PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Evren Genişliyor mu ?


dilaver
21-04-2008, 20:24
Big bang teorisinin zorunlu bir sonucu evrenin genişliyor oldugu idi. Öyle ya sonsuz tekillikten bir evren doguyorsa bunun genişlemiş olması gerekiyordu. Bundan sonra tüm görüşlerimiz bu temele dayanmaya başladı, ancak big bangın ve evrenin genişlemesinin şu anda ciddi aksayan yönleri var.

* *Her şeyden evvel evrenin genişledigi iki gözleme dayandırılıyor. Birincisi kozmik arka plan fon ışınımı ki big bangten kaldıgı iddia ediliyor ve evrenin her yerinde ölçülebildigi söyleniyor. İkincisi ise kızıla kayma etkisi denilen galaksilerin artan hızla birbirinden uzaklaştıkları gözleniyor. Bunlara dayanarak da evrenin genişledigi söyleniyor.

* *Benim ciddi bir fizik bilgim yok, sadece amatör bir izleyiciyim ve her amatör gibi pek çok şeyi kavramakta zorluk çekiyorum. Onun için bilen arkadaşlar varsa hem ayrıntılı olarak bizleri bilgilendirmelerini hem de konunun enine boyuna tartışılmasını arzu ediyorum.

* * Evren neden genişlemek zorunda oluyor. Sonsuz genişlikte bir evren içerisinde galaksiler birbirlerinden ışık hızına yakın bir hızla uzaklaşabilirler ve bu da bir gözlemci için kızıla kayma etkisi olarak gözükebilir. Evrenin genişledigini iddia edebilmek için her şeyden evvel onun sınırlarını çizebilmemeiz, ölçebilmemiz lazı m diye düşünüyorum. Sınırlarını bilemedigimiz bir evrenin genişledigini iddia edebilmek aşırı spekülasyon gibi geliyor.

* * Bir diger konu, şayet evren genişliyorsa onun haricinde de bir şey olabilmesi gerekiyor, bir şeyin içerisinde genişlemesi gerekiyor, o zman evrenin haricinde de bir şeylerin olması gerekiyor bu da anlamsız oluyor.

* * *İzlenimime göre tek gerçegin evren ve madde olması rasyonel. Sonsuz ve sınırsız bir evren. O zaman dört temel kuvveti de bir kuvvet haline getirmek gerkmiyor. Neden her şey bir tekillikten başlamış olsun ki.

* * *Spekülasyon yaptıgımı biliyorum, ama zaten şu ana kadar yapılanların hepsi de bir spekülasyonlar zinciri degil mi.

* * * Neyse bilgisi olanın paylaşmasını ve bizi aydınlatmasını ve din ve Tanrı dışı bir tartışma olmasını öneriyorum.


* * *saygılarımla

evrensel-insan
21-04-2008, 20:35
Saygideger dilaver;

Asagida linkini verdigim yazim, bilmem soruna bir cevap olabilirmi?

http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=8106&postdays=0&postorder=asc&start=15

Burada karar verilecek konu, evrenin hangi temelde algilandigidir.Yani evrene verilen icerik hareket mi, duraganlik mi yoksa degisim ve donusum mu?

Saygilarimla;
evrensel-insan

pante
21-04-2008, 23:31
Bigbang modeli benim kafama yatmıyor artık.
Fizik terimlerine girmeden sade anlatmaya çalışayım düşüncemi.

Bigbang deyince 1 merkezden yoğunlaşmış enerjinin patlaması anlıyoruz.
1 merkezden oluşan büyük bir patlamada her yana eşit hızda küre oluşturacak şekilde yayılım olur.
Yani balon gibi şişme olur.
Bu durumda balonun tüm çeperlerinin dolu, ortasının boş olması gerekir.
Birbirine komşu galaksiler de çeperlere yayılmış olmalıdır.
Genişlemede komşu galaksiler aynı yönde genişlerler. Galaksilerin birbirinden uzaklaşması ise, balonun bir yüzeyi ile karşı yüzeyindeki galaksiler arasında olabilir. Onu da gözlemlemek herhalde imkansızdır. Çünkü evrenin bir sınırı ile karşı sınırı arasındaki mesafe gözlemlenemeyecek kadar büyüktür.
Bize en yakın galaksinin bizden uzaklaşması bigbang kaynaklı olamaz. Çünkü patlama şiddetinin yönüne ters bir hareket var demektir.

Bigbang tek bir merkezden değil de evrenin her noktasında olduysa, bu zaten bigbang teorisini çökertir.
Evrenin önceden de varolduğu tezi ortaya gelir ki bigbang modeli model olmaktan çıkar. Çünkü amaç evrenin nasıl oluştuğunun yanıtını bulabilmektir.

Bence her bir galaksi ayrı bir evrendir ve bu evrenlerin sayısı da ölçülemeyecek derecededir yani sonsuzdur.
Çünkü galaksiler arasında müthiş bir uzaklık vardır. Milyarlarca galaksi tek bir patlamanın ürünü olamaz. Dolayısıyla evren sözcüğü yanlış kavramdır. Birden çok evrenin olması halinde kavram karşılığını bulamamaktadır. Mesela şöyle isimlendirelim. Kainat= evren olmasın. Kainat evrenlerin tümünün adı olsun.
Bu durumda "Kainattaki evrenler" den bahsedebiliriz.

Bir de genişlemenin hızının gittikçe arttığı söyleniyor. Böyle bir durum varsa bu normal değildir ve bu da bigbang modeline aykırıdır. Evrenin genişlediğinin ortaya çıkması şunun şurasında ne kadar bir zaman ki, genişleme hızının arttığı gözlemlenebilsin bu kadar kısa zamanda. Yani 20 yıl önce yapılan ölçümle, bugün yapılan ölçüm arasında fark görülmesi mümkün olamaz.

