PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sosyalist Enternasyonal'in Sosyalistliği :confused:


pante
13-07-2008, 17:58
1. Enternasyonel, çeşitli ülkelerden Londra'da toplanan işçilerin katılımıyla 1864'te kurulan Uluslararası İşçi Derneği olarak kabul edildi. Marx 'ın, Engels'in ve aynı zamanda Anarşistlerin enternasyonalidir.

2. Enternasyonal, Engels'in çağrısıyla 1889'da Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin öncülüğünde ve diğer İşçi partilerinin katılımıyla Paris'te kuruldu. Marksist öğretinin sınıflar mücadelesi fikrini kabul etmekle beraber, parlamenter demokrasiden yana olur ve proletarya diktatörlüğüne karşı çıkar.
Birlik içinde reformist Bernstein ile Engels çekişmesi vardır. Engels 'in ölümünden sonra Karl Kautsky Bernstein ile mücadeleye devam eder ve onu alteder.

Birinci Dünya Savaşı gelip çattığında yollar ayrıldı. Bir grup savaşa karşı çıkıyor, işçilerin silahı savaş babalarına çevirmelerini istiyor, diğeri ise bu paylaşım savaşına "savaşa karşı savaş" düşüncesiyle katılmayı savunuyordu.

Lenin önderliğindeki Bolşeviklerin Rusya'daki iç savaşı terör olarak nitelenir ve karşı çıkılır. Bu arada Lenin, yolunu ayırarak 3. Enternasyonali kurar. Sosyal demokrat partilerden Komünistlerin ayrılmasını veya bu partilerin Komünist partilere dönüştürülmesi çağrısında bulunur. 2. Enternasyonali "Proleterya diktatörlüğü ve dönek kautsky" kitabıyla ağır şekilde eleştirir. Bu arada 2. Enternasyonal de destekleyenlerce devam ettirilir.

İki ayrı Enternasyonal yetmiyormuş gibi 4. Enternasyonal'i de Troçkistler kurar. Lenin'in ölümünden sonra Troçkistlerin Komunist partilerden dışlanması, Komunist partilerin geri dönüşü olmayan bir şekilde Stalinistleştirilmesi, Komintern'in Stalinistleştirilmesi ve tasfiyesinin başlatılması iddiası ile Troçkistler kendi örgütlerini kurma kararı verdiler. Bir dizi görüşmenin ardından 1938'de Paris'te 30 kadar delegenin katılımıyla 4. Enternasyonal'in kuruluşu ilan edildi. SSCB'nin bozulmuş bir işçi iktidarı olduğu ve bürokrasiye karşı politik devrim yapılmasının gerekliliği belirtildi. Devrimin tek bir ülkede değil dünya genelinde olması gerektiğinin altı çizildi.

2. Enternasyonal 1939'da, 3. Enternasyonal 1945'de lağvedilir. Troçkistler 4. Enternasyonali hala devam ettirirler.

1951'de ise Frankfurt'ta "Sosyalist Enternasyonal" kurulur..
Sosyalist Enternasyonal'in devrimci bir nitelik taşımadığı, liberal ve sosyal demokrat bir çizgi izlediği görülür.

Özetlersek;
1. Enternasyonal; Marksistlerin ve Anarşistlerin enternasyonalidir.
2. Enternasyonal; Parlamanter demokrasiden yana sosyalistlerin, reformist ve revizyonistlerin enternasyonalidir.
3. Enternasyonal; Proleterya diktatörlüğünü savunan Bolşevik devrimcilerin enternasyonalidir. 2. Enternasyonali reddeder. 2. de onları..
4. Enternasyonal; Sürekli devrimi savunan Troçkistlerin enternasyonalidir.
Sosyalist Enternasyonal; Liberallerin, sosyal demokratların enternasyonalidir.
Hatta sosyalist devrim karşıtlarının, AB ve ABD yanlılarının da diyebiliriz.

aydoe
13-07-2008, 18:16
Ben 4. tercih ederim.

dilaver
13-07-2008, 18:33
Bize gerekli olan 5.Enternasyonaldir, tüm dünyadaki komünistler ise böyle bir enternasyonali kurabilmek için ugraş vermektedirler. Bu enternasyonal 1 ve 3. enternasyonalin devrimci çizgisini izleyecektir ve odagına sınıf işbirligini degil sınıf mücadelesini koyacaktır. Amacı ise bir dünya devrimi olmalıdır.

saygılarımla

evrensel-insan
13-07-2008, 18:41
Saygideger pante;

Ben butun bu saydigin enternasyonelleri, ayrimci buluyorum.O yuzden-musadenle ben bir tane ekliyorum.

Evrensel enternasyonel:Birey bilincine varmis, kisinin; dusunce ve davranista, tum insani ve insanligi kucaklayacak, insani degerlerin evrensel birligini, beraberligini ve bolunmez butunlugunu savunacak; bunun icin dusunce ve davranis uretecek, tum ayrimci deger ve verilerden arinmis, ozgurlugunu dusuncesinin yaraticiliginda bulmus, hak ve ozgurluklerini, insani vicdan ve bireysel saygi ile sinirlamis, kendi bireysel cikari degilde; tum insanin insanligi adina yola cikmis, bireyler birligi.

Ilgilenenlere duyurulur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

kandahar
13-07-2008, 21:13
Helal olsun Evrensel amca.

pante
13-07-2008, 22:08
Günümüzün Sosyalist Enternasyonal'i 2. Enternasyonale yakın durmaktaysa da 2. Enternasyonalin çok daha ileri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü sosyalist enternasyonalin solla ve sosyalizmle bir ilgisi kalmamış gibidir. Emperyalist dünya sistemine ters düşmeyen bir yapı arz etmekte ve enternasyonal solun çok gerisinde kalmaktadır.

Bugünkü Sosyalist Enternasyonalin solculuğu, Engels ve Kautsky'nin mücadele ettiği Bernstein’ın 1890’larda savunduğu revizyonist akım, Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin “sosyalist olmadan sosyalleşmek” olarak aktarılan çizgisinden dahi geridir çünkü sosyalleşmeyi dahi gelişmiş ülkelerde ve liberal politikalarla düşünür.
Dünya işçilerinin, emekçilerinin sosyal hakları adına bir eylem ortaya koymaz.
O nedenle de emperyalistler, liberaller, sağcılar tarafından hoş karşılanır, sevilir.

