PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : iman edenlerden mantık lı bır cvp ıstıyorum


ozgrdsnce
31-05-2007, 13:20
ıman edenler bana su sorunun mantıklı bır cevabını verebılırler mı? havva ve adem allahın yarattıgı ılk 2 ınsan daha sonra bu ıkısı ılıskıye gırer ve cocukları olur ınsanlar dunya yı sarar pekı [/b]havva ve ademın ılıskısınden sonra meydana gelen cocuklar dan sonra aralarındakı uremenın nasıl oldugunu soylermısınz acaba kardesler anne yada babalarıylamı ılıskıye gırıyor yoksa yıne bu kardesler kendı aralarında bır cınsel ılıskımı yasıyor[b] mantıklı bır cvp bulamadım ben

31-05-2007, 14:00
Ben iman etmesem de, bir aciklama yapmak istiyorum. Adem ve Havva mevzusunun, Robinson'un basina gelen gibi bir olay oldugunu dusunun. Bu aile, cevrede baska insan olmadigi icin, birbirleri ile ureyeceklerdir. Ozellikle o ortamda buyuyen cocuklar bunu, insan sayisi yeterince artana kadar, yani secme hakki ortaya cikana kadar garipsemeyeceklerdir. Toplumsal ahlak ve yapi, toplum oldugu surece var, toplum yoksa, yeniden baslayacaksa, bunlar yeniden yazilir. Bu sebeple Adem ve Havva'nin cocuklarinin, kardesler arasi ciftlesip buyumesi mantikli.

hiramusta
31-05-2007, 14:11
Gerçek şu ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti; 3/33

Özgürdüşünen arkadaş,Adem ilk insan değil ilk Peygamberdir.Dolayısıyla Ondan önce de insanlar olduğu için Adem'den sonra sapıklar hariç ensest üreme sözkonusu değildir.

ozgrdsnce
31-05-2007, 14:25
hiramusta bana sorarsan herkes ınsan ben peygamberlere de ınsan dıye hitab etmek ıstıyorum ensest ılıskı adem zamanın da yapılınca normal sonradan yaplınca sapıklık oluyor cok anlamsız kısır bi niteleme sanırım ne dıyecegını bulamadıgın ıcın yazdın bu yazıyı

hiramusta
31-05-2007, 14:30
Özgürdüşünen kardeşim, sen yazımdan anlaya anlaya bunu mu anladın?

ozgrdsnce
31-05-2007, 14:35
:D kusura bakmada ılk bakısta anlasılmıyo msj ın kımın tarafında oldugun bıle net degıl

hiramusta
31-05-2007, 15:03
Afedersin.Ben Allah'ın varlığına,birliğine,O'nun eşi-benzeri ve zıttı olmadığa,varlığının başlangıcı ve sonu olmadığına iman eden birisiyim.

spartacus
31-05-2007, 15:48
Sevgili ozgrdsnce

Forum Kurallarımız gereği 10 mesajı doldurmayan üyeler ancak Cafe bölümüne başlık açabiliyorlar. Bunun nedeni 1. Daha geldiğinin saniyesinde tebliğ yapanara biraz zaman tanıyabilmek ayrıca henüz sitemizi ve işlenen konuları yeterince inceleyememiş arkadaşlarımızada zaman tanıyabilmek içindir : ) O yüzden başlığı kafe bölümüne taşıdım...

Sorduğun soruya mantıkllı bir cevap verilemez zira mantık ararsak zaten öykünün kendisi mantıksızdır. Adem ile Havva yokken bu yaratıcı ne yapıyordu, hiç bir şey yokken bu yaratıcı ne demeye vardı sorusu ile düşünmemiz gerekir. Kısaca Adem 1(bir) rakamı Havva 2 rakamıdır. Bu ikisinden 3 ve 4 oluşmuştur, 3-4 arasındaki ilişki ise 5-6 yı oluşturmuştıur, dolayısıyla 3-4 kardeşdir ve ayrıca birbirlerinin eşidir.

Oysa burada Adem ile Havva ile bir başlangıç tanımlanıyor o halde doğru soru, 0(sıfır) nerededir? Aranması gerekn Sıfır noktasıdır, bu bulunursa her şey çözülür ve Adem ile Havva öyküsünün mantıksızlığıda görülmüş olur.


Bende Vampirlerin insanları ısırdığına inanıyorum, o yüzden vampire iman ediyorum. Ve Vampir insanları onların kanlarını emmek için yaratmıştır. Şöyle ki, vampir için 1 yada 2 kişi yeterince doyurucu değldir zira vampir bir kez karın doyurdumu o insandanda oluyor. Bu nedenle vampir ilk yaratımda 2000 adet çift insan yaratmıştır, 1000 tanesinin hizmeti ile ne kadar zaman varolabileceğini hesaplayan Vampir, bu sürenin, yaklaşık 300 yıl olduğunu, ve ısırmadan 300 yıl idare edebileceğini ve bu sürede insanların yeterince çoğalacağını hesaplamıştır. Bu yaratılışta of dedi of oldu yok tamamen hesaba ve kitaba dayalı istatistiki bir süreç vardır. Ayrıca mantıkda vardır, en azından niçin yarattığı gibi abuk bir soru olmayacağı gibi, 1 kişi ilede işi başlatmamıştır.

Yalnız yasak olan ve düşünmemeiz gerekn temel soru, hadi insan için bir yaratıcı buldun o halde bu Vampir neyin nesidir sorusudur çünkü mantık ile anlamlandırma ile *inanç ile kabullendirme arasında ters orantılı bir ilişki vardır, birisi yükseldikçe diğeri, diğeri yükseldikçede öbürü düşer. O yüzden mantıklı bir yanıt alamayız.

31-05-2007, 16:13
örümcek adamın varlığına inanmak bile havva ve adem zırvalığından daha mantıklı.

ben en çok bizim hiramusta gibi tatlısu müslümanlarına hayret ediyorum, sıkıştıklarında
ne güzel çeviriyorlar, ne kadar şaçmada olsa tüm inanlar insanlığın başlangıcını adem ve
havva ya dayandırır. ama hiramusta'ya sorsanız insanlar zaten vardı dünyada,neden ?
çünkü iş üreme noktasına gelince peygamber ensest ilişki yaşamış dememek için hiram
ademden önce insanları yerleştirdi dünyaya. peki sorarım sana hiramusta ; o cennetten kovulma hikayesi ne olacak, tüm insanlığın adem ile havva dan olma hikayesine ne diyeceksin,
sen yoksa kuranı inkar mı ediyorsun, madem dünyada zaten insanlar vardı, madem
dişiler erkekler vardı, ne gerek vardı adem ile havvva ya. ya o ademin kaburgasından havva hikayesi ne olcak, küfre gidiyorsun hiramusta *küfre , :lol: *dikkat et dinden çıkacaksın

31-05-2007, 16:22
Sevgili spartacus,

senin anlattigin formulu sadelestirirsek;

2 elma, 2 armuta esit degildir ama 0 elma 0 armuta esittir.

0elma=0armut yani 0Allah=0vampir=0Zeus

Bu sekilde dusundugumuz zaman, soru mantiksiz kaliyor, Adem'in yerinde Michael Jackson olur farketmez. Hikayeyi oturtabilecegimiz bir zemin olmadigindan, ayaklarimiz havada kalir debelenir dururuz.

