Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 31-01-2009, 16:24
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Çerkes - Tatar ve Türk Tehcirleri

Forumlarda genelde Ermeni tehciri ve soykırım iddiaları işlenirken ya da Sosyalizm ile ilgili konuların tartışılması sırasında satır aralarında Rus Çarlığı ve Stalin dönemlerinde Çerkeslerin büyük sürgün ve soykırımından, Tatarların ve çeşitli Türk toplumlarının tehcirinden söz ediliyor ama üzerinde ciddi olarak durulmadan geçiliyor. Bu başlık altında bu sürgünlerin tarihsel gerçekliğini, abartı olup olmadığını ve nedenlerini sorgulayacağız. Bu konuda sitemiz üyesi Çerkes, Tatar ve diğer Kafkasya kökenli arkadaşların katkıları önemlidir.
Ben sadece bir ön giriş yapıp konuyu tartışmaya açacağım.

Büyük Çerkes Sürgünü

Çerkes Soykırımı, 19.yüzyılda, özellikle 1864 yılında yoğunlaşmak ve başta Adigeler (Çerkesler) olmak üzere, Kuzey Kafkasya halklarının Türkiye'ye yönelik zorunlu göçleri. Büyük Çerkes Soykırmı ya da Göçü gibi adlar da verilmektedir. Bu olay sonunda 1 milyonun üzerinde bir nüfus Osmanlı topraklarına yerleşmiştir.

Rus kaynaklarına göre, 1863-64 yılları süresince 418 bin kişi Türkiye'ye "göç" etmiştir. 1858-65 yılları arasında göç edenlerin toplam sayısı da 493 bindir. Bu bağlamda 45.023 Natuhay, 27.337 Abadzeh, 165.626 Şapsığ, 74.567 Vıbıh, 11.873 Ciget, 10.500 Bjeduğ, 30 bin Abaza (Abazin), 4 bin Besleney, 15 bin K'emguy, Mahoş, Yegerukay, 30.650 Nogay, 17 bin Kabartay ve 23.193 Çeçen Türkiye'ye yerleşmiştir. 1864 öncesinde tamamı 25 bin ile 100 bin arasında tahmin edilen Vıbıhların,göçe katılım sayısının 74.567 olarak verilmesi, Vıbıh limanlarından Türkiye'ye gönderilenlerin sayısının 100 bin dolayında olduğu kanısını güçlendirmektedir. Ancak belirtilen bütün bu sayılar,Ruslarca kayıt altına alınmış ve büyük bir olasılıkla düşük tutulmuş olan tek bir tarafın görüşünü yansıtan sayılardır.

İngiliz savaş tarihçisi W.E.D.Allen'e göre, o zamanki Türkiye topraklarına yerleştirilmiş olan Çerkeslerin (Adıge) sayısı 600 binden fazladır. Amerikalı Justin McCarthy, sürülen Çerkes ve diğer Kafkas topluluklarının sayısının 1.200.000 dolayında olabileceğini, bunun ancak 800 bin kadarının hayatta kalabildiğini belirtiyor. Sağ kalan nüfusun 600 bini 1856-64 arasında, 200 bini de 1864 sonrasında göç etmiştir. Şu durumda Allen ve McCarthy'nin 1864'te Türkiye'ye yerleşebilen nüfusa ilişkin tahminleri uyuşmaktadır. General İsmail Berkok'a göre ise, sayı 1 milyon kadardır. Bütün bunlar, kuşkusuz tahmini sayılardır. Sayıyı daha az ya da daha çok olarak gösteren kaynaklar da vardır. Ancak, Adıge-Çerkes kaynakları, genellikle 1.500.000 sayısı üzerinde birleşmektedirler.

Sürgüne katılan nüfusun en az dörtte birinin yolculuk, kamp yaşamı ve yeni yerleşim yeri sırasında öldüğü kabul edilmektedir. Rusların doğrudan öldürdüğü Adıge sayısı ise 500 binden fazla olarak tahmin edilmektedir.