Türkiye'de 1 Mayıs'ın bayram tatili olmasına izin verilmez ve her 1 Mayıs'ta işçiler bayram değil azap yaşar. Bu rezalete dahi sesleri çıkmaz. Kınanmaz, eleştirilmez. O yüzden de her sene bu ilkellik yaşanır. Halbuki nüfuzlarını kullanıp pekala iktidar partisini etkileyebilirler, başka konularda etkiledikleri gibi.
Ama onların önemsediği ne işçi hakları, ne 1 Mayıs, ne sosyalizmdir.
Fakat hiçbir enternasyonalin tek bir eleştiri getirmediği Atatürk hakkında atıp tutar, terörün karşısında yer aldığı ve ordunun düzenlediği teröre karşı harekatı desteklediği için CHP'yi içlerinden atma şantajında bulunabilirler.
Deseler ki "Ey CHP, sen sağa kaydın. Sosyalist değildin zaten de sosyal demokrasiden de uzaklaştın, ya düzelt kendini ya da aramızda sağcılara yer yok." Onu diyemezler çünkü "Tencere dibin kara, seninki benden kara".

Bu nitelikleriyle sosyalizm karşıtlarından alkış alırlar. Gericiler, tutucular, bölücüler, sevr yanlıları, şovenler, liberaller tarafından desteklenirler.
Halbuki 2. Enternasyonal zamanında Jean Jaures ve 3. Enternasyonal zamanında Lenin Türkiye'nin parçalanmasına karşı çıkmışlardır.


Olof Palme ve Willy Brandt'tan sonra sağa kayan Sosyalist Enternasyonal'in Sovyetler'in tarih sahnesinden çekilmelerinden sonra iyice pervasızlaştığı ve küresel emperyalizmin stepnesi olduğu gözden kaçmamaktadır.

Sosyalist Enternasyonal'in görevi burjuva demokrasisini tesis etmek olmamalı. Onu zaten liberaller yapıyor. Burjuva demokratik devrimlerini destekleyebilir ama tersine savaşlara ve fiili işgallere, demokrasinin rafa kaldırılmasına sessiz kalması artık adının değiştirilmesini gerektiriyor. Sosyalist Enternasyonal yerine "Liberal Enternasyonal" bu çizgisine daha uygun düşecektir. Böylelikle dünya işçi partilerinin, sosyalistlerinin de önü açılacak ve gerçek enternasyonallerini oluşturabileceklerdir.

kandahar
13-07-2008, 22:15
Yahu bu kadar uzatmaya bile gerek yok Pante amca, Barzani ve Talabani'li "Sosyalist Enternasyonal" mi olur? Ne zamandır aşiret ağaları sosyalist sayılır oldu?

pante
13-07-2008, 22:24
Yahu bu kadar uzatmaya bile gerek yok Pante amca, Barzani ve Talabani'li "Sosyalist Enternasyonal" mi olur? Ne zamandır aşiret ağaları sosyalist sayılır oldu?

Doğru dersin Kandahar amca. :)
Yunus da Mevlana'nın Mesnevi'sini okuduktan sonra;
"Çok uzun olmuş, ben olsam 'Ete kemiğe büründüm,Yunus diye göründüm' derdim."
demiş.
Seninki de o hesap.

aydoe
16-07-2008, 11:28
15 Temmuz 2008 http://www.hurriyet.com.tr/images/siyah_ok.jpg Özdemir İNCE

http://www.hurriyet.com.tr/_yazarlar/images/72b.jpg Enternasyonaller ve sosyalist enternasyonal

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=9437565&yazarid=72

CHP ve sosyalist enternasyonal sosu

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9445746.asp?yazarid=72&gid=61&sz=4657

aydoe
16-07-2008, 13:04
Cumhuriyet 16.07.2008GENİŞ AÇI
HİKMET BİLA
Soytarist Enternasyonal
Adı “sosyalist”.
Kendi faşist.
Sözüm ona işçi partilerinin, sosyal demokrat partilerin, demokratik sol partilerin uluslararası örgütü.
Sosyalist Enternasyonal’den söz ediyoruz.
Türkiye’den de CHP bu örgütün üyesi. Hatta CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, bu örgütün genel başkan yardımcılarından biri.
Ama her nedense Sosyalist Enternasyonal son zamanlarda CHP’ye takmış durumda. Haziran ayı boyunca Sosyalist Enternasyonal’den CHP’ye öyle saldırılar yapıldı ki CHP, haziran sonu-temmuz başında Atina’da yapılan Sosyalist Enternasyonal toplantısına katılmadı.
Çünkü biliyordu ki CHP, Atina toplantısına “dövülmek” için çağrılmıştı. Daha önce yapıldığı gibi, CHP demokrat olmamakla, milliyetçi olmakla, parti kapatmaya karşı çıkmamakla suçlanacak, CHP dayak atılarak, Türkiye’de CHP’nin sahip çıktığı değerler mahkum edilecekti.
CHP bu oyuna gelmedi.
Atina toplantısına katılmadığı gibi, toplantı sonunda yayımlanacak bildiride Türkiye aleyhinde ifadeler olduğu takdirde, merkez yürütme kurulunda durumu değerlendireceğini açıkladı. Bu karar, CHP’nin Sosyalist Enternasyonal üyeliğini askıya alabileceği şeklinde yorumlandı.
CHP’nin tavrı, CHP’nin ezeli karşıtları tarafından ‘kaçış’ olarak nitelendi. Ama asıl yadırgatıcı olan, ezeli karşıt olmayan bazı yorumcuların da bu görüşe katılmalarıydı. ‘CHP gitseydi, orada kendini çatır çatır savunsaydı’ görüşü, kurulan tezgâh ortamında ne kadar geçerlidir ki?
***
Sosyalist Enternasyonal yerine ‘Soytarist Enternasyonal’ başlığını verdim bu yazıya.
Bakınız soytarılık nerede?
Kendilerini özgürlükçü, eşitlikçi, hak, adalet, emek, barış yanlısı diye satarlar, ama nedense birçok üyesi Irak savaşına karşı çıkmaz, hatta destek olur. Hatta İngiliz İşçi Partisi’nin yaptığı gibi Irak’a asker, tank, top, uçak gönderir, bombalar yağdırır, adam öldürür. Bu İngiliz İşçi Partisi demokrattır, ama savaşa karşı tavır koyan CHP ‘milliyetçi’dir.
Onlara göre, Irak’ta işgal güçlerinin başa devlet başkanı yaptığı, birçok insanın idam edilmesinde imzası, sayısız insanın öldürülmesinde vebali bulunan Celal Talabani demokrattır, onun partisi Sosyalist Enternasyonal üyesi kalabilir, ama CHP’nin Sosyalist Enternasyonal’den çıkarılması gerekir.
Onlara göre, Azerbaycan topraklarının beşte birini işgal eden, en az bir milyon insanı göçmen durumuna düşüren Ermeni Taşnaksütyun Partisi, Sosyalist Enternasyonal’in başkan yardımcısı olabilir, ama CHP bu üyeliğe layık değildir.
İngiliz, Alman, Fransız işçi ya da sosyalist partilerinin hükümetleri Yugoslavya’yı iç savaşla parçalarken çok sosyalist ve çok demokrattılar doğrusu!
***
CHP, Sosyalist Enternasyonal’i ciddiye almamakla doğru yapmıştır. Bununla yetinmemeli, bu ucube kuruluştaki soytarılıkları gözler önüne sermek için özel çaba da göstermelidir.

