Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkiye Cumhuriyeti Basbakani
Bak! yaşadığım yeri de biliyorsun,kimseden gizlim saklım yok benim.Mail adresimi de gönderdim sana,gelişini dört gözle bekliyorum.
Senin yosunlu akvaryum diye tabir ettiğin Anadolu'da ne güzellikler ne güzel insanlar,ne aydın fikirler göstereceğim sana.Sonra sen o pis,yozlaşmış,uyuşturucu batağında ki sarhoş kusmuklarıyla dolu okyanusuna dönebilirsin...Ülkemin başına birşey gelse,benim Anadolu'dan başka yaşayacak toprağım yok.Kanımın son damlasına kadar vatanımı savunurum...Ama,senin ikinci bir vatanın var.% 100 Eminim ki,en ufak bir savaşta kuyruğunu bacaklarının arasına kıstırıp,ikinci vatanına kaçacaksın...Seni entel maganda seni.
Bak hic yakismiyor bu sekilde bir yazi yazmak.
Gittikce nasil bir önyargili ve tek tarafli bir beslenme ile yetisdigin ortaya cikiyor. Dünyayi kapkalin siyah gözlükler ile izledigin artik iyice anlasilmistir.
Benim isim insanlarin yüzlerindeki maskeleri al asagi etmek. Insanlara gercek suratlarini göstermek.
Cünkü ben ne isem aynen o sekilde yasiyorum.
Cok yazik oldu sana.
Bu tartışmayı daha "seçilmiş" ifadelerle sürdürmenizi rica etsek ?
Seni entel maganda seni.
Seni küfürbaz seni ...
Sağa sola saldırıp hakaretler yağdıracağına sizleri insan yerine koyup tartışanların seviyesine ulaşmaya çabalasanız çok daha iyi olur diye düşünüyorum.
Ama tabi bu olmayacak, bulunduğunuz yerden bir adım yukarı gidemeyeceksiniz ... başbakanınız da itiraf etmedi mi Davos'ta az daha moderatöre "girişeceğini". Siz busunuz ... hiç öyle saygı, hürmet, bilmemne diye lafazanlık da etmeyin; önce o saygıya layık olduğunuzu görelim.
A.
Hiramusta'yı hoşgörün arkadaşlar.
Şunun şurasında seçime 2 gün kaldı.
Seçim öncesi stresleri bunlar.
Pazartesi birşeyi kalmaz. :D
Sayın pante,
Umuyorum Pazartesi'den sonra stresleri daha da artacaktır. Zaten Temmuz-Ağustos gibi stres topu olacaklar da ... hani o zamana kalmasa daha iyi olur.
A.
Türkiye Cumhuriyeti Basbakani helikopter kazasinin ardindan 27 Mart 2009 günü bir konusma yapti.
NTV kanalinda canli olarak izledim bu konusmayi.
Adi laik ve demokratik olan bir ülkenin basbakani ölümleri kader, kismet kelimeleri ile bagladi ve düsülmüs olan aciz durumu kurtardi.:)
Bu günüde basari ile atlatti.
Allahima sükürler olsun.
R.T.E.= Gelecekte böyle aci kazalardan Allah bizleri korusun....
Bana niye öyle yan yan bakiyorsun?
Senin o gözünü yerim, allah kerim...Bak simdi...
Hadi bas git ulan!!!
-Basbakanim yalniz mi gideyim?;)
acz içinde olduklarını bi gün farkederler de giderler diye bekliyorum ama sanırım boşuna
yapışmışlar koltuklara yüzsüzlük had safhada
hepsi götürüyor......
http://i.radikal.com.tr/150x113/2009/03/28/fft16_mf145265.JpegHamdolsun küfürüde teget geciyorar.
Hovarda... Striptizci... Şimdi küfrettireceksiniz bana... Eşek ölür kalır eseri... Zil takıp oynayacaklar... Baskı diye yutturuyorlar... Bir maganda üslubudur gidiyor... Daniskasını bilirim... Vatandaş ağız tadıyla küfür edemiyor... 40 fırın ekmek yesen adam olamazsın...
Küfür ettireceksiniz bana
Başbakan’ın 15 Şubat’ta Samsun’daki açılışında bir görevli küfürü yemekten son anda kurtuldu. Erdoğan, anons yapmak isterken bağlantın olmadığının öğrenince, “Niye yok ya? Şimdi küfür ettireceksiniz bana” diye öfkelendi.
Erdoğan, seçim mitinglerinde bol bol eşekli şiirler, atasözleri ve fıkralara başvurdu. 16 Şubat’taki Nevşehir mitinginde Ziya Paşa’dan alıntı yaparak muhalefeti eleştirmek isteyince dili sürtçtü. “Eşek ölür, kalır eseri” diye söze başlayarak pot kırdı.
Radikal gazetesi 28/03/2009
eh adamda terbiyenin tsi bile yok
kendi vatandaşına küfreden haliyle görevliye de aynen öyle davranır
şimdi ben çıkıp bunlara küfür etsem beni seçerler başbakan diye
helal olsun falan diye bi sürüde takdir toplarım
bu halkın seviyesizliğini ve cehaletini gösteriyo işte
ama hiiiiiiiiiiiç üzülmem artık
nasıl hakederlerse öyle yönetiliyorlar
böyle bi halka böyle başbakan yakışır
arada olan bizlere oluyo
karadenizli
29-03-2009, 15:21
Görende önceden süper yönetiliyorlardı
zannedecek.
Istersen bu yaziyida oku karadenizli kardesim.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=162297#post162297
elcihanaferin
29-03-2009, 18:41
Türkiye'deki icraatlarının unutulmaması için Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP'nin Türk siyaset tarihindeki bazı ilklerini hatırlatmakta yarar var:
1- İlk defa bir Başbakan " Tezkere geçmezse memura maaş ödeyemeyiz" dedi
2- İlk defa ekonomi büyürken işsizlik arttı
3- İlk defa cari açık verilirken döviz kuru arttı.
4- İlk defa bir Başbakan zam isteyen memura "İMF'yi ikna edin" dedi.
5- İlk kez ithalat 100 milyar doları aştı
6- İlk kez cari açığın üstünde borçlanma yapıldı
7- İlk kez Yunan kilise bankası Türkiye'de banka satın aldı.
8- İlk defa domuz, kesimlik hayvanlar arasına alındı
9- İlk defa düşük faizli dış borç yüksek faizli iç borç ile ödendi
10- İlk defa bir Başbakan ve Dışişleri Bakanı, islamiyeti yok etmeye yemin
eden bir Papa'nın heykeli önünde fotoğraf çektirdi.
11- İlk defa bir Başbakan " Toprak satılıyorsa alıp götürmüyorlar ya" dedi.
12- İlk defa bir cami kiliseye çevrildi.
13- İlk defa kilise ve havralar imar planında yer aldı.
14- İlk defa bir Başbakan Yahudi düşünce kuruluşundan " Üstün Cesaret Ödülü" aldı.
15- İlk defa Türk askerinin başına ABD güçlerince çuval geçirildi.
16- İlk defa bir Başbakan " bir dönem dini kullandık" dedi.
17- İlk defa petrol kanunu ile yabancılara 50 yıllık imtiyaz verildi.
18- İlk defa yabancı rantiyecilere vergi muafiyeti tanındı.
19- İlk defa iletişim sektörünün tamamı yabancıların eline geçti.
20- İlk defa tezkere ret edilmesine rağmen Dış İşleri Bakanlığı genelgesi ile silahlar Türkiye üzerinden geçti.
21- İlk defa bir Başbakan İslam dünyasının sınırlarını değiştirecek BOP'un eş başkanı oldu.
22- İlk defa bir Başbakan Müslüman topraklarını işgal eden ABD askerlerininevlerin e sağ salim dönmeleri için dua ettiğini açıkladı.
23- İlk kez İsrailli bir işadamına çok gizli bir şekilde 800 milyon dolar kaynak aktarıldı.
24- İlk defa bir Başbakan yapılan ihalede önce uçak istedi ama sonra Mercedes'e razı oldu.
25- İlk defa fındık üreticileri en büyük mitingi yaptı.
26- İlk defa bir Başbakan Türkiye'yi pazarladığını açıkça itiraf etti.
27- İlk defa tarımsal üretimde dış ticaret açığı ortaya çıktı.
28- İlk defa bir Başbakan çiftçilere " Gözünü toprak doyursun" dedi.
29- İlk defa kap kaç diye bir sektör ortaya çıktı.
30- İlk defa zina suç olmaktan çıktı.
31- İlk defa bir Başbakan en fazla yurt dışı gezisi yaptı.
32- İlk defa bir Başbakan " Borç yiğidin kamçısıdır" diyerek borçlanmayı bir başarı olarak gösterdi.
33- İlk defa enflasyon % 10 artarken pancar fiyatları 99 kuruştan 88 kuruşa indi.
34- İlk defa çiftçi ve emekliden vergi alınması sözü verildi.
35- İlk defa bir Başbakan Danışmanı Amerikalılara Başbakan için "Bu adamı kullanın, onu rogara süpürmeyin " dedi.
36- İlk defa GSMH artarken KDV tahsilatı yerinde saydı.
37- İlk defa bir Başbakan TMSF katkısıyla bu kadar çok TV ve gazete yönlendirdi.
38- İlk defa Türkiye Cumhuriyeti' nin Cumhurbaşkanı misafir olarak gelen bir kralın ayağına gitti.Hem de 10 Kasım günü...
39- "İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ÇİFTÇİYE "ANANIDA AL GİT" DEDİ...
40- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ŞEHİD ZİYARETTİNDE "ASKERLİK YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİLDİR"DEDİ
41- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN 300 M LİK GEMİYE GEMİCİK DEDİ.
42- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ..... GAZETELERİNİ OKUMAYIN TELEVİZYONLARINI AÇMAYIN DEDİ.
43- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNEN İNSANLARI DİNSİZLİKLE SUÇLADI.
44- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN İÇİN CUMHURİYET MİTİNGLERİ YAPILDI.
45- İLK DEFA BİR HALK KENDİ LAİKLİĞİNDEN VE ÖZGÜRLÜĞÜNDEN OLMAKTAN KORKTU...
.
