PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Çerkes - Tatar ve Türk Tehcirleri


pante
31-01-2009, 16:24
Forumlarda genelde Ermeni tehciri ve soykırım iddiaları işlenirken ya da Sosyalizm ile ilgili konuların tartışılması sırasında satır aralarında Rus Çarlığı ve Stalin dönemlerinde Çerkeslerin büyük sürgün ve soykırımından, Tatarların ve çeşitli Türk toplumlarının tehcirinden söz ediliyor ama üzerinde ciddi olarak durulmadan geçiliyor. Bu başlık altında bu sürgünlerin tarihsel gerçekliğini, abartı olup olmadığını ve nedenlerini sorgulayacağız. Bu konuda sitemiz üyesi Çerkes, Tatar ve diğer Kafkasya kökenli arkadaşların katkıları önemlidir.
Ben sadece bir ön giriş yapıp konuyu tartışmaya açacağım.

Büyük Çerkes Sürgünü

Çerkes Soykırımı, 19.yüzyılda, özellikle 1864 yılında yoğunlaşmak ve başta Adigeler (Çerkesler) olmak üzere, Kuzey Kafkasya halklarının Türkiye'ye yönelik zorunlu göçleri. Büyük Çerkes Soykırmı ya da Göçü gibi adlar da verilmektedir. Bu olay sonunda 1 milyonun üzerinde bir nüfus Osmanlı topraklarına yerleşmiştir.

Rus kaynaklarına göre, 1863-64 yılları süresince 418 bin kişi Türkiye'ye "göç" etmiştir. 1858-65 yılları arasında göç edenlerin toplam sayısı da 493 bindir. Bu bağlamda 45.023 Natuhay, 27.337 Abadzeh, 165.626 Şapsığ, 74.567 Vıbıh, 11.873 Ciget, 10.500 Bjeduğ, 30 bin Abaza (Abazin), 4 bin Besleney, 15 bin K'emguy, Mahoş, Yegerukay, 30.650 Nogay, 17 bin Kabartay ve 23.193 Çeçen Türkiye'ye yerleşmiştir. 1864 öncesinde tamamı 25 bin ile 100 bin arasında tahmin edilen Vıbıhların,göçe katılım sayısının 74.567 olarak verilmesi, Vıbıh limanlarından Türkiye'ye gönderilenlerin sayısının 100 bin dolayında olduğu kanısını güçlendirmektedir. Ancak belirtilen bütün bu sayılar,Ruslarca kayıt altına alınmış ve büyük bir olasılıkla düşük tutulmuş olan tek bir tarafın görüşünü yansıtan sayılardır.

İngiliz savaş tarihçisi W.E.D.Allen'e göre, o zamanki Türkiye topraklarına yerleştirilmiş olan Çerkeslerin (Adıge) sayısı 600 binden fazladır. Amerikalı Justin McCarthy, sürülen Çerkes ve diğer Kafkas topluluklarının sayısının 1.200.000 dolayında olabileceğini, bunun ancak 800 bin kadarının hayatta kalabildiğini belirtiyor. Sağ kalan nüfusun 600 bini 1856-64 arasında, 200 bini de 1864 sonrasında göç etmiştir. Şu durumda Allen ve McCarthy'nin 1864'te Türkiye'ye yerleşebilen nüfusa ilişkin tahminleri uyuşmaktadır. General İsmail Berkok'a göre ise, sayı 1 milyon kadardır. Bütün bunlar, kuşkusuz tahmini sayılardır. Sayıyı daha az ya da daha çok olarak gösteren kaynaklar da vardır. Ancak, Adıge-Çerkes kaynakları, genellikle 1.500.000 sayısı üzerinde birleşmektedirler.

Sürgüne katılan nüfusun en az dörtte birinin yolculuk, kamp yaşamı ve yeni yerleşim yeri sırasında öldüğü kabul edilmektedir. Rusların doğrudan öldürdüğü Adıge sayısı ise 500 binden fazla olarak tahmin edilmektedir.

W.E.D.Allen'e göre, 1864 Çerkes sürgünü sırasında birkaç bin Abhaz da, Abhazya'dan bir "kaçış" biçiminde ayrılıp Türkiye'ye sığınmıştır.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Ad%C4%B1ge_s%C3%BCrg%C3%BCn%C3%BC

1944 Stalin Tehcirleri

Sürgün hadisesi ile ilgili RSFSR Yüksek Şûrasının kararı 25 Haziran 1946 tarihinde edilmişti. Yüksek Şûra'nın Divan Başkanlık Kâtibi Bahmurov'un açıklaması ve suçlaması şuydu ve ertesi günkü İzvestiya gazetesinde şöyle yayımlanmıştı:

"Büyük vatan harbi sıralarında Sovyetler Birliği Milletleri Alman faşist gâsıplarına karşı vatanlarının şeref ve istiklâlini kahramanca müdafaa ettikleri bir zamanda, Alman ajanlarının propagandalarına katılan birçok çeçen ve Kırım tatarı tarafından teşkil olunan gönüllü kıtalarına girerek, Alman Ordusuyla birlikte Kızıl Ordu'ya karşı silahlı mücadeleye iştirâk ettiler. Almanların emriyle dahilde Sovyet rejimine karşı kundakçı çeteleri vücuda getirdiler. Çeçen-İnguş ve Kırım Özerk Cumhuriyetleri ahalisinin esas kitlesi bu vatan hainlerinin faaliyetlerine mani olmadı. Bununla ilgili olarak Çeçenlerle Kırım Tatarları Sovyetler Birliği'nin başka bölgelerine nakledilmiş bulunuyorlar."

Sürgün kronolojisi:

http://www.surgun.org/surgun/tur/bilgi.asp?yazi=kronoloji

qw19
31-01-2009, 17:29
Çok yerinde başlık oldu pante. Çerkeslerin oldukça trajik anıları vardır bu göçlerle ilgili.
Çerkesler gemilerle, geldiklerinden açlıktan, bakımsızlıktan, hastalıktan oldukça büyük kayıplar vermişler, özellikle daha narin olan çocuklarını kaybetmişler. Ölülerini Karadeniz'e atmak zorunda kalmışlar. Hala eskiler balık yemezler.

Tarih vahşetler tarihi. İnsanın hiç birine içi dayanmıyor. Türk, ermeni, Kürt, Çerkes, Yahudi, Tatar, Arap farketmez.

Demokrasi, özgürlükler, güç dengeleri gözetilmediği zaman bu vahşetler de kaçınılmaz hale geliyor. İşte Yahudiler güce ulaştıklarında, Araplar, Kürtler, Türkler, Ermeniler vs. vs. aynını yapıyorlar.

Selamlar.

janti
31-01-2009, 18:03
Sevgili Pante , bu başlık için hem Kuzey Kafkasya Halkları ( Çerkesler ) adına hemde kendime adıma teşekkür ederim.

Bu konuya sürekli alıntılar ekleyeceğim. Üzerinde durulması gereken konulardada fikir ve bilgi paylaşımı yapacağım.

Özgür kalın..

Kafkasya'da Soykırım ve Sürgün(kısa sosyolojik tahlil) (http://birkaf.com/index.php?topic=3598.msg9260#msg9260)


Bir halkın varlığını sürdürebilmesi,direnç kuvvetiyle doğru orantılıdır.Sosyolog Prf.Dr.Ali Murat Daryal bu olgunun harika bir formülünü ortaya koymuştu: direnç=Mazi x(Hal+İstikbal)

Bu formülde mazi bilgisi ve bilinci,mevcut durumu hakkıyla kavrayabilmek ve isabetli gelecek projeksiyonları yapabilmek,nihayetinde direncini arttırıp varlığını sürdürebilmek için hayati önemi haizdir.Zira mazi bilgisi ve bilinci formülde çarpan hanesindedir.
Daryal hocanın ortaya koyduğu bu sosyolojik formülü aşşağıda ki Çerkes özdeyişleri pek veciz izah etmektedir:

-Günümüzde cereyan eden olayları anlayabilmek ve geleceğe hazırlıklı olabilmek için;geçmişi bilmek olmazsa olmaz bir zorunluluktur.

-Geleceğiniz;geçmiş bilincinizin gücü nispetinde aydınlık olacaktır.

Ünlü Kabardey şairi Laşe "Göz yaşını harekete geçiren acının kudreti karşısında dünya duramaz" der.

Tarihin en büyük acılarından birini yaşayan Kafkas halklarının büyük trajedisi,detaylı araştırmalarla dünya kamuoyunun önüne konabilmiş değildir.Bu başarılabilirse,19.yüzyılın ikinci yarısında yurtlarından sürülen halkların itibarları ve anavatanları üzerindeki hakları iade edilebilecektir.

Konuşmasını çarpıtılmış terminoloji,soykırımla dolu bir insanlık tarihi,Kafkasyada soykırım ve sürgün,sürgün yolunda çekilen çileler,sürgün sürecinde geri dönme eğilimi,Osmanlı devletinin sürgün ve iskan politikası,Rusya'nın iskana müdahalesi,sürgün edilen Çerkes sayısı,Çerkes diasporası,sürgünün açtığı derin yaralar,soykırıma İngiliz katkısı(Drau faciası)başlıkları altında devam ettiren Sn.Fethi Güngör sonuç ve öneriler kısmında ise;

İnsanlık tarihi boyunca gerçekleştirilmiş olan soykırım ve sürgünlerin,bu insanlık suçlarına maruz kalmış halkların temsilcilerininde katılımıyla oluşturulacak uluslararası bir özel organizasyon tarafından derinlemesine araştırılarak ortaya konmasını,bu insanlık suçlarını işleyen devletlerin,ezdikleri ve sürdükleri halklar başta olarak tüm bu insanlıktan özür dilemeleri,soyları kırılan ve sürülen halklara mümkün olabilecek en büyük bir cömertlikle hem itibarlarının hem de tarihi haklarının iade edilmesi sağlanmaldır.

