Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Ya varsa sorusu? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=12052)

saroz 22-08-2009 18:05

Ya varsa sorusu?
 
Sık karşılaştığım bu soruyu tartışmak istiyorum.

Yaradılışçılar derler ki, ben din adına gerekenleri yapıyorum. yoksa da birşey kaybetmem.

Ama siz ateistler, inanmadan yaşıyorsunuz. ya varsa ne yaparsınız?

ben yanıtımı kısaca yazayım;

Öncelikle tanrının varlığına dair tek bir bilimsel kanıt bile yok. Yani bilimsel olarak tanrı yok.

Mistik bir dünyaya açılıp hayal gücümü çalıştırıyorum ve tanrının olduğunu varsayıyorum. Yaşadığım dünya sonlanmış, ben de kestirmeden sorguya alınmışım. sanırım sorguyu tanrı yapıyor.

Ne diyecek bana?

Tanrı; -Neden inanmadın?

Saroz; -Varlığına dair tek kanıt yoktu.

Tanrı; -Kitaplar yolladım okumadınmı?

Saroz; -Yaw, 1 tane değil ki, hem de , hepsi başka şey söylüyor. üstelik hepsinden ,onlarca, farklı baskı dolaşıyor dünyada. Üstelik senin yazdığını kanıtlayacak bir veri de yoktu.

Tanrı; -Evren ne kadar muntazam. sineğin gözü nekadar mükemmel, gökyüzü yukarıda nasıl duruyor hiç düşünmedinmi?

Saroz; -Ama evren muntazam değilki, habire çatlayıp patlıyor. hergün süpernovalarla yıldızlar patlıyor, karadelikler her bişeyi yutuyor.
Sineğin gözü de evrimle bu hale geldi. gökyüzünü de senin tutmadığını öğrendik:)

Tanrı; -Ben dünyayı senin için yarattım. bolca da yiyecek verdim.

Saroz; - Ama dünya ben olmazsam daha dengeli kalabiliyor. Ben yaşanmaz hale getirdim. Yani dünya bana değil ben dünyaya muhtacım. bu çelişki değilmi?
Yiyecekler bol ama neden 4 saniyede bir insanın açlıktan ölmesine izin veriyorsun?

Tanrı; -Bak kızmaya başladım, benimi beğenmiyorsun? Bak atarım seni cehenneme!!!

Saroz; - Evet, beğenmiyorum. Sen nasıl tanrısın? İnsanları yaratıp dünyaya atıyorsun, sonra da ortadan kayboluyorsun, hadi beni bulun, bana inanın diyorsun. Çocukmusun yaw:)
Bulamayanları cehenneme atacam diyorsun. Sonra bir sürü peygamber yolluyorsun. bu tutmadı aha bunu yolladım diyorsun. Bir sürü kitap yolluyorsun, bu kitap olmadı aha bunu yazdım diyorsun.
Sonuç, eline kitabı kapan diğerlerini kesmeye başlıyor. hala senin adına savaşlarla dolu dünya.

Yahu bir binada sorun olursa kim sorumlu olur bundan. Mimar, mühendis usta filan, yani binayı yapanlar değilmi? içinde yaşayanları suçlayabilirmisin bina yan yattı diye?

Sende dünyayı berbat ettin. bizi yaratıp sınayacaksın sonra da cennete cehenneme atacaksın diye biz çok acı çektik.

Daha diyeceklerim çok ama Turan Dursun sitesi okuyucuları sıkılır diye burada kesiyorum.

Şimdi, ya yanlışlarını düzelt. dünyayı insanca yaşanabilir hale getir ki herkez aynı şartlarda sınavına girsin. Ya da at beni cehennemine, cennetin senin olsun....

Portakaloglu 22-08-2009 18:55

Güzel bir yazı zevkle okudum devamı varsa paylaşsana.Ama şunu belirteyim bu Tanrı İslamın Tanrısı olsa gerek her millete peygamber yolladım diyen o.:)

Tevrat tek kendini doğrular İncil'de kendisiyle Tevrat'ı.Ama İslam yeryüzüne kitaplar gönderdim değiştirildi diyen bildiğim kadarıyla tek Tanrı.:)Aynı oyun oynar gibi.:)

saroz 22-08-2009 19:17

Alıntı:

Portakaloglu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219011)
Güzel bir yazı zevkle okudum devamı varsa paylaşsana.Ama şunu belirteyim bu Tanrı İslamın Tanrısı olsa gerek her millete peygamber yolladım diyen o.:)

Tevrat tek kendini doğrular İncil'de kendisiyle Tevrat'ı.Ama İslam yeryüzüne kitaplar gönderdim değiştirildi diyen bildiğim kadarıyla tek Tanrı.:)Aynı oyun oynar gibi.:)


Sayın portakaloğlu, üzerinde fazla çalışmadan yazdım. ama, sürecimi ifade eden ayrıntıları güzel yakalamışsın:)
Sanırım, islam tanrısı ile geçen diyalog. başka tanrı, hiç olmadıki hayatımda:))

ugurce82 22-08-2009 19:37

Tebrikler saroz. mükemmel bir yazı. Beynine sağlık. Okurken hiç sıkılmadım. devamını da beklerim.

saroz 22-08-2009 20:10

Teşekkür ederim uğurce, beğendiğine sevindim:)

VraeL 22-08-2009 21:03

Alıntı:

"Saroz; - Evet, beğenmiyorum. Sen nasıl tanrısın? İnsanları yaratıp dünyaya atıyorsun, sonra da ortadan kayboluyorsun, hadi beni bulun, bana inanın diyorsun. Çocukmusun yaw"
Tanrı gerçekten olsa bu cevaba ne yanıt verirdi acaba (.

VraeL 22-08-2009 21:04

Bu arada yazı çok güzel saroz, ellerine sağlık.

Averroes 22-08-2009 21:23

Ben de beğendim yazıyı...

Ama şu cümlen: "Öncelikle tanrının varlığına dair tek bir bilimsel kanıt bile yok. Yani bilimsel olarak tanrı yok."

Anahtar kelime "bilim". Bu bilimi ne olarak görüp ondan ne anladığımıza bağlı.

Sevgili saroz, "Tanrı'yı arayan bilim ekibi" olmadığı için, bundan da vahimi "Bilim Tanrı'yı aramaz" dendiği için, doğal olarak hiçbir bilim adamı çıkıp "Ben Tanrı'yı şu bilimsel metodlarla buldum" diyemez. Tanrı laboratuarda değil beyin ve kalpte bulunur. Beyin ve kalbinde kendine has bir bilimi vardır. Pozitivist bilimler gibi taraflı da değildir. Mesela pozitivist bir bilimci önce evrimci, materyalist, natüralist sonra bilim adamıdır. Bendeniz de bilim adamıyım. Ama benim bilim anlayışım evrenin tamamını kapsar ve önkabüllerle hareket etmez. Bilim önkabüllerle hareket ettimi ondan sonuç beklememek gerekir. Elinde sihirli değnek yoktur, ve görevi süreci açıklamaktır. Mesela bir tabancayı ele alalım. Bir tabancayla nasıl ateş edebildiğimiz bilimin konusudur. Der ki ve demelidir ki: Silahlar genellikle balistik güçle yani bir patlamada açığa çıkan enerji ile çalışırlar. Namlu ile bütünleşik mermi yatağına oturan merminin patlaması mermi çekirdeğini namlu çıkış istikametine doğru iterken, kovanı geriye doğru iter bu itme kuvveti ile üst kapak takımı ve bütünleşik mekanizma hareketlenir şarjör yayının dışarı doğru itme kuvveti çekme tırnağının beraberinde getirmekte oldugu kovana dışarı doğru bir baskı uygular ve bu baskı sonucunda kovan atma deliğinde boş kovan dışarı atılır vs. Bilimin yapması gereken bunu söylemektir. Ama o ne yapıyor kalkıyor olsa olsa Ahmet ateş etmiştir, kesinlikle Mehmet ateş etmemiştir diyor. Yani üstüne vazife olmayan bir alana giriyor.

