![]() |
Allah kullarını eşit sevmiyormu?
http://ortakyasam.org/images/image/158358044a.jpgFethullah Gülen'in İnternet sitesinin ana sayfasından duyurulan yazılara, Sızıntı dergisinin Temmuz 1979 sayısında yayımlanmış olan bir yazısı eklenmiş. Başlığı şöyle: "Kullar arasında eşitsizlik mi var?" Belki de, işçilerin eşitsizliklere ve haksızlıklara (yeniden) isyan etmeye başlamış olması nedeniyle lüzumlu görüldü, 31 yıl öncesine ait bu yazının yeniden yayımlanması...
Yazının başındaki soru şu: "Allah çok insanlara, araba, apartman, mal, mülk, itibar, arkadaş, şan, şöhret vermiş; bazı insanlara da fakirlik, dert, musibet, elem, keder vermiş; sonraki insanlar çok mu kötü, yoksa Allah öbürlerini çok mu seviyor?" Fethullah Gülen, tahmin edilebileceği üzere, "Mesele Allah'ın ne verip ne vermediği değil, bu dünyanın nimetlerinin çok büyük çoğunluğunun az sayıdaki zenginin elinde toplanmış olması" türü bir cevap vermiyor... Yazısına bir ikazla başlıyor: "Böyle bir soru, ancak öğrenmek maksadı ile sorulabilir. Yoksa başka türlü günaha girilmiş olur. Esasen, içinde böyle bir derdi olan insanın da, bunu sorması lâzımdır." "Sorgulamak" falan, aklınızdan bile geçmesin tabii ki! Soracaksınız, Hocaefendi yanıtını verecek, tatmin olacaksınız, duanızı da esirgemeyeceksiniz... Bundan fazlası, günah... Gülen, devam ediyor: "Allah (cc) dilediğine at, araba, han, hamam, taksi, apartman verir; dilediğine de fakr u zaruret. Fakat, bütün bunlarda, âile ve sâireden gelen bazı sebepler de inkâr edilmemelidir. Meselâ, bir insanın mal kazanma dirâyet ve kiyâsetini inkâr etmek mümkün olmadığı gibi, kendi devrinin şartları içinde kazanma yollarını bilmesi de, kazanç sebebi olması bakımından inkâr edilemez." Haksız yere zenginleşenler? Yok öyle bir şey... Kimin nesi varsa (ve kimin nesi yoksa), Allah'tan... Bir yandan da "âile ve sâire'den gelen bazı sebepler" var (niye var diye sorgulamayacaksınız tabii, izah edildi işte, "âile ve sâire"den dolayı!), diğer yandan "kazanma yollarını bilmek" de pek bir önemli... "Haksız kazanç" sağlayanlar? Dedik ya, yok öyle bir şey... Hem zaten, zenginlik de her zaman güzel/hayırlı vs. değildir: "Bir de, mal-mülk mutlaka hayır sayılmamalıdır. Evet, bazen Allah (cc) mal-menâl, dünyevî huzur ve saadet isteyenlere, istediklerini verir; bazen de vermez. Ama, Allah'ın (cc) hem vermesi, hem de vermemesi hayırlıdır. Zira, sen iyi bir insan ve verileni de yerinde kullanacak isen, senin için hayırlıdır. İyi bir insan değil ve istikametten de ayrılmış isen, Allah'ın vermesi de vermemesi de senin için hayırlı değildir." Dünyanın nimetlerinin zenginlerin elinde olması sizi hiç üzmesin: "Onun için; müstakillen ne servet, ne de fakirlik bir felâket, veya nimet sayılmamalıdır. Belki yerine göre fakirlik, Allah'ın en büyük nimetlerindendir." İşte bu bakımdan, mesela TEKEL işçileri, büyük bir yanlışın içinde... Eğer fakirleşiyorlarsa, bunun nedeni AKP değil, Allah'ın böyle takdir etmiş olmasıdır... Belki de, onların fakirleşmeleri, Allah'ın en büyük nimetlerindendir! Fethullah Gülen'in fakr u zaruret içinde olmaması ise, pek tabiidir ki, "âile ve sâireden gelen sebeplerden" dolayı... Erkin ÖZALP(haberveriyorum.net) Fethullah'ın yazısı için Kaynak:http://tr.fgulen.com/content/view/374/3/ Kaynak:http://www.haberveriyorum.net/haber/fethullah-gulene-gore-kullar-arasinda-esitsizlik Ortakyaşam.org'dan alıntıdır. İslam'ın Allah'ı eleştiriliyor burada ama ben Hıristiyanların ve Yahudilerin tanrısının da aynı eleştiriyi hakettiklerini düşünüyorum. Diğer dinlerden arkadaşların da bu konudaki düşüncelerini merak ediyorum. |
Sayın Saroz,
1. Benim evim arabam yok, sizin varsa, hangimizi Allah daha çok seviyor diye sormak çocukçadır. Saçmadır. Arkasında başka niyetler vardır. 2. TEKEL işçileri dediğiniz kişiler kimmiş bir açın da görelim, görülsün bu kişiler. Bu işçiler sözleşmeli mi, kadrolu mu? TEKEL özelleştirilmeden önce işlerine gidiyorlarmıymış yoksa gitmiyorlarmıymış? vs. vs. Saygılar |
Sayın Enveyme,
Neden saçma olsun. Eğer bir sınav için yaratılmışsak sınav şartları eşit olmalı değilmi? Tekel işçilerinin açıkları neymiş? Bilgilendir de biz de gereksiz yere desteklemeyelim. Saygılar. |
