Orijinalini görmek için tıklayınız : Terör saldırısı sonrası bant daraltma!
Ahlaksız
23-10-2024, 21:39
Ankara'da Türk Uçak Sanayii Anonim Ortaklığı (TUSAŞ) Tesisi'ne yönelik terör saldırısının ardından sosyal medyada erişim sorunu yaşanmaya başladı. Popüler sosyal medya platformu X ve Instagram'da bağlantı kesintileri yaşandı. Sosyal medya kullanıcıları "X ve Instagram'a erişim engeli mi geldi, bant daraltma mı uygulanıyor ve X ile Instagram'a girilebiliyor mu" sorularını merak etmeye başladı.
Ankara'nın Kahramankazan ilçesinde bugün Türk Uçak Sanayii Anonim Ortaklığı (TUSAŞ) Tesisi'ne yönelik terör saldırısı düzenlendi. Saldırıda 5 kişi şehit olurken, 22 kişi de yaralandı. İki teröristin öldürüldüğü duyuruldu.
Saldırıdan birkaç saat sonra mahkeme kararıyla yayın yasağı alırken, sosyal medyaya yönelik bant daraltma uygulanması dikkat çekti.
Sosyal medya kullanıcıları saat 17:50 itibariyle X ve Instagram'a erişim sorunu yaşamaya başladı. Sosyal medya platformalarına erişimi sağlamak için birçok kişi VPN kullanmaya başladı.
Hem X'te hem de Instagram tamamen kapatılmazken, sitelerin çok ağır çalıştığı ve bağlantı sürelerinin uzadığı görüldü.
https://www.dunya.com/gundem/son-dakika-teror-saldirisi-sonrasi-bant-daraltma-x-ve-instagrama-erisim-sorunu-haberi-750863
spartacus
23-10-2024, 21:56
Elini, kolunu sallayarak kapılardan silahla, teçhizatlarla geçmişler...
Ülke ve kaynaklarını talan üzerine kurulu AKP rejimi olduğu sürece, TUSAŞ da tüm diğer kamu kurumları gibi dolaylı, dolaysız bir çok saldırıya maruz kalır, kaldı, kalacaktır.
Buralarda dönen alavereleri de -TUSAŞ'ın açık, gizli birikimi, projeleri vb. özellikle bir kuruma(damada!) aktarılmıştı, belki öğreneceğiz belkide bilmeyeceğiz, ama bildiklerimiz de var. FETÖ, MÖTÖ diye bilenleri susturup sürdüler vb. ancak bakalım gerçekler ne zaman, ne kadarıyla ortaya çıkacak.
Konuyla ilgili ise doğru bir bilgiye sahip değilim, olacağımızı da sanmıyorum, olmaması için de yayın yasağı kor, bir dolu bulgu, bilgi, belge karartılır demiştim ki, zaten anında geldi...
dine mine ne
25-10-2024, 14:34
Kapitalist sistemde ülke kaynaklarının özel mülkiyet altında ve kâr amacıyla işletilmesi normaldir; kaynakların satışı, kapitalizmin temelinde vardır. Bu sistemde üretim araçlarının özel mülkiyeti ve serbest piyasa ekonomisiyle kaynakların dağılımı ve kullanımı piyasa dinamiklerine ve kâr maksimizasyonuna dayanır. "Satıldı, edildi" şeklindeki eleştiriler genellikle belirli bir siyasi partiye değil, kapitalist sisteme yöneliktir.
BRICS Zirvesi sırasında gerçekleşen saldırının zamanlaması, bu iki olay arasında nedensel bir ilişki olduğu yönünde yorumlara yol açmıştır. Terör örgütlerinin saldırı amaçları arasında siyasi mesaj vermek, dikkat çekmek, korku yaratmak ve belirli bir grubu hedef almak gibi unsurlar bulunur. BRICS Zirvesi'ne gözdağı vermek de bu amaçlardan biri olabilir. Öcalan meseleside TUSAŞ saldırısına sebep olarak görülebilir.
spartacus
25-10-2024, 20:10
Araştırma önergesi, AKP-MHP oylarıyla RET EDİLDİ. Yani .... neyse, mesele kaptializm böyledir meselesi değil, öyle olması başka, o öyleliğin içinde, sistemin, toplumların usülleri dışında HARAMİLİK, sistemce de tanımlı ve hukuk dışı görülen biçimde dolandırıcılık, sömürü, hırsızlık, hukuk dışılık vb. gayr-ı meşruluk başkadır. Kısaca verili durumda toplumun yetersiz bilinci, istismarlarla kandırılabilir, dolandırılabilirliği, sistemin verdiği olanaklar vb. AKP'ce kurulan kleptokrasi rejimi başka, sistemin ne olduğu, olmadığı başkadır. Bilinçli bir toplum ve ülkede olsak AKP iktidarı men edilir ve muktedir düzeyde bir kaç bin kişi ya idam edilir, ya da ömür boyu hapsi boylar, ülke tarihinde ülkenin ve tüm kaynaklarının(TUSAŞ dahil!), örgütlü, harami bir çete tarafından bu denli sistemli, soyulmuşluğunun tarihte -Menderes dönemi uzun vadeli olmadı- bir örneği yok... Kişilerin yolsuzluklarını konuşmak başka, örgütlü bir yapının, hükümet olanaklarını ele geçirip(!), top-yekün talan etmesi, yolsuzluk, hırsızlık rejimi kurması başkadır. Şu ya da bu oranda, etki oranı bakımından mafya, çete, dolandırıcı oranın %10 olması ile %100 olması ve mafya, çetenin dışarıda değil, bizzat hükümetin kendisinin çete olması arasında fark var. Hiç bir biçim, lafızla meşrulaştırılamaz, meşrulaştırmaya(!) çalışılmamalı, bu tür alçaklıklara girilmemelidir(!).
Ali Baba'da feodal bir sistemdedir, ancak 40 Haramiler sorundur. AKP değil Türkiye, Ortadoğu coğrafyası içinde gelmiş, geçmiş en önemli sorunlardan birisidir ve oluşturduğu soygun, hırsızlık, düzenbazlık, talan ve teleflerin heleki milyonlarca halkın yaşadığı acı tablonun telafisi çok zor. Eskiden şöyleydi, böyledi deniyor, -ki çoğu yalan, ülke tarihinde ülkenin bu denli zenginleşip, hasıla toplayıp, halkın bu denli yoksullaştığı başka bir dönem yoktur, olmamıştır. Hasılanın yarısı olduğu dönemlerde dahi emekli maaşı, asgari ücet günümüzdekinden 2,3 kat daha yüksektir. Hasıla yarısı, teknoloji çok daha gerilerde olmasına rağmen... buradan bile AKP soygun ve dolandırıcılığının ulaştığı aşama konusunda bir kanı oluşturulabilir. Araştırma önergesine neden ret verdiklerine dair de.
dine mine ne
26-10-2024, 22:17
Siyasi sistemler dinamik ve sürekli değişken olduğundan, kleptokrasi veya demokrasi gibi rejimlerde yapılan yorumlar kişilere göre değişebiliyor. Partiler, rakiplerini yolsuzluk suçlamalarıyla itibarsızlaştırarak kendi siyasi çıkarlarını koruma eğiliminde olabilmekte. Bu suçlamalar, güç ve çıkar dengesi gözetilerek her partiyi farklı biçimde etkileyebilir. Bu nedenle, suçlar bireysel olarak ele alınmalı, genelleme yapılmamalıdır.
Mecliste tartışmaların ve kavgaların olduğu bir ortamda, çoğunluktaki üyelerin önergeleri reddetmesi normal. Düşmanca tavır ve suçlamaların artması, işin etik ve nezaket boyutunu zedelemektedir. "Siz busunuz, söyleminiz budur" gibi ithamlar havada uçuşmaktadır. Böyle bir ortamda önergelerin anlamı ve değeri kalır mı? Siyasi partiler, önergelerin kabulünden çok, konu üzerinden siyasi kazanç sağlamaya çalışabilir. Önergenin reddedilmesi, yanlış olduğu anlamına gelmez.
Kimi zaman önergenin eksiklikleri veya süren bir soruşturma nedeniyle reddedilebilir; hatta bu durum, kamuoyunda güvensizlik yaratma amacıyla bile yapılmış olabilir.
spartacus
27-10-2024, 00:39
Siyasi sistemler dinamik ve sürekli değişken olduğundan, kleptokrasi veya demokrasi gibi rejimlerde yapılan yorumlar kişilere göre değişebiliyor. Partiler, rakiplerini yolsuzluk suçlamalarıyla itibarsızlaştırarak kendi siyasi çıkarlarını koruma eğiliminde olabilmekte. Bu suçlamalar, güç ve çıkar dengesi gözetilerek her partiyi farklı biçimde etkileyebilir. Bu nedenle, suçlar bireysel olarak ele alınmalı, genelleme yapılmamalıdır.
Meseleler ne çarpıttığın gibi(çarpıtmak, yalan, dolan, talan yaşam biçimin olmuş) ne de kleptokrasi, yolsuzluk, hırsızlık, dolandırıcılık genel, kaide olarak KİŞİLERE GÖRE değişmez. Kaldı ki ilgili ülkelerin KAİDELERİ önemlidir değil mi? Anayasada yolsuzluk, dolandırıcılık, istismar suç sayılmıyor veya serbest mi? E, ne saçmalıyorsun? Geç bunları, kaç tane maaşlı veya teşvikli aktrol olduğundan, trol medya havuzundan ve sana anlatılanların %99 yalan, yalan propagandalar olduğundan haberin var mı?(yüzbin civarı, adet aktrol, üstelik asli ağızlardan veya bizzat trollerin kendi ifadeleriyle dile getirilmiştir, + bankamatik memurları vb. her alanda örgütlü yolsuzluk say, say bitmiyor). Yollar, yöntemler, coğrafyalar, rakamlar, kişiler, içerik vb. elbette değişebilir, ancak kaideler veya kaide olmuşsa kişilere göre değişmez, emsal teşkil etmez(kaldı ki biliyoruz ki kleptokrasilerin görülen ortak özelliklerinden birisi, din, ırk vb. aidiyet istismarı üzerinden dini veya ırkçı bir grubun ülke kaynaklarını sistemli bir biçimde soyması, öcenlikle kolay yolsuzluk oalrak tarımın çökertilmesi-ki 15 yıl oldu!-, sonra sanayi, kamu mallarının yağmalanması, çökertilmesi -15 yıl oldu! vb., hukuk ve adaletin bitirilmesi -10 yıl oldu- vb. -ki Türkiye de bariz örneklerden birisi haline gelmiştir. Her sistem gibi kapitalizminde yolları, yöntemleri, hukuku vardır ve kapitalizmde de tüm evvel sistemler gibi, sistemin yolalrı dışında kalan her türlü dolandırıcılık, yolsuzluk suç sayılmıştır, hukukta yeri olur. Sömürüye dayalı her sistemin MEŞRU yolları -üretim ilişkielri dahili- vardır ve yolsuzluk, dolandırıcılık gayr-ı meşru sayılır ve yasalarca da işlenir, kişiye göre değişirmiş vs. bırak yalan, dolan, talan edebiyatını, kaide önemli...
Kapitalist ülkelerin hangisinde yolsuzluklar, hırsızlıklar, dolandırıcılığın heleki KAMUNUN ve yine kamu kurumları ve yetki, gücüyle yapılabileceği, serbest olduğu, kişilere göre değiştiği, bu sebeple de hukukun konusu olamayacağına dair bir madde yer almaktadır? Bir tane örnek göster de görelim! AKP=yolsuzluğun, istismarın, hırsızlığın, kaçakçılığın, dolandırıcılığın, SOYGUNUN vb. kleptokrasiye hayat verdiği bir yapıdır, nesini savunuyorsun(vay başkalrı vb. BU SAFSATADIR, sinek bok yiyor diye sen yemiyorsun değil mi? Başkasının yapması, berikinin yaptığı gerçeğini değiştirmediği gibi meşrulaştırmazda, yani safsataya gerek yok). Demek ki bütün söylemin yalan, dolan, talan yanlış, bu ülke bir insnın ne düzeyde aşağılık, boktan aşağı bir duruma düşeceğini aktrollerle gördü, tanıdı, aynaya bakmıyor musun?