Türkiye'deki icraatlarının unutulmaması için Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP'nin Türk siyaset tarihindeki bazı ilklerini hatırlatmakta yarar var:
Hep ilkleri yapacak değil ya ... ikincileri de var:
RTE'nin, "ceketimi koysam yüzde 70 alır" dediği Urfa'da AKP ezildi. Eski AKP'li Fakıbaba SP desteği ile RTE'ye lafını yedirdi.
Zamanında Adnan Menderes de "odunu aday göstersem seçtiririm" demişti.
A.
aslanım gavuristan süper
tek bir ilçeyi bile vermedi:)
memleketimdede aynı edirnede üçkağıtçı bu deyip gözaltına filan aldıkları hamdi sedefçi açık ara farkla kazandı.
Yolun sonu görünüyor.
http://www.youtube.com/watch?v=3IxEoYzss-c
NATO'da şok: Türkiye'nin taviz vermeyeceği nihayet anlaşıldı
NATO’nun yeni genel sekreter arayışlarına ilişkin yorum ve spekülasyonlar devam ederken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Londra’da, Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’in adaylığına karşı olduğunu açıklaması, zirve kulislerinde şok etkisi yarattı.
Rasmussen’in adaylığına, Türkiye’den onay veya olumlu bir işaret alınmadan resmiyet kazandırılması da "şaşırtıcı bir stratejik hata" olarak değerlendiriliyor.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=929355&Date=03.04.2009&CategoryID=81
Umarim bu görüsünü muhafaza edersiniz.Bu sefer dogru ve yerinde bir karar verdiginizi düsünüyorum sayin basbakan.
NATO’nun yeni genel sekreter arayışlarına ilişkin yorum ve spekülasyonlar devam ederken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Londra’da, Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’in adaylığına karşı olduğunu açıklaması, zirve kulislerinde şok etkisi yarattı.
RTE için Rasmussen'in Yalova kaymakamı kadar kıymet-i harbiyesi yoktur. Obama ne derse o olur ... para lazım ...
A.
RTE için Rasmussen'in Yalova kaymakamı kadar kıymet-i harbiyesi yoktur. Obama ne derse o olur ... para lazım ...
A.
Ona ne süphe...:)
sırf rezil olmalarını izlemek için RTE ve tayfasının iki yıl daha yönetimde olmasını istiyorum
herşeyi batıracaklar ve milletten gizleyemeyecekler artık
ergenekonda inandırıcılığını yitirmiş durumda
sahte gündemler yaratamayacaklar
batmalarını zevkle izlicem:)
Rasmussen NATO genel sekreteri oldu.:)
Sevgili azinlik, araya Obama'nin girecegeni yazmisti.
Berlusconi amcamizinda R.T.E. ile yaptigi, her telefon konusmasi nedense R.T.E nin gazini hemen aliveriyor.:)
Cumhurbaskani A.G de canli yayinda; bizler hepimiz bir aileyiz, farkli inanclar, farkli kültürlerin hepsini kucaklayacagiz diyor..
Bak, bak, bak.... Sizin karsiniza dogru dürüst bir gazeteci cikmiyorki... Söyle okkali iki tane soru soracaklar size; bakalim nasil yanit vereceksiniz?
AB ye Türkiye girecek öyle mi?:)
"İSLAMİ PROPAGANDAYI, AB DEĞERLERİ ÜZERİNDE TUTANLARIN AB'DE YERİ YOK"
Dobrindt, Bad Staffelstein kentinde parti yönetiminin yaptığı bir toplantıda, “Kendi kendime Türkiye'ye her zaman anlayış mı göstermemiz gerektiğini soruyorum. Üyelik müzakerelerini hemen kesmek daha dürüstçe olacaktır. İslami propagandayı NATO'nun geleceğinin ve Avrupa değerler düzeninin üzerinde tutanların AB içinde yeri yoktur” ifadesini kullandı.
http://w9.gazetevatan.com/NATOda_Rasmussen_krizi/231461/9/haberprint.asp?Newsid=&tarih=&Categoryid=
Bayiliyorum böyle dürüst konusan politikacilara.
http://www.youtube.com/watch?v=GWI7RpdIx60&feature=related
adam şimdide kendine 55 milyon dolarlık uçak aldı sanki onca uçağı helikopteri yetmiyormuş gibi bu kriz ortamında işsizlikte yaptığını bakın ne kadar cüretkar!!
valla bazen içimden hersey bu insanlara müstahak demek gelıyor.. yok yok halkına küsemezsinn...
kızılordu
adam dünyanın en zengin on başbakanı arasında
tabii der kriz teğet geçiyor
ona bişi olduğu yokki!!!!
uçakta alır gemide alır canı ne isterse onu alır
bizim halkta aptalca hala oy verir.
adam şimdide kendine 55 milyon dolarlık uçak aldı sanki onca uçağı helikopteri yetmiyormuş gibi bu kriz ortamında işsizlikte yaptığını bakın ne kadar cüretkar!!
Yav bu adam ne yapsa size yaranamaz valla. Bak kendin demişsin "bu işsizlikte" diye. Siz onu anlamıyorsunuz, o olanca iyi niyetiyle ekonomiye katkı ve insanlar işlerini kaybetmesin diye aldı o uçağı. Uçağı üretecek olanlar da işçi kardeşlerimiz.
Hani Kemal abinin zevcesine Rab'bi "Cleveland" demişti ya, RTE de canı memleketi için bir kibrit yakıyor.
Olay budur, altında çapanoğlu aramayın lütfen :D
A.
Sayın başbakan,
Sağa sola yalancıktan çatmakla dik durulmaz. Dik duruş böyle olur:
"Dağlık Karabağ sorunu çözülmeden Türkiye'nin Ermenistan sınır kapısını açma ihtimaline kızan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, tepkisini göstermek için İstanbul'da bugün yapılacak olan Medeniyetler İttifakı zirvesine gelmeyi reddetti."
Sizden sonra iktidara gelecek olanlara acıyorum, yıktıklarınızı yapmak için canları çıkacak.
A.
Sizden sonra iktidara gelecek olanlara acıyorum, yıktıklarınızı yapmak için canları çıkacak.
Sevgili azinlik;
Gercekten bunlarin yiktiklarini yapabimek icin cok ugras vermek gerekiyor.Ülkemizin kalici bir sistemi olmadigi müddetce bunlardan sonra gelecek hic bir partinin de dogru dürüst bir sey yapacagina inanmiyorum.
Ha Tayyip, ha Mayyip...
Ha Baykal, ha Maykal...
Ne degisiyor ki?:)
Sevgiler.
Doğru söylüyorsun cigi.
Zaten her zaman savunduğum şeydir: İsmet Paşa çok partili rejime geçerken CHP'yi feshedip altı-okun parti amblemi olarak kullanılmasını yasaklamalıydı. Çünkü Demokrat Parti'yi iktidara getiren ne kadar olumsuzluk varsa hepsi CHP'ye maledildi.
Hala böyle düşünüyorum.
A.
... ve Obama konuştu:
- Heybeliada'daki Ruhban Okulu'nu açmanızı bekliyoruz. Zaten AB sürecinde bu yolda gidiyorsunuz.
- Ermenisten sınırını açmanızı bekliyoruz. Bunu yapmanız çok şık olur.
- Ermeni meselesi ve soykirim iddiaları konusunda tarihinizle yüzleşin. Her ülkenin geçmişinde sorunlar vardır. Bunda kötü bir şey yoktur.
- Türkiye'nin Kürtlerine eğitim ve diğer imkanların sağlanmasını bekliyoruz. Bugüne kadarki olumlu açılımlara ekler yapılmalı.
Kaynak: gazetevatan.com
Emin olun bunlar yapılacak.
A.
... dik duran RTE yine başımızı belaya soktu ama bu kez bela büyük:
"Yakın günlerde tam üyeliğimize karşı olduğunu yineleyen Fransa'nın NATO'nun askeri kanadına dönmesini Türkiye (RTE), sessizce kabullendi. AB açısından pazarlık konusu yapmadı."
Efendim, Fransa'nın NATO'nun askeri kanadına dönmesini veto etmemekle RTE Kıbrıs konusunda hayatının hatasını yapmıştır, ama bu hata esas olarak dönüp dolaşıp Türkiye'nin başına bela olacaktır.
Şöyle ki; yakın zamanda (benim tahminim yaz sonuna doğru) Kıbrıs Rum yönetimi Kıbrıs adına NATO'ya üye olmak isteyecektir. Buna Türkiye'nin itirazı Fransa örnek gösterilerek engellenecek ve Kıbrıs'ın NATO'ya dahil olmasının hemen ardından Türkiye'nin Kıbrıs'taki askeri güçlerini çekmesi dayatılacaktır.
Sözün özü: Kıbrıs kaybedilmiştir.
A.
Umarız bu söylenenlerin tamamı yapılacağı gibi artık hiçbir dış gücün dayatmasına gerek kalmaksızın aklımız da başımıza gelir.
Umarız ... artık hiçbir dış gücün dayatmasına gerek kalmaksızın aklımız da başımıza gelir.
Hala umudunuzun olması güzel ... :)
A.
Obama'dan güvence aldığı için Rasmussen'e vetosunu geri çeken RTE'nin bilgisine:
«Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır.
Bu ilke, ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir.
...
Yabancı bir devletin koruyuculuğunu istemek, insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlük ve beceriksizliği açığa vurmaktan başka bir şey değildir.»
K. Atatürk
A.
Türkiye Cumhuriyeti'nin şu an yürüttüğü dış politika ile yapılan alıntıların bağlantısını bulamadık.
Hareketin çok bariz bir kuralı vardır.
Mekan.
Toprak zeminde bulunuyorsanız, yürüyebilir ve hatta koşabilirsiniz.
Yürümek, sizin için avantajlıdır.
Bulunduğunuz mekan su ise, yürümenin bir manası kalmadığı gibi, karada olduğunuz şekliyle yürümeye kalkarsanız sonunuz olur. Suda yüzmelisiniz.
Yüzmek, sizin için avantajlıdır.
Havada iseniz artık ne yürümek ne de yüzmek sizin için avantaj olur. Kanatlarınız (uçak, planör v.s.) ile uçmalısınız. Hava dinamiği ne karaya ne de suya benzer.
Uçmak, sizin için avantajlıdır.
Örneklerimizi çoğaltabiliriz.
