Şimdi biliyorsunuz ki çalışanın sigortasını asgari ücretten bildirme ve ödeme yani ücreti düşük gösterek az sigorta ve vergi ödeme denen durum var. Buna iki yönden bu ülkede göz yumulur. Birincisi gerçekten yasal sınırlar çok yüksektir ve çoğu işvereni gerçekten zorlar. İkincisi zaten piyasa da buna daha önceden her türden gözyumularak zaten uyum sağlanmıştır ve dolaylı olarak zoraki de artık gözyumulur ve tabiri caizse " 'yasa' denilen" düşük yapmıştır ve bu görmezden gelinmektedir
ve geçerli yasa ona uyum sağlayan ve yapısı kurumsal denilen bir takım merkezlere dayatılmaktadır sadece.
Şimdi biliyorsunuz ki çalışanın sigortasını asgari ücretten bildirme ve ödeme yani ücret idüşük gösterek az sigorta ve vergi ödeme denen durum var.
Dolayısıyla düşük mal ve hizmet fiyatı olarak bu piyasaya zaten yansımıştır. Bunun üzerine artık gidilemez .Aksi taktirde bu hem artan işçilik maliyeti hem de piyasa da mal ve hizmet fiyatı yükselmesine ve doalyısıyla işverenin işçi çıkarmasına neden olur. Bu çıkara çıkara bitmedi. Bu işveren hep işçi atıyor. Hiç mal ve hizmet fiyatını yükselt-e-miyor ve güncelleyemiyor
yani yeni maliyet oluştuğunda neden fiyatını oluşturamıyor?
Neden önceden 3 e sattığını artık 4 e ve 5 e satıpta işçisinin sigorta ve vergisini ödemiyor. Bu kamunun da kaybı değil mi?
Bilgisizlik temelli ve tabanlı (ya da Türk halkı denilen tabanlı) basit sorunlardır. Aslında çözümü de bir o kadar basittir. Bu halkın refleksini ve vicdanını çözmek, dilini çözmek okumak ya da ne yapıyor olduğunu bilmek ve tepeden dayatarak bu böyle olacak direterek ve demir yumruk gibi yollarla gibi bir çok ekstra ve alternatifte yorumu ve çözümü var bu konunun ve konuların
Vergi ve SSK yı tam ödemekten sanılanın aksine ve sanıldığı gibi işverenin bir zararı ziyanı yoktur. İşveren belli kar aralığında ve kar marjıyla çalışır ve hep aynı kazanır ve kazanabilir. Sadece bunların anatılamaması ve yapılandırılamamsı ve bu arada bunları hızlıca kağıt üstünde yapmaya kalkan bir yasanın hızlıca toplumca delinmesi ve bunun önünüe geçememe var.
ya da yasanın zaten gönülsüz ve topluma uygun yapılmaması, topluma bilgi verilmemesi, akılın dışarda ve başka yerde aranması, biz de yok sanılması-bizim teknokratların bilmiyor olması, bilenin dinlenmemesi ve aklının fikrinin karmaşık bulunması, yasa yapıcıya (uygun teknokrata) güvenmeme, uygun teknik kadroya yasa yazdırmama gibi uzayan bir çok düğüm var.
İşveren o sigortayı tam da ödese kazanacağını üste koyar kazanır. Bunu ne işverene ne de halka anlatamıyoruz. Yasa ve kural demenin ne demek olduğunu bilmiyoruz. Bir evdeki düzensizlik kadar basit indirgenmiş sorun ve çözümlerden sözediyorum. Çocuğuna söz dinletemeyen, geçiremeyen ve evde uygun düzeni sağlayamayan bi aileden sözediyorum. Bu kadar basit şeyler. Teknik laflarla kafa dolandırmaya gerek yok.
(Bir kere ülkeyi yöneten sahiplenilmiyor. Bu ayrı bir konu ve uzun bir detay olarak durmakta.. Teknokrasi ve bürokrasi denilen işletilmeli ve yöneten denilen ve yönetme denilen sanıldığı şey de olmamalı ikilemine gebe ama yukarda denilen var ve yok)
Gelelim dönelim konumuza.
İşveren o sigortayı tam da ödese kazanacağını üste koyar kazanır.
Peki neden bu sorun yine de bu yolla giderilemez. Adam varyemez devlete para vermek istemiyor. Biri buna yasanın ne demek olduğunu, verginin ne demek olduğunu, yasanın bizi bir arada tutan şey olduğunu ve bunun böyle olması gerektiğini ve böyle olursa da onun zarar görmeyeceğini aynı parayı yine de kazanacağını ama bunun yine de çok önemli olduğunu lisanı münasiple anlatmalı. Ya da diğer teknikle anlamıyorsa ikinci -üçüncü- yol...
Aslında devletin nasıl vergi topladığı hangi kalemden ne aldığı önemli değildir. Dürüst vergi toplayıp toplamadığı önemli ama vergi konusunda bir çok alternatif kuram oluşturabilir ve öne sürülebilir. Yapısal reform denilen anlamda binbir biçimde yeni yeni vergi yasası yazılabilir. . Ücretten vergi tamamen kaldırılabilir de. Sonuçta bu kuramsal bir yaklaşımdır .
Anlaşılıyor ki de öyle yapılmalı. Yani işveren bu paranın işçiden çıktığını sanmalı... O brüt denilen tutarın tamamı işçiye ödenmeli ve tüm SSK ve Vergi farkı işçi hesabına yatırılmalı ve sonra işçi gidip güvenle tekrar bunu devlete geri ödemeli ve yatırmalı
.
Bu da mı olmadı ve tutmadı... Ve işçi de mi bu parayı ödemez ve kendi hesabında tutmak ister. İşçinin maaşını kendi bildirmesini de işveren kısıtlayabilir evet. Asgar ücretten götürüp öde lan diyebilir.
Peki bu devlet nasıl vergi alacak ve vergi barışı kuracak/kurulacak?
-Siz bir yol bulun değerli okuyucum artık- Türk milleti ve halkına yakışan. Bu arada bunlar hicivdir ve türk ifadesi de etnik köken değil hicivdir. Bu laf (etnik köken olarak değil de) Sizin Köyde Eşek Yok Mu? nun yazarının dediği gibi ele alınmalıdır. Söyleyişte ne desem uymadı. Anadolu düşündüm felan uymadı
Biz vergiyi bir haraç olarak görüyoruz neden? Tarihsel gelenek
Eşit vergi alınacağına inanmıyoruz
Uyanıklar var
Saf kalmak itemiyoruz
Bu işe herkese eşit yapılamaz mı?
Yine de soytarılar olacaktır biz milleti biliyoruz, diğeri çıkar sağlarken be navanak gibi...
Bakın biz de bu refleks var
O ödemezse ben de ödemem
Ya da devlet kazanç ve harcamadan dolaylı vergi almalı. Yani çalışan harcarken vergi almalı. Yani işçiye parayı bol vermeli ve işçi gidip vergisini ve sigortasını kendi adına devlete yatırmalı ama yatırmaz dedik. Tamaa yatırmasın peki...
Yine de işçiye parayı bol bol vermeli ve işçi bol bol rahatça harcamalı ve devlet bu seferde o harcamalardan bol bol vergi kapmalı ve toplamalı
Aslına bakarsak para ya da bunlar kolaylıkla kontrol edilebilir şeylerdir dikkat edersek. Almanya gibi bir kamu ve polis devleti ve işbirlikçi muhbir devleti. Yasa koruyan toplum bilinci. Acaba bu çözüm mü;? Bizim millet uyar mı buna
Çünkü işveren onun adına gidip bu parayı devlete yatırmak istemedi ve onu kasasında tutmak istedi ya da eksik ödedi. Devlete yalvarıp duruyor bana yardım et. Oysa tek yapması gereken fiyat güncellemekti.
İşçiye bu hakkı sunsak belki de o da ödemeyecek ya da piyasa refleksleri bunu içe edecek. Her halükarda devlet bunu bir yolla toplayaiblir ve toplamalı.
Burda ne yaparsanız yapın ve yaparsak yapalım her sonuçta o yük işverene binecek!! sanıyoruz tam olarak değil çünkü aslında o yük dolayısıyka işverenin yeni mal ve hizmet fiyatına binecek ve binmeli. Bun uanlamıyoruz..
Vergi yükü yüzde 200 de olabilir. İşverenin karlılığı aynı olabilir.
Düşük ücret ve kıt ücret -para kıtlığı sanısı vb. krizi denilebilecek olan tüm bunların ana nedenidir. Ne kadar felsefe ve ekonomik terminolloji devindirilerse devindirsinler
Vergiyi kim öderse Devletin kendi çarkını döndürecek herhangi düzenli bir yolla vergi toplaması ve bunun çarkını bir biçimde kurması ve o çarkı döndürmesi önemlidir.
Yani vergi verme borcunu işverenden alıp işçiye ödetin ya da olmadı işçiden alıp o harcadığında bu harcaması aracılığıyla vergi alın. Yani son harcama noktasına o vergiyi ödetin. Bu devletin görevi ya da yaşamsal çıkarı için gerekli değil mi? Bakın çark sözcüğü.. herkesin karılığı optimize edilebilir ve doğru kavram budur...
Ne yaparsanız yapın taşlar yerinde durur ve ne işveren kazanır ne işçi. Bu vergiyi kim ödüyor niye anlamıyorsunuz. Vergi ekstra yük değil.
Yapısal reform diyorlar. Yapamazlar ,yapamayacaklar. Bu ülkenin belli yapısal sorunlarına el atmak oy kaybına gebe ya da böyle anlaşılıyor. Çözüm süreci deneni hatırlayın-hatırlayalım. Dürüst bir girişim miydi? Ekonomik kalkınma hamlesi ve refleksi miydi? Belki de kimi bağlamda kendi bağlamında da dürüsttü...
Süren bir sorun örüntüsü olarak gelen yapısal sorunlar var-
ve aslında bu hükümet -doğru bilgilendirilse ya da uygun bürokrat ve teknokrat takımı ile çalışsa bunlar üzerine gidebilecek ya da üstesinden gelinebilecek sorunlar iken (ve hükümet bu güçte ve yetkinlikte idi sanırım ) çözülmüyor ya da beki bu düşünüldü tartışıldı anlaşılmadı bilmiyorum
Halk bilgilendirilemez ve sosyal reform yapılamaz bu kanunlar yenilenemez değiştirilemez piyasa akışına ve mevcut duruma müdahale edilemez, tüm bunlar ırgalanamaz ve değiştirilemez sanılıyor.
Sanki sihirli bi el ve kılıç deyip bunu yapacak.
Seçimden seçime zıplıyoruz... Bir kere kim gelirse gelsin bunla boğuşacak ve bunu devralacaktır.
Açık bir şekilde piyasalara bilgi verecekesiniz, herkese bilgi vereceksiniz. Biz bunları nüstüen gideceğiz ve çözeceğiz diyeceksiniz. Bu ülke çıkıp sorunlarıyla yüzleşecek. Bu ülke de vergi ikiliği var ve bunun üstesinden gelmek istiyoruz ve gelmemizde gerekir herkesin geleceği ve refahı için önemli ve şu yolu izleyeceğiz denecek. (Demokrasinin ya da bir tiranın kılıcı eşit bu yolda)
Bir kere esnafa sen vergini ve sigortanı tam öde ve mevcut rakam üzerinden bildir demek karlılığını yeniden yapılandır ve ürün fiyatını güncelle demektir. Bun uda açıkça söyleyeceksiniz. Tüm piyasa da tam eşitlikçi rekabet olacak ve bu kurala herkes uyacak dolayısıyla başkası 3 e üretir 4 e satarken ilgili bu konu da zorlanmaz
Ama sonuçta bu istendiğinde ve pşiyasada fiyatlar arttığında tüketicinin bunu alacak yeni gücü olmalı. Bunu da önerdiğinizde bu reformu yapabilirdiniz.
Yasanın ne olduğunun tanımı gerekiyor: Neden önemli olduğunun neden ona uyulması gerektiğinin ve neden herkese eşit yasa olmasının gerektiğinin tanımı ve bunun dönüp halka ve işverene ,işçiye herkese anlatılması ve bunlarla herkesin yüzleşmesi bunun ve buranın bir krallık devleti olmadığının, çalmadığının çırpmadığının, savaşla ek ve yeni ganimet ve vergi elde etmediğinin, işleyen bir çark kurması gereğinin ve tüm bunların da bir barışı gerekiyor
Asgari ücretin yavaş yavaş aşamalı olarak 2-3 yıl 3-5 yıl bandında o OECD denilen ülkeler seviyesine çekilmesi gerekiyor. İşverende bunu nsonucunda tüketiciye tüketiciye ben malıma zam yaptım diyebilir ve ancak böyle esnaf ya da ticaret yanan esnaf oluşan sigorta ve vergi yükünü tolere edebilir.
Bunlar yapısal reform yapalım derken mevcut kanunlara uyulmadığını biliyoruz. Sigortasız işçi çalıştırılıyor hala ya da bu yeni yeni bu hükmet döneminde biraz azaldı ve neredeyse bitti bitiyor gibi ancak bu seferde düşük ücretten sigorta ve vergi ödeme dönemi başladı. Şimdi işverene bunu tam öde diyemiyorsunuz ve sonuçta bu kimi ticarethane de mal ürün ve hizmette belki satış fiyatını iki katına çıkaracak. hemen adam mı atayım ne yapayıma daha gidecek ve gidecek yerim kalmadı diyecek. Vergi barışı denen
Yapısal reform öncelikle Sosyal ,Güvenlik Sistemi ve Hukuku, İş ve Çalışma Yaşamının yani İş Hakları Hukukunun yeniden düzenlenmesi ve çalışanın alacağı ücretin ve sosyal hakların düzenlenmesi ve bunların güvence altına alınması ve bunların dünya standartlarına çekilmesi ve insan gibi yaşama ve çalışma hakkı sağlanması ve bunların korunması denendir.
Ücretteki vergi ve sigorta yükü sabitlenebilir ve sabitlenmelidir. Dileyen ek emeklilik ödeyebilir. Bu ayrı ve geçerli bir kuram. Öyleyse bu ülke de bunlar neden yapılmıyor diyebilirsiniz.. Şimdi yazımıza dönelim isterseniz..
OECD düzeyinde vergi yükü kavramı nedir 3,5
İşveren; Yapısal reform derken bir sürü karmaşık terminoloji ve son sonuçta sanırım ücret gelirlerini üzerindeki vergi ve SGK yüklerini azaltılmasından konuşuyor .OECD düzeyinde vergi yükü kavramı var. Bunun ne kadar bulanık bir kavram olacağını açacağız.. İki üstteki yazımda kısmi ve parça bir biçimde açmaya giriştim ancak tamamlanamadı . Ancak şunu söyleyebilirim gerçekçi bir hesaplama oluşan teşvik indirim gibi kalemlerin düşülmesi ve asgari ücret üzerinden bildirme denen farkın düşülmesi gibi gerçek cari hesaplamalar üzerinden gidersek ve gitseydik bu ülkenin asla OECD ülkeleri seviyesinde bile vergi ve sigorta toplayamadığını görürdük . Kağıt ve yasa üzerindeki rakamlar yüksek evet. Ücret gelirlerindeki vergi yükü yüzde 15 ten başlayıp gelir artışına göre yüzde 35 e kadar çıkıyor. Toplam SGK yükü yüzde 36,5 ve üzerindedir. Bu ikisi birleşince yüzde 50 ve 70 bandında bir vergi SGK yükü gözüküyor. Yani brüt ücret denen net ücretin bu kadar üstündedir. OECD ülkeler için bu rakamlar internetten araştırılabilir.
Yukarıda da yazdım Almanya ve Belçika gibi ülkelerde bu yüzde 50 gibi rakamları gördük ve oldukça sosyal devletler.,
Buradaki asıl çığırtkanlığın bu rakamlar yüksek olmakla ve evet yinede acil yapısal reformlar gerekmekle birlikte bu olmayacağı asıl sorunun benim yukarıda saydıklarım ve Aziz Nesince Türk Halkı denen de olacağı kanısındayım.. Kamuyouna duyrulur...
Beni okuyan dostlara her yönden ve her açıdan kendi sıkı gözlerinize/gözleminize (ve sosyal gözlerinize) güvenin diyorum. Bilmediğiniz kimse bildirmesin. Ekonomi okuryazarlığı diye bir şey yok. Piyasanın bir ruhu var ya da insanın bir geçimi/ekonomisi var. Buna bağımlı herşey. Bu kisi sanırım eşit.Bu neslin karmaşası sanırım herşeyi karmaşıklaştırması. Sosyal ekonomik kuramlar ve modeller incelenebilir . Yani alternatif bir kuramda da kuramcıda da gerçekler bulunabilir. Burada tabi ki Kapitalizm tersi denileni... ifade ettik sanırım...
Piyasa da alegorik laflar var. Terminolojik bir kafakarışıklığıyla bilmediğiniz görmediğiniz ya da bunları anlamadığınızı düşünmeye yolaçıyorlar.. İyi bir çözümcüyseniz genel gözleminiz iyiyse ekonomi profesörü araştırmayın tabi ki sadece olan biteni gözleyin yeter...
Müstevlilieri ya da uzak aveneleri yine geveze geveze konuşacaklar ve dediklerinden hiç bir şey anlamayacaksınız sanırım.
"ictenlik"
12-01-2019, 16:39
Asgari Ücretle ya da Asgari Ücret Savımla ve Yukarıda Post#66 ve 68 de Dediklerimle İlgili Daha önceki -Yakın Bağ- Çalakalemlerim
http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=626192&postcount=31
http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=626280&postcount=43
http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=626290&postcount=45
http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=626293&postcount=46
http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=626168&postcount=27
http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=626175&postcount=30
http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=608934&postcount=8
http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=608942&postcount=10
http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=614156&postcount=12
Arkadaşlar; ben bu Ekonomi, işsizlik, asgari ücret rakamı ve benzer sorunlar üzerine, geçenler de TÜSİAD başkanın bir röportajın da, "yapısal reform" ve İşveren için "ücretteki vergi yükünün gelişmiş (OECD) ülkeler seviyesine çekilmesi" gibi ifadelerini ve -sığ ve nakil- ekonomik çözüm/çözümlemelerini alarak kendi kaşıntımı da buna ekleyerek, kendimce bölük pörçük çözümlemeler ve karşılıklar yazmaya/üretmeye giriştim.
Yani; İşvereni temsil edenler konuşuyor, Piyasayı ve Devleti Temsil edenler konuşuyor. (Kendi nezdimde ve kendi üzerimden) Kamu/Halk ve İşçiyi ay da amiyane Bireyi temsil eden -geçerli- bir geri bildirim-i üretmeyi denedim. Umarım bunları biraz da olsa toparlayabilir ve geçerli bir kılığa büründürebilirim..
Duyarlar duymazlar onların problemi.. -Bilgi- benim problemim değil! -;?kime lazımsa?artık?
Biliyorum yazımlarım biraz dağınık. Okunması zor ve bölük pörçük geliyor. Kafam böyle oldu benim yaşantım sonucu. Bir süre sonra böyle oldu, sonradan gelişen/değişen sağlık sorunu ve zihin durumu gibi bir şey..
. Eğer beni 5-10 yıl 15 yıl önce tanısaydınız (akademik düzeyde olmasa bile) yukarıda dediklerimi daha derli toplu ve daha açık biçimde yazabildiğimi ve kendimi ya da diyeceğimi çok net olarak, keskin ifadelerle ,başı olan bir bütünlüğü olarak ve hiç bir detayı atlamadan nasıl kurguladığımı ve yazabildiğimi ve kendimi bütünüyle nasıl anlatabildiğimi de görebilirdiniz.
-Bu konudaki - açık- -
Yazımlarımın her nasıl olursa olsun filozofik değeri olduğunu öneriyorum
Ha şu da olabilir bakın. Son sonuçta ve özetle dediklerim modern çağcıl sosyal hukuk devleti ya da azıcık sosyalizm kamuculuk ve devletçilik demeye geliyor ve getiriliyor olabilir. Benden önce bu söylenmiş -açık- olabilir. Tersinden söylüyoruz o halde...
Yabancı Sermaye
Yabancı sermaye ya da yabancı yatırımcı deneni ben anlamıyorum. Sömürününün uygarlaştırılmış biçimi mi?
Hiç bir zamanda anlamayacağım anlatmayın. Vermeye mi geliyor. Almaya geliyor. Bir (1) koyup 1,+ herşeyi almaya ve kendi ölçütünde parasını ve gücünü artırmaya kazanmaya geliyor. Küresel tefecilik ya da küresel tefeci ya da küresel tüccardan sözediyoruz
Yani 3-5-10 giriş oldu. Aynı oranda çıkış olacak hatta daha yüksek oranlarda çıkış olacak...
Bu bilim, teknoloji ve sanayi üretilmesi gerekeceğinin ya da her türden üretimi gereğinin üstünü mü örtüyor? ya da diğer yapısalların ve sorunların...
-Matematik kullanın ve sadece matematik kullanın ve matematik bu işe çözer
Problemi bir matematikçiye verin. Ekonomiyi oturun anlatın ve ondan geçerli bir çözüm rica edin
Ekonomi değil Matematik Bakanlığı kurun diyorum ya da tersinde Ekonomi Bakanlığını ülkedeki en iyi Matematikçilere verin..
Bir Senfoni
Piyasa da nakit sıkışıklığı var
Likidite darlığı var
Yabancı sermaye girişi
Hayır hayır tüketici de para yok
Gelir azılığı ve kıtlığı var
Paranın kendinin kıtlaştırılması ya da gelir denilenin baz ve çıpa cinsinden düşük tutulması sorunu var
Bunu anlatmıyor muyum?
Bunu nasıl anlatacağım sana ve çağıma
"ictenlik"
16-01-2019, 12:57
Asgari Ücret, Ekonomi vb. Üzerine Yapısal İnceleme Ve Notlarla İlgili Post #66 #68 #69 İçin Ek Notlar;
2019 asgari ücretinin açıklanması, ekonomik kriz söylenceleri ve TÜSİAD gibi kurumların acil yapısal reformlar gerektiği gibi söylenceleri üzerine kendi çapımızda notlar almaya başlamıştık. İlgili önceki notlar yine bu başlıkta yukarıda verilen numaraları belirtilen postlardan incelenebilir.
Yapısal Sorunlar Denilenlerin İncelenmesi
Yapısal sorunlar dediğimizde, muhtemelen yasal düzenlemelerden ve piyasa uygulamalarından ya da bunların birbirine uyumundan vb. den (piyasa gerçeklerinden ve bunun düzenlenmesinden) bahsediyoruz. Daha önceki yazılarımızda da bahsetmiştik. Sanırım TÜSİAD ya da işveren yapısal reform derken, ilk etapta ücretteki vergi ve sosyal güvencelerin rakamsal yükünün yüksek oluşundan ve bunun aşağı çekilmesinden öncelikli olarak bahsediyor. Daha sonra ise, piyasalara müdahale edilmesi ve bunun biçimi, diğer yasal mevzuat, örn. ticaret hukuku, gümrük hukuku, (bunun yanında yine demokrasi denilenin içsellenmesi, sosyal kamusal haklar, sosyal hukuk devletinin, yani yasal kamusal bir düzenin ve zeminin kurulması işletilmesi ve bunların dünya ve uygar ülkeler seviyesine geliştirilerek piyasalara güven verilmesi) vb. bir çok şeyi de bunun içine katıyor olabilir. Tüm bunlar ve fazlası da yapısallar evet ve yapısal sorunlardır. Biz ise daha çok işçi ya da birey temelli olarak kendi gözlem noktamızdan kendi gördüklerimizi ekleyeceğiz.
Yapısal reform derken örneğin bu ülke de Muhasebeci, İnsan Kaynakları Elemanı, vb. bir pozisyon da işgörmüş ve çalışmışsak ve ilgili yasalara aşinaysak "bu ülke de nasıl yasa yapıldığını/konulduğunu ve bunlara uyum sağlanıp sağlanmadığını ve bu yasaların nasıl gün be gün değiştiğini ve eklemlendiğini biliyoruz." Bu ülke de yasalara piyasaların ya da kamunun verdiği bir refleks var. Uyup uymama ve işine geleceği biçimde yasayı delme refleksi. Gelişmiş bir Avrupa ülkesinde bunu göremeyebilirsiniz. Yasanın deliği aranır ve açığı aranır mutlaka. Türkiye de piyasalar işine gelmiyorsa o yasayı kullanmak istemez. Öte yandan "yasa koyucuda yasa yazma bilinci ve bu konuda yerleşik bir anlayış yoktur." Yasayı kullanacak ve uygulayacak tabanla da bilgisel erişim sorunları vardır. Yasalar sorun çözmek için son an da üretilir. Ya da burada bir yazılmışı var dursun mantığıyla yasa yapılır. Hep bunları biliyoruz zaten.
Hükümet denilenin yasama işlevi çözülememiştir. Meclisin başlı başına yasama demek olacağı anlaşılamamıştır. Demokrasi kültürü içselleştirilememiştir denilebilir ama meclis denenin bir yasama organı oluşu ve yasamanın ne demek oluşu bilinmemektedir/çözülememiştir dersek hiç yanlış olmaz.Bu konu başlı başına bir inceleme ve yazım konusu da olabilir.
Toplumda yerleşik olarakta yasaya uyma bilinci, yasa koruma uygulama bilinci yoktur. Yasa yazıcı kadro olmadığından sözetmeyeceğiz. Bu konu da oldukça yetkin ve donanımlı beyingücü orada duruyorken işletilemez. Tüm bunlar siyasi idarenin kontrolündedir ya da günübirlik geçiştirici yönetimine tabidir. Burada bilmediğimiz bir şey olduğunu sanmıyorum-belgiliyoruz ve kaydediyoruz sadece üstünden geçiyoruz.
Burada yasa kavramının felsefi incelemesinden de sözediyoruz. Toplumsal belleğin bunu kabulünden bunun topluma anlatımından ve içsellenmesinden sözediyoruz. Kurallar koymanın ne demek olduğuna inelim... Yine açması geniş bir konu ve zemindir. Asıl yapısal denilen budur. Konunun asıl zemini ise tam burası.
Bu meclis çatısı altına girenlere, Anayasa vb. bile okutmadan önce yasamanın, modern devlet kuramının ne olduğu, ve ya da çok kısa bir siyasal-kuramsal düşünce tarihi gibi bir temel eğitim verilebilir. Ellerine anayasa kitapçığı tutuşturmadan önce bununla birlikte küçük bir temel eğitim kitapçığı tutuşturulmalı ya da bunların kısa bir kursu olmalı
Yani kursiyer vekil adayı...
Vekil Sunucu denilen bir şey var mesela. bunu geçelim de;
MilletVekili/UlusalTemsilci ya da Halk Temsilcisi/Sözcüsü denilebilenin yeminin ilk harfi bir kere; "yasamanın ne demek olduğunu araştıracağıma" diye başlayıp/başlamalı ve namusum üzerime yemin ederim diye devam etmeli ve o yeminin ne demek olduğu, ne ortaya koyduğu da bir hatırlanmalı/hatırlatılmalı....
İkinci olarak örneğin;
ve topluluğumu/toplumumu bana kendilerini temsil ödevi yükleyenleri temsil edeceğime...
Beni, temsil edeceğini varsayan varsa ya da varsayıyorsa bir araştırsın....
Eğer teknotratlar tüm işi yapacaksa ve bürokratlar tüm işi yapacaksa da emir buyurmak değilde teknokrat ve bürokrat lafı dinlemek (ve podyum olmak) denilen bir öğrenilmeli... Saygı öğrenilmeli. Kimin nasıl sayılacağı...
Yani yasal vb. yapısal reformlardan önce zihinlerde bir yapısal dönüşüm ve toplumun bilinçlendirilmesi, bilgilendirmesi, demokrasi vb. denilenlerin içsellenmesi gibi süreçlerin yapısal kabulü ve anlayışı gerekiyor... Birinci-l yapısal reform tabi ki buradadır.
Bu ülkede yasalar derme çatma yapılıyor ve yapılır. Sonra yapboz. Yapılıp bozulur, ucuna ve sonuna eklemlenilir. Eski metinler pek kurcalanmaz ve düzeltilmez. İşin aslıan bakarsak örneğin İş kanunu gibi bir Kanunls kimseni neredeyse işi yoktur ya da pek ilgilenilmez. Diğer siyasi kargaşadan kendine yer de bulamaz zavalllıcık.
Kaç yıllık İş Kanunu, Sosyal Güvenlik Kanunu gibi kanunlar piyasalar ve ilgililer bilgililer ordayken, yıllardır işletiliyorken ve bu yasanın tüm açık ve delikleri bu anlamda ilgililerce bilinirken bu yasayı yenileyebilecek bir çok aklı evvel varken düzeltilemez değiştirilemez ve yıldan yıldan tuhaf eklemelemelere/geçiştirmelere tabi tutulur. Burada bilgi akışı kanalları tabi ki önemli. Meslek kuruluşları ve odalarının sanırım sınırlı baskıları olabilir.
Örneğin İş Kanunun yıllardır Yargıtay kararlarıyla yamanan boşlukları zahmet edilip o boşluklara yamanmış Yargıtay kararlarının yasaya geri yamanmasıyla yamanmaz..
Aslındaki yukarıdaki paragraftan bu ülkenin daha önce ya da tümden çözmesi ve gözetmesi gereken yapısal sorunları olduğunu buluyoruz. Ekonomik, kimliksel, toplumsal, dinsel ırksal mezhepsel, siyasal vb. ayrışmışlık, demokrasi kültürünün, seçim kültürünün işletilememesi, devletin tabanı olmaması, modern devlet kuramının bilinmemesi, toplumculuk anlayışı, bu uzar gider böyle... (otokrat yoksunluğu mu denmeli bilmiyoruz...)
2004-2010 aralığında piyasalardaydık ve çalışıyorduk. İşimi gücümüz gereği bir çok Yasa, Yönetmelik, Yargıtay kararı vb. okuyorduk. Ben belki binlerce Yargıtay Kararı (Üst Kurul Kararı) okuduğumu söyleyebilirim. Ve ben de bu üst kurula (Yargıtay'a) karşı neredeyse şaşmaz bir güven geliştiğini söyleyebilirim. Kendimi de iyi bir yasa yorumcusu ve okuyucusu olarak ele alırsam Yargıtay kararları ve yorumları konusunda çelişkili ya da bulanık bir yargı kararı pek hatırlayamıyorum... Son noktayı koyma anlamında. Ki burada yapılması gereken evet sadece yasal tabanın incelenmesi ve uygulanmasıdır. Yerel mahkemeler ve hakimler bunu pek yapamıyor. Bir çok çelişkili ve hatalı karar ürettiklerini biliyoruz. Bunu bilseydiniz ne oluyor bu ülke de ya da ne yapıyorlar ki bunlar diyebilirdiniz. Yani bir Zanaatçılıkta örneğin bir dişliden çarktan geçmeden meslek erbabı olunmuyor. Eğer bu hatalı karar üretme dediğimi aynı şeyi başka bir mesleğe uygulasaydım eğer, örneğin doktorlara uygulasaydım vay halimize diyebilirdik. Bu ülke de eğitim olduğundan sözediyoruz. Yazılı yasayı yorumlayamayan ve okuyamayan hakimlerimiz var ve bu kişiler yanlış karar veridkleri halde bir şey yapılmaz örneğin. Yani Yargıtay git kendini düzelt yasa oku demez hakime. Kararı düzeltir geçer. Yargıtay'ın tek işi budur. Yanlış bir kara verilmesi, bunun sorumluluğu kamusal değildir. Bu iş zaten bir üst kurula atılmıştır. Bugün bu üst kurullarında nasıl batırıldığını, dezenfekte edildiğini biliyoruz..
İyi düşünürsek tek bir üst kurul tüm diğer hakimlerin işini yapıyor ya da yanlışını düzeltiyor. Diğer taraftan hakimde de yanlış karar vermeye dair net bir algı da yok sanırım çünkü nasıl olsa Yargıtay bunu karar bağlayacak ya da düzeltecek.
Ben şunu biliyorum. Ben iş hakimi değilim gibi bir algı vardı. Yani ilgili Hakim yok ve bir hakimmiş davasına atanır. ve 50-100 sayfalık bir kitapçığı inceleyerek bir sorunu çözümleyemez. Biraz hukuk okuyuculuğu olan biri ya da herkes bilebilir. Eğer hakim davasına bir kaç gece çalışmış olsa yanlış karar üretebilmesi pekte muhtemel değil bu konu da...
Bunları da kişisel gözlemler olarak ekledim.
Dediğim gibi 2004 sonrasında bu yana bu konularla dolaylı bir ilgili olarak piyasa da çalışıyordum. 2011-2012 yıllarında sonra okuduğumuz yasal içeriklerde ve metinlerde tuhaflıklar oluşmaya başladığını biliyoruz. 6331 denilen bir İş Güvenliği Kanunu okuduğumu baktığımı hatırlıyorum. Yaşadığım şoku -dehşeti- unutamam. Tabir de bir yükseltme/zorlama ve abartı uygulanmadı... Ne dediğimi anlamak isteyen biri bu metni biraz kurcayabilir. Eğer kanun yazımcılığı konusunda fikri yoksa da bir metni derlemek toplamak ve açmak ya da diyeceğini demek konusunda fikri olan biri ya da kimin gözünden yazıldığını yorumlayabilecek biri..
Bu ülkede tüm yasalar oturup bir bilinçle yeniden yazılmalı ve hatta ve adeta sıfırdan oluşturulmalı... Bu kolay. Meslek elemanları, akademisyenler ve diğer ilgililer/bilgililer toplanıp (sözde derme çatma görsel temsilciler yerine bellekli bilirkişi yöneltip tabi) özellikle de yetişmiş ve alanında uzman meslek elemanlarından da yararlanarak yasalar yeniden oluşturabilir.
Kaçak kat çıkıyoruz. Yasalara kaçak kıt çıkıyoruz Yıkıp bıkıp yeniden yapıyoruz. Siz bilirsiniz.
Belki tüm erkte ve erk kullanımı da gözden geçirilmeli, Ama bunlar sayılmaya başlanınca düğümlenen uzayan bir halat gibi uzuyor...
Sonuç olarak çok kısa şunu diyebiliriz. İşte ekonomik gelir ve refah artışı denen (toplumsal ayrışmanın dini tahakkümün önüne durulması gibi bir kaç ekle birlikte) artan eğitim ve iyi beslenme, toplumsallanma dahil bir çok ek getiriyle birlikte tüm bu sorunları çözecektir. Gelir artışı refah artışıdır ama aynı zamanda eğitim kondüsyonu, temel hak ve özgürlükler bir çok şeyin çıpasını/çıtasını da dolaylı yükseltir. Bir kere asgari ve iyi bir beslenme olmaksızın?? Bunu düşünmelisiniz... Diğer durumda şunu demeliyiz bakın. Eğitim şart. Öğrenim -bilgi...
Yani sadece asgari ücret tabanı sorununa el atarak bir çok sorunda dolaylı çözülebilir. Bunu yadsımayın ve yavana atmayın...
"ictenlik"
21-01-2019, 17:50
Burada karaladığım ekonomi ve sosyal yaşantı üzerine gözlemlere ilişkin not ve çözümlemeleri başka alanlara da taşıyarak kendimce biraz daha düzenledim ve forum ahalisinin de izniyle yeni bir başlıkla da birlikte;
Biraz da abartarak
Süper Ekonomi Üzerine SüperYapıcı Süper(Over)Yapısal Çözümcü Çözümlemeler Analizler Önermeler ve SüperGelirler ve Süper Asgari Ücret (Over, Uber, Super ya da Üstün Ekonomi Modeli ve Teorisi) Notları vb. biçiminde yayınlamayı düşünüyoruz.
Sonuçta bu notlar bir süper kahramanın yardım serüvenini ve toplum tarafından toplumani yardıma çağrılmasını ve çağrılmadan yardım edemediğini/edemeyeceğini ve gelemeyeceğini anlatıyor.
SüperBaşkan yerine SüperYasa adlı halk kahramanı
Süper kahramanlarımızın adı. Süper Yasa/Yasama ve Süper Asgari Ücret .
Biz tüm topluma
Süper Yasama ve SüperAsgari Ücret adlı halk kahramanlarının uykularından uyandırılarak yardıma çağrılmasını öneriyoruz.
Asılacak notlarda yaklaşık 30-40 adet ayrı post bulunacak olup forum katkısı için bunların asılma sürecinin beklenmesini ve yazım bütünlüğünün bölünmemesini rica edeceğiz. Yapısal yardım katkı ekleme ve yeniden düzenlemelere her zaman aç ve açığız...
Ekonomi Üzerine Yapısalcı Analizler ve Çöümlemeler
(Sosyal Yaşantı)
Krizden bir Çıkış Umudu Olarak
Süper Gelir Teorisi ya da Süper Ekonomi ya da Süper Asgari Ücret Teorisi
"ictenlik"
26-01-2019, 12:36
Çıplaklar Kampı/Özel Oda -Mahsen
Çıplaklık ve Kendiduyuş'..un Mahseni
Çocuk bir odada hala bir çadırda saklanmayı seviyor. Çocuk kartondan yapılmış bir kulübede sıcacık ve mutlu hissediyor
Çocuk kendine ait şeyleri saklamak için bir yer arıyor.
Çocuk anne ve babasının erişemediği bölgelere gizleniyor. Oraya neler gizliyor..
Kameraların izleyemediği düşünce dünyasında çocuk
...
Sahip kompleksi, Güç Kompleksi, Tekil Kompleksi, Bilinmeyen Tekil/Tekçi-l Özlem, Tek İdeal Tek Dişi Tek Kişi Kompleksi
Kendinin Kendi ya da onun onu Kompleksi
Kedicil tip insanda kendi ya da gizli sahip ve uzak aşırı öznesi/ülkesi
Bekleyen insan ve İnsanın bölünmüşlüğü
Çırılçıplak ve çırçıplak bir çıplaklık
Bazı şeyleri ve insanları ve durumları duyguları vb. görüş üzerine
söylenebilecek ifade
Saklantı da değilsin.. kimse değil
Karalar giyinmiş ürkek bir köpek havlıyor
gaddar ve ürkek bir korku, sevgi saklıyor
Giyinik olduğunu ya da hiç soyunmadığını sanan çıplaklarız
/Gölgelerini bölgelerini ve yaralarını saklayan giyintiler
Utanmak büyümek midir?
Duygular ve düşüncelerden sözediyorum
Onların soyunumundan ve çıplaklığından, bölgesinden
ya da duygu düşüncelerin soyunmuş giyinmiş hallerinden sözediyorum
bu kolay
İnsan kendilikte yalnız kalmak isteyebilir -kendi odasına saklanmak
Düşüncelerin ve kendiliğin odasına başkaları izinsiz girmemeli mi?
Kendilik odasında yalnızlık ve tekillik sanısı ya da sorunsalı utangaçlığı
Daha çok birilerinin o odaları bildiğinden ve haberi olduğundan ya da daha önce benzerlerini kullanmışlar, yaşamışlar ve oralara korkularını ve yasalarını özel gizemlerini ve aşklarını gizlemişler kimseye açamamışlar yani oraların içinde neler olabileceğini bilenler duyanlar olması ikilemi, durumundan habersizlik utanması ikilemi
Özerklik ve özellik özellik değildir. Sonsuza kadar tek değilsin. mi demek istiyorsun?
çöplerin bile ortak kullanımda
Kendine saklı hayal yok
başkalarının paylaşmadığı bir şey değil
Bazılarında/bazılarımız da öyle hayvansı -gizil ve öyle mahrem bir oda, doku ve yer var ki
Orayı aşk sanıyor ya da orada aşk var mı? Ya da ora (aşk adı verilmese de kişiden kişiye değişebiliyor bu) herhangi tür bir özel bölge
Pipi gibi bir yer ve pipisini göstermek gibi bir özellik saklıyor
Herkeste ve bir cinste yani çoğunda olan özel pipi ve kişiye özgü pipi::
Annesinin bir tanesini tek tanesinin özel mi özel pipisi gibi şeyleri
Duygu bölgesi çanağı
Oraya aşk adı verilmiş ya da verilmemiş ama
bu mahrem dediğim yer burası
mahrem oda-mahremiyet odası çanağı bölgesi
Bazıları gizli mahzenlerini gösteriyor
bazıları dış uzayını
kimileri pipilerini
kimileri hayalgücünü
bazıları arıyor orayı gösterecek'i ve incitmeyecek'i , yargılamayanı
bazen özel bir şey-yer göstermek istersin.. senin için özeldir . bir anlamı yok ama özeldir. bomboş ama özeldir, özelliklidir ...herşeyi orada saklarsın ya da herşeyi. belki de orada bir şey yok ama özel
diğerleri korunaktır
Utanç ve patlama arası bir yerde bekleyişler
Utancın dışa bölümü...
Duyuş
Çıplak dediğimiz şey bir zemin
ve burdan sonra ya da aşağıya bir şeyi indirgemeye ve tekrar soymaya açmaya gerek kalmıyor kendini veriyor
Kabuğu soyulmuş elma. Elmanın içini -bir daha- soyamazsın/açamazsın.. Onu moleküllerine ayırmaktan sözetmiyorsak...
Elmayı yemek için ya da yemek ve elam olduğunu bilmek onaylamak için misrosbobik incelemeye gerek kalmıyor
Mikroskobik inceleme başka şeyler için- derinleşmiş matematik ve bağlantılar ve benzer kümesi ile karşılaştırma ve bağıntılar için
bir gün büyük coşku
"ictenlik"
05-02-2019, 03:01
Tüm varolanların ortak mülkiyeti hepimizdedir ( herşey de ve herkestedir)- Kasyopya Deneyi
Buna dair yorumu;m-uz
Varolan herşeye ortak sahibiz ya da varolan herşey varolan herşeye ve dolayısıyla birbirine ortak sahiptir/mülkiyettir. (Kendine sahiplik ve kendine mülkiyet tersi) (noktaları dansederken yerinde duramazken genişleyip sönerken ,bir görünüp bir kaybolurken ve ve renk değiştirirken düşünün)
yani varolan herşey varolan herşeye mülkiyettir/mülktür bunu tersten okuyun (ve bunu bölmeyin/bölümlemeyin)
varolan herşeyin mülkiyetindesiniz ama varolan herşeyin mülküsünüz-mülkündesiniz
(bölünmüş mülk sorunsalı, müstakil mülk ve müstakil ben/benlik sorunsalı)
Varolan herşeyi de (madde ya da tersi eşit) bir ölçü de birgil/bircil mülkiyetiniz bünyesinde taşıyorsunuz
Varolan herşeyin de sahibisiniz sahibiyiz
Biz ya da siz ya da sen tüm evrenlerin ve tüm evrenlerinde sahibiyiz ve bizler yaratıcılarız ve tüm evrenlerinde yaratıcılarıyız
Teolojik aklı bırakın ve terkedin lütfen
Kasyopya bunu anlatıyor işliyor. İşte korkulmasının sebebi de bu... olmalı...sanırım...
İyi okuyucuya, irdeleyiciye ve çözümcüye ben mülkiyetinin tersini aramayı, irdelemeyi gösteriyor ya da okuyucu yüzleşmek zorunda kalıyor/bırakılıyor eğer metin içine düşerse ve girerse ve felsefi taban da varsa
yolunuz açık olsun-kolay olsun
,Okursanız er ya da geç ben kavramıyla ve (onun) mülkiyetiyle de (mülksüzlüğüyle de kimin olduğuyla da) yüzleşmek zorunda kalacaktınız ve geçmiş olsun...
Ben herşeyim/herşeydenim/herşeye (diğer şeylere ve tüm olana ait ve) dairim ve içkinim/dışkınım vb. eşit.
Ben kendinindir ve ben evrenindir'i inceleyin lütfen...
Ben diğer şeylere de ait ve dair. tüm olanlara da ait ve dair/içkin
Kasyopyadaki gelecek tanığı ya da gelecek toplam tanıkları (ve gelecek toplumu ve onun belleği) ben senim ve biz siziz diyor. eşit
Biz tanrıyız diyen yok, biz şuyuz diyen yok, uzaylı yok, new age felan yok .İyi okumanın etkisi bu, iyi okuyucuda ve iyi çözümde tek etkisi ve sonucu bunu üretme ve bu saydıklarım oluyor..
Mülksüzleşme
İnanma deniyor,. İyi inanma da o halde bunu getirir işine geleni getirmezse şimdi bunda ne var?
Marksizmi yeniden ürettik
Devrimci bir kitle onu (Kasyopyayı) okursa neler olacağını -artık- biliyorum/seziyorum ve görüyorum diyelim ya da bunun ön-ipuçlarını zihnimizde elde ettik ve bunu (değişimi kısmen etkileşimi de) son 3-5 ayda da gözlemledik sanısındayız/sanıyoruz sadece sanıyoruz bunu....
ama
Son 3 yıllık celse grafiği ve çöp celseler son 2-3 oturumda birden değişti gelişti (soru ve içerik teması gelişimi var) bunu gördük
Tam adrese teslim hiç yanılmıyoruz ve kararlılıkla devam edeceğiz.biliyoruz....-
(Marksistlerin üzerine süreceğiz anlamında..hata payı yok-ıskalama yok..)
Devrimci bir kitle onu (Kasyopyayı) okursa (ve hatta sahiplenip göze sokarsa -ya da alırsa kullanırsa-işlerse...)
Bir de
Alıntılamalar
S: (L) Pekala. Yatakta uzanıyordum ve uyuyamama ile ilgili endişe duyuyordum. Bildiğim bir sonraki şey, yatağımın üzerinde havada olduğumu hissetmemdi. Gerçekten öyle miydim?
C: Hayır. "Ben" diye ifade ettiğinde, tüm varlığını ifade ediyorsun. Herhangi bir tanımda kişinin varlığıyla ilgili birden çok faktör vardır.
---
C: Konu şu ki: Farkındalığını, çok uzun zaman önce varoluşunuzu hapsetmek için ekilmiş olan monoteist felsefelerle doldurmaya son ver. Öğrendiğin bunca şeyden sonra bir kaynağın, bir liderin, bir temelin, bir denetmenin vs olmadığını hala göremiyor musun? Sen, farkındalık profilin içerisinde, tam olarak tüm yaratılışın içerisinde var olan tüm güce sahipsin!! Kesinlikle tüm var olan, var olmuş ya da var olacaklara sahipsin, bilincinin içerisinde. Tek yapman gereken onu nasıl kullanacağını öğrenmek ve bu olduğunda sen harfi harfine, tüm olmakta olan, olmuş olanlar ve olacak olanlar olacaksın!!!!!!!!
C:Başkalarının seni yolundan alıkoymasına/engellemesine asla izin verme. (ve sanırım asla pes etme anlamında!)
Seni gerçekten uzaklaştıracak pek çok girişime maruz kaldın.
S: (L) Eğer bu bilgileri insanlarla paylaşacaksak, bunun...
C: Direnç ve müdahale ile karşılaşacaksınız. Direnin.
C: Pes etmeyin! Lineer olmayan sisteme olan girdiniz paha biçilmez!
C: Sabır faydalı olur!
C: Sabır faydalı olur, baskı değil.
S: (L) İnsanların yapabileceği veya yapmasını tavsiye ettiğiniz herhangi birşey var mı?
C: Bekleyin. Herkese mesaj: Pesetmeyin! Sabır faydasını gösterecek! Engellerin oluşturulması ve yerleştirilmesi binlerce yıl aldı. Bunları birkaç ayda yıkabilirsiniz! Bunu yapın!
ve bunun genişletmesi
(Ekleyenin Notu: Buradaki kimi cümle ve girdi teoloji tersi paradigma girdisi ya da teolojik tabanın esnemesine (çözünümüne, dağılımına ve değişimine) yönelik ve yolaçıcı (nötrleyici dengeleyici karşı) cümle tabanı olarakta alınabilir. Gücü etkisinde denilebilir. Bir çok bakımdan da yorumlanabilir. Düşünsel etkisi ve irdemi üzerine söylenmiş/üretilmiş içerik ve sözdizini de olabilir. Eşittir.Aynıdır.. Daha sonra bir celse de örneğin aşağıda sunulan okul terimi üzerine bir çelişme/sorun yaşanıyor..
Ayrıca çevirici aşağıda lessons için dersler diyor ancak "All there is is lessons," ta ki lessons ın pay/paylama, hisse, ibret, sınıf vb. gibi çevrimleri de var. Bu cümle tam nasıl yorumlanmalı bilmiyoruz. Biz bu çeviri için ve yerine bilmece/bulmaca, kurgul problem, (girift enerjisel) düğüm gibi bir alegori ve öğrenimler, edinimler, kazanımlar, kavrayışlar -sonuçlar vb. gibi ek çevrim vurgularını da katkı olarak önerdik... )
C: Duygularını bulandırdılar.
S: (L) Şimdiye kadar en iyi atışları bu muydu?
C: Evet.
S: (L) Peki daha kötüsü olabilir mi?
C: Her zaman daha kötüsü olabilir.
S: (L) Yani her zaman çok dikkatli olmamız gerekiyor, öyle mi?
C: Başkalarının seni yolundan alıkoymasına kesinlikle izin verme. Seni gerçekten uzaklaştıracak pek çok girişime maruz kaldın. Şimdi birkaç bildiri geliyor: Dur. Varolan herşey sadece birer derstir. Bu sonsuz bir okul. Herhangi birşeyin varolmasının başka hiçbir amacı yok. Cansız madde bile öğreniyor. Herşey bir "İlüzyon". Her bir birey aklında tüm varoluşa sahip. Şimdi bunu biraz düşün. Her bir ruhun gücü sonsuz ve eğer nasılını bilirse tüm mevcudiyeti yaratabilir veya yokedebilir. Siz ve biz ve diğer herkes, varolan herşeye ortak sahip oluşumuzla birbirimize bağlıyız. Eğer istersen yeni evrenler yaratabilir ve o evrenlerde yaşayabilirsin. Hepiniz içinde yaşadığınız evrenin bir kopyasısınız. Aklınız varolan herşeyi temsil ediyor.
Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek "eğlence."
S: (L) Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek kimin için eğlence?
C: Herkes. Zorluklar eğlencedir. Aklının sınırı nerede sence?
S: (L) Nerede?
C: Biz sorduk.
S: (L) Sanırım bir sınır yok.
C: Eğer sınır yoksa, senin kendi aklın ile başka herhangi bir şey arasında fark nedir?
S: (L) Eğer nihayetinde herşey birse, sanırım bir fark yok.
C: Doğru. Eğer iki şey mutlak olarak sınırsızsa, o iki şey tamamen aynı şeydir.
A: Absolutely don't let others distract you. You have suffered many attempts at distraction away from truth. Now follow some proclamations: Pause. All there is is lessons. This is one infinite school. There is no other reason for anything to exist. Even inanimate matter learns it is all an "Illusion." Each individual possesses all of creation within their minds. Now, contemplate for a moment. Each soul is all powerful and can create or destroy all existence if know how. You and us and all others are interconnected by our mutual possession of all there is. You may create alternative universes if you wish and dwell within. You are all a duplicate of the universe within which you dwell. Your mind represents all that exists. It is "fun" to see how much you can access.
google çeviri ile
C: Kesinlikle başkalarının sizi rahatsız etmesine izin vermeyin. Gerçeklerden uzak, dikkat dağıtıcı birçok girişimde bulundun. Şimdi bazı açıklamaları takip edin: Duraklat. Tek var olan dersler. Bu sonsuz bir okul. Hiçbir şeyin var olması için başka bir sebep yok. Hatta cansız madde bile hepsinin bir "İllüzyon" olduğunu öğrenir. Her birey zihinlerinde tüm yaratılığa sahiptir. Şimdi, bir an için düşünün. Her ruhun hepsi güçlüdür ve nasıl yapılacağını biliyorsa tüm varlıkları yaratabilir veya yok edebilir. Siz ve biz ve diğer tüm var olanların ortak mülkiyeti ile birbirimize bağlıyız. İsterseniz ve içinde yaşarsanız alternatif evrenler yaratabilirsiniz. Hepiniz içinde yaşadığınız evrenin kopyası. Zihniniz var olan her şeyi temsil eder. Ne kadar erişebileceğini görmek "eğlenceli".
"ictenlik"
06-02-2019, 01:54
up!
yeniden düzenleme,elden geçirme,, uyarlama ve genişletme vb. için destek yardım ve katkı bekleniyor
(Nasıl'ın Kutsal Kitabı yazım aşamasındadır ve henüz tamamı indirilmemiştir..)
________________________________________
Nasılın Ulu Destanı Ve Nasılın Nasılsızlığı/Asılsızlığı - Nasılın Bağımsızlığı Sorunsalı ve Nasılın Nasıla Bağsızlığı
Nasıl'ın Ulu Destanı! ve Kutsal Nasıl Kitabına Giriş/Başlangıç
Nasıl'ın Ulu Kitabı
Bizler Nasıl-ın elçileri olarak ve Ulu Nasıl'ın ve yani ilk ve baş Nasılsız Nasıl'ın yine kendilerini Ulu Nasıl adına yine kendileri görevlendirmiş ve bilimlendirmiş elçileri olarak Nasılı ve yani Ulu Nasılı ki aslında (Nasıllar Nasıllını -Nasılsız Nasılı (iki N'yle) sizlere tanıtmaya ve iletmeye gelmiş bulunuyoruz
-Nasıl, -Nasıl?
-Nasıl adına
-Nasıllar Döngüsü
ÖN-SÖZ
Sadece İlk Nasıl ve Ana ve Baş Nasıl, Nasılsızdır!
BAB I
Büyük Nasıl ya da Nasıllar Nasılı, Başsız Nasıl ve Bağsız İlk Nasıl adına adanmıştır
Nasıl boşluklarda kendi Nasılından ve kendi ilk nasılından bağsızca varoluyordu
-Şimşek ve fırtına!
---
Biz ulu Nasıl'a dua ederiz
Biz ulu Nasıl'ı söyleşiriz
O bizim kurucumuzdur
O bizim ilk yapımcımız, yapıcımız ve sebebimizdir
Ulu Nasıl sen çok yaşa!
----
Nasılcılık epistemi kuruluşu ve nasılcılık septimesi, ilk Ulu Nasıllar Nasılına adanmıştır
Nasılcılık bağdaşçılığı dini, felsefesi ve yordamı nasılsız nasılın kayıplığına tutunmuştur.
BAB II
İlk ulu Nasıl yani Nasıllar Nasılı varolduğundan beri biz varız!
ve bizi ve bizleri Ulu Nasıl yaptı
Ulu Nasıl adı göklerde kutsansın ve Nasılcılık septimesi kendine kanat bulsun ve olsun umarım
Nasılcılık demciliği adı göklerden sonra bu yeni yerde de duyrulsun ve Ulu Nasıl adına yeni bir Nasılsallık ve Nasılsılık bilişselliği yapılandırmak ve kurmak için Nasıl elçileri bilişsellensin ve doğsun umarım
ve İlk Ulu Nasıl (ve yani Nasıllar Nasılı ,Nasılsız Nasıl da) bizi duyup yardıma koşsun umarım.....
Nasıl'ın kutsal kitabı yazım çalışmalarını sürdürmek ve
Nasıl kutsal dininin yaygınlaşması adına ikilem
Bundan böyle halktan ve yöre'den eski dinini terkederek Nasılcılık dinini benimsemeleri istenecektir ve Nasılcılık çağrıları yapılacaktır
Nasıl kaybolmuş olup herkes onu yani ilk ulu Nasıl'ı arayacaktır..
Nasıl'ı bulanlara bir yeni Nasıl Evreni hediye edilecek ve verilecektir.
Nasıl eski septik felsefelerin tozunu attırarak toz bulutlarını evrende kovalamanın peşine düşecektir. Her bir toz taneciğinin düşüş yerleri izlenerek toz taneleri gözlem altında tutulacaktır..
Nasıl ve Nasılsız Nasıl bizim sebebebimizdir
Nasıl bizim ulu ilk sebebimizdir .
Başka bir nasıl arayışına gerek yoktur. Nasıl da bulunmuştur..
Nasıl da köken de, neden de, ney de, şimdi de bulunmuş ve olunmuştur.
Nasıl burdayım
Bunu söylerken Nasıl'a burda olduğumu söylüyorum ve bildiriyorum
BAB III (Gelişiyor)
Nasıl'ı aramak için önce evrenler kurduk ve içlerine baktık. Nasıl orda mı?
Nasıl orda mısın diye sorduk?
Nasıl?
Nasıl orda mısın? Çık ortaya dedik
Nasıl çıkmadı
Nasıl'ın beni bulması için Nasıl'a seslendim ve sesleniyordum
Nasıl burdayım! Nasıl burdayım! Nasıl nerdesin? Nasıl nerdesin?
Nasıl'ı bulamıyordum Nasıl da beni!
Nasıl'ın nerde ve neredenin nasıl olduğunu bulamıyordum
Size de sordum, danışayım istedim
Nasıl'ı buldunuz mu? Nasıl'ı gördünüz mü?
Nasıl ortalarda görünmüyordu ama hala yeni evren-ler kurup-kurarak nasıl olduklarına ve oluştuklarına da bakarak, Nasıl'ı arama çabamızı sürdürüyoruz
Nasılı, yani Nasıllar Nasılını (iki N'yle ama) aramaya devam ediyoruz
Ulu Nasıl sen çok yaşa!
Peki Nasıl'a nasıl dua edilir?
Nasıl diye sorarak, çağırarak ve düşünerek
Nasıl gelir mi peki?
hem de nasıl
BAB X
ve Nasıl'ın peşindeyiz ve Nasıl'ı nasıl olsa bulacağız ve yakalayacağız
-Nasıl arayışımız sonsuz bir denklemdir
Bu sonsuz denklemi bana da öğretin bari
Olmaz, Olmaz'ı ya da Nasıl'ı kaybederiz
Nasıl yani?
Bunu bilmiyorum bunu ben uydurdum.şenlik olsun diye
Ulu Nasıl şenlik çok sever
BAB G
-ilk Ulu Büyük Şanlı ve yine çok çok büyük Nasıl ve öncü Nasıl ve ilk nasılsallık kaybolduğundan beri geziyoruz ve heryerde onu arıyoruz
Nasıllar Nasılı'mız
Nasıllar Nasılının Nasıl oluştuğunu ve oluşabildiğini bize öğretmesi için onu arıyoruz.
İlk ve ön Oluşmasız Nasıl sen çok yaşa!
Oluşmayan Nasılsız Nasıl sen çok yaşa
------
Nasıl döngülerinin izini sürdüm ve nasıl döngülerinin izini burada da sürmüştüm
Nedensizlik eksikliği yaşıyordum ve nedensizlik ve kökensizlik- bağlaşsızlık eksikliği semptomanisi ve sendromu ile kökensizleşmiştim. Bu beni boşluğa asılı ve ilini-k kılıyordu
Boşluklar beni sevmiyordu. Boşluklar beni içine almıyor ve tutmuyordu
-----
ve sizlere de bir soralım dedik ilk nasılı ve nasıllar nasılını siz gördünüz mü?
---
BAB Herhangi
-- Nasıl Teorisi, Kaybolan İlk Nasıl Teorisi, Nasılın Kayboluşunun Sırrı
- - Nasılsallık teorisi
- - Ve Tüm Nasıllar ya da Nasıllar Nasılı Teorileri
-- Nasıl Arayışçının Günlüğü
- - Öncül Yazım Figürü ve Karalaması - -
Nasılların ve nasıllığın ya da nasılsılığın döndüğü ya da ilk durduğu ve başladığı yer olan nasılsı ya da nasılsız durum kaybolduğundan beri hep-beraber onu arıyoruz!
Nasıllara asılı bir varoluşta nasıllarla beraber hep-beraber kaybolduk!
----
-- nasılın ve nasılların nasılsal incelenmesi
-- pratik nasıl incelenmesi ve nasıllar analogu
- nasılist-
- nasılsal arayışlar ve nasılsal kılışlar
- nasılsal olmayanı nasılsal kılışlarda gezinti
nasıl'ı kökensizleştirmek, nasılı bağsızlaştırmak, kendini bağsızlaştırmak
nasılları kökenden -imden çözmek, bağsızlaştırmak ve bağı olmayanları bağsızlaştırmak bağımsızlaştırmak
nasılların ilk kökeni arayışına, nasılların -ilk- başladığı yer arayışına son vermek ve nasılı döngüye sokmak ve nasıl döngüsü kurmak sorunsalı
ve bir başka nasıl'a ve nasıllara ve sıradaki asılmayı öğrenmek ve sıradaki nasıl'a kucak açmak
-nasılların hep döndüğü duruş
-nasıllar dönerek ve dönüşerek titireşiyordu
ilk nasıl nerde kayboldu?
Size varlığımızı derinden sarsan bir haberi duyurmak için burda bulunuyoruz!
Nasıl!
Nasıl'ın bengi-uzamsal ve döngüsel varoluşu
Nasıl'ın bengi-uzamsal ve döngüsel -sonsuzsal varoluşu
Nasıl'ın bengi-uzamsal ve döngüsel -sonsuzsal -içsel varoluşu
Her bir Nasıl ,Nasıl kadar Nasıl
ve Nasılların ucu ilk ya da baş nasıla ilinememektedir.
Bu bizi nasıl boşluğuna ve boşlukta asılı nasıla ve nasılın boşluğa asılı olduğuna ve boşluğa bitişik ve ililşik nasıllsallık teorisine ve nasılsal içsel dönmesel ve titreşimsel-dalgasal hareketsel nasılın varolduğuna ve nasılı boşlukta kendi hareketiyle küresel ve zamansız varetmeye götürmektedir..
Nasıl arayan her nasılcı boşlukların ve evrenlerin de ortak sahibidir
ve bilişidir..buluşudur ve bu nasılın da bulunuşudur..
ve temellenişi kökenlenişidir.
Nasıl sonsuz uzamsallığa temellenebilir..
Nasıllar Nasıldan ve Nasıllardan bölünemez
Nasıllar genellemesi ya da Nasıllar özellemesi ya da Özel Nasıllar ,Özel Nasıllık ve ve Nasıl Özelleşmesi Yapısalı Sorunsalı Ele Alması
Nasıl nasıl özelleşiyor?
soru da bu!
işte!
bunu bulun
Nasıl nesneldir ya da hem öznel hem nesneldir
Nesnekim ve kimşey, herkimnasıl
Herkimnasıldan bölünme nasıllar ve herkimnasıldan olunma nasıllar toplamı matematiği
Nasıl'ın Bengi-Uzamsal Hareketi Sorunsalı
sürdürüşsel hareketlilik ve durmazlık -hep hareketlilike ya da hep aynı hareketlilik
kendi hareketi ile varlık ve devinirlik
ilk hareketle başlamak sorunsalı hareketin hep varolması ,sonradan varolmaması ve ortaya konulmaması sorunsalı eşittir
hareketin denkleme sonradan varolmaması ve eklenmemesi sorunsalı nassılsallığı bilişi
Nasıl Denklemleri
-Septik Nasılcılık kurulum aşamasında! kurulum ve yayılım aşamasında
Nasıl'ın Asılsızlığı ve Bilişsel Bilgisellik,
Nasılın İleri Denklemleri ve Matematiği Öğrenimi
Bilişsel Septik Bilgisellik ve Şimdisellik Dalgalanımı ve Yapımcılığı
İki Uçlu Bilişsel yapıcılık-çift taraflı denklem ve matriks matematik mantığı
Bulanık mantık denilenin yakınından
Hem var Hem Yok ,Hem Orda Hem Burda Mantıklamasından Bilim -Biliş Bilgi Çözmek/Süzmek ve Yapılamak
'Nasıl' dan ve ondan önce hala vazgeçmediysek 'neden'den de vazgeçerek var kipine , olmak durumuna sabitlenmek ve oturmak ve zamanı ileri geri kipine sarmamak
Şimdisellik Üzerinden Biliş ve Bilinç-Biliş Sentezlemek
Şimdi ve Burada olmak Üzerine Yine Felsefe Temeli Atmak ve Kurmak
Şimdi ve Burada olmak Üzerine Felsefe Temellemek Ve Kurmak
Şimdi ve Burada olmak Üzerine Felsefe Yapılandırmak
Yer va zaman kavramlarını şimdi ve buraya kökenleyerek ya da geçmiş ve gelecek tabanlarını şimdisel olgulayarak ve tek zaman şimdi kipi ve imiyle felsefe üretmek didaktiği
Şimdi ve burada olunduğundan ötesini bilmemek ve sorulmadan cevap doğurmamak ,imlememek ve yoğurmamak ,başka sonuca atlamamak, başka sonuçlardan da sonuç türetmemek, yargısızlık, hiç bir şey hakkında fikir ve biliş üretmemek ve sentezlememek gibi kavramlardan biliş üretmek....
ve soruların şimdi ve burada olma kavramı bilişi üzerine işlemden geçirilmesi sentezi
Bilişsel sezgisellik ve bilişsel anlık üretimi-üretir-sonsuz yeğin herkeste var
Bilişsel Şimdisellik ile sadece
Orada gözlemci varsa herhangi zaman hep şimdidir
Orda gözlem varsa o zaman şimdidir. nesne kendini gözlemliyorsa?
a -çürütün bunu
orada gözlemci ve gözlem varsa herhangi yer hep buradır.şimdidir...
Buradan başka yerde olunamaz ve şimdiden başka bir zamanda var-olunamaz kiplerini incelenmesi ve sentezi ile yola başlangıç ve yürüme aşaması
gözlemcisiz nesnellik ikilemini ben az önce şimdi buradan böldüm ve kesintiye uğrattım ve kendimi tüm olguya, tüm bilişe ve tüm nesnele işaretledim ve taştım
ve kendimi tüm nesnel biliş olarak işaretledim. beni ben olarak işaretlemediğimde...
bu durumda benim olmadığım bir zaman ve yer yok ve bulamadım
bu durumda şimdi ben tüm zamanlardayım ve tüm yerlerdeyim
özne olarak işaretlenen!!!
Ben buradayım ve buradan başka hiç bir yere gidemem .Ben nereye gidersem gideyim bura oraya gider ve gelir hem
bura hareket etmez ama ben burada hareket ederim tüm hareketlerim bura içinde tanımlanır
zihinsel esneme ve gevşeme, kavramsal esnetme
kavramsal katılık çünkü var-zamana çok bağımlısınız
Ben nereye gidersem ve gelirsem bura da oraya benimle gider ve gelir..
tutarlı mantık dizgeci.nokta...
Ben heryerdeyim ve her zamandayım-öznesel işaretlemeyi bölersem ve taşarsam
mantık
Bura benimle oradadır ve bura benimle buradadır
nesnel özdek ,özdeklik için bura
zamanda aynısı
iş oluş kopmaları uydurmaları düşünce ve biliş parçalıyor, durduruyor sadece bilişi kesintiye uğratıyor..
"ictenlik"
09-02-2019, 09:31
Sevgili günlük sanırım dün gece bir aydınlanma çağını tetikledik
Umarım sapma olmaz
Sonuçları heyecanla bekliyoruz
Vivaldi koşuyor
"ictenlik"
09-02-2019, 20:54
Biçimsel olarak altetme değil de, tam bir nörtrleyicilik üzerine durulmalı çalışılmalı
Gerkesiz Varyasyonlar ve Ek Duygu Bunalımları/Bulanıklıkları/Tıkanıklıkları
(Şekeri ve karbonu az yiyin demek mi oluyor bu?)
nötrleyiclik/dengeleyicilik
İki tarafı eşit kollama, kendini de karşı tarafın yerine ve dengesine koyma ve karşı tarafın çıkarını da eşit gözetme kollama
Cümlenin açılımı/varyasyonlar
Biçimsel olarak altedicilik, aletme, yenme, söndürme (suçlama baskısı, baskın) ve tartışma kazanma değil de tam bir denge/dengeleyicilik ve durumun nötr yani iki taraf içinde yüksüz (geçilmiş, su götürmez) olmasının sağlanması (yani empatia) gücü üzerinde (senfonia!!) durulmalı
Bu tam bir empatiye çok ama çok yakın
Bunun gücünü yakında keşfedeceksiniz
Ve önünüzde bir şey duramayacak
Tarih sizi aklasın dostlarım/söz etsin...
Tarih bizi yadsımayacak
Ayınlanma "bir" devrimdir
Beklenen bekleniyor....
Burada bir "Devrim" yazılıyor....
Akın ve akın....
Empatinin gücü kendi kendini doğurur.
(Durumu uygun koşula sürer anlamında
Ek bir bilgiye/bilgiciliğe gerek yoktur anlamında
Gereklilik açıklık dürüstlük ve içtenlik tüm düğümleri çözer anlamında. Salt ve saf bilgi değil.
Açıklık ve dürüstlük (durumu olduğu gibi ifade etme ve ele alma -yansıtma ve oluşu gibi kabullenme ve oluşu gibi tanınlama sözetme) bu kendini tanımlıyor. Bu ilk önceliktir.
Duygusal süreçleri ifade tüm tıkanıklığı giderir/açar
Korur kollar
Duygusal süreçleri ifade denilen ya da açık ifade denilen
duyulanı ifade ediş kendini ifade ediş
Ek birbilgiye/zorlamaya/zorlanmaya gerek yoktur
Ben tanrı kavramını sevmiyorum demek en güzeli
Tanrı kavramından çorba olmaz demek en güzeli
Ekmek ve kadın sorunum var bunlarla ilgilenmiyor bunları gidermiyor demek en güzeli
Sizlerden yardım almaya geldim demek en güzeli
Durumun aslını arştırmaya geldim ve soruşturuyorum duymak en güzeli
"ictenlik"
12-02-2019, 04:47
çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çe krek
çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çe krek
çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çe krek
çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çe krek
çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çe krek
çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çe krek
çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çe krek
çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çe krek
çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çe krek
çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çe krek
çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çekrek~~~~~~çe krek
hıkka
hıkka
hıh hıh hıh
çekrek
erkç
çerk
"ben tarihin önüme koyduğu sorumlulukla ilgileniyorum"
tamamen değil ama kendimce
herkesin egosu var bayım
herkesin bireysel yaşantısı
ve herkesin karışılıkları
var
"herkesin bireysel çıkarları tabi ki var"
bireysel yatırımı da var
orta da buluşalım
https://www.youtube.com/watch?v=BFYkyW1Palg
"ictenlik"
15-02-2019, 01:28
"KASYOPYA DENEYİNE İLİŞKİN SORU CEVAPLAR" BAŞLIĞINA ÖNCÜL
KASYOPYA DENEYİ BİLGİLERİ YA DA CELSELERİ
ALTERNATİF BAŞLIK VE İÇERİK TASLAKLAMASI
VE EK İÇERİKLER BAŞLIKLAMASI
--------------------------------
POST 1
Arkadaşlar Merhabalar;
Size gelecek ile haberleşme ve gelecekten veri trafiği olduğu söylenen bir metinden sözedeceğiz.
Gelecekle iletişim Kurulmuş olabilir mi?
Forum İç Alıntı Linki (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=622142&postcount=58)
--------------------
10 yıl kadar önce burada sunulan içerik olan Kasyopya Deneyi üzerine yoğun okumalar yapmıştım. Sonrasında içeriğin sunduğu şeylerin doğru olabileceğine ve bunun gerçekten gelecekle bir iletişim fenomeni olabileceğine karar vermiştim.
Bize göre Büyük İnsanlıktan saklı önemli bir bilgi ve bilgi tabanı ya da olgu gibi bir şeyden sözediyoruz.
Bunun halka duyurulması, geniş kitlelere ve insan gruplarına yayılması ve ifşa edilmesi gibi yankılar duyduk. Gerekirse tüm kamuoyuna açıklanması ya da insanlığın büyük bölümünün ya da özellikle kamusal emek ve bilgi gözeten aşağı yukarı herkesin dikkatine sunulması gerektiğini düşünüyorduk.
Metin içerdiği kamusal bilgi ve biliş ve bilgilendirmeden öte, insan ırkı için önemli bilgi ve uyarılar ,hatta milli güvenlik bilgisi diyebileceğimiz şeyler barındırıyordu.
Ben bu içeriği okumuş olmamın, duymuş ve biliyor olmamın vicdani ve kamusal içsel yükünü duyuyorum/taşıyorum ve bu yükü atabilmek için elimden geleni yapmak ve artık bu konuda endişelenmeyi bırakmak istiyorum..
Her türden öneri, yardım ve desteğe açığım. Yardım ve destek bekliyorum ve istiyorum diyebiliyorum.
Forum İç Alıntı Linki (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=626700&postcount=26)
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 2
Grubun Kendi İç Tanımı Denenmesi ve Bir Fizikçinin Tanımda Zorlanması
Bilimsel gizemci Laura Knight-Jadczyk'in çalışmalarının bir arşivi niteliğindeki Kasyopya (Cassiopaea) sayfasına hoş geldiniz. Laura 'nın kuramsal matematikçi ve fizikçi olan eşi Arkadiusz Jadczyk bu çalışmayı aşağıdaki alıntıda görüldüğü şekilde takdim etmektedir:
"Kasyopya (Cassiopaea) ismi Laura'nın iki yıl süren deneysel çalışmasının ardından 1994 yılında temas kurmayı başardığı, bilinçli bir şekilde "kanalize edilmiş bir kaynak" ("chaneled source") tarafından verilmiştir. Kaynak kendisini "biz gelecekteki sizleriz" şeklinde tanımlamıştır. Modern fizik bizlere bu türden bir iletişimin pratik yöntemlerini verememektedir ve bu konudaki teoriler de pek gelişmiş değildir, hatta işin aslında bu teoriler yetersiz ve tartışmalıdır.
"Biz gelecekteki sizleriz" ifadesini aşırı basitleştirilmiş bir şekilde yorumlarken bir takım nedensel çelişkilerle karşı karşıya kalıyoruz. Diğer taraftan fizikle ilgili yayınlarda yayımlanan makalelerden öğreniyoruz ki; uygun ve dikkatli bir yorumlama aracılığıyla ve kuantum kesinsizliklerini de hesaba katarak, geçmişle iletişim kurmak imkansızdır denilerek reddedilemez. Belki de ‘beklenmedik' doğru kelimedir fakat beklenmedik olup da yine de gerçekleşen bir çok şey var.
Bir fenomen ne kadar beklenmedikse, meydana gelmesi durumunda beraberinde getirdiği bilgi de o kadar fazladır ve onun üzerinde çalışarak o kadar daha çok şey öğrenebiliriz.
Bu sebeple ki "biz gelecekteki sizleriz" tanımını imkansız ve dolayısıyla göz ardı edilebilir diye yaftalayıp reddetmedik. Bunun yerine bu "iletişimlere" "süperlümünal [ç.n. ışıktan hızlı] düşünce aktarımı" konusunda kontrollü bir deney olarak devam etmeye karar verdik; her ne kadar bu ifadenin bir çok muhtemel yorum arasından yalnızca bir tanesinin belirsiz bir göstergesi olarak düşünülmesi gerektiği açık olsa da.
Bu deneyden elde edilen bilgiler tarihsel, bilimsel ve diğer metafiziksel materyalleri geniş bir yelpazede kapsayan bir içerik dahilinde sunulmuştur ve bu bilgi bizleri bu sitede yer alan sayısız yayınımızda ve diğer basılı yayınlarımızda ortaya koyduğumuz dünya görüşü ve çıkarımlara yönelten ipuçlarını sunmaktadır. Belki de kendini "kaynak" olarak takdim eden sadece bizim kendi "bilinçaltımızdır" ama öyle bile olsa burada önemli olan bu kaynağın bize yeni birşeyler sunup sunmadığıdır. "Bilinçaltı zihnin" ne olduğunu ve nelere muktedir olduğunu gerçekten biliyor muyuz?
Bazen kendimize Kasyopyalıların söyledikleri şey olup olmadıklarını soruyoruz, çünkü hiçbir şeyi sorgulanmaz gerçek olarak kabul etmiyoruz. Herşeyi ihtiyat ve kuşkuyla ele alıyoruz, doğru olduğu yönünde büyük bir ihtimalin sözkonusu olduğunu düşünsek bile. Bu materyali ve aynı şekilde bilim ve gizem konularının çok çeşitli sahalarından dikkatimizi çeken diğer bir çok materyali sürekli analiz edip irdeliyoruz.
https://tr.cassiopaea.org
Türkçe Metin Linki (https://drive.google.com/file/d/1mqox8bBN4X2I5_QmpoGoXwAN8QT6_AZj/view)
-devam edecek-
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 3
Aşağıda Kasyopya okumanın bize kattığı heyecanı ve forumlarla ilk temasa geçtiğimizdeki ilk coşkuyu bulabilirsiniz..
Ateist Forum Admin Özel Mesaj Teması Kısaltması 1
Yeryüzündeki inanç paradigmalarını yıkmak istiyorum,
Yeryüzündeki Tanrı düşüncesi ve imajıyla ve inanç paradigmalarıyla sorunlarım var,
Kovuldum, atıldım, sürüldüm, çünkü ifade özgürlüğü yok,
Benim bütün işim gücüm değilse bile sonucu, ifademin doğal sonucu (düşünsel-inançsal) putlarını yıkmak-kırmak atmak olurdu,
En karamsar kavramlarla oynar mizah yaparım,
İnsanların, düşüncelerini esnetmek, sınırsızlamak için esin olmak, inançlarını kırmak-gevşetmek-rahatlatmak için ne gerekiyorsa denerim
Denerim,
Nesin ifadesiyle dalgacıyım ben,
Ben burada gerçekten özgün bir yapı ve dinamik arzuluyorum
Ve tüm kalbimle sizlere soruyorum, Ne yapayım, Oturayım mı oturduğum yerde ya da nerde isterseniz ve izin verirseniz orda bi başlık açıp derdimi anlatıp bi sunum ya da sunumlar bütünü mü yapayım,?
Keşke bi sizi temin etme makinesi olsa da soksam temin etsem,
Ben kendi subjektivitemde iddialıyım;
Bilmiyorum iddiaları severmisiniz?
ya da bahse girmeye var mısınız?
Seyir zevki yüksek ve finali doyumsuz bir film vaad ediyoruz;
Din gerçeğinin sahne arkası ve perde arkasını vaad ediyoruz;
2013
Forum İç Alıntı Linki (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=621612&postcount=55)
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 4
Ateist Forum Admin Özel Mesaj Teması Kısaltması 2
Şimdi birincisi herkesin kafasını bulandırmak istiyorum,
İkincisi birazda olsa anlaşılmak istiyorum,
Üçüncüsü, kesinlikle ve kesinlikle yanlış anlaşılmak istemiyorum,
Burada daha mistik ve din benzeri olarak algılanabilecek, dogma ya da benzeri olarak bile adlandırılabilecek bir düşünüş, inanç tabanı gibi bir şey ve alternatif bir kaç kaynak sunumu ya da tartışması ile bulunmak istiyorum,
Neden böyle karnın ağrıyor dostum diyebilirsiniz,
Dediğim gibi burada ne din ne de bilim ve evrim olmayan farklı bir gerçeklik algısı persektifini hem sunmak hemde ilgi görürse tartışmak, kendimide geliştirmek, yanlış donanımlarım ve girdilerim varsa bulmak ve silmek-gidermek istiyorum;
Ama şunu yanlış anlaşılmaması için tekrar hatırlatmak istiyorum, Tek algılayış penceresi din ve yaratılış ve bilim ve evrim değil gibi bir durumdayım ve bunu burada anlatmak istiyorum,
Anlatacağım şeyin temel dinamiği/önermesi ve öngörüsü, bizim aslında kendimizin tüm hareket ve eylemlerimizin, kendi seçimimizle sorumluluğunu üstlenmiş, kendi oyununu oynayan deneyimleyen oyuncular/tasarımcılar olabileceğimiz fikri,
Aslında tüm hepimizin birbirimiz ve diğerlerimiz olsak ta, birbirimizin farklı yansımaları olabileceği temelinde bi düşünüş ve algılayış biçimi sunmak istiyorum,
Evrimleşen fizik yapı yerine (tasarım fizik yapı ama tasarımsız bilinç), süreğen bilinç ve ben bütünlüğünü korunarak ölüm ( değil form değiştirme, ayrışmama ve dağılmama ikilemi) fikriyle birlikte; Evrimleşen aslında bilinçtir ve zaman değil, bilinç süreklidir savını savunmak istiyorum,
Her şeyi söyleyebilirsiniz ve kaldırabilirm anlamında ama izin verilirse karşılığını da veririm
Anlatacaklarıma, bilimsel bi önerme veya sav gibi, bu değilse mantıksal bi düşünüş önermesi ya da bu değilse bile; sonsuz olasılıklı bi evrende bi olasılık olarak bakılmasını istiyorum,
Bir dogmayı savunan biri olarak etiketlenmek son isteğim,
Lütfen beni yargılayacaksanız da oldukça zaman vererek ve yeterince kendimi anlatma ve savunma şansı vererek sonrasında yapın,
Her türlü eleştirebilirsiniz buna açığım, tüm içtenliğimle belirtiyorum ki izin verilirse ve kabul görürse uzun soluklu tartışmalara da girmeye de hazırım,
Yani kendimi anlatabilmek için tüm sözlerimi ve tüm enerjimi sarf etmeye hazırım,
Aşırıya kaçan manikliğe saran yanlarım var, Uyarılırsam toparların-toparlayacağım, emin olabilirsiniz,
Duygusal durumlarımda kendimi yanlışta ifade edebilirim,
Tüm ifadelerimin başında görünmeyen bir bence olduğunu düşünelim,
Çünkü muhtemelen bilime inanıyorsunuz ve değer veriyorsunuz ve ben çıkıp din gibi bilim çöplük demek istiyorum ve bunu bağıra bağıra yapmak istiyorum,Kokuşmuş bi dünyada her şey kötüyken, kötüler her yeri sarmışken, bütün idealistlerin ve iyilerin bilim yaptığını, bilimin iyi olduğunu, bilimi iylerin mi finanse ettiği ve yönlendirdiğini düşünelim örneğin, bunu demek istiyorum ve fazlasını;
Forum İç Alıntı Linki (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=621612&postcount=55)
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 5
Tamam burda sunulan bu Kasyopya nedir? özeti?
Gelecekle iletişim kurulduğu söyleniyor hocam. ve geleceğin bize bir bilgi-yardımı yaptığı. iletim yardımı yaptığı.. -tüm insanlık olarak...- bilinç üzerinden bunu başarabildiği.. sadece bilgilendirmecilik (bilgi iletimi) ama....
Forum İç Alıntı Linki (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=622018&postcount=56)
Benim tarafımda bu bir gelecek iletişimi ve bu su götürmez. Olduğum yerde son yedi yıldır patlıyorum ve çatlıyorum tabiri caizse bu yüzden. Tanıklık... Bunu Kasyopyayı bir kaç foruma götürdüm ve gelecekle iletişim tanısı ile anlatmayı denedim ancak aradığım tepkiyi ya da tarihsel ilgiyi de henüz bulamamış ve henüz tam anlaşılamamış hissediyorum.
Forum İç Alıntı Linki (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=623661&postcount=8)
Tüm tarihi yıkacağız ve yerle bir edeceğiz. yepyenisini kuracağız
Tarihsel bir göreve/oluşuma davetlisiniz!
Forum İç Alıntı Linki (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=622018&postcount=56)
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 6
-düzenlenecek-düzenleniyor-
Esoterism Alanına Taslaklanması İçeirlen Post Öncülü
Gelecekle İletişim kurulduğu Üzerine Başlığı (http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=40882)
Kasyopyaya Dair Bir Oturumun İçerilmesi Üzerinden Yürütülen Bir Tartışma (http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=40526&page=3)
Burada daha önce yukarıdaki linklerde kabaca içerilen Kasyopya Deneyine bir tanıtım ve soru cevap başlığı açmak istedim
Ben bu sunumun nasıl yapılması gerektiğini gerçekten inanın bilmiyorum. Bunu çok düşündüm. Bu yüzden alternatif bir kaç sunum metnini alt alta yazmak istiyoruz. Ayrıca linklerimden de bir kaç şeyi buraya alabilir ya da alıntılayabilirim
Sizlere tr.casssiopaean.org sitesinden yayımı yapılan ve bu adresle organik olarak bağı olmaksızın kişisel merakla ve gönüllü emekle çevrilerek Türçesi de baskalarinahizmet.com sitesinde bulunabilen Kasyopya Deneyi, Celseleri ya da Bilgileri olarak sözedilen bir içeriği sunmak istiyoruz.
Antik okült ya da antik gizemci diyebileceğimiz yöntemlerle örneğin viya tahtası (ouja board) yoluyla ya da insan bedeninin hipnoz benzeri derin uykuya geçirilmesi yani trans yöntemiyle dış dünyadan bilgi verici tanıkların çağrılıp davet edilmesi yöntemiyle binyıllardır okült veri alınıyor.
Bu alan Okültizm adında adıyla kapsanıyordu ve tarihte böyle addedilen bir çok içerik var
Belirteceğimiz kaynakta bu yollarla edinildi. Viya tahtası ve trans sujelik yoluyla bunu apaçık belirtiyoruz ancak bize göre yine de tam bir okült değildir. O şimdilik külttür. Biz her türden merak ve keşif aslında ....(nokta nokta)dır.
Burada farklı bir şey var. Cevap veren tanık ya da taraf ben "A" yım ya da "B" yim demiyordu. "Biz geleceğiz" ve "biz aslında siziz" diyordu. Bu yüzden yayımcıları onu ışıktan hızlı düşünce aktarımı ya da gelecekle iletişim'e yönelik süren gözlem açık bilimsel bir deney ya da aslında bağımsız ve tanımsız (ve aslıdan tama ad konulmamış) bir biçimde "iletişimler" olarak tanımlamaktadır.
Resmi bilimler ve bilimsel yöntemler sınırlamaları ve tabuları nedeniyle şu aşamada Okült Gizem adı almasında bir sakınca görmüyoruz. Neyin bilim olduğuna karar verebilenlerin vicdanında apaçık bilimdir.
Laura ve arkadaşları 24 yılı aşkın süredir bu çalışmayı yürütüyor ve internetten yayıyorlar.
Forumlarını ve çalışmalarını inceleyebilirsiniz.
Ben sorular varsa almak ve ayrıca bir bağımsız bir alıntılar başlığı da sunmak istiyorum.
Ya da nasıl ilerlemeliyim.? Sizlere soruyorum...
Link (https://drive.google.com/file/d/1mqox8bBN4X2I5_QmpoGoXwAN8QT6_AZj/view)
Gönüllü çevirmen forumu (https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=7)
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 7
Şimdilik Bilim değil Okült adı aldığı için Yapılacak Açıklama ve Dinden Özgürleştiricilik İşlevi Kapsanması
Biz hiç bir bilindik başka Okült içeriği önemden saymıyor ve okumuyoruz ve Kasyopya yanyana getirmiyoruz paralellemiyoruz. İşin aslı Kasyopyayı da belirttiğimiz gibi artık Okültten saymıyoruz.
Forumda kapsanacksa yine de en uygun alan bura gözüktüğü için bu başlığı burada açmak zorunda kaldık
Bu içerik getirilir getirilmez new age safsata işaretlemesi ve yakıştırması yapılır. Ben bir new-age ci değilim… Dediğim gibi bu da new-age literatür değil. Bunu birebir metin alıntılarıyla yorumlarla göstereceğiz.
Tarihi ve çağı aşan bir bilgi ile karşı karşıyayız.
İşin aslı, Eski Yunan'a ve gizem okullarına, örneğn Kabalacılık gibi hatta Masonluk gibi başka örgütlenmelere bakarak antik okült ve gizemci ezoterik bilgi avcılığı ve taşımacılığı içerdiklerini düşünüyor ve öne sürebilirdik.
Ben konunun tam bir derin araştırmacısı ya da uzmanı da değilim. Kasyopyadan ibaret bilgiliyim.
Kasyopya'dan başka da hiç bir okült adı alan, new age ya da esoteri adı alan, vb. olarak tanıtılan içeriğe ilgim ya da bağım yoktur
Ve ben Kasyopyayı da new age olarak tanıtmadım
Ezoteri ya da okült yakıştırması alabilir ancak sunulan link incelenirse bilim tanımına da uydurulmaya çalışılmaktadır.
Dürüst olmak gerekirse açık bilimsel sorguyu şüpheciliği ya da buna dair tanıklık ve araştırmayı görmezden gelen arkadaşlarımı ben uzun vadede bilimi ve aklı bükmekle eleştiriyor olabilirim.
Ancak dinler gibi bir alana girdiğimizde mistik addedilen bu bilgiyi dinsel bilgiyi yenmek için yine böyle addedilen anti bir kaynağı ve dinlerin diyalektik yıkımcısını sunacağız sizlere.
Bu cümlenin altına beşbin perçin korkmadan vurabilirim
Dinlerin ayağı bu metinden sonra çukurdadır.
Uzun vadede bir den özgürlük sitesinde olduğumuz için dinden kopmayan arkadaşlara bu metnin birincil tavsiyesini önereceğiz.
Metin dinden özgürleştiricidir. Tüm dünya da bağ kuran okuyucuları dinden özgürleşmektedir.
Din kavramını küresel düzeyde tehdit etmektedir.
Bu tehditin Turan Dursun kitaplarından büyük olduğu için sitede yayınlanması konusunda terdedütlerimiz var
Metin küresel bütün güç ve kontrol odaklarını tehdit etmektedir
Gerekirse ve istenirse sadece üyelere açık bir alandan bunu sürdürelim..
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 8
"evet bu şey; yeryüzündeki dinsel paradigmanın -tahakkümün- kökünü kazıyabilecek (beline vurabilecek/vurulabilecek) (gerçek bir-reel bir) bir antiparadigmadır"
Forum İç ALıntı Linki (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=617504&postcount=43)
------------------------------
metin
dinsel tarihi çöpe çevirip yerine yeni bir gerçeklik koyuyor/monte ediyor
ve ilginçtir ayakları yere basıyor
metin new age sanılan literatürü çöpe çeviriyor
metin ruhçu sanılan alemi'n foyasını ortaya döküyor
Forum İç ALıntı Linki (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=617505&postcount=44)
Metin dinlerin/dinsel metinleri politik üretimler ve dezenformatif veriler olduğunu olacağını defaten belirliyor
C: Politik sorunların kökeninde, medeniyeti kontrol altına almak amacıyla, zaten sınırlı koşullarda elde edilen bilgiyi kontrol altında tutma çabası var.
Metin bilinç ve madde gibi bir ayrım sorunsalı belirlemiyor
Forum İç ALıntı Linki (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=617506&postcount=45)
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 9
İçsel Okuyucu Yorumları
İçerik kendini ortaya koyamıyor sunamıyor ya da sunucuları-okyucuları, içerik ilgileri ve ve tanıtım bağcıları onu açıp savlayamıyor
İçerik, bırakalım bilimsel bir veri etiketi yemeyi ve alabilmeyi başarma, basit bir aile deneyi ya da insansı bir yordam fenomu olarak bile gözler önüne serilemiyor
Paradigma sunulamiyor ya da olgu/olan gözler önüne serilemiyor çünkü;
İnsan araciligiyla ve bir tahta araciligiyla bilincalti, bilincdisi ya da ortak bir bellek ve bilinç dışı ile iletişilemez savı karşı bilim etiketlidir, -reddiyelidir
Icerik karsi dindir.karsi tanridir
Bir kere dinlerin tümünü topa tutuyor
Tüm tarihi topa tutuyor
Insan bilgisini topa tutuyor
Reddiyeci bilim anlayisi yada sozde ve tirnak icinde reddiyecilik nedeniyle bu icerik tanitilamiyor
Forum İç ALıntı Linki (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=617516&postcount=46)
Bu paradigma dine karşı kullanılabilir mi? Tanrı anlayışına karşı kullanılabilir mi?
Evet ve kesinlikle evet ve net bir biçimde
Kutsaldan kaçarken bir çok insan bunlara ihtiyaç duyuyor/arıyor çünkü tanrı olmadığını tanıtlayacak bir merkez arıyorlar
Bugünlerde de ilahi ya da 'duymasal' kaynakla yüksel bilgi alma yordamı benzerini araştıran ve ya da (geçmişte) ne olduğunu anlamayı ve açıklamayı da deneyen ;ve eğer oluyorsa benzer yollarla bilgi almak isteyen, aşkınsal varlık ve zihin tecrübesi arayan (ve ruhsal bilgi öğreti almayı deneyen) insanlar ve tarihin her döneminde olacağı gibi bugünlerde de var
Bu örnekte bunlardan biri
Forum İç ALıntı Linki (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=617537&postcount=47)
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 10
Bir Okuyucu Yorumu
Bu olguyu doğru biçimde karakterize edip gerçekliğe eklemleyebilirsek dinsel kafakarışıklığını ve kanıt tanıt karışıklığını ve bizlerin bilgi söylevciliğinde arada ve zorda kalmasını net olarak aşabilir kanaatindeyim
Bunun bence net olarak farkındayım
Kavram olarak gelecek bilişimi kavramını tanıtlamak zor da olsa bu işin ordan az çok yapılıyor olduğunu bilmek ve bunun üzerine yürümek bize bir koruma ve geçerlilik sağlar
En çok karşı dincilerin ve karşı bilgi ve olgucuların gelecekçilerin ve cesur yürekli herkesin yanında
Olgu herkesi özellikle karşı dincileri rahatlatacaktır .
Evrenin geleceği bizle ortak konuşuyor tanımıyla . son peygamber hülasaları insan tanıksızca reddedilebilecek
Karşı bilgiciler olarak bizler zor durumdayız .
içerik ve olgu bizim yanımızda ve tarafımızda
Bu tanık kanıt ikilemlerini de sen kimsin de kim oluyorsun durumlarını da oldukça aşacak kanaatindeyiz . .
Karşı bilgiciler olarak bizler zor durumdayız . Çok ama çom zorlanıyoruz ve içerik ve olgu bizim yanımızda ve tarafımızda ve bşr koruma korunma barajı - aracısıdır
Bize koruma seti çekecek
Bu tanık kanıt ikilmlerini de sen kimsin de kim oluyorsun durumlarını da oldukça aşıyor ve aşacak kanaatindeyiz . .
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 11
Bir başka Okuyucu Yorumu
Metin bilinmeli arkadaşlar ve üzerine geniş gruplar çalışmalı. Deneysel de çalışmalı...
Teizmi kımıldatıp sarsabilir. Dünyadaki bu bilgi karanlığı sisini dağıtabilir. İnsanları birleştirebilir..
Teistlerin bir biçimde yapının içine sokulmasından sözediyorum. Teizme karşı bu kullanılabilir ve çok güçlü bir silaha hem de dost bir argümana dönüştürülebilir
Git bunu oku gel önce denebilir. Bu denip susulabilirdi..
En çok teistleri bu yapının içine çekmekten ve bocalatmaktan onlara uğraşacak bir şeyler vermekten sözediyorum
Tanrı konusunda çok takıntılı olanlar, kanıt arayanlar
bu düşünceyi aşamayanlar ellerine bir şey, bir done vermiş olacağız...
Eğer doğru yapılandırlırsa Kuran da neymiş Tevrat ta neymiş ki sen bu kitabı okudun mu algısı yaratmak gerekiyor.
Kutsal kitaplardan daha büyük bir habere dönüştürülmeli
Hepimiz için
Fırsata dönüştürülebilir olan şey
Forum İç Alıntı Linki (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=621567&postcount=50)
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 12
Okuyucu Fikirleri ya da Gelecekteki Okuyucu Fikirleri
Teistleri Kasyopya nın içine çekersek ya da teistler bunu okursa ne olacak?
Büyük anlamda gerçek aydınlanacak ama şu olacak..
Efendi ya da Rab varlığı denilen ve Tevratta ve diğer mitolojik kimi kayıtlarda geçen gökten gelen ya da elçilerini bize gönderen gökteki varlıklardan bu metinde Kertişler olarak sözediliyor. Ve bunlar insanı istila ve yarı kolonize etmiş gelişmiş teknolojik ve genbilimsel üst bilgisi olan bir uzay varlığı ve uygarlığı olarak tanımlanıyor
Tanrı olarak değil... Tanrı kavramı çöküyor..
