Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 31-05-2008, 08:37
imhotep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
imhotep imhotep isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
Standart Muhammed'in Devrimciliği Üzerine

Ateistlerin bir kesiminde de ciddi bir taban oluşturan Muhammed'in devrimciliği mavalını tartışmak elzem oldu.

Devrimcilik, ilerici bir kavramdır herşeyden önce. Hak, hukuk temeline dayanır.

Toplumsal yapıyı kökten değiştirmeyi amaçlar.

Sadece bu son ifademe bakıp devrimcilik yorumlamaya kalkanlar, devrimciliği sadece devirmek eyleminden ibaret sananlar Muhammed'i de gayet derimci görebilir. Zaten İran'daki gerileşmenin adı da devrim (!) değil mi ?

Ama işin aslı bu değil elbet. Devrim, içi boş bir devirmeden çok başta da belirttiğim gibi bir hak mücadelesidir.

Muhammed'in İslamiyet fikri ise kendi dar siyasi yapılanmasının ürününden öte bir şey değildir. Belki kısmi bir kaç reform işlevi olsa da genel itibari ile Muhammed'in çevresinde dönen olayların Muhammed lehine çevrilmesinin anayasasıdır bu hareket. O yüzden toplumculuktan zerre kadar nasibini alamamıştır ve birey odaklıdır.

Köle kavramını ortadan kaldıramamış, kıyımı ve talanı cihat adıyla övmüş bir yapının, toplumu ileri bir noktaya götüreceğini düşünmek nesnel gerçeklerle bağdaşmayan bir anlayıştır.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 31-05-2008, 09:00
Anyon€ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Anyon€ Anyon€ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Dec 2007
Bulunduğu yer: kaf dağı
Mesajlar: 231
Standart

Farklı putları aynı ortam da bulunduran toplumların devrime ihtiyacı yoktur;oldukça insancıl ve demokratik bir yapı.Muhammed'in yaptığı arı kovanına çomak sokmak.

sevgilerle..

Dinlerden Özgür Olduğunu Sanan;bağımlı dinler üyesi.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 31-05-2008, 10:48
Aydınus
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

imhotep´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ateistlerin bir kesiminde de ciddi bir taban oluşturan Muhammed'in devrimciliği mavalını tartışmak elzem oldu.

Devrimcilik, ilerici bir kavramdır herşeyden önce. Hak, hukuk temeline dayanır.

Toplumsal yapıyı kökten değiştirmeyi amaçlar.

Sadece bu son ifademe bakıp devrimcilik yorumlamaya kalkanlar, devrimciliği sadece devirmek eyleminden ibaret sananlar Muhammed'i de gayet derimci görebilir. Zaten İran'daki gerileşmenin adı da devrim (!) değil mi ?

Ama işin aslı bu değil elbet. Devrim, içi boş bir devirmeden çok başta da belirttiğim gibi bir hak mücadelesidir.

Muhammed'in İslamiyet fikri ise kendi dar siyasi yapılanmasının ürününden öte bir şey değildir. Belki kısmi bir kaç reform işlevi olsa da genel itibari ile Muhammed'in çevresinde dönen olayların Muhammed lehine çevrilmesinin anayasasıdır bu hareket. O yüzden toplumculuktan zerre kadar nasibini alamamıştır ve birey odaklıdır.

Köle kavramını ortadan kaldıramamış, kıyımı ve talanı cihat adıyla övmüş bir yapının, toplumu ileri bir noktaya götüreceğini düşünmek nesnel gerçeklerle bağdaşmayan bir anlayıştır.

Sevgili İmhotep !

Geçenlerde açılmış olan bir başlığı okurken bir arkadaşımızın ( ki kendisi ateistmiş , gerçi onun nasıl düşündüğü bir yerden sonra beni alakadar etmez , o sebeple de ismini vermek istemiyorum ) Muhammet'i devrimci olarak nitelendirdiğine tanık olmuş , eh biraz da huyum kurusun ironik bir yazı ve dil yeteneğine sahip olduğumdan onu hafiften iğnelemek istemiştim .

Fakat yorumumdan çok alınmış olsa gerek , direk şahsıma hitap etme tenezzülünde dahi bulunmadan bana yanıt vererek , ''Siz ne derseniz deyin , Muhammet devrimcidir'' manasına gelecek cümlelerini aynen devam ettirmişti .

Ne düşünürse düşünsün ; isterse Muhammet'e başka payeler de versin , inanınız çok da umurumda değil .

Kaldı ki , herkes herşeyi iddia edebilir , ama içini doldurmadıktan sonra sinek vızıltısı kadar etkisi olmaz .

