PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ahmaklar! - Isaac ASIMOV


AYATA
28-09-2007, 21:26
AHMAKLAR
Isaac ASIMOV

* Naron uzun ömürlü olan Rigel ırkındandı ve ailesinin galaksi kayıtlarını tutan dördüncü üyesiydi.

* Naron'un büyük bir defteri vardı. Buna galaksilerde kafaları gelişen çok sayıdaki ırklar kaydediliyordu. Daha küçük bir deftere ise, olgunlaşarak Galaksi Federasyonuna girmeye hak kazanan ırklar yazılıyordu. Birinci defterde bazı isimler çizilmişti. Çünkü onlar şu ya da bu nedenle başarısız olmuşlardı. Şanssızlık, biyofizik veya biyokimyasal kusurlar, topluma ayak uyduramama neden oluyordu buna. Ama küçük deftere adları geçirilen hiçbir üye o zamana kadar silinmemişti.

* Bir haberci yaklaşırken iriyarı ve son derece yaşlı biri olna Naron da başını kaldırdı.

* Haberci, "Naron" dedi. "Ulu insan."

* "E, ne var? Şu merasimi bir tarafa bırak."

* "Bir grup organizma daha olgunluğa erişti."

* "Harika! Harika! Artık daha çabuk olgunlaşıyorlar. Bir yıl geçmiyor ki, yeni bir üyemiz olmasın. Peki kim bu grup?" haberci, galaksinin kod numarasını ve onun içindeki dünyanın koordinatlarını verdi.

* Naron, "Ah," dedi. "O dünyayı biliyorum." Ve süslü bir yazıyla adı ilk deftere yazdı. Sonra ikincisine de kaydetti. Adet olduğu için o dünyaya en kalabalık toplumun verdiği adı kullanıyordu. Naron, "Arz..." diye yazdı.

* "Bu yeni yaratıklar bir rekor kırdılar," dedi. "Başka hiçbir grup akıldan olgunluğa bu kadar çabuk geçmedi. bir hata olmadığını umarım."

* Haberci, "Hata yok efendim." diye cevap verdi.

* "Termo-nükleer enerjiyi öğrendiler değil mi?"

* "Evet efendim."

* "Eh, ölçümüz de bu." naron güldü. "Ve yakında uzay gemileriyle gelecek ve federasyonla bağlantı kuracaklar."

* Haberci istemeye istemeye, "Ulu efendim," diye mırıldandı. "Gözlemcilerimiz onların henüz uzaya açılmadıklarını bildirdiler."

* Naron şaşırdı. "Hiç mi açılmamışlar? Bir uzay istasyonları da yok mu?"

* "Henüz yok efendim."

* "Ama maden termo-nükleer güçleri var... Deneyler ve patlatmalar nerde yapılıyor?"

* "Kendi gezegenlerinde, efendim."

* Altı metre boyunda olan Naron ayağa kalkarak "Kendi gezegenlerinde mi?" diye gürledi.

* "Evet, efendim."

* Naron ağır ağır kalemini çıkararak küçük deftere yazdığı son adı çizdi. O zamana kadar görülmüş bir şey değildi bu. Ama Naron çok akıllı bir insandı ve galaksideki herkes gibi o kaçınılamayacak sonucu görebilirdi.

* Adam, "Ahmaklar..." diye homurdandı.

thunderpoint
28-09-2007, 21:46
Sevgili sirius,

Bu ironik yazının içeriği çok hoş.. Yalnız anlamayanların da olabileceği düşüncesiyle yazıya fikrini ve amacını belirten bir ekleme yapman daha iyi olur kanımca...

Sevgiler...

AYATA
28-09-2007, 22:00
sevgili thunderpoint...yazı bilim kurgunun büyük ismi İssac Asimov un küçük bir hikayesi... Atomu bulan ve parçalayan insanın bunu herşeyi ile bağlı olduğu yaşam alanında yani gezegeninde denemesinin acınası halini anlatıyor...bu o kadar acı ki insan çok basit bir gerçeği anlamak istemiyor gezegeninde bir canlı olduğunu, onunda ölebileceğini ve o öldüğünde gidecek başak bir yerinin olmadığını asla anlamıyor....Büyük idealleri olanlar bazen küçük bir hatanın kendilerini yok edebileceğini ve o büyük idealin asla gerçekleşmeyebileceğini öğrenmeliler..evinde bomba denemesi yaparmı insan :) *yapar yapar....gerçek olmuş bir olay geldi aklıma * Trabzonada kayalara dayalı küçük dükkanlar varmış hediyelik eşya satan, bir gün bir dükkan büyük bir patlama parçalanarak *caddenin karşısındaki diğer dükkana girmiş :) *sebeb dükkan sahibi dükkanını büyütmek, bir oda daha açmak için kayayı delmiş ve dinamit yerleştirmiş aklınca kaya çatlayıp kırılacak o da kırk kayaları çıkarınca dükkanı büyütecek :)...yaaa biz böyleyiz ha dükkanda dinamit patlatmışız ha gezegenimizde termonükleer bomba denemesi yapmışız.

ozgur_beyin
28-09-2007, 23:10
Sevgili thunderpoint, Sirius'un yazdığı yazıyı(asimov'dan) anlamayacak insan burda yok ,diye düşünüyorum.
Eğer herhangi bir kişi anlamamışsa ,zaten anlatmayada gerek yok. Bırak, mutlu olarak uyusun.