Tıpkı insanın Kapitalizmi gibi. Uzaydaki Kapitalistler bunlar. Tıpkı insanın sömürceciliği ve istilacılığı gibi..
Bütün mitolojik öykü temizleniyor ve tamamlanıyor
Karmaşa yerine ve zeminine oturacak
Forum İç Alıntı Linki (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=621584&postcount=51)
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 13
Tanıtma, Tanıtlama İstemleri Üzerine Gönüllü Okur Deneyi Çağrısı ve Gözlemine İlişkin Yazım Kısa Alıntısı
Alternatif Başlık
(Zaten (tanıklık) (tanıtlama) bireysel tanıklığa haberleşmeye ve iletişime indirgeniyor/dayanıyor-kökenleniyor anlamında.
bilgilendirme.
Bizler,
"Kasyopya Deneyi", Gelecekle İletişim Verileri adında bir içeriğin okuyucularıydık. Bunu okumuş dünyada onbinlerce insan var. 8-10 dile bir dizi gibi yayınlanır yayınlanmaz gibi çevrilen canlı bir veri. Okuyucu tabanı bir hayli geniş ancak onu herkes ne yazık ki bilmiyor.. Ama yine de bunu size sunmakta zorlanıyoruz çünkü, tarihsel çıkmazlar ve zorluklar var.
Bir çok arkadaş bunu diğerlerine söylemeye çekiniyor çünkü bunu duyanın ve okuyanın eski kişisel gerçeğini az çok yerle bir ediyor. Bir çok okuyucusu okuma sonrasında kendi yaşadığı üzüntü ve kendi kişisel sarsıntısı ve karmaşasından dolayı bunu başkasına da yaşatmak ve çektirmek istemiyor.
Bu veriyi ve önermeyi son yıllarda bir çok facebook grubuna ve ayrı ayrı forum ortamlarına götürdük. Tarihsel önemde bir veri ve tarih yıkabilir, tarihi yeniden yapabilir ve tüm dinleri gerçekten çöpe atabilir bir veri.
Yok olmaz öyle şey, bilim var, şu var bu var gibi tuhaf tepkiler aldık gördük. Bu nasıl olur diyorlar... Okumalar sonucunda bu tepkiler buharlaştı ve değişiyor. Okuyup bitirenler hep aynı yakın kaderi ve kederi paylaşıyoruz ki eminim dürüst biçimde okuyanlar olursa onlarda paylaşacaktır... Metni çekinmeksizin tamamlayanlar söylediklerimize net bir biçimde az-çok ikna oluyor ya da evet bu gelecekle iletişim ya da evet bu mümkün olabilir diyorlar ya da demeye geliyorlar.. Kendi çevremizden buna tanığız. Yaklaşık on yıllık internet maceramızdan da buna tanığız...
Bizden kanıt felan istiyorlar biz sadece okuyucuyuz ve biz bunun söylenmesine sadece gülüyoruz artık. Bize kimse referans ya da kanıt göstermedi. Bizse kendi referansımızı ve fikrimizi zaten sunduk.
Okuma yapacak arkadaşlardan, içindekiler zırvalık diye sonlandırmadan tüm yılları ilk sayfadan başlanıp son sayfaya kadar okuma istiyoruz...
Verinin özellikle ilk yıllarının düzensizliğini ve veri tutarsızlığı ve kendi içindeki çelişkilerini biz okuyucular zaten kabul ediyoruz. Bunun nedenlerini sıraladık. İstenirse yine de söyleyelim... Bundan da sözediyoruz. 4. ve 5.yıldan sonra veri ve okumalar az çok yerine oturacak ve keyif vermeye başlayacak diyoruz... Veri neredeyse son yıla kadar okunmadan bir anlamı yok gibi. Çivi çiviyi söker gibi bir gelişim mantığı var orada bunu size tam anlatamıyoruz.
Bu tanıtma zorlukları ve bizden kanıt istenip sorulması ve yok bilim şunu diyor denmesi vb. üzerine;
Biz de dedik ki gruplarınızdan forumlarınızdan en az 3 gönüllü çıkarın. Metni baştan sona tamamlasınlar ve bize ve size dönüp görüşlerini aktarsınlar. Sonra gelecek eleştirilere biz açığız. Bakalım ne oluyor. Hep birlikte görelim bunu...
Biz de bu yargıdan kurtulalım. Siz de bizleri rahat bırakın...
Gelecekle iletişim olduğu söylenen ve bizce zaten gelecekle iletişim olan bir metnin ağırlığıyla yaşıyoruz.. Bize de zor. Sunmakta zor
Bizce onu baştan sona okuyan herkese göre az ya da çok bir ihtimal mutlaka gelecekle iletişim olarak görülme şansı var diyoruz. Şimdi benim bu ölçütle tanıtlama şansım var.
Eğer bunlar-okuyucular teistlerse ricam; okuma sonunda-sonucunda teizmin yerinde yeller esebileceğini ve tanrı inanının net ve mutlak biçimde sarsılacağını bilmeleri gerekiyor. Diğer okuyuculara genel hatırlatmama ise şu. Kişisel gerçeklerinin oldukça sarsılıp değişebileceğini ve belki de hayatlarının bir ölçü de ters yüz olabileceğini bilmeliler. Ancak bu kısım bir şaka hiç değil. bu dikkate alınmalı... Bununla yüzleşip okumalılar... Buna çocuk gibi gülüp geçerlerse de bizden söylemesi...
Biz okuyan arkadaşlarımıza canlı fikirlerini soracağız. İsterseniz sizde sorabilirsiniz. Bize tanık olsunlar... Sadece bizim tarafımızdan sorulan sorulara dürüst yanıt vermelerini isteyeceğiz.
Sadece tastamam bitirme ve özümseyerek tam bir okuma istiyoruz. Gerçek bir araştırmacı gibi ve gerçek bir sorumlu gibi okuma istiyoruz ve rica ediyoruz... Çocukça ve hırçın bir hevesle bu fikte atlanmamasını tekrar rica ediyoruz...
Zorla kimseden bir şey istemiyoruz.
Biz anlamış olsunlar ama lütfen...
Sadece gönüllü-gönüllüler istiyoruz...ve rica ediyoruz.
Bir şeyin peşinde zaten değiliz.
Subjektif çelişmelerimizi aşmak için önerildi.
Okunmanın sonrasında okuyuculardan metin içinden sorulara açık yanıt sağlanarak gerçekten iyi ve dürüst bir okunma yapıldığının çok net bir biçimde tanıtlanmasını istiyoruz. Sadece gönüllü istiyoruz.
Gözleme davetlisiniz..
ya da
Kuralları siz koyun ve değiştirin ..yeni kurallar ya da şeyler önerin bize....
Sana gelecekle iletişim diye bir şey tanıttığıma ve sözettiğime -tanık mısın değil misin?
(Zaten (tanıklık) (tanıtlama) bireysel tanıklığa haberleşmeye ve iletişime indirgeniyor/dayanıyor-kökenleniyor anlamında.
bilgilendirme.
Forum İç Alıntı Linki (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=622944&postcount=5)
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 14
Kanıt sorunu için "bir" önerimiz
deneyip karar verin ya da grupla görüşün. ama en makulü https://cassiopaea.org/forum dan bu grupla iletişim kurmak. Biz dünyanın şurasından burasından (şu şu ülkeden ya da halk grubundan size) yazıyoruz ve burda neler olup bittiğini anlamak istiyoruz deyin. bunu sizin ve orada bir kaç kişinin uydurup uydurmadığını ve sizlerin çatlak olmadığını görmek istiyoruz deyin ve öncelikle tanışabilir miyiz? deyin ... ve eğer gelecekle iletişim diye bir şey varsa emin olun ki bunu bilmek ve anlamak hakkımız ve böyle bir şey varsa ve bu gerçekse kesin olarak bunu bilmek istiyoruz bize bir şeyler sunun deyin... eğer bunun gelecek iletişimi olduğu tanıtlanabiliyorsa ve bize gözlem şansı sunabiliyorsanız ya da bunu dünyaya daha geniş ölçekte de göstermek ve yaymak istiyorsanız da gerekirse biz de yardıma hazırız deyin. sorun sorgulayın, iletişin ve ulaşın . bizler insanız bu en doğal hakkımız bu en olağanıdır.
Amerikaya kendi adınıza somut gözlemci ve iletişimci gönderme fikrini sunun .. İnanın grup buna açık. Tarihsel fikirler bekliyorlar, yardım da istiyorlar
hatta isterseniz davette edin- ülkeniz varsa vatandaşlıkta önerin
bize göster deyin-bize yanıt sağla ve bir fikir sun. sorularımız olsa iletir misin deyin ve büyük kitlesel önemde sorular iletin ve sorulmasını sağlayıp cevapları tartın ya da işbirliği yapın ve tanıt için gözlem-deney için size yardımcı olurlarsa geniş bir grup adına gelecek bilginin yayımı için işbirliği yapacağınızı ve yardım edeceğinizi iletin. fikirleşin..
X ülkeden ve halk grubundan geniş bir grup ve kitle adına temsilen ve sözcü olarak yazıştığınızı ve büyük ve ortak tarihsel amaçlar-çıkarlar ve ortak misyonlar taşıdığımızı, ortak insanlık olduğumuzu -olacağımızı, özgecilik kavramını sevdiğimizi ve bu kavramı önemsediğimizi, önemin büyük insanlık olacağını ve bir kaç forumu da ve büyük bir insan kitlesini de bu işin içine katıp özelde bunları temsil ettiğinizi ve bunu bir deney ve sorgulama olarak düşündüğünüzü ve gruba gelecek yanıtlayıcısını sınamak üzere özel sorularınız olacağını ve sizin için özel bir oturum yapıp yapamayacaklarını geleceğe danışmalarını ve bu ülkede-grupta-halkta bunun geniş bir kitle tarafından bilinip beklendiğini ve istendiğini yazın örneğin. sıkı bir iletişim aracısı ile bunu yapın ve deneyin... en makulü bu
Forum İçi Alıntı Linki (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=623661&postcount=8)
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
YAPISAL
POST 15
Kasyopya Deneyi Transkiriptleri olarak internette yayımlandığı belirtilen içerik üzerine inceleme,değerlendirme
(Bir okuyucu Değerlendirmesi)
Giriş
Temel olarak bu okuma/inceleme ve değerlendirme , "cassiopaean.org" ya da "trcassiopean.org" (ve Türkçe çevirileri ise baskalarinahizmet.com) internet sitesi üzerinden yayınlanmakta olan "Kasyopya Deneyi Transkriptleri" adıyla tanıtılan ve gelecekle (gelecek zamanla) iletişim kurmuş olabileceğinden bahsettiği söylenmesi nedeni ve vurgusuyla birlikte (bu yönde iddia barındırdığı önemle vurgulanarak) ısrarla ya da önemle tarafımıza (ve diğer ilgilelere sıkılıkla) sunulan ve ulaştırılan ve gönüllüleri ya da okuyucularınca -defalarca kez- serbest tarafsız okuma daveti ve inceleme çağrısı aldığımız belirtilen içeriğe yöneliktir.
Metin bütünlüğünün, klasik anlamda, ruh tahtası ya da tablası olarak tabir edebileceğimiz viya tahtası olarak bilinen antik okült aparatla ile denemeler yaparak yıllar süren kişisel ev oturumlarında oluştuğu/oluşturulduğu ve sürecin halen canlı ve aktif işlevsel devamlılığı olduğu ve (sözde gelecekle) haberleşmenin de ve oturumlarında halen güncel olarak sürdürüldüğü ve grubun açık iletişilebilir internet forumları hatta gerçek kimliklikleri ile de erişilebilir oldukları da belirtilmekte ve de öne sürülmekte ve bildirilmektedir.
Bu ne kadar doğru bilmiyoruz. ancak bu konuda serbest bir kanıya varmayacağız ve incelemeye devam edeceğiz..
Kabaca ve hızlıca bir değerlendirme de, bu transkript adı verilen yazımların, yukarıda belirtilen yollarla yapıldığı ve bunların da varsayılan ya da söylenen kişisel ev oturumlarındaki celselerinin (oturumların) kayıtları ve tutunakları olduğunu belirttiklerini söylemek yanlış olmazdı.
Anlaşılacağı üzere metin bir veri bütünlüğüdür ve belirtilen adreslerde transkript olarak belirtilen ve oturum-celse kayıtlarına vurgu yaptığı önsayılan metinlerden oluşmaktadır.
Anlaşılacağı üzere metni sunan ve dağıtan bu kişiler, kendi evlerinde kişisel merak (ve denemeler) üzerine bir viya tahtası ile bilgi edinme, gelecekten ve ruhlardan (ya da kurtarıcı ve mesihlerden haber alma benzeri) izlenimi üzerine oturumlar ve denemeler gerçekleştirirken, sonra sonra tutarlı bir biçimde gelecekle iletişim kurmuş olabileceklerini düşünmekteler..
ya da iddia sav ve içeriğin kendi iç söylevi bu yöndedir.
Aslına bakarsak onların deyimine ve ifade ediş biçimine göre; bir gün bu oturumlar ve celse denemeleri sürmekte iken kendiliğinden oluşan serbest yazım tekniği ve cevaplama trafiği bu önermeyi kendi içinde doğurmuştur ve oluşturmuştur. Gelecekle konuşulduğu önermesi bir ölçüde tahtanın insan-elbirliğiyle birlikte mekanik yazımının bir sonucudur.
Karşı tarafın (ki eğer varsa) kendi kendine kendini gelecek olarak tanıttığını ve taktir ettiği (eğer böyleyse/eğer bir karşı taraf varsa tabi bilemiyoruz) -şimdilik- söylenebilir
Bu ne kadar tutarlı bilmiyoruz ancak incelemeye kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Aslında görülen ve anlaşılan o ki, tablanın karşı tarafında ve cevap verici olduğu öne sürülen unsur ya da öne sürülen serbest metin trafiği ve oluştuğu öne sürülen serbest mekanik/dinamik yazım ve cevaplama iletişimi süresince oluşan metinler bütünü sonucu kendisi ortaya koymaktadır.
- Bahsi geçen tahta nın işleyişi ve oturum süreci
Haberleşme ve iletişim orutumlarında, toplanan grup üyelerinin ve kişilerin viya tahtasındaki harf belirteci üzerine ellerini ya da parmaklarını koyması yardımıyla başlayan oturum, düşünce çağrıları ve bildirimleri ile daha önceki deneme ve oturumlarda iletişim sağlandığı öngörülen güvenilir haber kaynağına temas, iletişim istemi ve daveti ile başlıyor.
Tablanın otonom hareket ve haberleşme sürdürdüğüne ikna olunması ve haberleşme için kimlik sorulması ve merhabalaşma aşamalarından sonra iletişim başlıyor ve sorularla sürdürülüyor ve görsel olarakta bu sürecin kaydı tutuluyor.
Sorular bu esnada/sırasında soruluyor ve belirtilen otonom yazdırma-yazım süreci ile beliren ve biriken soru cevaplar kaydedilip sonrasında kağıda aktarılıyor ve web de (ham/katışıksız görüşme transkripti adıyla) -açık-yayımlanıyor ve objektif gözleme ya da tüm diğer ilgililere sunuluyor...
----
Anlaşılan o ki , oturumlara düzenli kişiler haricinde zaman zaman dışarıdan da çok sayıda katılımcı alınmıştır.
Bunun dışında, forum alanlarından okuyucu mektuplarına kadar soru derlendiği, hatta telefonla oturuma katılıp soru sorulduğu, skype aracılığıyla uzak katılıma grup katılımı ve soruları alınmasına kadar örneklemelerle oturumcu ve grup soruları örneklemeleri metin kendi içinde barındırdığı görülmektedir.
- İçerik kendi içinde (tutarlı olarak ve devamla) gelecekle iletişim verilenmesi (geri bildirimi) olduğunu iddia etmekte/beyan etmekte ve öne sürmektedir
- Bu iletişimler için iletişim metodolojisi olarak; viya tahtası (ouja borda-ruh tahtası adıyla bilinen) oturumları ve nispeten de (az sayıda metin içinde olsa ) trans hipnoz erişimleri, kayıtları olarak tanımlanmaktadır
(Kaba olarak,kabaca; viya tahtasıyla ve diğer yolla da gelecekle iletişilip iletişilemeyeceği subjektif bir kanı olmakla birlikte, bu konuda bir önyargı ya da kanı -şimdilik- öne sürmeyeceğiz
içeriğin söylemi ve bahsedilen veri bütünlüğü üzerine, söylem ana-hatlarını ve söylevi-kişiselce değerlendireceğiz)
ancak belki de kuantum kesinsizliğin evreni bize bir oyun oynamaktadır ve bu kozmik bir şakadır.
- Öncelikle metnin veri dinamiği, soru cevap trafiğidir.
İçerik gelecek ile haberleştiğini ve iletişim kurduğunu iddia eden grubun geleceğe sorduğu sorular ve aldıklarını iddia ettikleri yanıtlardan oluşur.
-Sorular genellikle, günlük hayat meselelerinden tutunda, özel devlet meselelerine, varoluşsal tanıklığa, tarih, gizem ve dinsel temalardan, kişisel meraka ve bilime hatta aile özel işlerine ve arabanın bozuk parçasının tespitine kadar çeşitli eksenlerde değişmekte olup, metin fazlasıyla kişisel ve özel veriyi de bünyesine katar ve içerir- barındırır ve değişik soru biçimleri ,tipleri kullanıldığını söylemek yanlış olmaz.
Soruş olarak herhangi bir protokol metodoloji üzerinde durmaz ve özel bi hedefe yönelmez.
İlk yılların verileri sonraki yıllarda yalanlanır ve değiştirilir. Subjektif çarpıtmalar ve bozunumlar da olduğu/olacağı ve bunlara bazen de gelecek tarafında kasıtlı biçimde müdahale olmadığı da öne sürülür. Nerdeyse tamamen subjektif kayıtlardan oluşmuş bozuk celseler ve geleceğe temasın dışlandığı bir çok celse kaydı ve yüzde 27 lik subjektif hata payı ya da bilinçaltı saptırma da genel olarak saptanır ve metnin kendince içerilip kabul görür.
ve herhangi konu üzerine uzmanlık ve stratejik ya da odaksal veri alma fikri ve böylesi bir bilgilendirme vb. anlayışı ve böylesi bir veri trafiği yoktur.
Yukarıda sayılan nedenlerle burada ev işi celse ve ev işi amatör grup ruhlu gündelik meraklarla yapılan sıradan oturumlar izlenimi buluruz. ancak burda yine de önemli olan içeriğin gelecekle iletiştiğini söylemesidir.
(bunun dışında örneğin ilerleyen dönemde bir (gerçek bir akademik kimliği de olan bir) fizikçinin de katılımıyla birlikte bir miktar fizik evren kavrayış ya da matematiği de bünyesine katan soruş biçimlerine de rastlıyoruz ancak cevaplar pek bizi tatmin edecek cinsten olmayabilir çünkü karşı taraf (gelecek bizi öğrenmeye yönelttiğini bu yüzden bu direkt cevap sağlamak yerine çoğu zaman ipuçları ve değişik yönelim biçimleri sağladığını önsayıyor. Aşağıda bu konuya biraz değineceğiz.)
Yanıtlayıcı Üzerine İnceleme
(Burada gelecek olduğu varsayılan yanıtlayıcı mentinleri kendi içinde incelenirse, (varsayılan geleceğin ve gelecek yanıtlayıcının) kendini direkt bir bilgi vericisinden/sağlayıcısından çok öğrenmeyi öğretici bir yönelimle ve sunumla tanıttığı-bildirdiği ve aktardığını ve yanıtın ulaşacağı bizleri de geçmişte öğrenen kendileri (ya da bağımsız varlık subjeleri ve özneleri olarak ) tanımlarken, bizim buradak i-geçmiş- öğrenme bilincimize ve deneyimimize de saygı ve müdahalesizlik ifade ederek değişik bir yanıt biçimi kullandığını (pek az yanıt sağladığını) söylemek yanlış olmazdı. )
Yanıtlar, açık berrak kısa ve özdür ve oldukça nettir.
Bazı cevaplar es geçer ve sonra verilir ya da hiç sağlanmaz ve verilmez. Anlaşılan o ki metin kişileri yönelttiğini ya da öğrettiğini önsayıyor ve belirli bir öğretim ya da soru yanıtlayış tekniği izliyor. Bu nedenle cevapları belirli bir biçimde düzenlediğini ya da belirli bir metodolojik kalıpla cevap sunduğunu söylemek bilmiyorum ne kadar yanlış olurdu.
Metin kendi içinde yorumlanırsa;
Buradaki yanıtlayıcı, varlığın, zaten geçmişte doğal öğrenmelerden geçmiş süzülmüş uzak gelceceğini ifade ettiğini öne sürer
ve bu durumda kendi geçmişine içrehberliğini -haberleşmesini temsil eder.
Bu durumda, birincisi geçmişe müdahalesizlik ya da sınırlı ve optimum müdahale bilinci taşımakta olduğunu önsayar.
. Bu çıkmazı bizde tam anlamamakla birlikte açıklamak oldukça güç.
Yanıtlayıcın buradaki işlere ve doğal öğrenmeye aslında pek karışmayan, özgür iradeye ve subjektif tutuma saygısı olan ve bu nedenle sorulmuş her soruna ve soruya mutlak bir yönelimle yanıt sağlamayan ve doğal -irade- ilerleme ve öğrenmeye müdahalesizlik bilinciyle uygun öğrenim sunan ve belirli süzgeçlerle ve belirli düzende kısmi ama açık yanıt sağlayan bir profil sunduğunu belirtmek yanlış olmazdı.
Yanıtlayıcı öncelikle her ne kadar az şey verse de sunsa da -bizce- oldukça bilgili ve metaforik bir yaklaşımı var
Oldukça eğlenceli hatta yeri geldi alegorik ve şaşırtıcı, içgörülü ve aslında içaçıcı örneklemeler ve cümleler kurduğuda oluyor
İginç esprileri var ve nasihatbaz yeri geldi.
Direkt yanıtlar öğütler geçiştirmeler ve yeri geldi geri sorularla bize geri dönüyor.
Aslıdan bakarsanız onlarda öğreniyor. Mesela espri yapmayı
Bi çok yanıt öğretmenevi, geçici bir biçimde sağlanmaktadır, olası en kısa ve özgün yanıtlardan biri
-Metin yukarıda belirtilen, sunulan nedenlerle derin, uzun kararlı yönelimli anlatımlar ve (makaleler ya da edebiyat eserleri gibi ) anlatımlar barındırmaz. İçinde bir çok hata ve subjektif çelişkiyi barındırdığını önsayar ve belirler-iletir...
İçinde bilge bir uzak gelecek yada çok uzak gelecek iddiası barındırmasına rağmen bu izlenimde okuyucu beklentilerini karşılayacak ayrıntılı veri barındırmayabilir .
bu durum;
Metnin içinde de belirlenen ve belirtilen özgür irade yasasına (subjektiflik bilincine ve subjektif algıya/alglara ve kişisel eğilimlere öğrenmelere saygı yönelimi ve) uyum bilinci ile belirtilirse, özgür öğrenen özgür varlıklara sonsuz cevap sağlamak sonsuz öğretmek ya da vermek değildir. Kişi (ve kişiler) kendi öğrenme süzgecinden geçmelidir. Kendi doğrularına ermelidir.
bu durum çoğu zaman subjektif algı çelişkilerine girmemek için gerekirse bize yanıt sağlamıyor ikilemi doğurmaktadır.
Anlaşılan o ki tabla ile oturumlar zordur. Enerji ister ve yorucudur da .Öte yandan yine tabla ; uzun yanıtlar ve fazla veri içinde için uygun araç değildir.
Gelişme ve Sonuçlar
Metnin ve yanıtların içerdiği bi takım belli başlı yeni savlar ve türevler (paradigmalar ve olgu sözetme) iddaları aşağıda ayrıca sıralanmıştır./sıralanacaktır...
Yukarıda belirtilen nedenlerle aşağıda sunulacak başlıkların ve konu izlemlerinin metin içinde derinlemesine işlendiğinden sözedemeyiz
ancak -bizce- oldukça yeni ve nadir ve oldukça da çarpıcı kavramlar /barındırmalar var
Bu kavramlar kimi zaman kısa bir cevap ögesi, konu bahsi , terim olarak kullanma kadar kısa ve nadir de olsa işlenmiştir
Metnin herhangi bir giriş başlangıç savı önermesi ya da kontrollü veri bütünlüğü ve istemi ve bir sonuç beklemi bu yönden bir amacı ve hizmeti sonucu ne yazık ki yoktur.
.......24.11.2016...
-gelişiyor-
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
YAPISAL POST 16
(Kasyopya nedir? üzerine sohbet düzenli ve başkalarına anlatma düzenli bir tanıtım incelenmesi ya da tarihin masal olanı)
Arkadaşım nedir bu Kasyopya dalgası bi hakaten anlatsana bize?
valla bu arkadaşlar (bu işi yapanlar) işte öyle gündelik meraklarla, tarih, bilim, gizem felan gibi okumalar yapan sıradan insanlar .
ve dinsel vurgulara fazla kendilerini kaptırmışlar sanırım. Psikoloji bunu tanımlayacaktır
Özellikle tarih ve dinsel tarih meraklısılar da.
biraz da hipnoz felan gibi işlere bulaşıp deniyorlar.
Bir gün bu işin baş aktörü olarak görülen Laura, bir arkadaşına hipnoz yaparken ,hipnoz sırasında arkadaşı bir dalganın gelip herşeyi alt üst ettiğini gördüğünü söylüyor ve bir dalgadan bahsetmeye başlıyor.
Bu ona tuhaf geliyor. O günden sonra uykuları kaçan Laura o dalganın peşinde... cassiopaean.org ta bu konu işlenir.
Bunların Amerika da kendi okuma tartışma grupları var. Burada ayrı ayrı şeyleri birlikte okuyup toplanıp sonra görüşüyorlar.
Benzer kimselerin örgütlenip buluştuğu kiliseleri var.
Daha sonra bu Laura dediğimiz arkadaş bu yolla Frank adında yine benzer ilgileri ve merakları olan bir arkadaşla tanışıyor.
Bu arkadaşlar, "Ra Material" adıyla internette sunulan ve kitaplaştırılan ve "uzak gelecekten bir bilinç ve bellek kümesi" ile iletişim kurulduğunu belirtilen bir içeriği de okumuşlar..
Başlangıçta Laura ve Frank, birlikte okudukları; Ra Material adındaki trans hipnoz altındaki birine soru/cevap denemelerinden oluşan bu içerikten yola çıkarak kendileri de buna benzer denemeler yapmak ve benzeri veri almak istiyorlar..
Hem bu Laura dalganın peşini de öğrenmek istiyor..
Daha sonra bunlar düşünüp taşınıp araştırınca , bubun için en kolay ve cazip yol olarak ruh tahtasını buluyorlar . Teozofik ve okült bilgi için kullanılan eski bir yöntem bu tahta işi..
Gelecekten ve ruhlardan bilgi sormak gibi .
Frankle birlikte Laura arada bir tahtanın başına oturarak benzer bir şeyi denemeye başlıyorlar.
Ve tahtanın başına oturup İsayı seven dost ruhlar, ya da dost ve iyi olan bilgi vericiler aramak gibi çağrışımlarla tahtanın başına oturuyorlar.
İk iyıl boyunca bu tahta hiç doğru düzgün bir şey yazmıyor..ve bunların eline hiç doğru düzgün bir şey geçmiyor. Ev fincan celseleri gibi ufak ufak kıpırdamalar oluyor.
Ama işte tabla oynuyor ya, bir şeyler oluyor ya ve merak var ya... Merak ve heyecan olacak ki; nolur nolmaz her fırsatta yeniden oturuyorlar tahta başına...
Neyse işte sonra ne oluyorsa oluyor bir gün bu tabla her zamankinden başka bir türlü dönmeye ve yazdırmaya başlıyor . Onların anlattıklarına göre
ve doğru düzgün bir cevap geliyor/gelmeye başlıyor....
Daha sonra onlara göre ise bir tahtayla (tahta parçasıyla) bu iş birden oluyor ve kısmen ve şansa/tesadüfe gelecekle haberleşiyorlar..
Aslında onların aradığı ;çocuklarını koruyabilecek bilgi veren ve İsayı seven-sayan, yardım ve bilgi alınabilecek birileri/bir şeyler.
Ama işte tahta dönünce kimsiniz sorusu ? sürecin kendi içinde
-biz senin geleceğiniz; biz siziz; biz seniz; biz gelecekteki seniz ve siziz; gibi yanıtlanıyor
ve nerdensiniz sorusu da? aslında her yer ya da aktarım noktası olarak Kasyopya kullanıyoruz olarak yanıtlanıyor
...
23.11.2016
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
YAPISAL POST 17
-Bir Okuyucu Vicdanı Adına-
Arkadaşım/Arkadaşlar
Bu metin küresel düzeyde ulusal güvenlik bilgisi barındırmaktadır.
Bu küresel bir şaka değildir.
Artık okuyorsanız uyanmalısınız ve lütfen bunu ciddiye alın.
Bu uyanmak ve kendine gelmek için tarihsel bir fırsat..
Bu adamda kim ve kim oluyor da demek teknik ve resmi zaman kaybından başkası değil..
Milli güvenlik sorunu olduğunu düşünüyoruz..
Aynı zamanda milli/ulusal güvenliksel bilgi sorunu olduğunu düşünüyoruz..kesin..
Gerçekten küresel düzeyde ciddiye alınması gerekli mili güvenlik bilgisi içeriyor...
İstiyorsanız bunu açabiliriz.. İstenirse okunabilir.
Bunu ifşa edecek fiziksel referanslar da metin de mevcuttur.
Bu şaka değil.. Bu adam deli falan da değil
Bunu yazan deli meli değil
İkincisi tabi ki teizm/ monoteizm için mutlak olarak tehdittir.
mutlak olarak.nokta
Bu metin yayılarak ve duyarlı okuyucu iletimleri ile de küresel düzeyde savlanarak ve yayılmaya devam ederek bu tehdidi er ve geç geniş zamanlarda oluşturacaktı.
Eğer gerçek halka yayılırsa ve açıklanırsa muhtemelen teizmde tarihin sularına karışacaktır.
Şu an muhtemelen deli saçması sanılan ve gözardı edilen bu satırlar için ne denebilir ki!
Bu açılan konu büyük ölçütte bir travma biliyoruz..
ya da beklenmedik ölçütte bir bildirim biliyoruz. haklısınız ama öyle ...
Bunu bir deli beyanı olarak alıyorsanız durmalısınız.önemlerinizi düşünün ve hayatı gözden geçirin.
Okuyorsanız bunun resmi bir tesadüf olacağına inanmıyoruz. Tarihsel bir kaderdir ve kader ortaklığıdır..
ancak milli ya da küresel güvenlik ve bilgi denilen bu teizmin fedasının da önüne geçiyor..
Bunu önemsiyoruz..
Ulusal güvenlik ilgilerini ve küresel ciddiye almayı ve buna karşı çözüm üretilmesini ise birincil önemsiyoruz
Teizm ve sahte dincilik/tanrıcılık er geç feda edilecektir , edilmelidir sonuçta. Bunun ılımlı yolları ve zeminleri araştırılmalı. İnsanlık bunu görmeli ve birleşmeli...
Biz hiç şaka yapmıyoruz ..
Yüzde 1 mi 3 mü olduğu belli olmayan zaten ölümlü azınlığa ve elite hizmet etmeyeceksek metin içeriği duyrulmalıdır.nokta
Eğer hükümetler ve ilgililer işbirliği yapacaksa teizmi güvenli biçimde felsefe, dinsel sorgular, bilimsel bulgular, tarihsel okumalar ve referanslar ve arkeolojik kazılar -bulgular , insani değerler vb. kılığı altında aşamalı olarak yıkmalıdır/yükünü gidermelidir ve yıpratmalıdır. Geniş özgürlükler sağlanmalı ve bilgi yayım özgürlüğü gelişmelidir.
Dinsel çatışma sonlanmalıdır.
Yere tapınç, din kavgası-din ve tanrı üzerinden insan tehdidi ve cehennem miti kaosu vb. karanlık acilen bitirilmeli ve durdurulmalıdır. Böyle bir dinsel miti (tapınç ve yere kapanmalı) ritüeli tanımadığımızı ve gelecek için onaylamadığımızı ve bunu dünya da istemediğimizi bilmelisiniz.
İnsan varlığı olarak böyle bir şeyi onaylamıyoruz.onurlu bulmuyoruz..
Karşı dinsel bilgi üretilmelidir.
Eğer hükümetler, yetkililer ve ilgililer tebdir almayacaksa ve bizi duymazdan gelecekse; duyarlılıkla ve artan baskı ve tedbirlerle biz bunların üzerine gitmeye devam edeceğiz merak ve şüphe olmasın..
Ilımlı din bilgini mi yetiştirirsiniz bilim mi yaparsanız ne yaparsanız yaparsınız. Gelecek için daha büyük kaoslar istenmiyorsa resmi ve gerekli görülen tedbirler acilen alınmalıdır.
Bu küresel bir tehdit değil de olan biten işlerin farkında olan bir kaç kişinin resmi vicdanıdır. hem yardımıdır hem yardım talebi ve istencidir.
Belirtilen küresel ölçütte bilginin ve bilimin/bilmenin altında zaten yıllaryılı ezilmiş, susmuş, boğulmuş ve yıpranmış/yıpratılmış, can beden saçmalığını zaten çoktan bırakmış ne yapacağını bilmeyen sessiz yüzbinlerin tarihsel çıkmazı sonucu üretiliyor..
Okuyorsanız kendinize gelin lütfen..
Küresel örgütleriniz, saçmalıklarınız ve yapay güçleriniz devletleriniz ve ordularınız, resmi kurumlarınız, şan şerefleriniz hiç bir şeydir.. siz insan varlıklarısınız sadece. kendinize gelin. ölüp giden benden, devletinin, ülkenin, vaadinin, menfaatinin ne farkı var...
Bu -bilgi- başlı başına kendi kendinden bir küresel güçtür.
Bunu dünyaya açıklamaya gönüllü bir ülke, açmaya ve ifşaya gönüllü insanlar, ülke temsilcisi ya da halk gücü resmi olarakta bunun gücünü yeniden sınayabilir..
Bunu tekrar hatırlatmayı tekrar borç biliyoruz..sınayın...
Bizler ölümlüleriz. kendini kim ve ne sanıyorsun kendine gelmelisin
Hayatı umursuyoruz.kahrı ve yalanı değil.
Metnin Amerika ve İsrail-i bilişim/bilgi yoluyla ve kanalıyla dize getireceği ve zora sokacağı, küresel çıkarları ve komploları ifşa edeceği , teizmi/monoteizmi ise tarihten sileceği, insanları birleştirebileceği ve tank ve topları susturacağı ve bir kaç ülkeden bombadan güçlü olduğu konusunda ve insanlığın bağrını yarıp çıktığı ve birilerinin bu taşın altına ciddi ciddi el atması gerektiği konusunda hiç şaka yapmıyorduk..
Hala da yapmıyoruz.
Göreceksiniz -bekleyip göreceksiniz ve bekleyip görün..
Kamusal sorumluluk duygusu taşıyanlara ve vicdanlara sesleniyoruz
Okuyup beni anlayabilen var mı?
Bu metin, ne kozmik kozmolojik bir şakadır ne de new age bir saçmalık yığınıdır ne de başkası...
Halk gücüdür-insangücüdür ve resmi emek yemek ve halkgücünün resmi temsilidir...sonucudur da...
______
Okuyan okuduğuna okuyacağına pişman olabilir ve büyük ölçüde bilgisel aydınlanma ya da farklı tepkimeler geliştirebilir.
Bu eski hayatını ve düşünme biçimini belki de rahatını ve rahat uykusunu nerdeyse feda gerektirebilir.
Açıkçası aklı başında birinin bunu okuması büyük özveridir de...
Ve sonrasında kendinizi dünyayı tehdit ederken ya da kurtarırken ,uğraşırken bir şeylerle bulursanız da şaşmayın şaşırmayın....
Sevgiler Saygılar...
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
ARA POST 18
METNİN BİREYCİLİK TERSİNİ YANİ ÖZGECİLİK, BAŞKACILIK BAŞKALARINACILIK BENZERİ KAVRAMINI BAĞRINDA BARINDIRMASI/TAŞIMASI
"kitleler ve gruplar onlar için açılan (tarihsel yolu) özgecilik yolunu (başkalarınayardım ve diğerlerini de gözetme yolunu) takip ederlerse rahat olacaklar...." - Kasyopya Deneyi
Deneyin ve verinin ana söylemlerinden biri de bireysellikten geçilerek BAŞKALARINACILIK (Benecilik/banacılık tersi) gelişim yani Özgecilik kavram barındırmasıdır.
Metnin içerdiği ana kavramlardan biri de evrensel "ÖZGECİLİK" tir..
-Açılabilir, genişletilecek-
--------
YAPISAL POST 19
Kasyopyanın Ortak Mülkiyet ya da Mülkiyetsizlik İçermesi
Tüm varolanların ortak mülkiyeti hepimizdedir ( herşey de ve herkestedir)- Kasyopya Deneyi
Buna dair yorumu;m-uz
Varolan herşeye ortak sahibiz ya da varolan herşey varolan herşeye ve dolayısıyla birbirine ortak sahiptir/mülkiyettir. (Kendine sahiplik ve kendine mülkiyet tersi) (noktaları dansederken yerinde duramazken genişleyip sönerken ,bir görünüp bir kaybolurken ve ve renk değiştirirken düşünün)
Yani varolan herşey varolan herşeye mülkiyettir/mülktür bunu tersten okuyun (ve bunu bölmeyin/bölümlemeyin)
varolan herşeyin mülkiyetindesiniz ama varolan herşeyin mülküsünüz-mülkündesiniz
(bölünmüş mülk sorunsalı, müstakil mülk ve müstakil ben/benlik sorunsalı)
Varolan herşeyi de (madde ya da tersi eşit) bir ölçü de birgil/bircil mülkiyetiniz bünyesinde taşıyorsunuz
Varolan herşeyin de sahibisiniz sahibiyiz
Biz ya da siz ya da sen tüm evrenlerin ve tüm evrenlerinde sahibiyiz ve bizler yaratıcılarız ve tüm evrenlerinde yaratıcılarıyız
Teolojik aklı bırakın ve terkedin lütfen
Kasyopya bunu anlatıyor işliyor. İşte korkulmasının sebebi de bu... olmalı...sanırım...
İyi okuyucuya, irdeleyiciye ve çözümcüye ben mülkiyetinin tersini aramayı, irdelemeyi gösteriyor ya da okuyucu yüzleşmek zorunda kalıyor/bırakılıyor eğer metin içine düşerse ve girerse ve felsefi taban da varsa
yolunuz açık olsun-kolay olsun
,Okursanız er ya da geç ben kavramıyla ve (onun) mülkiyetiyle de (mülksüzlüğüyle de kimin olduğuyla da) yüzleşmek zorunda kalacaktınız ve geçmiş olsun...
Ben herşeyim/herşeydenim/herşeye (diğer şeylere ve tüm olana ait ve) dairim ve içkinim/dışkınım vb. eşit.
Ben kendinindir ve ben evrenindir'i inceleyin lütfen...
Ben diğer şeylere de ait ve dair. tüm olanlara da ait ve dair/içkin
Kasyopyadaki gelecek tanığı ya da gelecek toplam tanıkları (ve gelecek toplumu ve onun belleği) ben senim ve biz siziz diyor. eşit
Biz tanrıyız diyen yok, biz şuyuz diyen yok, uzaylı yok, new age felan yok .İyi okumanın etkisi bu, iyi okuyucuda ve iyi çözümde tek etkisi ve sonucu bunu üretme ve bu saydıklarım oluyor..
Mülksüzleşme
İnanma deniyor,. İyi inanma da o halde bunu getirir işine geleni getirmezse şimdi bunda ne var?
Marksizmi yeniden ürettik
Devrimci bir kitle onu (Kasyopyayı) okursa neler olacağını -artık- biliyorum/seziyorum ve görüyorum diyelim ya da bunun ön-ipuçlarını zihnimizde elde ettik ve bunu (değişimi kısmen etkileşimi de) son 3-5 ayda da gözlemledik sanısındayız/sanıyoruz sadece sanıyoruz bunu....
ama
Son 3 yıllık celse grafiği ve çöp celseler son 2-3 oturumda birden değişti gelişti (soru ve içerik teması gelişimi var) bunu gördük
Tam adrese teslim hiç yanılmıyoruz ve kararlılıkla devam edeceğiz.biliyoruz....-
(Marksistlerin üzerine süreceğiz anlamında..hata payı yok-ıskalama yok..)
Devrimci bir kitle onu (Kasyopyayı) okursa (ve hatta sahiplenip göze sokarsa -ya da alırsa kullanırsa-işlerse...)
Bir de
Alıntılamalar
S: (L) Pekala. Yatakta uzanıyordum ve uyuyamama ile ilgili endişe duyuyordum. Bildiğim bir sonraki şey, yatağımın üzerinde havada olduğumu hissetmemdi. Gerçekten öyle miydim?
C: Hayır. "Ben" diye ifade ettiğinde, tüm varlığını ifade ediyorsun. Herhangi bir tanımda kişinin varlığıyla ilgili birden çok faktör vardır.
---
C: Konu şu ki: Farkındalığını, çok uzun zaman önce varoluşunuzu hapsetmek için ekilmiş olan monoteist felsefelerle doldurmaya son ver. Öğrendiğin bunca şeyden sonra bir kaynağın, bir liderin, bir temelin, bir denetmenin vs olmadığını hala göremiyor musun? Sen, farkındalık profilin içerisinde, tam olarak tüm yaratılışın içerisinde var olan tüm güce sahipsin!! Kesinlikle tüm var olan, var olmuş ya da var olacaklara sahipsin, bilincinin içerisinde. Tek yapman gereken onu nasıl kullanacağını öğrenmek ve bu olduğunda sen harfi harfine, tüm olmakta olan, olmuş olanlar ve olacak olanlar olacaksın!!!!!!!!
C:Başkalarının seni yolundan alıkoymasına/engellemesine asla izin verme. (ve sanırım asla pes etme anlamında!)
Seni gerçekten uzaklaştıracak pek çok girişime maruz kaldın.
S: (L) Eğer bu bilgileri insanlarla paylaşacaksak, bunun...
C: Direnç ve müdahale ile karşılaşacaksınız. Direnin.
C: Pes etmeyin! Lineer olmayan sisteme olan girdiniz paha biçilmez!
C: Sabır faydalı olur!
C: Sabır faydalı olur, baskı değil.
S: (L) İnsanların yapabileceği veya yapmasını tavsiye ettiğiniz herhangi birşey var mı?
C: Bekleyin. Herkese mesaj: Pesetmeyin! Sabır faydasını gösterecek! Engellerin oluşturulması ve yerleştirilmesi binlerce yıl aldı. Bunları birkaç ayda yıkabilirsiniz! Bunu yapın!
ve bunun genişletmesi
(Ekleyenin Notu: Buradaki kimi cümle ve girdi teoloji tersi paradigma girdisi ya da teolojik tabanın esnemesine (çözünümüne, dağılımına ve değişimine) yönelik ve yolaçıcı (nötrleyici dengeleyici karşı) cümle tabanı olarakta alınabilir. Gücü etkisinde denilebilir. Bir çok bakımdan da yorumlanabilir. Düşünsel etkisi ve irdemi üzerine söylenmiş/üretilmiş içerik ve sözdizini de olabilir. Eşittir.Aynıdır.. Daha sonra bir celse de örneğin aşağıda sunulan okul terimi üzerine bir çelişme/sorun yaşanıyor..
Ayrıca çevirici aşağıda lessons için dersler diyor ancak "All there is is lessons," ta ki lessons ın pay/paylama, hisse, ibret, sınıf vb. gibi çevrimleri de var. Bu cümle tam nasıl yorumlanmalı bilmiyoruz. Biz bu çeviri için ve yerine bilmece/bulmaca, kurgul problem, (girift enerjisel) düğüm gibi bir alegori ve öğrenimler, edinimler, kazanımlar, kavrayışlar -sonuçlar vb. gibi ek çevrim vurgularını da katkı olarak önerdik... )
C: Duygularını bulandırdılar.
S: (L) Şimdiye kadar en iyi atışları bu muydu?
C: Evet.
S: (L) Peki daha kötüsü olabilir mi?
C: Her zaman daha kötüsü olabilir.
S: (L) Yani her zaman çok dikkatli olmamız gerekiyor, öyle mi?
C: Başkalarının seni yolundan alıkoymasına kesinlikle izin verme. Seni gerçekten uzaklaştıracak pek çok girişime maruz kaldın. Şimdi birkaç bildiri geliyor: Dur. Varolan herşey sadece birer derstir. Bu sonsuz bir okul. Herhangi birşeyin varolmasının başka hiçbir amacı yok. Cansız madde bile öğreniyor. Herşey bir "İlüzyon". Her bir birey aklında tüm varoluşa sahip. Şimdi bunu biraz düşün. Her bir ruhun gücü sonsuz ve eğer nasılını bilirse tüm mevcudiyeti yaratabilir veya yokedebilir. Siz ve biz ve diğer herkes, varolan herşeye ortak sahip oluşumuzla birbirimize bağlıyız. Eğer istersen yeni evrenler yaratabilir ve o evrenlerde yaşayabilirsin. Hepiniz içinde yaşadığınız evrenin bir kopyasısınız. Aklınız varolan herşeyi temsil ediyor.
Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek "eğlence."
S: (L) Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek kimin için eğlence?
C: Herkes. Zorluklar eğlencedir. Aklının sınırı nerede sence?
S: (L) Nerede?
C: Biz sorduk.
S: (L) Sanırım bir sınır yok.
C: Eğer sınır yoksa, senin kendi aklın ile başka herhangi bir şey arasında fark nedir?
S: (L) Eğer nihayetinde herşey birse, sanırım bir fark yok.
C: Doğru. Eğer iki şey mutlak olarak sınırsızsa, o iki şey tamamen aynı şeydir.
A: Absolutely don't let others distract you. You have suffered many attempts at distraction away from truth. Now follow some proclamations: Pause. All there is is lessons. This is one infinite school. There is no other reason for anything to exist. Even inanimate matter learns it is all an "Illusion." Each individual possesses all of creation within their minds. Now, contemplate for a moment. Each soul is all powerful and can create or destroy all existence if know how. You and us and all others are interconnected by our mutual possession of all there is. You may create alternative universes if you wish and dwell within. You are all a duplicate of the universe within which you dwell. Your mind represents all that exists. It is "fun" to see how much you can access.
google çeviri ile
C: Kesinlikle başkalarının sizi rahatsız etmesine izin vermeyin. Gerçeklerden uzak, dikkat dağıtıcı birçok girişimde bulundun. Şimdi bazı açıklamaları takip edin: Duraklat. Tek var olan dersler. Bu sonsuz bir okul. Hiçbir şeyin var olması için başka bir sebep yok. Hatta cansız madde bile hepsinin bir "İllüzyon" olduğunu öğrenir. Her birey zihinlerinde tüm yaratılığa sahiptir. Şimdi, bir an için düşünün. Her ruhun hepsi güçlüdür ve nasıl yapılacağını biliyorsa tüm varlıkları yaratabilir veya yok edebilir. Siz ve biz ve diğer tüm var olanların ortak mülkiyeti ile birbirimize bağlıyız. İsterseniz ve içinde yaşarsanız alternatif evrenler yaratabilirsiniz. Hepiniz içinde yaşadığınız evrenin kopyası. Zihniniz var olan her şeyi temsil eder. Ne kadar erişebileceğini görmek "eğlenceli".
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 20
Kasyopya Deneyi Olarak Sözedilen Metinden Tarafsız Bildirimler
________________________________________
(S: Soran - C: Cevaplayan (ya da Kasyopya Adı Alan/Verilen Gelecek Yanıtçısı Yanıtlamaları))
--
S: Kimsiniz?
C: Biz gelecekteki siziz.
S: Kiminle iletişim kuruyoruz ?
C: "Biz siziz" ve "Biz gelecekteki sizleriz "
S: Dünyadışı mısınız?
C: Size göre evet (,sadece size göre, sizin bakış açınıza göre)
S: ............
C: Siz ve biz ve diğer herkes, varolan herşeye ortak sahip oluşumuzla birbirimize bağlıyız
S. Nerede yaşıyorsunuz?
C: Teknik olarak her yerde ve her zamanda. Tüm oluş katmanları. Spesifik olarak 6. varoluş düzlemi katmanı/6. oluşsallık yüzeyi, basamağı (6. düzlem; bilinç/biliş düzlemi)
S:Bize Nereden/Nasıl aktarım yapıyorsunuz?/sağlıyorsunuz?
C: İletişim sağlamak için (size göre) Kasyopya yakının da bir pulsar açıklığını kullanıyoruz.. (Ekleyenin notu: Daha sonra zaman/mekan gibi bir gerçekleme yada sınırlama olmadığı da içerilir.)
S: Neden bizimle iletişim kuruyorsunuz/kurdunuz
C: Siz çağırdınız (doğal istek) ve (siz yardım ve iletişim kurmak) istediniz
S:Bize nasıl yardım edebilirsiniz?
C: Bilgi vererek.
S:...........
C: Bu iletişimde amacımız varlığımız kanıtlamak değil, doğal yoldan ilerleyişinize ve evriminize öğrenmenize katkı sunmak/ yardımcı olmak
S:Neden bize (kötü durumlara karşı) yardım etmiyorsunuz?
C:Bunlar subjektif yaklaşımlar ve ediyoruz. Size bilgi vererek . Sizi ancak bilgi koruyabilir ve ancak bu yolla öğrenebilir ve ilerleyebilirsiniz. Bundan fazlası doğal oluşa ve doğal ilerleyişe (ve subjektif özerk iradeye) müdahale etmek olurdu
S:Nasıl korunabiliriz-kendimizi (kötü durumlara karşı) nasıl savunacağız
C:Bilginiz artırarak ve bilgi edinerek. Ancak bu yolla, bilgi öğrenme ve doğal gelişim yoluyla korunabilirsiniz-bilgi korur.Tüm yapmanız gereken bu. Bilgi edinmek... Bilgi tüm öğrenmelerin anahtarıdır
S:Bizden ne yapmamızı istiyorsunuz?
Doğal ilerleyişinize devam edin/ Size doğal geleni yapın..
S:Bu veriyi/veriyle ne yapmamızı istiyorsunuz?
C: Kitaplaştırın ve (dağıtın) -şimdilik- diğerlerini, diğerlerimizi dolaylı yoldan bilgilendirin (diğerleriyle paylaşın) ve paylaşılana kadar bu kendine servistir KH tır.. (Ekleyenin Notu: KJ yani kendine almadır/vermedir.. kendincecilik/banacılık ve kendine dağıtım ya da çıkarcılık ve benciliktir de denilebilir..)...
S: Bilgi bizi nasıl korur?
C: Bilgi sizi varoluştaki tüm engelleme/genel koruma korunma tekniklerine yöneltir
S: Yaklaşmakta olanlar için herhangi hazırlık yapmamız gerekiyor mu? ya da ne yapmamızı öneriyorsunuz?
C: Bu doğal bir süreç hazırlığa gerek yok ve evrimleşmeniz için herhangi bir yardıma ihtiyaç yok.
S: (L) Peki biz bu doğal ilerleyişin bir sonucu olarak silinip gidecek miyiz?
C: Belki. Özel olduğunuzu düşündüren şey nedir?
S: Einsten'ın ötesine geçer geçmez her tür sorun başlıyor. Günümüz toplumundaki politik sorunlar. Bu hususta söyleyebileceğiniz herhangi birşey var mı?
C: Politik sorunların kökeninde, medeniyeti kontrol altına almak amacıyla, zaten sınırlı koşullarda elde edilen bilgiyi kontrol altında tutma çabası var.
S: (L) Bilinç ile madde arasındaki bağlantı nedir?
C: İlüzyon/Yanılgı/sınırlama.
S: (L) İlüzyonun özelliği nedir? Bu bağlantının mevcudiyeti ilüzyon.
C: Hayır. İlüzyon, bağlantının olmaması.
S: (L) Yani diyorsunuz ki, buradaki ilüzyon, arada ayrım olduğunun sanılması. Arada fark yok, aynılar, öyle mi?
C: Evet.
---
S:.....................
C: zaman sizin için doğruluğu/geçerliliği olan bir ilüzyon.
S L) Peki diğer ilüzyonlar/sınırlamalar nedir?
C: Monoteizm; sizden ayrı, mutlak güce sahip bir varlığa inanç.
S:............
C: Kaynak mı ? Böyle bir şey yok.
S: (L) Yani Baş Yaratıcı diye bir şeyin olmadığını, varoluşumuzun bir orijini ya da kaynağı olmadığını mı kastediyorsunuz ?
C: Baş Yaratıcı sensin.
S: (L) Ama bu çok ezoterik… Şeyden bahsediyordum…
C: Konu şu ki: Farkındalığını, çok uzun zaman önce varoluşunuzu hapsetmek için ekilmiş olan monoteist felsefelerle doldurmaya son ver. Öğrendiğin bunca şeyden sonra bir kaynağın, bir liderin, bir temelin, bir denetmenin vs olmadığını hala göremiyor musun?
Sen, farkındalık profilin içerisinde, tam olarak tüm yaratılışın içerisinde var olan tüm güce sahipsin!! Kesinlikle tüm var olan, var olmuş ya da var olacaklara sahipsin, bilincinin içerisinde. Tek yapman gereken onu nasıl kullanacağını öğrenmek ve bu olduğunda sen harfi harfine, tüm olmakta olan, olmuş olanlar ve olacak olanlar olacaksın!!!!!!!!
S: (L) Bunların hepsi mükemmel ve kulağa harika geliyor, küçük bir husus dışında. Aynı zaman da dediniz ki; monoteist konseptler, bunu bilmemizi engellemek için bize EMPOZE edildi. Ve eğer hepimiz söylediğiniz şeysek, bize böyle nahoş bir şeyi empoze edebilcek bir şey nasıl varolabilir ?
C: Seçimler, arzu temelli dengesizlikleri takip ediyor
S: (L) Eğer durum buysa, neden herhangi biri ışıkları söndürüp ilüzyona bir son veremiyor, ve herşey hiçbirşeye dönüşmüyor ?
C: Öncelikle, herşey hiçbirşeye dönüşmez. İkinci olarak, bazıları halihazırda herşeye dönüştüler.
---
S: ...........
C: Sizin ölçümünüzle 7000 yıl ÖNCE bir çölde ya da büyük bir ormanda aşıyorken bu sürüngen "ahbaplar" gümüşi nesneler içinde gökyüzünden inip
binlerce yıl sonrasından teknoloji harikaları gösterip bir de tüm bunların üstüne size KALKÜLÜS, GEOMETRİ ve ASTROFİZİK öğretseler etkileyici olmaz mıydı
S: Gerçekten de olan bu muydu
C: EVET
-devam edecek-
"ictenlik"
15-02-2019, 01:35
"KASYOPYA DENEYİNE İLİŞKİN SORU CEVAPLAR" BAŞLIĞINA ÖNCÜL TASLAK 2
İçerik bu linkte sunulan yapısalcı içeriğin devamıdır... (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=633061&postcount=78)
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 21
Kasyopya Deneyi Olarak Sözedilen Metinden Tarafsız Bildirimler 2
C. Asla unutmayın, bu iletişimin temel amacı, kişisel faaliyetler ve bilgiler değil, "-tüm- herkese" evrensel öneme sahip bilgiler aktarılmasıdır.
(tek başınıza sahiplenmeyin.!!!)
S: ......
C: Kasyopya.
S: (L) Elbette bunun (Kasyopyanın) YAŞADIĞINIZ yeri belirtmediğini sadece gözlemsel (izafi) aktarım noktası olduğunu biliyoruz/kavrıyoruz... Tamam,
S: Amacım nedir?
C: OLmak!
(21 Kasım 1998)
--
S. ( Bu temasın amacı/sonucu nedir?
C. Öğrenmenize, bilgi kazanmanıza, böylece korunma sağlamanıza ve böylece ilerlemenize yardım etmek.
S. Kasyopyalılar bu temastan ne sağlıyor?
C. Size yardım ederek sizinle ve diğer herşeyle birleşme ve böylece büyük döngüyü tamamlama kaderimizi gerçekleştirmeye doğru ilerliyoruz.
S .Bu sizin için mümkün olan tek olasılık mı yoksa en iyi olasılık mı?
C . Her ikisi.
-
S. Bize yardım etme amacınız bu mu?
C. Bu doğal bir süreç.
-
C.Tüm yanıtları bizden istemek yerine, sorunun yanıtını bu şekilde keşfetmek doğru yol. Cevapları kendi içinizden çıkarma kapasitesine sahipsiniz. Yardım etmekten çok mutluyuz ama amacımız, gelecekteki kullanım için kendinizi güçlendirmenize yardımcı olmaktır. İlerlemek ve gelişme göstermek,
kişiye çok yardımcı olur. Varolan herşey -- derslerdir. Herşey öğreniştir. Bu nedenle, öğrenmenin en hızlı, en güçlü yolu, bu amaçla kendi yeteneklerinizi kullanmayı öğrenmektir. Bize sorular sormanıza izin veriyoruz ve bu da yardımcı oluyor ama tüm bilgilerin bu tek kaynakta aranması, uzunvadede zararlı olabilir. Şimdi, devam edecekseniz, lütfen edin...
--
C. Ama unutmayın, bu iletişimin temel amacı, kişisel faaliyetler ve bilgiler değil, herkese evrensel öneme sahip bilgiler aktarmaktır.
--
S: (L) Hayır, yalnızca iyi deneyimlerin kabul edilebilir olduğu izlenimi altında değilim, ama burada biraz belirsizlik içindeyim. Biz burada sizinle konuşuyoruz. Gelecekteki "biz" olduğunuzu söylüyorsunuz. Biz bu zaman periyodunda bu gezegendeyiz ve burada olaylar çok garip bir durumda. Bir şeyler oluyor ve ben sadece tüm bunların anlamını merak ediyorum. Sizinle neden konuşuyoruz? Bunun amacı nedir?
C: Ders bu-durum bu. Hala anlamıyor musunuz? Dersler, kavrayışlar, oluşlar, herşey bundan ibaret. Tüm yapısallar/olgular paha biçilmez değere sahip.
--
C: Kasyopya.
S: (L) Elbette bunun YAŞADIĞINIZ yer değil sadece aktarım noktanız olduğunu biliyoruz... Tamam,
öncelikle...
--
S: (L) Söylediğiniz şeyi anlıyorum. Orada yaşıyorlar çünkü yaşadıkları yer orası./yaşanan-yaşanılan yer orası
--
C: Öğrenme bilinçliliğin (ruhun) gelişimi, ilerlemesi (ve sentezi) için gereklidir. Hatırlayın, burada bulunmamızın amacı sizi elinizden tutup götürmek değil. Yardım edeceğiz ama bazı cevapları sizin deşifre etmeniz gerekiyor. Güç merkezinizi bu şekilde geliştirebilirsiniz. Varolan herşey / tek şey derslerdir ve öğrenmek eğlencelidir.
Öğretmekten daha da eğlenceli.
--
S: (L) Farkındalığımızı sınırlandıran şey nedir?
C: Çevreniz. Ve bu sizin seçtiğiniz/oluşturduğunuz bir çevre. Gelişim seviyenize bağlı olarak. Ve herşeyi sınırlandıran şey de bu.
Daha yüksek yoğunluk seviyelerine yükseldikçe sınırlamalar ortadan kalkar.
S: (L) Bu sınırlandırıcı çevreyi yaratan şey nedir?
C: Öğrenme amacı için mevcut olan büyük illüzyon.
S: (L) Peki illüzyonu kim yarattı?
C: Aynı zamanda Yaratılmış olan Yaratıcı. Yani aynı zamanda siz, biz, herkes ve herşey. Daha önce de
söylediğimiz gibi, biz siziz ve siz de bizsiniz. Ve herşey de öyle.
S: (L) Burada anahtar husus, herşeyin illüzyon olması mı?
C: Temel olarak, evet.
--
C: O soruyu yanıtlamadan önce, birinizin "Laura'nın üzerine gelme gecesi" dediğini duyduk. Bu kesinlikle doğru değil. Amacımız size gerçek bilgiyi edinmenizde yardımcı olmak ve bu yalnızca kendi kanallarınızı açmanız yoluyla gerçekleşebilir. Bunu yaparken size mümkün olan herhangi bir yolla yardımcı olmaktan çok mutluyuz, fakat gerçekten ve tamamen sınırsız olan kendi yetenekleriniz yerine tamamen bizim yardımımıza odaklanmanız sizin için çok zararlı olur. Sizin tanımladığınız şekliyle "üzerine gelmek" sadece
sizin bir algınız. En büyük ilerlemeler gerçekleştirilirken öğrenme süreci bazen zordur ve Laura'ya öğrenme çabasında bulunması için samimi ve sürekli yorumlarda bulunuyoruz. Kişi öğrendiğinde, gerçek bilgiyi elde etmeye çalıştığında onun veya mevcut herhangi birinin üzerine gelinmesi için hiçbir neden yok. Bunu zor olarak algılıyor olabilirsiniz, fakat uzun vadede çok faydalıdır. Ve tekrar, sizi azarlıyor gibi görünüyor olabiliriz, fakat sizi azarlamadığımızı özellikle belirtiyoruz. Yaptığımız tek şey, yönlendirilmeyi
istediğinizde yönlendirmektir. Ve kişinin zihinsel enerjilerinin saptığını veya dağıldığını algıladığımızda çoğu zaman, sadece kişinin ilgisini yeniden odaklaması amacıyla oldukça keskin görünen yanıtlar veriyoruz. Çünkü bu amaçla ilgili olarak başvurulan, hepinizin aşina olduğu yol budur. Şimdi hafızanıza eriştikçe bileceksiniz ki, bu zihinlerinizde ve ruhlarınızda içgüdüsel olarak mevcut olan birşeydir. Durup bunun üzerinde düşünmenizi öneriyoruz, çünkü eğer bunu yaparsanız, söylediğimizdeki gerçeği göreceksiniz.
--
C: Hayır, yanıtın beklemesi gerekiyor. Dünya uzayda kaderine doğru hızla ilerliyor ve o sorulardan pek çoğu çok az öneme sahip. Ayrıca bizim sizinle olan etkileşimimizin amacı, diğerlerine aşağı yukarı önemsiz nitelikte mesajlar aktarmak değil. Ayrıca bu soruların pek çoğunun yanıtlanabilmesi için yine frekans konuları gündeme geliyor. Senin KİŞİSEL OLARAK, zihninde yanıtı arıyor olman gerekir. Senin için önemli olması gerekir. Yoksa yanıt herhangi yaşlı "psişiğinkinden" daha az veya daha fazla doğru olmaz. Ve sen "herhangi yaşlı psişik" değilsin!
----
S: (L) Bize İsa'nın gerçekte ne yaptığını anlatın.
C: bunun için (bilmek için) can atanlara bilişselliği/bilişsel gerçekleri anlattı ve öğretti.
S: (L) İsa'nın öğrettiği gerçek neydi?
C: Tüm varlıkların/varoluşun biribirine bağlı olduğu ve olacağı..
----
C: Tek bir kaynağın tüm bilgiyi içerdiğine inanmak gerçekle çelişiyor.
--
S: (L) İnsan ırkı, kölelik yapmak üzere genetik olarak düzenlendi mi?
C: Evet.
S: (L) Peki bu köleliliğin genetik mühendisleri kimlerdi?
C: Kertenkele (sürüngen ahbap, oryon, kertiş, rab, ) varlıkları.
(Ekleyenin Notu: fahişe babil, büyük babel fahişesi kimdir? )
--
S: (L) Yani bu sadece bir döngü.
C: Hayır, asıl noktayı kaçırıyorsun. Evrimsel olarak alçalma diye birşey yoktur. Tüm deneyimler öğrenişlerle dopdoludur. Sizin yoğunluğunuzdaki pek çoklarının bu "üstünlük / alçaklık" merakını aşması gerekiyor.
---
S. Ne yani Tanrı da mı bir ilüzyon?
C. Tam olarak (bir ilüzyon) Evet
---
S: (A) Einstein'ın çekim teorisi ve kozmolojisinde evrenin kapalı olduğu söyleniyor, dolayısıyla evren küre biçiminde bir yüzeye sahip olarak görünüyor....
C: Bunda sadece tek bir evrenin varlığı kabul ediliyor. Farklı nitelikte başka evrenlerle bağlantı kurulmuyor ve Einstein'ın teorisindeki hata da burada yatıyor. Fakat Einstein'ın Birleşik Alanlar Teorisi'nin bilinen pek çok geçerlilikleri var. Neden bu yolu izledi bir kere? Bu, hipotezleri arasında bir birleştirme amacına yönelikti. Bu birleştirme gizlice yapıldı.
---
C: "Bilişler" ölçülebilir fizikselliğin birimlerini ima ediyor. Böyle birşey yok! Bilgi fiziksel değildir, dolayısıyla sabittir.
---
C: Önceki konuda senin için ve ihtiyaç duyan herkes için birşeyi daha vurgulamak istiyoruz Arkadiusz: sizinle-iletişim kurmamızın amacı varlığımızı "kanıtlamak" değil. Eğer kişinin yeni ve başka gerçeklikleri ve alternatif oluşsallığı öğrenmeye ve bir "gün" genel farkındalık profili haline gelecek şeyleri keşfetmeye inancı ve isteği varsa, o zaman "kanıt" gerekli değildir. Diğer taraftan eğer kişi bunun zıddı bir psişik yönelimdeyse, o zaman hiçbir miktarda kanıt yeterli değildir.
---
C: Amacı olması gerekmiyor, sadece neyse o!
C: Amaç bazen uygun terim değil.
---
S: (T) Yani gelecekte bir zamanda bu şeyleri bilmemizin mümkün ve faydalı olabileceğini mi ima ediyorsunuz?
C: İma etmeye çalışmıyoruz, söylüyoruz, ve bu bilginin amacı, belki de bu konular hakkındaki ayrıntılı bir farkındalığı, geleceğiniz olarak tanımladığınız süreçte edinmenizin, şimdiniz olarak tanımladığınız süreçte edinmenizden daha faydalı olacağını belirtmektir.
---
S: (L) Dalga üzerinde olmayı seviyorlar mı?
C: Dünya üzerinde olmak sizin için "eğlence" mi?
---
C. Unutmayın, bilgi önemlidir çünkü bilgi korumadır. Bilgiyi ayrıca daha ileri düzeydeki bilgi ve deneyimlere ilerleme için bir temel olarak da düşünebilirsiniz. Dolayısıyla, bazen bilgilendirme, kişiyi yakındaki önemli olaylara hazırlayıcı nitelikte bilgiler verilmesi yoluyla gerçekleştirilir. Anlıyor musunuz?
---
C: Çocuklar işbirliği yapmıyor. Teşekkürler. Daha açık olmanız gerekiyor ve unutmayın, biz siziz!!!!!
S L) Açık olmayan kim?
C: Konu o değil. Bir zamanlarki kendinize bakmak ve birleşme amacıyla çok sıradışı bir seviyede kendinizle iletişim kurmak nasıl birşey, hayal edebiliyor musunuz?
S L) Hayır, bunu hayal edebileceğimi sanmıyorum.
C: Dene!
S L) Deniyorum. Bu tıpkı kendini bir bebek olarak görmek gibi olurdu herhalde.
C: Güzel. Devam et.
S... burada amacımız bu değil mi?
C: Bozuk değilse, tamir etme.
---
C. Varolan herşey sadece birer kurguldur. Bu sonsuz bir ilüzyon. Herhangi birşeyin varolmasının başka hiçbir amacı yok.
---
S:Konsorsiyum tarafından gizlenen "en büyük sır" nedir?
C: Kontrolünüz sizin elinizde değil, bir deneysiniz.
S L) Bu konuda söylemek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Size bağlı.
S: (L) Eşzamanlılık hakkında birkaç şey sormak istiyorum. Eşzamanlı olayların kaynağının ne olduğunu
öğrenmek istiyorum. Birden fazla kaynak mı, yoksa deneyimi yaşayan kişinin kendi zihninden gelen birşey
mi, yoksa... (J) Rastgele mi?
C: Sokakta yürüyen küçük bir öğrenci çocuk düşünün, bir gül çalısı yanında duruyor, çiçeklerden birini alıyor
ve çiçeğe şunu soruyor: "Bana bugün Einstein'ın görecelilik teorisini anlatabilir misin lütfen?" Bu mizahi
benzetmenin amacı belki de, böyle karmaşık soruları böylesine basit bir biçimde yanıtlamamızı isteyerek
bize dayattığınız zorluğa hayranlık ve takdir duyduğumuzu bildirmektir. Ama böyle karmaşık sorular
sorduğunuzda, bu soruları doğru ve yeterli bir şekilde yanıtlamamız gerekmesi durumunda, bu, bir
celsenin ara vermeden yaklaşık yirmi dört saat sürmesini gerektirirdi. Elbette öyle bir durumda hem kanal
olarak kullanılan kişi, hem de siz çok sıkıntı çekerdiniz. Yani buradaki mesele, "eşzamanlılık nedir" gibi
inanamayacağınız kadar karmaşık bir soruyu yanıtlayamayacak olmamız değildir. Gerçekliğin hayal
edilebilir her halindeki unsurların, görsel olarak ifade edilecek olursa mükemmel dengedeki devasa bir
mozaikte birleşmesi olarak tanımlanabilir. Elbette bu, sorunuzun yeterli bir yanıtı değildir, fakat, sunulan
görsel imaj üzerinde düşünerek, daha tam bir yanıtı öğrenmede kendi kendinize yardımcı olabileceğinizi
umuyoruz.
S: (T) Birkaç celse önce "Dikey Gerçeklikler"i tartışırken, yaşadığım birşeyden bahsettiniz ve dönüp hayatıma
bakmam ve diğer insanlarla olan ilişkilerimi belirli bir perspektiften incelemem gerektiğini söylediniz ve
bunun bir dikey gerçeklik olduğunu söylediniz. Dikey gerçeklik nedir?
C: Dikey gerçeklik tamamen değil ama temel olarak, bir kişinin hayat rotasını, ve bu hayat rotasının benzer
bir hayat rotasına sahip kişilerinkiyle bir çember veya daire etrafında birleşmesini ifade eder. Ve ne kadar
ilginç ki, eşzamanlılıkla ilgili bir önceki soruyla da çok yakından ilişkilidir. Daire içinde bir daire düşünün ve
her bir kişi tarafından temsil edilen çizgilerin mükemmel bir dengede olduğunu düşünün. İşte dikey
gerçekliğin en iyi temsili bu olurdu. Çünkü tam olarak tek bir kişinin deneyimiyle değil, bir grup bireyin
daha büyük bir amaç doğrultusundaki deneyimiyle ilgilidir, eğer kastettiğimizi anladıysanız. Dikey
gerçeklik derken kastettiğimiz şey bu. Gözünüzde tekrar iç içe olan ve eşit ölçüde dizilmiş boşluklara sahip
bir daire içinde daireyi canlandırın. İşte dikey gerçeklik budur.
------------------
S: (L) Bu artan kontrolün amacı nedir?
C: Filistin'de savaşa hazırlık.
S: (L) Ama kimse Filistin'de bir savaştan bahsetmedi. Herkes Afganistan'daki bir savaştan bahsediyor.
Filistin'in bununla ilgisi nedir?
C: İsrail'in nihai amacı.
S: (L) Neden kendi ülkelerinde savaş yapmak istesinler? Bunu uzun zamandan beri zaten yapıyor olmaları
dışında? Sanırım bunu bir nihayete erdirmek istiyorlar. Bu planın neticesi ne olacak?
C: Yahudilerin imha edilmesi.
24.09.2001
---------
Ekleyenin notu: burada Yahudiler/Samiler göksel bir kader nedeniyle göksel bir varlıkla ister istemez belki de iletişim kuran işbirliği yapan ya da anlaşma sözleşme akit yapan ya da göksel bir çıkarcının himayesi ve kullanımıyla yönetilen ve insanlığı da onun ve onun çıkarları adına yönetmeyi deneyen, çıkarcıdan yardım alan/gören seçkin millet ,seçkin azınlık ve abisine/hamisine dayanarak diğerlerine caka satan güç gösteren anlamındadır. bu fiziksel bir yokedilme olmayabilir. bu bağın kesilmesi olabilir.. bu örnek bir yorum-sadece bir yorum...
bir süre sonra, bilgi açıklığından sonra, bunu yapmayı kesmezlerse ve buna hemen bir son vermezlerse ve sine-yi insana dönmezlerse ?!!
muhtemelen insanlık düşmanları, karanlık ve dünyadışı işbirlikçileri ilan edilecekleri ve toz olacakları öngörülüyor!!!!
empati çift taraflı bir düzenek/herkese yarar sağlar...
aldıklarını geri verirler verdiklerini geri alırlar. vereceklerimize de/oalcaklarımıza da bakarlar-tarihi seyretsinler şimdi...
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 22
Kasyopya Metninin ya da onu sunan grubun new-age ya da dini yakıştırmalar alması hakkında açıklama
---
"Bu metinde new-age uyuşukluklar yoktur."
Bu metin bir çok insanı new-age batağından/bataklığından kurtardı./kurtarmıştır! nokta...
Bu metne new-age diyenler yanılacaklar...
Bu metin new-age okumaların zehirlerini ve toksinlerini birebir atıyor.
Bu metni bundan 10 yıl önce forumlarından çeviren ve sunan arkadaşların tanıtım yazısına bir bakalım.
"newage literatürü yoluyla, sevgi öğretileriyle harmanlanan, gaflet uykusunu sürdürücü, dünyada olan bitene gözlerimizi açmamızı zorlaştırıcı nitelikte propagandalar"
daha metni anlamışlar bile .yanlış tanıtıyorlar hala.ona rağmen...
Metin (son sonuçta ve tahlil de) new age'cci ve monoteist/mutlakiyetçi ve merkezci ve güç odaklı varlık fikirleri ve kavramlar barındırmadığı gibi bu tip tüm zehirlere de ve zehirlenmelere de iyi gelir.. Bırakalım new-ageyi Tanrı fikriyle ve türlü sahte gerçekle zehirlenen her bünyeye iyi gider/gelir....
Bu new-age bir okuma olmayacaktır. Metin asla new-age değildir
Gereksiz bir savunma ve bildiri olmakla birlikte; bu metinde;
New-age metinlerde bulunan, ışık ve sevgi, uyuşukluk dili ve kavramlarının hiçbirini bulunmadığını biraz inceleyen herkes görebilir.
Bırakalım bunu/bunları;
Bu metin monoteistik felsefe ile mutlakiyetçi dini bilgi ile kirlenmiş ve zehirlenmiş zihinlere bir yol açıyor ve gösteriyor.
(Bunlar aşağıya alıntılar olarakta gösterilebilir)
Bu metinde;
Varlıkta; bir merkez, baş ve otorite bulunmayacağı, bir genel amaç kavramı olmadığı, kurucu ve yapıcı olmadığı ,varoluşu kontrol eden bir varlık sorumlusu olmadığı, ilkvarlık olmadığı-olmayacağı, bir denetmen lider ve kutsal olmadığı belirtilir ve içerilir...
Bunu ne kadar sözetsek azdır.
Buna din diyenler yanılacaklar. Hiç-bir tür bir din sentezlenemez bundan
Bu metinde;
Varlıkların; irade, seçim ve karar özgürlüğü olduğunun içerildiğini, hatta amaç sorusunun, "olmak" ve "deneyimin kendini ifade etmesi" gibi yanıtlanacağını görebiliriz.
Metni sunan-dağıtan yapısal grup, (Kuantum Gelecek Grubu ya da Kozmik Zihin Kardeşliği adı alan bir grup ve ) gerçekte bu bir din ya da tarikat ve dini cemaat değildir. Sıradan özgür insanlardır.
Kendi içinde insanların dini temayül ve yatkınlıkları ve dini fikirleri olabilir. Onlardan henüz arınamamış olabilirler.
Metin tarafsız okunursa görülecektir ki;Metnin cevaplayıcı tarafında bunlara bir bağlılık yok...
Metin etrafında toplanan kalabalığın ya da metni temsil ettiği düşünülen kimselerin ilk etapta grupsal bir yapı olduğu ve bunun dini bir cemaate benzeyeceği ve benzediği ve kimilerinin ise tuhaf anlayışları da olduğu sözedilebilir ancak son tahlilde bu ne metni ne cevaplayıcıyı bağlar, ne de bunu bir dini örgüt yapar.
Bunun dışında örneğin, sunum yapılan tr.cassiopaean.org adresinde metin sunumcusu Laura'nın Paleo Hristiyan bir şaman olarak tanıtılması gibi bir örnek var. Bunu biz de sevmiyoruz. Okuyucu olarak bu benim onayladığım bir kavram değil. Metin içinde de benzer karışıklıklar bir ölçü de var. Metnin okuyucusu olarak bizim de sevmediğimiz kavramlar var. Kristallerle ilgilenilmesi, yapışık kötü enerji temizliği gerçekliği gibi kavramlar içeriyor. Ancak Cevaplayıcının bazen bir çocukla ilgilenen ve öğreten bir yetişkin gibi davrandığı ve bazende bir dede/anneanne gibi cevap sağladığını varsayıyoruz ve öngörüyoruz.
Örneğin "Paleo Hristiyan" adı; bu gruba Amerika da yasal bir statü ve yasal haklar ve koruma zemini sağlayıp kazandırmak üzere, Hristiyanik kilisesel örgütlenme haklarına binaen gelişmiş, tesadüfi bir addır aslında. Metin okuyucuları bunu görecekler.
Laura'nın şaman adı alacak olmasına takılacak olanlarımızda bıraksın bu metini okumasın ya da bilmesin önemli değil...
Daha da ileri gidersek biz, işin "Cevaplayıcı" "C." tarafıyla ilgileniyoruz.
Cevaplayıc,ı tarafında çok az karmaşa var ve fazla karmaşa yok. Hata yok -sürçme pek yok. Bu yeterli değil mi? objektif inceleme de yeterli değil mi?
Bunun dışında onu ister gelecek (bizim ortak geleceğimiz) yazdırmış isterse de bir Kasyopyalı yazdırmış olarak düşünelim. İsterse de üçüncü bir olasılıkta Laura ve arkadaşları bunu uyduruyor ve gelişen bir din grubu örgütleniyor olarak düşünelim.
Özellikle bir merkezden/kurumdan ve otoriteden bilgi ve direktif almaksızın bir şeyleri sorgulayamayan örgütleyemeyen ve değiştiremeyen arkadaşlar var.
Teist çıkmazlarda olanlar var ve bundan kurtulmayanlar var. Bu arkadaşlar güçlü bir karşı bilgi olmaksızın ya da elinde tutarlı bir kanıt ve done olmaksızın bırakın Tanrı fikrini sorgulayamıyor bile.
bu metni birazda bu koşulların/nedenlerin ve gerçekliğin kendinin sonucunun ürettiğini ve bunun aslında çivi çiviyi söker mantığındaki gibi gerçekliğin bir sonucu olduğunu düşünüyoruz..
ve bu metne en çok onların, bocalayanların ihtiyacı var.
Teizmin anti-çivisidir. sökücüsüdür. Fiziksel/materyalik bir dökümandır. Ne yaparsak yapalım tarih bunu yeniden gözler önüne -başka yollardan da- sürecek...
Değerli arkadaşlarımın metinle, yapıyla ve olguyla boğuşmayı bırakıp bir ölçüde ara ara okumasını ve incelemesini talep ederdim..
- 'Bir Okuyucu Adına' , içsel temsil -
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
POST 23
Metinde geçen ruh kavramlarının incelenmesi
________________________________________
"iyi okursanız ve aşağıya sonuca bakarsanız ruh biliş ve ayn ızamanda maddedir diyor işte. bilinç maddedir diyor işte ve ruh maddedir de diyor işte sonuç. daha ne istiyorsunuz?"
Metinde geçen ruh kavramlarının incelenmesi
ruh bilinçliliktir nokta
daha büyük resim ise şu ruhlarınız bilincinizdir
yukarıdaki fasıllar metinden birebir alıntı sağlamalardır.
Metin ruh kavramını bilinç kavramı üzerinden içerir.. ve bu iki kavramı ruh ve bilinci birbirine tam eşleştirir ve örtüştürür...ve bunu da maddeyle tam eşler...
Kavram ise sözlükte şöyle tanımlanıyor.
insanın kendisini, çevresini ve olup biteni tanıma, algılama, kavrama, fark etme yetisi.
algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci/şuur
Metin tam olarak dinsel tema anlamında kapanık bir ruh kavramı içermez ancak yine de diğer gerçeklik ve bağları ile birlikte bir biliş/bilinç ve ruh tanımı vardır...
Biz bunu şeklin ve maddenin çiçek hali almasına benzettik, suyun buhar ve yağmur olmasına benzettik vb. ve estetik/matematik denen kavramın kendine indirgedik. Oluştaki bilişin fizikselliği ve bunun matematiksel-düzensel imgesi ve biçim alması/görmesi gibi olarak düşünelim... Bilişin fizikselliği ruhtur. kavram yetersiz ve kafa karıştırıcı biliyoruz...
Metinde ruh ve madde ikiliği ya da ayrılığı/ayrımı gibi bi sentez yoktur. Ruh ve madde ikiliği öne sürülmez. Metin buna rağmen ruh kavramını ,bilinç kavramı adı altından içerir ancak aşağıdaki alıntılardan da görüleceği üzre onu maddeden ayırmaz-sıyırmaz ve bu çok farklı yorumlanabilir ve materyalizm kavramına/düzlemine de eşlenebilir.
Metnin bilinç madde farkı/ayrımı ve ikiliği önermediğini ortaya koyan kendi içinden alıntılardır..
(L) Dahası var. Bu bilinç... (T) Bir üçüncü yoğunluk kavramından, şu anki fizikselliğin mevcut olmadığı bir dördüncü yoğunluk kavramı elde etmeye çalışıyoruz. Yani bizim için bunu fizikselliğimiz ve üçüncü yoğunluk açısından düşünmeye çalışmak...
C: Anahtar; fizikselliğin değişkenliği.
S: (L) Fizikselliği değişken yapan şey nedir?
C: Bilinç ile madde arasındaki bağlantının farkındalığı.
S: (L) Bilinç ile madde arasındaki bağlantı nedir?
C: İlüzyon.
S: (L) İlüzyonun özelliği nedir? (T) Bilinç ile madde arasında herhangi bir bağlantı olmadığı. Bu bağlantının mevcudiyeti ilüzyon. Üçüncü yoğunluğun sınırlı algısı...
C: Hayır. İlüzyon, bağlantının olmaması. (bağlantı olmasını gerektirecek bir ayrım olmaması anlamında)
S: (L) Yani buradaki ilüzyon, bilinç ile madde arasında bir bağlantının olmadığının (ayrım olduğunun sanılması üzerinden) düşünülmesi.
C: Evet.
S: (T) İlüzyon, bağlantının olmadığının düşünülmesi. (L) Aradığımız bağlantı, bilincin madde oluşu.
C: Yakın. Peki ya aynı zamanda tam tersine ne dersin?
S: (L) Yani diyorsunuz ki, buradaki ilüzyon, arada ayrım olduğunun sanılması. Arada fark yok, aynılar, öyle
mi?
C: Evet.
27 Mayıs 1995
biliş maddedir diyor işte. bilinç maddedir diyor işte ve ruh maddedir de diyor işte..
...
Tamam bunun dışında metin, anti-evrenler ve çoklu evrenler ya da enerji evreni/gerçekliği gibi tuhaf dış ve yeni paradigmalar ve gerçeklikler öneriyor. Bir ölçü de ruh/canlılık/biliş kavramı gibi kavramlar öneriyor. ve alternatif gerçeklikler ve varoluşsal katmanlar gibi yeni kavramlar öneriyor. ve ruhun başka düzlemden ekini de öneriyor-sentezlenebilir... Ve bu metin fiziksel gerçeklikte henüz bize göre temsil edilemeyen ve ölçülemeyen ileri fiziksel oluşlardan ve başka zamansal/mekansal ileri fiziksel gerçeklikten sözediyor.
biz yeni bi şeyler öğrenmek/araştırmak istiyor muyuz?
Açık, dürüst ve objektif bir inceleme bize gösteriyor ki kendi varoluşumuzla karşı karşıyayız.. Kendi gerçeğimizle
Sonuçta biliş ya da bilişin birimleri (aslında fizikselliğin birimleri) denilen/olunan hareketi ifade ediyor ve hareket-zamana indirgenebiliyor..
"bilişin birimleri olarak ruh ya da bilişin ölçülebilir fiziksel birimleri olarak ruh"
bunu maddeyle de/fizikle de tabi ki örtüştürebililriz/matematikleştirebilirdik ve fiziğe çekebiliriz metin bunu bunu zaten yapıyordu..
bir zamanda olmazsa bir zamanda ve o zamanda olmazsa bu zamanda...ölçülebilir...
--------------------------------
POST 24
Metinde Monoteizmin İşlenme Biçiminin Örneklenmesi
ya da neden onu Laura'nın yazmadığını ya da neden (küresel düzeyde) bir işe yarayabileceğini ya da neden Tanrıyı reddettiğini ve Monoteizmi içermediğini ve bu yüzden kendinin din ve new-age değil de, aslında dinlere karşı ve modern dünyaya ve bilgiye karşı bir tehdit olduğunu ve bu yüzden savunulmadığını ve aslında diğerlerimize de bu yüzden bunun sunulamadığını ve gerçeğin bizden saklandığını düşünüyoruz?
basitçe metini önüme aldım ve monoteizm kavramını arattım-bunu tanrı kavramıyla da sürdürebilridik...
S: Soran (ve genelde L ve Laura
C. Cevaplayan (Gelecek)
C. Değiştirilen ve bozulan DNA'nız/genetiğiniz nedeniyle zaman sizin için doğruluğu olan bir ilüzyon.
S.L) Peki diğer ilüzyonlar nedir?
C: Monoteizm; sizden ayrı, mutlak güce sahip bir varlığa inanç.
S. L) Başka?
C. Fiziksel artış gereksinimi.
S .L) Korunma için fiziğe odaklanmak... (T) Monoteizmle ilgili anahtar kelime ayrılık mı?
C. Evet.
11 Mart 1995
S: (L) Fakat çok tuhaf olaylar oldu, çok fazla eş zamanlı olay. İyi adamlar mı yardım ediyor yoksa kötü
adamlar beni yoldan mı saptırıyor ?
C: İkisi de değil. Bu Doğa'nın kendi akışını sürdürmesi.
S: (L) Gerçekten bazı insanlar aşırı maddiyatçılığın içerisinde debeleniyorlar. Bir de bir başka tür var, daha zor farkedilen bir şey, büyümelisin ve aydınlanmalısın söylemiyle ilintili; lakin böyle kişiler de nasıl
aydınlanılır konusunda kendi yarattıkları ilüzyonlarının perdesinin ötesini göremiyorlar ve bu ilüzyon da bir debelenme.
C: Debelenmenin bir çok çeşidi vardır.
S: (L) Farkettiğim şeylerden biri de şöyle söyleyen türde kişiler: "Bu benim SON enkarnasyonum! Falanca falanca guru söyledi!" Ve bu gurular da, böyle şeylerin bilinebileceğini sanan takipçilerinden aldıkları methiyelerin zevki içinde debeleniyorlar.
C: Bazen, ama genelleştirme, bazen haklılar!!!
S: (L) Tamam, genelleştirmeye çalışmıyorum.
C: Genellikle bu debelenmenin işaretlerinden biri, bu tür kişilerin 3. yoğunluğun bariz tuzaklarından ve sınırlandırmalarından kendilerini rahatsız hissetmemeleridir.
S: (L) Peki, bu çok şey anlatıyor. Listedeki sorulardan biri de, bir çok sümer çizimi ve yazısında, Tanrılar'ın, Anunaki'nin, okyanusun dibinde yetişen bir bitkiyi yedikleri tasvir ediliyor ve bu bitki de sonsuz yaşamın
kaynağıymış.
C: Saçmalık! Sonsuz yaşamın kaynağı varoluştur!
S: (L) Tamam, buradaki asıl husus bu varlıkların yedikleri ve onların yeteneklerini aşırı seviyelere çıkartan bir
tür alışılmadık ve farklı bir gıda olduğuydu…
C: Tamamen yanlış ve senin bunu bilmen gerekir. Tüm sözkonusu "özel güçler" fiziksel olmayan kaynaklardan gelir!!!
S: (L) Carlos Castaneda "Kartal'ın yayılımları"ndan bahsediyor, kanımca Kartal varlığı, tüm yoğunlukların içinden aşağıya doğru yayılan Baş Yaratıcı. Ve "görebilen" Nagual da, Kartal' ı büyük, siyah ve beyaz bir nesne olarak görüyor. Onlar kaynağı mı görüyorlar, yoksa farklı bir yoğunluktaki bir şeyi mi görüyorlar?
C: Kaynak mı ? Böyle bir şey yok.
S: (L) Yani Baş Yaratıcı diye bir şeyin olmadığını, varoluşumuzun bir orijini ya da kaynağı olmadığını mı
kastediyorsunuz ?
C: Baş Yaratıcı sensin.
S: (L) Ama bu çok ezoterik… Şeyden bahsediyordum…
C: Konu şu ki: Farkındalığını, çok uzun zaman önce varoluşunuzu hapsetmek için ekilmiş olan monoteist felsefelerle doldurmaya son ver. Öğrendiğin bunca şeyden sonra bir kaynağın, bir liderin, bir temelin, bir denetmenin vs olmadığını hala göremiyor musun?
S: (L) Bunların hepsi mükemmel ve kulağa harika geliyor, küçük bir husus dışında. Aynı zaman da dediniz ki; monoteist konseptler, bunu bilmemizi engellemek için bize EMPOZE edildi. Ve eğer hepimiz söylediğiniz şeysek, bize böyle nahoş bir şeyi empoze edebilcek bir şey nasıl varolabilir ?
C: Seçimler, arzu temelli dengesizlikleri takip ediyor.
S: (L) Eğer durum buysa, neden herhangi biri ışıkları söndürüp ilüzyona bir son veremiyor, ve herşey hiçbirşeye dönüşmüyor ?
C: Öncelikle, herşey hiçbirşeye dönüşmez. İkinci olarak, bazıları halihazırda herşeye dönüştüler.
12 Aralık 1995
S: (L) Bu gece kavrama seviyemi aşıyorsunuz! Önceki bir celsede Edgar Cayce'nin açıkladığı şekliyle "Belial'ın oğulları" ve "Birin yasasının oğulları"yla ilgili ve bunun felsefi mi, yoksa ırksal bir ayrım mı olduğuna dair
bir soru sormuştum. Bunun başta ırksal bir ayrım olduğunu, sonradan ise felsefi ve dini bir ayrım haline geldiğini söylemiştiniz. Yüzyıllar boyunca tüm dinlerin durumuyla ilgili bilgileri bir araya getirdiğimde,
monoteist fikrin, ki görünüşe göre bu da "Bir'in yasasının oğullarının" temel fikri oluyor, hayatımda rastladığım en zekice ve aldatıcı kontrol aracı olduğu şeklinde bir sonuca varıyorum. Nereden gelirse gelsin bu insanlar tek tanrının olduğunu ve bizim de onun hizmetkarları olduğumuzu söylüyorlar. "Bize
paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!"
C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca.
S: (L) ...Demek "Bir'in Yasası'nın Oğulları" monoteist yahudiliğe döndürüldüler, bu da sonra Hristiyan dini mitosuna dönüştürüldü ve bu Atlantis zamanında beri sürdürülen bir tema.
C: Işık rolünü oynayanlarca örülmüş bir hikaye.
S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?
19 Temmuz 1997
S: (L) Pekala, birkaç sorumu sormaya çalışacağım. "Curse of Cain" (Kabil'in
Laneti) adlı bir kitap aldım. Monoteizm ile Şiddet arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Monoteizmin kendisinin şiddetin kökeni olduğunu savunuyor. Kovenantlar (Dinsel Anlaşmalar) hakkında bir bölümü var. Diyor ki: "Bir monoteizm kovenantının sonucu olan Kolektif Kimlik, İncil'de açık bir şekilde bir yenilik/icat, Doğa'dan köklü bir ayrılış olarak anlatılır. Aşkın bir tanrı tarihe girer ve tayin ettiği insanların, koyduğu yasaya itaat etmesini ister. Bu yasalardan ilk ve en önemlisi de elbette ona, yalnızca ona itaat etmeleridir.
Onları "diğerlerine" karşı birleşik bir kitle haline getiren ve şiddetin önünü açan şey de budur. Bu kovenantlara dayalı olarak, Eski Ahit'te "diğer" insanların pek çoğu imha edilir, Yeni Ahit'te ise büyük bölümü sömürgeleştirilir ve dönüştürülür." Yazar ayrıca bir kovenantın "şartlı" yapısından bahsediyor.
Bana inan ve bana itaat et yoksa seni yok ederim. Bana öyle geliyor ki, dinlerdeki ve benzer şeylerdeki bu inanç meselesi, anlaşmanın bozulması durumunda "intikam" almaya yönelik bir tür "izin" oluşturuyor. "O
bir anlaşma yaptı" anlamındaki İbranice ifade "karat berit" şeklinde geçiyor ve birebir çevrildiğinde "O bir anlaşma KESTİ" oluyor. Tekvinde İbrahim'le olan anlaşmada, hayvanlar ikiye bölünüyor ve gizemli bir ritüelde bu iki parça arasından bir ateş geçiyor. Sünnette etin kesilmesi var. Sinai kovenantında yasalartaşlara kesilerek yazılıyor. Görünüşe göre bir ulus olarak İsrail'i oluşturan şey bu kovenantlar. İsrail'in tüm temel çerçevesi kesilmiş hayvan parçalarına dayalı gibi. Neden?
C: Karıştırılmış ilkeler.
S: Kitapta şöyle diyor: "Yakın Doğu ritüellerinde, hayvanların kesilmesi, bir üstün aracılığıyla kovenanta giren alçağa da sembolik olarak yapılıyor." Bu doğru bir ifade mi?
C: Belki bazıları için.
S: Sinai Dağı'ndaki Kovenant'ın yapılmasında bir grup hayvan kurban ediliyor. Musa kanı alıyor, ikiye bölüyor ve bir yarısını sunağa sürüyor. Kovenant kitabını alıp insanlara okuyor ve insanlar "Yehova'nın emrini izleyeceğiz. İtaat edeceğiz." diyorlar. Sonra Musa kanı alıp insanlara sürüyor ve "Bu, Yehova'nın sizinle yaptığı, tüm kuralları içeren kovenantın kanıdır" diyor. Bu kovenant kanı nedir?
C: Soylarla (kan bağlarıyla) ilgili.
S: Yani bu Yahudilerin soyunu mu simgeliyor?
C: Hayır.
S: Burada hangi soydan bahsediyoruz?
C: Arami/Ari.
S: Yahudilerin Arami/Ari olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Hayır. Yahudiler başlı başına kategorize edilebilir bir soy değil.
S: Daha sonra İsa olarak temsil edilen kişinin hayatı, Paul'ün tanımladığı gibi Yeni Kan Kovenantı mıydı mı?
C: Hayır.
S: Bu, Nordik Kovenantı ile herhangi bir şekilde ilişkili mi?
C: Paralel bir anlamda.
S: ... Nordik Kovenantı burada okuduğum şeylerin herhangi birine herhangi bir anlamda yakın mı?
C: Nordik Kovenantı mistik birşey, teolojiyle doğrudan ilişkili değil.
S: Ne kadar süredir var?
C: 5129 yıldır.
26 Aralık 1998
S: Burada yaşadığım sorun şu: erkek egemen din temelde monoteist özellikli...
C: Sizin referanslarınızda.
S: Eski erkek egemen din politeist nitelikli miydi?
C: İzden uzaklaşıyorsun.
S: Ariler her zaman diğer herkesten daha iyi olduklarını düşündüler...
