PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Patronların Ensesindeyiz!


Saint-Just
13-10-2018, 21:01
Türkiye Komünist Partisi, krize ve kriz fırsatçısı patronlara karşı dayanışma, haberleşme ve mücadele ağı kurdu.

Yayımlanan çağrıda, 'TKP'nin bütün parti binaları, lokalleri, temsilcilikleri kapılarını bu ağa ulaşmak isteyenlere açacak. Gücümüzü birleştireceğiz. Patronlara boyun eğmeyeceğiz. Sömürücülere göz açtırmayacağız. Emekçiyi yalnız görüp, niyeti bozan olursa bilecek: Patronların Ensesindeyiz' denildi.

"Patronların Ensesindeyiz" başlığıyla yayımlanan çağrıda şöyle denildi:

Kriz var!

Kriz var mı, yok mu derken patronlar çoktan kriz planlarını uygulamaya koydu.

Patronların ve hükümetlerinin birikmiş günahlarının sonucu kriz. Şimdi krizi halkın üzerine yıkma planları yapıyorlar. Durdurmak için yapılması gerekenler var.

Patronların kriz fırsatçılığı böyle hayat buluyor: daha fazla sömürü için daha fazla zorbalık. Fırsatçı planlara izin vermemek için yapılması gerekenler var.

%1'lik zengin kesim, halkın yoksul yarısı kadar servete sahip ama zenginler aynı hikayeyi anlatıyor: Aynı gemideymişiz.

Bizim gemimiz ayrı, onların gemisi ayrı.



PATRONLARIN PLANLARI VAR, İŞÇİLERİN DE OLMALI

Patronların planları böyle: Kriz bahanesi ve kriz korkutmasıyla insanları daha ucuza ve daha çok çalıştıracaklar. Kriz var diyerek devlet bütçesini yağmalayıp, halkın yararlandığı hastaneleri, okulları, ulaşım araçlarını kaynaksız bırakacaklar.

Patronlar planlar yapıyorsa, işçiler ve emekçi halk da yapmalı. Patron takımına "Meydan size kalmadı" demek için, kriz fırsatçılarına emeğini ve ülkesini yağmalatmamak için...

İlk yapılması gereken belli: Birlikte hareket etme, birbirini bilme ve dayanışma yeteneğini artırmak.

Çağrımız bunun için.

Türkiye Komünist Partisi, işçileri ve emekçi halkımızı bunun için toplanmaya çağırıyor.

Hakları yenen, baskı gören, fazla çalıştırılan, sağlık, eğitim, ulaşım gibi temel hakları budanan, kendini tehdit altında gören emekçilerin bir dayanışma, haberleşme ve mücadele ağı içinde toplanmasını öneriyoruz.

Patronların Ensesindeyiz sloganı ile atacağımız somut adımları ilan ediyor ve çağırıyoruz:

* Bir haberleşme ağı ile yapılan tüm haksızlıkları, zorbalıkları, işçi ve halk düşmanı işlemleri duyuralım. Patronlara göz açtırmayalım. Herkes her şeyi bilsin. Bilsin ki, yardıma yetişsin.

* Hiçbir işçinin, hiçbir emekçinin sömürü ve zorbalık karşısında yalnız kalmasına izin vermeyelim. Güçlerimizi birleştirelim. Sözümüz söz olmalı: Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için.

* Yoksulluktan, acizlikten, bilmezlikten ya da korkudan kendini savunamaz duruma düşmüş olanın yanında olalım. Onu savunalım. Sokakta halk, fabrikada işçiler, mahkemede avukatlar güçlerini bunun için birleştirsin.

* Oluşturacağımız ağı her yerde örgütlü kılalım. İşyerlerinde işyeri komiteleri kuralım, mahallelerde bir araya gelelim.

Çağrımız bu: Tüm bunları birlikte yapmak, her adımı birleştirmek için Patronların Ensesindeyiz dayanışma, haberleşme ve mücadele ağı içinde yerinizi alın.

'PATRONLARIN ENSESİNDEYİZ' AĞI NASIL ÇALIŞACAK?

www.patronlarinensesindeyiz.org sitesi bu mücadele ağının haberlerini duyuracak.
iletisim@patronlarinensesindeyiz.org e-posta adresi üzerinden haberleşeceğiz, örgütleneceğiz.
+90 (541) 940 05 14 numaralı telefonumuz haksızlığa uğrayanları, direnenleri, hakkını arayanları birleştirmek için çalışacak.
TKP'nin bütün parti binaları, lokalleri, temsilcilikleri kapılarını bu ağa ulaşmak isteyenlere açacak.
www.patronlarinensesindeyiz.org
iletisim@patronlarinensesindeyiz.org
+90 (541) 940 05 14
Facebook: patronlarinensesindeyiz
Twitter: pensendeyiz


http://haber.sol.org.tr/turkiye/tkpden-kriz-firsatcisi-patronlara-karsi-mucadele-agi-patronlarin-ensesindeyiz-248922

bilgivehis
14-10-2018, 17:08
Sömürüye karşı yapılan her türlü mücadele desteklenmeli ama "Patronların Ensesindeyiz" gibi bir slogan ve zaman olarak bazı olumsuz hisler oluştu bende.
Bugüne kadar patronlar yokmuydu, bugünkü krizin asıl nedeni veya tek nedeni patronlar mı?
Tayyip diktatörünün suçu kendi üzerinden atmak için patronları, esnafları ve bütün satıcıları suçladığı bir dönemde diktatörle aynı safta yapılan bu eylem düşündürücüdür. Üstelik bütün muhaliflerin susturulduğu bir dönemde bu eylemin merkezinin legal olması şüpheleri arttırmaktadır.
TKP ezilen sınıfın olası ayaklanmasını kontrol altına almak için mi seçildi, çünkü özellikle bu ülkede her muhalif eylemin arkasında yine patronlar olduğunu biliyoruz.
Şüphelerimde umarım yanılırım ama hislerim yanılmadığımı söylüyor...

kartopu
14-10-2018, 21:20
Türkiye Komünist Partisi, krize ve kriz fırsatçısı patronlara karşı dayanışma, haberleşme ve mücadele ağı kurdu.

Yayımlanan çağrıda, 'TKP'nin bütün parti binaları, lokalleri, temsilcilikleri kapılarını bu ağa ulaşmak isteyenlere açacak. Gücümüzü birleştireceğiz. Patronlara boyun eğmeyeceğiz. Sömürücülere göz açtırmayacağız. Emekçiyi yalnız görüp, niyeti bozan olursa bilecek: Patronların Ensesindeyiz' denildi.
"Patronların Ensesindeyiz" başlığıyla yayımlanan çağrıda şöyle denildi:

Adı Komünist kendi komünist olmayan bir partinin çözümü ancak bu kadar olur. Birde sömürücüyü cezalandıracaklarmış Şuna AKP hükümetine yardım ediyoruz deyin de adınız uygun olmasa da cisminize uygun olurdu.
Patronların ensesindeymişler vay ve hükümetin yanındayız deyin de anlayalım. O patronları bir hükümet yönlendiriyor. Devleti dışarda bırakarak kriz mi çözülür.

Bir komünist partisi kriz çözme diye bir niyeti olmaz ama adı kömünist cismi hükümet yanlısı olunca böyle olur. Zaten bir komünist partisinin esas kimliği kriz durumlarında ortaya çıkar. Çünkü o cilası sıyrılır gerçek yüzü ortaya çıkar.

İşçilerin krizler karşısında yapacağı mücadele sendikalarında yapılan mücadelede zor yolu ile haklarını alır. Ayrıca krizlerde siyasal iktidar toplum gücünü kaybeder işte o zaman komünistlerde onların boşalttığı o alanı doldurur. Fasulyeden slogan ancak oportonist partilerin işidir.
İşte günün TKP si de kendini deşifre etmiş durumdadır.

Krizler devrimcileri besler ve toplumla ilişki kurmasını sağlar Ama günün TKP si CHP nin bile gerisine düştüğünü ilan etmiştir.

TKP kapitalizm in genel bir çöküş yaşadığının farkında bile değil Bu çöküşte Türkiye gibi kapitalizm in zayıf halkaları en fazla kaybeden olur. İşte kayıplar kapitalizm de olduğu kadar insanlıkta kurtuluşun müjdesidir.

'PATRONLARIN ENSESİNDEYİZ' AĞI NASIL ÇALIŞACAK?

Hadi bakalım Kapitalizm i kurtarabilecekmisiniz. Adı cismine uymayanlar.

Şüpheci Dinsiz
15-10-2018, 04:53
Sevgili bilgivehis, kartopu,

TKP'nin patronlardan hesap sormasının AKP'ye ve kapitalizme nasıl yardım ettiğini anlayamadım.

--/--

Sevgili kartopu,

TKP üyesi misiniz veya aktif TKP üyesi olan yakın bir tanıdığınız varsa uzun uzun konuştunuz mu, TKP'nin nelerle uğraştığını, parti içi-saha aktivitelerini biliyor musunuz?

TKP'nin CHP'den nasıl geriye düştüğünü de anlayamadım.

