PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Laik Devlet ve Din


dilaver
26-01-2008, 02:46
,

* * Türkiyenin laik olup olmadıgını tartışıyoruz ve herhalde hepimiz diyanet işleri ile laiklik ilkesinin bir çelişki arzettigi konusunda fikir birligi içerisindeyiz. Türkiyedeki uygulamalara baktıgımız zaman İslami tarzda bir din devleti göremiyoruz fakat çogumuzun endişesi ülkenin adım adım din devleti olmaya dogru gittigi yönünde. Bu meseleyi ülkenin en temel meselesi olarak görenler oldugu gibi diger çelişmeler baglı bir unsur olarak ele alınmasını isteyenlerin yanında ülkenin laik oldugunu da düşünenlerimiz de var.

* * Bu başlıkta laiklik ve din ilişkisi konusundaki görülerinizi almak istiyorum. Diyanet İşleri lagvedilsin demekle iş bitmiyor. Esas o zaman başlıyor. Cumhuriyeti kuranlar diyanet kurumunu dini etkilemek ya da el altında tutmak yönlendirmek amacıyla kurmuşlar ancak süreç tam tersi bir olguya yol açmış durumda. Bu dev kurum şimdi laikligin başlıca tehdidi olma yolunda hızla ilerliyor. Ülke tek bir dinin tek bir mezhebinin etki alanı altına sokulmak isteniyor.

* *O halde şu soruya cevap aramak durumundayız. Diyanet İşlerini kaldırılmasını talep ettigimiz zaman yerine ne türlü bir sistem koymamamız. gerekiyor. Bu konuda laik ülkelerin deneyimi var. İnanç olgusunu nasıl ele almamız gerekiyor. Devletin inanç olgusunu ve ibadethanelerini insanların serbestçe yaşayabilmesi için diyanet haricinde nasıl bir yöntem izlemesi gerekiyor.

* * 1- Diyanet İşlerini ilga ettigimiz zaman insanlar inançlarını nasıl yaşayacaklar.

* * 2- Devletin dine ve din görevlilerine tavrı nasıl olacak.

* * 3- İbadethanelerin durumu ne olacak.

* * 4- Bu ibadethanelerde görev alacak din görevlilerinin egitimi ve becayişi nasıl saglanacak.

* * 5- Bu ibadethanelerin gelirleri ve *bakım ve iaşeleri nasıl saglanacak, vergi verecekler mi, bütçeden pay alabilecekler mi.

* * 6- Var olan diyanetin kadrosu ve mülkleri nasıl degerlendirilecek.

* * 7- Temel egitimde dinin yer alması hangi seviyede, hangi egitim kurumlarında nasıl olacak.


* * * Bu konuda ilk etapta benim aklıma gelen sorular bunlar. Elbette laikligin daha başka varyantları da var. Örnegin Ezan ve din dili, dini bayramların tüm topluma mal edilmesi ve milli bayram gibi kutlanması ve başka hususlar. Bunları ayrı ayrı başlıklarda ele almaya çalışacagım. Ancak öncelikle diyanetin olmadıgı şartlarda nasıl bir inanç özgürlügü yerleştirilebilir ve nasıl denetlenebilir bunu ayrıntılı olarak tartışmamız gerekecek.

* * * Düşüncelerinizi sadece bu kavramlar altında ve konuyu dagıtmadan dile getirirseniz daha faydalı olacaktır sanıyorum. Yanlış hatırlamıyorsam diyanetin kaldırılma talebini destekleyen inanan arkadaşlarımız da var. Özellikle onların düşünceleri önemli olacaktır.

* * * Laik ülkelerin deneyim ve uygulamalarını aktarabilecekler varsa bu da son derece yararlı olabilecektir.

* * * Evet sorumuz bu; Diyaneti kaldırdık yerine ne tür bir uygulama koyacagız.

* * * Bu tartışmalar sonucunda belki bu konuda net bir talep ve öneriler bütünlügü oluşturabilirz diye düşünüyorum.


* * * saygılarımla

vartor
26-01-2008, 03:43
Ben size Kanada'dan ornek verebilirim, anayasasinda laiklikten bahsetmedigi halde, fikir ozgurlugune buyuk onem verilmis, dolayisiyla laik bir tavir baska turlusu ozgurlukle bagdasamiyacagi icin kendiliginden dogmus. Dini nasil karsiliyorlar sorusuna gelince, devlet ne kiliseleri ne sinagoglari ne de cami ve diger tapinaklari yonetmiyor ve bir butce de ayirmiyor. Ancak her kilise cami, sinagog kendi cemaatiyla geciniyor. Devlet bu cemaatlere bagis yapanlarin verdigi yardima gore, gelir vergisinden dusmelerine goz yumuyor. "non profit organisation"(kar gutmeyen kurumlar)a yapilan bagislarin bir kismi gelir vergisinden dusurulebiliyor. ayakta kalamiyan kapanip, kendi geliriyle kavrulanlar islemege devam ediyor. Bu arada yalniz din tesekkulleri degil, diger yardim organizasyonlari da faydalanabiliyor bu bagis sisteminden.
* Boyle bir ortamda rekabet de soz konusu oldugu icin, ici bos papaz, haci ve diger din adamlari kaybedip, yerine kulturlu bilgili insanlar doldurabiliyor. Tabi bunda halkin da artik bos sozlere prim vermemesinin buyuk onemi var.

chronic29
27-01-2008, 18:22
Türkiyenin laik olup olmadıgını tartışıyoruz ve herhalde hepimiz diyanet işleri ile laiklik ilkesinin bir çelişki arzettigi konusunda fikir birligi içerisindeyiz *

bu soylem le ılgılı bı ıkı bısy soleme geregı duydum kendımde cunku onemlı bı konu bence dıyanet ıslerının bugunun sartlarıyla olması gerekıo *cunku halkımızın egıtım sevıyesı geregı gudulmeye alısmıs bır toplumuz. kendılerı arastırıp ogrenıcegıne baskaları arastırsın bana solesın dusuncesı hukum suruo ve eger bası bos bırakılırsa halk ,bırakldıgı gun seyhler ve buna benzer ınsanlar turuyuverıcek.turkıye nekdr laıkbır ulke oldugunu sansanda *laıkle alakası yok cunku en basında hepımızın nufus cuzdanında ıslam yazıyor ve ulkenın resmı bı dını gosterılmıs zamanında ataturkun bundan baska caresı olmadıgı ıcın bunu bole yapmıs ama bana gore bıran evvel bu kılıfı uzerımızden cıkarıp bu devletın resmı dını veya bu gıbı soylemlerden uzaklasıp dını tamamen bıreylere bırakmamız gerekıo tabı bunun ıcınde ahlakı anlamda bı devrım olması lazm.ve ınsanlarımızın baska ınsanlara (dıyanet kurumları gıbı ) seylere ıhtıyac duymadan kendı arastırmalarıyla bazı sorunların cozumlerını bulmaya calısması kısacası bazı seylerı kendı kafalarında sorgulaması lazım bu gunun sartlarıyla bu olurmu dersenız ben hıc ıhtımal vermıorum cunku ılerıye gıtmemız gerekırken bız ne yapıoyoruz tam tersıne olabıldıgınce gerı gıdıoyruz *bu konuda yazıcak okdr cok sey varkı burda bırakyım :/...

okinono
27-01-2008, 23:16
Sevgili Dilaver;
Bu konuya bağlantılı olarak Diyanet Vakfı ile Din görevlileri vakıflarını da eklemelsiniz. Ayrıca Diyanetin ve söz edilen vakıfların amblemlerini de eklemelisiniz.

Hatta, Diyanetin ve vakıfların ayrı ayrı çıkardıkları mealleri de dile getirmelisniz bence.

Ancak o zaman diyanetinne olduğu etraflıca ortaya konabilir. Ondan sonra da yerine ikame edilecek her ne ise tanımlanabilir.

Ben böyle düşünüyorum.

Yani başlık sahibi olarak, konuyu biraz daha etraflıca ortaya koymalısınız.
Selamlar.

vgm.1
28-01-2008, 00:08
1- *Diyanet *İşlerini *ilga *ettigimiz *zaman *insanlar *inançlarını *nasıl *yaşayacaklar.
Bildikleri gibi.
*
* * * * 2- *Devletin *dine *ve *din *görevlilerine *tavrı *nasıl *olacak.
Hiç ilgilenmeyecek.
*
* * * * 3- *İbadethanelerin *durumu *ne *olacak.
Halkın malı istedikleri gibi kullansınlar.
*
* * * * 4- *Bu *ibadethanelerde *görev *alacak *din *görevlilerinin *egitimi *ve *becayişi *nasıl *saglanacak.
Sağlanmayacak.
*
* * * * 5- *Bu *ibadethanelerin *gelirleri *ve * bakım *ve *iaşeleri *nasıl *saglanacak, *vergi *verecekler *mi, *bütçeden *pay *alabilecekler *mi.
Ayrılmayacak, bütçeden yardım almayacaklar, müritler kendi camilerine kendisi baksın . *

* * * * 6- *Var *olan *diyanetin *kadrosu *ve *mülkleri *nasıl *degerlendirilecek.
Devlete irat kaydedilecek.
*
* * * * 7- *Temel *egitimde *dinin *yer *alması *hangi *seviyede, *hangi *egitim *kurumlarında *nasıl *olacak.
Ortaokul düzeyinde, felsefe derslerinin içerisinde dinlerle ilgili genel bilgi anlamında.