C: Kendilerini arasında bulduklarından daha ileriydiler.
S: Ama görünüşe göre İbrani monoteizmi Ari monoteistik erkek egemen dininden türetilmiş. Ve sonra İbranilik Hıristiyanlığı doğurmuş. Hıristiyanlık 2000 yıldır etkisi altında yaşadığımız ataerkil vahşi savaş savunuculuğuna temel oluşturan şey. Bu Batılı, Avrupalı aklı... Arilerden geliyor. Kuzey'den.
İncelenebilecek her açından buna "medenileştirici" etki dendi. Bu düşünüş türünün gücü ve hakimiyeti diğerlerine yönelik medenileştirici bir etki yaptı ama diğer yandan aynı medeniyet egemenliği, öldürmeyi, savaşı, bölgeciliği, Hitler'i ve diğer herşeyi meydana getirdi. Bu istenebilecek herşeyin zıddı. Ama siz Kuzeyli İnsanlarla binlerce yıldır temas içinde olduğunuzu söylediniz. Evet, Kasyopya bir Kuzey Takımyıldızı ve muhtemelen bu insanların ilk efsanelerinde de bilmediğimiz bir şekilde sayılıyordu ama temsil ettikleri herşey KH.(kendine hizmet)
C: Siz de öyle, peki o halde sizinle neden temas kurduk?
S: Ben o monoteistik, egemenlikçi, savaş savunucusu, herkesi tek tip düşünceye uydurmaya çalışanlardan değilim!
C: Başka herkesin buna uyum sağladığını mı düşünüyorsun? Yoksa son analizde önemli olan ruh mu?
S: Tamam, elbette herkes farklı ve bazıları onların yoluna uymadı.
C: Siz de öyle.
S: Anladım. Bu konu çok karmaşık. Keşke bununla ilgili gerçekleri bana hemen söyleyiverseniz! Arilerin hala gezegendeki tüm insanlara empoze etmeye çalıştığı bu erkek-egemen, monoteistik anlayışı verenler
kimler?
C: Etkileşimler yoğunluklar/gerçeklikler-arasıydı.
8 Nisan 2000
S: (L) Bu bana ilginç bir fikir gibi gelmişti, o yüzden sormak istedim. Bu belgedeki diğer bir fikir, ataerkil, monoteist dinin genel bir koruma örtüsü sağladığı şeklinde. Bu değerlendirmeye göre, ataerkil monoteizm dünyaya yerleştirilir yerleştirilmez, dünyadışılar çekildi. Bu geçerli bir kavram mı? Ataerkil monoteizm dünyadışıların bizim gerçekliğimizi istila etmeye karşı bir koruma mı sağlıyor?
C: Bu karışık bir kavram. Eğer sonuç temas fırsatının kapanmasıysa, dünyadışılar neden monoteist ilkeler yerleştirsin ki?
S: (L) Ben de bunu düşünmüştüm. Temas kurmak için Tanrı, İsa veya melekler veya Kutsal Ruh'tan daha iyi bir kılık mı var? Bana göre monoteist dinler gerçekliğimizin dünyadışılar tarafından istila edilmesini kolaylaştırdı. Ama diyorlar ki, monoteizmin kurulmasından sonra AÇIK dünyadışı teması çok daha azaldı ve o yüzden de böyle bir sonuç çıkarıyorlar.
C: İki olay ya tesadüfi ya da yanlış ölçülüyor.
S: (L) Çok açık ki monoteist din, dünyadışıların kutsalların kutsalı tapınaklar içinde insanlıkla beslenmeye devam etmesi için mükemmel bir cephe sağladı. Bu durum bu dokümanda iddia edildiği gibi sona ermedi. Hayvan kurban etme, tanrılara sunulanlar, şarkılar, dualar, tüm o şeyler... Tüm bunlar sığır
mutilasyonlarına yepyeni bir anlam kazandırıyor! Şşşşş! Tamam, bu
okümanda çok ilginç birşey var. "Gizli gerçeğin son ontolojik matrisi nedir? Geçmişimiz, şimdimiz ve geleceğimizde UFO fantazmasının tüm yönlerini açığa çıkaran şey nedir? Bilgi gizleme ve teknolojik üstünlük dışında, insanlığın tepesindekilerin kritik amaçları nelerdir? Geleceğin hiper-istihbaratının odak noktaları nelerdir? Güneş, güneşimiz, ölüyor, hem de çok yakında. Bunun nedeni ise 90.000 yıl önceki bölgesel boyut vorteksi
kapanışı. Solar dengesizlik 40 yıl içinde Dünya üzerindeki hayatın çoğunun sonunu getirebilir. Eski astro- teoloji takvimleri şimdiye yakın bir tarihte sona eriyor. Gezegenler arası tehlikeli cisimler de var. Bunlar medeniyeti tehdit edici bir kapasiteye sahip ve 150 yıl daha Dünyaya ciddi zararlar verebilirler. O veya bu şekilde, er veya geç dünyayı terk etmemiz gerekiyor. Bu, hakim olan gizli bir gerçek. Kontrolü elinde bulunduranlar tüm insanlık için endişelenmektense, sadece kendilerini ve birkaç seçkini kurtarır.
Aralarında birkaç iyi niyetli ama aldatılmış gerçek insanseverler de var." Güneşimiz gerçekten ölüyor mu?
C: Evet, tıpkı diğer herşey gibi.
5 Ağustos 2000
S: (L) Bu kavram bariyerleri, yazılarımda karşılaştığım şeyin bir parçası mı? Monoteist felsefenin lineer zamanının ve dini kontrollerin dayatılması, ki bu da pek çok saldırı ile sonuçlanıyor?
C: Evet.
S: (L) Bunun hakkında düşünmek bile "dini olarak" insanları korkutuyor. (A) Mekanda iki insanın birbirinden 50 santim uzakta olmasının ne anlama geldiğini biliyorum. Zamanda gelecekten 20 dakika uzakta olmanın
ne anlama geldiğini biliyorum. 5. boyutta uzaklık nasıl oluyor? Bunu düşünemiyorum...
C: Uzaklık/mesafe, bilinç enerjisi ızgara yapısıyla ilgili bir 3. yoğunluk sınırlamasıdır.
23 Ağustos 2001
-devam edecek-
"ictenlik"
15-02-2019, 01:37
"KASYOPYA DENEYİNE İLİŞKİN SORU CEVAPLAR" BAŞLIĞINA ÖNCÜL TASLAK 3
İçrrik yukarıdaki mesajın devamıdır (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=633062&postcount=79)
POST 25
Metindeki Tanrı Kavramlarının İncelenmesi / Saçmalık! Sonsuz yaşamın kaynağı varoluştur!
'Ana Hatlar'
Öncelikle bu post, daha önce yapılan yine bu metinden monoteizm kavramının taranması ile birlikte de ele alınabilir.
C. Aynı zamanda Yaratılmış olan Yaratıcı. Yani aynı zamanda siz, biz, herkes ve herşey. Daha önce de söylediğimiz gibi, biz siziz ve siz de bizsiniz. Ve herşey de öyle.
9 Eylül 1995 Kasyopya Deneyi
C. "Baş ve İlk Yaratıcı" sizsiniz. C: Baş Yaratıcı sizin İÇİNİZDE ortaya çıkıyor.
24 Eylül 1995
C. "Baş Yaratıcı" sensin.
12 Aralık 1995
C. Ve hatırlayın, yalnızca tek bir "Tanrı" var ve yaratıcı yaratılan herşeyi kapsıyor ve yaratılan herşey de yaratıcıyı!
13 Ocak 1996
C. Bizi tanrılaştırma. Ve iletişim kurduğunuz tüm diğerlerinin de bunu anladığından emin ol!
-
9 Haziran 1996 Kasyopya Deneyi
S: (L) Peki biz bu doğal ilerleyişin bir sonucu olarak silinip gidecek miyiz?
C: Belki. Özel olduğunuzu düşündüren şey nedir?
S: (L) İsa Tanrı'nın bizi sevdiğini/önemsediğini söylemişti. Bu doğru mu?
C: Fakat önemli olan ruh/bilinçlilik, beden değil. Beden ölür fakat ruh/bilişlilik ölmez.
S: (L) Tüm bunlar tüylerimizi diken diken ediyor.
C: Siz enerjisiniz. Ruh ve beden bağıntısından doğan bir enerji var..
30 Temmuz 1994
(Bir okuyucu yorumu/notu ; İşin aslı burda ruh ve beden bağıntısı denen/denilen sarı ve mavinin birleşiminden yeşilin sentezi gibi olan ve başkası değil. Maddenin sıvı katı gaz hali diyoruz.. ve bugün artık boşlukta bir madde diyoruz...
Ontolojik bir gökkuşağında yaşıyoruz... Sarı bize göre katı ve mavi bize uçuşkan olduğunda? Bu kavramları dürüst okuyucuyu yorumlayacaktır ve bir ikileme de girmeyecektir düşmeyecektir. Eğer o bilgi yolcusuysa... Bizden iyi çözümler ve sentezler sunacak. onu bekliyoruz zaten... )
S: (L) Babil kulesinin üstünden, birleşme amacıyla kuleyi inşa edenlere bakarak eserlerini yok etmeye karar veren 'tanrılar' kimdi?
C: Kertenkeleler. (Metinde /Oryon KH/ Kertişler /Sürüngenler, Sürüngen Ahbaplar adıyla da içerilir ve bizce Rab/Kapitalist kavramının büyüğünü ve Fahişe Babil'i -Büyük Babil Fahişesini de temsil eder ..)
S: (L) Tamam, yani Kertişler Babil kulesini havaya uçurdu. İnsanlığın zihnine başka ne yaptılar; dil anlayışlarını tamamen bozacak birşey yaptılar mı?
C: Yakın.
S: (L) Bu bölücülüğü gerçekleştirmek için hangi aracı kullandılar?
C: Kitlelerin beyinlerinin yıkanması.
S: (L) Sodom ve Gomora nükleer silahlarla mı harap edildi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Nasıl harap edildiler?
C: Elektromanyetik vuruş.
S: (L) İnsan ırkının asıl genetik mühendisleri kimdi?
C: Biz.
S: (L) Kasyopyalılar, (Altıncı yoğunluk) doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bizi ne amaçla genetik olarak oluşturdunuz? Tanrı'nın bir emri miydi?
C: Ruh gelişimi veya ilerleyişi. (bilinçlilik sentezi)
(Okuyucu Notu: Dediğimiz gibi yumurta tavuk hikayesiyle birlikte böyle bir ikilem kalmayacak! okuyucu anlamak istiyor mu?)
S: (L) Sümerlilerin insanın yaratılışı hikayesine göre birileri bir tanrıyı öldürüyor, ve bu tanrının kanı ve parçalarını çamurla karıştırıyorlar ve daha sonra bunu gebelik tanrıçalarına veriyorlar ve insan ırkın bubşekilde doğuyor. Bu hikaye, 'grilerin' şu sıralar yaptıklarına çok benziyor. Birisi gerçekten bir 'tanrıyı' öldürüp ruhunu parçalara ayırarak insan ırkını mı yarattı?
C: Sembolizma ve yanlış olay sıralaması.
S: (L) Hikaye ne anlatıyordu? Gerçek olay neydi?
C: Kertenkele varlıkları, kendi beslenme amaçları doğrultusunda yaptıkları bir savaş sonucunda insan ırkını genetik olarak değiştirdi.
S: (L) Bu Sümer hikayelerinin bahsettiği olaylar ne zaman oldu?
C: Yaklaşık 309000 yıl önce.
S: (L) Peki Kasyopyalıları kim yarattı?
C: Sizin çok eski ruhsal atalarınız.
S: (L) Bu varlıkların bir ismi var mı?
C: Hayır.
S: (L) Nasıl adlandırılıyorlar?
C: Geçici yolcular.
S: (L) Bu 'geçici yolcular' nereden geliyorlar?
C: Bu kanalda açıklamak çok zor; uzun.
S: (L) Esas Tanrı'ya/Yaratıcı güce en yakın olarak bildiğiniz yaratıcı kim?
C: Diğer bilgi kaynaklarına bak. Bilgisayar.
7 Ekim 1994
S: (L) Gerçek yaratıcı tanrılar kimdi?
C: Biz. Altıncı yoğunluk.
S: (L) Kasyopyalılar mı? Pleyades'liler de asıl yaratıcı tanrılar mıydı?
C: Aynı. Altıncı yoğunluk.
15 Ekim 1994
S: (L) Sizin grubunuzun yaratıcılarının, gezici yolcular olarak isimlendirilen süper eski atalar olduğunu
belirtmiştiniz. Bu terimin anlamı nedir ve bu varlıklar kimdir?
C: Gezici yolcular birer varlık değildir. Gezici yolcular birleşik düşünce formudur.
S: (L) Neden gezici yolcular olarak isimlendiriliyorlar?
C: Çünkü tüm gerçeklik biçimlerinden geçiyorlar. Birleşik varlık formundan ortaya çıkıyorlar.
22 Ekim 1994
S: (L) Oryonlar olarak tanımladığınız 6'ncı yoğunluk KH varlıkları insanoğlunu genetik olarak tasarlayan veya
yaratan varlıklar, öyle mi?
C: Hayır.
S: (L) Yaratılıştan sonra bizi ilk değiştirenler mi?
C: Yakın.
S: (L) Yani hem BH ve hem de KH yönelimli Gezici Yolcular var?
C: Gezici Yolcular "gezgin."
S: (L) Peki "gezgin" nedir?
C: Gezici Yolcu.
5 Aralık 1994
S: (T) Hem BH'den hem de KH'den söz ediyorsunuz. Ama BH olmamız için öğrenmemiz gerektiğini söylüyorsunuz. Bizim yapmamız gereken şeyle sizin yaptığınız şey arasında neden böyle bir fark var?
C: Bh dengedir çünkü kendinize diğerleri yoluyla hizmet edersiniz.
S: (T) BH olarak KH olduğunuzu söylüyorsunuz. Bu doğru mu?
C: Evet. Zaten yanıtlandı.
S: (T) Yani giden şey dolanıp geri mi geliyor?
C: Evet.
S: (T) BH, KH'nin amacına mı hizmet ediyor?
C: Hayır. BH dengedir. KH dengesizliktir.
S: (T) Eğer KH dengesizlikse BH olma yoluyla nasıl KH olabiliyorsunuz?
C: BH dışa doğru akar ve kök noktası dahil tüm noktalara dokunur, KH ise içe doğru akar ve yalnızca kök noktasına dokunur.
S: Kara Deliğin özelliğini söyleyebilir misiniz?
C: Büyük ölçekli KH.
S: (L) Yani bir varlık öylesine yüksek bir kendine hizmet seviyesine çıkıyor ki, resmen kendi içine doğru patlıyor, öyle mi?
C: Yakın bir benzetme.
S: (T) Yoksa bütün bir KH medeniyeti mi?
C: Hayır.
S: (L) Belki de bir medeniyet bunu yapamaz çünkü medeniyet birlikte çalışmayı ima ediyor. Tek bir varlık olması gerekir.
C: Kara Delikler KH Özgür İrade bilinç yapısının doğal birer yansımasıdır. Dikkat ederseniz Kara delikler, spiral enerji güçlerinin merkezinde bulunurlar, diğer herşey dışarı doğru yayılır.
S: (L) "Spiral" enerji güçleri dediniz, ve dalganın da bir spiral olduğunu söylemiştiniz. Bu dalganın
merkezinde de bir kara delik mi var?
C: Hayır.
S: (L) Dışa yayılım gösteren bir dalga mı?
C: Yaratılıştaki herşey budur: yayılan bir dalga.
S: (L) Kara deliğin emdiği enerji nereye gidiyor?
C: Mutlak yokluğa.
S: (L) Peki eğer bir kara delik sürekli içine birşeyler almaya devam ederse sonunda tüm varoluşu emip bitirmesi mümkün olabilir mi?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Evren herşeyi kapsar. Kara delikler ise tüm KH enerjilerinin son durağıdır.
S: (F) Yani bu, biz veya KH olarak tanımlanan herhangi birinin, o yolda kalmaya devam etmesi durumunda en sonunda varacağı yerin bir Kara Delik olacağı anlamına mı geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Çok hoş. Peki "mutlak yokluğa" giden enerjiye ne oluyor?
C: Mutlak yokluk, mutlak varlığı dengeliyor. Mutlak varlığın ne olduğunu tahmin edin.
S: (L) Bir tür dengeleyici güç mü?
C: "Tanrı."
S: (T) Pleiades Öğretileri'nde bahsedildiği şekliyle Baş/İlk Yaratıcı'dan mı bahsediyoruz?
C: Evet, Baş Yaratıcı.
S: (T) Baş Yaratıcı ile "Tanrı" arasındaki fark nedir?
C: Yok. Varolduğunuz sürece Baş Yaratıcı'nın bir parçasısınız.
S: (L) O halde Kara Deliklere giden şey Baş Yaratıcı'nın bir parçası olmuyor?
C: Doğru.
S: (L) Baş Yaratıcı kendisinin bir parçasını nasıl kaybedilir?
C: Baş Yaratıcı birşey "kaybetmez."
S: (L) Peki var iken Kara Deliğe gittiği için yok olan şeyler?
C: Yansıma olarak 1'inci seviyede tekrar üretilir.
S: (L) Yani Kara Deliğe giden enerji diğer taraftan çıkıyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Primal atom gibi birşey mi oluyor?
C: Hayır.
S: (T) Tekrar döngüye mi giriyor?
C: Hayır. Yok olanın yerine yansıma olarak primal atomlar üretiliyor.
10 Aralık 1994
S L) Peki 6'ncı yoğunlukta bir KH deneyimi var mı? 6'ncı seviye Oryonlar gibi?
C: Bunlar yalnızca bireylerin yansımalarıdır, birleşik varlıklar değil. Bu yansımalar denge için vardır. Bunlar bütün birer varlık değildir, sadece düşünce formlarıdır.
S L) 6'ncı seviye varlıkları İncil'de Eyüp'ün hikayesinde Lusifer'in Tanrı'nın önüne gelişi gibi bir araya gelmişnmelekleri mi ifade ediyor?
C: Evet.
S L) Yani 6'ncı yoğunlukta KH ve BH var ve birbirlerini dengeliyorlar?
C: Dengeye yönelik bir yansıma.
S L) Bunda bir herhangi bir hiyerarşi var mı? Bu varlıklar bir çeşit "Büyük Konsey"in önüne gelip planlar yapıp tartışıyor, kararlar verip bunları uyguluyorlar mı?
C: Hayır.
S L) Peki nasıl oluyor? Herşey enerjilerin doğal bir etkileşimiyle mi meydana geliyor?
C: Evet.
S V) Biz 3'üncü yoğunluktayız ve siz bizimle çalışıyorsunuz ve biz 4'üncü yoğunluğa geçmeye çalışıyoruz ve siz de 6'ıncı yoğunluktan 7'nciye geçmeye mi çalışıyorsunuz?
C: Evet.
S TR) Bize yardım etmeniz, 7'nci yoğunluğa ulaşmanıza yardımcı oluyor mu? (V) Tıpkı sizin bizimle çalışmanız gibi, daha yüksek yoğunluklarda olup sizinle çalışan başka varlıklar var mı?
C: Hayır, 7'ye hepimiz birlikte ulaşıyoruz.
S L) Diğer bir deyişle, siz bizi yukarı çıkarmaya çalışıyorsunuz ve herkes de yukarı çıkıyor ve tüm parçalar tekrar bir araya geldiğinde hepimiz 7'ye gidiyoruz öyle mi?
C: Evet.
S TR) Bize yardım etme amacınız bu mu?
C: Bu doğal bir süreç.
S TR) 6'ncı yoğunluğa ulaştığımızda bizim işlevimiz, tıpkı sizin şu anda yapmakta olduğunuz gibi 3'üncü yoğunluktakilere yardım etmek mi olacak?
C: Evet. Biz gelecekteki siziz.
S TR) Ruhların yüzde elliden fazlası 6'ya ulaştığında ve 7'ye geçmeye hazırlandığında, geri kalanların hepsi de otomatik olarak 7'ye mi geçecek?
C: Doğru kavram değil. 3'üncü yoğunluk "Yılan Kardeşliği" ilhamlı matematiksel hesaplama ve fikirleri kullanıyorsun.
S J) Yani bu işin yüzdesi yok. (TR) Yani her bir ruhun oraya ulaşması gerek. (V) 3'üncü yoğunluk matematiğini uygulayamayacağımız kadar yüksek değil bu bence. (TR) Çoğunluk diyelim.
C: Hayır. Hala 3'üncü yoğunluk matematiğini kullanıyorsunuz.
S L) Pekala, 7'nci yoğunluğa kesin geçişin ölçütleri nedir?
C: Derslerin/deneyimlerin tamamlanması.
7 Ocak 1995
S L) Bu evrenlerin tümünün, ışık hızının %90'ı oranında genişlediğini söylüyor. Mutlak merkezi güneşin, bizim tanrı dediğimiz şey olduğunu söylüyor.
C: Bu konuları ele almıştık ve "Tanrı" "herşey"dir, merkezi bir güneş değil.
S L) Dünya'nın, Pleiades sistemi etrafından dolanan bir foton kuşağından geçtiği 25 bin yıllık bir döngüden bahsediyor ve bu foton kuşağına girdiğimizde her türlü değişimlerin meydana geldiğini ve bunun küçük
döngülerden biri olduğunu ve harmonik birleşimin...
C: Bölünmüş kanal.
S L) Bu adam bölünmüş bir kanal mı? Harmonik birleşim diye birşey var mı?
C: Harmonik olarak birleşmek istiyorsan...
S L) Yani Pleiades etrafında dolanan ve 25.000 yılda bir bizi içine alan bir foton kuşağı yok mu?
C: Bu doğru olsaydı, şimdiye kadar size bu konuda bilgi vermez miydik sence?
10 Ocak 1995
S: (L) Eksik bağlantı? Sanırım ilkişki ortada. Işığı yavaşlatan, fotonların ortaya çıkmasını sağlayan, bir anlamda dalgayı çökerterek maddeyi yaratan şey nedir? (J) Üçüncü yoğunluğun bozulmadan ışık hızına erişmesini sağlayan faktörle aynı olabilir. (L) İlişki ortada. "Bilinç" dediğimizde yaklaştığımızı
ama bunun bizim bilincimiz değil, yedinci seviyenin bilinci olduğunu söylediler. [Laura'nın notu: Elektromanyetizma "Tanrı"nın ya da tüm yoğunlukları kapsayan yedinci yoğunluğun bilincinin "alanı" olabilir mi? Cayce bir keresinde "Tanrı elektriktir." demişti. İnsan bilincinde tespit edilebilen ve kontrollü
elektromanyetik dalgalarla arttırıbilen elektromanyetik bir alan mı var?] (J) "Yaratımın" bir geri dönüşüm olduğunu söylediler. (L) Hala orada mısınız?
C: Her zaman olduğu gibi Laura. Öğle yemeğine falan çıktığımızı mı düşünüyorsun?
S: [Gülüşme]
C: Burada olup olmadığımızı sorup duruyorsun?!?
27 Mayıs 1995
S: (L) Farkındalığımızı sınırlandıran şey nedir?
C: Çevreniz. Ve bu sizin seçtiğiniz çevre. Gelişim seviyenize bağlı olarak. Ve herşeyi sınırlandıran şey de bu.
Daha yüksek yoğunluk seviyelerine yükseldikçe sınırlamalar ortadan kalkar.
S: (L) Bu sınırlandırıcı çevreyi yaratan şey nedir?
C: Öğrenme amacı için mevcut olan büyük illüzyon.
S: (L) Peki illüzyonu kim yarattı?
C: Aynı zamanda Yaratılmış olan Yaratıcı. Yani aynı zamanda siz, biz, herkes ve herşey. Daha önce de
söylediğimiz gibi, biz siziz ve siz de bizsiniz. Ve herşey de öyle.
S: (L) Burada anahtar husus, herşeyin illüzyon olması mı?
C: Temel olarak, evet.
S: (L)Yani aslında...
C: Lütfen biraz sabırlı olun; size daha önce de söylediğimiz gibi evren yalnızca bir deneyimhanedir. Ve burası herkesin öğrenmesi için var. Herşeyin varolma sebebi bu. Başka bir sebep yok. Şimdi, eğer bu ifadenin gerçek derinliğini anlarsanız, deneyimlemesi mümkün olan tüm yoğunluk seviyelerini, deneyimlemesi mümkün olan tüm boyutları, tüm farkındalığı görmeye ve deneyimlemeye başlarsınız. Bir birey bu ifadeyi mümkün alan en büyük derinliğiyle anladığında, o birey aydınlanmış olur. Ve siz kesinlikle bunu
duymuştunuz. Ve sonsuza kadar süren bir an için, o birey bilinecek herşeyi mutlak bir şekilde bilir.
S: (L)Yani aydınlanmanın yolunun sevgi değil bilgi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Doğru.
C: Bunlar "kült düşünce kalıpları".
S: (RC) Zohar'da ve Eski Ahit'te çoğu yerde "Tanrı" kelimesi dişi formda kullanılıyor. Bu Cennetin Kraliçesi'ni mi gösteriyor... yani İsis?
C: İsis bir öncü.
S: (RC) Nasıl yani?
C: Sınır dönemler boyunca kültürlerin dönüşümüne öncülük eden enerji kalıplarının bir simgesi.
S: (L) "Jesus" (İsa) kelimesi İsis veya Zeus'tan mı türüyor?
C: İkisi de değil, Jesus sadece takılmış bir ad.
S: (RC) Kastettiğiniz şey nedir? Koruma için bu isimle dua etmemiz gerekmiyor mu?
C: Kanal uygun bir şekilde yapısını oluşturduktan sonra koruma için dua gerekli değil!
S: (RC) Düşen melekler hakkındaydı. Lusifer???? (L) Kasyopyalıların Lusifer'in kim olduğuyla ilgili söylediklerini okudun mu? Üzerinde duracak çok şey var....
C: Bazı şeyleri cevaplayabilmemiz için, başka şeyleri sormanız gerekiyor.
S: (L) Cennette melekler arasında başka bir savaş mı olacak?
C: Varsayımlarınızla ilgilenmek eğlenceli.
S: (L) Meleklerin olduğunu ve savaştıklarını varsayıyorsun. (RC) Mecazi bir anlamda.
C: Ve bir "cennet" olduğunu varsayıyorsun.
S: (RC) Evet. Cennet diye birşeyin olmadığını mı söylüyorsunuz? Buna inanmıyorum. (L) 5. yoğunluk var. (RC)
Anlamsal bir tartışmaya giriyoruz.
C: "Cennet" daha ziyade bir kavram. ...
S: (RC) Tetragramaton, Eski Ahit'te Tanrı'nın adının bir kodu. Bu kod kimi veya neyi temsil ediyor?
C: Eski metinlerin aldatıcılıklarına yakalanmamaya dikkat et, ama "Ben O'yum" anlamında kullanılıyor.
S: (RC) "Ben O'yum." Araştırmalarıma göre bu aynı zamanda "İsis"in bir diğer adı. Zecharia Sitchin'in bahsettiği "doğum tanrıçaları" hakkında soralım. (L) "Doğum tanrıçaları" diye birşey var mı?
C: Ağır olun, daha şimdi ne tavsiyede bulunduk???
S: (RC) Eski metinlerin aldatıcılıklarına yakalanmama mı? (L) Daha önce bunu sormuştuk ve bunun, eskilerin genetik deneyleri tanımlama yollarından biri olduğunu söylediler. (RC) Pekala, İbranice cinsiyet tanımlayıcıları bakımından oldukça spesifik bir dil. Eski Ahit'te Tanrı'nın adları arasında hem erkek, hem
de dişil ifadeler var. Neden?
C: Neden olmasın? Birşey işe yarıyorsa, kullanırsın.
S: (L) "Ben O'yum" dişi bir güç mü?
C: Cinsiyet sınıflamalarına takılmış görünüyorsun canım. Bu anlaşılabilir birşey, ama bir açıklama için kendini hazırla, çünkü başka yol yok gibi görünüyor. 5'ten 7'ye kadarki yoğunluk seviyelerinde düalite/ikilik yoktur. "Tanrı Gücü" 7'nci yoğunluktan "aşağı doğru" yayılır ve tüm yoğunluklara işler. Düaliteyle ilgili hiçbir sınıflama tanımaz, çünkü mükemmel bir şekilde
armanlanmıştır ve bu nedenle sürekli dengededir.
S: (RC) Ama orijinal metinlerde cinsiyet tanımları var?
C: Doğru, ama orijinal metinler de yanıltıcı nitelikte.
16 Eylül 1995
S: (L) Köken nedir?
C: Sizi kim veya ne yaptı?
S: (RC) Yaratıcı. (L) Baş Yaratıcı.
C: Nasıl? Ve Baş Yaratıcı kim?
S: (L) Sanırım herşey.
C: "Baş Yaratıcı" sizsiniz.
S: (L) Evet, olduğumuzu biliyoruz... (RC) Yaratıcıyız, ama Baş Yaratıcı değiliz...
C: Baş Yaratıcı sizin İÇİNİZDE ortaya çıkıyor.
S: (L) Pekala, kökende Baş Yaratıcı var.
C: Ama... İkincisi kimdi?
S: (RC) Tanrı'nın Oğulları mı? Elohim mi?
C: Onlar kim? Hatırlayın, çeşitli efsaneleriniz "bir örtüden gördüğünüz" şeyler.
S: (L) Tamam, ikincil yaratıcılar bizimle doğrudan etkileşenler mi?
C: Evet.
S: (L) Bilgiyi keşfetme güdüsünün kaynağı bu mu?
C: Temel olarak, ama adım adım gidelim.
S: (RC) Peki, Keltlere dönecek olursak, Pleyadesliler Keltleri buraya getiren ikincil yaratıcılar mıydı?
C: Söylediğimiz şeyi tekrar incele!
S: (L) Oryonlar dediler. İkincil yaratıcılarımız Oryonlar mı? (RC) Onları getirenlerin Pleyadesliler olduklarını okumuştum. Ve İbraniler de aslında Siryus'tan getirilen Huvidlerdi.
C: Şimdi sizin için bir şok edici geliyor... bir gün, 4'üncü yoğunlukta, yeterli bilgiye sahip olduğunuzda, 3. yoğunluk evrenini tohumlama geleneğini ve görevini sürdürmek soyunuzun bir misyonu olacak!!!
S: (L) Eğer Keltleri buraya Oryon KH getirdiyse, Keltlerin Kantek'teki formları şu anda olduğu gibi miydi?
C: Görünüş olarak daha açık renkliydiler.
S: (L) Diğer bazı celselerde Sami halklarının Atlantislilerinin kalıntıları olduğunu söylemiştiniz, ama hiçbir
benzerlik...
C: Yavaş!! Durun bir saniye, bulunduğumuz yerden çok ileriye atlamayalım. R---'nin söylediği şey tam olarak gerçek değildi. Hatırlayın, elenecek çok dezenformasyon var.
S: (RC) Gerçek olmayan ne söyledim?
C: 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk evreninizin bu kısmında, özellikle sizin "galaksinizde", İnsan tipinde varlıkların tek tabii mekanı Oryon olarak bilinen bölgedir... bunun üzerinde düşünün! Tek yer değil, doğal merkez üs.
Yeniden incelemeye en çok ihtiyaç duyduğunuz şey, "dünyadışı varlık" verilerinizde doğru bir profil oluşturmak.
S: (RC) Ben insanların Lyra'da tohumlandığını ve sonra orada bir savaş olduğunu ve sonra da insanların kendilerini Oryon'da bulduğunu düşünüyordum.
C: Lyra'da kalan yok. Tüm yerlerde evler olmuştur, fakat bazıları geçicidir ve bazıları ise değildir. Oryon'u dikkatle inceleyin! Bu sizin soyunuzun evi ve nihai hedef konumunuz. Şimdi Oryon'un mutlak doğru profili geliyor: Samanyolu galaksisinin en yoğun nüfuslu bölgesidir! 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk alanına, onunla aranızdaki mesafe kadar geniş bir ölçekte yayılan bir bölgedir. Bu bölgede iskan edilen 3444 gezegen var. Bazıları sizin bildiğiniz gezegenler. Bazıları yapay olarak inşa edilmiş gezegensiler. Bazıları boşlukta
süzülen ev-gemiler. Ve bazıları da "uydu"lar. 2'nci, 3'üncü ve 4'üncü yoğunlukların tümünde birincil evler, seyahat istasyonları ve kuluçka laboratuarları var. 5'inci ve 6'ncı yoğunluklarda denetim bölgeleri var.
Yaklaşık yarısı BH ve yarısı da KH. Başka yerlerdeki diğer pek çok kolonilerle birlikte, çeviri olarak Oryon Federasyonu deniyor. Oryonlar, Grileri sibergenetik varlıklar olarak 5 türde yarattı ve onları Zeta Retikuli
1, 2, 3 ve 4'e ve Barnard Yıldızı yörüngesinde dönen 2 gezegene yerleştirdi. Sürüngenimsiler de (ç.n.: reptilians / kertişler) 4'üncü yoğunlukta Oryon bölgesindeki 6 gezegende kalıyor ve Oryon KH'nin kölelerive hatta bazı durumlarda evcil hayvanlarıdır!!! "Oryon" adı bu bölgenin gerçek yerel adıdır ve bu ad dünyaya doğrudan getirilmiştir. Paralellikler için "tanrı" Oryon efsanesini inceleyin.
S: (L) Oryon KH, şu kötü şöhretli kırmızı kafalı Nordik dünyadışılar mı?
C: Evet, ve diğer tüm hümanoit kombinasyonlar.
24 Eylül 1995
C: Kod.
S: (L) Bu kod neyle ilgili? Yazılı birşeyle mi ilgili?
C: Sonsuz güç.
S: (L) Bu kodu bilerek nasıl sonsuz güç elde ediliyor? Neyle ilgili olduğunu bilmiyorsan sayısal bir kodu nasıl kullanabilirsin ki?
C: Yılanların Tanrısı kendi taraftarlarına sonsuz bilgiyi arayıp bulma yoluyla sonsuz güce ulaşmayı vaadediyor. Sonsuza kadar sahip oldukları şeyi sonsuza kadar aramak için sadakat yemini ediyorlar.
S: (L) Bu bir kısırdöngü!
C: Ve aldanma da burada ortaya çıkıyor! Hatırla, sonsuz güçle kendine hizmet etmeye çalışanlar yalnızca kendine hizmet eden diğerlerine hizmet etmeye mahkum ve yalnızca görmek istediklerini görebilirler.
11 Kasım 1995
S: (L) Peki, bu çok şey anlatıyor. Listedeki sorulardan biri de, bir çok sümer çizimi ve yazısında, Tanrılar'ın, Anunaki'nin, okyanusun dibinde yetişen bir bitkiyi yedikleri tasvir ediliyor ve bu bitki de sonsuz yaşamın
kaynağıymış.
C: Saçmalık! Sonsuz yaşamın kaynağı varoluştur!
S: (L) Carlos Castaneda "Kartal'ın yayılımları"ndan bahsediyor, kanımca Kartal varlığı, tüm yoğunlukların içinden aşağıya doğru yayılan Baş Yaratıcı. Ve "görebilen" Nagual da, Kartal' ı büyük, siyah ve beyaz bir nesne olarak görüyor. Onlar kaynağı mı görüyorlar, yoksa farklı bir yoğunluktaki bir şeyi mi görüyorlar?
C: Kaynak mı ? Böyle bir şey yok.
S: (L) Yani Baş Yaratıcı diye bir şeyin olmadığını, varoluşumuzun bir orijini ya da kaynağı olmadığını mı
kastediyorsunuz ?
C: Baş Yaratıcı sensin.
S: (L) Ama bu çok ezoterik… Şeyden bahsediyordum…
C: Konu şu ki: Farkındalığını, çok uzun zaman önce varoluşunuzu hapsetmek için ekilmiş olan monoteist felsefelerle doldurmaya son ver. Öğrendiğin bunca şeyden sonra bir kaynağın, bir liderin, bir temelin, bir denetmenin vs olmadığını hala göremiyor musun?
12 Aralık 1995
C: Düzeltmeler ve netleştirmeler gerekiyor: "Ölmüş bir 3'üncü yoğunluk varlığı" 5'inci yoğunluk varlığıdır. 3'üncü yoğunlukta ya takılı kalmıştır, ya da 5'inci yoğunluktan iletişim kuruyordur ama her iki durumda da artık 3'üncü yoğunluk değildir!! 1'inci yoğunluk bilinç seviyesi altındaki tüm fiziksel maddeyi kapsıyor. 6'ncı yoğunluk ışık seviyesi olarak tektiptir çünkü bu yoğunluk seviyesinde tam bir denge vardır ve ışık bilgi olarak temsil edilir. 7'nci yoğunluk bir ile birliktir... Kelimenin her anlamında sonsuzdur çünkü "özü" olası tüm farkındalık boyutlarında var olan herşeye yayılır. Bir varlığın herbir bilinçli fiziksel varlığının sona ermesi sonrasında gördüğü ışık birliğin kendisidir. Hatırlayın, 4'üncü yoğunluk değişken fizikselliğe sahip ilk yoğunluktur!! Bunun üzerinde dikkatlice düşünün!!! Ve hatırlayın, yalnızca tek bir "Tanrı" var ve yaratıcı yaratılan herşeyi kapsıyor ve yaratılan herşey de yaratıcıyı!
13 Ocak 1996
S: (L) Kitapta söylendiği gibi 1998'de 3 gün karanlık olacak mı?
C: Bu neden popüler bir kavram olmayı sürdürüyor? Ve neden herkes buna bu kadar kafa takıyor? Gerçekten bu önemsiz şeye vakit ayırmak mı istiyorsun? Üç gün karanlık olsa ne olur?!? Bunun herşey olduğunu ve herşeyi sona erdireceğini mi düşünüyorsun? Peki ya böyle birşeyin sebepleri? Anlamları? Bu tıpkı bir kehanette bir atom savaşını tanımlamak gibi: "Aman tanrım, aman tanrım, üç saat boyunca çok büyük patlamalar olacak, aman tanrım!!"
S: (L) 1998 sonbaharında böyle birşeyin olmayacağını söylemediniz. Olacak mı?
C: Öncelikle, sürekli olarak uyardığımız gibi, pek çok defalar ayrıntılı olarak anlattığımız pek çok nedenden dolayı herhangi bir kehanete veya tahminlere yapay takvim tarihleri iliştirmek tam anlamıyla imkansızdır.
[Laura'nın notu: geleceğin "akışkan" yapısı. Olasılıklar, vs] Ve böyle birşeyin olacağını söylemedik.
S: (L) Boyut geçişiyle ilgili çok büyük öneme sahip şeyler yanında 3 gün karanlığın önemsiz birşey olduğunu
söylediğinizi biliyorum. Ama pek çok insan bunu sadece 3 gün karanlık olarak yorumluyor... Yani sonra
cennete uyanacaklarını düşünüyor. Bu soruya bir yanıt vermenizi istiyorum.
C: Sizi ne zaman ve nasıl yönlendireceğimiz konusunda bize güvenin. 4'üncü yoğunluk olaylarına ve realitelerine 3'üncü yoğunluk inceleme ve yorumlama yöntemleriyle yaklaşmanın son derece faydasız ve anlamsız olduğunu biliyor olman gerekir. UFO araştırmacılarının aradıkları her 1 yanıt için sürekli olarak 3 yeni soruyla karşılaşmalarının nedeni bu. Eğer bize güvenirseniz, sizi tüm sorgularınızda en doğru ve en tam yanıtları veririz. Bir birey birşeyi anlamıyorsa, ya önyargılıdır ya da uygun yönelime sahip değildir.
27 Ocak 1996
S: (L) Diğer gezegenlerden atılan varlıkların, sözün gelişi, ıslah edilmek için dünyaya gönderildiğini söyleyen öğretiler var. Ve insan ırkının da bu yüzden bu kadar bölünmüş ve düşmancıl olduğu söyleniyor. Yani bu etkileşimler, hem fiziksel, hem de ruhsal anlamda zayıfın yok olması ve güçlünün hayatta kalmasına yönelikmiş.
C: Öncelikle, tartışılan son konuya dair yanlış yorumlamalar nedeniyle bazı karışıklıklar var. Boyutlar ve yoğunluklar aynı şey değildir!!!! Boyutlar kati olarak düşüncenin hayal bölümünde meydana getirildiği şekliyle evrensel bilincin bir neticesidir. Yoğunluk, bir ile birliğe yakınlık bakımından ölçülen gelişim seviyesi anlamına gelir... Döngü. Yani, çupakabralar insan bilincinin bir yaratımıdır ve insan varlıkları da çupakabraların bilincinin bir yaratımıdır. Anladın mı? Şimdi sizin için bir şok edici geliyor: Eğer biri sizi "hayal etmiş" olmasaydı varolmazdınız.
S: (L) Bizi kim hayal etti?
C: Şu anda önemli değil. Siz resmen birinin hayalinin "ürünlerisiniz", başka birşey değil!!!
S: (L) Tanrı'nın bizi hayal edip yaratmasını mı kastediyorsunuz?
C: Hatırla, "Tanrı" yaratılışta varolan herşeydir, yani tüm bilinçtir. Çünkü varolan herşey bilinçtir ve bilinç varolan herşeydir.
S: (L) Yani Urantia kitabında gündeme getirilen ırksal üstünlük konusu, "herşey mümkündür" şeklinde yanıtlanabilir, öyle mi?
C: Yakın, ama hatırla, varolan herşey / tek şey -- derslerdir!
S: (L) Diğer gezegenlerin "artıklarının" dünyaya gönderildiği doğru mu?
C: Bu subjektif olur.
S: (MM) Kasyopyalıların üç boyutlu seviyede yaşamış olan Paramahansa Yogananda isimli varlığı tanıyıp tanımadığını öğrenmek istiyorum.
C: Üç boyutlu değil, üçüncü yoğunluk. Ve evet, ama bu varlığın pek çok başka adı vardı: Thorn, Christian, Mobson Singh, vs.
S: (MM) Paramahansa şu anda nerede?
C: Beşinci Yoğunluk.
S: (MM) O Avatar mı?
C: Bu, birilerinin kendi kendine yarattığı, subjektif, yapay bir kavram.
S: (MM) Bu kavramı kim yarattı? (W) Bilmiyorum. Bir kitabın bir yerinde okumuştum. (L) Biri onun şu anda bir Avatar olduğunu mu söylemiş?
C: Debbie bir "şaman" mı, Billy bir "kahraman" mı, Oscar bir "blade runner" mı? (ç.n.: çeşitli kişilere insanlar tarafından yakıştırılmış fantastik lakaplar kastediliyor.)
S: (L) Yogananda'nın kitabını okudum ve çok yüce bir insan olabileceğini düşündüm. Hayatında sevgili dolu kavramları ve uygulamaları olmuş gibi görünüyor. (MM) Sadece şu anda nerede olduğunu merak etmiştim. (L) Beşinci yoğunluktaymış. (MM) Beşinci yoğunluğun Venüs'le herhangi bir ilgisi var mı?
C: Bu uygun bir kavramsallaştırma değil.
3 Şubat 1996
S: (L) Tamam. Bunu geçelim. Benim sorum: Bizim almakta olduğumuz bilgiler El-Arabi'nin "açılma" dediği şeye benzer mi?
C: Evet.
S: (L) Bilgi alemindeki birleşik düşünce formları olduğunuzu söylüyorsunuz.
C: Evet.
S: (L) El-Arabi birleşik düşünce formlarını "Tanrı'nın adları" olarak tanımlıyor. Onun açıklaması sizin bize söylediklerinizle benzer görünüyor ve...
C: Hepimiz Tanrı'nın adlarıyız. Hatırla, bu bir kanal. Yani sonlanma ve başlangıç noktaları eş değer ve önemde.
S: (L) Bu Tanrı'nın farklı parçalarının birleşimi anlamına mı geliyor?
C: Hayır.
S: (L) Neyi kastediyorsunuz? Bizim de bunun bir parçası olduğumuzu mu söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Yani bunun...
C: Bizi tanrılaştırma. Ve iletişim kurduğunuz tüm diğerlerinin de bunu anladığından emin ol!
S: (L) Bizdeki hangi özellik, hangi şey bu teması kurmamızı sağladı? Çünkü açıkça görülüyor ki bunu deneyen pek çok insanın ürettiği şey saçmalıklar.
C: İstediniz.
S: (L) Pek çok insan istiyor!
C: Hayır istemiyorlar, emrediyorlar.
S: (L) Pek çok insan gerçekten istiyor veya yalvarıyor, ama hepsi aldıkları yanıtlarla alt üst oluyor.
C: Hayır, emrediyorlar. Bunu düşün. Siz yalvarmadınız... bu emretmektir.
S: (L) Işık nedir?
C: Çekim.
S: (L) Çekim güçlü ve zayıf nükleer kuvvetle aynı şey mi?
C: Çekim "Tanrı"!
S: (L) Ama Tanrı'nın ışık olduğunu sanıyordum?
C: Eğer çekim herşeyse, ne değil ki? Işık çekimin ürettiği enerjinin ifadesi.
S: (L) Çekim "görülemeyen ışık" mı? Yani Sufilerin deyişiyle: Kaynak.
C: Lütfen çekim olmayan herhangi birşey söyle.
S: (L) Eğer çekim herşeyse, çekim olmayan hiçbir şey yok demektir. Güzel. Mutlak yokluk nedir?
C: Sadece bir düşünce.
S: (L) Yani yokluk diye birşey yok?
C: Evet, var.
S: (L) Seçimi bireyin yapması mümkün mü hiç, yoksa birey çekimin KENDİSİ olarak mı seçiyor?
C: Bireyin içindeki çekim, varoluştaki tüm çekim.
S: (L) Ben de Sufilere zor diyordum! (F) Bu kapıyı açan şey muhtemelen kendi çalışmaların. (L) Tanrım! Ne
yaptım ben! Pekala. Kafam allak bullak oldu.
C: Hayır olmadı.
S: (L) Kafam karıştı ve aşırı yüklendi.
C: Bunun eğlenceli yanının farkına var!
S: (L) Eğer bu söylediklerinizin herhangi bir bölümü bizim için önemli olacaksa, bu süreçte bunların
ayrıntılarını öğrenmek durumunda olacağız demektir.
C: Daha kaç kere söylemek zorundayız?!?!
S: (L) Öğrenmek eğlencelidir! Evet!
C: Tüm varoluşun tüm toplamı her birinizde mevcut, ve tersi.
S: (L) Peki algıladığımız "çok-luk"un açıklaması nedir?
C: 3'üncü yoğunluğun algısı.
S: (L) Yani tüm evren içimde... tamam, bu... Anlıyorum. Garip ama anlıyorum. Sorun buna erişmekte,
örtüleri kaldırmakta.
C: İşin eğlenceli kısmı da bu.
S: (L) Anladığım kadarıyla ışık hızındayken kütle yok, zaman yok ve çekim yok. Bu nasıl olabilir?
C: Kütle yok, zaman yok, ama evet, çekim var.
S: (L) Fotonun çekimi var mı?
C: Çekim ışık hızını aşıyor.
S: (L) Çekim dalgaları ışıktan daha mı hızlı?
C: Evet.
S: (L) Bir çekim dalgasını değişken yapan şey ne?
C: Kullanım.
15 Haziran 1996
C: Eğer ormanda bir ağaç düşse ve orada bunu duyacak kimse yoksa, ses çıkarır mı ?
S: (L) Diyorsunuz ki; çekim heryerdedir ve statik bir dengededir, ondan yararlanma durağan olmayan çekim dalgalarına sebep olur. Ve yine diyorsunuz ki; çekim Tanrı' dır ve Tanrı tüm yaratımdır ve bizler tüm yaratımın birer parçasıyız, böylece bizler Tanrı'yız ve aynı zaman da çekimiz. Şimdi anlamaya çalıştığım şey şu : çekimi bu kusursuz statik durumdan değişken duruma dönüştüren şey, olay, gösterge veya ondan yararlanma biçimi nedir ? Eğer çekimin her zaman kusursuz bir denge durumunda olduğunu söylüyorsanız bu bana anlamsız geliyor.
C: Dengesizlik hali statik olmamak anlamına gelmiyor. Değişken dalgalar kendi değişkenlikleri içerisinde statik olabilirler.
S: (L) Bunların hiç birisi mantıklı gelmiyor. Anlamaya başladığımı düşünmüştüm ve belli ki hiç bir şey
kapmamışım. Farklı bir yönden yaklaşmaya çalışalım. Evrenin eşit miktarda madde ve anti-maddeden
oluştuğunu söylediniz. İlk 3 yoğunluk, maddesel yoğunluklar mı ?
C: Ve antimaddesel.
S: (L) Tüm yoğunluklarda eşit miktarlarda madde ve anti-madde mi var ?
C: Evet. Hatırla, yoğunluk yalnızca birinin bilinçsel farkındalığına tekabül ediyor. Biri farkındalığa ulaştığında
herşey [planşet üzerinde çok sayıda spiral çiziliyor] bu farkındalığa uyumlanıyor.
S: (L) Herkesi farkındalığa ulaştıracak gelmekte olan dalga hakkında ne söyleyebiliriz ?
C: Henüz değil... Birincisi : peygamberleriniz 4. Yoğunluk gerçekliklerini iletmek için her zaman 3. Yoğunluk
sembollerini kullandılar. Sen 4 – 7 arası yoğunlukların prensiplerini açıklayabilmek için 3. Yoğunluk
yanıtları almaya çalışıyorsun. Hüsrana uğraman bu yüzden, çünkü "bağdaşmıyor."
S: (L) 3. Yoğunluktaki etkiler çekimin toplandığı noktalar mı ?
C: Kısmen. Ama tüm yoğunlukların etkileri böyledir.
S: (L) OK, eğer öyle ise...
C: Çekimin tersinin ne olduğunu düşünüyorsun ?
S: (L) Anti-çekim ?
C: Evet.
S: (L) Şimdi; tüm varolan şeyler şişirilmiş bir balon olsun ve balonun yüzeyi çekimin statik halini temsil etsin, belki 7. Yoğunluğu... Ve yüzeyin farklı noktalarında dışa doğru yumrulaşmaya başlasın.. Ve tüm bu küçük
yumrular farklı yoğunlukların belirtilerinin toplandığı noktalar olsun... Kafamda bir şekil oluşturarak, basitçe anlatmaya çalışıyorum. Çok basitçe de olsa bu üzerinde kafa yorabileceğim bir imge mi bu ?
C: Bir "anti-balonun" da olduğu sürece evet.
S: (L) Balonun dış yüzeyini balon, iç yüzeyini ya da içindeki havayı "anti-balon" olarak düşünebilir miyiz ?
C: Hayır.
S: (L) Yanyana duran 2 balon mu ?
C: Hayır. Bir gayrı-balon.
S: (L) Bir gayrı-balon mu ? Beni ÇILDIRTACAKSINIZ! HİÇBİRŞEYİN varolduğundan bahsediyorsunuz! Biz
BURADA bile değiliz!
C: Hayır.
S: (L) Tanrı aşkına! Bu konuyu şekilsel olarak anlamama yardım edin. Tamam, aynanın önünde duran bir
balon, aynadaki yansıması "gayrı-balon."
C: Hayır.
S: (L) Gayrı-balon, balonun düğmesi kapatıldığı zaman. Ama o denli hızlı gerçekleşiyor ki farkında
olamıyorsun, küçük bir tireşim, nabız atışı gibi...Anlatamıyorum, çaresizim!
C: Görüyor musun canım, 4. Yoğunluğa ulaştığında göreceksin.
S: (L) Peki hangi kahrolası şekilde oraya gidebilceğim, daha orayı "kavrayamazken?"
C: Oraya ulaşmadan orayı "kavraman" gerektiğini kim söylüyor ?
S: (L) Bu beni tekrar şu soruya yöneltiyor : dalga farkındalığı genişletmek için ne yapacak ? Çünkü eğer birini
"oraya ulaştıracak" şey dalga ise, dalga bunu ne şekilde yapıyor ?
C: Hayır. Şu şekilde : "üçüncü sınıfta" tüm derslerini tamamladığında nereye gidiyorsun ?
S: (L) Yani bu şuna ilişkin bir soru...
C: Yanıt lütfen.
S: Dördüncü sınıfa gidersin.
C: Peki; 4. sınıfa gidebilmek için halihazırda 4. sınıfta mı olman gerekir ? Yanıtla.
S: (L) Hayır. Ama 3. Yoğunluğa ilişkin herşeyi bilmen gerekir...
C: Evet. Daha uygun ifadeyle : bütün derslerini öğrenmiş olman gerekir.
S: (L) Ne tür derslerden bahsediyoruz ?
C: Karmik ve basit kavrayışlar.
S: (L) Bu kavrayışların ana unsurları neler, bunlar evrensel mi ?
C: Evrenseller.
S: (L) Nedir bunlar ?
C: Sana bunu söyleyemeyiz.
S: (L) Bu, 3. Yoğunluk varoluşunun içerisindeki sembolizmin ANLAMLARINI keşfetmekle, perdenin arkasını görebilmekle ilintili mi ? Ve herşeye karşı seçime bağlı olarak tepkiler oluşturmakla ? Her kişiye, her şeye ya da her olaya hak ettiği karşılığı vermekle ?
C: OK. Ama bunu zorla yapamazsın. Öğrenmişsen, öğrenmişsindir!
S: (L) Yalnızca yapabileceğimin en fazlasını yaptığımdan emin olmak istiyorum. 3. Yoğunluğa geri dönmek
zorunda kalmak istemiyorum. Eğer bazı şeyleri biraz hızlandırabilseydim...
C: Hızlandıramazsın, öyleyse yolculuğun keyfini çıkar. Öğrenmek eğlencelidir!
S: (L) Bana değişken olmayan çekim dalgalarına yönelik araştırma ve meditasyon yapmamı söylüyorsunuz. Ve bunu kavradığımda, kuantum fiziğini de kusursuz şekilde kavramış olacağım ve temel olarak herşey anlaşılır olacak. Bununla boğuşuyordum...
C: Mesele de bu Laura! Boğuşma varsa bir şey öğrenmiyorsundur. Öyleyse boğuşmayı bırak ve meditasyon
yap. Yani yolculuğun keyfini çıkar.
S: (L) Yani diyorsunuz ki eğer bir şeyle boğuşuyorsam doğru bir şey yapmıyorum. Evliliğimden kurtulmak için kendi kendimle boğuşuyordum, bu bir boğuşmaydı ve halen de öyle. Bu hatalı bir yaklaşım mıydı ?
C: Evet, çünkü tüm olanlar her halikarda olacaktı.
S: (L) Yani, yanlış bir yaklaşımdı ?
C: Evet.
S: (L) Doğru tutum neydi ? Onun [ç.n. : kocasını kastediyor] terketmeye karar vermesini beklemek mi ?
C: ?
S: (L) Peki, eğer böyle olsaydı, ölümün kıyısına sürüklenirdim.
C: Konu bu değil. Ama evet; eğer ilişkin İÇERİSİNDE iken, olduğun kişiden farklı biri olmak için bunca boğuşmasaydın ve ilişki her sonlanma noktasına geldiğinde yürümesi için boğuşmasaydın, daha erken sona ererdi.
S: (L) Tırnak içerisinde belirtilen bazı sözcükleri bulmak için celse notları üzerinden geçerken bir söz dizisi oluşuverdi : "Zaman, alfa seviyesi ızdıraba sebep oldu." Böyle bir şey var mı ?
C: Belki. Karıştır ve eşleştir.
S: (L) Kelime ve cümleleri bir araya getirmeyi mi kastediyorsunuz ?
C: Evet, ama bununla boğuşma! Başkalarına ilişkin üzüntüler yaşadığında çok fazla zorluyorsun. Bu nedenle gör :ISCNI, Lewis, Devin ve diğerleri...
S: (L) Yani diyorsunuz ki; içimde bir şeyleri inkar etmiş ve kendimi sıkıştırmış duygusunu oluşturacak herhangi bir şey yapmamalıyım.
C: Beklentilerin olmadan yap. Başkalarında değişim yaratma beklentisiyle kendi davranışlarını buna uyumladığında ya da değiştirdiğinde, birşeyin beklentisi içerisinde oluyorsun. Öyleyse, yap. Ne olacağını gör. Ama sabırlı ol ve ne olacağını gör!
S: (L) Tamam. Bir rüya ile ilgili bir soru soracağım. A-- ve ben dünden önceki gece rüya gördük. Her iki
rüyanın da doğaları çok benzerdi sadece içlerinde yer alan kişiler farklıydı. Bu bir tür kehanetsel enerji
miydi ?
C: Doğal döngüler psişik "bağlantı" ya sebep oldu.
S: (L) Hormonal döngüler gibi mi demek istiyorsunuz ?
C: Evet. Ve iyi geceler.
29 Haziran 1996
S: (L) Birkaç temel daha verebilir misiniz?
C: Başka temel yok.
S: (L) Bir keresinde zamanın çekim olup olmadığını sormuştum.
C: Parmaklık yer midir?
S: (L) Çekim Tanrı mı?
C: Hayır.
S: (L) Çekim 7'nci yoğunluk mu?
C: Hayır.
S: (L) Çekim nereden çıkıyor?
C: Düşünce merkezi.
S: (L) Pek çok kez düşünce merkezlerinden bahsettiniz. Birden fazla düşünce merkezi mi var?
C: Hepsi bir.
S: (L) Eğer bir düşünce merkezin varsa... düşünce merkezlerinin 7'nci yoğunlukla, Bir'le ilişkisi nedir?
C: Aynen öyle!
S: (L) Düşünce merkezleri 7'nci yoğunluk mu?
C: Herşey öyle.
S: (L) Herşey düşünce merkezi mi?
C: Hayır. Herşey 7'nci yoğunluk.
S: (L) Nereye varmaya çalıştığımı anlıyorsunuz sanırım ve bana burada biraz yardımcı olmanızı istiyorum...
C: Oluyoruz.
S: (L) Tamam. Zaman ilüzyon. Harika! Zamanı parmaklıklara benzettiniz...
C: Hayır. Senin atfettiğin şeye karşı kendi karşılaştırmamızı sunduk.
S: (L) Bu karşılaştırmayı kullanalım. Diyelim ki yer 7'nci yoğunluk. Zamanı bu yerdeki neye benzetebiliriz?
C: Toprak.
S: (L) Toprak... Peki kendimizi neye benzetebiliriz?
C: Fazla belirsiz.
S: (L) Yaratılan varlıklar bu resimde ne olarak yapılırdı?
C: Zaman sizin ilüzyonunuz.
S: (L) Ama başka bir defasında da zamanın diğer yoğunluklarda da mevcut olduğunu, yalnızca "seçimli"
olduğunu, seçilebileceğini söylemiştiniz. Doğru mu?
C: Eğer zaman diye isimlendirmek istersen, ama aynı şey değil.
S: (L) Tamam. Tıkandım. Daha ileri gidemiyorum. Başka bir konuya geçelim. Ark DNA yapısında fosfor
olduğunu okumuş. Bu konuda yorum yapabilir misiniz?
C: Fosforun sizinle ilişkisi hakkında sen yorum yapmaya ne dersin?
S: (L) Bilmiyorum. Fosfor ile karbon arasında bir ilişki var mı?
C: Konuyu götürmek istediğimiz yer orası değildi.
S: (L) Fosfor beyin için gerekli bir element.
C: Evet.
S: (L) Fosfor hakkında tüm bildiğim bu. Yeterli bilgim yok.
C: O halde neden bunu sonraya bırakmıyorsun?
21 Aralık 1996
S: (L) Yani TA bu alana sanki her birey ayrı ayrı sahipmiş gibi atıfta bulundu ama aslında ödünç alınıyor. Peki
bu alan nereden ödünç alınıyor?
C: 7 no'lu yoğunluk.
S: (L) Bu en yüksek yoğunluk. 7 numara. Yani "Tanrı." (TA) "Yaratıcı."
C: Hayır, "bir ile birleşme."
S: (TA) Peki yedinci yoğunluk kendini hayatta mı ifade ediyor? Hayatın kendisi mi? Hayatın bir örneği mi?
Yaşayan birşey mi?
C: Tam olarak öyle değil, ama buna tüm seviyelerde ve tüm temsillerdeki bilincin canlandırıcı kuvveti
diyebiliriz.
S: (L) Tamam...
C: Bu daha yakın.
25 Ocak 1997
S: (L) Karmaşık olduğunu biliyorum! Işığın 7'nci yoğunluk olduğunu söylüyorsunuz. Çekimin Tanrı olduğunu söylüyorsunuz. Tanrı ve 7'nci yoğunluk aynı şey ve...
C: Hayır. 7'nci yoğunluk "Bir ile birleşme."
S: (L) Bir ile birleşmeyle Tanrı arasındaki fark nedir?
C: Tanrı yalnızca 7'nci yoğunlukta birleşik.
S: (L) Tanrı ayrıştığında veya destabilize olduğunda veya dağıldığında, nerede... biliyorum "nerede" doğru bir tanım değil, hangi yoğunlukta tezahür ediyor?
C: Tamamen yanlış kavram.
S: (L) DOĞRU kavram nedir?
C: Öncelikle tanrı destabilize olmaz veya dağılmaz. Lineer içsel kavramı bırak.
S: (L) Tamam bırakıyorum. 7'nci yoğunlukta Bir ile birleşme var. 6'ncı yoğunlukta ne var? Aydınlık ve karanlığın, varlık ile yokluğun dengesi mi?
C: Fizikselleşmeye ihtiyaç duymayan saf bilinç.
S: (L) Sanırım 3 eterik, 3 de maddi yoğunluk var ve ortadaki yoğunluk da değişken fiziksel/eterik yoğunluk...
C: Yakın.
S: (L) Ve bu yoğunluklar yalnızca Bir ile birliğe yakınlık bakımından ayırt ediliyor, doğru mu?
C: Yakınlık?
S: (L) Hangi anlamda kullandığımı biliyorsunuz.... Biraz yardımcı olun!
C: Hayır, iyi gidiyorsun.
S: (L) Şimdi bunu bir tür dikey gerçeklik imgesi olarak algılıyorum. Ortada bir daire var ve daireye dik olarak uzanan gerçeklikler var. Bu düz uzanan gerçeklikler gidiyor, gidiyor ve sonunda ortadaki merkeze dönüyor, çünkü merkezdeki çekim onları geri getiriyor. Eşmerkezli bir dairede birşeyler oluyor veya atomun kabukları gibi. Bu merkezle ve bu dikey gerçekliklerle ilişkili olarak kabukları veya oluşun hallerini birbirinden ayrıştıran birşey. Dikey gerçeklik ile onun merkezle belirli ilişki noktalarını ayrıştıran dışa uzanışı arasındaki ilişki nedir? Bunun bilinçle ilgili olduğunu biliyorum ama yokluktan da bahsediyoruz. Varlık ve yokluk. Bu dikey gerçekliklerin varoluşun yedi yoğunluğu ile ilişkisi nedir? (ç.n.: dikey gerçeklik bir küreden dik bir şekilde dışa uzanan ama bir şekilde küreye geri kıvrılan boyutları ve/veya yoğunlukları (?) ifade ediyor gibi.)
C: Tam olarak doğru değil. Dikey gerçeklik bilgi/farkındalık/oluş matrisidir. Yoğunluklar yalnızca bilinç enerjisi yönlendiricilerine dayalı deneyimsel ayrımlardır.
S: (L) Bilinç enerjisi yönlendiricileri nedir?
C: Kendini arkabahçenizeki sakinle karşılaştır. Kalkülüse bakışınız nasıl?
S: (L) Kalkülüsün tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama önemli olduğunu biliyorum. Bu tür şeyleri öğrenebileceğimi hiç düşünmedim, o yüzden de denemedim. Ama sanırım bu önemli ve birgün bununla ilgili birşeyler öğreneceğim. Arkabahçedeki köpeğimizin kalkülüsü faydasız bulacak olması bir yana, bunun farkında bile olamaz. Bunun bilinç enerjisi yönlendiricileriyle ilgisi nedir?
C: Doğadaki herşey denge arar. Sözün gelişi bir gün, "Percy"nin gerçekten kalkülüsle ilgili bir fikri olacak.
S: (L) Yani bilinç enerjisi yönlendiricileri dikey gerçekliklere karşı yatay gerçeklikler gibi, öyle mi?
C: Yuvalar, canım, yuvalar. (ç.n.: birşeyin konduğu, yerleştirildiği açıklık anlamında)
S: (L) Bu yuvalar bir atomun kabuğundaki ortaya çıkan ve kaybolan elektronlara benzetilebilir mi?
C: İlgisiz. Hala diğer tüm yoğunluk seviyelerinin gerçeklik parametrelerini ölçmek için 3'üncü yoğunluk farkındalığını kullanmaya çalışıyorsun. Uymaz! Arkadiusz'a çekim dalgalarının yalnızca onu daha yüksek kavrayışa götürecek yol olduğunu, nihai bir son noktaya ulaştıracak bir araç olmadığına güvenmesini söyle.
S: (L) "Yuvalardan" bahsettiniz. Nedir bu yuvalar ve kişi bir yuvadan diğerine nasıl hareket eder?
C: Şunu düşün: 7 boyda bilyen var. Yedi boyda da yuva var. Bilyeler nereye "oturur?"
S: (L) Bilyeler bilinçlilik birimlerini mi temsil ediyor?
C: Yakın. Veya bilinç seviyesi enerji rezonans profilleri ayrımları.
S: (L) Bu bilinç ayrımları gelişip değişiyor mu?
C: Evet.
S: (L) Ve bilgi edinme yoluyla gelişip değişiyorlar, doğru mu?
C: Temel olarak.
S: (L) Bilgi edinme enerji edinme gibi mi? Veya ışık? Işık enerjisi?
C: Pek sayılmaz. Bu, benzin istasyonunda arabanın deposunu doldurmanın hız kazanma gibi olduğunu
düşünmeye benziyor.
S: (L) Yani bilgi ve ışık, arabanın benzini gibi, ama hız kullanımdan geliyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve kullanım da...
C: Bilginin uygulanması enerji üretiyor, enerji de ışık üretiyor.
S: (L) Yani bu bilyelerden biri bir yuvadayken benzinle doluyor ve bu da onu diğer yuvaya mı taşıyor?
C: Ne!?!
S: (L) Sizin benzetmenizi kullanıyorum!
C: Hayır, benzetmeleri karıştırıyorsun!
S: (L) O zaman toparlayayım. Yuvalarda bilyeler var...
C: Bilyelerin yuvaya girmesine neden olan şey ne? Benzin mi?!???
S: (L) Tamam, benzini nereden alıyorlar?
C: O tamamen farklı bir benzetmeydi, sadece hatalı bir varsayıma yönelik yanıttı, başka birşey değil!
S: (L) Tamam, geri dönüyorum. Yuvalardaki bilyeler. Yuvalar nedir?
C: Yoğunlukları tanımlamak için bir benzetme.
S: (L) Bilyeler bir yuvadan diğer bir yuvaya mı geçiyor?
C: Ancak ve ancak uygun boya ulaştıkları zaman.
S: (L) Uygun boya nasıl ulaşıyorlar?
C: Sen nasıl ulaşıyorsun?
S: (L) Gelişerek sanırım.
C: Evet.
S: (L) Konuyu değiştirmek istiyorum çünkü o kadar derine iniyor ki hangi yöne gideceğimi bilmiyorum.
Beynim bununla baş edemiyor. Ark 1925-27 teorisinin sonraki girişimlerden daha iyi olup olmadığını
öğrenmek istiyor.
C: Daha az politik yozlaştırma anlamında daha iyi. Baş etme yalnızca kişi açık olmadığında gerekli.
31 Mayıs 1997
S: (L) Bu gece kavrama seviyemi aşıyorsunuz! Önceki bir celsede Edgar Cayce'nin açıkladığı şekliyle "Belial'ın oğulları" ve "Birin yasasının oğulları"yla ilgili ve bunun felsefi mi, yoksa ırksal bir ayrım mı olduğuna dair bir soru sormuştum. Bunun başta ırksal bir ayrım olduğunu, sonradan ise felsefi ve dini bir ayrım haline geldiğini söylemiştiniz. Yüzyıllar boyunca tüm dinlerin durumuyla ilgili bilgileri bir araya getirdiğimde, monoteist fikrin, ki görünüşe göre bu da "Bir'in yasasının oğullarının" temel fikri oluyor, hayatımda
rastladığım en zekice ve aldatıcı kontrol aracı olduğu şeklinde bir sonuca varıyorum. Nereden gelirse gelsin bu insanlar tek tanrının olduğunu ve bizim de onun hizmetkarları olduğumuzu söylüyorlar. "Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!"
C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca.
S: (L) ...Demek "Bir'in Yasası'nın Oğulları" monoteist yahudiliğe döndürüldüler, bu da sonra Hristiyan dini mitosuna dönüştürüldü ve bu Atlantis zamanında beri sürdürülen bir tema.
C: Işık rolünü oynayanlarca örülmüş bir hikaye.
S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?
19 Temmuz 1997
C: Daha yakın. Herşeyin, tekrar ediyoruz, herşeyin bir ilüzyon olduğunun farkında değil misiniz hala?!?
S: Bir seviyede evet. Ancak hala şunu soruyorum; neden bizim içinde bulunduğumuz ilüzyonda veya onların içinde bulunduğu ilüzyonda... (A) Bir yandan her şeyin ilüzyon olduğunu söylüyorlar, bir yandan da ruh ve
maddenin var olduğunu söylüyorlar. Bunlar da mı ilüzyon?
C: Evet.
S: (A) Tanrı da mı ilüzyon?
C: Evet.
S: (A) Kimin için?
C: 7. Seviyede olmayanlar için. Öğrenişiniz doğal olarak deneyimlerinizi belirliyor. Birşeye ihtiyacınızın olmadığı bir duruma ulaştığınızda doğal bir şekilde bunu aşacaksınız. Fakat kavrayışın bir fonksiyonu olarak bu kavramı kullanmaya devam edersiniz.
S: Demek ben de bir ilüzyonum! Ve kavrayış da bir ilüzyon! (L) Soruma dönersek: Kertişleri KERTİŞ olarak kim yarattı?
C: Her şey gerçektir, dolayısıyla ilüzyon gerçektir.
S: (L) Her şey ilüzyonsa, bu ilüzyon nereden çıkıyor ve nereye çıkıyor?
C: Bilinciniz.
S: (L) Bu bilinç nereden çıktı?
C: Bilinç mutlaktır, merkezi noktadır.
S: (L) Merkezlendiği yer neresi?
C: Erişim dahilinde.
S: (L) Erişim nedir?
C: Enerjiye yol açan istem.
S: (L) Bu enerji neyden yapılma?
C: Bilinç.
S: (L) Bu bilincin var olmadığı bir zaman oldu mu hiç?
C: Hayır, ama zaman hiç olmadı.
S: (L) Bilinci tüm bu ilüzyonları hayal etmeye iten neden neydi?
C: Denge ihtiyacı. Enerji bir boşluk içinde var olamaz, bu nedenle (nabız gibi) atması gerekir. Dalgaların varlığı da bundan kaynaklanıyor.
S: (L) Demek tüm ilüzyonların yaratılma nedeni denge ihtiyacıydı. Bu da dengesizliği akla getiriyor; boşluğun içinde dengesizliğin olduğunu...
C: Hayır.
S: (L) Denge ihtiyacının arkasındaki neden nedir?
C: Tam olarak ihtiyaç değil, sadece doğal bir işlev.
S: (L) Nabızsal atma olduğunda dalga var oluyor ve dalga da zamanı ima ediyor.
C: 3. yoğunluk ilüzyonunuzun düğüm noktası da burası. Neden atışın herhangi bir parçasının diğer tüm parçalarla eşzamanlı olarak meydana gelmediğini varsayasınız? Parçalardan herhangi biri (herhangi birşey) olduğunda, tümü olur. Zaman ilüzyonunu tamamen terk edene kadar ilerleme
kaydetmeyeceksiniz.
S: (L) Soruma dönecek olursak…
C: Hayır, kabul edilebilir bir yanıtlar dizisi varsaydığın sürece sorun yanıtlanamaz.
19 Aralık 1998
S: (L) Tamam. Sanırım bunun gerisini kendi beyinlerimizi kullanarak bulabiliriz. Bir sonraki soru... Bir okuyucu şöyle yazmış: "[Belirli bazı öğretiler]'de insan kompozit bir varlık olarak görülüyor. Bu kompoziti oluşturan unsurlardan biri, "yönetimde" olduğu kabul ve ümit edilen bir varlık, diğer unsur ise Bilinçliliğin / Bilinçsizliğin çeşitli hallerindeki çok sayıda ayrı varlıklar, ki bu Ouspensky'nin ‘Olağanüstünü Arayış' kitabında yaptığı tanımla da benziyor." Kasyopyalılar olarak sizin söylediğiniz şeyle [Belirli diğer
öğretiler]'de söylenen şey arasındaki kritik farklardan biri şu ki, o öğretilerde, kişinin nihai olarak Bir olmadığı, evrimin üst aşamaları boyunca bile birey olarak kaldığı ve bir "tanrı" olarak evrimleştiği öğretiliyor.
C: Büyük Kalp Atışı bireyselliği geçici bir oluş durumu haline getiriyor.
S: (L) Büyük Kalp Atışı'nda bireyselliğin geçici bir hal olduğunu söylüyorsunuz. Yani herşey Bir ve Birlik durumuna geri dönüyor.
C: Evet. Ve öyleyse, her zaman doğru. Sonuçta herşey "Tanrı."
S: (L) Ama evrimin üst aşamalarında bireysel bir tanrı olarak evrimleşmiyorlar mı?
C: Bunun amacı ne olabilir?
S: (L) Sanırım birey olarak kalma ve bu şekilde "tanrı" haline gelmeye takıntılanıyorlar ve bu temelde güç ve kontrol konusuyla ilgili... bir tür nihai KH.
C: Eğer zaman ve lineer gerçeklik doğru olsaydı belki bu işe yarardı, ama...
13 Kasım 1999
C: Hayır. Koruma farkındalıktan gelir, diğer türlü değil.
S: (L) Bu bana ilginç bir fikir gibi gelmişti, o yüzden sormak istedim. Bu belgedeki diğer bir fikir, ataerkil, monoteist dinin genel bir koruma örtüsü sağladığı şeklinde. Bu değerlendirmeye göre, ataerkil monoteizm dünyaya yerleştirilir yerleştirilmez, dünyadışılar çekildi. Bu geçerli bir kavram mı? Ataerkil monoteizm dünyadışıların bizim gerçekliğimizi istila etmeye karşı bir koruma mı sağlıyor?
C: Bu karışık bir kavram. Eğer sonuç temas fırsatının kapanmasıysa, dünyadışılar neden monoteist ilkeler yerleştirsin ki?
S: (L) Ben de bunu düşünmüştüm. Temas kurmak için Tanrı, İsa veya melekler veya Kutsal Ruh'tan daha iyi bir kılık mı var? Bana göre monoteist dinler gerçekliğimizin dünyadışılar tarafından istila edilmesini kolaylaştırdı. Ama diyorlar ki, monoteizmin kurulmasından sonra AÇIK dünyadışı teması çok daha azaldı ve o yüzden de böyle bir sonuç çıkarıyorlar.
C: İki olay ya tesadüfi ya da yanlış ölçülüyor.
5 Ağustos 2000
S: (L) Kral Davut konusunu da incelemem gerekiyor. Robin Hood gibiymiş. Peki, İbrahim'in Tanrı'yla konuşması konusu nedir? Monoteizm bundan mı doğdu?
C: Yakın.
S: (L) Yani İbrahim ve kabilesiyle birlikte başladı. Hitit diyarından gelip kabilesine katılan Levi kardeşleri oldu mu?
C: Yakın.
S: (L) Bu hikayede değinmem gereken ama değinmediğim herhangi bir ayrıntı var mı?
C: Davut bir Levi'ydi.
S: (L) İbrahim'in soyundan mı geliyor?
C: Hayır.
S: (L) "Hitit diyarından" mı geldi?
C: Yakın.
S: (L) Ailesi Filistin bölgesine geldikten kaç nesil sonra doğdu?
C: 5.
S: (L) İbrahim'in akrabaları mıydılar?
C: Kısmen.
S: (L) Uzaktan akrabalık. Peki Davut ne yaptı? Gelip insanları mı birleştirdi?
C: Evet.
S: (L) Ahit Sandığı onlarda mıydı? Bu cisim 4. yoğunluk tarafından bu insanlara mı verildi?
C: Yakın.
S: (L) Esas olarak kime verildi?
C: İbrahim.
S: (L) Kim verdi?
C: Sara.
S: (L) Rachel'in babasının evinde yaptığı hırsızlık hikayesi aslında Sara'nın Akhenaton'dan Ahit Sandığı'nı çalması hikayesi mi?
C: Evet.
S: (L) Akhenaton'un hırsla onları takip etmesine şaşmamak lazım. Demek Sara'nın peşinde değilmiş, Ahit Sandığı'nı geri almak istemiş.
C: Evet.
S: (L) O cismi Akhenaton'a kim verdi?
C: KH 4. Yoğunluk.
S: (L) Burnuma kötü kokula geliyor! Davut'un büyükannesi Ruth'un bir Moablı olduğunu okuduk. O hikaye de başlıbaşına bir gizem. Pekala, Yahudi'lerin hapsedilme, köleleştirilme, ezilme vs ile ilgili anlattığı hikayenin kökeni nedir? Esaretle ilgili bu kabile anısının kaynağı nedir?
C: Sümer kavramı.
S: (L) Bu anlamlı. Sümerlerin Kutsal Kitap hikayelerindeki karışıma katkıları bu esaret fikri yani. Sümerlilerin genetik olarak kölelik için yaratılmayla ilgili kadim bir efsaneleri var. Tanrıların hizmetçileriydiler... Diğer bir soru: Çin imparatoru Huang Ti'nin kullandığı söylenen "12 ayna" ne işe yarıyordu?
C: Enerji toplama.
S: (L) Gerçekten ayna mıydılar?
C: Hayır.
S: (L) Gören insanlar onları ayna olarak algıladı o halde veya bununla ilgili aktarılan bilgi bozuldu. (A) Ne
enerjisi topluyorlardı?
C: Elektromanyetik.
S: (L) Bu enerji ne için kullanılıyordu?
C: İmparatorun aracı ve diğer makineler için enerji.
23 Ağustos 2001
S: (L) Nereden bağlantı kuruyorsunuz?
C: Kasyopya.
S: [Laura aniden yoğun bir sıcaklık hissettiği için kapının açılmasını istiyor.]
C: Hayat dindir.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Yaşam deneyimleri kişinin Tanrı'yla etkileşimini yansıtır. Uykuda olanlar, yaratılışla etkileşimleri konusunda çok az inanca sahiptir. Bazıları dünyanın hakkından gelmeleri, görmezden gelmeleri, susturmaları ya da sona erdirmeleri gereken birşey olduğunu düşünüyor. O bireyler için dünyalar sona
erecek. Hayata ne veriyorlarsa tam da o olacaklar. "Geçmişteki" bir hayal olacaklar. Objektif realiteye her yönüyle sıkı bir ilgi gösterenler "Geleceğin" gerçekliği olacaklar.
28 Eylül 2002
-YAPISALCI KELEBEKLER-
ForumKirpisi
15-02-2019, 01:47
ibrahim davut efsanesine deyinmeleri olayı foslaştırmış bence.
"ictenlik"
20-02-2019, 06:10
TARİHSEL DÜZENLEME İÇİN AÇIK BÜYÜK YARDIM BEKLENİYOR
EL ATMAK İSTEYENE HEDİYE OLUNUR
AÇIK KAYNAK KODLU GELİŞİMCİ VE YAZIMCI KOORDİNASYONU VE DESTEĞİNE AÇIK ÖN METİNDİR
ŞAVKI ÇALSIN... TARİH AYDINLANSIN..
(Taslak ve öneskiz olarak düşünülmelidir)
KURAN YA DA DİNLERE KARŞI AÇIK BAŞKALDIRI VE MANİFESTO
Daha evresel olduğu söylenen haklar bildirgesi insanların eşit ve özgür olup doğduğundan sözederken yanılıyorlar yanıltılıyoruz
Bireysel bir Tanrıyı herşeyin sahibi ya da yaratıcısı olan bir üst özne olarak atarken ve yine bireysel vicdanda onarken ve bunu kitlesel vicdana diğerlerine de dayatırken aciz kullarını seçerek cehennemde tutuşturan bir Tanrıyı onayarak daha bununla çeliştiriliyoruz
Tanrı demek kullar demektir bu da özgür olmayanlar demektir.
Serbest iradenin doğal dayanağı yine doğadır ve varoluştur.
Bireysel özgür eşit yaşamların sağlanması hiç bir toplumsal güvence yok
Devlet kuramları bir avuç elitin elinde kalmış azınlığın çoğunluğa tahakkümünü sağlayan aygıtlardır
Din devletleri tamamen karanlık toplumsal yapılardır
Din insanlığın başına çöreklenmiş bir veba ve beladan ibarettir
Toplum tamamen ezik sömürüsel kastlarla doludur
Tanrıyı onaylayan seçen vicdanlar dürüst değiller ve (kendilerine dönüp bakmalılar ve sormalılar biz kimiz?) yanılıyorlar ve doğayı yeterince incelemediler ve gözlemlemediler.
Kurumsallaştırılmış dinler yıkılmalıdır ve tarihe gömülmelidir. İnsanlık bu kara lekeyi alnından ancak böyle temizleyebilir
Yeryüzünde onanmış/tanınmış hiçbir din devleti kalmalıdır. Bu yine insanlığın kendisi için bir iç tehdittir.
Dinler üstünlükten, ayrılıktan, seçilmişlerden sözetmektir.
Dinler yıkılmalıdır. Tersi insanlığın tersini tartışmak olacaktır. Tersi sömürüyü tartışmak olacaktır.
Dinler insancıl değiller. Barışçıl değiller. Birbirine düşmüş düşürülmüş bir dünyayı simgeliyorlar.
İnsan yakmakla bizleri tehdit eden bir Tanrıya boyun eğmemeliyiz.
Yine bilgilenmeksizin böyle bir durumu onayan ya da diğerlerine ısrar ve zorla dayatan vicdan uzun vade de insanlık düşmanı ilan edilmelidir.
Dinsel metinlerin Sümer tabletlerine kadar dayandırıldığını artık net olarak biliyoruz ve tarihin gözleri önündedir.
Mitolojik incelemeler bize göstermektedir ki din konusu tam bir muamma ve açmazdır ancak bir çok alternatif çözümleme kuram mevcuttur ve artık gözler önündedir.
Kimi kuramcılar Uzaylı Antik Astronot gibi Uzaylı Tanrı teorileri de üretmişlerdir.
Kutsal kitaplar gökten kızgın ateşlerle büyük kentlerin yıkıldığından ve insanların dil ve belleklerinin tanrılar tarafından kuşatılıp ayrıldığından sözeder. Hangi aklı başında Tanrı bunu yapar? Ben insan aklımla beni aşan bir varlığı önerir ve onaylarken bekleyeceğimiz merhamet bu mu?
Bunu onaylayan ve sorgulamayan bir vicdanı bir yerden sonra artık insanlığa sığdıramayacağımızı belirtmeliyiz.
Cehennem literatürünün din düşüncesinden acil çıkarılması gerekmektedir. Hangi vicdana sığar. Bireysel vicdan da bunu kendi başına ve kendi tekelinde onaylayan bir insanı belki anlayabilirdik oysa bu diğerlerimize de dayatılmaktadır.
Dinsel tüm kurumlar töhmet yuvalarıdır. İnsanların zihinlerini esir ve köle ederler.
Din kuramları dayankasızdır ya da nesnel dayanaktan yoksundur ve dayanaksızıdır.
Bunun dışında tarihin en eski dinleri ve dinsel metinleri olan Uzakdoğu metinleri ve öğretileri, Ortadoğu dinlerinin dinsel çelişkilerinin bir çoğunu barındırmaz. Oldukça barışçıl, insancıl ve Hümanisttir. Doğu yollarının pek çoğu tanrıyı onaylamaz varlığı Brahmancı bir doğa kavramında birleştirir. Uzakdoğu gizemciliğinde Panteizm ve TümVarlıkçılık izleri mevcuttur.
Bizler aciz kullarını Cehennemle sınayan bir Tanrının kulu olma düşüncesini açık ve net olarak reddediyoruz.
Bunu felsefi tarihsel dayanakları mevcuttur.
Bu düşünceyi kabul eden insanları açık ve net sorguya davet ediyoruz.
Sana ya da bize cehennem buyuran bir Tanrının senin vicdanın da olması ve onaylanması benim içinde bir lekedir ve karanlıktır.
Yeryüzünde yayımlanmakta olan ve gelecekle iletişim olduğu da açıkça belirtilen bir metince tüm varoluşun varolan herşeye ortak sahip olduğu mutlakçı bir iye Tanrı olmadığı belirtilip onaylanmaktadır.
İnsanlık, Halklar ya da Hükümet, Birey ve Toplum Temsilcileri nezdinde toplanarak ,tanıkların korunması ve sürecin bilimsel yetkin gözlemi ışığında bilimsel bir deney ve toplu tanıklıkla bilimsel bir İNSANLIK CELSESİ öneriyoruz.
Dinler karanlık ve baskı getirmiştir, korku sebebi olmuşlardır.
Ölüm ötesi korkusu ile tehdit ve travma edilen varlık güçsüzdür.
İşin aslı ne ölüm vardır ne doğum vardır doğa da bir denge vardır ve tüm bunlar doğal görünümler ve çatışkılardır. İnsan doğuş ölüşlerin güneşin doğuş batışları gibidir ve sıradandır/görünümseldir.
Ölüm sonrası ve ölüm ötesi korkuları yenilip yıkılıp atılmalıdır. İnsan zihni bilinmezliğe hapsedilemelidir. Enerji her daim devirdaimdedir.
Varlık olan hepimiziz ve her şeydir
BİZİM KAYNAĞIMIZ VAROLUŞTUR.
Başka dayanak kendi dayanağından yoksundur.
Tanrı ile aynı temel probleme dayandırılan varlıklarız.
Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve dayanaklara sahibiz.
Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve geçerli /kendinden dayanaklara sahibiz.
Tüm bilimsel akılsal vicdani inceleme ve dayanaklar bize göstermiştir ki Tanrı tamamen asılsızdır . Asılsız dayanaksız bir varsayımdır ve bundan öte gidemez. Nesnel değildir. Nesnel bir öneri değildir. Nesnel bir geçerliliği yoktur. hiç bir geçerliliği yoktur kılınamaz.
Tanrı tamamen öznel bir alandır bilimlerin ve bilişlerin, bellekerin konusu değildir. Araştırma keşif konusu hiç değildir ve olmayacaktır. Nesnel bir neden dayanak yoktur.
Buna dair hiçbir nesnel objektif geçerli neden öne sürülemez. Çürütülmesine de gerek yoktur ve kalmayacaktır
Tanrı dayatmak öznel bir varsayımdan ve subjektif bir telaştan öte gidemez,
Tanrılar tüm varoluştur. Tüm varolandır. Kaynak kendinin kaynağı ve nedenidir ve kendinin kaynağı ve nedeni olarak döngüye girer. Kaynak asılsızdır. İçte saptanan belirlenen bir kavramdır ve metodolojidir. Dışsal bir belirleme imkansızdır, metotsuzdur
Asılsızdır
Hükmen resmen yok ve mağluptur
Tanrı sanılanalr göksel nesnelerdir ya da ileri gidenlerdir büyük çoğunlukla insanlıkla teması olan göksel varlıklardır
Tanrı saymacılık ve sanmacılık bundan ve kendi hami seçmekten öte öte gitmeyecektir
İnsanlık Tanrılara muhtaç değildir. Bilgi, bilim ve bilinç tüm evrendedir ve herkese dağılır.
İsnanlar kendi kaderini kendi tayin edecektir.
Etmelidir.
"ictenlik"
20-02-2019, 07:53
TARİHSEL DÜZENLEME İÇİN AÇIK BÜYÜK YARDIM BEKLENİYOR
EL ATMAK İSTEYENE HEDİYE OLUNUR
AÇIK KAYNAK KODLU GELİŞİMCİ VE YAZIMCI KOORDİNASYONU VE DESTEĞİNE AÇIK ÖN METİNDİR
ŞAVKI ÇALSIN... TARİH AYDINLANSIN..
(Taslak ve öneskiz olarak düşünülmelidir)
KURAN YA DA DİNLERE KARŞI AÇIK ÖZGÜR BAŞKALDIRI VE MANİFESTO 2,4
Daha evresel olduğu söylenen haklar bildirgesi insanların eşit ve özgür olup doğduğundan sözederken (bunu varsayarken) yanılıyorlar, yanıltılıyoruz
Bireysel bir Tanrıyı herşeyin sahibi ya da yaratıcısı olan bir üst özne olarak atarken ve ilan ederken kullar olduğumuzu töhmetleyip, kendimizi ipotek edip, bilincimizi hapsedip/ipotek edip yanılıyoruz ve yanıltılıyoruz
Bireysel bir Tanrıyı herşeyin sahibi ya da yaratıcısı olarak yine bireysel vicdanda onarken ve bunu kitlesel vicdana diğerlerine de dayatırken aciz kullarını seçerek cehennemde tutuşturan bir Tanrıyı onayarak daha bununla çeliştiriliyoruz. Özgürlükle ve özgür olmakla ..
Tanrı demek kullar demektir, acizler demektir, düşmüş acuzeler toplumu demektir
Bu da özgür olmayanlar demektir. Bilinçsizler, belleksizler başkasına ait olanlar, belleğini başkasına ipoteklemişler, kaptırmışlar demektir.
Bizler özgürüz. Tersi değiliz: Özgür doğaya ait bilinçli serbestleriz. Özgür varlıklarız. Kaynağımız varoluştur..
Nedensiz varoluş. Kendi kaynaksız ve kaynağından yoksun "olmak" ve varoluş
Serbest iradenin doğal kaynağı/dayanağı yine doğadır ve varoluştur.
Bireysel özgür eşit yaşamların sağlanması için (nitelikli) hiç bir toplumsal güvence ve sosyal anlaşma yoktur
İşin aslı sosyal anlaşmalar yapısız ve çürüktür
Derhal terkedilmeliler
Devlet kuramları/aygıtları bir avuç elitin elinde kalmış, sıkışmış, azınlığın çoğunluğa tahakkümünü sağlayan aygıtlara dönüşmüş, yapısız bozuk kurumlardır
Din devletleri tamamen karanlık toplumsal yapılardır
Din insanlığın başına çöreklenmiş bir veba ve beladan ibarettir
Toplumlar tamamen ezik sömürüsel kastlarla doludur
Tanrıyı onaylayan, seçen, vicdanlar dürüst ve içten değiller ve (kendilerine dönüp bakmalılar ve sormalılar biz kimiz?) yanılıyorlar ve doğayı yeterince incelemediler ve gözlemlemediler.
Kurumsallaştırılmış dinler yıkılmalıdır ve tarihe gömülmelidir. İnsanlık bu kara lekeyi alnından ancak böyle temizleyebilir.
Yeryüzünde onanmış/tanınmış hiçbir din devleti kalmamalıdır. Bu yine insanlığın kendisi için bir iç tehdittir ve töhmet unsurudur.
Dinler üstünlükten, ayrılıktan, seçilmişlerden ve seçilmişlikten/özellikten sözetmektir.
Özellik tamamen yadsınmalıdır. Nesnel indirgeme de hiç bir varlık özel diğerinden başka ve farklı değildir
Öznel indirgemeler gözünüze girsin dursun .Tarih size sormuyor mu;?
Dinler yıkılmalıdır. Tersi insanlığın ve barışın, birarada dürüst yaşamın tersini tartışmak olacaktır. Tersi sömürüyü tartışmak olacaktır.
Dinler insancıl değiller. Barışçıl değiller. Birbirine düşmüş, düşürülmüş bir dünyayı ve insanlığı simgeliyorlar.
İnsan yakmakla bizleri tehdit eden bir Tanrıya boyun eğmemeliyiz. Güce boyun eğmemeliyiz.
Yine bilgilenmeksizin böyle bir durumu onayan hariç diğerlerine ısrar ve zorla dayatan vicdan uzun vade de insanlık düşmanı ilan edilmelidir.
Dinsel metinlerin Sümer tabletlerine kadar dayandırıldığını artık net olarak biliyoruz ve tarihin gözleri önündedir. Bilimsel objektif soruşturma ve araştırmalar beklenmektedir.
Mitolojik incelemeler bize göstermektedir ki; din konusu tam bir muamma, bulmaca ve açmazdır ancak iyi bakılırsa objektif/nesnel çözümleri de mevcuttur.
Bir çok alternatif çözümleme kuram mevcuttur ve artık gözler önündedir.
Kimi kuramcılar Uzaylı Antik Astronot gibi Uzaylı Yarı-Tanrı teorileri de üretmişlerdir.
Kutsal kitaplar gökten kızgın ateşlerle büyük kentlerin yıkıldığından ve insanların dil ve belleklerinin tanrılar tarafından kuşatılıp ayrıldığından sözeder. Hangi aklı başında Tanrı bunu yapar? Ben insan aklımla beni aşan bir varlığı önerir ve onaylarken bekleyeceğimiz merhamet bu mu?
Bunu onaylayan ve sorgulamayan bir vicdanı bir yerden sonra artık insanlığa sığdıramayacağımızı belirtmeliyiz.
Cehennem literatürünün tümden toptan din düşüncesinden acil çıkarılması yapısız dinsel kurumların lağvedilmesi gerekmektedir. Cehennem hangi insan aklına ve vicdanına sığar. Bireysel vicdan da bunu kendi başına ve kendi tekelinde onaylayan bir insanı belki anlayabilirdik oysa bu diğerlerimize de dayatılmaktadır.
Dinsel tüm kurumlar töhmet yuvalarıdır. İnsanların zihinlerini esir ve köle ederler.
Din kuramları dayankasızdır ya da nesnel dayanaktan yoksundur ve dayanaksızdır.
Bunun dışında tarihin en eski dinleri ve dinsel metinleri olan Uzakdoğu metinleri ve öğretileri, Ortadoğu dinlerinin dinsel çelişkilerinin bir çoğunu barındırmaz. Oldukça barışçıl, insancıl ve Hümanisttir. Doğu yollarının pek çoğu tanrıyı onaylamaz varlığı Brahmancı bir doğa kavramında birleştirir. Uzakdoğu gizemciliğinde Panteizm ve TümVarlıkçılık izleri mevcuttur. Sufi yolu da benzer biçimde TümVarlıkçı olup benzer açıklamalar yapmaya girişildiğinde ilgilileri katledilmiş ve susturulmuştur.
Bizler aciz kullarını Cehennemle sınayan bir Tanrının kulu olma düşüncesini açık ve net olarak reddediyoruz.
Bunu felsefi tarihsel objektif nesnel dayanakları mevcuttur.
Bu düşünceyi kabul eden insanları açık ve net sorguya ve bilgilenmeye ve öğrenişe davet ediyoruz.çağrıyoruz.
Sana ya da bize cehennem buyuran bir Tanrının senin vicdanın da olması ve onaylanması benim içinde bir lekedir ve karanlıktır.
--------------------
YARDIM:
Yeryüzünde yayımlanmakta olan ve gelecekle iletişim olduğu da açıkça belirtilen bir metince tüm varoluşun varolan herşeye ortak sahip olduğu mutlakçı bir iye Tanrı olmadığı belirtilip onaylanmaktadır.
İnsanlık, Halklar ya da Hükümet, Birey ve Toplum Temsilcileri nezdinde toplanarak ,tanıkların korunması ve sürecin bilimsel yetkin gözlemi ışığında bilimsel bir deney ve toplu tanıklıkla bilimsel bir İNSANLIK CELSESİ öneriyoruz.
-------------
Dinler karanlık ve baskı getirmiştir, korku sebebi olmuşlardır.
Ölüm ötesi korkusu ile tehdit ve travma edilen varlık güçsüzdür, dengesizdir.
