PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : TSK: TSK'ya eleştiriler hainlerden fazla zarar veriyor


sargon
04-03-2008, 23:46
Yine bir gece gelen telgraf olayı..

TSK'nın bu akşam geç saatlerde yaptığı bir basın açıklaması gündeme bomba gibi düştü. 5 maddelik açıklamanın 3. ve 4. maddeleri şöyle:

3. * Tüm bu iyi niyet ve şeffaflığa rağmen, 04 Mart 2008 günü basın dışından Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan söylemler, ülke adına terörle mücadele eden ve şehitler veren bir kuruma haksız ve seviyesiz saldırılar olarak değerlendirilmektedir.

4. * Siyasi kişi ve kurumlarla hiçbir zaman polemiğe girmek istemeyen Türk Silahlı Kuvvetleri, 24 yıldan bu yana devam eden terörle mücadele sürecinde, ilk defa bu tür anlamsız saldırılara hedef yapılmak istenmektedir. Bu saldırılar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele azmine, hainlerden daha fazla zarar vermektedir.

Genelkurmayın 4 Mart tarihli basın açıklaması (http://www.tsk.mil.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_Aciklamalari/2008/BA_26.html)

4 Mart günü "basın dışından" yapılan açıklamalar diyerek kastedilen ise kara harekatı ile ilgili olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklaması. Peki neydi bu açıklama. *MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Genelkurmay'ın 29 Şubat tarihli açıklamada kullanılan dili eleştirmiş ve "Bu çerçevede, komuta merkezi, muhabere ve lojistik tesisi ve mürettebatı olan uçaksavar mevzii gibi terimlerin, teröristlere savaş hukuku kapsamında savaşan taraf statüsü atfedecek nitelikte olduğunu düşünmekteyiz. Düzenli bir muharip güç için kullanılması doğal olan bu nitelendirme ve atıfların, terör örgütünün hak etmediği bir imaj ve prestij kazanmasına ve kendisine büyük bir güç vehmedilmesine hizmet edebileceğinin bu kapsamda hatırda tutulması da yerinde olacaktır" demişti.

Devlet Bahçeli'nin 4 Mart konuşması (http://www.cnnturk.com/TURKIYE/haber_detay.asp?PID=318&HID=1&haberID=434284)

Bahçeli'nin eleştirisinin nedeni olan Genelkurmay açıklamasında şöyle deniyordu:

Harekat süresince bölgedeki 60 hedef grubuna (272 hedef) hava taarruzu icra edilmiş; ayrıca Kara Kuvvetleri ateş destek vasıtaları tarafından 517 adet muhtelif hedef ateş altına alınmıştır.

* * * * Harekatın başından itibaren, manevra birlikleri ve uçaklar tarafından 126 mağara, 290 barınak ve sığınak, 12 komuta merkezi, 11 muhabere tesisi, 6 eğitim tesisi, 23 lojistik tesis, 18 ulaştırma tesisi, 40 hafif silah mevzii ve 59 uçaksavar mevzii kısmen ya da tamamen tahrip edilmiştir.


Genelkurmayın 29 Şubat tarihli açıklaması (http://www.tsk.mil.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_Aciklamalari/2008/BA_25.html)

Genelkurmay "4 Mart tarihli" ve "basın dışından" dediğine göre sadece MHP'yi kastediyor olmalı. Aslında 2 Mart'ta da Deniz Baykal bazı eleştiriler yapmıştı. Onu da kısaca aktarayım. Deniz Baykal aslında TSK'yı çok daha yumuşak bir dille eleştirmişti. *Kara operasyonunu bir ameliyata benzeterek ve dikkatsiz yada acemice yapılan yapılan ameliyatlarda hastanın içinde makas, sargı bezi falan bırakılmasını ima ederek "içerde parça bırakıldı" demişti.
Baykal'ın 4 Mart açıklaması (http://www.haberx.com/n/1088755/deniz-baykaldan-cekilme-yorumu-icerde.htm)

Evet şimdi "Siyasal Çözüm"e karşı olanlar birbirlerine saldırıyorlar. Hem de oldukça ağır bir dille. Hainlik giderek herkesi kapsar hale geldi. Diyalog dilini yoketmenin ve sadece hainler, satılmışlar vb. diliyle konuşmanın varacağı yer neresi olacak bakalım.

dilaver
05-03-2008, 00:01
Bu *mesele gittikçe Kürt Meselesi olmaktan çıkyor ve bir Türk Meselesi haline geliyor. Gerçekten de bu ülkeye ve bu topraklar içerisinde yaşayan halka yazık oluyor.

* * Artık insanlar ogullarını savaşa yollamamayı tartışıyorlar. Mehmetler askere aglayarak gidiyor. Geçen asalım keselim diyen iki arkadaşıma sordum, oglumu askere göndermem dedi ikisi de. Yalnız biri oglumu göndermem kendim giderim dedi.

* * *Önümüzdeki günler çok şeylere gebe. Aklı selimin galip gelmesi umuduyla.

* * * saygılarımla

pante
05-03-2008, 00:49
TSK kara harekatı yapmakla hata etmiştir.
Karakışın ortasında, bu olumsuz koşullarda verilen harekat iznini uygun zamanda kullanmak üzere kabullenmeli ya da reddetmeliydi.
Doğrusu, mevsimi ne olursa olsun bir kara harekatının (savaşa gider gibi) yapılmamasıdır.

Dünyayı ayağa kaldıran bir harekat, böylesi basit sonuçlar ve eldeler için olmamalı.
Herhalde TSK da bu eldeleri sağlayacak bir sonuç amaçlayarak başlamamıştır harekata.
Harekat sürerken hedefler de halka basın yoluyla iletilmiştir. Terör örgütünün belini kırmak!
Örgütü bitirmek mümkün olmasa da ağır bir darbe vurmak!

Şok eden bir erken dönüş kararı halkı hayal kırıklığına uğratmıştır.
Üstelik de ABD'nin harekata son verilmesini istediği günün ertesinde.

Halkın gözünde ABD bağımlılığı tescil edilmiştir bu kararla.
Ve asıl önemlisi aylardır kuşku ile baktığı Genelkurmay hakkındaki karamsarlığı artmıştır.

Eleştiriler yerinde ve haklıdır. Tepkiler doğaldır. Daha önce Ordu'ya destek verenlerin eleştirilmesi gereken noktada yaptıkları bu eleştiri objektifliklerini göstermektedir. Demek ki bağnaz bir ordu savunuculuğu söz konusu değilmiş. Gerektiğinde ordu da eleştirilebilirmiş.

Farzedelim ki gerçekten Genelkurmay harekatı bitirme kararı almıştı ve o sıra ABD'nin "harekatı bitirin" talebi geldi.
Genelkurmay'ın bir yanlış anlaşılmayı önlemek açısından bitirme kararı aldığı harekatı 3-5 gün daha sürdürmesi gerekirdi.
Ya da "kısa süre izafidir. 1 günde olabilir, 1 yılda" konuşmasını yaptığı gün bitirme kararını zaten verdiklerini açıklamalıydı. "Açıklanırsa, dönüşte tuzak kurarlarmış" palavrasını çocuklar dahi yutmuyor. O gün reddedilen savunma bakanının ardından akşam devreye Bush girip te her ne söylediyse ani dönüş kararı alınmıştır. Bush'a verilen olumlu yanıtın haberi de Irak'a ve Roj tv'ye ulaşmış, insanlar geri dönüş haberini bunlardan duymuştur.