Saygılarımla;

28-01-2008, 00:17
Mustafa Kemal, kurulacak devletin şekli ile ilgili toplumun her kesiminden insanlarla görüşmeler yaparken sıra, mollalar, şeyhler ve din büyüğü geçinen kişilere gelir.
Mustafa Kemal, bunlara haber göndertip, gelecek hafta kendileriyle bu konuyu görüşeceğini ancak konuşmalarının bir temeli olarak katılacak olan herkesin Bakara suresini 288. ayetine kadar okumalarını rica eder.

Toplantı günü gelip çattığında, Mustafa Kemal kürsüye çıkar ve sorar: "Arkadaşlar, buraya gelmeden önce hepinizden Bakara suresini 288'e kadar okumanızı rica etmiştim.

Kimler okudu Bakara'yi 288 'e kadar?"

Salondaki bütün eller istisnasiz olarak bu ricayi yerine getirdiklerini belirtmek için havaya kalkar. Bunun üzerine Mustafa Kemal sözlerine devam eder:

"Beyler işte, kuracağımız devletin neden din temeline dayanamayacağının açıklaması:

Bakara yalnızca 286 ayettir

dilaver
28-01-2008, 00:41
chronic29 seçkinci bir tavır sergilemiş. Ona göre insanlar güdülmek zorunda. *Bu anlayışı ileride eleştiririz ama kendisi liklikle çelişiyor. Laiklik ile diyanet bagdeşıyosa ve nasıl bagdaşıyorsa onu izah etmek zorunda. Onun anlayışına göre Türkiye şu anda laik. Demek ki kaybedecek bir şeyimiz yok, havanda su dövüyoruz. Ya da anlayış benim hükmettigim din iyidir bunun ismi de ne yazık ki laiklik olmuyor.

* *Vartor bize örnekler getirmiş, uzun dönemde tecrübe olacak bunlar.

* *Peker net soruları cevaplamış ve buradan tartışmaya girmeliyiz diye düşünüyorum. Bir din vergisi mi yoksa dine önelik bagış mı. ne burada dünya örnekleri gerekiyor. Sargondan da , respendialdan da ya da diger yurt dışındaki arkadaşlardan da katkı isteyelim.

*
* *saygılarımla

metalheart
28-01-2008, 02:12
sevgili arkadaşlar
dilaver 'in değindiği çok önemli bir sorun.ama chronic2in söylediğini de göz ardı edemeyiz.
türkiye'nin bugünkü şartlarını göz önüne alırsak kökten diyaneti ortadan kaldırmak ta, olduğu gibi sürdürmekte büyük bir problem; hele iktidarda din referanslı bir parti varsa.görünen o ki en iyi çözüm çözümsüzlük diyerek yollarına devam ediyorlar.ne zaman aklı başında vatansever bir iktidara sahip oluruz o zaman işler zaten kendiliğinden yoluna girer.insanlarımızın anlamadığı hani herkese ilkokulda öğretilen cumhuriyet halkın kendi kendini yönetmesidir ilkesini doğru öğretmek.seçimlerde insanlar birileri kendilerini yönetsinler diye oy vermemeli.birilerini yönetmek ne demek koyun gütmek demek değildir.iktidar olan vatanseverler din dil ırk ayrımı yapmadan geleceğe yönelik planlar yaparak yurttaş olan herkesin (inanan yada inanmayan)menfaatini düşünürlerse herşeyde olduğu gibi dinde de dolayısıyla diyanette de çözüme ulaşılabilir.bana kalırsa işin doğrusu türban ile uğraşmak yerine herkesi sonuna kadar okutmak eğitmek en büyük istek olmalıdır.doğumda herkesin nufüsüna islam yazmak yerine herkesi okutup eğitmeye yönelinip din konuları şahısların inisiyatifine bırakılsa zaten diyanete gerek kalmayacaktır.
yaşadığım bildiğim birebir bir olayı aktarmak isterim
kızkardeşimin eski eşi almandır ve ateist bir psikiyatristtir.kendisi ateist olduğunu saklamamakla birlikte evangelik kiliseye bağlı bir terapi hastanesinde çalışmaktadır.evangelik almanların bağışlarıyla ayakta duran bu kilise hem vergi hem hizmet hem de ateistlere maaş vermektedir.
sonuç itibarı ile sağlam eğitim almış insanların geldiği durum ortadadır.
türkiyemizde türban ile uğraşmak yerine herkesi üniversitede okutmak için çaba gösterilmemesi hatta okuma yazma ile yetilmek istenip okumak isteyen herkesin önüne farklı engeller konulması insan haklarına tecavüzden öte insanları koyun yerine koymaktır.

sevgiler & saygılar..

aydoe
28-01-2008, 02:22
Laiklik, devletin, vatandaşlarıyla olan ilişkilerinde inançlara göre ayrım yapmaması ve ayrıca, herhangi bir inancın, özellikle de bir toplumda egemen olan inancın, aynı toplumda azınlıkların benimsediği inançlara baskı yapmasını önlemesi demektir. Kısaca laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.

Genel Anlamı: Laik olma durumu ( din işleriyle dünya işlerini ayıran, dinin dünya , özellikle devlet işlerine karışmasını istemeyen kişi, toplum, devlet.).

Felsefi Anlamı: İman ve inancınyerine, aklın egemenliğini kabul eden bir inançtır.

Hukuki Anlamı: Somut olarak devlet ile dinin birbirine karışmaması olarak ifade edilebilir.

Siyasi Anlamı: Siyasal iktidarın, dinsel kudret ve otoriteden arındırılarak bağımsız hale getirilmesidir.Yada dinin siyasal erk ve yaptırım gücüne sahip olmamasıdır.

İnsan dini inanç konusunda özgür değildir.Doğduğu yaşadığı toplumun dinine girerek yaşama başlamaktadır.Hristiyan bir ailenin bebeği ise vaftiz edilmekte ,müslüman bir ailenin bebeği ise ismi koyulurken kulağına kuran okunmaktadır.Düşünme karar verme yetisi olmayan bebeklik ve coçukluk döneminde yaşadığı toplumun dini inancı verilmektedir.
Felsefeyle,bilimle uğraşmayan,sorgulamayan sıradan insanda ,hazır bulmuş olduğu dinle devam edip yaşamını sürdürmekte ve sonlandırmaktadır.

Demokratik devletin din kimliği olmamalı,kişisel inançlara ve dinlere eşit uzaklıkta durmalı demokratik serbestlik ve karşılıklı hoşgörü içinde yaşatılması için gerekli düzenlemeleri yapmalıdır.
Devlet din özgürlüğünü tanımalı ,dinlere egemen olmamalı.

*1- Diyanet İşlerini ilga ettigimiz zaman insanlar inançlarını nasıl yaşayacaklar.
Diyanet işleri tasfiye edilmeli,insanlar dinlerini özgür yaşıyabilmeli

* *2- Devletin dine ve din görevlilerine tavrı nasıl olacak.
Devletin dini olmaz,dini olmayan devlete din görevlisi gerekmez

* *3- İbadethanelerin durumu ne olacak.
İbadethaneler kullananlarındır,onlar idame ettirir *

* *4- Bu ibadethanelerde görev alacak din görevlilerinin egitimi ve becayişi nasıl saglanacak.
Onlar düşünsün

* *5- Bu ibadethanelerin gelirleri ve *bakım ve iaşeleri nasıl saglanacak, vergi verecekler mi, bütçeden pay alabilecekler mi.
Kendi kendilerini idame ettirecekler,vergi alınmayacak

* *6- Var olan diyanetin kadrosu ve mülkleri nasıl degerlendirilecek.
Kadro emekli edilecek ,başka görevlere atanacak zamanla eritilecek,mülkler satılacak para hazineye verilecek

* *7- Temel egitimde dinin yer alması hangi seviyede, hangi egitim kurumlarında nasıl olacak.
Sosyoloji,felsefe dersleri içinde dinler bilgisi olarak dünya dinleri anlatılmalıdır.

Saygılar

vgm.1
28-01-2008, 02:35
Bir imamına bakamayacak cemaat te ibadet etmesin, çalışsın.

dilaver
28-01-2008, 04:14
evet yavaş yavaş şekillendirmeye başlıyoruz. Yanlız ben burada diyanetin mülkleri derken elde olan tarihi camileri de kastetmiştim. Örnegin Sultamahmet camiinin mülkü kime aittir, bilmiyorum ama Sultanahmetten dolayı meclise aitse tarihi eser ya da müze kapsamına sokulabilir yok diyanete aitse problem var demektir.

