PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Duyurucu1 'in köşesi


Sayfa : [1] 2

duyurucu1
23-04-2008, 21:13
1-Bu yazıyı cebrail yazdırdı!

Cebrail,mikail,İsrafil,Azrail kelimeleri ile ifade edilen varlıklar veya şeyler ne anlama gelmektedir?Biz diğer kelimeleri şimdilik bir tarafa bırakacağız sadece cebrail kelimesine bir bakış atacağız.

-ail=akıl,ayrı parçaları birleştiren,baş ,fuazzl daki parçaların birleştirilmesi
-cebir=zor,gizli,bilinmeğen,diklenen,kesen inkıtaya uğratan, demektir.
-Cebrail ise zorlanan,zorlayan akıl,bilinmeyen gizli akıl demektir.Parçaları birleştiren akıl.Cebrail ve diğer meleklerin çözüm noktası burasıdır.

Her insanda akıl(ail)vardır.Ama her insanda cebrail(zorlanan,zoralayan,parçaları birleştiren,muhakeme eden akıl yoktur.Genellikle ve çoğunlukla insanlardaki akıl, *normal akıldır.Bu akıl sorgulamaz.Neden?Nasıl?Niçin? diye sorular sormaz.Eskiden gelen ne varsa kabul eder.Geleneklerine sıkı sıkıya bağlıdır.Başkalarının neden?Nasıl?Niçin? diye sormaları da bu akla sahip olanı rahatsız eder.Çünkü sorular sorulmaya başlanınca mevcut statüko değişecektir.Bu akla sahip olan insan *statükodan yanadır.Statüko şayet bozulacaksa kendi aleyhine bozulsun istemez.Uzun vadeli değil kısa vadeli düşünür.Menfaatlerini kısa dönem için korumayı hedeflemiştir.

Oysa sayıları çok az da olsa, bazı insanlar sorgularlar.İlgili oldukları alanda Neden? Nasıl? Niçin? sorularını sorarlar.Mevcut sınırları zorlarlar.Statükoyu zorlarlar.Uzun vadeli menfaatlerini düşünürler.Onun için bu insanlardaki akıla(muhakeme yeteneğine)zorlayan akıl yada zorlanan akıl diyoruz.Yada bu insanlardaki akıla cebrail diyoruz.Eğer bu akla sahip olan insan soruların cevaplarını bulamıyorsa zorlanır.Bu nedenle bu akıl zorlanır ve aynı zamanda zorlar.

ZORLAYAN VE ZORLANAN AKILA CEBRAİL DİYORUZ.

Cebraile bu anlam yüklenince Kur’an’ın Muhammed ve Cebrail ile ilgili ayetleri daha kolay anlaşılır ve bu ayetlerinde ayakları yere basar.Muhammede vahyin nasıl geldiği de açıklığa kavuşmuş olur.Cebrailin Muhammed ile nasıl konuştuğu da anlaşılmış olur.

Buradan şu sonucu çıkarabiliriz Cebrail uçan ve Muhammede vahiy getiren Muhammedin dışında bir varlık değildir.Muhammedin zorlanan ve zorlayan,muhakeme eden aklıdır.Biz bu görüşle Muhammede ve onun Cebrailine saygı duyuyoruz.

Bu yazıyı da bize kendi Cebrailimiz yazdırdı.Bu da böyle biline.
* *

:lol: :roll: *:idea: *:evil: *:wink:

dolfen
23-04-2008, 23:13
cebo=muho *

ne yani bu mudur


:lol:
m=2mc2 mi?????

frodo
25-04-2008, 00:53
Doğrusu "hüdhüd" kuşunun aslında Hititli bir yüzbaşı olduğunu öğrenmiş(!) biri olarak Cebrail'in bu yeni anlamı beni şaşırtmadı. Ama kafamı karıştırmadı desem yalan olur. Bildiğim kadarı ile kuranda cıbril olarak geçen meleğin ismi dilimize Cebrail olarak yerleşmiş. Şimdi kurana göre ve arapça (süryani dilinden olduğu da iddia edilir) Cıbril dilmize Cebrail olarak yerleşmiş. Yani dilsel olarak deformasyona uğramış Cıbril Cebrail olmuş. Duyurucu arkadaşımız bozularak dilimize *yerleşmiş bu kelimeyi arapça tefsire kalkmış. Gel de çık işin içinden *:(

Demek ki 2/97 ve 98 de bahsedilen Cıbril statükoyu kabul etmeyen akla verilen isimmiş.

97. Şunu de: "Kendinden öncekileri doğrulayıcı, inananlara yol gösterici ve müjde olarak ALLAH'ın izniyle bunu kalbine indiren Cibril'e her kim düşman olursa,
*

98. "Evet, ALLAH'a, meleklerine, elçilerine, Cibril'e ve Mikal'e kim düşman olursa bilsin ki ALLAH da kafirlerin düşmanıdır."

Öğrenmenin yaşı yok bir kez daha öğrendik.

evrensel-insan
25-04-2008, 05:36
Saygideger duyurucu1;

Akla yon veren akli sorgulayan zekadir.Bu da kullanmak isteyen ve kullaniminin bilincine varmis her fertte vardir.

Akil ortaya koyan, dile getirendir.Zeka ise aklin dile getirdiginin verisidir.Maalesef nokta dil sisteminde iliski sadece verileni alir, *verilenin arkasinda ki zekayi degil.

O yuzden zekanin iliskide sorgulanmasi genelde goz ardi edilir.Akil bir seye-mesela-guzel der, buradaki zekanin yaptigi o akla neden guzel dedirttigidir.

Bana bu yaziyi da zekam yazdirtti.

Saygilarimla;
evrensel-insan

ozgur_beyin
25-04-2008, 09:51
Bana bu yaziyi da zekam yazdirtti. EVRENSEL

YAHU EVRENSEL, ŞU ZEKANA, BİRDE VARA YOĞA YAZMAMAMN GEREKTİĞİNİ ANLATABİLSEK

evrensel-insan
25-04-2008, 10:58
Saygideger ozgur_beyin;

Hangi konularda yazip, hangi konularda yazmamami oneriyorsun, hele bir de bakalim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

aydoe
25-04-2008, 11:21
Hadis-i Şerif'te 'Allah'ı o kadar çok hatırlayın, o kadar çok anın ki neticede size deli desinler buyurulmaktadır. (Tirmizi,Zühd 39;Müsned,3/68-71;6/17)

Zorla oluşturulan akla sokma akılda denilmektedir.Sokma akılla bir yere varılamaz.
Düşünce özgür olmalıdır,zorlama düşünce olmaz ,sabit fikir oluşur ki sonu akıl hastalığıdır.

duyurucu1
25-04-2008, 12:42
2-CUMA NAMAZI, OLARAK NİTELENEN VE TOPLU OLARAK KILINAN BİR NAMAZ TÜRÜ VAR MIDIR?

62/9-Ey inananlar!Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında,Allah’ı anmaya/Allah’ın zikrine koşun.Alış-verişi bırakın.Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.

62/10-Namaz kılınınca hemen yer yüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın.Allah’ı çok anın ki,kurtuluşa erebilesiniz.

62/11-Bir ticaret yahut oyun eğlence görürür görmez,dağılıp ona yöneldiler de seni ayaküstü bıraktılar.Onlara de ki,Allah katında bulunan,eğlenceden de,ticaretten de hayırlıdır.Ve Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.

CUMA NEDİR?

Cuma günü Muhammed döneminde Araplar için bir toplanma günüdür.Nitekim Yahudiler için Cumartesi Hıristiyanlar içinde Pazar günleri toplantı günüdür.Araplar toplantının kendisine de Cuma diyorlar toplantının gününe de Cuma diyorlardı. “Cumadan geliyorum!”ifadesi “Toplantıdan geliyorum!”anlamındadır. “Cumaya kadar borcumu vereceğim!”ifadesi de “Geleneksel haftalık toplantı günü olan Cuma gününe kadar borcumu vereceğim!”anlamındadır.Yani Cuma gününün veya bir başka günün diğerinden hiçbir farkı ve kutsallığı yoktur.Veya Cuma günü veya bir başka günde yapılan iyi işler diğerlerinde yapılan iyi işlerden daha fazla sevap kazandırmaz.Daha az sevap da kazandırmaz.Yine Cuma kelimesindeki toplantı anlamı Anadolu alevilerinde değişerek “Cem” halini almıştır.Cem’de toplantı demektir.Cumada toplantı demektir.Aralarında hiçbir fark yoktur.Hatta matematikte alt alta yazılanları toplamak için “Şunları cem et!”yada “Cem’an şu kadar yani toplam şu kadar *“ifadeleri kullanılır.Alevilerin toplantı mekanlarına “Cem evleri”sünnilerin toplantı mekanlarına “Cami”adı verilmiştir.

Bize göre 62/9 ayetinde belirtilen toplantının illada Cuma günü olacağı şeklinde bir anlam çıkarılamaz.Müslümanların her toplantısı cumadır.Eğer toplantı Perşembe günü düzenlenmişse o gün yapılan işte cumadır(toplantıdır)

Diğer konularda olduğu gibi Muhammedden sonra gelenler Yahudilerin dinsel toplantı günlerinin Cumartesi,Hıristiyanların toplantı günlerinin pazar olması karşısında müslümanların toplantı zamanını da Cuma olarak resmileştirmişlerdir.Hıristiyanların ve yahudilerin yaptıkları gibi toplu namazı koymuşlardır.Toplu namazın kurallarını belirleyip resmileştirmişlerdir.

MUHAMMED DÖNEMİNDE İNSANLAR TOPLANTIYA NASIL ÇAĞRILACAKLARDI?

Çan çalınsa olmazdı.Bu gelenek hıristiyanlara özgüydü.Ezan Muhammed döneminde mi oluşturulmuştur?Bilmiyoruz.Ama ezanda İslamiyet dininin ana sloganları vardır.Eğer bir yerde ezan okunuyor ise insanlara ana sloganlarla İslamiyet dini ilan ediliyor demektir.Ama Arapça ezan insanlara sloganda anlatılmak istenen mesajı ulaştıramaz.Bizim tahminimize göre Muhammed döneminde bu ana sloganlar yüksekçe bir yerden Arapça olarak ve Araplara hitaben, bağırılarak toplantıya çağrı yapılmıştır.Bu çağrılar ihtiyaç oluştukça yapılmıştır.Zamanımızda ise çağrı usulü artık ezan olamaz.Teknik çok geliştiği için ezan vasıtasıyla çağrı yapılması çok ilkel bir usül olur.

İNSANLAR CUMAYA NİÇİN *ÇAĞRILIYORLARDI?

Muhammed döneminde insanlar toplantıya namaz kılmak üzere çağrılmıyorlardı.Kur’an’ın kurallarını dinlemek, üzere çağrılıyorlardı.Yada o yörede görüşülecek bir konu olduğunda,şura için,danışma için çağrılıyorlardı. Nitekim eski Yunanda ve Anadoluda site-şehir devletlerinin hemen hemen hepsinde bir tiyatro vardı.Yarım ay şeklindeki bu tiyatrolarda site sakinleri toplanıyor ve yönetime karşı görüş bildiriyorlardı.Kendi şehirlerini ilgilendiren meselelerde tartışıyorlardı.Yarım ay şeklindeki bu tiyatrolarda tartışmalar yapılınca bu toplantılara “Forum”deniyordu.Arap çöllerinde Muhammedin yaptığı da site devletlerinde yapılan uygulamayı kendi toplumuna uygulamak olmuştur.Çölde o dönem kalıcı bir tartışma alanı yapma olanağı yoktu.Çünkü Arap toplumu tam yerleşik bir toplum değildi.Göçebeydi.Bu nedenle şura zamanları toplanılacak mekanlarda açık hava olabilirdi.Muhammed insanları belirlenmiş bir mekana çağırmamıştır.Hareket halinde göçebe bir toplumun hareket halinde bir lideri olarak toplantılarını değişik yerlerde yapmıştır.Konuştuğu mekanlar genellikle üstü açık mekanlar olmuştur.Bir ağaç gölgesi,bir su kenarı,bir vaha insanlara Kur’an ayetlerini söylemek için uygun mekanlardı.Bu nedenle Cuma toplantılarını sadece Cuma günü yapılan değil,ihtiyaç oluştukça ve insanların ezanla çağrıldıkları ŞURA TOPLANTILARI/FORUM TOPLANTILARI olarak değerlendirmek gerekir.

Muhammed bu toplantılarda ayağa kalkıyor ve insanlara nutuk çekiyordu.Onları eğitmeğe çalışıyordu.Kur’andan ayetler söylüyordu.Nitekim 62/9 ayeti bu tabloyu gözümüzün önünde canlandırmaktadır.Çağrı yapıldığında insanlar alışverişi bırakıyorlar ve Muhammedin bulunduğu yere doğru ayet dinlemeğe koşuyorlardı.

62/10 ayeti Çok *insan tarafından “namaz kılınınca,namaz bitince “olarak Türkçeye çevrilmiştir.Oysa Kur’an’da yazan *62/9 ve 62/10 ayetlerinin her ikisinde de gerek çağrının gerekse bitirilen şeyin SALAT”olduğudur.Nitekim aynı şey Arapça okunan ezanda da vardır.Çağrı SALAT’a yapılmaktadır.Biz salat’ı figürlü olarak yapılan ve toplu olarak yapılan namaz kılma eylemi olarak anlamıyoruz.Çünkü bu şekildeki anlamalar Allahın Muhammede namaz kılması gibi çok vahim yanlışlıklara ve yukarda anlatılan komikliklere yol açar.

İNSANLARIN SALATA ÇAĞRILMALARI VE TOPLANIP YAPTIKLARI SALAT İŞİ NEDİR?

Bize göre insanlar toplanıp iyiye,güzele,doğruya nasıl ulaşırız,nasıl gideriz tartışmasını ve konuşmasını yapıyorlar.Yaptıkları iş şuradır.Tartışmadır.Kararlar almadır.Kuralları Muhammedden dinlemedir.Birbirlerini desteklemedir.Birbirlerini yüreklendirmedir. Yardımdır.Ama toplu namaz değildir!

Uygulamada Cuma namazı imamın hutbede konuşma yapmasından sonra kılınmaktadır.Oysa 62/11 ayetinde insanların Muhammedi ayakta bırakıp terkettikleri anlatılmaktadır.Bazı görüş sahipleri Muhammedin hutbede öylece ayaküstü bırakıldığını belirtiyor.Bu doğru değildir.Cuma namazı toplu olarak farz olsa idi insanlar Muhammedi hutbede bırakıp gitmezlerdi.Önce *iki rekaat Cuma namazını tamamlar,sonra mekanı terkederdi.İki rekaat namazı tamamlaması için muhakkak hutbeyi dinlemesi gerekir.Çünkü iki rekaat namaz hutbeyi müteakiben kılınmaltadır.İnsan hutbe aşamasında mekanı terkederse, farz olan Cuma namazını eda etmemiş olur.Bu nedenlerle biz Muhammedin insanlara namaz kıldırmadığı görüşündeyiz.

İnsanlar toplantıya çağrılmışlardır.Toplantıda salat yapılmaktadır.İyi işler yapılmaktadır.Ama toplantıya katılma mecburiyeti yoktur.Toplantıda oturma mecburiyeti yoktur.Toplantıda kalmak farz değildir.Bu nedenle insanlar toplantı dışındaki bir uyarıcının etkisiyle toplantıyı terketmişlerdir.Bu hareket kınanmaktadır. Ama güzeli ve iyi olanının Muhammedi konuşurken ayaküstü bırakmamak olduğu belirtiliyor.Sadece bu kadar. “Muhakkak Cumalarda(toplantılarda)bulunacaksınız! Namaz kılacaksınız!”denmiyor. “Cumalar(toplantılar)farzdır!”denmiyor.

Ayrıca cumalarda(toplantılarda) Muhammedin toplu olarak namaz kıldırdığına dair hiçbir ifade yok.Eğer Muhammed toplu namaz kıldırsa idi Kur’an’da “Ey Muhammed !Sen namaz kıldırıyor iken ,seni en önde imamlık yaparken *tek başına bıraktılar!”denirdi.Muhammed de tıpkı kendisinden önce görev yapmış diğer peygamberler gibi hiçbir zaman toplu namaz kıldırmamıştır.Bu nedenle İslamiyette Cuma namazı adı altında toplu olarak kılınan bir namaz türü yoktur.Üstelik bu namazın öğle vakti yapılacağına dair de hiçbir ayet yoktur.Cuma diye toplu namazın olacağı ve bu namazın öğle vakti kılınacağına dair kural Muhammedden sonra insanlar tarafından konmuş olan İslamdan uzaklaşma gelenekleridir.
:oops:

aydoe
25-04-2008, 13:12
Ben bunları bildiğimden hiç gitmedim cuma namazlarına.
Hatta muhtelif yerlerde ve muhtelif zamanlarda birçok kişinin ,bari cuma namazına gelseniz davetine de uymadım.
Demek ki cuma namazı kılmadan oluyor.
Sağol Duyurucu bizleri aydınlatıyorsun.
Birde oruçu ,ramazanı anlatan bir yazı yazda o iştende kurtulalım.
saygılar

duyurucu1
25-04-2008, 13:59
Bir site arıyorum!

Konusu:Kadın erkek ilişkileri.

Günümüzde kadın ve erkek arasında *ilişkiler kopmakta ve buma bağlı olarak *boşanmalar olmakta.Bunun sonucu olarak erkekler mağdur olmakta.kadınlar mağdur olmak,çocuklar mağdur olmakta.

Feministler kadınların ezildiğini,sömürüldüğünü ileri sürerek kadınları erkeklere kışkırtmakta ve giderek erkek ve kadın temellerinden oluşan aileyi yıkmakta.Özgür kadın yaratacağım diye erkeklere karşı kadın cephesi oluşturulmakta.Neticede mutsuz kadınlar ve mutsuz erkekler oluşturulmakta.

Bu konular etrafında *yazabileceğim site arıyorum.Varsa bana bildirirseniz sevinirim.

Selam ve sevgiyle kalın
*8)

suzi
25-04-2008, 14:09
Yalnış sitedesin seni onaylayacak yığınla site var (dinci siteler başta olmak üzere) ama bu sitede kadınların erkeklere karşı cephe oluşturduğunu düşünen olacağını sanmıyorum.

qw19
25-04-2008, 14:18
Ben bir, iki site önereyim

www.baltacımehmetpasa.com *üye olmak için balta olma şartı aranmaktadır, forumları izleyebilmek içinde asgari kazma olmak gerekiyor.

www.bizkacmagandayız.com bu sitede de üyelik şartı var; kelime-i şehadet getirmek yeterli

Selamlar.

suzi
25-04-2008, 14:37
Kılık kıyafetle de ilgili bir iki yazı yazsa da türban derdinden de kurtulsa şu millet.

ozgur_beyin
25-04-2008, 15:27
sevgili duyurucu, sitemizin formatıyla hiç bir alakası olmayan bir başlık açmışsın.
ortada tartışılacak bir şey yok. çünkü kendince ironi yapmak istemişsin.
bu yüzden başlığını kilitliyorum.
formatımıza uygun, fikri derinliği olan başlık açman dileğiyle

pante
25-04-2008, 22:10
Cuma *günü toplantısı *İslam *öncesi *putperest dönemden gelir. *Ka'b *ibn *Lu'ey *tarafından *haftalık *ibadet *ve toplanma günü *olarak belirlenmiş ve *buna *Yevmu'l *Arûba *(Araplık *günü *ya *da *Açıklama *günü) *denilmiştir.
Mekke site devleti şehir yönetimi ile ilgili sorunları bu toplantıda görüşür ve konuları karara bağlardı.
Muhammed döneminde de bu adet sürdürülmüştür.
*
Cuma günü bu toplantı öncesi 2 rekat namaz kılınırmış.
Emevilerin döneminde Cuma toplantılarında Ali hakkında ileri geri konuşulur, hakaret edilir, lanet okunurmuş. Bu sebeple Ali taraftarları namazı kıldıktan sonra toplantıyı terketmeye başlamış.
Bunun üzerine toplantıda çoğunluğu tutabilmek maksadıyla bu 2 rekat namaza 4 rekat da sünnet ilave edilmiş ve toplantı sünnet ile farz arasına alınarak herkesin zoraki katılması sağlanmak istenmiş. Rivayete göre Ali taraftarları bu defa Cumayı tamamen terketmiş..
Zamanla Cuma'ya öğle namazı da eklenerek rekat sayısı 16'ya kadar yükselmiş.
Halen birçok ülkede farklı uygulamalar mevcut.

Biz salat’ı figürlü olarak yapılan ve toplu olarak yapılan namaz kılma eylemi olarak anlamıyoruz.Çünkü bu şekildeki anlamalar Allahın Muhammede namaz kılması gibi çok vahim yanlışlıklara ve yukarda anlatılan komikliklere yol açar.


Bu yanlış. Namaz, güneş kültü kökenli bir ibadettir ve İslam'da da figürlü olarak ve toplu halde kılınır. Ayette Allah'ın ve meleklerin peygambere salat kılması değil, sallu etmesidir. Salat ve sallu aynı kökten gelirler. Ayetteki sallu, saygıyla karşılamak, saygıyla-itibarla bakmak, saygıyla eğilmek, değer vermek, övmek, üstün-saygın bulmak gibi anlamlara gelir.

25-04-2008, 23:39
siz herşeyi yalanlıyorsunuz ve insanların bunlara inanmasını bekliyorsunuz.peki sizin cumadan namazdan haberiniz yokta bu bilgileri neye dayanarak veriyosunuz.öyle bi anlatmışsınızki sanki o dönemi birebir yaşamışsınız.biz size niye inanalım.zaten siz namaz kılsanız ne olur kılmasanız ne olur.allahın sizin namazınızamı ihtiyacı var.siz daha namazın ne olduğunun farkında bile değilken bu fetva neiçin,nerden,hangi hakla

pante
26-04-2008, 00:01
siz herşeyi yalanlıyorsunuz ve insanların bunlara inanmasını bekliyorsunuz.peki sizin cumadan namazdan haberiniz yokta bu bilgileri neye dayanarak veriyosunuz.öyle bi anlatmışsınızki sanki o dönemi birebir yaşamışsınız.biz size niye inanalım.zaten siz namaz kılsanız ne olur kılmasanız ne olur.allahın sizin namazınızamı ihtiyacı var.siz daha namazın ne olduğunun farkında bile değilken bu fetva neiçin,nerden,hangi hakla


Bu bilgiler Kur'an'a, hadislere ve siyerlere göre yazılıyor sendegel.
İtirazın cuma namazına ise, senin iddian neye dayanıyor? Bugün böyle uygulanıyor olması geçmişte de hep böyleydi anlamına mı geliyor sana göre?
Eğer dayanağın hadisler ise, tersini söyleyenler hadisler de var.
En başta da 5 vakit diye bildiğin namaz, Kur'an'da 3 vakit olarak geçiyor.
Şimdi sen Allah'ın sözüne mi, kul sözüne mi inanıyorsun?

ozgur_beyin
26-04-2008, 03:30
sevgili sendegel , verdiğin üç tane cevaptan anlaşıldığına göre islamiyeti hiç bilmiyorsun.
sen sadece sana belletilenleri islam sanıyorsun. sen sadece kuyunun başında azıcık oturmuş ve sana bir körün kuyu hakkında söylediklerini duymuş ve tekrar ediyorsun. bir kuyunun içine bakmayı bile akıl edememiş ve körün anlattıklarına inanmışsın.

bak sevgili pante ne demiş kuranda namaz üç vakit. sen bunada inanmayacağından eminim
o yüzden sana ayetleri yazıyorum . bazılarını bilmemekle suçlamak kolaydır. sende bu kolaycılığa kaçıyorsun.

Artık tenzih edin Allah'ı akşama girince ve sabaha erince.Ve onadır hamd göklerde ve yeryüzünde; ve tenzih edin onu gündüzün sonlarında ve öğle vaktinde. rum 17-18




Koruyun namazları, hele orta namazına çok dikkat edin ve Allah'a itaat ederek namaz kılın. * bakara 38

Ve gündüzün başlangıcıyla son kısmında ve gecenin ilk çağlarında namaz kıl; şüphe yok ki güzel işler, kötülükleri giderir. İşte bu, iyi düşünenlere bir öğüttür. * hüd114


Ve namaz kıl güneşin zeval vaktinde, geceleyin karanlık basınca ve fecir çağında; şüphe yok ki sabah namazı, meleklerin tanık olduğu bir namazdır *isra 78

işte bu ayetler dolayısıyla şiiler sizin gibi beş vakit kılmaz üç vakit kılyorlar

duyurucu1
26-04-2008, 23:26
3-NOEL BABA SİZİ AKIL HASTANESİNE ÇAĞIRIYOR!

Hıristiyan dini(dünya görüşü)ne göre İsa peygamber 25 Aralık tarihinde *doğmuş. Bu nedenle Hıristiyanlar bu günleri bayram olarak kutluyorlar.Kiliselerde dua ediyorlar.Bu günleri kutsal olarak varsaydıkları için dualarının Tanrı tarafından garantili olarak kabul edileceklerini zannediyorlar.Aynı şeyi Sünniler de yapıyorlar.Onlar da Ramazan bayramı ve Kurban bayramı diye bazı günleri kutsal ilan ediyor ve bu günlere dualarının Tanrı tarafından garantili olarak kabul edileceğini zannediyorlar.

Oysa İsa peygamberin ne zaman doğduğu belli değildir.Muhammedin de ne zaman doğduğu belli değildir.Ama insanlar bir gün ilan ederek "Aha İsa peygamber bu gün doğdu!"diyorlar.Sünniler durur mu onlarda"İsa o gün doğar da Muhammed doğmaz mı?felsefesiyle "Muhammed de aha bu gün doğdu!"diyerek o gün dualar okuyorlar.Hem hıristiyanlar hem müslümanlar,Arapça ve latince okunan dua ve okunan İncil ve Kur'an nedeniyle Tanrının kendilerine torpil geçeceğini zannediyorlar.

Hem hıristiyanlar hem de müslümanlar esasında oyun oynuyorlar.Küçük çocuklar nasıl evcilik oynarlarsa bunlar da öyle bir oyun içindeler.Camileri ve Kiliseleri tarafsız bir gözle izleyin, insanların nasıl bir çocuk oyunu içinde olduğunu görürsünüz. Tapınan insanları gözleyin!İnsanların nasıl bir oyun içinde olduğunu görürsünüz.Eğer kulaklarınızda ağırlık yoksa,gözlerinizde kapalı,kalbiniz de mühürlü değilse uçtuğunu zanneden esasında yer küre üstünde duran esrar çekmiş ve uyuşturulmuş insanları görürüsünüz.Cami ve kiliselerdeki milyonlarca insan uyuşturulmuştur.Gözlerinde perde vardır.Zaman zaman bu insanların içinden duyurucular ve peygamberler çıkmaktadır.Uyanan insanlar çıkmaktadır.Ama en kısa zamanda bu uyuşturulmuş insanlar duyurucuları ve peygamberleri öldürüyorlar.

İnsanların doğum tarihlerinin belli olması çok yakın zamanlara rastlar.Daha önce insanlar ne zaman doğduklarını bilemezlerdi.Doğum tarihlerini belli bazı doğal olaylara kıyasla ifade ederlerdi.Örneğin,ben büyük karda doğmuşum.Kardeşim galata yangınından bir sene önce.Büyük Erzincan depreminde de bir başka kardeşim doğmuş.Yada Büyük Roma Yangınında Benim 10 kuşak önceki atam doğmuş.Avrupadaki salgın hastalık yıllarında ise ebemin ebesi dünyaya gelmiş.

Toplumların takvime ilişkin bilgileri çok yeni iken Muhammedin yada İsanın doğum gününü bilmek ve ilan etmek doğruyu-gerçeği örtmektir!

Bu ilanlar neden yapılıyor?İnsanları peygamberlere tapındırmak için.Peygamberlerin ruhlarına tapındırıp bu ruhlardan yardım ummalarını sağlamak için.

Ölmüş insanların ruhları var mı?Varsa bu ruhlar yaşayanlara yardım,şefaat eder mi?

Bu ve daha çok sayıda soruya,aklını çalıştıran,Neden? Nasıl? sorularıyla doğayı ve doğa olaylarını sorgulayan insan cevap vermektedir.Bilgilerini de uyuyan insanlara duyurmaya çalışmaktadır.Ama milyonlarca hıristiyan ve müslüman da hala çağ öncesi dinlerin(dünya görüşlerinin) etkisi altında oyunlar oynuyorlar. Ellerine zil takmış çiftetelli oynuyorlar.Yerlere cizgiler çizmiş üzerinde hoplayıp duruyorlar.Mutlu bir şekilde,derin derin uyuyorlar.Ellerinde *uyuşturucu karıştırılmış biberonları uyuyorlar.Camilerde ,Kiliselerde Arapça veya latince dualarda bulunuyorlar.Tanrının kendilerini bu özel günler nedeniyle,İsanın yada Muhammedin hatırına affedeceğini zannediyorlar.Aldanıyorlar.Benden duyurması,dürtmesi.

Ne yapalım?Uyusunlar mı? Binlerce yıldan beri uyudukları yetmedi mi?Acık dürtelim mi?Belki içlerinden birkaçı uyanır?

Bir kaçı silkindi daldığı derin uykudan uyandı.

Geri kalanını ne yapalım?

Bence akıl hastanesine tıkalım.Çünkü bu insanların yeri orasıdır.Orada mutlu bir şekilde yarattıkları sanal dünyada uyumaya devam ederek mutlu olsunlar.Mutlu yaşasınlar.Mutlu ölsünler.

Hadi Hıristiyanlar!Müslümanlar Noel Baba sizi akıl hastanesine çağırıyor!Dışarıda kalmayın!Sonra üşütürsünüz!Yada bir duyurucu sizi uyandırır.Mutlu sırça dünyanız tuzla buz olur.
:roll: *:lol:

ozgur_beyin
26-04-2008, 23:35
sevgili duyurucu , bu tür *DUYURULARI *bu sitede değil islami sitelerde yapmalısın.
umarım seni duyuruculuk keserde ,birde mehdiliğini ilan etmezsin :lol:

zaten başımızda *felsefeğe kafayı takmış bir mehdimiz var :lol:

duyurucu1
26-04-2008, 23:47
:roll: *
4-KAZ UÇAR DA LAZ NEDEN UÇMAZ?
*
Kaz uçar.Çünkü kendisine uçmasını sağlayacak düzenekler vahyedilmiştir.Laz uçmaz çünkü kendisine vahyedilen kurallarda uçmasını sağlayacak oluşumlar yoktur.

Laz denizin dibinde yüzebilir mi?Yüzemez çünkü laz karada yaşamak üzere dizayn edilmiştir.Kendisine vahyedilen kurallar karada yaşaması içindir.Laz denize girerse sünnetullah gereği boğularak ölür.

Ama laz denizin dibinde denizaltı yapmış yüzüyor?Uçak yapmış uçuyor?Buna ne demeli?

Vahye aykırı mı davranıyor? Evet vahye aykırı davranıyor.Normalde laz hiç çalışmasa idi tembel tembel sabahtan akşama tesbih çekip hu! çekerek vakit geçire idi uçmaması gerekirdi.Ama laz kendisine Allahın verdiği aklı kullanmasını öğrenmiş ve beşerlikten insan olma aşamasına geçmiş.Allahın kurallarını tek tek keşfetmiş.Aerodinamik kurallarını öğrenmiş.Ataları olan Arşimede vahiy gelince bu vahiy sonucu yüzme yasalarını kuşaktan kuşağa aktarmış.Allahın sünnetullahı olan değişmeyen kuralları kullanarak yeryüzünü cennete çevirmeğe başlamış.

Laz Allahın kurallarını kendi yaşamını kolaylaştırmada kullanarak Allaha karşı mı geldi?

Hayır!Laz Allahın insanı yeryüzünde oluşturmasının amacına uygun davranmıştır.Allahın da amacı yeryüzünü insanlar eliyle cennete çevirmektir.Laz uçarak ve yüzerek bu amaca uygun davranmıştır.Ayağını suya sokmayan veya kanat takıp uçmayan veya uçmayı hayal dahi etmeyen,sabah akşam hu! çeken, kaderciliğe boyun eğenler ise Allahın yeryüzünde insanı oluşturma amacına ters davranmaktadırlar.

Bu nedenle işin doğrusu kaz uçarsa lazın hayda hayda uçabileceğidir

duyurucu1
27-04-2008, 00:29
Sevgili Özgür_beyin,

Doğru dürüst ,özgürce tartışmaların olduğu bir site bulsam dediğin doğru,Hedef kitlem uyuyanlar ama neylersin ki yok.Üstelik bu tür sitelerde site sakinleri yeni geleni hemen damgalıyorlar."Sen dinsizsin!""Sen komünistsin!""Sen kafirsin!"vs. Eee.Ne yapayım şimdi ben?Ne Aliye yaranıyorum ne Veliye?

Hadis dini sitelerinde bir süre dolaştım.Kimseyi dininden caydıramadım.Bu defa tepki dini sitesi olarak Turan Dursun sitesini seçtim.Belki bu sitedan kendime birkaç tane şöyle sağlam mürit bulurum da ben de kendime iyi bir tarikat kurarım.Olsun canım az olsunda benim tarikatım olsun.Hem belli olmaz bakarsın yeni bir din de kurarım.Valla laf aramızda geldin benim tarikatıma girdin girdin,girmedin ilk havari olma şansını kaybedersin.Sonra söylemedi deme.

Selam ve sevgiyle kal. :twisted: *:evil:

atheist87
27-04-2008, 14:17
sevgili duyurucu , bu tür *DUYURULARI *bu sitede değil islami sitelerde yapmalısın.
umarım seni duyuruculuk keserde ,birde mehdiliğini ilan etmezsin :lol:

zaten başımızda *felsefeğe kafayı takmış bir mehdimiz var :lol:

ama bu girişim çok tehlikeli değil mi üye olucaksın sonuçta üyelik onaylanması için e-mail adresini vericeksin siteye verdiğin e-mail adresinden IP No. ile deşifre edilip bulunması kaçınılmaz dindarların düzenine çomak sokmak o kadarda basit değil inanın ki *tarikat mensuplarına kanıtlayabiliriz dinlerin yalan olduğunu fakat onlar geçimlerini sağlayabilmek için dine muhtaç olduklarından atheist bile olsalar dine inanıyormuş gibi dindar görünmeye devam ederler kimse aç kalmak istemez sonuçta

duyurucu1
27-04-2008, 15:29
5-ZOR DOSTUM ZOR

(bir dosta mektup)

Binlerce yıllık bir geleneksel düşünce.Binlerce yıldan beri insanlar bu düşünceye alet edilerek yönetilmiş.Binlerce yıldan beri bu düşüncenin haklılığı ve doğruluğu kuşaktan kuşağa aktarılmış.Ve Sevgili Dostum da bu düşünce içinde doğmuş,büyümüş ergenleşmiş ve yıllarca yaşamış.Belirlenmiş değer yargıları var.Kemikleşmiş ve değiştirilmek istenirse kırılabilen kesin doğruları var.

Dostum gibi düşünenlerin düşünce sistemi çok parçalı.Bu parçalar birbirine payanda oluyor.Birbirine yaslanarak sistem ayakta duruyor.Bu parçalardan her hangi birinin yanlışlığı ortaya çıkıp da parça yerinden oynatılınca sistem gürültüyle çöküyor.Çünkü sistem mutlak doğru ve inanç üzerine kurulu.Parçalardan birine karşı insanların içinde kuşku varsa savunmaları hazır;”İnanacaksın!Sorgulamayacaksın!” Oysa sorgulamadan,yaşamla test etmeden inanmak mümkün mü?

Oysa ben kimseye “inanacaksın!”demiyorum.”Hayır!İnanma!hatta düşünce sistemini önyargısız ölç biç!.Olaylara ve şeylere önyargısız yaklaş. Sorgula!Neden?Niçin?diye sor.Muhakeme yap.Doğrulara kendin ulaş.”

Ben insanlara zoru öneriyorum.Oysa Sevgili Dostumun düşüncesinde olanlar insanlara kolayı öneriyor.Yaşarken cenneti öneriyor.

Oh ne ala.Bazı değer yargılarını dokunulmaz olarak varsay.Bazı değer yargılarını annenin,babanın söyledikleri gibi aynen, tartışma yapmadan akıl süzgecinden geçirmeden doğru olarak varsay.Sen de çocuklarına aynen aktar.Onları “aman ha!Şunlara dokunmayın!Yoksa çarpılırsınız!”diye korkut.Senin gibi düşünen toplumun içinde huzurlu ve mutlu ol.

Bu insan olmanın gerekleri değildir.Bu sanki ademin cennetteki durumuna benziyor.Adem de cennette Sevgili Dostum gibiydi.Beslenme problemi yok.Barınma problemi yok.Cinsellik problemi yok.Havva yanındaydı.Ekmek elden su gölden yiyip içip ot gibi yaşıyordu. Kendisine bu cennet yaşamın sürmesi için “şu yasak ağaca dokunma” dediler.Neydi o yasak ağaç?.Bu günkü topluma uyarlarsak “değer yargıları.”Bu günde *denilen aynıdır.”Şu yasak ağaca dokunma!Bu ağacın dokunulmazlığı var!Bu değer yargılarının dokunulmazlığı var!”

Adem merak etti sorguladı.”Acaba dokunsam ne olur ?”dedi ve dokundu.Ben de merak ettim ve sorguladım.Binlerce yıllık geleneksel düşüncenin dokunulmazlarına dokundum.

Adem cennetten kovuldu.İnsan gibi zorluklarla yaşamaya başladı.Eski rüyalarından uyandı.Sanal yaşamına veda etti.Gözlerindeki perdeler kalktı.Kulaklarındaki ağırlıklar yok oldu.Ben de sanal cennetten kovuldum.Gözlerimdeki perdeler kalktı.Artık her şeyi daha iyi görüyorum.Ama artık sanal cennette değilim.Yaşamın içindeyim.Yaşamı elimle avucumla tutuyorum.Her şeyi sorguluyorum.En dokunulmazlara dahi dokunuyorum.

İbrahim de aynı şeyi yapmıştı.Muhammed de Musa da.İbrahim tapınma evindeki putları kırdıktan sonra baltayı en baba putun eline verince toplumuna gevrek gevrek gülerek “Putlarınızı ben kırmadım.Aha şu baba put kırdı.İsterseniz ona sorun “derken ne eylenmişti ama?. Şimdi ben de Sevgili Dostum gibi düşünenlerin algıladıkları düşünce sistemlerine dokunuyorum.Esasında ben dokunmuyorum.Bu sistemin Tanrısı bana bu işi yaptırıyor.Yada bu sistemin şeytanı yada meleği. Suçlu onlar.Ben masumum.

Zor dostum zor.Sanal cennetten çıkmak çok zor.Çarpılacağım korkusuyla dokunulmazlara dokunmak zor.Akıl ister.Merak ister.Özgür düşünmek ister.Aklın özgür olmasını gerektirir.Dolaysıyla Tanrının desteği ve yardımı gerekir.Sen aklını özgürleştirmezsen.önyargısız düşünmeyi alışanlık ve düşünme biçimi haline getirmezsen dokunulmazlara dokunamazsın.Tanrı da sana yardım etmez.

Önce Kur’an dokunulmazına dokun.Gerisi gelir.Gözlerini açta elindeki metni incele.Kim yazmış?Nerede basılmış?Kağıtları Nereden hangi ormandan gelmiş?Nasıl işlenmiş ve nasıl dokunulmaz hale getirilmiş.Kendini İbrahimin yerine koy.İbrahim tapınma evinde nasıl davrandı?İbrahim toplumu içinde yaşarken nasıl düşündü?Sen de onun gibi düşün!İbrahim dokunmaktan korkan bir insan değildi.Tam tersi meraklıydı.Her şeye dokunurdu.Toplumunun dokunmazlarına *dahi dokundu.

Tanrı umarım sana da İbrahimin dokunma merakını verir.Aksi halde cennetindeki rahat uykundan seni ben dahi uyandıramam.

Selam ve sevgiyle kal
:lol: *:lol: *:lol:

timsah
28-04-2008, 09:07
ama bu girişim çok tehlikeli değil mi üye olucaksın sonuçta üyelik onaylanması için e-mail adresini vericeksin siteye verdiğin e-mail adresinden IP No. ile deşifre edilip bulunması kaçınılmaz (atheist87)

Sevgili atheist87,

Türktelekom haricinde hiç kimse bir başkasının IP adresinden, adres tespiti yapamaz, ki böyle bir yöntem mevcut değil. Adres tespiti için mahkeme kararı olmadan, hiç kimse sizin adresinizi tespit edemez. Bilginize arz ederim.

Saygılar

gozeneli
28-04-2008, 16:41
Türktelekomun sahibi kim? 8O

sargon
28-04-2008, 17:11
Isa'nin dogum tarihinin 25 Aralik olarak secilmesinin daha uzun bir tarihi var. *Anadolu tapimlarindaki Kibele'nin kocasi Attis ile Iran tapimi Mithra'nin dogum tarihleri de 25 Aralik'ti.

Hiristiyanligin Kokeni (http://www.turandursun.com/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=106)

sevgili duyurucu,

Turan Dursun sitesini "tepki dini sitesi" olarak tanimliyorsunuz ama, yukarda yaptiginiz aciklamalardan cikardigim ne yazik ki sizin yazinizin "tepki dini" ozelligi tasidigi oldu.

sargon
28-04-2008, 17:40
Cebrail, Gabriel, Gibril yada Eski Ahit'teki haliyle Gavriʼel. Bu bir mesajci melek olarak kabul ediliyor. Eski Ahit'te ilk olarak Daniel kitabinda adi geciyor. O zamana kadar Tanri peygamberler yada diger insanlarla direk olarak konusur, ilk olarak Daniel kitabinda bir araci devreye girmeye baslar. Ilginc olan sey Cebrail'in sanat ve edebiyat dunyasinda cokca disi olarak tanimlanmasidir.

http://www.angelfocus.com/archangels.htm#Gabriel

Daniel kitabindaki oyku ilginctir:

Ben Daniel, gördüğüm görümün ne anlama geldiğini çözmeye çalışırken, insana benzer biri karşımda durdu. Bir insan sesinin Ulay Kanalı`ndan, “Ey Cebrail, görümün ne anlama geldiğini şuna açıkla” diye seslendiğini duydum. Cebrail durduğum yere yaklaşınca korkudan yere yığıldım. Bana, “Ey insanoğlu!” dedi, “Bu görümün sonla ilgili olduğunu anla.”

O benimle konuşurken, yüzükoyun yere uzanmış, derin bir uykuya dalmışım. Dokunup beni ayağa kaldırdı. Bana, “Daha sonra Tanrı`nın öfkesi sona erdiğinde neler olacağını sana söyleyeceğim” dedi, “Çünkü görüm sonun belirlenen zamanıyla ilgilidir.

Burdaki anlatim Muhammed'in Cebrail ile karsilasmasinda buyuk bir korkuya kapilmasi ve sonra melek tarafindan uc defa sikilarak kendine getirilmesine benzer. Aslinda hadislerde gecen bircok oyku tevrat, talmud, inciller ve benzer kaynaklarin versiyon degisiklerine ugramis halleri gibi duruyor.

Cebrail'in insanin hayal dunyasi yada akli ile ilgili birsey oldugu yorumu oldukca liberal bir yorum. Bana iyi bir degerlendirme gibi geliyor. Ancak bunun otesinde anlamlar yuklemek, yani olumlu/olumsuz akli yetenekler iddiasinda bulunmak pek nesnel gorunmuyor. Herkesin Cebrail'i kendine demek daha iyi gibi.

sargon
28-04-2008, 19:40
Cuma ile ilgili daha once boyle bir yorum okumamistim. Cuma'nin toplanti anlamina geldigini kabul edelim, tamam, burda bir sorun gorunmuyor, ama bu toplantilarda ibadet yapilmadigi sadece bir tur forum yapilmis oldugu dusuncesi bana yeterince destekli gelmedi. Cunku bircok dinde oldugu gibi Islamiyette de ibadet ile tartisma, karar mekanizmasi icice gecmis durumda. Bu toplantilarin ibadetin ardindan yapiliyor olmasi ihtimali yok mu? Bana oyle olmasi daha makul geliyor. Insanlar ibadetten sonra orda kalmayip, hemen dagilip gidiyor ve ticaret, eglence, oyuna falan daliyorlardi belki de. Bundan dolayi da vaazlar namazdan onceye alinmis olabilir.

Benim Cezayirli bir arkadasim var. Namaz icin "salat" diyor. Arapcada salat, namaz anlamina geliyor. Simdi hadisleri reddedenler yeni bir iddia ortaya attilar. Buna gore Kuran'da salat sozcugu namaz anlamina gelmez, Tanriya, imana, dine bagliligini ayakta tutmak, diri tutmak gibi bir anlam tasir diyorlar. Ayni zamanda ruku ve secde sozcuklerine de farkli anlamlar yukluyorlar. Yuklemeler genellikle soyutlamalar biciminde oluyor.

Bence bu sekilde somutluktan soyut kavramlara yonelmenin iyi yanlari da var kotu yanlari da. Iyi yanlari sudur ki: Bircok cagdisi, saldirgan ve bugunku evrensel ahlak degerlerine aykiri olan yanlar bu soyutlama (aslinda buna olumsuz bir yorumla muglaklastirma da denebilir) ile torpulenebilir. Kotu olan kismi ise sudur: Bu soyutlamalar sayesinde binlerce yeni yorum yapma hakkini yaratirsiniz. Herkesin yeni bastan yorumlar yapma sansi olur. Kuran zaten netliklerden oldukca uzak, muglak bir kitap. Yeni yeni yorumlarla bu isin nereye gidecegi belli olmaz. Bu durumda yeni yorumlari gelistirenlerin bakis acisi onem tasimaya baslar.

duyurucu1
30-04-2008, 07:55
Sevgili Sargon,

Bu gün Müslüman dinine sahip olduklarını iddia eden bir grup insan var.Bunların temel dayanakları Kur’an ve hadisler.Hadisler o kadar çok sayıda ve kaynakları belirsiz ki bunları Muhammedin dininin * temel dayanağı olarak kabul etmek mümkün değil.Bu nedenle ben bu insanların dinine hadislere dayandıkları için “Hadis dini” diyorum

Turan Dursun ise hadis dinini eleştirmekte.Bu dinin akla mantığa aykırı olduğunu ispatlamaya çalışmaktadır.Bunun içinde hadis dini mensuplarının usullerini uygulamakta.O da çok sayıda hadis ile kendi antitezini-tepkisini ispatlamaya çalışmakta.Turan Dursun’un ileri sürdüğü özgün bir düşüncesi yok.Yeni bir dini yok.Turan Dursun’un dini hadis dinine endeksli.hadis dininin bir an için ortadan kalktığını varsayalım.Ona tepki olarak var olan Turan Dursun dinide ortadan kalkar.Bu nedenle Turan Dursun’un dinine de *ben “Tepki dini” diyorum

Ben ise “Hadis dininin ne yanında ne de karşısındayım.Muhammedin dinini anlamaya çalışıyorum.Zaman zaman Muhammedin dini ile hadis dinini karşılaştırıyor ve hadis dininin Muhammedin dini ile çelişen yerlerini açıklamaya çalışıyorum.Ve hemen belirteyim ki Muhammedin dini ile hadis dininin benzeşen hiç bir yanı yok.Muhammedin dini başka bir din hadis dini ise başka bir din.

Turan Dursun ve onun dinindekiler ise, hadis dinine saldırıp onu yerden yere vururken esasında Muhammedin dinine saldırdıklarını zannediyorlar,Hadis dinindekiler ne diyor:”Biz Muhammedin dinindeniz”Turan Dursun Dinindekiler ne diyor:”hadis dinindekiler Muhammedin dininde” bu konuda hadis dini mensupları ile tepki dini mensupları aynı noktada buluşuyorlar.Ben ve benim gibi düşünenler ne diyor:Muhammedin dini ölümünü müteakip çok kısa zamanda hadis dinine dönüştürülmüştür.

Bu nedenle, arpalarla,buğdayları ve nohutları karıştırmayalım.

Selam ve sevgiyle kal
:roll: *:roll: *:roll:

lionking
30-04-2008, 11:26
sayin doyurucu1,elestirmekle *aciklamak arasinda büyük fark var,turan dursun elestirmiyor *acikliyor,insanliga hicbir faydasi olmayan * hatta hatta kainatin yaraticisinin yolladigi iddia edilen ayet denen yazilarin neden yazildigini cok mükemmel birsekilde acikliyor,zaten aciklamiyor sadece elestiriyor olsaydi *din kardeslerin onu katletmezdi,ben kuran okudugumda *hüsrana ugradim *uzun zaman o yazilarin sirrini düsünürken tesadüfen turan dursun sitesiyle tanisdim,artik düsünmüyorum , *biliyorum..saygilar ve selamlar

sargon
30-04-2008, 19:55
sevgili Duyurucu,

oncelikle birkac yanlisinizi duzeltmek istiyorum.

Turan Dursun, elestirilerini hadislere dayanarak yapmamistir. Oyle olmus olsaydi, soylediklerinizde hakli olurdunuz. Butun kitaplarinda ayetleri de hadisleri de kullanarak elestirmistir. Ana sayfadaki "Ay Ikiye Bolunup Yere Dusmus", "Kuran'in Tanrisinin Beddualari", "Gorus Degistiren Tanri" gibi birkac ornek sectim. Baska yazilarina da bakabilirsiniz. Hicbir yerde soylediginiz gibi bir olay yoktur. Hadisleri kullandigi yerlerde de amacinin ne oldugu aciktir. Hadisler Islam dunyasinda kabul goren aciklamalar oldugu icin bunlari kullanir. Ayrica "sahih" kabul edilen hadisleri gosterir. Turan Dursun'un amaci sizinle yada hadisleri reddeden birkac kucuk grupla tartismak degildir, butun bir Islam anlayisi ile tartismaktir. Siz de kendi payiniza ayetler ile ilgili kisimlari aliverin. Ancak Turan Dursun'u sadece hadisler uzerinden "hadis dini"ni elestiriyor seklinde tanimlamak ona yapilmis bir haksizlik oldugu gibi, ayni zamanda gercek disi bir iddiadir.

Turan Dursun, sadece Kuran'i degil, Islamiyeti elestirmektedir. Islamiyet elestirisi ise sadece Kuran ayetleri ile olmaz. Butun din sistemini elestirmek gerekirdi, ki o da bunu yapmistir. Butun bir dinsel anlayisin temelinde Kuran var diyebilirsiniz, dogru da olur. Siz Kuran'i korumaya calisip, digerlerini, hadisleri, fikihi, tefsirleri, siyerleri vb. elestirerek aslinda ozde hicbir degisiklik yapmamis oluyorsunuz. Butun carpiklik Kuran'dan gelmektedir. Digerleri sadece onu tamamliyorlar, anlasilir kiliyorlar. Bu tarz bir elestiri mantigi ile zorunlu olarak bu carpikligi benimsemis oluyorsunuz. Diyorsunuz ki, hadisler, tefsirler, fikih kurallari baskalarinin uydurdugu bir din olusturmustur. Kabul edelim ki, ortadaki cagdisi cekirdegin etrafina sonraki birkac yuzyil icinde bir kabuk orulmustur. Siz etrafindaki kabugu atip, sadece goruntusu 20. yuzyila daha uyacak bir ortu gecirmeye calisiyorsunuz. Halbuki icerdeki cekirdek 7. yuzyildan kalma cagdisi birsey olarak duruyor ve insan onurunu zedelemeyi surduruyor. Turan Dursun bunu yapmamisti iste. Kabukla, kilifla ugrasmayip, tumunu karsisina almisti. Eger sizin yaptiginiz gibi sadece kabukla ugrasmis olsaydi, elestirinizde hakli olurdunuz. Haksizlik yapiyorsunuz. Bu elestirinin asil muhatabi hadislerle ugrasip, asil problemli alani korumaya calisanlar olmalidir. Hadislerle ugrasanlar gercekte carpikligi farkeden kisilerdir, ama isin kolayina kacmaktadirlar. Cocuklarin hemen sucu baskasina atmasi gibi, suc hadislerdeydi, Kuran temizdi diyorsunuz.

Turan Dursun'un yeni bir dini elbette yok. Islami elestirirken bir dine siginma ihtiyaci duymamis. Bu son derece dogru ve bir o kadar da onurlu bir tutumdur. Aslina bakarsaniz, bugun Islam'i elestirenlerin nerdeyse yuzde 90'i bir baska dine siginarak bunu yapar. Bu bir baska din de olabilir, bir baska ideoloji de. Bu bence bir siginmadir, kolayciliktir, acizliktir, cesaret edememedir. Cesaretsizlik ve acizlik dusuncelerini soylemekte degil, asil olarak dusuncelerini olusturmakta olur. Turan Dursun, bence asil olarak bu acidan cesur biridir.

Dediginiz gibi Turan Dursun islamiyetin yerine birsey koymamistir. Ne Turanizm ne de Dursunizm diye birsey yaratmistir. Biz de onun adini yasatmaya calisiyoruz. Hepsi bu kadar. Ortada ne "tepki dini" vardir, ne de baska birsey. Asil "tepki dini" sizin yeni dininizdir. Islamiyetteki carpikliklari goruyorsunuz, tepki olarak da Kuran disindaki kaynaklari reddedip yeni bir din olusturmaya calisiyorsunuz.

Ben bu Hanif dininin basari sansi olacagini sanmiyorum. Kucumsedigimiz hadisler, siyerler, fikih kitaplari vb. devasa bir kultur yaratmistir. Siz istemeseniz de aslinda bu kulturun direk olarak etkisi altindasiniz. Ayrica ortada sadece bir "tepki" ve "koruma" icgudusu var. Ama her dinin, her ideolijinin en onemli ozelligi "hedef"tir. Bence Haniflerin hedefi yok. "Koruma" ve "Tepki"den hedef olmaz. Kuran'i yeniden yeniden yorumlarken hangi hedefi gozeteceksiniz? Bu belli degil. Son olarak, aslinda Islamiyet, ozellikle de Turkiye'deki Islamiyet ne "Kuran dini" ne de "hadis dini"dir. Bircok ozelligi "kulturel din" olarak tanimlanabilir. Siz Kuran'a baglanarak bu kulturel yapiyla da aykiri bir durum olusturma tehlikesiyle karsi karsiyasiniz. Turklerin cogu dinini Kuran'a gore falan yasamaz, kulturel ozelliklerine gore yasar. Dinsel hukumleri yuzyillar icinde kulturel ozellikleriyle karistirmislardir. Kuran'i disinda herseyi reddeden bir anlayis, ilerici gorunumu olsa da, bence son derece tehlikeli bir is yapmaktadir. Birakalim Kuran'i kutuphaneler dolusu kanun kitaplari, felsefe, ahlak kitaplari, edebiyat, sanat vb. bile 20. yuzyilin yasam ihtiyaclarini karsilamaya yetmiyor. Siz herseyi anlasilmaz bir elkitabi ile cozmeye calisarak hem mantik disi hem de fazlaca keyfi bir anlayis yaratmis oluyorsunuz.

Yine de yolunuzda size basarilar dilerim. Farkliliklar olacak ki, gelisme olsun.

aydoe
30-04-2008, 20:33
Sayın Duyurucu,
2005 yılında Noel babayı ateizm2org da asmışsınız.
Bu yazılar sizemi ait yoksa alıntımıdır?
http://arsiv.ateizm2.org/ARSIV-III/index60d1-2.html

2002 yılında ateist forumdaki Fazıl sizmisiniz?Yoksa o külliyatta alıntımıdır?

evrensel-insan
30-04-2008, 21:06
Sevgili sargon;

Bu din ve dine yanasim konusunda benim algilayamadigim birsey var.Olabilecek tum olasaliklari siraliyalim.

Muslumanlik islama bagli bir dindir ve dine bagimlilik acisindan dunyadaki ikinci nufusa sahiptir.Birincisi olaya boyle bakis, yani muslumanligi ve islam dinini tum ciplakligi ve gercekleriyle-leyhte veya aleyht yorum yapmadan-Yani tarihi gercegi ortaya koymak.

Ikinci konu bu gercek yerine, bu gercege bagli inanc ve inanma inanmama tartismasi.Benim algima gore dinlerden ozgurlugun anlami, dinlerden arinmis, dinleri yasaminda kullanmama, ve dinlere yasamda dusunsel ve davranissal ihtiyac duymama.Yani yasam da dinlerden soyutlanmis olarak yasama.

Bunun disindaki davranis ve dusunce ise, dinlerle ugrasan dusuncedir.

Yani ne dusunce ne de davranis dinlerden ozgur degildir.Bu dini dusunce ve davranis uretimi ya dine yonelik ya da dine karsi olusur.

Algiladigim kadariyla dine alternatif olarak ta *ateizm sunulmaktadir.Ateist dinlerden ve dini goruslerden ozgur degil;sadece dine ve dini konulara negatif-olumsuz yanasan bir bakis acisidir.

Ayrica ateist mucadele toplumsal degil,bireysel ve bireyin kendi oz irade mucadelesi olarak yansir.Yani din ve dini konularda, birey tarafini secmis ve buna negatif bakmaktadir.Ayni din ve dini konularda tarafini secip dine positif ve olumlu bakan birey gibi.

Bura da sorun her iki bireyinde kendi safina taraftar kazanma sorunu yani mucadelesidir.Birey boyle bir mucadeleye gerek duymaz, cunku hem kendi hak ve ozgurluklerini korurken, hemde baskasinin hak ve ozgurluklerine saygi gosterir.

Turkiye hala bir vatandas toplumu oldugundan ve bireyi olmadigindan, bu tip hak ve ozgurlukler maalesef yerlesmemis, toplum kutuplasmistir.

Yani ortada bir biz ve oteki vatandaslari kutuplasmasi vardir.Bu kutuplasmada kutubun her ucu-biz veya oteki-kendisine taraftar kazanmak icin digerini ikna etme-olma mucadelesine sokmaktadir.Ayni 1600 lerde ki toplumun bu konuda kutuplastigi gibi.

Bence bu bir kisir dongudur.Bu mucadelenin galibi-maglubu olmaz.Ustelik-ister istemez hangi tarafin gucu ve yetkisi varsa otekini distalar.Yani bu site de hep ateistler, dini bir site de de hep theistler ustun taraftir.Bu tip bir mucadelenin vatandasa hic bir sagladigi bilinc yoktur.Ya inancini guclendirir, ya da inanctan vaz gecer.Bu bile toplumsal degil, vatandassal yani tekin degisimidir.

Eger demokrasi,insan haklari ve ozgurluklerden bahsedeceksek-ki bu bireysel olur ve bu yapiyi koruyan hukuk devletiyle saglanir-bu tip bir kisir dongu, biz oteki mucadelesi ikna olma-etme mucadelesi, kutuplasmaktan ve ayrimciligi korumak ve kollamaktan baska bir ise yaramaz.

Ustelik mucadele oldugundan, hem korku felsefesini, hem suru psikolojisini, hem zorakiligi ve guc kullanimini ve-istenilen elde edilsin diye-her turlu insanlik disi davranis ve dusunceyi, baskiyi,santaji,aile cevre toplum baskisini,v.s. icerir.

Maalesef hala bireyi olmayan toplumlarda bu bir feodal iliski bagidir ve tarihi 1600 lerdir.Hak ve ozgurlukler ve onun hukuku savasi,insanoglu tarafindan-biribirilerine mudahale etmesinler, biribirlerinin dini-milli kokensel yapilarini ve bu kokenin verdigi yasamsal iliskileri uygulayabilsinler diye yapilmistir.

Bu da yeryuzunde ki dinlerin milliyetlerin tarihler boyu toplumlarina ilettikleri ve genelde kabullenilen kurallaridir.Her toplum, her dini-milli kokensel fark bu kurallari inanclari,aliskanliklari yasayacaktir ve bu onlarin hakkidir.

Iste bireyin onemi burdadir.Birey kendine oz dusunce ve davranisini sorguladikca; bu kurallardan,iletilerden,verilerden, aliskanliklardan kendi oz iradesiyle ya arinir ya da onlari sahiplenir.Iste buda benim daha once yazdigim, boyunduruk tutsakliginin konusudur.

Insanin ise insan olmaktan baska bir dusuncesi ve davranisi olmamalidir.Insanlasmak iste bu boyunduruktan kurtulmanin duzeyiyle es degerdir.

Ayrica benim cikis felsefesi yazim bunu da ortaya koymaktadir.

http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=8241

Saygilarimla;
evrensel-insan

duyurucu1
30-04-2008, 21:59
Sevgili aydoe,

"Sayın *Duyurucu,
2005 *yılında *Noel *babayı *ateizm2org *da *asmışsınız.
Bu *yazılar *sizemi *ait *yoksa *alıntımıdır?
*
*
2002 *yılında *ateist *forumdaki *Fazıl *sizmisiniz?Yoksa *o *külliyatta *alıntımıdır? " yukarda alıntısını yaptığım yazında beni merak edip araştırmışsın.Emeğine sağlık.

Merakını gidermek için sana biraz daha tiyo vereyim.Ben 2005 yılından önce de *çeşitli sitelerde yazılar yazdım.Bunlardan biri de Edip Yüksel'in 19 org sitesi.Bir sürede onlarla cebelleştim.Daha sonrada bu belirttipin sitelerde yazdım.Hatta aklıma şimdi geldi bir arada alternatif forumda da yazdım.

Ancak Turan Dursun sitesine o zamanda girecektim ama benim siteye girerken teknik bilgisizliğim sonucu,site beni otomatik olarak sokmadı.Yani ben bilgisayarı kullanma konusunda bilgili olmadığım için yanlış tuşlara basınca ,o zaman Turan Dursun Sitesine girememiştim.Hatta şimdi dahi neredeyse giremiyordum.

Neyse senin için, oralarda gezmem yada geçmişte başka sitelerde yazmam rahatsızlık yaratır mı?

Yazıların bana ait olup olmadığı meselesine gelecek olursak:Ben bana ait olmayan yazının altına adımı yazmam bu bir .Başkasından alıntı yaparsam da alıntı yaptığım insanın adını yazarım.Bu da iki.

Selam ve sevgiyle kal.

duyurucu1
30-04-2008, 22:13
6-NAMAZ KILARAK SEVAP KAZANILMAZ!

ŞEKLİ VE USULÜ AYNI OLAN EVRENSEL NAMAZ YOKTUR!

Namaz Kur’an’da , başka kitaplarda ve yazisiz kurallari olan dinlerde bahsedilen bir eylem biçimidir. Şekli ve icra usulleri dinden dine,mezhepten mezhebe farklilik gösterir.Her toplum namazi farkli şekillerde icra eder.

NAMAZ NEDİR?

Namaz ,Kur’anda namaz kelimesi ile ifade edilmez.Türk toplumu kendi icra ettiği eyleme namaz demiştir.Biz de toplumun anladığı şekilde namaz kavramı ile toplumun anladığı eylem biçimini kasdediyoruz.

Namaz;kavramının içerisi nasıl doldurulmalıdır?Bunu saptamak gerekir. Namaz insanın kendi ilahına karşı yaptığı şekilli davranış biçimi değildir.İnsanın kendi İlahı ile birlikte olma yol ve yöntemidir.İnsanın İlahı ile baş başa olduğu zaman dilimidir.

İslamiyet dünya görüşüne göre;insan ile Allah 24 saat birliktedir.Öyleyse namaz sırasında özel olarak birlikte olmaya neden ihtiyaç hissetmiştir.?İnsan zaman zaman kendi Rabbini anması ve Allahın kurallarına göre yaşayıp yaşamadığını kendi kendine test ettiği bir zaman dilimine ihtiyaç duymaktadır.İhtiyaçtanda öte bu gereklidir.İnsan bir dostuyla zaman zaman konuşmasa sohbet etmese zamanla dostu ile arasındaki dostluk bağı gevşer.İnsan Allah ile de 24 saat birlikte olmalarına rağmen zaman zaman dünya meşguliyetini bir tarafa atıp,özel bir zaman diliminde ve sakin özel bir yerde baş başa olmazlarsa aralarındaki dostluk,ahbaplık,samimiyet zayıflar.Kaldı ki Allahın insanların namazına ihtiyacı yoktur.24 *saat diğer insanlarla ve her yaratıkla birlikte olduğu gibi,namaz kılan yada kılmayan insan ile de beraberdir.Namazı insan kılar.Yani insan, namaz sırasında Allaha özel bir zaman ayırır.Diğer zamanlarda ise insan Allaha zaman ayırmaz.Kendi işiyle gücüyle meşguldür.Oysa buna rağmen Allah her zaman insanın yanındadır.Onu kapsamıştır.

İnsan namaz sırasında(Allah ile başbaşa sohbette iken)kurallı yaşayıp yaşamadığını kontrol eder.Kuralsızlığa karşı bir sapma içerisinde ise sapmadan döneceğine dair söz verir.Allahtan bu konuda kendisini desteklemesi için yardım talep eder.Pişmanlık belirtir.Varsa isteklerini bire bir Allaha sunar.

İnsanın namaz sırasında yada namaz dışındaki istekleri Allah tarafından kabul edilir mi?Edilmez mi?Yada edilme koşulları nelerdir?Kabul edilmeme koşulları nelerdir?Bı soruların cevapları ayrı bir yazı konusudur.

HER DİNİN,MEZHEBİN NAMAZI FARKLIDIR

*Bazı görüş sahipleri,belli bir mezhebin namazının şeklini ve usulünü sanki evrensel namaz şekli gibi algılamaktadırlar.Bazı görüş sahipleri de kendileri de bir zamanlar bu mezhebin içerisinde olup sonra bu mezhebi terk ettikleri *ve eski mezheplerine de içgüdüsel bir öfke duydukları için ,” “Kur’an’da namaz yoktur.Salat vardır.Salat kavramı içerisine de insanın yaptığı tüm iyi işler girer.Bu nedenle ben bu mezhebin icra ettiği gibi namaz icra etmem.Hatta namaz hiç icra etmem!”demektedirler.

