![]() |
Allah'ın Kayıp Kitapları, Furkan ve Suhuflar
İslam'ın amentüsünde Allah'ın kitaplarına iman vardır.
Ama ne hikmetse Allah'ın kitaplarının hiçbirinin orijinali ortada yoktur. Bazılarından ise hiç eser yoktur. Kur'an'ın orijinalinin taş, hayvan derisi, kemik ve yaprak gibi ilkel malzemelere yazıldığı ve bunların yokolduğu iddia edilir. Ne var ki bu ilkel orijinallerden toplanan ilk kitabın da yakıldığı rivayet edilir. Dolayısıyla eldeki Kur'an'ların kaynağının ne olduğu, neye göre yazıldığının bir dayanağı, bir delili yoktur. Aynı şekilde Tevrat'ın da orijinali yoktur. Orijinalini kimin yazdığı, içeriğinin ne olduğu belirsizdir. Asıl Tevrat'ın yitirildiği, MÖ. 500'lerde Ezra adında bir haham'ın Tevrat'ı yeniden yazdığı iddia edilir. İncil'de durum daha da karışıktır. İsa'ya indirildiği iddia edilen bir İncil yoktur. İsa'dan sonra başkaları tarafından yazılmış yüzlerce İncil hikayesi arasından 4 tanesi uygun olarak seçilip Kilise'ce onaylanmış ve kutsal kitap olarak kabul edilmiştir. Ama İslam'a göre, Allah İsa hazretlerine İncil'i vermiştir. Öyleyse nerede bu İncil? Zebur diye adlandırılan ve Davud'a indirildiği söylenen kitap ise, Musevi ve Hristiyanların peygamber olarak görmedikleri ve sadece büyük bir kral olarak kabul ettikleri Davud'un kendi yazdığı aşk şiirleri ve ilahilerden oluşan bir kitaptır. Allah'ın sözlerini, hükümlerini içermez. İslam'a göre o da tahrif edilmiştir. Öyleyse onun da aslı kayıptır. Müslümanlar dört kitaba inandırılmıştır ama Kur'an'da 4 değil daha fazla kitaptan bahseder. Tevrat dedikleri, Tanah adı verilen ve Hristiyanlarca Eski Ahid denen bütün kitabın sadece ilk 5 kitabına verilen addır. Tanah'ın tamamı ise 39 kitaptan oluşur ki bunların içinde Süleyman, Eyüp, Yunus, gibi peygamberlerin ve kralların da kitapları mevcuttur. Ama Kur'an, Tevrat'tan örnekler verdiği gibi, Tevrat dışındaki diğer kitaplardan da örnekler verir. Demek ki Tevrat diye kastettiği Tanah'tır. Ortada olmayanlardan biri de on emir levhaları'dır. Musa'ya indirildiğine inanılan bu levhalar da kayıptır. Ayrıca Kur'an'a göre kitapların haricinde kimi peygamberlere suhuflar (sayfalar) verilmiştir. Örneğin; Ala/ 18-19. Bu, elbette önceki suhuflarda, İbrâhim ile Mûsâ’ya verilen suhuflarda da vardır. Kur'an'da Tevrat'ın açık olarak Musa'ya verildiği yazılmaz. Tevrat geçen yerlerde hep Musa anıldığı için İslam, Tevrat'ın Musa'ya verildiğini bildirir. Bu ayetteki Musa'ya verilen suhuftan, Tevrat'ın sayfaları kastedilebilir belki. Ama ayette İbrahim'e verilen suhuftan da bahseder ki; İbrahim'e ait bir suhuf da mevcut değildir, varsa o da kayıp kitaplar arasındadır. Bunun yanında Musa'ya ve İbrahim'e verilen suhuflardan, Tevrat'taki kendilerine ait kısımlar kastediliyorsa; Bu kısımlar onların yaşam hikayelerini ve anlatır ki onlara verilen kitaplar olamaz. |
Kur'an'dan önce Muhammed Hazretlerinin bir kitabı daha mı vardı?
Kur'an'daki bazı ayetler, daha önce yaşanmış, daha önce emredilmiş gibi ifade edilmiş. Örneğin müslümanlara namaz şartının miraçla geldiği öne sürülür. Miraç'ın ise Hicrete yakın bir zamanda gerçekleştiği belirtilir. Ama Alak suresi ilk gelen surelerdendir ve içinde namazdan bahseder. Alak/ 9-10. Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü? Eğer Alak suresi ilk surelerdense, namaz bundan önce emredilmiş olmalıdır. Bu tezatı gidermek için; Kimileri Alak suresinin namazla ilgili ayetlerinin Miraç hadisesinden sonra indiğini öne sürer. Kimileri de, daha önce namaz emrinin olduğunu, miraçta sadece vakit emrinin verildiğini öne sürer. Bir başka örnek Kalem suresinde geçen "Eskilerin Masalları derler" ifadesidir. Kalem suresi de ilk yıllarda gelen surelerdendir ve o sureden önce İbrahim'in, Musa'nın vb. peygamberlerin hikayeleri anlatılmamıştır. Kalem-15. Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, "Öncekilerin masalları!" der. Demek ki daha önce bu masallar anlatılmış ve Kureyşliler de burun bükmüş: "Eskilerin masalları" diyerek. Bu durumda insan düşünmeden edemiyor. "Daha önce Kureyşlilere okunan bir başka kitap mı vardı?" diye. Bunu destekleyen bir ayet de var üstelik: Nisa-136. Ey iman edenler, Allah'a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba, daha önce indirdiği kitaba da iman edin! Kim Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanmazsa, pek derin bir sapıklığa saplanıp gitmiştir. Ayete dikkat edilirse; "Daha önce indirdiği kitaba da" diyor. "Kitaplara" deseydi, Tevrat,ı, Zebur'u ve İncil'i anlardık. Ama tekil kullanıyor, "kitaba" diyor. Ya ortada bir yazım hatası vardır ki bu da Allah'tan geldiğine inanılan bir kitap için bir çelişkidir. Ya da bilinçli kullanılmıştır ve Kur'an'dan önce Kureyş'e ait bir kitap daha mevcuttur. Yoksa Kur'an'dan önce Ur-Quran adlı bir ön kitap olduğuna dair spekülasyonlar doğru mu? Doğruysa nerede bu kitap? |
O tertemiz sahifelerdir (Fiy suhufin mukerremetin)