Mecliste tartışmaların ve kavgaların olduğu bir ortamda, çoğunluktaki üyelerin önergeleri reddetmesi normal. Düşmanca tavır ve suçlamaların artması, işin etik ve nezaket boyutunu zedelemektedir.
Bu safsataların, gerekçe edilemez olduğu gibi yine YALAN, DOLAN,ÇARPITMAKLA kendinle çelişecek kadar tutarsızsın. sahte gerekçe üretiyorsun, eline ne geçiyor, asıl bunu da irdelemeli, zira AKP+MHP, bu alçak, taşeronluk kokan operasyon ve saldırının araştırılmasını ret ediyorsa, demek ki;;; parmağı, kirli ilişkileri var veya böyle bir iddianın daha ağır olduğu, ancak araştırma önergesine ret vermeyerek saf dışı bırakılabileceği gerçeği aklına gelmiyor mu? Yani, bu tür elelştiriler, iddialar doğru olmalı ki, ret verdiler! Yaaa işte öyle, aktroller akıl, mantık, zeka dışı laflarla herkesi aldatabileceğinizi sanıyorsunuz.. Meclislerin işleyişi de, araştırma önergeleri de, araştırma kurulları vb. de, senin iddia ettiğin gibi değildir. Bu önergenin ve tüm diğerlerinin ret edilmesinin sebebi, AKP+MHP'nin, yıllar var ki çevirdiği dolaplara dair çekincesindendir.
Bu bir yasa, politika oylaması değil, bu bir OLAYA dair araştırma önergesidir, demek ki bu kurumlarla ilgili AKP+MHP'nin kirli işleri var, yani buradan bu sonuç çıkartılır, kişiler tartışır vs. Kısaca gerekçen ile söylemlerinin %100 çeliştiğini bilerek akıli, mantık dışı davranışları savunman sahtekarlıktır. TUSAŞ'ın 1990'laredan bugüne gelen gizli, açık ne kadar birikimi, tecrübesi, projesi varsa el altından DAMAT BAYRAKTAR'A akıtıldığı, çeşitli projelerinin, ihalalerin BAYRAKTAR yararına gömüldüğü, bozulduğu vb. bilinen bir gerçektir, lakin söyleyenin -ki belgeleriyle bile- [B]hayatını karartıyorlar. toplum sizler gibi onursuz, haramilerin etkisinden kurtulur da, iyi kötü işleyen bir süreç mümkün olursa, tümü de açığa çıkacak, o gün geldiğinde itler, kesilen-artık elde edemedikelri kemikleri ve kendi çıkarları için muktedirleri satacaklardır(ikinci asıl korkuları da bu). Ülkenin her bir karışının, halkın her bir nefesinin, dolaylı değil hükümet+paydaş+yandaşlar olarak bir kaç bin kişi ve elbette eşraflarıyla da -bir kaç yüzbin kişi!- tarafından, dolaylı, dolaysız yolsuzluklar, insan, madde kaçakçılığına değin nasıl da soydukları ortaya çıkacak, toplum tarafından anlaşılacaktır(ki artık toplumun yarısı zaten bunu biliyor). Şu an kim ki bunların hırsızlık, yolsuzluk, soysuzluklarını belgeler veya dile getirir, anında FETÖ, FÜTÜ diyerek hayatlarını karartmaktalar, ancak artık nafile(toplumun çoğunluğu ne mal olduğunuzu gördü, anladı-, iki yüzlü, sahtekar taktikler, söylemlerle harami, yolsuz, istismarcı, hırsız, yolsuzlar saltanatını boşa savunuyorsun!
SONUÇ:TUSAŞ'ın araştırılmasını istemiyorlar çünkü arka planda yürütülen kirli pazarlıkları, gaspları vb. ortaya çıkabilir. Tüm bu ve benzer olaylar, yolsuzluk davaları, 20,30,40 suç, yolsuzluğu, dolandırıcılığı olmasına rağmen, ucu muktedirlere dokuanacağı için serbest bırakılanlar vs. vs. Mecliste ret ettikleri önergelere dikkat ederseniz tümünde AKP+MHP'nin hırsızlığı, yolsuzluklarının açığa çıkacağı telaşı yatar, akıli mantık, izan dışı gerekçe üretmenin lüzumu, artık anlamı yok.
dine mine ne
27-10-2024, 15:44
Baykar ve TUSAŞ ile ilgili iddianın geçerli olabilmesi için bilgi aktarımına ilişkin sağlam ve objektif kanıtlara ihtiyaç duyulur. Var mı? Yoksa sadece söylemden mi ibaret? Kanıt, öznel olduğu kadar objektif de olmalı ki anlam ifade etsin; söylemekle olmuyor. Kir, yalan dolan da olabilir. Söyleyen dine mine ciler taraftar olabilir, koltuk sevdasına Spartacusculara çamur atmış olabilir. Yanlışlar, Spartacus partisinin alın yazısıymış gibi bir görüntü veriyorsun. Dine mineciler bu çıkar dünyasında banın oğlumu? Oysa merkezde doğruyu da yanlışı da insan yapar. Genellemeler ve kadercilik tümevarımlar saçmalıktır. Öyleyse, yanlışı kim yaptıysa onunla ilişkilendirip konuları kişiler üzerinden ele almak gerekir. Spartacuscuların üç tanesi tüm Spartacuscuları bağlamaz, bağlayamaz. Bu nasıl bir hak ve hukuk anlayışı? Sen neredeyse "adamların geninde bu var" diyeceksin. Böyle saçmalık olabilir mi?
Soruşturmada dediğim gibi, meseleyi "saldırının araştırılmasını reddediyorsa, demek ki parmağı, kirli ilişkileri var" demeye getirmek. Konu üzerinden siyasi kazanç sağlama olabilir demem bu yüzden zaten.Siyasi hamledir aslında. Bir iktidarın terör olayını araştırma önergesini kabul etmemesi doğaldır çünkü bu, kendi içinde bir güvenlik sorunu olduğunu kabul ettiği anlamına gelirdi. Ancak bu, olayın araştırılmayacağı anlamına gelmez. Muhalefetin önergesi, algıyı şekillendirmek ve siyasi strateji oluşturmak amacıyla yapılmış olabilir. Bu tür durumlarda, siyasi partiler genellikle kendi çıkarlarını korumak ve rakiplerini zayıflatmak için stratejik hamleler yaparlar. Bu, siyasetin doğasında olan bir durumdur.
spartacus
27-10-2024, 19:35
Dine mineciler bu çıkar dünyasında banın oğlumu? Oysa merkezde doğruyu da yanlışı da insan yapar. Genellemeler ve kadercilik tümevarımlar saçmalıktır. Öyleyse, yanlışı kim yaptıysa onunla ilişkilendirip konuları kişiler üzerinden ele almak gerekir. Spartacuscuların üç tanesi tüm Spartacuscuları bağlamaz, bağlayamaz. Bu nasıl bir hak ve hukuk anlayışı? Sen neredeyse "adamların geninde bu var" diyeceksin. Böyle saçmalık olabilir mi?
Yalan, dolan, talan, işin bundan ibaret, bu tür çarpıtmalarına dair tek bir ifadem yok, sadece yalan, dolan, talan,,,, kısaca aynı bokun parçasısın. İşte kanıtın: aşağıda;
Soruşturmada dediğim gibi, meseleyi "saldırının araştırılmasını reddediyorsa, demek ki parmağı, kirli ilişkileri var" demeye getirmek. Konu üzerinden siyasi kazanç sağlama olabilir demem bu yüzden zaten.
Hırsızlık, yolsuzluk, dolandırıcılık, yalan, dolan, talan üstelik bir ülkede hükümet imkan, olanaklarını ele geçirmiş, sistemli olarak o ülkenin kaynaklarını talan eden, halkı(milyonlarca) insanın emeği, hakkı, hukuku, kazancı, inancına, umutlarına değin, çeşitli meşru gösterdikleri(holdingler, ihaleler, geçiş garantileri vb.), meşru, gayr-ı meşru yollarla ÇALAN, kısaca sistemli biçimde ülkeyi talan eden bir mafya-çete iktidarının olduğu bir yerde, kişileree göre değişir diye meşrulaştırdıktan sonra yine verdiğin şu cevapla gördün mü ne olduğunu, yaptığını?. Adi herif belge istiyormuş("paraları sıfırladım babacığım", Telekom, Halkbank, Ziraat Bankası, holdingler üzerinden holding vurgunları ve gerçeği belge değil mi, nesini savunuyorsun o halde?), zor yollarla elde edilen onlarca belge, haber var(AKİT OKUYUP AKİTLEŞECEĞİNE, tetikçi, yandaş-çetenin enformasyon büroları- medya dışındaki yayınları oku) ve elbette gazetelere, haberciye cezalarla birlikte içeriklerin çoğu yasaklanmış, engellenmiş durumda(buz dağının görünen yüzü!), istedikleri kişiyi, istedikleri isnatla hapse atıyorlar, ülkenin gerçeği bu(leşe çökmüş akbabalar), arsızlığın lüzumu yok..
Yaşadığın yerde bu gün eline geçen nedir? Peki, diyelim ki 4 kat azalırsa ve bunun da sebebi ülkeyi talan eden, ettiği de bilinen, söyleyenin de çeşitli isnatlarla hayatının karartıldığı bir yer ise, sen ALKILŞ MI TUTACAKSIN, işte bu kadar sahtekarsın, çarpıtansın.
İfadem birilerinin sözde siyasi menfaati için söylenmiş bir ifade değil, BİLİMSEL TESPİTTİR. Bir olayın araştılmasını kim istemez? kirli işleri, ilişkileri veya gizli, kapaklı bir şeyleri olan. Araştırılmasından zarar görecek olduğunu düşünen(demek ki işin için bir ya da bir çok ya da başka işler var). Bu durum bilindiği halde ret ediliyorsa, demek ki bilinmesini istemedikleri, ret etmenin bedelinden daha ağır sonuçlar doğuruyor, bu kadar basit ve bu fiadelerim SOMUT TAHLİLDİR, yaptığın, yapacağın hiç bir çarpıtma, saptırma, yalan, dolan lafazanlığının bir anlamı, değeri yok.
Siyasi hamledir aslında. Bir iktidarın terör olayını araştırma önergesini kabul etmemesi doğaldır çünkü bu, kendi içinde bir güvenlik sorunu olduğunu kabul ettiği anlamına gelirdi. Ancak bu, olayın araştırılmayacağı anlamına gelmez. Muhalefetin önergesi, algıyı şekillendirmek ve siyasi strateji oluşturmak amacıyla yapılmış olabilir. Bu tür durumlarda, siyasi partiler genellikle kendi çıkarlarını korumak ve rakiplerini zayıflatmak için stratejik hamleler yaparlar. Bu, siyasetin doğasında olan bir durumdur.
Ç.A.R.P.I.T.M.A, diyelim evine hırsız girdi, şikayetçi olmaz, araştırılmasını da istemez misin? Demek ki iki yüzlü sahtekarsın, hadi sen istemedin (anormal ve hatta aksine istersin) bu demek değil ki araştırılmasını istemek yerinde, doğru, hak ve NORMAL olmasın. Neden sırf senin iddia ettiğin ve aldatmaya çalıştığın gibi at yarışında olan 2 rakibin nal davası olsun? işte sahtekarsın, çarpıtmaktasın, aktrolsün(AKİT okuyup %99 yalan, dolan, talan akıl, mantık dışı propagandaları yayan, insanları, insanlığı kandırmaya çalışansın, bu akıl mantık, zeka dışı yaptıkların ve yöntemlerinle, senin menfaatin nedir? Asıl soru bu olmalı).