http://www.turandursun.com/forumlar/...ote=1&p=219056

Mesela şu linkteki demir tunç isimli arkadaşın sorduğu soruları 119. mesajdan ititbaren bir incele istersen. Bilimin sanıldığının aksine her derde deva sihirli bir formülünün olmadığını sen de göreceksin. Mesela bir kaç tanesi,

1- Gözümüzün üstünde neden kaşımız vardır? Bu ne için gereklidir? Bilim buna ne der?
2- Kadınlarda (istisnalar hariç) neden sakal bıyık çıkmaz? Bunun neresi hayatidir? Doğal seleksiyon bunun neresindedir?
3-Neden iki gözümüz vardır? Oysaki bir tanesi yeterdi, hiç olmasydı da yaşayabilirdik.
4-Hayati bir unsur değilken neden konuşabiliyoruz?
5-Arılar dünyanın her tarafında nasıl oluyorda mükemmel altıgenler yapabiliyorlar? Neden bir kısmı daire ya da beşgen yapmıyor. Peteğin farklı yerlerinden başlamalarına rağmen neden hiçbir düzensilik yok. (Bir sıvıyı kayıpsız ihtiva etmenin en uygun yolu altıgenlerdir.)

Şimdi bu sorulara bilim ne desin? Hatamız kendimizi küçümsememizde! Sanıyoruzki elimizde deney tüpü olmayınca, beyaz önlük giymeyince, bir kaç Latince sözcükle konuşmamızı süslemedikçe hiçbir şey söylemeye hak sahibi değiliz. Kimse bilimi tekeli altına alamaz ve ideolojisi için bodyguard köpeği gibi kullanamaz. Hele başkasını örümcek kafalı, hangi devirde yaşıyorsun sen gibi şeylerle suçlayamaz. Önümüzde engin bir kainat var, ve düşünmek için materyalistlerden, evrimcilerden, ateistlerden gelecek direktiflere ihtiyacımız yok.

Sineği yapan her kim ise, Güneşi yapan da O olmalıdır.


Selamlar

VraeL 22-08-2009 22:24

Sevgili Schopenhauer;

Yorumundaki sorulardan 1 tanesi dikkatimi çekti. Bilimsel bir programda sorunla ilgili bir araştırma yapılmıştı, tesadüfen izlemiştim, cevabını yazayım.

Alıntı:

"1- Gözümüzün üstünde neden kaşımız vardır? Bu ne için gereklidir? Bilim buna ne der?"
Yapılan araştırmalara göre alındaki terlerin göze akmaması için. Bir nevi çatı görevi görüyor.

Averroes 22-08-2009 22:33

Sevgili Vrael,

Kaşın teri tutuması, kirpiğin tozun göze girmesini engellemesi, burnun içindeki kılların zararlı maddelerin genze gitmesini engellemesi vs. bütün bunlar evrimle değil Yaratılışçılık teorisiyle açıklanabilir şeylerdir. Gözüne ter kaçtı diye ölen yoktur. Dolayısıyla tür devamlılığını sağlamlaştırıcı bir savunma mekanizması değildir. Estetiksel olarak da fonksiyonu bakımından da Yaratılışı işaret eder.



Selamlar

Mutezile 22-08-2009 22:43

Alıntı:

Tevrat tek kendini doğrular İncil'de kendisiyle Tevrat'ı.
Benzer bir diskur H. Hatemi tarafından şöyle dile getirilmişti:

''Kuran Tevratın düzelticisidir''. Turan Dursun bunu ayetle çürüterek doğrusunu yazmış idi:
'Kuran, Tevratın musaddıkı-doğrulayıcısıdır.''

Hateminin bu tashihe bir cevap verebildiğini görmedim.

Saroz; biliyorsun Allaha gelene dek kabirde Nekir ile Münker tarafından sorguya çekilecekmişiz. Önce bu ikisini bir atlatmak gerekiyor:) Defter-i kebir gündeme gelecekmiş orada falan filan..

Duruma göre hiç huzura kabul de edilmeyebiliriz yani.

saroz 22-08-2009 23:34

Alıntı:

Mutezile´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219110)
Benzer bir diskur H. Hatemi tarafından şöyle dile getirilmişti:

''Kuran Tevratın düzelticisidir''. Turan Dursun bunu ayetle çürüterek doğrusunu yazmış idi:
'Kuran, Tevratın musaddıkı-doğrulayıcısıdır.''

Hateminin bu tashihe bir cevap verebildiğini görmedim.

Saroz; biliyorsun Allaha gelene dek kabirde Nekir ile Münker tarafından sorguya çekilecekmişiz. Önce bu ikisini bir atlatmak gerekiyor:) Defter-i kebir gündeme gelecekmiş orada falan filan..

Duruma göre hiç huzura kabul de edilmeyebiliriz yani.


Can dost, kabul edildiğimi varsaydığım bir olasılıkta bile tanrıyı eleştirip meydan okuyorum. çünkü tanrıyı ben yarattım, Huzuruna kabul etmese kaç yazar. benden büyük değil ya:)))

Portakaloglu 22-08-2009 23:41

Alıntı:

Mutezile´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219110)
Benzer bir diskur H. Hatemi tarafından şöyle dile getirilmişti:

''Kuran Tevratın düzelticisidir''. Turan Dursun bunu ayetle çürüterek doğrusunu yazmış idi:
'Kuran, Tevratın musaddıkı-doğrulayıcısıdır.''

Hateminin bu tashihe bir cevap verebildiğini görmedim.

Saroz; biliyorsun Allaha gelene dek kabirde Nekir ile Münker tarafından sorguya çekilecekmişiz. Önce bu ikisini bir atlatmak gerekiyor:) Defter-i kebir gündeme gelecekmiş orada falan filan..

Duruma göre hiç huzura kabul de edilmeyebiliriz yani.

Bilemem kuranı doğrudur.

saroz 22-08-2009 23:44

Alıntı:

Portakaloglu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219145)
Bilemem kuranı doğrudur.

Can dost, kabul edildiğimi varsaydığım bir olasılıkta bile tanrıyı eleştirip meydan okuyorum. çünkü tanrıyı ben yarattım, Huzuruna kabul etmese kaç yazar. benden büyük değil ya:)))

Portakaloglu 22-08-2009 23:48

Madem meydan okuyorsun.Oku meydan senin.:)

niveru 22-08-2009 23:57

bence biraz her olasiliga hazir olmakda fayda var , bakarsin allahin degil ama , zeusun karsisinda bulabiliriz kendimizi , belli mi olur ,

yaslandigimda namaza baslamayi , pazarlari kiliseye gitmeyi cumartesi gunleri ise yan gelip yatmayi dusunuyorum , yumurtalari degisik sepetlere koymak gerekir :)

saroz 23-08-2009 00:29

Alıntı:

Portakaloglu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219153)
Madem meydan okuyorsun.Oku meydan senin.:)


Evet benim. bu yürek benimm:))

high_iq 23-08-2009 01:56

Alıntı:

schopenhauer´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219104)
Sevgili Vrael,

Kaşın teri tutuması, kirpiğin tozun göze girmesini engellemesi, burnun içindeki kılların zararlı maddelerin genze gitmesini engellemesi vs. bütün bunlar evrimle değil Yaratılışçılık teorisiyle açıklanabilir şeylerdir. Gözüne ter kaçtı diye ölen yoktur. Dolayısıyla tür devamlılığını sağlamlaştırıcı bir savunma mekanizması değildir. Estetiksel olarak da fonksiyonu bakımından da Yaratılışı işaret eder.