--/--

İkiniz de TKP'yi pek tanımıyorsunuz sanırım.

bilgivehis
15-10-2018, 06:25
Sevgili bilgivehis, kartopu,

TKP'nin patronlardan hesap sormasının AKP'ye ve kapitalizme nasıl yardım ettiğini anlayamadım.

--/--

İkiniz de TKP'yi pek tanımıyorsunuz sanırım.

Benim TKP ile bir sorunum yok, kesin ifade ettiğim bir iddiam da yok, sadece bu eylem ve biçiminden şüphelerimi belirttim.
Şüphelerim bir anlamda da soru içeriyor, aynı şüphelerimi altta soru olarak sorayım.

-TKP bugüne kadar bu önemde ve bu büyüklükte bir eylemi veya çağrısı olmamıştı, tam da tayyibin patronları ve hatta esnafları dahi suçladığı bu ortamda tayyip ile aynı kulvarda buluşması şüpheli bir durum değil midir?

-"Kapitalizmin Ensesindeyiz", "BOP Eş başkanının Ensesindeyiz" gibi isimler dururken, tayyibin patronların ensesinde olmasıyla aynı anlama gelen sloganı kullanması tesadüf mü?

-Bugün marketlerde satılan kırtasiye ürünlerinin çocuklar için zararlı olduğunu söyleyenler dahi öldürülürken, TKP eylem merkezini legal olarak vermesi hangi güce dayanıyor?

-Faşizmin, baskıların, diktatörlüğün zirveye çıktığı bir durumda henüz arkasında bir halk kitlesi dahi olmayan TKP'nin sokak eylemine kalkışması ve bu kadar açık davranışı sizce normal mi?

-Halk ayaklanmamışsa, tepki göstermiyorsa, TKP meydana inmişse, faşizmin saldırısına hangi güç ile karşı koyacak?

-Adresimiz ahan da burası, haydi gelin eylem yapalım denecek ve bu çağrı diktatörün gözünün önünde yapılacak, bunun inandırıcı bir tarafı var mı?

kartopu
15-10-2018, 08:48
Sevgili bilgivehis, kartopu,

TKP'nin patronlardan hesap sormasının AKP'ye ve kapitalizme nasıl yardım ettiğini anlayamadım.

--/--

Sevgili kartopu,

TKP üyesi misiniz veya aktif TKP üyesi olan yakın bir tanıdığınız varsa uzun uzun konuştunuz mu, TKP'nin nelerle uğraştığını, parti içi-saha aktivitelerini biliyor musunuz?

TKP'nin CHP'den nasıl geriye düştüğünü de anlayamadım.

--/--

İkiniz de TKP'yi pek tanımıyorsunuz sanırım.
Sn Şüpheci Dinsiz.
TKP nin şüpheli kuruluşundan (isim değiştirmesi) bu yana onu takip ediyorum
Ayrıca çok samimi bir arkadaşım o örgütten yani yakın takibimde.

Gelelim patronlara hesap sorması yazdıklarına baktığımızda sadece ajitasyon görüyoruz. Samimiyet yok.Can ataklı daha somut
Patronlardan hesap sormak patron düzeninin yıkmaktır yani hedefte patron devleti olmalı.

Geçenlerde bir patron kuruluşu devlete şunu dedi işsizlik fonunda biriken paradan işçilerin maaşını öde biz de işçi çıkarmayalım. Can Ataklı da şimdiye kadar kazandığınız paradan bunu yapın dedi. Can Ataklı daha somut şey söyledi Ama TKP Can Ataklı kadar cesur hedef göstermiyor. Soyut Sloganla uğraşıyor çünkü sistemi kızdırmak istemiyor. Biz bu durumu 1980 de de yaşadık devleti kızdırmadan soyut hedef gösterilmesi.

İşçilerin enflasyon karşısında yenilmemesi yüksek oranda sözleşmeler yapmasıdır. Toplumun yenilmemesi sistemin top yekün yıkılmasıdır.
Hükümeti dışarda bırakarak sisteme karşı mücadele veremezsin eğer veririm diyorsan bir başka gücün gizli ortağısındır.

TKP hiç bir somut hedef göstermiyor sadece kuru tehdit Biz buna laf olsun padişahım deriz yani mizahi alay etme.

CHP yine hükümeti hedef alan açıklamalar yapıyor TKP se patronu o patron hükümetten bağımsız mı. Yoksa hükümete yardım mı niyet.

Velhelebe
15-10-2018, 15:07
Kapitalizme karşı mücadele komünist partilerle yapılamaz. Komünizm ve sosyalizm kelimesinin hiç kullanılmaması lazım. En önemli şey takiyye ve strateji kurmak. Komünizm algısı o kadar kötü ki tahmin bile edemezsiniz.

spartacus
15-10-2018, 15:36
Eleştirilecek yönleri olabilir. O kısımı geçiyorum, konuda ifade edilen eleştirileri değerlendireceğim.

1.) Efendim bütün sorunlarda çıkıp, sorun sosyalizmle çözülür demek yanlıştır.
2.) Stratejik politika ile taktik politikaları karıştırmak yanlıştır.
3.) Hayat ile bağı olmayan, kitlelerin sorunlarıyla içiçe olmayan bir anlayış biçimi, bürokratik olduğu kadar yanlıştır da.

Bir hikaye anlatayım;
İstanbul'da mahallenin birinde ciddi su sorunu yaşanıyor. Mahalle sakinleri bir araya geliyor, su sorunu için. Ne yapmalı, kime gitmeli vs.
Neyse herkes konuşuyor, o arada birisi çıkıp(devrimci ya) diyor ki;
- Su sorunu ancak sosyalizmle çözülür.
Yaşlı bir kadın çıkıp cevap veriyor;
- Evladım, sosyalizm gelene kadar biz bokumuzun üstünde mi oturalım?
Her şeye deva, hazır bir reçeteymiş gibi, her konuda, her sorunda, sosyalizm çözer demek, sanki hazır bir reçeteymiş gibi kullanmak, öncelikli olarak cehaletin, sonrasında ise kitlelere verebileek hiç bir şeyi, hiç bir pratik, politik temelinin olmadığını gösterir.

Kısaca her şeyi söyle hiç bir şey yapma anlayışının, cisimleşmiş halidir.

TKP'nin bu tutumu bir yönüyle, işçi ile patron arasındaki çelişkiyi kavranır kılmaktadır.
Krizin yükünün, sıradan bir işçinin kime yıkması gerektiğine dair fikir verir. Belirli, güncel bir politika oluşturabilir.

Buraya kadar sorun yok, bu güncel, taktik politika olarak alınabilir.

Anlamadığım böyle taktik bir politikayı götürüp, AKP desteği, CHP gerisine düşmek gibi, alakasız, absürt noktalara bağlamanın mantığı nedir? Nasıl bir ruh halidir?

Gördüğüm kadarıyla, TKP kriz sürecinde güncel politika koymak istiyor.

Gelelim sistemin yararına mı, zararına mı sorununa.

Eğer krizin yükü topluma, işçi ve emekçi sınıfına yıkılamazsa, kapitalizm, sermaye krizi aşamaz.
Bu kolayca anlaşılabilir olmalı ve bu kapitalizmin de, hükümetin de yararına değildir.
O halde böyle olması için, alternatif politikanız nedir? Bunu ortaya koymalısınız. Ama şu değil, efendim kapitalizm krizsiz yapamaz, bize ne kapitalizmin krizinden, ancak sosyalizmle çözülür vs derseniz, buna maval okumak, lafazanlık denir. 30 yııldır Türkiye'de bir türlü aşılamayan cehaletin sığındığı şablon, klişeden, kof slogandan öte anlamı yoktur. Zira kitleler Mars'da yaşamıyor, kitleler ancak dahili olduğu dünya ve yaşam koşullarının sorunlarıyla, sistemin açmazlarıyla yüzleşerek, kavrayarak politika üretebilir veya nihai politikalar etrafında örgütlenebilir. Efendim çatımız akıyor, sosyalizm çözer demenin anlamı nedir?... Politika ve eylem, yerinde ve zamanında anlamlıdır, her koşulda eylemsizliği önermek, klişe, tabu, umut siyaseti yapmak, beklenti siyaseti yapmak, eylemsizliğe ve politikasızlığa sürükler.

Asıl, kitlelere hazır reçete gibi, 2 kelimeden ibaret, "sosyalizm çözer"demek, işte tam tersine bu sistemin işine yarayan bir politikadır, üstelik tasviyeci, o halde hiç bir şey yapmayalım temelinde, bekle-gör, bir şey yapmaya gerek yok, o halde bekleyelim sosyalizm gelsin(gökten tanrılarla gelecek herhalde) rolü de vardır. Bu nihai bir ifadedir, oysa şimdi asıl soru, NE YAPMALI, NASIL YAPMALI? sorusudur ve bu soru şimdi, şu an sorulmalı ve şimdi, şu an cevaplanmalıdır. Ne yapmalı ki krizin yükü, sisteme yıkılabilsin, ne yapmalı ki, kitleler sorunlarının kaynağının(!) sistem olduğunu anlayabilsin! Bu önemli.

Eğer krizin yükü, işçi-emekçi sınıfına yıkılırsa, bu da sistemin ve hükümetin yararınadır.

