PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dini Eğitim Alandan Devlet Adamı Olur mu?


ozgur_beyin
03-04-2009, 17:33
dini eğitim alan adamdan devlet adamı olurmu sorusunun en bariz cevabı OLMAZ'dır.
çünkü böyle okulllarda okuyan adamın bakış açısı din merkezlidir.
siz aksi bir şey söylediğinizde aha allahın kitabında böyle yazmıyormu?
deyip önünüzü kapatır. sizde ahali önünde dogmalarla devlet yönetilmez deyip
karşı çıkamazsınız . işiniz zordur.
imam hatip lisesinde okurken olan enteresan bir şey olmuştu anlatayım
bir arkadaşımızın sürekli beti benzi bir halde okula gelmeye başladıilim yayma cemiyetinin yurdunda yatılı okuyordu yurtta okul yetmezmiş gibi gecede
yurtlarda gece beyin yıkama ya devam edilirdi.bu garib arkadaşımız
verilen dini gazlardan aldığı etkiyle cinsel gücünü etkisiz hale getirmek için ilaçlar almaya başlamış (bunu zorla söylettik) ve bu tutumundan vazgeçiremedik sonundas hastanelik oldu.
şimdi düşünün bu kafa yapısı nasıl bir sonuca ulaşır ? kendi doğrularından başka bir doğru tanırmı. başka fikirdeki insanları sevip kucaklayabilirmi ?kesinlikle hayır.
hocalar ,beyninizi o kadar sarıp sarmalıyorlarki bu okulların formatına uymayan
her şeye düşman hale geliyorsunuz .bunu harimi ismetinize yapılmış bir saldırı sayıyorsunuz. tabi saldırı hissettiğinizde bok böceği gibi derdest olup saldırıya geçiyorsunuz. önünüzdeki domino taşlarını yıkmaktan ne utanıyorsunuz nede haya ediyorsunuz.
okul yetmiyor. fikri yapınıza uygun ve daha radikal dergi ve yayınları takip edip
dahada radikalleşiyorsunuz. bu haller geçen zaman içinde kişide beyinsel travma haline geliyor. ve sizi tahmmülsüz haline getiriyor
yıllarca sana anlatılan doğruları hayatın gerçeği sanıp başka pencerelerin
bırakın varlığını düşünmeyi yanına bile yanaşmıyorsunuz.
kendi beyninizde kurduğunuz küçücük dünyada bir kulube inşa edip orda oturmaya başlıyorsunuz.
sizin tek ölçünüz var islama hizmet. dini mübini ayakta tutmak buna muhalif herşey batıldır yok edilmeyi hak etmiştir. ve sizin yönteminiz bu yönden bakıldığında haklıdır . hırsızlığınız bile allah rızası!!! gösteriyorsa haklıdır.
bu yazdıklarımın ışığı çerçevesinde başbakanı düşünün ve yorumlayın
yazacak daha çok şey var ama burda keseyim.
şimdi düşünün ve söyleyin teoloji okumuş bir adamdan devlet adamı olurmu?

ismeti harim=kutsal sayılan ve korunması gereken yer. veya kutsal herşey

KızıL
06-04-2009, 00:36
valla özgür beyin dini eğitim alan adamdan gelecek vadeli hiçbişeyin olacağını düşünmüyorum. İmam olur müftü olur bulursa doğru yolu adam olur yoksa kepaze olur...
Din e bulaşan insandan hayır gelmıyorki bürokratlığından hayır gelsin.. Devlet yönetmeyi saltanatlaştırıp ulemayla tahta geçerse devlet adamı olur, ancak o devletin hali nice olur....

unbe
06-04-2009, 09:49
din eğitimi alandan ne köy olur ne kasaba
bi tek camiye sap balta olur o kadar
üstteki yazıda ilgimi çeken kısım arkadaşının cinsel duygularını yok etmek için ilaç alması
demek bi çok beyni yıkanan ya böyle yapıyor
ya da duygularını tamamen bastırıyor
e ondan sonra bi yerde bu bastırılmış duygular gün yüzüne çıkarak bize tecavüz sarkıntılık olarak geri dönüyor.

eylemsel
20-04-2009, 23:07
dini egitim alandan devlet adamı olmaz. türkiyede bu durumu yaşıyoruzda, nerde nasıl davranmasını bilmeyen hoşgörüsüz, kendileri yaptıkları yolsuzluklarla zenginleşirken bunu toplumun dini duygularını istismar ederek yapıyorlar. zaten halk da çok megilli bu duruma. dini egitim almış devlet adamlarının objektif olmasınıda bekleyemeyiz

gercekisim
20-04-2009, 23:47
Dini eğitim alandan değil de bu eğitimi alıp ta bu saçmalıklara inanan kişiden devlet adamı olmaz,olur gibi görünür ama o zaman da devlet devletlikten çıkar zaten,laçka olur,güven duyulmaz olur,devlet güven duyulmayan bir şey olamaz.Güven duyulmayan bir kurum devlet olamaz.