Bir mezhep namazı yanlış icra edebilir,kavramın içini yanış doldurabilir.Doğru düşünen,aklını işleten bir insan,namazın ne olduğunu,nasıl icra edileceğini,ne zamanlar icra edileceğini,İslamiyetin yazılı kaynaklarından (hadislerden değil)öğrenmeli ve akıl yoluyla da bu kavramın içini doldurmalıdır.Bir yanlışdan kaçarken bir başka yanlışa düşmemek gerek.Kantarın topuzunu ortaya,dengeye çekeyim derken duygusal davranıp öbür tarafa,bir başka olumsuza çekmemek gerek.

Görüşlere saygimiz vardir ancak bize göreyse;Namaz salt bir mezhebin veya bir dinin veya bir görüşün tekelinde degildir.Şekil ve usulüde yine bir dinin veya mezhebin tekelinde degildir.Nitekim dünyada ki uygulama da bu şekildedir.

KİLİSEDEKİ EYLEMLER DE NAMAZ MIDIR?

Evet.Allaha yönelik olarak yapılan eylemler namazdır.Kapalı bir mekanda yada açık mekanda olması o eylemin namaz niteliğini değiştirmez.

Namaz camide,kilisede,havrada,sinagogda ve diger mekanlarda icra edildigi gibi dünyanin her yerinde degişik şekillerde icra edilmektedir.Namaz,insanin Allah ile teke tek yalniz *kaldigi bir zaman dilimidir.Allah ile konuştugu ,insanin agzindan çikan sözlerin ne anlama geldigini ve Allaha ne dedini bildigi bir andır.

NAMAZ İLE SEVAP KAZANILIR MI?

Namaz eylemi ile sevap denilen(+ puan)kazanılmadığı gibi,icra edilmezse günah denilen(-puan )da kazanılmaz.

NAMAZ GEREKLİ MİDİR?

Evet çok çok gereklidir.Ve de icra edilmesi gerekir.Çünkü namaz aracılığı ile yukarda da söylendigi gibi artı ve eksi puan kazanilmaz ama namaz sırasında Allah ile samimiyet artar.Dostluk bağı pekişir.Nitekim namaz ile Allah’a yakınlaşmamış birine Alah neden yardım etsin?Ya da günün belli zamanlarinda cimnastik hareketleri gibi eylemler icra ederek sevap kazanacaklarını zannedenler ve hele bu hareketler sırasında anlamadıkları dil ile agzından çıkanı kulagının duymadığı ve beyninin anlamadigi ,robot insana * Allah neden yardım etsin?Allah,insanlara,karşısında bilinçsizce yatıp kalkmalarını emretmek suretiyle eziyet eden değildir.Allah kendisine karşı topluca eğilip kalkan insanların eyleminden neden zevk alsın ki?

İnsan namaz sırasında otokritik (öz eleştiri)yaparak yanlışlardan dönebilir. *İnsan namaz sırasında terapi gibi rahatlar ve bu dünyada yalnız olmadığını anlar.Zaten Allah da bana yönelin size cevap vereyim demektedir.İnsan Rabbine yönelirse kesinlikle cevap alır.Kılavuzlanır.

SEVAP NASIL KAZANILIR?

Sevap denilen artı puanlar oruç,namaz gibi tapınmaların dışındaki *pratik olarak yapilan iyi davranişlar ve üretilen güzel işler sonucu kazanılır.(Bakınız:Kur’an;2/62,4/162,5/69,12/37,65/11.vd ayetler)

:D *:D *:D

duyurucu1
02-05-2008, 00:20
7-..VE TANRIDAN İNSAN OLUŞTU.

Tanrı dünya haline ne zaman ve nasıl dönüştü bilmiyorum.Ama şu anda da gezegenler,yıldızlar nasıl oluşuyorsa geçmiş bir zamanda ve yavaş yavaş dünya oluştu.Tanrının bir parçası dünya halinde somutlandı.Dünya haline dönüştü.

Aradan zaman geçti.Koşullar sürekli değişiyordu.Dünyanın koşullarının her değişmesinde ortaya yeni bir varlık çıkıyordu.Bu varlıklar eğer canlı iseler bir süre yaşamlarını devam ettiriyorlar eğer koşullar bu canlı varlıkların yaşamlarını devam ettirmeğe uygun değilse yine dönüşerek asıllarına dönüyorlardı.Geçmişte çok sayıda ve türde canlı oluştu yaşadı ve çok sayıda dünya dünya yaşam sahnesinden ayrıldı. Şimdilerde de çok sayıda canlı, yaşam sahnesine katılıyor.Bir kısmının da türü yok oluyor.Belki bir daha var olmamak üzere sahneden ayrılıyor.Dünyanın yeni koşullarına uygun olan yeni yeni canlı türleri oluşuyor.Var olan türler yok oluyor.

Dünyanın geçmişte bir zamanında dünyadaki koşullar,insan denen bir canlı türünün oluşmasına elverişli hale geldi.Dünyanın çeşitli bölgelerinde insan denen tür topraktan oluşmaya başladı.Bu süreç uzun bir zaman aldı.İnsanlar bataklık gibi çamurlarda oluştular.Öldüler yeniden oluştular.Başka canlılar tarafından yendiler.Yeniden oluştular.Böylece dünyanın çeşitli bölgelerinde koşullara göre,beyaz tenli,siyah sarı ve kırmızı tenli ve başka özellikte....insanlar oluştu.

Sonra koşullar yavaş yavaş değişti.İnsanlar bataklıklardan oluşamaz oldular.Böylece dünya üzerinde oluşmuş değişik kıta be bölgelerde var olan çok az sayıda insan dünya üzerinde kalakaldı.Eğer koşullar aniden değişmiş olaydı bunların hepsi ölecekti.Ama değişiklik yavaş yavaş olduğu için bu insanlar kendilerini değişen koşullara uydurdular.Erkek ve dişi olarak farklılaştılar.Belki de topraktan oluştukları devrenin bir bölümünde erkek ve dişi olarak farklılaşmışlardı.Eşeyli üreme mekanizmasıyla kuşanınca değişen koşullara daha iyi uyar oldular.Çünkü bu üreme sayesinde türlerini devam ettirme olanağına kavuştular.

Dünya çok genişti.Topluluk oluşturdular.Fakat oluşturdukları toplulukların dahi birbirinden haberleri yoktu.Ürediler,araç kullandılar,çoğaldılar,uygarlıklar ve devletler kurdular.Böylece dünya üzerinde insan türünün değişik varyasyonları ortaya çıktı.Kimya dilinde ifade etmek gerekirse;Bir elementi karekterize eden onun proton sayısıdır.İnsan türünü de karekterize eden onun kromozom sayısıdır.23 çift kromozom insanı karekterize eder.Elementin proton sayısı aynı olmasına rağmen nötron sayısı değişik olan izotopları olabilir ve vardır.Bu izotopların fiziksel özellikleri birbirinden farklıdır.23 çift kromozomlu insan türününde kromozom sayısı aynı olmasına rağmen DNA nın dizilişi farklıdır.Bu nedenle zencilerle kızılderililer ve sarı derili insanlar birbirinden farklıdır.Bu kavimler insan türünün varyasyonlarıdır.Aynı zenci alt bölümünde olanlar içinde de daha alt varyasyonu oluşturan topluluklar vardır. Örneğin Türkiyede çok yakın coğrafyada yaşamalarına rağmen Tuncelililere,Mardinlilere ve Çerkezlere bakın.Bunlar arasında dahi ufak tefek farklı fiziksel yapılar vardır.Bu farklılıklar insan türünün geçmişten gelen farklılıklarıdır.Varyasyonlarıdır.Temelde aynı olan bu izotop insanlar birbirinden farklıdır, fakat üstün değildir.

Tekrar konumuza dönersek,geçmişte çoğalan ve dünyayı işgal eden insan toplulukları Önce komşu insan topluluklarını fark ettiler.Korktular.Korktukları için birbirlerini öldürdüler.Savaşlar yaptılar.Yine ürediler.Yine birbirini öldürdüler.Yine aletlerini geliştirdiler.Zamanla birbirlerini tanımaya başladılar. Dünya üzerinde birbirlerinin komşuluğunu kabul eder hale geldiler.Dünyaya yayıldılar, paylaştılar.Paylaşım haklarını mülkiyet defterine yazdılar.

Zaman geçti, hızla birbirlerinden haberdar olur oldular.Dünyaya yayılmaları önceleri çok yavaş olurken gittikçe artan bir ivmeyle dünyayı işgal ettiler.Eskiden Anadoludaki Etilerin Bir başka yakın kavimle savaşı ve işgali yıllarca sürerken zamanımızda bir ülkenin işgali yada insanlarının öldürülmesi çok kısa zaman içinde olmaktadır.Eskiden uzak doğudaki bir halktan birinin Amerikada görülmesi olay olurken şimdilerde insanlar kilometrelerce uzaklıklara günü birlik ziyaretler gerçekleştiriyor.

Kısaca özetlemek gerekirse;İnsanın oluşumu sır değil.Bilim geliştikçe sır olmaktanda çıkacak.Ama şu bir gerçek;bu gün dünyada her şey nasıl oluşuyorsa insanda öyle oluştu.İnsanın oluşumunu merak eden çevresine baksın.İnsanın oluşumuna benzer oluşumları gözleyecektir.İnsanın ve başka canlıların oluşması yada *ortadan kalkması mucize değildir.Çünkü Tanrı hiç bir zaman mucize oluşturmamıştır.Mucize oluşumlar Tanrısal değildir.Tanrının kurallarına terstir.İnsan da mucize olarak oluşmamıştır.Tanrının kuralları uyarınca ve doğal olarak Tanrısal olarak oluşmuştur.Tanrıdan oluşmuştur.

duyurucu1
02-05-2008, 00:47
8-SABAH EZANI NEDiR?

Askerlikte “Sabah kalk!” borusu vardır.Boru sabah saat 5.00’de çalar.Tüm askerleri uyandırır.Üstelik tüm yurtta her sabah 5.00 de bu boru çalar.Edirnede de karsta da,Sinopta da,Hatayda da askerler sabah saat 5.00 de bu boruyla uyanırlar.Askeri kurumun tüm birimleri de bu saatte uyanır.Ordu,en küçük birimden en büyük birime kadar bu boruyla uyanır.

Askerler uyandıktan sonra sabah temizliklerini yaparlar.Saat 6.00 da kahvaltı yaparlar.Kahvaltıdan sonra eğitim başlar.Sabah sporu yaparlar.Sonra görevleri neyse ona göre davranırlar.

Askerlikte günlük yaşam 5.00 da çalan “Kalk!”borusu ile başlar,21.00 de çalan “Yat!borusuyla sona erer.

Muhammed 1400yıl önce uyuşuk Arap toplumundan kurallı ve hareketli yaşam tarzını içeren bir toplum oluşturmayı amaçlamıştır.Savaş ve talan ekonomisine dayanan bir toplum kurmayı düşünmüştür.Talan ekonomisini benimsemiş toplumun tümünün savaşçı olması kaçınılmazdı.O dönem, sivil toplumdan ayrı askeri bir güç düşünülemezdi.Toplumun tamamı askeri güç idi.Toplumun tamamı milis ve savaşçı güç idi.Talan ekonomisi gereği bu milis gücün sabah erkenden kalkıp işlerini yapması gerekiyordu. Eğer insanlar geç saatlerde uyanırlarsa ,iklimin de etkisi ile uyuşuk olurlar ve dolayısıyla ekonomi verimli çalışmazdı.Öğleye doğru sıcak olduğu için verimlilik elde edilemezdi.

Toplum sivil ve silahlı güç diye ayrılıp, her bir gruba ayrı bir yaşam biçimi düzenlenemezdi.Toplum hem sivil hem savaşçı idi.Sivil ile savaşçı ayırımı yoktu.Böyle bir ayırıma ihtiyaç da yoktu. Bu nedenle, aile içindeki savaşçının uyanması, kahvaltısını yapması gerekiyordu.Bu ise diğer aile üyelerinin de uayanmaları ve yemek pişirmeleri ile olası idi.O dönemler henüz nofrost buzdolapları Arabistanda kullanılmadığı için kahvaltıda zorunlu olarak yemek pişiriliyordu.

Köylerde yaşayanlar iyi bilirler.Köylüler sabah erken kalkarlar.O gün ister işleri olsun isterse olmasın, köylü, sabah erkenden kalkar köy kahvesinde buluşur sonra her kes işine gücüne gider.Neden?Çünkü bu yaşam biçimi kendi ekonomik sistemlerinin sonucudur.Yaşam biçimleri erken kalkmalarını gerektiriyor.İş zamanı,kuşluk vakti * köy meydanında kimseyi bulamazsınız.Ama sabah ezanından sonra işe,bağa,bahçeye *dağılıncaya kadar köy kahvesi ve köy meydanı kalabalık olur.

Muhammedin içinde yaşadığı sıcak çöl ikliminin hüküm sürdüğü Arap toplumu için de yaşam ancak sabah ezanı ile başlaması gerekirdi.Hareketli, talancı,savaşçı bir toplum için de yaşam kaçınılmaz olarak erken başlamalıdır.Toplum öğlene yakın saatler başlayınca hareketliliğini ve verimini kaybeder.Bu saatlerde de ihtiyaca ve iklime en uygunu, toplumun bir iki saat öğlen uykusuna yatmasıdır.

İşte, günümüz de hala temcit pilavı gibi her sabah okunan sabah ezanının dayanağı,temeli anlatılan bu ihtiyaçtır. Sabah ezanı 1400 yıl öncesinin koşullarına hitap eden çok eskilerden kalma bir gelenektir.Arap toplumunu harekete geçiren “kalk!”borusudur.

Günümüzde sabah ezanının işlerliği kalmamıştır.Sadece nostalji olarak icra edilmektedir.Sabah ezanı okunduğunda camileri dolaşınız,içlerinin boş olduğunu göreceksiniz.Çünkü günümüz toplumu eski Arap toplumu değildir.Çünkü günümüz zamanı 1400 yıl öncesi değildir.İçinde yaşadığımız günümüz toplumunun ekonomisi ile 1400 yıl önce Arabistanda yaşamış Arap toplumunun ekonomisi aynı değildir.Bu nedenle bu gelenek inatla uygulansa bile artık işlevini yitirmiştir.Kuru şekilden ibaret kalmıştır.

duyurucu1
05-09-2008, 00:14
9-ARAF 161 NE ANLATIYOR? BİLEN BERİ GELSİN!

Çöl geçmiş zamanlarda insanların egemen olamadıkları bir bölgeydi.Aşırı sıcak ve susuzluk yaşamalarını olanaksız hale getiriyordu.Çölden geçmek gerektiği zaman insanlar kervanlara katılmak zorundaydılar.Çünkü kervanlar çölde aralıklarla var olan vahaları izliyordu.Böylece insanlar ancak var olan ve vahalardan oluşan su zincirlerini takip ederek bir yerden başka bir yere ulaşabiliyorlardı.Su zincirinin dışında hayatta kalmak olanaksızdı.

Musa öyküleri kutsal varsayılan kitaplara konu olmuştur.Musa önce tekniğin ve medeniyetin üstün olduğu Mısırda yaşamış ve bürokraside üst kademelere yükselmiştir.Ancak içinden çıktığı kavmi Mısırda zulüm altında yaşamaktadır.Çünkü bir zamanlar Musanın kavmi mısıra karşı isyan hareketinde bulunmuştur.Mısır egemeni de bu kavme karşı kitle katliamı uygulamıştır.Erkeklerinin gencini yaşlısını ve hatta çocuklarını dahi kıyımdan geçirmiştir.Kadınlarını ise Mısırda zevk aracı olarak kullanmaktadır.

Ancak Mısırda bu kavim arasında yavaş yavaş isyan ve terör hareketleri örgütlenmeğe başlanmıştır.Bu hareketin önce liderleri yoktu.sonra Musa okumuş yazmış ve aydın bir insan olduğu için hareketin başına geçti.Kavmini bir gün Mısırdan çıkardı.Bu hareket yakın tarihimizde devlete isyan edenlerin dağa çıkması gibidir.Musada kavminin kendisine inananları alıp dağa çıkacağına çöle çıktı.Çünkü çöl isyancılar için bir sığınma yeriydi.Nitekim daha sonra aynı yöntemi İsada yaptı, Oda isyan hareketini çölden şehire doğru örgütledi.Spartaküste aynısını yaptı.Robin Hood da.

Musa kavmini çöle götürünce aylarca ve belki de yıllarca eziyet çektiler. İyi beslenemediler.Sonunda bu eziyetli yaşamdan kurtulabilmek için Mısırın egemenliğinin dışında olan ,şehir devletlerinden biriyle anlaşma yaptılar.Bu şehir devletinin egemenliğini kabul etmeleri koşuluyla burada yaşamalarına izin verilecekti.

O dönemde ve o dönemden sonra uzunca yıllar şehir devletlerinin surlarından içeri girmek için o devletin egemenliğini kabul etmek gerekmekteydi.Ticaret yada bir başka maksatla şehir devletinin kapısından içeri giren kişi o devlete saygı gereği o devletin tanrı heykeline eğilerek saygıda bulunması gerekmekteydi.Kişi eğer o şehir devletinin kapı yakınında bulunan tanrı heykeline yada kutsalına eğilmezse yani secdede bulunmazsa bu tavrı egemen ve egemenin askerleri tarafından anında tespit edilerek cezalandırılırdı.Yada kapıdan içeri girmesi engellenirdi.Araf suresinin 161 inci ayetinde bahsedilen olay budur.Musa kavminin bir şehir devletinin kapısından içeri nasıl girmeleri gerektiği anlatılmaktadır.Musa kavmi kural tanımaz birazda dağ kavmi olduğu için bu tür kuralları pek takmazdı.Zaten Mısır da bu kavmi kural tanımaz ve özgürlüğüne düşkün olduğu için(barbar) cezalandırmıştı.

Bu gün de benzer durum vardır.Devletler arası ilişkilerde bir devlet sınırından geçerken girilen devletin kurallarına uymak mecburidir.Aksi halde vize ile karşılaşırsınız.Kimse elini kolunu sallayarak bir devletin sınırlarında öbürüne geçemez.Girilen devletin kutsallarının ziyareti sade vatandaşlar için bu dönemde yoktur ama devlet erkanı karşılıklı ziyaretlerinde girilen devletin kutsallarını ziyaret ederek o devlete karşı saygılarını belirtmektedirler.Örneğin Türkiye Cumhuriyetine gelen bir yabancı politikacı eğer Atatürkün mezarını ziyaret etmezse bu tavrı hasmane bir tavır olarak algılanmaktadır.İran için de başka değerler,Fransa için başka değerler vardır.

Araf suresinin 161 inci ayetinde bahsedilen olayda Musa kavminin çöldeki yaşamlarından sonra bir şehir devletinin kapısından geçerken hangi kurallara uyması gerektiğine ilişkindir.Bu ayete kutsallık izafe ederek saptırmak,kendi öznel düşünceleri ayette varmış gibi göstermek bilimsellikten uzaklaşmak olur.Bilimsel olmayan alandada sapmak ve saptırmanın sonu ve sınırı yoktur.

commandante
05-09-2008, 09:26
evet bu ayetin hiçbir dini konu ile alakası yoktur sadece yüzyıllardır uygulanan bir diplomasi geleneğini anlatmaktadır.bütün müslümanlar kuranda yaza herşeyi dini bir kural olarak algıladıklarıiçin diplomasi biliminin farkında bile değillerdir.

duyurucu1
06-09-2008, 00:02
10-KUR’AN’A GÖRE CENNET YADA CEHENNEM NEYİN KARŞILIĞIDIR?

İNSANA İSNAT EDİLENLERİN HANGİLERİ DİN GÜNÜ SUÇ OLARAK KARŞIMIZA ÇIKAR?(Cezaya bağlanmıştır?)
HANGİLERİ TAKTİR OLARAK KARŞIMIZA ÇIKAR ?(Ödüle bağlanmıştır?)

Din günü insanlar yargılanacaklar.Bu kesin vaat.!İnsanlar yaşamlarını ,yaşamlarının karşılığına gelen ceza veya ödülü boyunlarında asılı olarak bulacaklar.Ödül ile değerlendirilenler için mesele yok.Ceza ile değerlendirilenler için ise kendilerine son bir savunma hakkı verilecek.Kendi dinlerini(görüşlerini) ve ilk yaşamlarındaki davranışlarının haklılıklarını, sonuna kadar savunabilecekler.

Cevaplanması gereken soru;bu insanlara verilen ceza veya ödül neyin karşılığıdır?

1)İnsan din günü yaşamının tümünden sorumludur.Hem de en ince ayrıntısına varıncaya kadar.Hatta en gizli yaşamına kadar. “Hiç kimse beni görmedi!”denilse dahi bu yaşam dilimine varıncaya kadar sorumludur.Din günü insanın yaşamı açık seçik ortaya serilecektir.

2)İnsana ceza veya ödül olarak karşılık bağlanan, yaşamının düşünce alanı değildir. İnsanın sorumlu olduğu alan düşünceleri değildir.ALLAH DÜŞÜNCE SUÇUNU KABUL ETMEZ!İnsan yaşamı boyunca iyi de düşünebilir kötüde.Hatta en ahlaksız düşünceler aklından gelip geçebilir.En ahlaklı düşünceler aklından gelip geçebilir.Bu düşünceleri nedeniyle ne günah(eksi puan)kazanır ne de sevap(artı puan)

3)İnsana verilen ceza(cehennem)yada ödül(cennet) davranışları nedeniyledir.İnsan davranışları nedeniyle günah (eksi puan)yada sevap(artı puan)kazanır.Bu sevap miktarı ve günah miktarı birbirinden mahsup edilir.Kalan net puanın cinsi ve miktarı neyse insan onunla karşılık görür.Din günü dirildiğinde bunları boynunda asılı bulur.Bu nedenle Din gününde dirilen insanların bazılarının yüzleri gülmekte bazıları ise kederden mosmor haldedirler.

İLK YAŞAMDA,YERYÜZÜNDE,GÜNAH YADA SEVAP NASIL KAZANILIR?

Karıştırılan konulardan birisi de budur.Günah yada sevap kazanmak için ne yapmak gerekir?

Öncelikle yukarda yapılan tespite göre Allah düşünce suçunu kabul etmez.Allah eylemleri nedeniyle insanlara günah(eksi puan)yada sevap(artı puan) verir.

Eyleme (davranışa)göre günah yada sevap nasıl kazanılır?

Günah(eksi puan)kuralsız davranış sonucu kazanılır.Bu kural Allah’ın kuralıdır.Allah’ın kuralı aynı zamanda toplumun geçerli kuralıdır.(Hangi kural Allah’ın kuralı hangisi değil ayrı bir tartışma konusudur.Zaten yazılarımız içimde bu soruya da cevap verilmiştir.)Ancak insan kuralsız davranma olanaklarına sahip olmalıdır.Zaten kuralsız davranma olanaklarına sahip olmayan insan günah işleyemez.

Örneğin:Dağda koyun gütmekte olan çoban devlet bankalarını hortumlama kuralsız davranışını işleyerek günah(eksi puan)kazanamaz.İnsan öncelikle günah işleme olanaklarına sahip olmalıdır.Bu olanaklara sahip değilse kendisine günah taktir edilemez.Eğer bir insan kuralsız ve olumsuz davranışı yapma olanaklarına sahip iken kuralsız davranıyor ise kendisine kesinlikle günah(eksi puan)verilecektir.Bunun kaçışı mazereti olamaz. “Toplum çok bozuktu!Her taraf bataklıktı bu nedenle elim çamura bulaştı!Ne yapalım bal tutan parmağını yalar!Önce bataklık kurutulmalı ki sivrisinekler yargılansın!Bataklık olduğu sürece günah olur!”türünden savunmalar geçersizdir.İnsan hangi şart altında olursa olsun kuralsız davranmayacak ve günah işlemeyecek(eksi puan almayacak)Bu kuraldır.Mutlak olan ,bu kurala karşı gelme yada kurala karşı hile durumunda insana günah(eksi puan)yazılacaktır.

1)Kuralsız davranma olanaklarına sahip(günah işleme=eksi puan alma) olanağı her zaman mevcut iken ve hatta bataklık bir ortamda bulunuyor iken eğer insan aklını kullanır,ayrım gücünü kullanır ve kendini bu davranışları yapmaktan geri tutabilirse kendisine sevap(artı puan)var.İnsan hiç bir şey yapmasın.Hiç eylemde bulunmasın.Nötr kalsın.Ama kuralsız davranmasın. Normal davransın.Hatta kimseye iyilikte de bulunmasın.Kendisine sevap(artı puan)vardır.

Örneğin:Dağdaki çoban.Koyunun memesinden sağdığı sütü sahibine vermeme olanağına sahip iken bu seçeneği kullanmıyor.Olumsuza yönelmiyor.Normal olarak sütü sahibine veriyor.Kendisine sevap(artı puan)vardır.Çoban koyunun sahibine ek bir iyilikte bulunmasa dahi sadece bu davranışı nedeniyle kendisine sevap var.Günah işleme olanağına sahip iken günah işlemekten geri duranlara sevap var.

Namazda yapılan rükunun anlamı da budur.Rüku; “Allahım! Geçmişimde kuralsız davrandım ve haliyle günah işledim.Bu andan itibaren tövbe ediyorum.Yani kuralların karşısında eğiliyorum.Onlara diklenmiyorum.Diklenerek olumsuz davranışlarda bulunmuyorum.Ve de bulunmayacağıma ilişkin söz veriyorum”demektir.

Örneğin;Kadının ırzına geçme olanağına sahip iken geçmeyene sevap var.

Örneğin:Adam öldürme olanağına sahip iken öldürmeyene sevap var.

Örneğin;Gençlere eroin verip alıştırma olanağına sahip iken vermeyene sevap var.

Devleti hortumlayarak kamunun paralarını zimmetine veya yakınlarının zimmetine geçirme olanağına sahip iken zimmetine para geçirmeyene sevap var.

Örnekleri çoğaltmak mümkündür.

2)Olumsuz ve kuralsız davranışı yapma olanağına sahip iken yapan insana günah(eksi puan)var.

3)İnsanın olumlu bir davranışta bulunamama koşulları/olanakları var.

Örneğin;Diğer insanlara yardım yapacak ekonomik güçten yoksun.Veya yeryüzünü cennet yapma olanaklarına sahip değil.

Bu insan ne yapsın?

Bu insanın önünde iki seçenek var;

a)İnsan aklını kullanır ve diğer insanlara yardım yapmanın çarelerini arar.Yada sevap kazanmak için kurallara tam tabi olmanın yollarını arar.Aktif olur.Yeryüzünü cennete çevirmenin çarelerini arar.Kendisine kesinlikle artı puan(sevap )var.Ama ne kadar artı puan ?Onu puanlayıcı olan Allah bilir.

b)İnsan aklını çalıştırmadı .Zaten olumlu davranışta bulunma olanaklarından da yoksun.Nötr olarak oturdu.Yedi içti.Ot gibi yaşadı ve öldü.Kendisine ne sevap(artı puan)ne de günah(eksi puan)var.

Örneğin:”Bana ne!Bana deymeyen yılan bin yaşasın!Ne etliye ne sütlüye karışmam!Elini taşın altına başkaları koysun!”şeklinde düşünen ve yaşayan insanlara günahta yoktur ,sevapta yoktur.

4)İnsan olumlu davranışı yapma olanaklarına sahip.Malı mülkü var.Yada bilgisi var.Ama cimrilik ediyor.Vermiyor.Bilgisinden de kimsenin yararlanmasına olanak tanımıyor.Tanısa kendisine sevap yazılacak.Ama cimrilik yapıyor.Kendisine sevap yok!Ama günahta yok!Çünkü malı mülkü olan insanın başkalarını doyurma sorumluluğu yok. Başka insanları doyurmadı diye kendisine günah yok.Kimse bir başkasını beslemek zorunda değil.Kur’andaki yardımlaşmaya ilişkin ayetler tavsiye ve özendirmeğe yöneliktir.Kimseyi yardım yapmaya icbar edecek amir hükümler değildir.


Doyurursa kendisine sevap var.

Namazda secde anında ifade edilen durum budur.Secdede insan; “ Kurallı davranacağına ,Allah’a tam olarak tabi olacağına söz verir.”


SONRA? MAHSUP MEKANİZMASI İŞLER.

Sonrası anlatılan gibidir.İnsan Din günü bu anlatılan usule göre sevap(artı puan)yada günah(eksi puan)kazanır.Ömrü boyunca yaptığı milyonlarca davranışının her biri için kendisine sevap yada günah taktir edilir.Taktir edilen bu sevaplar ve günahlar birbirinden mahsup edilir.Çünkü mahsup etme Allah’ın gafur özelliğidir.Allah sadece Rahim değildir.Rahim ve Gafurdur.Bu nedenle artılar ve eksiler mahsup edilir.Ortaya insanın net puanı(amelinin sonucu=yaşamının sonucu)çıkar.Bir insanın net puanı kesinlikle bir diğerine uymaz.Aynı değildir.Üniversite sınavına girenler ve öğretmenler bu net puan meselesini gayet iyi anlarlar.

İnsan Din Günü dirilişinde bu net puanları ve karşılık gelen ceza veya ödülü boynunda asılı bulur.Boynundaki asılı puanları ve karşılığı olan cennet yada cehenneme gireceğine ilişkin sonuç için yeniden yargılanmaz.çünkü insanın ödülünün yada cezasının ne olacağı otomatik olarak bellidir.İnsanların birinin ödülü diğeriyle aynı değildir.Keza birinin cezasıda diğeriyle aynı değildir.

Artı puana sahip olanlara Rableri; “Hoşgeldiniz!”der.Bu grup yargılanmayacaklarını ve ödüllerini bildikleri için sevinç içindedirler.

Boyunlarında net günah(eksi puan)ve karşılığı olan “cehennem” kelimesi asılı olanlar ise başlarına ne geleceğini bildikleri için yüzleri simsiyahtır.

Son kez kendilerine; “Son söz sanığındır!”kuralı uyarınca söz verilir.Kendilerine azami olarak savunma olanağı tanınır.İslam dini(dünya görüşü) ile kendi üzerinde oldukları Din(dünya görüşü) tartışılır.

Ama Allah’ın belirlediği net sevap ve net günahta değişiklik olmaz.Eksi ve artı puanları Allah dahi değiştirmez.Allah taktir yetkisini kullanıp adaletsizlik yapmaz.Allah adaleti sağlarken keyfi davranmaz.Affetmez.Af çıkarmaz.İnsanın tüm ömrü boyunca yaptığı kuralsız davranışlarından sonra bu insan cehennemlik olmuşken bir minnacık iyi davranışı nedeniyle tüm günahlarını silmez.Hadis dini mensupları (Sünniler,aleviler,Şiiler,Hristiyanlar,museviler…. .)ise işin kolayını bulmuşlar.Yada kendilerinin yaptıkları kuralsız davranışlarını af ettirmeğe yönelik bir din icat etmişler.Bu dine göre insan hayatının büyük bölümü kuralsız davransa bile yaşamının sonuna doğru bir yoksulu doyurursa yada bir yetimin başını okşarsa yada hacca giderse tüm günahları af edilir.Çünkü Allah af edicidir.YALAN !Bir kez daha söylüyorum Allah af edici değildir.Bağışlayıcı değildir.Adaletsiz değildir.Kimsenin de günahını bağışlamaz.Bu din mensupları kafalarında kendilerine göre ,kendilerini aklayan ADALETSİZ bir Allah oluşturmuşlardır.Oysa gerçekte ve Kur’an’da bahsedilen Allah hadis dini mensuplarının kafalarındaki Allah değildir.Adaletli bir Allahtır.Rahmandır,Rahimdir.Herkes ayağını denk alsın!Külahını önüne alıp düşünsün.Hayatının büyük bölümü kuralsız yaşa sonrada git Mekkedeki dört köşe bir taşın etrafında dön ve hacı ol.Tanrı seni sırf bu gezin nedeniyle af etsin!? Allah bu üç kağıtçı ve menfaatçi insanların zannettikleri gibi ve uydurdukları gibi değildir.

Kur’an’a göre Din günü bir hardal tohumu kadar iyilik yapan karşılığını bulur.Bir hardal tanesi kadar kötülük yapanda karşılığını bulur.

Bir kez daha söylüyorum;İnsanların cennet yada cehennem puanları da görecekleri ceza ve alacakları ödül de eşit değildir.

NOT:Bazı okuyucular yukarda anlatılanları okuyunca şaşırdı. “Eski köye yeni adet mi getiriyorsun?Ya da yeni bir din mi oluşturuyorsun?Yada Sen Tanrı mısın ki insanlara eksi ve artı puan taktir ediyorsun?”gibilerden eleştirilerini ilettiler.

Bu anlatılanlar benim teorim değildir.Kur’an’ı açıp okuyan İslamı anlayan her insan aynı sonuca varır.Bu anlatılanlar Kur’an’dan çıkanlardır.Benim uydurmam değillerdir.

duyurucu1
07-09-2008, 16:44
"Özgürlükleri bağlayan her türlü zincir kırılmalı, en başta da kafalardaki "iman zinciri". İman zincirine bağlı düşünce sabittir, değişmezdir. Bu ise doğanın değişken yapısına terstir. Zincirli zihin gelişme gösteremez; değişmelere, gelişmelere ayak uyduramaz. Dünyamızdaki her türlü olumlu gelişme, dinin ve imanınki başta olmak üzere, tabuların zincirinden kurtulabildiği, yol bulabildiği ölçüde gerçekleşebilmiştir. İnsan aklı, bilim, teknoloji, insan hakları alanında ulaşılan noktalar, bu yoldaki adımların ürünleridir.
Akıl ve bilim aydınlık kesimdedir. Din ve iman ise karanlık kesimde. Aklın, bilimin ölçüleri bellidir. Gözlem vardır, deney vardır, nesnellik vardır...Yolu ışıklandıran da bunlardır. Öyleyse "din"in üzerine nasıl gidilmesi gerektiği ortada ve son derece açık: Karanlığın üzerine nasıl gidilirse, "din"in üzerine de öyle gidilmelidir. Karanlıkla savaşılırken ışık gereklidir. Dinin, imanın üzerine gidilirken de..." (Turan Dursun)

Ben “KURAN’DA KADIN” isimli çalışmamı Turan Dursun Sitesinde yayımlamadan önce uzun bir süre düşündüm.Eğer şu anda sevgili Turan Dursun sağ olsaydı ve biz aynı odada bir masa başında olsaydık birbirimizden alıp vereceğimiz çok şey olurdu.Ben onu değiştirmek için aklımı kullanarak savlarda bulunurdum.O ise bana kendi doğrularını anlatıp beni ikna etmeğe çalışırdı.

Ancak yukarıdaki düşüncelerine aynen katılıyorum.

Yalnız bir tehlike var.Acaba Turan Dursun’dan sonra gelenler ona saygıları gereği ,onun düşüncelerini aynen ve hiç muhakeme etmeden kopya mı ediyorlar?Ortaya yeni bir din mi çıkarıyorlar?Bana göre evet.Sevgili Turan Dursun’dan sonra gelen sevenleri bir din oluşturuyorlar.Bu dine ben “Tepki Dini” diyorum.Şu anda “İslamiyet” adı altında lanse edilen ve esasında ise “İslamiyet” olamayan dinin adı ise bana göre “Hadis Dini”

“Tepki Dini” mensupları yaptıkları eleştirilerde “Hadis Dini” varsayımlarını hallaç pamuğu gibi atıyorlar.Dayanakları da akıl ve bilim.Bu eleştiriler karşısında “Hadis Dini” mensupları tutunamıyorlar.Sıkışınca “İman edeceksin!”deyip işin içinden çıkıyorlar.”Allah böyle vahyetmiş!”deyip işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar.”Gel Allahın hakemliğine gidelim.Hangimizin dini doğru din”denildiğinde” O iş ahiret günü olacak” cevabı alınıyor.Yani kıvırttırıyorlar.

Ama birde soysal olgu var.1400 yıl önce Muhammedin önderliğinde ,Mekke ve Medine çevresinde ,ideolojik temelleri olan bir devlet kurlmuş.Diğer civar toplumlardan farklı sistemi olan bir toplum oluşturulmuş.Sonra bu ideolojik temel zamanımıza kadar değişe değişe gelmiş.Bazı toplumların egemenlik meşruiyet temeli olmuş.

1400 yıl önceki Muhammed dönemini nasıl inceleyip,Kur’an hakkında nasıl bilgileneceğiz?Kur’an’ın yazdıklarını nasıl ve hangi önyargılarla anlayacağız?2008 yılının önyargıları ile 1400 yıl öncenin ve hem de Mekke Madine çevresinin koşullarını bilmeden oturduğumuz yerden ahkam kesmekle bu iş olmaz.Sevgili Turan Dursun’un yukarda söylediği gibi”Akıl ve bilim”ile Kur’an anlaşılmaya çalışılacaktır.Önce objektif olacağız.Kimyadaki,fizikteki objektiflik nasılsa aynen öyle olcağız.Sonra 1400 önceki Mekke Medine koşulları bilinerek ve o zamanın değer yargılarıile düşünerek Kur’an anlaşılacaktır.

Ben “Hadis Dini” mensuplarına bir şey demiyorum.Onların savlarını eleştirmiyorum bile.Hatta bütün hadisleri olması gereken yere attım .Tarihin müzesine.Çünkü onlar 1400 yıl öncenin Mekke Medine yöresindeki toplumsal egemenlik temelini ve sistemin ideolojisini zamanımıza uyarlamaya çalışıyorlar.Bu savın kobuşmaya değer bir yanı yoktur.

Ancak “Tepki Dini” mensuplarına söyleyecek sözlerim var.Çünkü “Tepki Dini” mensupları kendilerine AKIL VE BİLİM’i yol gösterici olarak aldıklarını söylüyorlar.Bu nedenle ben savlarımı kendilerine akıl ve bilimi yol gösterici olarak aldıklarını söyleyen aydın insanlara düşüncelerimi daha kolay anlatabilirim.Onların daha kolay jetonlarının düşmesini sağlayabilirim.Kaldı ki bu insanlar karınca gibi çalışkan ve sabırlı insanlardır.Yazdıklarımı aspirin olarak algılamazlar.Aspirin gibi minnacık haplar olarak algılayıp yutunca bilgilenmeyi düşünmezler.Bilgilenmenin de okuma-aklı kullanma ve muhakeme etme sonucunda zahmetli bir iş olduğunu bilirler.Yada bilmeleri gerek.

Bu sitede kadınla ilgili “Hadis Dini” mensuplarının ve bunlara tepki olarak “Tepki Dini”mensuplarının çok şeyler yazdıklarını okudum.

Biri bir şeyler yazmış ve akıl dışı.Diğeri ise bunun akla ve mantığa aykırı olduğunu söyleyip duruyor.Örneğin biri:Tesettür! Diyor diğeri ise bu savın günümüzde haklı olarak akıl dışı olduğunu dillendiriyor.

Oysa;yapılacak iş karşılıklı itişme değildir.Tesettür gerçekten de Kur’an’da nasıl kurala bağlanmış?Araştırılacak.Ve hatta Kadın 1400 yıl öncenin Mekke Medine yöresinde ve sistemin ideolojik temeli;Kur’an’da nasıl belirlenmiş.Kadınla ilgili kurallar nelerdir?Bunlar belirlenecek.Belirlenen bu kurallar hangi zaman diliminde ve hangi coğrafyada yaşayan toplum için geçerlidir?Bunlar ortaya konacak.

İşte ben “112 Soruda Kur’an’da Kadın”isimli çalışmamda bunları ortaya koymaya çalıştım.Bu kitap taslağında yazdıklarımı da ancak bu sitede aklını kullanma becerisi kazanmış insanların anlayabileceğine inanıyorum.Bu nedenle bu sitede, parça parça yayımlamayı planladım.

Selam ve sevgiyle kalın

Not:Bu yazı dizisini Konca Kuriş’in anısına adıyorum.

Aheste
07-09-2008, 19:24
Sevgili Duyurucu1;

Biz Kur'an ile birlikte Arabın geleneğini, örfünü, adetini de din sanmış ve almışız. Çöl şartlarına uygun kıyafetleri, dönem kadınının giyim kuşamını da Kur'an'ın emri saymışız. Böylece Kur'an daki kadının yerini de Arabistan'daki kadın almış...

duyurucu1
07-09-2008, 23:28
KİTAP TASLAĞI:1

112 Soruda
-------------------
KUR’AN’DA
KADIN
-------------------

Avukat MEHMET FAZIL ÇETKİN(duyurucu1)




İÇİNDEKİLER:

A) GİRİŞ

1)Neden hadis değil? Neden Kur’an?

2)Bazı kavramlar ve anlamları nedir?
2/1)Din nedir?

2/2)Hadis Dini-Tepki Dini
nedir?
2/3)İslam Dini nedir?
2/4)Şeriat nedir?


3)Zaman ve mekan olarak yerel ve genel ayetler ne demektir?

B) “ANA”STATÜSÜNDEKİ KADININ DURUMU NASILDIR?

4)Bu konudaki Kur’an ayetleri nelerdir?

5)Kadının “Ana” olarak yeri neresidir?

6)Yaşlı ve “Ana”olan kadın,huzursuzluk
çıkarıyorsa,geline karışıyorsa,
dedikodu yapıp gelin ile oğulun huzurunun kaçmasına sebep
oluyorsa ne yapılacaktır?
7) “Ana kadın”a nedem “Öf!” denmeyecek?Gerekçesi nedir?

8)Allah’ın yasak sıralamasında “Ana kadın”a karşı tavır kaçıncı sıradadır?

9) “Ana kadın”a karşı,Kur’an’ın belrlediği tavır evrensel bir kural mıdır?

10) “Allah’a ortak koşmama” kuralı ile “Ana kadına iyi davranma”kuralı
karşı karşıya gelirse ne yapmak gereir?

11)Allah’a ortak koşmaya sevketmeğe çalışan “Ana Kadın”a karşı çocuğun
tavrı ne olmalıdır?
12)Dua’da “Ana Kadın”ın sırası neresidir?
13)Allah’a ortak koşan “Ana Kadın”için dua edilir mi?

13/1)Ölüye dua edilir mi?

C) AYBAŞI HALİNDEKİ KADIN’IN DURUMU NEDİR?

14)Aybaşı hali ne demektir?

15)Bu konudaki Kur’an ayetleri nelerdir?

16)Aybaşı hali,kadınların hak ve özgürlüklerini sınırlayan bir olay mıdır?

D) CİNSEL YAŞAMDA KADIN’IN DURUMU NEDİR?

17)Bu konudaki Kur’an ayetleri nedir?

18)Cinsel yaşama Kur’an karışıyor mu?

19)Kur’an cinsel yaşamda kadını taraf olarak kabul eder mi?

20)Hadislerle oluşturulan dinde,cinselik kuralları neden ayrıntılıdır?

21) “Ayetler,kadınlarla ters ilişkide bulunmaya imkan tanıyor”şeklinde yorumlanabilir mi?
E) MUHAMMED’E KARŞI GELEN KADIN VE KÖKLÜ BİR GELENEĞİN YIKILMASI.
22)Zıhar nedir?

23)Zıhar geleneğinin doğal sonucu ne olur?

24)Zıhar konusunda Muhammed’e bile karşı gelebilen bir kadın,örnek
İslam kadını (HAVLE BİNTİ SA’LABE)

25)Köklü bir geleneğin,bir kadının mücadelesi sonucu kaldırılması.

26)Muhammed döneminden zamanmıza Kur’an aracılığıyla
taşınabilecek evrensel kurallar var mıdır?
F) EVLENEN KADININ DURUMU NEDİR?

27)Evlilik kurumu zamanla ve mekanla değişir mi?

28)Evlilik oluşurken kadın taraf mıdır?



29)Evlenmede,yasak kapsamında olan kadınlar hangileridir?

30)Evlenilmesi yasak olmayan kadınlar hangileridir?

31)4/24 ayeti,kiralık kadınla cinsel ilişkiyi düzenleyen ve mut’a nikahı
olarak bilinen kuruma dayanak oluşturur mu?

32)Mehir(Yani kadının pazarlıkla belirlenmiş bedeli)kime verilir?

33)Başlık veya başka adlarla,kadının bağ sahibine verilen bedel mehir
midir?

34)Toplumsal ayrışmada evlenme yasakları nelerdir?

35)Eski evlenme usullerinin yeni oluşan toplumda yasaklanması ve bu
yasak kapsamındaki kadının durumu nedir?

36)Müslümanlar ile kitap ehli arasında evlilik birliği nasıl oluşacaktı?

37)Kadın ile yemek arasında ne gibi ilişki vardır?

38)Toplumsal ayrışma nedeniyle yeniden evlenen kadının durumu nasıldır?

39)Müslüman topluma gelen kadınların mümin olduğu nasıl anlaşılır?

40)Muhammed’e gelen kadınların mümin oldukları nasıl anlaşılır?


41)Kadın alışverişinde aslolan adil olmaktır,hakkaniyet kurallarına
uymaktır
42)Toplumsal ayrışmada,kadının yer değiştirmesi ayetlerinden,evrensel
kurallar çıkarmak mümkün müdür?

G)EVLİLİK BİRLİĞİ İÇERİSİNDE KADININ DURUMU NEDİR?

43)Kur’an’a göre evlilik birliği nasıl oluşur?Dini nikah,hoca nikahı nedir?
Kur’an dayanakları nelerdir?
44)Ramazan gibi kutsal zannedilen zamanlarda,cinsel ilişkide bulunmak
günah mıdır?
45)Bu müstehcen konuya neden girdim?
46)Evlilik birliği içinde eşlerin birbirine karşı hak,yetki,görev ve
sorumlulukları ne olmalıdır?İdeal ve evrensel,kadın -erkek ilişki kuralı
nedir?
47)Kadın-erkek arasında olması gereken “giysi” ilişkisi,eşitler arası ilişki
midir?
48)İtikafta bulunan kadın ve erkeğe getirilen cinsel birleşme yasağı

49)İtikaf ne demektir?

50)Kocasından sekste adaleti uygulama hakkına sahip olan kadın

50/1)Bu konudaki ayetlerin Türkçeye çevrilmelerinin ve
tefsirlerinin irdelenmesi

50/2)Konu ile ilgili görüşümüz.
51)Evlilik birliği içinde kadının pratikte durumu nedir?

51/1)Miras hakları erkek tarafından gasp edilen kadın
51/2)Mehiri elinden alınan kadın.
51/3)Gerçek yaşamda(pratikte) kadınlar erkeklere eşit midir?
A)İki görüş ve varılan sonuçlar.
B)Bize göre ayetlerin yorumu.

51/4)Uygulamada erkeğin kadına verdiği cezalar;
A)Öğüt B)Cinsel yaşamdan men cezası C)Dayak

H)BAŞI ÖRTÜLMEK İSTENEN KADIN VE BİR BARDAK SUDA KOPARILAN FIRTINANIN SEBEBİ NEDİR?

52)Belirlenmiş giyim tarzı nedir,ne değildir.
52/1)Tek tip giyim tarzını savunanların görüşleri ve dayanakları
nelerdir?
52/2)Hadis Dini Kur’an ayetlerinin yorumundan “Başın
örtüleceği” sonucunu çıkarmaktadır.
53)Giyim tarzı konusundaki ayetlerin ve düşüncelerin irdelenmesi

53/1)(24)Nur Suresinin 31 inci ayetinden,kadınların başlarını
örtmeleri sonucu çıkar mı?
1)Yasak kapsamına alınmada öncelik sorunu.
2)Baş kapatmanın sebebi ne olabilir?

2/1)Cinsel tahrik bir kapatma sebebi olabilir mi?
2/2)Cinsel tahrikte sıralama nedir?
2/3) “Kadınlar altın gibidir,az bulunur,nadide varlıklardır.Bu nedenle kapanmalıdırlar!”masalı

3)Ayetten, “Baş açık fakat edepli giyinmek”anlamı çıkarmı?

53/2) Süs=ziynet,kadının saçı mıdır?
53/3) Süs=ziynet olarak göğüsler mi algılanacaktır?
54)Bize göre ayetin yorumu nedir?
54/1)Kadın süsünü,takısını sergilemesin mi?
İ)PEYGAMBER EŞİ OLARAK KADIN

55)Peygamber eşleri ile inananlar arasındaki akrabalık ilişkisinin derecesi
nedir?
55/1Geleneksel olarak düşünenler ayeti nasıl algılamaktadırlar?
55/2)Bize göre ayetin yorumu nasıldır?
1)Peygamber ve etrafındakiler “KOMÜN”
halinde mi yaşıyorlardı?
2)Komün yaşamında Peygamber eşleri ile diğerleri
arasında gönül ilişkisi oluyor muydu?
55/3)33/6 ve diğer ayetlerden,günümüze evrensel kural taşıyabilir
miyiz?
56)Peygamberin nikahı altındaki kadınlar kimlerdir?
56/1Muhammedin bu kadar çok kadınla evlenmesine
“Hadis Dini” ve “Tepki Dini” mensupları ne diyorlar?

56/2)Ayetin bize göre yorumu nedir?

57)Eş değiştirme yasağının konusu olan kadın.
57/1) “Hadis Dini” ve “Tepki Dini” ayeti nasıl yorumluyor?

57/2)Ayetin bize göre yorumu nasıldır?
58)Olumsuz davranışları nedeniyle,Peygamber eşleri ayetlerle azarlanmışmıdır?
58/1)Peygamber ,eşlerini,neden boşama ile tehdit etmektedir?

58/2)Peygamber eşlerine yapılan,azarlama,uyarı ve ikazlar nelerdir?

2/1)Muhammedin aile içi ilişkileri vahiy ile mi düzenleniyor? 2/2)Açık ve kanıtlanmış edepsizlik ne demektir?

58/3)Peygamber eşlerine neden iki kat ceza verilmektedir?

58/4)Sosyal statüleri üstün olmak için salt Peygamber eşi
mi olmak gerekir?

58/5)Sözü kırıtarak söyleme nasıl olur?
58/6)Kadının sesi erkeklere haram m?

58/7)Ehlibeyt kimdir?

58/8)Ayetin kast ettiği ehlibeyt hangisidir?

58/9)Temizlenmekten kast edilen nedir?
59)Peygamber aleyhine dedikodu ve muhalefet eden kadın var

mıdır? 59/1)Haramlaştırma yetkisi kimdedir? 59/2)Kapris ve dedikodularıyla Peygamberi yıldıran,O’na
muhalefet eden kadınlar var mıdır?

60)Allah ve Resulüne mutlak itaat şart mıdır?

j)EVLİLİK İLİŞKİLERİ GELENEKLERİ DEĞİŞTİREN
KADIN KİMDİR?
61)Zeyd olayı nedir?

62)Olayın Hadis Dinine göre yorumu nasıldır?

63)Olayın Tepki Dinine göre yorumu nasıldır?

64)Olayın bize göre yorumu nasıldır?
64/1)Hakkında ayetle düzenleme yapılan iki insan;Zeyd ve Zeynep
(Köle ve efendisi hür kadın)

64/2)Toplumsal gelişmenin önünde duran bir engel,kalkması
gereken bir gelenek.
65)Peygamberlerin diğer insanlardan farlı yönleri nedir?
65/1)Konuyla ilgili ayetler nelerdir?



65/2)Peygamberlere de hesap sorulur mu?

65/3)Muhammed soyu kutsal mı?

65/4)Muhammed nebilerin sonuncusu mudur?

65/5)Muhammedin nebilerin sonuncusu olması bu kadar
önemli midir?

K) HAKKINDAKİ DEDİKODULAR NEDENİYLE İFTİRAYA
MARUZ KALAN FAKAT AYETLE AKLANDIĞI
İLERİ SÜRÜLEN,POLİTİKANIN TAM
ORTASINDAKİ PEYGAMBER EŞİ KİMDİR?

66)Ayetlerin Hadis Dinine göre yorumu ve Ayşeye yapılan iftiralar.

66/1Hadis Dininin tespitleri ve sorularımız.
66/2)Sonuç ve diyeceklerimiz.

67)Ayetlerin bize göre yorumu ve saygın,örnek insan,örnek İslamKadını;
Ayşe
67/1)İslam kadınına örnek olan Ayşe kimdir? 67/2)Ayetlerin yorumuna giriş. 67/3)Normal ispat kuralı,ağırlaştırılmış ispat kuralı. 67/4)Tanıksız zina isnadı ve ispatı 67/5)Ayşe ile ilgili olduğu iddia edilen ayetlerin biz göre yorumu
nedir?
67/6)Mümin insan ne yapmalıdır? 67/7)Ağırlaştırılmış ispat kuralı evrenseldir. 67/8) 24/11 vd.ayetleri Ayşe’yi aklayan ayetler midir?
L)EVİNİN DIŞINDA KADININ GİYİM TARZI NE OLMALIDIR?

68)Ayetin hadis Dinine göre yorumu nedir?

69)Ömer’e atılan iftiralar.



70)Sünni görüşe karşı olan görüş;(Kaş yapayım derken göz çıkaran görüş)

71)Ayetin bize göre yorumu nasıldır?

M)KADININ,KÖLE-CARİYE OLARAK DURUMU NEDİR?

72)Muhammed döneminde genel olarak köleci sistem ve özel olarak
cariyelerin durumu nedir?Bu konudaki genel görüşümüz.

73)Kur’an ayetlerinde köleci rejim ve kaldırılma yolları nelerdir?
73/1Takva sahiplerinin özelliği olarak köle azat etmek. 73/2)Toplumsal ayrışmada kölelerle evlenmeği teşvik yolu. 73/3)Kadın köle-cariye ile evlenmeğe izin yolu 73/4)Kölenin hürriyetini satın alması yolu. 73/5)Cariyenin fuhşa zorlanmasına getirilen yasak. 73/6)Yeminden dönmek için köle azat etmek yolu. 73/7)Kadınlarına zıhar edenlerin,zıhardan dönmelerinin karşılığı
olarak köle azat etmek.
73/8)Suçun cezası olarak köle azat etmek. 73/9)Sadaka ve zekatın özgürlük satın almada kullanılması
(Kamu bütçesinden köle azat etmeğe pay ayrılması)yolu. 73/10)Mümin olmak kolay değildir!
N)BOŞ OLAN KADININ DURUMU NEDİR?

74)Erkek tarafından boşanarak kocasız kalan kadının durumu
nedir?

75)Kocası öldüğü için kocasız kalan kadının durumu nedir?

O)BOŞAMANIN AŞAMALARINDA KADIN
(ERKEĞİN KADINI BOŞAMA YOLLARI NELERDİR?)

76)Yemin yolunu kullanarak kadını boşama.


77)Talak ile boşama.

78)Kadının erkeğe fidye vererek kendisini boşamasını sağlaması yolu.

79)Erkeğin,kadını nikahlamasına rağmen cinsel ilişki kurmadan boşaması

P)TANIK OLARAK KADININ DURUMU NEDİR?

80)Günümüz toplumunda,ceza hukuku ve özel hukukta tanıklık
nasıl düzenlenmiştir?

81)Müminlerin özelliği olarak “Tanklığı doğru yapma”da kadının durumu


82)Allah’tan başka ilah olmadığına ilişkin tanıklıkta kadının durumu nedir?

83)Genel olarak tanıklıkta kadının durumu nedir?

84)Ceza hukukunda tanık olarak kadının durumu nasıldır?
(Örneğin;Sevicilik suçunun ispatında 4 tanık kuralının uygulanması)
85)İnfazda tanık olarak kadın.

86)İffetli kadına iftira suçunun ispatında,4 tanık kuralında,tanıklardan biri
olarak kadın.

87)Kadına zina isnad eden kocanın,isnad ettiği suçu ispat için yaptığı
yemine karşı yemin eden kadının durumu nedir? (Lanetleşmede kadın)

88)Özel hukukta tanıklıkta kadının durumu nedir?
(Örneğin;Talakla boşamada, “Aleniyet tanıklığı”nda kadın.

89)”Vasiyet tanıklığı”nda kadın

90)Borçlar hukukunda tanıklıkta kadın
(1 erkek=2 kadın kuralı)
R)CEZA HUKUKUNDA SUÇUN FAİLİ OLARAK KADININ DURUMU NEDİR?

91)Eşcinsel ilişkide bulunan kadının durumu nedir?(Lezbiyen ilişkiler)

92)İftira suçunu işleyen kadının durumu nedir?

93)Zina suçunu işleyen ,doğuştan hür kadının durumu nedir?
93/1)Zina nedir? 93/2)Zina cezasında hür kadın-hür erkek eşitliği var mıdır?

94)Zina suçunu işleyen,cariye kökenli hür kadının durumu nedir?

95)Günümüz toplumunda “zina suçu” var mıdır?


96)Hırsızlık suçunun faili olarak kadının durumu nedir?

97)Adam öldürme suçunun faili olarak kadının durumu nedir?

97/1)Adam öldürme suçunu Kur’an nasıl görüyor? 97/2)Muhammedden önceki dönemde,kız çocukları diri diri
gömülüyorlar mıydı?


98)Terör(Başkaldırı) suçunun faili olarak kadının durumu nedir?

99)Kısasta kadının durumu nedir?

S)MUHAMMEDDEN ÖNCE ,ÇOCUK ÖLDÜRME
GELENEĞİNDE, KADININ DURUMU NEDİR?

100)Muhammedden önceki Arabistanda kız çocuklarının adak nedeniyle
kurban edilmesi geleneği var mıdır?

100/1)Hadis Dinine göre sorunun çözümü nedir? 100/2)Tepki Dinine göre sorunun çözümü nedir? 100/3)Bize göre sorunun çözümü.

101)Yoksulluk nedeniyle kız çocuğu öldürme.

T)MİRASTA KADININ DURUMU NEDİR?

102)Mirasta genel kural nedir?

103)Mirasta özel kurallar nelerdir?

U)KUR’AN’DA ADI GEÇEN VE ÖRNEK OLUŞTURAN BAZI KADINLAR KİMLERDİR?
104)Musa’nın anası,kızkardeşi ve Firavunun karısı olan kadınlar kimlerdir?

104/1)Genel durum nedir? 104/2)Genel durum karşısında Allah ne istiyor? 104/3)Musa’yı eğiten üç kadın kimlerdir?

105)Olumsuz davranışlara örnek olan iki kadın kimlerdir?

106)Olumlu davranışlara örnek olan ve övülen kadınlar kimlerdir?

107)Babası belli olmayan çocuk doğuran kadın;Meryem kimdir?

108)Saba Kavmine hükümdar olan kadın;Saba Melikesi kimdir?

V)CENNETTE KADININ KONUMU NASILDIR?

109)Cennet nedir?Nitelikleri nelerdir?

110)Yeniden yaratılış nasıl olacaktır?

111)Cennete girmede kadınlar erkeklere eşit midir?

112)Son söz

duyurucu1
08-09-2008, 22:12
A)GİRİŞ:

Bu yazının amacı; “Kur’an kadını nasıl görüyor ve bize anlatıyor?”, sorusuna cevap aramaktır.

Her zaman olduğu gibi sadece ayetlerle yetineceğiz.Ayetleri izleyip 1400 yıl öncesinin Mekke ve Medine şehirlerine gideceğiz.Kendimizi bu bölgede yaşayan Arap toplumuna özgüleyeceğiz.Ayetler elimizde rehber,o dönemin kadınını tanımaya (okumaya) çalışacağız.Edindiğimiz bilgileri beynimizde tutup 20 yüzyıla dönecek ve bu dönemde yaşayan kadına bakacağız.Bu dönemin insanına bakacağız.

1) NEDEN HADİS DEĞİL? NEDEN KUR’AN?

Çalışmalarımızda hadisleri delil olarak göstermedik.Sadece Kur’an ayetlerini delil olarak gösterdik.Çünkü yüzlerce yıldan beri ve zamanımızda yapılan yanlış bir çalışma yöntemi var.Yüzlerce yıldan beri uygulanan bu yönteme göre; “Bir düşüncenin doğruluğu ve eğriliği hakkında görüş bildirmek için hadis göstermek gerek.Söz konusu hüküm hadis ile desteklenmiyorsa yanlış,destekleniyorsa, doğrudur!”şeklindedir.Bizce bu yol yanlıştır. Yanlış düşünme ve muhakeme etme yoludur.

Diğer taraftan; “Tefsirler ve hadisler olmayınca,inkar edilince ayetler anlaşılamaz!Dinin kuralları anlaşılamaz!Oruç,namaz vs. gibi ibadet şekillerinin nasıl olacağı anlaşılamaz!Bu ibadetlerin nasıl olacağı Kur’an’da yoktur.Muhammedin sözleri(hadis) ve uygulamaları(sünnet) ile dinin kuralları bilinir hale gelmiştir!”şeklindeki düşünce tarzı da hadislerin varlığı için ileri sürülen düşüncelerdir.Bizce bu düşünce tarzı da yanlıştır.Ortada Kur’an dururken başka yardımcı kaynaklara müracaat etmek doğru değildir.Eğer gerekseydi zaten Muhammed yaşarken kendisi kuralları yazılı hale getirirdi.

Yazılarımızda Muhammed’i Muhammed olarak andık.Adının başına veya sonuna onu çok çok yüceltici Hazret,S.A gibi eklemeler koymadık.Nitekim aynı şeyi Allah’ın adının başına veya sonuna da koymadık.Çünkü uygulamada Allah ve Muhammed’in adının başına Hz.veya başka yabancı kelimeler konarak sanki insanlardan çok uzaklardaki varlıklardan bahsediliyormuş gibi bir durum yaratılıyor.Zaten Hazreti demek sayın demektir.Birine sayın demek isteniyorsa bunu adının başına farsça hazreti kelimesini ekleyerek söylemek mümkündür.Biz çokça samimi olduğumuz ve sevdiğimiz yada kamuya mal olmuş,Allah’ın ve Muhammedin adını andığımız da, başına sayın kelimesi eklenerek onların saygınlık kazanacağına inanmıyoruz.Tam tersi isimlerini olduğu gibi anarak onlara karşı samimiyetimizi ve yakın olduğumuzu belirtiyoruz.

Biz bir düşüncenin doğruluğu veya eğriliği hakkında hüküm verirken hadislere dayanmıyoruz.Çünkü Muhammedin veya bir başka Peygamberin söylediği veya yaptığı iddia edilen şeyler ne kadar sahih olsa da zamanımıza kadar değiştirilmeden geldiği şüphelidir.Hatta Muhammedden sonra gelen siyasiler,şartlar gerektirdiği için ve kendi menfaatleri için hadis ürettirerek ve Muhammede bu yolla iftiralarda bulunarak siyasi otoritelerinin ideolojik temellerini oluşturmuşlardır.

Diğer taraftan, Muhammedin, yaşarken, vahiy ürünü olarak toplumuna sunduğu Kur’an’ı ise çok kutsallaştırarak ve O’na dokunmayı dahi kurallara bağlayarak okunmasını ve anlaşılmasını bu yolla engellemişlerdir.Kur’an’ın okunmasını ve anlaşılmasını kendilerinin kontrolündeki bir grup ruhban sınıfa vermişler ve halkın ancak bu ruhban sınıfın anladığı şekilde Kur’an’ı anlamasını ve yaşamını ,bu sınıfın fetvaları ile düzenlemesini sağlamışlardır.

Ayrıca, “Kur’an’ın anlaşılamayacağını,çok derin manalarla yüklü olduğunu ,bir harfin dahi yetmiş bin manası olduğunu” topluma sunmuşlardır.Kur’an bu şekilde anlaşılamaz durumda olunca da haliyle ortaya Kur’anı anlama yeteneğine ve ehliyetine sahip bir sınıfın çıkması kaçınılmaz olmuştur.Böylece Kur’an bu sınıfın tekeline verilmiştir. Bu sınıfı oluşturanlar da,sınıfsal menfaatleri gereği, Kur’an yerine hadis üretmekle ve bu yolla toplumun ve siyasi otoritenin ihtiyaçlarını giderme yolunu seçmişlerdir.

Kur’an’ı bu sınıf tefsir etmiş ve görüşlerini uydurulan hadislerle destekleyerek din(dünya görüşü) kuralları oluşturmuşlardır.Bu kurallar öylesine ayrıntılı olarak oluşturulmuştur ki insanların tüm yaşamları dakikası dakikasına kurallara bağlanmıştır.Hareketlerinin her safhası için bir kural icat edilmiş ve giderek insanlar psikolojik olarak hasta haline getirilmiştir.Toplum hasta ve korkak insanlardan oluşturulunca bunları yönetmek daha kolay olmuştur.

Zamanımızda dahi insanların çok büyük bölümü psikolojik yönden hastadır. Kendilerini cinlerin,şeytanların ,kötü ruhların tehdidi altında görmektedir.Bu tehditden kurtulmak için de cincilere,muskalara,yazılı kağıtlara,taşlara,şıhlara,astroloji uzmanlarına müracaat etmektedirler.

Bu nedenlerle çalışmalarımızda hadisleri kullanmadık.Hadisleri kaldırıp olması gereken yere, tarihin müzesindeki raflarına koyduk.

duyurucu1
08-09-2008, 23:13
11-HERKES SUSSUN! BENİ DİNLESİN!

Duyurucu1’in de içinde bulunduğu bir platforumda insanlar konuşuyorlardı.Önce tatlı tatlı başlayan konuşma ve sohbetler yavaş yavaş sertleşmeğe başladı.

Konuşmacılardan biri, ,kendi dünya görüşü açısından memleket meselelerini tahlil ediyor ve sonuçlara varıyordu.

Diğeri ise bu konuşmacıya karşı çıkıyordu.Söylediklerinin tersini iddia ediyordu.Zaman zaman araya diğerleri de giriyor ve her kafadan bir sese çıkıyordu.Bir türlü sonuca ulaşmak mümkün olmuyordu.

Sonunda ilk konuşmacı iyice bunaldı ve yumruğunu masaya vurarak ayağa kalktı ve bağırdı.:”HERKES SUSSUN!BENİ DİNLESİN!”

Herkes bir an sustu ve ilk konuşmacıyı dinledi ama biraz sonra yine eski tas eski hamam . İnsanlar bildiğini okudu.Sağırlar dialoğu devam etti.

Toplumsal olayların geleceği konusunda insanların kendilerine göre tahminleri vardır.İnsanlar bu tahminleri yaparken kendi dünya görüşlerine dayanırlar.Bu dünya görüşleri insanları gelecek hakkında tahmin yapmaya götürür.İnsanların dünya görüşünün adına ben DİN diyorum.İnsanlar kendi dinlerine göre çevreye bakarlar ve tahlillerde bulunurlar.Aynı dine mensup olanlar toplumsal olayların geleceği hakkında genellikle aynı tahminlerde bulunurlar.Bu tahminlerin adı VARSAYIMDIR.

