PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bilim ve Ütopya Dergisi


imhotep
15-04-2008, 18:52
Sevgili Forum Üyeleri,

Dinlerden özgürlüğü, bilimsel çerçevede savunduğumuz için bilimsel bilgi, araştırma ve yorumlara ulaşabilmemiz ve onlardan yeteri kadar istifade etmemiz gerekmektedir.

Dörtbir yanımızın tarikat ağları ve yayınlarıyla çevrildiği günümüz Türkiye'sinde bu bilgilere ulaşmanın zorluğunun bilincindeyiz. Bilimi yok sayamayacağını anlayan din, artık tezlerini bilim gibi sunma gayreti içerisindedir.

Bu sebepten ötürü, sitemizin tavsiye ettiği iki bilimsel dergiden biri olan Bilim ve Ütopya'nın okunması ve okutulması bize, ülkemizde ciddi bir açık olan bilimsel kültürü yaşatma şansı verecektir.


http://bilimutopya.com.tr/taslak/index.php?option=com_frontpage&Itemid=1


Bilim ve Ütopya dergisinin içeriği

* ** Bilim ve Ütopya dergisi her ay bir konuyu odak noktasına alarak kapak dosyası olarak belirler ve derinlemesine işler.
* ** Bu kapak dosyası güncel bir konu olabileceği gibi (Kuş gribi, Sars vs) daha genel (enerji, bilim tarihi, felsefe, siyaset bilimi, sosyoloji, fizik, kimya, biyoloji, vb) içerikli de olabilir.
* ** Dergimizde kitap tanıtımları için tam dört ayrı bölüm vardır. Birincisi; Arkeoloji sabit bölümümüzün içinde “Arkeo Kitap” bölümümüz, ikincisi daha güncel yayınların tanıtıldığı “Kitap Kurdu”, üçüncü bölümümüz artık kitapçı raflarında bulunmayan bilim kitaplarımızın yer aldığı “Sahaf” ve dördüncü olarak a bir kitabın derinlemesine eleştirel bir tutumla tanıtıldığı “Kitap / Eleştiri” bölümümüz.
* ** Yine her ay meraklıları için ödüllü olan “bulmaca”mız ve Çetin Ceviz Problemleri" adlı köşelerimiz mevcuttur.
* ** Bilimsel anlamda ufuk turu olarak kabul edebileceğimiz “Bilim ve Teknoloji Güncesi” adlı sayfalarımızda ülkemizde ve dünyada son bir ayda yapılan buluşlar, icatlar yer almaktadır.
* ** “Bilim Tarihinde Bu Ay” köşemiz kendine has üslubuyla bilim tarihimizdeki bir gelişmeyi yıl konu ederek anlatmaktadır.
* ** “Satranç” ve “Matematiğin B&Ü'sü” köşelerimiz okurlarımızın beğeniyle izledikleri ve gelişmeleri farklı bakış açısından değerlendirme şansı buldukları iki ayrı köşemizdir.
* ** Forum sayfalarımızda okur görüşlerimize ve son bir ay içinde yapılan bilimsel etkinliklerin değerlendirilmesine yer vermekteyiz.
* ** Arkeoloji sayfalarımız, ülkemizin bir açık hava müzesi olmasından kaynaklanan bir köşemizdir. Geçmişe Arkeoloji, Bilim Tarihi ve daha pek çok disiplinin ortaklığında yaklaşan bu sayfalarımız dergimizin en çok takip edilen sayfaları içindedir.
* ** Çeşitli zamanlarda yayınladığımız “İz Bırakanlar” köşemiz bize bilim tarihimiz hakkında bir hafıza tazelemenin yanında edebi bir lezzeti de tattırmaktadır.


Bilim ve Ütopya Dergisi Abonelik İşlemleri

S.S Ütopya Kooperatifi

Türkiye İş Bankası

Beyoğlu Şubesi

1022 0778251


Abonelik Bedelleri

6 Aylık (Türkiye) * 30 YTL

1 yıllık *(Türkiye) * 60 YTL

1 Yıllık (Avrupa ve Ortadoğu) *50 €

1 Yıllık (ABD ve Uzakdoğu) *100 $


Adres:

İstiklal Caddesi, Deva Çıkmazı, No: 7/2 Galatasaray-Beyoğlu / İstanbul


Telefon:

(0.212) 244 23 61

(0.212) 244 23 72


E posta:

posta@bilimutopya.com.tr



Aydınlık Günlere...

Saygılar

imhotep
15-04-2008, 19:00
Bilim ve Ütopya'nın Nisan Sayısı Çıktı.


Türkiye'nin enerji politikaları

Haluk DURAL
Kimya Yüksek Mühendisi
İşçi Partisi Ulusal Strateji Merkezi - USMER Yürütme Kurulu Üyesi

Günümüz Türkiyesi’nde enerji politikaları tartışmaları, genel olarak 1980 sonrasında Özal tarafından başlatılan, o tarihten beri tüm iktidarlarca sürdürülen ve ABD kaynaklı IMF dayatmalarıyla şekillendirilen serbest piyasa ekonomisi kalıpları arasına sıkıştırılmaktadır.
Enerji üretimindeki kaynak ve yöntem tartışmaları, ABD’nin dayattığı enerji özelleştirmelerinin perde arkasındaki emperyalist politikalar irdelenmeksizin çevre, alternatif enerjiler ve enerji tasarrufu gibi ikincil öneme sahip alanlara kaydırılarak, enerji piyasasında yaratılmış olan kaotik ortamın sınırları içinde çözüm üretmekten uzaklaşmaktadır.


Toprak enerjili ısı pompası sistemleri

Prof. Dr. Rasim KARABACAK
Arş. Gör. Şengül GÜVEN ACAR
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü

Ülkemizi yönetenler kirletmeyen ve doğa dostu olan enerji projelerine sübvanse edici yasal uygulamalar sağlayabilirlerse, enerji maliyeti düşecek, dışa bağımlılık önlenecek ve fosil yakıtlardan kaynaklanan çevre kirliliği oluşumu azaltılarak, küresel ısınmanın önüne de geçilmiş olacaktır.


Güneş Hidrojen hibrid enerji üretim sistemi

Doç. Dr. Harun Kemal ÖZTÜRK
Doç. Dr. Olcay Ersel CANYURT
Araş. Gör. Ahmet YILANCI
Araş. Gör.Engin ÇETİN
Araş. Gör.Sinan KIVRAK
Pamukkale Üniversitesi Temiz Enerji Evi

Sanayileşme, artan nüfus, konfor anlayışının değişmesi ve gelişmesi, genç nüfusun yoğunluğu gibi birçok parametre, hem dünyada hem de Türkiye’de enerji tüketimini artırmaktadır. Enerjide artan talebi yerli kaynaklarla karşılayamadığı için, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı her geçen gün artmaktadır.


Genetik Algoritma Araştırma Tekniği ile ihtiyaçların belirlenmesi

Doç. Dr. O. Ersel CANYURT
Doç. Dr. Harun Kemal ÖZTÜRK
Pamukkale Üniversitesi
Mühendislik Fakültesi

Enerji planlama, enerji üretimi ve tüketiminde karşılaşılan problemler, mühendisler ve bilim adamları tarafından günümüzde yaygın olarak en çok tartışılan konu olmaya devam etmektedir. Uygulama alanlarında yapılabilecek iyi bir modelleme, planlamalar ve oluşturulacak politikalar için çok faydalı katkılarda bulunabilmektedir.


Yenilenebilir enerji kaynakları

Doç. Dr. Tanay Sıdkı UYAR
TÜRÇEP Türkiye Çevre Platformu koordinatörü
Marmara Üniversitesi öğretim üyesi
EUROSOLAR - Avrupa Yenilenebilir Enerjiler Birliği başkan yardımcısı

Ekolojik denge için kaynakların yenilenebilir olması gerekiyordu. Bir şeyin sürekliliği, sürdürülebilir olduğunu göstermiyordu. Sürdürülebilirlik, bütün açısından ancak yenilenebilir olursa mümkündü. Bu nedenle enerji sistemlerinin sürdürülebilir, enerji kaynaklarının yenilenebilir olması gerekiyor.


Ayrıca;
* *
* ** Yenilenebilir enerji kaynağı olarak ormanlar
* ** Türbanı ve simge özelliği taşıyan giysileri tanıyalım
* ** Darwin'in evrim kuramı ve Tanzimata etkileri
* ** Niyazi Berkes'te toprak reformu
* ** Oyalı, hayvancılıkta rekor verimler elde etmeyi sağlayabilir mi?
* ** Fizikte yeni bir çağ açan buluş: Kuantum Kuramı (5)
* ** Evren kuram ve modelleri

imhotep
02-06-2008, 06:11
Bilim ve Ütopya'nın Mayıs Sayısı


21. yüzyılda ulusal ve aydınlanmacı sosyoloji

Dr. Mehmet Devrim TOPSES
Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü

Sosyolojinin genel amacı, toplumsal sorunları saptamak ve bu sorunlara çözüm önerileri geliştirmektir. Ortaya çıktığı tarihsel koşullar bunu göstermektedir. Sosyolojiyi Batı Avrupa’da ortaya çıkaran temel neden, 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa’da yaşanan hızlı sosyal değişim sürecinin yarattığı toplumsal sarsıntılara çözümler üretme çabasıdır. Feodal imparatorluklar yıkılmakta, ülkeler siyasal birliklerini tamamlayarak merkezi ulus devletlere dönüşmektedirler. Sosyoloji, söz konusu büyük toplumsal dönüşümlerin yarattığı sosyal içerikli sorunlarla ilgilenecek bir bilime duyulan ihtiyacın bir ürünü olarak doğar.
Aynı süreç Türkiye için de geçerlidir. Türkiye’de sosyolojinin kurumsallaşması ve gelişmeye başlaması 20. yüzyılın hemen başına denk gelir. Çünkü bu dönem, Türk toplumunun bir millet olma sürecinin başlangıcıdır.

Batıda sosyolojinin sonu ve Türk Sosyolojisinin ufukları

Prof. Dr Ertan EĞRİBEL
İstanbul Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü

Yrd. Doç. Dr Ufuk ÖZCAN
İstanbul Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü

Son dönemde genel olarak bilime ve bilim anlayışına belli eleştiriler yöneltilmektedir. Bu eleştiriler özellikle XIX. yüzyılda köklenen modern bilim anlayışına odaklanmıştır. Modern bilim anlayışının otoriter, mutlak, standartlaştırıcı, cinsiyetçi, diğer bilgi biçimlerini dışlayıcı olduğu vurgulanarak bilim ve bilim açıklamaları üzerine kuşkular getirilmektedir. Giderek bu eleştiriler bilim karşıtı bir tutuma dönüşmektedir. Bilime yönelik bu eleştirilerden yola çıkılarak varılan diğer bir sonuç da bütünsel dünya görüşlerinin, toplumun, toplumsalın reddedilmesidir.

İçtimai aynalarda bir temaşa-i ilmiye

Dursun AYAN
Sosyolog

Kıyısından kulağından, nereden bakılırsa bakılsın iki yüz yıldan fazladır sosyoloji adı/kavramı dünya gündemine düşmüş bulunuyor. Türklerin bu kavramla/meslekle tanışmaları ise hatırı sayılır bir durumda. Dünyada sosyolojiyi ikinci veya üçüncü olarak üniversite eğitim programına alan bir duyarlılık. Sosyoloji, göçebe Türkün (!) pek çok Avrupalıdan önce sahiplendiği bir disiplindir. Zaman zaman bazı üniversitelerde zayıflayıp güçlense de bu bayrağı taşıyanların sosyolojik işlevi sosyoloji kadar önemli görünmekte. Hatta şimdilerde dünyayı kurtaracağı söylenen sivil toplum hareketi çerçevesinde bakılırsa, adını Türkiye’nin kaderinde etkin olan İttihat ve Terakki gibi bir örgüte esinletecek kadar da erken benimsenmiş bir sivil toplum hareketi. İttihat ve Terakki, hani Comte’un düzen ve ilerleme (progress en ordre) diye şekillendirdiği ilkenin Osmanlı düzeninde ve dönemindeki ifadesidir.