Muhammet'in devrimci olduğu iddiasını ilk ortaya atan , büyük harflerle yazıyorum , DOĞU PERİNÇEK'TİR , evet evet Doğu Perinçek'tir .

Sanırım arkadaşımız ''devrim nedir , devrimci kime denir? ..'' türü araştırmaların içerisine girmeden Doğu Perinçek'in bu iddiasını , Kuranın her cümlesine kayıtsız şartsız iman eden bir mümin edasıyla okumuş olsa gerek , burada bizlere iddiasının içerisini hiç mi ama hiç doldurma gereği duymadan tafra satıyordu .

Muhammet devrimci mevrimci değildir .

Bu nasıl bir devrimciliktir ki , köleliği kaldırmak yerine olduğu gibi devam ettirir ?

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , kadını toplumun tamamen dışına sürer ve mevcut kısıtlı haklarını da ellerinden alır ?

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , ilimin bilimin yolunu tıkar , yüzlerce yıl insanoğlunun ayağına sadece ayakbağı değil , ivmesi önünde de takoz oluşturur ?

( İslam'ın 'oku' dediği şu anlamdadır :

- Gidin , din konularını ihtiva eden , Allah propagandasının yapıldığı ne kadar yazı veya düşünce varsa okuyun ve insanlara anlatın , sonra da bol bol din propagandası yapın ...

anlamındadır . )

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , sömürüye , yalan talana cevaz verir ; ideal uğruna her türlü namussuzluğu , sahtekarlığı Hakk kılar ?

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , güya putları yıkarken , ondan daha güçlü bir başka putu insanların önünde yüzyıllarca tapınacakları bir vesile kılar ?

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , insanları kul olmaktan kurtarıp fikri hür , vicdanı hür bireyler haline getireceği yerde hepten bir yerlere riyakarca ve dahi çok affedersiniz köpekçesine itaate zorlar ?

Daha çok şey yazabilirim ama , gerekli değil .

Muhammet'in getirdiğine devrim denmez .



Aydınus



Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 31-05-2008, 11:28
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

önce bir iki tanımlama yapalım, ilerleyen safhalarda başlıga daha ayrıntılı dahil olurz.

Devrim üretici güçlerin önünü açmaktır. Devrim üretim ilişkileri ile üretici güçlerin çatışmasından dogar. Muhammed olayına da bu açıdan bakarsak anlamlı olur.

Özel mülkiyet ilk tarihsel devrimdir ama komünal mülkiyeti yok ederek köleligi geirmiştir. O halde bir ilerlemeyi getiren ve o zaman göre bir devrim olan özel mülkiyeti kölelik yönünden degerlendirmek mümkün degildir.

Şimdi Muhammedin devrimci olup olmadıgının kıstasını üretim ilişkileri ile üretici güçler açısından degerlendirmek gerekir. Üretici güçleri geliştirecek bir eyleme sahipse Muhammed demek ki devrimcidir. Bunu da Arap toplumunu ele alarak degerlendirmek gerekir.

Kaldı ki Muhammedin devrimci olduguna dair söylemler Maxim Rodinson dan, Hikmet Kıvılcımlıya kadar pek çok kişiyi ilgilendirir ve yazılarında savunulur. Perinçek bunu son ayagı olabilir ama o zaten devrim kavramını sulandırmakla ünlüdür.

Kölenin olup olmaması nasıl bier devrim kavramı için kıstas degilse (yaşandıgı çagda ) bir kavramın Perinçegin agzında dile getirilmesi de dogru ya da yanlışlıgının kıstası olamaz.

Şİmdilik bu kavramları hatırlatalım, ileride tartışmalara katılırız.

saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 01-06-2008, 01:38
meaculpa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
meaculpa meaculpa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Feb 2008
Mesajlar: 929
Standart

Aydınus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili İmhotep !

Geçenlerde açılmış olan bir başlığı okurken bir arkadaşımızın ( ki kendisi ateistmiş , gerçi onun nasıl düşündüğü bir yerden sonra beni alakadar etmez , o sebeple de ismini vermek istemiyorum ) Muhammet'i devrimci olarak nitelendirdiğine tanık olmuş , eh biraz da huyum kurusun ironik bir yazı ve dil yeteneğine sahip olduğumdan onu hafiften iğnelemek istemiştim .

Fakat yorumumdan çok alınmış olsa gerek , direk şahsıma hitap etme tenezzülünde dahi bulunmadan bana yanıt vererek , ''Siz ne derseniz deyin , Muhammet devrimcidir'' manasına gelecek cümlelerini aynen devam ettirmişti .

Ne düşünürse düşünsün ; isterse Muhammet'e başka payeler de versin , inanınız çok da umurumda değil .