Tertemiz kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış mukaddes sahifelerde Ve katiplerin ellerinde yazılıyordu o Değerli ve güvenilir kâtiplerin. (Abese 13-14-15-16) Bu konu güzel ama sonuca ulaşmak imkansız. Burada bilinmeyeni bilinir kılabileceğimiz bir çaba içinde olamayacağız çünkü Allah kitaplarını kaybettiyse onu biz bulamayız. Muhammed'in sakalının kılını bugünlere taşıyan bir inanç anlayışı neden kutsal kitabın ayetlerinin yazıldığı rakk (ince deri), kırtas (papirus), lihaf (yumuşak beyaz taş), ektaf (develerin kürek kemiği), azla (devenin uyluk kemiği), keranif (hurma dallarından elde edilen tahta), aktab (devenin üzerine konulan tahta), muhrak (balmumu kaplı ipek muşamba) gibi maddeleri bugüne taşıyamamıştır. Bunlar bir sakal kılına göre çok daha dayanıklı değil mi? Sakal-ı şerif miş... Muhammed'in kendi eliyle yazdığı veya katiplerine yazdırdığı lihaf gibi taşlar nerede? Burada Allah'ın ayetleri yazılı malzemelerin birini bile koruyamamışsın gelmiş "mübarek kıl" gösterisi yapıyorsun. Daha önce de söyemiştim; bu Mekke döneminde Muhammed'in kısmî mushafı mevcuttur ve bu mushaf Kuran'da "kitap" olarak geçen bütün ayetlerde kastedilen kitaptır. Yoksa Mekke dönemi ayetlerinde bahsedilen "kitap" bitmiş, (bugün de kullandığımız) Kuran değildir ve Kuran Muhammed öldüğünde iki kapak arası tamamlanmış bir kitap değildi. Sağa sola saçılmış ayetleri ile "bir bilene" danışılarak taaa Osman dönemine kadar tamamlanamadı. İslam ulemasının Muhammed öldüğünde sanki ortada tamamlanmış iki kapak arası bir Kuran varmış gibi konuyu anlatmaları tam anlamıyla bir kandırmacadır. Allah'ın kitabı şahitlerin, bilirkişilerin marifetiyle derlenip toplanmıştır çünkü peygamberi ayetleri işlevsel olarak günlük siyasetinde kullandıktan sonra onları yazma gereği bile duymuyordu. Bir nevi ayetlere "kullan-at" muamelesi yaptı. Yukarıdaki ayet ise Mekke döneminde onun Kuran'a özel önem verdiği dönemde yazıldı yoksa Medine döneminde uğruna ayet indirilecek bir kitap değildi Kuran. Peki Mekke döneminin kısmî mushafına ne oldu? Onu da keçiler yedi. Şaka değil hadis kaynaklarından öğrendiğimiz budur işte. Allah'ın ayetlerinin yazılı olduğu Kuran'ı keçilerden bile koruyamadılar. Geçtik onu daha Osman döneminin orjinal resmi Kuran'ı bile elde yoktur. Onu da koruyamadılar. Daha da beteri Muhammed'in ölümünden sonra birbilerine karşı yazdıkları Kuran'ın sayfalarını mızraklaranın ucuna sokarak savaştılar. Müslümanlar hiçbir dönem Kuran'a değer vermedi. Bugün de öyledir. Koyar rafa orada durur yıllarca da adam kitabın sayfasını bile açmaz. Allah neden kitaplarını kaybeder, asıllarını koruyamaz ve hatta yarım bırakır? Sorulması gereken soru budur ve cevabı da yoktur. |
Alıntı:
"Yaradan rabbinin adıyla oku!" ayeti bu sureye aittir ve bu surenin ilk 5 ayeti ilk inen ayetlerdir geri kalanı ise Medine döneminde olamaz olsa da ne işi var burada diye sorarlar. Bir kitap düşün ki ilk ayetlerin peşinden 10 yıl sonra yazılan ayetler takip etmektedir. "Bu nasıl bir kitap düzenidir böyle?" diye sormak gerekmiyor mu? Kuran'ın tertibini çözen daha çıkmadı. Neden acaba? |
da
evt yine bazı(hemen tüm yazı) çarpıtmalar var baştan ele elmak lazım.okursanız memnun olurum.
1.miraçda namaz farz olmadı yada indirilmedi. 5 vakit olarak farz kılındı.bahsettin ayeti oraya yazmanda anlamsız. Muhammed'in a.s. hanefi dinine bağlıykende namaz kıldığı bilinir. 2.diosunuz ki müslümanlar 4 kitap olduna inanır ben daha 4 yaşındayken suhf sayfalar indirilen peygamberlerin adlarını biliyodum. 3.şu ki bu kadar çarpıtılır islam zate benden once ki dinler acayip hiç bozulmadılar kitapları sapasağlam deyip gelmedi. aksini iddia eden zate bizzt Kuran'ın kendisidr. 4.kuanın deriye kemiğe yazıldığını solüyosunuz evet doru keçi yemiş sizden duydum dielim doru.ancak araştırıyosan tam araştıracaksın şunlarıda bileceksin okuyacaksın buraya objektif bi şekilde yazacaksın ki a)Muhammed a.s. inen her ayeti ezber solerdi b)aynı zamanda yazdırırdı evet deriye yaprağa ne olursa c)ashabına ezberlettirirdi. demekki neymiş bahsettiğiniz hususlar yanlışlarla doluu. ayrıca herşeye gücü yeten Allah kendi kuranını korumakdan aciz mi.peygamberini nası korumuş tüm ayetler inince görevi bitene dek korumşsa kitabını da koru heral tabi bu biraz iç tutarlılık mevzu son iki cümle. |
ama burda senin buldum buldum deip başlık açmana değer bi "çelişki" soleyim.ayet dikkat edersen seni namazdan alıkoyan gördün mü dio.ama hendek savaşında düşman hücümundan Efendimiz s.a.v. ikindi namazıını kılamamıştır.bak bu kıyağımı unutma ha sana daha tüyo veririm ben. hadi arkadaşlar olmuyo daha profsyonel:attention:
|
Ben orada "ezberden" bahsetmedim.
Oradaki eleştirim o ayetlerin yazıldığı malzemelerden neden birisi bile bugün mevcut değil sorusudur. Yani sakal-ı şerifi bugüne taşıyanların aklına Kuran'ın ayetlerinin üzerine bizzat Muhammed tarafından yazdırıldığı orjinal taş, tahta, kemik, deri, yaprak vb... malzemelrden birisi bile niye yok? Sakal-ı şerif'ten daha önemli ve daha dayanıklı değiller miydi? Bir de Muhammed neden tamalanmış bir kitap bırakmadı? Kuran üzerine Muhammed'in ölümünden sonra yapılan poelemiklere gerek var mıydı? Mesela Ali'nin itirazları şunlar bunlar. |
arkadaşım burada da yanılıyosun benim evimde hucurat suresinin deri uzerine yazılmış nüshasının resmi duvrda asılı duruyo altındada hangi müzede olduğu yazıyodu ama ben şuan evden çok uzaktayım ve uzun süredir bole.ulaşabilsem sana solerdim ama bi araştır bi gez internette kesin bulursun hangi müzde veya başka hangi mahfuzdaysa bulursun bence senin için ben bakıym ama dur mubarek gece.
