PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Muhammed'in Devrimciliği Üzerine


imhotep
31-05-2008, 08:37
Ateistlerin bir kesiminde de ciddi bir taban oluşturan Muhammed'in devrimciliği mavalını tartışmak elzem oldu.

Devrimcilik, ilerici bir kavramdır herşeyden önce. Hak, hukuk temeline dayanır.

Toplumsal yapıyı kökten değiştirmeyi amaçlar.

Sadece bu son ifademe bakıp devrimcilik yorumlamaya kalkanlar, devrimciliği sadece devirmek eyleminden ibaret sananlar Muhammed'i de gayet derimci görebilir. Zaten İran'daki gerileşmenin adı da devrim (!) değil mi ?

Ama işin aslı bu değil elbet. Devrim, içi boş bir devirmeden çok başta da belirttiğim gibi bir hak mücadelesidir.

Muhammed'in İslamiyet fikri ise kendi dar siyasi yapılanmasının ürününden öte bir şey değildir. Belki kısmi bir kaç reform işlevi olsa da genel itibari ile Muhammed'in çevresinde dönen olayların Muhammed lehine çevrilmesinin anayasasıdır bu hareket. O yüzden toplumculuktan zerre kadar nasibini alamamıştır ve birey odaklıdır.

Köle kavramını ortadan kaldıramamış, kıyımı ve talanı cihat adıyla övmüş bir yapının, toplumu ileri bir noktaya götüreceğini düşünmek nesnel gerçeklerle bağdaşmayan bir anlayıştır.

Anyon€
31-05-2008, 09:00
Farklı putları aynı ortam da bulunduran toplumların devrime ihtiyacı yoktur;oldukça insancıl ve demokratik bir yapı.Muhammed'in yaptığı arı kovanına çomak sokmak.

sevgilerle..

Aydınus
31-05-2008, 10:48
Ateistlerin bir kesiminde de ciddi bir taban oluşturan Muhammed'in devrimciliği mavalını tartışmak elzem oldu.

Devrimcilik, ilerici bir kavramdır herşeyden önce. Hak, hukuk temeline dayanır.

Toplumsal yapıyı kökten değiştirmeyi amaçlar.

Sadece bu son ifademe bakıp devrimcilik yorumlamaya kalkanlar, devrimciliği sadece devirmek eyleminden ibaret sananlar Muhammed'i de gayet derimci görebilir. Zaten İran'daki gerileşmenin adı da devrim (!) değil mi ?

Ama işin aslı bu değil elbet. Devrim, içi boş bir devirmeden çok başta da belirttiğim gibi bir hak mücadelesidir.

Muhammed'in İslamiyet fikri ise kendi dar siyasi yapılanmasının ürününden öte bir şey değildir. Belki kısmi bir kaç reform işlevi olsa da genel itibari ile Muhammed'in çevresinde dönen olayların Muhammed lehine çevrilmesinin anayasasıdır bu hareket. O yüzden toplumculuktan zerre kadar nasibini alamamıştır ve birey odaklıdır.

Köle kavramını ortadan kaldıramamış, kıyımı ve talanı cihat adıyla övmüş bir yapının, toplumu ileri bir noktaya götüreceğini düşünmek nesnel gerçeklerle bağdaşmayan bir anlayıştır.


Sevgili İmhotep !

Geçenlerde açılmış olan bir başlığı okurken bir arkadaşımızın ( ki kendisi ateistmiş , gerçi onun nasıl düşündüğü bir yerden sonra beni alakadar etmez , o sebeple de ismini vermek istemiyorum ) Muhammet'i devrimci olarak nitelendirdiğine tanık olmuş , eh biraz da huyum kurusun ironik bir yazı ve dil yeteneğine sahip olduğumdan onu hafiften iğnelemek istemiştim .

Fakat yorumumdan çok alınmış olsa gerek , direk şahsıma hitap etme tenezzülünde dahi bulunmadan bana yanıt vererek , ''Siz ne derseniz deyin , Muhammet devrimcidir'' manasına gelecek cümlelerini aynen devam ettirmişti .

Ne düşünürse düşünsün ; isterse Muhammet'e başka payeler de versin , inanınız çok da umurumda değil .

Kaldı ki , herkes herşeyi iddia edebilir , ama içini doldurmadıktan sonra sinek vızıltısı kadar etkisi olmaz .

Muhammet'in devrimci olduğu iddiasını ilk ortaya atan , büyük harflerle yazıyorum , DOĞU PERİNÇEK'TİR , evet evet Doğu Perinçek'tir .

Sanırım arkadaşımız ''devrim nedir , devrimci kime denir? ..'' türü araştırmaların içerisine girmeden Doğu Perinçek'in bu iddiasını , Kuranın her cümlesine kayıtsız şartsız iman eden bir mümin edasıyla okumuş olsa gerek , burada bizlere iddiasının içerisini hiç mi ama hiç doldurma gereği duymadan tafra satıyordu .

Muhammet devrimci mevrimci değildir .

Bu nasıl bir devrimciliktir ki , köleliği kaldırmak yerine olduğu gibi devam ettirir ?

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , kadını toplumun tamamen dışına sürer ve mevcut kısıtlı haklarını da ellerinden alır ?

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , ilimin bilimin yolunu tıkar , yüzlerce yıl insanoğlunun ayağına sadece ayakbağı değil , ivmesi önünde de takoz oluşturur ?

( İslam'ın 'oku' dediği şu anlamdadır :

- Gidin , din konularını ihtiva eden , Allah propagandasının yapıldığı ne kadar yazı veya düşünce varsa okuyun ve insanlara anlatın , sonra da bol bol din propagandası yapın ...

anlamındadır . )

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , sömürüye , yalan talana cevaz verir ; ideal uğruna her türlü namussuzluğu , sahtekarlığı Hakk kılar ?

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , güya putları yıkarken , ondan daha güçlü bir başka putu insanların önünde yüzyıllarca tapınacakları bir vesile kılar ?

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , insanları kul olmaktan kurtarıp fikri hür , vicdanı hür bireyler haline getireceği yerde hepten bir yerlere riyakarca ve dahi çok affedersiniz köpekçesine itaate zorlar ?

Daha çok şey yazabilirim ama , gerekli değil .

Muhammet'in getirdiğine devrim denmez .



Aydınus

dilaver
31-05-2008, 11:28
önce bir iki tanımlama yapalım, ilerleyen safhalarda başlıga daha ayrıntılı dahil olurz.

