Orijinalini görmek için tıklayınız : PKK af istemiyormuş.!
TBMM çatısı altında kurulan komisyonla yürütülen süreci eleştiren KCK Eş Başkanı Bese Hozat konuştu.
''PKK kadroları, bu Hareket'in kadroları af maf istemiyor. Eve dönüş yasası falan istemiyor. Bir grup için yasa istemiyor. Bilmem şu suç, bu suça göre şey istemiyor. Hiç kimse suç işlememiş, suç işlemediği için de af istemiyor. Af, suç işleyenler için yapılır. Biz suç işlememişiz ki af isteyelim.''
https://halktv.com.tr/gundem/pkk-af-istemiyormus-bese-hozat-konustu-989669h
Okuduğunu anlamıyor musun?
İzle o zaman.
https://www.youtube.com/watch?v=MopCqGS9YXA
Yahu akil var, mantik var. Apo'nun hala hapiste tutulmasi icin, bu savasin devam etmesi icin vs. bir tane sebep soyleyebilir misin?
Teror, sadece azinlik bir grubun uygulamasi degildir; teroru en cok uygulayan, teroru yaratan, tesvik eden, terorizmi devam ettiren devletlerdir.
DEVLETLER
Sen, bu cocuklara bakarak, devletleri mi aklayacaksin. Yap; ancak kendini kandirirsin.
Yıldıztozu
05-12-2025, 13:54
Kürtler de ne istediklerini bilmiyorlar zaten. Bölünmüş durumdalar.
İran, suriye, türkiye, ırak kürtleri bir bütün halinde hareket edemiyorlar. Bir bölümü diğer bölümüne söz geçiremiyor.
Bu yüzden kürtlerle diplomatik ilerleme sağlanamıyor, çünkü anlaşma yapılabilecek bir bütün yok.
Bir parçasıyla anlaşıyorsun, diğer parçası ona uymuyor.
spartacus
05-12-2025, 17:31
Kürtler de ne istediklerini bilmiyorlar zaten. Bölünmüş durumdalar.
İran, suriye, türkiye, ırak kürtleri bir bütün halinde hareket edemiyorlar. Bir bölümü diğer bölümüne söz geçiremiyor.
Bu yüzden kürtlerle diplomatik ilerleme sağlanamıyor, çünkü anlaşma yapılabilecek bir bütün yok.
Bir parçasıyla anlaşıyorsun, diğer parçası ona uymuyor.
Yıldıztozu zaten sorun bu bakış açısında. Irak, İran(ki İran'da dar tutulmuş eyalettir ve aslında bütüncül bir hukuktan daha sağlıklı çözüm olamaz (https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BCrdistan_(%C4%B0ran_eyaleti))), Suriye ile ilişkin ancak diplomatik olabilir ve doğrusu nasıl ki Azerbaycan = Türkiye denemezse bu da öyle, hepsinin özgülü, koşulu farklı...
Kaldı ki asıl muhatabınız bu konuda ne Türkler, ne de Kürtler değil, bu tür şahsileştirici yaklaşımlar sorunları çözmez(Kürtler de böyle, şöyle, sanki Türkler farklıymış, uzaydan gelmiş, fabrikadan döküm olağanüstü, kutsal, insan üstü bir varlıkmış gibi süreğen ayrıştırıcı, ırkçı hamasetler.. Homo Sapienslersiniz özünde ve hayattaki bütün yapay ayrıştırmalar harami saltanatları, menfaatçi hokkabazlar, menfaatçilerin menfaat işi. Sosyo-kültürel yani edinime dayalı doğal FARKLAR ise, AYRILIK değil, türde sosyal motiftir denebilir). Muhatap -> HUKUK, asıl muhatap budur bunun dışında hiç bir eylem çözüm getirmez, ancak sorunun süregiderliği içinde bir taraf yok etme, diğer taraf var olma savaşı verir...
Sorunlar sorunların içinden veya bir parçası veya sorunun parçası muhataplarla, birine ayrıcalık, diğerine bilmem ne tavrıyla çözülemez(ikisini de aşan, laik, hukuki bir zemin olmalı!)... Burada kastettiğim teati muhataplığı değil, objektif olarak sorunun ne olduğu ve çözümün nasıl sağlanacağı esasıyladır, teati burada sosyal hukuk normlarında ortaklaşmaktan geçer, gerçek olan budur, bunun üzerinde yürümezse, hikaye... Yani teati de muhataplıkta yine HUKUK namına olmalıdır, hasımlar muhataplığı, itişme biçiminde değil...
Kısaca Türklük, Kürtlük demeyi bırakıp öyle bakmak gerekir ve genelde çözümler basittir ancak cehaleti kırmak, çeşitli haydut bürokrasileri kırmak, onalrın afyonuna dokunmak, işte asıl zor olan budur. Bu ülkeye en büyük zararı veren İttihatçılıktır ve bu yapı sanıldığı gibi öyle yurtsever, halkı düşünür, hatta milliyetçi de değil, esasen feodal entrika modeli üzerine kurulu olan ve mümkün mertepe her tür yöntemi kullanan haydut bürokrasisidir(hem milliyetçi hem de dinci egemen bürokrasi bu anlayıştadır, farkıdna olsun, olunmasın, bu asalak mantarı, kalıtsal miras gibi).
Özelde bununla, ötekiyle vb. hamaset, çatışmalar yerine hukuk esas alınmalıdır, toplumsal bilinç hukuk eksenli işlenmeli -ki özünde bir çok meselenin de çözümü buradadır, bir toplumda bu bilinç yoksa, o toplumların yemliği, eline ya dincilik ya ırkçılık verilir, sırtına semer vurulup eşek, koyun vb. edilir. Dünyaya gelişini dahi dini, ırkını yüceltmek, tapmak vb. emdeksleyen, insan olduğunu ve insani bütün talep, akıl mantığını unutacak denli sarhoş edilir, tarifi zor, holiganik, zombilik derecesinde bir durum......
Detay isteyen olursa İttihatçı bürokrasinin neden entrika çeteleşmesi üzerine kurulu bürokrasi olduğunu da detaylandırabilirim. Bu ülke ve halkın refahı, selahiyeti bakımından bir çok konuda mesafe almak istiyorsa, bu hakim haydut, entirkalı ve süreğen kamplaştırmalardan beslenen anlayışı kırmak zorunda... Bu sorunu çözmeme namına, bunca hukuk dışı direncin temelinde bu hakim ve hayli faşist anlayış yatmaktadır ve kırılmak zorunda... osmanlı imparatorluğunun dahi çöküşünde en büyük rol bunalra aittir(yanlış anlaşılmasın, örnek olarak veriyorum, bunlar sözde Osmanlıyı koruyanlardı, aslında ise her yere ayrılık tohumları eken, daima entrika ve provokasyonlar tertipleyen, en tepeden çeteleşme ögütü, çete iktidarıydılar ya da olmak için binbir yoldaydılar. O zamanlar aşırı Osmanlıcı takılırlar, herkese önce Osmanlıyım sonra olabilirsem, izin verirseniz insanım anlayışını, silahla, kılıçla hakim kılmaya çalışırlar, yoktan ayrılık üretir, faydalanırlardı...)
Sık sık Kanada vb. örneği veriyorum, neden? Çünkü işareti bellidir, hukuk ve hukuki normlar. Aslında çözümler bu denli basittir, bütün çözümler sorunu üreten sebeplerden daha basittir, ancak zor olan o sorunlar üzerinden kök salmış asalaklar ve ürettikleri kiri, hamaseti kırmaktır(zor olan bu, çözüm değil)...
Kısaca Türkler, Kürtler şöyle, böyle demiyoruz, karşımızda homojen bir şahıs yok, kim oldukları da önemli değil, dili, dini, cinsiyeti, mezhebi vb. bunlar ayrım oluşturmamalı, hukuk esasıyla düşünmeliyiz ->HERKES!...
Yıldıztozu
05-12-2025, 20:58
Kısaca Türkler, Kürtler şöyle, böyle demiyoruz, karşımızda homojen bir şahıs yok, kim oldukları da önemli değil, dili, dini, cinsiyeti, mezhebi vb. bunlar ayrım oluşturmamalı, hukuk esasıyla düşünmeliyiz ->HERKES!...
