PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Perinçek: MİT Türk Bayrağı dalgalanmasını istemiyor!


delal_23
13-06-2007, 10:24
Perinçek: MİT Türk Bayrağı dalgalanmasını istemiyor!

Diyarbakır'da düzenledikleri 'Birlik ve Kardeşlik' mitingini bazı kesimlerin hazmedemediğini ifade eden Perinçek, Milli İstihbarat Teşkilatı, Hizbullah ve PKK'nin kendileri aleyhinde işbirliği yaptığını öne sürdü. Perinçek ayrıca Ortadoğu Devletler Birliği ve Avrasya ittifakının oluşturulmasını istedi. Perinçek, Türkiye, İran, Irak, Suriye, Rusya, Çin, Hindistan ve Orta Asya Cumhuriyetleri'nin dayanışmasını desteklediklerini de açıkladı.

Doğu Perinçek, partisinin İstanbul İl Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında Diyarbakır mitingi, terör olayları ve 22 Temmuz seçimleri hakkında değerlendirmelerde bulundu. İP'nin Diyarbakır'da düzenlediği 'Birlik ve Kardeşlik' mitinginin Türkiye'ye büyük faydalar sağladığını dile getiren Perinçek, "Mitingde binlerce Türk Bayrağı dalgalandı. Artık Diyarbakırlılar yakalarına ay-yıldızlı rozet takarak geziyor'' şeklinde iddialarda bulundu. Oysa Diyarbakır mitingine katılım çok az sayıda olmuş, bölge halkının çoğunluğu tarafından da tepkiyle karşılanmıştı.

Perinçek, miting ile PKK'nin Diyarbakır'daki gazeteler üzerindeki baskısının da kırıldığını ileri sürdü. Bazı kesimlerin mitingi hazmedemediğini ve engellemeye çalıştığını ifade eden Perinçek şunları kaydetti: "Bu mitingi bir tek İşçi Partisi yapardı ve yaptı. MİT, Hizbullah ve PKK bu mitingi baltalamak için el ele verdi.'' Perinçek ayrıca, "MİT yöneticileri Diyarbakır'da Türk bayraklarının dalgalanmasını istemedi'' dedi.

Haber linki: *http://www.mozaikhaber.com/index.php?news=959

tewderi
13-06-2007, 10:39
İlginç Doğu perinçek bu kadar eleştirecek gücü nerden alıyor?

13-06-2007, 11:12
"MİT, Hizbullah ve PKK bu mitingi baltalamak için el ele verdi." 8O

bu cok buyuk bir iddia, ayni zamanda biraz mantiksiz. MIT'in icerisinde, kurt dusmanligina kadar varan derecelerde, ulkucu bir cogunluk sozkonusu. MIT'in boyle birseye sessiz kalmasi inandirici degil. Hizbullah'in son yillarda PKK ile yardimlastigini biliyoruz.

Ikinci bir husus ise, Perincek'in MIT ile iliskisi biliniyor. Zamaninda hicbir siyasinin ulasamayacagi bilgileri MIT'ten alip, basta Deniz Baykal olmak uzere rakip siyasilerin aleyhine kullanmadi mi? MIT'le bu kadar icli disli bir siyasinin, boyle agir suclamalarda bulunabilmesi garip.

tewderi
13-06-2007, 11:20
Hizbullah'in son yillarda PKK ile yardimlastigini biliyoruz.
Hizbullah Pkk'nın yandaş kazanmasına Kürtlerin pkk ile bütünleşmesine engel oldu...

sizin bu söyleminiz gerçekleri yansıtmıyor..

