PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sanal kişilik..


mhmd
26-11-2007, 18:50
"Sular yükseldikce balıklar karıncaları yer, sular çekildikce de karıncalar balıkları yer. Kimse bu günkü üstünlüğüne gücüne güvenmemeli... Çünkü; kimin, kimi yiyeceğine, suyun akışı karar verir" Afrika Atasözü

Günümüzün içindeki değerli saatlerini verdiğimiz bu sayfa ve sanal alem için değil de bu alemlerdeki kendilerimiz ve bu kendilerimizin kişilikleri için biraz düşündüm.

Başlarken özellikle belirtmeyim ki; maksadımız sataşmak, kavga ve cevap vermek değildir.

Öncelikle, ''kişilik nedir'in'' peşine düşmek lazım. Bilen bir siteden aşağıdaki kopyayı sunuyorum.

"KİŞİLİK NEDİR: İnsanları birbirlerinden farklı kılan , kendisi ve çevresindekilere bakış açıları, onlarla kurabildiği ilişki düzeyleri ve tepkilerini kapsayan çeşitli ortamlarda kendini gösteren bedensel, düşünsel ve ruhsal özelliklerdir."

Bu özelliklerimizin rengidir kişiliğimiz. Bu renklerin flulaşması ise çeşitli rahatsızlıkları beraberinde getirir. Aynı kaynağa devam;

"Bu özelliklerin kişinin çevreye uyumunu bozup, günlük işlevselliğini bozması, kendinde gerilim-kaygı hali oluşturup, içinde yaşanılan kültürün beklentilerinden sapma gösteren ,süreklilik taşıyan bir hal alması durumunda kişilik bozukluğundan bahsedilir."

Kişilik bozukluğu göstergeleri olarak da çok önemli dört alan gösterir bu kaynak;

"Bu bozukluk kendisi, başkaları ve olayları algılama ; verdiği duygusal tepkilerin uygunluk, değişkenlik ve yoğunluğu ;kişiler arası işlevsellik ; öfke, heyecan, aşırı isteklerin,dürtülerin kontrolü olarak sınıflayabileceğimiz dört alanın en az ikisinde kendini gösterir. Başlangıcı ergenlik ya da genç erişkinlik hatta bazen daha küçük yas gruplarına dek uzanır. Bu durum başka bir ruhsal,fiziksel hastalığın ya da bir maddenin etkilerine bağlı olarak gelişen bir durum değildir."
Kaynak, http://www.psikiyatrist.net/kisilik.htm

Tanımdan da anlaşılacağı gibi, birbirimizden farklı olan yönlerimizi gösterdiğimiz, bedensel, düşünsel ve ruhsal özelliklerimizdir kişiliklerimiz. Bu kişiliklerimizi de birbirimize gösterme alanımız bu site için düşünsel olmaktadır.
O halde; Sanal dünyadaki kişiliğimizden bahsedebilmek için üst tarafta yapmış olduğumuz tanımdan, "beden"(bire bir görüşemediğimiz için) ve "ruh"(Hele hele ki; T.D. sitesinde kıyametler koparacağından dolayı :wink: ) kelimelerini silersek kalanı için halimiz ortaya çıkar.

Devam edecek...

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın

aydoe
26-11-2007, 20:09
sanal kişilik
bu sitede zaman içinde herkes birbirini tanır
bu site arkadaş bulma sitesi değil
iyi kötü herkes bişeyler yazıyor insan neyi anlatır?
kendini
Yaşar kemal e soruyorlar niye hep çukurova diyorki ben kendimi anlatıyorum
insan yaşamadığı bilmediği bi şeyi anlatamaz fikirlerimiz bu sitede yazdıklarımız biziz
ben 50 gündür sitedeyim çoğunu çok iyi tanıyorum çünkü kendilerini ifade ediyorlar

vartor
26-11-2007, 20:23
Sevgili aydoe, yani insani demek istedin. Zaaflariyla, kiniyle, nefretiyle, sevgisi, akilciligi veya hayalperestligiyle. Baskalariyla empati kurmak, kendimizi de tanimamiza yardim ediyor. Bence bu da sitemizin guzel tarafi. Farkinda olmasak bile, birbirimizden ogreniyoruz.

mhmd
28-11-2007, 21:20
Sn. aydoe,

Yazdıklarımızı okuyup da mı yazdınız?
Zira anlatmak istediğim esas konu, yaklaşık üç bölüm sonra olacak!
Birinci yazımızda, esas konuya hazırlık safhası olsun diye, terimsel incelemede bulunmaktayız henüz.

mhmd
28-11-2007, 22:09
İlk yazımızdaki tanımdan sonra, Kişilik Bozukluklarına biraz daha yakından göz atmakta fayda olacaktır.
Yine aynı kaynağın yoluyla devam edeceğiz

1. Asosyal Kişilik
Ergenlik yaşlarından itibaren süren başkalarının haklarını saymayıp, diğerlerinin haklarına saldırı ile kendini gösteren kişilik bozukluğudur. Erkeklerde %3, kadınlarda %1 oranlarında görülür.
İnsan ya da hayvanlara yönelik saldırganlık, mala zarar verme, başkalarına ait şeyleri çalma ve sahtekarlıklar yapma(ev-okuldan kaçma,hırsızlık) ve kuralları, disiplini önemli derecede bozma türü davranışlar sürekli olarak kendini göstermektedir. Bu kişiler yasadışı isler peşinde koşarlar. Başkalarının düşünceleri onlar için önemli değildir.

2. Bağımlı Kişilik
Erişkinliğin erken dönemlerinde başlayan, uysal, adeta başkalarının kuyruğu gibi olmaya ve insanların kendisini terk edeceği korkusuna neden olacak şekilde aşırı düzeyde başkalarının varlığına ihtiyaç duyma ile seyreden kişilik bozukluğu durumudur.
Ailenin en küçük çocuğunda ve erkeklere göre üç kat daha fazla oranlarda görülmektedir.

3. Borderline Kişilik
Genç erişkinlik döneminde başlayan, kişilerle olan ilişkilerde, kendilik algısında ve duygulanımda tutarsızlıklar ve ani dürtüsel davranışlarla karakterize bir durumdur.
Bu kişiler için" insanin kendi kendine ettiğini 7 mahalleli etmez "sözü çok uygun düşer.Kendilerine maddi ve manevi acıdan zarar verir, başladıklarını bitiremezler, "yüzüp kuyruğuna gelseler bile"

4. Çekingen Kişilik
Erken dönemlerinde başlayan yetersizlik duyguları, sosyal acıdan kendini geri çekme ve başkalarınca olumsuz değerlendirilmeye aşırı duyarlı olma, fazla incinme ile seyreden bir kişilik bozukludur. Utangaç, ürkek, yalnız, kendini gizlemeye çalışan, sesi soluğu çıkmayan, kendini frenleyen kişilerdir. Olağan şeylerden bile bir çok tehlikenin oluşabileceğini düşünüp, hayatlarını alıştıkları ortam ve kişilerle geçirmeye çalışır, "kozaları içinde yasamaya çalışırlar".

5. Histrionik Kişilik
Erişkinliğin erken evrelerinde başlayan ,aşırı duygusallık ve sürekli kendisiyle ilgilenilmesi çabası ile devam eden bir bozukluktur. Karşı cinsten arkadaşlarını duygu sömürüleri yaparak ya da cinsel çekiciliklerini kullanarak elleri altında tutmaya çalışırlar. Sürekli ilgi beklentileri ve yaklaşım tarzları nedeniyle çevreleri tarafından yanlış anlaşılıp, terk edilebilirler.

6. Narsistik Kişilik
Erişkinliğin erken dönemleri de başlayan, üstünlük hisleri, beğenilme ihtiyacı ve kendini başkasının yerine koyamayıp, insanlara uygun yaklaşımlarda bulunamama ile seyreden bir rahatsızlıktır.

7. Obsesif Kişilik
Erişkinliğin erken dönemlerinde başlayan , kişisel ilişkileri, kişinin verimliliğini etkileyen bir şekilde aşırı düzenlilik, mükemmeliyetçilik, içsel ve dışsal kaynaklı olayları ve ilişkileri kontrol üzerine aşırı yoğunlaşma ile giden bir kişilik bozukluğudur. Daima kendi yaptıklarının en doğru olduğuna inandıkları için başkalarının yardım ve önerilerini dikkate almazlar.

8. Paranoid Kişilik
Genç erişkinlik döneminde başlayan ,başkalarının davranışlarını kotu niyetli şeklinde yorumlayıp, devamlı olarak güvensizlik ve kuşku duyma halidir. Bu kişiler başkaları tarafından plancı, içlerini açmayan, kapalı kutu, pireyi deve yapan, kıskanç, tartışmacı kişiler olarak görülebilirler. Sürekli gergin olup, kendilerini rahat ve gevşek bırakamazlar. Çevrelerinde huzursuzluk yaratırlar. Aşırı temkinli davrandıklarından girişkenlikleri kısıtlıdır.

9. Şizoid Kişilik
Genç erişkinlik döneminde başlayan , devamlı suretle kendini belli eden toplumsal ilişkilerden kopma ve kalabalık ortamlarda kısıtlı bir duygu ifadesinin olduğu bir kişilik sorunudur. Toplumsal becerilerden uzak, içine kapanık kişiler olarak yasarlar. Karşılaşmalar esnasında gülümseme, tokalaşma, başla selamlama gibi davranışlar nadirdir. Üzerlerine gidilip, kışkırtılsalar bile öfke ve gerginliklerini göstermekte güçlük çekerler.
*
10. Şizotipal Kişilik
Genç erişkinlik döneminde başlayan düşünsel ya da algısal çarpıklıkların ve olağandışı davranışların yani sıra yakın ilişkilerde aniden rahatsızlık duyma, sıcak ilişkilere girme becerisinde azalmanın olduğu sosyal ve kişiler arası yetersizlikler durumudur.

Bu yazıyı yazarken birden mhmmd nin kişiliği/sanal kişiliği aklıma geldi. Her bir başlığa girerken kendimden izler bulmadım desem yalan olur. Ancak bunun kötü bir şey olduğunu da düşünmüyorum.
Tüm bu kişilik bozukluklarını az yada çok, biri ya da birkaçı ile kendimizde bulmamız olasıdır. Hatta bulmamamızda bir problemin varlığı kendisini gösterir. Ancak bu davranışların sürekliliğidir Kişilik Bozukluğu teşhisini sabitleme. Yoksa gelip geçen ve baskınlık göstermeyen davranışlar patalojik sonuçlar doğurmaz diye de düşünüyorum.

Devam edecek...

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın

mhmd
03-12-2007, 00:40
"Müzik değiştiğinde dans da değişir."
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Japon ata sözü

"Sanal" sözcüğünün çok farklı anlamları olmakla birlikte, son zamanlarda "makinalar yardımıyla yaratılan,yapay olan" anlamında "sanal gerçeklik" terimi içinde etkin biçimde kullanılıyor. Almancası "virtuell", Fransızcası "virtuel", İngilizcesi virtual". Yaratılan gerçeklik de verilmiş gerçekliğin bir parçasıdır. Geliştirilen özel aygıtlar, bedeninize bağlanıp, yerleştirilerek, sizde gerçekliği yaşıyormuş duygusu uyandırıyor. Fenomenolojik açıdan bu gerçekliği yaşıyorsunuz, örneğin, bir gül bahçesinde dolaşıyorsunuz, ama ortada, uzam ve zaman içinde gül bahçesi yok.
Kaynak, http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=5&soru_id=3474

Kısaca sanallık için: gerçekte olmayan bir şeyin, olduğu/varlığı sanısını vermek hali de diyebiliriz.
Bilgisayar vasıtası ile yapılan tüm işlemler için (hareketli hale dönüşmediği sürece) sanal dememiz bundandır.
Sanal dünyada pek çok iletişim, ikili ya da çoklu ve etkileşimli olarak zaman içinde sürdürülmektedir.
Sürdürülen bu iletişimlerin renkleri, ahenkleri iletimde bulunanlar hakkında bizlere bilgiler verir.
İşte bu bilgiye sanal kişilik denir.