Benim gözümde artık Büyükanıt, Çiller döneminin Doğan Güreş'ini andırmaktadır.
Genelkurmay ise, İsmail Hakkı Karadayı öncesi yapıyı.
Karadayı dönemi ile başlayan bağımsızlıkçı, anti-emperyalist ve yurtsever çizgi değişimi ve "Mustafa Kemal'in askerleri" ne dönüşüm, şimdi geri dönüşe geçmiştir.

Evet, önümüzdeki günler çok şeylere gebe.
Ama aklıselim mi galip gelir, aklıevvel mi bilinmez..

metalheart
05-03-2008, 02:43
ülke dört bir yandan amerikan emperyalizminin esiri olmuşken .....

kimsenin etkilenmemesi mümkün değildir...

Safirat
05-03-2008, 03:42
İnsanların komplo teorilerinden başka bir şeye inanmaması ne kadar tuhaf. Acaba bu insani bir durumu mu? Bir insani zaaf mı?

Arkadaşlar harekat önceden nasıl planlandıysa öyle bitirilmiştir.
Amerika'lıların açıklamaları sadece kendi karizmalarını kurtarmaya dönük diplomatik kurnazlıktır.
Eğer bir kaç gün daha uzasa belki de binlerce askerimiz donarak şehit düşecekti.
O zaman bunun hesabı kime sorulacaktı?
O zaman da hesap sorulmayacak mıydı?
Problem nedir?
Tatminsizlik mi yoksa TSK ile dalga geçmenin verdiği dayanılmaz tatmin duygusu mu?

Hadi tescilli Pkk sempatizanı TSK düşmanlarını anlıyorum da kendisine Kemalist diyenlere ne oluyor?

Evet, bence bugünlerde sorulması gereken en önemli soru da budur.
Kemalistlere, milliyetçilere, vatanseverlere ne oluyor?
Pkk ile aynı tonda TSK aleyhtarlığı yapmak kime hizmet etmektir?

Ayrıca bir not daha: Bizim "Kürt sorunu" adıyla maruf bir sorunumuz yoktur. Sadece bazı Kürtlerin sorun olduğunu ve bunu da onların anladığı dilden çözdüğümüzü söyleyebiliriz.

Diyalog yolu da teröristlere kapalıdır. Terörsitler görüldüğü yerde kafası ezilecek olan insanlardır. Hatta insan bile değillerdir, katil sürüleridir. Katiller ile dialog olmaz.
Katilin katli vaciptir.

Safirat
05-03-2008, 03:53
Genelkurmay'ın bir yanlış anlaşılmayı önlemek açısından bitirme kararı aldığı harekatı 3-5 gün daha sürdürmesi gerekirdi

Mesela bu cümle bile ne kadar basit analizlerin yapıldığının en tipik kanıtıdır.
3-5 gün daha diyor arkadaşımız.

Ne kadar kolay sıcacık sobanın başında otururken bunu söylemek değil mi?
Peki, sadece 1 gün uzadığında bile binlerce askerin kitlesel olarak soğuktan donarak ölebileceğini bilmiyor musunuz siz? Üstelik teröristlerle de sıcak temas kesilmiş iken.
(Son günden önce 7 son gün ise sadece 3 terörist öldürüldü. Bu bile sıcak temasın kesildiğinin en basit kanıtı dışarıdan bakanlar için)

O zaman da askerleri soğuktan donarak öldürdü diyerek Genelkurmayı eleştirmeyecek miydiniz?
Gerçekten bunlar ard niyetli yaklaşımlar. Çünkü bir insanın bu kadar basit yaşamsal realiteleri değerlendiremeyecek, göremeycek kadar bilgisiz olması beklenen bir durum değildir.

Komplo teorilerinde uzmanlaşmak basit realitelerin gözden kaçmasına neden olabiliyormuş demek ki.

pante
06-03-2008, 20:25
Nereden nereye..
Türkiye Cumhuriyetinin başbakanı, Türkiye'nin genelkurmay başkanından randevu alıp görüşebilmek için ABD savunma bakan yardımcısına aracı olması için ricada bulunuyordu.

http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=42534

Bugün gelinen noktada ise muhalefete karşı başbakanı savunmak Genelkurmay'a düştü.
Başbakan o mektubu nedeniyle vatan hainliğiyle suçlanıyordu.
Şimdi ise muhalefet sınır ötesi harekatla ilgili eleştirileri nedeniyle benzer suçlamayla karşı karşıya.

evrensel-insan
10-03-2008, 03:57
Saygideger arkadaslar;

Ulkemizi,toplumumuzu,uniter yapimizi,birlik ve beraberligimizi,bolunmez butunlugumuzu v.s. butun bunlari kim koruyacak?

Hemen akla gelen ilk cevap;iktidar ve onun hukumeti ve devleti yonetimi.Peki basarabiliyormu?Eger kendi oz dusuncesi olmayan koltuk ve ekonomik cikar pesinde kosan ustelik amerikan idealizmi direktifiyle ic ve dis politika izleyen bir iktidar ve yonetimikoruyacak diyorsaniz,eyvallah.Yok hayir diyorsaniz,

O zaman TSK mi koruyacak 84 yilda uc darbe uygulayip ulkeyi her defasinda en az 30 yil geriye ceken TSK hic hesaba almadigi demokrasiyi simdi hesaba aliyor olmaliki hic ses-soluk yok,eger TSK koruyacak diyorsaniz,eyvallah.Yok, o da korumuyor diyorsaniz,

Aydinlarimiz veya muhalefet bizi koruyacak,muhalefet sikayetten elestiriden baska ya iktidara destek veriyor ya sessiz kaliyor.Ne kendine ait bir acilimi bir gorusu halka sunacagi bir plani var.Muhalefet koruyacak diyorsaniz,eyvallah.Yok,hayir diyorsaniz.Bugunun aydinlari kendi derdine dusmus kendilerini savunmak kollamakla mesgul,hangisi halka bir yol gosteriyor,bilgi veriyor ,onunu aciyor,bilinclendiriyor-istisnalar kaideyi bozmaz-.Eger gunumuz aydinlari koruyacak diyorsaniz eyvallah,yok hayir diyorsaniz geriye ne kaldi,peki.

GERIYE BIZ KALDIK,BIZIYINE BIZ KURTARACAGIZ O YUZDEN KURTARILMAYI BEKLEMEYI BIRAKIP KENDI KENDIMIZI ORTAK BIR NOKTADA BIRLESEREK KURTARMAYA BAKALIM.IS BASA DUSTU ARKADASLAR,BUNUN BILINCINDE OLALIM VE ARAMIZDAKI KUTUPLASMAYI BIRAKIP TURKIYENIN SELAMETI ICIN ORTAK BIR NOKTADA BIRLESELIM.TEK KURTULUSUMUZ BU.BIZI BIZDEN BASKASI BOZAMAYACAGI GIBI;YINE BIZI BIZDEN BASKASI KURTARAMAZ.

Saygilarimla;
evrensel-insan

sargon
10-03-2008, 18:40
Ne Oluyor - Ahmet Altan


En kuvvetli üç müttefik birbirlerine girdiler.