W.E.D.Allen'e göre, 1864 Çerkes sürgünü sırasında birkaç bin Abhaz da, Abhazya'dan bir "kaçış" biçiminde ayrılıp Türkiye'ye sığınmıştır.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Ad%C4%B...g%C3%BCn%C3%BC

1944 Stalin Tehcirleri

Sürgün hadisesi ile ilgili RSFSR Yüksek Şûrasının kararı 25 Haziran 1946 tarihinde edilmişti. Yüksek Şûra'nın Divan Başkanlık Kâtibi Bahmurov'un açıklaması ve suçlaması şuydu ve ertesi günkü İzvestiya gazetesinde şöyle yayımlanmıştı:

"Büyük vatan harbi sıralarında Sovyetler Birliği Milletleri Alman faşist gâsıplarına karşı vatanlarının şeref ve istiklâlini kahramanca müdafaa ettikleri bir zamanda, Alman ajanlarının propagandalarına katılan birçok çeçen ve Kırım tatarı tarafından teşkil olunan gönüllü kıtalarına girerek, Alman Ordusuyla birlikte Kızıl Ordu'ya karşı silahlı mücadeleye iştirâk ettiler. Almanların emriyle dahilde Sovyet rejimine karşı kundakçı çeteleri vücuda getirdiler. Çeçen-İnguş ve Kırım Özerk Cumhuriyetleri ahalisinin esas kitlesi bu vatan hainlerinin faaliyetlerine mani olmadı. Bununla ilgili olarak Çeçenlerle Kırım Tatarları Sovyetler Birliği'nin başka bölgelerine nakledilmiş bulunuyorlar."

Sürgün kronolojisi:

http://www.surgun.org/surgun/tur/bil...yazi=kronoloji
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 31-01-2009, 17:29
qw19 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
qw19 qw19 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Mar 2008
Mesajlar: 1.406
Standart

Çok yerinde başlık oldu pante. Çerkeslerin oldukça trajik anıları vardır bu göçlerle ilgili.
Çerkesler gemilerle, geldiklerinden açlıktan, bakımsızlıktan, hastalıktan oldukça büyük kayıplar vermişler, özellikle daha narin olan çocuklarını kaybetmişler. Ölülerini Karadeniz'e atmak zorunda kalmışlar. Hala eskiler balık yemezler.

Tarih vahşetler tarihi. İnsanın hiç birine içi dayanmıyor. Türk, ermeni, Kürt, Çerkes, Yahudi, Tatar, Arap farketmez.

Demokrasi, özgürlükler, güç dengeleri gözetilmediği zaman bu vahşetler de kaçınılmaz hale geliyor. İşte Yahudiler güce ulaştıklarında, Araplar, Kürtler, Türkler, Ermeniler vs. vs. aynını yapıyorlar.

Selamlar.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 31-01-2009, 18:03
janti janti isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 13 Nov 2008
Mesajlar: 172
Standart

Sevgili Pante , bu başlık için hem Kuzey Kafkasya Halkları ( Çerkesler ) adına hemde kendime adıma teşekkür ederim.

Bu konuya sürekli alıntılar ekleyeceğim. Üzerinde durulması gereken konulardada fikir ve bilgi paylaşımı yapacağım.

Özgür kalın..

Kafkasya'da Soykırım ve Sürgün(kısa sosyolojik tahlil)


Bir halkın varlığını sürdürebilmesi,direnç kuvvetiyle doğru orantılıdır.Sosyolog Prf.Dr.Ali Murat Daryal bu olgunun harika bir formülünü ortaya koymuştu: direnç=Mazi x(Hal+İstikbal)

Bu formülde mazi bilgisi ve bilinci,mevcut durumu hakkıyla kavrayabilmek ve isabetli gelecek projeksiyonları yapabilmek,nihayetinde direncini arttırıp varlığını sürdürebilmek için hayati önemi haizdir.Zira mazi bilgisi ve bilinci formülde çarpan hanesindedir.
Daryal hocanın ortaya koyduğu bu sosyolojik formülü aşşağıda ki Çerkes özdeyişleri pek veciz izah etmektedir:

-Günümüzde cereyan eden olayları anlayabilmek ve geleceğe hazırlıklı olabilmek için;geçmişi bilmek olmazsa olmaz bir zorunluluktur.