Daha özele inerek incelememizi sürdürür isek;
T.D. sitesindeki tüm lakaplar, sanal birer kişiliktir.
Bu sanallık kişilikler karşılıklı etkileşimlerinde temelde iki farklı görüntü sergilerler. Daha doğrusu gerçek kişilikler, oluşturdukları sanal kişilikleri karşı tarafa gösterirler.

1. Gerçek kişilik özellikleri (bozuklukları dahil) gösterir.
2. Gerçek kişilik özellikleri (bozuklukları dahil) göstermez.

Bir üçüncü yol daha vardır. (Bu, bizim Sn. ucuncuyol değildir *:) )
Kimi zaman gerçek kişiliklerine yakın sanal kişiliklerini gösterirken, kimi zaman da farklı kişilikler oluştururlar.

Şimdiye kadarki yazdıklarımız, iletim içindeki kaynağın kendisini ifade şekilleriydi.
Bir de alıcının, kaynaktan algıladığı iletim vardır. Ancak konumuz şu anda bu değildir.

Sanal kişiliklerin gösteriminde, gönderilen iletimler ve bu iletim içindeki kelimelerin rolleri birincil derecede göstergedir.
Birinci yazımızda da açıkladığımız şekli ile karşılar isek: kişiler arası işlevsellik, öfke, heyecan, aşırı isteklerin,dürtülerin kontrolü olarak sınıfladığımız özelliklerimizi aşağı yukarı algılıyoruz ki, bunlarda zaten kabul ettiğimiz kişisel özelliklerimizdir.
Elle tutulur örnek vermek gerekir ise;

Sn. psikokemoterapi; Hümanizmin ışığında, kritiklerini mantıkla yapabilen bir heyecan
Sn. mep; Nüktedan, tezatları birleştirebilen bir mantık
Sn. cemal; Gerçekciliği ironi ile verebilen, bir dost
Sn. aldostu; Gerçekle algı arasını birleştirecek kadar yaklaşmış, bir sakinlik
Sn. pante; Çok yönlü ve inceden düşünen tarafsız bir akıl
Sn. vartor; Belki de yaşının verdiği olgunluğun ağırlığında bir denge
Sn. dilaver; Oturmuş düşüncede bir güven
Sn. spartacus; Pozitivizmin karşılaştırmalı yorumunda bir bilgi
Sn. ozgur_beyin; Geçmişin hüznünde bir şen
Sn. okinono; Düşünceli bir isyan

Şu an aklıma gelen, değerli arkadaşların kişisel özellikleri olarak gösterebiliriz. (Diğer arkadaşları hatırlamadığımızdan değil zamansızlıktan alamadığımızı belirtelim.)

Bir sonraki yazımızda, kişik bozuklukları şekillerinin, sanal ortamdaki iletim şekilleriyle nasıl anlaşılır olduğuna değineceğiz.

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın

mhmd
01-01-2008, 22:51
"Acele hareket, yalnızca sinek yakalamaya yarar."
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *Rus Atasözü * * * *

Kişilik bozukluğu ve çeşitlerini iki önceki yazımızda genel olarak vermiştik. Şimdi de bu bozukluklara derinden bakmayı ve sanal ortamdaki yansımalarına göz atacağız.

ANTİSOSYAL KİŞİLİK
Asosyal kişilik bozukluğu ya da Antisosyal kişilik bozukluğunu daha önceki yazımızda başkalarının haklarını saymayıp, diğerlerinin haklarına saldırı ile kendini gösteren kişilik bozukluğu şeklinde özetlemiştik. Bu sonuca varabilmemiz için aşağıdaki göstergelerden birkısmını kişilik üzerinde saptamamız gerekir. Bunlar:

"1-Tutuklanmasına yol açacak davranışlarda ısrar ile kendini gösteren yasalara uygun, sosyal davranışlara uyamama,
2-Devamlı olarak yalan söyleme, farklı takma adlar kullanma, zevk ya da kişisel çıkarı için başkalarını aldatma gibi dürüst olmayan davranışlar,
3-Aniden sonucunu düşünmeden yapılan davranışlar,gelecek için planlar yapmama,
4-Tekrarlayıcı kavga, dövüş, saldırılar ile birlikte öfkelilik hali,
5-Kendisi, yakınları ya da başkasının güvenliği ile ilgili umursamazlık hali.
6-Bir isi yürütememe veya parasal sorumluluklarını yerine getirmeme ile giden sürekli bir soru suçluk durumu,
7-Başkasına zarar vermiş, fena davranmış birşeyler çalmış olmasına rağmen duruma ilgisiz kalıp, kendini hakli göstermeye çalışmak ve bundan vicdan azabı duymamak."

http://www.psikiyatrist.net/kisilikasosyal.htm (01.01.2008)

Bu tip davranışları göstermenin nedenlerini uzmanlara göre genetik olmayıp beyinde salgılanan serotonin salgısının anormalliği imiş.
Sosyal tetikleyiciler ise; erken çocukluk dönemlerinde ebeveylerin maddi ya da manevi yokluğu ve cezalandırıcı, aşağılayıcı tavırlar sergilemesi olarak verilmiş.

Antisosyal kişiliklerin sanal ortamdaki yansımaları ise:

1. Kendisi gibi düşünmeyenlere karşı aşırı saldırgan yazılar.

2. Karşıt görüşlere verilen cevapların içeriklerinde çoğunlukla küfür, alçaltıcı terimler, küçümseme belirtileri.

3. Site kurallarını çok iyi bilmelerine rağmen kasti olarak uymazlar. Ceza almak için ya da atılmak için bu kuralları çiğnerler.

4. Bu kural tanımazlık sonucu sık sık siteden atılabilir ve değişik nick ler ile tekrar siteye girmeye çalışırlar.

5. Kendi bildiği düşüncenin farklı bir versiyonuna bile tahammülleri yoktur. Ve diğer görüşleri yok sayarlar. Ona göre, diğer görüşler önemsiz ve gereksizdir. *

6. Gerçek hayatta da olduğu gibi sanal kişiliklerinde, belirgin bir tarzları yoktur. Bir gün efendi ve sakin yazısını okurken ertesi gün küfürlü ve düzeysiz yazısını okuyabilirsiniz.

7. Yazılarında yalana ve hileye bolca başvururlar.

8. En yakın fikirdaş arkadaşlarını bile rahatlıkla kırabilirler.

9. Kibirle yazarlar.

10. Ve herşeyden önce de yazdıkları hiçbir yazıdan ötürü pişmanlık duymazlar.

Bu tip sanal kişilikler gerçekte ve genellikle sosyoekonomik düzeyi düşük ve kırsal kökenli kişilerde, erken çocuklukda başlayıp 40 yaşlarından sonra etkinliği azalan bozukluklardır.

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın

ozgur_beyin
02-01-2008, 00:19
sevgili muhammed, yazı için teşekkürler.
sanal ortamdaki bozukluklar sanki bir *şablon gibi oturmuş. bazı aklı -evvellere

mhmd
02-01-2008, 11:07
"Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa o yerde güneş batıyor demektir."
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *Çin Atasözü
BAĞIMLI KİŞİLİK
Özet yazımızda; uysal, adeta başkalarının kuyruğu gibi olmaya ve insanların kendisini terk edeceği korkusuna neden olacak şekilde aşırı düzeyde başkalarının varlığına ihtiyaç duyma ile seyreden kişilik bozukluğu durumudur diye belirtmiştik.

"Bağımlı ve boyun eğen, kişilik yapısı belirgindir. Başkalarından öğüt ve destek alma ihtiyacı, sorumluluk alamama, muhalefet edememe, inisiyatif kullanamama, tek başına kalamama temel bulgularıdır. Kadınlarda sıktır. Temelde ayrılık kaygısı/bunaltısı vardır. Psikoterapi tedavide kullanılır."
http://www.armpsikiyatri.com/kisilik.asp (02.01.2008)

Bağımlı kişiliklerden bahsedebilmemiz için karşımızdakinde bulunması gerekli özellikler;
- Birine danışmadan karar verememe,
- Sorumluluk almaktan kaçınma,
- Kendi görüşünü açıklayamama,
- Herhangi bir işi tek başına gerçekleştirme isteksizliği,
- Taraftar toplama uğruna anlamsız eylemler gerçekleştirme,
- Tek başına kaldığında huzursuzluk,
- Biten dostlukların yerini aceleyle doldurma isteği,
- Devamlı bir şekilde yanlız kalma endişesi
Yukarıdaki özelliklerden birkaçtanesinin görülmesi üzerine, Bağımlı kişiliklerden bahsedebiliriz.

Bağımlı kişiliklerimizin sanal ortamdaki yansımaları ise;

1. Tepkisizdirler, ne sevinçlerini ne de üzüntülerini ne de kızgınlıklarını yazılarına pek yansıtmazlar.

2. Her konuda pasif yazılar yazarlar, bu yazılar da renksiz ve kokusuzdur.

3. Herhangi bir başlık açmak, tartışma başlatmak, konu incelemek yerine; başka başlıklara yazı yazma eğilimindedir.

4. Devamlı olarak övgü beklerler, diğer yazarların yazılarında, kendi isimlerini olumlu bir şekilde geçmesini gözlerler.

5. Siteden atılmak, ceza almak korkusu ile kızgın yazı yazamazlar.

6. Hiçbirşeye karşı gelene, aksi görüş ileri süren yazıları olmaz.

7. Aşırı tavizkardırlar. Kendilerine yapılan küfürlü yazıları görmez, tepki vermez, karşı gelmez.

8. Konu olgunlaşmadan yazı yazmazlar, her yönü ile konu ortaya çıkınca ancak görüşlerini ileri sürerler.

9. Kendilerini, değersiz, beceriksiz görür ve imza kısımlarında nick lerinde bunu belli ederler.

10. Fikirsel bazda bile arkadaşları, dostları yoktur.

11. Devamlı surette pesimistirler. Yazıları karamsar ve hüzünlüdür. Olaylara, devamlı olarak kötü yönlerinden bakan yazılar yazarlar.

12. Devamlı bir şekilde gelecek endişesi duydukları için, siteye aşırı bağlı olsalar da mutlaka, sitenin yok edileceği, yazıların silineceği korkusu vardır.

Gerçekte Bağımlı kişilikler gergin ve depresif olduklarından dolayı şikayette bulunur ve tedavi görebilirler. Bireysel terapilirden olumlu bir şekilde faydalanabilirler.

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın

02-01-2008, 11:49
Sevgili mhmmd,

cok guzel bir calisma yapmissin (halen de yapiyorsun). Soyle bir baktigim zaman, ugradigim birtakim agresif kufurlu saldirilarin sebebini anliyorum. Faydali bir baslik, ellerine saglik.

