PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Köy Enstitüleri


21-03-2008, 12:40
KÖY ENSTİTÜLERİ AÇILMADAN ÖNCEKİ DURUM VE GELİŞMELER

1926 yılında eğitim bakanlığına getirilen Mustafa Necati dönemi gelişmeleri şunlardır;
- Talim-Terbiye Dairesi, İnşaat Dairesi ve Sağlık Dairesi kurulmuştur.
- Telif ve Çeviri İşleri Yönetmeliği ve Yabancı Okulların Teftiş ve Kontrol Yönetmeliği çıkartılmıştır.
- Öğretmenlerin maaşları arttırılmış, yakacak, ev ve yolluk ödentileri kabul edilmiştir.
- Halk kitaplıkları kurulmuştur.
- Okul kitapları yazımı işi için yarışmalar düzenlenmiş ve kazanan kitaplar Devlet Matbaasında bastırılmıştı. Bu şekilde tek tip kitap uygulaması başlamış oluyordu. 1945 yılına kadar sürdürülen bu uygulamayla ucuz kitap üretimi sağladığından dolayı binlerce çocuğa kitap alma olanağı sağlamıştı.

Görüşlerinden yararlanılmak üzere 1924 yılından 1934 yılına kadar yabancı eğitim uzmanları davet edilmiştir. Bunlar;
- Columbia Üniversitesi’nden Prof. John Dewey
- Alman eğitim uzmanı Georg Kerschensteiner (yerine yardımcısı Dr. Künhe gelmiştir.)
- Belçikalı eğitim uzmanı Omar Boyse
- Amerikalı eğitim uzmanı Water Kemerrer
- Amerikalı eğitim uzmanı Dr. Beryl Parker
Gelen eğitim uzmanlarından John Dewey ve Omar Boyse’nin daha tutarlı öneriler sunduğu söylenebilir. Diğer eğitim uzmanlarının önerileri ülke koşullarına uymayan önerilerdir. John Dewey’in iki yıl boyunca eğitim uzmanı yetiştirilmesi ve Boyse’nin teknik eğitime önem verilerek yerel ustalardan yararlanılması önerileri oldukça yerindedir.
1932 yılında Öğretmen Birlikleri kapatılarak Halkevleri ve Halkodaları açılmıştır. 1946 yılına gelindiğinde 478 halkevi ve 4322 halkodası vardı. Halkevlerinde kurulan kitaplıklar sayesinde halkın sanat ve kültür alanında gelişmesini sağlamak amaçlanıyordu. Eğitim yöntemi andragoji denen yaşam boyu eğitim ilkesine dayalı bir yöntem uygulanmıştır. Yetişkinleri eğitmek ve ileriye götürmek gibi bir amaca sahip olan halkevlerinde bulunan kitap sayısı 1946 yılına gelindiğinde 60 bine yaklaşmıştı. Ancak bir sorun vardı: kültürel yönden zayıf insanları eğitmeyi amaçlayan halkevlerine katılımda bulunan kişiler, genelde zaten belli bir kültür seviyesini aşmış kişilerdi. Dolayısıyla halkevlerinin kurulmasıyla amaçlanan hedefe ulaşılamamış olunuyordu. Köylerde de durum farksızdı. Köydeki insanları eğitmek üzere iyi niyetli bir tavırla hareket eden aydın kişilerin anlatım şekilleri nedeniyle konuşmaları köylü tarafından anlaşılmıyordu. Aynı nedenden dolayı köylü bu kişileri dinlemekten daha ileri gidemiyordu. Bu insanları eğitecek kişilerin onların dilinden ve sorunlarından anlayan ve sorunlarını çözmek konusunda hem fikir üretecek hem de eylemde bulunacak kişiler olması gerektiğinin ayırtına varamamışlardı. 1950 yılında Demokrat Parti döneminde kapatılan halkevleri 1960 ihtilali sonrası açılmış. Ancak 1980 ihtilali sonrası tekrar kapatılıp yönetimin etkisi azalana kadar tekrar açılamamıştır.
Eğitim bakanlığı görevini 1932 yılında devralan Dr. Reşit Galip, 1933 yılında toplanan Köy İşleri Komisyonu’nda köy öğretmenleri yetiştirilmesi konusuna değinmiş; köy öğretmeninin köyün ekonomik yaşamında ve tarımsal etkinliklerinde ilerici ve düzenleyici bir etki yaratması gerekliliğini vurgulamıştır. Ayrıca Reşit Galip döneminde Adana, Ankara, İzmir ve Bursa illerinde 40 günlük köy öğretmeni yetiştirme kursları açılmıştır.
1934 – 1935 verilerine göre;
- Ülke nüfusu, 16 milyondu. Mevcut 40 bin köyde yaşayan nüfus, 14 milyondu. Buna göre ülke nüfusunun %80’i köylerde yaşıyordu.
- Kent ve kasabalarda okur-yazar oranı %85, köylerde ise %15 civarındaydı. Kadınlar arasında okur-yazar oranı ise %3 civarındaydı.
- Kentlerde 1192 ilkokul, 6851 öğretmen ve 254.517 öğrenci vardı. Köylerde ise 5000 ilkokul (çoğu üç sınıflı), 6786 öğretmen ve 313.169 öğrenci vardı. Ancak köylerde okuma çağındaki çocuk sayısı 1.680.000 civarındaydı.
1935 yılında CHP Büyük Kurultayı’nın toplanması sonrasında Mustafa Kemal, Saffet Arıkan’ı milli eğitim bakanlığına getirmiştir. Milli eğitim bakanlığı görevini devralan Saffet Arıkan, ilk iş olarak İsmail Hakkı Tonguç’u vekaleten İlköğretim Genel Müdürlüğü’ne atadı. İşi asıl başaran kişiler, Tonguç ve Hasan Ali Yücel oldu.

İlk olarak eğitmen kurslarının ve köy öğretmen okullarının açılmasıyla yola çıkıldı.

Köy öğretmen okulları 1936

1936-37 öğretim yılında 1936 yılında çıkarılan 3238 sayılı yasaya dayanarak ilk eğitmen kursları açılmaya başlanır. İlk olarak Çifteler, Kızılçullu, Kepirtepe ve Gölköy eğitmen kursları açılır. Bunu takiben köy öğretmen okulları açılmaya başlanır. 1939 yılında çıkarılan 3704 sayılı yasa ile bu kurumlara arazi sağlanır ve döner sermaye verilir. Açılmış olan bu kurumlar Köy Enstitülerinin temelini oluşturmaktadır.
İsmail Hakkı ve Saffet Arıkan, 1936 yılında öğretmen okullarına verilecek karakterin ilkelerini belirleyerek sunmuşlardır. Bunlar;
Öğretmen adaylarına verilecek bilgi, hep genel ve geçerli eğitsel esaslara dayanmalıdır.
Meslek dersleri, ‘iş ve üretim okulu’ denilen ve pratik bilgi ilkesi güden yeni anlamdaki okulun yöntemlerini egeme kılacak biçimde olmalıdır.
Yarının öğretmen adayları, köy hayatını her yönüyle ilgilendirebilecek koşullar içinde yetişmelidirler.
Öğretmen adayları, tarımsal ve sanayi ile ilgili bütün üretim biçimlerine, kuramsal ve uygulama bakımından egemen olabilecek duruma getirilmelidir.
(Kaynak: Yalçın Kaya, “Bozkırdan Dağa Uygarlık”Köy Enstitüleri “Antigone’den Mızraklı İlmihale”)
Eğitmen kurslarının bahar ve yaz aylarını kapsayan yılda 8 aylık süre olmak üzere üç yıl eğitim verilmesi tasarlandı. Küme sistemi kurularak 10 kişilik kümelere okuma-yazma, aritmetik, yurt ve yaşama bilgisi, tarım ve iş dersleri verildi. Her kümeye ders veren tarım ve öğretmen okulu çıkışlı bir öğretmen olurdu. Kurslarda öğrenciler, inşaat yani yapı ustalığından anlayan kişilerin önderliğinde okul binaları yaparlardı. Kursta gerçekleştirilmesi gereken birkaç iş dışındaki işler, öğrencilerin yetki ve sorumluluğundaydı. Her hafta eğlenceler düzenlenirdi. Mezun olanlar, eğitmen olarak atandıkları köylerde ellerinde kılavuz kitapları ve öğrenciler için üç yıllık ders kitapları bina yapımı ve köy çocuklarının okullara özendirilmesi için uğraş vermişlerdi. İlk denemenin başarısı görüldükten sonra eğitmen kurslarının çoğaltılmasına karar verildi. Kapatıldıkları 1946-47 ders yılı sonuna kadar eğitmen kurslarında 9.318 eğitmen yetiştirildi.
Eğitmen kursları açıldıktan 4 yıl sonra köy enstitüleri kanunu çıkarılarak 1940 yılında bu temelin üstüne köy enstitüleri kuruldu.
1940 yılında çıkarılan Köy Enstitüleri kuruluş yasasının gerekçeleri aşağıdaki görüşler ışığı altında kaleme alınmıştır;
- 1935 yılı nüfus sayımına göre 31 bin köyde okul yoktur.
- Pratik çözüm bulunmazsa bu sorun 100 yıl daha sürecektir.
- Kentli öğretmenler köylere uyum sağlayamıyorlar.
- Köy yaşamına ve koşullarına uyabilen öğretmenleri yetiştirecek bir program yürürlüğe konulmalıdır.
- Öğretmeni köyden uzaklaştırmayan, onu çiftçilik bilgileri ile donatacak ve başarılı bir uygulayıcı olarak görevlendirecek bir program gerekmektedir.
- Yeni öğretmenler, köyde geçerli olan demircilik, dülgerlik, kooperatifçilik, çocuk bakımı, dikiş ve ev idaresi bilgileri alacaklar.
- Öğretmen olmayacaklar öğrendikleri diğer işlerden birini yapmak üzere köy hayatında geçerliliği olan sahalara yönelecekler.
- köyde açılacak okullar, birer üretici kurum işlevinde olacaklar. Okulların pratik uygulamalar için arazisi olacak, böylece okulun ve öğretmenin getirdiği yük de azalacak.
(Kaynak: Yalçın Kaya, “Bozkırdan Dağa Uygarlık”Köy Enstitüleri “Antigone’den Mızraklı İlmihale”)

İşe girişilmeden önce çözümlenmesi gereken önemli bir sorun vardı: Parasal Kaynak. Parasal kaynak sağlamak önemli bir sorundu. Hasan Ali Yücelin parasal kaynak sorunuyla ilgili olarak, meclis konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı;
“İlk amacımıza 15 yılda varacağız. İçinde bulunduğumuz yılı kaybetmiyoruz.
Köyler için yetiştireceğimiz öğretmenlerin geçimi için ayrı bir çözüm bulduk. Köylere gerekli 30 bin öğretmeni yetiştirmek, bugünkü bareme göre aylık vermek, zaman yönünden yüzyıllar ve 70-80 milyonluk gider gerektiriyordu. Biz elimizdeki planla, zamanı 15 yıla ve gideri 27 milyona indirdik. Bu nedenle yetiştireceğimiz öğretmenleri gidecekleri çevreye göre donatmayı düşünüyoruz. Bunun için köy yaşamından esin aldık. Onlara sağlanacak olanaklar rahat yaşama ortamlarını yaratacaktır. Bu yüzden onları kentlerde oturanlarla karşılaştırmak yanlış olur. Köy öğretmeninin geçimi için yaratılan maddi olanak, kent öğretmeninden az olmayacaktır. Köy öğretmenleri bu yaşam düzeyini başka yerde bulamayacakları için görevden ayrılmayı düşünmeyeceklerdir.”

Parasal kaynak sorunun oluşmaması için köy enstitülerindeki öğrencilere tutumlu olmaları öğretilmişti. Öğrenciler, okul binasından kullanacakları tarım aletlerine birçok gereksinimlerini kendileri üretip yaptıkları için bu işlere ayrılabilecek kaynağın bulundurulması zorunluluğu ortadan kalkmıştı. Eğitim amaçlı yapılan işlerde köy enstitülerine gerekli ürünlerden daha fazlası üretilerek satılması yoluyla köy enstitülerine gelir elde etme olanağı sağlanmıştı. Köy enstitülerinin kendi aralarından örgütlenerek, gereğinde bazı işlerin yapılmasında yardım ekipleri göndererek yardımlaşması sonucu yine kaynak kullanımı azaltılmıştı. Köy enstitülerinde kişilerin gerçek gereksinimleri göz önüne alınarak üretim yapılmış ve aşırı kaynak kullanımı engellenmişti. 7-8 yıllık eğitimin 5 yıla sığdırılmış olması da kaynak kısıtlamasında önemli bir faktör olmuştur. Eğitimin kendi giderini karşılar duruma geleceği bir ortam yaratılmıştı.




Yasalar ve Yönetmelikler

22 Mart 1926 tarih ve 789 sayılı Maarif Teşkilatına Dair Kanunda "Köy Muallim Mektebi" Uygulamasına Dair Düzenleme
24 Haziran 1937 yılı 3238 sayılı Köy Eğitmenleri Kanunu
Köy Eğitmenleri Kanunu Uyarınca Çıkarılan Yönetmelik
7 Temmuz 1939 tarih ve 3704 sayılı Köy Eğitmen Kursları ile Köy Öğretmen Okullarının İdaresine Dair Kanun
17 Nisan 1940 tarih ve 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu:

Madde 1: Köy öğretmeni, köye yarayışlı meslek elemanı yetiştirilmek üzere tarıma elverişli toprağı bulunan yerlerde, Milli Eğitim Bakanlığınca Köy Enstitüleri açılır.