Örneğin burası yaşadığın ülke ALMANYA gibi olsaydı, zaten bunlar çoktan ömür boyu hapsi boylardı, bu forumda bile kaç tane belgeli, bulgulu olayın, haberini kaynak verdik, TUSAŞ'da dönen oyunlar(ki sözünü bile edeni FETÖ, FÜTÜ diye isnat edip, hayatını karartıyorlar!, yolsuzlukluklar da, ülkenin topyekün talan edilmesi gibi, ancak bu istismar, terörle yöneten, soyan, talan eden, faşist AKP+MHP rejimi düşürüldüğünde görülebilir, görülecektir ve "vay eskiden şu kişi de yapmış, etmiş anlam taşımaz. Onlar kişiydiler, bunlar yolsuzluk üzre hakim bir ÖRGÜT, çete haline dönüşüp toplumsal bilinçsizlik, din, ırk gibi istismarla hükümet olanaklarıyla, ülke kaynaklarını soyan MERKEZİ YAPILI BİR kurum(çete). Yani egemenliğin tüm alanlarına hakim olan çeteleşmişliğin, sistemli talan, soygun rejimi* başkadır, kişilerin cürümü kadar yere etki ettiği yolsuluzklar başka, ne anlatıyorum, ne diyorum, nerelere çarpıtıyorsun. *Hayatın tüm alanları ve herkesi etkiler, ücretler 3 kat düşer, düştü, tarım çöker çöktü, haki, hukuk, adalet kalmaz, kalmadı, halk açlık sınırı altına mahkum edilirken, ÇETE VE EŞRAFLARI HIZLA ZENGİNLEŞİR, bunlar bir kaç bin kişi ve eşrafıyla, kemiğiyle, nemalandırdıklarıyla bir kaç yüz bin hatta 1 milyon(soygundan, talandan toplam nemalanan oranı) kişi ederler, 1.000 yılda göremeyecekleri düzeyde para, serveti bir kaç yılda edinirler, edildi, ARAŞTIRMADAN, BORÇTAN, VERGİDEN, USÜLDEN vb. muaf tutulurlar, tutuldular, bırakın ayrı, ayrı her bir yolsuzluğu, sonuçları ortada.
TUSAŞ konusu da (BİRİKİMLERİN BAYRAKTAR'A PEŞKEŞİ, ihalalerin, taleplerin bozularak BAYRAKTAR üzerinden nemalandırılması vb.! ki biliniyor ancak görevli ve yetkin personelden konuşan olursa FETÖ, FÜTÜ diyerek hayatlarını karartıyorlar, kimsenin değil hak, hukuk, mal, ülkede can güvenliği yok,) bilenler yok edilmez, hükümet değişirse, değişen hükümet bu gün zoraki gömülen talan yığınını açığa çıkartmaya girerse -girmese bile canı yanmış çok çeşitli meslek gruplarından binlerce mağdur var, kemğinden olan ve ötmeye başlayan bir dolu da soytarı da olacak-, burada çevirdikleri kirli işleri de açığa çıkacaktır(araştırıya RET vermelerinin sebebi).
Konusu değil yoksa dileyen AKP tarafından yapılan tohum, gübre yolsuzluğunu araştırsın, orada dahi TOSYALI ve Cengiz Holding paravanı üzerinden şok vurgunlar yaptıklarını görebilir. 2,3 paravana tohum, gübre işleri teşvikle devredilir, kamu kurumu çökertilir, çiftçiye tohum yasağı, hapis cezası getirilir, -ki bunlara mahkum olunsun, bunlar 2 yıl STOK YAPAR VE sonunda %500-800 arası ZAM YAPARLAR(özellikle 2021-2022 aralığında), bu korkunç bir vurgundur ve AKP, hükümet ve yandaş medya eliyle fiyat artışlarından marketler suçlanır(yolsuzlukları namına süreğen algılar oluşturur, alkışlatarak soyarlar, farkına varanları ise FETÖ, FÜTÜ, PKK vb. isnatlarıyla hayatlarını karartırlar, oysa bilinir ki kendileri FETÖ'ye ortaktır ve elbette ezan, bayrak istismarı, CIA enformasyon bürosuna tabi FETÖ ve ABD BOP planı destek, teşvikleri sayesinde de hayli yerlere gelmişler, övünerek destek alıp, vermişlerdir), öyle böyle değil, aklını ,onurunu seven öncelikle yandaş denilen medyadan -talan enformasyon bürolarından- uzak durmalı.
GARANTİLİ GEÇİŞ, HASTA(MÜŞTERİ), YOLCU vb: KORKUNÇ BÜYÜK vurgunlarını anlatmaya gerek yok, bilimsel hesapların 4 katı garanti verilerek, MİLYONLARCA HAYALİ GEÇİŞ, MÜŞTERİ, HASTA, YOLCU bedelleri halka ödetilir, para kimlere gider? ÇETE iktidarı, paydaşlarına
YER ALTI KAYNAKLARININ TALANI: yerleşkesi KANADA görülen, ama merkezi ABD olan paravan şirketler kurup, ülkenin altın, bakır gibi değerleri kaynakları, bunlara SİYANÜRLE! teşvikli peşkeş çekilir, Dünya altın rezervi bakımından 7. sırada olan Türkişye ihraç değil, ithal etmektedir, çünkü ülkeye ait kaynaklar bu paravan şirketlere 3'e taşınır, ardından tekrar bunlardan 5'e ithal edilir, bir de LOZAN engelliyordu yönlü yalan propagandalarla algı sağlanır ve yine talan, soygun, hırsızlıklarını alkışlatarak, siyanürle corafyayı zehirleyerek halkı soyarlar, kısaca bir kaç bin kişinin korkunç soygunu için sadece halk değil, coğrafyada zarar görmektedir. (et, gıda sektöründe de aynı durum gözlemlenebilir, hatta ihraç edilen ürünler zehirli oldukları için ilgili ülkelerce geri çevrilirken, bunlar o ürünleri halka pazarlar, yedirir!)
İNSAN KAÇAKÇILIĞI: MÜLTECİ akımı üzerinden yapılır, mültelik konusu da bvöylece istismar edilerek, çok çeşitli ülkelerden milyon insanlar taşınır, para kişmelre gider? Aynı yerlere.
AFYON TİCARETİ VE HAKİMİYETİ: Yien aynı çete tarafından örgütlenir, paralar döner, dolaşır yine aynı yerelere gider. Rakipler afyon, kaçakçılık operasyonu ile tutuklanırken, hem kamuoyu aldatılır hem de meydan bunalra kalır. S.Soylu bir çok karanlıkta kalan işleri şahsen yapmadı, bu örgütlü bir süreçtir.
ÇEŞİTLİ SATIŞLAR, RÜŞVETLER, BABACIĞIM PARALARI sıfırlayım mı? Bunlar ise para üzerinden dönen işlerdir ki, ispatlıdır.
TELEKOM, Halkbank, Ziraat Bankası vb. vurgunları(milyar dolarlar!), Zerrab bunları da anlatmaya gerek yok.
Yüzlerce konu, talan, hırsızlık ve baskı rejimi... Ve sen Dine mine ne denen,,, insan, bilinç, hak, hukuk, vicdan, aydınlık düşmanlığı yapıyorsun, sebep? Bu boku savunma adına bunca karaktersizliği, adiliği kendine reva gördüğünde eline ne geçiyor?
Ahlaksız
27-10-2024, 23:20
.........Bu, siyasetin doğasında olan bir durumdur.
Türkiye'de siyaset İFLAS edeli çok uzun zaman oldu. Bu bahsettiğiniz hamleler siyasetin bir gereği değil. Bu insanlar önlerine konan her sorunun araştırılmasını reddediyorlar.
Araştırmak, öğrenmek, öğretmek, bilgilendirmek, açıklamak bu insanların bir misyonu filan değil.
Okullarda evrimi ve felsefeyi okutmayan siyasi anlayıştan, herhangi bir sorunun araştırılmasını istemekte abesle iştigal aslında. Nasılsa reddedecekler;
https://www.google.com/search?q=akp%27nin+reddetti%C4%9Fi+%C3%B6nergeler&oq=akp%27nin+redde&gs_lcrp=EgRlZGdlKgcIARAAGIAEMgYIABBFGDkyBwgBEAAYgA QyCAgCEAAYFhgeMggIAxAAGBYYHjIICAQQABgWGB4yCAgFEAAY FhgeMgoIBhAAGIAEGKIEMgoIBxAAGIAEGKIEMgoICBAAGIAEGK IE0gEINTkxMWowajGoAgCwAgA&sourceid=chrome&ie=UTF-8
Yeni doğan çetesinin araştırılmasını da reddettiler, Narin cinayetini de.!
Çünkü muhafazakâr kesim örtünür, örter, sansür uygular. Muhafaza kelimesi zaten 'korumak' gibi bir anlama geliyor. Korunan şey, insanlık, adalet filan değil, koltuklar.!
O koltukları muhafaza etmek adına, önlerine konan her şeyin araştırılmasını reddediyorlar.
Buna siyaset diyemeyiz işte. Siyaset başka bir şey. Siyaset denilen şey, ülke çıkarları adına hareket etmektir. Siyasetin misyonu budur. Türk siyaset anlayışı böyleymiş gibi davranmanın bir lüzumu yok.
dine mine ne
28-10-2024, 16:52
Türkiye'de siyaset İFLAS edeli çok uzun zaman oldu. Bu bahsettiğiniz hamleler siyasetin bir gereği değil. Bu insanlar önlerine konan her sorunun araştırılmasını reddediyorlar.
Araştırmak, öğrenmek, öğretmek, bilgilendirmek, açıklamak bu insanların bir misyonu filan değil.
Okullarda evrimi ve felsefeyi okutmayan siyasi anlayıştan, herhangi bir sorunun araştırılmasını istemekte abesle iştigal aslında. Nasılsa reddedecekler;
https://www.google.com/search?q=akp%27nin+reddetti%C4%9Fi+%C3%B6nergeler&oq=akp%27nin+redde&gs_lcrp=EgRlZGdlKgcIARAAGIAEMgYIABBFGDkyBwgBEAAYgA QyCAgCEAAYFhgeMggIAxAAGBYYHjIICAQQABgWGB4yCAgFEAAY FhgeMgoIBhAAGIAEGKIEMgoIBxAAGIAEGKIEMgoICBAAGIAEGK IE0gEINTkxMWowajGoAgCwAgA&sourceid=chrome&ie=UTF-8
Yeni doğan çetesinin araştırılmasını da reddettiler, Narin cinayetini de.!
Çünkü muhafazakâr kesim örtünür, örter, sansür uygular. Muhafaza kelimesi zaten 'korumak' gibi bir anlama geliyor. Korunan şey, insanlık, adalet filan değil, koltuklar.!
O koltukları muhafaza etmek adına, önlerine konan her şeyin araştırılmasını reddediyorlar.
Buna siyaset diyemeyiz işte. Siyaset başka bir şey. Siyaset denilen şey, ülke çıkarları adına hareket etmektir. Siyasetin misyonu budur. Türk siyaset anlayışı böyleymiş gibi davranmanın bir lüzumu yok.
muhalefetin hukukun bağımsızlığını sorgularken aynı zamanda araştırma önergesi sunması çelişkili. Muhalefet, önerge kabul edilse de edilmese de siyasi kazanç sağlamayı hedefliyor. Önerge kabul edilmezse, hükümeti suçlayarak siyasi avantaj elde edecek.
Kabul edilse bile, istedikleri sonuç çıkmazsa hukukun bağımsızlığını sorgulayacak. Bu nedenle, önergenin kabul edilip edilmemesi, muhalefetin siyasi stratejisine hizmet edecektir. muhalefetin hükümeti suçladığı ve hukukun bağımsız olmadığını iddia ettiği bir durumda, aynı zamanda araştırma önergesi sunması çelişkili.