Böylece ortaya çok sayıda dine dayalı çok sayıda varsayım çıkar.

Bu bilimsel dünya görüşünde de böyledir.Bilimsel dünya görüşüne yani dinine sahip olanlar da, gelecek hakkında tahminlerde bulunurlar.Varsayım oluştururlar.Örneğin:Su kaç derecede kaynar?Bu soru bilimsel bir problemdir.Bu bilimsel problemin cevabı hakkında değişik varsayımlar oluşturulabilir.a)Su 10 derecede kaynar b)Su 50 derecede kaynar c)Su 100 derecede kaynar d)Su 110 derecede kaynar….Bu aşamadan sonra kimin varsayımı doğru onu test etmeğe sıra gelir.bunun için DENEY yapmak gerekir.Deney ;koşulları laboruvarda belirlenmiş ve oluşturulmuş olay nedeniyle varılan sonuçtur. Diyelimki laboratuarda deney yaptık ve vardığımız sonuç şu oldu: Su760mm Hg basıncında yani deniz seviyesinde ve normal koşullarda 100 derece santigratta kaynar.

Bir başka ülkede ve koşullar yine aynı olsun su yine 100 derecede kaynadı.Bir başka zamanda ve koşullar yine aynı olsun.Su yine 100 derece kaynadı.Artık defalarca aynı sonuca varılınca suyun 100 derecede kaynadığı varsayımı kesinleşir.Değişmez olur.Ta ki bir başkası tarafından aksi ispat edilinceye kadar.

TOPLUMSAL OLAYLARDA SİSTEM NASIL ÇALIŞIR?

Toplumsal olaylarda da aynı laboratuardaki gibi olur.İnsanlar kendi dinlerine göre toplumsal olayın geleceği hakkında bazı varsayımlarda bulunurlar.a,b,c,d,e….Acaba bunların içinden hangisinin doğru olduğu nasıl bulunacaktır?Toplumsal olayların laboratuvarı olmaz ki.

Evet toplumsal olayların laboratuarı yoktur.Toplumsal olayların laborutuvarı hayatın kendisidir.Yaşamdır.Eğer varsayılan sonuçlar yaşama uygun ise gelecekte toplumsal olaylar ona göre oluşur.Yaşama uygun değilse varsayılana göre oluşmaz.Yeni sonuçlar ortaya çıkar.Yani toplumsal olayların mihenk taşı da deneydir.Ancak bu deney yaşamın içinde olur.Kontrollu ve koşulları belirlenmiş olamaz.laboratuvarda koşulları değiştirmek sonucun değişmesine etkili olur.Yaşamda da koşulların değiştirilmesi sonuca etkili olur.Ve su yine akar dere yatağını bulur.Ancak derenin yatağını bulması bazen ve çoğu kez binlerce insanın ölmesine acı çekmesine sebep olur.

İşte bir dinin ve varsayımlarının ve geleceğe ilişkin tahminlerinin doğru olup olmadığı yaşamla test edilir.Bir din yaşama uygun mu değil mi?Bu yaşamla belli olur.Yoksa geleceğe ilişkin tahminleri varsayımdan öteye gidemez.

Ancak bir dinin geleceğe ilişkin tahminlerinin doğruluğu geçmişine bakarak da anlaşılabilir.Bir din geçmişinde sabıkalı ise geleceğe ilişkin söylediklerine pek fazla itibar edilmez.Tarih bu nedenle geleceğe ışık tutar.Despot yöneticiler bunu bildikleri için iktidara gelir gelmez yaptıkları ilk iş toplumun geçmişini ve geçmişe ait izleri yok etmek olmuştur.Bu gerekçeyle kitaplar yakılmış,geçmişe ait izler yok edilmiştir.

Yoksa öyle “Herkes sussun! beni dinlesin!” Demekle insanlara kimse dinini satamaz.İnsanlar bir dinin doğru yada yanlış olduğuna yaşama uygun olup olmadığna bakarak karar vereceklerdir.

Bir toplumda çok sayıda din olacaktır.Din mensupları kendi aralarında konuşup tartışacaklarda.Ama bir dinin egemen olması despot tavırlarla olmayacaktır.Despot tavırlarla bir din ancak bir süre topluma dayattırılabilir.Bir süre sonra binlerce insan öldükten ve acı çektikten sonra her şey yine kendi yatağında akar.

Ve şu gerçek hiçbir zaman unutulmasın din, Tanrının vahyettikleri değildir.Din insanların dünya görüşüdür.

Titan
08-09-2008, 23:47
Güzel bir betimleme...

"Ve şu gerçek hiçbir zaman unutulmasın din, Tanrının vahyettikleri değildir.Din insanların dünya görüşüdür. " duyurucu1.

Aynen...

isar86
09-09-2008, 21:07
Bunlari tartişmaya gerk bile yok . Gerçekten tanri insanlik için ir kitap gönderseydi bu kitap ciltlerce ansiklopediye siğmazdi.tekrarlardan,hikayelerden peygamberin özel hayatindan başak bişey bulundurmayan kuranda dünyaya yol göstercek tek bir kelime bile bulamiyorum.karman çorman deli saçmasi olan birsürü uydurma başka bişey de yok.tanrilarida ayni zeka düzeyinde ki bir kitabi 23 sen de anca yazabilmiş.elin oğlu yedi senede bir tek ayati bile taklid edilemez denlen kuranin benzerini yapti. Söylencek başak söz bulamiyom. Gözümüzü kapayip baktiğimizda sadec inanmak zorunda kaliriz çünkü gözü kapali bilmek imkansizdir.

duyurucu1
09-09-2008, 23:24
Bunlari tartişmaya gerk bile yok . Gerçekten tanri insanlik için ir kitap gönderseydi bu kitap ciltlerce ansiklopediye siğmazdi.tekrarlardan,hikayelerden peygamberin özel hayatindan başak bişey bulundurmayan kuranda dünyaya yol göstercek tek bir kelime bile bulamiyorum.karman çorman deli saçmasi olan birsürü uydurma başka bişey de yok.tanrilarida ayni zeka düzeyinde ki bir kitabi 23 sen de anca yazabilmiş.elin oğlu yedi senede bir tek ayati bile taklid edilemez denlen kuranin benzerini yapti. Söylencek başak söz bulamiyom. Gözümüzü kapayip baktiğimizda sadec inanmak zorunda kaliriz çünkü gözü kapali bilmek imkansizdir.

Sevgili isar86,

Bak yazımın ilk bölümünde neden herşeyi okumak akıl süzgecinden geçirmek gerektiğini açıklamaya çalıştım.

Bu gün dünyada ikinci din olan bir sosyal gerçeklik var.Bu dinin inanları var.İnançları uğruna bellerine bomba bağlayıp ölen insanlar var.İnançları uğruna başka insanları kurşunlayan insanlar var.Bunlar sosyal gerçeklik.Bu insanların dinlerini tartışmaya açmadan elimizin kenarı ile itersek,önyargılı davranmış olmaz mıyız?O zaman onların yaptığı ile senin yaptığın arasında ne fark vardır?Onlarda önyargılı sende.Zaten ben onun için hadis dini,ne tepki gösteren insanların dinlerine(dünya görüşlerine)Tepki Dini diyorum.

Kur'an karman çorman deli saçması bir sürü uydurma değil.Bu kur'anla yüzyıllarca binlerce milyonlarca insan yönetilmiş.Senin "karman çorman bir sürü uydurma!"dediğin varsayımlarla zamanımızda dahi ülkeler yönetiliyor.

Bunları görmezden gelemeyiz.Gözlerimizi sosyal gerçekliğe kapatamayız.

Doğrusu Kur'anı da,İncili de diğer dinlerin kutsal saydıkları kitapları da objektif bir şekilde okumak,akıl süzgecinden geçirmek ve kendimiz bir yargıya ulaşmak.Bu kitaplara yaklaşırken ne onları kutsallaştırmak ne de "tu kaka" diyerek yaklaşmak.Bir matematik kitabını,fizik kitabını nasıl okuyorsak öyle okumak.Yani objektif olmak.

Selam ve sevgiyle kal.

duyurucu1
09-09-2008, 23:30
2)BAZI KAVRAMLAR VE ANLAMLARI NEDİR?

Gerek bu yazıda gerekse başka yazılarda kullanılan kavramların içeriklerinin doldurulması gerek.Çünkü aynı kavramı bir çok kişi kullandığı halde içlerini farklı doldurdukları için ortaya farklı anlamlar çıkabilmektedir.Bu nedenle biz kullandığımız bazı kavramlara yüklediğimiz anlamları açıklamak lüzumunu hissettik

2/1)DİN NEDİR?

Bizim görüşümüze göre din ile kast edilen insanların dünya görüşüdür. İdeolojileridir.

2/4 ayetinde bahsedilen, “Din günü” görüşlerin hangisinin doğru veya yanlış olduğunun çarpıştığı bir gündür.

24/25 ayetindeki, “O gün Allah onlara dinlerini tam verir.” ayetindeki din’de dünya görüşü anlamındadır.Yani yanlış iş yapan insanların görüşlerinin yanlışlığı saptandıktan sonra doğru görüşü kabul etmeleri sağlanır.Tabi bu arada yaptıkları yanlış işin karşılığı ne ise karşılığı da verilir.

37/53 ayetindeki,“Biz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı,biz mi dinleneceğiz?” ayetindeki din’de görüş anlamındadır.Yani “Ölüp toprak olduktan sonra mı görüş sahibi olacağız?” anlamındadır.Çünkü ancak insanlar görüş sahibidir.Görüş sahibi olan insan canlı demektir.Hayvanlar,bitkiler ve cansız varlıklar görüş sahibi değillerdir.Bir de insan olmalarına rağmen görüş sahibi olmayanlar vardır.Bunlar kanaatimize göre insanlardan ayrı bir kategori oluşturur.Argo deyimle bu insanlara, “ot” denir.37/53 ayetinde,insanlar doğru veya yanlış bir din(görüş)üzere yaşadıktan sonra,ölüp toprağa karıştıktan sonra,hatta kemikleri çürüdükten sonra doğru diye iddia edilen dine(görüşe) nasıl gelineceği soruluyor.Bunun mümkün olmadığını savunanların ise şu anda mümkün olduğunu anladıkları anlatılıyor.

8/39 ayetindeki, “Fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah’a yapılıncaya dek onlarla savaşın..”ayetindeki din’de dünya görüşü anlamındadır.Muhammed dönemindeki İslami rejimi(dünya görüşünü) civar ülkelere yaymaya yöneliktir.

Din kavramını,dünya görüşü olarak tanımlayınca,temel varsayım olarak kabul edince, ortaya şu soru çıkar;

TÜZEL KİŞİLERİN DE DİNİ VAR MIDIR?

Örneğin,derneklerin,siyasi partilerin,vakıfların,devletin dini var mıdır?Tüzel kişiler gerçek kişilerden oluştuğu için her tüzel kişinin dini vardır.Tüzel kişinin dini kapsamında din o tüzel kişinin,politikası,ideolojisi olarak düşünülmelidir.Her devletin ideolojisi vardır.Bu çerçevede her devletin dini vardır,denebilir.

O zaman denilecektir ki,oruç tutmak,namaz kılmak gibi dini kuralları devlet veya tüzel kişi nasıl icra edecek?Hemen belirtelim bu tür kurallar tüzel kişiler için söz konusu edilmemiştir.Bu tür kurallar insan ile Allah’ı arasındaki ilişkileri ilgilendiren kurallardır.Bu kuralların düzenlediği alan insanların özel alanlarıdır. İnsanların yatak odalarındaki,tuvaletlerdeki,banyodaki geçirdikleri zaman ve yaşamlarına nasıl üçüncü kişilerin müdahalesi ve bu alanı belirlemesi olamıyorsa,Allah ile ilişkilerinin zeminini oluşturan insanların özel alanlarına ,üçüncü kişilerin müdahalesi olamaz.İnsan özel yaşam alanında tamamen özgürdür. Üçüncü kişilerin bu alanı belirlemeleri imkansızdır.Bu nedenle oruç,namaz gibi insanların Allah ile ilişkilerinin alanını belirten alanlar tamamen o insanı ilgilendirir.Ona özgü özel bir alandır. İnsan kendine has olan bu özel alanında istediği gibi davranır.Kimse karışamaz.Oysa Tüzel kişilerin kendilerine has özel alanları olamaz.Özel alanlar insan olmanın gereği ortaya çıkmışlardır.Gerçek kişiler için söz konusudur.Oysa devletin yatak odası,tuvalette geçirdiği zaman,banyoda geçirdiği zaman olamayacağı gibi Allah ile ibadetle geçireceği zaman da olamaz. Hatta tüzel kişilerin özel alanları hiç olamaz.Tüzel kişilerin yapıp ettikleri kurallarla belirlenmiştir ve denetime açıktır.Yetkili üçüncü kişilerin denetimine açık olmalıdır.Oysa gerçek kişilerin özel alanlarında yapıp ettikleri üçüncü kişilerin denetimine açık olmadığı gibi gözetlemesine dahi açık değildir.Bu nedenle devletin dini(dünya görüşü) olur ama devletin Allah ile ilişkileri olamaz diyoruz.Devlet kuralları uygular,yaşamında aşırı kuralcıdır.Devletin her hareketi kurallarla belirlenmiştir. Kanunlar,tüzükler, yönetmelikler bunun içindir.Bu nedenle devlette devamlılık esastır.Devletin başına kim gelirse gelsin yapacağı işler genellikle bellidir.Oysa gerçek kişilerin yaşamında aşırı özgürlük vardır.Bu nedenle yaşamında, devletin özgür olmaması,insanın ise özgür olması esastır. Devlette özgürlük istisna,insan yaşamında ise özgür olmama istisnadır.Özgür devlet olmaz özgür insan olur.

duyurucu1
10-09-2008, 22:27
2/2)HADİS DİNİ - TEPKİ DİNİ NEDİR?

Çalışmalarımızda görüşleri incelerken insanların çokça bölümünün görüşlerini ispat için Kur’an’a ve hadislere ve başka eserlere sarıldıklarını gördük.Hatta bu faaliyet içerisinde Kur’an’ı çokca yüceltip,ona dokunulmazlık vermiş ve sadece bu nedenle O’na dokunmaktan çekinmişlerdir.Kur’an’a dokunmak bazı şekil kurallarına bağlanmıştır.Kur’an ayetlerini anlayacak kişiler ise sınırlanmıştır.Bu konuda şu görüşler ileri sürülmektedir: “Her önüne gelen Kur’an’ı açıp okusa bile onun ayetlerini anlayamaz.Ayetler yetmiş bin manaya geldiği için onun anlamlarını çok özel insanlar anlayabilir.Bu çok özel insanların da zamanımızda sayıları çok çok azalmıştır.Bu nedenle eski zamanlarda yaşamış olan çok özel insanların Kur’an ayetlerini anlayışları ne ise şimdi bizlerde bu anlayışları okuyup öğrenmeliyiz.Kur’an ayetlerini ancak geçmişte yaşamış bu insanların görüşleri ile anlayabiliriz. Bu nedenle şimdi Kur’an ayetlerini anlayamayız.Ayetleri anlama işini bu konuda ehil olana bırakmalıyız.Ehil olanlar okur anlar ve anladıklarını bize açıklar.Bizlerde onların söylediklerine uyarız.”Bu düşünce tarzı ile geçmişte , Kur’an’ın okunması ve anlaşılması insanların uğraş alanından uzaklaştırılmıştır. Zamanımızda da aynı gerekçelerle Kuran insanların uğraş alanından uzaklaştırılmak istenmektedir.

Olayları çözmek için Kur’an’ın kendisi pratik yaşamdan uzaklaştırılınca,yeni bir mihenk taşı ihtiyacı doğmuştur.İnsanlar Muhammedin söylediği iddiasıyla hadis denilen sözler üretmeğe başlamışlar ve yaşamlarını bu hadislerin hükümleri ile düzenlemeye başlamışlardır.Böylece ortaya hadislere dayalı bir dünya görüşü(din) ortaya çıkmıştır.Bu dine ne ad verelim diye uzunca süre düşündük.Bu din şeklen ve ayıp olmasın diye arada sırada Kur’an ayetlerini anıyordu.Kur’an kitabının yanına hadis kitaplarını koysak bir tek Kur’an kitabına karşılık binlerce hadis kitabı vardı.Hadis kitaplarının arasında Kur’an ‘ın varlığı belli bile olmuyordu.Bu dini savunanlar bir ayet söylüyorlar binlerce hadis anlatıyorlardı.Bu nedenle bu dinin Kur’an ile ilişkisinin olmadığı kanaatine vardık.Adına da hadislere dayandığı için HADİS DİNİ dedik.(Tüm sünni ve sünni olmayan mezhepleri bu grupta algılıyoruz)

Bir başka görüş sahipleri de Hadis Dini mensuplarının savundukları görüşlerin zamanımızda geçerli olamayacağını savunuyorlar.Hadis Dini mensuplarının ileri sürdükleri Allah,Peygamber,melek,cin vs gibi kavramların zamanımıza uymadığını bu nedenle Hadis Dini mensuplarının eskileri geri getirme özlemi taşıdıklarını belirtiyorlar.Üstelik bu görüş sahipleri kendileri de Hadis Dininin yaptığı gibi hadislere dayanarak Hadis Dinini en ince ayrıntısına kadar eleştiriyorlar.Hadis Dini bir hadis ileri sürüyorsa bunlar karşılığına beş hadis ileri sürüyorlar.Bu eleştiriler karşısında Hadis Dininin “ipliğini pazara çıkarıyorlar”Ama hadis Dinin eleştireceğim diye bir şeyi gözden kaçırıyorlar.Allah,ahiret ve İslam Dini.Bu kavramların içini dolduramadıkları ve bu kavramların Hadis Dini mensuplarının ileri sürdükleri gibi olduğunu zannettikleri için bu kavramları tümden red yoluna gidiyorlar.Biz bu görüşe de Red Dini(Görüşü) dedik.Ancak,bu görüş sahipleri ,bir alanda çalışma yaparak doğmamıştır. Hadis Dinine tepki olarak doğmuştur.Kendisi de hadislere dayanmaktadır.Hadis Dini ile karşılaştırıldığında zıt kutubu oluşturur.Bu nedenle bu dine(görüşe)TEPKİ DİNİ adını verdik.(Başını Turan Dursun’un çektiği görüş sahiplerini bu grupta algılıyoruz)

duyurucu1
10-09-2008, 22:54
12-ÖLÜ HAMAM BÖCEĞİ VE YAMYAM KARINCALAR

Ben müstakil bahçeli bir evde oturuyorum.Bahçede çiçeklerin bakımını yaparken binlerce küçük karıncanın zincir oluşturduğunu ve aceleyle bir yerlere koşuşturduklarını gördüm. Merak bu ya ben de peşlerine takıldım.İzlemeye başladım.Acaba nereye gidiyorlar diye.

Karınca zinciri evin içine yöneldi.Kapı altlarından ,ince aralıklardan ustaca geçtiler.Üst kata çıkmak için merdivenlerden tırmandılar.Üst kattaki salonu aceleyle geçip eşimin resim atölyesi olarak kullandığı geniş atölyeye geldiler.Orada yağlı boyaların arasında,tabloların arasında bir hamam böceği sırt üstü yatmış ayakları kımıldayıp duruyordu.Başına binlerce karınca üşüşmüştü.Hamam böceği canlı.Karıncalar hamam böceğini canlı canlı parçalıyorlardı. Her biri bir parça koparıyor ve aceleyle gerisin geriye kendi büyüklüklerine nispetle çok uzak olan bahçedeki yuvalarına götürüyorlardı. Hamam böceği acı çekiyordu. Her parça koparılışta ayakları kımıldayıp duruyordu.Karıncalar ise vahşice ve acımasız bir şekilde hamam böceğinin acıyla kıvranmasına aldırmadan hayvanı parçalayıp duruyorlardı.Vahşetin,yamyamlığın bu kadarı da görülmemişti!Hamamböceğini yemek için ölmesini dahi beklemiyorlardı.

Olaya karışmadım.Ertesi gün “Ne oldu?” diye merak edip hamam böceğinin parçalandığı yere gittim.Hayret!Ne hamam böceği vardı ne de karıncalar.Geriye sadece birkaç işe yaramayan kanat zarı parçası kalmıştı.Binlerce karınca yok olmuştu.Hamam böceği de!

HAMAM BÖCEĞİNE NE OLDU?

Normalde her canlıda , hamam böceğinde olduğu gibi organlarının yönetildiği bir merkez var.Yönetim merkezi.Bunu bilgisayarlardaki beyin olarak düşünelim.Bilgisayarın proğramlarını çalıştıran,proğramların uyum içinde ve birbirini destekleyecek düzende ve denge içinde çalışmasını sağlayan beyin.Beyin yada sinir merkezi ,tıpkı bilgisayar gibi,vücuttaki organların,dokuların,hücrelerin uyum içinde ve denge içerisinde çalışmasını sağlar.Ancak beyin vücut tarafından beslenir.Vücuttan gelen besin kesilirse beyin iş göremez ,görev yapamaz.O zaman verdiği komutlarla organların dengesiz çalışmalarını yada uyumsuz çalışmalarını sağlar.Beyinin çalışmasında bir aksama olursa bu defa yine organlar dengeli ve uyumlu çalışamaz. Her iki durumda da kaos ortaya çıkar.Dengesizlik,uyumsuzluk ortaya çıkar.Kuralsızlık ortaya çıkar.Bu durum bilgisayarlarda da böyledir,insan vücudunda da.

KAOS NEDİR?

Kaos kuralsızlıktır.Dengenin ve uyumun bozulmasıdır.Ölümdür.Çürümedir.

Evrende kaosun çıkması demek,gezegenlerin,yıldızların çarpışması,her şeyin birbirine girmesi demektir.

Hamamböceğinde yada insanda kaosun çıkması demek yönetim merkezi olan beynin görevini yapamamasına bağlı olarak organların dengesiz ve uyumsuz ve hatta birbirine karşı çalışması yada bazılarının stop etmesi demektir. Bu hal canlıda oluşunca “öldü!”deriz.Ölümle beraber çürüme başlamıştır.

Geçmiş zamanlardan beri insan, bir türlü ölümü kabullenememiştir.Kendini ölümsüz kılacak pratik ve düşünsel önlemler alma yollarını aramıştır.Ölümün olmadığı bir başka alemde ve boyutta insanın yaşayacağından tutunda tekrar dünyaya gelip bir başka canlının bedeninde yaşamına devam edeceğine varıncaya kadar çeşitli düşünceler üretmiştir.Japonların,Hintlilerin Arapların ve Arap dinlerinden etkilenmiş Avrupalıların,Amerikan yerlilerinin ve Güney amerikan halklarının ölüm olayına bakışları ve varsayımları farklıdır. Ölümden sonra dirilme ve bedenlenme dünyadaki çok sayıda taraftarı olan dinler tarafından varsayım olarak kabul edilmiş ve insanlar tarafından kabul görmüştür.

İslam Dini ve onun coğrafyaya ve toplumlara bağlı versiyonları da ölümden sonra dirilmenin olacağını varsaymışlardır.

Sünnilerin geleneksel kanadı; kendi (erkek ve kadın)inanırlarına ,ölümden sonra Tanrının kullarından hesap soracağı , yargılayacağı yargılama sonunda beraat edenler için,ödül olarak sadece erkek inanırlarına mahsus olmak üzere Cennet denilen mekana girme hakkı verecektir.Burada erkek inanır, huri kızları ve ğılvan denilen genç oğlanlarla cinselliği kuralsız yaşayabilecektir.Bu mekan ağaçlıklı olacaktır.Beslenme problemi olmayacaktır.Ölüm olmayacaktır. Bu düşüncede bahsedilen cennet vaadi varsayımdır.Bu düşünce Cennetten yararlanabilmesi için gerçek hayatta olduğu gibi yine kadına yer vermez..Cennet kadınlar için değildir.Kadının da cennete gireceği belirtilse dahi orada kadının ne yapacağına değinilmez.Keza yargılama sonunda gerçek yaşamda Tanrının koyduğu kurallara karşı gelmiş olanların da sonsuza kadar “Bol acılı adana kebabı” gibi sonsuza kadar pişmek üzere cehennem denilen bir mekana sürülecekleri allandıra ballandıra anlatılır. Yaşayan Sünnilerin gerçek hayattaki yaşamları tarafsız olarak gözlendiğinde ,tümünün eğer olacaksa yargılama sonunda ikinci yaşamlarında adana kebabı gibi pişmekle geçecektir.Bu kesindir.Bunu tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok.

(Devam edecek)

sinner
10-09-2008, 22:58
Dostum Şunu unutuyorsun gibi :Turan Dursun, İslamı eleştirmek için hadisleri değil genellikle Kuran ayetlerini ele alıyor ve bu eleştireye kıstas olarak İslamca kutsal kabul edilen kitapları(Tevrat, İncil) da dahil ediyor.

Ayejj
10-09-2008, 23:29
Bence şu yaklaşımıda sorgulamalı,herkesin ahirette hak ettiği cezayı bulması meselesinde es geçilen bir nokta var.

Geç gelen adalet, adalet değildir.

volkantr
11-09-2008, 00:14
İşte görüyorsunuz hiç israf var mi...Hamam böceği israf edilmeden kabuğuna kadar yenilmiş bundan büyük mucize mi olur :)



Valla ben sonsuzluk olduğuma ezelden beri varolduğuma sonsuza kadar da varolacağima inaniyorum..
Bunu beden ile ilişkilendirmiyorum...

Beden dışında başka bir şeyler vardir...

Nedir bunlar bilemiyorum...

timsah
11-09-2008, 01:02
Konuyu yanlış yere açmışsınız, yakında taşınır.

duyurucu1
11-09-2008, 23:55
Dostum Şunu unutuyorsun gibi :Turan Dursun, İslamı eleştirmek için hadisleri değil genellikle Kuran ayetlerini ele alıyor ve bu eleştireye kıstas olarak İslamca kutsal kabul edilen kitapları(Tevrat, İncil) da dahil ediyor.

Sevgili Yusuf33,

Tabi.Dediğin doğru.Sevgili Turan Dursun,Kur'an'ı,İncili ,ayetlerini tek tek bilmez mi?Görüşlerine destek yapmaz mı?Ben Turan Dursun'u,Hadis Dinini eleştiriyor diye eleştirmiyorum.Hatta Turan Dursuna ilişkin bir tek eleştiri çalışmam yok.O benim sorunum değil.

Ben Kur'an Kadını nasıl görüyor?Onu irdelemeye çalışacağım.Ben Kadını nasıl görüyorum?değil

Selam ve sevgiyle kal

duyurucu1
12-09-2008, 00:00
2/3)İSLAM DİNİ NEDİR?

Allah’ın kurallarını içeren dünya görüşüdür.Allah’ın kurallarına teslim olarak var olan dünya görüşüdür.3/19 ayetinde de “Allah katında din İslamdır”denmektedir.Yani Allah insanların İslam dünya görüşüne sahip olmalarını ve bu görüş doğrultusunda yaşamalarını istemektedir.

İslam dini(görüşü) kuralları nedir?Bu kuralların sayısı çok değildir.Nuhtan bu yana uyarıcılar tarafından insanlara tebliğ edilmiştir.Bazıları yazılı hale getirilmiş bazıları da gelenekler halinde toplumların içerisinde yaşamaktadır.Doğal olan kurallar toplumun ihtiyaçlarına uygun olan kurallardır.Doğallığı bozan, gelişmeyi engelleyen kurallar, zulme,eziyete sebep olan kurallar İslam dini kuralları değildir.Dünyadaki kitaplı ve kitapsız dinlerin(görüşlerin) incelenmesinden ,yazılı hukuk kurallarının incelenmesinden,evrensel kurallar olan İslam Dini kurallarına ulaşmak mümkündür.İslam Dini kuralları zaman ve mekan olarak evrenseldir.Ancak Kur’an kuralları,İncil Kuralları,Tevrat Kuralları,Amerikan Hukuk Kuralları,Türk Hukuk Kuraları,Afganistan Hukuk Kuralları evrensel değildir.Hadislerle oluşturulan kurallar evrensel İslam kuralları değildir.İslam kuralları bütün görüşlerin üzerinde bir görüştür.Bütün dinlerin üzerinde ve değişmeyen evrensel bir dindir.İslam dini(dünya görüşü)evrensel dünya görüşüdür.
6/161,42/13,16/123,21/92,23/52,30/30,43,2/130,135,3/19,3/83,95,4/125,61/9,5/3 vd.ayetlerde bahsedilen din İslam dinidir.

2/4)ŞERİAT NEDİR?

Belli bir zamanda ve belli bir ülkedeki geçerli olan hukuk kurallarıdır.Örneğin Fransa Anayasası,Fransa ceza kanunu ve Medeni Kanunu,Belli konudaki tüzükleri ve yönetmelikleri toptan Fransız şeriatı demektir.Osmanlı şeriatı,Türkiye Cumhuriyeti Şeriatı,Rus şeriatı,Brezilya şeriatı,Hindistan şeriatı denildiğinde anlaşılması gereken belli zamanda ve yerdeki kurallar bütünü olmalıdır.Belli zaman ve yerdeki hukuk düzeni,siyasi rejimi anlaşılmak gerekir.Örneğin; “Fransız şeriatına göre idam cezası yoktur.Ama Türk şeriatına göre idam cezası vardır”şeklindeki cümle doğru olarak kurulmuştur.Veya “Biz şeriat isteriz!”diyenlere sormak gerekir “Hangi ülkenin ve zamanın şeriatını istiyorsunuz?Hangi ülkenin hukuk kurallarını ve rejimini istiyorsunuz?”Yine, “Kahrolsun şeriat!”diyenlere de sormak gerekir; “Hangi ülkenin ve zamanın hukuk kurallarını ve siyasi rejimini istemiyorsunuz!”Görüşümüz,5/48 ayetiyle doğrulanmaktadır.

duyurucu1
12-09-2008, 00:10
CEHENNEME KARŞI TEDBİR;ŞEFAAT YA RESUL ALLAH!ŞEFAAT YA ŞEYH!ŞEFAAT YA ÖLMÜŞ ATALAR RUHU!ŞEFAAT YA TAŞLAR!MEZARLAR,TOPRAKLAR,TUZLAR BİBERLER…

Ancak bu dine mensup olanlar bu ihtimali gördükleri için hemen tedbir olarak,”şefaat”kurumunu devreye sokmuşlardır. Buna göre Muhammed yargı gününde kendine inananları için büyük yargılayıcı Tanrı nezdinde torpil yapacak ve kendi yandaşlarını kebap olmaktan kurtaracaktır.Bunun için inananların tek yapmaları gereken;”Eşhedu enla ilahe illallah.Ve eşhadu enla Muhammeden abduhu ve resuluhu”demek.Bu sihirli kelimeyi söyleyince kebap olmaktan kurtulacaklar.Ve Muhammed kendilerini kurtaracak.

Sünnilerin daha modern ve çağdaş olduklarını iddia edenler de esasta yeniden dirilişi savunmalarına rağmen,şefaat kurumunu ve daha bazı ufak tefek esasları kabul etmezler.İnsanların bu yaşamlarında yapıp ettikleri nedeniyle hesaba çekileceklerini ve bu yargılamanın sonunda yine ya cennete yada cehennem denilen “insan kebap evine” yani cehenneme gönderileceklerini savunurlar.Sünnilerin modern olanları dahi varsaydıklarıyla gerçek yaşanan arasında çelişkidedir.Sünniliğin modern versiyonu da diğer versiyonlar gibi Muhammedin oluşturduğu İslamiyet değildir. Bu nedenle Sünniliğin insanın oluşumu ve ölümüne ilişkin varsayımları tutarlı değildir.

Tanrıtanımazların(ateistlerin) insanın oluşumu ve ölümüne ilişkin varsayımları da tutarlı değildir.Canlıların ve bu arada insanın cansız doğadan gelişigüzel oluşması ve yine tesadüflere bağlı olarak ölerek yok olması inandırıcı değildir.Üstelik hiç bir amaca özgülenmemiş bir yaşam süresi içinde insanın neden kurallı davranmak seçeneğini seçmesi gerektiğini açıklamak zordur.Mademki ölünce toprak olacağız öğleyse yaşarken yapılacak her türlü kuralsızlık ceza ile karşılanmamalıdır.Öncelikle bireyin kendi mutluluğu önemlidir.Kendi mutluluğu için etrafındaki tüm canlı cansız varlıkları tahrip edebilir.Diğer insanları öldürebilir.Çalabilir.Kendini koruyamayacak yaşlıların ve çocukların ve hatta kadınların haklarını gasbetmekte hiçbir sakınca yoktur.Kendinden güçsüz olanları ezebilir.Köle yapabilir.Gücü yetiyorsa tam bir despot olabilir,Yetmiyorsa başkasına köle olarak çalışabilir.Ama fırsatını bulduğunda da kendisi despot olabilir.Her şey bu dünyada vardır.Öğeyse yaşarken ve sağlıklıyken bu dünyanın nimetlerinden sonuna kadar yararlanmak lazım.Kahrolsun ahlak!Yaşasın ahlaksızlık!Yani ateistlerin düşünce sistemi de yukarıdaki akıl dışı düşüncelere ve davranışlara yol açabilir.Bu nedenle ateistlerin düşüncesi de tutarsızdır.

Bu nedenlerle hem tanrıtanımazların hem de hadis dinlerinin(İslamiyet,Hristiyanlık,Yahudilik..) versiyonları özellikle sünnilerin yaratılış ,ölüme ve sonrasına ilişkin varsayımları inandırıcılıktan uzaktır.Kendi içinde çelişki ve tutarsızlıkla doludur.

(DEVAM EDECEK)

Black_TIGER
12-09-2008, 09:04
al sana bu yeter becerebiliyorsan yapta gorelim
hud suresi 13. ayet
13 - Yoksa "onu kendi uydurdu" mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: "Haydi siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin. Allah'dan başka çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız" (bunu yaparsınız).

frodo
12-09-2008, 10:31
Tanrıtanımazların(ateistlerin) insanın oluşumu ve ölümüne ilişkin varsayımları da tutarlı değildir.Canlıların ve bu arada insanın cansız doğadan gelişigüzel oluşması ve yine tesadüflere bağlı olarak ölerek yok olması inandırıcı değildir.Üstelik hiç bir amaca özgülenmemiş bir yaşam süresi içinde insanın neden kurallı davranmak seçeneğini seçmesi gerektiğini açıklamak zordur.Mademki ölünce toprak olacağız öğleyse yaşarken yapılacak her türlü kuralsızlık ceza ile karşılanmamalıdır.Öncelikle bireyin kendi mutluluğu önemlidir.Kendi mutluluğu için etrafındaki tüm canlı cansız varlıkları tahrip edebilir.Diğer insanları öldürebilir.Çalabilir.Kendini koruyamayacak yaşlıların ve çocukların ve hatta kadınların haklarını gasbetmekte hiçbir sakınca yoktur.Kendinden güçsüz olanları ezebilir.Köle yapabilir.Gücü yetiyorsa tam bir despot olabilir,Yetmiyorsa başkasına köle olarak çalışabilir.Ama fırsatını bulduğunda da kendisi despot olabilir.Her şey bu dünyada vardır.Öğeyse yaşarken ve sağlıklıyken bu dünyanın nimetlerinden sonuna kadar yararlanmak lazım.Kahrolsun ahlak!Yaşasın ahlaksızlık!Yani ateistlerin düşünce sistemi de yukarıdaki akıl dışı düşüncelere ve davranışlara yol açabilir.Bu nedenle ateistlerin düşüncesi de tutarsızdır.


Ateizm=ahlaksızlık öyle mi sayın duyurucu ?

"Kendi mutluluğu için etrafındaki tüm canlı cansız varlıkları tahrip edebilir.Diğer insanları öldürebilir.Çalabilir.Kendini koruyamayacak yaşlıların ve çocukların ve hatta kadınların haklarını gasbetmekte hiçbir sakınca yoktur.Kendinden güçsüz olanları ezebilir.Köle yapabilir.Gücü yetiyorsa tam bir despot olabilir,Yetmiyorsa başkasına köle olarak çalışabilir.Ama fırsatını bulduğunda da kendisi despot olabilir.Her şey bu dünyada vardır.Öğeyse yaşarken ve sağlıklıyken bu dünyanın nimetlerinden sonuna kadar yararlanmak lazım.Kahrolsun ahlak!Yaşasın ahlaksızlık!"

Nedense günlük bir gazeteyi okur gibi oldum; %99,9 unun müslüman olduğu iddia edilen bir ülkede.

Hayırlara yoralım en iyisi.

Şimdi aslında gerçek islamın yaşanmadığından, tüm islam tarihinin ganimet, gasp, işgal ve
zorla din dayatması asla ve asla olmadığından, olmuşsa bile bunun islamla ilgisi bulunmadığından filan dem vurursunuz.

Yahu duyurucu bu masallara inanmak için ya çok saf ya çok imanlı olmak gerekir siz hangisiniz ?

K.C.
12-09-2008, 10:37
al sana bu yeter becerebiliyorsan yapta gorelim
hud suresi 13. ayet
13 - Yoksa "onu kendi uydurdu" mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: "Haydi siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin. Allah'dan başka çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız" (bunu yaparsınız).

Bir kitapçıya girmeniz yeterli... Etrafınızdaki raflarda bulabilirsiniz, bol miktarda. :)

Black_TIGER
12-09-2008, 11:09
Bir kitapçıya girmeniz yeterli... Etrafınızdaki raflarda bulabilirsiniz, bol miktarda. :)


hmmm mesala hangi kitab?

K.C.
12-09-2008, 11:59
Aslında ne aradığınıza bağlı?

Nostradamus olabilir
Parfümün dansı da etkisinden uzun süre kurtulunamayacak kadar kronik etki yaratan bir kitap.

Bir de Kur'an'ın yanlarından bile geçemeyeceği şöyle ayetler var:

"Sevgi haksızlığa sevinmez, ama gerçek olanla sevinir. Sevgi her şeye katlanır, her şeye dayanır. Kalıcı olan üç şey vardır: iman, ümit ve sevgi. Bunlardan en üstün olanı da sevgidir."

"Eğer insanların ve meleklerin dilleriyle konuşsam, ama sevgim olmasa, ses çıkaran bir bakır ya da çınlayan bir zilden farkım olmaz. Eğer peygamberlikte bulunabilsem, bütün sırları bilsem ve her türlü bilgiye sahip olsam, eğer dağları yerinden oynatacak kadar büyük bir imanım olsa, ama sevgim olmasa, bir hiçim. Eğer bütün malımı sadaka olarak dağıtsam ve bedenimi yakılmak üzere teslim etsem, ama sevgim olmasa, bunun bana hiçbir yararı yoktur"


"Sevgide korku yoktur. Tersine, yetkin sevgi, korkuyu siler atar. Çünkü korku cezalandırılma düşüncesinden ileri gelir. Korkan kişi, sevgide yetkin kılınmış değildir. Biz seviyoruz. Çünkü önce O bizi sevdi. "

"Sevgili kardeşlerim, birbirimizi sevelim. Çünkü sevgi Tanrı'dandır. Seven herkes Tanrı'dan doğmuştur ve Tanrı'yı tanır. Sevmeyen kişi Tanrı'yı tanımış değildir. Çünkü Tanrı sevgidir."

"Tanrı'nın bize olan sevgisini tanımış ve buna inanmışızdır.Tanrı sevgidir. Sevgide yaşayan, Tanrı'da yaşar, Tanrı da onda yaşar. "

Nasıl ama? Âlasını yazmışlar değil mi?

breymin
12-09-2008, 12:20
al sana bu yeter becerebiliyorsan yapta gorelim
hud suresi 13. ayet
13 - Yoksa "onu kendi uydurdu" mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: "Haydi siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin. Allah'dan başka çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız" (bunu yaparsınız).



Dünya öyle Albümler gördüki bunlar milyonlar satdi,hemde kilic zoru olmadan,,demekki daha iyisi yapilabiliyormus.

DreiMalAli
12-09-2008, 16:18
HAMAM BÖCEĞİNE NE OLDU?

Normalde her canlıda , hamam böceğinde olduğu gibi organlarının yönetildiği bir merkez var.Yönetim merkezi.Bunu bilgisayarlardaki beyin olarak düşünelim.Bilgisayarın proğramlarını çalıştıran,proğramların uyum içinde ve birbirini destekleyecek düzende ve denge içinde çalışmasını sağlayan beyin.Beyin yada sinir merkezi ,tıpkı bilgisayar gibi,vücuttaki organların,dokuların,hücrelerin uyum içinde ve denge içerisinde çalışmasını sağlar.Ancak beyin vücut tarafından beslenir.Vücuttan gelen besin kesilirse beyin iş göremez ,görev yapamaz.O zaman verdiği komutlarla organların dengesiz çalışmalarını yada uyumsuz çalışmalarını sağlar.Beyinin çalışmasında bir aksama olursa bu defa yine organlar dengeli ve uyumlu çalışamaz. Her iki durumda da kaos ortaya çıkar.Dengesizlik,uyumsuzluk ortaya çıkar.Kuralsızlık ortaya çıkar.Bu durum bilgisayarlarda da böyledir,insan vücudunda da.Yorum: Öhhö Öhhö ve Öhhö.

KAOS NEDİR?

Kaos kuralsızlıktır.Dengenin ve uyumun bozulmasıdır.Ölümdür.Çürümedir.

Evrende kaosun çıkması demek,gezegenlerin,yıldızların çarpışması,her şeyin birbirine girmesi demektir.

Hamamböceğinde yada insanda kaosun çıkması demek yönetim merkezi olan beynin görevini yapamamasına bağlı olarak organların dengesiz ve uyumsuz ve hatta birbirine karşı çalışması yada bazılarının stop etmesi demektir. Bu hal canlıda oluşunca “öldü!”deriz.Ölümle beraber çürüme başlamıştır.
Kaosla (Kompleks Sistemler Teorisi) ilgili bir kaç söz (benim tercümemle):

- Düzen olmadan bir şey var olmaz. Kaos olmadan hiç bir şey oluşmaz. (Albert Einstein).

- Kaosun yüksek düzeyde bir düzen olduğunu anlamayanlar için, kaos hep kaos olarak kalacaktır. (Gerd Gerken. Ekonomist)

- Kaos ddüzene hep üstün gelir. Çünkü organizasyonu daha iyidir. (Terry Pratchet. Fantasi roman yazarı.)

- Popüler bilimciler tarafından kötü amaçlı kullanıldığından, kaos artık negatif anlamlar içeriyor. (Eckehard Schöll. Berlin Teknik Üniversitesi Teorik Fizik profesörü)

- Hep kaostan bahsetmiştik. Nihayetinde kaos teorisi teriminden uzaklaşmak zorunda kaldık. Çünkü haddinden fazla insan kötü amçlı anlamlarda kullanıyor. (Teo Geisel. Max Planck Enstitüsü Dinamik ve oto organizasyon bölümü başkanı)

Kaosun düzensizliği(!) hakkında internette epeyce resim, video ve simulasyon mevcut.

Sevgiler

kenny
12-09-2008, 19:17
Aslında ne aradığınıza bağlı?

Nostradamus olabilir
Parfümün dansı da etkisinden uzun süre kurtulunamayacak kadar kronik etki yaratan bir kitap.

Bir de Kur'an'ın yanlarından bile geçemeyeceği şöyle ayetler var:

"Sevgi haksızlığa sevinmez, ama gerçek olanla sevinir. Sevgi her şeye katlanır, her şeye dayanır. Kalıcı olan üç şey vardır: iman, ümit ve sevgi. Bunlardan en üstün olanı da sevgidir."

"Eğer insanların ve meleklerin dilleriyle konuşsam, ama sevgim olmasa, ses çıkaran bir bakır ya da çınlayan bir zilden farkım olmaz. Eğer peygamberlikte bulunabilsem, bütün sırları bilsem ve her türlü bilgiye sahip olsam, eğer dağları yerinden oynatacak kadar büyük bir imanım olsa, ama sevgim olmasa, bir hiçim. Eğer bütün malımı sadaka olarak dağıtsam ve bedenimi yakılmak üzere teslim etsem, ama sevgim olmasa, bunun bana hiçbir yararı yoktur"


"Sevgide korku yoktur. Tersine, yetkin sevgi, korkuyu siler atar. Çünkü korku cezalandırılma düşüncesinden ileri gelir. Korkan kişi, sevgide yetkin kılınmış değildir. Biz seviyoruz. Çünkü önce O bizi sevdi. "

"Sevgili kardeşlerim, birbirimizi sevelim. Çünkü sevgi Tanrı'dandır. Seven herkes Tanrı'dan doğmuştur ve Tanrı'yı tanır. Sevmeyen kişi Tanrı'yı tanımış değildir. Çünkü Tanrı sevgidir."

"Tanrı'nın bize olan sevgisini tanımış ve buna inanmışızdır.Tanrı sevgidir. Sevgide yaşayan, Tanrı'da yaşar, Tanrı da onda yaşar. "

Nasıl ama? Âlasını yazmışlar değil mi?

Vay be işte asıl ayetler bunlar olmalıymış..Ben bu ve türevi ayetlerden bütün insanlığa hitap edebilirim.Mesela zina eden birine:sevgi ile buluş partnerinle ve iş anında kalbinden geçen ile uyguladığın bir olsun,,hatta karını da sev ve başkasıyla birlikte olduğunda onu da hatırla,,,hayat dünya sevmektir her şey,,o da bunu anlayacaktır....

Ahh sevgi ahh..nelere kadirsin sen...ey sevgili kuıllarım,,dünyada sevgiyi hakim kılınki tüm sorunlarınızdan kurtulasınız..tabi arada bu sözümü yerine getirmeyen,bozgunluk çıkaran, acımasızca insanları katledenleri de hor görmeyin..Unutmayın ki sevgi her şeyi yener..O insanları da bağışlayın ve sevin ki mutlu olasınız...

Sevgi,sevgi,sevgi...Şu dünyada sizin için en önemli şeydir aziz kullarım..Siz dünyada her haltı yiyebilirsiniz,,benim sonsuz sevgim sayesinde hiçbirinize kötü muamele etmeyecem..İçinizden kim sevgiyi inkar eder,dünyada fitne fesat çıkarıp haksız yere insanları öldürse de ,ben onları sevgimle karşılayıp ,onlar için güzel ve sonsuz bir yaşam vaad edecem...Dünyada yaptığınız hiçbirşeyden sorumlu değilsiniz,,gerçek olan tek şey sevgidir sevgili kullarım,,bunu bilin yeter...
.....


....
...

...


Evet muhammed,isa gibi peygamberler faşist,cahil ve insanlıktan nasibini almamış peygamberlerdi..Artık yeni dinimizi oluşturma vakti geldi...Bu dinin adı sevgi,peygamberi de kennydir,,hadi insanlık adına hayırlı olsun...

K.C.
12-09-2008, 19:37
Sevgi'yi bu kadar aşşağılık bir duygu olarak gördüğünüze göre,
kim bilir hayatın ne tarafından ne türlü bir sille aldınız..

size ilişmeyeceğim

kenny
12-09-2008, 20:11
Yok hayatın bi tarafından bir şey aldığım yok çok şükür rahatça ilişebilirsiniz..
Sadece yukarda ayet yerine geçebilecek hatta ondan daha güzel sözlerinizi eleştirmek istedim..Sevgi gayet insan için önemli ve çok iyi bir kavramdır..Yalnız insanları sevgi ile doyuramazsınız onu söylemek istedim...Eğer kurana alternatif ayetler getirmek istiyorsanız daha elle tutulur birşeyle olması lazım,,bana the true furqan gibi fakeleri getirmezseniz de sevinirim...

Black_TIGER
12-09-2008, 20:36
11 - Hem Allah sizi bir topraktan, sonra bir damla sudan yarattı. Sonra sizi çiftler kıldı. O'nun bilgisi olmadan ne bir dişi hamile olur, ne doğurur. Kendisine ömür verilenin de ömrünün uzatılması da, ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta yazılıdır. Şüphe yok ki bu, Allah'a göre kolaydır.
12 - Hem iki deniz eşit olmuyor. Şu tatlı, hararet keser, içerken (boğazdan) kayar; şu da tuzlu, yakar kavurur. Bununla beraber her birinden taze bir et yersiniz ve bir ziynet çıkarır, giyinirsiniz. Allah'ın lütfundan nasib arayasınız diye suyu yara yara giden gemileri de görürsün. Gerek ki şükredeceksiniz.
13 - O, geceyi gündüze sokuyor, gündüzü de geceye sokuyor. Güneşi ve ayı emrine âmâde kılmıştır. Her biri mukadder bir gayeye akıp gidiyor. İşte bu gördüklerinizi yapan Allah sizin Rabbinizdir. Mülk (hükümranlık) O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise, bir çekirdek zarını bile idare edemezler.
14 - Kendilerine dua ederseniz duanızı işitmezler. İşitseler bile size cevabını veremezler. Kıyamet günü de kendilerini Allah'a ortak koştuğunuzu inkâr ederler. Sana her şeyden haberdar olan (Allah) gibi bir haber veren olmaz

istersen birde bu ayetleri oku kenny

Black_TIGER
12-09-2008, 20:51
Dünya öyle Albümler gördüki bunlar milyonlar satdi,hemde kilic zoru olmadan,,demekki daha iyisi yapilabiliyormus.


12 - Fakat sen onlara şaşıyorsun, ama onlar (seninle) eğleniyorlar.
13 - Kendilerine hatırlatıldığında da düşünmüyorlar.
14 - Bir mucize gördükleri zaman da eğlenceye alıyorlar.
15 - Ve diyorlar ki: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir."
16 - "Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmişiz?"
17 - "Önceki atalarımız da mı?.."
18 - De ki: "Evet, hem de sizler çok aşağılanmış olarak (dirileceksiniz)."
19 - Çünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir.
20 - "Eyvah bizlere! İşte bu hesap günüdür." derler.
21 - (Onlara): "İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz (iyi ve kötüyü) ayırt etme günüdür" denir.
22-23 - Toplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru.
24 - Ve durdurun onları, çünkü sorguya çekilecekler.
25 - (Onlara): "Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?" (denilir.)
26 - Hayır, bugün onlar teslim olmuşlardır.
27 - Onlar, birbirine dönmüş soruşuyorlar.
28 - Onlar: "Siz bize (uğurlu görünerek) sağdan gelir dururdunuz" derler.
29 - (İleri gelenler de) derler ki: "Hayır, siz inanmamıştınız."
30 - "Bizim de size karşı bir gücümüz yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz."
31 - "Onun için üzerimize Rabbimizin azab sözü hak oldu. Şüphesiz azabımızı tadacağız."
32 - "Evet biz, sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık."
33 - O halde hepsi o gün azabda ortaktırlar.
34 - İşte biz günahkarlara böyle yaparız.
35 - Çünkü onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilâh yoktur" denildiği zaman kafa tutuyorlardı.
36 - Ve: "Biz, hiçbir mecnun (deli) şair için ilâhlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı.
37 - Hayır o, hak ile geldi ve bütün peygamberleri tasdik etti.
38 - Elbette

Aydınus
12-09-2008, 21:16
Eğer kurana alternatif ayetler getirmek istiyorsanız daha elle tutulur birşeyle olması lazım,,bana the true furqan gibi fakeleri getirmezseniz de sevinirim...

Olur !

Senin peygamberin gibi 23 yıl da biz uğraşalım ve oradan buradan duyduğumuz kocakarı kıssalarını Allah'tandır diyerek okuyalım .

Kusura bakma kardeş ; peygamberlik davamız yok bizim .

Senin Allah'ın Allah olsa , kullarıyla insan gibi hababam debabam polemiğe girmez , ''hadi bir benzerini de siz getirin'' diye kullarına çocukça meydan okumazdı .

Doğru ; bir yığın yalanı dolanı , oradan buradan duyma abuk subuk kıssaları , peygamberin özel yaşantısındaki sorunları dile getirmek bağlamında gerçekten de Kuran'ın bir eşi benzeri yok .

Saçmalıkta bir numara .

Black_TIGER
12-09-2008, 21:41
Olur !

Senin peygamberin gibi 23 yıl da biz uğraşalım ve oradan buradan duyduğumuz kocakarı kıssalarını Allah'tandır diyerek okuyalım .

Kusura bakma kardeş ; peygamberlik davamız yok bizim .

Senin Allah'ın Allah olsa , kullarıyla insan gibi hababam debabam polemiğe girmez , ''hadi bir benzerini de siz getirin'' diye kullarına çocukça meydan okumazdı .

Doğru ; bir yığın yalanı dolanı , oradan buradan duyma abuk subuk kıssaları , peygamberin özel yaşantısındaki sorunları dile getirmek bağlamında gerçekten de Kuran'ın bir eşi benzeri yok .

Saçmalıkta bir numara .

Kuran a sacma diyen zihniyet neden sizin bir kitabiniz yok?
sizden once hic kafir atist yokmuydu bugune kadar neden bir benzerini yazamadilar? sizin peygamberlik davaniz yok biliyoruz davaniz olani inkar etmek degil mi zaten?

Aydınus
12-09-2008, 21:54
Kuran a sacma diyen zihniyet neden sizin bir kitabiniz yok?
sizden once hic kafir atist yokmuydu bugune kadar neden bir benzerini yazamadilar? sizin peygamberlik davaniz yok biliyoruz davaniz olani inkar etmek degil mi zaten?

Ateizm din değildir Hacı , insanları ille de ateist yapmak gibi bir ideali de yoktur .

Ha , sen ateizm konularını işleyen kitap mı istiyorsun ?

Tonlarca var tonlarca ...

K.C.
12-09-2008, 22:08
...Sevgi gayet insan için önemli ve çok iyi bir kavramdır..Yalnız insanları sevgi ile doyuramazsınız onu söylemek istedim...

Kur'an'da sevgi bulunmamasının sebebi onlaşıldı. Maksat karın doyurmak, Kur'an da doyuruyor anlaşılan.

Müslüman ülkelerin refah seviyesine bakıyoruz da... ah keşke bizler de onlar gibi (karnı tok, sırtı pek) olsak diye düşünüyoruz.(?)

kenny
12-09-2008, 22:12
Olur !

Senin peygamberin gibi 23 yıl da biz uğraşalım ve oradan buradan duyduğumuz kocakarı kıssalarını Allah'tandır diyerek okuyalım .

Kusura bakma kardeş ; peygamberlik davamız yok bizim .

Senin Allah'ın Allah olsa , kullarıyla insan gibi hababam debabam polemiğe girmez , ''hadi bir benzerini de siz getirin'' diye kullarına çocukça meydan okumazdı .

Doğru ; bir yığın yalanı dolanı , oradan buradan duyma abuk subuk kıssaları , peygamberin özel yaşantısındaki sorunları dile getirmek bağlamında gerçekten de Kuran'ın bir eşi benzeri yok .




Saçmalıkta bir numara .

Vay anasını kuranı kocakarı kıssasından ibaret yaptınızya helal olsun size.Bu ne kocakarı kıssasıymış da yüzyıllardır herkes ona inanıyor ve hala da inanmakta devam etmekte...Dedimya siz ateist arkadaşlar bunu çözdünüz üstün zekanızla ama bizim gibi inançlı mahluklar hala onun allah sözü olduğuna inanıyor..Evet ateist arkadaşım biz aptalız ve uyutuluyoruz,,sizin gibi aydın ve zeki kimseler olmasa bunun bile farkına varamayacaz,,sağolun be !

Black_TIGER
12-09-2008, 22:18
Ateizm din değildir Hacı , insanları ille de ateist yapmak gibi bir ideali de yoktur .

Ha , sen ateizm konularını işleyen kitap mı istiyorsun ?

Tonlarca var tonlarca ...

ben ateizm e din demedim zaten oyle bir din yok sen cimbizla ayiklamayi ii bilenlerdensin o zaman sana soru soralim ateizm de dusuncenizde oldukten sonra ne olcaksınız?ve canlarınız nereye gidicek?yoksa insan kemik ve et parcasimi?insan a canı ruhu atom mu vermistir? cok merak ediyorum cevabini cimbiz ? ordaysan hemen cvp la

kenny
12-09-2008, 22:30
Kur'an'da sevgi bulunmamasının sebebi onlaşıldı. Maksat karın doyurmak, Kur'an da doyuruyor anlaşılan.

Müslüman ülkelerin refah seviyesine bakıyoruz da... ah keşke bizler de onlar gibi (karnı tok, sırtı pek) olsak diye düşünüyoruz.(?)
Kuranda sevgi de bulunur inkarcılar için tehdit de..Senin ne aradığına bağlı o..Gerçi sen bu kafayla onda olumsuzluktan başka hiçbir şey bulamazsın buna eminim..Her cümleyi her düşünceyi işinize geldiği gibi çarpıtarak yorumlayıp zeytinyağı gibi üste çıkmayı zekilik alemeti şeklinde anlıyorsunuz heralde,,egonuzu da tatmin ediyordur bu sanırım...
Sen müslüman ülkelerin refah seviyesine değil de onları sömüren emparyalizme odaklan.Müslüman ülkelerin geri kalmışlığının nedeni kuran değil, dini kullanıp kendilerine menfaat sağlamış şerefsiz ve müslümanım diye geçinen hesapta din adamları,ve onları destekleyen ve o ülkelerde çıkarı olan dış güçlerdir.
Kuranı adam gibi uygulamaya koymuş tarihte çok az ülke olmuştur.En başta hz muhammed ve ondan sonraki 4 halife dönemi ve osmanlı devleti gelir.
Kuran ve islam bilimi , uygarlığı düşünmeyi,aklını kullanmayı bize emreder !
Eğer bugün islam ülkeleri bunları yapamıyorsa sorunu kuranda değil başka yerde aramak gerekir !
Ama insanlar sizin gibi art niyetli ve önyargılı olunca bu da imkansız oluyor malesef !

Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık-kötü lakablarla' çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir.

Aydınus
12-09-2008, 22:31
Vay anasını kuranı kocakarı kıssasından ibaret yaptınızya helal olsun size.Bu ne kocakarı kıssasıymış da yüzyıllardır herkes ona inanıyor ve hala da inanmakta devam etmekte...


''İhtiyar karı masallar''ı diyecektim , dilim sürçmüş ! :)

Aydınus
12-09-2008, 22:34
ben ateizm e din demedim zaten oyle bir din yok sen cimbizla ayiklamayi ii bilenlerdensin o zaman sana soru soralim ateizm de dusuncenizde oldukten sonra ne olcaksınız?ve canlarınız nereye gidicek?yoksa insan kemik ve et parcasimi?insan a canı ruhu atom mu vermistir? cok merak ediyorum cevabini cimbiz ? ordaysan hemen cvp la

Bak bu sefer sorularını cımbızlamadım !

Bu sorularının cevapları sitede fazlasıyla var hacı .

Oku , yaratan Rabbinin adıyla oku ! :)

Aydınus
12-09-2008, 22:40
Kuranda sevgi de bulunur inkarcılar için tehdit de..Senin ne aradığına bağlı o..Gerçi sen bu kafayla onda olumsuzluktan başka hiçbir şey bulamazsın buna eminim..Her cümleyi her düşünceyi işinize geldiği gibi çarpıtarak yorumlayıp zeytinyağı gibi üste çıkmayı zekilik alemeti şeklinde anlıyorsunuz heralde,,egonuzu da tatmin ediyordur bu sanırım...
Sen müslüman ülkelerin refah seviyesine değil de onları sömüren emparyalizme odaklan.Müslüman ülkelerin geri kalmışlığının nedeni kuran değil, dini kullanıp kendilerine menfaat sağlamış şerefsiz ve müslümanım diye geçinen hesapta din adamları,ve onları destekleyen ve o ülkelerde çıkarı olan dış güçlerdir.
Kuranı adam gibi uygulamaya koymuş tarihte çok az ülke olmuştur.En başta hz muhammed ve ondan sonraki 4 halife dönemi ve osmanlı devleti gelir.
Kuran ve islam bilimi , uygarlığı düşünmeyi,aklını kullanmayı bize emreder !
Eğer bugün islam ülkeleri bunları yapamıyorsa sorunu kuranda değil başka yerde aramak gerekir !
Ama insanlar sizin gibi art niyetli ve önyargılı olunca bu da imkansız oluyor malesef !

Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık-kötü lakablarla' çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir.

Kenny hocam ; bırak laga lugayı allesen !

Sevgili K.C. senden Kuran'da geçen sevgi sözcüklerini soruyor , ya sen n'apıyorsun , eğiriyorsun sarıyorsun ...

Bir de ben sorayım ; Kuran'da kaç yerde sevgi sözcüğü geçer ve hangi ayetlerdedir ?

boopss
12-09-2008, 22:55
Kuranda sevgi de bulunur inkarcılar için tehdit de..Senin ne aradığına bağlı o..Gerçi sen bu kafayla onda olumsuzluktan başka hiçbir şey bulamazsın buna eminim..Her cümleyi her düşünceyi işinize geldiği gibi çarpıtarak yorumlayıp zeytinyağı gibi üste çıkmayı zekilik alemeti şeklinde anlıyorsunuz heralde,,egonuzu da tatmin ediyordur bu sanırım...
Sen müslüman ülkelerin refah seviyesine değil de onları sömüren emparyalizme odaklan.Müslüman ülkelerin geri kalmışlığının nedeni kuran değil, dini kullanıp kendilerine menfaat sağlamış şerefsiz ve müslümanım diye geçinen hesapta din adamları,ve onları destekleyen ve o ülkelerde çıkarı olan dış güçlerdir.
Kuranı adam gibi uygulamaya koymuş tarihte çok az ülke olmuştur.En başta hz muhammed ve ondan sonraki 4 halife dönemi ve osmanlı devleti gelir.
Kuran ve islam bilimi , uygarlığı düşünmeyi,aklını kullanmayı bize emreder !
Eğer bugün islam ülkeleri bunları yapamıyorsa sorunu kuranda değil başka yerde aramak gerekir !
Ama insanlar sizin gibi art niyetli ve önyargılı olunca bu da imkansız oluyor malesef !

Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık-kötü lakablarla' çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir.

teşekkür ederim..uzun uzadıya cevap vermicem senin gibi gerçek ne ise yazmışsın..ben cafeme döner sağlıcakla..

Black_TIGER
12-09-2008, 22:56
Bak bu sefer sorularını cımbızlamadım !

Bu sorularının cevapları sitede fazlasıyla var hacı .

Oku , yaratan Rabbinin adıyla oku ! :)

biraz once tonlarca kitabi olan ateist simdi bizi kuran a yonlendiriyor :))
aciz kaldigin yerde ALLAH vardir o haktir ve sozunu yerine getirendir
al sana bir ayet daha ^^AND OLSUN Kİ ONLARA GOKLERİ VE YERİ KİM YARATTİ DESEN ALLAH TİR DİYECEKLERDİR^^

istersen birde seytan a sor seni birakip hala kacmamissa belki onda vercek bir cvp vardir ne dersin?cvp su olabilirmi mesala ben sana sadece vesvese verdim sen oyle oldunki benden de azgin cıktın supesiz ben senden uzagim ve ALEMLERİN RABBİ ALLAH SENİN DEDİKLERİNDEN COK UZAK MUNEZZEHTİR .

SANA BİR SORU DAHA K C peki insan atom dan gelmisse hayvanda atomdan degilmidir?insanlarin kendi arasinda ve insanlarla hayvanlar arasinda fark yokmudur? daha onemlisi maddenin olusumu da atomdan sa neden diger varliklarda can yok?atom vermeyimi unuttu vercek cani mi kalmadi ?atom un kendisi canlimidir atom cansiz sa insanlara can i nerden vermistir?tonlarca kitabinda bulamayip yine aciz mi kalacaksın KC?ve İNSANLAR OLUNCE beden leri topraga karisiyor peki ya canları nerde?atom olmuyor deme sakın hani atom cansizdi?buyur bakalım aciz ateist cvp la

duyurucu1
12-09-2008, 23:11
BEYİN YADA BEYNİN KONTROLÜNDEKİ ORGANLAR SONSUZA KADAR ÇALIŞMAZ MI?

Hayır, beyin yada kontrolündeki organlar sonsuza kadar çalışmaz.Her şeyin miadı vardır.Canlı cansız her şeyin ömrü vardır.Bir taşın,demirin,çiçeğin,hamam böceğinin yada insanın beyninin yada organlarının miadı vardır.Ömrü vardır. Bitin ,pirenin,güneşin ,ayın samanyolunun,sümüklü böceğin ömrü vardır.Otomobilin,televizyonun,cep telefonunun,bilgisayarın ömrü vardır.

ÖMRÜ KİM KOYAR?

Fabrikada üretilen ürünler için düşünürsek;bir bilgisayarın ömrünü üretenler koyar.Derlerki “ Bu bilgisayar,normal koşullarda,220 volt elektirikle,iyi bir bakımla şu kadar saat çalışır.Garantisi şu kadar saattir.”Bir hamam böceği yada insan da oluşurken aynı şey olur.Oluşan varlıkların ömrünü Tanrı koyar.

Ancak Tanrı kavramına sünnilerin yüklediği anlam ile benim yüklediğim anlam aynı değildir.Bu nedenle aynı kelimeyle ifade edilse de sünnilerin algıladıkları ve gerçekte hiç bir zaman olmamış Tanrı ile benim algıladığım ve her zaman somut olarak var olmuş Tanrı farklıdır.

Tanrı denilen tüm evreni kapsayan güç,besin maddeleri yoluyla hamam böceğinin yada insanın organları olarak ortaya çıkar,somutlaşır.Tanrı hamam böceğinde yada insanda somutlanır.Çiçekte taşta toprakta görünür.Tıpkı mıknatısın etkileriyle görünmesi ve fark edilmesi gibi.Kuvvetin etkileriyle fark edilmesi gib.Elektiriğin ısı,ışık olarak fark edilmesi gibi.

(devam edecek)

duyurucu1
12-09-2008, 23:22
3)ZAMAN VE MEKAN OLARAK YEREL VE GENEL AYET NE DEMEKTİR?

6/92/Bu da(Kur’an)bizim,kentlerin/medeniyetlerin anasını uyarman için indirdiğimiz bir kitap...

Kur’an’da bulunan ayetlerin çoğu, zaman ve mekan olarak yereldir.

