Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkiye Aydınlarına 100 Aykırı Soru-rv1
Değerli Dostlarım, Lütfen eğer değer görürseniz ekli sorulardan istediğiniz kadarının yanıtlarını soru nolarını ekleyerek yada alıntılayarak paylaşabilirsiniz.
Sonuçta ortaya yararlı bir eser çıkarsa onayınızla kitap haline getirilecektir.
Soru sormayı bilen, sorulardan korkmayan ve yaşadığı ülke ve dünyadaki tüm renklerle birlikte, barış içinde yaşamı kararlılıkla savunan insanlar ülkesi olalım istiyorum.
Saygı ve Teşekkürlerimle,
Yalçın Karadaş (Anzor Keref)
TÜRKİYE AYDINLARINA
100 AYKIRI SORU-rv1
Yalçın Karadaş (Anzor K’eref)* -Ekim 2008, İstanbul
1-Çoğu mitinglerde yalan söyleyen politikacılar için, karda kışta alanları doldurup, onları desteklemeye yırtınanlar vatan-millet aşkı ve hizmet için mi orada oluyorlar yoksa gerçekte başka amaçları mı vardır?
2-Sizin aldığınız maaşın onda birini aldıkları halde, bazı memurlar, belediye çalışanları ve özellikle gümrükçüler nasıl sizden çok daha müreffeh bir hayata sahip olabiliyorlar?
3-Ülkemizdeki tüm mimar ve mühendisler ve onların örgütlenmeleri yolsuzluklara ve imar yanlışlarına karşıdırlar. Peki, içinde yaşadığımız ucube kentleri kim, nasıl inşa ediyor dersiniz?
4-Minibüs taşımacılığı hangi uygar ülkede vardır ve kentte halkın ulaşımında yarar ya da zararı nedir?
5-8300 km kıyı şeridine sahip bir yarımada olan Türkiye’de trafik canavarını lastik tekerlekli taşımacığa mahkum ederek yaratmak ve iki yarımadadan oluşan İstanbul’da halkı halk otobüsü ve minibüse mahkum etmeksizce ne anlama gelir?
6-Radyoaktif atıkların ve cep telefonlarının insanlarda kanser riski yarattığına insanlarımız neden inanmazlar?
7-Genelin tersine ülkemizde bir takım ayrıcalıklı kişiler “ateşli silah bulundurma hakkı” dolayısıyla “adam öldürme hakkı” na sahiptirler. Mesleği gereği, zorunluluktan silah taşıyanlar dışındaki bu ayrıcalıklılara, bu hakkı tanımanın mantığı nedir? Eğer sizce gerekli ise bu yetki nasıl verilmelidir?
8-Bir anda hayatımıza giren “organik tarım” nedir ve yine birilerinin cebini doldurma tezgahının işletilmesi söz konusu olabilir mi?
9-Geçmiş yıllarda bazı girişimciler her otomobilde bir ceset torbası bulundurma hakkında kanun çıkartılması için epey emek harcamışlardı. Nasıl oldu da hayata geçirilemedi?
10-Kadınları sürekli aşağılayan bazı insanları da, mecburen kadınlar doğurduğuna göre, bu aptalca düşmanlık ve önyargının kaynağı ne olabilir?
11-Özellikle büyük kentlerde bir otomobilin direksiyonuna kurulan en mülayim ve uygar insanın bile bir süre sonra canavarlaşması nasıl açıklanabilir?
12-“Aman evladım kimseyle kavga etme” diye yetiştirilen çocukların hayat boyu kavga etmeden ve dayak yemeden yaşayabileceği mi düşünülür?
13-Son zamanlarda ortalığa dökülen çocuklara cinsel istismarın artışını nasıl yorumluyorsunuz? Kendi çocuklarımıza gösterdiğimiz sevgi ve anlayışın yüzde birini başkalarının çocuklarına göstermek çok mu zordur?
14-İnsanın ürettiği sonsuz miktarda çöp vb. atıklar, sizce hangi zaman diliminde hayatımızı çöpe çevirecektir?
15-Homoseksüellik ve dönmelik, kapitalist sistemin yükselişi ile tüketimi artırma amacıyla abartılan, normal, hatta özendirilecek bir kavram haline getirilmiş olabilir mi?
16-Özellikle son yıllarda ana-babalar erkek çocuklarına neden, yoğun olarak “Onur “ “Erdem” ve ”Mert” gibi pozitif çağrışımları olan isimler takmaktadırlar?
17-Son yıllarda özellikle büyük kentlerde ana-babalar neden çocuklarını eğitmek konusunda, onların hiç fikirlerini almadan, bir tür eğitim yarışı tutturmuşlardır? Kendi yapamadıklarını çocuklarının yapmasını mı isterler?
18-Bazı insanlar, özellikle gençler, sakal ve saçlarıyla giyim kuşamlarını oldukça değişik ve çoğu kez çoğunluğa garip gelen hallere sokarak ne anlatmaya çalışıyorlar? Bunların içinde doğulu gençlerin görece yoğunluğu nasıl açıklanabilir?
19-“Çağdaşlaşma” yalnızca ekonomik gelişmeden mi ibarettir?
20-“Serbest Pazar ekonomisi” devletin pazarı başıboş ve denetimsiz bırakması anlamına mı gelir?
21-Kentlerimiz neden sürekli olarak bir “şantiye” görünümündedir?
22-Neredeyse tüm devlet hastanelerinin çevresinin, özel sağlık kurumları ile kuşatılması neyle açıklanabilir?
23-Sağlık ve eğitimin ticari meta haline gelmeleri doğal mıdır?
24-Çocuk sevgisinin ticari meta haline gelmesi nasıl önlenebilir?
25-Türkiye’nin sorunu “kentleşmek” midir yoksa, “kentlileşememek” mi?
26-Sovyetler birliği, kendiliğinden mi, iç baskılarla mı yoksa kapitalist dünyanın etkisi ile mi dağılmıştır? Yakın gelecekte dünyada benzer ülkeler yeniden doğabilir mi?
27-Eğitim sorunlarının kaynağı ekonomik midir yoksa başka nedenleri de var mıdır?
28-İstanbul beyefendisi dendiğinde akla kimler gelirdi? O insanlara bugün ne olmuştur?
29-İş yaşamında “başarılı” olmak için bir insanda olması gerekli özellikler nelerdir ve bunlar okullarda öğretilmekte midir?
30-İş hayatında ve özel hayatta “mış gibi görünmek” başarının önemli bir etkeni haline mi gelmiştir? Eğer öyle ise bunun nedeni ne olabilir?
31-Hırsız, arsız, dinci, kinci ve ırkçı politikacıları da aynı halk seçtiğine göre, neden hiç kimse halka toz kondurmaz? Yaşanan yanlışlarda halkın hiç mi suçu ve sorumluluğu yoktur?
32-“Ezberlerimizi bozalım” diyenler neden öncelikle kendilerinden başlama gereği duymazlar?
33-“Yobaz” terimi sadece dinsel tutucular için mi kullanılır? Yoksa her dünya görüşünün yobaz üretme potansiyeli var mıdır?
34-Takım tutan fanatik seyirciler gibi, bir dünya görüşünü, partiyi, topluluğu ya da hareketi körü körüne savunmak ve destek vermek ne demektir?
35-“Solculuk” ne demektir?
36-Kemalistler solcu mudur?
37-Kürtçüler solcu mudur?
38-CHP solcu mudur?
39-Aleviler solcu mudur?
40-“Bende neden yok?” zihniyeti ile sosyalist ya da solcu olunabilir mi?
41-Solculuk dine sövmeyi gerektirir mi?
42-Sağcılık sosyalizme sövmeyi gerektirir mi?
43-Askerler dahil herkesin zaman zaman demokrasiyi savunur olması iyiye mi alamettir; yoksa bu durum demokrasinin anlamının saptırıldığına mı delalet eder?
44-“Laiklik” nedir ve İslam dünyasına laiklik dersi veren batı ülkeleri ne kadar laiktir?
45-Hırsız da olsa, arsız da olsa, katil de, terörist de olsa, “bizden” ise ona arka çıkmak mı gerekir?
46-Dünyanın tamamında tek bir etnikten oluşmuş bir ulus ya da devlet var mıdır?
47-Türkiye’de “Türk” kavramı etnik bir kavram mıdır, kültürel bir kavram mı yoksa her ikisi de mi doğru ya da yanlıştır? Kimler Türk kabul edilir?
48-“Türküm” diyenler gerçekten mutlu mudur?
49-“Ne mutlu Türküm diyene” ile , “Ne mutlu Türk olana” arasında nasıl bir farklılık vardır?
50-Dünyanın pek çok noktasında Türk diline yakın dil konuşan çok sayıda halkın bulunması nasıl açıklanır? Bu halklar gerçekten Türk müdür?
51-Orta Asya’daki bir Özbek mi daha Türktür, yoksa Balıkesir ‘deki bir Boşnak mı? Neden?
52-Türkiye Cumhuriyeti dış politikasında “Türk” kavramı, yurt içinde olduğu iddia edilen etnik ayrımcılık yapılmadığı söylenen “kapsayıcılığı” neden ve nasıl değiştirir? Örneğin Türkiye’de kanunla Türk sayılan Kürtler Irak dış politikasında nasıl “öteki” haline getirilir?
53-“Laz” dendiğinde aklınıza neler gelir?
54-“Çerkes” dendiğinde aklınıza neler gelir?
55-“Alevi” dendiğinde aklınıza neler gelir?
56-“Çingene” dendiğinde aklınıza neler gelir?
57-“Arap” dendiğinde aklınıza neler gelir?
58-“Kürt” dendiğinde aklınıza neler gelir?
59-“Göçmen” dendiğinde aklınıza neler gelir?
60-“Orta Asya” dendiğinde aklınıza neler gelir?
61-“Kafkasya “ dendiğinde aklınıza neler gelir?
62-“Balkanlar” dendiğinde aklınıza neler gelir?
63-Rahip ve bir takım Hıristiyan vatandaşlarımızın Trabzonlu gençlerin hedefi olmasının, bölgenin geçmişte Ortodoks Hıristiyan Pontus Rum devletinin başkenti olması ile bir ilişkisi olabilir mi?
64-Kafa sayısının demokratik haklar ve talepler için nasıl bir önemi vardır?
65-Halkların kardeşliğinde büyük kardeş, küçük kardeş ayırımı var mıdır? Halklar hiyerarşisi yaratarak, ilerici, demokrat, aydın ya da solcu olunabilir mi?
66-Türkiye’nin en büyük gazetelerinden birinin logosunun altında “Türkiye Türklerindir” ibaresinin yer alması ne anlama gelir?
67-Atatürk devrimleri halkın çoğunluğunun destek ve katkısını ne derece almıştır ve bugünkü sorunlarımızda o zamanki elitlerin kullandıkları yöntemlerin bir etkisi var mıdır?
68-Resmi devlet anlayışına göre madem bu ülkede hepimiz Türküz; bir Türk dili ya da lehçesi kabul edilmesi gereken Çerkesce, Lazca, Kürtçe veya Boşnakça dillerinden herhangi birinde devletin bastırdığı bir kitap adı biliyor musunuz?
69-Yaşayan kültürleri ayakta tutan dil olduğuna göre, Türkiye Cumhuriyeti sadece Türk dilli insanlardan mı oluşmaktadır ki, bu ülke kültürünü ayakta tutmak için sadece ve sadece Türk dili yaşatılmaya çabalanmaktadır?
70-Ülkemizdeki tüm halklar kanun önünde eşit olduğuna göre, eşitlerden sadece birinin diline ve kültürüne zenginleşme, gelişme ve yaşama şansı tanınırken diğerleri neden ölüme terk edilmiştir? Türk sayılan, Arnavutun, Lazın ya da Çerkesin dilinin, kültürünün hiçbir değeri, kullanım alanı, dünya kültürüne katkısı, kökü yok mudur ki, varlığı inkar edilmekte ve unutulsun diye devletçe tüm olanaklar zorlanmaktadır?
71-Bu denli etnik ve dilsel çeşitliliğe sahip ülkemizde, resmi ortak dil Türkçe iken, isteyen her ferdinin eğitiminin belirli bir aşamasında ailesinin ya da komşusunun yahut merak ettiği bir etniğin kullandığı başka bir dilin eğitimini de almasının ne gibi bir sakıncası olabilir? Yani en az iki dil bilen bir ülkenin vatandaşı o ülkeye zarar mı verir yoksa yarar mı sağlar?
72-“Bir dil bir insan” ise ve çocuklarımıza İngilizce öğretmek adına her tür fedakarlığı yapıp, paralar harcamaktan kaçınmıyorsak, neden analarımızın, ninelerimizin, komşumuzun konuştuğu dili de öğrenmeyelim?
73-Ülkemizde Türk diline saygı ve emek vermek aydın ve insan olmakla eşdeğer tutulur iken, yaşayan başka dillerin yok oluşunu ellerini ovuşturarak beklemek, hatta bir an evvel yok olsun diye tedbirler almak ne derece aydınca ve insanca bir tavırdır
74-Tek dilli, tek kültürlü ulusal devlet, bir ulusun onuruyla ayakta kalabilmesinin tek seçeneği midir? Çok dilli, çok kültürlü,ama “birlikte” yaşamak mümkün değil midir?
75-Sadece dil ortaklığı “bizden” olmaya, sadece dil farkı “öteki” olmaya yeterli olabilir mi?
76-Bir insanın birden çok etnik kimliği olabilir mi?
77-“Kimlik” nedir; kimlik ile “tarih bilinci” arasında nasıl bir ilişki vardır?
78-Türk dışında bir etnik kimliğe sahip olunduğu saklanmadan devlet ve özel sektörde etkin noktalara gelebilmek mümkün müdür?
79-“Türkler, Kürtler ve diğerleri” zihniyetini savunanları nasıl değerlendirmek gerekir? Halkları kategorize eden bu vb. anlayışların ilerici, demokrat, insan hak ve özgürlüklerinden yana olduklarına inanılır mı?
