Orijinalini görmek için tıklayınız : Kütle çekim kuvvetinin gizemi.
Bilindiği gibi ışık hızı son hızdır, ışık hızından daha yüksek bir hız olamaz, bu saptanamayacağı anlamınada gelir. c notasyonu ile gösterilir.
* c=299,792.458 km/s * *yaklaşık c=300,000 km/s olarak bilinir.
Hız rölatif ve vektörel bir kemiyettir. Çünkü bir referans sistemine göre yer değiştirmenin zamana göre türevidir.
v(t)=ds/dt
Anlamak için bir kaç örnekle açıklayalım:
İki araç birbirleriyle aynı doğrultuda gidiyorlarsa hızları birbirlerine göre (referans diğer araçtır).
v= v2-v1 dir.
v1=100km/s v2=135km/s
v=135-100=35km/s * * * * * * * * *
aynı hızda olurlarsa v=100-100=0dır.
Yeri referans alırsanız v=100dür.
birbirlerinin aksi doğrultuda gidiyorlarsa
v=v1+v2 dir.
v1=100km/s v2=135km/s ise
v=100+135=235km/s dir.
ışık hızında veya c yi geçen hızlarda bu mekanik nasıl işler ona bakalım.
aksi doğrultuda giden iki uzay gemisi var.
v1=150,000km/s
v2=180,000km/s
v=150,000+180,000= 330,000km/s değildir sonuç v=c yani v=300,000km/s dir. Çünkü diğer geminin görüntüsü yani ışığı size ulaşmayacaktır. Bu nedenle ışık hızı son hızdır. Yani ışık hızını aştığınız anda referanslarınız yok olmaktadır. Bu artık başka bir şeydir. Başka bir fiziktir.
Işık hızına yaklaştığınız sırada kütleniz sonsuza yakınsar.
m=mi*(1/sqrt(1-v^2/c^2))
Gelelim kütle çekim kuvvetinin gizemine;
Güneş ışınları dünyaya yaklaşık 8.4 dakikada ulaşır. Dünyanın güneşe mesafesi s=150milyon km'dir.
c=300,000km/s * * t=s/c * * t=500saniye * t=8.33dakikadır.
Yani biz güneşe baktığımız zaman onun 8.4 dakika önceki halini görmekteyiz. Örneklersek; Güneşteki bir patlamayı biz ancak 8.4 dakika sonra görebiliriz.
Fakat güneşin çekim kuvvetinde olan bir değişikliği aynı anda hissederiz. İşte gizemde buradadır, kütle çekim kuvveti ne ile ve nasıl taşınmaktadır?
Işık hızına yaklaştığınız sırada kütleniz sonsuza yakınsar
* * Bu sözü biraz açabilir misin vgm. Kütlenin sonsuza yakınsaması ne demektir. Kütleden başlayarak ve ne anlama geldigini izah ederek başlarsan her halde daha yararlı olacaktır.
* * saygılarımla
Sevgili vgm, başlangıç için güzel bir konu yakalamışsın. Kütleçekim konusunda verdiğin
örnek, (güneşin birden yok olması durumunda dünyanın anında haberdar olması) genel göreliliğin uzay zamanın kütle tarafından bükülmesi öngörüsü ile çelişmez mi ? Bu konu ciddi biçimde aklıma takılıyor. En son Einstein sergisinde sunum yapan astrofizik bölümü öğrencisi ile bu konuyu tartıştığımda bana "Kütle çekimi" yasasının uzay cisimlerinin devinimlerinde birincil etkiye sahip olmadığını söylemişti. *8O
Kütle ile kuvvet de çok sık karıştırılan bir kavramdır ülkemizde. Biz kg mıda kuvvet birimi olarak kullanırız, halbuki kgf : kilogramforce dur.
Benim ağırlığım 100kg dır dediğimiz anda yanlış yaparız çünkü kg kütle birimidir, aslında kastettiğimiz 100kgf dur. Son dönemlere kadar üniversitelerde dahi bu hataya çok sık düşülürdü, yeni yeni akılları başlarına geldi ve kgf veya newton kullanılmaya başlandı.
Şöyleki F=ma burada a=g dir.
(yer çekimi ivmesi g) g=9.81 m/s^2 dir. buna göre benim kütlem m=10.19kg dır.
Şimdi gelelim ışık hızına yaklaştığınız zaman kütlenizin sonsuza yakınsamasına, bunuda bir örnekle izah edelim.
mi=1 kg bizim ilk kütle miktarımız olsun, ms de *ışık hızına yakın hızda gittiğimiz zamanki son kütle miktarımız olsun.
hızımız v=299,999,999m/s * *c=300,000,000m/s olsun. Rakamları yaklaşık alıyorum.
formülümüzde yerine koyalım.
ms=mi*(1/sqrt(1-v^2/c^2))
ms=1kg*(1/sqrt(1-299,999,999^2/300,000,000^2))
ms=12747kg son kütle.
Selamlar.
Kütlenin bir çok tanımı vardır, ben klasik mekanikte olanı daha açıklayıcı ve anlaşılır bulmaktayım.
Kütle, bir objedeki madde miktarı demektir, ve her yerde aynıdır.
Örneğin; dünyada benim ağırlığım 100kgf dur.
kütlem m=100kgf/9.81m/s^2 *ise *m=10.19 kg dır.
aydaki kütlem gene 10.19kg dır fakat ağırlığım W=m*g/6 *W=16.67kgf dur.
Selamlar.
Kütle, bir objedeki madde miktarı demektir, ve her yerde aynıdır.
* * evet, bu tanım aradıgım tanım. Madde miktarı arttıkça kütle çekim kuvveti de artıyor. Madde miktarının aşırı yogunlaşması kütle *çekim kuvvetine olaganüsrü bir güç yüklüyor ve çöküş başlıyor. Karadeliklerin de esrarı burada. Dogru mu anlamışım ?
* * Peki bu tanıma göre ışık hızına yakın gittigimiz zaman maddenin miktarının artmasının nedeni nedir.
* * *saygılarımla
meaculpa
30-03-2008, 00:41
Kütle, bir objedeki madde miktarı demektir, ve her yerde aynıdır.
* * evet, bu tanım aradıgım tanım. Madde miktarı arttıkça kütle çekim kuvveti de artıyor. Madde miktarının aşırı yogunlaşması kütle *çekim kuvvetine olaganüsrü bir güç yüklüyor ve çöküş başlıyor. Karadeliklerin de esrarı burada. Dogru mu anlamışım ?
* * Peki bu tanıma göre ışık hızına yakın gittigimiz zaman maddenin miktarının artmasının nedeni nedir.
* * *saygılarımla
Karadelik tanımınıza ek olarak zamanı eklemek istedim bende. Uzayda bir yerde tamamen hareketsiz *oldugumuzu varsayalım ve zamanın nasıl aktıgını soralım. Zaman kütle cekimi sayesinde *yavas akar. Aynı zamanda kütle çekiminide ortaya çıkaran kütledir. Yani uzayda zaman, kütlenin yakınında, uzagına nazaran daha yavaş akar. Asıl soru zamanın ne kadar yavaslatılabilecegi noktasındadır. Zaman yavas aktıgı takdirde ışıkda yavas akar. Yteri kadar bir kütleye erişildigi an, zamanı da, ışıgıda durdurabilmek söz konusudur. İşte o zaman karadelik kavramı olusur. Çünkü yeterli kütle demek ışıga gecit vermemek demektir.
Işık hızına yakın gidildigi zaman maddenin miktarının artması noktasında rolativenin yanlış yorumlandıgı iddaları vardır ki bu yorumlarda şu eksende döner; cisimlerin hızı artıkça kütleleri de artarak, cisim ışık hızına ulaşınca, sonsuz olur şeklindedir. Bu tespitin yanlışlıgını vurgulayan bilim adamları aslında cisme yüklenen hız kütleyi değiştirmez, kütleyi değiştiren enerji kavramıdır derler.
Bu anlamda bir örnek alıntılamak istiyorum belki daha aydınlaıcı olur.
Süper pillerle çalışan bir motorsiklet ve bir tramvay ışık hızına yakın bir hıza ulaştırılsalar, bunlardan sadece tramvayın kütlesi artar.Tramvay enerjisini kendisinden değil enerji santranlinden almaktadır, motorsiklet ise enerjisini beraberindeki pillerinden almaktadır. Tramvaya yeni enerji eklendiği halde motorsiklete enerji eklenmemektedir. Böylece tramvayın kütlesi hızıyla birlikte arttığı halde motorsikletin kütlesi, hız artmasına rağmen sabit kalmaktadır. Demek ki hızlanan bütün cisimlerin kütlesi hız sonsuz olunca sonsuza gitmez. Her şeyden önce ışık, ışık hızında hareket ettiği halde kütlesi sonsuz değildir.
"Bu tespitin yanlışlıgını vurgulayan bilim adamları aslında cisme yüklenen hız kütleyi değiştirmez, kütleyi değiştiren enerji kavramıdır derler. " meaculpa
Ben de bu görüşünüze katılıyorum meaculpa. Zaten aksi maddenin-enerjiye, enerjinin-maddeye dönüşümü kuralına aykırı olurdu. Hoş bu bile çok açıklayıcı değildir, enerjinin, maddeye dönüşümü konusu özellikle.
Buradaki E=mc^2 ışık hızıyla birlikte, kütlenin enerjisinin açığa çıkarak kütleye dönüşmesi olarak anlıyorum. Kütle ışık hızına erişince tanımsız bir nicelik oluyor.
Motorsiklet ve tramvay örneğiniz doğru, bu zaten açık, madde ve enerji sonlu miktardadır ve değişmez.( buraya şerh koyuyorum, algıladıklarımız anlamında) 1kg'lık kütle ve enerjisi E olsun burda sonsuzluk yok. Zenon paradoksu gibi görünsede sınır şartlar konulduğunda, paradoks olmaktan çıkıp anlaşılır hale gelmektedir. Sınır şartlarımız nedir diye sorarsak; 1kg ve onun E si bu manada dönüşüm ve ilişki bu ikisi arasındadır.
Selamlar.
"Motorsiklet ve tramvay örneğiniz doğru, bu zaten açık, madde ve enerji sonlu miktardadır ve değişmez.( buraya şerh koyuyorum, algıladıklarımız anlamında)" vgm
*Bu cümlemden mistik bir anlam çıkarmamanızı dilerim.
*Kısmi spekülasyona da gireceğim, amprik olmayan fakat analitik çıkarımlar doğrultusunda yapacağım.
* Evrendeki madde miktarı ve kütle çekim kuvveti arasındaki ilişki, bunun nasıl iletildiği konusu
az sonra:).
Selamlar.
meaculpa
30-03-2008, 23:48
Yoğun bir konu olacak vgm. Özellikle madde miktarının sınırına dair olarak bir cok terimide acıklamak gerekecek ki cogu hala teoremler üzerinden kaynaklık edebiliyorlar. Madde, anti madde, karanlık eneji kavramları gibi. Ve hemen akabinde evrenin genişlemesi teorisi. Tabi birde madde miktarını degerlendirebilmek için evrenin homojenlik ilkesi var. Kolay gelsin size :wink:
"Süper pillerle çalışan bir motorsiklet ve bir tramvay ışık hızına yakın bir hıza ulaştırılsalar, bunlardan sadece tramvayın kütlesi artar.Tramvay enerjisini kendisinden değil enerji santranlinden almaktadır, motorsiklet ise enerjisini beraberindeki pillerinden almaktadır. Tramvaya yeni enerji eklendiği halde motorsiklete enerji eklenmemektedir. Böylece tramvayın kütlesi hızıyla birlikte arttığı halde motorsikletin kütlesi, hız artmasına rağmen sabit kalmaktadır. Demek ki hızlanan bütün cisimlerin kütlesi hız sonsuz olunca sonsuza gitmez. Her şeyden önce ışık, ışık hızında hareket ettiği halde kütlesi sonsuz değildir." ----->meaculpa.
Peki e=mc2 denklemine göre ışık hızına yaklaşan motosiklet enerjisini nerden alırsa alsın
kinetik enerjisi üst-limite yaklaştığı için kütlesi artmış olmayacak mı ?
"Peki e=mc2 denklemine göre ışık hızına yaklaşan motosiklet enerjisini nerden alırsa alsın
kinetik enerjisi üst-limite yaklaştığı için kütlesi artmış olmayacak mı ?" frodo
*Sevgili frodo;
Burda enerjinin kütleye dönüşümü var o manada enerjisini nerden aldığı önemli, siz aslında tramvay örneğinde, enerji yüklemesi yaptığınız sisteme kütle yüklemesi yapıyorsunuz.
Enerji- Kütle aynı.
O zaman klasik mekanikten gidelim.
mgh=(1/2)*m*v^2 sistemin toplam enerjisi değişmemektedir. Değişirse problem var zaten.
Selamlar.
meaculpa
31-03-2008, 03:36
vgm acıklamış zaten ama daha basit bir ifadeyle soyle diyelim. Süper piller zaten motorsikletin içinde var olan toplam enerji demek. Ama tramvaya ayriyeten bir santraldan enerji yani dönüşümde yine kütle ekleniyor. Bu anlamda motorsiklete eklenen bir kütle söz konusu degil yine kndi içindeki enerjiyi kullanıyor oysa tramvaya kaynaklık eden enerji ayrıca kütle demek oluyor ki kütlesi artacak olanda, bu ifadelerin ışığında enerji alan oluyor.
Zaman yavas aktıgı takdirde ışıkda yavas akar * meaculpa
* * yanlış algılıyorsam düzeltin. Ne de olsa bu konularda bir egitimim yok. Işıgın yavaş akmasını ışıgın hızının degişmesi olarak algılıyorum. Bu da ışık sabitine ters. O zaman farklı ışık hızları buluruz ki tüm teori alt üst olur. Işık sabit hızda ve bu hiç bir şekilde degişmiyor. O halde dogru kelimenin ışıgın bükülmesi olması gerekiyor. Hızı degişmiyor ama bükülüyor kütle çekim kuvveti nedeniyle. Kütle çekim kuvvetinin çok güçlü oldugu *noktada da bükülme yutulmaya dönüşüyor ve kütle çekim kuvvetinden kaçamıyor. Ama yavaşlama degilde bükülme dogru söz olmalı diye düşünüyorum.
* *saygılarımla
meaculpa
31-03-2008, 16:05
Zaman yavas aktıgı takdirde ışıkda yavas akar * meaculpa
* * yanlış algılıyorsam düzeltin. Ne de olsa bu konularda bir egitimim yok. Işıgın yavaş akmasını ışıgın hızının degişmesi olarak algılıyorum. Bu da ışık sabitine ters. O zaman farklı ışık hızları buluruz ki tüm teori alt üst olur. Işık sabit hızda ve bu hiç bir şekilde degişmiyor. O halde dogru kelimenin ışıgın bükülmesi olması gerekiyor. Hızı degişmiyor ama bükülüyor kütle çekim kuvveti nedeniyle. Kütle çekim kuvvetinin çok güçlü oldugu *noktada da bükülme yutulmaya dönüşüyor ve kütle çekim kuvvetinden kaçamıyor. Ama yavaşlama degilde bükülme dogru söz olmalı diye düşünüyorum.
