![]() |
Var mı içimizde oğlunu kurban edecek biri?
Acik soyluyorum. Bu Hz. Ibrahim'e gicigim var. Adam karisini iki defa adeta pazarliyor, rüya görüp oglunu kurban etmeye kalkiyor. Bunlar yetmiyor bir de cocugunu ve karisini cöle gidip birakiyor. Bunlar orijinal kaynakta Tevrat'ta anlatilir. Kuran'a ise bazi degisikliklerle gecmis. Ben orijinalini ele aldim. Isteyen bunlar degistirilmis desin. O zaman nerelerin degistirilmis oldugunu gostermesini isteyecegim.
Bence Ibrahim maceraci, hatta hasta bir adamdir, son derece yobazdır. Aramizdan kimse Allah emretti bana deyip gidip oglunu kesmeye kalkar mi? Ibrahim'in bu tavri onun yüceligi midir, yoksa akıl almaz bir yobazlık mıdır? Not: Bu başlığı 2 yıl önce açmıştım. İbrahim'e ettiğim manyak lafını kaldırdım. Aslında bence yanlış değil. Ama sitenin düzeyini düşürmenin gereği yok. |
aradaki farkı unuttun dostum o ALLAH ın peygamberi sizin gibi inançsız değil bu dünyanın fani olduğunun bilincinde zaten ALLAH onu bir sınavdan geçirmiştir ve onun imanına göre insanlar ot gibi yaşayıp gitmicek birgün tekrar dirilecek sizin kafa bunları pek basmaz o yüzden hiç kurcalama iman yok sende anlayamazsın ..
|
Yok allah ibrahime ağlunu kes diye emretmemiş, İbrahim bi oğlum olursa onu sana kurban edicem diye taahütte bulunmuş.
|
Şu an akıl hastanesinde bulunması gereken kimseler o zamanlar peygamber ilân ediliyormuş.
Şimdi birisi rüyasında Allah'ın oğlunu kurban etmesini istediğini söylese ve kurban etmeye kalksa bu adamı tımarhane'ye atmazlar mı? |
Günümüzde yani bilimin, tıbbın ve psikolojinin geliştiği bu çağlarda yaşamış olsalardı sadece ibrahim değil, bütün peygamberler(muhammed dahil) ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde rehabilitasyona tabi tutulurlardı...
Ben böyle düşünüyorum. neden derseniz, allahtan emir(vahiy) aldığını iddia eden pek çok hasta var bu hastanelerde. Sadece Türkiyede de değil bütün dünyada böyle hastalar var... Örneğin Irvin Yalom gerçekten tedavi ettiği böyle hastalar olduğunu anlatmıştı (sanırım Divan kitabındaydı) Ve günümüzde böyle bir iddiası olana konulacak muhtemel teşhis şizofrenidir... |
adam gibi konuşun ahlaksızsınız hepiniz ulan sizin gibileri mahşerde göricez elbet hepiniz bir araya gelseniz 5 para etmezmisiniz günlerdir yazıyorum takan yok kardeşim herkez birbirinin inancına saygı duysun ahlaklı şeyler yazın saygı gösterin diye ama bu erdeme nail olan bi tane kafası basan yok ateistler içinde son kez uyarıyorumPeygamberimiz hakkında adam gibi konuşun
--Mescid-i Aksa kardeş; Giderek terbiyeden; Edebten uzaklaşıyorsun. Burası MIRC / Chat kanalları değil. Daha önce başka başlık altında da uyardım seni. Hakaret, aşağılama veya Küfüre burada yer yok. Kesinlikle yer yok. Bu üslubunu değiştirmeni, biraz törpülemeni temenni ediyorum. Biraz özen gösterir misin? --MuTeZiLe-- |
Alıntı:
Doğrusu bu mudur böyle mi savunmalı? Bu tür yazılarla ancak kendi egosunu,öfkesini tatmin eder insan! Acaba bu yazılanlar doğru mu? Arkadaşın yazdıklarında hata var mı? Doğruysa bunun mantıklı bir açıklaması var mıdır? Hz.İbrahim asıl Yahudilerin sahiplendiği bir peygamber.. "Ben ki müslüma olarak "Bunlar yalandır,Tevrat tahrif edilmiştir" diye bu yakışıksız,benim de kabullenemediğim olaylara karşı çıkıyorum.. Peki Hz.İbrahim'e sahiplenen Museviler,Hristiyanlar tahrifatı reddetmelerine rağmen bu konuları nasıl savunuyorlar" diye akıl yürütmez mi insan!! Asıl şaşılacak olan budur bence!! |
Alıntı:
Tanrı'nın sana verdiği akılla sorgula ve samimî olarak sorgula. Bu olay ne denli mantıklı? Cehennem korkutmalarıyla akıl yürümez. Sevgiler... |
mescidiaksa senin için peygamber olan kişi, benim için çevresindeki insanları bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde yanıltıp kandırarak kişisel çıkarlar sağlamış ve çok yüksek bir mertebeye ulaşmış bir kişidir.
Kendisine karşı zerre kadar sevgim ve saygım yoktur. Kendisini sevmek ve saygı duymak gibi bir zorunluluğum da yoktur. Ancak size karşı kırıcı olmamak için bu kişiye küfür etmiyorum, isminin başına küfür, hakaret içeren sıfatlar yerleştirmiyorum. Benim yapıp yapabileceğim bu kadardır, kusura bakma... Bu kişinin dürüstlüğünü ve/veya akli dengesini herzaman sorgularım. Sorgulanması gerektiğini de şiddetle savunurum... _______________________________________ Ben günümüzde peygamber olduğunu iddia edenler veya allahtan emir(vahiy) aldığını düşünenler psikolojik tedaviye alınmaktadır dedim. (Bu sözümde bir yanlış yok. gerçekten böyledir, inanmıyorsan kanıtlarım) Muhammed de allahtan vahiy aldığını ve onun elçisi olduğunu iddia etmiştir dedim. (Bu cümleme bir itirazın varsa-ki olacağını sanmıyorum- sana bu cümlenin doğru olduğunu ispatlarım) Buradan sebeple, eğer ki muhammed günümüzde yaşasaydı aynı şekilde tedavi altına alınırdı dedim. (Eğer önceki 2 sözüme bir itirazın yoksa buna da olamaz) Not: Şu "cehhennemde yanacaksınız" korkutmasını siz çok istiyorsanız yapmaya devam edin tabii ama bilin ki biz cehennemin varolduğuna da cehenneme gideceğimize de inanmıyoruz. Bu sebeple "seni yesinler diye öcülere veririm" şeklindeki bir cümleden daha korkutucu değil... Tabi siz yazmaya devam edebilirsiniz, ben rahatsız olmuyorum ve her seferinde tebessümle okuyorum :) |
Sargon;
Bu başlığı açtığın iyi oldu aslında; İnsan bir an için bu vahşeti kendi çocuğu adına tasavvur etme cüretini göstermeye görsün..Dehşetten aklım gitti...İman ile iğfal edilen bir 'Akıl' ancak bunu yapabilir. Taasub zinciri ne esir düşmüş olmak lazım böylesi bir pervers eylemin içinde olmak için.. Akıl almaz bir bağnazlık - bu nasıl bir cahillik ? Bir baba bunu nasıl yapar / Bir ''Yaratıcı'' ondan bu ''ödünü'' nasıl ister? Bir baba oğlunu taşın üzerine nasıl yatırır?? / Bir yaratıcı buna nasıl seyirci kalır..Kesmek üzereyken küçük baş hayvan gönderir.. Sevgili Turan Dursun söylüyordu: ''Din Bu'' |
İbrahim'in Sınanması
1 Daha sonra Tanrı İbrahim'i sınadı. "İbrahim!" diye seslendi. İbrahim, "Buradayım!" dedi. 2 Tanrı, "İshak'ı, sevdiğin biricik oğlunu al, Moriya bölgesine git" dedi, "Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu olarak sun." 3 İbrahim sabah erkenden kalktı, eşeğine palan vurdu. Yanına uşaklarından ikisini ve oğlu İshak'ı aldı. Yakmalık sunu için odun yardıktan sonra, Tanrı'nın kendisine belirttiği yere doğru yola çıktı. 4 Üçüncü gün gideceği yeri uzaktan gördü. 5 Uşaklarına, "Siz burada, eşeğin yanında kalın" dedi, "Oğlumla birlikte tapınmak için oraya gidip döneceğiz." 6-7 Yakmalık sunu için yardığı odunları oğlu İshak'a yükledi. Ateşi ve bıçağı kendisi aldı. Birlikte giderlerken İshak İbrahim'e, "Baba!" dedi. İbrahim, "Evet, oğlum!" diye yanıt verdi. İshak, "Ateşle odun burada, ama yakmalık sunu kuzusu nerede?" diye sordu. 8 İbrahim, "Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Tanrı kendisi sağlayacak" dedi. İkisi birlikte yürümeye devam ettiler. 9 Tanrı'nın kendisine belirttiği yere varınca İbrahim bir sunak yaptı, üzerine odun dizdi. Oğlu İshak'ı bağlayıp sunaktaki odunların üzerine yatırdı. 10 Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı. 11 Ama RAB'bin meleği göklerden, "İbrahim, İbrahim!" diye seslendi. İbrahim, "İşte buradayım!" diye karşılık verdi. 12 Melek, "Çocuğa dokunma" dedi, "Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin." 13 İbrahim çevresine bakınca, boynuzları sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi. Oğlunun yerine onu yakmalık sunu olarak sundu. 14 Oraya, "Yahve-Yire" adını verdi. "RAB'bin dağında sağlanacaktır" sözü bu yüzden bugüne kadar söylenmektedir. 15 RAB'bin meleği ikinci kez göklerden İbrahim'e seslendi: 16 "RAB diyor ki, kendi adıma ant içiyorum. Bunu yaptığın, biricik oğlunu esirgemediğin için 17 seni fazlasıyla kutsayacağım; soyunu göklerin yıldızları, kıyıların kumu kadar çoğaltacağım. Soyun düşmanlarının kentlerini mülk edinecek. 18 Soyunun aracılığıyla yeryüzündeki bütün uluslar kutsanacak. Çünkü sözümü dinledin Tevrat/Yaradılış/22 Arkadaşlar; Rüya değil tanrıdan emir ve sınama.. Burada önemli olan Tevrat İshak der.Kur'an İsmail. Doğrusu hangisi sizce!! |
Panteidar, benim dusundugum seyi yapmissin. Ben de kanimi donduran bu satirlari alip aktaracaktim.