Sevgili ozgrdsnce,

oncelikle hosgeldin. Sordugun soru, zemin yoklugundan dolayi cevaplanamaz. Daha vampiri gormeden, onun dislerinin neden iki tane ve sivri oldugunu tartisirsak, asil bu vampirin nerede oldugu sorusu kaynar. Allah'in varligi sorusunun kaynamasi gibi.

Senin dedigin gibi olsun, vampiri gormeden onun dislerini tartisalim. Diger insanlardan izole edilmis bir habitatta, baska care olmadigini dusunursek, cocuklar birbiri ile eslesip ureyeceklerdir. Bunu soylerken, o insanlarin herhangi bir toplumsal terbiye almadigini, sifirdan basladiklarini farzediyorum. Uremek yasamin en onemli dinamigi oldugundan, evet o zaman mantikli olurdu ve evet gunumuzde kabul edilemez.

ozgrdsnce
31-05-2007, 16:50
sevgili respendial , hiramusta ve sizlerin zihnin deki herkese söyluyorum bundan ... *bin yıl once yaşanan sacmalıklara ınanmak en az o sacmalıklar kadar sacma .o donemde toplumsal egıtımın adı bıle yok tu yanı o ınsanlar gunumuzde olsaydı onlara cahıl sıfatı tam uyardı ve sız ınanlar o donemde ben peygamberım bana allah tarafından vahıy geldı bana şunu oku dedıler okudum ve bır omur boyunca bır demır gıbı uzerıne yaslanarak yasayacagımız dayanak bana gelen bu kıtap tır dıyen o donem dekı egıtımsız cahıl ınsanlara ınanıyorusunuz ınanmakla kalmıyor hayatınızı bu ınançla sınırlandırıyosunuz.gecen yıllarda ana haber lere kadar cıkan bır adam vardı kendını peygamber olarak tanıtan , o ınsan peygamberın adını agzına aldı ve o sıfatı kendıne yakıstırarak ben peygamberım dedı neden kımse kımse ınanmadı cunku 21.yy dayız ona ınanan kısıyı bulamazsınız ona ınanacak kadar cahıl ınsanlar gunumuzde yok ama bu ınsanın aklına ben peygamberım deme fıkrı 400 yada 500 lü yıllardakı bır ınsanın aklına gelebılseydı sanyorum ona ınanan olurdu.lutfen mantıgınızın alamadıgı sacma ve ımkansız seylerle dolu bundan bılmem kac bın yıl once pıyasaya cıkmıs dusunceye hıkayelere olaganustu guclere ınanarak kendınızı kandırmayın imkansız ya nasıl olurda denız ıkıye ayrılır nasıl olurda bır ınsan orumcek agına takılır gecemez.RESPENDIAL, bana gormedıgım bır seyı tartıstıgımı soyluyosun sen gormedıgın bılmedıgın seylere hayatını adamıssın...

NEbukadnezzar
31-05-2007, 17:10
''''örümcek adamın varlığına inanmak bile havva ve adem zırvalığından daha mantıklı''' *:P * * Habıl ve Kabil *olayında *ınsanların Havvadan eş *olarak *doğduğunu yani *bir kız *bir *erkek *olarak *doğduğunu duymuştum eşini *beğenmeyen Habil Kabilin eşini ister *o yüzden *kavga çıkar ve dunya üzerindeki ilk *kan dökülmüş *olur

31-05-2007, 17:22
Sevgili ozgrdsnce,

La havle vela kuvvete

dilaver
31-05-2007, 17:30
burada İslamın sıkıştıgı nokta ahlak konusudur. Nitekim kimi Ademi ilk insan olarak kabul ederken kimi de ilk peygamber olarak kabul ediyor. İlk peygamberin sonucu evrimdir bu da bir gelişme. Ama ilk insan ve çamurdan yaratılış bilim dışıdır üstelik de Allah'ın ahlakı ile uyum saglayamaz. İlk peygamber olayı ise herzamanki gibi bir zorlama ve işi kitabına uydurma çabasıdır.

* * * Fazla zamanım olmadıgı için şu an detaylandıramıyorum ama şunu kabul etmek gerekiyor ki ilk atalarımız rastgele bir evlilik ilişkisi içerisindeydiler. Bunu tüm eski toplumların ilk tarihi kayıtlarından, ilk dinsel biçimlerinden, ilk adetlerinden görebilmemiz mümkün.

* * * Bunda da ayıpsanacak bir şey yok. Ahlak insanla birlikte var olan bir şey degil çünkü, üretim ilişkilerinin sonucu oluşan bir kültürel biçim.

* * * Evet ilk atalarımız ana, bacı, kardeşler arası bir cinsel ilişkide idiler. Bu bir gerçek . Meselede bu gerçegi din ve Adem olayıyla nasıl bir artada bagdaştırabilecegiz açmaz burada.


* * * saygılarımla

frodo
31-05-2007, 17:32
Gerçek şu ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti; 3/33

Özgürdüşünen arkadaş,Adem ilk insan değil ilk Peygamberdir.Dolayısıyla Ondan önce de insanlar olduğu için Adem'den sonra sapıklar hariç ensest üreme sözkonusu değildir.


Hiramustam yine düşünceni destekleyecek bir muğlaklıkta ayet bulmuşsun. Bu ayete göre
Allah adem'i ve diğer peygamberleri birilerine göre üstün kılmış. Yani başka birileri var.
Ama aynı surenin 59. Ayetinde de fikir değiştirmiş kuran. Bakın ne diyor :

"Doğrusu Allah katında İsa'nın (yaratılışındaki) durumu, Âdem'in durumu gibidir; onu topraktan yarattı, sonra ona "ol!" dedi, o da oluverdi."

Burdaki ifade muğlak değil, net ve "apaçık". Bu durumda şöyle bir mantık kurmamız mı gerekiyor; dünyada insanlar yaşamaktaydı ancak bu insanlar Allah'ın peygamber edebileceği
kalitede değildi. O da İsa'nın durumuna benzer (babasızlık) bir şekilde topraktan bir Adem
onun kaburga kemiğinden de eşini yarattı. Sonra onu halife ilan etti. İşte insan soyu buradan
gelmektedir. (Bu çözümde de ensest ilişki kokuları var ama idare ederiz) .

Sonra? Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine..(tam böyle miydi masalların kapanış cümlesi ?)

spartacus
31-05-2007, 17:55
İnanç ile Mantık aynen bir tahtirevalli gibidir, birisi yükseldikçe diğeri düşer.

31-05-2007, 18:58
Sevgili spartacus,

sana katilamayacagim, gordugun gibi istisnalar olabiliyor. ozgurdsnc inancsiz diye, hiramusta'dan daha mantikli mi yaklasiyor. Biz yazip ciziyoruz, anlamiyor, icinde kalanlari soylemek istediklerini soyluyor.

