PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Laik Demokratik Cumhuriyet nerede hata yaptı?


AYATA
29-09-2007, 22:30
29 EKİM 1923 te kuruldu cumhuriyet aradan 84 yıl geçti ve gelinen durum ortada...İslamcılık aldı başını gitti Çankaya düştü. Halkın durumu ortada, nerede 1970lerin özgür ortamları mini etek giyen kızlar vardı kimse dönüp bakmazdı, mahalle aralarında bile.aydınlık gençler vardı mutlu insan yüzleri vardı, açık bahçe sinemaları dolar taşardı...bilgiliydi insanlar fakirdiler ama kendilerine güveni vardı. Cumhuriyet bayramlarında imamlar resmi geçit törenlerine çıkardı... ve şimdi *bisiklete binmeye korkuyor bayanlar...kimse yarına umutla bakmıyor. Geçler ya *çhiki boy oldu yada fethullahın kuklası...tarikatler aldı başlarını gidiyor terör azdı, teröristler mecliste, bir pkk lı savunma konseyine üye olmuş mecliste varmı dünyada bunun örneği ve buna rağmen bu anayasa özgürlüğü kısıtlıyor diye kafalarınca anayasa hazırlıyorlar....umutlar karrmış..

* *NE OLDUDA CUMHURİYET BU KADAR GERİLEDİ NEREDE HATA YAPILDI.

dilaver
29-09-2007, 22:50
...tarikatler aldı başlarını gidiyor terör azdı, teröristler mecliste, bir pkk lı savunma konseyine üye olmuş mecliste varmı dünyada bunun örneği ve buna rağmen bu anayasa özgürlüğü kısıtlıyor diye kafalarınca anayasa hazırlıyorlar


* * * bu tahlillerinle

http://www.tarihvakfi.org.tr/dkih/iheb.asp

http://www.tarihvakfi.org.tr/dkih/aihs.asp


* * *yazılanları bir araya getirip te yorumlayabilirsen nerede hata yaptıgını anlarsın. Hata sende cumhuriyette degil. Bir de evrimsel tarih anlayışını da o kaynaklara ekleyelim.


* * * saygılarımla

AYATA
29-09-2007, 22:59
Sevgili dilaver bence fazla verilen özgürlükler eğitimsiz halk kitlelerini böyle yaptı...cehaletlerine tapar hale geldiler.... hata bu ülkede layık olmayanların yönetimlerde bulunması ve bunun sebebide çok partili demokrasi diye düşünüyorum *oy almak için verilen tavizler, cehaletin yüceltilmesi (oy için köylü ağızı ile konuşmazmıydı Demirel) garibanizm in körüklenmesi, arabesk bir yaşamın desteklenmesi, göçlerin engellenmemsi şehirleri gecekondulara açmak vasıfsız yığınların buralara yığılmasını sağlamak vs..... Eğitim şarttı ve cumhuriyet fikri hür vicdanı hür nesiller yetiştiremedi......10 kasım 1938 de çöküş başladı diyorum.

pante
29-09-2007, 23:34
Bana göre henüz bir çöküşten bahsedilemez.
Çöküş demek yerine, bu duruma nasıl geldiğimizin sebepleri içinde bir başlangıç ararsak eğer;
bana göre "Köy Enstitülerinin Kapatılması" bir başlangıç olmuştur.

60 ihtilalinden sonra ise "Demirel" ülke için en büyük talihsizlik olmuştur.
Eğer Demirel liberal demokrat bir politika uygulasaydı, durum çok farklı olurdu.
70'li yıllarda ne sağ-sol çatışmasını, ne 12 mart'ı ne de 12 Eylül'ü yaşardık.

"12 Eylül" siyasal İslam'ın önünü açan tarihtir.
Eğer, 12 eylül'den sonraki ilk seçimde alternatif 3 partiden seçimi kazanan ANAP'ın başındaki "Özal", liberal politikalar uygulamasına rağmen, milli görüş kökeninden değil de liberal kanattan gelmiş olsaydı, o dönemde kadrolaşan İslamcılar palazlanamayacaktı.

Özal döneminde sosyal demokrat kesim "Baykal"'ın hizipliği nedeniyle paramparça olmasa, Demirel yeniden iktidar olamayacak, meydan Çiller'lere, Yılmaz'lara kalmıyacaktı.

Soldan ümidini kesmiş, yolsuzluk ve yoksulluktan bunalmış olan halk, 99 "Marmara depremi" ve "2001 krizi" ile sarsılıyor ve bu defa "denize düşmekte olan yılana sarılır" misali İBB başkanlığında başarılı bulduğu "RTE" ve AKP'de umut arıyordu ve bu umudu devam ediyor. Halkın şeriat beklentisi yok. Halkın yarısı RTE'ye güveniyor ve ondan ekonomik hamleler bekliyor. O'nun hedefinde ve emelinde ne olduğu ise halkın diğer yarısını kaygılandırıyor.

okinono
30-09-2007, 00:18
Sanırım bu sorunun cevabı aşağıda ki linkte ki T başlığında.



http://www.un.org/members/list.shtml

3.yol
30-09-2007, 00:39
Ben tarihimizin aktariminda hata yaptigini dusunuyorum.
Osmanli ile olan iliskisini tamamen koparmak icin Ozellikle osmanlinin son zamanlarini ustu kapali gecistirdiler. Bu yuzden kisisel cabalar sarfedip bu konuda arastirma yapanlar haricinde halkimizin haberi yok.

Aslinda Osmanli'nin son donemi 19.yy ve 20.yy'in basi tam bir travma donemidir. Bugunun partilerinin ideolojik kokenleri de o donemdendir. Turkculuk , zenofobi , cemaatcilik, osmanlicilik , kurtculuk *vesaire.