Cem
20-07-2008, 04:08
Tüm çırpınışlar nafile. Takke düştü kel göründü. CHP, ülke içinde gittikçe yalnızlaştığı gibi uluslararası alanda da yalnızlaşmakta, içte ve dışta izole edilmektedir. En son olarak Ergenekon Çetesinin avukatlığını alenen üstlenerek ne olduğunu iyice göstermiştir.

Sosyalist Enternasyonel günümüzde varlığını sürüdürebilen üstelik dünyadaki beş kıtadan 160 kadar partiyi bünyesinde barındıran önemli bir örgüttür. Markist-Leninist, Troçkist vs. diğer her türden enternasyonaller pratik ve teorik dayanaklarını kaybederek tarih sahnesinden çekilmişken Sosyal Demokrat çizgideki Sosyalist Enternasyonal çeşitli eksiklikleri ve zaaflarına rağmen varlığını günümüzde de güçlü şekilde sürdürmektedir.

Hikmet Bila, Özdemir İnce gibi yazarlar neden sosyalist enternasyonelin ne kadar kötü olduğunu yeni keşfediyorlar? Acaba bunca yıldır CHP enternasyonale katıladururken neden itiraz etmiyorlardı?

Yanıt kanımca basit. Çünkü karşı çıktıkları aslında sosyalist enternasyonalin genel çizgisi değil CHP'yi dolayısıyla onun temsil ettiği Kemalist ve Ulusalcı siyasi çizginin enternasyonal tarafından mahkum edilmesidir. Canlarını acıtan budur.

CHP, cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda 367 oy gerektiğine dair hukuk ucubesini geçen yıl anayasa mahkemesine taşımıştı. E-muhtıraya karşı hiç bir karşı tavır almadığı gibi adeta askeri darbeye davetkar konumda idi. Üniversitedeki kız öğrencilerin türban takmasına şiddetle karşı çıktı. K. Irak topraklarında askeri harekatın gerekliliği konusunda MHP den bile hararetli idi. Son olarak Eregenekon çetesinin avukatlığını da aldı. Sosyalist Enternasyonal ne yapmalıydı? El insaf.

Sosyalist Enternasyonalin uluslararası çatışmalardaki genel politikası diyalog ve barıştır. Bunu geçtiğimiz ay Atinada yapılan kongresindeki sonuç bildirgeleri arasında görebiliriz:

http://www.socialistinternational.org/viewArticle.cfm?ArticlePageID=1262

kandahar
20-07-2008, 05:20
Barzani, Taşnak Partisi, Talabani... Bunlar enternasyonalistse haklısınız.

Yeri gelmişken CHP'yi desteklemem, AKP'yi de. CHP'yi savunma gibi bir derdim de yok. Fakat bu "Sosyalist Enternasyonal" Sosyalistse ben de yıllar yılı okuduklarımdan hiçbir şey öğrenememişim. Liberalizmle Sosyalizm ne zamandır aynı kazanda kaynar ve adı Sosyalist Enternasyonal konur oldu?

aydoe
20-07-2008, 10:40
''Despite the serious confrontations faced in Iraqevery day, the country continues on the path to national reconstruction. After 35 years of dictatorship, during which basic civil and political rights were denied and ethnic and religious persecution was carried out, as well as armed conflict with neighbouring countries, the path undertaken by Iraq today to advance and consolidate their democracy and political institutions, and regaining their full sovereignty should be supported. President Talabani´s efforts to move forward a modern agenda for a unitary, federal Iraq should be supported by the international community. The SI expresses its appreciation of the determination and persistence shown by the Iraqi people to advance their efforts.

The SI reiterates its call to the states of the region to abstain from undue interference in the internal affairs of Iraq and to respect its sovereignty. At the same time, underlines the need that the international community continues to be mobilised and give financial assistance and support to oppose the unacceptable acts of terrorism. The SI considers the withdrawal of foreign troops as a necessary step to allow the people of Iraq to undertake by themselves the construction of their future.

The SI expresses its solidarity to its member party in Iraq and its leaders, in their efforts to advance towards a free and democratic society, to put an end to terror and to set the basis for a modern country, with inclusion and opportunities for all. The International trusts that their tireless efforts with allow for peace in Iraq, contributing to stability in the whole region.

The SI reiterates its commitment to continue its work in favour of peaceful and democratic resolutions to all international conflicts, including the Kurdish issue in the Middle East.

The SI welcomes the talks in Cyprus between the leaders of the Greek Cypriot and Turkish Cypriot communities within the framework and the decisions of the United Nations and declares that it remains committed to contribute to this process. The SI reiterates its commitment to its longstanding positions.''
''Bunu geçtiğimiz ay Atinada yapılan kongresindeki sonuç bildirgeleri arasında görebiliriz''
Ne görebiliriz sayın Cem?