Muhalefet, hükümeti hırsızlık, yolsuzluk ve suçların üstünü kapatmakla suçlarken, aynı zamanda bu hükümete araştırma önergesi sunarak "çelişkisiyle" niyetini ifşa ediyor aslında.
dine mine ne
28-10-2024, 17:18
Kirli işlerin açığa çıkması ve adaletin sağlanması için hukukun ve yargının bağımsız olması şarttır. Bağımsız olmadığını iddia eden birinin önerge sunması komik. muhalefetin hukukun bağımsız olmadığını iddia ederken aynı zamanda araştırma önergesi sunması gibi durumlar, siyasi oyunların ve taktiklerin doğal bir parçası. Bu tür "komiklikler" siyasette sıkça karşılaşılan durumlardır ve genellikle siyasi amaçlara hizmet eder spartacus.
Dine mine sahtekar savcı hakim elinde ama önerge sunuyorsun. Eh, hani biz çeteydik? Bu komik değil mi? Hem isralin oyununa gelmeyin gel gardaşım ayrımız gayrımız yok diyen faşist olurmu.
bilgivehis
28-10-2024, 17:54
Kirli işlerin açığa çıkması ve adaletin sağlanması için hukukun ve yargının bağımsız olması şarttır. Bağımsız olmadığını iddia eden birinin önerge sunması komik.
Evet hem komik hem trajikomik ama önergeler kabul edilmiyorsa bu da adaletin olmadığını göstermez mi?
Muhalefetin neredeyse hiçbir önergesini kabul etmeyen bir iktidar sence ne derece adaletli ve ne derece hukuka saygılı?
dine mine ne
28-10-2024, 20:55
Evet hem komik hem trajikomik ama önergeler kabul edilmiyorsa bu da adaletin olmadığını göstermez mi?
Muhalefetin neredeyse hiçbir önergesini kabul etmeyen bir iktidar sence ne derece adaletli ve ne derece hukuka saygılı?
Önergelerin kabul edilmesi, adaletin sağlanması için şart değildir. Adalet, önergeler kabul edilmeden de işleyebilir. Savunma sanayi gibi hassas konularda şeffaflık sağlamak zaten zor ve muhalefet de bunu biliyor. Bu nedenle, muhalefetin önerge sunması daha çok siyasi bir manevradır. Olayın bu olduğunu düşünüyorum. Şeffaflık, saçmalığı yalnızca önerge sunmakla sağlanamaz. İkiye bölünmüşlüğün şeffaf araştırmalar yapması zaten zor.
Bir önergenin kabul görmemesi, doğrudan adaletin olmadığı anlamına gelmez. Bunun yerine, önergenin reddedilmesi, önergenin gerekçeleri, kanıtları veya siyasi bağlamı gibi faktörlerede dediğim gibi malesef birazda siyasi ve meclis dinamiklerinede bağlı.
Kaldı ki daletin nasıl tanımlandığı ve uygulandığı, devletin ve toplumun değerlerine, yasalarına ve politikalarına göre değişiklik gösterebilir. Her ülkenin adalet sistemi, kendi tarihine, kültürüne ve sosyal yapılarına dayanarak şekillenir. Bu nedenle, bir ülkede adil olarak kabul edilen bir uygulama, başka bir ülkede farklı algılanabilir. Adaletin göreli olmasının bir nedeni de budur.
Adalet sistemi, savcı ve hakimin olayı nasıl algıladığı ve yorumladığına bağlı farklı sonuçlar doğurabilir. Farklı yargı mensupları, kanunları ve delilleri farklı şekilde değerlendirebilir. Bu da aynı olayın farklı yargı süreçlerinden farklı sonuçlarla çıkabileceğini gösterir. Demirtaş Kavala davaları buna bir örnek. Adaletin bu göreceli doğası, yargı sisteminin karmaşıklığını ve insan faktörünün önemini gösteriyor.
Her ülkenin kendi anlayışına göre çıkarlari farklılık gösterebiliyor. Türkiye'deki adalet sistemide, bölünme tehdidinden ulusalcı bir anlayışa göre şekillendi ve bu da adaletin ve insan haklarının göreli olarak uygulanmasında ekili oldu. Gazze'nin durumu ve Sisi gibi liderlerin durumu da bu bağlamda değerlendirilebilir. Yani bu, adalet, demokrasi ve insan hakları gibi kavramlar her ülkenin kendi politik, sosyal ve kültürel yapısına göre farklılık gösterebiliyor. Malesef.
Ahlaksız
28-10-2024, 21:39
...Bu nedenle, muhalefetin önerge sunması daha çok siyasi bir manevradır.
Aslında muhalefetin işi bu. Böyle yaparak kamuoyunu bilgilendirmek zorundalar. Aldıkları maaş bu yüzden.!
''Biz muhalefet olarak önerge verelim, zaten iktidar bunu kabul etmeyecek, biz de bu yüzden manevramızı yapıp, buradan siyasi bir kazanç sağlayacağız'' diye hareket etmiyorlar.
İktidar bazı önergeleri kabul etse, bu mantık yürütülebilir ama iktidar her şeyi reddediyor. Muhalefetin buna rağmen ısrar etmesi trajikomik ama yapacakları başka bir şey de yok.
Mesela yeni doğan çetesi.
''Bu konu mühim, bu konu hakkında kamuoyunu bilgilendirelim, siyasilerin veya bürokratların bu konuya dahli varsa, bu konuda adımlar atalım..vb'' minvalinde düşünen muhalefete, ''Hayır, böyle bir konuyu gündemde tutmanın bir anlamı yok.'' diyerek, verilen araştırma önergesini reddetmek, alenen iktidar içerisinde bu konuyla ilgili kişilerin olduğunu gösterir. Yoksa iktidar bunu niye reddetsin? Bu konunun gündemde tutulması iktidarın şu anda işine bile gelir ama bir ucu kendilerine dokunduğu için, anında reddettiler.
Her verilen önergeyi anında reddediyorlar, çünkü her konunun içinde kendileri var.
spartacus
28-10-2024, 23:12
Önergelerin kabul edilmesi, adaletin sağlanması için şart değildir. Adalet, önergeler kabul edilmeden de işleyebilir. Savunma sanayi gibi hassas konularda şeffaflık sağlamak zaten zor ve muhalefet de bunu biliyor. Bu nedenle, muhalefetin önerge sunması daha çok siyasi bir manevradır. Olayın bu olduğunu düşünüyorum. Şeffaflık, saçmalığı yalnızca önerge sunmakla sağlanamaz. İkiye bölünmüşlüğün şeffaf araştırmalar yapması zaten zor.
Meclis önergelerinde temel ölçüt öncelikle kamu yararıdır, kim ki ret veriyorsa bilimsel, objektif, sağlıklı bir gerekçesi olmalıdır. SENİNKİLER gerekçe değil, sahtekarlık, açıkca haysiyetsizlik, karaktersizlik.!
Bir hükümet neden HALKI her türlü sebeple İLGİLENDİREN bütün önergelere ret verir? Kaldı ki bu önergeleri vekiller vermese dahi zaten MİLYONLARCA HALKIN, KAMUNUN TALEBİDİR, vekilelrin de görevidir ve 3 gram onurlu olsan, bu önergelerin normal, ZATEN OLMASI GEREKEN OLDUĞUNU, siyasi manevra olsa da, olmasa da ilgili araştırmaların yapılmasının MECLİSİN SORUMLULUĞU olduğu meselesini kabul eder veya bu biçimde çarpıtıp, saptırmazdın(senin gibi düşünürdsek SAKP+MHP kapatılsıni partilere de, meclise de gerek yok). Yüzlerce önerge ret edilmiştir, ki zaten AKP+MHP çete+mafya talan iktidarı meclisi işlevsiz hale getirdi.
Anlamıyor musun, hiç bir siyasi manevra, taktik olması gerekmiyor, anlamıyor musun, zerre manevra unsuru bile olmasa bu önergeler verilir, verilmelidir, normaldir, demek ki ÖNERGELERİN kapsamı esas alınmalı, şu yada bunun NİYETİ DEĞİL(işte sahtekarlığının zırt dediği bir bir diğer nokta, FARAZİ NİYET okuyorsun, bizi ilgilendiriyor mu? Hayır! ne önergesi verilmiş, işte o önergenin kapsamı, içeriği önemli, ret veren neden ret etmiş? örneğin bu olayda ve bir çok olaya dair önergelerde BELLİ Kİ lakaitçe(sorumsuz) davranıyormuş gibi görünerek RET veren KİRLİ İŞLERİ AÇIĞA ÇIKACAK DİYE RET veriyor, hiç bir objektif, bilimsel, gerkçeleri, başka bir izahı yok.)
KISACA ÇETELEŞMİŞ bir HÜKÜMETİDİR, o sebeple bu düzeyde örgütlü biçimde talan ediyor o sebeple böyle örgütlü, topyekün biçimde halkın zararına kararları alababiliyor, kamu soygunalrıyla çok geniş bir MEDYA HAVUZU oluşturup, NAZİ ENFORMASYON BÜROSU gibi SÜREĞEN TEKRAR EDEN YALANLAR,İ yalan propagandalar üretiyorlar, bu tutumları kendi ve çiftlikleri haline getirdikleri coğraya namına garantileri için.
Gideceksin hangi önergelere ret verdiklerini araştıracaksın, yaptın mı? Hayır, hangisi HALKI, KAMUYU İLGİLENDİRMİYORDU PEKİ(bırak manevra vb. diye sahtekarlığı, kamu yararı, bilgisi, kamu hakkı savunusu o vekillerin görevi yahu!)?. Ne olursa olsun AKTROLLÜK, AKP -çete- savunusu. FETÖ-vari aslında bin beteri -soygun, talan, hırsız sermayesi- iktidar oldu işin aslı bu. Arkadaş afedirsende seni dikseler teşekkür edecek düzeydesin, mesele nerede? Sende. Kişiliksiz, onursuz, haysiyetsizliği, hırsız, arsız, yüzsüz, istismarcı, soyguncu, talancı bir çeteyi ne pahasına olursa olsun savunman(Almanya da ise bunlar AKP+MHP gibi çeteler bu denli güçlü olamaz, ama AKP'ye benzeyen bir parti olsa muhalefet edeceğin halde) ve bunu kendine reva görmen, iyi de, bu kadar açık, basit meselelerde dahi bu düzeyde düşmüşlüğü, bunu neden yapıyorsun?
dine mine ne
28-10-2024, 23:53
Aslında muhalefetin işi bu. Böyle yaparak kamuoyunu bilgilendirmek zorundalar. Aldıkları maaş bu yüzden.!
''Biz muhalefet olarak önerge verelim, zaten iktidar bunu kabul etmeyecek, biz de bu yüzden manevramızı yapıp, buradan siyasi bir kazanç sağlayacağız'' diye hareket etmiyorlar.
İktidar bazı önergeleri kabul etse, bu mantık yürütülebilir ama iktidar her şeyi reddediyor. Muhalefetin buna rağmen ısrar etmesi trajikomik ama yapacakları başka bir şey de yok.
Mesela yeni doğan çetesi.
''Bu konu mühim, bu konu hakkında kamuoyunu bilgilendirelim, siyasilerin veya bürokratların bu konuya dahli varsa, bu konuda adımlar atalım..vb'' minvalinde düşünen muhalefete, ''Hayır, böyle bir konuyu gündemde tutmanın bir anlamı yok.'' diyerek, verilen araştırma önergesini reddetmek, alenen iktidar içerisinde bu konuyla ilgili kişilerin olduğunu gösterir. Yoksa iktidar bunu niye reddetsin? Bu konunun gündemde tutulması iktidarın şu anda işine bile gelir ama bir ucu kendilerine dokunduğu için, anında reddettiler.
Her verilen önergeyi anında reddediyorlar, çünkü her konunun içinde kendileri var.