MHP, CHP, ordu, karşılıklı çok sert “muhtıralar” yayınlayarak birbirlerini hırpalıyorlar.

Benim kanaatim, bu savaştan MHP kazançlı çıkar, CHP ile ordu kaybeder.

Geçen yıl 27 Nisan’da ordu kendi gücünün abartarak yapmaması gerek bir şey yaptı.

Kalktı hiç üstüne vazife olmadığı halde hükümete “muhtıra” verdi.

Tayip Erdoğan, o muhtıraya karşı dik durdu.

Ve, seçimlerde oyları topladı.

Halk, ordunun tavrından hoşlanmamıştı.

O kavgada orduyu destekler gibi duran iki “merkez sağ” parti, ANAP ile DYP, siyaset sahnesinden silinip gittiler.

Olup biteni en iyi değerlendiren parti MHP oldu.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de, türban kavgasında da ordudan uzak durdu.

Kuzey Irak’a yapılan son kara operasyonunun “tuhaf” bir şekilde bitmesi üzerine de orduya karşı sert bir saldırıya geçti.

Bu çıkışıyla hem Amerika’ya karşı olan ulusalcıların desteğini alıyor, hem ordunun fazlasıyla baskıcı tavrından hoşlanmayan muhafazakârları yanına çekiyor.

Orgeneral Büyükanıt’ın bu ağustosta emekli olacak olması da bu çatışmanın MHP açısından maliyetini azaltıyor.

Bu arada, AKP’yi de ordunun yanına koyup ona da vuruyor.

Her taraftan kazanıyor.

CHP ise kaybediyor.

Çünkü CHP, gerek cumhurbaşkanlığı meselesinde, gerek türban konusunda, gerekse darbeciliğe göz kırpan “laikçi” tavrında geniş kitlelerle bir işbirliğine gidemediğinden hep ordunun desteğini arayan bir parti.

Taraftarları da, muhayyel bir şeriat tehlikesine karşı ordunun siyasetin içinde güçlü bir biçimde bulunmasını isteyen kesimler.

Orduyu siyasetin içinden çekerseniz “CHP politikası” diye bir politika kalmaz ortada.

Gerek “367” saçmalığında, gerekse türban kavgasında CHP hep “orduyu” bir tehdit aracı olarak kullanmış, bütün stratejisini bunun üzerine yerleştirmiş bir parti.

Orduyla kapıştığında kendisi siyasetsiz kalıyor.

Ama böyle bir kavgaya girmezse ve Kürt meselesi “siyasetle” çözülürse bu sefer de, bütün siyasetini “siyasetsizlik” üzerine kuran CHP’nin varoluş nedeni ortadan kayboluyor.

CHP ne yapsa bu çıkmazdan kurtulamayacak gibi gözüküyor.

Bu ikilemden kurtulabilmek için kendisine ordu içinden “dost” bir cunta bulması gerekiyor ki böyle bir gelişmeye de dünya konjonktürü izin vermiyor.

Ordu ise bu kavgayla birlikte taa İttihatçılardan bu yana devam eden “dokunulmazlık” imajını kaybediyor.

27 Nisan’dan bu yana süren siyasetteki gerilemesi hızlanıyor.

E-muhtıra karşısında seçim sonuçlarıyla aldığı yenilgi, arkasından Gabar’daki hesabı verilememiş pusu, ardından Dağlıca baskınıyla ilgili soru işaretleri, son olarak da bu kara operasyonunun bitme tarzını izah edememesi orduyu “ülkenin tartışılmaz tek hâkimi” konumundan indiriyor.

“Ben kimseye hesap vermem,” rahatlığı sona eriyor.

Bir daha eski yerine gelmesi de imkânsız gözüküyor.

Çünkü artık bu çağda, üstelik de Avrupa’yla bu kadar yakınlaşan bir ülkede “ordu iktidarının” sürmesi mümkün değil.

Ordunun arka arkaya bu kadar çok darbe yemesi, hırpalanması da gelişmeleri kavramadığı için eski alışkanlıklarıyla davranmaya çalışmasından kaynaklanıyor.

Aslında “özleri” bir olan bu üç demokrasi karşıtı kurumun çatışması son tahlilde gene demokrasiye hizmet ediyor.

Birincisi, ordu bir demokraside ordunun olması gereken konuma itiliyor.

İkincisi, CHP her türlü demokratik gelişmeye karşı elinde tuttuğu ordu kartını elinden düşürüyor.

Üçüncüsü, MHP bu kavgadan kazançlı çıkarken, aslında karşı olduğu demokratik mücadelenin bir parçası haline gelerek kendi “antidemokratik” ideolojisiyle çelişiyor… Siyaseten kazançlı çıkabilmek için “demokrasi karşıtlığının” en kuvvetli kalesini yıkmak zorunda kalarak kendisini de müttefiksiz bırakıyor…

Bütün bu kavgalar, Türkiye’nin “siyasetsiz” bir dönemden “siyasetli” bir döneme geçişinin işaretleri gibi gözüküyor bana.

“Siyasi çözümlere” karşı çıkanlar ya güçlerini yitirerek siyasetin dışında kalıyorlar ya da MHP gibi “siyasetin” bir parçası haline geliyorlar.

Önümüzde açılan yeni dönemde sorunlara “siyasi” çözümlerin aranacağını, tartışmaların siyaset içinde kalacağını sanıyorum.

Bu gelişmeyi engelleyebilmek için “demokrasi karşıtlarından” son bir saldırı gelebilir mi?

Şu sırada bunu aklından geçirenler vardır herhalde.

Ama böyle bir plan ne akla, ne zamana, ne dünyadaki gelişmelere uygun.

Aklından geçiren pişman olur.

Sanırım, bundan sonra Türkiye’de “siyasetin dışına” çıkılmasına pek izin verilmeyecek.

Siz bence kendinizi siyasi çözümlere hazırlayın.

Taraf Gazetesi, 6 Mart Perşembe

http://www.gazetem.net/aaltanyazi.asp?yaziid=333

aydoe
10-03-2008, 20:21
Oyun içinde oyun başladı!

