Orijinalini görmek için tıklayınız : Türk'ler kötü mü?
bilgivehis
14-01-2026, 07:08
Atilla'nın daha sonra Oğuzların Avrupa'da ve Orta Doğu'daki işgalleri nedeniyle Avrupa ve Amerika kıtasındaki işgalciler için önemli bir rakip olmuşlardı. Bu rekabet nedeniyle Avrupalılar ve Özellikle Amerikalılar akla gelen her türlü çirkefi Türkler üzerine atmayi görev bilmişlerdi. Günümüzde halen devam eden bu kara propaganda Araplar üzerinde de etkili olmuş ve Türkler tüm dünyada kötü olarak duyarlara yerleşti. Türkler aleyhine yazılan kitapların, makalelerin ve filmlerin etkisi o kadar ileri boyutta ki, artık Türkler bile birbirlerine kötü, güvensiz olarak bakmaya başladı.
Birinci dünya savaşında İngilizlerin destegiyle Kürdistan kurma fırsatı suya düşen bazı Kürt topluluğunun da Türkler'e pek iyimser baktıgı söylenemez.
AKP-MHP iktidarının Türk düşmanı olduğu ve Araplarla karışık asimile bir millet yaratma çabası da gözönüne alındığında Türkler'in tamamen sıkışmış durumda oldugunu görebiliriz.
Yüz yıllardır süren bu gelişmeler ve kara propaganda nedeniyle Türkler kötü bir halk olarak tanınıyor.
Aslında ve gerçekte ise kötü halk diye birşey yoktur. Halkların hangi noktada oldugunu siyasi gelişmeler, işgaller ve ekonomi gibi etkenler belirler. Örnegin dünün misafirperverlikte nam salmış Türkler'in bugün kötü görünmesi aynı nedenlere dayanıyor. Herşeyi siyasetin belirlediği özellikle de hakim güçlerin kendi çıkarları doğrultusunda yaptıkları psikolojik propaganda, iletişimin gelişmesiyle birlikte daha etkili bir hale gelmiştir. Bütün bunların neticesinde Türkler'in güleryüzlülüğünü ve samimiyetini kaybettigi, en yakınına bile güvenmedigi adeta başıboş bir ortama sürüklendiği bir gerçek de ortada duruyor. Sonuçta 25 yıldır üzerinde açıkça asimile uygulanan ve bu asimilenin farkında olmayan bir halktan bahsediyoruz. Yine aynı halkın celladına aşık olduğunu, açlıktan nefesi kokarken, kendisine bunu yapanları baştacı ettigine baktığımızda aslında kötü bir halktan uzak ama aciz, zırcahil ve zavallı olduğunu görüyoruz.
Osmanlı'nın mevcut saltanata aldanıp yenilige, bilime uzak kalması onun sonunu getirdigi gibi bu halen Türk halkı üzerinde de etkisini sürdürmektedir.
Ne ilgiçtir ki, Amerika kıtasını yüzyıllarca işgal eden Portekiz'in bugün diğer emperyalistlerden açık ara geride kalması da benzer nedenledir. Birşey iyi gidiyorsa yenilige, bilime ve dünya dengelerine uzak bir anlayışın nihai sonucudur. Bu örnekler halk üzerinde nasıl etkili oldugunu gösteren net örneklerdir. Ancak yine ilginçtir ki, Portekiz gibi kaybeden, geride kalan bir çok ülke halkı olmasına ragmen kötü ünvanı sadece Türkler üzerine yıkılmıştır. Türkler güçlüyken de acizken de onlara karşı bakış açısı hiç değişmemiştir.
Elbette bunda Türk'lerin İslam oluşu ve İslamın günümüze kadar gelmesinde öncü oluşunun büyük payı vardır. Zira Macar Türk'leri Avrupa'yı işgal eden ve yerleşen ilk Türk'ler olmasına ragmen, Hristiyan olmalarından dolayı bu kötü ünvandan soyutlanmışlardır.
Türk'ler Avrupa halkı gibi gelişmiş bir halk olsaydı yine de kötü damgası yermiydi?
Herşeyi ortadan çıkarsak bile sırf coğrafyadan dolayı yine aynı akibeti yaşarlardı. Zira Batı halkı, Türk'lere her zaman Asya'lı olarak bakıyor. Asya'lıları geri kalmış, medeniyetten uzak, kaba ve barbar gören Avrupa halkının kısmen haklı tarafı var. Çünkü her iki kıta gelişim evrimine aynı süreçte girmelerine ragmen Asya'nın geri kalması buna örnek verilebilir. Tabi bu pek geçerli bir neden değil ama sonuçta bir neden.
İşin hem trajik hem de komik bir noktası ise kıçını yıkamayı bile bilmeyen çöl Araplarının Türkleri kötü ve aşağılık görmesidir. Elbette onların da haklılık payı var. Zira bu kadar geri kalmış bir halkın dinini ondan daha çok kendi dini sayan, onlara özenen ve hatta onları kutsal sayan bir halkın durumu trajikomik değil de nedir? Ancak bu Türkleri elbette komik yapar ama kötü yaptıgı anlamına gelmez.
