Orijinalini görmek için tıklayınız : PKK bir ABD projesidir
bilgivehis
08-12-2025, 20:37
Başlıktaki sözü İtalya'nın bir komutanı söylemiş.
Bu komutanla bir Türk komutanı arasında şöyle bir diyalaog geçmiş.
Sorunun nasıl çözüleceğini ise 1989 yılında, İtalya Carabinieri (Jandarma) Genel Komutanı Roberto Jucci, o zaman Roma'da yarbay rütbesiyle askerî ataşe olan emekli tümgeneral Osman Özbek'e, söyledi. Görüşmenin ilgili bölümü şöyleydi:
"Roberto Jucci: Ağrı'ya mı atandınız? Çok dikkat etmelisiniz. O bölgede PKK çok etkindir.
Osman Özbek: PKK'nın nerede ne kadar etkin olduğunu bilecek kadar Türkiye ile ilgilisiniz demek…
Roberto Jucci: Bilgim şuradan geliyor: Bizde her Salı günü İtalya Millî Güvenlik Kurulu toplanır, ben de görevimden dolayı bu toplantılara katılırım. Toplantılarda Türkiye konusu da beş dakika konuşulur. Bu beş dakikanın üç-dört dakikasında uzmanlar PKK eylemleri hakkında bilgi verir.
Osman Özbek: Peki sayın komutan, Türkiye bu mücadeleye 1984'te başladı. Beş yıl oldu, henüz terörü sona erdiremedik. Sizin böyle bir sorununuz olsa ne yapardınız?
Roberto Jucci: Osman Bey, bizdeki verilere göre PKK bir ABD projesidir. Türkiye, İtalya gibi bir NATO üyesi olduğuna göre bu sorunu ABD ile görüşerek çözebilir. Örgütün arkasında ABD olduğu ve bunu yok saydığınız sürece terörü bitiremezsiniz…
PKK, AKP iktidarının Suriye politikası sayesinde Suriye'nin kuzeyinde ABD desteğiyle 100 bin kişilik ordu haline geldi!
Türkiye, ABD'yi bu işin peşini bırakmaya mecbur etmedikçe, sorunun çözümü mümkün değildir."
PKK-AKP-MHP bunların zaten ABD projesi oldugu malum, bu diyalog ise olaya bir başka netlik kazandırıyor.
Ayıca birde böyle bir video var.
https://www.youtube.com/watch?v=nRfnA1vnLt8&t=39s
https://youtu.be/nRfnA1vnLt8
Bilgi,
Surekli her kotulugun basi ABD odakli yaklasiyorsun, ama dikkat etmedigin sey, meseleyi asiri dar bir cerceveden okuman.
ABD de, diger tum devletler gibi, insanlarin olusturdugu buyuk bir organizmadir. Devletlerin iyi veya kotu olmasi, aslinda bireylerin dogasindan gelir. Insan dedigimiz varlikta da hem iyi hem kotu potansiyel var. Iste bu nedenledir ki tarih boyunca haksizlik, somuru, siddet, hukuksuzluk ve gucu elinde tutanin zayifi ezmesi hep var olmustur. Bu belirli bir ulkenin veya belirli bir cagin uretimi degil. Bes bin yil once de boyleydi, bugun de boyle, yarin da boyle olacak. ABD yokken de insanlar birbirini olduruyordu; ABD ortadan kalksa da bu gercek degismeyecek. Bu nedenle her ne kadar siddeti ve hukuksuzlugu organize eden devletler olsa da, insan dogasini merkeze alarak dusunmek, cok daha saglikli ve gercekci bir yaklasim olur. Cunku devlet ancak onu olusturan toplumun yansimasidir.
Ayni durum PKK meselesinde de gecerli. PKK denen olgu, dis gucler tarafindan paketlenmis sihirli bir proje degil; uzun yillara yayilan toplumsal, kulturel, ekonomik ve kimlik catismalarinin bir sonucudur. Anadolu topraklarinda yuze yuze gelen Turk ve Kurt toplumlari, tarih boyunca guc dengesizlikleri, kimlik catismalari yasamislar, hak talepleri bin yillara dayaniyor. Daha guclu olanin daha zayif olani baskilamasi, zayif olanin ise bu baskidan dogan kimlik bilinciyle direnis gostermesi, tum dunya tarihlerinde oldugu gibi burada da milliyetciligi tetiklemis, bugun gordugumuz silahli catismalara kadar varmis. Bu dinamik ABD ortaya cikmadan cok once de vardi. Bu nedenle artik tum sorumlulugu dis guclere atmak yerine, daha buyuk duzeyde dusunmek ve insan dogasinin, guc mucadelesinin ve kimlik siyasetinin bu sureci nasil sekillendirdigini anlamak gerekiyor. Bu bakis acisi gercegi daha net gormeyi saglar.
Bilgi,
PKK degil de, baska bir acidan sunu soylemem gerekiyor:
Turkiye'deki bu asiri milliyetcilik ve dincilik, suan Amerika'nin en istemedigi sey. Amerika dedigim insanlar; hergun yuz yuzu gorustugum, konustugum insanlar. Hem birey, hem devlet duzeyinde insanlar rahatsiz. Turkiye'deki milliyetciligi ve dinciligi koruklemek onlarin umrunda degil. Turk toplumunu suanda yobaz, mafya ve hirsizlar yonetiyor; daha kolay yonetilebilmeleri icin de insanlara milliyetcilik ve dincilik gazi veriliyor. Turk toplumunun cok buyuk bir cogunlugu da dusuk zekali, hirisiz, ahlaksiz, yobaz, tembel, ikiyuzlu oldugu icin de ortaya cikan durum otomatik bu.
Toplumun kendisi pislik oldugu icin, pislik insanlari 20 yildir, 30 yildir, 60 yildir bas taci ediyorlar. Yani mal bu, ortaya cikan sey bu. Yillardir, bu cirkin, ahlaksiz insanlara kulluk ediyorlar. Toplumun kendisi pislik. Bu pislik toplumdan, bu pislik siyasetciler cikiyor. On kere soyledim, daha nasil anlatabilirim.
spartacus
08-12-2025, 23:48
Bilgivehis
Yaptığının özeti;
Bu yönüyle olmasa bile güncel poltika seyri açısından, BOP'a çalışıyorsun... Aslında Türkçülük, ırkçılık yapmak, emperyalizme ve kapitalizmin işbirlikçi ağalarına şovenizm üzerinden hizmet etmek gibi bir duruma da dönüşüyor (Toprak değil(zaten halkın da değil, çiftlik sahiplerinin), aslolan toplumsal bütünlüktür, ya sağlanır, ya da parçalanır, başka türlü yürümez, yürüse de işte böyle Ortadoğu, Somali toplumu, anlayışı, cehaleti, mankurtluğu dahilinde rezilce bir yere kadar sürünür. Ayrıca solun milliyetçisi hele bizdeki ırkçı türü(bizdeki ırkçılık) olmaz, olmuşsa o sol değil, sağ veya aşırı sağdır... Anti-emperyalizmin milliyetçiliği olmaz, olmuşsa o emperyalizme hizmet içindir, aksine anti-emperyalizm milliyetçiliğin böylece toplumsal kamplaştırmaların da önünü almayı, işçi, emekçi, memur kim olursa, bu tür yapay araçlarla bölünmelerinin ve birbirine karşı kullanılmasının da önünü alarak bilinçlenmeye, birliğe, esas olanın sermaye ve emek, ayrıcalıklılar hukuku ile sosyal hukuk, sosyal devlet vb. arasındaki mücadele olduğunun görülmesinin sağlanmasını da kapsar. Gerçek demokrat, sol vb. ırk, din, mezhep devletlerini değil sosyal devleti esas alır, bu bir çok yönden değerlendirilmelidir.
İzah etmem gerekirse bin kere açıklamışımdır...
Türkiye= ABD projesidir.
Darbeler = ABD Projesidir.
AKP = ABD Porjesidir(düşünün 20 yıldır iktidarda!!!).
MHP = ABD Projesidir(düşünün ırkçı ve iktidar ortağı).
Vatan Partisi = ABD Projesidir.
FETÖ; Tarikatlar = İngiliz, ABD projesidir.
Türkiye'de ırkçılık= İttihatçı faşizm, İngiliz, ABD projesidir.
Türkiye'de dincilik= İngiliz, ABD projesidir.
PKK = ABD Projesidir.
Çok uluslu toplumlara Irkçı, dinci rejimlerin dayatımı = ABD projesidir.
Toplumsal kamplaştırmacı anlayışlar = ABD projesidir.
Bugün yağmur yağdıysa = ABD projesidir, yağmadıysa da ABD projesidir, her durumda ABD projesidir...
BOP'un en ileri taşeronları, dinciler, ırkçılar, milliyetçilerdir... Hepsi de ABD projesidir....
Şimdi ABD projesi olan hırsızlar çadırı T.C devletinin, resmi rejimi, "Terörsüz Türkiye" diye bir şey çıkarttı, ırkçılar, asıl konuyu(toplumsal kamplaştırmanın giderilmesi) tartıştırmamak namına süreğen sabote etme derdinde, yoksa BOP'a nasıl hizmet edecekler, ABD porjesine uygun olacaklar değil mi?, bardaktan boşanırcasına sabote, manipüle, kara propaganda yükleniyor ve sonunda savaş çığırtkanlıkalrı yapacaklar ve olan olacak. Kürtler'e yaşam hakkı tanımayan bu faşist mankurt zihniyetinden dolayı ve gerekçe olarak da ve HAKLI OLARAK DA Kürtler ayrılığı sececek(önünd eya da sonunda), savaş, topyekün soykırım heveslilileri, başka ülkelere girmeyi kendine hak gören de ve bu meseleyi de bu şekilde faşist, şeriatçı kafayla sürdürdüğü sürece kendisine de girilmesi için sağladığı meşruiyet, masa başında kişisel mefaatler için nara atmaya, kafasına tencere geçirip, ele kılıç almaya benzemez. Ya aileyi bütünleştirmenin yolu bulunur ya da bu kafayla bu aile yürümez ve suçluyu dışarıda, buzağıyı öküz altında aramanın zırvalığının da anlamı yok, dünya sadece Türkiye'den ibaret olsaydı, bu ırkçı, dinci kafayla yine sorun aynı sorun olurdu...
Beri yanda BOP'un ırkçı kanadı olamakla zaten daha baştan BOP'a hizmet edenler hamasi nutuklarla aynı tezgahı çevirmekte... Buradan bu provokatörler payına ne çıkar? Hayli sükse yaparlar, prim toplarlar, kahraman ilan edilirler, mafyaları artar, SÖMÜRÜLER, İLİK BİLE BIRAKMALZAR, hep yaptıkları gibi, SÜRÜ HAZIRDIR vs. ama bölge ve ülke namına boku çıkar, müstehak...
Çünkü ele alınması gereken anlayıştır, bu kafayla bu topluma ancak ABD'nin sadık köpekliği birde çiftliği olarak toprağın bekçi köpekliği aşılanabilir. Çünkü her şey ABD projesi, ABD projesi olamayan bir canımız var, ama henüz bir beynimiz yok ne yazık ki...
Peki Türkiye'de hukuk olsaydı biz bugün bunu tartışyıor olur muyduk? ABD, BOP toplumsal kamlaştırma olmasa, kamplaşma olmasa birbirlerine karşı kullanma şansı edinebilir miydi? Kısaca sadece 2 paragafv olan bu basit gerçeği kabullenemenin altında yatan ya pespaye dinciliğimiz ya da pespaye ırkçılığımzıdır(ki bunun rezaletini temizlemek, kırmak, aşmak dincilikten zor, öyle bir mikrop ki, her kılıfa, kılığa giriyor), haliyle sonuç; müstehak, beter olsun .... .
Abd yokken Osmanli vardi; padisahindan halkina ayni pislikti. Bir tek adi degisikti. 1071'den beridir devam ediyor. ABD ile alakasi yok. Abd kullanir; asil pisligi yapan bizimkiler. 20 yildir kim oy veriyor? Halkin kendisi pislik. Gulenci diye soykirim yapiliyor; kim sesini cikariyor? Halkina darbe yapiyor. Halkini katlediyor; halk alkisliyor. 3 kitayi 600 yil kesip kana bulamislar. 600 yil. Binlerce aleviyi ayni anda canavarca kesen padisahlarimiz var. ne ABD'si…
Muslumanlarin seytani; solcularin abd'si. Emevilerden tut, simdiye kadar hep ayni pislik.
Bugun bir taksiye bin; hele ki yurtdisi kapisindan cik havalimaninda, donuna kadar soyup dolandirirlar adami. Camiye gider namaz kilarlar, kapidan cikinca cocugu, torunu yasindaki cocuga niyet koyarlar, kahvede oturup, komsu karisini nasi beceririm diye plan kurarlar, kendisini dodnuna kadar soyan adama hayranlik duyup padisahi ilan ederler, ozgurluk, hak hukuk dusmanidirlar. Emeginin karsiligini isteyen adama zorlalik yapip, perisan ederler. Allah deyip kafa keserler, tuzak kurarlar. Giderler inege, kopege, su bidonuna tecavuz ederler. Kimi nasil s.kerim diye yaklasirlar. Kitap okuyan adamdan korkarlar.
Boyle bir pisligiz iste. Yok efendim abd, yok efendim nato..Pisligiz biz pislik. En azindan 700 yildir hic durmaksizin pislik yapiyoruz. Dinlerin anlattigi seytan var ya. Varsa seytan, o seytan bu iste. Saygisiz, ikiyuzlu, sevgiden yoksun, kaba, iyi olan ne varsa dusmaniz. Efendilerimize kulluk etmeyi marifet sayiyor, allah demeyi hakikat sayiyoruz.
Apo teroristtir diyorlar, alkisliyoruz; sayin Apo diyorlar yine alkisliyoruz. Boyle ikiyuzluyuz.
Asgari ucret arttirilsin diyen adami sokak ortasinda darp edip hapse atiyoruz. Boyle barbariz iste. Barbarlik 1000 yildir iliklerimize islemis. Sucu dis guclere atip, rahatliyoruz. Dis gucleri suya diye gorutup, tecavuz eder, geri getirip namaz kilariz biz.
