Orijinalini görmek için tıklayınız : Cevab Veremedi
Kopma garantili bir kitap öneriyorum sizlere. Kitabın adı "Cevab Veremedi".
bikac ornek;
"bir def’asında da, bir parça ekmekden yüzseksen kişi yidi, ekmek yine de artdı. bir def’a da, bir parça ekmek ve pişmiş bir kuzu ile, yüzotuz kişiyi doyurdu. kalanını da deveye yükleyerek götürdüler."
"çeşidli yerlerde resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” (mubârek parmaklarından su fışkırma) mu’cizesidir. o mubârek sudan içerek, bir kaç yüz sahâbî susuzluklarını giderdiler. hudeybiye günü ise, hâzır bulunup da, bu mubârek sudan içen eshâb-ı kirâm, bin kişiden ziyâde idi. ayrıca mataralarını da doldurmuş idiler. bu mu’cize, medîne çarşısında, buvat gazâsında, tebük gazâsında vedahâ pek çok yerlerde görülmüşdür. hattâ, hudeybiyede su, mubârek parmaklarından musluklardan akar gibi akdı. susuz olanlar içdikden sonra, hayvanlara dahî yetişmişdir. bunlar, çok sağlam rivâyetlerle, mu’temed [çok güvenilir] siyer âlimleri tarafından ittifâk [sözbirliği] ile bildirilmişdir."
"(selâm ve şehâdet-i eşcâr) mu’cizesidir. resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” kendisinden mu’cize isteyen bir a’râbîye cevâb olarak, yolun kenârında bulunan bir ağacı çağırdı. ağaç köklerini toplayıp, sürüyerek resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” huzûruna geldi ve peygamberliğine şehâdet etdikden sonra, yerine geri gitdi."
"...bir def’a da, bir hurma ağacı peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” peygamberliğini tasdîk etmiş, sonra tekrâr eski yerine dönmüş idi."
"medîne-i münevverede, mescid-i nebevî içinde dikili bir hurma kütüğü vardı. bu hurma kütüğü resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” ayrılığından inlemeğe başladı. ya’nî kütükden ağlama sesi geliyordu. bütün cemâ’at işitdi. peygamber efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, yeni minberden inip hannâneye sarıldı, sesi kesildi. "
"gözleri iyice görmez olmuş ve beyâzlaşmış bir ihtiyârın gözlerine, mubârek nefesleri ile üfleyince, derhâl şifâ bulup, o ihtiyâr kendi elbisesini diker oldu."
"muhammed bin hâtib diyor ki, küçük idim. üstüme kaynar su döküldü. vücûdum yandı. babam resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” götürdü. mubârek elleri ile tükrüğünü yanan yerlere sürdü ve düâ buyurdu. hemen yanıklar iyi oldu."eksisozlukte manyak geyiği yapılıyor.
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=cevab+veremedi&kw=&a=&all=&v=&p=1
Şu linkten indirebilirsiniz;
http://rapidshare.com/files/147286339/Cevab_Veremedi.pdf.html
- sordum sari cicege annen baban .... ?
- cevab veremedi? :D
En hoşuma giden şu oldu :
"...bir defasında da bir hurma ağacı peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” peygamberliğini tasdîk etmiş , sonra tekrâr eski yerine dönmüş idi ."
Desene , bu hurma ağacı da böylelikle müslüman olma şerefine nail oldu !
Ne mutlu ona !
Bir hurma ağacı kadar olamadık anasını satiim ! :D
***
Bir de ''kütüğün ağlaması'' hikayesi vardır , belki de bilirsin İmhotep .
Muhammet , ezanı arasıra bir kütüğün üzerine çıkar okurmuş veya okuturmuş .
Fakat daha sonra müslümanlar camiler inşaa etmeye başlayınca kütük anlamış ki , ayrılık vakti geldi .
Ne yapmış , biliyor musun ?
Oturmuş , hüngür hüngür ağlamış .
Ağlayan kim ?
Kütük ...
Devamı daha matrak , dinle hele ... :D
Kütüğün salya sümük ağlamasına dayanamayan Muhammet , gitmiş kütüğü teselli etmiş , ''üzülme '' felan gibilerinden teselli sözleri söylemiş de kütük ağlamayı kesmiş .