Sevgili ozgurdsnc,

yazdiklarimi birdaha oku, bakalim Allah vardir, inanin su bu demis miyim. Sen benim zihniyetimi nereden biliyorsun? Soyle bir yazdiklarima baktin mi? Eger baktiysan, yeterince ateist gelmedi mi? Peki hiramusta'nin yazdiklarinada bakip bir karsilastirdin mi? Sacma bir soru sordun, aciklama getirmek icin armuttan girdik elmadan ciktik, sen bu son yazindaki yargilara varmak icin (sahislar hakkinda) ne tip bir gozlem yaptin? Armut'la elma bir degil diye oturup anlatmisiz sana.

vartor
31-05-2007, 19:52
Respendial'i anlamak icin respendial gibi dusunmeniz lazim yoksa yanlis manalar anlasilabilir sozlerinden. Nitekim ilk yanlis anlayanin siz olmadigini bilmenizi isterim sevgili ozgurdsnc.
* Her ne kadar masal oldugu apacik ortada bile olsa, adem ile Havva yaratilmis oldugumuzun, bizlerin kuldan baska birsey olmadigimizi somuruculer tarafindan hatirlatilmasidir. Bunu kaldirdiginiz anda ,(ki akilli tasarimcilarin iddiasi, artik bilim sayesinde bu masali yutturamayacaklarini anlamis vaziyetteler) evrim teorisini kabul etmis olacaksiniz.
*Insan varliginin akilli *tasarim neticesinde evrim gecirerek ortaya ciktigini satmaya ugrasirlar modern dinciler. tabi ki iddialarina her ne kadar bilim yapistirsalar da basarili olamadiklari gittikce sonmelerinden belli oluyor. Gun gectikce safsatadan ibaret olan argumanlari azaliyor. tercume calismalari forumunda, bu konuda Burlap kardesimizin cevirisini bulabilirsiniz.
*Hiramusta'nin Kur'an'a donus hareketinde, isine geldigi yerlerde donus yapmasinin nedenini de imzamda bulabilirsiniz.

toprak18
31-05-2007, 21:46
küresl ısınma kafirlere gerçek bir cevaptır.küresel ısınmaya alınan önlemler eşyayı değersizleştirerek emeği daha değerli hale getirerek insanlar arasındaki sosyal dengeleri mümkün olduğukadar yaklaştırarak altın çağı getirecektir.

ozgrdsnce
31-05-2007, 22:12
sevgili toprak;


* * * * *küresel ısınma ne dir dersen bana



kuresel ısınma cevap falan deıl tum ınsanların gelecek nesıllere *ayıbıdır.biraz daha dıkkatle ve bıraz da teknolojı zamanıyla önüne gecılebılecegını dusunuyorum.

spartacus
31-05-2007, 23:18
:)

Toprak, neredeyse 1 sene önce tüm forumlarda verdiği tek bir yanıt olan bir Toprağımız vardı, sadece "Küresel ısınma" derdi, başka bir şey demezdi... Ben ise bu gün şaşıyorum, hiç değişmeyişine :)

Küresel ısınma diye bir şey yoktur, lakin her şey yaratıldığı gibidir.

31-05-2007, 23:38
"Nitekim ilk yanlis anlayanin siz olmadigini bilmenizi isterim sevgili ozgurdsnc. "

Sevgili vartor,

agzina saglik. Ben ateistlerin Nasirali Isa'siyim. Hor gorulup yanlis anlasilmak icin gonderilmisim.


Sevgili spartacus,

"Ben ise bu gün şaşıyorum, hiç değişmeyişine"
"lakin her şey yaratıldığı gibidir."

saskinligin sebebi yazinda gizli :)

spartacus
31-05-2007, 23:48
Yada

İnanç ile Mantık aynen bir tahtirevalli gibidir, birisi yükseldikçe diğeri düşer.

Vartor hocama rakip olsun bu sözüm..

hiramusta
01-06-2007, 09:31
Gerçek şu ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti; 3/33

Özgürdüşünen arkadaş,Adem ilk insan değil ilk Peygamberdir.Dolayısıyla Ondan önce de insanlar olduğu için Adem'den sonra sapıklar hariç ensest üreme sözkonusu değildir.


Hiramustam yine düşünceni destekleyecek bir muğlaklıkta ayet bulmuşsun. Bu ayete göre
Allah adem'i ve diğer peygamberleri birilerine göre üstün kılmış. Yani başka birileri var.
Ama aynı surenin 59. Ayetinde de fikir değiştirmiş kuran. Bakın ne diyor :

"Doğrusu Allah katında İsa'nın (yaratılışındaki) durumu, Âdem'in durumu gibidir; onu topraktan yarattı, sonra ona "ol!" dedi, o da oluverdi."

Burdaki ifade muğlak değil, net ve "apaçık". Bu durumda şöyle bir mantık kurmamız mı gerekiyor; dünyada insanlar yaşamaktaydı ancak bu insanlar Allah'ın peygamber edebileceği
kalitede değildi. O da İsa'nın durumuna benzer (babasızlık) bir şekilde topraktan bir Adem
onun kaburga kemiğinden de eşini yarattı. Sonra onu halife ilan etti. İşte insan soyu buradan
gelmektedir. (Bu çözümde de ensest ilişki kokuları var ama idare ederiz) .

Sonra? Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine..(tam böyle miydi masalların kapanış cümlesi ?)

Sevgili Frodo,o ayet İsa'ya tanrısal nitelikler yakıştıranlara yönelik bir cevap niteliğindedir.O ayet demek istiyor ki,İsa'nın tanrısal bir niteliği yoktur.O da tıpkı Adem gibi insandır.Dikkatini çekerse İsa ile Adem arasındaki ortak özellik olarak toprak belirtilmektedir.Klasik anlayışa göre Adem topraktan yaratılmıştır.Peki aynı anlayışa göre İsa topraktan mı yaratılmıştır?Cevap hayırsa ayette niçin toprak zikrediliyor?...Cevabını ben vereyim.Adem de,İsa da,sen de,ben de,hepimiz ilk yaratılış aşaması olarak topraktan (toprağın bize kazandırdığı elementlerden) yaratıldık.Sanırım şu ayet anlatmak istediğimi daha iyi izah edecektir.

O'dur ki, sizi topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo) yarattı; sonra sizi bir bebek olarak çıkarmakta, sonra güçlü (erginlik) çağınıza erişmeniz, sonra da yaşlanmanız için size (belli bir ömür vermektedir). Sizden kiminin daha önce hayatına son verilmektedir; adı konulmuş bir ecele erişmeniz ve belki aklınızı kullanmanız için (Allah sizi böyle yaşatır). (40/67)

frodo
01-06-2007, 11:46
7/11 Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere, Âdem'e secde edin! diye emrettik. İblis'in dışındakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadı.

Araf/189 Sizi bir tek nefisten yaratan, onunla sükûnet bulsun diye eşini de ondan yaratan Allah'tır. O, eşini kucaklayıp sarılınca (ona yaklaşınca), eşi hafif bir yük yüklendi (hâmile kaldı). Bir müddet böyle geçti, derken yükü ağırlaştı. O vakit ikisi birden Rableri olan Allah'a şöyle dua ettiler: "Eğer bize salih bir evlat verirsen, biz muhakkak şükredenlerden olacağız."

Nisa/1 Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.

Bu tartışmayı sürdürmekteki tek amacım hiramusta *seni anlayabilmek. Kuran 5 ya da
6 ayette insana “beni ademe” ademoğlu diye seslenir. 7/11 de “Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da..” diye devam ederken tezini doğrulayacak bir ifadeyi
benimser gibidir. Yani insanlar yaratılmış ve varlarken Adem aralarından seçilmiş
olarak yorumlanabilir. Ama bu yorum nisa 1 de geçersizleşir. Klasik kurguya, ilk
insan Adem kurgusuna geri döner. Araf 189 da da bu kurgu devam ederken ,ilk insan yavrusunun doğuşu anlatılır.

Yine nisa 1 klasik Adem kurgusunun kaçınılmaz sonucu “ensest” ilişkiyi kabul eder.
(bu arada ensest ilişki doğanın kaçınılmaz sonucu değildir. Bir çok hayvan ve bitki bu
ilişki türünden kaçınma eğilimindedir.Yani doğal ortamda canlılar gen harmanlanmasında aile dışı bireylere yatkındırlar) .