Son olaylarda Türk Ordusunun, Kara-Hava Harekâtı, başarılı olsa da, şehit ve gaziler verilmesinden başka, milletçe yara aldığımız ortada... İletişim, halkla ilişkiler hataları yüzünden, “aksi tesadüf” *kamuoyuna, yeterince anlatılmadı, şüpheler, yanlış intibalar uyandırdı,
Bu izlenimlerin başında, arkasında Genelkurmayın asla alet olamayacağı ABD ile *“mutabakat” oyunları varmış şüphesi var!
Bu şüphelerin başında, Washington’da ABD Başkanı Bush ve T.C. Başkanı Gül ve daha önce Başbakan Erdoğan arasındaki, *“arka sıvazlamalı” *bir uzlaşma olduğu var! Kısacası sanki ABD, Gül ve Erdoğan’a, *“Size hava ve kara harekâtı için mahdut zamanlı ve kapsamlı, icazet ve istihbarat verelim... Ama bu harekât ’siyasi -barışçı çözümün’yolunu açsın.” demişler! *Sonraki gelişmeler; Talabani’nin Ankara’ya, davet edilmesi ve *“Barış Şartlarının” *bızim aydınların desteği ile dikte edilmesi, bu izlenimleri teyit ediyor. Kamuoyunda, hatta ılımlı çevrelerde, *“Kısır döngüyü kırmak lazım” *baskıları ivme kazanıyor! Bu konuda, “barışçı çözüm” *ilke olarak tamam da, şimdi iş pazarlığa ve sonunda eşkıya ile müzakerelere kalacak... T.C. ne kadar bedel ödeyecek! Zaten iş bu safhaya gelince, bölücülükle mücadele tavsamış demektir! Talabani’nin Ankara’ya davet edilmesi ardından onun *“şartı” olarak Barzani’nin de gelmesi ilk tavsama işaretleri. Talabani *“PKK ile mücadele edecegiz” *der, Barzani de belki diyecek, ama sonunda “Canım, artık PKK siyası parti oldu” *diyecekler. Ekıyayı terk etmeleri mümkün değil! *
Ve Amerika’da, dünyada *Kürt lobisi faaliyette; PKK’yı terörist değil *“özgürlük savaşçıları”, hatta *“barış gönüllüleri” *olarak kabul ettirmek için... Bakın, şimdi, bızim aydınların ve bir kısım medyanın görmezlikten gelecekleri bir röportaj yayınlandı Washington Post gazetesinde. Joshua Parlow adlı muhabir daha önce meslektaşları Ahmet Altan ve Yasemin Çongar şürekâsı gibi Kandil dağlarına, eşkıyanın inine gitmiş... Yazının başlığı yeter; *“Bir Askerler Derneği”... Terörist eşkıya PKK, oluverdi sanki *“Barış Derneği”.. Yazının içinde eşkıya Bahoz Erdal meydan okuyor ve açıkça diyor ki; *“(harekâtta) Türk ordusu başarılı olmadı. Topraklarımızı işgal edemedi. Üslerimizin bir tanesini dahi ele geçiremedi... Onlar saldırınca biz onları vurduk, kamp yaptıklarında gene vurduk... Geri çekilirlerken gene vurduk” ... Bu sözler boş propaganda olabilir ama muhabir; “Günlük harekât başladığı yerde bitti. ’Gerillalar’, binlerce kilometrelik dağlık arazinin mutlak hâkimleri” neticesine varmış. Yani başladığımız yere mi döndük şimdi, *yoksa *“barışçı çözüm” *sürecine mi zorlandık! Ben, yara aldığımıza yanmam, şimdi fare ve sincapların karşımıza geçmiş; *“Türk ordusu dediğiniz bu muydu” *demelerine ve Ordunun siyasette gerekli etkisini gene *“tartışmaya” *açmalarına yanıyorum! Ahmet İnsel *“Komutanlar AKP’yi (artık) kabul etmek zorunda kaldılar... AKP ile Genelkurmay arasında bir paslaşma var” *diyor! *Ben Ordunun AKP yörüngesine girdiğine, girebileceğine, asla ihtimal veremem, ama uyandırılan intiba, “maalesef” öyle!
Bunun karşısında PKK’ya karşı milli ortak mücadele, “aksi tesadüflerin” oluşturduğu, yanlış intibalardan ve gene maalesef, Yaşar Büyükanıt Paşa ile Baykal arasında yanlış anlaşılmalardan ve maksatlarını aşan sözlerden dolayı hasara uğradı! Hem de en fazla milli birliğe ihtiyacımız olduğu şu bağlamda. Şu sırada kazançlı taraf Ordu ve Milliyetçilik düşmanları ve bölücüler! Hasar “kontrolünün” ve “kriz yönetiminin” zamanıdır... Milli Birlik zamanıdır.




Orta direk *
Türk Ordusu bu ülkenin, bu milletin, bu Cumhuriyetin temel taşıdır. “Orta direğidir” *binayı tutan “kolondur”... Bunlar yıkılırsa çatı hepimizin başına çöker! Genelkurmay, Komutanlar demokratik rejimlerde elbette eleştirilebilir. Ama gene demokrasi icabı Ordunun görevi, kamuoyunu tatmin etmektir. Ancak orduya garez olmak, hınç bağlamak ve fırsattan istifade, yıkıcı eleştirilerle gücünü kırmak doğru mudur?
Tehlike o kadar sinsi ve büyük ki bu süreçte, sloganı *“Türkiye Türklerindir” olan Hürriyet gazetesinin başı Ertuğrul Özkök, DTP’nin ve AB’nin istedikleri, “Eyalet Sistemi” de “tartışılmalı” diyor...
Turgut Özakman’ın, Çanakkale Zaferi konusundaki muhteşem eseri “Diriliş” yayınlandı... “Çılgın Türkler” şimdi kendi öz güçleriyle “dirilecekler” mi?
*Her tehdit ve tehlike karşısında, Mustafa Kemal’e sığınıyoruz... O’nu çok yorduk! O, Büyük Nutuk’unda, engin vizyonuyla, *“ilerde dahi, ahval ve şerait, umumi vaziyet” *diyor. İşte o gün, “ilerde dahi” dediği gün, şimdi ve “ahval ve şerait, umumi vaziyet” *bu!

Altemur Kılıç *Yeni Çağ *10.03.2008

Safirat
11-03-2008, 02:10
Ahmet Altan gibi Pkk'lılar ile enseye tokat ve parmak mukabilinden bir yakınlığın bulunan bir zavatın TSK aleyhindeki söylemlerini buraya almak topiğe ayrı bir renk katmış :)

Vaşington'un Milliyet muhabiri *Jasmin Congar'ın da bir yazısını koyarsanız konu bütünlüğü sağlanmış olacak.

İlave olarak Ali Bayramoğlu, M.Ali Birand, Oral Çalışlar, Ertuğrul Özkök, Cengiz Çandar'dan da birer yazı bekleriz.

Tabii Bilderbergci *Fehmi Koruyu da unutmayalım :)


Neyse sizlere ben ciddi bir yazı önereyim de okuyunuz:

ASKER SAPTADI: KANDİL'DE ABD ÜSSÜ (http://ulusalkanal.com.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=7739&Itemid=4)

sargon
11-03-2008, 18:59
Genelkurmay Başkanlığı tarafından bir muhtıra daha verilip, hangi yazarların yazılarının asılıp, hangilerinin asılamayacağı konusuna bir açıklık getirilmemiş olduğu için şu anda her yazarın yorumunu asma hakkımız vardır sanırım. Ahmet Altan'ın yukardaki tespitlerine tamamen katılıyorum. Demokrasi karşıtı 3 güç arasındaki çatışmadan MHP kazançlı, ordu ve CHP kayıplı çıkmıştır.

Kişilerin sizin kafanızdaki ne olduğu belirsiz izdüşümleri değil, aydın kimlikleri ve yazdıkları önemlidir. Ahmet Altan, Yasemin Çongar, M.Ali Birand, Oral Çalışlar, Cengiz Çandar, Fehmi Koru gibi isimler değerlendirmelerine önem verdiğim isimler. En azından saplantılı birer kafa yapıları olmadığını ve sağduyulu düşünebildiklerini düşünüyorum. Türkiye'nin çıkardığı bu değerli isimleri ideolojik saplantıları yüzünden nefret propagandası yaparak engellemeye çalışanlara ise sadece üzülüyorum.

Sayın Safirat'ın çok istemesine dayanamadım. Bir "vatan haini"nin daha yazısını asmayı uygun gördüm. Değerlendirmesine de aynen katıldığımı ilave etmekte yarar var.