Bunun doğrusunu fiziksel terimlere, negatif enerji-pozitif enerji vs. girmeden yine sade bir dille savunacak olan varsa seviniriz. Pek umudum yok ama..

vartor
22-04-2008, 02:48
Sevgili pante, evrenin genislemesi bir balon gibi degil de , mayalanmis bir hamurun genislemesi gibi dusunmek gerekiyor. Icindeki uzum taneciklerini birer galaksi diy dusuncecek olursak, hamur kabardikca, uzum tanecikleri de birbirinden uzaklasacakir. Hubble'in bahsettigi genisleme boyle bir model.
* Bigbang modeline gelince, ben hic dusunemiyorum evrendeki tum maddenin bir nokta halinde yogunlasmasina. Teoridir, tartisilabilinir tabi ki, ancak evrensel insanin deyimiyle, algilamakta bayagi zorlaniyorum. Tabi benim veya sizlerin algilayamiyor olmamiz, fizik hakkindaki bilgimizle de orantilidir.
*Imanli dostlarimizin, bir insan nasil ateist olabilir seklindeki dusunce mantigina benzetiyorum kendi gorusumu big bangi dusunurken. Stephen Hawkins, gunumuzun en guclu fizikcilerinden biri, big bang'a olumlu bakan bir bilgin; evrenin genisledigini ve belki de yercekimi dolayisyla gunun birinde tekrar tek bir noktada bitecegine inaniyor. tabi hangi guc tenerse o yone, yani sidilik genisleme gucunun etkisinde kaldigini soluyor.
http://www.pbs.org/wnet/hawking/universes/html/univ.html

frodo
22-04-2008, 20:59
Big Bang'in temel iki destekleyen olguya sahip olduğunu biliyorum. 1.si Doppler etkisi ile açıklanan ışık tayfının kırmızıya kayması.( Yerel gurup haricinde tüm galaksilerin gözlemlenen ışığında kırmızıya kayma tespit edilmiş.) 2.si Big Bang'den bu yana epeyce soğumuş olması gereken patlama radyasyonunun günümüze dek kalmış olma olasılığı. ( evrenin bebeklik resmi adı altında yayınlanmış o ünlü resmi görmeyen yoktur.)

Fakat kırmızıya kaymanın başka açıklaması olamaz mı? İlk aklıma gelen kütleçekimsel kırmızıya kayma. Tüm galaksilerin merkezlerinde devasa karadelikler olduğu düşünülürse ve galaksilerin özlemlenen madde miktarından fazlasına sahip olduğu düşünülüyorsa bu düşünce hiç de yabana atılabilecek bir iddia değil. C.Sagan *Halton Arp'in *bir galaksi ile kuasarın veya bir galaksi çiftinin fiziksel görüntü uygunluğuna karşın kırmızıya kayma uygunsuzluğu tespit ettiğini söylüyor.

Bir diğer sorun özellikle yerel guruptaki topaklanma. Yani genişleyen bir evrende böyle bir topaklanma neden ? Başak gurubu galaksilerinin devasa bir topaklanmayı barındırdığını belirleyen astronomlar (1 ya da 2 milyar ışık yılı çapında) big bang'in bu denli büyük topaklanmalara yol açamayacağını düşünüyorlar. Yada hepimizin bildiği galaksimizle Andromeda galaksisisinin çarpışacak olması yine big bang ve genişleme teorisine gölge düşürmekte.

timsah
22-04-2008, 21:03
Bir başka kaynaktan okuduğuma göre evrenden, daha yaşlı yıldızların var olduğu görüşü savunuluyor. Bu durum birden fazla farklı evrenlerin va olduğunu ortaya koyuyor.

qw19
27-04-2008, 06:54
Evren deki galaksilerin hızlanması, evrenin genişlemesi belkide durdu ve çökme başladı çünkü bizim değerlendirdiğimiz veriler milyonlarca yıl öncesine ait.

*Kant-Laplace teorisi vardı güneş sisteminin oluşmasıyla ilgili gazlar tribülans adı verilen sarmal bir hareket halindeydiler merkezde güneş oluştu ve merkezden uzaklaştıkça gezegenler. Galaksiler bu sarmal hareketi yapmaktalar fraktal geometriyi baz alarak, güneş sistemleri de galaksi davranışlarını gösterebilir.

*Pante'nin söylediklerinde kafama yatmayan şey, galaksiler neden giderek hızlanıyorlar, evren neden ışık hızına yakın hızlarda genişliyor. Bu ivmeyi sağlayan mekanizma nedir?

*Evrenin yaşı 13.7milyar yıl. Big bang den sonra evrenin ışık hızıyla genişlediğini varsayarsak evrenin yarıçapının 13.7 milyar ışık yılı olması gerekir. Fakat yarıçaplar 28milyar ışık yılı ve 78milyar ışık yılı. Demekki evren ışık hızından çok daha hızlı genişlemiş.

*Selamlar.