Bu arada ben inceden obsesif'im, sen de inceden histrionik sin. Umarim bu tespitime alinmazsin.

mhmd
02-01-2008, 15:45
Sn. ozgur_beyin,

Biz de bu çalışmaya başlamadan önce mesajların köklerine inmekte zorlanıyorduk. Ama okudukça ve yazdıkça kişilik ve kişilik bozuklukları hakkında daha sağlam yere basma imkanımız oldu.

Sn. respendial,

Verdiğiniz örnekler gayet tabiidir. Bu yüzden kimse kimseye alınamaz. Ancak, vermiş olduğumuz örneklerimizde bir şeye dikkat çekmekte fayda görüyorum.
Kişilik bozuklukları her insanda, kimi zaman, bir veya birden fazla görülür ve bu da normaldir. Anormal olan tarafı bu özelliğin devamlılığı neticesi kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile sosyal çevresindeki bozulmalar ile ortaya çıkar.

Yani bir kereden birşey olmaz. Alışkanlık yapılmadığı sürece *:wink:

Bu incelemede biz de kendimizi değerlendirdik. Bize göre mhmmd;
Çoğunlukla, Borderline üzeri az Bağımlı yanına bir miktar Paranoid özellikler sergiler.
Ya da biz öyle zannediyoruz.
Ama Histrionik kişilik, yoğunlukla cinsellikle ve kadınlarla alakalı bir özelliktir. Halk arasında da "histerik kadın" şeklinde özetlenir. 8O
Evli ve bir çocuğu olan, ikinci çocuğu için gün sayan, sakallı!!!, tek eşli bir erkek olarak; bizde histirionik kişilik özellikleri varmı bilmiyoruz ama sormadan da yapamayacağım.

-Güzel kardeşim benim histerik ne türlü davranışımı gördün :lol:

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın

02-01-2008, 16:41
Sevgili mhmmd,

ben onu "istemek"ten gelen isterik kadin (cok isteyen) zannediyordum, once aciklaman icin tesekkurler. Sen oyle nazik nazik konustugun icin, biraz da duygusal oldugun icin boyle dusundum, yoksa sana isterik demek istemezdim :)

okinono
02-01-2008, 16:43
Güzel *kardeşim *benim *histerik *ne *türlü *davranışımı *gördün * *-Mhmmd
........

:D *:D *:D *:D *:D

02-01-2008, 17:11
MHMMD YAZDIĞIN SANAL KİŞİLİK BOZUKLUKLARINDAN HEPSİNDEN BİR PARÇA VAR BENDE *BENİM HALİM NE OLACAK ŞİMDİ KEŞKE YAZDIKLARINI OKUMASAYDIM MORALİM BOZULDU :roll:

ozgur_beyin
02-01-2008, 17:31
SEVGİLİ KURTKAN *büyük yazı YAZDIĞINDAN TEŞHİSİN yapılmış sonun kötü MAAZALLAH :lol: *:lol:

mhmd
02-01-2008, 17:34
Sn. kurtkan,

Gerçi yukarıda belirtmiştik ama tekrarlayalım.
Yazdığımız özelliklerden bir veya birkaçı veya hepsinden bir parça olmasında bir sakınca yoktur.
Mesele, bu özelliklerin devamlılığı ve bu devamlılıkda fiziksel ve ruhsal yapının vede sosyal çevrenin bozulmalarıdır.
İşte bu hal var ise; hiç zaman kaybetmeden bir uzmandan yardım almalısınız.

Not: O uzman, biz değiliz :)

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın

mhmd
18-01-2008, 02:34
"Yiğit harpte, dost dertte, olgun adam hiddette belli olur."
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Arap Atasözü
BORDERLİNE KİŞİLİK
Borderline kişilik için özet yazımızda; kişilerle olan ilişkilerde, kendilik algısında ve duygulanımda tutarsızlıklar ve ani dürtüsel davranışlarla karakterize bir durumdur.
Bu kişiler için" insanin kendi kendine ettiğini 7 mahalleli etmez "sözü çok uygun düşer.Kendilerine maddi ve manevi acıdan zarar verir, başladıklarını bitiremezler, "yüzüp kuyruğuna gelseler bile"
diye bitirmiştik. Kaldığımız yerden devam edelim.

Uzman görüşümüz der ki;
"Borderline kişilik bozukluğu olan kişilerin tutarsız ve gergin ilişkileri vardır. Daha birinci ya da ikinci görüşmede kendisine bakanları ya da sevgilileri olabilecek kişileri gözlerinde yüceltebilirler. Birlikte çok zaman geçirmeyi isteyebilirler ve ilişkilerinin daha başında en özel yönlerini paylaşabilirler. Bununla birlikte, başkasının yeterince ilgilenmediğini, yeterli özveride bulunmadığını ve yeterince "ORADA OLMADIĞINI" hissederek kişileri yüceltmeden birden değersizleştirmeye geçebilirler. Bu kişiler başkalarıyla eşduyum yapabilirler ve başkalarını besleyebilirler. Ancak bunları gerektiğinde kendi beslenmelerinin karşılanması için diğer kişilerin "ORADA OLMALARI" karşılığında ve bunun beklentisi içinde yaparlar. Bu kişiler başkalarına bakışlarında, birden, belirgin değişiklik göstermeye yatkındırlar. O kişileri bir iyiliksever destekçi ya da insafsızca cezalandırıcı olarak görebilirler. Bu tür gidip gelmeler, çoğu zaman, besleyici nitelikleri yüceleştirilmiş ya da reddetmesi, ya da terketmesi beklenen, bakım veren bir kişi ile ilgili bir düş kırıklığı yansıtır."

http://hastarehberi.com/psikiyatri/psikiyatri2/kisilikbozukluklari.htm#5 (16.01.2008)

Borderline kişiliklerin sanal yansımaları ise;
1. Yazıları gerçek üstüdür. Yaptıkları alıntılar genellikle aşırı uçlardaki bilgilerdir.

2. Yazılarını beğendiği karakterleri ulularlar, aşırı yüceltir ve vazgeçilmez sayarlar, ancak bu kişilerin en ufak bir negatifliklerinde kılıç tersine döner ver bu sefer, göklerdekiler yerin altına gömülür.

3. Kendilerini tanımakta zorlanırlar. Hitabetleri kimi zaman nazik olabilirken kimi zaman aşırı kabalığa kaçabilirler. Kendilerini fark edemediklerinden ritmik düz bir çizgileri yazılarında olmaz. Bir gün yağarken ertesi gün yakabilirler.

4. Çok aklı başında bir yazının arkasından kendisinden beklenilmeyecek düzeyde sığlaşabilirler. Bu özellikleri karşıdan çoğu zaman "Copy-Paste" insanlar olarak algılanırlar. Oysa ki bu durum kişiliklerinin bir özelliğidir.

5. Fikirlerinin karşıtları sıkıştırında çoğunlukla karşısındakinden çok kendisini kötüler yazılar yazar. Köşeye sıkışınca kendi fikirlerini yerden yere vurabilir. Kendisini aşağılayabilir.

6. Duygularını yazılara yansıtmaktan çekinmediğinden aynı zaman dilimi içinde iki değişik halde yazılarını okuyabilirsiniz.

7. Çoğunlukla yazdıkları yazıları önemsemez. Kendisini dahi önemsemez.

8. En ufak bir çatışmada öfkesini asla yazısından eksik etmez. Onun için hatır gönül yoktur. Bir elinde gül diğerinde hançer vardır.

9. Stresli yazılar ve başlıklardan uzar durur. Çoğunlukla strese gelemezler.

10. Aynı başlık ya da yazıda, kendi fikirleriyle bile çelişen görüşler ileri sürebilir.

11. Siteden ya da arkadaş grubundan dışlanmak korkusu daima vardır. Kolay kolay atılmamalarına rağmen, atılmaları durumunda bile kendi nick lerine yakın versiyonlar ile tekrar ver tekrar siteye dönüş yaparlar.

12. Yazılardan cinsiyetler ortaya çıkınca, karşıt cinsin yazılarına cevap verme isteği çoktur. Erkekse kadınlara, kadınsa erkeklere yazar.

13. Durgunluk, doğruluk, sabitlik, oturmuşluk kavramları yoktur.

14. Değişik duygularla saldırdığı ve yerin dibine soktuğu kişiler hakkında aşırı pişmanlık duyar. Anlamsız özürler diler, hatta bundan dolayı kendisini aşırı suçlar.

15. Kendilerini siteye karşı yabancı gibi hisseder. Siteyi kabullenemez.

16. Zorlu başlıklara yazı yazmaz. Kendisini terleyeceği hiçbir görüşü ileri sürmemeye çalışır. Daha çok kendi başlık açar ve o başlıklarda yazılarını sürdürmeye çabalar.

Borderline kişiliklerin gerçek hayatları da oldukça çalkantılıdır. Zigzaglar çizen bir tarzı vardır. Fırtınalı ilişkileri ve devamlı değişgen yapılarını gösterirler.

Hatalarım, cehaletimdendir.

18-01-2008, 13:43
Yiğit harpte, dost dertte, olgun adam hiddette belli olur."
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *Arap Atasözü


oncelik ile dikkatimi ceken bir yanlisi duzeltmek istiyorum *bu soz arap atasozu degil *latince konusan

cizvitlere aittir orjinalide budur latince olarak



vir planto war,In molestia friend,Ripe , vir , forsit , in adversus of , Decet * videlicet


belge ve sunum isteyenlere reklam olmamasi icin ozel mesaj ile orjinal textlerini bulabilecgi site adresini seve seve snedlerim

18-01-2008, 13:53
borderline kisilik kopenhag kongelig akademi psikanliz bolumunun yaptigi arastirmaya gore

kisilerinin cocoukluk genclik ve yasaminin orta evrelerinde gecirmis oldugu ama sosyo ve kulturel sekillerinde en onemli etmen oldugu karakterize degilde olumsuz kosullarin karaktere etki eden bir
etkensel unusur oldugu kanitlanmistir

borderline kisilik unsurlari genellik ile 3 dunya ulkeleri ve gelismekte olan sosyo ekonomik calkantida olan cografya ve ulkelerde stresten sonra en tehlikeli etmen olarak goze carpmaktadir

www.Syddansk Universitet.dk
kaynak site

18-01-2008, 14:05
pardon verdigim web adresinde istemiyerekte olsa tercume hatasi *yaptim

borderliene kisilik *uzerine kopenhag universitesinin yapmis oldugu calismalri bu siteden takip edebilir ve arsivsel dokuman edinebilirsiniz

www.auc.dk

mhmd
18-01-2008, 17:26
Sn. gunnar,

Hoş geldiniz.
Katılımınız, katkılarınız, kaynaklarınız için teşekkürler.
Mutlaka hatalarımız vardır. Ancak özellikle alıntılarımı, sağlam kaynak olmadan almamaya gayret ediyorum. Vermiş olduğum atasözünün kaynağı ise;
http://tr.wikiquote.org/wiki/Arap_atas%C3%B6zleri (18.01.2008) idi.

Ancak verdiğiniz kaynak da oldukça dikkate şayandır.
Bildiğim kadarı ile, Cizvitler, misyonerlik görevi ile eğitimli gönüllüler olarak dünyanın pek çok yerinde hizmet vermişlerdir. Muhtemeldir ki dönemin Arap coğrafyasında da bulunmuşlardır.