Ama işte devletlerle ortaya çıkan ayrımlar var. Suriye var Türkiye var. Suriyedeki kürtler var türkiyedeki kürtler var.
Pkk var pyd var.
Pkk silah bıraksa Pyd bırakmıyor.
Apo ile anlaşsan Barzani ile anlaşamıyorsun.
Geçen gün Barzani provakasyon yaptı Şırnak'a peşmergelerle gelerek.
Bu yaptığı eleştirilince de hemen ''ırkçısınız'' diyor.
Akp'nin terörsüz türkiye adı altında başlattığı barış sürecini şu an tıkayan sorun bu. Kürtlerin parçalı hareket etmesi.
Türkiye bir devlet olarak mecburen olayın suriye ayağını da düşünmek zorunda.
spartacus
06-12-2025, 01:10
Ama işte devletlerle ortaya çıkan ayrımlar var. Suriye var Türkiye var. Suriyedeki kürtler var türkiyedeki kürtler var.
Pkk var pyd var.
Pkk silah bıraksa Pyd bırakmıyor.
Apo ile anlaşsan Barzani ile anlaşamıyorsun.
Geçen gün Barzani provakasyon yaptı Şırnak'a peşmergelerle gelerek.
Bu yaptığı eleştirilince de hemen ''ırkçısınız'' diyor.
Akp'nin terörsüz türkiye adı altında başlattığı barış sürecini şu an tıkayan sorun bu. Kürtlerin parçalı hareket etmesi.
Türkiye bir devlet olarak mecburen olayın suriye ayağını da düşünmek zorunda.
AKP bakalım ne gibi düzenbazlıklar peşinde, bu ayrı. Barzani bunlardan farklı değil, burada yaptığım kıyas Türk, Kürt meselesi değil, Barzani kötü diye Kürtleri, AKP saltanatı kötü diye Türkleri değerlendiremeyiz, yani sosyo-kültürel edinimlerin belirleyen ölçütü bunlar olamaz...
Örneğin dil yasaklamanın, zulmetmenin, sonunda da olacağın, nereye varacağı belli olanın savunulacak bir yanı yok.
Barzani konusunda baştan protokol yapılmalı... Bu her yerde böyledir, yani bu sırf Barzani'nin değil, Türkiye'nin yanlışı, şartlarını koymalı, uymuyorsa kabul edilmemeli.... Kaldı ki işin kötü tarafı Türkiye'de oralara öyle gitmiş, gidiyor*, demek ki ikisi de yanlış. Bir ülke ziyaretine giden kim olursa olsun, çevre koruması ev sahibinin sorumluluğudur, bunun dışında gelen kişilerin ancak yakın koruması olabilir ve silah olarak tabanca taşıyabilirler... Ha 3-5 korumada hafif makineli olsa ne olur, belirleyici mi? Ama usülen verdiği mesaj rahatsızlık verdiği için kabul edilmez...
Bunun dışında Türkiye'nin Suriye gibi bir meselesi bu minvalde olamaz. Türkiye de hukuku icra etmek Suriye'ye bağlı değil. Aksine pozitif olur......
PYD silah bıraksa, Alevilerin(binlerce Alevi katledildi ve katleden 10 tümenin çoğu Türkiye destekli paravan ordu birlikleri), Dürzülerin durumuna düşmeyecek mi? Yani oranın sorunları orayla ilgili ve bana düşen görüş yine aynı, ya birlikte yaşamayı öğrenecekler, ya da bu şekilde olmaz... Sonra İsrail deniyor, burada utanması gereken kim? Kimse sahip çıkmayacak, kimse itiraz etmeyecekse, meydan kime kalacak? İlla insanlar mezhebi, dili yüzünden katledilmeli mi? Sebep, kim, hangi koşulda silah bırakacak(Türkiye'de zaten aslında savaş birimleri olarak falan yoklar, yalan, dolan, talan, yandaş gazetelere inanmayın. Öyle ki gittiler Suriye'de mağaraya kimyasal bomba attılar, sonra da hesapsız, kitapsız piyade yolladılar, o kadar askerin hayatına mal oldular, süreğen bir yerlere operasyon yapıyorlar ve haberlerde sanki saldırıya uğramışlar gibi gösteriyorlar. Türkiye, Suriye'de gerici, faşist paravan örgütler kurup, ortalığı karıştırdı, Türkiye'nin Suriye temsili de yine terörist denen örgütler değil mi?(işte tezat) 20 yıl bunu yaptılar ve PYD üzerinden de meşruiyet kasıyorlar, sırf bu yüzden süreğen operasyon halindeler ve muhtemel bu bir yerde ABD, İsrail'in bölge üzerinde kalıcılaşmasını sağlamak için süregiden taktik stratejinin, istikrarsızlaştırıp, mecbur bırakmanın bir parçası ve Şara'da, AKP rejimi de(karşılığında bir avuç hırsıza yeşil dolarlar sağlanacak, bazı ihale, vurgunlar bunlara verilecek) zaten ABD+İsrail taşeronu, bilinçli olarak Aleviler(daha çok Türkiye destekli tümenler kullanılıyor), Dürziler(Şara merkezli tümenler kullanılıyor), Kürtler üzerine(ki bunda da Türkiye'nin paravan örgütleri daha fazla kullanılıyor) saldırılar düzenlenip, bölgede ABD, İsrail'in söz sahibi olması yönünde girişimler sağlanıyor, yani normalleşmeye izin verilmiyor, pekiştirene kadar da verilmeyecek. AKP'nin savaş, uluslararası hukuk, hak ihlalleri, IŞİD'le ortalık vb. suçları vb. bin sayfa falan olmuştur, ama batı her zamanki gibi iki yüzlü, adi ve asıl sorun zaten bu toplumun kendisi, yoksa batı, matı hikaye...
Kısaca Türkiye'nin iç meselesi Suriye'nin meselesi değil, Suriye'nin iç meselesi de Türkiye'nin iç meselesi değil, bunları ayrı tutmak gerekir. Türkiye bugüne kadar yaptığı hukuksuzluğa son vermeli, ha verir, vermez bu halde olmasının sebeplerinden birisi de bu olur ve böylesi toplumlar hiç bir zaman insanileşemez, insani yaşam normlarına sahip olamaz, bir avuç hırsız ülkeyi elinde çevirmeye devam eder, kamplaştır, hamasetini yap, nutuğunu at, her şeyi unuttur, süreğen dümeni, gündemi böyle tut kitleleri sürüleştir, vur semeri sırtına (yani artık bu toplum bunlardan da kurtulmak zorunda)... Toplum o bilinçte olsa zaten böyle olmaz, hukuk olsa zaten bu sorun da olmaz...
*
TÜRKİYE'NİN DE BÖLGEDE ZIRHLI TANKLARI YILLARDIR VAR
Türkiye'den giden tüm devlet büyüklerinin özel harekât korumalarının uzun namlulu silahlarıyla Irak'ın kuzeyine gittiğini herkes biliyor. Duhok'ta, Amediye'de Türkiye'nin tankları ve zırhlı araçları da yıllardır orada. [AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu]
Yıldıztozu
06-12-2025, 11:14
Kısaca Türkiye'nin iç meselesi Suriye'nin meselesi değil, Suriye'nin iç meselesi de Türkiye'nin iç meselesi değil, bunları ayrı tutmak gerekir.
Türkiye devletinin bu meseleyi sadece türkiyedeki kürtler diye ele alması mantıklı olmazdı.
Kendi güvenliği için suriyedeki kürtlerin durumunu da takip etmek ve hesaba katmak zorunda.
Şimdi Türkiyedeki kürtlere haklar, imtiyazlar verilse, hatta uzun vadede kendi dillerinde bölgesel yönetim vs gibi haklar tanınsa... Bunun devamında suriyede pyd güçlenerek özerklik ilan etse, suriye merkezi yönetimi zaten zayıf görünüyor, özerkliği tek başına engelleyemeyebilir. Bunun sonucunda türkiyede kendine haklar tanınan kürt bölgesi o özerkliğe biz de katılıyoruz diyebilir ve bu türkiyenin toprak bütünlüğünü tehlikeye atar.