Türkiyede sosyoloji ve sosyoloji eğitimi üzerine düşünceler

Yrd. Doç. Dr. Halim ÇAVUŞOĞLU
Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
Türkiye’de üniversitelerdeki “sosyoloji” bölümlerinin eğitim-öğretim proglamları Türkiye’yi, özel olarak Cumhuriyet’i, çevre ülkelerdeki Türk toplulukları olarak “soydaşlar”ı, Türk cumhuriyetlerini, komşu ve bölge ülkeleri ve toplumları ile dünyayı gören ve kapsayan dersler, seminerler ve “zorunlu” kuramsal-uygulamalı araştırmalarla
donatılmak durumundadır.

Türkiyede sosyoloji - ihtiyaçlar ve cevaplar

Yrd. Doç. Dr. Yıldız AKPOLAT
Atatürk Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü

Giriş
Sosyolojinin kurumsal kronolojisi 1887’de Durkheim’ın Bordeaux Üniversitesi’nde, Fransız Devrimi’nin ardından henüz gerçekleşemeyen bir ideali, yani devlete laik bir ahlak anlayışı ile bağlı vatandaşlar yetiştirmek üzere, öğretmen adaylarına pedagoji dersleri vermesi ile başlar. Bu derslerde Durkheim, doktora tez konusu olan toplumsal dayanışma’yı(1893) anlatacağını beyan etmiştir (Tiryakian, 1997; 201-203). Daha sonra ise Durkheim, dünyada ilk sosyal bilim (sosyoloji) kürsüsünü 1897’de Bordeaux Üniversitesi’nde kurmuş ve 1902 yılında Sorbonne Üniversitesi’nde ahlaki eğitim kürsüsüne geçmiştir.

Daha Fazla...

* Yaşadığımız dünya, ülkemiz ve kitle iletişim araçları
* Reyting, temsil, halka istediğini verme, oto denetim ve RTÜK
* Yeni nesil metal katalizörler
* CHOMSKY: Dev küçük adam
* Hollanda'nın uyuşturucuya bakışı ve esrar ekonomisi üzerine
* Coğrafya, Darwin ve insanın evrimi
* Düşünce ve eylemde tarih bilinci ile tarih bilimi

kaancan
27-07-2008, 06:23
1.Dinlerden özgürlüğü, bilimsel çerçevede savunduğumuz için bilimsel bilgi, araştırma ve yorumlara ulaşabilmemiz ve onlardan yeteri kadar istifade etmemiz gerekmektedir.

2.Dörtbir yanımızın tarikat ağları ve yayınlarıyla çevrildiği günümüz Türkiye'sinde bu bilgilere ulaşmanın zorluğunun bilincindeyiz. Bilimi yok sayamayacağını anlayan din, artık tezlerini bilim gibi sunma gayreti içerisindedir.

3.Bu sebepten ötürü, sitemizin tavsiye ettiği iki bilimsel dergiden biri olan Bilim ve Ütopya'nın okunması ve okutulması bize, ülkemizde ciddi bir açık olan bilimsel kültürü yaşatma şansı verecektir.

1ve 2. maddede olabildiğine haklısın ama 3. maddeyi sen düşün imo?
reklammı?korkumu?çıkarmı?tavsiyemi?
eğer işin ucunda par varsa söyle her sitede bende derginin reklamını yapayım ?
banane senin i.partisi derginden görüşlerimiz belli yere kadar aynı diye i.p limi olayım bende?
yazarları arkadaşım diye hemi diyeyim tüm saçmalıklara?

kaancan
27-07-2008, 06:29
sevgili imo her akademisyen he demez atatürk bile olsa yanlışa yanlış derdi bunu untma sana karşı değilim benim düşmanlığım de-empozisyona;)
basitçe herkeş kendine güsel;)

imhotep
27-07-2008, 18:05
Sevgili kaancan,

Kimse sana İP'li ol demiyor. Bunu benim söylediğimi ima etmeye çalışıyorsan bunun için başta benim İP'li olmam gerekir. Ama değilim pek muhterem forumdaşım.

Bak ben ne demişim?

sitemizin tavsiye ettiği iki bilimsel dergiden biri olan Bilim ve Ütopya'nın okunması ve okutulması demişim değil mi?

Peki neden bunun altında siyasi bir şeyler arıyorsun?

Yoksa bütün site İP'li mi? :D

Bilim ve Gelecek dergisi de sitemizin tavsiye ettiği bir dergidir. Dilersen onu da al. Dilemezsen ikisini de alma. Bu başlık bir tavsiye başlığıdır. Kimse bana bunun için para vermiyor. Aynı şekilde Dilaver'e de kimse Bilim ve Gelecek başlığı için para vermiyor. Ama sen istersen yine de bu dergilerle reklam için anlaşmalar yapabilirsin elbet.

Saygılar

imhotep
27-07-2008, 18:12
Bilim ve Ütopya'nın Haziran Sayısı

Moleküler veriler ışığında insanın evrimi
Prof. Dr. Fevzi BARDAKÇI
Adnan Menderes Üniversitesi, Biyoloji Bölümü

Prof. Dr. Battal ÇIPLAK
Akdeniz Üniversitesi, Biyoloji Bölümü

İki farklı canlıda aynı veya benzer bir özelliğin oluşumu, her ikisinde de aynı veya benzer DNA dizisinin bulunmasını gerektirir. İki ayrı canlıda 100 amino asitten oluşan bir proteinin oluşması, en az 3x100=300 bazlık aynı bir DNA dizisinin bulunmasını gerektirir. DNA 4 farklı bazdan oluştuğuna göre, her iki canlıda bu dizinin oluşma olasılığı kabaca (1/4x1/4x1/4x……..1/4300)X(1/4x1/4x1/4x……..1/4300) =1/4600’dür. Ancak, ortak bir atadan miras yoluyla kalıtılması söz konusu olursa -bir atadan döllerine aktarılması gibi- bu olasılık çok çok daha yüksektir. Bu nedenle DNA baz dizisi benzerliği, evrimsel akrabalık saptamada çok güçlü bir metottur. Yaklaşık 3 milyar bazdan oluşan insan genomu ve yakın akraba türler için bir olasılık hesabını yapmak ilginç olacaktır!
Her canlının belirli özellikleri vardır.

Yeni bir bölüm tasarımı: Bilim Tarihi Bölümü

Bilimin gelişimini bütün yönleriyle aydınlatmaya çalışan ve ülkemizde yeterince tanınmayan bilim tarihi, esasen Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ndeki Felsefe Bölümleri içinde anabilim dalı olarak etkinliklerini yürütmekte olan bir eğitim ve araştırma alanıdır. Bütün mevcudumuzun, halihazırda dört profesör, üç doçent, bir yardımcı doçent ve üç araştırma görevlisi olmak üzere toplam on bir kişiden ibaret olmasına karşın, söz konusu birimler, özgün nitelikte kitap ve makale yayımlarının yapılması ve ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum ve panel gibi bilimsel oturumların düzenlenmesi bakımından oldukça faaldir.

Aydın Sayılının dünya kültürüne katkısı
Melek Dosay Gökdoğan
Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi
Bilim Tarihi Anabilim Dalı öğretim üyesi.

Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı’nın (1913-1993) bilim tarihçisi olarak dünya kültürüne katkısı, ilk planda Türklerin dünya bilimine katkılarını ilk defa tespit etmek ve bunları yayımlamak suretiyle dünyayı haberdar etmekten oluşur. Bu yöndeki çalışmaları, Harvard Üniversitesi’nde hazırlamış ve savunmuş olduğu doktora tezi ile başlar. “Ortaçağ İslam Dünyası’nda Bilim ve Öğretim Kurumları” başlıklı doktora tezinde (1942) rasathane, medrese, hastane ve kütüphane gibi uygarlık kurumlarının İslam Uygarlığı’nda ortaya çıkışını incelerken, Türklerin de bu kurumları kurma etkinliklerinde oynamış oldukları rol üzerinde durur ve o sıralarda ve sonraları kaleme almış olduğu pek çok makale ve bildirisinde bu konuyu ayrıntılı olarak işler.

Türk Müziğinin kültür ve uygarlık evrenine katkıları
Dr. Yavuz DALOĞLU
Müzikolog

Türklerin kültür ve uygarlığa, buna koşut olarak müziklerinin kültür ve uygarlık evrenine pek çok katkısı olmuştur. Bunlardan ikisi çok önemli ve özgündür: Kültür evrenine katkı açısından “Aksaklar”, uygarlık evrenine ise “Alla Turca” biçemi, kültür ve uygarlık tarihi açısından üzerinde dikkatlice durulması gereken iki konudur. Türk Müziği’nin kültür ve uygarlık evrenine yaptığı katkılar nedir, sorusuna yanıt vermeden önce, bu başlık altındaki bazı temel kavramlar ile değişkenleri tanımlamak gerekir.
Bilim ve Ütopya’nın önceki sayılarında Türklerin kültür ve uygarlık evrenine ne tür katkılar sunduğu konusu üzerine değişik açılarla, kiminde de salt müzik sanatını merkeze koyarak birkaç makale yazmıştım. Ayrıca son birkaç yıldır katıldığım bazı ulusal ve uluslararası bilimsel toplantılarda da hep bu ana fikirle ilgili bildiriler sundum.
Bu makalede, genel anlamda ve en çarpıcı örneklerle, Türklerin müzik gelenekleriyle, bir başka söyleyişle müzik türleriyle kültür ve uygarlık evrenine sunduğu katkılara değineceğim.

Türk kültürünün Çin kültürü üzerindeki etkileri
Yüsüpcan YASİN
Çin Sosyal Bilimler Akademisi

Türkler ile Çinlilerin ilişkileri beş bin yıla yakın bir tarihe sahiptir. Bilindiği gibi, Orta Asya’nın ilk sakinleri olan ve yüksek düzlüklerde oturan Türkler, MÖ 3. bin yılın ortalarında bugünkü Shensi ve Kansu eyaletlerini, kendi kültürlerinin merkez sahası durumuna getirmişlerdir. Türk kültürü başlıca olarak bozkır hayatı üzerine kurulmuş ve gelişmiş; aynı kültür, sırf yerleşik hayata dayanan Çin kültüründen birçok bakımdan ileri gitmiştir. Dolayısıyla Çinliler, Türklerle ilk temasa geçtiği devirlerden itibaren Türk kültürüne merak duymuşlar ve tarih boyunca aynı kültürün koyu etkileri altında yaşamışlardır. Tarihin her çağında harp bakımından yükselmek ve refah içinde yaşamak isteğinde olan Çinlilerde, Türk kültürüne sıkı bir biçimde bağlanmak önemli bir araç olarak seçilmiştir.


Daha Fazla...

*Kanuniden Lale Devrine kadar Türk geleneklerinin Avrupaya tesirleri ve Türk kültür öğelerinin tesi
*Dünya tarihinin kavşağı Anadolu: Anadolu Türklüğünün uygarlık tarihine katkıları
*Türklerde çağdaş devrim birikimi olarak imparatorluk mirası

imhotep
17-08-2008, 01:06
Bilim ve Ütopya'nın Temmuz Sayısı

Sağlık sistemleri ne zamandan beri var?
Dr. Deniz AKGÜN
Halk Sağlığı Uzmanı

Kendi geleceğini inşa edebilmek için her kuşağın, geçmişinden faydalanmayı ve ondan kurtulmayı öğrenmesi gerekir.