Özetle toparlayacak olursak, hiçbir halk iyi veya kötü olmak için uğraşmaz, iyiyi, kötüyü süreç içinde yapılan gelişmeler belirler. Halkların duruşunu belirleyen bahsettigim gibi çevre, ekonomi, siyasetin baskısı veya yönlendirmesi gibi faktörlerdir. Bugün çok iyi sayılan bir halkın duruma göre değişmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur. Dolayısıyla Türk'lere vurulan kötü damgası (kendilerinden son 10 yıldır pek hoşnut değilsem de) daha ziyade emperyalistlerin psikolojik propagandasını herkese yedirmesi ve yaşadıkları coğrafyanın çalkantılı oluşudur.
spartacus
14-01-2026, 16:24
Türkler, Araplar, Kürtler, Hintliler kötü mü? Ve bunu etnik temelle ele almak doğru olur mu? Elbette etnik temel üzerinden ele almak yanlış, ekonomi-politik ve getirdiği sosyo-kültürel durum üzerinden değerlendirmeli ve ekonomi-politikmiş gibi siyasileştirme, hamasetin dolgu malzemesi haline getirilmesi vb. sosyo-kültürel yapıları yaşanamaz, takımlaştırma ve salt cila, toplumdan ve sosyo-kültürel varlıkkan öte öteki tabu-kutsal bir meta, bir nevi marka, anti-laik sembolik aidiyet haline getirme, dejenere hale getirdiği gibi çürütür de(esas çürüme kaynağını burada aramalı)... Etnisiteler ekonomi-politik değil, sosyo-külütreldir ve dolayısıyla sosyo-kültürel yapı da ekonomi-politiğe bağlı, kişilerin etnisite veya etnik isimlendirmelere bağlı değil. Biyolojik bir temeli de bulunmaz, "Homo Sapiens Sapiens(Kendini bildiğini de bilen insan)". Türkiye'de toplumun geri kalmasının en önemli sebeplerinden, daha doğrusu kılıflarından birisi de, din gibi etnisiteyi de feodal geçmişle köklendirme, bütünleme ve aidiyet, sanki ekonomi-politik bir sistem, bir nevi yaşamın temel dayanağıymış gibi yükleme anlayışıdır, elbette bu tür yaklaşımlar da gericidir ve etkili olmaktadır... Bir çok ülkede olmayacak denli hakim şovenizm, milliyetçilik, sembolizm, kısaca tam da istedikleri gibi hamaset egemen olmasına rağmen, kişiler Türklüğünü yaşayamadığından şikayetçi(yükledikleri anlam ise dogmatik), bir etnise böyle nasıl yaşanır orası da ayrı mesele... Dünya tarihine baktığımzıda ise nerede dincilik ve milliyetçilik yok veya azalmakta, orada toplumsal yaşam standartları ve kişilerin kültürlerini özgürce yaşama olanak ve oranları daha yüksek. Dünya tarihinde sağ'ın ise dinci veya milliyetçi ve böylece gerici olması da, hamasetin dejenere dolgu malzemesine(dincilik, milliyetçilik, ırkçılık, etnikçilik) uygundur. Eüer edincilik, milliyetçilik geçerli bir ilerleme unsuru olsaydı, Türkiye dünyanın en ileri ve toplumsal refah ve yaşam standardının en yüksek olduğu ülke olurdu. Açlık sınırı altında maaş alıp, ger.ekte hak, hukuku, olanağı olmayan, dahi hak, hukuk ve normal yaşam standarlarında, insna gibi yaşamak nedir bilmeyen, din, ırk, ezan, bayrak, vatan, millet, sakarya hamasetle aynı gemide kürek mahkumu olmakla ve kürekçi başı-gardiyanını(elinde Kur'an ya da ırkçı semboller, ezan, bayrak, vatan hamaseti) ve dümeni sorgulamamakla köreltilmiş, bilinci olmayan, en basit noter işinin dahi maaşı kadar tuttuğu(kaldı ki; adalet, sağlık, eğitim, barınak, iş, aş) bir ülkede ezan, bayrak, vatan, Türklük, yücelik, tabu hamaseti altında "soğan ekmek yerim" diyen bir toplumun "iyi" olması beklenemez...
Batıya göre kötü toplumlardır ve evet haklılar, doğuya göre ise değişken... Örneğin bir Endonezya, Pakistan, Afganistan, Malezya gibi ülkeler Türkiye ve toplumunu ileri görür... Bana göre ise Dünya kültür sıralamasında (ki kültür denince ilk kriter bilinç ve bilinçli tercih oranı olmalı) Afrika liginde, Dünyaya göre ise ikinci ligde küme düşme bandındadır. Bunun nedeni sadece din değildir, öncelikle sistem, sistemin yapısı, sistemde durduğu yelpaze(kleptokratik vahşi kapitalizm), ezan, bayrak, vatan, millet, din, ırk hamaset ve statüko garantisi ve istismarı ve sanki yaşamın kaynağıymış gibi öne sürüm ve kutsal-tabu anlayışına dayalı Zübük hakimiyetinin kendine yer edinebildiği geniş yelpeze ve olanaklarıdır.