6-7 Yakmalık sunu için yardığı odunları oğlu İshak'a yükledi. Ateşi ve bıçağı kendisi aldı. Birlikte giderlerken İshak İbrahim'e, "Baba!" dedi. İbrahim, "Evet, oğlum!" diye yanıt verdi. İshak, "Ateşle odun burada, ama yakmalık sunu kuzusu nerede?" diye sordu. 8 İbrahim, "Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Tanrı kendisi sağlayacak" dedi. İkisi birlikte yürümeye devam ettiler. Su ayetleri okurken insanin kani donuyor adeta. Simdi onumuze tartisacak iki sey koyabiliriz. 1. Ibrahim'in kesmeye calistigi oglu Ishak midir, Ismail midir? 2. Ogul kurban etme olayi Ibrahim zamaninda yaygin midir? Ibrahim manyak biri degil de siradan biri mi sayilmalidir? |
Bana göre peygamberlerin büyük kısmı sıradan insandır zaten.
Hepsinin tüm insanlar gibi zaafları vardır. Hz.isa'yı farklı sunsalar dahi , yanlış hatırlamıyorsam 33 yaşında yitirildiği için, 2-3 yıllık yaşamıyla tanındığı için; evlenmemişliği,hayatı önemsemeyişi,ölümü göze alışı,hayatın nimetlerini tepmesi vb. özelliklerini öne çıkıyor.60-70 yıllık bir yaşamda belki farklı özellikleri ortaya çıkacaktı.. Ayrıca Hz.ibrahim dönemi insanlarının yaşam ilkellikleri göz önüne alınırsa olay gayet normal. Günümüzde dahi örneklerini yaşadıktan sonra.. İshak mı İsmail mi meselesine gelince ; Tevrat Hz.Muhammed zamanında Arapçaya çevrilmemiş olduğu için, sadece dinledikleri,duydukları ile yetiniyorlardı.Bugün dahi Hristiyanlar Tevrat'taki bu konulara girmek istemezler.O dönemde de herhalde bahsetmiyorlardı.Aynı bizim Kur'an Türkçeye çevrilmeden önceki durumumuz gibi... Hz.Muhammed Kur'an'daki bilgilerin Tevrat'la çeliştiğini bilseydi eminim Miraç sırasında bunları sorar ve insanlara doğrusunu anlatırdı.. Hayır! Merak ettiğim ,hadi Hz.Muhammet bilmediği için soramadı.Peki Hz.ibrahim niye hakkında yanlış bilinenlere açıklama getirmedi?!! Yoksa Miraç,kimi yorumcuların dediği gibi sadece bir rüya mı idi? :) |
sargon be. İyiydin şu vakte kadar. Yaşlanıyon mu noluyor ağzına biber sürülecek zamanlarını da geçmişindir muhtemelen. Manyak, sapık bilmem ne, yakında ana avrat düz gidecen ha. Belki de birisi senin rumuzu kullanıyodur Allah bilir. Manyak demesen iyiymiş ama demişsin bi sefer neyse hesabını sen vercen. Hesap gününde Bana gelme orda "Bunlar beni uyarmadı" diye valla tanımam seni :)
"Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir." (Bakara 130) "Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.” (Bakara 136) "İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi." (Al-i İmran 67) Bizim bildiğimiz (Bize bildirilen), inandığımız İbrahim bu. senin gıcık gittiğin İbrahim'in boğazlayacağı ise oğlu değil nefsidir. İmtihan oğuldan değil nefistendir. Oğlunu boğazlaması için emreden Allah imtihanı kazanan İbrahim'i Halillik sıfatı ile ödüllendirmiştir. "Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (Saffat 106) ayeti bunu gösterir. "Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık. Selam olsun İbrahim'e...İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı." (Saffat 108-111) İnanç meselesidir bunlar, mantık meselesi değil. İlla ki mantıksal bir açıklama istiyorsanız önce mantık kurgunuzun neye göre şekillendiğini belirlemeye ve bunu bize açıklama göreviniz var. Bu tür şeyleri Açıklamak için çevremizde bugüne kadarki görüp de sorgusuz kabul ettiğimiz değer yargılarımızın doğruluk değerlerinin sınanmışlığını giderme ihtiyacımız var ilk önce. İş, imtihana gelince ayeti okuyan Müslümanlar nefis muhasebesine zorlanır adeta. "Senin İsmailin ne?" Makam, mevki, şan, şöhret, ikbal, servet, kapital, şehvet vs... "Adam karisini iki defa adeta pazarliyor" Bunu nerden çıkardın merak ediyorum. Tevrat'tan filansa salla zaten, yani ben sallamam, Tevrat beni silkelemez. Panteidar'ı ilgilendirebilir. Çünkü o peygamberlerin zina işleyebileceklerine de, karılarını pazarlayabileceklerine de, ensest ilişkiye girebileceklerine de inanıyor, sıradan insanlarmış ya. Nasıl Peygamber olacaklarsa o zaman. Ha evet, Tevrat'ın tahrif edildiğini söyleyecem. Aha benim bildiğim Peygamberler'e isnad edilen ne kadar rezalet sözler varsa o sözlerin içinde geçtiği Tevrat ayetleri tahrif edilmiştir. Gerisini de konunun uzmanları halletsin, halletmiştir belki ben bilmiyorum. |
Aha xxxxx mevzusuna yeni uyandım. Sitenin müstebid idarecilerinin işiymiş. Sansürcü zihniyet nolacak :)
|
Sevgili Aliminyum, isin icinde elbette bir felsefe var, bunu biliyorum. Mesaji anliyoruz da, bu sadece bir mesaj olarak kalan bisey degil ki. Niye zavalli koyunlari bogazliyoruz o zaman.