"Alm. Jesuit, Fr. Jésuite, İng. Jesuit. Loyalı İgnas (Ignacio de Loyola) isimli bir papazın öncülüğünde Katolik papazlar tarafından 1512’de kurulan Hıristiyan misyoner cemiyeti. Cezvit Ignas, cemiyetin teşkilâtlanmasına dâir bir taslak hazırladı. Papaya tasdik ettirdi. Cemiyetin kuruluşundan kısa bir müddet sonra en yakın arkadaşını misyonerlik çalışmaları yapması için doğuya gönderdi. Daha sonra her tarafa dağıldılar. ..."
http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/Cizvit (18.01.2008)

Medeniyet kimseye ait değildir, ortak bir çıkarımdır. Tüm yaşayan insanların ortak paydalarının toplamıdır. Bu yüzden bu lafın sahibinin kim olduğu benim açımdan hiçbir değerde değildir.
Lakin mantık şunu der;
Binlerce yıllık bir Arap tarihinin yanında 1512 yılında kurulmuş olan bir tarikatı karşılaştırmaktayız. Arap tarihini küçümsemek değilse de çok dikkat etmemek olabilir.
Bu arada, her Latince yazıt, kaynak anlamı taşımaz, olur ki çoğunluğu tercüme de olabilir.

Sonuç olarak da, sizin gibi bir aydın ile tanıştığım için mutluyum.

Hatalarım, cehaletimdendir

19-01-2008, 00:11
dediginize katiliyorum medeniyet ortak bir cikarimdir *bende sizin gibi biri tanistigim icin mutlu oldum

sevgiler amacim sizi asla elestirmek degildi bazi yazdiklarini tasdik amaci tasiyordu

mhmd
01-02-2008, 23:18
b]"Ses çıkarmayan ve gürültü yapmayanlar tehlikelidir."[/b]
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *Fransız Atasözü

ÇEKİNGEN KİŞİLİK
Erken dönemlerinde başlayan yetersizlik duyguları, sosyal acıdan kendini geri çekme ve başkalarınca olumsuz değerlendirilmeye aşırı duyarlı olma, fazla incinme ile seyreden bir kişilik bozukludur. Utangaç, ürkek, yalnız, kendini gizlemeye çalışan, sesi soluğu çıkmayan, kendini frenleyen kişilerdir. Olağan şeylerden bile bir çok tehlikenin oluşabileceğini düşünüp, hayatlarını alıştıkları ortam ve kişilerle geçirmeye çalışır, "kozaları içinde yaşamaya çalışırlar". Demiştik. Kaldığımız yerden devam edelim.

Uzmanımız der ki;
"Bu kişiler yeni sorumluluk ve dolayısıyle eleştiri alma olasılığı, odak noktası olma, üstlerle daha çok ilişki kurma ve inisiyatif kullanma durumları nedeniyle işlerinde daha üst konumlara yükselme tekliflerini reddedebilirler. Başkaları hakkında başlangıçta "beni eleştirir, beni aralarına almazlar" diye düşündüklerinden yeni ilişkilere girmekten kaçınırlar. Kendilerinden bahsetmekte, iç dünyalarını açmaları konusunda yanlış anlaşılma ve reddedilme endişeleri nedeniyle zorluk yaşarlar.
Utangaç, ürkek, yalnız, kendini gizlemeye çalışan, sesi soluğu çıkmayan, kendini frenleyen kişilerdir.Olağan şeylerden bile bir çok tehlikenin oluşabileceğini düşünüp, hayatlarını alıştıkları ortam ve kişilerle geçirmeye çalışır, "kozaları içinde yaşamaya çalışırlar". Korkulu ,endişeli ve diken üzerinde gibi olan davranışları başkalarınca alay konusu olabilir.
Başkalarına kıyasla toplumdan uzak yaşamayı yeğlerler, bu nedenle tanıyanları azdır ve iletişimleri de az olduğundan yeterli destek bulamazlar. Buna rağmen sevgi, saygı, yakınlık görmek ister, mükemmel ilişki hayalleri ile yaşarlar.
."
http://www.thehealthnews.org/tr/special/psikiyatri/CEKINGEN.%20KISILIK.BOZUKLUGU.html (01.02.2008)

Çekingen kişiliklerin sanal görüntüleri ise aşağıdaki gibidir.
1. Genelde eleştirilmekten ve dışlanmaktan korktukları için tartışmalarda taraf değildirler.

2. Görüşsüz ve renksiz yazarlar.

3. Site içinde uzun süre kalıp kendine yer edinmeye çalışırlar. Bu yer daha çok, sevilmek ve değer görmek içindir.

4. Site içinde görüştüğü çok az insan vardır. Yüzde yüz güvenmediği hiçkimse ile mesajlaşmazlar.

5. Bu tip yakın mesajlarında bile aşırı temkinlidirler. Hiçbir mesajı açık değildir.

6. Sahip olduğu görüşü asla yazılarına yansıtmazlar. Uygun kanallar ya da yazılarda ancak destek verirler.

7. Yazıları, kopuk ve tutuktur. Yazının başı ile sonu arasında bağlantıları zayıftır. Daldan dala atlarlar.

8. Yazılarını okuyanlar yazının renksizliğinden dolayı genelde mesajı okumadan geçer.

9. Hemen hemen tüm yazılarında kendilerini ezik ve değersiz addederler.

10. Hemen hemen hiç başlık açmazlar. Tartışma başlatmazlar.

11. Yazıları kısa ve çoğunlukla alıntılıdır. Ancak alıntıları dahi renksizdir.

Bu tip kişilikler gerçekte fark edilmeyen tiplerdir. Varlıkları ile yoklukları arasında bir fark göremezsiniz.

Hatalarım, cehaletimdendir.

mhmd
08-07-2008, 12:28
"Eski zaman genç kızı, utanınca kızarırdı; şimdiki genç kız, kızarınca utanıyor."
Amerikan ata sözü
************************************************** ******************

HİSTRİONİK KİŞİLİK

Erişkinliğin erken evrelerinde başlayan ,aşırı duygusallık ve sürekli kendisiyle ilgilenilmesi çabası ile devam eden bir bozukluktur. Karşı cinsten arkadaşlarını duygu sömürüleri yaparak ya da cinsel çekiciliklerini kullanarak elleri altında tutmaya çalışırlar. Sürekli ilgi beklentileri ve yaklaşım tarzları nedeniyle çevreleri tarafından yanlış anlaşılıp, terk edilebilirler. Demiştik ve devam ediyoruz.

Uzmanımız der ki;
Genel özellikleri; Hemen her alanda aşırı duygusallık ve ilgilenilme arayışı vardır. Görece olarak kadınlarda daha sık gözlenir. Yaygınlığı %2-3 olarak bilinmektedir.

Bu tip kişilik bozukluklarında kişi; İlgi odağı olmadığı durumlarda rahatsız olur. Başkalarıyla iletişimi çoğu zaman uygunsuz bir şekilde cinsel yönden ayartıcı davranışlarla belirlidir. Hızlı değişen ve yüzeysel kalan duygular sergiler. İlgiyi çekmek için fiziksel görümünü kullanır. Aşırı düzeyde başkalarını etkilemeye yönelik ve ayrıntıdan yoksun bir konuşma biçimi vardır. Gösteriş yapar, yapmacık davranır ve duygularını aşırı bir abartı ile gösterir. Telkine yatkındır, kolay etkilenir. İlişkilerin olduğundan daha yakın olması gerektiğini düşünür.
http://www.uzunhayat.com/saglik/kisilik-bozukluklari.html (08.07.2008)

Histrionik kişilik özellikleri gösteren sanal iz düşümlerimizin belirtilerini ise şu şekilde özetleyebiliriz.

1. Yazılarına mutlaka bir cevabın verilmesini ister. Olumlu ya da olumsuz olarak verilen cevaplar kişiyi rahatlatır. Tersi durumlarda stres gösterir.

2. Forum yazılarında imalı, özel mesajlarda ise cüretkar bir şekilde cinsel öğeleri kullanır. Kendi cinsel tercihlerinden ve cinselliğinden bahseder yazılar yazar.

3. Yazıları sığ, konudan konuya geçen, maymun iştahlı bir görüntü verir. Hem konu açar, hem de her konuya yazı yazar. Onun için bilmek önemli değildir. Önemli olan kendini, cinselliği ile belli etmektir.

4. Pek çok mesajında özellikle fiziğini teşhir için çaba gösterir. Onun için saçının rengi, boyu, kilosundan öte vücut ölçüleri, iç giyim tercihleri gibi özellerini açmakta herhangi bir beis görmez.

5. Kendi görüşlerini önemser, önemsenmesini bekler, önemsenmezse kızar.

6. Hemen hemen her yazısında kendisinden bir parça mutlaka bulunur. Bu parça da çoğunlukla fizikseldir.

7. Nefreti de sevgisi gibi yapay ve abartılıdır. Yazılarında da bu paralellikte genellemeler sıklıkla yer bulur.

8. Her yazarın aynı konudaki farklı fikirlerine dahi inanır. Onun için kim ne yazarsa doğrudur. Tüm yazılardan çok kolay etkilenir. Aynı başlıkta farklı iki yazısı birbirine tamamen zıt olabilir.

9. Sanal ortamda edindiği arkadaşlarının tamamı ile gerçek ortamda tanışmak ve yakınlaşmak ihtiyacı hisseder. Bunu da yazılarında dile getirir.

Esasen bu tip sanal kişiliklerle, T. D. sitesinde oldukça nadir karşılaşılır. Sitenin amacı, kendi amaçları ile örtüşmediğinden de çok kalıcı olamadan sanal yolculuklarını başkaca arkadaşlık sitelerinde devam ederler.
Ayrılış nedenleri banlanma ya da ceza değil, aradıklarını bulamamadır.

Devam edebilir...

amenofis
08-07-2008, 12:35
bakın yalnız bı konuya degınmem gerek...

gercek hayattakı cekıngen kısılık bozuklugu olan bır ınsan sanal alemdede oyle davranır dusuncesı bence yanlıs olma egılımı gosterebılır...nedenıne gelınce..

asıl hayatta olamadıgı kısılıgı sanal alemde yaratma cabası cokca rastlanan bır durumdur...gercek hayatta sosyo ve psıko nedenlerle veya fızıkı durumla alakalı yetersız gırgınlık durumu sanal alemde ters etkı yapabılır ve hıc olamadıgı ınsan olma cabasını gostermeye calısabılır.....dolayısıyla gercek dunya ve sanal alem arasında fark vardır..ve tam ters durumlarla karsılasılabılınır

evrensel-insan
08-07-2008, 13:31
Saygideger mhmd;

Benim topu topu-bu ikinci site-7 aylik bir sanal gecmisim var. Sizin yaptiginiz tanimlamalara gore; benim dusuncemi iletim ve dusunceler arasi iletisim kurusum. Genel anlamda da bilgi-alisverisi, duygusal, esprituel ve -varsa- kisisel yazi yanasimimi nasil degerlendiriyorsunuz?

Benim sanal tecrubem-sure olarak ve bilgisayari bu sanal iletisimde layikiyle kullanim olarak ve sanal iletisimin dilini kullanim olarak-buyuk harf yazmanin bagirmak anlamina geldigi gibi-sizlere kiyasla henuz sanal alemi ogrenmekle mesgul.