Chaos
27-04-2008, 19:20
O nasıl bir bakış açısıdır vgm? Hala görelilik ve referans değişimi noktasında tek yönlü düşünüyorsun. Böylesi genellemeler yapılamaz maalesef. Senin galaksin samanyolunun hareket hızı nedir? Işık hızında mı hareket ediyoruz biz? Işığın san deki hızı bizim referansımıza göre başka referanslara göre daima yaklaşık 300 000 km dir. Buraya kadar bir sorun yok. Peki şöyle söyleyelim atıyorum seni ışık hızına çıkarmanın bir yolunu bulduk kütlen olduğu halde aynı kütlede ışığa dönüştün. Buradan Andromedaya gitmen ne kadar sürecek? Saatine baktığında zaman geçmiş olacak mı? Cevap veriyorum hayır. Uzayın hangi uzaklığına gidersen git ışık sözkonusu olduğunda onun zamanı yoktur. Burada yaptığın düşünce hatası, sürekli kendi referanslarına göre uzayın durumunu betimleyip yerel durumdan hareketle genellemeler üretmendir. Samanyolu 8 milyar ışık yılı uzaktaki bir galaksiye göre ışık hızına yakındır. O galaksi de samanyoluna göre o hızdadır. Bu iki galaksinin birbirine bağıl olarak ışık hızına yakın hızda uzaklaştığını söyleriz. Ancak evrenin genişlemesi teorisinin kökeni bu düşünce değildir. Galaksilerin birbirinden uzaklaştığından hareketle böyle bir teori ortaya atılmış olsa da evrenin ışık hızında genleştiği şeklinde bir genelleme üretilemez, sadece genişlediğini söyleyebilir,kritik kütle hesabından dolayı da ivmesinin zamana göre değişimini ölçebiliriz. Işık hızının sayısal değeri kafanızı karıştırıyor. Yani sen hızları aritmetik olarak topladığın için çapa bakıp ışık hızından daha hızlı genişlediği yolunda yanlış bir sav ortaya atıyorsun. Dikkat et buna kütle çekimi konusundaki son yazımda da bu hatanı belirttim fakat sanırım onu da okumadın. Ayrıca ilk savın da deneylerle örtüşmüyor klasik big bang e dair eski savları aşın artık bunlar masal oldu. Evrenin genişleme ivmesi artıyor kütle çekimi ya da herhangi başka unsur bu genleşmede bir azalma meydana getiremez kuantum elektrodinamiği her şeyin teorisi ve M kuramı dahilinde kurulan yeni modellerde böyle bir alternatif yok. En azından yaşadığımız evren için.

Kaos teorisi demeliyiz ona, Kant ve Laplace ın determinist felsefeleri çok geride kaldı.

Olbers in saçma sav ı eşliğinde yapılan hesaplar 25 milyar ışık yılını öne sürüyor. Bunun dışında evrenin başlangıcındaki A ve B galaksisi arasındaki aralık sürekli genişlediği için bugün 13,7 ışık yılı uzaklıktaki galaksi, tüm uzaklıkları seri olarak toplarsak yaklaşık olarak aslında 78 milyar ışık yılı uzakta. Bu da evrenin yarıçapının 78 milyar ışık yılı olduğunu gösteriyor. Sen yine aynı hatayı yapıp zamandan bağımsız olarak ışık hızının katettiği mesafeyi hep sabit algılama hatası yaptığın için düz mantıkla evrenin çapı 78 milyar ama yaşı 13,7 milyar demek ki evren ışık hızından hızlı genişlemiş şeklinde hatalı genellemeler yapmayı sürdürüyorsun.

Birincisi evrenin çapı 25 milyar ışık yılı da olsa 78 milyar ışık yılı da olsa bu durum klasik big bang teorisine göre yaşının 13,7 milyar yıl olması ile çelişmez. Görelilik teorisini çift yönlü ve zamana bağıl olarak düşünmek zorundasın.

İkincisi evrenin ilk 1 milyon yıllık varlığındaki zaman hız ve mesafe faktörü ve buna bağlı zaman mekan koordinat eksenleri sürekli değiştiğinden yine toplam yarıçapı bu veriler üzerinden hesaplarken bugünün verilerini baz alarak değil, tüm zamanların verileri dahilinde matematiksel seri toplamı yapman gerekir.

Üçüncüsü, senin sav ına göre yüksek enerjili taneciklerin dünyaya ulaşma şansı hiç yoktur. Çünkü bu taneciklerin oluşup uzaya yayıldığı zaman, güneş sistemi oluşmadan daha önce sona ermiştir. Aynı şekilde senin ışığın hızına göre katettiği mesafenin boyutu yanlış sav ına göre kozmik arka alan ışınımından haberdar olma şansımız da yoktur. Çünkü bu ışıma evrenin ilk birkaç yüzbin yaşında iken yani evrenin ısısı 3000 K iken yayılan fotonlardan kalmadır. O zaman senin sav ına göre bu arka alan ışınımının zamanı 13 milyar ışık yılı uzakta olduğuna göre 5 milyar yaşında olan güneş sistemine ulaşmasına daha 8 milyar yıl vardır. Neye göre? :D

Olbers paradoksuna itirazlarım sürmektedir.

Buradaki temel sav taranan bölge arttıkça yıldız sayısının arttığı noktasındadır. Yani paradoks der ki, eğer evren sonsuz olsaydı uzay aydınlık görünecekti. Buradan hareketle de kabaca göremediğimiz çok uzak galaksilerin yani bize göre bizden ışık hızında uzaklaşan galaksileri de sözde kabaca hesaba katarak evrenin çapının 25- 28 milyar ışık yılı olduğunu iddia eder.

1. Çok uzak galaksilerin görünebilirlik sınırının 7-8 milyar ışık yılı olduğunu çünkü o uzaklıktaki galaksilerin bize bağıl olarak ışık hızına çok yakın hızlarla uzaklaştığından hareketle, bu görünemezlik sınırının kaba hesaba katılmasındaki somut verinin kaynağı nedir? Eğer evrenin çapı 500 milyar ışık yılı ise yine de 8 milyar ışık yılından ötesini göremeyeceğimize göre çapının 25 milyar ışık yılı olduğuna dair hiç bir kanıt öne sürülemez. Bu çap 9 milyar ışık yılı da olabilir 999 milyar ışık yılı da. Herhangi veri alamadığımıza göre kafadan 25 milyar ışık yılı diye atmaktan öte bir anlamı yoktur bu değerin ve hiç bir kanıtı yoktur.