* *saygılarımla
Benimde çok bilgili yada ehil olduğum söylenemez sayın dilaver, elimden geldiği kadar açıklamaya çalışayım.
Işığın yavaş akması demek ışık hızının değişmesi demek değildir. Işık hızı sabittir ve degişmez. Işıgın burda yavaşlaması demek tam da sizin değindiğniz gibi kütle çekiminden dolayı bükülmesi ve yolundan sapması demektir. Dünya çekiminin yanında ışıgın çok hızlı hareket etmesi bu ölçümde büyük rakamlar sunmuyorlar bize ama yinede ölçülebiilir niteliktedirler. Güneş gibi daha büyük cisimlerde elbette oranda aynı ölçüde artıyor. Zamanın yavaş akması halinde de herseyin yavaşladıgını belirtmem bu anlamda. Hızı artan cisimlerin kütleside artar böylece zaman da yavaşlar. Hatta cisim ışık hızına gelince zamanın durması gerekir ve ışık hızını aşıncada zamanın geriye dogru akması söz konusu olur ki biz ışık hızını en yüksek limit kabul ediyoruz ve aşıldıgı takdirde elimizdeki fizik verileriyle açıklayamıyoruz ve olanaksızdır. Ama arttırılabilen hızla zamanı yavaşlatabilmek mümkündür.
Tabi birde fotonlardan daha hızlı hareket edebilen takyonlar söz konusu bunlarında ışık hızını aştıkları idda ediliyor eger takyonlar bu özelliği gösteriyorlarsa ve ıspat edilirse o zaman bilmedigimiz birşeyler var demektir. İşi iyice karıştırıyorum bu arada :lol:
İşi iyice karıştırıyorum bu arada
* * :lol: *:lol:
* * Ben de karıştırdıgım için soruyorum, karıştırmamak mümkün degil zaten. Ama bu konuda vgm ye güveniyorum. *:lol:
* * saygılarımla
Burda rölativite devreye giriyor.
Bertrand Russel'ın bir örneği ile açıklamaya çalışayım kızgın bir sacın üzerinde geçirilen bir kaç dakika size bir kaç saat, sevgilinin yanında geçirilen bir kaç saat size bir kaç dakika gibi gelir.
Selamlar.
"Astrofizikte, ışın yaymayan ya da doğrudan algılanabilecek şekilde elektromanyetik ışınları (ışık, x-ışınları v.b.) yeterince yansıtamayan, varlığı görünür maddeler üzerindeki kütle çekimsel etki ile belirlenebilen maddelere Karanlık madde adı verilir.
* * * *Evrendeki kütle çekimsel enerjinin incelenmesi sonucu, varsayılan toplam enerji yoğunluğunun sadece %4'ünün doğrudan gözlemlenebilir maddelerden oluştuğu gözlemlenmiştir. Yine bu toplamın %22'sinin karanlık maddelerden oluştuğu hesaplanmaktadır. Kalan %74'ünün ise everene dengeli bir şekilde yayılmış olan karanlık enerjiden oluştuğu kabul edilir.
* * * * Karanlık madde kavramı, ilk olarak 1933 yılında, Kaliforniya Teknik Enstitüsünden İsviçreli astrofizikçi Fritz Zwicky tarafından öne sürülmüştür. Fritz Zwicky'nin gözlemi ve iddiası kırk yıl boyunca hiçbir ortamda ciddiye alınmamıştır. Karanlık maddenin var olduğuna dair en güçlü kanıt Spiral Gökadaların düz dönme eğilimleri, 1970 yılında Washington Carnegie Enstitüsü'nde Vera Rubin ve arkadaşları tarafından ileri sürülmüştür. Vera Rubin de Fritz Zwicky ile benzer bir kaderi paylaşarak, uzun yıllar ciddiye alınmamış, hiçbir ciddi yayın organı çalışmalarına yer vermemiştir.
* * * * Mastır ve doktora tezleri de daha önce reddedilmiş olan Vera Rubin için bu durum pek şaşırtıcı olmamıştır. Onlarca yıl sonra, bugün hemen hemen tüm astrofizikçiler karanlık maddenin varlığını kabul ederler. Ağustos 2006'da yayınlanan, 150 milyon yıl önce gerçekleşmiş olan iki gökada kümesinin çarpışmasına dair gözlem, karanlık maddelerin varlığına dair daha somut bir kanıt oluşturmuştur. Çarpışma sırasında sıcak gazlar arasında bir etkileşim olmuş ve daha sonra merkeze yaklaşmışlardır. Gökadalar ve karanlık madde etkileşime girmemiş ve merkezden uzak kalmışlardır.
* * * * * *İki şekilde karanlık maddenin ortaya çıktığı sanılmaktadır: Baryonik karanlık madde ve Baryonik olmayan karanlık madde. Evrenin kütlesinin yüzde 90'ını oluşturduğu varsayılmakla birlikte, karanlık maddenin henüz astronomlar için sırrı çözülmüş değildir. 1970'ler evrendeki maddenin yüzde doksanının görünmez olduğunun keşfedilmesiyle karanlık madde iddialarının güçlendiği yıllar olmuştur. Karanlık maddenin var olduğu bilinmektedir, ancak ne olduğu konusunda çok az açık bilgi vardır." vikipedi
* * * * * *
İşte spekülasyonlara başladım.
Kütle çekim kuvvetinin de karanlık madde ile taşındığını varsayıyorum ve evrendeki madde karanlık maddeden oluşmuş havuz içerisinde yüzmektedir.
Saygılarımla;
meaculpa
03-04-2008, 03:34
Evrenin genişlemesi keşfinden sonra karanlık maddenin de varlıgı kesinlikle reddedilemez çünkü bu keşiften önce kütle cekimi kuvvetinin bir gün dünyayı etkisi ile yavaşlatıp kaosa sürekleyeceklerini yada bir sona dogru götürecegini idda ederlerdi. Oysa evrenin genişlemesinin ve gezegenlerin ivmeli bir hızla birbirrlerinden kactıkları tespit edince işte o zaman demekki itici ve kütle cekimi kuvvetinden de daha büyük bir kuvvetin varlıgı düşünebildi. Ve bu bahsettigmiz kuvvet de karanlık enerji diye tanımlandı. Yapılan arastırmalara göre madde adıını verdigimiz kavramın evrendeki kapladıgı alan %4 . karanlık maddenin kapladıgı alan ise %22, karanlık enerji diye tabir edilen kuvvetinde bütünleyici oldugu öne sürülüyor.Vel hasıl; uzun süre düşündüğümüz ve çözmeye çalıştıgımız kaınat, içindeki gezegenler, bulutumsular, kuyruklu yıldızlar ve diger gok cısımlerinden olusmuyor sadece, *bu evren de aksine cok daha büyük oranda bir kuvvetin , bir karanlık maddenin varlıgı söz konusu. Karanlık madde adına cok fazla bilgi yok cünkü adı üstünde karanlık dermişim :lol: ama yinede tahminler var . çünkü gözlemlenemiyorlar ısıgı geçrimeyen yapılarından dolayı. Yani biraz garip bir durum , göremniyoruz fakat varlıkları biliniyor hatta varlıkları olmak zorunda yoksa bu itici gücde neyin nesi diyecegiz , aksi halde neden evren sürekli ivmeli olarak şişiyor.
Bu tespitlerin ışıgında spkeulasyonunuza meylettim diyebilirim vgm. Çünkü kütle çekiminden de daha büyük bir kuvvet karanlık enerji o halde pekala bu enerjinin yardımyla tasınabilir. Yada siz başka nedenlerde sıralayın bize muhakeme edebilelim.
vgm
Fakat güneşin çekim kuvvetinde olan bir değişikliği aynı anda hissederiz. İşte gizemde buradadır, kütle çekim kuvveti ne ile ve nasıl taşınmaktadır?
birkaç varsayım sunmak isterim.
1. kütle çekim kuvvetindeki değişim gerçekleşmeden önce değişimin etkisi oluşuyor olabilir. yani bir olay gerçekleşmeden önce olayın etkileri oluşuyor olabilir.
2. kütle çekim kuvveti oluşum zamanının yanlış tespit ediliyor olabilir. gerçekte olayın gerçekleştiğini düşündüğümüz zamandan önce gerçekleşmiş olabilir.
3. kütle çekim kuvveti bir madde bağlantısı ile daha hızlı taşınıyor olabilir. bu madde bizim bilmediğimiz bir madde olabilir.
DreiMalAli
05-04-2008, 21:30
ışık hızında veya c yi geçen hızlarda bu mekanik nasıl işler ona bakalım.
aksi doğrultuda giden iki uzay gemisi var.
v1=150,000km/s
v2=180,000km/s
v=150,000+180,000= 330,000km/s değildir sonuç v=c yani v=300,000km/s dir. Çünkü diğer geminin görüntüsü yani ışığı size ulaşmayacaktır. Bu nedenle ışık hızı son hızdır. Yani ışık hızını aştığınız anda referanslarınız yok olmaktadır. Bu artık başka bir şeydir. Başka bir fiziktir.
Konu beni aşar. Ama bazı bariz hatalara dikkat çekmek istiyorum.
Hesapda yanlışlık var:
Işık hızı erişilebilecek en son hızdır derken
150 000 + 150 000 = 300 000 km/s anlaşılmasın. Görelilikde "hızların toplamı" basit bir toplama işlemi ile yapılmaz. Biraz daha karmaşıkdır.
Eğer örnekde verilen hızlar aynı doğru çizgi üzerinde ise ve
a) aynı yöne gidiyorlarse birisi diğerinin hızını 42 857 km/s olarak ölçer.
(Sayının negatif/positifini göz ardı ettim)
b) ters yöne gidiyorlarsa birisi diğerinin hızını 253 846 km/s olarak ölçer.
(Sayının negatif/positifini göz ardı ettim)
Yani
v=c yani v=300,000km/s
değildir.
Yine
Çünkü diğer geminin görüntüsü yani ışığı size ulaşmayacaktır.
yanlış bir cümledir. Diğer geminin ışığı bize her zaman ulaşır.
Yani ışık hızını aştığınız anda referanslarınız yok olmaktadır.
Işık hızını aşmaka referans nasıl kaybolur anlamam ama, ışık hızını aşmak mümkün olmadığından, referansımızı kaybetme kaygımız da olmaz.
Bu artık başka bir şeydir. Başka bir fiziktir.
Başka bir fizik zaten yok.
Yani biz güneşe baktığımız zaman onun 8.4 dakika önceki halini görmekteyiz. Örneklersek; Güneşteki bir patlamayı biz ancak 8.4 dakika sonra görebiliriz.
Klasik fizikde bu cümle doğrudur.
Ama görelilik de bu cümle doğrumudur? Bilemiyorum.
Çünkü özel göreliliğe göre "eşzamanlılık" anlamsız bir terimdir. Ayrıca işin içine gözlemcinin ve gözlenenin "zamanları"nın göreli olması giriyor. Klasik düşünmeye alışkın birisi olarak, görelilik konusuyla birlikde kullanıldığında, bu cümlenin doğruluğu veya yanlışlığı hakkında bir karar veremiyorum.
Fakat güneşin çekim kuvvetinde olan bir değişikliği aynı anda hissederiz.
Bu doğru değil. Ne bir bilgi ne bir kütle hiç bir zaman ışık hızından daha fazla bir hız ile iletilemez. Buna kütle çekimi de dahildir.
Kütle ile kuvvet de çok sık karıştırılan bir kavramdır ülkemizde. Biz kg mıda kuvvet birimi olarak kullanırız, halbuki kgf : kilogramforce dur.
Benim ağırlığım 100kg dır dediğimiz anda yanlış yaparız çünkü kg kütle birimidir, aslında kastettiğimiz 100kgf dur. Son dönemlere kadar üniversitelerde dahi bu hataya çok sık düşülürdü, yeni yeni akılları başlarına geldi ve kgf veya newton kullanılmaya başlandı.
Üniversitelerde böyle bir hata yapıdığına raslamadım.
Ama günlük konuşmalarda "ağırlık" derken fizikde kullanılan "kütle" terimi kastediliyor.
Fizikde 1889 dan beri kullanılan MKS sistemine (Metre-Kilogram-Saniye) göre kütlenin birimi kilogram (kg), ağırlığın (= kuvvet) birimi ise kg.m/s^2 veya kısaca Newtondur (N). kiloframforce (kgf) değil. Belki böyle bir birim yerel olarak bir yerlerde kullanılıyordur. Bilemiyeceğim.
...
..
.
Sevgiler
evrensel-insan
05-04-2008, 22:14
Saygideger arkadaslar;
Zamanin olabilmesi icin,bir yer ve o yerde yasayanin zaman temelinde degisime ugramasi demektir.
Zamanin bolumu ve devreleride tamamen Dunyanin gunes le olan iliskisinin yerdeki tarafindan degerlendirilmesidir.Spatiotemporal yapi kendi basina ifadesizdir.
INSANOGLU BUTUN BU BOLUNME VE AYRISTIRMALARI KENDI MERKEZLI YAPMISTIR.
Zaman bir surec,yer-donuyor olsabile-sabit bir deger olarak algilanir.Hareket ve duraganlik icicedir.
Zaman hareketli,yer duragan,ustundekiler ise degiskendir.Degiskenligi veren,hem duragan ustundeki hareket,hemde zamanin hareketidir.Once duraganlikmi (steady state teori) yoksa hareketlilik (big bang teori) mi vardi?sorusuna cevap degiskenlik ve donusumdur.
Oyuzden isikta degisir ve donusur.Yani hareket-duraganlik-hareket.Buradaki ikinci hareket duragan olanin hareketidir.Ilk hareketin fonksiyonu olan duraganligin hareketi; ilk hareket karekteriyle ifade edilir.
Yani ikinci hareket hem karsitlik hem ikilem icersede (karakter olarak) duraganlik temelinde bu hareketi yapabilir.Yani duraganlik,sabit tutulup, onun hareketi hareket eder ve tekrar duraganlasir.Taki bir daha hareket edene kadar.
Burada degisip donusen sadece ve sadece ikinci harekettir.Birinci hareket kendisini ifade edemez.Duraganlastigi temelinde-onun disina cikamadan-ikinci harekete karekterini verir.
Yani duraganin hareketliligi degisir ve donusur ama duraganin sabitliginde.