Selamlar

Sayın Schopenhauer,

Kaş ve kirpik konusunda bilgi sahibi değilim ama bu açıdan baktığınızda gök gürlemesi ve şimşek gibi olguları geçmişte açıklayamayıp bunu Zeus'un öfkesi sanan toplumlardan ve inançlardan farkınız nedir?

Demek istediğim, her henüz açıklanmamış olgu tanrı kanıtı mıdır?

Tarih bunun yanlış olduğunu kanıtlamamış mıdır?

Not: Sayın Saroz, ben de yazınızı okumaktan haz duydum.

saroz 23-08-2009 02:02

Alıntı:

high_iq´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219244)
Sayın Schopenhauer,

Kaş ve kirpik konusunda bilgi sahibi değilim ama bu açıdan baktığınızda gök gürlemesi ve şimşek gibi olguları geçmişte açıklayamayıp bunu Zeus'un öfkesi sanan toplumlardan ve inançlardan farkınız nedir?

Demek istediğim, her henüz açıklanmamış olgu tanrı kanıtı mıdır?

Tarih bunun yanlış olduğunu kanıtlamamış mıdır?

Not: Sayın Saroz, ben de yazınızı okumaktan haz duydum.


Mutlu oldum high_iq motive ettiniz ,beni teşekkürlerimi borç bilirim:))

barudi 23-08-2009 02:04

soruyu söyle soralim o zaman, bilim Allah'in var oldugunu bir kac asir sonra ispatlarsa ne olacak?

evrensel-insan 23-08-2009 02:08

Saygideger barudi;

Bu soruya cevap verebilmek icin; bilimin Allah'i aradigini soylemek lazim. Zannedersem; bilim sadece elinde olanlari gozlemler, deneyler ve teoriler. Herhangibir seyi "aramaz" Yani; elindekini, verilerine gore isler.

Saygilarimla;
evrensel-insan

saroz 23-08-2009 02:08

Alıntı:

niveru´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219158)
bence biraz her olasiliga hazir olmakda fayda var , bakarsin allahin degil ama , zeusun karsisinda bulabiliriz kendimizi , belli mi olur ,

yaslandigimda namaza baslamayi , pazarlari kiliseye gitmeyi cumartesi gunleri ise yan gelip yatmayi dusunuyorum , yumurtalari degisik sepetlere koymak gerekir :)


Değerli niveru, mesajınızı anlamakla birlikte, içindeki pragmatizmi yanlış anlama ihtimali yüksek, okuyucular için uyarıda bulunmak zorundayım. Biz ateistler asla faydacılığa düşmeyiz. tanrı yoktur bunu kesin biliriz. ancak merakınızı gidermek amacı ile şunu da belirtiriz ki tanrı varolsa bile böyle adalatsiz berbat bir dünyaya neden olduğu için ona saygı duymayız. bırakın kulluğu sonuna kadar tanrı ile savaşırız.

Yüreği olan bizi anlar...

saroz 23-08-2009 02:14

Alıntı:

barudi´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219250)
soruyu söyle soralim o zaman, bilim Allah'in var oldugunu bir kac asir sonra ispatlarsa ne olacak?


Yahu sizin gözüne baka baka yanlışa düşeceğinizi bildiğim için açtım bu konuyu ve dakika bir gol bir barudi düştü.

Yanıtı baştan verdim. bırak birkaç yüzyıl sonrayı. ben karşıma çıkan tanrı ile bugün hesaplaşıyorum. anlayamıyormusun. yinemi okumuyorsun hay bin kunduz:))) bak aşağya tekrar yazıyorum umarım okursun...


'''Saroz; - Evet, beğenmiyorum. Sen nasıl tanrısın? İnsanları yaratıp dünyaya atıyorsun, sonra da ortadan kayboluyorsun, hadi beni bulun, bana inanın diyorsun. Çocukmusun yaw:)
Bulamayanları cehenneme atacam diyorsun. Sonra bir sürü peygamber yolluyorsun. bu tutmadı aha bunu yolladım diyorsun. Bir sürü kitap yolluyorsun, bu kitap olmadı aha bunu yazdım diyorsun.
Sonuç, eline kitabı kapan diğerlerini kesmeye başlıyor. hala senin adına savaşlarla dolu dünya.

Yahu bir binada sorun olursa kim sorumlu olur bundan. Mimar, mühendis usta filan, yani binayı yapanlar değilmi? içinde yaşayanları suçlayabilirmisin bina yan yattı diye?

Sende dünyayı berbat ettin. bizi yaratıp sınayacaksın sonra da cennete cehenneme atacaksın diye biz çok acı çektik.

Daha diyeceklerim çok ama Turan Dursun sitesi okuyucuları sıkılır diye burada kesiyorum.

Şimdi, ya yanlışlarını düzelt. dünyayı insanca yaşanabilir hale getir ki herkez aynı şartlarda sınavına girsin. Ya da at beni cehennemine, cennetin senin olsun.... '''
__________________

arsemeia 23-08-2009 02:32

Bildiğim kadarıyla ya varsa sorusunu ortaya ilk atan İmam Gazali'dir, bazı ilahiyatçılar böyle söyler.

Birde Ünlü matematikçi Blaise Pascal vardır, olasılık hesapları ile inananların daha karlı olduklarını söyleyen.

Tabi bu ahlaki değildir.

evrensel-insan 23-08-2009 02:38

Saygideger arsemeia;

Birde, N.Hoca'nin gole yogurt calip "ya tutarsa!" si var.

Saygilarimla;
evrensel-insan

saroz 23-08-2009 02:39

Alıntı:

arsemeia´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219269)
Bildiğim kadarıyla ya varsa sorusunu ortaya ilk atan İmam Gazali'dir, bazı ilahiyatçılar böyle söyler.

Birde Ünlü matematikçi Blaise Pascal vardır, olasılık hesapları ile inananların daha karlı olduklarını söyleyen.

Tabi bu ahlaki değildir.


Kesinlikle ahlaki değildir. Amerika güçlüdür o zaman teslimmi olalım. yalakalıkmı yapalım?

İnsana yakışan doğrudan yana olmak ve ne pahasına olursa olsun bunu savunmak. bu uğurda bedeller ödenerek savunulduğu için bu kadar geliştik. yoksa hala yıldırıma , gökgürültüsüne tanrı diyen ilkel hayvanlardık...

Averroes 23-08-2009 02:49

High IQ:

Sayın Schopenhauer,

Kaş ve kirpik konusunda bilgi sahibi değilim ama bu açıdan baktığınızda gök gürlemesi ve şimşek gibi olguları geçmişte açıklayamayıp bunu Zeus'un öfkesi sanan toplumlardan ve inançlardan farkınız nedir?

Demek istediğim, her henüz açıklanmamış olgu tanrı kanıtı mıdır?

Tarih bunun yanlış olduğunu kanıtlamamış mıdır?