Kaldı ki , herkes herşeyi iddia edebilir , ama içini doldurmadıktan sonra sinek vızıltısı kadar etkisi olmaz .

Muhammet'in devrimci olduğu iddiasını ilk ortaya atan , büyük harflerle yazıyorum , DOĞU PERİNÇEK'TİR , evet evet Doğu Perinçek'tir .

Sanırım arkadaşımız ''devrim nedir , devrimci kime denir? ..'' türü araştırmaların içerisine girmeden Doğu Perinçek'in bu iddiasını , Kuranın her cümlesine kayıtsız şartsız iman eden bir mümin edasıyla okumuş olsa gerek , burada bizlere iddiasının içerisini hiç mi ama hiç doldurma gereği duymadan tafra satıyordu .

Muhammet devrimci mevrimci değildir .

Bu nasıl bir devrimciliktir ki , köleliği kaldırmak yerine olduğu gibi devam ettirir ?

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , kadını toplumun tamamen dışına sürer ve mevcut kısıtlı haklarını da ellerinden alır ?

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , ilimin bilimin yolunu tıkar , yüzlerce yıl insanoğlunun ayağına sadece ayakbağı değil , ivmesi önünde de takoz oluşturur ?

( İslam'ın 'oku' dediği şu anlamdadır :

- Gidin , din konularını ihtiva eden , Allah propagandasının yapıldığı ne kadar yazı veya düşünce varsa okuyun ve insanlara anlatın , sonra da bol bol din propagandası yapın ...

anlamındadır . )

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , sömürüye , yalan talana cevaz verir ; ideal uğruna her türlü namussuzluğu , sahtekarlığı Hakk kılar ?

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , güya putları yıkarken , ondan daha güçlü bir başka putu insanların önünde yüzyıllarca tapınacakları bir vesile kılar ?

Bu , nasıl bir devrimciliktir ki , insanları kul olmaktan kurtarıp fikri hür , vicdanı hür bireyler haline getireceği yerde hepten bir yerlere riyakarca ve dahi çok affedersiniz köpekçesine itaate zorlar ?

Daha çok şey yazabilirim ama , gerekli değil .

Muhammet'in getirdiğine devrim denmez .



Aydınus


Acilen, Aydınus hitabi ile söze girişip bu konuşmalarda muhattap eylemek, elzem oldu.

Siz bana hitap ettiniz de ben mi size tenezzül edip yazmadım!

İftira buyurmaynız!

Yazı orta yerde, açıp bakabilmek ise pek de zor bir iş olmasa gerek. Siz genele konuşmuşsunuz ben ise nezaketminden kişiselleştirmemişim, aynen uslubunuza istinaden yanıt vermişim. "Meaculpa" hitabetinizi gösteriniz, bende ar edip susayım.

Nitekim benim burda kimseye cevap vermemek gibi bir tavrım olmadı olmazda. Fikirlerimiz paralel gelişimler sergilemeyebilir, birimiz Muhammed i devrimci kabul edip ötekimizin etmediği gibi.

Ama tek gerçek benim deyip de ortalıkta vaylaveyle yaratırsanız işte o zaman zatınıza edecegimiz bir kaç sözcükle birazcık da biz sizi iğnelemek isteriz. Umarız; siz de bizim gibi alınganlık göstermediginizi ifade edecek cümleler kurmaktan, bizleri mahrum bırakmazsınız. Mamafih, size karşı bir alınganlıgım olmamakla beraber sadece zıt görüşlerin ihtivasını yansıtabilirim.

İddamın içini doldurmak için öncelikle tavrınızı ve de uslubunuzu, huyunuzu kurutup kurutmamak tercihselliği ile yumuşatmanız gerekmektedir. İronik yazı yazmak ve dil yetenegine sahip olmak demek ; herşeyi ben bilirim edası ile desteklenen bir tarz değildir. Aksi halde sözleriniz ve de sözlerim; sidik yarışı içerisinde bir yere varmadan hebaya ugrar gider. ( Teşbihte hata olmaz siz hoşgörünüz)

Dinler toplumsal olşumlardır. İnsanların gereksinimleri ölçüsünde doğanın anlamdırılması ve de yorumlanabilmesi adına başlatılan bu serüven binlerce yıl içerisinde bir çok değişime uğramıştır. Çeşitlenmiş, değişmiş, ve de geliştirilmiştir.