80-“Kürt sorunu” nedir ve kaynakları nelerdir? Kürt sorununda Kürtlerin hiç mi sorumluluğu yoktur?
81-Kürt sorunu nasıl çözülür?
82-Türkiye’nin sorunlarını Kürt sorununa indirgemek sorunların çözülmesini engellemenin bir yolu olabilir mi?
.
83-Türkiye Cumhuriyeti ülke halklarının bilinç ve iradeleri ile mi kurulmuştur, yoksa emperyal devletlerin isteklerine uygun olarak oluşturulmuş bir devlet mi söz konusudur?
84-Ezilen ulus milliyetçiliği “ırkçılık” a dönüşemez mi?
85-Bir ulusun en şoven milliyetçileri neden genellikle kökeni başka bir ulusa dayanan insanlardan çıkar?
86-1915 Ermeni tehciri, Cumhuriyetin kurulmasından sonra Yunanistan ile yapılan mübadele ve yürürlüğe konulan Türkleştirme politikaları sonucunda yaratılan “Türk-Müslüman” üniter devlet yapılanması hakkında düşünceleriniz nelerdir? Bu yaklaşım yerine Müslüman, Hıristiyan, Musevi vb. dinsel ve etnik çeşitliliğe sahip bir demokratik hukuk devleti daha gerçekçi ve sağlam bir devlet yapısı yaratmaz mıydı?
87-Ülkemizde Türk dışında hiçbir etnik grubun varlığı kabul edilmezken, buna sadece kendi kimlikleri için itiraz eden Kürtler kendilerini neden Türkler gibi ayrıcalıklı görmektedirler? Karşı çıktıkları ayırımcılığı ve inkarı bizzat kendilerinin de yaptığını kabul etmeleri mi gerekir?
88-“Yabancı birisi yazmış, söylemiş ise doğrudur” önyargısının kökeni nedir?
89-Atatürk ve Atatürkçülük bir “tabu” mudur? Tabu ise, müsebbipleri kimlerdir? Bu durumu toplumsal gelişim ve barışa ne getirir ya da ne götürür?
90-Atatürk devrimleri halkın çoğunluğunun destek ve katkısını ne derece almıştır ve bugünkü sorunlarımızda bu yöntemin bir etkisi var mıdır?
91-Sovyetler birliği, kendiliğinden mi, iç baskılarla mı yoksa kapitalist dünyanın etkisi ile mi dağılmıştır?
92-Okullarımızda resmi siyasi ve ideolojik tarihler yerine sosyo-kültürel tarih okutulması ne getirir ne götürür?
93-Kimlik bunalımı ya da kimlik örselenmesi neyi anlatır?
94-“Birlik” ile “bir örneklik” arasındaki farkı nasıl anlatabiliriz? Ülkemizde tek dil, tek kültür, tek millet ideolojisi ile yaratılmak istenen olgu tüm halkların birliği midir; yoksa bu yolla tüm farklı halklar birbirine tıpa tıp benzeyen bir örnekleştirilip, tek etniklik (Türk) mi yaratılmaktadır?
95-Türkçü ideologlardan Nihal Atsız’ın, oğlu Yağmur’a yazdığı “vasiyetname”de neredeyse tüm dünyanın ve özellikle birlikte yüzyıllardır yaşadığımız diğer Anadolu halklarının “Türk düşmanı” olduğunu belirtme gereği duymasını nasıl bir ruh halinin yansıması olarak açıklayabiliriz?
96-Kemalist aydınların ağzında düşürmedikleri “Arap sömürgeciliği” ile kast edilen nedir? Araplar mı Türkleri yoksa Türkler mi Arapları sömürgeleştirmişler idi? Kemalistbir kesim aydında yaygın olan Arap düşmanlığını nasıl açıklamalı?
97-İslam dininin temel kitabı Kuran’ın Arapça oluşunda Arapların ne suçu günahı vardır ki, bir kesim Kemalist aydınların sürekli olarak suçlamalarına maruz kalmaktadırlar? Müslümanların kutsal kitabı Türk dilinde olsa idi, Araplar da Türklere mi düşman kesileceklerdi?
98-“Milliyetçiliğin” dünyadaki ve ülkemizdeki yükselişi nasıl açıklanabilir?
99-Terör nasıl tanımlanır? terörün kaynakları yok edilmeden, yani nedenler mevcudiyetini sürdürürken, terörle mücadele etmek ne anlama gelir?
100-Ülkemizde bir kesim aydının ortak görüşü, Çerkeslerin MİT, ordu, polis ve bürokraside çok önemli noktalarda yer aldığıdır. Son günlerde “Ergenekon”un da bir “Adığe-Abhaz (Çerkes) ağırlıklı örgüt” olduğu tezi öne sürülmüş idi. Bunların gerçeklik payı sizce nedir ve neden böyle bir algılama oluşmuştur?
*Yazar hakkında:
YALÇIN KARADAŞ (ANZOR KEREF)
1960 yılında Kayseri-Pınarbaşı, Büyük Kabaktepe köyünde doğdu.1963 yılından beri İstanbul'da yaşıyor.
İTÜ Mimarlık Fakültesi'ni 1982 yılında bitirdi.1990 yılında bir grup arkadaşı ile "Nart Yayıncılık" ı kurdu."Abhazya'da Yaşam ve Kültür” ilk kitapları oldu. Daha sonra "Son Ubıh" yayınladıkları 2.kitaplarıdır.
"Metis Çeviri" dergisinde Dışek Elmas ile birlikte "Çerkesce'den Öyküler"i yayınlandı.
Kafkasya Gerçeği, Nart, Kafkasya Yazıları, Kafkasya Araştırma-Analiz, Şantiye ve Yapı dergileri ile, Radikal, Cumhuriyet, Birgün, Özgür Gündem, Taraf gazetelerinde "Anzor Keref" ve "Yalçın Karadaş" adlarıyla Demokrasi, İnsan Hakları, Çerkes Ulusal Sorunu, Kafkasya, Türkiye Tarihi, İnşaat Sektörü ve Mimarlık mesleği üzerine yazıları yayınlandı.
2007 yılında "Uzunyayla" web sitesi okurları tarafından "2007 Yılının Köşe Yazarı" ödülüne layık görüldü.
Mimarlık mesleği yanında "Jıneps Gazetesi" yayın kurulu üyesi ve yazarıdır.
Anadili Çerkesce (Adıgebze) dışında Türkçe, İngilizce ve Rusça bilir.
Not: 1-Site yönetimi uygun görürse konun sabitlenmesini takip kolaylığı açısından rica ederim.
2- Bu çalışma İnternette ilk kez bu forumda yayınlanmakta olup farklı tartışma platformlarında yayınlamak isteyen arkadaşlar , cevapların takip edilip belgelenebilmesine yardımcı olmak için lütfen yayınlanan adresi ( linki ) bana pm yolu ile bildirsinler.
Sevgiyle Kalın
Janti
ilginç sorular asıl öğrenilmek istenen de bir iş var gibi geldi bana :)
101. soruya cevap verim janti :)
Konudan bise anladıysam arap olim..Bi ara tekrar bakarım:rolleyes:
Soruların önemli bir kısmı ön yargılı, özellikle ya ak ya kara olarak düşünülerek hazırlanmış. İlk sorudan itibaren bunu görebiliriz.
1-Çoğu mitinglerde yalan söyleyen politikacılar için, karda kışta alanları doldurup, onları desteklemeye yırtınanlar vatan-millet aşkı ve hizmet için mi orada oluyorlar yoksa gerçekte başka amaçları mı vardır?
Mitinglere katılanlar genelleme yapılarak damgalanamaz.
Sorunun biçimi "Başka amaçları var, beklentileri var, menfaat umuyorlar" yanıtı bekleyecek şekilde hazırlanmış. Sokaktaki vatandaştan istediği bu yanıtı alabilir belki ama bir aydın bunu yutuyorsa gerçek aydın değildir.
Mitinglere katılanlar içinde kendi menfaatini düşünmeyenler de çoktur.
2. soru bir aydına sorulamayacak derecede basit.
3-Ülkemizdeki tüm mimar ve mühendisler ve onların örgütlenmeleri yolsuzluklara ve imar yanlışlarına karşıdırlar. Peki, içinde yaşadığımız ucube kentleri kim, nasıl inşa ediyor dersiniz?
Tüm mimar ve mühendislerin yolsuzluklara, imar yanlışlarına karşı olduğu çok saçma.
4-Minibüs taşımacılığı hangi uygar ülkede vardır ve kentte halkın ulaşımında yarar ya da zararı nedir?
Türkiye uygar ülke midir ki böyle bir soru sorulabiliyor?
5-8300 km kıyı şeridine sahip bir yarımada olan Türkiye’de trafik canavarını lastik tekerlekli taşımacığa mahkum ederek yaratmak ve iki yarımadadan oluşan İstanbul’da halkı halk otobüsü ve minibüse mahkum etmeksizce ne anlama gelir?
Uygar olmadığımız, varlıklarımızı kullanamadığımız anlamına gelir.
6-Radyoaktif atıkların ve cep telefonlarının insanlarda kanser riski yarattığına insanlarımız neden inanmazlar?
İnanırlar da umursamazlar. Sigara tiryakileri gibi.
7-Genelin tersine ülkemizde bir takım ayrıcalıklı kişiler “ateşli silah bulundurma hakkı” dolayısıyla “adam öldürme hakkı” na sahiptirler. Mesleği gereği, zorunluluktan silah taşıyanlar dışındaki bu ayrıcalıklılara, bu hakkı tanımanın mantığı nedir? Eğer sizce gerekli ise bu yetki nasıl verilmelidir?
Gereklileri de vardır, gereksizleri de. Hiç kimsede silah olmazsa, gereksinme de olmaz.
8-Bir anda hayatımıza giren “organik tarım” nedir ve yine birilerinin cebini doldurma tezgahının işletilmesi söz konusu olabilir mi?
Söz konusu olan ancak, bu sorunun saçmalığıdır.
9-Geçmiş yıllarda bazı girişimciler her otomobilde bir ceset torbası bulundurma hakkında kanun çıkartılması için epey emek harcamışlardı. Nasıl oldu da hayata geçirilemedi?
Onun yerine herkesin torbasını yanında taşıması daha makul. :)
10-Kadınları sürekli aşağılayan bazı insanları da, mecburen kadınlar doğurduğuna göre, bu aptalca düşmanlık ve önyargının kaynağı ne olabilir?
Erkeklik.
İlk 10 soru, soruların kalitesizliğini, basitliğini ortaya koydu. Sonraki 90 soru da göz gezdirdiğim kadarıyla aynı. Arada ilginç ve kaliteli sayılabilecek bazı sorular ise saçma ve yanlı soruların içinde ezilmişler.
mutluluk35
19-11-2008, 01:19
İçeriğinden anladığım kadarıyla mimar Yalçın Karadağ Baskın Orandan oldukça etkilenmiş görünüyor..Baskın hoca milliyetçilik ve azınlık konularında uzmandır..Tesev destekli burjuvazi sözcülerindendir,üniversitelerin paralı olması gerektiğini söylecek kadar hem de.Son sorulara doğru vurgulanan etnik ve dinsel çeşitlilik,çok kültürlülük gibi kavramlar insanlığın ortak değerleridir ki,her insana her zaman lazımdır..Ancak bu antimodernleşmeci küreselleşmeci ,Türkiyenin üretim toplumu olmasından korkan ve bu oranda tüketim toplumu olması için çaba sarfeden Soros demokrasisi yandaşlarının sözleri materyalizmden,pratikten kopuktur..Bir ülkede devrim için gerekli nesnel koşullar oluşur,örneğin fransız devriminde olduğu gibi ,sosyal altyapıdaki bir sınıfın kazandığı güç siyasal üst yapıya yansır..İkinci bir tür ise devrimin nesnel koşulları oluşmadan öznel koşullarını yukarıdan bir devrimle topluma dayatmaktır..Sovyet ve Türk devrimleri böyledir.Burda halka ben laiklik devrimi yapacam,ya da komünist devrim yapacam,izin veriyormusun denilerek görüşü alınmaz..90. sorudaki imaya göre bu gereklidir halbuki..Böyle bir durumda 600 sene islam şeriatını yaşamış halk pratikte içinde bulunduğu durumu teorik olarak da savunacak,devrimi reddedecektir..Bu indirgemecilik anlayışı olmazsa,halka devrim bilinci aşılamadan çok partili siyasal hayata geçilir ve inşallah,hamdolsun diyen siyasetçiler(karşı devrimciler) milyonları peşinden sürükler,sonra bunlar demokrat olur,devrimciler diktatör..
Bu küreselleşmeci demokratların bir özelliği de,yine yaşamsallıktan kopuk olarak,incelediği dönemin konjonktürel koşullarını devre dışı bırakmasıdır..Örneğin 86. sorudaki ima..Kutsal ittifak parçalanmış,çokuluslu imparatorluklar parçalanma dönemine girmiş,balkan savaşlarına giden süreçte her ulus kendi devletini kurma düşüncesi temelinde milliyetçilik hareketlerine girişmiş,bunlardan birkısmı kendilerine büyük devletlerin yardımıyla imtiyaz tanınmasını sağlarken,bir kısmı terör faaliyetlerine dahi girişmiş..Herkesin pastadan pay alma derdinde olduğu bir dönem..İspanyada Frankonun,İtalyada Musolininin,Almanyada Hitlerin dönemleri..Bu dönemde dinsel ve etnik çeşitliliğe sahip bir demokratik hukuk devleti yaratmak daha ''gerçekçi '' olurmuş..Sistemi çökerten bu etnik çeşitlilik oldu zaten ve tek ulusa dayalı devlet inşası bunun antitezi olarak çıktı..