Michael DAVIS

Günümüzde diğer ülkelerde yürütülen sağlık reformları için örnek olarak gösterilen Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD), asgari koşulları karşılayan bir sağlık sisteminin bulunup bulunmadığı konusu tartışmalıdır. Örneğin ABD’de halkın ilk aşamada başvurması gereken 1. basamak sağlık kuruluşları ve buna göre işleyen bir sevk zinciri yoktur. Dolaylısıyla 2. ve 3. basamak kurumlar olması gereken hastanelerin görev tanımları tam olarak yapılmamıştır ve sağlık hizmeti veren çeşitli kurumların çalışmaları sırasında organizasyonel bir işbirliği bulunmamaktadır.

Hititlerde tıp
Dr. Leyla MURAT
Ankara Üniversitesi DTCF Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü Hititoloji ABD

Dr. Fehmi KATIRCIOĞLU
Yüksek İhtisas Hastanesi Kalp- Damar Cerrahisi Bölümü

Tıp, pek çok bilimin ortaya çıkış temelini oluşturan günlük ihtiyaçlardan doğmuştur ve önceleri bilim dışı unsurlar olan din ve büyü ile iç içe olup zamanla tamamen modern tıp seviyesine ulaşmıştır.

MÖ 2 bin yılında Anadolu’da büyük bir devlet kuran ve yüksek bir medeniyete sahip olan Hititler, tıp konusunda Mısır ve Mezopotamya gibi büyük medeniyetlerin gelişmelerinden faydalanmışlardır.

Radikal evrimci insanbiliminde insan devrimi yaklaşımı
Efe Can Gürcan
Bilim ve Ütopya Yazı Kurulu Üyesi

Cem İsmail Savaş
Bilim ve Ütopya Yazı Kurulu Üyesi

Ülkemizde evrim tartışmalarının halâ gündemde olduğu şu sıralar, çağdaş Darvinciliğin önemli mevzilerinden evrimci insanbiliminin önerdiği insan devrimi yaklaşımının gündeme taşınmasının bu tartışmalara farklı bir yön daha katacağını düşünüyoruz.

Yeni bir bilim dalı: Anatoloji!
Prof. Dr. Remzi DEMİR
Ankara Üniversitesi, DTCF
Bilim Tarihi Anabilim Dalı

Anadolu’da yaşıyoruz; ama onu ne kadar tanıyoruz? Şurasını yadsımak mümkün değildir ki özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde bilimin çeşitli alanlarında yetişmiş olan araştırmacılar ve bilginler tarafından Anadolu’yu bazı yönleriyle konu edinen çok sayıda inceleme yapılmış ve bu incelemeler sonrasında, Doğa Bilimleri ve Beşeri Bilimler ile ilgili birçok alanda çok büyük miktarda bir bilgi birikimi derlenmiştir. Hatta (bazıları için yeterli görülmekle birlikte) bu noktada da kalınmamış ve söz konusu birikimden yararlanmak suretiyle Anadolu’yu odağa alan bazı tarihi ve siyasi öğretiler de geliştirilmiştir.

Zihin maddeye ve başka zihinlere etki eder mi?
Dr. Sultan TARLACI

Parapsikoloji bilimsel yöntemi ve uygulaması, tartışılan birçok konuyu inceler. Bu alanda bilim insanlarından çok şarlatanların sesi çıkar. Toplum önünde de genellikle popüler olmaları nedeniyle şarlatanlar bulunur. Bilim insanlarının sesinin az çıkmasından dolayı da yanıtlardan çok sorulardan oluşan bir konudur. Parapsikoloji, tıpkı metafizik gibi kenarda olan ve tam bilim olarak olgunlaşmamış bir çalışma alanıdır ve kelime anlamı olarak psikolojinin ötesinde, ardında, kenarında bulunan manasındadır. Psikoloji ise parapsikolojiden tamamen farklıdır. Amerikan Psikoloji Birliği’nin 155 bin üyesi varken, Parapsikoloji Birliği’nin 250 kadar üyesi vardır.


Daha Fazla...

*DNA çalışmaları kıtalar boyunca insanlığın kökenlerinin izini sürüyor.
*Küreselleşmenin içyüzü
*Batı çizgi romanında gericilik
*Batı mı? Bir kusma kulübüdür!
*Prof. Dr. Aziz Konukman ile Türkiye İktisadı ve Türkiyede İktisat Biliminin durumu üzerine bir söyl
*Piyasacı sağlık politikası uygulayan ülkelerde
*Yeni bir bölüm tasarımı: Bilim Tarihi Bölümü
*Aydın Sayılının dünya kültürüne katkısı
*Türk Müziğinin kültür ve uygarlık evrenine katkıları
*Türk kültürünün Çin kültürü üzerindeki etkileri
*Kanuniden Lale Devrine kadar Türk geleneklerinin Avrupaya tesirleri ve Türk kültür öğelerinin tesi
*Dünya tarihinin kavşağı Anadolu: Anadolu Türklüğünün uygarlık tarihine katkıları

prometheus4517
22-09-2008, 13:27
bilim ve ütopyaya değişik zamanlarda bilimsel çeviriler yaptım. yayınlandı. eğer bir fikriniz varsa, onlara karşı bile olsanız forumlarında yayınlıyorlar. bilim ve ütopya yöneticilerinden işçi partili olanlar var olmayanlar var. sadece iş amaçlı yapanlar var benim gibi gönüllü olarak çeviri yapanlar var. bu dergiyi okumak okutmak kimseyi işçi partili yapmaz. işçi partisiile ilgili bir sorununuz da varsa siyaset forumu orada duruyor. açın konuyu tartışalım. ben görüşlerinin % 90 ına katılıyorum. işçi partisi yöneticilerinin ve fikir babalarının da dünya devrim tarihinde türkiye için mihenk taşları olduğuna inanıyorum. siyasette saygı duyduğum nadir insanlar arasında doğu perinçek mehmet bedri gültekin ferit ilsever de var. yoksa sizde ergenekon yalanına inananlardan mısınız?

imhotep
01-10-2008, 22:30
Bilim ve Ütopya'nın Ağustos Sayısı


DNA Çalışmaları kıtalar boyunca insanlığın kökenlerinin izini sürüyor

DNA, Afrika'dan ta Güney Amerika'nın ucuna kadar süren binlerce yıllık yolculuğun gayet net olan resmini biraz daha parlattı.

Gary STIX
Gazeteci
Çev.: Murat TATAR

Usame Bin Ladin'in üvey kardeşi tarafından yönetilen bayındırlık şirketi, geçen yıl Kızıl Deniz'in Hint Okyanusu'na çıkışı olan Babü'l Mendeb Boğazı üzerine bir köprü kurmak istediğini açıkladı. Eğer bu iddialı proje gerçekleştirilecek olursa, Mekke'ye gidiş yolculuğunda dünyanın en uzun köprülerinden birini geçen Afrikalı kalabalık hacı toplulukları, insanlık tarihindeki en unutulmaz yolculuğun muhtemel rotasının yüzlerce fit üzerinden geçecekler. Elli veya altmış bin yıl önce, Afrikalı küçük bir topluluk –birkaç yüz, en fazla birkaç bin kişi– aynı boğazı küçük kayıklarla geçti, hem de hiç dönmemek üzere.


Zihin maddeye ve başka zihinlere etki eder mi?

Dr. Sultan TARLACI
editor@neuroquantology.com

(editor@neuroquantology.com)Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı.
Parapsikoloji bilimsel yöntemi ve uygulaması, tartışılan birçok konuyu inceler. Bu alanda bilim insanlarından çok şarlatanların sesi çıkar. Toplum önünde de genellikle popüler olmaları nedeniyle şarlatanlar bulunur. Bilim insanlarının sesinin az çıkmasından dolayı da yanıtlardan çok sorulardan oluşan bir konudur. Parapsikoloji, tıpkı metafizik gibi kenarda olan ve tam bilim olarak olgunlaşmamış bir çalışma alanıdır ve kelime anlamı olarak psikolojinin ötesinde, ardında, kenarında bulunan manasındadır. Psikoloji ise parapsikolojiden tamamen farklıdır. Amerikan Psikoloji Birliği’nin 155 bin üyesi varken, Parapsikoloji Birliği’nin 250 kadar üyesi vardır.




Yeni bir bilim dalı: Anatoloji

Prof. Dr. Remzi DEMİR
Ankara Üniversitesi, DTCF
Bilim Tarihi Anabilim Dalı


Anadolu’da yaşıyoruz; ama onu ne kadar tanıyoruz? Şurasını yadsımak mümkün değildir ki özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde bilimin çeşitli alanlarında yetişmiş olan araştırmacılar ve bilginler tarafından Anadolu’yu bazı yönleriyle konu edinen çok sayıda inceleme yapılmış ve bu incelemeler sonrasında, Doğa Bilimleri ve Beşeri Bilimler ile ilgili birçok alanda çok büyük miktarda bir bilgi birikimi derlenmiştir. Hatta (bazıları için yeterli görülmekle birlikte) bu noktada da kalınmamış ve söz konusu birikimden yararlanmak suretiyle Anadolu’yu odağa alan bazı tarihi ve siyasi öğretiler de geliştirilmiştir.




Radikal evrimci insan biliminde insan devrimi yaklaşımı

Efe Can Gürcan
Bilim ve Ütopya Yazı Kurulu Üyesi
Cem İsmail Savaş
Bilim ve Ütopya Yazı Kurulu Üyesi


Ülkemizde evrim tartışmalarının halâ gündemde olduğu şu sıralar, çağdaş Darvinciliğin önemli mevzilerinden evrimci insanbiliminin önerdiği insan devrimi yaklaşımının gündeme taşınmasının bu tartışmalara farklı bir yön daha katacağını düşünüyoruz.




Hititlerde Tıp

MÖ 2 bin yılında Anadolu’da büyük bir devlet kuran ve yüksek bir medeniyete sahip olan Hititler, tıp konusunda Mısır ve Mezopotamya gibi büyük medeniyetlerin gelişmelerinden faydalanmışlardır.

Daha Fazla...

* Sağlık sistemleri ne zamandan beri var?
* Küreselleşmenin iç yüzü
* Batı mı? Bir kusma kulübüdür
* Batı çizgi romanında gericilik

imhotep
01-10-2008, 22:33
Bilim ve Ütopya'nın Eylül Sayısı

Siyaset, Hukuk ve Devrim

Dr. Doğu PERİNÇEK
İşçi Partisi Genel Başkanı

Hukuk nedir?
Hukuk, devletin yaptırım gücüyle uygulanan kurallar bütünüdür. Hukuku, görenekler, ahlâk, edep-erkân, dernek tüzükleri gibi kurallardan ayıran özellik, devlet tarafından konması ve devletin zor gücüyle uygulanmasıdır. O nedenle hukuku tanımlamakta ve ayırt etmekte belirleyici kavram, devlettir.
Devlet varsa, hukuk vardır.
Devlet yoksa, hukuk da yoktur.
Hukuk varsa, devlet oluşmuş demektir.


Cumhuriyet Hukuku ve Mahmut Esat Bozkurt

Mehmet CENGİZ
Avukat

Hukuk, bir üstyapı kurumudur, altyapıya göre şekillenir. Ancak, oluştuktan sonra altyapıyı etkileyecek bir öneme sahiptir.
Türk Devrimi’nin hukuk anlayışını ve Mahmut Esat Bozkurt’u değerlendirirken de konuya bu gerçeklik temelinde yaklaşmak gerektiği kanısındayım. Belki bunun kadar önemli bir diğer gerçeklik ise Mahmut Esat Bozkurt’u o dönemin koşulları içinde değerlendirmek gerektiğidir.