ozgur_beyin
28-02-2010, 03:48
bu ekolden geldiğim için başlıktaki söylemim gerçekleşti.
tayyip ve islam muhalefete katlanmazbunu aykırı şair KAB. ADLI ŞAİRİN ÖLDÜRÜLMESİNDE GÖRDÜK TAYYİPTE AYNI KAFADA hitler gibi aykırı sese tahammülü yok
burdaki müslümanlar eğer bunu kabul ederlerse(köşe yazralrıyla ilgili beyanı) onların ervahlarınada yuh..... ondan sonrada müslüman arkadaşlrımız ateizmi tenkit ediyorlar kardeşim önce sen müslümanları bir anla!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! !!!!!!
şunuda söylemem gerekir bende aynı ekolden geliyorum ve bu zırtapozları iyi tanırım

tayyare
28-02-2010, 13:10
Ekonomi eğitimi alınca illa ki liboş olmak zorunluluğu mu var ?
Din eğitimi alanlardan birisi de TuranDursundur.

Laqrma
28-02-2010, 15:48
Neden olmasın..?

Üniversitedeki ilk dersimde hocamız aramızda ateist olup olmadığını sormuştu (Arkeoloji bölümünde) bir tek ben el kaldırmıştım. Sınıfın %90'ı nur evlerinde kalıyordu.

Düşünün geleceğin arkeologları nur evlerinden çıkıcak.. Tabi kaliteli bir arkeolog olmadılar o ayrı..

Yani kim ne okursa okusun kökü ne olursa olsun sonunda olacağı tezat bir durumsa, -kaliteli olmasada- kişi o tezat durumda olacak.. Bir arkeologun nur evlerinden çıkması gibi.. ?!

Sangre
28-02-2010, 16:12
Ekonomi eğitimi alınca illa ki liboş olmak zorunluluğu mu var ?
Din eğitimi alanlardan birisi de TuranDursundur.

Ekonomi eğitimi alınca, eğer okulda verilen bilimsel eğitimi benimsemek isterse Liberal olur.. Ama bu bilimsel eğitimi reddeder ise başka bir şey olur.. Benimsediği bu görüşü de büyük ihtimalle hiçbir akademik çevre ciddiye almaz.

Din eğitimi ise çok daha farklı bir şeydir.. Çünkü din ile bilimi bir arada düşünemeyiz.. Din sadece kişinin manevi alanda kendini tatmin etmek için kullandığı bir araçtır..

Din eğitimi alıp da, dindar olduğu halde üst düzey bürokraside çalışanlar da olabilir, başka alanlarda da.. Bir insanın din eğitimi alıp dindar olması veya dinsiz olması önemli değildir.. Önemli olan yaptığı işi layıkıyla yerine getirmesidir.. Zaten bu alanlarda çalışması için ülkemizde sınav sistemi vardır.. Bu alanlarda çalışması için belli bir yeterlilik düzeyini geçmesi gerekir.. Eğer bu kişi bu yeterlilik düzeyini geçtiyse, orada çalışmaya hak kazanmış demektir.. Bizim ise bu saatten sonra bu adamın orada çalışmaya yeterliliği konusunda tartışmamızın önemi yoktur.. Bu açıkça abesle iştigal etmektir.

Din eğitimi alan insanları veya din eğitimi almayan insanları bu şekilde ayırmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.. Her iki eğitim sisteminden çıkan insanların yeterliliği konusundaki cevabı, bırakın da bu yeterliliği ölçen sınav sistemi versin.. Zaten siz isteseniz de, istemeniz de cevabını veriyor.

Squall
28-02-2010, 16:55
Din eğitimi alan insanları veya din eğitimi almayan insanları bu şekilde ayırmaya hiç kimsenin hakkı yoktur..

Türbanlarının üzerlerine garip aynı zamanda komik peruklar takıp, erkek hastalara bakmak istemeyen doktor demeye dilimin varmadığı insanları görünce her türlü ayrımı yapmaya hakkımızın olduğunu düşünüyorum.

Sangre
28-02-2010, 17:20
Türbanlarının üzerlerine garip aynı zamanda komik peruklar takıp, erkek hastalara bakmak istemeyen doktor demeye dilimin varmadığı insanları görünce her türlü ayrımı yapmaya hakkımızın olduğunu düşünüyorum.

Yazıları cımbızlamaya iyi alışmışsınız.. Umarım bir an önce bu davranışınızdan vazgeçebilirsiniz.

Bu tür kurumlara gitmek için ve bu kurumlarda kalıcı olarak çalışmak için iki şart koşmuşum.. Diğer durumların sabit olduğunu düşünürsek.

Bir, kuruma girmek için yeterlilik sınavından geçmesi gerekiyor.. Eğer bu düzeyin üzerinde kabul görülürse, çalışmaya hak kazanabiliyor.

İki, kuruma girdikten sonra işini layıkıyla yerine getirmesi gerekiyor..