Tevrat'in vermek istedigi mesaj sudur: Ibrahim, Tanrisina oyle cok inanan biridir ki, en sevdigi seyi bile kurban etmeyi kabullenir. (Gerci basta boyle sacma sapan bir sozu niye verir diye dusunulebilir. Cunku bir oglum olsun onu sana kurban edecem gibi anlamsiz bir dilekte bulunur. Iki oglum olsun, birini sana kurban edecem deseydi neyse.) Nefis yada sevdigi bisey, bunlar tartisilir da, onemli olan boyle bir mesajin olmasidir. Aslinda her seyde bir mesaj vardir. Namaz kilma da bir mesaj tasir, kabeye gitme, öleni gömme, yan yatirma, ne biliyim her seyde var bi sürü mesaj. Boyle yorumlar yapanlarin karsisina su somut sorular geliyor o zaman. 1. Bu olaylar gercekten yasandi mi, hayali midir? 2. Hayali ise, niye bu tarzda bir hayal? Karisini pazarlamasi olayi Tevrat'ta geciyor. Ben Tevrat'a karsi Kuran'a duydugum saygi kadar saygi duyarim. Fark yok benim icin. Tevrat'in tahrif edildigi iddiasini getirenler icin ise sunu soruyorum. Tevrat'in hangi bölümleri tahrif edilmis, hangi bölümleri tahrif edilmemis. Müslümanlar nerelerini kabul ediyorlar? (Bu konuyu hep merak ettim. O yuzden ayri baslik yapacagim.) Not: Bunlarin nedeni yaslanma degil Alimiyum, hep su sigarayi birakma. Epey alistim aslinda, ama bazen sinirli oluyorum demek ki. manyak falan da diyoruz iste bazen, aslinda ruh sagligi yerinde olmayan biri falan deseydim daha iyi olurdu belki. Cehennem isinde de, bosver öyle de olsa böyle de olsa biz yanicilardaniz :) |
Ben Hz.İbrahim'in Tevrat'ta yazılan çirki olayları için normal demedim Alüminyum.
Kurban olayı için dedim.. Peygamberlerin melekler gibi bir kutsallığı olmadığını,diğer insanlar gibi bir insan olduklarını kendileri söyler bizzat.. Kimilerine göre seçilmiş oldukları için kutsaldırlar.. ben katılmıyorum.O zaman insanlara,insani hatalarını izah edemezsiniz.. "Karısını pazarlama" bence yanlış tabir.. Tevrat'ta bahsedilen; "Karısı Sara'nın aşırı güzelliğinden dolayı Hz.İbrahim'in duyduğu korkudur.Öldürülme korkusu.Bunun için üvey kızkardeşi olduğu için aynı zamanda "Kızkardeşim dedim-yalan söylemedim "der. Ve yine her iki olayda da tanrı müdahale eder,kralın,firavunun başına belalar musallat eder de Sara kurtulur.. |
Iyi de birincisinde firavun, ikincisinde Avimelek Ibrahim'e bir suru hediyeler verir, hatta hediyeye bogar Ibrahim'i. Bunlari almayi da ihmal etmiyor Ibrahim ama. (Yahudi tüccar gibi :) )
|
Sargon;
Zaten Hz.İbrahim'in bir iş yaparak,çalışarak kazandığı belirtilmez Tevrat'ta.. "Dualar içinde "Halil İbrahim bereketi versin" sözü vardır.. Bu bereket,zenginlik tanrı vaadidir.. Tanrı bir takım olay ve rastlantılarla Hz.ibrahimi zengin yapar.. Kitapta Sara'dan dolayı başlarına gelen musibetlerden kurtulmak için bu hediyelerin verildiği belirtilir.. Yani; "Al şu hediyeleri,yeter ki buradan git,bu başımızdaki belalardan kurtulalım" demişlerdir bir anlamda.. Bu anlatımlara rağmen , Tevrat öylesine saçmalıklarla doludur ki tahrifat sözü az kalır.Müslümanlar neresini doğru bulsunlar,tutacak tarafı yok. :) Sanki dine karşı birisi,almış tevrat eline bütün yazılanları çirkinliklerle süsleyerek yeniden oluşturmuş.. Bu ibrahim'de de,Davut'da da,Süleyman'da da,Lut'da da,Nuh'ta da böyledir.. |
Kesinlikle katilmiyorum. Daha önce Tevrat ile Kuran karsilastirmasi yapmistik senle. Benim icin Tevrat kesinlikle cok daha zengin bir kitaptir. Kuran bazi yerlerdeki sacmaliklari duzeltmeye calismis, ama eline yuzune bulastirmis. Olmamis, yanlisliklar, celiskiler daha da artmis.
Tevrat kendi celiskisini apacik koyuyor, hic cekinmiyor bunu göstermekten. Bazi öyküler iki hatta üc defa anlatiliyor ve farkli sekillerde, bazilari celiskilidir. Kuran'da ise hic bir öykü dogru dürüst anlatilmiyor ki. Hepsi yarim yamalak. Tevrat'ta olaylar anlatiliyor. Cirkin olaylar da, guzel olaylar da bir tarihci gibi okuyucuya aktariliyor. Hic degilse bir nesnellik kaygisi var. Cirkinlikleri göstermeyeyim falan demiyor. Davut'un sapikligini ve cezalandirilmasini, Musa'nin günahini, Ibrahim'in karisini adeta pazarlamasini, hepsini acikca anlatiyor. Üstüne örtüyüm, gizliyim kaygisi gütmüyor. O yüzden de Tevrat'in peygamberleri günah isliyorlar, cezalandiriliyorlar. Peki Kuran öyle mi? Kuran kaynagini bozuyor. Peygamberleri hic hata yapmayan insanlara cevirmeye calisiyor. Bu yüzden de kaynagina ihanet ediyor, evirip ceviriyor, bozuyor. Kimi durumlarda ortaya anlasilamayan öyküler cikiyor. O yüzden ya gidip Tevrat'a bakmak gerekiyor, ya da Hadislere. Senin de dedigin gibi, sonradan birinin cikip da Tevrat'a bu cirkinlikleri nasil sokusturuyum diye cabalamasi ne kadar mantiksizsa, Tevrat'in sonradan bozulmus olmasi da o kadar mantiksizdir. |
Sargon, bu İşin içine ben felsefeyi sokamam abi. Düşünmenin her türlü etkinliğinin adını felsefe koyarsak yanlış olur. Bu bahsedilen şeylerde diyalektik bi ayıklama yok, dolayısıyla felsefenin borusu burada ötmez, iş inanma ya da inanmama meselesi. Yani diyalektik düşüncenin de neticede gelip dayandığı şey.