1071'den beridir zulmediyoruz insana, hayvana, bitkiye, dogaya.
spartacus
09-12-2025, 01:23
Diğer yandan da, insanın doğası demek meşrulaştırmak da oluyor. Oysa görüyoruz ki, insanın doğası herhangi bir olumsuza saltıklaştırılamaz. İnsanlık tarihi boyunca, son 150 yıldır bilhassa, insanın doğasından ziyade sistemin doğası sorgulanmalı(bu sınıflar çıkmadan önce toplumlar böyle değildi, hatta hala daha kapitalizmle kirlenmemiş toplumlar incelendiğinde, bu insanların hırsızılık, paylaşmamak, diğrenin sırtından kazanmak, elde olana çökmek, tecavüz vb. kavramını bilmedikleri görülür, münferit, psikolojik, biyolojik rahatsızlıkalr ise genellenemez, bunlar olur ama geneli belirlemezler).
ABD halkı elbette herhangi başka bir halkın çok da özelde neyci olduğu ile ilgilenmez, ABD halkı aslında ABD ile bile ilgilenmez(onlara bu konuda verilen etkin empozlardan bayrak fetişizmi, meta fetişizmi, büyüklük kompleksi), onlar dünyayı yiyen bir sermyanein kölesidirler ve o sebeple biraz daha ayrıcalıklı, hayli boş şeylerle empoze edilmiş köledirler...
İnsanın doğası toprak gibidir, ne ekilirse o biçilir. İnsanın doğası toprak gibidir, hangi iklimdeyse, öyle serpilir... Çölde çilek olmaması gibi... Bu sistremde toplumları biçimlendiren ayrıcalıklı sermaye, hırsız sermaye, mafya-çete sermayesi ve çıkarları, özünde hepsi çetedir, ancak yansıma da ve meşruiyet de farklı biçimler(rejimler) alabilirler, kısaca kralı, saltanatı görmeden, devirmeden, sermaye oligarşisini devirmeden veya olabildiğince kısıtlamadan, en azından bunun kadarını sağlayacak toplumsal bilince erişilmeden bir dirhem dahi ilerleme olmuyor...
Örneğin feodalizmde de sistem nazarında amaç katletmek değil, feodal toplumlar ganimet ekonomileridir, toprak hem ganimettir, hem de sömürünün ana unsurudur, çünkü zenginlik tarıma dayalıdır. Hal böyle olunca ancak bir feodal egemenlik(toplamda servet egemenliği, yani derebeyi, ağalar egemenliği) hem varlığını hem de servet çoğaltımını, ancak diğerlerinin toprağını almak veya onlara karşı kendi toprağı, servetini korumak üzerine rekabet halindedir. Bir bölgeyi ele geçirmenin ve ileride tekrar kafa çıkartamamasının veya kabullenmesinin yolu da yağma, talan, ganimet ve yer yer katliamlardan geçer. Oysa çoğunluğu üretici, maraba olan köylünün, bu eylemlerde cehaletten kaynaklı rolü, silah zoruyla asker ve lojistik sağlamaktan, sömürülmekten öte değildir. Feodal devlet onlara biz sizi sömürüyoruz, biz hükmediyoruz, sizde kölemizsiniz demeyeceğine göre, o halde ne yapacak? DİN VERECEK, SOYDAN GELME vb. gibi kimlikler verecek alın bunun için varsınız, bunun için varız diyecek, dedirtecek(yersen ve evet topluca yenir, kraldan çok kralcı kesilir çünkü krallar, ağalar gerçeği bilir, kendilerine empoze, gaz verme, ajite yapmazlar!).
Kısaca dönelim şimdiye, şimdi servetin yerini sermaye aldı, zenginliğin kaynağını tarım değil sanayi, yani meta aldı, rekabetin koşulu servet ve toprak sahipliği değil, sermaye ve birikimi aldı ve para da değişen koşulun işlemesini sağladı. Toprak bir yerden alınıp, başka yere nakledilemez, ama para 1 günde bütün dünyayı dolaşabilir...
Evet ABD ve aslında Başta İngiliz vb. sermayesi, bütün dünyanın içinden geçti... Burada ülke isimleri ile kastedilen toplum değil elbette ve bunun sebebi de insanın doğası değil, sistemin doğasıdır, hangi mevsimi, hangi toprağı sağladığı ve ne ekip ne biçtiğidir.
Örneğin İran, Afganistan, Ortadoğu'da geçmişte model alınan rejim biçimi laik ve iyi kötü parlamenter, iyi kötü üniter devletti, elbette 200 yıl evvelde, feodalizme karşı anlamı olan ulus(ırk biçimiyle algılayan) devlet modeli etkisi de vardı vs. vs. İngiltere ve ABD sermayesi o korkunç medyası ve sermaye ve sistemden beslenen çeşitli kurumlarıyla, CIA, sözde bazı toplumsal vakıflar(derin devlet bileşenleri), bu bölgelerde olası en kolay ve en verimli sonuç alıcı enstrümanı, afyonu kullanarak, çok çeşitli paravan yapılanmalar oluşturdu... Afganistan'da Taliban'ı düşünün...
PKK ise Türkiye'de bu sebep ve koşullarla ortaya çıkmıyor, çeşitli ülkelerle iişkisi olabilir bu kaçınılmaz ancak temelde yatan toplumsal mesele, kaçınılmaz olarak örgütlenmeye varacaktı. Sebebi açık, bir topluma hukuken kendisini temsil şansı verilmediği koşulda, o toplumun hakkını arayacağı bütün kapılar kapatılmış demektir ve bunu yapanlar hatta Kürtler'e burası Türk devleti, beğenmiyorsan terket ya da bizim devletimiz var(ıkrçı devlet), senin de devletin olsaydı da sende dilini konuşabilseydin demiştir(yani hırsız sermaye yolunu böyle bir devletle buluyor, sosyal devletle değil çünkü, insanların dillerini konuşup, toplumun kamplaştırılmadığı ve bunların da salatanat gibi güç süremeyecekleri koşullar, zararlarına oluyor, esasen toplumun özünde bundan haberi bile yok ve ABD'de de bunlara bak sana izin veriyorum, zaten sana desteği veren de benim vb., ama karşılığında yaptırımları sıralıyor. Zaten biliyor ki, bu çeteler için dert edecekleri tek şey para, güç ve rahatça sömürebilmesi, çökebilmesi ve özel ayrıcalıklı olabilmeleri, toplumsal kampalştırmalardan yararlanma, istismar, toplumusürüeleştirebilme, hukuku geçersiz kılabilmeleri vs.). İngiliz ve Fransızlar vb. Arap coğrafyaları Osmanlıdan ayırırken, zaten ele geçirdiği Osmanlı eyaleti olan ve Kürt bölgesi olan yerlerin bir kısmı Türkiye, diğerleri Irak, Suriye vb. parçasında kalacak şekilde çekildi ve Kürtleri dışında tuttu?
Yani bizdeki toplumsal kamplaşmalar, azınlıkların varlıklarını temsil hakkı talebi, bir rejimi değiştirip, yerine şeriat vb. rejim kurma meselesi değil, oysa ABD sermayesinin önderliğinde kullanılan bütün dinci ve ırkçı oluşumlar, paravanlara baktığımızda ise gördüğümüz REJİM MESELESİDİR, REJİMİ DEĞİŞTİRMEK, YENİ KUKLALARI iktidar yapmak. Bunlar nasıl kalıcı olabilirdi. İşte Türkiye modeli, dinci veya ırkçı olmalı, rejim ve devlet modeli de dinci veya ırk devleti modeli olmalı(Irak'ta yapmadılar bin pişmanlar, ama Suriye'de yapıyorlar işte, aslında Esad CIA darbesiyle devrildi(Putinle de anlaştılar) ve Şara'da oraya ABD eliyle yerleştirildi)...
İşte tam da bu sebeple bizim meselemizle, diğerleri aynı ve özdeşmiş gibi ele alınamaz... Bizdeki köhne ırkçılar diyor ki, Suriye'de Kürtler'in varlığı kabul edilemez diğer yandan sadece Kürtler değil, Dürziler, Aleviler de kabul edilemez çıtasında. E ne yapacaksın? YOK ETMEKTEN ÖTE SAVUNDUĞU ne olabilir? Kısaca tezatın bini bin para...
Sonuç: Toplum neden böyle? feodal toplumda maraba neden öyle idiyse o sebepten böyle, insanın doğasından değil, işleyen sistemden... Köleliklerinin nişanesi olarak onlara verilen mezhep, din, ırk ve tam da bunlar üzerinden sürüleştirilmiş durumda. Ama ABD'de insanlar daha iyi yaşıyor denebilir, ben her kölenin aynı koşulda olacağını zaten iddia etmiyorum, orada sermaye ve mefaatleri namına iklim ılıman geçiyordur, daha ılıman iklim sağlar, ne de olsa başka ülkelerin toplumlarını da, kaynaklarını da hasat ediyorlar(buralarda oluyor çöl iklimi) ve bu böyle sürdüğü sürece kölelerine daha iyi davranacaklar. İnsanın doğasından ziyade, canı var, emeği var, beyni de var, ama empoze ile dolmuş, hasılı ne ekilmişse, o hasat ediliyor... Kısaca dünya sermaye ve menfaatin çiftliği, toplumlar ise hasat edilen ve ABD, İngiltere Ortadoğuyu hasat etmek istiyorsa, madem Osmanlı demişsin, Osmanlı gibi fethetmek zorunda, ama bu fetih feodal servet edinimi gibi düşünülmemeli. Sermaye birikimi, kaynak sömürüsü şeklinde, para nasılsa dolaşımda, üzerinde oturması gerekmiyor, yani servet değil artık geçerli olan sermaye egemenliği. Tam da bu yüzden emperyalizm geç de olsa kendine yakışanı yapmayı öğrendi, şimsi gidip Suriye'yi işgal etse, ne kadar kalıcı olabilecek? Kalıcı olmak için süreğen harcamak zorunda olduğu maliyet ne? Getiri, götürü hesabında bu maliyet sömürgeyi de aşırı verimsiz hale getiriyor, o halde ne lazım? Kukla bir hükümet, peki orada ne var? Dinci ayrılıklar, ırkçı ayrılıklar(ve iktidarı da bunlara teslim eder, Esad'ı ise kuklaları yapamamışlardı, asıl sorun da buydu), e bu kadar etkili afyonu kullanmayacak da ne yapacak? Dikkat edilirse ben yaratır demiyorum, dinci, ırkçı ayrımlar yoksa da zaten yaratır(para, medya elinde) o ayrı, ama atıyorum Türkiye için böyle bir maliyete girmesi zaten gerekmiyor, zaten hakim olan ıkrçı, dinci yapı ve zaten kukla rejimi, ÜS. Ha bunun panzehiri nedir diye sorulursa da, toplumsal anlayışın, dincilik ve ırkçılıktan kurtulması, bu afyonlardan, kamplaştırılmadan sıyrılıp, en azından bu çetelere istismarından yedeklenmemesi, oy tercihlerinde biraz daha bilinçli davranması, getirdiği cehaleti ve felaketi görmesi. Peki bu mümkün mü? Bu şartlarda pek de mümkün görünmüyor, ağır KÖKLÜ bir ırkçılık ağır bir dincilik egemen(ABD Türk-İslam sentezi ve darbelerle pekiştirilmesi gereği de, kısaca köle birinden sıyrılsa, diğerine çarpıyor ya da her ikisine birden.
Baskoylu
09-12-2025, 22:07
Başlıktaki sözü İtalya'nın bir komutanı söylemiş.
Bu komutanla bir Türk komutanı arasında şöyle bir diyalaog geçmiş.
Sorunun nasıl çözüleceğini ise 1989 yılında, İtalya Carabinieri (Jandarma) Genel Komutanı Roberto Jucci, o zaman Roma'da yarbay rütbesiyle askerî ataşe olan emekli tümgeneral Osman Özbek'e, söyledi. Görüşmenin ilgili bölümü şöyleydi:
"Roberto Jucci: Ağrı'ya mı atandınız? Çok dikkat etmelisiniz. O bölgede PKK çok etkindir.
Osman Özbek: PKK'nın nerede ne kadar etkin olduğunu bilecek kadar Türkiye ile ilgilisiniz demek…
Roberto Jucci: Bilgim şuradan geliyor: Bizde her Salı günü İtalya Millî Güvenlik Kurulu toplanır, ben de görevimden dolayı bu toplantılara katılırım. Toplantılarda Türkiye konusu da beş dakika konuşulur. Bu beş dakikanın üç-dört dakikasında uzmanlar PKK eylemleri hakkında bilgi verir.
Osman Özbek: Peki sayın komutan, Türkiye bu mücadeleye 1984'te başladı. Beş yıl oldu, henüz terörü sona erdiremedik. Sizin böyle bir sorununuz olsa ne yapardınız?
Roberto Jucci: Osman Bey, bizdeki verilere göre PKK bir ABD projesidir. Türkiye, İtalya gibi bir NATO üyesi olduğuna göre bu sorunu ABD ile görüşerek çözebilir. Örgütün arkasında ABD olduğu ve bunu yok saydığınız sürece terörü bitiremezsiniz…
PKK, AKP iktidarının Suriye politikası sayesinde Suriye'nin kuzeyinde ABD desteğiyle 100 bin kişilik ordu haline geldi!
Türkiye, ABD'yi bu işin peşini bırakmaya mecbur etmedikçe, sorunun çözümü mümkün değildir."
PKK-AKP-MHP bunların zaten ABD projesi oldugu malum, bu diyalog ise olaya bir başka netlik kazandırıyor.
Ayıca birde böyle bir video var.
https://www.youtube.com/watch?v=nRfnA1vnLt8&t=39s
https://youtu.be/nRfnA1vnLt8
R.T. E danmi ogreniyorsunuz bunlari?
Yoksa Ulu Basbugunuz, Fasist Irkci Ataturkun biraktigi mirasin sonucumudur?
Kendi burnunuzun dibindeki kan emici azili Irkci, Milliyetci ve Gerici Fasistleri gormuyorsunuz. Fasist dedikleri zaman Adolf Hitler veya Mussolini akliniza geliyor! bunlarin ustasi olan, Fasist anayasalari, Cinayetleri, Toplu Katliamlari ve Soykirim girisimlerini gormemezlikten geliyorsunuz.