Buradan 3/59 a dönersek asıl vurgulanan Adem’in de İsa’nın da insan olmasının
yanında her iki peygamberin babasızlık konusunda diğer insanlardan ayrılmalarıdır.
Adem’in farkı ise zaten “ilk” olmaktır.

commandante
01-06-2007, 12:11
o zaman şöyle bir düşünce ortaya atmakta hiçbir sakınca görmüyorum.adem evrimini tamamlayabilmiş ilk insandır homospains evrim öncesi yaşam tarzından kalma bir alışkanlık olarak diyebiliriz ki ensest ilişki sürmüştür insanlar toplumsal evrimlerini tamamlayana kadar o zaman evrimsel açıdan bakıldığında ademin durmunu hor görmemek gerekir.naapsın adam gidip evrimini tamamlamamış kıllı şeylerle birlikte olsun

01-06-2007, 13:53
ben ne bileyim ademle havvanın arasındaki özel ilişkiyi.masallarla günümüze gelenin içinden gerçeği aramaya çalışana sabır ve hayalgücü diliyorum.

ama yinede deneyelim.belki bir sonuca ulaşırız.ben de hep pamuk prenses ve yedi cüceleri merak ederim.acaba zalim üvey anne hakettiğini buldumu yoksa o bir mazlum,pamuk prenses fettan bir kızmıydı.tanrı tüm bu olanlara niye izin verdi demekki tanrı o sırada orada yoktu.peki nerdeydi ademin kaburgasını havvaya verirlerken operasyon kapalı mı açık mı yapıldı.ameliyathanenin melekleri yoksa rüşvet mi aldı ki klimalar çalışmadı.

hiramusta
01-06-2007, 15:04
7/11 Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere, Âdem'e secde edin! diye emrettik. İblis'in dışındakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadı.

Araf/189 Sizi bir tek nefisten yaratan, onunla sükûnet bulsun diye eşini de ondan yaratan Allah'tır. O, eşini kucaklayıp sarılınca (ona yaklaşınca), eşi hafif bir yük yüklendi (hâmile kaldı). Bir müddet böyle geçti, derken yükü ağırlaştı. O vakit ikisi birden Rableri olan Allah'a şöyle dua ettiler: "Eğer bize salih bir evlat verirsen, biz muhakkak şükredenlerden olacağız."

Nisa/1 Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.

Bu tartışmayı sürdürmekteki tek amacım hiramusta *seni anlayabilmek. Kuran 5 ya da
6 ayette insana “beni ademe” ademoğlu diye seslenir. 7/11 de “Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da..” diye devam ederken tezini doğrulayacak bir ifadeyi
benimser gibidir. Yani insanlar yaratılmış ve varlarken Adem aralarından seçilmiş
olarak yorumlanabilir. Ama bu yorum nisa 1 de geçersizleşir. Klasik kurguya, ilk
insan Adem kurgusuna geri döner. Araf 189 da da bu kurgu devam ederken ,ilk insan yavrusunun doğuşu anlatılır.

Yine nisa 1 klasik Adem kurgusunun kaçınılmaz sonucu “ensest” ilişkiyi kabul eder.
(bu arada ensest ilişki doğanın kaçınılmaz sonucu değildir. Bir çok hayvan ve bitki bu
ilişki türünden kaçınma eğilimindedir.Yani doğal ortamda canlılar gen harmanlanmasında aile dışı bireylere yatkındırlar) .

Buradan 3/59 a dönersek asıl vurgulanan Adem’in de İsa’nın da insan olmasının
yanında her iki peygamberin babasızlık konusunda diğer insanlardan ayrılmalarıdır.
Adem’in farkı ise zaten “ilk” olmaktır.

Sevgili Frodo A'raf 189'u 195 e kadar okursan ayetlerin Adem'le alakalı olmadığını anlarsın.Ayet insanların genelinden bahsediyor.Bu ayetler aynı zamanda Nisa 1i de tefsir ediyor...Yanlışın ne biliyor musun?Buna ilahiyatçıların da dahil olduğu büyük bir çoğunluğun yaptığı gibi kendilerine hoca,alim denilen kişilerden,babandan,annenden,dedenden,ninenden onlara da tarihin karanlıkları içerisinde hristiyan ve yahudilerden geçen muharref bilgilerin bilinç altında oluşturduğu önyargılarla Kur'anı okumaya çalışıyorsun.Bu Kur'anı anlamanın önündeki en büyük engellerden birisidir.Bunu sana söylemiyorum ama bu önyargılı yaklaşma o kadar büyük bir boyuttadır ki yüzyüze tartıştığım birçok insan ayetlerle hadisleri hatta bazı insanların klişeleşmiş sözlerini birbirine karıştırmaktadır.Gelelim Adem'e...bununla ilgili bloğumda açıklayıcı bilgiler var ama önce bir kavram hakkında 1-2 cümle sarf etmek istiyorum."Baba" kelimesi.Baba denilince akla hemen canlının biyolojik yönden erkek varlık sebebi anlaşılıyor.Biyolojik olarak bu doğrudur.Ama dinsel sosyolojik bir öge olarak "baba" herzaman bu anlama gelmez.Mesela İncil'deki baba kelimesinin Arapça karşılığı "Rab"tır.Mesela Kur'anda bütün Müslümanlara hitaben "babanız İbrahim" diye bir kelime geçer.Halbuki İbrahim bizim biyolojik atamız değildir.Burdaki anlam,birçok İslam düşüncesinin temel taşlarını İbrahim koyduğu için ,yani tektanrıcılığın en eski ve engüçlü sesi İbrahim olduğu için Müslümanların inanç yönünden atası sayılmıştır.Aynı şekilde İsrailoğulları kelimesi de bu şekildedir.Yakup bütün yahudilerin biyolojik atası değildir.Aynı şekilde "Atatürk" (Araplar ebu'ltürk derler.Yani Türklerin babası)kelimesi de böyledir.Mustafa Kemal Türklerin biyolojik babası değildir.Anadolu halkının kurtuluş ve bağımsızlık önderi olduğu için Millet Meclisi ona bu ünvanı vermiştir.Burdan yola çıkarak,zengin bir şekilde teşbihler,betimlemeler,benzetmeler,doğaçlamalar ve daha birçok edebi sanatlar kullanılan Kur'an ayetlerini mot a mot almak,Onu anlamamaktır.

Ademle ilgili ayrıntılı bilgi için;
http://hiramusta.blogcu.com/2008866/

dilaver
01-06-2007, 17:40
peki Hiramusta şu soru gene cevapsız kalıyor. Adem olsun ya da olmasın bir ilk insan ya da insanlar var mıdır. İnsan ya da insanlar yaradılmış mıdır, nasıl ve ne zaman yaradılmışlardır. Yoksa insan evrim geçirerek mi insan olmuştur. Kavradıgım kadarıyla Adem den evvel bir insan toplulugu oldugunu söylüyorsun.

* * *Bu savını hangi antropolojik bilgilerle destekleyebilirsin. Şayet bir insanlar toplulugu ise antropolojik olarak en eski insan fosili günümüzden 196 bin sene evveline ait ve Afrikada bulunmuş. Yaradılış var ise zamanı bu olmalı.