Devrim üretici güçlerin önünü açmaktır. Devrim üretim ilişkileri ile üretici güçlerin çatışmasından dogar. Muhammed olayına da bu açıdan bakarsak anlamlı olur.

Özel mülkiyet ilk tarihsel devrimdir ama komünal mülkiyeti yok ederek köleligi geirmiştir. O halde bir ilerlemeyi getiren ve o zaman göre bir devrim olan özel mülkiyeti kölelik yönünden degerlendirmek mümkün degildir.

Şimdi Muhammedin devrimci olup olmadıgının kıstasını üretim ilişkileri ile üretici güçler açısından degerlendirmek gerekir. Üretici güçleri geliştirecek bir eyleme sahipse Muhammed demek ki devrimcidir. Bunu da Arap toplumunu ele alarak degerlendirmek gerekir.

Kaldı ki Muhammedin devrimci olduguna dair söylemler Maxim Rodinson dan, Hikmet Kıvılcımlıya kadar pek çok kişiyi ilgilendirir ve yazılarında savunulur. Perinçek bunu son ayagı olabilir ama o zaten devrim kavramını sulandırmakla ünlüdür.

Kölenin olup olmaması nasıl bier devrim kavramı için kıstas degilse (yaşandıgı çagda ) bir kavramın Perinçegin agzında dile getirilmesi de dogru ya da yanlışlıgının kıstası olamaz.

Şİmdilik bu kavramları hatırlatalım, ileride tartışmalara katılırız.

saygılarımla

meaculpa
01-06-2008, 01:38
Sevgili İmhotep !

Geçenlerde açılmış olan bir başlığı okurken bir arkadaşımızın ( ki kendisi ateistmiş , gerçi onun nasıl düşündüğü bir yerden sonra beni alakadar etmez , o sebeple de ismini vermek istemiyorum ) Muhammet'i devrimci olarak nitelendirdiğine tanık olmuş , eh biraz da huyum kurusun ironik bir yazı ve dil yeteneğine sahip olduğumdan onu hafiften iğnelemek istemiştim .

Fakat yorumumdan çok alınmış olsa gerek , direk şahsıma hitap etme tenezzülünde dahi bulunmadan bana yanıt vererek , ''Siz ne derseniz deyin , Muhammet devrimcidir'' manasına gelecek cümlelerini aynen devam ettirmişti .

Ne düşünürse düşünsün ; isterse Muhammet'e başka payeler de versin , inanınız çok da umurumda değil .

Kaldı ki , herkes herşeyi iddia edebilir , ama içini doldurmadıktan sonra sinek vızıltısı kadar etkisi olmaz .

Muhammet'in devrimci olduğu iddiasını ilk ortaya atan , büyük harflerle yazıyorum , DOĞU PERİNÇEK'TİR , evet evet Doğu Perinçek'tir .

Sanırım arkadaşımız ''devrim nedir , devrimci kime denir? ..'' türü araştırmaların içerisine girmeden Doğu Perinçek'in bu iddiasını , Kuranın her cümlesine kayıtsız şartsız iman eden bir mümin edasıyla okumuş olsa gerek , burada bizlere iddiasının içerisini hiç mi ama hiç doldurma gereği duymadan tafra satıyordu .

Muhammet devrimci mevrimci değildir .

Bu nasıl bir devrimciliktir ki , köleliği kaldırmak yerine olduğu gibi devam ettirir ?

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , kadını toplumun tamamen dışına sürer ve mevcut kısıtlı haklarını da ellerinden alır ?

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , ilimin bilimin yolunu tıkar , yüzlerce yıl insanoğlunun ayağına sadece ayakbağı değil , ivmesi önünde de takoz oluşturur ?

( İslam'ın 'oku' dediği şu anlamdadır :

- Gidin , din konularını ihtiva eden , Allah propagandasının yapıldığı ne kadar yazı veya düşünce varsa okuyun ve insanlara anlatın , sonra da bol bol din propagandası yapın ...

anlamındadır . )

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , sömürüye , yalan talana cevaz verir ; ideal uğruna her türlü namussuzluğu , sahtekarlığı Hakk kılar ?

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , güya putları yıkarken , ondan daha güçlü bir başka putu insanların önünde yüzyıllarca tapınacakları bir vesile kılar ?

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , insanları kul olmaktan kurtarıp fikri hür , vicdanı hür bireyler haline getireceği yerde hepten bir yerlere riyakarca ve dahi çok affedersiniz köpekçesine itaate zorlar ?

Daha çok şey yazabilirim ama , gerekli değil .

Muhammet'in getirdiğine devrim denmez .



Aydınus





Acilen, Aydınus hitabi ile söze girişip bu konuşmalarda muhattap eylemek, elzem oldu.

Siz bana hitap ettiniz de ben mi size tenezzül edip yazmadım!

İftira buyurmaynız!

Yazı orta yerde, açıp bakabilmek ise pek de zor bir iş olmasa gerek. Siz genele konuşmuşsunuz ben ise nezaketminden kişiselleştirmemişim, aynen uslubunuza istinaden yanıt vermişim. "Meaculpa" hitabetinizi gösteriniz, bende ar edip susayım.

Nitekim benim burda kimseye cevap vermemek gibi bir tavrım olmadı olmazda. Fikirlerimiz paralel gelişimler sergilemeyebilir, birimiz Muhammed i devrimci kabul edip ötekimizin etmediği gibi.

Ama tek gerçek benim deyip de ortalıkta vaylaveyle yaratırsanız işte o zaman zatınıza edecegimiz bir kaç sözcükle birazcık da biz sizi iğnelemek isteriz. Umarız; siz de bizim gibi alınganlık göstermediginizi ifade edecek cümleler kurmaktan, bizleri mahrum bırakmazsınız. Mamafih, size karşı bir alınganlıgım olmamakla beraber sadece zıt görüşlerin ihtivasını yansıtabilirim.

İddamın içini doldurmak için öncelikle tavrınızı ve de uslubunuzu, huyunuzu kurutup kurutmamak tercihselliği ile yumuşatmanız gerekmektedir. İronik yazı yazmak ve dil yetenegine sahip olmak demek ; herşeyi ben bilirim edası ile desteklenen bir tarz değildir. Aksi halde sözleriniz ve de sözlerim; sidik yarışı içerisinde bir yere varmadan hebaya ugrar gider. ( Teşbihte hata olmaz siz hoşgörünüz)

Dinler toplumsal olşumlardır. İnsanların gereksinimleri ölçüsünde doğanın anlamdırılması ve de yorumlanabilmesi adına başlatılan bu serüven binlerce yıl içerisinde bir çok değişime uğramıştır. Çeşitlenmiş, değişmiş, ve de geliştirilmiştir.