sen bari şu koyunları zavallı görme ya. Kurban bayramlarında kesilen koyunların hakkını savunuyosunuz da hergün mezbahalarda doğranan diğer hayvancıklara niye ses seda yok? Hem ne zavallısı, kendi ecelleriyle ölüme mi terkedelim o besin kaynaklarını? Polyannacılık bunlar, başka bişey değil. Tevrat'ın vermek istediği mesaj Kuran'ınki ile temelden çatışıyor zaten. Kuran'da Hz. İbrahim'in daha önceden boğazlamak ahdi gibi birşeyde bulunduğuna dair bir ibare yok. Bu boğazlama ya da kurban etme meselesi bizzat rüya-yı sadıka olarak adlandırılan sadık rüyalar vasıtasıyla Hz. İbrahim'e O'nu sınamak için verilen bir emir, O da bu emre karşı çıkmıyor, hatta oğluna meseleyi açıyor, ona bir nevi danışıyor ve oğlu İsmail de babasına "Emrolunduğuna Uy" diyor. Teslimiyet örneği olarak sergilenir ve teslimiyetin neticesinde ilahî ödüllendirmenin bir örneklendirilmesidir. Önceden Boğazlama ahdi (Yani; bir oğlum olursa sana kurban edecem şeklinde bir söz verme) Tevrat'ın uydurması olabilir, ben Kuran ve Kuran'dan neşet eden sahih kaynaklarda önceden verilmiş böyle bir sözün olduğunu görmedim. Bu olaylara hayali olaylar diye bakamam. Çünkü Kuran bildiriyor, Kuran'ın mecaz, teşbih gibi edebi sanatlarla, ya da alem-i emir-alem-i halk, misal alemi gibi boyutlandırmalarla işi vardır ama kuru hayal ile olacağına inanmıyorum. Bizzat olmuştur, yaşanmıştır ve tarih bilimin geldiği noktanın eli o dönemlere uzanamıyor diye o dönemleri yaşanmamış addedemem. Tevrat'ın hangi bölümlerinin tahrifi meselesi açıkçası beni aşar. Şurası şurası tahrif edilmiştir buralar orijinaldir diye birşey söyleyemem, işin uzmanlarının bile bu konuda kesin birşeyle söyleyebileceğini düşünmüyorum ama bu Tevrat'ın tahrif edilmediğini de göstermez. Tevrat'ın bazı yerleri ile Kuran'ın "Tevhid, haşir, adalet, nübüvvet" gibi hakikatleri arasında derin çelişkiler var, bir defa Tevrat'ta peygamberlere isnad edilen rezaletler, Yahova'nın bir kavmi kendisi için seçmesi, peygamberlerin birer Allah elçisi değil de filozof ya da kral gibi görülmeleri, maddenin ezeliliği gibi hususlar İslam inancı açısından çok yönleri itibariyle küfrü gerektiren anlayışlardır. Tevrat hakkında hiçbir şey bilmesem dahi kendimce şöyle bir yöntem geliştirebilirim; Kuran'ın ilkeleri ile temelden ve açık bir şekilde çelişen Tevrat ayetleri % 100 tahrif edilmiştir. Çelişmeyen, benzerlik gösteren ayetlere ise şüphe ile bakarım, orijinal de olabilir, tahrif edilmiş de olabilir. Toptan tahrif söz konusu değil zaten, ancak bellibaşlı yerlerin tahrifi topyekün bir inancın orijinalinden farklı, değişik algılanıp yorumlanmasına ve bu suretle de sapmasına sebep olduğu için İncil ve Tevrat'ın tahrif edildiğine inanırız. Anlayış budur, şuralar şuralar tahrif edilmiştir, buralar edilmemiştir, aslına uygundur diyebilmek için de aklıma ilk gelen orijinalinin bilinmesi gerektiği hususu. Orijinali tam olarak bilinmediği için böyle bir tasnif imkansız gibi görünüyor ama İmam Kuşeyri gibi istihraç ustalarının bazı çıkarsamaları var ki onların da yöntemleri hakkında bir bilgim yok, öyle ustalar da bugün pek kalmadı zaten. Sigarayı bırakmayı nasıl becerdin? Kolay bi yolu varsa bana da öğret bi ara, 15 ay sonra falan :) panteidar'ın dikkatine; ENBİYÂ (51) "Andolsun, daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk." AHZÂB (7) "Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz almıştık." (Misak-ı Galiz) Peygamberlere melek diyen aptaldır, % 100 masumdur diyen de safdildir, sıradan insanlar gibi her türlü haltı yiyebilirler diyen sapıktır, biden farkları yoktur diyen cahildir, bizden tek farkları ilahi hitaba mahzar olmalarıdır diyenlere ise eyvallah. Kelime-i Şehadette "O (Muhammed s.a.v.) Allah'ın KULU ve Rasulüdür" ibaresinin açılımına göre kulluğun Risaletten önce zikri bu durumda pek bir manidar düşer, ama Peygamberlerin hataları onları sıradanlaştırmaz, Sıdk (Doğruluk), Emanet (Güven telkini) Fetanet (Zeka) İsmet (Günahsızlık) Tebliğ (Tek/Asıl işlerinin tebliğ olması) sıfatları onları bizim gibi sıradan insanlar kategorisinden çıkarır, daha üst bir mevkiye taşır. Peygamberlerin hataları hakkında ZELLE diye bi tabir var. Bence bi araştırsan çok faydasını göreceksin. Ayrıca zelle bahsine ek olarak eskilerin konu ile ilgili bütün zihinleri şüpheden arındıran ve mevzuyu tamamlayan enfes bir tabirleri var; "Hasenat-ı ebrar seyyiat-ı mukarrabindir." |
Alüminyum;
O okuduğun kitaplara pek itibar etme.İçleri saçmalıklarla dolu.. Adam kafasındaki görüşleri yansıtmış.. İnsanlarda doğrudur diye inanmış.. Diğer taraftan başka bir din alimi çıkmış,farklı konuşmuş,yazmış.. Hiçbirine itibar edilemez.. Sen bana "zelle" ye,peygamberlerin günahsız olduğuna,diğer insanlardan üstün olduğuna dair kutsal kitaplardan bir ayet gösterebilir misin? Gösteremezsin çünkü yok.Onların da diz boyu hataları,günahları var.. Günahsız insan yok dinlere göre..Affetmesi Allah'a kalmış.. |
Başlığı ne zaman yazdığını merak ettim.Baktım 1.1.2006 değilmiş..Herhalde dedim sargon alkollü yazdı.Daha önceki yazdığın yazıları okumuştum sargon bu kadar seviyesiz değildin..Yerine birinimi bıraktın yoksa;karakter uyuşmazlığı var çünkü..
Buradan çıkarmak istediğin konu ne?Tevrat hakkında bir yazı yazamam çünkü yeteri kadar okumadım.yalnız haşa karısı pazarlayıp zengin olduğuna hatta yalan söyleyerek bunu elde etttiğine inanmak çok güç:hele azim bir peygambere bu türlü bir davranışta yakışmaz..Ateşten-ölümden korkmayan firavundanmı korkmuş!.. Çocuğunu kurban etme konusuna gelince..Sargon Kur'an'da Hz.İbrahim'i tanıdın mı?Yani nasıl bir insan olduğu konusunda bir fikre vardın mı?Yoksa dedikoduyla,safsataylamı hani ağzına geldide yazıvereyim diyemi;sırf yazmak içinmi yazdın;konu olsun torba dolsun... Kur'an'ı anladığını hiç mi hiç zannetmiyorum..Kulaktan dolma bilgilerin şartlanmış düşüncelerin var..Şu kişiyi nasıl bilirdiniz diyince insanlar toplu halde tanımadıkalrı halde''iyi bilirdik'' diye yalancı şahitlik yapıyorlar..Siz şahit değil,iftiracısınız... Hz.İbrahim(a.s) Allah'ın varlığını kainattan çıkarmış,zamanının safsata ve tevehhüm fikirlerinden ıslah olunmuş,aklıyla karşı çıkmıştır..Onlara karşı getirdiği delillere bakın..Ve ne derlerse desin şartlanmış bir topluluğa dediklerine bakın.Korkunun izi bile yok hatta meydan okuyor..Ne olurum?ne yaparlar?diye bir düşüncesi yok..Kim yaptı ''belki o büyükleri yapmıştır..Ona sorun'' Kendi durumlarını açıklayan şu kavrama bak..İçinnde bulundukaları şu acınacak duruma bak örnek tam karşılarında;bu örnekte kendilerinin durumu.. Ne yapmayamı çalışlıyorum.Madem Hz.İbrahim(a.s) hakkında ağzını bozacak derecede bilgiszisin.Sana onun hakkında bilgi veriyorum.Bakalım o iftira ettiğiniz Peygamberler sizin o sufli beyninizden çıkan vesveseler gibi mi?Yoksa onlara karşı yalancı şahitlik mi yapıyorsunuz!? Çoğumuzun korktuğu o ateşe selim bir kalple atıldığında hiç bir sarsılma göstermemesi bile onun ne kadar ulul azm bir peygamber olduğunu gösterir.Allah'a bu kadar yakın bir peygamber.. Daha örnekler var ama burada biraz olsun Hz.İbrahim'in nasıl bir karakteri olduğunu yetersiz kelimelerimle anlatmaya çalıştım.. Şimdi Allah'a bu kadar yakın bir insan,Evlat sevgisinin,Allah sevgisiyle karşılaştığında bile tercihi Allah(c.c) oluyor..Şirk (yani Allah'a herhangibir fiilinde ortak koşma..)'ten ne kadar beri-uzak olduğunu görüyoruz..En derin evlat sevgisini bile feda etmeye razı olup,Allah(c.c)'ın sevgisiyle eşit tutmuyor..Sözüyle fiilide bir..Şirk koşmaktan ne kadar uzak olduğunu anlıyorum ben...O Allah'ın peygamberi ve sadık bir rüyasını gerçekleştiriyor..Peygamberlerin rüyaları sadıktır doğrudur.. |
Alıntı:
|
Hasan arkadaşım Elhamdulillah ''papağanlık'' tan uzaklaşalı çok oldu..Sana da tavsiyem sende uzaklaş..bazı tevehhüm vesvese tellallarının,şeytanın mukallidlerinin dediğini aynen söyleyeceğine öncelikle araştır;kendin araştır.İddialarına delil topla..Her iki tarafıda dinle..Peygamberimizi tanısaydın eğer onun ahlakınıda tanırdın.Belki de ahırette karşılaşınca yüzünü saklayacak yer arayacaksın..Böyle bir ihtimalde var..
|
he Tabi. Yüzlerce yılların birikimine güvenmeyelim, panteidar'a güvenelim. Bir külliyat yaz da İslam Ulemasının yüzlerce yıllık saltanatını yıkıver bi panteidar.
