![]() |
Oruç, seyahat edenlere neden farz değil?
Bakara Suresi' nin 184. ayeti Elmalılı Hamdi Yazır meali:
Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. Ayette, yolculuk edenlere orucun farz edilmediği, daha doğrusu sonra kazasını tutabileceğinin bildirildiğine dikkat ediniz. Bu ifadenin tamamen Muhammedin yaşadığı dünyaya ve özellikle de çöl sıcağında deve sırtında yolculuk yapanlar düşünülerek yapıldığı belli. Gerçekten de o dönemde arabistan çöllerinde deve sırtında yolculuk yapanın oruç tutmasının güçlüğünü anlamak mümkün. Ancak bu kitap tüm insanlığa indirilmiş bir son kitap ise ve belli bir zaman dilimine değil de tüm zamanlara hitab eden eden evrensel bir kitap ise nasıl olur da tüm yolculuk edenler sanki benzeri zorluklar yaşıyormuş gibi düşünülür? Örneğin içinde havuzundan tutun da klimasına, lüx restoranlarına ve fitness salonlarına kadar her türlü lüxün bulunduğu bir transatlantikte yolculuk edene hitap ediyor mu ayet? Uçakta veya limuzininde seyahat edeni de bir yana koyalım, bu gün Türkiyede çok yaygın olan Mercedes otobüslerinde, yol da düzgünse seyahat zor mu? Ya gelecekte ne olacak? Hava, yer ve deniz yolcu taşıma araçları daha da geliştikçe bir nebze bile olsa ayetin bu kısmının gerçerliliği kalacak mı? Bu ayet, Kuran'ın allah sözü değil Muhammedin sözü olduğunu ispatlayan yüzlerce delilden sadece biridir. Diğerlerini dile getirdik, daha da dile getirmeye devam edeceğiz. İslam adı verilen batıl inanış tarihin karanlıklarında hak ettiği yeri bulana kadar... |
Cem. Bir de şu seyahat sırasında 90 km. davası var o konu nasıl oluyor ben pek anlamadım. 90 km. ye kadar tutulabilir de, 90 km. den sonra tutulmaz mı demek oluyor? Eğer öyleyse, 90 km. yi köyden kasabaya at sırtında gelenle, 500 km.yi uçakla gidenin durumu ne olacak? :D
|
iSLAM HAKETTİĞİ YERE GELECEK SİZLERDE YERİN DİBİNE GEÇECEKSİNİZ İNŞALLAH!
AYETTE ÜÇ HUSUS ZİKREDİLİYOR: 1-YOLCULUK 2-HASTALIK 3-GÜCÜ YETMEYEN AYET İYİ NİYETLE OKUNDUĞUNDA KOLAYLIK AMAÇLIDIR.ART NİYETLİ YAKLAŞI SADECE YOLCULUĞU ELE ALMIŞTIR: BİZDE CEVAP VERELİM.PEYGAMBER EFENDİMİZİN SÜNNETİ İLE SABİTTİR Kİ, YOLCULUK ESNASINDA FARZ NAMAZLAR 4 REKATTAN, 2 REKATA ÇEKİLMİŞTİR.E HADİ BAKALIM BUNUN ALTINDA BİRŞEYLER ARAYIN.NE YANİ PEYGAMBER EFENDİMİZ SAHABE GÜNEŞE DAYANAMIYOR DİYE, 5 DAKİKALIK NAMAZI 4'TEN İKİYE Mİ ÇEKTİ.YA BİNEK ÜZERİNDE NAMAZ KILMA RUHSATINA NE DEMELİ?:)ADAMI GÜLDÜRMEYİN.SİZİN YAPTIĞINIZA ÖKÜZÜN ALTINDA BUZAĞI ARAMAK DENİR.TÜM BUNLAR İNSANLARIN KOLAYLIĞI İÇİNDİR.KALDIKİ YÜZYILLARCA YOLCULUKLAR SAYISIZ CEFALAR ÇEKİLEREK YAPILMIŞTIR.ALLAH C.C YOLCULUK ESNASINDA ORUÇ TUTMAMA RUHSATI VEREREK, O İNSANLARIDA DÜŞÜNMÜŞTÜR.GÜNÜMÜZDE HERKES SENİN O MERCEDES DEDİĞİN OTOBÜSLERLE SEYAHAT ETME KONFORUNA SAHİP DEĞİLDİR.YİNE SENİN DÜŞÜNMEDİĞİN 20-25 MİLYONA FİRMALARLA SEYAHAT İNSANLARIN SAYISINI SEN BİLMEZSİN.ONLARIN ÇEKTİĞİ SIKINTILARIDA.VELHSASIL KELAM SENİN YAPTIĞINA BOL KESEDEN ATMAK DENİR... |
Nasıl yani Cem? Şimdi çöl sıcağında yolculuk yapanlar düşünülerek o çöl sıcağında seyahat edenlerin oruçlarını kazaya bırakabilecekleri ruhsatı Kuran'da geçiyor diye mi bu kadar tantana?
Şu tavırlar arasındaki benzerliğe dikkat edin. Bir akşam yemeğinde yeni evli karı-koca yemek yiyorlar. Kadın güzel bir mercimek çorbası yapmış. Adam çorbadan bir kaşık alıyor ve "Eline sağlık ama Tuzu biraz az olmuş sanki" gibi bir laf ediyor. Kadın diyor ki; "Nee, demek tuzu az olmuş öyle mi? Git annen doyursun seni o zaman, demek artık yaptığımız yemekler de beğenilmiyor, bunu da mı yapacaktın bana Seyfettin? Lanet olsun sana! Yarın birgün beni aldatırsın da sen!Siz erkekler hepiniz aynı haltsınız zaten. Lanet olsun size, laneeeeeetttt!" Adam garibim, içtiği çorba boğazına dizili bir vaziyette "Ne dedim ben şimdi yaa?" diyedursun, kadın kocasına saldırmak için en alakasız, en uyduruk bir fırsatı bile kaçırmamaktadır. Bu hikayeyi ya da masalı artık her neyse kadınlarla erkekler arasındaki algı farklılığının ya da insanlar arası iletişimsizliğin temel sebeplerinin bahsedildiği bi yerde okudum. Cem'in yazdıklarını okuyunca aklıma geldi. Cem, bunları düşünürken "Yaşasııın, işte gene bir açığını buldum İslam'ın, ne zeki adamım ben, yüzyıllardır gözlerden kaçmış en ince ayrıntıları bile bulup çıkarıyorum ve yerin dibine batırıyorum bu Batıl dini" triplerine giredursun, meseleyi akl-ı selimle ele almaya çalışalım. 1) Seyahat edenlere tanınan kolaylık, emir değil ruhsattır. Bu serbestiyetteki illet zorluk halidir. Zahmetli bir durumda orucun kazaya bırakılabileceği serbestisi tanınmıştır. Emir değil izin verme. Buraya dikkat. 2) Limuzindeki veya transatlantikteki bir Müslüman o kadar rahatlığa ve imkana rağmen evet yine oruç tutmayabilir gene de kazaya bırakabilir. Bunda dahi serbestiyet vardır ancak tutmaması bu ayetteki ruhsatı (verilen izni) su-i istimal etmektir. 3) "içinde havuzundan tutun da klimasına, lüx restoranlarına ve fitness salonlarına kadar her türlü lüxün bulunduğu bir transatlantikte yolculuk edene hitap ediyor mu ayet" . Elcevap; Elbette ediyor, çünkü onlar da yolcu. 4) Mealler, ayetler hakkındaki tam ve tamamlanmış bilgileri vermekten uzaktır. Bu yüzden her zaman tefsirlere müracaat etmek esastır. Bunu basbas bağırıyoruz ama bizim tefsir dehası, pozitivist materyalist kardeşlerimiz akıllarına o kadar çok güveniyorlar ki Elifi görseler mertek zannedecekken Kuran'ı tefsir etmeye kalkıyorlar. Cem, keşke Elmalı Hoca'nın bu mealini aktarırken tefsirine de müracaat etseydi. Bakınız bu ayetin tefsirinde neler diyor Elmalı Hoca; "SEFER: Esasen keşif, açmak mânâsı taşımaktadır. Bunun için "isfâr", yüzünü açmak ve parçalamak mânâsınadır. Uzak bir yere gitmek de yolcunun her türlü hal ve ahlâkını meydana çıkardığı için, ona da sefer denmiştir. Bu ise bir gün, iki gün gibi az bir zamanda ortaya çıkamaz. Gerçekten âdet olarak da yakın mesafeye sefer denmez. Ancak üç günlük yolun, şer'î bakımdan sahih sefer olduğunda ittifak edilmiştir. Her gün için normal bir yürüyüşle altı saatlik mesafe ölçü alınmıştır. Öyle ise bundan daha az yolculukta sefer ismi kesinlikle sabit değildir. Kara ve deniz binitleri gibi vasıta ile gidenler için de âdet olarak umumî ve orta halli olan vasıtaların tabiî ve normal seyri ölçüdür. Çok süratli ve çok yavaş olan özel vasıtalara itibar yoktur. Çünkü hüküm ve hikmet fertte değil, cinste muteber sayılır. Bunun için karada yaya veya deve yürüyüşü, denizde de mûtedil rüzgarla giden gemi yürüyüşü ölçü olmuştur. Bu sebeple sonradan tren ve vapur süratleri de çok süratli vasıtalardan sayılmıştır. Gerçekten eski atlar ve bugünkü uçaklar gibi bunların fevkalade vasıtalardan olduğu zamanlar olmuştur. Fakat zamanımızda birçok yerlerde bunlar çoğalıp yerleşerek toplum için normal vasıtalar haline gelmiş ve diğerlerini bastırmış olduğunda da şüphe yoktur." Aynen aktardım, daha fazlası da var aslında da fazla sıkıcı olmasın diye. Merak edenler, internette Elmalı Hocanın tefsirinin kayıtlı olduğu birsürü site var. http://www.enfal.de/telmalili/bakara2.htm bunlardan biri mesela. Cem, keşke tefsiri de okusaydın. |
Cem, çok "kek" bir soru sormuşsun.