Dolayısıyla t.c. devletinin olaya sadece türkiyedeki kürtler olarak yaklaşması beklenemezdi.
Bunu beklemek eksik yaklaşım olur.
spartacus
06-12-2025, 16:24
Türkiye devletinin bu meseleyi sadece türkiyedeki kürtler diye ele alması mantıklı olmazdı.
Kendi güvenliği için suriyedeki kürtlerin durumunu da takip etmek ve hesaba katmak zorunda.
Hayır aynı şey değil, aynı şekilde İran, Yunanistan, Bulgaristan için de söyleyebilirsin. İç mesele ile dış mesele aynı şey değildir. Kaldı ki aynı şekilde Şara'yı da hedef alman gerekirdi, ne de olsa esası, temeli IŞİD, El Nusra ve şeriat rejimi... (mesele Türkler, Kürtler, Araplar meselesi değil, orada asıl mesele rejim meselesi)
Şimdi Türkiyedeki kürtlere haklar, imtiyazlar verilse, hatta uzun vadede kendi dillerinde bölgesel yönetim vs gibi haklar tanınsa... Bunun devamında suriyede pyd güçlenerek özerklik ilan etse, suriye merkezi yönetimi zaten zayıf görünüyor, özerkliği tek başına engelleyemeyebilir. Bunun sonucunda türkiyede kendine haklar tanınan kürt bölgesi o özerkliğe biz de katılıyoruz diyebilir ve bu türkiyenin toprak bütünlüğünü tehlikeye atar.
Suriye'de egemenliğin salt Araplar'da olması gibi ulvi bir ayrımı nereden koyuyorsun, kaldı ki imtiyaz denmez ona, ne imtiyazı, toplum içinde imtiyaz ifaden dahi hukuka uzaklıktan gelir. Kendini nasıl görüyorsan Kürt de öyle, göremeyeceksen ayrılma hakkını teslim edersin...
Farkındaysan tamamen akıl, mantık, bilim dışı gerekçe üretiyorsun, PYD orada sana rağmen, senden bağımsız güçlenir, sen Türkiye'de Kürt sorunu olmayan bir ülke de olsan bu gerçek böyledir. Türkiye bir İsviçre gibi olsaydı sence bu meselede Kürtler'in ayrıma maruz kalmasına engel olması zararına mı, yararına mı olurdu? Ne yani gidip Şara'yı mı destekleyecekti? Gerçekler başka sen başka teldesin...
Türkiye dediğin zaman ve iddia ettiğin gibi olsaydı, imtiyaz değil, YURTTAŞ, öyle bakmalısın.
Kendi kendine, olası en kötü ve akıl, mantık ile bağdaşmaz senaryo yazıp, üzerinden dilediğini söylüyorsun, tutarlı da değilsin, bu şekilde olmaz, burada senaryo, kurgu değil, anlayış üzerine yazıyorum.
Dolayısıyla t.c. devletinin olaya sadece türkiyedeki kürtler olarak yaklaşması beklenemezdi.
Bunu beklemek eksik yaklaşım olur.
Evet orada Kürtler'i desteklemeliydi, çünkü yok sayılıyorlardı, aksi yanlış olurdu ve şu an yanlışı yapan sensin... Burada mesele Kürtler vs. meselesi değil, Aleviler, Dürziler için de aynı sorun geçerli, nerede haksızlığa maruz kalan var mantıken ve doğrusu orada bu haksızlığın giderilmesi temelinde politka üretmektir.
Peki sen ne yaptın?
Bu saçma sapan senaryolarınla, İsrail, ABD için taşeronluk görevi üstlenmiş oldun(bölgede hak hukuk ve yurttaşlkık değil ayrımcı körüklemeleri canlı tuttun), Kürtler ve Alevilere topyekün soykırım müdahaleleri yaptın, kıçını yaladığın Şara'da Dürzilere aynısını yaptı, böylece paravanlık görevini layıkıyla yerine getirirken, yenilen bokun altında kalındı...
Bir ülkenin iç işlerine karışmak, gidip o ülkede şu ya da bu azınlığın tepesine bomba yağdırmak, soykırım denemeleri yapmak mıdır? Suriye'de PYD güçlenirmiş, güçlensin, orada hukuk yok şu an, sen hukukun olmaması için çalışıyorsun, ne yapacaksın takribi 5 milyon insanı yok mu edeceksin? Sebep, sana bu hakkı veren ne? Şara dediğin de özünde IŞİD'den gelme, gidip ona da aynı boku yesene o halde, madem bu senin güvenliğin için, saçma sapan senaryo, kurgu üretmeyin, akıl, mantık, objektif ve bilimsel düşünmelisin.
Ayrımclığı, bölücülüğü bırakmalısın, buradan sana eğer bundan nemalanan mafya, çete iktidarı isen fayda çıakr, toplum isen koyun gibi melersin...
Kürtler dediğin insan türünden ayrı ve senden farklı bir garabet falan değil... Bu faşsit kafaylada varacağın yer tam da kendi yazdığın kötü sernayoları yaşamak olacak, ve hali durumun da hiç umrumda değil, çünkü müstehaksınız... Geriye hüloooğ diye bağırmanız kalır... 21. Yüzyılda yurttaş demeyi başaramadın, tek isteğin bölmek, parçalamak sonra da sonuçalrından yakınmak, beklenen bir aferindir, o halde aferin...
Yıldıztozu
06-12-2025, 17:18
Mantıksız konuşan sensin malesef.
Diyorsun ki türkiye kendi içindeki kürtlere odaklansın. Pyd falan türkiyenin meselesi değil, suriyenin iç meselesi.
Ben de diyorum ki hiçbir devlet bu kafayla yaklaşmaz. Suriyedeki kürtlerin tavırları elbette türkiyeyi doğrudan ilgilendirir.
Türkiye orayı da hesaba katmak zorundadır.
Tamamen bilimsel konuştum, faşistlikle ilgisi yok. Duygusal tepki veriyorsun.
Bu arada ben de bir kürt olabilirim, söylemlerim değişmezdi. T.c. devleti açısından yaklaştım.
Tartıştığımız devlet Türkiye yerine Yeni Zelanda da olabilirdi. Tarafsız bakıp devletlerin stratejisi açısından değerlendirmek gerekir.
spartacus
06-12-2025, 17:57
Mantıksız konuşan sensin malesef.
Diyorsun ki türkiye kendi içindeki kürtlere odaklansın. Pyd falan türkiyenin meselesi değil, suriyenin iç meselesi.
Ben de diyorum ki hiçbir devlet bu kafayla yaklaşmaz. Suriyedeki kürtlerin tavırları elbette türkiyeyi doğrudan ilgilendirir.
Türkiye orayı da hesaba katmak zorundadır.
Tamamen bilimsel konuştum, faşistlikle ilgisi yok. Duygusal tepki veriyorsun.
Bu arada ben de bir kürt olabilirim, söylemlerim değişmezdi. T.c. devleti açısından yaklaştım.
Tartıştığımız devlet Türkiye yerine Yeni Zelanda da olabilirdi. Tarafsız bakıp devletlerin stratejisi açısından değerlendirmek gerekir.
Tekrar mı görüşün seyrinde açığa çıkan, akıl, mantık sorunlarını irdeleyelim? (burada sen de bana sen bu görüşlerinde yanlışsın, akıl, mantık dışı vs. de, ifadeler görüş analizi üzerine ve analziden çıkan neyse onu söylemeli...)
Türkiye kendi içindeki Kürtlere odaklansın demek ne demek? Böyle bir şey söytledim mi?