***
Bende Hüseyin Hilmi Işık'ın Saadet-i Ebediyye ( Sonsuz Mutluluk ) adlı bir kitabı var ki , tamamen böyle hikayelerle dolu ve ne zaman canım gülmek istese arasıra açar okurum .
Fakat sonra , sadece kütüklere hitap eden bu hikayelerin ciddi ciddi okunduğu düşüncesinden hareketle katıla katıla gülmem bir anda kesilir ve ciddi ciddi sövgüye dönüşür .
Muhammet günümüzde yaşasa ve bu durumlara şahit olsaydı , herhalde şöyle demekten kendini alamazdı :
- Yahu , ben kendi zamanımın bedevi kütüklerine yalan attım ama , benden sonraki güya benim izimden giden namussuz yalancılar ise işi hepten abartmış , resmen cılkını çıkarmışlar . Bu alçaklar böyle giderse namusuma da sövdürecekler .
kandahar
22-09-2008, 22:28
Aslına bakarsanız ben bu kitabı okudum, kitabın asıl adı "Diya-ul Kulüb" yani "Kalplerin Işığı" hiç de değersiz ya da dalga geçilecek bir kitap olduğunu sanmıyorum, yazılma amacı ise Hristiyan misyonerlere cevap vermek. Kitapta bazı kısımlar Hüseyin Hilmi Işık tarafından sonradan eklenmiş. Bu kısımları ayırmak gerek, bu da ciddi ciddi oturup okumuş olmayı gerektirir. Şahsen pekçok şey öğrendim. Yazılan bazı mucizeler tartışmaya ve bir Müslüman tarafından bile reddedilmeye müsait meselelerdir. Fakat bunun dışında çoğu doğru ve isabetli tespitlerle dolu bir kitap.
Verilen sözlük sitesi ise bir cehalet yuvası olup ciddi hiçbir insana öğreteceği bir şey yoktur, ilkel hurafeciliği küçümseyen bir insanın bu tip modern çağ hurafeleri (şehir efsanesi deyince daha karizma oluyor ama) ile bir paylaşım merkezine itibar etmemesi beklenir.
Öte yandan kitabın yazarı da Hüseyin Hilmi Işık değildir. Seadet-i Ebediyye'ye gelince, evet, bu kitabın H. Hilmi Işık tarafından yazılmış kısımlarında ciddiye alınacak pek bir şey yoktur. Fakat ben yine bu kitaptan da pekçok şey öğrenmişimdir. Sözün kısası dalga geçmek kolay, öğrenmek çaba gerektiriyor.
çakırcalı
22-09-2008, 23:02
İnanmazsınız, ben de bu akşam dört bira aldım, 100gr da leblebi. Biraların üçünü içtim, baktım dördüncü fazla gelecek, onu içmedim. Allah sizi inandırsın, 10 dakika sonra evde bir ağlama, bir feryat figan ki, yer gök inliyor. Hızla oturma odasına fırladım. Olağanüstü tek şey aile fertleri de aynı şaşkınlıkla oturmuş bana bakıyorlar. Önce ailece ne olduğunu anlayamadık. Herkes sus pus olmuş birbirine bakıyor, oğlum odasından koşa koşa geldi, "Babişim, noluo ya" (internet çocuğu ya) diyerek. Korkmuş yavrucak işte. Bir ara panik havası geçer gibi oldu ve sesin mutfaktan geldiğini anladım. Tüm cesaretimi toplayıp mutfağa yöneldim, koridorun ve hatta banyo ve tuvaletin dahi ışıklarını yakarak. Mutfağa girdim ve ışığı yaktım. Ama etrafta kimsecikler yok. Oysa o tüyleri diken diken eden, duyanın ciğerini sızlatan ağlama ve hıçkırık sesleri daha bir net duyuluyordu.