Böyle bir devleti bugün istememek ayrı,geçmişe yönelik çamur atma stratejilerine dayalı sözde fikir üretmek ayrı..Bu mantık Fatih sultan mehmed neden internet kullanmadı mantığıdır ve günümüz solcu liberal aydınları bunu hep yaparlar..
kandahar
19-11-2008, 03:02
Çerkes ırkçısı sosyal demokrat Anzor Keref'i de bu site sayesinde tanımış olduk vesselam.
Soruların çoğunluğu da yarı-aydınların soracağı türden. Bu bakımdan Pante ve Mutluluk35'e katılıyorum.
Konu dağılmasın diye yorumlara hiçbirşey yazmamayı düşünüyordum ama full-aydın kandahar gene konuyu dağıtmak için elinden geleni yaptı.
Arkadaş yaftalamaktan vazgeç. Avatarınla yaptıkların ne kadar özdeşiyor yeni fark ettim.
Arkadaş yarıaydın nedir nasıl birşey bu aymamış yarı aydın full aydınmıdır olay.
Tamam adama ırkçı diye çamur atıyorsun, nedenini söyle bari ,şu sorulardan şunu çıkardım şu sorulara cevabım-yorumum şudur de ama lütfen boş yazma.
Basite indirgenen sorular Yaşar Kemal dahil bir çok aydına soruldu yakında cevapları aldıkça burda sizlerle paylaşacağız. Bu kötü bir paylaşım değildir siteye layıktır ve önünü kesecek sekter davranışlardan lütfen kaçının. Turan ağabeyin yakından tanıyanlar onun müthiş hoşgörüsünüde sabrınıda bilirler, ona yakışanı sitede yaşatmak şiarımız olmalıdır.
Entellektüel düzeyi üst görünen bu sitede her ortamda olduğu gibi birisi bir hata yapsında akbaba gibi üzerine konayım diye bekleşen belirli kişiler olacağını biliyordum. Geldiğim günden beride görmekteyim. Arkadaşlar işiniz yorum koymak olsun cellatlık yada infaz memurluğu değil mantıklı açıklamalar alaydan, etiketçilkten, sığ vuruşlardan daha iyi etki bırakır.
Bazı Türkçü faşistlerin kendi çamurlarını herzamanki gibi başkalarına yıkıp sözde temiz görünme çabaları olacağınıda biliyordum.
Şimdi Pante arkadaşımın yazısı üzerinden bir örnekle başlamak istiyorum.
Herkes aynı entellektüel düzeye sahip olamayacağı için birine sığ gelen diğerine çok farklı gelebilir. Bu sorular bugüne kadar neden sorulmadı diye düşünerek başlayabiliriz. Bizim bilmediğimizi koyun sürüsünü güden bir çoban birkaç cümle ile bize öğretebilir diyorsak soruları luzumlu luzumsuz diye ayırmamak daha doğru olacaktır.
''2-Sizin aldığınız maaşın onda birini aldıkları halde, bazı memurlar, belediye çalışanları ve özellikle gümrükçüler nasıl sizden çok daha müreffeh bir hayata sahip olabiliyorlar?''
Buna Hiç bir Aydın sığ yada gereksiz demez Aydının işi aşşağılamak değildir ortaokul öğrencisine bile yanıt vermektir Aydınlık.
Ben aydın değilim yarı yada full de değilim. Kendimce bir yanıt vereyim. Aydın bu konuya kendi yaşam standartlarını tecrübeleriyle ele alarak nedenleri sonuçları üzerinde değerlendirip yorumlandırır.
Örneğin; devlet bu tür unsurların kendi sistemini yağmalamasına sivrisinek bazında izin verir aksi halde bu unsurlar devletin farklı unsurlarına zarar vermeye başlarlar bu işlerde üst düzey unsurları ,genel müdürler, bakanlar ve yolsuzlukları hortumları-boruları deşifre etmesi sonucunda devlet zarar görür.
Konu dağılmasın diye uzatmayacağım ancak önemle rica ediyorum yazılar okuyanlara birşey vermeyecekse boşa yazmayalım , Pante ve Mutluluk35'e teşekkür ediyorum önem verip kendilerince değerlendirmede bulunmuşlar emekleri için tekrar teşekkürler.
Sevgiyle Kalın
1-Çoğu mitinglerde yalan söyleyen politikacılar için, karda kışta alanları doldurup, onları desteklemeye yırtınanlar vatan-millet aşkı ve hizmet için mi orada oluyorlar yoksa gerçekte başka amaçları mı vardır?
Böyle bir soru anlamsızdır. Burada mitinglere katılanları degil, mitingleri düzenleyenleri tartışmak gerekiyor. Miting toplanma demek. Bu toplanmanın amacı ise tepkidir, birilerine tepki Ama sorgulanması gereken şey o mitingi düzenleyenlerin amacı neydi ve gelenleri nasıl yönlendirmek istediler ve mitinge katılanların buna tepkisi neydi. Mitinge katılımın fazlalıgı ile katılımcıların mitingi düzenleyenlerin politikasına olan tepkisi mitingin amacına ulaşıp ulaşmadıgının da ölçütüdür.
2-Sizin aldığınız maaşın onda birini aldıkları halde, bazı memurlar, belediye çalışanları ve özellikle gümrükçüler nasıl sizden çok daha müreffeh bir hayata sahip olabiliyorlar?
Lenin, emperyalizm adlı eserinde bir soru sorar. Ve der ki : "Kapitalizmin emperyalizm aşamasında girdigi iki temel ekonomik degişiklik vardır. 1- Borsanın gücü artar, 2- Rüşvet anormal boyutlara çıkar.
3-Ülkemizdeki tüm mimar ve mühendisler ve onların örgütlenmeleri yolsuzluklara ve imar yanlışlarına karşıdırlar. Peki, içinde yaşadığımız ucube kentleri kim, nasıl inşa ediyor dersiniz?
MMO ların kuruluş amaçlarından en temeli de bilimsel bir kent tanımlaması ve organizasyonudur. Mimarların bunda suçu yok, mimar sadece istenilen projeyi yapar. Erk buna ilişkin mevzuatı hazırlamamışsa mimar ne yapsın. Ancak mimarların bu konuda demokratik bir baskı unsuru olmaya çalıştıkları çok açık.
4-Minibüs taşımacılığı hangi uygar ülkede vardır ve kentte halkın ulaşımında yarar ya da zararı nedir?
ufak otobüs toplu taşımacılıga dogru bir adım olarak ele alındı ama teşviki için ortaya koydukları rant kırılamaz hale geldi.
5-8300 km kıyı şeridine sahip bir yarımada olan Türkiye’de trafik canavarını lastik tekerlekli taşımacığa mahkum ederek yaratmak ve iki yarımadadan oluşan İstanbul’da halkı halk otobüsü ve minibüse mahkum etmeksizce ne anlama gelir?
Petrol tekellerinin dedigini yapmak anlamına gelir ki burada sorgulanması gereken Türkiyenin neden demiryolu politikasını terk ettigidir. Bugün her yerde her fırsatta söylenen 10. yıl marşının övündügü olgu ülkeyi demir aglarla örtmesi dir.
6-Radyoaktif atıkların ve cep telefonlarının insanlarda kanser riski yarattığına insanlarımız neden inanmazlar?
İnanç dediginiz anda iş biter. Düşünmek diye sordugunuz zaman cevabı almak kolaylaşır. Düşünmek ise maddi yaşamın algılanmasıdır. Bugün zonguldak madenleri için loto çekilişi yapıldı. Madenci olabilmek için 10 binlerce insan başvurdu ve lotoyu kazanan sevindi. Kansere gelinceye kadar o insanlar için o kadar risk var ki. Sigarayı algılamaya sıra gelmiyor bile.
7-Genelin tersine ülkemizde bir takım ayrıcalıklı kişiler “ateşli silah bulundurma hakkı” dolayısıyla “adam öldürme hakkı” na sahiptirler. Mesleği gereği, zorunluluktan silah taşıyanlar dışındaki bu ayrıcalıklılara, bu hakkı tanımanın mantığı nedir? Eğer sizce gerekli ise bu yetki nasıl verilmelidir?
Ruhsatlı silahla adam öldürmenin bir mantıgı yoktur. Balistik zaten sizi kaçınılmaz olarak bir mahkumiyete gönderecektir. Adam öldürmeyi planlayan kişi bunu ruhsatsız bir silahla yapar ve görgü tanıgı bırakmazsa daha avantajlıdır. Sorunu silahların yok edilmesi olarak ele almakta fayda vardır. Meslegin içinde silah olan birimleri ve silaha ihtiyaç duyan meslekleri yok etmek gerekir.
8-Bir anda hayatımıza giren “organik tarım” nedir ve yine birilerinin cebini doldurma tezgahının işletilmesi söz konusu olabilir mi?
Kapitalizm her şeyi, her degeri alınır ve satılır yapar. Burada tartışılması gereken neden daha dogal olan besinlerin tüketiminin varlıklı kesimin hakkı oldugudur.
9-Geçmiş yıllarda bazı girişimciler her otomobilde bir ceset torbası bulundurma hakkında kanun çıkartılması için epey emek harcamışlardı. Nasıl oldu da hayata geçirilemedi?
Bu yasanın çıkması için verecekleri rüşvet miktarı, satıştan elde edilecek rant oranı ile uyuşmamış olabilir.
10-Kadınları sürekli aşağılayan bazı insanları da, mecburen kadınlar doğurduğuna göre, bu aptalca düşmanlık ve önyargının kaynağı ne olabilir?
Analık ile kadının aşagılanmasını aynı kefeye koymak anlamsızdır. Ana ile mülki bir ilişkiniz yoktur. Ama kadının aşagılanma temeli anaynlı gelen soyun babayanlı soya dönüşmesidir.
sayın janti
soruların bir yönlendirme temeli taşıdıgı kuşkusuna ben de sahip oldum. Ancak bir diger konu bu soruların herbiri üzerinde bir tez yazılabilir. Tartışılması gereken ve herbiri ayrı başlık içeren sorular.
Elimden geldigi kadar cevaplandırmaya çalışacagım. Ama her soru üzerinde o kadar çok yazılacak şey var ki. Birer cümle ile yanıtlamaya çalışyorum.
saygılarımla
evrensel-insan
19-11-2008, 05:52
Saygideger arkadaslar;
1-Çoğu mitinglerde yalan söyleyen politikacılar için, karda kışta alanları doldurup, onları desteklemeye yırtınanlar vatan-millet aşkı ve hizmet için mi orada oluyorlar yoksa gerçekte başka amaçları mı vardır?
Her, mitinge katilanin; kendine gore bir amaci olabilir, ama genelde suru psikolojisi hakimdir.
2-Sizin aldığınız maaşın onda birini aldıkları halde, bazı memurlar, belediye çalışanları ve özellikle gümrükçüler nasıl sizden çok daha müreffeh bir hayata sahip olabiliyorlar?
Rusvet yiyerek
3-Ülkemizdeki tüm mimar ve mühendisler ve onların örgütlenmeleri yolsuzluklara ve imar yanlışlarına karşıdırlar. Peki, içinde yaşadığımız ucube kentleri kim, nasıl inşa ediyor dersiniz?
Teori baska, pratik baskadir.
4-Minibüs taşımacılığı hangi uygar ülkede vardır ve kentte halkın ulaşımında yarar ya da zararı nedir?
Otobus, tren, v.s. cok yolcu tasiyan tasitlar, varken; minibuse gerek yok. Ustelik, denetim altinda da degiller. Sadece alisilagelmis bir ekmek kapisi.
5-8300 km kıyı şeridine sahip bir yarımada olan Türkiye’de trafik canavarını lastik tekerlekli taşımacığa mahkum ederek yaratmak ve iki yarımadadan oluşan İstanbul’da halkı halk otobüsü ve minibüse mahkum etmeksizce ne anlama gelir?
Turkiye de, ne trafik altyapizsi; ne de gelecek plani var. Sadece gun kurtarilmaya calisiliyor.
6-Radyoaktif atıkların ve cep telefonlarının insanlarda kanser riski yarattığına insanlarımız neden inanmazlar?
Aids bana bulasmaz, mantigindan.
7-Genelin tersine ülkemizde bir takım ayrıcalıklı kişiler “ateşli silah bulundurma hakkı” dolayısıyla “adam öldürme hakkı” na sahiptirler. Mesleği gereği, zorunluluktan silah taşıyanlar dışındaki bu ayrıcalıklılara, bu hakkı tanımanın mantığı nedir? Eğer sizce gerekli ise bu yetki nasıl verilmelidir?
Silah, oldurucu bir alettir. Sadece, guvenligin; o da sadece gorev esnasinda kullanmasi gerekir. Av amacli silahlar da, denetilmelidir.
8-Bir anda hayatımıza giren “organik tarım” nedir ve yine birilerinin cebini doldurma tezgahının işletilmesi söz konusu olabilir mi?
Organik tarim, bir aldatmacadir.
9-Geçmiş yıllarda bazı girişimciler her otomobilde bir ceset torbası bulundurma hakkında kanun çıkartılması için epey emek harcamışlardı. Nasıl oldu da hayata geçirilemedi?
Bir kaza aninda; kazayi yapanlar degil; yardimci ekipler mudahele etmelidir. Tibbi bilgi gerekir.
10-Kadınları sürekli aşağılayan bazı insanları da, mecburen kadınlar doğurduğuna göre, bu aptalca düşmanlık ve önyargının kaynağı ne olabilir?
Erkek egemen toplum ve dogu erkegi olmak
11-Özellikle büyük kentlerde bir otomobilin direksiyonuna kurulan en mülayim ve uygar insanın bile bir süre sonra canavarlaşması nasıl açıklanabilir?
Duygusal ortama ayak uydurmasi
12-“Aman evladım kimseyle kavga etme” diye yetiştirilen çocukların hayat boyu kavga etmeden ve dayak yemeden yaşayabileceği mi düşünülür?