Dinlerin evrimi; animizm-politeizm-monoteizm ve devamında ki çeşitli inanç yada düşünce sistemleri şeklinde var olagelirken bu evrelerin sosyolojik degerlerce yorumlanabilmesi gerekmektedir.
Animizmde politeizme geçiş bir devrim oldugu gibi, politeizm den monoteizme geçişte bir devrim niteligi taşır. Çünkü tanrı bu dönemler içerisinde türlü kılıflara sokularak teklenmeye vardırılmıştır. Kendin yap kendin tap dairesi içerisinde degerlendrilicek bir din anlayışına sahip olmadıgım için; tek tanrılı sistemleri çok tanrıcılıklara göre daha akıllıca bulurum.
Kendi yaptıkları nesnelere tapınan arap toplumunun, tek tanrıcılaga terfi etmesi demek benim için devrimsel bir nitelik demektir. Nitekim bu sadece benim fikrim olmadıgı gibi, büyük harflerle yazıyorum; DOĞU PERİNÇEK' in iddası da degildir

Monoteistliği devrim olarak kabul etmemin eşliğinde, islam monoteistliğinin de gökten inmediğini bilirim. Durum böyle olunca bu dini tebliğ eden zatı yani Muhammed i de devrimci kılmak ciklet manisi okumanın ötesinde bir mevzu haline dönüşmektedir.

Kabile halinde yaşayan arapların devlet düzenine geçme maceralrında devrimi iki halde tanımlıyoruz. Ya ezilenlerin devrimi yada ezilenleri ezenlerin karşıt devrimi. Tarih sınıf savaşlarından ibarettir. Muhammed de bu sınıf savaşlarına dahil olmuş ezilenlerin yanında olmaya mucadele etmiştir.
Sistemin değişmesi gerektiğini görmüş ve de mudahale aracı olarak dini seçmiştir. Çünkü halk ancak bu bakıuş acısı ile şekillenebilecek bir niteliktedir. Tıpkı binlerce yıldır yönetilen ve sömürülen yıgınların üzerinde kurumsallaşan her dinsel unsur gibi.

Yahudiliğide, hristiyanlığı da iyi incelemiş yeni bir din oluşturabilmek için başka dinsel kaynaklardan da yardım almıştır. Ve nihayetinde sistem efendilerine baş kaldırmak için yeni bir sima oluşturma cesaretini göstermiştir. Onun yanında olan yoksullardı, karşısında durdukları ise efendilerdi. Efendilerin derdi ise, kendin yap kendinden tap putlarından ziyade konumları idi. Yeni bir din demek saltanatlarının sonu demekti.

Kendince fakir-zengin arasında ki ucurumun artmaması için zekat fikrini geliştirdi. O zamanın para babaları olan yahudilerin sistem de nufusunu kırmak için faizi haram kıldı. Evet bu yapılanmalar karsısında sömürüyü tamaman ortadan kaldıracak bir sistem geliştirdi diyemeyiz. Nitekim kapıtalızm e alternaıtf degildir islam, kendi için de de cıkmazları vardır. Köleliği kaldırmaması Muhammed in devriminin en eksik yanıdır zaten. Fakat sınıfsal farkları aza indirmeye gayret gösterilmiştir. Komşu ilişkileri ile düzenlemeler yapılmış, israf haram kılınmış, lüks reddilmiş, vasat olmak önerilmiş ve kölelerin asil hanımlarla evlenebilmesi gibi o dönemde devrim niteliği taşıyan işlere önderlik etmiştir.

Mucadele etmiştir ve de bir devrimci niteligi ile sebat edip bütün hayatını bu dava ugrunda sonlandırmıştır. O dönemin efendi araplarının sistemlerine çomağı sokabilmiştir. Ha devamın da başka despotluklara engel olunamamıştır orası ayrıdır ama bunlar bizim Muhammedi nesnel degerlendirmemize engel olmamalıdırlar.
Cihad anlayısı ile yapılan talanlar ise kesınlıkle tasvıp etmedıgım fakat tarıhı bır fanus ıcınden degerlendırmek luksune sahıp olmadıgım ıcın de, benım degerlendırmemın yanında surecsel olarak yorumlanmalıdır. O dönemin güç dengeleri ne yazıkki bu yöntemler ile var olup ta ki günümüzde bazı zihniyetlercede var edilmeye çalışılmıştır ve de çalışılacaktır. Çünkü herşeyi güç dengeleri belirler.

Kadınlar içinde devrim niteliği taşıyan düzenlemeleri vardır ama kadına gereken degerin verildigini elbette soyleyemeyiz. 3000 kadına sahip erkeklerin oldugu bir toplumun fertlerine 4 kadın sayısını kabulllendirebildi. Bu sayı o dönem için degerlendirilebilmelidir. Nikah anlayışı ve feraiz de ki miras anlayışı düzenlemesi demek cok irdelenen reformlar olsalarda o dönem için kadına bahşedilen korumalar idiler. Ve kim ne derse desin o dönem için bunlar devrimsel niteliklerdi. Ben muhammed in esasında daha büyük yenilikler yapabilecginide düşünmekteyim ama dönme ve koşullar anca bu kadarını kabullendirebildi halka.