Tarihini iyi ogrenemeyen halklar ayni hatalari tekrarlamaya devam ederler.
Hala gunumuze kadar gelen alt kimlik ust kimlik tartismasinin kokeni de ayni donemdir. Demekki onca zaman hala gercekten bir millet olamamisiz. Yani ortak bir ulkude karar kilamamisiz. Bu boyle oldugu surece sozde demokrat , sozde *laik , sozde bagimsiz ulke oluruz.
Seriat da bunun tuzu biberi...

AYATA
30-09-2007, 12:08
sevgili pante düşünüyorumda...Köy enistütüleri kapatılmayıp geliştirilseydi, sadece öğretmen değil, köy yöneticisi...kooperatif uzamanı, köy imamı branşlarıda olsaydı ve herr köye eğitimli bir köy yöneticisi, öğretmen kooperatif uzmanı ve köy imamı bu okullardan gönderilseydi Türkiyenin yüzü nasıl olurdu?...Acaba o zaman köy kent projeleri daha kolay uygulanamazmıydı?

pante
30-09-2007, 14:51
Köy Enstitüleri Kapatılmasaydı (http://kemalistler.net/viewtopic.php?t=7001)

Hiçbir faktör tek başına bir sebep değildir.
Bugünkü sonucun nedeni, bir çok faktörün biraraya gelmesi ya da birbirini tamamlaması ile açıklanabilir.
Örneğin, saydığımız tüm faktörler olsaydı ama RTE ve ekibi milli görüşçülerden ayrılmamış olsaydı, tablo böyle oluşmazdı.
Diğer açıdan ise, önceki faktörler olmasa, RTE ve ekibinin yeni bir parti ile ortaya çıkmaları da hiçbir şey ifade etmezdi.

Ancak bir gerçek var ki, tüm faktörlerin biraraya gelmesiyle oluşan ortamın en iyi tahlilini yapan ve geleceğe yönelik uygulanması gereken en iyi stratejiyi ortaya koyan RTE ve ekibi olmuştur.

Bir kurgu olarak zamanı durdurun ve geriye gidin, göreceksiniz ki müdahale edecekleriniz, siyasal İslamcılar değil, sosyal demokratların ve merkez partilerin politikaları olacaktır.

AYATA
01-10-2007, 15:24
Atatürkün en önemli ilkelerinden biri tam bağımsız çağdaş devlet ilkesiydi...Tam bağımsızlık ilkesi Dünyanın sömürgeci uluslarını aşırı derecede rahatsız ettiğinden dolayı...Türkiye cumhuriyeti asla başı belasız olarak bırakılmamıştır....Önce öğrenciler kışkırtılmış, ardından işçiler, ardından alevi sünni ayrıştırması, onun ardından ermeni sorunu başımız sarılmış, onun ardından kürt meselesi ve en sonunda laik, anti laik ayrıştırmasına kadar dayanmıştır...ve bunların hepside dışarıdan destek görmüşlerdir...Tarihte bu kadar sorunla karşı karşıya bırakılan devlet varmıdır, hala ayakta durmamız bile bir mucize. gibi geliyor bana.

epoch
29-11-2007, 19:53
merhaba.

Yaşadığımız siyasi sürecin 1923’den gözükmesi imkansız bi şey.
Kim tahmin edebilirdi, cemaat kuruluşlarının siyaset erbabına,
verdiği destekle onları yönlendireceğini.

Siyasetçinin zihin yapısına, cemaat idolojisi yerleştirmesi ve meclise salınmasının, 1923’ün
toplumsal realitesi çözemez’di, tahmin edemez’di.

cumhuriyet vatandaşına egemenlik veriyor, egemenliği alan halk, nur cemaati üyesi köksal bilmemene beyefendiyi *meclis başkanı seçiyor. işte bu nokta vahimdir.

Cumhuriyeti kuran Atatürk ve cumhuriyet yanlısı arkadaşlarının,
tahmin edemediği en vahim konu, imam hatip teşkilatı ve cemaatleşmenin serbest olarak sürdürülmesi'dir.

İmam hatipler şimdiye kadar tarih olmalıydı. 80 yıldır mistik eğitim enjekte edilen halk,
ne anlar pozitif bilim’den, ne anlar analitik düşünce’den.

sargon
29-11-2007, 23:33
Atatürkün en önemli ilkelerinden biri tam bağımsız çağdaş devlet ilkesiydi...Tam bağımsızlık ilkesi Dünyanın sömürgeci uluslarını aşırı derecede rahatsız ettiğinden dolayı...Türkiye cumhuriyeti asla başı belasız olarak bırakılmamıştır....Önce öğrenciler kışkırtılmış, ardından işçiler, ardından alevi sünni ayrıştırması, onun ardından ermeni sorunu başımız sarılmış, onun ardından kürt meselesi ve en sonunda laik, anti laik ayrıştırmasına kadar dayanmıştır...ve bunların hepside dışarıdan destek görmüşlerdir...Tarihte bu kadar sorunla karşı karşıya bırakılan devlet varmıdır, hala ayakta durmamız bile bir mucize. gibi geliyor bana.

Sevgili Sirius, Türkiye ile diğer dünya ülkelerini kıyaslamak istiyorsan eğer, biraz da başka ülkelere bakabilmen lazım. Örneğin Avrupa'nın en gelişmiş ülkelerinden birine, Almanya'ya bak, neler yaşamışlar. Birinci dünya savaşından önce hızla gelişen bir ülke idi, sömürgelerde güç olmak için geç kaldığından diğer Avrupa ülkeleri ile gerginliğini artırmıştı. Tabii bu durum halka milli çıkarlar olarak gösteriliyordu. Kısaca iktidarlar kendi halkını aldatıyor, sırf gözleri başka yerlerde olduğu için gerginlikler yaratıyorlardı. Tabii aynı şey diğerleri için de geçerli. Ve Birinci Dünya Savaşı sonunda patladı. Almanya müttefiki Osmanlı ve Avusturya-Macaristan imparatorlukları ile birlikte büyük bir hezimet yaşadı.