2. Işığın zamandan bağımsız oluşu nedeniyle mutlak olduğunu öne sürmek, madde enerji döngüsü ile çelişir. Işığın sonlu bir hızı vardır. Dolayısıyla tüm evrenin sonsuz yıldız ışığı nedeniyle tamamen ışıyarak aydınlanacağı sav ı matematiksel açıdan mantıksızdır. Çünkü sonlu hız dolayısıyla sonsuz sayıda yıldızın ışığı yine de tam bir aydınlanma yaratamaz. Dolayısıyla uzayın sonsuz olma düşüncesi uzayın karanlık olması savını destekler. Olbers ise ışık hızını zamandan bağımsız olması nedeniyle sonsuz varsayarak sonsuz evrende sonsuz ışığın Dünyaya ulaşacağını öne sürmüştür. Oysa belli aralıklarla yerleştirilmiş ampuller, ne kadar büyük bir alanı kaplarlarsa kaplasınlar görüş alanının tamamen aydınlanmasını sağlayamazlar. Olbers paradoksu bu noktada perspektif anlayışından yoksundur. İki boyutlu uzay haritasını düşünüp boşluklara uzak yıldızlar yerleştirerek yıldızlar arasındaki karanlık çoğunluğu yok saymaktadır. Uzay sonlu da olsa sonsuz da olsa gökyüzü karanlık ve yıldızlar az görünecektir. Çünkü yıldızlar arası mesafe her daim yıldızın çapından çok *daha büyüktür. Dolayısıyla aydınlığı da uzaklıkla azalır.

3.Yıldızlar sonsuz ömürlü değildir. Dolayısıyla ışık hızına çok yakın hızlarda yıldız ömürlerinin bir anlamı yoktur. Yani makro boyutta evreni küresel düşünüp sınırlandırsak bile içindeki yıldızlar bir oluşur bir söner diğeri oluşur. Karadelikler ışığı yani fotonları soğurur atomaltı boyutta fotonlar farklı oluşumlara girişir,madde enerji oluşumu,foton salınımı,foton soğurulması,kütle enerji dönüşümler dahilinde yeni kütle çekim alanlarına dönüşümler gerçekleşir. Kuantum boyutunda evren kaynar bir kazan gibidir. Kuantum üstü boyutun yasalarının oluştuğu bu dünya bu nedenle toptancı perspektiflerle açıklanamaz. Yani bu tür foton alışverişleri ve madde enerji dönüşümleri, dinamik evren modellemeleri dahilinde Olbers paradoksu tamamen geçersizdir çünkü statik ve sınırlı evren düşüncesi için ortaya atılmış olduğu hiç bir geçerli mantığının olmadığı anlaşılmaktadır. Popülist ve şoven kültürün fiziğe bir dayatmasıdır.

Big bang paradoksu ve Olbers Paradoksu

Big-bang in sorun yaratan kısmı zamana başlangıç olarak düşünülmesi ve bu referans ile genişlemenin nedeninden ziyade sebebinin bir ilk nedene gönderme yapmasıdır. Aslında teori kendi argümanları ile bu durumu reddetse de bakış açılarının aldığı düşünce referansı neye göre ise, o idea nın kendisine big-bang i referans almasıdır.

Örneğin biraz süslü yazmış olmak ile birlikte evrensel-insan'ın big-bang teorisi bağlamında Aristoteles evren görüşünü anlatması gibi. :) *Aristoteles in ve skolastiğin elinde bilinçdışı doğa ya dair bir deney gözlem ve non lineer anti determinist fikirler bulunmadığından ötürü de tartışma döner dolaşır hareketten bağımsız ilk hareket ettiricinin soyut ve fantastik varlığı içinde boğulur.

Ancak teorik açıdan evrenin en erken 10^-43 sn si bilinebilir. Bu ne demektir? Madde ve zamanın anladığımız formları için düşünebileceğimiz öngörü sınırı demektir. Buradan hayalgücü yüksek mistiklerin birtakım aşkın ruhlar cinler tanrılar yaratması kısmını bir yana bırakırsak, 10^-43 sn den önceki zaman da aslında evrenin ondan sonraki toplam zamanını kapsar. Yani şöyle düşünün, madde örgütlenip genişledikçe zaman yavaşlamaktadır. Neden? Çünkü zaman maddeseldir o yüzden fotondan başka hiç bir partikül atomaltı boyutta da olsa ışık hızında hareket etmez. Relativistik kütle formülü kütleli cismin ışık hızına ulaşamayacağını söyler ancak ondan daha hızlı hareket edemeyeceğini söylemez çünkü negatif madde mümkündür ve onlar zamanda geri gidip bizim göreli boyutumuzda yine ışıktan hızlı olabildikleri oranda yavaş ilerlediğini zannettiğimiz kararsız anti partiküllerdir. Yani anti maddedirler. Ancak bu kütleyi ışık hızına ulaştıramayız teorisi ile de çelişmez. Atomaltı evrendeki fizik yasaları veya ışık hızı için Profesör Richard Feynman ın deyişiyle birbirinin sonucu olan determinist sağduyu ilkeleri aramak manasızdır, doğa sadece kendine özgüdür bizim referansımıza ve aklımıza yani rasyonaliteye özgü değil. Bütün bu kuantum ilkeleri ve görelilik bağlamında aslında evrenin ne kadar zaman önce oluştuğunu söylemek de manasızdır. Bunun ise türlü sebebleri vardır.

1. Çok uzak galaksiler bigbang teorisi bağlamında farklı yapılar üretmesi gerekir. Çünkü erken evren görüntüleri olduğu halde,pek de erken evren gibi olmayan bizimkine çok benzeyen galaksi sistemlerinden oluşmaktadırlar. Sırrı henüz çözülememiş olan sadece kuasarlardır ve aslına bakılırsa onların dev karadelikler mi yoksa başka birşey mi olup olmadığı da belli değildir. Gözlem sorunu vardır.