Bir ayet veya kural eğer sadece belli bir zaman diliminde uygulanmış,bu zaman diliminin dışında uygulanmamış veya uygulanma kabiliyeti yoksa bu ayete zaman olarak yerel ayet diyoruz.

Bir ayet veya kural uygulanma kabiliyeti yönünden geçmiş,şu an ve gelecek zaman dilimlerinde uygulanabilir özelliğe sahipse ;bu ayete , zaman olarak geneldir diyoruz.

Bir ayet veya kural yerkürenin sadece belli bir bölgesinde uygulanmış veya uygulanabilir,diğer yörelerinde bu kural uygulanamaz ise bu kurala veya ayete mekan olarak yereldir diyoruz.

Bir ayet veya kural yerkürenin her tarafında uygulanma özelliğine sahipse bu ayete mekan olarak genel ayet diyoruz.

Zaman ve mekan olarak yerel bir ayetten genel kurallar çıkarma olanağı vardır.Ama bu yerel ayetlerin hepsinin genelleştirileceği anlamına gelmez.Yerel ayetlerde genel kural onların yerelliğidir.İstisna olarak genel kural çıkarılabilir.Genel kurallar ise her zaman ve her mekana uygulanabilir.Genel kurallar uygulama özellikleri olduğu sürece geneldirler.Uygulanmaları olanaksızlaşınca genellik özelliğini kaybederler.

Kur’an ayetlerinin incelenmesinden görüleceği üzere,ayetlerin çoğu zaman ve mekan olarak yereldir.Bazıları ise yerelden de öte çok özel ayetlerdir.(Örneğin,sadece peygamber hanımlarına hitabeden ayetler,yerelden de öte çok çok özel ayetlerdir)Ayetlerin çok azı ise geneldir.

Bazı ayetler erkeklere hitap ederek bu yolla kadınların haklarını düzenlemektedir.Kadınları baskı altında tutan erkekleri uyarmakta,onların davranışlarını kısıtlamaktadır.Bu yolla kadınlar rahata erdirilmek istenmektedir.Bazı ayetler ise kadınlara bazıları ise kadın erkek ayırımı yapmadan Arap toplumunun tümüne hitap etmektedir.

1400 yıl öncesindeki Arap kadını değişik statülerde bulunuyordu.Köle kadın(cariye),hür kadın,nişanlı kadın,evli kadın,boşanmış kadın,iddet süresi bekleyen kadın,din gününde kadın vs.Her statüdeki kadını ayetlerin ışığında ayrı ayrı incelemeye çalıştık.Kadını farklı açılardan ortaya koymaya gayret sarfettik.Kadını sadece bir yönüyle almak kadına karşı haksızlık olurdu.Kur’an’da anlatılan kadını değişik açılardan,değişik statülerine göre algılamaya çalıştık.



Kaynak olarak kullanılan ve yazı içerisinde alıntı olarak bulunan ve kısaltılmış şekilde zikredilen eserler şunlardır:

1)Kur’an-ı Kerim ve Türkçe meali Prof Dr.Yaşar Nuri Öztürk
2)Kur’an-ı Kerim Tefsiri -Prof.Dr.Süleyman Ateş
3) Şeriat ve Kadın -Prof.Dr.İlhan Arsel
4)Konularına göre Kur’an(Sistematik Kur’an fihristi)-DoçDr.Ömer Özsoy-Doç Dr.İlhami Güler
5)Kur’an’ı Kerimin Türkçe’ye Çevirisi-Hayri Yıldızlı
6)Birleşen İlkeler-Av Uğur Karaca
7)Din Bu.1,2,3,4-Turan Dursun
8)Ekmel Ali Okur’un romanlarının da görüş ufkumuzu açtığını burada belirtmek durumundayım.
Alışılmışın dışında bir inceleme yazısı ortaya çıktı.Bu yazı uslup ve içerik bakımından yadırganacaktır. Yadırganacak bu yazının yazılması bize nasip olmasaydı birileri bir zaman muhakkak yadırganacak türden bu veya benzeri bir yazıyı yazacaktı.Çünkü, “Güneş balçıkla sıvanmaz!”

kenny
12-09-2008, 23:23
Kenny hocam ; bırak laga lugayı allesen !

Sevgili K.C. senden Kuran'da geçen sevgi sözcüklerini soruyor , ya sen n'apıyorsun , eğiriyorsun sarıyorsun ...

Bir de ben sorayım ; Kuran'da kaç yerde sevgi sözcüğü geçer ve hangi ayetlerdedir ?

Ya öyle bir şey söylüyorsun ki sanki kuranın heryerini kabul etmişsin de nerde ne kadar sevgi geçtiğini soruyorsun bana. Kuranın yarısı sevgiden bahsetse sanki imana gelecekmişsin gibi konuşuyorsun...Sana kurandan verebileceğim bir şey yok arkadaşım,, bu önyargılı yaklaşımınla kuranda nefretten başka bir şey bulamazsın boşa kasma...
Senin için bir ayet bunun nedenini açıklar,,umulur ki öğüt alırsın...
Rabbinin âyetleriyle nasihat edilip de onlardan yüz çeviren ve daha önce işlediği günahları unutandan daha zalim kim olabilir? Biz onların kalbleri üzerine Kur’an’ı anlamamaları için bir ağırlık, kulaklarına da sağırlık verdik. Ey Muhammed! Sen onları doğru yola çağırsan da onlar asla hidayete ermezler.”

K.C.
12-09-2008, 23:56
...buyur bakalım aciz ateist cvp la
Yaw ödüm çıt etti. Bunlar gerçekten çok büyük sorular. (velid bin mugıyre için inen ayete benzetmeye çalıştım ama pek olmadı galiba) :)

Soruları yanıtlamak yerine biraz kıvırtacağım...

Yağmur yağarken her bir damlaya bakıyorum. Nasıl da aşağıya iniyor bunlar. Zaten dünyada neyi bıraksan aşağıya iniyor. Bunları, yani her bir zerreyi aşağıya indiren bir varlık olmalı. Bunlar da melekler oluyor haliyle... Her bir zerreyi, çocuğun attığı topu, dağ başında dinamitlenmiş kayayı, uçurtmayı, kar tanesini, yağmur tanesini hazır ol'da bekleyen melekler ordusu tek tek tutup yer yüzüne indiriyor. Büyüksün Allah'ım. Kimin neyi ne zaman havaya atacağını bilen Allah o anda o şeyi yere indirmek üzere anında melek tahsis ediyor. (Âli)

Meşe palamutlarının meleklerce tutulup yere indirildiği -ki biz ona kısaca döküldüğü zaman- diyoruz, işte o zaman Kumrular'da meşe palamutu topluyorum. (Saksılarda onlarca ağaç yetiştirdim. Sonra tanımadığım bahçelere gönderdim onları, saksılarıyla beraber..) Bu cansız, yuvarlak tahta parçalarını toprağa dikiyorum (önce birkaç test ve deney yapıyorum yalnız, testi geçenleri dikiyorum) ve bunlar topraktan fışkırıyor. Yine büyüksün Allah'ım. Bu tahta parçası palamut, meşe fidanı olmayı nerden biliyor. Yok yok, sakın bana kimse onun tohumundaki dna'dan falan bahsetmesin. Bu bilinçsiz bir tahta parçası sadece. Öyle uygun koşullar, toprak, su, güneş falan meselesi değil bu.. Onu muhakkak çok bilen bir varlık yapıyor. (Âlim)

Sahi konu neydi:D

K.C.
13-09-2008, 00:04
kenny,
bıktık bu korku ayetlerinden yahu,
yeni çağda korkutarak eğitimden vazgeçildi. Psikiyatrlar tasvip ve tavsiye etmiyor. O yöntem çoktan terk edildi. Geçerli yöntem Sevdirerek eğitim artık...
Zaten biz sevgi ayeti istedikçe ne hikmetse siz korkutma ayeti dayıyorsunuz burnumuza.
Bulamadınız mı yoksa...
Şöyle Mevlana gibi en evrenselinden...

duyurucu1
13-09-2008, 00:34
Ateizm=ahlaksızlık öyle mi sayın duyurucu ?

.Kahrolsun ahlak!Yaşasın ahlaksızlık!"

Nedense günlük bir gazeteyi okur gibi oldum; %99,9 unun müslüman olduğu iddia edilen bir ülkede.

Hayırlara yoralım en iyisi.

Şimdi aslında gerçek islamın yaşanmadığından, tüm islam tarihinin ganimet, gasp, işgal ve
zorla din dayatması asla ve asla olmadığından, olmuşsa bile bunun islamla ilgisi bulunmadığından filan dem vurursunuz.

Yahu duyurucu bu masallara inanmak için ya çok saf ya çok imanlı olmak gerekir siz hangisiniz ?

Sevgili frodo,

ateizm=ahlaksızlık olur mu?Yazdıklarım yukarda duruyor.Ne dediğim ve ne demek istediğim de.

Kaldı ki "ahlak" göreceli bir kavramdır.Zamandan zamana,toplumdan topluma değiştiği gibi,bireyden bireye göre de değişir.

Başkalarının iddialarını da lütfen bana yakıştırma.
Başkalarının masallarına kim inanır ?Benim dışımda.

Ben ne çok safım ne de çok imanlıyım?Maalesef ben bu ikisi de değilim.Ben bunların dışındayım.Beni tanımak istiyorsan yazdıklarımla tanıyacaksın.Ben de seni yazdıklarınla tanıyacağım.Çünkü sen benim için "cin"sin.Ben de senin için "cin"im.Yani bilinmeyenim.Ama yazdıklarımızla birbirimizi tanıdıktan sonra üns olacağız.Ünsiyet kazanacağız.Yani tanış olacağız.Ya sevgili frodo benim bir de böyle Kur'an'dan okuyup tespitini yaptığım "cin"algılamam var.İlerde ömrüm yeterse bunları da konuşuruz.

highone
13-09-2008, 01:27
imzam yeterli sanırım

Aydınus
13-09-2008, 01:44
biraz once tonlarca kitabi olan ateist simdi bizi kuran a yonlendiriyor :))
aciz kaldigin yerde ALLAH vardir o haktir ve sozunu yerine getirendir
al sana bir ayet daha ^^AND OLSUN Kİ ONLARA GOKLERİ VE YERİ KİM YARATTİ DESEN ALLAH TİR DİYECEKLERDİR^^

istersen birde seytan a sor seni birakip hala kacmamissa belki onda vercek bir cvp vardir ne dersin?cvp su olabilirmi mesala ben sana sadece vesvese verdim sen oyle oldunki benden de azgin cıktın supesiz ben senden uzagim ve ALEMLERİN RABBİ ALLAH SENİN DEDİKLERİNDEN COK UZAK MUNEZZEHTİR .

SANA BİR SORU DAHA K C peki insan atom dan gelmisse hayvanda atomdan degilmidir?insanlarin kendi arasinda ve insanlarla hayvanlar arasinda fark yokmudur? daha onemlisi maddenin olusumu da atomdan sa neden diger varliklarda can yok?atom vermeyimi unuttu vercek cani mi kalmadi ?atom un kendisi canlimidir atom cansiz sa insanlara can i nerden vermistir?tonlarca kitabinda bulamayip yine aciz mi kalacaksın KC?ve İNSANLAR OLUNCE beden leri topraga karisiyor peki ya canları nerde?atom olmuyor deme sakın hani atom cansizdi?buyur bakalım aciz ateist cvp la


Başlık :

- Iste aciz bir atesit k..c


***

Devam ediyor :

Aydınus´isimli üyeden Alıntı http://www.turandursun.com/forumlar/images/buttons/viewpost.gif (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=127814#post127814)

***

Benim Black Tiger'im , kara kaplanım !

Benden alıntı yapıp sevgili K.C.ye mi cevap veriyorsun ?

Ayrıca biz atesit değil ateistiz , rica ederim lütfen bize iftira atmayınız !

***

Hacım , kara kaplanım , diyorsun ki :

- AND OLSUN Kİ ONLARA GOKLERİ VE YERİ KİM YARATTİ DESEN ALLAH TİR DİYECEKLERDİR .

Sahi yahu , kim diyor böyle birşeyi ?

Biz ateistler mi , yoksa sizin atesitler mi ?!

Bu ayeti küçük değil de büyük yazınca daha mı etkili oluyor ?

Hem senin Allah'ın amma da yemin ediyor böyle yahu !

Hacım , kara tigerim , kaplanım , aslanım , leoparım ; doğru söyleyen bir insan bile yemin etme ihtiyacı duymazken , senin Allah'ın niye habire Araplar gibi yemin ediyor böyle ?

Yoksa bu , Arap Muhammet'in Araplardan aldığı bir gelenek midir sence ?

Hadi Muhammet Arap diyelim ; peki , Allah da mı Arap ırkından ?

Ey hacım hey !

Ben de az önce Aziz Nesin'in ''Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz'' adlı kitabından uyarlanan filmini izledim .

Düşündüm de , rahmetli sizleri ne kadar da severdi !


***

''istersen birde seytan a sor seni birakip hala kacmamissa belki onda vercek bir cvp vardir ne dersin?'' (Black Tiger )

Hacım ; sen böyle görünmez varlıklara pek meraklısın :

Şeytanlar , cinler , melekler , periler ...

Çok üzgünüm maalesef ; benim böyle taraklarda bezim olmadığı için isteğini yerine getiremeyeceğim .

Ama cinli Muhammet'in cinlerinin sana haber getireceğinden zerre kuşkum yok !

Aydınus
13-09-2008, 01:59
Senin için bir ayet bunun nedenini açıklar,,umulur ki öğüt alırsın...
Rabbinin âyetleriyle nasihat edilip de onlardan yüz çeviren ve daha önce işlediği günahları unutandan daha zalim kim olabilir? Biz onların kalbleri üzerine Kur’an’ı anlamamaları için bir ağırlık, kulaklarına da sağırlık verdik. Ey Muhammed! Sen onları doğru yola çağırsan da onlar asla hidayete ermezler.”


Madem biz hidayete ermeyeceğiz , sen de söyle şu Allah'ına , kendini daha fazla kasıp durmasın !

Umulur ki öğüt alırmıy mışım ?

Ne hikmet var bu sözde de öğüt alacakmışım ?

***
Otuz sefer yazdık burada ; Muhammet İslam propağandasına başlayınca çeşitli muhalif direnişlerle karşılaşmıştır .

Ve bu sözlü muhalif direnişe karşı Allahtandır diyerek kendisi de bazı şeyler söylemiştir .

İşte bu ayetleri de bu kapsamda değerlendirmek gerekir .

***

Hala daha bir yığın laga luga ...

Tekrar soruyorum hacı :

Kuran'da kaç yerde sevgi sözcüğü geçer ve hangi ayetlerde geçer , lütfen yazabilir misin ?

Eğer yazamıyorsan , sus en azından .

kenny
13-09-2008, 02:09
kenny,
bıktık bu korku ayetlerinden yahu,
yeni çağda korkutarak eğitimden vazgeçildi. Psikiyatrlar tasvip ve tavsiye etmiyor. O yöntem çoktan terk edildi. Geçerli yöntem Sevdirerek eğitim artık...
Zaten biz sevgi ayeti istedikçe ne hikmetse siz korkutma ayeti dayıyorsunuz burnumuza.
Bulamadınız mı yoksa...
Şöyle Mevlana gibi en evrenselinden...

Meryem Suresi(96)
İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır.

Rum Suresi(21)
Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.

Şura Suresi(23)
İşte bu Allah'ın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. De ki: "Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum." Kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.

Allah, kullarına zulüm etmez, haksızlık etmez. Onlar, kendilerini azaba, acılara sürükleyen bozuk düşünceleri, çirkin işleri ile kendilerine zulüm ve işkence ediyorlar. [Nahl, 33]

Yeterince evrensel mi bilemiyorum ama maddesel dünyanın ikna yöntemlerine alıştığınız için sizin için pek bir şey ifade etmeyebilir yukardaki örnekler..Kurandan salt bazı ayetler çıkartarak kuran ve islam hakkında hüküm veremezsin..Kuranı sen ben herkes kolayca anlayamaz,,derin felsefe gerektirir ve ancak önyargısız bir şekilde incelendiğinde farkına varılabilir...
Kısacası üç beş değil 235 ayet getirsem sizin için bir şey ifade etmeyecektir..
Mevlana yunus emre gibilerin insan ve insan sevgilerinin kaynağını araştırmanı öneririm,,onları bana örnek vererek kendinle çelişiyorsun....

Aydınus
13-09-2008, 02:35
Kurandan salt bazı ayetler çıkartarak kuran ve islam hakkında hüküm veremezsin..Kuranı sen ben herkes kolayca anlayamaz,,derin felsefe gerektirir ve ancak önyargısız bir şekilde incelendiğinde farkına varılabilir...


Kenny hocam ; madem Kuran'ı sen ben herkes kolayca anlayamaz , ne demeye iki saattir sevgili K.C ile beni uğraştırıyorsun ?

Madem Kuran'ı sen ben herkes kolayca anlayamıyor , ne demeye bana ''bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma '' diye fırça atıyorsun ?

Madem Kuran'ı sen ben herkes kolayca anlayamıyor , ne diye kendini haklı çıkarmak için bizlere iki de bir Kuran'dan ayetler sıralıyorsun ?

Madem Kuran'ı sen ben herkes anlayamıyor , affedersin sen kimsin ; din uleması mı ?

Madem Kuran'ı sen ben herkes anlayamıyor ; üstüne çek örtüyü , çak gitsin duvara , arasıra eline alınca da elaleme karşı üç defa öp alnına götür , Allah sevap yazmazsa neyim !

( Hatta al bir çevşen , tak çocukların boynuna ; göze , hastalığa , kazaya vs. iyi gelmezse çevşen karşılığı sizden aldığım para çevşen üzerine andolsun ki bana haram zıkkım olsun ! )

Kenny hocam doğru söylüyor ; Kuran'ı sen ben herkes anlayamaz arkadaş !

Niye ?

Çünkü o , Kurandır , kerimdir , kutsaldır !

Dokunulmazlığı vardır !

Dokunmayacaksın !

Meclisteki yolsuzluktan hüküm giymiş AKP'li 63 milletvekiline dokunabildik mi ki Kuran'a dokunalım ...

Kenny hocama hak veriyorum !

Kuran anlaşılmaz bir kitaptır !

- Biz Kuran'ı anlaşılsın diye indirdik .

( Muhammet'in bilmem nemne zamanında söylediği , bilmem nemne ayeti . Doğrusunu kenny hocam bilir . )

Black_TIGER
13-09-2008, 02:54
cevap verme yerine kivirmayi tercih etmissin cunku verecek cevabin yok degil mi?birde demiss Hacım ; sen böyle görünmez varlıklara pek meraklısın :

Şeytanlar , cinler , melekler , periler ...

Çok üzgünüm maalesef ; benim böyle taraklarda bezim olmadığı için isteğini yerine getiremeyeceğim .

peki arkadasım sevgiyi le ilgili ayet istemissin peki sen sevgiyi nerde gordun?gormediğin seye nasıl inaniyorsun gormediğin taraktaki bez değil mi sevgi?

kenny
13-09-2008, 03:03
Kenny hocam ; madem Kuran'ı sen ben herkes kolayca anlayamaz , ne demeye iki saattir sevgili K.C ile beni uğraştırıyorsun ?

Madem Kuran'ı sen ben herkes kolayca anlayamıyor , ne demeye bana ''bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma '' diye fırça atıyorsun ?

Madem Kuran'ı sen ben herkes kolayca anlayamıyor , ne diye kendini haklı çıkarmak için bizlere iki de bir Kuran'dan ayetler sıralıyorsun ?

Madem Kuran'ı sen ben herkes anlayamıyor , affedersin sen kimsin ; din uleması mı ?

Madem Kuran'ı sen ben herkes anlayamıyor ; üstüne çek örtüyü , çak gitsin duvara , arasıra eline alınca da elaleme karşı üç defa öp alnına götür , Allah sevap yazmazsa neyim !

( Hatta al bir çevşen , tak çocukların boynuna ; göze , hastalığa , kazaya vs. iyi gelmezse çevşen karşılığı sizden aldığım para çevşen üzerine andolsun ki bana haram zıkkım olsun ! )

Kenny hocam doğru söylüyor ; Kuran'ı sen ben herkes anlayamaz arkadaş !

Niye ?

Çünkü o , Kurandır , kerimdir , kutsaldır !

Dokunulmazlığı vardır !

Dokunmayacaksın !

Meclisteki yolsuzluktan hüküm giymiş AKP'li 63 milletvekiline dokunabildik mi ki Kuran'a dokunalım ...

Kenny hocama hak veriyorum !

Kuran anlaşılmaz bir kitaptır !

- Biz Kuran'ı anlaşılsın diye indirdik .

( Muhammet'in bilmem nemne zamanında söylediği , bilmem nemne ayeti . Doğrusunu kenny hocam bilir . )

Evet kuranı herkes anlayamaz aynen arkasındayım sözümün.Kuranı anlamak demek üç beş ayeti ordan çekip kendi kıt beyninle yorumlamakla olmuyor.Kuranın bütününe bakıp asıl olarak ne mesaj verdiğine bakacaksın.Bu mesajları ise mevlana gibi yunus emre gibi gönül insanları anlamıştır,,ben dahil üç beş satır karıştırıp kuranı çözdüm diyen kimse doğru söylemiyordur.Belki birkaç mesaj almış olabilir ama bu mesajları ben kuranı çözdüm,budur olay diyemez.Ama sizin gibi aydın zeki,bilim insanları çözdüm diyorsa doğrudur...

boopss
13-09-2008, 03:14
Madem biz hidayete ermeyeceğiz , sen de söyle şu Allah'ına , kendini daha fazla kasıp durmasın !

Umulur ki öğüt alırmıy mışım ?

Ne hikmet var bu sözde de öğüt alacakmışım ?

***
Otuz sefer yazdık burada ; Muhammet İslam propağandasına başlayınca çeşitli muhalif direnişlerle karşılaşmıştır .

Ve bu sözlü muhalif direnişe karşı Allahtandır diyerek kendisi de bazı şeyler söylemiştir .

İşte bu ayetleri de bu kapsamda değerlendirmek gerekir .

***

Hala daha bir yığın laga luga ...

Tekrar soruyorum hacı :

Kuran'da kaç yerde sevgi sözcüğü geçer ve hangi ayetlerde geçer , lütfen yazabilir misin ?

Eğer yazamıyorsan , sus en azından .

Selamlar

Kuran'da kaç yerde nefret sözü geçer? İlk önce buna bakalım..Arkadaş cevap veremeyeceğinden değil onun yerine cevap verme ihtiyacımdan buraya yazıyorum..

Nefret kelimesi 5 yerde bunun tersi olan sevgi kelimesi ise 18 kere geçer.Sadece kelime bazında bakarsanız durum böyledir ki bizden daha iyi okuyan sizlerin bunun hangi ayetler olduğunu bilmesi de sanırım daha kolaydır..

Ama ben yine de işi zorlaştırmadan yazayım size..

Bakara(93)
Bakara(165)
Bakara(177)
Maide(18)
Maide(82)
Yusuf(8)

Meryem(96) İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır.

Ta Ha(39) "Onu (bebek Mûsâ'yı) sandığın içine koy ve denize (Nil'e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım."

Rum(21) Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Şura(23)
Mücadele(22)
Mümtehine(1)
Tevbe (24)
Ankebut(25)

Yukarıdaki çağrıştırdığı anlamlar itibariyle Tanrının BİZE karşı tutumunu yani sevgi eylemini "sevgi" kelimesiyle 3 ayette dile getirmiş..

Buradan sağlıklı sonuç alabilmek için bize karşı bir insana karşı yani şahsımıza NEFRET kelimesini kaç kez kullanmıştır..Ve kaba tabiriyle sizden nefret ediyorum demiştir..

Bunlarla ilgili ayetleride yazayım..

Nisa(22) Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayasızlık, öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Bu ne kötü bir yoldur.

Furkan(60) Onlara, "Rahmân'a secdeye kapanın denildiğinde "Rahmân da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?" derler ve bu onların nefretini artırır.

Fatır(42) Müşrikler, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah'a yemin etmişlerdi. Fakat onlara bir uyarıcı gelince, bu ancak onların nefretlerini artırdı.

Mümtehine(4) İbrahim'de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, "Biz sizden ve Allah'ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah'a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir" demişlerdi. Yalnız İbrahim'in, babasına, "Senin için mutlaka bağışlama dileyeceğim. Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez" sözü başka. Onlar şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır."

Mülk(21) Peki, Allah rızkını keserse, kimdir size rızık verecek olan? Hayır, onlar azgınlık ve nefretle direnip durdular.


Görüldüğü üzere 0

Sadece kelimelere bakaacak olursak ve istatistik yapacaksak eğer Cennet 190 cehennem 171 yerde kelime anlamıyla kullanılmıştır.. İyi hoş güzel kelimlerinin kaçar tane olduğunu ve zıtlarının da kaçar tane olduğunu siz de bize söylerseniz memnun oluruz..Ayete gerek yoktur..Bilmekteyiz zaten..

Bu yukardaki istatistikler Allahı size VAR yapmaz ne yazıkki..Ama en azından size göre YOK olan Tanrının KORKU salan bizim TANRIMIZIN gayet sevecen hoşgörülü affedici olduğunu ve cezalarının da olduğunu..Yalnız Doğanın bize davrandığı kadar katı davranmadığını göstermektedir..Bu bakış açısıyla aslında cehenneme bile bir "şans" denebilmektedir..

Evren eninde sonunda sizi, bildiğiniz maddesel anlamda zaten ruh a inanmadığınız için YOK edecektir..

yani birgün bing bang ding dong sesiyle kapanacaktır..

O sesi duyana kadar geçen sürede dileklerim cehennemi bile şans olarak görecek konuma gelebilmenizdir..

İyi çalışmalar..

KızıL
13-09-2008, 03:18
işinize geldiği zaman kuranın bütününe bakıp yorumlayıp bundan özet çıkaracaksın diyorsunuz işinize geldimi konu üzerine ayet sure gösteriyorsunuz siz bizim kuranı ne kadar okuduğumuzu neyi ne kadar araştırdığımı biliyormusunuz bilmeden kendi kıt beynınızle bızım aklımıza laf söylüyorsunuz sizin aksinize din bilginleri kuran ın öyle güzel bir dille yazıldığını söylerki herkesin okuyunca anlıyabileceği bişey olduğunu binlerce kez duydum!
çokda okuduk merak etmeyin gerekenide anladık ama anlatmak için aklı açık insanlar lazım..

Aydınus
13-09-2008, 03:21
cevap verme yerine kivirmayi tercih etmissin cunku verecek cevabin yok degil mi?birde demiss Hacım ; sen böyle görünmez varlıklara pek meraklısın :

Şeytanlar , cinler , melekler , periler ...

Çok üzgünüm maalesef ; benim böyle taraklarda bezim olmadığı için isteğini yerine getiremeyeceğim .

peki arkadasım sevgiyi le ilgili ayet istemissin peki sen sevgiyi nerde gordun?gormediğin seye nasıl inaniyorsun gormediğin taraktaki bez değil mi sevgi?

Kara kaplanım , black tigerim !

Sevgi soyut bir kelimedir .

Allah kelimesi de soyuttur .

Ben sevgiye inanırım , sen de Allah'a .

İkimizin inandığı da soyut .

Fakat herkesi sevmek gibi bir zorunluluğum da yok . Mesela dinci şarlatanları hiç sevmem . İşte bunun adı da nefrettir .

Senin Muhammet'in de kimseyi sevmez ve nefret eder .

Yetim , sevgisiz büyümüştür zira .

İyi ama , ben ve tüm insanlık mecbur mu onun ağız kokusunu çekmeye ?

Dünyada yetim büyüyen tek o mu ?

Açtığı cihatlarla kaç çocuğu yetim bırakmıştır düşündün mü hiç ?

Nefret ekmiştir , biçtiği de şu anda kindir .

Anlıyorsundur inşaallah !

Aydınus
13-09-2008, 03:31
Evet kuranı herkes anlayamaz aynen arkasındayım sözümün.Kuranı anlamak demek üç beş ayeti ordan çekip kendi kıt beyninle yorumlamakla olmuyor.Kuranın bütününe bakıp asıl olarak ne mesaj verdiğine bakacaksın.Bu mesajları ise mevlana gibi yunus emre gibi gönül insanları anlamıştır,,ben dahil üç beş satır karıştırıp kuranı çözdüm diyen kimse doğru söylemiyordur.Belki birkaç mesaj almış olabilir ama bu mesajları ben kuranı çözdüm,budur olay diyemez.Ama sizin gibi aydın zeki,bilim insanları çözdüm diyorsa doğrudur...

Kenny hocam !

Ben de o yüzden dedim ya ; Kuran'ın çek üstüne örtüyü , çak duvara , indirmek zorunda kaldığında da üç kere öp ( dört kere olmaz , çünkü çiftli sayılar uğursuzluk getirir ! ) başına götür , yarabbi şükür de , sonra tekrar huşu içerisinde duvara as !

Hastalandığında da hocaya git , Kuran'dan ayetler yazdır , çevşen halinde koyunların boynuna takılı çançan gibi boynuna as , gez ortalıkta .

Kuran başka ne işe yarar ki !

Kuran'ı ancak din pazarlamacıları anlar değil mi ?!

Sen de onların karşısında diz çök , ellerini dizlerine koy , huşu içerisinde dinle !

Anlamazsan namerdim !

Hadi sana kolay gelsin kenny hocam !

''Biz bu Kuran'ı anlaşılsın diye indirdik'' ayetini de artık nerene sıkıştırırsın , o da senin sorunun .

Aydınus
13-09-2008, 03:41
Yukarıdaki çağrıştırdığı anlamlar itibariyle Tanrının BİZE karşı tutumunu yani sevgi eylemini "sevgi" kelimesiyle 3 ayette dile getirmiş..



Allah , 6300 küsurat ayetinin sadece 3'ünde sevgi sözcüğünü dile getirmiş .

Bu kadar cömert bir Allah karşısında secdeye diz vurup yerlere kapanılmaz da ne yapılır a dostlar ?!

boopss
13-09-2008, 03:46
Allah , 6300 küsurat ayetinin sadece 3'ünde sevgi sözcüğünü dile getirmiş .

Bu kadar cömert bir Allah karşısında secdeye diz vurup yerlere kapanılmaz da ne yapılır a dostlar ?!


saygılar sayın Aydınus saygılar ;)

Black_TIGER
13-09-2008, 05:10
hz peygamberimiz sevgisiz buyumus demissin sebebi de yetim ve oksuzlugu dimi .peki sendemi yetim ve oksuzsun bu sevgiye inanan birisin ama icinde nefret te var eyerki guc sende olsa nefret ettigin insanlara iskence ve eziyette edersin sen bu nefretle ama hz muhammed peygamber efendimiz sevgisizse nefret dolu olmali degil mi?o zaman mekke fethinde ordaki sivil halki katletmesi kolay olmazmiydi?islamin ilk savaslarinada bak istersen kim kime cihad ilan etmis saldirmistir hatta savaslara gitme muslumanlar mekke de islamiyetin gelisi ile hicretin arasinda kalan zamani bir arastir o zulmedenler kafirler musrikler degilmiydi?

Aydınus
13-09-2008, 05:37
islamin ilk savaslarinada bak istersen kim kime cihad ilan etmis saldirmistir hatta savaslara gitme muslumanlar mekke de islamiyetin gelisi ile hicretin arasinda kalan zamani bir arastir o zulmedenler kafirler musrikler degilmiydi?

Black Tiger !

Biraz İslam Tarihi okumalısın , maalesef herşeyi yanlış biliyor ve sana tersinden anlatılanları ezberden konuşuyorsun .

Aslında bu sitede istediğin kadar malzeme var , aç oku .

Onlarca topik var bu konularda ; Bedir Muharebesi'nden tut da hepsine kadar ...

Araştırdığında göreceksin ki , gerçekte saldırgan olan Muhammet ve onun yolunda gidenlerden başkası değildir .

Ama insanın niyeti gerçeği araştırmak ve anlamak değil ise yüzlerce kılıf ( örtü ) bulabilir .

Kusura kalma ama , benim bu sitedeki bazı ateist arkadaşlardan farkım , bilinçli olarak bazı şeylerin üstünü örtmeye kalkışanlara karşı ciddi ciddi tartışmak değildir , sadece ve sadece onların anladığı dilden konuşmaktır .

Bir yalana binlerce yalan ilave edilecek ve ben de bu yalanlar konusunda karşımdaki muhatabımla iki saat ciddi ciddi tartışacağım öyle mi !

Araştır black tiger , korkmadan araştır , sana başka bir şey diyemem .

Senin bana sorduğun sorular bu sitede yüzlerce defa dile getirildi ve hepsine cevap verildi .

Aynı şeyleri sana yeniden yazmamı istemen bana zulüm etmek değilse , nedir ?

Black_TIGER
13-09-2008, 06:00
Simdi burda akila basvuralim. Ust kattaki komsunla dusmansin mesala ve dusmanin sana olmadik zulumler yapiyor ne yaparsin tasinirsin dimi o ndan kurtulmak icin daha hala dusunmezmisin. olmadi cagri filmini izle o muslumanlar tarafından da yapilmadi bildigin gibi .hala haklı oldugunumu idda edeceksin?

Bana deki sen sabaha kadar anlatsan ben sana inanmam .zulum falan deme kimse sana zulmetmiyor asil sen kendi kendine zulum edensin bence uzerine lanet gelmeden once bu fikrinden vazgec atom un insani yaratamayacagini sende aklinla bulursun dimi

DreiMalAli
13-09-2008, 14:38
İmzan maalesef yeterli değil highone.
İmzandaki konu, var olan bir ipe yine var olan un serme problemi.

Duyurcu1 o seviyeleri çoktan aşmış gibi.
O artık, var olan bir ipe, var olmayan unları sermekle meşgul.

Şimdiye dek söylemek istediği: Ayağıma taş düştü. Ayağım acıdı. Bilinçsiz, şuursuz, dilsiz, kör ve sağır bir taş ayağımı acıtacağını nerden biliyor? Tabi ki bilemez. Öyleyse bir Tanrı vardır.

Ama böylesine banal bir anlatım duyurucaların şanına yakışmaz. Bu yüzden bunu süsleyip-püsleyip laf kalabalığı içinde gözlerden uzak tutmak lazım.

Biraz karınca, biraz hamam böceği... Hmmm. Neden olmasın.
Sünnileri, ateistleri de katarsa işin içine... Daha ilginç olur.
Baharat olarak; beyin, dalak, bağırsak, kalp ilişkileri ekelerse tadı daha bi güzel oluyor.
YYY bilgiler (Yarım-Yanlış-Yalan) mutlaka kullanılmalı. Bu günlerde iyice moda. Bir yazıda bu bilgiler(!) bulunmazsa zaten kimse okumuyor şu zamanede.

238 derecede 27 dakika pişirdikten sonra sıcakken servis yapılması tavsiye edilir. Yanına ayran iyi gider.

Sevgiler

Aydınus
13-09-2008, 17:29
Black Tiger !

Sanırım ne demek istediğimi anlayamamışsın .

Saldırgan olan taraf Muhammet ve yanındakilerdir .

Sanırım , hala izlediğin o , İslam propağandistlerinin yaptığı filmin etkisindesin .

Sana bir link vereceğim , lütfen sabırlı ol ve yorumlarıyla birlikte okumaya çalış .

Konuyu açan sodomo rumuzlu arkadaşımızın başlık yazısını senin için aynen buraya yapıştırıyorum .

Aşağıdaki oldukça emek sarfedilerek yazılmış yazıyı korkmadan oku ve incele , göreceksin ki insanlara doğrular tersinden anlatılıyor ve anlatılmaya da devam ediliyor . Ama doğrular zorla tersyüz edilemez dostum , buna kimsenin gücü yetmez .



***

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=2827&highlight=Muhammedin+Sava%FElar%FD&page=33


MUHAMMED'İN SAVAŞLARI

Şimdilik bir ön-liste veriyorum. Bu listede bir çok eksiklik var. Özelllikle tarihler konusunda çalışmalarım bitmedi. Ayrıca ilgili Kuran ayetleri ve kazanılan ganimetler de ilave bilgiler vereceğim. Tabii bunun yanında Bedir, Uhud, Huneyn, Hayber gibi önemli savaşların seyri ve Batn-ı Nahl gibi önemli seriyyeler hakkında da oldukça ilginç bilgiler ekleyeceğim. Şimdilik bazı ufak notlar ekledim, zaman içinde gittikçe artan miktarda bu savaşlar ve sonuçları ile ilgili bilgiler de olacak.

İlave not : Toplam savaş, gazve ve seriyye sayısının 100'e yakın olabileceği tahmin ediliyor. Bunlar sadece benim tespit edebildiklerim.

Hicretin 2. yılı

1- Sifülbahr seriyyesi: (Mart 623-Ramazan ayı) Hamza’nın kumandasında yapıldı.

2- Rabiğ seriyyesi: (Nisan 623-Şevval ayı) Ubeyde b. Haris’in komutasındaki bir süvari birliği tarafından gerçekleştirildi. Hac Suresi 39-40 ile ilk savaş izni veriliyor.


3-Benu Damra /Vaddan gazvesi : (Nisan 623-Şevval ayı). Saldırmazlık antlaşması yapıldı.

4-Harrâr seriyyesi: (Mayıs-623-Zilkade ayı) Sa’d b. Ebu Vakkâs başkanlığında düzenlendi.


5-Ebva gazvesi : (Eylül 623-Safer ayı )---Ebva köyüne yapıldı. Medine'den 23 mil uzakta bir köydü. Hicretin ikinci yılında Muhammedin bizzat komutan olarak katıldığı ile gazve. Kureyşin ticaret kervanına yapılan saldırı.

6-Buvat gazvesi : (Ekim 623 Rebiül-evvel ayı ) 200 kadar sahabiyle bir Kureyş kervanının önünü kesmek için yapılmıştı

7-Bedru’l-ula-Sefevan (1.Bedir) gazvesi : (Ekim 623 - Rabîü'l-evvel ayı)

8-Zü’l-Uşeyre : (Aralık 623 /Cemaziyelahir ayı) İkinci yılın ilk ayı. Hicretin 16. ayı.

9- Batn-ı Nahle seriyyesi: (2 Ocak 624- Receb ayı) Abdullah b. Cahş komutasında yapıldı. Bakara 217 bununla ilgilidir.

10- II.Bedir (Bedru'l Kübra) Savaşı :(13 Mart 624 Ramazan ayı) Al-i İmran Suresi (13, 41, 43,44,47,49, 67, 68, 69), Enfal Suresi 1, 9,10,11, 12, 13, 17

11-Beni Kaynuka : (Nisan 624-Şevval ayı) (Enfal 58)
---Bin beş yüz kılıç, üç yüz zırhlı elbise, iki bin mızrak ve beş yüz kalkandan ibaret olan silahlarını ve mallarını Medine’de bıraktılar. Onlardan kalan malların beşte biri Beytülmal'a ayrılarak gerisi Müslümanlar arasında taksim edildi.

12-Sevîk (Mayıs 624-Zilkade)

Hicretin 3.yılı

13-Karkaratülküdr (Temmuz 624-Muharrem ayında)

14-Gatafan (Eylül 624-Rebiül-evvel ayı)

15-Benî Süleym Cemazi (Kasım 624-Cemaziyel-evvel ayı)

16-Feran gazvesi -- Aralık 624 -Cemaziyelahir ayında

17-Zi Emer gazvesi:

18-Karede mevkii seriyyesi :Zeyd b. Harise komutasında gerçekleştirildi- Kureyş kervanına karşı-- Kervan ele geçirilerek Medine'ye getirdi. Muhammed kervanın mallarını ganimet statüsüne tabi tuttu.

19-Uhud (3/ 25 Ocak 625-Recep ayı----Şevval ayı) Bu savaş ile ilgili ayetler: Al-i İmran Suresi (121, 122, 123,124, 125, 140, 144, 153, 154, 155, 165 dir.)

20-Hamraülesed:

21-Katan seriyyesi : Uhud savaşından üç ay kadar sonra Muharrem ayında- Ebu Seleme komutasında yapıldı

Bi’r-i Maune faciası : (4 Temmuz 625’te Safer ayı) - İncelenecek
Recî' Olayı (625 Safer ayı): İncelenecek

Hicretin 4. yılı

22-Ben-i Nadir gazvesi : (4/29 Haziran 625) Kur'an'ın Haşr Suresi Nadiroğulları Gazvesi dolayısıyla nazil (!) olmuştur. Hatta bundan dolayı bu sûreye "Beni Nadir Sûresi" de denilmiştir.

Hicretin 5. yılı

23-Bedru’l-Mev’id:

24-Zatü’r-Rika :

25-Dumetülcendel :

26-Hendek (Ahzab Gazvesi) 1-24 Ocak 627. Ahzap (Hendek) suresinin 9-27 arası savaş ayetleri bu savaş ile ilglidir.

27-Gamre seriyyesi : Ukkaşe b. Mihsan komutasında kırk kişilik bir birlikle Esed kabilesine karşı

28-Süleymoğulları seriyyesi : Zeyd b. Harise komutanlığında Süleymoğulları kabilesine karşı yapılmıştır


29-Müreysî (Beni’l-Mustalik) 6/627 (Hicretin beşinci yılının şaban ayının ikisinde) Mustalıkoğullarından ganimet olarak altı yüz veya yedi yüz esir, beş bin koyun ve iki bin kadar deve alındı.

İfk olayı : İncelenecek

30-Benî Kurayza : (Ocak-Şubat 627 Zilkade ayı) (Ahzap 26-27 ayetleri bu gazve ile ilgilidir)

Hicretin 6.yılı

31-Beni Lihyan: Adal ve Kâre kabilelerine karşı

32-Gabe (Zûkared Gazvesi) Siret kitaplarına göre, Hicri 6. Yılın Rebiul-evvel veya Rebiul-ahir'inde,

33- I. Zü'l-Kassa'ya seriyyesi : Muhammed b. Mesleme komutasında Sa'lebe kabilesine karşı

34- II. Zü'l-Kassa'ya seriyyesi: Ebu Ubeyde b. Cerrah'ı kırk kişiyle göndermiştir. Muharib, Enmâr ve Sa'lebe kabileleri üzerine düzenlenmiştir

35-Fezare seriyyesi : Zeyd b. Hârise komutasında Fezareoğullarına karşı yapılmıştır.

36-Hudeybiye seferi : Mart-628-Zilkade ayı (Rıdvan Biatı ve yolda geri dönerken Hudeybiye Barışı'ndan bahseden Fetih Sûresi 18-19 nazil (!) oldu ve Fetih Sûresi 1 ayrıca Fetih suresinin 20. ayetinde bol ganimet vaadedilir.

Hicretin 7. yılı

37-Türebe bölgesi / Hevazin kabilesi seriyyesi: Şaban ayı- Ömer b. Hattab komutasında gerçekleşen bir sefer.


38- I.Mürre seferi : (Şaban ayı)- Beşir b. Sa'd komutasında gerçekleşti

39- Gatafan seriyyesi : (Şevval ayı) Beşîr b. Sa'd, Medine'ye baskın düzenlemek isteyen Gatafan kabilesine karşı üç yüz kişilik bir birlikle başarılı bir sefer gerçekleştirmiştir


40- Meyfaa seriyyesi : (Ramazan ayı)-Gâlib b. Abdullah komutasında Beni Uval ve Beni Abd b. Sa'lebe'ye karşı

41-Süleym seriyyesi : İbn Ebi'l-Avca es-Sülemi komutasında gerçekleşti.

42-Hayber :Haziran 628-Muharrem ayı

43-Fedek seriyyesi : Muhayyisa b. Mes'ud komutasında gerçekleşti.


44-Vadi'l Kura gazvesi: Muhammed Hayber’in fethinden sonra Vadi'l-Kura üzerine yürüdü. Buradaki Yahudiler kalelere sığınarak bir gün kadar direndiler. Fakat sonunda Hayber Yahudilerinin şartlarına göre teslim oldular. Buna göre yıllık arazi mahsullerinin yarısını İslam devletine vergi olarak ödeyeceklerdi. Teyma Yahudileri, Hayber, Fedek ve Vadilkura'da meydana gelen gelişmeleri duyunca Muhammed ile cizye üzerine antlaşma yaptılar.

Hicretin 8. yılı

45-Beni'l-Mülevvah seriyyesi : Gâlib b. Abdullah idaresinde bir seriyye.

46-II. Mürre seriyyesi : Gâlib b. Abdullah'ı Zübeyr komutasında yapıldı.

47-Siyy mevkii / Hevâzin'in Benî Âmir seferi : (Rebîülevvel ayı) Şücâ' b. Vehb'in komutasında gerçekleşti.

48-Zatüsselasil seferi : (Cemaziyelahir ayı) Amr b. Âs komutasında gerçekleşti.

49-Sifülbahr bölgesi / Cüheyne kabilesi seferi : (Receb ayında) Ebû Ubeyde b. Cerrah komutasında

50-Necid bölgesi / Muharib kabilesi : (Şaban ayı) Ebû Katâde komutasında birlik ile.

51-Mekke’nin Fethi (11 Ocak 630-Ramazan ayı)

52-Gumeysa bölgesi / Cezîme kabilesi seriyyesi: (Şubat-630-Şevval ayı) Halid b. Velid komutasında

54-Huneyn savaşı : 6 bin esir, 24 bin deve, 40 bin koyun ve 4 bin okka gümüş ganimet elde edildi Kuran'da Huneyn Savaşı'ndan, açıkça adı zikredilerek bahsedilmektedir. (Tevbe 25-27)

Ci'rane olayı : Huneyn gazvesinde elde edilen ganimetlerin dağıtımında çıkan "olay" olarak bunu da inceleyeceğiz.

55-Evtas savaşı : Huneyn savaşının bir kolu--Ebu Amir el-Eş’ari komutasında-- Huneyn savaşında kaçan Hevazinliler ile--Esirler arasında Muhammed'in süt kızkardeşi Şeyma'da mevcut-Muhammed bu duruma çok üzüldü.

56-Taif kuşatması : Beni Sakıf kabilesi ile---Taif şehri İslâm ordusu tarafından on sekiz gün kuşatıldı. Fakat o sırada fethedilemedi, çember kaldırıldı. Bir yıl sonra Taif halkı gelip müslüman oldular.

57- Mut'e Savaşı (629 Eylül). Zeyd b. Harise komutasında yapıldı. Zeyd hayatını kaybetti. 3000 kişilik İslam birliği ile 100 bin kişilik Bizans birliği arasında---Muhammed'in birlikleri geri kaçarak canlarını zor kurtardılar.

Hicretin 9. yılı

59-Tebük seferi : (630 yılı) Alkame b El-Fağva komutasında yola çıkıldı. Bu sefer esnasında Muhammed'in ordusu düşmanla karşılaşmadı; dolayısıyla çarpışma da meydana gelmedi. Bizans’ın Müslümanlara karşı herhangi bir ordu hazırlamadığı anlaşıldı. Tevbe Suresi (38-41) bununla ilgilidir

60-Fedek seferi : Muhayyisa b. Mes'ud komutasında gerçekleşti.

61-Akabe seferi : Halid b. Velid komutasında gerçekleşti.

62-Ezruh seferi : Halid b. Velid komutasında gerçekleşti.

63-Makna seferi : Halid b. Velid komutasında gerçekleşti.

64-Maan seferi : Halid b. Velid komutasında gerçekleşti.

65-Dûmetülcendel seferi: Halid b. Velid komutasında gerçekleşti--İki bin deve, sekiz yüz at, dört yüz zırh gömlek, dört yüz mızrak ganimet olarak ele geçirildi.

Yazan : Sodomo

kenny
13-09-2008, 18:31
İslamı bitirmek için yapmadığınızı bırakmıyorsunuz..Sen yapılan savaşları bırak da biraz aklını kullanarak düşün.Tek bir adam hiçbir gücü yokken nasıl böyle bir din oluşturdu ve kendine yandaşlar buldu.Hiç o zeki kafanız alabiliyor mu bunu_? Ve fikirler zorla kabul ettirilemez,ettirilse de bir süre sonra insanlar serbest kaldığında eski düşüncelerine dönerler.Bugün hala islam devam ediyorsa bu boşuna değildir.Dünyada milyarlarca insan var semavi dinlere inanan..Şimdi bütün herkes yüzyıllarca uyutulmuş ve aptal,,siz ise o aptalların arasından sıyrılmış zeki kişilikler...Eğer islam sizin iddia ettiğiniz gibi muhammedin uydurması olsaydı daha başlamadn biterdi ve bugünlere gelmezdi...Siz daha araştıra durun islamın kendinize göre açıklarını...Kimsenin başaramadığını siz başarırsınız belki...

Aydınus
13-09-2008, 19:20
İslamı bitirmek için yapmadığınızı bırakmıyorsunuz..Sen yapılan savaşları bırak da biraz aklını kullanarak düşün.Tek bir adam hiçbir gücü yokken nasıl böyle bir din oluşturdu ve kendine yandaşlar buldu.Hiç o zeki kafanız alabiliyor mu bunu_? Ve fikirler zorla kabul ettirilemez,ettirilse de bir süre sonra insanlar serbest kaldığında eski düşüncelerine dönerler.Bugün hala islam devam ediyorsa bu boşuna değildir.Dünyada milyarlarca insan var semavi dinlere inanan..Şimdi bütün herkes yüzyıllarca uyutulmuş ve aptal,,siz ise o aptalların arasından sıyrılmış zeki kişilikler...Eğer islam sizin iddia ettiğiniz gibi muhammedin uydurması olsaydı daha başlamadn biterdi ve bugünlere gelmezdi...Siz daha araştıra durun islamın kendinize göre açıklarını...Kimsenin başaramadığını siz başarırsınız belki...

Kenny ; Black Tiger rumuzlu arkadaş , Muhammet ve taraftarlarının hep savunmada kaldığı türünden yanlış bilgilere sahip olmuş ve bu konuda görüş belirtmiş .

Ben de durumun öyle olmadığını belirten karşı bir görüş ileri sürmüşüm .

İşinize gelmeyince ''onu bırak bunu bırak'' demek de ne oluyor ?

Bir yığın argümanla karşımıza çıkıyorsunuz , bizler de cevabını verince ''onu bunu bırak da milyarlarca insan inanıyor , bir tek siz mi akıllısınız'' diye konuyu başka yerlere çekiyorsun .

( Ayrıca senin bu argümanların bana hiç yabancı gelmiyor . Bu sitede Aspendos rumuzlu birisi vardı , o da hep senin gibi konuşurdu . Sonunda banlandı , zira siteye bir katkısı yoktu , argümanları da hep aynı idi .
Yoksa sen Aspendos musun ? Neyse , moderatör arkadaşlar birazdan IP numaranı incelerler . )

Ayrıca iki de bir bizlere yönelik olarak alaycı bir uslüpla ''siz zeki ateistler'' deyip durma !

Sen şimdiye kadar aklından şikayetçi olan birine rastladın mı ?

Dünyada inananlar olduğu kadar inanmayanlar da var . Hatta öyle ki , çevresel baskılardan dolayı inançsız olduğu halde inanır görünmeye çalışan milyonlarca da insan var .

Diyorsun ki :

''Tek bir adam hiçbir gücü yokken nasıl böyle bir din oluşturdu ve kendine yandaşlar buldu . Hiç o zeki kafanız alabiliyor mu bunu ? ''

Bu sitede yüzlerce defa İslam'ın nasıl yükselişe geçtiği anlatıldı . Muhammet tek başına değildir , yanında Ebubekir gibi , Osman gibi maddi açıdan güçlü kimseler de vardır .

Muhammet kurnaz bir insandır . Güçleninceye kadar cihat ilan etmemiş , güçlendikten sonra da çeşitli uyduruk bahanelerle çevreye savaşlar açmıştır . İslam , büyümesini ve yayılmasını cihatlara borçludur . İşte , benim alıntısını yaptığım Sodomo'nun yazısı da bunun en bariz delilidir .

Diyorsun ki :

'' Ve fikirler zorla kabul ettirilemez , ettirilse de bir süre sonra insanlar serbest kaldığında eski düşüncelerine dönerler .''

Kimsenin burada zorla fikir aşıladığı yok kenny . İsteyen alır , isteyen almaz ve senin müslüman kalıp kalmaman veya sonuçta ateist olman da bizim hiç umurumuzda olmaz , bilesin .

Bizim için kalite önemlidir , sayı değil .

Diyorsun ki :

''Eğer islam sizin iddia ettiğiniz gibi muhammedin uydurması olsaydı daha başlamadn biterdi ve bugünlere gelmezdi . ''

İnsan denilen yaratığın Tanrı yaratmaya nasıl meyilli olduğunu bilmiyorsun sanırım . Ya da biliyorsun , işine gelmiyor . Hem o çağ , insanların kafasının bir yığın cinlerle , perilerle , yer gök Tanrılarıyla ve daha buna benzer bir yığın soyut kavramlarla örülü olduğu bir çağdır . Muhammet ortaya atılmasaydı , onun yerine bir başkası çıkacak , hemen hemen aynı şeyleri ileri sürerek peygamberliğini ilan edip kendisine yandaşlar bulabilecekti .

Ki daha Muhammet'in sağlığında böyle birisi ortaya çıkmış , kendisine rakip istemeyen Muhammet tarafından sahtekarlıkla itham edilerek pusuya düşürülüp ortadan kaldırılmıştır . Sanki kendisi sahtekar değilmiş gibi ...

Bizim derdimiz sadece İslam'la değil , insanlığa hiçbir yararı olmadığı gibi oldukça zararlı olan tüm hurafeyledir , adı şu olmuş bu olmuş , önemi yoktur .

Diyorsun ki :

'' Şimdi bütün herkes yüzyıllarca uyutulmuş ve aptal , siz ise o aptalların arasından sıyrılmış zeki kişilikler ... ''

Kenny ; kimsenin inanırlara aptal dediği yok , o senin hüsnü kuruntun .

Ama şunu deriz : Özgür düşünme yetisi hurafelerle pranga altına alınmış insanlar ...

Diyorsun ki :

''Siz daha araştıra durun İslam'ın kendinize göre açıklarını . Kimsenin başaramadığını siz başarırsınız belki .''

Bizim din kurup o dini yayma gibi bir endişemiz ve gayretimiz yok . İnsanları az biraz da olsa korkmadan özgürce düşünebilme sürecine sokarsak ne mutlu bize . Karşılığında da , siz tebliğciler gibi sevap kazanma veya cennette yer elde etme gibi bir anlayışımız da yok .

Kafasının içi bomboş bir müslümanı ateist yapsak ne olacak yapmasak ne . Böyle boş birisini ben istemem herşeyden önce .

Peki ben sana bir soru sorayım :

Sen de sürekli burada yazıyorsun çiziyorsun . Hayırdır , bunca gayretkeşliğinin sırrını neye borçluyuz ?

Sen şu argümanlarınla bu siteden bir tane bilinçli ateisti müslüman yap , inan ben o gün siteyi derhal terkedeceğim .

Hadi sana hodri meydan !

kenny
13-09-2008, 19:25
iftardan sonra cvp vericem..

kenny
13-09-2008, 20:34
Kenny ; Black Tiger rumuzlu arkadaş , Muhammet ve taraftarlarının hep savunmada kaldığı türünden yanlış bilgilere sahip olmuş ve bu konuda görüş belirtmiş .

Ben de durumun öyle olmadığını belirten karşı bir görüş ileri sürmüşüm .

İşinize gelmeyince ''onu bırak bunu bırak'' demek de ne oluyor ?

Bir yığın argümanla karşımıza çıkıyorsunuz , bizler de cevabını verince ''onu bunu bırak da milyarlarca insan inanıyor , bir tek siz mi akıllısınız'' diye konuyu başka yerlere çekiyorsun .

( Ayrıca senin bu argümanların bana hiç yabancı gelmiyor . Bu sitede Aspendos rumuzlu birisi vardı , o da hep senin gibi konuşurdu . Sonunda banlandı , zira siteye bir katkısı yoktu , argümanları da hep aynı idi .
Yoksa sen Aspendos musun ? Neyse , moderatör arkadaşlar birazdan IP numaranı incelerler . )

Ayrıca iki de bir bizlere yönelik olarak alaycı bir uslüpla ''siz zeki ateistler'' deyip durma !

Sen şimdiye kadar aklından şikayetçi olan birine rastladın mı ?

Dünyada inananlar olduğu kadar inanmayanlar da var . Hatta öyle ki , çevresel baskılardan dolayı inançsız olduğu halde inanır görünmeye çalışan milyonlarca da insan var .

Diyorsun ki :

''Tek bir adam hiçbir gücü yokken nasıl böyle bir din oluşturdu ve kendine yandaşlar buldu . Hiç o zeki kafanız alabiliyor mu bunu ? ''

Bu sitede yüzlerce defa İslam'ın nasıl yükselişe geçtiği anlatıldı . Muhammet tek başına değildir , yanında Ebubekir gibi , Osman gibi maddi açıdan güçlü kimseler de vardır .

Muhammet kurnaz bir insandır . Güçleninceye kadar cihat ilan etmemiş , güçlendikten sonra da çeşitli uyduruk bahanelerle çevreye savaşlar açmıştır . İslam , büyümesini ve yayılmasını cihatlara borçludur . İşte , benim alıntısını yaptığım Sodomo'nun yazısı da bunun en bariz delilidir .

Diyorsun ki :

'' Ve fikirler zorla kabul ettirilemez , ettirilse de bir süre sonra insanlar serbest kaldığında eski düşüncelerine dönerler .''

Kimsenin burada zorla fikir aşıladığı yok kenny . İsteyen alır , isteyen almaz ve senin müslüman kalıp kalmaman veya sonuçta ateist olman da bizim hiç umurumuzda olmaz , bilesin .

Bizim için kalite önemlidir , sayı değil .

Diyorsun ki :

''Eğer islam sizin iddia ettiğiniz gibi muhammedin uydurması olsaydı daha başlamadn biterdi ve bugünlere gelmezdi . ''

İnsan denilen yaratığın Tanrı yaratmaya nasıl meyilli olduğunu bilmiyorsun sanırım . Ya da biliyorsun , işine gelmiyor . Hem o çağ , insanların kafasının bir yığın cinlerle , perilerle , yer gök Tanrılarıyla ve daha buna benzer bir yığın soyut kavramlarla örülü olduğu bir çağdır . Muhammet ortaya atılmasaydı , onun yerine bir başkası çıkacak , hemen hemen aynı şeyleri ileri sürerek peygamberliğini ilan edip kendisine yandaşlar bulabilecekti .

Ki daha Muhammet'in sağlığında böyle birisi ortaya çıkmış , kendisine rakip istemeyen Muhammet tarafından sahtekarlıkla itham edilerek pusuya düşürülüp ortadan kaldırılmıştır . Sanki kendisi sahtekar değilmiş gibi ...

Bizim derdimiz sadece İslam'la değil , insanlığa hiçbir yararı olmadığı gibi oldukça zararlı olan tüm hurafeyledir , adı şu olmuş bu olmuş , önemi yoktur .

Diyorsun ki :

'' Şimdi bütün herkes yüzyıllarca uyutulmuş ve aptal , siz ise o aptalların arasından sıyrılmış zeki kişilikler ... ''

Kenny ; kimsenin inanırlara aptal dediği yok , o senin hüsnü kuruntun .

Ama şunu deriz : Özgür düşünme yetisi hurafelerle pranga altına alınmış insanlar ...

Diyorsun ki :

''Siz daha araştıra durun İslam'ın kendinize göre açıklarını . Kimsenin başaramadığını siz başarırsınız belki .''

Bizim din kurup o dini yayma gibi bir endişemiz ve gayretimiz yok .olsa korkmadan özgürce düşünebilme sürecine sokarsak İnsanları az biraz da ne mutlu bize . Karşılığında da , siz tebliğciler gibi sevap kazanma veya cennette yer elde etme gibi bir anlayışımız da yok .

Kafasının içi bomboş bir müslümanı ateist yapsak ne olacak yapmasak ne . Böyle boş birisini ben istemem herşeyden önce .

Peki ben sana bir soru sorayım :

Sen de sürekli burada yazıyorsun çiziyorsun . Hayırdır , bunca gayretkeşliğinin sırrını neye borçluyuz ?

Sen şu argümanlarınla bu siteden bir tane bilinçli ateisti müslüman yap , inan ben o gün siteyi derhal terkedeceğim .

Hadi sana hodri meydan !

İşinize gelmeyince ''onu bırak bunu bırak'' demek de ne oluyor ?

Bir yığın argümanla karşımıza çıkıyorsunuz , bizler de cevabını verince ''onu bunu bırak da milyarlarca insan inanıyor , bir tek siz mi akıllısınız'' diye konuyu başka yerlere çekiyorsun .

Elimizde birçok seçenek olduğu için olaya farklı bir açıdan bakmak istedim.Yoksa yukarda yazdıklarının cevabı var.Ben sadece yeni bir boyut kazandırmak istedim hepsi bu,,cevap bile vermeyebilirdin...

( Ayrıca senin bu argümanların bana hiç yabancı gelmiyor . Bu sitede Aspendos rumuzlu birisi vardı , o da hep senin gibi konuşurdu . Sonunda banlandı , zira siteye bir katkısı yoktu , argümanları da hep aynı idi .
Yoksa sen Aspendos musun ? Neyse , moderatör arkadaşlar birazdan IP numaranı incelerler . )

Bahsettiğiniz olayla alakam yok.Siteyi 1 aydır takip ediyorum ve 1 hafta olmadı üye olalı..Ayrıca o kişinin yerinde olsaydım kovulduğum yere tekrar gelmezdim...

Ayrıca iki de bir bizlere yönelik olarak alaycı bir uslüpla ''siz zeki ateistler'' deyip durma !

Sen şimdiye kadar aklından şikayetçi olan birine rastladın mı ?

Bu benim değil sizin kendi tabiriniz.Açıkça biz zekiyiz siz aptalsınız demiyorsanız da uslup ve tavırlarınız ''genel olarak'' böyle bir izlenim uyandırıyor...

Dünyada inananlar olduğu kadar inanmayanlar da var . Hatta öyle ki , çevresel baskılardan dolayı inançsız olduğu halde inanır görünmeye çalışan milyonlarca da insan var .

Ben o bahsettiğiniz kişileri kastetmemiştim yazımda.Eğer biri gerçekten inanmıyorsa,zorla kabul ettirilse bile bir fikir,serbest kaldığında o fikirden vazgeçecektir dedim.Bu yolla islamın dünyada neden kabul gördüğünü anlatmaya çalıştım.Bugün islamı önceden tanımayıp,bireysel çabayla araştırıp öğrenen ve islamı kabul eden sayısız örnekler mevcuttur dünyada,,bunlar da islamın evrenselliğinin delilleri.Yani sırf kılıçla kabul ettirilen bir din muamelesi yapmayın diye örnek veriyom bunları.


Diyorsun ki :

'' Ve fikirler zorla kabul ettirilemez , ettirilse de bir süre sonra insanlar serbest kaldığında eski düşüncelerine dönerler .''

Kimsenin burada zorla fikir aşıladığı yok kenny . İsteyen alır , isteyen almaz ve senin müslüman kalıp kalmaman veya sonuçta ateist olman da bizim hiç umurumuzda olmaz , bilesin .

Bizim için kalite önemlidir , sayı değil .

Dediklerimin arkasındayım yukarda belirttiğim gibi.Beni yanlış anlamışsınız.Ben bu sitede kimsenin kimseye fikir aşıladığından bahsetmedim ve o yukardaki cümlelerim bunun için değildi.Ne için olduğunu da yukarda yazdığım örneklerden anlayabilirsiniz.

Diyorsun ki :

''Eğer islam sizin iddia ettiğiniz gibi muhammedin uydurması olsaydı daha başlamadn biterdi ve bugünlere gelmezdi . ''

İnsan denilen yaratığın Tanrı yaratmaya nasıl meyilli olduğunu bilmiyorsun sanırım . Ya da biliyorsun , işine gelmiyor . Hem o çağ , insanların kafasının bir yığın cinlerle , perilerle , yer gök Tanrılarıyla ve daha buna benzer bir yığın soyut kavramlarla örülü olduğu bir çağdır . Muhammet ortaya atılmasaydı , onun yerine bir başkası çıkacak , hemen hemen aynı şeyleri ileri sürerek peygamberliğini ilan edip kendisine yandaşlar bulabilecekti .

Ki daha Muhammet'in sağlığında böyle birisi ortaya çıkmış , kendisine rakip istemeyen Muhammet tarafından sahtekarlıkla itham edilerek pusuya düşürülüp ortadan kaldırılmıştır . Sanki kendisi sahtekar değilmiş gibi ...

Bizim derdimiz sadece İslam'la değil , insanlığa hiçbir yararı olmadığı gibi oldukça zararlı olan tüm hurafeyledir , adı şu olmuş bu olmuş , önemi yoktur .

Bak yukarda kendi kendinle çelişmişsin.Diyorsun ki o çağlarda insanlar vcahildi,periler cinler fln inanışlardı ve o yüzden yayılmıştı din.Ben de sana diyorum ki o çağlardaki insanların kabul ettiği din ile bugünün insanlarının kabul ettiği din ''AYNI''...Ya biz 1400 yıl geriyiz,ya da islam evrensel ve her çağa hitap eden bir din...
Hz muhammed ve din hakkında yukarda ortaya attığınız iddialara cevap bile verme gereği duymuyorum..İşinize gelene inanıyorsunuz, işinize gelmeyene inanmıyorsunuz diye bi de bize diyorsunuz...1400 yıl öncesinden böyle net konuşup hüküm veriyorsunuz sonra sıra bizim dinimize gelince kolayca 1400 yıllık hurafe ve yalan diye hüküm verebiliyorsunuz,KENDİNİZLE ÇELİŞİYORSUNUZ!

Peki ben sana bir soru sorayım :

Sen de sürekli burada yazıyorsun çiziyorsun . Hayırdır , bunca gayretkeşliğinin sırrını neye borçluyuz ?

Sen şu argümanlarınla bu siteden bir tane bilinçli ateisti müslüman yap , inan ben o gün siteyi derhal terkedeceğim .

Hadi sana hodri meydan !