Bir ornek- belki abes kacacak ama- Tanri duragandir,onun varlik veya inanc temelindeki hareketi degisir ve donusur,varlik ve inanc sabitliginde.Tanri duraganini veren ilk hareket ifade edilemez,yalniz bu hareketin karakteri,ikinci harekete var-yok veya inanma-inanmama degisken ve donusumu olarak yansir.Tanri duraganida tanrinin varligina inanc tir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
ozgur_beyin
05-04-2008, 22:24
sevgili evrensel insan benim merak ettiğim ki, çocukluğumdan beri merak ederim acaba ''bir kilo samandan kaç kilo duman çıkar?'' bilirmisin? (bileceğinden eminim)
ışık hızında veya c yi geçen hızlarda bu mekanik nasıl işler ona bakalım.
aksi doğrultuda giden iki uzay gemisi var.
v1=150,000km/s
v2=180,000km/s
v=150,000+180,000= 330,000km/s değildir sonuç v=c yani v=300,000km/s dir. Çünkü diğer geminin görüntüsü yani ışığı size ulaşmayacaktır. Bu nedenle ışık hızı son hızdır. Yani ışık hızını aştığınız anda referanslarınız yok olmaktadır. Bu artık başka bir şeydir. Başka bir fiziktir.
Konu beni aşar. Ama bazı bariz hatalara dikkat çekmek istiyorum.
Hesapda yanlışlık var:
Işık hızı erişilebilecek en son hızdır derken
150 000 + 150 000 = 300 000 km/s anlaşılmasın. Görelilikde "hızların toplamı" basit bir toplama işlemi ile yapılmaz. Biraz daha karmaşıkdır.
Eğer örnekde verilen hızlar aynı doğru çizgi üzerinde ise ve
a) aynı yöne gidiyorlarse birisi diğerinin hızını 42 857 km/s olarak ölçer.
(Sayının negatif/positifini göz ardı ettim)
b) ters yöne gidiyorlarsa birisi diğerinin hızını 253 846 km/s olarak ölçer.
(Sayının negatif/positifini göz ardı ettim)
Yani
v=c yani v=300,000km/s
değildir.
Yine
Çünkü diğer geminin görüntüsü yani ışığı size ulaşmayacaktır.
yanlış bir cümledir. Diğer geminin ışığı bize her zaman ulaşır.
Yani ışık hızını aştığınız anda referanslarınız yok olmaktadır.
Işık hızını aşmaka referans nasıl kaybolur anlamam ama, ışık hızını aşmak mümkün olmadığından, referansımızı kaybetme kaygımız da olmaz.
Bu artık başka bir şeydir. Başka bir fiziktir.
Başka bir fizik zaten yok.
Yani biz güneşe baktığımız zaman onun 8.4 dakika önceki halini görmekteyiz. Örneklersek; Güneşteki bir patlamayı biz ancak 8.4 dakika sonra görebiliriz.
Klasik fizikde bu cümle doğrudur.
Ama görelilik de bu cümle doğrumudur? Bilemiyorum.
Çünkü özel göreliliğe göre "eşzamanlılık" anlamsız bir terimdir. Ayrıca işin içine gözlemcinin ve gözlenenin "zamanları"nın göreli olması giriyor. Klasik düşünmeye alışkın birisi olarak, görelilik konusuyla birlikde kullanıldığında, bu cümlenin doğruluğu veya yanlışlığı hakkında bir karar veremiyorum.
Fakat güneşin çekim kuvvetinde olan bir değişikliği aynı anda hissederiz.
Bu doğru değil. Ne bir bilgi ne bir kütle hiç bir zaman ışık hızından daha fazla bir hız ile iletilemez. Buna kütle çekimi de dahildir.
Kütle ile kuvvet de çok sık karıştırılan bir kavramdır ülkemizde. Biz kg mıda kuvvet birimi olarak kullanırız, halbuki kgf : kilogramforce dur.
Benim ağırlığım 100kg dır dediğimiz anda yanlış yaparız çünkü kg kütle birimidir, aslında kastettiğimiz 100kgf dur. Son dönemlere kadar üniversitelerde dahi bu hataya çok sık düşülürdü, yeni yeni akılları başlarına geldi ve kgf veya newton kullanılmaya başlandı.
Üniversitelerde böyle bir hata yapıdığına raslamadım.
Ama günlük konuşmalarda "ağırlık" derken fizikde kullanılan "kütle" terimi kastediliyor.
Fizikde 1889 dan beri kullanılan MKS sistemine (Metre-Kilogram-Saniye) göre kütlenin birimi kilogram (kg), ağırlığın (= kuvvet) birimi ise kg.m/s^2 veya kısaca Newtondur (N). kiloframforce (kgf) değil. Belki böyle bir birim yerel olarak bir yerlerde kullanılıyordur. Bilemiyeceğim.
...
..
.
Sevgiler
Haklısın formülleri fazlaca basitleştirmesem iyice anlaşılmaz olur diye düşündüm.
u=(v+w)/(1+v*w/c^2) * rölatif hızın hiç bir zaman ışık hızını geçemeyeceğini *göstermekti derdim. Haklısınız.
b]Fakat güneşin çekim kuvvetinde olan bir değişikliği aynı anda hissederiz. [/b]
Bu doğru değil. Ne bir bilgi ne bir kütle hiç bir zaman ışık hızından daha fazla bir hız ile iletilemez. Buna kütle çekimi de dahildir. Malesef değildir. Yanlış karar.
Ben ODTÜ de rastladım, ondan öte okudum. Ve kgf kullanırız. Mathcad diye bir programla tanıştıysanız ordada kgf kullanılır. Yerel değildir.
Selamlar.
1kgf=9.807N dur.
Selamlar.
Çünkü diğer geminin görüntüsü yani ışığı size ulaşmayacaktır.
yanlış bir cümledir. Diğer geminin ışığı bize her zaman ulaşır.
Çok doğru bir cümledir. Işık hızında gitmeye başladığınız zaman, *ayrıldığınız noktanın ışığı size nasıl ulaşacak. Burda da göreceliğe girersek seyahatiniz ayrıldığınız noktanın geçmişinde geçer.
Son halinden haberdar olamazsınız. Çünkü ışığı size ulaşamayacaktır.
Selamlar.
Metrik, CGS, MKS ve MKSA birim sistemlerinin birleştirilmesiyle uluslararası birim sistemi (SI) oluşturuldu.
Bu sitemde kuvvet birimi Newton'dur.
SI sistemindeki birimlerle birlikte kullanımı kabul edilen, geçici olarak kabul edilen ve kabul edilmeyen birimler vardır.
Kilogram-kuvvet (kgf) de SI sistemle kullanımı kabul edilmeyen birimler arasında olup;
1 kilogram-kuvvet = 9,80665 *newton'dur.
DreiMalAli
06-04-2008, 01:02
Sevgili vgm
ODTÜ'yü ciddi bir üniversite sanıyordum ben. Demek 1900 yıllarının başlarında normlaşan birimler henüz ODTÜ'ye erişememiş. Ya da kullandıkları kitaplar galu beladan kalma. :D
Şaka bir yana.
Anlaşılan yerel olarak bazı terimler/birimler hala kullanılıyor.
İstediğin birimle hesapla. Problem değil.
Matcad programında kgf biriminin kullanılması veya kullanılmaması bir şey ifade etmez. Bu; refarans alacağım bir olgu değildir.
Gravitasyonun etki hızı konusuna gelirsek...
Newton fiziğinde kütle çekiminin etki hızı "anlık"dır. Yani sonsuz bir hızla yayılır.
Görelilik teorisiyle birlikte kütleçekimin etki hızının ışık hızına eşit olması gerektiğini söyleyen Einstein'ın kendisidir. Bu tabi o zamanlar kuramsaldı. Deneysel olarak ölçülüp ölçülmediğini ise bilmiyorum.
Çünkü diğer geminin görüntüsü yani ışığı size ulaşmayacaktır.
yanlış bir cümledir. Diğer geminin ışığı bize her zaman ulaşır.
Çok doğru bir cümledir. Işık hızında gitmeye başladığınız zaman, *ayrıldığınız noktanın ışığı size nasıl ulaşacak. Burda da göreceliğe girersek seyahatiniz ayrıldığınız noktanın geçmişinde geçer.
Son halinden haberdar olamazsınız. Çünkü ışığı size ulaşamayacaktır.
Selamlar.
Görelilik kuramına göre, her hangi bir kütle ne ışık hızına erişebilir ne de ışık hızını geçebilir.
Öyleyse
Işık hızında gitmeye başladığınız zaman
cümlesi hiç bir ifade etmez. Konu görelilik olunca tamamen anlamsız bir cümledir.
Hızlar konusunda biraz daha ileriye gidersem...
Mesela, biri sağa biri sola iki ışık hüzmesi gönderelim. Her hüzme bize göre ışık hızıyla hareket etmekde. Ama ters istikametlere doğru. Sola giden ışık hüzmesi sağa doğru gönderdiğimiz ışık hüzmesinin hızını yine c kadar, yani ışık hızı kadar, ölçer. Bu özel göreliliğin hız toplamlarının bir sonucudur. Yukarda senin de verdiğin denklemle deneyebilirsin.
Genel görelilikde ise ışığın bize ulaşmadığı bazı durumlar vardır. Mesela, bir kara deliğin çevresinde, Schwarzschild çapı içinde kalan kısımdaki fotonlar kara deliğin çekim kuvvetini yenemedikleri için tekrar kara deliğe düşerler. Dışardan gözleyen bizlere oradan ışık gelmez.
Sevgiler
Işık hızında gitmeye başladığınız zaman
cümlesi hiç bir ifade etmez. Konu görelilik olunca tamamen anlamsız bir cümledir.
Bunu Bertrand Russel ifade etmiş olsa gene de bir şey ifade etmezmi.:D
Selamlar.
DreiMalAli
06-04-2008, 01:17
Yine bir şey ifade etmez sevgili vgm.
:D
Sevgiler
DreiMalAli
06-04-2008, 01:32
Şuradaki linkde birisi sormuş Eylül 2002 de:
http://www.astronews.com/frag/antworten/frage727.html
Gravitasyon hakikaten ışık hızı ile mi hareket ediyor? denyei yapmışlar bir kaç gün önce. Ben ise gravitasyonun etkisinin aniden her yerde belli olacağını sanıyordum. Yanlış mı anlamışım?
Cevap: Evet! Einstein'ın Görelilik Teorisinin temel önermelerinden birisi kütle çekiminin de hızının tam olarak ışık hızına eşit olduğudur. Bu deneyle tam olarak bunun doğruluğunu ölçüyorlar. Bu iki hız arasındaki fark büyük olamaz. Aksi takdirde gezegenleri ve uyduların yörünge hesaplarında çok büyük sorunlar olması gerekirdi.
______________________
Kastedilen deney hakkında biraz haber ve biraz bilgi şu linkde var. Tarih 04.09.2002: http://www.astronews.com/news/artikel/2002/09/0209-003.shtml
Google'un tercüme servisine müraccat edebilitsiniz.
Deney sonuçları ile ilgili haber ise 09.01.2003 tarihli:
http://www.astronews.com/news/artikel/2003/01/0301-005.shtml
Deneye göre gravitasyonun etki hzı = 0,95*c.
Hata payı ise artı-eksi 0,25*c.
Sevgiler
"Gravitasyonun etki hızı konusuna gelirsek...
Newton fiziğinde kütle çekiminin etki hızı "anlık"dır. Yani sonsuz bir hızla yayılır.
Görelilik teorisiyle birlikte kütleçekimin etki hızının ışık hızına eşit olması gerektiğini söyleyen Einstein'ın kendisidir. Bu tabi o zamanlar kuramsaldı. Deneysel olarak ölçülüp ölçülmediğini ise bilmiyorum. " Dreimali
"Zamanın Kısa Tarihi" Stephan Hawking.
Selamlar.
DreiMalAli
06-04-2008, 02:04
SAyfa numarası vermeyince kitap ismi vermek de bir işe yaramıyor sevgili vgm.
Ama şimdi "Zamanın Kısa Tarihi"ne de baktım.
Elimdeki Almanca: Eine kurze Geschichte der Zeit. 1993 baskısı. Sayfa 47 de Stephen Hawking de benim söylediğimin aynısını söylüyor.
Kütle çekim etkisi ışık hızı ile yayılır.
Sevgiler
Sevgili dreimali, ezberimde sayfa noları tutamıyorum.
Ama çok emin olmamak gerek, Einstein dese bile "Yine bir şey ifade etmez sevgili dreimali. "
Genel görecelik kuramıyla açıklamaya çalıştı diyebiliriz açıkladı demek için erken deney sonuçları hali hazırda ne Einstein'ı doğrulamış, ne çürütmüştür. Kimi deneyler veya matematiksel modeller de aksini söylemektedir. Gizem başlığı o nedenledir.
İstersen "speed of gravity" diye bir tarat. Linkleri bir sonrakinde vereceğim.
Bir de false vacuumla, pure energy'e bak. :D
Ölçüldü işi daha çok su götürür.
Birde DIN standartlarına bak hangi birimi kullanıyorlarmış.
Google'ın tercümesini kullanabilirsin.
Selamlar.
Stuart Samuel, a participating scientist at Lawrence Berkeley National Laboratory, says Einstein’s theory on the speed of gravity remains unproven.
“With the correct formula, the effects of the motion of Jupiter on the quasar-signal time-delay are at least 100 times and perhaps even a thousand times smaller than could have been measured by the array of radio telescopes that Fomalont used,” Samuel says. “There’s a reasonable chance that such measurements might one day be used to define the speed of gravity, but they just aren’t doable with our current technology.”
Selamlar.
DreiMalAli
06-04-2008, 11:14
Yav! Daha nesini tartışıyoruz anlamadım.
- Einstein gravitasyonun hızının ışık hızına eşit olduğunu kuramsal olarak ortaya koymuş. Hatta bunu Genel Görelilik Kuramı henüz ortada yokken, Özel Görelilik kuramında belirtmiş. (Bak Zamanın kısa tarihi. Sayfa 47)
- O gün bu gündür gravitasyonla yapılan hesaplarda kullanılmış. Mesela gezegenlerin, uyduların yörünge hesaplarında. (Bak yukarda verdiğim "AstroNews"-linkleri.)
- Şimdiye dek deneylerde doğrudan olmasa da dolaylı olarak desteklenmiş. (Bak yukarda verdiğim "AstroNews"-linkleri.)
- Eylül 2002'de National Radio Astronomy Observatory (NRAO) tarafından Dünya, Jüpiter ve bir Quasar aynı doğru üzerindeyken ilk defa direk olarak ölçülmüş. Ölçümün sonucu, eldeki aletlerin mümkün olan hassaslığı ile ışık hızının 0,95 katı. Hata payı ise ışık hızının 0,25 katı (artı-eksi).
Daha burda gizem aramanın, sidik yarışına girmenin ne alemi var?
Aynı ölçümün daha hassas yapılabilmesi için hem ölçme aletlerinin geliştirilmesi lazım. (Ki bunlar internasyonal birbirine bağlanmış 25 civarında uzay gözetleme radarları.) Hem de Dünya-Gezegen-Quasar'ın bir doğru üzerinde yeniden bir araya gelmesini beklemek gerekiyor. Bu ise yaklaşık her 10 yılda bir mümkün.