Dinlerin evrimi; animizm-politeizm-monoteizm ve devamında ki çeşitli inanç yada düşünce sistemleri şeklinde var olagelirken bu evrelerin sosyolojik degerlerce yorumlanabilmesi gerekmektedir.
Animizmde politeizme geçiş bir devrim oldugu gibi, politeizm den monoteizme geçişte bir devrim niteligi taşır. Çünkü tanrı bu dönemler içerisinde türlü kılıflara sokularak teklenmeye vardırılmıştır. Kendin yap kendin tap dairesi içerisinde degerlendrilicek bir din anlayışına sahip olmadıgım için; tek tanrılı sistemleri çok tanrıcılıklara göre daha akıllıca bulurum.
Kendi yaptıkları nesnelere tapınan arap toplumunun, tek tanrıcılaga terfi etmesi demek benim için devrimsel bir nitelik demektir. Nitekim bu sadece benim fikrim olmadıgı gibi, büyük harflerle yazıyorum; DOĞU PERİNÇEK' in iddası da degildir :)

Monoteistliği devrim olarak kabul etmemin eşliğinde, islam monoteistliğinin de gökten inmediğini bilirim. Durum böyle olunca bu dini tebliğ eden zatı yani Muhammed i de devrimci kılmak ciklet manisi okumanın ötesinde bir mevzu haline dönüşmektedir.

Kabile halinde yaşayan arapların devlet düzenine geçme maceralrında devrimi iki halde tanımlıyoruz. Ya ezilenlerin devrimi yada ezilenleri ezenlerin karşıt devrimi. Tarih sınıf savaşlarından ibarettir. Muhammed de bu sınıf savaşlarına dahil olmuş ezilenlerin yanında olmaya mucadele etmiştir.
Sistemin değişmesi gerektiğini görmüş ve de mudahale aracı olarak dini seçmiştir. Çünkü halk ancak bu bakıuş acısı ile şekillenebilecek bir niteliktedir. Tıpkı binlerce yıldır yönetilen ve sömürülen yıgınların üzerinde kurumsallaşan her dinsel unsur gibi.

Yahudiliğide, hristiyanlığı da iyi incelemiş yeni bir din oluşturabilmek için başka dinsel kaynaklardan da yardım almıştır. Ve nihayetinde sistem efendilerine baş kaldırmak için yeni bir sima oluşturma cesaretini göstermiştir. Onun yanında olan yoksullardı, karşısında durdukları ise efendilerdi. Efendilerin derdi ise, kendin yap kendinden tap putlarından ziyade konumları idi. Yeni bir din demek saltanatlarının sonu demekti.

Kendince fakir-zengin arasında ki ucurumun artmaması için zekat fikrini geliştirdi. O zamanın para babaları olan yahudilerin sistem de nufusunu kırmak için faizi haram kıldı. Evet bu yapılanmalar karsısında sömürüyü tamaman ortadan kaldıracak bir sistem geliştirdi diyemeyiz. Nitekim kapıtalızm e alternaıtf degildir islam, kendi için de de cıkmazları vardır. Köleliği kaldırmaması Muhammed in devriminin en eksik yanıdır zaten. Fakat sınıfsal farkları aza indirmeye gayret gösterilmiştir. Komşu ilişkileri ile düzenlemeler yapılmış, israf haram kılınmış, lüks reddilmiş, vasat olmak önerilmiş ve kölelerin asil hanımlarla evlenebilmesi gibi o dönemde devrim niteliği taşıyan işlere önderlik etmiştir.

Mucadele etmiştir ve de bir devrimci niteligi ile sebat edip bütün hayatını bu dava ugrunda sonlandırmıştır. O dönemin efendi araplarının sistemlerine çomağı sokabilmiştir. Ha devamın da başka despotluklara engel olunamamıştır orası ayrıdır ama bunlar bizim Muhammedi nesnel degerlendirmemize engel olmamalıdırlar.
Cihad anlayısı ile yapılan talanlar ise kesınlıkle tasvıp etmedıgım fakat tarıhı bır fanus ıcınden degerlendırmek luksune sahıp olmadıgım ıcın de, benım degerlendırmemın yanında surecsel olarak yorumlanmalıdır. O dönemin güç dengeleri ne yazıkki bu yöntemler ile var olup ta ki günümüzde bazı zihniyetlercede var edilmeye çalışılmıştır ve de çalışılacaktır. Çünkü herşeyi güç dengeleri belirler.

Kadınlar içinde devrim niteliği taşıyan düzenlemeleri vardır ama kadına gereken degerin verildigini elbette soyleyemeyiz. 3000 kadına sahip erkeklerin oldugu bir toplumun fertlerine 4 kadın sayısını kabulllendirebildi. Bu sayı o dönem için degerlendirilebilmelidir. Nikah anlayışı ve feraiz de ki miras anlayışı düzenlemesi demek cok irdelenen reformlar olsalarda o dönem için kadına bahşedilen korumalar idiler. Ve kim ne derse desin o dönem için bunlar devrimsel niteliklerdi. Ben muhammed in esasında daha büyük yenilikler yapabilecginide düşünmekteyim ama dönme ve koşullar anca bu kadarını kabullendirebildi halka.

Ayrıca islamın çıkışı ve muhammedin sundukları ile ortaçag batagına saplanacak olan hristiyanlıgın da önünün kesildigini düşünüyorum. Şimdi ortacag islamı yşatsada kendini müslüman diye tabir eden dinci istismarlar, bu gidişatın sonu kendini bir başka evrim safhasında soluklandıracaktır. Dinler giderek etkilerini kaybedeceklerdir. Olması gereken de budur çünkü insanoğlu gereksinimlerini var etmek için din diye bir mevhumun tarihsel masallardan toplama oldugunu görebileceklerdir.

Muhammed in yaptıkları, devrimciliği ve de devrimi ancak ve ancak o dönem esaslarında degerlendirilebilir. Muhammed kendi zamanının devrimcisi idi. Bu zamanın değil.

Dinlerin hepsi sınıfsal devrimlerdir. Zamanları adına yenilikçi ve de ilerici durumlar;ı kendi içlerindeki tutuculuklarla yada sonradan var edilen ritüellerle ne yazık ki gerici, sömürücü ve de ezici sıfatlarını almaktan eksik kalmamışlardır.