-Bu çapta büyük bir organizasyonu hiç beklemeden,Kafkas halklarının oluşturduğuorganizasyonlar,ilgi duyan tüm kurum ve kuruluşların da desteğini alarak,tarih boyunca uğradıkları soykırım ve sürgünleri en ince detayına kadar araştırabilecek bir enstitü kurmalıdırlar.Bu enstitü ulaşacağı sonuçları raporlar halinde dünya kamuoyuna duyurmalı ve uluslararası mekanizmaları,Kafkas halklarının itibar ve haklarının iadesi hususunda insiyatif almaya çağırmalıdır.

-Batı felsefesinde 'insan insanın kurdu' olarak tanımlanır.Hayır,insan insanın hemcinsidir.Yer kürenin kaynakları ,bütün insanlığın bir arada sağlıklı huzurlu ve medeni bir hayat sürmesine yeterlidir.Yeter ki insanlık sorumluluğunu kuşansın,zulümden uzak durup kaynakları adil paylaşmaya razı olsun.


Sürgüne tarihin derinliklerinden bakış

Arşivler milletlerin hafızası mesabesindedir. Her bir arşiv belgesi, bir milletin tarihinde cereyan etmiş bir olayı, kronolojik, ekonomik, politik, sosyolojik vb. bir çok açıdan aydınlatır.

Osmanlı Arşivleri, gerek tarihi derinlik, gerek muhafaza sistemi ve gerekse belge adedi itibarıyla dünyanın önde gelen arşivleri arasındadır. Otuz kadar ülkeyi doğrudan, diğer onlarca ülkeyi de dolaylı olarak ilgilendiren Osmanlı Arşivleri, en geniş belge yelpazesine sahip bir hazine olarak, bir çok millet için, özellikle de Kafkasyalılar için hala keşfedilmeyi beklemektedir.

Tehcir, sürgün, iskân, oryantasyon gibi hayati meselelerle ilgili binlerce belge barındıran Osmanlı Arşivleri'nin en büyüğü Başbakanlık Osmanlı Arşivi'dir. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi, Şer'iyye Sicilleri Arşivi, Tapu arşivleri ve yerel arşivler yanında Türkiye sınırları dışında kalmış Osmanlı Arşivleri de bulunmaktadır.

İkiyüz milyona yakın belge ihtiva eden Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde tasnif çalışmaları hızla sürmekle birlikte, bu güne dek ancak beşte biri araştırmaya açılabilmiştir. Hizmete sunulan binbeşyüz kadar katalogu senelerce tarayarak Kafkasya ile ilgili belgeleri inceleyen değerli araştırmacı dostlarımızın çalışmalarından siz duyarlı izleyicilerimizi de haberdar etmek istedik.

Dört asır süren ve milyonlarca insanın kanına mal olan Rus-Kafkas savaşlarının bittiği ve 'Büyük Çerkes Sürgünü'nün başladığı 21 Mayıs 1864 faciasının 139. yıldönümünde, tarihin karanlıklarında kalmış ve tüm zamanların en büyük nüfus hareketlerinden biri olan bu büyük olaya ışık tutacak belgeleri sizlerle paylaşmak istedik. Her hafta yeni bir belge bulacağınız bu sayfada Osmanlı Arşivleri'nden, zaman zaman Rus, İngiliz ve Gürcü arşivlerinden örnek vesikalar sunacağız sizlere.

Mazi bilgimizin güçlenmesi, hal bilgimizin berraklaşması ve istikbal perspektifimizin büyümesine katkı sağlaması temennilerimle...

Osmanlı arşivlerinden toplu ölümlerle ilgili örnekler,diğer evrak arşivleri;


BOA,İ.MVL(Başbakanlık Osmanlı Arşivi,İrade-i Meclis-i Vala)

Belge no:20949,23 Şa'ban 1278 İskan-ı Muhacirinin Komisyonu görevlisinin,Kabardey,Hatukay ve Çeçenler'den oluşan bin Çerkes muhacirinin Uzunyayla'da yerleştirilmesi hususunda yürütmüş olduğu hazırlık çalışmalarını içeren Başbakanlığa sunulmuş 1861 tarihli rapor.

BOA,HH(Hatt-ı Humayun)1282.A 1197

Hatukay tarafından memleketlerine dönen Rusların gece yarısı Labe'de ahaliyi basıp öldürdüklerine ,kendilerine takviye kıtası gönderilmesi ricasıyla Tatatr hanlarından Murad Giray Sultan'ın Soğucak muhafızı Ferruh Ali Paşa'ya mektubu.

BOA,HH 336.C 1197

Şirvan Hanı Feth Ali Han'ın Dest Kalesi hakimi Hidayet Han ile karabetleri olduğuna Dağıstan Valisi Şemhal'in makkarrı hükümeti Dargo şehri olup Şemhal'in kızı Feth Ali'nin oğlunda bulunduğuna,bunların bulundukları mahal ve mesafelşerin izahına ve Kızlar Kalesinin bir iki kapısı olduğuna,Çeçenler ehl-i İslam ise de Rusların katl ve tecavüzleri üzerine müsalahaya mecbur kaldıklarına dair.

BOA,HH 1282.B 1197

Rus taburlarının Kuban ilerisinde Nevruz oğullarını,Karamirza oğullarını geceleyin basıp katilde bulundukları ve etrafa metris kazmakta oldukları bu tarafa bizzat gelinirse kabilelerin gayrete geleceği ve etrafa mektuplar gömderilmesi,top ve cephane gönderilmesi hakkında Beyzade Sadır Bey'in Ferruh Ali Paşa'ya mektubu.

BOA,ML.MSF 17336 25.12.1281 13.12.1280

Kurupelit mevkiinde toplanan Çerkes muhacirlerinden vefat edenlerin yaş ve isimleriyle kefen masraflarını mübeyyin defter.

BOA,ML.MSF 17439 01.02.1281 19.12.1281

Dereköy mevkiinde vefat eden Çerkes muhacirlerinin defni için harc ve sarf edilen kefen bezinin miktarını gösterir defter.

BOA,ML.MSF 17470 10.03.1281 08.06.1281

Çarşamba kazasında vefat eden Çerkes muhacirlerinin isim künye kabile adları ve tekfin masraflarını gösterir belge.


Geçmişten Günümüze Kafkasların Trajedisi/Uluslararası Konferans-21 Mayıs 2005
Dr.Fethi Güngör


liste Samsun,Kumcağız mevkii,Bafra kazası,Betriç kazası,Biga'da vefatları gösteren belgelerle devam ediyor

Ayrıca arşivde Çerkes muhacirlerinın iskan evrakları,bir yerden başka bir yere nakil evrakları ve kendilerine ödenen paralar ve bazılarına bu sağlanan ödenekleri hak etip etmediklerine dair yapılan araştırma raporları bulunmaktadır.

Saygılarımla


www.birkaf.com (http://www.birkaf.com)

janti
31-01-2009, 18:09
BAŞBAKANLIK ARŞİVİNDE SÜRGÜNÜN GÖZYAŞLARI

Murat Yavan

http://www.kafkasfederasyonu.org/nart_dergisi/sayi_18/surgunun_gozyaslari.htm

janti
31-01-2009, 18:11
Geçmişten Günümüze Kafkasların Trajedisi... (http://birkaf.com/index.php?topic=3210.msg8222#msg8222)


Uluslararası hukuk belgelerine dayalı ,Kafkas halklarına uygulanan soykırım ve insanlık suçlarını ele almış bu yazısında Sn.Gazeteci Erol Karayel.


17 temmuz 1998 tarihinde Roma'da kabul edilen Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsünün 7.maddesi insanlığa karşı işlenen suçun işlendiği zaman konusunda savaş zamanı-barış zamanı ayırımı yapmadan şöyle bir tanımlamaya gitmiştir:

Bir sivil halka karşı genel veya sistematik bir biçimde girişilen saldırılara bağlı ve bu saldırıların bilincinde olarak işlenen aşağıdaki fiiller insanlık suçudur:

1-Adam öldürme
2-Toplu yok etme
3-Köleleştirme
4-Halkın sürülmesi veya zorla nakli
5-Uluslararası hukukun temel işlkelerine aykırı olarak hapsetme veya fiziki özgürlükten başka şekillerde ağır bir biçimde yoksun bırakmak
6-Irza geçme,cinsel köleleştirme,fuhuşa zorlama,hamileliğe zorlama,zorla kısırlaştırma veya benzer ağırlıktaki diğer cinsel zorlamalar
7-Siyasi,ırkçı,ulusal,etnik,külktürel,dinsel yada cinsel sebeplerle,ya da uluslararası hukukta kabul edilemez olarak benimsenen evrensel başka ölçütlere bağlı olarak herhangi bir gruba veya belirlenebilir bir topluluğa zulmetme
8-Kişilerin zorla kaybettirilmesi
9-Ayrımcılık suçu.

Uluslararası hukuk metinlerinde yer alan bu tanımlamalardan sonra o günlerin şahitlerinin ağzından ki çoğunluğu Rus'tur,onlarca örnek yazılabilir. Rus arşiv ve kütüpahanelerinde bunların,binlerce belgesi vardır.

Peki,1948 tarihli Soykırım Sözleşmesinin 150 yıl önceki olaylara da uygulanmasını savunmak bir çelişki sayılmaz mı?

Sayılmaz.

Bir kere 150-200 yıl önceki olaylar bu soykırım operasyonunun başlangıcı olup fasılalı olarak günümüze kadar devam ede gelmiştir.Çeçenistan'da hala devam etmektedir.