Kim durdurdu? Niye durdu? -Etyen Mahçupyan

Kandil Dağı’nı hedef alan kara harekatı siyasi bir skandalla sona ermiş gözüküyor. Daha bir gün öncesinde hükümet yetkilileri ve Genelkurmay Başkanı tarafından ‘gerektiği kadar Irak’da kalınacağı’ söylenirken, nasıl olduysa o geceden itibaren farklı bir karar uygulamaya konuluverdi. Dahası bunu Başbakan bile ancak bir gün sonranın öğle saatlerinde öğrendi. Çünkü televizyondan yapacağı ‘sesleniş’ programında kullanılacak metin, Irak’ta ‘gerektiği kadar’ kalınacağına dair klasik cümleyi tekrarlıyordu. Ama öğleden sonra bu metin geri çekildi ve cümle değişti... Öte yandan kaynak olarak Irak yerel yetkililerini kullanan yabancı medya, daha sabah saatlerinde harekatın durduğunu bildirmeye başlamıştı. Acaba hükümet Genelkurmay çıkışlı basın bildirilerine alıştığından bu yana yabancı medyayı takip etmiyor muydu? Belki de bu haberleri duymalarına karşın, Genelkurmay’dan teyit almaları öğleni bulmuştu...

Her ne halse bu harekatın bir an önce bitmiş olmasının sayısız yararı var. Çünkü askeri amaçların tümüyle gerçekleşme ihtimali, bizzat Genelkurmay basın bildirisinin de ifade ettiği üzere pek fazla değil. Bitmeyecek bir çatışma süreci için kendi insiyatifinizle kendi insanlarınızın ölümünü ima eden operasyonları uzatmak ise psikolojik olarak son derece maliyetli olabilir. Ancak Türkiye’deki asıl tartışma konusu bu değil... Her fırsatı böbürlenmek üzere kullandığımız için, anlaşılan bu ani bitiş birçoğumuza bir yenilgi gibi gelmiş. Milliyetçiliğin ne denli doğallaşmış ve Türk kimliğinin parçası haline dönüşmüş olduğunu buradan anlamak mümkün. Birçok insan Türkiye’nin canı istediği kadar harekat yapabileceğini ve canı ne zaman isterse başlatıp bitireceğini sanmakla kalmayıp, bunu psikolojik nedenlerle ‘görmek’ de istiyor.

Dolayısıyla da tartışma bu harekatın niçin durduğuna ve kim tarafından durdurulduğuna kaydı. Aslında ikinci soruyu yanıtlamak kolay: Bu harekatı gerçekte kim başlattıysa, tabii ki o bitirdi. Türkiye söz konusu harekatı zaten hep istemekteydi. Yani bize kalsa bu harekat çoktan gerçekleşmiş olurdu. Ama ancak belirli bir diplomatik onay sürecinin ardından hayata geçirilebildi. Demek ki harekatın zamanlamasını ayarlayan Türkiye değildi... Aslında herkes bu iradenin ABD’ye ait olduğunu biliyor. ABD ise kararını doğal olarak Irak’lılara danışarak ve onları ikna ederek verdi. Buna karşılık son hafta içinde harekatın kısa sürmesi gereğine ilişkin ABD tarafından diplomatik sesler duyulmaya başlanmıştı. Bunun reel anlamı ise ‘bir an önce’ idi... Ve nitekim Türkiye belki de istemeden ve Türkiye medyasını bile psikolojik olarak hazırlamadan geri çekilmek durumunda kaldı.

Eğer harekatın bitmesine neden olan faktör ABD ise, ‘niçin’ sorusuna dair de birkaç spekülatif tahminde bulunabiliriz. Harekatın olabilmesi açıkça Barzani’nin ikna edilmesini gerektirmekteydi ve ilk birkaç gün o yönden herhangi bir önemli itiraz gelmedi. Ancak daha sonrasında Barzani itiraz etmekle kalmayıp, Talabani üzerinde de baskı yapmaya başladı. Nitekim Türkiye Talabani’yi teskin etmek üzere özel bir gayret içine girdi... Oysa o sırada bazı yazarlar artık Türkiye’nin orada yerleşik hale geldiğini varsaymamız gerektiğini bile telkin etmekteydiler. Meğerse durum hiç de öyle değilmiş...

Geriye dönüp bakıldığında harekatın ömrü açısından Barzani faktörünün ne denli önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Belki de Barzani, harekatın sürmesi halinde peşmergeleri o bölgeye göndermek zorunda kalacağını ima etmiştir. O durumda da ABD’nin bu harekata destek olma iradesi ortadan kalkmıştır... Gerçekte olanları bilmiyoruz, ama en azından Türkiye’de medyanın pompaladığı narsistçe görüntünün gerçeklerle uyum içinde olmadığını görüyoruz. Ne kadar sağduyulu olduğunu bilemediğimiz bir askeri eylemin ardından, bu bir haftanın öncesinde yaşamakta olup şimdi yitirdiğimiz insanları anmadan geçmek zor. Bütün bu çatışmanın ardındaki karşılıklı şiddet ve güç gösterisinin sağduyu ile pek ilgisinin bulunmadığı ise epeyce açık...

aydoe
11-03-2008, 21:00
''Demokrasi karşıtı 3 güç arasındaki çatışmadan MHP kazançlı, ordu ve CHP kayıplı çıkmıştır.'' Sargon

Sayın Sargon demek ki demokrasi karşıtı 2 parti ve bir ordu var.
Birde demokrasi savunucularını belirtseniz memnun olurum.
Gerçi pek gerek yok nasıl olsa herşeyi ithal ediyoruz demokraside ithal ederiz.
Zaten demokrasi ihracatcısı devletde müttefikimiz,başbakanımız eşbaşkan hiç sorun yok.

Teslimiyetçilerin gözü kör olsun,fakirliğin gözü kör olsun,bağımlılığın gözü kör olsun
Abd Balkanlar'da oynadığı oyunu kuzey Irak içinde öneriyor,çıkmazsanız uluslararası güç yerleştiririm diyor.
TSK'nın geri çekilmeye başladığı gün 6,5 milyar dolar *para alıyoruz.
Abd ve İsrail için Kürtler çok önemli.
İsrail Arap dünyasına karşı müttefik,Abd ise İran'a karşı ve Ortadoğudaki ileri karakolu olarak Güney *Kürtlerini destekliyor.
BOP'un en önemli adımı ,ta 1991 Körfez savaşından beri koruması altına aldığı bir bölge.
Irak Abd fiili işgalinde ,kim savaşıyor?Şiiler,sünniler ,Iraklılar
Kürtler Abd ile tam bir işbirliği içinde,bağımsızlıkmı hakimiyet ve güç peşindemiler?
Senaryo yıllar önce yazılmış,film gösterimde,sona doğru gidiliyor.
Ben filmin sonunu biliyorum.
İran'daki sosyalistler de Humeyni'yi destekleyip şahı devirdi ,mat oldular.
Ben emperyalizme karşıyım,emperyalist güçler bize Akp iktidarını,siyasi çözümü,çözülmeyi ,yok oluşu,küreselleşme ,özgürleşme yalanları ile yutturuyor.
Dayatmalar var T.C *tasfiye edilmek isteniyor,ve bizde ne güzel insanlar özgürleşecek falan diye seviniyoruz.
Medyayı kim yönlendiriyor,toplu taarruz,gündemi kim belirliyor,nereye götürülüyoruz?
Ne yapacaksak kendimiz yapmadığımız sürece bize dayatılan politikalar bizim aleyhimizedir.
Dostumuz yoktur,düşmanımız çoktur.
Saygılar

dilaver
12-03-2008, 00:28
TSK'nın geri çekilmeye başladığı gün 6,5 milyar dolar *para alıyoruz.