Bu ayrımları yapabilmekten geri çekmeyelim aydın uslarımızı.

Aydınus
01-06-2008, 04:19
Arkadaşımız ( meaculpa ) sağolsunlar , tenezzül buyurup cevap verme alçakgönüllüğünü göstermişler , kendilerine teşekkür ederim , zat-ı alilerinin fikirlerinden fevkalede istifade ettiğimi bilmesini iletmek isterim .

Bir cümlesi var ki , sadece ve sadece yazım stilimi açıklamak bağlamında kullandığım bir cümleyi sanki kendimi beğenmiş bir insan olarak takdim etmesi elbette ki kendi takdirleridir , ama adeta bir dogmayı savunurcasına kendi tezlerini ortaya sererkenki düşünce yapısından yola çıkarak ben de aynı iddiayı pekala ona iade edebilirim , ama neye yarar ? Kaldı ki bunun sonu da gelmez .

Muhammet'in devrimci olmadığı görüşlerimi ortaya koyarken bu iddiamı sorulardan oluşan cümleler halinde sıralamam ise arkadaşımızda 'ortalığı vaveylaya veren' , 'tek doğru benim doğrumdur' algılamasına yol açmasının suçu herhalde bana ait olamaz .

Olamaz ; çünkü arkadaşımız başka bir yerde , ben başka bir yerde , o başka bir yerden yazıyor , ben başka bir yerden . Yoksa arkadaşımızın , görmediği insanların o anki ruh hallerini anlamak gibi özel bir meziyeti mi var , ya da şöyle sorayım :

Tezinizi savunmak bağlamında tamamen sorulardan oluşan cümleler kurmanız , ortalığı vaveylaya vermek , tek doğru benimkisidir olarak mı algılanmalıdır ?

Neyse , gelelim şimdi esas mevzuya :

Aslında burada sorulması gereken soru , değişimin iyi veya kötü yönde olup olmadığı sorusudur .Kaldı ki İmhotep rumuzlu arkadaşımız da konuyu bu bağlamda açmış . Yoksa başka birisi de çıkar pekala Hitler'e de devrimci diyebilir ki , bu işin sonu gelmez . Ve biz de zaten bu bağlamda değerlendiriyoruz Muhammet'in müthiş devrimciliğini (!) .


Çünkü tanrı bu dönemler içerisinde türlü kılıflara sokularak teklenmeye vardırılmıştır. Kendin yap kendin tap dairesi içerisinde degerlendrilicek bir din anlayışına sahip olmadıgım için; tek tanrılı sistemleri çok tanrıcılıklara göre daha akıllıca bulurum. Kendi yaptıkları nesnelere tapınan arap toplumunun, tek tanrıcılaga terfi etmesi demek benim için devrimsel bir nitelik demektir. Nitekim bu sadece benim fikrim olmadıgı gibi, büyük harflerle yazıyorum; DOĞU PERİNÇEK' in iddası da degildir

Çok tanrıcılıktan tek tanrıcılığa geçiş Muhammet'le mi başlamıştır ?

O , din propagandistlerinin uyduruğudur .

Sorunun cevabı eğer 'evet' olur da biz de buradaki mantıktan yola çıkarsak , o halde Musa'ya ve İsa'ya devrimci sıfatından daha büyük payeler vermemiz gerekir , çünkü onlar Muhammet'ten çok daha önceleri yaşamıştır .

Kaldı ki Muhammet'ten önce , hiç de öyle sanıldığı gibi kendi yaptığı somut putlara tapmayan başkaları da vardı ; mesela Sabiler ...

Muhammet'in , kendi öğretisinde bunlardan hayli yararlandığını Turan Dursun defalarca ispatlamıştır .

Muhammet'in devrimci olup olmadığı tartışması yeni değildir aslında ; Doğu Perinçek , Turan Dursun'la çok tartışmıştır bu konuyu .


Muhammed de bu sınıf savaşlarına dahil olmuş ezilenlerin yanında olmaya mucadele etmiştir.


Muhammet'in , ezilenleri korumak gibi bir endişesi ve amacı olduğunu hiç zannetmiyorum :

- Ezilenlerin yanında yer alayım da şu alçak ezenlere karşı onları koruyayım ....

Tek dileği vardır onun ; Mekke ve çevresinin lideri olmak .

Zaten Mekke'yi ele geçirdiğinde oranın ileri gelenlerini kazanmak bağlamında onları rüşvet türü hediyelere boğmuştur . Sağlığında yürüttüğü çeşitli savaşlardan elde edilen ganimetleri Mekke'nin ileri gelen yeni müminlerine , üstelik de bunlar çok zenginken , bahşetmesi ise , kendilerinin omuzunda yükselen Medinenilerde hoşnutsuzluk yaratmış , ama büyük devrimci (!) Muhammet iki ayetle hepsinin soluğunu kesmiştir . O halde nerede kaldı ezilenlerin yanında yer almak ?

Ki Muhammet'in Medine'de güçlendikten sonra savaşsız elde ettiği bazı ganimetler de vardır ki , ''Siz bunun için ne at koşturdunuz , ne de deve ... '' diyerek mevzubahis ganimetlerin tamamını kendi özel mülkiyetine geçirmesi , yukarıdaki iddianızı çürütüp atmaya yeter de artar bile .

( Ezilenlerin yanında yer alan devrimciye bak ; Medineliler sayesinde güçlen , sonra da adamları mağdur et , ganimetin beşte birini özel ayetle kendi özel mülkiyetine geçir , savaşsız elde edildi diye ganimetten pay isteyen Medinenileri azarlayıp kendi mülkiyetine kat , bunun adı da 'ezilenlerin yanında yer almak' olsun . )

Kendince fakir-zengin arasında ki ucurumun artmaması için zekat fikrini geliştirdi. O zamanın para babaları olan yahudilerin sistem de nufusunu kırmak için faizi haram kıldı. Evet bu yapılanmalar karsısında sömürüyü tamaman ortadan kaldıracak bir sistem geliştirdi diyemeyiz. Nitekim kapıtalızm e alternaıtf degildir islam, kendi için de de cıkmazları vardır. Köleliği kaldırmaması Muhammed in devriminin en eksik yanıdır zaten. Fakat sınıfsal farkları aza indirmeye gayret gösterilmiştir. Komşu ilişkileri ile düzenlemeler yapılmış, israf haram kılınmış, lüks reddilmiş, vasat olmak önerilmiş ve kölelerin asil hanımlarla evlenebilmesi gibi o dönemde devrim niteliği taşıyan işlere önderlik etmiştir.