Bazi sozlerin anlamsizligini yasam ve iliskiler kanitlar
13-Son zamanlarda ortalığa dökülen çocuklara cinsel istismarın artışını nasıl yorumluyorsunuz? Kendi çocuklarımıza gösterdiğimiz sevgi ve anlayışın yüzde birini başkalarının çocuklarına göstermek çok mu zordur?
Bu, bir bilinc ve egitim meselesi
14-İnsanın ürettiği sonsuz miktarda çöp vb. atıklar, sizce hangi zaman diliminde hayatımızı çöpe çevirecektir?
Recycle yontemiyle; yani artiklar, tekrar kullanilir hale getirilerek.
15-Homoseksüellik ve dönmelik, kapitalist sistemin yükselişi ile tüketimi artırma amacıyla abartılan, normal, hatta özendirilecek bir kavram haline getirilmiş olabilir mi?
Kapitalizmin veya topluma ters gelen seyi sistemin yonlendirmesi dogaldir. Yalniz, bunlar bir hastalik veya sapiklik degildir.
16-Özellikle son yıllarda ana-babalar erkek çocuklarına neden, yoğun olarak “Onur “ “Erdem” ve ”Mert” gibi pozitif çağrışımları olan isimler takmaktadırlar?
Eski, turk kultur geleneginin yukselisi olabilir.
17-Son yıllarda özellikle büyük kentlerde ana-babalar neden çocuklarını eğitmek konusunda, onların hiç fikirlerini almadan, bir tür eğitim yarışı tutturmuşlardır? Kendi yapamadıklarını çocuklarının yapmasını mı isterler?
Turkiye de, birey yetismez ve bireysel haklar ve ozgurlukler yoktur.
18-Bazı insanlar, özellikle gençler, sakal ve saçlarıyla giyim kuşamlarını oldukça değişik ve çoğu kez çoğunluğa garip gelen hallere sokarak ne anlatmaya çalışıyorlar? Bunların içinde doğulu gençlerin görece yoğunluğu nasıl açıklanabilir?
Her, giyim ve gorunusun ya dikkat cekici, yada dusunceyi yansitici bir icerigi olabilir.
19-“Çağdaşlaşma” yalnızca ekonomik gelişmeden mi ibarettir?
Dusuncenin guncellesmesinden ve bu gelisimin hem bireysel hemde toplumsal temeldeki egitiminden ve bu egitimin verdigi bilincten.
20-“Serbest Pazar ekonomisi” devletin pazarı başıboş ve denetimsiz bırakması anlamına mı gelir?
Rekabet, denetim altinda tutulmalidir.
21-Kentlerimiz neden sürekli olarak bir “şantiye” görünümündedir?
Cunku, kentlesmenin anlami bilinmemektedir.
22-Neredeyse tüm devlet hastanelerinin çevresinin, özel sağlık kurumları ile kuşatılması neyle açıklanabilir?
Basibosluk ve basibozuklukla.
23-Sağlık ve eğitimin ticari meta haline gelmeleri doğal mıdır?
Hayir
24-Çocuk sevgisinin ticari meta haline gelmesi nasıl önlenebilir?
Insansal bilince kavusarak
25-Türkiye’nin sorunu “kentleşmek” midir yoksa, “kentlileşememek” mi?
Kent kokeni uygun degildir.
26-Sovyetler birliği, kendiliğinden mi, iç baskılarla mı yoksa kapitalist dünyanın etkisi ile mi dağılmıştır? Yakın gelecekte dünyada benzer ülkeler yeniden doğabilir mi?
Sorosvari ozgurlugun, mikro ayrimcilik politikasiyla.En son Kosova
27-Eğitim sorunlarının kaynağı ekonomik midir yoksa başka nedenleri de var mıdır?
Bilincsizlik, plansizlik ve gelecegi gorememe.
28-İstanbul beyefendisi dendiğinde akla kimler gelirdi? O insanlara bugün ne olmuştur?
Degisime ugramis ve yozlasmistir.
29-İş yaşamında “başarılı” olmak için bir insanda olması gerekli özellikler nelerdir ve bunlar okullarda öğretilmekte midir?
Calismanin bilincinde olmak, is disiplini ve ortamina uyum saglamak. Dusunce uretebilmek. Turkiye de, hayir
30-İş hayatında ve özel hayatta “mış gibi görünmek” başarının önemli bir etkeni haline mi gelmiştir? Eğer öyle ise bunun nedeni ne olabilir?
oz ve temelin olmamasi
31-Hırsız, arsız, dinci, kinci ve ırkçı politikacıları da aynı halk seçtiğine göre, neden hiç kimse halka toz kondurmaz? Yaşanan yanlışlarda halkın hiç mi suçu ve sorumluluğu yoktur?
Halk, egitim ve ogretimle bir yerlere gelir. Bunu, kendi kendine almasi; toplumsal olarak imkansizdir.
32-“Ezberlerimizi bozalım” diyenler neden öncelikle kendilerinden başlama gereği duymazlar?
Cunku, igneyi kendilerine batirmazlar ve kendilerini gormezler.
33-“Yobaz” terimi sadece dinsel tutucular için mi kullanılır? Yoksa her dünya görüşünün yobaz üretme potansiyeli var mıdır?
Yobaz-gerici-tutucu-temelliyse, evet.
34-Takım tutan fanatik seyirciler gibi, bir dünya görüşünü, partiyi, topluluğu ya da hareketi körü körüne savunmak ve destek vermek ne demektir?
Kendini kandirmak, bosa kurek cekmek
35-“Solculuk” ne demektir?
Tarihe karismistir
36-Kemalistler solcu mudur?
37-Kürtçüler solcu mudur?
38-CHP solcu mudur?
39-Aleviler solcu mudur?
Tarihe karisan, solcu dan ne algilandigina bagli
40-“Bende neden yok?” zihniyeti ile sosyalist ya da solcu olunabilir mi?
Teori yoksa, hersey olur.
41-Solculuk dine sövmeyi gerektirir mi?
42-Sağcılık sosyalizme sövmeyi gerektirir mi?
Sovmek, ne insanliga yakisir; ne de bir yarar saglar.
43-Askerler dahil herkesin zaman zaman demokrasiyi savunur olması iyiye mi alamettir; yoksa bu durum demokrasinin anlamının saptırıldığına mı delalet eder?
Demokrasiden, ne algilandigina bagli.
44-“Laiklik” nedir ve İslam dünyasına laiklik dersi veren batı ülkeleri ne kadar laiktir?
Laiklik, 18. yuzyilda kalmistir.Bireysel hak ve ozgurlukler ve sekularite soz konusudur. Farklarin korundugu,antiayrimcilik, kilit faktordur.
45-Hırsız da olsa, arsız da olsa, katil de, terörist de olsa, “bizden” ise ona arka çıkmak mı gerekir?
Arka cikmakta, karsi gelmekte cozum degildir. Cozum egitim ve bilinclenmedir.
46-Dünyanın tamamında tek bir etnikten oluşmuş bir ulus ya da devlet var mıdır?
Mumkun degildir.
47-Türkiye’de “Türk” kavramı etnik bir kavram mıdır, kültürel bir kavram mı yoksa her ikisi de mi doğru ya da yanlıştır? Kimler Türk kabul edilir?
Kimlik olarak, etnik; butun olarak; kavim, kultur. Turk kultur ve degerlerini benimseyen ve uygulayan her dusunce ve davranis. Kim istiyorsa o.
48-“Türküm” diyenler gerçekten mutlu mudur?
Mutluluk nedir?
49-“Ne mutlu Türküm diyene” ile , “Ne mutlu Türk olana” arasında nasıl bir farklılık vardır?
Ikiside milliyetci soylemdir. Biri tesviktir.Kimlik, dogumdan ve etnik kokenden gelir. Bunu da, kisinin secme hakki yoktur.Savunmasida anlamsizdir.Sadece o kulturu yasatabilir, milliyeti olma vasfiyla, milliyetci degil.
50-Dünyanın pek çok noktasında Türk diline yakın dil konuşan çok sayıda halkın bulunması nasıl açıklanır? Bu halklar gerçekten Türk müdür?
Turk dili degil; turkcedir. Turkce de; bati altay dillerindendir Bir kisi, bir dili konusuyorsa; otomatikman, o dilin milli kimligini almasi gerekmez.Bu, halklar da; bati altay dil grubundadir.
51-Orta Asya’daki bir Özbek mi daha Türktür, yoksa Balıkesir ‘deki bir Boşnak mı? Neden?
Kimse, kimsenin etnik kimligini ne olcebilir, ne de buna hakki vardir. Kisi ne hissediyorsa odur.
52-Türkiye Cumhuriyeti dış politikasında “Türk” kavramı, yurt içinde olduğu iddia edilen etnik ayrımcılık yapılmadığı söylenen “kapsayıcılığı” neden ve nasıl değiştirir? Örneğin Türkiye’de kanunla Türk sayılan Kürtler Irak dış politikasında nasıl “öteki” haline getirilir?
..... kokenli, TC vatandasi.Kimsenin, kimseye etnik konuda mudahelesi olamaz. Kisi kendi etnik kokenini kendisi secer. O kokenin degerlerini yasatabilmek ve iliskilerine tasiyabilmek icin
53-“Laz” dendiğinde aklınıza neler gelir?
54-“Çerkes” dendiğinde aklınıza neler gelir?
55-“Alevi” dendiğinde aklınıza neler gelir?
56-“Çingene” dendiğinde aklınıza neler gelir?
57-“Arap” dendiğinde aklınıza neler gelir?
58-“Kürt” dendiğinde aklınıza neler gelir?
59-“Göçmen” dendiğinde aklınıza neler gelir?
60-“Orta Asya” dendiğinde aklınıza neler gelir?
61-“Kafkasya “ dendiğinde aklınıza neler gelir?
62-“Balkanlar” dendiğinde aklınıza neler gelir?
63-Rahip ve bir takım Hıristiyan vatandaşlarımızın Trabzonlu gençlerin hedefi olmasının, bölgenin geçmişte Ortodoks Hıristiyan Pontus Rum devletinin başkenti olması ile bir ilişkisi olabilir mi?
Yonetim ve yonlendirim ile ilgisi var. Genclerin, beyninin yikanmasi ve cikar saglanmasi.
64-Kafa sayısının demokratik haklar ve talepler için nasıl bir önemi vardır?
Katilimci demokrasi de, rolu vardir. Diktator demokrasilerde ve suru psikolojisi ve korku felsefesiyle yonetilen ve yonlendirilen toplumlarda onemli degildir. onemli
65-Halkların kardeşliğinde büyük kardeş, küçük kardeş ayırımı var mıdır? Halklar hiyerarşisi yaratarak, ilerici, demokrat, aydın ya da solcu olunabilir mi?
Olmamasi gerekir. Haklar, bireyseldir. Bir sey, ya yonlendirim ya da kendini egitimle olunur.
66-Türkiye’nin en büyük gazetelerinden birinin logosunun altında “Türkiye Türklerindir” ibaresinin yer alması ne anlama gelir?
turk milliyetciligi
67-Atatürk devrimleri halkın çoğunluğunun destek ve katkısını ne derece almıştır ve bugünkü sorunlarımızda o zamanki elitlerin kullandıkları yöntemlerin bir etkisi var mıdır?
Ataturk devrimleri bir ust yapi devrimidir, alt yapiya tasinamamistir.
68-Resmi devlet anlayışına göre madem bu ülkede hepimiz Türküz; bir Türk dili ya da lehçesi kabul edilmesi gereken Çerkesce, Lazca, Kürtçe veya Boşnakça dillerinden herhangi birinde devletin bastırdığı bir kitap adı biliyor musunuz?
Bilmeyi isterdim.
69-Yaşayan kültürleri ayakta tutan dil olduğuna göre, Türkiye Cumhuriyeti sadece Türk dilli insanlardan mı oluşmaktadır ki, bu ülke kültürünü ayakta tutmak için sadece ve sadece Türk dili yaşatılmaya çabalanmaktadır?
Dil bir zenginliktir. Herkes, istedigi dili konusmakta hak ve ozgurluklere sahip olmalidir. Okullarda; cok dillilik gonullu olarak verilmelidir.
70-Ülkemizdeki tüm halklar kanun önünde eşit olduğuna göre, eşitlerden sadece birinin diline ve kültürüne zenginleşme, gelişme ve yaşama şansı tanınırken diğerleri neden ölüme terk edilmiştir? Türk sayılan, Arnavutun, Lazın ya da Çerkesin dilinin, kültürünün hiçbir değeri, kullanım alanı, dünya kültürüne katkısı, kökü yok mudur ki, varlığı inkar edilmekte ve unutulsun diye devletçe tüm olanaklar zorlanmaktadır?
Turklestirme politikasi. Farklari yok saymak.
71-Bu denli etnik ve dilsel çeşitliliğe sahip ülkemizde, resmi ortak dil Türkçe iken, isteyen her ferdinin eğitiminin belirli bir aşamasında ailesinin ya da komşusunun yahut merak ettiği bir etniğin kullandığı başka bir dilin eğitimini de almasının ne gibi bir sakıncası olabilir? Yani en az iki dil bilen bir ülkenin vatandaşı o ülkeye zarar mı verir yoksa yarar mı sağlar?
Hic bir sakincasi olmaz.Bir dil, bir kisi demektir.
72-“Bir dil bir insan” ise ve çocuklarımıza İngilizce öğretmek adına her tür fedakarlığı yapıp, paralar harcamaktan kaçınmıyorsak, neden analarımızın, ninelerimizin, komşumuzun konuştuğu dili de öğrenmeyelim?
Ogrenelim
73-Ülkemizde Türk diline saygı ve emek vermek aydın ve insan olmakla eşdeğer tutulur iken, yaşayan başka dillerin yok oluşunu ellerini ovuşturarak beklemek, hatta bir an evvel yok olsun diye tedbirler almak ne derece aydınca ve insanca bir tavırdır
Ne aydinca, ne de insanca bir tavirdir.