Muhalefet önergesi, bir siyasi partinin veya grubun, hükümete veya iktidar partisine karşı bir konu hakkında görüş bildirdiği, eleştirilerde bulunduğu veya alternatif çözümler sunduğu resmi bir belgedir. Narin'in ölümü ve yenidoğan çeteleri üzerinden önerge verip iktidara hangi konu hakkında karşı bir görüş bildirisi yapacak ki? Önergenin içeriği bir kere kabul edilebilir olmazdı ki, bu saçmalık olurdu.
Ama doğru, milletimiz şeffaflık istiyor. Narin'in ölümünde, yeni doğan çetesinde ve TUSAŞ olayında AKP'li var mı diye merak ediyor. Çünkü bunlar oyları bile çalarak yönetime geldikleri için, genlerinden şüpheleniyorlar. Bu yüzden muhalefete maaş veriyorlar, haklısın.
Ama savunma sanayi satılamaz kararnamesi çıktığında mahkemeye koşanların şeffaflığını kimse sorgulamıyor, nedense.
dine mine ne
29-10-2024, 01:13
Bürokratik engeller, devlet işleyişinde önemli bir yere sahiptir. Siyasi önergeler ise bu engellerin aşılmasında kritik rol oynar. Ancak, önergeler bazen siyasi öncelikler ve bürokratik engeller nedeniyle kabul görmeyebilir.
Başkanlık sistemi bu tür bürokratik engelleri aşmak amacıyla getirilmiştir. Küçük bir kızın ölümünden bile nemalanmaya çalışanlar, dürüstlüğü ortada olan bir lideri eleştirmektedir. Başkan, elini taşın altına koyarak adımlar atmaktadır. Yeni sistem, eski sistemde olmayan hesap verebilirlik imkanları sunmaktadır. Erdoğan'ın ve diyerlerinin yargılanabilmesi, yeni sistemin getirdiği bir avantajdır. Ancak, bu sisteme karşı çıkanlar, başka çıkarların peşindedir.
Halkın güveni ve onayı ile kabul edilen bu sistem, daha şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim sağlamıştır. Erdoğan bugün var, yarın yok. Varsa hesabın, o gün gününü gösterirsin. Bu iş bu kadar basit. Sahtekarmışım, terbiyesiz.
spartacus
29-10-2024, 04:28
Bürokratik engeller, devlet işleyişinde önemli bir yere sahiptir. Siyasi önergeler ise bu engellerin aşılmasında kritik rol oynar. Ancak, önergeler bazen siyasi öncelikler ve bürokratik engeller nedeniyle kabul görmeyebilir.EEEE? İlla %100 de kabul edilir diyen mi oldu? Hem sahtekar hem de terbiyesiz diyor. Rezaletleri SAVUNMAK adına GENEL-GEÇER lafızlar etmeye başladın. kaldı ki tümünde de AKP+MHP'nin boku, püsürü olduğu için RET VERDİLER(çünkü ilgili ailenin çeşitli, karanlık kirli ilişkileri olduğuna dair iddialar var), istismarcı yalakası, istismardan söz ediyor... -bütün haber, medya kuruluşları haftalarca yayın yaptı, bir çok iddia var(özellikle aile ve bazı siyasilerle olan ilişkileri, aşırı lüks araçlar, mermiler vb. konusunda!), MECLİS ARAŞTIRSA ne olacak ne kaybedeceksin? hırsız delil bırakırsa veya çeşitli araştırmalar, gözlemlerde ortaya çıkma durumu olursa ne olur? Yakalanabilir, mesele salt hırsızlık değil, çok çeşitli yolsuzluk, USÜLSÜZLÜKLER DE! Çete, mafya iktidarı ve soygunları, talanları, yalanları, dolanlarını savunmak için dahi Narin üzerinden istismarda bulundun, işte bu yazında bunu yapmışsın, ne kaybedersin diye sorulmuş sana, AKP+MHP ülkeyi talan örgütlerinin RET verdiği önerge sayısı onlarcadır!. İşin aslı haramiler iktidar, saltanat olmuş, asıl ve en önemli sorun bu, bu şu ya da bu siyasi menfaat, manevra çarpıtmalarıyla savsaklanabilir (halkın neredeyse tümü bu haramilerin yalan ve talanlarıyla nasbini almış durumda, bırak şu, bu elbette sitem edecek, eleştirecek, mecburen karşı mücadeleye yönelecek!) veya şu ya da buna dair kişisel bir mesele değil, ciddi bir mesele, bunu idrak etmek, şu bu olayı tartışmanın ötesinde, temeldeki mesele! Amacın ne?
Ürettiğin gerekçeler? Neden ilgisiz, alakasız, gerekçeler üretiyorsun? yapar, eder, yok muhalefetin manevraları, bu yaptığın sahtekarlık(ki hafif kalır) değilse nedir? Buyur işte sahtekar, yalan, dolan, talan, düzanbazlık...
Başkanlık sistemi bu tür bürokratik engelleri aşmak amacıyla getirilmiştir. Küçük bir kızın ölümünden bile nemalanmaya çalışanlar, dürüstlüğü ortada olan bir lideri eleştirmektedir. Başkan, elini taşın altına koyarak adımlar atmaktadır. Yeni sistem, eski sistemde olmayan hesap verebilirlik imkanları sunmaktadır. Erdoğan'ın ve diyerlerinin yargılanabilmesi, yeni sistemin getirdiği bir avantajdır. Ancak, bu sisteme karşı çıkanlar, başka çıkarların peşindedir.
Bu ne şimdi? Yahu yıllar evvelinden dahi bu isim ve isimlerin, tepedekinden, bakanlarına, oradan medya tetikçileri, trolelrine değin(o da bunların baskı rejiminde güç bela elde edilen bilgiler, demek asıl gerçekleri bilebilsek altından çıkacakları hayal bile edememişizdir) hırsızlıkları, hukuku baskı ve maniple ettikleri, tehdit, şantajlar üzre hiç bir yargı, savcılık vb. kurumunun üzerlerine gidemediğini bilmeyen mi var? Sorun ezan, bayrak vb. istimarları ve aldatılan ve ne yazık ki toplumsal bilincimizin yetersizliğiydi, yoksa bunların TALAN ÇETESİ olduğu önceki yazımda kısaca değindiklerim, daha değinilmeyen onlarca örnekle İSPATLIDIR.. Bir ifade nasıl bu kadar onursuz, haysiyetsiz olabilir(aktrolse oluyor, gördük, görmez olaydık), söylediğin yalan, dolan, talanlara kendin inanıyor musun? -yalan olduğunu bilmeyenler olabilir, lakin artık mızrak çuvala sığmıyor.
Bir kere bu başkanlık sistemi değil -> SALTANAT sistemi, Ancak bu->TALAN REJİMİ, bunlar açısından en uygun koşulları sağlaması bakımından, başkanlık sistemiadı altında saltanat, FÜHRER sistemi ile olabilirdi, oldu da. Coğrayayı maddi, manevi her yönden talan ettiler, akla gelecek türlü dolandırıcılık(bu politik yalanları, sözde siyaset, hamaset, istismarları da kapsıyor!) gelinen sonuç ortada.
Ettiğin ve çocukalrı bile kandrıamayacağın güzellemeler, yalan, dolan, talan, çarpıtma, sahtekarlığı üzerine kurulu sözde lafızlara, bilinçli dolandırıcılığa dair ne söylenebilir, ne anlatılabilir? Bir zamanlar FETÖ için aynı aldatıcı, güzellemesi benzeri laflar edilirdi, şimdi FETÖ'den bin beter, bütün coğrafyayı talan eden AKP+MHP için yapılıyor.
Sahtekarmışım, terbiyesiz.
Afedersin hafif kalmış, bu denli ayyuka çıkmış yalan, dolan, talan, kirli ilişkileri bu denli boş, genel laf edebiyatlarıyla çarpıtmak, savunmak, olgu ve olayların özüne inmektense, alakasız yerlere çekerek, hırsızı, yolsuzu, düzenbaz talan saltanatını savunmak, alçaklık, adilik, onursuzluk, haysiyetsizlik, karaktersizlik, kişiliksizlik örneğidir. Eline ne geçiyor? Asıl soru bu...
spartacus
29-10-2024, 07:17
https://www.youtube.com/watch?v=ESQQuUfpNJ4
https://www.youtube.com/watch?v=ATUr5riXRx4
Bilimsel ve yıllara oranla bakıldığında örnekle ifade edeyim, onurlu, karakterli olan insan buna itiraz eder, ettiği gibi de burada, yani açıkca soygun, talan edenler el altından neler yapar idrak etmeli; TUSAŞ bunlar için -mafya-çete-talan egemenliği, rejimi için- devede kulak bile değildir. Bunlzr KİT'leri satarken bile, kuruma ait 1 makine parasına bütün kurumu sözde yandaş, özde paydaşına satıp, sonra kuruma ait bütün taşınmazı 10 katı fiyata satıp, paylaşanlar...
Maksimum yılda 500.000 hastası olacak hastenelere yıllık 3.000.000 hasta garantisi
Maksimum (taş çatlasa!) yıllık yolcu sayısı 1.000.000 olacak işletmeye, 4.000.000 yolcu garantisi
Maksimum yıllık geçiş sayısı 3.600.000 araç olacak köprüye, 16.425.000 araç geçiş garantisi, insan olan buradan bile korkunç talana dair pay çakartır
Maksimum yıllık geçiş sayısı 1.000.000 olacak yola 10.000.000 vb. geçiş garantisi... Yol yaptık diyorlardı, üstelik 1'e olacak işleri 10'a yandaşına(paydaşına) yaptırıp, işte ne yaptılarsa coğrafyayı talan etmek için...
Sistem nasıl işliyor? Korku yönetimi(halkın bilmesine vesile olacak kim varsa tehdit, şantaj, isnat, yaptırımlar), rüşvet ağları, liyakatsiz yerleştirmeler, işte daha önce dile getirdiklerim, dile geitirlmesi bu koşullarda mümkün olmayan -buz dağının görünmeyen tarafı- binlerce usülsüz ihale(gerçi ihale bile etmiyor ama ihale diyorlar!), yolsuzluk, talan, dolan, kaçakçılık, rüşvet, yukarıda örneklediğim türden soygunlar, çeşitli vurgunlar(tarım ve sanayi ürünleri üzerinden), ülke kaynaklarının gaspı, insan ve uyuşturucu kaçakçılığı (mafya olduğu bilinenler dahi iktidarla(mafyalaşmışlarla) kol, kola), dolandırıcılık sektörü, tehdit, şantajlarla -bilhassa hukuk istismarlarıyla -kişileri dolandırma, şu ya da bu önergeler, şu ya da bu haberlere engeller, cezalar, yasaklar getirilmesi... Asıl gerçek , hangi taşı kaldırsanız altından AKP+MHP çete, mafya, yoluzluk örgütü veya ilişkileri çıkıyor. En basit dolandırma işlerinde dahi savcılar --eğer ucu birlerine dokunuyorsa- hiç bir şey yapamıyor, korkuyor(anında FETÖ isnatıyla hayatları karartılabilir), hangi yolsuza, hırsıza dokunsan ucu AKP+MHP'li bir muktedire dokunuyor, dokunmayan ise zaten yandı(alayı bu çarka dahil veya hizmet etmek zorunda bırakılmaya çalışıyor veya piyasadan men ediliyorlar, ortam bunalra kalıyor)! Yani ülkenin meşru, gayr-ı meşru yollarla KORKUNÇ kelimesiyle ancak ifade edilebilecek biçimde talan edildiği 15 yıllık bir süreçten söz ediyorum. Bunlar sıradan rüşvet alan siyasetçiler değil, bunlar bazılarının -bazı siyasetçilerin- yani kişilierin, kişisel olarak yaptığı usülsüzlükler vb. gibi değil, bunlar bizzat örgütlü, sistemli, sistematik biçimde soyuyor ve değil bebek, milyonlarca insanın hayatı pahasına, gözleri dönmüş, her türlü usülsüz yoldan çalmayı, para edinmeyi asli görev edinmiş harami, talan saltanatı...