Yani ailede ayrımcılık, bölücülük yapmışsın(senin devletin var, gücü elde tutuyorsun yani senin ÖRGÜTÜN var, ayrıdıklarının nesi var? İşte onlarda mecburen ÖRGÜTLENMEK zorunda, çünkü bu ayrımı koyan sensin, haklarını koruman gereken devleti, haklarını çiğnemenin örgütü olarak kullanan sensin, hiç bir olanak tanımıyorsun, haklarını nasıl, nerede savunacaklar? Ve doğa boşluk tanımaz. İlla orantısız gücüne karşı dengelemek zorunda. Yani adına PYD de, ne dersen de, alfabenin herhangi bir harfi de olsa illa, kaçınılmaz biçimde ÖRGÜTLENECEK, mecbur. Sen silah, kılıç çekersen o da çekecek, sen saldırırsan, o da saldıracak, sen saldırdıkça, savunma yapacak, savunurken güçlenecek çıkmışsın komşuna da aynısını taşımaya çalışıyorsun. Sonra da ayırıp diyorsun ki, bu ayırdıklarımız bize güvenlik sorunu olur ve buna da çözüm diyorsun. Yani ürettiğin soruna, kendi elinle ürettiğin güvenlik sorununa çözüm demeye, üstüne de zaten kendi ürettiğin sorunu, sorunun sebebi yapmak gibi mantıksız bir tezatla savunmaya kalkıyorsun(buradaki safsata görülmüyor mu?)i, sorunun sebebi de sorunun kendisi olması, akıl ve mantık dışı, üstüne de totoloji... Kaldı ki çifte sorun üretiyorsun. Ayırman bir sorun, ayrı tutma çaban da diğer bir sorun, yani güvenlik sorunu dediğini, sorun haline getirmek için elinden geleni yapıyorsun, HASIM ilan ediyor, HASIM OLARAK KALMASINI İSTİYORSUN(ee hasım oalrak kalmasını istediğin ne yapacak?), KAN DAVASI yapıp, ardından da güvenlik sorunu diyorsun... Ben ise kendi ailende ürettiğin ayrımcılığa son vermenden söz ediyorum, komşunu tartışacaksan, aynı ifadelerim komşun için de geçerli oluyor, kısaca senin 2 yanlışın var, hem kendi ailene yaptığın ayrımcılıkla ürettiğin sorun, hem de komşuna da aynısını dayatman. "AYRIMCILIĞA SON VERMELİ, HUKUKİ çerçevede birlik sağlanmalı" diyorum, yani gerçekten bu kadar basit ifadeyi anlaman çok mu zor? Alaksız kılıflar üretiyorsun yahu, oysa ben ÖZEL bir ifade kurmuyorum... Su şu kadar atmosferik basınçta, şu bileşenlerle takribi 95-100 derece arasında kaynar diyorum, suya ne isim marka verdiğinden bağımsız konuşuyorum, sen Uludağ suyun plastiği şöyle, Munzur su kapağı böyle, safsata yapmış oluyorsun, ben kapaktan, şişeden, plastiğinden söz etmiyorum... Bu halde, bu konuya Taliban'dan farklı mı yaklaşılmış oluyor? Hayır, kaldı ki her ikisi de meşruiyetini, zaten sorunu üreten sözde, tabulaştırılmış, efsaneleştirilmiş, subjektif dokunulamaz ve farklı durum kabul edilmez kutsalını öne sürerek sağlamaya kalkıyor. Aynı tarz, aynı yöntemle, yetmiyor laikliğe, hukuka, insanlığa, bilime, insanca yaşama olanaklarına karşı da direniyor, adına dincilik de, ırkçılık de ne dersen de, aynı kapıya çıkar.)
Aksine Türkiye'de bu sorunu hukuken çözmüş olsaydın, Suriye'de Kürtlerin, Alevilerin dışlanmaması hem senin güvenliğin için önemli bir adım hem de yararına olurdu, çünkü beri yanda ülkendeki Kürtler, Aleviler'de senin yurttaşın, yurttaş olarak görmediğin neden senin çadırını yurt olarak kabul etsin? Ya da bunun mantığı nerede?. Fakat sen inkar, soykırım savunuculuğu yapıyorsun, yapmıyor musun? Nerede güvenlik hassasiyetin? tam tersine davranıyorsun, hatta Suriye'de Kürtler, Aleviler'e karşı soykırım denemeleri yapıyorsun(gidin araştırın, binlerce sivil Alevi'yi katleden tümenlere bakın, çoğu Türkiye destekli paravan örgütler, Süleyman Şah Tümeni vs. gibi, Kürtler'e karşıda aynı tutum, ne oalcak şimdi? Gel bizi vur mu diyecekler?). Kendi ülkende Kürtler, Aleviler'i de aslında aynı sepete koyuyorsun, bu yaptığın nedir izahı var mı? Bu kadar tezatın izahı yok... O halde demek ki Kürtler ve Alevilerin kurtuluşu senden kurtulmak, ayrı bir devlet kurmak, çünkü senin devletin, Taliban zihniyetin, zor aygıtın başkalarına yaşam şansı vermek istemiyor ve eline geçen her fırsatta yok etmeye yöneliyor... Sen ailede şiddet, inkar politkası uygulayansın, hukuken olması gereken seni cezalandırmak iken, bütün gücü elde tuttuğun için bu da mümkün olmuyorsa -ki daha şuracıkta, sen bile(toplumun aydın, aklı başında bireyi olmana rağmen) bile binbir kılıfla hukuk, laiklik, akıl, mantık karşıtlığı üretebiliyorsun, şiddete maruz kalanı da senden kurtulmaya mecbur bırakan yine sen oluyorsun.
Ülkenin en büyük güvenlik, insanca yaşam koşullarının sağlanmaması namına direnç sorunu aslında yine senin anlayışından kaynaklı, süreğen toplumu kamplaştırma peşindesin, amacın ne, neye hizmet? bunun için tercüman tutmaya gerek mi var?
Demek ki ne demişim? A.N.L.A.Y.I.Ş üzerine konuşuyorum, bu halde itirtazın varsa anlayış üzerinden olsun. Duygusal yaklaşmıyorum(tepki verdiğim konu değil, bana safsata yapılması, beni bir yerelere vs. ulamlama vb.), aksine ırkçı, dinci(benzeri, din elden gidiyor) temelli bir duygusallıktasın, mümkünse bilimsel, akıl, mantık çerçevesinde değerlendirelim... Duygusal değil, hissi değil, akıl, mantık, bilim, hukuk...
Sonuç Bu sorunu çözmek mi istiyorsunuz, tek yolu var => HUKUK, AKIL, MANTIK, SOSYAL BİLİM, yok böyle mi devam edeceksin, kusura bakmayacaksın, sonuçlarını da sen tayin etmiş olursun ve burada kendi ürettiğin sonuçlar üzerinden ahkam kesmen de yine mantık hatası oluyor... Ayrılacakmış, bu halde SEN ZATEN AYIRIYORSUN, ne öneriyorsun(AYIRMAYI), fırsatını bulduğunda da ayrılır çünkü başka çare bırakmıyorsun(zaten ayırmaktasın) ve sen bu kafayla VE HAK HUKUKA düşmanlıkla, sosyal bilimi, hukuku kendine reva görmedikçe bu ülkenin burnu boktan, ABD+İSRAİL, ŞARA vb. kıçı yalamaktan, mafya, çete iktidarları, medya patronlarının istismarları altında(ne kolay değil mi dincilik, ırkçılık, ezan, bayrak hurra ve bunu yapanların hepsi bilin ki AKP+MHP rejiminin elemanıdır, muhalif görüneni de; çünkü aynı tabaktan yer aynı sofraya sıçarlar!) altından kalkmayacak, paşa gönlünüz bilir, dedim ya müstehak...
Yıldıztozu
07-12-2025, 15:07
Sen silah, kılıç çekersen o da çekecek, sen saldırırsan, o da saldıracak, sen saldırdıkça, savunma yapacak, savunurken güçlenecek
Bu da ilk kim başlattı sorununu ortaya çıkarıyor. Çocukların kavgası gibi ''önce o yaptı'' demek oluyor.
O yapınca ben de yaptım ben yapınca o da yaptı... Döngü.
Halbuki her iki taraf aynı anda yapmış oluyor.
Evden ayrılma niyeti olan mı evden dışlandı, evden dışlanan mı evden ayrılmaya niyetlendi.
Muhtemelen her ikisi aynı anda ilerledi.
