![]() |
CEMEL OLAYI - İslam Tarihinden Sayfalar
İslam Tarihinden Sayfalar -I-
Cemel'de Ashab ile Ehlibeytin; Hz Ayşe ile Ali'nin, Biat'ı Rıdvan etmişlerle Aşere-i Mübaşere'nin birbirine girmesini; birbirini kılıçtan geçirmesi-- Ayşe'nin 12 000- Ali'nin 2000 kurban vermesini; Ayşe'nin Ali'nin eline esir düşmesi. Savaşı kazananlarında, kaybedenlerin de, şehit olanlarında, gazi olanlarında Müslüman olması... |
eeee yani nedir şimdi bu neyi ispat eder ben bişi anlamadım???? lol smile116
|
SELAM BENIM OKUDUGUM BIR YAZI ...CEMEL VAK'ASI
36/656 tarihinde dördüncü halife emirü'l-Müminin Hz. Ali ile Hz. Âise taraftarlari arasinda Basra dolaylarinda meydana gelen çatisma. Üçüncü Rasid halife Hz. Osman (r.a.)'in sehit edilmesinden sonra üç-bes gün anarsi hüküm sürdü. Hz. Osman'i sehit eden âsiler ortama hâkimdiler. Bunlar bir an önce, Hz. Osman'in yerine birini hilâfete getirmek istiyorlardi. Fakat kime müracaat ettilerse hep red cevabi aldilar. Hz. Ali de, kendisine geldikleri zaman onlari huzurundan uzaklastirmisti: Âsiler hayrete düsmüsler, ne yapacaklarini sasirmislardi. Devlet baskani tayin olunmadan dönecek olurlarsa ihtilafin çok daha fazla alevlenecegini biliyorlardi. Bunun üzerine Medine ahalisini toplayarak, onlara bir halife seçmelerini, aksi takdirde Hz. Ali, Talha, Zübeyr ve daha baska kimseleri de öldüreceklerini söyleyerek, onlara bir gün mühlet verdiler. Bunun üzerine Medine halki Hz. Ali'ye müracaat edip, ona bey'at etmek istediklerini bildirdiler. Hz. Ali, Muhâcirler'le Ensâr'in bu teklifini reddetmek istediyse de devamli israrlar karsisinda bunu kabul etmek zorunda kaldi. Neticede Hz. Ali'ye bey'at edildi ve âsiler Hz. Talha ile Hz. Zübeyr'i de getirterek onlarin da Hz. Ali'ye bey'at etmelerini sagladilar. Bu sûretle, hicretin otuzbesinci yili yirmibir Zilhicce Pazartesi günü Hz. Ali'ye bey'at edildi. Hz. Ali'ye bey'at edildikten sonra yapilacak ilk is; Hz. Osman'in katillerini bulmak ve bunlarin cezalarini vermekti. Bu hususta tahkikata baslanmisti. Fakat katiller kesin olarak belirlenemedigi için, ser'an cürüm sabit olamamisti. Bu durum karsisinda bir sey yapilamazdi. Hz. Talha ile Hz. Zübeyr, Hz. Ali'yi ziyaret ederek ondan katillerin yakalanmasini istemislerdi. Hz. Ali, onlara durumu izah etmis, fakat ikisi de ikna olmamislardi. Ortam son derece karisikti. Bu arada Numan b. Besir, Hz. Osman'in sehadeti esnasinda giydigi gömlek ile o sirada zevcesi Nâile'nin dogranan parmaklarini alip sam'a götürdü. Muaviye, bu kanli gömlegi ve kesik parmaklari teshir ederek, herkesin galeyanini kat kat artirmak maksadiyla mescide asti. Diger taraftan Hz. Osman'in katline sebep olanlar hâlâ Medine'de bulunuyorlardi. Bunlarin bir an evvel oradan uzaklastirilmasi gerekiyordu. Hz. Ali'nin karsi karsiya kaldigi zorluklar gerçekten çok büyüktü. Diger taraftan Medine'de toplanan âsilerin mühim bir kismi "Sebeiyye" firkasina mensuptu. Bu islâm düsmani grubun reisi olan Abdullah b. Sebe, islâm'i içinden yikmayi hedef alan bir Yahudi dönmesi idi. Bunun maksadi; islâmiyet'in saf, berrak, akil ve kalbi tatmin eden akidelerini ifsat edip müslümanligi çigirindan çikarmak müslümanlari türlü türlü gruplara ayirarak birbirleriyle didismeye ve bogusmaya sevketmekti. Hz. Osman (r.a.) devrindeki karisiklik, bu müfsidin ifsatlari için uygun bir zemin teskil etmisti. Hz. Ali'nin âsileri dagitmak istemesi ibn Sebe taraftarlarinin hosuna gitmedigi için bunlar Hz. Ali'nin emrine muhalefet etmisler; diger Araplar da onlara uymuslardi. Bu karisik durum karsisinda problemleri artiran ve buhranin vehâmetini doruguna vardiran bir hareket daha basladi. Hz. Âise, hac farizasini ifâ etmek üzere Medine'den Mekke'ye gitmis, hac ibadetini ifâ ederek Medine'ye dönerken, Hz. Osman'in sehit edildigi haberini almisti. Bunun üzerine Medine'ye gidecegi yerde Mekke'ye geri döndü. Çünkü Medine'de facianin dogurdugu karisikliklar, bocalamalar devam ediyordu. Mekkeliler, Hz. Âise'ye durumu sorduklari zaman, Hz. Âise, Hz. Osman'in mazlum olarak öldürüldügünü, Medine'de fesat ocaginin bütün ufku karartacak sekilde tüttügünü, mazlum ve sehit Osman'in kaninin heder olmamasi gerektigini, katillerin mutlaka cezaya çarptirilmalari ve ser'i hüküm ve kisas emirlerinin uygulanmasinin icap ettigini söylemisti. Hz. Talha ile Hz. Zübeyr de Mekke'ye gelmisler, Medine'deki durumu Hz. Âise'ye anlatmislardi. Bu olaylar Hz. Âise'nin fikir ve kanaatini kuvvetlendirmis, o da mazlum ve sehid Hz. Osman'in intikamini almak için herkesi toplanmaya ve bir araya gelmeye çagirmisti. Hz. Ali, muhaliflerinin Mekke'deki hazirliklarindan haberdar olunca, onlardan evvel Irak'a varmak, Irak'a hâkim olmak, Beytû'l-Mal'in muhalifler eline düsmesini engellemek istedi. Ensâr, Hz. Ali'nin Medine'den ayrilmasini uygun görmüyordu. Hz. Ali, muhâlifler kendisinden önce Irak'a girecek olurlarsa yeni yeni problemlerin ortaya çikmasindan endise ettigini, Irak'in nüfuzca kesif ve beytü'l-mâl'inin zengin olmasindan ötürü bir müddet orada bulunmanin daha iyi olacagini söylemisti. Bundan sonra Hz. Ali yola çikmis, Zukar mevkiine geldigi zaman, Hz. Talha ile Hz. Zübeyr'in Basra'ya yaklastiklarini, Benu Saad kabilesi ile hemen hemen bütün Basra'nin onlara iltihak ettigini haber almisti. Hz. Ali, Zukar'da kalarak oglu Hasan'i Ammâr b. Yâsir ile birlikte Kûfe'ye gönderdi. Hz. Hasan, Kûfe'ye varinca, vali Ebû Musa el-Es'arî onu iyi karsiladi. Hz. Hasan, mescidde minbere çikarak Hz. Ali'nin dâvâsini müdafaa etti ve Talha ile Zübeyr'in ona bey'at ettiklerini söyledi. Bu konusmasinin sonunda kendisinin Basra'dan gidecegini, katilmak isteyenlerin onunla birlikte gelebilecegini ilân etti. Hz. Hasan, kendisine iltihak eden