Bu hezimetin ardından da tabii ki kötü bir anlaşmaya imza attı. Sosyalistlerin iktidarı almak için gerçekleştirdiği büyük ayaklanmalar yaşadı. Sokaklarda haftalarca işçilerle askerler çatıştılar. Komünistler sosyal demokrat iktidarların sayesinde ezildiler. Sokaklarda yatan cesetlerin haddi hesabı yoktu. Bu sürecin arkasından milliyetçilerin gücü arttı. Hitler ile birlikte yeni bir savaşa yürüdü. Bir büyük faşizm belası yaşadı. Tarihe büyük katliamlarla imza atıldı. Milyonlarca insanını savaşta kaybetti. Sonunda bu savaşta kaybedildi ve ülke ortasından ikiye bölündü. Biibirlerinin akrabası olan insanlar yıllarca birbirlerini göremediler. Yani dünya tarihinin en büyük iki önemli akımını da bünyesinde temsil etti. Önce faşizmi yaşadı, sonra bir kesimi sosyalizmi deneyimledi.

Bu örneği niye verdim. Şimdi bir Alman da rahatlıkla diyebilir ki, biz heşeyi yaşadık, buna rağmen dimdik ayaktayız. Bizden daha çok acı yaşayan var mıdır? Amerika'lı da çıkar der ki, evet kardeşim, biz yaşadık. Biz de büyük bir kurtuluş savaşı verdik, ardından iç savaş yaşadık. Rus çıkar der ki, biz dünyanın bütün geri kalmış ülkelerine örnek olmuş bir sosyalist devrimn yaptık. Cezayir'li der ki, bizim verdiğimiz kurtuluş savaşının eşi benzeri yoktur. Kurtuluş savaşımız 23 yıl sürdü ve 1.5 milyon insan kaybettik. Sadece bir günde 45 bin kişi katledildi.

Kısaca her ülkenin yaşadığı inanılmaz çok sayıda deneyim var. Türkiye ne diğerlerinden az ne de çok sorun yaşamış, ne hepsinden daha büyük ne daha küçük şeyler yaşadı.

Bunu şunun için söylüyorum. Bazen birileri çıkıp, "biz" "biz" diye konuşmaya başlıyor. Sanıyorsunuz ki dünyada hiçbirşey yaşanmamış, hiç kimse sorun yaşamıyor, bir tek bize mahsus. Yok böyle birşey. Biz de herkes gibi yaşıyoruz işte. Sorunlarımızın da diğerlerinden devasa farkları yok.

Son olarak da şunu söylemek istiyorum. Verilen özgürlükler fazla olduğu için Türkiye'de sorun yaşandığı düşüncen oldukça tartışmalı görünüyor. Tam tersine bu ülkedeki en büyük sorunlar belli özgürlüklerin olmamasından dolayı yaşanıyor ne yazık ki. 12 Eylül bunun en güzel örneğidir.

kulturlu_kartal
30-11-2007, 05:47
bana göre bunlar etkili oldu

1-çoklu partili rejime gereğinden erken geçilmesi
2-köy enstitülerinin kapatılması
3-12 eylül darbesi
4-imam hatiplerin çoğaltılması
5-12 nisan muhtırası

bugünkü noktaya bunlarla gelindi

commandante
30-11-2007, 08:39
laik demokratik cumhuriyet kuruluşunda sınıf temelini alamamıştır bununda nedenleri belli idi.ancak türkiyede hızla gelişen burjuva sınıfı kendi işine gelen yönde özellikle 1950 lerden itibaren türkiyedeki sınıfsal hareketi yönlendirmeye başladı bu burjuva sınıfının temelini azınlıklar ve türk kökenli olmayan insanlar oluşturuyordu bunlar iktidarlar üzerinde kurdukları baskı ile türkiyeyi amerika ve avrupaya yamayarak bu güçlerin türkiye üzerindeki emperyalist emellerini gerçekleştirmk için yaptığı hareketlere piyonluk etmişler türkiyede ulusal olan herşeye karşı çıkmış ulusal eğitimi köreltmişler halkın bilgisiz ve cahil kalmasını sağlamışlardır.bilgisiz ve cahil halk din ve ırk düşüncesini temel alan gerici görüşlere yöneltilmiş mustafa kemalin başlattığı ulusal gelişme ve ulusal bilinçlenme yani türkiye aydınlanmasının önüne geçmişlerdir.bundan sonra yapılacak çok kolaydı isimleri herkesce iyi bilinen siyasetçilerin yaptığı gerici,teslimyetçi,emperyal olma istekli hareketleri bugüne geldik.bornava imamı bugün ardında milyonları koşturuyor,ırkçı ve katil olan bozitler ülkede cirit atıyor ve uyuyan okumayan bilmeyen sormayan sorgulamayn bir halk ile ancak bu kadar laisizm yapılır ve bu kadar demokratik olunur

30-11-2007, 12:39
Eger ta basa gitmek gerekirse, yapilan hata, Inonu'nun babasinin ve annesinin o gece Inonuyu yapmalaridir. Turkiye'de sosyal demokratligi ve modernlesmeyi bir elit kultur olarak anlamis ve uygulamistir. Bu kavramlarin altini bosaltarak, Demirel gibi adamlarin biraz halk adami goruntusuyle gucunu aldigi yiginlarin oncalismasini yapmistir. Menderes, Demirel ve Ozal, cumhuriyetimizde yaratilan bu uygun zemin sayesinde palazlanmistir.

sargon
30-11-2007, 13:30
Eger ta basa gitmek gerekirse, yapilan hata, Inonu'nun babasinin ve annesinin o gece Inonuyu yapmalaridir.

sevgili respendial, yukardaki sözün belki bir hakaret olarak değerlendirilmeyebilir. Kararsız kaldım. Ama son derece tahrik edici ve tartışma/açıklama amacı taşımadığının farkındasındır sanırım. Silmedim ama bu tür mesajlar dolayısıyla uyarmayı da gerekli görüyorum.