Onun kurdugu bu kan emici fasist kohne duzenin, onun doneminde sure gelen DERIN DEVLETIN eli ile yapildigini bile bile. KENDI IRKCI, MILLIYETCI VE GERICI FASISTINI KORUMAK VE KOLLAMAK ICIN, HER TURLU CIRKEFLIGI YAPIYORSUNUZ.
PKK yi Amerika tarafindan kurulmusmus!!!!!!! boyle bir basligi yazan birisi, Bu fasist kohne duzenin koruyucusu ve taraftaridir.
Gunu gelecektir, INSANLIK SIZI HAK ETTIGINIZ YERE GONDERECEKTIR.
Basta Ataturk ve onun kurdugu fasist duzeni koruyup kollamak icin gorevlendirilen bu arkadaslara onerim sudur.
Kemalizmin 1923 de yassallastirdigi FASIST IRKCI YASALARIN KIMDEN ALDIGINI OGRENIN.
Bu Fasist Yasalarda Turkiye Halklari Icin Dogru Olan Bir Yasa varmidir?
Bunun organize ettigi Derin Devletin Osmanlidan gelen ve halen devam eden bu fasist yapilanmayi ogrenin.
Iste O zaman BOL, PARCALA VE YONET POLITIKASINI NASIL YASAMINA YANSITTIGINI
Sadece PKK degil, yiginla orgutlerin icine yerlestirdigi, MIT, AJAN, MUHBIR ve Devlet icin gonullu calisanlari da gormus olacaksiniz.
Yıldıztozu
10-12-2025, 20:49
20 yildir kim oy veriyor? Halkin kendisi pislik.
Amerikan halkı da trump'a oy veriyor.
Tr'de sağlam bir muhalif toplum var. %50'lik.
Rusya ve Çin'e kıyasla türkiye hala daha demokratik.
Türkiye'ye ve halkına karşı nefret beslediğini görüyorum.
Bu da muhtemelen tarafsız yaklaşmanı engelliyor.
Türkiye önemli bir devlettir.
Dünyanın en iyi 20 ekonomisinden birine,
en iyi 10-15 ordusundan birine sahiptir.
Dünyada en çok ziyaret edilen şehirleri listesinde ilk 10'a iki şehir birden sokmuş (istanbul,antalya).
Turistler taksicilerden şikayet etse de genel anlamda misafirperverliğimizi vurgularlar. (türklerin, kürtlerin birlikte misafirperverliği)
Ama medeniyet açısından türkler de kürtler de avrupadan çok ortadoğuya yakındır.
Bilgivehis
Mesele PKK nin kimin projesi olduğu değil. Mesele Kürt sorununun demokratik barışçıl yollardan çözülmesi. Kürt sorunu her ne kadar Osmanlıya kadar uzansa da asıl hüviyetine cumhuriyetle ulaşmıştır. Kürt sorununun ana temelini ulus inşasında demokratik parametrelerin kullanılmaması ve Kürtlüğün ulus inşasından dışlanması oluşturur.21.yüzyılda artık bu sorunun aşılması gerekir. Sorun aşılabilsin ki insanlar gerçek sorunlarını görebilsin.
Kürt sorunu cumhuriyeti ve demokrasiyi dışlayarak çözülemez. Kürt tarafında bazı kesimlerin veya kişilerin ortamı bulandırıp feodal zihniyetini dayatması sizi yanıltmasın. Cumhuriyetten ve demokrasiden geriye dönüş mümkün değildir. Kürt tarafına öncülük eden yapı ve kişiler aydınlanma devrimlerini tersine çevirme amacı gütmemektedir.
Türk tarafında da bazı kesim ve kişiler ideolojileri ve veya konforları ve veya statüleri sorgulanmasın diye ortalığı bulandırmaktadır. Tv. ekranlarında, sosyal medya platformlarında Kürtleri ötekileştiren onları dışlayan sanki Kürt kentlerini zorla alıkoymuşuz da bazı iktisadi nedenlerle veya ulvi nedenlerde çıkamayız tarzı yayınlar yapılabilmektedir. Aynı şekilde Kürt medyasında da Türkleri kırıcı aşağılayıcı yayınlar yapılabilmektedir.
Bu kesim ve kişilere karşı uyanık olmalı günümüzde Türk-Kürt tartışmasını gündemimizden çıkarmalıyız.
saygı ve sevgiyle kalın
Baskoylu
11-12-2025, 19:31
Amerikan halkı da trump'a oy veriyor.
Cok ilginc bir cevap ve yorum.
Turkiye`deki Fasist diktatorluk gunumuzde baska bir ulkede gosteremezsiniz.
Tr'de sağlam bir muhalif toplum var. %50'lik.
Nerde? bu muhalif toplum?
Rusya ve Çin'e kıyasla türkiye hala daha demokratik.
Size onerim, Demokrasinin ne oldugu ne olmadigini ogrenmenizdir.
Türkiye önemli bir devlettir.
Hangi konuda onemli bir devlettir.?
Yargisiz infazlardami?
Istedigini zindanlara doldurmasimi?
Iskencelerle unlu olmasimidir?
10 yasindaki cocuklarin is alanlarinda oldurmesimidir?
Kadin Cinayetlerinde Birinci Sirada Olmasimidir?
Insan haklarinin Olmasimidir?
Grev ve Haklarini aramak istiyen Isci ve Koyluye karsi, Polisi, Panzeri, Askeri ile saldirmakmdir.
Kendisini, Oglunu ve cevresindekileri milyarder yapan, Sahsiyetin devletin basinda olmasindanmidir?
Ulkeyi Arabistan ve benzeri ulkelerden daha DINCI yapmasindanmidir?
Hirsizin, Dolandiricinin, uyusturucu cetelerinin, zalimin, zulumun, Zamlarin, Haksizliklarin ve herturlu pisligi kendisinde barindirmasimidir
COK YAZIK, KENDISINI DEMOKRAT GOREN VEYA GOSTERMEYE CALISAN, HATTA VE HATTA ILERICI OLDUGUNU SOYLIYENLERIN, BOYLESI YORUMLARINA, CEVAP VERILMEMELI AMA, SUSMA SUSTUKCA SIRA SANADA GELECEKTIR. ILKESINI YASATMAK GEREKIR.
Dünyanın en iyi 20 ekonomisinden birine,
Yapma ya!!!!!! Sizin bildiginiz, Bizim bilmedigimiz bir seymi var?
2 sene once AKP`li birisi soyle dedi. Butun dunya TURKIYE`YE BORCLU, DUNYA ULKELERINE VE IMF YE GIDEN PARALAR TURKIYEDEN GIDIYOR!!!!
BUDA AYNI MANTIK.
Dünyanın en iyi 20 ekonomisinden birine,
193 Ulkeden Sadece asagidaki ulkelerden biraz olsun iyidir.
SIZ NASIL BU BILGIYI EDINDINIZ?
R.T.E SOZLERI SENIDE ETKILEMIS VE KANDIRMIS OLABILIRMI?
Türk Lirasının Değerli Olduğu Ülkeler (2025)
Arnavutluk. Para Birimi: Arnavut Leki (ALL) ...
Kuzey Makedonya. Para Birimi: Makedon Denarı (MKD) ...
3. Sırbistan. Para Birimi: Sırp Dinari (RSD) ...
Bosna-Hersek. Para Birimi: Bosna-Hersek Markı (BAM) ...
Gürcistan. Para Birimi: Gürcü Larisi (GEL) ...
6. Moldova. ...
7. Rusya. ...
8. Arjantin.
193 - 8 = 185. BUYUK BIR RAKAM DEGILMI?
en iyi 10-15 ordusundan birine sahiptir.
IRKCILIK, MILLIYETCILIK, BAGNAZLIK, GERICILIK VE HERTURDEN SOVENIZMIN TESPITI BU OLSA GEREK.
ABD nin Turkiye`ye cikarma yapmadan teslim alabilecegini bilmiyecek kadar safsiniz.
74 de ABD ile butun iliskilerini kesecegini soyliyen piskopat fasist Ecevit`e Cevabi ne oldu biliyormusunuz?
Turkiye`ye cikarma yapmama gerek kalmiyacak. dedikten sonra, Kuyrugunu kisan bir kopek gibi sesini kesip kosesine cekildi.
67 ilinin 59 ilinde ABD ussu vardi. Belki simdi butun illerinde vardir.
Dünyada en çok ziyaret edilen şehirleri listesinde ilk 10'a iki şehir birden sokmuş (istanbul,antalya).
Turistler taksicilerden şikayet etse de genel anlamda misafirperverliğimizi vurgularlar. (türklerin, kürtlerin birlikte misafirperverliği)
Ama medeniyet açısından türkler de kürtler de avrupadan çok ortadoğuya yakındır.
Yabancilara karsi En cok Dolandiricilik, Sahtekarlik ve Kahpeligin yapildigi ulke TURKIYEDIR.
Giden bir daha gitmiyor...
Nedenmi?
Devlet ve Sistem Sahtekar ve asaglik oldugu icin, Halk da ogrendiklerini yansitiyor......
KAHROLSUN, IRKCILIK, MILLIYETCILIK, FASIZM VE HERTURDEN GERICILIK.
Yildiztozu,
Sen kafayi mi yedin? Su milliyetcilik insanin akli dengesini bozuyor resmen, saglikli dusunmesini engelliyor. Kurtul abicim su illetten.
spartacus
12-12-2025, 04:01
Türkiye toplumunu 3 gün sadece 3 gün Çin toplumu yapıp, Çin'e bıraksak, 3 en fazla 3 gün sonra taş üstünde taş kalmaz(orası burası gibi değil, sadece merkezi tek meclisten yönetilmiyor ve bizim toplumu salsak binlerce kamu kurumunu ilhak eder, soyar, bütün yarış kuruma kimi sececekler, kim yiyecek, ülkeyi soyacak, talan edecek yarışı-halini alır -başka türlü düşünemeyen bir toplum, ekilen bu biçilen bu), öyle medeniyetli, ileri bir toplum(Özlem Zengin Çin'de olsa, hak, hukuksuzluğu, yolsuzluğu, hırsızlığı vb. öyle külahtan konuşarak savunsa 3 gün sonra soluğu hapiste alır, en tepedekine ne yapacaklarını söylemiyorum bile, zira karşı olduğum bir uygulama var). Ortadoğudan bakmak böyle bir şey demek ki (https://tr.wikipedia.org/wiki/Uluslararas%C4%B1_%C3%96%C4%9Frenci_De%C4%9Ferlend irme_Program%C4%B1). Çin'de Lise dahil zorunlu ve devlet destekli. Üniversiteli oranı(Türkiye'deki gibi saçma sapan sözde ortakul formatlı üniversiteler ve sahte diplomalı ve mezunları da zorunlu kaldırım mühendisi değil) ise %60. Öğretmenlik okuyup da ömrünün sonuna kadar, saçma sapan okullarda(okul demeye şahit lazım) öğretmen olunamayan ülkedir Türkiye, gerisini saymaya bile gerek yok :) Türkiye üzerinden herhangi bir başka ülke kıyaslanacaksa şöyle söyleyim;
Türkiye dahil bir çok ülkede demokrasi yoktur. Eğer demokrasiden anladığımız, halkın hiç bir yetkiye sahip olmamasına rağmen, ringe çıkan sermaye pehlivanları arasında, tuttuğum, tutmadığım, beni istismarlarla kafalayan takım üzerinden seçim yapmak değilse, öyleyse de zaten geçmiş olsun, demagograsiye hoş geldiniz.. Örneğin ele alınacak ülke Çin olacaksa, sayfalarca eleştiri yapabilirim, ama kapitalist genel kulüp-parti temsili demokrasi zırvası üzerinden kıyaslamak da cahillik olur. Bizde olan bazı genel şeyler Çin'de yoktur, ama Çin'de olan ve en önemliyi temsil eden kalemler de bizde yok(kısaca her nerede yaşıyorsan, demokrasi tam da işte orada olmalı, İCRAA olmak zorunda. Mahalle meclisin, işeyeri meclislerin ve seçim, DENETİM VE GEREKTİĞİNDE ADAYI GERİ ÇEKEBİLMEK ve özerkliği şart. Yani hükümet yerel hükümetlerin toplamı üzerinden, alttan, üste doğru meşrulaşmalı, birleşmeli. Şimdi A işyerlerinde, mahallelerde milyonlarca B'nin yetkisi, yönetimde aldığı rol, söz sahibi olabilme imkanı(sıfır) nedir? Bana bir örnek verebilir misiniz? Hayır ülkede partilere oy vermesi neyi değiştiriyor, ne kadar değiştiriyor, nesine yarıyor? seçimi 4-5 yılda bir, ringe çıkan şikeli güreş takımlarını seçmek üzere tribünden yapar, 1 günlük seçim biter, tribündne iner, anti-demokratik, sefil reva görülmüş, adına da karnı tok, sırtı pek, ayrıcalıklı birilerinin -bir avucun- karar verdiği hayatına döner, ama o işyerlerinde, mahallelerde, köylerde monarşi, etkisiz sürü görülerek ömrünü tüketir. peki insanlar nerede yaşıyor? Buna bakılmalı, demokrasi, hükümet, yasa, hak, hukuk orada olmalı, değilse aslında hiç bir yerde zaten yok. Ha demokrasi tuttuğum takım yarıştırması ise, geçmiş olsun, 4-5 yılda birgün maç olur, siz toto oynar, sonra 4-5 yıl boyunca anti-demokratik koşullarda yaşama devam edersiniz o kadar(örneğin komünist bir facebook olsa, ülkenizde de 20 milyon üye yapma potansiyeli olsa-görülse ne yaparlardı? Sizce ne yaparlardı?).