* *İnanan arkadaşlar da fikir beyan ederse daha çok yol alırız gibime geliyor.

* *saygılarımla

okinono
28-01-2008, 04:22
Vakıfları araştırdınız mı?

Diyanet derken hangi diyanet sorusunu açıklıpa kavuşturmak gerekir.

Diyanet işleri başkanlığının görev yetkilerini devletin kanunu belirlemesi demek zaten, kurum olarak bir daire olduğunu ispat eder.

Diyanet işleri başkanlığı zaten dinin kontrol edicisi değil ki? Camilerin kontrol edilemsi ve işletilmesi içinkurulan bir örgüt.

Hatta iddia ediyorum, imamların belki %10 da inançsızıdır. Zira imam olmanın kriteri inançlı olmak değil, ritüeli bilmektir.

Önce Kurumun ne olduğunu tartışmaya açmalısınız sevgili dilaver. Sonra kaldırırsınız.

Ayrıca bir önceki mesajımda vakıflardan söz etmiştim. Melallere karşılaştırdığınızda ne demek istediğimi şıp diye anlayacaksınız.

Selamlar.

hiramusta
28-01-2008, 09:25
“Bir cemiyetin hayatını mütemadiyen fena gösteren bir neşriyat o memlekette hiçbir hayır vücuda getirmez." İsmet İnönü

MEDYA MI CAHİL, CAHİLLER Mİ MEDYA MENSUBU?

http://www.haber10.com/haber/109661/

(konuyla alakası yok ama koyacak başka biryer bulamadım.)

dilaver
28-01-2008, 14:17
Madde 1- İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere; Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.

Kanun Numarası : 633
Kabul Tarihi : 22.06.1965
Yayımlandığı Resmi Gazete : Tarih: 02.07.1965, Sayı:12038


* * * İlgili kanunun birinci maddesi yukarıdaki gibi. Diyanet bu kanuna göre kurulmuş. Şimdi bu kanun neyi açıklıyor.

* *1- İslam dini ile ilgili işleri yönetmek için kurulmuş. Diger din ve inançlar yok.

* *2- Devlete yani başbakanlıga baglı olarak kurulmuş.

* *3- Demek ki başbakanlıgın görevleri arasında İslam dini ile ilgili işleri yönetmek de var.

* *4- Din konusunda toplumu aydınlatmaktan İslam dini kastedilmiş.


* * * * * Şimdi bu duruştan anlaşılıyr ki devlet İslam dini ile ilgili işlerde görev almış. Bu şekilde kurulan bir kanunla getirilen böyle bir müessesenin laiklik önünde en büyük engellerden biri oldugu aşikardır. Bir taraftan dinin devlet içerisinde yer almayacagını ilke edineceksiniz, diger taraftan da özel bir dinin gereklerini yerine getirmek için diger dinleri dıştalayan ve tali plana atan bir kurum koyacaksınız ve bu kurum tüm faaliyetlerinde İslam propogandası ve yayılmacılıgı yapacak ve fetva verecek.

* * * * * Bilmiyorum bültenleri inceliyormusunuz ama baştan beri bu konuyu vurgulamaya çalışıyor ve diyanetin faaliyetlerine yer vermeye çalışıyoruz. Devlet her şeyden evvel din kadrolarına mali destek sunuyor ve muazzam boyuttaki bir meblagı bu kadrolara aktarıyor. Yani finansal olarak dinin gelişmesini destekliyor.

* * * * * Öncelikle yapılması gereken işlerden biri bu yapılanmayı, finans gücünü ve rantı ortadan kaldırmak olmalıdır. İnancını yaşamak isteyen kendi olanagı ile yaşamalı ve bunun finansını kendi karşılamalıdır. Devletin burada bulunacagı tek pozisyon destek degil düzenleme olmalıdır. Bu
ya ayrı bir din vergisi olabilir ve bu cemaatlere, ibadethanelere aktarılır ya da devlet bu işle hiç ilgilenmez ve topluluklar bunun külfetine kendileri katlanır ve kanun yapıcı da ilgili hukuki prosedürü hazırlar.

* * * * *Ancak bilimsel düzeyde ve yüksek okul seviyesinde olmak üzere egitim verilmesi ( İlahiyat fakülteleri ) söz konusu olabilir. Ancak din görevlileri maaşlarını topluluklar ödemelidir. Nasıl ki özel egitim veren okullar var ve bunların kadrolarının maaşlarına devlet karışmıyorsa din görevlilerinin maaşlarını da devletin karşılamaması gerekir. İlk adım bence bu olmalıdır.

* * * * saygılarımla

vgm.1
28-01-2008, 14:35
Sevgili dilaver;

Bugün Türkiye'de Müslüman olupta diyanete bu kadar pay ayrılmasına karşı olan en az %85lik bir kesim var, bu durum azınlığın tahakkümünden başka birşey değildir. İnsanlara o parayla, hastane, okul, fabrika, yol, baraj yapacağınızı anlattığınız zaman bu oran %95 lere çıkacaktır.

Türk insanı aptal değildir.

Saygılarımla;

28-01-2008, 16:09
İlke olarak din hizmetlerinin devlet tarafından sağlanması laikliğe ters düşüyor. Bu nedenle Diyanet İşleri'nin feshi ciddi olarak düşünülmeli. Ancak bunu çok boyutlu yapmak durumundayız.

Diyanet'in feshi durumunda tarikatların etkinliği, gücü, prestiji artacaktır. Diyanet'in boşalttığı yeri en başta Nur tarikatı, Süleymancılar ve çeşitli Nakşibendi tarikatları dolduracaktır.

Diyanet İşleri devlet kurumu olduğu için laik çizginin dışına pek sık çıkamıyor. Başkanları da özellikle laiklikle barışık din adamlarından seçiliyor. Diyanetin feshi durumunda yerini doldurcaka özel kurumların başkanlarında böyle bir seçim mümkün olamayacaktır. Bunun dışında cuma fetvalarında diyanetin hazırladığı metinlerin değil caminin kontrolüne girdiği tarikatin görüşlerine uygun fetvaların yapılacağını da göz önünde bulundurmak gerekli. Diyanet fetvalarında cihat ayetlerine dayanan fetvalar görülmezken diyanetin feshinden sonra cihat ayetlerine-hadislerine dayanan fetvaları önlemek mümkün olabilecek midir?

Bunun yanında kendini hem laik hem de müslüman tanımlayan halk kesimlerinin durumu kritikleşebilir. Bugüne dek bu kesimler tarikatlere yüz vermeyip Diyanet'i izliyorlardı. Ancak diyanetin feshinden sonra bu kesimler zor durumda kalabilir.

Benim görüşüm Diyanetin hemen feshedilmeyip bazı şehirlerin pilot bölge konumunda en az 2-3 yıl din hizmetlerinde özelleştirilmesinin izlenmesi. Bunun yanında özel din teşkilatlarını izleyen ve içişlerine bağlı bir devlet kuruluşunun da en az 10 yıl kontrol mekanizması görevi görmesi yönünde.

vgm.1
28-01-2008, 16:21
Camiler, diyanet zaten tarikatların elinde bir de maaşlarını ödememizin bir anlamı yok.
Saygılarımla;

dilaver
28-01-2008, 16:26
Lailklige taraftar mıyız degil miyiz, önce buna karar vermemiz gerekiyor. Diyanet kurumunun laiklik kavramında yeri varsa önce bir kişi bana bunu izah etmeli. Diyanet ile laiklik bagdaşıyor demeli ve açıklamalı.

* * Yok şayet diyanet ile laiklik bagdaşmıyorsa bunun ismi takkiye olur. Müslümanlardan farkımız kalmaz. Kendimiz için ve seçkinci olarak mı laikligi istiyoruz yoksa ilke olarak ve kavram olarak laikligi yerleştirmek mi istiyoruz.

* * İçişlerine baglı olacak bir teşkilat zabıta görevi yapar, dini yaymak ya da kontrol altına almaya ugraşmaz. Bunun ismi de din işleri şubesi gibi bir şey olur ve uzmanlaşmış kadrolardan oluşur. Zaten emniyette K masası oldugu gibi sag örgütler masası da vardır.

* * Her şeyden evvel insanlar sürü degdir ve güdülecek nesneler degillerdir. Kitle yeri geldigi zaman son derece akılcı ve verimli çözümlere ulaşabilir ve ulaşmıştır da. Öncelikle devlet memurlugu koruması olmadıgı için imam hatiplere ve ilahiyata yönelim azalacaktır, bunlar rant getiren işler olmaktan çıkacaktır. İkincisi maaşlar topluluklar tarafından ödeneceginden iş bulmak kolay mı zor mu olacaktır bu belli degildir. Din vergisi ya da bagış adı altında inanan birimler destekleneceginden bu , bu tarz birimlerde yer alacak insanlara bir külfet olacaktır. Kömür dagıtma süreci tam tersine dönecek ve kömür verme süreci işleyecektir. Şimdiye kadar Türkiyede oluşturulan tüm tarikat kadrolarının da diyanet kökenli oldukları unutulmamalıdır.