İnönü hakkında ise hiç de senin gibi düşünmüyorum. İnönü bu ülkeye büyük kazanımlar getirmiş bir liderdir. İkinci Dünya Savaşında savaşa girilmesi için her türlü tahrik yapılmasına karşın direnmiştir. Türkiye'nin çok partili yaşama geçmesindeki en önemli isim olmuştur. Her lider gibi onun da hataları olabilir, ama hiç de böylesine nefretle anılmayı hakeden birisi değildir. Eğer kavramların altını boşaltmak nefret edilmesine neden ise, ben de şu anda senin de dahil olduğun birçok kişinin birtakım kavramların altını boşalttığını düşünüyorum. Bundan dolayı senden nefret edip, senin dünyaya getirilmenin bir hata olduğunu mu söylemem gerek?

Tartışmalarımızda üsluba lütfen dikkat edelim.

AYATA
30-11-2007, 13:42
İnönü konusunda Respendiale hak veriyorum....Atatürk'ün İnönü ile dargın ölmesinin elbet vardı bir sebebi...



İsmet Inönü'nün Birinci Dünya savaşı sonrasında karşılaştıkları ve kendisine Anadolu'ya geçip milli mücadele yapmayı teklif eden Kazım Karabekir'e söylediği: "Kazım, bu iş sonu ümitsiz, gel birer çiftlik alalım, sen Kazım Ağa ol, ben İsmet ağa olayım, bırakalım bu işi" mealindeki sözlerinin delili 19.3.1998 tarihli Milliyet gazetesinde yayınlanan bir kupürde ortaya çıktı. İnönü ve ailesi bu iddiayı yıllarca kabul etmedi.
Ali Rıza Kardüz'ün 10 Kasım 1997 tarihli yazısı:
Atatürk'ün hastalığında ve ölümünde İnönü Ankara'da idi.
Atatürk ve İnönü'nün yirmi yıllık arkadaşlıkları, İnönü'nün oniki yıllık başbakanlığı 19 Eylül 1937 akşamı "Çankaya" sofrasında noktalandı.
Birikimleri patlatan olay, Atatürk'e ait Orman Çiftliği'nin Ziraat Bakanlığı tarafından satın alınması girişimi idi. İnönü Hazine yardımıyla ve devlet eliyle geliştirilmiş bir çiftliğin bedel karşılığı devlete satılamayacağını söylüyordu. Atatürk 11 Haziran 1937 tarihinde "bütün çiftliklerini ve mallarını millete bağışladığını" açıkladı.
Bu açıklamadan kısa süre sonra Atatürk'ün davetiyle katıldığı Çankaya sofrasında İnönü'nün "... memleket davaları ilgili olmayanlarla görüşülerek, hep sofra başında kararlaştırılıyor. Ben bu vaziyetten korkuyorum..." demesi bağları kopardı. Atatürk "Bir ara verelim" dedi. İnönü "Hay, hay. Size müteşekkir olurum" diye cevapladı. Atatürk sordu: "Kimi düşünürsün?" İnönü, "Mazur gör, kimseyi söyleyemem" diye karşılık verdi. "Celal Bayar?", "Hakikaten bana iyi tesir etti."
Konuşma bitmişti.
Bunları İnönü'nün torunu Gülsün (Toker) Bilgehan'ın "Mevhibe" isimli kitabından aktarıyorum. (Bilgi Yayınları / Özel Seri 32, Birinci Basım 1994, 280 S.)
Gülsün (Bilgehan) Toker anlatıyor: "Bahar gelmişti. 26 Mayıs 1938 günü Atatürk yazı geçirmek üzere trenle İstanbul'a hareket etti. İstasyonda kendisini uğurlayanlar arasında İsmet Paşa da vardı. Kalabalıktan uzakta, bir köşede bekliyordu. Kargaşa sırasında iki arkadaş birbirlerine yaklaşamadılar. Atatürk dostunun elini sıkamadan başkentten ayrıldı. Ankara'ya bir daha dönemeyecekti."
Çankaya'dayken hastalığı tehlike sinyalleri vermişti. Atatürk ölümcül bir karaciğer rahatsızlığı olan siroza yakalanmıştı.
"Aynı sıralar İsmet Paşa da yatağa düştü. Şiddetli bir safra kesesi krizi geçiriyordu. Ankara'da İsmet Paşa, Mevhibe'nin gayreti ile düzenli bir tedavi görüp iyileşmeye başlarken, İstanbul'da Atatürk'ün sağlığı giderek bozuluyordu."
"Atatürk'ün çevresi İnönü'nün İstanbul'a gelip Atatürk'ü görmesini önlemek için büyük çaba içine girmişlerdi. Atatürk'e İnönü'nün Ankara'dan ayrılamayacak kadar hasta olduğu, ölüm döşeğinde yattığını söylüyorlardı."
İnönü'nün Atatürk'ü görmek için İstanbul'a gitmemesini Gülsüm (Toker) Bilgehan "Mevhibe" isimli kitabında şöyle anlatır:
"Bir gün öğleden sonra İçişleri Bakanı Şükrü Kaya Ankara'yı aradı. Atatürk'ün günleri sayılıydı. Son bir kere İsmet Paşa'yı görmek istiyordu. Mevhibe bu defa tavrını koydu. Kocasının gidip son bir defa arkadaşını ziyaret etmesini istiyordu. Fakat Çankaya ile Dolmabahçe arasında garip bir dram oynanıyordu. İstanbul'da İnönü'nün başkentte kalması tercih ediliyordu. Ankara'da ise eski başbakanın yakın arkadaşları gitmesine engel oluyorlardı. Gazi'den sonra geride kalacak tek lider adayının İsmet Paşa olduğu belliydi. Kendisine bir suikast düzenleneceğinden korkuyorlardı. Mevhibe söylenenlere inanmıyordu. Bütün gücüyle İnönü'yü ikna etmeye çalıştı. Eski dostları Dr. Refik Saydam heyecanlıydı. "Aman Paşam, nasıl gidersiniz? Yapacaklarını biliyorsunuz. İmkanı yok böyle bir çılgınlıkta bulunamazsınız" diye feryat ediyordu. İnönü çaresiz kalmıştı. İki adım attı ve açık telefona kararını bildirdi. Ankara'da kalıyordu."
Sabiha Gökçen anlatıyor: "29 Ekim 1938 sabahı bütün gayretine karşın kalkamadı yatağından. Beni görür görmez ilk sözü şu oldu: Bugün bayram.. Yüzü her zamankinden daha solgundu. Elleri balmumu rengini almıştı. Gözlerinin etrafındaki mor halkalar derin birer kuyuyu andırıyordu.
Akşama doğru gençler yine vapurları doldurarak tıpkı 30 Ağustos'sa olduğu gibi Dolmabahçe Sarayı'nın önüne gelmişlerdi. Ata'yı görmek istiyorlardı. Coşmuşlardı. Tezahürattan yer gök inliyordu.
Pencerenin önüne bir koltuk yerleştirdiler. Atatürk koltuğa oturdu. Onu gören gençler çılgınca alkışlıyor, bayraklarını sallıyorlardı. "Yoruldum" dedi. "Çok çabuk yoruluyorum. Beni lütfen yatağıma yatırınız". Ve yatağına yatırıldı. Atatürk komaya girmişti. Doktorlar onu yeniden hayata döndürmeye muvaffak olmuşlardı. Atatürk ilk krizi atlatmıştı ama, büyük bir eriyiş içindeydi. Atatürk ikinci komaya girdi. Ve de saat, 10 Kasım sabahı 09.05'de durdu.
İnönü'nün torununun kaleminden 10 Kasım 1938 sabahı Pembe Köşk'te olanları okuyalım: "Pembe Köşk'ün telefonu çaldı. Ev halkı günlerdir kötü bir haberin sıkıntılı bekleyişi içindeydi. Duymaktan korktuklarını telefondaki ses söyledi: "Cumhurbaşkanı hazretlerini bu sabah kaybettik. Allah İsmet Paşa'mızı başımızdan eksik etmesin". Mevhibe yukarı katta hüzün içindeyken Pembe Köşk'ün salonlarında hava değişmişti. Son ayların buruk, kasvetli atmosferi yerini telaşlı bir hazırlığa bırakmıştı. Telefonlar ve ziyaretler sıklaştı. Haber kısa sürede ulaştı: CHP Grubu İsmet İnönü'yü Türkiye'nin ikinci cumhurbaşkanlığına aday gösteriyordu.
"İsmet Paşa ancak gece yarısına doğru yukarı kata çıkabildi. Mevhibe başını cama dayamış ağlıyordu. Karısına yaklaştı. "Hanımcığım, artık kendini üzme... Önümüzde çetin günler var. Beni yalnız bırakma" dedi. Bu, ertesi gün cumhurbaşkanı seçileceğinin garip bir açıklamasıydı!.."
(Sabah gazetesi. 10 Kasım 1997)
ALINTI
Konuyla ilgili Falih Rıfkı'nın anlatımı ise şu şekilde:
"Derken başbakan (İnönü) ikinci bir çıkış daha yapıyor:
- Ne oldu paşam size? Eskiden böyle değildiniz. Artık emirlerinizi hep sofradan mı alacağız? Aramıza Kara Tahsinler giriyor. Konuşmamıza meydan vermiyorlar, diyor.
Atatürk gene soğukkanlılığını bozmadan:
- Efendiler anlaşılıyor ki, bugün fazla görüşemeyeceğiz. Siz artık rahatınıza bakın, ben biraz dinleneceğim diyor ve sofrayı bırakıyor.
Vekiller de bir müddet sonra çekilip gidiyorlar.
Ertesi gün Atatürk İstanbul'a hareket etti. Ben de yanında idim. Önce İnönü'yü kompartımanına çağırdı. Kendisine:
- Görev arkadaşlığımız bitmiştir. Ama dostluğumuz devam edecek, dedi. İnönü iki eli ile yüzünü kapadı. Atatürk:
- Dinlenmelisiniz, dedi."
(Falih Rıfkı Atay, Çankaya, İş B. Yay. İstanbul 1969, s 496-497.)
(Alınıtı)