-Geleceğiniz;geçmiş bilincinizin gücü nispetinde aydınlık olacaktır.

Ünlü Kabardey şairi Laşe "Göz yaşını harekete geçiren acının kudreti karşısında dünya duramaz" der.

Tarihin en büyük acılarından birini yaşayan Kafkas halklarının büyük trajedisi,detaylı araştırmalarla dünya kamuoyunun önüne konabilmiş değildir.Bu başarılabilirse,19.yüzyılın ikinci yarısında yurtlarından sürülen halkların itibarları ve anavatanları üzerindeki hakları iade edilebilecektir.

Konuşmasını çarpıtılmış terminoloji,soykırımla dolu bir insanlık tarihi,Kafkasyada soykırım ve sürgün,sürgün yolunda çekilen çileler,sürgün sürecinde geri dönme eğilimi,Osmanlı devletinin sürgün ve iskan politikası,Rusya'nın iskana müdahalesi,sürgün edilen Çerkes sayısı,Çerkes diasporası,sürgünün açtığı derin yaralar,soykırıma İngiliz katkısı(Drau faciası)başlıkları altında devam ettiren Sn.Fethi Güngör sonuç ve öneriler kısmında ise;

İnsanlık tarihi boyunca gerçekleştirilmiş olan soykırım ve sürgünlerin,bu insanlık suçlarına maruz kalmış halkların temsilcilerininde katılımıyla oluşturulacak uluslararası bir özel organizasyon tarafından derinlemesine araştırılarak ortaya konmasını,bu insanlık suçlarını işleyen devletlerin,ezdikleri ve sürdükleri halklar başta olarak tüm bu insanlıktan özür dilemeleri,soyları kırılan ve sürülen halklara mümkün olabilecek en büyük bir cömertlikle hem itibarlarının hem de tarihi haklarının iade edilmesi sağlanmaldır.

-Bu çapta büyük bir organizasyonu hiç beklemeden,Kafkas halklarının oluşturduğuorganizasyonlar,ilgi duyan tüm kurum ve kuruluşların da desteğini alarak,tarih boyunca uğradıkları soykırım ve sürgünleri en ince detayına kadar araştırabilecek bir enstitü kurmalıdırlar.Bu enstitü ulaşacağı sonuçları raporlar halinde dünya kamuoyuna duyurmalı ve uluslararası mekanizmaları,Kafkas halklarının itibar ve haklarının iadesi hususunda insiyatif almaya çağırmalıdır.

-Batı felsefesinde 'insan insanın kurdu' olarak tanımlanır.Hayır,insan insanın hemcinsidir.Yer kürenin kaynakları ,bütün insanlığın bir arada sağlıklı huzurlu ve medeni bir hayat sürmesine yeterlidir.Yeter ki insanlık sorumluluğunu kuşansın,zulümden uzak durup kaynakları adil paylaşmaya razı olsun.


Sürgüne tarihin derinliklerinden bakış

Arşivler milletlerin hafızası mesabesindedir. Her bir arşiv belgesi, bir milletin tarihinde cereyan etmiş bir olayı, kronolojik, ekonomik, politik, sosyolojik vb. bir çok açıdan aydınlatır.

Osmanlı Arşivleri, gerek tarihi derinlik, gerek muhafaza sistemi ve gerekse belge adedi itibarıyla dünyanın önde gelen arşivleri arasındadır. Otuz kadar ülkeyi doğrudan, diğer onlarca ülkeyi de dolaylı olarak ilgilendiren Osmanlı Arşivleri, en geniş belge yelpazesine sahip bir hazine olarak, bir çok millet için, özellikle de Kafkasyalılar için hala keşfedilmeyi beklemektedir.

Tehcir, sürgün, iskân, oryantasyon gibi hayati meselelerle ilgili binlerce belge barındıran Osmanlı Arşivleri'nin en büyüğü Başbakanlık Osmanlı Arşivi'dir. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi, Şer'iyye Sicilleri Arşivi, Tapu arşivleri ve yerel arşivler yanında Türkiye sınırları dışında kalmış Osmanlı Arşivleri de bulunmaktadır.