2. big-bang homojen bir evren modeller oysa gözlemler galaksilerin büyükten küçüğe mega topluluklar halinde sıralandığını gösterir. En geniş ölçekte gözlenen "Büyük Duvar" ın da başka bir daha büyük sistemin parçası olup olmadığı bir muammadır. İlginç olan, biz gözleyenler açısından bu haritanın her daim en ucunun ucunun ucunda izole olmuş olmamızdır. Yani büyük duvarın dışındaki büyük mega galaksi topluluğunun kıyısındaki yerel bir üst galaksi topluluğunun yine daha önemsiz yerel grubunun ondan da önemsiz galaksisindeki önemsiz bir bölümünde kollarının dışındaki yine önemsiz görünen sıradan bir yıldız sistemindeyiz. Bunun anlamı nedir? Bana kalırsa bunun anlamı olbers paradoksunun bir görünümüdür. Sanıldığı gibi olbers paradoksu evrenin sınırlı olduğunun kanıtı değil, uzaklarda daha fazla ışık görmemize yol açtığından bu hiyerarşik görüntü ortaya çıkmaktadır. Çünkü asıl uzağa bakıldıkça evrenin daha geniş bir alanını taramış oluyoruz evren genleştikçe aydınlanma olasılığı artmak yerine. Tersine genleşme yüzünden karanlık, geçmişe baktığımız oranda ışıma miktarında artış gözlüyoruz. Yani Olbers in söylediğinin tam tersi doğrudur.

Sonuç olarak evrenin çok az bir kısmının baryonik madde ve elektromanyetik enerji taşıyıcılardan oluştuğu düşünülürse Olbers paradoksunun "evren sonsuz olsaydı uzay aydınlık görünürdü" önermesi iyice mantık dışıdır. Çünkü hem zaman açısından yıldızlar sonsuz ömürlü değil,hem de uzayın çoğunluğunu yıldız olmayan bölgeler oluşturmaktadır. Nasıl bir mantıkla uzay sonsuz olsaydı sadece ışığın yoğunlaşarak uzayı aydın göstereceği düşünülmüş hiç anlaşılır değildir. Kaldı ki evrende Dünyamız küçük bir noktadır bütün ışık huni biçiminde dünyaya odaklanmadıkça böylesi bir aydınlanma olamaz. Üstelik ışığın yayılımı küreseldir bir noktadan dağılır belirli bir noktaya odaklanmaz.

Evrenin genişlemesi de görecelidir.

3. Kritik kütlenin ölçümlerde 1 den küçük çıkması Einstein ı haklı çıkarmıştır. Evren kütle tarafından bükülmüş zaman alanlarından oluşsa da makro ölçekte dümdüzdür. Ne küreseldir ki o zaman kritik kütle 1 den büyük çıkmalıydı, ne de dümdüzdür. Verilere göre hiperbolik ve sonsuzdur. Ancak sürekli 1 ya da daha büyük çıkarılmaya çalışılmakta buna dair veri aranmaktadır. 1 çıksa bile düz evren olacaktır ki başlangıcı ve sonu olmayan ve o yüzden düz görünen bir evren olacaktır. Burda da veriler sonluluğa karşıdır. Evrenin sonlu çıkabilmesi için kritik kütlenin 1 den büyük çıkması gerekir. Oysa uzak süpernovalar evrenin genişleme ivmesinin arttığını göstermiştir. Demek ki kütle çekimi ivmeyi yavaşlatamayacaktır ki bu da sonlu evren ve big bang teorisine karşıttır. Klasik yani mutlak tekillikten patlayarak saçılan ve örgütlenen big bang ise uzak süpernova gözlemlerinden sonra çökmüştür, tekil noktadan patlayan evren teorisi geçersizdir.

Bundan sonrasında yeni modeller kuantum lkeleri M kuramı ve sicim teorileri ve de kaos eorileri eşliğinde ilerleyecek görünüyor. Mutlak ilkeler temelli dogmatik evren tasarımları artık bir işe yaramamaktadır. Evrene başlangıç ve son çizmek hem teorilere eşlik eden matematik ile, hem de teorilerin kendi içinde çelişkiler üretmektedir. Bu tür determinist genellemeler yapma çağı gerilerde kalmıştuır. Gözlem teori ve deneyler eşliğinde fizik yasalarının nasıl işlediğini araştırıp yeni modellemeler yapmak dışında evrene mitolojik varsayımlarla ömür biçmek insanın doğaya anthromorfik olarak baktığı geçmişten kalma bir hatasıdır.

Ayejj
07-04-2009, 18:20
Bu başlıkta evrenin genişlemesiyle ilgili bilimsel itirazlar başarılı bir şekilde getirilmiş ,mikrodalga kozmik ışınımı hakkındaki yapılabilecek itirazlar eksik kalmış.Son dönemde bilim insanları bu kozmik ışınımla ilgili yeni bilgileri ortaya koymaktalar.

http://img87.imageshack.us/img87/7343/evrenenflasyonbigbang.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=evrenenflasyonbigbang.jpg)

Evrenbilimin en önemli aygıtlarından biri olan Wilkinson Mikrodalga Anisotropi Araştırma (WMAP) aygıtından elde edilen kanıtların en basit büyük patlama olayının tümden yanlış olduğunu kanıtlaması bile işten değil.

İlk kez kullanılmaya başlandığı 2001 yılından bu yana WMAP bulunduğu yerden 1,5 milyon kilometre uzaklıktaki evrenin sıcaklığını ölçüyor. Aygıt kozmik mikrodalga sıcaklığının gökyüzünün farklı yerlerinde sergilediği farklılıkları da izliyor.