30-11-2007, 15:10
Benim cevabim "Laik Demokratik Cumhuriyet nerede hata yaptı?" sorusuna iliskindir, nefret ne munasebet. Inonu'den nefret etmem gibi birsey sozkonusu olamaz, nefret acizliktir ancak elestirebiliriz. Simdi nefret etmedigimi ifade ettigime gore, bir sorun yok. Inonu gelmis gecmis en kotu liderdir de demedim, ama eger "nerede hata yapti" ile baslangic kastediliyorsa, Inonu'nun o "her liderin yapabilecegi" hatalar vesile olmustur. Niyet iyi icraat kotu diyorum ben buna. Buyrun o olusturulan yanlis zihniyetin diger bir temsilcisi, Nurullah Atac. Eger bu isimleri tartismak konuya hicbir katki saglamayacaksa, ne saglayacak merak ediyorum.

hiramusta
30-11-2007, 15:50
Konu İsmet İnönü'ye doğru kayınca,birkaç gün önce bana gelen bir maildeki linki sizlerle paylaşmak gereği duyuyorum.

http://www.gizlibelge.com/ismetpasaermeni.html

candarmany
30-11-2007, 16:16
Arkadaşlar merhaba
Doğrusu siteden dün haberim oldu
bu foruma katkıda bulunmak adına şunları belirtmem gektiğini düşünüyorum.
Birincisi Soru yanlış. Laik Demokratik Cumhuriyet hata yapmaz. Olsa olsa şu anda onu oluşturan bireylerin *neler olup bittiğini algılayamadıkları bir süreci yaşıyor olabiliriz.
İkincisi Laik Demokratik Cumhuriyet saf anlamıyla Demokratik bir şekilde kurulmamıştır. Demokrasi onu oluşturan her bireye eşit oy hakkı tanıyan bir yönetim şeklidir ve felsefik olarak bu bireylerin eşit bilgide olduğunu ve özgür seçimler yapabileceğini varsayar. Karizma güç şiddet kitlesel yönlendirme sadakat ekonomik bağımlılık sevgi ve nefret gibi insan kararlarını derinden etkileyen hususları öngöremez.Yani demokrasi bir matematik işidir ve sayısal çoğunluk esastır. Ancak kuruluşunda cazibe merkezi olan Mustafa Kemal'e o veya bu şekilde sayısal destek veren çeşitli guruplar şu anda o büyüden kurtulmuş ve kendi varlıklarını ifade ihtiyacı içine girmişlerdir.
Sizler Demokrasiyi sever veya sevmezsiniz ama durum budur. Saygılar

aydoe
06-12-2007, 02:00
Laik Demokratik Cumhuriyet kurulamamıştır
İnşa aşamasında kalmıştır,şimdide geriye gitmektedir
Eğitim ve toplumsal bilinç oluşturulamamıştır,din aktörleri tasfiye edilememiştir
Emperyalizme karşı verilmiş olan savaş ekonomik bağımlılıkla *neticelenmiş ülke
tekrardan işgal edilmiştir

vartor
06-12-2007, 05:27
Hiramusta, verdigin linki ciddiyetle okurken, gittikce artan "tarihi" gercekler karsisinda ne diyecegimi sasirdim. Demek Ismet pasa vatan haininden din dusmanindan baska birsey degilmis. hem Ermeni hem Kurtmus. Malatya'li degilmis, ama ailesi Malatya'da Hacikler diye taninirmis.

3.yol
06-12-2007, 06:20
Hiramusta,
Verdiginiz baglantiyi ben de okudum. Cevap vermeye bile gerek gormuyorum.
Abuk sabuk, desteksiz sallama ve karalamadan ibaret. Bunu yazan kisinin arlanma utanma duygusunun da olmadigini dusunuyorum.

Saygilar,

commandante
06-12-2007, 08:31
hiramusta nun verdiği linki okudum.Sadece korkunç bir vefaszılık ihanete varansözler mevcut işte türkiye bu yüzden kaybetmiştir.Ulusal Mücadele Kahramanlarından İsmet paşa ya yapılan bu hakaret iftiralar Mustafa Kemale de yapılmış diğer kahramanlara karşıda yapılmıştır.Çerkez Ethem gibi bir adam dürüst iyi gösterilmeye çalışılıyor sadece islamcıların yaptığı bir iftira ve kötüleme kampanyasının eseridir bu.Ethemin Yunanlıların yardımı ile haereket ettiğini bilmeyen yoktur zannımca .

06-12-2007, 08:58
* * * * * * * * * * * *VATAN haini

"Nazım Hikmet VATAN hainliğine devam ediyor hala,
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nazım Hikmet VATAN hainliğine devam ediyor hala."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne,
kapkara haykıran puntularla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Wilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, amerikan amirali.
Amerika, bütçemize 120milyon lira hibe etti 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nazım Hikmet VATAN *hainliğine devam ediyor hala."
Evet, VATAN hainiyim, siz VATANperversiniz, siz yurtseversiniz,
ben yurt hainiyim, ben VATAN hainiyim
VATAN çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse VATAN,
VATAN, şose boylarında gebermekse açlıktan,
VATAN, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse VATAN ,
VATAN tınaklarıysa ağalarınızın,
VATAN , mızraklı ilmühalse, VATAN, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa VATAN ,
VATAN, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa
VATAN, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben VATAN *hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
"Nazım Hikmet VATAN hainliğine devam ediyor hala."

Bu şiiri ne çok severim.
Her okuduğumda da VATAN sözcüğü yüzünden hüzün basar beni.

*
Konu başlığı,"LAİK,Demokratik,Cumhuriyet nerede hata yaptı" idi ademoğlu

Yanlış başlığa yazdık galiba * :roll:
Ademoğlu işte başka ne beklenir ki *:)

hiramusta
06-12-2007, 10:38
Ben bu linkteki bilgiler mutlak doğrudur demiyorum.Ama şunun altını çizmek istiyorum.Resmi tarihe bağlı kalmak gerçeği öğrenmek isteyenler için aldatıcı olabilir.Bu İslam tarihi içinde böyledir,Osmanlı tarihi içinde böyledir,Cumhuriyet tarihi içinde böyledir.Çünkü kalem sahiplerinin ipleri iktidar sahiplerinin ellerindedir.Hiç unutmam Bülent Ecevit vefat etmeden kısa bir süre önce "Vahdettin hain değildi." diye cümle sarfetmiş ve bunun üzerinde aydınlar arasında tartışmalar başlamıştı.Süleyman Demirel'de bu tartışmalar üzerine "Bu konuyu açmanın gereği yok?Bizim Atatürk'e bi 100 sene daha ihtiyacımız var." gibi cümle sarfetmişti.Bu yüzden farklı görüşlere,düşüncelere,tarihe de bakmak gerekir diye düşünüyorum.

Not:Ermeni olmak bir hakaret sebebi,Türk olmakta bir övünç sebebi değildir.Önemli olan adam (insan) olmaktır.

dilaver
06-12-2007, 10:49
İsmet Paşa devlettir, devleti kuran kişidir. Ayrıldıktan sonra arabasının omuzlara alınması bile bunun göstergesi ve varolan çatışma ve çelişkilerin halk içine yansımasıdır. İsmet Paşa Atatürk çelişkisi basit bir sofra olayına endekslenemez. Nitekim Celal Bayar ile birlikte devletçilikten sapış ve milli şefçilik, tapınma başlar.