Hukuk hepimize adil uygulansın, bu konuda zaten hemfikiriz. Hepimiz insanız. Dost olmak varken kapışmak şu kısa hayatta herkese zarar verir.
Amerika'da zencilere hukuki açıdan eşit haklar veriliyor. Ama yine de sosyal ortamda dışlanma veya istenmeme durumlarıyla sıkça karşılaşıyorlar. Bunu tamamen engellemek mümkün görünmüyor. Belki engellemeye çalışmak da anlamsız. İsteyen istediğiyle dost olur, istediğini sever veya sevmez.
spartacus
07-12-2025, 18:01
Bu da ilk kim başlattı sorununu ortaya çıkarıyor. Çocukların kavgası gibi ''önce o yaptı'' demek oluyor.
O yapınca ben de yaptım ben yapınca o da yaptı... Döngü.
Halbuki her iki taraf aynı anda yapmış oluyor.
Hayır, böyle bir şey söylemedim, kendin kurguluyorsun :) Kimin başlattığı önemli değil, NASIL VE NE SEBEPLERLE başlayıp SÜRDÜĞÜDÜR(kaynak çözülmeden sorun çözlür mü, kavranır mı?), bunu anladıysan mesele yok. Örneğin ABD'de siyahilere karşı ırkçılığı ele alalım, usülen hiç farkı yok, ben desem ki bu sorun siyahilerin dışlanmasına dayanmaktadır(hiç bir gerekçe hem dışlayıp hem de zorla tutmayı, ya beyazım dersin ya da senin bu suratla hakkın yok demek izah edemez, bunu anlayabiliyor musun? Anlaması zor değil, demek ki sorunun sebebi buradaki ayrımcılık, dışlama, ötekileştirmedir değil mi? Bu yoksa zaten bu durumdan yani olmayan şeyden söz edemezdik. Demek ki olandan söz ediyorum ve madem hukuk tanımıyorsun, kusura bakmayacaksın, onun da bu konuda hukuka, haklara sahip oalbileceği yer, yurda sahip olma hakkıdır ve bunu da sen üretip, teslim etmiş oluyorsun. E bunu da kabul etmiyorsun, o halde kusura bakmayacaksın o da direnecek çatışacak ve fırsat bulduğunda kıçına tekmeyi basacaktır, bu da meşrudur demek zorundayım.) Yani benim derdim çocukların kavgası gibi kimin başlattığı tartışması mı? Dışlayan=dışlanır bunun edebiyatına gerek yok ha sen şunu iddia ediyorsan, Türklerin dili, kültürü, renkleri vb. yasaklandı, bunu da Kürdiye'de Kürt devleti yaptı diyorsan tamam yine çözüm aynı, ya dışlamaktan vazgeçeceksin ya da o senden kurtulacak, mecbur mu senin rezaletine, zombiliğine katlanmaya? A, B,C,D, şahsileştirmeden bakılmalı... Bir yığın ülkede neden bu sorun yok da, sadece çetelerin yönettiği, çeteleşmiş devletlerde, burnu bktan kalkmaz koyunlaştırılmış, çeteleşmiş toplumlarda var? buna neden ihtiyaç duydular, kendi menfaatleri dışında başkaca neye hizmet ediyor? Mantarlar ağaca yapışmış, diyor ki, ben mantarım ama senin için mantarım, ben olmasam...... İnsan ancak bu kadar kolay mankurtlaşırdı...
Evden ayrılma niyeti olan mı evden dışlandı, evden dışlanan mı evden ayrılmaya niyetlendi.
Muhtemelen her ikisi aynı anda ilerledi.
Bu konuda ikincisi, tarihi belgelere bakabilirsin, kaldı ki ikincisi de olsa, o halde evden ayrılmasını istemediğine, sebep sorarsın değil mi? Madem ayrılmasını istemiyorsun, e o halde ne yapmalısın? Hatta belgeye de gerek yok, sen benim ifadelerimi "çocukların kavgası ve önce o yaptı" gibi çarpıtıp, itibarsızlaştırarak ele almasaydın bu soruyu sormazdın. "Dil, ıslık, kültür, renk, akrabaların aynı yerleşkede olmasına dahi engel olmak, yasaklamak" => defol git demektir. Demek ki evin sahibi benim ya bana itaat eder, ne dersem o olursun ya da sana burada hayat yok demekle, evden dışlananın durumu söz konusu. Senin veya benim Türk olmam, akıl ve mantığın, hukukun ve insanın üstünde olduğumuz anlamına gelmemeli bu dinci nosyondan çıkmak gerekir.
Bana PKK(Kürtlerin zor örgütü, o olmasa başkası olur, çünkü DEVLETİ BASKI ARACI YAPMIŞ, devleti kullanarak haksız, hukuksuzluk icra edilmiş ise, Kürt nereye sığınacak veya hukukunu arama, temsil şansı var mı?), T.C devleti(Türklerin zor örgütü) falan deme, mecbur bırakmasınız girmiyorum ve bunları geçelim, anlayışa bakalım diyorum. Sonuçlar, sorunların gerekçesi, kaynağı olamaz ve bu kadar yüzeysel bir noktada değilim, bunu da tartışmıyorum, bunlar üzerinden tartışan ve meseleyi sırf buna endeksleyen niyetten bağımsız söylüyorum çoğu menfaatçi çeteler, onlara sürü olan, aldanan cahiller, faşistler, zombiler, sürüdür. Bu ülkede bütün hükümetler neden ezan, bayrak, vatan istismarıyla gelmekte ve çeteleşmektedir? Malzeme de lazımdır(bu mesele bu noktaya gelmeden çoktan çözülmüş olurdu ancak dediğim gibi, iktidar daima İttihaçı(hem dinci hem de ırkçıdırlar, aynı maldırlar, tabakları(malzeme, amaçları) ortak, sıçtıkları sofra da aynıdır) darbe faşizminin elinde oldu, anlayış olarak da hakim kılınan akıl, mantık, bilim dışı empozeydi(bu toplumdan bir şey olmaz deme noktasına bu toplum bu şekilde getirildi). Topluma baktığınızda ne görüyorsunuz? Korkunç cehalet, hamaset ve aynı tepedekielr gibi, sürünün çeteleşmesi, rezalet. Nerede dinci, ırkçısı var hep aynı bok, güç, menfaat devşirmek namına istismar ve bu toplum kolayına sürüleştirildiğine hala ayıkamadı. Demek ki bu topluma Erdoğan bile az...
Hukuk hepimize adil uygulansın, bu konuda zaten hemfikiriz. Hepimiz insanız. Dost olmak varken kapışmak şu kısa hayatta herkese zarar verir.
Ben de bunu bu konu özgülünde ifade ediyorum zaten, o sebeple diyorum ya, bu anlayış meselesi...
Amerika'da zencilere hukuki açıdan eşit haklar veriliyor. Ama yine de sosyal ortamda dışlanma veya istenmeme durumlarıyla sıkça karşılaşıyorlar. Bunu tamamen engellemek mümkün görünmüyor. Belki engellemeye çalışmak da anlamsız. İsteyen istediğiyle dost olur, istediğini sever veya sevmez.
Bu olabilir, münferittir veya hukuksuzluktur, cezası verilmeli, yeter ki birbirine hukuksuz davrananların hakları namına başvuracakları bir makam olsun. Bununla, devlet olarak o hukuksuzluğu, ayrımı, ötekileştirmeyi yapmak ve destekli yapmak ve haksızlığa uğrayana hakkını savunma şansı tanımamak farklı, bu halde haksızlığa uğrayan ne yapacak, nereye gidecekler? Anlayabiliyor musun?... Çünkü haksızlığa uğrayana hak ve hukukunu koruyacağı bir merci bırakılmamış, toplumsal linç, siyasete ve hamasete alet edilerek de ağır bir ötekileştirme, aşağılama da beraberinde meşruiyet kazandırılmış oluyor(buna siyasi, hukuki soykırım da denebilir), umarım aradaki bu büyük farkı ve asıl meseleyi anlıyorsundur... Sen hukuku icra etmen gereken gücü baskı aracı olarak kullanırsan, diğerinin hak ve hukukunu savunacağı merci kalmaz ve onu yaratarak kendisini savunmak zorunda kalır, peki şimdi ne yapmalı?