Evrenbilimciler bir yerden bir yere tanık olunan minik farklılıkların evrenin, yaklaşık 300,000 yıl önce, büyük patlamadan sonra maddenin yerçekiminin etkisiyle kümelenmeye başladığı dönemdeki durumunun bir göstergesi olduğuna inanıyorlar.

Daha sıcak alanlar daha yoğun bölgelere denk düşerken, daha serin alanlar yoğunluğu daha düşük bölgelere denk düşüyor. Yoğunluktaki bu farklılıklar evrenin ilk ortaya çıkışınının hemen ardından boşluktaki kuvantum dalgalanmalar olarak yaşama geçti ve kısa sürede şişme olarak bilinen hızlı bir genişlemeyle büyüdü.

Yeni sonuçlar

Kuvantum dalgalanmaları gelişigüzel ortaya çıktığından, gökyüzünün bir bölümünde gördüğümüz sıcak ve soğuk alanların başka yerlerdekinden pek farklı bir görünümde olmaması gerekir.

Kozmik ışınım da bir bütün olarak evrenin bir unsuru olduğundan, sıcak ve soğuk bölgelerin hiç birinin evrenin bizim köşesindeki yapılarla aynı hizada yer almaması gerekir.

Gelgelelim, WMAP incelemelerinden elde edilen sonuçlar tam da böyle bir durumun söz konusu olduğunu ortaya koyuyor.

Şer ekseni

Imperial College uzmanlarından Joao Magueijo ve meslektaşı Kate Land bu yılın başlarında fondaki kozmik mikrodalgada garip bir uyuma tanık oldular. İlk bakışta sıcak ve soğuk alanların gelişigüzel dağılmış gibi durduklarına tanık olan araştırmacılar, durumu daha yakından incelediklerinde hiç beklenmedik bir sonuçla karşılaştılar.

Ortada sanki kakafonik bir orkestra vardı, ancak kemanlar, trombon ve klarnetler ayrı ayrı ele alındıklarında tümü de aynı telden çalmaktaydı. WMAP bulgularını orkestra örneğindeki gibi farklı uzamsal frekanslardan oluşan bir karışım olarak ele alan araştırmacılar sıcak ve soğuk noktalardaki her bir dizge arasında çarpıcı benzerliklere tanık oldular.

Her bir dizgedeki bu alanlar sanki aynı doğrultuda dizilmişlerdi. Magueijo bu uyuma "şer ekseni" adını veriyor ve,"Tüm bunlar doğruysa, büyük patlama kuramını temelinden sarsacak son derece şaşırtıcı bir buluşla karşı karşıyayız demektir," yorumunu yapıyor

New Scientist’de yayınlanan bir yazısında Lawrenceville Plasma Physics başkanı Eric Lerner mikrodalga parıltısının kökenleri konusundaki görüşün tümden yanlış olduğuna inanıyor ve, "Bir çadırda uyandığınızda çevrenizdeki her şey bembeyaz ise, evrenin başlangıcına tanık olduğunuz gibi bir duyguya kapılmak yerine çevrenizin sisle kaplı olduğu sonucuna varırsınız," diyor.

Lerner evrenin başlangıcının temelinde yatan kozmik ışınımın gerçekte soğurulup yeniden ışın olarak çevreye yayılan yıldız ışığı olduğuna inanıyor.

Büyük patlama konusuna kuşkuyla yaklaşan evrenbilimcilerin en önde gelenlerinden biri olan merhum Fred Hoyle tarafından öne sürülen bu görüş oldukça eskilere uzanıyor.

Hoyle, yıldız ışığının süpernovalardan kaynaklanarak sonradan mikrodalga olarak çevreye yayılan, dikiş iğnesini andıran demir tanecikleri tarafından emildiğine inanıyordu. Ancak bu konuda somut kanıtları olmadığından, görüşü evrenbilimciler tarafından ciddiye alınmadı.

Tartışmalı görüş

Lerner’in görüşü de benzer bir mantığa dayanıyor. Ancak o bu süreçte demir parçacıklardan çok, plazma adı verilen elektrik yüklü liflerin etkili olduğuna inanıyor.

Lerner bu plazma liflerinin sürekli parçalandığına ve sonunda evreni bir sis örtüsü gibi kapladığına, ardından da sisin yıldız ışığını emen tozlar aracılığıyla yayılan kızılötesi ışınları dağıttığına inanıyor. Böylece kızılötesi ışınımın, tıpkı kozmik mikrodalga fonun sergilediği görünüm gibi, her yöne eşit olarak dağıldığına dikkat çekiyor.

Yaygın evrenbilim kuramında plazmalarla ilgili süreçlerin göz ardı edildiğine parmak basan Lerner öne sürdüğü tüm bu durumların olasılık dahilinde olduğuna inanıyor.

Son derece tartışmalı olan bu görüşü inandırıcı bulan evrenbilimcilerin sayısı bir elin parmağını geçmese de, araştırmacılar standart kuramı sorgulamaktan yine de geri kalmıyorlar.

evrensel-insan
07-04-2009, 19:08
Saygideger ayeji;

Eskiden, dunya; okuzun boynuzunda ve tepsi seklindeydi. Yukaridaki resim de; evreni, bardak yapmis. Hem de estetik bir bardak.:D

Saygilarimla;
evrensel-insan

Ki-Adi
08-04-2009, 01:13
Evrenin genişleme hızını nedir? Eğer ışık hızında genişliyorsa genişleme hızı sürekli nasıl artıyor? Benim hatırladığım kadarıyla ışık hızından hızlı hareket etmek mümkün değildir.

evrensel-insan
08-04-2009, 01:26
Saygideger arkadaslar;

Isik, yansimasa algilanamaz.
Isik, yansiyorsa; bir yerden yansiyor demektir.
Isigin yansisini alan ile; yansiyi yansitan, isigin iki ucudur.
Isik; ikinci ucu bulamazsa, yansiyamaz. Bu da sonsuzlugun olmadigini gosterir.
Eger evren genisliyorsa; isigi yansitan uc da gitgide uzaklasiyor demektir.
Bu da isigin yansisinin ferine ve gucune etkir.