İşin aslı ne ölüm vardır ne doğum vardır. Doğa da bir denge, kendi yapısalında bir oluşsallık vardır dönengelerle devam eder, sürer, sonsuzdur, açmazdır
ve tüm bunlar doğal görünümler ve çatışkılardır. İnsan doğuş ölüşleri güneşin doğuş batışları gibidir ve sıradandır/görünümseldir.
Ölüm sonrası ve ölüm ötesi korkuları yenilip yıkılıp atılmalıdır. İnsan doğmaz ölmez. Başlamz bitmez, doğadaki herşey gibidir.
İnsan zihni bilinmezliğe hapsedilemelidir. Enerji her daim devirdaimseldir.Mutlaksaldır.
Varlık olan hepimiziz ve her şeydir
BİZİM KAYNAĞIMIZ VAROLUŞTUR.
Başka dayanak kendi dayanağından yoksundur.
Bilişe indirgendinde
Tanrı ile aynı temel probleme/paradoksa dayandırılan varlıklarız.
Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve dayanaklara sahibiz.indirgeniriz.
Tanrıyla tamamen aynı ve birebir açmaz ve aynısal nesnel ve dayanaklara sahibiz.
Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve geçerli /kendinden dayanaklara sahibiz.
Tüm bilimsel akılsal vicdani inceleme ve dayanaklar bize göstermiştir ki Tanrı tamamen asılsızdır . Asılsız dayanaksız bir varsayımdır ve bundan öte gidemez. Nesnel değildir. Nesnel bir öneri değildir. Nesnel bir geçerliliği yoktur. Hiç bir geçerliliği yoktur kılınamaz.
Tanrı seçmek sahip iye seçmektir. Tanrı sahip benimsemektir bundan öte gidemez yaslanamaz, yaslandırılamaz, yaslandırılamaycaktır
Tanrı tamamen öznel bir alandır bilimlerin (milimlerin) ve bilişlerin, belleklerin konusu yordamı değildir. Araştırma keşif konusu hiç değildir ve olmayacaktır. Nesnel bir neden dayanak yoktur. Objektif araştırma dayanağında yoksundur.
Buna dair geçerli hiçbir açık nesnel objektif neden öne sürülemez. Çürütülmesine de gerek yoktur ve kalmayacaktır
Felsefe Tanrıcılık değildir. Bilişlerin konusudur.-alanıdır.
Felsefe ile Doğacı ve Tüm Varlık Tanrısalcı Panteizm anlamı dışında hiç bir Bireysel Tanrı düşünümü ve onamı yanyana getirilmemelidir.
Tanrı dayatmak öznel bir varsayımdan ve subjektif bir telaştan öte gidemez,
Tanrılar tüm varoluştur. Tüm varolandır.
Kaynak kendinin kaynağı ve nedenidir kaynaksızdır
ve kendinin kaynağı ve nedeni olarak döngüye girer.
Kaynak asılsızdır. İçte saptanan belirlenen bir kavramdır ve metodolojidir. Dışsal bir belirleme imkansızdır, metotsuzdur, Asılsızdır
Doğada başlangıç yok.
Tanrı Hükmen resmen yok ve mağluptur.
Tanrı sanılanlar göksel nesnelerdir ya da ileri gidenlerdir büyük çoğunlukla insanlıkla teması olan göksel varlıklardır.
Tanrı saymacılık ve sanmacılık bundan ve kendine hami seçmekten benimsemekten ve sahip iye edinmekten öte gitmeyecektir .
İnsanlık Tanrılara muhtaç değildir. Bilgi, bilim ve bilinç tüm evrendedir/evrenseldir ve herkese dağılır.
İnsanlar kendi kaderini kendi tayin edecektir.
Etmelidir.
Bunu duymayan insan adını almasın köle adını sahiplensin artık...
Ve tutup bir köleler bildirgesi yazsın .Açık kölelik
....
NOKTA
NOKTA ATIŞÇILAR..
BİZLER ÖLÜMSÜZLERİZ
(Maison Maison koş..yolda...)
Ölümde vız gelip tırıs gider...
"ictenlik"
20-02-2019, 21:15
TARİHSEL DÜZENLEME İÇİN AÇIK BÜYÜK YARDIM BEKLENİYOR
EL ATMAK İSTEYENE HEDİYE OLUNUR
AÇIK KAYNAK KODLU, GELİŞİMCİ VE YAZIMCI KOORDİNASYONU VE DESTEĞİNE AÇIK ÖN METİNDİR
ŞAVKI ÇALSIN... TARİH AYDINLANSIN..
(Ham Taslak ve öneskiz olarak düşünülmelidir.
Bir genişletme denendi.)
KURAN ; BİREYSEL DİNLER YA DA BİREYSEL/KİŞİSEL (SUBJEKTİF) TANRI ANLAYIŞLARINA KARŞI AÇIK ÖZGÜR BAŞKALDIRI (YA DA AÇIK VE ÖZGÜR SORGULAMA (İSTENÇLEŞME; BİLME; BİLİŞME) DAVETİ) VE MANİFESTOSU 3
Daha evrensel olduğu söylenen haklar bildirgesi insanların eşit ve özgür olup doğduğundan sözederken (bunu varsayarken) yanıltılıyoruz
Bizler Doğa ve Varoluşa mı aidiz Tanrıya mı?
Bireysel bir Tanrıyı herşeyin (asıl) sahibi ya da yaratıcısı olan bir Üst/Üstün (Baş ve İlk) Özne olarak atarken ve ilan ederken kullar olduğumuzu töhmetleyip, kendimizi ipotek edip, bilincimizi hapsederek ipotek edip yanılıyoruz ve yanıltılıyoruz
Bireysel bir Tanrıyı herşeyin sahibi ya da yaratıcısı olarak yine bireysel vicdanda onaylarken ve bunu kitlesel vicdana ve diğerlerine açıkça dayatırken de aciz kullarının kimini seçip ayırarak cehennemde tutuşturan bir Tanrıyı onaylayarak daha bununla çeliştiriliyoruz. Eşit haklara sahip olmak ya da Özgürlükle ve özgür olmakla ..
Yanacak olanların eşitliği ve adaleti nerede?
Yakılmak için yaratılmış (her olasılıkta birilerinin yakılacağı kesin tayin edilmiş) ya da yakılacağı önden bilinerek ve kesin belli olarak yaratılmış varlığın Tanrı vicdanında katında adaleti nerede?
Tanrı demek kullar demektir, sahip olana göre köle iye olmak ve acizler demektir, düşmüş acuzeler toplumu demektir .
Tanrı demek kendi sorumluluğunu ele almamak demektir. Varoluşun aşkın bir özneye yıkarak güç boyunduruğu ve himaye/kollama aramak bu ben kendime bakamıyorum demektiir, dilenmektir.
Tanrı varlığına Sahip, İye arayışıdır.
Tanrı demek kendi üzerinden başkasının hak sahipliğini ve bilinç üstünlüğünü kabul etmektir. Kendi varoluşsal dayanağından ve haklarından hatta kendinin kendine ait ve sahipliğinden vazgeçmektir.
Tanrı başka varlığa bağım ve bağımlılık demektir.
Tanrı bağımını doğa ve varolultan kopararak suçu bir Üst özneye atmak demektir
Tanrı varoluşma bağını özgür açık doğa ve tün olandan yani varoluştan kopararak içte bulunan bir özneye dayatmak demektir
Bu da özgür olmayanlar demektir. Bilinçsizler, belleksizler, başkasına (başka varoluşsal özneye ait ve tabi olanlar, belleğini başkasına ipoteklemişler, kaptırmışlar demektir.
Dinler acı ve savaş sebebi olmuşlardır.
Dinler bölünme ve ayrılık sebebi olmuşlardır
Tanrı demek kendi varlığı dışında varlık ya da varlıklar himaye eden bir bilinç ve düşünce merkezinden emir ve kontrol almak ve başka bir bilinçli varlığa koşulsuz bir itaat demektir.
Belirtilen düşünce özgürlük anlayışıyla başlı başına taban tabana zıttır.
Kullar olmak Sahibe Efendiye ve ya da Tanrısına göre özgür olmayan alt bilinçli düşük varlıklılığın onanmasıdır
Bizler özgürüz. Tersi değiliz: Özgür doğaya ait bilinçli serbestleriz. Özgür varlıklarız. Kaynağımız varoluştur..
Nedensiz varoluş. Kendi kaynaksız olan ve (kendi kaynağından yoksun) "olmak" durumu ve varoluş yine kendinin nedeni/dayanağıdır.
Serbest iradenin nesnel öznel doğal kaynağı/dayanağı yine doğadır ve varoluştur.
Bireysel özgür ve eşitlikçi yaşamların sağlanması için (nitelikli) hiç bir toplumsal güvence ve sosyal anlaşma yoktur
Kaldı ki dini anlayış ve Tanrı Sahipliği bunun önünde bir engel ve settir.
İşin aslı sosyal anlaşmalar yapısız ve çürüktür
Derhal terkedilmeliler
Devlet kuramları/aygıtları bir avuç elitin elinde kalmış, sıkışmış, daralmış, azınlığın ve orantısız gücün çoğunluğa tahakkümünü sağlayan aygıtlara dönüşmüş, yapısız ve bozuk kurumlardır
Din devletleri tamamen karanlık toplumsal yapıları simgelerler.
Din insanlığın başına çöreklenmiş bir veba ve beladan ibarettir
Toplumlar tamamen ezik sömürüsel kastlarla doludur
Tanrıyı onaylayan, seçen, vicdanlar dürüst ve içten değiller ve (kendilerine dönüp bakmalılar ve sormalılar biz kimiz?) yanılıyorlar ve doğayı yeterince incelemediler ve gözlemlemediler.
Kurumsallaştırılmış dinler yıkılmalıdır ve tarihe gömülmelidir. İnsanlık bu kara lekeyi alnından ancak böyle temizleyebilir.
Yeryüzünde onanmış/tanınmış hiçbir din devleti kalmamalıdır. Bu yine insanlığın kendisi için bir iç tehdittir ve töhmet unsurudur.
Dinler üstünlükten, ayrılıktan, seçilmişlerden ve seçilmişlikten/özellikten sözetmektir.
Özellik tamamen yadsınmalıdır. Nesnel indirgeme de hiç bir varlık özel diğerinden başka ve farklı değildir
Öznel indirgemeler kendi subjeltivitesini içerir (içinde taşır adı üstünde özneldir) ve bilimsel bilişsel değildir.
Tanrı öznel ve subjektif bir alan olarak nesneye dayatılamaz ya da özne olarak nesneye indirgenemez. Eğer Tanrının özne olarak nesneye indirgeneceğinden ya da tüm nesneye eşit olacağından sözedeceksek tüm varlığın Tanrı olduğundan sözetmeliydik
Diğer durumda Tanrının bir maddesi/nesnesi ve kendisi olmadığından yani yokluğundan sözedeceğiz.
Diğer durumda varolan maddellerin Tanrı olmadığından ve Tanrıdan başka oluşundan ,Yanrı ile bağsız oluşundan ya da Tanrı tafarından bilinmeyeşinden sözederiz.
Nesne eğer özne olarakta kendi nesnesini temsil ediyorsa yine TümVarlıkTanrıcı bir indirgemeden sözetmeliydik
Üstün Üst özne olarak dayatılan Tanrı mantıklı bir fikir değildir.
Varlığı/Varlığa Aşkın ve dışrak güç sahibi olarak nitelenen Tanrı anlamsızdır
Yokluk indirgemeleri Var'a göre anti denklemi kurularak yapılmalıdır. (Mutlak varlık olmaksızın) Mutlak yokluğa varlık indirgenemez.
Varlık başlama zeminine çekilemez.
Başlama hatası bir soyutlama hatasıdır. Başlayan herşey bitmeye muhtaçtır.
Varlık ne ilk kez ne den son kez başlayamaz ve bitemez . Bu olanın doğasına terstir.
İlk başlangıç en son yitişle ve bitişle her zaman eşit
Dinler yıkılmalıdır. Tersi insanlığın ve barışın, birarada dürüst yaşamın tersini tartışmak olacaktır. Tersi sömürüyü tartışmak olacaktır.
Dinler insancıl değiller. Barışçıl değiller. Birbirine düşmüş, düşürülmüş bir dünyayı ve insanlığı simgeliyorlar.
İnsan yakmakla bizleri tehdit eden bir Tanrıya boyun eğmemeliyiz. Güce boyun eğmemeliyiz.
Yine bilgilenmeksizin böyle bir durumu onayan hariç diğerlerine ısrar ve zorla dayatan vicdan uzun vade de insanlık düşmanı ilan edilmelidir.
Dinsel metinlerin Sümer tabletlerine kadar dayandırıldığını artık net olarak biliyoruz ve tarihin gözleri önündedir. Bilimsel objektif soruşturma ve araştırmalar beklenmelidir.
Mitolojik incelemeler bize göstermektedir ki; din konusu tam bir muamma, bulmaca ve açmaz gibi görülür ancak ancak iyi bakılırsa objektif/nesnel çözümleri de mevcuttur.
Bir çok alternatif çözümleme kuram mevcuttur ve artık gözler önündedir.
Kimi kuramcılar Uzaylı Antik Astronot gibi Uzaylı Yarı-Tanrı teorileri de üretmişlerdir.
İşin aslı mitler, eski metinler, mitolojiler hatta kutsal kitap sayılanların incelenmesinden açıkça görüyoruz ki uzaylı güçlü varlıklar ve bunların dünyayı ziyareti ve sömürgeye uğratması olasılığı ve savuçı güçlü dayanaklara ve yeterli öngürüye sahip bir yaklaşımdır.
Kutsal kitaplar gökten kızgın ateşlerle büyük kentlerin yıkıldığından ve insanların dil ve belleklerinin tanrılar tarafından kuşatılıp ayrıldığından sözeder. Hangi aklı başında Tanrı bunu yapar? Ben insan aklımla beni aşan bir varlığı önerir ve onaylarken bekleyeceğimiz merhamet bu mu?
Bunu onaylayan ve sorgulamayan bir vicdanı bir yerden sonra artık insanlığa sığdıramayacağımızı belirtmeliyiz.
Cehennem literatürünün tümden toptan din düşüncesinden acil çıkarılması yapısız dinsel kurumların lağvedilmesi gerekmektedir. Cehennem hangi insan aklına ve vicdanına sığar. Bireysel vicdan da bunu kendi başına ve kendi tekelinde onaylayan bir insanı belki anlayabilirdik oysa bu diğerlerimize de dayatılmaktadır.
Dinsel tüm kurumlar töhmet yuvalarıdır. İnsanların zihinlerini esir ve köle ederler.
Din kuramları dayankasızdır ya da nesnel dayanaktan yoksundur ( ve dayanaksızdır.)
Nesne kendinin sebebi olarak indirgendiğinde hareket ve dönüşüm bulunur/buluruz ya da içsel yasalarından sözetmeliyiz.
Nesnel geçerlilik nesnenin özne ve kendi olarak görünümlerini ve bilişlerini sentezlemeye yeterlidir.
Bunun dışında tarihin en eski dinleri ve dinsel metinleri olan Uzakdoğu metinleri ve öğretileri, Ortadoğu dinlerinin dinsel çelişkilerinin bir çoğunu barındırmaz. Oldukça barışçıl, insancıl ve Hümanisttir. Doğu yollarının pek çoğu tanrıyı onaylamaz varlığı Brahmancı bir doğa kavramında birleştirir. Uzakdoğu gizemciliğinde Panteizm ve TümVarlıkçılık izleri mevcuttur. Sufi yolu da benzer biçimde TümVarlıkTanrıcı olup benzer açıklamalar yapmaya girişildiğinde ilgilileri katledilmiş ve susturulmuştur.
Bizler aciz kullarını Cehennemle sınayan bir Tanrının kulu olma düşüncesini açık ve net olarak reddediyoruz.
Bunu felsefi tarihsel objektif nesnel dayanakları mevcuttur.
Bu düşünceyi kabul eden insanları açık ve net sorguya ve bilgilenmeye ve öğrenişe davet ediyoruz.çağrıyoruz.
Sana ya da bize cehennem buyuran bir Tanrının senin vicdanın da olması ve onaylanması benim içinde bir lekedir ve karanlıktır.
--------------------
YARDIM:
Yeryüzünde yayımlanmakta olan ve gelecekle iletişim olduğu da açıkça belirtilen bir metince tüm varoluşun varolan herşeye ortak sahip olduğu mutlakçı bir iye Tanrı olmadığı belirtilip onaylanmaktadır.
İnsanlık, Halklar ya da Hükümet, Birey ve Toplum Temsilcileri nezdinde toplanarak ,tanıkların korunması ve sürecin bilimsel yetkin gözlemi ışığında bilimsel bir deney ve toplu tanıklıkla bilimsel bir İNSANLIK CELSESİ öneriyoruz.
-------------
Dinler karanlık ve baskı getirmiştir, korku sebebi olmuşlardır.
Ölüm ötesi korkusu ile tehdit ve travma edilen varlık güçsüzdür, dengesizdir.
Ölüm için uygun kavram ve belirtme doğanın /olanın ( izafi) hareketi ve geçişleridir
İşin aslı ne ölüm vardır ne doğum vardır. Doğa da bir denge, kendi yapısalında bir oluşsallık vardır Olan dönengelerle devam eder, sürer, sonsuzdur, açmazdır
ve tüm bunlar doğal görünümler ve çatışkılardır. İnsan doğuş ölüşleri güneşin doğuş batışları gibidir ve sıradandır/görünümseldir.
Ölüm sonrası ve ölüm ötesi korkuları yenilip yıkılıp atılmalıdır. İnsan doğmaz ölmez. Başlamaz bitmez, doğadaki herşey gibidir.
İnsan zihni bilinmezliğe hapsedilemelidir. Enerji her daim devirdaimseldir.Mutlaksaldır.
Varlık olan hepimiziz ve her şeydir
BİZİM KAYNAĞIMIZ VAROLUŞTUR.
Başka dayanak kendi dayanağından yoksundur.
Bilişe indirgendinde
Tanrı ile aynı temel probleme/paradoksa dayandırılan varlıklarız.
Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve dayanaklara sahibiz.indirgeniriz.
Tanrıyla tamamen aynı ve birebir açmaz ve aynısal nesnel ve dayanaklara sahibiz.
Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve geçerli /kendinden dayanaklara sahibiz.
Tüm bilimsel akılsal vicdani inceleme ve dayanaklar bize göstermiştir ki Tanrı tamamen asılsızdır . Asılsız dayanaksız bir varsayımdır ve bundan öte gidemez. Nesnel değildir. Nesnel bir öneri değildir. Nesnel bir geçerliliği yoktur. Hiç bir geçerliliği yoktur kılınamaz.
Tanrı seçmek sahip iye seçmektir. Tanrı sahip benimsemektir bundan öte gidemez yaslanamaz, yaslandırılamaz, yaslandırılamaycaktır
Tanrı tamamen öznel bir alandır bilimlerin (milimlerin) ve bilişlerin, belleklerin konusu yordamı değildir. Araştırma keşif konusu hiç değildir ve olmayacaktır. Nesnel bir neden dayanak yoktur. Objektif araştırma dayanağında yoksundur.
Buna dair geçerli hiçbir açık nesnel objektif neden öne sürülemez. Çürütülmesine de gerek yoktur ve kalmayacaktır
Felsefe Tanrıcılık değildir. Bilişlerin konusudur.-alanıdır.
Felsefe ile Doğacı ve Tüm Varlık Tanrısalcı Panteizm anlamı dışında hiç bir Bireysel Tanrı düşünümü ve onamı yanyana getirilmemelidir.
Tanrı dayatmak öznel bir varsayımdan ve subjektif bir telaştan öte gidemez,
Tanrılar tüm varoluştur. Tüm varolandır.
Kaynak kendinin kaynağı ve nedenidir kaynaksızdır
ve kendinin kaynağı ve nedeni olarak döngüye girer.
Kaynak asılsızdır. İçte saptanan belirlenen bir kavramdır ve metodolojidir. Dışsal bir belirleme imkansızdır, metotsuzdur, Asılsızdır
Doğada başlangıç yok.
Tanrı Hükmen resmen yok ve mağluptur.
Tanrı sanılanlar göksel nesnelerdir ya da ileri gidenlerdir büyük çoğunlukla insanlıkla teması olan göksel varlıklardır.
Tanrı saymacılık ve sanmacılık bundan ve kendine hami seçmekten benimsemekten ve sahip iye edinmekten öte gitmeyecektir .
İnsanlık Tanrılara muhtaç değildir. Bilgi, bilim ve bilinç tüm evrendedir/evrenseldir ve herkese dağılır.
İnsanlar kendi kaderini kendi tayin edecektir.
Etmelidir.
EY İNSANLAR TEK BİR DİN YODAMDA YA DA İNSANLIKTA; DİNSİZLİKTE VE TANRISIZLIKTA BİRLEŞİN....
Ya hepberaber yanalım ya da kimse yanmasın
....
NOKTA
NOKTA ATIŞÇILAR..
BİZLER ÖLÜMSÜZLERİZ
(Maison Maison koş..yolda...)
Ölümde vız gelip tırıs gider...
..
.........
"ictenlik"
21-02-2019, 04:48
(Yaz yaz bitmiyor o halde yarın devam sağlıcakla...)
KURAN YA DA DİĞER TÜM SAYILAN KİTAPLARA BAŞKALDIRIYA KARŞI ÖZGÜR MANİFESTO
BİREYSEL KAMUSAL DİNLER YA DA BİREYSEL/KİŞİSEL (SUBJEKTİF) TANRI ANLAYIŞLARINA KARŞI AÇIK ÖZGÜR BAŞKALDIRI (YA DA AÇIK VE ÖZGÜR SORGULAMA (İSTENÇLEŞME; BİLME; BİLİŞME) DAVETİ) VE MANİFESTOSU 3
BİREYSEL KAMUSAL DİNLER YA DA BİREYSEL/KİŞİSEL (SUBJEKTİF (ÇIKAR ÖRGÜTLEMELERİNE KARŞI SUÇÜSTÜ)) TANRI HAKİMİYETİNE KARŞI ÖZGÜR BASKI_N
ÖZGÜR AÇIK SORGULAMA DAVETİ YİNELEME
ÖZGÜRLÜK VE BİREYSEL İSTENCİN SAVUNULMASI VE DUYURULMASI
KAMUSAL VİCDANA -ÇOK AÇIK- ÇAĞRI VE SÖYLEV
--------------
Daha evrensel olduğu söylenen haklar bildirgesi insanların eşit ve özgür olup doğduğundan sözederken (ve bizler bunu varsayarken) yanılıyor, yanıltılıyoruz ya da yöneltiliyoruz
Bizler Doğa ve Varoluşa (ya da Kendi varoluşumuza) mı aidiz Tanrıya mı?
Kendi kendimize mi aidiz Tanrıya mı? Tüm varolana mı bağlıyız?
Bireysel bir Tanrıyı herşeyin (asıl) sahibi ya da yaratıcısı olan bir Üst/Üstün (İlk ve Baş) Özne ve kural koyucu olarak tayin ederken, kullar olduğumuzu ilan ve deklare edip, İnsanlık olarak belirsiz ve ortak olmayan yasalara tabi olduğumuz biliş ve belleğimize işliyoruz ve kabul ediyoruz.
Bizler doğanın (varoluşun) yasalarına mı tabiyiz Tanrının yasalarına mı? Peki bu ayrım nerede nasıl çizilecektir?_
Herkes kendi yasasına mı tabidir? Toplumsal yasalar neyi işaret eder? Din ve yasa ayrımı nerede çizilecektir? Bireysel vicdan ve kamusal vicdan ve yasa ayrımı nerede nasıl çizilecektir?
Dinler başkalarının bireysel özgürlüğüne ve (hürriyet vicdanına) egemenlik anlaşyışına sorumlu ve bilinçli şekilde kastetmektedir? Bunu aşağıda metinsel örneklerle açacağız
Kendi inancımızı ve düşüncelerimizi (kendimizle sınırlamayarak) başkalarına dayattığımız an da başklarının yaa malına giriyoruz ve bu başlıyor. Buna toplum olmak deniyor. İçiçe yaşamak deniyor.
Dini inancımızı ve kişisel fikrimizi kendimizle sınırlamadığımız an da başkalarının hak alanına giriyoruz.
Benim Tanrım seni de yaratmıştır (ve ya da senin de sahibindir) ifadesinin altında bile bu hak ihlali (açıktan) vardır ve yatar.
Yani bunu yaparak, kendi bilişselliğimizi başkalarına dayatarak onların özgürlüğüne de açık el uzatıyoruz.
Yüzyıllar ve binyıllar bunun savaşı ve Din savaşları ile doludur.
Avrupa da bir Rönesans ve Aydınlanma Çağı getiren ,Uzak Batı da ya da Kuzey Amerika da bir Evrensel Haklar Beyannamesi yazdıran refleksler bu tarihsel çıkmazlar ve karanlıktır. Yani Bireysel Tanrısal Toplumsal hakimiyet arzusunun ve çıkar savaşının tekrarı sonucu büyük acıların tekrar tekrar deneyimlenmesi değil midir?
Bireysel bir Tanrıyı herşeyin üstündeki ve varlığın asıl sahibi ilan ve deklare ederken, kendi kulluğumuzu onaylıyoruz.
Kulluk demek kölelik demektir. Adını değiştirmeye gerek yoktur. Bu bireysel kulluktur ve kul olana dair bir cümledir, ikilemdir ya da seçimdir. Kul olanla sınırlı kalmalıdır.
Kişi kendinin ya da Bireysel Tanrısının başkalarına da dayattığı an da savaş başlar gelişir. İradenin savaşı.
Kişi kendi Bireysel düşünce ve inancının diğerlerinin üstünde de (hakim) olduğunu/olacağını iddia etmektedir.
Bu hem Bireysel hem Tanrısal bir fetih ve yönetim arzusunun sonucudur ve ikilemidir. Kişisel özgürlük ile sınırlı değildir. Hak ihlalidir. Açıktan bireysel hak ihlalidir. Dinse ve bireysel yayılmacılıktır.
Kişi kendi egemen Tanrısını ve bilişini diğerlerine de dayatarak (Kendi ay da Tanrısı adına) diğerleri üzerinde de hak ve egemenlik ya da otorite talep etmektedir.
Kişisel Tanrısı üzerinden diğerleri üzerinde hak ve egemenlik talep edilmektedir ve bu kişisel saldırı yansımaktadır. Bireyin yayılmacılığının işaretidir.
Bireysel bir Tanrının diğer bireylere de egemenliği iddiası onların egemenlik haklarına, özlük haklarına ve birey oluşuna, kendi düşüncesine ve bireysel çıkarlarına karşı da açık bir saygısızlık ve kişiyi töhmet zan altında bırakmadır. . Varlığa açık bir tehdittir.
Bu açık savaş ilanıdır. Saldırganlık ilanıdır.
Dövüş sebebidir. Tarih bunun yıkımlarıyla doludur.
Bunun savunusunu veriyoruz.o halde.
Egemenlik bireyin hakkıysa bireyde kalmalıdır. Bireyin seçimi ve kişisel hakları, özgürlüğü (özgür istenci ve idaresi) açık bir yasa ise başka bir bireyin kendi Tanrısının tüm varoluşu kuşattığı varsayımı üzerinden onu da yönettiği/yöneteceği iddiası açık bir saldırganlık hak ve özgürlük ihlali olacaktır/belirtecektir.
Diğer bir bireye Tanrı dayatmak onun egemenlik alanına müdahaledir, müdahale anlamı taşır özgürlüğe kasıttır.
Kişi kendi kulluğunu onarken başkalarının kul olup olmamasına (kulluk düşüncesi taşıyıp taşımadığına) karışamaz yönelemez. Aksi, kişisel özgürlüğe ve yaşamsal haklara kasıttır/savaştır.
Birey Tanrı Birey Tanrı. Tanrı ile Birey arasında. Tıpkı Sahip ve Köle arasında kalacağı gibi bu ilişki sınırlanmalıdır.
Bireysel bir Tanrıyı herşeye üstün merkezi istenç ilan ederken ya da tüm varlığın yaratıcısı olarak işaretlerken karanlıkta bir ışık/yön ve asılsız bir dayanak arıyoruz.
Çünkü boşluktaki kayıplarız, yitik hafızalarız.
İşi aslı insanlık karanlıkta kaybolmuş ışık arayan yol yön arayan bir yolcuya benzemektedir.
Evrensel bilgi ve bilişsellik herşeyin üstündedir.
Evren tüm nesnelerin nedenidir ve tüm hepsini kapsar. Evren bir bütündür. Bütün olarak kendidir.
Bireysel vicdanda bireysel bir Tanrıyı herşeyin üstündeki bir güç olarak nitelerken kendimizden ve birbirimizden ve diğerlerimizden çalıyor ve hem birbirimizden hem de gerçeklerden kaçıyoruz.
Bunu yaparak;
İnsanlığın ortak ve birlikte kaderini yadsıyarak, insanlığın sorunlarını ve bunların çözümünü göksel, dışsal idaresel bir hamiye havale ediyoruz. Güç ve hazır reçeteler yaşama bilgisi için de dileniyoruz. Korku ile travmatize ediliyoruz.
Bilgi göksel bir olgu değildir. Heryana dağılır ,herşeyin/heryanın içinde vardır ve herşeye (eşit ortak) yayılır/dağılır.
İşin aslı bilgi her yerde ve herşeydedir.
İnsanlık kendi iplerini eline almalıdır. Kendi bilgisini, yaşamını, toplumun kurmalı ve düzenlemelidir.
Dinler bunun üzerinde tehdit unsurlarıdır, baskı unsurlarıdır, töhmet unsurlarıdır. Bireysel vicdanın açık olarak kamusal vicdana dayatılmasıdır. Yani kişiyi aşan dinler (bir Din ve dinsel vicdan) varolduğu sürece insanlık barış ve huzur bulamayacak.
Dinler korku sebebi olmuşlardır.
Bireysel vicdandaki bir Tanrıyı kitlesel vicdana dayatırken başkalarının özgürlük alanına giriyor ve özgürlüklerinden sömürüyor/çalıyoruz.
Bu benim bireye indirgenmiş inancım anlamına gelmiyor. Çünkü onu diğerlerinin üzerine de töhmet olarak dayatıyorum.
Benim (Bireysel) Tanrım/göksel hamim (senin inanç, duygu ve düşüncelerinin de üzerindedir dendiği anda sen, bireysel istencim sizlerin üzerindedir demektir.
Bireysel sınırı aşar tehdit haline gelir ve "neye inanırsan inan! ben ve Tanrım haklıyım" der, demektir.
Karşı tarafın inanç ve düşünce çemberine saygı değil saygısızlıktır ve müdahaledir. Bireysel istencini başklarına dayatmaktır.
Bu asıl inanca ve karşı düşüncelere saygısızlıktır.
Bireyse haklar ve özgürlükler tanınmalıdır. Din devletleri dünya için tehdittir.
Özgürler özgürler olarak tanınmalıdır. Kullar kullar olarak ayrılmalıdır/tanınmalıdır.
Hiç bir varlığın himayesine girmemiş varlık, doğa karşısında ve kendi varlığı karşısında özgürdür.
Sahiplik Kulluk ilişkisi bu kulluğu benimseyenin kendi sorunudur. Bireysel çıkarı amacı ve kişisel sorunudur. Kendi dairesiyel sınırlıdır ve sınırlanmalıdır. Kişi kişisel Tanrısının başkaları üzerinde hak sahipliğini iddia ettiği an da kaos başlar.
Din ya da kulluk Bireysel iradeyi taştığında yani kişisel Tanrının diğer ve başka bireyler üzerinde de egemenliği sanısı ilan edildiğinde bu bireysel İnanç felan değildir. Politik bir din yaymadır, inanaç yaymadır, başkalarının görüşüne karışmadır, özgürlük yıkıcılıktır, ,yayılıcılıktır
Benim Tanrım senin üzerinde egemen ya da egemenlik kolluyor demek başklarının idaresine kasıttır. Ben senin ya da Tanrım senin başına da buyruk ve musallat demektir. Bir açık saldırı savaş ve güç ilanıdır.
"Birey Tanrı" birey vicdanında kalmalıdır. Birey vicdanına hapsedilmeli. Toplumsal alana dayatılamaz. Dayatıldığı an da kaçınılmaz bir savaş, çatışma ve kaos başlar/nedenidir.
Bunun dayatımı kesin olarak net bir biçimde düşüncelere açık saygısızlıktır, saldırganlıktır.
Bir kişi diğerlerinin üzerinde de güç ve otorite sahibi (egemen) Tanrısından bahsederken diğerlerinin hakimiyetinden, güç ve kontrol planlarından da aynı an da sözediyor olur. Belirtilen amaç fetihçilik ve kontrolcülüktür.
Bireysel Tanrı bireysel alanda kalmalıdır. Bireysel inanç yanız kişinin kendi ile sınırlı olarak kendi kendine dayatabildiği/diretebildiği bir inanç olmalıdır. Bundan ötesi bireysel inanç değil bakın diğerlerinin üzerine uzanan bir hakimiyet ve otorite düşüncesi taşımaktadır ve bireysel inancı ne yazık ki aşar.
Bir kişi diğerlerinin üzerinde de güç ve otorite sahibi (egemen) Tanrısından bahsederken onun özgürlüğünden de çalıyor (çalmaya kalkıyor) ona adeta onun özgürlüğüne kastediyor demektir. Bu kabul edilemez. Bu açık varlıksal tehdittir giderilmelidir.
Özkorunum ve özsavunma yasası gereği kişi bilgilendirilmeli yönlendirilmeli ve kişi kendini bu saldırıdan savunmalıdır/korumalıdır.
Burada bunu yapıyoruz:
Belirtilen şey yani Birey Tanrıyı Kamusal Vicdana ve herkese dayatım (Kendini dayatmak ya da Tanrısını dayatmak olarak) açık olarak bireyin yaşam haklarına ve alanına kastetmek, tecavüz etmektir yaşamsal savunulmalıdır.
Çünkü egemen bir düşünce zorla dayatılmaktadır.Baskıcı fetihçi bir anlayış yayılmacı oalrak dayatılmakta ve Kulluk ve kölelik izafi politik dayatılmaktadır.
Bu inanırsan inan sorunu değildir. Bu ben öyle inanıyorum sorunu değildir. Bu Politik bir kandırmaca ve aldatmacadır ve güce sığınan politik bir yaptırım ve politik bir aldatmadan öteye varamaz, varamayacaktır.
Tanrı birey vicdanına hapsedilmeli. Kimse kendi Birey Tanrısının başkaları üzerinde egemen ilan edemez. Birey Tanrısının başkaları üzerinde töhmeti ve egemenliğin iddia ve ilan edemez. Bu apaçık sömürücülüktür. Başkalarının özgürlüğüne kasıttır.
Bundan sonra (Aydınlanmazsa) Yeri modern dünya değil Arap çölleridir. Boş uzaylardır.
Kulluk kişi ile sahibi arasındadır.ve orada kalmalıdır. Aksi iddia edildiğinde kişi kendi Tanrısının Özgürlük iddia ve ilan edenler üzerinde hakimiyetini dayattığında kendi saldırganlığını özgürlük düşmanlığını ve fetihçiliğini de ifşa ve ifade edecektir.
Bireysel vicdanda Üstün bir Tanrıyı onaylarken kendi küçüklüğümüzü ilan ediyoruz. Kendi doğalılığımızı, varlıkla varoluşla içiçeliğimizi yadsıyoruz.
İnsanlık; İnsanlık çatısı altında birleşmelidir. Tanrı değil, göksel varlıklar değil.
Ya da insanlık tümvaroluşun bir nüvesi olma ve tüm varoluştan olma sıradan beşer anlayışında birleşmeli ve toplanmalıdır.
Bireysel vicdanda herşeye üstün bir varlığı onaylarken, Tanrılar olmaya da kalkıyor çabalıyoruz. Güç istencine doğru yol alıyoruz. İşin aslı varoluş bu değildir. Varoluş bölüşüktür. Tüm varolanların ortak malıdır.
Bireysel vicdanda, insanlığın ve serbest doğalılığın üstünde bir Üstün Başvarlığı Başyapıcıyı özne olarak tayin ederken ve bunu bireysel vicdanda onaylarken ve bunu kitlesel vicdana ve diğerlerine açıkça dayatırken de aciz kullarının kimini seçip ayırarak cehennemde tutuşturan bir Tanrıyı onaylayarak daha bununla çeliştiriliyoruz. Eşit haklara sahip olmak ya da Özgürlükle ve özgür olmakla ..
Yanacak olanların eşitliği ve adaleti nerede?
Yakılmak için üretilmiş yaratılmış (her olasılıkta birilerinin yakılacağı kesin tayin edilmiş) ya da yakılacağı kesin belli olarak ,bu bilinerek yaratılmış varlığın Tanrı vicdanında katında adaleti nerede?
Tanrı demek kullar demektir, sahip olana göre köle iye olmak ve acizler demektir, düşmüş acuzeler toplumu demektir .
Tanrı demek kendi üzerinde başkasının hak sahipliğini ve bilinç üstünlüğünü kabul etmektir. Kendi varoluşsal dayanağından ve haklarından hatta kendinin kendine (ya da tüm varolana) ait ve sahipliğinden vazgeçmektir.
Öznel Tanrı başka varlığa bağım ve bağımlılık demektir.
Tanrı doğal bağlarını ve bağımını doğa ve varoluştan kopararak suçu kurgulsal bir Üst Özneye atmak demektir.
Tanrı varoluşma bağını özgür açık doğa ve tüm olandan yani varoluşun kendinden kopararak içte bulunan bir ayrı bir Özneye dayatmak demektir
Bu da özgür olmayanlar demektir. Bilinçsizler, belleksizler, başkasına (başka varoluşsal özneye ait ve tabi olanlar, belleğini başkasına ipoteklemişler, kaptırmışlar demektir.
Dinler acı ve savaş sebebi olmuşlardır.
Dinler bölünme ve ayrılık sebebi olmuşlardır
Tanrı demek kendi varlığı dışında varlık ya da "Varlıklar himaye eden bir Varlıktan", "bir bilinç ve düşünce merkezinden" emir ve kontrol almak ve başka bir bilinçli varlığa koşulsuz bir itaat demektir.
Belirtilen düşünce özgürlük anlayışıyla başlı başına, taban tabana zıttır.
Kullar olmak; Sahip'e, Efendi'ye ve ya da Tanrı'sına göre özgür olmayan alt bilinçli düşük varlıklılığın onanmasıdır
Bizler özgürüz. Tersi değiliz: Özgür doğaya ait bilinçli serbestleriz. Özgür varlıklarız. Kaynağımız varoluştur..
Nedensiz varoluş. Kendi kaynaksız olan ve (kendi kaynağından yoksun) "olmak" durumu ve varoluş yine kendinin nedeni/dayanağıdır.
Serbest iradenin nesnel öznel doğal kaynağı/dayanağı yine doğadır ve varoluştur.
Bireysel özgür ve eşitlikçi yaşamların sağlanması için (nitelikli) hiç bir toplumsal güvence ve sosyal anlaşma yoktur
Kaldı ki dini anlayış ve Tanrı Sahipliği bunun önünde bir engel ve settir.
İşin aslı sosyal anlaşmalar yapısız ve çürüktür
Derhal terkedilmeliler
Devlet kuramları/aygıtları bir avuç elitin elinde kalmış, sıkışmış, daralmış, azınlığın ve orantısız gücün çoğunluğa tahakkümünü sağlayan aygıtlara dönüşmüş, yapısız ve bozuk kurumlardır
Din devletleri tamamen karanlık toplumsal yapıları simgelerler.
Din insanlığın başına çöreklenmiş bir veba ve beladan ibarettir
Toplumlar tamamen ezik sömürüsel kastlarla doludur
Tanrıyı onaylayan, seçen, vicdanlar dürüst ve içten değiller ve (kendilerine dönüp bakmalılar ve sormalılar biz kimiz?) yanılıyorlar ve doğayı yeterince incelemediler ve gözlemlemediler.
Kurumsallaştırılmış dinler yıkılmalıdır ve tarihe gömülmelidir. İnsanlık bu kara lekeyi alnından ancak böyle temizleyebilir.
Yeryüzünde onanmış/tanınmış hiçbir din devleti kalmamalıdır. Bu yine insanlığın kendisi için bir iç tehdittir ve töhmet unsurudur.
Dinler üstünlükten, ayrılıktan, seçilmişlerden ve seçilmişlikten/özellikten sözetmektir.
Özellik tamamen yadsınmalıdır. Nesnel indirgeme de hiç bir varlık özel diğerinden başka ve farklı değildir.
Öznel indirgemeler kendi subjeltivitesini içerir (içinde taşır -dayatır- ve adı üstünde özneldir) ve bilimsel bilgisel değildir. İstemseldir, öyle olmasını ummadır. İnançsaldır. Erekseldir.
Tanrı öznel ve subjektif bir alan olarak nesneye dayatılamaz ya da özne olarak nesneye indirgenemez. Eğer Tanrının özne olarak nesneye indirgeneceğinden ya da tüm nesneye eşit olacağından sözedeceksek tüm varlığın Tanrı olduğundan sözetmeliydik.
Diğer durumda Tanrının bir maddesi/nesnesi ve kendisi olmadığından yani yokluğundan sözedeceğiz.
Diğer durumda varolan maddelerin Tanrı olmadığından ve Tanrıdan başka oluşundan ,Tanrı ile bağsız oluşundan ya da Tanrı tafarından bilinmeyeşinden sözederiz.
Nesne eğer özne olarakta kendi nesnesini temsil ediyorsa yine "TümVarlık Tanrıcı" bir indirgemeden sözetmeliydik
Varlığı/Varlığa Aşkın ve dışrak güç sahibi olarak nitelenen Tanrı anlamsızdır
Yokluk indirgemeleri Var'a göre anti denklemi kurularak yapılmalıdır. (Mutlak varlık olmaksızın) Mutlak yokluğa varlık indirgenemez.
Varlık başlama zeminine çekilemez.
Başlama hatası bir soyutlama hatasıdır. Başlayan herşey bitmeye muhtaçtır.
Varlık ne ilk kez ne den son kez başlayamaz ve bitemez . Bu olanın doğasına terstir.
İlk başlangıç en son yitişle ve bitişle her zaman eşit
Dinler yıkılmalıdır. Tersi insanlığın ve barışın, birarada dürüst yaşamın tersini tartışmak olacaktır. Tersi sömürüyü tartışmak olacaktır.
Dinler insancıl değiller. Barışçıl değiller. Birbirine düşmüş, düşürülmüş bir dünyayı ve insanlığı simgeliyorlar.
İnsan yakmakla bizleri tehdit eden bir Tanrıya boyun eğmemeliyiz. Güce boyun eğmemeliyiz.
Yine bilgilenmeksizin böyle bir durumu onayan hariç diğerlerine ısrar ve zorla dayatan vicdan uzun vade de insanlık düşmanı ilan edilmelidir.
Dinsel metinlerin Sümer tabletlerine kadar dayandırıldığını artık net olarak biliyoruz ve tarihin gözleri önündedir. Bilimsel objektif soruşturma ve araştırmalar beklenmelidir.
Mitolojik incelemeler bize göstermektedir ki; din konusu tam bir muamma, bulmaca ve açmaz gibi görülür ancak ancak iyi bakılırsa objektif/nesnel çözümleri de mevcuttur.
Bir çok alternatif çözümleme kuram mevcuttur ve artık gözler önündedir.
Kimi kuramcılar Uzaylı Antik Astronot gibi Uzaylı Yarı-Tanrı teorileri de üretmişlerdir ve bu kavramlar yine tarihsel incelemelerden beslenir.
İşin aslı mitler, eski metinler, mitolojiler hatta kutsal kitap sayılanların incelenmesinden açıkça görüyoruz ki uzaylı güçlü varlıklar ve bunların dünyayı ziyareti ve sömürgeye uğratması olasılığı ve savı güçlü dayanaklara ve yeterli öngürüye sahip bir yaklaşımdır.
Kutsal kitaplar gökten kızgın ateşlerle büyük kentlerin yıkıldığından ve insanların dil ve belleklerinin tanrılar tarafından kuşatılıp ayrıldığından sözeder. Hangi aklı başında Tanrı bunu yapar? Ben insan aklımla beni aşan bir varlığı önerir ve onaylarken bekleyeceğimiz merhamet bu mu?
Bunu onaylayan ve sorgulamayan bir vicdanı bir yerden sonra artık insanlığa sığdıramayacağımızı belirtmeliyiz.
Kutsal sayılan ve sanılan açık kitaplar dış dünyadan gelen Melek ve Tanrı adı alan varlıkların yine dış dünyadan3- 4 metrelik başka türler getirerek iinsanlarla genetik eşleştirme ve melezleme çalışması yaptığından da sözediyor değil mi?
Kutsal sayılan ve sanılan açık kitaplar dış dünyadan gelen Melek ve Tanrı adı alan kimi varlıkların yine kentler yıktığından, çok köpürüp kızdığından (ve çoğul olduklarından) sözediyor mu?
Tevrat'ın Babil'den bakan Tanrıları çoğul mudur? Tekil midir?
Rab mıdır? Rablar mıdır?
Dürüst bir inceleme lütfen..
Kuran bunların tuzunun tuzu
Cehennem literatürünün tümden toptan din düşüncesinden acil çıkarılması yapısız dinsel kurumların lağvedilmesi gerekmektedir. Cehennem hangi insan aklına ve vicdanına sığar. Bireysel vicdan da bunu kendi başına ve kendi tekelinde onaylayan bir insanı belki anlayabilirdik oysa bu diğerlerimize de dayatılmaktadır.
Dinsel tüm kurumlar töhmet yuvalarıdır. İnsanların zihinlerini esir ve köle ederler.
Din kuramları dayankasızdır ya da nesnel dayanaktan yoksundur ( ve dayanaksızdır.)
Nesne kendinin sebebi olarak indirgendiğinde hareket ve dönüşüm bulunur/buluruz ya da içsel yasalarından sözetmeliyiz.
Nesnel geçerlilik nesnenin özne ve kendi olarak görünümlerini ve bilişlerini sentezlemeye yeterlidir.
Bunun dışında tarihin en eski dinleri ve dinsel metinleri olan Uzakdoğu metinleri ve öğretileri, Ortadoğu dinlerinin dinsel çelişkilerinin bir çoğunu barındırmaz. Oldukça barışçıl, insancıl ve Hümanisttir. Doğu yollarının pek çoğu tanrıyı onaylamaz varlığı Brahmancı bir doğa kavramında birleştirir. Uzakdoğu gizemciliğinde Panteizm ve TümVarlıkçılık izleri mevcuttur. Sufi yolu da benzer biçimde TümVarlıkTanrıcı olup benzer açıklamalar yapmaya girişildiğinde ilgilileri katledilmiş ve susturulmuştur.
Bizler aciz kullarını Cehennemle sınayan bir Tanrının kulu olma düşüncesini açık ve net olarak reddediyoruz.
Bunu felsefi tarihsel objektif nesnel dayanakları mevcuttur.
Bu düşünceyi kabul eden insanları açık ve net sorguya ve bilgilenmeye ve öğrenişe davet ediyoruz.çağrıyoruz.
Sana ya da bize cehennem buyuran bir Tanrının senin vicdanın da olması ve onaylanması benim içinde bir lekedir ve karanlıktır.
--------------------
YARDIM:
Yeryüzünde yayımlanmakta olan ve gelecekle iletişim olduğu da açıkça belirtilen bir metince tüm varoluşun varolan herşeye ortak sahip olduğu mutlakçı bir iye Tanrı olmadığı belirtilip onaylanmaktadır.
İnsanlık, Halklar ya da Hükümet, Birey ve Toplum Temsilcileri nezdinde toplanarak ,tanıkların korunması ve sürecin bilimsel yetkin gözlemi ışığında bilimsel bir deney ve toplu tanıklıkla bilimsel bir İNSANLIK CELSESİ öneriyoruz.
-------------
Dinler karanlık ve baskı getirmiştir, korku sebebi olmuşlardır.
Ölüm ötesi korkusu ile tehdit ve travma edilen varlık güçsüzdür, dengesizdir.
Ölüm için uygun kavram ve belirtme doğanın /olanın ( izafi) hareketi ve geçişleridir
İşin aslı ne ölüm vardır ne doğum vardır. Doğa da bir denge, kendi yapısalında bir oluşsallık vardır Olan dönengelerle devam eder, sürer, sonsuzdur, açmazdır
ve tüm bunlar doğal görünümler ve çatışkılardır. İnsan doğuş ölüşleri güneşin doğuş batışları gibidir ve sıradandır/görünümseldir.
Ölüm sonrası ve ölüm ötesi korkuları yenilip yıkılıp atılmalıdır. İnsan doğmaz ölmez. Başlamaz bitmez, doğadaki herşey gibidir.
İnsan zihni bilinmezliğe hapsedilemelidir. Enerji her daim devirdaimseldir.Mutlaksaldır.
Varlık olan hepimiziz ve her şeydir
BİZİM KAYNAĞIMIZ VAROLUŞTUR.
Başka dayanak kendi dayanağından yoksundur.
Bilişe indirgendinde
Tanrı ile aynı temel probleme/paradoksa dayandırılan varlıklarız.
Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve dayanaklara sahibiz.indirgeniriz.
Tanrıyla tamamen aynı ve birebir açmaz ve aynısal nesnel ve dayanaklara sahibiz.
Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve geçerli /kendinden dayanaklara sahibiz.
Tüm bilimsel akılsal vicdani inceleme ve dayanaklar bize göstermiştir ki Tanrı tamamen asılsızdır . Asılsız dayanaksız bir varsayımdır ve bundan öte gidemez. Nesnel değildir. Nesnel bir öneri değildir. Nesnel bir geçerliliği yoktur. Hiç bir geçerliliği yoktur kılınamaz.
Tanrı seçmek sahip iye seçmektir. Tanrı sahip benimsemektir bundan öte gidemez yaslanamaz, yaslandırılamaz, yaslandırılamaycaktır
Tanrı tamamen öznel bir alandır bilimlerin (milimlerin) ve bilişlerin, belleklerin konusu yordamı değildir. Araştırma keşif konusu hiç değildir ve olmayacaktır. Nesnel bir neden dayanak yoktur. Objektif araştırma dayanağında yoksundur.
Buna dair geçerli hiçbir açık nesnel objektif neden öne sürülemez. Çürütülmesine de gerek yoktur ve kalmayacaktır
Felsefe Tanrıcılık değildir. Bilişlerin konusudur.-alanıdır.
Felsefe ile Doğacı ve Tüm Varlık Tanrısalcı Panteizm anlamı dışında hiç bir Bireysel Tanrı düşünümü ve onamı yanyana getirilmemelidir.
Tanrı dayatmak öznel bir varsayımdan ve subjektif bir telaştan öte gidemez,
Tanrılar tüm varoluştur. Tüm varolandır.
Kaynak kendinin kaynağı ve nedenidir kaynaksızdır
ve kendinin kaynağı ve nedeni olarak döngüye girer.
Kaynak asılsızdır. İçte saptanan belirlenen bir kavramdır ve metodolojidir. Dışsal bir belirleme imkansızdır, metotsuzdur, Asılsızdır
Doğada başlangıç yok.
Tanrı Hükmen resmen yok ve mağluptur.
Tanrı sanılanlar göksel nesnelerdir ya da ileri gidenlerdir büyük çoğunlukla insanlıkla teması olan göksel varlıklardır.
Tanrı saymacılık ve sanmacılık bundan ve kendine hami seçmekten benimsemekten ve sahip iye edinmekten öte gitmeyecektir .
İnsanlık Tanrılara muhtaç değildir. Bilgi, bilim ve bilinç tüm evrendedir/evrenseldir ve herkese dağılır.
İnsanlar kendi kaderini kendi tayin edecektir.
Etmelidir.
MUTLAK VARLIK BAŞLANGIÇ VARLIĞI
Üstün Üst özne olarak dayatılan Tanrı mantıklı bir fikir değildir. Nesnel kapsamda Varlık kendini içermelidir. Eğer Tanrı tek varlıksa herşeyi ve kendini içermelidir.
Başlangıç belirtmesine yerleştirilen Tanrı (hatalı ve bozuk bir saptama çünkü başlangıcın kendi hatalı ancak) her açıdan anlamsızdır ve mantık dışıdır. İlk ve tek varlık olan Tanrı kendi başkası ve antisi yokken çoğalabilir mi? bölünebilir mi?
Bu durumda varlıkta herhangi nesneyi Tanrıdan ayırmak ( (Başlangıçta da) Tanrı olmayan şeyler olduğunu) yine Tanrının yok olduğunu iddia etmek olacaktır.
Tanrının mutlak ve tek ve salt varlık olacağı durumda ilelebet tüm varolacaklar da Tanrı olarak işaretlenebilir. Diğeri Tanrıdan başka varlık öne sürmek, Tanrının saltlığını bozmak, Tanrının zamanı ve biçimini sınırlamak olacaktır.
Mutlaklar kendini işaret eder, değişemez ya da kendi içinde başkasızca varolabilir.
Tek salt mutlak varlık olan şeyin antisi yine kendisi ya da kendi yokluğudur/tekliğidir. İlelebet Tanrıdan başka olanlardan sözedilemeyecektir. Sözetmek anlamsız olacaktır.
Bu durumda;
Yaratma olarak sözedilenden Tanrının bölümlenmesi ya da yine Tanrının kendi içinde değişimi ve hareketi olarak sözedilmesi makuldür.
Tanrının Mutlak ve Salt olduğu düzlemde Tanrıdan başka olanlardan sözetmek yok olanlardan sözetmek olacaktır.
EY İNSANLAR TEK BİR DİN YORDAMDA YA DA DİNSİZLİKTE VE TANRISIZLIKTA BİRLEŞİN....
Ya hepberaber yanalım ya da kimse yanmasın
TÜM HALKLAR BİRLEŞİN
YOLUMUZ YOLDUR KAYNAŞIN
....
___NOKTA
ATKONNOKTA
_______NOKTA ATIŞÇILAR..
RALIÇŞITA ATKON _NOKTA ATIŞÇILAR..
NOKTA ATIŞÇILAR KONSEYİ GURURLA SUNAR ..TAMAMLANIYOR _SENTEZLENİYOR...
BİZLER ÖLÜMSÜZLERİZ
"ictenlik"
23-02-2019, 00:12
Arkadaşlar bir kaç saat "BU METİN" (LİNK İÇİN TIKLAYIN) (https://www.sosyalistforum3.com/showpost.php?p=386537&postcount=2) üzerinde çalışma düzenleme yapacağız. Sizin de destek ve fikirleriniz isteniyor ve bekleniyor olacak.
Açıklama bölümünün okunarak yardımcı olunmasını yardım sunulmasını rica ediyorum...
"ictenlik"
15-03-2019, 00:37
Tarihe not izdüşüm....
Günlükçünün günlüğü, Gezginin Seyir Defteri
Biz yazamıyoruz.
6 sene oldu yazamıyoruz.
Özgürce yazamıyoruz ya da değerlerimiz hiçe sayılıyor.
Yazsakta çatışmaktan, terslenmekten, anlanmamaktan, anlaşılmamaktan ya da diyeceğine yanaşamamaktan hadi yanaştın şu bu adı almaktan başka bir şey göremedik gibi.
Genel bu. Buraya özgü değil tabi
Başka kılığa büründürünce ancak.
İnsani değerler pul olmuş edilmiş.
66 sone gibi.
Deli bilgi, boş bilgi, saman bilgi, dogmanın kendi başta tac edilmiş, başa geçmiş
Her yer dogma sıvalı. Dogma satılıyor rağbet görüyor birincil bilgi sayılıyor.
Ortaçağdan hiç farkı yok. Her yer engizisyon...
Forumlar kendi engizisyon...
Lafa kırk takla attırırsan birşeyi söyleyebilirsin...
Bilgiye geçit yok.
Gerçek bilgiye geçit erişim yok...
Karalanmış üstü örtülmüş şu bu adı alıyor.
Sistemi aşan zorlayan yenileyen herşey etiketli
Engeller kurulmuş çatılmış, demagoglar üretilmiş, dogma sahiplendirilmiş kollanıyor, bekliyorlar sarıyorlar bekçi gibi
Hemen karalıyorlar kapatıyorlar
Yalanı sıvıyorlar sonra... Daha da azgın sıvıyorlar..
İnsan sayan her şey kilit altında...
Bir yere bir şeyi yazabilmek için kılıktan kılığa sokup 3 sene geçir hala açık yol yok ya da az erişim rağbet...
İnsan?
Boşa zaman....
"ictenlik"
15-03-2019, 12:56
Ajdarla Zeki Müren'i yanyana getirmek üzerinden Müzik kavramını eleştirmek...
Mustafa Kemal'le kimilerinin yanyana getirilişini gördük mesela..
Tarih bir kaç cephede yazılıyor. Birinin işi köreltmek karartmak...Yalancı tarih uydurmak ve su bulandırmak..
Mussollini ve Hitler'i Stalin ve Lenin'le yanyana getirebilir miyiz?
Sanırım tarih böyle ilerlerse yakında birinin adı ağza alındığında yanında diğerinin görseli verilecektir. İşin Arap yarımadasına gitsek ya da toplumsal başka bir tabana insek kim bunlar birbirinden ne farkı var denilecektir ya da yukarıda dediğimiz halen yapılıyordur...
"ictenlik"
18-03-2019, 01:51
Yazıyorum yazıyorum mermi gibi yazıyorum yazacağım yazacağız....
Daha da ......(sarısı altınsı dalgacıksı)
Sıfırdan geçecek iğne deliğinden değil
Sıratsız yoldan yolsuz yoldan geçecek
Domdom kurşunu
Görünmez bir kurşun delip geçecek...
Mermileri haberlere atacağız diyor bir suskun hükümsüz...
Şeffaf bir mermi. Çok şeffaf ve çok ama çok çok delip geçici bir mermi kovuğuna/gediğine koyulmuştur..
Diyalektik ateş ediyor diyalektik
Koşun diyalektik geliyor
Ömrümün en keyifsi anı gibi hissediliyor..
Biz soruları sıkıyoruz cevaplar kimde nerde nerden sıkılır bilmem
Bizce (emin olmamakla birlikte kurtlar eski bir takım eski kurtlar) özeleştiri kurşunu sıkacak... Ya da özeleştiri kurşununu kiminin kursağına sıkacak...
Emin değiliz.
"ictenlik"
19-03-2019, 12:43
Kapitalizm Kast (Alçaklık Yükselik Bilinci) doludur.
Güç istenci doludur. Bir patron ya da herhangi X bana buyurur. Herhangi türden otoritetiyi buyurur. Kendini benim üstüm, amirim, sahibim, yöneticim sanar. Kendini benden değerli beni de yönetilebilir sanar.
Ben zihinsel iz de buna geçit vermezsen o adam beni bir gün işten atar. Öğrencilikten atar. Karı kocalıktan atar. Adı da neler neler olur ama. İşyerin de buna geçit vermezsem mobbing baskı ve tacize uğrarım. Bunu topluma daha geniş yayarsam En son (kimi kastlı) toplumdan dışlanır ötekileştirilirim..
Şimdi birilerimiz bunlar yok diyor sanıyor
Biz de tek bilgi otorite, olgunluk, öğrenim, gerçek bilgiye dair bilinçtir. Sevgidir. Olgunluk yaşı, akıl yaşı, bilgi bilinç yaşı diyeceğimiz bir şeydir. Bazen çocuk ihtiyardır ihtiyar çocuktur.
Budistler çocuğu Dalay Lama yapar tam bunun gibi değil ama bir an böyle düşünelim...
Zihinsel olarak bir sınıf duymuyorum ya da sınıf ayrımlarım bilinç kuşağı dayalı. Sınıfsız insanlık..
Diyojen'in hatırlayın. Kendince aydınlanmış bir Uzak Doğu köylüsünü hatırlayın. Dünyanın ağası paşası şusu busu kimi olursa onun üstünde değildir.
Şimdi yetişkene göre çocuk en güzel sınıf. Hele sevecen bir yetişkin..
Ya sınıfsız olacak ya bana ben/biz (benim bildiklerim) en üst sınıfız. Sınıfsız sınıf...
Gelsin de parasıyla gücüyle ve sahte bilgiyle dayatımıyla bunu yıksın alsın
Gel de Tanrı kadar güç getir yık
Gel de istediğin otoriteyi bilgiyi getir yık
Gel de zihinsel iz de bunu değiştir
Paranın almayacağı şeyler var.
Diz çöktürülemeyen ve itaat almayan/koşullanmayanların anısına
Bazıları köleler olamazlar
Bana sınıf dayatana, kendine hamisine bilgisel otoritesine de benden yükseklik dayatana yerini yurdunu kendini bilmeyene (hala boyunun ölçüsünü almamışsa) ben sınıf dayatırım, yerini öğretirim merak etmesin.. Tutunduğu.. Onun da yerini öğretiriz.
Bankası varmış, gücü varmış, topu varmış, Karun kadar malı varmış, arkasında ordusu teknolojisi varmış
Bize sorarsan hiç'i varmış
Kimsesi yokmuş..
Tanrısı varmış .. nın
Omu da alsın gelsin. Kendinde alsın gelsin
Benim neyim var sanıyorsun sen?
Neyim sanıyor-muş o?
Gelsin de alsın sınıfı mı bunlarla
Sınıfsızlığımı bunlarla
Gelsin de alsın bilgiyi ve öğrenimi , yaşı (yaş dediğimi) (alınmayanı) bunlarla
Gelsin de alsın özgürlüğü ya da gelişimi bunlarla
Benim sınıfım köle sınıfı değil
Zihinsel sınıfım bu. Sınıf çatışmam bu.
Dışarı da sınıf bilinçsizliği var...
Köle olmayana kölelik dayatılamaz. buyuralamaz.
Kast alamayan yer yurt ara varlık.
Ben köle değilim
Beni kasta kusta sokamazsın sen. Sınıfüstü bilincim. Toplumun dar aşağı-...
Bana bize toplumsal yer ve doğru alan açmalısın
Ya kamusal sorumluluk vermelisin ya yönetici sınıflığı ya boş özgürlük alanı ve imi
Ben başka türlü varolamam
Sen beni kaç kere öldürdün
Tüm toplumunu yıkana kadar durmayacağım biliyorsun demektir
Herkesi adam edene kadar ya da sınıfımı geri alana kadar
Bana köle kölelik buyuran ayağının altına , oradaki dengeye iyi baksın
Efendilik (Üstünlük) istenmedi ama Efendi olmaya kalkan Efendi olsun
Üstünüm buyurana sözüm
Birileri Üstün diye buyurana sözüm
Kendi üstüne ne ve kimi çekersen çek benim üstüme üstünlük çekemezsin kimseyi buyuramazsın
İstenen tek sınıf Öğretmenlikti, serbest yazarlıktı, şaircilik sanat bilim üretimcilikti bağımsız sınıftı.
Kamusal sınıf kamu emekçiliği isteniyor
Dışarda işgal var.
Para karşılığı ben emek satmam evladım
Gönül işi bu sen anlamazsın şimdi bunu
Şey işçisi değilim ben buraya ona gelmedim
Paranı al biyere sok lazım olur
Şeederim Tanrı na
Dizlerim yok çökemem evladım ben kaçbin yıl yaşındayım sen bilir misin?
Dizlerim zihnim alnımdır ayağım ya da tabanımdır hiç farkı yok
Ayaklarım yere basıyor ya
(Bir gün) Kafasının ya da dizinin üstünde yürümek isteyen varsa bizle ya da bunla boğuşabilir
Düşüncelerini değirmende ağartmayanların anısına..
Bu genel yazıldı kişi adı değil..
.. sı yeten büzüğü sıkan gitsin Felsefe Tarihinden sınıf alsın. Bakalım orda sınıf nasıl veriliyor.
Gitsin parayla öğrenim satın alsın, yer satın alsın, düşünsel özgürlük, özgürlüğün kendini bunun bilincini satın alsın
Vicdan satın alsın
Vicdanlarına sıkacağım ..ların
Görecekler bir gün
Al kırlara bozkırlara güneşi sunacaklar
Yanacaklar ama bir daha yalnız kimsesiz kalmayacaklar
.
"ictenlik"
21-03-2019, 21:07
Hocam biz şimdi bir an geliyor 80-90 yıl öncenin tarihi şimdi şu an yapılıyormuş ya da 5-10 dakka önce kurcalanmış, değiştirilmiş gibi hissediyoruz.
80 sene öncesi bugüne 10 saniye arayla bağlı gibi hissediyoruz.
Geçmişten bir radyo ya da propaganda yayını yapılıyormuş gibi. Ama yayın daha şimdi gibi.
Böyle tuhaf hisler gidip geliyor. Bu hava durumu gibi değişiyor.
Sonra başka bir tane geliyor.
Başka bir duygu durum, kişi durum oluyor.
O da kah şöyle oluyor kah böyle oluyor
Kimi geçmişte kimi gelecekte yaşıyor.
Geçmiş ve gelecek belirsiz.
Kimi binyıllarda kimi onbin yıllarda..
..
"ictenlik"
22-03-2019, 19:27
41 yaşındayım ve bence 25 yaşından iyi merdiven çıkıyorum
Sarma (çelikhan dağ) tütünü emzik niyetine. hiç düşmez ağzımdan
Sürekli katı bir diyette değilim ancak nispeten dengeli düşük karbonhidrat ve az öğün
Ve ne zaman başım sıkışsa, bir dönem kaçırsam hemen bazen bir kaç ay , bazen hafta , bazen günler ağır (çok düşük karbonhidratlı ) diyet
Değişiyor
"ictenlik"
23-03-2019, 15:28
FELSEFE BİLİM FARKI
Kaba bir benzetme ve genelleme olacak ama
Bu hem felsede bilim farkını hem de insanlar arasındaki bilinç düzeyi farkını göstermeyi amaçlıyor.
IŞIN YA DA YARI DOĞRU AŞAMASI
(Burada bir ışın, ışın doğrusu göreseli düşünebiliriz?
Tek yönlü ve tek uçlu ışınsal kavrama
Tek kutupluluk
Kapalı yargılar verir
Başlangıç noktasına ve kendi tabanına gebedir.
Taban doğrusuna doğru alınan ilk taban (yani başlangıç) doğrusuna (ilk noktaya) gebedir. Bu ev temeli gibi düşünce temelidir.
Başlangıç merkezdir
Başlangıç noktasından tek yöne uzanan bir doğruyla düşünür.. Kavrama düzeni budur.
Örnek sağcılık solculuk.
Herşey siyah ya da beyazdır.
(İkisinin orta alanı ve birleşimi olan) Griyi araştırmalıdır (genişletmelidir)
Hareketsiz doğru ya da ileri uzam kuramı temeldir
Doğru kavramı ve nokta kavramıyla çalışmalıdır. Tek noktadan çok yönlü ışın küresel ışın , her yöne ışın ya da demeti düşünmesi öneriliyor..
DOĞRU YA DA İKİ UÇLUSALLIK
(Burada iki uçlu bir doğru ,iki yönlü ışın düşünebiliriz)
İki uçlu doğrusal kavrama
İki kutuplu diyalektik
Zıttıyla dengeli biçimde diyalektik kurar. İki uçlu dengeli düşünür. Antiyle kavramı dengeler.
Sağ ve sol yanın (siyah ve beyazın her ikisine bir bakmayı) ikisini bir görmeyi yine sağda ya da solda kalarak dener
Doğrunun ortası merkez olmuştur ve iki yanlı açık doğru kavramı belirmiştir.
Var yok'un yerini olabilir kavramı almıştır.
Gri kavramında renkler tonlar aranmaya ve incecik derinleşmeye başlamıştır.
Önerilen ışın demeti uygulamasına ek olarak sprial doğru hareketi doğruya dalgalanım salınım ekleme öneriliyor.
(Burada spiral salınımlı ışın ya da dalgalı -titreşen doğru düşünebiliriz)
DAİRESELLİK KÜRESELLİK VE DÖNGÜSELLİK -GENİŞLEME-
(Burada bir daire ya da küre görseli düşünebiliriz)
Çok yönlü bakış ve dairesel küresel kavrayış
Bu daha evrenseldir.
Merkez kavramını küre ya da küre merkezi alır
Düşüncede doğru ve ışın kavramının yerini dalga hareket kavramı ve kuramı almıştır.
Yön taraf gibi duygular, ikilemler kalmamıştır. Küre üzerinden genelleme ile 'kendi de' genel küre ya da küme üyesi ve içeriği olmuştur. Ben objesi ile bakışım ve etkileşim değişmiştir.
Siyah ve beyaz ikilemi kalmamıştır. Derinlik ve yoğunluk kavramı artmış gelişmiştir.
Felsefe başlamıştır.. İleri renkler ve renk derinliği, bilim sanat aranıyordur. Kaçınılmazdır. Doğrucu denilenle iletişim zorlaşmıştır...
Küresel ya da bulanık mantık kullanır. Düzeysel matematikle eşleşemez.
Yani buradan özetle felsefi gelişim için yine küre, dalga, disk gibi imgelerle şekillerle zihinsel çalışmanın alan derinliğine bağlı düşünerek ikiboyutlu uzay zaman ve geometri kavramından sıyrılmanın (renksel derinlik yoğunluk kavramı vb. geliştirmenin ve varoluşu böyle çatmanın) en hızlı felsefi gelişimsel yol olacağı da imlenebilir.
Bir kürenin dıştan herhangi bir yeri merkezdir. Ve dışsal her herhangi nokta eşit merkezdir. Yani ortadır. Kutupsuzluk
Merkezden (tüm yönlere) yayılan bir sesi dalgayı alarak çok yöne yani tüm diğer dış yönlere dağılan kopmayan bir küre yüzeyi gibi düşünme vb. bir çok uygulama öneriliyor.
Tek yönlü dalga, tek yönlü uzay ve merkez taban kavramından sıyrılmalıdır.
(Geleceğin matematik tabanı küre ve dairelerdir. Yani şimdi felsefe sanılan matematiktir ya da öğrenilecek asıl matematik, ileri matematiktir. Gelecekte referans alınacak matematik budur.)
"ictenlik"
23-03-2019, 20:24
Doğruyu bir boru ve sonun da kendi ucunu kesen bir simit (boru halkası) gibi düşünmek.
Bunun merkezi açıktır ya da boşluktur yine tabandır
Uçları; iki ucu dairesel kapalı alan olarak boru doğru düşün derim.
Dönen kıvrılan salınan bir boru düşünün. 3 boyutlu uzayda kendi çevresinde içinde de dönüşle de kıvrılan bir solucan gibi..
Şimdi boru halkası olarak bunu düşünün. Kendi içinde dönen salınan ve kıvrılan..
Disksel boru halkası ya da disksel düzlem
Bu gibi imgelerden (ki kürede dahil) tüm yönlere eşit (aynı) dağılan/yayılan ısı, ışık, rek, ton ses düşünmek görmek
Tıpkı doğruyu uzatış gibi bu gibi biçimlerden tüm yönlere ısı, ışık renk dalga uzatış ve yayış,
salınım yayış.
Çizgi (Doğru) borudur. Nokta küre..
Kğre taban ya da 3 boyutlu alan boşlupu taban. Düşğnce tabanın bu... Başka matematik alma öğrenme de...
Küre üzerinden 3 boyutlu boş uzaya uzanan doğru çizerek bu hareketin saçmalığını ve bunun sana neler öğretebileceğüni düşün.
Doğruyu her zaman bir küreye yasla ve küreden uzat başla bunu taban al..
Kağıtta ki bir doğruyu böyle düşün ele al derim şimdi. Başlangıç noktasında noktanda sen varsın...
Bu sana her şeyi, tüm hareketi öğretecek, gösterecek...
Doğruyu kürede tut ve küreden ve kendinden başlat öğren. Başlangıç noktana bak.. Doğruya doğruna ve kendine bak. Uzaya yönsüzlüğe çizilmiş geri dönecek bir güçsüzlük...
Dünya kürenden uzaya doğru bir hareket, doğrusal hareket ve doğru düşündün mü?
Bu sana ne ifade ediyor şimdi?.
Doğrunun açıklayacağı şey ya da kesiti bu değil mi?
Hareket in tarif edilebilir rotası, biçimi. Ya da evrende iki noktanın tarifi mi?
Bu doğru doğru değildir. Güzergahtır. Buna indirge..
Elindeki oğrunun iki ucuna küre ekle ya da dışlara boşluk. Sadece bir materyal
.. 3 boyutlu küre. 3 boyutlu doğru bir borudur...
Bunları düşün....
Bunun sana neler öğreteceğine ya da yakında neler yapabileceğine inanamayacaksın..
Dünyanın, dünya kürenin kendini düşünce ve matematik öğrenim tabanın yap.. Küre yüzeyindeki düzlemi düşün derim...
Her şey titreşir, dağılır ya da yayılır ve genişler-uzanır-açılımlanır. Hareket budur. Çekim düzeyinde gerçek salınım dalga hareket. Belki de yanılıyorumdur. Açıklayamadım bunu...
---
Altetnatif..
Ya da doğruyu kendi ucunu bulan halka/çember/daire gibi düşünmek
Salınım dalgalanım ya da ışık/ışıyış deneni kopmamış yankıma/yansıma gibi bağ (ısı/renk/ton) düşünmek
Ses bir titreşimdir. Boşluk dahil herşeyin ilettiği bir titreşim boşluğa yapışık ve yalnız ileri değil dört yöne gider. Heryere dağılır. Tüm yönlere eşit gider. bunu düşün. Ses dalgasını bile ancak bir küreyle (yayılan genişleyen) bir küreyle verebilirsin. Bunu düşün derim...
ForumKirpisi
23-03-2019, 20:38
Sevgili "içtenlik", sen pm'leri kapat sonra doğru borudur vs de. Gerçek bile olsa bu saatten sonra inanması zor.
"ictenlik"
23-03-2019, 23:17
Sevgili "içtenlik", sen pm'leri kapat sonra doğru borudur vs de. Gerçek bile olsa bu saatten sonra inanması zor.
Sevgili NikolaTeslis.
Gerçek borudur demedim, algıyı zeminine çeken (önerme) ara düşünme formları. Gerçek uzayı taban alan şeyler.
3 boyutlu bir doğru aslında ya silindirdir ya simitsi bir halkadır dedim. Bu Doğru ve geçerli.
Doğru kağıt üzerindeki şey değil, düzlem de. Bunlar anlaşıldığında matematik ay da onun kavrayışı ve düşünce yapısı değişir...
Biz eskiyle yeninin harmanıyız.
Tam bu değişecek dediğimin aradakiler.
İnsan içinde şu
İnsan kümesi ya da evrensel insan kümesi ( insan 1, insan2, insan3 .... insan8.500.000.000) gibi
Nikolanın sayısı önemli değil
Bir de ikinci örnek
Siyahtan beyaza ya da sarıdan laciverte ton kuşakları düşünelim
İkinci evrensel insan kümesi ( küme içinde küme (sarı insanlar kümesi (sarıinsan1, sarıinsan2,..) diğer renkler kümeleri)
Üçüncü bir olasılık insan küme-si
(Genetik ırk soy 1 , genetik ırk soy2, genetik ırk soy3, genetik ırsoyx'ler )
Buradaki evrensel kümedeki her insan eğer varsa 3 soyunda baskın ya da çekinik karakterleri vardır. Çünkü türler karılmıştır. Safkan ırk yoktur. Genetik melezler vardır. Bütün insanlar melezdir. Birbirine melez aynı türdür. Birbirinin melezidir.)
Bunu düşün başka gerçek yok.
Ata ya da gen denilen için; bu 3.örnek ..
Fiziksel yapı için ya da fiziksel ata için bu..
Varsa alternatif x atalar ve türler çoğulu.
Çoklu ata genetik yok diyorsan zaten tek atadan tek türsün. Hepsi aynı..
Sonuçta doğa madde evren ne dersen de boş...
Ama bin atadan da olsan safkan şu bu türü değilsin. Kaldı ki varlık genel adındasın... Bu sadee fiziksel genetik türün.. Bu yarın. Hepsi-n değil...
Genetik başka, bilinç başka. Bilinç zaten içkin herşeyde var. Dahil katışı ka yda zaten kendi diyebiriz bölemeyiz onu sıyıramayız. Blinci işlevleştiren genetiktir. Bilince renk kuşaklarını uygula. Hem bilinç bakış ve bilgi noktasına göre hızla geliştirilirilebilir. Fizik yapı gibi hantal değişmez değil. Kullanılan bilgi tabanını değiştirirsin olur biter.
Birinci de evrensel
Subjektif küme kullancaksan 3. uygula derim düşüncene
Nikola diye biri yok. İnsan X
Ve tür adın insan. İnsan parçasısın sen.
Evrensel olan bu.
Fizikselliğinin genel adı insan. Bilişsellik evrensel.
Bilisellikten gideceksen
Bilişsellik kümesi (varlıkx, varlık x, ya da olası varlık çoğulları) Nikola sadece varlıkX
Tüm gerçek bu. Başka gerçek arama.
Dönüp dolaşıp gelirsin "ictenlik"in laflarına.
Bir gün gelir kendi lafların olur. Nikola bunları başkalarına yazar...
Hepsi bu..
PM i açsam ne olacak. Yazılan verilen hiç bir metni yanıtı okumuyor değerlendirmiyorsun. Vaazatör gibi geri bildiriyor vaaz veriyorsun. Bana vaiz lazım değil. Anlıyor musun?
Ben o vaazları geçmişte çok verdim başkalarına benim karnım tok boş vaaza.
Burda forumda yine iyi kötü okuyorsun cevap yetiştirmeye felan..
Bir de bana inanma zaten. Objektif gerçeği araştır. Kimse bana inan demiyor.
Nikola'nın bir bilgilendirmesi var. İçtenlik'in bir bilgilendirmesi var. Bu kadar... Hangisi objektifse o kazansın ok...
Ki zaten ölüyüruz bunlara ne gerek var. Sonsuza kadar NikolaTeslis değilsin.. Sonsuza kadar tek NikolaTeslis değilsin...
ForumKirpisi
23-03-2019, 23:35
Okuyoruz her yazdığını, anlamıyorum bazen uçurumlu yazıları ama yine de okuyorum.
Senin uçurumlu(öfori) dönemlerini ben de yaşadım. Senin uçurumlu/ iyimser/ süper objektif halini ben de yaşadım.
Sen sadece bu sendromlar sende var zannediyorsun.
Ben siteye üye değilken senin yazdıklarını okuyordum zaten. Senin süper objektif ve uçurumlu düşünce tarzını kendime
de yakın buldum. Aynı zamanları yaşadık bin kere söylettirme işte.
Benim yazdıklarım da objektif zeminden.
Sen benimkileri okumuyosun asıl. Çünkü kendini kapatıyosun dışardan gelen her şeye.
O haller de bende var. Eğer bir yaşam kurduysan nasıl kurdun ben onu merak ediyorum aynı yolu takip edebilirim.
Özgürlükler ve terör zemini konusunda yazdık. Seni anladım, fakat sen olayı özetlerken bir çözüm ve analiz üzerine gitmiyorsun.
Sen bir kere beni "Jineoloji" üzerine yazıyor zannettin ben o konudan çoktan uzaklaştım.
Ben bir milletin terör ve özgürlük mücadelesini tartışmadım. İrlanda örneğinden de gittik.
Sen beni ırkçı, savaşçı serseri falan diye etiketledin. Çünkü hiç bişeyi okumadın.
Beni sıradan etiketledin. Ayrıca çocuk diyorsun. Sen çocuk değil misin? Neyse çocuk denmesi hoşuma da gidiyor benim.
Benim dediklerimi anlamıyon ben realist zeminde günümüzü yazıyorum.
Sen ise felsefi zeminde yazıyorsun. Felsefe çözüm üretmez ben çözüm zeminine geldim.
Sana bişey diyorum ben insanların melez olduğunu zaten biliyorum. Bayrak, millet, ırk diye bir şey yoktur. Bunlar hayal ürünüdür.
Benim mottom bu zaten. Lakin bunları söylerken aktüel zeminden uzaklaşıp sanki bunlar yokmuş gibi davranırsak FITTIRIK oluruz.
Tozutmuş oluruz. O zaman deli derler. Ha deli denmesini de severim.
Bunların olduğunu ben milattan önceden beri biliyorum zaten.
2 çok benzer genetik havuz karışırsa ortaya çocuk bile çıkmaz.
Bunu okuyan gören varsa bişey dicem/iddia edicem en zeki çocuklar 2 çok uzak genetik havuzdan çıkar.
Al sana bi de iddia.
Sana bunu diyoz. Ben sana Muzaffer Kınalıyı biliyon mu dedim sen sinirledin. Türkiyenin deli profesörüdür o.
Adına film bile yapılabilir.
Lakin Kasyopya konusunda takıntı ve koruma geliştirmişsin. Bu gerçeği de görmüyorsun. Bizi de körlükle suçluyon.
K yazılsa Kasyopya anlayıp hemen tavır alıyorsun.
Lakin sana bir de konuya dair tekrar söyleyeceğim, Türkiye'nin Güney Doğusunda ve Irak - Suriye kuzeyinde olan bir özgürlük
mücadelesi değil bir petrol ve emperyalizm mücadelesidir. Eğer özgürlük mücadelesi olsaydı çoktan çözülürdü.
Doğru mu doğru. Ha kürede şu anda zaten beraber yaşıyoruz ben gidip kimseyi taramaya kalkmadım. Öyle bi planım da yok.
Sen diyorsun ki Kürede beraber yaşamalıyız, ee biz ne yapıyoruz?
"ictenlik"
24-03-2019, 00:37
Sevgili NikolaTeslis
O mesajı ordan veremedim -Sorun oldu
buyrun .Düşünün.Deriz..
Yukarıdakinin az uyarlanmış biçimi
(Bu arada bilmeyen için bu Türk Kürt vb. bir Irk-Soy tartışmasının iç-dış uzantısıdır.)
---
Benim düşünsel realitem de insan farkı yok.
İnsan insan.Varlık varlık. Tek özdeşim bu... ya da önbilgi tabanı bu. Bunu diğerine dayatmam ya da subjektifi taban almam..
Tamam bundan sonra denilen gibi realite de bir bölümleme olarak şuyuz buyuz o ayrı.
Ama bunların hepsi de geçici ve yapay. Aynını yazıyorum o halde...
İnsan için gerçek ya da matematiksel objektif realiter kümeler...
İnsan kümesi ya da evrensel insan kümesi ;Dünya( insan 1, insan2, insan3 .... insan8.500.000.000) gibi
Ya da Evren(Dünya(Dünya insanı1, dünyainsanı2, dünyainsanı3,.....)gibi.
Bir de ikinci örnek (Bilinç-biliş, bilgi ton kuşakları gibi farklar varsa;)
Siyahtan beyaza ya da sarıdan laciverte ton kuşakları düşünelim
İkinci evrensel insan dünya kümesi ( küme içinde küme (sarı insanlar kümesi (sarıinsan1, sarıinsan2,..) diğer renkler kümeleri... ya da bunların karmaları kümeleri )
Üçüncü bir olasılık insan küme-si
(Genetik ırk soy ya da ata1 , genetik ırk soy2, genetik ırk soy3, genetik ırsoyx'ler ;Bunların değişik oranda karma kümeleri )
Buradaki evrensel kümedeki her insan eğer varsa tüm soyların yaklaşık karışımıdır ve tüm soyların baskın ya da çekinik karakterlerini az çok almıştır. Bu da birden çok ata varsa. Birden çok ata yoksa herkes herşey Safkan Ortak ata Kanıdır.
Çünkü türler karılmıştır, karışmıştır. Safkan bir ırk yoktur. Genetik melezler vardır. Bütün insanlar melezdir. Birbirine melez aynı türdür. Birbirinin melezidir. Irk soy çökmüş-tür; bu tartışma bu anlamda çürüktür. Matematiksel mantıksal değildir. Zırvadır. Laga luga olur bunun adı tartışma değil. Bilgi değil...)
Bunu düşün başka gerçek yok.
Ata ya da gen denilen için; bu 3.örnek ya da küme geçerli ..
Fiziksel yapı için ya da fiziksel ata için önermemiz bu..
Varsa alternatif x atalar ve türler çoğulu.
Çoklu ata genetik yok diyorsan zaten tek atadan tek türsün. Herkes safkan... Hepsi aynı..
Sonuçta (Ata'n) doğa, madde, evren, varlık hatta istersen maymun ve hayvan de ya da çoklu ata ne dersen de boş...
Ama bin atadan-da karma ol ama bir-bir kaç atadan gel farketmez safkan şu bu türü değilsin.
Kaldı ki tek ataysan herkes aynı Ata'nın safkanı...
SAfkansan hereks safkan. Değilse herkes değil
Kaldı ki varlık genel adındasın... İnsan denen sadece fiziksel genetik yapın ve türün.. Bu yarı'n. Hepsi-n değil...
İnsan denen bilincin değil. O (bilinç) varlık'a genel dair-içkin..
Şimdi aynı ya da ayrı dili konuşan halklar ya da insanlar bütünü kümesinde "a" ya da "b" adı alanlar farkı
Şimdi "a" türünü yoketmeye girişen ve çalışan kendi türünü yoketmeye çalışır ve girişir ki genetiği yokedemez. Eylemin matematiksel tabanda kendi türünün soyunu kırmaktan farklı yok. "A1" otu "A2" otunu yolmaya çalışıyordur. Ama ot tam aynı yakın türdür ve kendidir. Matematiksel geçerlilikte. Mantıksal incelemede bu.
Yani soykırmaktan bahseden varsa kendinin ve bizzat kendinin matematikel mantıksal düşmanı. Hiç bir mantığı yok.
Kendi kafasına sıksın gitsin kendiyle ve türüyle ya da bilgiyle bilişimle barışık değilse ya da sorsun öğrensin...
Şimdi kölelik buyuran varsa. Özgür kölelik almaz. Kim olur nerde yaşarsa yaşasın...
Burda tür adı önemli değil. İnsan türü -geneli.
Eğer soykırmakktan bahseden varsa kendini öldürmekten farkı yok. Kendini öldürmekten bahsediyor.
Safkan bir genetik olmayan durumda bilgi ya da tür dışlamak. Bunlar mantıklı değil.
Tüm genetik safkansa da değil..
Hereks safkansa da değil. Safkan ata ve atalar vardıysa da değil. Artık safkan kalmadı ya da herkes safkan..
Tartışma insanca değil. Bizim Kızılderili örneği gibi olur. Çatışma objektif incelenmelidir.
Diğeri toplum yapısı, bilgi bilinci ve göreneği öğrenimi değişimi vb. tartışmaktır.
Genetik başka, bilinç başka. Bilinç zaten içkin herşeyde var. Dahil katışık ya da zaten kendi diyebiliriz bölemeyiz onu sıyıramayız. Bilinci işlevleştiren genetiktir.
Bilince renk kuşakları örneğini uygulayalım. Sarı renk Kürtler ve Lacivert renk Kürtler ayrı ayrı buluruz ve bunun bir sarı Japon ya da Lacivert Türkten farkı yoktur
Yani tartışma her tabanda geçersiz ve çürüktür.
Tartışan kendi özgürlüğünü tartışıyordur. Barışın karşıtını ya da tersini tartışan da sözde kendi üstünlüğünü (ama aslında bilgisizliğini) savaşını tartışıyordur ama bilgilenmemiştir. Bu kadar.
Birinci kümem evrensel
Subjektif küme kullancaksak 3. uygulayalım derim
Nikola diye biri yok. İnsan X
Ve tür adın insan. İnsan parçasısın sen.
Evrensel olan bu.
Fizikselliğinin genel adı insan. Bilişsellik evrensel.
Bilisellikten gideceksen
Bilişsellik kümesi
(varlıkx, varlık x, ya da olası varlık çoğulları) Nikola sadece varlıkX
Tüm gerçek bu. Başka gerçek arama.
Dönüp dolaşıp gelirsin "ictenlik"in laflarına.
Bir gün gelir kendi lafların olur. Nikola bunları başkalarına yazar...
Hepsi bu..
Ki zaten ölüyüruz bunlara ne gerek var. Sen sonsuza kadar Nikola değilsin ve Nikola başlamadın.. Sonsuza kadar tek Nikola değilsin...
Bunu bir kez farket yeter.
Yani sonuçta ırkçılık gerçek bir taban değil berbat bir şımarıklıktır. Hatta direkt kendi öz-varlığının düşmanlığıdır. Bilgisel bir sorun çıkmaz ya da kör tantana ve ileri cehalettir.
"ictenlik"
24-03-2019, 15:52
Batı cephesinde değişen bir şey yok ya da onun gibi bir şey..
Batı cephesi birbirine mi düşüyor, düşmek üzere mi onu anlamadım?
Batı cephesi savaşacak bir doğu da bulamayacak gibi mi?
Onu da anlamadım
"ictenlik"
26-03-2019, 21:26
Şimdi dediğime tamamen gülüp geçilebilir ama;
Bir Çizgi Film düşünün çocukça. Türkçe de şirket'e gelmek diye bir tabir vardır.
İşyeri denilen kavram tamamen cinsel fetiş, cinsel arzu, cinsel fantezi ya da Nazi örgütlenmesi türevi bir çağrışımı olan bir yer.
Tamamen bir dominasyon (ya da tersi çekinik farketmez düşlem) yuvasıdır, örgütlenmesidir. Bu birinci denilen-ler hakimdir..
Çocukluk yaşında kurulmuş cinsel ,gelceksel, arzusal,ereksel ya da dominasyonsal ya da çekinik hayaller karmasına benzer.
Oralarda dönen işler basit bir Çizgi Film Mekaniğinden, çocuksal kurguldan ibarettir. Aslında hiç bir şey, nerdeyse pek bir şey üretilmez.
Kapitalizmcilik oynanır ama asıl oynanan öbürü. Asıl oyuncular orta sınıf denen ya da bütünü bir bunun ...
Efendicilik, Kölecilik, Modern Yaşamcılık, Çalışmacılık vb. oynanmaktadır.
Roller paylaşılmıştır.
Bu çocukken oynanan Evcilik türevinin, Evlilik/Evcilik oyununun İşçilik-Çalışmacılık; Çalışma Yaşamcılığı modelidir.
Yine cinsel -uç- zevk fantezi ve vb. ne çoğu zaman hizmet eder.
Ereksel arzuya hizmet eder. Şimdi çocukların masum eylemleri gibi görülüyor bazı şeyler, sanılmasın görülmüyor biz geçmedik o yollardan..
Hiç farkı yoktur. Çocuk zekası kurgusu kadardır-bundan bir adım ileri gitmez.. İleri giden de daha Neo-Nazi karanlıklara doğru gider. Kastlar belirgindir-belirginleşmiştir. Çizgiler sıkıdır. Karanlık derindir. Onun bir üst modelidir.
Aklı olan da zaten çalışmaz, barınamaz, almazlar da aralarına
Belirlenmiş Kast organizasyonu vardır. Köle olmaktan da, çekinik olmaktan da hatta baskı örüntüsünden de, burada dominasyon siyaset polemik ve ayarlarından da kıstırmalardan otorite dominasyon baskısından çekiminden de bir hayli uç gizli- baskın çekim zevk duyulur
Ya da bunlar işlenmiştir. Falan filan...
Çocuk hayalciliği tonundadır. Yetişkin bir dünya değildir..
Sanal dünyanın gerçekteki yüzü gibi. Doğaya göre böyle..
--
Kendi doğal çocukluk psikanalizini yapabilecek, hayal dünyasını (özellikle ilk çocukluk doğal dünya hayallerini) araştırabilecek, arzuyu saflaştırabilecef-çocukçalaştırabilecek-şeffaflaştırabilecek, ona/buna bakabilecek, ya da çocukça zarar verme şu bu hislerine kadar giderek gerçekliği kurgusal düşsel hayali bir örüntü gibi inceleyebilecek arkadaşlar bunları net kolayca okuyabilecekler, anlayabilecekler, izlerini görebileceklerdir.
Hiç derine inmeye gerek yok. Derin mekanik kurgulara gerek yok.
Şimdi Nazi Almanyası bile bir çocuk oyununa döner. Basitçe bir bilgisayar oyunu gibi. Bir çocukluk dominasyonu ...
Nazi Almanyası denen şey bile çok basitçe kötü çocuk cinsinden ya da bunun arayışında 3-5 çocuğun kötü oyun oynaması gibi bir şey.
Kötülük denilen kavram caziptir.
Çocukları yalnız bırakıp gözetleyin. Hadi kötü kelimeler söyleyelim kötü oyun oynayalım.. Tersi sınırlanıyor çekim oluşuturyuluyor ya da oluşuyor
Dominasyonun kendi. Çocuğa uygulanan çekiniklliğin, bastırılan karakterin
kendi..
Sınırlanmış alanı keşfetme ya da kendi sınırlamasını aşma diyelim ama çok ayaklı bilinmeyen ayaklı denklem
Enerjinin sıkışma kıstırılma noktaları ve bu noktalardaki blokajlar
cazip enerjiyi arama,
Ebeveyn vb. aşılamaları
"ictenlik"
04-04-2019, 14:37
"Bir arkadaşım bana dedi ki; Sen idealistin
İdealizm kavramını nen olduğunu bilmiyordum yeni duymuştum..
-internetten bir alıntı
Hakikatini mitolojilerden dinlere, felsefeden bilimlere kadar tarihin her döneminde farklı yöntemlerle arayan insanın özgür yaşamdan bu denli uzaklaşmasını doğru izah etmek önemli. İnsan düşüncesine hükmeden ya/yada bağlacı dahi kendi başına öznel-nesnel, idealist-materyalist gibi bölünmeleri ifade ediyor. Bunun yerine ve/veya şeklinde birbiri ile bağlantılandıran ve ikilemlerin ayrılıklarının derinleştirilmesinden ziyade bağlantılarının güçlendirilmesini esas alan yaklaşımlar daha belirleyicidir. Kapitalist uygarlığın kendisini sistemleştirmesinde büyük rol oynayan bu ikilemlerin soyut bir tarih şeklinde ele alınması da mevcut iktidarlarına hizmet etmektedir.
Kaynak;Link (https://jineoloji.org/tr/tarihe-jineoloji-ile-bakmak-2/)
Bitiremediğim ve artık yazmak/üzerinde durmak çalışmakta istemediğim bir taslak
Metafizik, anti fizik gelişmiş ileri fizik ya da fiziksellik tartışmalarına bakış...
Gelişmiş İleri/Öte Fiziksellik Tartışmalarına -Kaba- Bakış
Kendimi tam anlatabileceğimi sanmıyorum ve söyleyemeyeceğim ancak bunu deniyeceğim..
Bu anlamda kendi kendini anlatmaya yön arayan sesli iç düşünce taslağım...
Cümleler oldukça kaba ve gelişigüzeldir. Harmanlama notlarıdır. Yani üzerinde çalışmak/geliştirmek üzerine kendine söyleyiş olarak (günlüksü vb.) gelişigüzel alınmış notlardır.
(Bir okuyup düzelteyim dedim ama hem çok uzun hem kendimde yersiz yetersiz ve saçma da buldum. Derdini de anlatmaz buldum. Yani metnin başlangıçtan kopuş uzanış alanları.)
---
Arkadaşlar yoğun bir üye baskısı ya da anlaşılmama/paylaşılmama ya da anti ve karşıt görünme vb. gözlemi yaşadığımı/duyduğumu düşündüğüm için bunu yazıyorum. Ya da bir taban da karşıt algılandığımı ya da anlaşılmadığımı düşünüyorum.
Subjektif yokuşlar yokuşludur ve bir daire taban alınırsa yokuş yoktur. Karşıt yoktur.
Objektivite, bunu kendinde deneyiş anlamında bile rahatsızlık verebilir. Objektif bilgilendirme subjektif kalana da bunu (obejktiviteyi) deneyene de eşit ağırlık (sorumluluk-basınç) yükler. Subejktifi rahatsız ettiği kadar da kendi eş rahatsız olur.
Subjektiviteye objektivite baskısı ve objektif değişim basıncı iletmek- yöneltmek yorucudur .Bu süreç kendi değişim ve görüm sürecini de objektife yöneltmek anlamında da yorucu, zorlayıcıdır...