Yaparım, talan da ederim, yağmalarım, kimseye hesap vermem, kimseden de çekinmem noktasına gelmiş, öyle ki AÇIKTAN(!) geçiş, hasta, yolcu garantileri soygunu, bir yığın usülsüz ihaleler, kamu mallarının peşkeş çekilmesi, talan holdinglerine tanınan ayrıcalık, imtiyazlar, vergi ödememeleri(kurumlar vergisi!!), silinen, gizlenen borçları, fahiş rakamlarla ihaleler, hayali işler vb. ülkeyi soymaktan çekinmeyen için dediğim gibi TUSAŞ devede kulak bile değil.
Asıl kaygı ve korkuları halkın gerçeği öğrenmesi, uzun yıllar halkı aldattılar, basit yol ve yöntemlerle, istismar, zübük siyaseti, kamplaştırarak, ayrıştırıp çatıştırarak, aldatarak, yalan, yanlış bir dolu sahtelikle, propagandayla göz boyayarak. Ancak sona yaklaşıyorlar, iliklerine kadar soydukları halkın ve zaten sayıları gittikçede çoğalmış haşareleri besleyecek gücü kalmadı ve durumlarının da farkındalar... Mızrak çuvala sığmıyor... Düşünün ki bu koşullarda bile aktrol çıkıp, güzellemeler yapıyor, hala halkı, yaşanan zulüm ve eziyeti iliklerine kadar hissedenleri 3-5 kuru yalan övgü, propagandalarla kasabına aşık edebileceğini sanıyor, nerede yaşıyorsun, artık yuh!
dine mine ne
29-10-2024, 16:52
Reddetme veya kabul etme kararları, önergenin içeriğine, siyasi önceliklere ve mevcut yasalara bağlı olarak değişebilir. Dolayısıyla, hükümetin halkı ilgilendiren her türlü önergeyi reddettiğini nasıl varsayıyorsun? Kaldı ki milyonlarca halkın talebi olduğunu nasıl çıkarıyorsun? Meclisin her önergeyi kabul etme sorumluluğu mu var, yoksa niye yok? Çete ve mafya gibi genellemelerin, objektif değerlendirmeden öte önyargılı bakış açını yansıtır. Meclisin halkın çıkarlarını en iyi şekilde koruyacak kararları almasıdır. Meclisteki çoğunluk gereksiz görüyorsa, önerge gereksizdir. "Biz önerdik, reddettin, sen hırsız çetesin" demeye getirmek senin yanlışın. Siyaseti okumak bu kadar ucuz olmamalı, halkın çıkarına da olamaz zaten. Halkın çıkarı, seçilmişlerin verdiği kararlardır.
Diyalektik dünyada alınan her kararın mutlaka olumsuz yanları olacaktır, bu ayrı. Ancak, iktidarın hemfikir olma zorunluluğu yoktur. Kazanmışsa, yönetmeye hak kazanmıştır. Önergeleri kabul etmeme hakkına sahiptir. Suçlarla ilgili önergeleri kabul etmiyor diye suç şebekesi olduğu anlamına gelmez. Bu saçmalıklar, senin saçma sapan genelleme içeren varsayımların. Ece Üner gibisin, Meclis'in 'Narin Güran' kararına ateş püskürmesi gibisin. Hangi milletin vekilleriymiş bunlar? Reddetmişler, Narin'e ne olduğunu, kimin onu öldürdüğünü bilemeyecekmişiz. Saçmalığa bakar mısın?
Aynı senin gibi algılarına kapılmış, hayali bir dünyada yaşıyor kadın. Aynı senin gibi ki bu ahmaklıklara kananlar da tonlarca. Bilemeyecekmişiz, bak bak salaklığa bak, resmen salaklık. Yani çözülmesi zor bir dava olsa, yıllar sürse, bu aklından zorunlular buradan AKP'nin bu suçu işlediği üzerinden muhalefet ettiğini sanacak. Yalanına inanmış, ağlayacakmış gibi tavırlar takınıp halkı kandırma teknikleriyle bir yere varılamaz, varılamadı da. 20 yılı geçti, bu saçma sapanlıklarınızdan vazgeçmediniz, bu ülkeye yarar işleri bile yanlış göstermeye çalıştınız. Halk dinler ama koyun değil, geçmişi biliyor. Dinler dinler, sen kandırdığını sanarsın ama seçim geldiğinde tokadı yersin ve yediniz ama yolunuzdan vazgeçmiyorsunuz. O yavruya ne olup bittiğini niye bilemeyelim, engel olan nedir? Araştırılmayacağı sonucunu nerenizden üfürüyorsunuz? Bildiğin algı propaganda makinesisiniz, operasyonlarınız milleti kandırmaktan başka bir şey bildiğiniz yok.
Algı, yalan, talan, çamur at izi kalsın teknikleri, gündem yaratmaktan başka bildiğiniz bir şey yok. Çocuklarmış, halkın yararınaymış. Ulan Kürt'ün çocuğu, genci insan değil mi, halktan değil mi? Diyarbakır annelerine niye önerge verilmedi Ece Hanım? Kimden korktu da bunu dile getiremedi acaba, koltuğundan olur diye korkmuş olmasın sakın. Sen de öylesin. Ağlayacakmış noktasındaymış gibi algı yaratıp kafamı ütüleme. Hırsızmış, çeteymiş, ne alaka? Muhalefet işi ne, para almasını biliyor ya, peşine düşsün, kanıtlar, belgeler ortaya koyup yargılatsın, bu benim işim mi? Ama hakim, savcı, adalet yok diyorsa, uyumasaydı. Gülen'in tonlarca adamı vardı, onlardan yararlansaydı. Buradan bile belli yalan attığınız. Ellerinde bir bok olmadığı için son çare adamı öldürmeye karar verdiler. Gülen olduğunda adalet vardıysa, bugün yoksa ki saçmalığınızdan bu çıkıyor, hakim savcı tek adamınsa siz de bu nedenle bir şey yapamıyorsanız, algı üretmekten başka bir şey yapamıyorsanız, o koltukları boşaltın, milletin verdiği maaşları kullanmayın.
Eliniz kolunuz bağlıysa, hırsızlığı önleyemiyorsanız ve iddianıza göre 20 yılı geçtiyse, o zaman çekip gidin. Ne diye yetersizliginizle kafamı ütülüyorsunuz? Video koymuş, hastaneler üzerinden sapla samanı karıştırmış. Düzeni mi düzdüğünü, kişileri mi düzdüğünü, düzmeye hakkı olup olmadığını bile bilmiyor ama ver yansın. Hastane kiminmiş, Bilal'in gemiciği, iktidardakilerin saati, malı, mülkü varmış, iyi de firavun, bana ne kimin ne yapıp ne kadar malı olduğundan? Bana senin bu konuda ne yapabileceğini anlat, bu işin neresi yanlış olduğunu, hukuksuz olduğunu ortaya koy. Bana ne elalemin saatinden, işinden, gücünden, gemiciğinden? Yasak mı, yasaksa niye yasak? AKP'li biri iş yapamaz, gemi alamaz, hastane isletemez, alamaz diye bir kaide mi var? Yoksa neyi eleştiriyorsun, neye göre hırsız diyorsun? Varsa niye bir şey yapmıyor muhalefet? Dün de varsa, Gülen'in adamları üzerinden bu soygunları neden yargılatamadı? Yani bu saçmalıklar, iddialar, tutarsızlıklar nasıl aklına yatıyor? Bu nasıl bir kapasite, anlamadım.
spartacus
30-10-2024, 06:02
Reddetme veya kabul etme kararları, önergenin içeriğine, siyasi önceliklere ve mevcut yasalara bağlı olarak değişebilir. Dolayısıyla, hükümetin halkı ilgilendiren her türlü önergeyi reddettiğini nasıl varsayıyorsun?.
Öyle bir şey demedim, REDDETTİKLERİ için reddin bilimsel, objektif gerekçesi olmalı dedim bu bir. İkincisi AKP+MHP'nin usülsüzlükleri, rezillikleri ve direk sorumlu olmaları gerektiği konulara RET vermekteler, sebebi ise zaten açıkladım, bir çoğu hırsızlık, yolsuzluk, usülsüzlük, kirli ilişkileri ve üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmemelerinden, toplumun GERÇEĞİ BİLMESİ, ÖRĞENMESİ, bilinçlenmesinden duydukalrı kaygı(suç üstü olmamak vb.) kaynaklı olduğu için. Üçüncüsü YASALAR demen de, İSTİSNALARA OYNAMAN DA saçma, yaptığın, ettiğinin tarifi 3-5 kelime, sahtekarlık, adilik vb.
Toplumun bilinçsiz fertlerini dolandırma, aldatma yönlü üfürdüğün yalan, dolan, talanlarla bize akıl vermeye çalışman da dramatik, sahtekarca, biz sanki önergeler ret edilemez demişisiz gibi süreğen çarpıtmaların da. Birileri önerge verebilr, başkaları ret edebilirmiş de vs. bu halde neden ret verdiklerinin de TAHLİLİ YAPILMALIDIR DEĞİL Mİ? BİZ MİLYONALRCA İNSAN, BU TAHLİLLERİ ÇOKTAN YAPTIK ve AKP'nin sistrematik bir biçimde ülkeyi, halkı soyan örgütlü bir talan yapısı olduğunu da gördük, anladık, biliyoruz, rezaletleri açığa çıkacak diye verdikleri onalrca ret için de, senin gibilerden binlerce maaşlı trol ordusu kurmalarına da, havuz medyası adı altında her gün yalan propagandalar, algılar, yalan,i dolan, talanlarına da şaşırmıyoruz! Üstelik cevapların da YANLIŞ, BİLİMSEL, OBJEKTİT DEĞİL, KİŞİLERE GÖRE DEĞİŞMEYEN veya böyle olduğu iddia edilemez ne varsa türlü yollarla çarpıtıp, saptırıp, genel geçer şeyler söyleyip, lişilere göre değişir diyerek saçmalayarak, başçalanlar için hurada övgüler, nameler dizerek asıl meselenin manipüle edilmesi, konuyu dağıtmak için çalışıyosrsun.
Önergelere ret vermelerinin bir diğer sebebi de, haberciliğin, halkın bilgi edinebilirliğinin önünün açılmaması, yani bir kez ödün verirsek, önümüze geleni fetö, fütü diye isnat edemeyeceğimiz, susturamayacak veya kan kusrutamayacağımız kanallardan yürürse, nazi enformasyon büromuzdan olmayan medya, çeşitli kurumlar cesaret alır vb. kaygısıdır da.
Evine hırsız girse, seni de bağlasa, bir güzelde gasp etse, ne yapardın? Senin cevabın
Hırısızn eline sağlık.
Beni çok güzedl becerdi.
Hırsızlık olabilir, hırsızlar evlere girebilir, kişilere göre değişir
Bu olaydan şikayetçi değilim. Araştırılmasın da.
Bunları söyler miydin? O halde bu yalan, dolan, talan düzenbazlıkalrını neden yapıyorsun? Ama raştırılmasın demişsen, bu işte bir terslik vardır, acaba soyan da, soyulan da kendin olabilir misin? Ülke talan ediliyor, yolsuzluklar yapılıyor, hükümet araştırlmasın diyorsa, demek ki mesele farklı değil...