* * Fettullah Gülen, Cemalettin Kaplan, Cüppeli Ahmet, Zahit Kotku herbiri Diyanetten yetişmişlerdir. Demek ki diyanetin tarikatları engelleyici işlevi sadece bir göz boyamadan başka bir şey degildir. Devlet eliyle inananan topluluklarını yönlendirmeye çalışmak demek laikligin baştan içini boşaltmak demektir. Bir kere dine müdahaleyi olumsuz anlamda da kabul etseniz bu ileride başka birilerinin olumlu anlamda müdahalesini kabul ettiginizin bir ifadesidir. Nitekim yaşanan süreç bunu dogrulamıştır. İlk başlardaki bu amaçla kurulan diyanet bugün dünya çapında İslamı yayma amacında engellenemez bir kurum haline gelmiştir.

* * Diyaneti kullanarak dini öyle ya da böyle yönlendirmeye çalışmak laikligi ters yüz etmek demektir ve bu anlayışla devlet hiç bir zaman laik olmaz, olamaz. Şayet< seçme ve seçilme hakkını meşru görüyorsanız, eninde sonunda sizden farklı düşünen birileri gelebilir ve sizin kendinize yonttugunuz kurumu kendi amaçları için kullanabilir. Bunun tek yolu kimseye zarar veremeyecegi ve kimse tarafından kendi ideolojik çıkarları için kullanamayacagı bir nesnellik içinde kurumları ayakta tutabilmek ve buna uygun işlev verebilmektir.


* * * saygılarımla

pervane
28-01-2008, 23:30
Aklıma yıllar öncesinden bir hatıram geldi. Tarihi bir kiliseyi gezerken bizdeki cami yapma yaşatma dernegi gibi bir oluşumun benzeriydi anlattığından çıkardığım, bir yetkili bana kiliseye sığınanlara devlet hiç bir şekilde müdahale edemiyor demişti, suç işleyip kiliseye sığınan kişilerle ilgili devletin müdahale alanı hakkında yurt dışındaki arkadaşların bir araştırması olursa bizde diyanetten sonraki eksiler hakkında sanırım biraz fikir sahibi olmuş oluruz.

sefa
29-01-2008, 00:02
İmamların din adamlarının merkezi bir kontrole tabi olması ,tabi ılımlı dinci bir iktidar döneminde değil, kısmen din adamlarını frenler. Herkesin bir ailesi ve bakması gereken çocukları olabilir. İnsanlar işlerini kolayca riske atamayacakalrı için ağzına geleni söyleyemeyezler. Bizim gibi bir ülkede bunun önemi büyük. İslam insanları sürü haline getirdiği için çobanın nereye süreceği önemli. Kendimizi Avrupa ile *Kanada ile hatta hristiyan ülkelerle kıyaslamamız akıl karı değil. İslam dininin başka dinlere benzemediğini hiç bir an unutmamamız gerekli. *Meydanı boş bırakırsanız bu boşluğu kimlerin dolduracağını sanıyorsunuz. Diyaneti mumla ararsınız. Yapılması gereken dini teşkilatın *sıkı bir denetime tabi tutulması ve diğer inançlarında ateizm dahil mali kaynaklardan oransal olarak yararlanmasını sağlamak.

dilaver
29-01-2008, 10:14
Bugün Aleviler de bir inanç kesimi ve inançlarını develetin ve Diyanetin dışında bagımsız olarak yaşayabiliyorlar. Tabii buna pek yaşıyabiliyorlar demek mümkün degil çünkü ciddi bir Sünni ve devlet baskısı ile de karşılaşıyorlar, ancak devlet Alevilerden elini çekip de inzibati kuvvetleri asli ve de olması gereken işlevine dönerse pek de ciddi bir sorun çıkabilecegini zannetmiyorum.

* *Aleviler, Ortodokslar, Katolikler nasıl cemaat olarak kendi inançlarını devlet destegi olmadan yaşayabiliyorlarsa Sünni/Hanefi kesim de kendi inancını kendi örgütlenmesi altında devletten bagımsız olarak yaşayabilmeli ve örgütleyebilmelidir.

* *Camiler devletin olmaktan çıkarılmalıdır. Tarihi camiler müze vazifesi görmelidirler ve tarihsel degerleri korunmalıdır. Özel günlerde ibadete açılmaları belki tartışılabilir. Diger tüm camiler tüzel kişilerin olmalı ve bir mütevelli heyeti tarafından yönetilmelidir. Cami gelirleri inananlaınca verilmelidir. Aşşagı yukarı her nmahallede bir cami vardır. O mahalle sakinleri bu camilerin giderlerini karşılayabilirler. Her inanan bir cami tüzel kişiligine üye olur ve aidat verir. Ayrıca kendini yönetecek olan kişileri de demokratik olarak seçer. Cami yönetimleri o mahallede o camiden faydalananlarca oluşturulmalı ve yöneticileri ile görevlileri ve görevli ödentileri üyelerince saptanmalıdır. Cami hizmetlerinden yararlanmak isteyenler cami vergisi ya da din vergisi veya din aidatı şeklinde bir para ödeyebilirler ve bu hizmetlerden yararlanmak istemeyen de bundan muaf tutulur.

* * Devletin kesinlikle camisi olmamalıdır. Camisi olan devletin dini de var demektir ve o devlete laik denemez. Camisi olan devlet laik olamaz. Bogazına kadar dine batmış demektir. *

* * Parasal güce kavuşturulan dinler (mezhep, bozuk fırkalar), kendi özerk ve demokratik tüzel kişilerini oluşturacaklardır. Türkiye’de değişik mezhepler ve fırkalar bulunduğuna göre, birden çok özerk diyanet kuruluşu ortaya çıkacaktır. Oluşturulacak sistemde suiistimalleri engelleyici hükümler getirilmelidir. Dinî tüzel kişinin yaşayabilmesi vergi bağışıklığını gerektirir. Dinî kurumda görevli personelin gelir vergisi yükümlülüğü, bağışıklık söz konusu olmadığından devam edecektir. Din ödentisini ödemeyen her halde mürted sayılır mı, sorusu da yanıt beklemektedir. Din ödentisini ödeme yükümünden istisna edilenler, örneğin fakirler veya vatani görevini yapan erat vs. irtidâd etmiş sayılmaz. Din ödentisi yükümünden bağışıklık kararını, devletin değil özerk din örgütlerinin vermesi yerindedir. Cami yönetimi kendi bölgesinde kimin fakir olduğunu en iyi bilendir.

* * *Her hizmetin bir bedeli vardır. İbadethane ve onun gerektirdiği masraflara, din ödentisiyle iman eden katılmaktadır. Her yeni cami yapımında, onun karyesinin ve parasal desteğini sağlayacak cemaatının varlığı imar izni için önkoşul olmalıdır. Devletin dinden arındırılması, bir yandan dine demokrasinin ve çoğulculuğun girmesi, diğer yandan camilerin esas sahibi olan cemaata verilerek özelleştirilmesi anlamını taşır. Camiden başlayan inandırıcı bir özelleştirmenin eğitici ve vergi kaçağını önleyici etkisi de unutulmamalıdır. Din adamı, kendi cemaatine üye bireyin, gelir vergisi matrahına göre ödediği din ödentisinin gerçek kazancı ile orantılı olup olmadığını en kolay tahmin edebilecek kişidir.

* * * Devletin burada görevi tüm bu süreç sonucu oluşabilecek degişik diyanet işleri oluşumlarına eşit mesafede durabilmektir. Devlet ilgili mevzuatı hazırlar, hukuki süreci tanımlar, ileride çıkabilecek itilaflarda ise yargı ve uzlaştırma görevinde bulunur.

* * * Ancak kışla, hastahane, cezaevi gibi kurumlardaki dini personel ihtiyacının ayrı olarak degerlendirilmesi gerekir.


* * * saygılarımla

asinar
30-01-2008, 22:35
YORUMSUZ
Türban Eylemcisi, radikal İslamcı Emine Şenlikoğlu diyor ki, "Laiklik fahişeliktir.".
Başbakan R. T. E de diyor ki, "Laikliğin teminatı AKP'dir".
* * * * * * * * * * * * Fatih Altaylı - Habertürk

evrensel-insan
12-04-2008, 07:37
Saygideger arkadaslar;

Oglum,orta ogretime baslayacakti. Baktim din dersi var-Turkiye'de ki tecrubemden olsa gerek-din hocasiyla gorusme ihtiyacini hissettim.