Niye mi?
İç politikada olduğu gibi dış politikalarda da zamanın ve mekanın önemini kavratmak için.
Tarihimizdeki köklerimizi çok iyi inceleyip örnekler bulurken, güncel sorunlarımıza güncel cevaplar aramalıyız.
Türkiye Cumhuriyeti'nin şu an yürüttüğü dış politika ile yapılan alıntıların bağlantısını bulamadık.
Cümleniz kendi içinde çelişmiş. Dikkat çekmek istediğim de zaten bu; TC şu anda kendisi bir dış politika yürütmüyor. Bazıları, kuklalardan oluşan hükümetimize içte ve dışta bazı politikalar yürüttürüyor. Yani verdiğiniz örnekle; su içinde karada yürürmüş gibi yürüttürüyor. Tabi bizimkiler sendeleyip düşünce de ... hop "bir taviz daha ver kaldırayım" diyor.
A.
Türkiye Cumhuriyeti'nin şu an yürüttüğü dış politika ile yapılan alıntıların bağlantısını bulamadık.
Pardon, bağlantı kısmını da yazayım:
Amerika'nın (sözde) garanti(!) vermesi ile bazı şeylere olur veriyorsak bu, güçsüzlük ve beceriksizliği açığa vurmaktan başka bir şey değildir.
Liberation gazetesi:
Erdoğan, Rasmussen’i, ıvır zıvır karşılığında kabul etmek zorunda kaldı. Her şeyden çok gerçek yüzünü gösterdi ... Elysee’de ise, böyle bir hatalı manevranın karşısında duyulan mutluluk gizlenmiyordu. (Gazetevatan.com'dan alıntı)
Umarım bağlantıyı anlatabilmişimdir.
A.
Yandaş medyaların yorumları ile değil.
Ne AKP yandaş medyasının zafer sarhoşluğu ne de karşıt medyanın bozgun heyulası.
Bu gün itibarı ile ülkemizin konumu dünden çok daha etkin bir pozisyondadır.
Bunu, muhalefet partileri dahi dile getirmektedir.
Yapılan anlaşmaların içeriklerini şimdiden bilmek imkansız.
Tarihe bakarsak bunu çok daha iyi kavrayabiliriz.
Geleceği bekleyerek de bugünün yapılanlarını kavrayacağız gibi.
çakırcalı
07-04-2009, 18:17
Bugün tv.de bir görüntü yakaladım. Sanırım sevgili başbakanımız, Medeniyetler İttifakında konuşuyordu. Mevlana'nın meşhur sözleriyle devam ediyordu "... Bin kerre tövbeni bozmuş olsan da, GEL!" diyordu. Nedense o görüntünün hemen ardından, Mersinli çiftçiye parmağını uzatarak "Ama sen, ananı da al, GİT!" diyen bir parça atıldı. Belki de öyle bir parça falan atılmadı; o sözlerin hemen ardından o görüntüleri ekleyecek kadar hazırcevap tv proğramcıları henüz yoktur belki. Belki öylesine bir tribe girmişimdir.
"Ne olursan ol, yine gel" diyen bir başbakan, kendi çiftçisine "Ananı da al git" der mi yahu? Meğer zamanında ne büyük bir iftira atmışlar sayın başbakanımıza. Kahrolsun photoshop ve onun işbirlikçisi yandaşmedya!
Yandaş medyaların yorumları ile değil.
...
Bu gün itibarı ile ülkemizin konumu dünden çok daha etkin bir pozisyondadır.
Yukarıdaki alıntı gazetevatan.com'dandır, haberin orijinali Liberation adlı Fransız gazetesinden.
Bugün itibarıyla ülkemizin konumu Osmanlı'nın son günlerini andırmaktadır, bu sizin için iyi ise ne ala:
- Dış borcumuz yaklaşık 500 milyar dolar
- İşsizliğimiz %20'lerde
- Üretim araçlarımız "özelleştirme" adı altında yokedildi
- Dış politikamız tam bir tavizler politikası, en yakın dostlarımızı bile kaybettik
- İçerde herkes bir sebeple birbirine düşman edildi
- Hukukumuz "uyum" adı altında bir ucubeye çevrildi
- Yargı bağımsızlığının adı bile kalmadı, bırakın kendisini
- Demokrasi diyenler seçimlere her türlü hile karıştırmaktan çekinmiyor
- Halk kırılırken başımızdaki haramiler yedi cedlerini imtiyaza boğuyor
Daha neler var yazacak neler ... ve "konumumuz dünden çok etkin pozisyonda" ...
Siz gerçekten ülkenin durumunu iyi mi görüyorsunuz? Kendi içinde çökmekte olan bir ülke dış politikada güdülmeye mahkumdur. Türkiye artık Avrupa'nın hasta adamıdır. Bekleyin bakalım yaz sonuna kadar neler olacak. O zaman yine konuşuruz bunları.
A.
evrensel-insan
07-04-2009, 23:07
Saygideger azinlik;
Turkiye, hastaligi Osmanli'dan devr almistir. Lozan andlasmasinin basindaki ibare TC.ni yeni bir ulke olarak degil; Osmanli'nin devami olarak belirtir.
Oyuzden , Turkiye'nin "hastaligi" sonradan baslayan bir hastalik degil; Osmanli'dan devr alinmis bir hastaliktir. Yani, Osmanli; ilacla yasatilmaktadir. Bu ilac'da TC dir. Bu arada; Osmanli'dan kopup ayrilan; diger ulkelerin boyle bir sorunu yoktur. Osmanli'nin ismi, kendisi, tarihi ve tum gerceklesen sorunu; sadece TC'ye devredilmistir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
pardon, ben bu cevabı yazmamış olayım. bir mod bu mesajı silebilirse sevinirim.
A.
evrensel-insan
07-04-2009, 23:21
Saygideger azinlik;
Savunu gostermemek icin ortaya atilmis guzel bir bahane. Sevr; osmanlinin yaptigi bir andlasmaydi, ayni Ermeni harekatinda oldugu gibi. Serv'den de Anadolu'yu Osmanli kurtarmadi ve Lozan'in da osmanli ile bir ilgisi yoktur ayni TC'nin Ermeni harekatindan bir ilgisi olmadigi gibi ve olmamasi gerekirdi. Ataturk'un dusuncesine bu konularda girmek istemiyorum. Turkiye hala o konuda cok hassas ve seninle de bu konudaki yazismalari hatirliyorum.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Amarika'nin cicegi burnunda baskani, ilk deniz asiri ziyaretini Türkiye'ye yaparak geceklestiriyor.
Amerika'nin cicegi burnunda disisleri bakani, cicegi burnunda baskani Türkiye'ye gelmeden daha önce Türkiye'yi ziyaret ediyor.
Yerli üretimin durdurulmasi icin seferberlik ilan etmis Türkiye'nin Cumhurbaskani ve basbakani bu ziyaretcileri el etek öperek ve davul zurna calarak karsiliyorlar.
Ülkesinin halkina sadaka politikasi uygulayan, kadinlarina en az 3 cocuk yapmalisiniz diyen, ülkenin kiymetli degerlerini yabancilara peskes cekerek satan bu kafalar simdi ülkemizin hangi degerlerini pazarlamak ile mesguller?
Öyle ya artik hic bir seyin ne degeri, nede sayginligi kaldi.Kriz teget gececek diyen basbakan gene neyimizi satmakla mesgul? Öyle kuru kuru efeleneceksin, Rasmussen'nin NATO baskanligina itirazina 24 saat dayanamiyacaksin.Bu basbakanin danismanlarinin ne kadar kapasitede olduklari artik iyice anlasilmistir diye düsünüyorum. Önümüzdeki günlerde Türkiye'nin Afaganistana savasacak bir birlik dahi yollamasi artik sürpriz olmaktan cikmistir.
Müslüman kardasimiz Obama Iran'a saldiri planlarimi yapmaktadir yoksa Irak'taki yankeeler bunalmaya mi baslamislardir.Ya da Rusya'dan yedikleri Gürcistan tokatina yanitmi vermeye calismaktadirlar.:)
Bunlarin gercekten Allah'i olsa idi; Allah dayanamazdi bu seviyedeki riyakarliga, alcalmaya ve yalanciliga.
Saygilar.
Müslüman kardasimiz Obama Iran'a saldiri planlarimi yapmaktadir yoksa Irak'taki yankeeler bunalmaya mi baslamislardir.Ya da Rusya'dan yedikleri Gürcistan tokatina yanitmi vermeye calismaktadirlar.:)
Bunlarin gercekten Allah'i olsa idi; Allah dayanamazdi bu seviyedeki riyakarliga, alcalmaya ve yalanciliga.
Saygilar.
Ben Rusya Gürcistan'a oynuyorum..:) ha bir de Amerikan askerlerinin Iraktan çekilmeleri için Türkiye'yi kullanmaları gerekecek..Bildiğim kadarıyla işgalden çok ordular çekilirken en büyük zayiatı verirlermiş..Bu zorlu dönemdeTürkiye'ye çok ihtiyaçları olduğu kesin..
Önümüzdeki günlerde Türkiye'nin Afaganistana savasacak bir birlik dahi yollamasi artik sürpriz olmaktan cikmistir.
Asıl sürpriz Kıbrıs'ta ... bekleyin ...
A.
Güllük gülistanlık olduğumuzu kimse iddia edemez, doğru.
Bununla birlikte;
Ülkemizde iyi bir şeyler olmuyor mu?
Vicdanlılar sahaya...
Güllük gülistanlık olduğumuzu kimse iddia edemez, doğru.
Bununla birlikte;
Ülkemizde iyi bir şeyler olmuyor mu?
Benim gönül gözüm kapalı ... oluyorsa da ben göremiyorum demektir.
Bana göre son 15 yılda bu memlekette olan iyi şeyler GS'nin UEFA kupası ile Türkiye'nin Dünya üçüncülüğü.
Ama iyimser arkadaşların görüşlerini duymak için sabırsızlanıyorum, belki bana da sirayet eder :)
A.
