Orijinalini görmek için tıklayınız : Ted Bundy
bilgivehis
02-06-2019, 12:24
https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/b/b4/Bundy_FLA_8179.jpeg
Ted Bundy adında bir seri kadın katili.
Cinayetlerine 60'lı yıllarda başlıyor, 1972'de şüphe üzerine içeri atılana kadar devam ediyor.
İçerden iki defa kaçmayı başarıyor, her kaçtığı bir hafta, iki ay içerisinde kadınları öldürmeye devam ediyor.
Resmi açıklamaya göre öldürdüğü kadın sayısı 30 kişi, dedektiflerin araştırmasına göre ise yüzün üzerinde olduğu iddia ediliyor. İlginç olan ise katil öldürdüklerinin otuzunu hatırlayabiliyor.
Üstelik katil bir hukuk öğrencisi, kendi avukatlığını da kendisi yapıyor ve işin bir başka ilginç tarafı da cezaevinde kaldığı on yıl boyunca daha net kanıtlar bulunamıyor, ancak katil on yıl sonra itiraf ediyor, itirafından bir kaç gün sonra da 1979 yılında idam ediliyor.
Konu başlığı Ted Bundy adında ABD'de bir seri katil, ancak asıl konumuz bu değil.
Asıl konumuz, ABD gibi bir ülkede bir kaç yıl içerisinde en az yüz kadını öldürme olayında nasıl olur da net kanıtlara ulaşılmaz?
Üstelik cezaevinden kaçtığı zamanda cinayetler işlemesine rağmen net kanıtlar bulunamaması bana çok komik ve düşündürücü geliyor.
Hani Hindistan, Türkiye gibi ülkeler olsa bir nebze anlaşılır ama dünyanın en geniş güvenlik ağına sahip olan ABD'de bunun olması inandırıcı gelmiyor.
Üstelik katliamların hiç birinde izleri silmek gibi öyle ciddi bir şeyler de yapmıyor, sıradan şeylerden ibaret.
Kadınların çoğunu da kendi arabası olan şu kaplumbağa arabada öldürüyor.
O araba da sonradan müzeye alınmış.
https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/3/3a/Ted_Bundy_volkswagen.JPG/170px-Ted_Bundy_volkswagen.JPG
Dünyanın öbür ucunda uçan kuştan dahi haberi olan ABD burada ne yapmaya çalışmış yoksa güvenlik ağı bilinenden çok mu zayıf, bizlere güçlü bir güvenliğe sahipmiş gibi mi gösteriliyor, nedir?
https://en.wikipedia.org/wiki/Ted_Bundy
ForumKirpisi
02-06-2019, 19:17
Yo ABDnin hiç bi şeyden haberi yok. Sadece sana öyle izlenim vermişler. Algı operasyonu.
Uçak kaldırıyolar uçak gemileri falan. Sonuçta ne oluyor girdikleri yerden çıkamıyolar.
Hedef vurarak savaş kazanılmıyor ki.
Tayyip S400 demese, ondan bile haberleri olmazdı. O kadar uzaklar.. Ciddiyim bak.
CIA raporları stajyer raporu gibi. Yok öyle kadrolara sızmış ajanları falan yok.
Bi dingil buldu mu ona para karşılığı projelerini falan satın alıyolar bitek bu var rüşvet.
Türkiye ABD'ye göre daha güvenli bazı konularda çünkü içi ABD kadar karışık ve kolay yoldan süper zengin olma isteğiyle gelen göçmen wannabeelerden oluşmuyor. ABD kadar uyuşturucu ve alkol problemi yok. Çok fazla olduğu kesin ama ABD daha fazla.
ABD'de esrar kola gibi tüketiliyor. Sadece prensipli, olgun kişiler falan tüketmiyor. ABD'de her türlü silah sahibi olmak çok daha kolay.
Türkiye ile Hindistan güvenlikte aynı kulvarda olamaz nüfus ve kompleksite farklı. Hindistanın 1 numaralı olayı rüşvet.
Güney Kore olabilir.
ABD bu algıdan dolayı kıyı ötesi silahlı silahsız örgütleri de bu görünmez sözde gücüyle yönetebiliyor.
ABDnin olayı para. PYDye para basarlar. Ara yaparlar. Almanya, Fransa ve Hollanda Arabistana silah gönderir, Arabistan da silahları
PYD'ye gönderir. Yemene de gönderir. Karşılığında AB'ye bi kaç taviz verilir falan. Mafya düzeni bu.
Suudinin olayı çifte çalışması. Suudi 1 kademe pydye bir kademe de islamcılara çalışıyor.
Bak görün mü yine olayın altındaki pislikler başka.
Konu başlığı Ted Bundy adında ABD'de bir seri katil, ancak asıl konumuz bu değil.
Asıl konumuz, ABD gibi bir ülkede bir kaç yıl içerisinde en az yüz kadını öldürme olayında nasıl olur da net kanıtlara ulaşılmaz?
Üstelik cezaevinden kaçtığı zamanda cinayetler işlemesine rağmen net kanıtlar bulunamaması bana çok komik ve düşündürücü geliyor.
Net kanıtlara neden mi ulaşılamaz? Belki psikiyatri ilaçları kullanmış ve bu akıllı, yakışıklı, karizmatik adam bir seri katile dönüşmüştür. Büyük firmaların defosu olarak kaçırılması icap ettiyse, her hapishaneden kaçtığında ilaç yüklendiyse ve her şeyi hatırlayamadıysa belki de türlü türlü sapık katillerin sözde fail-i meçhulleri bu adama yüklendiyse. Olmayacak iş değil ya.
Bu adam zamanında öyle bir kumpasla medyatik hale getirilmiş ki, kadınlar bu adamla beraber olmak için can atıyorlarmış.
Dünyanın öbür ucunda uçan kuştan dahi haberi olan ABD burada ne yapmaya çalışmış yoksa güvenlik ağı bilinenden çok mu zayıf, bizlere güçlü bir güvenliğe sahipmiş gibi mi gösteriliyor, nedir?
İp ucu psikiyatri ve büyük ilaç kartelleri olabilir.
bilgivehis
02-06-2019, 23:19
Şimdi bunun yüz kadın öldürdüğünü düşünelim, her kadının ailesini 5 kişi olarak hesap edelim, beş yüz tane mağdur demektir.
Bu beş yüz kişi armut mu toplamış, konuyla ilgili hiç mi bir şey yapmamışlar?
Acaba aileler farklı yollardan etkisiz bırakılabilir mi?
Düşünsenize, ABD'nin göbeğinde yüz tane kadın öldürülüyor ama 20 yıl boyunca güya kanıt bulamıyorlar.
Üstelik katil idam edilecek diye hakimin öldürülen kadınlardan çok katile üzüldüğünü bizzat mahkemede dile getirmesi de ayrı bir merak konusu.
Katil 10 yıl sonra itiraf etmeseydi belki de idam etmeyeceklerdi.
ABD'nin katili koruduğu aşikar.
Benim amacım olayın kendisi değil, kanıt bulunamama komedisinin arkasında yatan planlardır.
Turdur ilaç şirketleri olabilir demiş, daha başka ne olabilir?
Bu konuyu irdeledikçe belki asıl sorumun cevabını bulmuş değilim ama çok ilginç şeylerle karşılaşıyorum.
Katile kadınlar tarafından her gün yüzlerce evlenme teklifi mektuplar gönderiliyor.
Yüz kadını öldürmüş birine ekşi sözlükte yapılan şu yoruma bakın.
" kendi elleriyle kendi türünden canlıları öldürmeye karar vermiş ve öldürmüş insandır. bunu tek başına, bireysel olarak, başkalarının aklını çelmeyerek, çevresinde bir topluluk oluşturmaya çalışmayarak yapmıştır. adam öldürmeye karar vermiş pek çoklarımızdan bu hareketiyle ayrılmayı başararak cesur bir kişilik portresi çizmiştir. yaptığı şeyler her ne kadar kabul edilemez olsa da zekası, cesareti ve istikrarlılığı ted bundy'nin hayatını yaygın olmayan bir şekilde farklı ve zevkli kılmıştır. çoğumuzun yapamadığı şeyi yapmış, kişiliğini hayatının içine boca etmiş ve zevk aldığı, istediği şeyleri yapmıştır. bu yüzden benim için, kimse kusura bakmasın ama onurlu bir hayat sürmüştür. tek şansızlığı insan denen canlının dünya üzerindeki en akıllı tür olması ve kendisini öldürenleri bir şekilde mutlaka cezalandırmasıdır. bu sebeptendir ki dünya gezegeninde kendi kendine krallığını ilan etmiş, kafasına göre sistemini kurmuş, her şeye hükmetme hakkını kendisinde bulmuş insan ırkı tarafından zevkine göre insan öldürdüğü için tehlikeli bulunurak hayattan kovulmuştur."