"Kitap'ta İsmail'i de an. Çünkü o va'de sadık rasul bir nebi idi" (Meryem, 19/54). Yusuf, ey sadık kimse!. " (Yusuf, 12/46). "Kitap'ta İbrahim'i de an. Çünkü o sıddîk nebi idi" (Meryem, 19/41). "Kitap'ta İdris'i de an: Çünkü o sıddîk bir nebi idi" (Meryem, 19/56). Bunlar Peygamberlerin Yalan söylemeyeceklerine dairdir. Yalan söyleyebilen bir insan nasıl Peygamber olur, kafan nasıl basıyor buna? "Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık andolsun, onlara neredeyse yaklaşacaktın" (el-İsrâ, 17/74) Bu da Peygamberin ve diğerlerinin Allah tarafındak takviye edilenler olduklarına dairdir. Sen, Maturudi'den, Nureddin Essabuni'den, Eşari'den, Razi'den daha fazla alim ve zeki değilsin, kendini bu hususta zorlama. Diz boyu hataları ve günahları olan bir insanın Allah'ın elçisi olduğuna inanmazsın, inanmaman gerekir yani. Sen peygamberlik müessesesini reddediyorsan sorun yok, daha doğrusu senin sorunun, biz Müslümanlar peygamberlere, yalan-bilerek günah işleme gibi olmadık sıfatlar rezaletler yüklemeyiz. Hz. Aişe'nin evlendiğinde hala 6 yaşında olduğunu zanneden süpersonikler de bitmemiş bu arada. Mantar gibi bitiyosunuz be. Sargon. Kendini müsteşriklere çok kaptırmışa benziyosun abi. Ya değilse Kuran öykülerinin yarım yamalak olduğunu Şark'ı bilen kimse iddia etmez :) Yahudi, zaten o saydığın isimleri Peygamber olarak görmüyor. Ya kral ya filozoftur onlar. Yahudi'deki nesnellik kaygısı dediğin şey gerçeklik kaygısı değil maalesef işte. Yahudi'nin tabiatına zina, yalancılık, sahtekarlık vs. pislikler uygundur. Kendi Peygamberlerini öldürmekten ar etmeyen bir kavim Tevrat'ı da tahrif eder, yalanı dolanı da allar pullar "doğallık, açıklık, şeffaflık" diye sunar insana. Kuran'ın büyük bölümü yahudilere ayrılmış. Adamların tarih boyunca insan ırkının başına bela olmaktan başka pek bir hayırlarının olmadığını gördükçe bunun da sebebi anlaşılıyor. Yav hakkaten Kuran'ı bi Atlantis miti gibi okuyosun ya aha buna fitil oluyorum işte. |
Hüseyin kardeş daha 10. mesajında çıldırmışsın :p
|
Alüminyum ;
Kafana göre ayet yazma.. Bak göstereyim Kur'an'da sana peygamber zaafını ve günahını.Daha sonra Allah'ın affettiğini.. SAD SÜRESİ : 24. -Dâvud Aleyhisselâm- dedi ki: Elbette senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana zulm etmiş oldu. Ve muhakkak ki, mal ortaklarından birçokları mutlaka bazıları bazısı üzerine tecavüz etmektedir. Ancak, imân edenler ve sâlih amellerde bulunanlar müstesnâ. Onlar da ne kadar az! Ve Dâvud sandı ki: Muhakkak biz onu bir imtihana tâbi tutmuş olduk. Hemen Rab'binden af dileğinde bulundu ve rukû edici olarak yere kapandı ve -Hak'ka- yöneldi. 25. Artık bunun için O'nu bağışladık, ve şüphe yok ki, onun için bizim katımızda elbette yüksek bir makamı ve bir âkıbet güzelliği vardır. İstersen olayın ne olduğunu Tevrat'tan aktarabilirim de .. |
LAİLAHEİLLALLAH
İSLAM BARIŞ DİNİDİR
İSLAM kelimesi S,l,M köklerinden türemiştir. İki anlamı vardır : 1- Barış, huzur, selamet, esenlik ... 2- Teslim olmak Bu iki anlamı tek cümlede şöyle özetleyebiliriz. İslam ;" barış ve huzur içinde yaşamak için Allah’ın kanunlarına ( K.Kerim’e) teslim olmak demektir." İslamiyet’in hakim olduğu her yerde barış ve huzur, İslamiyet’in olmadığı veya eksik, yanlış, hatalı uygulandığı her yerde de kan ve gözyaşı olmuştur. Buna tarihten örnekler verelim : Yer Mekke : Mekke’ye Ehli küfür, şirk, gayri İslami bir dünya görüşü hakimken, yönetim İslam olmayanların elinde iken ( Ebu Leheb , Ebu Cehil ... ) Mekke’de kadın satma, içki içme, putlara tapma, halkın inançlarını sömürme, kan davası, asabiyet (ırkçılık) ... hakim idi. Bunlara karşı olan İslam bir din (yaşam tarzı-şekli) olarak ortaya çıkınca çarklarının bozulacağını anlayan, sömürülerinin son bulmasından endişe duyan gayri İslami görüşlü yöneticiler, Müslümanlara; işkenceye, baskıya başlarlar. Önce Müslümanlar dövülür, hakarete maruz kalır, hapsedilir... Zamanla can - mal güvenlikleri kalmaz. Aç - susuz, yıllarca toplu yaşamaya mecbur edilirler. İçlerinden şehit düşenler olur. Öyle ki artık Müslümanlar ev, toprak, hatıra, anılarını... geride bırakıp Mekke’yi terk etmeye zorlanırlar. Aile ve akrabalarından, her türlü mallarından, çocukluk, gençlik anılarından uzaklaşıp, parasız, maddi hiçbir destekleri olmaksızın, sadece inançları için, bir bilinmeyene doğru yolculuğa çıkarlar. Medine : Yeni bir mekan, yeni bir çevre, yeni şartlar... ve her şeye yeniden başlama. Ama zorluklar bu kadarla da sınırlı değildir : Mekke’li müşrik-kafirler Müslümanların geride bıraktıkları malları satmak için bir ticaret kafilesi kurarlar. Müslümanlar buna engel olmak için Bedir savaşını; sayıca, silahça az olmasına rağmen göze alırlar ve sonuçta savaşı kazanırlar. Uhud savaşı : Bedir’in intikamını almak için savaşı başlatan taraf yine müşrikler olur... Hiç bir şekilde başarıya ulaşamayan müşrikler Medine’nin çevresini sarıp (Hendek Savaşı) Müslümanlığı yok etmeye çalışırlar... Mekke’deki müşrik bataklığı kurumadıkça müşriklerin saldırılarını önlemek imkansız hale gelmiştir. Hz. Resul Mekke’ye sefere çıkar ve Mekke’yi kan akıtmadan fetheder. Tüm müşrikler Hz. Resul’ün mübarek ağzından çıkacak sözlere göre muamele göreceklerdir. Daha 10 yıl olmamıştır. Korkutma , sindirme, iftira, öldürme, açlık ile yıldırılamayan bir hareketin lideri, karşısındaki yenik müşrik topluluğuna bir konuşma yapar ve en son olarak onlara şunu sorar : Siz benden ne gibi bir davranış bekliyorsunuz. Mekke’li müşrikler; biz seni adil biri olarak tanıdık ve senden ancak adalet bekliyoruz derler. Hz. Resul, zalim olan bu topluluğa: Ve entumüttuleka, hepimiz hürsünüz, serbestsiniz buyurur ve rahmet, peygamber olduğunu bir kere daha ispat eder. Gayri İslami yönetimde Mekke’de kan, zulüm ... vardır. İslami yönetimde hoş-görü, özgürlük ve af. Yer Kudüs : Haçlı (Hıristiyan taraftarlarının) seferleri başlamıştır... Avrupa’dan yola çıkan hapishaneden çıkartılmış, serseri, katil insan sürüleri Kudüs’ü işgal