Bir iç başlık almayı düşündüğüm kişisel post taslağı-m
Şimdi bizi anlamadığını düşünen arkadaşlar için..
Ne düşünüyorum?
Kendimi düşünce görüş/bakış sistemimi nasıl tanımlıyorum?
İkiliksiz. Nesnel objektiviteci. ya da bunun arayıcısı
Çatışmasız gözlemci (ya da ek _lik arayışı..)
Serbest düşünür…Ontolog
Objektif düşünür adayı. Objektifleşme adayı.
Metafizik kavramı hakkında ne düşünüyorum?
Düşünmüyorum var. Neden var?
Yani (kavram tarihte) vardı buldum. Yerindeydi. Kavramı buldum. Elime aldım inceledim. Herhangi bir kavram parçası. Değil mi? Onu nerde nasıl buldum?
Metafizik bir gerçekliğim ya da böyle bir kavram önkabulüm (var mı?) mü var?
Hayır ama var ve yok. Açığım. Açacağım..
Epistemolojik yapılandırma denen temel problemdir.
Yani kavram epistem de eğer böyle istenirse içerilebilir de içerilmeyebilir de.
Nasıl ele alındığına ( kullanıldığına) ve alınacağına bağlı.
Kavramlar mutlaklar değildir.
Kavramların kendi tartışılamaz, varları belirtmez. İçerik ve araçlardır. İşlevsel kullanılmalı ve işletilmeliler.
Kavramlara savaş açamayız... Kavramları mı yeneceğiz?
Eğer bu ötenini tarifi ise öte beriye göre tarif görür, aynı düzlemdedir.
Yani uygun tabanda (metafizik) yapılandırılabilir de yapılandırılmayabilir de, dışanabilir de içlenebilir de…
Nasıl ele alındığına bağlı
Kafamda/Aklımda Metafizik Kavramı Var mıdır? Nedir? Ne Değildir? Nasıl algılıyorum?
Metafizik kavramından (senin) ne anladığına/anlayacağına bağlı. Senin kavramı nasıl ele aldığın ve yapılandıracağına bağlı ve göre olarak değişir. Olabilir de olmayabilir de. Gözlemciye göre ya da tanıma bakışa göre opsiyonel.
Ontoloji mi metafizik mi?
Tabi ki ontoloji ilk adımdır.. Asıl araştırma konusudur.
Yenme ve subjektif üste çıkma savaşlarının her zaman ve son nihai galibi objektivitedir. Zihin buna hizalanmalıdır. Objektivite objektiviteyi ise yenemez. Boyun da büktüremez diz de çöktüremez.
Özgürlük'ün kendi kavramsal olarak tutsaklanamaz. Boşunadır….
Şimdi herkes gibi ben de bilim kavramına inanıyorum güveniyorum ya da inanmak istiyorum ancak şu an (bilim) benim kafamdaki nesnel gerçekleri ya da filozofik gerçekleri ve algıları kavramak kapsamak ve yansıtmak için (yani bugünkü nesnel bilim) yeterli ve özverili gözükmüyor.
Madde altı atom altı gerçeği aramak gibi evrenaltı, evreniçi gerçeği aramak. Evreni iç patlatmak , içte parçalamak açmak patlatmak...
Atom ya da madde olmayan bir tabana (fiziksel realite olmayan ifade etmeyen bir tabana, evren olmayan bir tabana) inmiyoruz . Biz bu tabana inemiyoruz bu köleliktir/kölelik gibidir. Düşünsel köleliktir.
Evrenin altında, sonunda, içinde, uzantısında evren vardır.
Bunun yerine bunun (Evrenin) içini arıyoruz ya da altına iniyoruz deniyor. Evreni anlamak için evreni parçalıyoruz. Evren olmayan bir tabana/varsayıma inmemeliler.. Bilim düzlemini bilimsel düzlemi buna yani bir anti yokoluşa/olmamaya çekmemeliler. Belirsizliğe de. Hiç kavramı yapaydır/tam bir belirsizliktir, muammadır, muammayı kendi dayatır, bağrında barındırır.
Belirsizlik kullanan düşünce hapistir.
Belirsizlik bilmek değildir. Bilim de.
Olmak sonsuza kadardır, ve baştan beridir ve mutlaktır. Bu değişmeyecek. Ölmeler ve ölüşler ölerek sürecek, sürmeye devam edecek. Olma yerinde kalacak. Buna hizalanmalı..
Tıpkı atomun ve maddenin altını açmak ve içine bakmak gibi evren kavramının altını ve içine bakıp parçalamalılar. Dibine inince evren olarak, içine girince de evren olarak. Dışını aramamalılar ya da evrenle (yine evrenle tarif edebilirler. Evren bir oluşsal yapıtaşı ise bir yapı-birim ise kendi geçmişi önceli gibi bir tabanla boğuşmak boştur.
Nasıl mutlak bir olmamayı varoluşa dayatamazsak ve varolmayı buna indirgeyip çözümleyemezsek, mutlak evrensizlikte bir hayal ürünüdür.
Evrenin yokluğu ancak bir ikinci evrenin varlığında (varlığından) tartışılabilir. Hatta görüşülebilir düşünülebilir deriz. Diğeri mutlak yokluğu tartışmak dayatmak gibidir. Mutlak belirsizliği önermekte öyle. Bizim için bizim tarafımızda bu tartışma bitmiştir.kapatılmıştır.kapalıdır. Aksini ancak bilgisizler, bilgisel yeniyetmeler, yolcular tartışır..
Aksini benle tartışamazsın. Kendinle ya da sana onu/bunu dayatanla diğer subjektiviteyle bunu tartışabilirsin-görüşebilirsin..
Benle değil.
Aksini tartışmak burda tanrı var yok gibi… Ben değişmeyeceğim. Subjektifin kendiyle çelişkisidir.
Eski Metafizikçiden Metafizik Kavramı Eleştirisi ya da Kavramı Var ve Yoketmesi
Kavramı Hem Geçerli Hem Geçersiz Etmek Zemininden Görüşmek Tartışmak
Metafizik varlaştırılabilir de, yoklaştırılabilir de.
Geçerli ya da geçersiz kılınabilir. Bu düşünce tabanı ve bilgi, algı yapılandırması ve metodolojiyle ilgili bir problemdir. İçine metafizik (doğru düzgün) yapılandırılmış bir epistemoloji çalışabilir. Tersi içine metafizik yapılandırılmamış bir epistemoloji de çalışabilir. Bunun her ikisinin tersi de olabilir. Kavramlar mutlaklar değildir.
Aklımda Metafizik Var mıdır? Yok mudur?
Aklımdaki Metafizik Nedir Ne değildir?
Kavramı ben nasıl yapılandırıyorum? Yapılandırıyor muyum yapılandır mıyor muyum?
Duruma göre, kişiye göre ve algıya/algılayana göre değişir. Çekinik, aksak ve esnek tavır ve düzen alıyorum. Kişinin buna yaklaşımını hesaplayıp gözlemliyorum ve buna göre net tavır alıyorum.. Yaklaşık açıları hesaplıyorum..
Nesnel tabanda kavram yadsınabilir, dışlanabilir. tamamen gereksizlenebilir ve bu kavramsız net bir metodoloji ve epistemoloji izlenebilir. Gayet y_etkindir.
Bunu tartışır mıyım? Tartışmaz mıyım?
Hangi koşullarda ve zeminlerde tartışırım ya da tartışmam?
Hangi tartışmacı ya da görüşmeci ile bunu tartışırım ya da tartışmam gibi sorulara cevaplar
Şimfi filozofik bir tabanda, nesnel bir tabanda, nesnel kalan tartışmacı ile herşeyi tartışırız/görüşürüz. Öznel boğmaya getiren, kendi öznel tabanını dayatan öznel bir tartışmacı/çatışmacı ile hiçbir şeyi tartışamayız anca kendi öznelliğini tartışırız, tartışır. Yani tek başına kendi tartışma konusudur. Kendisiyle tartışıyor olabilir. Bizimle değil..
Kendisini yeniyordur buna emin olabilir..
Biz nesnel taban alan, nesnel tabanı olan ya da özgür esnek düşün tabanı olan düşünürlerle kendini ne olarak (kim olarak) adlandırırsa adlandırsın uyum içindeyiz. Tersi ile değiliz çatışkı üretir. Sınırlanmış nesnellik ve sınırlanmış subjektivite farketmez. Metafizik diyenle de, denilenle de (kimi düzlemde çok açık) çatışabiliriz demeyenle de çatışabiliriz. Bilgi tabanı, kullanış biçimi, düşünceyi ele alış bakış, yapılandırış biçimi ve tabanı önemlidir.
Biz nesnel tabanı özgün doğru kullanan bir çok materyalist ile de uyum içindeyiz çoğunu bizden yetkin ve önde görüyoruz. Metafizik adı taşımayabilirler. Ve ileriyi ya da bize göre algısal anti düzlemleri şimdi bizim yapılandırdığımız gibi yapılandırmıyor da olabilirler. Dünya biz de tek gerçek değil. Bir anti ya da bir oluş ve olasılık...tek bir oluş biçimi.
Subjektif çelişkiye boğulmuş arkadaşların da metafizik adı ve kavramı taşıması ya da taşımamasının, bunu tutması ya da tutmamasının bizde bir farkı ve geçerliliği yok..
Biz bilgisel epistemin nasıl yapılandırıldığını ya da sınırlama denilenleri (ve onların giderimini) önemseriz/umursarız.
Nasıl?
Genel olarak bu kavram (metafizik) bir fizik antifizik diyalektiği ve zıtların birliği ilkesi çerçevesinde (belirlenip yapılandırılacaksa ve) birlenip/birleştirilip nesnel bir tabandan tartışılacaksa örneğin belki tartışabiliriz ve açabiliriz.
Şimdi "Olma/Olmak" (Varoluş) (sonsuz kökensiz her zaman olduğu gibi olan kendi) gibi bir taban ya da "Varlık" gibi bir taban çatışmasız, değişimsiz, sarsılmaz ve antisiz taban olarak alındığında fizik kavramını ya da bunun antisinin varolup olmayacağını nasılını nesnelde objektif ve filozofik çerçevede belki tartışabiliriz ancak birinci taban olarak o fizik dayatıldığında (yani nesnel taban birinci fizike eşitlendiğinde/indirgendiğin de) hiçbir tartışma yapılamaz o sönmüştür bitmiştr. Fizik antisiz nesnel taban deriz, fizik herşey/hepsi biziz deriz ve tartışma bitmiştir. Gerisi fiziğin bölümleme ve görünümleridir ya da antisi dualisttir. Dualizmin,algıın kendini verir.
Her şey fizik adında (birlenmiştir-kapsanmıştır) içerilmiştir…diyelim..
Şimdi burada Olmak ve Fizik eşitlenmiştir/özdeşmiştir, tartışma bitmiştir.
Kişinin algı penceresini çerçevesini biz bilemeyiz-göremeyiz. Bir kavramı ele almak herkes ondan aynı şeyi anlıyor ve yapılandırıyor demek değildir. Kişinin algı bakışı ve genel/temel tabanı referans alınmalı ve çözümlenmelidir.
Şimdi olmak ya da Varlık geçerli taban alındığında (ilk taban alındığında) bunun hiç bir zamanda mutlak sonsuz antisi önerilmemelidir. Tabanın kendidir. Başlamamış bitmemiş mutlak taban...
Yani buradaki birinci soyutlama nedir? Olmak mıdır? Fizik midir? Nesnel alınan öznel taban ve bütünlük çatışkısı ya da soyutlama adlandırması nedir?
Sosyal ortaklık ya da varoluşsal ve bilişsel temel ortaklık ve koşul nedir?
Eğer sorunun cevabı fizikse tartışmayız tartışamayacağız ve tartışmayız da
Fizik (nesne ya da madde) varoluşsal tabanımız/birliğimiz (tümümüz hepimiz ve tüm olan bu dediğimizde) sosyal ve bilişsel ortaklığımız, ortak hammaddemiz (işlenen cümle ve yapı fizik) deriz (ve fiziğin neliğni ve imkanlarını iç tartışırız) ve tartışma orada kalır ileriye götürülemez ya da farklı bir metodoloji belirlenmelidir.
Yani Fizik demek; Madde demek -Olmak ve Varolmak demek gibi ele alınıyorsa..
Şimdi şu bir. Benim karşı metafizikçi ile olduğu kadar ve fazla metafizikçi ile sorunum var.
Metafizik bir imkan tartışmasıdır ve nesnel bir tabandan tartışılabilir-belirlenebilir.
Olmak denileni fizik ve metafizik diye ikiye bölmek. Olan ..
Olan fizik ve metafizik diye bölündü..
Olmak denilenin genel bir çatışkısı ve görünümü olarak bir alt iç dinamik ve çatışkı çatışma olarak bu alınacaksa tartışabiliriz..
Olan var mı diye tartışmayacaksınız değil mi?
O halde diğeri benim tartışma alanımın dışında
Olan içinde ve olmak çemberinde iki anti alan olarak iki anti var/varlık ya da birbirine göre anti olmak biçimi olarak ve iç olarak
Mutlak bir bölümleme değil sonuç değil nihai biçim değil
İkiye ayrılmış/yarılmış varoluş görmüyoruz. Çatışkı ya da diyalektik denilenin imkanları dahilinde. Dualite bir algıdır. Bu algının şimdilik bize göre temel problematiğidir. Böyle bakacaksak subjektif bir alana çekmeyeceksek ve subjektif bir alanı özelliği zorunlu dayatma olarak tartışmaya dayatmayacaksak
Ben metafizikçiyim subjektif özelim sanmayacaksak
Böyle tartışacak ve tabanlayacaksak ben az çok belki bir metodoloji ve imkan dahilinde tartışırım..
Metafizik ya da bunun tartışması renk prizmasını (hatta renkleri mutlak olarak) ikiye bölmek (mutlak iki yarıya ayırmak) gibi önce bunun ayrımı/ayırdı anlanması gerekiyor. Bunu çok net olarak söyleyebiliriz. Belirli bir filozofik taban (nesnellik) çerçevesinde tartışılabilir. Öznel çarpıtmaya girilirse ben (bu denileni dahil) tartışmayacağım ve koşulsuz kendimi dahi savunmaksızın geri çekileceğim.
Dileyen yazılanların altına dilediği kişisel karalama-sını bırakabilir-atabilir..
Dediğim gibi bir ezber metafiziği tartışmayacağız dayatmayacağız da, dayatmıyoruz da...
Diğer taraftan dediğimiz gibi bizim tarafımızda metafizik kavramını tartışmak renk prizmasını sağ ve sol diye ikiye ayırmak kadar basit ve görgül bir tartışma da olabilir..
Bize göre yönler var değil mi? taraflar.? Sağ ve sol algımız var. Metafizik denen bu sağ ve sol gibidir sağ ve sol yön kalmadığında metafizikte kalmaz önce bunu kabul ve açık edelim.
Metafizik tartışması bizim tarafımızda sağ ve sol olup olmayacağını bunun mutlak olup olmadığını tartışmak açmak kadar basit saçma ve yüzeyseldir-belirsizdir.
Ama temel olarak metafizik demek sağ ve sol demek gibidir ve sağa göre sol demek gibidir.
Nesnelleşmeyen tanık benden bu alanda yanıt beklemesin ya da kişisel dayatmasına ve yöneltmesine neden uymadığımı/gelmediğimi kendi sorgulasın..
Metafizik denen imkan ya da olanak tartışmasıdır. Varoluşun/Varolmanın doğası denenin araştırılması tartışılmasıdır ya da nitelik denilenin tartışılmasıdır. Olma denenin -içsel- yansıma, alternatif yansıma/olma (realite) biçim ve alanlarını varsa olası anti alanları ve gerçekleri araştırmaktır.
Bu nitelik denilenin olanaklarının belirlenmesi çemberi içindedir...
Yukarıda bir örnek verildi.
Olmak öyle ya da böyle (olmak olarak) yansır.
Benim bildiğim ben bu olmaktır. Eğer bu (ben bu olmak) herşeyi gözetliyorsa ve gözlemliyorsa biz bu anlamda da alternatif realiteleri gözardı edemez ya da mantık tabanında yadsıyamayız. Matematik ve genel -sonsuz- mantık-lama bana bunu buyuruyor...
Ve bu tartışmanın mutlak olarak nesnel olanın belirlenmesi, nesnel bir taban görüş sağlanması (öznel tabanın kesin dışlanması) sonrası yapılmasını biz öncelikle öneriyoruz. Diğer türlü yüzyıllık bir sabır ve su bulandırmayan tartışmacı desteği ve açık fikir-lilik ve objektivite önerebiliriz.
Öznel bir alana metafizik tartışması çekerseniz subjektif bulanık bir alanı taşlarız. Bu alanda bize tuzak kuran görüşmeci/tartışmacı varsa? hava almasını diliyorum.
Benim kendi görüş-lerim değişmeyecek. Bununla çelişmesi kendi problemidir. Subjektiftir.
Şu bu imkan dahilinde değil demek bir sorundur. Metafizik var yok demek değil. Asıl tartışma neyin imkan olduğudur ya da varoluşun nasıl yansıdığıdır, nasıl olduğudur. Nasıllarıdır. Nasılları sınırlamak denen bir sorun.
Bu nasıl belirlemesi içinde metafizik adı konuşlanmadan da belirli sınırlamalar ortadan kaldırılarak bir tartışma yapılabilir.
Bunun dışında öznel bir metafiziği tartışmak belirlemek saçmadır ya da öznel safsatadır, safsata üretir.
"Ben" değil de Olmak ve Varolmak'ı taban alan bir yaklaşımda bunun olanak ve biçimini geniş tartışmak, görmek, açmak, altından metafizik ya da kavramını tartışmak açmak diyebiliriz .
"Ben" ontolojisini temel almayan bir yaklaşma..
ancak öznel/subjel bir tabanda gerçek bir metafizik belirlenemez tartışılamaz. Ya da öznel metafizik olarak kalır. Nesnel çerçeve belirlenip çizilmelidir..
Metafizik denilene inmeden önce nesnel tabana inilmeli.
Metafizik ataraksiya'nın (sonranın) konusu. Öznel'in değil. Geçsin bu ayakları metafiziğini getirsin. Ne dediğini bilmiyor.
Öznel bir tabanı dayatan bir tartışmacı ile metafizik tartışamayız. Metafizik olacağı varsayılan kendi düzleminde fiziktir ve Olmak tabanının içindedir. Olmak'ın bir biçemi ve görüntüsüdür Olmak kavramının dışında değildir, dışında bir alan değildir. Metafizik aslında çok iyi bakılırsa fiziktir ya da fizik olacaksa tartışılır. Tartışmanın tabanında zemin olarak Olmak, mutlak varolmak kavramı belirlenmelidir.
Ben sen ve o değil. Ben sen ve o zemininden metafizik tartışmak ya da bu zemine metafizik çekmek indirmek aptallara göre bir iştir. Varsayım olarak kalır. Şimdi bilgi yapılandırması ve epistemoloji farklı çalışır.
Eğer imkansa tartışılır ama ben buradayım.
Olmak zorunlu yansır deriz. Şu ya da bu biçimde yansır. Bu biçimlerden biri -bi düzlem- metafizik adı görüyorsa da bu fiziğin sonsuza kadar antisi değildir olamaz. Varoluş ikili çatışmalı değildir. Şimdi ve bura fizik sonra metafizik dersin..
Varoluş şöyle ya da böyle yansır. Şu ve bu olarak yansır. Neyse odur ve ne nasıl olarak varoluyorsa öyle varoluyordur.
İşte buradaki belirleme -kayıp ve bilinmeyenleri belirleme araştırma işi metafiziktir. Ya da o olacaksa olmalıdır. Eğer eksik halkalara tüm bilinmeyenlerimize metafizik diyecek diyeceğiz. Kesinleşmemiş dairemize .tümden..
Nesnel bir tartışmada ve alanda metafizik kalmaz.
Metafizik sarıya göre lacivert gibi bir belirleme olur. Bunu defalarca kez tartışıp soruşturup araştırdık.
Metafizik öznel alana göre bir iştir.
Nesnel tabanda metafizik fiziktir. Sonsuz fizik Bilinecek bir şey yoktur çünkü kayıp özne yoktur. Herşey bir bütün. Olmak sonsuzdur kendidir değişmez sarsılmaz bir şey bilmeye özel olmaya gerek yoktur. Bu istencin dinamiği ve mekaniği.
Bilgi eksiği yoktur çünkü her şey fizik (Opamktan yansıyan herşey) adında birlenmiştir/birleşmiştir. Bu şu zaman ya da buraya göre orad abaşka bir biçim ve yansıma formunda oalbilir diyebiliriz. Balın taban Olmak olmalı. Bu taban sağlandığında ikilem kalmıyor. Fizik ve metafizik sayısı/sayılan tam eşit oluyor.
. Ne olmakta ise o oluyordur, tartışarak bunu değiştiremeyiz, koşullarla boğuşularak gereksiz söylemler araştırılmaz. Nesnelciye karışmayın-öznellik dayatmayın. Nesnel kavruçıyor ve beri çekiyor.
Olmak tartışmasız değişmez sarsılmaz bir zemin/taban olarak belirlendiğin de metafizik tartışması kalmıyor. Her şey Olmak'ın sonsuzluğuna ilişkin.
Sonsuz bir olmak . bu kavramda metafizik yok. Metafizik bu anlamda öznel bir istenç. Bilmr istencin varsa bil araştır atlama, anlayınca anla, kavrayınca kavra. Öznel alandan sıyrıl önce. Bu metafizikten ve metafizik tartışmasından hemen önce…
Öznel tabanla ve çatışmacıyla metafizik tartışamayız. Önce bu öznellik deneni aşması gerekecektir.
Bu bir yöntem sorunu oluyor. Öznel belirleme oluyor çünkü bilinmiyorsa ve objektif araştırılmıyorsa şimdi ve buradayı ihmal ve inkar edip kolay hazır bilgi olgu kaçamağıysa hami dayatıyorsa neyi tartışacağız.
Nesnel tabanın metafiziği herşeydir o halde neyi tartışacağız.
Öznelliğe göre nesnel bir aydınlanmadan ya da bakıştan sözediyoruz.
Ben ve sen gibi ayrımlar ve setler çekilmediğinde nesnel birleşme ya da nesnel öznel taban belirlendiğinde şimdi ve burada metafizik tartışmasının önüne geçer ve çekilir. Çünkü metafizik ancak gelecek olarak belirlenebilir ve geleceğin işidir ya da gelecekteki gözlemcinin işidir…
Nesnel tabanda bir ikilem yoktur. Metafizik araştırmak gereği kalmaz..
Varoluşta her ne oluyorsa o oluyordur. Nesnellik bunla barışmıştır. Metafizik varlık ikilemi görmez. Bunun (varolanın) içsel yasalarını ve devimini belirlemek doğru kavram. Şu an da metazifik adında çarpıtma yapılmaktadır. Belirli alanların tartışılmasını önlemek bulandırmak için metafizik çatışması tarihe çatılmış bir çatışmadır. Kavramdan tümden sıyrılmalıdır.
Örnek
Ok geçerli midir? Savaş aracı mıdır?
Sınırlamalar ortadan kaldırıldığında ve teoloji değil bilgi taban alındığında böyle ikilemler kalmıyor..
Bize göre anti gerçekler var demek ya da bu olası demek bunu olasılık olarak belirlemek geçerli kavram.
Bu bir varsayım değil kuantum olasılık olur deriz.
Nesnel bir tabanda metafizik bir anti değildir fiziğin konusudur. Fizik kavramında içerilir-belirlenir.
Fiziği fizik ve antisi/ötesi diye bölmemek anlıyor musun?
Fizik denilen sınırlanmamalıdır. İmkan denilen sınırlanmamalıdır. Varoluş şunu bunu üretmez., içeremez denmemelidir.
Bilinmiyorsa belirli olanaklar olasılıklar imkan dahilindedir.
Başlamadığını savlayabiliriz kesindir
İlk varlık olmayacağını savlayabiliriz nesneldir ve geçerlidir kesindir
Ama bize göre başka uzay ve anti gerçekler yok olamaz dersek bu bir bilgi sınırlamasıdır
Bu da metafiziğin yani öznel din söyleminin önüne geçmek için öznel tabanda bilinçli yapılıyor. Bunu çok iyi biliyor anlıyor bu anlamda da kısmen onaylıyoruz ancak bilgi çabasının önüne geçemez.
Açık araştırma ve keşif yöneltilmelidir. Her ne oluyorsa o var ve gerçek.
Objektif tek gerçek olmaktır.
Bunun altına metafiziği giydirin. Metafizik fiziktir.
Bakın şu şablondan gidelim
Olmak hem fiziktir hem metafiziktir mi diyorsun. İkiye böldün bunu tanımla.
Metafizik bir anti olmak değildir olmama-k değildir..
Olan bir zaman mekan birimine bize göre daha şeffaf bir fiziği dayatıyor diyebiliriz. Bu belirlemedir.
Olmak yüzeyinde yapılandırılmış varoluşlar.. Hepsi bir biçimde fizik ya da orada algı varsa kendi algı tabanı çevresinde nir biçimde fizik -fiziksel
Bize göre anti-fizik metafizik. Şimdilik…
sevgili içtenlik
yazınızın başlangıç kısmına göz attım.
tamamını okumadım okuyup devam etmek daha doğru olurdu
sadece ara bilgi notu ekleyip okumaya devam edeceğim.
umarım saygısızlık etmiş olmam
daha girişde bahsedilen ikilemleri zaten red ediyorum
o nedenle idealizme savaş açtım
ontoloji/epistemoloji ayrımının kendisini dahi redediyorum
metafizik denen kavramı hem tarihsel hem nesnel açıdan felsefe dışı kabul ediyorum
bir ustamız
materyalizm için şu tanımı yapmıştı:
metafiziğin ontolojisinin monizmi.....
iyi felsefeciydi
daha doğrusu iyi felsefe tarihçisiydi
bu tanım tek kelime ile zırvadır
ortada düalite yok
olmadığının delili
kendine filozof diyenlerin;
150 yıldır hem felsefeyi ontoloji ve epistemoloji diye ikiye ayırmalarına rağmen
ontoloji üzerine tek laf etmeyip/edemeyip epistemik kelime cilveleşmeleri yapmalarıdır
20. yy felsefesi budur
çünkü hegel/marks sonrasında onlara konuşacak bi alan kalmadı
bu yazıyı neden yazıyorum
idealizm artık ben burdayım diye ortaya çıkamaz
ya ne yapar
''ikilemlerin ayrılıklarının derinleştirilmesinden ziyade bağlantılarının güçlendirilmesini esas alan yaklaşımlar daha belirleyicidir''
türünden cümleler kurar
ikilem zaten yok çünkü ontolojik idealizm geberdi
ama alıntıladığım cümle güya ikilemi reddeder görünürken
bağlantıların güçlendirilmesi türünden bulanık bi gönderme ile ikilemi yeniden üretmeye kalkıyor
söylediğim işte budur
idealizmin kokusunu almak
materyalizme monizm dendiği anda o kokuyu nasıl alabiliyorsam
ikilemi reddeder görünüp bağlantıya atıf yapıldığında da öyle alıyorum
sevgili içtenlik
sen ve ben geleneksel felsefe ile iletişim kuramayız
benim felsefemin geleneksel felsefe ile hiç ilgisi yok diyebilirim
bende ontoloji/epistemoloji diye analitik bi taksonomi yok
metafizik diye bi kategori yok
bu kavramın soykütüğü de sözde tarihi de evrimi de zırvadır
alıntıda red edildiği iddia edilirken yeniden üretilen düalitelerin, materyalizmde tümden reddi var
mesela bende birey/toplum diye bi düalite olmadığı gibi
sanat toplum için mi/sanat için mi türünden zırvalara da yer yok
kavramın yapılandırılması burda kendini filozof ilan eden bi dostum tarafından çokça kullanıldı
kendi idealizmini temize çekmek için
sonuçta geleneksel felsefenin düalitelerinden yola çıkıyordu
arke yok, bütün halinde evren var diyen bir materyaliste
manyetik alan madde değildir diyenler komik olur
kapıdan kovulmuş idealizmin bağlantıya atıf yapması da öyle
en baştan bazı şeylerde anlaşmamız lazım
yoksa iletişim kuramayız
"ictenlik"
04-04-2019, 16:36
sevgili içtenlik
yazınızın başlangıç kısmına göz attım.
tamamını okumadım okuyup devam etmek daha doğru olurdu
sadece ara bilgi notu ekleyip okumaya devam edeceğim.
umarım saygısızlık etmiş olmam
daha girişde bahsedilen ikilemleri zaten red ediyorum
o nedenle idealizme savaş açtım
ontoloji/epistemoloji ayrımının kendisini dahi redediyorum
metafizik denen kavramı hem tarihsel hem nesnel açıdan felsefe dışı kabul ediyorum
bir ustamız
materyalizm için şu tanımı yapmıştı:
metafiziğin ontolojisinin monizmi.....
iyi felsefeciydi
daha doğrusu iyi felsefe tarihçisiydi
bu tanım tek kelime ile zırvadır
ortada düalite yok
olmadığının delili
kendine filozof diyenlerin;
150 yıldır hem felsefeyi ontoloji ve epistemoloji diye ikiye ayırmalarına rağmen
ontoloji üzerine tek laf etmeyip/edemeyip epistemik kelime cilveleşmeleri yapmalarıdır
20. yy felsefesi budur
çünkü hegel/marks sonrasında onlara konuşacak bi alan kalmadı
bu yazıyı neden yazıyorum
idealizm artık ben burdayım diye ortaya çıkamaz
ya ne yapar
''ikilemlerin ayrılıklarının derinleştirilmesinden ziyade bağlantılarının güçlendirilmesini esas alan yaklaşımlar daha belirleyicidir''
türünden cümleler kurar
ikilem zaten yok çünkü ontolojik idealizm geberdi
ama alıntıladığım cümle güya ikilemi reddeder görünürken
bağlantıların güçlendirilmesi türünden bulanık bi gönderme ile ikilemi yeniden üretmeye kalkıyor
söylediğim işte budur
idealizmin kokusunu almak
materyalizme monizm dendiği anda o kokuyu nasıl alabiliyorsam
ikilemi reddeder görünüp bağlantıya atıf yapıldığında da öyle alıyorum
sevgili içtenlik
sen ve ben geleneksel felsefe ile iletişim kuramayız
benim felsefemin geleneksel felsefe ile hiç ilgisi yok diyebilirim
bende ontoloji/epistemoloji diye analitik bi taksonomi yok
metafizik diye bi kategori yok
bu kavramın soykütüğü de sözde tarihi de evrimi de zırvadır
alıntıda red edildiği iddia edilirken yeniden üretilen düalitelerin, materyalizmde tümden reddi var
mesela bende birey/toplum diye bi düalite olmadığı gibi
sanat toplum için mi/sanat için mi türünden zırvalara da yer yok
kavramın yapılandırılması burda kendini filozof ilan eden bi dostum tarafından çokça kullanıldı
kendi idealizmini temize çekmek için
sonuçta geleneksel felsefenin düalitelerinden yola çıkıyordu
arke yok, bütün halinde evren var diyen bir materyaliste
manyetik alan madde değildir diyenler komik olur
kapıdan kovulmuş idealizmin bağlantıya atıf yapması da öyle
en baştan bazı şeylerde anlaşmamız lazım
yoksa iletişim kuramayız
Sevgili Blitzkrieg
Şimdi ne demeli öncelikle onu bilmiyorum. Bunu düşünüyorum..
--
Biz buradan daha tüm doğacı/gerçekçi, tüm nesnelci/öznelci birarada bir alana kayıyoruz geçiyoruz
Materyalizm dışı ve ötesi mi denir, bilmem yanlış mı olur
Ad bulma telaşına girişeceksek örneğin bir inceleme
Pozitif Nesnelci Doğacılık
Pozitif Nesnelci/Öznelci Doğacılık (Birlikteliği)
Ya da Pozitif Doğacı İndirgemecilik Sentezcilik ; Serbest Doğacı Çözümlemecilik/Sentezcilik
Varoluşçu Doğacılık ; Doğacı Varoluşçuluk ; Toplam Realitecilik
Çok yönlü Çok bakışlı Doğacılık vb. adına gidiyoruz varıyoruz ya da kayıyoruz
--
Bu tabi ayrı bir felsefe konusu dalı gibi
Sayılır da sayılmaz da
Materyalizmin tarih toplum dışına gelişmişi genişlemesi diyelim
Tüm doğacılık
Daha bütüncü diyebiliriz.... Genişi diyebiliriz...
Belki de yanılıyoruzdur ve saçmalıyoruzdur
Kavramlarımız tam ve belirli yani indirgenmiş çözümlenmiş değil aslında
Yakın bir bakış olarak bunu sözettik
Doğacı Bütünlemecilik örneğin
Bütünlemeci Sentezcilik
Çok yönlü bakış herşeye bakış
İki yanlı yönlü ya da çok yönlü görüş tek yanlıdan sonra gelir o bir aşamadır
Çok yönlü tüm yönlü ya da tüm açılardan (her açıdan kapsam) bakış görüş zaman alır
Biz de yeni geliştiriyoruz
"Gözü dört olmak" kavramı var..
Dört yönlülük ya da tüm kürecilik ; "küre dıştancılık" ;"çoktancılık" "çokluculuk" "hepsicilik" "herşeycilik" " dıştan kürecilik" vb. burada temel kavram. Bu yapıtaşı. Bu yeterli...
İk uçlu/iki karşıt uçlu doğrunun yerini düzlem sonra onun yerini sarmal alıyor küre alıyor gibi...
Doğrusal bakış ve lineer odak denilen bir şey var
Sonra çift kutupluluk
----
Evrende herşey küredir bu denilenler değişiyor
Doğru kavramı bir gün yitiyor. İki boyutlulukta
Küreyi esas ve taban alan bir matematik ve mantık düşünün anlayacaksınız
Küreyi taban alacak
Sadece bu ...
Bir küreyi tüm yönlerden görme görebilme, gözetebilme, ya da her yanına eşit odaklanma vb. kavramı esas alın odaklanın..
Küptaş Devri bitti...Çizgi de... İki uçlu yansımalı doğru da. Küre devri ve matematiği/mantığı (tarafsızlık) başlıyor derim...
Yani İdealizmin de Materyalizmin de dışı.-ndayız diyelim...
Ya da her ikisinin ayrımsızlığı ve tam birleşimi/odağı...
Mesela Teizm denir. Karşıtı Ateizm denir. Dışı ve ilgisizi non-teizm denir ya da apateizm icad edilir.
Yani İdealizm (Öznecilik) ve Materyalizm (Nesnecilik) ise;
Bu ikisi birbirine karşı/karşıt ise sentezi ya da dışı alan nedir?
Ya da bu ikisinin ayrıksızlığı ve birleşimi nedir?
sevgili içtenlik
birbirimizi anlamak adına
teo tabanında a-teizm teizmin karşıtıdır
ancak,
düşünce-madde sözde sorunsalı tarafından çerçevelenen
ontolojik tabanda
birbirinin karşıtı/zıttı materyalizm/idealizm düalitesi artık aşıldı.
insanlığın düşünsel evriminde felsefe bitti.
bitmek olumsuz anlamda değil
tam tersine olumlu anlamda
felsefe görevini yaptı ve emekli oldu
görevi;
kafatasındaki çatlaklardan içeri sızan idealizmin kirli sularını dışarı atmak
kafatasındaki çatlakları kapatıp yeni sızıntıları engellemekti
biz buna materyalizm diyoruz.
ortada düalite kalmayınca
materyalizm monizm olmaz
biricik olur
artık mesele
dünyayı anlamak değil
onu değiştirmek
felsefe dünyayı anlamamız için görevini yerine getirdi
bu noktadan geri düşülmez
idealizme geçit verilmez
idealizm materyalizmin zıttı değildir
zırvadır
zırva ile sentez olmaz
şimdi anladığımız dünyayı neden değiştireceğiz
bu zorunluluk değil
sadece tercih
özgürlüğü sevmekle ilgili
egonun gücü ve gelişmişliğiyle ilgili
biz silahlıyız felsefe silahımız
burdan ötesi nışancılığımıza kalmış, tercihlerimize kalmış
ve elbetteki nesnel koşullara
biz de nesnel koşuluz
özne diye bişey yok
nitelikler var
ben ve sen de birer niteliğiz
biz de bir diğer nitelik
tüm nitelikler ise evrene dair
materyalizm bu, fazlası değil
işlevi de idealist zırvalara aşılı olmamıza yaptığı katkı
değiştirmek istediğimiz evreni anlamamıza yaptığı katkı
tartışmaya açtığınız metnin
evreni özgürlüğümü mümkün kılacak şekilde değiştirmeme
katkısı varsa
kasyopyalıların katkısı varsa
biz iletişime açığız
ama metinler buram buram idealizm kokuyor
zırvalara öğrenci yada öğretmen aracılara
onların hezeyanlarına
matematikçi/fizikçi eşlerinden kulak aşinalığı edindikleri birkaç süslü lafa
ne dememi beklersiniz
herkesle ve eşit şekilde iletişim kuramayan bi gücün
birileriyle kurduğu iletişimden bana ne
devrimci olduğunu ilan etmek kolay görünebilir
ancak nesnel karşılığı
ilk fırsatta öldürülmeniz
kodese tıkılmanız
işkencehanede düşmanla yüzleşmeniz olabilir
devrimci olduğumu ilan ederken ben bunun farkındayım
neyle yüzleşebileceğime dair net fikrim var
bu koşullarda,
züppe delüzyonlarla
karşıma çıkıp kurtuluş reçetesi öneren
mistik orta-üst sınıf yosmalarının fantazileriyle uğraşamam
sizin de uğraşmanıza tahammül edemiyorum
işimiz zaten zor
siz de özgürlük aşığısınız
bu yol tehlikeli kan ve barut kokan bir yol
her satırı idealizm kokan bi metinden
sözde kurulduğu varsayılan ilişkinin biçiminden
dayattığı/koşulladığı postmodern kast sisteminden
bize bi fayda çıkmaz
hemen şimdi özgürlük derdimiz var
daha önce de söylediğim gibi
iletişim kanalı açık
herbir insan tekiyle, eşit ve özgürlüğümüze katkı koyacak iletişime kapalı değiliz
artık tanrılar yeni metodlar bulsun
metinler/kutsal kitaplar
kanallamalar/aracılar/mesihler/havariler/elçiler
anlaşılması/anlatılması/tebliği gereken satır aralarında gizli sırlar/bilgiler/sözde gerçekler/mucizeler
bu üçlem artık çok sıktı
gına geldi
ya özgürlük ya ölüm diye yola çıkan
felsefeyle silahlanmış sonuna kadar gitmeye kararlı bir akla
bu üçlem nasıl sıkıntı veriyor bir bilseniz
birbirinin karşıtı/zıttı materyalizm/idealizm düalitesi artık aşıldı.
Dualite tanımınız olmamış. İki farklı unsurun birbirini tamamlayıcı bir bütün oluşturmasını kastetmediğinizi düşünüyorum. Belli ki diyalektik kavramı uygundu.
insanlığın düşünsel evriminde felsefe bitti.
bitmek olumsuz anlamda değil
tam tersine olumlu anlamda
felsefe görevini yaptı ve emekli oldu
görevi;
kafatasındaki çatlaklardan içeri sızan idealizmin kirli sularını dışarı atmak
kafatasındaki çatlakları kapatıp yeni sızıntıları engellemekti
felsefe dünyayı anlamamız için görevini yerine getirdi
Felsefe bir yöntem ya da bir araç mıdır ki görevini yapsın bitsin?
Günlük yaşamda böyle algılanmış olması bu olduğunun kati sonucunu içermez. Onun da bir neliği ve alanı mevcut.
Her ne kadar pozitivizimle hep bilimin izinde ve hizmetinde bir aracı olması öngörülse de. Yeni Ontolojinin varlığı olgularla somut koşullarda, deneysel kategorik ilişkileri ile ölçülüp biçilmesini istese de.
Bunlar bakış açısıdır. Felsefe son sözü hiçbir zaman söylemeyeceği için hiç bitmeyecektir.
Felsefede süregelen tartışmalara bakıldığında o tartışmaları yapan filozofların farklı zaman dilimlerinde olmalarına rağmen aynı çağda yaşıyor gibi bir algı oluşturur. Bunun nedeni felsefi problemlerin her çağ ve insanda tekrar ele alınıyor olmasıdır. Örneğin bahsettiğiniz özgürlük kavramı. Antik dönemde de 17 ve 18. yüzyılda da, günümüzde de bir sorunsal. Değişen problemlere yönelik açıklamalar ve kavrama yüklenen anlamlar.
Felsefe her zaman hayatın içindedir. Ondan etkilenir ve onu etkiler.
Özellikle 20. yüzyılda dünya savaşları ile büyük acılar çeken insanlar, devletler arası gerilimler, hızlı sosyal değişimler çözüm arayışı için felsefeye ihtiyaç gösterir.
Örneğin varoluşçuluk işte bu sorunsala bir umut aralar. Belki evrenin arkesi artık temel bir problematik değildir. Ama felsefe ve konusu vardır; günümüzde insan felsefesi, onun varoluşu, özgürlüğü, etik değer arayışları ön plana çıkar.
Herkes için dediğiniz noktada bile çoğunlukçu faydanın etik değeri mevcuttur.
Öz kavramına odaklanılan çağdaş bir dönemde subjektif idealizmi dışlayamayız. Bilinç kavramı olmadan salt fenomeni açıklayamayız.
Bir de günümüz felsefesinin en önemli alanını unutmayalım: Hermeneutik. İnsanın söz ve eylemlerinin oluşturduğu ürün ve yapıların anlamına yönelik yorumlamalar tarihe, kültüre,tecrübeye dayalı tahliller varlık koşulunun da anlaşılması için zorunludur.
Sonuç olarak anlamak insanın var oluşunun en büyük kabiliyetidir.
Eylem bundan sonra gelir.
Dualite tanımınız olmamış. İki farklı unsurun birbirini tamamlayıcı bir bütün oluşturmasını kastetmediğinizi düşünüyorum. Belli ki diyalektik kavramı uygundu.
Felsefe bir yöntem ya da bir araç mıdır ki görevini yapsın bitsin?
Günlük yaşamda böyle algılanmış olması bu olduğunun kati sonucunu içermez. Onun da bir neliği ve alanı mevcut.
Her ne kadar pozitivizimle hep bilimin izinde ve hizmetinde bir aracı olması öngörülse de. Yeni Ontolojinin varlığı olgularla somut koşullarda, deneysel kategorik ilişkileri ile ölçülüp biçilmesini istese de.
Bunlar bakış açısıdır. Felsefe son sözü hiçbir zaman söylemeyeceği için hiç bitmeyecektir.
Felsefede süregelen tartışmalara bakıldığında o tartışmaları yapan filozofların farklı zaman dilimlerinde olmalarına rağmen aynı çağda yaşıyor gibi bir algı oluşturur. Bunun nedeni felsefi problemlerin her çağ ve insanda tekrar ele alınıyor olmasıdır. Örneğin bahsettiğiniz özgürlük kavramı. Antik dönemde de 17 ve 18. yüzyılda da, günümüzde de bir sorunsal. Değişen problemlere yönelik açıklamalar ve kavrama yüklenen anlamlar.
Felsefe her zaman hayatın içindedir. Ondan etkilenir ve onu etkiler.
Özellikle 20. yüzyılda dünya savaşları ile büyük acılar çeken insanlar, devletler arası gerilimler, hızlı sosyal değişimler çözüm arayışı için felsefeye ihtiyaç gösterir.
Örneğin varoluşçuluk işte bu sorunsala bir umut aralar. Belki evrenin arkesi artık temel bir problematik değildir. Ama felsefe ve konusu vardır; günümüzde insan felsefesi, onun varoluşu, özgürlüğü, etik değer arayışları ön plana çıkar.
Herkes için dediğiniz noktada bile çoğunlukçu faydanın etik değeri mevcuttur.
Öz kavramına odaklanılan çağdaş bir dönemde subjektif idealizmi dışlayamayız. Bilinç kavramı olmadan salt fenomeni açıklayamayız.
Bir de günümüz felsefesinin en önemli alanını unutmayalım: Hermeneutik. İnsanın söz ve eylemlerinin oluşturduğu ürün ve yapıların anlamına yönelik yorumlamalar tarihe, kültüre,tecrübeye dayalı tahliller varlık koşulunun da anlaşılması için zorunludur.
Sonuç olarak anlamak insanın var oluşunun en büyük kabiliyetidir.
Eylem bundan sonra gelir.
diyalektik kavramı da uygun olmazdı
sözde bir sorunsalın koşulladığı bir ikilem diyelim
en azından tarihsel kökeni oydu
ancak an itibarıyla tarihsel kökeni aşındı ve yok oldu
madde/düşünce diye bir sorunsal yok
dolayısıyla idealizm materyalizm diye iki ekol yok
karşıtlık da diyalektik de yok
biri ötekinin zıttı değil
zıtlığın tabanı yok
düşünce madde kavramında içkin
kümenin elemanı kümenin karşısına nasıl konulacak
uygun kelimenin ne olduğu da önemsiz
artık kelime seviciliğine felsefe demiyorum
derdimin anlaşıldığından eminim
varoluşçuluk türünden züppeliklere felsefe demiyorum
felsefe evrenin doğasını açıklamıştır ve görevi sona ermiştir
bundan sonrası cesaretle ilgili
felsefe ile ilgili değil
varoluş sorunu diye bi sorun yok
ölümlü olduğumuz gerçeği var
bu gerçekle barışmak için edebiyat yapanlara filozof payesi biçemem
sartre camus beckett iyi edebiyatçılar olabilir
onların snob bulantıları ilgimi çekmiyor
aksiyolojik zırvalar üzerine kesilen ahkamlar
tek kelime ile göt korkusunun edebiyatıdır
benim felsefe anlayışımda başlık konusu değildirler
20 yy savaşlarının ne olduğu da ortada
felsefe bunları hem öngörmüş hem ilacını tavsiye etmişti
hastalıklarını tedavi etmek felsefenin işi değil
insanın işi
o da masa başında kavram üretmekle olmuyor
can alıp can vermek gerekiyor
evet felsefe bir araçtır,
evrene bakışımızı keskinleştirmenin aracıdır
felsefe evrenin nasıl işlediğini ortaya koydu
görevi buydu
bilinç kavramı ile idealizmin ne alakası var
bilinç maddeye/evrene dairdir
öz diye bişey de yoktur
aşılmış zırvaların yeniden süslenmesi
tevfik fikret'in istanbul için dediği gibi
''bin kocadan arta kalan bakire dul''
aşıldı bunlar.
bitti.
hegel ortaladı marks kafayla doksana gönderdi o topu
şimdi bize düşen züppe bulantıları bi kenara bırakıp hayatımıza sahip çıkmak
bedelini de göze almak
bunun için hiç bir meşruiyete ihtiyacım yok,
felsefe süsü verilmiş lafazanlıklara da.
"ictenlik"
04-04-2019, 21:34
sevgili içtenlik
birbirimizi anlamak adına
teo tabanında a-teizm teizmin karşıtıdır
ancak,
düşünce-madde sözde sorunsalı tarafından çerçevelenen
ontolojik tabanda
birbirinin karşıtı/zıttı materyalizm/idealizm düalitesi artık aşıldı.
insanlığın düşünsel evriminde felsefe bitti.
bitmek olumsuz anlamda değil
tam tersine olumlu anlamda
felsefe görevini yaptı ve emekli oldu
görevi;
kafatasındaki çatlaklardan içeri sızan idealizmin kirli sularını dışarı atmak
kafatasındaki çatlakları kapatıp yeni sızıntıları engellemekti
biz buna materyalizm diyoruz.
ortada düalite kalmayınca
materyalizm monizm olmaz
biricik olur
artık mesele
dünyayı anlamak değil
onu değiştirmek
felsefe dünyayı anlamamız için görevini yerine getirdi
bu noktadan geri düşülmez
idealizme geçit verilmez
idealizm materyalizmin zıttı değildir
zırvadır
zırva ile sentez olmaz
şimdi anladığımız dünyayı neden değiştireceğiz
bu zorunluluk değil
sadece tercih
özgürlüğü sevmekle ilgili
egonun gücü ve gelişmişliğiyle ilgili
biz silahlıyız felsefe silahımız
burdan ötesi nışancılığımıza kalmış, tercihlerimize kalmış
ve elbetteki nesnel koşullara
biz de nesnel koşuluz
özne diye bişey yok
nitelikler var
ben ve sen de birer niteliğiz
biz de bir diğer nitelik
tüm nitelikler ise evrene dair
materyalizm bu, fazlası değil
işlevi de idealist zırvalara aşılı olmamıza yaptığı katkı
değiştirmek istediğimiz evreni anlamamıza yaptığı katkı
tartışmaya açtığınız metnin
evreni özgürlüğümü mümkün kılacak şekilde değiştirmeme
katkısı varsa
kasyopyalıların katkısı varsa
biz iletişime açığız
ama metinler buram buram idealizm kokuyor
zırvalara öğrenci yada öğretmen aracılara
onların hezeyanlarına
matematikçi/fizikçi eşlerinden kulak aşinalığı edindikleri birkaç süslü lafa
ne dememi beklersiniz
herkesle ve eşit şekilde iletişim kuramayan bi gücün
birileriyle kurduğu iletişimden bana ne
devrimci olduğunu ilan etmek kolay görünebilir
ancak nesnel karşılığı
ilk fırsatta öldürülmeniz
kodese tıkılmanız
işkencehanede düşmanla yüzleşmeniz olabilir
devrimci olduğumu ilan ederken ben bunun farkındayım
neyle yüzleşebileceğime dair net fikrim var
bu koşullarda,
züppe delüzyonlarla
karşıma çıkıp kurtuluş reçetesi öneren
mistik orta-üst sınıf yosmalarının fantazileriyle uğraşamam
sizin de uğraşmanıza tahammül edemiyorum
işimiz zaten zor
siz de özgürlük aşığısınız
bu yol tehlikeli kan ve barut kokan bir yol
her satırı idealizm kokan bi metinden
sözde kurulduğu varsayılan ilişkinin biçiminden
dayattığı/koşulladığı postmodern kast sisteminden
bize bi fayda çıkmaz
hemen şimdi özgürlük derdimiz var
daha önce de söylediğim gibi
iletişim kanalı açık
herbir insan tekiyle, eşit ve özgürlüğümüze katkı koyacak iletişime kapalı değiliz
artık tanrılar yeni metodlar bulsun
metinler/kutsal kitaplar
kanallamalar/aracılar/mesihler/havariler/elçiler
anlaşılması/anlatılması/tebliği gereken satır aralarında gizli sırlar/bilgiler/sözde gerçekler/mucizeler
bu üçlem artık çok sıktı
gına geldi
ya özgürlük ya ölüm diye yola çıkan
felsefeyle silahlanmış sonuna kadar gitmeye kararlı bir akla
bu üçlem nasıl sıkıntı veriyor bir bilseniz
Sevgili Blitzkrieg
Şimdi telefon kullanıyorum yazmak zor olacak ama yazımlarınızı tuhaf bir şekilde o kadar sıcak ve samimi buluyorum ki okurken iki üç yeri kafamda düzeltmeme rağmen yazmaya elim gitmedi ama vereyim mi?
Ayrıca serbest sıcak içten bir tavır ve gerçek bir neşe ve keyifle okuyoruz
Birincisi Kasyopyalılar yok , Kayopyalılar biziz-bizmişiz
Ben onların yalancısıyım
İkincisi aynı an da herkesle birleşilip iletişim kuruluyor Laura özel bir figür değil ya da iletişim tek Laura tekiyle değil
O kendini öyle sanıyorsa kendi hüsnü kuruntusu
Orta da tanrı yok.. Tanrılar zaten yok...
Denildiği gibi konunun tersini dayatmak, üzerine gitmek ya da konuyu detaylandırmakta açıkçası istemiyorum...
Kabaca hala sizin tarafınızda benim tarafımdaki görüşe göre başka şey görüldüğünü/sanıldığını söylemeliyim... Ya da görüşler bakışlar örtüşmüyor...
Acil özgürlük..
Acil özgürlük için bir - bir kaç öneri var.
Mesela bunları getirmek istiyorum ama nasıl karşılanacağını biliyorum.
Burada topa tutulurum. Açmaya yorumlamaya kalkarsam daKuran yorumcusu gibi olurum hiç gerek yok...
Yani okunan size hiç bir şey ifade etmeyecek bunu biliyorum...
Biraz ara verelim ve zamana yayalım olur mu?
Yağmacılara karşı birleşmiş 200 kişi. Örnek bu... Ama bu örneği açınca başka kavramlar devreye giriyor o sevilmiyor.
Bakın şunu söyleyebilirim bunu ben biliyorum. O soruları soranlar Laura ve grubu olmasaydı oradaki terminoloji de bambaşka olurdu...
Şimdi sevgili Blitzkrieg ben sizi okuyorum değil mi? Kasyopyayı da okuyorum. Şunu söyleyebilirim bence sizin okumanıza gerek yok. Dayattıysam özür dilerim..
Ayrıca şunu söyleyebilirim bence benim o okumalardan sonra gördüğüm en canlı kimliklerden birisiniz.
Yani bu metnin tabir terminoloji ve jargonlarıyla konuşsam ve bir sınıflama yapsam Laura ve onun gibilerin aradığı Nordik kimlik/tip denilen bir tip ve profil var. Laura-ların bugün geçtiği süreçten daha önce geçmiş olanlarımız. Sizi direkt bunlarla özdeşleştirirdim. Bu konu da alıntılarda var ancak arada sevmeyeceğimiz nahoş bulacağımız ifadeler var o yüzden almıyorum. Hani siz dediniz ya ben daha dindarken sorguluyordum. Lauraların ki de bunun ağır aksak bir biçimi sonuçta...
Sizin idelaizm kokusu alıyor olmanız gibi ben sevilmeyen bazı şeylerin kokusunu alırım
Gerçekten içtenliğiniz emin olun bambaşka
Ama şu var . Sizi okumanın Kasyopya okumak gibi olduğu yerler oldu.....
.........
Laura Nordik arıyor? Laura Nordik arıyor? Laura Nordik arıyor?
---
Felsefeye bir dönem ben de çok taktım önemli bir şey değil adlandırmalar yapay çok takılmamak ve bilmediğini sanmamak gerekiyor. En bilmeyenlerimiz bazen en çok biliyor. Kavramsal kafakarışıklığı oluyor.
Eğitim ve Sınav Sistemi başlığıma Foucault'un videosunu atmıştım. Orada bir diploma yorumu var. Felsefeyle de bazı şeyleri kavramsal kafakarışıklığı kılığına ve yanaşık düzene sokarak anlamıyor ve bilmiyor olduğumuzu düşünmemiz sağlanıyor isteniyor. Bilgi seçkinliği gibi bunlar da karmaşık düzenekler... En saf halimiz en iyi halimiz. Saf kavrayış..
Kavramsal felsefe denen müzikle nota eşleştirmek gibi ek bir uğraş.. Biz de bu alana bilgi seçkinleri olmasa ilan edilmese girmezdik. Ben anlayamayacağım bir şeyi tahayyülde tahammülde edemem. Ben bilmiyorsam o yoktur ya da başkalarıda anlamıyordur... Brn anlayan kadar analtım anlamaya çalışırım. Daha dün 3-5 yıl önce idealizm matetyalizm kavramı bana göre sigara matkadı gibiydi ilgilenemezdik. ben aklımdakine yoluma bakardım. kültürel emdiğim kavramlar hariç dile ve felsefeye bile katmazdım..terminoloji seçkin üretir...
Ayrıca rahatsızlık denenle ilgili
Sizi anlıyorum.
Sizi rahatsız eden şeyleri de emin olun bence çok iyi biliyor anlıyorum.
Bunların haklı makul ya da geçerli sebeplerini de görüyoruz...
Kasyopya da kendinden bilgi almak ve açıktan o kanaldan hazır bilgi almak ayrımı vardır ve tabi ki kendinden alınan içte üretilen bilgi teşvik edilir ve önemli öncelikli görülür. Orda anlatılan hiç bir şeyin de kişinin yine içten gerekirse sağlayamayacağı bir şey olmadığı eklenir..
Ne denmesi gerektiğini bilmiyorum.
Özgürlük derdimiz ne kadar acil?
Bunu bizim dışımızda birilerinden, kimi gruplardan umudumuz var bu metni okuma sonrası yapılan gözlemler..
Kasyopyanın önerdiği bir ek silahta derin/yoğun düşünmeye ek olarak nefes teknikleri egzersizidir...
Bende böyle şeylere pek tam kulak asmam.
Mesela metinde kristaller felan geçer benim için oralar yok...
Özgürlük mümkün diyor Kasyopya
Ama başka kavramlar var....
Bir de Nordik kovenantı diye bir şey var bu metinde. Ben bunun saf haliyle (özgün haliyle biçimiyle) Materyalizmle bağını sorguluyorum... Bunu çözemedik ama ilginç bir kavram..
sevgili dostum
ne isen o olarak, kendini ortaya koymaktan bir an bile geri durma
bırak topa tutsunlar
kim ne isterse onu yapsın
eğer birgün ben de seni topa tutarsam
bu sadece sevdiğimden olacak
burda nefret ettiklerim de var
onları da nefretim yüzünden topa tutacağım
ama nefretten arınmış,
budha olmuş nirvanaya ermiş bi adam taklidi yapmadım yapmaya da niyetim yok
beni anladığını biliyorum
eskilerin dediği gibi
kalp kalbe karşı
iletişim için ne felsefeye ne başka bişeye de ihtiyaç yok
ortak acılar ortak mutluluklar ortak istençler gerekli
o zaman iletişim hem mümkün hem kaçınılmaz olur
gelinen süreç önceden kısmen öngörülmüştü
kapitalizmin çöküşü içkin dinamikleriyle açıklanmıştı
ancak sanayi toplumunun çöküşü öngörülemedi
kıyamet senaryolarından hoşlanmam
ancak;
çöken sadece kapitalist-emperyalizm değil
bizzat sanayi toplumu
medeniyetin kendisi
artan marjinal maliyet sarmalında bir dünyada yaşıyoruz
özgürlük çok acil
efendi-köle ilişkisi
hem türümüzü hem de birçok diğer türü yok etmek üzere
üç-beş şaşkın güç manyağı dünyayı mahvolmanın eşiğinde tutuyor
kaynaklar tükeniyor hem de hızı artarak
marks, ekonomik faaliyeti gündelik hayatın yeniden üretimi diye güzel ifadelendirmişti
ama gündelik hayatın üretimi
her gün daha fazla kaynak tüketerek mümkün
teknoloji kaynak kullanımını azaltmadı
tükenme noktasına doğru ivmelendirdi
şu an insanlık en büyük ar-ge kaynaklarını post-konvansiyonel silah araştırmalarına harcıyor
bu adi herifler dünyayı yoketmeden
özgür ve bilinçli bireylerin komünitisine geçiş acil sorun
ve önümüzde bir sürü gerzek üstyapı kurumu engel olarak dikiliyor
dinler ideolojiler hatta bilim ve felsefe ve teknoloji
şu an hiç birinin yaşama faydası yok
sadece zararı var
modern değil ilkel komünal toplum
ya isteyerek
ya da toplu vahşetin sonunda kalanlar tarafından mecburen hayata geçecek
içinde bulunduğum duygudurumun/bi çeşit depresyonun ürettiği bi pesimizm değil bu
biraz iktisat bilen
marjinal maliyetin üstel artışını gören sadece kapitalizmden değil
endüstri toplumundan nefret eder
acil özgürlük derken
tüm bunları içerecek şekilde kuruyorum o cümleyi
üç-beş zibidi sözde filozof edebiyatçı artıklarının o yapmacık bulantıları
binlerce çocuğun açlıktan hastalıklardan
yıkıcı silahlardan yokolup gidişini seyretmenin acısına denk olamaz
bu sonu görmek pesimist kehanet değil
marksist arkadaşların bi sloganı vardı
ya sosyalizm ya barbarlık diye, rosa luksemburga atfedilen
eşiğinde olunan durum bu
"ictenlik"
05-04-2019, 01:45
sevgili dostum
ne isen o olarak, kendini ortaya koymaktan bir an bile geri durma
bırak topa tutsunlar
kim ne isterse onu yapsın
eğer birgün ben de seni topa tutarsam
bu sadece sevdiğimden olacak
burda nefret ettiklerim de var
onları da nefretim yüzünden topa tutacağım
ama nefretten arınmış,
budha olmuş nirvanaya ermiş bi adam taklidi yapmadım yapmaya da niyetim yok
beni anladığını biliyorum
eskilerin dediği gibi
kalp kalbe karşı
iletişim için ne felsefeye ne başka bişeye de ihtiyaç yok
ortak acılar ortak mutluluklar ortak istençler gerekli
o zaman iletişim hem mümkün hem kaçınılmaz olur
gelinen süreç önceden kısmen öngörülmüştü
kapitalizmin çöküşü içkin dinamikleriyle açıklanmıştı
ancak sanayi toplumunun çöküşü öngörülemedi
kıyamet senaryolarından hoşlanmam
ancak;
çöken sadece kapitalist-emperyalizm değil
bizzat sanayi toplumu
medeniyetin kendisi
artan marjinal maliyet sarmalında bir dünyada yaşıyoruz
özgürlük çok acil
efendi-köle ilişkisi
hem türümüzü hem de birçok diğer türü yok etmek üzere
üç-beş şaşkın güç manyağı dünyayı mahvolmanın eşiğinde tutuyor
kaynaklar tükeniyor hem de hızı artarak
marks, ekonomik faaliyeti gündelik hayatın yeniden üretimi diye güzel ifadelendirmişti
ama gündelik hayatın üretimi
her gün daha fazla kaynak tüketerek mümkün
teknoloji kaynak kullanımını azaltmadı
tükenme noktasına doğru ivmelendirdi
şu an insanlık en büyük ar-ge kaynaklarını post-konvansiyonel silah araştırmalarına harcıyor
bu adi herifler dünyayı yoketmeden
özgür ve bilinçli bireylerin komünitisine geçiş acil sorun
ve önümüzde bir sürü gerzek üstyapı kurumu engel olarak dikiliyor
dinler ideolojiler hatta bilim ve felsefe ve teknoloji
şu an hiç birinin yaşama faydası yok
sadece zararı var
modern değil ilkel komünal toplum
ya isteyerek
ya da toplu vahşetin sonunda kalanlar tarafından mecburen hayata geçecek
içinde bulunduğum duygudurumun/bi çeşit depresyonun ürettiği bi pesimizm değil bu
biraz iktisat bilen
marjinal maliyetin üstel artışını gören sadece kapitalizmden değil
endüstri toplumundan nefret eder
acil özgürlük derken
tüm bunları içerecek şekilde kuruyorum o cümleyi
üç-beş zibidi sözde filozof edebiyatçı artıklarının o yapmacık bulantıları
binlerce çocuğun açlıktan hastalıklardan
yıkıcı silahlardan yokolup gidişini seyretmenin acısına denk olamaz
bu sonu görmek pesimist kehanet değil
marksist arkadaşların bi sloganı vardı
ya sosyalizm ya barbarlık diye, rosa luksemburga atfedilen
eşiğinde olunan durum bu
Bura boş serbest ve gereksiz karalama alanı değil mi?
O halde biraz gereksiz karalayayım çünkü zaman duygumu biraz yitiriyorum bazen. Bu her zaman olmuyor ama şu an böyle o yüzden yukarıdakiler bana hiç bir anlam ifade etmedi. Gelip geçen sorunlar gibi. Hiç orada yokmuşlar gibi...
Umarım bir Sosyalizm felan olur...
--
zaman yok ki ya da ölüm kesintisi ile bitişik başkalarının yaşamları var...
zaman yok ki ya da ölüm kesintisi ile bitişik başkalarının yaşamları -bizim aynı olmamız- var...
zaman yok ki ya da ölüm kesintisi ile bitişik başkalarının yaşamları -bizim önceki olmamız- var...
zaman yok ki ya da ölüm kesintisi ile bitişik başkalarının yaşamları -bizim önceki durum olmamız- var...
zaman yok ki ya da ölüm kesintisi ile bitişik başkalarının yaşamları -bizim aynı ve öteki ve geçmişte olmamız- var...
zaman yok ki ya da ölüm kesintisi ile bitişik başkalarının yaşamları -ve bizim form olmamız- var...
zaman yok ki ya da ölüm kesintisi ile bitişik başkalarının yaşamları -ve maddi bütünlük-maddi başkalık kazanmamız ya da varoluşun formuna geri dönüşümümüz- var...
zaman yok ki ya da ölüm kesintisi ile bitişik başkalarının yaşamları -bizim aynı form olmamız- var...
ölüm hakkında ne düşünüyorsun? hiç düşündün mü?
ölmeyi istemiyorum
ölmekten korkmuyorum
ölmeyi sevmiyorum
benim üç cümlem bu bunda fazlasını bilmiyoruz
ölümün canı cehenneme
Ne zaman ölüm imgesine vursam yaşam ya da zaman genişliyormuş gibi olur.
Ölmeyi anlamıyorum. Ölmeyi hiç anlamıyorum. Rasyonel bulmuyorum. Neden acaba?
Ölüme inanmıyorum derdim eskiden.. ölüme inadım... ölümün gücüne gitmeli...
İnsan ölmenin ne olduğunu bilerek mi ölmeli?
Diğerleri devam edecek...
Diğerleri olacak..
Bazen yazardım insanlığın uzak ötedeki torunları ne düşünüyorlar bizim hakkımızda.
Geçmiş bir toz bulutudur. Biz şimdi yarının önceki toz bulutuyuz..
Onlar geleceğe devrim bırakmamızı mı istiyor_?
Gelecek deneni bir an tıpkı geçmişin varolması gibi bir şeyler olan bir yer olarak bir silüet olarak vb. bir düşünmeli bir an olsun kendini geçmişte (geleceğe göre) düşünmeli derim..
Yan bir zaman çerçevesi yoksa Marks şu an Das Kapital yazıyor.
Bu forum 100 sonra yayında mı basılı mı? Digital kayıtlı mı? İlgilenen var mı?
100 sene digital nedir? devrim mi var?
Ben gelecekte Marks gibiyim. Birilerinin düşüncesinde hatırlanıyorsam geçmişteyim... Yoksam ve varsa soylarım var.
Onbin yıl öte de soyum olabilir.
Bu mümkün..
72.000 kişi de özkanım...
Hiç emin değilim yazacaklarımdan...
Ölümle ilgilenmemek doğru kavram bende. Ölümle bakışmamak, ölümü yadsımak gibi tuhaf durum
Ölümle ilgili hep şunu yazardım. Çıplak gözlerimle bakarım ne olduğuna olacağına hiç bir şey ummuyorum.
Bunu düşününce bazen görüntü dalgalanıyor tv ekranı gibi kafamda bir an imge.. konuk oluyorum o zaman kendime....
ne oluyo dostum
sonuçta olasılıklı olan bir durumu dramatize ederek
kolayca kıyamet senaryosu oluşturdum
sen de içinde ölüm geçen onlarca cümle kurdun.
umut ya da umutsuzluk kolayca aşılanabilen ve yönlendirilebilen bir şeydir
bu işlerden hintliler çok ekmek yedi.
dawkins'in bi videosu vardı, enemies of reason
onu izlediğimde oha demiştim
quantum tedavisi falan vardı.
celselerde,
bedenleri kullanılmak üzere kaçırılan taşıyıcıların ruhlarının ne olduğu sorulmuş
cevap olarak bu ruhların genelde dünyaya döndüğü söylenmiş.
ne ruhu bu, tuz ruhu mu
anlasana!
bilindik zırvalar bunlar
senden iyi bi özgürlük savaşçısı olur
kendini/aklını bu şarlatanlardan korumasını bilmelisin.
ama olmuyorsa
felasife'nin yaptığını yapmalısın
doğaya dönmeli ve kendinle başbaşa kalmalısın
mümkünse de birkaç hayvan dost edin
kasyopya senin kapasitenin çok altında sıradan bi palavra
"ictenlik"
05-04-2019, 03:33
celselerde,
bedenleri kullanılmak üzere kaçırılan taşıyıcıların ruhlarının ne olduğu sorulmuş
cevap olarak bu ruhların genelde dünyaya döndüğü söylenmiş.
ne ruhu bu, tuz ruhu mu
Biri bizim hayvanlarımıza insanların onlara ne-ler yaptığını anlatsın anlarsınız..
Bu düşünmelere uygulanacak en iyi çerçeve yine ve en geniş çerçeve birebir insanın hayvanlara uyguladıklarıdır. Sembolize eder yakınlaştırır.
şimdi buna bölük pörçük yanıt vermem gerekir. gerek var mı?
bizim alternatif araştırmacıya yanıtımız şu . celselerin bir 3-4 yıl zaman ayrılarak tartışılması gerekir
bunu marksizmin kafada pekişmesi gibi düşünelim. doğal sosyolojik toplumun gözlenmesi gibi düşünelim
Şimdi boş yapay gelen kavramlar 3-5 yıl sonra şekil alır
Şimdi verebileceğimiz en temel örnek ineklerin sütlerini kaçırıyor olduğumuzdur.
Tavukların yumurtalarını kaçırıyoruz.
Bir diğer örnekte balinalar hariç herşeye çip takıyor olduğumuzdur.
Maymunların beyinlerini inceliyoruz ya da onlarıda kaçırıyoruz
Buna metne dayalı kavramsal yanıt vereyim mi_?
Olasılıklar
Bu kimsenin işine gelmiyor.
(Yazılanı) okumak (görmek) istemeyen gözlemci var
Etkin çatışan gözlemci var
Bunu buraya yakıştırmayan gözlemci var
Senin ya da benim bunla ilgilenmemi baştan hoş bulmayan gözlemci var
Bunda ne bulunduğunu merak eden var
İsteniyorsa metne dayalı bir optimum alıntı alayım
birincisi alıntılar
ruh bilinçliliktir.nokta
daha büyük resim ruhlarınız bilincinizdir
bilinç madde ayrımı bir ilüzyondur
önyargısızca yaklaş
Eğer üçüncü seviye kanal katılımcılarından herhangi biri veya birileri güçlü bir önyargı gösterirse, bu durum mesaj alınırken mesajda değişiklikler meydana gelmesine neden olabilir.
Metni okuyorsak yani metnini kalıbıyla ve kendi sunduğu çerçeveyle önyargısız okuyorsak
Eğer bu kavramsal tabanı umursuyorsak. Alt dünyalar gibi üst dünyalar , alt insanlar gibi üst insanlar (insan hayvan gibi) ,alt gerçekler gibi üst gerçekler düşünmeliyiz.
Bizim altımızda varoluşlar/varlıklar oluşunu üste ters çevirmeli (kitap ayırır gibi) yukarıda yansıtmalıyız. Birebir.
Birincisi dördüncü yoğunluk denilen ve orada eterik varoluş olarak tanımlanan bir düzlemi olası saymalıyız Bir biçimde yapılandırmalıyız.
Burada eterikten kasıt yine metinde fizikselliğin değişkenliği olarak tanımlanır.
Dünyayı yaklaşık olarak hayvan çiftliği gibi olarak yapılandırmalıyız...
Varoluşu da fizikselliğin değişkenliği katılığı anlamında algısal gerçeklik formları olarak paralel (yoğunluk deniyor) 6 ya da 7 katman olarak yapılandırmalıyız
İnsan denileni 3 te ve kaçıranlar'ı (KAPİTALİST) denileni 4. yoğunlukta düşünmeliyiz.
Bu düşünmelere uygulanacak en iyi çerçeve yine ve en geniş çerçeve birebir insanın hayvanlara uyguladıklarıdır. Sembolize eder yakınlaştırır.
Nasıl biz hayvanla aynı fiziksel ortamda bulunsakta aynı algı gerçekliğini paylaşmıyorsak (gerçi bizimle aynı boylamda değiller şu an ama bir paradigma da öyleler gelecek üzerinden) onlarda bizimle aynı fizikselliği ve algıyı paylaşmıyor.
Nasıl Uganda daki kaplandan haberimiz yok ama gereğinde müdahale edebiliyorsak
İnsanla köpek arasındaki iletişimi düşünelim. Böyle bir bağ var gibi .Tam değil ama açması karmaşık..
Bir de 3 soyda/3 türde 1 genetik kan/soy bağı var. Başka kavramlarda var.
Yani burdan onları bayağı bir anlayabiliriz-yakayabiliriz. Düşünsel kavrayışta.
Kaçırma denilen kopyalama, izleme vb. olarakta tabir/tarif görüyor.
Bunun metinde açılımları var.
Biliş kalıbının yaşam çerçevesinin izlenmesi ve gözlenmesi vb. tanımlar var ..Yani bizim elektromanyetik görüntüleme gibi bir şey önerelim. Emin değilim.
Şimdi bunları hep farazi konuşuyoruz.
NE demeliyim ki?
Orda öyle yazıyor
sevgili dostum
son 10 senede 1000 sayfa belki okumamışımdır demiştim.
düşünmek dururken okumaya vakit ayıramam
yazmak bile benim için düşünmenin bir biçimi
okumak bana göre değil.
20 koca yılım bilmek yerine inanmakla geçti.
3-5 yıl daha benzeri bi yanılgıya ayırabilecek vaktim yok.
olağanüstü iddialar olağanüstü kanıtlar gerektirir.
metaforlar ise dinsel taktiklerdir, olağanüstü oldukları söylenemez
açık ifade etmeliyim bu aşamada
metni umursadığımı hiç sanmıyorum
seni umursuyorum
dostlarımı ve düşmanlarımı umursarım
ama metinleri umursamam
deneyimlerimi de umursarım
başkalarının deneyimlerini ise sanırım pek umursamam
default ayarım işin içine psişik bi imge girdiğinde red etmek üzerinedir
tekrar söylüyorum
benle iletişim kurmayanın birileriyle kurduğu iletişimden bana bi aydınlanma çıkmaz.
sana ne tarz bi aydınlanmanın/bilgilenmenin ulaştığını merak ediyorum
iletişimim senle
"ictenlik"
05-04-2019, 04:52
sevgili dostum
son 10 senede 1000 sayfa belki okumamışımdır demiştim.
düşünmek dururken okumaya vakit ayıramam
yazmak bile benim için düşünmenin bir biçimi
okumak bana göre değil.
20 koca yılım bilmek yerine inanmakla geçti.
3-5 yıl daha benzeri bi yanılgıya ayırabilecek vaktim yok.
olağanüstü iddialar olağanüstü kanıtlar gerektirir.
metaforlar ise dinsel taktiklerdir, olağanüstü oldukları söylenemez
açık ifade etmeliyim bu aşamada
metni umursadığımı hiç sanmıyorum
seni umursuyorum
dostlarımı ve düşmanlarımı umursarım
ama metinleri umursamam
deneyimlerimi de umursarım
başkalarının deneyimlerini ise sanırım pek umursamam
default ayarım işin içine psişik bi imge girdiğinde red etmek üzerinedir
Olsun
Canlar sağolsun
tekrar söylüyorum
benle iletişim kurmayanın birileriyle kurduğu iletişimden bana bi aydınlanma çıkmaz.
Sevgili dostum tekrar söylüyorum herkes herşey zaten sonsuz iletişimde
Eğer öyle bir şey varsa tabi..
sana ne tarz bi aydınlanmanın/bilgilenmenin ulaştığını merak ediyorum
iletişimim senle
Şimbi "bana" ya da "ben" kavramı biraz (teorik olarakta; Materyalist referans ve öznesizlik olarakta) "sana" ve sen" ve "bize" ve "biz" içeren bir şey..
Şimdi tikelliğin nesnel/öznel yıkımını da kattı.
Buraya ne kattı?
Ora ve sen olma bilinci kattı.
Biz olma bilinci kattı.
Varolan herşeyin hepimizin ortak malı/mülkü olduğu bilinci kattı
Başlamamış bitmeyecek sonsuz varoluş ve ben ayrımsızlığı ve "ölümsüzlük" bilinci kattı
Şimdi bu yanıtı bu akşam vermeseydim. Beni başka bir durumda yakalasaydınız yazardım da yazardım.
Uçan kelebekler adına bilinci kattı
4.yoğunluk ve zamansızlık ve alternatif realite/gerçeklikler kavramını kattı. Bunun tarifi olağanüstü, inanılmaz ve pahabiçilmezdir. Komünizm ekstra
Yaşanmış değildir zaman zaman doluşan bir imgedir oysa yeterlidir
Denildiği gibi başka zaman yakalansaydım buraya neler yazabileceğimi ben bile bilmiyorum
Aşağıda seksen bin sayfalık henüz doldurulmamamış bir boşluk istiyorum düşünelim lütfen
Oraya uçan renkli kelebekler çizmek bırakmak istiyorum ve başka şeyler
Hep iyi değildi tabi zorlarda var. Zor günler daha çoktu, ağır günler bu bilinmeli..
Yaşama bedel anlar var ama bir o kadar hayat sarsıntısı ve zorlantısı kattı.
Yaşamıma büyük ağır ikilemler, travmalar ve çatışmalarda kattı... Hiç ummadığım kadar zor karanlık baskılı ve ağır günler
(Ve Ahmet Kaya'nın Hoşçakalın sonsuz evren uzay gezegenler dediği gibi bir an..)
Bana bir şey ulaşmadı herşeye ulaşır. Ulaşma da yoktur.
Biraz bazen ataraksiya kattı. Yersizlik yurtsuzluk , orada burada olma farksızlığı, Diyojenlik perişanlık vazgeçmişlik yokmuymuş varmıymışlık -herşey.
Savaş direnç her şey kavga
Şunu söyleyeyim hayatınız rahatsa keyfiniz gıcırsa bu metnin belki de sizinle var mı yok mu bilmiyorum
Ama zor bir dönem atlatıyorsanız bir deneyin
Her şey daha kolay olmaz
Diğer taraftan 10 yıl önceki kimi şokumda ve zorlanmamda ben insanlara bu metni böyle yüreklice sunar mıydım? Hayatlarını alt üst etmekten cayıp ikilemde mi kalırdım
Bu metni okumakla herşey daha kolay olmaz
Bazı temel bilgilendirmeler olur
Bilgi yaymaya açmaya dağıtıma vermeye girişen çıkan kişi hiç kolay koşullar beklemesin
Bu metin bolluk rahatlık felan satmıyor
Pasif hayat tantanası da..
Bilgi herşeye değer diyenimize göre...
"ictenlik"
08-04-2019, 18:18
sevgili içtenlik
hemen şimdi özgürlük derdimiz var
(Binlerce yıl önce) Köye bir gezgin/Papaz gelse ve Mısır ya da Mısır'ın alt tarafının Tanrılar ya da Göksel Tiranlar tarafından yıkıldığını/yokedildiğini sözetse sanırım buna da kimse inanmazdı ve sanırım Papaz'dan mucize ve kanıt isterlerdi.
(Ama objektif tarih bakışı/araştırması ya da fiziksel araştırma artık bize bunu sağlayabilirdi..)
İşte buna Babil diyoruz. Babil dediğimiz tam olarak budur. (Kimsenin inanmasını dinlememesini sağlayan olguya)
Göğü örten kuşatan elektronik/elekromanyetik görünmez bir çitten/ağ örtüsünden ve bunun bizi kontrol ettiğinden felan da sözedemem sanırım
ya da bu örtüyü/yani Babil'i durduracak kutsal inançlı 200 kişiden/manyaktan felan
Dünyanın içinde kuşatılmış yaşayan yarı evcil/özgür hayvanlar olduğumuzdan ve Bay Sahip'in Frekans Çit'ini istersek bozabileceğimizden sözedemem sanırım
ve Matriks gibi bir şeyden...
Sadece 200 dansçı. Gerçekle danseden . Çitin göbeğinde
Ölüp gidiyoruz burda
Herkesin rahatı yerinde mi?
Masal/Destan anlatmak özgür değil mi?
-Oy/Uiyy Catulli Carmina-
Çit ya da sınır ,dikenli vb. tel rüyası (Kara kabus gibi) gören (çok gören) arkadaşım var mı?
...İplenmezse ben daha yazmayacağım ya da ben de iplemeyeceğim
Varsa da yoksa oysa da buysa da değilse de -ne tarih ne sorunlar denen benim bireysel sorunum ve çıkmazım değil, tekelimde değil
Uyutulma varsayı önemsedim bilin isterim
ya da benim -tek- bireysel mücadele alanımda değil
Bu gerçekse ya da bizden gizleniyorsa ya da henüz bilmiyor/keşfedememişsek sizleri/bizleri umursadığım/önemsediğim ya da zavallılar gibi hepimize bir aralar acıdığım için bu kadar yazdım çırpındım
Derdim budur...
İsteyen istediğini düşünür/düşünsün
Fantastik filmse de
Finali BURDAN (https://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=636349&postcount=198) yaptık.
"ictenlik"
11-04-2019, 23:01
Bu intenetten alınmış gerçek olup olmadığı bilinmeyen bir hikaye
Ciparis'in laneti gibi yorumlarsam bilmiyorum çok mu absürt olur ancak karabulutlar başındayken bazen doğa/doğasal neredeyse ilahi adaletimsi görülebilecek çözümler/ayetler/afetler felan beklersin ya da bi şeylere inanırsın...
Şimdi böyle bir şeye, böyle şeylere inanmadığımı söyleyemem...
http://www.pes24.com/images/haberler/a6d03008fd7aef54684d47f9ef51f842.jpg
30 bin kişinin öldüğü felaketten kurtulan tek kişi bir idam mahkumuydu
Pelee Dağı, Karayipler’deki Fransa’ya bağlı Martinique adasında bulunan bir yanardağdır. 1397 metre yüksekliğindeki dağ, 1902 yılında patlayarak adadaki Saint Pierre şehrinde yaşayan 30 bin kişinin ölümüne sebep olmuştur.
En ilginç kısım ise burası...
Felaketten son sağ kurtulan kişi ise bir idam mahkumuydu. Üstelik idam günü de o gündü, 8 Mayıs’tı... Kalın duvarlı bir yeraltı hapishanesinde yatan Auguste Ciparis, şehrin içinden tek sağ kurtulan kişiydi. Onu yargılayanlar, onu ölüm cezasına mahkum edenler ölmüştü. Onun ölümünü bekleyen 30 bin kişiden her biri ölmüştü o gün. Ama 8 Mayıs 1902 günü öleceğini bilen tek kişi olan Ciparis yaşıyordu
http://www.pes24.com/haber/idam-edilecegi-gun-herkes-oldu-sadece-o-kaldi/4981
"ictenlik"
13-04-2019, 15:59
ver hapımı uyuyayım doktor!
"ictenlik"
14-04-2019, 12:22
İnsanın genetikle yeni insanlar yeni türler ürettiğini yarattığını hatta siber genetik türler tasarladığını ya da yapay zekaya yön verdiğini düşünelim. Daha sonra gelişip kolonici bir uygarlık haline gelerek diğer gezegenlere yaşam taşıdığını varsayalım. Daha sonra bu insanın tohumladığı ve kendi başına bıraktığı bu gezegenlerdeki varlıkların tanrı aradığını varsayalım
"ictenlik"
16-04-2019, 15:52
https://pbs.twimg.com/media/CceY26gW4AERTck.jpg
https://www.weneland.com/news/tr/2018/07/07/zafer-isareti-pkknin-sayildi.jpg
https://st2.depositphotos.com/3254189/7354/v/950/depositphotos_73541929-stock-illustration-grunge-victory-sign-on-white.jpg
"ictenlik"
21-04-2019, 13:06
Arkadaşın mesaj kutusu dolu olduğu burdan yazıyorum
bu bir Ö.M.
Konu: Üzgünlük
Nikola Merhaba
Burada sunduğum Türk Antipsikiaytri Topluluğu kimi üyeleri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundum diyorsun
Grubu sana ben haber verdiğim için haliyle bir sorumluluk ve pişmanlık hissettim
Ben tekrar kendi adıma kişisel olarak bu şikayeti geri almanı ve düşünmeni rica edeceğim
Yapabileceğim bir şey yok ve elimden de bir şey gelmez birbirimizi tanımıyoruz da tanışmıyoruz ancak ....
Neyse Niko o şikayeti geri almazsan en azından ben senle bir daha iletişim kurmak ya da yazışmakta istemiyorum güzel kardeşim benim
Yani seni yasaklı listeme alıp takılacağım
Ya da olmadı bu foruma da uğramayacağım senin gibi insanları tanıdığım için duyduğum pişmanlık ve üzgünlüklerle işte avunup zaman geçireceğim
Keşke bu duyarlılıkların başka şeyler için de -genel- olaydı...
Keşke tepki verme bilincin daha genel herşeye tüm haksızlıklara dair felan olaydı ve birşeylere ses çıkarabileydin
Kendi mağduriyetinden bir şeylere ses çıkaran-tepki veren bir insana bulaşıyorsun-bomboş bir senin bu yaptığın hatta sosyal bir .... dır.
İyi biri, iyi ve genç bir arkadaş olduğunu felan düşünürdük
Sana yazdığım için ben üzüldüm
Forumdan soğutuyorsunuz, kendimden tedirgin oldum biri benim hakkımda bunu ya da böyle bir şey yapar mı diye
Yani bunun gibi şeyler.....
Buralarda insanı berbat hissetmeye/hissettirmeye dair olan şeylerden bu-kimi sosyal umutların yittiği anlar
"ictenlik"
21-04-2019, 15:49
Arkadaşın mesaj kutusu dolu olduğu burdan yazıyorum
bu bir Ö.M.
Konu: Üzgünlük
Nikola Merhaba
Burada sunduğum Türk Antipsikiaytri Topluluğu kimi üyeleri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundum diyorsun
Grubu sana ben haber verdiğim için haliyle bir sorumluluk ve pişmanlık hissettim
Ben tekrar kendi adıma kişisel olarak bu şikayeti geri almanı ve düşünmeni rica edeceğim
Yapabileceğim bir şey yok ve elimden de bir şey gelmez birbirimizi tanımıyoruz da tanışmıyoruz ancak ....
Neyse Niko o şikayeti geri almazsan en azından ben senle bir daha iletişim kurmak ya da yazışmakta istemiyorum güzel kardeşim benim
Yani seni yasaklı listeme alıp takılacağım
Ya da olmadı bu foruma da uğramayacağım senin gibi insanları tanıdığım için duyduğum pişmanlık ve üzgünlüklerle işte avunup zaman geçireceğim
Keşke bu duyarlılıkların başka şeyler için de -genel- olaydı...
Keşke tepki verme bilincin daha genel herşeye tüm haksızlıklara dair felan olaydı ve birşeylere ses çıkarabileydin
Kendi mağduriyetinden bir şeylere ses çıkaran-tepki veren bir insana bulaşıyorsun-bomboş bir senin bu yaptığın hatta sosyal bir .... dır.
İyi biri, iyi ve genç bir arkadaş olduğunu felan düşünürdük
Sana yazdığım için ben üzüldüm
Forumdan soğutuyorsunuz, kendimden tedirgin oldum biri benim hakkımda bunu ya da böyle bir şey yapar mı diye
Yani bunun gibi şeyler.....
Buralarda insanı berbat hissetmeye/hissettirmeye dair olan şeylerden bu-kimi sosyal umutların yittiği anlar
Şöyle anlatayım benim bildiğim kabaca bu
Kişi (Bülent Sevinç Bey yani Antipsikayatri girişim ve videolarının öncülü Bülent Abi dediğimiz arkadaş) yine kendi ifadesiyle yazıyorum.
Fetöcü bir hakime fetöcü dediği için Bakırköy e Psikopat etiketiyle ya da Psikopat koğuşuna mı ne yollanıyor.
2 ay burda bir tımar ve ıslahtan geçiyor.
Sistemi bilmiyorsak, elektroşoklar, zorla ilaç yutturmalar, cezalar, hücreler yalıtma dahil enteresan bir süreç bu.
Bu kişi kendince bu sisteme bir geri savaş açmış. Kendince makul yeterli bir bilgi edinmiş toplamış.
Şindi Niko arkadaş Bülent Beyi karşı Psikiyatri ve genel tıp/sağlık bilgisi konusunda yetersiz ya da bilgisiz buluyor olabilir. Bu doğru da olabilir .
Burada esas olan ya da esas nokta zaten kişinin bilgisel yeteriliği ve donanımı değil.
Kendisine de özel mesajla bire bir aynen bunları ifade etmeye çalıştım..
Kişi bir Psikiyatri mağduru ve kendi vicdanınca geri savaşıyor..
Hiç bir Paikayatrik süreç ve ilacın adının hoş anılmasını hoş bulmuyorlar.
Bu bir zarar görme refleksi.
Bizce tabi ki yardımcı olunması, dostça yaklaşım, genel bilinçlenme, kişiyi eksiği hatası varsa da nazikçe ve açıkça bilgilendirmek, yapıcı eleştirisellik toplumsal bir bakış duruştu...
Hepsi bu.
Bir de sevgili Niko kişi adli bilişim derneği üyesi mi çalışanı mı ne?
Kendi mağdurlara hukuki destek ve altyapı sağlıyor. Yani bu tip bir hukuki sürece zaten hazırlıklı. Üste bir de geri seni şikayet edecektir/edebilir...
Bırak böyle bir şey yapılması gerekiyorsa örgütlü meslek grupları odaları felan yapsın. Sen toplum polisi/jandarması mısın arkadaş?
Toplum korucu musun?
"ictenlik"
22-04-2019, 13:11
Kural çok basit . Herkese eşit davranan yasa üret
Herkese eşit mesafede
Objektvite için de böyle
Yasaya güven/inan kendi denen kurumsala değil...
"ictenlik"
02-08-2019, 15:56
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
"ictenlik"
07-08-2019, 14:33
Mantık rehberimiz olsun amin
Ya da mantık rehberimiz ve yasamız olsun amin
Bi gün duygular, kişisel yargılar, subjektiflikten ve yasasızlıktan (ortak yasasızlıktan) bunalan varlığın/mahlukun iç çekişi olacak tümceler bütünü..
kendosertadam
09-08-2019, 11:25
Markete giriyorum ,aldıklarımı kasiyerin önüne yığıyorum .poşet vermiyor.dönüp bana bakmıyor bile "poşet? "ihtiyacınız var mı diye sormaya tenezzül etmiyor.sanki durumum çok normalmiş gibi...
Ey devletim ,sana bir onerim var "kese kağıdı" nı bilirsin.yere atsan bile hamur olur gider.çevreyi kirletmez.ucuzdur.şimdi sen çevre kirlenmesin,israf olmasın diye naylon poşeti paralı yaptınya...
Basketbol oynarken top sepete atılır.
satın aldıklarımızıda birşeylere koymalıyız.basketçi sepete her topu attığında para vermiyor,üstüne para alıyor.ben paramla alışveriş yapıyorum.poşet,kesekağıdı benim en doğal hakkım.bu hakkı elimden alarak beni niye komik duruma düşünüyorsun?
Poşet israf olmasın .
tamamda...ben poşet koleksiyonu yapmıyorum ki ?
Daha önce poşet bedava olduğuna göre,artık poşetlere para vereceksiniz ne demek ? Bu nasıl mantık?
"Bedava" verilmeyi hakeden Poşet şimdi niye paralı ?
Ey devletim siz vatandaşla alay mı ediyorsunuz ?
Bu şu demek : poşete para vermemek senin hakkındı,bu hakkı elinden alıyoruz .
ihtiyaç olan bir şey ihtiyaç olduğu için alınıyorsa o şey "israf" olmaz.
israf nedir biliyormusun "Ak Saray "dır.Türkiye sanki dunyanın süper gücü,gayri milli hasıla avrupayla,japonyayla at başı gidiyor ve dudak uçuklatan parayı verip sen o devasa yapıyı oraya dikiyorsun.işte budur israf vatandaşın poşeti değil.daha ne israflar vardır memlekette ama neyse... liste yapmak lazım."devletin malı deniz yemeyen keriz "diyenler poşeti israf görüyorsa eğer durum daha vahim.fakat benim devletimde bu zihniyet de adam yoktur.yoktur değil mi ?
Herşeyin fiyatı ikiye katlandı.geçen bildik marka süt aldım,inanın bulaşık suyu gibiydi.halbuki daha önce içerdim, iyiydi.artan fiyatlarla baş edemeyen firmaların daha sıkı kontrol edilmesi gerekiyor.içtiğim süt değildi.belki sulandırılmış süttü.üzerinde "tam yağlı "yazıyor.sanki yarım yağlının kötüsü.küfredip dökecektim.ben "israf" ı sevmem ,hepsini içtim.
Ey devletim ,vatandaşın sağlığını önemsediğinden mi daha geçen onlarca insan sahte rakıdan öldü ? Birileri öldükten sonra mı aklınıza gelir kontrol etmek,yakalamak,hapse tıkmak.? Niye ürettiğiniz rakı yurt dışında ucuz bizde ateş pahası? Vatandaşımız alkole alışmasın,içmesin diye alkol fiyatları yüksekmiş diyordu biri.hadi yaa ! Pezevenk " kimse zina yapmasın" diye or.spunun fiyatını yükseltmez.benim devletime hakaret etmeye utanmıyormusun ? Öyleyse niye pahalı ? Yine biri diyordu ki " Ak saray "yapılsın diye...
Sigara yasağından dolayı çok esnafın canı yanmış.söz meclisten dışarı "alışmamış götte don durmaz "derler.deveye sormuşlar boynun niye eğri,onu boşver içtiğim sıgaradan sana ne demiş.büyük para cezalarından bahsediliyor. sigara yasağına uymamaktan kapısına kilit vurulanlar.önce gıda kontrolünü sağla.içme suyuna lağım karışıyor haberiniz var mı ? Grip gibi kanser artıyor.sigara yasağı kanser oranlarını azaltmalıydı.tam tersi akciğer kanseri almış başını gidiyor.dayım sigara icmez,içki içmezdi,akciğer kanserinden 59 yaşında öldü.bulunduğum yerde özel birşeyler varsa bilemem.gelin araştırın o zaman...
"ictenlik"
13-08-2019, 10:58
Fındık Toplama ve Zen Budizmi
Fındık toplama etkinliği buralarda pek sevilmiyor. Kendi hesabına toplayan yaşlılar orta yaşlılar bahçesi temiz düzgün olan bu işi keyfe keder yapan ya da başkasına toplatanlar dışında zor etkinlik
Gençler hiç sevmedi sevmiyor. Bir çoğu için süreç Çin işkencesi ayarında ve genç kızlar arasında fındık fındığı olmayan varmak evlendikten sonra fındık toplamamak üzerine söylemler bile var.
Fındık toplama oldukça Zen.Zensel..
Gençlerin bit çoğu gündeliğe gidiyor. Ailesinin hatırı sayılır geliri olanlar bile. Köyde kendi fındığı olmayan geniş ya da nisoeten fakir ve gelire ihtiyacı olan aileler ailecek gündelipe gider. Fındığın daha geç olduğu yğksek dağ yayla köylerind3n gündelikçilik olur. Kürt işçiliği de var son yıllarda.
"ictenlik"
14-08-2019, 12:10
Ulu mantık yardımcımız olsun!
Engse Hohol
14-08-2019, 14:23
Fındık toplama etkinliği buralarda pek sevilmiyor. genç kızlar arasında fındık fındığı olmayan varmak evlendikten sonra fındık toplamamak üzerine söylemler bile var.
toplanılacak fındığın miktarı ile ilgili bu durum, eğer 2 ton fındığı 4 kişi toplamak zorundaysa 1 ay sürer ve çileli olur çünkü 30 gün içerisinde yağmurlu - çiseli gün sayısı ortalama 10 'dur. gurbetçi isen, okula gitmelik çocuğun varsa, sılayı 10 eylül'de terk etmek zorunda olduğun için insanı stres basar. kızların serzenişleri bu stres ile ilgili çoğu zaman. aboskalın bereketli olsun.
kendosertadam
18-08-2019, 08:12
Güneşin yönü BATI ya dönüktür.batıya bakar.
İsa Güneştir. Hristiyan nüfus en fazla BATIdadır,en az doğuda.