Katile kadınlar tarafından her gün yüzlerce evlenme teklifi mektuplar gönderiliyor.
Bu tip olayların tek bir boyutu olmadığı için çözemezsiniz. Ancak gerçeğe yakın akıl yürütme yapabiliriz ki bu adamın 29-30 yaşında cinayet işlemeye başladığını göz önüne alırsak 100 kişi abartı bir rakamdır diyebiliriz. Psikiyatri mağduru gibi gözüküyor. Bunun sorumlusu kartellerde adamın ve olayın iç yüzü yerine karizmatik oluşunu medya kanallarıyla pazarlıyor. Yâni bir tür manipülasyon. Zaman zaman reyting savaşı olabilir. Kapitalizm katili medyada pazarlamış ve gerçek irdelenmesi gereken noktayı gözden kaçırmış. Aynı sömürücü sistem zaten onun katil olmasınında sebebi olabilir. Yâni bu adam bir psikiyatri kurbanı olabilir.
Resmi açıklamaya göre öldürdüğü kadın sayısı 30 kişi, dedektiflerin araştırmasına göre ise yüzün üzerinde olduğu iddia ediliyor. İlginç olan ise katil öldürdüklerinin otuzunu hatırlayabiliyor.
Seri katillerin genel bir tutumu vardır, yakalandıkları zaman cinayet sayısını abartırlar, bunu yaparak en iyisi olduklarını zannederler, bu, seri katillerin kendi aralarında ki rekabettir. Ted Burny 30 kişi öldürdüğünü söylüyorsa seri katillerin bu özelliğini göz önünde bulundurup bu sayının kesinlikle 30'un altından olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü seri katil, profili itibariyle cinayet sayısını fazla söylemeye çok eğilimlidir ve bu ispatlanmış bir gerçektir. Normal bir cinayet işlemiş hiç bir insan "ben aslında 2 kişi öldürdüm" diye rekabet kasmaz.
100 abartı bir rakam. Demek ki ortada en az 70+ cinayet fail-i meçhul karartılmış oluyor. Birileri birilerini temizlemiş, Ted Burny ilaç mağduru ve bunun irdelenmesi yerine medyatik bir popüler ikon haline getirilmiş.
Aslında bu tarz olmasada ilaç mağduru olan bazı insanlar hâla günümüzde toplu infazlara devam etmektedirler. İşte en son Yeni Zelanda'da yaşanan Cami katliamı ve hemen hemen her sene şahit olduğumuz ABD kaynaklı okul katliamları. Bu olaylardan sonra genelde silah satışlarının kısıtlanması veya göçmenlerin bu topraklara gelmemeleri gerektiği medyada öne sürülür ama ilaç kartelleri öne sürülmez. Bu tip olaylar bir boyutlu değildir. Sen hiç bir zaman akıl yürütme ile gerçek "gerçekleri" bulamayacaksın. Çünkü bu adam bir şeylerin prototipi veya modeli olarak pazarlandı. Olayın alt yapısı ise psikolojiyle ilgili ve neden yakalanmadığı da cinayetler sürecinde yakalanmaması gerekliliğindendir.
bilgivehis
03-06-2019, 00:00
bu adamın 29-30 yaşında cinayet işlemeye başladığını göz önüne alırsak .
12 yaşında başlamış.
Freud'un dediği gibi sorunları çocukluktaki karanlık yaşantılar.
Bugün kedi, köpeğe işkence yapıp bunu sosyal medyada like için yayınlayan gençlerin akıbetinde de bu tür vahşet saklanıyor.
mXP5JtBvFq8
12 yaşında başlamış.
O seri başlangıcı değil, şimdi Wikipedia'dan okudum hayat hikayesini. İlk cinayeti 1974 yılında işlediği kabul edilmiş. 15 yaşında bir kızı öldürdüğü iddia olarak kalmış. İlk cinayeti baya vahşi, tetikleyici bir beyin yıkama, ilaç veya madde kullanımı olmalı. Ted Burnd hakkında bir çok çıkarım yapılabilir ama hepside tutarsız olur çünkü bu adam bir model olarak topluma dayatılmış birisi. Araştırdıkça bildiğin arapsaçına döner bu konu. Ben yıllar önce seri katilleri okurken denk gelmiştim. Adamın kendisinin bile haberdar olmadığı bir tetikleyicisi ve koruyucu olduğu büyük ihtimal. Buda ilaç kartelleri ve devlet içi yapılanmalara gider. Başka bir sonuç elde edemezsiniz.
Freud'un dediği gibi sorunları çocukluktaki karanlık yaşantılar.
Freud'u bende belirtecektim ancak bu iş daha karmaşık ve çocukluk travmaları burada da bahane olarak öne sürülmüş olabilir. Bu Ted olayının arkası daha karanlık.
Freud'u bende belirtecektim ancak bu iş daha karmaşık ve çocukluk travmaları burada da bahane olarak öne sürülmüş olabilir. Bu Ted olayının arkası daha karanlık.
Polis, Ted Bundy'nin 1974 yılında Seatle-Washington'da cinayet işlemeye başladığını düşünüyor. Bunlar yaklaşık 5 yıllık bir sürede Oregon, Utah, Idaho, Colorado ve Florida'ya kadar yayıldılar. Onun bu saldırganlığı en az 35 kadının hayatına mal oldu. 1976'da tutuklandığında, masumiyetine en çok inanan kişi, annesi Louis Bundy oldu. Hatta 1989'da idam edilene dek oğluna inandı. Ted'e hamile kaldığında tezgahtardı. Gayrımeşru oğlunu doğurmak için evinden çıkıp Phidelphia'ya gitti. 24 Kasım 1946'da oğlu, Vermont'ta dünyaya geldi.
Elenor doğumdan sonra Ted'i alıp Philidelphia'ya döndü. Bu, hazin öykünün başlangıcıydı... Pek çok uzman, Bundy'nin cinayet tutkusunun tohumlarının çocukluğunda ekildiğine inanıyor. Çünkü Ted, anneannesi ve dedesinin, annesi ve babası olduğunu sanarak büyüdü. Gerçek annesini ise ablası sanıyordu. Ancak bir taraftan, koca bir yalanın içinde yaşadığını da hissediyordu. Sadece bu da değil; evde bir sürü başka sorun vardı. Anneannesinde klinik depresyon vardı, panik ataklardan muzdaripti, hatta elektroşok tedavisi görmüştü. Babası sandığı dedesi ise korkutucu, öfkeli ve sert bir adamdı. Pornografik yayınlar okur, kızına iş yaptırır, geç kaldığında tokatlardı.
http://www.milliyet.com.tr/ted-bundy--dunyanin-en-egitimli-ve-korkunc-seri-katili-molatik-8329/?Sayfa=4
Pek çok uzman, Bundy'nin cinayet tutkusunun tohumlarının çocukluğunda ekildiğine inanıyor.
Bu kesin bir şey olamaz ancak bir çıkarım olabilir. Yâni bu ispatlanabilir bir şey değil ancak geçerliliği çok yüksek. Tutkuların tohumları çocuklukta atılır, insanlar çocukken programlanırlar Ancak tetikleyici nedir?
Her insan çocukken travmalar yaşar ama seri katil olmaz. Bu sadece bir etkendir ancak tüm boyutları buraya sığdıramayız. Bu tip sorunları yaşamamış bir insanda birden fazla insanı katledebilir, bu hayatın devamında ki ilişkilerin ve sıkıntıların sonucu da oluyor. Bazı ilaç ve maddelerin kullanımı da etkenler arasında sayılır.
spartacus
03-06-2019, 00:34
1970li yıllar, iz sürmek günümüzde olduğu kadar kolay değil.
Seri katiller yalnız çalışır dolayısıyla sırları, sır olarak kalır.
Seri katiller zekidirler de.
Genelde psikolojik sorunları vardır...
seri cinayetler ise, çoğunlukla, çocukluk yıllarında, şiddete, istirmara vb bağlı psikolojik travmalardan kaynaklıdır...
Seri katiller genel olarak -istisna varsa bilmiyorum- siyasetçiler ve siyasi olarak emniyetin işine yarayan hedefler seçmediği için, bilindiği ama bilerek izin verildiğini düşünmüyorum.
1970li yıllar, iz sürmek günümüzde olduğu kadar kolay değil.
Seri katiller yalnız çalışır dolayısıyla sırları, sır olarak kalır.
Seri katiller zekidirler de.
Genelde psikolojik sorunları vardır...
seri cinayetler ise, çoğunlukla, çocukluk yıllarında, şiddete, istirmara vb bağlı psikolojik travmalardan kaynaklıdır...
Seri katiller genel olarak -istisna varsa bilmiyorum- siyasetçiler ve siyasi olarak emniyetin işine yarayan hedefler seçmediği için, bilindiği ama bilerek izin verildiğini düşünmüyorum.