29-09-2007, 01:17
Değerli arkadaşlarım,anlıyamadığım bazı hususlar oldu.Yardımcı olursanız sevinirim.
1-Naron nick'li arkadaşımızın memleketi olan Rigel,Türkiyenin ne tarafına düşüyor.
2-İsak Asimov nick'li (Tahmin ediyorum,yahudi vatandaşlarımızdan)arkadaşında,Naron nick'li * * *
* *arkadaşında,profil kayıtlarını sitenin üyeler listesinde aradım,bulamadım.Yoksa siteden
* *ayrıldılarmı?
3-Haberci diye birinden bahsediliyor.O da üyemizmi?
4-Trabzondaki arkadaşın dükkanı büyümüşmü?
5-Asimov en sonda şöyle yazmış:
* *"bu *dünyada *İnsanı *mutsuzluğa *iten *üç *korku *vardır...Allah *korkusu, *ölüm *korkusu, * * * * * *
* * cehennem *korkusu" *veeee *Smile * "Korku *akılı *yok *eder".... Burada SMİLE nick'li ar
* * kadaştan alıntımı yapmış?
6-Birde Asimov "ahmaklar"diye hakaret etmiş.Site yönetimi umarım kendisini ikaz eder.

29-09-2007, 10:41
Tek bir gece içinde yüz binlerce insanın yanarak ölmesine yol açan ve çok büyük yangınlara neden olan bir yangına yol açan araçlar... Sıçratan muhteşem bombalar... Kara mayınları... Atom bombaları... Hidrojen bombaları... Nötron bombaları... Bunlardan nasıl bir anlam çıkarırız?
Ordu ve CIA uzmanları, James A. Dunnigan ve Albert A. Nofi, ordunun harcamalarını analiz etmiş ve kültürümüzün gerçek amacını fazlasıyla ortaya çıkaran karşılaştırmalar yapmışlardır:
"Dünyada her 2,5 saatte bir 'savunma' için harcanan parayla, ki bu yaklaşık olarak 300 milyon Amerikan dolarıdır, çiçek hastalığı yetmişli yılların sonlarında elimine edilebilirdi.
Tek bir yeni nükleer-saldırı denizaltısının, 726 milyon ile l milyar Amerikan doları arasındaki değeriyle, Üçüncü Dünya ülkelerinde yaşayan 5 ila 7,5 milyon arasındaki çocuğu bir yıllığına okula gönderebilirdik.
Yaklaşık olarak 285 milyon Amerikan doları ederindeki tek bir B-1 bombardıman uçağının parası ile dünyada yaklaşık 575 milyon çocuğa yoksun oldukları suçiçeği, difteri ve kızamık aşıları benzeri temel bağışıklık tedavilerini sağlayabilir, böylece her yıl 2,5 milyon kişinin yaşamını kurtarabilirdik.
Dünyada her kırk saatte bir savunma için harcanan yaklaşık 4,6 milyar Amerikan doları ile temiz sudan yoksun olan her insana su sağlanabilir.
Buna bir başka yönden bakarsak, Birleşik Devletler'in 1990 yılında savunma için harcadığı yaklaşık 290-300 milyar Amerikan doları:
• Amerikalıların her yıl yardım derneklerine bağışladıklan yaklaşık
100 milyar Amerikan dolarını bulan toplam miktardan,
• Eğitim için ABD merkezi hükümetinin, eyaletlerin, yerel yönetim
lerin, halkın ve özel kişilerin yaptıkları yaklaşık 150 milyar Amerikan
doları ederindeki toplam harcamalardan,
• NASA'nın 7,6 milyar Amerikan doları ederindeki tüm bütçesinden,
• Muhtaç çocukları olan ailelere yapılan 16,3 milyar Amerikan dola
rı ederindeki merkezi hükümet ve eyalet yardımlarından,
• Tüm merkezi hükümet yargıçları ve Adalet Bakanlığının bir arada
5,5 milyar Amerikan dolannı bulan masraflarından,
• Merkezi hükümetten eyalet ve yerel yönetimlere yapılan 17,5 mil
yar Amerikan doları ederindeki taşıma yardımından daha fazladır...