dokuz bin kisilik bir kuvvetle geri döndü. Bu dönüs ve hareket esnasinda karsilikli mücadeleler, siddetli tartismalar meydana gelmisti. Hz. Ali, ordusunu bu sekilde takviye ettikten sonra Zukar mevkiinden Basra'ya dogru hareket etti. Hz. Ali, maiyetinde olan el-Ka'ka' b. Amr'i çagirarak Basra'ya gönderdi. Ona iki taraf arasinda mücadele ve çatismanin meydana gelmesine engel olacak çareyi bulmasini tavsiye etti. el-Ka'ka' b. Amr, Hz. Âise, Talha ve Zübeyr ile görüsmüs, onlari ümmetin birligini bozmama konusunda ikna etmisti. Hz. Âise ile Hz. Talha ve Hz. Zübeyr, el-Ka'ka'in önerilerini kabul ettiler. Hz. Ali de bu fikirdeyse, bu isin baris ile neticelenecegini söylediler. Hz. Ali, el-Ka'ka'in bu basarilarindan son derece memnun oldu. Diger taraftan bu sirada Basralilar Kûfelilerle temas etmis, iki tarafta da baris ve fitneyi yok etme düsüncesi hakim olmustu. Ertesi gün, Hz. Ali hareket ederek Abdülkaysogullari kabilesine ugradi. Bu kabile de ona ittihak etti. Oradan Zaviye'ye vardi. Zaviye'den de Basra'ya hareket etti. Esasen herkes barisi gayet tabii bir durum olarak görüyordu. Onun için Hz. Ali'nin Basra'ya gelisi, barisin tahakkukuna yönelik bir hareket olarak telakki olunmus, herkes son derece huzurlu bir sekilde uyumustu. ibn Sebe ile yandaslari, herkes uyuduktan sonra Hz. Âise'nin tarafina hücum etti. iki taraf ta kendilerini karsi hücumuna ugramis gibi görmüslerdi. Hz. Ali, her tarafa memurlar gönderdi. Ne oldugunu anlamak istiyordu. Diger taraftan Kâab b. Sûr Hz. Âise'yi uyandirmis, Hz. Âise, devesine binerek çarpismalarin basladigi yere gelmisti. Hz. Ali kendi tarafini savasmaktan alikoyuyor, Hz. Âise kendi tarafini teskin etmeye çalisiyordu. Fakat bir kere ok yaydan firlamis bulunuyordu. Vurusmanin en hararetli aninda Hz. Ali atini sürerek savas meydaninin ortasina geldi. Hz. Zübeyr'i çagirip, ona Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)'in: Bir gün Ali ile Zübeyr arasinda bir ihtilafin meydana gelecegini ve bu ihtilafta Zübeyr'in haksiz olacagini" söyledigini hatirlatmisti. Bunun üzerine Hz. Zübeyr geri çekildi. Hz. Talha da Zübeyr'in bu davranisi üzerine çatisma meydanindan çekilmek istemisti. Onun savas alanindan uzaklasmasi üzerine kendisine zehirli bir ok atilmis ve bu ok Hz. Talha'nin ölümüne neden olmustu. Nihayet ortalikta yalniz Hz. Âise ile etrafinda bulunan bir grup kimse kalmisti. Çatismalar siddetle devam ediyordu. Bütün bu kanlarin dökülmesine neden olan münafiklarin hedefi; bizzat Hz. Âise idi. Bunlar Hz. Âise' ye kadar ilerleyerek onu tevkif etmek, ona hakarette bulunmak istiyorlardi. Sebeîlerin bu maksadini anlayan Dâbbeogullari Hz. Âise'yi son derece büyük fedakârliklarla korumuslardi. Bekr b. Vâil, Ezd ve Dâbbeogullari kabîleleri Hz. Âise ile beraberdiler. Bunlarin onu korumada gösterdikleri cesaret herkesi hayrete düsürmüstü. Hz. Âise'nin devesini koruyanlardan biri yere düstükçe bir baskasi onun yerini aliyor, o da ayni fedakârlik ve ayni kahramanlik ile dövüsüyordu. Hz. Âise'nin önünde sehit düsenlerin sayisi yetmise varmisti. Bu çatismalara bir son vermek için birisi deveye arkasindan saldirarak onu yere yikmis, bu arada da, Hz. Ebu Bekir'in oglu Muhammed, Hz. Ali tarafindan kosarak Hz. Âise'nin korunmasina hizmet etmisti. Hz. Ali de Hz. Âise'nin yanina gelerek hatirini sormus, birkaç günlük istirahatten sonra onu, kardesi Muhammed b. Ebu Bekir ile birlikte Medine'ye göndermisti. Hz. Âise ile beraber Basra'nin ileri gelen ailelerine mensup kirk kadar kadin refakat etmisti. Hz. Âise Basra'dan ayrilirken, kendisi ile Hz. Ali arasindaki mücadelenin yanlis anlasilmadan ileri geldigini söyledi. Hz. Ali de Rasûl-i Ekrem'in muhterem haremine her türlü tazim ve hürmeti göstermenin bir görev oldugunu belirtti. Hz. Âise, hicretin otuzaltinci yili Recep ayinda Medine'ye dogru. hareket etti. Nihayet Hz. Ali 4 Aralik 656 tarihinde bu problemi de atlatti. Bu olaydan sonra hilâfet merkezini Kûfe'ye tasiyarak, sehadetine kadar orada kaldi. |
Burkay dostum;
''Abdullah b. Sebe, islâm'i içinden yikmayi hedef alan bir Yahudi dönmesi idi''.. Cemel olayının Fitne başlarından bir olarak bu zat bazı kaynaklarda gerçekten zikredilmektedir. Aylar önce sitemiz üyelerinden Mehmet de buna işaret etmişti. Ama bir çok muteber kaynak bunun zayıf tevatürden öteye gitmediğini; ve bu rivayete itibar edilmemesini salık verir. Alevi ve Sünni tarihçilerin odaklandığı ağırlık merkezi Hilafet kavgasından mütevvel lit bir Kıyım'ın yaşanmasıdır. Aleviler Ali'nin buna Rasullulah tarafından Memur edildiğini öne sürer, ve ispatlamak iin uğraşırlar. Cemel konusunda 10-15 Kaynak okuduğum için bu konuda öne sürülenlerin çoğunu duymuşluğum var. Ali taraftarları Osman'ın Aişenin fetvası ile asiler tarafından katledildiğini ileri sürerler. Aişe'nin Ali'nin Hilafetine olan Muhalefeti asla şüphe götürmez. * Ayşe, Talha ve Zübeyr Ali'nin Halifeliğine karşı çıkarak Cemel'e yol açan Muhalif sesler çıkarmışlardır. * Ama Cemel olayı bir yüz karasıdır. İslamın utanç sayfalarındandır: Bilal Habeşi'nin ilk ezanı okuması İslam açısından nasıl bir yüzakı ise; Hz Hatice'nin onurlu, haysiyetli bir kadın olarak kocasının Nübüvvet iddiasını, ve islamı Tebliği esnasında ONU İtibarı, Malı ve canı ile desteklemesi İslam açısından nasıl bir yüzakı ise... |
SEVGILI MUTEZILE KARDES ... PEYGAMBERIMIZ ÖLMEDEN EVVEL SÖZÜ SUYDU ... BENDEN SONRA BÜYÜK BIR FITNE AKRABAGLAR ARASINDA NIFAK ÇIKACAKTIR ... NITEKIM PEYGAMBERIMIZ ÖLDÜKDEN SONRA HZ ALI VE DIGER MÜSLÜMANLAR ARASINDA ÇIKAN SAVAS SÖZ KONUSU HZ ALININ GALIBIYETE YAKIN GIBI GÖRÜNEN BU SAVASTA HATALARINI ANLAYIP ALLAHDAN AF DILEDILER PEYGAMBERIMIZIN SÖZÜ NÜ HATIRLADILAR ... OLAY BUNDAN IBARETTIR ...