Aslında yukarıdaki cümleleriniz kendi içerisinde çelişkli . Kaldı ki bundan sonra devam eden satırlarınıza bakıldığında da aynı durumu görmek olası . Hani şu , kendi düşüncelerinden kendisi de emin olmayıp habire 'ama'larla konuşan kimseler olur ya , aynen öyle .

( Devam edecek .. )

Aydınus
01-06-2008, 04:25
Zekat , aslında İslam devletinin aldığı , günümüze uyarlarsak bir nevi vergi işlevini görmüştür . Bu sayede yoksulluğun ne kadar ortadan kaldırıldığı tartışmalıdır . Muhammet'in en başta kendisinin son Veda Haccı' nda yüz adet deve kesmiş olması bile gerçekte sermayenin bir elden alınıp başka bir ele geçtiğinin , zenginle yoksul arasındaki o derin uçurumun hiç de kapanmadığının açık bir göstergesinden başka bir şey değildir .

( Günümüze uyarlarsak ; örneğin gerek RP gerekse AKP sözde ezilenlerin yanında olduğu iddiasıyla taraftar toplayarak taban elde etmişlerdir . Bir Erbakan'ın mal varlığının ne korkunç düzeyde olduğunu bilen bilir . AKP'nin ise şu anda yaptığı , İstanbul dükalığının eğemenliğine son verip sermaye paylaşımından pay alarak yeni bir zengin burjuva sınıfı yaratmaktır . Yarım ton kömüre , bir kaç kilo pirince muhtaç edilenlerin artık kendisi düşünsün ; AKP zenginlerin yanında mıdır , fakirlerin mi ? Düşünmekten aciz bu garibanlar sadece şöyle düşünebilseler yeter oysa :

- Yoksulluğu ve işsizliği yeneceği yerde , bizleri yarım ton kömüre muhtaç eden , bunu da sırf oylarımızı almak için güya İslam yardımseverliği adı altında yapan partiye niçin oyumu vereyim ? )

Evet , işte İslam yardımseverliği , zengin-fakir arasındaki uçurumun güya giderilmesinin nasıl işlediğini sadece Muhammet döneminde değil , şu anda da görüyoruz .

Eğer ki mantığımızı böyle işletirsek , zamanında Turgut Özal'ın kurduğu FakFukFon'a da ( Fakir Fukara Fonu ) bu gözle bakıp onu da 80'li yılların devrimcisi olarak nitelemek işten bile değildir .


Köleliği kaldırmaması Muhammed in devriminin en eksik yanıdır zaten. Fakat sınıfsal farkları aza indirmeye gayret gösterilmiştir. Komşu ilişkileri ile düzenlemeler yapılmış, israf haram kılınmış, lüks reddilmiş, vasat olmak önerilmiş ve kölelerin asil hanımlarla evlenebilmesi gibi o dönemde devrim niteliği taşıyan işlere önderlik etmiştir.

İslam Fıkıhını okuduğumuzda , neredeyse tamamını kapsayacak şekilde ve sürekli olarak kölelerden bahsedildiğine şahit oluyoruz .

Savaşta köle ...

Barışta köle ...

Kısacası , elinizi nereye atarsanız atın , hep bir köle mevzusu .
Üzülerek söylemek zorundayım ; iddianız boş ve kendini haklı çıkarmak bağlamında , İslam'daki köle türü çirkinlikleri gidermek maksadıyla ''Efendim ; İslam köleliği hemen kaldıramazdı . Köleliği hemen kaldırmak yerine , onu zamana yaymak daha uygun değil midir ? İşte peygamber efendimiz de bunu yapmıştır .'' türü açıklamalar getiren ve dini paraya çevirip dinden yaşayan günümüzün utanmaz şarlatanlarının zırva tevil götürmez sözünü haklı çıkaran saçma açıklamalarından pek farkı yok .

İçki , kumar , faiz vs. sözkonusu olduğunda birkaç ayetle ve oldukça radikal bir şekilde konuya yaklaşılırken , iş , köleliğin kaldırılmasına gelince zamana yayılıyor . Buna kim inanır ?

İsrafın haram kılınması devrimci bir özellik midir ?

Eğer ki işe böyle yaklaşırsak , İslam'ın ortaya koyduğu temizlik konusu da başlı başına bir devrimdir .

(Nereden bilsin insanlar temizliğin iyi bir şey olduğunu , israfın da akılsızca bir şey olduğunu !? Bunun böyle olduğunu bilebilmek için Tanrısal ayetler ve Muhammet gibi de devrimci bir iletici olması gerek , aksi zaten mümkün değil ! )

Komşu ilişkilerinin düzenlenmesinin neresi devrimdir ?

Muhammet komşu ilişkilerinin düzenlenmesi konusuna 'evrensel' olarak mı yaklaşmıştır , yoksa sadece 'müslümanla müslüman arasındaki komşuluk ilişkileri' açısından mı ?

Tüm dünyayı ve kendisi gibi düşünmeyenleri daha ölmeden cehenneme at , müminleri ayetlerle kışkırt , insanları sırf farklı düşünüyor diye lanetle , sonra da çık de ki :

- Muhammet komşu ilişkilerini düzenlemiştir , o halde devrimcidir .


Kadınlar içinde devrim niteliği taşıyan düzenlemeleri vardır ama kadına gereken degerin verildigini elbette soyleyemeyiz. 3000 kadına sahip erkeklerin oldugu bir toplumun fertlerine 4 kadın sayısını kabulllendirebildi. Bu sayı o dönem için degerlendirilebilmelidir. Nikah anlayışı ve feraiz de ki miras anlayışı düzenlemesi demek cok irdelenen reformlar olsalarda o dönem için kadına bahşedilen korumalar idiler. Ve kim ne derse desin o dönem için bunlar devrimsel niteliklerdi. Ben muhammed in esasında daha büyük yenilikler yapabilecginide düşünmekteyim ama dönme ve koşullar anca bu kadarını kabullendirebildi halka.

Yukarıdaki cümleler de kendi içerisinde çelişkili olup az önce bahsini ettiğim , hani şu kendi tezlerinden kendisi de emin olmayıp habire 'ama'larla konuşanlar türünden .

3000 kadına sahip erkeklerin oldugu bir toplumun fertlerine 4 kadın sayısını kabulllendirebildi.