13-06-2007, 11:44
Sevgili tewderi,

yansitmaz mi yahu :) . PKK ilk olarak sol soylemlerle cikti. Hizbullah, daglarda gezen, silahlanan bu solculardan hoslanmadi ve onlarin eylemlerini yavaslatti. PKK'nin ML tavirlari neticesi, Turkiye'nin bazi solculari tarafindan da benimsenmisti. Ama bugun PKK cok degisti. Eskiden PKK'nin bir kurt milliyetciligi yoktu, esitlik ve ozgurlukten bahsederdi. Simdiki soylemleri, "Eyy koskoca Med imparatorlugunun torunlari! Biz ki ..." seklindedir. Hizbullah'in tek sorunu PKK'nin solcu olmasiydi, bu solcu karakterde fazlasiyla yokoldu. Dogal olarak Hizbullah ve PKK, "dusmanimin dusmani dostumdur" mantigi ile dayanisma icerisindeler. PKK'nin solcu cizgisini terketmesindeki en buyuk etken, sehirlerden gelen okumus gerillanin, yerini devsirme kurt cocuklarina birakmasi olabilir.

tewderi
13-06-2007, 11:55
Hizbullah (batmanda ) kurulunca kim tarafından ve ne amaçla kuruldu ?
Gafar Okan hangi yanlışı dile getirdi diye şehit edildi.?

Hizbullah Pkk'nın kilit adamların bodrumlarda işkence yaparak öldürdümü ?
Bu soruların cevaplarını bulursan emin ol ikisi hiç bir zaman aynı amaca hizmet etmediğini görürsün...

13-06-2007, 13:45
Perinçek'in Apo'yla fotoğrafı:

http://www.nihalatsiz.org/Per08.jpg





Açıklama olaraksa onu vazgeçirmeye gittim diyor

NedimYilmaz
13-06-2007, 16:48
Perinçek Apo ile nasıl ne niye görüştü? (video)

http://www.doguperincek.gen.tr/video_analiz10sub2007.html

InVitatio
13-06-2007, 17:08
ya ben kendimi bildim bileli hep ayni laf hep ayni taktik,
ne zaman bu dogu perincek farkli birseyler söylerse o zaman hemen bu bildik ,
resimler ortaya sürülüyor....
ya o günlerde tek bir dogu mu gitmistir bu amerikan usagi apo'nun yanina ...
ne diye gitmistir ?
dogu ya MITci diyenler yok mu ?
Eger Dogu MITci ise , MIT bu görüsemeyi istemis olamaz mi ?
veya MIT böyle bir görüsmeye neden sineye cekti kendi bir cikari menfaati olmasa idi ?

Arkadaslar birakin bu ayaklari,
Dogu herseye ragmen kötünün iyisidir....
Aslinda burada yapilmasi gerken "Dogu"yu mercek altina almak degil....
Dogu'yu elestirenleri ayni dikkat ile mercek altina almak gerekir....
ne yapmis Dogu ?
Paris'in zengin mahallelerinde göbek mi büyütmüstür *veya Bekaa vadisinde burnunu karistirarak
ölüm emirleri mi vermistir ?
Eroin den mi para kazanmistir ?
Hesabini veremeyecegi bir Mali Mülkü mü vardir ?
Tüm siyasetciler gibi hatalari olmustur ve toplumun güncel sorunlarina alternatif bir yorum ve cözüm önerileri
getirebilmistir...
Dogu degil ....Doguyu Lozan Mahkemelerinde "Ermeni Soykirimi Davasinda" yaliniz birakanlar utansinlar yaptiklari ile...

teotihuacan
13-06-2007, 17:12
Aşağıdaki alıntı Kürt milliyetçisi Beyram Ayaz'ın kitabından (tüm yazı için http://www.turklesenkurd.hkmg.net/)



PKK’yla İlişkiler: M. Ali Birand’dan Sonra Perinçek ve Küçük de Bekaa Yolcusu



Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük’ün PKK’yla ilişkiye girmeleri aynı döneme rastlıyor. Bekaa yoluna yönelmeleri 1989 yılında gerçekleşiyor. Yalçın Küçük ağustosta, Perinçek de eylül ayında Apo’yla görüşüyor. Y. Küçük’ün röportajının ilk bölümü çıkardığı Toplumsal Kurtuluş dergisinin Eylül 1989 25. sayısında yayınlandı. Perinçek de 15 Ekim 1989 tarihli 2000’e Doğru’nun 42. sayısında röportajı yayınlamaya başladı ve 46. sayıda 5 bölüm halinde tamamladı. Öcalan’a konuşmalarla Kürd hareketinde bazı gelişmeler dikkat çekici bir tesdüfle aynı zaman diliminde gerçekleşiyor.