Bu rejim SİSTEMATİK OLARAK ÖRGÜTLENMİŞ, bütün kamu kurum, kuruluş ve yetkileri ele geçirmiş, soygun, yalan, dolan, talan, çete rejimidir, bunun lamı, cimi, savunalacak bir tarafı yok, binlerce sayfa anlatmamız, yazmamız gerekmiyor. Sahtekarlık yapıyorsun asıl sorun bu.
dine mine ne
30-10-2024, 15:16
Eskiden, Türkiye'de siyasiler görevdeyken bireysel suç veya usulsüzlüklerden yargılanmaları oldukça zordu. Görevdeki siyasiler, dokunulmazlık zırhına sahip oldukları için yargılanmaları genellikle mümkün değildi. Yeni başkanlık sistemi ile birlikte, bu hesap verebilirlik mekanizması daha da genişletildi ve siyasilerin görevleri sona erdikten sonra işledikleri bireysel suçlar nedeniyle yargılanabilmeleri daha da kolaylaştırıldı. Bu, hesap verebilirliği artırmayı amaçlayan önemli bir değişikliktir. Eğer gerçekten kötü niyetli olsalardı, görevden ayrıldıktan sonra yargılanabilecekleri bir sistem kurmazlardı. Suç mafya çetesinin böylesine hesap verebilir bir sistemi kurması beklenemez. Dolayısıyla, iktidarda olanların birer suç makinesi olduğu varsayımları bu anlamda mantıksızdır.
bilgivehis
30-10-2024, 20:36
Eskiden, Türkiye'de siyasiler görevdeyken bireysel suç veya usulsüzlüklerden yargılanmaları oldukça zordu. Görevdeki siyasiler, dokunulmazlık zırhına sahip oldukları için yargılanmaları genellikle mümkün değildi. Yeni başkanlık sistemi ile birlikte, bu hesap verebilirlik mekanizması daha da genişletildi ve siyasilerin görevleri sona erdikten sonra işledikleri bireysel suçlar nedeniyle yargılanabilmeleri daha da kolaylaştırıldı. Bu, hesap verebilirliği artırmayı amaçlayan önemli bir değişikliktir. Eğer gerçekten kötü niyetli olsalardı, görevden ayrıldıktan sonra yargılanabilecekleri bir sistem kurmazlardı. Suç mafya çetesinin böylesine hesap verebilir bir sistemi kurması beklenemez. Dolayısıyla, iktidarda olanların birer suç makinesi olduğu varsayımları bu anlamda mantıksızdır.
Kendinden olmayanları yargılayan bir sistem inşa ettiler. Kendilerine dayanacak olayları hep sümen altı ettiler. Kendilerinin vukuatı açığa çıksa bile herhangibir yaptırım uygulamadılar, hatta vukuat sahiplerini farklı yöntemlerle ödüllendirdiler. Kendi çıkardıkları kanunlar kendilerine dokununca yasayı bile tanımadılar...
İşte senin övdüğün siyasi dokunulmazlığın pür hali bu kadar net.
spartacus
31-10-2024, 03:08
Eskiden, Türkiye'de siyasiler görevdeyken bireysel suç veya usulsüzlüklerden yargılanmaları oldukça zordu. Görevdeki siyasiler, dokunulmazlık zırhına sahip oldukları için yargılanmaları genellikle mümkün değildi.
İşte eskiden diye başlayacak yalan, talan, dolan lafazanlık yapacak. Bana 1 tane andığın biçimde yargılanmış AKP'li vekil söyler misin? yargılanmamış olmaları, yolsuz olmadıkları anlamına gelmez, ülkede BAĞIMSIZ KURUM YOK, kim soruşturacak(yetkili kral ve mecliste çete çoğunluğu tayin edilmiş!), kim yargılayacak? Nasıl? Ağzını açanın hayatını da bitiriyorlar, zaten YETKİ vermemişler ve bunlarda tehdit, şantajdan, belge yok etme, delil, hayat karartma, sahtecilik, isnatla (fetö, fütü, pkk, pükükü vb.) diledikleri insanların hayatını karartmaya değin her türlü yöntem var! 1 kişi (başçalan kral), mecliste çoğunluk oyu(!), böyle yasa mı olur -çete iktidarlarında böyle olur. ülkede SALTANAT REJİMİ İŞLİYOR, kim, nasıl cesaret edecek?
Avrupada bir ülke olsaydık, eskiden bile olsa, bu menfaatleri için milyonlarca insanın hayatı, yaşam ve hukuki standartlarını bitirenler, bakanların tümü, "paraları sıfırladın mı" başçalan çoktan hapsi boylamıştı. AKP vekillerinin nerdeyse yarısı(hangisine dokunsanız altından milyar TL edindikleri çıkıyor, ancak nasıl edindikleri muamma(ALLAH VERDİ DİYORLAR, Alllah'ı sorgulayamazsınız diyorlar!) -üstelik kim irdeleyebilecek, soruşturabilecek? Bunlar bile olmasa KİT'ler -ilk zamanlar soyguna böyle başladılar- yani kamu kurumlarını PAYDAŞI oldukları-paravanlaştırdıkları holdinglere çektikleri peşkeşten dahi çoktan yargılanmış, hapsi boylamış olurlardı.
Kısaca ÇETE İKTİDARI BU TÜR GÖSTERMELİK yasaları, uluslararası sermaye ve nemalanabilmek için ve RAKİP gördüklerine karşı ya işletiyor ya da tehdit, şantaj haline dönüştürüyor, piyasaya HAKİM oluyorlar, hem hakim, savcı, yargıç, sayıştay, danıştay, hem de suçlu => saltanat-hükümet, mağdur halk olan bir rejimde ne yapılabilir? Kısaca hırsızlar rejiminde hırsızın, savcı, hakim, yasanın da(uygulama koşullarını ancak kendi iradesine tabi kılarak), hırısızın ta kendisi olduğunu düşünebiliriz.
Yeni başkanlık sistemi ile birlikte, bu hesap verebilirlik mekanizması daha da genişletildi ve siyasilerin görevleri sona erdikten sonra işledikleri bireysel suçlar nedeniyle yargılanabilmeleri daha da kolaylaştırıldı. Bu, hesap verebilirliği artırmayı amaçlayan önemli bir değişikliktir. Eğer gerçekten kötü niyetli olsalardı, görevden ayrıldıktan sonra yargılanabilecekleri bir sistem kurmazlardı. Suç mafya çetesinin böylesine hesap verebilir bir sistemi kurması beklenemez. Dolayısıyla, iktidarda olanların birer suç makinesi olduğu varsayımları bu anlamda mantıksızdır.
Çete+mafya böylesine yasalar yapmazmış, kimi kandırıyorsun? Fiiliyata bakılmalı, ne görüyoruz, yalan, dolan, talan rejimi, nasıl mümkün oluyor, daha kaç kez anlatmalıyız? Alksine çete, mafya iktidarlar böyle GÖSTERMELİK yasalar yaparlar(istediklerinden değil MANİPÜLASYONA muhtaç olmaları, YABANCI SERMAYE İÇİN, nasılsa ortada bağımsız kurum, kuruluş da, yetki, uygulama şansı yok, meclis çoğunluğu da çetede). Kısaca senin bu -yukarıdaki yazındaki- yaptığın sahtekarlığı, manipülasyonu yapabilmek için...
Eğer olsaydı yargılanırlardı vs. diyorsun, kaç kez anlatılacak SAHTEKARLIK YAPTIĞIN? Trump, başçalana(baş çalan olduğu, elinde yolsuzluk belgeleri, Zerrab, Halkbank müdürü de elinde- olduğu için) aptal olma dedi, ne dediyse yaptırdı, Putin keza belgeleri açıklamakla tehdit etti. Talan, yolsuzluk, çete rejimi, iktidarı o düzeye gelmiş ki, başka ülkelerin elinde şantaj ve KUKLA haline gelme noktasına varmış, kime anlatıyorsun?.
Yüzyılın vurgunları, soygunları, talanı AKP tarafından yapıldı, hani nerede yargılanıp, hüküm giyen AKP li bakan, başçalan, vekili vb.? AKSİNE YOLSUZLUK BAKANINI dahi ELÇİ YAPTILAR, yani çetenin kendileri gibi, hırısızı, yolsuzu ödüllendirmesi=suçsuz oldukları anlamına gelmiyor, aksine ÇETE tarafından teşvikli olduğu ve senin böyle manipüle etmen, sahtekarlığın için olanak, sana ve senin gibilere koz verdiği anlamına gelir, boşa sahtekarlık yapma. Buraya onalrca örnek alsak, yazsak, yine nafile -çünkü muhatap onursuz, haysiyetsiz, karaktersiz, kişiliksiz söylemlerle manipüle etme derdinde, gereği de yok. Türkiye'nin AKP+MHP çete, mafya rejimiyle talan edilip yönetildiğini ARTIK eşekler bile biliyor.
Türlü yolsuzluk, dolandırıcılık, talan AKP+MHP çete rejiminin belkemiğini oluşturmaktadır. İşte bu da binlerce öreneğe dahil olan yeni bir örnek ve başta genel başkanı, AKP'li bakanlar, bir çok vekili bilinir ki FETÖ'cüydüler, bazıları IŞİDçi ve CB, bakan, vekilleri vb. neden hala yargılanmadıklarını -önce Dine mine ne gibi adiliği, karaktersizliği, insanlık dışılığı kendine iş edinmişler, madem öyle değilsin hadi buyur bunca mavalı, yalanı neden yazıyorsun, gerçekler ortada, öyleyse- sormamız gerekmiyor mu? Yuh! Bu basit örnek dahi nasıl bir haksız, hukuksuz, yalan, talan, dolan terör rejimi, faşizmi ile karşı, karşıya olduğumuzu göstermektedir.
https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/ahmet-ozerin-ifadesi-ortaya-cikti-kayyim-atanmasinin-alt-yapisi-2263585
spartacus
01-11-2024, 05:41
İşte bir ispat daha, birileri bir yere yazıp, ben yazdım ben uymam, zaten ilgili kurumlara da yetki vermedim, verdiklerim varsa da yetkisini kullananı affetmem yakarım egemenliğinde hukuk mümkün olabilir mi -ki bir yerlerde yasa varmış da, bu yasayı yazan yolsuzluk yapmazmış vs.(gerçeklere bak! bırak sahteciliği, masal okumayı) oysa bütün yolsuzluğu bunlar yap-tır-ıyor, demek ki gerçek başka, demek ki eleştiriler yerli, yerinde, demek ki hakim de, savcı da, yargıç da, savunma da, yasa da, suçlu da tümü de 1 kişi ve bağlı hükümet haline gelmiş, e?!. Eğer yasalar, ilgili kurumlara yetki ve sorumluluk ve o yetkiyi kullanırken bağımsızlık, dokunulmaz sağlanmamışsa, anlamsızdır, bu çete rejimi bunu çok iyi biliyor, bildiği için de başkanlık rejimi adıyla(başkanlık sistemi böyle olmuyor!) yalan, dolan, kandırmacalarla saltanat kurup çarklarını döndürüyorlar.
Halktan KIZILAY'a yardım diye bir yığın bağış toplayıp resmen Holging kuran(akrabalarıyla vb. kurumun pekeş çekildiği, KAN TİCARETİ YAPAN, depremde bir sürü insan soğuktan donarak ÖLÜR, hastalanırken çadır stoklayıp TİCARETİNİ YAPAN) Kızılay eski müdürünün kızı, tam kusurlu olarak, trafik kazasında çarptığı kişinin ölümüne sebep olmuştu. Aylar boyunca hem sorgulanmadı(zaten bataklığı gizxlemek için her gün bir algı oluşturuyorlar, hengamede unutulur diye beklendi!), hem de serbestti... Yani AKP+MHP çete rejiminin elemanı veya yakını isen istemeden veya isteyerek insan da öldürebilirsin. *
Tek bir soru var, AKP+MHP çete rejiminde sonuç ne olmuştur?