Sonunda olacağı ise: 0,95 sayısı biraz daha hassas olarak ölçülecek. Ve 0,25-lik hata payı biraz daha küçülecek. (Ahanda DreiMalAli'den gaibden bir haber size. :D )
Stuart Samuel ölçüm sonuçlarını beğenmiş veya beğenmemiş...
Paşa gönlü bilir.
İstersen "speed of gravity" diye bir tarat.
Her hangi bir linke ayrıca bakmama gerek kalmadı. Dün akşam bir kaç ciddi linke bakmam yetti.
Bir de false vacuumla, pure energy'e bak.
Gün uzun olursa, masal okumak bazan iyi gelir.
Ama, hele şu eldeki bilgileri biraz özümlemeye çalışalım. Günün birinde diğer muammalara da sıra gelir. Emekleme dönemini bitirmeden profesyonel futbolcu gibi top koşturmaya kalkmak kimseye bir şey getirmez.
Ama Türk milletinin huyunu bilirim: Sebest bıraktığı taşa etki eden çekim kuvvetinden dolayı kaç saniyede ve hangi hızla yere düşeceğini anlamadan/bilmeden kara deliklerde piknik yapmaya kalkarlar.
Umarım sen bunlara dahil değilsindir.
Ölçüldü işi daha çok su götürür.
No comment.
Birde DIN standartlarına bak hangi birimi kullanıyorlarmış.
Tereciye tere satmak iyidir. :D
Yav! İki gözüm. İflas ettirmek mi istiyorsun yoksa beni? Ne garezin var bana? :D
DIN kitaplarını internette bulamazsın. Sadece tek bir kitapcı tarafından bastırılır ve satılır. Eğer fiyatını bilseydin benim gibi bir garibana böyle bir tavsiyede bulunmazdın.
DIN = Deutsches Institut für Normung (Alman Norm Enstitüsü) hem okul sırasında kafama vura vura adını iyice ezberlettiler. Hem de iş hayatımda, tasarladığım her makinanın anlaşmasında yazar: DIN'e göre yapılacak haaaa diye.
DIN fiziksel birimleri belirtmez, birimler hakkında karar vermez. Ama internasyonal kararlaştırılmış birimlerin kullanılmasını ister. Şart koşar. Ki bunlar SI sisteminin birimleridir. SI-birimlerinde ise kgf diye bir birim geçmez.
Hem söz DIN'den açılmışken... DIN'e göre
hızımız v=299,999,999m/s * *c=300,000,000m/s
diye yazılmaz. Bunu yerine
hızımız v=299 999,999 m/s * *c=300 000,000 m/s
diye yazılır.
aydaki kütlem gene 10.19kg
diye yazılmaz.
aydaki kütlem gene 10,19 kg
Sevgiler
"DIN kitaplarını internette bulamazsın. Sadece tek bir kitapcı tarafından bastırılır ve satılır. Eğer fiyatını bilseydin benim gibi bir garibana böyle bir tavsiyede bulunmazdın. " Dreimali
Biliyorum.:D
Sevgiler falan adımız çıkacak dreimali, Hacı kıskanır bak. :D Arkadaşımın aşkısın.
"Hem söz DIN'den açılmışken... DIN'e göre
hızımız v=299,999,999m/s * *c=300,000,000m/s
diye yazılmaz. Bunu yerine
hızımız v=299 999,999 m/s * *c=300 000,000 m/s
diye yazılır. " dreimali
din'e göre *v=299.999.999m/s dir. Sizin yazdığınız km/s dir.
Heycanlanınca hata yapıyorsun.:)
"Einstein'ın 1905'teki görelilik kuramına özel görelilik denmistir. Çünkü
ısığın bütün gözlemcilere göre aynı hızda hareket ettiğini ve ısık hızına yakın
hareket eden nesnelere ne olacağını basarıyla açıklasa da, Newton'un
kütleçekimi kuramıyla uyusmuyordu. Newton'un kuramına göre, herhangi
bir zamanda nesneler, o anki uzaklıklarına bağlı bir güçle birbirlerini
çekerler. Bu, bir nesneyi hareket ettirdiğinizde, diğer nesne üzerindeki
kuvvet anında değisecek demektir. Diyelim ki Günes bir anda kayboldu;
Maxwell'in kuramına göre Dünya sekiz dakika daha aydınlık kalır (bu ısığın
Günes'ten Dünyamıza ne kadar zamanda eristiğine bağlıdır); ancak
Newton'un kütleçekimi yasasına göre Dünya o anda Günes'in yokluğunu
hissedecek ve kendi yörüngesinden çıkacaktır. Günes'in kaybolusunun
kütleçekimi etkisi böylece bize sonsuz bir
hızda erisecektir; göreliliğin özel kuramının söylediği gibi ısık hızında ya da
ısık hızının altında değil. Einstein, 1908 ve 1914 yıllan arasında, özel
görelilik kuramıyla uyumlu bir kütleçekimi kuramı bulmak için bazı
basarısız girisimlerde bulundu. Sonunda 1915te, bugün genel görelilik
kuramı dediğimiz, çok daha devrimci olan bir kuramı öne sürdü.
Eğrilmis uzay.
Einstein'ın genel görelilik kuramının devrimci önerisine göre, kütleçekimi
kuvveti diğer kuvvetler gibi değildir, ama önceden sanıldığının
tersine, uzay-zamanın düz olmayısı gerçeğinin bir sonucudur. Genel
görelilikte uzay-zaman ya eğridir ya da içindeki kütle ve enerjinin dağılımı
yüzünden "bükülmüs"tür. Dünya gibi cisimler kütleçekimi denilen kuvvet
yüzünden çok eğrilmis uzayda, jeodezik denilen, doğru çizgiye en yakın
yolu izlediklerinden eğik yörüngeler üzerinde harekete ederler. Teknik
olarak söyleyecek olursak jeodezik, iki komsu nokta arasındaki en kısa (ya
da *en uzun) yoldur."
Gerekircilik; yeterki özel görecelik kuramı ile çakışmasın. Zorlama bir teori. Kalkıp kütle çekiminin ne ile taşındığını bilmeden adı graviton olsun da kendisi olmazsa olmasın, bilmediğin şeyin hızını ölçüyorsun ondan sonra da muz gibi ne niyete yersen ye deney sonuçlarından sidik yarışı yaptığını kabul edip, yarıştırmayalım diyorsun. Oldu. Kaldı ki deney güvenilir bile değildir.
Işık hızı son hızdır, eee yaw orta yol bulamayacakmıyım ben sizle, bu şu zaman ve mekanda doğrudur elimizde veriler ışığında doğrudur. En sınırcı benim, fakat size karşı neyi nasıl savunacağımı şaşırıyorum. O zaman ışık hızı mutlaktır, mutlak olanda tanrıdır. Öyleyse ışık tanrıdır. Şimdi anlamış olman gerek nereye geleceğimizi.
Ön yargılarla yola çıkılmıştır, kütle çekimi ışık hızında taşınır. Elbette bu deneye şüpheyle bakarım.
Selamlar.
evrensel-insan
06-04-2008, 16:47
Saygideger ozgur_beyin;
Ben,genel ve referans konulariyla ilgilendigim icin,yukarida sizin bana sordugunuz ozel bir soru.O yuzden bu ozel sorunun cevabini ogrenmedim ve bilmiyorum.Ozel sorularla genelde pek ilgilenmem.Ama istersenin bu sorunun cevabini sizin icin ogrenmeye calisirim.
Cikan dumani biryerde toplar,tartar cikan rakamdan, dumani icinde topladiginiz fanusun agirligini cikarirsaniz, kalan rakam dumanin agirligi olur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
DreiMalAli
06-04-2008, 17:35
"DIN kitaplarını internette bulamazsın. Sadece tek bir kitapcı tarafından bastırılır ve satılır. Eğer fiyatını bilseydin benim gibi bir garibana böyle bir tavsiyede bulunmazdın. " Dreimali
Biliyorum.
Eh! Artık beni DIN kitapları almaya zorlamazsın umarım. Fiyatları hem el yakıyor hem cüzdan.
Sevgiler falan adımız çıkacak dreimali, Hacı kıskanır bak. Very Happy Arkadaşımın aşkısın.
"Hem söz DIN'den açılmışken... DIN'e göre
hızımız v=299,999,999m/s * *c=300,000,000m/s
diye yazılmaz. Bunu yerine
hızımız v=299 999,999 m/s * *c=300 000,000 m/s
diye yazılır. " dreimali
din'e göre *v=299.999.999m/s dir. Sizin yazdığınız km/s dir.
Heycanlanınca hata yapıyorsun.Smile
Eeee... Kolay değil aşkımın arkadaşı ile muhabbet etmek.
Elbette heyecanlanırım.
Senin de heyecanlanıp v=299.999.999m/s yazman gib.
Yav sorması ayıp olsun.. Nedir sayı içinde bu noktalar?
DIN'e göre denildi. İslama, hristiyanlığa göre değil.
Hem aşkımın arkadaşı olarak bilmen gerekir. false vacuumla, pure energy benim değil, aşkımın çok sevdiği muammalardır. Çok sevdiği *özel ve gizemli konularından birisidir. Ama onun fantezisne erişmek arkadaşlarına dahi kısmet olmadı henüz.
Bilirim bizim milleti. İşin içinde "gizem" olmayagörsün. Mangalda kül bırakmaz. En basit bilgileri dahi unutuverir, hayal dünyasında kaybolur giderler.
Eveeet. Alıntıladığın yazıda ne denmiş. Gravitasyon hızı Özel Göreliliğe göre ışık hızından büyük değilmiiiiiş. Einstein ise bu olguyu Genel Görelilik ile sağlam temellere oturtuvermiş 10 yıl içinde.
Sidik yarışında nerde kalmıştık?
Ha evet...
Gerekircilik; yeterki özel görecelik kuramı ile çakışmasın. Zorlama bir teori. Kalkıp kütle çekiminin ne ile taşındığını bilmeden adı graviton olsun da kendisi olmazsa olmasın, bilmediğin şeyin hızını ölçüyorsun ondan sonra da muz gibi ne niyete yersen ye deney sonuçlarından sidik yarışı yaptığını kabul edip, yarıştırmayalım diyorsun.
Hımmmm.
Doğru. Haklısın.
Kütle çekiminin neyle taşındığını hakikaten bilmiyoruz. Kimse graviton mraviton görmedi henüz.
Benzer şekilde kimse manyetik etkinin neyle taşındığını da görmedi. Ya da şu radyo-TV-cepe girip çıkan elektromanyetik dalgaların da neyle taşındığını görmedi. Hatta şu ışığın parçacıkları olan fotonları da kimse eline alıp misket oynamadı.
Ah şu fizikciler yokmu şu fizikciler. Bunların hepsinin belli modeller içerisinde hem hızlarını hesaplamaya kalkıyorlar. Hem de ölçmeye.
Biraz ayıp ediyorlar ama. Di mi?
Kaldı ki deney güvenilir bile değildir.
Haklısın.
İki-üç fizikci-astronom ellerine bedavadan geçirdikleri milyonlarca doları bir gecede har vurup harman savurup kafaları çekiyorlar.
Peşinden de "Aha ölçtük işte" diye sarhoş kafayla deney sonuçlarını dünya alame duyuruyorlar.
Haklısın valla. Hem de ne kadar.
Ne demiştik?
belli modeller içerisinde ne yapıyorduk?
Ön yargılarla yola çıkılmıştır, kütle çekimi ışık hızında taşınır. Elbette bu deneye şüpheyle bakarım.
Şüphe etmek her zaman iyidir. Meğer ki hastalık haline gele.
Şüphe etmeye kimsenin bir şey dediği yok.
Ama tutupda Fakat güneşin çekim kuvvetinde olan bir değişikliği aynı anda hissederiz.
iddia etmek ve bunun üzerine fantezi masallar anlatmaya kalkmak...
İtiraz edildiğinde Susun bakiiiim! Ben ODTÜ'lüyüm haaaa! naraları...
İçinde yüz yetmiş sekiz buçuk birim bulunan Matcad programının arkasına sığınmak...
Bertrand Russelin etiketinden çıkar sağlamaya kalkışmak....
Bigiç bilgiç "İstersen DIN'e bir bak!" cakaları...
...
Hımmmm
Bu davranışlar pek de şüphe kümesinin bir elemanına benzemiyor.
Ama, hani şu masallarda bir dudağı yerde bir dudağı gökde bir dev olur ya... İşte o devin bir adımda 7 dağ atlamasına çok benziyor.
Ama sen de haklısın. Şurada iki dakikada internette bir iki yazı okuyup uzman kesilmek(!) varken...
Kim uğraşır öğrenmek/anlamaya çalışmak gibi zahmetli işlerle.
Sevgiler
sevgili dostlar vgm ve DreiMalAli
* aman aşklarınızı gizli tutun ve buralara taşımayın. Alimallah aşkınız bunun farkına varırsa kabak bizim başımıza patlıyor. Çıkar gelirse TD sitesinin ahlaksız yöneticileri diye benim başım agrıyor. *:lol: Karizma iki paralık oluyor. *:lol:
* *Bu arada şu meşhur Higgs bozonundan ve Cern de yapılan deneylerden de bahsederseniz faydalı olur kanısındayım.
* *saygılarımla
"Senin de heyecanlanıp v=299.999.999m/s yazman gib.
Yav sorması ayıp olsun.. Nedir sayı içinde bu noktalar? " dreimali
nokta ve virgül alman ve türk standartlarında nokta binlik gruplandırması sembolü, virgül ondalık ayracı.
amerikan standartlarında virgül binlik gruplandırması sembolü, nokta ondalık ayracı.
comma : (,) thousand grouping symbol.
period : (.) decimal seperator.
rakamları okumayı kolaylaştırıcılar.
"İtiraz edildiğinde Susun bakiiiim! Ben ODTÜ'lüyüm haaaa! naraları...
İçinde yüz yetmiş sekiz buçuk birim bulunan Matcad programının arkasına sığınmak...
Bertrand Russelin etiketinden çıkar sağlamaya kalkışmak....
Bigiç bilgiç "İstersen DIN'e bir bak!" cakaları... " dreimali
* Ne hoş ne güzel dreimali.
* Yarımyamalak matematiğinle üç beş popüler bilim dergisiyle konuşamadığın içinmi heyecanlandın. Havuz problemlerini çözünce herşeyi anladığını falan mı zannetmişdin. Yoksa kutsallarına laf edildiği için mi saldırıyorsun, dinci, bilimci aynı şeydir.
* *Eylem aynıdır tapınmak. Kutsallar vardır.
* *Yukarıda sözünü ettiğin şeylerin hiçbirini yapmadığımı biliyorsun, ama beni bunları yapmış gibi göstermeye çalışmaktan da geri kalmıyorsun.