Hemfikir olmamamız için hiç bir sebep göremiyorum.

Sonuç: Bu politikanın eleştirisi ayrı bir konu, ben şu ana kadar yapılmış yersiz ve anlamsız ve aksine sistemin yararına (tasviyeci) eleştirilere dair, gerçekten basit bir dille ve anlaşılabilir yazdım.

Velhelebe
15-10-2018, 15:46
Ne yapmalı ki krizin yükü, sisteme yıkılabilsin, ne yapmalı ki, kitleler sorunlarının kaynağının(!) sistem olduğunu anlayabilsin! Bu önemli.

Sisteme yıkmak bu aşamada zor. Önce dış güçler ile alakası olmadığı kavranmalı. Sistem en son olarak kavranabilir. Ayrıca kimse kapitalizm nedir bilmiyor. Sadece bakıyor ki aşırı zenginler var ve kendisi fakir. Biri çıkıp diyor ki o zenginler çok çalışmış, çok başarılı imiş, çok zekiymiş falan. İşte bu çok etkili bir bariyerdir ve sistemi görmeye engel olur, sorgulamayı durdurup kadere razı olmayı sağlar. Ya da boş umutlarla kandırır. Zaten kapitalizmin kabullenilmesinin bir sırrı da boş umutlarla çok iyi kandırmasıdır. Sen de yapabilirsin hissini verir sürekli.

Şüpheci Dinsiz
15-10-2018, 23:52
Yeri gelmişken TKP'nin aktiviteleri hakkında kısa bilgi vereyim.

TKP kendi içinde ilk okul-orta okul-lise-üniversite gibi okullar-sınıflar oluşturmuş, "atölye" adı altında eğitimler düzenleyerek üyelerini eğitiyor. Bu eğitimlerde Marx-Engels-Lenin-Stalin'in teori ve pratikleri aşama aşama öğretiliyor. Güncel yerel-küresel meselelere dair dersler-tartışmalar yapılıyor. Özel üniversite-TV açma istekleri var, bunun koşulları oluşturulmaya çalışılıyor. Atölyelerde çeviri ve kritikler yapılıyor, sol literatürü zenginleştiren kitaplar yazılıyor, işçileri-halkı bilinçlendirme amaçlı küçük broşürler basılıyor, fabrikalarda-pazarlarda dağıtılıyor. Grev yapan işçilere öncülük-hukuk müşavirliği-medya desteği veriliyor.

TKP Dünyanın bir çok ülkesindeki komünistlerle iletişim halinde. Uluslararası toplantılara katılıyor, ev sahipliği yapıyor.

Muhakkak ki eleştirilecek yanları vardır. Ne var ki, uzaktan eleştirmek yerine partinin içinde olup çalışmak gerek, ki bu katılımcı demokrasinin olmazsa olmazıdır. "Tayyip bizi yönetsin" ile "TKP bizi yönetsin" aynı şeydir. "Ne Tayyip bizi yönetsin, ne TKP. Kimse bizi yönetmesin, hepimiz aktif rol alalım, işleri de kendimiz yapalım, denetlemeyi de. Kararları da kendimiz alalım, görevleri de kendimiz bölüşelim, uygulamayı da kendimiz yapalım, semeresini de birlikte bölüşelim" demek gerek. TKP'yi böyle görmek gerek. O bir düzen partisi değil. Biz düzenden rahatsız değil miyiz, bize sürekli zarar veren-sömüren-baskı uygulayan bu düzeni yıkmak istemiyor muyuz, o halde düşüncelerimiz ve eylemlerimiz de düzenin dışında olmalı. Fiilen kolları sıvamalı, görev almalı, dayanışma içinde çalışmalı, katılımcı demokrasiyi kurmalı, katılımcı sayısını, böylece gücümüzü arttırmalıyız.

"Biri gelsin bizi kurtarsın" dönemi bitti. Kurtulmak istiyorsan bir zahmet el atacaksın.

TKP, bu örgütlenmeyi tesis edecek insanların eğitildiği, devrimci teori-pratikleri öğrenebilecekleri iyi bir okul, iyi bir atölye. Sorunları varsa girip çalışıp ikna edip düzelteceksin.

--/--

Tüm kas-iskelet-sinir-damar ağına kadar anti-komünist yapılanmaya sahip bir sistemin içinde TKP ortaya ne koyabilir?
Örneğin; bu (yerel-küresel) sistem, öncü-kurucu-lider kadroyu oluşturmaya izin verir mi? Vermez, vermeyecek. Peki sen ne yapacaksın? Her şeyi TKP'den mi bekleyeceksin? Bekliyor isen zihnen düzenin dışına çıkamamışsındır, "Demirel bizi kurtarsın" diyenden farkın yoktur.

--/--

Başarıyı slogana indirgemek de düzen içinde kalmışlığın bir başka göstergesi ki, bu konuda gerçekçi bir karamsarım. Nasıl ki demir parçalarını sloganla makine haline getiremeyeceksem, eşitlikçi düzeni de sloganla kuramam. Kaldı ki, kertilmiş beyinler ve memetik konulu bir başlık açmıştım, kertilmiş bir beyinin sloganla aydınlanacağına dair beklentim sıfır.

TKP'den bir dostumla işyerinde sohbet ediyorken bir misafirim geldi, tanıştırdım, misafir başladı dostuma "siz halka inemiyorsunuz, süslü süslü konuşuyorsunuz, burnunuz çok havada" filan diye çıkışmaya. Dostum dedi ki, "biz aslından öğreniyoruz, aslı gibi konuşuyoruz, sorun bizde değil, kitap okumayan sizde". Halkın durumu da misafir gibi. Kendin hiç bir halt okuma, hiç bir halt düşünme, bekle ki okuyan biri gelip sana anlatsın, senin için dayak yesin-hapis yatsın-işkence görsün-öldürülsün, sonra da gelip seni kurtarsın. Oldu paşam!

Belki devam ederim...

bilgivehis
16-10-2018, 02:44
Yeri gelmişken TKP'nin aktiviteleri hakkında kısa bilgi vereyim.

TKP kendi içinde ilk okul-orta okul-lise-üniversite gibi okullar-sınıflar oluşturmuş, "atölye" adı altında eğitimler düzenleyerek üyelerini eğitiyor. Bu eğitimlerde Marx-Engels-Lenin-Stalin'in teori ve pratikleri aşama aşama öğretiliyor. Güncel yerel-küresel meselelere dair dersler-tartışmalar yapılıyor. Özel üniversite-TV açma istekleri var, bunun koşulları oluşturulmaya çalışılıyor. Atölyelerde çeviri ve kritikler yapılıyor, sol literatürü zenginleştiren kitaplar yazılıyor, işçileri-halkı bilinçlendirme amaçlı küçük broşürler basılıyor, fabrikalarda-pazarlarda dağıtılıyor. Grev yapan işçilere öncülük-hukuk müşavirliği-medya desteği veriliyor.

.

Böyle çalışmaları takdir ediyorum, devrimciler elbette her zaman devrime hazır olmalıdır.
Şu anda birinci düşman patronlar değildir, birinci düşman ABD-AB ve onun iktidarı AKP'dir.
AKP şu anda patronları hedef almıştır, iflas eden, yurt dışına kaçan patron ve küçük işletme sahiplerinin sayısı yüzleri, binleri aştı.
Tayyip patronları açıkça hedef aldığında "bazı önlemler alıyoruz" demişti, aldığı önlemlerden biri de TKP'yi patronların ensesine bindirmek mi?
TKP bu eylemi illegal veya daha önceden yapıyor olsaydı belki inandırıcı olabilirdi, lakin diktatörle anlaşmış gibi diktatörle aynı zamanda diktatörle birlikte patronların ensesine biniyor, hem de diktatörün engeliyle karşılaşmadan.

Şüpheci Dinsiz
16-10-2018, 04:35
TKP maddi manevi gücünü üyelerinden alıyor. Yıllardır duruşu belli, ne dediği belli, yaptığı eylemleri belli, yürüdüğü yol belli, üyelerin başına gelenler belli.

Komünist gençliği bu güne kadar hangi diktatörün hangi engeli yıldırabilmiş?

TKP'nin eylemlerini eleştirmek başka, kapitalizmle-diktatoryayla işbirliği yaptığını söylemek başka. Komploculuğun bu kadarı akıl sağlığının sınırlarını da benim sabrımı da aşar.

Saint-Just
16-10-2018, 09:30
Hakikaten şu haberden ve bildiriden "akp isbirlikciligi" suçlaması yapmak baya guzel bir kafayı gerektirir diye dusunuyorum. Bilgisizlik ve kötü niyet de olabilir. Bilemiyicem artık.

Şüpheci dinsiz ve spartacus'un bildiri hakkindaki akılcı ve tarafsız yorumlarına teşekkür ederim. TKP yada ilgili bildirisi yönelik (bazıları klişe olsada) ince eleştirilerini de yakaladım. bunun üzerine tartışmalar yapabilirim ve karşı tarafı ikna etmeyi çok isterim ama bunun için ne zamanım ne psikolojim var.