Gönül gözümüzü bilemem ama fiziki gözümüz açık
Satın alma gücü (1$)
1995 0,02
1996 0,04
1997 0,07
1998 0,12
1999 0,19
2000 0,27
2001 0,40
2002 0,55
2003 0,71
2004 0,76
2005 0,82
GSYH
1995 5.569
1996 5.984
1997 6.502
1998 6.651
1999 6.274
2000 6.814
2001 6.144
2002 6.520
2003 6.739
2004 7.212
2005 7.711
2009-15= 1994 Biz 1995-2005 arasındaki sadece iki değeri aldık.
Kaynağımız, http://www.tuik.gov.tr
Gözümüzü fotboldan ve negatif yönlendirmelerden alır da istastik bilgilere bakarsak tahminimizce vicdanlıların görebileceklerini düşünmekteyiz.
Hala...
Gözümüzü fotboldan ve negatif yönlendirmelerden alır da istastik bilgilere bakarsak tahminimizce vicdanlıların görebileceklerini düşünmekteyiz.
Önce verdiğiniz tablonun ne pahasına değiştiğine bakalım isterseniz:
Türkiye'nin dış borç stoğu (x1000.000 Dolar)
1989: 43879
1990: 52377
1991: 53623
1992: 58595
1993: 70512
1994: 68705
1995: 75948
1996: 79299
1997: 84356
1998: 96351
1999: 101123
2000: 118602
2001: 113592
2002: 129604
2003: 144158
2004: 160635
2005: 168431
2006: 205156
2007: 247120
2008: 284403
Ve bu değişimin nasıl ve kimler lehine olduğunu görelim:
ANKA - ANKARA - Türkiye, Tanzaya ve benzeri birçok ülkeden daha kötü duruma gelen gelir dağılımındaki adaletsizlikle dünyanın gelir dağılımı en bozuk 55'inci ülkesi oldu. Gelir dağılımı Türkiye'den daha bozuk ülkelerin çoğunluğunu Afrika, Güney Amerika ve Asya ülkeleri oluşturdu. Dünya Bankası'nın Dünya Kalkınma Göstergeleri 2005 raporuna göre, Türkiye'de nüfusun en yoksul yüzde 20'lik kesiminin gelirden aldığı pay yüzde 6.1'de kalırken, en zengin yüzde 20'nin payı yüzde 46.7. İkinci en yoksul yüzde 20 gelirden yüzde 10.6, üçüncü yüzde 20'lik dilim yüzde 14.9 ve dördüncü yüzde 20'lik dilim yüzde 21.8 pay alıyor. Nüfusun en yoksul yüzde 10'u gelirden yüzde 2.3 pay alırken, en zengin yüzde 10'unun payı yüzde 30.7'ye çıkıyor. Yüzde 20'lik dilimler arasında 7.6 kat olan en yoksul ve en zengin arasındaki fark, yüzde 10'luk dilimlerde 13 kata çıkıyor. Sıfıra indikçe gelir dağılımındaki adaleti, 100'e yaklaştıkça da adaletsizliği gösteren 'Gini katsayısı' Türkiye için 40 hesaplandı. Bu katsayıyla karşılaştırılan 124 ülke içinde de Türkiye gelir dağılımı en adaletsiz 55'inci ülke oldu.
Bilmem farkında mısınız; bugün ülkemizde doğan her çocuk 5.000 USD borçla doğuyor.
Tabi benim Polyanna olmamam sizleri etkilemesin, gökdelenin tepesinden düşen adam yere çakılana kadar "şimdilik fena değil" demeye devam eder.
A.
Gözümüzü fotboldan ve negatif yönlendirmelerden alır da ...
Unutmadan, futbola ilgim son derece yüzeysel ve azdır. Buna rağmen son 15 yılda aklımda kalan iyi şeylerin başında gelmesi en azından bana ilginç geldi.
A.
Ekonomilerde miktar önemli değildir.
Enflasyon, gibi pek çok değişgenin içinde oranlar bize gerçekleri gösterir.
Sizin vermiş olduğunuz borçlanma miktarları ile bir tablo çıkardık.
Yıl........Borç............Gelir.............% (Gelirin içindeki borç oranı)
1996....79 299.......178 076 200.....44,53
1997....84 356.......362 098 528.....23,29
1998....96 351.......789 148 884.....12,20
1999...101 123.... 1496 411 488..... 6,75
2000...118 602.... 2304 253 323..... 5,14
2001...113 592.... 3762 463 447..... 3,01
2002...129 604.... 5695 899 517..... 2,27
2003...144 158.... 7528 755 951..... 1,91
2004...160 635.... 9945 493 749..... 1,61
2005...168 431...11730 871 334..... 1,43
Üzülerek söylemeliyiz ki; Yanlış tez üzerindesiniz.
Siz, bu iktidarı; laiklik, adalet anlayışı, siyasi korumacılık, yandaş sektörler üretmek, kişisel çıkar sağlamak gibi nedenlerle yargılamalısınız. Mantıklısı bu.
Bizden uyarması...
Ekonomilerde miktar önemli değildir ...
Siz, bu iktidarı; laiklik, adalet anlayışı, siyasi korumacılık, yandaş sektörler üretmek, kişisel çıkar sağlamak gibi nedenlerle yargılamalısınız.
Ekonomi bilginizin nereden geldiğini bilmiyorum ama temelinin çok sağlam olduğunu söyleyemem. Serbest ekonomilerde (Smith'çi ekonomiler de diyebiliriz) miktarlar (büyüklükler) son derece önemlidir - hatta öyle önemlidir ki tüm temel hesaplar büyüklük üzerinden yapılır; GSMH, toplam yatırım, toplam tasarruf, borç stoğu, büyüme, kişi başına milli gelir, vs. vs.
Ayrıca, oranlar da büyüklüklerden kaynaklanır; işsizlik, ihracatın ithalatı karşılama oranı, vs.
Verdiğiniz bilgi, rakamları bazı şeylere uydurabilme gayretkeşliği ile uydurulmuş şeylerdir. Her ekonominin temel verileri büyüklükler üzerinden hesaplanır ve ekonomiler bu hesaplar üzerinden değerlendirilir, bazı oranların zaman içinde değişimi üzerinden değil.
Zaman içinde değişiklikleri kaydeden veriler ekonomi bilimi içinde sadece tahminlere yönelik ekonometrik hesaplarda ve bazı konularda yol gösterici olarak kullanılır; nüfus artış hızı, gelir dağılımı, vs.
Tabi başımızdaki haramilerin bazı keyfe-keder oranlarla başarılı ilan edilmesi bazılarımıza mayhoş bir zafer keyfi verebilir ama gerçekler yazdığınız gibi değil.
... son olarak: iktidar dediğiniz çeteyi o konularda zaten eleştiriyor ve yargılıyoruz, saydığınız konularla sınırlı kalsak ne güzel olurdu değil mi? Ama bazı gerçekler tahminlerin ötesinde acıdır.
A.
Çok genel itibar ile vermeye çalıştığımız bilgilerin yetersizliği bir yana;
"Verdiğiniz bilgi, rakamları bazı şeylere uydurabilme gayretkeşliği ile uydurulmuş şeylerdir."
suçlaması ile de karşılaştık.
Bu uydurmalarımızın;
%33,333.. size,
%33,333.. TÜİK'e ve
%33.333.. de şahsi hesap makinemize aittir.
Ekonomi bilgilerinizden faydalanmak bizim için büyük bir zevkti...
Ekonomi bilgilerinizden faydalanmak bizim için büyük bir zevkti...
Her zaman beklerim ;)
A.
%33,333.. size,
%33,333.. TÜİK'e ve
%33.333.. de şahsi hesap makinemize aittir.
Sn. mhmd;
Ekonomide verilen rakamlarin hepsi birer aldatmacadan ibarettir. Her ülkenin yönetimi bu rakamlar ile cok kolay oynayabilir zaten yapilanda bu oyunu oynamaktir.
Üstelik bizim basbakanimiz ve yönetimimiz tam bir emir kullaridir.Hala I.M.K.B ile Türkiye'nin ici bosaltilmaya devam edilmektedir.Bir an evvel radikal kararlar alinip uygulanmaz ise; sömürüp icimizi bosaltmalari sona erdiginde, verdiginiz rakamlarin degerlerinin dogru olmadigini göreceksiniz.
Saygilar.
Son numaramız yeni uçağımız, hamdolsun!
Türk Hava Yolları tarafından Başbakanlık için iki yıl önce sipariş verilen Gulfstream G550 tipi uzun menzilli iş jeti, bugün saat 09.00'da İstanbul Atatürk Havalimanı'na indi. Teknik bakım hangarı önüne çekilen uçağın gümrük işlemlerine başlandı. Uçağın tescil işareti TC-DAP Doğu Anadolu Projesi oldu. Uçağın önümüzdeki hafta başında Ankara'ya götürülerek uçuşlarına başlayacak.
Akla gelen soru:
- Niçin uzun menzil?
Alternatif tescil işareti önerileri:
- US-BOP: açıklamaya gerek var mı?
- TC-YYY: yobazlık, yalan, yolsuzluk.
- TC-AKP: yorumsuz.
- TC-YYA: yürümekle yollar aşınmaz.
- TC-VMS: vatan millet saoğolsun.
- TC-BUM: başbakan uçmaz millet uçurur.
- TC-BUH: boyumuz uzadı hamdolsun.
- US-BBG: Amerika, bekle beni geliyom.
...
A.
Sevgili Mhmd geliri yazmış ama gideri yazmamış,2008 de 41 milyar dolar cari açık verdik.
Gelire gidere elde kalana(kalmayana)bakarak dış borcun artışını değerlendirmek gerekir.
Tarım ürünlerindeki ithalata bakmak gerekir.
Türkiye'de üretim düşmüştür,ithalat artmıştır,işsizlik artmıştır,yerli sermaye yurtdışına yatırıma yönelmiştir.
Tarımsal üretimimiz düşmüş,buğday,pirinç,mısır,şeker yurtdışından gelmektedir.
Üretim ekonomisine dönmezsek ilerde açlıkla karşılaşacağız,millet birbirini yiyecek.
sevgiler
Sevgili Mhmd geliri yazmış ama gideri yazmamış
Tebrikler! İlk kim görüp de yazacak diye bekliyordum :cool:
Üstelik bu yılki bütçelenmiş açığı iki ayda yedik bitirdik. Boşuna demiyorum Duyun-u Umumiye dönemine benzedik diye.