Irak'ta Amerika işgaline son verilmelimidir diyor?Amerikan,İngiliz askerinin Irak'ta ne işimi var diyor?
Hayır, Talabani liderliğinde Birleşmiş Milletler desteğinde üniter ve federal bir Irak kurulmalı diyor.:)
Biz karışmayalım ,Amerika Irak'ı terketsin demiyor.

Kürt meselesini de içeren demokratik ,barışcıl çözüm için çalışmaya devam edeceğiz diyor.
Nedir demokratik çözüm,zaten Dtp de Pkk de demokratik çözüm istiyor.

Kıbrıs'ta iki toplumun liderleri arasında ki görüşmelerden memnunuz diyor. Kıbrıs'ı kaybetmemizden memnunlarmış,Allahrazı olsun :)
BM yan kuruluşumudur bu SE yoksa küresel sermayenin dünya egemenliğini tesis etme kuruluşu mu?

Evet Gül'ün Cumhurbaşkanı olması çok iyi olmuştur,hatta Arınç olsaydı daha iyi olurdu.
Türban heryerde serbest olmalı ,isteyende burka giyebilmelidir.
Ordu tasfiye edilmeli bütün üst düzey komutanlar derdes edilmelidir.
Ergenekon kapsamı genişletilmeli tüm yurtsever ,ulusalcılar tutuklanmalıdır.
Kemalizm yasaklanmalı ,Atatürk büstleri yıkılmalı ,resimleri toplatılmalıdır.
Kürt'lere istediği topraklar üzerinde devlet kurma hakkı verilmelidir.
Ermeni soykırımı kabul edilmeli tazminat ve toprak verilmelidir.
TBMM lav edilmeli BM'in atıyacağı bir yönetime ülke teslim edilmelidir.
O zaman bizden demokratik bir ülke kalmaz ,hatta ülke kalmaz sınırlarımız olmaz ne kadar iyi olur ve SE üye olacak partimizde olmayacağından problemler çözümlenmiş olur.:p

pante
20-07-2008, 17:12
Cem'in de Sosyalist Enternasyonali hararetle savunup desteklemesinden anlaşılacağı üzere artık açıktır ki Sosyalist enternasyonal'in sosyalistliği kalmamıştır, Liberal Enternasyonali olmuştur. :)
Marksist-Leninistlerin benimsemediği ve yer almadığı, sözde sosyal demokratların da liberallerle kolkola olduğu, ne faşizme ne de emperyalizme karşı hiçbir düşünce ve eylem planının üretilmediği bir birlik halkların, ezilenlerin sorunlarına asla çözüm getirmez. CHP'de bu sözde sosyal demokrat partilerden biridir ve dedim ya "Tencere dibin kara, senin ki benden kara" misali uyuşmuşlardır. Uyuşmazlıkları sosyalist, sosyal demokrat fikir ve uygulamalardan değildir, keşke öyle olsa.

Yani, S.Enternasyonal, CHP'ye " Sen işçilerin, emekçilerin hakkını savunmuyorsun, doğru dürüst bir sosyal demokrasi projen yok, ilerici, reformcu, devrimci taleplerin, girişimlerin yetersiz, parti içi demokrasiye sahip değilsin, halktan kopuksun, kitlelerle kucaklaşamıyor, iktidara karşı yeterli muhalefet yapamıyor, gericiliğe, teokratlara tavizkar davranıyorsun, vurmalı-ses getirmelisin." dememiştir, demez.

Söylediklerinin meali şudur:

"Irak'ta Barzani ve Talabani'yi destekleyin. Onlarla iyi ilişkiler içinde olun. Bağımsız Kürdistan Devleti oluşumuna karşı çıkmayın."

"Bırakın terör ülkeyi vursun. Ama teröre karşı mücadeleyi savunmayın. Hele ki sınırdışından gelen teröristlerin kamplarına kesinlikle harekata karşı çıkın."

"Kıbrıs'tan askerin çekilmesini, Türkiye'nin kıbrıs'a karışmamasını isteyin. Denktaş gibi şahinlere yüz vermeyin. Bırakın iki toplum kendi arasında ne yaparsa yapsın. Siz müdahale etmeyin, Yunanistan edebilir."

"Kürt meselesinin demokratik yollardan çözümüne destek verin. Gerekirse federasyon taleplerini olumlu karşılayın."

"Ermeni soykırımını kabul edin ve diğer partilere de kabul etmeleri yönünde telkinde bulunun."

"Orduyla ilişkilerinizde mesafeli olun. Orduyu her fırsatta eleştirerek halkın gözünde 1 numara olmasını engelleyin, gözden düşürün. Siyasete karışmasın, kışlalarında otursun. Askerlik yan gelip yatma, AB ve ABD isteyince kalkma yeridir. Sam amcaları istemedikten sonra darbeyi akıllarından dahi geçirmesinler."

"İktidarın olumlu (!) politikalarını destekleyin. Ilımlı İslam'a, BOP'a karşı tavır almayın. Ulusalcılardan, Kemalistlerden, milliyetçilerden, Marksist leninistlerden uzak durun. Atatürk tabusunu yıkmaya çalışın."



CHP suçludur. Ama ne açıdan suçlu?
Özdemir İnce'nin ve Hikmet Bila'nın dediği gibi böyle bir kuruluşta yer alan bir partiden aslında hesap sorulması gerekir. "Böyle bir ucube kuruluşta kalmaya devam ettiği için suçludur. O kuruluşa yakışan AKP'dir, DTP'dir.

evrensel-insan
20-07-2008, 18:30
Saygideger arkadaslar;

Bugun, amerikan idealizminin her yonde basini cektigi dunya da, sosyalizm den bahsetmek-ki bu terim SSCB'nin Afganistan ve Macaristan cikarmalari ve Stalin katliamiyla yeni bir boyut kazanmistir, ve SSCB'nin, birlik olarak tarihe gomulmesiyle de icerik degistirmistir -amerikan idealizmine destek vermekten baska bir sey degildir.