Türkiye'ye gelirsek adına temsili denen sözde demokrasi dahi, bu anlayışlarla da olması zor. Gerçekten temsil edildiğinizi mi düşünüyorsunuz? hadi o sağlansa bile, yine de gerçekten adına parti denen istismar kulüplerinin, sermaye-medya ortaklığı üzerinden, gerçekten de temsil edilebileceğinizi mi düşünüyorsunuz? Kapitalizmde de sisteme dokunacak, tehlikeye atacak denli etkili talepleriniz olursa, buna izin vermez, özgürlük(hangi özgürlük, ne kadar paran var o kadar), demokrasi(hangi demokrasi), adalet(kime adalet, nasıl, hangi konuda?) kimin umurunda? Hangi hükümeti gerçekte siz seçtiniz, ya da seçseniz kimin hükümeti? Hangi işletmede, mahallede seçim yaptınız, kim nereden, nasıl yönetiyor, sizin iradeniz, etkiniz, yetkiniz ne-rede? Kim karar veriyor? Kim size soruyor? Örneğin asgari ücreti halka soruyorlar mı? Bir işletmeyi kimin yönetecğine kim karar veriyor? Halk mı? Yok eğer demokrasi varsa ve halk seçiyorsa, halkın %70'inin karşı çıktığı oranlarda vb. asgari ücrete kim karar veriyor? Neyse uzun hikaye... Denebilir ki kişilar de partilere katılsın, sayıca 100 küsür ve parası olanın düdüğü çalar, istisna partiler vardır, onalrda etkili olsa sistem kafalarına demir balyoz indiriyor. Tamam o halde tek parti yap kişiler de partilere katılsın, bir farkı kalmıyor... Demokrasi dediğiniz an ÖNSÖZÜNE ŞUNU YAPZMAK ŞART; Hiç bir parti, şu ya da buna dayalı güçler veya özel örgütler, seçime dahil olamaz, halk seçimi kendisi, yine kendi meclislerinde, kendi hür iradesiyle ve yine kendi meclislerinde kendi seçtiği delegelerle yapar. Eğer konu demokrasi ise olması gereken en baştan bu.
Yani Çin'de ağır bir bürokrasi sorunu var(bir dönem bu mecburiyetten olur, ancak buradaki mecburiyetten mi devam ediyor, yoksa devlet kapitalizmi, ama iki arada, bir derede mi götürüyorlar), ancak topal bile olsa, halkın sisyasetle ve yönetime katılma noktasında payını, hiç bir kapitalist ülke ile kıyaslayamayız, şu an öyle, gelecekte Çin daha da kapitalistleşirse -ki bu iyi olmaz- zaten sözün bittiği yere gelmiş oluruz. Çin'deki bürokrasiyi tasfiye edelim, ettik mi? Peki, bu halde bütün hükümeti halka verdiğinizi düşünün, örneğin Türkiye, işyerleri, mahalle konseyleri 4 yılda bir toplanıp, kongreler yapsın, sizce nasıl bir hükümet doğardı(şimdi, şuanki topluma göre düşünün)... Peki hiç bir meşru hakkı olmamasına rağmen partilere hükmetme yetkisi veren temsili demokrasi olunca ne oluyor?(bu daha kötü aslında, ama şimdilik kanıksamış olduğumuz bu)... Kimse kapitalizmin sözde temsili demokrasisini öne sürmesin, biliyorum çoğunuz kabul etmeyecek, ama bu "temsili demokrasi, partiler seçimi" özünde demokrasinin önünü almak içindi-r, dostlar alışverişte görsün, nasılsa asıl yerlerde, yani işletmelerde monarşinin, ülkede paranın, tabi zaten egemen olan sermaye medyasının borusu ötecekti, ne biliyorsanız, onların istediği kadarını, onların istediği ölçüde, onların belirlediği empoze biliyor, onlar nasıl düşünmenizi isterse öyle düşünüyorsunuz ve işleyen sistem basit, ama bir avuç egemene muazzam olanaklar sunuyor, bir kere ÇIKAR, para, sermaye, güç hakim oldu mu, otomatik sağlıyor, siyaseti bile otomatik sağlıyor, en özürlüsü bile kendi çıkarı üzerine siyaset yapmayı biliyor(MECBUR), zor değil. Artık oturmuş, yerleşmiş ve her zaman illa eline sopa alması gerekmiyor, ayrıca zaten PARA, ÇIKAR, GÜÇ ilişkisi sistemi kendi, kendine zaten yürütüp, ayakta tutuyor, egemenler düşük kaygılı, kendi haline bıraksa da zaten çıkarlarınca işliyor(Türkiye gibi ülkeler ise bu kadere mahkum...)
Çin demişken(bu ulusal halk kongresi ve konseyleri özerk olmak zorunda), dediğim gibi sayfalarca eleştirebilirim, ama orada işler, tekelleşmiş sermaye medyasının yalanları, sahte ücret hesapları* gibi yürümüyor, olmuyor, denetim mekanzimaları da vb. var, öyle birileri çıkıp Trump, Erdoğan gibi, kafasına göre esip gürleyemiyor da, herkes fikrini bağlı meclislerine sunmak ve onaylanmak, seçilmek ve denetime açık olmak zorunda vs.)... *Bizde halk kira, gıda(tüketmesi gereken kalorinin yarısı) için çalışıyor, orada zorunlu ihtiyaçlar için çalışmıyor, ya da senin ödediğinin 10 kat azını ödüyor veya kamu sorumluluk alıyor, burada ömür tüketilen ihtiyaçlar orada zaten karşılanıyor, ev sahibi oranı %90 :). Yani orada 500 dolar maaş alan bir işçi, burada 2.000 dolar almış gibi oluyor, alım gücü, ihtiyaçların nasıl karşılandığı paritesi önemli. Bizde kamu yönetimi her aileye bir ev veya barınak, ücretsiz eğitim, sağlık, temel ihtiyaçların karşılanması veya 1/10 maliyetle karşılmayı sağlıyor mu, insalar kimin insafına kalmış, hiç düşündün mü, kimin!? Hangi demokrasi, nasıl? İnsanlar köle olarak çalışıyor, karşılığında ölmüyor, açlıktan sürünüyor, çalışsa da sürünüyor, işsiz olsa da sürünüyor işte, neye vakti, psikolojisi kalıyor ki?...)
Çin Anayasası uyarınca , Ulusal Halk Kongresi (NPC), Anayasayı değiştirme, yasama ve hükümetin işleyişini denetleme, Ulusal Denetleme Komisyonu , Yüksek Halk Mahkemesi , Yüksek Halk Savcılığı , Merkez Askeri Komisyonu ve devletin önemli yetkililerini seçme yetkisine sahip tek meclisli bir yasama organı olarak yapılandırılmıştır. Çin siyaseti, halk kongresi sistemine dayalı komünist bir devlet çerçevesinde işlediğinden, NPC Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) liderliğinde çalışır . Bazı gözlemciler bu organı bir onay organı olarak nitelendirir. [ not 1 ] NPC'ye katılan delegelerin çoğu, il düzeyindeki yerel halk kongreleri tarafından resmi olarak seçilir; yerel yasama organları ise ilçe düzeyi hariç tüm düzeylerde dolaylı olarak seçilir . ÇKP, halk kongresi sistemindeki her düzeyde aday gösterme ve seçim süreçlerini kontrol eder.https://en.wikipedia.org/wiki/State_Council_of_China
Bu arada, Washington Post'un ne derler title'idir, "democracy dies in darkness" Gerci washingtonpost ve the newyorktimes Turkiye'nin Chp'sidir; ---ben ikisine de uyeyim---o ayri bir mesele :) hahahah...kafam guzel oldu benim ya.
https://news.syr.edu/wp-content/uploads/2023/02/wapo-washingtonpost-600_SlMbsFL.690-564x400.jpg
spartacus
12-12-2025, 05:22
Hayırdır Andrew içinde balık yüzen şişeler mi var? :)
Hayırdır Andrew içinde balık yüzen şişeler mi var? :)
Burada balik ne gezer ya :) Bizimkisi fukaraliktan..ayda yilda bir..
Yildiz,
kisaca soyle yazayim, millete her turlu kazigi atip, insanin insanca yasayamadigi bir ortami yaratip, paranin, hirsizligin allahini goturup, millete de bos, kuru bayrak ve Kuran yediren, insanlarin hayatini, gelecegini, mutlulugunu, hakkini, hurriyetini calan, 3 gunluk Dunyayi cehenneme ceviren herkesten, el etek opturen her siyasi ve dini temsilden ve onlarin tum sembollerinden (bayrak, din, tesbih, tabu, namaz..), sevgidizlikten, acimasizliktan nefret ediyorum. Turk olsun olmasin, bunu yapan, destekleyen herkesten nefret ediyorum.
spartacus
12-12-2025, 05:32
Burada balik ne gezer ya :) Bizimkisi fukaraliktan..ayda yilda bir..
marketde ton balığı gibisi, o da olur, iyi.. Şerefe :)
marketde ton balığı gibisi, o da olur, iyi.. Şerefe :)
:dance::dance: Bu aksam TD'den izinliyim abi. Bana dokunmayin. :party: Siz yazin da, ben sadece okuma modundayim.
spartacus
12-12-2025, 06:06
Bir iddia da bulunmuştum, ama kaynak vermeyi unutmuşum...
https://www.dogrulukpayi.com/dogruluk-kontrolu/cin-de-ev-sahipligi-orani-90-a-mi-ulasti
Sonuç olarak; Çin'de ev sahipliği oranının %90'a ulaştığı iddiası doğru.
Bu arada olmayana da devlet barınak hakkını sağlamak zorunda(benim bildiğim kırsalda hala alan ve tahsisde bulunduğu, şehirler de ise, eskiden 1995'e kadar her aileye veya eve çıkma yaşına gelene ev tahsis edilirdi -tahsis!-), şimdi her aile konut sahibi(tahsis değil, artık sahip) yapılıyor vs. ve Çin'de konut fazlası olduğu da söyleniyor. Türkiye'de halkına zenginin süs köpeğine(köpekler beni affetsin, onlar da değerli, gözüm gibi) verdiği değerin binde biri verilmezken, Yıldıztozu, Türkiye'nin demokraside, Çin'den daha ileri bir ülke olduğunu söylüyor, ne zaman demokrasiyi ölçmenin asıl kriterinin halkın değeri ve nasıl yaşadığı olduğu öğrenilecek acaba? Çin'de herhangi bir inşaatın nasıl denetlendiğini araştırın, bir de bizde depremde kül olan, lüks ve depreme dayanıklı diye sunulan binaları... Peki ne oldu? Binlerce insan hayatını kaybetti, ne oldu? Demokrasisi sözde bol Türkiye'de sonuç ne oldu? (Yazık, bu kadar kaba aldatmaca, yalan, dolan, talan başka hangi ülkelerde var? %50 muhalifmiş, demokrasi yok demek ki işte, o kadar muhalifi olan bir ülkede böyle bir hükümet 3 günde indirilir, seçimi, falan dinlemez, sokakta alır aşağı(demokrasi budur)! Ne muhalifi onlar muhalif falan değil(ırkçıdan, milliyetçiden muhalif olmuyor, onlar sadece ezanı istismar edip çökenlere muhalif, az da bayrakçılar yesin diye), tek muhalefet var o da %2 civarı gerçek solcular. Sokağa çıksa ilk o muhalif denilenlerce, kahraman Türk ırkçılarımız, milliyetçilerimizle sövülüyor, dövülüyorlar... Çünkü dinci, çünkü ırkçı milliyetçi, ezan, bayrak istismarı, çünkü cahil, çünkü basit afyonlarla aldatılmış. dedim ya Türkiye bu kaderi, tam da o bir kaç afyon sebebiyle yaşamaya mahkum, Çin nere siz nere......)
Yani Çin'de ağır bir bürokrasi sorunu var(bir dönem bu mecburiyetten olur, ancak buradaki mecburiyetten mi devam ediyor, yoksa devlet kapitalizmi, ama iki arada, bir derede mi götürüyorlar), ancak topal bile olsa, halkın sisyasetle ve yönetime katılma noktasında payını, hiç bir kapitalist ülke ile kıyaslayamayız, şu an öyle, gelecekte Çin daha da kapitalistleşirse -ki bu iyi olmaz- zaten sözün bittiği yere gelmiş oluruz. Çin'deki bürokrasiyi tasfiye edelim, ettik mi? Peki, bu halde bütün hükümeti halka verdiğinizi düşünün, örneğin Türkiye, işyerleri, mahalle konseyleri 4 yılda bir toplanıp, kongreler yapsın, sizce nasıl bir hükümet doğardı(şimdi, şuanki topluma göre düşünün)... Peki hiç bir meşru hakkı olmamasına rağmen partilere hükmetme yetkisi veren temsili demokrasi olunca ne oluyor?(bu daha kötü aslında, ama şimdilik kanıksamış olduğumuz bu)... Kimse kapitalizmin sözde temsili demokrasisini öne sürmesin, biliyorum çoğunuz kabul etmeyecek, ama bu "temsili demokrasi, partiler seçimi" özünde demokrasinin önünü almak içindi-r, dostlar alışverişte görsün, nasılsa asıl yerlerde, yani işletmelerde monarşinin, ülkede paranın, tabi zaten egemen olan sermaye medyasının borusu ötecekti, ne biliyorsanız, onların istediği kadarını, onların istediği ölçüde, onların belirlediği empoze biliyor, onlar nasıl düşünmenizi isterse öyle düşünüyorsunuz ve işleyen sistem basit, ama bir avuç egemene muazzam olanaklar sunuyor, bir kere ÇIKAR, para, sermaye, güç hakim oldu mu, otomatik sağlıyor, siyaseti bile otomatik sağlıyor, en özürlüsü bile kendi çıkarı üzerine siyaset yapmayı biliyor(MECBUR), zor değil. Artık oturmuş, yerleşmiş ve her zaman illa eline sopa alması gerekmiyor, ayrıca zaten PARA, ÇIKAR, GÜÇ ilişkisi sistemi kendi, kendine zaten yürütüp, ayakta tutuyor, egemenler düşük kaygılı, kendi haline bıraksa da zaten çıkarlarınca işliyor(Türkiye gibi ülkeler ise bu kadere mahkum...)