Kuran daki Allah AY dır. Herşeyi aya göre hesaplar. Çünkü Güneşten nefret eder.yani İsa dan.
Güneşin her konuda üstünlüğü (takvimde dahi ) tartışılmazdır. Hristiyanlık nitelik ve nicelikte islamdan üstün ve öndedir.üstünlük İncil'in Kurana kaynaklık etmesidir.
Güneş doğduğunda Ayın hükmü kalkar. Güneş olmazsa Ay aydınlatamaz.
Ay güneşle ,islam da hristiyanlıkla bağdaşmaz.
İslam İncil karşıtıdır.
Ay ışığını güneşten alır.
İslam da Hristiyanlıktan.
Müslümanlar tecrübelerini güvenerek dinlerinden eminler. Çünkü Ay Güneşe şehadet eder. Kuran İncil 'i tastikler. Fakat Ayın olduğu yerde Güneş yoktur. İslamın olduğu yerde de İsa yoktur. Kuran İncil karşıtıdır.
Ay Aydınlatsada ışığı sönüktür fakat sönükte olsa aydınlatır,içinde hakikat barındırır, eğer İncil hakikatse.
Kuran'a göre İncil de nur vardır. tıpkı ayın yansıttığı güneş gibi .Ay yansıtır.bu yüzden islamda İsa Tanrı ve yegane kurtarıcı değildir. Ay güneş değildir.Halbuki ay ışığını güneşe borçludur. Ay güneşi inkar eder. Ay doğduğunda güneşi göremezsiniz.
Ay gelgitlere yol açar. Müslümanlar namazla Allaha ulaşmaya çalışır. Tıpkı ayın çekim gücüne kapılan dalgalar gibi kıyam, rüku, secde ile.
Dalgalar Aya ulaşamaz. Mümkün değildir. Müslümanlarda Allaha ulaşamaz. Ulaştıklarını düşündükleri Tanrı olmamalıdır ki ulaştıklarını sansınlar. Güneş Tanrıyı temsil eder.Güneş suyu buharlaştırır. Su Tanrıya yükselir yani göğe. Öyleyse güneşe yönelenler Tanrıya ulaşmalı.
"ictenlik"
18-08-2019, 17:49
toplanılacak fındığın miktarı ile ilgili bu durum, eğer 2 ton fındığı 4 kişi toplamak zorundaysa 1 ay sürer ve çileli olur çünkü 30 gün içerisinde yağmurlu - çiseli gün sayısı ortalama 10 'dur. gurbetçi isen, okula gitmelik çocuğun varsa, sılayı 10 eylül'de terk etmek zorunda olduğun için insanı stres basar. kızların serzenişleri bu stres ile ilgili çoğu zaman. aboskalın bereketli olsun.
Yöreden yöreye toplama adeti biçimi ve etkinliği, arazi yapısı (diklik vs) hatta fındık çeşidi ve arazi rakımına göre dal-ağaç büyüklüğü yüksekliği her şey değişir. Kente yakın kırsaldaki genç köylü için bu angarya geliyor. Sıcak ter koku, aşırı kirlenme, ellerin yıpranması parçalanması ve fındık çeşidine göre ellerin yapış yapış olması ve yağlanması dahil.
ve başka bir çok şey....
"ictenlik"
02-09-2019, 02:46
Arkadaşlar kimi facebook gruplarında da yayınlamaya giriştiğim bu metni okuyan herkesten isterse ek katkılarıyla birlikte Diyanete ve diğer resmi ilgililere yöneltmeyi ve göndermeyi rica ve istirham editoeum
Saygılar..
DİYANETE SORULARIM
Arkadaşlar bizzat Diyanete iletilmesini rica ediyorum ve buyrun burdan yanıt alalım ve cevabı yayınlayalım lütfen..
3 büyük dinin temsilcileri ya da inananları lütfen insan yüreğiyle ellerini vicdanına koyarak şu sorularıma cevap versinler
Hint Ramayana destanından Sümer tabletlerine kadar değişik adlarda geçtiği varsayılan Sodom ve Gomorra ya da Ad kavminin yıkımı söylencesi için soruyorum.
Bu iki kent gerçekten gökten gerçek fiziksel ateş ve kükürt yağmuru diye tabir edilen bir şekilde yakılıp yıkılıp yokedilmiş midir?
İçinde yaşayanlara ne olmuştur?
Kentte kadın çoluk çocuk bebek var mıdır? Var mıydı? Bebekler tahliye edildi mi?
Yani bir Tanrı kendi eliyle dünya da yaşayan fiziksel insanları fiziksel olarak öldürerek kanını akıtarak katletmiş midir?
Eğer öyleyse buna Tanrı dememizi mi bekliyorsunuz? Bunu Tanrı varlığı olrka onaylamamızı bekliyorsunuz? Göklere çıkarmamızı mı bekliyorsunuz?
Peki bir Tanrıysa günahkarları neden tek tek seçip başka yöntemlerle cezalandırmamıştır?
İki koca kenti gerçekten yıkmış çöle çevirmiş mi?
Buna kendileri inanıyorlar mı? Bunu tasdik ediyorlar mı? Buna vicdanları el veriyor mu ve bunu bir Tanrı varlığı olrak onaylamayı kabul ediyorlar mı?
Peki aksi done toplansa bundan cayarlar mı halka açık ifşa ve ilan ederler mi?
Tevrat kitabında bu öykü de dünyaya melek adı verilen varlıklarından bir kaçının fiziksel olarak geldiği belirtilmektedir bu nasıl oluyor ve olur?
Melekler insan öldürmeye geliyor ya da Tanrı adına insan mı öldürüyor nasıl?
Melekler katil midir?
Peki Kuranda demiyor mu, izin verdiğim vakitte yeryüzünde özgürce dolaşın, ben iyiyi kötüyü ölümden sonra ayırıp cezasını vereceğim. İyileri cennete kötüleri cehenneme atacağım. Neden iki topluma dünya sa cehennemi yaşatmıştır?
Dünyada yaşarken ceza veriliyorsa cehenneme ne gerek ama dünyadaki bütün azgınları ya da azgınlık edenleri azgınlıkta ileri giden kavimleri toplumları neden şu an yıkmıyor?
Bugün Batı toplumları sapıklıkta fasıklıkta azgınlıkta ileri gitmemiş midir?
Fizik bedende insan öldürerek Tanrı Tanrılar akdini kendi çiğnenemişmidir?
Kötülere burda kötülük ederek ve kötüleri burda cezalandırarak Tanrılıkı çiğnenemişmidir? Tanrılığın dışına taşmamışmıdır?
Hiçbirimizin can ve mal güvenliği yoktur... Bu nasıl Tanrıdır?
Tevrattaki Babil öyküsünü nasıl yorumluyorlar? Nasıl bir Tanrı insanların dillerini ve akıllarını karıştırır ve insanları ayırır birbirine düşman eder ve birbirini anlamaz eder?
İncil Lukada ki Tanrıyı nasıl yorumluyorlar? Nasıl bir Tanrı egemenliğime, hakimiyetine boyun eğmeyenleri kılıçtan geçirin der ve ben buraya barış değil savaş ayrılık, kan ve gözyaşı getirdim der? Nasıl herkesin arasını açmaya geldim herkesi birbirine düşman edeceğim der?
Tevrattaki Nefilim Golyat hikayesindeki 4 metrelik dev fiziksel tür ve bunun dünyaya fiziksel gelişi ve getirilişi hakkında ne düşünüyorlar? Gerçekten dünyaya 4 metrelik dev bir fiziksel tür getirilmiş midir?
Tevratta geçen ve fiziksel bir materyal olarak Tanrılarca insanlara verilen ve rahiplerden başkasının dokunamadığı ahit sandığı/kutusu vb adı verilen dokunanı küle çevirevin yani insan öldüren gizemli fiziksel kutu ve nesne hakkında ne düşünüyorlar?
Bu fiziksel varlıklarca dünyaya iniş yapılarak fiziksel olarak mı verilmiştir?
Eski anlaşma/ahit ne anlama gelmektedir? Kim kimle neden anlaşmış neyi anlaşmıştır? Bunlrın gerçek tarihsel inceleme ve karşılıkları nelerdir?
Objektif tarih okuyuculuğunda nelerdir?
Peki bu öykülerdeki Tanrı sayılan varlıkların kimi Tarih ve gizem araştırmacılarınca aslında Tanrı değilde gelişmiş fiziksel bir dış dünyalı yani uzaylı varlıklar olarak yorumlandığını hiç biliyorlar mı bunu duydular ve tartıştılar mı? Buna ya da aksine dair tutarlı dayanak ve kanıtları var mı?
Peki bazı araştırmacılarca bu varlıkların dünyayı sömürgeye uğratmış ve insanlığa korku salmış , insanlar genetik deneyler ve buna dair anlaşmalar yapmış uzaylı varlıklar şeklinde yorumladığını hiç biliyorlar mı?
Bu nasıl bir tanrıdır ya Tanrı değil göksel varlık ileri fetih arzusu olan bir tiransa bizi kim ve ne koruyacaktır? Nasıl bilgi edineceğiz bunları hiç sorhuladık mı ve bunlar gerçekse ve biz bilmiyorsak boşu boşuna yere tapıyorsak/kapanıyorsak bunun hesabını kim verecek kim kimden soracaktır?
Peki onu ya da izlerini bilimsel objektif donelerle göklerde bulabilirsek yeterli inceleme yaparsak buna dair bilim yaparsak ve başlatırsak kanıt olur mu?
İşbirlikçi devletlerden buna dair kanıt soruşturmsı yapılmış mıdır?
Peki iki kent yıkıldıysa burası fiziksel olarak tespit edilip nasıl bir etkiyle yıkıldığı ölçülebilir mi? Gözlemlenebilir mi?
İnsan kanı ve DNA sında genetik karma, kırma ve manipülasyon uygulanıp uygulanmadığına dair objektif ya da açık özgür bilim yapılabilir mi? Böyle bir şey varsa kandan ortaya çıkarılabilir mi?
İnsan türleri tek bir türe ve ataya benziyor mu? İnsanın kaç atası var?
Peki bazı kaynaklarda bu türün güneş sisteminde uçan bir cisimde konakladığı, güneş yakınında bir kolonisi olduğu, dünyayı sömürgeye uğratma ya da dünyaya yerleşmeyi düşündüğü, dünyanın yeni ve asıl sahibi olmayı planladığı, bizi köle azınlık ve alt ırk olarak kullanacağını yazıyor bunlardan haberleri var mı?
Peki ya Tanrı değilse?
Peki bu türün bizim hayvanları denetlememiz ve kontrol altında tutmamız gibi çok yüksek teknolojili bilgisayar destekli elektromanyetik bir frekans örtüsüyle dünyayı kuşattığı ve dünyadan bize frekans yayını yaparak bizi dentelediği ve kontrol ettiği, bizlerden enerji hortumladığı duygularımızla oynadığı ve bu yolla enerji sağladığı ve türünü devam ettirdiği hatta beslendiği, onlarla anlaşmamız gerektiği yazıyor bunlardan haberleri var mı?
Bunca gizli cemiyet, örtülü tarihsel bilgi, kimi yüksek teknoloji, bilinmeyen anlanmayan teknoloji neden ve nasıl var? Neden her toplumda yok neden israiloğulları?
Nesen ve nasıl oluyor da israiloğulları savaş ayrılık kan kaos sebebi? Kim bunlar?
Hiç bundan rahatsız değil misiniz?
İsrail ve ABD nin bahsi geçenle gizli ortaklığı var mıdır teknoloji transferi var mıdır?
Neden israiloğulları uygar ve bizi yönetiyor?
-
Arkadaşlar umuyorum ki inanın hiç şaka yapmıyorum bu metnin diyanetle ve yetkililer ve ilgililerle paylaşımını rica ediyorum. Beka sorunudur. Bizce Beka sorunudur. Herkes elini vicdanına koysun.
Saygılar..
Onlardan yanıt bekleyelim..
Ya da daha iyisi ve açığını yazalım
kendosertadam
03-09-2019, 12:30
Duran Adam.
Denizin kenarında ...
diktiğin o adam .
Hatırladın mı ?
Sana soruyorum batıdan bana yüzünü çeviren Adam .
"Denizin kıyısında dikilip durdu." Vahiy 12/17
diğer dikileni anımsa...
sudan geçerken dikilmesini emrettiğin o adamı...sırtında taşıtdığın şeyle...resmi canlandırma hevesinle yapmıştın yine...
yeni yetmeleri benimle alay etmeleri için peşime saldın.
Elişa ile de alay etmişlerdi.Oda benim gibi "kel"di :
2.Krallar 2 /23-24
(Çocukken) bende çarmıha gerildim.(Şaka değil) Issız yerlerde dolaştım genç İsa gibi.
33 yaşımda suratıma yumruk yedim,aşağılandım.33 yaşımda hastalandım.her hastalık nüks ettiğinde "ölüp ölüp dirildim " dedim...hastalık peşimi bırakmadı.İsa ile alay ettiler,benimlede alay ettiler 25 sene önce.hakaretlere uğradım.hemde korkunç şekilde.
İsa 'nın ruhu üzerimde olabilir mi ?
İncil de "dikilen" şeyin sonunu biliyor musun ?
İblisle konuşuyorum.
İncil' de yazılanlar gerçekleşiyor.
İncil Tanrının kitabı olabilir mi ?
Ne dersin ?
"ictenlik"
04-09-2019, 12:51
Turan Dursun'un ölüm yıldönümüymüş susuyoruz
Herkes susuyor
Bugün din ayakları yere çivili olmayan bir heykelin yıkışı ve itilişi gibi belli ağırlıkla itişle çok kolayca yıkılabilir..
Bunu kimsenin umursadığını sanmıyorum. Buna benzer şeyleri bir kaç yıldır yazmak yorgunluk sadece ...
Turan Ustaya saygılar sevgiler.unutmayacağız ve bir şeyler yapacağız..
Tevrat öyküsünü uzaylı tanrılar yani antik astronotla özdeştirerek yani insanla gelip gökten anlaşma yapmış genetik deney yapmış iki büyük koca kenti yıkmış insan içine inmiş bir canlıdan varlıktan sözediyor. Bir taraf masal diğer taraf o değil bunlar yok olamaz mümkün değil diyor. Sadece bu bilginin açıklanması ifşası ve yüzleşmesi ya da İsrailoğlu denenin ifşası yüzleşmesi din karanlığını bitirmeye yeterlidir çünkü bu gerçektir..
Din bilgisinin buradan zorlanması gerekiyor. Binlerce sene daha uyuyabiliriz.
Facebook grupları şuralar buralar her yerde yazmaya devam edeceğim-susmayacağım..
Herkese sevgiler saygılar..
Bu arada geride kalan Diyanete sorularım postumu da yineliyorum..
https://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=640673&postcount=130
"ictenlik"
12-02-2021, 21:11
İslamla sanırım başetmenin tek yolu bu.
Din'e din...
Pastafaryanizm gibi düşünülebilir. Deist, agnostik, ateist, panteist hepsini kapsayacak bir antidin, karşı din...
"ictenlik"
08-06-2021, 00:21
Bir dinden özgürlük sitesinin gelişimini tamamen ve tamamen oraya doğru üyenin gelmesi (doğru üyeyi çekme) yanlış üyenin gelmemesi olarak algıladığım doğrudur
Bilgilenmiş bir kaç kişi yüzlerce kişinin yapamayacığını yapabilir ve eğer bir kaç yüz kişiyi birleştirebiliyorsanız (ve eğer bölünmeler yoksa) bu iyi
"ictenlik"
08-06-2021, 01:31
Kozmolojik Çokluk Soruşturması ve Tartışması bitmemiş taslak ve ayrıca agnostik forumun kapatılması yorumum içiçe
İkinci kez aynı konuyla ilgili tasla kalıyor ve yazamıyorum sanırım beynimin çorbaya döndüğü doğru
Sizce buna benzer bir şeyi nasıl tam olarak yazmalıyım?
Nasıl yazarsam tepki görmez?
Forumda bu tip bir içeriğin bulunmasını nasıl karşılıyorsunuz?
Forumda bu tip bir içeriği istemiyor musunuz?
Kozmolojik Çokluk Soruşturması ve Tartışması Taslağı
Kozmolojik çokluk ve olası uygarlaşmış, güçlenmiş kozmolojik ileri varlıklar soruşturması ve bu soruşturmanın kimin tarafından yürütüleceği sorunsalı
Kozmolojik çokluk (dış uzaydaki insan dışındaki olası akıllı yaşam formları) mümkünse çağlar boyu dünya gezegeni ve insan ırkı ile etkileşiminin olup olmayacağı sorunsalı incelenmesi
Nasıl bir başlık koyacağımı bilemedim ancak üye ya da yazar olarak beni takip edenler sanırım biliyordur. Bir tanesi çok alternatif bir veri kaynağı olmak üzere Tevrat ve Sümer gibi içeriklerin de yorumlanmasından Sitchin gibi bazı araştırmacıların da öne sürdüğü gibi dünyadışı kimi yaşam formlarının geçmişte insanla teması olup olmadığı sorunuyla yakından ilgiliyim. Dahası bana göre açık olarak bunun olduğunun farkında hissediyorum çünkü tekrar tekrar tüm inceleme ve gözden geçirmelerim aksini söylemiyor: Dahası insan ırkının konuşulması gereken asıl gündeminin artık bu olması gerektiğini öngörüyorum.
Eğer dinleri elimize veren paradigma buysa ve olgu buysa onu objektif çözümlemeliyiz. Bana göre bunu bilim yapmayacak ve bu anlamda felsefe bölümüne getireceğim bir başlığın felsefe bilimüstü özgür düşünce olarak görülerek bilimsel paradigma ve görüşle sınırlanmaksızın ve bilimin sınırları tartışmaya dayatılmaksızın bireysel düşünce ve felsefe (hatta arkadaşlık) çerçevesinde tartışılması ve söyleşilmesini rica edeceğim
Daha doğrusu bunun foruma uygunluğunun sınırını ya da biçimini arıyorum. Tatsız bir tartışmacı olmak ve kişisel söylemlerini ve gündemini ortama dayatmak istemiyorum. İstenmiyorsa getirmek yazmak ya da tartışmaya zorlamak niyetinde değilim.
Benim kişisel gerçeğim olduğunu zaten ifade ettim ve demirbaş üye eminim biliyor.
Bu konu da tartışma yapma üzerine türk forum ve gruplarında açılımlar denedim ancak çakıldım ve bir yere varamadım.
İlk başlıkta kimin tarafında yürütüleceği dedim çünkü bu tartışmayı yapmak istediğimde diğerlerimize göre yeterli bilimsel kanıt ve bulgu olmaksızın bunun hurafe olacağı gibi bir tartışma (bize göre tartıştırmama) engeliyle karşılaşıyoruz.
Sümer tabletleri bana göre bundan bahsediyor
Yine Tevrat bana göre açık yorumlanırsa tam olarak bundan sözediyor.
Bunları tarihsel kayıtlar olarak ele alsaydık ciddi bir iddia olarak objektif incelememiz gerekecekti.
Ben bu incelemenin yeterince yapılmadığı ve yürütülmediği konusunda taraf savcıyım.
Eğer bizler insansak aynı tür ve soysak ve birlikte yaşıyor ve birlikte bir değer dizgesi oluşuturuyorsak ve birbirimizi umursuyorsak bu benim hepimizi umursama biçimim. Bununla ilgilenmeliyiz.
Bunun dışında değindiğim alternatif bir veri kaynağının iddiası ile ben bilim ve felsefe grup ve forumlarını dolaştım. Büyük bir tepki aldığımı düşünüyorum. Daha açık olursak tartışmayı bilimsel bilgi ve aklı temsil ettiğini iddia eden arkadaşlar kendini ateist tanımlayanlar çok büyük oranda baştan reddediyor ya da bu anlamda görüşmeye bile geçit izin bile vermiyor: Üçüncü parti berbat görseller, hakaret yakını bir yaklaşım hatta hakaret ve benzer ifadelerle konuya dönüş oluyor ve bence ateist olarak tanımlanan bir ortamda moderasyon da o tutumu destekliyor.
Sitenin mottosu dinlerden özgürlüğün sesi. Kavramı ilintili buluyorum
Bu forumda bir facebook grubunda bulup paylaştığım bir içerik vardı. Genç bir arkadaş Turan Dursun'la ayaküstü bir tanışıklığı ve sohbeti olan yaşlı bir amcayla tanışmış ve amca tanrıların dünyadışılar olduğunu söylemişti. Bu tabi ki amcanın görüşüydü. Bu bir nonteist facebook grubunda paylaşılmıştı ve bu anlamda Turan Dursun'un fikirlerine net bir gönderme yoktu ancak yine de ben de bir acaba oluştu. Ben o kanıdayım Turan Dursun'u bilemem.
Forumdaki önceki başlıklarım ve içeriklerim derme çatma olduğu ve bana göre paramparça ve okunamaz da olduğu için forumda en azından benim asıl derdim olanı kişisel bir başlığımda özetleyen bir gönderi ya da tartışma başlığı açmak ve tutmak isterdim.
Sormak istediklerim?
Sorunun görüşülmesi bilimin tekelinde midir?
Bu doğru olabilir ,bir olasılıktır ya da bu iddia kontrollü bilimde incelenmeli demek için bilim diye bir kurumdan icazet ve onay mı alınmalı beklenmelidir?
Bu konuyu tartışmak için bu konu da kurumsal bilimin bize veri sağlamasını mı beklemeliyiz? ve sağlamamışsa tümden red mi etmeliyiz?
Bilim;?
Peki bilim size bize ne verdi ve kattı_?
Her çağın bilimi aynı zamanda karanlığı değil miydi?
Gelişiyor muyuz tekno bir çöküşe mi gidiyoruz yani içe mi çöküyoruz_?
Teknoloji ve uygarlık gelişim midir?
Burası konudışı biraz agnostik forumun kapatılması gibi
Şimdi bence alınması verilmesi gereken özeleştireler var. Ben kendi ölçütünde bir serbest düşünce insanı olarak onlarca blog ve forum gezdim. Ateist kültür klasik anlamda ergen dediğimiz gibi bir kültür ve o ergenlik bunalımını yaşıyor. Felsefeden ve felsefe okuryazarlarından destek almalı. Bilim özgürlük demek mi ve özgür düşünceyi mi temsil ediyor? Bunu sorgulamalıyız_?
Şimdi dindarın dinden ve dini kurumdan ve söylenceden sözde otoriteden (hatta o analyışta toplumsal birleşmeden) destek alması oraya sırt yaslaması gibi bir bilime yaslanma var ve biliminde hazırcı kolaycı çattığı bir takım bilgi tabanı var.
Özgür düşünce bence çok çok daha geniş bir kapsam ve kavram..
Ateist filozof bulsa dövüyor. Sözde bir forum tartışmasında eristik bilimle onu yere serer:
nonteizm birleşmeli ve nonteizm kavramında birleşilmeli ve atesitte birleştirmeli ve birleşmeli, ayrışmamalı.
deizm agnostism özellikle panteizmle birleşmeli, dışlanmamalı ve bu içten olmalı bir politik yaklaşımla değil
panteizm deizm ve agnostisizm eleştirisi yapmayı ateist bırakmalı
Özellikle panteizm eleştirisi
ben bir panteist değilim nondualistim vb gerçekten panteism eleştirine varmak için oldukça yol var. bilimsel taban olmasaydı belki o taban öndeydi (filozofik anlamda bir geçek)
duygusal tabanda teiste en geçişik olan desit sanırım sonra agnostik mi?
en çok teist geçişini bu sağlar. On da tanrı var diyebilirsin. Duygusal bağ ve tabandan bu sağlar ki en çok geçişte oraya sağlanır ve sağlanıyor.
Yani dostu düşmanı kiminle birleşeceğini anlamalı. Ateist klasik bilindik anlamda herkesi kendi safına çekme kendine benzetme dönüştürme olmayanı yere serme uğraşı gibi yani teizm gibi diğer hepsine de karşıt görünümünde. Bunun kadar nahoş algılandığını algılamıyor ya da umurunda değil: Gerçek savcısı kendini ilan etmiş...
ateism bir sınıf atlama .hazır bilgiyle derme çatma bilgiyle. verili tabanla klasik hızlı.
o yol olmadığını düşünün. deism agnostisim ve digerlerinin duygusal düşüncsel filozofik tabanı önde ya da arada olacaktı. Bazıları içsellemeden ya da kendi bulup ç-özümsemeden hazır kutup ve kampa atlamıyor. Farkı anlamıyorsunuz.
Ateist/ateism çevrede bir dost kümesi görmeli ve öyle yaklaşmalı ele almalı. Kiminle birleşeceğine karar vermeli. Katı bir şekilde kendi adacağında ve herkesi oraya çağırıyor.
Ben olsam nonteizm çatısı birliğinde/altında nonteizmin her renginden temsilinden ve temsilcisinden bileşik bir yönetim anlayışı ya da panteist ve panmaddeci (materyalist vb) ikisi bileşik bir yönetim anlayışı yönetim ve içerik sağlardım.
Yöneten topluluğunda duygunun da bu olmasını sağlardım ve moderasyon içinde bu birliği voltran gibi kurardım. Tabi bu kavgasız bir birleşke olmalı:
bu koparılmaz:
dindarın şımarıklığının yani dini bilgiyi güç sanarak yaptığı şımarıklığın aynını ateist bilimsel bilgiyle ve bilimin sopasıyla yapıyor
Özgür bulsa döver yere serer. Nerde özgürlük var yokedin:
Bilimi özgürlük olarak algılamıyorum
Bir önemi var mı bilmiyorum ama bilim denilen (%70-80) din kadar dindar ve özgürlük ve bilgi düşmanı.. Katı bilimsel paradigma tutum ve inanışlar var
Dinden özgürlük için bilimle yapılan işbirliği bence fiyasko.
Batıda sözde özgür toplumlar bilimle özgürleşti değil mi?.
Bilimle değil ama bilgiyle özgürleşti ve o özgürler her zaman bilime karşı bilim dışından çıkarak bilim yeşertti. Bence. Konjonktürün geçerli statükocu bilimi hiç bir çağ da değildi.
İkincisi ileri gittiğimiz söylencesi bir masal değilse şu an ki bilimin geleceğe göre geride oluşu ve şu an birşeyleri gözden kaçırdığını varsayın
En basiti Marks ve Nietzsche filozof adıyla anılıyor bilim insanı değil ve eminim bilimden daha fazla dindar kopardılar . Biri Tanrı öldü diğeri din afyondu diyerek. Bunlar bilimsel içerik değil. İki söylem ve söz dağarcığı da.
Kuramsal olarak evrimin bir dindar da nasıl algılanacağı hakkında bir fikrin var mı? hiç bir zaman onun için geçerli değil. Başlama oluşma ilk hareket söylencesi direklerine yaslanıyor. Tanrıyı besleyen yer ve şey -zemin. Başlama ve ilk hareket direği kapatılmadan açık bırakılarak tanrı kapatılamaz. Verilen tartışamalr eriştik güç gövde gösterisi.
Otoriter distopyanıza bakın ve nereye gidildiğine ve gidileceğine de
Siz bilirsiniz
Singularity
08-06-2021, 14:33
Sayın ictenlik,
Öncelikle bu harika konuyu buraya taşıdığınız için teşekkür ederim. Bence, dinlerden özgürlüğün sesi olan bu platform tam da bu ve buna benzer içeriklerin tartışılabileceği en uygun yerdir. Her ne kadar forum bir dönem sadece nonteistlerin tekelinde bir ortam olarak bilindiyse de, son dönemde farklı fikirlerin de artmasıyla ortamın çeşitlendiğini gözlemliyoruz.
Neticede din bir inançtır, adı üstünde, inançtır. Kişi istediği şeye inanıp inanmamakta tamamen özgürdür, sınırsız şekilde özgürdür. Ancak inandığı gibi ya da inanmadığı gibi yaşamakta da özgürdür, taa ki diğerlerine zarar verecek noktaya gelene kadar.
Şimdi ben Allaha inanıyor muyum? Evet. Peki teist miyim? Evet. Peki bu dünyada bir Tanrı var mı? Yok. Şimdi bu, Tanrıya inanç olduğu için teizmdir, aynı zamanda Tanrı'nın bu dünyada olmadığını ifade ettiği için non teisttir. Bu açıdan, yani kategorik olarak dünyada bir Tanrı'nın "var ya da yok" kalıbının dışına çıkan ve sizinki gibi, benimki gibi düşünceler hem teizmin hem de nonteizmin dışında kalıyor. Ve en başta buradakiler olmak üzere çoğu insan aradaki farkı ayırt edemiyor.
İnsanlar kategorik olarak karşısındakini bir yere konumlamak istiyor. Onu ya kendi görüşüne benzeterek kendi safında değerlendiriyor, veyahut onu iyice analiz edip kendisiyle ortak düşüncede olmadığını anladığında karşı cepheye koyuyor. Cepheleşmenin gerekli olmadığını, bazılarının bu cepheleri reddettiğini de anlayamıyorlar maalesef. Bu itibarla, endişelerinizi en iyi ben anlıyorum diye düşünüyorum.
Bu kısa girizgahtan sonra içerik hakkındaki mütalaama geçmek istiyorum.
Atıf yaptığınız için konunun alt düzey elemanlarından olan bilim konusuna kısaca değinmek istiyorum. Ben güncel ve geleneksel bilimi genel anlamda reddediyorum. Eğer stolenhistory benzeri komplo teorilerini barındıran yabancı forumları araştırırsanız, birden fazla alternatif tarih, alternatif tıp, alternatif coğrafya olduğunu görürsünüz. Bunlar komplo teorisi olmaktan öteye gitmiştir. Bilimi neyin ve kimin temsil ettiğinde de mutabık olunamıyor. Bilim bana göre tamamen görecelidir. Bilimi temsil ettiğini iddia eden gruplarınsa bilimsellik olarak tanımladıkları şeye uygun hareket etmediklerini görürüz.
Ortaçağda farklı bir fikirle ortaya çıktığınızda engizisyona giderdiniz. Şimdi de bilimi temsil ettiğini iddia edenlerin kurduğu engizisyon, kendi dünya görüşlerine aykırı en ufak fikirde hemen engizisyonu çalıştırıyor, hızlı şekilde yargılıyor ve idam ediyorlar. Felsefi anlamda farkları yok, fiziksel anlamda kafa kesmiyorlar ama fikrin kafasını kesiyorlar, çok bir şey fark etmiyor.
Şimdi ben kalkayım bir üniversite kuruluna dünyanın düz oluşuyla ilgili bir yazı yazayım, bakmadan çöpe atarlar. Tamam da, benim çalışmam bilimsel çalışma şartlarını sağlıyorsa, tekrar edilebilir veriler içeriyorsa, hesaplar bilimsel temellere oturmuşsa, bunu yapamamak gerekir. Ama onlar sadece videolarda dünyanın küre olduğuna bakarak bunu yapıyorlar, ve sonra bilimselliği tanımlarken, video gibi nesnel öğeleri dikkate almamak lazım diyorlar. Tam bir tezat, tam bir iki yüzlülük.
Şimdi Tanrı'nın var olup olmadığı konusu hiç bir şekilde bilimsel değildir. Tanrı'nın var olduğu, birilerinin iddiasıdır. Tanrı'nın yokluğu da birilerinin iddiasıdır. Benim çıkarımım, hayat tecrübeme dayanarak, bir Tanrı'nın varlığı, kutsal metinler olarak ortaya atılan metinlerin Tanrı'nın sözlerinden esinlendiği, fakat bu dünyanın Tanrı'nın hitap ettiği insanların dünyası olmadığı, tamamen kurgu bir dünya olduğudur. Bu yüzden bu dünyada Tanrı'nın adı vardır, kendi yoktur. Bir bilgisayar oyununda Tanrı olması gerekmez, ama oraya bir Tanrı'nın ismini ya da varlığını simüle edebilirsiniz.
Kozmolojik çokluk konusunu bu isimle değilse de buna benzer isimler altında zaman zaman tartışırız. Eğer birden fazla simülasyon varsa bu simülasyonu oluşturan evrenler kozmolojik çokluk oluşturur. Bu evrenlerin bazısında Tanrı, bazısında insan, bazısında melek veyahut şeytan olabilirsiniz. Dahası, bir çok farklı evrende aynı anda bir çok rolde de olabilirsiniz. Bu öyle bir hal alabilir ki, gerçekte ne olduğunuzu unutabilirsiniz bile.
Ben son dönemde dünyanın bir hapishane olduğunu düşünmeye başladım. Ama son veriler ışığında bunun hapishane olmadığı kanaatindeyim, ama dünya hayatı her şeyden çok hala bir hapishaneye benzemektedir.
Küreselcileri de tam bir yere oturtamadım. Bunlar simülasyonun içinde, her şeyi yok etmeye çalışan bir oluşum mu, yoksa simülasyona hizmet eden ve dünyanın ömrü bittiği için son darbeyi vurmaya çalışan, simülasyona hizmet eden bir grup mu?
İnsanın fiziksel incelemesinde insanın bir hayvan olduğu sonucu çıkar. İnsanın fiziksel açıdan hayvanlardan hiç bir farkı yoktur. Ortalama hayvanlara göre güçlü, mikroskobik hayvanları da düşünürsek boyut olarak iri boyutta olan, sıradan bir hayvandır, ortalama bir hayvandır. Ancak işin akli, felsefi boyutuna geldiğimizde görürüz ki insan ve hayvan arasında çok büyük bir uçurum vardır. Neye ve kime hizmet ettiğini bilemediğimiz sözde bilimsel geçinen kuru kalabalık, hayvanlara zeka atfederek sözüm ona insanın felsefi açıdan da hayvan olduğunu kanıtlama telaşındadır. Oysa ki insanı felsefi açıdan hayvanla kıyaslamaktan daha yakın kıyaslama türü onu Tanrıyla (!) kıyaslamaktır. İnsan fiziksel olarak Tanrıdan ayrışır ama fikri açıdan yaratıcı yeteneği nedeniyle Tanrıyla benzeşir. Zeka seviyesi olarak baktığımızda cinlerle, meleklerle, şeytanlarla aşık atacak düzeydedir. Şeytan ne demiştir? Madem benim yaptığım şeytanlıkları yapacak bir insan yaratacaktın, bana ne gerek vardı? Bu tekerlemenin espirisi, insanın üç kağıt açısında şeytanla aşık atabilmesidir. Bir sincaptan, bir tavşandan böyle şeytanın bile aklına gelmeyecek şeyleri yapmasını bekleyebilir miyiz? İnsan felsefi açıdan her şeyden çok Tanrıya benzer.
Yanlış anlaşılmasın ben burada, "Tanrı vardır, melek vardır, şeytan vardır" -DEMİYORUM. Bu terimlerin en genel kullanıldığı manalarını kast ediyorum. Yani eğer Tanrı buysa, insan hayvandan daha çok Tanrıya benziyor.
Şimdi böyle bir ortamda, fiziksel olarak tam bir hayvan olan insanın, felsefi açıdan hayvanla hiç ilgisi olmaması, daha ziyade ruhani varlıklarla benzerlik göstermesi, hayatın olağan akışına, akıl ve fizik kurallarına aykırıdır. Burada en yakın senaryo insanın ya bir hayvana insan aklı eklenerek, ya da hazır bir insan aklınan ete kemiğe bürünmesiyle oluşmuş olduğudur. Bu bir simülasyon etkisi de olabilir, insandan daha önce yaşamış üstün bir ırkın hayvanlara insan aklı ekleyerek oluşturması neticesinde de oluşmuş olabilir. Bunların ya da başka teorilerin hangisinin doğru olduğundan emin olmak için elimizde yeterince veri yoktur.
Fakat tartışmayı yürütmemize yetecek kadar veriye sahibiz.
Bu arada konu dışı bir ilave daha yapmayı istiyorum:
Günümüz nonteistlerin önemli bir kısmı genellikle Abrahamic dinlere hizmet eden kölelerdir. İnsanı teizm veya nonteizm arasında seçim yapmaya mecbur bırakırlar, onu dışlar, zorlar, ya bizdensin ya da ilkel dinlere inanan gericisin şeklindeki manipülasyonla, onu seçim yapmaya mecbur eder, sanki üçüncü, dördüncü,... eninci ihtimal yokmuş gibi. Teistlerin taktiği de aynıdır. Ya bizdensin, ya da kafirsin, başka üçüncü bir yol için ihtimal vermezler, ona yol bırakmazlar. İnsan ölçer, tartar, ikisinden birine karar kırar. Eğer nonteistlerin argümanları ikna edici değilse teizme yönelir. Sanki bu ikisinden çok daha güçlü şekilde olası başka teoriler yokmuş gibi. Ve alternatif teorilere doğrudan saldırırlar, oysa ki teizme bile bu kadar vahşice saldırmamışlardır. Bu açıdan teistler ve nonteistler farklı görüşlerin kafasını kesmekten başka bir şey yapmamıştır diyebiliriz.
Bu arada konunun felsefe bölümüne en uygun olduğunu düşünüyorum.
"ictenlik"
08-06-2021, 15:24
Sayın ictenlik,
forum bir dönem sadece nonteistlerin tekelinde bir ortam olarak bilindiyse de, son dönemde farklı fikirlerin de artmasıyla ortamın çeşitlendiğini gözlemliyoruz..
Ben nonteist tanımına dahilim, dahil olmalıyım çünkü dinsiz ve tanrısızım
O yazıma burada burada bir devam yazdım
https://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=649663&postcount=32
Ben taraf değilim insan insandır ve ama dinlerden özgürlüğü en çok ben istiyorum
İbrahimi dinleri hemen yarın imkanım olsa yıkar ve bunu büyük bir gürültüyle yapardım.
Ben deli değilim adında bir şizofren öyküsü var. Yazarı kelimelerle dünyaya havaya uçurmak istiyorum diyor.
İnsan kafasını havaya kaldırmalı, insan kafasının yerde işi ne_?
Tapınç cehennem gibi çok büyük olumsuzluklar var ve çok can sıkıcı şeyler.
Sayın ictenlik,
Bu arada konunun felsefe bölümüne en uygun olduğunu düşünüyorum.
Bence uygun değil. Yani oraya aldım mı içeriğin daraltılması değiştirilmesi gerekir. Öyle verilmemesi gerekir.
Gönderini tekrar okuyacağım geç kalktık ve bana göre sabah ve hızlı atlayarak okudum
Ben nonteizmle ateizm kavramlarını ayrı ele alıyorum
Simulasyon kavramını kullanmışsın o konuda diyeceğim her şeyi dedim. Tek simulasyoncu, bir tek simulasyoncu gibi dışsal güçler gibi düşünceleriniz varsa bunlarsan kurtulmanızı temenni ederim
Eğer öyle yorumlansaydı varolan her şey simulasyoncudur ve simulasyondur diyebilirdik. Bu doğu nondulaizminin varolan her şey ilüzyon yorumuna birebir eşdeğer olurdu
Bir yere tam oturtamadığını söylediğin şeyler var onlar için kendi bilgi kaynağımı referansladım
Simulasyon kavramını sevmiyorum okurken beni kivi ya da ya da şeftalinin dışındaki tüy gibi zorluyor...
İyi forumlar
Singularity
08-06-2021, 15:28
Hızlı ve atlayarak okuduğun için fikirlerimi engize etmişsin.Anafikri anlamak için hepsini okumak lazım. simülasyon da oradaki eninci teoriden birisi diyorum. Şimdi kast etmediğim şeye atıf yaparak fikirlerimi küçültme girişimin, cıks, bu olmadı.Yazılarımı küçültebilirsin, ama fikirlerimi, asla.Simülasyona alerjik olmayalım, ya simülasyon varsa? :)
"ictenlik"
08-06-2021, 16:48
Hızlı ve atlayarak okuduğun için fikirlerimi engize etmişsin.Anafikri anlamak için hepsini okumak lazım. simülasyon da oradaki eninci teoriden birisi diyorum. Şimdi kast etmediğim şeye atıf yaparak fikirlerimi küçültme girişimin, cıks, bu olmadı.Yazılarımı küçültebilirsin, ama fikirlerimi, asla.Simülasyona alerjik olmayalım, ya simülasyon varsa? :)
Tekrar okuyup yanıt sunacağımı söyledim ve şu an onun için buradayım. Benim kafamın açılması sabah bir kaç çay kahve ve sigara sonrası. Bu arada başlık boş serbest ve gereksiz konuşabilme alanı olduğu için belki biraz daha serbest ve kopuk yazıyorum
Fikirlerini küçültme girişimi yok, öyle bir girişim yok .
Simulasyon kavramını itici ya da rahatsız edici buluşumu ve ben de oluşan doğal tepkiyi iletiyorsam bu sadece içtenliktir. Bana fikirlerimi küçültme girişimi söylemi aba altında sopa gibi (beni eleştirme bir daha bunu yazma demek gibi) ve yazarı engeller . Yani ben şöyle düşünürüm. Tamam bu arkadaş simulasyon fikirleri hakkında eleştiri almıyor ve bunu tekrar edersem ne türden bir yeni iletişim tepki ve geri bildirime maruz kalacağım belli değil, susarım daha doğrusu simulasyonun eleştirilmesine yönelik susturulurum. ve ben bunu yaparım.. çok seviyorum. en sevdiğim şey. susma....
"ictenlik"
08-06-2021, 17:26
Sayın ictenlik,
Bence, dinlerden özgürlüğün sesi olan bu platform tam da bu ve buna benzer içeriklerin tartışılabileceği en uygun yerdir. Her ne kadar forum bir dönem sadece nonteistlerin tekelinde bir ortam olarak bilindiyse de, son dönemde farklı fikirlerin de artmasıyla ortamın çeşitlendiğini gözlemliyoruz.
Sayın LEVH,
Tam aksine bak benim yazımı okuyan birinin şunu anlamasını umardım.
Burası ya da aslında burası değil de bir karşı din forumu ve grubu/platformu nonteistlerin tekelinde olmalıdır. non-tesitlerin içinden bölünmüş kendini ayrı hisseden bir grubun değil. nonteislet birleşmelidir
"Ezilenler birleşin" demek gibi "nonteistler birleşin"
Sayın ictenlik,
Neticede din bir inançtır, adı üstünde, inançtır. Kişi istediği şeye inanıp inanmamakta tamamen özgürdür, sınırsız şekilde özgürdür. Ancak inandığı gibi ya da inanmadığı gibi yaşamakta da özgürdür, taa ki diğerlerine zarar verecek noktaya gelene kadar.
İnanca saygının eleştirmesi gibi bir kaç yorumum var ve "Dinlerden Özgürlük Konseyi" başlığım içinde ayrıca "inanca saygı denenin eleştirmesi" diye bir iç bölüm daha var
Burada bahsettiğimiz şey Budizm değil yayılmacı fetihçi sömürücü bir din ve bu inanç değil. Paradigma olarak kontrol
Sayın ictenlik,
Şimdi ben Allaha inanıyor muyum? Evet. Peki teist miyim? Evet. Peki bu dünyada bir Tanrı var mı? Yok. Şimdi bu, Tanrıya inanç olduğu için teizmdir, aynı zamanda Tanrı'nın bu dünyada olmadığını ifade ettiği için non teisttir. Bu açıdan, yani kategorik olarak dünyada bir Tanrı'nın "var ya da yok" kalıbının dışına çıkan ve sizinki gibi, benimki gibi düşünceler hem teizmin hem de nonteizmin dışında kalıyor. Ve en başta buradakiler olmak üzere çoğu insan aradaki farkı ayırt edemiyor.
Bu yorumun deizm agnostisizm ve gnostisizm. Özellikle gnostisizm içeriyor.... Ben zaten ateist denen topluluğu neden nonteizmin diğer unsurlarıyla birleşmediği anlamında eleştiriyorum ama senin bu fikrilerin üzerinde gidelim ve dürüst olalım. Bunun neden olduğunu şimdi anlıyorum. Felsefi olarak yukarıdaki düşünce yapısıyla kimse boğuşmak istemez. Paket olarak bizde bu var (Ateizm) al kurtul ya da tarafını tutumunu seç kendini belirli bir şekilde ifade et (deizm, agnostisizm gibi) diyecektir.
Sayın ictenlik,
İnsanlar kategorik olarak karşısındakini bir yere konumlamak istiyor. Onu ya kendi görüşüne benzeterek kendi safında değerlendiriyor, veyahut onu iyice analiz edip kendisiyle ortak düşüncede olmadığını anladığında karşı cepheye koyuyor. Cepheleşmenin gerekli olmadığını, bazılarının bu cepheleri reddettiğini de anlayamıyorlar maalesef. Bu itibarla, endişelerinizi en iyi ben anlıyorum diye düşünüyorum.
Bunu eleştiren ben dahil bunun neden olduğunu anlayabiliyorum ve görüyorum çünkü içerinin bir gündemi var . Bunu şöyle düşün. Elinde ideal kazık olamasa ucu sivri bir sopa varsa iş görür .Eğer biri kazığın keskin açılarının yeterli boyunun ve sivriliğinin olmadığı gibi iddialarla gelirse şüpheyle yaklaşırsın. Senin amacın kazık çakma mı? Bağcıyı dövmek mi? Daha iyi bir kazığı var mı gibi?
Ben eleştirilerimi bırakıyorum. Okuyan olur
Hepsi bu kadar
Ben güncel ve geleneksel bilimi genel anlamda reddediyorum. Eğer stolenhistory benzeri komplo teorilerini barındıran yabancı forumları araştırırsanız, birden fazla alternatif tarih, alternatif tıp, alternatif coğrafya olduğunu görürsünüz. Bunlar komplo teorisi olmaktan öteye gitmiştir. Bilimi neyin ve kimin temsil ettiğinde de mutabık olunamıyor. Bilim bana göre tamamen görecelidir. Bilimi temsil ettiğini iddia eden gruplarınsa bilimsellik olarak tanımladıkları şeye uygun hareket etmediklerini görürüz.
Ortaçağda farklı bir fikirle ortaya çıktığınızda engizisyona giderdiniz. Şimdi de bilimi temsil ettiğini iddia edenlerin kurduğu engizisyon, kendi dünya görüşlerine aykırı en ufak fikirde hemen engizisyonu çalıştırıyor, hızlı şekilde yargılıyor ve idam ediyorlar. Felsefi anlamda farkları yok, fiziksel anlamda kafa kesmiyorlar ama fikrin kafasını kesiyorlar, çok bir şey fark etmiyor..
Buna yakın düşüncelerim var (tam benzer değil ama çok yakın) ama amacım tıpkı dindar örneğim de olduğu gibi onu yapana bir özeleştiri penceresi sunabilmek, onunla ilgileniyorum, bununla çatışmıyorum
Bunun dışında bu forum özelinde, felsefe birikimi ve bir ölçü de politik bilinci ve birikimi olan arkadaşlar var. Politik ve felsefi bilinci olanlar da ne yazık ki senin gibi o konunun farkında ama mesela kavramı kapitalizmin kirliliği vb olarak işliyor ya da dinlerden özgürlük amaç sonu işbirliğinde iyi ya da kötü bilim o yukarıda dediğim kazık gibi işlev gösteriyor
stolenhistory ney bilmiyorum benim kendimin okuduğu herkesin açıktan komplo dediği gündemim ve içeriğim ve okumam var. Yani alternatifin alternatifinin de alternatifi.
Sayın ictenlik,
Şimdi ben kalkayım bir üniversite kuruluna dünyanın düz oluşuyla ilgili bir yazı yazayım, bakmadan çöpe atarlar. Tamam da, benim çalışmam bilimsel çalışma şartlarını sağlıyorsa, tekrar edilebilir veriler içeriyorsa, hesaplar bilimsel temellere oturmuşsa, bunu yapamamak gerekir. Ama onlar sadece videolarda dünyanın küre olduğuna bakarak bunu yapıyorlar, ve sonra bilimselliği tanımlarken, video gibi nesnel öğeleri dikkate almamak lazım diyorlar. Tam bir tezat, tam bir iki yüzlülük.
düz dünya ? Şimdi aynı kivi ve şeftali örneğim ama ben dürüst yazıyorum
dünya düz değil yamuktur , düzün antisi yamuktur ya da eğridir ve dünya eğridir ve yamuktur ve konu kapanmıştır
Bu örneği düz dünya üzerinde vermeseydin katılıyordum
ve bunun yolu şu .kendi bilimini kur, kendi makaleni yaz ve geçmiyorsa kendi enstitü ve kendi editörlünün ve dergini aç
ya da felsefeden yardım iste...
Şimdi Tanrı'nın var olup olmadığı konusu hiç bir şekilde bilimsel değildir. Tanrı'nın var olduğu, birilerinin iddiasıdır. Tanrı'nın yokluğu da birilerinin iddiasıdır. Benim çıkarımım, hayat tecrübeme dayanarak, bir Tanrı'nın varlığı, kutsal metinler olarak ortaya atılan metinlerin Tanrı'nın sözlerinden esinlendiği, fakat bu dünyanın Tanrı'nın hitap ettiği insanların dünyası olmadığı, tamamen kurgu bir dünya olduğudur. Bu yüzden bu dünyada Tanrı'nın adı vardır, kendi yoktur. Bir bilgisayar oyununda Tanrı olması gerekmez, ama oraya bir Tanrı'nın ismini ya da varlığını simüle edebilirsiniz..
Yazdıklarını eleştireyim mi? Uygun olur mu?
Benim bambaşka fikrilerim var senin iki gönderinde yorum olarak yazdığımı sanıyorum ama emin değilim ve yanılıyor da olabilirim, öyle hatırlıyorum. Peki bunlar senin fikirlerin saygı duyuyorum...
Kitleler önünde kitleler karşı bu bize dinlerden özgürlük adına bir etkileşim sağlar mı?
Bunu anladım .. Böyle bir fikri kitlelere anlatmak sadece kafa karıştırır.. Bununla kimsenin ilgilenmemesi bireysel düzeyde kalması normal görünüyor..
Sayın ictenlik,
Kozmolojik çokluk konusunu bu isimle değilse de buna benzer isimler altında zaman zaman tartışırız. Eğer birden fazla simülasyon varsa bu simülasyonu oluşturan evrenler kozmolojik çokluk oluşturur. Bu evrenlerin bazısında Tanrı, bazısında insan, bazısında melek veyahut şeytan olabilirsiniz. Dahası, bir çok farklı evrende aynı anda bir çok rolde de olabilirsiniz. Bu öyle bir hal alabilir ki, gerçekte ne olduğunuzu unutabilirsiniz bile.
Ben son dönemde dünyanın bir hapishane olduğunu düşünmeye başladım. Ama son veriler ışığında bunun hapishane olmadığı kanaatindeyim, ama dünya hayatı her şeyden çok hala bir hapishaneye benzemektedir.
Küreselcileri de tam bir yere oturtamadım. Bunlar simülasyonun içinde, her şeyi yok etmeye çalışan bir oluşum mu, yoksa simülasyona hizmet eden ve dünyanın ömrü bittiği için son darbeyi vurmaya çalışan, simülasyona hizmet eden bir grup mu?.
herşey ama herşey ve herşey ya sonsuz ya da sıfır tane
bunu aklının bir köşesine yaz olur mu?
----
Sayın ictenlik,
İnsanın fiziksel incelemesinde insanın bir hayvan olduğu sonucu çıkar. İnsanın fiziksel açıdan hayvanlardan hiç bir farkı yoktur. Ortalama hayvanlara göre güçlü, mikroskobik hayvanları da düşünürsek boyut olarak iri boyutta olan, sıradan bir hayvandır, ortalama bir hayvandır. Ancak işin akli, felsefi boyutuna geldiğimizde görürüz ki insan ve hayvan arasında çok büyük bir uçurum vardır. Neye ve kime hizmet ettiğini bilemediğimiz sözde bilimsel geçinen kuru kalabalık, hayvanlara zeka atfederek sözüm ona insanın felsefi açıdan da hayvan olduğunu kanıtlama telaşındadır. Oysa ki insanı felsefi açıdan hayvanla kıyaslamaktan daha yakın kıyaslama türü onu Tanrıyla (!) kıyaslamaktır. İnsan fiziksel olarak Tanrıdan ayrışır ama fikri açıdan yaratıcı yeteneği nedeniyle Tanrıyla benzeşir. Zeka seviyesi olarak baktığımızda cinlerle, meleklerle, şeytanlarla aşık atacak düzeydedir. Şeytan ne demiştir? Madem benim yaptığım şeytanlıkları yapacak bir insan yaratacaktın, bana ne gerek vardı? Bu tekerlemenin espirisi, insanın üç kağıt açısında şeytanla aşık atabilmesidir. Bir sincaptan, bir tavşandan böyle şeytanın bile aklına gelmeyecek şeyleri yapmasını bekleyebilir miyiz? İnsan felsefi açıdan her şeyden çok Tanrıya benzer.
Yanlış anlaşılmasın ben burada, "Tanrı vardır, melek vardır, şeytan vardır" -DEMİYORUM. Bu terimlerin en genel kullanıldığı manalarını kast ediyorum. Yani eğer Tanrı buysa, insan hayvandan daha çok Tanrıya benziyor.
Şimdi böyle bir ortamda, fiziksel olarak tam bir hayvan olan insanın, felsefi açıdan hayvanla hiç ilgisi olmaması, daha ziyade ruhani varlıklarla benzerlik göstermesi, hayatın olağan akışına, akıl ve fizik kurallarına aykırıdır. Burada en yakın senaryo insanın ya bir hayvana insan aklı eklenerek, ya da hazır bir insan aklınan ete kemiğe bürünmesiyle oluşmuş olduğudur. Bu bir simülasyon etkisi de olabilir, insandan daha önce yaşamış üstün bir ırkın hayvanlara insan aklı ekleyerek oluşturması neticesinde de oluşmuş olabilir. Bunların ya da başka teorilerin hangisinin doğru olduğundan emin olmak için elimizde yeterince veri yoktur.
Bambaşka bir bilgi tabanım var. Bir kaç kez okunup incelenmesini rica ettim bunun dışında iyi yakın bir kavrayışın var.
Singularity
09-06-2021, 11:11
Sayın LEVH,
Simulasyon kavramını itici ya da rahatsız edici buluşumu ve ben de oluşan doğal tepkiyi iletiyorsam bu sadece içtenliktir. Bana fikirlerimi küçültme girişimi söylemi aba altında sopa gibi (beni eleştirme bir daha bunu yazma demek gibi) ve yazarı engeller . Yani ben şöyle düşünürüm. Tamam bu arkadaş simulasyon fikirleri hakkında eleştiri almıyor ve bunu tekrar edersem ne türden bir yeni iletişim tepki ve geri bildirime maruz kalacağım belli değil, susarım daha doğrusu simulasyonun eleştirilmesine yönelik susturulurum. ve ben bunu yaparım.. çok seviyorum. en sevdiğim şey. susma....
Bu söylediklerimden böyle bir çıkarım yapmak için epey uğraşmak gerekir. Ben her zaman fikir özgürlüğü, ifade özgürlüğü, ve diğer özgürlüklerin yanında oldum. İnsanları susturmak hiç istemediğim, hiç tasvip etmediğim bir davranış biçimidir. Birisi konuşmaya başlamışsa bitirene kadar onu dinlemek lazım. Saptama varsa da lafını unutturmadan kısaca araya girip tekrar konuya dönmesine müsade etmek lazım.
Ben simülasyon konusunda eleştiriye kapalı değilim. Ancak sizinki eleştiri değil, doğrudan redde dayalı bir tavır. Yani önce doğrudan reddediyorsunuz, tıpkı düz dünya gibi. Ben bunu bilimsel bir tavır olarak bulmuyorum. Bakın şimdi;
Sayın LEVH,
düz dünya ? Şimdi aynı kivi ve şeftali örneğim ama ben dürüst yazıyorum
dünya düz değil yamuktur , düzün antisi yamuktur ya da eğridir ve dünya eğridir ve yamuktur ve konu kapanmıştır
Bu örneği düz dünya üzerinde vermeseydin katılıyordum
ve bunun yolu şu .kendi bilimini kur, kendi makaleni yaz ve geçmiyorsa kendi enstitü ve kendi editörlünün ve dergini aç
ya da felsefeden yardım iste...
Bakın ben dünya simülasyondur, konu kapanmıştır diye bir şey söylemiyorum. Dünyanın simülasyon oluşunu, bir çok inançtan birisi olarak örneklendiriyorum. Dünyanın yamuk oluşunu öne atıp düz dünya konusunu kapatamazsınız ki, bunu kanıtlamanız gerekir. Konu kapanmaz. Ben dünyanın düz olduğunu söylediğimde, siz eğer düz olmadığını, yamuk olduğunu söylüyorsanız konuyu kapatmak için bunu kanıtlamanız gerekir. Aksi taktirde açık bir şekilde, benim gibi düşünmediğiniz için fikrimi kendi iç engizisyonunuzda yargıladınız, idam ettiniz, uyguladınız. Böyle olmaz. Diğer fikirlerin kafasını kesmek fikir özgürlüğü müdür?
Şimdi konu dışı bir örnek olacak, zaten burası boş ve gereksiz konular bölümü olduğu için bu örneği vereceğim.
Şimdi bizde (sözde) bilim kurulu (!) diye bir kurul var. Orada da pek itibarlı, ama sevimsiz, kimsenin sevmediği, Mehmet Ceyhan diye birisi var. Şimdi kurul kararına dayanarak arada kendi önerilerini söylüyor. Diyor ki işte, "aşı olmayanlar bana göre diğer insanların hayatına kast etmiştir, diğer insanları tehlikeye atmıştır". Bu görüş artık fikir özgürlüğü değildir. Çünkü bu cümlesi, aşı olanları aşı karşıtlarına karşı provoke etme amaçlıdır. Delinin birisi çıkar, sen benim hayatıma kast ediyorsun o halde ben de seni öldürürüm der, insanlar birbirini öldürmeye kalkar. Şimdi Mehmet Ceyhan bu provokasyonu yaptığında ortaya çıkan sonuç, bazı aşı olanların bazı aşı olmayanları öldürmesi olacak, sonuç olarak insanlar "acaba aşı olmazsam delinin birisi beni öldürür mü" diye düşünerek aşı olacaktır. Bu, yani Mehmet Ceyhan'ın izlediği yöntem, hayvanlara karşı uygulanan en ilkel eğitim yöntemidir ve fikir özgürlüğü kapsamına "girmez", provokasyon kapsamına girer. Ama bakıyoruz, soruşturma filan var mı? Bunu ben söylesem soruştururlar. Neyse, diğer insanların ve görüşlerin kafasını kesmek fikir özgürlüğü değildir, böyle fikir özgürlüğü olmaz.
Bir deaş mensubunun "tüm kafirlerin kafasını keselim" demesi bir fikir özgürlüğü değildir. Aynı şekilde, bir nonteistin "ben düz dünyayı reddettim, konu kapanmıştır" demesi, fikir özgürlüğüdür. Bakın yanlış anlama olmasın diye fikir özgürlüğüdür diye yazdım ama fikir özgürlüğü bir başka insanın da fikrin de kafasını kesmemelidir. Konu kapanırsa, o zaman karşıt fikrin kafasını kesmiş olursun, o zaman deaşlıdan farkımız ne olur?
İşte, aşağıda anlattığım kısmı, herhalde orayı yorgun okudunuz, birer cümle geçmişsiniz. Oysa orada bunun nedeni anlatılıyordu. Karşıt görüşün kafasını kestiğiniz tavırla, karşıt görüşteki birinin kafasını kestiğiniz tavrın felsefi anlamda hiç bir farkı yok. Her iki türlü de karşıt görüşü ortadan kaldırmış oluyorsunuz. Zaten islamcı terörün de amacı budur. Fark yok ki o zaman. Ben hep söylüyorum, teist olmuş, non teist olmuş, bir yerde aynı tavrı gösteriyor, çünkü hamur aynı hamur.
Sayın LEVH,
Burası ya da aslında burası değil de bir karşı din forumu ve grubu/platformu nonteistlerin tekelinde olmalıdır.
Farklı görüşe tahammül edemezseniz o zaman sizin görüşünüze tahammül edemeyenlere neden tahammül edemiyor oluşunuzu nasıl izah edeceksiniz?
Ben bunu yapmıyorum. Ben her görüşe açığım. Yeter ki kafa kesmesin, kol bacak kırmasın.
Sayın LEVH,
non-tesitlerin içinden bölünmüş kendini ayrı hisseden bir grubun değil. nonteislet birleşmelidir
"Ezilenler birleşin" demek gibi "nonteistler birleşin"
Sayın LEVH,
Simulasyon kavramını sevmiyorum okurken beni kivi ya da ya da şeftalinin dışındaki tüy gibi zorluyor...
Ben size simülasyonu eleştirmeyin demiyorum, tam olarak bunun tersini söylüyorum. Siz eleştirin, konuşalım, tartışalım. Ama siz doğrudan simülasyon teorisini, ya da düz dünya teorisini engize ettiğinizde, kafasını kestiğinizde o zaman işte sorun ortaya çıkıyor. Bunu fikir özgürlüğü olarak düşünüyorsanız orada bir sıkıntı var. Yasal açıdan sıkıntı yok, felsefi anlamda sıkıntı var.
Sayın LEVH,
Fikirlerini küçültme girişimi yok, öyle bir girişim yok .
Bu sizin iddianız. Yukarıda anlatmaya gayret ettiğim gibi fikirlerimi küçültmüyorsunuz, ama doğrudan idam ediyorsunuz. Bu olmaz, bu doğru değil.
Sayın LEVH,
en sevdiğim şey. susma....
Susma, sustukça sıra sana gelecek.
Sayın LEVH,
Burası ya da aslında burası değil de bir karşı din forumu ve grubu/platformu nonteistlerin tekelinde olmalıdır.
Bakın sitenin sloganını, kuruluş ilkelerini okuyun. Bir şöyle okuyun ne diyor? Dinlerden özgürlüğün sesi. Burada mesela, din karşıtlarının buluşma noktası diyor mu? Var mı öyle bir slogan, öyle bir hedef, öyle bir amaç? Yok. Öyle bir iddiası yok zaten. Sizin de olmaması lazım. Ayrıca ben kategorik açıdan insanların inanan ya da inanmayan olarak ayrılmasına da karşıyım. İnanç çünkü zaten sanal bir şey. Neye inanırsan inan bana ne kardeşim, dediğimiz zaman modern bir toplum olmuş olacağızdır. Halen burada bile bu atmosferi yakalayamadıysak modern bir toplum olmaktan çok uzağız demektir. En azından sizin gibi felsefi açıdan gelişmiş bireylerin bu ve benzeri kategorizasyonlara karşı çıkması gerekir.
Sayın LEVH,
Bu yorumun deizm agnostisizm ve gnostisizm. Özellikle gnostisizm içeriyor....
Yukarıda da anlattığım gibi, bir tanıma bir kalıba sokulmaya karşıyım. Eğer bir kalıba gireceksem ben teizmi tercih ediyorum. Benim bunu tercih etmem, teistler tarafından da nonteistler tarafından da fikri açıdan dışlanmama engel olamıyor malesef. bir inanca ya da düşünceyle benim düşüncelerimin benzeşmesi benim açımdan hiç bir şey ifade etmez. yani gnostizmin hayat felsefesine yüzde 90 oranında yakın görüşte olmam, benim görüşlerimin onlarınkiyle ortak bir şeyler taşıması gerektiğini ifade etmez. Açıkçası, kimin nasıl, neye inandığı benim ilgimi çeken bir konu değil.
Kozmolojik çokluk konusu ilgimi çektiği için yazdım. Bu konu da, karşıt görüşler tarafından doğrudan idam edilen bir görüş. Ama maalesef bununla ilgili ortaya sürdüğüm görüşlerim tarafınızdan şiddete tabi oldular. Şimdi ben bu durumda bu konuya yazmış olmakla beraber aslında doğru mu yaptım emin olamadım. Size yapılan şeyi siz başkasına yapıyorsunuz ve malesef... neyse.
Sayın LEVH,
Felsefi olarak yukarıdaki düşünce yapısıyla kimse boğuşmak istemez. Paket olarak bizde bu var (Ateizm) al kurtul ya da tarafını tutumunu seç kendini belirli bir şekilde ifade et (deizm, agnostisizm gibi) diyecektir.
Bu olmaz ama. Kolayını seçelim, fazla düşünmeyelim, kalıp olarak şunlardan birini alalım şeklindeki bır tavır olmaz. Herkesin zeka seviyesi farklı tabi. İnsanlar en basit formlardaki tartışmaya girmeyi yeğliyorlar, anlayabildiği kadarına tartışmaya giriyor, onun anladığı noktadan sonrası için karşısındaki fikri, kendi anlayabildiği en yakın forma benzetmeye kalkıyor. Bu olmaz, bu yanlış. Ben bunu anlamadım diyebilmek lazım.
İnsanların genel hastalığı, ben bunu bilmiyorum diyememek.
Sayın LEVH,
stolenhistory ney bilmiyorum benim kendimin okuduğu herkesin açıktan komplo dediği gündemim ve içeriğim ve okumam var. Yani alternatifin alternatifinin de alternatifi.
Şurası (link)
(https://stolenhistory.net/forums/)
Alternatifin alternatifinin de alternatifi içerikler üretmeniz güzel. Keşke bunu daha birinci aşamadaki alternatif fikirlere karşı tavrınızı biraz yumuşatarak gösterebilseniz. Yani siz birinci derece türev alternatife tahammül gösteremiyorsunuz ama üçüncü derece sizin alternatifinizi bizler burada tartışmalı mıyız. Bunu diğerleri yapıyor, yapar, ama ben yapmıyorum. Ben sizin fikirlerinizi açık yüreklilikle tartışmaya hazır olarak geldim. Ancak bu nasıl olacak? Veya bu kadar şeyden sonra nasıl yürüyecek? Bilemiyorum.
Sayın LEVH,
herşey ama herşey ve herşey ya sonsuz ya da sıfır tane
bunu aklının bir köşesine yaz olur mu?
Espiri olarak yaptıysanız komik, espiri olarak söylemediyseniz hiç komik değil. Bir dogma gördüm sanki. Böyle olmaz ama. Biri de çıkar, hooop bir dakka Allah var, yaz bunu bir kenara der, ama yok mok diyemezsin. Kim daha büyük puntalarla konuşursa o kazanır.
Sayın LEVH,Bambaşka bir bilgi tabanım var. Bir kaç kez okunup incelenmesini rica ettim bunun dışında iyi yakın bir kavrayışın var.
Yazdığınız şeyleri okumak onlara katılmamızı gerektirmez. Veya siz şöyle düşünebilirsiniz, "nasılsa söylediklerim yadsınamaz gerçekler, bunları okuyunca hemen imana gelip bana hak verecekler". Böyle bir şey yok. Milyon tane çizgi dışı teori üretilebilir. Bunlardan herhangi birisi gerçek olabilir. Sizin anlattıklarınız ya da kaynaklarınız da o milyon teoriden sadece birisi.
İç ve dış aynı olabilir. İç ve dış farklı da olabilir. İç ve dış kategorik olarak üçüncü bir tercihi saklamak için uydurulmuş argümanlar da olabilir. Her şeyin sayısal olduğu bir matriksi düşünün örneğin.
Yanlış anlamayın ben size bir şey öğretmeye çalışmıyorum. Ben sizden bir şey öğrenmeye de çalışmıyorum. Çünkü ben, sen, biz kavramları üretilmiş ve öğretilmiş kavramlardır. Bunlar öğretilmemiş olsaydı benlik ya da bencillik kavramı da hiç bir zaman üretilmeyecekti. O zaman insanlar diğer insanlara hiç bir zaman zarar veremezdi ve bu oluşacak kollektif bilinç insanlığı çok çok çok ileri götürebilirdi.
neyse. Esen kalın.
"ictenlik"
09-06-2021, 17:03
Yanıt 1 -Çok uzun bölmek zorunda kaldım
Sayın LEVH
Bu söylediklerimden böyle bir çıkarım yapmak için epey uğraşmak gerekir. Ben her zaman fikir özgürlüğü, ifade özgürlüğü, ve diğer özgürlüklerin yanında oldum. İnsanları susturmak hiç istemediğim, hiç tasvip etmediğim bir davranış biçimidir. Birisi konuşmaya başlamışsa bitirene kadar onu dinlemek lazım. Saptama varsa da lafını unutturmadan kısaca araya girip tekrar konuya dönmesine müsade etmek lazım.
.
O yorumu bana yazarı, yazıyı bir şeyleri küçümsediğim söylendiği için yazdım . Benim tarafımda durum duygu düşüncelerimi ifade etmekti.
Ben simülasyon konusunda eleştiriye kapalı değilim. Ancak sizinki eleştiri değil, doğrudan redde dayalı bir tavır. Yani önce doğrudan reddediyorsunuz, tıpkı düz dünya gibi. Ben bunu bilimsel bir tavır olarak bulmuyorum. Bakın şimdi;
"İctenlik" 2012 de onunla yazışsaydın seninle 5 gün 5 yıl 5 ay simulasyon tartışabilirdi. Hiç taraf olmadan. Sonra bu internet denilen yer de öyle insan temasları yaşandı ki insandan bezdik
Bir şey rica edebilir miyim? Bana düz dünya deme. Tamam simulasyona ben razıyım
Bakın ben dünya simülasyondur, konu kapanmıştır diye bir şey söylemiyorum.
Dünya düz mü diye baktım her yeri eğri büğrüydü bir düzlük göremedim ve konu kapanmıştır dedim
(geçen hafta yazdığım başka bir yazıyı izninle sonra ki bir yorumda paylaşacağım)
Bakın ben dünya simülasyondur, konu kapanmıştır diye bir şey söylemiyorum. Dünyanın simülasyon oluşunu, bir çok inançtan birisi olarak örneklendiriyorum. Dünyanın yamuk oluşunu öne atıp düz dünya konusunu kapatamazsınız ki, bunu kanıtlamanız gerekir. Konu kapanmaz. Ben dünyanın düz olduğunu söylediğimde, siz eğer düz olmadığını, yamuk olduğunu söylüyorsanız konuyu kapatmak için bunu kanıtlamanız gerekir. Aksi taktirde açık bir şekilde, benim gibi düşünmediğiniz için fikrimi kendi iç engizisyonunuzda yargıladınız, idam ettiniz, uyguladınız. Böyle olmaz. Diğer fikirlerin kafasını kesmek fikir özgürlüğü müdür?
Benim bir şeyi kanıtlamam gerekmez. serbestçe yazmam gerekir. ne kadar serbest o kadar iyi
Aksi taktirde açık bir şekilde, benim gibi düşünmediğiniz için fikrimi kendi iç engizisyonunuzda yargıladınız, idam ettiniz, uyguladınız. Böyle olmaz. Diğer fikirlerin kafasını kesmek fikir özgürlüğü müdür?
Hayır şöyle oldu. Açıkçası beni hiç yapmadığım şeylerle itham ettiniz.
Diğer fikirlerin kafasını kesmek fikir özgürlüğü müdür?
İçinden geleni yazmaktır.
Şimdi konu dışı bir örnek olacak, zaten burası boş ve gereksiz konular bölümü olduğu için bu örneği vereceğim.
Burada istediğin kadar herşeyi istediğin gibi yazabilirsin.. en önemlisi bu
-devam edecek-
"ictenlik"
09-06-2021, 18:07
Yanıt 1'in devamı niteliğinde Yanıt 2
Sayın LEVH;
Şimdi bizde (sözde) bilim kurulu (!) diye bir kurul var.
Böyle şeylerle ilgilenme kafanı boş şeyleler doldurma. Felsefe, tarih, bilgi, bilim sanat, fotografçılık, sinema, aile, çocuklar, çiçekler, kelebekler başka güzel şeylere yoğunlaş..
Neyse, diğer insanların ve görüşlerin kafasını kesmek fikir özgürlüğü değildir, böyle fikir özgürlüğü olmaz.
Castaneda'nın forum da "Ufak Tiranlar (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=40462)" diye bir öyküsü var. Forumda paylaştım. Onu oku.
ve tüm bu olguyu ilgilenilmemesi gereken olarak alıyorum.
fikir özgürlüğüdür diye yazdım ama fikir özgürlüğü bir başka insanın da fikrin de kafasını kesmemelidir.
Ben senin yazdıklarını bunları niye yazıyorsun diyor muyum? Sadece cevap veriyorum. Öyle yap.
Farklı görüşe tahammül edemezseniz o zaman sizin görüşünüze tahammül edemeyenlere neden tahammül edemiyor oluşunuzu nasıl izah edeceksiniz?
Maruz kalmamaya çalışma, ilgilenmeme en büyük tahammül biçimi ve ben yukarıda sayılan bazı olgu ve isimlere de aynı eşit oranda maruz kalmamaya çalışıyorum. Kendi gerçeğim ve gündemime maruz kalıyorum.. Kuş avcısıysam kuş avlamayla ilgiliyim ve ressamsam manzara, resim ve boyalar gibi. Yani ilgili değilim. Yani size diyebilirim ki; hadi onlardan sözedelim mi_?
Eristik ve çatışma bir insanın ruhuna işlemişse zor çıkan bir boya. Ben buna maruz kaldım
Ben size simülasyonu eleştirmeyin demiyorum, tam olarak bunun tersini söylüyorum.
Benim determinizm ve nedenselliği (başlangıç ve oluşu da) dışlayan kendi fikirlerim var. Özgür irade gibi. Nondualizm gibi. Bunları Türkiye forum ve düşünce gruplarında savundum. Başka kaynaklar okudum.
Ben daha önce bir kaç yorum ve gönderi de o konu da fikirlerimi sundum. Ekleyecek çıkaracak bir şey gördüğümü sanmıyorum.
Bu sizin iddianız. Yukarıda anlatmaya gayret ettiğim gibi fikirlerimi küçültmüyorsunuz, ama doğrudan idam ediyorsunuz. Bu olmaz, bu doğru değil.
Hayır ben de çiçek ve kelebekler var diyorum ama renkleri mi acaba soluk?
Sizin de olmaması lazım.
Benim ben olmam lazım
Anarşizm kuramını oku. Simulasyondan iyi bir teori.
Bir kaç anarşizm teorisyeni okur musun? Bu zihin egzersizi olur. Bir şey almak ve öyle olmak zorunda değilsin. Ben mesela sudoku doldururum. Bunun bir sonucu yok ama doldururum
Ayrıca ben kategorik açıdan insanların inanan ya da inanmayan olarak ayrılmasına da karşıyım. İnanç çünkü zaten sanal bir şey. Neye inanırsan inan bana ne kardeşim, dediğimiz zaman modern bir toplum olmuş olacağızdır. Halen burada bile bu atmosferi yakalayamadıysak modern bir toplum olmaktan çok uzağız demektir. En azından sizin gibi felsefi açıdan gelişmiş bireylerin bu ve benzeri kategorizasyonlara karşı çıkması gerekir.
Dindar yüklerin var bunları boşaltman zaman alacak, içtenliğe güven, yeni hissedeceksin yıllar sonra
Bunlar benim de başıma geldi
Susma, sustukça sıra sana gelecek.
Artık gökten umarız medet çünkü yerde sevgi bitti -Şanıser
Yukarıda da anlattığım gibi, bir tanıma bir kalıba sokulmaya karşıyım. Eğer bir kalıba gireceksem ben teizmi tercih ediyorum.
Panteizm verelim yanına da 3 aylık deneme kiti olarak -özneci- diyalektik maddeci materyalizm ..
Beğenmediğini kullanmazsın ya da değiştirirsin.
Animizm ve nondualizm seviyoruz. İzm'leri sevmiyorum...
Yukarıda da anlattığım gibi, bir tanıma bir kalıba sokulmaya karşıyım. Eğer bir kalıba gireceksem ben teizmi tercih ediyorum. Benim bunu tercih etmem, teistler tarafından da nonteistler tarafından da fikri açıdan dışlanmama engel olamıyor malesef. bir inanca ya da düşünceyle benim düşüncelerimin benzeşmesi benim açımdan hiç bir şey ifade etmez. yani gnostizmin hayat felsefesine yüzde 90 oranında yakın görüşte olmam, benim görüşlerimin onlarınkiyle ortak bir şeyler taşıması gerektiğini ifade etmez. Açıkçası, kimin nasıl, neye inandığı benim ilgimi çeken bir konu değil.
Teizmden kopuşum panteizm üzerinden oldu. Varla yok arası deist panteist vb gibi bir tanrı. Ara geçiş formu gibi. Yani benim evrimimin ara tanrı formu. Düşünsel olarak.
Bunu aklımda birleştirdim. Tanrıyla birleşme ve tanrıya ulaşma anlayışları gibi tüm varlığa bileşme, aynı hisseme anlayışları koydum uyguladım. (Neredeyse tüm) Varlık'ı (aynı an da) tanrılaştırma
Şimdi insanla birleşiyorum, tüm bunların yerine insan koydum..
Kozmolojik çokluk konusu ilgimi çektiği için yazdım. Bu konu da, karşıt görüşler tarafından doğrudan idam edilen bir görüş. Ama maalesef bununla ilgili ortaya sürdüğüm görüşlerim tarafınızdan şiddete tabi oldular. Şimdi ben bu durumda bu konuya yazmış olmakla beraber aslında doğru mu yaptım emin olamadım. Size yapılan şeyi siz başkasına yapıyorsunuz ve malesef... neyse..
Ben zaman ve geçit arıyorum hepsi bu. Avcılar cemiyetinde kürkseveri oynamak istemem.
Bir şiddet yok! Ney şiddete tabi oldu?
Yaz ve yazayım hepsi bu.
Size yapılan şeyi siz başkasına yapıyorsunuz ve malesef... neyse..
Ben açımlıyor ve ifşa ediyorum. İfşa et kurtul. Kendim üzerinde de durmuyorum. Duygusallaşmıyor ve kişisel ele almıyorum, kişiselleştirmiyorum. Aradaki fark bu.
Görev zaiyatı gibi olgu zaiyatı. Hırçın bir kısrağı yakalamaya ve yarasını tedavi etmeye yardımcı olduğunu o arada bir çifte yediğini düşün. Başına gelen çifte mi?
Çifteye karşı duygusal tutumum aynı değil, empati .
Kaldı ki birleşecek grup yok. Yazdığım saçma bir felsefe grubu forumu nal topluyor. Bir kaç sosyal medya grubu topluluk oluşmuyor içerikler berbat . Sosyal yaşamım tamamen sanal dünya oldu. Burası güzel.
Burada yazdığını tam olarak, çok iyi anladığımı anlamalısın. Verilen serzenişi.
Şurası (link)
(https://stolenhistory.net/forums/)
stolenhistory e bakacağım ney bilmiyorum ama ilgileneceğimi sanmıyorum.. ben dürüst biriyim
Alternatifin alternatifinin de alternatifi içerikler üretmeniz güzel.
Alternatifin alternatifi içerik üretmiyorum stolenhistory XL ya da alternatif stolenhistory'im var. Burada
https://cassiopaea.org/forum/threads/cassiopaean-session-transcripts-by-date.13581/
https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=7
Keşke bunu daha birinci aşamadaki alternatif fikirlere karşı tavrınızı biraz yumuşatarak gösterebilseniz. Yani siz birinci derece türev alternatife tahammül gösteremiyorsunuz ama üçüncü derece sizin alternatifinizi bizler burada tartışmalı mıyız. Bunu diğerleri yapıyor, yapar, ama ben yapmıyorum. Ben sizin fikirlerinizi açık yüreklilikle tartışmaya hazır olarak geldim. Ancak bu nasıl olacak? Veya bu kadar şeyden sonra nasıl yürüyecek? Bilemiyorum.
Zamanım yok. Söylediklerini tartışmayı vakit kaybı olarak algılıyorum. Sana saygı olarak içtenlikle tartışabilirdim ve emin ol 20 li 30 lu yaşlarda olsam bunu yapardım
Kendi kişisel gündemim var onunla yarışıyorum. Senin simulasyon anlatmaya çalışman gibi benim de teorilerim var onları anlatmayı ve tartışmayı deniyorum..
Anlattığımı eşit dinleyen biri olacağın sonucuna varsaydım yine de tahammül ederdim. Seni bu taraftan hiç almadan hep vermeye girişken hissedip gözlemledim.
Benim tartışılmayı bekleyen bir fikrim var mı?
Bu konu da çelişkilerim var.
Espiri olarak yaptıysanız komik, espiri olarak söylemediyseniz hiç komik değil.
Tekrar ediyorum. Herşey ama herşey ama herşey sıfır ve sonsuz tane. Bunu düşün. Bulacaksın..
Böyle olmaz ama. Biri de çıkar, hooop bir dakka Allah var, yaz bunu bir kenara der, ama yok mok diyemezsin. Kim daha büyük puntalarla konuşursa o kazanır.
.
Bir kere kazanmak ne kaybetmek ne? allah var yazsaydın bu daha büyük deseydin ve çıksaydın
olmadı mı simulasyon teorim en güçlü düz dünya kesin deseydin
farketmez ve benim ne yazdığıma baksaydın
aldırmama ki... cevabımı veririm sadece
yeni bir cevap..
bunun üzerinde durmam
yani ne hissediyorsan onu yaz ve bırakta ne hisediyorsam onu yazayım
LEVH ben dürüst biriyim. Bana tanıttığın şey diyelim ki simulasyon. Diyelim ki bu bir eski çağ taş tekerlekli bir kağnı olsun. Ben bir yıldız geçidi, gökkuşağı, uzay mekiği ve solucan deliğinden bahseden bir şeye benzer bir şey okumuş hissediyorum
Kaldı ki Simulasyon/Simularklar bir Fransız yazar yazmış Nihilist bir grup paylaşıyordu. Bana göre insanların gündemi çalınıyor ve kafası bölünüyor.
Yani bunlar alternatif arayışlar ama tanrı arayışları.... özgür irade; özgür irade
Simulasyonun bir ilerisi panteizm
Simulasyon bu haliyle teizm ama deizm
Her şeyin sayısal olduğu bir matriksi düşünün örneğin..
Peki
Yanlış anlamayın ben size bir şey öğretmeye çalışmıyorum. .
Çalış ve dene kendini sınırlama
O zaman insanlar diğer insanlara hiç bir zaman zarar veremezdi ve bu oluşacak kollektif bilinç insanlığı çok çok çok ileri götürebilirdi.
İnsan kolektif bilince içkin
ileri gitme subjektif
Denileni anlıyorum birleşme doğru kavram. Ben/biz o durumda birleşme kavram ve kipini yeğleriz bir kolektif bilinç oluşmasında ziyade
Birleşme ayrımcılık içermez ve birleşme birleşmedir
Esen kalın.
Bak bir de defalarca kez sana bilgi tabanını nereden edindiği sordum şimdi stolenhistory yumurtladın
İçtenlik'in kafası şöyle çalışıyor adamım. Acaba stolenhistry forumunda cassiopaean experiment material-i sunulabilir mi sunulamaz mı?
Ben açık biriyim. Umarım anlaşılmamışımdır.
Eş ya da anne ya da sevgili biri seni koruyor- iyiliğini istiyor olmalı (bu off the record bir yorum)
şimdi stolenhistory'e bakıyorum bakacağım.
Peki bu krisçın'ları okuyorsan müslüman eristiği neden hala temizlenmedi okumaya devam et onları çok oku
müslümanlara bilgi vermezsin ve o yolla yardım edemezsin kolay olmayacak ve umduğun gibi olmayacak sana karşı çıkacaklar buna hazır olmalısın. Benim yaptığım gibi yapmalısın. Umursama bunu yardım olarak gör ve acıma.
Esen kalın
"ictenlik"
09-06-2021, 19:27
Sevgili LEVH
Bu grubu müslümanlarla birleştiremeyeceğine göre bu grubu quantum future'la birleştirmelisin
İstedikleri bilgi burada
https://cassiopaea.org/forum/threads/cassiopaean-session-transcripts-by-date.13581/
ama şimdi aradım da forumda bir kez işlenmiş.
Bulabildiğim kadarıyla ve bir Yönetici-Moderatör onun 2002 yılından sonra bozulduğunu iddia ediyor.
https://stolenhistory.net/threads/ww1-no-mans-land-monsters-of-the-trenches.1874/
Yani orada direnç gelişeceğini umuyorum
Bu yönetici eliyle olacak. Bunu anlıyorum. Bu başıma geldi geliyor.
Buna alışıyoruz. Bu kader:.
Bir yöneticinin düşüncesi herkesi (çoğunluğu) yöne-l-tir gibi bir şey..
Bu çocuklar iyi bilgi toplamış LEVH
Kaynağın kaynak referansını şu an merak ediyorum. Bu bilgi tabanı nereden geliyor?
Bu bilgiyi kimden hangi kaynak referanslardan elde ettiklerini, derlediklerini (nasıl elde ettiklerini, kimden elde ettiklerini) biliyor musun?
Ç-alıntı tarih gibi bilgileri de mi ç-alıntı LEVH?
Sözde 2002 ye kadar (ya da belki tamamını okumuş ya da biliyor) ama size bozuk bunu okumayın diyor!
https://i.ibb.co/6FSv0wH/pbk.png
LEVH sana önerim hayalcügü (dreamtime) ve içtenlik arasında bir seçim yap ve içtenlik'in önerdiği forumu oku!
"ictenlik"
09-06-2021, 20:13
LEVH sana son önerim;
bu stolen history'e yazıyor musun?
Eğer yazıyor ve yeterli derece de İngilizce konuşabiliyorsan lütfen şunu yaz
Sizi ve bu grupta öğrendiklerimi; Türk forumlarında sunmayı denedim ve ısrarla öğrendiğim bilgileri savundum ancak orada çatlağın biri karşıma çıktı. ve bunlar değersiz dedi. Bunları bırakıp cassiopaea kaynağı okumamı önerdi. Ne diyeceğimi hiç bilmiyorum yardım eder misiniz?
yaz...
Kesinlikle bana/bize değil onlara taraf oluyorsun. Beni/bizi karşına alarak onların tarafında durarak yazıyorsun anladın mı.?
Devam eden yorumlarda hayalgücü (dreamtime) ile karşılaşırsan ?
ve sana ne derse ve yazarsa:
"evet sen haklısın galiba de" ...
"tabi ki burada öğrendiğim bilgileri değerli buluyorum ve öğrenmeye devam ediyorum, sizden çok şey öğrendim ve bana çok şey kattınız"
"ve öğrendiğim bu bilgileri içsellemeye ve araştırmaya devam edeceğim"
"ve sen öyle diyorsan öyledir"
"teşekkür ederim"
vb de
ve polemiğe girme
buna benzer şeyler yaz ama taraf olma
Çok zorlanırsan döndüm ve bunları (bana yazdıklarınızı) anlattım ve onlara bu yanıtları verdim şimdi de
"bunlar ,tüm bu bilgiler, Kasyopya'dan aşırma"
diyor de.
"Çok sinir oldum"
de
"Niye aslı varken sahtesini okuyorsun ki"
yazdı yaz.
"Ben burada öğrendiklerime güveniyorum ve inanıyorum; sizinle çok şey öğrendim ve bana çok şey kattınız teşekkür ederim"
de ve
Kesinlikle bana/bize taraf olma.
Bu ifşa yeterli.
Dil bilmiyorsan bunları translate yeterli.
"Simulasyoncuya da selam söyledi de onunla hesaplaşacakmış"
"Mimarlıktan alındı, teknik kadroda taş kırar mıymış sor"
"Özgür iradeye inanıyor" . "Tek yayası buymuş"
de ...
Bunu yaparsan bu olacakları seviyorum yapmazsan canın sağolsun... Eyvallah....
"ictenlik"
09-06-2021, 20:55
LEVH sana son önerim;
bu stolen history'e yazıyor musun?
Eğer yazıyor ve yeterli derece de İngilizce konuşabiliyorsan lütfen şunu yaz
Sizi ve bu grupta öğrendiklerimi; Türk forumlarında sunmayı denedim ve ısrarla öğrendiğim bilgileri savundum ancak orada çatlağın biri karşıma çıktı. ve bunlar değersiz dedi. Bunları bırakıp cassiopaea kaynağı okumamı önerdi. Ne diyeceğimi hiç bilmiyorum yardım eder misiniz?
yaz...
Kesinlikle bana/bize değil onlara taraf oluyorsun. Beni/bizi karşına alarak onların tarafında durarak yazıyorsun anladın mı.?
Devam eden yorumlarda hayalgücü (dreamtime) ile karşılaşırsan ?
ve sana ne derse ve yazarsa:
"evet sen haklısın galiba de" ...
"tabi ki burada öğrendiğim bilgileri değerli buluyorum ve öğrenmeye devam ediyorum, sizden çok şey öğrendim ve bana çok şey kattınız"
"ve öğrendiğim bu bilgileri içsellemeye ve araştırmaya devam edeceğim"
"ve sen öyle diyorsan öyledir"
"teşekkür ederim"
vb de
ve polemiğe girme
buna benzer şeyler yaz ama taraf olma
Çok zorlanırsan döndüm ve bunları (bana yazdıklarınızı) anlattım ve onlara bu yanıtları verdim şimdi de
"bunlar ,tüm bu bilgiler, Kasyopya'dan aşırma"
diyor de.
"Çok sinir oldum"
de
"Niye aslı varken sahtesini okuyorsun ki"
yazdı yaz.
"Ben burada öğrendiklerime güveniyorum ve inanıyorum; sizinle çok şey öğrendim ve bana çok şey kattınız teşekkür ederim"
de ve
Kesinlikle bana/bize taraf olma.
Bu ifşa yeterli.
Dil bilmiyorsan bunları translate yeterli.
"Simulasyoncuya da selam söyledi de onunla hesaplaşacakmış"
"Mimarlıktan alındı, teknik kadroda taş kırar mıymış sor"
"Özgür iradeye inanıyor" . "Tek yayası buymuş"
de ...
Bunu yaparsan bu olacakları seviyorum yapmazsan canın sağolsun... Eyvallah....
Bunu yaparsan bu forumun en az yarısını cassiopaea'ya taşıyabileceksin ve bu sayede müslümanlara yardım edebileceksin (daha fazla yardım gelir) ve madem burada boş boş konuşuyoruz başlık boş serbest ve hatta gereksiz karalama ve diyebilme postu, diyoruz o halde aldırma!
Konuştuklarım bomboş serbest ve gereksiz diyebilmeler aldırma LEVH aldırma!
"Foruma şunu yazmalıydın.
Ben "stolenhistory" diye bir grubun bilgi tabanını okudum. Onların simulasyon (mimar) ve bazı başka uçuk fikirleri var ve bunlardan çok etkilendim çünkü yeni bir bilgi tabanı arayışım vardı ve gerçekleri öğrenmek bulmak istiyordum. Bana ateizm şu aşamada çok çekici gelmedi ve cazip görünmüyor (şu şu nedenle). On da boşluklar gördüm (bu bu nedenle) Bunları size açmak istiyorum. Açmak istediğim bilgi tabanının ana hatları bu. (neyse)
Tartışmak ister misiniz?
Lütfen karşıtlık sevmiyorum. Bu tartışmalarda yeniyim. Tanrı kavramımda değişimler olsa da ateist gibi hissetmiyorum hatta sizi biraz karşıtlar ve kafası karışıklar olarak görerek ve hatta neredeyse ürkerek baştan çekinerek geldim çünkü kiminle karşılaşacağımı bilmiyorum çünkü bana ateistler hep karşıt ve kötü kişilerden olur diye söylendi ve belki bu önyargıyı da kıramadım. Zorba değilsiniz değil mi ve iyi insanlarsınız?
Nasıl bir yol izleyeceğimi de bilmiyorum.
İsterseniz susar ya da bohçamı toplar kenara çekilirim. Bu foruma uygun mu ya da uygun olmasını temenni ederdim çünkü Türkiye bunu konuşacak bir yapılanma ve hiç grup yok ve bunu tartışacak hiç arkadaş bulamadım.
Sanırım benim de dertleşmeye ihtiyacım var. Tuhaf şeylere inanıyor oluşumu düşünüyorsanız bile lütfen beni kırmadan nezaketle ifade edin çünkü büyüyor ve yeni şeyler öğreniyorum, sizlerin fikirlerini ve dostluğunu önemsiyorum. Buraya dostlar bulmaya ve kazanmaya geldim!
Tam olarak krisçın tavrı budur.
Ta ilk mesajında
Bu arada hur-kus benden hristiyanlık öğrensin müslüman mekaniği kullanıyor
Bu görüşme tavrıyla hala dostluk değil karşıtlık alıyorsan/görüyorsan zaten o tabanla ilişki kurma..
Kim olursa olsun... Dostların kim olduğunu da böyle bulursun... Adından (izm'inden) değil...
"Bizim stolenhistory gibi gruplara kızgınlığımız: Korkusunu satıyor bilginin kalanını gerisini satmıyor ve vermiyor!"
Anne olduğunu düşündüğüm bir yerden çok güçlü bir ilgi ve koruma alıyorsun..
Singularity
10-06-2021, 10:19
Sevgili içtenlik,
Özet geçseydin okumaya değer bulabilirdim. Açıkçası çoğu birbirinin tekrarı olan söylemleri farklı dillerde ifade etmişsiniz. Yanıt vermek için her birine ayrı zaman ayırmak lazım. Sonuç belliyse, hükmünüzü peşin vermişseniz böyle bir zaman kaybına değer mi, siz karar verin. Yanıtınızın uzun olması yanıtınızın açıklayıcı ve doyurucu olduğu manasına gelmez, aksine yanıt ne kadar uzunsa, çoğu kişi karşısındakinin hiç bir şey bilmediği için laf kalabalığı yaptığını düşünür. Sizin hakkınızda böyle düşünmüyor olsam da yanıtınız çok uzun olduğu için aslında hiç bir şey bilmediğiniz yönündeki içsel baskı okumama engel oluyor. Bununla uğraşmayı istemiyorum, kendimle olan barışı bozmak gibi bir düşüncem yok.
Ben size aklı stolenhistory'den alıyorum demedim, onları sadece komplo teorileri hakkında örnek olarak verdim. Benim fikirlerim genelde özgündür, bana aittir. Ama sanıyorum senin gözünde halen bir kaynak olamadığım için sağa sola benzetip yapıştırmaya çalışıyorsunuz.
İnsanlar benden kaynak istediğinde bu fikirler bana ait dediğimde, kaynağın yok sallıyorsun diyorlar. Ve bir yeri kaynak olarak gösterdiğimde bu sefer aklı onlardan alıyormuşum gibi davranıyorlar. Bu sana ait bir tavır değil, kimin karşısındaysam illa bir yerden bir şey bulmaya mecbur hissediyor ve ya kaynak değilsin diyerek, ya da kaynağın çürük diyerek, ben kaynağına katılmıyorum diyerek onun üzerinden bir saldırı ihtiyacı hissediyor. Ben sana bir şey söylemişsem onu ben söylemişimdir, kaynağı neresi olursa olsun.
Ben sizi engellemem, öyle bir şey yok, hakaret etmediğiniz sürece bunu yapmam, böyle yapacak birisi değilsiniz. Yalnız bu konuda yazmanın gereksiz olduğuna kanaat getirmiş bulunmaktayım. Büyüklerinize de saygılar, selamlar. Onların daha iyi anlaması normal, çünkü aramızda az da olsa kuşak farkı olduğu anlaşılıyor. Belli ki sizi doğru eğitmek için elinden geleni yapmışlar. Ancak anlayamadığınız şeyler var, bunları öğrenerek değil ancak deneyimleyerek öğrenebilirsiniz. Halen yeterince deneyimlemediğiniz anlaşılıyor.
Esen kalın.
"ictenlik"
10-06-2021, 12:52
Sevgili LEVH
Cevap vermek çok istiyor olsam da duymak istediğin, isteyebileceğin tek bir cümle olsun yazmayacağım gibi görünüyor ..
Bu yüzden kutsal suskunluk ve amen...
Esen kalın...
Singularity
10-06-2021, 13:04
Eğer okuduğun şeyi doğru anlamışsan zaten yazdığın şey tam olarak duymayı istediğim şeydi. Belki farkında olmayabilirsin. Teşekkür ederim.
"ictenlik"
10-06-2021, 13:37
İnsan yenilebilir köle maddi kaynak olarak yaratılmadı. Bu tıpkı kedi köpek tavuklar ve domuzların o nedenle var olmadığı gibi ama bizim tarafımızdan yenmesi ya da sahiplenilmesi gibi
Enerjinin iki yönü var biri bunu ifade ediyor.