Ayrıca islamın çıkışı ve muhammedin sundukları ile ortaçag batagına saplanacak olan hristiyanlıgın da önünün kesildigini düşünüyorum. Şimdi ortacag islamı yşatsada kendini müslüman diye tabir eden dinci istismarlar, bu gidişatın sonu kendini bir başka evrim safhasında soluklandıracaktır. Dinler giderek etkilerini kaybedeceklerdir. Olması gereken de budur çünkü insanoğlu gereksinimlerini var etmek için din diye bir mevhumun tarihsel masallardan toplama oldugunu görebileceklerdir.

Muhammed in yaptıkları, devrimciliği ve de devrimi ancak ve ancak o dönem esaslarında degerlendirilebilir. Muhammed kendi zamanının devrimcisi idi. Bu zamanın değil.

Dinlerin hepsi sınıfsal devrimlerdir. Zamanları adına yenilikçi ve de ilerici durumlar;ı kendi içlerindeki tutuculuklarla yada sonradan var edilen ritüellerle ne yazık ki gerici, sömürücü ve de ezici sıfatlarını almaktan eksik kalmamışlardır.

Bu ayrımları yapabilmekten geri çekmeyelim aydın uslarımızı.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 01-06-2008, 04:19
Aydınus
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart


Arkadaşımız ( meaculpa ) sağolsunlar , tenezzül buyurup cevap verme alçakgönüllüğünü göstermişler , kendilerine teşekkür ederim , zat-ı alilerinin fikirlerinden fevkalede istifade ettiğimi bilmesini iletmek isterim .

Bir cümlesi var ki , sadece ve sadece yazım stilimi açıklamak bağlamında kullandığım bir cümleyi sanki kendimi beğenmiş bir insan olarak takdim etmesi elbette ki kendi takdirleridir , ama adeta bir dogmayı savunurcasına kendi tezlerini ortaya sererkenki düşünce yapısından yola çıkarak ben de aynı iddiayı pekala ona iade edebilirim , ama neye yarar ? Kaldı ki bunun sonu da gelmez .

Muhammet'in devrimci olmadığı görüşlerimi ortaya koyarken bu iddiamı sorulardan oluşan cümleler halinde sıralamam ise arkadaşımızda 'ortalığı vaveylaya veren' , 'tek doğru benim doğrumdur' algılamasına yol açmasının suçu herhalde bana ait olamaz .

Olamaz ; çünkü arkadaşımız başka bir yerde , ben başka bir yerde , o başka bir yerden yazıyor , ben başka bir yerden . Yoksa arkadaşımızın , görmediği insanların o anki ruh hallerini anlamak gibi özel bir meziyeti mi var , ya da şöyle sorayım :

Tezinizi savunmak bağlamında tamamen sorulardan oluşan cümleler kurmanız , ortalığı vaveylaya vermek , tek doğru benimkisidir olarak mı algılanmalıdır ?

Neyse , gelelim şimdi esas mevzuya :

Aslında burada sorulması gereken soru , değişimin iyi veya kötü yönde olup olmadığı sorusudur .Kaldı ki İmhotep rumuzlu arkadaşımız da konuyu bu bağlamda açmış . Yoksa başka birisi de çıkar pekala Hitler'e de devrimci diyebilir ki , bu işin sonu gelmez . Ve biz de zaten bu bağlamda değerlendiriyoruz Muhammet'in müthiş devrimciliğini (!) .


Çünkü tanrı bu dönemler içerisinde türlü kılıflara sokularak teklenmeye vardırılmıştır. Kendin yap kendin tap dairesi içerisinde degerlendrilicek bir din anlayışına sahip olmadıgım için; tek tanrılı sistemleri çok tanrıcılıklara göre daha akıllıca bulurum. Kendi yaptıkları nesnelere tapınan arap toplumunun, tek tanrıcılaga terfi etmesi demek benim için devrimsel bir nitelik demektir. Nitekim bu sadece benim fikrim olmadıgı gibi, büyük harflerle yazıyorum; DOĞU PERİNÇEK' in iddası da degildir

Çok tanrıcılıktan tek tanrıcılığa geçiş Muhammet'le mi başlamıştır ?

O , din propagandistlerinin uyduruğudur .

Sorunun cevabı eğer 'evet' olur da biz de buradaki mantıktan yola çıkarsak , o halde Musa'ya ve İsa'ya devrimci sıfatından daha büyük payeler vermemiz gerekir , çünkü onlar Muhammet'ten çok daha önceleri yaşamıştır .