İşte o an sesin buzdolabından geldiğini farkettim. Çekine çekine yaklaşıp kapağını araladım. İçersinde biri mi vardı acaba? Olur a, komşu çocuklardan biri haberimiz yokken gelip muzırlık yapmak istemiş olabilirdi. Hiçbir şey yoktu, tabii bir buzdolabında olması gerekenlerden başka. İşte o an dolabın meşrubat rafında tek başına kalmış bira şişesini farkettim. Tüylerim resmen tiken tiken olmuştu. O bira şişesi (SAV), olduğu yerde zangır zangır titriyor, ağlamaktan bihal olmuş, boncuk boncuk terlemiş, rafın içersinde kapağını raf kenarlığına vurup duruyordu. Yaptığım hatayı anladım ve usulca uzanıp şişeyi raftan aldım. Avucumda tirtir titriyordu zavallı. Hemen açacağa uzanıp aceleyle kapağı açtım ve bir yudum aldım. O an tüm hıçkırıklar kesildi, sevinç gıygıylarına dönüştü.
Ben mutlu, bira mutlu, kapıya döndüm ki ne göreyim; tüm aile efradı mutfak kapısına birikmiş ve gözleri yaşlı bir halde ben ve bira şişesinin vakt-i saadetine tanıklık ediyorlardı. Ben de duygulanmıştım. Babam yıllar sonra ilk kez bana o sevecenlikle yaklaştı ve elini omzuma koyup "Oğlum, seninle gurur duyuyorum." dedi. Bunu gören oğlum da koşup bacaklarıma sarıldı ve "Babişim ben de senle guLuL duyuyoLum" dedi.
Bira şişesi elimde, gururla odama yöneldim ve pc başına geçtim. Pc bile gözüme farklı görünüyordu artık...
Şimdi konuyu görünce içim bir tuhaf oldu. Bunda da bir hikmet var mıdır acep?...
Sevgili imhotep nereden buldun bu kitabı allah aşkına:) !!Gülmekten perişan oldum..Bunca yıllık müslümanlık hayatımda o kadar kitap okudum, böylesine acayip olanına ilk kez rastlıyorum..Cevab veremedi ...
Allahım sen beni doğru yoluna ilet..Bu mübarek kitabın sayesinde inşaallah..Okursam belki dinim imanım tekrardan yerine gelir..Öylesine etkilendim yani :)
İnanmazsınız, ben de bu akşam dört bira aldım, 100gr da leblebi. Biraların üçünü içtim, baktım dördüncü fazla gelecek, onu içmedim. Allah sizi inandırsın, 10 dakika sonra evde bir ağlama, bir feryat figan ki, yer gök inliyor. Hızla oturma odasına fırladım. Olağanüstü tek şey aile fertleri de aynı şaşkınlıkla oturmuş bana bakıyorlar. Önce ailece ne olduğunu anlayamadık. Herkes sus pus olmuş birbirine bakıyor, oğlum odasından koşa koşa geldi, "Babişim, noluo ya" (internet çocuğu ya) diyerek. Korkmuş yavrucak işte. Bir ara panik havası geçer gibi oldu ve sesin mutfaktan geldiğini anladım. Tüm cesaretimi toplayıp mutfağa yöneldim, koridorun ve hatta banyo ve tuvaletin dahi ışıklarını yakarak. Mutfağa girdim ve ışığı yaktım. Ama etrafta kimsecikler yok. Oysa o tüyleri diken diken eden, duyanın ciğerini sızlatan ağlama ve hıçkırık sesleri daha bir net duyuluyordu.
İşte o an sesin buzdolabından geldiğini farkettim. Çekine çekine yaklaşıp kapağını araladım. İçersinde biri mi vardı acaba? Olur a, komşu çocuklardan biri haberimiz yokken gelip muzırlık yapmak istemiş olabilirdi. Hiçbir şey yoktu, tabii bir buzdolabında olması gerekenlerden başka. İşte o an dolabın meşrubat rafında tek başına kalmış bira şişesini farkettim. Tüylerim resmen tiken tiken olmuştu. O bira şişesi (SAV), olduğu yerde zangır zangır titriyor, ağlamaktan bihal olmuş, boncuk boncuk terlemiş, rafın içersinde kapağını raf kenarlığına vurup duruyordu. Yaptığım hatayı anladım ve usulca uzanıp şişeyi raftan aldım. Avucumda tirtir titriyordu zavallı. Hemen açacağa uzanıp aceleyle kapağı açtım ve bir yudum aldım. O an tüm hıçkırıklar kesildi, sevinç gıygıylarına dönüştü.