* * İsmet Paşa hakkında ayrıntılı bir degerlendirme yapmak için Ali İhsan Sabis'in hatıratına göz gezdirmekte fayda vardır. Ali İhsan Paşa ordu komutanıdır ve orduyu terhis etmez, Yakup Şevki Paşa ile birlikte direnirler ve silahları halka dagıtırlar. Orduları kolordu seviyesine düşürülür ve İstanbula çagrılırlar,- sonra da Maltaya gönderilirler. Kahraman insanlardır ve de yurtsever. Adam gibi adamdırlar. Daha sonra Malta sürgününden dönüşünde kurulan iki ordudan birinin komutanı olur. Digerininki Yakup Şevki dir. Ancak İsmet Paşa ile anlaşamaz ve ayrılır, çok ciddi baskılara ugrar. Hatıraları toplatılır. İncelemekte fayda vardır.


* * * * *saygılarımla

okinono
06-12-2007, 10:58
İsmet Paşa hakkında ayrıntılı bir degerlendirme yapmak için Ali İhsan Sabis'in hatıratına göz gezdirmekte fayda vardır. Ali İhsan Paşa ordu komutanıdır ve orduyu terhis etmez, Yakup Şevki Paşa ile birlikte direnirler ve silahları halka dagıtırlar. Orduları kolordu seviyesine düşürülür ve İstanbula çagrılırlar,- sonra da Maltaya gönderilirler. Kahraman insanlardır ve de yurtsever. Adam gibi adamdırlar. Daha sonra Malta sürgününden dönüşünde kurulan iki ordudan birinin komutanı olur. Digerininki Yakup Şevki dir. Ancak İsmet Paşa ile anlaşamaz ve ayrılır, çok ciddi baskılara ugrar. Hatıraları toplatılır. İncelemekte fayda vardır. -Dilaver
........
Katılıyorum.

aydoe
06-12-2007, 20:50
Sn Commandate
Ben çerkesim benim dedem ayvalık ta yunanlıları basmıştır
Çerkes ethem kuvaiseyyare nin başıdır
Yunanlılara karşı,anzavura karşı savaşmıştır
İç ayaklanmaları bastırmıştır
ordunun kurulması ve kuvvetlenmesi için zaman kazandırmıştır
Çerkesler onurlu ve savaşçı bir millettir,üzerinde yaşadıkları toprakları yurt bilirler ve yurtlarını
savunurlar
Etem bey onurlu ve gururlu bir insandır,ama Mustafa Kemal kadar akıllı ve ileri görüşlü değildir
Kullanılmış ,yararlanılmış ve tasfiye edilmiştir
İsmet Paşa nın emrine girmemiştir 5000 kişilik kuvvetini dağıtmış ve eski manyas kalesinde ,kendi koşullarında tek başına
yunanlılara teslim olmuştur
Türk ordusuyla savaşmamıştır

dilaver
06-12-2007, 21:02
çerkez ethem konusunda ön yargılı olmamak gerekiyor. Resmi tarihin dışında araştırma yapmakta fayda var. İnceledikçe birtakım taşların yerlerinden çıktıgını görmek mümkün.


* * * saygılarımla

spartacus
06-12-2007, 23:51
Laik Demokratik Cumhuriyet nerede hata yaptı?

Laik, Demokratik Cumhuriyet olamamakla.

Hem Cumhuriyet'den bahsedip ama hemde kişi yada bireylerin, hatalarından ve bu hatalara pireyi deve şeklinde bağlamalardan bahsedebiliyorsak
1. Ya ortada Cumhuriyet yoktur ve hiçde demokratik değildir.
2. Ya da biz bu tanımların lafda değil hayatın içindeki karşılığını bilmiyoruzdur...

Laik, Demokratik, Cumhuriyet bu 3 kelime hiç bir zaman yanyana gelmemiştir,ama ayrı ayrı olarakda gerçekleşememişlerdir..

Bu nedenle 1-2 kişiden bahsetmek ve herşeyi bu kişilerin fazlası yada eksiği ile ifade etmek, bir çok şeyi kişilere endekslemek olsa olsa, ya kutsal devlet, kutsal adam, tek adam(Osmanlı'dan devranılan devlet yapısı-yönetimi) anlayışıdır, otokratiktir ve doğal olarak gericilikle rahatlıkla uzlaşmıştır, yada demokratik değil despotik bir elitin hakimiyetinden bahsedilmektedir. Ya da gerçekten henüz böyle bir Cumhuriyet kurulamamış ama büyük çabalar sarfedilmektedir, buna bazı doğal önderler liderlik etmektedir...

ozgurche21
16-12-2007, 18:37
nerede hata yapıldı bence kürtlerı yok sayan hıc bır rejım ıse yaramaz

AYATA
16-12-2007, 20:34
he öyledir...

sargon
16-12-2007, 21:50
hiramusta'nın link verdiği metni daha yeni okudum. Baştan aşağı önyargı ve uydurma dolu ama oldukça ilginç bir metin. Son zamanlarda bu tür ideolojik bindirme ve şişirme metinlere alıştık çünkü bu anlayış ülkenin bütün sathına yayılmış durumda zaten. Sağolsunlar soldan sağdan yalan dolan dolu ideolojik malzeme ile inletiliyoruz. Bu metin aslında üniversitelerde ders olarak okutulabilecek türden. Eğer "olaylar ideolojinize uygun olarak nasıl yorumlanır ve çarpıtılır" veya "iddianızı kanıtlamak için hayal gücünüzü sınırına kadar nasıl kullanırsınız" türünden pedagojik eğitimlerde örnek olarak kullanılabilir. Harun Yahya'dan sonra gördüğüm en iyi demogog-yazar. Bu sayede Mert Aydoğdu adlı bu şahsiyeti de tanımış olduk.

seyyah3441
17-12-2007, 08:49
Dostlar,

Ne acıdır ki *Demokrat *Partiyi *ilk *iktidara *getiren *seçimlerde *ve *ikincisinde * *düzenlenen mitinglerde * *İsmet *İnönü'nün * ASKER *KAÇAĞI *evet *yanlış *okumadınız *asker *kaçağı *olduğu *ileri *sürülmüş *idi.