Devrim ve Hukuk

Prof. Dr. Cahit CAN

Hukuksal gelişim, belirli bir dönemdeki hukuk düşünürlerinin ileri sürdükleri gibi, hukuka ilişkin düşüncenin gelişiminin doğrudan bir sonucu değildir. Hukuk, hukuk dışındaki sosyoekonomik gelişmelerin ürünü olarak varlığını kazandığı için, özellikle devrim-hukuk bağlamında, bu tarihsel gelişmelerin göz önünde bulundurulması zorunludur.


Tarbagatay Kırgızları

M. A. Çertıkov
Çev: D. Ahsen BATUR

Tarbagatay Kırgızları (zati adları: Kırgız, Tarbagatay Kırgızdarı veya Buddist Kırgızlar) Sincan eyaletinde Taçen bölgesinde Taçen ve Emin kazalarında yaşayan bir halk. Emin kazasında yaşayan Kazaklar onlara Moğol-Kırgız veya Kalmak-Kırgız diyorlar. Moğollarsa “Hamin Kırgız” (Kazak şehrinin Çince adı Hamin’den) ve bazen de “Kazak-Kırgız” diye söz ediyorlar. Rus bilim literatüründe ise adları Emel-Göl Kalmak Kırgızları, Emin Kırgızları şeklinde geçmektedir. Fakat Tarbagatay Kırgızları, Kalmak-Kırgızlar Müslüman oldukları için kendilerini onlardan ayırmak maksadıyla “Kalmak-Kırgız” etnonimini kullanmıyorlar.


Kırgızların Kökeni

Rüstem ABDUMANAPOV
Çeviri: D. Ahsen BATUR

Güney Sibirya, Kazakistan, Moğolistan ve Çin’in eski gerçekleriyle ilgili olduğu için, Orta Asya etnik tarihinin en tartışmalı ve çetrefil meselelerinden birisi Kırgızların kökeni konusudur. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle kullanılacak terminolojinin belirlenmesi gerekir. Biz burada eski Orta Asya Kırgızlarının resmi adı “Kırgız”ı kullanacağız. “Eski Kırgızlar” terimiyle ise 840 yılında Kırgız Hakanlığı adıyla bilinen devleti kuran ve Minusin çanağı ile Sayanlarda yaşayan halkı kastetmiş olacağız.

imhotep
04-12-2008, 00:50
Bilim ve Ütopya'nın Ekim Sayısı


Gazzâli’den (ölm. 1111) sonra İslam düşüncesinin epistemolojik görünümü

Prof. Dr. Şahin FİLİZ
Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi
Felsefe Bölümü

Eğer Eş’ari ve Gazzâli olmasaydı Müslümanlar Galileo, Kepler ve Newton’lar yetiştiren bir toplum olabilirdi.(2)
Gazzâli, salt felsefi spekülasyon alanında bir dereceye kadar septik bir tutum sergiler ve İslam teolojisini, Aristoteles’çi felsefeye bir tepki olarak ortaya koyduğu kadar, dini mistisizmini rasyonalizmin [...]


Gazzâlî’nin nedensel zorunluluğu eleştirisine
Bir filozof olarak İbn Rüşd’ün tepkisi

Yrd. Doç. Dr. Hasan Aydın
OMÜ Eğitim Fakültesi

İslam dünyasında, Gazzâlî ile başlayan Tehâfüt geleneği, İslamin klasik çağında farklı geleneklerin birbiriyle olan tartışmalarını irdelemek için önemli bir başlangıç noktası sunar. Tartışmaların hepsi ilgi çekici olmakla birlikte, bu makalede, sadece, Gazzâlî-İbn Rüşd tartışmasında merkezi bir yere sahip olan [...]


Tanrısal adalet ve kötülük sorunu bağlamında
İbn Rüşd’ün Eş’arîlere ve Gazzâlî’ye yönelttiği eleştiriler

Yrd. Doç. Dr. Hasan AYDIN
OMÜ Eğitim Fakültesi

Geçmişten günümüze, teoloji ve metafizik içerimli felsefe tartışmalarına bakıldığında, Tanrı sorunuyla birlikte, sorunun bir parçası olarak Tanrı’nın adaleti ve kötülük sorununun köklü tartışmalara yol açtığı görülür. Bu aslında hiç de nedensiz değildir; zira tek-tanrılı dinlerin ortaya [...]


İbni Haldun ve doğa

Prof. Dr. Ahmet ARSLAN
Ege Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı
Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü

Acaba İbni Haldun bütün bu birbirine bağlı konular, yani doğanın varlığı, yapısı, doğa yasaları, nedensellik, determinizm vb. hakkında ne düşünmektedir? Bu kavramlar Mukaddime‘de ve İbni Haldun’un diğer yapıtlarında özel olarak ele alınıp bir inceleme konusu yapılmazlar. Çeşitli vesilelerle onlara değinildiği durumlar [...]


Medeniyet çatışmasının temellendirilmesinde söylemlerin farklılaşması üzerine

Adem PALABIYIK
Sosyolog

Huntington’un “”Medeniyetler Çatışması” adlı tezinin geneline bakıldığı zaman, tezin genel perspektifinin “kültürler arası” farklılıklar etrafında şekillendiğini görmekteyiz. Ona göre, farklılıklar ideolojik, ekonomik ve siyasal olma özelliğini kaybetmiştir. Hâlbuki günümüze bakıldığında ideolojilerin hala baskın ve etkili olduğu ve de taraf olmayı ideolojinin belirlediği görülmektedir. Bugün Venezüella’nın, İran’ın ya [...]


Ülkemiz mimarlık tarihinde ilk akademisyen: Doğan Kuban

Feyziye ÖZBERK

“Türkiye bugün bütün görkemli coğrafyası, nüfusu ve tarihine karşın yamalı elbiseli bir fakire benziyor. Din ve cehaletin egemenliğinde demokrasi görülmemiştir. Ülke çağın gerisinde yaşıyor. Cehaletin egemen olduğu bir ekonomik ve düşünsel sömürge adayı… Ama dünya konjonktürünün ve toplumun gençliği ve dinamizminin, bu ortaçağ atmosferini bir gün [...]


Cumhuriyetin ilk yüksekokulu:
Zonguldak Yüksek Maadin ve Sanayi Mektebi

Prof. Dr. Bektaş AÇIKGÖZ
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Rektörü

17 Şubat-4 Mart 1923 tarihlerinde toplanan İzmir İktisat Kongresi’nin en önemli sonuçlarından biri de “Maden Sorunları” görüşülürken alınan, “En mühim bir servet kaynağı olan madenlerimizin kendi fen adamlarımız tarafından ilmi bir surette tetkik edilmesi.” kararıdır. Bu karar bir yıl sonrasına [...]


Evrimcinin Ahlakı (II)

Seçkin EROĞLU
Mikrobiyolog

Bu ay da geçen ayki yazımızın devamı olarak evrim kuramının ahlak felsefesine getirdiği açılımlara değineceğiz.
Türkiye için büyük ayıp: Richard Dawkins’in sitesine erişim, mahkeme kararıyla durduruldu!
Evrim karşıtı grubun başını çekenlerce açılan davalar sonucunda, yaşayan en popüler evrim biyoloğu olduğunu düşündüğümüz Prof. Dr. Dawkins’in İnternet sitesine Türkiye’den erişim engellendi. Türkiye, bu kararıyla dünya [...]


Galileo Galilei
İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog

Doç. Dr. Yavuz Unat
Ankara Üniversitesi
Bilim Tarihi Anabilim Dalı

İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog, Kopernik Sistemi’nin savunulduğu ve Aristoteles kozmolojinin eleştirildiği bir eser. Kitap diyaloglar biçiminde kaleme alınmış. Diyaloglar üç kişi arasında geçmektedir. Bu konuşmacılardan ilki Galilie’nin arkadaşı Lincei Bilim Akademisi üyesi Salviati, Galilei’nin fikirlerini ortaya koyar. Asıl [...]

dilaver
04-12-2008, 00:58
Yahu imhotep

Derginin aralık sayısı çıktı, sen hala Ekimi yazıyorsun. Mehter bile senden hızlı ilerliyor. :eek:

Bu arada seni gördügüme sevindim.

saygılarımla

imhotep
04-12-2008, 01:20
Yaf siteye daha yeni girebildik artistik yapma :D

Bayramda sizlerleyim. Hadi yine iyisiniz :p

Saygılar

imhotep
10-01-2009, 05:13
Bilim ve Ütopya'nın Kasım Sayısı

Bu ayki sayının temel konuları şunlar;

-İslam düşüncesinin epistemolojik görünümü
-Bir filozof olarak İbn Rüşd’ün tepkisi
-İbn Rüşd’ün Eş’arîlere ve Gazzâlî’ye yönelttiği eleştiriler
-İbni Haldun ve doğa
-Medeniyet çatışmasının temellendirilmesinde söylemlerin farklılaşması üzerine
-Ülkemiz mimarlık tarihinde ilk akademisyen: Doğan Kuban
-Evrimcinin Ahlakı (II)
-Zonguldak Yüksek Maadin ve Sanayi Mektebi
-Galileo Galilei: [...]

Bilim (http://bilimutopya.com.tr/?cat=3)

Evrimcinin Ahlakı(II) (http://bilimutopya.com.tr/?p=87)
Evrimcinin Ahlakı (II)
Seçkin EROĞLU
Mikrobiyolog
Bu ay da geçen ayki yazımızın devamı olarak evrim kuramının ahlak felsefesine getirdiği açılımlara değineceğiz.
Türkiye için büyük ayıp: Richard Dawkins’in sitesine erişim, mahkeme kararıyla durduruldu!
Evrim karşıtı grubun başını çekenlerce açılan davalar sonucunda, yaşayan en popüler evrim biyoloğu olduğunu düşündüğümüz Prof. Dr. Dawkins’in İnternet sitesine Türkiye’den erişim engellendi. Türkiye, bu kararıyla dünya [...]

Felsefe (http://bilimutopya.com.tr/?cat=5)

Gazzâli’den (ölm. 1111) sonra İslam düşüncesinin epistemolojik görünümü (http://bilimutopya.com.tr/?p=108)
Gazzâli’den (ölm. 1111) sonra
İslam düşüncesinin epistemolojik görünümü
Prof. Dr. Şahin FİLİZ
Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi
Felsefe Bölümü
Eğer Eş’ari ve Gazzâli olmasaydı Müslümanlar Galileo, Kepler ve Newton’lar yetiştiren bir toplum olabilirdi.(2)
Gazzâli, salt felsefi spekülasyon alanında bir dereceye kadar septik bir tutum sergiler ve İslam teolojisini, Aristoteles’çi felsefeye bir tepki olarak ortaya koyduğu kadar, dini mistisizmini rasyonalizmin [...]

Siyaset (http://bilimutopya.com.tr/?cat=6)

sürmen (http://bilimutopya.com.tr/?p=53)
Sürmene, Trabzon ‘un bir ilçesi. (שורמנה سورمنه Сourmeнe, Sourmene, Surmené, Surmene, Σoυρμενε, Sousourmania, Sussarmia, Sourmania, Humurgan, Hyssus)

imhotep
10-02-2009, 23:29
Bilim ve Ütopya'nın Şubat 2009 sayısı

Düşüncede Devrim
Evrim

Sümerliler'den Darwin'e bilimin öyküsü
Evrim Kuramı'nı anlayamayanlar Kemalizm'i de anlayamazlar!
Evrim Kuramı'nın bilimsel literatürdeki yeri
Evrim eğitimi ve öneriler



Evrim dosyası

"Bir yanda bilimin parlak sancağının öncülüğünde evrim ve ilerleme, öte yanda bağnazlık, yalan, akılsızlık ve barbarlık, boş inanç ve yozlaşma vardır (...). Evrim, gerçek uğruna verilen savaşın ağır topudur."