|
ayrıca hazreti ali itiraz etmiş yok ordan hz ömer şov yapmış olayın muhtevası nedir bunlar magazin haber.1500 yıl once birileriarasında bişi tartışmış bi diolog geçmiş ben onu mu tartışıym şimdi.ha dur bana dedemin amca olunun.... teyzesinin kızının nakline göre hz ali haklı gibi geldi bana biraz :sick:
|
Muhammed a.s. inen her ayeti ezber solerdi selam ezbere söylerdi yaklaşımı ne derece mantıklı?deri devenin kaval kemikleri hurma ağacı vs.ünem arz etmiyor anlamını getiriyor olmasın ..! yazdığınızla çelişen bir durum söz konusu bilginize .
|
Tevrat'ta şöyle bir ayet vardır:
Çölde Sayım/ 21-14. RAB`bin Savaşları Kitabı`nda şöyle yazılıdır: Sufa topraklarında Vahev Kenti, vadiler, Arnon Vadisi, (...) Eski Ahid'de bu adda bir kitap yoktur. "Rab'bin Savaşları" diye bir kitaptan bahsediliyorsa bu kitaba ne olmuştur? Kur'an'da İdris peygamber'den bahsedilir. Ve onun yüksek bir mevkiye alındığını yazar. İdris'in adı İncil ve Tevrat'ta Hanok olarak geçer. Ezoterik metinlerde Hermes olarak biliriz onu, Terzi Hermes. İslam'a göre İdris'e 30 sayfalık bir suhuf verilmiştir. Tevrat'ta Tanrı'nın onu yanına aldığını yazar. Onun da kitabından bahsedilir. Hanok'a ait 2 kitap bulunduğu öne sürülür. Biri Hanok'un Kitabı, diğeri Hanok'un Sırlar Kitabı. http://tr.wikipedia.org/wiki/Hanok%27un_Kitab%C4%B1 Orhan Hançerlioğlu, Yunan Kaynaklarında Hanok'un 42 kitabından bahsedildiğini ama bu değerli papirusların kayıp olduğunu yazar. 1945'lerde bulunan Qumran ve Nag hammadi tomarları arasında Hanok'a ait bir kitabın da olduğu söylenir. Düşmüş meleklerden ve kafa karıştırıcı bilgilerden söz edildiği için Vatikan bu kitaba sıcak bakmaz. Bir başka iddia ise Tevrat'ın %40'nın kayıp olduğu. 196 sayfalık bu kayıp kısmı bulmak için seferber olunduğu söyleniyor. http://www.tumgazeteler.com/?a=4167611 Burak Eldem ise kayıp kitaplar konusundaki araştırmasında bu sır dolu kitapların Mason üstatların elinde olduğunu öne sürüyor. İddiasına göre bu kitapların yazarları bilge kadınlar ve kökeninde de ana tanrıça inancı var. http://www.tumgazeteler.com/?a=1414655 |
Ben şimdi diyorum ki: Benim bir kitabım var.
Sen diyorsun ki hani nerede, ver de okuyayım? Ben cevap veriyorum: Bu kitabın 3 sayfası Mehmedin hafızasında, 5 sayfası Ali'nin hafızasına 10 sayfayı da Sabri ezbere bilir, git onlardan öğren de yaz kağıda. Sen ne dersin bana? İşte Kuran'ın yazılışi hikayesi budur. İnsanlar Kuran nerede diye sormuşlar ve cevap olarak; "beşerin hafızasında" cevabını almışlardır. Sonra "aman o hafıza yok olmadan toplayalım şu Kuran'ı" diye didinip durmuşlardır. İlginç değil mi? Allah'ın kitabını sağdan soldan toplamaya çalışan insanların manzarası budur. Muhammed ümmetine iki kapak arası sahifelerden oluşan bir kitap bırakmamıştır. |
sevgili arkadaşım neden aynı soruyu soruyosun kendi kendine anlamadım bu çok basit senin bu solediklerini islam dinide aynen tasdik ediyo dio ki bakın insan olu size gelen kitaplar kiminin işine gelmedi yok etti kiminin işine gelmedi kitaba bizzat kendi uydurup işine geleni yazdı.kimi kitap savaşda topyekün ynmış yada denize atılmışda olabilir herneyse yoklar yada asıllarını korumuyorlar. ben size hiç bozulmayacak bi kitap hükmedecem. siz her yerden bi açık buluym derken bu basit işi görmrden eleştirebiliyosunuz zamanla tüm o dier çarpıtmalarınıza cevap vermek isterim şimdiilik iy olsunlar.:flame:
|
soda arkadaşım islam kitabı yirmi üç yılda toplanmıştır bitmiş ve evet bu süre geçene kadar da tek bi kitap olarak derlenmemişdir( daha dorusu hala kitap deil sayfa yığını olarak ama tüm ayat o yığında mevcut)peki bu komik gülünç bana açıklarmısın bilim sadece buyıl yazılmış yada bi önceki yüzyılda x tarihinde yazılmış kitaplardan mı ibaret.evet bilim de ayne kuran gibi yıllar süren bir uğraş sonucunda hemde "hala bitmemiş bi kitap" ( lütfen tamamını kitap olarak canlandıralım kopmasın).neden ona itiraz buna gel geç.
1.ön yargı (bide bize dionuz sizi gidi) 2.çifte sıandart 3.şahsi heves ve ütopyalarınız.(kesinlikle gerçek deiller) |
Alıntı:
nası bi çelişki insan ezberlediğini yazması mıçlişki anlamadım. ayrıca özür dilerim yazdığın sure hucurat deil hümeze olacak.yanlış hatırladığımı farkettim grçekden özürler. |
Pante'nin verdiği bilgiler çok çarpıcı. Tüylerim diken diken oldu, kendimi sırlar dünyasında, mistik bir diyarda hissettim.
Alıntı:
Hanok'un sırlar kitabı. İdris peygamberin kitabı. Peki bu kitapların içeriği neden saklanıyor? İnanmayan din adamı inanmasın anlarım da bu tarihi kitapların içeriğinin insanlardan saklanmasını anlamam. Bu olaya daha da büyük bir gizem katıyor. |
Gelelim Furkan'a.