Kafana takılan konunun cevabı yazdığın mesajda verilmiş zaten! Ben yazdıklarını okuyarak, gayet mantıklı bulduğum şu sonuçları çıkarıyorum: 1- Oruç farzdır. 2- Hasta ve yolcu olanlar tutamadığı orucu sonradan kaza edebilir. Bu bir izindir; bu izni, gayri samimi olarak kullanmak imanın zayıflığını ya da nefsin kişi üzerindeki hakimiyetini gösterir ki dinen olumsuz bir durumdur. 3- Güçlüğüne rağmen (hasta ve yolcu iken) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. ("Güçlüğüne rağmen" dendiğine göre, hasta ya da yolda olmak oruç tutmanızı güç kılmıyorsa oruç tutulmalı anlamı çıkıyor.) Ek olarak. 4- İslam, kolaylığa önem verir. İnsanı zora koşmaz. (Bu da benim ek çıkarsamam. İyi mi?) Kur'an bu işte. Her şeyiyle insana hitabediyor! :)) |
kuranın daha mükemmel bir kitap olmasını beklerdim.problem şu kuranda yazanlarla ilgili tüm malzemelerin o çağda biliniyor olması.ufkumu genişletemeyen bir kitap.
|
Alıntı:
Muhtemelen gelecek yüzyıllarda yapılacak devasa uzay gemileri ile uzun yıllar süren yıldızlar arası seyahatlar olacak ama pek çok teknolojik destek ve konforla, sizin mantığınızla onlarda da oruç tutulması gerekmeyecek :) Aklın hükmünün önüne vahyin hükmünü koymak insanlığın onuruna hakarettir. Aklın aydınlığını geriye atmak karanlığın tarafında olmaktır. Göz göre göre bir yanlış nasıl savunulabilir? Bunun tek bir açıklaması var bana göre: Dine karşı gelmenin derinlerde oluşturduğu korku, dinsiz yaşamın anlamsızlığı ve ölüm korkusuyla yüzleşememektir. Bu yüzleşme ve cesaret olmadığı sürece dinlerin akıl dışı hükümlerine boyun eğmekten başka çare yoktur. |
Arkadaşlar 10 yıldızlı gemide de olsa ha bu adamlar yolculuk bittikten sonra bu orucu tutmayacaklar mı?Daha neyin tartışmasını yapıyorsunuz?Herkes yemek yerken bunlar oruç tutacak sonunda.Acıdım adamların haline.
|
YAZINA KOMPLE CEVAP VERİYORUM:
Bu yukarıdaki sözler, aklın yok olduğu, kayıtsız şartsız teslimiyetin bir insanı ne hale düşürdüğünün ibret verici ifadesi(KLASİK DURAN TURSUN İFADELERİ O KKİTAPLAR YAZILMAMIŞSA OLSA NE HALT YİYECEKSİNİZ BİLMİYORUM:) ). Yolculuk yapmayan ama gecekondu evinde doğru düzgün ısınamayan, rahatsız yatağında uyumak zorunda olan ve benzeri rahatsızlıklarda olan kişiye oruç farz ama transatlantiğindeki yüzme havuzlarında, klimalı odalarında ve masaj salonlarında yolculuk edene oruç konusunda kolaylık var öyle mi?(EL CEVAP:MAKSAT KUSUR ARAMAK YA YATAĞIN BOZUK OLMASI, ISINMA PROBLEMİ FALAN DEMİŞSİN:)KUSURA BAKMA AMA ÇOK SALAKSIN!EN AZ MATERYALİST KADAR KÜTÜKSÜN.HEMDE GÜRGEN AĞACINDAN YAPILMA!İSLAM DİNİ TUTAMAYACAK DURUMDA OLANLARA (HERHANGİBİR NEDEN AÇLIĞINA BİLE DAYANAMAYAN) FİDYE VERİRSİN DİYOR.YOLCULUK ŞARTLARINA GÖRE SEÇME HAKKI KİŞİYE VERİLMİŞTİR.AZİMET-RUHSAT MESELESİ BU! Kuran öyle yazıyorsa öyledir mantığı, yazık.(KLASİK TURAN DURSUN SÖZLERİNE DEVAM.BİR ZAMANLAR BENDE BU İFADELERİ KULLANDIĞIM İÇİN SENİ İYİ ANLIYORUM:) ) Bu mantığın akla uyan her hangi bir yanı var mı? Yok.(ARKADAŞ KENDİ KENDİNE SONUÇ ÇIKARMIŞ) Sen de kabul ediyorsun bunu. Uyanın artık bu sözler tanrı sözü değil Muhammedin sözüdür.(KENDİ DÜŞÜNCESİNE GERÇEKLE ÖZDEŞLEŞTİREREK DAYATIYOR.SANKİ BİRŞEY İSPATLAMIŞ GİBİ.HALBUKİ KENDİSİ BİZDEN DOGMATİK) Kendi dönemindeki yolculukları, seferleri düşünerek böyle bir kural ortaya çıkarmıştır. Yolculuğun 3 gün, 5 gün veya daha fazla olması önemli değil. Ne diyorum ben, öyle bir transatlantikte(TRANSATLANTİKTE KİMLER YOLCULUK EDER?PARASI OLAN.BEN VAPURLA YOLCULUK EDİYOM PARAM YOK.DENİZ BENİ TUTAR.KUSASIM GELİR.YANIMDA OLSAN O AN KEŞKE!!!!) haftalarca yolculuk yapmanın bile bir zorluğu yok, tersine lüksü vardır. Ama Muhammed ileride böyle gelişmeler olacağını nasıl bilsin?(HZ.MUHAMMED'İN AHİR ZAMANLA İLGİLİ HADİSLERİNE BAKARSAN, GÖRÜRSÜN Kİ YILLARIN-GÜNLERE-AYLARA-SAAT VE KİBRİTİN ATEŞİ TUTUŞTURACAĞI ZAMANLARA DÖNÜŞECEK VASITALARLA SEYAHAT EDİLECEĞİNİ SÖYLER.DEMEK Kİ SÖTLÜYORMUŞ.BİLİYORMUŞ DİMİ.AMA TRANSATLANTİĞİNİ İÇİNDEKİ KLİMAYIDA BİLİYOR MU DİYE SORARSIN SEN ŞİMDİ?BİZ BUNA GÜRGEN AĞACI ZEKASI DİYORUZ:) ) Muhtemelen gelecek yüzyıllarda yapılacak devasa uzay gemileri ile uzun yıllar süren yıldızlar arası seyahatlar olacak ama pek çok teknolojik destek ve konforla, sizin mantığınızla onlarda da oruç tutulması gerekmeyecek (AHİR ZAMAN HADİSLERİNİ İNCELE.) Aklın hükmünün önüne vahyin hükmünü koymak insanlığın onuruna hakarettir.(VAHYİ ANLAMAKTAN ACİZ MANTIK BU SÖZLERİ DÖNGÜYE SOKAR.TEKRAR EDER DURUR!) Aklın aydınlığını geriye atmak karanlığın tarafında olmaktır. Göz göre göre bir yanlış nasıl savunulabilir? Bunun tek bir açıklaması var bana göre: Dine karşı gelmenin derinlerde oluşturduğu korku, dinsiz yaşamın anlamsızlığı ve ölüm korkusuyla yüzleşememektir. Bu yüzleşme ve cesaret olmadığı sürece dinlerin akıl dışı hükümlerine boyun eğmekten başka çare yoktur.(BOŞ BİR YAZI VE TURAN DURSUN KİTAPLARINDA BOLCA BULABİLECEĞİNİZ İFADELERLE YAZISINI BİTİRMİŞ. EN KAHKAHA İLE HEP BİLRLİKTE GÜLELİM :D |
MUHAHAHA MUHAHAHA
|
BUNDAN SONRA CEME GÜRGEN DİYECEM.MATERYALİSTEDE HURMA KÜTÜĞÜ DİYECEM.
ŞİMDİ CEM DEMİŞ Kİ HZ.MUHAMMED NERDEN BİLSİN, TRANSATLANTİĞİ!!!!UYDURMUŞ DİYOR.NEDEN BÖYLE DİYOR ÇÜNKÜ ÜSTAD TURAN DURSUN'UN KİTAPLARI BUNU ÖĞRETMİŞ: ÖNCEKİ YAZIMDA DEDİKLERİMİ MÜSTAKİL OLARAK YENİLİYORUM: PEYGAMBER EFENDİMİZ AHİR ZAMANA İLİŞKİN HADİSLERİNDE: YILLARIN, AYLARA, AYLARIN GÜNLERE, GÜNLERİN DAKİKALARA VE ONLARINDA BİR KAĞIDI TUTUŞTURACAK ZAMAN DİLİMLERİNE TEKABÜL EDECEK ZAMANLARDA YOLCULUKLAR EDİLEBİLECEĞİNİ HADİSLERİNDE BELİRTİYOR.DEMEK Kİ HZ.PEYGAMBER, GELİŞMİŞ TAŞITLAR OLACAĞINI BİLİYOR.ŞİMDİ ATEİST BU NOKTADA ŞÖYLE DÜŞÜNÜR:TRANSATLANTİĞİ, FERRARİYİDE BİLİYORMUYDU:) SONRADA KAHKAHALARLA GÜLER.NEDEN GÜLER???? EEEE SALAK ÇÜNKÜ KAFA BASMIYOR Kİ GÜLECEK ELBET :D |
:D :D :D :D Merhaba mmx kardeş? Yazdıların pek güzelmiş be. Valla canım sıkılıyordu şimdi. ama senin akıl, ilim, irfan, bilgi ve iman dolu yazılarını okuyunca, gülmekten karnımın ağrımasının yanısıra, sana şevkat göstermeye karar verdim.