1989 yılında Kürd hareketi bakımından iki önemli olay söz konusu. Paris’te 14-15 Ekim 1989 tarihinde Kürt Enstitüsü „Uluslararası Kürt Konferansı’nı topladı. Yararlı ve etkili bir faaliyetti. SHP üyesi yedi Kürt milletvekilinin bu Konferansa katılması ardından partiden ihraç edilmeleri, Kürdistan’da legal düzeyde bir ayrışmayı beraberinde getirdi. Dokuz ay sonra HEP kuruldu. Özetle uluslararası düzeyde ses getiren bir Kürt Konferansı düzenlenmişti ve Kürd profilli legal hareketin doğumu gerçekleşmişti.

Doğu Perinçek’in, hemen Konferans sonrasında (22 Ekim 1989 tarih ve 43 sayılı) 2000’e Doğru dergisinde çıkan „Paris Kürt Konferansı“ adlı başyazısında dile getirdiği görüşler, O’nun bir misyonla orda olduğunu, Batılı dünyanın Kürd sorununa desteğini, Batılıların „Kürt Tanzimatı’nı pişirme“ olarak ilan edip hilekar sol bir jargonla kafalarda soru işaretleri yaratmak amacını taşıdığı iyi anlaşılıyor. Perinçek’in hem Konferans’ta hem yayınlarında kopardığı yaygara, „Batılılar Sevr’ı hortlatıyor“ türündendi, ki Türk devletinin ve devletçi medyanın tepkisi de aynı yönde olmuştu. Güya Konferans, „Batı’nın ve Türk-Kürt işbirlikçilerinin çözümü“nü üretiyormuş! İki yıl sonra Stockholm’da yapılan Kürt Konferansı’na aynı biçimde saldırmıştı. Bu kez dergisinin kapağı bir bavul üzerinde marka cinsinden Paris, Bonn, Stockholm, Batı Avrupa başkentlerinin adları yazılıydı. Vermek istediği mesajı aynıydı: Batılılar Sevr’ı hortlatıyor. (22.12.1991, Sayı 43)

Abdullah Öcalan’la yapılan röportajı, yöneltilen soruları yeniden inceleyiniz, Perinçek’in nasıl bir amaç güttüğünü orda da açıkça göreceksiniz. Öcalan’ı çok bilinçli anti-amerikancı, anti-avrupacı bir düzlemde bağlayıcı ifadeler kullanmaya yönlendiriyor ve başarılı da oluyor. (Bkz. Abdullah Öcalan’la Görüşme, Sayfa 67-80, Kaynak Yayınları, 1990)

Perinçek’in bir sorusunu ve Öcalan’ın da bir cevabını aktarıyorum. Perinçek, Öcalan’ın cevabını bölümün spotu olarak veriyor.

„PERİNÇEK: Size karşı başka suçlamalar da var: „Yeni bir Sevr yaratmak istiyorlar“ gibi. Buna ne diyeceksiniz?

.........

ÖCALAN: ...... Amerika’nın çözümü nedir? Toplantılar geliştiriyorlar. Bu toplantılar nerede, hangi metropollerde yapılıyor ve kimler katılıyor? Bunların ilişkileri kimlerdir? ...... Kürt işbirlikçilerini yedeğe almak istiyorlar. Bunların çözümü, ABD’nin ve Avrupa’nın yardımıyla Sevr’e benzeyen bir çözümdür. ....“

Perinçek’in kendi amaçları itibariyle başarılı bir yayıncılıkla spota çıkardığı yanıtlardan başka bir bölüm:

„Amerika bana bütün ‚gücümle yanındayım’ dese, ‚gölge etme başka ihsan istemem’ diyeceğim. ... Amerika gelsin bizden yardım alsın. Eğer özgürlük mücadelesi olacaksa, Amerika’da bazıları insan haklarını savunacaklarsa –örneğin zenciler, açlar, yoksullar- onlar gelsinler bizden yardım alsınlar.“