Ben mutlu, bira mutlu, kapıya döndüm ki ne göreyim; tüm aile efradı mutfak kapısına birikmiş ve gözleri yaşlı bir halde ben ve bira şişesinin vakt-i saadetine tanıklık ediyorlardı. Ben de duygulanmıştım. Babam yıllar sonra ilk kez bana o sevecenlikle yaklaştı ve elini omzuma koyup "Oğlum, seninle gurur duyuyorum." dedi. Bunu gören oğlum da koşup bacaklarıma sarıldı ve "Babişim ben de senle guLuL duyuyoLum" dedi.
Bira şişesi elimde, gururla odama yöneldim ve pc başına geçtim. Pc bile gözüme farklı görünüyordu artık...
Şimdi konuyu görünce içim bir tuhaf oldu. Bunda da bir hikmet var mıdır acep?...
Olmaz olur mu sevgili Çakırcalı , hiç olmaz olur mu ?!
Kandahar kardeşimiz mevzubahis kitabı okumuş ve aynen şöyle diyor :
- Fakat ben yine bu kitaptan da pek çok şey öğrenmişimdir . Sözün kısası dalga geçmek kolay , öğrenmek çaba gerektiriyor .
Değerli Kandahar kardeşimiz madem ki bu kitaplardan pek bir şeyler öğreniyor , kendisine yardımcı olalım ve Hüseyin Hilmi Işık'ın sahte isimlerle çıkardığı diğer kitaplarını da tavsiye edelim ki , öğrenimi yarım kalmasın .
( Malum ; ''hurma'' veya ''kütük'' hikayesi türünden hikayeler oldukça öğretici olup pratik düşünmenin esaslarındandır ! )
1- Faideli Bilgiler ( Ahmet Cevdet Paşa ) Hüseyin Hilmi Işık
2- Hak Sözün Vesikaları ( Adbullah Süveydi ) Hüseyin Hilmi Işık
3 - Herkese Lazım Olan İman ( Kemahlı Feyzullah ) Hüseyin Hilmi Işık
4 - İslam Ahlakı ( M. Hadimi ) Hüseyin Hilmi Işık
5 - Eshab-ı Kiram ( Ahmed Faruk ) Hüseyin Hilmi Işık
6- Hebede hübüdü ( Mehmed Faruk ) Hüseyin Hilmi Işık
7- Cevab Veremedi ( Harputlu İshak Efendi ) Hüseyin Hilmi Işık
8 - Müjdeci Mektuplar ( Ahmed Faruk ) Hüseyin Hilmi Işık
Kolay gelsin !
Sevgili Aydınus, ne dersin ki? Muhammed, kütükleri teselli etmede birebir.
eksisozluk'ten biraz daha paylaşım;
yer: bilgi yarışması
-soru: harputlu ishak efendinin en ünlü eseri nedir?
+(düğmeye basar.. trink!) cevab veremedi!
-efendim, sizin cevabınız varsa verin, diğer yarışmacımızla uğraşmayın lütfen..
+cevap veriyorum, cevab veremedi..
-efendim kıl mısınız?
+(diğer yarışmacı) aha cevab veremedi..
fr. "il n'a bas bu rébondre."
alm. konnte nichd andworden
italyanca: non podrebbe rispondere
hollandaca: hij kon nied andwoorden
rusça: on ne smog odvedid
japonca: kare ha kodaeru kodo ga deki nakadda
osmanlıca: telêsüm eddi
türkçe (alternatif versiyon): yanıdlayamadı
- buraya düggan açma, badarsın, rekabet edemezsin.
- allah rızıkını verir hergesin! badmam!
bir yıl sonra;
- ne oldu niye baddın, niye haczz edildin?
- sorma, iş yapamadık, baddık
- allah neyçün rızıkını vermedi?
... cevab veremedi.
ozgur_beyin
23-09-2008, 02:55
bu hüseyin hilmi ışıkın kitapları bir zamanlar çok ucuz paralra kahvelerde bile müritlerce
getirilip satılırdı hemde çok ucuz fiayata bu kadar ucuz nasıl satarlarıd aklım sırrım ermezdi.
bu kadarnasihata rağmen damadı enver ören saf müslümanlardan1 milyar 300milyonu deve etti demekki damadı kayınpederini mezarda ters çevirmiş
Sevgili İmhotep !