"İnleyen kütük ve kurtarıcı el" sinemalarda :D :D :D :D |
Cem .
"Yolculuk yapmayan ama gecekondu evinde doğru düzgün ısınamayan, rahatsız yatağında uyumak zorunda olan ve benzeri rahatsızlıklarda olan kişiye oruç farz ama transatlantiğindeki yüzme havuzlarında, klimalı odalarında ve masaj salonlarında yolculuk edene oruç konusunda kolaylık var öyle mi?" Hayır efendim öyle değil. gecekondu evinde doğru dürüst ısınamadığı için rahatsız yatağında uyumak zorunda olan veya benzeri oruç tutmasına engel olacak rahatsızlıkları bulunan kişilere de oruç farz değildir. Sonradan iyileşirlerse kazasını ederler, iyileşemezlerse, yani oruç tutacak güce hiçbir zaman ulaşamazlarsa bunun bedelini öderler yani fidye. Buna da güçleri yetmiyorsa oruç mesuliyeti diye bir mesuliyetleri yoktu onların. Allaha dua ederler. Hepsi bu. Mızraklı İlmihalde bile geçer bunlar. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde de okutulur. Nereden çıkarıyorsun bu güzelim yenilikleri bilmiyorum ama "Acaba ben de gerçekten bir yerlerde hata yapıyor olabilir miyim?"diye kişisel sorgulama yapabilme kabiliyetine birgün kavuşursan inşallah senin için herşey daha güzel olacak. Ayrıca gameover. "kuranda yazanlarla ilgili tüm malzemelerin o çağda biliniyor olması." ne demek biraz açar mısın mevzuyu? Yani Kuranda ne tür şeylerin olmasını beklerdin? İleride transatlantiklerin, uzay gemilerinin yapılacağından, bilimsel ilerlemenin 21. yüzyılda had safhaya varacağından Fenerbahçenin Galatasarayı yakalayacağından hatta Avrupada başarılı olacağından, Bushun Irakı işgal edeceğinden falan mı bahsetmeliydi sence Kuran? |
Alıntı:
Yukarıdaki yazımda gecekondudaki yaşamı tasvir ederken aşırı derecede zorlu koşullardan bahsetmiyorum. Sadece orta derecede rahatsız koşulları kısaca tasvir etmeye çalıştım. Bu örneği sadece lüx yolculuk edenlerle karşılaştırma amacıyla verdim. Bu çelişkiyi gözler önüne seriyorum. Sizin görüşünüze göre rahatsız evde tutana farz ama lüx gemidekine farz değil çünkü o yolculuk yapıyor! Saçma olan bu. Ayette oruç tutmama daha doğrusu sonradan kazasını tutma ayrıcalığı verilenler hastalar ve seyahat edenler olarak belirtiliyor. Oysaki bu ifade net şekilde yanlıştır. Doğru iafade şöyle olmalıydı: "Bedenen ağır zorluklar yaşayanların, sonradan kazasını tutmaları şartıyla.." Bu ifade ayettekinden daha tutarlı ve akılcıdır görüşüme göre. Çünkü hasta ama çok hafif derecede hasta olabilir ve orucunu tutmaya mani değildir bu. Aynı şekilde kişi uzun bir yolculukta bulunabilir ama çok rahattır. Bu nedenle "bedenen ağır zorluklar yaşayanların.." ifadesiyle bu tutarsızlık ve saçmalık ortadamn kalkabilirdi. Görüldüğü gibi ben nacizane zatım Muhammedden daha iyi yazabiliyorum ayeti. Çünkü ondan 1400 yıl sonra yaşıyorum ve onun gibi ümmi değilim. Kitaplıklarım var, uzun yıllar eğitim de gördüm. Bu nedenle Muhammede kızmıyorum. O, o zaman içinde böyle yazabildi ancak. Ama hala onun yazdıklarına körü körüne inananlara ne demeli? |
Bir ayetinde, "biz onu herkezin anlamasi icin apacik indirdik" diye yazan bir kitabda bu kadar anlasilamayan veya sadece ilim sahibi olmasi gereken( ki Turan Dursun bu ilmi fazlasiyla almisti) kisilerin yorumlayabilecegi aksi halde dinden sapma tehlikesi ile karsi karsiya kalinabilecegi vs.. vs..!
Arkadaslar lütfen biraz sagduyu....... |
Gemi lan bu gemi XXX.Ben oturtuğum koltuğumda zor dayanıyorum oruca.Adam gemide nasıl dayansın?Lüx de olsa bu gemi sallanmıyor mu kardeşim?Ulan size inat gemiyle seyahate de çıkacam oruçta tutmayacam.
............................. Aspartama bu yazısında kullandığı kaba kelimeden dolayı tarafımdan kick (bu başlık altında yazma banı) verilmiştir. CEM |
Ayrıca gameover.
"kuranda yazanlarla ilgili tüm malzemelerin o çağda biliniyor olması." ne demek biraz açar mısın mevzuyu? Yani Kuranda ne tür şeylerin olmasını beklerdin? İleride transatlantiklerin, uzay gemilerinin yapılacağından, bilimsel ilerlemenin 21. yüzyılda had safhaya varacağından Fenerbahçenin Galatasarayı yakalayacağından hatta Avrupada başarılı olacağından, Bushun Irakı işgal edeceğinden falan mı bahsetmeliydi sence Kuran? alüminyum espriden ziyade ciddi birşey bu dediğim.evrensel olarak bahsettiğiniz bir kitapta kimseye faydası olmayan peygamberin kişisel olaylarının ne işi var.(örneğin hanımlarını boşama olayı vs.)çeşitli peygamberlere ait olaylar can sıkıcı şekilde tekrarlanıyor.apaçık bir kitap olarak bahsedilen bir kitapta elif,mim,kaf gibi anlamsız harflerin ne işi var.yoksa allah gizemli takılmayı mı seviyor.aynı ayetler neden bir kaç defa tekrarlanıyor.tanrının bu tarz hatalar ve gereksizlikler yapacağına inanmıyorum. |
Ac Artik gözünü Türküz biz bu dini at cöpe Tanriya inanacakmisin inan ama kendi mantiginla. Bak senin icin neler yazilmis:
"KITALUT-TURK" HADISLERINDEN... "Müslümanlar, Türklerle kesin öldüreşecekler." Arap toplumundan başkası "muhatap" değil -"Biz her peygamberi, kendi toplumunun diliyle gönderdik. İlle de böyle yaptık ki, o toplumdan olanlara anlatabilsin." (Iibrahim suresi, ayet: 4.) Demek ki, Kur'an'a göre, "Tanrı'nın elçisi"nin bir "toplum"u var. "Elçi", "ırk"ından geldiği bu "toplum"la "Tanrı" arasında yapar aracılığını. Ne iletecekse bu "toplum"a ve "kendi diliyle" iletmekle yükümlü. Kur'an'da anlatılan bu. Yine buna göre; Muhammed de bu yükümlülüğü taşımakta. Onun da bir "toplumu" var ve o da "Tanrı"sıyla bu "toplum" arasında "aracı". "KITALUT-TURK" ("TÜRKLERLE ÖLDÜRÜŞME") HADİSLERİNDEN. "Sonunda Türkler kesilecekler...(Ebu DAvud, Kitabu'l-Cihad/9, hadis no:4305.) Kur'an'ın bütünü içinde, Muhammed'in "kavm"ından, yani "toplum"undan "Tanrı vahiyleri"ni, bu "toplum"a iletmek zorunda olduğundan, bunu yaptığından söz edilir. Muhammed'in "toplum"u, "Arap toplumu"dur. Öyleyse "muhattap" da bu toplumdur. Kur'an, kendi deyimiyle "Arapça", seslendiği kesim de, "Araplar". Ama "Araplar"ın da tümü değil; yalnızca "bir kesimi". Korkutma yalnız "Mekke ve çevresi"ne Ayetler çok açık. "Kur'an"la yapılan "uyarı"ların, "korkutma"ların, "Mekke" (Ümmü'l-Kura) ve "çevresi"ne yönelik olduğu, En'am suresinin 92., Şura suresinin 7. ayetinde, kuşkuya yer bırakmayacak bir açıklıkla anlatıyor. Evet, Kur'an'ın "muhatab"ı, "Mekke ve çevresi"dir yalnızca. Bugün kendilerini müslüman sayan öteki toplumlarda hiçbirisinin, bu kapsamda yeri yoktur. Knou, bu denli açık. Muhammed'in "tüm insanların peygamberi", Kur'an'ın da "tüm insanlara yönelik" olduğunun anlatıldığı ayetler de var. Kur'an'daki nice çelişkilerden biridir bu. Ama, "kendisine açıklama yapılan toplum"un "Arap toplumu", bu toplum içinde