Bunun sebebi etnisite değil, cehalettir ve sıkışmışlık hissiyatının sebebi de etnik değil, yine toplumsal cehalet-bilinç ve ekonomi-politik yaşam standartlarıdır... Bize göre Ortadoğu toplumları -aslında biz de ne tam Ortadoğu toplumuyuz ne de değiliz, arada kalmış-, Arap coğrafyası nasıl geliyorsa, Avrupa için de Türkiye öyledir ve kritere göre her iki durumda geçerli ve haklıdır.
Hayir, etnik (aslinda etnik diye bir sey yok; sadece belli bolgesel toplumsal kimlik olarak ifade edelim) temel uzerinden ele almak suanki gozlemsel duruma gore cok dogru ve yerinde. Turkiye halki, cok buyuk bir cogunlugu kotudur. Hirsizi, dinbazini, dinci sahtekari cok sever. Kendi ulkesi icin istedigi ozgurlugu, baska halklara zehir eder; devlet ISID'li cetelerle el ele verip, kendisine tas atmamis Suriye'deki sivilleri bombalayinca oturup gobek atar, alkis tutar. Haksizlik, hukuksuzluk, sahtekarlik yapan, cinayetler isleyen devletine tapar; tabulastirir, kutsallastirir. Tum bunlarin pratige yansimasi ise, Evet toplumun cok buyuk bir cogunlugu kotudur. Turk toplumu, Turkiye Suriyelesince ve sivil savaslarla aci cekince is isten gecmis olacak ve kotuluklerinin meyvesini aci aci tadacak.
spartacus
14-01-2026, 16:59
Hayir, etnik temel uzerinden ele almak suanki gozlemsel duruma gore cok dogru ve yerinde. Turkiye halki, cok buyuk bir cogunlugu kotudur. Hirsizi, dinbazini, dinci sahtekari cok sever. Kendi ulkesi icin istedigi ozgurlugu, baska halklara zehir eder; devlet ISID'li cetelerle el ele verip, kendisine tas atmamis Suriye'deki sivilleri bombalayinca oturup gobek atar, alkis tutar. Haksizlik, hukuksuzluk, sahtekarlik yapan, cinayetler isleyen devletine tapar; tabulastirir, kutsallastirir. Tum bunlarin pratige yansimasi ise, Evet toplumun cok buyuk bir cogunlugu kotudur.
Yani bunlar Homo Sapiens değiller mi? İyi de söylediklerin davranışla ilgili. Milliyet ile ilgisi yok... Türkiye kleptokratik vahşi kapitalizmin egemenliği altındadır ve bu koşulda toplumun başka türlü olması beklenemez... Türkiye'de Türkler, Kürtler ve diğer etnisiteler, tümü de aynı davranışsal karakteri yansıtır, sebeplerini ise kısaca özetlemiştim, yani etnik köken veya millet "ismi" belirlemiyor, anlam ifade etmiyor...
Avrupa toplumundan, örneğin Alman toplumundan, 1 milyon yeni doğmuş bebeği alsan ve Türkiye koşullarında yaşasalar farklı mı olacaklar? DNA farkı mı var, onlar Homo Sapiens bunlar Homo Erektus mu? Bence davranışlar bakımından değil, varılan yargı bakımından analizin dogmatik. 100 yıl önceki Avrupa'yı görmek, bilmek gerekir, bugünü mumla aratır...
ETNİSİTE değil sistem ve oluşturduğu-dönüştürdüğü TOPLUM...
https://terimler.org/terim/vahsi-kapitalizm/
https://bianet.org/yazi/vahsi-kapitalizm-turkce-konusursa-156228
https://tr.wikipedia.org/wiki/Kleptokrasi
Hırsızlar rejiminin egemen olduğu bir ülkede, yerli sanayi ve tarımsal üretim zayıflar ve iç pazar büyük sermaye gruplarına açılır. Siyasal alanda da insan haklarını çiğneyen, baskıcı bir yönetim kendini gösterir (düşük ücretler, rüşvetsiz iş yapmayan bir bürokrasi vb). Etnik milliyetçiliği, ırkçılığı ya da dini kullanarak geniş kitleleri yönlendirmeleri, bu tür yönetimlerin en karakteristik özellikleri arasındadır.
Ozur dilerim yazdiktan sonra fark ettim ve parantez ile etnik kavramindan ne kast ettigimi yaziyordum ki, sen benden once davrandin. Etnik, irk temelli konusmuyorum. 100 Alman bebegi Turkiye'de Turk milli ve dini degerlere gore buyut, yine ortaya ayni sonuc cikar. Bu dna ile ilgili degil; empoze edilen ideoloji ve omurgasizlikla ilgili.