Harika! Perinçek hedefini doksandan vurmuştur. Misyonunu hakkıyla yerine getirmiştir. Özgürlük ve eşit haklar mücadelesi veren Kürd halkının büyük bir partisinin liderini, dünyanın köklü değişim sancıları yaşadığı hassas bir zaman kesitinde uluslararası siyasetin etkili merkezleriyle karşı karşıya getirmeyi başarmıştır. Bizce Diyap Ağa’dan Lozan’a yeniden telgraf çektirmiş ve Şeyh Mahmud Berzenci’ye İngiliz subayını yeniden kovdurmuş, Bay Perinçek!

Elbet Öcalan’ın Perinçek’e söylediği bu türden ifadeleri ilk değildi. Yalçın Küçük’le yaptığı röportajda ve başka yazılarında da benzer görüşleri dile getirmişti. Ancak bir de Perinçek O’na bu görüşleri tekrarlattırıyor. İster Güneri Civaoğlu’yla, M.Ali Birand’la olsun, ister Yalçın Küçük ve Doğu Perinçek’le olsun yapılan bu röportajlar, bu röportajlarda verilen veya başarılı bir misyoner gazetecilikle koparılan mesajlar önemlidir. Özenle „kayda geçmiştir“.

Doğu Perinçek ve derginin yazıişleri sorumlu müdürü Tunca Arslan hakkında İstanbul 2 nolu DGM’de dava açılmış ve sonuçta „Açıklanan deliller ve gerekçeye dayanarak sanıkları üzerlerine atılı suçları işledikleri hakkında ve suç kastını gösterir deliller ele geçirilemediğinden ayrı ayrı BERAATLERİNE“ diye karar verilmiş. Bir de cezalandırsaydılar, bari! Adam devletine hizmet etmiş, başkasının kolay kolay beceremeyeceği misyonerlik görevi yapmış!

Perinçek bununla da kalmıyor tabi. Bu kez gözünü, kitleler halinde SHP’den istifa eden ve yeni kurulan HEP’te yer alan Kürd yurdseverlerine dikiyor. Ya da birileri O’nu bu kez bu alana yöneltiyor. Öyle ya bu hareketin de boş bırakılmaması gerekir! 2000’e Doğru’nun kapağında yayınlanan Öcalan’la Bekaa Kampı’nda çekilmiş resimlerinin yarattığı rüzgarı da arkasına alarak Botan hattında toplantılar düzenliyordu. Nusaybin’de, Cizre’de, Şırnak’ta. Kürdleri o zamanki partisi SP’de örgütlemeye çalışıyordu. Bu fazla tutmadı. 1991 Ekim Milletvekili Genel Seçimleri’nde HEP’le partisi SP adı altında ittifak yapmaya çaba gösterdi. Bekaa’dan destek arayışına girdi. Ama HEP’in sosyal profilini Perinçek’in kulübeciğine yerleştirmek mümkün olmadı, SHP devreye girdi veya sokuldu. Bunun için de Erdal İnönü’nün siyasi hatıralarını yazdığı kitabını okumak gerekir. O kitapta neden o ittifakı yaptıklarını yazıyor. Amaç, mümkün mertebe HEP kütlesinin etnik düzeyde siyasallaşmasını önlemek! Yemin olayından sonra milletvekillerin SHP’den istifa edip HEP’e yeniden geçmesiyle, yani Kürd milletvekillerinin HEP’le siyasal planda Kürd kimliğine yönelmesiyle zaten bu partiyi sonuçta kapattılar. Bu kez DEP kuruldu. Herhangi bir boşluk doğmadı.

Perinçek Kürdleri SP’de toplamayı başaramayınca 1991 seçimlerinden sonra yavaş yavaş Kürd sahasından çekildi. 1992’lerden itibaren Perinçek ve arkadaşları artık Kürd sahasında çok az görünüyorlardı. O arada bir başka kişi öne çıkmaya başladı: Yalçın Küçük.

NedimYilmaz
13-06-2007, 17:16
Kötü'nün iyisi tabirinize ne katıldım ne katılacağım sayın InVitatio.