de yalnızca "Mekke ve çevresi"nin ( hem de o zamanki) "halk"ı olduğu da bir gerçek. Başka toplumlardan, bu arada "Türkler"den "müslüman" olanlar olmuş; daha doğrusu kendilerini "müslüman" saymışlar; ama Kur'an'ın hangi toplumu "müslüman" saydığı önemli. Özellikle "Türkler" için "hadis"ler vardır. Türkler için hiç de iyi şeyler söylemeyen bu hadisler, örnek ve yürekli bilim adamı Prof. Dr. İlahn Arsel'in "Arap Milliyetçiliği ve Türkler" adlı kitabında çok çarpıcı biçimde yer almakta. ( Bkz. İstanbul, 1987, İnkılap Kitabevi, s. 18 ve öt.) Muhammed'in Türk düşmanlığı Kendilerini "müslüman" sayan "Türkler"i Muhammed, "müslüman" saymak şöyle dursun; "düşman" diye ilan etmiştir. İslam dünyasında en sağlam kabul eidlen hadis kitaplarında da bu var. Başlı başına bir bölüm olarak. Bölümün adı da çok ilginç: "Kıtalu't-Türk". Anlamı da: "Türklerle öldürüşmek(savaş)". Buhari'de, Ebu Davud'da ve Tirmizi'de bölümün adı bu. ibn Mace'de "Babu't-Türk", yani "Türkler Bölümü". Müslim'deyse, "Kıyamet alametleri" arasında yer alıyor. Muhammed, "Peygamberliğinin bir kanıtı" olarak, gelecekten haber verirken, "Kıyametin bir alameti" olarak "Türklerle nasıl çarpışılacağını, "müslüman"ların, "Türkleri nasıl öldürecekleri"ni de anlatıyor. Hem "Türk" diye ad vererek, hem de "tarif" ederek, yüzlerinin, gözlerinin, burunlarının, derilerinin, renklerinin nasıl olduğunu anlatarak. Anlaşılan o ki, Türkler konusunda kendisine bir takım bilgiler verilmiş. Muhammed'in anlatmasına göre, "Türklerle öldürüşme", taa "Kıyamet"e dek söz konusu. Kıyametin bir alameti" olarak da "müslümanlar", yeryüzündeki "Türkleri öldürüp temizleyecekler". Yoksa "kıyamet kopmayacak". İşte hadislerden bir kesim: - Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe, kıyamet kopmayacaktır. Yüzleri kalkan gibi, üst üste binmiş(kalın) derili olan bu toplumla.... kıl giyerler."( Bkz. Müslim, e's-Sahih, Kitabu'l-Fiten/62-65, hadis no:2912; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'l-Melahim/9 Babun fi Kıtali't Türk, hadis no: 4303; Nesei, Sünen, Kitabu'l-Cihad/Babu Gazveti't-Türk...) -"Siz (müslümanlar), küçük gözlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan toplumla öldürüşmedikçe kıyamet kopmayacaktır." (Buhari, e's-SAhih, Kitabu'l-Cihad/96; Müslim, e's-Sahih, kitabu'l-Fiten/62 hadis no: 2912; Ebu DAvud, Sünen, hadis no: 4304; Tirmizi, h. no: 2251; İbn Mace, h. no: 4096-4099) "KITALU'T-TURK" HADİSLERİNDEN. "Türklere karşı k'tal, kesinlikle olacak."... (Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l-Cihad/96) Bu hadislerin Ingilizce hadis kitaplarindaki karşılıkları da şu şekilde: Narrated Abu Huraira: Allah's Apostle said, "The Hour will not be established until you fight with the Turks; people with small eyes, red faces, and flat noses. Their faces will look like shields coated with leather. The Hour will not be established till you fight with people whose shoes are made of hair." (Sahih Bukhari, Volume 4, Book 52, Number 179 ) Narrated Abu Huraira: The Prophet said, "The Hour will not be established till you fight with people wearing shoes made of hair. And the Hour will not be established till you fight with people whose faces look like shields coated with leather. " (Abu Huraira added, "They will be) small-eyed, flat nosed, and their faces will look like shields coated with leather.") (Sahih Bukhari, Volume 4, Book 52, Number 180) Devam edelim: - "Şu da kıyamet alametlerinden: Kıldan(keçe) ayakkabı giyen bir toplumla vuruşup öldüreşeceksiniz. Geniş yüzlü, yüzleri kalkan gibi, üst üste derili toplula vuruşmanız-öldürüşmeniz kıyamet alametlerindendir. Siz(müslümanlar), küçük gözlü, kızıl yüzlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan Türklerle öldürüşmedikçe kıyamet kopmaz."( Bkz. Buhari, e's-Sahih, kitabu'l-Cihad/95; Müslüm, e's-Sahih, Kitabu'l-Fiten/66, hadis no: 2912; İbn Mace, h.no: 4097-4098). - "Sizinle(siz müslümanlarla), küçük(çekik) gözlü toplum, Türkler savaşacaktır. Siz onları, üç kez önünüze katıp süreceksiniz. Sonunda Arap Yarımadası'nda karşılaşacaksınız. Birincide, onlardan kaçan kurtulur. İkincide kimi kurtulur, kimi yok edilir. Üçüncüdeyse onların tümü kırılacaktır."(Ebu DAvud, sünen, hadis no: 4305.) Muhammed'in, bugün kendisine "Peygamberimiz, efendimiz" diyen Türklere bakışı tutumu budur işte. İnsanlara "insan" olarak bakmak gerekir. Hangi ırktan, hangi renkten ve hangi "din"den olurlarsa olsunlar ya da hiçbir dinden olmasınlar. Ama "dinler", "dinliler", "ırkçılar" böyle bakamamakta. Yahudisi, Hristiyanı, İslam inanırı hep birbirine düşman. Irkçılar da kendi ırklarından olmayanlara karşı böyle. Bugün dünyamızın yaşadığı nice acı olaylarda, bu ilkelliğin payı az değildir. Bunlardan arınmalı artık insanlık. Yoksa acımasızlıklar, acılar, gözyaşları sürüp gidecektir. Kaynak: T. Dursun, Din Bu 3, Kaynak Yayınları tarafından yayınlanan kitaptan alıntılar yapılmıştır , Büyük Türkçe sözlügün 100 üncü sayfasına bak, 26 Farsça kelime 19 Arapça kelime 1 Macarca kelime,Türkçe kelime ne yazıkkı yok. Ayrintilar: http://www.kurandakidin.net/bolumler...iyetciligi.htm Gel aç gözünü |
O rivayetlerin uydurma olduğunu da yazsana.Nerde sende o yürek.
|
Cem arkadaşım.
1) Orucun tutulamayabileceği bazı durumlar vardır. Bu durumların sebebinin temelinde yatan nedene fıkıh dilinde İLLET denir. Yolcuya sağlanan iznin illeti, yolculuğun zor ve zahmetli olması halidir. İllet zorluk ve zahmetliktir yani. Zorluk ve zahmetliğin olmadığı yolculuklarda da "oruç tutmamak için bana ruhsat verilmiş" diyerek orucu terk etmek doğru bir davranış olarak görülmez ancak Allah ile kul arasındadır, karışamayız. Uygun olan, senin bahsettiğin tarzda yolculuk yapanlşarın oruçlarını tutmasıdır ki zaten böylesi yolculuk yapıp da dini hassasiyete sahip çoğu Müslüman tutar bu orucu. 2) Lüks yolculuk yapanlarla gecekonduda yaşayanları kıyaslıyorsan, gecekonduda kalanların yaşama şartlarını edebiyatla değil rasyonaliteyle tasvir etmen gerekir. Gecekonduda yaşayanlar için de zahmetlik ve zorluk illetleri geçerlidir. "Gecekonduda yaşayanlara oruç tutmaları emredildi de lüks gemilerde yolculuk yapanlara ruhsat sağlandı, bu bir çelişkidir." görüşü saçmadır. Çünkü bu kıyasta illet gözardı edilmiştir. Romantik bir bakıştır bu, analiz edilmeden bir yargıya varılmıştır, sakat bir kanaattir. İllet nerede geçerliyse orada kaindir. 3) Oruç tutmak lüks gemidekine e farz. O kişi de sonradan kazasını seve seve yapacak, yapmazsa kendi bilir. Gecekondudaki adam da eğer tutmaya engel hali varsa o da aynı ruhsattan yararlanacak, tutmaya engel hali yoksa sırf sosyal statüleri itibariyle birine yolculuk durumunda tanınan ruhsat öbürüne gecekonduda yaşadığı için tanınırsa asıl çelişki o zaman ortaya çıkar. 