İkiyüz milyona yakın belge ihtiva eden Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde tasnif çalışmaları hızla sürmekle birlikte, bu güne dek ancak beşte biri araştırmaya açılabilmiştir. Hizmete sunulan binbeşyüz kadar katalogu senelerce tarayarak Kafkasya ile ilgili belgeleri inceleyen değerli araştırmacı dostlarımızın çalışmalarından siz duyarlı izleyicilerimizi de haberdar etmek istedik.

Dört asır süren ve milyonlarca insanın kanına mal olan Rus-Kafkas savaşlarının bittiği ve 'Büyük Çerkes Sürgünü'nün başladığı 21 Mayıs 1864 faciasının 139. yıldönümünde, tarihin karanlıklarında kalmış ve tüm zamanların en büyük nüfus hareketlerinden biri olan bu büyük olaya ışık tutacak belgeleri sizlerle paylaşmak istedik. Her hafta yeni bir belge bulacağınız bu sayfada Osmanlı Arşivleri'nden, zaman zaman Rus, İngiliz ve Gürcü arşivlerinden örnek vesikalar sunacağız sizlere.

Mazi bilgimizin güçlenmesi, hal bilgimizin berraklaşması ve istikbal perspektifimizin büyümesine katkı sağlaması temennilerimle...

Osmanlı arşivlerinden toplu ölümlerle ilgili örnekler,diğer evrak arşivleri;


BOA,İ.MVL(Başbakanlık Osmanlı Arşivi,İrade-i Meclis-i Vala)

Belge no:20949,23 Şa'ban 1278 İskan-ı Muhacirinin Komisyonu görevlisinin,Kabardey,Hatukay ve Çeçenler'den oluşan bin Çerkes muhacirinin Uzunyayla'da yerleştirilmesi hususunda yürütmüş olduğu hazırlık çalışmalarını içeren Başbakanlığa sunulmuş 1861 tarihli rapor.

BOA,HH(Hatt-ı Humayun)1282.A 1197

Hatukay tarafından memleketlerine dönen Rusların gece yarısı Labe'de ahaliyi basıp öldürdüklerine ,kendilerine takviye kıtası gönderilmesi ricasıyla Tatatr hanlarından Murad Giray Sultan'ın Soğucak muhafızı Ferruh Ali Paşa'ya mektubu.

BOA,HH 336.C 1197

Şirvan Hanı Feth Ali Han'ın Dest Kalesi hakimi Hidayet Han ile karabetleri olduğuna Dağıstan Valisi Şemhal'in makkarrı hükümeti Dargo şehri olup Şemhal'in kızı Feth Ali'nin oğlunda bulunduğuna,bunların bulundukları mahal ve mesafelşerin izahına ve Kızlar Kalesinin bir iki kapısı olduğuna,Çeçenler ehl-i İslam ise de Rusların katl ve tecavüzleri üzerine müsalahaya mecbur kaldıklarına dair.

BOA,HH 1282.B 1197

Rus taburlarının Kuban ilerisinde Nevruz oğullarını,Karamirza oğullarını geceleyin basıp katilde bulundukları ve etrafa metris kazmakta oldukları bu tarafa bizzat gelinirse kabilelerin gayrete geleceği ve etrafa mektuplar gömderilmesi,top ve cephane gönderilmesi hakkında Beyzade Sadır Bey'in Ferruh Ali Paşa'ya mektubu.

BOA,ML.MSF 17336 25.12.1281 13.12.1280

Kurupelit mevkiinde toplanan Çerkes muhacirlerinden vefat edenlerin yaş ve isimleriyle kefen masraflarını mübeyyin defter.

BOA,ML.MSF 17439 01.02.1281 19.12.1281

Dereköy mevkiinde vefat eden Çerkes muhacirlerinin defni için harc ve sarf edilen kefen bezinin miktarını gösterir defter.

BOA,ML.MSF 17470 10.03.1281 08.06.1281

Çarşamba kazasında vefat eden Çerkes muhacirlerinin isim künye kabile adları ve tekfin masraflarını gösterir belge.