* yanlış aydoe, bu paranın kullanım koşulu yeni ssk yasaına baglıdır. Bu yüzden de sendikalar 14 Martta 2 saatlik uyarı grevi yapacaklar. Aslında bizi ilgilendiren bu ama demek ki herkesin tuzu kuru.

* *Aslında seçenekler şöyle :

* *1- Abd emir vermiştir geri çekilinmiştir.

* *2- Pkk Türk ordusuna ciddi kayıp verdirmiştir. Bunca zamana kadarki bombalamalar bir işe yaramamıştır.

* *3- *Türk ordusu kış şartlarına yenilmiştir.

* * 4- Hepsi içiçe olabilir.

* * * * *400 pkk lı masalına inanmıyorum, başta öyle bir hedef yoktu. 400 pkk lı için 10 bin kişiye gülerler.


* * * * saygılarımla

aydoe
12-03-2008, 01:25
Parayı radyoda dinledim aslını feslin bimem koşullar nedir bilmem.
Ama radyodaki konuşmacı TSK'nın geri çekilmesiyle ilişkilendirdi bu parayı

Para evet 38 milyar dolar cari açık varmış
220 milyar dolar borç varken 5 yıllık Akp iktidarı bunu 450 milyar dolara yükseltmiş..
İhracatımız 100 milyar doları geçmiş ama bu ihracatı yapabilmek için 150 milyar dolarlık ithalat yapıyormuşuz
Ve fatura bize çıkıyor ,yeni yasa ile emekli işçilerimizin maaaşı yarıya düşüyor
Başbakanın çocukları rızklarıyla gelmiş kimi Abd2de ,kimi holding yönetiminde ,kimi gemiciklerle oynuyor
Tsk nisan ayında yetki istiyor verilmiyor ,ardından çukurca baskını yaşanıyor
oligarşi kendi içinde bir savaş yaşıyor,dinci oliarşi yönetimi tamamen eline almaya çalışırken
statükocu oligarşi direniyor
üst yapıda bir çekişme ve hakimiyet savaşı yaşanıyor.
Bu noktada ben dinci oligarşiyi destekleyemem
dinci oligarşi zaten emperyalizmin emrinde ve yeteri desteği var
Benim düşüncem halkı harekete geçirebilecek ve önderliği yürütebilecek bir yapılanma içinde oligarşinin(dinci ve şoven militarist) tasfiyesi ve demokratik halk cumhuriyetinin kurulması için mücadele etmektir.
Sınıfsal yapı halktır.(işçi,köylü,memur,küçük burjuva,milli burjuva)
Kurulacak devlet yapısı sosyal adalet ve sınıflar arası dengenin tesis edildiği bir sosyal devlet modelidir.
Saygılar

evrensel-insan
12-03-2008, 01:47
Saygideger aydoe;

Hala vatandas icerikli bir sosyal devlet yapisi kurma amacindamisiniz?

21.yuzyilda artik vatandasin tarihe karismasi ve birey toplumunun kurulmasi ve devletin birey ve onun hukuksal hak ve ozgurluklerini koruyacak ve kollayacak temelde olmasi ve bireylerin bu hak ve ozgurluklerini biribirini etki altina almadan koruyabilmesi icin birreylere her konuda yol,yontem ve yardimci olacak ustelik devlet butcesiyle beslenecek ve bireye bedava olacak olan sivil toplum kuruluslarinin yaratilmasi- ki bu kuruluslar yeri geldiginde bireyi devlete karsi da koruyabilsin.

Tabi ki birey yetistirecek sosyal ve egitim sistemi bu oyle yapiki vatandasi kutuplastiran butun degerlerin-milli,dini,kulturel,toresel,ananevi ve geleneksel v.s.-bireysel temele indirip,kisinin vazgecilmez yasam degeri haline getirmek ve bireyler arasi herturlu iliskide karsilikli saygiyi gelistirerek,bir bireyin diger bireyin hak ve ozgurluklerine mudahele etmemesini-hukukun da yardimiyla bilince cikarmak.

Ancak boyle bir sistem ve yapi Turkiye'yi ayakta tutabilir ve devleti,hukumeti kontrol edip gerekirse degistirebilir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Safirat
12-03-2008, 02:42
Etyen Mahçupyan'ı severim delikanlı biridir, ona kesinlikle "hain" demem diyene de önce ben karşı çıkarım. Tabii bu doğru fikir üzerinde olduğu anlamına gelmez.

Ahmet Altan, Jasmin Çongar, M.Ali Birand, Oral Çalışlar, Cengiz Çandar, Fehmi Koru gibi isimlere değer veriyor olmanız benim için şaşırtıcı değil bilakis kendi iç tutarlılığınız açısından taktir edilecek bir durum.

Benim tercihlerim Hasan Ünal, Behiç Kılıç, Mustafa Balbay, Arslan Bulut, Yalçın Küçük, Ergun Poyraz, Nihat Genç *gibi isimlerdir.

Bence isimler üzerinde fazla durmayalım. Konu bu muhterem zevatın ne yazıp ne yazmadığı değil Türkiye'nin durumudur.

Efendim, Türkiye'yi bölmek için emperyalist Amerika ve AB olağanüstü gayret sarfetmekteler haberiniz olsun. Cumhuriyet tarihimizin en zor dönemlerinden geçiyoruz.

İşbirlikçi AKP hükümeti, Çankaya'daki zaat, kurumsallaşan F.G cemaati, işbirlikçi medya/basın,
Talabani, Barzani, Pkk gibi taşeronlarını kullanarak (ki hep taşeron kullanırlar) üzerimize abanıyorlar.

Oldukça fazla ivme kazandılar. *Baksanıza Amerika'nın Kara, Deniz komutanları Pkk ile masaya oturmamızı bile istiyorlar utanmadan.

Düşünsenize Pkk için bundan büyük "umut" olabilir mi? Umudu yok etmek terörle mücadelenin en önemli tarafı idi halbuki. Şimdi Pkk'lılar umutla Amerika'nın onlara devlet kurmasını bekleyecekler :)

Biz de onlara geçmişte olduğu gibi emperyalistlerle işbirliği yaparak Türkiye'den bir "mağara" bile koparamayacaklarını bir daha göstereceğiz ama ne gerek vardı bütün bunlara ki? Birazcık tarih okusalardı bu onlara yeterdi. Sürekli yaşayarak öğrenmek zorundalar mı? Tecrübe ile öğrenme pahalı bir öğrenme yöntemidir halbuki.


Benim nacizane önerim Türkiye'nin derhal NATO'dan ve AB sürecinden çıkması yönündedir.
Çünkü artık NATO ve AB düşman ittifakı haline gelmiştir.
Rusya, Çin gibi yeni müttefikler aramamıza da gerek yoktur.
Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda vardır zaten.
Biz kendimize yeteriz.
Tek bir Türk kalana kadar vatanın her karışını korumaya devam ederiz.