Kaldı ki Muhammet'ten önce , hiç de öyle sanıldığı gibi kendi yaptığı somut putlara tapmayan başkaları da vardı ; mesela Sabiler ...

Muhammet'in , kendi öğretisinde bunlardan hayli yararlandığını Turan Dursun defalarca ispatlamıştır .

Muhammet'in devrimci olup olmadığı tartışması yeni değildir aslında ; Doğu Perinçek , Turan Dursun'la çok tartışmıştır bu konuyu .


Muhammed de bu sınıf savaşlarına dahil olmuş ezilenlerin yanında olmaya mucadele etmiştir.


Muhammet'in , ezilenleri korumak gibi bir endişesi ve amacı olduğunu hiç zannetmiyorum :

- Ezilenlerin yanında yer alayım da şu alçak ezenlere karşı onları koruyayım ....

Tek dileği vardır onun ; Mekke ve çevresinin lideri olmak .

Zaten Mekke'yi ele geçirdiğinde oranın ileri gelenlerini kazanmak bağlamında onları rüşvet türü hediyelere boğmuştur . Sağlığında yürüttüğü çeşitli savaşlardan elde edilen ganimetleri Mekke'nin ileri gelen yeni müminlerine , üstelik de bunlar çok zenginken , bahşetmesi ise , kendilerinin omuzunda yükselen Medinenilerde hoşnutsuzluk yaratmış , ama büyük devrimci (!) Muhammet iki ayetle hepsinin soluğunu kesmiştir . O halde nerede kaldı ezilenlerin yanında yer almak ?

Ki Muhammet'in Medine'de güçlendikten sonra savaşsız elde ettiği bazı ganimetler de vardır ki , ''Siz bunun için ne at koşturdunuz , ne de deve ... '' diyerek mevzubahis ganimetlerin tamamını kendi özel mülkiyetine geçirmesi , yukarıdaki iddianızı çürütüp atmaya yeter de artar bile .

( Ezilenlerin yanında yer alan devrimciye bak ; Medineliler sayesinde güçlen , sonra da adamları mağdur et , ganimetin beşte birini özel ayetle kendi özel mülkiyetine geçir , savaşsız elde edildi diye ganimetten pay isteyen Medinenileri azarlayıp kendi mülkiyetine kat , bunun adı da 'ezilenlerin yanında yer almak' olsun . )

Kendince fakir-zengin arasında ki ucurumun artmaması için zekat fikrini geliştirdi. O zamanın para babaları olan yahudilerin sistem de nufusunu kırmak için faizi haram kıldı. Evet bu yapılanmalar karsısında sömürüyü tamaman ortadan kaldıracak bir sistem geliştirdi diyemeyiz. Nitekim kapıtalızm e alternaıtf degildir islam, kendi için de de cıkmazları vardır. Köleliği kaldırmaması Muhammed in devriminin en eksik yanıdır zaten. Fakat sınıfsal farkları aza indirmeye gayret gösterilmiştir. Komşu ilişkileri ile düzenlemeler yapılmış, israf haram kılınmış, lüks reddilmiş, vasat olmak önerilmiş ve kölelerin asil hanımlarla evlenebilmesi gibi o dönemde devrim niteliği taşıyan işlere önderlik etmiştir.

Aslında yukarıdaki cümleleriniz kendi içerisinde çelişkli . Kaldı ki bundan sonra devam eden satırlarınıza bakıldığında da aynı durumu görmek olası . Hani şu , kendi düşüncelerinden kendisi de emin olmayıp habire 'ama'larla konuşan kimseler olur ya , aynen öyle .

( Devam edecek .. )


Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 01-06-2008, 04:25
Aydınus
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart


Zekat , aslında İslam devletinin aldığı , günümüze uyarlarsak bir nevi vergi işlevini görmüştür . Bu sayede yoksulluğun ne kadar ortadan kaldırıldığı tartışmalıdır . Muhammet'in en başta kendisinin son Veda Haccı' nda yüz adet deve kesmiş olması bile gerçekte sermayenin bir elden alınıp başka bir ele geçtiğinin , zenginle yoksul arasındaki o derin uçurumun hiç de kapanmadığının açık bir göstergesinden başka bir şey değildir .