Ama son olarak şunu ekleyim. TKP bugün ülkede bolsevizm'in (marksizm-leninizm) ülkede tek temsilcisi durumunda. Rusya'da bolsevikler ne ise TKP de bugun Türkiye'de odur.

Gecenlerde john reed'in "dünyayı sarsan on gün" kitabını okudum. Bolsevizm'in değerini zaten biliyordum ama gözümde on kat daha arttı.

Bugün dünyada bu mirası sahiplenen ve devam ettirenlerden başkaları devrimci olamaz. ne teorik ve pratik ne de bilimsel yönden.

kartopu
16-10-2018, 09:35
TKP eğer krizi çözme konusunda samimi ise önce onun tesbitini yapsın. Daha sonra mücadele yöntemini TKP bunu yapmadan gelin benim etrafımda birleşin diyor Biz de sana ne kadar güvenebiliriz diyoruz.
Kavga ve eleştiri buradan çıkıyor.

TKP daha dün ikiye bölündü peki sebep nedir TKP bürokrasisi TKP de bürokrasi aşılamıyor kimse zirveye ulaşamıyor En üstteki ne derse genel doğru odur.

Biz bu tür örgütlenmeleri 12 eylül öncesi yaşadık ve elimize doğmuş devrimi kaçırdık Şimdi bu halk devrimcilere güvenmiyor haksız da sayılmazlar. Dün yaptığımız yanlışı yeniden yaparsak aynı suda yeniden boğuluruz.

Ayrıca bazı şeyler yaşamdan öğrenilir hiç bir okul o yaşamdan öğrenilen şeyi vermez veremez. TKP okul açsa ne olacak geçmişte de bu tür okullar açılmıştı Geçmişte de bu tür enternasyonel dayanışma ve işbirlikleri vardı. Ne oldu koca bir yenilgi. Aynı hatalar bir daha yapılamaz.

Önce Kriz tesbiti. Bu kriz dünya kapitalizm in krizi mi, yoksa sadece bizim ülkeye mi has kriz mi.Eğer bizim ülkeye hassa bu krizi kim çıkarıyor devleti yönetenler ve devletin etrafındaki bir avuç oligarşik gurup mu. Yoksa bütün patronlar sınıfı mı.
Bu tesbit doğru yapılamazsa hedef yanlış olur ki kıyım büyüktür. Peki bu kıyımım faturasını kim ödeyecek.

TKP kitlesel destek bulacak da büyüyecek diye kıyım mı yaşayalım.
Türkiyede bir tesbit var Bu krizi devleti yönetenler ve devletin etrafında oluşan oligarşik guruptur ve bu doğrultuda bazı işbirlikleri oluşuyor ki devlet i yönetenler in öfkelerinden belli oluyor TKP bu oluşumun neresinde yer alıyor.

Bizler masal dinleme çağını geçtik kimsenin kayığına binemeyiz. Biz de TKP ye bunu hatırlatıyoruz.

finneas Ama son olarak şunu ekleyim. TKP bugün ülkede bolsevizm'in (marksizm-leninizm) ülkede tek temsilcisi durumunda. Rusya'da bolsevikler ne ise TKP de bugun Türkiye'de odur.Bugün dünyada bu mirası sahiplenen ve devam ettirenlerden başkaları devrimci olamaz. ne teorik ve pratik ne de bilimsel yönden.

İşte buyurun bencilliği ve kariyerizm i kim verdi bu temsiliyet hakkını TKP ye. Sen tek otoritemisin ki kişi ve örgütlerin devrimciliğinin kıstası olasın. Ayrıca dünyada çöken reel komünizm in tartışıldığı zamanda Kendini Bolşevizm in temsilcisi ilan etmek niye.
Tarih 1917 yi göstermiyor Tarih 2018 dünya değişti artık robotlardan yapay akıldan söz ediliyor.

Saint-Just
16-10-2018, 10:08
Böyle çalışmaları takdir ediyorum, devrimciler elbette her zaman devrime hazır olmalıdır.
Şu anda birinci düşman patronlar değildir, birinci düşman ABD-AB ve onun iktidarı AKP'dir.
AKP şu anda patronları hedef almıştır, iflas eden, yurt dışına kaçan patron ve küçük işletme sahiplerinin sayısı yüzleri, binleri aştı.
Tayyip patronları açıkça hedef aldığında "bazı önlemler alıyoruz" demişti, aldığı önlemlerden biri de TKP'yi patronların ensesine bindirmek mi?
TKP bu eylemi illegal veya daha önceden yapıyor olsaydı belki inandırıcı olabilirdi, lakin diktatörle anlaşmış gibi diktatörle aynı zamanda diktatörle birlikte patronların ensesine biniyor, hem de diktatörün engeliyle karşılaşmadan.

Bilgivehis ben seni sol kemalist zannediyorum ama anlaşılan sen sağ kemalistsin.

Tayyip veya akp hükümeti nerde ne zaman patronları suçladı veya hedef aldı? Onları oraya getirenler zaten patronlar. kimin cikarlarini kolluyorlarki iktidarda kalabiliyorlar?

bilgivehis
16-10-2018, 10:14
TKP'nin eylemlerini eleştirmek başka, kapitalizmle-diktatoryayla işbirliği yaptığını söylemek başka. Komploculuğun bu kadarı akıl sağlığının sınırlarını da benim sabrımı da aşar.

Teori üretmiyorum, gördüklerimi, kuşkularımı, deneyimlerimi sizlerle paylaşıyor ve soru şeklinde aktarıyorum.
Böylesi bir yaklaşıma tatmin edici cevaplar vermek yerine sınırları zorlamakla değerlendirmeniz üzücüdür.
Üstelik TKP'nin çalışmasıyla ilgili anlattıklarınız konu için bir şey ifade etmiyor, zira aynısını Aydınlıkçılar elli yıldır yapıyordu şimdi tayyibin kucağında oturuyorlar. Bu yüzden sütten dilimiz yandığı için yoğurdu üflememiz gerekiyor.
Bu konuda olduğu gibi devrimcilik adına yapılan her duruşu elbette masaya yatırmak zorundayız. Elli yıllık devrimciyim, deneyimlerimi göz önüne almadan her hoş sedayı devrim müziği tadında dinleyemeyiz, bize yaşam bunu öğretti.
Yine diyorum, bu eylemin arkasında bir çapanoğlu yoksa takdir ederim ama konu yaşanmadan şüphelerimin gerçek cevabını bulamayacağını da biliyorum.
Devrimciler eleştirir, kuşkulanır, en küçük noktayı araştırır, işi budur, yaşam şekli budur, işte burada da bunu yapıyorum.
Bu gerçekleri ciddiye almadan her eleştiriyi, her değerlendirmeyi komploculuk yapmakla suçlamamalısınız.

kartopu
16-10-2018, 10:36
TKP maddi manevi gücünü üyelerinden alıyor. Yıllardır duruşu belli, ne dediği belli, yaptığı eylemleri belli, yürüdüğü yol belli, üyelerin başına gelenler belli.

Komünist gençliği bu güne kadar hangi diktatörün hangi engeli yıldırabilmiş?

TKP'nin eylemlerini eleştirmek başka, kapitalizmle-diktatoryayla işbirliği yaptığını söylemek başka. Komploculuğun bu kadarı akıl sağlığının sınırlarını da benim sabrımı da aşar.

Nerden biliyorsun Sn Şüpheci Dinsiz bütçesini inceledin mi.

Belki uluslar arası kuruluşlardan destek alıyor bu tür kuruluşlar Türkiyede bir çok kurumu destekliyor. Gelişmiş kapitalist ülkeler TKP yi niçin desteklemesin.

TKP onlara Türkiyenin genel denetimini sağlamak için elverişli niçin olmasın.
Kapitalizm de rekabet esas kuraldır, bunu siyaset alanında neden yapmasınlar.
Şüphe her alanda olur ki şüphe gerçeğe ulaşmanın yoludur.

Saint-Just
20-10-2018, 13:35
.
finneas Ama son olarak şunu ekleyim. TKP bugün ülkede bolsevizm'in (marksizm-leninizm) ülkede tek temsilcisi durumunda. Rusya'da bolsevikler ne ise TKP de bugun Türkiye'de odur.Bugün dünyada bu mirası sahiplenen ve devam ettirenlerden başkaları devrimci olamaz. ne teorik ve pratik ne de bilimsel yönden.