Kotulugu baska kotuluk ile kiyaslamayalim. 1940'lardaki Nazi Almanyasi'da elbette kotuydu. Biz suan Turkiye toplumundan konusuyoruz. Ve toplum olarak hirsizligi, yobazligi, dini sahtekarligi destekliyoruz. Kurtler, Suriyede yada Mars'ta bile olsa ozgur olmasinlar diye bebeklerini dahi bombaliyoruz (bombalayanlara alkis tutuyoruz) gidin sorun vatandaslara, yuzde 80'i ohh olsun der. Gobek atar. Burada millet/toplum vb. nasil kendilerini tanimliyorlarsa— Onlarin davranisindan bahsediyoruz. Anlatabiliyor miyim bu noktayi?
spartacus
14-01-2026, 17:26
Tamam parantezi şimdi gördüm,
"aslinda etnik diye bir sey yok; sadece belli bolgesel toplumsal kimlik olarak ifade edelim"
evet aslında literatür ve mantıken de doğru olan ifade...
Meselelere hala dahi şoven, etnik kimlik üzerinden yaklaşmanın yanlışı bir türlü kavranamıyor. O kadar çok kılıf üretiliyor ki -aynen dincilerin ürettiği onlarca "ama" kılıfları gibi-, hangi safsatayı düzeltmeli insan şaşırıyor... Malum son 15 yıldır "Türkiye'de Türk kalmadı, Türkiyede Kürt değil Türk sorunu var, yok Türklüğümüzü yaşayamıyoruz"(Dili, kültürülü yasak değilken yaşamamış olmak, nasıl bir şey acaba? Tamam şimdi iktidarı dinci ve ırkçıların bir kısmı paylaşıyor, ağırlıklı taraf dinciler, haliyle dini motif ve hamaseti daha baskın hale geliyor, yani Türk değil Etvebul etniğinden ve toplumda böyle ya dinci, ya Etbulçu ırkçı (taş devrinden yeni çıkmış, bakır çağına özenen) olsaydı, durum farklı mı olacaktı? Yani nasıl yaşanır, ayırt edici özelliği nedir, başka türlü bir sistem midir, başka türlü hukuk ve yasaları mı var, Seçluklu, Osmanlı gibi beylik çadırları ve padişahlık falan mı kurulmalı, kastettikleri çağlar ötesi, etnik türde yaşam biçimi nedir? Yaşamın ırk veya milliyetle özdeşleştirildiği, sanki doğa, yaşam, insan yok yerine köktenci etnik isimler geçerliymiş gibi yaşanan, başka bir Evren, başka bir gezegen mi?), oysa gerçek tam tersi, aşırı dogmatik hamasi Türkçülük yaşıyor olmalarının sonuçları, mankurtluğu ve getirdiği muazzam yobazlık, bağnazlık, mankurtluğu yaşıyorlar ve bu onları ezan, bayrak hamasetiyle güden yalan, dolan, talan, gaspçı çobanlara(balık başı) sürü olan perişan, geri bir toplum, balık(gövdesi) haline getiriyor, balık da böylece baştan kokuyor-çürüyor...
Tum barbarliklara neden olan, insan dogasidir. Diger hayvanlarda boyle birsey yok. Insan, kosullara gore hem iyi hem de son derece korkunc, barbar, psikopat olabilen bir hayvan cesidi. Bu hayvanlar yasadiklari bolgeye ve kimi sahiplenilen dogma ve ‘degerlere' gore kendilerini belirli sekillerde tanimliyorlar. Millet diyorlar, etnik diyorlar, kimi zaman saf alman, turk oglu turk diyorlar. Bunlar yapay seyler…Ama gercek olan barbarliklari. Kapitalizm, sosyalizm, fasizim..bunlar da bazi sonuclari
Soyle bir seyle ilgili olabilir mi? Tarihle de ilgili. Cok uzun yillardir baskalarini ezebildikleri icin ayakta kalmis, bir iki kitayi bu ‘gucle' yonetmis bir millet anlayisi var. yakinindaki toplumlarin ozgurlugunu kendi varligi icin tehtit olarak goruyorlar. Guc takintilari, insani degerlerden daha ustun gordukleri icin, coluk cocuk bebek bombalanmasina bile seviniyorlar. Yani, guc ve bu temelde devleti kutsallastirma, tabulastirma temelinde bu biraz anlasiliyor.
Peki din? Burada da soyle bir sey olabilir mi: Kendi cehalet,acgozluluk ve barbarliklarina gore kafalarinda bir allah zihniyeti kuruyorlar. Bu allahi konusturup, allahimiz boyle soyluyor deyip, istedikleri herseyi yapiyorlar. Yani kafada kuran insan, allahini konusturan yine insan, her boku yiyen/yediren yine insan.
bilgivehis
14-01-2026, 18:38
Soyle bir seyle ilgili olabilir mi? Tarihle de ilgili. Cok uzun yillardir baskalarini ezebildikleri icin ayakta kalmis, bir iki kitayi bu ‘gucle' yonetmis bir millet anlayisi var. yakinindaki toplumlarin ozgurlugunu kendi varligi icin tehtit olarak goruyorlar. Guc takintilari, insani degerlerden daha ustun gordukleri icin, coluk cocuk bebek bombalanmasina bile seviniyorlar. Yani, guc ve bu temelde devleti kutsallastirma, tabulastirma temelinde bu biraz anlasiliyor.