* * * saygılarımla

vartor
01-06-2007, 17:40
Kur'an ayetlerini mot a mot almak,Onu anlamamaktır.
*Apacik sizler anlayasiniz diye gonderdigi kitaptaki gizli vurgulari kesfetmek icin guclu bir hayal gucune sahip olmak gerekiyor demek ki. Sevgili Hiramusta, tanri veya allah, insanlari dogru yola suruklemek icin, neden cetrefilli ayetlere basvurmus olsun? Anlayamasinlar diye mi? Mantik yok kardesim senin kesiflerinde. Ustelik bazi ayetlerinde o kadar basitlesebiliyor ki tanri , ayni gizemli varlik mi acaba suphesi girmesi gerekir senin fikrine. Muhammed'in yasam suresi icindeki kararsizliklarina, bir baska ayetle oncekini iptal etmesi, karilarinin sira degisimi, evlatliginin karisinin helal kilinmasi vesaire ne gizli anlamlar ifade ettigini kisaca aciklarsan belki ogreniriz bizler de.

frodo
01-06-2007, 18:26
araf 11. *Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: "Âdem'e secde edin" dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı.


Peki senin yanlışın nerde hiramustam ? Şimdi araf 11 i senin mantığınla anlamaya çalışalım.
A priori kabulümüz "Adem ilk insan değildir, ilk halife ilk peygamberdir" doğru mu ?

Allah bu kurguya göre "sizi" çoğul tanımlaması ile insanları kast etmektedir. Önce yaratmış,sonra
biçim vermiş bir süre sonra da içlerinden birini Adem'i halife ilan etmiştir. Adem'i (simgesel olarak)
libidosuz kılmıştır. Eşini de. Her ikisini de cennete koymuştur.

araf 19: (Allah buyurdu ki) : Ey Adem! Sen ve eşin cennette yerleşip dilediğiniz yerden yeyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz.

Ancak huzurdan " Öyle ise, "İn oradan!" Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık! çünkü sen aşağılıklardansın!" (araf 13)nidası ile huzurdan kovulan şeytan onları ayartmak için cennette dolanmaktadır. Ve halife olarak yaratılan Adem ve eşi şeytana uyarlar.

Araf/20 Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi.

Muhtemelen burada yasak meyve yenmesi ile *insanların libidolarının uyanışı anlatılmaktadır.(iyi de
insanlar zaten yeryüzünde yaşamakta ve üremektedirler.bknz nisa 1) Ve bunun üzerine Allah onları cennetten çıkararak yeryüzüne gönderir.

araf 24 Allah: Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır, buyurdu.

Araf 25 * "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve orada (diriltilip) çıkarılacaksınız" dedi.


Şimdi soru şu madem insanlar yeryüzünde yaşamakta idiler. (Senin deyiminle araf 185/189
ve nisa 1 de anlatılan insanlar, Üstelik bu insanlar bayağı cinsellikle donatılmışlar çocukları oluyor vs.) Adem'in libidosuz olarak cennete konulmasının nedeni ne ?

Adem onlara halife olacaksa tüm bu senaryonun anlamı ne ? Daha sonra gönderdiği peygamberler
gibi vahiy yolu ile ayetlerini emirlerini iletmek yerine neden anlaşılması zor ve çelişik cennetten
kovulma hikayesine gerek duyulsun ?

Kuranı yeniden ve hiç anlaşılmadığı *gibi yorumlayacağız diye işleri neden daha da karıştırıyorsunuz ? İlk insanın adem olması durumunda genel kurgu daha anlaşılır ve kendi içerisinde tutarlılık sağlarken içinden hiç çıkılamaz hale getirmeye uğraşıyorsunuz ?

01-06-2007, 18:50
Sevgili frodo,

hiramusta'nin versiyonu Adem'e gore daha anlasilir. Simdi sunu anlamaliyiz;

1 Tanri canliligin gelismesi icin gereken ortamlari yaratti.
2 Insanlar bu yaratilmis ortamlarin ve canliligin bir sonuclariydilar
3 Tanrinin cennet dedigi yerde melekler var ve adem yaratildi
4 Melekler olumsuzler, bunu saglayan birtur agac yada madde
5 Melekler olumsuz olduklari icin ureme gibi bir ihtiyaclari yok dogal olarak cennette cinsellikte yok
6 Adem varolan insanlara, ceki duzen vermek icin yaratildi

Bu hikaye daha yutulur gercektende.

frodo
01-06-2007, 19:17
Eğer senaryon Tanrı canlılığı yaratmış doğal evrim süreci ile belli bir noktaya kadar
gelinmiş ve sonra araya girerek insana müdahale ederek insanı mükemmelleştirmiştir
türü ise sana daha yenilir yutulur gelmesi doğaldır respendial. *:lol:

Nedense aklıma E.V.Danıken geldi *8O

Ancak Kuran içerisinde kalındığı zaman epey sorun çıkartır.

01-06-2007, 19:39
Sevgili frodo,

evet gercektende oyle :) Ben bu kitaplara ve kitabelere duman gozuyle bakiyorum, atesi bulmak lazim ama. Benim icin Kuran eskinin efsanelerinin ve anlayisinin bir kaydidir.

Sevgili hiramusta,

Ku'ran degistirilmis midir?

vartor
01-06-2007, 19:39
Tanri Adem'i yaratti, peygamber ilan etti, cennette yasamasin sagladi. Buraya kadar yutulur da , Havva'yi neden yarattin diye sormazlar mi adama? Cennette hurilerin de oldugunu biliyoruz, ne geregi vardi Havva'ya? Yok plan insanlarin uremesiyse, insanlar zaten var, yani disi mevcut, kaburga ameliyatina ne gerek olabilir?
* Neresinden bakarsan bak, bana gore yutulacak bir lokma degil.

01-06-2007, 19:49
Evet havva kismi yalan gibi. Havva sirf hikayeyi tamamlamak icin yaratilmis. Adem, cennette, melekler gibi cinsiyetsiz ama insanlar gibi olumlu olarak yasiyor. Havvanin ne geregi var dimi :)

ebrehe
01-06-2007, 20:32
arkadaslar bu uydurma kitabın uydurma ya da kulaktan dolma hikayelerinden biri işte. şin i.inden km çıkmışki biz çıkalım ortada mantık yok zaten. her istediği olan tanrıya niye karşı gelinir onu anlamış değilim ben hala?

ozgrdsnce
01-06-2007, 21:51
aramızda kıdemlı arkdaslar var ınanan yada ınanmayan ben bu sıtede henuz yenıyım ama cok begendıgım bır sıte oldugunu soylerım.konu acıp acıp tartısmakda guzel bısey fkat ne kadar tartısırsak tartısalım neden se hep basa donuyoruz bılınmezlıgın ıcıne cunku bılınmeyen bır seyı tartısıyoruz sadece duyduklarımız seneler onceseınden kulagımıza kadar gelen varsayımı tartısıyoruz hıc sanmıyorum kı bırısı de cıkıp son sozu soylesın bu tur konularda noktalansın artık . herkes kendı bıldıgını okumaya devam edecek... baska yapılabılıecek bırsey yok cunku

dilaver
01-06-2007, 22:06
,
* * * * * sayın ozgrdsnce

* * * * * yapılacak şeyler var aslında, Hiramusta da onları yapmaya çalışıyor. Yani son bilimsel gerçeklere Kuranı uydurmaya çalışıyor. Bunun ismine de tefsir deniyor.

* * * * * *İyi de 1400 senedir bunun ismine tefsir deniyordu. Şimdi varolan ya da yeni oluşturulmaya çalışılan *tefsir tüm İslam tefsir tarihitle çelişir hale geldi. Ne Taberi de ne Elmalılı da ne de başka tefsircilerde Hiramın anlatısını bulamıyoruz. 1400 *senelik gelenegi yok mu saymamız gerekecek o zaman. Demek ki İslamiyeti şimdiye kadar kimse anlayıp tefsir edemedi. O halde bunca zamandır İslamiyet adına dökülen kanlar da boşa gitti.