Karındeşen Jack. Hâla gizemi çözülmedi. Ancak biz bugün ki dünyaya ve siyasete bakıp o dönem işlenen fahişe cinayetlerinin devletin derinliklerinden geldiği çıkarımını yapabiliyoruz. Devlet işiydi, devletin üst kurumunda ki bir kişinin özel hayatına dahil ettiği fahişeleri temizleme operasyonuydu. Karınlar deşildi çünkü o kadınlardan çocuk istenmiyordu. Ve medya o günde reyting-tiraj güdüsüyle elli bin yalan ve destansı anlatımlara başvurmuştu. Bu cinayeti işleyen kişi-kişiler elbette ki çocukluk travması yaşamış kadın düşmanı kişilerdir ve tetikleyici-koruyucu etkenler söz konusudur.
Türkiye'de ve dünyanın hemen hemen her ülkesinde yaşanan bir olaydır bu, bir cinayeti bir başkasına yıkmak ve dosyayı kapatıp uğraşmamak. Seri katiller buna bayılırlar.
ForumKirpisi
03-06-2019, 00:54
Karındeşen Jack. Hâla gizemi çözülmedi. Ancak biz bugün ki dünyaya ve siyasete bakıp o dönem işlenen fahişe cinayetlerinin devletin derinliklerinden geldiği çıkarımını yapabiliyoruz. Devlet işiydi, devletin üst kurumunda ki bir kişinin özel hayatına dahil ettiği fahişeleri temizleme operasyonuydu. Karınlar deşildi çünkü o kadınlardan çocuk istenmiyordu. Ve medya o günde reyting-tiraj güdüsüyle elli bin yalan ve destansı anlatımlara başvurmuştu. Bu cinayeti işleyen kişi-kişiler elbette ki çocukluk travması yaşamış kadın düşmanı kişilerdir ve tetikleyici-koruyucu etkenler söz konusudur.
Türkiye'de ve dünyanın hemen hemen her ülkesinde yaşanan bir olaydır bu, bir cinayeti bir başkasına yıkmak ve dosyayı kapatıp uğraşmamak. Seri katiller buna bayılırlar.
Karındeşen Jack gizemi çözüldü.
https://odatv.com/dunyanin-en-unlu-katilinin-kimligi-belli-oldu-mu-20031956.html
Polonya uyruklu Aaron Kominski
kendosertadam
03-06-2019, 01:06
"Kapitalizm katili medyada pazarlamış "
Adolf Hitler mesela...bir yazar,yönetmen,bilim adamı,pop şarkıcısından bile daha popüler.
Bazılarını gördüm "Adolf" a hayranım diyen...dedim ki neyine hayransın ?
- dostum Adolf büyük adam...görmüyor musun resimlerini,videolarını.binlerce insana sesleniyor ,kimsede "çıt" yok..herkes saygıyla dinliyor...el kol kafa vücut dili,mimikler etkileyici...ordulara,askerlere,yazılara,bayraklar a,renklere,kıyafetlere,atmosfere,arka plana,görkeme bak...müthiş.
-sen hayran olasın,gözünde büyütesin diye böyle pazarlanmış olamaz mı ?
Belki sanattan,görsellikten anlayan tipler var geri planda...kimbilir
hangi ünlü,yetenekli tiyatrocu,aktörden,pandomim sanatcısından ders aldı o mimikler,jestler,vücut dili için Adolf...hayran olduğun atmosferi dizayn etmek için kimler,büyük sanatcılar aylarca emek harcadı...hangi modacılar,terziler havalı,ürkütücü kıyafetleri,gamalı haçları,renkleri yaratmak için aylarca uğraştı...bilemiyoruz...
bilgivehis
03-06-2019, 01:11
Her insan çocukken travmalar yaşar ama seri katil olmaz.
Masum insanları öldürme kararını verdiren duyarlardaki değer-yargısıdır.
Bir insan çok zeki, kültürlü de olsa değer-yargısında masum insanların ölmesinin kişisel doyum dışında hiç bir anlamı olmayabilir.
İngiltere'de 1930'lu yıllarda binlerce insanı öldüren devletin resmi cellatının haleti ruhiyesine baktığımızda masum insanları öldürmek babadan oğula geçen sıradan bir meslek-yetenekten başka bir şey görünmüyor.
Anlaşılacağı gibi masum insanları öldürmek kişisel değer-yargısına bağlı ve çocuklukta yaşananlar değer-yargısını biçimlendiren önemli etkenlerdir.
Ancak durum öyle bir yere geldi ki, acaba diyorum ABD'nin kendisinde var olan seri katillik, soykırımcılık nedeniyle kişisel seri katillere sempati duymuş olabilirler mi?
ForumKirpisi
03-06-2019, 01:15
@kendo geçen rapi, adolf hitlerin aynaya karşı prova yaptığı bi resmi paylaşmıştı.
abd propagandayı adolf hitlerin mirası kişilerden öğrenmiştir.
neredeyse adolf hitlerin tüm üst kadrolarına abdde siyasi sığınma verilmiş.
NASAsından tut, meteorolojisine..
Bugün Tayyip gitse bile Tayyibi yetiştiren bazıları da diğerleri tarafından kullanılıp yeni tayyipler
yaratılabilir.
seri katile zeki demek için en gerizekalıları öldürdüğünden emin olması lazım.
Ancak durum öyle bir yere geldi ki, acaba diyorum ABD'nin kendisinde var olan seri katillik, soykırımcılık nedeniyle kişisel seri katillere sempati duymuş olabilirler mi?
Ted Burny olayından her şeyi çıkarım yapabilirsin. Aynı Franz Kafka'nın Gregor Samsa karakteri gibi.
Fahişeleri haz etmeyen bir cemaat, tarikat yapılanmasından bir toplum mühendisliği ve medya pazarlamacılığına kadar. Ancak şahıs gerçekten de 30 fahişeyi öldürdüyse bunun bir alt yapısı olmalı. Arkadan birileri gelir ve delilleri karartır sonrada bu adama zeki deyip polisinde devletinde açığını kapatırsınız. Bunu yaparken o kadar sığ düşünceli insanlar vardır ki, aralarından binlercesi çıkıp bu manipülasyona aldanıp "onunla yatmak" istiyorum diyebilir. İşte medyanın gücü.
Hemen hemen yaşanmış olanlar bunlarla uygun düşüyor. Bu işler bir ekip çalışmasıdır. Hiç bir seri katil normalde işleyen bir güvenlik gücüne karşı 100 kadını öldüremez ki, bütün kurbanların profili de aynı olacak. Saçmalık gelmedi mi size de? 3 olur 5 olur ama 30-100 nedir sadece 4 yıl içinde?
Adam zeki, yakışıklı ve kariyerli. Bu ne ya. Film yıldızı pazarlamışlar resmen. Kendisi de bilmiyormuş ne kadar cinayet işlediğini. Bakın, Danıştay Cinayeti ve Cumhuriyet Gazetesinin bombalanması olayında ki zanlının mahkeme hallerine. Açın Youtube'yi ve Alparslan Aslan'ın mahkeme videolarını izleyin, adamı nasıl kimyasala boğmuşlar, kafası bir dünya ve o kafasını dik bile tutamıyor. En son mahkemede söylediği söz kimseyi öldürmediği yönünde. Ve bu doğru kanımca. Yargı el değiştirince nasılda katil bildiklerimiz temiz, temiz dediklerimiz de cani çıkabiliyor değil mi?
Amerika'da ki yerleşik devlet sistemi bu adam için neden basına kapalı yargılama gerçekleştirmemiş? Çünkü açık açık hareketlerini, ses tonunu, öz güvenini ve sempatik yüzünü pazarlamışlar ama diyememiş ki, kurban profilinin sadece 1 olmasına rağmen bir zeki adam çıkıp devleti ve FBI gücünü yenebilmiş diye. Geçsinler bu işleri değil mi?
bilgivehis
03-06-2019, 01:32
ABD SERİ KATİLLERİ SEVİYOR
49 kadını öldüren Gary Ridgway adındaki bu seri katili itiraf etti diye serbest bırakıyor.
https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/5/5c/Gary_Ridgway_Mugshot_11302001.jpg/220px-Gary_Ridgway_Mugshot_11302001.jpg
https://tr.wikipedia.org/wiki/Gary_Ridgway
Bu kesin bir şey olamaz ancak bir çıkarım olabilir. Yâni bu ispatlanabilir bir şey değil ancak geçerliliği çok yüksek. Tutkuların tohumları çocuklukta atılır, insanlar çocukken programlanırlar Ancak tetikleyici nedir?
Her insan çocukken travmalar yaşar ama seri katil olmaz. Bu sadece bir etkendir ancak tüm boyutları buraya sığdıramayız. Bu tip sorunları yaşamamış bir insanda birden fazla insanı katledebilir, bu hayatın devamında ki ilişkilerin ve sıkıntıların sonucu da oluyor. Bazı ilaç ve maddelerin kullanımı da etkenler arasında sayılır.