* Evet Bertrand Russel'ı kullandım utanıyorum, onun arkasından sana tükürdüm, mathcad i örnek verdim birimi bulabilirsin, kullandığım bir program diye, DIN i ben de kullandığım için orda da var dedim son halinide bilmiyorum STAHL IM HOCHBAU kullandım kullanıyorum, üniversitelerde rastlamadığını söyledin, bende sana kendi tecrübemin olduğunu söyledim nerde olduğunuda belirttim. Okulumu severim girmekte zordur, çıkmakta, başkaları pek sevmez. Çok da dert değil.
*
* Bende kızgın biriyimdir, bazen benim ayarımda kaçar, aynı yazıyı ikinci kere yazacağını sanmıyorum, niyeyse sana kızamıyorum. Senin yazıların güzel hoşuma gidiyor. Yukarıda bir iki laf da ben sokuşturdum rahatladım.
*Selamlar.
Selamlar.
Çok saçma tartışmalar yapmışsınız.
1. Evrenin genişleme hızı da dahil olmak üzere hiç bir kuvvet ışık hızından daha hızlı hareket edemez,etkisi ışıktan daha çabuk ötelenemez. Kütle çekimi teorik olarak kütlesiz,yüksüz,2 spin li gravitonlar vasıtasıyla iletilir. Genel görelilik için temeldir ancak henüz deneysel olarak tespit edilememiştir. Ancak kütle çekiminin etkisi anlık olamaz. Newton fiziğinde ışık hızı da sonsuzdur yani ışık anlık olarak ulaşır ancak Newton fiziğinin hız ve zamana bağlı esir in olduğunu baz alan eski postulatları görelilik ile birlikte çökmüştür. Yani kütle çekimi ve iletimi anlık değildir. Ayrıca da uzaklıkla da etkisi ve gücü azalır. Eğer bunlar olmasaydı tek bir karadelik tüm uzay-zamanı yutardı.
2. Kütle ile hız ilişkisi için M= Ms/ (√1- [v²/c²]) bağıntısı mevcuttur. (Ms sabit kütle, yani durgun kütle) Yani hız arttıkça kütle artar. Tramvay veya güneş pili olması ile durum değişmez. Kütleli bir cismi hiç bir surette ışık hızına yaklaştıramazsınız. Güneş pilinden bile olsa o enerji hareket enerjisine dönüşecek,cismin durgun halde bir kütlesi olduğundan asla ışık hızına ulaşamayacaktır. Sadece kütlesiz olan fotonlar ışık hızındadır. Işık hızına yaklaştıkça % 90 da az miktarda % 99 da oldukça daha fazla, % 99,9 da çok daha fazla miktarda olmak üzere sonsuza ıraksayacak bu da maddenin ışık hızına ulaşmasını imkansız kılacaktır. 1 kg kütleli maddenin 0,9 c de bu kütle yaklaşık 2,2 kg, 0,99 c de 7 kg, 0,999 c de 22 kg, 0,9999 c de 71 kg ... şeklinde sonsuza dek gidecektir. gravitonların da kütlesiz olduğu varsayıldığına göre ancak ve ancak ışık hızında iletim sağlayabilirler. Bu yasalar her durum ve koşulda evrenseldir. Bu durumun madde enerji dönüşümü ile ilişkisi doğrudan değildir. Sözkonusu madde ve içindeki toplam enerji durgun kütle için geçerlidir. Yani E= ms.c² dir. Madde hızlandırılınca göreliliğe tabi olur ve dolayısıyla hareket halindeki,ışık hızına yakınsayan kütlenin ihtiva ettiği toplam enerji miktarı tam olarak saptanamaz. Elektronlar dahi ışık hızına çıkamazlar, hiç bir kütle ışık hızına ulaşamaz, ne tramvay, ne motosiklet. Varsayımlar ve bilim kurgu fantaziler ile modern fiziğin olası olgularını birbirine karıştırmayınız.
Ayrıca daha ilkin tramvay safsatasına toslayıp,Einstein ın *reddettiği gözlemci gözlenen hatalarıyla ışık hızında fiziksel dünya betimlemeleri yaparak üstüne de şurda şu kadar okudum,şu konuda uzmanım şeklinde konu dışı kişisel etiketlere bürünüp reklamlarda bulunmayınız ki formüllerin en basit içeriğini dahi bilmediğiniz anlaşılıp, bırakın ODTÜ yü İTÜ yü en ücra ve en alakasız ağrı veterinerlikte dahi okumayan ve alaylı da olmadığınız görülüp iyice gülünç durumlara düşmeyesiniz. Konuya dair ispatlar yapın yeter.
Hoşgeldin chaos;
Fakat boş gelmişsin.
Sevgili Dreimali'nin yazılarını okumamışsınız, çünkü sizin yazınızda onun söylediklerinden farklı bir kelime yok. *C/P yerine(C/P yapmış gibi olmuş, yoksa C/P yaptığınızdan değil) Dreimali'ye katılıyorum desenizde olurdu. Yukarıda ki yazınızda ki sözleri bana sarfedebilirsiniz fakat Dreimali hiç de haketmemiş. Kendi yok allahı var.
* Onun bütün yazdıkları ışık hızının aşılmazlığı üzerinedir, ışık hızında gidişin fantazileri zamanın göreceliğini açıklamaya yöneliktir. Bu anlamda sizde graviton fantazisi yapmışsınız, iki spin ha, wow gördün galiba quarkları. Kaldıki aramızda ki fark *temeldedir, teorik fizik çok belirgin şekilde felsefe içerir. Sizin *ışık hızını mutlaklaştırmanız metafiziğin bir başka versiyonudur.
* Ben tanrının mutlak olduğuna inanmıyorum, ama ışık hızının mutlak olduğuna inanıyorum, olmaz şekerim, birincisi vitesi küçült, evren başka yasaların işlediği zaman ve mekanlarda da var olmuştur, big bang anı da bunlardan biridir. Modern fizik, olasılık fiziği kavramlarının altını, katı deterministik yaklaşımlarla dolduramazsınız. Sizin mantığınızla tek bir foton taneciği tek bir yarıktan geçmelidir değilmi??? Bir şey aynı anda iki yerde birden olabilir mi???
* Selamlar.
Modern fizik hakkındaki bilgi dağarcığın *soyut felsefe üretmekteki bilgiçliğin ölçüsünde berbat galiba vgm. Öncelikle otur zamanın göreliliği neymiş bir oku, ondan sonra olayların ardışıklığı üzerine ne denmiş görelilikte bak ve sonra düşün acaba foton nasıl oluyor da aynı anda iki yarıktan geçmiş olabiliyor. İzafiyet teorisinde evrensel ölçekte senin metafizik ya da fantastik evrenlerine açılması muhtemel bir tutarsızlık ya da çelişki yoktur. Foton aynı anda iki yerde görünebilir çünkü sen onları aynı zamanda görürsün. Foton için senin zamanının ve olayların oluş sırasının, eş zamanlılığının bir değeri yoktur. Anlayabildin mi? Tabii ki anlamadın öyle kafadan atmakla ordan burdan yalan yanlış formül devşirmekle olmuyor çünkü bu işler.
Sen atom gördün mü? kuarkları görmem gerekmez fotonları da görmüyorum paketler halinde saçmasapan bilim dışı bir üslup takınıp ben ışık hızının mutlak olduğuna inanıyorum şeklinde açıklama olmaz. Böyle birşey söylenmedi. Kıçınızdan fiziksel teorik tespitler üretip "bence ışık hızı da aşılabilir" demek bilimsel tartışma kapsamına girmez. Buna dair somut kanıt yok ise mevcut teoriler açısından ışık hızının aşılamadığı söylenir. Hangi referanslara ve neye göre aşılabileceği de yine aynı nesnel teoriler kapsamında gösterilebilir laf üretmekle olmaz.
Gelelim kuantum kuramına. Olasılık fiziğinin ilkeleri özel görelilik teorisi ile çelişmez. Yani olasılık fiziği var demek kafadan attığım her olasılık mevcuttur manası taşımaz. Olasılık genliği açısından yapılan ölçümler ve hesaplamalar evrensel yasaların ne şekilde işlediğini gösterirler. Senin kafana göre işlemezler. Teorik fiziğin temeli matematiktir felsefe ile fiziği karıştırıp hani nerde kuark gördün diye darwin teorisini hani niye evrim geçirmedik hala diyerek çürüttüğünü zanneden sivri akıllılara özgü üslup ile konuşmak sadece gülünçtür. Bu noktada metafiziğe kafayı takmış bulunan da sen oluyorsun. Maddenin yani kütleli cismin ışık hızına ulaşamayacağını söyledim Einstein ın bu noktadaki kütle hız bağıntısına dair formülünü de yukarıya yazdım son derece açık bir biçimde. Egonu tatmin için polemik mevzusu arıyorsan fizik felsefesi yerine siyaset felsefesi üzerine tartışmanı öneririm. Niyetin bilgi paylaşımından ziyade bilmediğin, anlatamadığın konuda ahkamlar kesip kendini göstermek olarak göründü gözüme.
Evren başka yasaların işlediği zaman ve mekanlarda da mı varolmuştur? Pardon? Sen hala Hawking in sonradan reddettiği paralel evrenler teoreminde mi takıldın yoksa? Oo hoo işimiz var seninle. Matematiksel temelinde hata olduğu için zaten salt bir hipotez olan o düşüncenin pek değeri kalmadı bugün için. Güncellenmeyen fizik sitelerinde görebilirsin belki.
Hadi onu geçtik bana wow kuark mı gördün diye saçmalayan adama da sormazlar mı o zaman wow farklı yasalar ve evrenler mi gördün diye, komik misin yoksa sen.
Gelelim big bang anı fantazine. Önce Newton un calculus undan ve limit teoreminin daha doğrusu diferansiyel işlem in ifade ettiği geometrik bakış açısını kavramakla başla. Onu kavramazsan sürekli fantastik boyutlarda dolaşırsın yoksa böyle. İhmalleri de bilmek zorundasın. Uzay zamanın doğası nedir düşün. Zaman nedir onu da düşün. Zamanın Einstein öncesindeki uzaydan bağımsız varlığını hemen unut. Newton fiziği ile modern fiziği ayıramamışsın henüz kafanda. Şimdi ilk üç saniyeye git. Bak bakalım big bang teorisi o ilk üç saniye için ne demiş. Öyle saçma bir metafizik kayış yaşıyorsun ki evreni zamandan bağımsız bir boyuttan bakarak bir anda yaratıp sona da başka zamanlarda varolmuş yasalar ve zamanlar üzerine konuşabileceğini zannetme komedisinin içine düşüyorsun. Zamandan önce ne var? Zaman ne zaman oluştu? Hadi cevapla da, 15 milyar yıl önce oluştu de de güleyim. Big Bang anı diye birşey yok Modern Fizikte artık. O sadece bir varsayım. Big bang teorisi evrenin ilk üç dakikasına dair konuşabilir en fazla. Ancak o ilk üç dakikadaki madde ve enerji hareketi şimdiki madde ve enerji hareketi açısından aynı zamansal genlik içersinde matematiksel olarak eşleştirilemez. Işık hızında zamanın yavaşladığını ezberden dolayı bilen sen, o noktada saçmalayarak, maddenin ilk üç saniyesini, şimdi bulunduğun zaman boyutunda varolan kolundaki saatin üç saniyesi sanırsın. Oysa big bang anına asla ulaşılamaz. O noktada zamanın da içinde oluştuğu bir olay ufku mevcuttur. Olay ufkunun ne olduğunu biliyorsundur umarım.
Yani big bang anı matematiksel olarak yoktur. Evrenin ısısı ve maddenin hareketi açısından daha ne proton ne nötron mevcuttur. Sürekli yokolan, birbirine dönüşen fotonlar,elektronlar ve pozitronlar. Saniyenin yüzde bir zamanında ısının yüz milyar derece ilk saniyede 10 milyar a 3 dakika sonunda 1 milyar dereceye düştüğü anlatılır. Planck zamanına gittikçe ısı ve bilgi kaybolur (10-43 sn) o boyuttaysa ne zaman, ne de bildiğimiz fizik kanunları mevcuttur.
Bu noktadan hareketle geleneksel anlatım dilinde her nedense bir türlü üzerimizden atamadığımız yaratılışçıların ağzıyla fiziksel açıklama yapan adamlar türer. Planck zamanına doğru gittikçe zaman da uzamakta yani yavaşlamaktadır. Madde oluştukça da evren giderek hızlanan ölçüde genleşmektedir. Planck zamanı ve öncesi tam manası ile bir olay ufku oluşturup zamanı sürekli ötelerken oluşum anından bahseden kimdir? Öyle bir an matematiksel açıdan mevcut mudur? Pek tabii ki bunu tasarlayabilmemize neden olan zamanın da oluşumunu katarsak içine, böyle bir ilk an yoktur. Tıpkı karadeliğe düşen astronotun bunu sonsuz zamana yayması gibidir durum üstelik bu sefer tüm evren söz konusudur.
Bu boşluk atlanıp,zamanın başlangıcı gibi saçma bir kavram ortaya atıldığından,evreni yaratan fantastik varlıklar ortada cirit atmayı sürdürür bilinçsiz insanlığın zihninde. Bu bariz anlatım hatası da evrendeki zaman dışında başka türlü bir ana zaman varmış gibi; zaman dışı, zaman öncesi hayali zamanlar yumurtlatır aynı bilinçsiz beyinlere.
Kütleli cisim ışık hızına ulaşamaz dedik formülden ötürü. Ancak yine formülden ötürü, ışık hızının da zamanı yoktur. Erken evren partikülleri ve kozmik arka fon radyasyonu hala bu sayede gözlenebilmektedir. Genel göreliliğe göre de zaman-uzay maddenin eğdiği uzay alanlarıdır. Yani sadece maddenin zamanı vardır.
Işık hızının maddece aşılamadığını gördük. Peki ışıktan hızlı olan hiç bir şey yok mudur? Bu noktada zamanın göreliliği yine kendi üzerine katlanır. Yani nereden bakarsanız bakın baktığınız yerden ışıktan daha hızlı bir hareket göremezsiniz. Oysa bu mümkündür. Elektron-pozitron çiftleri bozunarak fotonlara dönüşürler. Bir elektron ile onun eşi olan pozitron aslında aynı taneciktir. Ancak evrenin kaotik ilk saniyelerinden sonra bulunduğumuz zaman-uzaydaki görünümü elektronları kararlı kılmıştır. Yani bu 4 boyutta elektron görünürken pozitron için özel koşullar gerekir. Aslında fotonlar da durmadan elektron-pozitron çiftlerine geri bozunurlar. Fakat tekrar karşıtlarıyla çarpışıp yeniden foton a dönüşürler. pozitron denen anti elektron zamanda geri giden elektrondan başka birşey değildir. Bir foton bozunup elektron olarak zamanda ileri giden taneciğe ve zamanda geri giden pozitron a dönüşüp ortamdaki başka karşıtlarla ya da kendi karşıtı ile çarpışarak yeniden foton olarak zamansız, kütlesiz yolculuğunu sürdürebilir. Karadeliklerin ışınımı ve radyasyonu ayrışan elektron-pozitron çiftlerinden en az birinin karadeliğe düşerek artık serbest halini koruyan yani karşıtıyla çarpışıp fotona dönüşmeyen elektronlar nedeniyledir. Bu aynı zamanda anti madde yutarak karadeliklerin maddesel kütlesinin azalmasının da nedenidir. Görelilik olmasaydı pozitronlar ışıktan hızlı gözlenebilirlerdi. Ancak bu boyutta anti madde yoktur madde ve ışık vardır.