|
Bunlara katılıyorum- küçük bir itiraz hakkım mahfuz kalması kaydı ile.
O da şu: HZ ALI VE DIGER MÜSLÜMANLAR ARASINDA ÇIKAN SAVAS SÖZ KONUSU HZ ALININ GALIBIYETE YAKIN GIBI GÖRÜNEN BU SAVASTA HATALARINI ANLAYIP ALLAHDAN AF DILEDILER (burkay) Söz konusu Cemel olayı Hz. Ali ile d i ğ e r Müslümanlar arasında bie savaş değildi: Cemel'de Ashab ile Ehlibeytin; Hz Ayşe ile Ali'nin, Biat'ı Rıdvan etmişlerle Aşere-i Mübaşere'nin birbirine girmesini; birbirini kılıçtan geçirmesi-- Ayşe'nin 12 000- Ali'nin 2000 kurban vermesini; Ayşe'nin Ali'nin eline esir düşmesi. Savaşı kazananlarında, kaybedenlerin de, şehit olanlarında, gazi olanlarında Müslüman olması... Savaşın sonucunda Hz Ayşe r.a esir düşmüştür. Ali kendisine hürmet ve itibar göstermiştir. Savaşı Aişe ve taraftarları kaybetmiştir. Ali galibiyete yakın görünmekte değil; bu savaşı kazanan taraftır. |
BU HATALARINI ANLADIKLARI SIRADA SAVAS HENÜZ BITMEMISTI MUTEZILE ... HZ ALI GALIB GELMEYE ÇOK YAKIN OLDUGU IÇIN KAZANILMIS GÖSTERILDI ... SONRA HZ ALI DIGER MÜSLÜMANLAR ILE SAVASTI NE ANLAMA GELIYOR DIGER MÜSLÜMAN OLAN ? HZ AYSE ILE ONUNLA BIRLIKDE OLANLAR DIGERLERI OLMUYORMU BUNLAR MÜSLÜMAN DEGILLRMI ? ONLARDA MÜSLÜMANDI ...
|
Ali'nin adını verip, karşı taraftan (Hz Aişe ve yandaşları) diğer Müslümanlar diye söz edersen bir tasnif değerlendirme yaptığın izlenimi uyanır. Ya da ben öyle anladım, diyelim. Belki bir kategorize etme niyetin yoktu.
Cemel konusunda senin kaynağın: http://www.enfal.de/tarih12.htm Cemeli İbn Sebeye yıkarak Hz Aişe'nin Talha ve Zübeyrin muhalefetini ve Aliye karşı gelmesini gölgelemeye çalışmaktadır. İbn Sebe ile ilgili çok uzun bir makalede var elimde. İhtiyaç hasıl olursa yazının altına asarım. * ''Bunun üzerine Hz. Ali'nin ve Hz. Aişe'nin ordusu karşı karşya geldi. Hz. Ali ve Hz. Aişe tek*rar konuşarak savaştan vazgeçil*mesi kararını aldılarsada, iki ! grup arasındaki münafıklar fitne çıkararak savaşın başlamasına sebep olmuşlardır. Hz. Aişe bu savaşa deve (cemel) üzerinde katıldığı için tarihte CEMEL VAKA'sı olarak bilinen bu savaşta Hz. Aişe'nin ordusu yenildi. Hz. Talha ve Zübeyr'de dahil olmak üzere birçok müslüman öldü.'' http://ekinonline.sitemynet.com/yonver/yon3.htm * Hz. Ali dönemi tümüyle iç karışıklıklarla geçer. Ayşe, Talha ve Zübeyr onun halifeliğini kabul etmemiş ve Basra’ya çekilmişleridir. Bu nedenle Ali bunlar için Basra üzerine yürür. “Cemel Olayı” bu kentin önünde 4. ekim 656 tarihinde yapılır. Ali savaşı kazanır. Ali’yi oldukça üzen bu olay sonucunda Talha ile Zübeyr ölür, Ayşe ise Peygamber’in eşi olması nedeniyle duyulan saygıdan dolayı gözetim altına alınarak, Medine’ye gönderilir. http://azizdogan.de/contents.php?cid=725 |
SELAM MUTEZILE SENINLE BU SEKIL KAYNAK GÖSTERE GÖSTERE YAZILARIMIZ BITMEZ ... BIR TOPIC AÇTIN BEN KAYNAK GÖSTERDIM SEN FARKLI YORUMLADIN SEN KAYNAK GÖSTERDIN BEN FARKLI YORUMLADIM ... YANI BU OLAYLARDA ÇELISKI GÖZE BATIYOR ... HZ ALI KAZANDI GIBI GÖZÜKÜYOR SENINKINDE KAZANDI DENIYOR ... YANI PEYGAMBERIMIZIN SÖZÜNÜ DOGRULUYORUZ BURDA NIFAK VE FITNE ... BUNDA HEMFIKIRIZ ... SAYGILAR ...
|
selamlar
sevgili mutezile ibni sebe ile ilgili neler biliyorsun merak ettim.cemel vakası tamamen din düşmanlarının özellikle ibni sebe nin çalışmaları sonucu ortaya çıkmıştır.bu konuda hangi kaynak zayıf rivayetler içeriyor.kime göre zayıftır bu rivayetler |
Şii gulat fırkalarından olan sebeiye mezhebinin de kurucusu..