Madde 2: Bu enstitülerin aylıklı öğretmen ve memurlarının ücretleri Milli Eğitim Bakanlığınca ödenir.
Madde 3: Enstitülere, tam devreli köy ilkokulunu bitirmiş, sağlıklı ve yetenekli köylü çocukları seçilerek alınır. Öğrenim süresi an az 5 yıl olur. Öğretmen olamayacağı kanısına varılan öğrencilere başka mesleklere ayrılır, öğrenim süresi bakanlıkça saptanır.
Madde 4: Öğrenciler, sağlık nedeni dışında bir nedenle kurumdan ayrılırlarsa, kaldıkları sürenin bedeli kendisinden veya kefilinden alınır.
Madde 5: bu kurumlarda öğrenimlerini bitirerek öğretmen olanlar, 20 yıl çalışmak zorundadır. Ayrılanlar devlet kurumlarına ve memurluğa alınmazlar.
Madde 6: Köy enstitüsü çıkışlı öğretmenler atandıkları köylerin her türlü eğitim öğretim işlerini görürler. Örnek bağ-bahçe, atölye gibi tesisler kurarak köylüye önderlik edenler, bunlardan yararlanmalarına yardımcı olurlar.
Madde 7: Öğretmenler ayda 20 lira aylıkla Milli Eğitim Bakanlığınca atanır. Başarı gösterenlerin aylığı 6. Öğretim yılında 30; 15. Yılında 40 liraya çıkarılır. Aylıklar üç ayda bir peşin olarak bakanlık bütçesinden ödenir.
Madde 8: Öğretmenler hastalanınca 788 sayılı yasa gereğince aylıklarını alırlar.
Madde 9: Enstitü çıkışlılar askerliklerini asteğmen olarak yapar. Bu süreye kadar geçen askerlik hizmetinde ücretlerinin üçte ikisini alırlar.
Madde 10: Göreve başladıklarında özel donatım bedeli olarak 60 lira verilir.
Madde 11: Öğretmenler üretim için ve öğrencilerin uygulama yapacağı araçlar, tohum, çiftlik, fidan vb. araç-gereçler okul demirbaşına geçirilerek, devletçe verilir.
Madde 12: Köy öğretmeninin atandığı okula, köy sınırı içinde ve tarım işlerine yarayacak topraklardan, köy kanununa göre satın alınarak öğretmen ailesinin geçimine, okul öğrencilerinin uygulama derslerine yetecek kadar toprak verilir. Köyde devlet toprağı varsa bu amaçla okula devredilir.
Madde 13: Köy okulu işletmesinde, kuraklık, sel, yangın, hastalık vb. nedenlerle ortaya çıkacak zarar için işletmenin yeniden kurulması amacıyla, bakanlık bütçesinden yardım edilir.
Madde 14: İşletmelerdeki her türlü eşya, hayvan vb. okulun malıdır; işletmeden elde edilecek ürün öğretmenin olur.
Madde 15: Köy öğretmenlerinin işleri, gezici başöğretmenler ve ilköğretim müfettişlerince kovuşturulup, denetlenir ve yardımcı olunur.
Madde 16: Köy okulu ve öğretmen evi bakanlıkça verilecek planlara göre, köy yasasına dayanılarak, bölge ilköğretim müfettişi ve gezici başöğretmen denetiminde köy kurulunca yapılır. Öğretmen atanacak köylere durum üç yıl önceden bildirilir. Okul ve öğretmen evi, öğretmen işe başlamadan bitmiş olur. Köy okulunun onarımı vb. gideri köy kurulunca karşılanır.
Madde 17: Köy enstitülerine şu kurumları bitirenler atanır;
Yüksek okullar ve üniversite fakülteleri
Gazi Eğitim Enstitüsü
Öğretmen okulu
Ticaret lisesi ve orta ziraat okulu
Erkek sana okulu, kız enstitüsü
Köy enstitüleri
İnşaat usta okulu
Bunlardan başka her türlü teknik meslek okulu çıkışlılar
Bunlar dışında enstitülerde uzman işçiler, gündelik ya da aylık ücretle “usta öğretici (usta öğretmen)” olarak çalıştırılabilir. Köy enstitülerinde çalışacakların, atama, terfi ve teftişleri ve enstitülerin yönetim işlerinin nasıl yürütüleceği ayrı bir yönetmelikle saptanır.
Madde 18: Milli Eğitim Bakanlığınca “Köy Öğretmenleri Emekli Sandığı” ve “Köy Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı” kurulur.
Madde 19: Bu iki sandığın işleri ayrıca yönetmelikle düzenlenir, saptanır.
Madde 20: Köylerde çalışan öğretmenlerin ve ailesinin sağlık işlerine parasız bakılması için bakanlıkça sağlık müfettişleri atanır. Bakanlık prevantoryum ve sanatoryumundan köy öğretmenleri parasız yararlanır.
Madde 21: Enstitülerin donatım, yapı ve onarım işleri 4290 sayılı arttırma-eksiltme yasasına girmez.
Madde 22: Bu yasa yayın tarihinden başlayarak geçerlidir.
Madde 23: Yasayı yürütmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

19 Haziran 1942'de çıkarılan 4274 sayılı Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu ile köy enstitüleri bölgelere ayrıldı.
1943 yılı 4459 Köy Enstitülerinde Sağlık Kolu açılması kararlaştırıldı.
1943 yılı Yüksek Köy Enstitüsü Talimatnamesi ile Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kuruldu.
1947 yılında Köy Enstitüsü Öğretim Programı ve Yönetmeliği değiştirildi.
1947 Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatıldı.
1948 yılında Eğitmen Kurslarına son verildi.
1950 yılında karma eğitim kaldırıldı. 4 enstitüdeki sağlık kolu kapatıldı.
1951 yılında köy enstitülerinde öğretim süresi 6 yıla çıkarıldı.
1953 yılında Köy Enstitüleri Programı ile İlköğretmen Okullarının programları birleştirildi.
1954 tarih ve 6234 sayılı yasa ile Köy Enstitüleri, İlköğretmen Okulu'na dönüştürüldü.

21-03-2008, 12:41
Eğitim Çeşitleri

1. Okul Öncesi Eğitim
2. Çocuk Eğitimi
3. Uyum Eğitimi
4. Halk Eğitimi
5. Toplumcu Eğitim
6. Demokratik Eğitim
7. Aydınlanma Eğitim
8. Siyasal Eğitim
9. Devrimci Eğitim
10. Politeknik Eğitim
11. Yüksek Öğretim (Üniversite Eğitimi)
12. Dini Eğitim
13. Bilimsel Eğitim

Eğitim Yöntemleri
1. Konu Odaklı Eğitim: Ezberci eğitimin temel kaynağı olan bu eğitim yöntemi öğrenciyi ezberleyen, öğretmenin söylediklerini harfiyen kabul eden ve sorgulamayan bir varlık olarak görürdü. Öğrencinin etkin bir yapıda olması veya etkin bir yapıya bürünmesi beklenmezdi. Öğrenciden beklenen, iyi not alması ve sınıfını geçmesiydi. İstisnalar hariç günümüzde uygulanan eğitim yöntemi bu yöntem ve öğretmen odaklı eğitim yönteminin bir bileşimidir.. Yıllık bir ders planı hazırlanır bütün öğrenciler bu plana göre eğitilir. Bu planda yer alan derslerin niteliği öğrenciyi yaşama hazırlamaya yönelik değildir.
2. Öğretmen Odaklı Eğitim: Yıllık bir ders planı hazırlanır bütün öğrenciler bu plana göre eğitilir. Bu planda yer alan derslerin niteliği öğrenciyi yaşama hazırlamaya yönelik değildir. Planda yer alan derslerin dışına çıkılmaz. Öğretmen sadece aktarıcı bir varlıktır. Öğrencileri eğitirken farklı yöntemler uygulamasına izin yoktur.
3. Öğrenci Odaklı Eğitim: Öğrencinin bir kişiliği olduğunu bilerek onu eğitimin merkezine yerleştiren bu yöntemde öğrenci, etkin bir yapıda öğrenim görür. Yapılan ders ve çalışmalarda öğrenci, faal durumda iken öğretmen, gözlemci ve yol gösterici bir rol üstlenir. Öğrenciler yaşamsal bilgilerle donatılır.


Köy Enstitülerinde Eğitim Ve Eğitim Politikası

Köy enstitüleri sistemi çok programlı bir sistem olduğu için içerisinde değişik birimler barındırarak geniş bir kitle eğitimine hizmet ederdi. Köy enstitülerin barındırdığı birimler şunlardır;
- Yüksek Köy Enstitüsü
- Eğitmen Kursu
- İlköğretim için Öğretmen Yetiştirme Programı
- Uygulama Okulu
- Sağlık Kolu
- Çocuk Yuvası
- Köy Bölge Okulları
- Köy Okulları



Köy Enstitüleri Eğitiminin ve Eğitim Politikasının Amaçları

Görünürdeki amaç köylünün içinden köylünün eğitimi için eğitimciler yetiştirmekti. Köy enstitülerinin tek kuruluş amacı sadece köye öğretmen yetiştirmek değildi. Köyler için gerekli olan öğretmen ihtiyacını karşılamanın yanında köyler için gerekli sağlık memuru, ebe ve teknik eleman yani usta ihtiyacının da karşılanması amaçlanıyordu. Köylere gönderilecek eğitimli insanlar yoluyla teknik ve tarım becerikli iş yönetimine dayanan bir eğitimi yurt genelinde kitlelere yaymak ve yerleşmesini sağlamaktı. Giderek yalnız köylerde değil, ülkenin her yerindeki genel eğitimin, çağdaş gelişmelerin gerektirdiği alışkanlıkları kazandıracak bir iş eğitimi yöntemi temeline dayandırılması amaçlanıyordu.
Bu proje ve projenin uygulanışı ile dönemin ilerisine gidecek ve diğer insanları yanlarında ileriye, özgürleşmeye ve gelişime götürecek, düşünsel ve bedensel olarak üretken, yaşamı özümsemiş, paylaşan, yaratan ve değiştiren insanlar yaratılacaktı. Mensubu oldukları toplumu ilerletme ve geliştirme çabasında ve çalışma azminde olan insanlar aracılığıyla toplum, daha çağdaş ve daha demokrat hale gelecekti. Köylünün daha çağdaş ve demokrat hale gelmesi için de onları bilinçlendirmek, haklarının bilincinde olmalarını ve ekonomik olarak canlandırmak bir gereklilikti. Bu durumda da eğitenin yani öğretmenin de sözü edilen yetilere sahip olması sağlanmalıydı. Köy enstitüleri de bu amacı gerçekleştirmek üzere yola çıkmıştı. Yani toplumda zincirleme bir etki yaratarak toplumsal yapıyı değiştirmek hedefindeydi. Bu hedef hiçbir şekilde açıkça belirtilmemiştir. Burada dikkat edilmesi gereken; siyasal ve ideolojik bir ortamda öğrenci yetiştirerek kendi ideolojisine yönlendirmek değil insana insani değerini kazandırmaktı. Yeni toplumsal yapı oluşurken emekçi sınıfların gelişim sürecini hızlanacak, enekçi sınıfın gelişmesiyle ortaya çıkacak demokrasi ve eşitlik arayışları ortaya çıkacaktı.
Çok programlı ve yönlü bir proje olarak kurulan birimler göz önüne alındığında, öğrenciye anaokulundan üniversiteye giden bir yol sunulması amaçlanmıştı. Çok programlı sistem içerisinde öğrencilerin cinsiyeti de büyük bir öneme sahipti. Kadınlar ve erkekler arasında fırsat eşitliği yaratma çabası vardı.
Öğrencilerin köyün içinden seçilmesiyle köyü tanıyan insanlardan köye yönelik insanlar yetiştirilmiş olacaktı. Okulsuz köy bırakılmayarak köylerdeki bütün çocukların kentlerdeki çocuklar gibi eğitim imkanına sahip olması amaçlanıyordu. Aynı amaç ayrıca büyük bir fırsat eşitliği amacını da bir başka ürün olarak içinde barındırıyordu.
Yeni eğitim politikası, mevcut eğitimi tamamen ortadan kaldırmayı amaçlayan bir politika değildi. Her şeyiyle yeni ve bağımsız düşünülmüş bir eğitim politikasıydı. Yeni eğitim politikasıyla kendi kendilerini yaratan kurumların oluşumu sağlanacaktı. Bunlar da elbette köy enstitüleri olacaktı.
Tüm bunları başarmak için başta işin zorluğunun farkında olmak, risk almak, cesur olmak ve çalışmak gerekecekti. Tüm sorumluluğu üstüne alan Yücel ve Tonguç, eğitimle ilgili amaçlarını evrelere ayırmışlardı. İlk amaçlarına köy enstitülerini kurarak 15 yılda ulaşmayı düşünüyorlardı.