Demek ki neymiş; Hint kurnazlığı ile rakamları süslemek bir yere kadarmış ...
A.
:)
"Tebrikler! İlk kim görüp de yazacak diye bekliyordum"
Hint kurnazlığı ile itham edenler ithamları kadar varlar, helal...
Elde kalmadan önce ödenen borçlar sütünu da vardır Sn. aydeo,
Ancak buna rağmen söylediğiniz açıklar da mevcut.
Sektörel üretim konusunda ise genel bir hatamız mevcut.
Yurt içi üretimin düşmesindeki neden iç politika ya da hükümet değildir.
Global değerlendirmeler bu konuya açıklık getirir.
Suçlu kim? Diye dönüp baktığımızda da, çok kolay bir yöntem seçmekteyiz.
Hükümet...
Yerli üretimi teşvik etmekten aciz yerli tüketicidir, esas suçlu.
Şu an yazı yazmakla meşgul yazarlarımızın üzerindeki markaları klavyelerinden dökmelerini istesek, kaç tane Türk markası çıkar.
Genelleştirin.
Hint kurnazlığı ile itham edenler ithamları kadar varlar, helal...
Öncelikle, ithamım size değil kafanızdaki imajı oraya yerleştirenleredir.
İkincisi, tanımadığınız insanların içini görmek, niyetlerini bilmek gibi bir yetiniz olduğu ortaya çıkıyor aksi halde forum katılımcılarını yalancılıkla suçlamazdınız. Her ne kadar bilgisayar programcısı olarak çalışsam da akademik formasyonum ekonomidir (M. Sc.).
Yurt içi üretimin düşmesindeki neden iç politika ya da hükümet değildir.
Suçlu kim? Diye dönüp baktığımızda da, çok kolay bir yöntem seçmekteyiz.
Hükümet...
Yerli üretimi teşvik etmekten aciz yerli tüketicidir, esas suçlu.
Siz herhangi bir zaman RTE'ye danışmanlık yaptınız mı çok merak ediyorum. Sayın padişahımız da işçi çıkartan, fabrika kapatan sermayedarları fırçalıyordu.
Şimdi bakınız: bu ülkenin aklı başında ekonomistleri yıllardır TL'nin suni olarak çok değerli tutulduğunu bas bas bağırıyorlar. Serbest ekonomi içinde rekabet şansı kalmadığından ithalat yapanı da, fiyatı uygun diye ithal ürün alanı da suçlayamazsınız. Devlet dediğiniz mekanizma bu tür dengeleri sağlamak için vardır.
İşin ötesinde, yerli üretimi teşvik için önce iç talep olması gerekir. İşçisinize ve emeklinize üfürükten enflasyon rakamlarına göre ücret/maaş verirseniz iç talep alım gücü ile desteklenmez. Yani talep vardır ama para yoktur.
Ve gelelim daha da önemli bir meseleye, ki bu konuda da ekonomistler kendilerini paraladılar ama dinletemediler, elinizdeki üretim araçlarını "babalar gibi" sağa sola peşkeş çekerseniz işte böyle şapa oturursunuz. %20 işsizinize iş bulamaz sonra da sizi oraya koyan sermayedar kısmını suçlarsınız.
Hayır mhmd, yanılıyorsunuz; küresel kriz ülkemizde yaşanması kaçınılmaz olan çok daha büyük bir krizin sadece tetikleyicisidir. Global kriz olmasaydı da bu kriz olacaktı çünkü pek beğendiğiniz cahil tayfasının "babalar gibi ekonomik politikaları" ekonomimizde babalar gibi yapısal sakatlıklara yol açtı. Buradan kurtulabilir miyiz bilemiyorum ama AKP hükümeti yerinde durdukça daha da batacağız haberiniz olsun.
A.
Suçlu kim? Diye dönüp baktığımızda da, çok kolay bir yöntem seçmekteyiz.
Hükümet...
Yerli üretimi teşvik etmekten aciz yerli tüketicidir, esas suçlu.
Şu an yazı yazmakla meşgul yazarlarımızın üzerindeki markaları klavyelerinden dökmelerini istesek, kaç tane Türk markası çıkar.
Genelleştirin.
Evet gercek suclu hükümettir, hükümetlerdir ve bu hükümetin basinda duran kisidir. Baska suclu aranirmi?
Kapali kapilar ardinda yapilan konusmalarda, birilerinin kucagina ben mi oturuyorumda; suclu ben olacagim?:)
Israil olmazsa artik domates ekemiyecegiz.Özal isimli ac gözlü adamin verdigi tavizlerin ardi arkasi kesilmiyor artik. Bu adam cumhurbaskani olabilmek icin terörü kabul etti.Köylünün, ciftcinin, üreticinin ürettiklerini bes paralik etmek icin her halti karistirdi.
Semra Özal ve cocuklari borsada bu ülkenin cigerlerini söktüler aldilar.Birde bunlarin yandaslari ve yalakalarinin yaptiklari?
Simdiki basbakanin partisi, yandaslari ve yalakalari, Özal ailesinin yaptiginin 100 mislisini yapmaktalar.Bu insan degil basbakan, imam dahi olamaz.
Saygilar.
Anlaşıldı.
Biz başlayalım o halde.
Bir adet kol saati; NACAR.
Bir adet gömlek; söylemesi ayıptır zannımca merdiven altı üretim BİTTER-ALMOND.
Bir takım elbise; SARAR,
Bir kravat; MAIN-STAY yazıyor. (O da merdiven altı :) )
Bir çift ayakkabı; Fluchos (Dıııt..Made in Spain)
Bilimum iç çamaşır ve çorabımız; Pazar malı.
Biz bir mum yakmaya çalışalım.
Varsın isteyen küfretsin.
Halkın tüketim alışkanlıkları konusunda küçümser tavır takınanlara da Mahatma GANDHİ hatırlatması yapalım.
Biz bir mum yakmaya çalışalım.
Varsın isteyen küfretsin.
Kazak - markasız yerli
T-shirt - markasız yerli
saat - swatch (parfüm yanında hediye)
patolon - LC Waikiki yerli
çorap vs. - markasız yerli
ayakkabı - Kickers ithal (ayakkabı takıntım vardır, makosen giymem)
Bu arada "Yerli Mallar" haftasını kaldıran, Dodanlı ve Sümerbank'ı aşağılattıran ve sonunda babalar gibi satan, her tür yanıltıcı TV reklamına eyvallah çeken gelmiş geçmiş tüm yöneticilerimize selam olsun.
A.
Teşekkürler Sn. azınlık.
Sizin selamınızla birlikte biz de kocaman bir selam gönderiyoruz. Yerliye karşı olanlara.
Diğerlerinden ses çıkmıyor.
Teşekkürler Sn. azınlık.
Sizin selamınızla birlikte biz de kocaman bir selam gönderiyoruz. Yerliye karşı olanlara.
Diğerlerinden ses çıkmıyor.
Cikmaz olur mu?
Yerli mali haftasi kutladigimiz günleri unutmam mümkün degildir.
Fakat su anda yabanci marka olarak giydikleriniz veya kullandiginiz bir cok mal zaten yerli üretim.:D
Dolayisi ile AB ülkelerinde yasayan insanlar bir cok Türk ürünlerini satin almaktadirlar.Yiyeceklerde dahildir.
Burada oyanan cok adi ve pis bir oyun vardir.Bunu üretim ile ugrasan arkadaslarimiz cok iyi bilirler.
Disaridan gelen yiyecekleri kastedmiyorum.
İnsan aynı insan, fark kafasının içindekinde:
Bir zamanlar yumurta ikizi olarak adlandırılan Brezilya ve Türkiye IMF konsunda da ayrıştı. Brezilya IMF'ye kredi verirken Türkiye 45 milyara yakın kredi almak için çalışıyor.
Brezilya Maliye Bakanı Guido Mantega, IMF'nin, mali katkıda bulunma davetini kabul ettiklerini belirterek, Fon'a 4,8 milyar dolara kredi vereceklerini kaydetti.
Mantega, IMF'nin kendilerini 'kredi veren ülke statüsü' vererek, sağlam bir ekonomiye sahip olduklarını teyit ettiğini vurguladı.
Brezilya, uyguladığı başarılı ekonomik program sonucunda, Aralık 2005'te, IMF'ye olan 15,5 milyar dolarlık borcunu tamamıyla kapatarak, bundan böyle IMF'den mali yardım almayacağını bildirmişti.
A.
milomanara
11-04-2009, 22:48
Konu biraz dağılmış,
Ben Başbakan'ın Davos tepkisine katılmıyorum. Müslüman refleksiyle yahudilere aslan kesildiğini düşünüyorum. Ama Danimarka'nın veto edilmesine katılıyorum(karikatür skandalı olmasaydı, yine de yapar mıydı? Her halde yapardı, muz cumhuriyeti değiliz sonuçta).
Konu biraz dağılmış,
Ama Danimarka'nın veto edilmesine katılıyorum.
Haklısın, bu konu arada dağılıyor. :)
Rasmussen (Danimarka) veto edilmedi ki ... :confused: Danimarka'yı bırak, Fransa bile edilmedi :mad:
A.
Evet konu dagilmaya basladi.
Biz kabadayi yandan carkli basbakanimiza dönelim.:)
Dört gözle kapinin önüne koyacagi bakanlari karsilamak icin bekliyorum.
Helal olsun sana be; ortalikta siyaset ve diplomasi kültürü adina hic bir sey birakmadin..Bu arada caktirmadan Cumhurbaskanina da posta koydu. Fakat saga sola firca cekerken 60 milyon dolarlik yeni bir ucak edinmeyi ihmal etmedi.Megersem müslümanlar ne kadar cok seviyorlarmis; lüks icinde yasamayi. Kendilerine kimleri örnek aliyorlar dersiniz?:rolleyes:
Böyle bir basbakan ve parti baskanininda, böyle onursuz bakanlari olur. Hala kuyruklarini titrete, titrete bir umut ile bekliyorlar. Yaziklar olsun. Bu insanlardan her kötülük beklenir.
Ah bir de kültür bakani sosyalist fasist E.Günay'i kapinin önüne koymaz mi?