Yani devlet kurumlarında yarım gün çalışıp, üstüne de hastalarla yeterince ilgilenmeyen ve hiçbir verim sağlamayan doktorlarla veya yukarıda verdiğin örnekteki gibi inancının işini yapmasını engellediği durumları, söylediklerimden ayırmak gerekiyor.. Bu şekilde davranan insanların zaten bu tür kurumlarda çalışmaya hakları yoktur.

tayyare
28-02-2010, 21:50
Ekonomi eğitimi alınca, eğer okulda verilen bilimsel eğitimi benimsemek isterse Liberal olur.


Batı tipi eğitimde, ekonomi astroloji kategorisinde olup gayri-bilimseldir.
Ve netekim ülkemiz bu tür eğitimden geçmişlerle vıcır vıcır kaynadığı için ekonomimiz bitik durumda.
Eskiden tarımı beğenmeyerek sanayi ülkesi olalım diyorduk, şimdi bırakın sanayiye teğet geçmeyi tarım ülkeliğinden bile çıktık.

Sangre
28-02-2010, 22:30
Batı tipi eğitimde, ekonomi astroloji kategorisinde olup gayri-bilimseldir.
Ve netekim ülkemiz bu tür eğitimden geçmişlerle vıcır vıcır kaynadığı için ekonomimiz bitik durumda.
Eskiden tarımı beğenmeyerek sanayi ülkesi olalım diyorduk, şimdi bırakın sanayiye teğet geçmeyi tarım ülkeliğinden bile çıktık.

Astroloji diye bir disiplin yoktur.. Söylemek istediğin Astronomi ise, durum farklı.. Astronomi fizik, kimya gibi bir pozitif bilimdir.. Ekonomi ise sosyal bilimdir.. Arada dağlar kadar fark var.

Gayri-bilimsel olduğunu mümkünse kanıtlaman gerekiyor.. Mesela bir örnek vermek gerekirse, subjektif fayda teorisinin ve kardinal/ordinal fayda yaklaşımlarının neden bilimsel olmadığını açıklayabilirsin.. Veya, Ricardo'nun mutlak ve karşılaştırmalı üstünlükler teorisinin, neden geçersiz olduğunu göstermen gerekiyor..

Sizin tavrınız, yaradılışçıların Evrim Teorisi karşıtlığından öte bir anlam taşımıyor.. Her iki taraf da batının İslamı/Milli ekonomiyi bitirme planları yapıtığı gibi bir paranoyaya kapılıyorlar.. Ve bu tür bilimleri gayri-bilimsel olmakla suçluyorlar.. Aralarında hiçbir fark yok..

Bazı konularda, en azından konuşabilecek kadar yeterli değilsen, yorum yapmazsın, sadece öğrenmeye çalışırsın.. Aynı şeyi sana da öneriyorum.

evrensel-insan
28-02-2010, 22:58
Saygideger arkadaslar;

Bu konuya biraz "kisir" yanasmiyormusunuz. Unutmayin ki, ronesans oncesi olan karanlik donemde sadece din adamlari vardi. 15. Yuzyilin, hem dusunce ozgurlugu, hem de dine ilk defa karsi cikisi ortaya atanlar, din adamiydi.

Yani zaten dogustan itibaren verilen, din beyin yikamasini asabilenler, zaten bu dunyaya ve insanogluna yeni bir akim getirenlerdir.

Ama bir yonden hakli olabilirsiniz. Eger din adami, din adamligini sabitlemis ve dini dogma ve tabularini da onlardan kurtulamayacak duzeyde sahiplenmisse; o zaman zaten yapacak bir sey yoktur.

Gerci bu duzeydeki bir sahiplenme ve sabitlenme, sadece dini tabular ve dogmalar icin degil; her turlu metafizik ve etiksel tabu ve dogmalar ici de gecerlidir.

Sonucta boyle bir tabu ve dogmanin hangi ayrimci cesidi olursa olsun, bir bilim adamini bile bilimine ve bilimselligine inancsallik katmaktan baska bir sey degildir.

Oyuzden hala dunya da inancsalligi ile dusunup davranan bilim adamlari mevcuttur.

Tabiki bir bilim adaminin kendi kisisel dini tabularini bilimsel calismasina yansitmamasi, ondan beklenen bir bilinc duzeyidir.

Ayni bilinc duzeyi dindarligi kisisel olarak uygulayan ve devlet islerine karistirmayan bir kisiden de beklenebilir.