İşte buyurun bencilliği ve kariyerizm i kim verdi bu temsiliyet hakkını TKP ye. Sen tek otoritemisin ki kişi ve örgütlerin devrimciliğinin kıstası olasın. Ayrıca dünyada çöken reel komünizm in tartışıldığı zamanda Kendini Bolşevizm in temsilcisi ilan etmek niye.
Tarih 1917 yi göstermiyor Tarih 2018 dünya değişti artık robotlardan yapay akıldan söz ediliyor.

peki kardeşim. lenin'i veya leninizm'i aştığını mı düşünüyorsun? bolşevizm'e açıkça meydan mı okuyorsun? öyleyse yaz kendi parti, örgütlenme ve devrim teorilerini. yaz leninizm eleştirilerini. öncü parti teorisi, eşitsiz gelişim, çağdaş emperyalizmin marksist açıdan tahlillerini, tekeller ve finans kapital olgularını çürüt. aslı şudur de.

marksizm nedir? leninizm nedir? marksizm-leninizm nedir? bütün bunları genişleterek tekrar soralim. ,
-lenin marksizm'e hangi katkıları yaptı?
-leninist olmadan marksist olunabilir mi? nasıl?
-leninizm'in alternatifleri nedir? lenin hangi konularda yanıldı?
-leninizm hala geçerliliğini koruyormu? neden?

işçi sınıfına bilinç ancak dışarıdan mı verilebilir? komünist partiler nasıl örgütlenir? hiziplere özgürlük mü? merkeziyetçilik nedir? demokratik merkeziyetçilik nedir? öncülük olmazsa olmaz mı? revizyonizm nedir? vs vs.


bütün bunları açıklık getir diyicem ama yapamazsın. kibarlık olsun diye sürekli bilgisizlik kelimesini kullanıyorum ama sen marksizm hakkında kelimenin tam anlamıyla cahilsin.

gerçekten öğrenmek istiyorsan sana dersini verelim. yada kitap tavsiyesinde bulunalım.

kartopu
20-10-2018, 18:36
finneasAma son olarak şunu ekleyim. TKP bugün ülkede bolsevizm'in (marksizm-leninizm) ülkede tek temsilcisi durumunda.
Kim verdi bu temsiliyet hakkını TKP ye. Bu 1

finneasRusya'da bolsevikler ne ise TKP de bugun Türkiye'de odur. Bu 2
Biz nerden bileceğiz bu işin terazisi kimde kendin çal kendin oyna mı diyorsun.

Bugün dünyada bu mirası sahiplenen ve devam ettirenlerden başkaları devrimci olamaz. ne teorik ve pratik ne de bilimsel yönden.


TKP ne kadar bu söylediğin hususlara uyuyor. Bu, 3
Biz nerden anlayacağız bu söylediklerine uyum sağladığınızı. Ayrıca bütün dünya yeni bir sosyalizm i Sovyetlerin eleştirisinden çıkacak derken siz niçin hala muhafazakar kalabiliyorsunuz. Bana göre sizin ne sosyalizm ne devrim diye bir talebiniz yok sadece demogoji yapıyorsunuz.

marksizm nedir? leninizm nedir? marksizm-leninizm nedir? bütün bunları genişleterek tekrar soralim. ,
Bu söylediklerini belki 50 kere yazdım ama sen anlamamışsın. Zordur anlamak istemeyene bir şey anlatmak



gerçekten öğrenmek istiyorsan sana dersini verelim. yada kitap tavsiyesinde bulunalım.
Ne öneriyorsun belki kütüphanemde yoktur.

bilgivehis
21-10-2018, 07:25
Yine mi başladınız çocukça dalaşmaya?

Arkadaşlar bilinçle sidik yarışı edeceğinize, günümüzde ne gibi çözümler bulur ve uygularız, kendinizi bu noktaya verseniz biz de sizlerden fikir alsak diyorum.
Marksizmi-Leninizmi çok iyi bilmek en azından günümüz için acil değildir.

kartopu
21-10-2018, 11:06
Yine mi başladınız çocukça dalaşmaya?

Arkadaşlar bilinçle sidik yarışı edeceğinize, günümüzde ne gibi çözümler bulur ve uygularız, kendinizi bu noktaya verseniz biz de sizlerden fikir alsak diyorum.
Marksizmi-Leninizmi çok iyi bilmek en azından günümüz için acil değildir.

Sn bilgivehis

Bu tartışma çocukça dalaşma değil Eski (muhafazakarlık) ile yeni (zaman) arsında ki farkların tartışmasıdır.

Günümüz 1917 -1980 arası üretim biçimi değil hali ile örgütlenme ve çözüm de aynı olmayacak .Biz bunu tartışıyoruz.

Marksizm ve Leninizm elbette tartışılacak Çünkü bu izimlerde ne anladığımız ne anlamamamız gerektiği hala zamanımızda geçerlidir.
Marksizm Genel kapitalizm ve onun felsefesinin eleştirisidir Leninizm se çözüm için örgütlenmedir.

Bizde içinde bulunduğumuz Kapitalizm i anlamak onun sınırlarını bulmak zayıf karnını belirlemek ve hangi araçları kullanarak nasıl yıkılabileceğini tartışıyoruz. Aynı zamanda günümüzdeki teknolojik ilerlemeyi de dikkate alarak nasıl bir kurulum gerçekleşeceğini anlamaya çalışıyoruz.

Senin didişme dediğin bizim tartışma dediğim şey budur.

bilgivehis
22-10-2018, 11:39
Bizde içinde bulunduğumuz Kapitalizm i anlamak onun sınırlarını bulmak zayıf karnını belirlemek ve hangi araçları kullanarak nasıl yıkılabileceğini tartışıyoruz.


İşte onu yapmıyorsunuz, yapıyor zanediyorsunuz.
Benim ayakkabım senin ayakkabını döver demeyle tartışma olmaz.
Marksizmi-Leninizmi çok iyi bilmeniz gerekmiyor, bildiğiniz kadarıyla tartışsanız yine bizler, ziyaretçiler bir şey anlar.
Hem çözüm için devrimci ustalarına her fırsatta baş vurmak gerekmez. O zamanın koşulları farklıydı, farklı olduğunu siz de biliyorsunuz ama nedense çözüm için Marks tek koşulmuş gibi davranıyorsunuz.
Marks'ız elbette devrim olmaz ama tek koşul değildir, kendimiz de günün şartlarına göre bir şeyler katmak zorundayız.
Örneğin o tarihlerde kapitalizm dünyanın bilinç endeksine bu kadar hakim değildi, ezilen sınıfı bugünkü kadar kandıracak teknolojisi yoktu. Bu yüzden devrimci önderleri işçi sınıfına daha kolay liderlik yapabiliyordu. Sömürü diye bir şeyin olduğunu işçi sınıfına anlatmak yetiyordu. Ayrıca o tarihlerde toplumların tepki özellikleri henüz köreltilmemişti.
Bugün ise devrimin baş düşmanı yine işçi sınıfının kendisi olmuştur, daha doğrusu oldurulmuştur.
Kendi davasına bu kadar düşman hale getirilmiş işçi sınıfını ne yapar da asli davasına sahip çıkarttırabiliriz?
Örneğin kendim farklı çevreden işçilerden sohbet ettiğimde iliklerine kadar patron sınıfının kölesi olduklarını ve bundan da son derece mutlu olduklarını görüyorum. kapitalizm onları bu derece kendi davasından koparmış. Globalleşme denen şey işte budur.
Soru şudur, TKP'nin ezilen sınıfa öndelik yapıp-yapmaması değil, asıl soru, bizim anladığımız tipte ezilen sınıfı nereden bulacak?
Bugün maaşının kesinti haberini vereni alkışlayan bir sınıf var karşımızda.
Marksizm-Leninizm artık tek başına bu düğümü çözemez, farklı teoriler, farklı eylemler gerekiyor.

kartopu
23-10-2018, 10:39
Sn Bilgivehis

Siz Lenin, Troçki K.Kaustki, Blangui, Rosa Lüxenburg arasındaki tartışma ve polemikleri okusan bizimkiler yanında hiç kalır.


Bilgivehis
[B]Örneğin kendim farklı çevreden işçilerden sohbet ettiğimde iliklerine kadar patron sınıfının kölesi olduklarını ve bundan da son derece mutlu olduklarını görüyorum. kapitalizm onları bu derece kendi davasından koparmış. Globalleşme denen şey işte budur.
Soru şudur, TKP'nin ezilen sınıfa öndelik yapıp-yapmaması değil, asıl soru, bizim anladığımız tipte ezilen sınıfı nereden bulacak?
Bugün maaşının kesinti haberini vereni alkışlayan bir sınıf var karşımızda.
Marksizm-Leninizm artık tek başına bu düğümü çözemez, farklı teoriler, farklı eylemler gerekiyor.


Zaten tartışmanın ana nedeni bu sizin dedikleriniz Sn Bilgivehis.

Marksizm i anlamakta tam sizin dediğiniz gibi zamanı ve zaman içinde farklı sınıfların yerleşimidir. Siz sanıyormusunuz ki Marksizm geçmiş zamana takılı kalmış.
Marks .Sermaye birikimi iki biçimde açıklar 1.Artık Değer (işçinin sömürülmesi) 2. sermayelerin çalınması (küçük ve orta gurup sermeyesine el konulması)
Bu gün o günden farklı mı.

Bunun yanında işçilerin patronların kölesi olduğu ve patronun kölesi olmasını kabullendiği bu günün işi değil. Marks döneminde de vardı. Sonunda köleliğini kabul etmiş bir sınıf var .
Marks ı siz hiç okumamışınız sanırım. Mark Avrupadan (Almanya İngiltere Fransa İtalya )ABD den Çin den Hindistan dan ve bu ülkeler içindeki ekonomik zincirden söz eder.
Yani glabolizm o zamanda vardı .Bu günün farkları var elbet ama tarihten tamamen kopmuş değil.