* * * * * * Bu anlayış ve tefsir çabaları aslında bilimi önyargı ile yapılamayacagının en güzel bir örnegi. Bir kere ön yargı ile yorumlamaya başlarsanız gideceginiz yer çıkmaz sokak olur.

* * * * * * *
* * * * * * *saygılarımla

01-06-2007, 22:17
kaburgadan havva hikayesi tamamen kadını aşşağılamak, erkeğin üstünlüğüne
vurgu yapmak için uydurulmuş bir hikayedir. kurana baktığınızda amaç üremek
değil erkeği eğlendirmek için yaratılmış, yani ademin canı sıkılmasın, tek kalmasın.

ayrıca adem havva hikayesi diğer dinlere ait, muahammedin huyu kurusun hoşuna
giden ne varsa alıp kurana dahil etmiş, bi yemek tarifi eksik .

pante
01-06-2007, 22:41
Hiramusta ve onun gibi evrim teorisine açık kapı bırakanların işi zor.
Onları en iyi biz anlayabiliriz. Geleneksel İslamcılara, ehlisünnete bu düşünceyi asla kabul ettiremedikleri gibi bol miktarda tekfirle karşılaşırlar.
Nasıl ki dinlerden özgür insanlar Kutsal kitaplardaki birtakım çelişkileri inananlara kabul ettiremiyorsa, onlar da Adem öncesi tezini sunarken benzeri tutumla karşılaşacaklar.

Günümüz bilimiyle ilgili konulara kimi ayetleri uydurmaya çalışmak ve bunu savunmak daha kolay. Ama Ademden önce insanların varlığına dair Kur'an'dan çıkarılabilecek pek birşey yok. Üstelik Kur'an'ın yaratılışla ilgili metinleri Tevratla hemen hemen aynıdır. Dolayısıyla Tevrat ve incil örnekleri her ne kadar tahrifat kalkanıyla karşılanıyorsa da bu konuda Tevrat ta ehlisünnet için ayrı bir kanıt teşkil edecektir. Çünkü İslam'da Kur'an dışındaki diğer kitapların sahih olan metinleri olarak Kur'an'a ters düşmeyen kısımları kabul edilir.

Eğer bu çaba sırf ensest ilişki eleştirilerini bertaraf edebilmek içinse, Adem'i kurtarırlar belki ama yaratılan ilk insana varıldığında bu konu yine gündeme gelir. Yok eğer evrimi kabul etme meyilli bir çaba ise bu defa da kaburga kemiğinden Havva'nın yaratılışı bu tezin önünde büyük bir engel taşır.
Allah kolaylık versin! *:)

el-alem
01-06-2007, 23:45
allah kolaylık veremez pante abim bunu biliyoruz da bun ların akıları bi krışacak ki abim hiç sorma bakırköyde yer kalmayacak yer....

hiramusta
04-06-2007, 14:16
Birkaç gündür foruma girmeyince bayağı bi sorular birikmiş.Elimden geldiği kadarıyla genel bir cevap vermeye çalışacağım.Yalnız öncelikle bi hikaye anlatmak istiyorum...
Efendim Avustralya'yı keşfeden kaşif,orada gezi ve keşiflerde bulunurken keseli,zıplayan bir hayvan görür.Yanında kendisine eşlik eden oranın yerlisi Aborjinliye el işaretleriyle hayvanın adını sormuş.Aborjin'li "kangru" demiş.Kangru Aborjin dilinde "bilmiyorum" anlamındaymış.Tabi kaşifimiz kangrunun anlamını bilmediğinden hayvanın adını kangru olarak anlamış ve ogün bugündür o hayvanın adı kangru olarak söylenegelmiş.

Bu hikayenin aslı var ya da yok bilemiyorum.Bu hikayeyle anlatmak istediğim;hangi konuda olursa olsun kafamızda oluşan şablonları her oluşa,her işe vuramayız.Vurduğumuz zaman hakikatle aramıza yüksek duvarlar öreriz.Kişileri,olayları,kavramları doğru tahlil edemeyiz,bunlar hakkında da yanlış yargılara varırız.Mesela "ceza" kelimesinin anlamı "karşılıktır.Fakat bu hukuk ve halk dilinde suça karşılık verilen yaptırım olarak geçmiştir.Bu anlam yanlıştır.Çünkü cennet ayetlerinde de ceza kelimesi geçer.Bu ayetlerde ki anlamı iyiliğin karşılığı olarak verilen mükafat anlamındadır.Neymiş her cezayı gördüğümüzde onu yaptırım olarak anlamayacağız.Şeytan kelimesi de böyle;..şeytan doğrudan uzaklaşan,yanlışa sapan,ayartan,kötülüğü telkin eden gibi anlamlara gelmektedir.Fakat halk dilinde belli şartlandırmalarla şeytan insan gibi *bir varlık cinsi olarak addedilmiştir.Bunda Yahudilik ve Hristiyanlığın etkisi büyüktür.Din terminelojisine göre şeytan ateşten,insan topraktan yaratılmıştır.Hiçbir insan nasıl toprak fomunda değilse,şeytan da ateş formunda değildir.Ateşten kasıt hırs,hased,nefret,bencillik gibi insanları kötülük yapmaya iten butür duygu ve karakterlerdir.Bunlar ateşle sembolize edilirler ve şeytan ateşle beslenir.Yani şeytan kötülüğe çağıran duygu,düşünce,karakter,kişi ve kurumlardır.Şeytan diye ayrı bir varlık kategorisi olsaydı.Üstelik bu da ateşten bir varlık olsaydı.Bu ateşten varlıklar yani şeytanlar nasıl Süleyman Peygamberin emrinde dalgıçlık yapabilirlerdi.Suyun ateşi söndürmesi gerekmez miydi?Halbuki o ayetlerde şeytan olarak toplumda terör estirenler kasdedilmiştir.Süleyman'ın emrinde çalışanlarda bunlardan yakalanıp mahkum olanlardır.Aynı şekilde "cennet"kelimesi de yanlış addedilmektedir.Biz zannediyoruz ki cennet denilince sadece ahirette mü'minlerin gideceği cennet kasdedilir.Böyle düşünenler yanılıyorlar.Cennet hertürlü harikulade saklı-gizli bahçe anlamına gelmektedir.Aynı zamanda hertürlü ihtiyacın karşılanması haline de cennet denilmektedir.Ana rahminde ki bebeğe hem korunan,saklı yerde olmasından hem de her türlü ihtiyacının karşılanmasından dolayı "cenin" denilmiştir.Adem kıssasındaki cennette her türlü ihtiyacın karşılandığı hasbahçe anlamındadır.Hesap gününden sonra mü'minlere vaadedilen cennetle bir alakası yoktur.Bu ayrımın temel sebeplerinden birisi de hesap gününde ki cennete şeytan (hırs,kin,nefret,hased vs.) giremezken,girmesi yasaklanmışken,Adem'in yaşamış olduğu cennette şeytanın fink atabilmesidir.Artı ayete göre Adem yeryüzünün halifesidir,ahiretteki cennetin değil.Adem ve eşinin ağaçtan tattıktan sonra çıplaklıklarının farkına varması da ,o günahın getirmiş olduğu pişmanlıkla başka günahların da farkına varmalarıdır.Adem vahiyle ilk muhatab olan insandır.Dolayısıyla vahiyden sonra işlenen ilk günahın sorumlusu olan bir insandır bu sorumluluk sonucu çıplaklığın hoş birşey olmadığını anlamış ve avret yerlerni örtmüştür.İnsanın fıtratında bu var,bir kabahat işlediğinde kaçmak veya birşeylerin arkasına saklanmak.Adem ve eşi de cennet yapraklarının ardına saklanmış.