Not: Sayın Saroz, ben de yazınızı okumaktan haz duydum.

Sch: Sayın High IQ,

Çok güzel bir soru sormuşsunuz. "her henüz açıklanmamış olgu tanrı kanıtı mıdır?"

Şimdi bu güzel soruya güzel bir cevap verme stresi içine girdim.

Şuradan başlıyayım. Bir açıklan(a)mayan olgu alalım elimize. Mesela arıların bir sıvıyı muhteva etmesi için en uygun geometrik şekil olan altıgenleri yüzlerce arının petek üzerinde farklı yerlerden başlamalarına rağmen dünyanın her tarafında hiç şaşmayacak ve yanlış yapmayacak şekilde nasıl yapabildikleri sorusuyla başlayalım.

Farz edin ben bir hayvanbilimciyim. Bir bilim adamıyım. Tanrı'yla manrıyla işim olmaz benim. Elde ne var pekiyi?

1- Aklı olmayan bilinçsiz hayvanlar,
2- Bu arıların yaptıkları kusursuz altıgenler,
3- Farklı yerlerden başlamaları ama buluştukları orta yerdeki kusursuzluk,
4- Ve yukarıdaki 3 maddenin de tüm dünya da genel geçer olması.

Bu dört madde bu konudaki cehaletime rağmen bildiğim hiçkimsenin yadsıyamayacağı şeyler. Daha bal yapımı için gerekli polenleri almadaki ince ayarlamaları, kilometrelerce yol gitmelerine rağmen yollarını kaybetmeden kovanlarına geri dönebilmeleri, kendileri yemeyecekleri halde tıbbın birçok rahatsızlığa karşı mutlaka yeyin diye tavsiye ettiği bir gıdayı nasıl bilebildikleri vs. vs. bunları hesaba katmıyorum bile.

Şimdi ben ne diyeceğim tüm bunlara? Hayvanbilimci ne ad verecek buna? Ben cahil schopenhauer olarak bilim adamımıza soruyorum: Bu altıgenleri nasıl yapabiliyor bu hayvanlar? Oysaki biliyoruz ki onlar akıldan, bilinçten, iradeden yoksunlar. 1000 yıl da geçse bu soru cevaplanacak gibi görünüyor mu?

İllaki "Allah" dememiz mi gerekiyor? Zeus'dan ne farkı var? Bir ada ihtiyacımız mı var tefekkür yaparken? "Bir şey" deyin, "Bir varlık" deyin, "Gizemli bir Güç" deyin, "Doğal olmayan bir durum" deyin, "Allah" sözcüğüne niye takılıp kalıyoruz? İsimler ve hazırcı tanımlar düşüncemizi baltalayan şeylerdir. Çıplak olarak düşünürüm ben. Bir bebek merakıyla... Hani bebekler her şeye ellerini atarlar ya. Hiçbir ayrıntıyı atlamazlar ya! Bilmeye açım ben. Düşünce yolculuğuna çıkarken dinimi de evrimi de bir kenara bıraktım. Kıl adamımdır, kolay kolay teslim olmam.

Yaptığım bu yolculuktan yorgun ama mutlu döndüm. ÇÜnkü perdeli herşeyin ardında "Bir Şey" vardı. Allah olduğunu çok sonraları anladım. Hiçbir Latince tabirin ya da ayetin düşünceme tecavüz etmesine izin vermedim. Allah'ı bulmanın bir bedeli vardır: Önyargısız olmak ve bu önyargısızlıkla düşünmek. Öyle yaptım. Ama sevgili dostum size şunu söyleyeyim: Niye bunu yapıyor bilmiyorum ama Allah kendisinin aranmasına bayılıyor. Siz onu aramaya başladığınız an size cevap veriyor. Latince değil ama Allahça karşılıklar veriyor. Kalbinizi ferahlatıyor, sizi duygusal bir yapıp sık sık ağlatıyor, rüyalarınızda sizi tebessüm ettiriyor. O'nu size elbette gösteremem, bu sanki ateistlerin haklı olduğu yönünde bir intiba uyandırıyor. Ama "oyun" da bu işte: Beni bulun diyor. Ama sevgili arkadaşım "bulunmamaya" da hiçbir şeye kızmadığı kadar çok kızıyor!



Selamlar

saroz 23-08-2009 03:13

Alıntı:

schopenhauer´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219277)
High IQ:

Sayın Schopenhauer,

Kaş ve kirpik konusunda bilgi sahibi değilim ama bu açıdan baktığınızda gök gürlemesi ve şimşek gibi olguları geçmişte açıklayamayıp bunu Zeus'un öfkesi sanan toplumlardan ve inançlardan farkınız nedir?

Demek istediğim, her henüz açıklanmamış olgu tanrı kanıtı mıdır?

Tarih bunun yanlış olduğunu kanıtlamamış mıdır?

Not: Sayın Saroz, ben de yazınızı okumaktan haz duydum.

Sch: Sayın High IQ,

Çok güzel bir soru sormuşsunuz. "her henüz açıklanmamış olgu tanrı kanıtı mıdır?"

Şimdi bu güzel soruya güzel bir cevap verme stresi içine girdim.

Şuradan başlıyayım. Bir açıklan(a)mayan olgu alalım elimize. Mesela arıların bir sıvıyı muhteva etmesi için en uygun geometrik şekil olan altıgenleri yüzlerce arının petek üzerinde farklı yerlerden başlamalarına rağmen dünyanın her tarafında hiç şaşmayacak ve yanlış yapmayacak şekilde nasıl yapabildikleri sorusuyla başlayalım.

Farz edin ben bir hayvanbilimciyim. Bir bilim adamıyım. Tanrı'yla manrıyla işim olmaz benim. Elde ne var pekiyi?

1- Aklı olmayan bilinçsiz hayvanlar,
2- Bu arıların yaptıkları kusursuz altıgenler,
3- Farklı yerlerden başlamaları ama buluştukları orta yerdeki kusursuzluk,
4- Ve yukarıdaki 3 maddenin de tüm dünya da genel geçer olması.

Bu dört madde bu konudaki cehaletime rağmen bildiğim hiçkimsenin yadsıyamayacağı şeyler. Daha bal yapımı için gerekli polenleri almadaki ince ayarlamaları, kilometrelerce yol gitmelerine rağmen yollarını kaybetmeden kovanlarına geri dönebilmeleri, kendileri yemeyecekleri halde tıbbın birçok rahatsızlığa karşı mutlaka yeyin diye tavsiye ettiği bir gıdayı nasıl bilebildikleri vs. vs. bunları hesaba katmıyorum bile.

Şimdi ben ne diyeceğim tüm bunlara? Hayvanbilimci ne ad verecek buna? Ben cahil schopenhauer olarak bilim adamımıza soruyorum: Bu altıgenleri nasıl yapabiliyor bu hayvanlar? Oysaki biliyoruz ki onlar akıldan, bilinçten, iradeden yoksunlar. 1000 yıl da geçse bu soru cevaplanacak gibi görünüyor mu?

İllaki "Allah" dememiz mi gerekiyor? Zeus'dan ne farkı var? Bir ada ihtiyacımız mı var tefekkür yaparken? "Bir şey" deyin, "Bir varlık" deyin, "Gizemli bir Güç" deyin, "Doğal olmayan bir durum" deyin, "Allah" sözcüğüne niye takılıp kalıyoruz? İsimler ve hazırcı tanımlar düşüncemizi baltalayan şeylerdir. Çıplak olarak düşünürüm ben. Bir bebek merakıyla... Hani bebekler her şeye ellerini atarlar ya. Hiçbir ayrıntıyı atlamazlar ya! Bilmeye açım ben. Düşünce yolculuğuna çıkarken dinimi de evrimi de bir kenara bıraktım. Kıl adamımdır, kolay kolay teslim olmam.