Narsistik kişilik bozukluğu belirtileri;
Kendisini başkalarından üstün görür.
Yeteneklerini ve başarılarını abartır.
Görünüşünün çekici olduğuna inanır.
Başkalarının duygu ve düşüncelerini anlama kabiliyetinden tamamen ya da kısmen yoksundur.
Sağlıklı, güvene ve samimiyete dayalı ilişkiler kuramaz. Çevresindeki insanların kendisini anlamadıklarını düşünür. Gönül ilişkileri genellikle kısa sürer.
Başkalarının sınırlarını kolaylıkla aşma eğilimi gösterir. (Başkasına ait eşyaları izinsiz kullanma vb.)
Kendisini mesleğinin iyisi olarak görür.
Çevresindeki insanlardan övgü bekler. (Hatta son derece sıradan davranışlarının dahi övülmesi bekleyebilir.)
Varlığının çevresi için büyük bir şans olduğuna inanır.
Başkalarının düşüncelerini dinlemekten rahatsız olur. Kendisine ait olmayan görüş ve düşünceler ancak hatalı, yanlış veya en iyi ihtimalle eksik olabilir. Bu nedenle görüşünü açıkladığında, herkesin onun görüş ve düşüncelerine katılmasını bekler.
Eleştiriyi kaldıramaz.
Kendisinden daha başarılı, daha çekici olduğunu düşündüğü kişileri kıskanır, hatta onlardan nefret eder.
Herkesin kendisini kıskandığına inanır.
Gerçekçi olmayan hedefler belirler.
Çok kolay incinir, insanların kasıtlı olarak kendisini incitmeye çalıştıklarına inanır.
Kararlı ve duygularını kontrol edebilen bir insan gibi görünmeye çalışır.
Her şeyin en iyisine layık olduğuna inandığı için istediğini elde edememek öfkelenmesine neden olur.
Kendisi gibi narsistik kişilik bozukluğu olanları kolayca fark eder ve onlarla rekabete girmekten kaçınır.
Lüks tüketime olan düşkünlükleri nedeni ile gelir gider dengesini sıklıkla kaybeder ve maddi sorunlar yaşarlar.(Psychology Today)
İlaç ve madde kullanımı seri katil mi yaratıyor her zaman ya da narsistik kişilik bozukluğunu ilaçlar mı ortaya çıkarıyor? Çocukluk yaşantısının verilerini ve bilinçaltı etkilerini es geçmeyin. Beraberinde narsizm de bulunuyorsa.
Tarihe bakalım: MS. 1. YY.
Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus yani takma adıyla Caligula, kısaca deli olarak tanımlanabilecek olsa da, bu deliliğinin altı onca acımasız ve tuhaf örnekle doldurulabilir. MS. 37-41 yılları arasında Roma İmparatorluğu'nun 3. Caesar'i olarak yaptığı 4 senelik hükümdarlığı sonunda kendi muhafızları tarafından öldürülen Caligula'ya deli denmesine neden olarak gösterilebilecek birkaç örnek. Ted Bundy ile yarışır.
QrokYdwsIQA
bu tiplerin hedefleri neden hep kadınlar.
kolay av mı
yoksa özellikle kadın düşmanlığı mı
narsistik kişilik bozukluğu bi nevroz türü
tüm nevrotiklerde empati eksikliği hatta yokluğu biliniyor
eskiden sosyopat/psikopat ayrımı vardı
sonra bu ayrım gözden düştü
sosyopatlar nevrotik, psikopatlar ise psikotikler diye tanımlanıyordu
ancak seri katillerin tek başına nevroz ya da psiikozla açıklanması eksik görünüyor.
hedeflerinin istisnasız kadın oluşu
daha freudyan analizleri haklı çıkarıyor gibi
narsistik kişilik bozukluğu ana etken oabilecek bi hastalık değil,
belki eşlik ediyor olabilir.
bu tipler muhtemelen kendileri ya taciz kurbanı, ya ciddi rededilme travması yaşamış tipler.
genelde nevrotik ama psikotik eğilimleri de olmalı.
nevrotikler bu tarz eylemler yapacak cesarete sahip olmaz.
muhtemelen de güçlü kimyasalllarla ilgili deneyimleri var.
çoğu bağımlı olabilir ya da bağımlılık sonrası kalıcı hasardan sözedilebilir.
alkol gibi kanıksanmış bazı maddeler dahi böyle dramatik sonuçlara sebep olabilir.
onun ötesinde olmadık denylerden bahsediliyor ki
işin o kısmına dair konuşmak dahi istemem.
şu an avrupada kafelerde tüketilen en masum içecek marihuanadır
onun da en popüleri g12 hybritidir
ve bu hybritin cia tarafından sorgu için gdo'landığı iddia edilir.
uzun vadede psikotik etkilerinin beklenmedik şekilde güçlü olduğu gözlemlenmiştir.
varın diğerlerinin etkilerini siz hayal edin.
Sayın Rapi; Video ilginçmiş.
Öncelikle her narsist ve psikiyatri mağdurunun seri katil olmadığını biliyoruz. Bu Narsist tanısı nasıl konur? Sizin Narsisistik kişilik bozukluğu belirtileri diye yazdığınız maddelerin hepsini bir insan hayatında tek tek zaten gerçekleştirir. Böyle tanıların konulmasının metodu gözlemdir. Herhangi bir ölçüm cihazı ile tanı koymuyorlar.
Bu şahısın 100 fahişeyi öldürdüğü söyleniyor. 100 fahişe kurban olmuşsa buda 1 tek kurban profili var demektir. Yâni sadece kadınlar ve ekseriyetle fahişeler. Buna rağmen bu adamı FBI nasıl yakalayamaz, bunu geçtim bir adamda mı göremez bu kadar cinayeti? Geçmişine bakın, psikiyatrik vakalar bulursunuz. Ailesinde ve kendisinde.
Richard Ramírez
Vietnam Savaşında görev almış bir Amerikan askerinin kankası. Ülkesine dönünce savaş bölgesinde ki işkence ve katliamlarını da buraya taşıyor. 1 yıl boyunca asıyor kesiyor ve tecavüz ediyor. Annesi can çekişirken erkek çocuğuna tecavüz edebilecek kadar insanlık dışı bir varlık. Suç dosyası kabarık, parmak izinden kimliğe ulaşılıyor ve televizyonlarda resmi yayınlanıyor. Hemen ertesi gün paketleniyor. Ted Burny olayında bundan eser yok. Yetmedi Ted Burny hapishaneden bile kaçmayı başarıyor.
Ramírez cezaevi sürecinde bir çok hayran edindi, ve hayranlarından biriyle evlendi. Bu bir toplum psikolojinin tablosudur. Türkiye'de böyle bir olay olsa hiç bir kadın bu adamla evlenmeye kalkmaz ama gelin görün ki, bunlara hayranlık besleyen tiplerinde ilaç bağımlısı olduklarını irdelesek bulabiliriz. Ramirez 2013 yılında ölmüş. 2013-1985=28 yıl. Tamı tamına 28 yıl infaz bekleyen-yargılanan mahkum mu olur? Cezaevi fotoğraflarında bakın adam popstarlardan daha yakışıklı. Burada bir mühendislik var ve biz anlayamıyoruz. Resmi burada. (https://peopledotcom.files.wordpress.com/2017/11/richard-ramirez-1.jpg) Bunun adı makyajlamadır, pazarlamadır.
Ramírez olayını çözmek için tabi ki de çocukluğuna inmek gerekiyor ancak tetikleyici-koruyucu etkenlerde seri cinayetler için şart. Wikipedia tetikleyici etken olarak "zevk" tanımı yapmış. Vietnam Savaşında kafası güzel değil miymiş acaba? Bunu hiç kimse ispat edemez ancak akıl yürütme ile o dönem Amerikan ordusunda hapçılığın çok üst düzeyde olduğunu konuyla alakalı herkes tahmin edebilir. Bu kişi 28 yıl hapishanede kaç deneye tabi tutuldu bunu da bilemeyiz. Amerika karışık bu konularda. Soru soruyu doğurur böylece arapsaçına döner.