Soykırım Sözleşmesi'nde geriye dönük uyugulama konusunda açık bir hüküm bulunmuyor.Bu boşluğu doldurmak için 1968'de'savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara zamanaşımı uygulanmaması konusunda sözleşme' oluşturuldu.Bunun 1.maddesi 'işlenme tarihiyle ilişkisiz olmak üzere'...'1948 sözleşmesinde tanımlandığı şekliyle soykırım suçuna zamanaşımı uygulanamaz' diyor.

Peki,Kafkasyalılara karşı işlenen soykırım ve insanlık suçunu gündeme taşıyarak ne yapmak istiyoruz?Öncelikle belirtmeliyiz ki,Birleşmiş Milletler Teşkilatı bugünkü tasarımıyla,adaleti sağlayan,insanlığa barış ve huzur getirmeye çalışan bir kuruluş hüviyetinde görünmüyor malesef.Onun için fazla hayalperest olamayız.BM'de veto yetkisine sahip 5 ülkeden birinin Rusya olması sebebiyle BM'den soykırımla ilgili bir kararın çıkabileceğini düşünemeyiz.

Ancak Kuzey Kafkasya'da işlenmiş ve işlenmekte olan soykırım suçlarının üye ülkelerden birinin başvurusu ile en azından BM gündemine taşınabilmesini;

Ayrıca Çeçenistan'da hala bu cürümü irtikap eden ve Çeçen halkının kökünü kurutmadan da vazgeçmeye niyetli gözükmeyen Rus yönetiminin bir an önce durdurulması için BM dışından uluslararası bir kamuoyu baskısı oluşturulması için çalışmalat yapılmasını istiyoruz.

Ermenilerle ilgili soykırım kararının Rusya Federasyonu Duması'da kabul edildiğini göz önüne alırsak,başkalarınca işlendiğine inandığı soykırım suçları üzerinde çalışmak yerine önce kendi kapısının önünü temizleyerek,Rus devletinin ve insanlarının işlediği suçlar ile siyasi mirasçısı olduğu geçmiş Rus yönetimlerinin işlediği soykırım suçlarının sorumluluğunu üstlenerek,bu politikaların açtığı yaraların kapatılması için çalışmasını/çalışmaya mecbur edilmesini istiyoruz.Kafkasya'daki etnik cumhuriyetlerimizin düşürüldükleri nüfus zafiyetinin aleyhlerine kullanılmadan satatülerinin güçlendirilmesini ve yasalarla güvence altına alınmasını/aldırılmasını istiyoruz.

Ayrıca uyguladıkları soykırım politikalarıyla Kafkas halklarının varlığını sürdürebilmelerini kritik bir duruma düşürenlerin,milli varlık ve kültürümüzü koruyacak ve geliştirecek ciddi tedbirlerle destek vermesini/verdirilmesini istiyoruz.

Özellikle Kafkasyalı tarihçi ve diğer akademisyenlerden de bütün ilgili böle arşivlerini tarayarak,Kafkasyalılara karşı işlenen soykırım ve insanlık suçu belgelerinin tamamını toparlayarak uluslararası kamuoyunun gözleri önüne sermesini istiyoruz.

Vatanından sökülüp atılan insanların torunları olarak anayurdumuzla bütünleşmemizin önündeki bütün hukuki ve fiili engellerin kaldırılmasını,vatana dönüşün teşvik ve finanse edilmesini istemeye hakkımız olduğuna inanıyor ve artık bu hakkı ne pahasına olursa olsun kullanmak istiyoruz.


Geçmişten Günümüze Kafkasların Trajedisi
Kafkas Vakfı Yayınları -5
Basım Yılı-2006

janti
31-01-2009, 18:17
BİRLEŞİK KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU’NUN BEKLENTİSİ

http://www.uzunyayla.com/icerik/947/tbmm-baskanligina-kafkas-soykirimi-dilekcesi.html

janti
31-01-2009, 18:19
Böyle bir vahşet nasıl olur?(Çeçen soykırımı) (http://birkaf.com/index.php?topic=1173.msg2581#msg2581)
İnsanlık tarihi çok soykırım,katliam,sürgün görmüştür muhakkak. İnsanlar, toplumlar ; özgür olmak için veya başka sebeblerle mücadele eder, yener, yenilir, sürülür ve katliama uğrar. Ancak 1944 yılındaki Çeçen sürgün ve soykırımını doğrusu tam manasıyla anlatabilmek ve anlayabilmek hele tarihteki diğer soykırımlarla karşılaştırabilmek mümkünmü acaba? "1944 Çeçen sürgün ve soykırımı"dediğimizde acaba zihnimizde ne tür bir tablo oluşuyor?
Aşağıdaki yazıyı Ajans Kafkas'ta görünce inanın tüylerim ürperdi. Ve bu soykırım ve acıları nasıl gerçekten anlayabiliriz diye düşündüm. Dehşet verici demek bile yavan kalıyor bana kalırsa. İnsanlık bu derece mi sınıfta kalır? diye düşünmeden edemiyorum. Empati yapmaya kalkışmak bile mümkün değil inanın. Yazıyı sizde okursanız hak verirsiniz sanıyorum.

"Caharkale'de yapılan 23 Şubat 1944 yas törenlerine katılan sürgünün mağdurları acı günleri anlattı.

Gudermesli Saidat Murtazaliyeva’nın hafızasında hala dipdiri olan anılarında tüyler ürpertici bir perdeyi şöyle araladı:

"O soğuk günlerde sekiz yaşındaydım, ama yaşıma bakmaksızın sürgüne götürüldüğümü anladım. Vagonumuzda, (tabi böyle adlandırılabilirse, çünkü daha çok bakımsız bir domuz ahırına benziyordu) çoğunlukta kadın vardı. Ve adını hatırlamıyorum ama doğum yapmak üzere olan bir kadın aramızdaydı. Gece sancısı başladı, güzel bir ikiz doğurdu, kız ve oğlan. Sabahleyin cesetleri toplamaya başladıklarında kadın askerlerden yeni doğan bebeklerini kum çuvalının altına sakladı. Ama bebeğin ağlaması kadını ele verdi. Oğlunu kurtarmak için kadın canavarlara kız bebeği verdi ve subaylar ölene kadar ayakları ile bebeği dövdüler. Bugüne kadar halen böyle bir şeyin nasıl yapabileceğini anlamıyorum. Kadının sabaha kadar yaşayabileceğini düşünmemiştim. Ama yüzünde gözyaşı bile yoktu. Çünkü gözyaşını bu olaydan birkaç gün önce kocası ve iki erkek kardeşi öldürüldüğünde tüketmişti. Onun artık kızının hayatı karşılığında kurtardığı yeni doğan oğlundan başka kimsesi yoktu. Götürüldüğümüz Kazakistan'da onu iki kez daha gördüm. Son gördüğümde kocası, iki erkek kardeşi ve kızı için hazırladığı boş mezarların başındaydı".


89 yaşındaki Mesirbek Ganaşev de göz yaşlarını gizlemeden konuştu: “23 Şubat’ta Çeçen ve İnguşların Kazakistan, Sibirya ve Orta Asya'ya sürülüşlerinin 63. yıldönümü. Şubat 1944 kardeş halkların tarihinde kara bir sayfa. Yolda her gün açlık ve soğuktan insanlar öldü, demir vagonlar sadece cesetleri almak için açıldı ve çok nadir olarak kova ile vagona su almaya müsaade ettiler. Daha çok da uzun mesafelerde bulunan istasyonlardan kar almaya izin verdiler. Tüm halk Stalin rejiminin esiri oldu. Dana ahırı vagon dar idi, yatacak hiçbir yer yoktu, insanlar oturarak zor sığıyordu, bundan dolayı sırayla yatmak gerekiyordu, sadece çok ağır olanlar dinleniyordu. Birçoğu hasta idi, özellikle de çocuklar. Beş yaşındaki bir erkek çocuğunu hatırlıyorum. Ateşi vardı ve su istiyordu. İstasyonların birinde çocuğun annesi onu vagona bakan subaya yaklaştırdı. Hiç değilse oğlu için kar almayı rica etti. Kadının yalvarışına vagonda bulunan ihtiyarlar da katıldı. O zaman asker ağlayan çocuğu kaptı ve vagondan çıktı. Biz hepimiz sevinçle ona su vereceğini düşündük. Ama bu subay cesetlerin bulunduğu araçlardan birine çocuğu fırlatarak bağırdı: 'Tamam! Artık su gerekmeyecek!’ Zavallı anne arabaya doğru fırladı ama duyulan silah sesi onu sonsuza kadar durdurdu. O zaman büyük oğlu da katile saldırdı, ama onu da aynı dehşet karşıladı. O da vuruldu. 13 günlük yolculukta sadece bizim vagondan 24 ceset çıktı. Ölenlerin çokluğu nedeni ile tüm cesetler defnedilmiyordu, birçoğu demir yolu boyunca defnedilmeden öylece bırakılıyordu."

(Caharkale/Ajans Kafkas)
http://birkaf.com/Themes/OverView/images/icons/modify_inline.gif

janti
31-01-2009, 18:21
23 Şubat 2006
Dünya Çeçenistan Günü

http://www.nartajans.net/nuke/News-file-print-sid-2982.htm
(http://www.birkaf.com)

janti
31-01-2009, 18:27
Bitmeyen Sürgün ve jenosid

http://www.kafkas.org.tr/hakkinda/kafkasyada_bitmeyen_surgun_ve%20cecenya_trajedisi. html

pante
31-01-2009, 19:21
Sevgili Janti'yi biraz soluklandıralım ki arkadaşlar okumaya fırsat bulsun. :)

ÖZYURT KIRIM

Her yıl on sekiz mayısta Kırım’da
Hatırlanır sürgün yılı acıyla,
Gözyaşı dökülür, her bir mekânda,
Cuci hanın öz yurdu güzel Kırım,
Tamgalı, gök bayrak ta gizli sırrım.

Kırım hanı, Cengiz hanın soyudur,
Mertlik, yiğitlik hep onun yoludur.
Yurda saldırı düşmanın sonudur,
Batu hanın öz yurdu güzel Kırım,
Tamgalı, gök bayrak ta gizli sırrım.