Prof. Dr. Ali Nihat BOZCUK


Evrim ve tıp: yeni kavramlar

Biyolojinin temel bir kuramı olan evrimin, biyolojinin insan sağlığına uygulanması olan tıpta birçok kavram ve uygulamaya yardımcı olması mümkündür. Diğer bilimlerde olduğun gibi tıp eğitiminde de evrimin yer alması ve yeni nesil hekimlerde de evrim bilincinin yerleştirilmesi büyük yararlar sağlayacaktır.

Prof. Dr. Şevket RUACAN


Gericiler, çeşitli bilim dallarını ilgilendiren Evrim Kuramı'nı anlayamazlar; bu nedenle Kemalizm'i de anlayamazlar

Evrimleşme sadece gericilerin konuşmaya başlamaz hemen ileri sürdükleri isnan ile maymunun hangi zaman diliminde birbirinden ayrıldığını inceleyen bir bilim dalı olarka görüldüğü sürece bir adım atamazsınız.

Prof. Dr. Ali DEMİRSOY


Sayıların dili ile evrim ve alternatif görüşlerbilim çevrelerince ne oranda dikkate alınmaktadır?

Bilimsel bilgi, belirli süzgeçlerden geçerek nesnelleşmiş olan bilgidir. Nesnelleşme önce mantıksal olmayı, sonra metodolojik olarak sınanmayı gerektirir. Bilimsel metodlarla yapılan sınamalar sonucu doğrulanıyorsa somutlaşır ve bilim çevrelerince itibar edilir... Sınanmış olmak bir yana, sınama niteliğine dahi sahip olmayan bir açıklama bilimsel olma niteliğini baştan yitirir.

Prof. Dr. Battal ÇIPLAK


Biyoloji eğitiminde evrim

Zaman içerisinde değişim olgusu olarak evrim, temel bilimlerin ve özellikle canlı bilimlerinin omurgasını oluşturan veriler bütünüdür. Bu nedenle evrim öğrenilmeden, hem biyolojide hem de temel bilimlerin diğer alanlarında bilimsel düşünme becerisi edinmede ve bilimsel veri üretmede önemli eksiklerin olması doğal olarak kaçınılmazdır.

Prof. Dr. Murat ÖZMEN


Evrim eğitimi üzerine

Evrim düşüncesinin insan yaşamının kalitesini nasıl artırdığı, sağlıkta, tarım ve hayvancılıkta, koruma biyolojisinde nasıl kullandığı örneklerle tanıtılmalıdır. Sözgelimi ilaç geliştirme veya aşı üretiminde memeli homolojisi göz önüne alınarak denemeler yapıldığı unutulmamalıdır.

Prof. Dr. Hasan H. BAŞIBÜYÜK


Bilimin doğası ve evrim eğitimi

Evrim eğitimini geliştirmek için yapılan çalışmalar bu konunun bilim ve bilimsel çalışmanın doğasını anlatan konularla desteklenmesi gerektiğine işaret etmektedir. Yapılan pek çok araştırma, Türkiye’de ve dünyada öğretmenlerin, öğrencilerin hatta bilim adamlarının bilimin doğası konusunda yetersiz fikirlere sahip olduğunu göstermektedir.

Dr. Serhat İREZ


Eyvah! Evrim teorisi, sadece bir teoriymiş (1)

Evrim teorisi sadece bir teori midir? Evrim teorisi sadece bir teori değildir. O, iyi bir teoridir. Evrim teorisi, giderek bir “üst teori”, bir “süper teori” olma yolundadır. Çoktan jeoloji, ekoloji, sosyoloji, psikoloji gibi birçok bilimi değiştirmeye ve dönüştürmeye başladı.

Doç. Dr. Ayhan SOL



Evrim = Tümevarım = Bilim
Yaratımcılık = Tümdengelim = Metafizik

Bilim, uzun ve sancılı bir savaşımdan sonra din ve geleneğe bağlı birçok önyargıyı temelden sarsmıştır. Kopernik, insanı evrenin merkezi olmaktan çıkarmıştır. Darwin ise, insanın tüm canlılarla aynı kökten olduğunu ileri sürüp göstermiştir.

Prof. Dr. Atıl BULU


Bergama ve tıp

Sağlıkta ilkler kenti olan Asklepion aynı zamanda tıp sembolünün de doğuş yeridir. MÖ 4. yüzyıla uzanan geçmişiyle Asklepion Sağlık Kenti, sağlık tanrısı Asklepios’a adanarak yapılmış ve MS 5. yüzyıla kadar, ünlü bir tedavi merkezi olarak kalmıştır.


Dr. Gönenç KOCABAY


Fizik doğa bilimidir ve matematiğin uzantısı olamaz

Yeni fizik kanunlarını ya da ilkelerini yalnızca matematik aracını kullanarak ya da deneyler yaparak ortaya çıkaramayız. Önemli ölçüde genellemeler yapmak ve yeni fikirler üretmek de gereksiz. Bazı yeni tür deney ve gözlem sonuçları bu işte önemli ölçüde yardımcı olur.

Prof. Dr. Oktay HÜSEYİN (GUSEINOV) – Dr. Sinan Kaan YERLİ


Sevim Tekeli: İlk kadın bilim tarihçimiz

Prof. Dr. Sevim Tekeli, uzmanlık alanı bilim tarihi olan ilk kadın akademisyenimiz ve bilindiği kadarıyla dünyada da ilk kadın bilim tarihçilerimizden biri. Türkiye’de yetişen ilk bilim tarihçisi, ilk astronomi tarihçisi…

Feyziye ÖZBERK


Yaşlılığa evrimsel bir bakış

Neden biz ve diğer canlılar ölmemek üzere evrimleşmedik? Neden yaşlanıyoruz? Neden yaşlanınca türlü hastalıklar, rahatsızlıklar peşimizi bırakmıyor?

Seçkin EROĞLU


Araştırma görevlileri: “Tartışılan, kadrolarımız değil üniversitenin geleceği…”

Prof. Dr. Kürşat YILDIZ

evrensel-insan
11-02-2009, 00:12
Saygideger imhotep;

Evrim = Tümevarım = Bilim
Yaratımcılık = Tümdengelim = Metafizik
Prof. Dr. Atıl BULU

Senin, gorusunu bilemem ama; yukaridaki alinti; hem bilimi-ki algiladigim, pozitif bilim-tumevarim ile sinirlama; hem de, yaratimciligi, bilimden ayirma ve metafizukle sinirlama; hem felsefi, hem mantik; hem nedenleme-reasoning- acisindan;, bilhassa; felsefi mantik acisindan- matematiksel mantik degil-haksizliktir. Kavram, bir yaratimciliktir ve bilim; kavram olmadan; islerlik kazanmaz. Ustelik; metafizigin ortaya koydugu; varlik olmasa; ve varligin siniflamasi olmasa; bilim uretemez. Bilimin uremesi icin; yaratimcilik gerekir. Evrim, yani olani deney ve gozleme tabi tutarak; teori ortaya atmak, sadece ispat ve kanittir. Uretim degildir.

Dusuncenin devrimi; tamamen uretimsel ise; devrim olur. ISPAT, KANIT VE SORGULANMAYAN BELGIT, AXIOM VE POSTULATLARLA YOLA CIKAN BILIM; URETEMEZ. Bilimin; tumdengelen yonunu; ortaya atan ve isleyen Karl Popper(1900 ortalari) dir. Cikarsama-tumdengelim- metodunu kullanarak; yanlislama ve curutmeyi bilime kazandirmistir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dewrim
10-03-2009, 01:53
İSLAM'IN DARWİNLERİ

Bu ay Doğu toplumlarının insanlığın bilgi biriki-
mine yaptğı katkıları "evrim" özelinde ortaya ko-
yan dopdolu bir sayı hazırladık.
Nazzam (ölm.845), Câhız (776-869), İbn-i Miskeveyh (970-
1035), Birûnî (973-1051), İbn-i Sina (980-1037),
İbn Tufeyl (1100-1185), Mevlana (1207-1273), İbn-
i Haldun (1332-1406), Kınalızâde Ali Efendi (1510-
1572) ve Erzurumlu İbrahim Hakkı (1703-1772) gi-
bi birçok İslam bilgini evrime ilişkin önemli fikirler
geliştirmişlerdir.
Fikirlerine ayrıntılı bir şekilde yer verdiğimiz
Câhız ve Birûnî'ye özellikle dikkatinizi çekmek isti-
yoruz. İki bilgini incelediğinizde Ortaçağ düşünürle-
ri değil Aydınlanma dönemi düşünürleri ile karşı
karşıya olduğunuzu düşüneceksiniz. Ampirik ve bi-
limsel metodlar kullanan, gözlemler ve bilimsel in-
celemeler yapan bu iki düşünür günümüz evrim
karşıtlarına ders verecek özelliklere sahiptir. De-
ğerli hocamız Prof. Dr. Ali Nihat Bozcuk'un da be-
lirttiği gibi "ABD'de son zamanlarda ortaya atılmış
olan Yaratılışçılık (creation science) ve devamı
olan Akıllı Tasarım (intelligent design), Hıristiyan
dinci radikallerin geliştirdiği ve yatırım yaptığı
akımlardır. Biz bu akımlara kanıp onların savunu-
cusu ya da yardakçısı olacağımıza kendi geçmişi-
mizde iz bırakan Türk ve İslam düşünürlerinin ev-
rim için söylediklerine baksak ve bugünkü bilimsel
görüşle karşılaştırıp varsa artılarını ve eksilerini
anlamaya çalışsak daha isabetli olmaz mı? "


Bilim ve Ütopya Mart sayısı

Güç Ver!

dewrim
10-03-2009, 01:55
Harun yahya'ya islam bilginlerinden gelen bu cevap en büyük tokat oldu.

imhotep
11-01-2010, 00:10
Bilim ve Ütopya Dergisi Ocak 2010 sayısı çıktı.


Kapak konusu: "Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türk Ütopyaları"