74-Tek dilli, tek kültürlü ulusal devlet, bir ulusun onuruyla ayakta kalabilmesinin tek seçeneği midir? Çok dilli, çok kültürlü,ama “birlikte” yaşamak mümkün değil midir?
Egitim ve bilinc saglanir, birey yetistirilir ve devlet bireyi icin cabalarsa; evet.
75-Sadece dil ortaklığı “bizden” olmaya, sadece dil farkı “öteki” olmaya yeterli olabilir mi?
Bizden ve oteki; yoneten ve yonlendirenlerin, cikarci iktidarlarinin bir urunudur.
76-Bir insanın birden çok etnik kimliği olabilir mi?
Evet, anne ve baba ayri etnik kokenlerden gelebilir. Ama, vatandaslik, ulkesel ve cografidir.
77-“Kimlik” nedir; kimlik ile “tarih bilinci” arasında nasıl bir ilişki vardır?
Kimlik, bir kisinin dogumdan aldigi; anne-ve babasinin etnik kokenidir. Bir de, bulundugu ulkenin vatandasligini alir.Tarih bilinci ise; kisinin o bilinci alip almamasiyla paraleldir.
78-Türk dışında bir etnik kimliğe sahip olunduğu saklanmadan devlet ve özel sektörde etkin noktalara gelebilmek mümkün müdür?
Genelde hayir.
79-“Türkler, Kürtler ve diğerleri” zihniyetini savunanları nasıl değerlendirmek gerekir? Halkları kategorize eden bu vb. anlayışların ilerici, demokrat, insan hak ve özgürlüklerinden yana olduklarına inanılır mı?
Ya ayrimci, ya da farklarin farkina varmis olarak. Farklarin farkina varmis ise; ve bu farklari bir butunluk-birlik, beraberlik ve uniter yapi icinde tutmayi amacliyor ise; evet.
80-“Kürt sorunu” nedir ve kaynakları nelerdir? Kürt sorununda Kürtlerin hiç mi sorumluluğu yoktur?
etnik kimlik sorunudur. Kaynagi, Turkiye'nin hala 18. yuzyili yasamasidir.
81-Kürt sorunu nasıl çözülür?
Antiayrimci ve bireysel hak ve ozgurluklerin hukuk guvencesinde.
82-Türkiye’nin sorunlarını Kürt sorununa indirgemek sorunların çözülmesini engellemenin bir yolu olabilir mi?
Evet. Cozum onermeden once; sorun tum ciplakligiyla ortaya konmalidir.
.
83-Türkiye Cumhuriyeti ülke halklarının bilinç ve iradeleri ile mi kurulmuştur, yoksa emperyal devletlerin isteklerine uygun olarak oluşturulmuş bir devlet mi söz konusudur?
Ataturk'un onderliginde ve diktatorlugunde.Su anda mi?
84-Ezilen ulus milliyetçiliği “ırkçılık” a dönüşemez mi?
Cok rahat. sorosvari egitimle.
85-Bir ulusun en şoven milliyetçileri neden genellikle kökeni başka bir ulusa dayanan insanlardan çıkar?
Kendini ispat veya "kraldan, daha kralci olma" dusuncesi.
86-1915 Ermeni tehciri, Cumhuriyetin kurulmasından sonra Yunanistan ile yapılan mübadele ve yürürlüğe konulan Türkleştirme politikaları sonucunda yaratılan “Türk-Müslüman” üniter devlet yapılanması hakkında düşünceleriniz nelerdir? Bu yaklaşım yerine Müslüman, Hıristiyan, Musevi vb. dinsel ve etnik çeşitliliğe sahip bir demokratik hukuk devleti daha gerçekçi ve sağlam bir devlet yapısı yaratmaz mıydı?
Odevir, milliyetci cikislar devriydi. Osmanli boyle parcalandi. Osmanlinin, musluman temeli korunarak.Teklestirme politikasi.
87-Ülkemizde Türk dışında hiçbir etnik grubun varlığı kabul edilmezken, buna sadece kendi kimlikleri için itiraz eden Kürtler kendilerini neden Türkler gibi ayrıcalıklı görmektedirler? Karşı çıktıkları ayırımcılığı ve inkarı bizzat kendilerinin de yaptığını kabul etmeleri mi gerekir?
Kurt halkinin bunda rolu yoktur.
88-“Yabancı birisi yazmış, söylemiş ise doğrudur” önyargısının kökeni nedir?
Bati hayranligi ve ozentisi. Batiya karsi duyulan asagilik duygusu.Kendi verilerine guvenmeme.Kendini bilememe. Oz bilincin yoksunlugu. Birey olamama.
89-Atatürk ve Atatürkçülük bir “tabu” mudur? Tabu ise, müsebbipleri kimlerdir? Bu durumu toplumsal gelişim ve barışa ne getirir ya da ne götürür?
Yavas, yavas olmaktan cikiyor.Tabular, hem bireysel hem de toplumsal gelisimin onundeki engellerdir. Dusunce ve fikir ozgurlugu tanimaz. Diktator agirliklidir.
90-Atatürk devrimleri halkın çoğunluğunun destek ve katkısını ne derece almıştır ve bugünkü sorunlarımızda bu yöntemin bir etkisi var mıdır?
Ataturk devrimleri ust yapi devrimleridir. Sadece belirli bir egitim almis kesime etki etmistir.
91-Sovyetler birliği, kendiliğinden mi, iç baskılarla mı yoksa kapitalist dünyanın etkisi ile mi dağılmıştır?
Daha once soruldu, bu soru.
92-Okullarımızda resmi siyasi ve ideolojik tarihler yerine sosyo-kültürel tarih okutulması ne getirir ne götürür?
Okullarimizda; disaridan bakis acili ve notr algili olan tarih okutulmasi gerekir.
93-Kimlik bunalımı ya da kimlik örselenmesi neyi anlatır?
Kisinin rahatsizligini ve mutsuzlugunu, tedirginligini.Yasam ve iliskilerindeki acik ve gercekci olamamayi.
94-“Birlik” ile “bir örneklik” arasındaki farkı nasıl anlatabiliriz? Ülkemizde tek dil, tek kültür, tek millet ideolojisi ile yaratılmak istenen olgu tüm halkların birliği midir; yoksa bu yolla tüm farklı halklar birbirine tıpa tıp benzeyen bir örnekleştirilip, tek etniklik (Türk) mi yaratılmaktadır?
Anadolunun cok sesli mozaik yapisi; farklarin farkina varilmasini ve gozetilmesini; bir uniter yapi temelinde birlik ve beraberlik saygisinin hak ve ozgurluklerinin temelinde ve hukuk guvencesinde.Antiayrimcilik, birlik demektir.
95-Türkçü ideologlardan Nihal Atsız’ın, oğlu Yağmur’a yazdığı “vasiyetname”de neredeyse tüm dünyanın ve özellikle birlikte yüzyıllardır yaşadığımız diğer Anadolu halklarının “Türk düşmanı” olduğunu belirtme gereği duymasını nasıl bir ruh halinin yansıması olarak açıklayabiliriz?
96-Kemalist aydınların ağzında düşürmedikleri “Arap sömürgeciliği” ile kast edilen nedir? Araplar mı Türkleri yoksa Türkler mi Arapları sömürgeleştirmişler idi? Kemalistbir kesim aydında yaygın olan Arap düşmanlığını nasıl açıklamalı?
Ortada bir somurgelesme yok. Sadece toplumdaki muslumanlik yasam ve iliskilerinde; turk kulturu yerine, arap kulturu hakim.
97-İslam dininin temel kitabı Kuran’ın Arapça oluşunda Arapların ne suçu günahı vardır ki, bir kesim Kemalist aydınların sürekli olarak suçlamalarına maruz kalmaktadırlar? Müslümanların kutsal kitabı Türk dilinde olsa idi, Araplar da Türklere mi düşman kesileceklerdi?
Kurani okuyup anlama acisindan; her musluman ulke; kendi diline cevirmeli; en azindan neye inandiginin bilincine varmalidir.
98-“Milliyetçiliğin” dünyadaki ve ülkemizdeki yükselişi nasıl açıklanabilir?
Sorosvari-ozgurlugun mikro ayrimci ideolojik calismasiyla.
99-Terör nasıl tanımlanır? terörün kaynakları yok edilmeden, yani nedenler mevcudiyetini sürdürürken, terörle mücadele etmek ne anlama gelir?
Terorle mucadele demek; terorizmle mucadele demektir. Teoristle yapilan mucadele, teroru onlemez. Terorizmi ya azdirir, ya da terorist saldirilari gecici sekteye ugratir.
100-Ülkemizde bir kesim aydının ortak görüşü, Çerkeslerin MİT, ordu, polis ve bürokraside çok önemli noktalarda yer aldığıdır. Son günlerde “Ergenekon”un da bir “Adığe-Abhaz (Çerkes) ağırlıklı örgüt” olduğu tezi öne sürülmüş idi. Bunların gerçeklik payı sizce nedir ve neden böyle bir algılama oluşmuştur?
Bende, boyle bir algilama yok.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın Dilaver , mesaj-yorum için teşekkür ediyorum. Daha geniş değerlendirmelerinizide sabırsızlıkla bekleyeceğim.
Sayın evrensel-insan , verdiğiniz önem ve emek için sizlerede teşekkür ederim.
Sevgiyle Kalın.
Sevgili janti;
Öncelikle dostum ve arkadaşım Yalçın'a sevgi ve selamlarımı ilet.
"Derviş sevdiği postu yerden yere vururmuş" anlayışıyla söyleyeceklerimi değerlendirirse sevineceğimi de...
100 aykırı soru Yalçın'ın günlük yaşamında karşılaştığı tuhaflıklara bir açıklama çabası ise soruların kendi iç çelişkileri anlaşılır oluyor. Ama eğer bu 100 soru Türkiye'yi anlamanın anahtarı, ortak çözümler getirmenin başlangıcı gibi algılanıyorsa ya da düşünülmüşse sorunumuz var demektir.
Çünkü ağacı kavramadan, ürünü, elmayı anlama çabası bizi bir yere götürmez. Türkiye'nin
tuhaflıkları, sorunlar ve bunlara getirilen çözümlerin "doğal seçilimidir". Peki bu çözümler farklı olabilir miydi ? Elbette teorik olarak her şey mümkün. Ama dünya konjonktürü o dönemde farklı olsaydı, değişimi-dönüşümü başlatanların sınıfsal yapısı farklı olsaydı, değişime dönüşüme konu olan toplumların binlerce yıllık kültürel var oluşları farklı olsaydı, üretim ilişkilerini belirleyen doğal çevre farklı olsaydı... v.s , v.s. Özellikle tarihe bakarken sık sık düşülen hata budur. "Olsaydı" asla çözüm üretmeyen ve sorunu kavrayamayanların, ağacı görmeyip elmayı eleştirenlerin yanılgısıdır.
Çetin Altan'ın metaforları vardır “Eğer her köyde tenis kortu olsaydı trafikte kimse kimseye
küfretmezdi” tadında. Baktığında üzerinde düşündüğünde doğru dersin ama aslında hiç bir şey dememekle malûl bir önermedir.
Cumhuriyeti kuran önderlik “Bu yaklaşım yerine Müslüman, Hıristiyan, Musevi vb. dinsel ve etnik çeşitliliğe sahip bir demokratik hukuk devleti daha gerçekçi ve sağlam bir devlet yapısı yaratmaz mıydı?” sorusu ve beklenen cevabı Çetin Altan'lık bir yaklaşımdır. Çünkü asıl sorulması gereken soruyu ihmal eder; yapabilirler miydi ?
Organik tarim, bir aldatmacadir.
Organik ürün diye piyasaya sürülenler sahte olabilir.
Ama organik tarım'ın aldatmaca olduğunu söylemenin mantığı nedir?
Doğal olanı, ekolojik olanı, kimyasalsız, katkısız olanı desteklemek yerine "aldatmacadır" diye kösteklemek büyük yanlıştır.
Organik ürünlerin fiyatlarına dar gelirlilerin gücünün yetmemesi ayrı değerlendirilecek bir konudur. Ona kalırsa fakirin alamayıp da zenginin kullandığı çok şey var.
11-Özellikle büyük kentlerde bir otomobilin direksiyonuna kurulan en mülayim ve uygar insanın bile bir süre sonra canavarlaşması nasıl açıklanabilir?
Her mülayım ve uygar insan canavarlaşmaz. Yine bir genelleme yapılmış.
Genelleme yapılmadan sorulduğunu varsayarak ele aldığımızda sebebini;
sabır ve anlayış eksikliği ile yoğun bencillik olarak açıklayabiliriz.
12-“Aman evladım kimseyle kavga etme” diye yetiştirilen çocukların hayat boyu kavga etmeden ve dayak yemeden yaşayabileceği mi düşünülür?
Hayır. Olgunluğa erişmeden, ne yaptığını bilecek çağa gelmeden hata yapmasından, kendisine ve çevresine zarar vermesinden endişe edilir.
13-Son zamanlarda ortalığa dökülen çocuklara cinsel istismarın artışını nasıl yorumluyorsunuz? Kendi çocuklarımıza gösterdiğimiz sevgi ve anlayışın yüzde birini başkalarının çocuklarına göstermek çok mu zordur?
Maalesef bu soruda da genelleme var. Cinsel istismarcı ve pedofili hastalarına soruyormuş gibi sunulmuş.
Pedofili hastasına bilinç ve eğitim vererek sorun çözülemez. İşte Hüseyin üzmez vakası. Bu adamın bilince, eğitime ihtiyacı mı var?
Bunların tedaviye, çocukların da korunmaya ihtiyacı var.
14-İnsanın ürettiği sonsuz miktarda çöp vb. atıklar, sizce hangi zaman diliminde hayatımızı çöpe çevirecektir?
Çöp ve atıkları doğa temizler. Ama içinde doğanın temizleyemediği ya da çok geç temizleyebildiği plastik, kimyasal, radyoaktif madde vb. artıklar yeterince tehlikeli çöplükler oluşturmuştur.