3000 kadına sahip olmak iddiası , bırakınız günümüz ve Muhammet'in zamanının şartlarını , öncesi için bile gerçekçi midir ?

3000 kadın ...

Bu , olsa olsa Muhammet'in kendisinin sağdan soldan duyduğu kıssaları biraz da abartarak anlattığı kıssalarda geçer .

Hayır ; Muhammet , kendi zamanındaki durum ne ise aynen devam ettirmiş ; bunu da Tanrı sözüdür diyerek , sırf dişi olarak dünyaya gelen kadınların yüzyıllarca daha ezilmesine önayak olmuştur .

Eğer Muhammet'in bu yaptığına devrim denirse , yüzyıllarca yıl sonra da olsa kadınların hakkını kadınlara teslim eden büyük devrimci Atatürk'ün yaptığına ne demeli ?

- Megadevrim , gigadevrim , teradevrim ? ...

Çok affedersiniz sidik zoruyla , ki o da sadece 80 yıl zar zor yaşatılan , sonra da göçüp giden Rus Devrimi'nin adını da siz koyun artık !

Saygılarımla ...

pante
01-06-2008, 04:46
Bu konuyu uzun uzun tartıştığımız bir başlığımız var.
Böyle yüzeysel değil, tüm olayları ayrıntılı olarak 23 sayfa boyunca işlemişiz.
"Muhammed'in asıl ideali neydi" başlığında..

Asıl idealinin devirmek yani devrim yapmak ve yerine kendi idealindekini getirmek olduğunu ortaya koymuştuk.
Neyi devirmekti amacı?
Mekke oligarşik site yönetimini.
Ne kurmaktı amacı?
Teokratik devlet.

Neyi devirmekti amacı?
Putperest dini.
Ne kurmaktı amacı?
Tek Tanrıcı din.

Bunlara ister devrim deyin, ister başka birşey.
Ama her devrimin amacının "ezenlere karşı ezilenleri korumak amacıyla değiştirilen düzen" zannetmeyin.
Öyle olsa Endüstri devrimi, Burjuva devrimleri devrim sayılmazdı.

Muhammed'in Asıl İdeali Neydi? (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4912&highlight=ideali&page=21)

gozeneli
01-06-2008, 06:51
Pante'ye katılıyorum Devrimde devirmek sözcügü yok mu? ona göre Muhamed zamanında bir devrim gelişmiştir,iyi yada kötü.

Müslümanlar açısından, ne yazık ki Kuran'ının hiç acbsi degişemez diyerek bu devrimini dondurmuş ve yeniliklere kapatmıştır.Bu yüzdende islami düşünürler belki İslamın parlama zamanında degerli düşünürler yetişmiştirlerdir ama bizim çagımızdan 1400 yıl geri kalmışlardır.

Muhamed zamanında şunu yapın bunu yapın yoksa kızarım deseydi acaba nereye kadar giderdi?
Ama bir Tanrı yarattı, cennet cehenem gibi şeylerle korku ve ödül kavramını getirdi.

Şimdi Türkiye'de belli bir sokaga arabanızı park yapmak yasaktır ceza yerseniz dense bazıları şansını dener belki yakalanmam der.
Ama buraya park etmek,Diyanet işlerinden, günah dense oraya yalnız Ateistler park eder:)

imhotep
01-06-2008, 09:04
Aydınus'un tespitlerine katlıyorum. Devrim'in niteliği oldukça önemli. Muhammed'in yaptığı işlere bakınca da toplum çıkarlarını sağlamaktan uzak, tamamen bireysel ve çıkarcı bir yapıda olduğunu görüyoruz.

Endüstri ve Brjuva devrimleri, çıkış itibari ile Muhammed'in olayından farklıdır. Zira halk temellidir. Ve feodal beylere karşı ezilen halkın burjuvalarla ortak bir şekilde sömürüye karşı çıkmaları meslesidir. Yani ezilen kesimin ezene karşı yürüttüğü bir harekettir. Sonrasında burjuva işçi sınıfını ezmeye başladı ama bu o dönem için geçerli değildir.

pante
01-06-2008, 10:40
Endüstri ve Brjuva devrimleri, çıkış itibari ile Muhammed'in olayından farklıdır. Zira halk temellidir. Ve feodal beylere karşı ezilen halkın burjuvalarla ortak bir şekilde sömürüye karşı çıkmaları meslesidir. Yani ezilen kesimin ezene karşı yürüttüğü bir harekettir. Sonrasında burjuva işçi sınıfını ezmeye başladı ama bu o dönem için geçerli değildir.


Sevgili İmhotep;
Devrimler her çağda yaşanmıştır, irili ufaklı, iyi ya da kötü olarak.
Yani devrimler, İngiliz devrimiyle, Amerikan, Fransız devrimiyle başlamamıştır.
Bilinen tarihin her döneminde siyaset ve egemenlik vardır.
Birçok ülkede siyasi yönetimler ve egemenlikler ama devrimlerle ama darbelerle el değiştirmiştir. Yıkılanın yerine gelen yönetim, o ülkenin kaderini değiştirmiş, bölge ülkeleri ve halkları da etkilemiştir.

Devrime destek verenler her zaman ezilenler olmayabilir. Ezenler ve ezilenler, her iki tarafa dağılmış olabilir. Çünkü sınıf bilinciyle yapılmış devrimler değildir. Çıkarlar ön plandadır.

Devrimin tanımınının sadece işçi sınıfı ile burjuvazi arasındaki sınıf mücadelesine yönelik olarak yapılması, bana göre burjuvaziden önceki tarihi hiçe saymaktır ki bu "tarih burjuvaziyle başlar" ya da "Burjuvazi olmasaydı devrimler olmazdı" gibi bir anlam taşır.
Ama gerçek devrimleri, tarihte yaşanan sınıf bilinci olmayan devrimlerden ayırmak için, sosyal devrim olarak adlandırmak, sosyal devrim dışındakileri de tarihsel devrim olarak sınıflamak doğru olacaktır.
Tarihsel devrimlerde ise ezilenlerin, halkın yararını aramamak gerekir.
Bir zorba, bir barbar da peşine taktığı çapulcu sürüsüyle egemenliği eline geçirebilir ve bölgedeki hatta dünyadaki tarihin akışını değiştirebilir.