Evrenin planck zamanından sonraki uzun geçen ilk saniyelerinde de zamansal açıdan henüz denge yoktur. Madde ve anti madde bol miktardadır. Zaman hem ileri hem geri işler. Ardıllık ve eş zamanlılık bildiğimiz şekillerde değildir. Hiç birşey şu andaki zaman-uzay kavrayışımıza benzemez. Atomaltı ölçekte de aynı durumlar hala geçerlidir. Pozitronları elde edebilir saklayabiliriz ama hızını ölçtüğümüzde zamanda geri gitse de bizim bakış açımızdan ışıktan hızlı görünmeyeceklerdir bu kararsız negatif parçacıklar. Bu durum madde ve ışığın doğasından ve de görelilikten ötürüdür. Görelilik teorisinin ve modern fiziğin postulatlarının evrensel ölçekte tutarlılığa sahip olması koşulu bundandır. Yani ışıktan hızlı bir şey göremezsiniz. Ancak bu zaman-uzay ın yapısıdır ışıkdan hızlı hiç birşey olmadığından değil. Bunlar bizden bağımsızdır.
Sonuç olarak, fiziki teorileri,özellikle görelilik ve kuantumu açıklarken dogmatik ilk ve son kavramlarına indirgendiğinde öncesinde ne vardı sorusu gelir. Aslında önce sonra da ardıllık ve eş zamanlılık da sürekli değişir. O nedenle aynı anda foton iki yerde sanırız. Genişlemeye paralel olarak evrendeki hiç bir an diğeri ile aynı değildir. 10 milyar yıl önceki zaman şimdiki gibi değildir. Big bang anı hakkında planck zamanından öncesi şimdiden bakıldığında sonsuz zamana doğru ıraksar. Matematiksel ve fiziksel sabitlerin,üzerine konuşulabilmesi için yapılan yuvarlama ve düzeltmelerin neden dolayı olduğunu bilmeyenler de yanlış aktarıp evreni ona buna yarattırabilir, zaman yokken önce ne vardı diye soru sorma hatası yaparlar.
Son söz: Standart model e ve big bang teorisine fazla bel bağlamayın. Hubble ın doppler etkisi dolayısıyla bulduklarını Einstein ın ve kuantumun aleyhine determinist kapalı evren modelleri ve yaratılışçılar lehine sonuçlar üreten, kütle çekimini izole ederek evrenin zaman dışı başlangıcını bulmaya uğraşanların akıl dışı uğraş alanıdır daha çok ve suistimallere çok açıktır anlatırken. Olbers paradoksu gibi saçmasapan bir düşünceyi bile kanıtlar arasına alır. Sonsuzluktan hoşlanmayan bazı muhafazakar fizikçilerin evreni kutuya kapatıp inşa ettirme girişimidir. Materyalist görünse de akıl yürütme hatalarını yok sayarak (zamandan önce ne vardı) tanrısal modeller sunar. Oysa Einstein ın matematiği ve görelilik ölçülen kütle çekimini de, kritik kütleyi de öngörüleri ile desteklemiş, evrende bir sabit referans noktasının ve zamansal olarak ilk an ın gereksiz olduğunu ortaya koymuştur.
Bu arada aslında seni eleştirmiştim bilgiç üslubuna rağmen yanlış anlatmandan ötürü vgm. lütfen çete gibi konuda konuşmak için senin otoritene ihjtiyaç duyacağım düşüncesine kapılayım deme komik olur. O üye doğru söylemiş sen yanılmışın ama benim ikinizle de alakam yok konya dair yazma gayesindeyim kişisel atışma arzusunda değil. Dolayısıyla şekerim vs diye laubalileşmenin de hiç manası yok, boş muyum dolu muyum ölçme birimi gibi davranmanın da.
Kendinizi doldurup doldurup yazıyorsunuz da, boş yazıyorsunuz. Demirel'le akrabalık falan var mı bu kadar çok şey yazıpda hiç bir şey söylememek. O da böyle yapardı konuşur konuşur incir çekirdeğini doldurmazdı söyledikleri.
*
*İlgi çekmekse amacın, olmadı. Kızdırmaksa gene olmadı. Sen niye bu kadar hırslısın, kızgınsın, saçmalamak senin tekelinde değilki. Bunu bende yapabilirim. Hatta hep yaparım.
*Benim kaderim bu, her aklı evvel gelir ilk bana *çatar. Hepside sert çocuklar. Ya bak sitede bir sürü adam var, evrensel-insan var, dilaver var bu engin bilginle her konuda yazarsın zaten.
* *Uzun yazmazsanız sevinirim. Bir de hakaretler bölümünü ayrı tutun, konuya ilişkin bölümü ayrı. Örneğin kıçından uydurma ile özel görelilik arasında bağlantı kurmaya çalışırken karıştırıyorum, aklıma siz geliyorsunuz.
*"konuya dair yazma gayesindeyim kişisel atışma arzusunda değil" bunu şimdi bende yazsam bir *anlamı olurmu.
*Yalnız bir şeyi rica edeceğim söylemediğim sözlere yanıt vermeyin. Sizin için zor ama deneyin en azından.
*Selamlar.
Sevgili kaos ve vgm ;
Eğer "diliniz" *konusunda birazcık içim kararmasaydı tartışmanızdan büyük keyif alacağıma ve öğreneceğime emin olabilirdim. İkinizinde tartışılan konuda "okumuş çocuklar" *:lol: olduğunuz belli.
Dreimalali'yi uzak tutun bence. Onu hiç gözüm tutmuyor. En son "tünelleme"" yöntemi ile kaymaklı tel kadayıfımı iç ettiğinden, onu her gördüğümde parmaklarımı kontrol ediyorum. Hepsi yerinde mi diye *:twisted:
Tamam evrensel'in bu konuda da mutlaka söyleyeceği bir şeyler muhakkak vardır. Ama garibim dilaverden ne istiyorsun vgm ?
Şaka bir yana vgm anladığım kadarı ile big-bang anında maddenin ışık hızını kat kat aşan bir hızla hareket ettiği bir teori esas alınırken, ışık hızının mutlaklaştırılmasına itirazında haklı gibi geliyor bana. Ama ya big-bang olmadıysa ?
''Benim kaderim bu, her aklı evvel gelir ilk bana *çatar.'' vgm
Senin kütle çekim kuvvetin fazla kardeşim.Ben sana bu yeme içme işini bırak biraz kilo ver zayıfla demedim mi!
Olursan 100 kilo tabiki kütle çekim kuvvetin arttığından her geleni çekersin.
Ayna yokmu sizde ayna ,birde kantar al hergün tartıl.
Yada parfümünü değiştir kokunu almasınlar.(balarılarında kovana yeni işçi arı eklerken arılar onları yabancı arı diye öldürmesin diye kovana esans sıkıyorlarmış ya)
Yada yazım tarzını uslubunu değiştir.
Nick değiştirmekle öz değişmiyor, kurtulamasın bulurlar seni. :lol:
Lütfen tartıştığın, fakat yanlış anlattığın için tepki gösteren her üyeye birtakım benzetmeler yaparak,tepeden bakıp bilgiç bilgiç konuşarak, kişisel polemiğe çekip şahsi saldırılarda bulunarak ve aynı anda hiç anlamadığın boş boş okuduğun için de yazılanların içini boşaltıp boş laflar bunlar pehh şeklinde şahsi demogojini sürdürerek konunun içine etme vgm. Demirel miş,boş konuşmak mış, ben bilirim havaları, siyasi üsluplar ile neden bahsettiğin belli değil. Formülleri de yanlış yazıyor sonra anlaşılsın diye bilerek öyle yazdım diye kıvırıyor,yok birim sisteminden hareketle, bilgisayar programlarını referans almakla saçmasapan bir yandan da siyaset yaparak gene kıvırıyor, bir de sürekli sanki bu işin bir numaralı uzman profesörüymüş de, önüne gelen ona sararmış da, şöle büyükmüş böyle yüceymiş de, şeklinde egosantrik yorumlarla fiziksel bir tartışmayı şahsi batağına sürüklemezsen öğrenmek isteyenler de faydalanabilir.
Yazımın içeriği,uzunluğu noktasında sana özel kelime filtresi uygulamam da mümkün değil, istersen anlayabileceğin bir özeti adresine postalarım, kısaltılmış formülleri ile birlikte. Her yerde senin gibi bir dünya adam var özel falan değilsin bu konuda senden başka da konu dışında egosal tartışan yok. Nedir yine sen şölesin böylesin,boş adamsın,demirelsin şeklinde bir entry daha girip propagandanı mı sürdüreceksin yoksa haklıyım, ODTÜ de prof um, kuark ı reddederim kuantum ve görelilik formüllerinin yorumuna katı determinist derim, şeklinde kendinden menkul öznel idealist yorumlarla herkese kendine has izafi olan ancak nesnelde literatürde yer kaplamayan fizik dersi ve bunun ötesinde insanlık,üslup,yazı içeriği,uzunluğu dersi vermeyi mi sürdüreceksin? Nedir olayın senin?
Yok mu konuya dair başka açılımı ya da sorusu olan, vgm nin ofisi mi burası yoksa? Hayret yaa.
Sevgili kaos burası, TD sitesi kimsenin ofisi değil, kurucusunun bile. Özgür bir platform ve "uslûbu" ile yazan herkesin ofisi olmaya çalışan bir forum.
Yazılarından gördüğüm kadarı ile hem yazmaya hem de konunun kendisine vakıfsınız. Sizin gibi donanımlı arkadaşlarımızın katılımı bizi sevindiriyor. Ama ilginç bir gözlemimi aktarmama izin verin; nedense bana vgm'nin ikizi gibi geldiniz.
Belki ilk yazınızda "saçmalamışsınız" diye başlamasaydınız hepimizin yararlanacağı bir tartışmayı izliyor olacaktık. Oysa şimdi iki zekî yazarın bilimsel temelde atışmalarına döndü.
Bu arada size hoşgeldiniz demeyi unuttum.. Hoşgeldiniz, dilerim kalıcı olursunuz .
896 mesaj atmış olan bir üyenize üslup noktasında ve tartışırken aşağılama ve demogoji yapma konusunda hiç uyarı yapmadan, daha ilk mesajımda "saçmalamışsınız" demişim diye faturayı bana kesmiş olmanız ne derece tarafsız yaklaşabildiğinizi göstermektedir. Saçmalamış olana saçmalamışın denir. Mevcut tartışmayı izlerseniz, atışmanın tarafının kim olduğunun önemi yoktur. vgm adlı üyenin siyasal ve kişisel yaftalarının muhatabı olmak için üye olmadım forumunuza. Boş konuşmuyorum,bilmediğin konuda ahkam kesmiyorum biliyorum ki fikir belirtiyorum ancak yanlış tespitleri onaylamak gibi bilimsel bir ahlak kanunu mevcut değil bilim literatüründe. Saçmalamışsınız derken de genel olarak konuştum kast edilen konuya, konu başlığına,ve atışılan kişisel muhabbete ithafen vgm yi de muhatap almak istemedim ancak kendisi forum kahramanı üslubu ile bu sefer de beni aynı üslup ile küçümseyici ve lüzumsuz benzetmelerinin hedefi haline getirdi. Ancak görüyorum ki hiç bir şekilde alakamın olması muhtemel olmayan vgm adlı üye ile "ikizisiniz" tanımı yapılmak suretiyle daha ilk tartışmada üzerime gelen yönetim kadrosunun da salt uzlaşma merkezli yeni geldin höt diyen tavrı ile karşı karşıyayım. Suçlamalarınızı kabul etmiyorum vgm ile bir alakam yoktur o nasıl olsa kendi şahsi efsanesi için yeni düşmanlar bulacaktır. Bu noktada konuyla ilgisi olmayan kısır tartışmalarınızda size başarılar diliyorum ve bu konuyu rencide edici başka bir kişisel hakaret gelmemesi kaydıyla kapatıyorum kendi adıma,çünkü konuşmak manasız etiketleyen üslubunuzdan hiç hoşlanmadım.
Yıllarca bilgiçlerle polemiğe girmek için kafa patlatmadığım için varlığımdan ötürü forum demirbaşlarından özür diliyor ve çekiliyorum bilimsel spekülasyonlarınızda bol muhabbetler olsun. :evil:
ozgur_beyin
11-04-2008, 19:32
sevgili *kaos, bu sitede yazılan yazılar için ''yönetici'' ağzıyla yazılmaz. fikir babında kimsenin ayrıcalığı yoktur.
ayrıca bilimsel veriler kişilere göre değişmez..
bu sitede kimseyi seni kırmak için yazı yazmaz (istisnalar hariç) bu konuda yeterince bilgi birikimim olmadığı için yorum yapma şansım yok.
ama size önereceğim şu '' pireye kızıp yorgan yakmamanız'' *siz yazmaya devam edin zaman herkesin
kalitesini *(yazdılarını kıyaslayarak) *meydana çıkarıyor.
ayrıca iki kere ikinin dört ettiğini söyleyen ''saçmalamış '' olmaz. bunun aksini söyleyen saçmalamış olur
sayın chaos
* Biraz narsist davranıyorsunuz gibime geliyor. Frodo çok net yazmış :
Ama ilginç bir gözlemimi aktarmama izin verin; nedense bana vgm'nin ikizi gibi geldiniz.
* Aslında son derece açık olan bu sözler ve daha evvelce de iki kişiye yönelik esprili bir uyarı ve sadece bilgileri paylaşma istegi son derece net iken bu tavır alma tehdidini anlamakta zorluk çekiyorum. Buyrun konumuz kütle çekimi, bu konuda bizleri aydınlatın ve paylaşın. Bu konuyu da fazla uzatmak gerekmedigini düşünüyorum. Hem size hem de tartışmaları izleyen forum üyelerine hiç bir getirisi olmadıgını düşünüyorum.
* * saygılarımla
Ben bu güne kadar materyalist felsefeyi benimsedim. Materyalist felsefenin özü de olanı olduğu gibi kavramaktır. Elbette bu felsefe kuralsızlık demek değildir. Kurallarından bir taneside öznelliğe paye vermemesidir, doğayı esas alır. Mutlak olanı reddeder. Bunları söylerken bile mütevazidir. Ve değişmeyecek olanın değişim olduğunu söyler. Yani her şey *değişir, buna yasalarda dahildir.
*Ben fizik yasalarına da bu gözle bakıyorum değişebilirler, yanlışlanabilirler bu zaten bilimsellik değilmidir.
*Ben prof değilim herkes bilir, prof Cemal'dir.