Bütün islam dünyasını karıştıran Cemeli tek bir şahsa indirgemek tarihi, sosyal olayları bilmemek anlamına geldiği gibi kolaycılık ve her olaya bir izah getirme mantığının bir eseridir. Ayrıca, olayları yapan kişilerin birer sahabi, Ehlibeyt ve Aşere-i Mübaşere'den olmaları da müslümanların olayları nasıl ele alacağı noktasında şaşkınlığa düşürmüş, müslüman alimler, bu kadar kargaşayı sahabilerin insiyatifiyle yaptıkları düşüncesine girip de hata ve doğru noktasında onları nitelendirme yerine böyle hayali bir kişiye bütün suçu yüklüyerek sahabileri temize çıkarmaya çalışmışlardır. Fakat burada da şu yanlışlık ortaya çıkmıştır. O da sahabileri birer çocuk yerine koyma, sanki onların hiçbir iradeleri yokmuş da bir Yahudinin fitnesi peşinde koşmuşlar gibi bir noktaya bizi ulaştırmaktadır. |
Hz. Ali camide minbere çıkar ve «Bizim masum Halifemiz öldürülmüştür. Yerine bir halife seçmemiz lazım. Aranızdan birini seçin» der. Herkes Hz. Ali'nin halife olmasını ister ve kendisine biat olunur. Fakat orada bulunanlar, alelade insanlardı. Mühim olan şahsiyetler oraya gelmemişlerdi. Abdullah b.Ömer, Talha, Zübeyr vs. gibi yüksek şahsiyetler oraya gelmemişti. isyancı yahudiler, Hz. Talha ve Hz. Zübeyr'i tevkif ederek onlara, «Şayet biat etmezseniz, sizi öldürürüz» diye tehditte bulunurlar. Bunun üzerine anılan şahıslar, tehdit altında biat ederler. Medîne'deki İslam ordusu, Hac için Mekke'ye gittiğinden, Hz. Ali yi koruma vazifesini, Mısır'dan gelen bu yahudi ordusu üzerine alır. Bunlar, kısası tatbike izin vermezler. Yani Hz. Osman'ın katilinin yakalanıp, öldürülmesini istemezler. Bunun üzerine ne yapacağını bilmeyen Hz. Ali bekler. Yahudiler, bununla iktifa etmeyip, fitne fesatlarına devam ederler.
İslam Devletinin her tarafına mektuplar yazıp şöyle propaganda yaparlar: «Halife öldürüldü. Onun yerine geçen yeni Halife, yani Hz. Ali, kısas tatbik etmek istemiyor; işte bunun için yeni halifeye isyan etmek lazımdır. Bu hususa dair, müşahhas delillerimiz vardır». Hz. Aişe'nin ağzından birçok mektup yazılır. Ve bu mektuplarda, güya Hz. Aişe şöyle der:«Ey müslümanlar, Hz. Ali'ye isyan ediniz.» Daha sonra Hz. Aişe'ye, «Sen böyle mektuplar yazdın mı?» diye sorulduğunda o, «Vallahi, ben hiçbir zaman böyle şey yazmadım» demiştir. Ve böylece aynı komplo devam eder. Son olarak da Hz. Aişe ile Hz. Ali arasında vuku bulan Cemel hadisesinden söz edelim. Hz. Aişe, Talha gibi yakın akrabaları ile Basra'ya gitmişti. Çünkü O, Hz. Ali'nin kısası tatbik etmediğini gördü. Muhtemelen yahudiler O'na da Hz. Ali aleyhine mektuplar yazmışlardı. İşte bunun için Hz. Aişe, Basra'ya gidip, İslam kanununu tatbik etmek istedi. Hz. Aişe'nin isyan haberini alınca, Hz. Ali de bir ordu başında hareket ederek, isyancıların, Basra'daki Beytü'l-Mal'a ait hazineyi yağma etmelerine mani olmak ister. Her iki ordu «Hav'ab» denen bir yerde karşılaşır. Bu sırada, her iki tarafta da iyi niyetli müslümanlar vardı. Bunlar dediler ki «Biz niye savaşıyoruz? Her iki orduya niçin savaştıklarını soralım». Hz. Aişe'nin tarafından birkaç kişi Hz. Ali tarafına geçip, «Niye bizimle savaşıyorsunuz?» diye sorarlar. Hz. Ali cevaben, «Çünkü siz isyan ediyorsunuz, benimle savaşmak istiyorsunuz?» Aynı şekilde, Hz. Ali tarafından birkaç müslüman, Hz. Aişe tarafına geçip, «Niçin savaşmak istiyorsunuz?» diye sorarlar. İşte bunlar gerçek müslümanlardı. Ve bundan hemen sonra, anlaşmazlıklar ortadan kalkmıştır. Her iki tarafta mutabakata varırlar: «Harp olmayacak, şu şartlarda anlaşılacak vs.» deyip anlaşırlar. Bu şekilde barış temin edilince, herkes sakin bir şekilde uykuya dalar. Bu sırada ibn Sebe oradadır, bu barış haberine memnun olmamıştır. Gece yarısından sonra, yanına birkaç yahudi alarak, Hz. Aişe'nin tarafından, Hz. Ali'nin tarafına doğru hücuma geçer. Gece baskını olunca, birkaç kişi öldürülür. Kimse ne olduğunu anlamadan uyanır ve savaş başlar. Hz. Aişe, Hz. Ali'nin ihanet ettiğini, Hz. Ali'de Hz. Aişe'nin ihanet ettiğini sanır. İşte Cemel savaşı böyle başlar. Görüyoruz ki bu olayda müslümanların bir hatası yoktur. Tamamen yahudilerin çevirdiği bir komplodur. Kaynaklara bakılırsa bu açıkça görülür. § sevgili mutezile daha evvel bu konu hakkında ibni sebenin fitnesini kabul etmiştin sanırım neden fikrini değiştirdin birdelilinmi var ? |
Sevgili Mehmet;
Cemel olayı ile ilgili tartışmalar 14 asırdır sürmekte: Kesin olanlar, ve kimsenin asla sorgulamadığı vakıa şudur: * hz ali / hz aişe +talha +zübeyr aşer-i mübaşereler + Biat-ı Rıdvanlar+Ashab-ı Kiram savaşıyor.. Kaynaklara göre ölü sayısı yekün 13 000 ila 30 000 arasında. Cemelin İslamın yüzkarası olduğu apaçık. Bunu İbn Sebeye bağlayanlar - Peygamberin Ehlibeytinin, sevdiklerinin, ashabını n ''Kıt Zekalı'' ve ''Sağduyu, Akıl Noksanlığı''ndan muzdarip olduğunu İSNAD etmiş olmazlar mı? ''Hz. Aişe'nin isyan haberini alınca, Hz. Ali de bir ordu başında hareket ederek, isyancıların, Basra'daki Beytü'l-Mal'a ait hazineyi yağma etmelerine mani olmak ister. Her iki ordu «Hav'ab» denen bir yerde karşılaşır. Bu sırada, her iki tarafta da iyi niyetli müslümanlar vardı. Bunlar dediler ki «Biz niye savaşıyoruz? Her iki orduya niçin savaştıklarını soralım». Hz. Aişe'nin tarafından birkaç kişi Hz. Ali tarafına geçip, «Niye bizimle savaşıyorsunuz?» diye sorarlar. Hz. Ali cevaben, «Çünkü siz isyan ediyorsunuz, benimle savaşmak istiyorsunuz?» '' * Her iki ordu ne demek? hz ali / hz aişe +talha +zübeyr aşer-i mübaşereler + Biat-ı Rıdvanlar savaşıyor. Buna itirazın yok, değil mi? * İbn Sebe'nin