Tamam bildiğimiz, bilmediğimiz yüzlerce yolsuzluk, hırsızlık, gasp vb. yapan rejime rağmen hala daha hukuktan söz etmek mümkün mü? Bırakın hukuku AKTROLLER dahi algı oluşturacak sahtekarlıklar buılamaz oldu, artık çoğu insan bunların sahteliklerini yutmuyor, kanmıyor. Demek ki TUSAŞ bunlar için çerez ve hangi hesapların peşindeler bu da ortaya çıkar, çünkü bu tür rejimelrden her şey beklenir, hatta "Suriye üzerinden Türkiye'ye füze yollarız" diyen kişi bile dış işleri bakanı yaparlar ve dediğim TUSAŞ vb. bunlar için çerez... Bunalr Filistin, Gazze'yi belediye seçimlerinde bile istismar edecek, ama masa altından İsrail ile birlikte hareket edip, lojistik sağlayacak, halk bundan rahatsız olunca, çeşitli sahkeliklere başvuracak, olmadı Mısır üzerinden sürdürmeyi deneyecek, hal böyle iken bile bunlara oy veren ve her melanetin asıl sorumlusu kesimi temsil eden bilinçsiz insanlar hala daha yalanalr, masallara aldanıp, övgüler dizecek...
Bir diğer soru diyelim ki bir belediye başkanlığı düşerse ne yapılır? ** Örneğin meclis geçici başkan belirleryip tekrar seçime mi gidilir, yoksa belediyeye -kayyum adı altında- çökülür mü? AKP+MHP çete, talan rejiminde bir yığın düzmece isnat, suç ve suçlu üretme vb. taktikleriyle belediyeye çökülür. Sonra bu belediye üzerinden kara paralarını akladıkları vakıf, tarikatlara teşvikler, AKİt, A-Haber gibi nazi enformasyon bürolarına ise bir kaç binerlik abonelik gösterişlir ve bu bataklık medyasına(medya mı?) sözde abonelik ücreti adı altında paralar akılılır, aktarılır vb. yalan, taln, dolan, gaspa devam edilir.
Artık her gün bir gasp, yalan, dolan, talan, pisliklerini duymaktan, söylemekten, sıralamaktan da bıktık, yazsak sayfalarca örnek olur, ondan da bıktık...
*Kaynak: https://www.birgun.net/haber/artik-imza-bile-atmayacak-572242
*(2) Kaynak: https://www.birgun.net/haber/suc-makineleri-nasil-tahliye-edildi-572244 (halkın haberi, bilgisi, tepkisi olmaz ise, sürekli yaşanan bu, bir süre daha oyalayıp sonra yine serbest, yine tepki olursa bu sefer bir kaçı tekrar, diğerleri serbest, sonra sırayla. Dilan Polat davası kişi popüler olduğu için o kadar gündem oldu yoksa neler var neler, ucu muktedirleri dokunacak, dokunuyor, dokunur diye çevirmedikleri dolap kalmıyor)
** Kaynak: https://www.birgun.net/haber/binlerce-insan-sesini-sokaklardan-yukseltti-bizi-yenemezsiniz-gideceksiniz-572226
Bu da Cüppeliye dahi "mafya hükümet ayarına" kaynak olsun;
https://www.youtube.com/watch?v=dqB24RjALFo
dine mine ne
02-11-2024, 17:01
Genelleyerek tüm iktidar üyelerinin aynı şekilde davrandığını varsaymak, genelleme hatasıdır ve adil bir değerlendirme sağlamaz. Türkiye'de yargının bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü esastır. AKP'li vekiller arasında yargılanmış olanlarda var zaten. Eski AKP milletvekili İbrahim Halil Yıldız, 2018 yılında Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde yaşanan olaylarla ilgili olarak yargılanmıştır.
Örneğin, AKP Adana milletvekili Ahmet Zenbilci'nin oğlu da uyuşturucu ticareti yapmak suçlamasıyla tutuklandı ve Zenbilci bu olayın ardından istifa etti. Sedat Peker, misal şu anda nerede?. Organize suç ve yolsuzluk iddiaları nedeniyle yargılanmış ve birkaç kez hapis cezası almıştır.
Mecliste de tabiki çoğunluğun oyu geçerli olması gerekir, çünkü bu demokratik süreçlerin bir parçasıdır. Çoğunlugun oyuyla yasaların çıkarılması, temsilî demokrasinin temel prensiplerinden biridir. Çete iktidarı veya saltanat rejimi gibi iddialar, genellikle siyasi ve ideolojik farklılıklardan kaynaklanır. Demokrasinin temeli zaten, çoğunluğun oyunun yasaları geçerli kılmasında yatar.
Fatma Zehra Kınık Demir'in tutuksuz yargılanmasıda, eleştiriliyor. Ancak, yargı süreçlerinde tutukluluk kararı, delillerin durumu, sanığın kaçma riski ve delillerin karartılma ihtimali gibi faktörlere dayanarak verilir. Bu tür kararlar, yargının takdirine bağlı ve her olayın kendi bağlamında değerlendirilmesi gerekir. Dolayısıyla bir kişinin ailesi veya yakınlarıyla olan ilişkileri, o kişinin suçlu olup olmadığını belirlemez.
Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özerde, silahlı terör örgütü üyesi olmak suçlamasıyla tutuklanmış.Türkiye'de, Terörle Mücadele Kanunu'na göre, terör örgütleriyle irtibat kurmak, onların propagandasını yapmak veya faaliyetlerine destek vermek suçtur. Bu tür eylemler, terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermek, övmek veya teşvik etmek gibi durumlarda daha da ağır cezalarla karşılaşabilir.
Ama gel gör ki Özgür Özel, Ahmet Özer'in tutuklanmasıyla ilgili Akın Gürlek'i hedef alan açıklamalarda bulundu. Bağımsız yargıdan söz ediyorlar, sonra da devletin savcısını hedef alıyorlar. Siyasi polemiklere karıştırıp, kendi adamlarını sorgulayacaklarina korumaya çalışıyorlar. Asıl meseleyi konusamiyorlar; iktidar polemiğine dalıp asıl meseleyi bulanık hale getiriyorlar.
Oysa suç ve yanlış ilişki ortada. Trafik kazalarında, kazanın kasıtlı olup olmadığı, alkol kullanımı ve trafik kurallarının ihlali gibi faktörler değerlendirilir. "Taksirle ölüme ve yaralanmaya sebep olma" suçlarından iddianame düzenlenmesi, bir kişinin istemeden, ihmal veya dikkatsizlik sonucu bir başkasının ölümüne veya yaralanmasına neden olduğu anlamına gelir. AKP ile ilişkili deyip çamur atmak değil mesele, bu adaletli olmak değildir. Muhalefet dediğin, bu kazanın taksirli olup olmadığını kanıtlayabilmek olmalıdır.
Ancak Ahmet Özer'in durumu daha karmaşık ve ciddi suçlamalar içeriyor. Bu nedenle, yargı süreci daha zor ve kapsamlı olucaktır.
spartacus
02-11-2024, 20:55
Genelleyerek tüm iktidar üyelerinin aynı şekilde davrandığını varsaymak, genelleme hatasıdır ve adil bir değerlendirme sağlamaz. Türkiye'de yargının bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü esastır. AKP'li vekiller arasında yargılanmış olanlarda var zaten. Eski AKP milletvekili İbrahim Halil Yıldız, 2018 yılında Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde yaşanan olaylarla ilgili olarak yargılanmıştır.
Geç bunları. Genelleyen kim? Sonuç olarak hükümet, uygulamları, çete, mafya, yalan, talan, dolan hükümeti, %100 KLEPTOKRASİ. BUNUN LAMI, CİMİ, TARTIŞMASI YOK! Maval okuma...
10 yıl önce birisi birine başsağlığı dilemiş, meğer baş sağlığı dilediği kişinin kardeşi teröristmiş, ne yani senin kardeşin şu ya da bu olsa, sen suçlu mu olursun? o zaman AKP'nin çoğunluğu, en üst makamdakiler ortada kalmayacağı gibi, BAŞÇALAN da çoktan hapsi boylamalıydı, gördün mü insan değilsin, dürüst değilsin, korkunç iki yüzlü, adice yaklaşıyorsun. ya işledikelri SUÇ? İnsanların 10 yıllık telefon kayıtlarının DİNLENMİŞ VE ARSİVLENMİŞ olması, İÇİŞLERİ BAKANLARI DERHAL TUTUKLANMALI, bu olay da araştırılmalıdır ->DEĞİL Mİ? HANİ NEDEN YAPILMIYOR, bu kaçıncı?, hani ayağa kalkmıyorsun, hani ne oldu HUKUK, YASA diyordun, adice çarpıtıyordun? suç isnatı yaparken dahi suç işleyen bir faşizmle karşı, karşıyayız, ispatlı. Üstelik bu hükümet, başçalan dahil FETÖ, yer yer IŞİD, El NUSRA ile birlikteydi, üzerlerinden muktedir çocukları, akrabaları başta olmak üzere hayli KAÇAKÇILIK(silah, insan, petrol, uyuşturucu ticareti) KALDIRDILAR! Yuh! Sırf buradan baksak AKP=terörist demenn gerekir -> dürüst isen. Daha kaç yerden ispat edeceğiz ki, hükümetin çete, mafya, yalan, dolan, talan iktidarı olduğunu? İnsan mısın? Masal okuyup, yalan, yanlış üstelik sahtekarca, çarpıtarak yapıyorsun.
Şu ya da buna dair, konuyla ve cümlemde dile getirdiğim esaslarla ilgisi olmayan, yine de göstermelik yargılardan, istisnalardan(kaçarı olmayan!) söz ediyorn, çarpıtıyorsun, ben ise sana hükümetçe ve bakanlıklarca girişilmiş olan İSPATLI yolsuzluk-lar-dan, FETÖ ilişkilerine rağmen bakan, vekil, cumhurbaşkanı olmalarından, çifte satandartdan vs. söz ediyorum. Çarpıtma sonucu söyle. Amacım bunları da anlatmak değil, nasıl bir sahtekar, karaktersiz politika izlediğinin görülmesi...
Sedat Peker mi? Mafya, çete lider ve örgürlerini serbest bırakıp -kullanmak için tabi- kullanan bizzat RTE ne anlatıyorsun? Peki Peker'in anlattıklarını dinledin mi? Kısaca bilinen, bilinmeyenin yanında devede kulak.
Keşke geberip gitmeden, bu halkın, coğrafyanın yaşadığını orada sana da yaşatsalar, ağzını açtığın, az biraz gerçeği söylediğin an IŞİD, MIŞİD ocağına incir ağacı dikseler, haksız, hukuksuzluk, adaletsizlik alıp başını gitse, baskı, zulüm, buradaki gibi gerici-ırkçı, dinci+ırkçı faşizm orada da olsa, hayatını karartsalar, bu güne eline geçenin 4 kat azı geçse, ülkeyi mafyalaşmış yolsuzluklar, hırsızlar, arsızlar yönetse, keşke yarısı olsun yaşasan ve şu senin gibileri okuyup, bu insan olamaz diyebilsen de aynaya bakmış olsan. Hırsızlar rejiminin sonu ne olur biliyor musun? halk ne yaşar? O yaşanıyor.
Asıl soru, dinci gerici, ırkçı faşist, çete, mafyalaşmış bir istismar hükümetini her türlü haksız, hukuksuzluğu, yolsuzluğu, gasp, yalan, talanını savunurken menfaatin ne? yazmamıza gerek yok akİT, A-haber, şu soysuz batak medyanın dışına çık, bir kez dene yahu, nasıl insansın?
Belediye seçimlerinde bile GAZZE'yi istismar eden, seçim meydanlarında RTE tarafından montaj, sahte videolarla propaganda yapacak kadar adileşmiş, düşmüş, faşistleri savunurken İsrail'e ticaret yapmıyoruz diye, Türkiye'den muktedirlerin çocukları, akrabaları üzerinden gemiciklerle, tırlarla yaptıkları ticarette (ki tüm imkanları öncelikle yolsuzluklarla sağladılar, şirketleştirip, holdingleştiler), neden resmi kayıtlara FİLİSTİN yazıp, bunu da yaptılar demek zorunda kaldık bunu düşün. Sana 1000 örnek de versek, anlatsak, insan değilsin, israfsın, sıkıntı burada.
Arkadaş bunca gerçeğin sonunda, trollüğü bırak, insan ol, başka bir şey lazım değil.