Zizek sorun, fabrikalarda değil meydanlarda çözülür diyor, D. Harwey de ona benzer şeyler söylüyor Andre Gorz Elvede Proleterya diyor yani günümüzde bir çok farklı görüşler var. İşte bunlar hep tartışılıyor Sn Bilgivehis.

Ama herkesin Merkezi Karl Marks. Vaz geçilmez merkez. Tıpkı dünkü gibi.

Saint-Just
28-10-2018, 13:41
Sn bilgivehis

Bu tartışma çocukça dalaşma değil Eski (muhafazakarlık) ile yeni (zaman) arsında ki farkların tartışmasıdır.

Günümüz 1917 -1980 arası üretim biçimi değil hali ile örgütlenme ve çözüm de aynı olmayacak .Biz bunu tartışıyoruz.

hayır, bu tartışma marksizm-leninizm ile revizyonizm ve liberal sol'un tartışmasıdır. senin olduğun şey bu.

daha öncede söyledim kapitalizm şekilsel olarak değişikliklere uğramış olabilir (ki bunların bile çoğu sosyalist mücadelenin ürünüdür) ancak öz olarak aynıdır. bugün ne sınıf mücadelesi ne emek sermaye çelişkisi ne emperyalizm (yani kapitalizmin tekelci aşaması) değişmedi. ortadan kalkmadı. vahşilikten evcilleşmedi.

markizm-leninizm'i çok iyi bilmemiz gerekmiyor deniyor ama eğer kapitalizm'e ve emperyalizm'e karşı mücadele etmek istiyorsanız çok iyi bilmeniz gerekiyor. çünkü bunları akademik ve bilimsel tahlillerle açıklayan, çözümleyen ve mücadele eden başka bir siyasi disiplin yoktur.

yeni sosyalizm diye bir şey yoktur ki bu da revizyonizm'in kalıplaşmış söylemlerinden biridir. komünistler için sovyetler birliği sosyalizm düşünü gerçekleştirdiği için yalnızca övgüye layıktır.

tkp'nin bugün ülkede bolşevizm'in tek temsilcisi olmasının sebebi bütün temelini, programını ve hedefini marksizm-leninizm'e yaslayan tek siyasi parti olmasıdır. daha öncede söyledim türkiye'de sol kimlik siyasetine battı diye. kendini sosyalist hatta marksist-leninist olarak tanımlayan partilerin çoğu hdp'nin kuyruğuna düşmüş ve tabela partisi durumuna gelmiştir. nasıl bir öncülükse her siyasi mücadele de ''biz hdp'yi destekliyoruz'' demekten başka bir şey yapmıyorlar. tkp sosyalist devrim'i hedefleyen ve öncülüğünü koruyan tek marksist-leninist parti artık. zaten geçtiğimiz 1 mayıs'a bir bakın. ben tkp'den başka o güne ciddiyetle gelen görmedim. en kalabalık gruplar her yerde tkp'nin di.

bu liberal sol dalganın nasıl sonuçlanacagı yunanistan'da syriza ile ortaya çıktı zaten. kapitalizm ve emperyalizm'le işbirliği. hdp'de syriza gibilerin yansımasından başka bir şey değil. bu düzen muhalefeti ve partileri artık sadece midemi bulandırıyor.

ki sen bu tartışmanın bile dışındasın. chp'li birinin gelipte ''sizin devrim yada sosyalizm talebiniz yok'' falan demesi beni sadece güldürüyor. daha geçenlerde lenin'e zorba falan diyip nato'ya övgüler düzmüyormuydun sen?

biz buna revizyonizm'den öte oportunizm diyoruz.

kartopu
29-10-2018, 08:58
tkp'nin bugün ülkede bolşevizm'in tek temsilcisi olmasının sebebi bütün temelini, programını ve hedefini marksizm-leninizm'e yaslayan tek siyasi parti olmasıdır.
Sn finneas. 1979 -2000 arası senin Bolşevizm dediği şeyi biz denedik bu ülkede Sovyetler Birliği engeline takıldık Şimdi SB yok yani sen tek değilsin senden önceleri var. Bence TKP biraz tarih karıştırsın.

HDP çok farklı bir siyasi yapılanma onu anlamadığında devrimcilik konusunda hiç ciddi değilsindir. Eğer cahil değil de bunu yapıyorsan ben hiç güven verici bulmam.

tkp sosyalist devrim'i hedefleyen ve öncülüğünü koruyan tek marksist-leninist parti artık. zaten geçtiğimiz 1 mayıs'a bir bakın. ben tkp'den başka o güne ciddiyetle gelen görmedim. en kalabalık gruplar her yerde tkp'nin di.

Sn finneas İnsanlar senin 1 Mayısta askeri disiplin içinde yürüyüşüne bakmaz. Hangi fabrikada var olduğuna bakar hangi grevde etkin nedir diye sorar. Öyle seçimden seçime ben varım ve tek komünistim demekte toplumsal çözüm değildir.

Yani senin anlayacağın Sn finneas TKP göz boyamaktan öte bir siyaset izlemiyor.
Size yani TKP sevdalılarına yeniden söylüyorum Eğer yaptığınız işte ciddi iseniz önce Reel sosyalizm i özellikle Sovyetler Birliğini eleştirerek başlayın.
Eski yapının üstüne yeni bina yapamazsın eğer yapacağım diye inat ediyorsan ya bilerek topluma yalan söylüyorsun ya cahilsin.

kartopu
29-10-2018, 12:48
Sn finneas. 1979 -2000 arası senin Bolşevizm dediği şeyi biz denedik bu ülkede Sovyetler Birliği engeline takıldık Şimdi SB yok yani sen tek değilsin senden önceleri var. Bence TKP biraz tarih karıştırsın.

Bu 1979-2000 tarih seni yanıltmasın. Bu tarih yani Bolşevizm in bitişi tarihi. Şöyle düşünebilirsin Sovyetler 1989 da çöktü ben bu tarih arasında Bolşevizm çöktü diyorum.
Yani bu tarih Lenin e rahmet okutan tarih Aslı 1926 da bunu ancak Sovyet tarihini iyi okuyan anlıyor.

bilgivehis
29-10-2018, 13:56
Arkadaşlar halen anlamıyorsunuz, ya da ben anlatamıyorum.
Günümüz teknolojisi kapitalizmin tekelindedir, herkes izleniyor, kapitalist teknolojiden bağımsız ne legal ne de illegal mücadele yapılamıyor.
Şüpheli olmak dahi suç sayılıyor, siz halen Bolşevizm ihtilalinde kalmışsınız.
Üstelik artık işçi sınıfı sömürülü yaşama adapte olmuş durumda, iş bulmuş olmak dahi tepki vermemek için onlara yeterli neden geliyor.
Günümüz işçi sınıfını dahi halen anlamamışsınız, artık işçi sınıfını uyarmak, haklı tepkiye yönlendirmek bir işe yaramıyor. Artık işçi sınıfı kim güçlüyse onun yanındadır, onlar için ezen-ezilen konusu sadece devrimcilerin geyik muhabbetidir. Kendi davalarını kapitalizmin ellerine bırakmışlar, kapitalistler nasıl becerirse razı olmuşlar.
20.yy başlarında dünyada devrim rüzgarı esiyordu, emperyalistler doğrudan işgal ediyordu, bugünkü gibi psikolojik işgal alt yapısı yoktu, bu yüzden emperyalizm kaybediyordu.
Bugün ise durum çokl farklı, devrim süreci hem teorik hem pratik olarak gerilerken, kapitalizm her türlü önlem adına çok yol aldı.
Kısaca işçi sınıfını uyarmak artık tek başına hiç bir anlam ifade etmiyor ki, artık örgütlenmeye de katılmazlar, iş bu derece vahim hale gelmiş.
Yani diyeceğim, eski devrimci mücadeleye farklı mücadele biçimleri katmak gerekir ya da ülkenin doğrudan silahlı işgale ugraması gerekir.

kartopu
29-10-2018, 18:04
Arkadaşlar halen anlamıyorsunuz, ya da ben anlatamıyorum.
Günümüz teknolojisi kapitalizmin tekelindedir, herkes izleniyor, kapitalist teknolojiden bağımsız ne legal ne de illegal mücadele yapılamıyor.
Şüpheli olmak dahi suç sayılıyor, siz halen Bolşevizm ihtilalinde kalmışsınız.

Bana söylemiyorsun sanıyorum Sn Bilgivehis BOLŞEVİZM diyen ben değilim ben Sovyetler Birliğinin eleştirisinden çıkacak sonuç yeni komünizm diyenlerdenim.
------------
Günümüz işçi sınıfını dahi halen anlamamışsınız, artık işçi sınıfını uyarmak, haklı tepkiye yönlendirmek bir işe yaramıyor. Artık işçi sınıfı kim güçlüyse onun yanındadır, onlar için ezen-ezilen konusu sadece devrimcilerin geyik muhabbetidir. Kendi davalarını kapitalizmin ellerine bırakmışlar, kapitalistler nasıl becerirse razı olmuşlar.