Umarim zamanla benim sanal kisiligim de yerine oturur. Bu konuda sizin kisisel yorumlariniz, benim icin degerlidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

mhmd
13-08-2008, 11:33
Sn. amenofis,

Esasen sonuçta vereceğimiz bir bilgiyi siz şimdi vermişsiniz.
Doğru düşünmüşsünüz.
Katkınız için teşekkürler

mhmd
13-08-2008, 11:39
Sn. evrensel-insan,

İsminize münhasır, bir sanal kişiliğiniz olduğunu düşünmekteyiz.

evrensel-insan
17-08-2008, 01:56
Saygideger mhmmd;

Ayni sanal kisiligim, gercek; fiziki kisiligimde de yansiyor. Cunku sanal olsun, gercek olsun, butun bu dusunce ve davranislar, bir bedenden cikiyor. Gercek hayatim, daha cok, evrensel-birey olarak yansiyor. Yasam ve iliskilerim acisindan.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
17-08-2008, 02:05
sayın evrensel

Sanal kişiliginizin gerçek kişiliginize yansıdıgı konusu biraz muallak. Gerçi İngiliz toplumunun son derece demokratik oldugunu işitiyoruz ama bu onlara bile fazla gelir diye düşünüyorum.

Yok gerçekse dümdüz bir suratınız olması gerekir. şişmiş ve dayaktan yorgun. :)

saygılarımla

evrensel-insan
17-08-2008, 02:23
Saygideger dilaver;

Gercek hayatim, daha cok, evrensel-birey olarak yansiyor. Yasam ve iliskilerim acisindan.-e.i.

Yukarida benden yaptigim alinti, gozlerden kacmis anlasilan. Hak ve ozgurluklerin, antiayrimcilik ve farklarin farkina varan saygi temelindeki yasamim ve iliskilerim, beni ancak; bu degerleri bilmeyen bir toplumda sorunlu kilar. Senin alginda; ancak, boyle bir toplum icin gecerli olabilir. Bu degerlerin bilincine varmis, bir kisisel yapi; sonucta suratinin dogalligini korur. Ama, kisisel yapi; bu degerlerin bilincine varmamissa, hangi toplumda yasarsa yasasin, yasami ve iliskileri hep sorun olur. Suratinin, seklini de, bilemem;)

Ustelik, hic bir soyut dusunce icin, fiziksel bir atismaya, kapismaya; girmeye degmez. Herkesin, dusuncesi; kendini baglar. Yasam ve iliskisi de, algiladigi kadar celiski dolu, veya iliski yukludur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

mhmd
04-09-2008, 15:36
"Akıllı bir adam yalnız kendi tecrübelerinden, çok akıllı bir adam başkalarının da tecrübelerinden yararlanır."
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Çin Atasözü

NARSİST KİŞİLİK

Erişkinliğin erken dönemlerinde başlayan, üstünlük hisleri, beğenilme ihtiyacı ve kendini başkasının yerine koyamayıp, insanlara uygun yaklaşımlarda bulunamama ile seyreden bir rahatsızlıktır, demiştik. Devam ediyoruz.

Uzmanımız der ki;
Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler, başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken ilgiyi gösteremeyen kişilerdir. Plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında, gereken ilgiyi göremediklerinde aynı Narkissos gibi erirler, çökerler. Başkalarının hakkına saygı göstermeden ve gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendilerini haklı göstererek ve o hedefi, gerekli emeği vermeden bile haketmiş sayarak en önde, en gözde ve tek olmak isterler. Kendilerini başkalarının yerine koyamaz ve başkalarini anlayamazlar. Sanki her şey sadece kendileri için vardır ve ne olursa olsun her şeyin kendi amaçlarına hizmet etmesi gerekir. Başkalarının fikir ve hareketleri kendi amaçlarına hizmet ediyorsa vardır, aksi halde bu fikir ve hareketler tahammül edilemez düşüncelerdir. Gerçekle bağdaşmayan, başkalarinin zararına olup sadece kendi çıkarlarına uygun, kendi plan ve hedeflerine hitap eden maddi ve manevi kazanç sağlayabilecek plan ve hedeflerine ulaşamadiklarinda öfkelerine hakim olamaz, saldırganlaşır, çöker hatta ağır psikotik tablolara girerler.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Narsisizm

Bu tip kişilik özellikleri gösterenlerin sanal alemdeki yansımaları ise şu şekilde olmaktadır.

1. Şahsının, bulunduğu ortamda (Sohbet odaları, Forum yazıları v.s) diğer katılımcılardan çok daha önemli olduğu duygusu içindedir. Bu duyguyu yazılarına ve hitabetine net bir şekilde yansıtır.

2. Düşünceleri, hayalleri büyük bir güç, engin bir deha, kusursuz bir güzellik ve mükemmel, sonsuz sevgi üzerinedir. Yazıları da bu temalara uygun olarak mükemmel olduğunu düşünürler.

3. Sitenin üyeleri içinde kendilerini özel, benzersiz görürler. Bu görüşleri neticesiyledir ki; yazılarını, çok zeki ve üstün nitelikli kişilerin anlayabileceğini düşünür ve sadece bu kişilerle ilişki kurup, dostlarını bu kişilerden seçmeyi düşünürler. Yeni üye olanlar ile kendilerini ispat edene ya da kendi yazılarına hürmet edene kadar muhattap kabul etmezler.

4. Eksiksiz tüm site üyeleri tarafından çok beğenilmeyi bekler. Bu beklentileri yazılarına dahi yansır. Açtıkları başlıklar veya sohbet konularında kendi düşüncelerinin önemsenmesini ister.

5. Diğer üyelerden hiçbirisi kendisi gibi olmadığını düşündüğünden, onlara uygulanan kuralların da kendisine uygulamasını istemez. Kendisi, kendince sitenin onur üyesidir ve öylece de davranılmalıdır.

6. Diğer katılımcıların içinden bilgi ve kültür yönü ile eksik gördüklerini aşağılamak ve değersiz olduklarını hissetirici hitabetlerde bulunur.

7. Hiçbir zaman empati kurmaz. Kendi kalesinin içinde kendi dünyası vardır yine kendi için. Diğerleri mi? Onun için, onlar gelip geçici kendini bilmezlerdir ve asla saygıyı hak etmezler.

8. Başarılı ve uzun süreli üyelerin yazdığı başarılı yazıları ve dizileri kıskanırlar. Kendi yazılırının da kıskanıldığını düşünürler.

9-Kendini beğenmiş, ukala ve küstahça yazılar ve hitabetlerin değişmez adresleridir.

Özellikleri yazarken, T.D. sitesi içindeki pek çok sakin aklımızdan geçmedi dersek yalan söylemiş oluruz :)
Ancak bunu, sitenin yapısı ve temasına uygun bulmaktayız. Tartışılan konuların pek çoğu için hem hazırlayan hem de tartışanların birikimlerinin olması gerekmektedir. Bu birikim içinde de kendimize hayranlığımız, çok abes kaçmasa gerek :o

Devam edebilir...

evrensel-insan
04-09-2008, 19:43
Saygideger mhmd;

Tam bir nihilist karakter yapisini tarif etmissin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

kaancan
15-04-2009, 16:18
sevgili mhmd kişilik bozuklukları hakkında güzel ve detaylı bir çalışma olmuş eline sağlık.
bunlar litaratür bilgileri ve kalkıp sana onlar öyle değil böyle diyecek halim yok,kişilik bozuklukları hakkında yapabileceğim her hangi bir eleştirim elbetteki olmayacak fakat sanal kişilik yorumlarınız enterasan ;sanal kişilik ile ruh arasında enterasan bir ilinti kurmaya çalışmışsınız ;bilim adamlarının dini engellemelere rağmen yaptıkları bunca çalışmayı islamın içine sokmaya çalışma çabalarınız taktire şayan...
bu arada insanları tanımaya ve sınıflandırmaya yönelik güçlü isteğinize cvp verirmi vermezmi bilmiyorum ama ben agnostik biriyim...katı kabullenişlerin hepsinden uzak...
mükemmel değilim,mükemmel olmadığımında farkındayım elbette benimde hatalarım vardır,yanlışlarım vardır hatta zaman zaman psikolojik rahatsızlıklarımda....
sitede yazmamın amacı deşarj olmak değil,bilgi edinmek veya dikkatimi çeken üstüne gidilmemiş konular varsa genişletmeye çalışmak...hoş seversin sevmessin...fakat siteden çok şey öğrendiğim ortadadır...ama bazı yazar arkadaşlardan öğrendiğim riyakarlık hatta sanal riyakarlık en iyi öğrendiğim şey diyebilirim:)...
seninle bugune kadar ikinci kez yazışmak durumunda kaldık ilkinde bir şiirle karşılık vermiştim ki umarım beğenmişsindir ikincisi ise düz yazı oldu ve umarım merakını giderebilmiştir...

placebo
15-04-2009, 18:06
Sanal ortamda kişilerin reel ve reel olmayan düşüncelerini,davranışlarını ayırmak mümkün değildir..Kimi insanlar maske takarlar,kimileri çok içine kapanık bir yapıya sahip olduğu halde sanallığın arkasında kaplan kesilebilir...Sanal ortamlar kişilerin ustaca rol yapabilmesine uygun yerlerdir..Bazıları agresif yapıya sahip olup,kişileri ikna etmek adına mülayim,uyumlu rolü yapabilir..Ya da burayı bir nevi deşarj olma yeri olarak görüp,normal hayatında göstermeyeceği davranışları burada gösterebilir.. Kişi hakkında yeterli veri olmaması da yine teşhis koymaya engel olan bir nedendir..Görüldüğü üzere yanıltıcı bir çok etken var..

Fikirlerin yazıyla savunulduğu forum tarzı yerlerde herkes yazdığının geçerliliğini iddia edebilmek için, göstermelikte olsa narsizmden biraz sebeplenebilir..Kişiyi teşhiste en önemli olan mimik,hareketler,beden dilini de görememek yine sorunlardan birisi..Dolayısıyla buradan bir kişinin ruhsal çözümlemesini yapmak,teşhis koymak,yargılamak doğru değildir..Hele hele klinik vaka görmemiş,oradan buradan okuduklarıyla kişilikler (hem de sanal kişilikler )hakkında tespitte bulunmaya çalışan,uzmanlığı olmayan kişilerin bunlarla kişileri yargılaması doğru sonuçlar vermez..

En önemlisi de yukarıdaki genel ve detay içermeyen bilgileri okuyan kişiler "bende de bazı belirtiler var" diyerek boşuna evhama kapılabilir..Sonuçta insanlar benzer,kollektif bilinç ve bilinçaltına sahip varlıklıklardır ve çoğunda her duygudan az da olsa bir miktar olacaktır..Bunun ayırdına ancak klinikle varılabilineceğinden ,kimsenin üzerine alınması doğru olmaz..

Ama derseniz ki biz eğleniyoruz,o başka tabii.:).