*Gavura kızıp oruç bozmanın manası yok burda gavur ben oluyorum. Güzel de yazıyorsun boş değil, ama sende mücadeleci ruh yok kalsan nolacak, yarın vgm ci olur çıkarsın. Yada başka bişeyci.
ateforum-bilim forumu (http://forum.ateizm2.org/index.php?showforum=16)
*Yukarıda linkini verdiğim Tekillik , *BİG BANG ÖNCESİ HAKKINDA NE BİLİYORUZ?, Hiç Bir Şey mi? , > HERŞEYİ AÇIKLAYAN KURAM (HAK), Theory of Everything (TOE) başlığında big-bang öncesinin olamayacağına dair bir sürü yazı yazdım. Ama isteyen tartışabilir. O nedenle söylemediğim sözlere yanıt vermeyin dedim. Çünkü siz beni big-bang öncesi vardır demekle suçladınız.
*Herhalde 5,6 yazımıda sildiler, ben devam ettim, burnumu çeke çeke kaçmadım. İyide oldu birbirimizi anlamaya çalıştık şimdi fena gitmiyor tartışmalar.
*Barbara Cartland seversiniz değilmi.
*Ayrılmanızı gerektirecek bir şey yapmadım, genede sizi üzecek şeyler söylediğim için özür dilerim.
*Selamlar.
meaculpa
12-04-2008, 00:09
Yazıları okuyunca ben kendimi kötü hissettim. Nedeni ise sevgili chaos arkadasımızı benim buraya, sevgili vgm nin de arzusu ile davet etmem oldu. Konulara hakimiyeti acısından ve bilim baslıgı altındaki konusmalar adına eksikliklerimizden dolayı chaos un burda olmasının turan dursun sitesi adına cok cok büyük bir kazanım oldugunu düşündüm ve hala aynı şekilde düşünüyorum. Sevgili chaos bu anlamda kalmanı arzu ediyorum çünkü gercekten tuhaf bir sey oldu bu baslık altında vgm ile atışmanız. Siteye davet edilmenizi ben ve vgm arkadaşımız kararlaştırdık, yani vgm nin size farklı yaklaştıgını düşünmeyin lütfen , olsa olsa farklılık yasadıgınız konularda biraz fazla duyarlı olmussunuzdur deyin ve gecin lütfen. Biz sizi burda ögrenmek istedigimiz konular adına görmek istiyoruz. Sizi davet ettigim zaman bu umdemi belirttim zaten. Herşeyi ben bilirim iddası yok hiç birimizde, eksikliklerimizi tamamlayıp yanlıslarımızı düzeltmek namına atıyoruz adımlarımızı. Sevgili vgm nin hoşgörüsünden dolayı teşekkürlerimi sunup ,sizinde aynı hoşgörü ile yazılarınıza devam etmenizi bekliyorum.
evrensel-insan
12-04-2008, 06:59
Saygideger vgm;
Benim yazilarimda ne hakaret ne de kisisel atisma-satasma olmaz,rahat ol.
Ben dusuncelerle yazisirim dusunceyi ileten kisilerle degil.
Cunku dusuncenin sahsi olmaz, sadece onu ileten bir vucut olur. Ayrica iletilen dusunce ortayadir, *kisiye yonelik degil.
Meaculpa, dileklerine aynen katiliyorum dusunce tartismasinda kusme olmaz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Şimdi yazdıklarına yanıt vermeye başlıyorum;
"2. Kütle ile hız ilişkisi için M= Ms/ (√1- [v²/c²]) bağıntısı mevcuttur. (Ms sabit kütle, yani durgun kütle) Yani hız arttıkça kütle artar. Tramvay veya güneş pili olması ile durum değişmez. Kütleli bir cismi hiç bir surette ışık hızına yaklaştıramazsınız. Güneş pilinden bile olsa o enerji hareket enerjisine dönüşecek,cismin durgun halde bir kütlesi olduğundan asla ışık hızına ulaşamayacaktır. Sadece kütlesiz olan fotonlar ışık hızındadır." Chaos * bla bla bla
1. Sabit kütle diye bir şey yok ilk kütle ve son kütle miktarı var.
2. Notasyonlar da hata var devşirme formüller alırsan ve ne olduğunu bilmeden yaparsan anlaşılmaz formüller yazarsın. Konuyu bilmeyenler için.
Türkçe
Mi : İlk Kütle miktarı
Ms : Son kütle miktarı
İngilizce :
Mi : Initial mass
Mf: Final mass
veya
Mo, M1
En açıklayıcı notasyon;
Mo: Initial mass
Mrel : Relativistic mass dir.
3. Formül sonuçtur; M= Ms/ (√1- [v²/c²]) soru şu, nerden nasıl çıktı bu formül.
Bunu açıklamak gerekir asıl.
Selamlar.
"Şaka bir yana vgm anladığım kadarı ile big-bang anında maddenin ışık hızını kat kat aşan bir hızla hareket ettiği bir teori esas alınırken, ışık hızının mutlaklaştırılmasına itirazında haklı gibi geliyor bana. Ama ya big-bang olmadıysa ?" frodo
*Benim çıkış noktamda burası sevgili frodo, bazı arkadaşlarımız şanslıydı big-bang olurken ordaydılar veya olmazken. Olmadıysa, *alternatiflerini koymak gerekir.
*Selamlar.
DreiMalAli
13-04-2008, 11:11
Sokuştur lafı. Canın sağ olsun sevgili vgm. Sorun değil.
Hem burası şenlenmiş iyice. :D
Bizim gibi klasik fizikden gelen ama, görelilik konusuna hakim olmayanların görelilik konusunda yapacağı tartışma ancak bu kadar olur.
Ya falanca şöyle dedi deriz ya filnaca böyle dedi...
Sorunlarımız göreliliğin daha ilk başlarında ve kavramlarla başlıyor.
Zamandan bahsederiz ama, hangi zamanın kimin saati ile ölçüldüğünü "unuturuz".
Peşinden hareket halindeki birisinin zamanının yavaşladığını söylemeye kalkarız. Zamanın yavaşlamasının ne olduğunu bilmeden/anlamadan. Ve hatta o hareket halindekine kendi saatimizi sormayı "unuturuz".
Ve bu kavram kargaşası böyle devam edeeer gider.
Daha bu devreyi aşamadan karadeliklerde yürüyüşe çıkar, hatıra olsun diye Big Bang anının fotoğrafını çeker dostlara gösteririz.
Eh! Napalım. 25 fizikci 45 popüler kitap yazıp 78 türlü hikaye anlatırsa...
Bizde bunlara 1 teori daha ekleriz. Olur biter.
Nedense forumlarda şu muamma konular çok ilgi çeker:
- Görelilik ( özel ve genel)
- Big Bang (Tekillik-teklik-çokluk, varlık ile yokluk)
- Bing Bangin öncesi, sonrası
- Multiversler (baloncuk evrenler, sabun köpüğü)
- Sicim teorisi (Eli kırbaçlı adamlar)
- Evrenin oluşumundaki sorunlar (kara madde, ak enerji)
- Tesadüf (Kuantum mekaniği, evrim)
...
Bunların içinde benim favorim entropidir. Hele enropiyle birlikde dirlik-düzen (-düzensizlik) üzeine masallar anlatılmaz mı... Tadına doyum olmaz.
Bayılırım dinlemeye. :D
Sevgiler
Hoşgeldin sevgili deimali;
Küstün diye gerçekten üzülmüştüm.
Selamlar.
evrensel-insan
14-04-2008, 04:05
Saygideger vgm;
Kusmek bu sitede adet galiba DreMalAli neden kusmus olsun ki!
Saygilarimla;
evrensel-insan
Hocam arınmamış olabilir.
*Selamlar.
evrensel-insan
14-04-2008, 13:11
Saygideger vgm;
Arinacak sey okadar cokki; neden arinmamis?
Kutle cekim kuvvetinin gizemindenmi?
Asagidaki linki okusa, yardimci olurmu sence?
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=8103
Saygilarimla;
evrensel-insan
Ne bu küstü ağladı muhabbeti? Ben foruma küsmedim vgm ile polemik çok can sıkıcı oldu çekemem vıdı vıdı sını dedim. Dedim ama gene vıdı vıdı yapmış yok küstü yok bilmem ne, yok formülün ingilizce açılımı yok ilk kütle, son kütle off ya of nato mermer nato kafa. Neden bahsediyorsun sen? Sizi kim böyle şımartmış göğe yükseltmiş buralarda anlamadım vgm ama biraz da kendi yazdığın cevapların dışında diğerlerinin yazdıklarını okuyup anlamaya çabalarsan bir de yazdıklarımızın özetini geçmek zorunda kalmayıp ukalalığından kurtulabileceğiz. Bilmeden anlamadan ne dendiğini şeklen tartışıyorsun ve bu çok can sıkıcı hatta iğrenç oluyor. O yetmiyor hala kişilere isimler davranış kalıpları takıyorsun.
Durgun kütle yok demek Einstein fiziğinde ben uydurdum onu şimdi öğreniyorum sen uzmansın ya bu konuda.
Bence biraz şekilden uzaklaş notasyonu tartışmıyoruz formülü de uydurmadım çarpıtmanın manası yok sadece bu konuda uzmansın anladım ki.
Ms nin ne anlamda kullanıldığını parantez içinde belirttim. Çünkü bu ezberci herif tutar sembol ile uğraşır şimdi de dedim içimden ki yanılmadım. Konumuz notasyon ve hangi formüllerin hangi sembollerle yazılacağı üzerine değildir pekala Mo yazabilirdim ama canımnm Ms yazmak istedi ve parantez iiçinde açıkladım. Sıkıcı bir insansın vgm,şekle bakıyor içerikten hiç anlamıyorsun o noktada ifade edemediğinden de metafizik oluyorsun. Lütfen düzeltme yapma semboller üzerine çünkü onu tartışmıyoruz. Durgun kütle de vardır asıl ilk kütle son kütle yoktur, görelilikten bahsediyoruz çünkü.
Bu konu ile doğrudan alakası olmayan Lorentz dönüşümlerini yazmanın ise hiç anlamı yoktur. Formül Lorentz dönüşümlerinden türemiştir çünkü.
Gerçekten birşey biliyor da fikir yazacak mısın vgm yoksa başkalarının kelimme,sembol ve sunum hataları ile kafa patlatmadan gevşek gevşek düşünüp yazmak daha kolayına mı geliyor. Maval okumayı geyiği bırak da kendi fikrini yaz eleştirmişin ama bir şey dememişin ezbere konuşmuşun. *Alternatif üretemediğinden sembollerle uğraşıp durmaktasın biraz yaratıcı ol ezberci değil.
Lorentz neyi dönüştürmüş, neden?
Aklı evvel chaos neden Lorentz dönüşüm formülleri kullanılmış onu soruyorum. Neyi anlatır Lorentz dönüşüm formülleri. Formulleri yazmana gerek yok C/P yaparsın onu zaten.
Selamlar.
Evrendeki galaksiler giderek artan hızda ilerliyorlar. Bu anlamda, hangi sabit kütleden bahsedebilirsin. Bu sabit kütle lafı o zaman genel görelilikle çelişmezmi.
Işık hızı Big-Bang veya şişme teorilerinde aşılmış kabul edilmektedir benim söylediğim de budur.
Selamlar.
öffff vgm öff. Görelilikte bağıl referans sistemleri yok mudur. Mo ne sence. Yani sırf hata bulacam diye bir insan ancak bu kadar konuyu dağıtır. Ayrıca benim deyimlerimi kullanma bana karşı özgün ve yaratıcı ol, ezberci olma. Görelilik ile çelişirmiş durgun kütle yokmuş. Şimdi külliyen saçmaladın. Evrenin ortak alınabilecek bir genel referans merkezi mi var? İstediğin sistemi al referans farketmez dünyaya göre durgun kütleden bahsediyoruz görelilik ile çelişmez sen çelişiyorsun görelilik ile çünkü bir esir varmış gibi o zaman kütle durgun olmuyor görelilik ile çelişiyor diyorsun. Ne zamandan beri özel görelilik ilkesi sağduyuya uygun normal newton ilkeleri gibi determinist *tek ve mutlak referans sistemleri kullanıyor?
Lorentz dönüşümleri Lorentz tarafından Makxwell dalga denklemleri üzerinde geliştirilmiş bir form dur. Zamanın ve hareketin koordinat sistemlerindeki birbirine göre durumunu referans alarak gerçekleşirler, alan bileşenlerinin değişmesi şartı ile. *Matematiksel bir temeldir. *Bu matematiği yaratırken Lorentz esir in olduğunu düşünerek Maxwell dalga denklemleri üzerindeki formun değişmemesini sağlayan bir dönüşüm olarak bulmuş iken, Poincare ve Einstein Michelson-Morley tarafından yapılan deney evrende mutlak kabul edilebilecek sabit bir esir olarak uzay hareketi olmadığı anlaşılınca; yani evrende sabit bir ana referans sisteminin olmadığı anlaşılınca hareketli sistemlerin birbirine göre zaman ve hız bağıntılarını oluşturan görelilik teorisini ortaya attılar. Einstein ın hareketli cisimlerin dinamiği makalesi bunun üzerinedir ve bağıl hızların zamana ve birbirine göre değeri lorentz dönüşümleri vasıtasıyla bulunur. Yani toplama çıkarma işleminin içine zamana bağlı kordinat siistemleri de girer. Galile dönüşümleri yerine bu noktada lorentz dönüşümleri kullanılır. Galile dönüşümleri ışık hızının çok altında dünyanın referansı ile galile dönüşümleri,ışık hızına yaklaşılınca zaman da değiştiği ve etkilendiği için lorentz dönüşümleri temelli görelilik formülleri kullanılır. Yani lorentz dönüşümleri zamanın da dinamik olarak koordinat sistemine katıldığı toplama çıkarma işlemleridir örneğin hızların toplanabilirliği konusunda.
Demek ki neymiş? Uzayda referans alınabilecek sabit referans noktası olmayıp sadece birbirine göre bağıl hareket sistemleri mevcutmuş. Yani uzaklaşan galaksilerin bir değeri yokmuş. O uzaklaşan galaksiler senin bulunduğun bağıl konuma ve zamana göredir. O galaksinin referansına göre de senin galaksin hıszla hareket eder.