15-Homoseksüellik ve dönmelik, kapitalist sistemin yükselişi ile tüketimi artırma amacıyla abartılan, normal, hatta özendirilecek bir kavram haline getirilmiş olabilir mi?
Olamaz. İlkçağlardan itibaren toplumlarda sıklıkla rastlanılan bir durum. Kapitalizmin özendirmesi değil, demokrasi ve insan haklarının koruyuculuğu sayesinde sesleri duyuluyor.
16-Özellikle son yıllarda ana-babalar erkek çocuklarına neden, yoğun olarak “Onur “ “Erdem” ve ”Mert” gibi pozitif çağrışımları olan isimler takmaktadırlar?
Keşke öyle olsa. Yoğun değil ama kısmen var. Asıl yoğun olan örneğin eskiden Mehmet olarak konan isimlerin yoğun şekilde Muhammed'e dönüşmüş olması.
Sorunun "Son yıllarda Mehmet isminin yerini yoğun olarak Muhammed isminin almasını neye bağlıyorsunuz?" olması daha yerinde olurdu.
17-Son yıllarda özellikle büyük kentlerde ana-babalar neden çocuklarını eğitmek konusunda, onların hiç fikirlerini almadan, bir tür eğitim yarışı tutturmuşlardır? Kendi yapamadıklarını çocuklarının yapmasını mı isterler?
Hayır. Sebep parsellenme. Tüm iş alanları dolu. Her yıl yüzbinlerce genç mezun oluyor ama iş bulabilen çok az. İş olanağı için ise iyi okullardan iyi derecelerle mezun olmak, yabancı dile, bilgisayar programlarına vakıf olmak gerekiyor. Bunun farkında olan aileler de çaresiz kalarak çocuklarını yarışa zorluyor.
18-Bazı insanlar, özellikle gençler, sakal ve saçlarıyla giyim kuşamlarını oldukça değişik ve çoğu kez çoğunluğa garip gelen hallere sokarak ne anlatmaya çalışıyorlar? Bunların içinde doğulu gençlerin görece yoğunluğu nasıl açıklanabilir?
Kişilik kazanma duygusu.
19-“Çağdaşlaşma” yalnızca ekonomik gelişmeden mi ibarettir?
Aslolan kültürel gelişmedir. Kültürel gelişme ise ekonomiye bağlı.
20-“Serbest Pazar ekonomisi” devletin pazarı başıboş ve denetimsiz bırakması anlamına mı gelir?
Serbest rekabetin özelliği bu. Devlet müdahalesi olduğu takdirde adı serbest rekabet olmaz. Ama serbestliğin de bir sınırı olmalı, denetim şart.
kandahar
19-11-2008, 22:23
Organik ürün diye piyasaya sürülenler sahte olabilir.Anzor burada yanılıyor. Organik tarım diye bir şey vardır, aslında suni gübre ve hormon kullanılmadan yapılan tarımdır bu. Anzor'un burada organik tarımı yadsıması saçmadır. Çünkü bu gerçekten var olan bir şeydir. Yadsınması gereken yeni yeni kurulmaya başlayan tarım şirketlerinin (ilk aklıma gelen Arı markalı domatesler) kurulmasının ardından bir hormon hikayesinin patlaması. Yani tarım bundan 20 sene önce nasılsa bugün de aşağı yukarı aynı. Nereden çıktı bu hormon meselesi aniden?
Olamaz. İlkçağlardan itibaren toplumlarda sıklıkla rastlanılan bir durum. Kapitalizmin özendirmesi değil, demokrasi ve insan haklarının koruyuculuğu sayesinde sesleri duyuluyor.
Anzor burada haklı. Homoseksüel evliliğinin kabulü ve özendirilmesi demek yeni bir "aile" kurulması demek, bu da yeni masraflar demek ki bu masrafların neler olabileceği herkesçe malum. Anneler günü, Sevgililer günü vb. de hepsi uydurmadır Anneler gününü ilk ortaya atanlar satışlarını arttırmak isteyen çiçekçilerdir mesela. Kapitalist ekonomi hep daha fazla tüketime dayalıdır bu yüzden tüketimi arttıracak her türlü saçmalık hoş görülür ve teşvik edilir.
http://www.turan-dursun.com/showthread.php?p=139016 (http://www.turan-dursun.com/forumlar/showthread.php?p=139016#post139016)
Not: Linkteki mesaj konuyla alkasız görüldüğünden çöplük forumuna taşınmış. Kişisel saldırıya cevap niteliğinde olduğundan konuyla alakalı mesajımın altına ek olarak veriyorum
Anzor burada haklı. Homoseksüel evliliğinin kabulü ve özendirilmesi demek yeni bir "aile" kurulması demek, bu da yeni masraflar demek ki bu masrafların neler olabileceği herkesçe malum. Anneler günü, Sevgililer günü vb. de hepsi uydurmadır Anneler gününü ilk ortaya atanlar satışlarını arttırmak isteyen çiçekçilerdir mesela. Kapitalist ekonomi hep daha fazla tüketime dayalıdır bu yüzden tüketimi arttıracak her türlü saçmalık hoş görülür ve teşvik edilir.
Buna katılmıyorum. 100'den fazla kapitalist ülkeden sadece 6-7 tanesinde serbestlik var. Bunun sebebi tüketimi arttırmak değil.
Sebebi homoseksüelliğin bu ülkelerde yaygın oluşu. Potansiyelin gücü, oy kaygısı ve özgürlükçü demokrasi anlayışıdır.
6-7 ülkedeki serbestliğin, özendirmenin nedeni yerine tersinden düşünüp, 90-100 ülkedeki kısıtlamanın nedenlerini sorgularsanız doğruyu bulursunuz.
gercekisim
19-11-2008, 23:33
Ben sonuna kadar okudum,çok saçma sorular da gördüm bir kaç mantıklısını da ama ben buraya yazılan ve sorudan çok serzenişe ya da birilerini haklı veya haksız göstermeye yönelik bu sorulara cevap yazmıyorum ve 2 soru soruyorum.
1-Neden soruları 100 rakamına tamamlayabilmek için birkaç soruyu iki defa sordunuz?
2-100 takıntısının özel bir sebebi var mı?
21-Kentlerimiz neden sürekli olarak bir “şantiye” görünümündedir?
Plansız şehirleşme ve ihalelerin cazibesi.
22-Neredeyse tüm devlet hastanelerinin çevresinin, özel sağlık kurumları ile kuşatılması neyle açıklanabilir?
Bu da bir genelleme. Ancak sağlık üzerinden rant konusu ürkütücü boyutta.
23-Sağlık ve eğitimin ticari meta haline gelmeleri doğal mıdır?
Doğaldır. Çünkü sistem onu gerektiriyor. Doğal olmayan sistemdir.
24-Çocuk sevgisinin ticari meta haline gelmesi nasıl önlenebilir?
Yok böyle birşey. Ama düşünenler olabilir.
25-Türkiye’nin sorunu “kentleşmek” midir yoksa, “kentlileşememek” mi?
Türkiye'nin daha büyük sorunları var. Kentleşmek ve kentlileşememek arasında bir seçim yaparsak elbette kentlileşememektir. Hatta kentlileri köylüleştirmektir.
26-Sovyetler birliği, kendiliğinden mi, iç baskılarla mı yoksa kapitalist dünyanın etkisi ile mi dağılmıştır? Yakın gelecekte dünyada benzer ülkeler yeniden doğabilir mi?
Kendiliğinden değil ama en başta kendi sebeplerinden. Kapitalist dünyanın etkisi ise 2. sırada.
27-Eğitim sorunlarının kaynağı ekonomik midir yoksa başka nedenleri de var mıdır?
Ekonomik değil, ekonomidir, gelişmemişliktir.
28-İstanbul beyefendisi dendiğinde akla kimler gelirdi? O insanlara bugün ne olmuştur?
İstanbul beyefendileri sokakta, otobüste, takside, vapurda, kahvede, meyhanede giyimiyle, tavrıyla, konuşmasıyla, bilgisi ve kültürüyle, nezaketi ve terbiyesi ile dikkati çekerlerdi. Bugün yine varlar. Ama beyefendi olmayanlar o kadar çoğaldı ki beyefendiler göze görünmez oldu.
29-İş yaşamında “başarılı” olmak için bir insanda olması gerekli özellikler nelerdir ve bunlar okullarda öğretilmekte midir?
Uyumluluk, çabuk adaptasyon, düzenlilik, disiplin ve beceri.
Kısmen öğretilse de, iş hayatına atılanların gözünde yetersizliği büyük ölçüde hissediliyor. Kitaplarda konuya değinmekle olmaz. Öğretmenler de iş hayatını yeterince bilmez. Stajlarda öğretilmeli, okullarda konferanslar düzenlenmeli.
Yüksek uzmanlardan pratik örneklerle ve görsel sunumlarla eğitim verilmeli.
30-İş hayatında ve özel hayatta “mış gibi görünmek” başarının önemli bir etkeni haline mi gelmiştir? Eğer öyle ise bunun nedeni ne olabilir?
Geçici süreler için geçerli olabilir "mış gibi görünmek". Ama özel sektör, başarıya bakar, verime ve karlılığa bakar. Özel sektörde çekirge bir sıçrar, iki sıçrar. Kitlerde, belediyelerde etkin olabilir. Sebebi liyakatsizliğin kamuflajıdır.
İlgimi çeken bir başka nokta ise din konusunda sanırım 3-4 soru var ve tümü de dini ya da dincileri koruyucu nitelikte.
Ülke sorunlarında, geri kalmışlıkta, Alevi ve diğer inançların sorunlarında, diyanet, okullarda zorunlu din dersi, inanç özgürlüğü, oruç tutmayanlara saldırılar, din eleştirisinde bulunanların katledilmesi din faktörü, din tabusu hiç ele alınmamış.
Aydınlara sorulacak 100 sorudan 1 tanesi dahi bu değer ve önemde görülmemiş.
Eminim 100 değil, 1000 soru sorsa yine o değer ve önemi vermezdi.
Çünkü soruların türünden ve biçiminden dünya görüşü belli oluyor.
Halbuki 100 soru içinde en azından şu sorular da yer almalıydı:
2- Diyanete nerdeyse tüm kurumlardan yüksek bir bütçe ayrılması sizce normal midir? Bu bütçe içinden Aleviler için neden kaynak aktarılmaz?
8- Laik olduğu söylenen bir ülkede okullarda zorunlu din dersi verilmesinin sebebi nedir?
24- Türkiye'de şeriat düzeni tehlikesinden söz edilebilir mi? Bir karşı devrime yöneliş var mıdır? Nasıl önlenebilir?
41- Türkiye'de İslam dışında inanç özgürlüğü olduğu söylenebilir mi?
Örneğin bir ateist tv'ye çıkıp düşüncelerini özgürce anlatabilir mi?
48- Özellikle sabahları, hoparlörleri sonuna kadar açmak yerine hoparlörsüz ezan okunduğu takdirde din elden gider mi?
91- Dini konularda çekinmeden düşünce ve inançlarınızı açıklayabiliyor musunuz? Bu konuda yaşam tarzınızı olumsuz etkileyen mahalle baskısı hissediyor musunuz?
100- İslam ülkelerinin geri kalmışlığının sebepleri içinde, dinin toplum ve ülke yönetimi üzerindeki etkilerinin ve kaderci anlayışın rolü var mıdır?
11-Özellikle büyük kentlerde bir otomobilin direksiyonuna kurulan en mülayim ve uygar insanın bile bir süre sonra canavarlaşması nasıl açıklanabilir?
Böyle bir şey oldugunu zannetmiyorum. Kendimi hiç canavarlaşmış olarak hissetmedim. Ama insanın dogaya, insanın insana, insanın kendine yabancılaşması açısından konuyu ele alırsak bunun sadece direksiyon başında degil yaşamın her alanında gerçekleştigini ve bir gerçek oldugunu görebiliriz.
12-“Aman evladım kimseyle kavga etme” diye yetiştirilen çocukların hayat boyu kavga etmeden ve dayak yemeden yaşayabileceği mi düşünülür?
Bu tarzda yetiştirilen çocuklar genellikle kavgadan uzak çocuklardır, yetişkinlikleri de böyle geçer. Bu bilinci verecek ebeveynlerin pek de fazla oldugunu zannetmiyorum ülke ortalaması içinde. Ama kavga bireysel degil de sınıfsal olacaksa bunun yetiştirilme tarzı ile alakası yoktur.
13-Son zamanlarda ortalığa dökülen çocuklara cinsel istismarın artışını nasıl yorumluyorsunuz? Kendi çocuklarımıza gösterdiğimiz sevgi ve anlayışın yüzde birini başkalarının çocuklarına göstermek çok mu zordur?
Ortalıga dökülenin bir cinsel istismar artışı oldugunu düşünmüyorum. Ortaya dökülen sadece cinsel istismarın topluma duyurulmasıdır, bunun fazlalaşmasıdır. Bu konuda kamuoyu tepkisi ortaya çıkarılmaya çalışılmaktadır. Eskisinden daha fazla olan şey, vukuatlardan daha fazla haberdar olabilmemizdir.
14-İnsanın ürettiği sonsuz miktarda çöp vb. atıklar, sizce hangi zaman diliminde hayatımızı çöpe çevirecektir?
Kapitalizm zaten hayatımızı çöplüge çevirmektedir. Kapitalizmden kurtulmadıkça da bu fazlalaşarak devam edecektir.
15-Homoseksüellik ve dönmelik, kapitalist sistemin yükselişi ile tüketimi artırma amacıyla abartılan, normal, hatta özendirilecek bir kavram haline getirilmiş olabilir mi?
16-Özellikle son yıllarda ana-babalar erkek çocuklarına neden, yoğun olarak “Onur “ “Erdem” ve ”Mert” gibi pozitif çağrışımları olan isimler takmaktadırlar?