ederler, ele geçirirler. Haçlılarla gelen batılı bir tarihçinin cümleleri ile “Kudüs’ün her yeri kan gölüne” döner. Kudüs’teki tüm Hıristiyan ve Yahudiler öldürülür. Binlercesi insafsızca ve bir ibadet aşkı ile acımasızca... Peki Müslümanlar Kudüs’ü fethetmiş iken idareyi ele geçirmişken durum nasıldı: ... İslam orduları Kudüs’ü fethetmişlerdir. İslam ordusu komutanı, Halife ( Hz. Resul’den sonraki İslam devletinin yöneticisi ) Hz. Ömer’e haber gönderir Kudüs fethedildi buyrun gelin. İsmi adaletle özdeşleşmiş olan bu insan, bir devlet başkanı, yeni bir şehri fetheden orduların lideri, bir deve ve bir hizmetçi ile yola çıkar. Deveye sıra ile binilmekte yürüyen kişi deveyi ve yularını tutmaktadır. Nöbetleşe binilerek Kudüs’e yaklaşılır. Deveye binme sırası hizmetçiye gelmiştir. Hizmetçi, ben sıramdan vazgeçtim buyurur siz binin der. Fakat Hz. Ömer bunu kabul etmez ve hizmetçisini deveye bindirir. Yeni fethedilen şehrin ahalisi ve İslam ordusu yaklaşmakta olan kafileyi seyretmektedir: Hizmetçi deveye binmiş, Devlet Başkanı Hz. Ömer devenin yularını tutmuş şehre doğru yaklaşıyor. Çevresinde ne muhafız alayı ve ne süslü elbiseleriyle yardımcıları ... Karşılarında sadece adil bir lider vardır,Hz. Ömer . Halife Ömer şehre girer. Kudüs’ün Hıristiyanları Hz. Ömer’e kompliman yarışına girerler. Buyurun kilisemiz de namaz kılın derler . Hz. Ömer ibretlik ve ince düşüncenin mahsulu bir cevap verir: “ Eğer ben sizin kilisenizde namaz kılarsam, benden sonra gelen Müslümanlar da bu kilise de namaz kılmak isterler, kilisenizi elinizden kaybedebilirsiniz .” Sonra tüm gayrimüslimleri serbest, ibadetlerinde hür bırakır. Haçlıların işgalindeki Kudüs ve İslam ordularının fethettiği (barış ve huzura açtığı) Kudüs arasındaki fark ortadadır. Çünkü dinleri, dünya - ahiret görüşleri, olaylara bakış açıları farklıdır. Yer İspanya(Endülüs) : Haçlı Avrupa devletleri İspanya’da bulunan Endülüs Emevi İslam ülkesine saldırırlar. Üç tarafı da deniz ile çevrili ülkenin dördüncü yönünden (Avrupa’dan) Hıristiyanlar İslam ülkesine girerler, işgal ettikleri yerleri yakıp yıkarlar. Akdeniz’den gemilerle Afrika’ya veya Osmanlıya kaçıp sığınan kurtulur, geri kalan tüm Müslüman ve Yahudiler, Avrupa’lı barbar Hıristiyanlarca katledilir, öldürülür. Halbuki Emevi Müslümanları İspanya’yı fethettiklerinde İspanya’yı Endülüs’e çevirirler. Ülke baştan başa bir ilim- kültür merkezi haline getirir. Avrupa’dan öğrenciler Endülüs’e ilim tahsiline gelirler. Avrupa ülke krallarının saray kütüp-hanelerinde var olan kitap sayılarının katbekatı bir Müslüman alimin mütevazı evlerinde bulunmaktadır Endülüs’te... Haçlı işgalinde (her zaman olduğu ve olacağı gibi ) kan ve ölüm ülkesi olan İspanya , İslam futuhatından sonra ilim, kültür merkezi olan Endülüs. Yer aynı ama kıstas, prensip fikirler farklıdır. Yer İstanbul : Haçlı seferleri esnasında Avrupa’dan gelen ( Katolik) haçlılar Avrupa’dan , İstanbul kapılarına dayanırlar. Kapılarınızı açın İstanbul’dan geçelim. Sizinde düşmanınız olan Müslümanları ve İslam’ı yok edelim derler. İstanbul’daki Bizanslı ( Ortodoks) Hıristiyanlar için bu teklif bulunmaz bir nimettir. Kapılar Hıristiyan ordularına açılır ve Katolik haçlılar, Ortodoksların şehri İstanbul’a girince yağmalamaya, çalmaya, katliama başlarlar. Kiliseleri yağmalarlar, Hıristiyanları öldürürler... Son anda haçlıların İstanbul’u terketmesi Bizanslılarca sağlanır. Böylece Hıristiyanlarca, bir Hıristiyan şehrinin işgali pahalıya mal olsa da önlene-bilir. Yıl 1453. Fatih Sultan Mehmet on binlerce şehit vererek İstanbul’u fetheder. Onbinlercesi okla, kızgın yağla, taşla, işkence ile şehit edilerek Müslümanlarca fethedilebilen İstanbul’a Fatih S. Mehmet girerken, Hıristiyan kızlar ona çiçekler sunmaktadırlar. Fatih Sultan Mehmet kendi dindaşlarının yaptıklarını İstanbul’lu Ortodokslara reva görmez herkesi tıpkı atası ve önderi Hz. Resul gibi özgür ve hür ibadetlerinde serbest bırakır. Sadece fetih sembolü olarak Ayasofya Camiye çevirilir.. Yer Bosna : 1990’lı yıllar. Yugoslavya devleti yıkılmış, üçe ayrılan devletin Hıristiyan olan Sırp ve Hırvat tarafları hem birbirleri ile ama her ikisi birden Müslüman olan Bosnalılarla savaşa başlarlar. Yıllarca yan yana yaşatıkları Müslümanlara hoşgörü, acımak... yoktur. İnsan (Hıristiyan) hakları beşiği Avrupa’nın ortasında 3.5 yıl bir halk topluca işkenceye tabi tutulurlar. Homoseksüelliğin, lezbiyenleğin, hayvanlarla cinsel ilişkinin yaygın olduğu Avrupa’nın ortasında namus kavramını kutsal sayan Müslümanlara, planlı bir şekilde saldırılar yapılır. 3 yaşından 70 yaşına tek çocuk, kız, kadın, nineye ... tecavüz edilir. Erkekler boğazlanarak, kırık cam şişeleri ile beyinleri sert cisimlerle patlatılarak ... öldürülür, çocuklar canlı canlı doğranır... Müslümanlar, demokratlar, hümanistler ... bakar, konuşur, kınar... Ama pratik hiçbir şey yapılmaz. Osmanlılar ise , Yugoslavya’da 400 yıl hakimiyet sürmüşlerdir. İslami yönetimde geçen yüzyıllar boyunca Hırvat ve Sırplar dinlerinden dönmeye zorlan-mazlar. Özgürlük-hoşgörü sınırları çercevesinde barış içinde dinlerini yaşarlar. Bosnalılar kendi istekleri ile Müslüman olurlar. İstenirse planlı bir çalışma ile 20-30 senede tüm Balkan devletleri zorla Müslüman yapılabilecekken- İslam dini buna karşı olduğu için- tüm dinler bir arada, zorlama olmadan barış içinde yaşarlar. Yüzyıllarca İslam hakimiyetinde barış içinde yaşamış Hıristiyan toplumlar Osmanlının yıkılması ile 1900’lü yıllarda Yugoslavya’nın baskıcı rejimin çökmesi üzerine 1990’li yıllarda tek taraflı olarak Müslümanlara karşı savaş ve zulme başlarlar. Güneydoğu’da günümüzde varlığını devam ettiren yezidiler vardır. Yaklaşık bin yıldır İslam yönetiminde bulunan bu toplulukların, kendilerini yönetenlerin inançları ile 180 derece zıt bir inanca sahip oldukları halde yaşam ve inançlarının devamına izin verilmiştir.Ya Osmanlı yerine bir Hıristiyan ülke olsaydı Türkiye, Yezidiler varlıklarını ne kadar süre devam ettirebilirler