Gani Bayer
Bilim ve Ütopya
Genel Yayın Yönetmeni

Türk Ütopyaları

Anatole France şöyle diyor: Her ilerleyişin ruhu ütopya. Geçmişin ütopyaları olmasa, insanlar çıplak ve sefil, mağaralarda yaşarlardı hala; ilk site taslağını da ütopyalar çizer. İnsanca rüyalardan nurtopu gerçekler doğar.
Peki Türklerin ütopyaları var mıydı?
Bilim ve Ütopya dergisi buna “evet” cevabını verdi ve Osmanlının küllerinden yepyeni bir cumhuriyet kurulmasının yolunu açan, sanayileşmeyi, kadın haklarını, laikliği, halkçılığı ve cumhuriyetçiliği ütopyalarında işleyerek toplumun geleceğini şekillendiren Namık Kemalleri, Ziya Paşaları, Ruşenileri, Halide Edipleri, Müfide Feritleri ve diğer ütopycıların ütopik eserlerini inceledi.
Yeni yılın ilk sayısı olması başka bir anlam kattı dosyamıza.
Emperyalizm destekli gerici odaklar Ergenekon gibi operasyonlarla yargıya, orduya, basın kuruluşlarına, kitle örgütlerine ve siyasi partilere karşı bir saldırıya giriştiler. Bu saldırının diğer bir ayağı TÜBİTAK, YÖK ve TRT’ye karşı yürütüldü ve bu kurumlar bilimsel düşünceye karşı yürütülen kara propagandanın aracı haline getirildiler.
2009’da yaşanan gerici dalgaya karşı 2010 yılına ütopyaları hatırlayarak, hatırlatarak girmek istedik. Toplumsal bir çıkışsızlığa sürüklendiğimiz, sistemin, toplumu, bilim ve sanat hayatını karanlık bir cendere içinde tutmaya çalıştığı bir dönemde ütopyalara büyük bir ihtiyaç var. Geçmiş ütopyaların bilinmesi yeni ütopyaların yaratılmasına yol hazırlayacaktır düşüncesiyle “Türk Ütopyaları” başlıklı bir dosya hazırladık.
Gülün Gül İle Tartıldığı Bir Dünya
Sir Thomas More, 1516 yılında, dostu Rotterdamlı Erasmus’a, Ütopya’yı yazarken yüreğinin kabardığını söylüyordu. Bizde “Türk Ütopyaları” dosyamızı okurken bu duyguyu yaşayacağınızı düşünüyoruz.
Bilim ve Ütopya’nın hazırladığı dosyalar, büyük önemine rağmen görülmeyen, görülmek istenmeyen noktalara dikkat çekmeye çalışmaktadır. Bu dosyamızda ütopyaları, üzerinde fazla durulmayan bir noktadan yola çıkarak ele aldık. “Gülün gül ile tartıldığı” dünya özlemini işleyen ütopyaların kendi toprağımızda ki örneklerini ortaya koyduk.
Sayın Sadık Usta’nın dergimiz ve hazırladığımız ütopya dosyası ile ilgili belirlemesi şöyle:
“Ütopyaların, tıpkı roman alanında olduğu gibi, esas olarak “Batı toplumlarının ürünü olduğu, Doğu toplumlarınınsa onu ancak taklit edebileceği” tezi, öteden beri ileri sürülmektedir. Ne yazık ki Avrupamerkezci bu tez, Türkiye’nin akademisyen çevrelerinde de etkilidir. 1993 yılında yayın hayatına başlayan Bilim ve Ütopya dergisi ise bu tezin bir antitezi olarak ortaya çıktı ve Türkiye’de “insanlığın eşitsizliğe karşı mücadele ettiği her yerde ütopyanın da mutlaka olacağı” görüşünü yaygınlaştırdı.”
Ütopyacılar
Ütopyalar incelenirken, okunurken üzerinden atlanmaması gereken diğer bir konu da ütopyanın yaratıcılarının, ütopyacıların varlığıdır. Ütopyalar bir irade beyanıdır. Eşitsizliğe karşı ve daha iyi bir gelecek için mücadele etmenin beyanıdır. Ütopyalarımızı okurken onları kaleme alan, bu ütopyaların gerçekleşmesi için mücadele eden ütopyacıları unutmamak gerekiyor.
Cumhuriyet Devrimi Ütopyalardan Beslendi
“Türk Ütopyaları” dosyasını okurken özellikle bir noktaya daha dikkat etmenizi rica ediyoruz. Ütopyalar Cumhuriyet Devrimi’ni düşünsel açıdan beslemiştir. Bu ütopyalardan beslenmekle birlikte Cumhuriyet Devrimi’nin yarattığı aydınlanmacı, devrimci düşünsel havanın etkisini, toplumun ufkunda yarattığı atılımı Ruşeni’nin 1914 ve 1926 yılında yazılan eserleri arasındaki farkta görebilirsiniz. Okuyucularımıza bu farkı görebilmeleri için sayın Prof. Dr. Fevzi Demir’in makalesini ve Ruşeni’nin ütopyasını, Ruşeni’nin Atatürk’e sunduğu “Din Yok Milliyet Var” başlıklı raporu ile birlikte okumalarını öneriyoruz. (Bu raporun geniş bir özeti Atatürk’ün düştüğü notlar ile birlikte Şubat 2000, 68. sayımızda yayınlanmıştır. Ayrıca tam metni Sayın Doğu Perinçek’in “Kemalist Devrim- 2, Din ve Allah, Kaynak Yayınları, Ocak 2003 kitabında da yer almaktadır.)

Ütopik Türk Eserleri
-Ziya Paşa, “Abdülaziz Han, Ziya Bey, Ali Paşa” ve yazıldığı tarih 1869.
-Namık Kemal, “ Görülmüş bir Rüyadır”, Magosa, 1872.
-Ali Suavi, “Suavi Efendi’nin Rüya’-yı İcmailiyyesinin Telhisi”, 1887.
-Dr. Abdullah Cevdet Bey, Mahkeme-i Kübra, Matbaa-i İctihad, Mısır, 1908.
-Kılıçzade İsmail Hakkı, Pek Uyanık Bir Rüya, İçtihad, İstanbul, 1909.
-İsmail Gaspıralı, “Darürrahat Müslümanları”, Tercüman, 1887.
-İsmail Gaspıralı, “Kadınlar Ülkesi”, Tercüman, 1888.
-Servet-i Fünun yazarlarının “Yeşil Yurt” ve “Başka Dünyalar Düşü”, 1897.
-Hüseyin Cahit Yalçın, “Hayat-ı Muhayyel”, 1897.
-Tevfik Fikret, Yeşil Yurt Şiirleri, 1897.
-Halide Edip, “Yeni Turan”, 1912.
-Yahya Kemal Beyatlı, “Çamlar Altında Musahabe I, II”, 1913.
-Ziya Gökalp, “Kızıl Elma”, 1915.
-Müfide Ferit, “Aydemir”, 1918.
-Ethem Nejat, “Mesut Köy”, 1918(?)
-Ahmet Haşim, “O Belde”, 1921
-Abdülhak Hamit, “Arziler”, 1923.
-Ahmet Ağaoğlu, “Serbest İnsanlar Ülkesinde”, 1930.
-Yakup Kadri Karaosmanoğlu, “Ankara”, 1934.
-İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Rüyamdaki Okullar, 1936.
-Memduh Şevket Esendal, Yurda Dönüş, 1940.
-Peyami Safa, Yalnızız, 1951.
-Sevket Sürayya Aydemir, Toprak Uyanırsa, 1963.

Bir Örnek: Namık Kemal’in Rüyası
Her toplum kendi “ütopyasını” kendine has özgün bir üslupla yaratır. Ziya Paşa, Namık Kemal ve diğerleri de bunu yapmıştır. Namık Kemal, hem çağdaşlarını yetiştirmiş hem de kendisinden sonra gelen kuşakları kuvvetle etkilemiş ender aydınlarımızdan biridir. Onun hakkında Hüseyin Cahit Yalçın şunları söylüyor: “Gençlerde yurt ve özgürlük aşkını uyandırmak bakımından Namık Kemal’e bu ülke, sonsuza değin bir borç yükümlülüğüyle bağlı olmalıdır.”
Namık Kemal’in bu Rüya’yı 1872 yılında yazdığı anlaşılıyor. Namık Kemal dostlarına, eserin ancak Avrupa’da basılabileceğini belirtir, çünkü onu hiç kimse yayımlamaya cesaret edemeyecektir. Namık Kemal’in üslubu Ziya Paşa’nın üslubundan hem daha radikaldir, hem de daha edebidir.
Namık Kemal Rüya’sına “Bir akşam üstü Boğaziçinde deryaya hazır bir bağ köşküne gitmiş, garibane pencerenin köşesine oturmuştum” diye giriş yapar. Ardından “güneşli bir sahrada tıpkı Fransız devriminin “özgürlük abidesi” gibi, bir bulut içinde hürriyet perisi doğar. Uğradığı yerleri canlandırır, şenlendirir. Bütün ağaçlar çiçeğe durur, meyve verir, dağlardan, taşlardan nur akar; her yer renklenir; derelerden elmaslar dökülür; bu doğa üzerinde öylesine bir etkide bulunur ki insanlar bile her an büyüdüklerini ve canlandıklarını hissederler. Her yer gelişme kaydeder. Ülke cennete döner.” Orada “herkes ahlaklıdır, bilinçlidir ve kafaca gelişmiştir; mahkemelerde adalet hüküm sürer; hükümet halkındır, hürriyet vardır; eğitim ve akıl sayesinde bütün insanlar mutludur. Gökyüzünde uçaklar, denizde hızlı giden araçlar, her yerde saraylar ve köşkler vardır.”
“Ülkenin en yoksulu en zengin padişah kadar mutludur; en az zekaya sahip insanın beyni bile bir kütüphane kadar bilgi doludur; herkes orada kendince bir padişahtır.”
Namık Kemal’in Rüya’sı halka bir cennet vaadeder. Ama onun Hürriyet perisi aynı zamanda halkı gaflet uykusundan uyandırır, halka başını doğrultmasını, insanca yaşamak için kavga etmesini de ister.
Rüya’nın ütopik unsuru, Türk yazın tarihinde ilk kez bu derece göze çarpar. Eserinde halk iradesini, özgürlük kavramını, adalet ve eşitliği; bilimi, eğitimi, refah ve mutluluğu öne çıkaran Namık Kemal’in 1871 Paris Komünü’nü Hürriyet gazetesinde cansiperane bir şekilde savunduğunu ve Paris Komünü ayaklanmalarına katılan Türklerin çok yakın dostları olduğunu da bilmekte yarar vardır.
Hem Balkanlardaki siyasi bunalım hem de ülkedeki kıtlık ve ekonomik sıkıntılar, Padişah Abdülaziz’in tahttan indirilmesine yol açar. Yeni Osmanlılar, Namık Kemal’le yakın bir ilişki içinde olan veliaht 5. Murat’ı tahta çıkarırlar. Ancak tahta kısa bir süre sonra 2. Abdülhamit getirilir. Anayasa ilan edilmiş ve Meclis-i Mebusan açılmıştır. Hatta Ziya Paşa ve Namık Kemal anayasanın yazılmasında görevler de üstlenmişlerdir.
Ne var ki gelişmeler beklenildiği gibi devam etmez. Abdülhamit, 1876 yılında Meclis-i Mebusan’ı dağıtarak istibdat dönemini başlatır. Bu dönem tarihimizin baskı ve zulüm dönemi olarak da bilinir.
Toprak kayıplarının devam etmesi, Osmanlı’nın etnik parçalanma sürecine girmesi, halkın sefaleti, Yeni Osmanlıların devamı olan Jöntürk hareketinin güçlü bir şekilde gelişmesine neden olur. Artık muhalefet İttihat ve Terakki’de birleşmiştir. Cemiyet, dönemin en önemli aydın birikimini saflarında toplamıştır. Siyasi ve toplumsal arayışlar, sadece Osmanlı topraklarında değil, aynı zamanda Rusya üzerinde yaşayan Türkler arasında da sürmektedir. Bu dönemde Türklerin birlik ve bütünlüğünü savunan Türkçü akım da adım adım gelişmektedir.
19. yüzyılın başındaki Türkçülük akımı, esas olarak cumhuriyetçi, devrimci ve halkçı bir karakter taşımaktadır. Dönemin en ilerici aydınları hem Türkçüdür hem de halkçı. Hatta birçoğu laiklikten yanadır. Bu akımın en dikkate değer temsilcilerinden biri de Ali Suavi ve Kırım kökenli İsmail Gaspıralı’dır.