Çin demişken(bu ulusal halk kongresi ve konseyleri özerk olmak zorunda), dediğim gibi sayfalarca eleştirebilirim, ama orada işler, tekelleşmiş sermaye medyasının yalanları, sahte ücret hesapları* gibi yürümüyor, olmuyor, denetim mekanzimaları da vb. var, öyle birileri çıkıp Trump, Erdoğan gibi, kafasına göre esip gürleyemiyor da, herkes fikrini bağlı meclislerine sunmak ve onaylanmak, seçilmek ve denetime açık olmak zorunda vs.)... *Bizde halk kira, gıda(tüketmesi gereken kalorinin yarısı) için çalışıyor, orada zorunlu ihtiyaçlar için çalışmıyor, ya da senin ödediğinin 10 kat azını ödüyor veya kamu sorumluluk alıyor, burada ömür tüketilen ihtiyaçlar orada zaten karşılanıyor, ev sahibi oranı %90 :). Yani orada 500 dolar maaş alan bir işçi, burada 2.000 dolar almış gibi oluyor, alım gücü, ihtiyaçların nasıl karşılandığı paritesi önemli. Bizde kamu yönetimi her aileye bir ev veya barınak, ücretsiz eğitim, sağlık, temel ihtiyaçların karşılanması veya 1/10 maliyetle karşılmayı sağlıyor mu, insalar kimin insafına kalmış, hiç düşündün mü, kimin!? Hangi demokrasi, nasıl? İnsanlar köle olarak çalışıyor, karşılığında ölmüyor, açlıktan sürünüyor, çalışsa da sürünüyor, işsiz olsa da sürünüyor işte, neye vakti, psikolojisi kalıyor ki?...)
Çin Anayasası uyarınca , Ulusal Halk Kongresi (NPC), Anayasayı değiştirme, yasama ve hükümetin işleyişini denetleme, Ulusal Denetleme Komisyonu , Yüksek Halk Mahkemesi , Yüksek Halk Savcılığı , Merkez Askeri Komisyonu ve devletin önemli yetkililerini seçme yetkisine sahip tek meclisli bir yasama organı olarak yapılandırılmıştır. Çin siyaseti, halk kongresi sistemine dayalı komünist bir devlet çerçevesinde işlediğinden, NPC Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) liderliğinde çalışır . Bazı gözlemciler bu organı bir onay organı olarak nitelendirir. [ not 1 ] NPC'ye katılan delegelerin çoğu, il düzeyindeki yerel halk kongreleri tarafından resmi olarak seçilir; yerel yasama organları ise ilçe düzeyi hariç tüm düzeylerde dolaylı olarak seçilir . ÇKP, halk kongresi sistemindeki her düzeyde aday gösterme ve seçim süreçlerini kontrol eder.https://en.wikipedia.org/wiki/State_Council_of_China
Kaynaklarım da çaresiz yine batı, sermaye yandaş medyası kaynakları(wikiyi kastetmiyorum, yazarlar(yetiştiği koşullar belli) ve kaynakları), ne yapayım ortanın medyasından kaynak getirince olanağım bu kadar(Çin'den getirsem veya destekleyen medyadan daha farklı olur tabi, ama kendi kaynakalrı denir)... Komünist devlet çerçevesi diyor hırto, komünizmde devlet olmuyor, yok yani, daha bunu bilmeyenler orada burada yazıyor :)
Türkiyede insan hayatı, insanlar kimin insafına kalmış, hiç düşündün mü, kimin!? Cevabı çok basit, monarşist, vicdansız, aç gözlü, doyumsuz ve çoğunlukla haysiyet yoksunu(istisnalar bozamıyor) patronlar, dalkavukları, ayrıcalıklı bürokratlar... En ilerisi Ali KOÇ işte gördünüz mü ne yaptı? Irkçı mafyaya, rejimine(!) kapağı attı, aslında hep oradaydı... Ne hükümeti, hükümet falan yok, orası hükümet falan değil, egemenin, sermayenin oto belirlediği temsili güç merkezi(AKP VEKİLLERİNE soruldu (soran TİP Erkan Baş) içinizde işçi olan var mı? 1 tane varmış sadece, (belli ki kişisel menfaat, yoksa orada, emek düşmanı bir partide ne işi var?), düzmece, tiyatro, onu da belirleyen zaten insanların insafını hatta halkın nasıl düşüneceğini bile belirlemiş olan, elinde tutanlar... sağlık bakanı Hastane zincirleri var(oysa bütün hastanaler kamulaştırılmalı ya da sağlık herkese ücretsiz olmalı), eğitim bakanı desen aynı eğitim baronu, tarikat adamı(oysa eğitim ücretsiz olmalı), Turizm Bakanı, otel zincirleri, inşaat sorumluları müteahhitler vs... Yani sermaye temsilciyle, dalkavuk kullanmakla bile yetinmiyor, direk tepede, çete, mafya el ele... Sen Türkiye'de olanı, Çin'e götür demokrasi diye, en az 1 milyon monarşist, haysiyetsiz patron, dalkavuk, ayrıcalıklı bürokrat, hak ve hukuksuzluktan, halkı aldatmak ve soymaktan, tepesinde 3.000 yıl evvelden kalmış köleci sistemi uygulamaktan hapsi boylar, yandaş sermaye medyası sizi nasıl kandırıyor, bilerek odağınızı yanıltmak için çalışıyor, aman örnek almasınlar diye, oysa Türkiye, Çin'in gölgesinin, gölgesi bile olamaz. Türkiyede hayat, sırf ev kirasını ödeyip, açıkta kalmamak, ya da acından ölmeyecek kadarına itimat için çalışan, 1/3'ü de hırsız olmuş, ama neyseki ezan ve bayrağı halel görmemiş, gerisi teferruat bir toplum. Ama neyse ki hırsız ve soysuz Facebook serbest. Neresi burası? Çok kleptokratik, çok(yersen) demokratik Türkiye..
* Sende yap bir tane Facebook, defet gitsin o Zıçarrbok züppesini, hırsız köpek, insanlar üzerinden korkunç semirip, bir damlasını bile paylaşmıyor. Bilgilerinizi CIA'den, İngiliz, İsrail gizli servislerine dek tut, adi tekellere falan da satıyor, hepinizi pazarlıyor, satıyor. Hadi Facebook kazancının %90'ını üyelerle(yahu adamın ticaret malı bu!) paylaşsın, paylaşmazsa ve bu koşulları yerine getirmeyen de defolsun gitsin diyorum, madem demokrasi, hak ve hukuk değil mi?
Yıldıztozu
13-12-2025, 16:39
Türk Lirasının Değerli Olduğu Ülkeler (2025)
Arnavutluk. Para Birimi: Arnavut Leki (ALL) ...
Kuzey Makedonya. Para Birimi: Makedon Denarı (MKD) ...
3. Sırbistan. Para Birimi: Sırp Dinari (RSD) ...
Bosna-Hersek. Para Birimi: Bosna-Hersek Markı (BAM) ...
Gürcistan. Para Birimi: Gürcü Larisi (GEL) ...
6. Moldova. ...
7. Rusya. ...
8. Arjantin.
193 - 8 = 185. BUYUK BIR RAKAM DEGILMI?
Trol müsün yoksa bunu ciddi mi yazıyorsun?
Para biriminin değerine bakarak ekonomi sıralaması yapmak hahahah.
Tartışma burada bitmiştir benim için.
Mesela 1 japon yeni 70 dolar diye japon ekonomisi kötü mü oluyor. Tamam.
Yıldıztozu
13-12-2025, 16:49
Yildiztozu,
Sen kafayi mi yedin? Su milliyetcilik insanin akli dengesini bozuyor resmen, saglikli dusunmesini engelliyor. Kurtul abicim su illetten.
Sana son alıntıladığım mesajım sadece nesnel verilerden oluşuyor.
Herhangi bir görüş veya öznel yorum içermiyor.
Buna rağmen milliyetçilikle ilişkilendiriyorsan senin sorunun.
Açıkçası bu soruna yönelik Spartacus ve senden nesnel bir yaklaşım göremedim şimdiye kadar. Yorumlarınız duygulara ve taraf tutmaya dayalı.
spartacus
13-12-2025, 19:16
Açıkçası bu soruna yönelik Spartacus ve senden nesnel bir yaklaşım göremedim şimdiye kadar. Yorumlarınız duygulara ve taraf tutmaya dayalı.
Yılzdıztozu, nesnel ile kastın ne? Anladığım kadarıyla neyin nesnel, neyin öznel neyin de kılıf uydurmak olduğu konusunda herhangi bir kriterin yok...
Her ifadem nesnel, dil, kültür yasaklamak = nesneldir.
Ayrımcılık => nesneldir
Bunların sonuçları ve olacağı ve olanı yaşıyor olmamız nesneldir.
İfadelerinin ırkçı veya oraya varması = nesnel bir sonuçtur.
Bu anlayışın yol açtığı ve yaşadığımız ve yaşayacağımız ortada olan sorun = nesneldir.
Çözümün de: Irkçılığın ve ayrımcılığın ortadan kaldırılması ya da hak ve hukuk çerçevesinde HAKLARIN TANINMASI, ayrımcı ve dışlayıcı ısrarın sürmesi koşulunda da ŞİDEDETE MARUZ KALAN(SEBEBİ NE OLURSA!) AYRILMASI aksi durumda AYRILIĞIN KAÇINILMAZLIĞI NESNELDİR.
AYRIMCILIK VE AYRILIK ÖNCE düşünce, görüş, kabul de başlar, pratiğe dönüşmemiş olması(ki Türkiyede 100 yıllık pratik, işte zihniyetin ortada, mesele kimin başlattığı, kimin kim olduğu da değil, pratiğin ne olduğu!) AYRIMIN başlamadığı anlamına gelmez. Ve sen şu an AYRIMCILIK yapmaktasın, yani?
Kaldı ki her millet ayrılma istemi, hakkına sahiptir, MEŞRU OLAN BUDUR, senin de akıl dışı, teolojik kılıflarlarla bezediğin zinhar ayrılamaz veya ayrılırsa kafasını kopartırım, benim şartlarımı kabul etmek zorunda vb. ayrımcılık değil. Aksine bu hem haksız, hukuksuzluk hem de zaten ayrılma isteğinin sebebi hem de hukuksuz olduğunun(böylece ayrımsız bütün toplum ziyanda) göstergesidir.
TÜRK ÜSTÜNDÜR O SEBEPLE DE AYRIMCILIK YAPABİLİR, YAPMALIDIR diyen de böylece ayrımcılığı, dil ve kültür yasağını savunan, diğerine tek çare ayrılmayı dayatan da, şu konuda tek SUBJEKTİF ve histeriyle davranan da sensin... (Ki bu konuda Kürtler neden sizden daha fazla birlikte yaşamak isteğinde, önne oluru d.e.n.e.y.e.l.i.m olabilir bu da ayrı bir çelişki, gerçekten isteselerdi bunu başarırlardı, öyle masa başında kafada tencere ile atılan hamasetler buna da engel olamazdı ve bu kafayla siz zaten bu tezatı, zinhar kabul etmem ayrımcılığıyla ortadan kaldırmak üzeresiniz.)
Farezedelim ki sana göresi ve bu çok önemli, Kürtler başlattı, tutumun ne?
Yani aynı ataerkil tutumla bir kadın bardağı kırdı diye verdiğin ceza kadının kolunu kırıp, dilini kesmek ve kadın da ayrılmak istediğini beyan ettiğinde kadını suçlu ve eylemin ve daiama da böyle yapacağım, 2025 de bile yönlü anlayışı(zihniyeti) meşru görmek için kılıf üretmek mi olmalı?
Burada öznel olan aksine sergilediğin tutum; başka türlü savuşturamıyorsun, çünkü ortada nesnel gerçek var, öne sürülen gerekçe, kılıflar, örneğin; Türk üstündür Erkek üstündür, Müslüman üstündür vb. o sebeple ezilen daima haksızıdır ve her türlü yasağı, baskıyı, uslu durmazsa(benim üstünlüğümü(!) ve buyruklarımı kabul etmezse) şiddeti hak eder,, dinci cehalette de aynı benzer söylemler ve haklı olmak namına kılıf, gerekçe türetimidir.
Çözüm ne?
Mesela 1 japon yeni 70 dolar diye japon ekonomisi kötü mü oluyor. Tamam.
Bu arada, 1 Japon Yeni, 0.64 cent'mis. Google search bar'a gore.
*Bu arada, artik bu tartismanin icinde olmak istemiyorum. Size kolay gelsin.
Yıldıztozu
13-12-2025, 19:59
Yılzdıztozu, nesnel ile kastın ne? Anladığım kadarıyla neyin nesnel, neyin öznel neyin de kılıf uydurmak olduğu konusunda herhangi bir kriterin yok...
Bu cümlenden sonrasını okumadım.
Niyetini ilk cümlenden belli ediyorsun.
Sen bana bunu diyebilecek bir seviyede değilsin bir kere.
Çarpıtan sensin, öznel yaklaşan sensin. Kötü analiz yapan sensin. Beni eleştirecek konumda değilsin.
Yıldıztozu
13-12-2025, 20:06
Düşük IQ'suyla gelmiş bana nesnelin ne olduğunu bilmiyorsun diyor.
Bak seninle aynı kategoride değiliz.
Türkçe testine girsek kaybedersin.
Matematiğe girsek kaybedersin.
Felsefede yine kaybedersin.
Zeka testine girmemize gerek yok, sonuç ortada.
Cahil cesareti bu işte. Kendi seviyesinin farkında olmadan bilgiçlik taslamak.
spartacus
13-12-2025, 20:58
NESNEL, öznel, safsata hatta bir argümanın karakteri nedir bilmiyorsun(TESPİTTİR). 20 alıntıyla irdeledim, tespit, analiz ettim ve gördüm(niyet yok tespit), senle bu konuyu tartışmak, El kaideci ile Laikliği tartışmaktan farksız, ne nesnelliği, ne IQ'sundan söz ediyorsun, ırkçı veya benzer "ben üstünüm, ne yapsam da haklıyım" merkezli kılıflar, şartlanmalar namına eşek kadar IQ bile fazla.
Uzun zamandırdır da, öne sürdüğün 3-5 adet SAFSATA(*) KILIFIN geçersizliği ortaya çıkınca, konu bağlamında AD-HOMİNEM üzerinden götürmeye çalışıyorsun. IQ meselesine girdiğine göre, nesnel olmayı başaramamanın bir kanıtını daha sunmuşsun. Konu değil de önemsediğin, benden daha akıllı olduğunu söyleyerek beni yenmek mi? Eziklik psikolojisi... Hitler zeki olduğu için=haklı mıdır?)?