Cemel'in tek sebebi olarak gösterilmesi doğru değil. Kaynakların neredeyse tamamı bu yönde görüş belirtiyor ve ekliyorlar: ''Bütün islam dünyasını karıştıran Cemeli tek bir şahsa indirgemek tarihi, sosyal olayları bilmemek anlamına geldiği gibi kolaycılık ve her olaya bir izah getirme mantığının bir eseridir. Ayrıca, olayları yapan kişilerin birer sahabi, Ehlibeyt ve Aşere-i Mübaşere'den olmaları da müslümanların olayları nasıl ele alacağı noktasında şaşkınlığa düşürmüş, müslüman alimler, bu kadar kargaşayı sahabilerin insiyatifiyle yaptıkları düşüncesine girip de hata ve doğru noktasında onları nitelendirme yerine böyle hayali bir kişiye bütün suçu yüklüyerek sahabileri temize çıkarmaya çalışmışlardır. Fakat burada da şu yanlışlık ortaya çıkmıştır. O da sahabileri birer çocuk yerine koyma, sanki onların hiçbir iradeleri yokmuş da bir Yahudinin fitnesi peşinde koşmuşlar gibi bir noktaya bizi ulaştırmaktadır.'' * 1- Hz. Ali'nin hilafetinden sonra ona karşı beslediği kin sebebiyle Hz Aişe Talha ve Zübeyr'le işbirliği yaparak, Hz. Ali'nin üzerine ordu çekmesi, Cemel Harbi'ni yaratması, bu yüzden pek çok İslam kanının dökülmesine sebebiyet vermesidir. 2- Ordunun mağlubiyetinden sonra da, Basra'dan ayrılmayarak Hz. Ali aleyhinde siyasi hadiseler meydana getirmeye çalışması... Ayşe, Cemel Harbi'nden sonra Medine'ye gitmeyip Basra'da kalmıştı. Ayşe'nin Basra'da oturmasını uygun görmeyen Hz. Ali, önce Abbasoğlu Abdullah’ı ona göndererek Medine'ye gitmesi emrini tebliğ ettirdi. Fakat Ayşe bu emri dinlemediği gibi İbni Abbas'ı da huzurundan kovdu. (http://www.karacaahmet.org/arastirma.asp?id=45) |
CEMEL olayı siyasal islamın başlangıcı gibi görünmüyormu size.
Sonucunda AYŞE "ki o muhammedin en sevdiği karısı idi ve muhammede ayetler sadece ayşenin koynunda iken geliyordu" esir düştü ve ev hapsinde öldü. gelelim bu güne bir Erbakan çıktı birilerini büyüttü sonra büyüttüğü Tayyip patron oldu Erbakan ev hapsinde ölecek. İslam din değil siyasi bir örgüt. Tarih boyunca da böyle oldu. Her türlü ikiliği çıkaranlar İslam adına yaptılar,savaşlar islam adına oldu.Mümkün olsa Allaha sorulsa o diyecekki Benim hiç birşeyden haberim yok benim adımı kullanıp kafalarına göre takılıyorlar!!!!! |
selamlar
sevgilimutezile buolayıibnisebeye indirgemiyorum tamamıyle.elbette başkadin düşmanlarıda vardı fakat en tehlikelisi bu adam olduğu için bunun adı zikredilir çoğu kez. sahabelerinbir hatası varmıydı.bu konuda kararı ALLAH CC verir muhakkak fakat çok iyi biliyorumki her iki tarafta yaptıklarının islama hizmet olduğunu sanıyorlardı. insan hayatında bazı anlar vardır sonucunun ne olacağını azçok kestirebildiğin halde yola devam edersin bence bu olayda her iki taraf için bu şekilde olmuştur.savaş esnasında taraflar anlaşmak üzere iken ibni sebe ve adamları hz.aişe taraflarına saldırıyor ve fitil ateşleniyor olay son derece açık bu din düşmanlarınınbir tezgahı.fakat kabul ediyorumki bu cemel olayı islam tarihinde kara bir lekedir. |
Sevgili Mehmet,
Peki daha peygamber yeni Terk-i Diyar etmişken İslam'ın en ileri gelen Muhteremleri böylesi bir kıyımda nasıl yer alabildiler? Daha Asr-ı Saadet yeni noktalanmışken hemde. Onca uyarıya rağmen? Kendi dinkardeşlerine Ashabına, Ehlibeytine, Aşere-i Mübaşere'lere Kıyım yapan Mürted'e, Kafire neler yapmaz? Hz. Aişe'nin o savaşta ölmemesi büyük bir şanstır. Peki ölse idi kimin boyu yukarı erecekti? Bu utancı İslam nasıl taşıyacaktı? sahabelerinbir hatası varmıydı.bu konuda kararı ALLAH CC verir muhakkak fakat çok iyi biliyorumki her iki tarafta yaptıklarının islama hizmet olduğunu sanıyorlardı. (mehmet) Din kardeşine, Vahiy katibine, Hane-i saadet'ten insanlara, cennetle müjdelenmişlere kılıç sallamak İslama Hizmet olabilir mi?! İbni Sebe konusundaki uyarını biliyorum. Muhtemelen bu Zat fitili ateşleyenlerden biridir-belki de en önemlisidir. Ama Cemaat-i Müslim'in Müctehidlerinin de içinde bulunduğu bir grup; bir yahudi müşriğin sözüyle de birbirine Kılıç sallamaz kanısındayım. |
selamlar
sevgili mutezile kimse ibni sebe gibi bir kafirin sözüzle hareket etmez tabiki.fakat dediğim gibi olaylar öyle bir noktaya gelmişki bir kıvılcımın çakması yetmiş.elbette onca sahabe vefat etti.keşke bu olaylar olmamış olsaydı ama oldu.kısaca benim demek istediğim bu olayın olması islama bir zarar vermez.her zaman dediğim gibi insanların hataları islama mal edilemez. bu olay şahsen benim için utanç değil ders alınması gereken bir ibret vesikası |
Mehmet'in bu konu ile ilgili görüşleri bir çok Mü'min için 'Cüret'in ta kendisidir. Ama Mehmet bence takdire şayan bir Mü'mindir.
Sünni kesim Cemeli hazırlayan sebeplerin başına İbni Sebe'yi koyarak sorumluluktan kaçma yolunu yeğlerken; bu konuyu tartıştığım Nusayri, Alevi dostlar Hz. Ayşe'yi şiddetle eleştirip Ğadiru Hum'u ve Sekaleyn'i doğru yorumlamak gereğine işaret ediyorlar. Bizim sitede Ehl-i Sünnet çoğunlukta görebildiğim kadarı ile. Ehl-i Sünnet'in Siyer kaynakları; Ali'nin Hilafet iddiasını ya da görmezden geliyor ya da ''f a r k l ı '' yorumluyor.. İnternette sevde.de, enfal. de gibi sitelerde yazılı Sünni kaynakların Musa ddık'ı olmak ile yetiniyorlar. Bazıları ise bu konular olmamış gibi hiç kaynaklarda yer vermiyor. Gel de şaşırma. |
--Güncelleme--
|
Bugünkü Irak'ı al ozamanki asr-ı saadete (neresi saadetmiş bilemiyorum) copy pastele.Hiçbir fark yok.
|
Asr-ı Saadet denmesinin sebebi herhalde Ashabın Muhammed Mustafa'nın yüzünü, cemalini görmeleri; Muhammed'in Nübüvvetinin yaşandığı çağ olmasındandır, değil mi?