Cunku ogluma hristiyanligin egitiminin verilecegini dusunuyordum. Istemedigim icinde oglumu din derslerine gondermeyecektim.

Ogretmen beni guler yuzle karsiladi ve tesekkur etti. Ben neden tesekkur ettigimi sorunca; benim ilgili bir baba olmamin onu cok sevindirdigini genelde ailelerin bu konuyla pek ilgilenmediklerini soyledi.

Bende olurmu, benim oglum hur ve kendi dusuncesiyle yetisecek,onun insani bolen bir konuda egitim almasini istemiyorum dedim. Ogretmen yine gulumsuyerek, boyle bir endise tasimamin yersiz oldugunu din egitimi degil,diger dersler gibi tarihi ve dunyadaki bulunanlar temelinde dini bilgi verecegini ve her dinin yorumsuz, *tanitildigi gibi iletilecegini ve kendisinin ateist oldugunu soyledi.

Bende o zaman rahatlayarak, o zaman bir mahsur olmadigini soyledim.Daha sonra ogretmenin bir gun bana telefon edip,oglumun bir din dersinde birbirine girmekte olan biri musluman digeri hristiyan iki ogrencinin arasini yaptigini ve benim oglumun bu yanasimini taktir ettigini soyledi.

Bu yazimida isteyenler bir ani olarak okuyabilir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Neva
13-08-2013, 09:59
,

* * Türkiyenin laik olup olmadıgını tartışıyoruz ve herhalde hepimiz diyanet işleri ile laiklik ilkesinin bir çelişki arzettigi konusunda fikir birligi içerisindeyiz. Türkiyedeki uygulamalara baktıgımız zaman İslami tarzda bir din devleti göremiyoruz fakat çogumuzun endişesi ülkenin adım adım din devleti olmaya dogru gittigi yönünde. Bu meseleyi ülkenin en temel meselesi olarak görenler oldugu gibi diger çelişmeler baglı bir unsur olarak ele alınmasını isteyenlerin yanında ülkenin laik oldugunu da düşünenlerimiz de var.

* * Bu başlıkta laiklik ve din ilişkisi konusundaki görülerinizi almak istiyorum. Diyanet İşleri lagvedilsin demekle iş bitmiyor. Esas o zaman başlıyor. Cumhuriyeti kuranlar diyanet kurumunu dini etkilemek ya da el altında tutmak yönlendirmek amacıyla kurmuşlar ancak süreç tam tersi bir olguya yol açmış durumda. Bu dev kurum şimdi laikligin başlıca tehdidi olma yolunda hızla ilerliyor. Ülke tek bir dinin tek bir mezhebinin etki alanı altına sokulmak isteniyor.

* *O halde şu soruya cevap aramak durumundayız. Diyanet İşlerini kaldırılmasını talep ettigimiz zaman yerine ne türlü bir sistem koymamamız. gerekiyor. Bu konuda laik ülkelerin deneyimi var. İnanç olgusunu nasıl ele almamız gerekiyor. Devletin inanç olgusunu ve ibadethanelerini insanların serbestçe yaşayabilmesi için diyanet haricinde nasıl bir yöntem izlemesi gerekiyor.

* * 1- Diyanet İşlerini ilga ettigimiz zaman insanlar inançlarını nasıl yaşayacaklar.

* * 2- Devletin dine ve din görevlilerine tavrı nasıl olacak.

* * 3- İbadethanelerin durumu ne olacak.

* * 4- Bu ibadethanelerde görev alacak din görevlilerinin egitimi ve becayişi nasıl saglanacak.

* * 5- Bu ibadethanelerin gelirleri ve *bakım ve iaşeleri nasıl saglanacak, vergi verecekler mi, bütçeden pay alabilecekler mi.

* * 6- Var olan diyanetin kadrosu ve mülkleri nasıl degerlendirilecek.

* * 7- Temel egitimde dinin yer alması hangi seviyede, hangi egitim kurumlarında nasıl olacak.


* * * Bu konuda ilk etapta benim aklıma gelen sorular bunlar. Elbette laikligin daha başka varyantları da var. Örnegin Ezan ve din dili, dini bayramların tüm topluma mal edilmesi ve milli bayram gibi kutlanması ve başka hususlar. Bunları ayrı ayrı başlıklarda ele almaya çalışacagım. Ancak öncelikle diyanetin olmadıgı şartlarda nasıl bir inanç özgürlügü yerleştirilebilir ve nasıl denetlenebilir bunu ayrıntılı olarak tartışmamız gerekecek.

* * * Düşüncelerinizi sadece bu kavramlar altında ve konuyu dagıtmadan dile getirirseniz daha faydalı olacaktır sanıyorum. Yanlış hatırlamıyorsam diyanetin kaldırılma talebini destekleyen inanan arkadaşlarımız da var. Özellikle onların düşünceleri önemli olacaktır.

* * * Laik ülkelerin deneyim ve uygulamalarını aktarabilecekler varsa bu da son derece yararlı olabilecektir.

* * * Evet sorumuz bu; Diyaneti kaldırdık yerine ne tür bir uygulama koyacagız.

* * * Bu tartışmalar sonucunda belki bu konuda net bir talep ve öneriler bütünlügü oluşturabilirz diye düşünüyorum.


* * * saygılarımla

Guncelleme.

la la la
13-08-2013, 14:13
Gerçek demokrasinin egemen olduğu bir durumda, toplumunun çoğunluğunun laikliği benimsemediği bir ülkenin devleti laik olamaz.

mrdragon
13-08-2013, 15:30
Gerçek demokrasinin egemen olduğu bir durumda, toplumunun çoğunluğunun laikliği benimsemediği bir ülkenin devleti laik olamaz.

Bu konuda bir anket yapıldı da haberimiz mi yok?

Genelde hem müslüman hem laik olmak tezat olsa da memleketimin insanı laiklik ve müslümanlığı bir arada yaşıyor da benimsiyor da.

Demokrasinin işleyişi azınlıkların haklarını da koruma üzerinedir. Din ile devlet birbirine girdiği zaman, herhangi bir dinin baskınlığı altında alınan kararlarda değişkenlik göstereceğinden bireylerin özgürlüğüne doğrudan kasıt barındırır.

Her insan kendi vicdanında sahip olduğu dini vecibeleri başkalarına dayatmaksızın!(bu da ilkel dine göre zor olacak) gerçekleştirme hakkına sahiptir.

Eyalet sistemi tarzında bir yönetim olsaydı belki de belli bölgelerde aynı düşünceye sahip insanların yaşadıkları alanlar belirlenebilirdi. Farklı yönetim araçları tartışılabilir ama dinin o devlete mensup tüm insanlar üzerinde etkin rol alacağı bir sistem insanlığa aykırıdır.

la la la
13-08-2013, 17:24
Bu konuda bir anket yapıldı da haberimiz mi yok?

Genelde hem müslüman hem laik olmak tezat olsa da memleketimin insanı laiklik ve müslümanlığı bir arada yaşıyor da benimsiyor da.

Demokrasinin işleyişi azınlıkların haklarını da koruma üzerinedir. Din ile devlet birbirine girdiği zaman, herhangi bir dinin baskınlığı altında alınan kararlarda değişkenlik göstereceğinden bireylerin özgürlüğüne doğrudan kasıt barındırır.

Her insan kendi vicdanında sahip olduğu dini vecibeleri başkalarına dayatmaksızın!(bu da ilkel dine göre zor olacak) gerçekleştirme hakkına sahiptir.

Eyalet sistemi tarzında bir yönetim olsaydı belki de belli bölgelerde aynı düşünceye sahip insanların yaşadıkları alanlar belirlenebilirdi. Farklı yönetim araçları tartışılabilir ama dinin o devlete mensup tüm insanlar üzerinde etkin rol alacağı bir sistem insanlığa aykırıdır.

Bu ülkede bugünkü çoğunluğun laikliği benimsediğine dair bir anket ya da İslami kurallar kaldırılıp laiklik ilkesi benimsenirken bir referandum yapıldı da bizim mi habarımız yok? Anket yapmaya ne hacet? Seçimlere göz atmak yeterlidir. Halkın çoğunluğu "laiklik karşıtı eylemlerin odağı olan" bir partiden yana.

Evet, hem müslümanlık hem laiklik bir tezattır. Hem laik hem müslüman olunmaz; ya müslüman olacaksın, ya laik. ikisi bir arada olduğu zaman, adeta ters mıknatıslanma yapar. Memleketin insanı ikisini bir arada götürmeye çalışarak kendisini ve/ya insanları kandırıyor. Hem müslüman hem laik olmak, kemalist olup şeriatçı olmaya benzer. Kemalist olan bir şeriatçı ya da şeriatçı olan bir kemalist tanıyor musunuz? "Elhamdülillah müslümanım" deyip "kahrolsun şeriat!" diye bağırmak, "atam izindeyiz" deyip "kahrolsun atatürk ilke ve inkılapları!" demeye benzer.