Muhammed'in yaptıkları da Kureyş için, Araplar için bir devrimdir ve Arapları asırlar boyunca ihya etmiştir. Araplar için bir devrim olduğu gibi dünya için de tarihsel bir devrimdir ve 1430 seneden beri dünya gündemindedir. Bugün de dünyanın süper devleti ABD'nin dış politikasında ilk sırada yer almaktadır.
Onu da geçin, sosyal devrimlere, sosyalizme alternatif olarak sunulmakta, bir ideoloji olarak uğrunda savaş verilmektedir.
Buna isterseniz karşı-devrim, isterseniz kötü devrim deyin.
Ama incelerseniz eğer, Muhammed'in bir devrim amacı vardır, strateji oluşturmuştur. Propaganda ve örgütleme yapmıştır. Kurtarılmış bölge edinmiştir, silahlı mücadleyeye başlamış ve iç savaş yaratmıştır. Sonunda da yeni bir devlet ve yeni bir din kurmuştur.

KızıL
01-06-2008, 21:32
muhammed kelime anlamıyla bir devrimcidir! neden? çünkü muhammed put peresliği ve bazı çok tanrılı dinleri DEVRİMİŞTİR.. bu anlamda baz alınca tabi bir devrimci olmakta ve yeni bir düzen kurmakta.. ancak devrimciliğin ve devrimlerin niteliklerine baktığımız zaman ilericiliği sınıfsal yapıları v.s hiçbir şekilde devrimci olmamaktadır gericiliğe dahada bağlanmayı getirmiştir.. hiçbirşekilde yaşanılan çağın ilerlemesine katkıda bulunmamış.. ticareti hızlandırmış.. ve zorla kendine yandaş bulmuştur... kendi egemenliği için savaşlar,taktikler propagandalar yaratmıştır.. bunada ancak 7.yüzyıl devrimciliği denir....

serüvenci
01-06-2008, 21:56
devrimci değerlendirmesini neye göre değerlendiriyoruz. islami devrimci ve demokratik devrimci ile komünist devrimci arasında fark vardır elbette. muhammedi devrimcilik ile reformistlik arasında bir noktada asılı bırakabiliriz. çünkü önceki düzeni tamamen ortadan kaldırmamıştır. ancak köklü değişimler de yapmıştır.

dial_ektik
06-06-2008, 22:16
Bazı "reform" larla devrimlerin ayrı tutulmasının önemi hakkında;

Öncelikle doğadaki bir durum un devrim olarak değerlendirilebilmesi için bazı dayanaklar oluşturulması gereklidir.Bu dayanaklardan yola çıkmadan yapacağımız analizler sakatlıklar
barındırmak zorundadır.

Önümüzde sadece iki seçenek vardır,birinci yol;doğayı ve toplumları evrimsel gelişmelerinden bağımsız olarak ele alıp irade merkezli idealist yol,ikincisi maddeyi temel alıp
nicel birikimlerin nitel bir sıçramayı zorunlu kıldığını düşünmemizi sağlayan diyalektik materyalizm.Bunların dışında öne sürüldüğü iddiasındaki her tez bunların alt türevleridir ve son tahlilde bunlardan birine dayanmak zorundadır.

Biz ikinci yoldan gidince bakalım karşımıza ne çıkıyor;Her toplumsal dönüşümün temelinde üretim araçlarının gelişmesi yatar.Ok-yay-mızrak gibi savaş araçları olmadan komünal yapının savaş ve talan a dayalı köleci sisteme geçmesi düşünülemez.Tarım araçlarındaki gelişmeler olmadan köleci yapının feodal sisteme geçmesi düşünülemez.Buharlı makineler,demiryolları,matbaa gibi araçlar olmadan feodal yapının kapitalist sisteme geçişi düşünülemez.Buralardaki geçişleri devrim diye nitelemek yanlış değil,burdada sınıflar nicel farklar dışında nitelik farkı taşımasada üretim araçlarında bir değişim gözlemleriz.

Burdan yola çıkarsak;muhammette yada başka peygemlerde sembolize olan yapının bu özellikleri taşıdığını hangi verilerle öne süreriz?kendilerinden önceki üretim ilişkilerinden farklı üretim ilişkilerinin varlığına tanık olmamız gerekmezmi? Peki böyle bir tanıklığımız olmadan Muhammedi devrimci ilan etmemizin anlamı nedir?Bu sorunun yanıtı bizim sosyal bilimlerde uzun vadede yerimizi seçmemiz açısından yaşamsal önem taşır.

17.yüzyıl; anlamak için bilimsel yöntemin uygulanmaya başladığı yüzyıldır.Burada bizi iki teori beklemektedir doğa bilimleri için evrim teorisi ve Darwin,doğa ve toplum bilimleri için diyalektik materyalizm ve Marx.Günümüzde bu iki kuramı temel almadan yapılacak hiçbir analiz doğa ve toplum algılamamızı bilimsel bir temele oturtamaz.Bunu temel aldığımızda yanıtımız;doğada ve toplumlarda herşey nicel birikimlerin nitel sıçramalar yaparak geliştiğidir.İşte o nitel sıçramayı işaret etmeyen hiçbir gelişme DEVRİM özelliği taşımaz.

yucemanitu
20-06-2008, 22:44
Ben de bu konuda naçizane fikrimi yazayım:

1. Arkadaşlar İslam öncesi Arap toplumu putlara tapınmıyordu. Putları Allah'la kendileri arasında aracı olarak görüyorlardı. Zaten Hz Muhammed'in babasının adı Abdullah (Allah'ın kulu) Yani putlar ilahın kendisi değil aracıydı. Hübel, Lat ve Uzza insan suretindeki Allah'ın hizmetkarı ve onunla kulları arasında aracıydı. İslam öncesinde Araplar "Bismikallahümme" (Allah'ın adıyla) diye besmele çekerken İslamdan sonra besmele "Bismillahirrahmanirrahim" (Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla) şekline geldi. Zaten Hudeybiye'de anlaşma yazılırken besmele konusunda anlaşmazlık olunca Muhammed:"Peki Ali Süheyl'in istediği gibi olsun "Bismikallahümme yaz" demiştir. Yani İslam aracı olan putları kaldırdı. Yoksa insanlar kendi yaptıkları heykellere tapınmıyordu ve Allah inancı da vardı.
2.Spartaküs ekonomisi köleliğe dayalı bir toplumda köleliği kaldırmak istedi. Hem de Muhammed'en yüzyıllar önce. Arap yarımadasının ekonomisi ise köleliğe dayalı değildi buna rağmen İslam köleliği kaldırmadığı gibi zenginler ve köle sahipleri arasında yayılmıştır. Oysa Hıristiyanlık köleler fakirler ve ezilenler arasında yayıldı.
3.Bu, Allah'la insanlar arasındaki aracılardan en çok saygı duyulan Hübel kadındı. Oysa Kur'anda Allah'tan bahsederken hep "Hüve" (müzekker-O) der hiçbir yerde "Hiye"(müennes-O) demez. Ayrıca İslamdan önce kadınlar kervanlara komuta edebiliyor (Hz Hatice gibi) evleneceği erkeği kendileri seçebiliyor(Hz Hatice gibi) veMüslüman kaynakların yazdığına göre (Suat Yalaz-"Hz. Muhammed'in Hayatı") zengin kadın da birden çok erkekle evlenebiliyordu. İslamdan sonra bunlar tamamen kadınlardan alındı. Tek kazanım mirasın üçte birini vermesi. Bununla beraber Hz Ayşe'nin bazı Kur'an hükümleri için bakıyorum da rabbin hep senin hevan için koşuyor, dediği Buhari'de de var Müslim'de de.