Geçmişten Günümüze Kafkasların Trajedisi/Uluslararası Konferans-21 Mayıs 2005
Dr.Fethi Güngör


liste Samsun,Kumcağız mevkii,Bafra kazası,Betriç kazası,Biga'da vefatları gösteren belgelerle devam ediyor

Ayrıca arşivde Çerkes muhacirlerinın iskan evrakları,bir yerden başka bir yere nakil evrakları ve kendilerine ödenen paralar ve bazılarına bu sağlanan ödenekleri hak etip etmediklerine dair yapılan araştırma raporları bulunmaktadır.

Saygılarımla


www.birkaf.com

sen ki bilirsin kır çiçeklerini.. hangi rüzgar dağıtırsa dağıtsın yeniden çoğalırlar.. ve bir gün güneşin suları öptüğü zaman.. özgürlük renginde sevgiyle açılırlar...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 31-01-2009, 18:09
janti janti isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 13 Nov 2008
Mesajlar: 172
Standart

BAŞBAKANLIK ARŞİVİNDE SÜRGÜNÜN GÖZYAŞLARI

Murat Yavan

http://www.kafkasfederasyonu.org/nar...gozyaslari.htm

sen ki bilirsin kır çiçeklerini.. hangi rüzgar dağıtırsa dağıtsın yeniden çoğalırlar.. ve bir gün güneşin suları öptüğü zaman.. özgürlük renginde sevgiyle açılırlar...

Konu aydoe tarafından (01-02-2009 Saat 13:57 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 31-01-2009, 18:11
janti janti isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 13 Nov 2008
Mesajlar: 172
Standart

Geçmişten Günümüze Kafkasların Trajedisi...


Uluslararası hukuk belgelerine dayalı ,Kafkas halklarına uygulanan soykırım ve insanlık suçlarını ele almış bu yazısında Sn.Gazeteci Erol Karayel.


17 temmuz 1998 tarihinde Roma'da kabul edilen Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsünün 7.maddesi insanlığa karşı işlenen suçun işlendiği zaman konusunda savaş zamanı-barış zamanı ayırımı yapmadan şöyle bir tanımlamaya gitmiştir:

Bir sivil halka karşı genel veya sistematik bir biçimde girişilen saldırılara bağlı ve bu saldırıların bilincinde olarak işlenen aşağıdaki fiiller insanlık suçudur:

1-Adam öldürme
2-Toplu yok etme
3-Köleleştirme
4-Halkın sürülmesi veya zorla nakli
5-Uluslararası hukukun temel işlkelerine aykırı olarak hapsetme veya fiziki özgürlükten başka şekillerde ağır bir biçimde yoksun bırakmak
6-Irza geçme,cinsel köleleştirme,fuhuşa zorlama,hamileliğe zorlama,zorla kısırlaştırma veya benzer ağırlıktaki diğer cinsel zorlamalar
7-Siyasi,ırkçı,ulusal,etnik,külktürel,dinsel yada cinsel sebeplerle,ya da uluslararası hukukta kabul edilemez olarak benimsenen evrensel başka ölçütlere bağlı olarak herhangi bir gruba veya belirlenebilir bir topluluğa zulmetme
8-Kişilerin zorla kaybettirilmesi
9-Ayrımcılık suçu.

Uluslararası hukuk metinlerinde yer alan bu tanımlamalardan sonra o günlerin şahitlerinin ağzından ki çoğunluğu Rus'tur,onlarca örnek yazılabilir. Rus arşiv ve kütüpahanelerinde bunların,binlerce belgesi vardır.

Peki,1948 tarihli Soykırım Sözleşmesinin 150 yıl önceki olaylara da uygulanmasını savunmak bir çelişki sayılmaz mı?

Sayılmaz.

Bir kere 150-200 yıl önceki olaylar bu soykırım operasyonunun başlangıcı olup fasılalı olarak günümüze kadar devam ede gelmiştir.Çeçenistan'da hala devam etmektedir.

Soykırım Sözleşmesi'nde geriye dönük uyugulama konusunda açık bir hüküm bulunmuyor.Bu boşluğu doldurmak için 1968'de'savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara zamanaşımı uygulanmaması konusunda sözleşme' oluşturuldu.Bunun 1.maddesi 'işlenme tarihiyle ilişkisiz olmak üzere'...'1948 sözleşmesinde tanımlandığı şekliyle soykırım suçuna zamanaşımı uygulanamaz' diyor.