Sn Bilgivehis İşçi sınıfının kapsamı değişti İşçi sınıfı sadece fabrikalarda 8 saat iş gücünü satanlardan ibaret değil İşçi gibi yaşayan her kes işçi sınıfı kapsamı içindedir senin anlayacağın 7,5 milyar insanın en az 6 milyarı işçi sınıfı kapsamı içindedir.
Bu durumda kapitalizm e müdahale bu 6 milyarlık insan sayısına tekamül ediyor. Ayrıca kapitalizm sadece işçi sınıfını yok etmiyor bütün insanlık risk altında.
----------------------
Bugün ise durum çokl farklı, devrim süreci hem teorik hem pratik olarak gerilerken, kapitalizm her türlü önlem adına çok yol aldı.
Kısaca işçi sınıfını uyarmak artık tek başına hiç bir anlam ifade etmiyor ki, artık örgütlenmeye de katılmazlar, iş bu derece vahim hale gelmiş.
Yani diyeceğim, eski devrimci mücadeleye farklı mücadele biçimleri katmak gerekir ya da ülkenin doğrudan silahlı işgale ugraması gerekir.

Sn Bilgivehis Farklı mücadele biçimi nedir birde onu söylesen. Bütün insanlık kapitalizmin tehditi altında siz ne öneriyorsunuz.

Sn Bilgivehis farkında mısınız siz de bu tartışmanın (çocukça didişmenin) içindesiniz.

dine mine ne
30-10-2018, 02:56
Yüzyıllardan beri planlanan bu merkez bankaları komünizmi yavaş yavaş yola sokuyor. Kapitalizmi ve komünizmi karşılaştırmak istiyorsak, muhtemelen önce serbest piyasa ekonomisi kavramını doğru kullanmamız gerekiyor. Kapütalizm ve komünizm varlar, ancak yüzyıllardır gerçek serbest piyasa ekonomisi olarak bilinen kapitalizm hiç olmadı. Kapütalizm veya komünizm meselesi ele alındığında, her iki tarafın eleştirmenleri sosyal adalet isterken, bazı şeyleri görmezden gelib birbirine giriyor.
Ne yazık ki, komünizmin savunucuları hala, komünizmin, işçiyi daha iyi hale getiren ve fakirlere yardım eden bir ideoloji olduğunu düşünüyor. Bu komünizmin işbirliği için dünya tarihinde milyonlarca insanın hayatına mal olan en başarılı sahtekârlikti.

Komünizm, aynı parasal gücün merkezileşmesinden başka bir şey değildir. "Mülkiyet hırsızlıktır" denildiğinde nedense faizden gelen mülkiyet burada görmezden gelinir.
Kapütalizmin savunucularıda, hiçbir şeyden (faiz) ile para yaratanları serbest piyasa ekonomisi ile karıştırırlar.
Kapitalizmi, bunca milyar insanın küçük bir grubun klavyesine işaret parmağıyla girdiği kredi parası için çalışdirdiğina inanıyorlar.
İki sahtekâr ideolojinin hangisinin daha çok acı verdiğini veja canlara mal olduğunu tarihde gördük.
Devletin arkasındaki güç - komünizm tarafından beslendiği, yadsınamaz.
Yani, komünizmde, halkın tüm varlıkları "devlet varlıkları" halindedir ve devlet zaten ait olduğu aynı kişilere aittir ve açıkçası bunlar asla bizler değiliz.Ancak, bu yanlış kavramları birbirimize karşı oynamak için bize nasıl ve kim tarafından enjekte edildiğini anlamak için önce ekonomik teorileri incelemeliyiz.

Keynescilik, örneğin, dünyayı sonuna kadar borçlandırdı.Propaganda makinesi doğruluk hissi ile her şeyi kapsamaya çalışsa bile, şu andaki gerçeklikle hiçbir ilgisi yoktur. Bu sayı oyunları aslında sadece gülünçtür. Keynes geldi ve krizde devletin merkez bankasında borca ​​girmesi gerektiğini söyledi ama merkez bankasının nedense (özel) olduğu gerçeğini anlatmadı. Devletin en nihayetinde borcu, halkın parasından toplanılacağınıda söylemedi. Bu durumda devletin halka bunların istediklerini yaptırmaya yol açacağnı ve nihayetinde nüfus için ekonomik özgürlüğün kaybedileceğini de belirtmedi. Küreselleşme - yeni dünya düzenindeki bir sonraki adım, dünyaya tüm alanlarda büyük dengesizlikler getirdi.Bundan önceki komünizm deneyi, insanlığı, 100 milyon ölümle karşıladı.Keynescilikle de devletlerin kontrolünü ellinden aldındı.


Komünizmin yeniden yükselişte olmasının nedeni budur, çünkü zaten kasıtlı duvara sürülen kapütalizme alternatif olarak sunulmaktadır oysaki gerçek kapitalizm hiç var olmadı.Marksizm, Rus devrimine ve proletaryanin sermayeye karşı uluslararası siyasal mücadelesine yol açan baskın teoriydi.Özünde, Marx ve Engels'in kuramı, iktidar kapitalizm değil kaputalizmindeki sömürü yasaları ve buradaki sermayenin yoğunlaşma süreci ile ilgilenir. Olan biten budur. Kapitali ben anladım sen anlamadın tartışmaları dangalaklığın daniskasıdır.
"Kredi sisteminin ve yöneten araçların (kredi parası vb.) Derinlemesine analizi planımızın dışında. Gelişimi ile kamu kredisi arasındaki bağlantı göz ardı edilmektedir."
diyor marxs efendi. Bu faizin nereden geldiği ile neden ilgilenmedi.Medyanın ya da onların politikacılarının politik, mali ve ekonomik konular hakkında söylediği herhangi bir şeyin gerçekte olanla eşleşmediği zaten ortada .Bunu anladıysak, bir sonraki adım içgörüdür: Bu duruma nasıl düşdük. Eh, sadece büyük parasalcı ve ekonomik fikirlerin ve teorilerin (en azından bizim için) yanlış olduğu bir tesadüf olabilir mi. Sarkaç bir yöne sallanırsa, o zaman diğer yöne doğru yine kuvvetle geri sallanacakdir ve bu da dünyanın en doğal seyidir. Bu bankacılar, para bozucuları ve süper zenginlerin televizyondaki yüceltilmesinde sürekli olarak gösterilen doyumsuzluğa sahip yüzsüzlerden yeterince kim bıkmadı ki?. Sarkacın doğal olarak geri tepeceğinden dialektik açıdan karşı tarafta oluşdurulmuş durumda. İşin güzelide şudur ki adamlar kurtuluş formülünüde dincilerin diline dolamış iyimi.

Marx ve Engels, İngiltere Merkez Bankası'nın, sadece bir miktar altına eşdeğer banknotlar başdıklarını biliyorlardı. Tamam "kurgusal sermayeyi" de berberinde yaratır ve bu sermaye onlara ekstra bir kar getiriyor diyorlar ama ödenmesi gereken bu "hayali sermayeye" olan devletin ilgisi maalesef oldukça gerçektir. Devlet tarafından bu faiz toplanır ve kimseninde gı kı çıkmaz. Yazarlar bunu biliyorlar ise ne diye o zaman bu merkez bankalarını onaylıyorlar. Yazarlar bunları ap açık destekliyor.

Ha bir saniye faize karşı çıkan olmamış derkende biri denemiş fakat onuda çarmıha germişler. Bununla da kalmayıp olayı taa kahve falina kadar taşımış adamlar.

""Kahve falinda asılı adam görmek, geçmişte elinizden kaçırdığınız fırsatlar olmuş, o fırsatları yeniden yakalayacaksınız demektir. Önceki hatalarınızı telafi etme fırsatı doğacak ve özellikle finansal anlamda kendi şansınızı kendi çabalarınız ile elde edeceksiniz. Büyük hayalleriniz olduğu sürece başarılarınız daha da büyük olacak. Özellikle iş sahibi olan kişiler ve kendi işini kurmuş olanlar için bu sembol çok daha hayırlı anlamlara gelmektedir. Falda asılı adam figürü bazen de geleceğinizin çok parlak olduğuna ve gelecekte önemli konumlarda iş sahibi olabileceğinize de yorumlanır.""
Bu benim için bilinç altından faizi ye gerisini düşünme demektir. Bu tür yorumlar hic tesadüfi olabilir mi.

David Ricardo'nun uzun zamandan beri "özel" İngiltere Bankası'nın sahiplerinin devasa kârlarını kınamasını ve onların devletleştirilmesini onaylamaması bu iki "devrimci önder"in gözünden nasıl kaçmış ola bilir?. Hani özeldi, mülkiyet di, felan dı ,fıstık dı ne oldu?. Özel parasal gücün ama merkezi kontrolüne iş gelince tık yok.
Kardeşim tık yoksa o zaman dinçinler bu konuda sizden daha kral.
Kaldıki kapitali okuyanların kendine göre fikirleride var.
Değişim değerleri, kullanım değerleri, göreceli değer biçimlerinin içeriği, denklik formları, göreceli değer biçimlerinin belirlenmesi vb. İle tanımlanan değer formülleri hakkında açıklık içermeyen cümlelerin ve kavramların sonsuz çıkmaz bitmezleri.
Bir kapitalistin malzeme ile işçinin emeğini birleştirerek elde ettiği üzerinden işçi sınıfının sömürüsü "olabileceğini" açıklamak için 700 sayfalık kitap mı yazmak gerek.