Tadindan yenmez olacak.:D
Ülke gündemi heryerekon, Başbuğ'un açıklamaları gibi konularla meşgul edilirken RTE'nin kankası Remzi Gür malı götürdü, hem de 10 da 1 fiyatına:
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/11440107.asp?gid=229
Ne diyelim ... darısı olmayanların başına!
A.
Helal sana Kasımpaşa'lı Celal!
Al sana Davos ruhu, biraz da NATO vetosu:
Avrupa Parlamentosu’nun Danimarkalı Üyesi Mogens Camre AB Komisyonu’nun Türkiye’deki 29 Mart seçimlerinde hile yapıldığı iddiaları karşısında nasıl tavır almayı düşündüğünü sordu. Camre önergesinde, “Komisyon ayrıca iktidarda kalmak için seçim hilesine başvuran hükümeti bulunan bir ülkeyle katılım müzakerelerini hala yönetmenin AB ilkelerine uygun olup olmadığını açıklayabilir mi?” dedi. - gazetevatan.com
Demek ki neymiş? Öyle ulu orta höt zöt etmekle olmuyormuş bu işler ... neymiş? Arada monşerlere danışmak gerekiyormuş ...
Orijinal haber:
http://w9.gazetevatan.com/AKPye_2_Rasmussen_soku/234238/9/Manset
A.
Coktandir basbakanimizin sesi cok cikmiyor.
Dikkatinizi cekiyor mu bilmem.:)
R.T.E. nin abuk subuk konusmalarinin islenmesi partiye zarar vermeye basladigini gören danismanlari onu ani konusmalardan uzak tutmaya calisiyorlar.
Huylu, huyundan vaz gecer mi?:)
Bakin neler söylemis gene:
Başbakan, Nazım’ın dizelerini okuyarak, “Gelin demokrasinin alanlarını yükseltelim” çağrısı yaptı
http://haber.gazetevatan.com/Ben_yanmasam_sen_yanmasan_nasil_cikar_karanliklar_ aydinliga__/237484/9/Siyaset
'' Gelin demokrasinin alanlarını yükseltelim” demis.
Bir yere giden yok ki, gelin diyor.. Ne basbakanmis....:D
Özel ucaklar cifter, cifter alinirken kimseye hic bir sey sorulmuyor. Kendi yasantisina ve tasidigi düsünceye bakmadan; birde Nazim'in sen yanmasan, ben yanmasam siirini okuyor.
Pes artik ...
Hikaye bu ya;
Başbakanın biri ağzıyla kuş tutsa malum medyaya yaranamamış.
Gitmiş buda rahiplerine, insanüstü güçler hakkında bilgi almış. Yetenek edinmiş.
Dönmüş ve tüm gazetecileri, bir basın toplantısı için çağırmış, gölün yanına.
Hepsi şaşkın beklemişler bu önemli açıklama nedir diye.
Başbakan ayakkabılarını çıkarmış, çoraplarını çıkarmış, beş on dakikalık bir konsantrasyon çalışmasından sonra başlamış göle doğru yürümeye!
Tüm şaşkın bakışlar altında başbakan suyun üzerinde gölün ortasına kadar yürür.
Sonra geri döner...
Ertesi gün manşet haber.
"Başbakan Yüzme Bilmiyor!!!!"
Bu hikayeyi daha önce anlattık mı, anlatıldı mı bilmem. Kusurlarıyla kabul buyurun.
Anayasa değişikliğini yargıyı da tümüyle ele geçirmek ve kadınlar üstünde tahakkümü arttırmak, parti diktalarını güçlendirmek için bir araç olarak görmekteler.
Önce dokunulmazlıkları kaldırsınlar da görelim ne kadar demokratlar.
"Anayasa değişikliğini yargıyı da tümüyle ele geçirmek ve kadınlar üstünde tahakkümü arttırmak, parti diktalarını güçlendirmek için bir araç olarak görmekteler."
Gelecek zaman kipi mi gördük?
AKP Anayasa Mahkemesi’ne “kişisel başvuru yolunun açılması” gibi kulağa hoş gelen bir yöntemi yasalaştırmak istiyor.
Kişisel başvuru kabul edilince Anayasa Mahkemesi’nin yükünü hafifletmek... bu nedenle üye sayısını arttırmak ve tabii… üye sayısını 11’den 17’ye çıkarmak gerekecekmiş.
Sonra?
Katılımcı demokrasi gereği üyelerden kimilerini TBMM seçmeliymiş.
Sonra?
Parlamentonun seçeceği üyelerin seçiminde RTÜK yönetimine uygulanan kural, AKP’nin ve CHP’nin saptadığı kişileri seçen sistem uygulanacakmış.
Sonra?
Parlamentonun seçeceği üyelerin seçiminde RTÜK yönetimine uygulanan kural, AKP’nin ve CHP’nin saptadığı kişileri seçen sistem uygulanacakmış.
Sonra?
TBMM’de temsil oranlarına göre AKP, CHP, MHP; üye sayısında aralarında anlaşacaklar, saptayacakları üyeleri seçeceklermiş.
Sonra?
Meclis çoğunluğuna egemen AKP; Anayasa Mahkemesi’nde Haşim Kılıç benzeri üyelerle çoğunluğu ele geçirecek, yüksek yargıyı dikensiz gül bahçesine çevirecek!
Sonra?
Tek adam tek parti ,çatlak ses istemem ,ben ne dersem o olur.
hiramusta
11-05-2009, 00:15
Dokunulmazlıkların kaldırılmasını isteyenler....,askerler,rektörler,yargı mensupları vs. hakkında yargılama kararı çıktığı zaman niye ciyaklamaya başlıyorlar.Başbakan yargılansın ama rektörler yargılanmasın...yesinler demokrasinizi sizin.:)
Anayasayı değiştirmek istiyorlar.
Sonra.
Tüm partilerin katılımı ile bir anayasa komisyonu oluşturalım denildi.
Sonra.
Sonrası bildiğiniz gibi CHP misketlerini hiç çıkarmadı. -Ben oyunda yokum dedi.
Öncesi.
Var tabiiki.
Anayasayı değiştirmek için çabalayan ve hatta bir taslak oluşturan AKP'ye karşı toptan reddiye gösteren CHP.
Niçin?
Anayasa Mahkemesi Üyelerini Meclis seçemezmiş?
Kim seçer?
Dikaaaaayt.
Hizaya girilecek....
Gir...
Lafı evelemek gevelemek yok.
Millete güvenmeyen, vekiline de güvenmez.
Vekiline güvenmeyen, Millet meclisine de güvenmez.
Millet meclisine güvenmeyen, Milli iradeyle egemenliğe de güvenmez.
Egemenliği bir yerlere bağlı kalan, postalların sesiyle yön tayin eder.
Dokunulmazlıkların kaldırılmasını isteyenler....,askerler,rektörler,yargı mensupları vs. hakkında yargılama kararı çıktığı zaman niye ciyaklamaya başlıyorlar.Başbakan yargılansın ama rektörler yargılanmasın...yesinler demokrasinizi sizin.:)
Dokunulmazliklar kaldirildigi zaman, bu herkes icin gecerlidir. Sadece kürsü dokunulmazligi vardir. Yani düsüncesini özgürce konusabilmektir.
Gercekten yenecek bir demokrasidir bu. Fakat bazi insanlar bu demokrasinin tadini hic bilmedikleri icin nasil yenecegini bilmezler. Bazi insanlarinda damak tadina hitap etmez.:)
Rektörler , askerler , yargı mensupları elbette yargılanabılır.
Suç unsuru içeren her konuda herkes yargılanmalıdır.
Sorun yaratan şuçu beirtilmeden delil sunulmadan içi boş iddanamelerle şuçsuz insanların iktidar karşıtı söylemleri yüzünden haksız yere yargılanmaya çalışılmasıdır.
Çok tuhaftır ki ülkemizde darbe hazırlıgı içinde oldukları için gözaltına alınan birçok insan varken 12 Eylülde darbeyi bizzat yapanlar ressam muamelesi görüyor.
Demokrasi anlayaşı nasıl nufüs etmiş burdan bakarsak daha iyi anlaşılabilir .
Demokraside kuvvetler ayrılığı ilkesi var ,siz yasama yürütme ve yargıyı hepsini meclis iradesine bırakır ve anti-demokratik bir meclise bu yetkiyi verirseniz diktatörlükle yönetilirsiniz.
Meclis demokratik mi?
Parti içi demokrasi varmı?
Seçim sistemi adaletlimi?
Halkın iradesi mecliste temsil ediliyormu?
Halkın iradesi varmı?
Yargı bağımsızlığı var mı?
Jandarma TSK dan ayrılsın içişlerine bağlı çalışsın diyor AB haberiniz var mı?
Bu talebin nedeni hakkında bilginiz varmı?
Bu yapılmak istenilenlerin neyi amaçladığından haberiniz varmı?
Baş kabahatli %10 barajını seçim yasasına sokan herkimse O. Demokrasinin azınlık hakkı olduğunu bilmeyenler...
Meclis demokratik mi?
Parti içi demokrasi varmı?
Seçim sistemi adaletlimi?
Halkın iradesi mecliste temsil ediliyormu?
Halkın iradesi varmı?
Yargı bağımsızlığı var mı?
Yok.
Çare?
ORDU GÖREVE!!!
''ORDU GÖREVE!!! ''
Ordu görev dışı,yakında özelleştirme kapsamına alınabilir.
http://www.turandursun.com/forumlar/images/geruh/misc/progress.gif
Ülkemde herşeyin satılık olması üzüyor tabiki beni.
Üzülmeyin Sn. aydoe,
İnsanları satılık bir ülkenin kurumlarına üzülmeyin.
Bizim ordu ABD istemeden darbe yapamıyor ama en güvenilir kurumların başında geliyor. Bu biraz garip değil mi?
Genelleştirmeden yazmak, hedefimizi daha sağlıklı buldurur.
Ordu, bizim ordumuzdur.
Bizim vergilerimizle varlığını sürdüren, bizim canımız ile canlanıp kanımız ile kanlanan bir kurumdur.
Her kurumda olduğu gibi bu kurumda da çürükler vardır.
Ve ayıklanmalıdır.
Yapısı ve duruşu ile pek tabiidir ki, halkımız tarafından güvenilirdir.
Halkına inanmayan ve beğenmeyen içindeki satılmışlar ile de darbeler oluşabilmektedir.