Irakta da elin Buştu hüküm sürmekte, Ebu Garib'ler meydana getirmekte. Nasıl bir koşutluk kurdun? Ben bir parallelik buldum ama, senin ne bulduğunu da merak ediyorum doğrusu |
Asr-ı saadet dönemi Peygamberimizle birlikte 4 halife dönemini de kapsayan dönemdir.Bu dönem hiçbir zaman asr-ı saadet olmadı.Çoğuzaman sıkıntı,zorluk,mücadele ve savaş içinde geçti.Benim bugünki Irakla kıyasladığım dönem Osmanla beraber özellikle Hz. Ali dönemidir.Halifeye isyanlar,çıkar ilişkileri,kardeş kanı dökmeler,aynı kıbleye dönüp namaz kıldıktan sonra birbirinin boğazını kesmeler....söyle bana Mutezile kardeş bugünki Iraktan bir farkı varmı?
|
bu araplara yüz tanede din-peygamber gelse olmaz be yola girmezler, yine cılkını çıkartırlar, birbirini keserler.
|
Re: CEMEL OLAYI - İslam Tarihinden Sayfalar
Aspartam yazdı: ''.
Alıntı:
İlk halifenin halifeliği almasında bir çelişki-haksızlık var mı aspartam? Yoksa her şey doğal seyrinde mi geliş miştir ne dersin? Irak benzetmesine katılmıyorum, çünkü bir Buşt figürü yok.. Herhalde Muaviye'yi Buşt'la kıyaslamayacaksın |
Re: CEMEL OLAYI - İslam Tarihinden Sayfalar
Muaviye denen soysuz karşıma gelse onu bir kaşık suda boğarım.Emir-ül Müminine isyan edenin dini olmaz.
|
Re: CEMEL OLAYI - İslam Tarihinden Sayfalar
MUteZilE abi,
sen bu konuyu bi soruyla yarım birakmışın. Bak ben bi *siteden bi yazı buldum bu konuda.postalıyom.. Hz. Ali tarafına meyledenlerin dışındaki bir gurup ise, Kuran-ı Kerim’in ve Hz. Resulullah (s.a.a)’ın bu açıklamaları karşısında, kendileri için içtihat etme hakkı tanımış ve Hz. Ali’nin henüz genç olduğu ve hilafete daha yaşlı birinin geçmesi gerektiği, yahut Hz. Ali’nin kafirlerden bir çoğunu öldürmüş olması nedeniyle Arap kabilelerinin kolay kolay ona boyun eğmeyeceğini, ya da hem nübüvvet hem de hilafetin Haşımoğulları’nda olmaması gerektiği, yahut Hz. Resulullah’ın kendinden sonra Hz. Ali’nin Müslümanların önderi olmasına dair olan isteğinin, bir İlahi emir olmayıp, akrabalık ve benzeri sebeplerden dolayı Hazret’in şahsi görüşü olduğu gibi mülahazalarla Hz. Resulullah (s.a.a)’ın rihletinden hemen sonra, mübarek naşının gusül ve kefeniyle ilgilenmeyi Hz. Ali ve yaranına terk edip, Hz. Ali ve yaranının yokluğundan da yararlanarak, “Sakife” denen yerde toplanarak birinci Halife Ebu Bekir’in başa geçmesini sağladı. Ancak Hz. Ali ve yaranı bu hareketi meşru kabul etmeyip Ebu Bekir’e biat etmeği reddetti. Hatta Sahih-i Buhari’nin Hayber gazvesi babında geldiği üzere, Hazret altı ay gibi uzun bir süre bu muhalefetini devam ettirip, biat etmekten sakındı. Fakat Müslümanların bu dağılmışlığından İslam dininin pusuda bekleyen iç ve dış düşmanlarının istifade etmeğe çalıştıklarını ve bu durumu sürdürmenin İslam’da telafisi mümkün olmayacak bir gedik açacağını görünce de, Hz. Resulullah (s.a.a)’dan aldığı tavsiyeye uyarak, kendi tabiriyle zehirden daha acı olsa bile ağzının yarını yutkundu. Gözünde diken kalmış ve boğazında kemik tıkanmış bir insanın durumunda olsa bile sabretmeyi daha yeğ buldu. Ancak yine de başa geçmişlerden İslam ve Müslümanların yararına olan nasihatlerini esirgemedi ve karşılaştıkları her zorlukta onların imdadına koştu. Ona tabi olan sadık yarları da mevlalarını taklit ederek aynı siyaseti sürdürdüler. Görüldüğü üzere, Ehl-i Beyt mektebinin temelini teşkil eden Hz. Resulullah (s.a.a)’dan sonra İslam ümmetinin imamet ve önderliğinin Hz. Ali’ye ait olduğuna dair inancı Peygamber-i Ekrem’in kaydı hayatta bulundukları dönemden başlamış, Hazret’in dünyadan göçmesinden hemen sonra Ebu Bekir’in hilafete seçilmesinin gündeme yerleşmesiyle de daha belirginlik kazanmıştır. Peygamber-i Ekrem’in dünyadan göçmesinden hemen sonra İslam ümmetinin önderliği hususunda cereyan eden olaylardan azıcık haberi olan hiçbir kimse bu hakikati inkar edemez. Fazl bin Abbas’ın, Sakife’de cereyan eden Ebu Bekir’in hilafete getirildiği haberinin yayılır yayılmaz, orada toplanmış olan topluluğa hitaben söylemiş olduğu: “Ey Kureyş topluluğu, hilafet sizin hakkınız değildir. Biz onun ehliyiz, siz değil. Bizim efendimiz (Hz. Ali) ona sizden daha evladır” [49] sözü işte bu inanca dayanmaktadır. Hz. Ali ve yaranının Ebu Bekir’e biat etmeği ret etmesi de bu inançtan dolayıdır. Tarih-i Yakubi bu hadiseye işaretle şunları yazıyor: “Muhacir ve Ensar’dan bir topluluk Ebu Bekir’e biat etmeyi reddedip, Ali’nin yanında yer aldılar. Abbas bin Abdulmuttelib, Fazl bin Abdulmuttelib, Zübeyr bin Avam bin As, Halid bin Said, Mikdat bin Amir, Selman-i Farisi, Ebuzer el-Gaffari, Ammar bin Yasir, Bera bin Azib ve Ubey bin Ka’b bu cümleden ashap arasında bulunmaktaydı.” Abi bize hiç böle annatmıyolardı..??Sen sorunca arştırma yaptım..hayret.. Doğrusu nedir acaba..İktidar hırsı,herbişeyin önüne geçebiliyomu.. Bu işler zor işler mUteZilE abi. Sadak Allah-ül Azim abi.amin..amin. Syg ve svg. * *CEmal.. |
Re: CEMEL OLAYI - İslam Tarihinden Sayfalar
devamı..-