Benim burda yazıp çizmemin nedeni fikirlerimi karşı tarafın da düşüncelerini göz önüne alarak yeniden değerlendirme isteğidir.KİMSEYİ MÜSLÜMAN YAPMA GİBİ BİR GAYRETİM DE HİÇ OLMADI VE ÖYLE BİR DERDİM DE YOK,HERKESİN İNANCI KENDİNE.....Ben sadece inandığım ve doğru bulduğum şeyleri söylüyorum,isteyen dinler isteyen sallar orası beni ilgilendirmez...

duyurucu1
13-09-2008, 22:08
B)“ANA” STATÜSÜNDEKİ KADININ DURUMU NASILDIR?

4)BU KONUDAKİ KUR’AN AYETLERİ NELERDİR?

17/23-Rabbin ,yalnız kendisine tapmanıza ve ANAYA -BABAYA İYİ DAVRANMANIZA HÜKMETMİŞTİR..Eğer ikisinden biri veya her ikisi senin yanında kocayacak olurlarsa,onlara “Öf!” bile deme ve onları AZARLAMA ;onlara güzel söz söyle.

17/24-Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanatlarını ger ve: “Rabbim! Küçükken beni büyüttükleri gibi,sen de onlara acı”de.

6/151-De ki: “Geliniz,size Rabbinizin HARAM kıldığı şeyleri anlatayım.O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın.ANA-BABAYA İYİ DAVRANIN.....

31/14-Biz insana,ana-babasını tavsiye etmişizdir.Annesi onu güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı.Çocuğun sütten kesilmesi ise iki yıl sürer. “BANA VE ANA BABANA ŞÜKRET!” diye ona öğütte bulunmuşuzdur.Dönüş banadır.

31/15-Ey insanoğlu! Ana -baban,seni körü körüne Bana ortak koşman için zorlarlarsa,onlara itaat etme;DÜNYA İŞLERİNDE ONLARLA İYİ GEÇİN;...

46/15-Biz insana,ANA-BABASINA KARŞI İYİ DAVRANMASINI TAVSİYE ETMİŞİZDİR ,zira annesi onu(karnında) güçlükle taşımış ve güçlükle doğurmuştur.Taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer......

14/41- “Rabbimiz! Hesabın görüleceği günde,beni,ana-babamı ve inananları bağışla.”

29/8-Biz insana ana-babasına karşı iyi davranmasını tavsiye ettik.Eğer ana-baba,bir şeyi körü körüne Bana ortak koşman için seni zorlarlarsa,o zaman onlara itaat etme...

2/83-İsrailoğulları’ndan,Allah’tan başkasına tapmayacaklarına;ana-babaya, yakınlara, yetimlere ve düşkünlere iyilik edeceklerine.......dair sağlam söz almıştık.....

4/36-Allah’a tapın,O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın.Ana-babaya,yakınlara....iyi davranın.....

pervane
13-09-2008, 22:16
B)“ana” statüsündeki kadinin durumu nasildir?

Başlık ana statüsüyle ilgili ama her satırda baba eksik kalmamış.;)

duyurucu1
13-09-2008, 22:42
İNSAN YOKTAN VAR OLMAZ!

Sperma ve yumurtanın birleşmesi, oluşacak canlının formülünü oluşturur.Tanrı önce sperma ve yumurta sonra zigot olur.Her şeyi kapsadığı gibi zigotu da kapsar.Tanrı ayrı zigot ayrı değildir.Tanrının bir parçası zigota dönüşür.Zigot Tanrının bir cüzüdür.Parçasıdır.Tanrı herşeyi kapsayanın adıdır.Zigot ise kapsamaya dahil olan elamanın adıdır.Ama neticede kapsayan da kapsananda aynıdır.Tanrı da, oluşturdukları da, bir kül olarak aynıdır.Bu nedenle evrende yaratılma yada yok olma, olmaz.Herşey sabittir.Çünkü Tanrı sabittir.

Sperma ve yumurta birleşince artık plan ve proğramın nasıl olacağı,ortaya hamam böceğinin mi yoksa insanın mı çıkacağı belirlenmiştir.Tanrının dönüşüm planı belirlenmiştir.Bir başka deyişle Tanrı ruhundan üflemiştir.Bu plan uyarınca besinlerin yeni oluşuma aktarımı, canlının oluşmasını sağlar.Plesanta oluşur.Söz konusu bitki ise kökler gelişir,yapraklar oluşur.Canlı yoktan var olmaz.Hiç bir şey yoktan var olmaz.Canlı Tanrıdan oluşur.Tanrıdan beslenir.Ömrünü bitirincede kaosu yaşar.Kaos dağılmadır. Ölümdür. Çürümedir. Canlı parçalanır.Elementlerine ayrılır ve Tanrıya döner.Tanrıya dönüşür.Aslına rücu eder. İnsanın doğması,yıllarca yaşaması ve ölümünün sonunda toprağa karışması neticede toplamda artma yada eksilme oluşturmaz.Sadece dönüşüm olur.

Hamam böceği yada insanda ,henüz yönetim merkezi çalışır iken yani henüz sağ iken, organlar denge içerisinde görev yapıyor iken kaos yoktur.Bu nedenle karıncalar saldırmaz.Ne zaman ki kuralsızlık egemen olur,kaos başlar ,organlar arası dağılma başlar,ölüm başlar,çürüme başlar, o zaman karıncalar da saldırmaya başlar.Bu olgunun yani kuralsızlığın,uyumsuzluğun ortadan kaldırılması da evrensel kuraldır,tanrısal kuraldır.Bu görev de karıncalarındır.Bu nedenle karıncalar büyük bir hızla ve kuralsızlığı yok etmek için saldırırlar.İnsan da öyledir.Hamam böceği gibidir.Beyin görev yapamaz duruma gelince,ömrünü tüketince ortadan kaldırılması gerekir.Hemen aceleyle bu insan toprağa gömülerek yine Tanrının bir parçası olan karıncalara yada haşerelere sunulur.Aslına yani Tanrıya dönüşmesi sağlanır.Yada yakılarak Tanrıya sunulur.Her hal de ve her hal de insan geldiği yere döner.Tanrıya.İster yakılsın ister böceklere kurda kuşa besin olarak sunulsun.Bu işlem sonunda evrendeki toplam miktar değişmez.Artmaz yada eksilmez.Eğer yaratılma olsaydı evrendeki toplam miktarın artması eğer yok olma olsaydı evrendeki toplam miktarın eksilmesi gerekirdi.Oysa her şey birbirine dönüşerek ilerler.Tanrı evrendeki toplam miktardır.Ne artar ne eksilir.Ne doğar ne doğurur.Ancak tüm varlıklar ondan oluşur ömürlerini de bitirince ona dönerler.

(Devam edecek)

Black_TIGER
14-09-2008, 05:25
Dun geldim cvp yazacaktim sana ama yazamadim sebebi de bir forumda birilerine kafir dedigim icin hakeret etmisim :))) kafir degilmi ateistler benim mi yanlisim var?neyse savaslara gelelim senin dedigin savaslar in bildiklerimi soyleyeyim bedir uhud ve hendek bedir savasi mekke de yagmalanan mallarini kurtarmak isteyen muslumanlarin kervan in onune gitmesiyle baslar aama caldiklari mallari vermek istemeyen mekkeli musrikler saldirirlar .bir kac tane daha var yine kervan seferi sence calinan mallarini geri almak istemek cihad ilan etmek mi? Uhud bedir in intikamini almak icin yine mekkeliler saldirmis hendek bu sefer daha buyuk orduyla yahudilerin de icinde bulundugu muslumanlari yok etmek icin acilan bir savas adi ustunde hendek medine de savunma icin kazilan hendekler

her yetim ve oksuz hayata nefret mi duyar ?peki bugune kadar yetimler ve oksuzler icin ne yaptik once kendimizi sorgulasak?

duyurucu1
14-09-2008, 11:29
16-KISASTA HAYAT VARDIR

Kısas,geçmişte dünyanın farklı bölgelerinde yaşamış ve farklı kültürel yapılara sahip olan, toplumlarca uygulanmış bir cezalandırma yöntemidir.Her toplumda farklı olarak uygulansa da özünde bu farklılık, kısas yönteminin o toplumun özelliklerine uyarlanmasından kaynaklanmıştır. Yani evrensel olan kısas yöntemi farklı özelliklere sahip toplumlar tarafından uygulanınca ortaya kısasın farklı uygulanma biçimleri çıkmıştır.

Kısas,yirmi birinci yüzyılın değer yargıları ile geçmişe bakılarak anlaşılamaz. Eğer bu yüzyılın değer yargıları ile geçmişe bakılır ve kısas bu yüzyılın değer yargıları ile anlaşılmaya kalkılırsa ,kısas sadece kol bacak kesme olarak görülür.Yanlışlık bu yüzyılın değer yargıları ile geçmişi anlamak yada geçmişin değer yargıları ile bu yüzyılın sorunlarını ve olaylarını anlamakta yatmaktadır. Bu nedenle geçmişte ki olayları incelerken veya kısas gibi yüzlerce yıl uygulanmış bir cezalandırma yöntemini anlamaya çalışırken geçmişin koşullarını,değer yargılarını ve kısasın uygulandığı toplumun özelliklerini bilmek gerekir.

Kısas,suçun o toplum tarafından belirlenmiş karşılığı olan cezanın aynen,iltimasa yer vermeden,rüşvete,kayırmaya uğratmadan uygulanmasıdır. Zaten ,kısas;karşılık demektir. Neyin karşılığı?Bir kural ihlalinin karşılığı.Zamanımızda ise bu karşılık nasıl ifade ediliyor? Müeyyide, ceza, yaptırım.Öğleyse kısas,kural ihlaline bağlanmış olan karşılığın aynen,değiştirilmeden,uygulanması yöntemidir.Zamanımızda bu ilke ceza hukukunda, cezanın genelliği ilkesi olarak bilinmektedir.Yani suçu işleyen kim olursa olsun ceza aynen uygulanır.Kısas ise çoğunlukla geçmişte suçluları cezalandırma ilkesi olarak uygulansa da bu ilkenin uygulanması,sadece ceza hukuku ile sınırlandırılamaz.Kısas hayatın her alanına uygulanacak evrensel bir yöntemdir.Çünkü hayat ancak kurallarla var olur ve devam eder.Toplum kurallarla var olur.Aile,devlet,dostluk,sevgi kurallarla var olur ve devam eder.Toplumun,arkadaşlığın,karı-koca ilişkisinin...var olması ve devam etmesi için yazılı yada yazılı olmayan kurallara uyulması gerekir.

KURALLARA UYULMAZSA NE OLUR?

Kural ihlali yapıldığı anda kısas ilkesi devreye girer.İhlalin karşılığı hangi müeyyide/ceza/davranış biçimi ise o uygulanır.

Hırsızlık fiili ile malın korunması kuralı ihlal edilince kısas uygulanır. Zamana ve toplumun özelliğine göre bu kural ihlalinin karşılığı olan hapis/para cezası/kırbaç /sürgün yada el kesme uygulanır.

Fiil arkadaşlık ilişkisinin,karı koca ilişkisinin devam etmesi kuralını ihlal ediyorsa kısas uygulanır . Dostluklar ortadan kalkar yada karı koca boşanır.Boşanma sağlanamıyorsa kadın yada erkek birbirini aldatır.

Fiil,devletler arası birlikte yaşama kuralının ihlali niteliğinde ise ve bir devlet tarafından yapılıyorsa;kısas devreye girer savaş olur.

Enflasyon,kriz,evden kızın kaçması,ruhsal bunalım,sınıf geçme yada üniversite sınavında başarısız olma,ormanların yok olması ve sel felaketi,deprem...gibi hayatın her alanında kural ihlali olunca kısas ilkesi uygulanır ve bu ihlale bağlanan yaptırım devreye girer. Hiç bir şey tesadüfen ve rast gele olmaz.Her şey bir kural uyarınca yada bir kuralın ihlali neticesinde devreye kısasın girmesi ve yeni kuralların(yaptırımların) uygulanması ile olur.

Her kural ihlali,kısas ile yeni yaptırımların uygulanmasını sağlar.Bu yaptırımlar çürüme getirir.Kaos getirir.Acı ıstırap getirir.Ancak yapılan işler karşılığını bulur.Böylece kısas toplumun,düzenin,statükonun kalıcılığını ve devamını sağlar.Kural ihlali yapanların toplumdan izole edilmelerini gerçekleştirir.Bu nedenle kısasta hayat vardır. Kısas yaşamın kalıcılığını,toplumun,ilişkilerin devamını sağlar.

Kısastan uzaklaşmak ancak kural ihlaline karşı duyarsız olmakla,”Bana ne”cilik ile “Hoşgörü göstermekle”mümkündür.Bu davranış,toplumda,ailede,iş yerinde,devlette,devletlerarası ilişkilerde,şirkette,karı koca arasında, arkadaşlıkta..çürümeyi getirir.Çürüme ve kaos hayatın,yaşamın zıddıdır.

Çürüme ve kaos süreklilik göstermez.Yapacağı kadar tahribi yaptıktan sonra,yeni bir düzen kurulur.Kısas ilkesi her zaman işlemeye devam eder. Devletler yıkılır devletler kurulur.İnsanlar ölür insanlar doğar.İnsanlar boşanır,yeni birliktelikler oluşur. Yeni toplumlar kurulur,yeni arkadaşlıklar,sevgiler oluşur.

Bu nedenle kısasta her zaman hayat vardır.Bu ilke evrenseldir.Ancak zamana ve o toplumun,o kişinin, o ilişkinin özelliklerine uyarlanarak uygulanır.

duyurucu1
14-09-2008, 11:38
B)“ana” statüsündeki kadinin durumu nasildir?

Başlık ana statüsüyle ilgili ama her satırda baba eksik kalmamış.;)


Sevgili pervane,

Konumuz kadın olduğu için,kadınlara ilişkin ayetleri yazdım.Ama ne yapayım kadınla erkek birbirinden ayrılmıyorsa ve insan türünün devamını sağlıyorlarsa bu benim suçum değil.

Selam ve sevgiyle kal

duyurucu1
14-09-2008, 12:00
5)KADININ “ANA”OLARAK YERİ NERESİDİR?

17/23 ayetinde Allah’ın bir hükmü vardır.Bu hüküm iki konudadır.Birincisi insanlar yalnız Allah’a tapacaklar.İkincisi ise insanlar ana olan kadına iyi davranacaklardır.Bu insanlar üzerine yazılmıştır.Farzdır.İnsanın birinci görevi yalnız Allah’a tapmak iken (Ona ortak koşmadan) ikinci görevi,namaz kılmak,zekat vermek,oruç tutmak vs değildir.İkinci görevi kayıtsız şartsız ana olan kadına iyi davranmaktır.İnsan ikinci görevi olarak anasına iyi davranmayı görev olarak önüne koymalıdır.

Kadının “ANA”olarak statüsü Allah’tan sonra ikinci sıradadır.İkinci sırada Peygamber,şeyh,seyyid,dede,tarikat lideri,parti lideri yok.İkinci sırada “ana “olan kadın vardır.Bunu biz söylemiyoruz.Bizim yorumumuz da değil.Yukarıdaki ayetler okunduğunda böyle bir sonuç çıkıyor.

Ana kadına sadece çocukları mı ikinci sırada görüp değer verecek?Hayır!Sadece çocukları değil.Toplumun tümü Ana Kadını Allah’tan sonra ikinci sıraya koymak durumundadırlar.Ana Kadına toplumun tüm sivil ve devlet kurumları,kuruluşları ikinci sıra değerini vermelidirler.Ana kadın’a gereken özen gösterilmelidir.Çıkarılacak kanunlar, düzenlemeler Ana Kadın’ın Allah’tan sonra ikinci sırada olduğu gerçeği bilinerek çıkarılmalıdır.

Ana Kadın bu statüsü devam ettiği sürece ikinci sıradadır.Kendisine yönelecek her türlü maddi ve manevi saldırılardan toplum tarafından korunmalıdır.Ekonomik sıkıntılardan korunmalıdır.Buna hakkı vardır.Çünkü Ana Kadın ikinci sıradadır.Bu olgu topluma yüklenmiş bir görevdir.

K.C.
14-09-2008, 12:43
Sayın duyurucu,
Allahtan sonra ANA KADIN gelir söylemi epeyce zorlama bir yorum.
Ana kadının peygamberden önce gelmesi keza..

Allah'a ve peygambere uymaktan bahseden, bu ikisini bir arada zikreden düzinelerce ayet var.
Ama asıl var olan şey şu: Siz ana kadının namazdan, zekattan v.s. önce geldiğini söylemişsiniz ama Ana kadının bunlardan ne kadar önce geldiğini kur'an'da bunların geçiş sayısına bakarak bile anlayabilirsiniz. Ana kadınlar ne namaz, ne zekat kadar zikredilmemiştir kur'an'da.

Konunun bir başka boyutu ise kadının ancak ANA olduğunda değer kazanmasıdır ki bu içler acısı bir durum.
Hadislerden de biliyoruz, kısır bir kadınla evlenmeyi engellemeye çalışmıştır peygamber. Adamın gönlü düşmüş, Kur'an'da esamesine rastlanmayan bir kelime var adamın gönlünde SEVGİ... ama gel gör ki kadın kısır. Defalarca sormuş peygambere, her defasında red cevabı almış.

Şimdi bu kadını kısır yaratan Allah, kadına sadece ANA olduğunda değer veren Allah... Bu kadınla nesillerini devam ettiremeyeceklerinden onlarla evlenmeyi bile tasvip etmeyen aynı Allah'ın peygamberi..

ANAkadın olamayan kadınların suçu ne diye sorası geliyor insanın.

K.C.
14-09-2008, 13:09
İnsanlar psikolojik desteğe ihtiyaç duyuyorsa onları tedavi ettirirsiniz.
İnsanlar cahilliklerinden suç işliyorsa onları eğitirsiniz,
İnsanlar çevre koşulları sebebiyle suça sürükleniyorsa koşulları değiştirirsiniz, iyileştirirsiniz,
Toplumun refah seviyesini yükseltirsiniz,
Toplumun kanatları arasında uçurumlar bulunmasına izin vermezsiniz,

tüm bunların içinde en önemlisi EĞİTİM VE BİLİNÇLENDİRMEKTİR insanları.
Bunlar "ha deyince" olabilecek şeyler değil. Önce önümüzü görmemiz gerekiyor, geleceğe yatırım yapmamız gerekiyor. Günü kurtarmak da olsun ama salt günü kurtarmakla meşgul olmayalım, biraz öngörülü olalım. Geleceği kurtarmaya da bu sebeple şimdiden başlamak gerekiyor.

Kısasta hayat falan yok. Kısas samimi pişmanlığa, vicdan muhasebesine, affedilebilme ümidine sekte vuran bir kurum. İnsanın değişmesine izin vermeyen bir kurum. Hergün onlarca kişi haksız tutuklama kararları neticesi madur olup tazminat davası açıyor. Kısasın böyle bir toplumda uygulandığını düşünsenize. Hiçbir şansı kalmıyor. Yapılan yanlışı düzeltmenin imkanı yok.

Hırsızlık için kısas uygulanacaksa ki kısas misliyle karşılık vermek demektir, o halde hırsızın da malı çalınmalı değil midir? Kısas bunu gerektirir. Hırsız, birinin elini mi çaldı ki kendi eli kesiliyor?

Erkek zina ettiyse, bunun kısası karısının zina etmesi değil midir?

Kısasın günümüzde uygulandığı ülkeler var. Kısasta hayat olsaydı o ülkelerdeki suç oranının sıfır olması gerekirdi.

Peygamber zamanında bile suç oranı sıfır olmamış hiçbir zaman.
Sosyolojide deney yapmak mümkün değildir. Kurallar karşısında toplumun tepkisine, durumuna v.s. bakılır. Gözlem yöntemi uygulanır yani. Ve gözlemlenen o ki teoride size bu kadar parlak görünen bir uygulama pratikte çuvallamaktadır..

Yöntemi değiştirmek gerekir. 1400 yıldır uygulanıp işe yaramamış olduğu ispatlanan yöntemlerin terki zamanı çoktan geldi de geçti bile.. Ortada gerçekler ve müspet durumlar varken teori çökmüştür.

aydoe
14-09-2008, 13:17
Tepki dini ne demek?
Kimmiş bu sitede tepki dininden olanlar açıklasın ,neye inanır bu tepki dini mensupları?
Bence kimse yok,yalnızca duyurucu'nun algılaması ve kavramlaştırmasından başka bir şey değil .(yanlış algılama)
Biz dinden arınmış insanlarız,dinimiz yoktur.İslama ya da hadislere tepki olarak ateist olmuş değiliz,yalnızca islama değil tüm dinlere ve tanrı ya inanmayız,inanca inanmayız ,bizim doğrularımız maddidir.
Üfür olsun olmaz,varsa gerçeklik maddi temelleri ile ortaya konur o zaman herkes inanır zaten.
Şimdi ay var görüyorsun değilmi ,uzay aracı yapmışsın aya gidiyorsun değilmi?
Ben çıkıp ay 2 ye yarıldı desem inanırmısın?
Demekle düşünmekle ,felsefe yapmakla olmuyor.
Ben buna böyle inanıyorum dediğinde iş biter zaten,inancı tartışamazsın,ne dersen de karşında ki inanmış bir defa.İman etmiş:)
Ama ben sorguluyorum,düşünüyorum diyorsa ,bilimsel doğrulara inanıyorum gelişime açığım ,yeni düşüncelere bilimsel gelişmelere açığım diyorsa ,dogmalarım yoktur diyorsa bu insanı nasıl bir ideolojinin ya da dinin içine sokarsınız?

K.C.
14-09-2008, 13:36
Fasil : TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR
Konu : Beraet (Tevbe) Suresi
Ravi : Ali
Hadis : Ben, müşrik olan anne babası için, Allah`tan af ve mağfiret dileyen birini gördüm. Kendisine: "Sen müşrik olan anne baban için istiğfarda mı bulunuyorsun, (olur mu bu?)" dedim. Adam bana: "(Niye olmasın, Kur`an-ı Kerimede) Hz. İbrahim (a.s.) müşrik olan babası için istiğfar etmektedir" diye cevap verdi. Ben durumu Resulullah (sav)`a anlattım. Bunun üzerine şu mealdeki ayet indi: "Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar için mağfiret dilemek Peygambere ve müminlere yaraşmaz. İbrahim`in, babası için mağfiret dilemesi, sadece ona verdiği bir sözden ötürü idi. Allah`ın düşmanı olduğunu anlayınca ondan uzaklaştı..." (Tevbe, 113-114).
HadisNo : 653

Fasil : KEBAİR BÖLÜMÜ
Konu : Kebair Hakkında
Ravi : Ubeyd İbnu Umeyr
Hadis : Babası (radıyallahu anh)`ndan anlatıyor: "Resulullah (sav)`a bir adam kebairden sormuştu, şöyle cevap verdiler: "Onlar dokuzdur!" buyurdular ve saydılar: "Şirk, sihir, insan öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, namuslu kadınlara iftirada bulunmak, anne ve babaya haksızlık, kıbleniz olan Beytu`l-Haram (da masiyet işlemey)i sağlığınız ve ölümünüzde helal addetmek."
HadisNo : 5230

Anne babalar ancak 8. sırada geliyor.

duyurucu1
14-09-2008, 23:10
17-AÇ KALARAK SEVAP KAZANILMAZ!

ORUÇ,NAMAZ GİBİ TAPINMAYA YÖNELİK EYLEMLER EVRENSEL MİDİR?

Oruç, Kur’an’da ve diğer kitaplarda insanların uyması gereken kurallar yumağı olarak vardır.Ancak orucun içeriğinin ne olduğu Arapça Kur’anda pek belli değildir.Belkide zamanımıza gelinceye kadar belirlilik kaybolmuştur.Üstelik oruç ile ilgili kurallar evrensel de değildirler.Değişik dinler ve mezhepler oruç eylemini farklı uygulamaktadırlar.Oysa önemli olan oruç kavramının içinin nasıl doldurulduğudur. Sabahtan akşama kadar aç kalmak ile oruç tutulur ama insan bu eylemi ile ne kazanır? Bunu düşünmek gerekir.Salt aç kalan insanın ne kendisine ne de başkasına bir yararı olmaz.

Kur'an ayetleri(kuralları) kendi uygulandığı toplum ve zaman için geçerlidir.Zamanımızda uygulanma olanağı yoktur.Hele zamanımızda evrensel olarak tüm dünyada uygulanma olanağı hiç yoktur.

Bu nedenle Kur'an'da ve başka dinlerdeki oruca ilşkin kurallar(ayetler) evrensel değillerdir.

ORUÇ NEDİR?

Oruç ,demek,belirlenen bir süre, insanın kendini yemek yeme eyleminden yemek yeme olanağına sahip iken ,yasaklamasıdır.

(Yemek yeme olanağına sahip olmayan bir insanın yasaklaması zaten olmaz.Açlığı yaşam biçimi olarak yaşayan insanların oruçları zaten olmaz.)

Oruç ;yasaklama konusunda insanın ,kendi kendine söz vermesidir.Sonra verdiği bu kararı azimle ,sebatla uygulamasıdır.Zorluklarla karşılaşsa bile bu zorluklar karşısında sabır gösterip direnmesidir.

ORUÇ ;DENEMEDİR,TEST ETMEDİR.

Oruç vasıtasıyla insan verdiği sözü yerine getiriyor mu?Yoksa verdiği sözden cayıyor mu?Kendini denemeye sokar.Oruç insanın kendini deneme olayıdır.Yoksa oruç tutulunca Allah nezdinde sevap(yani + puan)tutulmazsa günah (yani - puan) alınması sözkonusu değildir.

ORUÇ SADECE AÇ KALARAK MI OLUR?BAŞKA ORUÇ ÇEŞİTLERİ DE VAR MIDIR?

Aç kalarak insanın kendini denemeye ,teste tabi tutması orucun sadece bir şeklidir.İnsan başka alanlarda da oruç tutabilir.

İnsan kendi kendine söz vererek,kendini sigara içmekten de yasaklayabilir.Sigaraya karşı oruçlu olabilir.Alkole karşı oruçlu olabilir.Kendini zinaya karşı yasaklayabilir.Zinaya karşı oruç tutabilir.KAMU MALINDAN ÇALMAYA KARŞI KENDİNİ ORUÇLU KILABİLİR.Başka olumsuz davranışlara karşı da oruç tutabilir.

SEVAP KAZANDIRAN ORUÇLAR VAR MIDIR?

İnsana sevap sağlayacak oruçlar(+ puan kazandıracak oruçlar) somut yaşamı sırasında yaşamı olumsuz yönde etkileyecek davranışlara karşı tutulan oruçlardır.İnsanın kendini bu tür eylemlerden yasaklamasıdır. Sevap kazanmak için yani + puanlar almak için öncelikle iyilikler yapmaya gerek yoktur.Olumsuz davranışlara karşı insan kendini oruçlu duruma sokarsa, yani kendi kendini yasaklarsa, hemde olumsuz davranışları yapma olanağına sahip iken yapmazsa işte o zaman kesinlikle Allah nezdinde de,kul nezdinde de toplum nezdinde de, sevapla (+ puanla)karşılık bulur.İyilik yapma çok sonra yapılacak davranışlardır.Örneğin;insanın ağaç dikme eylemi tartışmasız güzeldir.Ama insan öncelikle ağacı öldürmesin!Kendini ağaç öldürme konusunda bu olanağa sahip iken yasaklasın,oruçlu olsun.Diğer olumsuz davranışlar için de aynı mantık işletilmeli ve oruç bu şekilde algılanmalıdır.Çünkü İslamiyet orucu bu şekilde algılamakta ve insanlığa sunmaktadır.

AÇ KALMA ORUCUNDA SEVAP KAZANILMAZ MI?

Hayır,aç kalma orucunda sevap kazanılmaz.Eskiden gıda maddeleri yetersiz olduğu için insanlar zaten aç kalıyorlardı.Yağma ve talanlar vardı.Açlık bir yaşam biçimi halindeydi.Bu nedenle insanlar yemek yemem şeklinde oruç tutarak bu eyleme kutsallık vermişlerdir.Zaten aç kalıyorlardı.Bari bunu Tanrının istediği şeklinde toplumlarına sunarak onların sakinleşmelerini sağlamışlardır.Zamanımızda ise yemek yememek suretiyle sevap kazanacağını ancak çağdışı düşüncelere,mezheplere (dinlere)sahip olanlar savunabilir.


SEVAP NASIL KAZANILIR?

Önce hemen şunu belirteyim;sevap denilen artı puanlar oruç,namaz gibi tapınmaların dışındaki pratik olarak yapılan iyi davranişlar ve üretilen güzel işler sonucu kazanılır.Olumsuz davranışlar sergileme olanağına sahip iken sergilememekle kazanılır.
(Bakiniz:Kur’an;2/62,4/162,5/69,12/37,65/11.vd ayetler)

Not:
Ben Kur'anın hiçbir ayetinde aç kalmak suretiyle oruç tutularak,namaz kılınarak sevap kazanılacağına rastlamadım.Sevap kazanmanın yolu namaz ve açlık orucu değildir.Gözümden kaçmışsa bana gösterene şimdiden teşekkür ederim.

duyurucu1
15-09-2008, 00:20
6)YAŞLI VE ANA OLAN KADIN HUZURSUZLUK ÇIKARIYORSA, GELİNE KARIŞIYORSA,DEDİKODU YAPIP GELİN İLE OĞULUNUN HUZURUNUN KAÇMASINA SEBEP OLUYORSA NE YAPILACAKTIR?

17/23 ayetinde bu sorunun cevabı verilmektedir.Yaşlı ananın,geline karışması, evde oğlan ile gelin arasında huzursuzluk nedeni olması doğaldır.Zaten hangi kayınvalde gelin açısından huzursuzluk nedeni olmaz ki?Gelinler kayınvaldeyi istemezler.İsterler ki eşlerinin anaları olmasın.Eşleri topraktan veya ağaç kovuğundan çıkmış olsun.Bunu istemektede ilk anda haklı gibi görünürler Çünkü yaşlı kayınvalde kendilerinin her işine karışır.Yemesine,içmesine ,giymesine eşiyle olan ilişkilerine, her şeylerine karışır.Ataerkil ailelerde,aynı evi paylaşan, aile olmuş kardeşlerden oluşan,aynı tencerede pişen yemeği yiyen ailelerde bu sorun daha da fazladır.Ayette bahsedilen yaşlanmış bakıma muhtaç hale gelmiş anadır.Bu ananın eli dursa dili durmaz dili dursa eli durmaz.Aile içerisinde huzursuzluk kaynağı olmakta.Üstelik gelini kıskanıp kapris yapmakta.Örneğin,hiç bir yeri ağrımadığı halde geline kapris olsun diye oğluna naz yapmakta.Gece yarıları oğlunu doktor doktor dolaştıranda bu yaşlı ana’dır.Gelin yemeği çok güzel yaptığı halde muhakkak özür bulur.Oğlan veya gelin kendi çocuğunu azarlasa sanki kendisini azarlamışlar gibi alınır.Yıllarca yaşamış, gün görmüş ana kadın çocuk gibi küser.Üstelik zaman zaman idrarını da altına kaçırabilir.Yemek yerken etrafa döküp saçar.Geceleri fazlaca uyumaz.Ufak bir çıtırtı olsa hemen uyanır.Geceleri evin içerisinde dolanıp durur.Bütün nazı kaprisi bu tarafa.Üstelik malını mülkünü de kendisine bakmayan öbür oğluna bağışlamış dahi olabilir.Şimdi bu kadar olumsuzluğa rağmen,bu kadını sokağa atmak caiz değil mi?Cevap:Hayır! “Öf!” bile deme ve onları azarlama;onlara güzel söz söyle.

17/24 ayetinde belirtildiği gibi onlar için dua etmek gerekiyor.Normalde insan dışardan gelen her söze,davranışa aynıyla karşılık verir.Ancak bunun tek istisnası “ana kadın”ın sözleri ve davranışlarıdır.Ana kadının haksız söz ve davranışlarından dolayı ona karşılık vermek yerine tam tersi onun iyiliği ve Rabbinin affetmesi yada huzurlu kılması için duada bulunmak gerekir.

“Ana kadın”a karşı insanın takınması gereken tavrı Kur’an böyle belirlemiştir.

Şimdi etrafımıza şöyle bir bakalım.Cumaları ve ramazan aylarında camilerimiz dolar taşar.İnsanlarımız yoğun bir ibadet ve hayırlar yapma yarışı içine girerler.Oysa Allah’ın ikinci emri olan “ana”kadına oğulları “öf!”bile demeden bakacaklar hükmünü hayata geçirmeleri gerekir ki Allah’ın üçüncü,dördüncü olarak kendilerine yüklediği görevleri yapsınlar.Ama insanlarımız maalesef ikinci görevi görmezlikten gelerek üçüncü veya dördüncüye yöneliyor.Bu yanlıştır.Önce birinci görev yapılacak hemen arkasından ikinci ve devamında da üçüncü,dördüncü...Kur’an ayetlerinin mesajını böyle anlamak,algılamak gerek.
Eğer insanlarımız Allahın buyruklarını gereği gibi ifa etseler toplumumuzda bakıma muhtaç genç veya yaşlı “ana kadın”kalmaz.Korunmaya muhtaç,ezilen horlanan,insanlık dışı muameleye tabi tutulan ve alabildiğine sömürülen, “Fahişe!” diye aşağılanan , “ ana kadın” “Fahişe!”olmaktan kurtulur.

“Ana kadın”saygın yerine oturtulmalıdır.Toplumun saygınlaşmasının başında “emeğe saygı” ve “kadına saygı” gelmektedir.Bu ikisine gereken önem verilmezse toplumun taşları yerinden oynar.Tarihte bu böyle olmuştur.Gelecekte de böyle olacaktır.

duyurucu1
15-09-2008, 00:37
GEÇMİŞTE ÖLEN İNSANLARA NE OLDU?

Geçmişte yaşayıp,ömrü bitince ölen insanlara şu anda hamam böceğine ne olduysa o oldu.Bu insanlar da Karıncalar,böcekler tarafından parçalandılar.Ağaç kökleri tarafından dağıtıldılar.Tekrar gerisin geriye Tanrıya dönüştürüldüler.

BU İNSANLARIN RUHU NE OLDU?

Ruh demek canlının canlılık özelliklerinin toplamı demektir.Yoksa insanın maddi bünyesinin dışında sis gibi ,duman gibi ona canlılık veren ayrı bir madde yoktur.İnsan ölünce kıyamete kadar bir yerde muhafaza edilen ruhların depo edildiği bir kasa yoktur.Bu yargı sünni dininin varsayımıdır.İnsanda eğer beyin sağlıklı çalışıyorsa buna bağlı olarak da organlar da uyumlu ve dengeli çalışıyorsa o insan ruhludur,canlıdır.Eğer kaos ortamına girilmişse,beyin görev yapamıyorsa o insan cansızdır dolayısıylada ruhsuzdur.Ruh canlının bir özelliğidir.Canlılık özelliğidir.Duygusal bir özelliğidir.Canlıdan ayrı bir oluşum değildir.Kaos başlayınca tüm canlılarda bulunan canlılık özelliği ortadan kalkar.Dolayısıylada ruhsuzlaşırlar.Duygu da yok olur.

Ama geleneksel düşünce ruhu maddeden ayrı ve madde olmayan bir varlık olarak düşündüğü için zorunlu olarak da bu olmayan ruhu kıyamete kadar saklamak üzere “berzah” adını verdiği bir “ruh kasasının” olmasını varsaymıştır.Gerçekte bu gibi varsayımlar, kendi düşüncelerinin zorunlu olarak ürettikleri saçmalıklardır.Çünkü temel varsayımı ayakta tutmak için zorunlu olarak “berzah” gibi “ruh” gibi “şefaat” gibi yan saçmalıklar üretilmek zorundadırlar.Çünkü insanların” Neden?Nasıl?Niçin? “sorularına cevap vermek ihtiyacı içindedirler.

(Devam edecek)

alperen55
15-09-2008, 01:08
"Özgürlükleri bağlayan her türlü zincir kırılmalı, en başta da kafalardaki "iman zinciri". İman zincirine bağlı düşünce sabittir, değişmezdir. Bu ise doğanın değişken yapısına terstir. Zincirli zihin gelişme gösteremez; değişmelere, gelişmelere ayak uyduramaz. Dünyamızdaki her türlü olumlu gelişme, dinin ve imanınki başta olmak üzere, tabuların zincirinden kurtulabildiği, yol bulabildiği ölçüde gerçekleşebilmiştir. İnsan aklı, bilim, teknoloji, insan hakları alanında ulaşılan noktalar, bu yoldaki adımların ürünleridir.
Akıl ve bilim aydınlık kesimdedir. Din ve iman ise karanlık kesimde. Aklın, bilimin ölçüleri bellidir. Gözlem vardır, deney vardır, nesnellik vardır...Yolu ışıklandıran da bunlardır. Öyleyse "din"in üzerine nasıl gidilmesi gerektiği ortada ve son derece açık: Karanlığın üzerine nasıl gidilirse, "din"in üzerine de öyle gidilmelidir. Karanlıkla savaşılırken ışık gereklidir. Dinin, imanın üzerine gidilirken de..." (Turan Dursun)

Ben “KURAN’DA KADIN” isimli çalışmamı Turan Dursun Sitesinde yayımlamadan önce uzun bir süre düşündüm.Eğer şu anda sevgili Turan Dursun sağ olsaydı ve biz aynı odada bir masa başında olsaydık birbirimizden alıp vereceğimiz çok şey olurdu.Ben onu değiştirmek için aklımı kullanarak savlarda bulunurdum.O ise bana kendi doğrularını anlatıp beni ikna etmeğe çalışırdı.

Ancak yukarıdaki düşüncelerine aynen katılıyorum.

Yalnız bir tehlike var.Acaba Turan Dursun’dan sonra gelenler ona saygıları gereği ,onun düşüncelerini aynen ve hiç muhakeme etmeden kopya mı ediyorlar?Ortaya yeni bir din mi çıkarıyorlar?Bana göre evet.Sevgili Turan Dursun’dan sonra gelen sevenleri bir din oluşturuyorlar.Bu dine ben “Tepki Dini” diyorum.Şu anda “İslamiyet” adı altında lanse edilen ve esasında ise “İslamiyet” olamayan dinin adı ise bana göre “Hadis Dini”

“Tepki Dini” mensupları yaptıkları eleştirilerde “Hadis Dini” varsayımlarını hallaç pamuğu gibi atıyorlar.Dayanakları da akıl ve bilim.Bu eleştiriler karşısında “Hadis Dini” mensupları tutunamıyorlar.Sıkışınca “İman edeceksin!”deyip işin içinden çıkıyorlar.”Allah böyle vahyetmiş!”deyip işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar.”Gel Allahın hakemliğine gidelim.Hangimizin dini doğru din”denildiğinde” O iş ahiret günü olacak” cevabı alınıyor.Yani kıvırttırıyorlar.

Ama birde soysal olgu var.1400 yıl önce Muhammedin önderliğinde ,Mekke ve Medine çevresinde ,ideolojik temelleri olan bir devlet kurlmuş.Diğer civar toplumlardan farklı sistemi olan bir toplum oluşturulmuş.Sonra bu ideolojik temel zamanımıza kadar değişe değişe gelmiş.Bazı toplumların egemenlik meşruiyet temeli olmuş.

1400 yıl önceki Muhammed dönemini nasıl inceleyip,Kur’an hakkında nasıl bilgileneceğiz?Kur’an’ın yazdıklarını nasıl ve hangi önyargılarla anlayacağız?2008 yılının önyargıları ile 1400 yıl öncenin ve hem de Mekke Madine çevresinin koşullarını bilmeden oturduğumuz yerden ahkam kesmekle bu iş olmaz.Sevgili Turan Dursun’un yukarda söylediği gibi”Akıl ve bilim”ile Kur’an anlaşılmaya çalışılacaktır.Önce objektif olacağız.Kimyadaki,fizikteki objektiflik nasılsa aynen öyle olcağız.Sonra 1400 önceki Mekke Medine koşulları bilinerek ve o zamanın değer yargılarıile düşünerek Kur’an anlaşılacaktır.

Ben “Hadis Dini” mensuplarına bir şey demiyorum.Onların savlarını eleştirmiyorum bile.Hatta bütün hadisleri olması gereken yere attım .Tarihin müzesine.Çünkü onlar 1400 yıl öncenin Mekke Medine yöresindeki toplumsal egemenlik temelini ve sistemin ideolojisini zamanımıza uyarlamaya çalışıyorlar.Bu savın kobuşmaya değer bir yanı yoktur.

Ancak “Tepki Dini” mensuplarına söyleyecek sözlerim var.Çünkü “Tepki Dini” mensupları kendilerine AKIL VE BİLİM’i yol gösterici olarak aldıklarını söylüyorlar.Bu nedenle ben savlarımı kendilerine akıl ve bilimi yol gösterici olarak aldıklarını söyleyen aydın insanlara düşüncelerimi daha kolay anlatabilirim.Onların daha kolay jetonlarının düşmesini sağlayabilirim.Kaldı ki bu insanlar karınca gibi çalışkan ve sabırlı insanlardır.Yazdıklarımı aspirin olarak algılamazlar.Aspirin gibi minnacık haplar olarak algılayıp yutunca bilgilenmeyi düşünmezler.Bilgilenmenin de okuma-aklı kullanma ve muhakeme etme sonucunda zahmetli bir iş olduğunu bilirler.Yada bilmeleri gerek.

Bu sitede kadınla ilgili “Hadis Dini” mensuplarının ve bunlara tepki olarak “Tepki Dini”mensuplarının çok şeyler yazdıklarını okudum.

Biri bir şeyler yazmış ve akıl dışı.Diğeri ise bunun akla ve mantığa aykırı olduğunu söyleyip duruyor.Örneğin biri:Tesettür! Diyor diğeri ise bu savın günümüzde haklı olarak akıl dışı olduğunu dillendiriyor.

Oysa;yapılacak iş karşılıklı itişme değildir.Tesettür gerçekten de Kur’an’da nasıl kurala bağlanmış?Araştırılacak.Ve hatta Kadın 1400 yıl öncenin Mekke Medine yöresinde ve sistemin ideolojik temeli;Kur’an’da nasıl belirlenmiş.Kadınla ilgili kurallar nelerdir?Bunlar belirlenecek.Belirlenen bu kurallar hangi zaman diliminde ve hangi coğrafyada yaşayan toplum için geçerlidir?Bunlar ortaya konacak.

İşte ben “112 Soruda Kur’an’da Kadın”isimli çalışmamda bunları ortaya koymaya çalıştım.Bu kitap taslağında yazdıklarımı da ancak bu sitede aklını kullanma becerisi kazanmış insanların anlayabileceğine inanıyorum.Bu nedenle bu sitede, parça parça yayımlamayı planladım.

Selam ve sevgiyle kalın

Not:Bu yazı dizisini Konca Kuriş’in anısına adıyorum.
şimdi seni burada bu yazıyı okuyan sanacak ki o zamanki konuları adam bitirmişl bu işin erbabı olmus sen kısacası desene ben islamda hiç bir şeyi beyenmşiyorum ve çekiştirmeye ve benim istafdim dinde yasamalarını istiyorum müslümanların öle yana sağpa sola yalandan yatma 1400 küsür sene öncesini anlııcakmısın ya küfür küfür dür işte neyini anlıcan inkar inkardır put puttur haram denilenlerde haramdır helal dedilerinden yiyelim . insanlarıseverlim özgürlük diyip ****lik yapmayalım işte anladınmıı 1400 lü yılları bunlar işte...

berkays
15-09-2008, 01:24
sonuna kadar katılıyorum sana

Karlı Kayın
15-09-2008, 01:33
Aç kalarak sadece "aç kalmış" olunur.

Ama tok kalarak kilo da alınabilir.

-Bu şu mu demek oluyor; "aç kalarak kilo verilebilir"

-pek sanmam, ama ben ne kazanılacağının sanıldığını hala sanmadım diyebilirim diye bir kelime oyunu yapıvereyim demiş oldum.:D

-ama ben hala sanmadım ki...

-sanma sen, oruç tut.

-Niye tutuyom?

-Tut işte... sorma da tut. ben emrettim diye olabilir mi acaba???

-hımmm,...

Black_TIGER
15-09-2008, 09:27
Ac kalmak sevap kazandirmaz mis?


Az once forumlarda gezerken yine bazi iddaalar gordum.ateist in birisi tanri insandir demis.sende tanrimisin oyle hukum veriyor sanki bir bilgin varmis gibi sevap kazandirmaz diyosun veya sen ateistler in sevab tanrisimisin :))))
yine sizden biri cikmis biz diyor hayvan yarattik:)))kopyalamaya yarattik diyor birde biz diyor .zavalli cok heyecanlanmis herhalde :)))sizin ne yaptiginizi herkes cok ii biliyor daha okudugunuzu anlama yeteneginiz yokken cokuduklarinizida carpitirken kopyalamaya yaratilma demeniz size gore kolay tabi:)))

Serdar
15-09-2008, 10:02
Aç kalarak kilo verilmez. Vücuttaki kiloların yakılabilmesi i,çin bir miktar da olsa karbonhidrat alınmalıdır. Açlık tamamen zararlıdır.

Açlık, vücudun tüm dengesini altüst eder. Metabolizmayı bozar. Her türlü zayıflığa hastalığa davetiye çıkarır.

Buna bir de uyku dengesinin bozulduğunu ekleyin. Gece sahura kalkıyor millet.

Tamamen aç, sersemlemiş bir kafayla 1 ay geçiyor kimileri.

Bununla da yetinmiyorlar ki, bir de cinsel perhiz. Adam bu sefer tam bir sıkıntıya giriyor. Kafayı yiyor.

Sonuçta yaşam kalitesi ciddi derecede düşüyor. Sağlığı bozuluyor. Enerjisiz güçsüz bir adam oluyor. Hiç bir şeye karşı çıkıp, isyan edemiyor. Sonuç ise, dinin de istediği gibi bir köle toplumu oluşması.

Hatta bu 1 aylık dengesizlikler etkisi bir kaç ay daha devam ettiriyor. Adam orucu bırakınca birden kendine gelemiyor ki.

Bu dediklerimiz kanser de dahil birçok hastalığa davetiy çıkarıyor.

Black_TIGER
15-09-2008, 11:24
Sonuçta yaşam kalitesi ciddi derecede düşüyor. Sağlığı bozuluyor. Enerjisiz güçsüz bir adam oluyor. Hiç bir şeye karşı çıkıp, isyan edemiyor. Sonuç ise, dinin de istediği gibi bir köle toplumu oluşması

BAK ARKADASIM ASKERLİKTE YASAM KALİTESİNİ CİDDİ DERECEDE
DUSURUYOR ? SEN ASKERLİGİNİ YAPTİN Mİ?

KOLELİK SİTEMİYMİS ; TUTULAN ORUC KİME NE GİBİ BİR KOLELİK YAPİYOR.KİMİN CIKARİ VE NE CIKARİ OLUYOR BU KOLELİKTEN.SEN TURKU HANGİ BESER E KOLELİK EDERKEN GORDUN SALLA YA TUTARSA
HA BİRDE CİNSELLİK VAR.CİNSEL HAYAT GUNDUZ YASAK GECE YASAK DEGİL GECE ORUC TUTMUYORUZ

SEN SİMDİ DİNE NEDEN İNANMADİGİNİ NASIL ACİKLAYACAKSIN.HERHALDE GERCEK CEVABIN YASAM KALİTEMİ DUSURDUGU İCİN İNANMİYORUM OLCAKTIR .

KızıL
15-09-2008, 11:54
oruc tutmak mideye ve metabolizmaya zarar vermekte tüm gün vucut aç bırakılarak sindirim sisteminin doğru çalışmamasına günün belırlı zamanlarında asit salgılayarak boş mideye zarar vermekte heleki midesiyle ilgili reflü.gastrit,ülser gibi hastalıkları olanlar için son derecede zararlıdır! gece yenılen ve ardından yatılan yemekler metabolizmada sıkışma yaratmakta sindirim sistemi geç devereye girmekte ve zarar vermekte. gündelik hayatta olan düzenin bozulması farklı bir yaşayışa aç kalmaya gidilmesi aynı zmanda vücut metabolizmasınıda bozmakta!! ac kalarak yada geceleri yemek yiyerek insanların kendine nasıl zarar verdiği bilim adamnlarınca bilinmekte diyetler bile bu şekilde yapılmamakta ama bunun zararlarını görmek istemeyenlerde kendilerini kandırmaya devam etsin muhammed in hurma ağaçları vardı muhammed emretti oruç tutun! yemeyin hurmaları ben satacam onları.....

Ride
15-09-2008, 12:16
Bizim din hocası anlatırdı lisedeyken, "oruç, şişmanları zayıflatır, çok zayıfları da normal hale getirir" diye. Bunlara hurafe üretim merkezi demek lazım aslında. Oruç kadar metabolizmaya zararlı birşey olamaz. Düşünün, gece 4'te uykudan kalkıp homili gırtlak tıkınıp tekrar uykuya geçiyorsunuz, tıp bilimi çok açık ortaya koymuştur ki yatmadan en az 3 saat öncesinde yemeyi içmeyi kesmek lazım çünkü aksi takdirde mide uykudayken sindirim yapamaz ve yediğin herşey yağ ve şeker olarak vücuda depolanır. Neyse, ondan sonra, bütün gün tabii sigara filan da yok, millet çıldırıyor, "iftara kaç saat kaldı" soruları soruluyor, ardından top patlayınca bu kez 14 saat boyunca birşey girmemiş mideye yine homili gırtlak yükleniliyor, kızartmalar, zeytinyağlılar... Gün boyu alınmayan nikotin eksikliğini telafi etmek için sigaralar ardı ardına yakılıyor... Fecii birşey yani oruç.

Black_TIGER
15-09-2008, 12:29
Orucun kimlere farz oldugunu bilmediginize cok sasirdim kuran da celiski ararken dogru oldugu icin gormemissinizdir herhalde kizilordu malum ya siz dogrudan kacarsiniz celiski ararsiniz sizin isiniz bu .

Siz tutmadan olumu bekleyin bende tutarak bekleyeyim bakalim hasta olcammi

Unbeliever
15-09-2008, 13:55
İnanan arkadaşlara,

muhammede tek bir şeyden ötürü saygı duyarım o da zekasını kullanabilme yeteneğidir. binlerce yıl insanoğlu hep bir lider aramıştır. Bu, hem yapısındaki tembellikten mütevellittir, hem de zeki olmasından(!). biri çıksında bizim adımıza birşeyler yumurtlasın, bazı kurallar koysun,..vb. bizde hiç uğraşmayalım oturup uygulayalım demişlerdir. Bu hala da böyledir. Bakınız peygamberler ve ünlü liderlerin hep arkasından binlerce insan gitmiştir. neden?çünkü o insanlar "nasıl olsa benim adıma da düşünebiliyor, karar verebiliyor, hem zeki hem de karizmatik" diye düşündükleri için. Bu son zamanlarda bir ihtiyaç halini aldı. çünkü sistem bireyi tamamen pranga altına aldığı için kişisel eylemler artık sadece suya yazı yazmayla eşdeğer. Yani siliniyor.Muhammedin yaptığı da buydu. Artık yeni bir peygamberin gelme zamanıydı. düşündü taşındı ben bu insanları nasıl etkilerim dedi ve yolunu çizdi. bu yolda ona yardımcı olacaklarıda üstün zekasıyla belirledikten sonra icraata geçti. 23 yıl boyunca liderlik yaptı. Yaptığı yönetim yanlışlarını ve yazdığı ayetlerin günlük ARAP yaşamına uygunluğunu test edip gördükten sonra nihayete erdirdi ve kuranı hayatımıza soktu. şimdi size soruyorum;
1.Herşeye gücü yeten, evreni 7 günde yaratan, ol dese olduran öl dese öldüren, en kısa zaman biriminden de hızlı hareket edip karar verebilen allahınız neden muhammede 23 yılda indirmiş bu kitabı?
2.neden bütün ayetleri "LAAP" diye kucağına düşürüvermemiş?
3.insanlar islamiyet veya muhammedden evvel yanlışlar içinde değillermiymiş ki 23 sene boyunca bütün oluşan yanlışlıklara istinaden ayetler inmiş?
4.muhammedin cinsel yaşamından bize ne?kitapta neden yazar?ona göre mi hareket edeceğiz?Herkesin hayatı kendine...
5.Neden bütün kitaplar birbirinin aynı?Bu benzerlikteki kitapları ve dinleri takmamış, sallamamış insanlara bunun bir diğer benzerini göndermek ne kadar doğru?O zaman sizin allahınız, insanların doğru yola girmesini istemiyor. Zaten yemin etmiş bizi cehennemine göndermeye.Neden?

bende sizin gibi KÖRÜ KÖRÜNE inanıyordum. Ama o KÖR gözler artık açıldı. Herşeyi görebiliyorum. Ne dyim allahın hikmeti işte :D

kenny
15-09-2008, 14:12
Önüne gelen din ve hükümleri hakkında ahkam kesiyor.İki kitap karıştırıp,interneti dolaşarak alim olduklarını sanıyorlar heralde.
Orucun maddi ve manevi birçok faydası vardır insanlara.Tabi salt aç kalınarak yapılan bir ibadet orucun anlamını yerine pek getirmiş olmaz,ama kimse sevap-günah kabul red hakkında hüküm veremez.
Oruç insanın normal yaşam süreci boyunca yaptığı ve yapmadığı eylemlerin sorguya çekilmesine vesile olur.Günahlardan insanların 1 ay boyunca kaçınması demek onlardan kurtulmak için önemli bir adım demektir...Kimse mükemmel değil..Ben de elhamdilillah müslümanım diyorum ama birçok günah işliyorum günlük hayatımda..En basiti hergün karşı cinse onların rahatsız olabileceği ve dinimim yasakladığı bir şekilde bakmaktan kendimi alamıyorum..Ama ramazanda çok şükür ilk bakıştan sonra geriye dönüp bakmıyom..:)
Zamanında alkol de kullandım..Ve ramazan bu alkolu bırakmama vesile de olmuştu...
Ramazanın anlamı gerçekten çok öenmli dinimizde..Allahın verdiği nimetlerin değerlerini anlıyoruz.Kendini ne kadar kontrol edebildiğini deniyorsun.Önünde yemek de su da var ama onları kullanamıyorsun...Böylece o nimetlere ulaşamayanların durumlarını daha iyi anlıyorsun...Sırf allah rızası için yapılan bir ibadet ve allah bunun karşılığını özel olarak vereceğini peygamber efendimize bildiriyor...
Orucun sağlıklı insana hiçbir zararı da yoktur..Orucun sağlığa faydalarını yerli ve yabancı birçok bilimadamı açıklamıştır..Merak eden internetten araştırabilir...

egzotermik
15-09-2008, 21:58
vakti zamanında(1985) hristiyan bi güruhun el ele verip sefaletten can cekişmekte olan etiyopyaya yaptığı yardım(live aid)daha faziletli bi tutum gibi geliyor bana oruca nazaran...

Serdar
15-09-2008, 22:14
Önüne gelen din ve hükümleri hakkında ahkam kesiyor.İki kitap karıştırıp,interneti dolaşarak alim olduklarını sanıyorlar heralde.
Orucun maddi ve manevi birçok faydası vardır insanlara.Tabi salt aç kalınarak yapılan bir ibadet orucun anlamını yerine pek getirmiş olmaz,ama kimse sevap-günah kabul red hakkında hüküm veremez.
Oruç insanın normal yaşam süreci boyunca yaptığı ve yapmadığı eylemlerin sorguya çekilmesine vesile olur.Günahlardan insanların 1 ay boyunca kaçınması demek onlardan kurtulmak için önemli bir adım demektir...Kimse mükemmel değil..Ben de elhamdilillah müslümanım diyorum ama birçok günah işliyorum günlük hayatımda..En basiti hergün karşı cinse onların rahatsız olabileceği ve dinimim yasakladığı bir şekilde bakmaktan kendimi alamıyorum..Ama ramazanda çok şükür ilk bakıştan sonra geriye dönüp bakmıyom..:)
Zamanında alkol de kullandım..Ve ramazan bu alkolu bırakmama vesile de olmuştu...
Ramazanın anlamı gerçekten çok öenmli dinimizde..Allahın verdiği nimetlerin değerlerini anlıyoruz.Kendini ne kadar kontrol edebildiğini deniyorsun.Önünde yemek de su da var ama onları kullanamıyorsun...Böylece o nimetlere ulaşamayanların durumlarını daha iyi anlıyorsun...Sırf allah rızası için yapılan bir ibadet ve allah bunun karşılığını özel olarak vereceğini peygamber efendimize bildiriyor...
Orucun sağlıklı insana hiçbir zararı da yoktur..Orucun sağlığa faydalarını yerli ve yabancı birçok bilimadamı açıklamıştır..Merak eden internetten araştırabilir...

kenny sen ne saçmalıyorsun. ramazanın getirdiği zayıflıkla kendini daha mı iyi kontrol edeceksin? Sana yazı yazarak zamanımı harcayamam.

kenny
15-09-2008, 22:22
Serdar rumuzlu arkadaş,
Ya yazım hakkında oturup yorum yap, ya da boşyere sayfa kirletme,git o zamanını başka işlerde harca,,mesela hangi hayvandan evrimleştiğini araştır,,saygılar...

Serdar
15-09-2008, 23:10
En basiti hergün karşı cinse onların rahatsız olabileceği ve dinimim yasakladığı bir şekilde bakmaktan kendimi alamıyorum..Ama ramazanda çok şükür ilk bakıştan sonra geriye dönüp bakmıyom..:)
Zamanında alkol de kullandım..Ve ramazan bu alkolu bırakmama vesile de olmuştu....

Kendi doğan seni, kendi doğal işlevlerini yerine getirmeye zorlamış. Kendi doğan senin ne olduğunu ele veriyor arkadaş. Kendini bakmaktan alıkoyamıyormuş. Sen dini düşünceler ve daha başka engelleyeci nedenler yüzünden cinsel doyumunu sağlayamıyorsun ki, tabii bakacaksın.

Alkolü niye kullanır insan? Alkol, din ve toplumun diğer araçlarının, insanda baskıladığı yaşam ve sevinç çığlıklarını, insan bedeninde geçici bir süreliğine yaşamasına izin verir. İnsan alkolün etkisiyle kendini iyi hisseder. Ama dinci, zorbacı, cinsel yasakçı olmayan toplumlarda ve kişilik yapısında alkol pek de bir işe yaramaz. Çünkü o insanların bedenindeki yaşam ve sevinç çığlıkları zaten canlıdır. Senin alkolü bırakmanda önüne zorluk çıkaran da dinci, zorbacı, yasakçı anlayıştır. Çünkü vücutta, o bedende, anlık olmayan iyi değişikler yapar. Ve bu da bağımlılık yapar.



Saat beş yönünde düşmanın geldiğini hissediyorum.

Birazdan veya sabaha doğru kişiliğime ve düşüncelerime herzamanki, alışılagelmiş ve geleneksel olağan düşmanca saldırılar düzenlenecektir. Olgu budur. Çünkü bu hep böyledir. Ne ateistler ne de dinci yobazlar neden bu böyledir diye düşünmez. He iki taraf da bu tartışma(geleneksel ateist-dinci tartışması) bizi nerelere götürür diye düşünmez. Çünkü işleri güçleri tartışmak ve gevezelik etmektir. Kendi doğal işlevlerinden kotarabildikleri enerjiyi gelip buraya akıtırlar. Dinci ateisti şuçlar, ateist tüm sorun dincilerde der. Halbuki, sorun ikisinde de değildir. Sorun hiç akıllarına gelmeyen bambaşka birşeydedir. Ve bu akıllarına gelmeyen bambaşka şey her iki tarafı da, tüm toplumu ve yaşamı da şekillendirir. Tartışmaktan ve gevezelik etmekten bir türlü dikkatlerini o soruna toplayamazlar.

Keramet ne dindedir, ne de ateisttin saplandığı katı maymuncu gelenekte, keramet doğadadır.

emil
15-09-2008, 23:11
Bir ay boyunca, üstelik bu uzun günlerde aç durmanın en ufak bir sağlıklı tarafı yoktur.Ama sevabı boldur.Allah bu eziyeti çekene sevap vermeyecekse kime verecek?İnanan arkadaşlara bol sevaplı ramazanlar aman fazla sinirlenmeyin olur mu, açlık insanı bayağı sinirli yapıyor, beyne yeterli besin gitmediği için biraz yavaş çalışıyor ama yine de cennetteki huriler için bonus biriktirmeye devam, durmak yok..

Serdar
15-09-2008, 23:23
Bir ay boyunca, üstelik bu uzun günlerde aç durmanın en ufak bir sağlıklı tarafı yoktur.Ama sevabı boldur.Allah bu eziyeti çekene sevap vermeyecekse kime verecek?İnanan arkadaşlara bol sevaplı ramazanlar aman fazla sinirlenmeyin olur mu, açlık insanı bayağı sinirli yapıyor, beyne yeterli besin gitmediği için biraz yavaş çalışıyor ama yine de cennetteki huriler için bonus biriktirmeye devam, durmak yok..

Yani insan kendi sağlığını hiçe saydıkça, o kadar çok sevap kazanır diyorsun. Olum sen bir zavallısın. Yardıma ihtiyacın var.

Aydınus
15-09-2008, 23:38
Yani insan kendi sağlığını hiçe saydıkça, o kadar çok sevap kazanır diyorsun. Olum sen bir zavallısın. Yardıma ihtiyacın var.

Sayın Serdar !

Emil rumuzlu arkadaşın ironisini sanırım yanlış anlamışsınız .

Kaldı ki bu , son cümlesinde oldukça bariz .

katre_07
16-09-2008, 00:04
ya hu ramzan ayının muslumanlara getırdıği mutluluğu sız nerden bıleceksınız varsa yoksa aç kalıncak ben nıye aç kalayım dunyaya bır kere gelıyorum tıka basa mıdemı doldururum her anımı değerlendiririm.. yerım yer yer kusarım yıne yerım zamanım değerli bunları yapmazsam ne zaman yapcam zırvalığını düşünürsünüz ..saf bir muslumanın iftar vaktı yaşadığı mutluluğu siz alaycı ,çok bilmişlerr takımı anlamazsınız anlayamazsınız..anlamak ıstemezsınız...çünkü müslüman değilsiniz..(manevi tarafını)
sağlığın tutmana manı oluyorsa tutmazsın..(islam da bunu soyler)
orucun hiç ii yanı yok mu hepsi zarar mı..
islama çamur atalım yeterkı.. ne dersek dıyelım..

emil
16-09-2008, 00:49
Nasıl yazı yazdıysam müslüman olan inançlarımızla dalga geçiyorsun diyor, olmayan beni yobazlıkla suçluyor.:)

İşin doğrusu yazıya bakarsanız gayet iyi niyetli dalga geçmek diye bir şey yok.Ne yani bir müslüman cennete gitmek için oruç tutmuyor mu, namaz kılmıyor mu?Ne için yapıyorsunuz?Yani gökten bir melek inse, cennetin kontenjanı doldu artık cennete kimse alınmayacak, kimse öldükten sonra diriltilmeyecek dese, hala bu orucu tutmaya devam edecek misiniz?

Aslında burada dinin insanları bencilleştiren bir tarafı daha ortaya çıkıyor.Herkes kendini kurtarıyor.Birisi bütün insanlığa faydalı bir icat yapar ama ateisttir cehennemi boylar.Öbürü oruç tutuyorum diye arabistan çöllerindeki adam akşama kadar güzellik uykusunda yatar akşama orucunu açar hoop cennete.Ne diyelim ilahi adalet.

Serdar
16-09-2008, 00:51
Eziyet çekmeyle, çile çekmeyle, aç kalmayla ve de bunların doğrudan bir sonucu olan insan sağlığını hiçe saymakla sevap kazanmak arasında hiç bir bağlantı yoktur. Bunun tamamen kul, köle olmakla alakası vardır. Çile çeken, eziyet düşkünü insanlar sağlıklı bir ruhsal ve fiziksel yapıya sahip değillerdir. Bu da onların önündeki kölelik zincirinin bir yüzeysel görüntüsüdür. Sevap kazandırdığını söylediğiniz şey, kölelik zincirini daha da sağlamlaştıran etkenlerdir. İnsanın bunu anlayamaması, ruhsal ve fiziksel bozuklukla at başı gider.

Benim sizlerden beklediğim şey, hiç değilse, iyi, güzel ve sevgi dolu şeylerin sevap getireceği olmasıydı. Bunu bile duyamadım.

Yukarıda bir kaç kişinin kalbini kırdıysam da özür dilerim. Bu özürüm, benim şikayet edilmemden dolayı da değildir. Sadece dünyanın bu yolda(yani kalp kırmakla) bir yere varamayacağını anlamamdan ve hissetmemden dolayıdır. Ve en önemlisi de dünyanın böyle bir yola sapmasının suçunun sizde olmadığına inandığımdandır.

Anyon€
16-09-2008, 01:10
ya hu ramzan ayının muslumanlara getırdıği mutluluğu sız nerden bıleceksınız varsa yoksa aç kalıncak ben nıye aç kalayım dunyaya bır kere gelıyorum tıka basa mıdemı doldururum her anımı değerlendiririm.. yerım yer yer kusarım yıne yerım zamanım değerli bunları yapmazsam ne zaman yapcam zırvalığını düşünürsünüz ..saf bir muslumanın iftar vaktı yaşadığı mutluluğu siz alaycı ,çok bilmişlerr takımı anlamazsınız anlayamazsınız..anlamak ıstemezsınız...çünkü müslüman değilsiniz..(manevi tarafını)
sağlığın tutmana manı oluyorsa tutmazsın..(islam da bunu soyler)
orucun hiç ii yanı yok mu hepsi zarar mı..
islama çamur atalım yeterkı.. ne dersek dıyelım..


GÜNÜN HİKAYESİ




Bir çiftçi tanrıyı ziyarete gelmiş ve şöylesine meydan okumuş:

“Bak hocam, sen Tanrı olabilirsin; dünyayı da sen yarattın. Peki, güzel anladık. Ama tarımın a-b-c’sini bilmezsin, çünkü çiftçi değilsin. Bir tek patates bile yetiştiremezsin. Uzun sözün kısası Tanrılığına rağmen benden öğrenecek bir şeyin var.”