Yıldıztozu
07-12-2025, 20:00
Bu konuda ikincisi, tarihi belgelere bakabilirsin,
Tamam o tarihi süreçlerde her iki taraf da etken. Ne durduk yere bir taraf diğer tarafı dışlar ne de diğer taraf durduk yere örgütleşir. Karşılıklı etkileşimle ilerliyor.
Senin üslubundan söyleyelim: bunu anlayabiliyor musun?
Hayır, böyle bir şey söylemedim, kendin kurguluyorsun
İma ettin. Yine senin üslubundan: Anlatılmak istenene odaklan.
İletişim doğası gereği kurgu içerir zaten.
Sen de farkında olmadan çoğu şeyi kurguluyorsun.
Benim iddialarımın dışına çıkarak çarpıtıyorsun.
Ayrıca sık sık kişiselleştirmeye başvuruyorsun.
Egon üzerinden ilerliyorsun (belki bu da dolaylı ırkçılık sayılabilir mi).
İlk kişiselleştiren hiçbir zaman ben olmam. Yapıldığı zaman yaparım.
Örneğin türk olduğuma dair bir veri olmamasına rağmen beni kürtleri eleştiren bir türküm gibi varsayabiliyorsun.
Kurgu-çarpıtma hepsinden sende de bolca var.
Ama ben bunu iletişimin doğası gereği normal karşılarım.
spartacus
07-12-2025, 23:30
Tamam o tarihi süreçlerde her iki taraf da etken. Ne durduk yere bir taraf diğer tarafı dışlar ne de diğer taraf durduk yere örgütleşir. Karşılıklı etkileşimle ilerliyor.
Senin üslubundan söyleyelim: bunu anlayabiliyor musun?
Hayır anlamıyorum. Çocuk gibi diyordun, o moda mı geçelim? Şimdi de kim başlattı bunu mu tartışalım(hani bunu ben yapıyordum? Yaparsan da yine hayal kırılığı yaşarsın, çoğunlukla gerçek; kurgu ve hayaller gibi olmuyor). Durduk yere olmaz dediğin de; dilini, kültürünü, akrabaları bile ayıracak, ıslığı bile yasaklayacak, bütün hukuki kapıları da kapatacak denli öne çıkan sebep neymiş ve seni nasıl dışlamış, dilini, kültürünü mü yasaklamış anlatman gerekiyor, öyle değil mi? Ve çarpıtmalarını, kılıfları, alaksız çıkarımları, keyfi kurgularını ele almak, düzeltmekten sıkıldım, o yüzden anlayabiliyor musun diyorum.
4. Kez, dil, kültür, ıslığa varan değin yasaklamanın gerekçesi, kılıfı, izahı yok, bu düpedüz ötekileştirme, ayrımcılıktır ve böyle hukuk olmaz. Ve sebeplerini basitçe ifade ettim. Kaldı ki buna karşın iddia ettiğin ve denkleştirdiğin biçimde, tarihte Türkiye topraklarında Kürtler'in Kürtçü egemenlik kuurp, Türk dili ve kültürünü yasakladığına dair elde bir veri yok(var mı?), olsa o da yanlıştır, her durumda görüşüm değişmiyor... Tutarlı, objektif, akıl, mantık, bilimsel, hukuki düşünmek zorundayız. Özelde Türk, Kürt demiyorum, bu şahsileştirlebilir mesele değil, A coğrafyasında herhangi bir ülkede de olsa yanlış. Bu kurgu üretilecek bir konu değil...
Bir devlet, toplumun, yurttaşın hak ve hukukunun güvencesi olmak zorunda değil mi? O halde dilini yasaklamışsa, kültürünü yasaklamışsa, varlığını da resmi olarak inkar etmişse, buna maruz kalan toplumun hak ve hukuku nerededir? Şu an Suriye Şara hükümetinden farkı nerede? Bu konuya dair beyan ettiğim görüşüm, akıl, mantık, hukuk çerçevesinde irdelenebilir(çünkü esas aldığım bunlar), o sebeple beni, özelde senin ne düşündüğün, kişisel husumetlerin bağlamıyor, diğeri de bağlamıyor, saçma sapan kılıflar da bağlamıyor. Sen buna ego demişsin, ne dersen de, bu basit taktikler de bağlamıyor. Yoksa teisti, tabucusu, yücelerden yüce kutsalcısı, mankurtu bol dünyada, bildiğimiz türden safsatalar, muhatabı bilmem ne yapmalar, şeytanlaştırıp konuları tartışılamaz kılmalar, anlamsız kılıflarla saptırmalar vb. anlam ifade etmiyor, konunun özüne dokunmuyorlar bile.... karın ağrısı... Bu taktik kötü bir taktik, rejimin de kulandığı, insanları içeri atar ve onlara kendilerini savunamayacakları isnatlarda bulunurlar, ajan, hain, terörist, Kur'an yaktı vb., böylece hem hukuksuzlukları meşrulaşır hem toplumu dilediği gibi yönlendirir, hem de ceza, bilet kesmiş olurlar. Bu vb. taktiklere karşı elbette sert tepki vermek, dirayet göstermek, kabullenmemek zorundayız, bu da özellikle seçilmiş bir duruş değil, olağandır.
İma ettin. Yine senin üslubundan: Anlatılmak istenene odaklan.
İletişim doğası gereği kurgu içerir zaten.
Sen de farkında olmadan çoğu şeyi kurguluyorsun.
Benim iddialarımın dışına çıkarak çarpıtıyorsun.
İletişim doğası gereği kurgu içermez, bu tür konularda olabildiğince olana sadık kalarak aktarabilmek gibi durumları da içermeli ve aslında kişi iradesinden bağımsız konularda bu tercih edilmelidir... Ayrıca alıntı yapacaksın, konuya dair ürettiğimi iddia ettin kurgu ne? Kurgu mu izahın gereği mi?
Ayrıca sık sık kişiselleştirmeye başvuruyorsun.
Egon üzerinden ilerliyorsun (belki bu da dolaylı ırkçılık sayılabilir mi).
İlk kişiselleştiren hiçbir zaman ben olmam. Yapıldığı zaman yaparım.
Örneğin? Nerede?. Ad hominem mi sıradaki? Konuyu bitirdin şimdi de beni tartıştırıyorsun...
Örneğin türk olduğuma dair bir veri olmamasına rağmen beni kürtleri eleştiren bir türküm gibi varsayabiliyorsun.
Nerede bu ifadelerini kullandım, bak bu ifaden de gerçeği yansıtmıyor. Her ifadeni düzeltmek zorunda kalacaksam kime hangi egodan söz ediyorsun? Merak ediyorsan söyleyim, hukuksuz şovenizmi yüceltiyorsun veya çaba sarfediyorsun, bu farklı bir hal, durum. Her trülü şovenizm veya benzeri, zaten hasımını yaratır, hasıma olan olumsuz yaklaşımlar eleştiri değil gerekçelendirme mahiyetinde olur, amaç, esas zaten eleştirmek değil istismardır ve ben bu konuda hiç bir yerde kişilerin şu olduğu ve o sebeple de bunu eleştirdiğini iddia etmedim, ikisi farklı hal ve durumlar ve verili dönemlerde çeşitli toplumları zaten eleştirebilirebiliriz. İnsanların ne olduğu ve olacağını biz belirlemiyorsak, o halde geriye 2 seçenek kalıyor, ya birlikte, ya da ayrı varlık göstermeleri, 3. seçenek, zorla boyunduruğun erimde sağlıklı bir sonucu, çıkarı yok ve sorun olmaya ve topluma süreğen kaybettirmeye de devam eder..
Buyurun, alıntılıyorum, illa Türk'sün demedim zaten o yüzden de (veya benim) dedim, cümlenin amacı da iddia ettiğin gibi Türk olduğun için Kürt eleştirisi yaptığın iddiası taşımıyor, şovenizm namına konumlanmak için de olman da gerekmiyor. Aslında anlamıyor değilsin, anlıyorsun da derdin başka, izah etmekte -akıl, mantık, bilim, hukuk öne sürüldü mü- zorlanıyorsun...