Yaptığım bu yolculuktan yorgun ama mutlu döndüm. ÇÜnkü perdeli herşeyin ardında "Bir Şey" vardı. Allah olduğunu çok sonraları anladım. Hiçbir Latince tabirin ya da ayetin düşünceme tecavüz etmesine izin vermedim. Allah'ı bulmanın bir bedeli vardır: Önyargısız olmak ve bu önyargısızlıkla düşünmek. Öyle yaptım. Ama sevgili dostum size şunu söyleyeyim: Niye bunu yapıyor bilmiyorum ama Allah kendisinin aranmasına bayılıyor. Siz onu aramaya başladığınız an size cevap veriyor. Latince değil ama Allahça karşılıklar veriyor. Kalbinizi ferahlatıyor, sizi duygusal bir yapıp sık sık ağlatıyor, rüyalarınızda sizi tebessüm ettiriyor. O'nu size elbette gösteremem, bu sanki ateistlerin haklı olduğu yönünde bir intiba uyandırıyor. Ama "oyun" da bu işte: Beni bulun diyor. Ama sevgili arkadaşım "bulunmamaya" da hiçbir şeye kızmadığı kadar çok kızıyor!



Selamlar


Sayın, sch; Rahat olun, arıların evriminde allahı aramanıza gerek yok. müsterih olunuz. arılar da tüm diğer canlılar gibi türlerinin devamı için gereken koşulları yerine getirdikleri, hatta geliştirdikleri için varlar. soyları bu nedenle tükenmemiş. bunda hayret edecek, tanrının doğaüstü gücünü bulacak sebep yok. Arılar yüzbinlerce yıllık evrim sonucu hayatta kalma yeteneklerini geliştirdiler. bu nedenle sen görüyorsun. Göremediklerini algılayamadığın için tanrının ispatında kullanamaıyorsun. çünkü göremediklerinin türleri tükendi.

Sen 2009 dan bakıp ,arıların dün çamur olup, bugün altıgen yuvalar yaparak, içine bal dolduran sihirbazlar zannediyorsun:))

Ve hayret ediyorsun bak bu akılsız böcek neler yapıyor?? bunu düşünerek yapamaz.

sen zannediyorsun ki bir saniye önce doğan arı, düşünüyor, diyorki, balmumundan altıgen yuva yapayım içine bal doldurayım:)))

sen nerede yaşıyorsun dostum? Alis harikalar diyarındamı??

şşşşt uyan burası dünya. şıp diye hiçbirşey ayağına gelmiyor. bunu kimse de vermiyor. İnanma tanrı sfsatalarına yoksa aç kalırsın. çook beklersin hazır yemeği.

Milyonlarca yıl süren mücadele sonucu elde edilen kazanımları, allah yarattı demek, bilimden bihaber cahilliğin kanıtıdır.

bir de bu zevatlar cambriyon dönemden filan bahsedip ahkam keserler.

ne diyeyim ki daha. ucube ilkellikler işte...

paslıçivi 23-08-2009 09:23

Alıntı:

İllaki "Allah" dememiz mi gerekiyor? Zeus'dan ne farkı var? Bir ada ihtiyacımız mı var tefekkür yaparken? "Bir şey" deyin, "Bir varlık" deyin, "Gizemli bir Güç" deyin, "Doğal olmayan bir durum" deyin, "Allah" sözcüğüne niye takılıp kalıyoruz? İsimler ve hazırcı tanımlar düşüncemizi baltalayan şeylerdir. Çıplak olarak düşünürüm ben. Bir bebek merakıyla... Hani bebekler her şeye ellerini atarlar ya. Hiçbir ayrıntıyı atlamazlar ya! Bilmeye açım ben. Düşünce yolculuğuna çıkarken dinimi de evrimi de bir kenara bıraktım. Kıl adamımdır, kolay kolay teslim olmam.
deistsin o zaman sen.. niye baştan söylemedin.. gel seni dinlerden özgürlük üyesi yapalım.. senin gibi çok deist üyemiz var.. hepsi senin zannettiğin gibi ateist değil..:smokin:

malul 23-08-2009 10:52

Benim Tanrım adına en az senin kadar benim de konuşmaya hakkım var değil mi sayın saroz?

Tanrı; -Neden inanmadın?

Saroz; -Varlığına dair tek kanıt yoktu.

Tanrı; -Al işte sana kanıt!..
Eminim ki orada da bu şekilde "yaw hepsi başka başka olmuyo ama böyle kaç kitap gönderdin" "banane yakaman işte yakaman" tarzı cümleler kuruyor olursun

Saroz; -Yaw, 1 tane değil ki, hem de , hepsi başka şey söylüyor. üstelik hepsinden ,onlarca, farklı baskı dolaşıyor dünyada. Üstelik senin yazdığını kanıtlayacak bir veri de yoktu.

Tanrı; -Saydığın onca şey vardı da senin de bir kısmını tanıdığın milyarlarca inanan senden çok daha mı akıllıydı? Yoksa akıl konusunda sana adil mi davranmamışım?

Saroz; -Ama evren muntazam değilki, habire çatlayıp patlıyor. hergün süpernovalarla yıldızlar patlıyor, karadelikler her bişeyi yutuyor.
Sineğin gözü de evrimle bu hale geldi. gökyüzünü de senin tutmadığını öğrendik:)

Muntazam değil mi? O saydığın karadeliklere, süpernovalara rağmen hayat devam edebiliyor mu? Hatta o forum üyelerine korkunç gibi gösterdiğin süpernova resimlerine bakıp "aaa ne kadar güzel bir olay yaa gerçekten" demiyor muydun? Gökyüzünü benim tutmadığımı öğrendiğini sandığın için bu haldesin zaten.

Tanrı; -Ben dünyayı senin için yarattım. bolca da yiyecek verdim.

Saroz; - Ama dünya ben olmazsam daha dengeli kalabiliyor. Ben yaşanmaz hale getirdim. Yani dünya bana değil ben dünyaya muhtacım. bu çelişki değilmi?
Yiyecekler bol ama neden 4 saniyede bir insanın açlıktan ölmesine izin veriyorsun?

Tanrı; -Bak kızmaya başladım. Hadi benim varlığımı görecek bana inanacak kadar aklın yoktu. Peki kendi yazdığın soruya cevap verecek kadar da mı yok ey kulum? Ben "dünyayı senin için yarattım" diyorum. Çelişki senin sözlerinde. Senin için yaratılmış birşey neden sana muhtaç olsun ki? Ayrıca senin için yaratılmış dünyanın nimetlerini hoyratça kullanman ve eşit paylaşmayacakkadar acımasız olmanın bedelini de bana mı ödeteceksin? İnanmadığın, beğenmediğin Tanrına.


Saroz; - Evet, beğenmiyorum. Sen nasıl tanrısın? İnsanları yaratıp dünyaya atıyorsun, sonra da ortadan kayboluyorsun, hadi beni bulun, bana inanın diyorsun. Çocukmusun yaw:)
Bulamayanları cehenneme atacam diyorsun. Sonra bir sürü peygamber yolluyorsun. bu tutmadı aha bunu yolladım diyorsun. Bir sürü kitap yolluyorsun, bu kitap olmadı aha bunu yazdım diyorsun.
Sonuç, eline kitabı kapan diğerlerini kesmeye başlıyor. hala senin adına savaşlarla dolu dünya.