Tonguç’un Eğitsel Bakışı

İsmail Hakkı Tonguç, eğitimciliğe dair 5 kitap yazdı. Bunlar;
• İş ve Meslek Terbiyesi – 1933
• Köyde Eğitim – 1938
• Canlandırılacak Köy – 1939
• İlköğretim Kavramı – 1946
• Öğretim Ansiklopedisi – 1952

Ona göre;
• Eğitimi gerçekleştirirken sabit bir modele bağlanılmamalıdır.
• Çağdaş eğitimi yaratmak için ülke koşullarının iyi incelenmesi, gereksinimlerin doğru saptanması, olanakların gözden geçirilmesi, demokratik bir örgütlenme oluşturulması ve yeni öğretmenlerin yetiştirilmesi gereklidir.
• İş temeli üzerine bir eğitim sistemi kurulmalıdır. Eğitim sistemin en önemli özelliği, iş içinde, iş aracılığıyla, iş amaçlı olmasıdır. Eğitimin amacı, ortamı ve yöntemi, yaşamda uygulanabilir, özellikle köy yaşamında, işlerdir.
• İnsan, beynini ve elini kullanarak edindiği bilgileri bilimsel bilgiye dönüşmelidir. İnsan ile doğa arasındaki sürekli ilişki ve diyalektik ancak pratik ve bilinçli bir eğitimle gerçekleşebilir.
• Okullar halka yarar getirmeli ve eğitim yoluyla bireyler bilinçlendirilerek toplumsal değişimin sağlanması gereklidir. Bilinçlenen bireyler, haklarını bilerek ve yeteneklerinin farkındalığıyla kendilerini geliştirip meslek edinebilecektir.
• Köyün kalkınmasının değil içten canlandırılması üzerine kafa yorulması gerekir. Köy insanı canlandırılırsa ve bilinçlendirilirse köy bir sömürü alanı olmaktan çıkacaktır.
• Eğitim çalışmalarıyla birlikte toprak reformunun da gerçekleştirilmesi zorunludur.
• Öğrenci resmi dille, karma, ulusal ve laik bir eğitimle yetiştirilmelidir.

İş eğitimi

İş Eğitiminin Temel İlkeleri ve Köy Enstitülerindeki Uygulamayla Karşılaştırılması;
• Gereksinme: Eğitim, kişinin ve toplumun somut gereksinimlerine yanıt vermelidir. Üretimden gücünü alan köy enstitülerinde öğrenciler, üretirken düşünen, düşünürken üreten kişilerdi. Anadolu ancak beyin emeği ile el emeğini birleştirerek çalışan insanlarca canlanabilirdi.
• İnsan Kişiliğini Çok Yönlü Geliştirme: Eğitim kişinin bedensel ve zihinsel tüm yeteneklerini kapsamalıdır.
• Kuram-Uygulama Bütünlüğü: İş okulunun amacı, bilineni yineleyen değil bilinçli ve üretken bireyler yetiştirmektir. Her ders ve etkinlikte gerçek yaşamla bir bağın kurulması gereklidir.
• Uygun Aracın Kullanılması: İş okulu bir yandan teknolojiyi kullanır bir yandan da okuma, özellikle serbest okuma alışkanlığı kazandırarak evrensel kültüre kapı açar. Dersin işle öğretilmesi gerekliliği ışığında hareket eden öğretmenin öğrenciyi yaratıcılığa yönlendirecek kitap ve benzeri araçlar kullanması zorunludur. Öğrenci, öğrencilik yaşamından kullandığı her aracın niteliklerini iş içinde öğrenmelidir. Buna dinlediği radyo dahildir.
• Katılım ve Demokrasi: Her biri ileride birer öğretmen ve köyün lideri olacak olan öğrencilerin, enstitüde şimdiden yönetime katılması büyük önem taşımaktadır. Bu katılım sadece bu kurumda sadece demokratik işleyişi sağlamak için değil öğrencilerin yaratıcı yeteneklerini daha iyi geliştirmek onlara demokrasi kültürü vermek için de gereklidir.
• Paylaşım: Enstitü öğrencileri ürettiklerini tüketmede, paylaşmada da bilinçli davranacak biçimde yetiştirilirler. Tüketilen üretimler içerisine kültür ve sanat etkinlikleri konulmalıdır. Enstitülerde gerek öğrenciler gerekse, yönetici, öğretmenler tüm üretilen değerleri paylaşımda ortak ve eşit pay sahibidirler.
• Değerlendirme: Enstitüde yapılan tüm işler, eğitim etkinlikleri, düzenli aralıklarla değerlendirilir. Bu değerlendirme işin büyüklüğüne göre her hafta, her ay ya da her gün yapılabilir. Eğitim sürecinden geçen köy çocukları; iş içerisinde yarara dayalı, yönetime katılımcı, sorgulayıcı, eleştirici, sorumluluğun bilincinde, demokrasiyi yaşarak özümsemiş kişiler olarak yetişirdi. Böyle bir kişilik modeli, duruk düzene, yüzyıllardır insanlarını uyutan egemenlere ve çıkarcılara elbette tersti.
(Kaynak:Yalçın Kaya, “Bozkırdan Dağa Uygarlık”Köy Enstitüleri “Antigone’den Mızraklı İlmihale”)

Tonguç: “İş; değer elde etmek ya da değer yaratmak için gösterilen etkinliklerin tümüdür.”

Tonguç’un İş Okulu kavramının özellikleri ve yorumlanması;
• Öğrenci etkin durumda olmalıdır. Öğrencinin edilgen yani bir pasif bir konumdan kurtarılması ve sadece ezberleyen bir varlık olarak kalmaması için etkinliğini sağlayıcı önlemlerin alınması gereklidir. Öğrencinin etkin bir şekilde iş yaparken edindiği bilgiler kalıcı bilgiler olacaktır.
• Eğitsel değer taşıyan ve gerçek üretime yönelik işler yapılmalıdır. Elde edilen ürünler, eğitimin giderini karşılamaya yönelik olarak da gelir getirici ürünler olmalıdır.
• İşler, öğrencilerin hem düşünsel hem de bedensel güçlerini geliştirecek yönde olmalıdır. Öğrenci, iş sırasında bedenini çalıştırırken işleri nasıl daha kolaylaştırabileceğini, güzelleştireceğini ve yararlı hale getirebileceğini düşünürken yaratıcılığını ortaya koyar yani beynini de çalıştırmaya ve geliştirmeye başlar. Bunun yanı sıra öğrenci, kültürel, sanatsal ve estetiksel üretime de yönelmelidir.
• İşi bir araç olarak kullanarak öğrenmek, üretmek ve meslek edinmek gibi amaçlar için kullanmak gereklidir. Bu durumda iş, hem araç hem de amaç durumuna gelmektedir.
• Her dersin doğayla ilişkili olarak işlenmesi ve yaşama geçirilmesi gereklidir. Yaşam içerisinde uygulamaya dahil edilen her ders ve çalışma öğrencinin yaparak öğrenme ve geliştirme sürecinin oluşmasına yardımcı olur.
• Öğrenci, öğretmen ve yöneticiler, birlikte çalışmalı gereğinde birlikte öğrenmelidir.

Tonguç’a göre öğretmenlerin öğrencilere kazandırması gereken özellikler, şunlar olmalıdır;
• İşlere karşı istekli ve işe bağlı olmalıdır.
• Kendi kendine iş görme ve yaratma kabiliyetine sahip olmalıdır.
• Düzenli olmalı ve kullandığı eşyaları bakımını yapacak beceriye sahip olmalıdır.
• Edindiği yararlı bilgiyi, aldığı demokratik somut ve baskısız eğitimi ile yenilikçi ve ilerici olmalıdır.
• Dayanışma ruhu içerisinde arkadaşlarıyla kardeşçe bir yaşam sürmelidir.
• Başkalarının düşünen, katılımcı, cesur ve engellerden yılmayan insan olmalıdır.
• Düşüncelerini özgürce ifade edebilen, toplumcu, özgürce kitap okuyan ve bilimsel felsefi eğitim almış insan olmalıdır.
• Üretken ve niteliği ön planda tutan insan olmalıdır.

Köy Enstitülerinde Ana İlkeler

1. Çevreye Uygunluk İlkesi: Öğrencilerin eğitim gördükleri enstitüdeki çevresel koşulların ileride görev alacakları çevrelerin koşullarını taşıması gerekliydi. Öğrenciler, köy enstitülerindeki öğrencilik yaşamları süresince verilen dersler ve yapılan geziler sayesinde yakın ve uzak çevredeki köyleri tanıma ve değerlendirme imkanı buluyorlardı. Öğrenciler mezun olduklarında görev alacakları çevreye daha kolay uyum sağlayacaklardı. Ayrıca eğitim gördükleri çevrenin görev aldıkları çevreye benzerliğinden ve mevcut çevrenin ne tür sorunları olabileceğini bildiklerinden dolayı sorunlara karşı çözüm üretmek ve eğitime gerekli koşulları yaratmak için fazla zaman kaybetmeleri gerekmeyecekti. Köy enstitülerinde koşulların iyileştirilmesine yönelik uygulamalı çalışmaların yapılmış olması öğrencilerde bu sorunları bertaraf etmek bir özgüven de sağlıyor. Köy enstitülerinde uygulanan çalışmaların bir ayağını oluşturan yakın çevrenin iyileştirilmesi uygulamalarında köy yolları, su getirilmesi vs. işler yapılırdı. Bunların yanı sıra öğrenciler, toprağı işlemeyi,traktör kullanmayı, köprü yapmayı, kireç yakmayı, tuğla pişirmeyi, peynir yapmayı, hayvan bakmayı, ve dokuma işlerini öğreniyordu.
2. Kentlerin dışında Kurulma İlkesi: Köy enstitüleri bir önceki ilkede belirttiğimiz özellikleri öğrencilere kazandırmak amacıyla kentlerin dışına kurulmuştur. Bir başka neden ise öğrencilerin eğitimi için gerekli arazilerin kentler dışında oluşuydu. Köy enstitülerin kurulacağı arazilerin özellikle zor şartlara sahip ve işlenebilir olması yeğlenmiştir. Bu seçim, köy enstitüleri öğrencilerinde imece usulü çalışma yöntemini geliştirerek bir dayanışma ruhu yarattı.
3. Öğrenci Doğasına Uygunluk İlkesi: Öğrenciler, kişisel ve bedensel yapılarına göre ele alınırdı. Sürekli analiz edilen öğrencilere bilgileri, güçleri ve yeteneklerine göre iş ve görev verilirdi. Öğrenciyi yıldırmak amaçlı değil daha çok öğrenciyi kazanmak amaçlı olarak hareket edilirdi.
4. Kendi Kendine Yönetim İlkesi: Bir öğrenci, kendisine verilen görev ve sorumluluğu yerine getirirken başkalarının denetlemesi gerekmezsizin, kendi özdenetim mekanizmasını faaliyete geçirmeliydi. Nöbetlerde ve çalışmalarda çalışma zamanlarını bilerek sorumlu olduğu görevleri başkalarının direktiflerine gerek kalmaksızın yapabilmeliydi. Bu durum demokratik bir yapının oluşması açısından da önemliydi. Kendi görev, sorumluk ve hakkını bilen öğrencilerin yetişmesi ve yurttaşların için kendi kendine yönetim önemliydi.
5. Doğaya Uyum ve Doğayı Canlandırma İlkesi: Doğayı tahrip etmeden ve doğayı canlandırarak yaşama ilkesi hakimdi. Köy enstitülerinin kuruldukları çevre çorak ancak işlenmeye müsait topraklarla bezeliydi. Köy enstitüleri öğrencileri ve öğretmenleri yaparak iş içinde öğrenme ilkesine de dayalı olarak; bir yandan kendi okul binalarını, yatakhanelerini vs. yaparken diğer yandan doğayı canlandırmak adına ağaçlandırma faaliyetlerine devam ediyorlardı. Dikilen ağaçlar boy verdikçe, ekilen tarlalarda ürünler bitmeye başladıkça doğa da canlanıyordu.
6. Demokrasi İlkesi: İşler yapılırken ortak kararlara uyularak yapılır. Hafta sonlarında veya 15 günde bir, yapılan işler, kişilerin görevleri ve sorumlukları hakkında tartışmalar yapılırdı. Herhangi bir aksaklığın gözden kaçmasını engelleyici bir denetim mekanizması mevcuttu. Demokratik eğitimin ve denetim mekanizmasının (özdenetim de dahil) varlığı disiplin sorunun oluşmasını da engelliyordu.
7. Kendi Kendine İş Yapabilme İlkesi: İş yaparken öğrencinin kendi yaratıcılığını ve yeteneğini ortaya koymasına izin veriliyordu. Öğrenci aldığı yetki ve sorumluluğun bilincinde hareket etmeyi öğreniyordu. Mezun olduktan sonra görev alacağı işlerde kendi kendine iş yapabilecek düzeyde hareket yeteneğine sahip olacaktı. Bağımsız ancak dayanışmacı yapıda bir insan oluşacaktı.
8. Yardımlaşma İlkesi: Organik bir yardımlaşma hakimdi. Tüm köy enstitülerini kapsayan bir yardımlaşma mantığı vardı. Köy enstitüsündeki çalışma kolları ve birimleri kendi arlarında yardımlaşırdı. Bunun yanı sıra köy enstitüleri kendi aralarında çeşitli çalışmalar konusunda yardımlaşırdı. Yakın köylerle de yardımlaşılıp köylerin gelişimine yardımcı olunuyordu.
9. Karma Eğitim İlkesi: Kız erkek öğrenciler birlikte öğrenim görürdü. Birçok iş cinsiyet gözetmeksizin birlikte yapılırdı.