(*) O üstteki yazın da safsata bu arada ve gördüğüm, sadece hayal görüyorsun, cahil cesareti mi dedin, yanında nesnelliği bilmemekle de ve elbette meyve vermeyi bilmemenle de ilgili. Çoğu insan, her konuyu fasulyeyi sevip, sevmemek beyanı gibi ele almakta(empoze klişe beyanı), buna da saygım var, ama tercih etmiyorum. Neden, nasıl, ne koşulda,,,, analiz, tespit ve izah, tercihim bu(empoze etkisini sıfırlamak) ve bu yolu hele harf hatası peşinde koşanların bolluğuna rağmen tercih ediyorum, sana da tavsiye ederim :)
NESNEL OLMADIĞIMIZI sen söylemedin mi? daha bunu söylerken nesnel değilsin :) neye dayanarak söyledin, hol yok yumurta yok sürekli ad-hominemler, laflar... yine diyorum niyetle ilgisi yok, ANALİZ-TESPİT.
Bu cümlenden sonrasını okumadım.
Niyetini ilk cümlenden belli ediyorsun.
Sen bana bunu diyebilecek bir seviyede değilsin bir kere.
Bu ifaden de yine safsata ve NESNELLİĞİ BİLMEDİĞİNİN KANITI, "niyet okudum o sebeple gerisini okumadım", "nesnel değilsem de, düşük seviyeli olan bunu söyleyemez" tutumun... Oysa ne dediysem hep şunu yaptım, alıntı yaptım(işte yine!), TESPİTİ paylaştım, [B]niyet değil TESPİT ve hiç birisi de kişisel değil-di. Bak bu IQ meselesi değil Yıldıztozu, bilinç meselesi... Ha illa IQ diye diretirsen, üstelik o "yüce yüksek seviyene" rağmen, "düşük IQ ve seviyeli" birisi "nesnelliği bilmediğini" 2 satırla kanıtladı, bu halde IQ ve seviyeni kendin ölç...
Örnek vereyim; satranç tahtasında, fili, vezir gibi kullanıyorsun, muhatap da bunun hatalı olduğunu söylüyor, fili yanlış kullandın diyor. Niyet değil, tespit ve muhatap bu tespiti yapmak zorunda, yoksa konuyu sürdürmek imkansız.
Bunları geç, ad-hominemleri, safsataları, kılıf uydurma hezeyanlarını bırakıp konuya dön; Türk üstündür o halde ayrımcılık, ezmek, dil, kültür yasaklamak hakkıdır diyen birinin bırakın nesnelliği, insan olduğu dahi şaibelidir. Kaldı ki bu öznel zırvanın, nesnelliğini tartışalım...
bilgivehis
13-12-2025, 22:41
Bilgivehis
Mesele PKK nin kimin projesi olduğu değil. Mesele Kürt sorununun demokratik barışçıl yollardan çözülmesi.
İşte bu yüzden Kürt sorunu ile pkkyi bir tutmak doğru olmaz.
Çünkü birisi bir halkın sorunudur, diğeri ise emperyalistlerin çıkarı için kurulmuştur.
Yani bir tarafta bir halkın sorunu diğer tarafta bu halkın sorununu kullanan emperyalizm...
İşte bu yüzden Kürt sorunu ile pkkyi bir tutmak doğru olmaz.
Çünkü birisi bir halkın sorunudur, diğeri ise emperyalistlerin çıkarı için kurulmuştur.
Yani bir tarafta bir halkın sorunu diğer tarafta bu halkın sorununu kullanan emperyalizm...
Elbette Kürt sorunu eşittir PKK değildir. PKK sadece Kürt sorununu görünür kılan bir argümandır. Artık misyonunu da tamamlamıştır. Kendini tasfiye edip demokratik barışçıl yolların önünü açmalıdır. Çözüm süreci bu nedenle önemli ve değerlidir.
spartacus
14-12-2025, 01:33
Yani bir tarafta bir halkın sorunu diğer tarafta bu halkın sorununu kullanan emperyalizm...
10 kelimelik gerekçelere, 1 sayfa izah vermek zorunda kalıyoruz, EMPERYALİZM tarafından kullanılan dendi mi bu bir anlam ifade etmiyor. Tek taraflı-yanlı ifadene göre kıyaslarsam, bu halde, ötekileştirip ayıranı da(yani dahil etmediğin Türk halkını da bu sorun üzerinden!) kullanan emperyalizmdir, bu belirleyici olmadan diğeri de zaten olmaz... Neden 1 halkın sorunu? Böyle bakarsanız, o halde o halkın sorunu, biz neden dahil oluyoruz o halde? Kararını da kendi verebilir ve emperyalizmle zerre ilgisi olmaz(fırsattan yararlanması ayrı, meselenin özü ayrı konular öyle değil mi? kardeşinle kavga edersen, başkaları bunu kullanabilir...). T.C'de emperyalizmce kuruldu, işte örneğin SSCB vb. tarafından yardım aldı, emperyalistlerle masaya oturdu vb. üzerinden denemeyeceği gibi... Esasen kaderini tayin ve kaderi namına harekettir. Bu en az 2 halkın, hepimizin sorunu -bunu demek gerekir, madem meseleyi bayram değil, seyran değil meselesi, sırf bir oyun derekesine indirgeyebiliyorsunuz(ki bu tutum, ısrarla aşılmak istenmiyor)- ve bu bağlamda, mesele emperyalizmin kullanması değil, mesele emperyalizmin kullanmasını sağlayan araçların verilmesi-verilmemesi meselesidir. Eğer sadece bir tarafı emperyalizmin oyununa gelen taraf olarak gösteriyorsanız -ki ısrarla öyle-, öyleyse asıl(asli olarak) oyuna gelenin kendiniz olduğunu da teslim etmiş olursunuz ve ayrımclığı destekleyerek emperyalizme karşı olduğu iddiası kendi-kendini çürütür... Ortada kendi-kendine oynanan bir oyun olmadığı, yasakçı ve yasa koyucu taraf ve temsiliyle, başrol de sizin oluyor(hala meselenin türlü ve işe geldiği gibi seçilen biçimleri değil özüne karşı ısrarla kılıf arama, "rol" çabası)...
İşte bu bakımdan meselenin insani ve asıl savunduğumuz hak, hukuku bile bir yana bıraksak, 1 değil, ülke dahilindeki bütün halkların sorunu olan bu sorunun çözümü elzemdir... Bir daha tekrar etmem gerekirse, bütün Dünya sırf Türkiye'den ibaret olsaydı, emperyalizm de olmasaydı, bu sorun yine yaşanırdı, çünkü sorunun kaynağı ne emperyalizm ne de kültürel farklar değil, defalarca dile getirildiği için tekrar etmeyi düşünmüyorum, sadece, ama sadece elit bir azınlığın ekonomi-politik menfaatleri üzerinedir.
Basit; resmen inkar edilmiş olan Kürt halkının dili, rengi, kültürüyle dışlanmama ve tanınıp, hukuken de güvence altına alınması, dillerini dilediği gibi kullanmaları ve resmi statüde herhangi bir yasakla engellenememesine, yasa ve devletin tüm toplumun hak ve hukukunu koruması gerektiğine, anadilde eğitim hakkı da dahil, hukukun zinhar sağlanmadığı koşullarda bu halkın da, ayrılma hakkı olduğu, hak olduğu gerçeğine onay veriyor musun? Vermiyor musun? Vermiyorsanız emperyalizmden söz etmek tezat, abes ve aslında tam da oyunda rol almak olur. Üçüncü yol(zorla, baskıyla kendini reddiye yolu) artık geçerlilik arzetmiyor ve geride 2 yol ve 1 seçim kaldı. Kürtler'in ayrı bir toprağının olmaması dahi, daha başından aslında emperyalizmin tercihiydi(imkan ellerindeydi, onlar sınırları masabaşında bazı zayıflatıcı unsur kriterlerine göre çizdi) ve T.C'de bu tercihe uygun davranarak -içlerinde bırakılan azınlığın inkarı, ötekileştirilmesi ve baskı, iç çatışmayı örgütleyerek-seçerek- emperyalizme hizmet etti. İlk dönemlere bakarsanız Türk ve Kürt halkı resmi söylemdi, sebebi açık... Kısa sürede iktidar, güç olununca da, halka ihanet ve emperyalizmin isteği, arzusu ve bürokrasinin(ağa, paşadan devşirme) oligarşik çıkarları doğrultusunda davranma yolu seçildi...
Kısaca emperyalizmden söz edeceksek, alınması gereken tutum açık, ötekileştirme ve inkara son vermek(Dünya bu meseleleri böyle çözdü), kardeşliğin kabulü ve siz etmiyorsanız, diğeri de mecbur değil. Sizin ırkçı devletiniz ve sözde ırka dayalı toprak bütünlüğünüz, yok saydıklarınızın sorunu olamaz ve her koşulda mecbur tutulamaz(ben böyle düşündüğümden değil, doğası bu). Siz de kardeşliği kabullenmeye mecbur değilsiniz, ama aynı çatı altında, aile bireylerinin yok sayılarak uzun vadeli yaşaması mümkün değil...
spartacus
14-12-2025, 04:51
Ecevit - Niçin istiyorsunuz bu parayı? Dedim
Genel Kurmay Başkanı(!) - Özel Harp Dairesi için. Şimdiye kadar Amerikalılar[ABD] bunun masrafını karşılıyordu...
Ecevit - Bu kuruluş nerede oturur? dedim
Genel Kurmay Başkanı -Amerikan Askeri Yardım Binası'nın bir kanadında... dediler
"Özel Harp Dairesi", önceli "Seferberlik Tetkik Kurulu" - 1953 yılında kuruldu... Ülkedeki bir çok katliam, infaz, aydın ve gazeteci katli, çeşitli arazi, işletmelere çökme, narkotik, silah, insan kaçakçılığı organizasyonları vb. vb. ve provokasyonlar objektif olarak araştırılma imkanı olsa, oraya buraya atılmış suçlar, hatta üstlenilmişler de dahil, %99'un altından bu daire ve dallanmış bazı askeri, resmi, istihbarat teşkilatları(MİT, JİTEM vb.), yarı resmi, yargı, sivil, derin devlet, medya vb. budaklanmış alt kuruluşlar veya yerleştirilmiş temsilcileri çıkar ve bizzat merkezi temsili, legalitesi de G.K.Başkanlığınca veya üzerinden yapıldı, yapılıyor(yeni isimlerle vs.)...
Bu herhangi bir örgüt değil, bu yerleşik ve devlete ait olunca, devletin de bütün imkanları bu yapıların elinde olunca, herhangi bir örgütmüş gibi ele alınıp, münferiten değerlendirilemez. Hatta merkezi ve esas gücün komuta merkezi olarak düşünürsek devlettirler ve esasen, kamu nezdinde ayrıcalıklı ve bilhassa çoğunluğu ABD olmak üzere büyük sermaye baronlarının veya temsilcilerinin işbirlikçisi sermaye baronları ve onların elit bürokrasisini de temsil ederler.
https://www.youtube.com/shorts/biiIOJoaka4
Neyse.............................
Milyonlarca satır da yazılsa anlamsız, asıl mesele anlayış, zihniyet meselesi. Eşek olunca semer vuran çok olur ve doğrusu sorunun kaynağı semeri vuran değil, semer vurulanın müsaitliği...
Baskoylu
14-12-2025, 08:34
Trol müsün yoksa bunu ciddi mi yazıyorsun?
Para biriminin değerine bakarak ekonomi sıralaması yapmak hahahah.
Tartışma burada bitmiştir benim için.
Mesela 1 japon yeni 70 dolar diye japon ekonomisi kötü mü oluyor. Tamam.
https://www.youtube.com/watch?v=TDCE4wnRok8
Elestiriye tahmulu olmiyan birisinden, Saygili birisi olacagini beklemek dogru degildir.
Kendisine karsi saygili olmiyanin, baskasina karsi saygili olmasinin mumkunu yoktur.
Siyasi yetersizlik, bilgisizlik, bilincsizlik, birikimsizlik ve benzeri olumsuzluklarin, bas vuracagi tek sey, KISISEL SALDIRIDIR.
Sizin seviyenize inmis olsam,
Ulan, Geri zekali,
Ulan, Aptal,
Ulan, Salak
vs vs vs vs gibi yaklasimlarla senin seviyene inmis olurum. bununda mumkunu yok. Bugune kadar yiginla saldirilar, igrenc kufurlerle karsi karsiya geldim. Onlarin seviyesine inmedigim gibi, Sizin gibi Seviyesizin de seviyesine inmem.
Ben size duzenin borazanligini ve savunucusu olmanizi elestirmeye calistim.
Devletin, Yani Tekelci Burjuvazinin Buyumesi, Devletin Sisirdigi balondan ve attigi palavradan oteye gitmemistir.
Devletin MILLI GELIR ILE BUYUME DEDIGI TEKELCI SERMEYENIN, COK GUCLU DEDIGIN DEVLETI PARMAGIN UCUNDA OYNATIP, PALAVRA VE YALANLARLA KANDIRMADAN OTEYE GITMEMISTIR.
ASIL BELIRLEYICI OLAN KISI BASINA DUSEN VEYA KISI BASINA OLAN GELIR BELIRLER.
KISI BASINA GELIR KONUSUNDA DUSUNUR VE HESABINI YAPARSAN!!!
KACINCI SIRADA OLDUGUNU GORURSUN.
Fasist Kohne Duzenin ve onun basindaki sahtekarin yalanlarini burada tekrarlarsan veya savunursan, katilimci arkadaslarinda sana ve senin gibilere karsi tepkisine karsi da saygili olman gerekir.
Kisisel saldirilarla bir sonuca varamazsiniz. Bozuk kisiliginizi ortaya koymus olursunuz.
Bir ülkenin ekonomisinin kötü olduğunu belirleyen faktörler arasında yüksek işsizlik, enflasyon, cari açık, dış borç yükü, düşük Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) büyümesi, düşük eğitim ve sağlık standartları, siyasi istikrarsızlık ve kötü yönetim gibi makroekonomik ve yapısal sorunlar bulunur; bu durumlar genel refahı düşürür ve gelir eşitsizliğini artırır.
Makroekonomik Göstergeler:
Yüksek İşsizlik Oranı: Çalışmak isteyenlerin iş bulamaması, hane gelirlerini düşürür ve ekonomik durgunluğa işaret eder.
Yüksek Enflasyon: Mal ve hizmetlere olan talebin üretimden fazla olmasıyla fiyatların artmasıdır; alım gücünü azaltır.
Büyük Cari Açık ve Dış Borç: İthalatın ihracattan fazla olması ve özel sektörün döviz cinsinden borçlanması, ülkeyi dış şoklara karşı kırılgan yapar.