Tanrı büyük bir alçakgönüllülükle sormuş:

“Bana ne öneriyorsun?Tavsiyen nedir?”

“Bir yıl süreyle beni aksiliklerden koru. Sonunda evrende hiç yoksulluk kalmadığını göreceksin.”

Tanrı, çiftçiye bir yıl süre tanımış. Çiftçinin koşulları çok ağırmış. Fırtına olmayacak, yağmur yağmayacak, tohumları yiyen böcekler olmayacak, şiddetli rüzgarlar esmeyecek...Uyumlu, düzenli, sorundan yoksun bir yıl olacak...

Yıl sonunda başaklar öylesine uzamış ki, çiftçi çok sevinmiş. Güneş istemiş, Tanrı güneşi de emrine pervane etmiş. Yağmur istemiş; anında yağmur yağmış. Kesilmesini istediğinde ise gökyüzü kurumuş. Ürün bolluğu açısından mucizevi bir yıl yaşanmış.

Ne var ki yalnızca nicelik açısından mucizevi...

Çiftçi Tanrıya kasılarak şunları söylemiş:

“Onca bol ürün yetiştirdik ki, insanoğlu on yıl süreyle hiç çalışmasa bile, dünya üzerinde hiç açlık olmayacak bundan böyle.”



Ama mahsul biçildiğinde, ürünlerin kof olduğu anlaşılmış...

İçlerinde bir tek arpa, bir tek buğday tanesi yokmuş...

Çiftçi şaşkın Tanrıya sormuş:

“Ne oldu? Aksilik nerede? Nerede yanıldım?”

“Çok basit...” diye yanıtlamış Tanrı;

“Mücadeleyi engelledin. Hiç sürtüşme yoktu. Tüm kötülüklerden, güçlüklerden arındırdın mahsulü. Bu nedenle kısır kaldı. Doğada her etkenin bir rolü vardır. Güçlük çekmeden meyve alınmaz. Fırtına, gök gürültüsü, sağanak, şimşek de gereklidir. Ürünün ruhunu, özünü dingin tutarlar.”



Meselenin anlamı çok derindir. Sürekli mutlu...mutlu... mutluysan, mutluluk anlamını yitirir. Beyaz bir duvarın üstüne, bembeyaz bir tebeşirle yazı yazmak yararsızdır. Ne kadar yazsan kimse bir şey okuyamaz.

Gece; gündüz kadar gereklidir. Acı, üzüntü dolu günler; mutluluk, sevinç dolu günler kadar vazgeçilmezdir. İşte bu gerçeği kavramak da bilinçlenmektir. O zaman soru sual biter. Yaşantının ritmidir bu. Çelişki ve ikilemleri kavramaktır. Yani yaşantının sırrını çözmektir. Eşyanın değeri kalmaz. Mutsuzluk bile bu aşamaya varmış kişide ışık saçar. Üzüntünün bu türü düşmanın değil, dostundur. Onu gerekli ve gidici bir arkadaş gibi sevgiyle taşı. İleri tarihteki bir mutluluğun habercisi olarak kabullen sıkıntıyı.....

Aksi taktirde yok olur, erir bitersin!....

Sizin ki bu kadar insancıl mı?

e_webb4
16-09-2008, 01:37
oruç bence de (ki bu saatten sonra bunu yazmaya pek gerek yok akıllı başlı insanların bunu anlayabilmesi lazım) gerek fiziksel gerek psikolojik olarak kişiye ve dolayısıyla işhayatında işbölümünün yüksek safhada olduğu çağımızda çevresindekilere çok büyük zararlar vermekte. mantıklı, biraz olsun düşünen müslümanların da buna bir itirazı yoktur sanırım
o zaman düşünülmesi gereken nokta şu; bu dezavantajların yanında ne gibi artıları var ki bu kadar insan oruç tutuyor?
sadece açlıkla sevap kazanılmayacağına da kimse itiraz edemez sanırım, o yüzden bunu geçtik
kimisi irademi sınıyorum diyor, kimisi açların halini daha iyi anlıyorum diyor
bu aç kalarak iradeyi sınamak nedir bunu anlayabilmiş değilim, yokluğun ne kadar kötü bi şey olduğunu, açların halini anlayıp şükretmeyi öğreniyorum diyen insanlara da şunu sormak istiyorum;
kendisine oruç tutma sebebini sorduğumda bana bu cevabı vericek kadar aklı mantığı olan insanlar ömürlerinin 12'de 1'ini aç olarak geçirmeden bunların farkına varamıyor mu?
sürekli ahlaktan, yardımlaşmadan, din kardeşliğinden söz eden dindar kardeşlerimiz geçim sıkıntısı yaşayan komşularının, sokaklarda yaşayan annesiz-babasız çocukların varlığının farkına varmak için illa kendilerine eziyet etmek zorunda mı?

eğitim sistemimizde sınavların araç değil amaç olarak kullanılmasına benzetiyorum ben bu oruç muhabbetini
insanlar hedefe araçsız da ulaşacaklarını farkedemeyip araya araçlar sokmuş, sonra da esas hedefi unutup bu aracı amaçlaştırmış gibi geliyo bana

son paragraftaki örnek biraz saçma oldu galiba kusura bakmayın, başka türlü açıklayamadım :)

katre_07
16-09-2008, 02:05
sayın anyon
ne demek istediğini tam anlamadım anladığım kadarıyla bir şeyler karalıyım..

müslümanlar her şeyi toz pembe gören insanlar değildir.. onların da dertleri acıları çelişkileri zıtlıkları mutsuzlukları sorguları sorgulamaları vardır...

işte inandım oh be artık cennete demez hiç bir müslüman.. inancında samımı old kendıne tanrısına ıspatlamak ıcın ramazan da aç kalır..

başkaları ıcın üzulur.. kendısı ıcın uzulur.. arkadaşı ıcın uzulur..

çocuğu ilk kez baba dediğinde sevinir..

oğlu evladı vatan uğruna can verdiğinde olum cennete gitti diye sevinmez sadece allaha bırakır hayırlısı der.. böylesi kısmetmiş der..

(belki de
inançları için inancın sonunda cennet var işte ya dedirtmemek ıcın, sadece cennet için yapıyorlar dedirtmemek için, ne cennet ne cehennemin inancına etki yapmadığını ispatlamak için..

sadece vicdanı ona nankör olma dediği için..

cenetteki huriler için değil.. cehennemdeki zebanıler ıcın değil sade allah rızası ıcn ..

gönlünün bir yerinde birilerine tşkkrü borç bıldıği için ona şükranlarını samımıyetini bildirmek için..
en çok acı çekenler müslümanlardır )

ama bu öyle bir acıdır ki ..aç kalan insanın kalbıne gönlüne vicdanına mutluluk tohumları serper...

dr humanist
16-09-2008, 02:24
katre..

başkaları ıcın üzulur.. kendısı ıcın uzulur.. arkadaşı ıcın uzulur..

çocuğu ilk kez baba dediğinde sevinir..

demişsin!!!!

bunlar müslümanlığın değil,insanlığın değerleridir!

cennet ve cehennem diye bir yer kanıtlanmadıkça sen burda ne kadar cenneti,orda sevişeceğin hurileri yazsan boş,bize ifade etmez..
1.2 milyar müslüman varsa,5.8 milyar da yok,humanizm bi tek size yok,budiste de var,hristana da var..

Serdar
16-09-2008, 02:35
Koca dünya ve müslümanlık alemi açlık sefalet içinde yaşıyor zaten. 1 aycık bunu yaşamak değil mesele, insanlar zaten 365 gün bunu yaşıyorlar. Çözüm kendini daha da aç bırakarak çizilmiş bilinci ortadan ikiye yarmak değil, çözüm şu soruyu sormaktır: İnsan gücünü alan makineler ve bilim, bugün, dünya nüfusunun kat be kat fazlasını doyurabilecek yetenekte iken, nasıl olmakta da dünya giderek açlığın pençesinde daha fazla kıvranmakta? Sen bu sorunun cevabını bulduğun an, oruca, eziyetçi açlığa, dengeyi altüst edici(etkisi aylarca süren) katı geleneklere gerek kalmayacaktır. Aslında 1 ay boyunca, çile çekmek yerine, "bu sorunun cevabını bulma ayı" düzenleyebiliriz. Her yıl bu sorunun cevabı üzerine, 1 ay boyunca, daha da fazla kafa yorabiliriz. Oruç gibi ayinlerle daha fazla açıklık çekerek de kafa yorulmaz tabii.

Diğer taraftan orucun bu özel konumunu tanımladıktan sonra şunlara da değinebiliriz. Hayat devamlı mutluluktan ibaret değildir tabii. Hayatın yapısı böyledir. İnsan daima çevresine daha iyi adapte olmak ister. Bu nedenle de acıya toslar. Öldürmeyen acı da güçlendirir. Fakat açlık beyinde yaşanan bu acıyı etkisizleştirir, duyarsızlaştırır. Ders çıkarması gerekirken dinginleştirir. Fakat insan açlıkla baş başa kaldığında, ancak kısa süreliğine bir sinirlilik tepkisi gösterir. Daha ilerisinde durgunluk boygösterir, beyin yavaşladığından dolayı acının etkisi beyinde durağanlaşır. Vücut gerilemeye başlar. Sinir sistemi, alt üst olur. Kas ve tepki gücü düşer. Beyin ise çalışmaz hale gelir.

Tersi durumda ise, açlık çekmeyen bir vücutta ise, toslanan acıya karşı gelişim ve yenilik boy gösterir. Zaten gelişim ve yenilik de acıyı aşmak üzere gösterilen tepkidir. Beyin ve beden ne kadar canlıysa gösterilen tepki de o kadar fazladır. Dolayısıyla, açlıkla akılcı, dinamik çalışan bir kafayla mücadele edilmelidir. İhtiyacı olan acıyı ise, zaten dünya nüfusunun %1 hariç, geriye kalan tüm insanlarca ortak olarak yılın 365 günü çekmekyetiz.

Aşırı açlık gibi bir acı çekme sapkınlığının, çok daha başka, tehlikeli sonuçları da vardır. Fakat onlara şu an girmemek(konuların ayrıntısı ve uzunluğundan) daha akıllıcadır şu an için kanımca. Çünkü bahsedeceğimiz konular, bu başlığın sınırlarını epeyi aşar.

katre_07
16-09-2008, 02:36
katre..

başkaları ıcın üzulur.. kendısı ıcın uzulur.. arkadaşı ıcın uzulur..

çocuğu ilk kez baba dediğinde sevinir..

demişsin!!!!

bunlar müslümanlığın değil,insanlığın değerleridir!

cennet ve cehennem diye bir yer kanıtlanmadıkça sen burda ne kadar cenneti,orda sevişeceğin hurileri yazsan boş,bize ifade etmez..
1.2 milyar müslüman varsa,5.8 milyar da yok,humanizm bi tek size yok,budiste de var,hristana da var..

İNSANLIK(insalıktan nasibini almış ateist( ina budist(ina müslüman(ina tüm insanlar.......

ben bu şema içinde müslümanları göstermeye çalıştım...

katre_07
16-09-2008, 04:08
bunun adı çile değil.. sen çile görmemişsin... 12 saat açlığa çile mi diyorsun ..aaaa !!!sakın ha çok günah..
dinden çıkarsın sonra
Allah korusun..!

katre_07
16-09-2008, 04:09
oruç adamı öldürmez
ölüm orucuna yatanlar en az kaç günde ölür..?

Black_TIGER
16-09-2008, 04:40
Hz muhammedi zekasini kullandigi icin saygi duymussun.burda bir soru gelmiyormu insanin aklina.dunyada 6 -7 milyar insan var bu kadar insan zekasini kullanamiyor mu.bilim bu kadar gelismisken neden baska yazilmiyor?bu yuzden mi hz muhammed en ustun insan oluyor oyle ise siz neden bunu kabul ve tasdik etmiyorsunuz.sizin inandigniz bilim adamlari hepsi universite okumus bilimsel insan bir okuma yazma bilmeyen birisi nasil bu kadar ilimli oluyor.
Ee ayrica sen aklini kullanamayan birisi olmuyormusun .aklini kullanamiyorsun bilimden bahsediyorsun bilime inaniyorsun.aklini kullanamiyorsun bilimden bahsediyorsun halbuki hiç bir ilimin de yok.once kendinle celiskiyi gider sonra git islamda celiski ara haksizmiyim.

Sorular sormussun o sorulara cevap vermiyecegim nedeni de o sorularda gercegi ogrenmek gibi bir niyetin yok alayci uslup kullanmissin yine.
Aydinus senden de uhud bedir hendek savaslarinin nasil oldugunu anlattim cevab olarak ne diyeceksin

Unbeliever
16-09-2008, 13:49
Karakaplan,

Dostum bak önce şunu anlamaya çalış. Muhammedin aklını kullandığı yer arap yarımadası.Tüm dünya geneli değil.Okuma yazma oranının düşük olduğu, cehaletin alıp başını gittiği (ki hala aynılar) yer.Şu an dünya nüfusu olan 6-7 milyar insandan akıllarını kullananlar zaten inanmamaya başlıyorlar.Buna emin olabilirsin.Bilim o kadar gelişmiş ve gelişmekte ki din kitabı gibi bir saçmalığa önem veripte yazmaktansa, insanoğluna yararlı şeyler hakkında bilgi veren, aydınlatan kitaplara önem veripte yazmakta. Ayrıca aç bi bilim kitabıda oku bakalım, hiçbirinde sövme, cehenneme gönderme, kadınları aşağılama, daha sayamayacağım ve saymakta istemediğim bir sürü saçmalıktan bahsediyormu?Muhammeddin benden ne üstünlüğü var?3 kolu 4 gözü 7 bacağı mı var?ki bunlara üstünlük denmiyor, halk dilinde hilkat garibesi deniyor.Uçabiliyormu, su altında nefes mi alıyor.yani o da en nihayetinde bir insan.Neden ben ona vahiy geldiğine ve allahın onu seçmiş olduğuna inanayım ki. Hem kendi çıkarları doğrultusunda eklemeler yaptığı, eski kitabelerden ve hikayelerden + kutsal (!)kitaplardan kopyala yapıştır yaparak sadece arapların gündelik yaşamına göre icat ettiği bir kitaba inanayım. Ayrıca muhammedin hayat hikayesini nasıl bir eğitim aldığını biliyoruz. Bilim adamlarının hepsi ateist denemez. İçlerinde illaki inananlar vardır. Ama ateist bilimadamları da inananlarda bilimi din kitaplarıyla paralel incelemez.Benim aklımı kullanmadığım konusunda ahkam kesmişsin. Ben aklımı o kadar güzel kullanıyorum ki. O yüzden mantıklı düşünebiliyor ve bazı şeylere yorum getirebiliyorum. En azından sizin gibi "Allah bilir ben bilmem" demiyorum. Ben kendimle çelişiyordum evet haklısın. Ama gerçekleri görüpte gururla söylediğim ATEİST olma kararımdan sonra kesinlikle çelişki namına hiçbir şey kalmadı bende. Neyse konumuza dönelim. Sen bana cidden cevap verirmisin. Sorduğum soruların hiçbirinde alay yok. Ama algıda seçicilik yaptığın için sana alaycı geliyor. Ne de olsa ben bir ateistim ve dinle veya allahla dalga geçmem gerekiyor.Kesinlikle hayır. Ben gayet samimi bir şekilde sordum ve cevap bekliyorum senden.

saygılar

raskalnikov
16-09-2008, 17:41
"Özgürlükleri bağlayan her türlü zincir kırılmalı, en başta da kafalardaki "iman zinciri". İman zincirine bağlı düşünce sabittir, değişmezdir. Bu ise doğanın değişken yapısına terstir. Zincirli zihin gelişme gösteremez; değişmelere, gelişmelere ayak uyduramaz. Dünyamızdaki her türlü olumlu gelişme, dinin ve imanınki başta olmak üzere, tabuların zincirinden kurtulabildiği, yol bulabildiği ölçüde gerçekleşebilmiştir. İnsan aklı, bilim, teknoloji, insan hakları alanında ulaşılan noktalar, bu yoldaki adımların ürünleridir.
Akıl ve bilim aydınlık kesimdedir. Din ve iman ise karanlık kesimde. Aklın, bilimin ölçüleri bellidir. Gözlem vardır, deney vardır, nesnellik vardır...Yolu ışıklandıran da bunlardır. Öyleyse "din"in üzerine nasıl gidilmesi gerektiği ortada ve son derece açık: Karanlığın üzerine nasıl gidilirse, "din"in üzerine de öyle gidilmelidir. Karanlıkla savaşılırken ışık gereklidir. Dinin, imanın üzerine gidilirken de..." (Turan Dursun)

Ben “KURAN’DA KADIN” isimli çalışmamı Turan Dursun Sitesinde yayımlamadan önce uzun bir süre düşündüm.Eğer şu anda sevgili Turan Dursun sağ olsaydı ve biz aynı odada bir masa başında olsaydık birbirimizden alıp vereceğimiz çok şey olurdu.Ben onu değiştirmek için aklımı kullanarak savlarda bulunurdum.O ise bana kendi doğrularını anlatıp beni ikna etmeğe çalışırdı.

Ancak yukarıdaki düşüncelerine aynen katılıyorum.

Yalnız bir tehlike var.Acaba Turan Dursun’dan sonra gelenler ona saygıları gereği ,onun düşüncelerini aynen ve hiç muhakeme etmeden kopya mı ediyorlar?Ortaya yeni bir din mi çıkarıyorlar?Bana göre evet.Sevgili Turan Dursun’dan sonra gelen sevenleri bir din oluşturuyorlar.Bu dine ben “Tepki Dini” diyorum.Şu anda “İslamiyet” adı altında lanse edilen ve esasında ise “İslamiyet” olamayan dinin adı ise bana göre “Hadis Dini”

“Tepki Dini” mensupları yaptıkları eleştirilerde “Hadis Dini” varsayımlarını hallaç pamuğu gibi atıyorlar.Dayanakları da akıl ve bilim.Bu eleştiriler karşısında “Hadis Dini” mensupları tutunamıyorlar.Sıkışınca “İman edeceksin!”deyip işin içinden çıkıyorlar.”Allah böyle vahyetmiş!”deyip işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar.”Gel Allahın hakemliğine gidelim.Hangimizin dini doğru din”denildiğinde” O iş ahiret günü olacak” cevabı alınıyor.Yani kıvırttırıyorlar.

Ama birde soysal olgu var.1400 yıl önce Muhammedin önderliğinde ,Mekke ve Medine çevresinde ,ideolojik temelleri olan bir devlet kurlmuş.Diğer civar toplumlardan farklı sistemi olan bir toplum oluşturulmuş.Sonra bu ideolojik temel zamanımıza kadar değişe değişe gelmiş.Bazı toplumların egemenlik meşruiyet temeli olmuş.

1400 yıl önceki Muhammed dönemini nasıl inceleyip,Kur’an hakkında nasıl bilgileneceğiz?Kur’an’ın yazdıklarını nasıl ve hangi önyargılarla anlayacağız?2008 yılının önyargıları ile 1400 yıl öncenin ve hem de Mekke Madine çevresinin koşullarını bilmeden oturduğumuz yerden ahkam kesmekle bu iş olmaz.Sevgili Turan Dursun’un yukarda söylediği gibi”Akıl ve bilim”ile Kur’an anlaşılmaya çalışılacaktır.Önce objektif olacağız.Kimyadaki,fizikteki objektiflik nasılsa aynen öyle olcağız.Sonra 1400 önceki Mekke Medine koşulları bilinerek ve o zamanın değer yargılarıile düşünerek Kur’an anlaşılacaktır.

Ben “Hadis Dini” mensuplarına bir şey demiyorum.Onların savlarını eleştirmiyorum bile.Hatta bütün hadisleri olması gereken yere attım .Tarihin müzesine.Çünkü onlar 1400 yıl öncenin Mekke Medine yöresindeki toplumsal egemenlik temelini ve sistemin ideolojisini zamanımıza uyarlamaya çalışıyorlar.Bu savın kobuşmaya değer bir yanı yoktur.

Ancak “Tepki Dini” mensuplarına söyleyecek sözlerim var.Çünkü “Tepki Dini” mensupları kendilerine AKIL VE BİLİM’i yol gösterici olarak aldıklarını söylüyorlar.Bu nedenle ben savlarımı kendilerine akıl ve bilimi yol gösterici olarak aldıklarını söyleyen aydın insanlara düşüncelerimi daha kolay anlatabilirim.Onların daha kolay jetonlarının düşmesini sağlayabilirim.Kaldı ki bu insanlar karınca gibi çalışkan ve sabırlı insanlardır.Yazdıklarımı aspirin olarak algılamazlar.Aspirin gibi minnacık haplar olarak algılayıp yutunca bilgilenmeyi düşünmezler.Bilgilenmenin de okuma-aklı kullanma ve muhakeme etme sonucunda zahmetli bir iş olduğunu bilirler.Yada bilmeleri gerek.

Bu sitede kadınla ilgili “Hadis Dini” mensuplarının ve bunlara tepki olarak “Tepki Dini”mensuplarının çok şeyler yazdıklarını okudum.

Biri bir şeyler yazmış ve akıl dışı.Diğeri ise bunun akla ve mantığa aykırı olduğunu söyleyip duruyor.Örneğin biri:Tesettür! Diyor diğeri ise bu savın günümüzde haklı olarak akıl dışı olduğunu dillendiriyor.

Oysa;yapılacak iş karşılıklı itişme değildir.Tesettür gerçekten de Kur’an’da nasıl kurala bağlanmış?Araştırılacak.Ve hatta Kadın 1400 yıl öncenin Mekke Medine yöresinde ve sistemin ideolojik temeli;Kur’an’da nasıl belirlenmiş.Kadınla ilgili kurallar nelerdir?Bunlar belirlenecek.Belirlenen bu kurallar hangi zaman diliminde ve hangi coğrafyada yaşayan toplum için geçerlidir?Bunlar ortaya konacak.

İşte ben “112 Soruda Kur’an’da Kadın”isimli çalışmamda bunları ortaya koymaya çalıştım.Bu kitap taslağında yazdıklarımı da ancak bu sitede aklını kullanma becerisi kazanmış insanların anlayabileceğine inanıyorum.Bu nedenle bu sitede, parça parça yayımlamayı planladım.

Selam ve sevgiyle kalın

Not:Bu yazı dizisini Konca Kuriş’in anısına adıyorum.


sevgili duyurucu1 arkadaşım, gördüğüm kadarıyla bu konularda çalışmalar yapmış birikim sahibi birisiniz. elbetteki okumak ve öyle değerlendirmek gerekir her bir dini. ancak bunu hakkıyla yapmamız için hayatımızın büyük bir çoğunluğunu belkide hepsini bu işe adamamız gerekir. sonunda ne olacak peki yani değerlendirmeler sonucu aklımıza mantığımıza yatmassa ki şu anda bile yatmıyor yaptığım az bir araştırmaya rağmen. bence dinler insan oğlunun belirli bir noktaya gelmesinde yardımcı olmuş olabilir tabi bi çok açıdasn önünüde kapatmış olabilir. ancak geldiğimiz şu yüzyıla artık bu dinlere gerksinim kalmadığını düşünüyorum. ve sizden islam ve kadınla ilgili bir noktada beni aydınlatmanızı istiyorum. nisa suresi 34. ayeti eminim çok iyi biliyosunuz dur. şu andaki hayat şartlarını göz önüne alırsak bu ayeti uygulama şansımız nedir acaba? sevgiler..

raskalnikov
16-09-2008, 17:49
[quote=alperen55;128407]şimdi seni burada bu yazıyı okuyan sanacak ki o zamanki konuları adam bitirmişl bu işin erbabı olmus sen kısacası desene ben islamda hiç bir şeyi beyenmşiyorum ve çekiştirmeye ve benim istafdim dinde yasamalarını istiyorum müslümanların öle yana sağpa sola yalandan yatma 1400 küsür sene öncesini anlııcakmısın ya küfür küfür dür işte neyini anlıcan inkar inkardır put puttur haram denilenlerde haramdır helal dedilerinden yiyelim . insanlarıseverlim özgürlük diyip ****lik yapmayalım işte anladınmıı 1400 lü yılları bunlar işte...[/quot

kendi düşüncenden veya inançlarından insanlara zerre kadar biigi veremezken "haram haramdır helal helaldir" gibi olaylara tek yönlü yaklaşan bir insanın bu forum da hatta bu dünyada ne işi var anlamak zor. senin gibilerin allaha inanmaları güzel bişey aslında ancak o islah eder seni. dünyaya faydan yok bari zararın olmasın.

Black_TIGER
16-09-2008, 21:26
Evet sorularina cevap vericem once yazdiklarinda biseye vurgu yapmak istiyorum.

Sen dahil dunyada bulunan 6-7 milyar kisi ve 1400 sene icinde geride kalan 1400 kisi aklini kullanmistir ama sadece dusunmustur.evet dusunmekten ileri gidenlerde vardir.onlarin yazdigi sadece teoridir varsayim .halada varsayimdalar hicbir iddasini kanitlayamamis teoriler hep.

Din ile ugrasmayan bilimler icinde bunlara hic bir lafim yok .mesala bu bilgisayari icat eden.yine dunyadaki imkanlari kullaniyor.buda allah in verdigi akilla oluyor.mesala elektrik telefon ne guzel icatlar degilmi.ucak araba bunlarda cok guzel.sen kuran da nerde okudun ucaklara binmeyin arabalara binmeyin bilimden yararlanmayin diye.

Bak ben su zihniyette degilim sadece namaz kilalim oruc tutalim hiç birşeyle ilgilenmeyelim.tam tersine bilimle iman birbiriyle ic ice olsun .ama sende sunu yapma din ile bilim i birbirinden ayri zit kavramlar oldugunu savunma.bilime karsi olan dindar tabir ettiginiz kisilerle dinden cikarak savasmayin buda yanlis olur cunku dinimiz insanlarin tekel inde degil allah in dinidir.bu sitede gorunen cogunuzun kuran okudugu hata aramak icinde olsa okuyorsunuz .eyer din uzerinden siayset yapanlara karsiysaniz yanlis yaptiklari yerde onlara karsi cikin sizin dediginiz yanlistir diyebilin diyebilelim.korkak olarak dinden cikip gitmeyelim.anliyormusun.

Hz muhammedin benden ustun bir yani yok neden ona inanayim demissin.bu soruyu senden oncede sormuslar kuranda onun cevabida var ama ben sana yine bir soru sorayim.bu teorileri uyduran insanlarin senden ustun ne ozelligi var neden onlara inaniyorsun.?atiyorum darwinin 5 kolu 10 bacagi 9 beynimi var?
Bu sorundan anlasildigi uzere sen diger insanlarla esit oldugunu dusunuyorsun ama araplari cahil olarak nitelendirip onlardan ustun oldugunu soyluyorsun.bak yine celisiyorsun.

Ateist bilim adamlarin uydurdugu teoriler yine bilimle curutuluyor evrim teorilerinin cevaplarina bakarsan gorursun.bir ateist ilim adami soyle demis insanlarin yaratilmasinda yuzde 1 tesaduf olasiligi var onu arastiricam.gerci burda da onu yapiyorlar nasil mi.kuran 6666 ayet hata var dedikleri ayet 5 tane falandir saymadim ama (hata var dediklerine bir bak seninde vardir belki o kadar komikki bakar kor diye dedikleri bunlar olsa gerek .gozlerin muhurlenmesi kuranin tabiriyle).celiski de keza 10 tane bulmus olsalar (celiskiyi nasil buluyorlar cimbiz taktigi ile )hadi daha fazla diyelim .hepsi 30 adet olsun.6666 /30 .yuzde kac eder?siz aklinizi boylemi kullaniyorsunuz.

Sorularina geciyorum simdi.

Aydınus
17-09-2008, 00:29
Evet sorularina cevap vericem once yazdiklarinda biseye vurgu yapmak istiyorum.

Sen dahil dunyada bulunan 6-7 milyar kisi ve 1400 sene icinde geride kalan 1400 kisi aklini kullanmistir ama sadece dusunmustur.evet dusunmekten ileri gidenlerde vardir.onlarin yazdigi sadece teoridir varsayim .halada varsayimdalar hicbir iddasini kanitlayamamis teoriler hep.

Din ile ugrasmayan bilimler icinde bunlara hic bir lafim yok .mesala bu bilgisayari icat eden.yine dunyadaki imkanlari kullaniyor.buda allah in verdigi akilla oluyor.mesala elektrik telefon ne guzel icatlar degilmi.ucak araba bunlarda cok guzel.sen kuran da nerde okudun ucaklara binmeyin arabalara binmeyin bilimden yararlanmayin diye.

Bak ben su zihniyette degilim sadece namaz kilalim oruc tutalim hiç birşeyle ilgilenmeyelim.tam tersine bilimle iman birbiriyle ic ice olsun .ama sende sunu yapma din ile bilim i birbirinden ayri zit kavramlar oldugunu savunma.bilime karsi olan dindar tabir ettiginiz kisilerle dinden cikarak savasmayin buda yanlis olur cunku dinimiz insanlarin tekel inde degil allah in dinidir.bu sitede gorunen cogunuzun kuran okudugu hata aramak icinde olsa okuyorsunuz .eyer din uzerinden siayset yapanlara karsiysaniz yanlis yaptiklari yerde onlara karsi cikin sizin dediginiz yanlistir diyebilin diyebilelim.korkak olarak dinden cikip gitmeyelim.anliyormusun.

Hz muhammedin benden ustun bir yani yok neden ona inanayim demissin.bu soruyu senden oncede sormuslar kuranda onun cevabida var ama ben sana yine bir soru sorayim.bu teorileri uyduran insanlarin senden ustun ne ozelligi var neden onlara inaniyorsun.?atiyorum darwinin 5 kolu 10 bacagi 9 beynimi var?
Bu sorundan anlasildigi uzere sen diger insanlarla esit oldugunu dusunuyorsun ama araplari cahil olarak nitelendirip onlardan ustun oldugunu soyluyorsun.bak yine celisiyorsun.

Ateist bilim adamlarin uydurdugu teoriler yine bilimle curutuluyor evrim teorilerinin cevaplarina bakarsan gorursun.bir ateist ilim adami soyle demis insanlarin yaratilmasinda yuzde 1 tesaduf olasiligi var onu arastiricam.gerci burda da onu yapiyorlar nasil mi.kuran 6666 ayet hata var dedikleri ayet 5 tane falandir saymadim ama (hata var dediklerine bir bak seninde vardir belki o kadar komikki bakar kor diye dedikleri bunlar olsa gerek .gozlerin muhurlenmesi kuranin tabiriyle).celiski de keza 10 tane bulmus olsalar (celiskiyi nasil buluyorlar cimbiz taktigi ile )hadi daha fazla diyelim .hepsi 30 adet olsun.6666 /30 .yuzde kac eder?siz aklinizi boylemi kullaniyorsunuz.

Sorularina geciyorum simdi.

''sen kuran da nerde okudun ucaklara binmeyin arabalara binmeyin bilimden yararlanmayin diye.'' ( Schwarze Tiger )

Ne tesadüf ; biz de Kuran'ı o kadar inceledik ama , hiçbir yerde okumadık ve böyle birşeye de denk gelmedik !

Bol bol kıssa anlatılıyordu orada ; Musa asasını nasıl yere atmış da büyücülerin yılanlarını yutmuş ; İsa nasıl babasız (ilişki olmadan ) dünyaya gelmiş ve ölüleri diriltmiş , Muhammet Mirac gecesinde nasıl havaya uçmuş ve Allah'la görüşmüş ...

Abi , kara kaplan abi ; yoluna kurban oliim , Unbeliever'le beni tekkene ne zaman alacan abii ?!

Black_TIGER
17-09-2008, 03:47
BAK SENDE DİGER ATEİSTLER GİBİ DALDAN DALA SICRAYACAKSAN SENİNLE HİC KONUSMAYALIM.SEN ONCE SAVASLARA CEVAP VER AYDINUS.

UNBELİVER SENİN SORULARINA GELELİM
1.Herşeye gücü yeten, evreni 7 günde yaratan, ol dese olduran öl dese öldüren, en kısa zaman biriminden de hızlı hareket edip karar verebilen allahınız neden muhammede 23 yılda indirmiş bu kitabı?
2.neden bütün ayetleri "LAAP" diye kucağına düşürüvermemiş.

1 İNCİ SORUNA BİR ORNEKLE CEVAP VEREYİM.FUTBOL MUSABAKASİ NEDEN 90 DK OYNANİR DER GİBİ OLDU SENİN SORUN.AMA BEN YİNEDE MANTİKLA BİLGİMİ BİRLESTİRİP BİR CEVAP VEREYİM.BİLİYORSUN Kİ KURAN İNSANA HİTAP EDER İNSANLARDA O ZAMAN ALLAH HAKKINDA SORU SORARLARDI.BİLİNEN OLAYLAR OLDUGU GİBİ BİLİNMEYEN OLAYLARDA VAR KURAN DA.O ANDA YASANAN OLAYLARDA VARDI.BU KURAN IN MUCİZE BİR KİTAP OLDUGUNU VE ALLAH TARAFİNDAN İNDİRİLDİGİNİ İSPATLAMİYORMU.BEN BUNU DUSUNUYORUM BELKİ BASKA BİR HİKMETİ DAHA VARDİR ARASTİRMAK GEREK CUNKU AKIL AKILDAN USTUNDUR.

2 İNCİ SORUN .KURAN KİTAP HALİNDE GOKTEN DUSMEDİGİNİ HERKES BİLİYOR.ONLARİ KALEME ALANDA İNSANDIR.ASLINA BAKARSAN GOKTEN ACİKCA BAKTİGİN ZAMAN GOKTEN LAP DİYE İNDİGİNİ SENDE GORUYORSUN HERHALDE.BAK SİMDİ KURANDA KURANDA YASANAN OLAYLARDA VARDIR.BİR ANDA GELSE İNSANLAR SUNU SORARDİ BU SEFER .BİZİM GELECEGİMİZİ BİZEDE SOYLE YANİ BİLİNMEYENDEN HABER VER.O ZAMAN AKLIMIZIN BİR ANLAMİ KALMAZDİ BU SEFER YASAYACAKLARINI BİLİRDİN UNBELİVER SİMDİ SAHUR YEMEGİMİ YİYEYİM GELCEM

Black tiger büyük harfle yazmak bağırmak anlamı taşır. Burada bağırmıyoruz büyük harfle yazarsan yazıların kadırılacaktır.

alperen55
17-09-2008, 04:52
Önüne gelen din ve hükümleri hakkında ahkam kesiyor.İki kitap karıştırıp,interneti dolaşarak alim olduklarını sanıyorlar heralde.
Orucun maddi ve manevi birçok faydası vardır insanlara.Tabi salt aç kalınarak yapılan bir ibadet orucun anlamını yerine pek getirmiş olmaz,ama kimse sevap-günah kabul red hakkında hüküm veremez.
Oruç insanın normal yaşam süreci boyunca yaptığı ve yapmadığı eylemlerin sorguya çekilmesine vesile olur.Günahlardan insanların 1 ay boyunca kaçınması demek onlardan kurtulmak için önemli bir adım demektir...Kimse mükemmel değil..Ben de elhamdilillah müslümanım diyorum ama birçok günah işliyorum günlük hayatımda..En basiti hergün karşı cinse onların rahatsız olabileceği ve dinimim yasakladığı bir şekilde bakmaktan kendimi alamıyorum..Ama ramazanda çok şükür ilk bakıştan sonra geriye dönüp bakmıyom..:)
Zamanında alkol de kullandım..Ve ramazan bu alkolu bırakmama vesile de olmuştu...
Ramazanın anlamı gerçekten çok öenmli dinimizde..Allahın verdiği nimetlerin değerlerini anlıyoruz.Kendini ne kadar kontrol edebildiğini deniyorsun.Önünde yemek de su da var ama onları kullanamıyorsun...Böylece o nimetlere ulaşamayanların durumlarını daha iyi anlıyorsun...Sırf allah rızası için yapılan bir ibadet ve allah bunun karşılığını özel olarak vereceğini peygamber efendimize bildiriyor...
Orucun sağlıklı insana hiçbir zararı da yoktur..Orucun sağlığa faydalarını yerli ve yabancı birçok bilimadamı açıklamıştır..Merak eden internetten araştırabilir...
sen ne kadar izah edersen et inkar eden kişi bunu kabul etmez çünkü bunlar herşeyi öğrenmiş sıkı üstadlardır senin yada ben gibi inanan kişilerin dediğin kulaklarının yanından gecrek midesine oaradaanda kalp yerine dillerine sırayet eder ve ne konustuklarını asla bilemezler tek işleri inkardır konuyu öğrenmek için değilde bak siz işte yanlış yapıyorsunuz bu böyle değil böyle böyle değipalimlik yaparlar her konuda çünkü cahilik böyle bir şeydir bilmediği konuda bilgiçlik taslamaktır , saptırma ise daha kötü bir alçaklıktır Rabim bizi o alçaklardan korusun ...

ORUÇ, nefsi ıslahtır, tabi inan için.....

Black_TIGER
17-09-2008, 05:47
3.insanlar islamiyet veya muhammedden evvel yanlışlar içinde değillermiymiş ki 23 sene boyunca bütün oluşan yanlışlıklara istinaden ayetler inmiş?
4.muhammedin cinsel yaşamından bize ne?kitapta neden yazar?ona göre mi hareket edeceğiz?Herkesin hayatı kendine...
5.Neden bütün kitaplar birbirinin aynı?Bu benzerlikteki kitapları ve dinleri takmamış, sallamamış insanlara bunun bir diğer benzerini göndermek ne kadar doğru?O zaman sizin allahınız, insanların doğru yola girmesini istemiyor. Zaten yemin etmiş bizi cehennemine göndermeye.Neden?

3 UNCU SORUN A GELELİM .EVET YANLİSLAR İCİNDEYDİ DAHA ONCEDE PEYGAMBERLER GELDİ YAHUDİ VE HRİSTİYANLAR . ŞİMDİ DE YANLISLAR İCİNDE KURAN A BAKARSAN O GUN KU İNANMAYANLARIN SORULARİYLA BUGUNKİLERİN AYNI OLDUGUNU GOREBİLİRSİN.1400 SENE SONRA HALA AYNI SORULAR SORULURUYORSA ONDAN ONCEDE SORULMASİ NORMALDİR.KURAN DA GECMİSLERİN YANLISLARİYLE İLGİLİ AYETLER VARDIR. TARİH TEKERRURDEN İBARETTİR.(TARİH İLİMİ)

Black tiger büyük harfle yazmak bağırmak anlamı taşır. Burada bağırmıyoruz büyük harfle yazarsan yazıların kadırılacaktır.
4.UNCU SORUN CARPİTMA OLMUS CİNSEL HAYATI YOK KURANDA CARPİTMA LUTFEN.KİTAB TA EVLİLİKLERİ HAKKINDA YAZAR.BUDA MUHTEMELEN SORU UZERİNE İNMİSTİR.AYNI SEY SENİN BASINA GELİRSE ONA GORE HAREKET EDİCEKSİN TABİ .PEYGAMBERE MAHSUS KILINANLAR HARİC TABİ.MESALA 3/2 SİNİ PEYGAMBERİMİZ NAMAZDA GECİRİRDİ.DİGER İNSANLARA BU SART KOSULMAMİS AMA YAPABİLME GUCUN VARSA YAPSAN ALLAH BUNU ZAYİİ EDİCEK DEGİLDİR YAPAMASSAN DA GUNAH DEGİLDİR.CUNKU ALLAH KULLARINA KARSI COK MERHAMETLİDİR.

5 İNCİ SORUN .NEDEN AYNI CUNKU AYNI ALLAH GONDERİYOR BU KADAR DA DUSUNCESİZMİSİN.BENZER KİTAPLAR OLARAK İNCİL VE TEVRATİN BUGUNKU DURUMUNU BİLİYORUZ.GERCİ BEN SADECE İNCİL İN AYETLERİNE BAKTIM MERAKTAN EN AZİNDAN ONU BİLİYORUZ.BENZER KİTAPTAN KASTİN BUYSA .SAYET BASKA BİR KİTAP SA İDDAAN SOYLEDE BİZDE BİLELİM .BİRDE ZEBUR VAR HİÇ OKUMADIM SAHSEN.DOGRU YOLA GİRMESİNİ DERKEN SANKİ SANA KURAN ULASMAMİS GİBİ KONUSUYORSUN BURDAKİLER KURAN İ COK İİ OKUYORLAR DEMİSTİM BUNUDA.CEHENNEME NEDEN Mİ GİDECEK İNSANLAR.İNANMAYARAK NANKORLUK ETTİGİ İCİN.HALBUKİ SANA VERİLENLERDEN DOLAYİ SUKRETMEN GEREKMİYORMU.AMA SEN SEYTAN A BİLMEDİGİN SEYLERE UYUYORSUN.

aydoe
17-09-2008, 10:36
''Orucun sağlıklı insana hiçbir zararı da yoktur..Orucun sağlığa faydalarını yerli ve yabancı birçok bilimadamı açıklamıştır..'' Kenny

Zararımı yok ?Faydalımı?
Oruç faydalı ise bir yaşam ve beslenme şekline getirelim ve tüm yaşantımız boyunca uygulayalım.
Bilim adamları orucun faydalarını açıklamışta niye hasta olanlar tutamıyor?
Hasta olanlarada şifa verse ya bu faydalı ibadet.Hekimler önerse hastalara oruç tutunuz dese.
Orucun ne faydası olacak hekimler her zaman az ye sık ye bol bol su iç derler.

kenny
17-09-2008, 11:50
Aydoe..orucun sağlıklı insana bir zararı yoktur sağlığını olumsuz yönde etkileyecek...Sağlığı yerinde olmayan adam zaten oruç tutmaz çünkü ona farz değildir !
Sağlıklı insan oruç tutarak metabolizmayı ve mideyi dinlendirir,vücutta birikmiş yağ ve gereksiz enerjiyi yakar ,,yerlerine sıfır km olanları gelir senin anlayacağın dilden.
Yukarda yazdıklarımdan sonra da anlamamışsan konuyu bence ne sen ne de ben bir daha bu konu hakkında konuşalım..saygılar..

qw19
17-09-2008, 12:38
Kenny oruç işte verimi düşürür, hatalara neden olur ve iş kazaları artar.

Ne sağlığı, oruçlu insanların trafikte, şurada burada nasıl canavarlaştıklarını görüyoruz bırakın artık şu misyoner zırvalıklarını.

Dünya kadar makale var bu konuda, ayrıca Aydoe'nun tesbiti de çok yerinde değiştir beslenme alışkanlığını daha sağlıklı ol.

Seni oruçluların çalıştığı bir işyerinde görmek isterim, nefes kokusu, esneme uyuşuk, uyuşuk hareketler, baygın bakışlar, bir sürü hata, iftara yetişmek için işten kaytarmalar. İş umurunda değil yetişsin/yetişmesin yeterki o iftara yetişsin.

Yesinler öyle orucu. Zaten yarım akıllı topu, oruçla o yarım da gidiyor.

Madem oruç tutacaksın yıllık iznini alsana, almaz hem kendi tutar, sana da tutturur.

Bu iş benim çok başıma geldi, işimde oruç tutmayı yasakladım, nedenim iş kazası olmasın ve verim düşmesindi, oruç tutan işe çıkmasın demeyide akıl ettim. Çünkü iş paraya geldimi oruç yüzünden iş kaybımızı kimse hatırlamaz. Neyse greve gittiler, dinimizi yaşatmıyor diye elçiliğe şikayet ettiler, elçilik uzmanlarını gönderdi, insanlara oruç tutma diyemezsin dediler, burası benim işim ve derim diyerek gerekçelerimi anlattım. Makul karşıladılar ve hak verdiler. İşçilerede işi asıl ben bırakıyorum dedim, size bu koşullarda maaş ödeyemem, siz sevap kazanacaksınız diyede vebalini ben çekemem,böyle devam ederseniz burada kalmamızın da anlamı yok dedim. Devamında 120 kişiden 111i işe çıktı, orucu bıraktı, 9 kişiyide Türkiye'ye gönderdim. Bizim insanımız aslında çok sağduyuludur, hepsi ilk başta bir feveran eder ama sonrasında hemen toplar. Burada bahsi geçen insanlar için din son derece vazgeçilmezdir, hepsi de köy kökenliydiler, ama mantık üstün geliyor.

Selamlar.

intizar
17-09-2008, 13:00
sn: VGM ; Üstün gelen mantık değil! Senin işveren olman o insanlarında çalışan olması. Gücünü ısbatlamışsın garibanlara. Merak ediyorum zorla oruçlarını yedirdiğin insanlardan verim alabildin mi??

judas
17-09-2008, 13:30
En basiti hergün karşı cinse onların rahatsız olabileceği ve dinimim yasakladığı bir şekilde bakmaktan kendimi alamıyorum..Ama ramazanda çok şükür ilk bakıştan sonra geriye dönüp bakmıyom..:)
Zamanında alkol de kullandım..Ve ramazan bu alkolu bırakmama vesile de olmuştu...

fazla lafa gerek yok gerçekten senin için acayip yararlıymış. böyle bi sapıtmışlık olamaz tam bi müslümansın yani allah seni çok seviyo. onun bunun anasına bacısına oruç değilken bakıyosan zaten tam bi müslümansındır

edda
17-09-2008, 13:49
gercekten ilginc buldum oruca olan yaklasimini.

Neden bakmayasin güzele, orayi pek anlayamadim gerci, zira güzele bakmak sevapmis derler. Insanin hem icini hem de ufkunu acarmis. Allah vergisiymis. Baksinlarda icleri acilsin diye yaratirmis Allah güzeli. Bakilmamasi gerektigine inandirmissan kendini sen güzele ve güzellige, tabii boynum kildan ince, bildigin gibi yasa diyecegim. Dogani inkar etmek ugruna verdigin bu kararin dogruluguna inanmissin bir kere besbelli. Sana bu durumda yine de sunu sormadan duramiyorum: Sen neden Allahin 12 ayi boyunca oruc tutmuyorsun bu kadar günahkarsan? 11 ay günah saydigin her seyi yapip onikincisinde bir ay oruc tutup tüm günahlarini affettirmek icin mi?
Sormaz mi bu Allah sana: Ya Kenny, madem nefsine Ramazanda bu kadar hakimsin, geri kalan onbir ayda gözün neden oynasta, sen beni kandirmaya
utanmiyor musun diye?

Kardesce öptüm
Edda

qw19
17-09-2008, 13:52
sn: VGM ; Üstün gelen mantık değil! Senin işveren olman o insanlarında çalışan olması. Gücünü ısbatlamışsın garibanlara. Merak ediyorum zorla oruçlarını yedirdiğin insanlardan verim alabildin mi??

Sence ne yapmalı intizar, deniz fenerinin yaptığınımı, peygamberinizin sünnetidir nasılsa ekmeden biçmek.

İntizar normal aylardaki performansları gibi devam ettiler. Kaza olmadı. Maaşlarında da sıkıntı çıkmadı.

Güç uygulamak aslında insanlara dinin dayatması değilmi, hem de sağlık, iş bozucu ve kaza yaptırıcı dayatma değilmi. Dürüst insan neden izne ayrılmadan oruç tutuyorlar insanlar, madem sevap kazanacak iznini ramazanda kullansın. Kimseyi de zarara uğratmasın.

Neden siz aklı evvel mürekkep yalamış müslümanlar olarak insanlara çalışırken oruç tutmamayı öğütlemiyorsunuz. Kimse umurunuzda değil çünkü. Gariban maaş alamamış sana ne takarmısın, 3,4 çocuk katıksız ekmek yesin nolurki, sen orucunu tutda dünya yansa dönüp bakma.

Neden bu kadar gerisiniz hiç düşündünüz mü, çünkü bencil ve kötüsünüz. Kuran'ın normlarına uydunuz mu kendiniz dürüst ve iyi insan oldum gerisi boş zannediyorsunuz. Halbuki Kuran'a uyan toplumların insan hakları , bilim, sağlık, refah, eğitim yolsuzluk sıralamasındaki yerleri sizlerin ahlaki değerlerinizin ne durumda olduğunun en somut göstergesidir.
Dinin bir ülkenin kalkınmasına vurduğu baltayı gözler önüne sermek isterim. Bugünkü Türkiye'nin içler acısı hali. Gelin bunun nedenlerini araştıran Can Dündar'a kulak verelim


Türkiye'de kaç okul var?
67 bin...
Kaç hastane var?
1220...
Kaç sağlık ocağı var:
6 bin 300...
Peki kaç cami var?
85 bin...
Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.
Peki, kaç kilise var?
270...
* * *
Türkiye'de kaç doktor var?
77 bin...
Peki, kaç din görevlisi var?
90 bin...
Türkiye'de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.
Eğitim-Sen'e göre Türkiye'nin 200 bin öğretmen açığı var.
* * *
Türkiye'de kaç kütüphane var?
1435...
Almanya'da kaç kütüphane var?
11 bin...
Türkiye'nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var?
13...
Kaç kentte kuran kursu var?
81...
Bu kursların toplam sayısı kaç?
3852...
* * *
Türkiye'de 1 opera derneği var; 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var.
Peki kaç tane 'cami yaptırma derneği' var?
35 bin...
* * *
İçişleri Bakanlığı'nın bütçesi ne kadar?
783 trilyon...
Ulaştırma Bakanlığı'nın?
678 trilyon...
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın?
677 trilyon...
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın?
632 trilyon...
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın?
280 trilyon...
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın?
249 trilyon...
Çevre ve Orman Bakanlığı'nın?
404 trilyon...
Sadece Sünnileri temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bütçesi ne kadar?
1.3 katrilyon...
8 bakanlığın bütçesi kadar...
22 üniversitenin toplam bütçesine denk...
* * *
Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yıldan yıla büyümesine bakalım:
1997'de 66 trilyon.
1998'de 119...
1999'da 180...
2000'de 270...
2001'de 302...
2002'de 553...
2003'te 771...
2004'te 1 katrilyon...
2005'te 1 katrilyon...
2006'da 1,3 katrilyon...
2007'de 2,7 katrilyon... * * *
Bir ülke, Diyanet'e, bütün üniversitelerine ayırdığı bütçe kadar pay ayırıyor ve bunu son bir yılda ikiye katlıyorsa, doktordan, öğretmenden fazla imam yetiştiriyorsa, hastane değil cami yaptırıyor, kütüphaneden çok Kuran kursu açıyorsa, o ülkenin durup bir daha düşünmesi gerekmez mi?

Can Dündar



ATO'nun raporu, Türkiye'deki yatırım ortamını ele alıyor ve yabancı sermayenin neden Türkiye'ye gelmekte nazlandığını çeşitli örneklerle sıralıyor. Yatırıma ayrılan her 3 Lira'nın 1'inin rüşvete ve yolsuzluğa gittiği iddia edilen rapora göre vergi ve girdi maliyetlerinin yüksekliği, yolsuzluğun büyük boyutlarda olması, kayıt dışılığın etkinliğinin yanı sıra Türkiye'de yabancı sermayeli bir şirketin kuruluşunun uzun zaman alması, yabancı sermayenin girişine engel oluyor. Raporda, ekonominin kırılgan, risklerin yüksek olunca yabancı yatırımcı yatırım için değil, getirim geliri elde etmek için geldiği kaydedildi.

VERGİ VE RÜŞVET PAYI
• Türkiye, istihdam üzerindeki vergilerde yüzde 42, Gelir Vergisi'nde yüzde 45, Kurumlar Vergisi'nde yüzde 33 ile 'dünyada en yüksek vergi oranına sahip ülke' olarak başı çekiyor.
• Buna karşılık her 3 Lira'nın ikisi vergi dışı kalıyor, yatırıma ayrılan her 3 Lira'nın 1 Lira'sı rüşvete ve yolsuzluğa gidiyor. Türkiye, yolsuzluk sıralaması, rekabet gücü ve insani gelişme endeksinde de nal topluyor.
• Türkiye 1.38 dolarla dünyanın en pahalı benzinini kullanıyor. Bir Türk yatırımcı benzine ABD'lilerden litre başına 1 dolar fazla ödüyor.
• Doğalgaz fiyatlarında da durum farklı değil. Türkiye, Japonya ve Tayvan'ın ardından pahalı doğalgaz kullanımında dünya üçüncüsü.
• En pahalı elektrik kullanımında Türkiye 9.44 sent ile dünya dördüncüsü.

%99'u Müslüman namuslu İslam ülkesi Türkiye.

aydoe
17-09-2008, 13:56
Aydoe..orucun sağlıklı insana bir zararı yoktur sağlığını olumsuz yönde etkileyecek...Sağlığı yerinde olmayan adam zaten oruç tutmaz çünkü ona farz değildir !
Sağlıklı insan oruç tutarak metabolizmayı ve mideyi dinlendirir,vücutta birikmiş yağ ve gereksiz enerjiyi yakar ,,yerlerine sıfır km olanları gelir senin anlayacağın dilden.
Yukarda yazdıklarımdan sonra da anlamamışsan konuyu bence ne sen ne de ben bir daha bu konu hakkında konuşalım..saygılar..

Senin bildiğin kadar benim unuttuğum vardır ,sevgili kenny
Daha önce de tartışılmış forumda

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=1079&highlight=oru%E7un+zararlar%FD

Bana oruç sağlık için iyidir demeyiniz,ibadet için yapıyorum deyiniz anlarım
Açlık la terbiye oluyoruz deyin anlarım

qw19
17-09-2008, 14:55
http://www.transparency.org/policy_research/surveys_indices/cpi/2007
International Transparency'nin araştırması sonucunda az yolsuzluktan, çok yolsuzluğa sıralaması oluşturulmuş, araştırma 179 ülke arasında yapılmıştır.

Selamlar.

duyurucu1
18-09-2008, 00:29
DÜNYAYA GELME AMACI NEDİR?MÜKEMMEL İNSANA DOĞRU GİDİŞ

Dünyaya gelme amacımız nedir?Sevap kazanmak,cennete girmek mi?Cehennemden kaçınmak mı?Hayır! Muhammed 1400 yıl önce kuralsız yaşayan Arap toplumunu kurallı davranmaya sokmak için eğer cennetle müjdelemese cehennemle de aşırı korkutmasa idi bir tane dahi kendisine inanacak Arap bulamazdı.Çünkü o dönemin insanlarının bilgi ve görgü seviyesi ancak cennet ve cehennem kavramlarının dine katılmasını gerekli kılıyordu.O dönem ,insanların kurallı davranmalarında etkili bir eğitim ve yaptırım aracı olan cennet ve cehennem, sonraları etkisini kaybetmiştir.Zamanımızda ise insanları kurallı davranmaya sevk etmek için cennet ve cehennem hepten etkisizleşmiştir.Günümüz insanın görgü ve görüşü çok değişti.Küreselleşmeye paralel olarak iletişim arttı.Artık eskiden olduğu gibi bazı şeyleri sorgulamadan inanmıyor.Sorgulama başladı.Bu nedenle günümüzde cennet ve cehennem ile insanlara bir davranışta bulunmalarını sağlamak olanaksız.Günümüz insanı artık nereden gelip nereye gittiği hakkında tabuları zorlamaktadır.Çağ öncesine yönelik dinler günümüz insanının yaşam biçimine uygun düşmemektedir.

Muhammed nasıl, kendi zamanına,coğrafi ortamına,yaşam düzeyine ve biçimine uygun dini oluşturmuşsa,günümüz insanı da zorunlu olarak kendi yaşam biçimine uygun evrensel dünya dinini oluşturmaktadır.

(Devam edecek)

Ride
18-09-2008, 16:57
Ölümden sonra yaşam anlayışı Mısır çontanrılı dinsel kültüründe vardı. Fakat firavun Akheneton döneminde kurulan tektanrılı Aton dininde ölümden sonra hayat kesin olarak reddediliyor.

Freud'un sağlam teorisine göre, Musa, Akheneton'un tektanrılı dinine sıkı sıkıya bağlı bir Mısır prensi veya memuru veya askeridir, Akheneton'un ölümünden sonra o ve onun dini bütün anısıyla birlikte Amon rahipleri ve yeni firavunlar tarafından silinmek istenince Musa artık Mısır topraklarında güvende kalamayacağını anlamış ve Yahudi kavmini yanına alıp Mısır'dan kaçmış ve onlara Aton dininin esaslarını öğretmiştir...

Fakat Musevilik, ki Mısır'dan çıkıştan çok sonra resmi olarak oluşması artık belirlenmiştir, Kadeş'te bir diğer Yahudi kavmi ile Mısır'dan çıkanların birleşmesi ve o bölgede bulunan Midyan kültürünün etkisiyle tektanrılı Aton dini ile çoktanrılı Midyan dininin dinsel kültlerinin birleşmesiyle oluştuğu düşünülüyor. Midyanlıların "Volkan Tanrısı" Yehova, Museviliğe tek tanrı olarak geçmiştir.

Ahiret ile ilgili Tevrat'ta MÖ 2. yüzyıla kadar herhangi bir kayıt yok. İlk olarak bu tarihte Tevrat'a ahiret ile ilgili eklemeler yapılıyor. Ondan öncesinde, Tanrı'nın yeryüzünü Adem için yarattığı, Mezopotamya'da aynı koldan 4 ırmak oluşturduğu (ikisi Fırat ve Dicle), onu ve eşini (Havva) bu bölgede bulunan Aden cennet bahçesine koyduğu, sonra bu ikisi yasak elmayı yiyince Tanrı'nın gazabına uğrayıp o bahçeden atıldıkları, kendilerinden gelen nesillerin de lanetlendiği, ayrıca Adem'e sonsuza kadar toprakla uğraşma, Havva'ya da doğururken acılı ağrılar çekme cezası verildiği söyleniyor. O zamana kadar doğum var mıydı da o zamandan sonra "acılı"sı başladı diye sormuyorum bile. Kutsal kitaplarda bu tarz çelişkilere her zaman yer var.

Fakat Yahudi toplumunun geçirdiği tarihsel vakalar, bu kültün, travmalar, acılar, gelişimler neticesinde, "yukarıdan olan biteni gözleyen ve daha sonrasında öldükleri vakit insanları dünyadaki icraatına göre cennete ya da cehenneme yollayan Tanrı" inancına dönüşmesine neden oluyor. Belki de, toplumu yola getirmek için ya da acılar çeken topluma "Merak etmeyin, şimdi acı çekiyorsunuz ama hepsinin karşılığı öteki tarafta var" dedirtmek için kondu bunlar.

Oysa bu dönüşümden yüzyıllar önce yazılmış ilk Tevrat bölümlerinde, cennet diye birşeyden bahsedilmiyor... Aden cennet bahçesi var. Orası, Tanrı'nın seçtiği kavim olan İsrailoğulları için vaadedilmiş topraklar... Bahsedilen yer, Kenan toprakları denilen yer. Orada içinden bal ve süt akan ırmaklar bulunduğu gibi güzellemelere gidiliyor. Sonra ne olduysa oluyor, Yahudilerin cennet hayatı süreceği Kenan toprakları veya Aden, cennete dönüşüyor... Kötüler için de cehennem var hal böyle olunca.

Adem-Havva efsanesinin de Sümer yazıtlarında kökeni vardır. Tabii ki Sümerler kendi tanrılarının ismini vererek bu anlatıyı kullanırlar. Ama cennet-cehennem inancının ortaya çıkışı bu şekilde olmuştur. Güç sahibi olana kadar Mekke'de ve ticaret yaptığı yerlerde Yahudilerle arası iyi olan Muhammed de rahiplerle yaptığı sohbetlerde aklında ne kalmışsa olduğu gibi Kuran'a aktarıyor. Mistik Arap şiirlerinden de arada esinlenmiş olabilir. Kuran'daki anlatılar, her başlıkta olduğu gibi ahiret başlığında da Tevrat'a göre çok yüzeysel kalıyor. Ufak tefek değişiklikler var tabii... Mesela Tevrat'ta, "müthiş ikili"ye yasak elmayı yediren, bir yılan; Kuran'da ise şeytan.

duyurucu1
18-09-2008, 22:29
AMAÇ SEVAP KAZANMAK YADA GÜNAHTAN KAÇINMAK DEĞİLSE,NEDİR?

İnsanlar da diğer canlılar gibi bir plan ve bilinçli bir amaç uyarınca oluşuyorlar.Her canlı oluşuyor,kendi özelliklerini yeni canlıya geçiriyor ve ömrünü bitirip Tanrıya dönüyor.İnsan da binlerce seneden beri tıpkı hamam böcekleri gibi,ağaçlar gibi oluşuyor.Özelliklerini yeni canlıya geçiriyor,ömrünü tamamlıyor ve Tanrıya dönüyor.Ancak bu süreçte insanın geçirdiği özellikler eskinin aynı olmuyor.İnsan yaşarken atasından aldığı özelliklere yenilerini ekliyor.Onları mükemmelleştiriyor.Çocuğuna atasından aldığı özellikleri daha değiştirerek ve mükemmelleştirerek aktarıyor.Böylece, sonra gelen insan atasından daha yetkin ve daha bilgili daha mükemmel oluyor.En sonunda mükemmel insanda oluşacak özellikler binlerce yıllık atalarının bilgi ve beceri birikimini kapsayacak.Bu insanda eski ataların tüm özellikleri temsil edilecek.

AMAÇ MÜKEMMEL İNSANI OLUŞTURMAKTIR!

Hayvanlar ve bitkilerde de aynı sistem mi işliyor?Bu konuda net bilgiye sahip değilim.Hayvanların ve bitkilerin evrimleştiği iddiaları yada evrimin olmadığı iddiaları var.Ancak benim gözlemim insanın bitki ve hayvanlardan çok çok hızlı bir şekilde değişim ve gelişime uğradığıdır.İnsan,öle dirile,Tanrıya dönüşe Tanrıdan oluşa oluşa mükemmel insana doğru ilerlemektedir.

BU İŞ NE ZAMANA KADAR SÜRECEK?

Diyelim ki en mükemmele erişildi.Sonra ne olacak?İşte cennet cehennem denilen olgu o zaman ortaya çıkacak.Cennet huri kızlarının oğlanların fink attığı ,kırmızı toprak yeşil yapraklardan oluşan bir yer değildir.Kar topu gibi yuvarlana yuvarlana öle dirile mükemmeleşen insanın nitelik olarak da sıçrama yapacağı bir aşamadır.Bu aşamanın olduğu zamanda kıyamettir.Cehennem insanların “adana kebabı” oldukları sonsuza kadar çalışan kebapçı ocağı değildir.Cehennem her aşamada insanın yanlışlarından dönmesi için yaşam seviyesinin asgari olduğu bir alandır.İnsanın acı çektiği atmosferdir.İnsan,Cehennemi gördükten yaşadıktan sonra yaşamının her evresinde normal yaşama dönebilir.

(Devam edecek)

timsah
19-09-2008, 03:04
Bu konu Kuran ayetleriyle desteklenmediği için, sadece fantazi içerikli olduğundan, Cafe
forumuna taşınıp orada tartışmaya devam edilmesi uygundur.

Unbeliever
19-09-2008, 10:39
Kara Kaplan,

1. soruma cevabının cevabı;

Söylediğin şeyin çok saçma olduğunu düşünüyorum.Neden mi?o zaman yaşananlara istinaden indiyse ayetler, bu zamana kadar devam etmeliydi.Çünkü insanoğlu yapısı itibariyle hep sorgular ve hep merak içindedir. Ve sosyal ve kültürel olarakta devamlı olarak gelişmektedir. O dönemde gelişme hızı ne kadar olabilirki? Ki bahsettiğimiz tüm tarih kitaplarında yazan Cahil Arapların dönemi. Burada ırkçılık yapmıyorum. Yanlış anlaşılmasın. O dönemin okuma yazma oranı ve sosyal yaşantısı ile alakalı olarak söyledim. Bilinen ve bilinmeyen olaylardan bahsetmişsin.Yani cahil arap toplumunun bilmediği şeyler.Yani daha evvel herhangi bir yazıt, kitap veya kutsal kitap okumamış bir toplum.onlar için zaten dışarıdan ne getirsen yeni ve bilinmez olacaktı. Ama bu bilinmeyenlar muhammed ve onun kitabından asırlar evvel biliniyordu.O da bunun farkındaydı. Şimdi bizde allah hakkında sorular soruyoruz. o zaman inmeye devam etsin ayetler.sen şimdi diyeceksinki allah kitabını tamamlamış artık soruların cevabını ondan bulabilirsin. Peki...herşeye kadir olan allah neden ileride bizim gibi insanların olabileceğini öngörüp her şeye cevap verebilen bir kitap yazmamış.ya da yazmışsa neden 23 sene ile kısıtlamış. Eğer insan hayatını etkiyelecek kurallar ve kıstaslar 23 sene ile sadeleştirilmişse Kuran hakikaten allahın bir MUCİZEsi.

2.soruma cevabının cevabı;

Bir insan yaşayış tarzı olarak ileride neler olabileceğini (mucizeler dışında) az çok tahmin edebilir. Ve ona göre tedbirini alabilir. Yani senin söylemine göre kuran pattadanak inseydi insanlar onu fal aracı gibi görüp gelecekten haber mi isteyeceklerdi? İstemelerine gerek yok ki zaten söylüyor kitabınız. İnsanlar cehenneme gidecekler, kıyamet kopacak, bla bla....bence o insanlar soru sormaya gerek duymamışlar. zaten kitabınız herşeyi anlatıyor değil mi?

3.soruma cevabının cevabı;

Çok güzel söylemişsin.Tarih tekerrürden ibarettir. Geçmişteki yanlışların bugün bile yapıldığını ve soruların hemen hemen aynı olduğunu da eklemişsin. O zaman senin tanrında tekrar yapıyor. İşin kolayına kaçıyor. " Nasıl olsa elimde yapılmışı var. Biraz daha ekleme yaparız. aha sana yeni kitap yeni peygamber yeni din..Daha ne istiyor benim kullarım. Uğraşamam şimdi onlarla, bakıp okuyup insansınlar işte " demiş o zaman. Yani tanrı da tekerrür etmekte.Bu sorular hala soruluyorsa o zaman dinler, kitaplar ve peygamberler ve hatta tanrınız bir işe yaramıyor demektir.