Olaya şöyle bakmak da gereklidir;
Uzaklaşan galaksilerin giderek hızlandığı düşüncesi bizim referans sistemimize göre olup böyle bir genellemeden ötürü sabit bir referans a göre kütlenin durgunluğunun olamayacağı söylenemez. Çünkü alınan referans sistemine göre işlemler yapılabilir sıfır noktası zaten yoktur michelson-morley deneyi bunu anlatır. Evrenin artan hızda genişlemesi de yine tek bir referans sistemnden hareketle kesin sonuçlara götürmez. Çünkü bizden % 90 ışık hızı ile uzaklaşan uzak galaksinin çok uzakta yaklaşık 8 milyar ışık yılı uzakta olduğunu da düşünürsek varolan uzaklaşmanın ve kırmızıya kaymanın da 8 milyar yıl önceki görüntü olduğu bilgisi elimizdedir. Neye göre giderek hızlanarak uzaklaşan? Bize göre. Oysa bir esir yok o nedenle evrendeki genişleme ivmesinin artış ya da azalışı salt galaksilerin kırmızıya kaymasından hareketle bulunamaz bunu belirleyen uzak süper novalardaki ışık ve onların vasıtasıyla elde edilmiş verilerdir. Kritik kütlenin 1 den düşük olmasıdır. Bu kütle 1 den küçük bulunduğu gibi evrenin genişleme ivmesinin giderek arttığını da göstermiştir. Evren genişlemesi ne yavaşlayacak ne de duracaktır.
Ancak görelilik açısından yine de ışık hızından daha büyük hızda uzaklaşan galaksiler gözlemlememiz mümkün değildir. Daha doğrusu görelilik ilkesi nedeniyle böyle bir ölçüm yapılabilmesi de mümkün değildir. Gözlem sınırı olarak ortaya çıkan gözlenebilirlik sınırı vardır. Bu sınır herhangi çok uzak galaksinin ışık hızına çok yakın hız ile bizden uzaklaştığı uzay-zaman bölgesidir. Onun ötesinden hiç bir veri alınamaz. Bulunduğumuz bağıl konuma göre o bölge olay ufku gibi davranır.
Yani;
Sadece bağıl olarak çok uzak galaksilerin ışık hızına yakın hızda bizim bağıl konumumuza göre hızla uzaklaştığını söyleyebiliriz ki bunun nedeni uzay-zamanın doğasıdır. Ancak gerçekte o galaksinin kendi bağıl konumunda böyle bir hızı mevcut değildir oradan buraya bakan da aynı şeyi bizim için görür fakat bizim güneş sistemimiz ışık hızında hareket etmemektedir. Çünkü böylesi bir genel referans noktası yoktur uzay-zaman da.
Yani;
Işık hızından daha hızlı uzaklaştığını varsaydığımız galaksiler görünebilirlik sınırının dışındadırlar. Gözlenemezler çünkü ışıktan hızlı bağıl hız yoktur o bölge olay ufkudur. Ancak kendi bağıl konumunda böyle bir hıza da sahip değildir. Yani ışıktan hızlı olduğunu söyleyemeyiz hiç bir şekilde. Özel görelilik ilkesi evrenin her yerinde geçerlidir. Burayı referans alıp çok uzaktaki galaksi ışıktan hızlı uzaklaşıyor derseniz göreliliği anlamadığınız ortaya çıkar çünkü bağıl referans sistemlerinin birbirine göre durumu olduğuna dair temel bir teoridir istisnası yoktur aslında kanundur. Ancak bu heisenberg in belirsizlik ilkesi gibidir olsa da gözleyemez,ölçemezsiniz. Hiç bir surette aşılıp aşılamayacağı ise başka bir gelecek fiziğin araştırma konusudur. Işık hızını aşmadan belki zamanda tünelleme mümkündür ama bu da bilim kurgu konusudur şimdilik.
Bunun dışında Einstein ın Lambda diyerek sonradan en büyük gaf ım dediği sabitin ışığında son bulgular evrendeki ivmenin genişleme yönünde arttığını gösterince,karanlık madde,karanlık enerji gibi yeni gizemlerle birlikte evrende maddelerin oluşup kaybolmalarından kaynaklanan kuantumsal bir itme kuvvetinin olduğu da düşünülmekle birlikte buna dair hesaplardaki sonsuzluk sorunsalı ve sonsuz olasılık genlikleri sorunu aşılamamıştır. Bu konuda kesin konuşmak için çok erkendir.
Umarım kendiyle çelişip her şeyi bildiğini sanarak ders veren vgm adlı toy fizik müstehassımız bu sefer anlayabilir yazılanları. O onaylamazsa sözlerimiz geçersiz oluyor çünkü her nedense.
DreiMalAli
17-04-2008, 02:32
Arınmak, arınmamak nedir bilmem amaaa...
Küsmek de nerden çıktı yaf?
Hem de bir fikir ortamında...
Yukardaki yazılarımda değiştirmem/düzeltmem gereken her hangi bir şey yok henüz.
Yaptığım bazı işlerden dolayı bazan kaybolmam, ortalıklarda görünmemem gerekir.
Meslek icabı. :D
Hem, kaybolmam için bu başlıkda güncel bir neden de vardı.
Huyum kurusun! Elim tahat durmaz. Bir zamanlar msnde frodo nickli birisinin tel kadayıfını "ışınlamıştım". O gün bu gündür onun gözüne görünmemeye özen göstermem gerek.
Bu başlıkda sohbet ederken aniden frodoyu görmeyeyimmi...
Hemen "Erkekliğin 9'u kaçmak, 1'i ise hiç görünmemek." atasözüne iman eyledim. :D
Daha bir süre uğramam buralara.
Sevgiler
Özel Göreliliğin Çürüklüğü Üzerine bir iddia (http://www.bilimfeneri.gen.tr/phpBB2/viewtopic.php?t=5772)
*İlginç ve güzel bulduğum bir tartışma, öneririm.
Selamlar.
DreiMalAli
17-04-2008, 21:41
Ve o tartışmanın devamı:
http://www.bilimfeneri.gen.tr/phpBB2/viewtopic.php?t=6307&postdays=0&postorder=asc&start=0
Sevgiler
Kütlesi olan şeyin ışık hızına ulaşması Lorentz denklemleri ile imkansız görünüyor. Işık hızı ışık hızı limitine uğramadan aşıldıysa.
Şöyleki;
" Süper soğuma (ya da hızlı soğuma) zaman zaman doğada gözlemlenen bir olgudur. Örneğin su *0C ın altına (-42C) *o kadar hızlı düşer ki bu durumda su buza dönüşmeden o düşük sıcaklıkta kalabilir" Büyük Patlama ve Öncesi *Sf 67 *Ferit Uslu
Selamlar.
hasmir99
21-01-2009, 17:14
vgm
Fakat güneşin çekim kuvvetinde olan bir değişikliği aynı anda hissederiz. İşte gizemde buradadır, kütle çekim kuvveti ne ile ve nasıl taşınmaktadır?
birkaç varsayım sunmak isterim.
1. kütle çekim kuvvetindeki değişim gerçekleşmeden önce değişimin etkisi oluşuyor olabilir. yani bir olay gerçekleşmeden önce olayın etkileri oluşuyor olabilir.
2. kütle çekim kuvveti oluşum zamanının yanlış tespit ediliyor olabilir. gerçekte olayın gerçekleştiğini düşündüğümüz zamandan önce gerçekleşmiş olabilir.
3. kütle çekim kuvveti bir madde bağlantısı ile daha hızlı taşınıyor olabilir. bu madde bizim bilmediğimiz bir madde olabilir.
Merhaba forumda yazılan tarihe bakarak biraz geç cevap yazıyorum.
Bu konularda bilgim çok fazla değil hatta çok amatör düzeyde. Ama benim kütle çekimiyle ilgili bir düşüncem var. Birbirine değen 10 tane kare cisim düşünün. Ben birinciyi ittiğim anda onuncu kare de hareket eder. Bu eş zamanlı olur. Evrende heryerde biribirine değen, göremediğimiz ve tanımlayamadığımız maddeler varsa, o zaman kütle çekimi ve etkileşimi bu maddelerin birbiriyle olan etkileşimi olarak tanımlanabilir mi?
Merhaba forumda yazılan tarihe bakarak biraz geç cevap yazıyorum.
Bu konularda bilgim çok fazla değil hatta çok amatör düzeyde. Ama benim kütle çekimiyle ilgili bir düşüncem var. Birbirine değen 10 tane kare cisim düşünün. Ben birinciyi ittiğim anda onuncu kare de hareket eder. Bu eş zamanlı olur. Evrende heryerde biribirine değen, göremediğimiz ve tanımlayamadığımız maddeler varsa, o zaman kütle çekimi ve etkileşimi bu maddelerin birbiriyle olan etkileşimi olarak tanımlanabilir mi?
Kesinlike çok güzel bir düşünce ancak 1800'lerin sonunda da elektromagnetik dalgalar boşlukta yayılımı içinde aynı şeyler söylendi ve ne yazık ki ünlü Michelson–Morley deneyi yıllar boyunca tekrar tekrar yapıldı sonuçlar böyle bir "madde"'nin olmadığını göstermektedir.
hasmir99
23-01-2009, 14:33
kappapi cevabın için teşekkürler.
Michelson–Morley deneyini okudum. Gerçekten çok ilgimi çekti.
Merak ettiğim bir soru daha var. Başka arkadaşlar da yanıtlarsa sevinirim. Dünyaya sürekli irili ufaklı meteorlar çarpıyor.
Bunlar dünyanın kütlesinde bir değişikliğe neden olmuyor mu? Kütle değiştiğine göre çekim kuvvetinde de bir değişme olması gerekmez mi. ( F=GMm/r2 )Aklıma şu da geliyor. Dinazorları yok ettiği düşünülen meteorun aslında direk değil de dolaylı olarak onları yok etmiş olması olasılığı olamaz mı? Yani meteor çarptıktan sonra bir şekilde kütle değişiminden yada çarpmanın etkisinden dünyanın yörüngesinden oynaması sonucu değişen iklimler yüzünden yok olmuş olamazlar mı? Bu mümkün müdür?
DreiMalAli
23-01-2009, 18:06
Merhaba forumda yazılan tarihe bakarak biraz geç cevap yazıyorum.
Bu konularda bilgim çok fazla değil hatta çok amatör düzeyde. Ama benim kütle çekimiyle ilgili bir düşüncem var. Birbirine değen 10 tane kare cisim düşünün. Ben birinciyi ittiğim anda onuncu kare de hareket eder. Bu eş zamanlı olur. Evrende heryerde biribirine değen, göremediğimiz ve tanımlayamadığımız maddeler varsa, o zaman kütle çekimi ve etkileşimi bu maddelerin birbiriyle olan etkileşimi olarak tanımlanabilir mi?
Sevgili hasmir99,
Sen birinci kareyi ittiğin anda onuncu kare hareket etmez. Onuncu kare kısa bir süre sonra hareket eder. Akla gelen en basit nedeni, her cismin elestik oluşudur.
Veya şöyle söylüyelim. Silindir şeklinde, uzun ve sert bir cismi yatay ve hareket edebilir halde tutalım. Silindirin bir ucuna (A) bir çekiç ile kuvvetle vurduğunuzda, oluşan şok dalgasının bir hızı vardır. Bu hız, kabaca, cismin elestikiyetine ve yoğunluğuna bağlıdır. Bu şok dalgası silindirin diğer ucuna (B ) erişmeden öce silindirin B ucu hareket etmez. Ancak, şok dalgası B ucuna eriştiğinde B ucu da hareket eder.
Bu şok dalgası, bir anlamda, hava içinde hareket eden ses dalgasına benzer.
En sert cisim olarak elması tanıyoruz. Elastikeyit değeri çok büyük. Şok dalgasının en hızlı gidebileceği cisimdir. Bu hızın değeri, kabaca, 19-20 km/s -dir. Işığın hızı olan 300 000 km/s ile karşılaştırılamayacak kadar küçük bir hız.
Sevgiler
Bu haberide kütle çekimi tartışmasında konuşmak gerekir diye düşünüyorum.
Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Tolga Yarman, ışıktan daha hızlı yayılabilen bir manyetik alan bulduklarını, bu keşfin Einstein’ın “ışık hızı” teorisiyle çeliştiğini söyledi.
http://www.bilim.org/?s=haber&haberid=1342
Eğer cidden doğru şekilde çıkarmışlarsa ve kabul görürse Fiziğin büyük krizi kapıdadır. Çünkü tüm atom modellerimiz, quantum fiziği ışık hızından daha hızlı hiçbir şeyin olmamacağı öngörüsü üzerine kuruludur. Atomların spinleri bile yalan olur...
DreiMalAli
25-01-2009, 17:30
Bu haberide kütle çekimi tartışmasında konuşmak gerekir diye düşünüyorum.
Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Tolga Yarman, ışıktan daha hızlı yayılabilen bir manyetik alan bulduklarını, bu keşfin Einstein’ın “ışık hızı” teorisiyle çeliştiğini söyledi.
http://www.bilim.org/?s=haber&haberid=1342
Hakemli bilim dergilerinde yayınlanmadan, mehter marşı ile gazetelere konu olan buluşlardan(!) hayır gelmez kimseye. Olsa olsa popülerlik için yapılan gövde gösterisi olur. Benim izlenimim, bu haberde de durum bu.
Hakemli bilim dergilerinde yayınlandıktan sonra ise, mehter marşı ile gelse dahi, başımın üstünde yeri var.
Sevgiler
hasmir99
25-01-2009, 23:37
Ben bu haberi çok daha önceden duymuştum.
Aşağıda 29 Haziran 2000 tarihli bir yazı var. Ama sonra bundan haber çıkmadı.
http://www.ntvmsnbc.com/news/9380.asp
Selamlar,
Aradım, aradım en uygun sanırım bu başlık oluyor. Belki tartışılan konudan uzak birşey sormuş olacağım ama nette araştırıp tam cevabını bulamadım.
Dün kablolu tv de izlediğim bir kanalda, uzaydaki astronotların günde en az 2.5 saat spor yapmaları gerektiği yazıyordu. Bu anlamda,
Yer çekiminin insan kaslarına katkısı nedir?
Saygılarımla
Yerçekimsiz ortamda kemiklere basınç uygulanmadığı için zaman içinde kemikler gevşiyor erime gerçekleşiyor.O yüzden astronotlara egzerziz yaptıryorlar.
basitrasin
09-01-2010, 01:14
Herkese Selam.
Baştan belirteyim fizik bilgim sınırlıdır.
Konuyu okuyunca bende şöyle bir algı oluştu.
Bir belgeselde yer çekimi kuvvetinin zamanı büktüğünü duymuştum. Buradan hareketle Şöyle bir düşünceye kapıldım:
Zaman aslında çekim kuvvetinin bir fonksiyonudur. Biz insanlar çevremizi daha iyi algılamak için zaman kavramını geliştirdik. (insanların doğayı anlamak için matematiği geliştirmesi gibi.) Belki mevcut fizik kuralları, düşük çekim kuvvetlerinde çevremizle uyumlu ve hatasız gibi görünüyor. Ancak kara delikler gibi çok aşırı çekim güçleri söz konusu olduğunda hesaplarımızda yanlışlıklar ortaya çıkmaya başlıyor.
Sonuç olarak belki de bizim algıladığımız manada zaman diye bir şey yoktur. Hız'ı tanımlarken de zamanı kullanıyoruz. Dolayısıyla buradan kaynaklanan hesap hataları olabilir.
Eminim bilim bir gün bu sırları aydınlatacaktır.
Saygılarımla.