di acaba ? Yer ve topluluk örnekleri çoğaltılabilir: İspanya’dan kurtarılan Yahudiler kendilerini kurtaran Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkmada etkin rol oynarlar... Ermeniler Osmanlı idaresinde barış ve huzur içirisinde yaşarken ellerine geçen ilk fırsatta Osmanlıyı arkadan hancerlerler... İslam barış dinidir, barışın dinidir. Hakim olduğu yerde huzur barış vardır. Olmadığı yerde ise kan ve zulüm. Günümüzde dünya geneline baktığımız zaman kanı akan tüm toplumların Müslüman oldukları görülür : Irak, Azerbaycan, Kıprıs, Keşmir, Filistin, Kosova, Bosna, Çeçenistan, Libya, Cezayir, Tunus... kan akıtan tarafa bakınca ülke ismi farklı olsada dinlerinin hep aynı olduğunu görürüz: Gayrimüslimler. Bu böyle devam edecektir ta ki biz Müslümanlar Kur’an’a teslim olana, dola-yısıyla barışa, huzura ulaşana kadar. GAYRİ-MÜSLİMLER YER İSLAMİYET Mekke’li Kafirler Müslümanlara; zulüm işkence,öldürme, aç bırakma Mekke Özgür ve serbest bırakma Hz. Resul Haçlı Seferleri Müslüman ve Yahudileri Öldürme Kudüs Kilisede namaz kılmama serbest bırakma Hz. Ömer Avrupa Müslüman ve Yahudileri Öldürme İspanya (Endülüs) İlim, kitap merkezi Emeviler Haçlı Seferleri Kiliseleri yağmalama, Hıristiyanları öldürme İstanbul Güllerle karşılanma serbest bırakma Fatih S. Mehmet Sırp ve Hırvatlar Öldürme, çalma , tecavüz Bosna Hoşgörü, özgürlük Osmanlılar Not : İslam, Hıristiyanlık, Yahudilik, kominizmden... üstündür. Tarihteki örnekleri yukarıdadır. İslam iman esaslarında da üstündür (Hıristiyan ve Yahudilerin Allah, peygamber .... inançları, İslam’dan çok farklıdır). İslam prensip, kurallarında da üstündür. ( Hıristiyanlıkta ,içki, faiz ... Yahudilikte ırkçılık,zina ... vardır.) İnne’d- dine indellahi’l - İslam Allah’ın kabul ettiği ( insanları dünyada huzur ve barış içinde kılacak . Ahirette de cennete götürecek ) tek din, tek yol, hak yol olan İslâm’dır. Not : İslâm’da Savaş Üç Nedenle Yapılır 1- Nefsi Müdafaa : Düşman tarafı çarpışmayı başlatırsa onlarla savaşmak. “ size harp açanlarla Allah yolunda, sizde dövüşün. Ancak aşırı gitmeyin. Şüphesiz ki Allah aşırı gidenleri sevmez .(Bakara 190 )” 2- Anlaşmayı bozan düşmanla çarpışmak : Beni Kureyza-Nadir Yahudileri Müs-lümanlarla yaptıkları anlaşmayı bozarak arkadan vurmaya çalışıp, entrikalar yapınca onlarla savaş yapılır. (Enfal :58) 3- Düşman grup saldırmamış fakat, saldırıya hazırlık için toplanıp, gruplaşma yaptıkları zaman ( Tevbe : 36 , Bakara : 194 ) Özetle ; a- Nefsi Müdafaa b- İslam davasını sağlamlaştırmak ve onun yolunda duran ve İslâm’ı kabul etmek isteyenlere engel olanı uzaklaştırmak için İslam savaşa cevaz vermiştir. Bunlar dışındaki savaş halleri; siyasi, menfaat savaşlardır. Yüce dinimizle bir alakası yoktur. Din adına yapılan iktidar mücadeleri dini savaşlar değildir ve dini bağlamazlar.yapanlar ise dünyada ve ahirette suçlu konumdadırlar. BARIŞ ZAMANI SAVAŞ KURALLARI UYGULAMAYACAĞI GİBİ , SAVAŞ AYETLERİNİDE BARIŞ ZAMANINDA GÜNDEME GETİRMEK VE BU TÜR YAKLAŞIMLAR ÖNYARGI İFADELERİ OLMAKTAN İLERİ GİTMEZLER .TERSİ İÇİNDE AYNI DURUM SÖZ KONUSUDUR ; SAVAŞ ŞARTLARINDA BARIŞ CÜMLELERİ VE BARIŞ MESAJLARI YERSİZ VE SEVİYESİZ BİR DURUMU ORTAYA ÇIKARIR. ÖZETLE ; SAVAŞ ZAMANINDA UYGULANACAK AYETLERİ BARIŞ ANINDA DEĞERLENDİRİRKEN SAMİMİ VE ÖNYARGISIZ OLUNMALIDIR. NORMALDE İSLAM = BARIŞ DİNİDİR . TABİİKİ SAVAŞ TA İNSANLAR İÇİNDİR VE SAVAŞ ESNASINDA UYGULANACAK AYETLERDE VARDIR. SAVAŞLARIN ÇOĞU DİN SAVAŞI MIDIR ? SAVAŞLARI DİNİ- DİNSİZ DİYE AYIRMAK NE KADAR DOĞRUDUR?UNUTMAYALIM Kİ 20.YY.’DA DİNSİZLİK ADINA SOSYALİZM ADINA , FAŞİZM ADINA YAPILAN SAVAŞ VE KATLİAMLARDA ÖLENLERİN SAYISI BİNLERCE YILLIK İNSANLIK TARİHİNDE ÖLEN İNSAN SAYISINDAN DAHA FAZLADIR!AYRICA STALİN İLE TROÇKİ , LENİNİZM İLE MAOİZM , MİHRİ BELLİ İLE HİKMET KIVILCIMLI,BEYAZ PLORETAR İLE KIRMIZI PLORETAR ...MÜCADELELERİNİ HANGİ KEFEYE VE HANGİ ADLA KOYACAĞIZ?!BAZI İNSANLARIN DİN ADINA VEYA DİNSİZLİK ADINA RANT İÇİN , İKTİDAR HIRSI İÇİN YAPTIKLARI SAVAŞLARI DİN ADINA YAPIYORMUŞ GİBİ GÖSTERMELERİ DİNİN DEĞİL O İNSANLARIN SORUNUDUR.AYRICA DİN ADINA YAPILDIĞI İDDİA EDİLEN “BATIL DİNLERİN “ SAVAŞLARIDA İSLAMİYETİ İLGİLENDİRMEZ! YİNE AYRICA İLGİNÇTİR SOSYALİZMİNDE , ONUN ZIDDI OLDUĞU İDDİA EDİLEN FAŞİZMİNDE TEMEL DAYANAK NOKTASI DARWİNİZMDİR! İSLAM’A GÖRE SAVAŞ “ YA NEFSİ MÜDAFAA İÇİN , YA ANLAŞMA ŞARTLARININ TEK TARAFLI BOZULMASININ ANLAŞMA HÜKÜMLERİNE GÖRE CEZASI OLARAK YA DA MÜSLÜMANA YAPILAN DİNİ BASKILARA ENGEL OLMAK İÇİN YAPILIR ( İSLAM'DA BAŞKA DİNDE OLANLARA ZORLAMA YASAKTIR ! ” LA İKRAHE Fİ’-DİN “) İSLAM’A GÖRE SAVAŞLAR DİN – RANT – IRK..SAVAŞLARI DEĞİL ,” HAK – BATIL “ SAVAŞLARI OLARAK İKİYE AYRILIR. BİR TARAF HAKLIDIR DİĞER TARAF İSE HAKSIZ!BATILI MÜSLÜMAN BİLE DİLE GETİRMİŞ OLSA FARKETMEZ O HAKSIZDIR. PEYGAMBERİMİZDEN HAKKI OLDUĞUNU İDDİA ETTİĞİ ŞEYİ YÜKSEK SESLE İSTEYEN BİR ADAMA SAHABİ MÜDAHALE ETMEK İSTEYİNCE , HZ. RESUL O İNSANLARA ENGEL OLUR VE “ DURUN ! O HAKKINI ARIYOR” BUYURURLAR. HAK ;DOĞRU ,İYİ, GÜZEL , YARARLI , FAYDAL I OLANDIR.O DA BOZULMAMIŞ YAHUDİLİK-HIRİSTİYANLIK İLE İSLAM DİNİDİR.BATIL İSE DİĞER TÜM İDEOLOJİ , SİSTEM ,UYDURMA DİNLERDİR.AMA İSLAM ASLA İNSANLARI MÜSLÜMAN OLMAYA ZORLAMAZ ( DİNDE ZORLAMA YOKTUR ! ) BAŞKA DİNDE OLANLAR İSLAM TOPRAKLARINDA YAŞARSA CAN , MAL , NAMUS , AKIL VE DİNLERİ MÜSLÜMANLARCA KORUMA ALTINDADIR , İSLAM TOPRAKLARI DIŞINDA İSELER ONLARLA ANLAŞMA YAPILIR VE ANLAŞMAYI BOZAN TARAFTA ASLA MÜSLÜMANLAR OLAMAZ! İSLAM BARIŞ DİNİDİR . O'NUN OLDUĞU YERDE CAN-MAL-NAMUS-AKIL VE DİN KORUMA ALTINDADIR AMA BARIŞI KORUMAK İÇİN GEREKTİĞİNDE YUKARIDA SAYILAN NEDENLERLE |
Alıntı:
Ben de bir Dinsizim, ben de Muhammed'e ve onun Kuran'ındaki düşüncelere karşıyım. Fakat, düşünceler hakaret edilmeden ifade edilmeli. |
Neyse beyler, biraz sakin olalim artik. Ben bugünlerde biraz agressif oldugumu farkettim. Gerci Hz, Ibrahim konusunda bu düsüncelerimi bundan aylar önce yazmistim. Yeni birsey söylemis olmadim. Isteyen "Tevrat'tan Peygamber Okumalari"na bakabilir.