Ozaman, evrenin genislemesi demek; isigin yansitan ucunun uzaklasmasi demektir. Peki o zaman, isigin yansitan ucunun uzaklastigi nasil kanitlanir veya yansitan ucunu uzaklastiran etken nedir? Bu ki-Adi'nin sorusu ile de paraleldir. Bu uzaklasma, isik hizindan daha mi hizlidir? Yoksa, bu uzatmayi; isik bunyesinde mi, tasir? Ayrica, isigin kendisi ile; isigiyansitan kaynagin arasindaki farki da unutmamak gerekir. Cunku, isiginin yansimasi ile; kendinin gorulmesi arasinda milyonlarca yil fark olabilir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
08-04-2009, 01:34
Bildigim kadarıyla ancak ilk patlama anında, evrenin ışık hızından daha büyük bir hızla genişledigi iddia ediliyor. Şu anki genişleme için ışık hızından daha hızlı diye bir şey ben duymadım.

saygılarımla

Serdar
08-04-2009, 11:47
Bir anda bir patlama olmuş, herşey ondan sonra başlamış, herşeyin nedeni o oluvermiş. Bilmem bi tarafımlan tiksintiyle komediyle, biraz da sinirle bakıyorum bu düşüncelere. Kim demişş, nerden çıkarmış, işi gücü yokmuymuş onu diyen adamın? Doğada bir benzeri var mı bunun?Yok böyle birşey.

Tanrı düşüncesinin evrenin anlamaya yansımasıdır bu düşünce. Dolayısıyla bi halta yaramaz.

Şimdi tanrı düşüncesinin hücreyi anlamaya yansımasını inceleyelim:

Bu düşüncenin bizi getirdiği nokta, herşeyin sorumluluğunu dna ya bağlamak oldu. İnsanoğlu hücredeki herşeyin şifrelerle yönetildiğine inanmaya başladı. Sonra şifrecilik avına başladı, dedektif gecıt gibi. Gizemciliğin ananesi. Bu düşünceye göre bir dna parçası bir hücreye enjekte edilirse(mesela bir ateş böceğinin geni) kavak ağacından ışık geleceğini ve bu sayede sokak lambalarından tasaarruf edeceğini sandı. Ama yanıldı. Hani nerde. İnsan çakallı, genetiğe inandı beri, hücrenin ve yaşamın gerçek işlevlerini unutur oldu. Ama çok büyük de bir pazar elde etti dünyada, hayret. Ama kavak ağacı hala ortalığı aydınlatmıyor.

Sonra bununla kalır mı bu salgın? Sonra insan bedeninin içine girdi ve dediki, insanın bedenini, bütün işlevlerini kafasının içindeki beyni yönetir dedi. Sonra onu tanrılaştırdı. Buna inandı. Sonra başladı, kafatasının içini oymaya. Oydu oydu oydu oydu. "Ahaaaaaaa, ule bak burdan sinyal geliyor" dedi. Sonra EMG(beyinden gelen sinyaller) dalgalarını buldu. "Eğer" dedi çakal, "eğer bu dalgaların sırrını öğrenirsem, onlara hükmederim, değiştiririm" diye aklından geçirdi." Ama nafilleydi. Trilyonlraca dolar harcadılar, deştiler deştiler, içinden birşey çıkmadı. şimdi hala "insan beyni kara bir kutu hala" diyorlar. İnsanı beyni kontrol etmez. İnsan bedeni ile bir bütündür. Herşey birbirine bağımlıdır. Sinirler ise organlar arasındaki iletişimi sağlayan organlardır.

Tanrı düşüncesi hayatı anlamaya yansıdı. Ne oldu bile bil. Dinler doğdu. "Herşeyi tanrı yarattı, tanrının kontrolü altında herşey, herşeyi o bilir" dendi. Tıpkı dna, insan beyni, gibi. bastırılmış insan sürüleri, sömürülmüş insan sürüleri, savaşlar ve vahşetler doğdu.

Aynı big bang patlaması da böyle. Tek birşey herşeyin sorumlusu sayılıyor. Ortak nokta bu. Zamanın bir başlangıcı yok. Hayatın bir başlangıcı yok. Hayat hep vardı. Çakal hep görüyorki, zamanın bir başlangıcı bir de sonu vardır; herşeyi tek birşey yönetiyordur. Çakal hep yanıldı, çünkü açtı. Stresdeydi. Karınını doyurmak istiyordu. Bu yüzden düzgün düşünemiyodu.

Evrenin genişlemesi termodinamiğin ikinci yasasına uyar. Bu ise yanlıştır. İkinci yasanın tersi de vardır. Düzensizliğin azaldığı durumlar da vardır. Canlı sistemler bunun bir örneğidir. Ama bazı sistemler de vardır ki genişler(düzensizlik artar). Bomba patlaması gibi mesela. Artma ve azalma hep vardır. o halde evrenin artan ve azalan bir görüngüsü vardır. bir artar bir azalır. Yürek atışı gibi. Yürek bir genişler bir büzülür. Bu sayede kanı pompalar. Evrende öyle. Evren deki herşeyin bir genişleyip bir büzülen dalglalı(doğrusal keskin sınırları olmayan) yapısı vardır. Bir sinüs grafiğği gibi ama sinür grafiği değildir. Çok çeşitlidir bunlar. Çok çeşitli dalga boyları, çok çeşitli hızları, ve frekansları vardır. Bir iner bir çıkarlar.

frodo
08-04-2009, 12:09
Evrenin genişleme hızını nedir? Eğer ışık hızında genişliyorsa genişleme hızı sürekli nasıl artıyor? Benim hatırladığım kadarıyla ışık hızından hızlı hareket etmek mümkün değildir.
Şişen evren teorisine göre birbirlerine en uzak noktalarda bulunan galaksiler arasındaki mesafe giderek hızlanan biçimde artmaktadır. Bu artışın ışık hızına yaklaştığı iddiası görelilik kuramına göre kütlenin ışık hızında sonsuza ulaşacağı varsayımına ters değildir.