Bugun bu terim, ulkeleri disaridan gucle isgal, veya iceriden ideolojilerle teslim alma anlamina gelmektedir. Tabi butun bunlar "demokrasi, hak ve ozgurlukler, v.s." temelinde yapilmaktadir.

Bu temelde ise genelde, soros ideolojisinin, mikro ayrimcilik dusuncesi uygulanmakta " bol ve yonet (yonelt)" taktigi gudulmektedir.

Amac, sosyalizmi kendi cikari dogrultusunda kullananlarin, dunyayi kendi dusunceleri dogrultusunda idare etmek ve kendi cikarlarinin gucunu ayakta tutabilmek icin, kendilerine ekonomi saglamalari ve savaslari diri tutmalaridir. Bunun icin herturlu, terorist ve anarsik icerikli eylemleri orgutlemek, onlara destek vermek, korku yaymak ve sanki bunlari kendileri yapmiyormusta baskalari yapiyormus gibi gozukup; dunyanin korumaciligina soyunmak.

Demokrasiyi katlederek, demokratik olmak, sosyal yasami bolerek, parcalayarak, sosyal olmak, hak ve ozgurlukleri-ki kendilerine ters dusen duzeyde, gucle teslim alirken, hak ve ozgurlukleri savunur gozukmek. Kisaca hem sorunu koruklemek, hem cozumu sahiplenmek.

O yuzden, bugun dunya da o bilinen sosyalizmden ve onun enternasyonel birliginden eser kalmamistir.

Ben bu konuda hala o eski dusunceyle sosyalizmi savunan ve hayata gecirmeye calisanlari disarida tutarim-dilaver bunlardan biri:D-

Ama bugun onlarin o eski getirmek istedigi sosyalizmden ne kadar bir eser kalmistir? bu tartisilir. Ama onemli olan, bugun cikarci zumrelerin sosyalizmi kendi cikar amaclari icin arac olarak kullandiklarini, cok iyi algilamak gerekir. Ki bu algilanmazsa, yapilan butun girisimler, onlarin ekmegine yag surmek olur.

Bugun Turkiye deki aydinlarin, CHP'nin durumuda budur ve icler acisidir. Sonucta; cennetin yolu, cakil taslariyla doludur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Cem
20-07-2008, 22:02
Marksist-Leninistlerin benimsemediği ve yer almadığı, sözde sosyal demokratların da liberallerle kolkola olduğu...

Sosyalist Enternasyonel sosyal demokrat bir çizgi izlediği için Marksist-Leninistlerin bu oluşumun içinde yer alması beklenemez. İki ideoloji arasında yüz yıldan fazla süredir çok önemli farklılıklar vardır. Marksizm-Leninizm bugün sadece SSCB ve diğer reel dayanaklarını kaybetmekten öte ideolojik dayanaklarını kaybetmiştir. En önemli yenilgisi çoğulcu parlamenter rejimin günümüzde tek partili ML yönetim modeline karşı üstünlüğünü ispatlamış olmasıdır. ML lerin çoğulcu sistemi kabulü ise onları sosyal demokratlığa oldukça fazla yaklaştırmaktadır.

Şu durumda ML lerin neden Sosyalist Enternasyonale alternatif bir oluşuma gidemediklerini anlamış bulunuruz. Bir yandan proleterya dikatatörlüğü fikrini devam ettirecek argümanları artık kalmamıştır. Diğer yandan ise çoğulcu parlamento içinde yer almayı kabul etmeleri onları sosyal demokratlığa çok büyük ölçüde yaklaştıracaktır ve sosyal demokrata dönüşeceklerdir. Marksizm-Leninizm günümüzde bu açmaz içindedir ve bence bunu aşmalarının bir yolu da yoktur.

1970 lerden itibaren dünyada marksist devrimler dönemi bitmiştir. Emperyalist zincirin en zayıf halkalarında gerçekleşen devrimlerin gittikçe emperyalizmi kuşatacağı yönünde ML beklenti boş çıkmıştır. Devrimlerin gerçekleştiği ülkelerde ne ekonomik refah ve gelişme ne de demokrasi ve özgürlükler sağlanabilmiştir.

Sömürüsüz bir dünyaya giden yol günümüzde devrimci değil evrimci yoldan, uzun süreli programlar içeren, geniş özgülükler ve sivil toplum eşliğinde gerçekleşeceği görünmektedir.

Liberalizm en fazla özgülükleri, sosyalizm ise en fazla eşitlik ideallerini ifade etmektedir. Aslında sosyal demokrasi sosyalist toplum hedefine liberalizmin ifade ve örgütlenme özgürlüğü, insan hakları ve çoğulcu parlamentı gibi araçlarla ulaşma gayretidir. Sosyalizm ve liberalizmin olumlu yönlerini sentezleme çabasıdır.

Sosyal demokrasiye sol yelpazede en büyük alternatif ML idi. ML 20. yy.'ı kan gölüne dönüştürdü. Sadece Kamboçya'da maocu Kızıl Kmerlerin yaptığı katliamlarda ölen insanların 2 milyon civarından olduğu tahmin ediliyor.

İfade özgürlüğünün en geniş olduğu batı ülkelerinde bile ML en güçlü zamnlarında genellikle %10 civarlarında gezindi. Günümüzde tek hanelerde geziniyor. Pek çoğu sosyal demokrat partiye dönüşmüş durumda.

Günümüzde ML ne dünya çapında ne de yerel olarak kendi ülkelerinde ciddi gelecek projeleri üretememektedir.

Liberalizm, sermaye birikiminin tüm topluma ileri götüreceği tezini ileri sürer. Sosyal demokratlar ise bunun doğru olmadığını ileri sürerler. Sosyal demokrasi ile liberalizm arasındaki az sayıda ama önemli farklılıklarından biri budur.

Bizim ülkemizdeki demokratların pek çoğunun en azından geçmişinde marksistlik olduğundan Sosyalist Enternasyonelin (SE) emperyalizme ve faşizme karşı savaşımını Komintern gibi bekleme eğilimi gözlüyorum.

Komünistler kapitalizme ve ABD'ye karşı uzlaşmaz bir savaş açmışlardır. Ancak sosyal demokratlar uzun vadeli mücadele+uzlaşma formülüyle ilerlerler.