Doğu'nun eski politikaları iyi ya da kötü olabilir, fakat bugünkü politikası geçmişiyle tamami ile çelişmiştir.

Bu değişimi Hitler'in çıkığ Komünizm'i savunması gibi görebiliriz. O derece bir değişim. Daha önce ordu'nun kalkmasını isteyen bir kişi bugün ordunun yanında bulunuyor. Dün dünya devrimini isteyen vetek dünya cumhuriyeti isteyen biri bugün Türkiye Cumhuriyet'inin olduğu gibi kalmasını, asla yıkılmamasını istiyor.

Bu kadar da olamaz kanımca.

InVitatio
13-06-2007, 17:29
Sevgili NedimYilmaz

Dogu sartlara göre alternatif cözümler sunmak istemistir ,
Dogu TSK ya degil TSK icindeki o zamanlarin "ülkücü" kadrolarina karsidir.
Kendisi ve yakin cevresi Asker ile yakin iliskileri vardir...
Lütfen burada Dogu ya karsi elestiri yaparken, AB ve ABD bakislari ile yapmayin.

ahuramazda
13-06-2007, 17:47
68 li yıllardan bu yana iyi incelemek lazım Perinçek'i... Prinçek konusunda fazla söz söylemeye gerek yok...siyasi tarihi tutarsızlıklarla, provakasyonlarla dolu bir geçmişi var. Bugün de nerede yer aldığı açıkça belli. Sayın Nedim Yılmaz iyi demiş; Bu kadar da olmaz...
bu da kötünün iyisi nitelemesini boşa çıkarmaktadır. Ben böyle düşünmemekteyim.

Hizbullah ve PKK meselesi ise gelişme olarak Sayın tewdéri nin *belirttiklerinden farklı değildir aslında. Ancak daha sonra hizbullah içindeki farklı kesimlerle belli zamanlarda yanyana gelebilmişlerdir. Ancak Perinçek'in belirttiği MIT, Hizbullah Ve PKK nin yanyana gelip onları engellemesi... tek sözcükle gülünçtür.

Respendial ın da belirttiği gibi mit çoğunlukla ülkücülerden oluşuyor...Ve ülkücüler Türk bayrağının dalgalanmasını istemeyecekler... Gülünç. Başka hiçbir söz gerek yok...

InVitatio
13-06-2007, 17:54
Asil Gülünc olan MIT in Ülkücüler tarafindan yönetildigi idaasidir :)

teotihuacan
13-06-2007, 18:00
Hayret hiç InVitatio ile aynı fikirde olacağım aklıma gelmezdi.

Bence de MIT ülkücüler tarafından yönetilmiyor, hiçbir zaman da yönetilmedi. (Ülkücüleri kullandılar, bu ayrı bir olaydır) MIT müsteşarı bu hükümet tarafından atanmıştır. MIT görevlileri de çok geniş bir yelpazede.

InVitatio
13-06-2007, 18:17
yaa bu disisleri ve mit icinde "dönme" kayniyor....
birde gidin ülkücülere sorun mit ile iliskilerini adamlar yaka silkiyor...
bence MIT ile Ülkücüler el ele demek var olan bir sorunu cok basitlestirerek
saptirmaktir....
MIT de sonucta statükocu bir devletin statükocu bir kurumu baska birsey degil....

NedimYilmaz
13-06-2007, 21:12
Sevgili NedimYilmaz

Dogu sartlara göre alternatif cözümler sunmak istemistir ,
Dogu TSK ya degil TSK icindeki o zamanlarin "ülkücü" kadrolarina karsidir.
Kendisi ve yakin cevresi Asker ile yakin iliskileri vardir...
Lütfen burada Dogu ya karsi elestiri yaparken, AB ve ABD bakislari ile yapmayin.

TSK ya dan daha da genel kavram olarak ele alabiliriz. Ordu, asker.. *Sayın Perinçek, Komün hayatı desteklediği için bu gibi kavramlara zamanında çok karşı çıkmıştır. Komün hayatta asker ordu gibi kavramlar yoktur. Orduya ağır eleştiriler yağdırmıştır. Bunu hepimiz biliyoruz.