4) "Görüldüğü gibi ben nacizane zatım Muhammedden daha iyi yazabiliyorum ayeti." Aferim sana. Sen de yazsana 600 sayfalık bir Kuran-ı Kerim, elin Anglikan Hristiyanının uydurduğu Furkan zırvasının reklamını yapacağınıza sizin yazdığınız Kuran taklidini okuruz, en azından sermaye bizimkilere gider. Biz de görürüz, Cem mi daha kabiliyetliymiş Kuran taklidi yapmakta yoksa 7 yıl boşuna uğraşan Anglikancı akl-ı evveller mi? Madem atıyorsun bir iddia, temellendir bakalım bu iddianı. Neye göre Peygamberden daha iyi yazabiliyorsun? Temellendirmelerini merakla bekliyorum. 5) ""Bedenen ağır zorluklar yaşayanların, sonradan kazasını tutmaları şartıyla.." bu kelimelerdeki durumları senin ortaya atmana gerek yok, bu durum zaten Peygamber zamanında da geçerliydi. Ayrıca bu durumu ortaya çıkarmak için kitaplıklar sahibi olmak, uzun uzun eğitimler görmek de gerekmiyor, ortalama IQ seviyesine sahip her insan (Her sahabi) Kuran'ın asıl tefsiri olan Peygamber'in sünnetinde bu uygulamaları görmüştür. 6) Peygamberin yazdıklarına körü körüne inanmak, iddia ediyorum ki Peygamberin yazmadıklarına körü körüne inanmaktan daha asil bir tutumdur. Bu ayrı konu, diyalektiğe girmeyelim. şimdi de gameover. Kuran'ı bir hikaye kitabı okuyan herkes gibi sen de böyle düşünmekte haklısın. 1)Peygamberin kişisel olayları tüm Müslümanları bağladığından, tüm Müslümanların hangi şartlrda hangi tavırları sergilemesi gerektirdiğini salık verdiğinden evrenseldir. Müslümanlar, sofistler gibi "herkesin doğrusu kendine" deyip bir fikir ve eylem anarşisine hoş bakmazlar. 2) Çeşitli epygamberlere ait olayların tkrarlanması o olayların içeriğinin bilinip kavranmasıyla anlaşılabilir ki eskiçağ mitolojileri gibi değerlendirirsen tabi can sıkıcı bulacaksın. Ancak biz Müslümanlar o kıssaları okuyoruz, Peygamberlerin Tevhid mücadelelerinde nasıl davrandıklarını Kuran'dan tespit ediyor ve tavırlarımızı ona göre düzenlemeye çalışıyoruz. Daha da pek çok sebep. 3) Elif-Lam-Mim-Kaf-Nun vs. gibi huruf-u mukatta tabir edilen ayetler, Kuran'ın belagatinin insan üstü olduğunu ispatlar bir yerde. Senin anlamsız bulduğun harfler dönemin Kuran karşıtı Arap edebiyatçılarını öyle bir susturmuştur ki, edebiyat, icaz, belagat, retorik, hitabet gibi ilim dallarında yetkin değilsek, bunları anlamamız mümkün değil. Ancak anlamadığımız şeylere kalkıp "Gizemli şeyler, Tanrı gizemli takılmayı seviyor olmalı" gibi bir tavır sergilersek bilmediğimiz şeyler hakkında hüküm verme çelişkisini yaşamış oluruz. 4) Ayet tekrarları hata ve gereksizlik değildir. İcaz alimleri yüzyıllardır bu konularda yazıp çiziyorlar. Bir şeyin tekrarı her zaman gereksizlik olmadığı gibi hele de asla hata değildir. Bilmemek ayıp değil, ama bilinmeyene karşı bilgiç tavırla saldırmak da erdem değil. Tuzbaykucbars . Her türlü ırkçılığın Türk Milliyetçiliğine leke getirdiği kabulümü baştan söylüyüm. Senin ırkçı safsatalarının basiretini bağladığını bilmeme rağmen umutsuzca bir iki laf ediyim sana da hakkın kalmasın: 1) Mensubu olmakla gurur duyduğun Türk ırkına mensubiyetten ben de şeref duyuyorum. Türk Milliyetçisi kimliğimden de tartışsam da gocunmam. Çünkü bu ırk 1000 küsür yıldır İslam'ın bayraktarlığını hakkıyla yaptı, Önce bunu bileceksin ve şuursuz şuursuz bizi vatan hainliğiyle itham etmeyeceksin. Ağzını topla önce. 2) Peygamberin Türk düşmanlığı gibi bir tavra sahip olduğu safsatasına Tozkoparan taifesinden başka kim inanır? Belki biraz da ateistler. Hadislerde Türk lafzının geçmediğini bilmiyorum ama geçiyorsa da bu Türk ırkına düşmanlığı ifade etmez. "Siz onlarla savaşacaksınız." demek, "Savaşın" demek değildir. Ayrıca Araplar Türklerden çok Moğollarla harp ettiler, Hülagu katilinin Bağdat'ı yağmalamasından tut öbür moğol hanlarına kadar araplarla aralarındaki savaşlara bak, ondan sonra yorumlar hadisleri. Çekik gözlüler basık yüzlüler bilmem neler kime uyuyor ona bak. 3) "İstanbul elbet fetholunacaktır, onu fetheden komutan ne güzel komutan ve asker ne güzel askerdir." Sıhhati şüpheli olsa da bu hadis Türkleri övmüyor mu? Ya da Vani Mehmed Efendinin tefsirinde Kuurandaki "Allah onları sever onlar da Allahı" ifadeleri geçen ayetin Oğuz ırkına işaret ettiği yönündeki istihraçlara ne diyeceksin? Sallamak kolay, hatta bedava. |
Şu anda yediğim çifte kavrulmuş fıstık orucu bozar mı acaba? Bazı ünlü ulema ve molla din adamları "çifte kavrulmuş fıstık orucu bozmaz ama bir kere kavrulmuş fıstık bozar" diyorlar. Karar veremedim. Bu konuda bir fetva var mı? Yada siz bir fetva çıkarsanız. Gazali mollası, harun yahya mollası, fethullah efendi mollası, said mollası bu konularda ne demişler acaba? Muhammedde ve kuranda bununla ilgili bir şey var mı acaba? (Evden sağ ayakla mı, sol ayakla mı çıkılır sorusu ile ilgili 100 lerce açıklama konusu olduğuna göre, fıstığın kavrulmasıyla ilgili muhakkak bir şey vardır)
|
Giresun fındığı orucu bozar ama Ordu fındığı orucu bozmaz sevgili putperest kardeşim .
|
Materyalist, Aliminyum'a dolaylı yoldan güzel bir cevap vermiş aslında ama ben de yanıtlayayım.
Söz konusu ayetten doğrudan doğruya anlanan şey saçma olduğu için kimi İslam fıkıhçıları kendi kafalarına göre yorum yaparak bu saçmalığı örtmeye çalışmışlar. Aliminyumdan öğrendiğimize göre buna da "illet" demişler. Kuran apaçık olduğunu iddia ediyor pek çok yerde ama görüldüğü üzere pek çok ayette olduğu gibi Bakara 184. ayette de açık değil. Zaten fıkıhçıların "illet" diye bir yorum yapmalarının sebebi de budur. Ayetin açık anlaşılır olmaması daha da doğrusu mantığa aykırı olmasıdır. Yani Aliminyumun açıklaması tam da bizim tezimizi doğrulamaktadır. Tekrar belirtmekte fayda var. Muhammed döneminde ancak bu kadar doğrulukta yazabilirdi. Ondan daha fazlasını beklemek yersiz olurdu. O dönemin arabistanı için büyük bir eser çıkarmıştır kendisi. Onu suçlamak, tarih anlayışına tersdir. Ancak onu hala savunanlaradır sözümüz. |
Hay sen çok yaşa emi!!! :D :D :D Bak ben bunu sormayı hiç akıl adememiştim. İslam dünyasını böyle bir çelişkiden kurtardığın için çok teşekkür ederim. :D :D Şimdi sen marmara birlik zeytinlerinin yağı ile, komili zeytin yağlarının durumunu da bana söyleyebilirsin. Ama boşver. Bu konuyu muallakta bırak ki, insanlar bu konuda tartışarak ve tefekkür ederek fikir dünyalarını geliştirsinler. :D :D :D
Ben putperest değilim. Maddeperestim. Ben maddenin kendisine tapıyorum. Çok mutluyum ve gururluyum. |
Cem.