Senin ''ekşi sözlük''ten alıntı yapıp bizlerle paylaştığın bu satırlardaki hikmeti (!) belki de bazı arkadaşlarımız anlayamamış olabilir düşüncesinden hareketle ufak bir açıklama yapma gereği duyuyorum :
Hüseyin Hilmi Işık'ın Türkçesi fevkalede berbattır . Öyle ki , güya Türkçe yazı yazma gayretleri altında hala daha Osmanlıcanın tesiri altında kalma durumu yatar ki , bu da onun yazılarına yer yer yansımıştır .
Bir yığın saçmalığı gerçekmiş gibi insanlara anlatmaya çalışan , üstelik de oradan buradan çalıp çırptığı yazıların altına kendi imzasını atan , bununla da kalmayıp kanunlara karşı kendini sağlama almak için sahte isimler gerisinde yazan bir insanın hala daha gerçek yüzünü göremeyenlerin çıkıp da burada bizlere ''ben ondan çok şey öğrendim'' demesi gerçekten ayıptır .
Bu adam , yani Hüseyin Hilmi Işık , Turgut Özal zamanında semiren İhlas Finans'ın başındaki Enver Ören'in kayınbabasıdır .
Sevgili Özgür_Beyin'in de dediği üzere ; o , Enver Ören'dir ki , tam 1 milyar dolar gurbetçi dövizinin üzerine yatmış ; insanlara kitaplarında ''bir dirhem faiz yemek , Kabe yolunda anası ile zina etmiş gibi günaha girmek demektir '' diyen kayınbabası Şeyh Hüseyin Hilmi Işık'ın sözlerine inat , Kabe yolunda anası ile on katrilyon defa zina işlemiş derecede günaha girmiştir .
Not : Kabe yolunda anasıyla on katrilyon defa zina suçu işleme günahını öylesine söyledim .
Hesap kitap işlerinden daha iyi anladığını düşündüğüm kandahar'ın , küsuratına varıncaya kadar sizlere tam bir rakam verebileceğine olan inancım sonsuzdur !
Kandahar'ın yanıtı hepsinden komik, "öğrenmek için çaba sarfetmeniz lazım".
Bu Seadet-i Ebediyye çok çok bereketli bir kitap. Ben de okuyup çok şeyler öğreniyorum. Hatta bunları öğrendikçe de arkadaşlarla paylaşıyordum. Sitenin yazıları içinde 'Seadet-i Ebediye' diye arama yaptırırsanız başka öğrenenlerin de olduğunu göreceksiniz. :)
Aldostu dostumuz bu kitabın adını Sefalet-i Ebediyye koymuştu. Hediye olarak kitaptaki selamlaşma bahsinin linki:
Kime ve nasıl selam verilir. (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5226&highlight=seadet-i+ebediyye)
Yalnız kitabın yazarı konusunda hata yapmışım. Ahmet Mekki Efendi sadece onsozu yazmıs.
Gerçektende o kadar bereketli ki,
Enver, Ören yerlerinde geze geze bitiremedi.
İhlas'lı Türkiye'nin gazetesi ile müşrik bir din Evren'in talimatıyla 25 yılda dininde imanın da halkında ayarını bozdu.
Hatta o kadar berektlidir ki İlkokul öğrencilerinin yapabildiği elektrikli termosifonları, jakuzi parasına Saadeti Ebediye için saftirik halkıma çakarak, holding bile meydana getirebilmiştir.
Hatta hatta bereketinden dolup taşıp, Din'i hurafeler ile fredi'nin kabusunu geçecek kadar seneryolar üretilebilmiş, ölümden sonraki yaşama ait canlı kamera görüntüleri furyasını başlatarak bugünün Samanyolu'na malzeme bırakmışlardır.
En sonunda da yanılmıyorsam saadeti ebediyemiz orjinali ile Türkiye adı altında dünyanın en büyük medya kuruluışlarından bir olan, o hep gavur dedikleri yahudiye satılmıştır.
Ören'ler bu bereketin saadetini sürerken, benim gibi şallak müslümanlara da atesitlerin haklı daşak geçmelerine sükut etmek kalmıştır.
Selamlar
kandahar
23-09-2008, 21:41
Okuduğunuzu anlamıyor musunuz yoksa bana mı öyle geliyor? Bu kitabın yazarı Hüseyin Hilmi Işık değildir diyorum, H.H Işık kitabı tekrar bastırmıştır, kitabın içinde parantezlerler, kesme işaretlerle iliştirilmiş yorum ve ekler H.H Işık'a aittir, bu ekler kitabın genel kalitesinden de düşüktür.