Kuran'daki peygamberlerin anlatildigi bölümlere, daha dogrusu öyküsel bölümlere iliskin bir tartisma yapmak gerekiyor aslinda. Benim söyle bir iddiam var. Tevrat okunmadan Kuran'in anlasilabilecegini düsünmüyorum. Bu tartisma icin ayri bir baslik acmak gerekiyor. Ancak iki üc hafta kadar aranizdan ayrilmam gerek. Kizim gelecek ve onunla ilgilenmem lazim. Bu Turan Dursun sitesi bütün zamanimi yiyor ve baska seyle ugrasamaz oluyorum. Kuran'in Tevrat okunmadan anlasilip anlasilamayacagi tartismasini 1 ay sonra yapmayi umut ediyor, hepinize mutluluklar diliyorum. Aliminyum, sigarayi söyle biraktim. Önce karar verdim. Bu konuda karar vermek isin en onemli kismi. Sonra bir kac gün biraktim. Sonra Akupunktur yaptirdim. Kulagima 3 tane igne sapladilar. Ben yararina gördüm. Istegi azaltti. Ama maalesef görüldügü gibi agressiflik sürüyor. |
Allahım sana şükürler olsun
Peki madem Allaha ve ahirete inanmıyorsunuz.Peki ölünce nereye gideceksiniz: tuvaletemi?
|
Akupunktur işe yarıyosa kulaqıma değil gözkapaklarıma bile batırsınlar ama işte karar vermek diyon sen de o da zor geliyo be neyse.
Tevrat okunmadan Kuran'ın anlaşıbilceni sanmıyosun he. O da iyi, Kuran'ı Tevrat'ın uzantısı gibi mi görüyon napıyosan artık, eldeki Tevrat'ı meşrulaştırmaya çalışan gulyabani kılıklı oryantalist entellerin zihniyeti bu aslında, senin kendine ait özgün bi görüş deil bu. Ah bi de Kuran'ı kendi kaynağından anlamayı deneseniz. Mesela açıp bi İbn-i kesir ya da Elmalı tefsiri okumak gibi. Gerçi çok banel geliyodur size, o ilkel adamlar ne anlar Kuran'dan de mi? :) |
Alıntı:
Yok olacaksam da olurum. Ama siz bu mantığı anlayamazsınız işte, çıkarcı kişiler olarak. |
Allahu ekber
tevrat dedğiniz kitap değişime uğramıştır.Siz nasıl bu kitabı kaynak olarak gösterebiliyorsunuz.hımm Sizin niyetiniz şimdi anladım.Sizin amacınız allahı inkar gelmele sınırlı değil siz siyonizime hizmet ediyorsunuz.Ama o inanmadığınız.Allah sayesinde o inanç sayesinde insanlar sabırı öğrenmişler.Bi bakın bakalım Gerçekten yüce Allaha inan insanların kaçında İntihar vakası yaşanıyo niçin?Çünkü o inanç insana huzur veriyo.Unutmayın ki bütün insanlar muhtaçtır.acizdir.Ama sizi de tebrik ediyorum.Bu islama karşı verdiğiniz mücadeleden dolayı kutluyorum çünkü bu mücadeleniz beni ve gerÇek müslümanları daha çok kamçılıyor.Allahu ekber
|
Dance;
Hiç Tevrat,İncil,Zebur okudun mu?.. Okumadıysan neden? Hiç mi merak etmedin?. |
Hasan amacımız menfaat değil,Allah'ın bizden razı olması...
|
Değil işte Sevgili Ensareo,
Misal, Burkay'a deizm'i anlattığımda bana dedi ki: "senin bana vaadebileceğin bir cennet'in var mı?" Başka bir yerde de dedi ki: "Cehennem olmasa o dine kim inanır ki?" Evet, cennet ve cehennem olmasa pek az kişi inanırdı. |
cennet ve cehennem olmasa pek az kişi inanırdı.
İnanma nedeni Cennet ve Cehennem değildir,hasan..Onlar sonuçlardır..Herkes kendine göre görüş belirtebilir;doğru veya yanlış..Ama verdiği kararların sonucunada da katlanmak düşer..Ahıretteki en büyük mukafat;O'nu görmektir...Bu dünyada da yapılması gereken şey onun rızasına kavuşmaktır..O'nun rızasını kazanacak işler yapmaktır.. Anladığım kadarıyla sen deistsin..peki madem düşüncende bu kadar eminsin yoluna devam et..Bende yolumdan eminim bende müslümanım;kimin doğru karar verdiğini elbette göreceğiz..Delillerim var,şahitliğim var.. |
Re: Var mi icimizde oglunu kurban edecek bir manyak!
Oğlunu Allah'a kurban etmek isteyen sadece İbrahim değilmiş ki. Muhammed'in dedesi (Abdulmuttalib) de Muhammed'in babasını (Abdullah) Allah'a kurban etme sözü vermiş. Üstelik *o sıralarda Araplar İslamla henüz tanışmamışlar, yani putperestler... Buyrun.
"PEYGAMBERIMIZIN BABASI HZ.ABDULLAH Peygamberimizin babası Hz. Abdullah Kureyş’in ileri gelen delikanlılarından idi. Güzel yüzlü,iki gözü arasında peygamberlik nurunu taşıyordu.Mekkenin bütün genç kızları onunla evlenmek için can atarlardı.Babasına o kadar itaatliydi ki babasının izinden hiç çıkmazdı.Hatta birinde babası Abdulmuttalip Allaha dua etmiş ve ``Allahım eğer bana on erkek evladı verirsen onlardan birini senin için kurban edeceğim``demiş ,on evladı olunca da Allaha verdiği sözü tutmak için oğlu Abdullahı kurban etmek istemiştir.Oğlu Abdullah babasına itiraz etmemiş ve boyun eğmiştir Etraftan yapılan eleştirilerle oğlunu kurban etmekten vaz geçmiş onun yerine 100 Adet Deve kurban etmişti." |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:20 . |