UNESCO’nun Görüş adlı dergisinde uygulanması eğitim stratejileri şu 21 başlıkta toplanmıştır;

1. Sürekli eğitim, ileriki yıllarda, kalkınmış ülkelerin olduğu kadar kalkınma yolundaki ülkelerinde eğitim politikalarının ana konusu olmalıdır.
2. Eğitim, okul duvarlarına sıkışmayıp insanın tüm yaşamı boyunca sürmelidir; eğitimde toptan yenilenmeye gidilmeli ve eğitim gerçek bir halk hareketinin boyutlarını edinmelidir.
3. Eğitim birçok yoldan sağlanmalıdır. Önemli olan izlenecek yol değil, öğrenilen ve kazanılan gerçek bilgilerdir.
4. Çeşitli eğitim sınıfları, çevrimleri ve düzeyleri arasındaki yapay ya da eskimiş engeller ortadan kalkmalıdır.
5. Okul çağında olmayan çocukların eğitilmesi 1970’lerin baş amacı olmalıdır.
6. Milyonlarca çocuk e genç her türlü öğrenimden uzak kalmaktadır. Şu halde eğitim politikalarında ilk amaç, değişik biçimlerde, ulusal olanak ve geleneklere göre temel eğitimin genelleştirilmesidir.
7. Daha ilkokuldan başlayarak toplu olarak eğitime kuramsal, uygulamalı ve teknolojik bir özellik verilmeli, değişik dallardaki öğretimler (genel, bilimsel, teknik ve mesleki) arasındaki katı ayrımlar ortadan kaldırılmalıdır.
8. Eğitimin amacı yalnızca belirli bir mesleğe göre yetiştirmek değil, onları özellikle farklı mesleklere, üretim biçimlerine çalışma koşullarına ve yeniliklere uyabilmeye hazırlamaktır.
9. Teknik yetişmenin sorumluluğu yalnızca okul sisteminin sırtına yüklenmemelidir. Bu sorumluluk, okullar, kurumlar ve okuldışı eğitim arasında paylaştırılmalıdır.
10. Yüksek öğretim genişlemeli ve yaygın çeşitlilik kazanmalıdır. Bu da her şeyden önce üniversite hakkında geleneksel tutumların değişmesini gerektirir.
11. Çeşitli türde öğretimlere ve profesyonel görevlere başlayış herkesin kendi durum, yetenek ve bilgisine bağlı olmalıdır.
12. Okul ya da okul dışında yetişkin eğitiminin ivedilikle gelişmesi önümüzdeki on yıl içinde uygulanacak eğitim stratejilerinin en önemli hedeflerinden biri olmalıdır.
13. Okur-yazarlığın sağlanması için gösterilen çabalar, ülkenin sosyo-ekonomik gelişimine uygun düşmelidir.
14. Dil laboratuarları, kütüphaneler, audio-visual araçlar gibi kişinin kendini eğitmesine yardımcı olan araçlar tüm eğitim sistemlerinde de kullanılmalıdır.
15. Eğitim sistemleri tekniğin yeni olanakları göz önünde tutularak tasarlanıp planlanmalıdır.
16. Öğretmenler eğitim teknolojilerinin sırtlarına yüklemiş olduğu yeni görevlere hazırlanmalıdır.
17. Öğretmelerin görevi, hangi örenim kesiminde olursa olsun hep aynıdır ve aynı kalmalıdır. İlkokul, teknikokul, ortaokul, lise öğretmenleri ve profesörler arasında hiçbir derce farkı gözetmemek gerekir.
18. Öğretmenlerin bilgi aktarma uzmanlarında çok eğitimci olmalarını sağlamak üzere öğretmen eğitiminde köklü gelişmeler yapılmalıdır.
19. Eğitimde meslek öğretmenlerinin yanı sıra işçi, teknisyen vb. gibi yardımcılara başvurulmalı ve ayrıca orta ve yükseköğrenim öğrencileri arasında yardımlaşma ve işbirliği gerçekleştirilmelidir. Çünkü gençler başkalarını eğitirken kendilerini de eğitmiş olurlar.
20. Geleneksel uygulamaların tersine, bugün öğrenci öğreniminin önceden konmuş kuralları önünde eğileceği yerde, asıl öğretim öğrenciye uymak zorundadır.
21. Küçük olsun büyük olsun öğrenciler, konu olarak sadece kendi eğitimlerinde değil, tümü içinde eğitim kurumunda sorumluluklar yüklenmelidir.

Yukarıda belirtilen eğitim stratejilerini Tonguç’un eğitsel bakışı ve köy enstitülerinin ana ilkeleriyle karşılaştırdığımızda, köy enstitülerinde bu stratejilerle gerçekleştirilmesi hedeflenen eğitimden daha ileri daha ileri hedeflerin gerçekleştirilmeye çalışıldığını ve hatta gerçekleştirildiğini görebiliriz.

21-03-2008, 13:03
Köy enstitülerine öğrenci seçimi

Hasan Ali Yücel, yaptığı meclis konuşmasında öğrenci seçimi ile ilgili şunları ifade etmişti:
“Köy enstitüleri, içinde yalnızca kuramsal dersler yapılan bir kurum olmayıp, tarım ve teknik çalışmalar da yapılacağı için bu kurumları “enstitü” olarak adlandırmayı doğru bulduk. Şimdiye kadar ilköğretmen yetiştirmede düşülen yanlışlara düşmemek için bu kurumlara kesin olarak köyde yaşamış ve ilkokulun her iki devresini köyde bitirmiş çocukları almayı doğru bulduk. Onları sınavdan geçirerek, sağlıklı kişileri seçerek, bedensel zihinsel yeteneklerine bakarak enstitülere alacağız.”
Bu konuşmanın ışığında değerlendirme ve ekleme yapalım. Öğrenciler kesinlikle köyde doğmuş ve yaşamakta olan, ilkokulun ilk üç sınıfını veya beş sınıfını da tamamlamış köy çocuklarından seçilirdi. Köy çocuklarının seçilmesinin ana nedenlerinden biri, köy çocuklarının verilecek şeyleri daha kolay algılayacak ve yeteneklerini ortaya koymada hevesli olmalarıdır. Öğrenciler seçilirken sağlam yapıda, sağlıklı ve çalışmaya meyilli kişiler olmaları zorunluluğu vardı.
[b]Kurulan Enstitüler ve Yerleri
1947 yılına kadar 21 köy enstitüsü kurulmuştur. 1941 yılında kurulan Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü ayrı bir önem arz etmektedir. Yüksek köy enstitüsünde köy enstitülerine gönderilecek öğretmenler de yetiştirilecek ve bir üniversite niteliğinde yapılanacaktı.

Köy Enstitülerinin Yerleri ve Kuruluş Yılları

http://img262.imageshack.us/img262/6554/adszva2yp3.jpg (http://imageshack.us)


Kuruluş yerleri seçilirken yeterli araziye sahip ve işe yaramaz yerler olarak görülen ancak emek verildiği takdirde güzelleştirilebilecek ve verimli hale getirilebilecek tarımsal üretim yapılabilen yerler seçilmişti. Eğitim sürecinin başlamasından itibaren öğrencinin öğrenmeye başlayabileceği yerler olmaları da büyük bir önem taşımaktaydı.
Eğitmen kurslarıyla başlayan kendi kendini yaratma süreci köy enstitülerinin kurulmasından sonra da devam etmişti. İlk olarak çadırlarda yaşamaya başlandı. Köy enstitülerinde eğitime başlanan ilk günden itibaren öğrenciler, tarımsal ve teknik işlerde çalışmaya ve ders görmeye başlamıştı. Bunlar arasında şunlar vardı;

Enstitü binaları yapımı: Öğrenciler, kendi yatakhanelerini, dersliklerini ve toplantı odalarını kendileri yapmışlardı.
Tarımsal üretim ve hayvancılık: Ağaçlık, bağ ve bahçe yapmışlardı.
Terzilik öğrenme: Kendi giyeceklerini kendileri dikmeyi öğrendiler.
Elektrik santralleri yapımı: Tonguç’un yararlı bilgi öğrenimi anlayışına dayalı olarak elektrik santrali yapımına yardımcı olarak elektrik işlerini de öğrenmişlerdi.
Ders ve çalışmalar için gerekli eşyaların yapımı, onarımı ve bakımı.
Yol ve su kanalları yapımı: Köy enstitülerinin bazılarının kurulduğu yerlerde yolların çok bozuk olmasından ve suyun olmamasından dolayı yol ve su kanalı yapımına yönelmişti.
Bataklık kurutma: Bazı köy enstitülerinin yakınındaki bataklıklarda bulunan sivri sinekler nedeniyle sıtma gibi hastalıklardan öğrenciler rahatsızlanmıştı.
Çadırlarda yaşamla başlayan eğitim, iki yıl boyunca yapılan çalışmalarla kent görünümü alan bir yaşam çevresine dönüşmüştü. Tüm işler yapılırken yönetici, öğretmen, usta öğretmen ve öğrenci dayanışması ön planda tutulmuştu. Bulundukları yaşam koşullarını birlikte sırtlanmaları ve bu koşulları birlikte çözümlemeleri öğrencilerin ve öğretmenlerin birbirlerine yaklaşmalarını sağlamıştı. Bu yakınlaşma ile eğitimde öğrenci ve öğretmen arasında diğer eğitim yöntemlerinde görülen mesafenin azalması sonucuyla birlikte öğrencilerin kendilerini ifade etmede ve sorunlarını dile getirmede öğretmene karşı kendine güvenli ve olumlu davranışlar oluşturmasını sağlamıştı.
Öğrencilerin işi yaparken öğrenerek eğitimlerine başlamaları onların eğitimin ilkelerini algılaması açısından önemliydi. İlk günden itibaren çalışmayı, dayanışmayı ve katılımı öğrenmeye başlamışlardı. Ayrıca eğitimin başlamasıyla yetki ve sorumluluk almaya başlamışlardı.
Köy Enstitülerinde Bulunan Kuruluşlar;
1. Okul Binası
2. Toplantı Binası
3. Sağlı Ocağı
4. Atölyeler ve Araç – Gereç Depoları
5. Kooperatif
6. Döner Sermaye



Köy Enstitülerinde Yönetim Anlayışı Gerçekleştirilecek Etkinlikler

Köy enstitülerinde öğrencinin yönetime katılması önemliydi. Öğrencilerin öğretmenleri, yöneticileri ve diğer öğrencileri özgür bir şekilde denetleme ve eleştirme hakkı vardı. Özgürce okuyan, özgürce düşünebilen ve özgürce konuşabilen öğrencilerin ortaya çıkması, yaratılmak istenen yeni insan tipinin oluşmaya başladığını müjdeliyordu.
Tüm eğitim süresince öğrencilerin demokrasiyi özümsemesi sağlandı. Derslerde, ve çalışmalarda öğrencileri karşı takınılan demokrat tavır , öğrencilerin diğer insanlara ve varlıklara saygılı olmayı öğretti. Öğretmenler ve öğrenciler, birbirlerini kardeş ve arkadaş olarak görüyordu. Ayrıca yönetimde ve çalışmalarda sahip oldukları yetki sorumluklar onların demokrasinin gerçek anlamını gösterdi. İşlerin ortaklaşa yapılması sonucu bir ortak aklın ve emeğin oluşması doğaldı. Böyle bir ortamda ise demokratik yapının oluşması da doğaldı. Günümüz eğitim kurumlarında bir öğrencinin bir öğretmenden basit görülen bir konuda yardım istemesi garipsenen bir durumken, köy enstitülerinde yaratılan demokratik ortamda yardım istemesi gayet doğal karşılanan ve birlikte yaşamın koşulu sayılan bir durumdur. Köy enstitülerinde sağlanan demokratik ortamda yetişen ve öğretmenlik vesaire meslekler yapan insanlar, köy enstitülerinin kapatılması sonrasında demokratik yapıları nedeniyle yargılanmış, baskı görmüş ve sürgünlerle yaşamak zorunda kalmıştı.