Sermayenin üretime yatırılması, üretkenliği arttırması ve dolayısıyla fiyatları düşürmesi, nüfusun daha geniş sınıflarının bu ürünleri karşılayabilmesine ve dolayısıyla daha fazla istihdama yol açmasıdır. Hiç kuşkusuz ki, karın her insan için bir sebep olduğu gerçeğini ve işvereninde sadece bu nedenle risk aldığını, saklayacak bir allahın kulu yok. Biliniyor, nedir bu telaş.

Merkez bankasının "sahte para basması" için izin alması ve buradan faiz ödemeleri alması, devletinde üstüne üstelik gelip yine genel vergiler yoluyla vatandaşlarından para alması, bu denklemdeki asıl proplemdir.Bu faizle yaratılan sanal paranın yaratılmasını marks niye ele alamadı ?????. İsa faize, kennedy de merkez bankasının özeline karşı çıka bilirken marx la moritz niye bunları yazamadı. Marx ve Engels'in her zaman yalnızca tüccar sermayesini/kapitalistleri şeytanlaştırıyor, fakat merkez Bankalarının çıkarları kasten ihmal edilmekte ve hatta (Merkez Bankası) bunlar tarafından desteklenmektedir."İngiltere Merkez Bankası", Altın'ın sadece küçük bir kısmına karşılık para basmaktaydı. Bu nedenle, banka o dönem zaten bir para yaratma işlevine sahipti.Marx, İngiltere ye "İngiltere Bankası" nin kurulmasından 150 yıl sonra geldi ve pratik kapitalizm üzerinde çalışdiğında bu hataları görmeliydi .
Marx ve Engels her zaman yazılarında sözde para döngüsünden söz ederler. İyide ama mevcut parasal sisteme göre, para döngüsü diye birşey yoktur, var mı?. Para her zaman yok edilmiyormu. Para sistemi altında para her zaman imha edilir (geri ödeme veya kayıttan çıkma durumunda) ve daha sonra bir banka ve borç alıcısının üzerinden tekrar yeniden oluşturulmalıdır. Sosyalistler ve kapitalistler arasındaki fark konusunda en iyi alıntılardan biri: "16 yasında bir sosyalist olmayan kişinin kalbi yoktur; 18 yasında hala bir sosyalistin olanında beyni yoktur". Bu bağlamda, "Kapitalizmle mücadele" adli Avrupa Merkez Bankası'na (ECB) yönelik şiddetli protesto gösterileriyle protesto eden gazetecilerin kaç yaşinda olduğunu bilmiyorum. Bununla birlikte, merkez bankasının kurumunun kapitalizmle ne kadar ilişkisi varsa, İslamcı kutsal savaşçılarında aydınlanmayla o kadar ilişkisi var, yani hiç. Merkez bankaları serbest piyasa ekonomisine planlanmış "ekonomik" yabancı organizmalardır.

Hem Devletin kağıt para tekelini yönetiyorlar hemde serbest piyasaların kendi kendine fiyat dengeleme mekanizmasını engelliyorlar, sonrada kendi yaratıkları yapay kapütalzim üzerinden kendi kendine işleyecek olan kapitalizme çamur atıyorlar. marxistler bu noktada kendi bacağına sıkıyor çünkü Marx ve Engels merkez bankalarının oluşturulmasını istiyor?. Bu dünyanın para piyasasındaki yerini ilahi bürokratik bilgeliği ile dikte eden kusursuz plan ekonomistlerdir. Karl Marx ve Friedrich Engels bunu bildikleri için Komünist Manifestolarında, diğer şeylerin yanı sıra, merkez bankalarının yaratılmasını talep ettiler. Mises, zamanla arz ve talebi etkin bir şekilde koordine etmek için serbest piyasa fiyatlandırma mekanizmasının merkezi önemini kabul eden ilk ekonomisti. Bu "doğal/özgür/kendiliğinden işleyen piyasa kontrol süreci olmadan, arz ve talep arasında kaçınılmaz olarak, uyumsuzluklar olacaktır.
Marx ile moritz niye mises gibi bu "doğal/özgür/ ve kendiliğinden işleyen piyasa kontrol mekanizmasını anlamak istemiyor. Bu ilahi bürokratik bilgelik hastalalığına kapılmışlar işçi sınıfı ile nasıl bağ kura bilirki, ne anlarki. Senin derdin ayrı, onların niyeti gayri.

Saint-Just
30-10-2018, 14:51
tkp'nin bugün ülkede bolşevizm'in tek temsilcisi olmasının sebebi bütün temelini, programını ve hedefini marksizm-leninizm'e yaslayan tek siyasi parti olmasıdır.
Sn finneas. 1979 -2000 arası senin Bolşevizm dediği şeyi biz denedik bu ülkede Sovyetler Birliği engeline takıldık Şimdi SB yok yani sen tek değilsin senden önceleri var. Bence TKP biraz tarih karıştırsın.

HDP çok farklı bir siyasi yapılanma onu anlamadığında devrimcilik konusunda hiç ciddi değilsindir. Eğer cahil değil de bunu yapıyorsan ben hiç güven verici bulmam.

tkp sosyalist devrim'i hedefleyen ve öncülüğünü koruyan tek marksist-leninist parti artık. zaten geçtiğimiz 1 mayıs'a bir bakın. ben tkp'den başka o güne ciddiyetle gelen görmedim. en kalabalık gruplar her yerde tkp'nin di.

Sn finneas İnsanlar senin 1 Mayısta askeri disiplin içinde yürüyüşüne bakmaz. Hangi fabrikada var olduğuna bakar hangi grevde etkin nedir diye sorar. Öyle seçimden seçime ben varım ve tek komünistim demekte toplumsal çözüm değildir.

Yani senin anlayacağın Sn finneas TKP göz boyamaktan öte bir siyaset izlemiyor.
Size yani TKP sevdalılarına yeniden söylüyorum Eğer yaptığınız işte ciddi iseniz önce Reel sosyalizm i özellikle Sovyetler Birliğini eleştirerek başlayın.
Eski yapının üstüne yeni bina yapamazsın eğer yapacağım diye inat ediyorsan ya bilerek topluma yalan söylüyorsun ya cahilsin.

Ya he canım he. Bolsevizm'i geçenlerde bende denedim ama zevk alamadım. Çok acilı yapıyorlar.

Varsa marksizm-leninizm'e dair akademik-bilimsel elestirilerin, yazarsin çizersin ona göre yol aliriz. Tabi tekrar maskara olmaktan korkmuyorsan Bol keseden iflas etti falan demekle olmuyor bu işler.

Biraz burjuva medyasindan kafanı kaldirda emek cephesinde ne oluyor ona bir bak. Flormar iscilerinin, ani tür işçilerinin, Cargill isiçlerinin direnislerinde ve grevlerinde biz vardık yalnızca. TKP örgütledi bunları. Nerde işçi orgutlenmesi varsa TKP orada.

kartopu
30-10-2018, 18:32
Bursa Orhangazi’de 1999 yılında nişasta bazlı şeker ve hayvan yemi üretmeye başlayan ABD’li gıda tekeli Cargill’de Tekgıda-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan Cargill işçilerinin direnişi 150. gününde. Daha önce iki kere İstanbul Ataşehir Palladium Tower’da bulunan Cargill Genel Müdürlüğü önüne gelerek Cargill yönetimine uyarılarda bulunan işçiler, herhangi bir geri dönüş olmadığı için bugün bir kez daha İstanbul’da bulunan genel müdürlük önüne yürüyüş başlattı.

Fabrika önünde de başlattıkları yürüyüşün ilk durağı olan Orhangazi meydanında işçileri Tek Gıda İş'in örgütlü olduğu Aroma ile Nestle işçileri, Tümtis Bursa Şubesi, Türk Metal Sendikası Şube başkanları, EMEP ve CHP de destek verdi.
-----------------------
Flormar boykotu da devam ediyor. Boykot sosyal medyada
Kadın Meclisleri'nden Fidan Ataselim "Sendikalı olmak, çörgütlenmektir. Bu doğal hakkımızdan kimse bizi alıkoyamaz. Bu nedenle sizin direnişinizi selamlıyoruz, sizin direnişiniz bütün direnen kadınların direnişidir, diyoruz. Kaderimiz ortaksa, mücadelemiz de ortak" diye konuştu.

EMEP’liler Flormar’a 100 metre mesafedeki Tayaş fabrikası önünde toplanıp sloganlar eşliğinde Flormar önüne kadar yürüdü. EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, “Patronlar işten atarken gücü siyasetten alıyor. Siyasette de partiler iktidara, sermaye desteği ile geliyor.

-------------------
Nedense kimse TKP yi görmemiş gölge mi oldunuz yoksa dürbünle mi baktınız. Bak EMEP görünüyor Hatta CHP de orada ama TKP görünmez olmuş
Ne dersin Sn finneas.
Biz biliyoruz ki işçi direnişlerinde ve sendikal örgütlenmenin her alanında EMEP var hakkını yememek ve başkasının yaptığını da görmemezlikten gelmek gerekir diye düşünüyorum sen ne dersin.