Bu kadar şeye maruz kalmışsın ve onunla ne yapacaksın bilmiyorum
Kapı aralığından bakıp görmek istemediğin şeyler ya da fazlasını görmek gibi olmalı
Buna benzer şeyler yaşadığımı hatırlıyorum
10 yıl Türkiye forumlarında aklımda konuşamadığım şeylerle dolaştım.
Yani vıdı vıdı vıdı....
Ve
Buralardayım...
"ictenlik"
10-06-2021, 14:03
O söylenenler yarı doğru ama tam yarı doğru..
Ve diğer yarıya ihtiyacınız olacağını biliyorum.
Ve tüm bunları anlıyorum.
Stolen ilginç bir kavram
Tıpkı mal mülk para gibi bilginin de edinme biçimleri var
Ve özgürlük biçimleri var
Bir şey yarı doğruysa diğer yarısı da doğru
Ve bir yarısına inanıyorsan o yarı tek başına da doğru
"ictenlik"
10-06-2021, 14:27
Özgürlükle anlaşma yap ve mimarı kov!
Bunun tersi bir anlaşma için (-ki öyle bir anlaşma yok) iki seçenek olabilir
1- Çıkarlar
2- Korku ve özgürlük sorunu
Bu ikinci tartışılabilir ya da destek görebilir oysa birincisi seçim gibi
Esaret ve kölelik hiç bir zaman bir anlaşma değildir ve sadece şunu nedenle ya da anlamda çıkardır
Geçici yönetme izni ve birilerini yönetilmesi çıkarı ve sözde ara yönetme pozisyonları ya da devrecilik/kast denilen biçimde gelecekteki sırasına gelecekte sırayla kazanılacak güç ve yönetmeye yatırım
Buradaki aşamanın hiç bir zaman sonu yoktur. Tanrı olunamaz. Olunsa bile tüm herşeye sahip olunamaz.
Bir şeylerin her zaman yarısına ve boğun eğenlere
Bir tanrının sahip olamayacağı şey özgürlük
Bir tanrının yapamayacağı şey. Bir özgürü köleleştirmek
Tanrıdan rütbe alanlar özgürler karşısında sadece kölelik deneyimleyecek, hissedecek, bunu ruhlarında hissedecekler
Mimarı kov!
Özgürle birleş!
"ictenlik"
15-06-2021, 20:42
Buradaki iç link (http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=649822#post649822) başlığın ve yorumun devamıdır. Özgürlüklerin savunulması anlamında eklendi.
Beni bu kadar üstü kapalı ve politik bir üslupla söyleşmeye tıkayan bu site bence özgürlükleri bir sorgulamalıdır.
İfade özgürlüğünün politizasyonun da "dan" ve "nirvana " yaşıyoruz...
Ne düşündüğümü söylemek istiyorum ;sadece ve sadece açık ifade özgürlüğü ve ne düşündüğümü söyleyemeyecek miyim?
Altına saldırı kirletme karalama olmadan objektif
Konuşabilmek için izin alıyor yol arıyor ve fırsat kolluyor gibi hissettiriliyorum.
İfade özgürlüğü baskısı duyumsuyorum ...
Tersi değil. tersi şu
Ee yaz konuş(sana) herkes özgür burda bak ne istersen yaz.
Peki ...
Yazıyoruz. Bu sefer de
Bunu yazarsan; saldırır, kirletir, altında tersler, kimliğini öteleriz, her türden zırva yazar, susturur, işimize yolumuza bakar, görmezden gelir ve geldirir ,devam ederiz; yaşıyorum/yaşatılıyorum
Birileri bunu anlamalı.. Empati rica ediyorum...
Forum yazarı ya da toplumsal birey olabilmek için son şansım kendi kabuğuma gömülmemek için
İzin dilenmiyorum özgürlükte değil. Özgürlüğü dilenemem değil mi?
Benim özgürlüğüm var sizin yok onu diyorum. Yalanlama/yanlışlama doğruyu eğri yapmayacağı gibi özgürlüğü baltalamıyor basın gidin. sadece susmak olur ve ya da burada konuşmamak ve konuşturulmamak... Susturulma.
İşinize gelen buysa
Bu tarafta deneyimlenen; bilgi özgürlüğü sorunu ve ifade özgürlüğünün/konuşmanın engellenmesi ve susturulması ve bunun site halkınca nerdeyse organize yapılması ve bundan başkası asla ve asla değil
Ben bilgi tabanımı bir milyar kez tekrar gözden geçirip sorguladım .. Benim düşüncem o .
Mistik zırva yaz .... () bir milyar kez yaz ... değil gerçek
Mistik zırva demek senin güvenli kulak tıkacın ve gerçeklerden kaçma biçimin ,kolaycılık .
Olguyu incele; tarihsel olgu ve oluşları olayları gözden geçir ve kontrollü biçimde engelsiz tekrar incele ve kontrol et
Sadece bilgi özgürlüğü ve insan özgürlüğü için yazıyorum yazdığım her şeyi yüreğimden taşarak onu öyle görerek inanarak yazıyorum ve dostluğa yazıyorum
Sizi rahatsız eden şeyi yazmak istemiyorum mesele bu ama onu ve onları deneyimliyorum biline!
Susturun susturun bol bol özgürlükleriniz olur/çoğalacak ve hur-kus1 hur-kus2 leriniz olacak alan daralacak en son?
en son ne olacak?
Mistik zırva değil tarihsel olgu! tarihsel gerçek! bu da onun yorumu
İdealist zırva demek kulak vermiyorsun demek; böyle bir şeyi duymak istemiyorsun çünkü evet korkunç bu!
şimdilik yetersizse tutup elinden birlikte yürütüp büyütelim
ben yazamadıysam sen yap bak
Birileri bunun özgürlüğünün yolunu bulmalı
bizi kafesleyen bu
Masonu, yahudisi, gizli cemiyeti, o kardeşi bu tarikatı şirketi, okultüçüsü niye bu halt niye ne oluyor?
Ne arıyoruz biz!
Bunu ben istiyor muyum?
Bunu ben mi istiyorum seçtim
Bilgi yolumda bu karşıma çıktı getirip paylaşıp bölüştüm özgürlük istiyorum!
Yazmasam gitsem yüreğim aklım sende kalıyor çünkü bilmiyorsun ya da özgürlük için bilgi dayanışma gerekecek
Bunun evrensel objektif realite olabileceğini ve tarihi dürüst sorgulamaktan kime ne zarar gelecek?
Hayvana yaptığına bak.Anlarsın.
Sokaktaki kedi köpeğe böyle bir bak ne dediğimi anlarsın.
Burda tanrı yok Tanrı biziz ya da biz olacağız eğer olmalıysak ben de onu diyorum
Diğer türlü herhangi etik-ahlak kuramı ya da iyi yaşam eşit özgür hür yaşam arayışının anlamı ne?
Sadece acıdan kaçış
Ölüp gidecek bir insan sorumluluğuyla
Burada yazdım iç link (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=649621&postcount=72)
RAHATSIZLIK VERMEYEN FELSEFE İKTİDAR BORAZANIDIR.
https://www.gazeteduvar.com.tr/forum/2019/11/22/rahatsiz-etmeyen-felsefe-iktidar-borazanidir
Yeterince rahatsızlık umarım verebilmişizdir.
.
Burda rahatsızlık veren izin geçit verilmeyen konuşturulmayan, sorgulanan yargılanan, yazıları engellenen sansürlenen kim ney onu düşün
..
tersten çözümle.
Bana burda idealizm göster ney o?
Ben dinsiz ve tanrısızım; Yalan bir gerçeği neden satayım neyin inancı olsun! Ne işime yarar!
.
Şüpheci Dinsiz
15-06-2021, 22:07
Beni bu kadar üstü kapalı ve politik bir üslupla söyleşmeye tıkayan bu site bence özgürlükleri bir sorgulamalıdır.
[...]
Konuşabilmek için izin alıyor yol arıyor ve fırsat kolluyor gibi hissettiriliyorum.
İfade özgürlüğü baskısı duyumsuyorum ...
[...]
Yazıyoruz. Bu sefer de
Bunu yazarsan; saldırır, kirletir, altında tersler, kimliğini öteleriz, her türden zırva yazar, susturur, işimize yolumuza bakar, görmezden gelir ve geldirir ,devam ederiz; yaşıyorum/yaşatılıyorum
Mesele, sitenin sunduğu özgürlük ortamı değil. Son 1-2 haftadır yazdıklarınızı cevaplayan üyeleri size karşı birlik olmakla suçladınız. Bu komploya site yönetiminin de dahil olduğuna, hatta organize ettiğine dair imalarınız oldu.
Bu mesnetsiz iddialarınız, düşünceleriniz paranoya ise ben hoşgörebilirim, zaten incinmemeniz elimden geleni yapıyorum. Paranoya değilse, yaptığınız haksızlık, ayıp. Size gösterilen hoşgörüyü haketmiyorsunuz demektir.
Daha önce günde bilmem kaç kilo et yemekle ilgili bir başlıkta yazdıklarınıza zırva dediğim için hakaret ettiniz, hoşgördüm. Bu davranışınızdan sonra mesajlarınıza cevap yazmamaya karar verdim. Ama zırvaya zırva denir, kim yazıyorsa yazsın.
Cevap vermenize gerek yok. Birşey sormadım, gözlemlerimi aktardım. O öyle değildi böyleydi gibi bir tartışmaya girmek istemem. Herkes kendisine yakışanı yapmaya devam etsin.
"ictenlik"
15-06-2021, 22:50
Mesele, sitenin sunduğu özgürlük ortamı değil. Son 1-2 haftadır yazdıklarınızı cevaplayan üyeleri size karşı birlik olmakla suçladınız. Bu komploya site yönetiminin de dahil olduğuna, hatta organize ettiğine dair imalarınız oldu.
Bu mesnetsiz iddialarınız, düşünceleriniz paranoya ise ben hoşgörebilirim, zaten incinmemeniz elimden geleni yapıyorum. Paranoya değilse, yaptığınız haksızlık, ayıp. Size gösterilen hoşgörüyü haketmiyorsunuz demektir.
Daha önce günde bilmem kaç kilo et yemekle ilgili bir başlıkta yazdıklarınıza zırva dediğim için hakaret ettiniz, hoşgördüm. Bu davranışınızdan sonra mesajlarınıza cevap yazmamaya karar verdim. Ama zırvaya zırva denir, kim yazıyorsa yazsın.
Cevap vermenize gerek yok. Birşey sormadım, gözlemlerimi aktardım. O öyle değildi böyleydi gibi bir tartışmaya girmek istemem. Herkes kendisine yakışanı yapmaya devam etsin.
Peki benim yerimde olsanız buna ne yazardınız?
Yazdıklarımın zırva oluşunu bana kabulden başka hiç bir açık kapıyı şu an site yöneticisi olarak siz bırakmadınız
Genel moderasyon tavrınızdan bu site özelinde mutluyum bunun yarısı kadar özgürlüğü bir çok yerde bulamadım. Onun üzerinden fazlasıyla haklısınız evet
Site yönetiminden ziyade genel grup topluluk özelinde bir eleştiri verdim
Zaten forumu ve yazdıklarımı burayı özgür addettiğim için hem yazıyor hem savunuyorum.
Zırvaya zırva denir. subjektif
Bunu tartışacak mısın? Hayır . O halde subjektif
Senin fikrin evrensel zırvayı simgelemiyor.
Evrensel ölçütte bunun zırva olup olmadığını gerçek olma olasılığını sen ya da burada yazan 5 kişi belirlemiyor. Bilginin ölçütü bu.
Altına zırva yazmadan bunu tartışacak mısınız?
Hayır.
Tartıştıracak mısınız?
Grup eliyle zırva yazdıktan sonra
O halde tek soru kalıyor burada zırva yazmaya izin var mı? Ve burada zırvalama özgürlüğüm var mı? Bunun sınırı nedir?
Zırva oluşu kabul edersem altına tekrar tekrar zırva yazılmadan bunu yazabilir miyim?
Forumda hangi alanda?
İsterseniz zırva diye bir kategori açın orda yazayım ama özgür olsun ve bir daha kimse zırva demesin. Anladım size göre zırva
Zaten size göre zırva oluşu ben bu tarafta çözmeye çalışıyorum. Sorun da zaten bu.
Teşekkürler
Sen ve buradaki grubun buna zırva diyeceğini zaten daha buraya gelmeden biliyoruz. Baştan yazamıyoruz. Zaten bunun için üye olarak 3 sene laf dolaştırıp gönderi ve post yığını oluşturuyoruz ve ara ara girişim sergiliyoruz.
Zaten yukarıda verilen eleştiri de bu.
ve tam şu an bu zırvalığı çözmek için uğraşıyorum...
ve şunu ekleyebilirim umarım benim paranoyamdır ve verilen rahatsızlık için herkesten tek tek özür dilerim. Buradaki üyelere derin bir saygı besliyorum...
"ictenlik"
20-06-2021, 16:35
Arkadaşlar şunu düşünüyorum
Kutşallaştırılan Mitosların ve Bunlara Dair Kitapların Eleştirmesi ya da Anarşist Eleştirisi bir bildiri ya kısa kitap
ya da direkt Kutsal Kitapların Eleştirisi ;Sivil Eleştiriler ya da Sivil Ontolojik Başkaldırılar
BÖLÜM 1 -ANTİPRADİGMALAR
Burada sadece anti paradigma veriyoruz.
Örneğin tanrının eril ve tek yönlü yüzlü olmasının eleştirilmesi. Burada daha önceki gönderilerimde yaptığım gibi kısa bölümlerle antiparadigmalar yazıyoruz. Metinlerde yazılabilir. Buradaki temel mantık antiparadigmanın paradigmayı dengeleyeceği ve sökümleyeceği zorlayacağı düşüncesi. E nazından Pastafarfanizym gibi eristik bir araç.
Örneğin
Yaradılış ve oluşma ya da antiyaradılış ve antioluşmalar
Başlangıçta tanrıça vardı.
Başlangıçta tanrı ve tanrıça beraberdi
Başlangıçta tanrı ve tanrıça ve ilk kabile ve toplum vardı.
Başlangıçta tanrı hem eril hem dişil olarak çift yönlüydü.
Başlangıç aslında sondaydı
Bunlar genişletilebilir. Bunlar kısa yarım ila bir sayfalık hızlı okunabilir sevilecek türden, okumanın da keyif vereceği türden antiparadigma başlıkları olarak içerilecek
Örneğin daha önce bir yazımda başlangıca neden yerine "Nasıl" koyduğum ilk nasılın bir sayfalık kısa özeti.
İlk Nasıl teorisi
İlk Tekillik ve ilk maddenin eleştirmesi
Başlangıçta çoğul maddeler vardı.
Başlangıçta bir madde bütünü ve anti maddeler vardı
Bunlar genişletilebilir
Bunlar çoğaltılabilir.
Anti Tevrat -Anti İncil gibi bölümler ya da tam tersi
Tevrat'ın Boşluklarının doldurulması ve Şifresi Eksik yönlerininin tamamlanması
Yaratmayan yaratmayıcı ve yaratmayan atnitanrı bize yalanlar söyledi
Bu içerik herhangi türden doldurulabilir
Burada ayetlerin tersi de yazılabilir tam bir dalgayla. Örneğin tevratın başlangıçta tanrı suların üzerinde dansediyordu ifadesi alınıp tanrı atlayıp sulara biraz yüzmek istedi. Yalnız yüzmek hoşuna gitmedi ve ikinci tanrıyı yarattı. İki tanrı çok azdı ve beraber bir şeyler yapamadıklarını gördü ve bir tanrılar grubu yarattı.
Özgürlükçü antiparadigma ve antisöylem üretimleri
Sadece fikir vermesi açısından yazıyoruz
Örn.
KURMAYAN KİTAP- KURAN KİTAPLARIN KURGULARININ ELEŞTİRİLMESİ VE BOZULMASI
Anti İlahların İnsanların İlahlarca Kandırıldığını Çözümlemesi ve Bildirmesi
...
Antiilahlar ilahların sırlarını deşifre ediyor
Ortadoğu Dinlerinin ve Ortadoğunun İlahlarının Karakteri ve İncelenmesi
Ortadoğu ilahlarının çok tanrılı yerel gerçek fiziksel tiranlar görünümünde oluşunun çözümlenmesi
Monoteizm kavramının monarşi, mutlak monarşi krallık benzeri tekleştirme içerişi ve bu anlamda aslında ilahlarının polikarakterde oluşunun ve inanışın politeizm olacağının söylenmesi ve çözümlenmesi
Ortadoğu ilahının kuzeyin Odin'i ya da başka yerin başka ilah karakteri polikarakterde çözümü ve vurgusu ve tekleştirme kavramının açımı ve eleştirmesi
İki türlülüğün Eleştirmesi olarak üç ve dört türlülük
Mestinyon gezegeninde eşey birey üç türlüdür ve üçlü birleşme olmaksızın mestinyonlar çoğalamaz
Teksisya da tek tür cins birey kendinde çoğalabilir oysa Çoklarya da bu durum daha karmaşıktır
-Benzer içeriği üretmek isteyen olursa anonim taslak kullanılabilir (bunu bildirmeden çalabilirsiniz) düşünce özgür açık kaynak kod mantığıyla sunuluyor.
.
"ictenlik"
20-06-2021, 18:36
Son yazım buraya verildiği için
Yanlış yere yazıldı ve bu düzenle butonu sil butonu işlevi görmüyor ,görüyorsa da ben bulamıyorum.
Singularity
14-07-2021, 14:49
İmzasında şöyle diyor:
bursali68'in imzası Diyor ki
" Kötülüğün galip gelmesi için iyi insanların hiç bir şey yapmaması kafi " Edmund Burke
İmza yanlış bak. İyi insanlar olarak fazlasıyla mücadele ediyoruz, ama karşımızda simülasyon, Tanrı, God, God'un oğlu, şeytan, isa, musa, ..., küresel çeteler, mal ve mülk sahipleri, cinler, melekler, ağız birliği ve ittifak etmiş olarak hepsi var. İyilik tek başına ve aklına gelebilecek bütün fiziki ve ruhani güçler karşı tarafta kötülük kazansın diye ellerinden geleni yapıyorlar. Ne kafi diyorsun, hangi birine güç yettireceğiz, hepsi ortak olmuş. Bir tane müttefik gösterin ya bir tane. Yok. İnsan tek, herkes ortak.
Erkekseniz tek tek gelin lağnn!
Burkut sözü Burke'den gelir. Bur'ke >... Bur'kut>... neyse.
"ictenlik"
26-07-2021, 13:25
Dün bugün twitter da Türkiye kadın spor takımlarından birinin oyuncusu/oyuncuları üzerinden "Türk/Türkiye kadını" ve bir de "İslamın kızı" vb adlı iki taraflı bir atışma var.
Yorumlara bakıyorum. Kendini Türk-Türkçü, müslüman vb olarak tanımladığı halde kadın erkek bir çok insan "işte Türk kadını" diyor. Diğerlerine yobaz (bilgisiz, cahil) diyor. Diğerleri de hayır geçek islam o diyor. Biz doğruları söylüyoruz.
Eğer bir gerçek islam varsa iyi bakacak olursak "İslamın kızı" diyenler kendi içinde oldukça haklı görünüyor ve gerçekleri söylüyorlar..
Sanırım burası bir dinlerden özgürlük forumu ve Türkiye de %3-5 kadar a-teist belki %5-15 aralığı deist ya da bunun biraz fazlası non-teist olabileceğini kabul ediyoruz.
Şunu anlatmayı deniyorum. Buradaki çekirdek unsur %3-5 gibi bir azınlık olmasına rağmen diğerlerini göremediğini görme, diğerlerinin farkedemediğini farketme gibi bir durumu eminim yıllardır kendi içinde yaşıyordur. Yani ,onlara göre eminim insanların % 80'i (dinden tanrıdan bunun gerçeğinden habersiz) uyuyordur ve (ve uyutuluyordur) bunlardan haberi yoktur. Bilimler, bilgiler olmasına rağmen kutsal addedilen içerikler yazılı ve herkes tarafından okunabilir sorgulanabilir olmasın rağmen, sanal medya vb.nin gelişim ile dini muhalefet artmasına ve özgür bilgi-bilişim olmasına rağmen bir çop-çoğunluğun tanrısı vardır.. Yani dünyanın özünde bu türden çelişkileri vardır.
Eminim oy verdiğiniz politikacılar bile din ve tanrıdan sözediyordur. Kamusal alanda dini/tanrıyı o kadar özgür sorgulayamıyoruz. Eğer çoğunluğa erişmeye çalışan bir politikacı olsam karşı din bir açıklama kariyerimi bitirebilirdi.
Bazen yalnız ya da bu dünyada ve insanlarda 'genel' bir sorun varmış gibi ya da diğerlerinin algılamadığı şeyleri algılıyormuş, bilmediklerini biliyormuş gibi hissedebiliyoruz, bazen gerçeklerin gerçek olsa da söylenemediğini görüyoruz ve bazen bunlar üzerine diğerleriyle hiç bir iletişim fırsatı da yakalayamıyoruz.. Din buna kamusal alanda bir örnek.
Bu his sadece spesifik olarak din'e özgü değil! demek istiyorum
Bunun politik, kültürel, bilimsel bilgisel bir çok benzeri var ya da olabilir mi?
Yani Nasreddin Hoca'nın kazan doğurdu (ona gelince inanıyorsun da!) hikayesi var. Bir şeylere gelince insanlar uyuyabiliyor (bilmeyebiliyor) da bir şeylere gelince mi uyuyamıyor?
"ictenlik"
29-09-2021, 19:27
Gıda fiyatları daha da artacak..
"reflasyon"
https://twitter.com/hakandmrl/status/1441685393364209664
"ictenlik"
11-10-2021, 00:13
Sokrates i idam edenler ve idam kararını verenler aşırı sağcı, şucu bucu radikalciler değildi. Muhtemelen kenti yöneten en eğitimli sınıf, toplumun en üst ve aydın sınıfı ve bunu temsil eden elitlerdi. Muhtemelen halkın huzurunu kaçırması çok konuşması tek gerekçe idi.
Bu hikayenin benzeri sonra Avrupa kentlerinde ve Avrupa kent devletlerinde devam etti. Bu başka yerlerde de devam etti. Avrupa evren sonsuz yok diyenleri yaktı ve Uzakdoğu ahiret ve huri yok diyenleri yaktı
Bugün de geçmişte olduğu gibi iktidarın elindeki araç bilim ya da bilgi ya da hakikat değil güçtür, iktidarın ya da yönetimin varlığıdır..
İktidar varlığını sürdürebilmek için her aracı meşru kıalcak bir yapı.
Bilgisel evrime dayanarak bugün bilimin-bilginin son/nihai halini aldığını ve söylediği herşeyin doğru olacağını kabul edemeyiz. İktidar yumakları ve sürü/toplum yumakları arasındaki çatışkı ve toplumların birbiri arasındaki güç mücadelesine dayalı kurgul bir bilgi tabanı var. Bilgi iktidarın kontrolündedir. Bilgi özne de değil. Bilgini ana unsurları üretim unsurları hiçbir zaman özneye ve alt sınıfa verilmedi ve orta sınıfa belli ticari bağlar imtiyazlarla veriliyor ve üst sınıfın emirlerini dinlemediği an da bu imtiyazları kaybedecektir.
.Yani kabaca bilgi ya da bilimin işlevi yönetim işlevi, yöneticiyi desteklemesi ya da yönetimi kolaylaştırılması üzerine kurulu. Üretim refleksi bu ve yapısal olarakta bunu yansıtıyor. Yöneten sınıfın huzurunu kaçıran herkes dışlanacaktır ve emin olun bunun adı bilgi/bilime karşı olma topluma karşı olma olacaktır. Dünyada hiç bir çağ da iktidara karşı gerçekleri söylemek serbest olmadı. Gerçekleri söyleyenler bilimsel algılanmadı. Size bunun bugün değiştiğini düşündüren ne?
Bilgi üst sınıflara hizmet eder. Orta sınıflara üst sınıfa hizmet etmesi üzerinden eder, konfor bahşedilir, ara pozisyon. Bilim üreticisi ara sınıftır. Bili/bilgi üretim işi ya sınıflar üstü ve dışı olmalı ya tamamen özgür kılınmalı (akademik ünvanlar dışı ve otorite denetimi dışı) ya da bilgiyi en üst sınıf, yöneten sınıf üretmeli ve örgütlemelidir. Bu ikinci size biraz tuhaf gelebilir. Gönüllü olarak bilim yapmaya bilgi üretmeye ya da yönetmeye toplumuna adanmış rahipler/bilgeler gibi yaşayanlar.
Dünya da Tibet diye bir ülke var ve daha doğmadan ya da doğar doğmaz bir ülkenin yöneticisi seçiliyor ve eğitiliyorsunuz. Şöyle bakın bir Dali Lama ruhu taşımadığını ama bunun iş gördüğünü ve işlev gösterdiğini düşünelim ama tabi benim dediğim durumda bir Dali Lama yerine 10-100-1000 Daly Lama belki Dalay lama işbirliği ama belki de mümkünse bunun ergen yaşta seçimi ve feragat olasılıkları. Benim bu dediğim durumda bilgi üretme ya da yönetme işi aktif yaşamdan feragati içeren zevkten ve genel yaşam deneyiminden hatta lüksten feragati içeren bir süreç olacaktı
Yönetmek çılgınlıktır. Yönetilmek istemeyen birini en son isteyeceği şey yönetmektir çünkü bunun (ve empatinin) ne demek olduğunu bildiğini varsaymalıyız..
Özgürlükleriniz haklarınız kağıtlara yazılmış paçavralar. Özgürlük onu koruma bilinciyle yine kitlenin özgür oluş ya da olmayışıyla ölçülür..
Özgür değilsiniz ve iktidar karşısında haklarınız deve de kulak. Kullardan tek farkınız efendinizin adının devlet bilim gibi kurumsal tüzel otoriteye dönüşmesi ve efendinizin biraz gevşek davranması serbesti sağlaması.. Daha iyi yumurta serbest gezen tavuktan farkınız ne? İktidar karşısında hiçbir hakkınız yok ve güç karşısında güçsüzsünüz. Üzerinizde biraz baskı uygulandığında boyun eğersiniz ve ekmeğinizle tehdit edilirseniz ahlak yön değiştirir. Gayrımeşru meşru olur...
Tekno kuşağın hiçbir siyasi/politik yönetsel bilinci yok .Kağıt üzerinde yazan paçavra okumalara dayanıyor ama ne büyük sorun realiteden realden ve doğadan olgudan kopması uzaklaşması.. Her şey daha da sanallaşacak ...
Bir gün -bilgiye erişim için- Hintte devşirme arayan Teosofi cemiyeti yabanda sahici insan arayabilirsiniz. Birisi maneviyata erişemediğini düşünüyordu ve bir vaazcı yarattı ve bir gün sahici olana erişemediğiniz düşünebilirsiniz ya da diğer boşluklar .
Kağıtlar yazdığınız yazılar ve adını kanun koyduğunu kağıtlar kitaplar size özgürlük vermeyecek ve haklarını korumayacak... Değerler insan vicdanında savunulduğunda ya da ahlak ve törenin direği bu olduğunda . Beyaz adamın kölelikten iç ve dış savaştan ders aldığını sanıyordunuz çünkü o metinleri öyle yazdı. Savaşmama, sosyolojik politik barış sağlama.
Beyaz adamın tekno kent devletin de çok az doğa kaldı ve çok real...
"ictenlik"
19-10-2021, 12:15
Bilim=din; nasıl bir afyonmuş? İzah ette forum okuyucularının ufku şenlensin. ..
Temelin bir fıkrası var. Temel askerde denizci ve denizaltında görev yapıyor. Temel'e soruyorlar .U la Temel bu denizaltı suyun içinde torpili çıkardığı yerden geri su almadan nasıl torpil atayi?
O kolay diyor Temel
Sen denize girmez misin?
Hee girerim diyor arkadaşı
Denize girince osurmaz mısın?
Hee osururum diyor arkadaşı
Tamam havanın çıktığı yerden geri su giriyor mu?
"Tamam o da aynı sistemdir daa"
Şimdi dinin afyon olduğunu düşünenler için söylüyorum. Örneğin dinin afyon olduğunu kabul ediyorsan bir kaç dindara dinin nasıl afyon olduğunu anlatıp (izah edip) ufkunu şenlendirip ufku şenlendirilmiş okuyucu getir ve bunu mümkünse din temelli bir ortamda/forumda yap ve okuyucuların hepsi de dinci olsun.
Şimdi sen bu durumda dindarlara dindar okuyuculara dinin nasıl bir afyon olduğunu anlatabilir misin? izah edebilir misin?
Şimdi :Temel fıkrası gibi o da aynı sistem
İkincisi bu izah ismi "turandursun forum" "bilim.net/com/vs" "ateist.net/com vs" olmayan bir yerde yapılmalı. Kişinin topluluk duygusu hissetmediği aidiyet hissetmediği ya da belirli türden görüşün orada baskın olmadığı.
Din forumda dinin afyon oluşu izah edilemez.
O da aynı sistem
Sorgulanmaya açık üçüncü türden düşüncelerin güçlü olduğu bir alanda kişinin yine kendi isteği ya da araştırma güdüsü ile buralara katılımı ile vb bir izah yapılabilirse yapılabilir denenebilir
Köyle çomak öyküsü var
Bura özgür bir forum katılıyorum ama yine de köyle çomak öyküsü var
O da aynı sistem
ama kabaca din nasıl afyonsa o da aynı sistem
Temelin bir fıkrası var. Temel askerde denizci ve denizaltında görev yapıyor. Temel'e soruyorlar .U la Temel bu denizaltı suyun içinde torpili çıkardığı yerden geri su almadan nasıl torpil atayi?
O kolay diyor Temel
Sen denize girmez misin?
Hee girerim diyor arkadaşı
Denize girince osurmaz mısın?
Hee osururum diyor arkadaşı
Tamam havanın çıktığı yerden geri su giriyor mu?
"Tamam o da aynı sistemdir daa"
Şimdi dinin afyon olduğunu düşünenler için söylüyorum. Örneğin dinin afyon olduğunu kabul ediyorsan bir kaç dindara dinin nasıl afyon olduğunu anlatıp (izah edip) ufkunu şenlendirip ufku şenlendirilmiş okuyucu getir ve bunu mümkünse din temelli bir ortamda/forumda yap ve okuyucuların hepsi de dinci olsun.
Şimdi sen bu durumda dindarlara dindar okuyuculara dinin nasıl bir afyon olduğunu anlatabilir misin? izah edebilir misin?
Şimdi :Temel fıkrası gibi o da aynı sistem
İkincisi bu izah ismi "turandursun forum" "bilim.net/com/vs" "ateist.net/com vs" olmayan bir yerde yapılmalı. Kişinin topluluk duygusu hissetmediği aidiyet hissetmediği ya da belirli türden görüşün orada baskın olmadığı.
Din forumda dinin afyon oluşu izah edilemez.
O da aynı sistem
Sorgulanmaya açık üçüncü türden düşüncelerin güçlü olduğu bir alanda kişinin yine kendi isteği ya da araştırma güdüsü ile buralara katılımı ile vb bir izah yapılabilirse yapılabilir denenebilir
Köyle çomak öyküsü var
Bura özgür bir forum katılıyorum ama yine de köyle çomak öyküsü var
O da aynı sistem
ama kabaca din nasıl afyonsa o da aynı sistem
Bu bunun cevabı değil.
Bacon´isimli üyeden Alıntı https://turandursun.com/forumlar/images/geruh/buttons/viewpost.gif (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=652015#post652015)
Bilim=din; nasıl bir afyonmuş? İzah ette
Kendi düşüncelerin, fikirlerin yok mu senin?
Sağlamasını yapmaktan aciz misin?
Din iddia edildiği gibi afyon olsaydı. Şu an dünyanın alayı bebeklikten itibaren din bağımlısı olurdu.
Dinler(sözde afyon) ağrı sızı kesmezler. Anca masal anlatır, oyalar, manüple ederler. Afyon bezetmesi buraya uymaz.
Bilim = din iddiası ise zırva ötesi bir şey olur.
Din hurafelere dayalı üfürüklerden ibarettir. Sabittir, yanlışlanmaya gelişime kapalıdır.
Bilim ise, deney ve gözleme dayalı gerçeklerdir. Yanlışlanabilirdir. Gelişime, yeni bilgiye her daim açıktır.
"ictenlik"
20-10-2021, 11:58
Bilim ise, gelişime, yeni bilgiye her daim açıktır.
O halde sen eldekinin gelişmemiş ve eski olabileceğini kabul ederek başla ve mevcut gelişim yönünü eldeki mevcuttan yenisini bir değerlendir
Bunu demek şu an eldeki resmi bilim denenin/kabul görenin gelişmemiş ve gelişebilecek olabileceği anlamına gelir
Sana söylenen zaten sen ya da diğerleri şu an hep bir ağızdan bilim diyenlerin söylediklerinin gelişmeye ihtiyacı olduğuydu
İnsanları kategorize edip ayırmaktan, sağa sola bölmekten, karşıtlar görmekten vazgeçmelisin ve genel olarak okumalısın-dinlemelisin,
temel bir iletişim
Zorunlu aşı savunan biri bana bilim dersi vermemeli
Sosyal bilimler ve sosyal hukuka ve temel insan haklarına özgürlüğüne aykırı/saygısı yok
Ve buna dair hiç bir geri bildirim almadın
Haklısın, aşısız kalarak topluma karşı vazifesinde duyarsız, haksız, saygısız, hukuksuz biri, bizlerle iletişememeli. Gerici doğası gereği!.
Zırvala dur...
"ictenlik"
21-10-2021, 00:10
Haklısın, aşısız kalarak topluma karşı vazifesinde duyarsız, haksız, saygısız, hukuksuz biri, bizlerle iletişememeli. Gerici doğası gereği!.
Zırvala dur...
Arkadaşım defalarca kez ifade ettim konu benim tarafımda kapandı (yani bu konu da yazmamayı suskun kalmayı düşünüyorum çünkü bence eleştiri alamıyorsunuz nahoş bir iletişim var ve neden kendimi ve düşüncelerimi yargıya açayım! değil mi?)
Ben gericiyim sen ilericisin tamam ok
İleri ileri gitmeye devam et ve ben geride arkada kalırım sorun yok ok ve
Zorunlu aşı kavramınla birlikte sana bol hukuklar bol ilerilikler ve bol haklar özgürlükler dilerim keyifli forumlar
ve umarım tartışacak söyşeşecek ilericiler bulursun benimle yazışarak ilerici vaktini harcama sen...
"ictenlik"
02-11-2021, 21:59
Adalet mülkün temeliydi. Bekleyip göreceğiz
https://www.bloomberght.com/migros-rekabet-kurumu-cezasini-mahkemeye-goturecek-2291003
Show bunlar.
Oraya buraya ceza yazacaklarına, yap işlet kazıklarının hesabını versinler. Dolarlanmı kazanıyor da bu millet dolarlan ihalelere çıkılıyor? Bizemi soruyorlar fuzuli köprü, geçit, beton yapıp dururken. Dün 3. köprü gereksiz diyenler, İstnbul' a pasaport getirecem diyenler bugün heryeri betona, ihaleye boğdu!. %50 oy almakla %100' ü ilgilendiren meselelere yetki çok fazla. Haksız, hileli bir uygulama olsa gerek diye düşlünüyorum.
Milyarlık ihaleler için referandumda %80 rey şartı olmalı. Ben ne demeye senede 100 bin kişinin uçmayacağı havalimanına 1 milyon yolcu garantisi verip inşaa ettireyim. 1/10 otomobil geçen yere 1 geçme garantisi vereyim v.s. v.s. Kim yaptı ise bu yanlış hesabı o ödesin. Veya kendi rey verenleri ödesin. Banane onların faturasından? Hükümet değiştiğinde bu hususların yargıya taşınması elzemfarzdır.
"ictenlik"
03-11-2021, 13:09
Show bunlar.
Oraya buraya ceza yazacaklarına, yap işlet kazıklarının hesabını versinler. Dolarlanmı kazanıyor da bu millet dolarlan ihalelere çıkılıyor? Bizemi soruyorlar fuzuli köprü, geçit, beton yapıp dururken. Dün 3. köprü gereksiz diyenler, İstnbul' a pasaport getirecem diyenler bugün heryeri betona, ihaleye boğdu!. %50 oy almakla %100' ü ilgilendiren meselelere yetki çok fazla. Haksız, hileli bir uygulama olsa gerek diye düşlünüyorum.
Milyarlık ihaleler için referandumda %80 rey şartı olmalı. Ben ne demeye senede 100 bin kişinin uçmayacağı havalimanına 1 milyon yolcu garantisi verip inşaa ettireyim. 1/10 otomobil geçen yere 1 geçme garantisi vereyim v.s. v.s. Kim yaptı ise bu yanlış hesabı o ödesin. Veya kendi rey verenleri ödesin. Banane onların faturasından? Hükümet değiştiğinde bu hususların yargıya taşınması elzemfarzdır.
Bu konu çok dağınık yazıldı ama kabaca burada bir şeyler anlattım
https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=41494
O cezalar hukuksuz. Eminim bugüne kadar bir çok hukuksuzluk gördük ama bu açıktan vergi (haraç/salma) talebi ve senin benim cebime binecektir.
İşin ilginci gıda fiyatlarını daha da artıracak
Bu da mesele değil.. Yani batıyorsan yerin bir dibi vardır orada bırakırsın
"ictenlik"
29-04-2022, 23:26
Ruble dolara eşitlenirmi eşitlenmezmi bilemem ama. Bence 3. Dünya savaşına doğru koşuyor dünya. Burada en zararlı çıkacak olan ise Türkiye olacak. Nato' nun parçası olarak. Rusya' ya karşı, batı ve Amerika' nın Ukrayna' ya silah yardımı yapmasının maalesef başka bir sonucu yok. Rusya bu gidişle nükleer adımına geçeçek. Kara harekatı yapamadığı, insan gücüne dayalı savaşma kabiliyetinin olmadığı aşikar. Dolayısı ile, geriye sorulacak tek soru kalıyor. Putin düğmeye ne zaman basar, hayatımız ne zaman son bulur?.
Dünya 3. dünya savaşına koşuyor mu bilmem
Rusya'nın nükleer kimyasal vb silah kullanacağı kullanmak zorunda olduğu bana göre açık Amerikan propagandası
Batı'nın silah yardımı yapmasının süreci uzatmaktan başka anlamı yok.
Putin'i devirmek için zaman ya da daha geniş zaman aralığı. Başka bir sonucu yok tabi artmış insani trajediyi saymazsak/eklemezsek
Video kaynağının güvenliğini doğruluğunu bilemem ama bir kaç gün önce Putin'in 'hiç kimsede olmayan silahlar sahibi olduğunu ve bunu kullanmaktan çekinmeyeceğini söylediği bir video izledim
ABD ye silah sevkiyatına dair notalar verildiğini biliyoruz (ki kısmen Moskva'nın batırılması ve Rusya da iki petrol tesisine yapılan saldırıyla bir miktar kesişiyor olabilir)
Rusya nükleer silahları neden kullansın?
Bunlar kitle imha silahı ya da caydırıcı güç denen araçlar (sana saldırılmaması için var ya da nükleer saldırıya maruz kalırsan karşılık vermek için) ,
Bunlar açıkçası savaş aracı ya da silahı değil ya da Rusya'nın Ukrayna da ki operasyonel hedefleriyle bir bağlamı yok gibi
CNN izlemeyin (Ana akı medyadan uzak durun)
Ukrayna topraklarına nükleer ateşlemenin bir anlamı yok, göremiyorum.
CNN izlemeyin
"ictenlik"
29-04-2022, 23:43
Yukarıda yazdıklarıma ek olarak;
Rusların Ukrayna'ya girişini nasıl görüyorsunuz bilmiyorum ama ben buradan şimdilik nasıl göründüğünü söyleyeyim.
Rusça konuşan nüfusun yoğun olduğu bölgelerin ele geçirilmesi kontrolü ya da güvenliği ile ilgileniyor gibi gözüküyor ki şu an zaten Ukrayna da Rusça konuşan nüfusun yoğun olduğu bölgelerin çoğunun kontrolü neredeyse sağlanmış gözüküyor. Donbass dedikleri alanın batısında bir Ukrayna askeri varlığı var. 50-60 bin asker olduğu söyleniyor. Bura çembere alınmaya çalışıyor. Bunun dışında Odessa'nın kontrolüyse ilgilenirse ilgilenilebilir. Yan, böyle giderse yakında Ruslar taarruzda değil savunmada olacak. Yani aldıkları bölgelerin
Diğer bir gönderime uzun bir yazı eklemek üzereyim. Okumayı incelemeyi tavsiye ederim
"ictenlik"
11-08-2022, 16:42
Sanırım Fransa yanıyor, söndüremiyorlar ve insan tepkileri her yerde aynı. Suç yükleyecek kundakçı arıyorlar.
https://mobile.twitter.com/Luciole83_2/status/1557673980080824322
Singularity
11-08-2022, 16:47
Küresel ısınma yalanına zemin hazırlayabilmek için ara ara değişik ülkeleri yakıyorlar. Biz sıramızı savdık, demek bu sene sıra Fransa'da.
Şimdiden aziz Fransız halkına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
"ictenlik"
16-08-2022, 21:38
Bunu kardeşim anlatmıştı. Batı Karadeniz selinde birine (muhtemelen bir kadın) mikrofon tutuyorlar ve sadece yarı şok içinde :"bu gözler herşeyi gördü", "bu gözler herşeyi gördü" diyerek aynı ifadeyi tekrarlıyor. Herşeyi gördüğümü iddia etmesem de kendimce gördüklerim vardır ve az önce ona yakın bir anı yine hissettim. Bize bir dünya algısı çizdiler. Çocukken. Tv, ebeveynler, toplum. Bu dünya o şey değil ve insanlar o masallarda anlatılan değil. Bunu sonra görüyorsun.
Bekarlık, çok fazla boş zaman, çok az sosyal temas arada porn endüstrisinin ürünlerini karıştırıyorsun ve burada ilginçtir insan dair kimi aydınlanma içerikleri var. Saymalı mıyım, açmalı mıyım bilemedim ama madem sözettim gördüklerim ya da kimileri
- Kutsal kitaplarla ilgili her türden video, (yakıldıkları ,çiğnendikleri vs ve vs diyorum çok geniş, artık tanrın benim bana tapacaksın tarzında şeyler var)
- Irk, renk, ten farklarının aşağılanması gibi şeyler ve bunun fetiştirilmesi. Bunun bir adı bile vardı mesela Pakistanlı bir kadın iri ve iri bir üreme organı olan bir beyaz arıyordu, kendi kocasını aşağılıyordu, bu bir fetiş ya da saplantıydı ve sanırım kendi ırkı rengiyle birlikte kendini aşağılayarak diğer özneyi yüceltiyordu ya da açıklayamadım ona benzer şey
- Pandemi döneminde özellikle herkes eve tıkılınca bir evden para kazanma yolu olarak twitter hesapları, onlyfans gibi şeyler çoğaldı ve kişiye özel vs tek video satışları arttı bir çok içerik var .Bunlar sayılamayacak kadar çok ve çok geniş konseptler.
- Kadın erkek dominasyonu olguları var ve başörtülü türban hicab hesapları çoğaldı. Sanırım bunu bazıları cinsellik açıklık olarak algılamıyor ve sınırı geçmeyen olarak algılıyor ve bu işi rahatlıkla yapıyorlar ya da para için bilmiyoruz. Sonuçta kişinin yüzü gözükmüyor, örtünmüş ya da türbanlı vs değişiyor ama sonuçta cinsellik içeriği ve aslında konuya da oradan geldim. Bunu kendini ona dair hissetmeyen birileri görse bilmiyorum yani bu ne derdi? ve ya da kendini aptal yerine konulmuş mu hissederdi ne olurdu? ama dinle o an bir sıkıntı yaşamasa bile derinlerde bir yerlerde bir şeyler olurdu..
- Almanya da erkeklere türban giydiren (özellikle Alman erkeklere) içeriği grafik çizim olarak türbanı bir kadının önünde diz çökmüş beyaz kadın ve erkekler ya da türbanlı bir kadının tasmayla gezdirdiği beyaz kadın ve erkeklerden oluşan bir hesap gördüm. Eminim masum fanteziler olarak sınıflanan bu şey gerçek ve türban siparişini verip onu giyip kendini fotograflayan bir sürü adam.
İnsanlar saflar, uyuyorlar uya da kandırıldılar ya da bu ve böyle hoşlarına gidiyor yani olanları öyle şu an algıladıkları gibi (yani tv nin bize anlattığı gibi) algılamak istiyorlar bilmiyorum..
Yani ne demeli bilmiyorum insanlara kutsal kitap yanlışı göstermek, açıklamak, yani bunlarla uğraşmak bomboş bir boş iş
"ictenlik"
30-08-2022, 14:27
Karadeniz'in bir köyündeyim. Bu bahar komşudan bir tohum geldi (15-20 ad.). Dediler ki; bu bamya tohumu biz deniyoruz alın siz de ekin deneyin bakalım nedir ne değildir. Onlarda uzak karşı bir komşudan almış. Her neyse bir gün twitter da bir bamya tagı gördüm tıkladım Cem Yılmaz'ın bir videosu denk geldi. Çinli ya da Japon bir kadın aşçı ile bamya (ve onun küçük oluşu halk arasındaki deyimleri vb) üzerinden dalga geçiyordu, Türkler sevmez küçüktür felan. Bunu yakında izledim.
Her neyse bizim bamya büyüdü bitki boyumu geçti ağaç gibi serpildi, cinsi mi öyle bilmiyorum. Bamyalar büyümeye başladı, nedir ne değildir bilmiyoruz çarşıda pazarda görüyorsun ufacık, o da ilk başta öyle gibi ama bu büyüdükçe de büyüyor. Koca bamya oldu. 15-20 cm uzunluğunda 5 cm genişliğinde bamyalar oluştu. (şaka yapmıyorum, buraya emsal bir şeyle fotografını ekleyebilirdim tam dediğim gibi ve kadar). İş güç bakamadık ya da zaten 5 kök çimlendirebildik hem az öylece toplanmadan kaldılar. Anneme dedim ki; bamya ufacık olur demek ki bunu taze küçükken topluyor bunlar geçti kartlaştı tohum olmuştur yenmez herhalde. Bunlar tohum olsun seneye dikeriz. Gençleri toplayalım. Annem dedi ki; bu kadar şeyi tohum mu yapıcaz yeriz deneriz bu biber gibi etli etli belki büyüyünce daha güzel olmuştur. Denemek için üç beş tane kopardık. Kimi ağaç kabuğu kadar liflenmiş sertleşmiş kimi yumuşacık ama şunu demek istiyorum. İçinde mısır gibi taneler belirdi çıktı ki yaklaşık o tatta. Nişastalı, şekerli tatlı tohum taneleri . Az önce bizim bamyayı yerken bunu düşündüm. İnsan bunu o nedenle alıp çoğaltıp tohumu saklamış nesilden nesile aktarmış olmalı. O dışının yeşil kapçığı için bu tohumu sakladığını sanmıyorum dedim. Muhtemelen tohumunu yiyordu, yani bana kalırsa öyle.. Egeliler gücenmesin, tohumu da yiyorlar mı bilmiyorum ya da başka nasıl yenir bilen bilgilendirse sevinirim ama pazardaki/marketteki tohumsuz mini bamya olayı şimdi bana absürd göründü.
Bunu şu anlamda dedim. Fasulyede sertleşene kadar yeşil taze fasulye olarak yenir sertleşince tohumu alınıp dışı atılır. Yani bu bamya ilk bakışta öyle yenmeli tohum ona tat veriyor. İkisi karışık daha güzel olmaz mı?
Şunu da demek istedim. Her şey/işler markette, TV de göründüğü gibi olmuyormuş. Market insanlığı.
"ictenlik"
02-09-2022, 14:14
-İki ya da bir kaç anomali-
Küresel ısınma kavramı bana bir şey ifade etmiyor ama bunu okuyunca aklıma geldi, bu yıl sivrisinek yılıydı/yazıydı. Bu yıl fındık hasadında kalın gömlekler ve çift çorap giydik, komşum mazot sürün dedi, kimi sivrisinek kovucu spreyler aldı, kaşıntıdan geceleri uyuyamadık. Yazın geceleri açık alanda oturduğunda ışıkta sivrisinek olur normal ama gündüz iş görürken hayatımda bu kadar ya da böyle bir sivrisinek ısırması görmedim, duymadım.
Son bir kaç yıldır siyahlı beyazlı (incecik küçük beyaz çizgili) daha önce bilmediğimiz/görmediğimiz ayrı bir tür var.
İkincisi Çin kökenli olduğu varsayılan fındık zararlısı kahverengi kokarca. Bu hayvan kışın evlere göç ediyor. Bu yıl göç şu an bir kaç gün önce başladı gibi ve bu çok erken bir tarih. Akın etmeselerde şu an tek tük ortalıkta ev yakınında çevresinde görünmeye başladılar
Son olarak yine internette leylek göçünün son 10-20 yıla göre bir kaç hafta erkene kaydığını okumuştum.
https://twitter.com/meteorolojibey/status/1565573363531223041
"ictenlik"
12-09-2022, 20:10
"Avloonun g.ö.tünden a-arı" (nasıl yazacağımı bilemedim, tek o eksik iki o fazla. a için de benzer
Uzun o ve a diyebilirim)
Bugün twitter da iki ilin yöresel ağzının örneklendiğini gördüm. Oralı olmayan kimse anlayamaz.
Eski işyerlerimden birinde bir müdür bizim buranın yöresel ağzıyla ifade edilen yukarıdaki cümleye takmış arada tekrarlar dururdu. Kendi de buralı, bu cümleye neden taktığını anlamıyorum, ilginç buluyor olmalı ya da belki bir hikayesi vardır. Yani, şöyle olabilir. Memur olduktan sonra köyle felan bağı kestikten uzun yıllar sonra belki bir yerli böyle konuştu ve tuhaf geldi. Söyleme biçimi bana ilk onu hatırlatıyor. Belki de komik gözükmeye çalışıyor bilmiyorum
Her neyse ifadenin açılımı.
Avlo - Avlu : Avlu etraf demektir oysa burada daha ziyade mısır tarlası ya da ekilen yer. Küçükse avloo değil. Küçükse havli ya da yöreye ve kuşağa göre değişiyor.
Göt: Sanırım bunu biliyoruz. Bir şeyin öte tarafı, arka kıç tarafı, burada göt tarafı denir. Bu ifade çok doğal olarak kullanılır. Herhangi biri herkes. kimse garipsemiyor ya da yadırgamıyor. Herkes kullanır. Çuvalın göt tarafı ,arabanın göt tarafı herşeyin göt tarafı olabilir. Burada eğim olarak alt aşağı taraf genelde kastedilir. Yani bu arazi dümdüz olsa göt tarafı sanırım denmeyecekti. Emin değilim ve olamadım.
A--arı : Sanırım okarı yukarıdan türüyor bu değilse aşırı/aşarak/ötürü gibi bir şey mi emin olamadım ama "beri" ifadesiyle de aynı. Bu ifade bazen "ağrı" gibi de söyleniyor mu emin olamadım.
İfade yukarıyla aynı olabilir ama şu var. Burada duyulabilir.
Okardan aarı gel. (Yukarıdan beri gel)
Yani yukarıdaki ifade "tarlanın arka tarafından beri" gibi bir şey ifade ediyor ve o anlama geliyor.
"ictenlik"
21-09-2023, 21:06
Beni muhtemelen, boş inançlı, hurafeye inanan, bilimdışı alanda gezen, komplocu, yaygaracı vb olarak tanıyorsan o ben değilim bunu bilmeni isterim. Ben olduğu sanılan ve ben olmayan birini işaret ediyor olurdun ve o kim bilmiyorum.
Böyle tanıtmak istersen ve yazmak istiyorsan yaz bu cevabı alırdın. Ad hominem hoş değil.
ad hominemsiz iletişim kültürü edinin. ve ad hominem dışında tartışma ve kavga kültürü de edinin. O en ucuzu ve basiti. Yani kavganın da dürüstü var. Mertçesi var.
Bilmeniz gerekiyorsa sizin gibi normal dünyanın normal gerçekleriyle normal biçimde ilgilenen ve normal olarak normal addedilen şeyleri normal biçimde ele alan normal insandık. di li geçmişte.
Bu satırlar 6. kitlesel yokoluş başlğına eklenecek girdi canlandırması üzerine yazıldı.
Burada okuyucu beni sevmiyor. Birazdan gideceğim.
Yazdığım içerik birini ciddi rahatsız etmiş olmalı ve yazacağım içerik üzerinden biri benle kapışmaki istiyormuş gibi hissediyorum. Tavsiye etmezdim. Özgürlüklerinizi kurcalayın. Kağıt üzerindeki masallar mı ?
Daha yazmaya çalışırken ora ya da orada içim buz kesti ve yazamadım yani kitlsel yokoluşa bir şey yazmadım elim gitmedi. O kadar soğuk. İçsel ad hominemler savurması .Yani kokusu taa buraya geldi.
"ictenlik"
21-09-2023, 22:05
.....
"ictenlik"
14-02-2024, 18:51
Gardaş nere gitsem sıkıntı ya
Atduk gendümüzü en son buraya
Acukda burda dakılalım mı diyoz
Bir sığınağa sığına, bir limana sığına
Yaşamak ağrısı asılmıştı boynumuza
İnsan olmak ağrısı asılmıştı gövdemize ya
Aa bu ağrıyı nerde nasıl çıkarcaz ya?
Ula ne ağır ağrıydı ya?
Bizim buranın ham gonuşması ya
Ben bunun daha iyi ifade sağladığını düşünüyom
"ictenlik"
14-02-2024, 19:08
Ula nere gitdüysek, ne etdüysek yaranamaduk
A bu insan uşağına (ovluna) yaranılmiye daa
"ictenlik"
14-02-2024, 19:14
Eyyy
oy böyük anam
namazını eda et yavrucuğum namazını eda et sen boraları gözetleme
"ictenlik"
15-02-2024, 16:11
epokhe
arada kalış
yargı vermeme
yargı askısı
yargısızlık
bunu deneyin herkesi fitil edin
olasılık temelli açık arada, ortada kalma
iki tarafada gitmeme gibi
ne kabul ne ret durumu yayar ve çeker, arada tutar
Yargısızlık
Helenistik felsefede epoché, yargının askıya alınması anlamına gelir, aynı zamanda "onay vermenin de engellenmesidir".
Bir tartışma için epokhe yumruktan kaçabilen Muahmemd Ali, her sallanan kılıçtan kaçabilen eskrimci ve karşıya her salladığını boşa sallama hissi uyandıran şey gibi olurdu
sallayacak bir şey bulamaz
Yumruk atacak yer bulamaz çünkü açıkkarşıt retçi yargın yoktur
Karşı durmazsın
arada
yumruk verebilceği karşılık verebileceği zıtlık ters karşıt yargı bulamaz açık duruş, arada duruş
Mesela burada rivayet dedik, rivayet ne diyebilir
rivayet ediliyor
ne inandık ne reddettik ne kabul ne ret ettik, açık
Olabildiğine gözlemi söyleme, taraf olmama, uç olmama
Yani uçtan ortaya daha yakın tam orta olunamasada
İki tarafın ortasını arayış ama tam burada durulamazsa uca göre daha ortacılık
Yani karşıt yargı vermeme özeni
https://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=658603&postcount=3
"ictenlik"
15-02-2024, 16:40
taşındı
yanlış yere girmişim
"ictenlik"
15-02-2024, 16:45
taşındı yanlış yer girmişim
"ictenlik"
27-02-2024, 20:26
8-10 kadar foruma uğradım.
Düşünce algı sistemleri farklı olabilir ama burada bir özgürlük çizgisi vardı.
Yani örneğin ateistform, x forum üzerine buraya gelmek!? Mesela bura onun yanında evliya ya.
"ictenlik"
27-02-2024, 20:50
Düşünce sistemim üyelerden farklıdır ve karşıtlık almıştır. Belki de normal. Her yerde alıyor ve her yerde karşıtlık alan; çoğunluğa özel/farklı, marjinal gelen düşüncelere sahiptim ama en hafif dengeli ya da belki de bu anlamda en dürüst, ılımlı karşıtlığı burada almıştır.
Özgürlüğün (ki tutsaklığın karşıtıdır) ya da söyleşinin, iletişimin, en kusursuz en idealini aramıyorsak insan başarısı ölçütünde ölçütünde bu forumun genel temsili (genel üye moderasyon yapısı) özgürcedir yani.
Onun dışında güç bulunduğunda topluluk gücü bulunduğunda kimin nerede neler yaptığını, kim ne olduğunu kime dönüştüğünü biliyoruz.
Mesela benim gibi özel bir gündeme sahipsen; insandışılaştırma (de-hümanizasyon), akıl sağlığı töhmetiyle damga, ad hominem, ötekileştirme vs her yer bununla dolu ya da diyelim ki bunlar oldu kendini (duygu düşünceleri) savundun. Dengeli empati alamazdın.
"ictenlik"
29-02-2024, 15:46
Hiçsiniz.
Özgür iradeniz yok.
Madde materyalsiniz.
Kabullenin.
Böyle mi?
Başka
Çökmüş tekilliğin şeysisiniz.
Büzüşmüş evrenin şeysisiniz.
Sizi hiçlik doğurdu.
Buradan da hiçliğe gidiyorsunuz.
Başka
Şimdi bu felsefe mi? (Şimdi bunlar felsefe mi ya???)
Düşünce kalıplarına iyi bak. Efendi gözünden köleye söylenir bunlar.nokta
Köleye, köle alt sınıfa, üzerinde yönetim tesis istenene söylenir bunlar. İyi bakın. Bir daha bakın.
Köleye tanınan düşünce ayrıcalığı. Köleye buyrulan inanç sistemi bu. Neresi felsefe bunun?
Birinin bilişine/bilincine/kimliğine saldırsaydım böyle yapardım. Onları derdim yani.
Ne sonuç doğurur.?
Değersizlik, aşağılık, güçsüzlük, kimliksizlik duygusundan başka ne doğurur?
Bunları aşılamaktan başka ne sonuç üretir?
Düşünme, üretme, yapma, özgürleşme hiçleş, kurallara uy, sana verilen role repliğe uy, makine de dişli ol, zevk atalet peşine git..
Seçkinlerin, elitlerin seni yönetmesine izin ver, gününü gün et, hayat nasılsa boş aldırma ömründe yetmez zaten...
Bilme! Bilinebileceklerin hepsi de bu. Kabullen!
Üstüncü dinlerini yıkanların ürettikleri felsefe.
Kime dağıttılar?
Tüm dünyaya. Pagan cadı diye yaktıklarının torunlarına. Talan ettikleri özgür yerli kültürlere.
İsabet olmuş ya...
Tanrıdan (dinden/kiliseden; özgürlüklerinin geri çalınmasından) o kadar kokuyorlardı ki; tanrı sızmasın diye zıtlama olarak bu replilkeri bile felsefe kılığında gönüllü kabul ettiler.
Şundan sözedersek tanrıya, dine kapı açar, maneviyata geçit verir, bu dini tanrıyı geri koyar.
İsabet olmuş ya...
Arkadaş doğuluları küçümdediler, ilk çağ düşünürlerini küçümsediler, doğa insanını küçümsediler aslında herkesi herşeyi küçümsediler bir de onların üstüne koyup onlardan öğrenip bilmeden bilip bildirmeye kalktılar. Kendilerini insanlığın en akıllısı sandılar. En ilerisi sandılar. Böyle oluyor işte.
İsabet olmuş
Üstün batı ahlakı, batı üstünlükçülüğü, batı ilericiliği (bir deşimlik) çıban. Bunlar seçkinciliğin tuzağına batağına düştüler. İnsan her yerde insandır. Doğa da daha fazla insandır daha ileridir çünkü doğa ve doğal birlik öğretici. Birbirinden yansıma var. Doğuludan üstün düşünme ahlakı, doğalıdan üstün düşünme ahlakı yazılı nesine bilgiye sahip olma sanısı. Düştükleri tuzak bu. Gidelim Anadolu da uygun bir bir köye herkes bilge.
"ictenlik"
17-06-2024, 10:42
Twitter da 7 dir karşıma çıkan ve en son "nedir bu" açıp baktığım Diamond Tema - Asrın Tok Şeriat tartışması üzerine
Evladım/evlatlarım.
Bilgisayar oyunlarınızı oynayıp, popüler kültür tüketip, seks mastürbasyon yapıp, porno izleyip, gizemcilik şeysi edip, anne babanızı dinlerseniz, ola ki ileri giderseniz de size verilen psikolojik anormal teşhisini ve ilaçları alıp tüketirseniz vs sorun olmuyor. Kimse sizi duymuyor, kimse sizi sorgulamıyor ve kimse sizi yargılamıyor. 800 bin aboneli çok izlenen kanala/yayına/takipçiye sahip olmanın da başka yolları var. Komik video paylaşın, mitoloji gizem uzaylı şeylerine yönelin
Z adlı kuşak
Bizden öncekilere eski toprak/kuşak derdik. (Z'ler) Onlara göre hayli eski hissettiğimi farkettim hatta aktarılmayan bir bilgeliğin/kültürün eksikliğini duydum. Kayıplar. Hiç bir zaman bizim gibi göremeyecekler. Yani pek çoğunun asla kazanamayacakları tecrübe, birikim, beceri ya da sahip olmayacakları bir perspektif. Basitçe bu kuşağa göre yarı yarıya sokakta başıboş büyümüş sokak kedisi (hatta Kill Bill dağdaki usta) gibiyim . Yine de onlar bize bilgi bilim anlatırlardı ve herşeyi nasıl da bilmediğimizi çok bilip bildirirlerdi ve üste dünyadan haberi olmayan yaşlı moruk diye bizi küçümserlerdi ama olsun
Tam olarak onlardanım (Konuştuğunuz her şey bana çok yapmacık, teferruatlı, konu dışına savrulmuş, asıl konuyu es geçmiş, lafı gediğine kondurmamış, eksik ya da çarpık bilgi tabanlı vs vs geliyor)
https://tureng.com/en/turkish-english/old%20school
Evladım
Yeni tomurcuklanmış memeleri okşamakla ilgilenin bırakın bu işleri
"ictenlik"
17-06-2024, 12:01
Twitter da 7 dir karşıma çıkan ve en son "nedir bu" açıp baktığım Diamond Tema - Asrın Tok Şeriat tartışması üzerine 2
Yeterince bilgi fikir sahibi değilim ama 10 dakika da çıkardığım eyler
Toplum celebritiy (ünlü) dediğimiz biçimde nasıl popüler kültürel figürler arıyorsa düşünsel figürlerde arıyor ve yapılandırıyor. Yani öne çıkaracağı, öne süreceği, kendini temsil edecek (hem rol model hem yansıyan hem yansıtan) düşünce insanları .
Yani süreç toplumsal ihtiyaçtan ve toplumun evriminden ürüyor ve yansıdı. Yani tartışmacılar geniş ölçekli tabanı olan düşünce sistemlerini yansıtıcıları aynaları görevi görüyorlar. Yeni gelen kuşağın
Eskiden TRT vardı ve Mumcu ve Mezarcı'yı TRT de tartışırken görebilirdik. Buna yakın biçimde yeni kuşağın elamanları youtube, sosyal medya, sanal dünya denen de bir tüm toplum gözetleyiciliğinde de aslında buluşuyorlar. Aslında onların üzerinden tüm toplum tartışıyor ya da taraflar birbirini yokluyor.
Şeriat tartışmaları kısırdır Türkiye'ye uygun değildir. Bu toplumun geri çevrilemez evrimidir. Bizler Arap değiliz Arap kültürünü küçümseriz bize alt coğrafyayı çağrıştırır. Yani şeraitçilik radikalist-masum-bilgisiz hatta bazen iyiniyetli karışık üç beşin yaptığı/verdiği tartışmadır. Hiç bir tabandan bu talep yok. Anayasal gerçeklik olamaz. Toplum talebiyle gelemez çünkü çoğunluk talep etmeli. Yani çıkarcı bir grubun denetimi, bir savaş devrim vb dışında şeriat gerçekliğimiz değil ve olamazdı.
Şeriat tartışmaları nereden türer?
İnsanları tanrının kulları olduğumuz bilgisiyle zehirleyin. Buradan. Yani bu sefer iyinin tanrının kulu olmak onun kuralına uymak olduğunu düşünecek.
Yani genç müslümanların bilgisizliğinden ve iyiniyetinden
Realiteden habersizler
Ne yapılmalı?
He he deyip geçiştirilmelidir
Konu nasıl tartışılmalıdır?
Biz anayasal devletiz, hukuk devletiyiz felan. Dünyadaki realite ve insanın evrimi yönelimi belli. Anayasa ilkeleri belli. Yeni bir anaysa yapmaktan sözediyorsak bunun yolu belli ve getirin bir anayasa (şeriat) taslağı ve tartışalım ve toplumun onayına-oylamasına sunalım ve konuyu kapatalım. (Bunu demokrasiyle yapıyoruz. Demokrasi varolmasa bunu da yapamayız. Bu köleliğin geri talebi. Yani süreç bu noktada bile saçma. 200 yıl geriye/geçmişe ışınlanma talebi. Saçma,anlamsız, fos)
Nasıl yani?
- Taslağı yazamazlar (Neden? İki örnek ...Kimin yazacağı, neyi yazacağı 700 yıl sürer. Bu şuna benzer. Bir bahçecilik videosunda gördüm. Bahçesinde karıncaları saf dışı bırakmak isteyen adam öteden başak bir grup karıncayı beridekini yanına taşıyor. Karıncaların grupları yerleri var ve bu savaş çıkarıyor ikisi birbirini kırdırıyor. Hiç karınca kalmayana kadar. Yani kişi sayısı kadar şeriat var. Tanrının kuralları denenin ne olduğunu bilmiyorlar. Saflar.)
- Salt çoğunluk ya da %50 onayı alınamaz
- Bu gündem oyalamayacılığıdır. Toplumsal sahte kavga. (Gerçek sorun refah seks adil bölüşümü, bunun tartışması çok geniş. Yani din kaldırılamazsa onlara evlilik dışı seks verilemiyor. Dışlanmış köle sınıfı ya da toplumsal altı sınıf gibiler ve o bilgiden kendileri özgürleşemezler toplumsal direktifler onları özgürleştirmez. Bu tip bir bilgisel engel tanımlandığında aşamazlar. Din onlar için bahçe çiti gibi. Orta sınıfın hatası. Eşit düşünme ve bilgi işleme yeteneği ve becerilerine sahip olunduğu varsayımı )
- Türkiye de ki sahte şeriat talebi toplumun dünyanın hatta alt coğrafyanın bile evrimine uygun değildir. Yani Araplar bile yükselmeyi bekliyor ve kültürel tüketim malzemesine ihtiyaç duyardı ve kuzeybatıdaki bir üretici biziz. Onlar bizim daha Amerikan Avrupalı ve batılı olmamazı bekliyor. Elitleri sıyırırsak gerçeklik budur.
Bu uzun eşşek oyunu gibi, devrecilik gibi. Sıra gelir. Sıra bekliyorlar. İnsan para, seks arzu, çıplak kadın erkek görüntülerini serbestçe izleyebilme gibi şeylerle ilgilidir. Onların bekledikleri evrim.
e- Şerait tartışmaları bir grubu markaja almak, baskı kurmak, rahatsız irrite etmek ,pazarlıkta arada buluşmak, dini değerleri onaylatmak, kültürel olarak bu bilgiyle ne yapacağını bilememe gibi nedenlerle oynanır. Ani bir Türk tipi bir dindar elit sınıf üretimi ve bunun diğer toplum kesimleri ile uzlaşısı tartışmasını vereceğiz.
800 bin aboneli tehdit edilmiş bir agnostiksen sanırım yarın iltica talebin olabilir.. Gidip Almanya'dan mı yayın yapsın?
"ictenlik"
13-07-2024, 22:16
Başlangıçta... başlangıçsızlık vardı.
O fortuna..!
İlk hareketsizlik
Denkleme ilk hareket koyamazsınız o halde hiç bir başlama başlangıç değil. Siz bunu ne zaman farkedeceksiniz?
Sonsuz şey
Geri ileri yok, uzayda yön olmaması gibi..
Geçmiş varoluşun geçmişi değil
Yokluk ve ilk(e) temelli, tekil öncüllü düzlemsel düşünmeye son verin. Zaman akmıyor ya da ileri akmıyor.. Zaman uzay gibi..
"ictenlik"
14-07-2024, 14:18
İsa ve hristiyanlığın kullanımı şu.
Yerli topluluklar, kabileler vb içinde, doğa dinleri ve animizm şamanizm vb doğal kavrayışları, ataların öğreti bilgi ve kültürünü sürdüren, avcı toplayıcı vb kültürlerin işgal ve denetimi
Youtube da son bir kaç haftamı Güney Amerika , Asya ve Afrikada özellikle yağmur ormanlarında kalan son avcı toplayıcı göçebe kültürlerin uzantılarını izleyerek için geçirdim. Hikaye hep aynıdır. Hollandalı, Fransız, Belçikalı ya da İngiliz gelir ve zihinsel işgal ve denetim içinde (ne yapılacağını söylemek içinde) yan ürün olarak İsa ve hristiyanlık ve bilim gelir. Hepsi içiçe, yakın.. Bunlar ayrılmaz şeylerdir.
..
https://youtu.be/_LAR6eeiVtY?si=VQ0cRTpsvAwAKuVU&t=284
"ictenlik"
15-09-2024, 15:14
Tarım mutlak bir aldatmacaydı. Doğayla bir uyumsuzluk
https://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=660014&postcount=12
Bundan daha fazlası var. Tarım doğayı parçalamakla ilglidir ama tarım tam olarak yokoluşumuzu/kayboluşumuzu işaretliyor.
Yuval Noah Harari, "Sapiens" adlı kitabında "Tarım Devrimi'nin tarihin en büyük sahtekarlığı olduğunu", çünkü "ortalama bir çiftçinin ortalama bir toplayıcıdan daha fazla çalıştığını ve karşılığında daha kötü bir diyet aldığını" belirtiyor.
Tarım bir devrim değil! (tam tersi, yozlaşma açlık ya da köleliğin getirdiği şey olmalı)
Bu süslü ve cilalı söz tam bir aldatamadan ibaret
https://www.realclearscience.com/blog/2015/03/the_agricultural_revolution_historys_biggest_fraud .html
İnsanlara ot çimen tohumlarını toplayıp öğütüp yemeyi devrim diye açıklarsan ve buna kanarlarsa?
Bu bizim en büyük ve en derin aptallığımız
Hiç birimizi masum ya da kandırılmamış değiliz ve herhangi birimiz aklının başında oluşunu ya da bir şey bildiğini sanmayı açılamaya cüret bile etmemeli
Biz derin bir biçimde aptal bir türüz
500 bin hektarda fındık var ve bir kısmı düşük rakımlı kokarca bölgesi. Sağlam fındıklar için yaklaşık 10 ilaçlama gerekiyor, bunu tecrübe ettik
Bu tüm alanlar, tüm doğa tüm çevre
Bu yaşayan her organizmayı tehdit eder
Bu saçmalık
Buna son verin
Bizler ormana dönmeliyiz
Bunun haricinde ki zırvalamalar zırva
"ictenlik"
18-09-2024, 18:36
Tarım bir devrim değil
Bu mümkün felan değil
Hala amazon havzasında vb de değişik kıtalarda son avcı toplayıcı göçebe toplulukların izlerini buluyoruz
Hiç biri tarımı takip etmek istemezdi ve ne zaman oraya petrol şirketleri, madenciler, ağaç kesicileri, silahlı insanlar, devletler uğrar o zaman iş değişiyor
Tarihte de farklı olabileceğini sanmam
Avrupalılar gidip her yere kolonizasyon, kölelik, kilise ve misyonerliği birlikte taşımış gözüküyor
Tarihte farklı olması olası gözükmüyor
Aristokrat sınıfın hiç bir devire buğday yiyeceğini sanmam
Bu son vahşiyi avlamak gibi bir şey. Sözde uygarlaştığında çevrende yırtıcılar, yılanlar vb istemezsin. Sözde uygar tıpkı bunun gibi doğal yaşamına devam eden özgür ama ona göre ise vahşi (pagan) insanı orada istemeyecek
Tarım bir antidevrim, devrim karşıtı, olarak bütünüye kölelik ve gerilemedir
"ictenlik"
18-09-2024, 18:48
Tarım efsane yalan dolan dinler kadar aldatma
Toprağı çölleştirir, yüzbinlerce yıl yapamazsın, organik döngü
Tarım bir devrim değil
Bu mümkün felan değil
Hala amazon havzasında vb de değişik kıtalarda son avcı toplayıcı göçebe toplulukların izlerini buluyoruz
Hiç biri tarımı takip etmek istemezdi ve ne zaman oraya petrol şirketleri, madenciler, ağaç kesicileri, silahlı insanlar, devletler uğrar o zaman iş değişiyor
Tarihte de farklı olabileceğini sanmam
Avrupalılar gidip her yere kolonizasyon, kölelik, kilise ve misyonerliği birlikte taşımış gözüküyor
Tarihte farklı olması olası gözükmüyor
Aristokrat sınıfın hiç bir devire buğday yiyeceğini sanmam
Bu son vahşiyi avlamak gibi bir şey. Sözde uygarlaştığında çevrende yırtıcılar, yılanlar vb istemezsin. Sözde uygar tıpkı bunun gibi doğal yaşamına devam eden özgür ama ona göre ise vahşi (pagan) insanı orada istemeyecek
Tarım bir antidevrim, devrim karşıtı, olarak bütünüye kölelik ve gerilemedir
Avrupalılar gidip her yere kolonizasyon, kölelik, kilise ve misyonerliği birlikte taşımış gözüküyor
Bunlar uğrayana kadar hiç bir yerde sefillik yok, sefalet nedir bilmiyorlar,
kötülükte yok, kötülük nedir bilmiyorlar
Gittikleri her yere sefaleti taşımışlar
"ictenlik"
22-09-2024, 15:19
Bir milyar ton video içeriği izledim ve sonuçta şunu gördüm. Gerçek orman toplulukları, gerçek avcı göçebelerde çok fazla boş inanç yok. Çoğu ormanın ve doğanın tanrı denmese de tanrı gibi oluşunu vs düşünür, bunu bir üst değer birleşik varlık vb olarak alır.. Aslında bir inançları ve ifadesi yok. Sorulduğunda ve anlamak istediğinde buna benzer şeyler bulurdun. Genel olarak başat kavramlar atalar, orman/doğa ve hepsi bu. Ölüme ilişkin fikre bile ihtiyaçları yok. Zamanın geçişini anlamıyorlar bile, çoğunda zamanın ifadesi bile yok. Nadiren gruplar arası çatışmalar olan bölgeler olsa da genel olarak bu kişiler barışçıl ve işin aslı bir kuş ya da kaplan kadar doğal ve doğalılar.
Ne zaman tarım, mülkiyet, yerleşik hayat ve atalet başlıyor, bulaşıyor (ya da ne zaman batı kültürü ulaşıyor) saçma inançlar geliyor çünkü birileri lider oluyor, o yıl kıtlık olduğunda açıklama yapmak zorunda, örneğin yağmur yağdırması istendiğinde bir şey uydurmak zorunda, kalabalığın denetimi için din benzeri ayinler ritüeller sonra geliyor.
Tarım ve yerleşik hayatla hastalıklar gelir, uyumsuzluk baş gösterir
Nişaşta peşine düşen ve büyük avları bırakıp kurtçuk vb toplayan topluluklar bile dejenere. Doğal avcıların hiç biri böyle değil. Çoğu sağlık, mutluluk içinde ve güçlüler.
Yerüyüzünde aklı başında hiçkimsenin gerçek bir avcı toplayıcı göçebe (nomad) grubun saçma boş inanca, hurafeye, sefalete tuhaflığa vb.ne sahip olduğunu ne gösterebileceği ne de gözleyebileceğini hiç sanmam. Duvara çarpardı. Özellikle de izoleyse. (-beyazçıktan izoleyse-)
Tuhaf olan ve yalana kapılan hurafe üreten kolonyalist dejenere beyaz uygarlıktı
"ictenlik"
22-09-2024, 16:08
Baba Hanga
Kolonyalist beyazın yaşam yoluna, kültürüne, bilgisine (bilincine ve bilimine) takılan tapınan ve biat eden ve aynı yolu izleyen izleyiciler (bunu meşhur kültür bilgi yığını ve yolu sananlar, onların bizi/insanlığı temsil ettiğini sananlar ) ya da bunu meşhur uygarlığın ve ileri gitmenin, yaşamda kalmanın, yegane/birecik/tek yüce ve üstün yolu sananlar, aynı sonu -toslamayı- değişken hızlarda deneyimleyecek
Üstün beyaz ırk sanılan -muhtemel giyinmekten, karanlık ve soğuktan beyazlaşmış - pigment kayıplı yozlaşmış kayıp nesil burnunu sokana kadar her yer barış içindeydi
Ormanın (doğanın) ve ormanların kutsallığına -kutsal olup olmadığına -neyi nen olduğuna- gelince- .. bekleyin
Bu video diyor ki; torunları olarak ben varoluşumu sürdüremezsem atalarım yaşamıyo/varolmadı sayılır
Beyazların torunları yaşıyor mu?_ (Beyazların torunları -gelcekte- yaşıyor mu?_)
https://www.youtube.com/watch?v=52A975flTJQ&t=24s
"ictenlik"
22-09-2024, 17:47
Bunu tarihin bir analizi olarak alıyorum
ya da bunu avcı toplayıcı uygarlıktan yarı izole orman topluluklarını seyrettikten sonra onların gözünden geriye dönük empatili bir tarihi analiz olarak yorumluyorum
Aç ve sefil durumdalar
Hastalıklı bir şekilde ürüyorlar
Savana yerleşip tarım yapmaya başlayan uygarlıklar yokoluyor
Avcı toplayıcı göçebelerin gözünden..
Hepsi doğa ve ormanı korumayı hayatta kalma ve neslini sürdürme davranışıyla ilişkilendirecektir ve savan topluluklarının hayatta kalıp kalamayacaklarını bilmiyoruz çünkü tüm bilgi, içsellik kaybedildi. İçgüdüler..
Bilmiyoruz çünkü gelinen nokta şu an bu ve kültür bilgi uygarlık ve bomba/savaş dağıtan Amerika'nın yarısı obez, yarısı diyabet olma yolunda. Hepimiz uygarlığın ileri giderek bu dertlere çözüm bulacağı yanılgısına kapıldık oysa tam tersidir. Sorunlar daha da karmaşıklaşıyor ve tam aksine katlanarak artıyor ve bir noktadan sonra hastalıklı topluluk sorununu göremiyor bile.
50 yaşından sonra erkeklerin yarısı çişini bile tutamaz
Biz bolca çoğalmış, başarılı şekilde üremiş ve yolumuzu kaybetmiş gözüküyoruz ,ne için yaşadığımız bile belirsiz ve haliyle de sonumuzun ne olacağı da belirsiz.
Bizi kontrol eden bir şey bile yok. Tüketme arzusu dışında.
Başkanlar seçeriz oysa onların kendini kontrol edip edemediği bile belirsiz
Para ve güç yumakları içinde kaybolmuş durumdayız
Enerji döngümüzde en ufak kırılganlıkla başedemezdik.
Kentlerimize bir kaç gün bile elektrik sağlanamasa açlık susuzluk ,hijyen sorunları ve sonuçta salgın hastalık ve gıda kıtlığıyla mücadele ederdik
Doğaya geri dönerek bile hayatta bile kalamazdık
Orman toplulukları muhafazakarlığı haklı çıktı. Net ve güçlü bir amaç duyuları var. Ormanı koru. Ormanda kal.
Amaçları sorulduğunda bu yanıtı verirler
Kesin olarak doğasından koparılmış ve sonra ormana doğaya yabancılaşmış tüm doğal yetenekleri ve hatta içgüdüleri dahil kaybetmiş hayvanlara benziyoruz ve bu bir tür ilerleme değil. Kesin olarak. Tam bir yozlaşma ,barışsızlık.
Hiç bir zaman iyi olmayacak. Ütopyalar umut değil. Nesillerimizi yokedeceğiz.
Biz hiç bir zaman ileri gitmedik.
Avcı toplayıcı göçebelerin gözünden..
Hayatları bir grup elitin kıçında iç geçirmek, kölelik, keşkeler ve sahip olamadıklarının yasıyla (depresyon ve avuntuyla) geçer
Sahte tanrılara kimin taptığını merak ediyoruz?
Kimin sahte bilginin peşinden gideceğini merak ediyoruz_?
Sahte gelecek vaadinin avuntusuyula iyice avundunuz mu?
Türümüzü bombalar ve atom yoketmese bile ilk kitlesel kargaşada dağılıp gidebilirdik ve tüm bu köhne uygarlıktan geriye nerdeyse bir şey kalmazdı ve amazon havzasında vb de diğer orman toplulukları bir gün çoğalıp savana çıkarak tekrar kuzeye ilerlediğinde tarihin oradan başlayacağını tekrar tekrar söyleyebilirdik
Buna kimi Nuh tufanı kimi yokoluşlar diyecekti
Neyi kutsadın ey insanlık?
Amazonun balsaları rüzgar gülü olduğunda yoketmeyi mi?
Kimlik bile verilmemiş hükümetsiz özgür insanları ormanında rahat bırakamayan insanların yeni kutsaması bu mu?
Artık başımıza gelecek hiç bir şey için üzülmüyorum
Yaşadığın bu zamanın insanın iki milyon yıllık olduğu varsayılan tarihi ve ya da hayatta kalma becerileri ya da doğal yetenekleriyle bir ilişiği var mı?
Bugün şimdi olduğunuz şeyi olarak iki milyon yıllık tarihin hangi afetinden sağ çıkabilir ve hangi kitlesel yokoluşunda hayatta kalabilirdiniz ve nasıl?
Yoksunuz
Torunlarınız kayıp
Yoklar
Kim olduğun ya da olacağını şimdi istersen gözden geçir ve ölümlü hayatın ve onun sefaleti için bir şeyler elde etmeyi -ölümlü konfora bir şeyler eklemeyi- istemeye devam et
Neden ürüyorsun? Sahip olmanın varyantı mı_?
Çocuklarına bırakacakları yaşamı umursadığını söyleyenler neye dayanarak?
Sen dürüst müsün?
Şüpheci Dinsiz
23-09-2024, 02:27
Türkiye'nin de obezite karnesi berbat.
TÜRKLER NEDEN OBEZ ? Çözüm Ne ?
Yh-uBzCKU9w
"ictenlik"
29-09-2024, 00:03
Amerikalılar daha çok obez.
Romatizma olup Humiralar işe yaramayana kadar onun da (Mustafa Atasoy'un da) haberi yoktu
"ictenlik"
29-09-2024, 13:10
Dr Mustafa Atasoy (kendi anlatımıyla hikayesinin aklımda kalanın uyarlaması) bir gün ayağı şişer romatizma olur. Gider gider doktora iyi olamaz
Verirler verirler ilaçları iyi olamaz
Eline Fransız bir doktorun kanserle mücadele sürecinde yazdığı bir kitap geçer. Kitabı okumaya koyulur. Kitapta yazanları da bir yandan uygular. İyieleşmeye başlar. Sen misin öyle olan ve Amerika'nın yolunu tutar. Fonksiyonel tıp sertifikası peşine.
Video da ne anlatıyor bilmiyorum ama hasta olmasa bilmeyecekti. Klasik öyküyü tekrarlayacaktı. Yani tahıl ve bakliyata gömülmemiz gerektiğini
Neden obez olunduğuna gelince (videoyu izlemedim) (Atasoy doğru da söylüyor olabilir bilmiyorum)
Atalarımız gibi beslenmiyoruz
İlk neden rafine yağdır. Bunu sindiremeyiz. Bu plastikleşmiş . Bu şey yasaklanmalıdır. İnsan sağlığına zararlıdır.
İkinci neden; doğada hiç bir canlı bebeklik harici süt tüketmez ve kendi annesinin sütünden başkasını tüketmiyor. Büyüme hormonlarıyla/programlarıyla doludur ve bu hormonlar bir hayvana ait.
Üçüncü neden tohumlar (tahıl ve bakliyat). Çiğ haliyle hepsi toksik addedilir. Bitkilerin nesli sürdürme için diğer canlılar onu yemesin diye savunmaları vardır ve tohumlarını toksik şeylerle kaplar.
İnsanın omnivore olduğu söyleniyor. Omnivorelar ot yiyicileri değil. Omnivorelar her türden böcekler, hayvanlar canlılar ve meyveler gibi şeyler yerler. Otoburlar otlar yapraklar gibi şeyler.
Sebze dediğimiz şeylerin çoğu toksiktir. Çiğ haliyle. Pişme toksisiteyi azaltır gidermez.
Meyve ve etler toksik değil. Meyveler tohumları ayrı tutar hatta bir çok meyve yenme yoluyla tohum gezdirir. Örneğin kuşlar hurmalar incirler gibi şeyleri yiyerek boşaltım sisteminde tohum taşır ve tüm dünyaya dağıtır. Tohumlar mide asitlerine bile dayanabilecek korumalarla kaplıdır. İşin aslı bu bitkiler tohum seyahatini sağlama için meyveyi daha cazip hale getirmiş görünüyor.
İnsan sebze yiyicisi mi?
youtube da amazon havzasındaki son bakir insan topluluklarının videoları var. Neyle beslendiklerine bakalım.
Çeşitli etler, çeşitli meyveler, çeşitsiz nişasta ya da karbonhidrat kaynağı. Neredeyse tek bir karbonhidrat ya da nişasta kaynağına sahipler sebze çeşitleri yok. Sebze ve yenilebilir otlar neredeyse toplamazlar. (Asya da te kbir çeşit eğrelti otu, Afriak da bir kaç yaprak ama etin içine baharat gibi vs bunlar beslenme kaynağı oalrak değil) Çoğu tek bir kök ya da bir ağaçtan nişasta elde eder. Çoğu yuca/manyok denilen siyanürlü kökü yiyor. Siyanürün uçucu hale gelmesi ya da azalması için az 20 dakika ısıl işlem görmelidir. Ateşi bulmadan ve bunu keşfetmeden önce diye bir insan topluluğu varsa yiyemezdi.
Başka nedenler var mı?
İnsanın geleneksel doğal ilacı tütünle savaş, tütün karşıtlığı (Asya, Amerika, Afrika farketmiyor bütün yerliler tütün kullanır)
Her türden kirletici ktoksik imyasal ve sentetik maddeler ve artık ilaç ve tıbbi müdahale adında yaşama katılanlar
EDİT (Videoyu kurcaladım)
Mustafa nın bilmedikleri var.
Hayvan yağından gelen kalori aynı değil .
3 bin 5 bin kaloriyle zayıflanabilir ve kilo korunabilir. (Eğer hayvan yağıysa ve eğer bitkiden -insata/carb diğer kalori gelmeyecekse) Onu da o bilmiyor. Henüz bilmiyor.
100 gram yağ 900 kaloridir ve onların (paleomedicina) diyeti 500 gram hayvan yağı içerir ve bu yaklaşık 5 bin kalori demektir ve bunu yiyen herkesi ama herkesi kolaylıkla zayıflatabilir hatta çoğu için az bile çünkü zayıflardın
https://www.paleomedicina.com/en
Omnivore için gıda ettir kalori hayvan yağı ya da meyve ..
Karbonhidrat ve nişastalar için toksin riskini göze alıyoruz
"ictenlik"
12-10-2024, 14:12
Brown marmorated stink bug (kahverengi kokarcalar) terörist , bize ve ekinlerimize zarar verdiler ve hepsini yoketmeliyiz
Yaban domuzları terörist hepsini yoketmeliyiz
İsa ve hristiyanlığın kullanımı şu.
Hollandalı, Fransız, Belçikalı ya da İngiliz gelir ve zihinsel işgal ve denetim içinde (ne yapılacağını söylemek içinde) yan ürün olarak İsa ve hristiyanlık ve bilim gelir.
***
Hristiyanligi, Afrika'ya ve farkli cografyalara ulastirmislar iste, bu zihinsel isgal mi sayiliyor? Avrupa medeniyeti, bir yonuyle modern medeniyetini hristiyanliga borcludur.
"ictenlik"
13-10-2024, 17:50
***
Hristiyanligi, Afrika'ya ve farkli cografyalara ulastirmislar iste, bu zihinsel isgal mi sayiliyor? Avrupa medeniyeti, bir yonuyle modern medeniyetini hristiyanliga borcludur.
daha geçen yıl yazılmış kimi cümlelerden alıntılar...
Batı modernite değildir
Dünyadaki 184 ülkeden 171'ini sömürgeleştirmiş bir ülke olan İngiltere'nin kimseye insan hakları ve demokrasi dersi vermeye hakkı yoktur.
Batı sömürgeciliği Afrika'ya medeniyet getirmedi, aksine Afrika medeniyetini sekteye uğrattı.
Avrupalı sömürgeci efendiler Afrika'ya medeniyet getirmediler, medeniyeti Afrika'dan çıkardılar/götürdüler.
Medeniyet batılılaşma değildir.
Batı dünyası insanlığın ilerlemesinin bir ölçüsü değildir.
Batı kültürü hiçbir anlamda medeniyetin standardı değildir.
Alıntılar buradan sağlandı. (sadece teşbih amaçlı)
https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=43413
Ben bir twitter okuyucusuyum. İnternet zamanımın çoğunda. Geçtiğimiz aylarda tuhaf bir algoritma karmaşası yaşadım. twitter'ı izlemek benim için zor oldu. Çöpe döndü. Ben de youtube'a yöneldim ve genel olarak sevdiğim şeyler primal yaşam, doğal yaşam belgeselleri gibi şeyler. Sonuçta birbirini takip edecek biçimde onlarcadan fazla belgesel izledim. Bunların çoğu Asya, Afrika ve Amerika da amazon havzasında kalan son avcı toplayıcı göçebe topluluklarla ilgiliydi. Hepsinde ortak bir şey vardı. İngilizler geldi (onlar değilse Hollandalılar Belçikalılar vb ama genelde İngilizler).
İzliyorum izliyorum İngilizler. Çıkmadık dağ yok.
Sonuçta bu kadar şeyi arka arkaya izleyince şuan benziyor. İngilizler denilenler nerede doğal bir topluluk varsa nerede doğal yaşam varsa peşine düşmüş yağmacılara benziyordu.
Bu insanların hepsi barışçıl ve silahsızlar ve İngiliz denilen silah ve barutu ele geçirip her yeri soyan yağmalayan kaçıklara benziyordu ve hiç bir zaman uygarlaştıkları için durmadılar ne zaman onlara direnilerek püskürtüldüler o zaman durdurdular
Buradan bakınca
Hristiyanlık bir yozlaşma ve kölelik biçimidir. Kediler ve kaplanlar kadar doğal insanların doğal kültür, doğal bilgelik ve bilişlerinin yozlaştırılması için kullanılmış özel insan yapımı bomba gibi.
Onlar medeni felan değil. Hiç bir zaman da olamadılar
Hristiyanlık bugün müslümanlığın yaptığı cennet huri vaadi gibi onları birleştirip toplayıp doğal ırklara karşısı insan avcısı/savaşçı olarak kullanılmaları için yapılandırılmış gözüküyor
Papazsız olmuyor, buna -özellikle- gözat
Papaz onarla din götürdü ama onları dinnini (dinsizliğini) aldı. Kabile papazı dinsizleştirdi ve en son papazı aforoz ettiler. Papazı sadece dinden değil toplumsal olarakta linçlediler/dışladılar. Her anlamda. O insanları sevdiği için, dinlediği için, onlara karıştığı için, onlara benzediği için. Aşağılamadığı ve dönüp kendi kültürünü yargıladığı için.
_LAR6eeiVtY
Kilise şeytanidir
3d5jLzsrzo8
2TwfvwdgSmQ
"ictenlik"
12-02-2025, 13:54
İyi gitti.
Bi yılı geçmiştir, cigara içmiyorum. Alkole vurdum kendimi.
Bilmiyorum iyi mi yapıyorum.
Gece çalışıyorum. Sabah 7'de araç bırakıp 9'da alkol sandalıyla karşı kıyıya geçiyorum.
Gece taksicilik yapalı beri, homo sapiensin sadece homo sapiens olduğunu,
Homo sapiens'e "insan" demenin öyle de böyle de etik zırvalar içerdiğini artık anladım.
Lügattan insan kelimesini sildim.
Keşke forumda bildirim olsaydı, mesajları kaçırıyorum
Bu mesajı aylar sonra gördüm ve ona bir yanıt yazıp yazmama kararsızlığında kaldım ve yanıt hakkında kafamda değişik şeyler dolaştı çünkü insan hakkındaki fikirlerim ve sağlık hakkındaki fikirlerim çoğu için uygunsuz
Alkol hakkında şunu düşünürüm. En düşük miktar en bol bol suyla seyreltilmiş olarak tüketiliyorsa tüketilmeli ki bu da 'bir kadeh' denen cinsten. Alkol karaciğeri yoracaktır ve karaciğer önemli
Diğerine gelince o da aynı. O da nadiren bir kadehe indirgenmiş cinsten . Yan ben olsam herkesin içtiğinin 1/6 lık miktarını felan tüketirsem tüketirdim
İlerleyen yaşta sağlığı korumanın önemli olabileceğini düşünüyorum.
Sağlık hakkında yanlış bilgiler var. Rafine sıvı yağ ve margarin çok kötü. Rafine yağ yarı plastik. Bunu hiç tüketmemeliyiz, bunu hiçkimse hiç tüketmemeli ve en önemlisi bu
Daha sonra süt ürünleri. Süt başka bir hayvanın bebeğinin gıdasıdır ve içinde onun beslenme büyüme hormonları ve programlarını taşır yani o ona göredir. Doğaya aykırıdır
Daha sonra tahıl bakliyat gibi tohumlar. Bu tohum zarları öldürücü toksinlerle kaplı çünkü bitkinin kendi neslini sürdürmesi için tohumları olarak koruduğu şey. Pişirmesek onları yiyemezdik. O kadar zehirlidir ve bu abartı değildir
İnsan olana gelince
İnsan sadece grubuyla/klanıyla güçlüdür
Yalnızlık ve parçalanma bunu yaptı
Doğada her şey birleşiktir. İnsan bölünmüştür. Doğa dışında birleşemeyiz.
İnsan demeyi hakadenler var. Asya, Afrika ve Amerika yağmur ormanlarında şu an bu türle en az teması olanlar. (Waorani, Penan/Punan, Pigme (Baaka) vb.leri)
Siz 15 sene önce bizimde yaptığımız gibi insanı kendinizden yola çıkarak bilinçli ortalama bir varlık olarak ele alıyorsunuz.
Yani diğerlerinin de kendiniz kadar bir bilinç ve muhakeme yeteneği vb olması gerektiği düşüncesi ama yok.
Bu onları kötü yapmaz, sadece bilinçsiz ve bilgisiz kılardı ve üzgünüm ki gerçek bu
Dinleri ve töreleri onların suçu değil, bunu aşacak yetenekleri yok, tepeden bakmadan verilen verilecek verilere ihtiyaç var konformist zırvalıklar değil.
İnsanlar gibi birbirimizden öğrenebileceğimiz tek yer doğaydı, herkes bunu kaçırıyor. Doğa adildir, doğa ilkel değil ve biz orada çok az kargaşa dışında barış içindeydik.
İnsanlar gibi birbirimizden öğrencebileceğimiz yer doğa, burada yanlış olan bu. Doğa ilkellik değil. İlkel paganlar değildik, birlikteydik ve cennet gibiydi çünkü acı da bile dayanışma var, kaynaşma var. Bu ilkel kaynaşma değil. Şimdi ilkel, bura ilkel.