Her öğrenci kendisi ve kurumla ilgili gerçek yetkiler ve sorumluluklarla katılımda bulunurdu. Bu durumun bir nedeni de ileride sahip olacakları mesleklerde karşılaşacakları zorlukları aşabilmek için eleştiri, analiz ve çabalama yeteneğine sahip olmalarını sağlamaktı. Köy enstitülerinde öğrencilerin yönetime katılmasının bir diğer nedeni de işlerin ayrıntılı şekilde yapılarak daha nitelikli olmasını sağlamaktı.
Maddi olanakların yetersizliği göz önüne alınarak oluşturulmuş köy enstitüleri sisteminde öğrencilerin işlere ve yönetime katılması zamandan ve maddeden kazanç sağladı.
Tonguç, yönetimi şu şekilde geliştirmişti;
1. Öğretmenleri Yöneteceği İşler
2. Öğrencilerin Yöneteceği İşler
3. Usta Öğretmenlerin Yöneteceği İşler
4. Eğitsel Kol Çalışmaları
5. Öğrenci Önderleri

Öğrenci yönetimi gerektiren çalışma ve iş alanları çok sayıdaydı. Her enstitüde 20 kadar küme vardı. Her kümenin bir başkanı vardı. Küme başkanı, küme öğrenci ve öğretmenleri tarafından seçilirdi. Küme başkanının görev süresi, kümenin iradesine bırakılmıştı. Ancak bir öğrencinin bir çalışmada uzun süre kalmaması ilkesi gereği süre, belli ölçüde sınırlanırdı. Bu süre genellikle bir ay olurdu.
Köy Enstitülerinde kendi kendine yönetim ilkesi gereği günlük, haftalık ve aylık programlara uygun olarak her öğretim yılı başında eğitsel kollar seçilirdi. Her eğitsel kolda yetki ve sorumluluk bir öğretmene ve öğrencilere verilirdi. Bu kollar şunlardır;
1. Eğitim Kolu
2. Temsil ve Eğlence Kolu
3. Spor Kolu
4. Kooperatif Kolu
5. Kitaplık Kolu
6. Yayın ve Dergi Kolu
7. Gezi ve İnceleme Kolu
8. Fotoğrafçılık Kolu
9. Köycülük Kolu
10. Müzik Kolu

Öğretmenlerin sorumlu oldukları görevler(yönettiği işler) de şunlardır;
1. Okul Müdürü
2. Eğitim Başı
3. Müdür Yardımcıları
4. Sağlık Başı
5. Tarım Başı
6. Müzik Başı
7. Yapıcılık Sanat Başı
8. Demircilik Sanat Başı
9. Marangozluk Sanat Başı
10. Denizcilik Sanat Başı
11. Hayvancılık Memuru
12. Küme Başı
13. Sınıf Öğretmeni
Eğitsel kolların yönetimi amacıyla her kola bir başkan öğrenci ve kol üyesi öğrenciler seçilirdi. Seçilen öğrenciler o eğitsel kolun başı olan öğretmenle birlikte bir kurul oluşturarak, eğitsel kolda yürütülecek programa yönelik yönetmelik hazırlardı. Bu yönetmeliğe uyularak görevler yapılırdı. Bu görevlerin ne denli yerine getirildiğini ve çalışma şeklini gözlemlemek amacıyla dosyalar oluşturulur, dosyalar öğrenci ve öğretmenlerden oluşan genel kurula sunulur ve değerlendirme yapılırdı.
Tüm enstitü öğrencilerince bir Enstitü Öğrenci Başkanı seçilirdi. Müdür kadar sorumlu olan ve çalışan bir başkandı. Öğrenci Başkanı dışında yaparak öğrenme anlayışına dayalı olmak kaydıyla en fazla bir aylık süreler için şu işler ve bölümler için öğrenci başkanlıkları seçilirdi:
1. Öğrenci Başkanı
2. Yemekhane Başkanı
3. Yatakhane Başkanı
4. Çamaşırlık Başkanı
5. Revir Başkanı
6. Mutfak Başkanı
7. Tarım Başkanı
8. Kooperatif Başkanı
9. Yapı Kolu Başkanı
10. Demircilik Kolu Başkanı
11. Marangozluk Kolu Başkanı
12. Temizlik ve Çevre Düzenleme Başkanı
13. Kireç Ocağı Başkanı
14. Konukevi Başkanı
15. Kantin Başkanı
16. Sınıf Kitaplığı Başkanı

Usta öğretmenler, teknik öğretmen yetersizliğinden dolayı teknik konularda bilgisine güvenilerek istihdam edilen öğretmenlerdir. Bir süre sonra yapılan düzenleme ile Bu öğretmenlerin görevleri süreklilik kazandı. Düzenleme sonrası enstitüdeki diğer öğretmenlerle aynı statüyü kazanmışlardır. Ancak düzenleme öncesinde olsun sonrasında olsun yönetimde öğretmenler ve öğrenciler kadar hak sahibiydi. Usta öğretmenler, atölyelerinde çalışırken öğrencileri eğitirlerdi. Öğrencilerine o işle ilgili becerileri kazandırma görevini yerine getirirdi. Usta öğretmenleri o atölyeden sorumlu öğretmen denetlerdi.
Demokratik eğitimin bir sonucu olarak daha etkin öğrenci sayısı gitgide artmıştır. Bu öğrenciler arasından birkaçı daha fazla öne çıkmıştır. Bu öğrenciler, çeşitli işlerde ve konularda önderlikleri kabul edilen öğrenciler olmuşlardır. Öğrenci önderleri konumuna getirilen bu öğrenciler, kendi aralarında kişiliklerini geliştirici ve etkinliklerini artırıcı eylemlerde bulunmaya başladılar. Diğer köy enstitülerinin öğrenci önderleriyle de etkileşime geçerek nasıl daha yaratıcı ve dayanışmacı bir ortam yaratılabileceğini düşünmeye başladılar. Öğrenci önderleri, yapılan işleri denetler ve işlerliğini arttırıcı görevler üstlenmeye başladı. Bu durum köy enstitülerinde sorumluluk bilincini arttırarak demokratik yaşamın daha nitelikli olmasını sağladığı gibi öğretmenler ve usta öğretmenlerin iş yüklerini azaltmaya başladı.

Enstitülerde toplantılar ve eleştiri günleri :
“Enstitü işleri en az 15 günde bir, bütün öğrenciler ve öğretmenler bir araya gelerek konuşulur. Çalışmalar, bu bu konuşmalarda bakanlıkça gönderilen direktifler de göz önünde, verilen kararlara uygun olarak yürütülürdü”
Enstitü toplantılarında sunulan eleştiriler sayesinde sorunların süreklilik kazanması engelleniyordu. Bu sayede zamandan ve maddeden kazanıldığı gibi öğrencilerin kişisel gelişimi sağlanmış ve demokratik bir ortam yaratılmış oluyordu. Herkes eleştirdiği kadar özeleştirisini yapıyor ve özdenetimini sağlıyordu.
Yöneltilen eleştirilerin amacı, birisini kırmak, iğnelemek ve karalamak değil sorunların ortaya konmasını sağlayıp çabuk şekilde çözümlenmesine yardımcı olmak ve ortaklaşa bir çözüm bulunmasını sağlamaktı.
Korkmadan ve çekinmeden konuşan öğrenciler, eleştiri, özeleştiri ve özdenetim mekanizmalarını geliştirdikleri gibi hoşgörüyü, tahammülü ve kendi eksiklerini görmeyi öğreniyorlardı. Öğrenci eleştiride bulunurken eleştirdiği kişinin ismini açıkça ve çekinmeden belirtiyordu. Kendisine eleştiri yöneltilen kişi de büyük bir sevgi ve saygıyla bu eleştiriye karşılık düşüncesini belirtiyor ve özeleştirisini yapıyordu.
Enstitü toplantılarında yalnızca eleştiriler yapılmazdı. Ortaya çıkması muhtemel sorunlar da önceden tespit edilmeye çalışılırdı. Bugünkü eğitim anlayışında müdürün veya öğretmenin görevi olduğu düşünülen konular da dahil olmak üzere her konu konuşulur çözüme bağlanmak üzere öneriler sunulurdu. Mevcut her sorunun ve konunun herkesin ilgilenmesi gereken sorun ve konu olduğu kabul edilirdi. Bu durum, enstitüdeki bütün insanların enstitüyü sahiplenmesi gereğini yaratıyordu.
Öğrencilerin toplantılarda oluşan ortam sayesinde bugün birçok insanın yaşamı boyunca ulaşamadığı bir kişiliğe kavuşmuştur. Özümsedikleri demokrasi anlayışı bugün insanların kendilerince tanımladıkları demokrasi anlayışının çok ilerisindedir. O gün eğitilen bireyler bugünün bireyleriyle karşılaştırılamayacak kadar ileridir.
Eğlence günleri
Öğrenciler ve öğretmenler hafta boyunca yorucu işler üstlendikleri için boş zamanlarda eğlencelerin düzenlenmesi gerekliliği doğuyordu. En az 15 günde bir, önceden hiçbir hazırlık gerektirmeden ve ortak katılım-eğlenme esasına dayanarak yapılıyordu. Köylüler ve konuklar bu eğlencelere katılabiliyordu. 15 günde bir yapılan eğlencelerin dışında müsamere tarzı büyük şenlik ve törenler de düzenleniyordu. Eğlence ve müsamerelerde ulusal oyunlar, temsiller, halk türküleri, masallar ve güldürücü parçalar söylenip oynanıyordu.

Köy gezileri
Derslerin yaşamasal olmasına dayalı olarak öğrenciler, programlı olarak köy gezilerine çıkarılırdı. Yakın ve uzak köyler ile tarihi kalıntıların olduğu bölgelere geziler düzenlenir geziler sırasında ve sonrasında öğrencilerin not alması istenirdi. Köyler tarihi, coğrafi, kültürel vs. yönden incelenir özellikleri belirlenirdi. Ayrıca gezilerde sadece incelemekle yetinmeyip köyün bazı gereklilikleri için köylüyle birlikte çalışılır, köylüler sağlık taramasından geçirilirdi. Yol, okul yapılır, imeceye dayalı olarak köy insanının mahsulünü toplanmasına yardımcı olunurdu.

Köy enstitülerinde kitap okuma
Kitaplar, kimilerince farklı dünyalara açılan kapılar veya dünyamızda yer alan değerleri düzenleme araçları olarak tanımlanır. Bugün ulaşamayacağız düzeyde kitaplar, köy enstitülerinin kitaplıklarında bulunuyordu. Öğrencilere tanınan bir saatlik özgür okuma saatlerinde öğrenciler, kitap okuyordu.
Köy enstitülerinde öğrenci, öğretmen ve usta öğretmenleri yılda en az 24 kitap okumaları, özetlemeleri ve dosyalamaları istenirdi. Okuma sevgisi aşılanması amacıyla kimi zaman okunan kitapların tanıtımları yapılırdı. İşler ve dersler dışında kalan zamanını kitap okumaya adayan öğrencileri görmek günümüzle karşılaştırılınca şaşırtıcı görülse de bir on dakikasını boşa geçirmeyip kitap okuyan öğrencilerin olduğunu söyleyebiliriz. Günümüzde ders kitapları dışında yaşamında tek kitap okumamış olan çok insan olduğunu düşününce, bu durum muazzam bir durum olarak görülüyor.

21-03-2008, 13:17
Ders Programları ve Öğretim Programları Günlük Çalışma Düzeni

Öğrenciler, kültür dersleri, teknik dersler ve tarım derslerini içeren üç yıllık çok yönlü eğitim alıyorlardı. Bu eğitim süresince tüm işlerde ve alanlarda çalışan öğrenciler, kendi yeteneklerini gözlemleme ve deneme olanağı bularak eğitimlerini ne yönde devam ettirmeleri gerektiğine ve hangi mesleği seçeceklerine karar veriyorlardı. Karar veremeyenler ise öğretmenlerinin tavsiyesi, özendirmesi ve yönlendirmesiyle bir meslek seçiyorlardı. 4. ve 5. sınıfta öğrencilerin seçtikleri mesleklere göre özelleştirilmiş eğitim programlarıyla belirlenmiş dersler veriliyordu. Bilgi ve yeteneklerinin seçtikleri meslek doğrultusunda geliştirmelerine yönelik bir eğitim yürütülüyordu.

Seçilebilecek meslekler şunlardır;

- Öğretmen
- Sağlık Memuru
- Tarımcı
- Teknisyen
- Ebe

Daha önce değindiğimiz enstitü birimlerinin yinelenmesinde fayda vardır. Bunlar;

- Yüksek Köy Enstitüsü: Yüksek Köy Enstitüsüne öğrenciler, bakanlık sınavıyla alınıyordu. Alınacak kişiler, köy enstitülerini yeni tamamlamış öğrenciler ve köy enstitüsü çıkışlı köy öğretmenleri, Enstitü Kurulunca seçildikten sonra sınava tabi tutularak belirleniyordu. Yüksek Köy Enstitüsünde düzenlenen üç yıllık eğitim programını tamamlayanlar enstitü öğretmeni, müfettiş, yönetici ve eğitim araştırmacısı olarak görevlendiriliyordu.
- Eğitmen Kursu
- İlköğretim için Öğretmen Yetiştirme Programı
- Uygulama Okulu:
- Sağlık Kolu: Üçüncü sınıftan sonra sağlık memurluğu ve ebeliği seçen öğrenciler sağlık kollarında eğitim görüyorlardı. Her enstitünün bünyesinde bir sağlık kolu bulunmadığından dolayı bu meslekleri seçip kendi köy enstitüsünde sağlık kolu bulunmayan öğrenciler, sağlık kolu bulunan en yakın enstitüye gönderiliyordu.
- Çocuk Yuvası: Enstitüde çalışanların çocuklarının ve köy çocuklarının okul öncesi eğitimi gerçekleştirilirken öğretmen ve sağlık memurluğu eğitimi alan enstitü öğrencileri için uygulama ve gözlem alanı olarak yararlanılıyordu.
- Köy Bölge Okulları
- Köy Okulları

Enstitüler açıldığında hazır bir eğitim-öğretim programı yoktu. 1943 yılı ders programı oluşturulana kadar eğitim-öğretim programları genelgelerle belirlendi. 1 Temmuz 1940 ila 29 Ekim 1940 arasında birinci sınıfların yapacağı işler ve verilecek dersler, bir genelge ile şu şekilde belirlendi;
1. Topraklar verimli hale getirilmeli ve ağaçlandırma faaliyetleri yürütülmeli.
2. Yol çalışmaları ve imar çalışmaları yapılmalı.
3. Bataklıklar kurutulmalı.
4. Öğrencilere bisiklet, sandal, motorlu deniz araçları ve motosiklet kullanımı ile yüzme, at binme öğretilmeli.
5. Hastalıklara karşı alınacak önleyici önlemler öğretilmeli.
6. Mandolin, ağız armoniği ve flüt çalmak öğretilmeli.
7. Yerel ve ulusal oyunlar öğretilmeli.
8. Köy gezileri ile köyleri inceleme imkanı tanınmalı.
9. Türlü yayınların ve kitapların yer aldığı kitaplıkla kurulmalı.
10. Enstitülerin bulunduğu yerlerin tarihi ve coğrafi özelliklerine müzeler kurulmalı.
11. Enstitüde bulunanların katılımcı olacağı eğlence ve müsamereler düzenlenmeli.