Peki din? Burada da soyle bir sey olabilir mi: Kendi cehalet,acgozluluk ve barbarliklarina gore kafalarinda bir allah zihniyeti kuruyorlar. Bu allahi konusturup, allahimiz boyle soyluyor deyip, istedikleri herseyi yapiyorlar. Yani kafada kuran insan, allahini konusturan yine insan, her boku yiyen/yediren yine insan.
Bu başlıkta bütün yazıları okudum. Bu alıntıladığım kısım beni güldürdü.
Güldürdü çünkü din ve üstünlük psikolojisine takılan ama ne kadar aşagıya, ilkellige düştügünün de farkına varmayan bir halktan bahsediyoruz.
Ancak her nekadar din ve üstünlük takıntısı olsa da ben Türk'lerin aslında bu iki unsura inançtan ziyada onu çıkar kapısı olarak gördüklerini düşünüyorum. Çünkü bu iki unsurdan nemalanma ortamı hiç de küçümsenemez. Örnegin şu anda ülkeye yeşil sermaye hakim. Dindaşlık ve ülküdaşlık ilişkileri,. mafyatikleşme imkanları, siyasi eğemenlk, tecavüz özgürlügü, kendinden olmayanı safdışı bırakma lüksü gibi daha bir çok noktalar onlara güç ve imkan demektir.
Bu aslında kapitalizmle birebir örtüşür. Çünkü kapitalizm herkese zengin olma, güçlenme hayali verir ama bu hayale tekelleşme ve finans ağı nedeniyle toplumun sadece yüzde beşi veya onu ulaşır.
Din ve ülkü de öyledir, ondan nemalandıgını zaneden çogunluk aslında önüne atılan kemigi nur nimet sayanlardır. Zaten şükür psikolojisi de bunun için icat edilmiştir, önüne atılan kemigi bulduguna şükretme psikolojisidir.
Türk halkı açıkça bunu yaşamaktadır, günlük karın doyuyorsa celladına aşık olmakta bir mahsur yoktur kafasıdır.
Ama cani da yandi mi, takati kalmadi mi, dindar bile baslarim ulan dinine der…
Geçmişi bir kenara bırakırsak, bugün Türkler hakkında 'kötü' yorumlar yapılmasına şaşırmamak lazım. Hem İslamofobiden dolayı, hem de Türk vatandaşlarının tavırlarından dolayı, yabancıların bu kanıya varması gayet doğal. Bu tavırlara örnek olarak mesela Meksika'dan kaçak yollarla Abd'ye girmeye çalışanlar ya da Hamas'ın yaptıklarını tasdik edenler gibi.
Çizdiğimiz bu 'imaj' bize pahalıya mal oluyor ve Türklere karşı olan kesimi, her geçen gün çoğaltıyor.
Diğer yandan etnik bir topluluk hakkında böyle kötü/iyi gibi genellemeler yapmak doğru olmaz. Doğru olan Türklerin veya Japonların kötü olup olmadığı değil, insanın kötü olduğudur. Aşağılanması gereken insandır, bir etnik veya dini topluluk değil.
Devletlerin/sistemlerin/ideolojilerin/kültürlerin bir işe yaramadığı anlaşılmalı artık. İnsanı bir hizaya sokmanın anlamsızlığının idrakine varılmalı artık.
Bugün var olan devletleri birer insan gibi düşünebilirsiniz. Mesela Trump bir başkandan ziyade, bir insandır. Trump'ın insan olduğunun altı hiç çizilmiyor. Sanki Trump, başka bir gezegenden Dünya'ya gelmiş gibi davranılıyor. Zırva bunlar. Trump 350 milyonu temsil eden bir insandır.
Trump üzerinden Amerikalıların 'kötü' olduğunu iddia edebilir miyiz? Edemeyiz(Trump'a oy vermeyenler var) ama diğer taraftan Trump'ın, tüm Amerikalılar adına hareket ettiğini de biliyoruz. Yani Amerikalılar her vergi verdiklerinde Trump'ın önünü açmış oluyorlar. Her Amerikalı vergi verdiğine göre, 'Trump'ın yaptıklarından da her Amerikalı sorumludur' gibi bir sonuca varabiliriz.
Trump kötüyse, Amerikalılar kötü müdür?
Bu konuda genelleme yapabilir miyiz?
Buradan bir yere varamazsınız işte.
Bu genelleme konusunu çözseniz bile, bu sefer Trump'ın kötü olup olmadığı masaya yatırılır. Trump kötüyse bile, sana göre kötüdür. Sen kötülük hakkında bilir kişi misin? Neyin kötü olduğuna nasıl karar verebiliyorsun?
Yani bunlar Homo Sapiens değiller mi? İyi de söylediklerin davranışla ilgili. Milliyet ile ilgisi yok... Türkiye kleptokratik vahşi kapitalizmin egemenliği altındadır ve bu koşulda toplumun başka türlü olması beklenemez... Türkiye'de Türkler, Kürtler ve diğer etnisiteler, tümü de aynı davranışsal karakteri yansıtır, sebeplerini ise kısaca özetlemiştim, yani etnik köken veya millet "ismi" belirlemiyor, anlam ifade etmiyor...