Açıklık anlayışını bi temellendirsene önce sen. Açıklık derken ne anlıyorsun? Bir yargının Hiçbir açıklamaya gerek duymayacak şekilde anlaşılır olmasını anlıyorsundur umarım. Ya değilse evrendeki sonsuz sayıdaki bütün elemanların teker teker Kuran'da yer almasını bekliyorsan, (ki böyle görünüyor) kusura bakma ama Campenella (Ütopyanın babalarından) bile senden daha gerçekçiydi. Ayette, gecekondularda yaşayanlar hakkında özel bir hüküm getirilmiyor diye "Kuran gecekonduda yaşayanlara hitap etmiyor" şeklinde saçma bir yorum olmaz. Güldürmeyin kendinize. Ha diyeceksiniz ki "Biz gecekonduda yaşayanlara özel bir hüküm aramıyoruz" Hayır arıyorsunuz. Herşeyin inceden inceye, baştan sona Kuran'dan somut bir şekilde çıkacağını zannediyorsunuz. Kuran'ın soyutlama metodu hakkında en ufak bir fikriniz yok. Soyutlamanın ne demek olduğu hakkında dahi en ufak bir fikriniz yok. Soyutlamayı kavrayan adam Kuran'ı kavramaya bir adım atmış demektir. Herşeyi somutlaştıran kafaların bunu idraki imkan nispetinde değildir. İLLET dediğimiz şey ayetlerde ve hadislerde emir buyurulan ya da yasaklanan hükümlerin emir buyurulma ya da yasaklanmalarının temel sebeplerini ifade eder. Yolculuğun illeti zorluk ve zahmet olduğu için zorluk ve zahmet gerektiren her türlü hale de aynı ruhsat uygulanır. İllaki özel bir hükmün bu konuda Kuran'da yer almasına gerek yoktur. Çünkü azıcık feraset sahibi olan anlar ki Kuran bu tip bir soyutlamayla soyutlamanın uygulanabileceği bütün alanları kapsayan bir hüküm ortaya koymuştur. Bunları idrakten aciz kafalarınızla ancak Cem'in ifade ettiği "Söz konusu ayetten doğrudan doğruya anlanan şey saçma olduğu için kimi İslam fıkıhçıları kendi kafalarına göre yorum yaparak bu saçmalığı örtmeye çalışmışlar. Aliminyumdan öğrendiğimize göre buna da "illet" demişler." gibi yargılara ulaşırsınız. Bütün malzemeniz, anlamadığınız şeyleri saçmalıkla nitelendirmek, başka malzemeniz yok sizin. Peygamber kendi döneminde Yemen'e bir sahabiyi gönderir. (Allahualem Zeyd Hazretleridir bu). Yemenlilere İslam'ı öğretmekle görevlendirilen bu sahabiye sorar -İnsanların aralarındaki işlerde nasıl hüküm vereceksin? -Allahın kitabına göre Ya Rasulallah. -Allah'ın kitabında bulamazsan. -Resulullah'ın sünnetine göre. -Orada da bulamazsan. -Bu ikisine göre kendi reyimle. (Kıyas) Cem'in anlamadığı şu: Kuran'da kot pantolon hakkında açık bir hüküm yok. Materyalist gibi dahi! bir arkadaşımızın ifade ettiği gibi kavrulmuş fıstığın orucu bozup bozmaması hakkında da bir hüküm yok. Siz Kuran'da kavrulmuş fıstıkla kot pantolonun hükümlerini arayadurun ve böyle yapmakla gerçekten kendinizi bilimsel araştırmalar yapıyor zannedin. Kıyas yöntemini bilenler, Kuran'dan ve hadislerden hüküm çıkarma kabiliyetinde olanlar (Ki bu kişilerin özelliklerini ve ilmi vasıflarını aranızda en iyi bilip takdir edecek kişi Mutezile'dir) kot pantolon ve kavrulmuş fıstık hakkında Kuran'dan hüküm çıkarırlar. İbn-i Abbas der ki; "Devemin ipi kaybolsa Kuran'da ararım." Tefsir ilminin kilometretaşlarından olan bu sahabinin bu lafını okuyunca çoğunuzun güldüğünü görür gibiyim. Fıkıhçıların "İllet" tabirini, kıvırma olarak algılamaktan başka kabiliyetiniz yok, bu anlaşılıyor. Ancak hiç olmazsa insan kalkar, Kuran'dan ve hadisten hüküm çıkarma yolunu yordamını biraz olsun araştırır. Kuran ayetlerini yorumlamanın kemiyetiyle uğraşacağınıza biraz keyfiyete baksanız çoğu sorunlar hallolacak ama nerde o cesaret! Ulaşamadığınız ciğere pis demekten başka sözünüz varsa onu yazın buraya? |
İyi de, neden illaki kurandan bir şeyler çıkarma çabalarına girmek zorundayız. İşimiz gücümüz yok, günlerimizi kuranı anlamaya yönelik faaliyetlerle mi geçireceğiz? Zaten işleri güçleri kuranı anlamak sevdası olduğu için islam dünyası bugün dünyanın en geri kalmış kültürüdür. Üstelik de bu kadar bilimin, tekniğin ve gelişmenin içinde olduğu halde. Kafalarını kurandan ayıramadıkları için, dünyayı görecek ne kafa kalmış ne de beyin. Millet atom nasıl parçalanır, uzaya nasıl çıkılır, daha sağlam evler nasıl yapılır, doğa olaylarıyla nasıl başedilebilir gibi ÇOK BASİT faaliyetlerle uğraşırken, islamın ünlü bilim ve ilim adamları, yatakta nasıl yatılır, yemek hangi elle yenir, evden hangi ayakla çıkılır, nasıl daha iyi ve tam iman sahibi bir mümin olunur gibi ÇOK ULVİ VE ÖNEMLİ meselelerle uğraşmaktadır. Benim "çifte kavrulmuş fıstık orucu bozar mı, bozmaz mı?" Sorum size niye saçma geldi ki. Hayvanlarla ve ölmüş bir insanla yapılan cinsel ilişkinin çok muhteşem önemi asırlardır islam ulemalarınca tartışılıyorken, bir kaç yılda benim sorumla meşgul olsalar ne kaybederler ki?
Deve kuşu gibi kafasını toprağın altına gömmek insanı ne bilim, ne medeniyet, ne de insanlık açısından bir yere götürebilir. Kimsenin kuranda çok ince ayrıntılar aradığı yok. ama kuran "yeri ve evreni 6 günde yarattık" derse, işte o zaman kuranın sallama bir kitap olduğu ortaya çıkar. Eğer bilimin "dünya 5 milyar yıl önce oluşmaya başladı" teorisini kabul etmeyip de "6 gün" teorisini kabul ediyorsanız, söylenecek bir şey yok. Ondan sonra da "yok efendim allahın bir günü şu kadar zaman eder, bu kadar zaman eder" gibi saçma sapan ayrıntılara girip işi iyice çıkmaza sürüklemeye çalışıyorsunuz. Her şeyi düşünen ve bilen allah, kuranı anlasınlar diye apaçık indiren allah, neden bir kaç cümleyle kutuptakilerin nasıl oruç tutacağını söylememiş? En azından dünyanın iki yarım küreden oluştuğunu bari söyleseydi. Dünyada deveden başka hayvan mı yok da hep ondan örnek veriyor. Kuran ne açık bir kitap, ne ilahi bir kitap, ne de bilimin liderliğini yapacak bir kitap. Kuran tutarsız, çelişkili, anlamsız bir çok şey içeren (lam, mim, kaf vb. birton zırva) Tekrar üstüne tekrar yapan bir kitap. Zaten ben, orucunda hiç bir mantığı olduğuna inanmıyorum. Eski dinsel geleneklerin devamı. Şu insanların asırlardır uğraştığı şeye bak be! Yok leblebi büyüklüğünde bir şey yersen oruç bozulur mu, bozulmaz mı? Ağız dolusu kusunca oruç niye bozulur? Cinsel ilişkiyle oruç açılır mı? Bunlarla mı kafaları ve dünyayı geliştireceksiniz? |
Materyalist.
Kafandaki Din, fıkıh, Bilim, İlerleme, Teknik gibi kavramlarla ilgili açık seçik tarifler koy ortaya, ondan sonra hüküm ver. Çünkü anlattıkların ne dine uyuyor ne bilime ve hatta ne de klasik materyalizmin öğretilerine. Temellendirmeden yaptığın her türlü çıkarım yaygaradan öteye gitmez. Atomun parçalanmasıyla yatakta nasıl yatılacağı hakkında nasıl bir illiyet bağı kuruyorsun ki İslam alimlerinin bu gibi ayrıntılarla uğraşmaktan uzay hakkında hiçbirşey söyleyemedikleri gibi ilgisiz fikirler ortaya koyuyorsun. Ayrıca sen Kuranı astrofizik kitabı filan mı zannediyorsun ki yerin ve göğün 6 günde yaratılması mevzusunu Bin Banga, astrofiziğin hipotezlerine, astronominin teorilerine göre açıklamaya çalışıyorsun? Bi temel koy bakalım ortaya önce. Bilimin ve dinin tarifini yap, sonra toplumların din karşısında nasıl şekillendiğine dair sosyolojik analizlerini getir önümüze ondan sonra bu hükümlerini koy bakalım ortaya. O zaman neler çıkacak. "Ben şunu iddia ediyorum çünkü sebebi budur, bu sebep de şu gerçekliğe dayanmaktadır." Bunu diyemiyorsan, beceremiyorsan boşuna da konuşma. Hala daha "Neden Allah iki cümleyle kutuptakilerin nasıl oruç tutacağını söylememiş." gibi bir laf da neyin nesi? Benim ustam akşam saz çalar Gündüz döner kaz kovalar "Dünyada deveden başka hayvan mı yok da hep ondan örnek veriyor." Aferim sana. Ne de güzel bir açık yakalamışsın. Deve deyince aklına deveden başka hiçbirşey gelmeyen tek varlık sadece devedir. Bunu anla ve çözümle bakalım ilk önce ve kendinle deve arasındaki psişik örtüşmeleri analiz et, ortaya ne çıkacak.? "Zaten ben, orucunda hiç bir mantığı olduğuna inanmıyorum." "İşimiz gücümüz yok, günlerimizi kuranı anlamaya yönelik faaliyetlerle mi geçireceğiz?" "Millet atom nasıl parçalanır, uzaya nasıl çıkılır, daha sağlam evler nasıl yapılır, doğa olaylarıyla nasıl başedilebilir gibi ÇOK BASİT faaliyetlerle uğraşırken, islamın ünlü bilim ve ilim adamları, yatakta nasıl yatılır, yemek hangi elle yenir, evden hangi ayakla çıkılır, nasıl daha iyi ve tam iman sahibi bir mümin olunur gibi ÇOK ULVİ VE ÖNEMLİ meselelerle uğraşmaktadır. " Şu harika fikirlere bakıp da sana hayran olmamak mümkün mü? Yatın kalkın Demokritosa dua edin. O olmasaydı ne edecektiniz bilmiyorum. |
Sorduğun konularda çok şey yazabileceğime emin olabilirsin aliminyum ama gerek yok. Hiç bir şeye gerek duymadan, aptalların bile görünce farkedebileceği bir gerçekliği yazdım. İslam dünyasını oluşturan toplumlar bugün dünyanın en geri toplumlarıdır. Batı ve uzak doğu toplumları da en ileri toplumları. Sebebi de yine söylediğim şey. Hemen tekrar edeyim. Kurandan başını kaldırmadan, sadece saçma sapan olayları açıklamak için uğraşırsan, geleceğin nokta işte bu olur. Millet cep telefonu yapar, sen de "cep telefonundan karı boşanır mı, boşanmaz mı" tartışması yaparsın.