Rus askeri, Yalta, Bahçesaray’da,
Akmescit, Aluşta, Sudak, Akyar’da
Bir gecede baskın yaptı, tüm Kırım’da
Bike hanın öz yurdu güzel Kırım,
Tamgalı, gök bayrak ta gizli sırrım.

Sürgün yolculuğu zordu vagonda,
Binlerce Kırım Türkü öldü yolda,
Yurt hasreti çekildi Sibirya’da,
Giray hanın öz yurdu güzel Kırım,
Tamgalı, gök bayrak ta gizli sırrım.

Kırım-Tatar Türkü dönse de yurda,
Tekrar özlemdir, devlet Altın Orda,
Özgürlük düştedir, her genç Tatar’da,
Kırımlıoğlu’nun yurdudur Kırım,
Tamgalı, gök bayrak ta gizli sırrım.

Erdoğan KIRMIZIOĞLU

cigi
31-01-2009, 21:39
Sevgili janti;

Sevgili pante' nin dedigi gibi biraz soluklansan iyi olacak bu arada su cerkes siirlerinide bize tercüme edersen sevinirim. Cok gerildin sanirim. Bunlari dinleyerek biraz gevsersin diye düsündüm.:)

http://www.circassiancanada.com/tr/muzik/altud_muk_yagan.htm

http://www.circassiancanada.com/tr/muzik/altud_muk_yagan_bjexer.htm

http://www.circassiancanada.com/tr/muzik/altud_muk_yagan_gizshiut.htm

http://www.circassiancanada.com/tr/muzik/altud_muk_yagan_vaowe.htm

Akardiyon ve koltuk davulu esligindeki müzikler yabancim degil fakat, ne söylendiklerini anlamiyorum.

Sevgili aydoe' da katkida bulunabilirse sevinirim.

Saygilar.

janti
31-01-2009, 21:55
Sevgili cigi , asimilasyon sonucu dilini konuşamayanlardan biriyim. Dilimize iyi derecede hakim çok az insanımız kaldı, birilerinden rica edip çevirilerini sizlerle paylaşmaya çalışırım.

Özgür kalın.

cigi
31-01-2009, 22:18
O zaman sana bende biraz cerkes müzigi hediye edeyim. Her degisik kültürün, müzigini dinlemekle bir seyler paylasildigini hissederim.

http://www.adigewored.net/index.php?option=com_content&task=view&id=79&Itemid=44

http://www.adigewored.net/index.php?option=com_content&task=view&id=167&Itemid=44

Bu asagidaki linkdeki müzigin yüzünden sol dizimin alti hala duyarsizdir.

http://www.adigewored.net/index.php?option=com_content&task=view&id=28&Itemid=44

Bunlari sen dinledikce, biraz dinlenesin.. Sonra, diger arkadaslarimizin yorumlarini da bekliyelim.

Sevgiler

pante
01-02-2009, 13:51
Büyük Çerkes sürgününün sayılar ve kayıplar dikkate alındığında tarihin en büyük tehciri ve sürgün felaketi olduğu görülüyor.
Ama dünya bundan habersiz. Haberi olanlar ise duyarsız.
Sebebi Çerkes diasporasının lobilere, batı ülkelerinde etkili olabilecek, ses getirebilecek bir nüfuza sahip olmamasıdır.

1944 Stalin tehcirlerinin ise 2. Dünya Savaşı içinde kamufle edildiği ve sosyalist politikaları zedelememesi düşüncesiyle inkar edildiği anlaşılıyor.

Habersiz insanların tepki vermemesi tabi ki doğal. Ama gerçeği bilenlerin, tarihçilerin, siyasilerin, aydınların ve yazarların bu konuda sessiz kalmaları adil mi?
Ermeni tehcirine neden olanların başında gelen Rusya, Çerkes tehcirinin baş sorumlusu.
1944'deki Kırım katliam ve sürgünlerinin de sorumlusu Sovyetler Birliği ve Stalin. Neticede yine Rusya.

Sebeplere bakıldığında karşımıza Osmanlı'ya karşı politikalar ve Slavlaştırma çıkıyor. 1944'de ise Almanları destekledikleri için cezalandırıldıkları iddiası var.
Cezalandırma, Stalin ve sosyalistler için bir hak ya da haklılık olarak görülebilir mi? Tehciri yaptıranın ismi Enver olunca farklı, Stalin olunca farklı mı teraziye konuluyor?

aydoe
01-02-2009, 14:39
Evet sevgili Pante doğanın kanunu kuralı budur,kuralı kanunu güçlüler yapar,işlerine geldiği gibi hak hukuk adalet söz konusudur.
Düdük onlardadır istediği gibi çalarlar,sen birşey yapsan suçtur onlar bir sürüsünü yapsa kimse birşey diyemez.
Amerika'nın ne işi var ortadoğuda?
Ülkelerin içişlerine müdahale ediyor,işgal ediyor milyonlarca insan ölüyor ,kimse sesini çıkaramıyor.

pervane
01-02-2009, 14:48
Bu başlık başından sonuna bir ikiyüzlülük abidesi! Kendi ülkemizde gerçekleşen olaylar ile ilgili bölücülük, başka ülke yetkilileri ile yapılan görüşmeler işbirlikçilik, hainlik sürgünler ölümler ayaklanmamın sonucu haklı gerçekleşmeler olarak dile getirildi ağzına asimilasyon sözcüğünü alan kişilere neler neler sayılmadı ki bu forum sayfalarında hala duruyor yerlerinde. Hayır sevgili Pante tehcir yaptıran ülkemiz ise “her şey vatan için” başkaları yaptırınca tehcire uğrayanlar vah! Vah! oluyor. Sözün bittiği yer aslında tam da bu başlıktaki duruşlardır.

pante
01-02-2009, 15:02
Bu başlık başından sonuna bir ikiyüzlülük abidesi! Kendi ülkemizde gerçekleşen olaylar ile ilgili bölücülük, başka ülke yetkilileri ile yapılan görüşmeler işbirlikçilik, hainlik sürgünler ölümler ayaklanmamın sonucu haklı gerçekleşmeler olarak dile getirildi ağzına asimilasyon sözcüğünü alan kişilere neler neler sayılmadı ki bu forum sayfalarında hala duruyor yerlerinde. Hayır sevgili Pante tehcir yaptıran ülkemiz ise “her şey vatan için” başkaları yaptırınca tehcire uğrayanlar vah! Vah! oluyor. Sözün bittiği yer aslında tam da bu başlıktaki duruşlardır.

İleri görüşlülüğün takdire değer sevgili Pervane. :)
Ama asıl ikiyüzlülerin suratında bir şamar gibi patlayacak olan bu başlık, senin bu önsezinle de olsa ters teptirilemeyecektir.
Tehcirse Muhammed'in Beni Nadir'e yaptığı da tehcirdir, Rusların çerkeslere yaptığı da. Osmanlı'nın Ermenilere yaptığı da tehcirdir. Stalin'in Tatarlara yaptığı da.
Tehcirin sadece Türkiye'ye ait olanını görüp diğerlerine gözünü kapamaktır ikiyüzlülük.

pervane
01-02-2009, 15:21
İki gündür bir ileri görüşlü bir cahil cesaretli olarak arkadaşlarım tarafından iltifat yağmuruna tutulsam da yüzüm hiç kabuk değiştirmedi sevgili Pante benim tek yüzüm var oda insan. Tehcir ise insana yapılan tehcirdir. Ülkemizde yapılanlar ise daha yakınımızda günlük yaşamımızda sıcaklığını hissettiğimiz için hala çok göz önündedir. Sık hatırlanmaktadır. Bundan Çerkezlere yapılan tehcirin tarafımızdan önemsenmediği sonucu çıkarılmasını da yadırgamıyoruz. Öylesine kanıksadık ki ikiyüzlülükleri şaşkınlığımızı unuttuk.

janti
01-02-2009, 15:27
Rusya'da Çar politikaları ile başlayan Dağlı halkları temizleme ve topraklarını işgal etme Faşizmi Bolşevik devrime kadar devam devam etmiştir. Özgürlük ve eşitlikten yana bir siyasi anlayışın gelmesi ile Kuzey Kafkasya en rahat dönemini Cumhuriyet statüsü verilerek ,Ekim devriminden Stalin diktatoryasına geçişe kadar yaşamıştır.

Dünyanın her yerinde olduğu gibi, Bir fikrin bir ideolojinin ilk lideri onu en özverili ve neredeyse tam anlamıyla uygulayandır. Buna örnek çoktur Atatürk, Tito, Mao, Enver, Hodja ve hatta Hitler vs.. Yani ilk uygulayıcılar öldükten sonra Liderliği devralanlar ya kendilerini sevdirme çabası ile reformist hareketlere girişip, Rejimi-İdeolojiyi bozmuş ve yok olmaya mahkum etmiş, Yada yıllardır kıvrana kıvrana ikinci üçüncü adam olarak bir sürü yaltakçılıkla bekleyen kişinin Liderliği almasıyla, zincirinden boşanmış bir it edası ile tüm egolarını tatmin etmeye çalışması sonucu Rejim- İdeoloji bozulup yok olmaya mahkum olmuştur.

Stalin Rusyadaki bu halklara Sürgünü ve katliamı yaparken, Doğum yeri olan Gürcistana hiç dokunmamıştır, hatta Aphazyayı Gürcistan topraklarına katıp Kendi halkına hediye etmiştir. Tüm Kuzey Kafkasya folklörünü Gürcistana mal etmek amacı ile hiç bir imhadan kaçınmamıştır ( Bugün yerel kıyafet , Çerkes Kaması , Çerkes dansları vs. neredeyse tüm kültüre Gürcüler utanmadan bunlar bizimdir demektedirler). Tüm sanayileşmeyi dev fabrikalarla Gürcistana yığmıştır ( ne yazıkki bugün hepsi, Sistemlerle iş birliğine, başka kültürleri çalmaya , Toprak vs. hediyelere alışarak rahatlayan, tembelleşen Gürcüler devasa fabrikaları-tesisleri kendi kaderine terkedip, çürümesine, yıkılmasına kullanılamayacak hale gelmesine sebep olmuştur ). Kısacası Stalin Çarist politikaları devam ettirmiştir.