Müslümanlar Furkan denince Kur'an anlarlar. Furkan'ı Kur'an'ın bir başka ismi zannederler. Çünkü İslam'da öyle kabul edilmiş, insanlar da böyle bilgilendirilmişlerdir. Ama yalandır, yanlıştır. İnceleyelim, görelim: Tebârekellezî nezzelel furkâne alâ abdihî li yekûne lil âlemîne nezîrâ Furkan-1. Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indirenin şanı yücedir. Meallere baktığınızda bazı mealcilerin "Kulu Muhammed'e Furkan'ı indiren" diye yazdığını göreceksiniz. Halbuki ayette Muhammed geçmez. Yanıltma da bu ayetle başlar. "Furkan" sözcüğünün geçtiği bir başka sure Ali İmran'dır. Nezzele aleykel kitâbe bil hakkı musaddikan limâ beyne yedeyhi ve enzelet tevrâte vel incîl Min kablu huden lin nâsi ve enzelel furkân, innellezîne keferû bi âyâtillâhi lehum azâbun şedîd, vallâhu azîzun zuntikâm. Ali İmran/ 3-4. Sana öncekileri doğrulayan kitabı bir hak ile parça parça indirdi. VeTevrat'la İncil'i de indirmişti. Daha önce de hidayete erdirici Furkan'ı da o indirdi. Muhakkak ki onlar, Allah'ın âyetlerini inkâr ettiler. Onlar için şiddetli azap vardır. Ve Allah Azîz'dir, intikam sahibidir. 3. ayetin ilk cümlesinde Kur'an'dan bahsedildiği belli. Çünkü "Sana kitabı peyderpey indirdi" diyor. Devamında "Tevrat ve İncil'i de indirmişti." dedikten sonra Furkan'dan bahsediyor. Ve "Ondan önce de, daha önce de" diyor. Yani Tevrat ve İncil'den önce. Öyleyse şunu bir kenara yazabiliriz: Furkan, Tevrat ve İncil'den önce indirilmiştir. Kitaplardan bahsettiğine göre Furkan da bir kitaptır. Acaba gerçekten öyle midir? Şimdi Furkan'ın geçtiği diğer ayetleri görelim: Ve iz âteynâ mûsâl kitâbe vel furkâne leallekum tehtedûn Bakara-53. Doğru yola gelesiniz diye Musa'ya kitabı ve Furkan'ı vermiştik. Ayette Tevrat ve İncil'den önce gelmiş olan Furkan'ın Musa'ya verildiğini okuyoruz. Musa'ya ayrıca kitap da verilmiş. Musa'ya verilen kitabı Tevrat olarak biliriz ama Kur'an'da açık olarak Tevrat'ın Musa'ya verildiği yazılı değildir. Ve lekad âteynâ mûsâ ve hârûnel furkâne ve dıyâen ve zikren lil muttekîn Enbiya-48. Andolsun ki biz takva sahiplerine bir ışık ve bir öğüt olsun diye Musa ve Harun'a Furkan'ı vermiştik. Bakara-53 ve Enbiya-48 ayeti bizi, "Acaba Furkan 10 emir levhaları mı?" diye düşündürüyor. Ama acele etmeyelim. |
"Furkan" sözcüğünün geçtiği bir ayet daha vardır.
Va'lemû ennemâ ganimtum min şey'in fe enne lillâhi humusehu ve lir resûli ve li zîl kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîni vebnis sebîli in kuntum âmentum billâhi ve mâ enzelnâ alâ abdinâ yevmel furkâni yevmettekal cem'ân, vallâhu alâ kulli şey'in kadîr. Enfal-41. Eğer Allah'a ve iki topluluğun (ordunun) karşılaştığı gün kulumuza indirdiğimiz Furkan gününe inanıyorsanız, ganimet olarak aldığınız birşeyin beşte birinin muhakkak ki Allah'ın ve Resûl'ün ve yakınlarının ve yetimlerin ve miskinlerin ve yolculukta olanların olduğunu biliniz. Ve Allah, herşeye kaadirdir. Bu ayet, kafamızı biraz karıştıracak. "Kulumuza indirdiğimiz Furkan günü" ne demek? İki ordunun karşılaşmasından ve ganimetten bahsettiğine göre kulumuz dediği Muhammed hazretleri. Demek ki Muhammed hazretlerine verilmiş bir Furkan günü var. Öncelikle şunu belirtelim. Bundan önceki ayetlerde tek başına bir Furkan sözcüğü vardı. Bu ayette ise "Yevmel Furkanî" olarak geçiyor. Bu bir kelime benzerliği olabilir. Örneğin Kitabın adı Kurtuluş ya da zafer anlamındadır. Bir ayette de kurtuluş günü ya da zafer günü olarak geçebilir. Bu noktada Furkan'ın kelime anlamını bulmaya çalışalım. İslam'a göre Furkan'ın anlamı doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayıran demektir. Bu anlamla ilişkilendirilmesinin nedeni Furkan'la fark, tefrik kelimelerinin benzeşmesidir. Kur'an'daki bazı sözcüklerin Arapça olmadığını, Aramice, Süryanice, İbranice olduğunu biliyoruz. Süryanice'de Furkano diye bir sözcük var ki esenlik-kurtuluş anlamına geliyor. Bu anlam, Enfal-41'deki savaşla ilgili ayetteki furkan gününü açıklamaya yetiyor. Öyleyse ayetteki furkan günü, zafer günü, kurtuluş günü, esenlik günü anlamındadır. Dolayısıyla bu ayetteki furkan günü'nün, önceki ayette geçen Furkan'la ilgisi olmayabilir. Çünkü o ayetlerde Furkan'ın bir kitap olduğu iması var. Kur'an'la, Tevrat ve İncil'le birlikte zikrediliyor. Bu durumda iki olasılık var. 1.si Furkan, Musa'ya ve Harun'a verilmiş olan 10 emir levhaları ya da Tevrat haricindeki bir suhuf, bir ön kitaptır. 2.si Furkan, Hem Musa ve Harun'a, hem de Muhammed'e verilmiş olan zaferdir, kurtuluştur, esenliktir. 1. olasılık güçlü olandır. 2.si ise zayıf olmakla birlikte ihtimal olarak yer verilmesi gerekir. Çünkü Musa ve Harun'un da kurtuluş ile, esenlik ile ilgili olarak Mısır'dan çıkışları, Firavun'dan kurtuluşları hikayesi vardır. Bu sonuca göre Furkan, Kur'an değildir. Kur'an'la hiç ilgisi yoktur. Muhammed hazretlerine verilen Furkan değil, furkan günüdür, yani zafer-kurtuluş günüdür. Furkan, Musa'ya ve Harun'a verilmiştir. Ama Allah'ın indirdiği Furkan ortada yoktur, kayıptır. |
pante ellerina sağlık güzel anlatım.
|
Pante "Furkan" sözcüğü üzerine "fazla şüpheci" bir yaklaşım sergilemişsin ve bu seni hataya sürüklemiş.