Böyle bir fazlalıgın oldugunu zannetmiyorum
17-Son yıllarda özellikle büyük kentlerde ana-babalar neden çocuklarını eğitmek konusunda, onların hiç fikirlerini almadan, bir tür eğitim yarışı tutturmuşlardır? Kendi yapamadıklarını çocuklarının yapmasını mı isterler?
Böyle bir şey iddia edebilmek için 50 sene öncesinde anna ve babaların çocukların tercihine daha çok önem verdiklerini göstermek gerekir ki bununla ilgili bir tek olumlu veri bile olabilecegini zannetmiyorum.
18-Bazı insanlar, özellikle gençler, sakal ve saçlarıyla giyim kuşamlarını oldukça değişik ve çoğu kez çoğunluğa garip gelen hallere sokarak ne anlatmaya çalışıyorlar? Bunların içinde doğulu gençlerin görece yoğunluğu nasıl açıklanabilir?
Bunun gençlikle bir alakası yok. Bu kapitalizmin moda mantıgı. Sürekli tüketim çılgınlıgı moda olmadan olamaz. Tüm kapitalizmin yaşamı boyunca var bu. Bundan en etkilenenler de en yoksul ya da en dejenere kesim olmak durumunda. Bu yeni bir yaşam simidi vazifesi olarak toplum içinde yer alabilme umudunu çagrıştırmakta.
19-“Çağdaşlaşma” yalnızca ekonomik gelişmeden mi ibarettir?
Herhangi bir kavramı ekonomik altyapı olmadan yerleştiremezsiniz. Üst yapı alt yapı tarafından belirlenir fakat onu da etkiler.
20-“Serbest Pazar ekonomisi” devletin pazarı başıboş ve denetimsiz bırakması anlamına mı gelir?
Serbest Pazar Ekonomisinde devletin görevi kapitalist işletmeler batmadan onlara müdahale etmemektir. Battıkları zaman kaynak aktarılarak kurtarılırlar.
21-Kentlerimiz neden sürekli olarak bir “şantiye” görünümündedir?
Asla ve hiç bir zaman bir planlama olmadıgı için.
22-Neredeyse tüm devlet hastanelerinin çevresinin, özel sağlık kurumları ile kuşatılması neyle açıklanabilir?
Devletin hiç bir zaman sosyal devlet olmadıgı ve her geçen gün bundan uzaklaştıgı ile açıklanabilir.
23-Sağlık ve eğitimin ticari meta haline gelmeleri doğal mıdır?
Kapitalizm için son derece dogaldır, aksi kapitalizmin ruhuna aykırıdır.
24-Çocuk sevgisinin ticari meta haline gelmesi nasıl önlenebilir?
Henüz böyle bir şey gözlemedim
25-Türkiye’nin sorunu “kentleşmek” midir yoksa, “kentlileşememek” mi?
Sorun kentin ne oldugunu bilmemektir. Kenti bilmeden kent de yaratamazsınız, kentlileşemezsiniz de. Olsa olsa kocaman bir köy yaratırsınız.
26-Sovyetler birliği, kendiliğinden mi, iç baskılarla mı yoksa kapitalist dünyanın etkisi ile mi dağılmıştır? Yakın gelecekte dünyada benzer ülkeler yeniden doğabilir mi?
Böyle bir soru hazırlayan birinin sosyalizmden de Sovyetler Birliginden de zerre kadar haberi olmaması gerekir. Bu soruya ne yanıt verirsem vereyim bu kadar habersiz bir sorgucu gene bir şey anlamayacaktır.
27-Eğitim sorunlarının kaynağı ekonomik midir yoksa başka nedenleri de var mıdır?
Esas olarak ekonomiktir, ancak burada üst yapı etkileyiciligini de göz önüne almak gerekir. Böyle bir tanımlama ise idealizme götürür. Sorunlar çelişki demektir. Çelişkileri bilmeden de sorunu tanımlayamazsınız.
28-İstanbul beyefendisi dendiğinde akla kimler gelirdi? O insanlara bugün ne olmuştur?
Anadoludan ve üretimden kopuk asalaklara bu tanım verilirdi. Son İstanbul beyefendileri de paşababalarından kalanları yiyip yok oldular. Artık rant alanlara bu sıfat verilebilir ama çalışmak zorunda kalanlar bu sıfatı kaybetmişlerdir. Rantiyelik ve asalaklık pek de övülecek bir şey degildir. İstisnalar hariç elbette.
29-İş yaşamında “başarılı” olmak için bir insanda olması gerekli özellikler nelerdir ve bunlar okullarda öğretilmekte midir?
30-İş hayatında ve özel hayatta “mış gibi görünmek” başarının önemli bir etkeni haline mi gelmiştir? Eğer öyle ise bunun nedeni ne olabilir?
İş yaşamı nedir. Zonguldak maden işçisinin de bir iş yaşamı vardır, mustafa koç'un da. Soru sorulacaksa sorular düzgün tanımlanmalıdır. Yapılan eylem bir yönlendirme de içerse bunu maharetle yapmak gerekir.
saygılarımla
mutluluk35
20-11-2008, 03:32
28-İstanbul beyefendisi dendiğinde akla kimler gelirdi? O insanlara bugün ne olmuştur?..güzel soru...
İstanbul beyefendisi deyince aklıma nedense hep Muhsin Bey filmi gelir..Muhsin bey ilkeleri olan,dürüst,Türk sanat musikisi hayranı bir vatandaştır..Aslında onun beyefendiliği konuştuğu düzgün Türkçeden değil,toplumdaki yozlaşmaya karşı verdiği büyük mücadeleden kaynaklanır..Verdiği mücadele antikalitesizlik mücadelesi,koruduğu değer ise İstanbul kültürüdür..Bu kültür son tahlilde birbiriyle sentezlenen çok kültürlülüğün ortaya çıkarttığı muazzam yapıdır..
Filmde 1800 lerden kalma İstanbul evleri yıkılmaktadır,ev sahibi ‘’madam’’ da bu işten nasibini alanlar arasındadır,Parise geri dönmek zorunda bırakılmıştır..Muhsin beyin darülacezede ziyaret ettiği sanatkarın ölümüyle de aslında sanat da ölmektedir,çünkü İstanbulu İbrahim Tatlıses çakmaları sarmıştır..Toplumun beğenileri olumsuz yönde tektipleşmektedir,arabesk kültürü sarmalamıştır İstanbul’u..Arabeskçiler piyasaya kaset sürmekle meşgulken,klarnetçiler kahvehanelerde can vermektedir..
Muhsin beyin gecenin biryarısı ağrıyan dişini,Ermeni dişçi Kirkor Agaryan çekmektedir..Bir dönem bu topraklarda milleti sadıka olarak anılan,tüccar olan,ressam olan,şair olan,eczacı olan,dışişlerinde diplomat olan,sözkonusu kültürün ayrılmaz parçası Ermeniler artık yoktur.Kurunun yanında yaş da yanmıştır,onlar da Parisli madam gibi göçe zorlanmıştır.
İstanbul deyince akla kendine özgü mutfak gelir,mimari gelir,giyim gelir..Tüm dinlerin,kültürlerin ortak başkenti gelir.Bu kültürün yarattığı nezaket ve terbiye insanı bence İstanbul beyefendisine tekabül etmektedir..Hiçkimsenin kendi dininin şeri toplumsal yönüne itibar etmediği,bunu tasavvufi düzeyde yaşadığı dönem herkesin suçlu sayılabileceği bir dönemle birlikte rafa kalkmıştır..Bunun bir sonraki aşaması herkesin kendi içinde haklı olduğu yozlaşma dönemidir..Artık Muhsin beye borç para vermeyen kankardeşi de haklıdır,ona ihanet eden türkücü çocuk da..
Halen daha mağarada doğduğunu söyleyerek duygu sömürüsüne kalkışan insan tipinin,mağarada yaşamayı bile beceremediği halde,dişçi kirkorun dedesinin toprağını,ziynetini gaspedenlerin feodal kültürünün ürünü olduğunu gördükçe, çokkültürlülük düşmanlarının mübadele dayatmalarıyla,sürgün dayatmalarıyla,Rumuyla,Yahudisiyle,Türküyle Anadolu halkının da bunlara prim vermesiyle ortaya çıkan çokkültürsüz,laik olduğu halde şeriat döneminden daha yobaz,bağnaz,anlayışsız,çıkarcı toplum yapısına şahitlik ettikçe,İstanbul gibi kozmopolit bir yaşam tarzının yaşanması gereken bir şehrin göçebe kavimler yuvasına dönüştüğünü gördükçe,bir dönemin İstanbuldan intikam aldığını söylemek pek de zor olmuyor…
evrensel-insan
20-11-2008, 03:38
Saygideger mutluluk35;
Cok guzel bir tasvir ve yazi. Dusuncene ve parmaklarina saglik. Biraz da bu "yozlasmanin" nedenine deginseydin ve hatta bir cozum onerisi getirseydin, yazi tamamlanacakti. Neyse, saglik olsun.
Saygilarimla;
evrensel-insan
El insaf 100 soru sorulurmu?
Bari çoktan seçmeli yapın altına şıklar koyunuz:)
Klasik sınavlarda en çok 10 soru olur,testlerde çok soru olur,ayrıca 4 yanlış bir doğruyu götürüyormu?:)
1-Çoğu mitinglerde yalan söyleyen politikacılar için, karda kışta alanları doldurup, onları desteklemeye yırtınanlar vatan-millet aşkı ve hizmet için mi orada oluyorlar yoksa gerçekte başka amaçları mı vardır?
Kimi yandaş yaltakçı çıkarcı kimileride işsiz güçsüz tayfasıdır.
2-Sizin aldığınız maaşın onda birini aldıkları halde, bazı memurlar, belediye çalışanları ve özellikle gümrükçüler nasıl sizden çok daha müreffeh bir hayata sahip olabiliyorlar?
Bunlar Özal'ın memurları olup işini bilen rüşvetini alan taifesidir.
3-Ülkemizdeki tüm mimar ve mühendisler ve onların örgütlenmeleri yolsuzluklara ve imar yanlışlarına karşıdırlar. Peki, içinde yaşadığımız ucube kentleri kim, nasıl inşa ediyor dersiniz?
Belediye başkanları ve encümen kararları ile imar değişiklikleri yapılmakta ve şehir planlamasına uyulmamakta ,işi bilmeyen alakasız insanlar belediye yönetimlerinde siyasi ve kişisel çıkarlar doğrultusunda kararlar almaktadır.
4-Minibüs taşımacılığı hangi uygar ülkede vardır ve kentte halkın ulaşımında yarar ya da zararı nedir?
Minibüs taşımacılığı toplu ulaşımın boşluğunu doldurmaktadır.
5-8300 km kıyı şeridine sahip bir yarımada olan Türkiye’de trafik canavarını lastik tekerlekli taşımacığa mahkum ederek yaratmak ve iki yarımadadan oluşan İstanbul’da halkı halk otobüsü ve minibüse mahkum etmeksizce ne anlama gelir?
Tüketim ekonomisine hizmet eder bizi petrole bağımlı hale getirir.
6-Radyoaktif atıkların ve cep telefonlarının insanlarda kanser riski yarattığına insanlarımız neden inanmazlar?
İnsanımız kadercidir,inanır ama bilmez
7-Genelin tersine ülkemizde bir takım ayrıcalıklı kişiler “ateşli silah bulundurma hakkı” dolayısıyla “adam öldürme hakkı” na sahiptirler. Mesleği gereği, zorunluluktan silah taşıyanlar dışındaki bu ayrıcalıklılara, bu hakkı tanımanın mantığı nedir? Eğer sizce gerekli ise bu yetki nasıl verilmelidir?
Böyle bir yetki verilmemelidir,bunu serbest eden de Özal'dır,her isteyen silah ruhsatı alabilmektedir,bir o kadar da ruhsatsız silah vardır.
Tüm silahlar toplanılmalıdır.
8-Bir anda hayatımıza giren “organik tarım” nedir ve yine birilerinin cebini doldurma tezgahının işletilmesi söz konusu olabilir mi?
Mümkündür,bu işte teşvik ve kredilerin kimlerce kullanıldığına bakmak gerek
10-Kadınları sürekli aşağılayan bazı insanları da, mecburen kadınlar doğurduğuna göre, bu aptalca düşmanlık ve önyargının kaynağı ne olabilir?
Dünya düzeni böyle erkek egemen toplum
11-Özellikle büyük kentlerde bir otomobilin direksiyonuna kurulan en mülayim ve uygar insanın bile bir süre sonra canavarlaşması nasıl açıklanabilir?
Toplumsal histeri,İstanbul'da araba kullanan bir insanın normal
davranış gösterebilmesi anormaldir.
12-“Aman evladım kimseyle kavga etme” diye yetiştirilen çocukların hayat boyu kavga etmeden ve dayak yemeden yaşayabileceği mi düşünülür?
Kavga etmeyi bilmiyorsa dayak yeme olasılığı vardır
13-Son zamanlarda ortalığa dökülen çocuklara cinsel istismarın artışını nasıl yorumluyorsunuz? Kendi çocuklarımıza gösterdiğimiz sevgi ve anlayışın yüzde birini başkalarının çocuklarına göstermek çok mu zordur?
Sapıklıktır.
14-İnsanın ürettiği sonsuz miktarda çöp vb. atıklar, sizce hangi zaman diliminde hayatımızı çöpe çevirecektir?
Zaten çevirmektedir ama ne zaman yaşanılmaz bir hal alacağını bilemem
15-Homoseksüellik ve dönmelik, kapitalist sistemin yükselişi ile tüketimi artırma amacıyla abartılan, normal, hatta özendirilecek bir kavram haline getirilmiş olabilir mi?
Olamaz ama ekonomik anlamda bu işi para kazanmak amaçlı yapanlar çoğalmaktadır.