ML lerin kapitalizme yönelik eleştirileri her ne kadar pek çok yerde haklı olsa da günümüzde halen burjuvazi olmaksızın büyüme ve gelişme imkansız görünmektedir. Çok farklı örnekleriyle ML sistem alternatif olmadığını gösterdi. O halde daha iyi bir alternatif bulunana kadar kapitalizm içinde, bujuvazinin varlığını tanıyarak ama emekçilerin haklarını gittikçe daha geliştirerek, insan haklarına dayalı çoğulcu bir sistem içinde geleceğe yürümekten başka çare görünmüyor.

Her türlü zaafına ve eksikliklerine rağmen sosyalist enternasyonal bugün dünya barışı ve global sorunlar üzerine etkinliği olan az sayıdaki siyasal kuruluştan biridir ve ilerici rolü vardır.

kandahar
20-07-2008, 22:39
Evrensel amcanın Amerikan idealizmiyle ilgili saptaması meselenin bam teline vurmaktadır. Kendisini bu olguyu mufassal biçimde değilse de gündeme getirmiş olmasından dolayı tebrik ederim.

Evet. Bugünkü dünya politikalarını ve özellikle bölgemizde olup bitenleri anlamak için Amerikan idealizminin amaç ve politikalarını hiç değilse yüzeysel olarak bilmek şarttır.

Bir de sayın Cem; Sosyalizm ve Marksizm birbirinden uzaktır, doğru, hatta Marks sınıf çatışmasına gereken önemi vermeyen tip Sosyalistler'e "ütopik sosyalistler" diyerek dalgasını geçmiştir. Fakat Sosyalizm özünde Liberalizm'den de tamamen farklıdır. Bugün bazı kesimlerin Sosyalizm diye yutturmaya çalıştıkları işçi hareketlerini soğurmak için icad edilmiş Sosyalizm sosu katılmış Liberalizm'den başka bir şey değildir.

evrensel-insan
20-07-2008, 23:38
Saygideger kandahar;

Kendisini bu olguyu mufassal biçimde değilse de gündeme getirmiş olmasından dolayı tebrik ederim.-kandahar

Ben bu konuyu, daha onceleri her yonuyle defalarca dile getirdim. Benim eski yazilarimi tararsan, seni tatmin edici cok yonunu bulabilirsin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Cem
21-07-2008, 17:54
Sosyalist Enternasyonalin ideolojik duruşunu bir yukarıdaki makalemde açıklamaya çalıştım.

Şimdi de bazı somut politik konular karşısındaki tavrını inceleyelim:

Pante arkadaş şöyle demiş:

sözde sosyal demokratların da liberallerle kolkola olduğu, ne faşizme ne de emperyalizme karşı hiçbir düşünce ve eylem planının üretilmediği bir birlik halkların, ezilenlerin sorunlarına asla çözüm getirmez.

Pante gerçekten de SE nin kongrelerini, bildirgelerini inceleyerek mi bunları söylüyorsun yoksa bazı genel önyargılardan yol açıkarak mı?

Son SE kongresi sonuç bildirgeleri oldukça uzun olduğu için her kısmını ele alamayacağım incelemek isteyen yukarıdaki makalemdeki linkten takip edebilir.

SE dünyanın hemen her çatışmalı bölgesiyle ilgili düşüncelerini açıklamış. Örneğin Burma bölgesiyle ilgili ne demiş:

We demand the liberation of Aung San Suu Kyi and of all political prisoners. We call on the Burmese authorities to accept real dialogue with the democratic opposition, the representatives of ethnic communities and of Burmese society. Dialogue is the only way forward which can truly achieve national reconciliation and democratic transition with stability and we appreciate and support the efforts undertaken by the United Nations and its Secretary General.

Aung San Suu Kyi, Myanmar askeri diktatörlüğüne karşı barışçıl mücadele veren ve şu an hapiste olan demokratik muhalefetin lideri:

http://en.wikipedia.org/wiki/Aung_San_Suu_Kyi

SE bildirgesinde Suu Kyi'ye açıkça destek veriyor ve serbest bırakılmasını talep ediyor. Burma'da demokrasiden yana tavır alıyor. Benzeri tavırları dünyanın diğer pek çok bölgesi için de tekrarlıyor SE.

O halde gerek pantenin, gerekse aydoenin SE hakkındaki görüşlerinin gerçeklerle bağdaşmamaktadır. SE nin faşizme karşı bir duruş sergilemediği doğru değildir.

K. Irak konusunda ne demiş SE? 35 yıldır diktatörlükle yönetilen Irak'da demokrasiye yeterli ilgi gösterilmedi ve dinsel-etnik şiddet ağır bastı diyor ve buna çözüm olarak seçimle gelen resmi cumhurbaşkanı Talabani liderliğinde Irak uniter ama federatif bir şekilde demokrasiyi kurmalı ve bu demokratik Irak'a uluslararası destek gösterilmelidir diyor. Bunun neresi yanlış? Pozitif ve yapıcı bir çözüm önerisi sunuluyor. Ancak Marksistler sıklıkla yaptıkları gibi bir olayda çözüm önerisi sunmak yerine gene protest tavrı yani "go home yanki" mantığından öteye geçmeyen dar bir perspektif seçiyorlar. Amerika elbette evine dönmeli ve Irak'dan çıkmalı. Ama esas mesele bu mu yoksa Irak'da barış ve demokratik ortamı oluşturmak mı? Bence ikincisi ön planda ve Talabani ve Irakdaki demokratik güçler desteklenmeli. Mezhepsel ve etnik çatışma yok edilmelidir.

Ancak bizim ulusalcılarımızın Irakda demokrasi ve barış ortamı oluşması gibi bir dertleri yoktur. Onların dertleri Amerikanın Irak'dan çekilerek Irak Kürtlerini zayıflatmak ve Irakdaki Kürt devletinin önüne geçmektir. Bunu isterler çünkü Irakdaki bir Kürt devletinin Türkiyedeki Kürtler için model olacağını düşünürler ve korkudan iliklerine kadar titrerler. Bu nedenle Kıbrıstaki yüzbin Türkün kurduğu bir devleti tanırken Irakdaki milyonlarca Kürtün kurmak istediği devlete karşı çıkarlar. Bırakın devleti Kürdistan adında federatif bölgeye bile karşı çıkarlar.