Üstelik *bu *sav *o derece *ciddi *bir *şekilde *savunulmuştu ki daha *sonra Adnan Menderes *kabinesinde * bakan *olarak *görevlendirileceği *sçim öncesinde hemen hemen *belli olan kişiler İsmet *İnönü'yü *yargılatacaklarından bile *bahsetmişler idi.....

Alın *işte *size *resmi *olmayan * tarih.

Bildiklerimiz *algılayabildiklerimiz *ve *bize *algılatılanlarla *sınırlıdır.Bu *halk * ordu *komutanlığı *yapmış *bir *kişiyi *asker *kaçağı *olarak *algılıyabilecek *derecede *bilgisiz *ve *zavallıdır.

Benzer *bir *prooaganda * da *komunizm *hakkında *yapılmıştı.Denmekteydi ki *komunizm *gelirse *akşam *eve *geldiğinde *portmantoda *veya *askıda *başka *bir *erkek *şapkası *görebilirsin *işte *o zaman *sende *evden çıkacaksın *başka *bir *eve *gideceksin.Zira *o esnada *karın *başkası *ile *halvet *olmaktadır *.İşte *komunizm *budur.....::))

Buyur *burdan *yak..................

Saçma *tevil *götürmez...Ama * aptallar * iktidar *yapar..Şimdiki *gibi......

sevgiyle *kalın...

bilcan
19-01-2008, 11:36
Demokrasiye erken geçilmesi bunun en başlıca sebeplerinden biridir. Türkiye Osmanlı'dan kalan zihniyeti tamamen ortadan kaldırmadan demokrasiye adım attı. Bunda Atatürk'ün erken ölümünün payı da var. Bir de darbeler var tabi ki. 70 ve 80 darbesi sonrası, solcuları ortadan kaldıran ve sağı yücelten devlet de bugünkü ortamı hazırladı. Solcular faaliyetlerini tamamen yitirdiler. Hemen herkesin ailesi çocuğunun sol ideolojiye ve siyasete bulaşmasını istemedi. Ailelerimizden, "aman çocuğum bulaşma öyle şeylere" diye hepimiz duymuşuzdur, bu cümlenin ardında bir şekilde empoze edilmiştir. Bu da bizi yani bugünkü gençliği siyasetten uzak hale getirdi. Teknolojinin getirdiği tembelliği de unutmamak gerekir. İçimizdeki duygu ve düşünceleri teknoloji yoluyla ortaya döker olduk. Yok bilmem kaç yaz şu numaraya gönder, şu olsun mu olmasın mı? Sorunları sokaklara dökülmek yerine sanal alanlarda konuşur hale geldik. Eğitim sistemi gelişemedi; kaç kişi müzik ya da resim derslerini ciddiye aldı. Neden din dersi zorunlu kılındı? Kaç kere felsefe dersinde felsede yapıldı; hiç, hep felsefenin tarihi öğretildi... Televizyondaki seviye düşüklüğü zaten az da olsa varolan potansiyeli üzerine çekerek tamamıyla cahilleştirmeye başladı. Dış güçleri de unutmamak lazım!... Türkiye üzerinden ucuz rant sağlamak için hiç ellerini üzerimizden çekmediler ki. Daha aklıma gelmeyen niceleri var...

NoReligion
20-01-2008, 15:29
Türkiye, kesinlikle Laik bir ülke değil. Hayır, kişiler laik olamaz zırvasını yinelemiyorum. Türkiye, ülke olarak, Laik bir ülke değil. Bunu, neye dayanarak söylüyorum?. Belirteyim.

Bir ülkenin, ilkokul sınıflarında, çocuklara öğretilen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi, islamiyet'in dua'larından meydana geliyorsa, bu ülkenin çocukları, daha en başta, mecburi olarak islamiyet'e alıştırılmaya çalışılıyor demektir. Eşit mesafede bir din anlayışı, öğretisi olmadığı gibi, gelecekleri için, endişe (!) duydukları çocuklar için, dua ile eğitim yöntemini seçiyorlar.

Aynı ülkenin, ortaöğretim sınıflarında ise, artık eşek kadar çocuklara dua ezberletemeyeceklerini bildiklerinden ötürü, beyinlerine, "adnan menderes şöyle güzel adamdı, böyle fevkalade adamdı" safsatalarıyla beyinlerine girmeye çalışıyorsa, o ülkenin laikliğinden şüphe duymam. Kesinlikle varolmadığını biliyorumdur artık.

Bunları, ufak şeyler olarak görenler varsa aranızda, hayatınızı en çok, küçük yaşta aldığınız eğitim belirler diye de yorumlamak istiyorum. Beyninize ne sokulursa, büyüyünce ondan sıyrılmak artık çok güçtür.

evrensel-insan
10-03-2008, 03:44
Saygideger arkadaslar;

"Vatandas laik olmaz,devlet laik olur"soylemi ilk bakista dogrudur.Cunku laiklik bir devlet yapisidir ama bu yapinin vatandaslarina layik olmasi gerekir.Eger laiklik,vatandasin yapisina layik degilse-ki yapilmak istenen budur-o zaman o duzen vatandasina ve onun milli-dini kokensel hak ve ozgurlukleri yapisina layik olmayan bir duzendir.Onemli olan vatandasina layik olan laikliktir ve umarim vatandas kendisine layik olmayan"laik"ligi elinin tersiyle iter,tabi ki is isten gecmeden.Aslinda bilmiyorum,devlet eliyle beslenen "diyanet"devlet idaresini nekadar laik yapar ama.her neyse...

Saygilarimla;
evrensel-insan