Caligula olayına bakalım, cezasızlık ve tatminsizlik ön planda. Zaten şiddet içerikli bir çocukluk yaşamış. Burada tetikleyici etken narsist kişilik ama cezasızlık ve güç zehirlenmesi söz konusu. Ted Burny ile Caligula'yı bu konuda bire bir kıyas alamayız. Amerika'da ki bu seri katil olaylarında bir derinlik söz konusu. Ted Burny'in kaçış hikayesini okudunuz mu, sizce bu mümkün mü yoksa Amerikan halkına bu adamın ne kadar zeki olduğumu yedirilmiş. Ne demek istemişler tartışırız, "sen avukatsın ve zekisin. Yakışıklısın ve kariyerlisin. Ama sende hastasın, katilsin ve tecavüzcüsün" mü demek istiyorlar bilemedim. Hedef kitle okumuş-kariyerli insanlarda olabilir. Bu yüzden bir popstara dönüştürülmüş olabilir. Amerika'da "seri katil" sözcüğü argümanlar arasına bu adamla beraber girmiş. Olayın beni ilgilendiren asıl kısmı bu adamın neden devlet eliyle propaganda edildiği. Burada çocukluk travması-cinsel sapkınlık ve madde bağımlılığı dışında bunu merak etmiyor musunuz? Değişmez bir gerçek bu. Yoksa psikolojisine inerseniz hiç bir zaman "net" bir sonuç alamazsınız, tanı rasyonel ve bilimsel metodla koyulamaz çünkü ölçüm yapılamıyor.
Kısacası; bu işin arka planında kirli eller var.
ForumKirpisi
04-06-2019, 01:16
Bu tipleri anlamadan önce okul-öncesi eğitime bile bakabilirsin.
Bazı tip çocuklar olur ötekini itip yere düşürür. Mesela beni beton yüzeyde itip düşüren
biri olduydu.
Bunlar o kadar çoktur ki.
Bi başka tip çocuk çok sonra 14 gibi yaşlarda çelme takar. Ki birine sinirlenmeden zevk olsun diye
çelme takan ve sonucunun ne olacağını bilmeyen bi tip(bileğim bazen ağrır).
Aynı çocuk daha önce farkettim yine çelme takıp kafamı kalorifere vurdurduydu.
özel okul diye bişey yapmıyolar gerçekten devlet olsa atarlar. özel okulun dezavantajı koruyan tavırlar yapması.
neden sonuç ilişkisi kuramıyolar. karşıdakini düşürüp ondan tatmin oluyolar. pis ve tiksinç bi sırıtış yapıyolar.
daha sonraki zamanda bu çelme takma itme kakma olayları başkasını dövme öldürme veya saf dışı bırakma şeklinde değişebilir.
hiç bilmediğin birisini rastgele öldürmek bence başka bi olay. beyinde ciddi bi mutasyon var demek.
bi de birini öldürmekten ilaçla dönen oluyor.
amfetaminle falan biri öldürülür mü bilmem ki, temelin bozuk olması lazım.
olayın arkasında kirli eller olmasında hemfikirim.
ancak kirli el indirgenmemeli.
sistemin kendisi zaten kirli el
adamın propaganda edilmesi ile
o dönem moda olan insanın karanlık yüzü anlayışı arasında bile bağ kurulabilir
o dönem bu tarz sözde realist/pesimizmden devşirilmiş bi anlayış çok pompalandı
adamların hayran kitlesi edinebilmesi yaptıkları şeyden bile daha dehşet verici değil mi
burdan yola çıkarak bile insanın aslında ''kötü'' olduğu lanse edilebilir,
iktidar/mülkiyet ilişkilerinin insanı bozan tarafı örtbas edilebilinir.
kirli el;
altyapısıyla (üretim/bölüşüm biçimi), kurumlarıyla (ciası pentagonu tuhaf tarikatları),
ilaç firmalarıyla, şeffaf olmayan sınıfsal devletiyle,
hitlerden apartma tuhaf deneylerde beis görmeyen kokuşmuş bilimiyle
kapitalizmin tümü.
kapitalizm her şeyiyle kirli elin ta kendisi.
kirpi, amfetaminle adam öldürülür mü demiş.
hem de nasıl
bu tür maddeler içinde şiddete sevk etmeyen sadece ottur.
ki artık o dahi gdolanmıştır.
şüphelidir. ot içti adam öldürdü deseler artık ona bile inanırım.
bi dönem anti-kahraman modası çıktı.
mentalist haricinde tamamı hasta tiplemelerdi.
satır aralarında verilen temel düşünce
insan aslında kötüdür
''o halde sistemin suçu yok'' sonucu çıkar burdan
birleri bu hasta heriflere hayran olursa, sistem eleştirisi yapanlara dönüp derler
neyi eleştiriyosun bak işte insan bu
o insanı o hale getiren, o potansiyeli tetikleyen şey bir başka gerçekle örtbas edilmiş olur.
beri yandan mengele geleneğini abd soğuk savaş gereği sürdürmüş bi ülkedir
bizzat savunma bakanlığı projelerinden tutun,
ilaç şirketlerinin piyasa amaçlı deneylerine kadar
ama sebep bazen çok basit olabilir
herifin küçükken topu inşaata kaçmıştır
ya da babası içip içip anasına iş olacağına gelip çocuğu dövüyodur
anasıda orda burda kandili söndürüyodur
derken genç delikanlı bi gün bunu öğrenir,
birileri bunu başka amaçlarla kullanır, medyatikleşir
falan filan
(ps: nevroz tanıları sorunludur. genel olarak da aynı anda birden çok tipi birarada görülür.
bu arada psikotikler ve nevrotikler birbirinden hiç haz etmez. )
ForumKirpisi
04-06-2019, 04:06
bi kimyasal niye şiddete sevk etmesin ki?
sen hep ot koruyuculuğu yapıyon. ot derneği kur bari.
bırak otu kekik bile şiddete sevk edebilir. veya ton balığı..
sadece uyarım değil dolaylı yoldan karaciğeri bozup bile yapabilir.
mesela diyelim oturdun planladın soygun yapacaksın.
esrar çekip kendini uyarıp, seratonin salımıyla beraber büzülen kan damarlarıyla
düşünceyi darlaştırıp gidip yaparsın.
hiç kokainman esrarkeş kitapları falan okumuyon mu adamlar biyografilerinde
bi iş yapmadan esrar çekiyor. bi nevi işi yaparken negatif etkilenmeni de minimuma indiriyor.
işe odaklanmanı da kolaylaştırıyor bildiğim kadarıyla. bu iş iyi bi iş olcak diye bi kaide yok ki.
mühendisler kahveyi projeye dönüştüren insanlardır diye bi laf var.
kafeinde uyarıcıların en çok kullanılanı olarak aksiyonu kolay hale getiriyor.
mühendis olmayıp katil olursan, planladığın cinayeti kafein etkisiyle kolaylaştırırsın.
cinsel uyarım ilaçlarında da kafein olur, yasadışılarda kokain türevi, thc olabilir.
bütün ilaçlar, uyarıcılar, kahve, sigara, tütün, alkol hepsi anhedoniye sebep oluyor.
yani aldın-verdin ödül mekanizmasını sakatlıyor.
ödül mekanizmasının sakatlanması da depresyon işte.
erkek beyninin ödül mekanizması diğer hayvanlar gibi daha aktif olduğu için de
erkekleri sakatlamak daha kolay.
duloxetini 30 mgye düşürdüm, aslında 2 doza bölmüştüm 60'ı, 30 öğlen 1 30 akşam 5 derken.
1 haftadır 30luk 1.yi kaçırdım.
3 gündür 5te içmem gerekeni de kaçırınca bi baş dönmesi bi zaman algısı bozulması bi gidip gidip gelme
depresif haller bastı yine.
komple bıraksam, en az 2 hafta çökcem bu esnada okb geliyor onu da sevmiyorum.
ForumKirpisi
04-06-2019, 05:00
psikiyatri ilaçlarıyla insanları tedavi edemezsiniz ki.
bugün neredeyse Türkiyede toplumun hemen hemen çeyreği psikiyatrik ilaç kullanıyor.
Sebebi mood-unu yükseltmek.
Kapitalist düzenin gösterdiği ihtişama kavuşamadığında, ht kulüpteki kalantor karılar gibi olamadığında
hemen ilaç kullanmaya yöneliyor.
Bunlara ulaşanlar da kullanıyor. Hiç bitmez ki.
iyi psikiyatlar zaten ilaçları, "hezeyanları biraz dağıtır", yenmeyi kolaylaştırır, biraz rahatlatır vs.
diye veriyor.
en iyi psikiyatr en zor ve en düşük doz ilaç verendir.
günümüzde insanlar belli gündelik travmalardan dolayı, işte çocuğum hasta oldu ben de üzüldüm diye gidip ilaç alıyor.
bunlara soruyorsun ilaçtan önce alternatifleri denedin mi denememiş.
kronik depresyon sorunu olan birinin medium.comda yazısı mı vardı yoksa başka bi yerde miydi tam hatırlamıyorum.
herif çocukluktan beri geceleri ağlayan kahrolmuş birisi. adam komple bitik. 35li yaşlarına kadar gelmiş. defalarca intihar
denemesi yapmış vesaire..ilaç doktor hepsini görmüş.
adam diyor ki ilaçlar depresyon dönemlerini uzatmaktan başka bi işe yaramaz.
birincisi gerçekten hasta olup olmamayı ayırt etmek lazım.
benim anhedoni sebebimde anamın tansiyon ilaçlarının etkisi çok. sürekli tansiyon ilacı kullanıyor.
benim de tansiyonum bozuk.
tansiyon ilaçları bi diğer sıkıntı kaynağı.
antibiyotikler falan bana kalsa ben topunu yasaklarım. herif başım ağrıyor diye antibiyotik içiyor.
bi kimyasal niye şiddete sevk etmesin ki?
sen hep ot koruyuculuğu yapıyon. ot derneği kur bari.
sen nası yazılımcı olabildin
bazen şaşıyorum
sanırım sendeki aptallık sonradan ortaya çıktı
sen yazılanı okumadan mı cevap yetiştiriyosun
lan götü boklular okumayı ve düşünmeyi becerin
ondan sonra yazın
o yazıda kıyas var bi şeyin koruyuculuğu yok
zaten artık o şeyin kendisi dahi muhtemelen yok.
dön bi daha oku
ne kadar basit şeyleri yanlış anladığına bi bak
forum okuyucusu/yazarı isen bu tarz basit hatalar yapamazsın.
daha dikkatli olmalısın.