Peki,Kafkasyalılara karşı işlenen soykırım ve insanlık suçunu gündeme taşıyarak ne yapmak istiyoruz?Öncelikle belirtmeliyiz ki,Birleşmiş Milletler Teşkilatı bugünkü tasarımıyla,adaleti sağlayan,insanlığa barış ve huzur getirmeye çalışan bir kuruluş hüviyetinde görünmüyor malesef.Onun için fazla hayalperest olamayız.BM'de veto yetkisine sahip 5 ülkeden birinin Rusya olması sebebiyle BM'den soykırımla ilgili bir kararın çıkabileceğini düşünemeyiz.

Ancak Kuzey Kafkasya'da işlenmiş ve işlenmekte olan soykırım suçlarının üye ülkelerden birinin başvurusu ile en azından BM gündemine taşınabilmesini;

Ayrıca Çeçenistan'da hala bu cürümü irtikap eden ve Çeçen halkının kökünü kurutmadan da vazgeçmeye niyetli gözükmeyen Rus yönetiminin bir an önce durdurulması için BM dışından uluslararası bir kamuoyu baskısı oluşturulması için çalışmalat yapılmasını istiyoruz.

Ermenilerle ilgili soykırım kararının Rusya Federasyonu Duması'da kabul edildiğini göz önüne alırsak,başkalarınca işlendiğine inandığı soykırım suçları üzerinde çalışmak yerine önce kendi kapısının önünü temizleyerek,Rus devletinin ve insanlarının işlediği suçlar ile siyasi mirasçısı olduğu geçmiş Rus yönetimlerinin işlediği soykırım suçlarının sorumluluğunu üstlenerek,bu politikaların açtığı yaraların kapatılması için çalışmasını/çalışmaya mecbur edilmesini istiyoruz.Kafkasya'daki etnik cumhuriyetlerimizin düşürüldükleri nüfus zafiyetinin aleyhlerine kullanılmadan satatülerinin güçlendirilmesini ve yasalarla güvence altına alınmasını/aldırılmasını istiyoruz.

Ayrıca uyguladıkları soykırım politikalarıyla Kafkas halklarının varlığını sürdürebilmelerini kritik bir duruma düşürenlerin,milli varlık ve kültürümüzü koruyacak ve geliştirecek ciddi tedbirlerle destek vermesini/verdirilmesini istiyoruz.

Özellikle Kafkasyalı tarihçi ve diğer akademisyenlerden de bütün ilgili böle arşivlerini tarayarak,Kafkasyalılara karşı işlenen soykırım ve insanlık suçu belgelerinin tamamını toparlayarak uluslararası kamuoyunun gözleri önüne sermesini istiyoruz.

Vatanından sökülüp atılan insanların torunları olarak anayurdumuzla bütünleşmemizin önündeki bütün hukuki ve fiili engellerin kaldırılmasını,vatana dönüşün teşvik ve finanse edilmesini istemeye hakkımız olduğuna inanıyor ve artık bu hakkı ne pahasına olursa olsun kullanmak istiyoruz.


Geçmişten Günümüze Kafkasların Trajedisi
Kafkas Vakfı Yayınları -5
Basım Yılı-2006

sen ki bilirsin kır çiçeklerini.. hangi rüzgar dağıtırsa dağıtsın yeniden çoğalırlar.. ve bir gün güneşin suları öptüğü zaman.. özgürlük renginde sevgiyle açılırlar...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 31-01-2009, 18:17
janti janti isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 13 Nov 2008
Mesajlar: 172
Standart

BİRLEŞİK KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU’NUN BEKLENTİSİ

http://www.uzunyayla.com/icerik/947/...dilekcesi.html

sen ki bilirsin kır çiçeklerini.. hangi rüzgar dağıtırsa dağıtsın yeniden çoğalırlar.. ve bir gün güneşin suları öptüğü zaman.. özgürlük renginde sevgiyle açılırlar...