Evrim meselesine gelince,evrim öncelikle ilk olarak Darwin'in ortaya attığı bir fikir değildir.Ondan yüzyıllarca önce İslam düşünce dünyasıda da evrim fikri ortaya atılmıştır.Bu İslam düşünce dünyasında yaratıcı tekamül olarak isim bulmuştur.Bu fikri öne sürenlerden,mesela Cabir bin Hayyan (öl. 200/815) “Canlıların kendiliğinden (spontane) oluşumu ve suni yolla canlı üretme” fikrini savunmaktaydı. Cabir’e göre Allah ilk önce dört unsuru (hava, su, ateş, toprak) yarattı; sonra da onlardan maden, bitki, hayvan ve insan varlıklarının oluşumunu ve üremesini “irade” etti. Temelde ilahi yaratma fikrini kabul eden Cabir, bazı bitki ve hayvan türlerinin, hatta ilk insanın, kendiliğinden vucut bulduğunu kabul etmekten öte, minerallerin, bitkilerin, hayvanların ve insanların suni olarak laboratuarda üretilebileceğini bile iddia etmektedir. Cabir, kendiliğinden oluşu tevlid ve tevellud, suni oluşumu tevalud ve tekvin, ilahi yaratma fikrini de kevn ve halk terimleriyle açıklamaktaydı.

Nazzam (öl. 232/845) orijinal bir şair, düşünür, edebiyatçı, kelamcı ve filozoftu. Birçok eser yazdığının bilinmesine rağmen günümüze hiçbir eseri ulaşmayan Nazzam, kendi döneminde Dehriye, Zerdüştlük, Cebriye, Murcie vb. akımlarla mücadele etmesiyle ve Aristo’yu eleştirmesiyle tanınıyordu. Nazzam bir nevi kozmolojik evrim diyebileceğimiz bir teori savunmaktadır. Nazzam’ın, Kur’an’daki bazı ayetlere dayanarak kumun, buruz ve tecdid kavramlarıyla izah ettiği kozmolojik yaratıcı tekamül görüşü şöyle özetlenebilir;

“Yaratılış, Allah’ın doğrudan doğruya bütün canlı ve cansız varlık türlerini, kendi içinden çıkaracak şekilde bir anda var etmesidir. Bütün varlıklar bu ilk varlık çekirdeğinde potansiyel kuvvet halinde gizliydi. (kumun). İlk çekirdekte potansiyel kuvvet olarak gizlenen varlığın kozmik özü zamanla açığa çıkmakta, bariz olmaktadır (buruz). Bu açığa çıkış veya bariz oluş, evrenin, birbiri ardı sıra, madde (fizik), yeryüzü (jeoloji), gökyüzü (astronomi), hayat (biyoloji), şuur (psikoloji) hareketleri halinde varlık sahnesine çıkmasıdır. Ortaya çıkan canlı ve cansız türler varlık sahnesine çıkarken aralarında irtibatlar bulunmasına rağmen bağımsız olarak varolmaktadırlar. Her bir tür kumun halindeki bağımsızlığını buruz halinde de korumaktadır. Türler birbirine dönüşmemektedir. Türler ilk kozmik özden zamanla ayrı ayrı çıkmaktadır. İnsan vucudu ilk embriyodan sürekli hücre bölünmeleri halinde birbirinin içinden çakarak oluştuğu gibi, evren *de, kumun halindeki ilk özden sürekli yeni canlı ve cansız türleri çıkartarak oluşmaktadır. Her bir ana tür bir başka ana türe dönüşmemekte, aynı kökden yeni ana türler birbiri ardınca çıkmaktadır. Ortaya çıkan ana türler kaybolmaksızın, özünü ve türlüğünü de kaybetmeksizin, başka bir türe de dönüşmeksizin sürekli yenilenmektedir (tecdid). Bu yenilenmeler atmosfer/çevre şartlarının etkisiyle olmakta, bu sebeple farklı insan ırkları ortaya çıkmaktadır. Allah, varoluş süreçlerini, yaratıcı tekamül halinde böyle irade etmiştir...” *

Cahiz (öl.255/869) iyi bir kelamcı ve edebiyatçı olmanın yanı sıra ünlü bir zoolog (hayvanbilimci) ve antropologtu (insanbilimci). Cahiz, hocası Nazzam’ın kumun ve buruz teorisi olarak bilinen fikirlerini benimser görünmektedir. O, Nazzam gibi, ilk yaratılışın, Allah’ın hür iradesiyle yarattığı bir çekirdek varlıkla başladığını kabul etmektedir. Fakat çekirdek varlıktan nasıl türediklerinin izahı konusunda hocasından ayrılıyor. Cahiz tüm evrenin bütün olarak nasıl oluştuğunu izahtan ziyade, canlıların oluşumu ve aktüel evrimleri üzerinde durmaktaydı. Cahiz, Kitabu’l-Hayavan adlı kitabında biyolojik evrimi açıkca savunmuştur. Ona göre evrenin yaratılışını başlatan Allah, aynı zamanda onu evrimleşme yoluyla teşekkül edici, hem de türleri devamlı evrimleştirici kılmıştır. Bu bakımdan evrimin gerçek sebebi Allah’tır. O, yaratılışı yaratıcı tekamül süreci olarak irade etmiştir. Türler kendi içlerinde taşıdıkları potansiyel kuvvet sebebiyle evrimleşmektedirler. Bu potansiyel kuvvet onlara Allah tarafından konulmuştur. Türlerin içindeki potansiyel kuvvet, *fiziksel çevre, iklim şartları, hayat mücadelesi ve doğal seçilimin etkisiyle ortaya çıkmakta, yaratıcı tekamül birbiri ardı sıra türleri ortaya çıkarmaktadır...

Biruni (öl. 453/41061) ile birlikte İslam düşüncesindeki yaratıcı tekamül veya evrimci yaratılış teorisinin zirveye çıktığını görüyoruz. Biruni jeo-kimyasal evrim diyebileceğimiz bir görüşü savunmaktaydı. Biruni’ye göre evrenin tekevvünü Allah’ın öyle irade etmesi sonucunda jeo-kimyasal bir evrimin sonucudur. Allah’ın ezeli planına göre evren, genel jeo-kimyasal evrimler geçirmektedir. Bu esnada, uygun şartlar oluştuğunda madenler ve canlı türler birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmaktadır. Her bir jeo-kimyasal zaman kendi türlerini ortaya çıkarmaktadır. Biruni’yi göre jeo-kimyasal evrim evrende meydana gelen yeryüzü (jeoloji), gökyüzü (astronomi), fizik (madde), mineraller (kimya), hayat (biyoloji) hareketlerinin (ekoloji) *tümüdür Evrenin yaratılışından bu yana meydana gelen tüm bu ekolojik değişim zamanları her defasında kendi canlı türlerini doğurmuştur. *Türler birbirine dönüşmemiş, ekolojik denge değişikliklerine paralel bir şekilde birbiri ardınca bağımsız olarak tabiatın bağrından çıkmıştır. Bu, Hind-Budist felsefede olduğu gibi (karma) devri daim şeklinde değil, birbirini takip eden bir süreklilik içinde olmuştur, olmaya da davam etmektedir...