4.soruma cevabının cevabı;

Aynı şeyler benim başıma neden gelsin?Ben peygamber miyim?:)

5. soruma cevabının cevabı;

Senin kadar düşüncesiz olmadığımı biliyorum. Neden mi? Azıcık bilgin olsaydı, 4 adet incil olduğunu ve bunların nasıl seçildiğini, tevratın sapık hahamlar tarafından nasıl kendi kötü emelleri doğrultusunda değiştirildiğini bilirdin. Hadi bunları geç sen hala bu kitapları allahın gönderdiğine mi yoksa insanla tarafından değiştirildiğine mi inanırsın?Zeburu okumadım çünkü gerek duymadım.Çünkü bana ulaşmamış olduğunu iddia ettiğin kurandan başladım, incille ve tevratla devam ettim ve sonra masal diyarından çıktım. son kelimelerine yorum bile yazmak istemiyorum.

Titan
19-09-2008, 13:18
Hz muhammedin benden ustun bir yani yok neden ona inanayim demissin.bu soruyu senden oncede sormuslar kuranda onun cevabida var ama ben sana yine bir soru sorayim.bu teorileri uyduran insanlarin senden ustun ne ozelligi var neden onlara inaniyorsun.?atiyorum darwinin 5 kolu 10 bacagi 9 beynimi var?
Bu sorundan anlasildigi uzere sen diger insanlarla esit oldugunu dusunuyorsun ama araplari cahil olarak nitelendirip onlardan ustun oldugunu soyluyorsun.bak yine celisiyorsun.


Kazdığın kuyuya kendin düşmüşsün, kimse Darwini veya herhangi bir bilim adamını idol olarak benimseyip tapmaz. Hep aynı kurnazlık, sıkışınca peygamberlere karşı günümüzde yaşayan insanları örnek göstermek. Sanki biz bilim adamlarından dolayı onlara tapıyormuşusuz gibi bir söylem bu, kimbilir sende de bir bilim adamlığı potansiyeli vardır, ama sen bunun farkında değilsindir.

Titan
19-09-2008, 13:23
Ateist bilim adamlarin uydurdugu teoriler yine bilimle curutuluyor evrim teorilerinin cevaplarina bakarsan gorursun.bir ateist ilim adami soyle demis insanlarin yaratilmasinda yuzde 1 tesaduf olasiligi var onu arastiricam.gerci burda da onu yapiyorlar nasil mi.kuran 6666 ayet hata var dedikleri ayet 5 tane falandir saymadim ama (hata var dediklerine bir bak seninde vardir belki o kadar komikki bakar kor diye dedikleri bunlar olsa gerek .gozlerin muhurlenmesi kuranin tabiriyle).celiski de keza 10 tane bulmus olsalar (celiskiyi nasil buluyorlar cimbiz taktigi ile )hadi daha fazla diyelim .hepsi 30 adet olsun.6666 /30 .yuzde kac eder?siz aklinizi boylemi kullaniyorsunuz.

.

Yahu elli kere mi yazacağız buraya, adı üstünde teori olan şey pratikte gerçekleşmedikten sonra hiçbir şey ispatlayamaz. Teorinin amacı da budur zaten, pratikte kanıtlanmayan bir teori öncekini elbette ki çürütebilir, bundan daha doğal bir açıklama olamaz. Alıntı yaptığım bu pasaj bile kendi kendini tekzip metni adeta, bilmeden inkar..

nuhkentli73
19-09-2008, 16:11
mademki kuran uyduruk bunu ispatlayın kuranın benzerini getirinde bizde görelim...........

Ride
19-09-2008, 16:23
mademki kuran uyduruk bunu ispatlayın kuranın benzerini getirinde bizde görelim...........
Kendisi uyduruksa benzeri de uyduruk olur. İşte Tevrat, işte İncil, işte Avesta, daha bir yığın kutsal metin... Kaldı ki Tevrat Kuran'ın aslıdır, çünkü daha önce yazılmıştır.

DreiMalAli
19-09-2008, 16:42
Ben “Hadis Dini” mensuplarına bir şey demiyorum.Onların savlarını eleştirmiyorum bile.Hatta bütün hadisleri olması gereken yere attım .Tarihin müzesine.Çünkü onlar 1400 yıl öncenin Mekke Medine yöresindeki toplumsal egemenlik temelini ve sistemin ideolojisini zamanımıza uyarlamaya çalışıyorlar.Bu savın kobuşmaya değer bir yanı yoktur.1400 değil 1300 - 1200 olması gerektiğini bir kenara bıraktım.
Ama hadisleri kaldırıp attıkdan sonra, 1400 yıl öncesinin Muhammed'inden, Mekke'sinden, Medine'sinden bahsetmen çok abes kaçar. Keza peşinden geldiği söylenen 4 halifeden bahsetmen de tam bir laf kalabalığı olur.

Sevgiler

Black_TIGER
19-09-2008, 21:37
titan bilime karsi olan sizin gorusunuzdur.ben tezat celiski yasamiyorum.
sizin ilminiz yuzde 99 luk bir gercegi goz ardı etmekse yuzde 99 luk dogruluk orani bir tez uzerinde calismamaksa bu inkarciligin ta kendisidir.bilimin degil.

Black_TIGER
19-09-2008, 21:45
Kazdığın kuyuya kendin düşmüşsün, kimse Darwini veya herhangi bir bilim adamını idol olarak benimseyip tapmaz. Hep aynı kurnazlık, sıkışınca peygamberlere karşı günümüzde yaşayan insanları örnek göstermek. Sanki biz bilim adamlarından dolayı onlara tapıyormuşusuz gibi bir söylem bu, kimbilir sende de bir bilim adamlığı potansiyeli vardır, ama sen bunun farkında değilsindir.

titan darwinin goruslerini benimsemiyorsan o zaman bilim adami oldugunu idaa ediyorsun.bunuda iddaa etmiyorsan darwine cevap veren bilim adamlari var onlarida benimsemen gerekir.eyerki bende bilim adami olacak potansiyel varsa bu gercekleri inkar etmem anlaminda gelmez.cunku her bilim adami ALLAH ın varligini inkar etmez titan.

birde peygamberlere karsi gunumuzde yasayan insanlari ornek verdigmiz yok .o zaman butun ornek verdigmiz kişileri peygamber olarak gormemiz gerekir.

duyurucu1
19-09-2008, 22:45
KIYAMET NE ZAMAN OLACAK?NİTELİK SIÇRAMA NE ZAMAN OLACAK?

İnsan en mükemmel hale ne zaman gelecek?Nitelik sıçramayı ne zaman yapacak?

Esasında nitelik sıçrama bireysel anlamda sürekli yapılıyor.Ancak mutlak anlamda en mükemmel insan ve nitelik sıçramasının olması da bir zamana bağlı.Bu işin de bir ömrü var.Bu ömür tamamlanınca en mükemmel insan oluşacak ve yeni bir insan türü ortaya çıkacak.Bunun zamanının ne kadar süre sonra olacağı bilinmiyor.İnsanoğlunun dünyadaki yaşamlarının toplam serüveninin ne zaman biteceğini insan bilemez.Tanrı bilir.Bunu bilme Tanrının yetkisindedir.Ömrü belirleyen insanında ne zaman mükemmele ulaşacağını bilir.

ÇOCUĞU OLMAYAN İNSANLAR NE OLACAK?

Fabrikadan defolu olarak üretilen malzemeye ne yapılıyorsa çocuğu olmayan insana da aynı şey olacak.Defolu insan ilerde oluşacak mükemmel insanın atası olamaz.Defolu insan mükemmel insanın oluşma uzun sürecine katkısını sunamadan tekrar Tanrısına dönecektir.

KÖTÜLER YARGILANMAYACAKLAR MI?

Yargılanma bu yaşamdadır.Suç da, ceza da bu yaşamdadır.Ölümden sonra dirilmeyi ve yargılanmayı, çaresiz,haksızlığa uğramış,ezilmiş,sömürülmüş insanlar yaratmışlardır.Bu dünyada zalime karşı güçleri yetmeyince hiç olmazsa ölümden sonra ilahi yargı ve adaletin olacağı varsayımı ile sakinleşmişlerdir,teselli bulmuşlardır. Bu düşünce(din)hem yöneten zalimin hem de yönetilen mağdurun işine gelmiştir.Zalim bu din ile kitleleri uyuşturmuş,kolay yönetilmelerini sağlamıştır.Yönetilen de devirmeye gücü yetmeyen zalimin ilerde bir başka güç (tanrı)tarafından cezalandırılacağı umuduyla asgari yaşamını devam ettirmiştir.Aksi halde haksızlığa uğrayan mağdur için yaşam cehennem olurdu.Aksi halde haksızlığı kural olarak uygulayan zalim yönetici için ,uyuşmayan başkaldıran halkı yönetmek cehennem olurdu.

Zamanımızda artık çağ öncesi bu düşünceler(dinler)etkisini kaybetmeye başlamıştır.Yeni evrensel dünya dini uyuşmamış halk ve hukuka uygun davranan yöneticilerin varlığıyla oluşmaya başlamıştır.Bu dinin egemen olduğu düzende ilahi yargılama kesinlikle olmayacak ama kuralsız davranan,suç işleyen bu yaşamda ve bu düzende somut olarak yargılanacak ve ihlal ettiği kurala karşılık olarak konan cezaya çarptırılacaktır. Yargılama,kıyamete ertelenmeyecektir.
(Bitti)

duyurucu1
19-09-2008, 22:51
Duyurcu1 o seviyeleri çoktan aşmış gibi.
O artık, var olan bir ipe, var olmayan unları sermekle meşgul.

Şimdiye dek söylemek istediği: Ayağıma taş düştü. Ayağım acıdı. Bilinçsiz, şuursuz, dilsiz, kör ve sağır bir taş ayağımı acıtacağını nerden biliyor? Tabi ki bilemez. Öyleyse bir Tanrı vardır.

Ama böylesine banal bir anlatım duyurucaların şanına yakışmaz. Bu yüzden bunu süsleyip-püsleyip laf kalabalığı içinde gözlerden uzak tutmak lazım.

Biraz karınca, biraz hamam böceği... Hmmm. Neden olmasın.
Sünnileri, ateistleri de katarsa işin içine... Daha ilginç olur.
Baharat olarak; beyin, dalak, bağırsak, kalp ilişkileri ekelerse tadı daha bi güzel oluyor.
YYY bilgiler (Yarım-Yanlış-Yalan) mutlaka kullanılmalı. Bu günlerde iyice moda. Bir yazıda bu bilgiler(!) bulunmazsa zaten kimse okumuyor şu zamanede.

238 derecede 27 dakika pişirdikten sonra sıcakken servis yapılması tavsiye edilir. Yanına ayran iyi gider.

Sevgiler

Sevgili DreiMalAli,

Yazının tmamını bitirdim.Demek istediğim (varsayımım)umarım tarafından daha iyi algılanır.

Selam ve sevgiyle kal

duyurucu1
19-09-2008, 22:57
Bence şu yaklaşımıda sorgulamalı,herkesin ahirette hak ettiği cezayı bulması meselesinde es geçilen bir nokta var.

Geç gelen adalet, adalet değildir.

Sevgili kapecuk,

Düşüncen bana göre doğru.Geç gelen adalet adalet değildir.Suçların cezası ne zaman geleceği ve olacağı meçhul olan bir ahiret gününe ertelenemez.

Ahiret günü yöneticilerin,yönettiklerini sakinleştirmek için buldukları bir yol.Yönetilende ahiret kavramını kabul ediyor.Ne yapsın fakir.Zalim yöneticiye gücü yetmiyor.Ahiret günü zalimin cezalandırılacağı düşüncesiyle teselli buluyor.

Selam ve sevgiyle kal

duyurucu1
19-09-2008, 23:03
İşte görüyorsunuz hiç israf var mi...Hamam böceği israf edilmeden kabuğuna kadar yenilmiş bundan büyük mucize mi olur :)



Valla ben sonsuzluk olduğuma ezelden beri varolduğuma sonsuza kadar da varolacağima inaniyorum..
Bunu beden ile ilişkilendirmiyorum...

Beden dışında başka bir şeyler vardir...

Nedir bunlar bilemiyorum...

Sevgili volkantr,

Senin sonsuzluk teorin bu yazıda biraz ayakları yere bastı gibi.Gerçekten de ölüm yok,dönüşüm var.Mükemmel insana doğru dönüşüm var.Ben babamdan daha ilerdeyim,ancak çocukalarımdan gerideyim.

Selam ve sevgiyle kal

duyurucu1
19-09-2008, 23:19
7) ANA KADINA NEDEN “ÖF”DENMEYECEK?GEREKÇESİ NEDİR?

31/14-ayeti, ananın çocuğu karnında nasıl zorlanarak taşıdığı ve onu koruduğunu belirtiliyor.Ana ,çocuğun oluşması ve gelişmesinde,koruyuculuğu ile Allahın hemen bir sıra arkasına yerleştirilmiştir.Bazıları Allahtan hemen sonraya şefaatçı,kurtarıcı vs adlar altında bazı insanları ve şeyleri yerleştirirler.Bunlar yanlıştır.Eğer illada Allahtan hemen sonraya bir varlık yerleştirilecekse bu “ana kadın”olacaktır.Çünkü;”ana kadın”yaşama katkıda bulunmaktadır.Bu yönüyle de Allah’a en büyük yardımcıdır.Yine 46/15 ayetinde de “ana kadın”a karşı neden “öf” bile denmemesi belirtiliyor.

8)ALLAH’IN YASAK SIRALAMASINDA “ANA KADIN”A KARŞI TAVIR KAÇINCI SIRADADIR?

6/151-ayeti yasakları sayarken birinci sıraya ,Allah’a hiç bir şeyi ortak koşmamayı koymuştur.İkinci sırada ise “ana olan kadın”a iyi davranmayı belirtmiştir.Üçüncü sırada ise adam öldürme fiilini yerleştirmiştir.Yine 4/36 ayetinde de sıralamada “ana kadın”a iyi davranma ikinci sıradadır.

Bu sıralama ,gelişi güzel yapılmış bir sıralama değildir.Önem derecesine göre yapılmıştır.

9)“ANA KADIN”A KARŞI ,KUR’AN’IN BELİRLEDİĞİ TAVIR EVRENSEL BİR KURAL MIDIR?

Yine 2/83 ayetindede Allah,çok önceleri İsrailoğullarının kendisine verdikleri sözü Muhammed dönemindeki Araplara örnek veriyor.Böylece “ana kadına” iyi davranma kuralını sadece Muhammed dönemi Araplara değil kendilerinden çok önce yaşamış olan Musa dönemindeki İsrailoğullarına da emir olarak verdiğini belirtiyor.O zaman bu ayetten bir sonuç çıkar:”ANA KADIN”A KARŞI İYİ DAVRANMAK,ONA “ÖF”BİLE DEMEMEK KURALI ZAMAN VE MEKAN OLARAK EVRENSEL BİR KURALDIR.

dilaver
19-09-2008, 23:22
Ahiret günü yöneticilerin,yönettiklerini sakinleştirmek için buldukları bir yol.Yönetilende ahiret kavramını kabul ediyor.Ne yapsın fakir.Zalim yöneticiye gücü yetmiyor.Ahiret günü zalimin cezalandırılacağı düşüncesiyle teselli buluyor.

Sayın duyurucu,

Bu gerçegi gördükten sonra hala dinlerde ısrar etmek, Kuranı günümüze uydurmaya çalışmak neden.

saygılarımla

duyurucu1
19-09-2008, 23:38
ancak geldiğimiz şu yüzyıla artık bu dinlere gerksinim kalmadığını düşünüyorum. ve sizden islam ve kadınla ilgili bir noktada beni aydınlatmanızı istiyorum. nisa suresi 34. ayeti eminim çok iyi biliyosunuz dur. şu andaki hayat şartlarını göz önüne alırsak bu ayeti uygulama şansımız nedir acaba? sevgiler..

Sevgili raskalnikov,

Nisa suresi 34 ayetine ilişkin olarak,soru51/4 te geniş açıklamalar var.Bu sorunun başlığı ise:Uygulamada erkeğin kdına vardiği cezalar. a)Öğüt b)Cinsel yaşamdan men cezası c)Dayak
Bu soruyu incelemeye başaladığımızda karşılıklı olarak irdeleyip daha iyi aydınlanacağımız kanaatindeyim

Selam ve sevgiyle kal

Titan
19-09-2008, 23:52
Black TIGER,

Bilim adamlarının arasında görüş ayrılıkları olabilir , bu zaten bilimin doğasında vardır. Bilim, deneme yanılma yoluyla amacına ulaşşır, hedefe ulaşılırken de her bir bilim adamı aynı yöntemi uygulamayabilir, yani bilim statik değildir, uzun soluklu bir bayrak yarışıdır. Bu yarışta sendeleyenler de olabilir, bayrağı başarıyla bir sonra ki yarışçıya teslim edenlerde. Sonuç alındıktan sonra yarış temposunu hiç kaybetmeden yoluna devam eder.

Bilim, pratikte yaptığı deneylerin sonucuna göre kendini yalanlayabilir, çünkü onun için en önemli bulgu somut verilerdir, böyle bir toleransıda her zaman vardır. "Evrende değişmeyen tek şey, değişimdir" sözünü doğrularcasına..

Black_TIGER
20-09-2008, 04:30
titan bak ben bilime karsi degilim.bilim insanın topraktan geldigini ispatlamisken yuzde 1 olan bir ihtimal uzerinde duruyorlar evrim teorisi.evrim teoricelerinin ortada hic bir ispati olmadigi (dikkat et ispat yok )halde kuran i yalanlama cabasindalar.boylece dini kaldiricaklar.vicdanlarında YARATİCİ yok diyecekler ve yasamak istedikleri gibi yasayacaklar.

duyurucu1
20-09-2008, 10:15
[QUOTE=K.C.;128222

QUOTE]

Sevgili K.C,

"Allahtan sonra ANA KADIN gelir söylemi epeyce zorlama bir yorum.
Ana kadının peygamberden önce gelmesi keza.."

Alahtan sonra ana kadının geldiği söylemi bana ait değil.Kur'an'da belirtiğim ayetlerin söylemi.Ben Kur'an'da kadın nasıl anlatılıyor onu belirtmeğe çalışıyorum.Belirttiğim ayetlerin tümünde de görüldüğü gibi ana kadın Allahtan sonraki sıraya yerleştirilmiş.

Başka ayetlerde Allahtan sonraki sıraya başka şeyler konmuş olabilir.Ben sadece Kur'an Kadını nasıl algılıyor ona bakıyorum.Bu açıdan bakılınca ana kadın ikinci sırdadır.Ha eğer tartışma konusu ikinci sıraya ne konmuştur?ise o zaman ikinci sıraya ilişkin ayetler ortaya dökülür bu ayetler üzerinde muhakeme yapılır.Kur'an'ın kadını nasıl gördüğü konumuz olduğu için vardığım sonuç:Kur'an ana kadını ikinci sıraya koymuştur yargısına varabiliriz.

"Konunun bir başka boyutu ise kadının ancak ANA olduğunda değer kazanmasıdır ki bu içler acısı bir durum."

Kur'an kadını sadece ana olarak değil başka boyutlarıylada ele almış.Ancak o dönemdeki kadının değerlendirilişi ile zamanımızda kadının değerlendirilişi haliyle farklı olacaktır.Kadının Türkiyedeki değerlendirilişi ile Kanadadaki değerlendirili farklı olacaktır..Buaçıdan 1400 yıl önce Arap yarımadasındaki Mekke ve Medine yöresindeki bir değerlendirmeleri tüm zamanlara ve mekanlara şamil olarak anlamak yanlış olur.

"Hadislerden de biliyoruz, .."

Sevgili K.C,

Ben hadislerden uzağım.Çünkü piyasada o kadar çok hadis varki hangisi doğru hangisi yanlış ayırmak mümkün değil.Hangisini Muhammed söylemiş hangisi yöneticiler tarafından Muhammede yamanmış belli değil.Binlerce sayfa dolusu söz.V hepside muhammede söylettirilmiş.Bu mümkün değil.Bu nedenle ben hadislerden uzağım.Tartışmalarımda da hadislere dayanmaıyorum.

Zaten sevgili Turan Dursun'un yanlışlarından biri de tezlerini ispatlamak için hadisleri dayanak olarak kabul etmesiydi.Tabi şimdi Sevgili Turan Dursun aramızda olmadığı için bu konuyu onunla tartışamıyorum.

"ANAkadın olamayan kadınların suçu ne diye sorası geliyor insanın."

Mesele kadının suçunun olup olmaması yada ezilip ezilmemesi, değil.Geçmiş bir zamanda Arabistanda Mekke ve Medine yöresinde kurallar vaz eden Kr'an'da kadının nasıl görüldüğüdür.Bu neden önemli?Çünkü zamanımızda etkin sünni görüş ve hadis dini mensupları bu kuralların zamanımızda da ayenen ve değiştirilmeden uygulanması gerektiğini savunuyorlar.Öyle ya mademki Kur'an tüm zamanlar için kural koyan kitap,içindeki kadına ilişkin kurallar zamanımızda da geçerli olmalı değil mi?Öyleyse bizde Kur'an'ın içindeki kuralları bilmemiz gerek.İşte bu çalışma Kur'an'ın kadına ilişkin kurallarını tespite yöneliktir.

Selam ve sevgiyle kal

duyurucu1
20-09-2008, 11:52
Tepki dini ne demek?
Kimmiş bu sitede tepki dininden olanlar açıklasın ,neye inanır bu tepki dini mensupları?
Bence kimse yok,yalnızca duyurucu'nun algılaması ve kavramlaştırmasından başka bir şey değil .(yanlış algılama)
Biz dinden arınmış insanlarız,dinimiz yoktur.İslama ya da hadislere tepki olarak ateist olmuş değiliz,yalnızca islama değil tüm dinlere ve tanrı ya inanmayız,inanca inanmayız ,bizim doğrularımız maddidir.
Üfür olsun olmaz,varsa gerçeklik maddi temelleri ile ortaya konur o zaman herkes inanır zaten.
Şimdi ay var görüyorsun değilmi ,uzay aracı yapmışsın aya gidiyorsun değilmi?
Ben çıkıp ay 2 ye yarıldı desem inanırmısın?
Demekle düşünmekle ,felsefe yapmakla olmuyor.
Ben buna böyle inanıyorum dediğinde iş biter zaten,inancı tartışamazsın,ne dersen de karşında ki inanmış bir defa.İman etmiş:)
Ama ben sorguluyorum,düşünüyorum diyorsa ,bilimsel doğrulara inanıyorum gelişime açığım ,yeni düşüncelere bilimsel gelişmelere açığım diyorsa ,dogmalarım yoktur diyorsa bu insanı nasıl bir ideolojinin ya da dinin içine sokarsınız?

Sevgili aydoe,

Tepki dinini çalışmamın başında açıklamaya çalıştım.Tepki dininin ne olduğunun anlaşılması için din nedir?Bu bu kavramın içi nasıl doldurulacak?Bu konuda birlik sağlanmalı.

"Din" kelimesinin-kavramının içi müslümanlar,hristiyanlar,museviler ,yada başka inançlara mensup insanların içini doldurduğu gibi mi aldılanacak?Eğer öyle algılanacaksa o dünya görüşüne mensup insanların temel varsayımları da kabul ediliyor demektir.Ama onların temel varsayımlarının bilimsel olmadığı,gerçek olmadığı iddia ediliyor.Meseleye böyle yaklaşmak insanı yanlış sonuçlara götürür.

Önce din nedir?Bu bilinecek.Herkesin ağzında bir kelime "din" Acaba "din"nedir?

Bütün insanlara bakınız bir düşünme tarzına sahipler.Bu düşünme tarzı onların dünya görüşüdür.Dünyaya kendi düşünme tarzları ile bakarlar.Kendi gözlüklerinden bakarlar.Biri ağacı mavi görür.Diğeri ağacı kırmızı görür.Neden?Çünkü gözlükleri mavi renkli yada kırmızı renkli de ondan.Birinin bakış açısı 30 derecedir.Diğerinin bakış açısı 180 derecedir.Bütün ihitmalleri içine alır.30 derecelik bakış açısına sahip olan "dediğim dedik çaldığım düdük" der.Ona ne kadar başka ihtimaller gösterilse de o "Hayır bu ihtimal benim görüş açıma girmez.Bu nedenle ben bu ihtimali kabul etmem.İlla benim ihtimalim doğrudur" der.

İşte insanların dünyaya bakış açıları,dünya görüşleri,kendi dışındaki nesneleri,olayları algılama,yorumlama tarzları başka başkadır.Bu başka başka olan dünya görüşlerine ne denir?Din denir.

Musevi dünya görüşüne(dinine)sahip bir insan yada insanlar nesneleri,olayları kendi görüş açılarına göre(yani dinlerine göre)değerlendirirler,yorumlarlar,algılarlar.Müslü manlarda olayları şeyleri kendi dinlerine göre algılar ve yorumlarlar.Muhammedim miraçta uçmadığını müslüman olanlara inandıramazsın.Bu olay onlara göre kesin doğrudur.Neden?Çünkü kendi dinlerine göre düşünüyor,olayları algılıyorve yorumluyorlar.Demekki herkes din(dünya görüşü)sahibidir.Ama dinler doğal olarak çok çeşitli olur.Din denince müslümanlık yada musevilik yada budizm anlaşılmasın.Din insanın dünya görüşüdür.Bu açıdan sende bende dinliyiz.Dinsiz insan olmaz.Ama dinlerimiz farklı olabilir.

Tepki dinine gelecek olursak;Müslümanların bir dini var.Bir başka grup insançıkıyor diyor ki"Ey müslümanlar sizin temel varsayımlarınız bilimsel değil ve bu nedenle gerçek değil doğru değil."Bu insanlar bütün enerjilerini müslümanların temel varsayımlarının yanlış olduğunu ispatlamaya odaklamış.Ve diyorlar ki "Biz müslümanların dininden değiliz.Onların temel varsayımlarına inanmıyoruz.Bizim dünya görüşümüz budur"İşte bu dünya görüşü müslümanların dinine tepki temelinde var olduğu için eğer ortadan müslümanlık kalksa bunlarında yazacak çizecek bir şeyleri kalmaz.Yani varlık nedenleri müslümanların dinine tepkiden kaynaklanıyor.

Tepkilerinde haklılar mı?O ayrı mesele.Ama ileri sürdükleri tepkidir.
Bir örnek verecek olursak:"Bu ne biçim tanrı?Böyle adaletsiz tanrı mı olur*Muhammedin kadınları ile yaptığı ahlaksızlıktır .Ayşe ile evlenmesi tam bir sekso manyak olduğunu gösterir.Miraç olmaz vs"

Oysa bir de bilimsel dünya görüşü var.Bilimsel din var.Bu din fizikte,kimyada kullanılan yöntemleri kullanır.Akıl yürütmesini bu kurallara göre yapar.Deneyler yapar.Gözlemler yapar.Hipotezler oluşturur.Varsayımlar yapar.Sonuçlara ulaşır.Çalışmalarında objektiftir.Yan tutmaz.Sonta varılan sonuçlar test edilir.Bir daha test edilir.Olmadı beş on defa daha test edilir ve bir sonuca varılır.Bir teori oluşturulur.Oluşturulan bu teori kuraldır.Bir başka bilim adamı tarafından bu teoriçürütülünceye ve yerine yenisi konuluncaya kadar geçerlidir.Bu d bir dindir.Dünya görüşüdür.Bu insanlarda olayları algılarken,yorumlarken ve sonuçlara varırken kendi dinleri açısından bakarlar.Kendi gözlüklerinden dünyaya bakarlar.Bu din sahibi insanların gözlerindeki gözlükler renksizdir.Bu nedenle ağaca baktıklarında ne kırmızı ne de mavi görürler.Ağacı olduğu gibi görürler.Rengi nasılsa o renkte görürler.

Sevgili aydoe,

Ayın ikiye yarılması meselesine gelecek olursak,Neden olmasın ayda ikiye yarılır dünyada.Hatta güneşte parçalanabilir.Ama o zaman ortaya müthiş bir enerji çıkar.Her gün uzayda binlerce gök cismi parçalanıyor.Birbirineçarpıyor.Uzayda her şey olur.Ama insanlara ayı işaret ederek "bakın ay yarıldı.Şimdi geri yapıştı."Vs türünden mucizelerin benim dinimde yeri yoktur.Bunları sihirbazlar sirk çadırlarında yapıyor.Kaldı ki bu tür göz aldatmacasının dahi bazı hileleri vardır.

Kur'an'da böylre bir ayet var mı?Var.Muhammed mi bu ayeti vaz etmiz bilmem.Araştırılması gerek.
"Ama ben sorguluyorum,düşünüyorum diyorsa ,bilimsel doğrulara inanıyorum gelişime açığım ,yeni düşüncelere bilimsel gelişmelere açığım diyorsa ,dogmalarım yoktur diyorsa bu insanı nasıl bir ideolojinin ya da dinin içine sokarsınız?[/ diyorsun
İşte anlatmaya çalıştığım gibi ve seninde belirttiğin gibi insan sorguluyorsa,aklını çalıştırıyorsa,muhakeme adiyorsa,bilimsel gelişmeler açıksa,önceden tartışılmayacak ve kesin doğru olarak kabul edilecek doğmalara inanmıyorsa,herşeyin araştırma ve incelenmesi gerektiğine inanıyorsa bu insanın inancı ve dünya görüşü de din değil midir?Bu insan da olaylar kendi dini(dünya görüşü)açısından bakmaz mı?Olayları ve nesneleri algılarken ve irdlerken kendi bilimsel dünya görüşü(dini)açısından bakmaz mı?Buinsanın doğa üstü varlıklardan korkusu olur mu?

Belki aynı kulağı gösteriyoruz ama birimiz kısa yoldan birimiz uzak yoldan gibime geliyor.

Selam ve sevgiyle kal

duyurucu1
21-09-2008, 14:15
Ahiret günü yöneticilerin,yönettiklerini sakinleştirmek için buldukları bir yol.Yönetilende ahiret kavramını kabul ediyor.Ne yapsın fakir.Zalim yöneticiye gücü yetmiyor.Ahiret günü zalimin cezalandırılacağı düşüncesiyle teselli buluyor.

Sayın duyurucu,

Bu gerçegi gördükten sonra hala dinlerde ısrar etmek, Kuranı günümüze uydurmaya çalışmak neden.

saygılarımla

Sevgili dilaver,
1)Hala dinlerde ısrar etmek
2)Kur'an'ı günümüze uydurmak.

Bu iki savınızın ikisi de benim anlatmak istediklerimle uyuşmuyor.

1)ÖNCE DİN MESELESİNE BAKALIM;

Sevgili dilaver,
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=7455 adresinde bu konuda geniş açıklamada bulndum

Tepki dinini çalışmamın başında açıklamaya çalıştım.Tepki dininin ne olduğunun anlaşılması için din nedir?Bu bu kavramın içi nasıl doldurulacak?Bu konuda birlik sağlanmalı.

"Din" kelimesinin-kavramının içi müslümanlar,hristiyanlar,museviler ,yada başka inançlara mensup insanların içini doldurduğu gibi mi aldılanacak?Eğer öyle algılanacaksa o dünya görüşüne mensup insanların temel varsayımları da kabul ediliyor demektir.Ama onların temel varsayımlarının bilimsel olmadığı,gerçek olmadığı iddia ediliyor.Meseleye böyle yaklaşmak insanı yanlış sonuçlara götürür.

Önce din nedir?Bu bilinecek.Herkesin ağzında bir kelime "din" Acaba "din"nedir?

Bütün insanlara bakınız bir düşünme tarzına sahipler.Bu düşünme tarzı onların dünya görüşüdür.Dünyaya kendi düşünme tarzları ile bakarlar.Kendi gözlüklerinden bakarlar.Biri ağacı mavi görür.Diğeri ağacı kırmızı görür.Neden?Çünkü gözlükleri mavi renkli yada kırmızı renkli de ondan.Birinin bakış açısı 30 derecedir.Diğerinin bakış açısı 180 derecedir.Bütün ihitmalleri içine alır.30 derecelik bakış açısına sahip olan "dediğim dedik çaldığım düdük" der.Ona ne kadar başka ihtimaller gösterilse de o "Hayır bu ihtimal benim görüş açıma girmez.Bu nedenle ben bu ihtimali kabul etmem.İlla benim ihtimalim doğrudur" der.

İşte insanların dünyaya bakış açıları,dünya görüşleri,kendi dışındaki nesneleri,olayları algılama,yorumlama tarzları başka başkadır.Bu başka başka olan dünya görüşlerine ne denir?Din denir.

Musevi dünya görüşüne(dinine)sahip bir insan yada insanlar nesneleri,olayları kendi görüş açılarına göre(yani dinlerine göre)değerlendirirler,yorumlarlar,algılarlar.Müslü manlarda olayları şeyleri kendi dinlerine göre algılar ve yorumlarlar.Muhammedim miraçta uçmadığını müslüman olanlara inandıramazsın.Bu olay onlara göre kesin doğrudur.Neden?Çünkü kendi dinlerine göre düşünüyor,olayları algılıyorve yorumluyorlar.Demekki herkes din(dünya görüşü)sahibidir.Ama dinler doğal olarak çok çeşitli olur.Din denince müslümanlık yada musevilik yada budizm anlaşılmasın.Din insanın dünya görüşüdür.Bu açıdan sende bende dinliyiz.Dinsiz insan olmaz.Ama dinlerimiz farklı olabilir.

Tepki dinine gelecek olursak;Müslümanların bir dini var.Bir başka grup insançıkıyor diyor ki"Ey müslümanlar sizin temel varsayımlarınız bilimsel değil ve bu nedenle gerçek değil doğru değil."Bu insanlar bütün enerjilerini müslümanların temel varsayımlarının yanlış olduğunu ispatlamaya odaklamış.Ve diyorlar ki "Biz müslümanların dininden değiliz.Onların temel varsayımlarına inanmıyoruz.Bizim dünya görüşümüz budur"İşte bu dünya görüşü müslümanların dinine tepki temelinde var olduğu için eğer ortadan müslümanlık kalksa bunlarında yazacak çizecek bir şeyleri kalmaz.Yani varlık nedenleri müslümanların dinine tepkiden kaynaklanıyor.

Tepkilerinde haklılar mı?O ayrı mesele.Ama ileri sürdükleri tepkidir.
Bir örnek verecek olursak:"Bu ne biçim tanrı?Böyle adaletsiz tanrı mı olur*Muhammedin kadınları ile yaptığı ahlaksızlıktır .Ayşe ile evlenmesi tam bir sekso manyak olduğunu gösterir.Miraç olmaz vs"

Oysa bir de bilimsel dünya görüşü var.Bilimsel din var.Bu din fizikte,kimyada kullanılan yöntemleri kullanır.Akıl yürütmesini bu kurallara göre yapar.Deneyler yapar.Gözlemler yapar.Hipotezler oluşturur.Varsayımlar yapar.Sonuçlara ulaşır.Çalışmalarında objektiftir.Yan tutmaz.Sonta varılan sonuçlar test edilir.Bir daha test edilir.Olmadı beş on defa daha test edilir ve bir sonuca varılır.Bir teori oluşturulur.Oluşturulan bu teori kuraldır.Bir başka bilim adamı tarafından bu teoriçürütülünceye ve yerine yenisi konuluncaya kadar geçerlidir.Bu d bir dindir.Dünya görüşüdür.Bu insanlarda olayları algılarken,yorumlarken ve sonuçlara varırken kendi dinleri açısından bakarlar.Kendi gözlüklerinden dünyaya bakarlar.Bu din sahibi insanların gözlerindeki gözlükler renksizdir.Bu nedenle ağaca baktıklarında ne kırmızı ne de mavi görürler.Ağacı olduğu gibi görürler.Rengi nasılsa o renkte görürler.

İşte anlatmaya çalıştığım gibi insan sorguluyorsa,aklını çalıştırıyorsa,muhakeme adiyorsa,bilimsel gelişmeler açıksa,önceden tartışılmayacak ve kesin doğru olarak kabul edilecek doğmalara inanmıyorsa,herşeyin araştırma ve incelenmesi gerektiğine inanıyorsa bu insanın inancı ve dünya görüşü de din değil midir?Bu insan da olaylar kendi dini(dünya görüşü)açısından bakmaz mı?Olayları ve nesneleri algılarken ve irdlerken kendi bilimsel dünya görüşü(dini)açısından bakmaz mı?Buinsanın doğa üstü varlıklardan korkusu olur mu?

2)kUR'AN'I GÜNÜMÜZE UYDURMAK

Benim yukardaki gibi bir iddiayı hayata geçirmek şeklinde bir çalışmam ve gayretim yoktur.Ancak günümüz toplumsal kuralları,yasalar ve gelenekler öyle bir gece içerisinde vahiyle yada meclislerce bir kaç aylık bir çalışma sonucu oluşmuyorlar.Bir kuralın topluma uygulanması ve kural olarak vaz edilmesi için binlerce senelik toplumsal yaşamın deneyleri gerekiyor.Deneme ve yanılmaları gerekiyor.Bir tek kuralın kural olarak uygulanabilmesi için binlerce insanın kanı ,gözyaşı gerekiyor.

Sonra bir kuralın oluşması geçmişte yaşamış dünya üzerindeki bibirinden farklı toplumların hukuk kurallarının ve din (dünya görüşü)kurallarının yazılı ve yazısız kurallarının derlenmesi bunlar içerisinden günümüze uygulanabilecek olanlarının seçilmesi ile oluşuyor.Hal böyle olunca yasalarımız geçmişte bir topluma uygulanmış fakat evrensel nitelik taşıyan bir kuralın günümüze taşınması ile oluşuyor.Örneğin:adam öldürmeyi suç olarak tanımlayan kural fransız hukukundada,Roma hukukunda da Müslüman dininde de ,Musevi dininde de aynıdır.Şimdi biz çağımızda bu kural geçmişte tanımlanmıştır diye bu kuraı günümüzde uygulamayacak mıyız.Adam öldürme fiiline nemüeyyide bağlayacağız?Yani bir kural oluşturulurken,Kızılderilinin yazısız kurallarından da Hintlinin dini inanışından da İngilizin yazısız anayasasındanda ve Romanın hukukundan da yararlanırız.Bunun gibi Kur'an'daki kurallardan da Tevrattan da yararlanırız.

Bu eylem Kur'an'ın günümüze uygulanmak istenmesi değildir.Kur'an içerisinde eğer varsa evrensel kuralların çağımıza taşınmasıdır.Budemek değildir ki Kur'an'ın bütün kuralları evrenseldir?Hayır böyle bir iddiamız yok.Kur'an'da çok az sayıda kural evrenseldir.Kurallarının çok büyük bölümü yereldir.1400yıl öncenin Mekke ve medine yöresinde yaşamış Arap toplumunun kurallarıdır.

Selam ve sevgiyle kal

aydoe
21-09-2008, 15:21
Din=dünya görüşü diyor Duyurucu1 bu doğrumu?

Dünya görüşü, halk arasındaki kullanımıyla edinilmiş bilgi, veya bir insanın hayat görüşü veya bir şeye erişmenin arkasındaki yöntem veya prensipler olarak da kullanılmaktadır. Buna aynı zamanda bu anlamda o kişinin hayat felsefesi de denilir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya_g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F%C3%BC

Din, genellikle doğaüstü, kutsal ve ahlaki öğeler taşıyan, çeşitli ayin, uygulama, değer ve kurumlara sahip inançlar bütününe verilen isim veya tanımdır. Zaman zaman inanç sözcüğünün yerine kullanıldığı gibi, bazen de inanç sözcüğü din sözcüğünün yerinde kullanılır
http://tr.wikipedia.org/wiki/Din

Bence değil ,dünya görüşü yada ideoloji ile dinler farklı şeyler.
İdealist dünya görüşüne sahip bir insan düşününüz, bu insan hristiyan ya da müslüman olabilir ya da dinsizde olabilir.
Bilim adamının dini bilim dini değildir ,bilimsel din diye bişey yoktur.
Tepki dini diyede bir din yoktur.
Bunlar Duyurucu1 in verdiği kavramlardır ve evrensel geçerliliği yoktur,subjektiftir.
Dinsiz insanlar vardır,benim hayata bir bakış açım olması ,dinin siyasallaşmasını yanlış görmem,bilimden yana olmam,ateisty olmam benim kendime özgü bir dünya görüşüm olduğunu ama herhangi bir dinim olmadığını gösterir.
Herkesin dini olacak diye bir dayatma ve özgür düşünceyi bir kalıba sokarak o da bir dindir demek yanlıştır.
Bu sitede bir sürü ateistin dünyaya ve siyasete bakış açıları farklıdır,ateizm bir din değildir.
saygılar

duyurucu1
21-09-2008, 21:29
Din=dünya görüşü diyor Duyurucu1 bu doğrumu?

Dünya görüşü, halk arasındaki kullanımıyla edinilmiş bilgi, veya bir insanın hayat görüşü veya bir şeye erişmenin arkasındaki yöntem veya prensipler olarak da kullanılmaktadır. Buna aynı zamanda bu anlamda o kişinin hayat felsefesi de denilir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya_g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F%C3%BC

Din, genellikle doğaüstü, kutsal ve ahlaki öğeler taşıyan, çeşitli ayin, uygulama, değer ve kurumlara sahip inançlar bütününe verilen isim veya tanımdır. Zaman zaman inanç sözcüğünün yerine kullanıldığı gibi, bazen de inanç sözcüğü din sözcüğünün yerinde kullanılır
http://tr.wikipedia.org/wiki/Din

Bence değil ,dünya görüşü yada ideoloji ile dinler farklı şeyler.
İdealist dünya görüşüne sahip bir insan düşününüz, bu insan hristiyan ya da müslüman olabilir ya da dinsizde olabilir.
Bilim adamının dini bilim dini değildir ,bilimsel din diye bişey yoktur.
Tepki dini diyede bir din yoktur.
Bunlar Duyurucu1 in verdiği kavramlardır ve evrensel geçerliliği yoktur,subjektiftir.
Dinsiz insanlar vardır,benim hayata bir bakış açım olması ,dinin siyasallaşmasını yanlış görmem,bilimden yana olmam,ateisty olmam benim kendime özgü bir dünya görüşüm olduğunu ama herhangi bir dinim olmadığını gösterir.
Herkesin dini olacak diye bir dayatma ve özgür düşünceyi bir kalıba sokarak o da bir dindir demek yanlıştır.
Bu sitede bir sürü ateistin dünyaya ve siyasete bakış açıları farklıdır,ateizm bir din değildir.
saygılar

Sevgili aydoe,

Önce kavramlarda anlaşmak gerek.Siz din kavramının içini eleştirdiğiniz insanlarla tıpatıp aynı şekilde dolduruyorsunuz.Eleştirdiğiniz insanların din kavramına verdikleri anlam ile sizin verdiğiniz anlam aynı.

Onların din kavramının içini doldururken temel varsayımlarının doğru yada yanlışlığını tartışmıyorum.Onlar kendi temel varsayımlarına ,doğru diyorlar.Siz ise yanlış diyorsunuz.

Bir müslümanın dünya görüşü,hayat felsefesi yaşam amacı nedir?Bir müslüman neden beş vakit namaz kılar?Neden oruç tutar?Kendisini buna zorlayan nedir?Onun hayat felsefesi,dünya görüşü değil mi?Bir başkası ise farklı davranış şekilleri gösterir neden?Farklı bir dünya görüşüne sahip olmasından değil mi?

Bir tanesi ağaca baktığında mavi görür?Neden çünkü gözünde mavi gözlük var.Nerye baksa mavi görür.Bir tanesi ağaca baktığında kırmızı görür.Neden çünkü gözünde kırmızı camlı gözlük var.İnsanları dahi kırmızı görür.Ama bir başkası ağacı,insanları,taşı doğal renginde görür.Neden Çünkü gözünde renksiz gözlük var.

Örnek olarak verdiğim üç insan tipininde gözünde gözlük var.Dünyaya bakış açıları gözlük renklerine göredir.Bu gözlükler onların dünya görüşüdür.Adına ne dersek diyelim.

Bu düşüncelerim seninde doğru olarak belirttiğin gibi subjektiftir.Benim düşüncelerimdir.Henüz wikipedia da veya başka bir yerde kabul görmemiştir.

Selam ve sevgiyle kal.

duyurucu1
21-09-2008, 22:01
10) “ALLAH’A ORTAK KOŞMAMA” KURALI İLE “ANA KADINA İYİ DAVRANMA,İTAAT ETME”KURALI KARŞI KARŞIYA GELİRSE NE YAPMAK GEREKİR?

31/15 ve 29/8-Ayetlerinde birinci evrensel kural olan “Allah’a ortak koşmama kuralı” ile ikinci kural olan “ana kadına iyi davranma ve itaat etme” kuralının karşı karşıya gelmesi durumu inceleniyor.Yani “ana kadın”çocuğunu ,Allah’a ortak koşması için eğitmeğe kalkarsa,ona baskı uygularsa,emirler verirse o zaman bu emirlere karşı itaat etmek mi yoksa etmemek mi gerekir? Cevap:İtaat etmemek gerekir.

Bu durumdaki itaatsizlik Allah tarafından onaylanıyor. Bunun dışındaki itaatsizlikler onaylanmıyor.Demek ki ,yukardaki bölümlerde belirtilen yasak sıralamasında, “İkinci kural birinciye aykırı olamaz!”sonucuna varabiliriz.”İkinci kural birinciyi ortadan kaldıramaz !”diyebiliriz.

11)ALLAH’A ORTAK KOŞMAYA SEVKETMEĞE ÇALIŞAN “ANA KADIN”A KARŞI ÇOCUĞUNUN TAVRI NE OLMALIDIR?

Çocuğun tavrı öncelikle, daha önceki bölümlerde belirttiğimiz gibi,itaat etmemek şeklinde olmalıdır.Çocuk “Ana kadına”itaat etmedi ise onunla tüm ilişkisini kesecek mi?Hayır!.Çocuk itaat etmeyecek ama kendisiyle aynı düşüncede olmayan hatta kendisini Allah’a ortak koşmaya sevk eden,“Ana kadın”ın geçimini temin edecek.31/15 ve 4/36 ayetlerinde de belirtildiği gibi,dünya işlerinde onunla gayet güzel geçinecek.Kendisine karşı iyi davranacak.Kendisine “öf “bile demeyecek. “Ana kadın”a “Senin dinin(görüşün) sana benim dinim (görüşüm) bana!”diyecek. “Ama ben anam olduğun için sana gayet iyi davranacağım.Bu benim Allah’a ortak koşmama görevimden sonra gelen ikinci görevimdir.”kuralını uygulayacak.

aydoe
21-09-2008, 22:01
Sevgili Duyurucu1,
Bizde gözlükleri atalım diyoruz zaten,bu sitede dogmalardan gözlüklerden uzak fikirler gelişsin istiyoruz.
saygılar

duyurucu1
22-09-2008, 22:24
Sevgili Ride,
Açıklamaların için teşekkür ederim.Görüş açımı genişletti.

Selam ve sevgiyle kal

duyurucu1
22-09-2008, 23:06
12)DUADA “ANA KADIN”IN SIRASI NERESİDİR?

14/41 ayeti de insanların Allah’tan talepte bulunmaları halinde, yani duada “ana kadın”ı ikinci sıraya oturtmuştur. İnsanın ilk olarak kendisi için talepte bulunması doğaldır. Önce can.Ama sonra canan değil!Ayet sonra insanın anası için talepte bulunmasının doğru olacağını belirtiyor.Çünkü “ana kadın” insanın can kazanmasında önemli bir vesiledir. Fedakarlıklarda bulunmuştur.Bu nedenlerden dolayı duada dahi “ana kadın”insanın kendisinden sonra ikinci sıradadır.

13)ALLAH’A ORTAK KOŞAN “ANA KADIN”İÇİN DUA EDİLİR Mİ?

9/113)-Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra,Allah’a ortak koşanlar için bağışlanma dilemek,-kendi yakınları da olsa-Peygambere ve inananlara yaraşmaz.

9/114)-İbrahim’in babasına bağışlanma dilemesi,sadece ona vermiş olduğu bir sözden ötürü idi.Onun Allah’ın düşmanı olduğunu anlayınca,ondan uzaklaştı.İbrahim çok içli ve yumuşak huylu idi.

9/115)Allah bir topluluğa kılavuzluk ettikten sonra,sakınacakları şeyleri kendilerine ayan beyan bildirinceye kadar,onların sapıklığına hükmetmez...

9/113 ayetinde belirtildiği gibi Allah’a ortak koşanlar için Allahtan bağışlanmalarını dilemek olmaz.Bu ayette Allah,Muhammedi bu yanlış tavrı nedeniyle kınamaktadır.Ancak geçmişte İbrahimin babası için, Allahtan bağışlanması talebi vardır.9/114 ayetinde bu talebin yapılması verilen söze dayanmaktadır..Bilindiği gibi İbrahim sert tavırlı bir peygamber değildi.Tam tersi çok yumuşak tavırlı idi.Bu nedenle belki,babasının vebal atması nedeniyle Allah’a yönelmiş ve babası için bağışlanma talep etmiş olabilir.Ancak daha sonra bu yanlış tavrından döndü.Ayetlerde Muhammedin ve inananların bu yanlış tavır içinde olmamaları hatırlatılıyor.

Nitekim Muhammed de bu uyarı nedeniyle kendi annesi Amine için Allah’a duada bulunmamıştır.Zaten dua talep demektir.Bir şeyin olması için Allah’tan talepte bulunmak demektir.9/115 ayetinde çok güzel açıklandığı gibi,Allah bir kimse için,kolay kolay “Bu sapıktır!”diye hükmetmez.Allah bir topluluğa veya insana kılavuzluk yapar,sakınacakları şeyleri ayan beyan,açıkça kendisine bildirir.Bunlara rağmen yinede olumlu davranışlar olmazsa hükmünü verir.Hükmünü verdikten sonra da dua eden Muhammed de olsa,İbrahim de olsa hükmün değişmesine etkili olamaz.Dua bir insanın veya topluluğun günahlarının bağışlanması şeklinde olamaz.Allah’a duada bulunup, “Günahkar olan annemin günahını benim hatırım için bağışla !”demek Allah’a karşı saygısızlıktır.Veya “Günahkar olan annemin günahını falanca kişinin yüzü suyu hürmetine bağışla!”diye talepte bulunmakta saygısızlıktır.Allah insanlar için neden hüküm verdiğini 9/115 ayetinde açıklıyor.Bu açıklama karşısında aklı başında olan bir insan Allah’a yönelerek “Annemi veya filanca kişiyi bağışla!”diye duada bulunamaz.Peygamber olan Muhammed de kendi annesi için böyle bir bağışlanma duasında haklı olarak bulunmuyor.

Ancak Muhammedin bu tavrı,TEPKİ DİNİNE(görüşüne)mensup olanlarca eleştiriliyor.İ.A.Sahife.424,425,426 vd ‘de “ Muhammed kendi annesinin kabrinde annesine dua etmemiştir.Kabirde dua etmeyi yasaklamıştır.Kendi annesine karşı saygısız davranmıştır. Oysa başka Peygamberlerin örneğin,Musanın,İsanın annelerinin ismini Kur’an’a koymuştur.Hatta İbrahime dahi Kur’an’da babası için dua ettirmiştir.Bu nedenlerle Muhammed kadın haklarını savunmayan tam tersi onları aşağılayan bir insandır....”Bu sahifelerde Muhammede acımasızca saldırı var.Ancak Tepki Dini mensupları da görüşlerini hadislere dayandırdıkları için yanlışa düşüyorlar. Muhammed kabiri ziyaret etmiştir.Ancak kabirde hiç bir zaman dua etmemiştir.Hatta kendi annesi için dahi dua etmemiştir.Muhammedin bu tavrı doğru bir tavırdır.Çünkü ölen insan yaşamı boyunca yapıp ettiklerinden sorumludur.Yapıp ettiklerinin karşılığını görecektir.Muhammed bu işleyiş mekanizmasını bildiği için ve bu mekanizmayı değiştirmeğe gücünün yetmeyeceğini ve hatta değiştirmeğe teşebbüs dahi etmesinin mantıksız olacağını bildiği için kabirde ne annesi için ne de başkası için duada bulunmamıştır.Biz de Muhammedle aynı görüşteyiz.Kabirde yapılan duaların ölen ve amel defteri kapanan bir insana yararı olacağını zannetmiyoruz.Dua ancak sağlar için yapılır.Henüz defteri kapanmamış olan insanların hem kendileri hem de başkaları için Allah tarafından doğruya kılavuzlanması için yapılır.İnsan ölünce yapıp ettiklerinin karşılığını görecektir.Öldükten sonra yapılan duaların ölüye yararı olmaz. Nitekim İbrahim de 9/114 ayetinde belirtildiği gibi babasının gerçekte Allah düşmanı olduğunu ve babasının belkide, kendisi ile “İbrahim,Allah’ına benim için dua et!”şeklinde dalga geçtiğini anlayınca kendisinden uzaklaştı.Yani İbrahim’in babası için duası da sağ olan babası içindi.Ölü babası için değil.

Bu ayetlerden çıkan sonuç:Allah’a ortak koşan “ana kadın” için onun sağlığında dua edilmez. Öldükten sonra ise hiç kimseye dua edilmez.

13/1)ÖLÜYE DUA EDİLİR Mİ?

Önemi dolayısıyla bir kez daha yineliyoruz;Öldükten sonra “ana kadın”için değil hiç kimse için dua edilmez.Dua sağken ve sağlar için yapılır.İnsan ölünce amel defteri kapanır.Ölen insanın kendisi başkalarına dua yapamayacağı gibi,sağ insanlarda ölen insana dua yapamaz.Ölen insan defterinde kaydedilen işler nedeniyle sorguya tabi olur.Ölen insana geride kalanların iyi veya kötü yapacakları hiç bir şey yoktur.Ölen insana geride kalanların etkileri söz konusu olamaz.Ölen insana dua etki etmez!.Ölen insanın yazgısı dualarla değiştirilemez!.Dua sağlar içindir!.

Nitekim,uygulamada ölülerin arkasından okunan Yasin suresi(36)/69,70 ayetinde Kur’anın neden indirildiği ve muhatabının kimler olacağı şöyle belirtiliyor;

36/69)Biz o peygambere şiir öğretmedik.Şiir ona yaraşmaz/gerekmez de!Ona vahyedilen bir öğütten ve apaçık bir Kur’an’dan başka şey değildir.

36/70)DİRİ OLANI UYARSIN ve inkarcılar üzerine söz hak olsun diyedir.

Bu ayetten de Kur’an’ın muhatabanın diriler olduğu anlaşılmaktadır.Ama ne gariptir ki cenazelerde dirilere okunması gereken bu sure sanki dalga geçiliyormuş gibi inatla ölülere okunmaktadır.

frodo
23-09-2008, 00:27
Ölen insana dua etki etmez!.Ölen insanın yazgısı dualarla değiştirilemez!.Dua sağlar içindir!.


Sağlar için edilen dualar "yazgılarını" değiştirir mi sayın duyurucu ?

Aydınus
23-09-2008, 02:42
Kuran'a göre cennet'in karşılığı :

- Huriler , dilberler , göğüsleri yeni tomurcuklanmış sabiler , aşk meşk seks içki şarap , gölgelikler , bıldırcınlar , altlarından bal akan ırmaklar ...

Nasıl elde edilir :

- Din , Allah'ın oluncaya kadar savaşacaksın ; asacaksın keseceksin , olmadı kalemle mücadele edeceksin , o da olmadı buğz ( kin ) edeceksin . Bu sonuncusu , yani buğz imanın en aşağısıdır .


***

Kuran'a göre cehennemim karşılığı :

- Zakkum zıkkım , irin dolu içecekler , çatır çatır yanmalar , yandım anam dedikçe buz gibi soğuk sular , dondum anam dedikçe cehennem ateşi ...

Nasıl elde edilir :

Yukarıdaki cümlelere ciddi ciddi inanmaz da dalga geçersen , bil ki cehennem seni bekliyor .

***

Benim de Kuran'dan anladığım bu .

Allahümme lebbeyk
Gerisi yeşillik

meaculpa
23-09-2008, 14:42
12)

9/113)-Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra,Allah’a ortak koşanlar için bağışlanma dilemek,-kendi yakınları da olsa-Peygambere ve inananlara yaraşmaz.

9/114)-İbrahim’in babasına bağışlanma dilemesi,sadece ona vermiş olduğu bir sözden ötürü idi.Onun Allah’ın düşmanı olduğunu anlayınca,ondan uzaklaştı.İbrahim çok içli ve yumuşak huylu idi.

9/115)Allah bir topluluğa kılavuzluk ettikten sonra,sakınacakları şeyleri kendilerine ayan beyan bildirinceye kadar,onların sapıklığına hükmetmez...

9/113 ayetinde belirtildiği gibi Allah’a ortak koşanlar için Allahtan bağışlanmalarını dilemek olmaz.Bu ayette Allah,Muhammedi bu yanlış tavrı nedeniyle kınamaktadır.Ancak geçmişte İbrahimin babası için, Allahtan bağışlanması talebi vardır.9/114 ayetinde bu talebin yapılması verilen söze dayanmaktadır..Bilindiği gibi İbrahim sert tavırlı bir peygamber değildi.Tam tersi çok yumuşak tavırlı idi.Bu nedenle belki,babasının vebal atması nedeniyle Allah’a yönelmiş ve babası için bağışlanma talep etmiş olabilir.Ancak daha sonra bu yanlış tavrından döndü.Ayetlerde Muhammedin ve inananların bu yanlış tavır içinde olmamaları hatırlatılıyor.



Alel ifadeler, yalnız pratik de uygulanma alanı tartışılır. Günümüz islam tebliğ anlayışını beliryecek olan ayetler bunlar ise neden ısrarla Allah' a ortak koşanlar hidayete erdirilme bahanesiyle aşağılanıyor, hor görülüyor, yada küffar yaftaları ile rencide edilmeye çalışılıyorlar... Oysa ayete göre bu insanların bağışlanmaları için duaya bile yer yok. Bu ayet inanırlarca özümsenecek olsa sanırım inanmayanlarda bir nebze olsun tebliğ bahanelerince daha az rahatsız edilecekler.

Ayrıca Muhammed' in inanmayanlar için ettiği duaların Allah tarafından kınanmış olmasıda ilginç. Benim asıl sormak istediğim şey ise ; bu duaların yapılması karşılıgında islamın biçtigi ceza ölçüsü nedir ? Yani harammıdır bu duaları etmek bu duayı eden peygamberde dahil günahkarmıdır ?

okinono
23-09-2008, 22:39
Yani harammıdır bu duaları etmek bu duayı eden peygamberde dahil günahkarmıdır ?
__________________

Aşkadaşım Mea;

Sanırım bu sorunun cevabını BEYHUDE kelimesi ile verebiliriz.

Bir çoğumuzun tuttuğu dilekler, arzuladığı yaşamlar, belki de aldığı nefesler kadar BEYHUDE...

Selamlar

kafasikarisik
25-09-2008, 11:30
Önemi dolayısıyla bir kez daha yineliyoruz;Öldükten sonra “ana kadın”için değil hiç kimse için dua edilmez.Dua sağken ve sağlar için yapılır.İnsan ölünce amel defteri kapanır.Ölen insanın kendisi başkalarına dua yapamayacağı gibi,sağ insanlarda ölen insana dua yapamaz.Ölen insan defterinde kaydedilen işler nedeniyle sorguya tabi olur.Ölen insana geride kalanların iyi veya kötü yapacakları hiç bir şey yoktur.Ölen insana geride kalanların etkileri söz konusu olamaz.Ölen insana dua etki etmez!.Ölen insanın yazgısı dualarla değiştirilemez!.Dua sağlar içindir!.

Farz edelimki değeri sonradan anlaşılan bir kişi. İnsanlık için büyük hizmet yapmış biri ama sağlığında kimse onu tanımıyordu yaptığı işin hayrını anlamıyordu ve kimse de dua etmiyordu. Değeri öldükten sonra anlaşıldı veya yaptığı iyilik ölümünden çok sonraları anlaşılıp/uygulanıp bir çok kişinin hayatını kurtardı.

Ne olacak bu durumda bu adamın tüm yaptıkları çöpe mi gitti.

okinono
25-09-2008, 12:18
Farz edelimki değeri sonradan anlaşılan bir kişi. İnsanlık için büyük hizmet yapmış biri ama sağlığında kimse onu tanımıyordu yaptığı işin hayrını anlamıyordu ve kimse de dua etmiyordu. Değeri öldükten sonra anlaşıldı veya yaptığı iyilik ölümünden çok sonraları anlaşılıp/uygulanıp bir çok kişinin hayatını kurtardı.

Ne olacak bu durumda bu adamın tüm yaptıkları çöpe mi gitti.
..............

Çok güzel bir soru Sayın Kafasıkarışık;

İşte bu yüzden ahiret inancı var zaten. Yani ecri insan, dua ile değil, Allah'tan alır.
Allah yolunda yaşayan ama kimse tarafından yaşandığı dönemde tanınmayan veya hor görülen kişinin ecride Allah'a aittir. Bu da mutlak adalettir. İnancını tercih olarak Allah'tan yana kullananlar'ın bir çoğu buna inanır. İnancın ispatı subjektif olacağı için ispat edilemez.

Fakat böyle bir inancın toplumsal yaşamda kişiyi kimse kıymetini bilmese bile Allah için insalara yinede iylik yapmaya teşvik etmesi yaşadığımız dünyanın daha huzurlu olabilmesi için güzel bir etkendir diyebiliriz belki.

Öteki türlüsünde iylik beşere ait bir karşılıkmış gibi olur ki, karşılığını alamayan kişi hayır ve iyilikten uzaklaşır bu kez kötü kişi olur.

Çünkü davranışlarımızda mihenk tuttuğumuz kurallara göre ya iyiyizdir ya da kötü. Hiç bir şey yapmamak ise en kötüsüdür.

Burada bir ayrım yapmamız lazım bence.

İyilik veya kötülük davranışın toplumsal etkisi ve katkısı ile alakalıdır. İnanç ise o kuralın kime ait olduğu ile.

Buna islami litaretürde "Müslüm, gayri Müslüm; Gayri Müslüm müslüm" denir. Ben bir inanır olarak iyiliği Allah'ın rızası için yaparken karşılık bekliyorum aslında. İnançsız olduğu halde hiç bir karşılık yapmadan o iyilği yapabilenlerede her zaman gıpta etmişimdir.

İnançsız olduğu halde iyilik yapan kişinin kalbindeki amacının ne olduğunu bizler bilemeyceğimiz içinde; Kalplerde olanı ancak Allah bilir, ayeti ile biz inanırlar anlıyoruz.

Bundandır ki yaygın olarak şu söylenir

"Para ile imanın kimde olduğunu Allah bilir." Bu söz halk deyişi olmuştur. Gerçekten de Mahkeme-i Kübra'nın var olmasının gerektiği herkesin yaptığının karşılığını alacağına ve Mutlak adaletin tesis edileceğine olan inanç ile eşittir.

Sizinde çok güzel mealen ifade ettiğiniz gibi, beşer mutlaka bir yerde şaşar.

Devamla;

Değerini sonradan anladığımız kişiye yapılan dua, kişiye ulaşmaz. Ancak dua edenin yaşadığı dönemde kabul ettiği mihenge bağlı olarak kendi ecrine etki eder belki diyebiliriz.

Bu nedenle dua , eden kişi için elzem, edilen için ise beyhudedir. Burada şu ince husus var ki söylemezssek eksik kalır.

Dua eden kişinin duasına icabet ederek dileğini gerçekleştiren Allah cc. dir.

Selamlar

DreiMalAli
25-09-2008, 18:10
Yazının gerisini üstün körü okudum. Daha fazlasına gerek görmedim sevgili Duyurucu1.

Kavramların içini oya oya boşaltmış,
ya bilmediğin konuları biliyor gibi göstermişsin. Öğrenmeye tenezül etmeyip (ne de olsa zahmetli bir iştir) sallayıp durmuşsun.
Ya da bildiğin halde art niyetli davranıp YYY bilgileri peşpeşe sıralamışsın.
Her ikisi de aynı noktaya çıkar.

Yamyam teriminin içini boşaltıp, hamam böceğini yediği için karıncaları yamyam yapmışsın.

Beyin teriminin içini boşaltıp, beyin denen organa görevi olmayan işler vermeye kalkmışsın.

Kaos teriminin içini boşaltıp, ard niyetin yönünde kullanmışsın.

Din teriminin içini boşaltıp, şirin göstermeye çalışmışsın.
...
Ve sonunda, illede her yerde Tanrı olmalı art niyetiyle, her yere Tanrıyı tıkıştırmaya çalışmışsın (Occam'ın Usturasını hiçe sayarak).
Nihayetinde ise
Ayağıma taş düştü. Ayağım acıdı. Bilinçsiz, şuursuz, dilsiz, kör ve sağır bir taş ayağımı acıtacağını nerden biliyor? Tabi ki bilemez. Öyleyse bir Tanrı vardır.demişsin.

Duyurucular hep mi böyle pot üzerine pot kırarlar acaba diye aklımdan geçiyor şimdi.

Sevgiler

DreiMalAli
27-09-2008, 09:38
Laf kalabalığı arasında kaynayıp gitmesin diye soruyu tekrarlıyayım:
Bütün hadisleri (ki Muhammedden 200-300 yıl sonra yazılmışlardır) bir kenara bırakıp, göz ardı ettikten sonra
- Muhammed hakkında
- Mekke ve Medine hakkında
- ilk 4 halife hakkında
...
bilgileri nerde buldun?
Böyle bilgiler var mıdır?
Nerede?

Sevgiler

sowsow
02-10-2008, 04:54
öncelikle kur'an da ve hadislerde asla kadın ve erkek eşitliği yoktur.Bunu asla kanıtlayamassınız çünkü yok.öyle bir allah ki kadınlara öğüt verin gerekirse onları dövün diyor peki erkekler o kadar haksızlık yaparken neden kadınların erkekleride gerkirse dövebileceği yazılmıyor çünkü muhammed erkekti ve o zamanki arap toplumunda o şekilde başa çıkabilirdi bu işle bunun başka mantıklı bi açıklaması yok.

niveru
02-10-2008, 13:13
"Laf kalabalığı arasında kaynayıp gitmesin diye soruyu tekrarlıyayım:
Bütün hadisleri (ki Muhammedden 200-300 yıl sonra yazılmışlardır) bir kenara bırakıp, göz ardı ettikten sonra
- Muhammed hakkında
- Mekke ve Medine hakkında
- ilk 4 halife hakkında
...
bilgileri nerde buldun?
Böyle bilgiler var mıdır?
Nerede?"