çapın yetersizse iki kere oku.
ama nası bi adama yazdığını sakın unutma.
kurnazlık yapmayın diyorum
defalarca dedim
vazgeçemiyosunuz
doğal olun lan
sizin kurnazlığınız bana söker mi
birleri beni sinirlendirip kendine küfrettirdiğinde beni trollemiş olmaz
ben adalet anlayışım gereği, sonucunu bilerek ve göze alarak o tavrı ortaya koyarım
bi daha bana ot derneği kur falan dersen
sana acayip küfür ederim
gerizekalı
senin hayatında benimkinden on kat fazla kimyasal var
kime neyin aklını vermeye kalkıyosun beyaz yakalı artığı
ForumKirpisi
04-06-2019, 15:13
Sen kullanıcı mısın bi güzelleme isteği var. Ben yazıyı demiyom. Ama bi düzelme var. tebrik ederim.
Sen kullanıcı mısın bi güzelleme isteği var. Ben yazıyı demiyom. Ama bi düzelme var. tebrik ederim.
bak sen tebrik edermiş
sen hiç bi halt edemezsin olum
ben seni bi düzeltirim, düzelme neymiş anlarsın
bi daa benle bağımlıya akıl verir gibi konuşma
o diline düğüm atarım
şimdi o yazıyı bi daa oku bakayım
gördün mü nerde, ne kadar basit mantık hatası yapmışsın
neden;
dikkat eksikliği
okuduğunu anlayamama
art niyet
bu demektir ki
sıklet farkı var
sen benle aynı ringe çıkacak cesareti nerden buldun lan
haplı mısın sen
Şüpheci Dinsiz
04-06-2019, 23:01
İnsanlar neden sosyal medyaya bu kadar düşkün? Öyle ki, uyanık oldukları sürenin tamamında bir kaç dakikada bir oraya-bir buraya bakıyorlar. Sizce neye bakıyorlar?
Bence;
1- Yazdıklarımı beğenen var mı diye bakıyorlar.
Özellikle gençlerde beğenilme arzusu inanılmaz boyutlarda. Hele bir de karşı cinsten beğeni aldıysa içlerinin yağları eriyor.
2- Değişik bir şey yazan var mı diye bakıyorlar.
Bunu linç arzusu (şerefsizin teki çıksa da cümbür-cemaat linç etsek, ağız dolusu sövsek diye yanıp tutuşuyorlar.) ve bildiği yerden soru gelince kendisini ifade etme arzusu (bildiği şeyler varsa yazıp kendisini ifade edebiliyor, bilgisizliği ortaya çıkarsa bir başka bilgiç ağzının payını veriyor, böylece yavaş yavaş kültür ediniyor) olarak ikiye ayırıyorum.
Sosyal medyada, özellikle sahte veya takma adla üye olanların rezil olunca yeni sahte veya takma adla üyelik açıp sıfırdan başlama şansı var. Bu özellikle a-sosyaller için iyi bir imkan.
Peki a-sosyal, veya bireysel ilişkilerinde başarısız olan, veya bir şekilde rezil olmuş-dışlanmış kişiler yaşamda yüzyüze ilişkilerinde ne yapıyorlar-ne yapabilirler?
Bu beğenilme-takdir edilme arzusu insanın başına bela. İnsan bunu mesleki gelişimle, mesleki başarıyla büyük ölçüde aşabilir. Türkiye gibi hem kültürel hem mesleki eğitimi tırt bir ülkedeki gençler bence bu sebeple sosyal medyaya düşkün oluyorlar. Yüzyüze ilişkilerde takdir edilmek için ortaya saç şeklinden-garip giysilerden-garip dövmelerden fazla bir şeyler koymak gerekiyor çünkü. Ne bileyim, kitap okuman lazım, genel kültür edinmen lazım, kendine-bilgi birikimine güveniyor olman lazım.
Bu iddiamın çürük bir yanı var, o da şu; seni takdir etmesini beklediğin insanlar da tırt ise bu iddia da çöpe gidiyor. Örneğin, saç kesimine-konuşmasına-kültürsüzlüğüne-felsefesizliğine bakıp yüzüne tükürmeyeceğin insanlar çok beğenilebiliyor. Bu olgu yanlış rol model oluşturunca, ortalık hödükten geçilmez oluyor.
--/--
Başlıkla ilgili kısma gelecek olursam, toplumda kimseyi dışlamayan, kişilerin yeteneklerini-ilgi alanlarını ortaya çıkaran bir eğitim sistemi uygulanmalı. Aile'nin çocuklara olan tahakkümüne sınırlama getirilmeli, evde kadına-çocuğa şiddet engellenmeli, toplumsal kaynaşmayı-dayanışmayı önceleyen düzenlemeler yapılmalı. Gelir adaletsizliği, yoksulluk, açlık, barınak-iş-ulaşım-eğitim-sağlık eşitsizlikleri toplum gündeminden çıkarılmalı. Mutsuz kadın-çocuk bırakılmamalı. Mutlu-sevildiğini bilen-takdir edilen-bir şeyleri başarabilen bir çocuk, ileride toplumunu seven, toplumu için iyilik düşünen bir yetişkin olur.
Toplumsal yaşamda bu düzenlemeler yapılırsa, sorunlu insan sayısı çok çok aza indirilebilir. Bunlar da ancak engellenemeyen genetik vs. gibi sebeplerle uyumsuz olan çocuklar olur. Bir şekilde yakın denetim-gözetim altında onlara da nispeten kaliteli bir yaşam sağlanabilir.
ForumKirpisi
05-06-2019, 00:38
Sayın blitz ben senin düşmanın değilim ki sade şaka yapıyorum. Saygı duyuyorum sana ciddiyim. Neyse seviyesiz olaya döndürme lütfen.
ForumKirpisi
05-06-2019, 01:57
Acaba bana mı yazdın dedim de benim üyelik 2018 sonu
Ondan önce hesabım yok tek hesap bu ve 3 hafta banda ilk 1 haftada banladıkların. İnşAllah bana yazmamışındır bi de ben hakaret etmesini sevmiyom. Tayyiban hariç seni seviyom ya ne yazsan bana gibi gelebilir diye didim.
Şüpheci Dinsiz
05-06-2019, 03:12
Sevgili ForumKirpisi,
Acaba bana mı yazdın dedim de benim üyelik 2018 sonu
Soruyu bana sorduysan sana yazmadım. Çevremde gördüğüm 13-30 yaş arası gençlerde gördüğümü yazdım.
bilgivehis
05-06-2019, 16:10
İnsanlar neden sosyal medyaya bu kadar düşkün? Öyle ki, uyanık oldukları sürenin tamamında bir kaç dakikada bir oraya-bir buraya bakıyorlar. Sizce neye bakıyorlar?
Bence;
1- Yazdıklarımı beğenen var mı diye bakıyorlar.
Özellikle gençlerde beğenilme arzusu inanılmaz boyutlarda. Hele bir de karşı cinsten beğeni aldıysa içlerinin yağları eriyor.
2- Değişik bir şey yazan var mı diye bakıyorlar.
Bunu linç arzusu (şerefsizin teki çıksa da cümbür-cemaat linç etsek, ağız dolusu sövsek diye yanıp tutuşuyorlar.) ve bildiği yerden soru gelince kendisini ifade etme arzusu (bildiği şeyler varsa yazıp kendisini ifade edebiliyor, bilgisizliği ortaya çıkarsa bir başka bilgiç ağzının payını veriyor, böylece yavaş yavaş kültür ediniyor) olarak ikiye ayırıyorum.
Sosyal medyada, özellikle sahte veya takma adla üye olanların rezil olunca yeni sahte veya takma adla üyelik açıp sıfırdan başlama şansı var. Bu özellikle a-sosyaller için iyi bir imkan.