Bilimsel ispata hiç gerek yok, duyusal ispat yeter de artar bile |
alüminyum demiş ki ;
şimdi de gameover. Kuran'ı bir hikaye kitabı okuyan herkes gibi sen de böyle düşünmekte haklısın. 1)Peygamberin kişisel olayları tüm Müslümanları bağladığından, tüm Müslümanların hangi şartlrda hangi tavırları sergilemesi gerektirdiğini salık verdiğinden evrenseldir. Müslümanlar, sofistler gibi "herkesin doğrusu kendine" deyip bir fikir ve eylem anarşisine hoş bakmazlar. 2) Çeşitli epygamberlere ait olayların tkrarlanması o olayların içeriğinin bilinip kavranmasıyla anlaşılabilir ki eskiçağ mitolojileri gibi değerlendirirsen tabi can sıkıcı bulacaksın. Ancak biz Müslümanlar o kıssaları okuyoruz, Peygamberlerin Tevhid mücadelelerinde nasıl davrandıklarını Kuran'dan tespit ediyor ve tavırlarımızı ona göre düzenlemeye çalışıyoruz. Daha da pek çok sebep. 3) Elif-Lam-Mim-Kaf-Nun vs. gibi huruf-u mukatta tabir edilen ayetler, Kuran'ın belagatinin insan üstü olduğunu ispatlar bir yerde. Senin anlamsız bulduğun harfler dönemin Kuran karşıtı Arap edebiyatçılarını öyle bir susturmuştur ki, edebiyat, icaz, belagat, retorik, hitabet gibi ilim dallarında yetkin değilsek, bunları anlamamız mümkün değil. Ancak anlamadığımız şeylere kalkıp "Gizemli şeyler, Tanrı gizemli takılmayı seviyor olmalı" gibi bir tavır sergilersek bilmediğimiz şeyler hakkında hüküm verme çelişkisini yaşamış oluruz. 4) Ayet tekrarları hata ve gereksizlik değildir. İcaz alimleri yüzyıllardır bu konularda yazıp çiziyorlar. Bir şeyin tekrarı her zaman gereksizlik olmadığı gibi hele de asla hata değildir. Bilmemek ayıp değil, ama bilinmeyene karşı bilgiç tavırla saldırmak da erdem değil. ben de diyorum ki ; kuranı hikaye kitabı gibi değil ama koşullanmamış bir gözle okuyorum artık.kuranda çelişkiler görüyorsam bu onu hikaye kitabı olarak okuduğumdan değildir. 1)peygamberin kişisel olaylarının tüm inananları bağlaması insanları çok dar kalıplara sokmak olmuyor mu ? arabistanda yaşayan biriyle afrikada yada avrupada yaşayan insanların hayat tarzları ve standartları çok farklı.bu çok bencilce değil mi? bu şekilde nasıl islamın evrenselliğinden bahsedebilirsin?peygamber 9 civarı kadın alırken diğer müslümanlara 4 tane kadın verilmiş.bunu nasıl açıklarsın.peygamberin kişisel olayları tüm inananları bağlamıyor muydu? 2)peygamber kıssaları (eğer faydalılarsa) bir kere okunup anlaşılacak türden.neden aynı kıssalar bir kaç defa gereksiz yere tekrarlanmış.allah kitabına yazacak konu mu bulamamış.üstelik kuranda çözüme kavuşmamış bir sürü sosyolojik ve psikolojik olay varken. 3)eğer elif-mim-kaf gibi ayetleri anlayamıyorsak bu kuranın apaçık bir kitap olma hükmüne ters düşmüyor mu?yoksa bu ayetler sadece arap edebiyatçıları için mi ?hani evrensellik?sadece araplara mı bu kitap? 4) sure tekrarlarının hala gereksiz olduğunu düşünüyorum.allahın sözleri denizler mürekkep olsa yine de bitmez deniyor.sonra bakıyorum tekrar üstüne tekrar.nerde bu bitmeyen sözler.koskoca tanrı aynı şeyleri söyler durur mu? ve son olarak toplam iki sene boyunca namaz kılmış biri olarak ben niye sana bu soruları soruyorum?ben sana söyliyeyim cevabı ; ben artık koşullanmış bir beyinle değil tarafsız ve merhametli bir bakış açısıyla düşünüyorum.din,dil,ırk ayırmadan seviyorum insanları. |
TURAN DURSUN, YOZLAŞMIŞ MEDRESELERDE TEKME TOKAT EĞİTİM ALMIŞ.BABASI ANASINI NİSA34 DELİL GETİREREK DÖVEN BİR İMAM.EEE NE OLACAK?SAĞLIKLI BİR PSİKOLOJİ MÜMKÜN MÜ?
YOKSA SİZDE Mİ ÖYLESİNİZ.KÖTĞ BİR ÇOCUKLUKMU YAŞADINIZ...DURSUNCULARRRRR |
İyi ki turan dursunun babası öyle olaylar yapmışta, turan dursun islamın insanı ne hallere soktuğunu görmüş. Ya bunu görmeyenlere ne demeli? Kafasını deve kuşu gibi kurana gömüp, dünyadan el etek çekenlere ne demeli, harun gibi sapık, said gibi deli, gazali gibi mongol birinin ardına düşmekten bin kat daha iyidir Turan abimizin peşine düşmek.
|
YARIN BİR GÜN CEHENNEMDE, (EĞER BU KAFAYLA GİDERSEN) TURAN DURSUNLA ÇEKİŞECEKSİN.BENİ SEN BURALARA DÜŞÜRDÜN DİYE.
ANNENİN KARNINDAN NASIL BU DÜNYA DENEN YERE ÇIKTIYSAN, DÜNYA RAHİMİ DENEN YERDEN, ENİ GÖKLERLE YER KADAR OLAN AHİRET ALEMİNEDE DOĞACAKSIN. SEN ANNE RAHİMNDEYKEN DÜNYAYI NE BİLECEN DÜNYADAYKEN AHİRETİ NE BİLECEN RAHİMDEYKEN DÜNYAYI İNKAR ETSEN DÜNYADAYKEN AHİRETİ İNKAR ETSEN GERÇEKLİĞİNDEN NE GÖRÜR DÜNYA ZARAR NE DE AHİRET... |
hiç boşuna uğraşma. Süslü laflar bulma konusunda kuranı geçemezsin.
Maddeyi seviyorum. :D :D :D |
BU İFADELERİNLE SEN BİLE KURANDAKİ HARİKULADELİĞİ KABUL ETMİŞ OLDUN BUDA BANA YETER.
HANGİ MADDEYİ SEVİYORSUN? KOKAİN,ESRAR YOKSA BALİMİ? SENİ GİDİ AYYAŞ SENİ...BİR MADDE BAĞIMLISI İLE YAZIŞIYORUZ HABERİMİZ YOK... |
gameover.