Yalniz Turkiye ozelinde bu nekadar mumkundur, iste soru ve sorun da buradadir. Cunku Ulke bilgi duzeyi, hem bilimde, hem felsefe de hem de dinde ve milliyetcilikte, henuz bu cagdaslik ve evrensellik duzeyine ulasmamistir, insanlik duzeyi de buna paralel olarak dusuktur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

commandante
02-03-2010, 10:59
Diğer arkadaşların yazılarını okumadım kendi görüşümü beyan olarak yazmak istedim.
Fethullahın başbakanı ecevit nedeniyle bugün vali kaymakam hakim savcı hatta cumhurbaşkanı başbakan bile olabiliyorlar ve oldularda din eğitimi almış bir kişi devlet adamı olursa devlet dogmalarla yönetilmeye başlar dogmalarla yönetilen bir ülke bilimsel demokrasiden uzaklaşır uzaklaştıkça teokratikleşir diktalaşır bunun için çok uzağa gitmenin anlamsız olduğunu düşünüyorum türkiye nin bugününe bakmak bizi ziyadesiyle tatmin kılacaktır.

tayyare
03-03-2010, 10:27
Astroloji diye bir disiplin yoktur.. Söylemek istediğin Astronomi ise, durum farklı.. Astronomi fizik, kimya gibi bir pozitif bilimdir.. Ekonomi ise sosyal bilimdir.. Arada dağlar kadar fark var.

Gayri-bilimsel olduğunu mümkünse kanıtlaman gerekiyor.. Mesela bir örnek

Bilim Üniversitelerin tekelinde değildir.
Bilim bu kuruluşlara teğet geçmeye başlamıştır. Medreseleşmeyi bu hükümet başlatmadı ki.

Astroloji bir disiplin değildir, ekonominin disiplin olduğunu günümüz Üniversitelerine bakarsak, iddia etmek mümkün değildir.
Kabaca neden:
Bilimi, evreni anlamak, daha doğruyu bulmak, daha başarılı olmak için kullanıyoruz.
Üniversitelerimizde okutulan Ekonomi ÇÜŞler için yararlıdır. Bu açıdan bilimden beklentimizi gerçekleştiriyor.
ancak, ÇÜŞler için yararlı olanın halklar içinde yararlı olduğunu iddia ediyorlar. İşte bu durum ekonomi dalını astroloji türü bakışa kaydırıyor.

Ekonomi okuyanlar maalesef ''çoğu'' yanlış bilgilerle donatılmıştır. 80li yılların en geç ikinci yarısından itibaren uzun zaman en yüksek puanla öğrenci alan fakülteler ekonomi-işletme olduğunu hatırlarsak durumun vehameti daha da iyi tespit edebiliriz. Ülkemizin IQ su en yüksek gençlerinin çoğu bu okullarda aptallaştırılmıştır. Şu anda bir çoğu işsizdir.



ÇÜŞ= Çok Uluslu Şirketler

theatre
03-03-2010, 11:56
Türkiye'deki bütün hırhızları araştırın en iyi okullardan en iyi üniversitelerden diploma sahibidirler.

En iyisinin ..... ..... !

theatre
03-03-2010, 12:14
Ekonomi okuyanlar maalesef ''çoğu'' yanlış bilgilerle donatılmıştır.


Ne yanlışı manlışı sevgili tayyare,

Bunlar gominist.Türkiye'yi değersiz göstererek fiyat kırdırıyorlar.Bunların yüzünden ülkenin varlıkları değerinin bin de bir fiyatına satılıyor.Elde kalanları da aynı taktiklerle bedavaya Hint Racalarına sattıracaklar.

Hükümette çıkıp ta şunlara bir şey demiyor!

Yalnız benim merak ettiğim bu görevlerine karşılık kimden ne kadar alıyorlar?

Sangre
03-03-2010, 14:19
Bilim Üniversitelerin tekelinde değildir.
Bilim bu kuruluşlara teğet geçmeye başlamıştır. Medreseleşmeyi bu hükümet başlatmadı ki.

Astroloji bir disiplin değildir, ekonominin disiplin olduğunu günümüz Üniversitelerine bakarsak, iddia etmek mümkün değildir.
Kabaca neden:
Bilimi, evreni anlamak, daha doğruyu bulmak, daha başarılı olmak için kullanıyoruz.
Üniversitelerimizde okutulan Ekonomi ÇÜŞler için yararlıdır. Bu açıdan bilimden beklentimizi gerçekleştiriyor.
ancak, ÇÜŞler için yararlı olanın halklar içinde yararlı olduğunu iddia ediyorlar. İşte bu durum ekonomi dalını astroloji türü bakışa kaydırıyor.

Ekonomi okuyanlar maalesef ''çoğu'' yanlış bilgilerle donatılmıştır. 80li yılların en geç ikinci yarısından itibaren uzun zaman en yüksek puanla öğrenci alan fakülteler ekonomi-işletme olduğunu hatırlarsak durumun vehameti daha da iyi tespit edebiliriz. Ülkemizin IQ su en yüksek gençlerinin çoğu bu okullarda aptallaştırılmıştır. Şu anda bir çoğu işsizdir.
ÇÜŞ= Çok Uluslu Şirketler

Evet, bilim üniversitelerin tekelinde değildir.. Çünkü bilime katkı yapmak isteyen sıradan bir insan bile, yayınladığı bir makalede şu anda kabul görülen bir görüşü çürütebilir.. Tabii ki bu tip makaleler öncelikle hakemli yayınlardan geçmek zorundadır.. Bu, hem pozitif bilimlerde hem de sosyal bilimlerde bu şekildedir.. Bilim üniversitelerin tekelinde değildir ama, üniversitelerde bilim yapılmaktadır.. Bir çok farklı görüş, bir çok alternatif her zaman tartışılmaktadır.. Yayınlarda ise, konu üzerinde uzman olan bilim adamlarının ortak görüşü kabul edilir.. Yaygın olarak kabul edilir ama alternatif görüşlere de her zaman yer verilir.. Bu her disiplinde vardır.