Tek tek anlatayım: Alıntı:
Furkan sözücüğü fark, tefrik sözcükleri ile aynı kökenden geliyor. Yani ayırım, ayırma, farklılık, fark vb... Bu ayırım doğru ile yanlışın; hak ile batılın ayrılmasıdır. Kuran hak ile batılı ayıran bir kitaptır ve kendisinden Furkan diye bahsetmesi son derece doğaldır. İkincisi ayette Muhammed geçmez demişsin ki bu da doğaldır çünkü Kuran Muhammed'e değil "kullara" indirilmiştir. Nihai hedefi Muhammed değil Allah'ın kulları olacaktır. Alıntı:
Mealcilere bakmadan kendimiz de anlayabiliriz: Ali İmran 3: Nezzele aleykel kitâbe bil hakkı musaddikan limâ beyne yedeyhi ve enzelet tevrâte vel incîl. Burada (aleykel=sana) Kitabı yani (Kuran'ı) indirdi dedikten sonra ve Tevrat ve İncil de indirmişti diyor. Min kablu huden lin nâsi ve enzelel furkân... derken de (Min kabulu=önceden, daha önce) anlamında ama bu Furkan'ın önceliği değil yine Tevrat ve İncil'in önceliği. Daha sonra da "ve enzelel furkan ( ve Furkan'ı indirdi) diyerek Furkan'ı yani Kuran'ı öncekilerden sonraya yerleştiriyor. Bu iki ayetin en iyi mealini Elmalılı'dan okuyabiliriz: Ali İmran 3,4: "O,sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti. Evet bu Furkan'ı da O indirdi..." Göreceğin gibi dil ile ilgili sorunlar var ama burada zorlama bir yorum yapamayız. Elamlılı bunu "Evet...da..." vurgusu ile aşmış ve bence de çok iyi yapmış. devam edelim: Alıntı:
Tevrat ve İncil'den önce gelmiş olan Furkan nedir veya ne olabilir? (eğer bu Furkan özel isim ise) Bu Zebur olamaz mı? Bal gibi olur ve bence de Zebur'dan başkası olamaz. Neden? Çünkü birincisi Zebur bu iki kitaptan da eskidir. İkincisi Muhammed Zebur ismini Kuran'da kullanmıştır. Örneğin: Nisa 163: "...suleymân ve âteynâ dâvûde zebûrâ Yani Muhammed Zebur'u bilmektedir ve Kuran'daki pek çok ayetin de Zebur'un Mezmurlarından etkilenmişliği vardır. Mezmurları okuduğunda bunu rahatlıkla farkedebilirsin. http://www.incil.info/kitap/Mezmurlar/1 Peki neden burada Zebur ismini kullanmak varken Furkan demiştir. Nasıl Tevrat hem "Tevrat" olarak hem de "Kitap" olarak geçiyorsa Zebur da hem Zebur hem de Furkan olarak geçebilir. Bunda şaşılacak bir şey yok ki... Herşeyden önce Muhammed Zebur ve Tevrat arasında ayırım yapıyordu ve bunlardan ayrı ayrı bahsediyordu ve bugünün Müslümanları da bunları ayrı ayrı ifade eder. Hristiyanlarda olduğu gibi "Eski-Ahit" veya Musevilerin yaptığı gibi "Tanah" ismi altında toplamazdı. O yüzden "Biz Musa'ya Kitabı (Tevrat'ı) ve Furkan'ı verdik" diyerek bunları ayrı ayrı telafuz etmesi fazlasıyla anlaşılır bir durumdur. Sana burada daha ilginç birşey söyleyeyim: Kuran'daki etkilenim sadece Zebur'un Mezmurları değildir aynı zamanda Yahudi bilgelerin sözlerinin özdeyişlerinin yer aldığı PİRKE AVOT da vardır. Bu linki incele tavsiye ederim çok şaşıracaksın. devam ediyor... |
önceki yazımın devamı:
Alıntı:
yevmel furkâni= Bedir savaşı. Evet bu kadar basit. Burada da "furkan" hak ve batılı biribirinden ayıran olarak kullanılmış ve Bedir savaşı hak ile batılı birbirinden ayıran savaş olarak görülmüş. Bu pek çok yerde böyledir. Bedir savaşı ile ilgili hadislere baktığında da "hak ile batılın ayrıldığı gün" olarak anlatımlar mevcuttur. Ayrıca yine meal hatası yapmışsın. Nereden buluyorsun bu mealleri? Elmalılı meali şöyledir: Enfal 41: Eğer siz Allah'a iman etmiş, hak ile batılın ayrıldığı o gün, iki ordunun karşı karşıya geldiği o (Bedir) günü kulumuza indirdiğimiz âyetlere iman getirmiş iseniz bunu böyle biliniz... Ama senin mealinde şöyle yazıyor: ---Eğer Allah'a ve iki topluluğun (ordunun) karşılaştığı gün kulumuza indirdiğimiz Furkan gününe inanıyorsanız... Kula "indirilen Furkan günü" olur mu hiç? Furkan günü indirmek ne demek? Burada Bedir savaşında inen Kuran ayetlerinden bahsediyor. Ayet veya kitap iner ama "gün" inmez. Bir kere konu Bedir savaşı ile ilgili neden geçmişte indirilmiş ve kimsenin bilmediği bir kitaba gönderme yapsın savaşın ortasında? |
peki soda bu başlık altına yazılan genel olarak varabileceğimiz bir sonuç var mı. özellikle furkan konusunda pantenin "nerde bu furkan kim nereye sakladıysa çıkarsın" demesi üzerine ne soleyebiliriz.burdan bazı gerçeklere varabilirmiyiz.
mesela kuranı tam çevirmeden -bilgisizlik "kasıt" vb nedenlerle- bi kanıya varacaksınız ve bu sizin hayatınızı deiştirecek. bu mu aydınlık. buradaki arkadaşlardan cvp bekliyorum.lütfen soleyin özgürlük die bahsedilen iş bumu.tabi sade furkan olayı deil.muhterem herkes islam alimi, olmuş ceviriyo yorumluyo okuyo üflüyo... sonrada Muhammed s.a.v bak işte yine sallıyo bak yine kendi yazmış nedir bu alamet. pante bu arada senin kasıtlı yaptını düşündüğümden bole demiorum.ama kasıt ararım. sitede bi deil iki deil her meal ayrı bi telde. madem ole site için bi meal oluşturun herkes ordan kes kopyala yapar standart saldırılır olaya |
Sodomo, ben Elmalılı'yı çoktan terkettim.
Elmalılı'nın orijinali bir nebze olabilir, ama sadeleştirilmişleri tamamen Diyanet ürünü ve çok yanlışlar var. Ben kelime kelime kontrol ederek ve tüm mealleri karşılaştırararak en doğrusunu tespite çalışıyorum. Açıklamaların beni tatmin etmedi. Şimdi senin yazdıklarından Furkan'ın hem Kur'an, hem de Zebur olduğu sonucu çıkıyor. Bu olanaksız, çünkü ikisi birden olamaz. Ya Kur'an'dır ya Zebur. Zaten Zebur olması mümkün değil. Zebur Davud'a verilmiştir. Ve Tevrat Zebur'dan öncedir. Halbuki Furkan'ın Musa ve Harun'a verildiği söyleniyor. Zebur yani mezmurlar Musa ve Harun'a verilmiş olamayacağına göre, tespitlerinde hata var. |
Alıntı:
|
Pante, neden Furkan hem Kuran hem de Zebur olamıyor?