Şu an demokrasi diye yutturulan ucubede sadece azınlıkların hakları korunuyor ve çoğunluğun hakları gasbediliyor. Bu halkın istediği rejim hakim olmadıkça (gerçek) demokrasi diye bir şeyden asla söz edilemez. Bir yerde bir rejim olacaksa ve bu rejim herkesi bağlayacaksa ve demokrasiden de bahsediliyorsa, çoğunluğun istediği rejim hakim olur ve bu rejim azınlıklar da dahil herkesi bağlar.

Her kemalist (ya da başka bir dinin mensubu) kendi vicdanında sahip olduğu dini vecibelerini başkalarına dayatmaksızın gerçekleştirebilir.

Eğer bir şey "insanlığa aykırı" ilan edilecekse, halkın çoğunluğuna rağmen azınlığın istediğinin o devlete mensub tüm insanlar üzerinde etkin rol aldığı bir sistem insanlığa aykırı ilan edilir.

mrdragon
13-08-2013, 18:40
Bu ülkede bugünkü çoğunluğun laikliği benimsediğine dair bir anket ya da İslami kurallar kaldırılıp laiklik ilkesi benimsenirken bir referandum yapıldı da bizim mi habarımız yok? Anket yapmaya ne hacet? Seçimlere göz atmak yeterlidir. Halkın çoğunluğu "laiklik karşıtı eylemlerin odağı olan" bir partiden yana.

Laiklik ilkesi her insanın özgürce yaşayabilmesi için hayat buldu. Tabi köle zihniyeti ile akıllarını inkar edenlerin bunu anlamaları zordur. Bakınız 1400 yıl önce el kitapçığınızda arapça olarak neler yazıyor iki komut kafa sallayınız.

Seçimlere göz atmak ne yazık ki yeterli değildir. Seçimlere baksaydık gezi parkı olaylarının da türememesi gerekirdi. Ilımlı müslümanlar akımından da haberiniz yoktur sizin.

Ben dinimi yaşayım kimse bana karışmasın AKP hükümeti kendisince iyi icraatlar yapıyor diye düşünen insanlardan da haberiniz yoktur sizin.

Sadece baş örtüsü uğruna dahi nice oyların verildiğini düşünecek yapınız da yok sizin.

Kömür geldi hanım, tüpte var, karnımız doyacak diyenlerden de.

Ahmet abi, işe alındı necati abi mitinge katılmazsa işten atılacak, hamdiye teyze kızlarını kapadı diye maaşa bağlandı say say bitmez.

O yüzde 50'nin içinde o kadar fazla kriter var ki doğrudan yüzde 50'yi laiklik karşıtı alacak kadar basit düşüncelerde hayat bulmanız takdire şayan diyemem tam da kalp ile düşünen müslümana yakışır.

Son dönemde baskı rejimini çağrıştıran eylemlerin karşılığında oluşan tepkiyide göremediniz tabiki siz. Günümüzde insanların çoğu, kendi kriterlerinde rahat yaşamayı dilemekte. Bireysel özgürlükler her daim önemli olmuştur.



Evet, hem müslümanlık hem laiklik bir tezattır. Hem laik hem müslüman olunmaz; ya müslüman olacaksın, ya laik. ikisi bir arada olduğu zaman, adeta ters mıknatıslanma yapar. Memleketin insanı ikisini bir arada götürmeye çalışarak kendisini ve/ya insanları kandırıyor. Hem müslüman hem laik olmak, kemalist olup şeriatçı olmaya benzer. Kemalist olan bir şeriatçı ya da şeriatçı olan bir kemalist tanıyor musunuz? "Elhamdülillah müslümanım" deyip "kahrolsun şeriat!" diye bağırmak, "atam izindeyiz" deyip "kahrolsun atatürk ilke ve inkılapları!" demeye benzer.

Buna itirazım yok ben dinin içeriğini biliyorum ama çevremdeki 100 müslümandan 90'ı içeriğini bilmiyor. Şimdi neden akp'ye oy atan ve müslümanlık çizgisi altında bulunan insanların laiklik ilkesi hakkında hem laik hem müslüman olduklarını anlayabilecek misiniz?

Tanıdığınız kaç müslüman, kuran ayetlerini biliyor? Çoğu içinde kendi hayalinde yarattığı daha donanımlı, daha adil, daha güçlü bir tanrı profili çiziyor. Ne bilsinler elin arabının kıt bilgi havuzunda akla aykırı bir tanrı miti ve ona ait komik sözler dizgesi ile karşılaşacaklarını....



Şu an demokrasi diye yutturulan ucubede sadece azınlıkların hakları korunuyor ve çoğunluğun hakları gasbediliyor. Bu halkın istediği rejim hakim olmadıkça (gerçek) demokrasi diye bir şeyden asla söz edilemez. Bir yerde bir rejim olacaksa ve bu rejim herkesi bağlayacaksa ve demokrasiden de bahsediliyorsa, çoğunluğun istediği rejim hakim olur ve bu rejim azınlıklar da dahil herkesi bağlar.


Neden camiye gitmenizi engelleyen mi var?
Namaz kılıyorsunuz diye sizi taşlayan mı var? (içki içeni taşlarlar, namaz kılmayanı falakaya yatırırlar hükme göre neyse v.s.)
Tv kanallarında kaç adet dini program var?
Sonradan türemiş tüm kandiller bu ülkede kutlanır mı?
Dini bayramlarımız yerine getiriliyor mu?
Bu ülkede kaç adet tarikat var?
Hoca efendilerin cami vaazleri yasak mı?
Ramazan da gecenin bir köründe davul ile uyandırılmıyor musunuz?(teknolojiden nasip almadan)
Ezan sesleri bu ülkede hiç sustu mu? 82.000 küsur cami Vatikanda mı var?


Efendim benim kafam çalışmaz işte hoca efendi yıkadı benim kalbi(beyin bilmez o) o yüzden herkes ben gibi olsun isteyrem.

Komşu hatun başını açıp benim gözümü döndürmesin(ben insan olmayı daha ögrenemedim tanrı hatalı yaratmış beni yeni yazılım yazmayı da bilmiyor ilkelim işte)

Hayır efendim, ideal sistem ne size ne ötekine karışmaz. Demokrasinin ne olduğundan habersiz yaşayan sizler adına, çoğunluk camiler olmasın deseydi biz yine karşısında dururduk.

Tanrının cibiliyeti varsa, bir arabın arapça yazılı ve durmadan araplara özelim diyen kitabı yerine iki kelime edecek kudreti olurdu ama tanrı öldü, hikayecisi ile mezara gömüldü. Kalkıp arapça yazılan bir kaynaktan evet tüm insanlar işte bu komutlar ile yönetilecek demeniz, düşünen insanı bağlamaz elbette. Siz robot olmayı diliyorsanız buna karışan yok ama tüm insanları robotlaştırmak istiyorsanız işte orada duracaksınız.


Her kemalist (ya da başka bir dinin mensubu) kendi vicdanında sahip olduğu dini vecibelerini başkalarına dayatmaksızın gerçekleştirebilir.

Eğer bir şey "insanlığa aykırı" ilan edilecekse, halkın çoğunluğuna rağmen azınlığın istediğinin o devlete mensub tüm insanlar üzerinde etkin rol aldığı bir sistem insanlığa aykırı ilan edilir.


Bu söylediğiniz sizin dininizde olan bir olgu değildir. Sadece kitap ehline kendi şeriatlerinde cizye karşılığı yaşamsal haklar tanınmıştır.
Oysa inançsızlara, dinden çıkanlara, ayetler hakkında tartışanlara yaklaşımları bellidir. Hele ki ateist olarak yaratma sıfatını evrene doğal döngülere bırakıpta şirk koşma fetvasına tabi tutulacak insanların nefes bile almasını istemez sizin kalp ile düşünmeye çalışan şeriat rejiminiz.

İnsanlığa aykırı olan, başka insaların yaşam haklarına göz dikmektir.
100 kişilik bir grupta 51 kişi adı ahmet olanlar günde 13 saat göbek atsın denilirse buna demokrasi değil ama bunu isteyenlere ayı denir.

Tanrı iki dakika aşağıya inip böyle insanları yaratırken çok düşündümü diye iki kelam etse fena da olmaz. Neden sayın tanrı az düşünen öz imanlı denklemi ile bir insanın dilinde hayat bulmak zorunda onun aklında masallarda yaşamak zorunda belki size izah eder. Görürseniz selamımı söyleyin.

la la la
14-08-2013, 01:26
Laiklik ilkesi her insanın özgürce yaşayabilmesi için hayat buldu. Tabi köle zihniyeti ile akıllarını inkar edenlerin bunu anlamaları zordur. Bakınız 1400 yıl önce el kitapçığınızda arapça olarak neler yazıyor iki komut kafa sallayınız.