Genelgede ayrıca öğrencilere kazandırılması gereken özelliklerde vurgulanmıştır;
• Öğrencilere kendi kendilerine hareket edebilmelidir.
• Kendine güvenen ve zorluklardan yılmayan insan olmalıdır.
• Atatürk ilkelerini özümseyen ve yaşama uygulayan insan olmalıdır.
• Programlı çalışan ve çalışmalarında başarılı olmayı ilke edinen insan olmalıdır.
• Yardımsever olmalıdır.
• Sağlığına dikkat etmelidir. Çevrelerini ve yaşam alanlarını temiz tutmalıdır.

Bu genelgeye dayanarak şunlar gerçekleştirildi;
1. Uygulamalı eğitim yapılmaya başlandı. 22 saati kültür ve meslek dersleri, 11 saati tarım ve uygulamaları ile 11 saati iş dersleri ve uygulamaları olmak üzere haftada 44 saat ders verilmeye ve uygulamalara başlandı.
2. Öğrenci odaklı eğitim yapılmaya başlandı. Çok programlı eğitimin ilk adımları atılmaya başlandı.
3. Öğrenci ve öğretmenler için hazırlanan kitaplıklarda bulunan kitapların sayısı arttıkça köy enstitülerinde okuma alışkanlığı gelişmeye ve genişlemeye başladı. Okuma alışkanlığının varlığı, kitap okuyanların okudukları konularda tartışıp özgürce düşünceleri ifade etmesini sonucunu doğurdu. Kitaplıklarda ayrıca süreli yayınlara yer verildi.
4. Bölgesel özelliklere göre tarımın geliştirilmesi sağlandı.
5. Ata binme, dağcılık, sandal ve yelkenli kullanımı öğretildi.
6. Topraklar verimli hale getirildi. Bu topraklarda tarım yapılmaya ve ağaçlandırmaya başlandı.
7. Hayvancılık için gerekli tüm bilgiler öğretildi.
8. Müzik aletleri kullanmak ve çalmak öğretildi.
9. Köy gezileriyle köyler incelendi.
10. Müze kurma çalışmaları yapıldı.
11. Yerel ve ulusal oyunlar öğretildi.
12. Eğlence müsamereler düzenlendi.

Bir başka genelge ise öğrencilerin kişisel gelişimine yönelikti. Tonguç’un tüm enstitülere gönderdiği bu genelgenin tüm öğrencilerin cep defterlerine yazdırılması zorunlu kılındı. Genelde yer alan hususlar şunlardır;
1. Köy enstitülerinde her türlü yapım, ziraat, sanat, idare işleriyle öğretmen ve öğrencileri ilgilendiren resmi işler nöbetle öğretmen ve öğrenciler tarafından görülür. Nöbette bulunmayanlara bu işlerin gördürülmesi, öğrencilerin öğretmen ya da usta öğrencilerin özel işlerinde çalıştırılmaları yasaktır. Kendi işini göremeyecek derecede kimsesizlerin işleri de nöbette bulunan arkadaşları tarafından yapılır.
2. Derse ve göreve geç gelmek, öğretmenliğe yakışmayacak laubali hareketlere girişmek, sarhoş olmak, kumar oynamak gibi öğrencilere kötü örnek olabilecek hareketlerde bulunmak, öğrencileri dövmek, onlara hakaret etmek yasaktır.
3. Yemek listesine alınan öğretmenler, hakları olan yemeği öğrencilerle birlikte enstitüde yemeğe mecburdur. Özel evlere ya da odalara yemek götürmek yasaktır. (yatalak hastalar müstesna)
4. Enstitü işeri en az 15 günde bir bütün öğretmen ve öğrenciler bir araya gelerek konuşulur ve bu konuşmalarda –olanaklar, bakanlıktan verilen yönergeler göz önünde tutularak- verilen kararlara uygun olarak yürütülür. Enstitülerde en az 15 günde bir eğlenti düzenlenir. Bu eğlentilere öğretmenlerin ve öğrencilerin katılması şarttır.
5. İş bölümüne göre türlü işlere dağılacak öğrenci kümelerine, yapacakları işin önemi, ulusa onların kişiliklerinde sağlayacağı yararları anlatılarak iş gördürülür. Öğrencilere angarya şeklinde, anlamı bilinmeyen işleri gördürmeye bu kurumlarda asla yer verilmeyecektir. bir enstitüde işlerin soysuzlaştığı görülürse bundan birinci derece öğretmenler sorumlu utulacaktır. Her çocuk öğretim programında saptanan şekillere göre kültür, tarım ve sanat çalışmalarına mutlaka katılacaktır. Belli çocukları yalnız terzilikte, şoför yardımcılığı, davar çobanlığı, tuğlacılık gibi belli işlerde uzun süre çalıştırmak yasaktır.
6. Şartlar ne olursa olsun, mevsim hangi mevsim bulunursa bulunsun, öğrencilere her gün serbest okuma yaptırılacak ve onlara kitap okuma alışkanlığı mutlak surette kazandırılacaktır.
7. Bu genelgenin duyurulduğu altı maddenin herkesin defterine yazıldığı genel müdürlüğe bildirilecektir.
(İsmail Hakkı TONGUÇ)

Köy enstitülerinde öğrencilere, yaklaşık 11 ay boyunca eğitim verilirdi. Eğitim planına göre öğrenciler ve öğretmenler, yaz dönemine kadar eğitim öğretim uygulamalarını gerçekleştirecekler, tarım, iş, sağlık ve inşaat çalışmalarını yürüteceklerdi. Yaz döneminde öğrenciler 45 günlük izinlere gönderileceklerdi. Mevcut planla tüm yıl eğitim öğretim uygulandığı görülmektedir.

İlk ders programı 4 Mayıs 1943 tarihinde yürürlüğe konuldu. Bu programın hazırlanmasında özellikle köy enstitülerinin ilk açılışından bu yana köy enstitüsü müdürlerinin ve öğretmenlerinin uyguladığı programlar göz önüne alındı.

Aşağıdaki tabloyu referans noktası kabul ettiğimizde; köy enstitüleri için hazırlanan programın şu an uygulanan eğitim öğretim programlarında 7-8 yıllık eğitime karşılık geldiğini görebiliriz.

http://img262.imageshack.us/img262/3303/adsz1mg8xa4.jpg (http://imageshack.us)


1943 ders programına göre günlük yaşam, bir programa tabii olarak yürütülüyordu. Gerekliliklere göre programlar değiştirilerek geçici olarak farklı bir program uygulanabiliyordu. Hasan Ali Yücel yayınladığı bir genelgede, gerekli görüldüğünde ve bazı özel şartlarda geçici değişimlerin gerçekleştirilebileceğini vurgulamıştı.
Köy enstitülerindeki günlük yaşam ve çalışmalar, kalk direktifinin verilmesiyle başlardı. Kalkma saatleri mevsime göre düzenlenirdi. Nöbetçiler dışında bütün öğrenciler spor alanında toplanırlardı. En az 15 en fazla 30 dakika olmak üzere sabah sporu yapmaya veya halk oyunu oynamaya başlarlardı. Haftada en az 4 gün olmak koşuluyla 20 dakika yapılması istenen müzik çalışmaları da başlardı. Müziğin ve halayın coşkusuyla birbirlerine yaklaşan tek yürek olan bir topluluk olurlardı. El ele tutuşup dünyaya güzelliklerini ve sevinçlerini savururlardı. Spor tamamlandıktan sonra yemekhaneye yol alınır kahvaltılarını yaptıktan sonra kümeler halinde toplanıp yoklama verirlerdi. Genelde saat 8’de tamamlanan bu işlerin ardından saat 11:45’e kadar 45 dakikalık 4 saat ders ve iş çalışması yapılırdı. Saat 13:00’e kadar öğle yemeği yenir 13:00 – 17:45 arasında yine ders ve işlere devam edilirdi. Akşam yemeği, dinlenme, serbest okuma ve etüt süresinin tamamlanmasının ardından 8 – 8,5 saatlik uyku zamanı başlardı. Günlük düzen içinde nöbet düzenlemesi de yapılarak aksaklıklar oluşması engellenir ve düzenin devam etmesi sağlanırdı.
Cumartesi günleri genel temizlik günü olarak belirlenmişti. Pazar günleri ise serbest günlerdi. Hafta sonları serbest kitap okuma saatleri olur, eğlenceler ve haftalık enstitü toplantıları yapılırdı.
Programın hazırlanışında belirlenen genel ilkelere göre her enstitü planlarını belirlerken özerk davranabilmekteydi. Çevresel ve mevsimsel koşullara göre programlarda yapılan değişiklerin öğretimde süreklilik sağlayacağının bilincindeydiler. Bina, yol yapımı gibi önemli işlerin olduğu dönemlerde çalışmalar o iş üzerine yoğunlaştırılır ders uygulama eksiklikleri daha sonra telafi edilirdi.

http://img262.imageshack.us/img262/7104/adszva2jl6.jpg (http://imageshack.us)

Genel kültür derslerine ilişkin tabloyu incelediğimizde türkçe, matematik, yabancı dil ve müzik derslerinin ağırlıklarının fazla olduğunu görüyoruz. Programda genel ağırlığı bu dersler alırken el yazısı ve resim - iş konularında yetenekli öğrenciler için kurslar açılabilmesi için olanak sağlandı. Eğer enstitüde yeterli imkan varsa bu kursların açılmasında bir sakınca olmadığı irdelendi.
Türkçe dersine neden ağırlık verilmiştir? Türkçe dersi aracılığıyla öğrenci, anlama ve anlatım yeteneğini geliştirdiği gibi kelime hazinesinin genişlemesi için fırsat bulacaktır. Türkçe dersi aracılığıyla verilen kitap okuma alışkanlığı, öğrencide kültürel birikimin artmasını ve yeni bakış açıları kazanmasını sağlayacaktır.
Müzik ve ulusal oyunların öğretilmesindeki mantık, öğrencinin müzik aleti çalmayı ve ulusal oyunları öğrenirken ulusal bir bilinç kazanmasıdır. Bir ulusal müzik aleti çalmayı öğrenen öğrenci, ulusal müziği de öğrenerek ulusal müziğin kendisine verdiği güzelliklerin ayırdına varacaktır.
Tabiat ve okul sağlık bilgisi dersi ile coğrafya dersleri ise insan yapısını ve bulunduğu coğrafi yapıyı tanıma amaçlı olarak verilmektedir. Sağlık bilgisi ile kendisini hastalıklara karşı korunma yöntemlerini öğrenecektir.
Öğretmenlik bilgisi dersi, öğretmen olacak öğrencilere pedagojik formasyon vermek amacıyla verilmektedir. Öğretmenlik bilgisi konusunu ileride daha geniş bir şekilde işleyeceğiz.
Köyden gelip köye gidecek öğrenciler için hazırlanan programda köye dönüş fikrine dayalı olarak genel kültür dersleriyle öğrencilerin bilinçlenmeleri sağlandı. Bu bilincin yanı sıra köy kültürünü ve toplumunu tanımalarına yardımcı olundu.

http://img146.imageshack.us/img146/8941/adszva2pe6.jpg (http://imageshack.us)

Haftalık programda 11 saatlik bir zaman ayrıldığı için köy enstitülerinin çevresel koşullarına göre tarım ders ve uygulamalarının sadece bir kısmı yapılırdı. Hangi derslerin yapılacağına ve uygulamaların gerçekleştirileceğine öğrenciler ve öğretmenler ortaklaşa karar verirlerdi. Ayrıca tarımsal dersler ve etkinlikler kız ve erkekler için sınıflandırıldı.

http://img87.imageshack.us/img87/6175/adszva2kw4.jpg (http://imageshack.us)

http://img146.imageshack.us/img146/8285/adszva2ev0.jpg (http://imageshack.us)

http://img146.imageshack.us/img146/2873/adszva2fs9.jpg (http://imageshack.us)

Daha önce değindiğimiz gibi köy enstitülerinde öğretmen, sağlık memuru vb. yetiştirmek amaçlandı. Bu amaca yönelik olarak 3. Sınıfı tamamlayan öğrenciler meslek seçimi yapılırdı. Köy öğretmeni olmak isteyen öğrencilere diğer derslerin yanı sıra öğretmenlik bilgisi dersleri verilir ve uygulamaları yapılırdı.
Cavit Binbaşıoğlu köy enstitülerinde öğretmenlik bilgisi derslerinin amaçlarını şu şekilde sıralamıştır;