Seadet-i Ebediyye'de ise yine H.H Işık tarafından yazılmış kısımlarda bol bol saçmalık vardır, fakat kitabın tamamı H.H Işık'a ait değildir, ciddi bir kısmı mektubattan ibarettir. Bir kitabın size ters gelmesi içinde öğrenilecek bir şeyler olmadığı anlamına gelmez, bir şeyler öğrenmek de illa ki feyz almak anlamına gelmez.
VGM, sözlerimi kırpıp, cımbızla seçmeye devam edebilirsin. İlerde kırpıp kırpıp yıldız yaparsın.
Kandahar bu kitaptan pek çok şey öğrendin sözünü sana layık bulmadım, kısaca bu kitabın sana katkı sağlayacağını aklım kesmiyor ama senden çok şeyler götürdüğünü görebiliyorum.
Cımbızladığım yer gerçekten çok komik. O kitap fıkra kitabı gibi bir şey zaten de, senin kitaba yaklaşımın bir reklamı anımsattı, Mustafa Topaloğlu televizyonun kullanma kılavuzunu okuyor ve kafasını kaldırıp çok ciddi bir eser diyordu, sen çağrıştırdın. Alınma kırmak için söylemiyorum, takılıyorum.
Selamlar.
kandahar
23-09-2008, 21:53
VGM kitabı okudun mu?
Cımbızladığın yer ise size yönelik bir eleştiri değil, imhotep'in linkini verdiği sözlüğe yönelikti.
Oki'nin yazdıkları aklıma aşağıdaki bölümü getirdi. Se'adet-i Ebediyye (Tam İlmihal) adlı kitabın girişinde böyle bir bölüm var. Internette bu kitabı sesli olarak dinleyebilyorsunuz. Ama giriş bölümündeki bu paragrafı atlamışlar. Sonraki bölümleri de daha anlaşılır bir Türkçe ile okumuşlar.
Bismillahirrahmanirrahim.
Ya Allah, ya Allah, ya Allah, ya Rahman, ya Rahman ya Rahim. İlahi! Bi hakkı Muhammed aleyhisselam igfirli ve li ebi Sa'id efendi Lofcavi ve li ümmi Ayşe hanım ve li ebna-i ve benati ve li ceddi Hüseyn efendi Lofcavi ve zevcetihi Şerife Hanım ve li ihveti ve li ehavati ve li a'mami ve li ammati ve li ahvali ve li halati Cemile hanım ve Fevziyye Hanım merhumeyni min kabliha ve li velediha Şem'i efendi merhum senete 1984 ve bintiha Sühendan hanım ve min esatizeti seyyid Abdulhakim-i Arvasi merhum senete 1943 fi kariyyeti Bağlum min kurayı Ankara ve seyyid Fehim-i Arvasi ve seyyid Taha-i Hakkari ve Mevlana Halil-i Bağdadi "rıdvanullahi teala aleyhim ecma'in" ve lil-mu'minine vel mü'minat vel müslimine vel müslimat el ahya-i minhüm vel emvat birahmetike ya errahmanirrahim. Velhaldülillahi Rabbil alemin. Amin! Edda-i fakir garip ezmütekaiddin-i askeriyye emekli albay, kimya yüksek mühendisi, eczacı ve muallim-i kimya [Apotoker farmasiyen ve profesör deşimi inder fakülte deşimi üniversite deşimi inder Istanbul] Hüseyn Hilmi bin Sa'id İstanbuli gaffarallahü teala ve ala ümmehatihi ecma'in.
Burdaki Türk Cemiyetine bu kitaptan bir tomar getirmişler. Kütük gibi 1200 sayfalık ve ciltli kitabı 10 Fr.'a (yani aşağı yukarı 10 YTL'ye) çerez gibi satmışlar. Benim uyanık kuzenim de bi tane almış, tabii içini açıp tek satır okumamış. Onun elinden aldım, epey faideli bir ilmihal.