Peki a-sosyal, veya bireysel ilişkilerinde başarısız olan, veya bir şekilde rezil olmuş-dışlanmış kişiler yaşamda yüzyüze ilişkilerinde ne yapıyorlar-ne yapabilirler?
Bu beğenilme-takdir edilme arzusu insanın başına bela. İnsan bunu mesleki gelişimle, mesleki başarıyla büyük ölçüde aşabilir. Türkiye gibi hem kültürel hem mesleki eğitimi tırt bir ülkedeki gençler bence bu sebeple sosyal medyaya düşkün oluyorlar. Yüzyüze ilişkilerde takdir edilmek için ortaya saç şeklinden-garip giysilerden-garip dövmelerden fazla bir şeyler koymak gerekiyor çünkü. Ne bileyim, kitap okuman lazım, genel kültür edinmen lazım, kendine-bilgi birikimine güveniyor olman lazım.
Bu iddiamın çürük bir yanı var, o da şu; seni takdir etmesini beklediğin insanlar da tırt ise bu iddia da çöpe gidiyor. Örneğin, saç kesimine-konuşmasına-kültürsüzlüğüne-felsefesizliğine bakıp yüzüne tükürmeyeceğin insanlar çok beğenilebiliyor. Bu olgu yanlış rol model oluşturunca, ortalık hödükten geçilmez oluyor.
--/--
Başlıkla ilgili kısma gelecek olursam, toplumda kimseyi dışlamayan, kişilerin yeteneklerini-ilgi alanlarını ortaya çıkaran bir eğitim sistemi uygulanmalı. Aile'nin çocuklara olan tahakkümüne sınırlama getirilmeli, evde kadına-çocuğa şiddet engellenmeli, toplumsal kaynaşmayı-dayanışmayı önceleyen düzenlemeler yapılmalı. Gelir adaletsizliği, yoksulluk, açlık, barınak-iş-ulaşım-eğitim-sağlık eşitsizlikleri toplum gündeminden çıkarılmalı. Mutsuz kadın-çocuk bırakılmamalı. Mutlu-sevildiğini bilen-takdir edilen-bir şeyleri başarabilen bir çocuk, ileride toplumunu seven, toplumu için iyilik düşünen bir yetişkin olur.
Toplumsal yaşamda bu düzenlemeler yapılırsa, sorunlu insan sayısı çok çok aza indirilebilir. Bunlar da ancak engellenemeyen genetik vs. gibi sebeplerle uyumsuz olan çocuklar olur. Bir şekilde yakın denetim-gözetim altında onlara da nispeten kaliteli bir yaşam sağlanabilir.
Küba'nın böyle bir eğitim verdiği açık, çünkü orada buna benzer olaylar hiç duymadık, olsaydı zaten ABD propaganda yapardı.
Acaba AB ülkelerinin eğitimi böyle mi, yoksa buna yakın mı?
ilahimasal
05-06-2019, 19:03
Narsistik kişilik bozukluğu belirtileri;
-Kendisini başkalarından üstün görür.
-Yeteneklerini ve başarılarını abartır.
-Görünüşünün çekici olduğuna inanır.
-Başkalarının duygu ve düşüncelerini anlama kabiliyetinden tamamen ya da kısmen yoksundur.
-Sağlıklı, güvene ve samimiyete dayalı ilişkiler kuramaz. Çevresindeki insanların kendisini anlamadıklarını düşünür. Gönül ilişkileri genellikle kısa sürer.
-Başkalarının sınırlarını kolaylıkla aşma eğilimi gösterir. (Başkasına ait eşyaları izinsiz kullanma vb.)
-Kendisini mesleğinin iyisi olarak görür.
-Çevresindeki insanlardan övgü bekler. (Hatta -son derece sıradan davranışlarının dahi övülmesi bekleyebilir.)
-Varlığının çevresi için büyük bir şans olduğuna inanır.
-Başkalarının düşüncelerini dinlemekten rahatsız olur. Kendisine ait olmayan görüş ve düşünceler ancak hatalı, yanlış veya en iyi ihtimalle eksik olabilir. Bu nedenle görüşünü açıkladığında, herkesin onun görüş ve düşüncelerine katılmasını bekler.
-Eleştiriyi kaldıramaz.
-Kendisinden daha başarılı, daha çekici olduğunu düşündüğü kişileri kıskanır, hatta onlardan nefret eder.
-Herkesin kendisini kıskandığına inanır.
-Gerçekçi olmayan hedefler belirler.
-Çok kolay incinir, insanların kasıtlı olarak kendisini incitmeye çalıştıklarına inanır.
-Kararlı ve duygularını kontrol edebilen bir insan gibi görünmeye çalışır.
-Her şeyin en iyisine layık olduğuna inandığı için istediğini elde edememek öfkelenmesine neden olur.
-Kendisi gibi narsistik kişilik bozukluğu olanları kolayca fark eder ve onlarla rekabete girmekten kaçınır.
-Lüks tüketime olan düşkünlükleri nedeni ile gelir gider dengesini sıklıkla kaybeder ve maddi sorunlar yaşarlar.(Psychology Today)
Peki bu insanları işaretleyip , yapıp ettiklerini kendine göre kötü diye , birde madde madde yazıp ötekilestiren , ayırt eden bu insanlar ne ?
İyi ve kötü ne ? Neye göre , kime göre kötü yada iyi.
Bu insanların bu halde olmaları haydi birilerine göre KÖTÜ ise onların kötü olmasına sebep ne ? Onlara öteki diyen kendilerin ta kendisi ise ?
Şimdi bu insanlara bu kadar KULP takıp sonrada bu durumu BILIM diye ortaya koyup buradan çıkar menfaat , sömürü yapanlara bişey demezsek olmaz.
Onlar sebep sonuç ortaya koymayı severler ama kendilerini asla bu işte sorumlu saymazlar. Aksine tedavici olduklarını söyler ve bir iki kimyasal hapla sözde tedavi ederler.
Iyi düsün , DIN ve PEYGAMBERLERI ile aynı oyuna benzemiyormu ?
Marx bu işlerin piri , insanların neden her iki tipte olduğuna dair sorunun kaynağını söylemiş ama kulak asan kim ?
Freud'un dediği gibi sorunları çocukluktaki karanlık yaşantılar.
Bugün kedi, köpeğe işkence yapıp bunu sosyal medyada like için yayınlayan gençlerin akıbetinde de bu tür vahşet saklanıyor.
Çocuklarını racon kesme mantığı ile yetiştiren ebeveynler geleceğin psikopatlarını da şekillendiriyor. Merhametin, edebin, vicdanın önemi yerine şekil, küfür, canlıya vahşet ve üstüne bununla övünen çocuklar. Gelecekte yetişkin olduklarında da kendilerinden daha güçsüz bulduklarını zevk için telef edeceklerine kuşku yok. İnsanlıktan nasipsizlik.
Yazıklar olsun. Ülke manzaralarından.
Adana'da vahşet! Hamile kediyi pitbullun önüne atıp parçalattılar
Adana'nın Seyhan ilçesi Mithatpaşa Mahallesi Defne Caddesi'nde, bakkal Zehra Kuşçu'ya ait 'Çıtır' isimli kedi, pitbull cinsi köpek tarafından parçalandı. Olay anı bölgedeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına da yansıdı.
Görüntülerde, 3 kişi yanlarındaki köpekle yolda ilerlediği sırada park halindeki minibüsün altında bekleyen kediyi görüyor.
Bu sırada şüphelilerden biri aracın altındaki kediyi alıp köpeğin önüne atıyor. Kedi köpeğin saldırısı sonucu ölüyor. Bu anları bir kadın, bebek arabasındaki ve yanındaki iki çocuğuyla çaresizce izliyor. Olayın ardından şüpheliler bölgeden uzaklaşıyor.
Hayvanın sahibi Zehra Kuşçu, gazetecilere yaptığı açıklamada, esnaf komşularının haber vermesiyle olay yerine gittiklerini ancak kediyi kurtaramadıklarını belirtti.
Yapılanın "canilik" olduğunu belirten Kuşçu, "O kedi ailemizden biri gibiydi." dedi. Kuşçu'nun şikayeti üzerine polis ekipleri, şüpheli 3 kişiyi yakalamak için çalışma başlattı.
Adana'da "Çıtır" isimli hamile kediyi pitbull cinsi köpeğin ağzına atarak parçalanmasına neden oldukları iddiasıyla gözaltına alınan 3 çocuk adliyeye sevk edildi.
"Ben seni vursam bile üzülmem, kediye mi üzüleceğim"
Kediyi tutup köpeğin ağzına atan A.Y., basın mensuplarının
"Kedi öldü hiç mi üzülmedin?" sorusu üzerine
"Ben seni vursam bile üzülmem, kediye mi üzüleceğim" yanıtını verdi.
Çocuklardan birinin görüntülendiğini görünce "Çekin alem yakışıklı görsün" demesi dikkat çekerken, A.Y.'nin "Ağabeylere selam, çatışmaya devam. Yaşımızın yetmediği yerde yaşantımız yeter, biz Denizli çocuğuyuz" demesi herkesi dehşete düşürdü.