Yahu bir binada sorun olursa kim sorumlu olur bundan. Mimar, mühendis usta filan, yani binayı yapanlar değilmi? içinde yaşayanları suçlayabilirmisin bina yan yattı diye?

Sende dünyayı berbat ettin. bizi yaratıp sınayacaksın sonra da cennete cehenneme atacaksın diye biz çok acı çektik.

Daha diyeceklerim çok ama Turan Dursun sitesi okuyucuları sıkılır diye burada kesiyorum.

Şimdi, ya yanlışlarını düzelt. dünyayı insanca yaşanabilir hale getir ki herkez aynı şartlarda sınavına girsin. Ya da at beni cehennemine, cennetin senin olsun....

O inanmadığın cehennemi gördüğünde (varsa üzerinden çıkıyoruz ya yola ;)) bunları söyleyebilir misin bilmiyorum? Hatta benim fikrim böyle konuşabilmenin imkanı yok. Çünkü sizin benden daha çok bilip forumda paylaştığınız cehennem tasvirleri pek de bu şekilde konuşturacak tarzda değil.

Ancak alıntılamak ve sormak istediğim iki şey var:
"Yahu bir binada sorun olursa kim sorumlu olur bundan. Mimar, mühendis usta filan, yani binayı yapanlar değilmi? içinde yaşayanları suçlayabilirmisin bina yan yattı diye?"

Sen hiç binayı oluşturan kum tanelerinin "lan oğlum bırakın bu işleri bizi usta falan yapmadı hadi kalkın gidiyoruz" gibi sözler ettiğini duydun mu?
Onu duymadığına eminim de
Kum tanelerinin ya da tuğlaların " ya bak bizim ustanın canı sıkkın, bugün yine yengeyle mi atışmış ne olmuş acaba?" " ya bizim usta bizi seninle yanyana koydu ama ben hiç rahat değilim burada neden böyle yaptı şimdi?" " bak üstüme o iğrenç çamusurumsu maddeyi de döktü. Lan oğlum benim astımım var lan bu öldürecek beni! İmdaaat!.." vb. sözleri söyleme ihtimali var mı?
Hadi varsa bile sence o kum taneleri ustanın (mühendisi bile geçtim bak dikkatini çekerim) amacını, niyetini ne kadar anlarlar?

İkincisi:
"Sende dünyayı berbat ettin. bizi yaratıp sınayacaksın sonra da cennete cehenneme atacaksın diye biz çok acı çektik. "

"Şimdi, ya yanlışlarını düzelt. dünyayı insanca yaşanabilir hale getir ki herkez aynı şartlarda sınavına girsin. Ya da at beni cehennemine, cennetin senin olsun...."

Sanırım evrensel insan haklı. Burada düşünce yapısına uygun olmayan bir Tanrıya içten bir serzeniş görüyorum ben. VE sana acı çektirmiş olduğunu düşündüğün Tanrı'ya... Bunlar benim tahminim tabi ama sanki neden benim istediğim gibi değisin ki? vs. Neden?... Neden?... Neden?... gibi bir iç geçirme bir ümitsizlik içinde bi ümit kırıntısı arayışı gibi geliyor... Yanılıyor muyum sayın saroz? Umarım aradığını bulursun ve o bahsettiğin acıların da can yakıcılığı hafifler. (hem sen hem insanlık adına)

Başka bir başlıkta sevgili ulpian'a hitaben şöyle bir soru sormuştu?
Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 216835)
Saygideger ulpian;

...neden ateisti, tanri var diyenlerle mukayeseli aliyorsun. Ateist kendi basina olamazmi? Yani, kafasinda tanimladigi, tanriyi; arayip bulamadigi icin, yok demis olmuyor mu? Sonucta; eger kafasindaki tanima uygun bir tanri bulsa, var diyecek. Dedigim gibi; butun bunlar, ateisti olumsuz da olsa; tanrisal yani, yaratilissal yanasimdan kurtarmaz. Yani, bu; "bir yaratici var ama; benim istedigim, kabullenebilecegim, bir yaratici yok", ya da "olan yaraticilar, benim tanimladigim, yaratici degil" demektir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Kabullenebileceğin bir yaratıcı bulabilmen dileğiyle...

Saygı ve sevgiler...
Kerem

Portakaloglu 23-08-2009 10:58

Alıntı:

barudi´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219250)
soruyu söyle soralim o zaman, bilim Allah'in var oldugunu bir kac asir sonra ispatlarsa ne olacak?

3.5 3.5 3.5 :D

Şakasına söylüyorum öyle birşey olmaz,olamaz.Nasıl kanıtlanabilir ki yahu?Ben Rabbin bu dünya da izi olmayacağını düşünüyorum.Aramakta saçma o farklı bi yer de farklı bi boyutta çok alakasız buluyorum.Bunun kanıtlanıcak bi tarafı yok.

İvan Karamazov 23-08-2009 11:16

Alıntı:

barudi´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219250)
soruyu söyle soralim o zaman, bilim Allah'in var oldugunu bir kac asir sonra ispatlarsa ne olacak?

allah'ın varlığının ispatı olamaz. allah'ın varlığının ispatı varsa: nerede kalır insanların inanıp, inanmama özgürlüğü; nerede kalır ibadet özgürlüğü; herkes cehennemden korktuğu için, cenneti istediği için ibadet edecekse nerede kalır içten inanç; herkes, onun buyruklarını yerine getirme zorunluluğu olduğunu anladığında, yani, herkes onun kölesi olduktan sonra, nerede kalır insanların kulluğu?

bak hissesini çıkarabilirsen, sana bir kıssa anlatayım. bir gün kendine mümin diyen biriyle, bir veli arasında şöyle bir konuşma geçmiş:
mümin: allah'ın varlığına bin bir kanıt buldum.
veli: demek ki senin, allah'ın varlığından bin bir şüphen var.

şu dininizin ne olduğunu öğrenin de artık, allah'ınızın var olduğunun ispatlarını(!) veya allah'ınızın var olduğunun ispatlarının(!) olduğunu söylemeyin kimseye.

cyrano 23-08-2009 12:03

Tanrı varsa insanoğlunun yarattığı her güzel şey bir yalandır.
Adalet, bilim, edebiyat, sanat, moden hukuk ve evrensel insan
hayvan ve çocuk hakları, çevreye bilinci, işçi hakları ve köleliğe karşı
kazanılan mücadele gibi. Çünkü bunların tamamı tanrı yanılgısını farkındalığı ile yaratılmıştır.
Tanrı yanılgısını farketmek ve öteki dünyayı kaybetmek
bize bu dünyayı kazandırır. Daha güzel bir dünya kurmak için güç verir.


Şeriatla yönetilen ülkelerden hiç bir zaman bir bilim adamı, edebiyatçı,
sanatçı veya sporcu çıkmaması, Sony gibi değerli bir marka yaratıp,
iyi bir TV veya bilgisayar gibi zeka ve emek gerektiren ürünler üretememeleri
de işte bu kahredici ahiret inancının bu dünyayı geçici gösteren ve üretme
ve yaratma eylemlerini baltalayan garip doğasındandır. El ele tutuşan bir çift,
şarkı söyleyen biri, fotoğraf çeken bir doğasever, şarap ve şiirle kafa bulan
bir başkası veya namaz kılmak yerine deney/araştırma yapan bir bilimci gibi.
Bunların şeriatta saygı duyulmayacağı ve kabul görmeyeceği gerçeği,
Tanrı'yı da yaratıcılık ve özgürlük düşmanı, akıl ve mantık yoksunu gaddar
ve intikamcı bir yapıya büründürüp çekilen tüm acı ye yoklukların, savaş ve
sömürülerin bizzat mimarı ve destekçisi konumuna sokmaktadır. Evet.