Çarist politikalar Stalin sonrası Liderler tarafındanda devam ettirilmiştir, Size tanıdık bir isimden örnek vereceğim ,ondan öncede anlatacağımın benzerleri yapılmıştı .Rus Ordusunda üst düzey asker olan Covhar Dudayev seçimle almış olduğu Çeçenya Başkanlığını Rusların eliyle ve maalesef Türkiyede belirli bir zümrenin işbirliği neticesinde füzeyle katledilmiştir ( Erbakanın hediye ettiği cep telefonunun sinyalini tespit (?) eden Ruslar füzeyi nokta atışı ile yollamıştır). Daha sonra kendilerinden olmayan tüm Çeçen lider ve komutanları sırasıyla Katletmiştir. Şimdi ise kendi dalkavuğu İşbirlikçi kukla Kadirov hükümetini Atayıp, Çeçenyaya para yağdırmaktadır.

Herkesin takılıp kaldığı Tüm Çeçenlerin islamcı terörist ilan edildiği wahhabi olayı ise tamamen Rusların işidir, Petrol ve gaz kartellerinin paralı beslemeleri Kafkasyaya, Rusların onayı ve oyunlarının bir parçası olarak sokuldu. Dikkat edin şu anda Wahhabi kalmamıştır mücadele aynen devam etmekteyken peki ne olduda bunlar birden çekildi ? Putin hayranı Udugov, Dokka Umarovu Kafkasya Emirliğini ilan etmesi için kandırıp başarılı olduğunda Çeçenyanın sürgündeki demokrat Parlementosuda zor duruma düşmüştür ve aralarında çok ciddi sorunlar yaşanmıştır.

Tekrar etmekten asla yılmayacağım bir konuyu yineleyeceğim , Filistinde 5 yılda 5000 kişi öldü diye dünya ayağa kalkarken , Çeçenyada 5 yılda 250.000 kişi sistemli bir şekilde kimyasal silahta dahil vahşice öldürüldü , nerde insan sevgisi taşıdığını iddia eden demokrasi havarisi kesilenler.

Putin Çerkeslerin yoğun yerleşkesi Düzceye gelip Türkiyenin utanç verici izni ile çok büyük bir şov yapmıştır. Orda Tayyibin hükümetine Çeçenleri desteklemekten vazgeçin aksi halde milyar dolarlık yatırımları askıya alır yada iptal ederim ve Pkk iyi düşünün diyerek açıkça tehdit etti. Davos fatihi ağzını açamadı.

İstanbuldaki Çeçen kamplarını mutlaka görmelisiniz , orda yaşayanlar terörist olabilirmi anlayacaksınız. Bugünün Kayserili ( Çerkeslerin en yoğun bir diğer yerleşkesi ) C.Başkanı siyasi oy avcılığı yaparken, Kamplardakiler kardeşlerimizdir onlara gereken hakları vereceğim derken bugün ağzına Çeçen kelimesini bile almamaktadır. O insanlar İslami yapıların ellerine Wahhabiler Çeçenyadan ayıklanana kadar bırakılıp islami propagandaya alet edilmişlerdir. Bugünse herkes elini ayağını çekmiş , bir mültecilik statüsü bile verilmeyen bu insanları çok ciddi sefalet içinde bırakmıştır, Onlara sadece Kuzey Kafkasyalı kardeşleri ellerinden geldiğince yardım etmektedir yani İçinde insan sevgisi dolup taşmışlar , demokratlar Rusların oyunu sonucu İslamcı terörist etiketi takılmış Özgürlük isteyen bu halka hiç bir duyarlılık göstermeyip 3 maymunu oynayarak Burnunun dibini görmezden gelip, Ortadoğudaki danışıklı çatışmalara ( Çeçenyada yaşanan ciddi bir savaş ) sazan gibi atlayıp populizm yarışına girmişlerdir.

Gene çok asil, barış yanlısı bir ulus kendi burnu dibindeki Kendisi ile Kader birliği yapmış, Uğruna topraklarından sürülmüş ve katledilmiş, Yemende , Irakta, Filistinde omuz omuza mücadele etmiş , vurulup düşmüş , Ulusal bağımsızlık savaşında en etkin ve aktif rolu almış Çerkeslerin yaşadığı Trajediyi görmeyip , Tarihte onları hep arkasından vuran Brutuslerine ağlaşıp destek çıkmaktadır.( Bu yardımlara desteklere kesinlikle karşı değilim ama bu ikircikli yapıyı işaret etmek adına bu cümleyi en doğru şekilde ancak böyle kurabilrim )

Not: Lütfen Bana Beslan olayını öne Sürecekler, Önce Beslan annlerinin açıklamasını ve konuyla ilgili tespit-kanıtları iyice araştırıp ( Nette çok rahat bulunabilecektir ) eleştiri ve yorumlarını ona göre getirsinler.

EDİT


Sevgim ve Saygımla
Özgür kalın.

janti
01-02-2009, 15:35
Arkadaşlar aralarında kendilerini Gürcü hissedip alınanlar olması ihtimaline karşın , Türkiyedeki Gürcüler Acara kökenlidir , yakın dönemde Acara'da Gürcistandan bağımsızlığını isteyecektir. Bu yüzden bugün yok Gürcistanın toprak bütünlüğü yok bilmem ne diyenler yarın utanacak duruma düşmemek için çok dikkatli sözler sarf etmek zorundadır.



Özgür kalın.

pante
01-02-2009, 15:39
İki gündür bir ileri görüşlü bir cahil cesaretli olarak arkadaşlarım tarafından iltifat yağmuruna tutulsam da yüzüm hiç kabuk değiştirmedi sevgili Pante benim tek yüzüm var oda insan. Tehcir ise insana yapılan tehcirdir. Ülkemizde yapılanlar ise daha yakınımızda günlük yaşamımızda sıcaklığını hissettiğimiz için hala çok göz önündedir. Sık hatırlanmaktadır. Bundan Çerkezlere yapılan tehcirin tarafımızdan önemsenmediği sonucu çıkarılmasını da yadırgamıyoruz. Öylesine kanıksadık ki ikiyüzlülükleri şaşkınlığımızı unuttuk.

Muhakkak öyledir, o yüzden de iki satır katkıda bulunup tehcir ve kıyım kimden gelirse gelsin kınamak ve karşı durmak varken, nedense "beni ilgilendirmeyenler, benimkini zayıflatıcı etkide olurlar" düşüncesiyle olumsuz tavır takınılır.
İşte bu yüzden de toplumların çoğu, kendileri tehcire, katliama uğradıklarında mazlumdurlar ama güç kendilerine geçtiğinde onlar da tehcirci, katliamcı kesilir.
Tehcirciliğin sanki sadece Osmanlı'ya, Türklere mahsus bir özellik olduğuna inanılmıştır nerdeyse. Rus'a, İngiliz'e, Fransız'a, İtalyan'a, İspanyol'a yakıştırılmaz pek. Olsa olsa kökenleri göçebe barbar kavimlere dayanan halklara mahsus görülür.
Halbuki son iki asırda şu saydıklarımın onlarca tehciri, katliamı, soykırımı vardır.
Sakın onlara dokunmayalım, o zaman milliyetçilik, faşistlik olur.
Vurun abalıya, o zaman entelektüel kesim, batı hatta sosyalist kesimin gözünde itibarınız olur. Birilerinin de bunlar üzerinden önü açılır, fon alır, nobel alır, siyaseten yükselir, Avrupa Parlamentosunda yer alır.

mutluluk35
01-02-2009, 16:45
Konu sürekli karşılıklı atışmaya dönüştüğü için, hem kjonuya dönmek adına hem de merak ettiğim için soruyorum.Kafkas halklarının ikinci büyük sürgününe gerekçe olan,Nazilerle işbirliği iddiası doğru mudur ?..Tv de,yaşlı bir çerkez sıradışı yaşamını anlatırken,bir dönem Alman ordusunda kendisine komutanlık verildiğini(rütbesini bilmiyorum) ve lejyonerlik yaptığını söylemişti.Eğer işbirliği varsa,sürgünden önce mi var,yoksa sonrasında sürgüne tepki olarak mı var?...

janti
01-02-2009, 16:56
Sevgili Mutluluk bu doğrudur, Bazı Pşı'lar ( prens , derebey ) ve imamlar kendi çıkarlarının tehdit altında olmasından dolayı bu işbirliğine girmiş tebaasınıda arkasından sürüklemiştir.

Fakat genel olarak Çerkesler Kızıl ordu saflarında yer almıştır, zira baş düşman Çarlığa karşı başlatılmış bir hareketin içersinde olmamak çok aptalca olurdu.