İbni Miskeveyh de (öl. 421/1030) psikolojik evrim diyebileceğimiz bir görüşü savunmaktaydı. Ona göre varlığın hiyerarşik mertebelenişi, ana hatlarıyla en aşağıdan başlamak üzere inorganik cisimler, bitkiler, hayvanlar, insanlar ve melekler şeklindedir. Dolayısıyla basitten karmaşığa, inorganik olandan organizmaya, fiziki olandan metafizik olana doğru yükselen hiyerarşik bir yapı söz konusudur. Her mertebe ayrıca kendi içinde çok sayıda katmanlara ayrılmaktadır. Mesela hayvanlar mertebesi, kendi içinde en basit türlerden yükselen katmanlar halinde bir hiyararşi oluştururlar. Hayvanların en yüksek katmanı maymunlardır. Maymunlar mertebesinin bittiği yerden itibaren insan katmanı başlar. İnsan katmanının bittiği yerden itibaren de meleklerin katmanı başlar. Ancak insan diğer mertebelerden farklı olarak kendi içinde bir bütünlük arzeden bir küçük alemdir. Bedeni ve ruhi yapısı tıpkı kainatta varolan gibi bir yapı arzeder; bu küçük alemdeki beşeri güçler kozmik mertebeler gibi bitişme ve ilerleme ilişkisi içindedirler. Türler arasındaki sınırları belirleyen ana etken, türlerin birbiri içinden çıkması anlamında değil, ilahi hikmete uygun olarak varlık hiyerarşisinde öyle sıralanmış olmasından kaynaklanan bir evrim sürecidir.

İbni Tufeyl (öl. 581/1185) ve İbni Nefis’in (öl. 689/1288) aynı adlı romanları Hay bin Yakzan ise insanın menşei hakkında tabiatçı bir teoriyi savumaktaydı. Her iki *romandaki tabiatçı tekamül/evrim düşüncesi İslam düşünce tarihinde fazla rağbet görmemiş, genel olarak İslam dünyasında Yeni-Eflatuncu/Hristiyan etkisiyle cennetten kovulma ve yeryüzüne düşme görüşüne inanılmıştır.

Her iki romanda da tabiatın çoçuğu olarak, annesiz-babasız, toprak ve çamurdan kimyevi tepkimelerle canlı haline gelen Hay bin Yakzan aslında Adem’in yaratılışını anlatmaktadır. Roman diliyle ortaya konan bu görüşlere göre ilk yaratılış şöyle olmuştur; “Hay b. Yekzan (Adem) Hind Okyanusu’nda ıssız bir adada, annesiz-babasız, toprağın çamur halinde mayalanması neticesinde canlı haline geldi. Bu oluşum kısa sürede değil aradan epey zamanların geçmesiyle gerçekleşti. Yavrusunu kaybetmiş olan bir ceylan Hay’ı büyütüp hayvanlarla rekabet edecek hale gelinceye kadar emzirdi. Hay her ne kadar hayvanlarla birada yaşasa da kısa sürede derisinin çıplak olduğunu ve hayvanlara mahsus tabii savunma vasıtalarından mahrum bulunduğunu farketti. Yedi yaşına geldiğinde kendisini korumak için vucudunu yapraklarla ve hayvan derileriyle örtmeye başladı. Sonunda onu emziren ceylan ödü. Bu olay Hay’ı çok üzdü ve ölümün sırrı üzerine düşünmeye başladı. Ceylanın cansız bedeni üzerine uzun süre düşündü ve sonunda ölümün sebebinin bedeni terkeden bir güç (ruh) olduğuna karar verdi. Çünkü ceylan’ın bedeni olduğu gibi durmakta fakat canlılığı sağlayan güçten yoksun olduğu için hareket edememekteydi. Böylece Hay hayatı keşfetti...”

İbni Haldun’a ise (öl. 808/1406) bir anlık (tafra, mutasyon) için de olsa insanların fiilen melek haline gelebileceklerini göstermek, dolayısıyla nübüvvet ve vahiy meselesini izah etmek için evrim (tekamül, insilah) konusunu girer. İbni Haldun, Mukaddime’de Farabi ve İbni Sina’nın nübüvvet teorisini, Cahiz, İbni Miskeveyh ve İhvan-ı Safa’nın evrim/tekamül düşünceleriyle meczetmiştir. Burada İbni Haldun’un asıl amacı canlılardaki evrimi izah etmekten ziyade peygamberin gaybtan aldığı bilgi türüne açıklık getirerek temellendirmektir. Yani konu asıl itibariyle epistemolojidir ancak antropolojik bir temele oturtulmaya çalışılmıştır. İbni Haldun açıkça “Hurma ve üzüm ağacı sedef ve salyangoza, maymun insana, insan meleğe insilah edebilir” *demektedir. Buradaki “insilah” kelimesi daha iyiye geçme, tekamül, dönüşüm, reform, değişim vb. anlamlara gelmektedir. Öte yandan İbni Haldun “Peygamberler bu haletten ayrılıp beşeriyetlerine döndüğü zaman ilimlerindeki vuzuh ve sarahat onlardan ayrılmaz” *derken bu dönüşümü bir anlık sıçrama (tafra) olarak anlamaktadır. Bu açıdan İbni Haldun’un canlı türlerinin birbirine dönüşerek çoğaldığını mı yoksa aralarındaki yakınlığı anlatmak için mi böyle bir açıklama yaptığı tam anlaşılmıyor. Türler arasındaki yakınlığı ve varlığın kategorik dizilişini anlatmak için değil de, bunun bir çoğalma yasası olduğunu anlatmak istediğini varsayarsak bu takdirde şu anki insanların atasının bir zamanlar maymun, meleklerin de bir zamanlar peygamber olduklarını kabul etmemiz gerekecektir. Yine İbni Haldun da kapalı olan bir diğer hususda meleklerden sonra insılahın nereye varacağıdır. İbni Haldun burada susmaktadır ancak biz mantığı sonucuna götürecek olursak, meleklerden sonraki aşama Allah’la bütünleşme, yani vahdet-i vucud veya fenafillahtır. Oysa İbni Haldun’un vahdet-i vucuda kesin olarak karşı olduğu biliniyor...

Görülüyor ki İslam düşünce tarihinde yaklaşık 30’a yakın düşünür ve alim “yaratıcı tekamül” düşüncesini savunmuştur. Görüşlerini özetleyerek aktardığımız Cabir, Nazzam, Cahiz, Biruni, İbni Miskeveyh, İbni Tufeyl, İbni Nefis ve İbni Haldun bunların en önemlileridir. Bunlarla Müslüman düşünürlerin yaratıcı tekamül nazariyeleri aşağı yukarı tamamlanmaktadır.

Aşağıdaki linklerde de benzer bilgiler bulunmaktadır.

http://www.tempodergisi.com.tr/toplum_politika/03636/
http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&aid=2565

tewderi
04-06-2007, 14:46
8O *8O *8O *8O

04-06-2007, 15:47
Sevili hiramusta,

verdigin bilgiler icin tesekkurler, gercekten ilgincti.

hiramusta
05-06-2007, 09:01
Rica ederim...Hoş ve esen kal.

InVitatio
12-06-2007, 11:44
sevgili hiram ustam
cidden sevkle okudum bu son yazdiklairni
güzel bir calisma...