Avrupa toplumundan, örneğin Alman toplumundan, 1 milyon yeni doğmuş bebeği alsan ve Türkiye koşullarında yaşasalar farklı mı olacaklar? DNA farkı mı var, onlar Homo Sapiens bunlar Homo Erektus mu? Bence davranışlar bakımından değil, varılan yargı bakımından analizin dogmatik. 100 yıl önceki Avrupa'yı görmek, bilmek gerekir, bugünü mumla aratır...
ETNİSİTE değil sistem ve oluşturduğu-dönüştürdüğü TOPLUM...
https://terimler.org/terim/vahsi-kapitalizm/
https://bianet.org/yazi/vahsi-kapitalizm-turkce-konusursa-156228
https://tr.wikipedia.org/wiki/Kleptokrasi
https://youtu.be/eHzvAYmB1q4
getirmişler izleyelim farklı mı olmuşlar.
spartacus
26-04-2026, 01:59
https://youtu.be/eHzvAYmB1q4
getirmişler izleyelim farklı mı olmuşlar.
Sevgili marcos, fark ile kastettiğin ne?
1 milyon bebeği alsak, farklı bir coğrafyaya taşısak(bebek iken, örneğin 40 günlükken ve ebeveynleri de yanlarında olmamalı), nasıl olurdu? Orada kastettiğim "tür" değişir mi(sorusu)? Elbette değişmezdi. Ne değişirdi? Kültür, yaşam biçimi, elbette sosyo-ekonomik, sosyo-politik ilişkiler, benimsemeler, inançlar da... Fark nereden geldi, belirleyici olan ne? Nasıl oldu? İNSAN'ın yeti ve özellikleri sayesinde(edinim, peki nereden edindi?)
Bunun dışında çeşitli renk, göz biçimi gibi farklar olabilir, nereden geldi? Coğrafyadan, doğa, biyoloji, evrim. İnsanlar arasında sosyo kültürel, sosyo-ekonomik, sosyo-politik fark yoktur demedim... İnsanları farklı kılan milliyet "ismi!" değil, bir avuç, üstelik aynı kültüre(millete, gelenekler, inançlar vb.) sahip insan topluluğunda bile milliyetiyle zerre ilgisi olmayan ve elbette yaşamını, anlayışını, hayatını, yaşam standardını da belirleyen yüzlerce fark sayabiliriz, DÜNYANIN 2 ayrı ucunda 2 insan arasında da, asıl belirleyici olan onlarca ORTAK nokta sayılabilir(insan toplumlarında, yaşam ve doğada asıl belirleyici olan da aslında, temel ortak noktalardır ve bu ortak noktalar çeşitli biçimsel veya görece değişen yüzeysel farklarla yok sayılamaz). Milliyet sosyo-kültürel bir kavramdır ve her tanım gibi onun da bir "e göresi", sınırları var... Kaldı ki farklar neye göre, üstüne de "çilik" eklenmişse, kime göre ele alınmalı?...
İnsanların en doğal, sosyo kültürel, toplumsal edinim ve farklarını ayrıştırıp, herhangi birisini sırf adına bilmem ne milleti dendi diye, diğerinden üstün olduğu ve siyasi anlamda tahakkümü etnisite üzerinden kurma anlayışı, iddiası ırkçıdır, akıl, mantık dışıdır. Çünkü insan EDİNİMLERİ, EDİNİM YETİSİ OLAN BİR CANLIDIR. Öyleyse nerede, nasıl yaşadığı önemli, belirleyicidir... İnsan neden sosyal bir canlıdır? İnsanlar neden topluluklar halinde yaşadılar, yaşıyorlar? Peki toplumsal yaşam üzerinde belirleyici olan temeller nedir? İnsanın sosyal, toplumsal yaşamasının, düzenin, sistmelerin, bu sistemlerin oluşturduğu toplum, yaşam model ve kültür ve sosyo-kültürel, soyo-ekonomik, sosyo-politik olarak insan karakteri, modelinin kaynağı ne?
İfadelerimiz sürekli çarpıtılıyor, kimisi bir kez bile şu ya da bu etnisite ismi anmadığımız, insanın dilini, kültürüne sempati duyması, sevip, benimsemesi ve bu hakkı da her insana tanıması ve millet kavramını alakasız biçimde sosyo-ekonomik, sosyo-politik bir uyuşturucu, hamaset, harami saltanatı adına istismar edilmemesinden yana ve siyasal milliyetçiliğe(ki temelde ırkçılık) karşı olmamıza rağmen, "Türk düşmanlığı" yaptığımızı söylüyor(AKP'lilerin din, ezan düşmanlığı yaptığımızı söylemesi gibi, oysa kendinden gayrı tüm etiketleri aşağı ve başkalarının kendilerini ifade etmelerini sakıncalı görürken bunu kendisi yapmakta, yani kendine hak gördüğüne de karşı aslında), kimisi meselenin sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel, bilimsel ve biyolojik zeminde ele alınmasından rahatsız oluyor, kimisi de "millet" kavramının sosyo-külütrel bir kavram olduğunu bilmiyor...