Sevgiler..

eylemsel
27-04-2009, 20:24
Konu başlıgı ve içerikleri gayet ilginç olmuş. sanırım bunu eglenmek için yaptınızhttp://www.turandursun.com/forumlar/images/icons/icon7.gif Stigma kavramından bahsetmek istiyorum. Stigmanın sözcük anlamı -yara,iz,işaret-anlamında bilinsede daha çok kara leke anlamında kullanılmaktadır. Kişilik türleri ve sanal kişilik arasında böyle bir baglantı kurulması, ki baglantı kurulan kişilerle ilgili hiç bir bilgim yok ama bunun saglıklı bir degerlendirme oldugunu düşünmüyorum. Ayrıca herkesin uzmanlık alanı olmadan bu tür konularda ahkam kesmemesi gerektigini düşünüyorum. Bu şekilde insanlar üzerinde olumsuz bir etki bırakılır,hele de bilgisi yoksa. bu sitede üye olan kişilerin uzman psikyatr yada psikolog olmadıgınıda düşünürsek bu şekilde insanları damgalamış oluyorsunuz. Bireyler kendi kendilerini damgalıyor yada toplum bireyleri damgalıyor. Bu durumdan kaçınmak gerekir.Bu konuda uzman olan kişilerinde damgalamaya hakları yok zaten.

mhmd
28-04-2009, 09:30
Sn. eylemsel,

Yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil. Uyarılarınız için de ayrıca teşekkürler.
Konunun uzmanı değiliz. Doğrudur.
Eğlenmek için yazmaktayız. Doğrudur.
Gerek sitede gerekse başka bir kişilik için bu yakıştırmalarımız. Yanlıştır.
Hiçkimseyi stigma yaftamız. Olamaz.

Bu içtenliğiniz ve inceliğinizi diğer yazar ve konular hakkında da kullanacağınızı ummaktayız.
Konunun uzmanı olmadan ahkam kesenlerden bahisle...

mhmd
03-09-2009, 10:27
"Her tarafa bakan hiçbir şey görmez."
**************************************İran Atasözü

OBSESİF KİŞİLİK

Obsesif Kompulsif kişilik bozukluğu da denmektedir.
Erişkinliğin erken dönemlerinde başlayan , kişisel ilişkileri, kişinin verimliliğini etkileyen bir şekilde aşırı düzenlilik, mükemmeliyetçilik, içsel ve dışsal kaynaklı olayları ve ilişkileri kontrol üzerine aşırı yoğunlaşma ile giden bir kişilik bozukluğudur. Daima kendi yaptıklarının en doğru olduğuna inandıkları için başkalarının yardım ve önerilerini dikkate almazlar. Diye yazmıştık ilk yazımızda.

Obsesyon (saplantı-takıntı) irade dışı gelen, kişiyi tedirgin eden veya sıkıntı veren düşüncelerdir. Örneğin din ve ahlaki değerlerle aşırı uğraşma, sürekli ve kontrol edilemeyen cinsel düşüncelerdir. Kişi düşünceleri ortadan kaldırmak için bazı uygunsuz, kendini yapmaktan alıkoyamadığı tekrarlayıcı hareketleri yapmaya başlar. Bu hareketlere de kompülsiyon (zorlantı) adı verilir. Örneğin kirlilik düşünceleri olan kişilerin sık sık ellerini yıkaması kompülsiyona bir örnektir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Obsesif_kompulsif_bozukluk

Obsesif kompulsif kişilik özelliklerinde, kişiye ve karakterine özgü olan kontrol davranışı ön plandadır. Bireyler bu davranışlarından dolayı kendileriyle gurur duymakta, çoğu zaman da diğer insanların aynı konularda benzer şekilde davranmadıklarını da anlayamamaktadır. Obsesif kompulsif bozukluğunda kişiler, düşünce ve davranışlarından rahatsızdırlar. Obsesif kompulsif kişilikte ise, ikilem duyguları, mükemmeliyetçilik, abartılmış titizlik, sürekli kontroller, inatçılık ve iddiacılık, dikkatlilik ve katı tutumların yer aldığı bir kişilik bozukluğundan söz edilmektedir.
http://www.genbilim.com/content/view/653/38/

Bu tip kişilik özelliği sergileyenlerin sanal iz düşümleri ise genelde;

1. Yazılarının ya da kendisinin sürekli olacağını zannettiğinden kendisini değişmez ve dahi yeri doldurulmaz biri olarak görür.

2. Aşırı temkinli ve aynı konuda ve hatta aynı kelimeler ile defalarca yazı asar.

3. Farklı konulara hemen hemen hiç girmez. Bir veya iki konuda devamlı olarak yazar.

4. Konuları devamlı kontrolü altında tutmak istediğinden (ancak sanal ortamın da buna hiç el vermediğinden) diğer yazarlar ile devamlı tartışır.

5. Bildiği doğrudan milim şaşmaz. Öğrenmek ve evrilmekten çok, öğretmek(bilgisi ne kadar güdük olursa olsun) ve tekrar işlevi görür.

6. Kadın ise erkekler ile, erkek ise kadınlar ile diyaloğa giremez. Cinsel tarafgirliğinin bozulacağı ya da cinselliğin başlayacağı düşüncesi devamlı etkendir.

7. Ya devamlı Din ve Tanrı'ya küfreder ya da devamlı bir şekilde muhafazakar din temelinden dünyayı görür ve yazar.

8. Yazılarının silinmesine kesinlikle katlanamaz. (Ne kadar anlamsız olsa da)

9. Tekrar tekrar aynı tarzın devamı ve bunda inat gösterme.

10. Özel bilgilerinin alınması düşüncesi ile genelde bu tip yazarlar özel bilgisayarlarından internete bağlanmazlar. Ya internet cafelerden ya da iş yerindeki bilgisayarlardan giriş yaparlar.

Biz yazdık ve içinde kendimizden silüetler gördük. Ya siz? ;)

mhmd
24-09-2009, 11:39
"Delinin değirmeni kendi kendine çalışır."
************************* Kürt Atasözü

PARANOİD KİŞİLİK

İlk iletimizde;
Genç erişkinlik döneminde başlayan ,başkalarının davranışlarını kotu niyetli şeklinde yorumlayıp, devamlı olarak güvensizlik ve kuşku duyma halidir. Bu kişiler başkaları tarafından plancı, içlerini açmayan, kapalı kutu, pireyi deve yapan, kıskanç, tartışmacı kişiler olarak görülebilirler. Sürekli gergin olup, kendilerini rahat ve gevşek bırakamazlar. Çevrelerinde huzursuzluk yaratırlar. Aşırı temkinli davrandıklarından girişkenlikleri kısıtlıdır.
Diye özetlemiştik.

Genelde geçinmesi zor kişilerdir. Birebir ilişkilerinde çoğunlukla sorunlar yasarlar, kuşkuları nedeniyle uzak dururlar,soğuk görünebilirler,sevgi göstermeyebilirler. Kavgacı ve kuşkucu nitelikleri karsısındakilerde de sert tepkiler doğurabilir, bu da onların beklentilerini gerçekleştirir. Güvensizlikleri nedeniyle kendi baslarına yeterlilik gereksinimleri yüksektir. İlişkide olduklarını sürekli kontrollerinde tutma ihtiyacındadırlar. Eleştiriye aşırı duyarlı olup,cephe alabilir, işbirliğine girmezlerken kendileri diğerlerini eleştirmeye,yakınmaya eğilimlidirler.

Kendi yaptıkları yanlışlıklarda bile kendilerini suçsuz görüp, başkalarını suçlarlar. Farz ettikleri tehditlere karsı yasal yollara başvurabilirler. Başkalarına da bazı kişi ve durumların bu ur algılanan özelliklerini onaylatma ihtiyacı içindedirler. Kişilik yapılarının altında gerçeklere uymayan,hayali aşırı büyüklük, güçlülük düşünceleri vardır. Kendilerine yakıştıramadıkları eksiklik ve yanlışlıkları yansıtma ( projeksiyon) denen bir savunma mekanizmasıyla karsılarındakilere yansıtırlar.

Toplumda farklı sosyokültürel gruplar, değişik etnik gruplar ya da başka sosyoekonomik düzeydeki kişilere yönelik olumsuz önyargılı düşüncelerle hareket edebilirler. Benzer paranoid düşünceleri olan ya da kolay ikna olan kişilerle bir araya gelip,gruplar ya da inanç sistemleri oluşturabilirler.

Bu kişiler başkaları tarafından plancı, içlerini açmayan, kapalı kutu, pireyi deve yapan, kıskanç,tartışmacı kişiler olarak görülebilirler. Sürekli gergin olup, kendilerini rahat ve gevsek bırakamazlar.Çevrelerinde huzursuzluk yaratırlar.Aşırı temkinli davrandıklarından girişkenlikleri kısıtlıdır.
Kaynak, http://www.psikiyatrist.net/kisilikparanoid.htm

Bu tip kişilik bozukluğu gösterenlerin sanal alemdeki davranış şekilleri ise;

1. İnternet'in, sitenin ya da site içindeki bazı üyelerin kendisine zarar verebileceği kuşkusu duyarlar. Bu yüzden özel bilgisayarlarının haricindeki bilgisayarlardan sanal aleme girerler.

2. Tüm koruma tedbirlerini alsalar bile yine de kendilerini rahat hissetmezler. Devamlı bulunduğu sitelerde dahi farklı nickler ile giriş yaparak kendilerini gizlemeye çalışırlar.

3. Aynı alanda ya da aynı fikirde olsalar bile en yakın dostlarına bile güvenmezler. Esasında sanaldaki hiçkimseye karşı güven duymazlar (Yüz yüze görüşseler dahi). Onların en ufak bir açıklarına karşı çok büyük tepkiler verirler.

4. Hiçbir özelini sanal aleme vermezler. Bırakın kendi adını kendi nick'inin üzerinden çıkabilecek problemlerden bile korkarlar da ikinci, üçüncü ve hatta daha çok sayıda nickler ile siteye girerler.

5. Pay pal hesabını kullanmazlar :) , sanal kart ya da sanal bankacılıktan hoşlanmaz ve kullanmazlar. Hiçbir güvenlik sistemi onlar için yeterli olmadığı gibi buldukları açıklarda da en çok şaşıranlar yine bu tipler olur.

6. Diğer yazarların, kendi hakkındaki en basit hitaplarından ya da imalarından çok çok büyük anlamlar çıkararak tepki verirler.

7. Hiçbir yanlışı unutmazlar. Kendilerine karşı yazılmış bir yazıyı yıllar sonra bile yazıya dökmekten geri durmaz. Hafızayı beşer onlar için söz konusu bile değildir yeter ki kendisine karşı bir tavır olsun.

8. Her ortamdan kuşkuludurlar. Grup üyeliklerine kolay kolay girmezler. Girseler bile tüm üyelere karşı tetiktedir. Yönetime kolay kolay girmez. Girdi ise de yönetimdekiler dahil tüm üyelerden kuşku duyarak yönetimden uzaklaştırılmak istemez.

9. Dost, arkadaş kavramları yoktur. Dün övdüğü bir yazarı bu gün yerebilir. Kendisi dahil güven duyacağı kimse yoktur. Bu güvensizlik yazılarına karamsarlık, tedirginlik ve metodsuzluk olarak yansır.

Günün anlam ve önemine binaen! yıllar önce açmış olduğumuz başlığımızın nihayeti için harlama gereği duyduk. Bir iki konu sonunda yazı dizimize son verip konu hakkındaki tartışmalara geçebileceğiz.

Devam edebilir...

cigi
24-09-2009, 11:57
Devam edebilir...