Astroloji dediğin şey, üniv.lerde okutulmaz.. Çünkü bir bilim dalı değildir.. Ama ülkenin çoğu bu saçma sapan şeye inanır.. Aynı şekilde ülkeye, serbest piyasa ekonomisini -bu söylediğini anlamazlarsa kapitalizm diye sorarsın- benimseyip benimsemediklerini, ekonomide kabul edilebilir bir görüş olup olmadığı sorarsan, %99'u karşı gelecektir.. Emperyalizm, sömürü diye sosyalist jargona ait saçma sapan, kulaktan dolma şeylerle karşına çıkacaklardır.. İnsanlar her zaman kolay olan, kolay bir şekilde anladıkları şeyin peşinden giderler.. Onlara patron seni sömürüyor, sana az maaş veriyor dersen inanırlar.. Çünkü, vasıfsız oldukları halde emeklerini değerli sanırlar.. Sadece var olmalarının bile, bir değeri olduğunu düşünürler.. Bu dünyaya çalışmak için mi geldik, neden tembellik hakkımız yok diye düşünürler.. Çünkü onlar oturdukları yerden geçinmek isterler.. Zaten bu arzu yüzünden cennet diye bir yer yaratmışlardır.. Orada kös kös oturup, herşey ayaklarına gelecektir.. Bizim insanımızın hayallerini bunlar süslemektedir.

Üniv.de okutulan ekonomi, sadece ÇÜŞler için yararlı değildir.. İşçisinden, işverenine kadar her kesim için yararlıdır.. Bu özel firmalar kendi ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurarak, insanları istihdam ederler.. İnsanların toprak veya sermayeden bağımsız olarak, emek gücünü kiralayarak hayatını idame ettirmesi de yeni bir durumdur ve piyasa ekonomisinin insanlara sunduğu bir nimettir.. ÇÜŞler veya sıradan işletmeler hem işçiyi istihdam ederler, hem de aralarındaki rekabet yüzünden daha kaliteli hizmet sunarlar ve bu rekabet fiyatların düşmesine de vesile olur.. Ve böylece insanların (tüketicilerin) ihtiyaçlarını da karşılamış olurlar.. Eğer bu işletmelerin, üretimi sürdürebilecek bir motivasyonu olmazsa (kar), üretime devam etmeyecekler ve yukarıda söylediğim hiçbir durum geçerli olmayacaktır.. Çünkü bu işletmeler, 'İnsanların arabaya ihtiyacı var, bu yüzden biz de araba üretelim'' demezler.. Bu, Adam Smith'in de iddia ettiği gibi görünmez bir el (invisible hand) sayesinde olur ve bu görünmez el de 'kişisel çıkardır'.. Her kesim bundan belli oranda çıkar, fayda elde eder..

Sen tüm bunların belirli kesimler için faydalı olmadığını düşünüyorsan, nedenini açıklayabilirsin.. Seni tutan yok gördüğün gibi...

Ekonomi okuyanlar 'yanlış' bilgiyle donatılmışlardır diyorsun.. Ehh senin için bir fırsat, göster bakalım bu yanlış bilgileri.. Ordan kuru sıkı sallamakla olmuyor bu işler..

İktisat fakülteleri en çok işsiz çıkardığı bölümler değildir.. Gazetenin birinde fakültelere göre işsizlik oranları verilmişti, ona bakarsan iyi olur senin için.. Yine de bu fakültede işsizliğin yüksek olduğu biliniyor.. Peki neden yüksek?

Çünkü bu fakülteden mezun olanlar, süreci takip eden tüm sınavlardan başarıyla geçtikleri taktirde çok önemli yerlere gelmektedirler.. Kamudaki bakanlıklardan tut, merkez bankasına kadar iş imkanı vardır.. Ayrıca özel sektör de çalışabilme imkanı vs vs.. Bu durum, bu fakültelere öğrenci talebini yükseltmiştir ve mezunların sayısında önemli sayıda artış gözlemlenmiştir.. Yani bu işsizliğin nedeni, fakültede öğrencilerin aptallaştırılması değil, öğrenci birikmesidir bir anlamda..

Aslında aptallaştırılmaya çalışılan kesim, ülkenin tümüdür.. Ama artık insanlar medyaya felan da güvenmediği için, bu konuda ülkede çok olumlu gelişmeler yaşanıyor.. Umarım bu durum daha da iyileşerek devam eder ve insanlar 'güvenilir bilginin' sadece bilimsel yöntemlerle elde edilebileceğini anlar.. Ve ünivlerimize, bilim kurumlarına çok önceden verilmesi destek verilir, güven artar.. En büyük umudum budur.

naper
03-03-2010, 18:29
dini eğitim alan adamdan devlet adamı olur mu?

hayır olmaz.

sansdoute
04-03-2010, 00:19
Görüyoruz ki oluyorlar! Gerçi sayelerinde ne diplomasi kaldı, ne Türk Dış Politikası!