İşte hadise bundan ibarettir.

Bu da tavsiye kitabım olsun. Bütün Coni-severler okumalıdır bu romanı:

Türk-Amerikan Savaşı--Alaettin Parmaksız

http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=P5MGTDKAMA7ACD4W3ZGX

ozgurche21
15-03-2008, 11:40
ya sız tsknın cekılmesını neye baglıyorsunuz bılmıyorum ama olen asker sayısı cok fazlaydı -25 30 da donanlar vardı zaten akıllı bır savascı o sagukta dısarda savasmazdı

aydoe
19-10-2008, 11:43
Türk Silahlı Kuvvetleri neden New York aydınlarının hedefinde
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/10156416.asp?&hid=10156780

kandahar
19-10-2008, 12:19
Bu yazıyı eklemeyi ben de düşünmüştüm Aydoe amca. Tespitler yerinde ve doğru. Türkiye'de ve K. Irak'da olan bitenler İsrail çıkarlarıyla birebir örtüşmektedir. Neo-Con denilen kişiler ise Yahudi üstünlüğüne gönülden inanmış kişiler ki, bunların arasında Hristiyan olduğu halde bu fikirde olanlar var.

Yalnız S. Yalçın'ın bir yanlışı var;

Bunlar; 1930’lu yıllarda Amerikan Troçkist hareketi içindeydiler. Sol hareket içinde yer almaları, hepsinin Yahudi olmasından ve Ekim Devrimi’yle tarihte ilk kez antisemitizmi suç sayan bir devlet kurulmasından kaynaklanıyordu.

Bunlar dediği kişilerin çoğu zaten Avrupa kökenlidir ve ABD'ye gelmeden önce de Komünist'tir. Troçki ise Komünist Parti'ni Yahudi kanadının lideriydi kendisi de bir Yahudi'dir. Rus Yahudiler'inin Komünistliği ise 19. yy'a kadar uzanır ve devrimden önce bunların %90 kadarı zaten Komünist ve Çar aleyhtarı idi. Devrim kadroları içinde de yüksek görevlerde nüfuslarıyla orantısız biçimde bir Yahudi kadrosu vardı ve devrimin finansörleri de yine Troçki tarafından ikna edilen New York bankerleri idi. Yani "bunlar"ın Troçkistlik'inin SSCB'nin anti-semitizmi suç saymasıyla alakası yok.

sargon
19-10-2008, 12:54
Soner Yalcin komplo teorileri olusturmus yine. Gunumuzde milliyetci aydinlarin temel isleri komplo teorileri kurmak oldu. Bunun arkasinda su gucler var, sunun arkasinda bu gucler var. Buyuk resimi gormek icin bir ideolojiye saplanmamiz gerektigi surekli tekrarlanip duruyor. Amerika sunu planliyor, ordu buna karsi cikiyor.

Peki sonucta gelinen nokta neresi oluyor? Demokrasi, ozgurlukler gibi seylere inanmayin, bunlari istemeyin. Allah basimizdan ordumuzu ve devletimizi eksik etmesin. Onlar en dogrusunu bilir ve yaparlar. Devletimizin kurucu ideolojisi Kemalizm'e ve onun koruyucu kollayicisi orduya biat edin. Dusunmeyin, konusmayin, yazmayin. Inanin, inanin, hep inanin. Bizim size anlattigimiz komplo teorilerine inanin. Dusmanlarimizi ve hainlerimizi taniyin. Onlardan nefret edin, digerlerini nefret ettirin. Saldirin, siddet ve nefret ortamini buyutun.

Iste resmi ideolojinin bizi sokmaya calistigi cendere budur. Bizler Yahudilerin, masonlarin, Amerika'nin, cartun curtun kandirdigi aydinlar oluyoruz, baski, siddet, darbe, nefret, iskence, siddet ortami isteyenler ise Cumhuriyetimizin koruyucu ve kollayicilari.

Soner Yalcin yazip dursun, birileri inanip dursun, ben dogru bildigimi soylerim.

aydoe
19-10-2008, 13:50
BOP
http://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Ortado%C4%9Fu_Projesi

http://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Ortado%C4%9Fu_Projesi#B.C3.BCy.C3. BCk_Ortado.C4.9Fu_Projesinde_T.C3.BCrkiye.27nin_Ro l.C3.BC:

Simdi BOP diye birşey varmı ,başbakanımız eşbaşkanıyım dediği proje nedir?
Bunlardamı senaryodur?
ABD senaryosuz bir iş yapıyormu acaba?
İnanmak başka bilmek başka,yazılanları okumak ve gerçek değilse neden gerçek olmadığını ortaya koymak gerekir.
ABD nin ne işi var Irak'ta?

AKHENATON
19-10-2008, 16:24
Tek Yok Darbe.

mutluluk35
19-10-2008, 17:48
Önce bu solcu-liberal aydınlardan bahsedelim…Bunlar önce anti-emperyalist mücadeleye katılmış devrimci gençler olarak belli bir birikime sahip oluyorlar…Sonra bu insanlar,elindeki birikimleri hisse senedi satar gibi satıp aydın oluyorlar..Bu devşirme aydınlar artık emperyalizmin çığırtkanlığını yapan kuklalardır.Arada bir konferans düzenlerler,muhtelif gazetelerin köşe yazılarında AB,AB,soros demokrasilerini savunurlar.Bunu yaptıkları için de üç beş vakıftan bunlara fon ayrılır,batı başkentlerinden davetiyeler,uçak biletleri,sponsorluklar gelir..Kesinlikle bunlara ‘satılmış’ demiyorum, insan haklarını,demokrasiyi bu şekilde savunmayı içlerine sindirebiliyorlarsa kendi davalarında haklıdırlar.Ama oturup düşünmeleri gerekir…Biz kime karşı neyi savunuyoruz,kimin yanında neyi destekliyoruz diye…Bu emperyalist çetelerin kuyruğuna takılıp solculuk yaptığını zannedenler, önce düşmanlarının kim olduğunu açıklamalılar.Samuel Huntington Konfüçyen medeniyetin lideri var,Hint medeniyetinin var,Batının var,İslamın yok deyip,bu rolü Türkiyeye biçiyorsa,Harun Yahya çıkıp Osmanlı sisteminden bahsediyorsa,karşı devrimci Fethullah ılımlı halife olarak Türkiyeye geleceği günü bekliyorsa,zamanında palazlandırılımış yeşil sermaye almış başını yürümüşse,’siyaset,ticaret,tar-ikat ‘ üçgeninin politik ayağı olan Tayyibe biçilmiş role şaşırmamak gerekir.

Peki bütün bunlar,TSK’ya sonsuz bir güven beslememiz,hiçbirzaman eleştirmemiz gerektiği anlamına mı geliyor.Tüm bunlar ordunun siyasete karışmasına,insan haklarını askıya almasına,darbe ve şiddet ortamı hazırlamasına meşruiyet sağlar mı…TSK tabanı PKK ile savaşırken,üst seviyede bağlantılar kuruluyorsa,birileri birtakım saldırıları bildiği halde danışıklı dövüşüyorsa,Türk askerini geçtim,saldırıda ölen PKK’lıların hesabını kim verecek…Bu adamlar üç beş tane uluslararası şirketin silah satışı artsın diye,üç beş tane uyuşturucu baronunun cebine daha fazla sermaye girsin diye öldüklerini bilmiyorlar.Dağdaki şeflerinin emperyalist batının böl yönet kuklası olduklarını bilmiyorlar.Niçin bilmiyorlar çünkü kutsal görüyorlar,sorgulanamaz görüyorlar,eleştiremiyorlar.