1. Öğrenciye eğitimin toplumsal işlevini tanıtmak: Çocuğun topluma uyumunu sağlayan etkileri ve yaşama biçimlerini ve onun bu yaşam içindeki yerini kavratan bilgiler kazandırmak. Eğitim konularının toplum iş ve yaşamındaki değerini gösteren bilgiler vermek. Çocukların ve gençlerin çeşitli çevreler içinde toplumsallaşmasının beden ve ruh sağlığı ve gelişimi üstündeki etkilerini öğretmek. Tüm bunları ulusal eğitim uygulamaları içinde gözlemleyebilme yetkinliği verecek bilgiler ve beceriler kazandırmak.
2. Öğretmen adaylarını çocukların yaşlarına göre beden ve ruh sağlığı yönünden inceleyebilecek duruma getirmek, öğrencilerin bir iş öğesi olarak okul topluluğu içindeki çalışmalara katılımlarını ve ulusal ideallere bağlı bir ruhta yetişmelerini sağlayacak şekilde yetiştirmek.
3. Adaylara öğrencileri bedensel ve ruhsal özellikleri, bireysel yetenekleri göz önünde tutularak iş yaşamına katılmalarına yarayacak yöntemlerle eğitmelerini öğretmek. Bu uğurda girişilmiş olan deneyimleri inceletmek ve tanıtmak. Eğitim kurumlarının yapılarını, işleyiş biçimlerini ve bunlarla ilgili örgütlenmeyi tanıtacak bilgileri kazandırmak.
4. Adayların iş eğitiminde geçen kuram ve ilkelerin niteliğini araştırmasını sağlamak. Bunların toplum yapısıyla ilgisini anlamaları, eğitim kuram ve deneyimlerini tarihsel zamanlar içinde irdeleme alışkanlığı kazandırmak.
(Kaynak: Cavit Binbaşıoğlu – Türkiye’de Eğitim Bilimleri Tarihi)

Öğretmen adaylarına öğretmenlik bilgisi derslerinde şu dersler verilirdi;

1. Sosyoloji ve Köy Sosyolojisi:
• Toplumsal olaylar, insanı çevreleyen toplumsal ortamlar ve ilişkiler
• Köy ve kent ortamları
• Köylümün hak ve ahlak anlayışı, birbirleriyle olan ilişkileri, köyün ortak kullanın alanları ve malları
• Eğitimin anlamı
• Bakım sosyolojisi
• Bireyin toplumsallaştırılması
• Çocuk ve gençte uyum
• Arkadaşlık ve dostluk
• Eğitim grupları
• Aile yapısı
• Okul ve köy okulu
• Toplumsal çevre ve kişi tipleri

2. İş Eğitimbilimi:
• Genel anlamda iş
• Eğitimbilime konu olan iş
• İş eğitiminin görünüş biçimleri
• İş eğitimin unsurları
• İş eğitiminin ilkeleri
• Eğitimi güç çocuklar
• İş konuları

3. Çocuk ve İş Psikolojisi:
• İş kavramı
• Çocuğun iş ve oyun karşısındaki durumu
• İş psikolojisinin mahiyeti
• Derslerin öğretimiyle ilgili iş şekilleri
• Ruh sağlığı ve iş ilişkisi
• İşte çalışanların psikolojik özellikleri
• Sınıf topluluğunun incelenmesi

4. Eğitim ve İş Eğitimi Tarihi:
• İlkel ve eski toplumlarda iş eğitimi
• Bireyin mesleğe hazırlanması ve mesleğe hazırlanmak için eğitilmesi
• Bireye ruhsal değerlerin öğretilmesi ve aşılanması
• İlkçağların ileri toplumlarında iş eğitimi
• Ortaçağın ve yeniçağın ileri toplumlarında iş eğitimi

5. Öğretim Yöntemleri:
• Müfredat programlarının incelenmesi
• Öğrenme yöntemi olarak sınıfta iş
• Gruplara gör iş içinde eğitim
• Bireye göre iş içinde eğitim
• Öğrencilerin serbest inceleme çalışmaları
• Çevre incelemesi
• Anlatım araçlarının gelişimiyle ilgili öğretim yöntemleri
• Beden çalışmalarına dayanan öğretim yöntemleri
• Öğretim yönteminin çocuklara ve yetişkinlere göre değişmesi

Dersleri genellikle Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü çıkışlı olan müdür ve müdür yardımcıları verirdi. İleride öğretmen olacak öğrencilere bu dersler aracılığıyla; okul yönetimi, öğrencileri tanıması, okulu getirici bir kuruma nasıl dönüştüreceği (işletmeye çevirme), köylüyle nasıl iletişim kuracağı ve nasıl işbirliğine gibi vs. konular öğretilirdi. Öğrenciler, dersler dışında uygulama ve staj olanağı da bulurlardı. Uygulamanın sağlanması için her enstitüde uygulama okulu açılmasına karar verildi.
Uygulama okulları öğretmen adayı öğrencilerin göreve başlayacakları köylerin tipik bir örneği idi. Uygulama okulları, görev yapılacak köy koşullarına göre düzenlenirdi. Uygulama okullarındaki öğrenciler; yönetici, öğretmen ve çalışan çocuklarından, enstitüsü çevresindeki köylü çocuklardan, enstitüye alınan fakat ilköğrenimini tamamlaması gereken çocuklardan ve enstitüye alınmış fakat enstitü birinci sınıf seviyesinde öğrenim görmeye müsait olmayan çocuklardan oluşurdu. Uygulama okullarında gözlemci öğretmen ve öğrenciler eşliğinde ders veren öğrenciler, eskiden yürüttükleri çalışmalara da devam ederlerdi. Öğretmen adayı öğrenciler, verdikleri derslerle ilgili özetleme ve değerlendirme yaparak dosyalarlardı.
Öğretmen adayı öğrenciler son aşamada seçilen uygulama köyleri olarak seçilen köylerde 20 günlük staj yaparlardı. Bu stajları sırasında yanlarında nezaretçi bir öğretmen bulunurdu. Bu öğretmen, staj görecek öğrencilerin köye yerleştirilme işlemlerini yapar, ayrı ayrı köylerde staj gören öğrencilerin faaliyetlerini denetlerdi. Ayrıca öğretmen adayı öğrencilere görev yapacakları yerleri inceleme olanağı sağlanırdı.

1947 Ders Programı

http://img87.imageshack.us/img87/8730/adszva2rr4.jpg (http://imageshack.us)

1947 ders programı, Yücel’in ve Tonguç’un tasfiyesi sonrası onların kurduğu sistemi yıkmanın ilk adımı olarak hazırlanmış bir programdır. Öğrenci odaklı eğitimin yerine konu odaklı eğitimin getirilmeye çalışıldığı açıktır. Öğrenciler kuramsal nitelikteki derslere yönlendirdi. Ayrıca ders programında köy enstitülere tanınan bazı esneklikler kaldırıldı. Birebir ders programına uyulması zorunluluğu getirildi. 1943 ders programında tarım dersleri konusunda sağlanan esneklik kaldırılarak daha katı bir sistem uygulanmaya başlandı. İş dersleri uygulamaları sınıf içerisinde yapılmaya başlandı. Bu ders programında daha önce zorunlu olan yabancı dil dersi seçmeli ders haline getirildi. 1950 – 51 öğretim yılında da karma öğretime son verilerek kız ve erkek öğrenciler için ayrı program hazırlandı.


1953 Ders Programı

1953 ders programı köy enstitüleri dışında öğretmen okullarında da uygulandı. Programın adı, Öğretmen Okulları ve Köy Enstitüleri Programı olarak belirlendi. Bu programın asıl amacı köy enstitüleri ile öğretmen okullarının birleştirilmesine hizmet etmektir. Bu programda göz çarpan en önemli noktalar şunlardır;
• Ders yükü hafifletildi.
• Bazı derslerin isimleri değiştirildi veya iki ayrı ders haline getirildi.
• Okul sağlık bilgisi dersi biyoloji dersi içerisine dahil edilerek kaldırıldı.
• Din bilgisi dersi, zorunlu ders olarak programa koyuldu.
• Derslerin uygulama saatlerinde kısıtlamaya gidildi. Atölye çalışmaları kaldırıldı.
• Bugünkü anlayışa yakın bir ders içeriği hazırlandı.
• Yabancı dil dersi kaldırıldı.

21-03-2008, 13:22
Köy enstitülerinin yarattıkları ve yararları

Köy Enstitüleri değince akla gelen sözcükler şunlardır;
Eğitimde süreklilik
Yaparken öğrenme
Laik eğitim önderi
Sanatın beşiği olmak
Ezber eğitime ara verilmesi
Sorgulama ve yaşamsallığın başat oluşu
Sorumluluk
Paylaşmak
Güven
Emek
Bilim
Kültür
Her yerde eğitim
Eşitlik
Paydaş
Çok yönlülük
Kendi kendine yönetim
Yaratıcı bilgi

Öğrencilerin kendilerini ve tüm çevrelerini değiştirme ve ilerletme yönünde yetki ve sorumluluk alarak alışkanlık kazanmaları ve katılımcı birer insan olmaları eğitimlerini tamamlamaları sonrası dönemde her tür ortamda çevrelerine gerçek ve ilerletici bir etki yaratmaları sonucunu doğurdu.
İnsana insanca yaklaşan bir eğitim anlayışını yerleştirdi. Bilimsel, felsefi, siyasal ve laik eğitimin başlamasında öncülük etti Nitelikli işgücünün yaratılmasını sağladı. Köy çocuklarına ve köylüye demokrasiyi ve demokratik üretken eğitimi öğretti. Feodal düzeni değiştirmek adına, çevrelerinin gelişimine yardımcı olma çabasında çevrelerini kalkındırdı. Sorgulayan, düşünen ve üreten insanlar yarattı. Modern topluma geçişi hızlandırmak adına önemli bir adım attı. Eğitimin yalnız zenginlere ve seçkinlere özgü bir yapı olmadığını gösterdi. Bir özgürlük ve özgürleşme eylemi olarak kaldı.
Aşağıdaki tabloları incelediğimizde düşünsel yararlarının yanında maddi yararlarını görebiliriz. 1942-53 yılları arasında 17.341 öğretmen yetiştirildi. Eğitmen kuralarında ise 8.675 öğrenci yetiştirildi.

http://img87.imageshack.us/img87/7880/adszva2nl7.jpg (http://imageshack.us)


http://img262.imageshack.us/img262/7348/adszva2xx9.jpg (http://imageshack.us)


En önemli sonucu yani devrimin simgesi olmasını bir köy enstitüsü mezunu olan Fakir Baykurt’tan duyalım. TÖS Başkanı Fakir Baykurt’un 7-9 Temmuz 1969’daki TÖS Genel Kurulu’na sunduğu rapordan bir alıntı:“…Biz öğretmeniz, devlet memuruyuz, ama egemen sınıfların uşağı ve çocuk avutucusu değiliz…Biz içerideki egemen sınıfların ve onların dışarıdaki eklentilerinin yüce çıkarları için halkın gözünü külleyici , tutucu, uyutucu bir eğitimin uygulayıcıları olamayız…Bizim başta gelen görevimiz, halka İngiltere’nin ve Amerika’nın coğrafyasıyla, ineklerin ve sineklerin anatomisini öğretmekten öte, geniş anlamıyla “politik bilinç” kazandırmaktır. Görevimizin ve halkla ilişkilerimizin özü budur… Bu ana sorunun çözümlenmesi ancak devrimle mümkündür. Bu devrim halk tarafından, onun oluru ve kararı ile yapılacak gerçek devrimdir. Bunun için bize düşen başlıca görev, eğitimi devrim için uygulamak, halkı uyandırmak, ona politik bilinç vermektir…Bu devrim cebre ve silaha dayanan ihtilal olmayıp, halkın oyuna ve kararına dayanan gerçek devrimdir…Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklerin çoğunun kullanılması örgütlü olmayı gerektirir. Örgütlenmemiş kitleler, örgütlenmenin yasal koşullarını bilmeden bu hakları kullanabilirler mi?...”
(Fakir Baykurt. TÖS Savunması)


Köy enstitülerinin kapatılmasının nedenleri

Tonguç : “Toplum değişmedikçe birey de değişemez.”

Fay Kirby: “Bireyin üzerinde etkili olan eğitimsel ortamı oluşturan maddi uygarlığın kendisi çağdaş olmadıkça ne toplum ne de birey çağdaş uygarlığın temsilcisi olabilir.”

Ünlü Tarihçi Toynbee “Toplumsal değişimler ve devrimsel ilerlemeler aşağıdan gelmezse, ya da halka benimsetilemezse, bir süre sonra öncü kadroların zayıflaması, dağılması ile karşı devrimci süreçler yaşanabilir…”


Siyasal nedenler : Köylü kesiminin aydınlanmasının zararlı olacağı kanısı. Özellikle tutucu çevreler, köy enstitülerinin gelişiminden rahatsız olmuştur.
Toplumsal nedenler : Ağalık beylik sisteminin yıkılacağı korkusu. Arıca ateist yetiştirme okulu olarak görülen enstitüler, aslında insanı insan onuruna yaraşır şekilde öğrenmeyi öğrenecek şekilde yetiştirme çabasındadır. Çalışmanın gerekliliğini vurgulayan köy enstitüsü anlayışında tembelliği erdem edinen bir toplumdan çalışmayı erdem edinen çalıştıkça öğrenileceğini ve yaratıcılığın artacağını gören insanlar yetiştirmek çabasındadır.
Ekonomik nedenler : büyük topraklarının çıkarlarına ters düşmesi. Toprak reformu isteğinin oluşacağı endişesi.
Yönetsel nedenler : köy enstitülerinden var olan yönetim anlayışının yayılması korkusu. Bürokratik yıkılmasından çekinilmesi.
Köy enstitülerinde verilen eğitimde öğrencilerin kendini ve çevresini tanıyan insanlar olarak yetişmesi, özgürleşme eylemlerinin artacağı korkusunu yarattı. Bu durumdan sadece iç egemenler değil dış egemenler de rahatsız olmuştur. Savaş sonrası Avrupa’ya postmodernizmi yerleştirerek sosyalizmin yükselişini engellemeye çalışan dış egemenler, ülkemizde köy enstitülerinin kapatılması sürecini başlatarak sosyalist düşüncenin yayılmasını engellemek istedi. Dış ve iç egemenlerin birlikte harekatı, ülkemizde demokrasi ve halk egemenliğinin yerleşmesini engelledi. Bugün yaşanan birçok sorunun kaynağı, o dönemde yapılan harekatın sonucudur. O gün ve bugün kapitalizmin temsilcisi olan burjuva kesimi, buna TÜSİAD diyebiliriz, yaptıkları yanlışlığın farkına vardılar. Bugün ara elemanı ihtiyaçlarının karşılanması adına hükümeti bu yönde politika üretmeye zorlamaktadırlar. Ayrıca bazı burjuvalar ara elemanı yetiştirmek adına kendi iş eğitim kurumlarını açmaktadırlar.