İkisinden biri yalandır. Ya insanın yarattığı merhamet, paylaşım, sağlık için aşı, ilaç ve herkes için hukuk, sanat bir yalandır.. ya da Tanrı'nın bizzat kendisi.
Eğer var ise, ona ilk soracağım Ruanda'da 94'te yaşanan vahşetin kader(*)
olmasını nasıl içine sindirebildiği. Olanlara karşı sessiz ve duyarsız kayıtsızlığını
nasıl açıklayabileği.. veya 4 yaşında bir çocuğun tecavüze uğrayıp da sonra vahşice öldürülmesinin nasıl bir kader olduğunu açıklamasını istemek olurdu..
Savaş ve acıların, çocuk istismarının, sömürü ve hainliğin olduğu bir dünyayı yaratmakta nasıl bir mantık içinde olduğunu, kendisinden beklenilen kulluk ve ibadetlerin, ve cennet vaatleriyle yapılan bir ibadetin nasıl ahlakla örüşebileceğini sorardım. Cehennem korkusuyla fenalıktan sakınmanın da bir tür yatırım amaçlı spekülasyon ve insan onuru ve vicdanıyla bağdaşmayan birşey olduğunu görmezden gelen inanırların, 50 rekat yerine 5 rekat için yapılan pazarlıkların her şeyi bilen ve gören o yüce yaratıcıya yakıştırılmasından rahatsız olup olmadığını da Tanrıya sormak elbette ki hiç bir zaman mümkün olmayacak.

Çünkü Tanrı'yı yaratan insandır. Ve bazı sahtekarların kendi çıkarları doğrultusunda onu ne kadar ustaca kullandıklarını görmek ibret vericidir. Ganimet için savaşa gönderilen bir insana ölürse şehit olup cennete gideceğini söylemek acaba savaşa katılımı ve ölü sayısını ne kadar artırmıştır tarihte? Din, insana yapılmış cazip bir tekliftir. Teklifi yapan Tanrı'yı ise, yaratan yine insandır. Ve bu sistem, tarih boyunca çok can almış, çok sömürüye sebep olmuş olmasına rağmen tepkisiz ve işbirlikçi halklar yaratmıştır..

Evet tanrı varsa onurum ve şerefimle cehenneme merhaba diyeceğim.
Tıpkı katledilen binlerce aydın gibi. Tıpkı Turan Dursun gibi diyorum ki;
"Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim?
yoksa halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım?"

İşte aydın sorumluluğu ve onurlu tavrı budur.
Ve ben bunu hiç bir sahte cennete değişmem.


(*) kader. Bu kelime köken olarak Latince "cadere" kelimesinden gelmiştir.
Anlamı İngilizcede "-to fall" Türkçede "düşmek" demektir.
"fall in love" yani "aşka düşmek" anlamında olduğu gibi. Sen benim kaderimsin, kısmetimsin sözlerindeki gibi. Peki düşmek ile kader arasındaki bağlantı nereden geliyor? Muhtemelen şöyle; eski zamanlarda geleceği görmek için krallar büyücüleri kullanırdı. Onlardan yakında savaş çıkacak mı? çıkarsa kim kazanacak?. gibi geleceğe dair tahminlerde bulunması beklenirdi. Büyücülerin yöntemlerinden o zamanlar en yaygını, bir kaptan çeşitli kemik parçalarının yere rastgele atılması ve kemiklerin yerdeki rasgele dağılımlarından bir yorum geliştirip, bir tür fal bakmaları ve böylece geleceği tahmin etmeleriydi. İşte kader, o kemiklerin yere rastgele düşmesi oluyor, yoksa önceden yazılmış ve değişmez bir alınyazısı anlamında değil, şans anlamındadır kader.

high_iq 23-08-2009 12:18

Alıntı:

schopenhauer´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219277)
...
İllaki "Allah" dememiz mi gerekiyor? Zeus'dan ne farkı var? Bir ada ihtiyacımız mı var tefekkür yaparken? "Bir şey" deyin, "Bir varlık" deyin, "Gizemli bir Güç" deyin, "Doğal olmayan bir durum" deyin, "Allah" sözcüğüne niye takılıp kalıyoruz? İsimler ve hazırcı tanımlar düşüncemizi baltalayan şeylerdir. Çıplak olarak düşünürüm ben. Bir bebek merakıyla... Hani bebekler her şeye ellerini atarlar ya. Hiçbir ayrıntıyı atlamazlar ya! Bilmeye açım ben. Düşünce yolculuğuna çıkarken dinimi de evrimi de bir kenara bıraktım. Kıl adamımdır, kolay kolay teslim olmam.
...
Selamlar[/b]

Sayın Schopenhauer,

Henüz sorumu size yöneltirken o bahsettiğiniz "Doğal olmayan bir durum" 'un bize günün birinde son derece doğal gelebildiğini ima etmiştim.

Demek istediğim, size bugün doğal gelmeyen bir bakıyorsunuz, birden çok ta doğal geliyor...

high_iq 23-08-2009 12:48

Alıntı:

malul´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219325)
...

O inanmadığın cehennemi gördüğünde (varsa üzerinden çıkıyoruz ya yola ;)) bunları söyleyebilir misin bilmiyorum? Hatta benim fikrim böyle konuşabilmenin imkanı yok. Çünkü sizin benden daha çok bilip forumda paylaştığınız cehennem tasvirleri pek de bu şekilde konuşturacak tarzda değil.

...

Sayın malul,

Soruyu Sayın Saroz'a bu şekilde sorduğunuzda bir de tersini düşünün. Sizin inandığınız cenneti-cehennemi ölümünüzden sonra göremediğinizde ne olacak?

Siz ne söyleyebileceksiniz?

barudi 23-08-2009 16:50

iste sizlerin objektif olamadiginizin kaniti...

yine kafadan hükmü verdiniz, olmaz olamaz gibisinden....

sizlere akli selim biri kesinlikle inanmaz, amaciniz ortada...

malul 23-08-2009 20:42

Alıntı:

high_iq´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219339)
Sayın malul,

Soruyu Sayın Saroz'a bu şekilde sorduğunuzda bir de tersini düşünün. Sizin inandığınız cenneti-cehennemi ölümünüzden sonra göremediğinizde ne olacak?

Siz ne söyleyebileceksiniz?

Eğer saroz'un inandığı gibi birşeyle karşılaşacaksam. Sanıyorum söz edilen zamanda ben çürüyor olacağım ve söyleyecek birşeyim de olamayacak.
Farklı bir cennet cehhennem inancından ya da Tanrı'dan mı bahsediyorsunuz?
Açarsanız ne söyleyebileceğim hakkında tahminde bulunabilirim.

high_iq 23-08-2009 21:00

Alıntı:

malul´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 219483)
Eğer saroz'un inandığı gibi birşeyle karşılaşacaksam. Sanıyorum söz edilen zamanda ben çürüyor olacağım ve söyleyecek birşeyim de olamayacak.
Farklı bir cennet cehhennem inancından ya da Tanrı'dan mı bahsediyorsunuz?
Açarsanız ne söyleyebileceğim hakkında tahminde bulunabilirim.