Oki'nin yazdıkları aklıma aşağıdaki bölümü getirdi. Se'adet-i Ebediyye (Tam İlmihal) adlı kitabın girişinde böyle bir bölüm var. Internette bu kitabı sesli olarak dinleyebilyorsunuz. Ama giriş bölümündeki bu paragrafı atlamışlar. Sonraki bölümleri de daha anlaşılır bir Türkçe ile okumuşlar.
Bismillahirrahmanirrahim.
Ya Allah, ya Allah, ya Allah, ya Rahman, ya Rahman ya Rahim. İlahi! Bi hakkı Muhammed aleyhisselam igfirli ve li ebi Sa'id efendi Lofcavi ve li ümmi Ayşe hanım ve li ebna-i ve benati ve li ceddi Hüseyn efendi Lofcavi ve zevcetihi Şerife Hanım ve li ihveti ve li ehavati ve li a'mami ve li ammati ve li ahvali ve li halati Cemile hanım ve Fevziyye Hanım merhumeyni min kabliha ve li velediha Şem'i efendi merhum senete 1984 ve bintiha Sühendan hanım ve min esatizeti seyyid Abdulhakim-i Arvasi merhum senete 1943 fi kariyyeti Bağlum min kurayı Ankara ve seyyid Fehim-i Arvasi ve seyyid Taha-i Hakkari ve Mevlana Halil-i Bağdadi "rıdvanullahi teala aleyhim ecma'in" ve lil-mu'minine vel mü'minat vel müslimine vel müslimat el ahya-i minhüm vel emvat birahmetike ya errahmanirrahim. Velhaldülillahi Rabbil alemin. Amin! Edda-i fakir garip ezmütekaiddin-i askeriyye emekli albay, kimya yüksek mühendisi, eczacı ve muallim-i kimya [Apotoker farmasiyen ve profesör deşimi inder fakülte deşimi üniversite deşimi inder Istanbul] Hüseyn Hilmi bin Sa'id İstanbuli gaffarallahü teala ve ala ümmehatihi ecma'in.
Burdaki Türk Cemiyetine bu kitaptan bir tomar getirmişler. Kütük gibi 1200 sayfalık ve ciltli kitabı 10 Fr.'a (yani aşağı yukarı 10 YTL'ye) çerez gibi satmışlar. Benim uyanık kuzenim de bi tane almış, tabii içini açıp tek satır okumamış. Onun elinden aldım, epey faideli bir ilmihal.
Allah rızası için biri bana bu adam ne demiş tercümesini yapsın. Ne'ce konuşmuş çıkaramadım:confused:
Allah rızası için biri bana bu adam ne demiş tercümesini yapsın. Ne'ce konuşmuş çıkaramadım:confused:
Birşeyce yazmamış .
Biraz Türkçe , biraz Arapça , biraz da Farsça karışımı bir kuş dili yaratarak güya kendini tanıtmaya çalışmış .
Daha doğrusu ; sözde alçakgönüllülük kisvesi altında ''bakın ey millet , ben ne kadar büyük bir alimim'' havaları vermeye çalışmış .
Malum ; ne kadar Arapça , o kadar köfte ...
Günümüzde böyle konuşmaları taklit edenlere Stand Upçı diyorlar .
Bence bu Hüseyin Hilmi Işık , Cem Yılmaz'la çalışsaydı ona bayağı bir malzeme üretir , ikisi de gül gibi geçinirlerdi !
Hatta diyebilirim ki , bizim Hüseyin Hilmi'nin kendisi Stand Upçılığa soyunsaydı , Cem Yılmaz'ı dahi sollar , adamcağızı piyasadan resmen silerdi !
Olsun ; bizim Şeyh Hüseyin Hilmi'nin damadı Enver Ören , şirketlerinin güya battığını ilan ettiğinde SPK'ya verdiği dilekçede üzerinde hiçbir malın olmadığını , sadece ve sadece 700 YTL emekli maaşıyla geçindiğini , öyle ki el ayak çekilince geceleri pazarlardan çürük çarık toplayarak geçimini sağladığını beyan etmiştir ki , bu bile az Stand Up sayılmaz !
Enver Ören'in oğlu Mücahit Ören de tam da bu esnalarda Amerika'ya kaçmış ve sinema teknikleri üzerine eğitim görmeye başlamıştır , ciddi söylüyorum .
Bunlar ailece Stand Upçı doğmuşlar ama , kader onları dinci tüccar yapmış .