Sevgim ve Saygımla
Özgür kalın.

michaud
01-02-2009, 21:40
Genel tabu aynı birileri ihanet etti ve bütün halkı sürgün edilip hertürlü kötü muamaleyi haketmeli. Türklere göre, Ermeniler Osmanlıya ihanet ettip Ruslarla işbirliği yaptılar ve bu yüzden sürgün edildiler. Sovyet Rusyasın göre, Çerkezler ve Tatarlar Nazilerle işbirliği yaptılar bu yüzden sürgün edildiler. Çarlık Rusyasına göre, Çerkezler Osmanlılarla işbirliği yaptılar ve Kafkasyada Ruslar için engeldi bu yüzden sürgün edildiler. Liste böyle uzayıp gidiyor. Daha sonraki insanlar için atalarının yaptıklarını mahsur görmek o kadar kolayki: İşte bak Nazi işbirlikçisi, Vanda Osmanlı taburuna saldırdı, Kafkasyada Rus askerlerine tuzak kurdu. Belki gerçekten birileri işbirliği yapmıştır, ama bu bütün bir halkın aynı kaderi paylaşması için gereklimiydi. Binlerce mahsum insanın yollarda, çöllerde dağlarda can vermesi için yeterli sebep varmıydı. Ya sürgünden sağ kurtulanlar hayatları boyunca o günleri nasıl andılar.

janti
01-02-2009, 21:53
Sevgili michaud, son cümlene o anmalardan duygu ve düşüncelerden sadece bir kesit olabileceğini düşündüğüm bir ağıdı Ekliyorum.


İSTANBUL YOLU

Koşuyor arabalar yolculuk için
Geleceğim karanlık yanıyorum mazim için
Bu ne biçim adalet, bu ne biçim insanlık
Gidiyorum meçhüle geleceğim karanlık
Ne yazik ki İstanbul'a götürülüyorum

Kıvırcık saçlı kız kardeşim ağlıyor yanımda
Bir ateş alevlenmiş yanıyor ah kalbimde
Arkamda kanım canım sevgilim kalıyor dönüp bakamıyorum onlara
Yazık oldu bana, yazık oldu vatanımda geçirdiğim günlere

Ey ahali, ey insanlar dinleyin bu konuşanı
Kafkas dağları, vadileri Kafkas toprakları konuşuyor

O acılı günlerde rıhtımdan ayrılıyor dört nala gidiyorum
Üçüncü dağın eteğinde rastladığım atlı selam verirken gözlerinden akan yaşlar sakallarından dökülüyordu
Kızdım kendisine yakışır mı bir Çerkes gencine ağlamak diyordum
Genç üzgündü, ağlıyordu hüzünlüydü
Bana seninde ağlamana ancak bir kaç adım kaldı diyordu
Genç benim geldiğim tarafta doğru yoluna devam ederken bende yoluma koyuldum

Bir de ne göreyim ki! İçimi parçalayacak bir sahne
Canlarım kanlarım kardeşlerim kimileri ölü kimileri yarı ölü
Beş yüzün üzerinde telef olmuş kardeşlerim yatıyordu
Hele cansız bir annenin kucağında yatan çırpınan ağlayan inleyen çocuk
Açtı hastaydı sussuzdu, oda hayata yavaş yavaş gözlerini yumu verdi
Bense çaresizdim ne yapabilirdim ancak yamçımı onlara ölüm örtüsü yapabildim

O gün yemin ettim söz verdim kendi kendime vatanımı ölüm pahasınada olsa korumaya kalmaya

Ey insanlar soruyorum sizlere soruyorum Çerkesleri sevenlere Çerkesim diyenlere
Nasıl görücez bir birimizi, bir birimizden nasıl haber alıcaz
Kız kardeşlerimiz yabancılar tarafından kapışılırken yabancıların atlarının telkisinde gezdirilirken sizler bizler ne yaptık ne yaptınız
Ölülerinizin üzerine ağıtmı yaktınız yoksa ağlıyormuydunuz
Bizler bu acılara nasıl dayanacağız
Ah ne olucak bu milletin hali
Kim yardım edecek bizlere sizlere
Kim Kim Kim...


Özgür kalın.

pante
01-02-2009, 23:58
1939 yılında yapılan Sovyetler Birliği nüfus sayımı verilerine göre Kırım’da 1.123.806 kişi yaşıyordu. Bu sayının 557.449’unu Ruslar, 218.492’sini Kırım Türkleri ve 153.478’ini Ukraynalılar oluşturuyordu. Bölgede en az nüfus Litvanyalılara aitti (888 kişi). II. Dünya Savaşı’nda Sovyetler Birliği topraklarına da giren Alman orduları, Ekim 1941’de Kırım’a girmişlerdi.

Savaşın başlamasından yaklaşık iki yıl sonra Sovyet topraklarını istila eden Alman orduları, Ekim 1941’de Kırım’ın kuzeyindeki Orkapı’dan girerek, 30 Kasım 1941’e kadar Sivastopol dışında bütün Kırım’a hakim oldular. Kırım’ı Almanlara terk eden Sovyet idaresi, beraberindeki askeri kuvvetlerle bölgeden çekilirken büyük bir katliama girişmiş, kendi askerlerinin yattığı hastaneleri dahi ateşe vermekten kaçınmamışlardı. Kırım’a giren Alman orduları ise, bir kısım halk tarafından kurtarıcı olarak karşılanmıştı.
Daha sonra Hitler'in de onayıyla takribi 20.000 gönüllü Alman ordusunda asker olmuştu.

Bir kısım Kırım Türk'ünün Almanlarla çeşitli ilişkilerde bulunmasının yanında, bu topluluğa mensup önemli bir kitlenin ise gerek Sovyet Kızıl Ordusu içinde gerekse partizan hareketi saflarında Almanlara karşı silahlı mücadeleye katıldığı görülmektedir.

Kasım 1943’te Stalingrad’da Alman ordusuna karşı ezici bir galibiyet kazanan Kızıl Ordu birlikleri, ilerlemesini sürdürerek 10 Nisan 1944’te Kırım’a yeniden hakim oldu. Kırım’ın tekrar Sovyet hakimiyetine girmesinin ardından, zafer sarhoşluğu içinde olan Kızıl Ordu askerlerinin özellikle Kırım Türklerine karşı ağır baskılar uyguladığı, hatta bir çok Kırım Türkünü katlettikleri bildirilmektedir. Sovyet askerlerinin Kırım Türklerine karşı böyle bir tutum sergilemelerindeki en önemli sebebin, Almanlarla işbirliği yaparak Kızıl Ordu ve partizan hareketlerine karşı savaştıklarına inandıkları bu topluluktan intikam alma duygusu olduğu görülmektedir. Zira Sovyet yönetimi tarafından yapılan menfi propagandalarla bu insanlar Kırım Türklerinin vatana ihanet ettiklerine inandırılmışlardı.

İşbirliği yapanları tespit etmek amacıyla bir Olağanüstü Devlet Komisyonu kurulmasına karar verdi. 5 Haziran 1944’te çalışmalarına başlayan komisyon Mayıs 1945’te görevini tamamlamıştı.

10 Mayıs 1944’te Sovyet devlet başkanı Stalin’e, Kırım Türklerinin Sovyet halkına karşı “ihanet ettiği” göz önüne alınarak, bütün Kırım Türklerinin Kırım bölgesinden çıkarılması hususunda Devlet Güvenlik Komitesi (GKO)’nin onayını talep ediyordu. Beriya, sürgün edilecek Kırım Türklerinin, hem tarımda (kolhoz ve sovhozlarda), hem de sanayi ve ulaşım alanlarında kullanılmak üzere Özbekistan SSC bölgelerinde iskan edilmesinin uygun olacağını düşünüyordu.

Beriya’nın bu talebine Stalin bir gün sonra cevap verdi ve kendi imzasını taşıyan GKO’nin 5859 sayılı “çok gizli” kararnamesiyle bütün Kırım Türklerinin Kırım’dan sürülmesi kararını verdi. Kararnamede Beriya’nın Kırım Türkleri hakkında zikrettiği hususlar tekrarlanmakta ve onların Almanlarla işbirliği yaptıkları inancı pekiştirilmektedir.

Aşağıdaki İngilizce çeviri Stalin'in sürgün kararnamesiymiş:

http://www.surgun.org/surgun/tur/belge.asp?yazi=surgun_kararnamesi&dil=EN

Yazının tamamı ve kaynaklar için:

http://www.webturkiyeportal.com/webforum/134863-18-mayis-1944-kirim-surgunu.html

qw19
02-02-2009, 13:24
İnanamıyorum bu başlığa, tam bir çifte standart, nasıl olurda Kürt'lerin uğradığı haksızlıkların dışında bir başlık açılabilir.

Kürt meselesi bir, Yahudi soykırımı iki. Filistin sorununu boşver, Irak hikaye, hayatımda bu kadar kendine acıyan iki millet gördüm biri Yahudiler, diğeri Kürtler.

Bu ikisi gerçekten alkolik, her konuda haklılar, her konuda dünyanın geri kalanı suçlu.

Kürtlerin ne Filistin, ne de Irak konusunda bir tepkilerini görmedim, içlerinden geçirdilerse onu bilmiyorum. İkiyüzlülük, riyakarlık neye denir, sanırım tanımlar değişti.
Lorke, lorke dışında bir şeyden bahsettin mi, hemen konuya davet edilirsin, başbakana kızmış Ayna, Kürt çocuklarını siz öldürmeyi iyi biliyorsunuz diye. PKK'nın çocuk, bebek katili olduğu gerçeğini unutarak tabiki.

Türkiye'nin tüm düşmanları ile işbirliği yaparak, her yerde Türkiye'yi vurmaya çalış bir de ağla. Dünyanın hiç bir ülkesi PKK gibi bir örgüte bu kadar müsamaha göstermezdi, bazen düşünüyorumda TC'ye haksızlık ediyoruz kanısına kapılıyorum.

Selamlar.

pante
02-02-2009, 13:37
Kırım Tehciri ile Ermeni Tehciri arasındaki benzerlikler ve Farklar:

1- Ermeni Tehciri 1. Dünya Savaşı sırasında, Kırım Tehciri ise 2. Dünya Savaşı içinde gerçekleşti.

2- Ermeni Tehciri, Kırım Tehcirinden 30 yıl önceydi.

3- Ermeni Tehciri Osmanlı İmparatorluğu hükümeti kararıyla, Kırım Tehciri ise Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği hükümeti kararıyla uygulandı.