Darbeci klik ile ordumuzu aynı kefeye koyamayız.
sevgili aydoe ordu yakınca prflaşacak aslında buda bi özelleştirme...
Çözüm burada:
Atatürkün Bursa Nutku...
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
K. Atatürk
Sn. vvalla,
İngiliz alfabesinden Türk alfabesine mi geçtiniz?
Yoksa yeni üyelerimizden misiniz?
Sn. vvalla,
İngiliz alfabesinden Türk alfabesine mi geçtiniz?
Yoksa yeni üyelerimizden misiniz?
anlamadım... Arap oldum sayende....
Ben Arabım, walla ise duyduğum kadarıyla zenci imiş.
Neyse...
Şikayet etme, birşeyler yap... (http://www.tekparti.org/mektup.mht)
Basbakanimizin agizindan Polonya'da gene inciler döküldü.
Fransa ve Almanya basbakanlarina verdi veristirdi.
Türkiye'yi AB ne almayacaklarini sanki bilmiyormus gibi.:D
elcihanaferin
04-06-2009, 16:59
Başbakandan yeni bir inci: "Bize AKP diyenler edepsiz, iftiracı".
Çünkü partinin Yargıtay Başsavcılığındaki kısa adı 'AK Parti' imiş.
Ak olmak zordur. Mecliste yolsuzluk iddialarını çoğunlukla engellemek kolaydır. Yolsuzluk yapmak, mecliste yasa çıkararak aklanmak mümkünse kolaydır. Mecliste yasa çıkarıp rekabete engel olacak şekilde ithalat yapmak kolaydır. Zor olan rekabete girebilmektir.
Ben hep bu partiye Akepe dedim. Çünkü 'ak' demek içimden gelmedi, ak olduğuna inanmadım. Ben bu yüzden edepsiz oluyorsam, bu lafı etmekle bu zat bin defa daha edepsizdir.
Kendisine 'ak' dedirtmek için böyle yapanların hemen fazla şüphe çekeceğini nasıl olur da düşünemez. Maalesef başbakan cahildir de.
Başbakanımız ülkeyi yöteteceğim diye başkaları tarafından yönetiliyor ama asıl soru bunu bilerek ve isteyerek mi yapıyor yada zorlamı?
Niye sildiniz mesajımı? Ne güzel edepsizlik ediyordum:
akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe akepe
Hadi aç davayı ...
A.
Başbakan'ın; "mayın temizleme&kiralama" yasasının, oluşan tepkileri bertaraf etmek için ve gündemi dğiştirmek için bilerek çıkardığı izlenimini veriyor, birde bugün GATA da bazı subayların ergenekon örgütü ilişkisi nedeniyle de tutuklanması da tesadüf. 1 hafta önce ise ülkede azınlıklara "faşizan"ca davranışların muhasebesini yapıyordu, bu da, mayın yasasıyla beraber en çok konuşulan haber oldu.
edepsizlik yapıyorlar diyen zatın ağzından çıkan cümleleri hatırlayalım:
terörisbaşına sayın şehitlere kelle dedi
mersindeki çiftçiye ananı al git ülen artizlik yapma dedi
kredi kartı mağdurlarına onlar mağdur değil dedi
ekonomik krizden dolayı batan firmalara beceriksiz dedi
korumasına beni şimdi küfür ettireceksiniz dedi
mitinglere giden insanlara bindirilmiş kıtalar dedi
vs.vs.vs.
siz karar verin kim edepsizmiş?
Sormuşlar Mevlanaya;
-Edep nedir? Diye.
Cevap vermiş hazretleri;
-Edep, edepsizlerin edepsizliklerine tahammül ve sabır göstermektir.
Ya Sabır...
'Derenin intikamı ağır olur'
Trakya ve İstanbul’daki sel baskınlarını ‘yüzyılın felaketi’ olarak tanımlayan Başbakan Erdoğan, “Dere ıslah çalışmalarının önüne her zaman engeller kondu. Sanırım son olaylar bunu ortadan kaldırır” dedi.
http://w9.gazetevatan.com/Derenin_intikami_agir_olur/258489/1/Gundem
Allaha sükürler olsun ölü sayisi; 50 kelle adetini gecmedi.
"Doğa aptalı affetmez, mutlaka cezalandırır."
Biz de böyle gördük.
Sn. cigi, haberiniz ile yorumunuz hakkında bir korelasyon bulursanız haber verin, değerlendirmeye çalışalım.
Nedense cok unutkan bir milletiz ve taraf tutmanin, yasanan aci olaylar karsisinda bir getirisi olmadigini düsünmekteyim.
15 Temmuz Artvin Savsat'da olan sel felekatinde Basbakan RTE nin sözlerini hemen hatirlayalim.
Doğal sel ve felaketler hakkında konuşanlar hadlerini bilsinler!
Savsat halki ise yasanan felaketin ardindan kabadayi ve inancli bir agizla konusan Basbakana olan yanitlari:
“Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a sesleniyoruz; asıl haddini bilmesi gerekenler bile bile ölüme davetiye çıkartılan mağdur felaket zedeler ve Şavşat halkı değildir. Asıl haddini bilmesi gerekenler bentlerin yapımında ihmalkarlık yapanlardır. Asıl haddini bilmesi gerekenler gözlerini kar hırsı bürüyenlerdir. Asıl haddini bilmesi gerekenler insan yaşamını hiçe sayanlardır. Asıl haddini bilmesi gerekenler verdikleri sözleri tutmayıp mağdur aileleri yüzüstü bırakanlardır” Şavşat Halkı
http://www.halkinhaklari.com/savsat-halki-basbakana-tepki-gosterdi-asil-siz-haddinizi-bilin.html
Allaha sirtini dayayip, insaallah, masaallahlar, sükürler ve hamdolsun ile koskoca bir Demokratik Cumhuriyet yönetilmez.
Simdi anladiniz mi kolerasyonu?
http://www.blogdar.org/upload/r-up/blogdar-8751-4145_1137740316635_1021191120_392572_5475844_n.jpg
Adabtır yemek ,yakışır ender asilliğine
Edeptir giyim ,zariftir gerekir temsiliyetine
E....tir vurulsa da altın semer görüntüsüne
Bilmez öğrenmez yakışmaz temsiliyetine
Liderdir gönüldür maruftur insan sevgisine
Aşkıdır bu coğrafyanın yer etmiştir tarihe
H....dır sefildir dayıdır kabasından mahallede
Yüz karasıdır bu coğrafyanın etmistir içine...
elcihanaferin
17-10-2009, 10:24
Güncelleme.
Davos Fatihi
http://www.youtube.com/watch?v=KqNv81agcHQ
Mutezile
18-10-2009, 20:10
356 no'lu mesajda hükümetin başının zerafet, estetik kurallarından bir haber şekilde gıda almasını yemek yemek olarak değil, tıkınmak olarak nitelemek gerekir. Muhteremle maazallah aynı masada yemek yiyor olsaydım, şu görüntü karşısında istifra etmem kaçınılmaz olurdu..
Bize küçükken bu adab-ı muaşereti öğretmişlerdi. İmam yetiştiren okullarda öğretilmiyor mu acep?
Mustafa Kemal'in duruşunu tarife gerek var mı? Uygarlıktan bir insanın nasibini alması çok farklı bir şey..Güzel bir şey tabii.
http://www.youtube.com/watch?v=AonIP80Dqtw&feature=related
TBMM Meclisi ve Sayın Başbakan
http://www.youtube.com/watch?v=5wVpbffGFUA
2 cümleyle bir konuşma eleştirilemez. Tayyibin konuşmasından çok danseden bebek oynadı klipte.
Böyle eleştiri olmaz.
Ayrıca eleştirilen şey nedir anlamadım?
sayın cigi, gelişme var ama video yapma için.
Sayın saroz'a katılıyorum. Madem böyle bir video eklediniz, bıraksaydınız da tüm konuşmalar olsaydı izleseydik ondan sonra yorumlar yapsaydık. Bir türlü izlemek istediğimiz diziyi izlememeze engel olan sürekli giren reklamlar gibi olmuş video.
http://www.youtube.com/watch?v=1Xx0HuyOYFg&feature=player_embedded
ahmetsln
15-04-2011, 14:08
Cigi nin verdiği ilk videodaki olay Erdoğanın Meclis başkanı gibi emirler vermesidir, bunu anlamak zor olmasa gerek ?
azinliklarin ibadetlerinin sigortasi erdoganmis..is demokrasiden cikip senin ellerine kaldiysa zaten problem var demektir.bir basbakan sahis olarak nasil koca cumhuriyeti hice sayip garanti veriyor bu nasil uslubtur?
uluslararasi alanda ortak politik bir dil vardir herkez kendi menfaatleri icin calisir ama bu dili kullanarak kibar bir dildir ve centilmence kullanilir.
bu arenada kasimpasa agziyla konusulmaz konusulursa zaten tercuman dogru olarak ceviremez dolayisiyla kendini ifade edememis olursun.
ooo frank edendi siz giderken biz donuyorduk filan diye olaylara girecek nerdeyse basbakan.yuh diyorum...
Kabadayılık bunda
Hukuksuzluk bunda
Ayırımcılık bunda
Yolsuzluk bunda
Ahlaksızca suçlamalar bunda
Diktatörce davranışlar bunda
Din tüccarlığı bunda
Yalancılık bunda
Dün tükürdüğünü bu gün yalamak bunda
İnsanları başkalarını öldürmeye itecek denli kışkırtıcılık bunda
Suçu sabit olmayanları peşinen suçlu ilan etmek bunda
Hırsızları kollamak bunda
Hak arayan YGS mağduru gençlerin karşısına kendi taraftarı 5 - 10 bin genci çıkarmakla tehdit edecek kadar kendini kaybetmek bunda
Sabahın alaca karanlığında ev bastırıp insanları gözaltına aldırmak bunda
Meclis başkanını azarlamak bunda
Samimiyetsizlik bunda
Sözünü tutmamak bunda
Türkiye halklarını birbirine düşman etmek bunda
Sanat'ı, sanatçıyı aşağılamak bunda
Ah, tabii,
Seçimle, "demokratik yoldan" geldi, halk böyle istedi değil mi?
Eh, böyle başa böyle tarak yakışır zaten.