Seçimlere göz atmak ne yazık ki yeterli değildir. Seçimlere baksaydık gezi parkı olaylarının da türememesi gerekirdi. Ilımlı müslümanlar akımından da haberiniz yoktur sizin.

Ben dinimi yaşayım kimse bana karışmasın AKP hükümeti kendisince iyi icraatlar yapıyor diye düşünen insanlardan da haberiniz yoktur sizin.

Sadece baş örtüsü uğruna dahi nice oyların verildiğini düşünecek yapınız da yok sizin.

Kömür geldi hanım, tüpte var, karnımız doyacak diyenlerden de.

Ahmet abi, işe alındı necati abi mitinge katılmazsa işten atılacak, hamdiye teyze kızlarını kapadı diye maaşa bağlandı say say bitmez.

O yüzde 50'nin içinde o kadar fazla kriter var ki doğrudan yüzde 50'yi laiklik karşıtı alacak kadar basit düşüncelerde hayat bulmanız takdire şayan diyemem tam da kalp ile düşünen müslümana yakışır.

Son dönemde baskı rejimini çağrıştıran eylemlerin karşılığında oluşan tepkiyide göremediniz tabiki siz. Günümüzde insanların çoğu, kendi kriterlerinde rahat yaşamayı dilemekte. Bireysel özgürlükler her daim önemli olmuştur.

Laiklik ilkesi sadece laikçilerin özgürce yaşayabilmesi için hayat buldu ve laikçilerin bunu anlaması hiç de zor değildir.

Gezi parkı dediğiniz yerde halkın %50'den fazlası, en azından %50'si falan mı vardı? Yoksa sadece "bir avuç çapulcu" mu vardı?

Seçimler yaklaşıyor; o zaman anlarsınız sanırım neyin ne olduğunu.

"Ben dinimi yaşayayım" diyen adam, potansiyel bir laiklik karşıtıdır.

Baş örtüsü uğruna oy veren dişi de potansiyel bir laiklik karşıtıdır.

"Kömür geldi hanım, tüpte var, karnımız doyacak" demek, laiklik karşıtı olmaya engel değildir.

Siz başkalarını "Okşan hanım işe alındı, Sümeyye bacı başını açmazsa işten atılacak, Gülsüm abla kızlarını soyup soğana çevirdi artık bundan sonra sallayacaklar popoyu, alacaklar maaşı." diyenlerle karıştırıyor olabilir misiniz?

Buna itirazım yok ben dinin içeriğini biliyorum ama çevremdeki 100 müslümandan 90'ı içeriğini bilmiyor. Şimdi neden akp'ye oy atan ve müslümanlık çizgisi altında bulunan insanların laiklik ilkesi hakkında hem laik hem müslüman olduklarını anlayabilecek misiniz?

Tanıdığınız kaç müslüman, kuran ayetlerini biliyor? Çoğu içinde kendi hayalinde yarattığı daha donanımlı, daha adil, daha güçlü bir tanrı profili çiziyor. Ne bilsinler elin arabının kıt bilgi havuzunda akla aykırı bir tanrı miti ve ona ait komik sözler dizgesi ile karşılaşacaklarını....İnsanlar belki de Kur'an'ı bilmedikleri için laik olunabileceğini düşünüyorlar. Ben mesela; Kur'an'dan önce sadece ailemin bana öğrettiği ve beni eğittiği şekilde, "şeriat" sözcüğünü belki de hiç duymamış ve haliyle ne olduğunu bilmeyen biri olarak yaşıyordum.

Neden camiye gitmenizi engelleyen mi var?
Namaz kılıyorsunuz diye sizi taşlayan mı var? (içki içeni taşlarlar, namaz kılmayanı falakaya yatırırlar hükme göre neyse v.s.)
Tv kanallarında kaç adet dini program var?
Sonradan türemiş tüm kandiller bu ülkede kutlanır mı?
Dini bayramlarımız yerine getiriliyor mu?
Bu ülkede kaç adet tarikat var?
Hoca efendilerin cami vaazleri yasak mı?
Ramazan da gecenin bir köründe davul ile uyandırılmıyor musunuz?(teknolojiden nasip almadan)
Ezan sesleri bu ülkede hiç sustu mu? 82.000 küsur cami Vatikanda mı var?Evet ama yetmez.

Efendim benim kafam çalışmaz işte hoca efendi yıkadı benim kalbi(beyin bilmez o) o yüzden herkes ben gibi olsun isteyrem. İslam, ataların yolunu körü körüne savunmaya ve alimleri rabler edinmeye karşı bir düzendir, hatırlatırım.

Komşu hatun başını açıp benim gözümü döndürmesin(ben insan olmayı daha ögrenemedim tanrı hatalı yaratmış beni yeni yazılım yazmayı da bilmiyor ilkelim işte)
Bunu diyen bunu da der sanırım: "Ben insan olmayı öğrendim bu yüzden insanların anadan üryan dolaşabilmelerini savunuyorum."

Hayır efendim, ideal sistem ne size ne ötekine karışmaz. Demokrasinin ne olduğundan habersiz yaşayan sizler adına, çoğunluk camiler olmasın deseydi biz yine karşısında dururduk. Öyle bir sistem yok. Mevcut sistem sadece ötekileştirilmiş olan ötekiye karışıyor ancak size dokunmuyor.

Tanrının cibiliyeti varsa, bir arabın arapça yazılı ve durmadan araplara özelim diyen kitabı yerine iki kelime edecek kudreti olurdu ama tanrı öldü, hikayecisi ile mezara gömüldü. Kalkıp arapça yazılan bir kaynaktan evet tüm insanlar işte bu komutlar ile yönetilecek demeniz, düşünen insanı bağlamaz elbette. Siz robot olmayı diliyorsanız buna karışan yok ama tüm insanları robotlaştırmak istiyorsanız işte orada duracaksınız. Kalkıp ingilizce yazılan bir kaynaktan (UDHR) evet tüm insanlar işte bu komutlar ile yönetilecek demeniz, müslüman insanı bağlamaz elbette. Siz robot olmayı diliyorsanız robotlaşabilirsiniz ama tüm insanları robotlaştırmak istiyorsanız işte orada duracaksınız.

Bu söylediğiniz sizin dininizde olan bir olgu değildir. Sadece kitap ehline kendi şeriatlerinde cizye karşılığı yaşamsal haklar tanınmıştır.
Oysa inançsızlara, dinden çıkanlara, ayetler hakkında tartışanlara yaklaşımları bellidir. Hele ki ateist olarak yaratma sıfatını evrene doğal döngülere bırakıpta şirk koşma fetvasına tabi tutulacak insanların nefes bile almasını istemez sizin kalp ile düşünmeye çalışan şeriat rejiminiz.Bu söylediğiniz sizin dininizde olan bir olgu değildir. Sadece kitap (anayasa) ehline kendi şeriatlerinde cizye (vergi) karşılığı yaşamsal haklar tanınmıştır. Oysa anarşistlere, rejim karşıtlarına karşı olan yaklaşım bellidir. Bunların nefes bile almasını istemez sizin şeriat sisteminiz.

İnsanlığa aykırı olan, başka insaların yaşam haklarına göz dikmektir.
100 kişilik bir grupta 51 kişi adı ahmet olanlar günde 13 saat göbek atsın denilirse buna demokrasi değil ama bunu isteyenlere ayı denir.
49 kişi bile olmayan bir azınlığın, 51'den çok daha fazla olan bir çoğunluğa tahakküm etmesi, insanlığa aykırı olmaya daha yakındır.

Neva
14-08-2013, 01:30
49 kişi bile olmayan bir azınlığın, 51'den çok daha fazla olan bir çoğunluğa tahakküm etmesi, insanlığa aykırı olmaya daha yakındır.

Farketmez, hersey insanliga aykiri olmayacaktir diye bir kural yoktur zaten, tarih bununla ilgili nice orneklerle doludur.

Turkiye de dunyadan izole bir ulke degildir neticede...

Erdem Alaca
14-08-2013, 01:45
Şimdi sn. la la la'nın "Çoğunluk (%51) bunu (şeriatı) istiyor, çünkü seçimlerdeki oy oranı belli." fikrine katılmak mümkün değil.

Neden?

Oylarda hile/hurda olduğunu, ölülere oy kullandırıldığını, mükerrer oylar, vb. artık bunları hemen herkes biliyor.

Sonracıma, RTE öyle bir muhterem ki, gerekirse papaz elbisesi giyer, elini kalbine koyar "Laikliğin teminatı benim!" diye kükrer, adını ağzına pek alamasa da yeri gelir, Atatürk'ün kurduğu cumhuriyeti daha da yücelteceğini söyler, vs. vs. Herkesin aklını karıştırmakta bire birdir yani.