16-Özellikle son yıllarda ana-babalar erkek çocuklarına neden, yoğun olarak “Onur “ “Erdem” ve ”Mert” gibi pozitif çağrışımları olan isimler takmaktadırlar?
İsmine uygun kişilik beklentisiyle
17-Son yıllarda özellikle büyük kentlerde ana-babalar neden çocuklarını eğitmek konusunda, onların hiç fikirlerini almadan, bir tür eğitim yarışı tutturmuşlardır? Kendi yapamadıklarını çocuklarının yapmasını mı isterler?
Sistemin gerekliliğini yerine getirmekteler.
18-Bazı insanlar, özellikle gençler, sakal ve saçlarıyla giyim kuşamlarını oldukça değişik ve çoğu kez çoğunluğa garip gelen hallere sokarak ne anlatmaya çalışıyorlar? Bunların içinde doğulu gençlerin görece yoğunluğu nasıl açıklanabilir?
Sürüden ayrılma ben olma ,farklılaşma,ilgi çekme,isyan...
19-“Çağdaşlaşma” yalnızca ekonomik gelişmeden mi ibarettir?
Değildir
20-“Serbest Pazar ekonomisi” devletin pazarı başıboş ve denetimsiz bırakması anlamına mı gelir?
Gelmez maalesef bizde serbest pazar ile açık pazar kavramı karıştırılmıştır
21-Kentlerimiz neden sürekli olarak bir “şantiye” görünümündedir?
İş olsun mütahitler para kazansın
22-Neredeyse tüm devlet hastanelerinin çevresinin, özel sağlık kurumları ile kuşatılması neyle açıklanabilir?
Sağlık sisstemimiz tasfiye edilmekte ve özelleştirilmektedir.
23-Sağlık ve eğitimin ticari meta haline gelmeleri doğal mıdır?
Değilidir
24-Çocuk sevgisinin ticari meta haline gelmesi nasıl önlenebilir?
Eğitimle ve çocuklarımıza sahip çıkmamızla
25-Türkiye’nin sorunu “kentleşmek” midir yoksa, “kentlileşememek” mi?
Türkiye'nin sorunu sorunlarını ortaya koyamamak ve siyaset geliştirememek,nereden gelip nereye gittiğini görememektir.
26-Sovyetler birliği, kendiliğinden mi, iç baskılarla mı yoksa kapitalist dünyanın etkisi ile mi dağılmıştır? Yakın gelecekte dünyada benzer ülkeler yeniden doğabilir mi?
Kendiliğinden hiçbir şey olmaz bir sürü nedeni vardır
27-Eğitim sorunlarının kaynağı ekonomik midir yoksa başka nedenleri de var mıdır?
Yalnızca ekonomik değildir,başka nedenleri de vardır.
devam edeceğim mola
Arkadaşlar mesajları Sn. Anzora iletiyorum.
Düşüncelerini koyan herkese emek ve yorumları için teşekkür ediyor ve selamlarını iletiyor.
Altta 2 adet notu sizlerle paylaşmamı rica etti.
Sevgiyle Kalın
Janti
Değerli Arkadaşlar!
Din konusunda ve başka konularda eleştiriler normal.ama din çok hassas ve iki taraflı kullanılmaya müsait olduğundan sorular içinde "alevilik denince aklınıza ne geliyor?" ve "laiklik nedir..?" ile başlayan sorular dışında fazla yer verilmedi.
ancak bir değerli arkadaşımızın aşağıdaki iki sorusu güzel ve isteyen başka soru ekleyip yanıtlayabilir.takdir edersiniz ki herkesin öncelikleri farklıdır.
amacım türkiyenin her sorununa uygun soru bulup yanıt aramak değil.ben kendimce aklıma gelenleri soruyorum.herkes sorabilmeli ve sorulardan korkmadan birbirimizi anlamaya çalışıp,farklılıklarımzla "birlikte" yaşama kararlılığı gösterebilmeliyiz.
2- Diyanete nerdeyse tüm kurumlardan yüksek bir bütçe ayrılması sizce normal midir? Bu bütçe içinden Aleviler için neden kaynak aktarılmaz?
8- Laik olduğu söylenen bir ülkede okullarda zorunlu din dersi verilmesinin sebebi nedir?
her soruyu sorabilecek deneyim ve zekada olmayı da çok isterdim doğrusu.
selamlar,
Y.Karadaş
Değerli Arkadaşlar!
Daha önce yolladığım “Türkiye Aydınlarına 100 Aykırı Soru” da bazı sorular yanlışlıkla tekrarlanmıştır.
86.ve 91.sorular aşağıdaki gibidir:
86-1915 Ermeni tehciri, Cumhuriyetin kurulmasından sonra Yunanistan ile yapılan mübadele ve yürürlüğe konulan Türkleştirme politikaları sonucunda yaratılan “Türk-Müslüman” üniter devlet yapılanması hakkında düşünceleriniz nelerdir? Bu yaklaşım yerine Müslüman, Hıristiyan, Musevi vb. dinsel ve etnik çeşitliliğe sahip bir demokratik hukuk devleti daha gerçekçi ve sağlam bir devlet yapısı yaratmaz mıydı?
91- Balkanlar’daki Türkler ile Türkiye’deki farklı etnikleri nasıl değerlendirirsiniz? Her sabah bir Türk çocuğunun “Yunanım doğruyum” demesini ister miydiniz?
Düzeltir özür dilerim.
Saygılarımla,
Y.Karadaş
kandahar
20-11-2008, 21:04
86-1915 Ermeni tehciri, Cumhuriyetin kurulmasından sonra Yunanistan ile yapılan mübadele ve yürürlüğe konulan Türkleştirme politikaları sonucunda yaratılan “Türk-Müslüman” üniter devlet yapılanması hakkında düşünceleriniz nelerdir? Bu yaklaşım yerine Müslüman, Hıristiyan, Musevi vb. dinsel ve etnik çeşitliliğe sahip bir demokratik hukuk devleti daha gerçekçi ve sağlam bir devlet yapısı yaratmaz mıydı?
Bu soruyu sormak tarihten ve tarih metodolojisinden tamamen bihaber olmayı gerektirir. Osmanlı'nın yıkılmasının en önde gelen sebeplerinden birisi çok kültürlülükken, yıkılma sürecinde Türkler aşağı yukarı bütün etniklerin ihanetine uğramışken, Balkanlar'da soykırıma uğramış ve Anadolu'da Ermeniler'in soykırım teşebbüsüne uğramışken bu türden bir beklenti ya da öneri ortaya çıkarmak "halamın bıyıkları olsa babam olurdu"culuktan başka bir şey değildir.
91- Balkanlar’daki Türkler ile Türkiye’deki farklı etnikleri nasıl değerlendirirsiniz? Her sabah bir Türk çocuğunun “Yunanım doğruyum” demesini ister miydiniz?
Bu soruyu soran Anzor acaba komite hareketleri başladığında Bulgaristan'ın nüfusunun %50'sinden çoğunun Türk olduğundan haberdar mıdır? Yunanistan'da yapılan katliamları bilir mi? Bilir de işine gelmez derdim ama bildiğini de hiç sanmıyorum. Yunanistan'da Türkler'e bugüne dek çok iyi davranıldığını mı sanır (hala Türk değil "Müslüman azınlık" olarak anılıyorlar)? Türkiye'de meclisteki Kürt ve diğer etnik kökenlerden vekillerin sayısını biliyor mudur? Yunanistan meclisinde kaç Türk vardır? Sadık Ahmet diye birini duymuş mudur?
Soruları çoğaltmak mümkün. Bu soruların yanında "Türkiye'de şu yok mu?" ("Türk'üm doğruyum" örneği gibi) sorgular çok masum kalmaktadır. Çünkü Türkiye'de pratik hayatta bir ayırım yoktur ve mesela okullarda okutulan "Andımız" da bu bakımdan hiç bir ehemmiyet taşımamaktadır. Ülkemizde Türk nasıl yaşıyorsa diğer etnikler de öyle yaşayabilmekte, kanunlar karşısında eşit muameleye tutulmaktadır. Niyet üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğundan böyle ehemmiyetsiz pratikte Türkler için dahi bir anlam ifade etmeyen "Andımız" vb. şeyler bulunup saptırma yapılarak başka manalar yaratılmaktadır. Yeryüzünde mükemmel bir millet yoktur, mükemmel bir devlet de yoktur. Tarih bilen bir insan ise sizin örnekmiş gibi gösterdiğiniz yerlere kıyasla Türkler'in ve Türkiye'nin sütten çıkmış ak kaşık gibi kaldığını bilir, öyle anlar oluyor ki etütlerimizde biz bile atalarımızın hüsn-ü niyetine kızıp o hüsn-ü niyetin daha sonra başımıza açtığı işleri düşünüp sövecek oluyoruz neredeyse sonra bir bakıyoruz Anzor gibileri çıkıp gerçekten Türkler'i eleştirmeye kalkıyor, hem de yeryüzünün en büyük soykırım suçlularını örnek göstererek.
Madem beğenmiyorsun kardeşim, sizi biz davet etmedik buraya, gider Abhazya'ya yerleşirsin, madem Türkiye'de demokrasi yok gidersin Kuzey Irak'ta demokrasiyi yaşarsın. Biz bu ülkeyi bu kadar inşa edebildik, yavaş ilerliyoruz bu kadar oldu, siz gidin beğendiğiniz yerde yaşayın biz o hıza erişemiyoruz kusura bakmayın. Hadi hoşçakalın.
Madem beğenmiyorsun kardeşim, sizi biz davet etmedik buraya, gider Abhazya'ya yerleşirsin, madem Türkiye'de demokrasi yok gidersin Kuzey Irak'ta demokrasiyi yaşarsın. Biz bu ülkeyi bu kadar inşa edebildik, yavaş ilerliyoruz bu kadar oldu, siz gidin beğendiğiniz yerde yaşayın biz o hıza erişemiyoruz kusura bakmayın. Hadi hoşçakalın.
Sevgili Kandahar, bırakalım bu "Ya sev ya terket" anlayışını.
Bu söz dün Sosyalistlere söylendi.
Bugün Kürtlere söyleniyor.
Yarın Çerkeslere, Abhaza'lara söylenebilir.
Bir sonraki gün de geçimsizlikten, pahalılıktan şikayet edenlere.
Eleştirmek, beğenmemek, daha iyisini-güzelini istemek bir haktır.
Her konuda beğenen-beğenmeyen, takdir eden-eleştiren olacaktır.
Bunlar içinde ülkeye zararlı söylemler de olabilir.
Bu ülke yedi düvelin işgaliyle yıkılamadı, böyle söylemlerle yıkılmaz merak etme.
Zararlı söylemlere, saptırılmış iddialara, çarpıtılmış tarihi olaylara, komplo teorilerine gereken yanıt verilir.
Doğru yanıtlar, insanları doğru yönlere kanalize eder. İyi niyetli eleştirmenler yanlışlarını düzeltirler.
Kasıtlı, bilinçli yapanların ise eli zayıflar. Ama açıklayıcı, düzeltici yanıtlar yerine tepkisel tavırlar ve "beğenmeyen gitsin" anlayışı kasıtlı hareket edenlerin ekmeğine yağ sürdüğü gibi, insani ve onurlu bir davranış değildir.
Yönetimin haklı uyarısı gereği mesajımı editleyerek siliyorum.
Sevgiyle kalın.
Sayın janti ve sayın kandahar
Bu birbirinize yönelik yazılmış son iletileriniz olsun. Sorular ortada. BUndan sonra polemiklere izin verilmez. Yapmak isteyen gidip çöplük forumuna yazsın ve kafadan da ceza puanını göze alsın.
saygılarımla
kandahar
20-11-2008, 23:53
Sevgili Kandahar, bırakalım bu "Ya sev ya terket" anlayışını.
Siz benim eleştirmediğimi nereden çıkardınız? Herkes benim gibi eleştirse işte o zaman bir şeyler düzelirdi. Ortada bir eleştiri yok ki, eleştiri olmadığı için de boş ya da art niyetli konuşanların eleştirisini yapmak zorunda kalıyoruz o da "işte statüko savunucusu" şeklinde kalıp bir "eleştiri" olarak gene bize dönüyor. Mantıklı eleştiri gelsin amenna, fakat benim gördüğüm "eleştiriler" sürekli boş laf, hayal yahut art niyet dolu. Asıl eleştirilmesi gereken şeyleri eleştirmiyor ya da eleştiremiyorlar yahut bunları algılayabilmiş bile değiller, birilerinin ortaya attığı şeyleri alıp ısıtıp ısıtıp döndürüp aydın sırasına yazılıyorlar. Ne Türkiye'yi tanıyorlar, ne Türk halkından haberleri var, ne de tarihten.
Kaldı ki son paragrafa gelene kadar sorulan soruların art niyetli olduğunu da göstermiştim, son paragraf ise bu gibilerinin hak ettiği şeydir yoksa mesela VGM amca ya da sizin gibilerine bir sözüm yok, ben başbakan olsam bu gibileri bir dakika tutmam bu ülkede, çünkü niyet bozuk, çünkü bu yazıyı yazan adam bir Çerkes ırkçısı (bu da benim özgür düşüncem), kaynak verdim kendi yazısı şahidimdir, çöplük forumuna atılan iletimin de ilk kısmına bir bakın derim.
kandahar
21-11-2008, 00:16
Sayın janti ve sayın kandahar
Bu birbirinize yönelik yazılmış son iletileriniz olsun. Sorular ortada. BUndan sonra polemiklere izin verilmez. Yapmak isteyen gidip çöplük forumuna yazsın ve kafadan da ceza puanını göze alsın.
saygılarımla
Ben Anzor Keref Yalçın Karataş'a yazdım. Sayın Janti bu kişi değilse ona yönelik yazmış olmam (Siyamlı ikizler değillerse) zaten mümkün olamaz. Kendisinin ne yazdığını göremedim ama ben kendisine yönelik bir şey yazmış olmadığımdan oldukça eminim.