Emperyalist devletler dezenformasyon girişimlerinde çok başarılıdırlar..Ermeniyi,Türkü,Kürdü birbirine katlettirirler,sonra bunların ilk paragrafta bahsettiğim teorisyenleri ,ezilmiş ulusların birbirine çamur atma stratejileri temelinde tez üretir dururlar..Aslında dolaylı yoldan emperyalistleri aklamaktadırlar..Konu dan sapmaya başladım,toplamak gerekirse,TSK’nın birtakım mensuplarını,bahsettiğim devrimci aydınlar kadar yozlaşmış buluyorum..Onlar da Kemalist devrimleri benimseyerek geldikleri mevkilerde kanımca düzenden nemalanmaya çalışmakta ve statükoculuk yaparak,kendi çarklarını döndürmeye çalışarak,pastadan paylarını almaya çalışmaktadırlar.Tüm rütbelerini reddedip halkı örgütleme yoluna giden bir devrimcinin ordusu,maalesef emperyalist mihraklarla işbirliğine yönelmiştir.
TSK bence maksatlı ve yıkıcı değil fakat yapıcı amaçlarla eleştirilebilir..Atatürk seksen yıl önce bunları söylüyorsa,bırakalım da insanların bugün TSK’ya şehit cenazelerinde sitem etme hakkı olsun…

‘’Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek; ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek” Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haklı ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.” İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!’’

kandahar
19-10-2008, 18:45
Sargon amca okuduğum kadarıyla Soner Yalçın'ın kendisi de solcu. Milliyetçi, resmi ideoloji taraftarı falan gibi de görünmüyor.

Mutluluk'un solcu-liberal aydınlarla ilgili söylediklerine de katılıyorum. Aslında solcu-liberal denmesi de pek doğru değil bunlara, çünkü sol gösterip sağ vuruyor bir omuz atıp sağdan solluyorlar. Liberal-emperyalist yanlısı demek daha doğru olur. Çünkü emperyalistler Türkiye için ne ön görüyorsa onu savunuyorlar.

kemal
19-10-2008, 21:14
aydoe abi yazilarini okudum,pek degisik gelmedi asalim,keselim diyenlerden.
Zaten,senin soylediklerin yillarca en ust duzeyde denendi ve gecmiste DEVLETIN ve TSK nin olaya sirf teror olayi gibi bakmasinin, hatalarini, yil 2008 ve sorun hala daha vahim bir sekilde karsimizda duruyor.
Sanirsam, elli tane jet ucagi kalkti operasyonda, bu savasa gitmek gibi degilde, nedir peki?
VE binlerce agir silahlla donatilmis askerler,komondolar bu operasyona katildi.
Yapilan operasyon turkiyenin en buyuk operasyanu diye tarihide gecti, ABD ve ISRAIL yardimlarida cabasi.
Peki ne oldu, neyi degistirdi bu operasyonlar!
Bolgedeki kurtleri mi kazandi DEVLET yada ORDU.
Cokmu sirin yapti askeri, kurtlerin karsisinda?
Ya da bolgeyi daha cok gerip, bazi seneryolarimi ortaya koyulmak isteniyor?
ABD biz den bu ic sorunumuz yuzunden, ne kadar taviz aldi basbakanimizdan, o da meselenin diger bir tarafi.
Zaten operasyonlara harcanan yuzmilyonlarca dolari kimse hesaplamiyor artik, belirtmeme gerek yok bu nedenle.
Bu millet tsk ya cocuklarini verdi ve su an artik vermekte ISTEMIYOR.......
Olen asker babalarinin,soylediklerini duymussundur .
Ben iyi bilirim operasyon bolgelerinde, agir zayiyati varsa askerin gazeteci girmesine izin vermezler.
Yasanan catismalarida asker, turk basinina istedigi gibi verir catismada yasanilanlari ve bu da medya tarafindan, direk halka aks ettirilir.
Akli selim insanlar biliyorlarki, bu ordunun basindaki pasalar ( evledini veren anne,babalar gibi samimi degil) bu sorunun cozumunde.
Pasalar,kendi halkina yalan soyluyor,ona herseyini veren,evladini veren bu halka YALAN soyluyor.
Artik insanlar YETER diyor bu akan kana,bizim canimiz yandi baska ailelerin cani yanmasin diyor ve BASBAKANIN OGLU NEREDE,PASALARIN OGLU NEREDE ,NEDEN HEP FAKIR AILELERIN YOKSUL COCUKLARI OLUYOR diyolar..
Sayin Basbakanimzda HAMD olsun,tekrar veririz diyor.
Sen ise aydoe abi hala askeri mantikla bu isin bitecegine inaniyosun, ama bu sekil dedigin gibi olursa senin yasin bile el vermez bu sorunun bu sekilde bitecegini gormeye.
Hadi, simdi bir kaos seneryosu yapalim.
Turkiyenin bolundugunu farz edelim, sen inaniyomusun, mevcut vaar olan sistemle o kalan,parcanin yonetilebilecegine?
Bu vaar olan mevcut sistemle, degil turkiyeyi yonetmek ISTANBULU bile zor yonetir bu devlet...
Hepimiz yasiyoruz ve goruyoruz, halki kredilerle borclu birakiyolar, ac birakiyolar, bu halki olaylara karsi duyarsiz hale getiriyorlar.
Gun gectikce,memleketimizde insan kalitesi dusus gostermekte!
Bu sistem, BU tarz yonetim ne yazikki halkimizi yere dusurmustur,camura bulandirmistir.
Firavun cagini yasamaktayiz, dev dev koca kuleler sarmis etrafimizi;sanki misirdaki devasal pramitlere benziyor yaptiklari kuleler.
Ve bu ulkenin sefasini bir kac aile faydalanmakta,yoksul halkada kendi arasinda savasmak ve fukaralik cekmek kaderi cizilmis.
KESINKEZ bu sistemin elestirilmesi ve tekrar reforme edilmesi gereklidir..

saygilarimla

qw19
26-10-2008, 13:15
Ahmet Altan, Jasmin Çongar, M.Ali Birand, Oral Çalışlar, Cengiz Çandar, Fehmi Koru Hasan Ünal, Behiç Kılıç, Arslan Bulut, Yalçın Küçük, Ergun Poyraz, Nihat Genç *gibi isimlerdir. Soner Yalçın, Can Dündar, Murat Yetkin, Doğu Perincek ikramımız.

Bunların hepsi yan yana pek güzel duruyor. Mustafa Balbay'ı hariç tutalım.

Selamlar.

meaculpa
28-10-2008, 17:21
Tsk ya bir başka vizyondan, farklı bir eleştiri daha...

Aristokrasi=Paşakrasi

Avrupa aristokrasisi yerini demokrasiye bırakalı yıllar oldu. Bizde ise paşakrasi yerini demokrasiye bırakmaktan yana zorlanıyor.

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=Detay&VersionID=16238&Date=28.10.2008&ArticleID=904261