Türkiye Devrimi’nin ütopyaları
Sadık USTA
İsmail Gaspıralı’da ütopya
Doç. Dr. Nurettin ÖZTÜRK
Bir düşyaşam: Servet-i Fünun ütopyaları ve
Hüseyin Cahit Yalçın’ın Hayat-ı Muhayyel’i
Prof. Dr. Fevzi DEMİR
Bir Türk-İslam ütopyası: Ruşeni’nin rüyası
Rûşeni
Rûşleni’nin rüyası
Yrd. Doç. Dr. Faruk ÖZTÜRK
Türk düşüncesinde bir ütopya: “Mesut Köy”
Yrd. Doç. Dr. Ufuk ÖZCAN
Sıradışı, anakronik bir ütopya: Serbest İnsanlar Ülkesi
Prof. Dr. Uluğ NUTKU
İnsanın kültür varlığı
Prof. Dr. Şengül HABLEMİTOĞLU - Filiz YILDIRIM
Gençlerin gözünden sanal bir sosyal kapital olarak
“Facebook”
Doç. Dr. Sibel YILDIRIM
Türk iPS - uyarılmış çoklu yetkin kök hücreler
Prof. Dr. Ahmet SALTIK
GDO hakkındaki yönetmelik
Neden ivedilikle geri çekilmeli ya da iptal edilmeli?
Dilim’e göre / Kemal KIRAR
Bizim Üniversitelerimiz / Prof. Dr. Kürşat YILDIZ
Danıştay’ın Gerekçeli Kararı’nda Devrim Yasaları’na vurgu:
Hedef eşitlik mi eğitimin birliğini tahrip mi?
Arkeo - İzlem / Erkan ILDIZ
Bizans döneminde İstanbul’da yerleşik
Venedik ticaret kolonisi
Sağlıkta Ulusal Gündem /
Dr. S. Fehmi KATIRCIOĞLU – Dr. Ceyhun BALCI
Kitap Kurdu / İlyas KARATEPE
Matematiğin B&Ü’sü / Karahan KESKİNLİ
Çetin Ceviz Problemleri / Dr. Necmi DAYDAY
Bulmaca / Semra LARÇIN

imhotep
13-06-2010, 18:21
BİLİM VE ÜTOPYA MAYIS 2010 SAYISI


http://www.bilimveutopya.com/wp-content/uploads/2010/04/MAY%C4%B0S20101-217x300.jpg (http://www.bilimveutopya.com/wp-content/uploads/2010/04/MAY%C4%B0S20101.jpg)

Babaîler’den Cumhuriyet’e
İnsanoğlunun verdiği eşitlik mücadelesinin önemli bir dönemecedir Babaîler İsyanı. Yaşandığı dönemde ve sonrasında siyasal, toplumsal ve kültürel yapı üzerinde bıraktığı etki nedeni ile o dönem yaşanan diğer isyanlardan önem bakımından ayrı bir konuma sahiptir.

Doğrudan veya vakıflar aracılığı ile özel mülkiyete dayalı toprak sisteminin gelişmesi, göçebe halk için hayati öneme sahip olan ortak toprak mülkiyeti sistemi aleyhine bir durum yarattı. Bu durum, otlakların eskisi gibi ortaklaşa kullanılmasını isteyen göçebeler ile vergi yükü altında ezilen köylü kitlelerinin birleşerek toprak aristokratlarına, feodal sisteme karşı büyük bir mücadeleye girişmesine neden oldu. Babaîlerin hedefi ortak toprak mülkiyetiydi.

Dini inançları dolayısı ile hâkim siyasi otorite tarafından sapkın olarak nitelendirilen Babaîler, İslamiyeti kabul etmeden önce benimsedikleri dinsel yaklaşımları ve isyan sırasında etkilendikleri, öğrendikleri bazı inanç unsurlarını harmanlayarak kendi koşullarına uygun bir İslamiyet anlayışı geliştirmişlerdir. Daha maddeci ve halkçı bir dünya algılayışı barındıran bu inançlarını ortaya koydukları isyan ile korumuşlar, geniş bir kitle üzerinde etki bırakmasını sağlamışlardır ve böylece geleceğe aktarabilmişlerdir. Bunun en güzel örneklerini

“Yunus Emre der hoca

Gerekse var bin hacca

Hepisinden iyice

Bir gönüle girmektir” diyerek insan sevgisini hacca tercih eden Yunus Emre’de,

“Bak şu kışa bak şu güze

Ciğer kebap oldu köze

Muhammed’i bir top beze

Saran dünya değil misin” diyerek Hz. Muhammed’in de insan olduğunu hatırlatan Pir Sultan’da bulabiliriz.

Babaîler İsyanı,

“Kıldan köprü yaratmışsın

Gelsin kullar geçsin deyü

Hele biz şöyle duralım

Yiğit ise geç a Tanrı” diyen Kaygusuz Abdalları yaratmış ve “Putu yapan da tapan da insandır” diyen Tevfik Fikret ile 20. yy’a kadar uzanmış, Cumhuriyetimize önemli bir felsefi miras bırakmıştır.

“15. yüzyıldan itibaren “Ali kültü”yle birleşerek yepyeni bir oluşuma yol açacak olan önemli tarihsel zeminin temellerini atan, Osmanlı devletinin kuruluş yıllarında, Osman ve Orhan Beyler’in hizmetinde Bizans ucunda gazâlara katılarak bu genç devletin kuruluş sürecine katkıda bulunan” Babaîler konusunda en nitelikli eserlerden birisini vermiş olan sayın Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak isyanın nedenlerini, gelişimini, önemini ve isyanın önderlerinin dini yaklaşımlarını makalesinde ele aldı. Katkısı için kendisine teşekkür ediyoruz.

Bu sayımız aracılığı ile bu alanda önemli çalışmalara imza atmış olan değerli bilim insanı Prof. Dr. Iréne Mélikoff’u saygı ile anıyoruz.

TURÇEV dergi ödülü Bilim ve Ütopya’ya!

Çevre ve çevre sorunları konusunda bilinç ve duyarlılık, kamuoyunu bilinçlendirici, aydınlatıcı ve eğitici nitelikte haber, süreklilik ve takip, çevre konusunda ilgili kişi ve kuruluşları harekete geçiren nitelikte üslup, farklı ve yaratıcı bakış açısı, özel bir çevre sorununu sürekli işlemek ve çözümüne katkıda bulunmak kriterlerini göz önde bulundurarak değerlendirme yapan jüri, dergi kategorisinde “Yeşil Küre” ödülünü bu yıl Bilim ve Ütopya’ya verdi. Turizm Çevre ve Kent Gazetecileri Derneği (TURÇEV) tarafından her yıl geleneksel olarak verilen ödül töreninde BİLKOOP Başkanı Prof. Dr. Semih Koray birde konuşma yaptı.

Etkinliklerimiz sürüyor!

“Atatürk Devrimi, Bilim ve Pozitivizm” sempozyumu, Herkes İçin Bilim ve Felsefe Dersleri- Kuantum Teorisi ve Tarih Kursu etkinliklerimizi başarı ile gerçekleştirdik. Sırada, 8- 9 Mayıs 2010 tarihlerinde İzmir’de düzenleyeceğimiz Evrim Kursu var. Dergimizin hazırlıkları sürerken başvuru sayısı altmışı aşmıştı. Salonumuz 300 kişilik. 300 kişi ile kurs mu olur demeyin. Daha önceki kurslarımızdan çıkardığımız dersi aktarıyorum: Hiçbir kursta, hiç bir derste bu kadar canlı ve nitelikli tartışma göremezsiniz. Yerinizi biran önce ayırtmanızı öneriyoruz.

Etkinliklerimize sonbaharda başta Aydın ve Adana olmak üzere Anadolu’nun değişik illerinde devam edeceğiz.

1 Mayıs bayramınızı kutluyoruz.


Gani Bayer
Bilim ve Ütopya Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni

imhotep
13-06-2010, 18:23
BİLİM VE ÜTOPYA HAZİRAN 2010 SAYISI

http://www.bilimveutopya.com/wp-content/uploads/2010/05/Kapak-192-217x300.jpg (http://www.bilimveutopya.com/wp-content/uploads/2010/05/Kapak-192.jpg)



Gani Bayer
Bilim ve Ütopya
Genel Yayın Yönetmeni

“Matematik bilim mi?” veya “idealizm ve materyalizm” tartışması

“Matematik bir bilim midir?” tartışmasını felsefedeki idealizm ve materyalizm tartışmasının bir parçası olarak görmek gerekiyor.

Platon’un idealar kuramı bağlamında ortaya koyduğu matematik ile ilgili görüşleri tartışmada idealizm cephesinin en tipik örneğini teşkil etmektedir: Matematik bilgisi deneyimden bağımsızdır. Matematik bilgisi salt akılsal bir bilgidir. Matematiğin nesneleri deneyimden bağımsızdır. Değişmezdir. Matematik bilgisi de evrensel ve değişmezdir.

Peki gerçekten böylemidir? İnsan deneyiminin ve aklının matematiksel bilginin ortaya koyulmasında rolü nedir?

Cevabını aradığımız en kritik soru matematiğin gerçeklikle olan ilişkisine dairdir.

Bu sorulara cevap verirken aslında bilimin yönteminin ne olduğunu da ortaya koymuş oluyoruz.

Yayınladığımız dosyalar ile doğrudan veya dolaylı olarak üzerinde durmaya çalıştığımız önemli konulardan bir tanesi bilimin yöntemini ortaya koymaktır. Bunun sürekli vurgulanmasını, tartışılmasını çok önemsiyoruz. Çünkü bilimi, doğayı ve toplumu anlamak açısından en doğru yol gösterici olarak kabul ediyoruz.

Bilim ile doğanın ve toplumun işleyişini, yasalarını ortaya koyabilir, geleceğe ilişkin kestirimlerde bulunabilirsiniz. Daha mutlu bir toplum için bilimin verilerine göre konumlanarak özlemini duyduğunuz topluma emin adımlarla yürüyebilirsiniz. (Tabi bu anlayışın karşısında da fikirsel bir konumlanış var: Bilimsel bilgi, diğer bilgi türlerine göre herhangi bir üstünlük taşımamaktadır. Bilimsel süreç ile ortaya koyulan bilgi türü diğer bilgi türlerinden üstün değildir. Teolojik ve diğer bilgi türleri de bilimsel bilgi ile aynı değere sahiptir. Bu görüşlerin hâkim olması demek insanlığın yaşadığı büyük acıları kader ile açıklamaya çalışan başbakanların hâkim olması demektir. Demokrasi adına, özgürlük adına “kendi bilgi sistemleri içinde kendi doğrularını ortaya koymuşlardır.” Her “bilgi” sistemine eşit değer biçilmesinin sonucu budur. Bilimin doğrudan reddine karşı çıkanlar bir yana en üzücüsü ilerici, aydınlanmacı olduğunu belirten bazı kesimler, bilim adamları bu çekingen duruşları ile gericiliği kuvvetlendirmeye hizmet ediyor. Bu nedenlerle bilimin ne olduğunu işlemeye devam edeceğiz.)

Bu ayki dosyamız oldukça zengin. Farklı matematikçiler, fizikçiler ve bilim tarihçileri matematiği tartıştı, matematiğin tarihini ortaya koydu. Tüm yazarlarımıza teşekkür ediyoruz.

Bilim ve Ütopya’ya bir ödül daha

Turizm Çevre ve Kent Gazetecileri Derneği (TURÇEV) tarafından her yıl verilen “Yeşil Küre” ödülünü dergi kategorisinde Bilim ve Ütopya almıştı. Bu yıl ikinci ödülümüzü Vefa Lisesi’nden alacağız. Her yıl verilmekte olan “Vefa Lisesi Kemal Sunal Kültür Sanat Ödülleri” ne en iyi dergi dalında Bilim ve Ütopya layık görülmüş. Ödül verilecek kişi ve kuruluşlar öğrenciler arasında yapılan anket sonuçlarına göre belirleniyor. Ödülü 10 Haziran’da yapılacak tören ile alacağız. Ödül; yazarı, okuru ve çalışanları ile Bilim ve Ütopya ailesinindir. Bilim ve Ütopya olarak verdiğimiz mücadelenin liseli gençler tarafından, köklü bir lise olan Vefa Lisesi öğrencileri tarafından taçlandırılması bizim için büyük bir onur ve gururdur.

Belçika’dan tüm Avrupa’ya

Bilim ve Ütopya Avrupa’da çalışmalarına hız veriyor.