Böylece Hz. Resulullah (s.a.a)’dan sonra İslam ümmetinin önderliğinin Hz. Ali’nin hakkı olduğunu savunan güçlü bir topluluk ortaya çıkmıştı. Onlar, Sakife’de cereyan eden Ebu Bekir’in hilafete getirilmesi olayına itiraz ediyor ve konunun tekrar gözden geçirilerek hilafet mevkiinin Hz. Ali’ye devredilmesini talep ediyorlardı. Onlar, Hz. Fatime’nin evinde toplanıyor, Sakife’de cereyan eden hadisenin, İslam ümmetinin önderliği hususunda karşılaşılan bir talihsizlik olduğunu ve bunun nasıl önlenebileceğini tartışıyorlardı. Yakubi bu hususta şunları yazıyor: “Ebu Bekir ve Ömer’e Ensar ve Muhacirlerden bir bölüğün Ali ile birlikte (muhalefet kastıyla) Resulullah’ın kızı Fatime’nin evinde toplandıkları haberi ulaştı. Bunun üzerine, bir grupla birlikte hareket edip o eve hücum ettiler...” [51] Ehl-i Sünnet’in büyük alimlerinden İbn-i Kuteybe ise, bu olayı şöyle anlatıyor: “Ebu Bekir (r.a), bir grubun kendisine muhalefet amacıyla Ali (a.s)’ın evinde toplandıklarını öğrenince, Ömer’i onlara gönderdi. Ömer, Ali’nin evine gelip onlara seslendi, ama onlar dışarı çıkmayı reddettiler. Bunun üzerine Ömer, odun getirilmesini istedi ve: “Ömer’in canı elinde olana andolsun ki, ya dışarı çıkarsınız, ya da evi içindekilerle birlikte yakarım” dedi.[52] Tarihçiler, bu olayda Ömer’e, evde Peygamber-i Ekrem’in kızı Fatime’nin de bulunduğunun hatırlatıldığını, Ömer’in de: “Hatta o bile olsa, yine yakarım” cevabını verdiğini ve bu hengamede Hz. Fatime’nin yüce sesle: “Ey babam, ey Resulullah, senden sonra şu İbn-i Hattab ve İbn-i Ebu Kuhafe’nin elinden çektiklerimiz nedir?” diye feryat ettiğinide kaydetmekteler.[53] Evet, Ömer’in deyimiyle “felteten” düşünülmeden aceleyle gerçekleştirilen Ebu Bekir’e biat meselesi, artık onlara her şeyi unutturmuştu. Artık ne Allah Teala’nın “De ki, ben çektiğim zahmet karşılığında sizden akrabalarımı sevmekten başka bir ücret istemiyorum” [54] ayetini hatırlıyor, ne de Peygamber-i Ekrem’in “Fatime benim pare tenimdir; kim, onu incitirse, beni incitmiştir; kim de beni incitirse, Allah’ı incitmiştir” sözü onları ilgilendiriyordu. Değil Peygamber’in biricik kızı Fatime’yi incitmemek; onlar bu uğurda Fatime-i Zehra, Hz. Ali ve cennet gençlerinin efendileri Hz. Hasan ve Hüseyin de dahil olmak üzere, o gün o evde toplanan herkesi diri diri yakmayı bile göze almışlardı. Evet, onlar hilafet uğruna her şeyi göze almışlardı; ne pahasına olursa olsun mutlaka bu makamı elde etmeleri gerekirdi. Artık Peygamber-i Ekrem’in izin almadan içeri girmediği ve Fatime’den izin gelinceye kadar dışarıda beklediği kapıyı tekmeyle kırarak, yahut ateş vurup yakarak içeri girmek onlar için fark etmezdi. Onlar için mühim olan, muhalefet amacıyla içeride toplanmış olanların dışarı çıkarılması ve hangi yöntemle olursa olsun, onların bu emellerini suya düşürebilecek bu muhalefet hareketinin çok büyümeden bastırılmasıydı. Doğrusu nedir acaba..İktidar hırsı,herbişeyin önüne geçebiliyomu.. Bu işler zor işler mUteZilE abi. Sadak Allah-ül Azim abi.amin..amin. Syg ve svg. * *CEmal.. |
Re: CEMEL OLAYI - İslam Tarihinden Sayfalar
Cemal arkadaş;
Sünii ve Alevi (Şia da) kaynakları olayların sebebi konusunda ayrılsalarda, hadiselerin kendisi konusunda ihtilaf pek yok.. Cemel'in sebeplerindeki farklı rivayetler Sekaleyn yorumu, Ğadirü Humm yorumu, Hilafet problemi Ali'nin tongaya basması.. Bunların yaşandığı konusunda tartışmıyorlar.. Hadiseler sabit. Sebep ve sonuçlarda genelde ihtilafa düşüyorlar... Öte yandan; salt Cemel'in yaşanmış olması bile İslamın erken döneminin bir yüz karasıdır. Bu karayı temizleme çabaları sonunda Sünni İslam topu İbn-i Sebeye atabilme hafifliğini de göstermiştir nitekim. |
Re: CEMEL OLAYI - İslam Tarihinden Sayfalar
Mutezile yaklaşık 1400 senelik olayları ısıtp önümüze koyuyor.İslam tarihindeki fitne olaylarını karşımıza dikiyor.Neden bu yapılıyor?Milli birlik ve beraberliğimizin en önemli unsurlarından olan din bağını zayıflatmak için mi yapılıyor?
PKK, sol örgütler bu ükeyi yıpratmaya çalışırken, birde bu milleti Allahsız edip, düşmana karşı koyma gücünü elinden mi almak istiyorsunuz.Yazıklar olsun sizlere... Gelelim, cemel vakasına: Bu olay bit fitnedir.İslamın şanına ve yüceliğine hiç bir zeval getirmez.Sahabelerde insandırlar.Hata edebilirler.Hz.Muhammed sav, ''benden sonra birbirinizi boğazlayan kafirler olmayın'' demiştir.Yine hadisi şeriflerde, Hz.Aişe'nin büyük bir fitnenin başına geçeceği haber verilir.Aişe r.a bu hadisi sık sık hatırlar ve ağlar ömrünün sonuna kadar.Çok pişmandır.Bir insanın sahabe olması, peygamber hanımı olması, onu ayakları yerden kesilmiş, günahsız, hatasız bir insan yapmaz.Elbette onlarda hata yapacaklardır.İnsan nefsinin olduğu her yerde hata olcaktır.Neden kafirler hiç bardağa dolu tarafından bakmazlarda boş tarafını görürler? |
Re: CEMEL OLAYI - İslam Tarihinden Sayfalar
Söyleyecek bir şeyin olmadığı konularda konuşmak için kendini zorlarsan, ortaya çıka çıka bu laf salataları çıkar.
Yazının içinde hakarete varan kelimeler kullanmamaya özen göster; yazılarının okunmasını eğer istiyorsan en azından. |
Re: CEMEL OLAYI - İslam Tarihinden Sayfalar
Laf salatası ha.Hakaret ha.