İkisi de hakkı batıldan ayıran Allah'ın kutsal kitapları değil mi? Kuran'da "Kitap" hem Tevrat hem Kuran için kullanılmıyor mu? Ha keza hem Kuran için hem de Tevrat için "Zikr" denmiyor mu? Enbiya 105. Andolsun ki biz, Tevrat'tan sonra (min ba'di ez zikri) Zebur'da da yazdık: Şüphe yok ki yeryüzü, temiz kullarıma miras kalır. Haa, Zebur'un Tevrat'tan önce olduğu konusunda hata yapmışım haklısın. Davut da Zebur da sonradır ve zaten yukarıdaki ayette de bu vardır. Ama Muhammed'in de aynı benim gibi yanılmadığını nereden biliyoruz? Ki bu Kuran'daki "hatalı alıntılar" konusunda pek çok yazı var bu forumlarda hatta senin de yazıların var. Muhammed ne derece hakimdi Tanah'a? Pek çok şey biliyordu ama pek çok da karışıklığa yol açan hatalar yapıyordu. Özellikle Tevrat ve Zebur'un Tanah'ta peş peşe gelişi Musa'ya ve Harun'a verilen iki ayrı kitap yanılgısına yol açmış olamaz mı bilinç altında? Yani bilinçli bir yanlış değil tabii çünkü biliyor Zebur'un Davut ile ilgisini niye Musa ve Harun'a iliştirsin ama bilinçdışı bir hata yapmış olamaz mı? Eğer olamaz diyorsan o zaman ikinci sonucum şu olacak: Musa ve Harun'a verilen Furkan "On emir levhaları" olabilir. Evet, bu olabilir ve bence bunu da düşünmelisin. |
Sodomo;
Furkan sözcüğü "Hakkı batıldan ayıran" olarak hadislerde yer aldığı için meallerde de öyle anlam verilmiş. Belki o anlama da gelebilir, Süryanicedeki kurtuluş anlamına geldiği gibi. Ama Ali İmran'daki ayetler, Furkan'ın kitap ya da kitap benzeri bir şey olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Eğer Bakara-53 ve Enbiya-48 olmasa, Ali İmran'daki Furkan'ın Kur'an olduğu iddia edilebilirdi. Doğru yola gelesiniz diye Musa'ya kitabı ve Furkan'ı vermiştik. Andolsun ki biz takva sahiplerine bir ışık ve bir öğüt olsun diye Musa ve Harun'a Furkan'ı vermiştik. Hiçbir ayette demiyor ki; Musa'ya ve Harun'a verdiğimiz Furkan'ı sana da verdik. Eğer indirilen kitaplara Furkan denecek olsaydı, İncil'de katılırdı. "Furkan, hakkı batıldan ayıran ise, İncil hakkı batıldan ayıran olarak gönderilmemiş mi?" diye sorduğumuzda yanıtını alamayız. Alıntı:
Furkan'ın 10 Emir levhalarını kastetme ihtimali çok yüksek duruyor. Ve levhaların kayıp olması da kabul edilemez. İnsan yazımı 5000 yıl önceki tabletler günümüze ulaşıyor ve tarihe az da olsa ışık tutuyor. Ama Allah'ın gönderdiği levhalar günümüze ulaşamıyor. |
Alıntı:
Kuran üstelik iki kez ezbercilerden oluşmuş heyetlerce üstelik şahit desteği ile iki kapak arasına alınmıştır. Hz. Muhammedin arkadaşları ve vahyin katipleri ezberlerinde olan ve ellerindeki yazmalara birde iki şahit getirerek bu heyete sunmuşturlar! Bakınız kuranı diğer kitaplardan tefrik eden en muhim husus ezberlenmiş olmasıdır Hz. Muhammed hayatta iken de ondan sonrada sayısız ezberci hafız kurra bulunuyordu! Ben daima bir misali nazarlara veririm oda halife osman zamanında aynı yerde konaklayan iki ayrı ordunun kuran kıraati meselesinde ihtilaf edip neredeyse çatışacak noktaya gelmesi! Bu kuranın bu günlere kadar tas tamam aynısı ile geldiğinin çok güzel bir delilidir çünkü bu hadiseden sonra kureyş lehçesi üzerine iki kapak arasına toplanan kuran ve onun istinsah edilip önemli islam beldelerine gönderilmesinden sonra buna benzer bir olay yaşandığını kayıtlarda görmüyoruz! Binlerce ezbercisi olan bir kitabın tahrif edilmesi zaten mümkün değildir kuranın iki kapak arasına toplanması hadisesi bütün temel klasik eserlerde bütün detayları ile yer alır bu noktada kurana dair bir şüphe tereddüt isnat eden ciddi hiç bir bilgi belge bulgu kimsecikler tarafından ortaya konamamıştır! Alıntı:
Alıntı:
Mesajının kalan kısımları tutarlı olmayan yorumlardan ibaret pante tek tek ele alınması beni yorar senide üzer! |
Alıntı:
Alıntı:
Mirac ile olan müslümanlara beş vaktin farz kılınmasıdır bu farzdan önce başta Hz. Muhammed olmak üzere namaz kılan müslümanlar vardır çok meşhurdur ki ömer müslüman olduktan sonra müslümanlar ilkkez topluca alenen namaz kılmıştır! Alıntı:
Alıntı:
Sadece meale değil tefsirlerede ara sıra müracat ederseniz dilin hususiyetlerine dair böyle çıkarımlarda hata etmezsiniz! |
İmdi davet konusuda olan furkan bahsine gelelim pante. Senin diğer başlığında da yaptığım gibi evvela tanımı verelim elmalılı tefsirinden veriyoru1!