Şu an Belçika merkezli yürütülen çalışmalarımız kısa sürede oldukça iyi bir başarı göstermiştir.

Belçika Temsilcimiz Sayın Ulaş Sarıtaş’ın sorumluluğunda yürütülen çalışmaları önümüzdeki aylarda diğer Avrupa ülkelerine de taşımayı planlıyoruz. Etkinliklerimiz aracılığı ile Avrupa’da bulunan aydınlanma dostları ile işbirliğimizi geliştirmeyi, özellikle gençler arasında aydınlanmacı bilincin geliştirilmesini hedefliyoruz.
Belçika temsilciliğimiz iki hafta gibi kısa bir sürede 30’a yakın abone yapmıştır. Abone kampanyası ile dergimize güç veren, bu yolla Türkiye’de yürütülen etkinliklere katkı sunan Belçika temsilciliğimiz birde Facebook sayfası oluşturdu: Bilim ve Ütopya Dergisi- Belçika
http://www.facebook.com/home.php?#!/group.php?gid=119355468095979&v=wall&ref=ts (http://www.facebook.com/home.php?#%21/group.php?gid=119355468095979&v=wall&ref=ts)

Özellikle gençlerimiz üzerinde yürütülen tarikatçı kara propagandaya, toplumsal duyarlılıktan yoksunlaştırıcı, kimliksizleştirici faaliyetlere karşı, “Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir.” ilkesini hayata geçirmeye çalışan Belçika Temsilciliğimize tüm dostlarımızın yardımcı olmalarını, katkı sunmalarını rica ediyoruz. (Ulaş arkadaşımızın iletişim bilgilerini dergi künyesinden edinebilirsiniz.)

Evrim Kursu

Evrim Kursu’nu mayıs ayında İzmir’de de başarı ile gerçekleştirdik. Verimli olması, dikkatlerin dağılmaması için dersleri tüm kurslarda yarımşar saat yapmıştık. Prof. Dr. Ali Demirsoy hocamız tam dört saat konuştu, üstelik sorularla tartışmalarla. Sadece 20 dakika ara verdi. Kurs katılımcılarından gelen ve bize iletilen diğer olumlu düşünceler bir yana bu bile kurslarımızın ne kadar verimli olduğunu gösteriyor. (Ayrıntılı bilgileri gelecek sayımızda yayımlayacağız.)

Keyifli okumalar.


Dergide yer alan konu başlıkları ve yazarlar şunlar:

Matematik Bilim Midir?

Matematiğin Gerçeklikle İlişkisi Nedir?

Yaratıcılık, Sanat ve Matematik

Matematiğin Ortaya Çıkışı

Sumerlerde Matematik


Yazıları ile…
Prof. Dr. Ömür AKYÜZ
Prof. Dr. Melek D. GÖKDOĞAN
Prof. Dr. Timur KARAÇAY
Prof. Dr. Semih KORAY
Prof. Dr. Erdoğan ŞUHUBİ
İbrahim OKUR
Prof. Dr. Ali Ulvi YILMAZER
Prof. Dr. Nurdan İNAN: Yanlış soru maymundan mı geldik?
Erkan ILDIZ: Sikkeden önceki para
Nural GÜRAN: Köy Enstitüleri’nin TÖS’ün başarılarındaki izleri

No God No Sadness
13-08-2011, 11:43
Bilim ve Ütopya Dergisi'ni rahatlıkla Mephisto dükkanlarında bulabilirsiniz ancak Bilim ve Gelecek Dergisi için aynı şeyi söyleyemem..

ALKA
31-07-2012, 23:12
Bilim ve Ütopya Ağustos sayısı çıktı!

Başlangıçta Söz Yoktu!
DİLİN EVRİMİ ve İŞLEVİ


Prof. Dr. H. Tuğrul ATASOY
İnsan beyni ve dilin evrimi
Yalnızca bir yılda okur-yazar olmak bile mantığın ve dilin kullanımı açısından çok büyük ve ilginç değişimlere yol açmaktadır. Şimdi bildiğimiz dili kullanan ve kullanmayan aynı beyin kapasitesine ve vücut yapısına sahip iki farklı insan grubu arasındaki bilinç farklılığını düşünelim. Elimizde deney olanağı olmasa da eminim şunu söyleyebiliriz: Dil bizi ve beynimizi değiştiren en büyük itici güçlerden birisi, belki de en önemlisidir.

Prof. Dr. Erksin GÜLEÇ
İnsanda beynin evrimi ve dilin doğuşu
Homo cinsinin ortaya çıkması ile birlikte, taş alet yapımı ve ellerin daha aktif şekilde kullanılması, ateşin icadıyla birlikte dişlerin küçülmesi ve en önemli faktörlerden biri olan sosyalleşme olgusu beyinin büyüme ve karmaşıklığının artışını çok hızlandırmıştır. Konuşma ise beynin evrimsel değişimi ile değişen yaşam biçiminin eleborasyonu sonucu ortaya çıkmıştır. Böylece sosyal örgütlenme farklılaşmış ve sözlü iletişim geçmişten günümüze en güçlü adaptasyon haline gelmiştir.

Dil, el hareketleriyle ortaya çıktı
Dil, sosyal bağlardaki ve sosyal ve pratik anlayıştaki tutarlı yararlar ile birlikte, ‘kimin, neyi, kime, ne zaman, nerede ve niçin yaptğını’ açıklamak, böylece kişisel deneyimlerin paylaşılmasını sağlamak için evrimleşmiş gibi görünüyor.

Prof. Dr. İclâl ERGENÇ-Doç. Dr. Özgür AYDIN
Biyolojik ve zihinsel bir organ: Dil
Dilin, insanı diğer canlılardan ayıran bir özellik olarak sayılması, insanın sadece konuşma yeteneğine sahip olmasından kaynaklanmaz. Zihinsel bir organ, biyolojik bir varlık olarak ele alınan dil, insanın bilişsel yetilerinin belki de en karmaşık olanlarından biridir.

Arş. Gör. Emel KÖKPINAR KAYA
Yapısalcılık bağlamında dil ve kültür
Dil ve kültür bağlantısından öte “dil” ve “kültür” kavramlarının yapısalcı bağlamda benzerliklerini ortaya koyan ve her iki kavramın göstergeler çerçevesinde nasıl yorumlanabileceğine dair açıklamalar sunan bu yazı ayrıca dilin göstergesel yapısının toplumun dönüşümü ve bireylerin kimliklerinin kurgulanmasındaki rolünü de vurgulamaktadır.

Bilgesu SAVCI
Materyalist bir dil felsefesine doğru
Dil neredeyse tüm ideoloji üretimi alanlarında bulunan bir “harç” görevindedir. Fakat ideolojilerin tümüyle dil ile oluşturulduğunu söylemek yanlış olacaktır. Nitekim ideolojileri belirleyen altyapıda ekonomik üretim ilişkileri yer almaktadır. Bunun nedeni ise bir insanın toplumsal formasyon içindeki ekonomik koşullarının yine o insanın bilincine yön vermede sahip olduğu başat roldür: “Bir kulübede saraydakinden farklı düşünülür.”

Yıldız CIBIROĞLU
‘Anne’ dili ‘Baba’ dilinden önce başladı!
Kaya resimlerinde yavrusu bacakları arasında olan hayvan dişidir. Heykelciklerde ise anne çocuğunu kucağında taşır, kucağında çocuk taşıyan hiçbir erkek heykelciği yok. ‘Anne’ dilinin ‘Baba’ dilinden önce başlamasının sebebi annenin, ‘bir’ değil de ‘iki’ olmasıdır! Türkçede ‘eki’ hem kadın eş, hem de ‘iki’ anlamına gelir.

Prof. Dr. Namık Kemal PAK
Higgs bulundu
Mevcut tüm bilgi birikimimiz, ki deneylerle doğrulanmış Standart Model adını verdiğimiz bir çok kavram ve olgudan oluşmaktadır. Bu düşünsel çerçeve bir takım kavramsal ve gözlemsel çelişkiler ve sorunlar da içermektedir. İşte asıl bu sorunlar ve çelişkiler LHC’den daha yeni neler beklememiz gerektiği konusunda bizlere yol gösterecektir.

İbrahim KORKMAZ
Şair ve Patron’dan Parasız Yatılı’ya: Derviş-Şair
Derviş şair Cemal Süreya şöyle yazmaktadır: “Bana öyle geliyor ki Sabancı’nın şairi olamaz.” Burada Cemal Süreya, hiçbir şairin Sabancı’nın şairi olamayacağını ifade etmektedir, şimdi, neredeyiz? Derviş şair, açıktır ki, patronu aşmıştır, onu patrona bağlayan tüm geçimsel düzeni yıkmıştır ve yalnız kendi adına da değildir bu, başkaları için de bir tavır söz konusudur.

Ahmet SAY
Müzikte modern dönem (2)
Çağımız müziğinin başlıca özelliği, müzik sanatının teknolojik gelişmeyle sıkı bağlar içinde bulunmasının getirdiği sonuçlardır. 20. yüzyılda sıçramalı bir gelişim gösteren teknoloji, müziğin çok daha yaygın biçimde dinlenmesini sağlamış, besteci ile dinleyici kitleler arasında yeni bağlar kurmuştur. Modern teknolojinin getirdiği aygıtlar sayesinde müzik, tarihte daha önce yaşanmamış bir yayılma gücü kazanmıştır.

Tıp: Öncesi ve Ötesi
Doç. Dr. Tamer AKÇA
Tehlikeli Vera Drake’lere açılan yol
Gebeliğin sonlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin geniş toplumsal uzlaşı ile yapılması en ideal yöntemdir. Bu konu hakkındaki görüşler bireysel, toplumsal, coğrafi ve dönemsel olarak değişebilir. Ancak insan olmakla doğuştan kazanılan hakları ve insanlık onurunu hiçe sayan manevi ve toplumsal baskı yaratmak amaçlı girişimler, anayasa ile güvence altına alınmış bireysel özgürlükleri temelinden sarsacak ve toplum barışını tehlikeye atacaktır.

Bilimin Felsefesi ve Tarihi
Arş. Gör. Ömer Faik ANLI
Hellenistik Dönem düşüncesi
Hellenistik Dönem’in felsefi hakikati, Platon ve Aristoteles’in mirası olan epistemolojik ve ontolojik bütünlüğünden ödün vererek etik hakikat olarak kendisini gösterdi. Böylesi bir manzarada, felsefenin bilimsel çalışmalar için yol açıcı bir nitelik taşımaması doğal bir sonuç olarak görünmektedir.

Arkeo/Görüş
Erkan ILDIZ
Antik Dönem’de bankerlik ve noterlik
Eski Yunan ve Roma dünyasında, bazı bankerler aynı zamanda noterlik de yapmışlar, ancak noterlik daha sonraki dönemlerde sadece bu işle uğraşan yetkili şahıslarca yürütülmüştür.

Doğa Tarihinden Notlar
Prof. Dr. Atike NAZİK
Jeolojik zaman içinde yaşamın anahtarları
Ostrakod evrimi
Ostrakodlar, sistematik olarak çok hücrelilerin Eklem bacaklılar dalına (Arthropoda) dalına aitler. Bireyler en çok 1 cm boyunda oldukları için de mikroskobik canlılar. Gelişmiş çok hücrelilerin özelliklerini taşıyan, mikroskobik canlılar olmaları bakımından şaşırtıcılar.

Bilim ve Teknoloji Güncesi

Dilime Göre
Kemal KIRAR
Üç kıta

Çetin Ceviz Problemleri/ Dr. Necmi DAYDAY

Kitap Kurdu/ İlyas KARATEPE

Ödüllü Sözcük Bulmacası/ Semra LARÇIN



İletişim için:

0312 418 52 64

iletişim@bilimveutopya.com.tr