Lütfen Sayın malul,

Sorudaki kastedilen en az Kuran kadar apaçık ortada. Ama istiyorsunuz, açalım soruyu:

Siz Kuran'a, Allah'a inanıyorsunuz. Demek ki İslam'ın cennet-cehennem koseptini benimsiyorsunuz. Yanlışım varsa, lütfen düzeltin.

Bu çerçevede kendinizi "öbür dünyaya" hazırlıyorsunuz. Orada cezalandırılan değil, mükafatlandırılan olmak istiyorsunuz. Yanlışım varsa, lütfen düzeltin.

Bunun için de dünya yaşamınızı bir sınav olarak algılıyor, bir çok şeyden dininiz emrettiği için uzak duruyırsunuz. Yanlışım varsa, lütfen düzeltin.

Peki, diyorum ki -hani konunun başlığı "Ya varsa sorusu" ya- tersi bir durumla karşılaştığığnğzda, yani ya yoksa, en azından sizin tasarladığınız, inandığınız tarzda yoksa, sizin tepkiniz ne olurdu?

Sayın saroz'un "Ya varsa" durumundaki tepkisini duyduk, bir de sizin "Ya yoksa" durumundaki tepkinizi duymak isterdik...

Averroes 23-08-2009 22:07

Paslıçivi: deistsin o zaman sen.. niye baştan söylemedin.. gel seni dinlerden özgürlük üyesi yapalım.. senin gibi çok deist üyemiz var.. hepsi senin zannettiğin gibi ateist değil

Sch: Sevgili paslıçivi arkadaşım seni her gördüğümde aklıma hakdoğan geliyor.Yasaklamışlar. Yasaklanan geri dönebiliyor mu bari? Hatırlar mısın? Hani sen ısrarla agnostikliğini anlatmaya çalıyordun da hakdoğan ve ben senin ilgilendiğin felsefenin agnostiklik değil de düpedüz ateizm olduğunu savunmuştuk. Hakdoğanın mümin agnostik diyalogları bile yeterdi oysaki. Hey gidi günler hey.

Konuya dönersek. High IQ arkadaşa yazdığım yazı Tanrı'ya giden bir yol haritası niteliğindeydi. Yazımda, Tanrı'ya giderken elbette salt akıl melekeleriyle başlanabileceğini, "Başlangıç aşamasında" herhangi bir dış müdahalenin onu çabuk bir yoruma sürükleme tehlikesi olduğundan bahsediyorum. Örnek verecek olursak, Hz İbrahim işe başlarken ilk olarak "aya" ve "güneşe" rabbim diyerek başlamış daha sonra bunlar günün belirli bölümlerinde batarken "Batan şey Rab olamaz" gibi bir çıkarıma varmış. Yazımda belirttiğim şey bundan farksızdı. Deizmi o pasajdan nasıl çıkardığını anlamadım doğrusu.


Din olgusu bir seferde yenilip yutulacak bir şey değildir. İlk olarak tefekkür yapma zorunluluğu vardır. Aslında bu, benim anadan-babadan miras kalan müslümanlık benimsenimine de getirdiğim bir eleştiridr. Öyleki, bu ülkenin müslümanlarının yüzde 90'ı faraza Avrupa'da doğsa koyu müslümanı ya koyu bir katolik olacak ya da ateist olacak. Burada ateizmi olması gereken şey olarak lanse etmiyorum. Kaç yerde ateizmin küçük bir ideoloji olduğunu, bilimi suistimal etmeden yaşayamayacağını ve "Tanrı Yoktur"dan başka ortak bir paydası olmadığını söylediğimi yazılarımı takip edenler hatırlayacaklardır. Ama ateizme ağza alınmayacak küfürler savuran "Yoksa şimdi sen cehennemden korkmuyor musun", "İçine şeytan girmiş senin" gibi hiçbir düşünsel zorlayıcılığı olmayan basit cümleler kuran "genetik müslümanlar" da değildir aslolan. Dinini bilmeyen ve iki mantıklı cümle üst üste kuramayan müslüman da benim canımı sıkıyor.

Onun için diyorum ki, kim ne olacaksa "düşünce"siz olmaz. Hazırcılıkla bu işler yürümez. Müslümanların bir çoğunun 15'ine geldiğinde beylik cümleler dışında din bilgisi yoktur. Çoğu zaten nasıl doğmuşsa öyle ölür. Bir kez hayatında Allah'ı tefekkür etmemiştir. Ateist, sanki kendi kafası çalışmıyormuş gibi Darwin'in Türlerin Kökeni kitabını kutsal kitabı eylemiştir. Bir dolu konuşuyor içinde bir tane kendisine has düşünce kırıntısı yok. Al birini vur ötekine...

Yazımda aslında buna bir tepki vardı. Uykusuzluğu göze almayan, beynini patlatırcasına düşünmeyecek olan kendi aleladeliğinde sürünsün gitsin. Ta bir gün bir mikrop onun bedenini yere serinceye dek...


Selamlar

paslıçivi 23-08-2009 22:41

Alıntı:

İllaki "Allah" dememiz mi gerekiyor? Zeus'dan ne farkı var? Bir ada ihtiyacımız mı var tefekkür yaparken? "Bir şey" deyin, "Bir varlık" deyin, "Gizemli bir Güç" deyin, "Doğal olmayan bir durum" deyin, "Allah" sözcüğüne niye takılıp kalıyoruz? İsimler ve hazırcı tanımlar düşüncemizi baltalayan şeylerdir. Çıplak olarak düşünürüm ben. Bir bebek merakıyla... Hani bebekler her şeye ellerini atarlar ya. Hiçbir ayrıntıyı atlamazlar ya! Bilmeye açım ben. Düşünce yolculuğuna çıkarken dinimi de evrimi de bir kenara bıraktım. Kıl adamımdır, kolay kolay teslim olmam
bir teist heleki bu teist bir müslümansa bunları söyleyemez.. düşünce yolculuğuna çıkarken dinini bırakamazsın..

allah zeus arasında fark görmüyorsun... bilmiyorum ama bunlar bir müslümanın tabirleriyle hiç uyuşmuyor..

ateizm agnostizm arasındaki farkı sanırım anlatamıyacağım..:dizzy: burdaki nonteistlere anlatamıyorum ki teistler anlasın..

evet agnostik de ateist gibi varolan tüm dinleri ve bu dinlerin tanrılarını reddeder.. ateist bu aşamada sorgulamayı bırakır, çünkü bilinci tatmin olmuştur..

sorrgulamaya devam edenler bazen deizm bazen panteizm aşamasında sorgulamayı bırakır çünkü yine bilinçleri tatmin olmuştur..

agnostizmde sorgulama bu aşamadan sonra da devam eder, yani ateizm deizm panteizm onu tatmin etmez.. hakikatin ne olduğunun bilinemez bir sır, bir gizem olduğunu savunur..

agnostizmde tanrısal yaklaşım açısından bir taraf olma durumu yoktur, tarafsızdır yani, daha doğrusu tanrının varlığıyla yokluğuyla ilgilenmez, agnostik "hakikat nedir" sorusunun cevabını aramaktadır.. hiç bir aşamada tatmin olup sorgulama durmadığı için mutlak bir inançsızlık, inançüstü bir durumdur...

şimdi ateizmle agnostizm nasıl aynı olur?


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:28 .