Cumhuriyet
Ahlaksız
26-07-2019, 22:45
Çocuklarını racon kesme mantığı ile yetiştiren ebeveynler geleceğin psikopatlarını da şekillendiriyor. Merhametin, edebin, vicdanın önemi yerine şekil, küfür, canlıya vahşet ve üstüne bununla övünen çocuklar. Gelecekte yetişkin olduklarında da kendilerinden daha güçsüz bulduklarını zevk için telef edeceklerine kuşku yok. İnsanlıktan nasipsizlik.
Yazıklar olsun. Ülke manzaralarından
….....
Sn.rapi;bu olaylar/haberler münferit değil..Sürekli bu tarz haberleri her gün duyuyoruz/okuyoruz..Uzun uzun yazmaya gerek yok..Sadece şunu söyleyeyim;günde 5 vakit ezan okunan bir toplumda ''huzur'' olmamıştır,olamaz da..
Bir şey hatırladım şimdi..Çocukken bir apartmanın bodrum katında bazı çocukların bir kaplumbağayı parçaladığını görmüştüm..Kaplumbağayı recm etmişler işte..
Bugün de aynı/benzer çocuklar,kedileri köpeklere parçalatıyorlar..Yani toplumda değişen bir şey yok..İnsanlık/medeniyet anlamında toplum olduğu yerinde sayıyor..
ForumKirpisi
26-07-2019, 22:49
bu çocukların yoğun gözetim altında 1 yıl, hayvan bakması lazım.
ama bir görevliyle gidicekler beraber yemleyip, temizlicekler.
rehabilite olması lazım. çocukları şekillendiren ailesi, çevresi demek ki hiç bişey verememiş.
özellikle köyden indim şehre aileler, hem kendileri çöp hem çocukları çöp. ellerine bugünün imkanları
geçti mi terminatör gibi oluyorlar. hayvan sevgisinden, doğadan uzak kalıp ellerine de tehlikeli oyuncaklar geçiyor.
Medyanın büyük etkisi var.Diriliş, eşkiya dünyaya hükümdar olmaz, kurtlar vadisi, Adanalı vesaire dizilerde Türk olmak bu topraklara ait olmak aidat hissi maganda olmakla gerici vahşi olmakla cana değer vermeyen olmakla eş değer tutuluyor.Kuşaklar medya aracılığıyla böyle yetiştiriliyor.Sürekli kafaya sıkmak kelle almak kadının erkeğin emrinde olması gayrimeşru iş yaparak zengin saygıdeğer ve vatansever olmak işleniyor.
Tüm suç zavallı hayvanın üstüne kalacak polis ve diğer sorumlular çocukların hareketinden muzdarip olmuşa benzemiyorlar.İşlenen suçun cezası pitpula ve pitpullara yüklenecek.Çünkü o çocuklar ve benzerleri lazım.
Yinede bu ülkenin kültüründe sağlamlık var ki bu kadar propagandaya (sadece medya eliyle yapılan propaganda değil tüm kurumların eliyle yapılan propaganda) rağmen ülke topyekun IŞİD' e bağlamıyor.Hala direnenler var.Hala doğayı canlılığı yaşamı eşitliği adaleti ön planda tutanlar var.
ForumKirpisi
27-07-2019, 20:54
Dincilere göre, Fatih Sultan Mehmet portresi'de İslam fatihi, Emevi komutanı gibi resmediliyor.
Fatih dediğin adam kadar kozmopolit o dönemde lider yok. Dinciler her şeyi çarpıtmasını çok severler. Dincilerin her türlü anlayışı da farklıdır.
Hala direnenler var ne demek? Müslüman kalmadı ki. Başı kapalıyla konuşuyorsun, namaz kılmıyor.
İslam'ı olabildiğine eleştiriyor. Bir kesim İslam'dan gittikçe uzaklaşıyor bir kesim de politik olarak sarılıyor.
Reis'e oy vermenin bile İslam'la alakası kalmadı, Allah din takan yok. İslam sadece belli gruplarda pekişiyor. Siyasi bir hale geldi.
Celal Şengör Aptalı Tanımak kitabı var. Hattuşa e-kitapta vardı bedava. Ona bi bak çok basit bi dille yazılmış.
Eğer, bu İslam çemberinden çıkarsak, şu pıtrak gibi açılan İmam Hatip belasını da halledersek ön açık. Bu da bi Kore Savaşı gibi, bi 2. Dünya Savaşının Japonyaya etkisi gibi, Nagazaki Hiroşima gibi, Almanyanın 1. dünya savaşı yenilgisi gibi etki yapar (adolf hitler çıkmaz zaten başımızda dincisi var).
Bu İmam Hatiplerin bazıları utanç müzesi olabilir mesela.
Ahlaksız
27-07-2019, 21:49
Medyanın büyük etkisi var.Diriliş, eşkiya dünyaya hükümdar olmaz, kurtlar vadisi, Adanalı vesaire dizilerde Türk olmak bu topraklara ait olmak aidat hissi maganda olmakla gerici vahşi olmakla cana değer vermeyen olmakla eş değer tutuluyor.Kuşaklar medya aracılığıyla böyle yetiştiriliyor.Sürekli kafaya sıkmak kelle almak kadının erkeğin emrinde olması gayrimeşru iş yaparak zengin saygıdeğer ve vatansever olmak işleniyor.
Tüm suç zavallı hayvanın üstüne kalacak polis ve diğer sorumlular çocukların hareketinden muzdarip olmuşa benzemiyorlar.İşlenen suçun cezası pitpula ve pitpullara yüklenecek.Çünkü o çocuklar ve benzerleri lazım.
Yinede bu ülkenin kültüründe sağlamlık var ki bu kadar propagandaya (sadece medya eliyle yapılan propaganda değil tüm kurumların eliyle yapılan propaganda) rağmen ülke topyekun IŞİD' e bağlamıyor.Hala direnenler var.Hala doğayı canlılığı yaşamı eşitliği adaleti ön planda tutanlar var.
Sn.marcos;medyanın,kabaca son yıllardaki kapitalizm baskısının insanlar üzerinde muhakkak etkisi var ama ana mesele din..Bu toprakların insanlarının içine din işlemiş artık,bunu koparıp atmak hakikaten çok çok zor..
Grek/Roma/Hitit/Pers..vb
Ne imparatorluklar var olmuş buralarda..Haliyle çok farklı dinlere/inançlara insanlar bağlanmış..
Bugün de insanlar İslam'a sıkı sıkıya bağlılar ama bu bağlılık İslam'ın bilinmesinden dolayı değil,bilinmemesinden dolayı..Geçmişte bu topraklarda yaşayan insanlar da bir şey bildikleri için değil,bilmedikleri için inançlarına sıkı sıkıya bağlanmışlardı..
Yani binlerce yıldır toplumların bir şey bilmemesi için,bir şeyleri bilen insanlar,hep bir manipülasyon ile toplumları yönlendirmiş/yönetmiş/köleleştirmiş..Böylelikle ufak azınlıklar yaşamlarındaki yarışta avantaj elde etmişler ve bunu nesilden nesile sürdürmüşler..Aynı şekilde koyunlaştırılan insanlar da,koyun olmanın yaşam savaşında bir avantaj olduğunu anlamış ve bunu nesilden nesile sürdürmüşler..Bu konuları,bu bağlamda,yani evrimsel biyoloji/psikoloji bağlamında anlamak/anlatmak lazım..Çünkü başka türlü,bu konuların içinden çıkamayız..
Yani,bugünün Türkiye'sinde bir yobaz olmak,hayat mücadelesinde size bir avantaj sağlar ve bunun farkına varmanız,çevrenize de aynı şeyi empoze etmenize neden olur..Böyle böyle bir hastalık/virüs gibi,bu inanç her yere dağılır..
Kediyi parçalatan çocuklara gelirsek,bu çocukların yaptığı binlerce yıldır süregelen kültürün ta kendisi aslında..Güç gösterisi,zayıf olanı yok etme içgüdüsü,kendisine empoze edilen şeyleri bir başka canlıya yansıtma,sahip olduğun şeye sıkı sıkı sarılma(köpek) ve onu istediğinde kullanma..vb
Yıldıztozu
15-09-2019, 19:51
ted bundy belgeselini izliyorum bu aralar netflixte.
sadece onu değil, cinayet ve uyuşturucu belgeselleri izliyorum.
çekici bir alan.
içimizde şiddete eğilimli bir güdü var sanırım.
zeki bir seri katil olma fikri bile çekici görünebiliyor.
gerçek hayatta kimseyi öldürmem ama mesela sanal bir oyun içerisinde zeki bi seri katil olma hissini tatmak isterdim.
evrim bize bu duyguyu da yüklemiş malesef.