Basit bir örnekle a noktasından başlayıp ters yönlere sabit hızla ilerleyen iki cisim düşünelim. Hızları sabit x/h olsun. 1 saat sonra aralarındaki mesafe 2x olacaktır. Bu örnekte olduğu gibi her birim zamanda iki cisim arasındaaki mesafe cisimlerin hızlarının iki katı kadar artacaktır.

Hız artışı ise toplam çekim gücünün genişleme ile azalmasına bağlıdır deniyor.

Serdar
08-04-2009, 12:14
Ortaya atılmış bir big bang patlaması(görmedikleri duymadıkları halde) herşeyi buna dayandırıyorlar. Bir düşünce dizgesi. Özellikle sağlıklı insanların hastalıklı ruh hastalığı sürecine geçerken üzerlerinde edinilen gözlemler, hep makinemsi düşündükleri, bir şeyi herşeyden sorumlu tuttukları, gizemciliğe saptıkları görülmüştür. Ve ruh ve akıl hastalığına(veya kötürümlüğe veya) varılan, "rahatsız, hasta" damgası yedikleri hastane noktasında da bu sersem düşünüş şeklinin daha da fazla ve en üst noktaya vardığını görmüşler. Ruh hastası ile de sağlıklı insan arasında kesin sınırlar yok. bu iki yapı arasında sayamayacağımız kadar fazla kişilik yapısı vardır gradyent şeklinde. Dolayısıyla ruh ve akıl hastası olup da hastane de "rahatsız" damgası koyulmamış bir sürü insan vardır.

azınlık
08-04-2009, 12:19
Bir anda bir patlama olmuş, herşey ondan sonra başlamış, herşeyin nedeni o oluvermiş. Bilmem bi tarafımlan tiksintiyle komediyle, biraz da sinirle bakıyorum bu düşüncelere. Kim demişş, nerden çıkarmış, işi gücü yokmuymuş onu diyen adamın? Doğada bir benzeri var mı bunun?Yok böyle birşey.

Birader niye kızıyorsun? Evrenin varoluşunu açıklamakta Big-Bang en az tanrı kadar geçerli, ve hatta ondan çok daha mantıklı ve bilimsel bir teoridir.

Kızmaya gerek yok, Big Bang'in gerçekliği inanırlar için tanrının gerçekliğini engellemez; sen yine inanmaya devam edeceksin.

A.

Ayejj
08-04-2009, 12:25
Prof. Dr. Rennan PEKÜNLÜ
Ege Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü

EVRENİN TARİHÇESİNİ ANLAMAK İÇİN OLUŞTURULAN TEK ÇERÇEVE BÜYÜK PATLAMA DEĞİLDİR.
HEM PLAZMA EVRENBİLİMİ HEM DE DURGUN DURUM MODELİ, BAŞLANGIÇ VE SONU OLMAYAN, SÜREKLİ EVRİM GEÇİREN BİR EVREN HİPOTEZİ KULLANMAKTADIR. Bunlar ve diğer evren modelleri evrendeki temel süreçleri -hafif element bolluklarını, gökada kümeleri ve gökada süperkümeleri gibisinden büyük ölçekli yapıların oluşumunu, kozmik mikrodalga ardalan ışınımını, gökadaların kırmızıya kaymalarının uzaklıkla nasıl arttığını- açıklayabilmektedir. Bu modeller Büyük Patlamanın yapamadığını da yapmış, son zamanlarda gözlenen bazı süreçleri öngörebilmiştir.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=7547

evrensel-insan
08-04-2009, 12:40
Saygideger Ayeji;

Sagolasin.

EVRENİN TARİHÇESİNİ ANLAMAK İÇİN OLUŞTURULAN TEK ÇERÇEVE BÜYÜK PATLAMA DEĞİLDİR.
HEM PLAZMA EVRENBİLİMİ HEM DE DURGUN DURUM MODELİ, BAŞLANGIÇ VE SONU OLMAYAN, SÜREKLİ EVRİM GEÇİREN BİR EVREN HİPOTEZİ KULLANMAKTADIR.-

Nihayet, benim hipotezimi teorilestiren ve gercekleyen bir kanit bulundu.

Surekli evrim=degisim-donusum-baskalasim ve olusum. Olusum; her iki devre arasinin adidir. Baskalasim, tekrar degisime ugrar. Bu bir suregelen surectir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

azınlık
08-04-2009, 12:44
Nihayet, benim hipotezimi teorilestiren ve gercekleyen bir kanit bulundu.

Gözün aydın! :)

A.

evrensel-insan
08-04-2009, 13:28
Saygideger azinlik;

Darisi, varsa; senin hipotezlerinin basina.

Saygilarimla;
evrensel-insan

azınlık
08-04-2009, 13:29
Darisi, varsa; senin hipotezlerinin basina.

Sağol :)

A.

Ayejj
13-04-2009, 08:02
Big bang'e alternatif teorilerden plazma evren modeliyle ilgili bir internet yazısı.

http://www.sonsuz.us/?q=node/1031