Alıntı:
Kuran ile furkan birtek furkan birde anılmaz bakara suresinde yükseksenbeşinci ayette Alıntı:
Enfal kırkbirde ise hatalı bir meal kullanmışsın orada ve ma enzelna ala abdina yevmel fürkani deniyorki buda furkan günü kuluna inzal ettiği anlamındadır buradaki kulda Hz. Muhammeddir! İmdi görüldüğü gibi furkan anlamı ile sadece vahyede sıfat olmuyor bedir günüde meydana gelen olaylar hesabıyla furkan günü olabiliyor! Birde akılda tutulması gereken bir husus furkanın marife veyahut nekre olması ile anlatılmak istenen mana arasında bağ bulunduğudur! Bunlara riayet edilmeden iddialı yorumlarda bulunmak sahibi mahcup eder! Netice itibatiyle furkan kuranın sıfatıdır. |
Alıntı:
Bakara-185. Şehru ramedanellezı ünzile fıhil kur'anü hüdel lin nasi ve beyyinatim minel hüda vel fürkan (...) Ramazan ayıdır ki o ayda Hüda, Furkan'ı apaçık bir delil olarak içinde bulunduran Kur'an'ı indirmiştir. Evet, bu ayetle artık Furkan'la kastedilenin 10 emir olduğunu daha güçlü düşünebiliriz. 10 Emir'in bir yasa kitabı olduğunu göz önüne aldığımızda, bunu ayette Furkan yerine koyarsak; Ramazan ayıdır ki o ayda Hüda, Furkan'ı (yasa kitabı olan 10 Emir'i) apaçık bir delil olarak içinde bulunduran Kur'an'ı indirmiştir. Furkan'ın Kur'an olduğu kesinlikle yanlış. Kur'an Furkan'ı içeriyor denebilir. Furkan'ın 10 emir olduğu çok güçlü ama kesin değil. Furkan 10 emir olsa bile, 2. bir anlamı olduğunu kabul etmemiz gerekir ki; bu Enfal-41'de geçen kurtuluş-esenlik anlamıdır. Ayrıca bu 2. anlamı destekleyen bir ayet daha vardır: Enfal/ 29. Ya eyyühellezıne amenu in tettekullahe yec'al leküm fürkanev ve yükeffir anküm seyyiatiküm ve yağfir leküm vallahü zül fadlil azıym Ey inananlar, Allah'tan korkarsanız O size furkanı verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lutuf sahibidir. Ayetten Furkan'ın insanlara da verilebilen birşey olduğunu görmekteyiz. Bu ayetle Furkan'ın Kur'an olmadığı kesinleşmiş oluyor. İnsanlara mükafat olarak 10 emir verilemeyeceğine göre ve doğruyu yanlıştan ayıran bir şey de verilemeyeceğine göre ( çünkü mükafatı hakeden insanlar zaten doğruyu yanlıştan ayırabilmiş insanlardır); Öyleyse ayetteki furkan, esenlik-kurtuluş-saadet anlamındadır. |
Alıntı:
Ben bu ayetlerdeki Furkan'ın "On emir" olması oldukça muhtemel görüyorum. Lakin, "furkan" gördüğün her yere "on emir" yazamazsın. Ve bunu her gördüğün her yerde özel isim gibi düşünemezsin. Yani orjinalinde bu kelime büyük harfle başlamaz. Alıntı:
Alıntı:
Benim emin olduğum Enfal 41'deki furkanın Bedir savaşı olduğu ve Furkan suresinin başındaki ayetin "furkan" sözcüğünün de Kuran olduğu. Hatta "Furkan suresinin" de Kuran suresi olarak çevrilebileceği. Bir de aklıma takılan eğer Furkan Kuran'ın içinde olsa idi Furkan suresinde olması gerekmiyor muydu? Furkan adıyla sure oluşturuyorsun ama "içinde" dediğin Furkan'ı yanı (On emiri) buraya koymuyorsun. Burası da tuhaf. Ve ampulümün yandığı bir an daha: Bu ayetlerdeki "furkan" Furkan suresi olmasın? Ama "Musa'ya verilen Tevrat ve Furkan" daki "furkan" olamaz. Ama bu senin verdiğin bu son ayetteki "furkan" olabilir. Alıntı:
Eğer bu sure Ramazan'da indirilmişse burada bahsedilen "furkan" Furkan suresidir. O zaman senin bu mealindeki gibi baş harfinin büyük olması doğrudur. İkinci olasılık da burada "furkan"ın Ramazan'ın sıfatı olması. "Hak ile batılı /doğru ile yanlışı birbirinden ayıran Ramazan ayı..." Bu arada bir not: "On emir" Kuran'da Bakara 82'de geçiyor: Alıntı:
|
Sodomo, Bakara-185 ayetinde benim yaptığım sadece furkan'ı olduğu gibi yazmak olmuştur. Mealciler ise furkan'ı anlamlandırarak yazmışlar. Tartıştığımız kelimeye anlam vererek yazamazdım.
Elmalılı'nın orijinali şöyle: O Şehri Ramazan ki insanları irşad için hak fürkanı, hidayet delili beyyineler halinde Kur'an onda indirildi, Benim yazdığımda şuydu: Ramazan ayıdır ki o ayda Hüda, Furkan'ı apaçık bir delil olarak içinde bulunduran Kur'an'ı indirmiştir. Tek fark; Elmalı'nın "Hüda" tarafından indirildiğini yazmamış olmasıdır. Hüda, hemen hemen bütün mealciler tarafından gizlenmiştir. Sanırım İslam'da Allah adı olarak kabul görmeyişinden olsa gerek. Furkan suresinin hangi yıl indiğini bile tespit etmek çok zorken Ramazan ayında inip inmediğini bulmak imkansız, ama mümkündür, Ramazanda yazılmış olabilir. 10 Emir levhalarının geçtiği asıl ayetler ise şunlar: Araf-145. Ve onun için levhalarda herşeyden yazdık; öğüt ve hükümlerin ayrıntılarına dair herşeyi. Dedik ki: «Haydi bunları sıkı tut, kavmine de emret, onları en güzeliyle tutsunlar! İleride sizi o fasıkların yurduna göndereceğim!» Araf-150. Musa kızgın ve üzgün olarak kavmine döndüğü vakit: «Bana arkamdan ne kötü halef oldunuz. Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?» dedi ve levhaları bırakıp kardeşinin başından tuttu ve kendine doğru çekmeye başladı. Araf-154. Musa'nın öfkesi geçince levhaları aldı. Onlardaki yazıda sırf Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve rahmet vardı. |
Alıntı:
arkadaşım örneğin bende yeni öğrendim hümeze ve tekasur sureleri topkapı kutsal emanetler müzesinde mevcut imiş.bu surelerin vahiy katiplerinin yazdığı sureler -ilk yazılanlar- olduğu soleniyo. |
pante arkadaşım seni tekrar alkışlıyorum.