Eger hadisleri bir kenara koyacak olursan ,muhammed, yoktur, yasamamistir
muhammedden geriye bir vesika bir belge kalmis degildir ..
medine vesikasini bile boluk borcuk hadislerden ogrenebilmisdir , ki bu islamcilarca islam devletinin ilk anayasasi kabul edilir (cogunluk olarak)

DreiMalAli
02-10-2008, 18:41
"Laf kalabalığı arasında kaynayıp gitmesin diye soruyu tekrarlıyayım:
Bütün hadisleri (ki Muhammedden 200-300 yıl sonra yazılmışlardır) bir kenara bırakıp, göz ardı ettikten sonra
- Muhammed hakkında
- Mekke ve Medine hakkında
- ilk 4 halife hakkında
...
bilgileri nerde buldun?
Böyle bilgiler var mıdır?
Nerede?"

Eger hadisleri bir kenara koyacak olursan ,muhammed, yoktur, yasamamistir
muhammedden geriye bir vesika bir belge kalmis degildir ..
medine vesikasini bile boluk borcuk hadislerden ogrenebilmisdir , ki bu islamcilarca islam devletinin ilk anayasasi kabul edilir (cogunluk olarak)
İşte olay bu kadar basit.
Bu durmda benim şu cümlem dahi abes kaçıyor:

Bütün hadisleri (ki Muhammedden 200-300 yıl sonra yazılmışlardır) bir kenara bırakıp, göz ardı ettikten sonra...

Çünkü bir Muhammed yaşadı diyen ve ne zaman yaşadığını belirten tek kaynak(lar) hadislerdir. Hadisleri bir tarafa bırakırsak, bu hadisler Muhammedden 200-300 yıl sonra yazılmışlardır demek saçma oluyor.

Bu duyurucular neden göz boyamak için atar-tutar, peş peşe pot kırar, anlamış değilim.
Pardon! Anlıyorum da, anlamazlıkdan geliyorum.

Sevgiler

duyurucu1
15-10-2008, 22:04
Günlerden beri turan dursun sitesine girmeye çalışıyordum.Bir türlü giremedim.vtunnelden girebildim.Bu dafada yazılar bozuk çıktı.Sonunda bozuk filan derken sevgili aydoe'ye bir mesaj gönderdim.Sağolsun o da bana bir omuz verdi de sonunda yine buradayım.

Bu nedenle herkese yeniden hoşbulduk diyorum.

Selam ve sevgiyle kalın

Titan
15-10-2008, 23:10
Yine yeni yeniden hoşgeldin duyurucu1, bizlere duyuracağın bilgiler vardır umarım :)

duyurucu1
15-10-2008, 23:31
Turan Dursun Sitesinin Mahkeme(!)kararıyla okumaya yasaklanması nedeniyle ben de çoğu site üyesi gibi bir süre siteden uzak kaldım.Uzun uğraşlar sonucu , ancak bu saatte aranıza yeniden katılıyorum.

KızıL
16-10-2008, 14:03
yeniden hoşgeldin aramıza...

duyurucu1
16-10-2008, 23:12
Sağlar için edilen dualar "yazgılarını" değiştirir mi sayın duyurucu ?

Sevgili frodo,

Dua konusu ayrı bir konu.Bu yazının konusu Kur'an'da kadın olduğu için bu sorunuza ayrı bir bölümde dua konusu tartışılırken cevap vereceğim.

Lütfen beni bağışlayın

Selam ve sevgiyle kalın

duyurucu1
16-10-2008, 23:31
Laf kalabalığı arasında kaynayıp gitmesin diye soruyu tekrarlıyayım:
Bütün hadisleri (ki Muhammedden 200-300 yıl sonra yazılmışlardır) bir kenara bırakıp, göz ardı ettikten sonra
- Muhammed hakkında
- Mekke ve Medine hakkında
- ilk 4 halife hakkında
...
bilgileri nerde buldun?
Böyle bilgiler var mıdır?
Nerede?

Sevgiler

Sevgili DreiMalAli,
HADİSLERİ ATARSAK GEÇMİŞİ NASIL ÖĞRENECEĞİZ?

Muhammed ve dönemi hakkında nasıl bilgi sahibi olacağız?O dönemde Mekke ve Medine yöresinde neler oldu?

Deniliyor ki”Bu bilgileri ancak hadisler aracılığıyla öğrenme olanağına sahibiz.Hadisleri bilgi kaynağı olarak kabul etmezsek o dönem hakkında sağlıklı bilgilere ulaşamayız.”

Bu sav doğru değildir.Çünkü,hadis ,söz demektir.Kuşaktan kuşağa nakledilen söz demektir..Sistem şöyledir:”Muhammed bir olay hakkında bir yerde bir söz söylemiştir.Düşüncesini açıklamıştır.Açıkladığı düşünceyi o sırada yakınında bulunanlar duymuşlardır.Biz Muhammedin o sırada çevresinde 3 kişi olduğunu varsayıyoruz.Bunlara da 1.Kuşak diyoruz.
-Bunlarda kendi çevrelerine demişler ki”Muhammed şu konuda şu şekilde düşünce açıkladı.”(1.kuşak) Ancak bu insan Muhammedden duyduklarını aynen kelimesi kelimesine aktaramazlar.İlave veya çıkarma yaparlar.Çünkü yazılı olmayan her söz nakil sırasında ilave veya çıkarmaya uğrar.

Her hadis nakilcisi insan sonra gelen 2.kuşaktan sadece ve sadece 1 kişiye konuşsun ve desin ki “Muhammed filan zamanda filan konuda şöyle şöyle dedi.”Böylece 2.Kuşağa 3 çeşit düşünce aktarılmış olur.Oysa 1.Kuşak insan sadece 1 kişiye konuşmaz.Onlarca kişiye konuşur.Ama biz 3 kişiye konuştuğunu varsayalım.

-Şimdi gelelim 2.Kuşağa.2 kuşakta mevcut kaç çeşit hadis var?3 Çeşit hadis.Hadi diyelim bunlarda sadece 1 kişiye kunuşşun.(hadis nakletsin)Ve desinler ki “Muhammed bu konuda şöyle şöyle dedi.”Eğer sonra gelen her kuşaktan sadece 1 kişiye hadis değiştirilmeden nakledilirse zamanımıza kadar Muhammedin bir konuda ne dediği sadece 3 çeşit hadis olur. Yani bir konuda 3 çeşit farklı hüküm ortaya çıkar.Ancak kuşaktan kuşağa nakledilen hadisler değiştirilmeden aynen geçirilirse.Oysa her hadis nakilcisi de sonra gelen kuşaklara ilave yaparak yada çıkarma yaparak nakilde bulunur.Bu kaçınılmazdır.

-Peki hadis aktarıcıları Muhammedin hadisini-sözünü çevrelerinde 2 kişiye ve onlarda ilave veya eksiltme yaparak hadis nakletmişlerse ne olur_?

1.Kuşak=3 çeşit hadis.
2.Kuşak 6 çeşit hadis
3.Kuşak12 çeşit hadis
4.Kuşak24 çeşit hadis
5.Kuşak48 çeşit hadis.

Yani her kuşak 100 sene yaşasa ve ölmeden önce 2 kişiye nakilde bulunsa 5 kuşak yani 500 sene içerisinde Muhammedden kaynaklandığı ileri sürülen hadisin ortaya 48 çeşidi çıkar.

-Hadis nakilcileri 3 kişiye hadis nakletmişlerse ve bu kişilerde ilave veya eksiltme yaparak hadisi alt kuşaklara nakletmişlerse ne olur?

1.Kuşak,3 çeşit hadis
2.Kuşak9 çeşit hadis
3.Kuşak27 çeşit hadis
4.Kuşak 81 çeşit hadis
5.Kuşak 243 çeşit hadis.

Yani her kuşak 100 sene yaşasa ve ölmeden önce 3 kişiye nakilde bulunsa 5 kuşak yani 500 sene içerisinde Muhammedden kaynaklandığı ileri sürülen hadisin ortaya 243 çeşidi çıkar.

Bu yöntem yazının olmadığı ve hadisin nakil yoluyla aktarılma yöntemidir.Güvenilir değildir.Bu nedenle bir düşüncenin ispatlanmasında yada çürütülmesi faaliyetinde güvenilir(mesmu)araç değildir.Bu nedenle tarihin nostalji müzesine kaldırılmalıdır.

Esas olan yazıdır.Belgedir.Yazıdır.

Şimdi denilecek ki”O dönemde yazı yazmasını bilenler yoktu”O zaman tarihçilere iş düşer.tarihçiler Osmanlı tarihini nasıl Aydınlatıyorlar.İlber Ortaylı Osmanlı İmparatorluğundaki sisitemi açıklarken nasıl ve hangi araçları kullanıyor?Hadis aracını mı kullanıyor?Hayır.Roma İmparatorluğundaki sisitem ve toplum yapısı nasıl açıklanıyor?hadislerle mi?Hayır.Aztekler nasıl açıklanıyor.Ve hatta Kumran yazıtlarında İsanın durumu nasıl açıklanıyor?Yazılarla belgelerle.Hal böyleyken kalkıp hadislerle 1400 yıl önceki Mekke Medine yöresindeki bir liderin-Muhammedin bir olay hakkında söylediği sözün(karar bile değil) 1400 sene sonraya taşınması suretiyle,2000 yıllarında meydana gelen bir olayı irdelemek o olay hakkında ileri sürülen düşünceyi ispatlamakda yanlıştır,eleştirip yanlışlığını ortaya koymakta.Bu nedenle ben hadis dini mensuplarının düşüncelerini ispat için kullandıkları hadis aracının kullanılamaz olduğunu söylüyorum.Aynı zamanda bu dini eleştirmek için ileri sürülen tepki dini mensuplarının eleştirilerine dayanak yaptıkları hadisleri kullanmak suretiyle eleştiri yapmanın da doğru olmadığını söylüyorum.

İşte bu nedenlerle hadisleri iddiayı ispat aracı yada eleştiriyi ispat aracı olarak kullanmanın doğru ve bilimsel bir yol olmadığını ileri sürüyorum.

Kaldı ki zamanımızda yazıya dökülmüş bir kural yasama organından çıkıyor ve yayımlanıyor.Ülkenin her tarafındaki hakimler,yöneticiler bu kuralı okuyorlar.Hepsinin de eli altında bu kuralın yazılı olduğu kanun kitapları var.Yinede bu kural farklı uygulanıyor.Zaman zaman Yargıtay yada Danıştay farklı uygulanan bu kurala yorum getiriyor.Bu yoruma içtihat deniyor.Sonra zaman içerisinde içtihatlar dahi çeşitleniyor.Birbirini tutmaz oluyor.İçtihatlar birleştiriliyor.Olmadı kural ,toplumun ihtiyacına cevap veremez duruma gelince ortadan kaldırılıyor yerine ihtiyaca uygun yeni kural getiriliyor.

Hal böyle iken zamanımızdaki bir olay hakkında 1400 sene öncenin koşullarında ,Muhammed tarafından söylendiği iddi edilen 243 çeşit kural ile çözüm aramak yada ortaya konan çözümü aynı hadis yöntemi ile çürütmek abesle iştigaldir.Boşuna zaman harcamaktır.

Selam ve sevgiyle kal

duyurucu1
16-10-2008, 23:45
C)AYBAŞI HALİNDEKİ KADININ DURUMU NEDİR?

14)AYBAŞI HALİ NE DEMEKTİR?

Okuyuculardan bazıları bu soruya açıklayıcı mahiyette bilgi verilmesini yadırgayabilirler.Yakın zamana kadar ben de yadırgardım.Eleştirmek için derdim ki; “Yirmi birinci yüzyılın bilgi çağında ,kadında aybaşı halini bilmeyen insan mı olurmuş?Her şey televizyonlarda açık açık sergileniyor.” Ama maalesef toplumun içerisinde saygın maskelerle dolaşan bazı insanların ve özellikle erkeklerin aybaşı halini bilmediklerini gördüm.Kadınların da her ay, aybaşı halini yaşamalarına rağmen bu mekanizmanın nasıl çalıştığını? Neden aybaşı olduklarını bilmediklerini gördüm.Bu nedenle bu sorunun cevabını ay başı halini bilenler değil bilmeyipte çok genel bilgi sahibi olmak isteyenler okusun.

Üreme demek,bir canlının kendisine benzer yeni canlılar meydana getirme faaliyetidir.Yerkürede canlılar aleminde çok çeşitli üreme yol ve yöntemleri vardır.Bu açıdan kabaca üremeyi eşeyli ve eşeysiz üreme diye iki grup altında inceleyebiliriz.Eşey demek,erkeklik ve dişilik özelliği demektir.Yani üremeyi, erkeklik ve dişilik özelliği olan üreme ve olmayan üreme diye gruplanabilir.Biraz daha açarsak bazı canlılar üreyebilmek için erkeklik özelliğine sahip bireyler ile dişilik özelliğine sahip bireylere ihtiyaç gösterirler.Bazı canlılarsa bu özelliklere ihtiyaçları yoktur.Eşeysiz olarak ürerler.Yani erkeklik ve dişilik özellikleri yoktur.

İnsanlar eşeyli olarak üreyen canlılar sınıfındandır.Bu nedenle insanlar erkeklik özelliğine sahip olan insan ve dişilik özelliğine sahip olan insan olmak üzere iki insanın müşterek faaliyeti ile üremeyi gerçekleştirirler.Tek başına dişi insan ve tek başına erkek insan üremeyi gerçekleştirip kendisine benzer canlı oluşturamaz.Allah’ın yol ve yasası insanlar için bu şekilde konmuştur.

İnsanlarda üremenin olabilmesi için erkek insanın testislerinde ürettiği ve kendi özelliklerinin şifrelerinin yarısını taşıyan milyonlarca spermadan en az bir tanesinin dişinin döl yatağına bırakılması gerekir.Milyonlarca Spermanın her biri erkek insanın bütün özelliklerinin yarısını taşır.
O sırada döl yatağında yumurta olmalıdır. Yumurta da dişi insanın bütün özelliklerinin yarısını taşır.
Erkek insanın bütün özelliklerinin yarısını taşıyan milyonlarca spermadan bir tanesi ile dişi insanın bütün özelliklerinin yarısını taşıyan bir tanecik yumurta birleşip kaynaşınca dişinin döl yatağında döllenmiş yumurta oluşur.Sperma veya yumurta insanın özelliklerinin yarısının şifrelerini taşıdıkları halde döllenmiş yumurta insanın özelliklerinin tümünün şifrelerini taşır.Yani döllenmiş yumurta insanın özelliklerini tam olarak taşıyan ilk insandır.
Yumurta,dişi insanın vücudunun sağ ve sol tarafında bulunan yumurtalıktan üretilir.Yumurtalık döl yatağına açılır.Döl yatağıda dişi insanın vaginasına açılır.Vaginaya aynı zamanda böbreklerden süzülerek gelen idrar yolları da açılır.
Dişi insanın ya sağ veya sol yumurtalığından her ay bir tane yumurta oluşturulur.Yumurta ,yumurta kanalından hareket ederek döl yatağına(rahim) gelir.Yumurtanın yumurtalıkta oluşturulup yumurta kanalına atılması ile döl yatağına gelmesine kadar 14 gün geçer.Bu süre zarfında döl yatağı olası döllenmeye karşı hazırlık yapar.Döl yatağının duvarları ince kan damarları ile kaplanır.Döl yatağı, döllenmiş yumurtanın içine gömülüp yeni canlının oluşma evrelerine hazır bir ortam yaratır. Yumurtanın sperma ile döllenme süresi birkaç gündür.Bu süre içinde döl yatağına sperma gelmezse döllenme olmaz.Yumurta döllenme yeteneğini kaybetmiş olarak 14 gün daha bekler ve kanlanmış ve üremeye hazırlık yapmış döl yatağının duvarlarının çatlaması ile ve kanama ile vaginadan dışarı atılır.Kanama bir kaç gün devam eder.Çatlamış duvarların altından yeni rahim duvarları oluşur.Tıpkı yaranın altından vücudun kendini yenileyip derinin oluşması gibi.
İşte dişi insanda görülen, her ay tekrarlanan ve bir kaç gün süren kanamalı yumurta atma olayına ay başı hali denir.

duyurucu1
17-10-2008, 22:18
15)BU KONUDAKİ KUR’AN AYETLERİ NELERDİR?

2/222-(Ey Muhammed!)Sana kadınların aybaşı halinden sorarlar.De ki: “O sıkıntılı birşeydir.” Ay başı halinde kadınlardan uzak durun,temizlenmelerine kadar onlara yanaşmayın.Ama temizlendikleri zaman,Allah’ın size buyurduğu yoldan onlara yaklaşın...

16)AYBAŞI HALİ ,KADINLARIN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİ SINIRLAYAN BİR OLAY MIDIR?

2/222 numaralı ayette açık olarak belirtidiği gibi insanlar Muhammedden ay başı halindeki kadın ile cinsel ilişkiye geçip geçemeyeceklerini soruyorlar.Muhammedinde vahiy yoluyla verdiği olası cevap; “Bu hal zaten kadına sıkıntı vermektedir!Bir de sizin cinsel arzularınız nedeniyle,cinsel ilişkiye zorlanması ona fazladan bir eziyet olacaktır!”şeklindedir. Gerçektende, “ Koyun can derdinde, Kasap et derdinde” atasözü örneği,kadın kendi kanamasının ve rahatsızlığının derdinde erkekler ise cinsel keyiflerinin. Bu ayette erkeklerin kadınlara karşı cinsel baskıları önlenmeye çalışılmaktadır.Ayetin muhatabı erkeklerdir.Erkeklerin davranışlarına sınırlama getirilmektedir.Aybaşı halindeki kadına erkeğin daha hoşgörülü olması istenmektedir.
Gerçektende aybaşı halindeki kadın ile cinsel ilişki kadının sağlık problemi yaşamasına sebep olabilir.Cinsel organlarının mikrop kapmasına,giderek kadının iyice hastalanmasına sebep olabilir.Normali ve doğalı kadın aybaşı halinden kurtulduktan sonra ve temizlendikten sonra cinsel ilişkinin kurulmasıdır.
Kur’an her konuda olduğu gibi cinsel ilişki konusunda da doğal ve normal olanı tavsiye etmektedir.Kadın ile cinsel ilişkide sapmayı ifade eden aybaşı halinde olan kadın ile cinsel ilişki yasaklanmamakta, ancak cinsel ilişki kurulmaması tavsiye edilmektedir..
Yine bir başka sapmayı ifade eden kadınlarla livata yolu ile cinsel ilişki de yasaklanmamakta ancak livata yoluyla cinsel ilişkinin yapılmaması tavsiye edilmektedir
.Nitekim bu husus “Allah’ın buyurduğu yoldan..”denerek cinsel ilişkinin vagina yolu ile yapılması belirtilmektedir.
Şimdi gelelim yukardaki soruya:Gerçekten de aybaşı halinde olmak kadının hak ve özgürlüklerinde kısıtlama yapılmasına neden midir? Kur’anda kadının aybaşı olması nedeniyle hak ve özgürlüklerini kısıtlayan bir tane dahi ayet yoktur.Kadının aybaşı olması nedeniyle namaz kılamayacağı,oruç tutamayacağı,camiye gidemiyeceği ,vs türünden yakıştırmaların hepsi yalandır.Yalan uydurulan hadisler aracılığıyla yapılmaktadır.Hadisler aracılığı ile aybaşı halindeki kadının hak ve özgürlükleri kısıtlanmak istenmektedir. Muhammed bu oyuna aracı edilmek istenmektedir.Bunların hepsi yalan ve Muhammede iftiradır.Muhammed ölü olduğu için bu iftiralara cevap veremiyor.Allah’ta insanlar gibi konuşamadığı için kadına aybaşı olması nedeniyle diğerlerinin yaptığı kısıtlamalara cevap veremiyor.Geriye Kur’an kalıyor.Bazıları Kur’an’ın okunması ve anlaşılmasının önüne engeller koydukları ve Kur’an’ı peçeledikleri,çok çok saygı gereği onu duvarlara asıp, putlaştırmaya kalktıkları için Kur’an’da cevap veremiyor.Böylece kadının hak ve özgürlükleri aybaşı olması nedeniyle kısıtlanmakta bu duruma kimse ses çıkaramamaktadır. Aybaşı olması nedeniyle kadın pis olarak görülmektedir.Oysa Kur’an okunup anlaşıldıkça kadının aybaşı halinin ona hiçte pislik getirmediği anlaşılır.Tam tersi kadının aybaşı hali ve her ay tekrarlanan üreme mekanizması Allah’ın kurallarından (sünnetullah) biridir.Allah’ın kuralları ve bu kurallara iradesi dışında tabi olan kadın pis olmaz.
Eğer aybaşı halindeki kadın pis olsa idi ve aybaşı olması nedeniyle bazı hak ve özgürlüklerden kısıtlanması gerekseydi Kur’an’da bu durum açık açık belirtilirdi.Çünkü Kur’an açıklık kitabıdır.Bütün yasaklamalar tek tek sayılmıştır.Kur’anda sayılanlar yasaklamalardır. Özgürlükler Kur’an’da sayılmamıştır.
Kaldı ki yasaklama yetkisi Muhammede dahi verilmemiştir.Nitekim Allah Kur’anda yasaklama yetkisini aşmaya kalkan Muhammedi dahi zaman zaman uyarmaktadır.Hal böyle olunca Muhammedin dahi kullanamadığı yasaklama yetkisini diğer insanların kulllanmaları düşünülemez.Diğer kulların Allah’a rağmen yasaklama yetkisi kullanmaları söz konusu olamaz.
Aybaşı halindeki kadının durumu Kur’an açısından böyle olduğuna göre; ay başı halindeki kadının her türlü hak ve özgürlüğünü kullanmasının KUR’AN’A UYGUN,,kullanmamasının ise KUR’AN DIŞI olacağı sonucuna varılır.Yani açık açık bir daha söylersek;aybaşı halindeki kadın namaz kılabilir,oruç tutabilir,camiye gidebilir,Kur’an okuyabilir...Kendisinin aybaşı olması kadını pis yapmaz.
Aybaşı halindeki kadını bazı hak ve özgürlüklerinden yasaklayanlar ve kadını bu hali nedeniyle aşağılayanlar din gününde Allah’ın yetki alanına tecavüzlerini,Allah’a karşı nasıl açıklayacaklar çok merak ediyorum.

duyurucu1
17-10-2008, 23:13
Yazının gerisini üstün körü okudum. Daha fazlasına gerek görmedim sevgili Duyurucu1.

Kavramların içini oya oya boşaltmış,
ya bilmediğin konuları biliyor gibi göstermişsin. Öğrenmeye tenezül etmeyip (ne de olsa zahmetli bir iştir) sallayıp durmuşsun.
Ya da bildiğin halde art niyetli davranıp YYY bilgileri peşpeşe sıralamışsın.
Her ikisi de aynı noktaya çıkar.

Yamyam teriminin içini boşaltıp, hamam böceğini yediği için karıncaları yamyam yapmışsın.

Beyin teriminin içini boşaltıp, beyin denen organa görevi olmayan işler vermeye kalkmışsın.

Kaos teriminin içini boşaltıp, ard niyetin yönünde kullanmışsın.

Din teriminin içini boşaltıp, şirin göstermeye çalışmışsın.
...
Ve sonunda, illede her yerde Tanrı olmalı art niyetiyle, her yere Tanrıyı tıkıştırmaya çalışmışsın (Occam'ın Usturasını hiçe sayarak).
Nihayetinde ise
demişsin.

Duyurucular hep mi böyle pot üzerine pot kırarlar acaba diye aklımdan geçiyor şimdi.

Sevgiler


Sevgili DreiMalAli,

Yazıyı okuyup kendin bir sonuca varmışsın"Duyurucu1 bu kadar yazdıktan sonra şu sonuca varmış"diyorsun.Ben bu kadar yazıları sen bu sonuca varasın diye yazmadım. Demekki sana kendimi iyice anlatamadım.Belki zaman içerisinde ve başka yazılarda karşı karşıya geldiğimizde benim anlatmak istediğimi,daha düzgün anlatabilirim.Ancak anlatmak istediğim kesinlikle senin vardığın sonuç değil.

Selam ve sevgiyle kal.

duyurucu1
17-10-2008, 23:29
10.KASIM.1938:BİR PEYGAMBER DAHA ÖLDÜ!

Peygamberlik ve duyuruculuk insana özgü sıfatlardır. Kaynağı ise Kur'andaki "resul "ve "nebi" karşılığıdır.Bir insan için resul denebileceği gibi nebi de denebilir.İnsandan başka bir varlığa duyurucu yada peygamber denmez.

Bu kavramların içi nasıl doldurulacaktır yada doldurulmalıdır? Toplumda tartışma ve uzlaşamamanın esas konusu budur.

Tanrı tanırların tümü duyurucu ve peygamberlerin insan olduğu konusunda düşünce birliği içindedirler.Tanrı tanımazlar da bu insanların insan olduğunu onaylamaktadır.

Tanrı tanırlar bu insanlara ,bu sıfatların Tanrı tarafından verildiğini bu nedenle diğer insanlardan farklı ve üstün niteliklere sahip olduğunu savunmaktadır.Mucizeler oluşturduğunu iddia etmektedirler.Tanrı tanımazlar ise üstün niteliklere sahip insan olamayacağını ,belki ve ancak üstün yeteneklere sahip ,zeki ,ileriyi öngörebilen insan olabileceğini ve hiç bir kimsenin de mucize oluşturamayacağını söylemektedirler.Peygamber ve duyurucuların da esasında ortaya koydukları dinin(dünya görüşünün) kendi ürünleri olduğunu ancak toplum tarafından benimsensin diye bunu Tanrı diye bir bilinmeze fatura ettiklerini savunmaktadırlar.

TANRI NEDİR?

Bana göre ;tartışmanın odağında Tanrı kavramına yüklenen anlam yatmaktadır.

Tanrı tanırlar, "Tanrı" diye adlandırdıkları bir varlığı varsaymaktadırlar. Ancak bu varlık onlara göre insanın dışındadır.

Tanrı tanımazlar ise, Tanrı tanırı eleştirirken "Tanrı" kavramına anlam yüklememektedirler. Sadece "Tanrı yoktur!"diyerek baştan tartışmayı bitirmektedirler. Sonraki söylemleri ise ,Tanrı tanırların iddialarının akla ve bilime aykırı olduğunu ispat etmeğe yöneliktir.

Bana göre adı ne olursa olsun insanları,hayvanları,bitkileri,canlı ve cansız varlıkları belli kurallara göre oluşturan ve oluşturduktan sonra dünyada ve evrendeki işlere bizzat etkin olarak katılan ve en önemlisi oluşturdukları ile birlikte bir bütün olan ve oluşturduklarını kapsayan,onlardan ayrı olmayan,azalmayan ve de çoğalmayan toplam olarak sabit olan fakat halden hale geçebilen insan ile kıyaslanamayacak kadar güçlü olan ve insanında ve tüm varlıklarında bir parçasını oluşturdukları,bütün olan bir varlık vardır. Tanrı tanımazlar bunun adına evrendeki toplam enerji miktarı yada doğa,yada evrendeki toplam medde miktarı deseler de, ben "Tanrı" olarak algılıyorum.Her gün her saat her saniye insanla birlikte iç içe olduğunu düşünüyorum.

İNSANLAR FARKLI MIDIR?

Benim algıladığım(Tanrı tanırların değil!) Tanrı, her şeyi oluşturduğu gibi insanları da oluşturmuş ve onları toplumlar haline getirmiştir. Toplumun içindekileri aynı yapmamıştır.Yapı ve yetenek olarak birbirinden farklı kılmıştır.Farklı oluşturmak Tanrının oluşturma kuralıdır.(Sünnetullah)

Tanrı bazı insanı şarkı söyleme yeteneği yönünden diğerlerinden farklı ve üstün kılmış ,kimini okuma yeteneği yönünden.Bazısını yazma,bir başkasını ise ata binme yönünden farklı ve üstün kılmıştır.İnsanlardan bazısı çok güzel kundura tamiri yapar da bir başka insan çok güzel yöneticilik yapar.Hele biri varki onun kalp ameliyeti yapmasına eş değer bir başka cerrah daha yoktur.Ama öbürü boğazda çok güzel balık tutar.

DUYURUCU(RESUL)NEDİR?

Tanrı tüm varlıklara oluş ve işleyiş kurallarını montajlamıştır. Ancak Tanrı bundan sonra bir kenara oturup oluşturduğu ve kendinden bir parça olan varlığın , belirlediği kurallar dahilinde davranmasını seyretmemiştir. Varlık ile sürekli ilişki içinde olarak onun belirlediği kurallar dahilinde davranmasını sağlamıştır.İşte Tanrının,bu şekilde oluşturduğu ve varlıklarla sürekli olarak kurduğu ilişkinin adı Kur'an'da "vahiy" kavramıyla ifade edilmiştir.Varlık Tanrıya vahyetmez,Tanrı varlığa vahyeder.

Tanrı varlıklar alemini kurallarla oluşturur ve yönetir,işletir. Kuralsız,başıboş hiç bir iş ve oluş yoktur.

İnsanın her biri birey olarak diğerlerinden bir yada bir kaç yetenek yönünden üstündür.Ancak bu üstün yetenek/yetenekler muhakkak ortaya çıkmaz.İnsanlar içinden bazılarının üstün yeteneklerinin ortaya çıkma koşulları oluştuğunda ortaya çıkar.Koşulları yoksa bu üstün yetenekler insanla birlikte bir daha gelmemek üzere yok olur.Her yeni oluşan insan yeni bir üstün yetenek demektir.
İnsan yeteneklerini kullanarak ortaya çıkarma koşulları oluştuğunda, o konuda ,Tanrının oluşturduğu kuralların ayrımına varır. Var olan bu kuralları keşfederler.Sonrada ayrımına vardıkları bu kuralları kendi dışındakilere duyururlar.Çünkü ayrımına vardığı kuralı veya ortaya koyduğu bir ürünü başkalarına duyurma insanların tümüne montajlanmış bir özelliktir.İnsan bu özelliğinin dışında davranamaz.Bu özelliğe ;beyan etme özelliği denebilir.Beyan etme özeliği insanın ayırt edici özelliğidir.İnsanı vücudu kendisine benzeyen başka varlıklardan ayırır.İnsan beyan etme özeliği nedeniyle ayrımına vardığı kuralı,bulduğu yeni bir şeyi başkalarına duyurur.Bu insanlara duyurucu denir.Geçmişten günümüze kadar tüm bilim adamları buluşlarını kendi dışındakilere duyurmuşlardır.Bu nedenle de duyurucudurlar. Resim,müzik,matematik,fizik,tıp,sosyal bilimler,yönetim bilimi,hukuk,tarım,deprem...akla gelen tüm alanlarda duyurucular her zaman olmuştur.

KUR'AN DA BELİRTİLEN DUYURUCULAR NEDİR?

Kur'an sadece toplumların nasıl yönetilmeleri gerektiği konusunda toplumlarına beyanda bulunan duyuruculardan söz eder. Duyurucuyu, sadece toplumun yönetilmesine ilişkin kuralların beyan edilmesine yönelik olarak açıklar.Bu günkü anlayışla düşünürsek Kur'an'ın tanımladığı duyurucular,toplumun iyi yönetilmesine ilişkin düşünce üreten insanlardır.

Duyurucu kavramı sadece bu haliyle anlaşılırsa zamanımızdaki siyaset bilimi ile uğraşan bilim adamlarını kapsar.Örneğin bir üniversitenin siyaset bilimcisi Türkiyenin nasıl yönetilirse daha iyi olabileceğini beyan ediyorsa bu duyurucudur.Duyurucu sadece duyurur.Duyurucu uygulayıcı değildir.Bu özellik de duyurucunun ayırt edici özelliğidir.Duyurucu teorisyendir.

PEYGAMBER(NEBİ)NEDİR?

Peygamber de bir duyurucudur.Bilgi birikimi ve çalışmaları açısından tam bir duyurucudur.Teorisyendir.

Ancak peygamberi duyurucudan ayıran ayırt edici bir özellik vardır. PEYGAMBER aynı zamanda UYGULAYICIDIR.

Peygamber sadece uygulayıcı değildir.Sadece duyurucu da değildir.Peygamber hem duyurucu hem uygulayıcıdır.Peygamber hem teorisyen hem de pratisyendir.Teori ve pratik peygamberin şahsında birleşmiştir.Sadece uygulayıcı peygamber değildir.

Bu açıdan düşünüldüğünde ,"Her peygamber duyurucudur ama her duyurucu peygamber değildir"demek gerekir.

Peygamberin uygulayıcı olarak sakındırma,korkutma görevi vardır.

Bu nasıl olacak?

Henüz egemenliğin kaynağı olarak Tanrının gösterildiği ilkel dönemlerde peygamberler,içinde yaşadıkları çağa uygun olarak yasama,yürütme ve yargı yetkilerini kendi üzerlerinde toplamışlar ve tek kural koyucu olarak toplumlarını kuralsız davranışlarda bulunmamaları hususunda sakındırmışlardır, korkutmuşlardır.

Peygamberler o toplumu yöneten halk liderleridir.Tek kural koyucu,tek yasa koyucu,tek yürütücüdürler.

MUHAMMED PEYGAMBER MİYDİ?

Evet Muhammed peygamberdi.Hem de duyurucuydu. Kendinden önce de kendi yaşadığı zamanda da çok sayıda duyurucu vardı. Ama bu duyurucuların içinden sadece Muhammed duyurduklarını pratiğe döktü,uyguladı ve peygamber ünvanını aldı.

Toplumunu yasama,yürütme ve yargı yetkilerini tekelinde tutarak yönetti.İlkel kabile esasına göre yaşayan,Arap toplumu içinden devlet halinde organize olmuş daha ileri ve o çağa göre çağdaş bir Arap devleti çıkardı.

ATATÜRK PEYGAMBER MİYDİ?

Evet Atatürk de peygamberdir.Atatürk zamanında da çok sayıda duyurucu olmuştur.O zamanda da çok sayıda duyurucu ,miadını dolduran Osmanlı İmparatorluk devlet rejiminden yeni bir devletin nasıl oluşturulacağı hakkında duyurularda bulunmuşlardır.

Ama bu duyurucuların içinden sadece Atatürk duyurduklarını uygulamaya koymuştur.Osmanlı rejiminin enkazı içinden ulusal temele dayalı ve egemenliğin kaynağı olarak da ulusu var sayarak yeni bir devletin,rejimin oluşmasını sağlamıştır.

Atatürk de tıpkı kendisinden 1400 yıl önce Arap toplumu içinde yaşamış Muhammed gibi hem duyurucudur hem de peygamberdir.

PEYGAMBERLER MUCİZE GÖSTERİR Mİ?

Hayır!Tarihte yaşamış hiç bir peygamber mucize göstermemiştir. Zaten mucize Tanrının ortaya koyduğu kurallara ters olma demektir.Tanrı kendi kurallarına ters bir şeyin oluşmasına izin verir mi?Verirse Tanrı olma olgusu tartışılır.Mucize var diyenler Tanrıya karşı gelmektedirler.

Bu nedenle ne Muhammed ne de Atatürk mucize göstermemişlerdir. Her ikiside tıpkı başka peygamberlerin yaptığı gibi toplumlarını çağdışılıktan alıp çağdaşlığa taşımışlardır.

MUHAMMED VE ATATÜRK'ÜN DİNLERİ ZAMANIMIZDA DA GEÇERLİ MİDİR?

Hayır!Ne Muhammedin ne de Atatürk'ün kendi zamanı için ortaya koyduğu din(dünya görüşü) aynen ve değiştirilmeden zamanımıza uygulanabilir.Ancak hem Muhammedin hem de Atatürk'ün dini(dünya görüşü) revize edilerek zamanımıza uygulanabilir. Revizyona uğramış bu dünya görüşü de ne Muhammedin ne de Atatürk'ün dini(dünya görüşü)olur. Yeni bir din(dünya görüşü)olur.

Zamanımızda hem Muhammedçiler hem de Atatürkçüler kendi dinlerinin zamanımıza aynen uygulanacağını savunuyorlar.Doğru değildir.He iki görüş de fanatik Atatürkçü yada fanatik Muhammedçilerdir. Atatürkçülük dininde de Muhammedçilik dininde de fanatizme ,yobazlığa,sekterliğe ve bağnazlığa yer yoktur.Fanatik Atatürkçüler de ,Muhammetçiler de çağdaş değillerdir.Oysa hem Muhammed hem Atatürk kendi zamanlarında en çağdaş dini(dünya görüşünü)kendi toplumlarına sunmuşlar ve toplumlarını değiştirmişlerdir. Muhammedçi yada Atatürkçü olmak Muhammede yada Atatürke tapınmak değildir.Onların ve başka peygamberlerin de görüşlerinden yararlanarak çağdaş bir din (dünya görüşü)oluşturmaktır.Muhammedin de Atatürk'ün de düşüncelerinin evrensel boyutu böyle olmayı gerektirir. Bu dini(evrensel dünya dinini) çağdaş peygamber/peygamberler oluşturacaklardır.Ya da evrensel dünya dinini(dünya görüşünü) oluşturan duyurucular çağdaş peygamber/peygamberler olacaklardır.

breymin
18-10-2008, 00:16
tanri varliklar alemini kurallarla olusturur ve yönetir,isletir.kuralsiz, basibos hicbir is ve olus yokdur.duyurucu1
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxx

sayin duyurucu1 insanlarin üzerine bomba atilmasi binlerce ve onbinlercesinin biranda yokedilmesi kuralinin hikmetinide aciklayabilirmisin?bu kuralida Allahmi yönetiyor?.

Ayejj
18-10-2008, 01:15
Atatürk akla ve bilme uyulması gerektiğini söylemiş bir insan olarak nasıl peygamber olabilir.Zira akıl ve bilim dogma kabul etmez.Dogmasız din olmaz.Din vaaz etmeyene peygamber denilmez.

Seymen
18-10-2008, 01:16
demek istediğini anlamadım, muhammed ve atatürk allah tarafından gönderildi mi demek istiyorsun, yoksa onlar özel insanlardı devrimciydiler, yeni düzen getiren ve uygulayan herkes peygamber midir demek istiyorsun. Eğer uygar bir topluk ve ahlak anlayışı getiren herkes peygamberse, neden muhammed son peygamber olarak deklare edilmiştir onu anlayamadım. Allah atatürk ü peygamber olarak gönderdiyse, neden kitabında son peygamber muhammeddir demiştir. dinlerin ve düzenlerin şahıslar tarafından yazıldığına inanıyorsan da, muhammedin son peygamber olma iddiası da ayrı bir saçmalıktır.

meaculpa
18-10-2008, 01:18
15)BU KONUDAKİ KUR’AN AYETLERİ NELERDİR?

2/222-(Ey Muhammed!)Sana kadınların aybaşı halinden sorarlar.De ki: “O sıkıntılı birşeydir.” Ay başı halinde kadınlardan uzak durun,temizlenmelerine kadar onlara yanaşmayın.Ama temizlendikleri zaman,Allah’ın size buyurduğu yoldan onlara yaklaşın...


Şimdi benim bir sorum olacak size. Ayet dediğimiz şey tam da böyle Allah kelamı oluyor ise bu ayetde yanaşmayın ve yaklaşın şeklindeki ihtarların degerlendirilmesi nedir?

Daha acık sorayım ayet denilen seyde birşeyin yapılıp yapılmaması istendimi mekruhamı, haramamı, mustehabamı göre degerlendirilir?

Allahın haram kıldıkları için illa zinhar haramdır ifadesinimi kovalamak lazım... Bu farkları aralarsanız sevinirim...

elturhani
18-10-2008, 11:23
Güzel başlamış sonra da meselenin içine etmişsin. Atatürkü de peygamber ettin ya helal olsun sana ! Uzun süredir bu dillendirilmiyordu sen tekrar dillendirmiş oldun. Valla bunu ADD ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı duymasın yoksa işin yaş senin !;)

prometheus4517
18-10-2008, 17:43
atatürk'ün peygamber diye lanse edildiğini gördükten sonra yazıyı okumamayı doğru buldum. doğru işleri yapan insanlar illa peygamber olmak zorunda değil.

o zaman:

einstein,
cahit arf,
kurtuluş savaşı kahramanları,
marks,
lenin,
mao,
hugo chavez,
gandhi,
e. che guevara,
ben :),
fazıl say,
göksel baktagir,
mozart,
beethoven,
...
...

daha ismini sayamadığım, bir çok bilim, sanat kültür insanları, devrimciler, filozoflar hepsi peygamber o zaman:)

sinner
18-10-2008, 18:21
Keşke Atatürk peygamber olsaydı :)
Ben de zamanında yaşamayı isterdim.

breymin
18-10-2008, 18:53
Aslinda duyurucu1 haksiz sayilmaz,insanlari uyandiran herkes, karanliga götüran deyil aydinliga götüren herkes tanriya layik yasiyor, dolayisiyla bizleri bu yalancilardan koruyup aklin yolunda götürenlerdir tanrinin razi oldugu insanlar,dolayisiyla ancak Turan Dursunlardir Tanrinin razi olduklari,düsünemiyorum Tanrinin yalancilarin ückagitci cikarcilarin tarafinda oldugunu,eyer öyleyse vay halimize.

sargon
18-10-2008, 19:09
http://www.youtube.com/watch?v=WwhOU6NbH9o

duyurucu1
19-10-2008, 00:46
tanri varliklar alemini kurallarla olusturur ve yönetir,isletir.kuralsiz, basibos hicbir is ve olus yokdur.duyurucu1
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxx

sayin duyurucu1 insanlarin üzerine bomba atilmasi binlerce ve onbinlercesinin biranda yokedilmesi kuralinin hikmetinide aciklayabilirmisin?bu kuralida Allahmi yönetiyor?.

Sevgili kabasakal,

Yukarda bana yönelttiğin soruyu açıklayabilirim. Çok zor değil.Esasında düşünce sisteminin temeli bu soruda yatıyor.

Önce tanrı kavramına ne anlam veriliyor?Bu konuda anlaşmak gerek.Ben Tanrı kavramına verdiğim anlamı yukarda ana yazıda açıkladım.

Tanrı herşeyin kuralını oluşturmuş.Sana çok daha basit bir örnek vereyim.İki yol var.Bildiğin yol.Yani üzerinde otomobillerin gittiği yol.Biri gidiş yolu diğeri geliş yolu.Sen bu yollardan ters istikamette otomobilin ile gitmeye kalkarsan ne olur?ters yola girmiş olursun.Yani bir kural ihlali yapmış olursun.Bu kural ihlalinin sonucunun ne olacağını bu kuralı koyanlar bilir mi?Bilir.Ne olur bu ihlalin sonucu?Trafik kazası.Trafik kazasında ne olur.Yaralanma ve icabında ölüm.Maddi hasar.

Şimdi gelelim Tanrıya.Tanrı tüm evreni oluşturmuş mu?Oluşturmuş.Hatta evrenin tümü bizatihi Tanrının kendisi mi?Evet.Tanrı=evren mi evetTanrı evrendeki ve kendinin oluşturduğu kurallara ters oluşumların nelerle sonuçlanacağını bilir mi?Bilir.

Tanrı evrendeki varlıklara kendi iradesi dışında özgürlük tanımış mı?Yani ey canlı ve cansız varlıklar benim iradem dışında hareket etme özgürlüğüne sahipsiniz?demiş mi?Hayır dememiş.Tüm varlıklar Tanrının koyduğu kurallar dahilinde hareket eder.Ağaçlar,kuşlar,solucanlar,ay,yıldızlar,atmosf er,güneş ve diğer güneşler,Tanrının koyduğu kurallar dahilinde hareket eder.İnsanların midesindeki hareketler,kalın barsaklarındaki ve idrar torbalarındaki ve hatta penislerindeki hareketler hep Tanrının koyduğu kurallar dahilinde olur.Evrendeki bir tek toz zerresi bi kalorilik enerji dahi tanrının koyduğu kurallar dahilinde olur.Hiç birinin tanrıdan bağımsız hareket etme alanları ve özgürce davranma olnakları yoktur.

Atılan bombanın patlaması Tanrının kuralları uyarıncadır.insanların Bomba etkisiyle ölmesi Tanrısal kurallar uyarıncadır.Küçük çocukların atom bombasıyla ölmesi ve sakatlanması hep Tanrının kurallarına uygun olur.Suda gemilerin yüzmesi,havada uçakların uçmasının kuralları Tanrısaldır.E=m.c kare formülü Tanrısal bir kuraldır. Keza F=m.a kuralı da tanrısaldır.Suyun kaldırma kuvvetini bulan Arşimedin bulduğu F=V batanxd sıvı kuralı da saf tanrısal kuraldır.

O zaman şu sorulacaktır?Öyleyse insanın bombayı atması da tanrısal mı?İnsanın hiç suçu yok mu?Bombayo hiroşimaya tanrı mı attı?Hayır!

Evrendeki tüm oluşumlar tanrısaldır.Özgürlükleri yoktur.Ama bu varlıkların içinden bir tanesine tanrı karar vermede özgürlük tanımıştır.Bu varlık insandır.Tanrı insana kendi ruhundan üflemiştir.Yani insanı kendine benzer oluşturmuştur.İnsan karar vermede Tanrıya bağlı değildir.Tanrıdan bağımsız ve özgürce karar verebilir.Kendi davranışlarına yön verebilir.İyiye veye kötüye yönelebilir.

Bu şuna benzer.Otomobilin şoförü insandır.Otomobilin direksiyonundaki insandır.Otomobili isterse düz kullanır kaza olmaz.İsterse ters yola sokar kaza yaptırır.Otomobilin pistonlarını tanrı hareket ettirir.İnsan eğer otomobilini uçuruma sürmüşse otomobili içindekilerle birlikte uçurumdan aşağı düşüren Tanrıdır.Uçurumdan bin defada otomobil uçuruma sürülse Tanrı bin defa aynı kuralı uygular ve otomobili uçurumdan aşağı düşürür.Çünkü Tanrısal kurallarda değişme olmaz.

Tanrı bu nedenle diğer varlıklardan hesap sormazken onları yargılamazken sadece insanı yargılamaktadır.

Yoksa tanrı insana neden sorumluluk yüklesin?İnsana özgür karar verme ve davranma alanı vermez ise insanı neden yargılasın?Herşeyi tanrı yapıyorsa insanın davranışlarına da tanrı karar veriyorsa yada şeytan adındaki bir varlık aracılığıyla insana suç işletiyorsa insanın yargılanması mantıksız olur.O zaman savunma hazırdır.Suç mu işledin?"Evet.Ama ben işlemedim beni suça şeytan azmettirdi.Valla billa ben suçsuzum "savunma yapma olanağı olur.Oysa suç işlemeye kim karar verdi?sorusunun cevabı şudur:"Suç işlemeye ben karar verdim"tanrının,şeytanın,meleğin,cinin vs nin dahli yoktur."Suç işlemeye ben karar verdim.Karşılığı olan müeyyideyide göğüslemeye hazırım"

Tekrar sevgili kabasakalın sorusuna gelirsek;İnsanların üzerine bomba atılmasına karar veren bir insandır.Ancak insanları öldüren Tanrıdır.Bombanın patlamasını,etrafa enerji saçılmasını ve bu enerji ile insanların organları arasındaki uyumun ortadan kalkmasını yani ölmesini sağlayan Tanrıdır.Hiroşimaya atılan atom bombasından on defa da başka şehirlere atılsa aynı hiroşimadaki gibi binlerce insanı öldüren tanrıdır.

Ha bir şey daha bombayı attığında Tanrıdan mucize bekleme.Çünkü mucize demek tanrısal kurallara ters oluşumlar demektir.Tanrı kendi kurallarına ters davranmaz.Yani mucize olmaz.

Sevgili kabasakal, dilimin döndüğünce düşüncelerimi aktarmaya çalıştım.Bilmem anlatabildim mi?

Selam ve sevgiyle kal

prometheus4517
19-10-2008, 00:58
ne güzel yazmıştım bir sürü. gönder e bastım. ve kayboldu. toparlayamadım bir daha da. kınıyorum :(

breymin
19-10-2008, 01:13
ama duyurucu,baslagicda insandada akil bu kadar gelismemisdi,akil bizde güngecdikce gelisiyor,baslangicda ates bile yakamiyorduk mizragi bile zor bulduk ,diller yokdu bunlar onbinlerce yilda gelisdi bugünkü halini aldi ve dahada gelisicek,bugün herseye biz karar veriyoeruz ama dün yasayan insanlar öyle deyildi hayvanlarla ayni ayarda yasiyordu,ben 45 yasindayin kerpic evleri bile hatirliyorum.

duyurucu1
19-10-2008, 01:21
Atatürk akla ve bilme uyulması gerektiğini söylemiş bir insan olarak nasıl peygamber olabilir.Zira akıl ve bilim dogma kabul etmez.Dogmasız din olmaz.Din vaaz etmeyene peygamber denilmez.

Sevgili kapecuk,

Peygamberlerin hepsi akla ve bilime uyulması gerektiğini zamanlarına göre söylemişlerdir.Peygamberler tarihi hadis dini mensuplarının yaydıkları gibi doğmalar tarihi değildir.
İşte İbrahim.Üç büyük dinin babası İbrahim.Kendi döneminde akla ve bilime dayanmış ve mevcut statükocularla kıyasıya çatışmış.Sonunda da "mancınıkla ateşe atılıp ateşte onu yakmamış" masalı dışında yaşamış.Ve mücadele etmiş.Sürülmüş.

İşte Musa,

Mısırda firavunun huzurunda diğerleri ile tartışırken "deyneğini çıkarıp atmış ve de değneği yılan olmuş"masalı dışında yaşamış.Kavmini mısırdan alıp çöle sürmüş.Yaşamı hep kendi zamanına göre akla ve bilime uygun olmuş.

İşte İsa,tam bir gerilla.

Din nedir?Bu kavramın içini sen nasıl dolduruyorsun?

"Din,bir takım doğmaların toplamıdır "diyorsan bunu hadis dini mensupları da söylüyor.Senin hadis dini mensuplarından ne farkın kaldı.Farkına varmadan onlarla aynı söylemlerde bulunuyor olmaz mısın?Oysa Din,onların savları gibi değil.Onların dünya görüşünün genel adı değil.Din=müslümanlık,yada din=hıristiyanlık yada din=musevilik değil.

Din insanların dünya görüşünün adıdır.Senin dünya görüşünün adıdır,benim dünya görüşümün adıdır,onun dünya görüşünün adıdır.Kısaca dünya görüşüne=din demek olasıdır.

Senin dininde doğmalar olabilir.Ama benim dinimde bilim vardır,deney vardır,akıl vardır.Senin dininde cihat olabilir.Ama benim dinimde sevgi vardır,kardeşlik vardır.

Gelelim peygambere.Yukarda na yazıda peygambere yüklenen anlam açıklanıyor.Eskiden yasama,yargı ve yürütme yetkilerini elinde tutan ve uygulayan insanın adı peygamberdir,Kraldır,padişahdır.

Geçmişte çok sayıda peygamber olduğunu iddia eden insan ortaya çıkmıştır.Ama egemenlik kuranlar yani halk önderlerinin isimleri zamanımıza kadar gelebilmiştir.

Yani peygamber olmak için vahiy mi almak gerek.Evet ise ben de vahiy alıyorum.Sen de alıyorsun.Muhammedi yada bir başkasını Tanrıdan vahiy alırken ,Tanrı ile birebir konuşurken gören var mı?hayır.Muhammedin kendisi diyor"Ben vahiy alıyorum.Bu söylediklerin Tanrı kelamıdır" diye.

İş bu kadar kolay ise ben de diyorum "Bu yazdıklarım vahiy ürünüdür.Tanrı kelamıdır" diye Hadi herkes beni peygamber olarak tanısın.Önümde diz çöksün.Hayır.peygamberlik bu değildir.Peygamber demek halkının önderidir.Onu alt yaşam düzeyinden alıp üst yaşam düzeyine çıkaran insandır.Uygulayıcıdır.

Olaya bu açıdan bakıldığında geçmişte veya şu ankimlerin peygamber olduğunu saptamak hiç te zor olmayacaktır.

Selam ve sevgiyle kal

duyurucu1
19-10-2008, 01:40
ama duyurucu,baslagicda insandada akil bu kadar gelismemisdi,akil bizde güngecdikce gelisiyor,baslangicda ates bile yakamiyorduk mizragi bile zor bulduk ,diller yokdu bunlar onbinlerce yilda gelisdi bugünkü halini aldi ve dahada gelisicek,bugün herseye biz karar veriyoeruz ama dün yasayan insanlar öyle deyildi hayvanlarla ayni ayarda yasiyordu,ben 45 yasindayin kerpic evleri bile hatirliyorum.

Sevgili kabasakal,

Tabi.Dediğin doğru.Başlangıçta insanla hayvan arasında fazlaca fark yoktu.Ama insan yavaş yavaş diğer hayvanlardan ayrılmaya başladı.Neden?Aklını kullanmaya başladı da ondan.İnsana ister tanrı de ister doğa de ne dersen de aklını kullanma yeteneği verildiği için yavaş yavaş değişmeğe ve gelişmeye başladı.

Amaç neydi?İnsan neden değişe değişe daha mükemmele gidiyordu?Bu konuda biraz uzunca bir yazı yazdım ve bu siteye yapıştırdım.Onun adresini veriyorum.İstersen onu da oku sonra tartışır ve irdeleriz.İşte adres:(http://www.turan-dursun.com/forumlar/showthread.php?t=7509)

Selam ve sevgiyle kal

duyurucu1
19-10-2008, 01:46
ne güzel yazmıştım bir sürü. gönder e bastım. ve kayboldu. toparlayamadım bir daha da. kınıyorum :(

Sevgili prometheus4517,

Ben de zaman zaman alıntı yaparak yazdıktan sonra gönder tuşuna basınca yazdıklarımı kaybediyorm.Bunun için önce yazdıklarımı wörde alıyorum.Bir yere kaydediyorum .Eğer iletişimde bir sorun çıkarsa yazılanlar kaybolmamış oluyor.

Kınamana gelince;Keşke kınayacağına değerli düşüncelerini yansıtsaydın daha çok sevinirdim.Ama kınamanada bir şey demiyorum.Ne yapayım ben de böyle düşünüyorum.Herkesi bir kalıba sokmak olanaksız.

Selam ve sevgiyle kal.

ozgur_beyin
19-10-2008, 01:48
sevgili duyurucu sen hangi fikre aşinasın anlamak zor kendi çapında bir peygemberlik peşindemisin yoksa mücedddidi sanimisin anlamadım şamanistmisin müslümanmısın belli değil yoksa kendinca yeni bir dini halitamı yapmaya çlışmaktasın oda belli değil özetle sen kimsin(fikri olarak)

duyurucu1
19-10-2008, 01:54
demek istediğini anlamadım, muhammed ve atatürk allah tarafından gönderildi mi demek istiyorsun, yoksa onlar özel insanlardı devrimciydiler, yeni düzen getiren ve uygulayan herkes peygamber midir demek istiyorsun. Eğer uygar bir topluk ve ahlak anlayışı getiren herkes peygamberse, neden muhammed son peygamber olarak deklare edilmiştir onu anlayamadım. Allah atatürk ü peygamber olarak gönderdiyse, neden kitabında son peygamber muhammeddir demiştir. dinlerin ve düzenlerin şahıslar tarafından yazıldığına inanıyorsan da, muhammedin son peygamber olma iddiası da ayrı bir saçmalıktır.

Sevgili Seymen,

Muhammedin son peygamber olduğunu kim söyledi?Benim öyle bir iddiam yok.Bu iddiayı hadis dini mensupları yapıyor.Ben hadis dini mensubu değilim.

Son peygamber olur mu?Peygambere halk önderi sıfatı yüklenince hiç son halk önderi=peygamberi olur mu?İnsanlar var oldukça,zulüm oldukça,ezilen ve sömürülen oldukça,kötü yönetim oldukça toplumlar bağrından peygamberlerini=halk önderlerini çıkarırlar.

Bu gün dahi dünya üzerinde çok sayıda peygamber var.Halkları kardeşçe ve refah içerisinde yaşatmanın yollarını arıyorlar.

Selam ve sevgiyle kal

duyurucu1
19-10-2008, 02:00
atatürk'ün peygamber diye lanse edildiğini gördükten sonra yazıyı okumamayı doğru buldum. doğru işleri yapan insanlar illa peygamber olmak zorunda değil.

o zaman:

einstein,
cahit arf,
kurtuluş savaşı kahramanları,
marks,
lenin,
mao,
hugo chavez,
gandhi,
e. che guevara,
ben :),
fazıl say,
göksel baktagir,
mozart,
beethoven,
...
...

daha ismini sayamadığım, bir çok bilim, sanat kültür insanları, devrimciler, filozoflar hepsi peygamber o zaman:)

Sevgili prometheus4517,

Hele sen önce kızarak yarım bıraktığın şu yazıyı bir oku.Peygamber nedir?Tanrı nedir?Din nedir?Bu kavramlar sana ne anlatıyor?Onları bir düşün.Sonra istersen okuma.Tercih senin.Ama önce oku!

Selam ve sevgiyle kal.

sargon
19-10-2008, 02:02
sevgili duyurucu,

o kadar cok sey soylemissin ki, ben hic birsey anlamadim. Bana oyle geldi ki ya herseyi birden anlatmaya calisiyorsun, ki biz senin dusunce silsileni anlayamiyoruz, yada senin kafan karisik. Sadece bir ornek vereyim.

Şimdi gelelim Tanrıya.Tanrı tüm evreni oluşturmuş mu?Oluşturmuş.Hatta evrenin tümü bizatihi Tanrının kendisi mi?Evet.Tanrı=evren mi evetTanrı evrendeki ve kendinin oluşturduğu kurallara ters oluşumların nelerle sonuçlanacağını bilir mi?Bilir.

Tanri hem evreni yaratmis hem de evren = tanri diyorsun. Bu durumda tanri kendisini yaratmis oluyor. Bizim anlayamadigimiz bu seyi sen nasil anliyorsun? Eger hissediyor ama aciklayamiyorsan anlarim. O zaman zaten mantik tartismasi yapmamiza gerek yok. Sen ispatlayamiyor olsan da inaniyor olabilirsin. Bu durumda tartisma hakkini da kaybedersin. Yanlis mi dusunuyorum?

Ayrica bu bir kac cumlede sanki herkesin oyle oldugunu kabul ettigini varsaydigin dusunceler, yani teizm, panteizm vb, dusunceleri uzerine yuzyillardir tartisiliyor ve kimse de bir seyi ispatlayabilmis degil, herkes ben boyle inaniyorum diyor sadece.

prometheus4517
19-10-2008, 14:53
valla kusura bakma duyurucu, şimdiye kadar öyle her birşey diyeni belki başlığın altında birşeyler vardır diye okusaydık...

bazı insanlar tarafından özellikle okunmasını istiyorsan yazına ilgi çekici bir başlık atacaksın. şimdi kalkıp bir peygamber daha 10 kasımda öldü falan gibisinden bir başlığın kimlerin ilgisini çekeceği belli. hatta şöyle açıklayayım. benim gibi düşünen ama ayıp olmasın diye yazmayan. yani başlığı okuyup en fazla bir paragraf okuyup gerisini boşveren birçok arkadaş vardır. ama ayıp olmasın diye söylememişlerdir. bende "ayıp olmasın" diye bir kavram olmadığından, düşüncelerimi her fırsatta "mal bulmuş mağribi misali" :) dile getirdiğimden hep kabak benim başıma patlar.

neyse

kal sağlıcakla.

breymin
19-10-2008, 15:07
Cok sayin duyurucu,bu peygamber konusunda düsüncelerimizde biraz benzerlik var,mesela bana göre insanlari daha dogrusu dogayi ve canlilari kötüden ve kötülükden yalandan ve yalancilarda koruyan ve uyaran herkes tanrinin askeridir tanri icin savasdigi icinde benim icin kutsaldirlar eyer bir cennet varsa cennet bu insanlarin hakkidir,mesela turan dursun insanlik alemini yalana ve yalancilara karsi uyardigi icin dolayisiyla tanrinin askeridir ve kutsal bir insandir,dinlere kizip tanri yok demis olabilir,bir tanri varsa onun yok demesiyle o koskoca tanri zaten birsey kaybetmez o gene vardir eyer yoksa zaten yokdur ben bu konu üzerine fazla kafa yormam benim icin önemli olan insanligi uyandirmasidir.

duyurucu1
19-10-2008, 16:43
..ben bu konu üzerine fazla kafa yormam benim icin önemli olan insanligi uyandirmasidir.

Sevgili kabasakal,

Seninde dediğin gibi önemli olan insanlığın uyarılmasıdır.Bir zamanlar hepimiz uyuyorduk.Ben uyuyordum.Bu siteye emeği geçmiş tüm insanlar uyuyordu.Hatta sevgili Turan Dursun dahi uyuyordu.Hem de mışıl mışıl.Sonra yavaş yavaş aklımızı çalıştırmaya başladık.Herşeyleri sorar,sorgular olduk.Bize binlerce yıldan beri söylenenleri sorguladık.Akıl süzgecinden geçirdik.Ve yavaş yavaş uyanmaya başladık.Hala da uyku sersemliği içerisindeyiz.

Seninde dediğin gibi önemli olan uyanmadır-uyarılmadır.

Selam ve sevgiyle kal.

duyurucu1
19-10-2008, 17:01
sevgili duyurucu sen hangi fikre aşinasın anlamak zor kendi çapında bir peygemberlik peşindemisin yoksa mücedddidi sanimisin anlamadım şamanistmisin müslümanmısın belli değil yoksa kendinca yeni bir dini halitamı yapmaya çlışmaktasın oda belli değil özetle sen kimsin(fikri olarak)

Sevgili özgür_beyin,

Bak ben peygamberliğin ne olduğunu,peygamberlikten ne anladığımı ana yazıda açıklamaya çalıştım.Benim özelliklerim peygamberliği tutmuyor.Bu nedenle peygamber olamam.

"Müceddidi sani"nin de ne demek oldunu bilmiyorum.


Herhelde şamanist'de olamam.Yok yok şamanist de değilim.


Müslüman mıyım?Bununla ne kast ettiğine bağlı.Ama şu gerçek ki hadis dini mensubu değilim.

Yeni bir din mi oluşturmaya çalışıyorum?Yok canım.O kadar da değil.

Ama şu bir gerçek ki ben "duyurucuyum"

Ben ne duyuruyorum?

İşte yadıklarım ortada.Duyurduklarım ortada.

Şimdi sen bak bu duyurduklarıma göre bana hangi yaftayı yapıştırırsan yapıştır.Beni "şuncu "veya "buncu" diye tanımlamak senin sorunun.

Ben senin yazdıklarını okurken,"özgür_beyin şu konuda şu düşüncesini ileri sürmüş.Şu konuda doğru ama bu konuda bana göre yanlış "diyorum.özgür_beyin'in boynuna "Ey millet duyduk duymadık demeyin!özgür_beyin şuncudur!"diye bir yafta yapıştırmıyorum.Yapıştırmam da.Çünkü;bu gün şu düşüncedesin yarın başka bir düşünceyi savunuyor olabilirsin.Herşey değişim içerisinde.Bundan 10 yada 20 yıl öncesini düşün.Hangi düşünceyi savunuyordun?Şimdi hangi düşünceleri savunuuyorsun.Yarın hangi düşünceyi savunacaksın?

Senin ve benim tüm düşüncelerimiz uyar mı?Uymaz.Bazıları uyar.Bazılarında anlaşamayız.Ama tartışırız. Bazılarındada kesinlikle karşı karşıya olabiliriz.

Sevgili özgür_beyin aslolan ve değişmeyen tek şey var.Değişim.

Selam ve sevgiyle kal
mücedddidisani= ikinci yenileyici(birincisi muhammed)

Seymen
19-10-2008, 18:29
duyurucu yazılarını okuduktan sonra senin bir hurufi olduğuna karar verdim :D ayrıca mütemadiyen "en el hak" da diyorsundur. Tabi bunları samimiyetine sığınarak söylüyorum :). Bi de "duyurucu"yum ben demişin Hasan Mezarcı olmayasın :D

dilaver
19-10-2008, 20:37
Bundan 10 yada 20 yıl öncesini düşün.Hangi düşünceyi savunuyordun?Şimdi hangi düşünceleri savunuuyorsun.Yarın hangi düşünceyi savunacaksın?

35 senedir düşüncelerim hiç degişmedi, yarın da degişecegini sanmıyorum. Dinazormuyum ben neyim. :)

saygılarımla

sinner
19-10-2008, 21:11
duyurucu1:
"....aslolan ve değişmeyen tek şey var.Değişim."

Değişmeyen şey sadece değişimin kendisiyse kuralları o koyuyor demektir.
O zaman şöyle denebilir Değişim Tanrıysa Evrim de onu uygulayan Peygamberdir.

umutbitmez
19-10-2008, 22:20
Başlık ilgi çekmek için, Herkesin herşeyi ilgi çekmek için kullandığı bir ortamda bu da bir yöntem. Kimisi ekranlarda ön plana çıkmak için akla ahlaka mantığa uygun olmayan şeyler yapar,kimide forumlarda öne çıkmak için akla mantığa uygun olmayan şeyler yapar..

NORMAL KARŞILAMAK LAZIM CEVAP BİLE YAZMAMAK LAZIM..

AMA.....!

ola ki bi okuyan çıkar, inanacağı tutar ve bunu yaymaya kalkar..İşte bu ATATÜRK'e büyük bir hakaret olur..

ATATÜRK'ün büyüklüğü İNSAN olmasından gelmektedir..O, başarılariyla, yaptıkları ve yapamadıklarıyla, içinde bulunduğu topluma uyan ve uymayan yanlarıyla sadece bir İNSANDI..
Kusura bakmayın, ve hakaret olarak da algılamayın ama.. BU APTAL SAPTAL Bir yazı..

BAŞARDIKLARI SİZDE HEYECAN UYANDIRAN, YADA KISKANÇLIK YARATAN İNSANLAR GÖRDÜĞÜNÜZDE onları İNSAN ÜSTÜ olarak algılamaktansa, "HELAL OLSUN" diyebilmek hem sizi hem de o insanı daha da yüceltir..