Sonuçta, sn. la la la'nın "çoğunluk istiyor" sözünde haklı olabilmesi için referandum yapıp sonucuna bakmak lazım: (hilesiz elbet)

Ey vatandaş! Cumhuriyet'ten şeriat rejimine geçmek istiyor musun?Bu kadar, fazlası değil. Öteki türlü AKP'nin %50'sinden yola çıkarsak aldanırız...

Neva
14-08-2013, 01:50
http://pbs.twimg.com/media/BMG2EJzCQAA2PNS.png:large

la la la
14-08-2013, 02:07
Farketmez, hersey insanliga aykiri olmayacaktir diye bir kural yoktur zaten, tarih bununla ilgili nice orneklerle doludur.

Turkiye de dunyadan izole bir ulke degildir neticede...

Canlı canlı bir insanın kafasını kesmek insanlığa aykırı olabilir belki ancak "her şey insanlığa aykırı olmayacaktır" diye bir kural yok. Türkiye de dünyadan izole olmayan bir ülke olduğuna göre burada da canlı canlı insanlar boğazlanabilir, di mi ama?

la la la
14-08-2013, 02:16
Şimdi sn. la la la'nın "Çoğunluk (%51) bunu (şeriatı) istiyor, çünkü seçimlerdeki oy oranı belli." fikrine katılmak mümkün değil.

Neden?

Oylarda hile/hurda olduğunu, ölülere oy kullandırıldığını, mükerrer oylar, vb. artık bunları hemen herkes biliyor.

Sonracıma, RTE öyle bir muhterem ki, gerekirse papaz elbisesi giyer, elini kalbine koyar "Laikliğin teminatı benim!" diye kükrer, adını ağzına pek alamasa da yeri gelir, Atatürk'ün kurduğu cumhuriyeti daha da yücelteceğini söyler, vs. vs. Herkesin aklını karıştırmakta bire birdir yani.

Sonuçta, sn. la la la'nın "çoğunluk istiyor" sözünde haklı olabilmesi için referandum yapıp sonucuna bakmak lazım: (hilesiz elbet)

Bu kadar, fazlası değil. Öteki türlü AKP'nin %50'sinden yola çıkarsak aldanırız...

Bu iddialarınızı destekleyebilecek somut belgeleriniz var mı?

Bu iletinizde, "gerçek demokrat" olma potansiyeline sahip olduğunuz gibi bir izlenim aldım. Siz ciddi misiniz? Yoksa yanılıyor muyum?

Erdem Alaca
14-08-2013, 02:22
Bu iddialarınızı destekleyebilecek somut belgeleriniz var mı?
Günlerce uğraşıp tek tek haberleri eleyip size sunum yapmak gerekir ki, buna gerek görmüyorum... Aslı astarı olmasa bu iddiaların, bunları yazan gazeteciler şu an nerede olurdu sizce?

Bu iletinizde, "gerçek demokrat" olma potansiyeline sahip olduğunuz gibi bir izlenim aldım. Siz ciddi misiniz? Yoksa yanılıyor muyum?
"Gerçek demokrat" demekle ne demek istediğinizi tam anlayamadım sanıyorum sn. la la la, ama genel anlamda konuşursak, elbette, her vatandaşın eşit olmasını savunuyorum doğal olarak.

Neva
14-08-2013, 02:29
Canlı canlı bir insanın kafasını kesmek insanlığa aykırı olabilir belki ancak "her şey insanlığa aykırı olmayacaktır" diye bir kural yok. Türkiye de dünyadan izole olmayan bir ülke olduğuna göre burada da canlı canlı insanlar boğazlanabilir, di mi ama?


Zorba ile dayatilirsa, ayni sekilde zorba ile karsilik verilir bu dogaldir, yasamin kurallarindan biridir. Tarihte de pek cok kesik kafa vb. bulabilirsiniz.

Bakin ne dediniz yukarda?

49 kişi bile olmayan bir azınlığın, 51'den çok daha fazla olan bir çoğunluğa tahakküm etmesi, insanlığa aykırı olmaya daha yakındır.

la la la
14-08-2013, 03:13
Günlerce uğraşıp tek tek haberleri eleyip size sunum yapmak gerekir ki, buna gerek görmüyorum... Aslı astarı olmasa bu iddiaların, bunları yazan gazeteciler şu an nerede olurdu sizce?

Mahkemede kendinizi böyle mi savunursunuz:

"Ben aslında suçsuzum ama şimdi tek tek delilleri bulup getirmem gerekir ki, buna gerek görmüyorum..."

"Gerçek demokrat" demekle ne demek istediğinizi tam anlayamadım sanıyorum sn. la la la, ama genel anlamda konuşursak, elbette, her vatandaşın eşit olmasını savunuyorum doğal olarak."Gerçek demokrasi" sadece yöneticinin seçildiği değil, yönetim biçiminin de seçildiği demokrasidir. "Gerçek demokrat" ise yönetim biçiminin de oylanmasından yana olan kişidir. Sanki bunu destekliyormuşsunuz gibi bir izlenim aldığım için öyle demiştim.

la la la
14-08-2013, 03:16
Zorba ile dayatilirsa, ayni sekilde zorba ile karsilik verilir bu dogaldir, yasamin kurallarindan biridir. Tarihte de pek cok kesik kafa vb. bulabilirsiniz.

Bakin ne dediniz yukarda?

49 kişi bile olmayan bir azınlığın, 51'den çok daha fazla olan bir çoğunluğa tahakküm etmesi, insanlığa aykırı olmaya daha yakındır.

Burada zorbalığı savunan kim? Çoğunluğa rağmen azınlığın tahakkümünü savunan sen değil misin? Şunu yazan sen değil misin?

Farketmez, hersey insanliga aykiri olmayacaktir diye bir kural yoktur zaten, tarih bununla ilgili nice orneklerle doludur.

Turkiye de dunyadan izole bir ulke degildir neticede...

Neva
14-08-2013, 03:26
Burada zorbalığı savunan kim? Çoğunluğa rağmen azınlığın tahakkümünü savunan sen değil misin? Şunu yazan sen değil misin?

Tabi ki savunulur niye savunulmasin?

Islam rejimi de zorba bir rejimdir sonucta.. Bunu da savunan, oneren siz degil misiniz?

İslam rejimi öneriyorum.


Zorba ile dayatirsaniz, ayni sekilde de karsiligini almaniz isten bile degildir. Kime hikaye anlatiyorsunuz ki siz?

la la la
14-08-2013, 04:24
Tabi ki savunulur niye savunulmasin?

Islam rejimi de zorba bir rejimdir sonucta.. Bunu da savunan, oneren siz degil misiniz?




Zorba ile dayatirsaniz, ayni sekilde de karsiligini almaniz isten bile degildir. Kime hikaye anlatiyorsunuz ki siz?

İslam rejimi zorba değildir. Zorba olanlar sizlersiniz. Zorba olmanızın İslam'ın size dayatılması ile bir alakası olduğunu düşünmüyorum. Kürtler size İslam'ı ya da Zerdüştlüğü mü dayatıyor da onlarla uğraşıyorsunuz? Liberaller size bir şeyler mi dayatıyor da onlarla uğraşıyorsunuz? Sizin derdiniz İslam falan değil aslında. Sizin derdiniz kendi çıkarlarınız. İslam sizin çıkarlarınızı gözetseydi, o "ilkel, çağdışı, vahşi, barbar" diye burun kıvırdığınız İslam'ı en içten bir şekilde kucaklardınız. Sizler kendinizi efendi, kendiniz dışındakileri hayvanlardan bile daha değersiz, onları köle olarak gören firavun tıynetli yaratıklarsınız. Sizin zorbalığınızın kaynağı firavun tıynetli karakterinizdir.

Neva
14-08-2013, 04:31
İslam rejimi zorba değildir. Zorba olanlar sizlersiniz. Zorba olmanızın İslam'ın size dayatılması ile bir alakası olduğunu düşünmüyorum. Kürtler size İslam'ı ya da Zerdüştlüğü mü dayatıyor da onlarla uğraşıyorsunuz? Liberaller size bir şeyler mi dayatıyor da onlarla uğraşıyorsunuz? Sizin derdiniz İslam falan değil aslında. Sizin derdiniz kendi çıkarlarınız. İslam sizin çıkarlarınızı gözetseydi, o "ilkel, çağdışı, vahşi, barbar" diye burun kıvırdığınız İslam'ı en içten bir şekilde kucaklardınız. Sizler kendinizi efendi, kendiniz dışındakileri hayvanlardan bile daha değersiz, onları köle olarak gören firavun tıynetli yaratıklarsınız. Sizin zorbalığınızın kaynağı firavun tıynetli karakterinizdir.


O size gore oyledir, zorba degildir.

Kurtlerle veya liberallerle vs. ilgili bir soylem gecti mi mesajimda? Hayirdir? Neden bu kurtler'i veya liberalleri kullanma azmi?

Once kendi firavununuzu gormelisiniz, ki ondan sonra baskalarina firavun karakterli diyesiniz.