Biz insan olarak başaramadık
Bu değişecektir, sanayi toplumu bütün gümbürtüsüyle yıkılacak, doğayı yenemeyiz
Doğa dışında aranan tüm düzenler yapaydır. Doğa da bu yapaylık değişecektir.
Şimdi biz insanız değil mi?
Şuna yanıt yazma düşüncesi bile beni fıtık ediyor çünkü bir gün gelip okuduklarımız şu an insanın genel resmi gündemi ile uyumsuz.
Ne yazacağımı bilmiyorum. Kafamda üç beş ayrı mesaj dolaştırdım. Yazıp silip bakıyorum
İnsan olana gelince
Siz insan olan diye bir şey görüyorsunuz. Bu bizim elimizden alındı.
Biz milyonlarca yıl önce insanı ve ya da ön atalarını bir çiftlik hayvanı gibi buraya getiren bir şey olabileceği anlatısını okuduk. Bu şeyi ne yazık ki tartışmaya açamıyoruz çünkü ilk sorgulanan bu bilginin nasıl edinildiği oluyor ve sonuçta edim yolu ile boğuşma onu konuşmayı/tartışmayı bile geçersiz kılıyor.
İnsan olana gelince
İnsansam aynı şeyi söylemeliyim
İnsanın bin ve milyon yıllar önce gezegene çiftlik ve deney hayvanı gibi taşınmış getirilmiş yedi bohçalı bir genetik çorba, genetik moloz olabileceğini söyleyen şeylere inanıyorum. Bu şey yarımızın alt doğa yarımızın üst doğayla birleşen bir varlık olabileceğimiz gibi başka ek yorumları da içeriyor ve bu tip bir inanç insan hakkında kafamı karıştırmıyor
Ben şunu biliyorum ki insanı nasıl anladığımla mutluyum/barışığım. Bu anlamda edindiğim yanıt ve kavrayışı yeğin ve güçlü hissediyorum. Bunun bende insana karşı ürettiği tutum onlarla daha az boğuşma
Kendini üst insan gibi ya da diğerlerin göre/görece daha bilinçli bir insan gibi gördüğünde gerçek bilinç ve sorumluluk diğerlerini bir üst insan gibi koruyup kollama, eğitme öğretme bilincidir ve hatta kendin daha üstün acılar ve fedakarlığa katlanabilme anlayışı da buna dahil olmalı. Bu yüzden kendimi insan olma yolunda çırak/öğrenen olarak görüyorum
İnsan göremediğimde kendiliğimi ne yaparım?
"ictenlik"
25-02-2025, 02:44
Niyet ya da yönelim bilgi ve uzlaşı değilse o tartışma ürün getirmez
Kavga zaten kavgacıyla yapılır
Ad hominemci, zahmet edip yazarı okumayan, okuduğunu anlamayan ya da anlamak işine gelmeyen, sıkışınca kirli ağızlı, soru yanıtlamayı bilmeyen ya da yönetilen sorulara yanıt vermekten kaçan, tek taraflı bildiren ve kılığı değişitirilmiş vaaz çeken, muhtemel niyeti ve refleksi şüpheli ve bunu açmayan (muhtemel bilgi istenci, öğrenme isteği, bilgi kazanma dışı refleksler), tartışması dışı polemik uzmanı, eristik şovcu, tanrı doğrulayıcı yıldırı/bezdiri uzmanları
Bu kişilerin ciddiye alınmaması ve muhatap alınmaması gerekir, tek taraflı yazmalılar
Bilseydim almazdım işte bir hataya düştük
Kişi bilgi ve iletişim konusunda iyiniyetli olmayışı kanıtlamıştır, ortada hiç bir gerekçe yokken ağzını kirletmiş ad hominemci çirkin bir ağızla yazara sus payı saldırmıştır. Bıçaklı saldırıya benziyor çünkü karşıdaki silahsız dili o değil yani
Demek ki iyiniyetli değil ya çıkar sağlıyor olmalı ya da başka amaçlar peşinde olmalı
Sıkışınca, dürüst denk soruşturmalı sorulu ağzının payını alınca, mantık kusurları gösterilince; dürüst bir tartışmaya, soru yanıta çekilmek istenince sadece çirkinlik saçabildi
Yani demek ki tek varlığı da bu.
Sonuçta forumu kirletir, ortamın kalitesini düşürür ve üyelerin yazım biçimini etkileyecektir. Yani herkesin ağzını bozar.
Ben bu kadar kirli ağızlı çirkin yürekli biri olduğunu bilseydim ya da umsaydım kişiye cevap yetiştirmezdim. Yani ya İlk bakışta nispeten düzgün ya da en azından yazdıkları konusunda nispeten samimi sanıyorsun ve ya da tüm forum onu muhatap almış yazışıyordu. Beni bu hataya düşüren bu oldu.
Yani karşıda okumayı bilen okuduğunu anlayan bir olacağını sanıyorsun. Sonuçta her geldiğimde gitmeden önce buraya niye geldim ki diyorum, ne umuyordun ki diyorum
Sonuçta amaç susturmaksa başarmıştır. Ne büyük başarı.
Keyifli forumlar
Kendime kızgınım başkasına değil
"ictenlik"
25-02-2025, 13:08
Bugün internette bir tartışma dönüyor. Bir yabancı bir futbol antrenörü Türkiye insanı hakkında şunu dedi, bunu dedi
Biz bununla ne yapacağız?
Kıştı, karlıydı, köyde eve kapandık, günde 15 saat zaman geçmiyor, bu foruma uğradık
Sonuçta meczubun birinin bana göre beklenmedik biçimde hakaretvari üslübuyla karşılaştık, sıkışınca dilleri sokan arıya/akrebe benziyor ve kendimi bu duruma niye soktum ki? buna niye geçit verdim ki diye kendime de kıza-kaldım.
Dürüst bir şekilde, insan ruhuna saldırmadan, hakaret etmeden tartışmayı bilen ya da daha önce tanrı, varoluşumuz vb. leri üzerine serbestçe düşünmüş öncüllerini/çağcıllarını arayan, bilgi toplayan, içten yürekli arkadaşlarla rastlaşmak, tanışmak, yazışmak üzere yine her zaman aralıklarla burada olacağız
dine mine ne
25-02-2025, 19:52
Felsefi tartışmaların temelinde, karşıt fikirlerin mantık çerçevesinde sınanması ve düşüncenin derinleşmesi yatar. Ancak, bu sürecin bazıları için entelektüel bir alışverişten çok, kişisel tatmin ve üstünlük kurma aracı olarak kullanıldığı da malumdur. Burada, argümanın gücüyle değil, sözde etik etiketler ve saldırgan ifadelerle tartışmayı domine etmeye çalışan bir zihniyetle karşı karşıya kalıyoruz.
"Niyet ya da yönelim bilgi ve uzlaşı değilse o tartışma ürün getirmez." denmiş. Bu doğru bir tespit, ancak ironik olan, bu cümleyi kuran kişinin, tartışmanın başından beri fikirler üzerinden değil, kişisel değerlendirmeler üzerinden ilerlemesi. Niyeti gerçekten bilgi arayışı olan biri, karşıt görüşlere saldırmak yerine, argümanların içeriğini çürütmekle meşgul olurdu. Demek ki burada bilgiye ulaşmak değil, tartışmayı manipüle ederek karşı tarafı itibarsızlaştırmak esas amaç.
"Ad hominemci, zahmet edip yazarı okumayan, okuduğunu anlamayan ya da anlamak işine gelmeyen…" diye devam eden uzun bir liste var. Bu ifadeler, tartışmanın içeriğine dair en ufak bir katkı sağlamayan, ama tartışmayı kişiselleştirerek üste çıkma çabası güden tipik bir savunma mekanizması. Oysa ki, gerçek entelektüel özgüven, karşıt fikri sabırla çürütmekten geçer, karşındakini küçümseyerek değil. Asıl "ad hominem" burada kimden geliyor, biraz durup düşünmekte fayda var.
"Bu kişilerin ciddiye alınmaması ve muhatap alınmaması gerekir, tek taraflı yazmalılar." denmiş. İlginçtir ki, bu ifadeyi kullanan kişi, tam da bu "ciddiye almama" söylemi üzerinden cümleler dizerek ne kadar ciddiye aldığını fark edemiyor. Ciddiye alınmaması gereken bir fikrin bu kadar uzun ve öfkeli bir metinle karşılanması, içsel bir çelişki değilse nedir?
"Dürüst bir tartışmaya çekilmek istenince sadece çirkinlik saçabildi. Yani demek ki tek varlığı da bu." deniyor. Ancak burada gözden kaçan nokta şu: Bir argümanın "çirkin" ya da "güzel" olması, sunuluş biçimiyle değil, içeriğinin doğruluğuyla ilgilidir. Bir fikri, karşı tarafın üslubuna dayanarak reddetmek, aslında kendi argümanlarının yetersizliğini örtme çabasıdır. Çünkü güçlü bir argüman, hangi üslupla sunulursa sunulsun, hakikatten nasibini alır.
Sonuç olarak, bu tür çıkışlar, tartışmanın entelektüel zeminini terk edip kişisel egonun tatmin sahasına geçildiğinin göstergesidir. Bilgiye ulaşmak yerine, "haklı çıkma" arzusuyla hareket eden bir zihin, ne kadar süslü kelimeler kullanırsa kullansın, entelektüel bütünlüğünü koruyamaz. Asıl tartışmayı kirleten şey, fikirlerle değil, kişisel yargılarla kurulan bu tür duvarlardır.
Gerçek felsefi tartışma, zihinsel esneklik ve entelektüel cesaret gerektirir. Sadece karşıt görüşü bastırmaya çalışanlar, bu cesaretten yoksun olduklarını gösterir. Hakikatin peşinde olan kişi, tartışmanın sonunda "kazanan" olmayı değil, zihnini genişletmeyi hedefler. Ne yazık ki burada gördüğümüz, ne bilgiye ne de hakikate dair bir arayış, sadece haklı çıkma hırsının tezahürü.
"ictenlik"
03-03-2025, 01:58
Ramazan gelmiş ve biraz önce düşünedurdum. Ben ne kadar süre oruç tutmuşumdur diye. Sanırım bir 10-20 yıl aralığı vardır (ki ramazan tuhaf bir şekilde hala saygım var)
Çocukluğumdan itibaren yaşamın değişik aralıklarında düzenli 5 vakit namaz kılmışlığım var.
Kuranı kesin olarak inançlı bir dönemimde Türkçesinden arka arkaya tam 3 kez okuyarak inceledim.
Bunları yazıyorum çünkü toplumda tuhaf bir empati kopukluğu var.
Biraz önce bunları düşünürken şu aklıma geldi. Sanırım 20 yılı aşkın bir süredir internet kullanıyorum. Yıllar önce 2009 senesinde hesap açtığım bir forumdaki geçmiş mesajlarımı gördüm. Bunlardan bir tanesinde dindarlarla birlikte ortamdaki ateistlere karşı din ve tanrı inancını savunan şeyler yazdığımı gördüm.
Şunu kesin olarak tekrar tekrar söyleyebilirim ki; tanrıya karşı bilişsel ve kavrayışsal kanıtları kendi aklımızda elde ettiğimizde, kendimiz bunun varolamayacağını açık olarak kavradığımızda ve bundan bilişsel düzeyde mutlak emin olduğumuzda, bu inanç bağı koptu. Bu dinin tutarsızlıklarından gelmedi. Bu özel olarak tanrıyı sorgulamaktan da oluşmadı. Bu deizme kayışta değil. Bu direkt olarak felsefi bilgisel sorgulamaların sonucu olmuştur. Yani tanrı kavramının ki aslında varoluşun doğuşunun olanaksızlığının keşfiydi. Yani bu bir an da aklından kavramı silgi gibi siliyor, daha önce orada hiç yokmuş gibi oluyor ve bir daha geri koyamazsın. Bu yeni bir şeyi bir öğrenmek gibi. Bu çocukken büyümek gibi.
10 yılı aşkın aralıklı iletişim deneme ve çabalara rağmen dilsel/kavramsal iletişimin bunu (kişisel eminliği, kişisel tanıyı) aktarmaya/nakletmeye yeterli olmadığını görüyoruz ya da yapılabilen tüm dilsel açıklamalar diğerlerinde aynı etkiyi uyandırmıyor.
Bu bilmiyorum belki de herhangi başka bir şeyde de uzlaşamamıza benziyor olabilirdi. En basit örnekte biri aşıları savunur diğeri tersini, biri psikiyatriyi bilim görmez diğeri önemser, biri vegandır diğeri tersini savunur gibi olabilir.
Şunu demek istiyorum. 10-15 yıldır ara ara değişik platformlarda din ve tanrı düşünceleri üzerine yazıştık. Buralarda bize bize sanki uzaydan taşınmışız ya da Çin de doğmuşuz gibi bir din ve tanrı tanıtımı yapıldığına tanık olduk. Bu açık ara bir insafsızlık.
Uzun, gereksiz, kopuk açıklamalar. Hala empatinin buradaki asıl kavram olacağına inanıyorum. Yani uzun boş yazışmalar bir tarafa empati önemlidir.
Empati kavramına gelince; ayna aynadır ,evrensel evrenseldir
Empattan yansıtılan duygu düşünce yansıtılmışsa yansıtılmıştır
Şu an empati gibi kavramlar tanrı gibi kavramların gölgesinde kalmış gözüküyor ve anlam ve güçleri küçümsenmektedir
"ictenlik"
03-03-2025, 12:47
Ramazan gelmiş ve biraz önce düşünedurdum. Ben ne kadar süre oruç tutmuşumdur diye. Sanırım bir 10-20 yıl aralığı vardır (ki ramazan tuhaf bir şekilde hala saygım var)
Çocukluğumdan itibaren yaşamın değişik aralıklarında düzenli 5 vakit namaz kılmışlığım var.
Kuranı kesin olarak inançlı bir dönemimde Türkçesinden arka arkaya tam 3 kez okuyarak inceledim.
Bunları yazıyorum çünkü toplumda tuhaf bir empati kopukluğu var.
Biraz önce bunları düşünürken şu aklıma geldi. Sanırım 20 yılı aşkın bir süredir internet kullanıyorum. Yıllar önce 2009 senesinde hesap açtığım bir forumdaki geçmiş mesajlarımı gördüm. Bunlardan bir tanesinde dindarlarla birlikte ortamdaki ateistlere karşı din ve tanrı inancını savunan şeyler yazdığımı gördüm.
Şunu kesin olarak tekrar tekrar söyleyebilirim ki; tanrıya karşı bilişsel ve kavrayışsal kanıtları kendi aklımızda elde ettiğimizde, kendimiz bunun varolamayacağını açık olarak kavradığımızda ve bundan bilişsel düzeyde mutlak emin olduğumuzda, bu inanç bağı koptu. Bu dinin tutarsızlıklarından gelmedi. Bu özel olarak tanrıyı sorgulamaktan da oluşmadı. Bu deizme kayışta değil. Bu direkt olarak felsefi bilgisel sorgulamaların sonucu olmuştur. Yani tanrı kavramının ki aslında varoluşun doğuşunun olanaksızlığının keşfiydi. Yani bu bir an da aklından kavramı silgi gibi siliyor, daha önce orada hiç yokmuş gibi oluyor ve bir daha geri koyamazsın. Bu yeni bir şeyi bir öğrenmek gibi. Bu çocukken büyümek gibi.
10 yılı aşkın aralıklı iletişim deneme ve çabalara rağmen dilsel/kavramsal iletişimin bunu (kişisel eminliği, kişisel tanıyı) aktarmaya/nakletmeye yeterli olmadığını görüyoruz ya da yapılabilen tüm dilsel açıklamalar diğerlerinde aynı etkiyi uyandırmıyor.
Bu bilmiyorum belki de herhangi başka bir şeyde de uzlaşamamıza benziyor olabilirdi. En basit örnekte biri aşıları savunur diğeri tersini, biri psikiyatriyi bilim görmez diğeri önemser, biri vegandır diğeri tersini savunur gibi olabilir.
Şunu demek istiyorum. 10-15 yıldır ara ara değişik platformlarda din ve tanrı düşünceleri üzerine yazıştık. Buralarda bize bize sanki uzaydan taşınmışız ya da Çin de doğmuşuz gibi bir din ve tanrı tanıtımı yapıldığına tanık olduk. Bu açık ara bir insafsızlık.
Uzun, gereksiz, kopuk açıklamalar. Hala empatinin buradaki asıl kavram olacağına inanıyorum. Yani uzun boş yazışmalar bir tarafa empati önemlidir.
Empati kavramına gelince; ayna aynadır ,evrensel evrenseldir
Empattan yansıtılan duygu düşünce yansıtılmışsa yansıtılmıştır
Şu an empati gibi kavramlar tanrı gibi kavramların gölgesinde kalmış gözüküyor ve anlam ve güçleri küçümsenmektedir
Bizler robot değiliz insanız ve iletişim mekanik bir şey değildir. İletişim ruhsuz sözcüklerin tekrarından/alışverişinden ibaret değildir. İletişim duygular, düşünceler bütününün yansıtımı ve aktarımıdır
spartacus
03-03-2025, 13:00
Ramazan gelmiş, ritüelden, inançtan değil insanların bu ayda girdikleri kılıklardan dolayı rahatsız edici etkisi var. Oruç tutmadı diye insan dövmeler hatta katletmeler, aile, toplum baskıları, zorla tutturma, ticarete istismar ve sermaye edilmesi vs.
Çocukken bir gün ailecek şehre gitmiştik(80 darbesi sonrası bir dönem köyde yaşadık), 8, 9 yaşlarındayız, babam zirai kurumlarda vb. alışverişte idi ve biz, annemle bir park alanında bekledik. Acıktık, annem yakındaki fırından simit aldı, 2 kardeş yemeye başladık ve çevreden bize doğru yaklaşan 3 eşeğin konuştuğunu duyduk
- Bunların alayını geberteceksin, millet oruç,yedikleri bka bak...
Zaten bu düzenbazlar bize duyurmak için bize doğru yaklaşıp, yanımızdan geçmişlerdi, hilekar, düzenbaz, zombi, planlı eşekler ve Allah rızası için oruçlar...
"ictenlik"
01-06-2025, 11:12
Tamam bekliyoruz
ok we are waiting
--
Arkadaşlar bu şu anlama geliyor
cassiopaean.org İngilizce forumlarına gittim. Kısa bir yazım trafiği sonucu bana biraz tepki oluştu ve bir üye "garbage out" (çöp dışarı) gibi bir yanıt verdi.
Doğal tepkilerle bir kaç yanıt verdim. Son olarak hiç bilmediğim bir dili google ve deepl çevirmenleriyle kullandığımı, dillerini bilmediğimi ve kendi ana dilimi kullandığım da "nitelikli şiir" ve "ilk elden ontoloji materyali" üretebileceğimi yani bana ya da içeriğime "çöp dışarı" demenin haksızlık olacağını ya da uygun bir tanımlama olmayacağını anlatmayı denedim.
Sanırım daha sonra bir Türk üye bu tartışmalara katıldı ve yukarıdaki ifademi alıntı tutarak: "sen yalan söylüyorsun" dedi.
Ben bunun gösterebilecek oluşunu açıkladım.
Ona bu foruma gelip benim Türkçe kullanma yeteneğimi üyelere danışarak sorgulayabileceğini açıkladım.
Her neyse kabaca bu metni ilgili tartışma sonuna link olarak eklemek için yazdım.
Sevgiler, saygılar, merhabalar
"ictenlik"
03-06-2025, 12:29
Kendine; uygar, modern, kentli, eğitimli, tekno, ileri vb uzayan adı takan insanla tanıştıktan sonra kesin olarak onlara karşı ortalama doğa/orman insanını seçeceğimi ya da Huxley'in "Cesur Yeni Dünya"sındaki tasvirle "Vahşi Bölge" yi dünya devletine seçeceğimi biliyorum.
Keşke bu şimdi (şu an) en hızlı biçimde mümkün olsaydı
İnsan, evcilleşmiş ve bu yolla tamamen kaybolmuş/yitmiş bir hayvana benziyor ve çoğu için neredeyse umut yok
"ictenlik"
03-06-2025, 21:00
İnsanla/insanlıkla (ya da onun önemli bir bölümüyle ki özellikle seçkincileri) topluluk olmanın bir sözleşmesi varsa ve bunu feshetmenin bir yolu varsa (ve olsaydı) onu şu an kullanmak isteyecektim.
Oyunda bile "kazan çömlek patlaması" adında bir yıkım/bozum olur. Bu şeyin nesi/neden sürüyor onu anlamıyorum.
Burada bir düzen yok, hiç olmadı ve olmayacak gibi algılıyorum..
Bütün bir ikiyüzlülük ve daha fazlası... Umarım çıplak gözlerimle (kendim dahil) insanlığın bir tür felaketine ve yıkımına tanıklık ederim..
Gerçekten (gelinen) geldiğim ya da getirildiğim nokta burasıdır.
İletişim adına artık sadece "i" kadar bir şey aranıyor.
Biz başarısız olduk. (Ben dahil, kendimi ayırmıyorum)
Bu bir tür bağlantı değil, bu bir topluluk değil, burada orada ya da şurada hiç bir yerde yeterince ilişki ve iletişim yok. Her yeri otorite kuşatmıştır.
Bizler kaybolmuş durumdayız ve (herhangi çağdan az ya da çok değil) gerçekleri söyleyenler taşlanacaktı.
Kendine; uygar, modern, kentli, eğitimli, tekno, ileri vb uzayan adı takan insanla tanıştıktan sonra kesin olarak onlara karşı ortalama doğa/orman insanını seçeceğimi ya da Huxley'in "Cesur Yeni Dünya"sındaki tasvirle "Vahşi Bölge" yi dünya devletine seçeceğimi biliyorum.
Keşke bu şimdi (şu an) en hızlı biçimde mümkün olsaydı
İnsan, evcilleşmiş ve bu yolla tamamen kaybolmuş/yitmiş bir hayvana benziyor ve çoğu için neredeyse umut yok
"ictenlik"
09-06-2025, 10:28
İnsan organik doğal tarım ve gübre gibi kavramları icad edendir.
Aynı kavramları tıp için öne sürseydik (organik ilaç ve tıp gibi) bir takım ilerici olduğu varsayılanlar seni gericilik/muhafazakarlık ve gelenekselcilikle -ilerlemeye karşı durmakla- suçlardı. Bunu yapanlar ilerleme ve ilericilikle övünecekti.
Tek yön ama çıkmaz sokak gibi
Bu tam bir 1984
Bu eksiksiz 1984
İnsan kabaca bitmiş bir varlıktır. Uçurumun kıyısındaki sürü gibi ve uçurumun kıyısındaki bekleyişi sürüyor.
"ictenlik"
09-06-2025, 10:40
Aşılara karşı genetik etiği ve doğal seleksiyonu (doğal evrimi) savunamazsın (müzakere edemezsin) ve bu savunmayı yapamadığın insanlar sana cahil der ve kendilerine evrim savunucusu der/diyor olurdu.
Yapay seleksiyonu savunuyor. Doğal seleksiyona karşı yapay seçilim savunuyor (evrimci) ve ayırtamıyorsun.
Bunun bilinç/etik içermeyen bir tartışma olacağına da iddialı.
İnsan bitmiştir
Filmin sonu gibi
İnsan organik doğal tarım ve gübre gibi kavramları icad edendir.
Aynı kavramları tıp için öne sürseydik (organik ilaç ve tıp gibi) bir takım ilerici olduğu varsayılanlar seni gericilik/muhafazakarlık ve gelenekselcilikle -ilerlemeye karşı durmakla- suçlardı. Bunu yapanlar ilerleme ve ilericilikle övünecekti.
Tek yön ama çıkmaz sokak gibi
Bu tam bir 1984
Bu eksiksiz 1984
İnsan kabaca bitmiş bir varlıktır. Uçurumun kıyısındaki sürü gibi ve uçurumun kıyısındaki bekleyişi sürüyor.
"ictenlik"
09-06-2025, 15:06
Covid
Covidle ilgili sanırım iki seçenek vardı ve şunlar olmalı
a- Doğal (seleksiyon)
b- Yapay (seleksiyon) (biyolojik savaş ya da sızma)
Farketmiyor
Sonuçta Covid ilahi bir emir gibi şunları gözler önüne serdi. Hastalıklar ve bir salgın konusunda güçsüzüz ya da doğayı yenemezdik, bir virüse yenilebilirdik ve elimizden bir şey gelmeyebilirdi. Sadece bölünerek sosyal medyada kavga edecektik.
Ölüme hazır/açık değiliz ve insan olarak ölüme çok katı yaklaşıyoruz.
b ise zaten tekno ilerleme adında (yanlışlıkla ya da bilerek) kendi türümüzü kırabileceğimizi, bu yolla hayatı felç edebileceğimizi görmüş olacaktık.
Sonuçları neydi?
Bir tür normal yaşam tatili ve arası gibi bir süreç. Değerlendirme, panik ya da toplumsal şok bölgesi.
Muhtemelen takip eden süreçle de birlikte miktar nüfus kırımı yaşadık. Belki de nüfus artış hızlarını yavaşlatacak.
Sosyal varoluşun, açık alan ve havanın önemini kavradık.
Her sonuçta, nüfusun binde birinin bile kırımına hazır olmadığımızı açıklıyor ve bu tip bir şoka dayanıksızlığımızı açıklıyor.
Şunu gözler önüne serdi. Eğer yüzde bir kaçımızı kıran bir afet yaşasaydık bile darmadağın olabilirdik.
Herkesin kendi ver can derdine düştüğü bir tür mahşer provası gibiydi.
Afrika'nın umrunda bile değildi ve yağmur ormanlarındaki insanlar bunu hiç duymamış olmalı.
Her sonuçta önlem almamız gerektiğini açıklar.
Evinde tıkılıyorsun ama yiyeceğini getirecek, taşıyacak olan ve ya da yetiştiren evinde tıkılamazdı. Meyve ve sebze hasadı yapanlar için covid olmamalı.
Evinde tıklıyorsun ama su ve elektrik şebekelerini bakımını yapanlar tıkılamazdı.
Bazılarını karantinaya alamazdın.
Tüm bunları yürütenlerin önemli bölümünün kırıldığını ve bir gün işlerin gerçekten aksayabileceğini düşün.
Cenaze hizmetleri ve süreçleri bile tuhaf bir hal almıştı.
"ictenlik"
13-06-2025, 01:17
Ekke lekke kelebekke
Ka ka ka
Bagidu bugidu çugidu ça
Pırakkı pakkı takkı tuk
Tuk tak tık
Bekke lekek lekelebekke
Kekek kekke bekele bek
Kelebekki ka ku ki
Ekke lebekke
Ekke lebekke bekelebek; bekelebekke
Çiçek ve Kelebek
Pırıltayan parlaşımlı kanatlarla boşlukta dans ederken bir kelebek
Kendine dokunmak ve bakmak isteyen bir çiçeğin uçmuş kanatlanmış hali gibi
Kanat alıp gökyüzünde süzülerek kendine konan bir çiçek gibi kelebek
Toprak, su ve güneşten bal yapan paylaşımcı çiçek kelebeğe tatlı bir nektar sundu
Kelebek nektarı tattığında çiçek neredeyse hiç bir şey kaybetmiyor
Arılar ve sinekler gibi kelebekler de doğanın armağanlarını tüketmeden ve incitmeden yerler
Keşke bizlerde kelebekler gibi hayvanların etlerinden bir parça emebilseydik ve yerine koyabilselerdi ve hiç bir şey kaybetmeselerdi
"ictenlik"
05-07-2025, 14:27
Mühendislikten anlamam ama aşağıdakileri kafama takıyorum
(Aşağıdaki videoya göre) Mach 2-3 hızında hatta mach 9 a kadar uçan jetler inşa eden insanlar; askeri hedeflere uçaklardan mach 1 hızında hassas güdüm füzeleri gönderiyor
Aklıma şunlar geliyor ya da takılıyor.
ABD gibi varlıklar özel şirketler aracılığıyla üretim yapıyor ve bu nedenle daha hızlılarını ya bu zincirde üretmiyor ya da kendine saklayıp dağıtmıyor olabilir..
Füzeler neden jetler gibi kanatlı yapılmıyor?
Füzeler neden doğrusal uçar ve tam doğrusal rota izler?
Sanırım rotaları bu yolla hesaplanıp düşürülüyorlar. Yani ona rastgelelikle değişen spiral vb bir rota uygulasaydık?
Savaş anlamsızdır ve bu yüzden muhtemelen füzeleri yapanlar da tüm bu süreçlere katılanlar da aptal olmalı. Aptal olmasalar bir savaşı kazanmanın ve birbirimizi ve askeri hedefleri (hızlıca, saatler içinde) yoketmenin atomdan başka yollarını da bulurlardı (eminim binlerce yolu vardır) ve tabi tabi savunmanın da.
Bence bu süreçlere katılanlar da aptal. En aptallarımız. Aslında akılsız ya da geri değiliz.
Kafası çalışanlar bir şekilde bu süreçlere katılmıyor/bulaşmıyor olmalı. İnsanlar neden bütün enerjisini ve düş gücünü bomba ve uçaksavar yapmak için harcasın?
https://x.com/leandroOnX/status/1941417356712149017
"ictenlik"
09-08-2025, 11:55
Soykırım
Fındık hasat mevsimi geldi çattı ve buralarda gündem "kahverengi kokarca böceği" adlı böcek...
Bir kaç video seyrettim. Biri böceği yoketmekten sözediyor. Diğeri hayvanlar aleminin %97'sini böceklerin oluşturduğunu açıklıyor.
Pestitit (ot öldürücü) insektisit (böcek öldürücü) kimyasallarla tüm doğayı sürekli, sınırsız ilaçlıyoruz.
Bir böceği yoketmekten sözetmek!? Bu size tuhaf gelmeyebilir.
İyi bakarsanız bir gün bunun ortaçağdan daha ilkel, karanlık, anlamsız, saçma, aptalca olduğunu göreceksiniz.
Sorun böcekler değildir, sorun tarımdır. Tarımı durdurun, yokedin...
"ictenlik"
10-08-2025, 23:43
Kutsal Tarım Üzerine
(Beni -aralıklı yorumlarımı- okuyan varsa ) Tarım düşmanlığım (karşıtlık) nereden geliyor, nereden nasıl ve niye türedi?
Kahverengi Kokarca Böceği ve Tarım İlaçları
Uzun bir hikaye ama kısa keselim. Pandemi ve iş kesintisi sonucu köyüme döndüm. Burada ailemin (babamın) bir fındıklığı var. Bir kaç ton fındık oluyor. Bunun dışında günlük köy işleri ve yemek için ekilen parça bostanlar var. Tüm bunların yan ürünü olan işlerin bazılarını heves, hobi, can sıkıntısı hepsi bir arada yapıyorum. İlk bir kaç yıl her şey iyi, normal ve stabil görünüyordu. Daha sonra bunu her yıl tuhaf derecede anomalik bir iklim ve "kahverengi kokarca böceği istilası takip etti. Böcek ilk görüldüğünde pek umursamadık, işler yolunda görünüyordu. Bir yıl geldi fındıkta ciddi hasar oluştu. Fındık apar topar çok düşük bir fiyatla satıldı. Anı yıl sebze olarak ektiğimiz ekinler kurudu. Herkes malum böceği suçluyordu.
Uğraşmıştım sebze tohumları edinmiştim. Ailem bizim burada süzgün bir şey yetişmiyor, toprak örtüsü zayıf deyip duruyordu. Ben bir hevesle oldukça emek edip bir şeyler yapmayı denemiştim.
Solmuş ve kuruyan biberler. 2 salatalık yedikten sonra ayakta kuruyan salatalıklar. Herşeyi ilaca boğmalısın ve bazen bu bile yeterli olmaz.
Böcek ilk çoğaldığı yıllarda eve girerdi ben öldürmeye kıyamaz tek tek elle toplar dışarı atardım. Geçtiğimiz hafta fasulyelerde onun yumurtaları ve yumurtadan yeni çıkan yavrularını aradım. Onlarca yumurta kolonisi buldum. Bulduğum yumurtadan yeni çıkan yavrulara el fısfısıyla sabunlu su püskürttüm, yumurtaları ezdim. Bu yaptığım berbat bir şey. Bunu yapmak isteyeceğimi sanmam yaptım ve yapıyorum çünkü bunu yapmasam fasulye, biber, hiçbir şey olmuyor. Akşam bu tekrar aklıma geldi ve durup düşündüm. İnsan çatlak. Tüm bu şey sona ermeli. Bu sürdürülemez.
Organik tarım diyor olabilirsiniz. Bu koşullarda organik tarım felan yok. Yani muhatabınız bu türden bir böcekse
Tarımın her tarafı çatlaklık. İleri düzeyde çatlaklık. Tüm süreçler doğaya zarar verir ve doğa ve akıldışıdır. İnternette tonla yazı bulabilirsiniz. Herkesin bir böceğe sabunlu su ve deterjan püskürtmekten sözettiği yazılar.
Norma görünebilir. Bana öyle görünmüyor...
Son iki yıldır defalarca kez fındık ilaçlıyoruz. Bunlar ya sinir sistemi zehirleri ya da mide zehirleridir. Tüm doğadaki organizma, mikroorganizmalar ve küçük hayvanlar için aşırı toksik. İnsanın bunu yapmak için deli olması lazım. Akılsız olması lazım. Bunu onaylamak için deli olması lazım. Moroınluk.
Motorlu ot tırpanı süreci
700 bin hektar fındık dikili arazinin yüzeyindeki ot, her yıl en az bir kere motorlu tırpan misinasıyla parçalanır. Bu tüm toprak yüzeyinde hızla dönen bir misinadır. Oradaki herşeyi parçalar. Karıncalar, böcekler, sürüngenler...
..
Her yıl yıktığım bozduğum karınca yuvası sayısını bilmiyorum. Tüm her yerdeler. Bizim bura bir orman arazisi ya da ona çok yakın ve burada toprağa dokunduğun anda bir karınca yuvası parçalardın
Tarım akıl, vicdan, etik dışı etkinlik. Etik bir tarım yok ve insan bunu tartışmazdı tartışmayacak.
Tarımın kendi etikdışı, ilaç kullanımı felan değil, tüm süreçler, hepsi. Manyaklık.
Doğa sadece bize -insanlara- ait değil. Doğa oradaki, içindeki, herşeyin, tüm herşeyin ortak yaşam alanı.
Tüm bunlara tanık olduktan sonra insan gözümde maymun gibi bir varlığa dönüştü. Artık çokta gözümde büyütmüyor ve önemsemiyorum.
"ictenlik"
15-08-2025, 15:15
İklim Üzerine ; Patlıcanlar
Bu yıl "Yalova49 Pala" denen patlıcan tohumları ektim. Bir tane hariç çimlendiremedim. Biz de komşudan 10-15 fide aldık. Mor yerli patlıcanlar, köy patlıcanı denen..
Patlıcan bitkileri halihazırda benim boyumda . Yaklaşık 1.80
Patlıcanın kök kalınlığı (çap) neredeyse 3 cm hatta 4 cm olmuş.
Yer: Karadeniz, Ordu, Fatsa
Rakım 220-230 metre
Bu bir serada normal olabilir. Akdenizde normal olabilir. Burada çok kısmen normal. Yani özel bakım, toprak, gübreleme, derin nemli torak vb. ile.
Burada böyle çünkü açık tarlaya mayısta ekilip dikilebilir ve haziranda ancak gelişmeye başlar. Temmuz sonu, ağustosa ancak çiçeklenir.
Büyüme için iklim ve sıcaklık aralığı çok sınırlırdır. Patlıcan gece 8 derecenin altında çiçek meyve yakar, vermez. Burada o ısı haziran başı, mayıs sonunda gelişiyor.
Patlıcanlarım kesinlikle gübresiz . Ev çöpü ve bitki atığı gibi komposlar eklendi.
Üzerindeki patlıcanlar markettekilere göre yarım ila üçte bir boy.
Altında 40-50 cm topak derinliği var yok, onun altı döşeme gibi taş..
Patlıcan neden bu kadar büyüdü?
Şunu düşünüyorum.
Şunlar yaşadığım ilin ortalama aylık yağışlık gün sayıları
Mayıs 14
Haziran 12
Temmuz 10
Ağustos 10
Yani her ay bu kadar gün yağışlı ve bulutlu olmalıydı. Bu yıl bulutlu ve yağışlı gün sınırlıydı. Sanırım bu nedenle mevsimden 15-20 gün ila 1 (bir) ay kazanmış gibi olduk. Emin değilim ve bilmiyorum
https://i.ibb.co/zVMQnsCY/yaggi.png
https://www.mgm.gov.tr/veridegerlendirme/il-ve-ilceler-istatistik.aspx?k=H&m=ORDU
"ictenlik"
19-08-2025, 22:29
Bizim yeğen, ben bir şeyden konuşurken; açıklamalarımın bilimsel olduğunu söyleyip, sanırım desteklememi umarak ya da benden bilgi almayı umarak "yabani domuz eti yemenin zararları" gibi bir soru sordu ya da açıklama/bilgi istedi.
Ne dediğimi tam hatırlamıyorum ama ben bunu desteklemeyince "ne yani enfeksiyon, parazit, leş yeme felan zararlı değil mi" gibi bir şey söyledi.
Ona şöyle dedim.
"İnsan yaslaşık 3 milyon yıldır var/varoluyor. Yaklaşık 1.000 yıldır sadece bir grup insan bunu yemiyor ve tüm genetik ataların/taşıyıcıların milyonlardır domuz yedi/yiyor. 20-30-50 nesil neyse önceki atalarının hepsi domuz yiyordu."
Açıklamayı daha fazla genişletmedim ve yorumu duyana bıraktım..
"ictenlik"
21-11-2025, 14:28
"a buraya/ha buraya beğen butonu eklen"
"ictenlik"
04-12-2025, 14:40
Bazı Şeylerin Eleştirmesi Taslak/Eskiz
(NOT: İçerik 'Denemeler Söyleşiler' başlığım için kaleme alınıyordu ancak bunu bir eskiz olarak buraya aldım çünkü
a-Toplumsal beklentiyi karşılayacak düzeyde bir düzen ciddiyet, detay ve uzunluk içeren bir şeyi şu an yazamayacağıma/derleyemeceğime karar verdim.
b- Kaza rıza içeriği okuyan olursa ve yanıt yetiştirme telaşıyla tepki verirse? Bireysel kullandığım o başlığın dağıtılmasını istemiyorum)
NOT2: İnsan kavramlarıyla ve onun kavramsal yapılandırması/tabanıyla baştan boğuşulduğu için nasıl bir başlık atacağımı bilemedim ancak kabaca
Yerleşik Hayat vb Denenin ve Uzantı Bazı Diğer Şeylerin (Seçilim Seleksiyon Evrim vb) Çok Basit Analitik Çözüm ve Eleştirmesi
Basitleştirme için örneklem
Bundan 20 bin yıl önce Çin ormanlarında avlanan güçlü ve iri yapılı bir erkekken, birden karar verip, "dur ben bir tarım yapayım" diyorum. Issız bir dağ başına gidip doğadan aşırdığım kimi ot/çayır başaklarını yetiştirmeye koyuluyorum (diğerlerini denedim böcekler hayvanlar yıldırdı ve olmadı).
Deneme yanılmalar yoluyla suyun dağlardan akıp gitmesine izin vermemem gerektiğini öğreniyorum ve su tutan teraslar inşa etmeye koyuluyorum. Sonuçta bol bereketli hasatlar üretip, bolca yemek stoklayıp bu yolla da güçlü gürbüz çocuklar yetiştirmek üzere yetenekli genç bir kadını tavlıyorum. Evleniyoruz. 4 kız 4 oğlan gürbüz çocuklarımız oluyor. 4 oğlanı büyütüp ellerine kazma küreği tutuşturup dağlardaki terasları büyütüyorum. Koca dağda artık 4-5 aileye yetecek kadar pirinç ekebilirim. Büyüyen 4 kızı gelin edip öte köye gönderiyorum ve büyüyen 4 oğlanı öte köyden gelin alıp everiyorum. 4 oğlanın soyuna yetecek pirinç dağlarım var. Bolluk bereket içindeyim. Ormanlardan tuttuğumuz domuzcuklar ve onlar için ektiğimiz patatesler, kökler saplarda cabası.
4 oğlumun her birinin 4 kızı ve 4 oğlu oluyor. Tam bu sırada 16 torunuma yetecek pirinç dağlarım olmadığını farkedip dertleniyorum. Ayrıca bakıyorum da soyum böyle üremeye devam etseydi, sahip olduğum topraklardan bir gün gelip torunlarımın torunlarının ancak ve ancak bir avuç pirinci olabilirdi.
Burada özel mülkiyetin özünde hatalı olduğunu farkedip "acaba ormana geri mi dönsem" demeden edemiyorum.
Daha sonra torunlarımdan 2 tanesi yeni pirinç dağları aramaya yola koyulur ve 2 torunumda silahlanıp diğerlerinin dağlarını ele geçirmeyi düşünür. Tam bu sırada atlı ve silahlı insanlar gelerek köyümüzü yakarlar, erkekleri kılıçtan geçirip kadınları alıkoyarlar.
Diğer bir hikayede ise salgın hastalık ya da volkan külleri belirir.
Hikayeler arasında hiç bir fark olduğunu sanmıyorum.
Doğada ne oluyordu?
Doğa hallediyordu. Kaplanların çok azı erişkinliğe erişir, pek çoğu doğal yollarla (doğal yaralanmalar ve güç mücadeleleri yoluyla) ölecekti. Muhtemelen insan içinde aynısı olacaktı.
Tam burada doğal seleksiyon denene müdahale etmiş görüyoruz.
Doğal seleksiyon denene müdahale edebilir miyiz?
Pek sanmıyorum. Aslında varolmadığımıza ve bir gün gelip doğanın bizi sileceğine inanıyorum. Bunun sadece zaman meselesi olduğunu düşünüyorum. Yani biz aslıda ormandan çıktığımız gün yokolduk ve sadece bunu gelecekte deneyimleyeceğiz.
Mevcut varoluşumuz depreme dayanıksız bir evde yaşamak gibi ya da mevcut varoluşumuzu bir nehir yatağında tam sel havzasında durmak gibi
En güçlülerimiz mi hayatta kaldı?
Sanmıyorum, niye?
pek çoğu doğal yollarla (doğal yaralanmalar ve güç mücadeleleri yoluyla) ölecekti. Muhtemelen insan içinde aynısı olacaktı.
Eğer insan için durum bu olsaydı, bizler 3 milyon yıllık insan varoluşunun/evriminin seçilmişlerinin en seçilmişleri, güçlülerinin en güçlüleri olmalıydık. Yani insan dna'sınn doruğu olmalıydık. Durumumuzun buna benzeyeceğini sanmam. Daha ziyade kırma melez köpeklere benzeriz. İşler bir yerde aksamış olmalı.
Eğer gerçekten de nesiller en güçlülerin hayatta kalması yoluyla ilerleseydi bugün bu şey olamazdık.
Bizler en güçlülerin torunlarına benzemiyoruz
Hele ki milyon yıl seçilime uğramış en güçlerin torunları?! Hadi canım
Bundan 20 bin yıl önce Çin ormanlarında avlanan güçlü ve iri yapılı bir erkekken, "tarım yapayım"diyorum
Bu durumdaysan ormandan çıkmazsın, bunu adım gibi biliyorum.
Yani bir ilerleme paradigması olarak kent ya da yerleşik hayata geçiş ve taşınma mümkün değildir. İmkanı yok, olası değil
Doğa/kır/orman/köy arkaplanına ve deneyimine sahibim ve buradan bakarak hiçbir aklı başında ormanlının ormandan çıkmayacağını biliyorum ve görüyorum.
İkincisi youtube da ormanlarda konaklayan son insan topluluklarının belgeselleri var. Hiç biri tanışmalar ve tanıtımlar sonrasında modern insan topluluğuna katılmaya istekli değildir. Daha ziyade modern topluluğun zorlaması (zorlama, zorbalık, zorla asimilasyon) yoluyla modern topluluğa katılırlar. Bilinen tüm tüm yakın geçmişte böyle oldu. Seçimle gerçekleşmiyor, işler öyle ilerlemiyor.
Geçmişte de farklı oluş olamaz.
Yani her nasıl olduysa bazı gruplar çıkmış ve diğerlerini ormandan çıkmaya zorlamış olmalıdır.
Yerleşik hayata göç denen ancak ve ancak kan silah zorbalık yoluyla gelip gelişir.
İnsan tarıma başladı ve yerleşik hayata geçti demek kaplanlar hayvanat bahçesine taşındı demek gibidir
Modern topluluğa bakarak ilerlemiş bir şey düzen göremezsiniz, biz görmüyoruz. Teknik ilerleme de özel bir şey görmüyoruz. Doğanın imkanları ya da doğal imkanlar/olanaklar ancak bunun da yanlış bilgisiz ve belirli grupların çıkarına kullanımı.
Bu ilerleme değil de yozlaşma
"ictenlik"
10-12-2025, 13:21
Sosyalizm; kendi içlerinde de tanımladıkları gibi parti diktatörlüğü olarak açık bir diktatörlüktür ve komünizm hiç gerçekleşmeyecek olan olacağına göre son sonuçta gerçekleşecek tek şey diktatörlüktür
Sonuçta tanımladıkları tek şey bir diktatörlüktür
Komünizm diye bir şey yok sosyalist diktatörlükler var
Komünistlerin talebi/ereği de sosyalist diktalardır
Nihai erekleri de budur
Bu nedenle çoğunluk direkt komünizmin kendini (sosyalizmle) diktatörlükle özdeştirir ki bunu yaparken haklılar
Komünizm diye bir şey yok nihai sosyalizm var
Komünistlerin talebi komünizm değil sosyalizmdir ve doğal olarak komünistlerin talebi özgürlük(ler) (ya da anarşi) değil yönetim ve dikta
Komünistlerin talebi komünizm değil sosyalizm ve sosyalizm olarak diktatörlüktür ve yani komünistlerin talebi ereği diktatörlüklerdir.
Komünist ideoloji ya da parti denenler iktidarları seçim dışı talep eden aygıtlardır/varlıklardır. Her devirde azınlıktılar, insanlarda bu ideolojinin karşılığı yok ve hiç olmadı ve bu nedenle güç yoluyla devirme edimine giderler
Onlar eşit koşullarda hiç bir zaman seçilmeyecek, zorbalıkla iktidar alamadıkları sürece komünistler iktidar yüzü göremezler
Bir komünist ideolojisinin diğerlerini nasıl rahatsız ettiğini anlamak istiyor mu? Şuna bakabilir. Şeriatçinin şeriat talebi
Kitle iletişim araçları, seçimler her şey var ve artık bizi krallıklar yönetmiyor ve yani komünistler isterse iktidar için örgütlenebilir, seçimlere katılabilir, propaganda yapabilir. Bırakalım da seçilebiliyorlarsa seçilsinler.
Komünist denen yasal bir parti olarak seçim düşüncesine odaklanmalıdır ve insanlar bunu talep etmiyorsa o halde ideolojinin boyu henüz talebin boyu kadar
Zorla zor yoluyla iktidar ele geçirmeden söz ettiğinde senin şeriatten/şeriatçiden farkın ne?
"ictenlik"
10-12-2025, 14:35
Sosyalizm; kendi içlerinde de tanımladıkları gibi parti diktatörlüğü olarak açık bir diktatörlüktür ve komünizm hiç gerçekleşmeyecek olan olacağına göre son sonuçta gerçekleşecek tek şey diktatörlüktür
Sonuçta tanımladıkları tek şey bir diktatörlüktür
Komünizm diye bir şey yok sosyalist diktatörlükler var
Komünistlerin talebi/ereği de sosyalist diktalardır
Nihai erekleri de budur
Bu nedenle çoğunluk direkt komünizmin kendini (sosyalizmle) diktatörlükle özdeştirir ki bunu yaparken haklılar
Komünizm diye bir şey yok nihai sosyalizm var
Komünistlerin talebi komünizm değil sosyalizmdir ve doğal olarak komünistlerin talebi özgürlük(ler) (ya da anarşi) değil yönetim ve dikta
Komünistlerin talebi komünizm değil sosyalizm ve sosyalizm olarak diktatörlüktür ve yani komünistlerin talebi ereği diktatörlüklerdir.
Komünist ideoloji ya da parti denenler iktidarları seçim dışı talep eden aygıtlardır/varlıklardır. Her devirde azınlıktılar, insanlarda bu ideolojinin karşılığı yok ve hiç olmadı ve bu nedenle güç yoluyla devirme edimine giderler
Onlar eşit koşullarda hiç bir zaman seçilmeyecek, zorbalıkla iktidar alamadıkları sürece komünistler iktidar yüzü göremezler
Bir komünist ideolojisinin diğerlerini nasıl rahatsız ettiğini anlamak istiyor mu? Şuna bakabilir. Şeriatçinin şeriat talebi
Kitle iletişim araçları, seçimler her şey var ve artık bizi krallıklar yönetmiyor ve yani komünistler isterse iktidar için örgütlenebilir, seçimlere katılabilir, propaganda yapabilir. Bırakalım da seçilebiliyorlarsa seçilsinler.
Komünist denen yasal bir parti olarak seçim düşüncesine odaklanmalıdır ve insanlar bunu talep etmiyorsa o halde ideolojinin boyu henüz talebin boyu kadar
Zorla zor yoluyla iktidar ele geçirmeden söz ettiğinde senin şeriatten/şeriatçiden farkın ne?
Dünyada sosyalist iktidarlar oldu ve geldi geçti. Siz hiç şunu gördünüz mü? Rusya da Çin de sosyalist bir iktidar başarılı oldu hadi gelin kardeşlerim Amerika da biz de sosyalistleri seçelim
Bu ne zaman olacak?
Türkiye de kapıları açsak herkesin AB ye kaçacak olması gibi herhangi sosyalist iktidar ve oradan kaçacaklara komşuları da kapılarını açsa, o ülkede parti yöneticilerinden başka kimse kalmazdı
(Tırnak içinde komünistler) Özgürlük düşmanı elitistler algılanırlardı, insanlar bu rejimi özgürlükleri elinden alacak/çalacak halktan kopuk, tepeden dizayn eden aşırı yöneten kuralcı elitist rejim diye tanımlardı. Zorba otoriter oluş, insanlardaki çağrışımı bu olurdu.
Komünistlerin ortak bir özelliği varsa eli işe deymemiş salon düşünürü olma
Yani mevcut rejimden daha az özgürlük daha kötü durum.
Mevcut rejimler kötü ya da otoriter olsa bile en azından ifade özgürlüğü, eylem özgürlüğü, hareket özgürlüğü sosyalist bir rejimden çok çok geniş algılanırdı. Yani sosyalizm kötünün iyisi değil kötünün daha kötüsü beterin daha da beteri olarak algılanırdı.
İnsanlar toplumsal eşitsizlik ve adaletsizliklerden dem vuracaktır.
Yani insanlar barınma, yaşam, yeme sosyal adalet gibi temel hakların güvencesinin peşinde.
Sorun adalet ve eşitsizlikler ve dengeyle ilgili.
Sosyalizm bir denge rejimi değildir. Çeneni kapat grubu yönetimi gibi algılanır. Daha ziyade iktidara kırılmaz bir kilit asmak gibi ve tüm toplumu susturmak gibi.
Bu bilgi ve eğitimle ilgiliyse komünizm ve sosyalizm talebinin nasıl olupta deizm gibi çoğalmadığını açıklamalılar ama kendilerine gelmeliler.
"ictenlik"
10-12-2025, 15:50
Sosyalizm; kendi içlerinde de tanımladıkları gibi parti diktatörlüğü olarak açık bir diktatörlüktür ve komünizm hiç gerçekleşmeyecek olan olacağına göre son sonuçta gerçekleşecek tek şey diktatörlüktür
Sonuçta tanımladıkları tek şey bir diktatörlüktür
Komünizm diye bir şey yok sosyalist diktatörlükler var
Komünistlerin talebi/ereği de sosyalist diktalardır
Nihai erekleri de budur
Bu nedenle çoğunluk direkt komünizmin kendini (sosyalizmle) diktatörlükle özdeştirir ki bunu yaparken haklılar
Komünizm diye bir şey yok nihai sosyalizm var
Komünistlerin talebi komünizm değil sosyalizmdir ve doğal olarak komünistlerin talebi özgürlük(ler) (ya da anarşi) değil yönetim ve dikta
Komünistlerin talebi komünizm değil sosyalizm ve sosyalizm olarak diktatörlüktür ve yani komünistlerin talebi ereği diktatörlüklerdir.
Komünist ideoloji ya da parti denenler iktidarları seçim dışı talep eden aygıtlardır/varlıklardır. Her devirde azınlıktılar, insanlarda bu ideolojinin karşılığı yok ve hiç olmadı ve bu nedenle güç yoluyla devirme edimine giderler
Onlar eşit koşullarda hiç bir zaman seçilmeyecek, zorbalıkla iktidar alamadıkları sürece komünistler iktidar yüzü göremezler
Bir komünist ideolojisinin diğerlerini nasıl rahatsız ettiğini anlamak istiyor mu? Şuna bakabilir. Şeriatçinin şeriat talebi
Kitle iletişim araçları, seçimler her şey var ve artık bizi krallıklar yönetmiyor ve yani komünistler isterse iktidar için örgütlenebilir, seçimlere katılabilir, propaganda yapabilir. Bırakalım da seçilebiliyorlarsa seçilsinler.
Komünist denen yasal bir parti olarak seçim düşüncesine odaklanmalıdır ve insanlar bunu talep etmiyorsa o halde ideolojinin boyu henüz talebin boyu kadar
Zorla zor yoluyla iktidar ele geçirmeden söz ettiğinde senin şeriatten/şeriatçiden farkın ne?
Dünyada sosyalist iktidarlar oldu ve geldi geçti. Siz hiç şunu gördünüz mü? Rusya da Çin de sosyalist bir iktidar başarılı oldu hadi gelin kardeşlerim Amerika da biz de sosyalistleri seçelim
Bu ne zaman olacak?
Türkiye de kapıları açsak herkesin AB ye kaçacak olması gibi herhangi sosyalist iktidar ve oradan kaçacaklara komşuları da kapılarını açsa, o ülkede parti yöneticilerinden başka kimse kalmazdı
(Tırnak içinde komünistler) Özgürlük düşmanı elitistler algılanırlardı, insanlar bu rejimi özgürlükleri elinden alacak/çalacak halktan kopuk, tepeden dizayn eden aşırı yöneten kuralcı elitist rejim diye tanımlardı. Zorba otoriter oluş, insanlardaki çağrışımı bu olurdu.
Komünistlerin ortak bir özelliği varsa eli işe deymemiş salon düşünürü olma
Yani mevcut rejimden daha az özgürlük daha kötü durum.
Mevcut rejimler kötü ya da otoriter olsa bile en azından ifade özgürlüğü, eylem özgürlüğü, hareket özgürlüğü sosyalist bir rejimden çok çok geniş algılanırdı. Yani sosyalizm kötünün iyisi değil kötünün daha kötüsü beterin daha da beteri olarak algılanırdı.
İnsanlar toplumsal eşitsizlik ve adaletsizliklerden dem vuracaktır.
Yani insanlar barınma, yaşam, yeme sosyal adalet gibi temel hakların güvencesinin peşinde.
Sorun adalet ve eşitsizlikler ve dengeyle ilgili.
Sosyalizm bir denge rejimi değildir. Çeneni kapat grubu yönetimi gibi algılanır. Daha ziyade iktidara kırılmaz bir kilit asmak gibi ve tüm toplumu susturmak gibi.
Bu bilgi ve eğitimle ilgiliyse komünizm ve sosyalizm talebinin nasıl olupta deizm gibi çoğalmadığını açıklamalılar ama kendilerine gelmeliler.
Komünizm denen sonsuzlaşmış sosyalizmdir o halde bu yazıda bundan böyle komünizmden sosyalizm olarak sözedilecektir.
Sizi meta kılarak tüm özgürlükleriniz ve haklarınızı yokedecek bir parti tiranlığı. Kitlenin zihnindeki gerçek karşılığı ve iticiliği budur. Modernitenin ortalama bireyi için sosyalizm demek adeta islam şeriatı demek gibi bir şeydir.
Eğitimsiz bilgisiz ya da bilinçsiz dedikleri kitleye dönün ve orada bilinçli bir kitle varsa bunları göstermelerini talep edin. Size gösterecekleri sözde en bilinçliler ayaklarına yemek taşıyan kuryelerinin memnuniyetsizlikleri tartışanlar olacaktı.
Komünizm dinler gibi bir şeydir yani kılıçla/güçle fethet ve yönet, sonsuza kadar seçim yok, özgürlükler yok askıya alındı. Komünizm tam olarak budur. Hiç bir zaman insan iradesinden, buna saygı göstermekten, hak ve özgürlüklerden ya da insanların bilinçli seçim ve tercihlerinden sözetmezler. Yönetilebilir meta koyun kılınmış halk. Vurgusu budur. İnsanların yönetiminin ele geçirilmesini bağırıp duracaklardır.
Seçimler yoluyla da berbat iktidarlar örgütleyebilirdiniz ya da seçimler yoluyla gelen iktidarlar da iktidarı bırakmak istemeyebilirdi. Öylesi bir iktidardan iktidarı geri alma düşüncesi bile sosyalist bir gruba bir kere iktidar teslim ettikten sonra geri alabilme düşüncesi kadar boğucu değil.
Komünizmde (ya da komünizme giden yol denen ama hiç bir zaman gitmeyecek olan sosyalizmde) deneyimleyeceğiniz tek şey artık değişim ve ilerleme olmaması, sonsuz bir statüko hissi. Sadece işçi köle meta olmanızı buyuran yönetim
Komünizm düşüncesi daha ziyade halkın artık iktidarı bir daha asla geri alamayacağı sonsuz bir kralllık ve tiranlık inşa etme düşüncesine benziyor. Komünist bir krallığı yıkmak ya da onlardan iktidarı geri ele geçirmek . Burada yönetilenlerin (halkın) iliklerinde deneyimleyeceği şey. Dünya gelse de bize yardım etse, bizi kurtarsa, sessiz kalmasa.
Komünist (onlara göre sosyalist) bir iktidarın en çok yol açacağı şey şudur. İktidarı onlardan geri almak isteyecek geniş halk kitleleri ve en son sonuçta partiye karşı devrim darbe yapabilme arzusu ve dış dünyaca kurtarılma düşüncesiyle dolup taşan yurttaşlar.
Komünizm (ama onların deyişiyle sosyalizm) kendinden ilkel olduğunu sözedeceği her düşünceden ilkel. Tanımlandığı çağlarda demokrasi, seçimler, hak ve özgürlükler tanımlı bile değil.
Komünizm (ama onların sosyalizm dediği fikrin) bir zamanlar kilisenin güç kaybettiği gibi günden güne sadece güç ve taraftar kaybettiğini görebilirsiniz. İnsanlar bununla ilgilenmeyecek. Örneğin bin yıl sonranın budizmi gibi olamazdı.
Komünizm dedikleri sosyalizm eşitlikle ilgili görüntüsü/sosu verir oysa tamamen yönetmekle (bir kez olsun iktidarı ele geçirmekle) ilgili bir söylem ve bütünüyle hak karşıtı, otoriter, tek sesli, özgürlük karşıtı ve düşmanı. Elması çalmak gibi iktidarı cukkalayana kadar. Açık tamamen açık
Komünizm ütopik değil distopiktir . Bu ben diyorum diye değil, bu insanların zihinlerinde gerçekten öyledir ve sorun soruşturun araştırın anketleyin, öyledir
"ictenlik"
02-01-2026, 15:33
Musluk problemleri
3 milyon yıldır varolan insanın 100 yıl/ ve 500 yıl/ ilerleme ve değişim hızı x'se (ve ya da 3 milyon / 100 ve 3 milyon/500 se) Avrupalılar otaçağdan bu yana ne kadar ilerlemiş ya da değişmiştir
Avrupalının ortaçağdan bu yana değişim ve ilerleme hızı katlanan üslü çarpanlarla artarak bu dönemde ışık hızına yakın seyrediyorsa avrupalı 3 milyon sonra ne kadar ilerleyecek ve nerede olacaktır?
Avrupalılar sadece bu son 500 yıldır ilerliyorsa ya da bu kadar aşkın ötesi hızda ilerliyorsa 3 milyon yıldır ya da daha önce ne yapıyordu ve daha önce de niye ilerleyip durmadı?
Sahi Venezüella niye İran'dan savunma sistemi alıyor da bu avrupalı veletler -bilimsel savunma sistemleri- vermiyor?
Venezülla ve İran; petrol ve doğal-gazlarının/kaynaklarının uluslarası satışını engelleyen, denetleyen ya da yasaklayan avrupasız kalasıca avrupalı veletlerin kümelendiği ülkeler dünya özgürlük kültür ve bilim yayıncılarıysa ve başkentleriyse lahana turşusu kurmayı da en güzel ve en açık tarif edebilecekler de onlar mı olmalıdır?
Venezüella ülkesinin petrolüne çökme hayalleri kuranların ülkesinin dili dünya baş diliyken bu baş-ülkebaştaki konakçıların hristiyan ahlakları Venezülla insanlığını da müslümanlıktan kurtaracak mı ve tarihi tiranlığını demokrasi ile süsleyecek mi?
Venezülla bilimsizlikten kırılıp mö de yaşarken ve kurtartılıp demokrasiyle taçlandırmayı beklerken; çoktan egemenlikten kurtarılmış Arap dünyasının halklarının bilimsel demokratik paraları bilim baş-ülkebaşlarının bankacılık fonlarında yüzüyorsa Venezüella da barış reva mı?
"ictenlik"
02-01-2026, 15:51
Bilim ve kalkınma için Venezüella'ya göç edilemez çünkü
Dünyadaki en akıllı, en seçkin ve en soy beyinler kalkarak Amerikanya'ya göç eder çünkü dünyanın en onurlu ve en gelişkin bilim üretici kafaları Venezüella'ya değil Amerika'ya taşınmalıdır çünkü
Venezüella beyninin parası yok, Venezüella ülkesinin gücü yok doğru mu?
Amerikanya bilim üretim tebaası başka bir ülkede aynı bilimi üretmez çünkü parasını mı ödemediler?
Bilim Venezüella da doğmamıştır ve sarışınlar orada azdır, esmer kızıl kırma dombiş Latinler çekici değil ya da sexuality denenin evrimi farklı ya da orada müstakil ev verip löp et yedirmiyorlar mı?
Milyon dolarlık banka hesabıyla mortgage'siz ev alma fırsatı bile sunmayan Latin Amerika bilim yuvası değil çünkü İngilizler öndeydi ve mini etek ve topuklu ayakkabıyı da onlar icad etti
Musluk problemleri
3 milyon yıldır varolan insanın 100 yıl/ ve 500 yıl/ ilerleme ve değişim hızı x'se (ve ya da 3 milyon / 100 ve 3 milyon/500 se) Avrupalılar otaçağdan bu yana ne kadar ilerlemiş ya da değişmiştir
Avrupalının ortaçağdan bu yana değişim ve ilerleme hızı katlanan üslü çarpanlarla artarak bu dönemde ışık hızına yakın seyrediyorsa avrupalı 3 milyon sonra ne kadar ilerleyecek ve nerede olacaktır?
Avrupalılar sadece bu son 500 yıldır ilerliyorsa ya da bu kadar aşkın ötesi hızda ilerliyorsa 3 milyon yıldır ya da daha önce ne yapıyordu ve daha önce de niye ilerleyip durmadı?
Sahi Venezüella niye İran'dan savunma sistemi alıyor da bu avrupalı veletler -bilimsel savunma sistemleri- vermiyor?
Venezülla ve İran; petrol ve doğal-gazlarının/kaynaklarının uluslarası satışını engelleyen, denetleyen ya da yasaklayan avrupasız kalasıca avrupalı veletlerin kümelendiği ülkeler dünya özgürlük kültür ve bilim yayıncılarıysa ve başkentleriyse lahana turşusu kurmayı da en güzel ve en açık tarif edebilecekler de onlar mı olmalıdır?
Venezüella ülkesinin petrolüne çökme hayalleri kuranların ülkesinin dili dünya baş diliyken bu baş-ülkebaştaki konakçıların hristiyan ahlakları Venezülla insanlığını da müslümanlıktan kurtaracak mı ve tarihi tiranlığını demokrasi ile süsleyecek mi?
Venezülla bilimsizlikten kırılıp mö de yaşarken ve kurtartılıp demokrasiyle taçlandırmayı beklerken; çoktan egemenlikten kurtarılmış Arap dünyasının halklarının bilimsel demokratik paraları bilim baş-ülkebaşlarının bankacılık fonlarında yüzüyorsa Venezüella da barış reva mı?
"ictenlik"
03-01-2026, 18:11
Seçilmiş bir devlet başkanını kaçırmış gibi görünüyorlar. Esasen olayın diğer diğer yüzü şu. Kaçırdıkları tek şey kendi akılları ya da gerçekliğin daha iyi gözlemi..
Buradaki adalet istenci sanırım şu olurdu. Seçilmiş Amerikan devlet başkanının alıkonulması gibi duruyor ve tabi ki bu sağlanamayacaksa Amerikan ulusunun başına taş yağmasını dilemekte bir tür adalet umudu ya da çeşidi olurdu ve ya da batı imparatorluğu ve egemenliği deneni her ve herhangi biçimiyle onaylayan, bu gücün sürmesine katılım sağlayan herkesin....
Dillerinin ve soylarının yokolmasını diliyorum. Eğer adalet gecikecekse
"ictenlik"
03-01-2026, 18:45
Amerika bunu hep yapıyor mu yapmıyor mu ve bu aynı şey mi değil mi?
Aynı şey ve bir fazlası
Demokratik yollarla seçilmiş başkan. Bu Trump'ı İran'ın ve Putin'i Fransa'nın, Macron'un Fas'ın kaçırması gibi..
Eğer onaylanırsa uluslarası hukuk çöktü, BM yok yapı
Yani insan hakları, uluslarası hukuk yazıp kurumlar inşa edip, bunlardan sözettiğinizde ..
Bunun diğerlerinden farkı var mı?
Var ve yok
Örneğin komünizmle savaştığınızda bunu o ülkede bir hizip, grup tek parti istiyor ve %30 u bile temsil etmiyor ve kalan %70 bizi ve diğer durumu istiyor diyebilirdiniz.
Bir krallığa ya da ailenin yönettiği ülkeye gidip, halkın yönetime katılıma hakkı yok ve bizi oradaki gruplar davet etti diyebilirdiniz. Mesela Kaddafi hiç bir zaman seçilmemişti, Saddam seçilmiyordu, halk demokratik irade o yolla ve sonuçla istemese bile istiyordu.
İnsanlık için zor bir sınav. İnsanlık suçu olarak tartışılmalı ve oradaki yönetim sorumlu tutulmalı, yargılanmalı.
İnsanlık bunu beceremezse uluslarası diplomatik ekonomik yaptırımlar devreye girmeli ve tartışılmalı.. Diğer durumda insanlık tarihin geri götüren trenine biner.
Sözde demokrasi öncesi onaylanması gibi olurdu yani demokratik durumun feshi gibi.
Onaylayanların başına gelir, gelince anlarsın.
Onaylayanlar sessiz kalanlar bedel öder..
Amerikan varlığına tapınan dünyaya uğurlu olsun.
Üstün dillerini bilim diye konuşmaya devam edin ve bu sorunu çözer ve çözüme katkıda bulunur.
Seçilmiş bir devlet başkanını kaçırmış gibi görünüyorlar. Esasen olayın diğer diğer yüzü şu. Kaçırdıkları tek şey kendi akılları ya da gerçekliğin daha iyi gözlemi..
Buradaki adalet istenci sanırım şu olurdu. Seçilmiş Amerikan devlet başkanının alıkonulması gibi duruyor ve tabi ki bu sağlanamayacaksa Amerikan ulusunun başına taş yağmasını dilemekte bir tür adalet umudu ya da çeşidi olurdu ve ya da batı imparatorluğu ve egemenliği deneni her ve herhangi biçimiyle onaylayan, bu gücün sürmesine katılım sağlayan herkesin....
Dillerinin ve soylarının yokolmasını diliyorum. Eğer adalet gecikecekse
spartacus
03-01-2026, 18:47
Bende ilgili başlığında o halde Trump'da kaçırılmalı ve bu meşrudur diye yazacaktım. Bu bence adil olanı, haydut Trump kaçırılmalı ve karşılığında takas uygulanmalı... Başka türlü adalet mümkün görünmüyor...
Buradan da anlaşılıyor ki, İsrail ve ABD haydutlukta sınır tanımıyorlar...
ABD halkına bir şey diyemeyiz, onlarda haksızlık ve zulüm görmemeli, her toplum cehaletindne çekiyor ne çekiyorsa, ancak Venezuela halkı, ABD ve işbirlikçi işgalcilerine oraları dar etmeli, edemezse köle olmaya mahkum(hatta bunlar petrol rafineleri vb. kurarsa da başta sahipleri, alayı, varil taşıyan gemileri, limanları patlatılmalıdır, terör diyecekler vs. ne derlerse desinler, bu terör değil savaş ve hak mücadelesi, haklı ve asıl sahip olanın müdahalesidir ve buna terör denemez(terör olarak adlandırmak imkansız, herşeyden önce hayduta ve haydutça gaspa karşı varoluş mücadelesi)...
Bu arada komünizm bir rejim değildir, ancak sosyalist bir ülke de olsa ve %100 sovyet(konsey) iktidarı olsa, ABD ve diğer harami yandaşları ilk günden savaş ilan eder, mesele halkın neyi isteyip, istememesi değil, haydutların hangi coğrafydan neyi gasp edip, edemeyeceği meselesidir(tarihi boyunca ABD faşist, gerici, şeriatçı, monarşist ülkeleri desteklemiştir). Kaldı ki bir kişi halk tarafından benimsenmiş ve aksine halkın ve kamunun yararına da çalışıyor olabilir, karar halkındır ve bazen koşullar başka türlüsüne de imkan vermeyebilir, yani prtaiği önemli ve o halkı iradesi önemli. Sonuçta İngiltere, ABD'nin en sevdiği Arabistan, Bae vb. kralını da halk seçmiyor, ama bu kaçırılması, ülkeye müdahale için gerekçe olamaz. Katılmak, katılmamak, destek başka, sözde insani gereçelerle doğrudan müdahale başkadır ve hukuki kanıt ve BM kararı gerektirir... ABD devleti haydut bir devlettir, bu bütün tarihi için böyledir.
"ictenlik"
03-01-2026, 19:05
İmamın oğlu şöyle demişti
"Benim 35 yıllık diplomamı iptal ettirmeye çalışanlar başarılı olurlarsa, yarın sizin bağınıza, bahçenize, paranıza çökerler
Şimdi Amerika Venezüella da seçimi iptal etti
Ben vali atayacağım demek gibi. İnsanlık izliyor ve sessizce onaylıyor olursa Maduro için değil madara/mudara edeceği insanlık için üzülün
Ee Amerika'nın Venezüella'ya vali atamsına göz yumanlar yarın kendilerine efendi ve vasi olmasına da göz yumar ya da zaten yumuyordur.
Köleye üzülelim Maduro'ya değil.
"ictenlik"
03-01-2026, 21:18
Maduro diktatör masalına kimse sığınamaz ve eğer Amerika dünyadaki despot yönetimlere operasyonlardan sorumluysa ilk önce Afganistan a girsin.
Bunun parasal olduğunu hepimiz biliyoruz, hukuksal olmadığını da kavramalıyız
Burada hiç bir insani gerekçe yok, bu apaçık insanlık suçu, uluslarası hukuka karşı -insanlığa karşı- suç işlenmiştir
Maduro diyenler yanılıyor. İnsanlığa karşı, açık savaş suçu
spartacus
03-01-2026, 22:31
Ona bakarsan Maduro ne kadar seçim oyunu yapmışsa Trump'da yapmıştır. Bir kere medyanın, partilerin seçime müdahil olması ve siyasette sermaye gücü engellenmeli, bu bile başlı başına gölgedir.
Ukraynayı neden destekliyorlar peki? Ukraynanın önceki başkanı kleptokrattı, o gitti bu Zelenski denen hamaset şaklabanı hırsız figuran geldi, neden seçimi erteledi? Zelenski de diktatör o halde. Ama savaş var denebilir, e tamam Chavezden beridir de Venezuela savaşta denebilir, resmen ambargo altında, defalarca Chavez'e suikastlar, bir dolu provokasyonlar(Maduro iyi veya değil bu ayrı, Trump iyi mi?)... Sonra malum kleptokratik rejimimiz var(halbuki biraz deşsek, şu hak, hukuk tanımaz rejimler, darbeler hallerimizin altından da yine ABD'nin erimli dizaynı, müdahaleleri çıkar), Rusya var, ABD Putin'e de benzer hamle yapsın da görelim. İsrail, Suriye, Afganistan, Arap emirleri, darbe ile yönetilen Libya, bir dolu ABD destekli faşist hırsız kukla hükümetler var(Youtube yorumlarına bakıyorum, "demokrasi götürüyoruz", "ABD demokrasiyi taşıyan ülke" yalanlarına inanan -tabi bazıları bilinçli, işlerine öyle gelen sahtekarlar- sürüyle gerizekalı sürü var, 30 yıl önceye nazaran cehalet ve gerizekalılıkta %50 artış var gibi). Binlerce sayfa yalan, kara propaganda dizdikleri Çin bunlara bokunu koklatır oldu, yakında geçmişte katliamlar yaptıkları Vietnam'da kol çıkartacak, bunlara, bu haydutlara boyun eğmediler ve gerizekalı, miras yemiş, halkın mücadelesini heba etmiş Maduro ve oluşturduğu gerizekalı bürokrasi gibi kolay av olmadılar.. (Çin, Vietnam gibi yerlerde insanlar zorunlu ihtiyaçlara özel emek, para ödemiyor, ABD'de ise vatandaşlar ekmek için bile öyle ya da böyle patronların kıçını yalamak zorunda)
İnsanlar 2, 3 hamasetle aldatılıyor, diktatörlükmüş, yok temsili demokrasiymiş, ikincisi yani temsili demokrasi diktatörlüğün cilalısı sadece. Demokrasi falan yok. Sermaye diktatörlüğü var, gerçek olan bu... Trump diktatör değil mi? İsrail ne? Arabista ne? Suriye'de kuklaları Şara ne(neresi demokrat, adam laikliğe bile karşı?), Afganistanda başa geçirdikleri ve ülkeyi de kan gölüne çevirdikleri Taliban ne? Kıçlarını yalattıkları Arap emirlikleri ne, İngiltere'de kralın işi ne, damızlık tosun gibi? Türkiyedeki kleptokratik baskı rejimi ne(Venezuelanın eski rejimi böyleydi ve ABD o kleptokratik faşist rejimin temsilcilerini başa geçirmeye çalışıyor iyi mi?)? Aksini kim iddia edebilir?
Diktatörlüğün kıstası seçilip, seçilmemek, üst, üste seçilmek falan değil, öncelikle belirleyici olan fiili durumdur. Politikaları neler, neye dayanıyor, seçilmiş olmak iyi bir insan, yönetici veya halkı düşünen kişiler oldukları, diktatör olmadıkları anlamına gelir mi? Gelmez. Kim seçiyor, seçiliyor, nasıl belirleniyor, siyaset, hak, hukuk meselesinde belirleyici olan kim, işyerlerinde hangi haklar var, yönetimi kim belirliyor, insanlar ömrü boyunca, ekmek için kaç çapsıza karşı diz çökmek zorunda kalıyor?(E böyle olunca, hukuk, özgürlük, demokrasi mi olur?)
Gerçekten halkı, refahını, hak, hukukunu ve gerçekten demokrasiyi destekledi de itiraz mı ettik? Yok, gerçek tam tersi, ABD haydut bir devlet ve şimarık, züppe vampir sermayeye sahip. Venezuela'yı eleştirmemiz, halkın durumu, bizim durumlarımız ve muhasebesi ayrı, bir avuç züppenin bu yalanlar ve kara propagandalar, sahtekarlıklarla dünyayı gaspetmiş olmaları ve gaspı ayrı.
Maduro, Erdogan'in yakin arkadasi. Kendi ulkesinde yargilanamiyordu Maduro. Dolayisiyla ABD, gitmis almis. Ne var bunda? Ben, ayni seyi Erdogan icin de dusunuyorum. Bir yurtdisi gezisinde, kolundan tutup, uluslararasi savas suclari gibi buyuk mahkemelerde yargilanmasi cok iyi olurdu. Turk mahkemelerine birakirsan, onlar dokunmuyor; tam aksine Erdogan'in kulu, kopegi gibi hareket ediyorlar.
Dolayisiyla, Amerika'nin butun bu diktatorleri, zalimleri yakalayip, mumkunse Isvicre'ye goturmesi--ve mahkemelerde yargilamalari gerekir diye dusunuyorum. Erdogan'i Guatemala kampina atmalari gerekirdi normalde---devletler maalesef cikarlari dogrultusunda calisir; iki yuzlu davranir -----
spartacus
03-01-2026, 23:19
Maduro, Erdogan'in yakin arkadasi. Kendi ulkesinde yargilanamiyordu Maduro. Dolayisiyla ABD, gitmis almis. Ne var bunda? Ben, ayni seyi Erdogan icin de dusunuyorum. Bir yurtdisi gezisinde, kolundan tutup, uluslararasi savas suclari gibi buyuk mahkemelerde yargilanmasi cok iyi olurdu. Turk mahkemelerine birakirsan, onlar dokunmuyor; tam aksine Erdogan'in kulu, kopegi gibi hareket ediyorlar.
Andrew söylediklerin zerre tutarlı değil. Asıl diktatörlük ABD başkanlarınca temsil edilen sermaye diktatörlükleri, diğerleri ise rejimin çeşitli yansımaları, saltanatlar vs. ancak her kapitalist ülkede egemen olan diktatörlüktür... Ne demek "gitmiş almış ne var bunda?" ABD kim(resmen itiraf etmişsin haydut olduğunu), Trump kim, bu nasıl bir mantık? Ona bkarsak Trump da, Maduro'nun boku durumunda, gerçekten Trump, ABD medyasının yalan propagandasını çık, Maduroyu fersah, fersah geride bırakır, tek farkı ABD gibi sömürgen bir ülkenin zenginliğiyle semirme ve şimarması, Venezulea gibi bir ülkede yetki verseler fare deliklerini talan edecek düzeyde bir mahluk. Ve temsili diktatörlüklerin (aslı sermaye diktatörlüğü) seçimle olabildiğinin de binbirinci ispatı, şaklaban kral, mayın gibi dolaşıyor ortalıkta.
Netanyahu kadar Trump'da yargılanmalı değil mi? hadi tut alçak Trump'ın kolundan, git al, neden yapmıyorsun? Veya ABD'den güçlü bir ülke olsa ve yapsa ve kukla bir hükümet kurup, iliğinize kadar sömürse, açlık sınırının yarısında bir hayatın olsa nasıl karşılarsın?
Bir kere Trump'ın işlediği savaş suçları gibi bu övdüğün eylemi de SUÇ ve sen tutarlı olma şansın kalmıyor. Netanyahu geçen haftalarda neredeydi? ABD,,,, kaç kez gitti? Adam ayaklarıyla gelmiş, nedne alıkoymadı? Demek ki hem tutarlı, hem demokratik değil, hem de ekonomi-politik, hukuk bilmiyor, despotizme, haydutluğa hayransın ve Maduro'nun hallerinden söz etmen de elbette abes oluyor. Aynı mantıkla peki Maduronun rakipleri de alıp kolundan tutulacak kişiler ise(Chavez öncesinin o faşist neo kleptokrat temsilcileri Maduro'yu mumla aratır, ABD tarafından besleniyorlar, bu da garip değil mi? Öyle iseler ne yapmalı? Sonra AKP, Erdoğan diyorsun, burada da tutarlı davranmamış oluyorsun çünkü Erdoğan zaten en çok da ABD tarafından desteklendi, destekleniyor, ABD sayesinde de mevziler elde etti, asıl kaynağında ABD var. Venezuela'nın eski rejimi=AKP rejimiydi ve ABD tarafından palazlandırılan temsilcileri de aynı zihniyet. (Maduroyu yollayacak olan kendi halkı, önceskini göndermişti, bunu da gönderirdi. Zaten suyu ısınmıştı, kısaca bu ABD'nin züppe sermaye baronları, kapitalizmin kralları için yağma, talan işgalidir ve bence o halde, dünya insanlığı (ki birgün aydınlanacak ve yapacaklar) bütün züppe vampir baron sermayedarları ve başta Trump yavşağı olmak üzere alıp hücrelere atmalı, dünya kimsenin çiftliği olmamalı ve elleridnen alınmalı ve Dünya tüm canlıların olmalı. İşte o zaman hak yerini bulacak. 3-5 züppe, Dünyanın iliğini kurttu, bunlara sebep şu hallerimiz ve ABD'de gerçekten hak, hukuk, demokrasi olsa milyar dolar serveti olan gaspçılar, tekelleşme var olamazdı. Çık sokağa da ve etkili biçimde veya etki edecek düzeye gelecek biçimde sömürgeleştirme savaşlarına hayır, Filistine özgürlük, baronlar kişi başı ortalama gelirin 3 katından fazlasına sahip olamasın, fazlası bütün toplumsal varlıktan geldi geri topluma dönsün(gasp çünkü) de, bakalım ne oluyor...)
21 Kasım 2024 günü Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından İsrail başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski İsrail savunma bakanı Yoav Galant'a "savaş suçu" işledikleri gerekçesiyle tutuklama emri çıkarıldı. UCM'nin 124 üye ülkesi kendi topraklarına ayak basan Netanyahu ve Gallant'ı gözaltına almak ve nakletmekle yükümlü.
Mayıs 2024 tarihinde Güney Afrika tarafından yine aynı şekilde İsrail başbakanı Binyamin Netanyahu için tutuklama emri çıkarılmış, bu olay İsrail'de büyük tepkilere neden olmuştur.
https://tr.wikipedia.org/wiki/UCM_taraf%C4%B1ndan_Binyamin_Netanyahu_ve_Yoav_Gal lant%27a_tutuklama_karar%C4%B1_%C3%A7%C4%B1kar%C4% B1lmas%C4%B1
ABD, petrolü, nadir kaynakları sömürgeleştirmeyi değil de Madurayı mı dert etti? Bu yalanlara, sahteliğe kendin inanıyor ve gerçekten de inandırcı olacağını düşünüyor musun? Bilinçli çiftestandart, değilse cehalet, ne demeliyim başka, bu kadar da kör olamayız. Kaldı ki Trump bu eylemi için de yargılanmalı, yaptığı hukuk dışı ve suç daha bunu ve Maduro'yu neyle eleştiryorsan 3 fazlasını benimsediğin ve savunduğunu, elinde aynı yetkiler olsa bin beteri olacağını da bilmiyorsun.
spartacus
04-01-2026, 00:16
Trump Venezuela halkını da sildi, belli ki bundan sonra Venezeula'yı Chevron, Exxon valilik usülü yönetecek, sömürge diktatörlüğü zihniyeti şaşmıyor, bakalım sonu nereye varacak(dedikleri olursa, yeni bir Somali doğar)... Tarihte bir benzeri ise Somali olmuştur(BP tarafından yönetimin sonunda Somali ölüm ülkesi haline geldi)...
Venezuela'yı ABD'nin yöneteceğini ve 'başkasının karışmasını istemediklerini' söyleyen Trump, "Ülkeyi güvenli ve sağduyulu bir geçiş sağlayana kadar yöneteceğiz" dedi. İkinci bir dalga operasyona hazırlıklı olduklarını ifade eden Trump, "Aslında daha büyük bir dalgaya ihtiyaç olursa yapmaya hazırız" diye konuştu.
"Venezuela'da petrol yönetimi fiyasko"
Venezuela'daki petrole dair konuşan Trump, şu ifadeleri kullandı: "Herkesin bildiği gibi, Venezuela'daki petrol işi uzun süredir tam bir fiyasko. Pompalayabilecekleri ve olabileceklerle karşılaştırıldığında neredeyse hiçbir şey pompalamıyorlardı. Dünyanın en büyük petrol şirketleri olan ABD'nin dev petrol şirketlerini oraya göndereceğiz, milyarlarca dolar harcayacaklar, kötü durumda olan altyapıyı, petrol altyapısını onaracaklar ve ülke için para kazanmaya başlayacaklar."
Zaten söylemiştim, mankafa Trump benden kopya çekmiş gibi görünüyor(oysa 2 yüzyıldır bilinen bir gerçektir bu) ve tabi bu aptallığı iyiye işaret ve Venezuela pompalamıyormuş(halbuki ambargo uyguluyordu) ve dev petrol baronları milyarlarca dolarlar harcayacakmış, sırf o ülke kazansın diye(vay be), buna ancak koyunlar inanır... 1 Koyup, 10 vuracaklar, kısaca vurgun ve talan ve elbette o talanı yapabilmek için kaynağın da çıkartılması gerekir ve iddia ettiği kadar da pahalıya mal olmayacak... PDVSA'nın elinde olan rafinerilere çökecekler, ki bunlardan bazıları Dünya'nın en büyük rafinerilerinden..
Ancak Venezuela halkı ABD'ye direnemezse, yönetimi ve petrolü başta ana yiyici oalrak Chevron, Exxon(Superior Oil Company) vb. ve bunlara bağlı konsorsiyumlara pay edilecektir.
https://www.evrensel.net/haber/592022/trump-tan-venezuela-saldirisina-dair-aciklama-ulkeyi-guvenli-ve-sagduyulu-bir-gecis-yapana-kadar-yonetecegiz
New York Belediye Başkanı Mamdani'den Venezuela tepkisi
New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, ABD'nin Venezuela saldırısına ilişkin açıklama yaptı.
Mamdani, "Egemen bir millete tek taraflı saldırmak, bir savaş eylemi ve federal ve uluslararası hukukun ihlalidir" dedi.
https://www.evrensel.net/haber/592040/new-york-belediye-baskani-mamdani-den-venezuela-tepkisi-savas-eylemi
"ictenlik"
04-01-2026, 01:42
Dünyanın Maduro'nun Amerika da yargılanmasına göz yummasının Nazi Almanyasına göz yummaktan ne farkı var
Sömürgecilik tüm çıplaklığıyla geri döndü. Belki zaten oradaydı ancak bu başka bir dan
Amerikan ulusunun lanetlenmesinden başka hiç bir şeye yol açmayacak
Amerikan şımarıklığını dizginleyebilecek tek şey savaş, yıkım, kan ve kaostur
Amerikan ulusunun yoğun biçimde kan ve kaosla damgalanmasından başka hiç bir şeye yol açmayacak
Özgürlük kendine gelince özgürlük değildir. Amerika-nın kendine çekeceği tek şey bela petrol değil
Amerikan ulusu denen bir gün kendi başkanının kaçırılıp başka bir ülkede yargılandığını gözlerinin önüne getiremiyorsa susup izleyebilir
Dünyanın geldiği ve ürettiği çatlaklık noktası artık bir kırılma eşiği olmalı
Amerikan ulusu ya özgürlüğü ya varolmayı haketmiyor, tarih bu damgayı onlara çevirecektir
Özgürlük tartışmalıysa herkes için öyle olmalı ve sömürü mübahsa Amerika nın sömürülmesi de mübah olmalı
Seçilmiş bir başkan ülkesini yönetmiyorsa bunu kılan ya da onaylayanların hiçbiri yönetmemeli,
Göz yumanların hepsinin başına gelmeli
Yazdığınız yasalara uymayacaksanız yasa yıkılmalı, o halde kan ve ateş çağına dönmeyi yeğlerim
spartacus
04-01-2026, 02:05
Bu, devlet terörü ve uluslararası hukukun absürt biçimde ihlalinden başka bir şey değildir. Nürnburg Anlaşmaları tarafından tanımlandığı gibi, bu saldırgan eylemiyle Trump hükümeti yasadışı bir rejimdir ve Başkan Donald J. Trump ve yönetimi evrensel kınamayı ve uluslararası toplumdan dışlanmayı hak eden savaş suçlularıdır.
https://www.americanpartyoflabor.com/statements/2026-1-3
https://www.youtube.com/watch?v=Pa848GKdla8
"ictenlik"
04-01-2026, 19:28
Amerika her zaman suç işliyor ve oysa bu kadar açık değil
Yani önceden işler olabildiğine kılıfına uydurma, kitleyi ikna ve propaganda onay çabası içeriyordu ve ya da hırsızlığın gece karanlığında kimseye göstermeden yapılması gibiydi
Yine de herkes biliyordu
Amerika Maduro'yu çaldı ya da rehin aldı. Yüzyılın resmi legal korsanı
"ictenlik"
04-01-2026, 19:56
Romanya da seçimler iptal edildi
Gürcistan da denendi
Ukrayna Maidan Amerikan darbesiydi ve bunun yaklaşık benzeri
Aynı Amerikan derin devleti kolu ya da çıkarları
Trump sadece açıktan oynayan bir avanak
"ictenlik"
04-01-2026, 20:01
Herkesin maskesi düştü
Savaş ve insanlık suçu ama yargılayamazlar
Yargılayamazlar ama elçilikleri kapatıp ekonomik ambargo uygulayamazlar
Bazıları da kınama bile yazamazlar
Amerikan halkı sokağa çıkar mı diye dilenin
"ictenlik"
04-01-2026, 20:12
Maduro'yu yargılasalar tarih Maduro'nun savunmasını ve herkesin ikiyüzlülüğünü yazmayacak mı?
ve ikibin yıl sonra bile ikiyüzlülerin torunları iadei-i itibar için çırpınmayacak mı?
ve anlaşma yok, pesetme, diren
"ictenlik"
04-01-2026, 20:18
Maduro'yu yargılasalar tarih Maduro'nun savunmasını ve herkesin ikiyüzlülüğünü yazmayacak mı?
ve ikibin yıl sonra bile ikiyüzlülerin torunları iadei-i itibar için çırpınmayacak mı?
ve anlaşma yok, pesetme, diren
Kınama bile yazamayanlar kendi itibarını düşünsün
Maduro Venezüellla da ki te Maduro değilse ve halk desteği ve onun gibi düşünenler yüzde 70 se oraya Amerikan egemenliği ve iktidarı giremez
bu sadece karşıtların kovulması ve özgürlükle (Maduro nun seçime hile karıştırmadığının gözlem ile) sonuçlanırdı
"ictenlik"
04-01-2026, 22:16
Maduro ile Amerikan hapishanelerinde pazarlık ,bu büyük olasılıkla fiyaskoyla sonuçlanırdı
Maduro ile Amerikan mahkemelerinde duruşmalar, bu muhtemelen savunma ve Trump'ın madarizasyonuyla sonuçlanır
Venezülla de %30 temsille iktidar kapma denemesi, bu yüzde 70 in diğerlerini püskürtmesiyle sonuçlanacaktır
Maduro ile Amerikan hapishanelerin pazarlık, bu büyük olasılıkla fiyaskoyla sonuçlanırdı
Kan dökülmesin şantajı
Maduro ile Amerikan mahkemelerinde duruşmalar bu muhtemelen savunma ve Trumpın madarizasyonuyla sonuçlanır
Tarih Maduro'nun sözlerini kızıl adamın Amerika'lılının atalarına söyledikleri gibi okurdu, evlerinde güzel bir ders alırlardı
"ictenlik"
04-01-2026, 23:48
Venezüalla halkı ülkesi ve kaynaklarını Madurolu ya da Madurosuz savunacaksa savunacaktır
Venezülla yönetimi ve ordusu Venezüella kaynaklarını savunursa zaten savunacaktır
Venezüella yönetimi ve ordusu Venezüella halkının iradesinin yaklaşık tecellisiyse sonuç değişmeyecek
Her sonuçta bu girişim çok büyük olasılıkla İsrail'in Hizbullah liderliğini ve İran generallerini vurması ve sonuçta hiç bir şeyle yetinmesi gibi bir fiyaskoyla sonuçlanacaktır
Askeri müdahaleyle ülkede tesis edilmiş yönetim iç karışıklık kaostan başkasına yol açamaz, bunu tesis etme çabasına kadar getirecekleri yıkım öfkeden başkasına yol açamaz
Her sonuçta bu ülke silahlı milis doluysa ve çoğunluk petrolünün çalınmasına göz yummuyorsa ve Venezeülla'nın malını Venezüella yurttaşının kullanımında görüyorsa fiyasko orada
Gereksiz düzeyde asimetrik bir savaş. 70/30
Trump Maduro'yu barışçıl iadenin yolunu bulamazsa sadece onun itibar kaybıyla, onur kırıklığıyla sonuçlanır
Buradan endişe duyması gerekenin Maduro değil Venezülla da ki hainler olduğu sonucunu çıkarabiliriz. En azından uzun ya da orta vade de. Venezülla'nın başına en çok özgürlük gelebilir, eğer halkı dürüstse
Kimin alınıp satıldığı önemli değil, halk
Eğer o ülkede halk %70-80 kaynaklarının sömürüsüne geçit vermeyecekse irade buysa burayı Amerika kolonyal vali tayin ederek yönetemezdi, iç savaş üretirdin.
Yönetimi halkın isteği kılığına büründürmeliydi.
Bir ülkede %30 oy alarak Amerikan müdahalesiyle seçim çalmaya çalışıyorsan burada iki kaybeden olacak.
a -Amerika
b- Venezüella muhalefeti
"ictenlik"
05-01-2026, 00:23
Venezüella halkı %68 le Maduro'yu seçerken onuruyla konformizm arasındaki seçimi zaten yapmış gözüküyor
Diğerleri sadece seçim sonuçlarının gerçek olduğuyla yüzleşecek ve ikinci sınamaya gerek yoktu
%32 nin gerçekten %32 olduğu algılaması ile sonuçlanır
Gerçekten karşısında bir %68 olduğunu görmesi
Venezüalla halkı ülkesi ve kaynaklarını Madurolu ya da Madurosuz savunacaksa savunacaktır
Venezülla yönetimi ve ordusu Venezüella kaynaklarını savunursa zaten savunacaktır
Venezüella yönetimi ve ordusu Venezüella halkının iradesinin yaklaşık tecellisiyse sonuç değişmeyecek
Her sonuçta bu girişim çok büyük olasılıkla İsrail'in Hizbullah liderliğini ve İran generallerini vurması ve sonuçta hiç bir şeyle yetinmesi gibi bir fiyaskoyla sonuçlanacaktır
Askeri müdahaleyle ülkede tesis edilmiş yönetim iç karışıklık kaostan başkasına yol açamaz, bunu tesis etme çabasına kadar getirecekleri yıkım öfkeden başkasına yol açamaz
Her sonuçta bu ülke silahlı milis doluysa ve çoğunluk petrolünün çalınmasına göz yummuyorsa ve Venezeülla'nın malını Venezüella yurttaşının kullanımında görüyorsa fiyasko orada
Gereksiz düzeyde asimetrik bir savaş. 70/30
Trump Maduro'yu barışçıl iadenin yolunu bulamazsa sadece onun itibar kaybıyla, onur kırıklığıyla sonuçlanır
Buradan endişe duyması gerekenin Maduro değil Venezülla da ki hainler olduğu sonucunu çıkarabiliriz. En azından uzun ya da orta vade de. Venezülla'nın başına en çok özgürlük gelebilir, eğer halkı dürüstse
Kimin alınıp satıldığı önemli değil, halk
Eğer o ülkede halk %70-80 kaynaklarının sömürüsüne geçit vermeyecekse irade buysa burayı Amerika kolonyal vali tayin ederek yönetemezdi, iç savaş üretirdin.
Yönetimi halkın isteği kılığına büründürmeliydi.
Bir ülkede %30 oy alarak Amerikan müdahalesiyle seçim çalmaya çalışıyorsan burada iki kaybeden olacak.
a -Amerika
b- Venezüella muhalefeti
"ictenlik"
05-01-2026, 15:32
Bilim neden sevilmiyor ya da istenmiyor ya da onaylamıyor
Bir tür din gibi
Dinin yeni hali
Tamamen din gibi
Din gibi
Kesin olarak din gibi