"Senin veya benim Türk olmam, akıl ve mantığın, hukukun ve insanın üstünde olduğumuz anlamına gelmemeli bu dinci nosyondan çıkmak gerekir. "
Yıldıztozu
08-12-2025, 19:55
Bak sana hatanı söyleyeyim. Sen tartışmalarda sık sık ''anlamıyorsun, çarpıtıyorsun'' diyerek konuyla ilgili veri ve analiz ortaya koymanın dışına çıkıyorsun.
Senin de binlerce anlamadığın, çarpıttığın noktalar oluyor. Bunları vurgulamanın tartışma açısından bir anlamı yok.
Veri ve analizini ortaya koy, çekil.
Devamında herkes ne anlıyorsa onu anlar.
En yakın çarpıtmalarından örnek vereyim hemen.
Ben milliyetçilik hakkında danimarka afganistan örneklemesi yaptıktan sonra senin cevabın ''kürtler afganlar gibi göçmen değil, yerli'' olmuştu. Bu çarpıtmadır. Çünkü ben orada milliyetçiliğin doğasından bahsediyorum sense afganları kürtlere benzetmişim gibi bir algı yaratıyorsun.
Yine şu başlıkta çarpıtmanın alasını yapmışsın. https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=662978#post662978
Aynen senin cümlen ''Peki Türkiye ne yapıyor, Alevi soykırımları, Kürt soykırımı örgütlemeye çalışıyor''
Devletlerin kendi güvenliklerini sağlamaya yönelik askeri güç oluşturmasının soykırımla ilgisi yoktur. Bunu senin gibi yorumlamak ancak çarpıtmaya girer, ve hatta olaya tarafsız yaklaşamadığını gösterir.
sebep neymiş ve seni nasıl dışlamış, dilini, kültürünü mü yasaklamış anlatman gerekiyor, öyle değil mi?
Kürtlerin sosyal-kişilik özellikleri bunda bir etken olabilir.
Bu ırkıyla, rengiyle, kültürüyle ilgili değil. Direkt davranışsal özellikleriyle ilgili.
Bu konuda genelleme yapılamaz fakat ortalama alınarak yargıya varılabilir.
Kürtlerin sosyal-kişilik özellikleri bunda bir etken olabilir.
Bu ırkıyla, rengiyle, kültürüyle ilgili değil. Direkt davranışsal özellikleriyle ilgili.
Bu konuda genelleme yapılamaz fakat ortalama alınarak yargıya varılabilir.
Kürtlerin Türklerden farklı nasıl bir sosyal-kişilik özelliği var?
Kültürü ile ilgili değil ise bu sosyal-kişilik özelliğini belirleyen ne?
Türkler ve Kürtler arasında tek fark dil farkı aslında başka fark yok. Hatta Suriyeli Araplar ve Türkler arasındaki tek fark da dil farkı.
Türkiye 780 bin küsür kilometre kare Trakya (balkanlar), Anadolu, Mezopotamya, Kafkasya ve Levent bölgeleri üzerinde kurulu bir ülke.Hakkari ve Ankara' nın bir takım kültürel farklılığı var ise Ankara ve Muğla'nın da bir takım kültürel farklılığı var.
spartacus
08-12-2025, 23:13
Bak sana hatanı söyleyeyim. Sen tartışmalarda sık sık ''anlamıyorsun, çarpıtıyorsun'' diyerek konuyla ilgili veri ve analiz ortaya koymanın dışına çıkıyorsun.
Senin de binlerce anlamadığın, çarpıttığın noktalar oluyor. Bunları vurgulamanın tartışma açısından bir anlamı yok.
Çarpıtıyorsun demek = çarpıtıyorsun demektir. Şikayet edeceksen, o halde ÇARPITMA. Bugün rejim de, rejimin trolleri de seninle aynı yöntemleri kullanıyor, senin o yöntemlerinle, insanlar hapse gidiyor, kaldı ki şuracıkta bir konuyu ele alırken çektiğimiz eziyeti izah edebilelim. "Anlıyor musun" ifadem, bütün forumları gezsen bu kelimeyi kullanmam 3 ya da 5'i geçmez(bil ki, nezaketten dolayıdır, yoksa muhatap çoktan fazlasını hak etmiştir) ve bunu söylemeden önce defalarca örneklemiş, alıntılamış(dellilendirmiş), ifadelerimin çarpıtıldığını söylemişimdir. Örneğin Fatih Altaylı ve öyle çok sayıda kişi içeriye alındı, cümlemden bir bölümü alıp çarpıttılar demesin mi? Bu tarz tutumları, içinde olduğun tabuların dışından değerlendirme olanağın olduğunu ise zaten düşünmüyorum...
Veri ve analizini ortaya koy, çekil.
Devamında herkes ne anlıyorsa onu anlar.
Evet analizimi ortaya koyuyorum ve analiz = ifadelerimi süreğen çarpıtıyor olman. Bir cümlenin içinden 3,5 kelimeyi seçip, dilediğin tarafa çekmek veya alakasız biçimde ilişkilendirmek. 2+2= gibi bir ifadeye, ya ben elmanın hangi mevsimde yetiştiğini ifade etmişim ya da senin cevabın öyle olması gibi(bu cevapta aşağıda yine 1 tane yalan denebilecek ifaden ve 2 de çarpıtman mevcut, bir mesajda 3 bazen 4 çarpıtma oluyor ve 3,5 kelime çarpıtmayı dahi düzeltmesi hem zor hem de aşırı sıkıntı veriyor, kaldı ki, bazen 3 kelimelik çarpıtmanın bile savunması 10 sayfa olabiliyor)...
En yakın çarpıtmalarından örnek vereyim hemen.
Ben milliyetçilik hakkında danimarka afganistan örneklemesi yaptıktan sonra senin cevabın ''kürtler afganlar gibi göçmen değil, yerli'' olmuştu. Bu çarpıtmadır. Çünkü ben orada milliyetçiliğin doğasından bahsediyorum sense afganları kürtlere benzetmişim gibi bir algı yaratıyorsun.
DÜZELTME No:12..........+n
Bir ülkede SIĞINMACIYI(Yurttaş olmayanı!) ÖNE SÜRÜP, ONA KARŞI UYGULANACAK OLAN hukuk dışılığın meşruiyetini öne sürdün(milliyetçiliğin doğasını mı anlatıyor aşağıdaki ifadelerin, yani gerçekten de ifadelerin, yukarıda iddia ettiğin gibi mi? Anlatsan ne olacak yine aynı kapıya çıkan şeyler -gerekçe bulma çabası- söylemek zorundasın, bu halinle buna mecbursun). Türkiye'de Kürtler'in pozisyonunun bu olmadığı, Türkiye'ki Kürt(yurttaş hukuku) ile Danimarka'daki sığınmacı Afgan'ı(sığınma hukuku) bir tuttuğun, toplumun parçası ve dahi vatandaş oldukları ve konunun kendisi ve senin yazının üstünde HAK VE EŞİTLİK, HUKUK MESELESİNE GİRMİŞ OLDUĞUM ifadelerimle de ilintilediğimizde, geriye ne kalıyor? Benim kastettiğim de yurttaş hukuku. ifademin neresi çarpıtma? Konu neydi, Danimarka veya Türkiye'de sığınmacı sorunu mu? Aşağıda da "ayrımcılık" üzerine bir link ekleyeceğim, objektif, makul ve delillendirilebilir istisnalar ise, özel durumlar içindir. Örneğin sığınmacı hukukunda da ayrımcılık olmaz, hukuksa olmaz, hukukun dışında, illegal ise olur, ama bu sığınmacıyla, yurttaş arasında kıyaslanamaz, çünkü ikisinin de tabi olduğu koşullar, tabiyet-uyruk(!), hukuki normlar farklıdır, ancak ESASI DEĞİŞMEZ. Örneğin; herhangi bir sığınmacı Yıldıztozu'nun X'i üstün millet saydığı için, X diğerlerinden üstündür, diğerleri kendi dilinde konuşamaz falan denmez.