Düşük GSYİH Büyümesi/Küçülme: Ülkenin toplam ekonomik üretiminin artmaması veya azalması, refah seviyesinin yükselmediğini gösterir.
Dalgalı Döviz Kurları ve Yüksek Faiz Oranları: Ülke riskini artırır, yatırım ortamını olumsuz etkiler ve döviz kurlarını istikrarsızlaştırır.
Yapısal ve Sosyal Faktörler:
Yoksulluk ve Gelir Eşitsizliği: Milli gelirin adil dağılmaması ve yoksulluk oranının yüksek olması.
Düşük Eğitim ve Sağlık Seviyesi: Nitelikli işgücünün azalmasına ve sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanmasına yol açar.
Siyasi İstikrarsızlık ve Kötü Yönetim: Hukukun üstünlüğünün zayıflaması, şeffaflık eksikliği ve sık değişen politikalar yatırım ve büyümeyi engeller.
Dışa Bağımlılık: Petrol, doğalgaz gibi temel enerji ve hammadde ithalatına aşırı bağımlılık, ekonomik kırılganlığı artırır.
Üretim Yapısındaki Sorunlar: Yüksek katma değerli ürünlerden ziyade düşük katma değerli alanlara odaklanma, rekabet gücünü düşürür.
Alintiyi izlerseniz balkide soylemek istedigimi anlarsiniz.
Mesela 1 japon yeni 70 dolar diye japon ekonomisi kötü mü oluyor. Tamam.
Farkli gezegendemi yasiyoruz? 1 Japon Yeni kac dolar oldugunu bir kez daha arastirabilirsiniz, veya yanlis yazmis olabilirsiniz.
Kisisel satasma, hakaret, yaftalama vs vs gibi olumsuzluklar yaratmak yerine, Saygi cercevesinde sohbet etmek ve tartisip dogrulari belgelerle tespit etmek dogru olandir.
Not: Para birimi bir ulkenin ekonomisinde, Onemli etkenlerden biridir.
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Yıldıztozu
14-12-2025, 13:07
Sayın Baskoylu, böyle yorumlarla gelin. Olması gereken bu.
Şimdi konu ekonomi değil, meseleyi hatırlayalım. Bir arkadaş Türkiye ve halkı hakkında sürekli kötümser şeyler vurgulamıştı. Türkiye halkı pisliktir, tarihi de pisliktir, devleti de bok gibidir şöyledir böyledir saydırıp durmuştu. Ben de bu yaklaşımı abartılı bulup Türkiye o kadar da kötü durumda değil demek için örnekler verdim.
Abartı ve haksızlık içeren bir tavır gördüğümde müdahale etme gereği duyarım.
Abartmak ve taraf tutmak nesnel yaklaşımı engeller.
Buna karşı tavır almış olmam milliyetçilik anlamına gelmez.
Neyin ne anlama geldiğini belirtmek istemiyorum, ortalama zekada biri bu anlamı çıkarır zaten.
Para birimi ekonomik gösterge için ne kadar önemlidir konusuna gelirsek, 1 doların kaç lira ettiği önemli değil, oynaklık önemli.
1 dolar kısa sürede 5 liradan 15 liraya çıkmışsa bu bir sorundur. 15'ten 10'a düşse de bir sorundur.
Mesela Abd, kendi dolarının yavaşça değer kaybetmesini istiyor, enflasyon istiyor, çünkü dolar borcu var. Kendi para birimi olan doların değeri düşerse borcun değeri de düşmüş olacak.
spartacus
14-12-2025, 17:06
Abartı ve haksızlık içeren bir tavır gördüğümde müdahale etme gereği duyarım.
Örneğin? Oysa Kürt halkının uğradığı haksızlık konusunda(ki bu illa şu halka dair de değil, kim olursa farketmiyor ve hak-hukuk meselesi bütün insanı, doğayı kapsıyor) haksızlığı savunmak, meşru sayma namına, irrasyonel, anti-nesnel(!), türlü kılıf, safsata, saçma-sapan alakasızlıkları, alakalı gibi gösterme vs. rahatsızlığınız, tabu fetişizmi, psikolojik ve herkesi kendiniz gibi, dar ve ırkçı veya benzeri hezeyanlarla yaklaştığını sanıyorsunuz. Ona buna şöyle, böyle demeyi bıraksan iyi olacak, madem öyleler, sen olması gerekeni, senin nesnelin, ÇÖZÜMÜN neyse, gerçekten de objektif veriler, üzerine değerlendirmeler ve analizlerle, izahıyla koy ortaya da görelim, bırak kılıf üretme veya başkasını çekiştirmeyi.
Abartmak ve taraf tutmak nesnel yaklaşımı engeller.
Buna karşı tavır almış olmam milliyetçilik anlamına gelmez.
Türk üstün bir millet, o sebeple de hak kısıtlamasına hakkı var(Yıldıztozu)... Anlayış eleştirisine karşı, "Türkiye'nin toprak bütünlüğü, Yıldıztozu" vs. vs. vs.... Buraya eklemeyeceğim sırf milliyetçilik adına yazılmış bir dolu boş safsata, ad-hominem, terör, terörist tartıştırması yaptırmak gibi, sabote, manipüle, konuşturmama yöntemleri, bu tarz anti-nesnel taktikler, entrikalar bölgede Roma'dan beri bilinir, artık köhnedi...
Neyin ne anlama geldiğini belirtmek istemiyorum, ortalama zekada biri bu anlamı çıkarır zaten.
Bazı konuları sabote etme eğilimi ve davranışında olmak için ortalama zeka da gerekmiyor. Kaldı ki, son çare hala daha zeka, ben yüceyim, üstünüm cehaleti(*).
(*) Mühendisim, üstün zekayım, popstarım... Bir "the world star " olarak dünyanın her yerinde sevilen ve sayılan bir "star" 'ım. Bu da kazanç olarak ortaya çıkıyor. Bunu hazm edemeyen illümünati ve.... Popstar Ajdar(bu kişiye de haksızlık etmek istemem, muhtemel durumu biyolojik, örneğin aşırı tau proteini birikimi olabilir)...
Muhataplarınızı alıntı yapıp eleştirecek ve tespiti analizle yapabilecek çapta değilseniz, genel görüşünüzü söyler veya ilgili yazıları dayanak edinir öğrenir geçersiniz(illa karşı olmanız gerekmiyor, olacaksanız da nesnel yol, yöntemlerle yapmanız lazım, safsatalarla değil). Örneğin Türkiye'de demokrasi Çin'den iyiymiş(oysa bu tarz kıyaslara saftasata denir), %50 muhalif olduğu, ekonomisinin iyi olduğu, ordusunun güçlü olduğu(oysa gerçekte -hamaseti ve asker, teneke sayısını bıraktığınızda- en güzçsüz, gayr-ı meşru hizip dolu, başka ülkelerce paravan olarak kullanılan ordularından) gibi safsata lafızları, hiç de alakası olmayan (yaklaşımı yanlış idiyse yaklaşım eleştirilir) bir söyleme karşı, eleştiriymiş gibi benzer safsatalar sunabiliyor, ama yazının sonunda kendi, kendine çelişerek, toplumu Ortadoğu toplumu olarak tespit ediyorsun, bir çok detaya şimdilik girmiyorum(Türkiye halkının %50'si açlık, kalanın %90'ı da yoksulluk sınırı altında, hak, hukuk, demokrasi->10 üzerinde 1 puan alır, sen daha hak, hukuk, demokrasinin REEL ölçüsünü bile bilmiyorsun (Senin yaptığını İmamoğlu gibi belediye başkanı olmuş birisine dahi -yani bu denli kamuoyunun gözü önünde olana- yapılan akıl dışı, garabet, izahı mümkün olmayan hukuksuzluğa karşı, Adalet Bakanı, yandaş medya(yalan makinesi) hergün yapıyor, "Türkiye Hukuk devletidir" diyor, senin yaptığın gibi kılıflar uyduruyorlar) -zeka ile ilgisi yok, bilinçle ilgili, o bilinç de sen de yok, bu konularda cehalet. Kriterleri sırf hapiste kaç gazeteci var üzerinden vb. yapmak ve genellemek nesnel olmadığı gibi irrasyonel, sağlık, eğitim, geçim, barınak vb. halkın ödediği-ödeyemediği ve ödetilen bedele, hak ve özgürlüğün paraya endeksli ve toplumun da durumuna bak-para yok hak-özgürlük koşulu da yok, irrasyonel hesaplarla kişi başı gelir vb. reel gösterge değil aldatmacadır(%10 ultra, orta, normal zenginin ve fahiş, irrasyonel vergiler de çıkılarak hesaplanmalı! değil mi, madem nesnel olacaksınız) vs.... "ufak at da civcivler de yesin" meselesine girmeyelim... ve evet bir konuda analizinin yerinde olduğunu düşünüyorum, paranın değeri de, hatta enflasyon da(aşırı değil, reel, zaruriyet dengesinde ise) tek başına, bir ülkenin refahı, ekonomisinin göstergesi değildir bazı hallerde de aksine olmaları gerekir, çeşitli faktörel göstergeleri tek başına bazmış gibi ele almak da safsata.
Sonuç:Trol yöntemleri ve kendini ultra zekiymiş gibi çocukca saçmalıkları, satobe etme histersinden vazgeçilmeli ve sürdürülmemeli. Cehalet sergilemeyi bırak, aşma ve öğrenmeye, nesnelliği kavrayama bak...
Baskoylu
14-12-2025, 20:31
Sayin Yildiztozu,
Ozellestiri ve Ozelllestiri mekanizmasini kavriyan veya kavradigini dusunenler, Her zaman ve her yerde kendisine gore dogru bilip istedigi sekilde Elestirmeye calisanlar, tabi Hakaret, Yaftalama, Belden Asagi Kendisine Yakisan Kufurlerle ELESTIRIYORUM politikasi ile yaklasanlar.
Yaptiklari hata ve yanlislarin farkinda olduklarinda OZELLESTIRI vermek yerine kendisine gore hakli nedenleri siraliyarak, (BEN BUNU YAPTIM AMA SU SU NEDENLERLE YAPTIM!!!!!!) vs vs vs Gibi savunmalarla OZELLLESTIRI VERME CESARETINE SAHIP OLMAMASINDAN DOLAYI... BASKASINI ELESTIRME HAKKINA DA SAHIP OLMADIKLARINI BILMELERI GEREKIR.
Sayın Baskoylu, böyle yorumlarla gelin. Olması gereken bu.
Şimdi konu ekonomi değil, meseleyi hatırlayalım. Bir arkadaş Türkiye ve halkı hakkında sürekli kötümser şeyler vurgulamıştı. Türkiye halkı pisliktir, tarihi de pisliktir, devleti de bok gibidir şöyledir böyledir saydırıp durmuştu. Ben de bu yaklaşımı abartılı bulup Türkiye o kadar da kötü durumda değil demek için örnekler verdim.
Ben sizin algiladiginiz gibi TURKIYE VE HALKI hakkinda kotumser seyler ve pisliktir gibi yaklasimlari gormedim.
Yanlislari, Tutarsizliklari, Eksikleri, Hatalari ve benzeri Olumsuzluklari elestiremezmi?
Hirsiza, Hirsiz.
Yalanciya, Yalanci.
Dolandiriciya, Dolandirici.
Dinci Yobaza, Dinci Yobaz.
Irkci ve Milliyetci Fasiste, Fasist
Vs vs vs vs demek Sucmudur?
Kel Oldu, Sirma Sacli. Kor Oldu, Badem Gozlumu, dememiz gerekir?
Farkinda iseniz, Forumda genel olarak tartismalarimiz, Farkliliklarimizi paylasip, kendimizi Gelistirmek, Yenilemek, Dogrulari alip, Yanlislari Mahkum etmek bir ortam olusturmak yerine, Bir birimizden daha zeki, akilli, bilgili, birikimli vs vs gibi ortam icine girerek, bazen farkinda olmadan kirici ve yikici oldugumuzu goremiyoruz.
Yikici ve Kirici oldugumuzun farkinda oldugumuzda OZELLESTIRI VERIP, GONUL ALMASINI BECEREMIYORUZ!!!! Daha sonra halen kendimizi dev aynasinda gormeye calisiyoruz.
Kacinci sayfaya kadar okumussak. O sayfaya kadar bilgi sahip olabiliriz. Okumadigimiz yiginlarla sayfalarin oldugunu bile bile USTUNLUK KURMAYA CALISIP EGOLARIMIZI TATMIN ETMEYE CALISIYORUZ.
Dunyaya Bin kezde gelsem, Sosyalist ve Komunist Egitimi almak isterim. Komunist ve Sosyalistin, Irki, Milleti, Dini, Mezsebi Rengi yoktur. INSANLIGI VAR OLDUGU ICIN. INSANLIKTAN DAHA DEGERLI BIR SEYIN OLMADIGINI. SEVGIDEN, IYIDEN, GUZELDEN, HAKTAN, HAKLIDAN VE DOGRUDAN YANA OLMASINDAN, INSAN OLMANIN KISTASLARINA SAHIP OLMAK, GUZEL OLANDIR.
Sanirim daha oncede kaleme almistim. 12 Eylul Askeri Fasist Cunta doneminde agir iskencelerden gecip, Hucere ve zindanlarda kaldiktan sonra, Fasist Devletin unlu hastanesi olan Numune Hastanesinde, Saglik raporu!!!! heyet tarafindan verildikten sonra birakildim.
vucudumun her yeri Sigara yaniklari, morarliklar, kiriklar, ayaklar parcalanmis, tuz uzerinde gezdirilerek morarmis ayaklar, zorlukla yuruyen birine SAGLIK RAPORU VEREN HEYET!!!!!!!!!!!
Elime sikistirilan kagit parcasina baktim, kagidi bana verene, BUNU HANGI ASAGLIK DOKTOR VERDIYSE. ONA SOYLE "TAM BIR DEVLET KOPEGIYMIS" cevap. ISKENCEYE ALISTIN, TEKRAR ORAYA DONMEKMI ISTIYORSUN. oldu.
Takip edildigimi seziyordum. 1 Mayis Mahallesine gidip firsat bulursam, yol parasi temin etmeyi dusundum.
Dayi dedigimiz 6 cocuklu birine hic masraf ettirmeden ev esyasini bile aldigimiz, kendisine 4 odali Gece-Kondu yaptigim dayinin yardimci olabilecegini dusundum.