Şimdi herhangi bir başka ülkenin toplumu hukuk, adalet ve insanca yaşam koşulları, bilim, kültür ve sanatta ileride ise, bunu sağlayan ırkçı düzeye varmış milliyetçiliği midir? Oysa dünyada nerede din, mezhep, milliyetçilik yükselir, ilgili coğrafya, ülkeler, toplumlar da sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik, soyo-politik açıdano denli geriler veya geride, bağımlıdır...(ters orantı)
Kısaca milyon kere anlatıldı, artık anlamak ve görmek istemeyene yapacak bir şey yok, AKP'ye baksın, ardında sürüklediği kitleye, 20 yıla baksın, ne farkı var? Kişilerin inancı başka bir şey, her türlü istismar, siyasileştirilmesi, hamaset ve afyonu ve kılıf etkisi vb. vb.(buraya sayfalarca, aldatma, toplumu, insanı kamplaştırma(ayrıştırma, ayrımcılık, bölme), çatıştırma ve nemalanma, iksir, göz boyama, köleleştirme, talan etme, gerçeği çarpıtma, kılıf uydurma, sürüleştirme, körleştirme vb. vb. olumsuzluk yazılabilir) başka. Elbette daha bu denli basit izah ve örnekleri kavrayamayan, empozla kendi hayal hücresine hapsedilmiş insanların, şu konuda söyleyeceğimiz tek bir cümle bile olsa anlamasını beklemiyorum, en fazla ne oluyor, isnat ediliyoruz, e buna da zaten aşinayız, AKP ve oluşturduğu kitle sayesinde güncel olarak daha da aşinayız... Konunun başlığı bile (Türk'ler kötü mü?) yanlış, saçma, bu şekilde propaganda edenler varsa da yine aynı kapıya çıkar;; saçma, kılıf, afyon, politize, propaganda namına kullanılmış olur....
Spartacus
Videodaki arkadaşa misafir olsak adam Alman olduğunu söylemediği müddetçe Türk zannederiz.Videodaki arkadaş dışında Türkiye' de Maruniler, Malakanlar ve İtalyan(levanten) lar var.Marunileri ve İtalyan(levanten) ları tanıyorum Türklerden ayırmak imkansızdır.
Halihazırda haklısınız ben videoyu kanıt olarak paylaştım.Türk olunca farkı olunacağını zanneden varsa biraz Türkiye' de bulunan diğer milletlerle samimiyet kursun onları öğrensin eminim şaşıracaktır.
spartacus
26-04-2026, 14:40
Spartacus
Videodaki arkadaşa misafir olsak adam Alman olduğunu söylemediği müddetçe Türk zannederiz.Videodaki arkadaş dışında Türkiye' de Maruniler, Malakanlar ve İtalyan(levanten) lar var.Marunileri ve İtalyan(levanten) ları tanıyorum Türklerden ayırmak imkansızdır.
Halihazırda haklısınız ben videoyu kanıt olarak paylaştım.Türk olunca farkı olunacağını zanneden varsa biraz Türkiye' de bulunan diğer milletlerle samimiyet kursun onları öğrensin eminim şaşıracaktır.
Şimdi anladım, aslında benzer ifadelermiş, tersine bir itiraz gibi yanlış anlamışım... Sonuç olarak nerede olursa olsun çevre, insan öznesi ve sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik yaşamın belirleyiciliği...
Şimdi anladım, aslında benzer ifadelermiş, tersine bir itiraz gibi yanlış anlamışım... Sonuç olarak nerede olursa olsun çevre, insan öznesi ve sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik yaşamın belirleyiciliği...
Ya hu neden öyle anladın k? Video Almanın Türklerden ve de Kürtlerden farkı kalmadığının kanıtı. Aynı şekilde bizden Almanya' ya gidenler var. Her ne kadar Türk devletinin etkisi altında olsalar da Türkiye' ye geldiklerinde kültür şoku ve uyum sorunu yaşıyorlar.
Dünyamızda belki on belki ondan fazla Türk devleti var.Hatta aralarında birinin ismi Türkmenistan ama gel görki Türkmenistan'daki Türkmen ile bu taraftaki Türkmen arasında kültürel açıdan ve algı açısından uçurum var.
spartacus
26-04-2026, 21:47
Ya hu neden öyle anladın k? Video Almanın Türklerden ve de Kürtlerden farkı kalmadığının kanıtı. Aynı şekilde bizden Almanya' ya gidenler var. Her ne kadar Türk devletinin etkisi altında olsalar da Türkiye' ye geldiklerinde kültür şoku ve uyum sorunu yaşıyorlar.
Dünyamızda belki on belki ondan fazla Türk devleti var.Hatta aralarında birinin ismi Türkmenistan ama gel görki Türkmenistan'daki Türkmen ile bu taraftaki Türkmen arasında kültürel açıdan ve algı açısından uçurum var.