( Günümüze uyarlarsak ; örneğin gerek RP gerekse AKP sözde ezilenlerin yanında olduğu iddiasıyla taraftar toplayarak taban elde etmişlerdir . Bir Erbakan'ın mal varlığının ne korkunç düzeyde olduğunu bilen bilir . AKP'nin ise şu anda yaptığı , İstanbul dükalığının eğemenliğine son verip sermaye paylaşımından pay alarak yeni bir zengin burjuva sınıfı yaratmaktır . Yarım ton kömüre , bir kaç kilo pirince muhtaç edilenlerin artık kendisi düşünsün ; AKP zenginlerin yanında mıdır , fakirlerin mi ? Düşünmekten aciz bu garibanlar sadece şöyle düşünebilseler yeter oysa :

- Yoksulluğu ve işsizliği yeneceği yerde , bizleri yarım ton kömüre muhtaç eden , bunu da sırf oylarımızı almak için güya İslam yardımseverliği adı altında yapan partiye niçin oyumu vereyim ? )

Evet , işte İslam yardımseverliği , zengin-fakir arasındaki uçurumun güya giderilmesinin nasıl işlediğini sadece Muhammet döneminde değil , şu anda da görüyoruz .

Eğer ki mantığımızı böyle işletirsek , zamanında Turgut Özal'ın kurduğu FakFukFon'a da ( Fakir Fukara Fonu ) bu gözle bakıp onu da 80'li yılların devrimcisi olarak nitelemek işten bile değildir .


Köleliği kaldırmaması Muhammed in devriminin en eksik yanıdır zaten. Fakat sınıfsal farkları aza indirmeye gayret gösterilmiştir. Komşu ilişkileri ile düzenlemeler yapılmış, israf haram kılınmış, lüks reddilmiş, vasat olmak önerilmiş ve kölelerin asil hanımlarla evlenebilmesi gibi o dönemde devrim niteliği taşıyan işlere önderlik etmiştir.

İslam Fıkıhını okuduğumuzda , neredeyse tamamını kapsayacak şekilde ve sürekli olarak kölelerden bahsedildiğine şahit oluyoruz .

Savaşta köle ...

Barışta köle ...

Kısacası , elinizi nereye atarsanız atın , hep bir köle mevzusu .
Üzülerek söylemek zorundayım ; iddianız boş ve kendini haklı çıkarmak bağlamında , İslam'daki köle türü çirkinlikleri gidermek maksadıyla ''Efendim ; İslam köleliği hemen kaldıramazdı . Köleliği hemen kaldırmak yerine , onu zamana yaymak daha uygun değil midir ? İşte peygamber efendimiz de bunu yapmıştır .'' türü açıklamalar getiren ve dini paraya çevirip dinden yaşayan günümüzün utanmaz şarlatanlarının zırva tevil götürmez sözünü haklı çıkaran saçma açıklamalarından pek farkı yok .

İçki , kumar , faiz vs. sözkonusu olduğunda birkaç ayetle ve oldukça radikal bir şekilde konuya yaklaşılırken , iş , köleliğin kaldırılmasına gelince zamana yayılıyor . Buna kim inanır ?

İsrafın haram kılınması devrimci bir özellik midir ?

Eğer ki işe böyle yaklaşırsak , İslam'ın ortaya koyduğu temizlik konusu da başlı başına bir devrimdir .

(Nereden bilsin insanlar temizliğin iyi bir şey olduğunu , israfın da akılsızca bir şey olduğunu !? Bunun böyle olduğunu bilebilmek için Tanrısal ayetler ve Muhammet gibi de devrimci bir iletici olması gerek , aksi zaten mümkün değil ! )

Komşu ilişkilerinin düzenlenmesinin neresi devrimdir ?

Muhammet komşu ilişkilerinin düzenlenmesi konusuna 'evrensel' olarak mı yaklaşmıştır , yoksa sadece 'müslümanla müslüman arasındaki komşuluk ilişkileri' açısından mı ?

Tüm dünyayı ve kendisi gibi düşünmeyenleri daha ölmeden cehenneme at , müminleri ayetlerle kışkırt , insanları sırf farklı düşünüyor diye lanetle , sonra da çık de ki :

- Muhammet komşu ilişkilerini düzenlemiştir , o halde devrimcidir .


Kadınlar içinde devrim niteliği taşıyan düzenlemeleri vardır ama kadına gereken degerin verildigini elbette soyleyemeyiz. 3000 kadına sahip erkeklerin oldugu bir toplumun fertlerine 4 kadın sayısını kabulllendirebildi. Bu sayı o dönem için degerlendirilebilmelidir. Nikah anlayışı ve feraiz de ki miras anlayışı düzenlemesi demek cok irdelenen reformlar olsalarda o dönem için kadına bahşedilen korumalar idiler. Ve kim ne derse desin o dönem için bunlar devrimsel niteliklerdi. Ben muhammed in esasında daha büyük yenilikler yapabilecginide düşünmekteyim ama dönme ve koşullar anca bu kadarını kabullendirebildi halka.