Çıkıyor kürsüye, bağırıyor tekel işçilerine "Avucunuzu yalarsınızzzz!" Bu nasıl bir devlet başkanlığıdır, nasıl bir terbiyedir ben anlayamadım. İmam Hatip'te böyle öğretiyorlar herhalde...

tayyare
05-03-2010, 12:08
Görüyoruz ki oluyorlar! Gerçi sayelerinde ne diplomasi kaldı, ne Türk Dış Politikası!

Çıkıyor kürsüye, bağırıyor tekel işçilerine "Avucunuzu yalarsınızzzz!" Bu nasıl bir devlet başkanlığıdır, nasıl bir terbiyedir ben anlayamadım. İmam Hatip'te böyle öğretiyorlar herhalde...

İhl' lerde öğretmek yok, beyinsizleştirme operasyonu var.
................ yönetecek İhl'liler olmazsa kim yönetebilirdi ?

tayyare
05-03-2010, 12:19
Astroloji dediğin şey, üniv.lerde okutulmaz.. Çünkü bir bilim dalı değildir.. Ama ülkenin çoğu bu saçma sapan şeye inanır..
Üniv.de okutulan ekonomi, sadece ÇÜŞler için yararlı değildir.

Yazdıklarınızı astroloji olarak değerlendiriyorum.
Pencereden bile bakmıyan sahte meteorologlar gibi öngörülerde analizlerde bulunan disiplin ..................
Ekonominin hali ortada hem dünyada hemde ülkemizde ki Derwish iktisadı...
Ne istihdam ne de üretim kaldı. Satıcılık ekonomisi. Ortacağdaki gibi.

Haklısınız sadece Çüş' denen parazitlere değil bir o kadar da Tarikat denen parazitlere yarıyor.

Sangre
05-03-2010, 12:35
Yazdıklarınızı astroloji olarak değerlendiriyorum.
Pencereden bile bakmıyan sahte meteorologlar gibi öngörülerde analizlerde bulunan disiplin ..................
Ekonominin hali ortada hem dünyada hemde ülkemizde ki Derwish iktisadı...
Ne istihdam ne de üretim kaldı. Satıcılık ekonomisi. Ortacağdaki gibi.

Haklısınız sadece Çüş' denen parazitlere değil bir o kadar da Tarikat denen parazitlere yarıyor.

Nasıl değerlendirirsen değerlendir, beni ilgilendirmiyor.. Yukarıda gereken yanıtlar verilmiştir.

Deneysel iktisat gibi konular salt matematiksel işlemlere, labaratuvarlarda yapılan deneylere bağlıdır.. Ama bu iktisatın sadece bir yönüdür.. Günümüzde iktisat fakültelerinde sosyal bilimlerde yöntem, iktisat sosyolojisi, iktisat psikolojisi, iktisat tarihi, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler gibi sosyal bilimlere ait dersler okutuluyor.. Zaten iktisat bir sosyal bilimdir.. Bu yüzden gerçek yaşamla birlikteliği olmayan bir iktisatçı, iktisatçı değildir.

Ekonomi konusunda felaket tellalığı yapan sizlersiniz.. Bizim öyle bir sorunumuz yok.. Ayrıca Türkiye'nin ekonomisiyle ilgili şu linkleri inceleyebilirsin;

http://www.indexmundi.com/turkey/economy_profile.html

http://www.indexmundi.com/turkey/gdp_%28official_exchange_rate%29.html

http://www.indexmundi.com/turkey/gdp_per_capita_%28ppp%29.html

ÇUŞlarla ilgili konuyu da açıkladığımı düşünüyorum.

ozgur_beyin
05-03-2010, 17:12
aklını ve gönlünü nakliyyunculardan alıp akliyyun ekolüne ulaştıranlardan sağlam adamlarda çıkmada.
ama 1400 yıllık sözlerin hala geçerli olduğunu sanıp savunanlar, ise ülkeyi ve toplumları bir adım öne götüreceklerine mümkün olduğunca'' geriye ''olan özleme takılıp kalmaktadırlar.
aynı peygamberleri gibi kendi doğrultusuna uymayan lafları kabul etmiyor ve ''müşriklik''
denen afaki laflarla suçluyorlar.yani ölçü onların ölçüsü başka türlüsü zinhar yasak

Natan
05-03-2010, 18:08
ilkeli bir siyasetin yerine fırsatçı bir politik çizgiyi kullanmayı araç edinip ceplerini doldurmayı amaç edinen , şu iktidar hazetleri , gerici olduğu bilinen dini temellerde siyaset yaparak ülkeyi hem kaosa hem de politik çıkmazlara sürükleyerek gider ayak hertürlü pisliği yapmaktadır.Biz aptal gibi one minut'larla gaza gelerek bunlara pirim veriyoruz. Bunların cemaatinden ne hayır gelir ki devlet memurluğundan gelsin !