Bunu başımıza oylarıyla getirenlerin azıcık olsun yüzleri kızarmaz mı?
Freester
19-09-2011, 23:11
Goebbels şuanda yaşıyor olsaydı. Ve bu şahsı görmüş olsaydı herhalde kendine sorardı. Büyük yalan teorisinde nerde hata yaptım ? ;)
ah aşinar ah....
bu herife oy verenlerde akıl kafa yok ki yüzleri kızarabilsin.
neye oy verdiklerinin farkında değiller ki.
gördüm seçimlerde sandıkta görevliydim,buna oy verenlerin alayı okuması yazması olmayan cahil cühela takımı.
ama en çok bunlara oy veren kütlere kızıyorum ben.
kendi partiniz var,çat diye tavır da koyup yemin etmediler,daha ne diye gidip ampul takımına oy verirsiniz bunun mantığı nedir enteresan.....
ah aşinar ah....
bu herife oy verenlerde akıl kafa yok ki yüzleri kızarabilsin.
neye oy verdiklerinin farkında değiller ki.
gördüm seçimlerde sandıkta görevliydim,buna oy verenlerin alayı okuması yazması olmayan cahil cühela takımı.
Sayın unbe,
Kusura bakmayın ama asıl cahillik sizin bu yaptığınızdır. İnsanlar cahil olabilir, okuması yazması olmamış olabilir, önemli olan bu değil bunun devam etmesidir, önemli olan bunun devam etmesine engel olmayanlardır. Bunu insanların yüzüne vurmaktır asıl cahillik.
Sandıkta kimin kime oy verdiğini bir görevli olarak nasıl görebildiniz onuda anlayamadım açıkçası? Sanırım diliniz sürçtü.
bursali68
20-09-2011, 10:24
ah aşinar ah....
bu herife oy verenlerde akıl kafa yok ki yüzleri kızarabilsin.
neye oy verdiklerinin farkında değiller ki.
gördüm seçimlerde sandıkta görevliydim,buna oy verenlerin alayı okuması yazması olmayan cahil cühela takımı.
Merhaba,
Sn.unbe,sanırım bazı şeyleri görmek gerek...Cahil cühela takımı her zaman vardı bu ülkede...O zaman şöyle sormak gerek 2002 yılına kadar gelmiş yönetimler bunu yokedebilme uğruna ne yaptı...? 1991 yılından 2002 yılına dek neredeyse 1-2 yıla bir hükümet düşüyor...Yani birbirleriyle anlaşamayan koalisyonlar...Ülkemizde maalesef " uzlaşma kültürü " yok ki koalisyonlar sorunsuz yürüsün...Sonuçta tek parti iktidarını insanlar " düzen - istikrar " olarak görüyor...Ve detaya kimsenin de baktığını sanmıyorum...
Ayrıca bu tür söylemler oy veren kitlenin kemikleşmesinden ve de artmasından başka hiç bir işe de yaramaz diye düşünüyorum...Bu görüldü...
Anlatmaya çalıştıklarınızı keşke görebilseler.Ama görmelerini sağlamak için " uç - marjinal - kırıcı " söylemler işe yaramıyor tam tersi dediğim gibi kitlenin artmasına sebebp oluyor...Diğer partiler de " çözüm üretemediklerinde " ...Gerisini siz düşünün...
Sağlıcakla kalınız...
Sayın unbe,
Kusura bakmayın ama asıl cahillik sizin bu yaptığınızdır. İnsanlar cahil olabilir, okuması yazması olmamış olabilir, önemli olan bu değil bunun devam etmesidir, önemli olan bunun devam etmesine engel olmayanlardır. Bunu insanların yüzüne vurmaktır asıl cahillik.
Sandıkta kimin kime oy verdiğini bir görevli olarak nasıl görebildiniz onuda anlayamadım açıkçası? Sanırım diliniz sürçtü.
şöyle ki sn. yergin,
sandıktan çıkan oylar sayılınca anlaşıldı.
tkpye 2 oy çıkarken-ki biri benimdi- ampul partisine 250 civarı oy çıktı.
Merhaba,
Sn.unbe,sanırım bazı şeyleri görmek gerek...Cahil cühela takımı her zaman vardı bu ülkede...O zaman şöyle sormak gerek 2002 yılına kadar gelmiş yönetimler bunu yokedebilme uğruna ne yaptı...? 1991 yılından 2002 yılına dek neredeyse 1-2 yıla bir hükümet düşüyor...Yani birbirleriyle anlaşamayan koalisyonlar...Ülkemizde maalesef " uzlaşma kültürü " yok ki koalisyonlar sorunsuz yürüsün...Sonuçta tek parti iktidarını insanlar " düzen - istikrar " olarak görüyor...Ve detaya kimsenin de baktığını sanmıyorum...
Ayrıca bu tür söylemler oy veren kitlenin kemikleşmesinden ve de artmasından başka hiç bir işe de yaramaz diye düşünüyorum...Bu görüldü...
Anlatmaya çalıştıklarınızı keşke görebilseler.Ama görmelerini sağlamak için " uç - marjinal - kırıcı " söylemler işe yaramıyor tam tersi dediğim gibi kitlenin artmasına sebebp oluyor...Diğer partiler de " çözüm üretemediklerinde " ...Gerisini siz düşünün...
Sağlıcakla kalınız...
şu an türkiyede ciddi ve türkiyeyi içerde dışarıda temsil edebilecek bir parti olduğunu düşünmüyorum.her ne kadar tkpye sempati duyup oy versemde,deniz baykalı cidden özlüyorum.çünkü şu an baktığımızda muhalefeti işe yaramaz görüyorum.deniz baykal herzaman eleştirildi,yok sert dendi yok bilmem ne.eh muhalefet dediğin yumuşak olacak değil tabii ki.
ve evet,bugüne kadar hiçbir hükümet bu cehaletin önüne geçmek için herhangi bir girişimde bulunmadı.bu konuda zamanında eleştiride bulundum yanlış hatırlamıyorsam.esasında türkiyenin politika konusundaki sorunu politikacılarımızın hepsinin ülkeyi değil,kendi çıkarlarını düşünüyor olmalarıdır.dolayısıyla fazla söze gerek yok.en iyisi ben politika forumuna fazla uğramamayayım:D
bursali68
20-09-2011, 16:26
şu an türkiyede ciddi ve türkiyeyi içerde dışarıda temsil edebilecek bir parti olduğunu düşünmüyorum.her ne kadar tkpye sempati duyup oy versemde,deniz baykalı cidden özlüyorum.çünkü şu an baktığımızda muhalefeti işe yaramaz görüyorum.deniz baykal herzaman eleştirildi,yok sert dendi yok bilmem ne.eh muhalefet dediğin yumuşak olacak değil tabii ki.
ve evet,bugüne kadar hiçbir hükümet bu cehaletin önüne geçmek için herhangi bir girişimde bulunmadı.bu konuda zamanında eleştiride bulundum yanlış hatırlamıyorsam.esasında türkiyenin politika konusundaki sorunu politikacılarımızın hepsinin ülkeyi değil,kendi çıkarlarını düşünüyor olmalarıdır.dolayısıyla fazla söze gerek yok.en iyisi ben politika forumuna fazla uğramamayayım:D
Merhaba,
Aynı düşüncedeyiz bu konuda içeride ve dışarıda Türkiye'yi temsil edebilecek bir parti olduğunu düşünmüyorum.Deniz Baykal konusunda da bazı noktalarda hemfikiriz , koalisyon hükümetinde " banka hortumlamaları " konusunda gensoru vererek hükümeti düşürdü , ama doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar misali sonraki seçimlerde halk cezalandırdı ve meclise giremedi...Ben daha çok Ecevit tarafındayım ancak dediğim gibi görüşlerime uygun tam bir siyasi yapı olmadığından ve muhalefetin de güçlü olması gerektiğini düşündüğümden CHP yi destekledim...TKP ise çok " utopik " geliyor söylemleri , yani gerçekleşebilmesi zor ihtimal.O yüzden sempati duymadığımdan değil " mecliste " temsil edilebilecek " bir oy oranı yakalayamamasından yıllardır , sanki boşa giden oy gibi gördüm...
Özellikle 80 sonrası yönetimlerde , askeri hükümeti saymazsak , bir tek Özal hükümetlerinin o da ilk Özal hükümetlerinin ülke gelişimine katkısı oldu...Oldu da bu seferde kurulan sistemin içine " virüs " enjekte edildi , ne gibi " rüşvet " gibi, ne gibi amca-dayı - arka - torpil...gibi , ne gibi " mafya " gibi...Bu virüsten de kurtulunamıyor...Diğer hükümetler de zaten 2002 yılına kadar o koalisyon olmadı bu koalisyon şeklinde yürüdüğünden , ülkenin sorunlarına neredeyse hiç çözüm bulunmadı diyebilirz...Bu da toplumu tek bir parti etrafına topladı , iyi veya kötü...Zaten toplumumuz da 80 askeri darbesiyle " örgütsüzlüğe ve sessizliğe " uzun zaman büründürüldü...Karşımıza çıkan sonuç maalesef böyle işte...
Doğruları , o cahil dediklerimize veya nitelediklerimize çok uca , marjinalliğe kaçmadan anlatabilmek gerekiyor diye düşünüyorum...İyi örnekler vererek...Belki o zaman görmeleri sağlanabilir...Zor ama bir ihtimal...
Sağlıcakla kalınız...
milomanara
20-09-2011, 16:40
Sonunda diktatörlerini başlarından atabilmiş çevre ülkelerdeki kardeşlerimize doğru tavsiyeyi yapmış adamdır. "Laik sistem kurmazsanız papazı bulursunuz. (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1063365&Date=14.09.2011&CategoryID=81)" öğüdünü vererek başbakanı olduğu ülkenin aynı beyin virüsüne(din) sahip ülkelerden nerede ayrıldığını anladığını göstermiş, takdirimi kazanmıştır.
Yeri gelmişken, öbür kılıçlı kalkanlı geri zekalıyı gördükçe, ciddi ciddi RTE'ye vereceğim gibi görünüyor bir daha ki oyu. Neyse daha var. Bekleyelim, görelim...
evrensel-insan
12-08-2014, 03:51
Diktator yakinda basbakanligi "birakacak" onun anisina bu guzel basligi guncelleyelim.