Nitelikli eğitimin varlığı ne olursa olsun mutlaka birilerini rahatsız edecektir. Yapılması gereken nedir? Önce toplumun değişime hazır olmasını beklemek gerekir. O gün gelene kadar yapılarınızı oluşturarak toplum değişime hazır olana kadar o yapıları ayakta tutmaktır. O gün geldiğinde hiç durmadan yılmadan çabalamak zorunda olduğunuzu unutmayın. Çalışacaksınız öğreneceksiniz yaratacaksınız üreteceksiniz!




Kaynakça
1. Yalçın Kaya, “Bozkırdan Dağa Uygarlık”Köy Enstitüleri “Antigone’den Mızraklı İlmihale”
2. Dr. Niyazi Altunya, Köy Enstitüsü Sisteminin Düşünsel Temelleri
3. Kuruluşunun 36. Yılında Köy Enstitüleri Özel Sayısı, Yeni Toplum, TÖB-DER Aylık Eğitim Bilim ve Sanat Dergisi
4. Ceyhun Atuf Kansu, Atatürkçü Olmak
5. İsmail Hakkı Tonguç, İlköğretim Kavramı
6. Pakize Türkoğlu, Tonguç ve Enstitüleri
7. İsmail Hakkı Tonguç, Canlandırılacak Köy
8. Engin Tonguç, Devrim Açısından K.E. ve Tonguç
9. Çetin Yetkin, Toprak Reformu ve K.E. Müdafaa-i Hukuk, Kültür Bakanlığı Dergisi
10. Mehmet Başaran, Özgürleşme Eylemi – Köy Enstitüleri
11. Mehmet Başaran, Devrimci Eğitim
12. Şevket Gedikoğlu. Kemalist Eğitim İlkeleri. Uygulamalar
13. Kirby, Fay. Türkiye'de Köy Enstitüleri
14. Baykurt, F. TÖS Savunması
15. İbrahim Kuyumcu, Aydınlanma Sürecinde Köy Enstitüleri/Devrim Yazıları/Sonrası
16. http://www.koyenstituleri.de

Nova
09-06-2010, 01:45
güncelleme.

Engse Hohol
10-12-2016, 12:33
Adnan Menderes : Köy enstitü katılımcıları, ülkeyi yöneten kesimden, daha akıllı bir vatandaş profili oluşturuyorlar. Bu kabul edilemez !
https://lh3.googleusercontent.com/-97K_56Usl5E/WEr_lylk74I/AAAAAAAAIbs/ts6ke5xyOBYHBHfzqj7680_5qZfOhPaTgCJoC/w579-h415-p/cu2.jpg

Neva
13-12-2016, 08:20
Köy Enstitüleri kapatıldı.
Köy Enstitüleri neden kapatıldı?
Çünkü, bu sistemde yetişen ve yetişecek olanlar:
Soru soruyorlardı.
Tartışıyorlardı.
Farklı düşünmeleri destekleniyordu.
Karşı çıkmaları suçlanmıyordu.
Böyle yetişecek insanlar, toprak ağalarının, emek sömürücülerinin, iktidar yağmacılarının işine gelmedi.
Köy Enstitüleri Demokrat Parti döneminde kapatıldı.
Demokrat Parti, Adalet Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi gitgide dini kimliği artarak temsil eden sağcı partilerdir.
Artık siyasal iktidar dinci kimliğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu durumda PISA değerlendirmesinden ne bekleyebilirsiniz?
Bu durum bile 93 yıllık Cumhuriyetten henüz kalanlar sayesindedir.
Bu gidişle Trinidad Tobacco ile Katar arasında bir yer almamız şaşırtıcı olmaz.


http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/643877/PISA_neyi_olcuyor_.html

Tumagü İskicap
23-12-2016, 17:25
PISA'da Türkiye meslek liselerinin genel başarı ortalaması 392,
PISA'da Türkiye imamhatip liselerinin genel başarı ortalaması 330,
Hal böyleyken Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, meslek liseleri ve fen öğrencileri başarılı olamadı diyerek imamhatip öğrencilerini kayırmıştı. Sonradan anlaşıldıki Bakan İsmet Yılmaz'ın hiç bahsetmediği imamhatip öğrencilerinin puan ortalaması, suçladığı fen öğrencileri ortalamasından 62 puan gerideymiş ama bu başarısızlıklarını, ortak başarısızlığa dahil etmemişti imamhatipleri, olumsuz konuşurken hiç anmamıştı onları.

Şüpheci Dinsiz
26-04-2019, 23:11
"Demokrasinin iki çeşidi vardır.

Biri zor ve gerçek olanı, öbürü de kolayı, oyun olanı...
Topraksızı topraklandırmadan, işçinin durumunu sağlama bağlamadan, halkı esaslı bir eğitimden geçirmeden olmaz birincisi, köklü değişiklikler ister. Bu zor demokrasidir, ama gerçek demokrasidir!

İkincisi kağıt ve sandık demokrasisidir. Okuma yazma bilsin bilmesin, toprağı-işi olsun olmasın, demagoji ile serseme çevrilen halk, bir sandığa elindeki kağıdı atar. Böylece kendi kendini yönetmiş sayılır. Bu oyundur, kolaydır. Amerika bu demokrasiyi yayıyor işte. Biz de demokrasinin kolayını seçtik. Çok şeyler göreceğiz daha"

İsmail Hakkı Tonguç

ePdhtI4FVmE

Şüpheci Dinsiz
26-04-2019, 23:18
zP7X36MscBo

Şüpheci Dinsiz
26-04-2019, 23:18
7ynyRPB9jHE

Şüpheci Dinsiz
26-04-2019, 23:49
2GTcOuWVUbo

kartopu
27-04-2019, 08:26
Geçmişi özlemek ancak güne çare bulamayanların işi. Köy enüstrilerin kapatılma kararı İnönü hükümetini zamanında alındı sebebi de komünist yetiştiriyor inancı idi. Kapatılması da Menderes hükümetinde oldu.

Bu gün niçin akla geliyor bu günün sorununu çözeceğini sanmıyorum. Çünkü Kapitalizm genel anlamda kriz yaşıyor Köy enütrileri modern bir üretim ve yaşamın hayata geçmesini planlanmış eğitim biçimi idi . Zamanımız teknolojisi köy enüsrilerini taşımaz. Artık daha küresel eğitimler gerekiyor.

Sorun kapitalizm in iyileştirilmesi değil Kapitalizm sonrası yaşam biçiminin düşünülmesi. Kimse kapitalizm i kurtaramaz sadece altında yani enkazının altında kalmamayı düşünmeliyiz.

şu RESİM e bakın bir çatıya kiremit döşeme işini 24 kişi yapıyor ben öyle saydım.

ilahimasal
27-04-2019, 10:51
Dudak tiryakisi tipler gibi , içine cekmez ama içine çekenlerden daha çok ahkam kesip , ancak gereksiz boş verimsiz muhalefet eden tipler vardır. Bu tiplerin çenesi bile çalışmaz ki pratikte ortaya bir şey koyabilsin.
Bunlara , birlikten konseyden güç doğarı anlatmak için bile , şu catıdaki sayının 3 misli egitimci gerekir ki ancak belki , bir ihtimal o nato kafaları alabilsin.

Yobaz yobazdır . Dini dili ırkı BİRLİK SANAT kültür anlayısı yoktur.

Kim demişti ?
Köy ensitütüleri devam etmiş olsaydı almanyasına basardık şamarı.

Ama gelde anlat gereksiz cahil yobaz muhalif oldugunu sanan tiplere.

Her şeye muhalefet edecekler ya!

Rapi
28-04-2019, 01:44
Şu an 74-75 yaşında olan bir büyüğüm her karşılaşmamızda bahseder yetiştikleri okulu. Dönemleri için ne kadar aydın ve emektar yetiştirildiklerinden ve anılarından her dem söz eder.
Bu yaşında bile onu yine bu minvalde görürüm. Anlatırken dahi yüreklerini nasıl ortaya koyduklarını gözlerinden okurum. Büyük kayıp oldu köy enstitülerinin kapatılmaları.

Leonardo
30-04-2019, 19:33
Üniversitelerde Antropoloji 1 dersinde işlenen konulardan biridir.

Zaten eski Menderesçiler de sonradan itiraf etmişlerdir. Adnan Menderes de toprak ağası idi. Dönemin toprak ağaları düşünen, üreten, insanca yaşayan, eski düzeni istemeyen köylü istemediler. Kendilerine itaat eden veya kente göç eden köylü istediler. "Komünist yetiştiriyor" suçlamasının üretilmiş ve gerçeklikle bağı olmayan bir iddia olduğunu da 1960'larda itiraf etmişlerdir. Yani "eline sağlık" demeyeceğim. Ama çok büyük çabalarla inşa edilen çok ileriyi hedefleyen 100% demokratik girişimlerdi. O yüzden "Menderes boşuna asılmamıştır" diyebilirim.

Antropoloji 1 dersinde de şöyle geçer. Mesela Vietnamca balıkçılık ile uğraşan yeni bir topluluğa modern balıkçılık yöntemleri getirildiği zaman, eski düzenin baskın aileleri hemen isyan ederler, yeni balıkçılık yöntemlerinin günah olduğunu iddia ederler, ya da bu yeni balıkçılık yöntemini köye sokmamak için ellerinden geleni yaparlar.

Köy enstitüleri de bunun gibi "insan doğası" örneğidir. Yeri gelince anti-komünist, yeri gelince "Ben ananızım", yeri gelince "Başörtüsü Allah'ın emridir" öyle takılıyor adamlar.

Aslında bunun kökten çözümü Leninist / Stalinist / Maoist yaklaşımdır. Da bu son saydıklarımın da o ülkelerin halklarına faydası olmamıştır.

Asıl tehlike, bu durumdaki ülkelerin bu gibi atılımları gerçekleştirebilmesi ve bunu demokratik yoldan yapabilmesidir.

O açıdan, 20 yy emperyalizmi nasıl işler? Köy enstitüleri tarihi biraz da buna ışık tutmaktadır.

kartopu
05-05-2019, 12:56
Bu günkü eğitim modelinden şikayet ederken geçmişte yaşanmışları örnek göstermek Dedeleri 20 yaşına indirmekle aynı ayardadır.
Adı üstünde Köy enstitüleri yani köylüyü modern üretime ve meslek eğitimine hazırlamak.
Köylerde genç nüfus bulursan hazırla ayrıca o köylülerin bir değimi var geçti borun pazarı sür eşeğini Niğde ye. Bitmiş geçmiş şeylere özlem de ne demek oluyor.

Bu gün üretime hakim olan teknoloji daha az insanla daha fazla üretim yani Mutlak artı değer değil nisbi artı değer hakim ekonomi daha ilerisi artık değersiz üretim
Hala köy Enstitüleri belki bu sohbet 70 yaş sonrası insanları mutlu eder çünkü kendilerini değerli var sayarlar.

ForumKirpisi
05-05-2019, 13:14
Köy anlayışının değişmesiyle köy enstitüsü sistemi geri gelebilir. Köye geri göç vs.
Mevcut köy anlayışına geri göç olması zor.

Dinci hükumetler ise asıl itibariyle köyden kente göç edip evrilemeyenlerle besleniyor.

1920-30 haliyle geri gelecek hali yok. Tayyip hükumetiyle sakızlı muhallebi bile yapamazlar gerçi.

Ben baktım Almanya'da da başka yerlerde de kentler küçükte olsa dinci fekşıncı hükumetler hep
köyden kente göçle besleniyor.

Köyden kente göçmekte amacı eğitim değil iş bulmak olanlar özellikle. Yoksa üni okumak için kente göçmüş
birisi orada dinci hükumetleri besleme ihtimali daha az.

Bir de Osmanlı'dan gelen şehirli dinci tebası var bunlar asla değişim yaşamayıp guinness rekorlar kitabına girebilirler.
Bu şehirli dinci tebası şehirlerdeki gayrimüslim bölgelerinin etrafına koruma duvarı olarak yerleştirilmiş.

500 yıldır zerre kadar değişmeden günümüze dincilikle gelmeyi başarmış o güzel kara çarşaflarını takkelerini yeşil
cüppelerini eksik etmemişlerdir. Teşekkür ederiz.