Hayyamın şu dörtlüğünü asasım geldi ;

Meyhanede kendini bilenler bulunur;
Bilmeyenleri ayırmak da kolay olur.
Yıkılsın bilgisizlik yuvası medrese:
Ordan kendini bilip de çıkan hiç yoktur. ...

ozgur_beyin
05-03-2010, 18:18
yahu daha islamın ilk dönemlerinde peygamberin ölümünün hemen arkasından islam siyaseten kullanılmaya başlanmıştır.bunlarda devam ediyorlar

Natan
05-03-2010, 18:48
yahu abi, yoksa nasıl bunlar ayakta kalacaklar,
Aha dediğin gibi şimdikiler de insanların dini duygularını istismar ederek siyasete bulaştırıyorlar. Boşuna mı sürekli başörtüsünü atıyo ortaya. Karısı giremedi bi hastaneye hemen başörtüsü muhabbeti döndü dolaştı,sonra ikinci peygamber, yok efendim kaçıncı padişah!..Muhammet değil mi evliliğini para üzerine oturtan ?

ozgur_beyin
25-05-2010, 19:19
tayyibin göçük altında kalanlar için söylediklerine bakınca başlığı ne kadar çok doğruluyor

Kemaloğlu
25-05-2010, 22:22
tayyibin göçük altında kalanlar için söylediklerine bakınca başlığı ne kadar çok doğruluyor

Sayın özgür beyin yazılarınızdan sizinde zamanında din eğitimi aldığınızı anlıyoruz.

Peki sizden devlet adamı olur mu?

Aslında başlığın anlamında şu yatar hiç birşey olmaz bu tarz insanlardan.

Peki sizdendemi birşey olmaz

ozgur_beyin
26-05-2010, 19:02
kemaloğlu sence olurmu? önce kendine cevap ver tayyip hala kendini münazara yarışmalarında sanıyor. o yüzden, herkese herşeye, cevap verme ihtiyacını duyuyor.

naper
27-05-2010, 11:34
başbakan, halen dini kullanmaya çalışıyor.kılıçtaroğlu nu eleştirirken candaş ve yoldaş medya diyerek dersim,alevi,solcu üçlüsüne atıfta bulunuyor.bu adamı destekleyen medya şu şu sınıftan şu şu mezhepten demeye getiriyor.
en hafif tabir ile çirkin bir köylü uyanıklığı diyebilirim.
imam hatip kökenli birine yakışır bir ucuz oyun peşinde.düşünce tek taraflı çünkü.türkiyede sünni meshebinin ve sağ görüşlülerin çoğunluğunu kullanarak kılıçtaroğluna ve basının bir kısmına saldırıyor.yazık!

ozgur_beyin
23-06-2010, 18:11
vatan gazetesi yazarlarından mustafa mutlu tayyibi anlatmış.yazı (bence) cuk oturmuş
paylaşmak istedim



Mustafa Mutlu

Açık çağrı!
Sevilmiyorsunuz Sayın Bayım... Çünkü sevmiyorsunuz...
Gözlerinizde anlam bulmak mümkün değildi zaten; sözlerinizin de uzun zamandır içi boş...

Koruma ağı içindeki çiftlik balığı gibi yaşıyorsunuz... O kadar çaresiz ve tutsaksınız ki; çırpındıkça çevrenizdeki o ağı biraz daha fazla daraltıyorsunuz...

Ama... Gayet iyi biliyorsunuz; bu sizin seçiminizdi!




****


Eskiden ilginçtiniz belki...

Dayılanmanız, külhanbeyliğiniz, tek omzunuzu düşürerek yürümeniz; hoşuna gidiyordu mahallelinin...

Yüksek sesle attığınız nutuklarda, her kelimenin üzerine tek tek basarak konuşmanızla farklıydınız belki...

İçimizdendiniz, bizdendiniz, bizimdiniz...

Ve mahallenin burnu büyük eski ağabeylerinden o kadar farklıydınız ki...



***


Ekranda her boy gösterdiğinizde televizyonun karşısına geçip, “Yürü be koçum, kim tutar seni” diye bağırıyordu Şampiyon Kokoreç’in garsonu Mehmet...

Her okuduğunuz şiirde gözleri doluyordu Melahat teyzenin...
Ve her “Allah’ın izniyle” dediğinizde, “İnşallah” diye haykırıyordu milyonlarca kişiden oluşan dev bir koro...



***


Ama artık her gün; hem de birkaç kez çıktığınız televizyonda sizi görenler kanal değiştiriyor...

Değiştirmeyip izleyenlerin söylediklerini ise yazamam...

Ki, sizin de kulağınıza geliyordur nasılsa...