Ulusalcılarımızın Irakdaki Amerikan varlığına çıkmaları anti-emperyalist olmalarından değil yukarıda bahsettiğim nedenden dolayıdır. Bunu doğrulayan pek çok olayı yakın tarihimizde görebiliriz: Örneğin İsrailin Filistin bölgelerini işgaline rağmen uzun zaman ortadoğudaki yegane müttefikleri Türk ulusalcıları olmuştur. Hatta en ulusalcı kurmumuz Türk Silahları Kuvvetleri İsrail ile çok uzun zaman yakın ilişkiler kurmuş ve askeri projeler yürütmüştür (örneğin F4 modernizayonu).

Bunun dışında 8 yıl süren İran-Irak savaşın bile ulusalcılarımız için önemli bir dert olmamıştı. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Hepsi açıkça gösteriyorki ulusalcı-militer cephemizin anti-emperyalizm maskesinin altında milli çıkarcılık adına insan haklarını ve demokrasiyi çiğneme vardır. Ulusalcı yazarlarımızın makalelerine dikkat ediniz, hangisinde Irak'da demokrasi ve barışın kurulmasına yönelik düşünceler ve projeler vardır? Belkide hiçbirinde. Çünkü gayeleri Irakda demokrasi ve barışın sağlanması değil her ne olursa olsun ama Irak Kürdistanı kurulmasındır. Bunun için de adeta komedi mahiyetinde bir gerekçe sunarlar: Irakda Kürdistan kurulursa ABD nin işbirlikçisi olurlar. Türkiye 1950 lerden beri ABD nin hem üssü hem de pazarı, Suudi Arabsitan gene öyle, Kuveyt'de öyle, İsrail de öyle. yani şimdi ortadoğunun yarısı ABD nin hem pazarı hem de üssü iken bir Kürdistanın da bu kervana katılması mı dert oldu. Buna gülünür.

Hele en çok gülünecek olan ABD nin PKK yı destkelediği iddiası. 24 yıllık eylemlerinde hep Rus veya uzakdoğu silahları kullanan PKK nın sadece şu son birkaç yıldır Irak ordusuna dağıtılan M-16 tüfeklerinin bazılarına sahip olması nedeniyle "ABD PKK yı destekliyor" tezine kanıt yapılmaya çalışıldı. PKK yuvaları Amerikan malı F-16'lar, Apache ve Skorsky tipi helikopterler ile yok edililir ve PKK lılar Docka tip Rus veya uzakdoğu malı silahlarla yanıt veririken "ABD PKK yı destekliyor" gibi absürd iddialar ortaya atıldı ulusalcılarımızdan.

Bu dayanaksız iddialar ve militer zihniyetle ayakta durmaya çalışan ulusalcılarımız en sonunda dünyada müttefiksiz kaldı. Ne sosyalist enternasyoneli beğenir oldular ne de Nobel Ödülleri'ni, ne de AB'yi. Kendilerindne başta hiçbir şeyi beğenmez oldular. İçte ve dışta müttefiksiz ve yalnız kalan ulusalcılarımız ayakta kalabilmek için mecburen darbelere, Ergenekonlara bel bağlamak zorunda kaldılar.

aydoe
21-07-2008, 20:59
Birleşmiş Milletler silah müfettişlerinin eski şefi Hans Blix, 6 Nisan 2004 tarihinde, Irak savaşı ve sonuçlarının, hem Iraklılar hem de bütün dünya açısından Saddam Hüseyin diktatörlüğünden daha kötü olduğunu söyleyerek, ABD işgalinin Irak’ta tam bir kaos ortamı oluşturduğunu vurgulamıştır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Irak_%C4%B0%C5%9Fgali_ve_T%C3%BCrkiye

İşgal altında demokrasi,BM(Bushlaşmış Milletler) desteğinde kurulacakmış demokrasi:D
Ulusalcılar yalnız kalmışlar,vah vah ne yapsalardı küresel sermayenin desteğinimi almaları gerekiyordu:mad:
SE(sosyal emperyal)örgütünün solla sosyalizmle ilgisi kalmadığı gibi küreselleşmenin merkezine oturmuş ve küreselleşmenin ,yeni emperyalinmin sözcüsü olmuştur.
BOP kapsamında etnik ve dini ayrılıkları desteklemektedir.
Kürtleri kışkırtmaktadır.
http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=288643

Bağımsızlık verilmez kazanılır.
Tam bağımsız Türkiye'yi bizler kuracağız ,dış destekle olmaz,demokrasi ithalatı ile de olmaz.
Abd veya Ab mandasını savunanlar eskiden de vardı şimdi de var.
Ab ye girsek ne olur ,SE ye girsek ne olur,girmesek ne olur?
Onlar için biz hep ötekiyiz,onalr küreselleşmenin merkezinde biz dışındayız ve pazarız.
Düdük onlarda istedikleri gibi öttürüyorlar.
Atatürk BM girme konusunda ki soruya ;
Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?” Mustafa Kemal’in cevabı aynen şöyle :


“Şartlarımızı koyarız. Kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için. Eğer davet gelirse düşünürüz”. Evet, Birleşmiş Milletler sadece Türkiye’yi davet edebilmek için yasasını değiştirir ve ilk davet edilen ülke olur Mustafa Kemal’in ülkesi.

Şimdi, de aşağılık kompleksi içinde vize kuyruğunda,AB kapısında ,yok efendim SE davet edilecekmiymişiz.
Düdüğü almanın da çalmanın da zamanı geldi de geçiyor ,ama herkesin Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ni bugünleri görerek yazmış olduğunu bilmesi gerekir.
Büyük adammış ne kadar ileri görüşlüymüş ve halkını ne kadar iyi tanıyormuş.

pante
21-07-2008, 21:28
Cem'in haklı olduğu taraflar var, katılmadığım taraflar da.

Sosyalist Enternasyonalin ideolojik duruşunu bir yukarıdaki makalemde açıklamaya çalıştım.