4- Osmanlı daha kapitalist bile değildi. Sovyetler Birliği ise sosyalist idi.

5- Ermeni tehciri sırasında bölge düşmanla karşı karşıyaydı, Kırım Tehciri sırasında ise düşmandan kurtulunmuştu.

6- Ermeni tehciri kararı, düşmana karşı ülkeyi savunabilme sebebiyle ve güvenlik amacıyla alınmıştı. Kırım Tehciri ise düşmanla işbirliği yapıldığı iddiasıyla Kırımlıları cezalandırmak için yapıldı.

7- Her iki sürgün sırasında da insanlar büyük can kayıplarına uğradılar.

mutluluk35
02-02-2009, 14:45
6. maddedeki güvenlik amacı tek sebep değldir,sebeplerden birisidir.Orada da bir nevi cezalandırma vardır.Tek amaç güvenlik olsaydı,en azından Trakya ve civarı gibi bölgelerde tehcir eylemi gerçekleştirilmezdi,hem de bir başka cephe gerisine,Suriye cephesine..Tv de resmi tezi savunan Halaçoğlu 1914 ıslahatından ve bunun savaş sonrasındaki olası etkilerinden bahsediyordu,internette taratttırdım,bir konferansta da benzer şeyler söylemiş.

''8 Şubat 1914'te kabul ettirdikleri bir Islahat antlaşmasıyla; Ermeni vilayeti olarak adlandırılan yerlerde bir otonom Ermenistan kurulmak istenmiştir. Osmanlı Devleti, Batılıların teklif ettiği kişileri bu bölgelere vali atayarak otonom Ermenistan kurulmasını kabul etmek zorunda kalmıştır. Ayrıca bu bölgede Ermenice resmi dil olarak kabul edilmiştir. Aslında Tehcir Yasasının bir kısmı da bu anlaşmaya dayanmaktadır. Osmanlı Devleti, 1. Dünya Savaşı sonrasında bölgedeki Ermenilerin tekrar başına bela olmaması için bu bölgeden uzaklaştırmak istemiştir.''

Halaçoğlu bile tehcirin,savaş sırasındaki güvenlik kaygılarının ötesinde bir amacı olduğunu dolaylı yoldan itiraf ediyor...

pante
02-02-2009, 14:53
6. maddedeki güvenlik amacı tek sebep değldir,sebeplerden birisidir.Orada da bir nevi cezalandırma vardır.Tek amaç güvenlik olsaydı,en azından Trakya ve civarı gibi bölgelerde tehcir eylemi gerçekleştirilmezdi,hem de bir başka cephe gerisine,Suriye cephesine..Tv de resmi tezi savunan Halaçoğlu 1914 ıslahatından ve bunun savaş sonrasındaki olası etkilerinden bahsediyordu,internette taratttırdım,bir konferansta da benzer şeyler söylemiş.

''8 Şubat 1914'te kabul ettirdikleri bir Islahat antlaşmasıyla; Ermeni vilayeti olarak adlandırılan yerlerde bir otonom Ermenistan kurulmak istenmiştir. Osmanlı Devleti, Batılıların teklif ettiği kişileri bu bölgelere vali atayarak otonom Ermenistan kurulmasını kabul etmek zorunda kalmıştır. Ayrıca bu bölgede Ermenice resmi dil olarak kabul edilmiştir. Aslında Tehcir Yasasının bir kısmı da bu anlaşmaya dayanmaktadır. Osmanlı Devleti, 1. Dünya Savaşı sonrasında bölgedeki Ermenilerin tekrar başına bela olmaması için bu bölgeden uzaklaştırmak istemiştir.''

Halaçoğlu bile tehcirin,savaş sırasındaki güvenlik kaygılarının ötesinde bir amacı olduğunu dolaylı yoldan itiraf ediyor...

Evet, katılıyorum. Burada bir benzerlik var.
Kırım Tehciri'nin salt cezalandırmaya dayalı olduğu, Ermeni tehciri'nin ise savaş güvenliğiyle birlikte cezalandırma öğesi de içerdiği söylenebilir.

pervane
02-02-2009, 20:51
İnanamıyorum bu başlığa, tam bir çifte standart, nasıl olurda Kürt'lerin uğradığı haksızlıkların dışında bir başlık açılabilir.

Kürt meselesi bir, Yahudi soykırımı iki. Filistin sorununu boşver, Irak hikaye, hayatımda bu kadar kendine acıyan iki millet gördüm biri Yahudiler, diğeri Kürtler.

Bu ikisi gerçekten alkolik, her konuda haklılar, her konuda dünyanın geri kalanı suçlu.

Kürtlerin ne Filistin, ne de Irak konusunda bir tepkilerini görmedim, içlerinden geçirdilerse onu bilmiyorum. İkiyüzlülük, riyakarlık neye denir, sanırım tanımlar değişti.
Lorke, lorke dışında bir şeyden bahsettin mi, hemen konuya davet edilirsin, başbakana kızmış Ayna, Kürt çocuklarını siz öldürmeyi iyi biliyorsunuz diye. PKK'nın çocuk, bebek katili olduğu gerçeğini unutarak tabiki.

Türkiye'nin tüm düşmanları ile işbirliği yaparak, her yerde Türkiye'yi vurmaya çalış bir de ağla. Dünyanın hiç bir ülkesi PKK gibi bir örgüte bu kadar müsamaha göstermezdi, bazen düşünüyorumda TC'ye haksızlık ediyoruz kanısına kapılıyorum.

Selamlar.

Bende inanamıyorum! Sevgili qw19 yarası olan gocunuyormuş değil mi?
Yazdıklarınıza artık hiç ama hiç şaşırmıyorum. Pante’nin “Tehciri yaptıranın ismi Enver olunca farklı, Stalin olunca farklı mı teraziye konuluyor? “ sözüne istinaden iki satır yazmış olduğum yazıyı da getirip Kürtlere bağladınız ya Allah hidayetinizi arttırsın ne diyeyim. Şimdi şöyle bir baktım da mesaj sayım yaklaşık 500 olacak ama her halde en az Kürt konuları ile ilgili başlıklara yazmışımdır. O da artık üfürmelere sessiz kalamadığımdandır. Bilakis nerde bir Kürt sözü geçse orada gw19. Yakında şahsınıza Kürtlerden bir üstün hizmet madalyası gelebilir bizden söylemesi!

Örneklerle süslenmiş hop oturup hop kalkan yazınıza diyecek sözüm yok. Çünkü kendi yazdıklarınıza kendiniz inansanız benim de sizlere inanma sorunum kalmayacak. Madem hatırlattınız iki satır şu Şeyh Şamil hakkındaki düşüncelerinizi de merak ettik. Dedik ya hatırlatan siz oldunuz. Biz beşerdik unutmuştuk..

qw19
03-02-2009, 01:31
Valla çok sevdiğim halk danslarından biridir, akordeonu oldum olası severim.

Ama şeyhlerden, şıhlardan haz etmem.

Selamlar.

placebo
03-02-2009, 01:33
İnanamıyorum bu başlığa, tam bir çifte standart, nasıl olurda Kürt'lerin uğradığı haksızlıkların dışında bir başlık açılabilir.

Kürt meselesi bir, Yahudi soykırımı iki. Filistin sorununu boşver, Irak hikaye, hayatımda bu kadar kendine acıyan iki millet gördüm biri Yahudiler, diğeri Kürtler.

Bu ikisi gerçekten alkolik, her konuda haklılar, her konuda dünyanın geri kalanı suçlu.

Kürtlerin ne Filistin, ne de Irak konusunda bir tepkilerini görmedim, içlerinden geçirdilerse onu bilmiyorum. İkiyüzlülük, riyakarlık neye denir, sanırım tanımlar değişti.
Lorke, lorke dışında bir şeyden bahsettin mi, hemen konuya davet edilirsin, başbakana kızmış Ayna, Kürt çocuklarını siz öldürmeyi iyi biliyorsunuz diye. PKK'nın çocuk, bebek katili olduğu gerçeğini unutarak tabiki.

Türkiye'nin tüm düşmanları ile işbirliği yaparak, her yerde Türkiye'yi vurmaya çalış bir de ağla. Dünyanın hiç bir ülkesi PKK gibi bir örgüte bu kadar müsamaha göstermezdi, bazen düşünüyorumda TC'ye haksızlık ediyoruz kanısına kapılıyorum.

Selamlar.

Bir insan bu kadar iyi bir gözlemci mi olabilir(qw):rolleyes:..

Forumda ne zaman başka milletlerle ilgili bir mezalim,ezilme söz konusu olsa,bakıyorum çoğunlukla aynı isimler hemen konudan kendilerine bir sponsorluk çıkarmı ona bakıyorlar...Mevzu konuyu döndürüp dolaştırıp kendilerine getirmek olunca, mazlum edebiyatından öte görünmüyor gözümüze... Başka bir zümreye yapılan bir tehcir söz konusuyken bununla ilgili yazacağınız varsa yazsanız,paylaşsanız ve onları anlamaya çalışsanız sizinde samimiyetinize inanacağım ve dişimi kıracağım..

Bu ne sağduyusuzluk!!..Size yapılanlar zulüm,bunlarınkini tartışmaya bile gerek yok sanki...İnsan biraz saygı duyar...Haksızlık kelimesi geçtimi mütemadiyen kendini öne atmalar ve reklam kokan hareketler..Artık bazılarının samimiyetine inanmıyorum..

Saygılar

cigi
03-02-2009, 01:53
Cerkes arkadaslar;

Lütfen gelin anlatin yasananlari, hikayelerinizi.
Hicmi dedeniz, nineniz bir seyler anlatmadi?
Anadolu'ya nasil ve hangi sartlar altinda gelmisiniz.

Sevgili aydoe, janti cerkes siirlerini, bana tercüme edemem dedi.
Sen ne diyorsun?