Yukarıdaki cümleler de kendi içerisinde çelişkili olup az önce bahsini ettiğim , hani şu kendi tezlerinden kendisi de emin olmayıp habire 'ama'larla konuşanlar türünden .

3000 kadına sahip erkeklerin oldugu bir toplumun fertlerine 4 kadın sayısını kabulllendirebildi.

3000 kadına sahip olmak iddiası , bırakınız günümüz ve Muhammet'in zamanının şartlarını , öncesi için bile gerçekçi midir ?

3000 kadın ...

Bu , olsa olsa Muhammet'in kendisinin sağdan soldan duyduğu kıssaları biraz da abartarak anlattığı kıssalarda geçer .

Hayır ; Muhammet , kendi zamanındaki durum ne ise aynen devam ettirmiş ; bunu da Tanrı sözüdür diyerek , sırf dişi olarak dünyaya gelen kadınların yüzyıllarca daha ezilmesine önayak olmuştur .

Eğer Muhammet'in bu yaptığına devrim denirse , yüzyıllarca yıl sonra da olsa kadınların hakkını kadınlara teslim eden büyük devrimci Atatürk'ün yaptığına ne demeli ?

- Megadevrim , gigadevrim , teradevrim ? ...

Çok affedersiniz sidik zoruyla , ki o da sadece 80 yıl zar zor yaşatılan , sonra da göçüp giden Rus Devrimi'nin adını da siz koyun artık !

Saygılarımla ...

Konu Aydınus tarafından (01-06-2008 Saat 04:35 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 01-06-2008, 04:46
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart

Bu konuyu uzun uzun tartıştığımız bir başlığımız var.
Böyle yüzeysel değil, tüm olayları ayrıntılı olarak 23 sayfa boyunca işlemişiz.
"Muhammed'in asıl ideali neydi" başlığında..

Asıl idealinin devirmek yani devrim yapmak ve yerine kendi idealindekini getirmek olduğunu ortaya koymuştuk.
Neyi devirmekti amacı?
Mekke oligarşik site yönetimini.
Ne kurmaktı amacı?
Teokratik devlet.

Neyi devirmekti amacı?
Putperest dini.
Ne kurmaktı amacı?
Tek Tanrıcı din.

Bunlara ister devrim deyin, ister başka birşey.
Ama her devrimin amacının "ezenlere karşı ezilenleri korumak amacıyla değiştirilen düzen" zannetmeyin.
Öyle olsa Endüstri devrimi, Burjuva devrimleri devrim sayılmazdı.

Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 01-06-2008, 06:51
gozeneli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
gozeneli gozeneli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Feb 2008
Bulunduğu yer: gozeneli@kolay.net
Mesajlar: 482
Standart

Pante'ye katılıyorum Devrimde devirmek sözcügü yok mu? ona göre Muhamed zamanında bir devrim gelişmiştir,iyi yada kötü.

Müslümanlar açısından, ne yazık ki Kuran'ının hiç acbsi degişemez diyerek bu devrimini dondurmuş ve yeniliklere kapatmıştır.Bu yüzdende islami düşünürler belki İslamın parlama zamanında degerli düşünürler yetişmiştirlerdir ama bizim çagımızdan 1400 yıl geri kalmışlardır.

Muhamed zamanında şunu yapın bunu yapın yoksa kızarım deseydi acaba nereye kadar giderdi?
Ama bir Tanrı yarattı, cennet cehenem gibi şeylerle korku ve ödül kavramını getirdi.

Şimdi Türkiye'de belli bir sokaga arabanızı park yapmak yasaktır ceza yerseniz dense bazıları şansını dener belki yakalanmam der.
Ama buraya park etmek,Diyanet işlerinden, günah dense oraya yalnız Ateistler park eder
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 01-06-2008, 09:04
imhotep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
imhotep imhotep isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
Standart

Aydınus'un tespitlerine katlıyorum. Devrim'in niteliği oldukça önemli. Muhammed'in yaptığı işlere bakınca da toplum çıkarlarını sağlamaktan uzak, tamamen bireysel ve çıkarcı bir yapıda olduğunu görüyoruz.

Endüstri ve Brjuva devrimleri, çıkış itibari ile Muhammed'in olayından farklıdır. Zira halk temellidir. Ve feodal beylere karşı ezilen halkın burjuvalarla ortak bir şekilde sömürüye karşı çıkmaları meslesidir. Yani ezilen kesimin ezene karşı yürüttüğü bir harekettir. Sonrasında burjuva işçi sınıfını ezmeye başladı ama bu o dönem için geçerli değildir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:30 .