Şimdi "Kemalist Devrim rotasındaki Orduyla her zaman beraberiz" diyor.

dilaver
13-06-2007, 23:04
Öncelikle Dogu Perinçek 1978 senelerinden itibaren tamamıyla devletle ve süreç içerisinde karşı devrimle bütünleşme sürecine girmiştir, bu öyle bir süreçtir ki 78-79 günlük Aydınlık gazetesi incelendiginde burada devrimcilerin evlerine kadar ismen deşifre edildigi ve istihbarat görevini alenen yaptıgı görülür. O yıllarda Dogu ve ekibinin devrimci harekette yeri tecrittir. Hiç bir yerde söz hakları yoktur, hiç bir yerde konuşturulmazlar, ancak devlete güvenerek varlıklarını sürdürebilirlerdi. Bu bir vakıadır.

* * * Yanlış hatırlamıyorsam TİKP savunmasında 12 Eylül sürecinde Dogu ve grubunun bizim burada olmamız lazımdı gibilerinden bir savunması vardı. Bu süreç aynı zamanda Aydınlıktaki ayrışma sürecidir. Gene yanlış hatırlamıyorsam Gün Zileli, Halil Berktay, Oral Çalışlar bu süreçte Aydınlık çizgisinden kopmuşlardır.

* * * Bir devrimci hareketin bir istihbarat teşkilatından haber alma olasılıgı yoktur, imkansızdır. Şayet o gizli servis bu harekete istihbarat veriyor ve yayınlatıyorsa ya işbirligi içerisindedir ya da kullanıyordur, dolayısıyla o örgütün devrimci olma olasılıgı da olamaz. Olsa olsa o gizli servisin taşaronu olabilir.

* * * Pkk hiç bir zaman ML olamadı, olmadı böyle bir çikişı da olmadı ve Türkiye devrimci hareketi de asla Pkk yi hiç bir dönem ML olarak kabul etmedi. Her zaman için tanımı Kürt milliyetçi hareketi idi. 78 de böyleydi, 85 te de. Kaldı ki Pkk nin çıkışı devrimcilere, özellikle de Kürt devrimci tabanına yönelik mafyavari şiddet eylemleri temelindeydi. 12 Eylüle kadar Pkk tüm devrimci örgütler tarafından dışlanan Apocular adıyla mafyavari bir tarzda anılan bir teşkilattı. Pkk yı güçlendiren Diyarbakır cezaevidir ve orada yaşananlardır.

* * * Bahsettiginiz 89-90 yılları Türkiye devrimcilerinin Pkk ye imrendigi yıllardır. O yıllarda rüzgar Apo taraftan esmiştir ve Türkiye devrimcileri şu ikilem arasında kalmışlardır. Dogrusu Pkk nin yaptıgı idi, 12 Eylül sabahı biz de silahlara sarılacak ve dişe diş, silaha silah mücadele verecektik. Bu tahlil ve neticesi oluşan sempati her kesimden devrimci unsuru Pkk yi desteklemeye itmiştir. Yalçın Küçük, Dogu ve çok kimseyi bu tarzda degerlendirmek gerekir, bu rüzgardan herkes esinlenmiştir. Ömer Özsökmenler gibi bir siyasi hareketin çözülmeyen MK üyesi oldugu halde bu sempatiyle sıradan bir militan gibi gerillaya katılan ve bu ugurda yaşamını yitirenler de vardır.

* * *Hizbullah ise tammen devlet destegi ve katkısıyla sadece Kürt milliyetçiligini İslami ümmet potasında eritmek isteyen bir harekettir ve o yıllarda Hizbullah bildirileri uçaklarla atılmıştır.

* * * Bunlar birinci elden yaşanmış alıntılar ve kaynaklardır. Tartışmalara bu boyutları göz önüne alarak devam ederseniz daha nesnel olabilirsiniz diye düşünüyorum. Gerçi bunlar bir devrimcinin izlenimleri ve tecrübeleridir. İsteyen ciddiye alır, isteyen almaz.


* * * *saygılarımla