Saygilar.

janti
03-02-2009, 11:56
AĞLAMA ARTIK THA

Dur da bir bak memleketin seyrine:
Bak,
Orda senin oğlun can veriyor.
Şu, denizde çırpınan,
Senin baban.
Elleri kesik,
Ayağı çıplak,
Eteği yırtık,
Senin anan.
Durmadan dua eden,
Yemeyen,
İçmeyen,
Uyumayan,
Dua eden,
Durmadan,
Durmadan,
Senin deden…
Göğsünde kurşun,
Şahadet getiren,
Senin ninen.
Saçlarını kesmişler,
Ellerine vermişler,
Kan gibi akmış ellerinden telleri,
Suya düşmüş,
Balık almış,
Karşı kıyılara varmış.
Kapamış gözlerini,
Kaldırmış başını:
“Beni de al Tha!”
Bu yalvaran senin kızın…
Yerde yatan,
Gözleri açık,
Senin.
Ayaklarına sarılmış,
Isıtabilmek için soğuyan bedenini,
Ağlayan,
Ağlayanlar senin.
Anasının vücudundan arda kalan bir küçük kemiği tutmuş sıkı sıkı,
Karşı kıyıların duyabildiğince bağıran:
“Kurtar bizi Tanrım,
Kurtar bizi büyük Tha!”
Senin atan.
Göğsünü kesip atmışlar,
Bebeği ağlamakta,
Kendi inlemekte,
Senin gelinin…
Bu deniz niye kırmızı sanırsın?
Bu yağmur neden yağıyor?
Bu kadın,
Neden isyan etmekte böyle:
“Ağlama Tanrım,
Yeter,
Yardım et artık.
Canım yanıyor.
Tüm alıştıklarımı aldın benden:
Toprağım,insanım,malım,mülküm,yatağım…
Geride kaldı hepsi,
Kalsın!
Ayaklarımı aldın.
Geride bıraktım onları,
Kalsın!
Gözlerimi aldın,
Artık bakacak bir yok zaten.
İstemem,
Kalsın!
Sevdiğimi aldın,
Yüreğim yandı,
Anlamsız kaldım.
‘Al canımı’ dedim,
Almadın.
Geride bıraktım yüreğimi,
O da kalsın!
Ama yeter,
Ağlama artık, yeter.
Yarama değen her damlada
Canım bir kez daha yanıyor.
Acıtıyor bileklerimi bu yağmur.
İşkence bize mi hak?
Canım yanıyor Tanrım,
Yardım et artık…”
Her 21 Mayıs’ta
Yağmur yağdı sonra.
Her yağmurda
Biz durup
Memlekete baktık.
Her bakışta bir karanfil bıraktık.
Denizin aldığı her karanfilde
Bir gözyaşı düşürdük denize.
Ey büyük Karadeniz,
Ey büyük mezarımız,
Söyle Tha’ya ağlamasın artık,
Yeter!
Canlar yanıyor…



***Setenay BALOĞLU***

Not : Tha Çerkesçede Tanrı anlamında kullanılmaktadır.

ahh! madinna

Ahhh! Madinna
Ah cerkes güzeli
Hep delerdi ısıl ısıl yanan gözlerin
Yumuşak yüreğimi.
Ama artık eskisi gibi
Yumuşak değil kalbim
Ve artık ağlayamıyorum madinna
Sen gidince taşlaştı yüreğim
Sen gidince tükendi gözlerim
Artık burada güzel kalmadı madinna
Elbruz şen bakmıyor bize
Dağlar gülmüyor madinna
Çamlar ıslıklarını çalmıyor.
Koşmuyor atlar eskisi gibi madinna
Anlatmıyor dedeler
O eski masalları
Düğünler şen değil artık
Oynamıyor delikanlılar madinna
Atılmıyor silahlar.
Ah!! Madinna
Hep sizi özlüyoruz
Bir şafak vakti gelmeni bekliyoruz
Hüzünle gittiğin ülkeden
Neşeyle gelmeni bekliyoruz
Buradakiler madinna
Hani tanıyorsun sen
Hani oshamaho vardı
Hani elbruz vardı madinna
Hani alnı sekili
Şıdaxe lerimiz vardı
Hani kırmızı pşınemiz vardı
Yüzyıl oldu hala
Umutla ve sabırla
Seni bekliyorlar madinna …..

Şair: onur yakup akın


Özgür kalın.

pante
03-02-2009, 18:45
32. Gün Sürgün Belgeseli:

http://www.youtube.com/watch?v=4Zb0238sVMM&feature=related

pante
03-02-2009, 19:24
Belgeselin Devamı:

http://www.youtube.com/watch?v=2cnCAI7fnhw&feature=related

pante
03-02-2009, 21:56
Kürtler Rusya'dan özür bekliyor:

http://www.siirtce.net/-stalin-surgunu-kurtler-rusya-8217dan-ozur-bekliyor-27/

cigi
04-02-2009, 00:59
Simdi sira geldi, aydin olduklarini iddia eden, aydinlaticilara..:)

Baslatsaniza Mayis ayinda bir kampanya ve Rusya' ya karsi; özür dileyin lütfen Cerkes kardeslerimizden, sürdünüz attiniz bu insanlari topraklarindan yurtlarindan diye.... Baslatsaniza!!!

Hem de Cerkes' ler ne komsusunu katletmis, ne de eskiyalik yapmis...

Yoksa; Dmitri A. Medevedev ile Vladimir Putin hazmedemiyeceginiz citirlikta degilmidir? Tabii canim Tayyip'i nasilsa '' bir o yana, bir bu yana yatma saskin '' ile oynatmak kolay degil mi?

Sizi gidi aydinlatici firildaklar sizi... Ne zaman, nerede yanacaginiz hic belli olmuyor.:D

Salterleriniz kimlerin elinde, kablolariniz nereye dogru dösenmis... Ah bir bilsem... Ben yapacagimi biliyorum sizin yalitkan plastiklerinize.:D

Fakat Anadolu' dan ne Cerkes, ne Kürt, Ne Ermeni, ne Türkmen, ne Yörük, ne Laz, ne Rum, ne Gürcü, ne Abhaz, ne Türk, ne de isimlerini yazamadigim kardeslerimin; buralari birakip gitmelerini isterim.Alismisim hepsine, onlarsiz yasamin tadi olur mu hic.

Anadolu hepimizin. Kimse misafir kabul etmesin kendini Anadolu'da. Bizler hepimiz birlikte yogrulmusuz, kar gibi kocaman bir bembeyaz hamur topagi olmusuz ... Toprakta bile yan yana, sirt sirta, kol kola degilmiyiz?

I.T. danismani sn. Handan Özkaymak kardesimin düsüncelerine katiliyorum. Ne bizi birakip gitmek var, ne birakmak zorunda oldugunuz yurdunuzu, ne kültürünüzü, ne de dilinizi unutmak...

Zenginligimizin, gönlümüzün genis ve güzel olmasinin birinci nedeni; Anadolu' da birbirimizi sevgi ve hosgörü ile kucaklamamizdir. Birbirimize elveda asla
diyemeyiz..

Saygilar.

cigi
28-02-2009, 23:07
Bizler birbirimiz icin variz, Anadolu'da toplanmisiz ve bu topraklar üstünde, ic ice gecmisiz, birbirimize kenetlenmisiz. Bizleri biribirimizden ayirmak asla mümkün olamiyacak.

Anadolu cocuklari, kimseden özür beklememekte... Emperyalistler gölge etmesinler baska ihsan istemeyiz. Bu baslikta Hirant, Janti, Yakop, Ahmet, Hazal, Serdar, Kaan, Selvi, Janti olsa ne olur. olmasa ne olur?
Alevi olsa ne olur, ortodoks olsa ne olur....
Ateist olsa ne olur, Deist olsa ne olur....
Hanefi olsa ne olur, Safi olsa ne olur?
Isterse hic bir sey olmasa ne olur?

Herkese elimizi uzatirim, birlikte dillerini ve kültürlerini unutmasinlar ve zenginligimiz, fakirlige dönüsmesin diye...

Janti'lerin anisina hediye ediyorum.

http://www.youtube.com/watch?v=2iySt8dPLcM

KızıL
01-03-2009, 00:21
kırımlıların sürgünüyle ilgili almalarla işbirliği yapmalarının dışında birde şöyle bir konu var stalin döneminde topraksız köylülerin köylerinden sürülmesi projesi bu köylülüğün yerine kentliğiğe geçiş projesi bazı köylerdeki nufüf kentlere kaydırılarak zaten köyde yaşamları çok zorlaşan köylüleri kentlerde yaşatma kentli kültürüne kavuşturma ve sanayileşmede onlara büyük rol verme.. bu konu baya geniş bunu tatar olan bir dostumla çok konuşmuştum ama şöyle ilginç olan bişey var köylünün elindeki sürgün esnasında inek tavuk bişey varsa devlet bunları devlet çiftlikleri için alıp bu kişilere hayvanlarının bedeli kadar yiyecek yardımı yapacam tavuk varsa yumurta verecek ama halk bunu beklemiyor kötü niyetli sürgün durumuna düştükleri için ellerindekilerin de alındığına inanmayı tercih ediyorlar ve bir çok ülkeye kaçıyorlar bu kişilerden biri adanada yaşamakta yaşlı bir amcamız, hala herşeyimizi aldılar diyor bu olayıda kuş gribi zamanında öğrendim bir yerde tavuk toplanırken adam kızına komünizm mi geldi demiş kızıda baba ne alakası var demiş adamda bu olayı anlatmış halbuki orda kalsa ülkesini terk etmese devlet yardımını alacaktı...

aydoe
24-04-2011, 11:29
susarlar, sesini boğmak isterler
yarımdır kırıktır sırça yüreğin
çığlık çığlığa yarı geceler
kardeşin duymaz eloğlu duyar

http://www.youtube.com/watch?v=66EJeSaw6qI