Bir zamanlar İhlas Finans'ta yöneticilik yapmış olan Ali Çoşkun da , rivayet odur ki şu anda Tayyip Erdoğan'a Stand Upçılığın tekniklerini öğretiyormuş !
serüvenci
26-09-2008, 02:05
allah muhammed den başlayıp yedi ceddini amcasını halasını karısını çocuklarını babasını annesini vs. saymış. bir de rahmet okumuş. :D
bu kitabı okudum gerçekten olay yani....
Verilen sözlük sitesi ise bir cehalet yuvası olup ciddi hiçbir insana öğreteceği bir şey yoktur, ilkel hurafeciliği küçümseyen bir insanın bu tip modern çağ hurafeleri (şehir efsanesi deyince daha karizma oluyor ama) ile bir paylaşım merkezine itibar etmemesi beklenir.
Geçiniz bunları kandahar...
Ciddi bir konu hakkında, bilimsel makale kaynağı mı dedim ben eksisozluk için?
Hatta geyik yapıldığını da belirtmiştim. Hani anlamadıysanız daha açık söyliyeyim. Mevzubahis site tam manasıyla bir geyik sitesidir. O yüzden itibar etmemiz gereken bir husus yoktur.
İşkembei kübradan atmayınız.
Saygılar
mutluluk35
26-09-2008, 17:19
İmhotep süper bir başlık açmışsın..Hayatımda bu kadar ilginç ve etkileyici kitap ismi duymamıştım..Kitabın isminde hristiyanlara ana avrat küfür etse bu kadar derinden bir darbe indiremezdi.:)..Bir kitaba bu ismi koyduktan sonra içinde ne yazdığı hiç önemli değil,eminim ki yok satar..
Bir ara ben de hadis kitabı falan karıştırmıştım.Adamın biri peygambere bir soru soruyor,okuyan kişi hevesle cevabı bekliyor bu arada..Cevap şu,''peygamber efendimiz (sav) bu sual üzerine sükut buyurdu''..Öyle bir yansıtılmış ki,hani biz arapçadan birazcık anlamasak,peygamberin konuyla ilgili cilt cilt eser verdiğini zannedecez.:)..Meğerse cevab verememiş..
Ama kitabın aydınlatıcı yönleri de yok değilmiş..Mesela; uluslararası sistemin neden anarşik olduğuna dair,neorealist kurama katkıda bulunabilecek tiyolar var..
"ingiltere, avusturya devletleri ile amerika cumhuriyetlerinin, hıristiyan olmalarından şübhe edilir. çünki, bunların mukaddes bir kardeşlik bağı ile, birbirlerine bağlanmış oldukları, hiç görülmemişdir."
İnsanın aklına hakiki incil gayb olmasa dünyada savaşlar olurmuydu gibisinden bir soru gelmiyor değil..Kime sorduysam ''cevab veremedi'':).....
kafasikarisik
26-09-2008, 18:06
Titredim ve kendime geldim. Hala daha gülüyorum. Birazdan çıkıp hanımla buluşacam. Sorarsa ne bu halin diye inanın gülmekten cevab veremem.
kafasikarisik
06-10-2008, 14:14
http://img511.imageshack.us/img511/8076/73376628cy7.th.jpg (http://img511.imageshack.us/my.php?image=73376628cy7.jpg)
Burdan bakınca Charlie Chaplin cevab vermiş gibi duruyor.
Bu kitâbın mevzu'unu teşkil eden 23 suâl, 1957 senesinde İslâm dini hakkında tedkikatda bulunan bir Amerikalı avukat tarafından Türkiye Diyanet İşlerine sorulmuş, fakat oranın yetkililerince verilen cevablar Şemseddin Yeşil Efendi (Kaddesallahü sırrehül âli) tarafından pek kifâyetsiz, hattâ bir kısmı da yanlış bulunarak kendileri bu kudsi vazifeyi üzerlerine almak mecburiyetinde kalmışlardır...
Ahanda işte sorular ve devamı;
http://www.yesilhoca.com/6.htm
Bu da bizi ilgilendiriyor;
Dinsizlere Cevab.
http://www.yesilhoca.com/10.htm
O kaşına,ortadan ayrık güzelim saçlarına kurban olam şemseddin hocam..