1) "Peygamber'in her hali Peygamberane olması gerektiği gibi her hali harikulade (fevkalbeşer,insanüstü) olmak gerekmez." Bu İslam'ın Peygamberlik şubesi hakkındaki görüşlerinden bir tanesi. Bu görüşe göre Peygamber'in bütün hareketleri A'dan Z'ye peygamberane olduğu kadar insanüstü değildir. Çünkü Peygamber insandır. Bu şu demektir; Peygamber, zaman ve mekanın kaydıyla sınırlıdır. Yani kendi içinde yetiştiği toplumun kurallarıyla bağlıdır. Bu yüzden ben kalkıp Peygamber yemeklerde çatal kaşık bıçak kullanmamış diye yemeklere elimle girişemem. Yemekleri çatalsız kaşıksız elimle yemem de Sünnet gereği olmaz. Bu, Peygamber'in İnsan olma özelliğindendir. Peygamber'in hanımlarına karşı tavrı, devlet başkanı olarak güttüğü siyaset, mübelliğ olarak yürüttüğü metod, aile babası olarak gösterdiği hareketler, komutan olarak gösterdiği davranışlar, çevresinde gelişen yüzlerce olay hakkındaki yorumları (sözleri, hadisleri). Bunlar ise Peygamberin Peygamberane tavırlarıdır ki örnek alınması gereken ve Sünnet diye isimlendirilen kısım budur. Peygamber 9 kadınla evlendi diye ben de 9 kadınla evlenemem. Bana 4 tane kadın verilmiş de değil, o sadece bir ruhsattır. Evliliği cinsellikten ibaret zanneden ergenlik bunalımından henüz kurtulamamış ve ömür boyu da kurtulamayacak olan, cinselliğini bastıra bastıra dünyayı afedersin açıkhava genelevinden ibaret zanneden hastaların peygamber'i bu yönüyle eleştirmeye kalkmaları herşeye kendi dar endazelerinden bakmasından başka birşey değil. O ayrı bir tartışma konusu. Tğmel ve tikel kavramlarını biliyorsan, Peygamberin tümel davranışları ve sözleri ilgilendirir beni, tikel davranışları ise kendi döneminin şartlarından ileri gelir. 2) Peygamber kıssaları heryerde aynı tarzda anlatılmaz. Bir yerde sabır bahsinde anlatıldığı gibi diğer yerde mücadele bahsinde anlatılır. Ayrıca aynı kıssanın aynı ifadelerle tekrarlandığı falan yok. Arapça bilmiyorsun muhtemelen ve kanaatime göre sen de bir kuru mealcisin. Meal kurbanlarındansın yani. Keşke tefsir okuyacak kadar vaktiniz ve sabrımız olsa hepimizin. Kısacası kıssaların ve ayetlerin tekrarları kendi içlerinde değerlendirilmez, içinde yer aldıkları konunun mahiyetine göre değerlendilirler. 3) Elif-Lam-Mim-Kaf gibi harflerin gizemli olduğu sizin iddanız. Kuran gene apaçık bir kitaptır. Bu harflerin açıklığı, sarahati ve belagati ise konuyu bilenelrce takdir edilir. Dağdaki çoban Kuran'ı anlamıyorsa bu Kuran'ın suçu değil, çobanın cehaletindendir. çoban da kalkıp "bana ne kardeşim, benim de anlayacağım tarzda yazılsaydı" derse hiç de ahlaklı davranmış olmaz. Birşeyin senin için açık olmaması onun herkes için kapalı olduğu anlamına gelmez. Sana kapalı geliyorsa seni ilme teşvik ediyor demektir, öğrenirsin ve senin için de açık hale gelir. 4) Sure tekrarlarının (Bu ne demekse, hangi sure tekrar edilmiş? Ayet tekrarları diyecektin herhalde.) hala gereksiz olduğunu düşünedur, Kuran'ı kavramaya çalışanlar ayetlerin tekrar edildikleri yerlerin bir öncekinden daha değişik (karşıt değil!) manaları içerdiğini görürler ve Kuran'ın icaz ve belagatine, üslubuna birkez daha hayran kalırlar. Tekrar edelim: Her tekrar gereksizlik değildir. 5) İnşallah tekrar namaz kılmaya başlarsın. İslam'ın diğer beşerî akımlar gibi Müslümanlardan Pavlov'un köpeği gibi bir koşullanma beklemediğini, tarafsızlık gibi modern çağın savurma bir bir kavramının kaypaklığını, İslam'ın merhametinin merhametin merhameti olduğunu, İslam'da din, dil, ırk ayrımının yasaklandığını ve insanlara eşit değil hak ettikleri muamelenin yapılmasının salık verildiğini (Adalet eşitlik değildir, hak edene hakkını vermektir.) umarım birgün yeniden kavrarsın. İnşallah yeniden Müslüman olursun. Materyalist. "Hiç bir şeye gerek duymadan, aptalların bile görünce farkedebileceği bir gerçekliği yazdım." Aptallar bile birşey iddia ettikleri zaman gerekçelerini açıklarlar. Sen bu zekanla açıklamaktan niye kaçınıyorsun? Ayrıca İslam dünyasını oluşturan toplumların geri kalmışlığı konusu8nda hemfikiriz. Ancak bu geri kalmışlığın sebebini İslam'da görüyorsan tarihsel gerçeklerle çelişiyorsun demektir. Mesela Osmanlı'nın kendi zamanının süpergücü olmasını da İslam'a dayandırmak zorundasın o zaman. Çünkü tarihsel determinizm, tarihsel materyalizm bunu gerektirir. Osmanlının, Endülüsün ileriliğini neden İslam'a bağlamıyorsun? Demek suç İslam'ın değil Müslümanların. Siz de pratik hatalarını teoride aradıkça kendi kendinizle çelişmelerinize devam edeceksiniz. Materyalist rumuzuna ihanet etme de tarihsel materyalizmi öğren de gel kardeşim. Öyle önüne gelene sırıta sırıta şımarık tavırlarla laf yetiştirmekle aydınlanılmış olunmuyor. |
Ben ne yapayım? Suç benim mi? bir türlü ciddiye alamıyorum sizi. Üzülmeyin ve de kusura bakmayın :D :D :D
Haaaaaaa! Bu arada hangi maddeyi seviyorsun demiş mmx. Esrar mesrar bir şeyler yazmış. ALLAHIMA ŞÜKÜRLER OLSUN :D :D :D Böyle bir alışkanlığım yok. Ama onları da severim. Ne de olsa ameliyatlarda işe yarıyor uyuşturucu özleri. Aliminyum biraz kızmış herhalde. Yapma kardeşim. Neden kızıyorsun. Sana bir şey söyleyeceğim. İster inan ister inanma. Ben tarihsel materyalizmi iyi bilirim. Dialektiği iyi bilirim. Herakleitosu, Hegeli, Marxı iyi bilirim. Çünkü bunların anlatımını yaparım insanlara. Benim işim bu. Ama bu sitede yeterince anlatılmış zaten. Ve en önemlisi de "NE KADAR ANLATILIRSA ANLATILSIN SİZ ANLAMIYORSUNUZ" yani anlayamıyorsunuz. Kapasite meselesi. Daha Marxın "din afyondur"unu anlayamıyorsunuz. Sakın alınma. Anlama kabiliyetinin % 75 i doğuştan gelir. Maalesef sizde doğuştan gelen bu miktar yok. :D :D :D Çok üzgünüm ama elimden bir şey gelmez :D :D :D Sizi kurtaramam. Ulan ağlayacağım neredeyse. :( :( |
Osmanlinin ileri bir devlet oldugunu nerden cikariyorsun Aluminyum?
Okun, kilicin, dayiligin yaptirim oldugu bir devirde ya allah bismillah demisler dünyaya saldirmislar. Ha bu sekilde süper bir gücseler, dogrudur bunun sebebi ISLAM dir, ben de sana tüm kalbimle katiliyorum. Bu mu ileri devletcilik anlayisi??? Camiden minareden baska ne yapmislar? Avrupalinin dini bir kenara birakip teknolojide gelismeye baslayinca neler oldu belki sen benden daha iyi biliyorsun. Bana Osmanli süperdi müperdiyi gec...Osmanliyi, Tarihi Osmanli mecmuasindan degilde, birazda yabanci kaynaklardan okuyun. |
biz türkler tembel ve barbar bir milletmişiz, ne olmuş yani kabul ediversek. ermenileri de kırmış olabiliriz kürtleri de, ingiliz de fransız da alman da cana kıymada bizden aşağı kalmamış bir de insanları hayvan muamelesi yaparak sömürmüş. bugün onlara kim birşey diyebiliyor? diyemez çünkü adamlar sömürürken üretmiş de, elektriği, buharla çalışan treni, sonra içten yanmalı motorları, elektroniği geliştirmiş. biz ne yapmışız? cihat için öldürmüşüz, daha iyi yaşamak için değil. işte bu bizim milletçe çok salak olduğumuzu gösteriyor. atam bununca şaşmış kalmış:" yapmayın ya türk milleti zekidir, size nolmuş böyle" demiş. türk hiç bir zaman daha iyi yaşamak için ölmemiştir. türk daha iyi ölmek için yaşamıştır.
|
alüminyum dostum artık cevap yazmak istemiyorum.çünkü bu tartışma uzayıp gider.yaklaşım açıları farklı.ben eleştirel yaklaşıyorum.sen kabullenici.boşuna uzatmak istemiyorum.
saygılar. |
gameover usrenin cronicy materyalist gerçekten harikalar dünyasının elemanları.
Materyalist: Herakleitos'un, Hegel'in ve hassaten de Marx'ın senin gibi yılışık olduğunu zannetmiyorum. Her laflarının sonuna pişmiş kelle resimleri koysalardı bu kadar itibar edilen düşünürler olmazdı bu adamlar. Herakleitos'u Hegel ve Marz'la nasıl aynı satırlarda kullandın bilmiyorum ama bu adamların diyalektik anlayışlarını sadece muhatabınla dalga geçerek muhatabını alt ettiğini zannetme güdüsü olarak algılamışsın ki buna diyalektik değil soytarılık derler. Çok iyi bildiğini iddia ettiğin Marx'tan tarihsel determinizm çözümlemeleri sunarsan bizi hayrette bırakırsın. Ama muhtemelen bunu yapmazsın çünkü büyük ihtimal Marx'ı bile Marx'tan değil başka dergilerden falan okumuşsundur herhalde. Ya da sloganlardan ibaret bir dünya görüşüne sahip olman kuvvetle muhtemel. Öyle olmasaydı bildiğini iddia ettiğin şeyleri iddiadan öteye geçip de temellendirmek suretiyle analizlerini bizimle paylaşmaktan korkmazdın. Her neyse ciddiye alınacak bir arkadaş olmadığını ispatladın, senle işimiz bitti. Takıl kafana göre, pişmiş kelle resimlerinle sana mutluluklar. cronicy: Muhtemelen sen de tarih bilincine sahip olduğunu iddia edeceksin. Ancak bu bilinçte eksik olan bir yer var ki o da şu; Tarihsel olgular kendi devrine göre değerlendirilir. Osmanlı'nın kendi dönemindeki gücü sadece askeriyeye dayanmaz, teknikte de Osmanlı kendi döneminin lideridir. Oktan kılıçtan dayılıktan ibaret değildir yani Osmanlının askeri anlayışı. Öyle olsaydı fethedilen eyrlerde yüzyıllarca tutunamazdı. Ayrıca Osmanlı'nın cami ve minareden başka birşey yapmadığını iddia edecek kadar kendi tarihinin cahili olduğuna gire sana bu konuda birşeyler anlatmak da yersiz. Osmanlı'yı yabancı kaynaklardan okuyalım öyle mi?Aferim. Harikalar dünyasının son gözdesi usrenin: İnsan türünün doğaya hakimiyetinde elektrik, buharlı tren, sanayi devrimi gibi süreçleri tek ölçüt kabul eden makinalaşmış kafandan başka türlü değerlendirmeler beklemek beyhude gayret. Bu itibarla sen de kendi dedelerini barbarlıkla suçlayan haramzade soysuzlar sınıfına katılmakta kendi adına bir beis görmeyebilirsin. Ama bu safsatalarla ne tarihi değiştirirsin ne de olguları. Her neyse sizinle konuşmaya çalışmak güzeldi. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:41 . |