Tek bir Stinger füzesinin bedeli 40.000 Amerikan doları veya ortalama bir Amerikan ailesinin gelirinden yaklaşık yüzde 30 daha fazla, ortalama bir siyah tenli Amerikan ailesinin gelirinin neredeyse iki katından fazla ve yoksulluk sınırından hemen hemen yüzde 400 daha fazla eder... ve yaklaşık 480 Amerikan doları olan 2.000 atışlık 7.62-mm tüfek veya makineli tüfek mermilerinin ederi, Sosyal Güvenlik yardımından faydalanan bir kişinin her ay eline geçen ortalama paradan biraz daha fazladır." Zihnimizde bu önceliklere nasıl yer açarız?

Ya da plütonyumu ele alın. Plütonyum yapılmasını nasıl açıklarız? Plütonyum temelde insanoğlu tarafından üretilen bir elementtir. Her ne kadar çok az bir miktarı doğal olarak uranyumun içinde bulunsa da, nükleer silahlar ve güçte kullanılması kimya kitabımın da ortaya koyduğu üzere, "büyük miktarlarda üretilmesine" neden olmuştur. Bu durumda, sözünü ettiğimiz büyük miktarlar hemen hemen 260 metrik ton*(* 1 ton = 0,984 metrik ton.) plütonyum-239, ek olarak plütonyumun diğer on beş izotopundan**( ** izotop; bir elementin aynı kimyasal özelliklere sahip, fakat atom ağırlıkları farklı iki ya da daha fazla atomundan herhangi biridir.)yaklaşık bin tondur. İki yüz altmış metrik ton iki yüz altmış bin kilogram, iki yüz altmış milyon gram, iki yüz altmış milyar miligram eder. Bu miligramlardan birkaçının solunması ki bu gözle zar zor görülür bir zerredir, akciğer dokularında alfa ışıması bombardımanı sonucunda iz bırakan yaralar oluşması ve kana sağlanan oksijenin kesilmesi nedeniyle, birkaç ay içinde iç boğulma yoluyla ölüme neden olur. İki yüz altmış milyar miligram, iki yüz altmış trilyon mikrogram eder. Bu mikrogramlardan birkaçının solunması--ki çıplak gözle görülmesi, insan tarafından tat veya koku yoluyla hissedilmesi olanaksızdır *alfa ışı masıyla zarar görmüş hücrelerin denetlenemez biçimde çoğalması sonucunda beklendiği gibi on veya yirmi yıl içinde öldürücü akciğer kanserine neden olur; karşılaştırılabilir miktarlardaki plütonyumu solumaya zorlanan denek tazı cinsi köpekler arasında akciğer kanserine yakalanma oranı yüzde 100'dü. İki yüz altmış trilyon mikrogram, iki yüz altmış katrilyon nanogram eder. LD-50 plütonyum için yapılan en iyi tahmin veya kurbanların ölme olasılığının yüzde 50 olduğu doz, on nanogram civarındadır.

Plütonyumun öldürücü dozlarından on üç katrilyonun kasıtlı üretimi, kültürümüzün davranışının amacından saparak yok edici tek bir belirgin düşünceye yöneldiğini anlamaya ve düşünceleri birleştirerek bir sınır belirlemeye başlayabilene dek bana anlamsız gelmişti. Gezegenin tarihindeki en büyük kitle imhası... Pek çok sayıda veya yüz milyonlarca insanın ölümünde rol oynayan, aynı anda her yerde görünen soykırım... Bir kez daha pek çok sayıda veya yüz milyonlarca insanın ölümüne neden olan ve ırkı temel alan kölelik... Sınıfı temel alan kölelik... Çocuk köleliği... Kitlesel tecavüzler... Açımlama... Fabrikamsı çiftlikler... Akla uygun olmayan, öldürücü ve yok edici ordu bütçeleri ve politikaları...
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=4385&postdays=0&postorder=asc&start=45

Tüm bunları birlikte gördüğünüzde ortaya nasıl bir resim çıkar?

İsaac ASIMOV dan "AHMAKLAR"

Bu bir hakaret değil,tamıtamına,içinde hepimizi barındıran "GERÇEĞİN" bir başka şekilde ifadesidir *:( *:( *:(

AYATA
29-09-2007, 11:04
" İnsan oğlu yarattığı her şeyi yok etme kabiliyetine vakıf bir varlıktır, elbette kurduğu medeniyetide yıkmaktan çekinmeyecektir." *çünkü varoluştan gelen bir ahmaklığı var onun.


* *Ahzap/
72. Şüphesiz biz "emaneti" göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. ÇÜNKÜ O çok zalimdir, ÇOK CAHİLDİR.


* *Emanet te akıl...