Devam etsin mhmd kardes.
Sanal kisiligimi gelistirememis birisi olarak ilgi ve begeni ile okuyorum.
Emegine saglik.

placebo
04-10-2009, 22:22
EZİK KİŞİLİKLERİNİ,ELLERİNE GEÇİRDİKLERİ ABİDİK GUBİDİK YETKİ SANDIKLARI SANAL GÜÇLERİYLE KİŞİLİKLİ OLACAKLARINI SANANLARIN BÜYÜKLÜK HEZEYANLARI;
Büyüklük hezeyanı taşıyan kişiler kendisine gerçekle uyuşmayan üstün nitelikler yüklerler.Bu derin bir ruhsal sorunun belirtisidir.Büyüklük hezeyanları kişinin yetenekleri, nitelikleri ve yaşantısı hakkındaki mantıksız inançlara dayanır... Bu hezeyan kendini önemseme duygusunun gerçekliğe dayanıp abartılı bir biçim alan, aşırı bir özgüven değildir.Tam tersine derin bir ruhsal sorunun belirtisidir.Genellikle huzursuzluk, gevezelik, sinirlilik belirtilerinin eşlik ettiği, büyüklük inancı ve davranışlarıyla bir mani olarak belirir.Onun bunun yazılarını kaldırıp,şikayet ederek,elinde olsa banlayarak ideolojisine ters gelen kişilere düşmanca tutum geliştirirler ki,ezilmiş büzülmüş kişiliklerini bu yönde onarabilsinler..Komplexlerini yenebilmek için bu tip atraksiyonlara kalkışırlar..

Hele hele bazıları sanaldan da destek alarak kendilerini psikiyatr bile zanneder ve ona buna forumlarda teşhis koyup tedaviye yeltenirler..Çocukluğunu yaşayamamış türünden yakıştırmalarına sıkça rastlanır..Çünkü kendi küçüklüklerini yaşayamadıklarından bu nostaljik şoku bir türlü üzerlerinden atamamışlar ve çocukluklarını adeta hatırlamak istemezcesine,çocukça ve eğlenceli denebilecek herşeye nefret geliştirirler..

Kişi olağandışı niteliklere ve güce sahipmiş sanısına saplanır.. Bu tip megalomanide çoğu zaman başkalarının kötülükleriyle karşı karşıya kalındığı konusunda da hezeyanlar görülür.


Selamlar..

unbe
04-10-2009, 22:24
valla gözüm ısıracak bi yerden ama bu tarif ettiğin şahsı placebo ama???
emin olamadım....

evrensel-insan
04-10-2009, 22:28
Saygideger placebo;

Bu tur bir sanal kisiligin, disadonuk davranisi; gercek yasam ve iliskilerde de elinde yetkiler olsa bile; icine kapaniklik olarak yansir. Ayni bir kisinin, sarhos olunca yaptiklarini, ayikken yapmayacagi ve yapamiyacagi gibi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Düşüngen
06-08-2010, 16:43
"Sular yükseldikce balıklar karıncaları yer, sular çekildikce de karıncalar balıkları yer. Kimse bu günkü üstünlüğüne gücüne güvenmemeli... Çünkü; kimin, kimi yiyeceğine, suyun akışı karar verir" Afrika Atasözü



Değerli mhmd, ne güzel bir paylaşım sunmuşsun emeğine teşekkürler.
Alıntıladığım söze bayıldım.

Kaderimiz sadece kendi ellerimizde değil. İstem dışı gelişen iç ve dış şartlar kaderimizi belirlemede önemli faktörlerdir. Sular çekilince balıklar ölü vaziyette karada kalır, karıncalara yem olur. Sular taşınca karıncalar suyun içinde kalır balıklara yem olur.

Suyun rejimi ve iklim koşulları hayvanların kaderini belirler. Su akar yolunu bulur ne senin tarlanı tanır ne de benim tarlamı o kendine çizilen yolda gitmekle yükümlüdür. Sağ tarafa akıyorsa demek ki sola doğru akmasına imkan yoktur da ondan.

Su akar yolunu bulur kaderimizde buna göre tayin olur. Suya soracak olsak diyecektir ki; "Benim hiç bir suçum yok tek suçlu aşağıya doğru akmama sebep olan yer çekimi !!! " Su ise, keyfinin istediği yere doğru akamadığı için sitemlidir. Kendince o da dertli. Eğer ki suya bizdeki gibi bir benlik verecek olursak, hangi yöne akacağının kararını kendisinin verdiği yanılgısına düşecektir, tıpkı bizler gibi. Akmakta olduğu yönün bir zorunluluk bir dayatım olduğunun farkında olmayacaktır. Nasıl ki biz, genlerimizin robotu olduğumuzun ayırtında olamıyorsak, akarsuda fizik yasalarının robotu olduğunun farkına varamazdı, tabi benliği olsaydı.

Yer çekimine soracak olsak o da maddenin varoluşdan gelen doğasını sorumlu tutacak suçlamaları kabul etmeyecekti, bu silsile uzadıkça uzayacak.

Demek ki, çaresizliğin başladığı yerde şikayetsizlik en uygun davranış şekli...
Çünkü her şey birbirinin sebep ve sonucunu belirliyor.
Evren; "Her an değişen donuk karelerden oluşan bütünün fotoğrafıdır".

Prometeheus
08-08-2010, 15:37
Demek ki, çaresizliğin başladığı yerde şikayetsizlik en uygun davranış şekli...
Çünkü her şey birbirinin sebep ve sonucunu belirliyor.
Evren; "Her an değişen donuk karelerden oluşan bütünün fotoğrafıdır".



Aslında Yüzme bilmeyen bir Adam,debelenmese ve kendini suyun akışına bıraksa boğulmaz değil mi ? Sevgili Düşüngen
İşin gerçeği şudur ki,bizler yüzme bilmiyoruz,bilmediğimizide bilmiyoruz.
ve daha da ilginç olan bilmemize de gerek yok.
Yapmamız gereken sadece Suyla bütünleşmek.Kendimizi suyun akışına bırakmak.Debelenmenin,bağırıp-çağırmanın ve üzülüp kaygılanmanın gereği yok.Çokları bunu bilmezler.
Onlar hızla akan suyun içinde debelenirken,(buraya dikkat)suyun hızı ile doğru orantılı değişen görüntüleri seyre dalar ve onları hareketli ZAN ederler.
Oysa hareket eden Su,dolaysı ile kendisidir.
Bu tıpkı bir trenin içinde camdan dışarı bakmak gibi...Hızla hareket eden görüntüler...Ağaçlar,Dağlar v.s.
Her biri birer KaRE den ibaret.Her AN bir KARE.
Hepsi bir ışık hüzmesinin önünden hızla geçiyor ve bize "Hareketli" bir Sahne sunuyor.Bu film mutlaka geri sardırılabilir.
Bu filmi kaydeden Bilinçtir....
Bize düşen, arkamıza yaslanıp bu filmin HİÇBİR KARESİNİ KAÇIRMADAN seyretmek.
Hızla akan nehir Metaforuna geri dönecek olursak,sırt üstü uzanıp suyun bizi
götürdüğü yere gitmekten başka çaremiz yok.Orasıda Okyanus olsa gerek.
Sırt üstü yatıp Gökyüzünü seyretmek en güzeli olsa gerek.
İşte bunu yapabilimek için "ŞİKAYETSİZ" olmak gerekiyor.
Şikayetsiz olmak o kadar kolay değil;Çünkü insan herzaman Şikayetcidir.
Halinden memnun olan kaç kişi tanıyorsunuz?
Hep birşey eksiktir.MADDEYE BAĞIMLIDIR insanoğlu.Herşey BENİM olsun der...Madde ona gerek...Deniz suyu gibi,içtikce Susarübir türlü kanamaz.
Madde İnsanı Kandıramaz:) Yine de tutkusu Maddedir.
Madde ise Para ile alınır.
Parayı bulan,Dostluğu-Kardeşliği arar...Etrafı Riyakarlar ve Çıkarcılarla dolmuştur.
Parası olmayan için ise hayat zordur.Olanlara gıpta ile bakar...
Ama her ikisi de Aynı SUYUN içinde Aktıklarını FARK etmezler.
Herbiri gözlerinin önünden geçen görüntülere o kadar odaklanmıştır ki,
bir yandan su yutuyor,diğer yandan elini uzatıp bir maddeye sahib olmanın derdinde.
Oysa suyun sonunda döküleceği okyanusun önünde ki mazgallar,Maddenin geçişine asla izin vermezler.
Tıpkı kendi bedenleri gibi...Ama kaydının tamamlayan BİLİNÇ geçer.

Saygılar...

evrensel-insan
08-08-2010, 17:35
Saygideger arkadaslar;

Yuzme bilmek/bilmemek baska, yuzmek/yuzememek baskadir. Insanoglu suda yuzme bilmiyorsa;

Ya yuzmeye cabalar ve bogulur.
Ya ogrenmistir cabalamaz, kendini suya birakirsa yasar
Ya bilir ve YUZER ISTEDIGI YERE GIDER.
Ya da yuzme bildigi halde, YUZMEZ KENDINI SUYA BIRAKIR.

Yuzmeyi bilmek burada bilinctir. Cunku bu bilinc, ya dogaldir (suya birakir), ya da bilincli ve farkindalikli olarak bir yone dogru yuzer.

Dogal zihniyet ve egonun teslimiyeti ile, insansal zihniyet ve selfin acikligi da tam burada, yani yuzmekte farklilasir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Prometeheus
09-08-2010, 16:53
Sevgili Düşüngen,

Sizin "Şikayetsizlik" konusunda ki görüşlerinizi beklemeye devam ediyorum.
Beklerken Şikayetsizliğin bir nevi "Teslimiyet"mi olduğu konusunda fikir yürütüyorum.
Görüş ve düşüncelerinize ne kadar önem verdiğimi ayrıca belirtmeme gerek yok sanırım?

Sevgiler...

Düşüngen
09-08-2010, 22:23
Sevgili Düşüngen,

Sizin "Şikayetsizlik" konusunda ki görüşlerinizi beklemeye devam ediyorum.
.

Sevgili Prometeheus; Hani Nasrettin hoca aralarında tartışan iki kişiyi dinlemiş ve ilk şikayetini dile getirene sen haklısın demiş. Sonra diğerini dinlemiş ona da, sen haklısın demiş. Olayı izleyen tarafsız şahıs hocam; nasıl olurda ikisine de haklısın dersin deyince ona da dönerek sen de haklısın kardeş demiş. Şimdi kimi dinlesek hak veriyoruz çünkü herkes kendince haklı.

Deprem örneğini ele alalım. Deprem olur evler yıkılır canlılar ölür. Hepimiz depremden şikayetçiyizdir. Halbuki yer kabuğunu dinleyecek olursak diyecekdir ki; "Katmanlarım sıkışmaya başlamıştı her geçen gün gerilim artıyordu bütün direncime rağmen kırılma kaçınılmazdı ve sonunda zayıf katmanım kırılmak zorunda kaldı. Yukarıya verdiğimiz gecici rahatsızlık için özür dileriz".
Gördün mü yer kabuğuda kendince haklıymış. Diyeceksin ki "Yer kabuğu konuşmaz" evet konuşmaz sen de haklısın. Ama olayı daha iyi açıklamak için yer kabuğunu konuşturmak zorundayım yani bende haklıyım.

Herkes haklıysa ve herkesin yaptığı kendi zorunluluğu ise şikayet neye yarar..... Belki şikayette bir zorunluktur.

Düşüngen
09-08-2010, 22:33
Bu arada, her türlü çıkardan arınmayı başarabilen bir insan mutlak şikayetsizlik içinde mutlu bir yaşam sürebilir.

Bu arada, her türlü çıkardan arınan bir insan açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ölse de fark etmez, amacına ulaşmıştır artık şikayetsizliğe temelli gömülmüştür.
Sevgiler...

Prometeheus
11-08-2010, 15:48
Sen de haklısın sevgili Düşüngen:)

Fare doğuran Dağda kendince haklı...Onun işi birşeyler doğurmak değil ki.