Sosyalist Enternasyonalin ideolojik duruşu yanlış değilse adı yanlıştır.
Liberal ve sosyal demokrat ideoloji, sosyalizm karşıtları tarafından beğenilebilir.
Bu ideolojinin birliği de olabilir ama adı sosyalist olmamalı.
Sosyalizmi dünya için erken bulanlar, proleterya diktatörlüğüne karşı çıkanlar, komünizmi hayal olarak niteleyenler, devrimler yerine reformları doğru bulanlar sosyalist ideolojiyi benimsemiyorlar demektir. O halde bıraksınlar da bu sosyalist adını, bunları benimseyen gerçek sosyalistler kullansın.

Pante gerçekten de SE nin kongrelerini, bildirgelerini inceleyerek mi bunları söylüyorsun yoksa bazı genel önyargılardan yol açıkarak mı?

SE'nin geçmiş yıllardaki bazı bildirgelerini okudum. Son birkaç yılın bildirgesine ise sadece yüzeysel göz gezdirdim. Okumamak gibi birşey yani. Çünkü uzun yıllardan beri o bildirgeler hep aynı çizgide. Değişen hiçbirşey yok. Ayrıca kağıt üzerindekilerin bir anlamı yok. Sosyalizm, özgürlük, eşitlik, demokrasi adına hayata geçirilen bir uygulama yok.
Türkiye'de her yıl yaşanan 1 Mayıs rezaleti karşısında bir kınama ya da rezaletlerin tekrarlanmaması dileği gönderilemez mi?

Ancak bizim ulusalcılarımızın Irakda demokrasi ve barış ortamı oluşması gibi bir dertleri yoktur. Onların dertleri Amerikanın Irak'dan çekilerek Irak Kürtlerini zayıflatmak ve Irakdaki Kürt devletinin önüne geçmektir. Bunu isterler çünkü Irakdaki bir Kürt devletinin Türkiyedeki Kürtler için model olacağını düşünürler ve korkudan iliklerine kadar titrerler. Bu nedenle Kıbrıstaki yüzbin Türkün kurduğu bir devleti tanırken Irakdaki milyonlarca Kürtün kurmak istediği devlete karşı çıkarlar. Bırakın devleti Kürdistan adında federatif bölgeye bile karşı çıkarlar.

Evet, Irak'ta işgal altında demokrasi olmaz. Bu demokrasi çabaları sahtedir. ABD emperyalizmi her işgal ettiği, müdahale ettiği ülkeye sözde demokrasi götürüyor. Ama asıl amacının enerji olduğu ve kendi kukla hükümetlerini oluşturup muhalifleri ezdiği gerçeği karşısında bu kukla hükümetin liderini SE'nin savunması kabul edilebilir mi?
Bunun, Sovyetlerin Çekoslavakya'yı, Macaristan'ı, Afganistan'ı işgal edip kendilerine bağlı hükümetler oluşturmasından ne farkı var?

Evet, Irak'ın bölünmesi ve Kürt devleti kurulması yanlıştır. Bunun Türkiye'nin güvenliği ile ilgisi yok. Kürtlerle de ilgisi yok. Mesele, bir ülkenin bütünlüğünü bozmaktır. Emperyalizmin böl- parçala-yönet taktiğidir. Sadece ulusalcılar değil, tüm anti-emperyalistler, sosyalistler buna karşı tavır almalıdır. Bu bağlamda SE emperyalizmin şakşakçısı durumundadır.
Kürtler ise ayrı devlet kurma amacındalarsa bunun yolu onurlu bir bağımsızlık mücadelesinden geçer. Bu yoldan elde edilen bir devlet ezmeye ve ezilmeye mahkumdur. Halkını ezecek, emperyalizm tarafından ezilecektir.

Ulusalcılarımızın Irakdaki Amerikan varlığına çıkmaları anti-emperyalist olmalarından değil yukarıda bahsettiğim nedenden dolayıdır. Bunu doğrulayan pek çok olayı yakın tarihimizde görebiliriz: Örneğin İsrailin Filistin bölgelerini işgaline rağmen uzun zaman ortadoğudaki yegane müttefikleri Türk ulusalcıları olmuştur. Hatta en ulusalcı kurmumuz Türk Silahları Kuvvetleri İsrail ile çok uzun zaman yakın ilişkiler kurmuş ve askeri projeler yürütmüştür (örneğin F4 modernizayonu).

Geçmişte İsrail-Filistin meselesinde Türkiye yanlış politikalar uygulamıştır.
Ancak bu yanlış politikaların sahibi ulusalcılar değildir. O dönemlerin ulusalcıları sadece yurtsever sosyalistler ve Kemalist devrimcilerdi. Gerisi emperyalizmin güdümündeydi.

Bu dayanaksız iddialar ve militer zihniyetle ayakta durmaya çalışan ulusalcılarımız en sonunda dünyada müttefiksiz kaldı. Ne sosyalist enternasyoneli beğenir oldular ne de Nobel Ödülleri'ni, ne de AB'yi. Kendilerindne başta hiçbir şeyi beğenmez oldular. İçte ve dışta müttefiksiz ve yalnız kalan ulusalcılarımız ayakta kalabilmek için mecburen darbelere, Ergenekonlara bel bağlamak zorunda kaldılar.

Şimdi ise ulusalcı cephe genişlemiştir. Ulusalcılara sosyal demokratlar, milliyetçiler de katılmış, sağ partilere dağılmış Atatürkçüler de cephede yerini almıştır. Cumhuriyet mitinglerinin görkemliliği tüm dünyada izlenmiş ve dünya medyasında yer almıştır.

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/6431875.asp?gid=200

Ulusal devrimcilerin darbeci olduğunun yanıtı ise linkteki manşette..
Ergenekonun safsata olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Safsata olmaktan çıkarıp geçmişin tüm kirli çamaşırlarını ortaya çıkarmak ise bu iktidarın yapacağı iş değil. Onlar fasa fisocu gelenekten geliyorlar. Öyle olmasa günlüğün yazarı Özden Örnek'i de ifadeye alırlardı. Ama tam tersine günlükleri, darbe iddialarını dava dışı bıraktılar. 600 yıllık efsane diyerek derin devlete "rahat olun" mesajı gönderdiler. Bizim liberal demokratlarımız da darbecileri çökertiyoruz zannı içinde boşa heyecan yaşıyorlar. Gün ola harman ola!