Konu aydoe tarafından (01-02-2009 Saat 14:13 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 31-01-2009, 18:19
janti janti isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 13 Nov 2008
Mesajlar: 172
Standart

Böyle bir vahşet nasıl olur?(Çeçen soykırımı)
İnsanlık tarihi çok soykırım,katliam,sürgün görmüştür muhakkak. İnsanlar, toplumlar ; özgür olmak için veya başka sebeblerle mücadele eder, yener, yenilir, sürülür ve katliama uğrar. Ancak 1944 yılındaki Çeçen sürgün ve soykırımını doğrusu tam manasıyla anlatabilmek ve anlayabilmek hele tarihteki diğer soykırımlarla karşılaştırabilmek mümkünmü acaba? "1944 Çeçen sürgün ve soykırımı"dediğimizde acaba zihnimizde ne tür bir tablo oluşuyor?
Aşağıdaki yazıyı Ajans Kafkas'ta görünce inanın tüylerim ürperdi. Ve bu soykırım ve acıları nasıl gerçekten anlayabiliriz diye düşündüm. Dehşet verici demek bile yavan kalıyor bana kalırsa. İnsanlık bu derece mi sınıfta kalır? diye düşünmeden edemiyorum. Empati yapmaya kalkışmak bile mümkün değil inanın. Yazıyı sizde okursanız hak verirsiniz sanıyorum.

"Caharkale'de yapılan 23 Şubat 1944 yas törenlerine katılan sürgünün mağdurları acı günleri anlattı.

Gudermesli Saidat Murtazaliyeva’nın hafızasında hala dipdiri olan anılarında tüyler ürpertici bir perdeyi şöyle araladı:

"O soğuk günlerde sekiz yaşındaydım, ama yaşıma bakmaksızın sürgüne götürüldüğümü anladım. Vagonumuzda, (tabi böyle adlandırılabilirse, çünkü daha çok bakımsız bir domuz ahırına benziyordu) çoğunlukta kadın vardı. Ve adını hatırlamıyorum ama doğum yapmak üzere olan bir kadın aramızdaydı. Gece sancısı başladı, güzel bir ikiz doğurdu, kız ve oğlan. Sabahleyin cesetleri toplamaya başladıklarında kadın askerlerden yeni doğan bebeklerini kum çuvalının altına sakladı. Ama bebeğin ağlaması kadını ele verdi. Oğlunu kurtarmak için kadın canavarlara kız bebeği verdi ve subaylar ölene kadar ayakları ile bebeği dövdüler. Bugüne kadar halen böyle bir şeyin nasıl yapabileceğini anlamıyorum. Kadının sabaha kadar yaşayabileceğini düşünmemiştim. Ama yüzünde gözyaşı bile yoktu. Çünkü gözyaşını bu olaydan birkaç gün önce kocası ve iki erkek kardeşi öldürüldüğünde tüketmişti. Onun artık kızının hayatı karşılığında kurtardığı yeni doğan oğlundan başka kimsesi yoktu. Götürüldüğümüz Kazakistan'da onu iki kez daha gördüm. Son gördüğümde kocası, iki erkek kardeşi ve kızı için hazırladığı boş mezarların başındaydı".