Hukuk uygulamak illa eşit haklar sunmak anlamına gelmeyebilir.
Bir afgana ''sen burada memur olamazsın, işçi olarak %20 daha az maaş alırsın'' demeyi haksızlık olarak tanımlamam. Bu durumu ''medeniyeti korumanın'' parçası olarak tanımlarım.
Danimarka gidip Afganistan'a müdahale edip orayı engelliyor olsaydı haksızlık hukuksuzluk olurdu. Fakat burada zorla bir şey yok, kendi evine gönüllü gelmiş birine farklı şartlar sunma var. Bu hukuksuzluk değil.
Bak gördün mü, halbuki ne demişsin! Belli ki, YURTTAŞ, yurttaş HUKUKU, HERKES ve o ırkçılıkla savunduğun "ayrımcılığın" da, yasaklanması vb. kavramından dahi haberin yok(istisnalar ise genellenemez), ama sen üstün medenisin, bu ülkede kimse sana erişemez ve bu üstünlüğünden dolayı da hukuki ayrımcılık yapmak sana haktır... Türkiye'de uygulanmayan hukukta bile Anayasa'da "dil, din, renk vb." ayrım yapılamayacağına dair madde vardır, ama kağıt üstündedir ve yasalar kendi ve uygulamayla çelişir o başka. Zira devlet modeli, rejimleri yarı dinci, yarı ırkçı hukuk tanımaz, çeteleşmiş bir modeldir(O dediğin evet, Türkiye de olabilir, zaten olan da budur, egemen olan ya dinciler, ya ırkçılar ->nemalananlar, mafya, çete iktidarları)... Madem Danimarka dediniz, buyrun; neresi burası, AB değilde, Ringo'nun ahırı, tahtında da Hz. Hitler mi oturuyor? Makul ve objektf gerekçen de kendinin ÜSTÜN BİR MİLLET diğer vatandaşların aşağı olduğu iddiası, bu iddia da kafatası ölçülerek falan mı ispatlandırılacak ve böyle yapılınca objektif, makul gerekçe mi olacak? (https://ks.echr.coe.int/documents/d/echr-ks/guide_art_14_art_1_protocol_12_tur)
Biyolojiye göre ayırmak ırkçılık olurdu. Milliyetçilik ise medeniyet ve kültürle ilgili. Bu anlamda üstün olma durumu mevcut.
Kısaca = IRKÇILIK... Daha ırkçılık(etnik vb. ayrımlar da dahil -değişen ırkçılığın gerekçesi olması durumu), medeniyet nedir bilmemek.. (https://tr.wikipedia.org/wiki/Irk%C3%A7%C4%B1l%C4%B1k) Şeriatçının üstünlük kompleksi gibi, Allah mı verdi bu üstünlüğü, Yahudi'ye verdiği gibi? Ne mutlak şeymiş böyle, ne kadar üstün bir medeniyetmişsin ki, daha medeni olmayı başaramamışsın, hukuksuzluk savunusunda da mangalda kül bırakmıyorsun. Siyahiler, beyazın yanında aşağı(çünkü rengi), Kürtler'de sen her ne isen artık, senin yanında aşağıdır(çünkü ÜSTÜNSÜN, işte IRÇILIK). Medeniyetin de X milleti olup olmamakla zerre ilgisi yok (yine bu sebeple de ÜSTÜN yaklaşımı IRKÇIDIR, kalıtsal ve sırf X'e has bir şeymiş gibi), saçma kılıflar...
Yine şu başlıkta çarpıtmanın alasını yapmışsın. https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=662978#post662978
Aynen senin cümlen ''Peki Türkiye ne yapıyor, Alevi soykırımları, Kürt soykırımı örgütlemeye çalışıyor''
Devletlerin kendi güvenliklerini sağlamaya yönelik askeri güç oluşturmasının soykırımla ilgisi yoktur. Bunu senin gibi yorumlamak ancak çarpıtmaya girer, ve hatta olaya tarafsız yaklaşamadığını gösterir.
İFADELERİMDE ZERRE ÇARPITMA YOK, GİT ORADA İLGİLİ PARAGRAFI OLDUĞU GİBİ ve cümle bütünlüğünü çarpıtmadan yanıtla(başarabilirsen tabi). İlgili bölümde ele aldığım da haber/olay değil, arka plandaki politika ve uygulamalara dair değerlendirme ve evet, akıl, mantık, bilim, HAK, HUKUKUN gözetilmesinden yana TARAFIM ve ekonomi-politik, sosyo-politik bakıyorum. Sen dinin uğruna AYET sallama, haksızlık, hukuksuzluk, akıl, mantık, bilim karşısında safsata taktikler, bağnaz safsatalarla karşı olmaya devam et, seni bağlar.
Senin mantığınla bakarsak AKP+MHP rejimi eleştirlemez çünkü "devlet güvenliği" gibi ne idüğü belirsiz muğlak kılıf, gerekçe öne sürüp(ki neler yapılmıyor ki bu bir kaç kelime üzerinden, en sıradan insanı vatan haini yapabiliyorlar, türlü haksızlığı bir kaç kelime istismarıyla yapabiliyorlar vb.), çarpıttığımı iddia edebilirsin, bu tarz taktikleri kullanmazsan zaten süreğen düzeltmek ve alakasız safsata, çarpıtma demek zorunda kalmam, analiz etmeden yorumlama şansım yok.
Kürtlerin sosyal-kişilik özellikleri bunda bir etken olabilir.
Bu ırkıyla, rengiyle, kültürüyle ilgili değil. Direkt davranışsal özellikleriyle ilgili.
Bu konuda genelleme yapılamaz fakat ortalama alınarak yargıya varılabilir.
Ne diyeceğimi bilmiyorum, evet halay çekiyorlar, senden farklı bir dilleri var, ıslık da çalıyorlar, renkleri kırmızı beyaz değil(bu da kabul edilemez tabi), türkü, şarkı da söylüyorlar(bu da kabul edilemez tabi) vs. Diyeceksin ki, ben bunlarla ilgili olmadığını söyledim, evet haklısın, sosyal dediğinde hele kültür dahil olmuyor[aksine oluyor] zaten, ama bahse konu olan ise dil ve kültürlerinin, yerine göre akraba görüşmelerinin dahi yasaklanması, bunun da devlet eliyle(yani hak ve hukukunu koruması gereken üzerinden) yapılması, bunca yaşanmışlığa rağmen aynı yasakçı zihniyette diretiyor olmanız.... Demek insanların davranışlarını suçlu dilleri mi belirliyormuş? (hayır, kısaca bu yaklaşımlar ırkçılık, yani saçmalık). Ötekilleştirmeci ayrımdan, bu sorundan anlamamız gereken neydi acaba?. Sanki bahse konu edilen psikolojik sorunlu bir kişi, bir garip Ahmet... Üstelik sözde de X olarak medenisin ve bu senin üstün X'ine, bir bütün halinde Y'yi, X olmadığı için dışlama hakkı veriyor(ne medeniyet ama!, yıl olmuş 2025, 150 yıl evvelki feodal dünyanın artığı durumunu dincilik ve ırkçılık belasıyla aşamamış)! Medeni davranmamak namına bin dereden bin su getirmektesin(üstün Emevi medeniyeti mi bu? Ulaşacağın son noktaya vardın demek ki, daha fazla medeni olma şansın yok...).
Hatta daha iyi anlaşılması namına, öne sürdüğün EBİLİR(OLAN OLMUŞ, ırkçılık hakim gelmiş, EBİLİRİ FALAN da kalmamış) ifadenin çevirisi, METAFORUNU yapıyorum; Afganistan'da neden şeriat hakim? Çünkü diyor Yıldıztozu, oradaki laiklerin, demokratların, hukuktan yana olanların veya ılımlı veya bu denli şiddetli olmayan dindarların, sosyal karakterleriyle, davranışlarıyla ilgili olabilir. Yoksa Taliban pürü pak, üstün bir medeniyet, o sebeple de bu aşağı medeniyetlere hukuki ayrım yapması normaldir vs. farkı ne?