Hakaretli olan cümleleri gösterirmisiniz? Allahsız denmesimi hoşunuza gitmedi? Yoksa kafir denmesimi? 1-Sizlere göre Allah yok bir kere.Allahınız gerçektende yok.Kalkmışsın sana Allahsız dememizden serzenişte bulunuyorsun.Hakaret diyorsun. 2-Sana göre kainatta herşey kendiliğinden oluyor.Yani islam inancına göre, bu gibi kimseler Allahın nimetini yok sayarlar.dolayısı ile küfür ehlidirler.Kafirdirler. İslam dini açısından sizler Kafirsiziniz ve Allahsızsınız.Bundan gocunmayın! Nasılki sizler dine yöneltilen eleştiriler adı altında, Allah ile alay edebiliyor, Peygambere sübyancı diyorsanız; bu bizim eleştirimiz diyebiliyorsanız, buda bizlerin sizin hakkınızdaki görüşlerimizdir.İçinde herhangibir hakaret yoktur.Küfür yoktur. Varsa gösteriniz. Sizler gücünüze gitsede, Kafirsiniz,Allahsız kitapsızsınız.gücünüze gitmesin, çünkü bizlerin Allahına kitabına sövülmesi durumunda bizler artık burda sesimizi çıkartmadan sizlere cevap yazabiliyoruz.Sizleride, kendi hakkınızdaki gerçekleri kabul etmeye sizi davet ediyorum. Allahsız ve Kafir Mutezileye cevaptır.(lütfen gocunma) |
Re: CEMEL OLAYI - İslam Tarihinden Sayfalar
Yukarıya yazdığın kelimeler toplumumuzda hakaret olarak kullanılmaktadır. Kelimeler kendi anlamlarının ötesinde bir aşağılama imlemektedir. Aynı şekilde benim de İslam ve Müminler hakkında muhtelif nitelemelerim olabilir. Ama bunları söylemek Küfr'ün Gayya kuyusuna düşmektir.
Önemli olan bu şartlanmalardan itizal edip karşındaki varlıkta İnsanı görmektir. Sitedeki üslubun ve husumetin sürerse korkarım seni burada aramızda göremeyeceğiz. Diline ve içinde taşan nefrete sahip olduğun sürece misafirmizsin. Şu halinle, kesinlikle değilsin. PS: Benim peygambere sübyancı dediğim bir pasaj gösteremezsen zavallı bir Müfteri olduğun anlaşılacak. Muhammed Mustafa sübyancı vb küfürler edenler aramızda çok azdır. Bazıları siteden uzaklaştırılmış, bazıları uyarılmıştır.. Site arşivi ortada; ara ve benim Sübyancı dediğim yeri göster. |
Re: CEMEL OLAYI - İslam Tarihinden Sayfalar
Kafir kavramı kendi manası ötesinde bir aşağılama manası içermez.Zira islam inancına göre kafirler aşağılık varlıklardır.O yüzden cehenneme giderler.
Siteden atılmam için, sitede birilerine hakaret etmiş olmam gerekli ancak böyle birşey sözkonusu değildir.Tam aksine senin arkadaşların başka başka forumlarda üzerime gelip sövüyorlar.Bunu sende görüyorsun. Son olarakta ben Peygambere edilen hakaretlerle ilgili olarak sen söyledin demiyorum.Hitabım geneldir.Ancak bunu bir hakaret olarak görüyorsan, ki görüyorsun.Çünkü varsa site arşivinden göster demişsin.O zaman neden bu hakaretleri yapanları siteden atmadın? |
Re: CEMEL OLAYI - İslam Tarihinden Sayfalar
İslami sitelerin 5-6 sına üyeyim. Burda açtığım topiclerin en ilginçlerini seçip orda açıyorum..
Mümin cemaati oldukça iyi tanırım. Nasıl 'C e h d ' ettiklerini de iyi bilirim. Ortak özellikleri üç kuruşluk islam bilgisiyle her birinin kendini ''fasulye gibi nimetten'' saymaları.. Oysa gerçekten Mukallid olanı pek az. İslami forumlarda gerçekten mürekkeb yalamış Mukallid 2 arkadaşa rastladım.. Biri alevi, diğer mezhepsiz müslüman. Alevi olan derin Vukfu ile (islam tarihi, vs), Mezhepsiz olan da Kureyş arapçası olan Fusha - Sahih Arapça (Muhammed zamanının arapaçsı--şimdiki değil) bilgisi ile öne çıkıyordu.. Geri kalan yüzlercesi arasında büyükçe bir fark göremedim. Eklektik laf salatasının ötesine geçen bir maharetleri de yoktu pek.. Senin durumun belli, ayrıca belirtmek gereksiz. |
Re: CEMEL OLAYI - İslam Tarihinden Sayfalar
Mutezile asıl senin ne mal olduğun belli.Sana soru sordum cevap alamadım.Laf salatasını asıl sen yapıyorsun.Seni insaflı bir kafir sandım ama alakan yok.
İslami forumda sana 1 sene dayanabildiklerini yazmışsın yazında.Sen ise burdaki müslümanlara birkaç hafta tahammül edebiliyorsun. Yazık sana.Sıkışınca çevir kazı yanmasın!Kendini çok alim bir zat sanıyorsun.Büyükleniyorsun.Burda ateizm iddialarına tatmin edici cevaplar verliyor.Sizler kabul etmeyebilirsiniz.Sizin kabul etmediğini herşey, asılsızdır demek değildir. |
Re: CEMEL OLAYI - İslam Tarihinden Sayfalar
Önce ilim değil, insaf sahibi olmalı; sende bu yok işte.Diğer kanallarda bana sövülürken hakaretler edilirken, lafı değiştiriyor hepiniz aynısınız diyorsunuz.Evet sizlerde hepiniz aynısınz.Turan Dursun'un takipçilerisiniz.Asıl mukallid olan sizsiziniz.
Mukallid taklitçi demektir.Mukallidin diğer bir manasıda, boynuna zincir geçirilmiş demektir.Bunu biliyormusun bay ''alim''!!! Yani boynuna zincir geçirilmişçesine *belli kişileri takip edenlere mukallid denir.İmam Maturidi Mukallidin imanını, taklide dayalı imanını sahih kabul etmez.Bunu biliyormsun bay alim? Eğer mezhepsiz birisi varsa o konuştukların içinde o bir ''mukallid'' değildir.Daha kullandığın kelimelerin manasından beyhabersin.Kalkmışsın ahkam kesiyorsun bana! |
Re: CEMEL OLAYI - İslam Tarihinden Sayfalar
Güncelleme
Mütezileden haberi olan varmı. ? |
Re: CEMEL OLAYI - İslam Tarihinden Sayfalar
Ben dedim bu kadar kurcalama diye.
Çarpılmış olmasın garibim :wink: |
Güncelleme..
|
Gerçi site meclisi başkanına-üyesine bu soru sorulur mu sorulmaz mı ?
soruluyor olsa da cevap verir mi vermez mi ? ama yine de sormuş olayım. Bu güncelleme niyeki ne ? :D |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:02 . |