Hala daha Alman olduklarının söylemi, görece 2 dini inanç vb. olmasının "farklı olmak(insanın, insandan)" olduğu iddiası sandım. Sonuç olarak başka bir "tür" olmamışlar, insanlar ve içinde oldukları sosyal yaşama uyum(işte bu da asli usnurlardan) sağlamışlar :).
---------------------------------------------------------/
Sosyal aidiyetleri menfaatleri namına birer kaldıraç istismar malzemesi haline getirenler(aldatılanlardan ziyade asli unsurlar), öyle bir çarpıtıyor ki, insanın bütün varlığı, yaşam, bilim, sanat ve kültür alanlarında ilerlemesininin sebebi, sağlayanı herhangi bir mezhep veya millet, grup veya takıma ait-mensup olmasıyla mümkün oluyormuş gibi sunuluyor. Bir nevi takım tutmak gibi bir durum... Bir yerde de buna değinmiştim. Örneğin A kişisi A takımını tutmak ve kendisini o takımı tutanlar grubuna ait hissetmekle, spor yapmış olmuyor ve bu durum da kişinin sosyal hayatını, varlığı ve varlık biçimlerini belirlemiyor... Sonuç olarak insanlık aidiyet duygusundan bağımsız ancak bilimsel, bilinçsel, sosyal, sosyo-politik, sosyo-ekonomik temellerle gelişebilir, yaşayabilir, asıl bakılması gereken fark ve ayrım temeli bu temeller üzerinden olmalı...
Konu insan ise, insanlar kişi olarak birbirinden farklı yönleri, yönelimleri olabilir bunlar yön ve yönelimdir, ve asıl kaynak yine toplum ve çevredir, ama mesele tür açısından insan ise, tür, ırk olarak tümü de ortaktır. Daha doğrusu şu ya da buna ait olmak, aidiyet duygusu canlı türünü, başka bir tür haline getirmiyor. Irkçı sapma ve bu batağın sakat yönlerinden birisini de, bu tür yanlışlar temsil ediyor. Bir de siyasete alet edildiğinde, insan hem kendisine hem sosyo-ekonomik, sosyo-politik yaşam gerçeğine, hem de yeti ve yeteneklerine, akıl ve mantığa, bilinç ve düşünme, kavrama yetisine yabancılaşmış, yabancılaştırılmış oluyor, hatta o düzeye varıyor ki, kişi dünyaya geliş sebebinin veya varlığının sağlayanının aidiyeti ve aidiyetini yüceltmek olduğu algısına kapılıyor... Bu yaklaşım, örneğin "yağmurun sebebini kişinin giydiği ayakkabının rengine" bağlamak, indirgemek gibi bir durum arzediyor. İnsanın dilini, bilincini, kültürünü, ustalaştığı normları, sağlıklı ve döneme ters veya dönemin gerisine düşmeyen veya toplumu, sosyal yaşamı, sosyal yaşam bağlarını köreltip parçalayıp çürütmeyen yaşam ve iletişim biçimlerini sahiplenmesi, ilerletmesi doğaldır(bir "çilik", takım adiiyetiyle ilgisi yok), ama bu bu durum bir çeşit etiket, çeşitli kesimlerin çeşitli menfaatleri adına dolgu, afyon, tarafgirlik, kılıf malzemesi haline getirildiği an zemin tamamen ayrı ve başka ve sağlıksız bir noktaya taşınmış oluyor. Bu durumun veya ekonomi-politik(hamaset, ticaret, istismar/gasp malzemesi) olarak kullanımının eleştirilmesi ve sebep olduğu toplumsal felci, sağlıksız durumu irdelemek, herhangi bir kültürü, toplum veya topluluğu hedef almak anlamına gelmez. İşte safsata dediğim yöntemlerden birisi de, aslında asıl söylemle ilgisi olmadığı halde, "sözde karşı ifadelerin alakasız ve yaslandığı dayanak, kaynak olmaksızın" çarpıtılmasıdır. Kaba bir örnekle, herhangi bir dincinin din istismarı üzerinden, maddi-manevi çıkar elde etmesini eleştirdiğimizde, söyleme bakmak yerine, eleştiriyi yapan kişi veya belirli bir görüşü hedef alması, "din düşmanı, hain, kafir" vb. olarak yaftalaması gibi...
Bir not ve hatırlatma: Bu konularda "ırkçılık" kelimesini kullandığım mesajlarımda bu ifadeyi "politik" bir temsil ifadesi veya politik bir muhatap temelli kullanmıyorum(konusu, muhatabı politik temsilcisi değilse), A milletinin, B milletinden, bir çok kılıf söylemle üstün olduğu söylemi, zannı veya propaganda, dayatımı hele sahte bir "üstün" olma, üstünlük(üst, ast) ve ayrıcalık(ve adaletsizliğe, eşitsizliğe, haksızlığa da meşruiet) yükleme vasfına dayanması ırkçılık oluyor... Bu bağlamdaki ifadelerimde maksadım hitap etmek değil, neye tekabül ettiğiyle ilgili...