|
Alıntı:
Bak muhterem kardeşane kabul et kuran yorumlayacaksan iki hususu göz önünde tutacaksın evvela kuran kendini tefsir eden bir kitaptır bir ayet bir kelime kavramda müşkülün varsa evvela kurana bakıp bu diğer ayetlerde nasıl kullanılmışa bakacaksın! Sonrada arap dilinin hususiyetlerine bakacaksın bu ikisi olmadan yorumlama her daim sakat olur! İmdi tekrar furkanın etimolojisine nazar edelim. Alıntı:
İmdi senin hatan bu anlamı gözardı edip kuran içindeki kullanımları nazara almamaktır! İmdi düşün muhterem sihirbazların sihrini yutup geçersizliğini ortaya çıkaran farkettiren musanın asası veyahut bu mücizeye furkan denmesindeki hikmeti! Yine düşün hak ile batılın ilk büyük kapışmasında bedir gününde ki öncesinde Hz. Muhammed mekkenin önderlerinden kimlerin öleceğini ve nerelere düşeceklerini tek tek göstermiş ve bu husus aynısıyla gerçekleşmişken o güne furkan günü denmesindeki hikmeti anla! Furkanın bu anlamı ile tevrata isnadıda mümkündür musa ile haruna verilen mucizelere de! Kurandan daha çok anlaşılan musa ve haruna verilen mucizelere furkan dendiğidir! Kurandan sarahaten anlaşılan ise furkanın kuranın sıfatlarından oluşudur sen şu ayete gözlerini kaparsan gerçeğe sadakatsizliğini ayan edersin! Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Gerçeğe sadakat olmadan olmaz muhterem! Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Efendim tıpkı bunlar gibi hakkı batıldan ayıran vahyin tamamının da furkan anlamı ile münasebeti vardır bu sebeple bu kuranda çok açık ifade edilmemişsede tevrat içinde kullanılabilir kuran için zaten kullanılmıştır. Furkan kuranın bir sıfatıdır. Gerçeğe sadakat şarttır! |
Alchindus der ki:
Alıntı:
O zaman Bakara 53'teki Furkan ne? --Ve iz âteynâ mûsâl kitâbe vel furkâne leallekum tehtedûn(tehtedûne). Burada Musa'ya indirilen Furkan'dan bahsediliyor. Üstelik "el-Furkan" olarak geçiyor "tanımlılık edatı" almış siz buna lam-ı tarif diyorsunuz; bu ayetin muhattaplarının "bildiği" bir Furkan olduğunu gösterir. Hem herkes bilecek bu furkanı hem de Musa'ya inecek. Bu On emirden başkası olamaz. |
Alıntı:
İkincisi burada Elmalılı Hüda'yı "hak" olarak çevirmiş ki bunda bir sakınca yok çünkü Hüda Allah'ın isimlerinden birisi ve okuyucu "hak" olarak okuduğunda "hüda"ya göre daha iyi anlayacaktır. Üçüncüsü Hüda sadece Allah'ın ismi değil Kuran'ın da ismlerinden birisi. Örneğin: Bakara 2'de Kuran'dan "hüda (huden)" olarak bahsedilir. Kuran'ın Kuran'da geçen isimleri şunlar: Kitab Furkan Zikr Nur Huda Beyan Ruh Kelam Rahmet Meviza Şifa Link Bu isimler hem Kuran için hem Tevrat, On emir, İncil için kullanılırsa hiç garip olmaz. Sonuçta Allah bütün indirdikleri için bunları kullanabilir ama Kuran'a Tevrat, Tevrat'a Kuran demez. İşte bu isimlerin farkı burada. Alıntı:
|
Alıntı:
-Kuran anılıp tevrat ve incil zikredildikten sonra halen inmekte olan kuranın sıfatı furkan ifade ediliyor. -Kuran anılıp tevrat ve incil zikredildikten sonra bu üç kitapta dahil olma üzere bütün bir vahiy her elçiye verilmiş vahyi bilgi ifade ediliyor. -Kuran anılıp tevrat ve incil zikredildikten sonra birde her elçiye verilmiş hakkı batıldan ayrıma melekesi mücizeleri ifade ediliyor! İmdi tekrar furkanın kelime manasına nazar edilirse iki ve üçüncü manaların yerindeliği anlaşılır! Alıntı:
On emir hususunda ise hata etmektesiniz kuranda buna değinilirken furkandan söz edilir mi! Edilmiyor! Efendim sözün kısası furkan genel itibariyle bütün vahye sıfat olabilir kuranda ise kuranın sıfatı olarak kullanıldığında hiçbir şüphe yoktur. Furkan kuranın sıfatlarından biridir. |
Alchindus der ki:
Alıntı:
Kaldı ki furkan illaki Kuran'ın sıfatı olarak kullanılacak diye bir şey yok ki. "yevmel furkan" olarak Bedir gününün sıfatı olarak da kullanılmıştı diğer ayette. Bu minvalde Furkan gördüğünüz heryere Kuran yerleştiremezsiniz. Benim söylemek istediğim budur. Her ayeti kendi siyak-sibakı içinde değerlendirebiliriz. Orada "böyle" ise burada da "budur" demek bir kolaycılıktır. Alıntı:
Her kelime bağlamı içinde kendi manasından bambaşka anlamlarda kullanılabilir. Bu Ali İmran 3/4 için itirazım yok ben burada Kuran'dan bahsedildiğini düşünmekteyim lakin Bakara 53'de durum farklı. Alıntı:
İster indirdim der ister verdim. Neden kelimelere bu kadar takılıyırosunuz? Kitap indirilir mucize verilir diye bir şey yok ki. Kitabı da mucizeyi de verir veya indirir. Bakın burada da Musa'ya kitabı veriyor: SECDE-23: Ve lekad âteynâ mûsel kitâbe fe lâ tekun fî miryetin min likâihî ve cealnâhu huden li benî isrâîl(isrâîle). Gördüğünüz gibi kati kurallar yok Kuran'da. Kuran'ı Kuran ile yorumlamak kulağa hoş geliyor ama böyle yol almanız zor. Alıntı:
Ne deseydi kendi ayetlerine "levha" mı deseydi? Demiş diğer ayetlerde ama olayı anlatırken demiş lakin bu Bakara'a 53'deki anlamıyla "levha" demez. Tevrat'ı ve levhayı verdik demeyeceğine göre... Allah aşkına 10 Emir gibi hükümler var iken Musa'nın mucizeleri gibi ikinci dereceden bir hikmeti neden Tevrat'ın yanına koysun Musa'ya verilenler arasında? Kelimelere takılmayın konunun mantığına bakın. Mantıksal tutarlılık daha önemlidir. Ayrıca mucizelerden neden "furkan" diye bahsetsin? "beyinna" der, "musa bi-ayatina " der ama neden furkan desin? (ki hep "ayet" olarak bahsedilir veya "ayet" geçen yerler mealcilerce mucize diye çevrilir) Burada neden dilsel tutarlılık aramıyorsunuz "furkan" için aradığınız tutarlılığın benzerini? |
Alıntı:
İmdi bir diğer husus sıfat bahsidir malumunuzdur isimleri işaret eden sözlerdir bakınız tdk ne demektedir. Alıntı:
Furkan ifadesinin geçtiği heryerde illa kastedilen kurandır demiyorum ben zaten muhterem yazdıklarımı tetkik ederseniz kelimenin anlamı üzerinde bu sebeplede durmaktayım ve ifade buyurduğunuz bedir gününe dair ayet ile müminlere verileceği söylenen furkan ayetinide bu minvalde ele alıp bedirin hak ile batılın tefrik edildiği bir gün olması hasebiyle furkan günü olarak anıldığını diğer ayette ise kişiye bahşedilecek iyiyi kötüden ayrıma basiret ve firasetinin ifade edilmişliğini söyledim! Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
On emirden söz eden başka ayet olmaması karşılaştırma yapmamıza manidir amma orada nasıl ele alındığından hareketle on emri nasıl yorumlayıp yorumlamayacağımıza mani değildir değilmi muhterem soda! Orada furkan olarak ele alınmadıktan sonra sarahaten on emir için furkan denmektedir diyemeyiz! Alıntı:
İmdi sözlerimi toparlarken konuya dahil olma sebebime tekrar dönmek isterim. Muhterem pante yanılmaktadır onun furkan kuran olamaz sözü hilafı hakikattır furkan kuran içinde evvela sarahaten kuran için kullanılmıştır furkan ve bakara surelerinde! Bundan ayrı olarak yüce yaradanın diğer elçilerine verdiği kitaplar hassaten tevrat için ve yine bütün elçilerine bahşettiği mucizeler içinde kuranda furkan sıfatının kullanıldığını söylemekde yanlış bir yorum olmaz diye düşünmekteyim! Furkan bahsinde benim efradını cami ağyarını mani görüşlerim bunlardır. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:08 . |