Umraniye tarafina giden otobuslerden hic birinde 1 Mayis Mahallesi yazmiyordu. MUSTAFA KEMAL PASA MAHALLESI yazilan otobusler oldukca yogundu. en sonunda sordum, Bu Mustafa Kemal Pasa Mahallesi nerede? dedim.
Kulagima egilerek, Eski Ismi 1 Mayis Mahallesi. yeni ismi Mustafa Kemal Pasa Mahallesi oldu dedi.
Otobusun birine bindim, Sofore Paramin Olmadigini Soyledim, Kabul etmedi, Icerden ciktim, ondan dolayi param yok dedim, yine kabul etmedi, tam inerken birisi tepki gostererek, INSANLIGINIZDAN UTANIN dedi odemeyi yapti.
Bizim dayinin bulundugu bolgeye gittim, gunduz gidemezdim, takipde oldugumu dusunuyordum.
Bizim tek katli, 4 odali, buyuk salonlu ev 3 katli ev oluvermis. Alt katta Bakkal dukkani var. Karnim oldukca acti, bakkal sahibi birseyler verirse atistiririm diye dusundum.
Bakkala girdim, musterisine beyaz peynir kesip tartimakla ugrasan BIZIM DAYI OLUNCA SASIRDIM!!!! peyniri keserek kantar ayari veren dayi, parmaklarini ara sira yaliyarak, verecegi peynire gida yukluyordu.
Bunu yaparken siklikla bana bakiyordu. Musterisi gittikten sonra. Buyrun, Ne Istersiniz? dedi.
Tanimadinizmi Dayi dedim?
Yabanci gelmiyorsunuz, Cikaramadim dedi!!!
Ben Uzun, ne cabuk unuttunuz dayi dedim.
kekeliyerek a a a a a taniiiidimmm. dedikten sonra gozu telefonda.
Nerdeyse Telefon edecek, burada, DEVLETIN IZNI OLMADAN, BANA GECEKONDUYU APTAL BIRI YAPMISTI. ISTE O APTAL, DEVLET DUSMANI BURADA, GELIN YAKALAYIN DIYECEK BIR ORTAM ICINDEYDI......
KENDISINE, BIR KAC SAAT ONCE ICERDEN CIKTIM, KARNIM COK AC, BIRAZ BISCUIT ALABILIRMIYIM. PARAM YOK, BORCUM OLSUN, TAKIPDE OLABILIRIM, BAKKALDAN BIRSEY ALDIGIM ALGILANIRSA SIZIN ICINDE IYI OLUR. DAHA SONRA GELIR ODERIM DEDIM.
KENDIMI SORGULADIM, BEN BU HALK ICINMI KENDI BEDEL ODEMEK ADINA CANIMI FEDA ETMEYE CALISTIM?
BU HALK ICINMI GOZUMU KIRPMADAN OLUMU GOZE ALDIM? VS VS VS
Akabinde kendimi de sorguladim.
BIZ BU HALKA TEORIK VE IDEOLOJIK OLARAK NE VERDIK? NE BEKLIYORUZ?
Fasist zindanlarda Agir Iskencelerde izledigim taktik, yuksek voltage ile beni bayiltmalarini saglamakti.
Kahrolsun, Fasizim ve Herturden gericilik. Kahrolsun Fasizmin mimari Ataturk ve Kemalizm dedigimde.
SUSTURUN SU O.... COCUGUNU. YINE ULU BASBUGUMUZA, (ONDERIMIZE) HAKARET EDIYOR.
Voltage yukseltilince bayilma faslindan sonra, uzun bir sure, vucudum dinlenmis oluyordu....
Ermeni katliami degil..... ERMENI SOYKIRIMI 1915 de yani Barbar Osmanli doneminde yapiliyorken, tarihi gercekler belgelerle bunu kanitlarken, Inkar etmeye calismak, kilif bulmaya calismak gibi ortam icine girilmesi!!! Insanlik sayfasinin neresinde gizliyebilirsiniz? Tabi Insanlik varsa!!!!!
Osmanlinin1915 soykirimini destekleyip onaylarsa!!! Ataturk denilen kan emici fasistin katliam ve soykirimlarinida kabullenmis ve desteklemis mantigi yatiyor.... Siranin onun yaptigi katliamlari SORGULANABILIR MANTIGI!!!!!
10 Kasim 1938 e kadar yiginla yapilan katliam ve soykirimlarin bas sorumlusu belgelerle, canli tanik ve delillerle belli iken, KAN EMICI IRKCI, MILLIYETCI, GERICI SAHSIYETI KORUMAK VE KOLLAMAYA CALISMAK!!! ONUNLA AYNI DUSUNCE FIKIRI PAYLASILMIS OLMUYORMU?
Sonuc olarak, "PKK BIR ABD PROJESIDIR" diyen arkadasin, Aptullah Ocalan hakkinda yazdigim ve gosterdigim tepkiden dolayi, (DUZENIN YETISTIRDIGI GELMIS GECMIS EN BUYUK AJANLARDAN ) biridir yorumlarima karsilik. Fasist Devletini Koruma Ic Gudusunden Dolayi Boylesi bir baslik atmayi kendisine gorev bildi.
Sizinde burada yaptiginiz. DEVLETIMIZE, MILLETIMIZE KOTU SEYLER SOYLEMESINDEN DOLAYI KABULLENMIYEREK BOYLESI BIR ORTAM ICINE GIRMEK ZORUNDA KALDIM!!!!!! Gibi yorumun ilginc gelmedi desem yalan olur.
Bana, ADOLF HITLERIN USTASININ BURSA NUTKUNU AKLIMA GETIRDI.
"Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine,
doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en
küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu
vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını
koruyacaktır.
Yani Fasist Devletimize Karsi Gelen, Karsi Cikan Kim Olursa Olsun, Polisi, Askeri, Devlet Gorevlilerini beklemeden LINC edin!!!!!
Politikasini yerine getirerek, tepkilerinizi, hakaret ve benzeri yaklasimlarinizi yansitmaya calismissiniz.
Bana gore,
Size yakistirmadigim yanlisi, Elestirmekti
Size gore Dogru!!! HALEN HAKLI OLDUGUNUZU SAVUNMAYA CALISIYORSUNUZ!!!!!!!!
Not: Saglik sorunlarimdan dolayi, incelemeden, verdigim Cevabimda eksik ve yanlislarim varsa, kusuruma bakmayin. Bagisliyasiniz.
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Ben soyledim. Milletce pislik bir toplumuz dedim. Herkes, herkesin karisina, kizina bakar, dinde, imanda yanginda kul birakmaz dedim. Cami cikisi, 10 yasindaki kizlara bakip ic ceken dindarlarimiz var. yere tukuren, surekli kufur eden, surekli kabadayilik yapan, dusuk IQ'lu toplumuz dedim. Bidona, hayvana, cocuga tecavuz ederiz, kadinlarimizi doveriz, oldururuz, devlet gelir serbest birakir. AKP torpili, haramzadelik var dedim. Kaymakamindan tut, en basit bir kuytu kose belediye baskanina kadar, ye yiyebildigin kadar, soy soyabildigin kadar, koy koyabildigin kadar dedim..Toplumun buyuk bir kismi hirsizi, ugursuzu, dolandiriciyi, fasisti, katili, uckagitciyi, uyusturucu tacirlerini, bu isten para kazananlari son 20-25 yildir iktidarda tutuyorlar dedim. Ozgurluklere, hurriyete, adalete dusman bir millet bu dedim. Allah deyip kafa kesen ISID'lilere bile muhimmat yardimi yapan hukumeti destekliyor bu millet. Kalkip Suriyedeki dincileri bile silahlandiriyorlar dedim. Kendinden olmayanin dilini yasakliyor, hapishanelerde b.k yediriyor, iskence ediyor dedim. Feto diyerek masum insanlari, kadinlari, cocuklari bile hapishanelerde curutuyor, ailelere ekmek veren, is veren insanlara bile feto damgasiyla terorist diye eziyet ediyor bu millet, bu devlet dedim. Kuru kemige donmus kanser hastalarini bile olene kadar zindanda tutuyorlar dedim. Halkin s.kinde bile olmuyor cunku halkin kendisi pislik dedim. Dunyanin en sahtekar yoneticilerinden bir kismi bizde dedim. Hergun vatandas bu canilere alkis tutuyor, sahipleniyor dedim. Dunyanin en kotu ekonomilerinden biriyiz dedim. Insan haklarinda Dunyanin sonlarinda yer aliyoruz dedim. Evet, 600 yildir 3 kitayi kilicla, kafa keserek teror estiren bir tarihimiz var dedim.
Devletin her turlu pisligini BAYRAKLA, DINLE, KURANLA, TESBIHLE, KABADAYILIKLA ortuyorlar dedim.
Ne var sanki, adalet olsa, sevgi, saygi olsa, insan insanca yasayabilse, korkmadan, cekinmeden, huzurla, baskasina saygi duyarak, hakki, emegi somurulmeden....hirsiz, uckagitci, yolsuz devlet memurlarini adalet onune cikarsa, millet hukuk ile yonetilse...Ama bunlar polisi millete vurulacak sopa, yargiyi teror mekanizmasina cevirmisler..Kimse sesini cikaramiyor. Cunku devlet denilen bu canavar, halki korkutuyor, canini, malini, hurriyetini yok ederim diyor.
Baskoylu
15-12-2025, 03:38
Saygideger Andrew,
Tespitleriniz ve aciklamalariniza katiliyorum. Kendi davasina sahip cikmiyan, icinde bulundugu butun olumsuzluklara ragmen duyarsizligini, korkakligini, caresizligini, yetersizligini vs vs vs vs ve butun olumsuzluklara karsi SOKAKLARA DOKULUP, ONURUNU AYAKTA TUTMAK ICIN BIR ADIM DAHI ATMIYORSA..... Sizin saydiklariniz cok ciliz ve zayif kalir.
Bu halkin daha cok surunmesi ve insanligin kabul etmedigi haksizliklarla karsi karsiya kalmasi gerekir. Yok degilse bunlarin karanliklaradan aydinliga cikmasinin mumkunu yoktur.
Dunyaya bedel olan, sozde bu toplum, kurulan butun pazarlarin sonunda yiginla insan atilan curumus, bozulmus yenmiyecek meyve ve sebzeleri toplamayi kendisine onur sayiyorsa!!!! boylesi onursuzlar yerin dibine girsede, kendilerini DUNYAYA BEDEL, CIHANA BEDEL BIR TOPLUM OLARAK GORMEYE DEVAM EDERLER.
BUNLARIN YUZUNE TUKURSEN...... "YARRABIM SUKUR " DIYEREK. ALLAH TARAFINDAN SU DOKULDUGUNU SANIRLAR.....
Ben O ulkede yasamis olsam. AKP ve onun gibilerine Oy veririm.
Nedenmi?
Cunku bu HALK yasamayi hak etmiyor. pisligi ile bogulmayi, Irkci, Milliyetci, Dinci ve Gericilikleri ile daha fazlasini hak etmiyor.
Isci is bulamiyor.
Koylu tarlasini ekemiyor.
Kiraci kirayi odiyemiyor,
Bakkaldan, manavdan, Pazardan Gram ile yiyecek alabiliyor veya alamiyor.
HALEN VATAN MILLET SAKARAYA,
ULKEYI IZMIR IKTISAT KONGRESINDE EMPERYALIZME PESKES CEKTIREN, ULKEYI SATAN MANTIGA.
ATAM SEN KALK BEN YATAM.
ULU BASBUGUM VE SEN COK YASSA BAHDISAHIM DIYORSA, DEMEYE DEVAM EDIYORSA!!!!
AYDINLIGA CIKMAMAK, KARANLIKTA KALMAYI KENDISINE AMAC EDINIYORSA...
IRKCILIGI, MILLIYETCILIGI, GERICILIGI VE FASIST KIMLIGI ILE GITSIN KARANLIKLARDA KALMAYA DEVAM ETSIN..........
ESSEK BIR KEZ CAMURA DUSER......
BIR DAHA BEGENMEDIKLERI O HAYVAN CAMURA ASLA VE ASLA DUSMEZ.....
Türkiye enflasyonda dünyanın en kötü 10 ülkesi arasında!
https://birlesikmetalis.org/turkiye-enflasyonda-dunyanin-en-kotu-10-ulkesi-arasinda/
BUNLAR HALEN DUNYAYA BEDELDIR.
ACIKMAZ,
YENILMEZ,
ORDUSU DUNYANIN EN GUCLU ORDUSU.
EKONOMISI, DUNYANIN EN IYI EKONOMISI.
BUNLAR OLMAZSA, DUNYA AC KALIR.
IMF VE DUNYADAKI BUTUN ULKELER, R.T.E ELINE BAKIYORMUS, HATTA SARAYIN ONUNDE KUYRUGA GIRMIS YIYECEK DILENIYORLARMIS........
SONUC OLARAK BU TOPLUM KANDIRILMIS BIR TOPLUM OLMAKTAN KURTULAMIYACAK.
BU TOPLUM HEP KENDISINI DARI AMBARINDA SANIYOR. KARANLIKTAN CIKAMADIGI ICIN, KABUS VE RUYA GORMEKTEN BIR ADIM ILERI GITMIYOR.......
Yukaridaki link`de en kotu 10 ulke arasinda gosterilmistir.....
BUNLAR DIS MIHRAKLAR VE DIS GUCLER OLDUGU ICIN, BIZIM ULKEMIZI HAZM EDEMIYORLAR, HAM ETMEYE CALISIYORLAR.....
IFTIRA, YALAN.
BIZ DUNYANIN EN IYI ULKESIYIZ.
Hangi konuda.
Aclikta.
Susuzlukta,
Yoksullukta,
Zindanlarda,
Iskencelerde.
Kadin ve Cocuklara TECAVUZ ETMEK`DE.
KUCUK MILLET MECLISINDE BILE COCUKLARA TECAVUZ EDEBILIYORSAK!!!!!
Her Gun Kadin KatlediliyorsaK....
DUNYANIN EN IYI ULKESIYIZ....
CUNKU BU ULKENIN KURUCUSU. KURT GIBI ULUMUS, FASIST ULU BASBUGUN KURDUGU ULKEDIR...