89 yaşındaki Mesirbek Ganaşev de göz yaşlarını gizlemeden konuştu: “23 Şubat’ta Çeçen ve İnguşların Kazakistan, Sibirya ve Orta Asya'ya sürülüşlerinin 63. yıldönümü. Şubat 1944 kardeş halkların tarihinde kara bir sayfa. Yolda her gün açlık ve soğuktan insanlar öldü, demir vagonlar sadece cesetleri almak için açıldı ve çok nadir olarak kova ile vagona su almaya müsaade ettiler. Daha çok da uzun mesafelerde bulunan istasyonlardan kar almaya izin verdiler. Tüm halk Stalin rejiminin esiri oldu. Dana ahırı vagon dar idi, yatacak hiçbir yer yoktu, insanlar oturarak zor sığıyordu, bundan dolayı sırayla yatmak gerekiyordu, sadece çok ağır olanlar dinleniyordu. Birçoğu hasta idi, özellikle de çocuklar. Beş yaşındaki bir erkek çocuğunu hatırlıyorum. Ateşi vardı ve su istiyordu. İstasyonların birinde çocuğun annesi onu vagona bakan subaya yaklaştırdı. Hiç değilse oğlu için kar almayı rica etti. Kadının yalvarışına vagonda bulunan ihtiyarlar da katıldı. O zaman asker ağlayan çocuğu kaptı ve vagondan çıktı. Biz hepimiz sevinçle ona su vereceğini düşündük. Ama bu subay cesetlerin bulunduğu araçlardan birine çocuğu fırlatarak bağırdı: 'Tamam! Artık su gerekmeyecek!’ Zavallı anne arabaya doğru fırladı ama duyulan silah sesi onu sonsuza kadar durdurdu. O zaman büyük oğlu da katile saldırdı, ama onu da aynı dehşet karşıladı. O da vuruldu. 13 günlük yolculukta sadece bizim vagondan 24 ceset çıktı. Ölenlerin çokluğu nedeni ile tüm cesetler defnedilmiyordu, birçoğu demir yolu boyunca defnedilmeden öylece bırakılıyordu."

(Caharkale/Ajans Kafkas)

sen ki bilirsin kır çiçeklerini.. hangi rüzgar dağıtırsa dağıtsın yeniden çoğalırlar.. ve bir gün güneşin suları öptüğü zaman.. özgürlük renginde sevgiyle açılırlar...
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 31-01-2009, 18:21
janti janti isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 13 Nov 2008
Mesajlar: 172
Standart

23 Şubat 2006
Dünya Çeçenistan Günü

http://www.nartajans.net/nuke/News-f...t-sid-2982.htm

sen ki bilirsin kır çiçeklerini.. hangi rüzgar dağıtırsa dağıtsın yeniden çoğalırlar.. ve bir gün güneşin suları öptüğü zaman.. özgürlük renginde sevgiyle açılırlar...

Konu aydoe tarafından (01-02-2009 Saat 18:18 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 31-01-2009, 18:27
janti janti isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 13 Nov 2008
Mesajlar: 172
Standart

Bitmeyen Sürgün ve jenosid

http://www.kafkas.org.tr/hakkinda/ka...trajedisi.html

sen ki bilirsin kır çiçeklerini.. hangi rüzgar dağıtırsa dağıtsın yeniden çoğalırlar.. ve bir gün güneşin suları öptüğü zaman.. özgürlük renginde sevgiyle açılırlar...

Konu aydoe tarafından (01-02-2009 Saat 18:15 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 31-01-2009, 19:21
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart

Sevgili Janti'yi biraz soluklandıralım ki arkadaşlar okumaya fırsat bulsun.

ÖZYURT KIRIM

Her yıl on sekiz mayısta Kırım’da
Hatırlanır sürgün yılı acıyla,
Gözyaşı dökülür, her bir mekânda,
Cuci hanın öz yurdu güzel Kırım,
Tamgalı, gök bayrak ta gizli sırrım.

Kırım hanı, Cengiz hanın soyudur,
Mertlik, yiğitlik hep onun yoludur.
Yurda saldırı düşmanın sonudur,
Batu hanın öz yurdu güzel Kırım,
Tamgalı, gök bayrak ta gizli sırrım.

Rus askeri, Yalta, Bahçesaray’da,
Akmescit, Aluşta, Sudak, Akyar’da
Bir gecede baskın yaptı, tüm Kırım’da
Bike hanın öz yurdu güzel Kırım,
Tamgalı, gök bayrak ta gizli sırrım.

Sürgün yolculuğu zordu vagonda,
Binlerce Kırım Türkü öldü yolda,
Yurt hasreti çekildi Sibirya’da,
Giray hanın öz yurdu güzel Kırım,
Tamgalı, gök bayrak ta gizli sırrım.

Kırım-Tatar Türkü dönse de yurda,
Tekrar özlemdir, devlet Altın Orda,
Özgürlük düştedir, her genç Tatar’da,
Kırımlıoğlu’nun yurdudur Kırım,
Tamgalı, gök bayrak ta gizli sırrım.

Erdoğan KIRMIZIOĞLU

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:22 .