Yok; sakın yanlış anlamayın, “Seveniniz kalmadı” demiyorum, bu gerçeği inkâr olur...

Fatihli Yusuf var mesela; İsmailağa cemaatinden... Her gün tüm muhalif yazarlara sataşan mailler atmaya devam ediyor hâlâ!

Ama sevmeyenleriniz daha fazla artık...

Sevmeyenleriniz arasındaki “tahammül edemeyenler”in payını ise siz bile kestiremezsiniz!



***


Evet; sevilmiyorsunuz ve tahammül edilmiyorsunuz; çünkü sevmiyor ve tahammül etmiyorsunuz...

Esnafa, çiftçiye, işçiye tahammül etmiyorsunuz...

Diplomatları, öğretim üyelerini, öğretmenleri sevmiyorsunuz...

Askerleri, sivilleri, yargıçları, savcıları beğenmiyorsunuz...

Bu ülkenin en temel dayanağı olan yargı kurumlarına bile resmen savaş açtınız...

Laikliği; sizin dayattığınız şekilde algılamayan herkese mesafeli, hak aramak için sokağa çıkan herkese tepkilisiniz...

En küçük bir eleştiride betiniz benziniz atıyor ve ağzınıza geleni saydırıyorsunuz; yine tek omzunuzu düşürerek...



***


Tamam; bu sinirli haliniz herkesi korkutuyor; bu bir gerçek...

Ama diğer gerçek de bizim sizi “bizi korkutmanız” için seçip başımıza getirmediğimiz...

Dudaklarınızdan dökülen ender muhabbetli sözler; her daim din içerikli...

Ama biz; sizin bizi sadece insan olduğumuz için sevmenizi ve saymanızı istiyoruz...

Arap kardeşlere gösterdiğiniz sıcaklığın yarısını...

Bırakın yarısını onda birini bize gösterseniz; eriyeceğiz belki tereyağı gibi...

Ama yapmıyorsunuz...

Kasıyorsunuz, geriyorsunuz, azarlıyorsunuz, bağırıyorsunuz, hakaret ediyorsunuz, küçümsüyorsunuz...

İstiyorsunuz ki bu ülkedeki 72 milyon beyinden bir tek sizinki çalışsın...

Sadece sizin diliniz konuşsun...

Yalnızca sizin dedikleriniz doğru kabul edilsin ve itiraz edilmesin...



***


Ağzınızdan hoşgörü ve kardeşlik sözcüklerini düşürmüyorsunuz ama sadece size hoşgörü gösterilmesini, sadece sizin için kardeşlik duyguları beslenmesini istiyorsunuz...

Siz ise kimseyi hoş görmüyor ve kardeşçe bağrınıza basmıyorsunuz...

İtiyor, dışlıyor, ötekileştiriyorsunuz...

Kasılan, gerilen, azarlanan, hakaret edilen, küçümsenen insanların tahammül gücünün kalmadığını...

Yaydığınız sevgisizliğin bumerang gibi dönüp dolaşıp sizi hedef aldığını...

Yalnızlaştıkça artan öfkenizin, kontrol tanımaz bir şekilde kendinize yöneldiğini...

Fark etmiyorsunuz...



***


Yandaş medyanıza, yandaş akademisyenlerinize, yandaş yargınıza güvenmeyin boşuna...

Ne demek istediğimi anlamadıysanız; Meclis’teki bağımsızlar sırasında tek başına oturan Mesut Yılmaz’a bakın...

Unutmayın, sizin kadar olmasa da; o da gururluydu bir zamanlar, burnundan kıl aldırmazdı!

Onun da yandaş medyası, akademisyenleri, bürokratları vardı...

Hepsi çekip gitti; bugün sadece bir şoförü, bir de sekreteri kaldı!



***

Sizden bu ülkenin insanı, kuşu, kurdu, taşı, çöpü adına rica ediyorum:

Bu kayıkçı kavgasında, siz de biz de yorgun düştük...

Lütfen daha fazla zorlamayın... Elinizdeki hançeri kınına sokun...

Bölünmeyi, parçalanmayı, ayrışmayı derinleştirmeyin...

Bunun ötesi gerçekten tehlikeli...

Arap kardeşlerin hatırına; lütfen bu çağrıya kulak verin!

Yapacağınız da zor bir şey değil üstelik:
Sadece susun!

Göreceksiniz; her şey kendiliğinden yoluna girecek...

faydasızım
18-08-2010, 16:14
bence olur ama devletibn dine bakış aöısıyla ilgili bir mesele..
egher devletin taraf oldugu bir dinse çok trahat olur hatta desteklenir..
şimdiki gibi..
ama devlet bir dine taraf deilse ve herdine devlet kurumları eşit yaklaşıyosa ...kişinin aldıgı dini egitimini ne kadar iş hayatına yansıttıgına bakılmalı ..
be n bilmem kaç senedir dini egitim alıyorun ve belki ilerde hakim olcam mesele
aldıgın sonuçlara dinin ii veya kötü bir etkisinin olup olmadıgıdır..bence...