Zorlarsan al sana fare der.Şikayetim yok.

Genlerin bencil olması ile insanın Bencil olması birbirinden tamamen farklı konular.

Genlere "Bencil" olmayı kim öğretti acaba?

Yani Bencil olmayan Gen taşıyanların yok olduğunu,ezildiğini gören diğer Genler zaman içinde Bencil olmaya mı karar verdiler?

Ya da Kan da ki Tormbositleri ele alalım;

Her hangi bir kanama sonucunda insanın kan kaybından öldüğünü gören kan hücreleri,
biz Trombositi oluşturalım ve kanama anında "elele tutuşsunlar" ve o bölgede ki kan kaybını engellesinler diye mi karar verdiler?

Evrimleşirken Kan kaybından ölenler bu bilgiyi ölmeyenlerin kan hücrelerine nasıl aktardılar acaba?
İlk insanlar küçük çizikler ile yaralandıklarında kan akmaya devam ediyordu da...
sonraki nesillerin kanında Trombosit mi meydana geldi?
Yüksek bölgelere çıkınca Oksijen azaldı ve Kan hücreleri uyum sağlayıp daha fazla oksijen için Beyaz kan hücresi üretmesi için iliklere emir mi verdi acaba?

İşte böyle bir çok soru,cevapsız kalıyor...Dağ fare doğuruyor:)

sevgiler...

Düşüngen
11-08-2010, 22:45
Genlerin bencil olması ile insanın Bencil olması birbirinden tamamen farklı konular.

Genlere "Bencil" olmayı kim öğretti acaba?
Yani Bencil olmayan Gen taşıyanların yok olduğunu,ezildiğini gören diğer Genler zaman içinde Bencil olmaya mı karar verdiler?



Bencillik ve özveri bizim anlam ve içerik yüklediğimiz kelimeler. Bunlar birer davranış şeklidir.

Doğada soyu bugünlere gelmiş hayvanlara bakıyoruz ki o da ne; Özveri dediğimiz davranış değilde bencillik dediğimiz davranış şeklini benimsemiş hayvanlar var.

Eğer ikimiz ıssız bir adaya düşersek sen fedakar ben ise bencil. Ben sürekli seni yeme planları kuracağım sen ise bana hep sevgi duyguları besleyeceksin. Bir gün seni kıstırıp yiyeceğim ve sen öleceksin ben kalacağım, görüldüğü üzere doğa beni seçmiş olacaktır. Ya da ben kendimi seçtirmiş olacağım. Son çözümlemede benim davranışlarım tahlil edilecek olursa sözlüğümüzde ki bencil kavramı bana en çok yakışan tanım olacaktır.

Benim yavrularım da bende ki bencil genleri alacağı için bencil olacaklar.

Bu arada seni ortadan kaldırarak senin gibi fedakar olacak olan olası yavrularını da doğmadan kurtarmış oluyorum. Çünkü onlarda seninle aynı kaderi paylaşacaklardı bunu ben önlemiş oldum.:))

Prometeheus
11-08-2010, 22:59
Dostum sen Dağın fare doğurmasını dahi beklememiş,Sezeryanla fareyi dağdan almışsın:)

Yeme beni :D Ben Sevgi doluyum,Baz ağırlıklıyım...

Bende ki bazı enzimler sende ki Nükleik asiti etkiler...

Evet iyi bi öğün olurum senin için ve kaybederim ama...

DNA'lerinde mutasyona neden olurum.

Hikayenin o kısmı kopuk,nasıl Eş buluyorsun .o adada? neyse pek önemli değil....ama devamını ben yazayım istersen...nasıl olsa yazıyoruz...

Bende ki Sevgi,senin sindirim sisteminin elinden Baz özelliğinden dolayı kurtulur ve senin Hücrelerinde dolaşmaya başlar...
Kimden edindiğin bilmediğim o öocuklarına da kalıtım yolu ile bulaşır...

Sonra bir gün Senin O BENCİL genlerin çocuklarına bir Aslanın saldırdığını görür ve kendilerini FEDA etmeleri gerektiğine karar verirler...
Bu ikilem çok önemli;
Çünkü Çocukların ölürse GEN Misyonunu tamamlayamayacak, ama kendini tehlikeye atması da kodlarına aykırı/yasak.
Bu BENCİL GENİN iki ucu bo.lu değneği...ve dananın kuyruğunun koptuğu yer.

Ve sen de benimle aynı kaderi paylaşır ve bir Sindirim sisteminde bulursun kendini...
Karnı doyan Aslan senin çocuklarına dokunmaz...
ve Sevgi onlarda yaşamaya devam eder:)

nasıl?

Düşüngen
11-08-2010, 23:07
[QUOTE=Prometeheus;328088]
Sonra bir gün Senin O BENCİL genlerin çocuklarına bir Aslanın saldırdığını görür ve kendilerini FEDA etmeleri gerektiğine karar verirler...
Ve sen de benimle aynı kaderi paylaşır ve bir Sindirim sisteminde bulursun kendini...
QUOTE]

Bencil genlerim kendini feda ederken aslında ince hesaplar yapmıştır. Bu fedakarlık sahte fedakarlıktır, maksat 1 koyup 3 almak.

Sürüyü koruyup kendini feda ederek bire karşı bir sürüyü korumuştur. Ne de olsa bencil genler onlarda devam edecektir.

Ayrıca eş olayına gelecek olursak, Meryem ana nasıl eşeysiz üreyebiliyorsa pekala ben de üreyebilirim, neyim eksik... Hatta fazlam bile var ama neyse...

Prometeheus
11-08-2010, 23:27
Sonra bir gün Senin O BENCİL genlerin çocuklarına bir Aslanın saldırdığını görür ve kendilerini FEDA etmeleri gerektiğine karar verirler...
Ve sen de benimle aynı kaderi paylaşır ve bir Sindirim sisteminde bulursun kendini...


Bencil genlerim kendini feda ederken aslında ince hesaplar yapmıştır. Bu fedakarlık sahte fedakarlıktır, maksat 1 koyup 3 almak.

Sürüyü koruyup kendini feda ederek bire karşı bir sürüyü korumuştur. Ne de olsa bencil genler onlarda devam edecektir.


Yanılıyorsun sevgili Düşüngen,
Öyle "Tüccar zihniyetli" genler yok:) 1 koyup 3 almak Özalın genlerinde vardı:D onunda oğlu Ahmete geçtiler,o da 3'ün ancak 1'ini alabildi...

Bir ceninin elleri bir bütün olarak 8.ci haftada oluşuyor ama Parmakları henüz yok...Bir bütün halinde ve her hücrenin özünde YAŞA Emri var.
10.cu haftada parmak aralarında ki Hücreler bir "mesaj" alıyorlar;
Bu mesajı okuduktan sonra kendini YOK et yazıyor:)
Ve onlar kendilerini yok ediyorlar,böylece 5 parmağımız meydana geliyor.Ama bu özünde ki "YAŞA" emri ile tezat oluşturuyor?
Bu "emir" genlerde yazıyor.
Her Hücrede bu emirleri OKUMA görevi olan özel birimler var.
3 Harf tabanlı bu DİL çok ilginçdir.
KOMUTLAR aynen şöyle:(mealen)
....//....Sekiz mitoz........6 Mayoz......32 mitoz-6 mayoz....//
v.s. böyle milyonlarca kod...
Sonra mı? Sonra Burnun oluşuyor:) Hemde 15 yaşında hangi gün ne kadar değişime uğrayacağı da ön tanımlı...

Düşüngen
12-08-2010, 15:10
Bir ceninin elleri bir bütün olarak 8.ci haftada oluşuyor ama Parmakları henüz yok...Bir bütün halinde ve her hücrenin özünde YAŞA Emri var.
10.cu haftada parmak aralarında ki Hücreler bir "mesaj" alıyorlar;
Bu mesajı okuduktan sonra kendini YOK et yazıyor:)
Ve onlar kendilerini yok ediyorlar,böylece 5 parmağımız meydana geliyor...

Çok çarpıcı bir örnek vermişsin bravo.
Ancak verdiğin örnek seni değil beni doğrular cinste.

Başlangıçta parmaksız düz olarak uzanan uzvumuz sonradan bazı hücrelerin kendilerini yok etmesiyle parmaklaşıyor yani silahlaşıyor. Parmaklar sıkmaya kırmaya, parçalamaya çok müsait bir silahtır. Yoksa birbirimize parmak atmak için parmak edinmedik. (Oruç ağzımla konuşturuyorsun beni)

Silah yaşamın sigortasıdır. Hattabütün zamanların en karlı işi silah tüccarlığıdır niye acaba bir düşün!!!

Demek ki kendini yok eden hücreler geride kalan hücre kardeşlerinin selameti için bu sahte fedakarlığı yapmışlar. Yine hesaplar kitaplar yapılmış. Ölen hücreler kalanlara bir silah hediye etmiş :p.

Prometeheus
12-08-2010, 17:11
Çok çarpıcı bir örnek vermişsin bravo.
Ancak verdiğin örnek seni değil beni doğrular cinste.
:p.

Değerli Düşüngen,

Verdiğim örneklerin kimi doğrular nitelikte olduğunun,nazarımda hiç bir ehemmiyeti yok:)
Ben insanlarla tartışırken"haklı çıkmaya çalışmayı" bırakalı çok oldu.
Sanırım sigarayı bıraktığım yıl...Marlboro 2500 TL idi.
Ben senin "filin tam olarak neresini tuttuğunu görüyorum",ancak elindekinin "filin şeyi" olduğunun farkındamısın onu anlamaya çalışyorum o kadar.
Onu filin hotumu zannediyor olabilirsin...öte yandan file masturbasyon yaptırmak gibi "çılgın" fikre kapılmışda olabilirsin.

Aslında seni hiç görrmediğim halde bana tanıdık geliyorsun...
Belki de seni değil ama o içinde ki çocuğu tanıyorum.
Acıya karşı duyarlı-hassas...dünyadaki tüm acılardan bir hisse kapan ve hisseden çocuğu...

Seni görüyor gibiyim:)
Annesine düşkün...Duyarlı bir insansın.
Öte yandan içinde kopan fırtınalar...Erken yaşda aldığın "darbeler" seni, tıpkı demirin dövüldükten sonra Sertleşmesi gibi rijit hale getirmiş.çelik gibi...
Egon herşeyi "alaya" almaya müsaid,hayatı o kadar da ciddiye almıyorsun::)
Doğru yoldasın...

Sevgiler...

Düşüngen
12-08-2010, 18:46
Derin psikanaliziniz için çok teşekürederim doktor bey...
Durumum nasıl, sizce yaşayacak mıyım!!!???

Sevgiler...

Prometeheus
12-08-2010, 19:20
Derin psikanaliziniz için çok teşekürederim doktor bey...
Durumum nasıl, sizce yaşayacak mıyım!!!???

Sevgiler...

Canlısın ve Yaşıyorsun/Yaşayacaksın ama Hayatta değilsin.

Ben sana Hayata dönmen için Kalb masajı yaptım ama anlamadın.

Eeee bu saatten sonra,Hayat öpücüğü verecek de değilim...Orucunu bozmak istemem.
Zaten Hipokrat yeminide etmedim:)

İlahimasal
04-09-2016, 19:03
Sayın save the day için güncelliyorum.

Mhmd
Üyenin birisinin tepkisinden sonra " devam edicek " demiş . Bir dahada devam etmemiş.