imhotep
23-06-2008, 00:31
İlla ki devrim diyeceksek pante bu konuda haklı olabilir. Bir ayrım yapmak şart.

Ne kadar içimden gelmese de Muhammed'in yaptığına Sosyal bir devrim denilebilir.

prometheus4517
22-09-2008, 14:07
her zaman söylüyorum tarihi tarihte yargılayın günümüzde değil. diyorsunuz ki kadınlara hak vermemiş. arkadaş kadınlara ilk hakkı veren Atatürk. 1400 sene sonra verebilmiş. aradan geçen 1400 senede veya 1300 hangi devrimci kadınlara hak vermiş. sosyalist devrimlerden başka. sosyalist devrimlerle kemalist devrim de zaten aynı dönemde.

tamam muhammedi sevmiyorsunuz. ben de sevmiyorum. islamı sevmiyorsunuz ben de sevmiyorum. ama yiğidi öldürün hakkını verin. kölelik o çağın devrimidir. sermaye birikimi ve kültür birikimi sağlar. şu an birçok işimizi makinalar yapmasa hanginiz kitap okumaya zaman bulabilir. o zamanın makinaları da kölelerdir. artık ürün de doğurur ki bu felsefeye götürür. boş vakit de üretir. bu da kültürel vve sosyopolitik birikime yol açar.

cihat. adı ne olursa olsun savaş toplumların itici gücüdür. sadece savaşlarda toplumlar temel haklarını askıya alır ve ilerleme görülür veya hüsran sonuca bağlı olarak. şu an kullandığınız teknolojilerin tamamı savaşların sayesinde varolmuştur. o zaman savaşlarda devrimci hareketlerdir demiyorum (kıvırmayın) ama tarihsel olayları karalamadan önce neye yol açabileceklerini neyi sağlayabileceklerini düşünün.

bilim. avrupa antik yunan medeniyetini araplardan öğrenmiştir. bütün çevirileri de müslüman bilim adamları yapmıştır. yani burjuva devrimleri, rönesanslar reformlar arapçadan geri yunancaya çevrilen daha sonra arkeolojiye yatırım yapılması ile orijinalleri açığa çıkarılan eserler sayesinde olmuştur.

karl marksın bile muhammedin devrimciliği üzerine başkalarına yazdığı mektuplar var.

devrim illa sosyalist veya komünist devrim olacak değildir. karşı devrim de devrimdir. devrim de devrimdir. ne amaçla yapılıyorsa onun ismini alır. şeriat devrimi, sanayi devrimi, soyalist devrim falan filan. şunu anlatmaya çalışıyorum. iyi ya da kötü diye birşey bizim öznel yargılamamızdır. gerçekte iyi ya da kötü yoktur. neden sonuç ve seçimler vardır. neden sonuç ilişkisi içinde incelerseniz aslında muhammedin toplumsal bir yenilik bir devlet düzeni getirdiğini görürsünüz. bu düzen size göre gericidir ama araba göre ilericidir. sonuçta yeni birşeydir. eski birçok şeyi ya değiştirmiştir ya atmıştır. toplumsal birikime hız kazandırmıştır. arap diye bir milliyet çıkmıştır. mesela. nasıl ki atatürk türk diye bir milliyetin varlığını duyurduysa muhammed de kabileleri birleştirip arap diye birşeyi duyurmuştur dünyaya.

meaculpa
22-09-2008, 16:37
kölelik o çağın devrimidir. sermaye birikimi ve kültür birikimi sağlar. şu an birçok işimizi makinalar yapmasa hanginiz kitap okumaya zaman bulabilir. o zamanın makinaları da kölelerdir. artık ürün de doğurur ki bu felsefeye götürür. boş vakit de üretir. bu da kültürel vve sosyopolitik birikime yol açar.



Fikirlerinizin tamamına katılmakla birlikte bu paragrafınızı biraz açmanızı rica ediyorum. Malum kölelik tam anlamıyla kaldırılmadı islam peygamberi; Hz. Muhammed döneminde. Azad edilenler oldu fakat köle tutmak isteyenler yine devam ettiler yollarına. Bu konuda kölelik zinhar haramdır diye bir bilgi yok sanırım islami literatürlerde.
Bahsettiğiniz " kölelik o çağın devrimidir " ibarenizi hangi ilkelere dayandırarak ifade ediyorsunuz ?

prometheus4517
16-10-2008, 00:28
uzun bir aradan sonra cevap yazdığım için özür dilerim.

kölelik ücretsiz iş gücü demektir. mesela günümüzden bir örnek vereyim. örneğim yanlış yerlere çekilmesin orduya köleci demiyorum. ordunun yerleşkelerine bakınız ve çevresinden farkını görünüz. neden kaynaklanır bu farklar. ücretsiz iş gücünden.

kölelik bir birikim sağlar. maddi birikim ve bu maddi birikim kültürel ilerlemeye yansır. ikincisi. efendi tarlaya gitmez işe gitmez. ve kendine boş vakit kalır. bu boş vakti de başka alanlarda değerlendirir. bireyselden çıkarıp toplumsal düşündüğünüzde yani 1000 lerce kölenin yaratacağı birikimi düşündüğünüzde ne demek istediğimi anlarsınız.

yani muhammede kalkıp sovyet devrimini yapan sosyalistler devrimci diyorsa. bizim "sözde" sosyalistlerin oturup ağzını açıp bakması gerekir. başka birşey değil.