Sevgili saroz ;
Tevratta olsun, İncil de olsun, Kur'anda olsun "VE RE CEK SİN" kayıtı vardır. Belki içinizden gülüyorsunuz veya "Şunlara bak aynı dinin inanırları ama ne kadar farklı düşünüp,farklı konuşuyorla" da diyor olabilirsiniz Zekat denildiğinde, Dağ'ın, üzerinde bulunduğu yeryüzü düzlemi ile "Aynı" olma hali yatar. Bu da VE RE CEK SİN in karşılığıdır. Ama ne yazık ve hazinki, iş 40 ta 1 e endekslenmiştir. Teknokrasinin yanıltıcı dili, nasılki herşeyin düzünü ters gösteriyor, İlahi dinlerin teknokratları sayılabilecek bu tür kişiler de, düzleri ters göstermekte, ve zenginlik ile fakirliğin bir "Kader" olduğu konusunda insanları ikna edip, haklarını aramaları konusunda, haklarını arayacakların ellerini kollarını bağlamanın başyardımcıları olmaktadırlar. Bugün ülkemizde sendika ve bir çok hakkın verilişi-alımı, bir zamanlar tıpkı tekel işçileri gibi haklarını arayan, ve bu uğurda yitip giden, ama haklarını aldıkları gibi, kendilerinden sonrakilerin de bu hakları elde etmesini sağlayan kahramanlara aittir. |
Alıntı:
Burada demek istediğim, etrafımızda herşey var. Aramak isteyen muhakkak bulur. Bir eşitsizlik yok. Bir önceki mesajımda dediğim gibi, 30 yaşındayım, bekarım, kendime ait ne evim ne arabam var. Şimdi ben eşit davranılmayanlardan mı oluyorum? Bu mantık saçma. Tekel işçilerine gelince, Politika bölümünde başlığı var ise orada tartışalım. Ben, yıllarca bu tür yerlerde çalışan olarak gözüküp ama yıllarca adımını atmadan maaşını alanlar olduğunu duydum, gördüm o yüzden söylemiştim. Saygılar |
Sevgili saroz ;
Sanırım, ki sanmıyor biliyorum. Etrafınıda birebir müşahade ettiğiniz bir gerçek vardır. O da, İnsanlar konuşurken "Kul hakkı" denilen şeyden çok korktuklarını ifade ederler. Hatta öyle ki, Tanrının "Kendi hakkı" konusunda Afüvv,Tevvab ve Kerim olması ciheti ile, bağışlayıcı olabileceğini, ammaaa, işin içine "Kul ve hakkı" girdi mi oraya karışmayacağını da ballandıra ballandıra anlatırlar. (Öyle ya Hak kendisine ait değil,hakkı yenilen,ezilen,zorla elinden alınana ait.) O halde yaşam yansımaları neden terstir ? Bir gün işyerime, Istanbul'un büyük ilçelerinden birinin müftü yardımcısı geldi. Yanımda çalışan kıza -Neden başörtüsü takmıyorsun ? Namaz kılıyor musun ? sorularından sonra aldığı cevaplar neticesinde -Aman kızım kıl beşi kurtar başı !! dedi. Tabi dur durabilirsen,dayan dayanabilirsen -Ya Hu mübarek hocam siz Tanrının hakları konusunda kızımıza ahkam keserken,kul hakkı konusunda neden hiç sual etmediniz ? dedim.Şaşırdı tabi. ve devam ettim. - Siz o ilçe halkının dini konuda ağzına baktığı kişilerin başında geliyorsunuz.Tanrı ve dinini bu kadar mı görmektesiniz ? Eğer öyle ise yandı gülüm keten helva hocam.Ben beklerdim ki "Kızım yalan söyler misin ? Şahitliğini doğru yapar mısın ? Yetimin hakkına el uzatır mısın ? Paran-gelirin çok olmasa da senden daha alttakileri düşünüp verme (İnfak) işlemi yapar mısın ? vb kulhakkı ile ilgili sorulardan sonra bu soruları sorup,çözüm önerilerinizi "Kıl beşi kurtar başı" darlığına-sığlığına sokmadan ifade etseydiniz daha doğru olmaz mıydı ? dedim.Adam alışveriş dahi etmeden büyük bir kızgınlıkla işyerimi terketti. Bu ve benzeri durumlar hepimizin yaşarken bizatihi müşahade ettiğimiz-şahit olduğumuz durumlar. Ne demişler ? "Böyle saça böyle tarak." :) |
Alıntı:
Sevgili Psiko; Amaç sınav olduğunda koşulları sınavı yapan belirler. Tanrı insanları sınamak için yaratmış ise, çok fazla mal mülk verdiği kişiyi verme zahmetine, alacak kişiyi de dilenci ezikliğine sokmadan bu iş halledilebilirdi. Bu mantıkta bir terslik var. |
Alıntı:
Neden başkalarının iddia ettiği şeyler üzerinden konuşuruz ki ? Ne sınavı ? Annemizden doğup, ölümümüze kadar, "Bugün bir yaşıma daha bastım" dedirten, gelişim içinde mi oluruz yoksa sınav-imtihan mı ? Ha, Sınav denilen şeyin, yaşamın kendisi ile tasvir ve tarifini yapacak isek, Öğretmenlerimizin, bize verdikleri bilgiden-yaşam hazırlıklarımızdan ne alıp ne almadığımızı "ÖLÇMEK" amaçlı yaptıkları şeyin adı ise, yaşamda karşımıza çıkan şeylere tepkilerimizi, hayata duruşumuzu, uygulamalarımızı sınav-imtihan olarak düşünebilir isek, dünya toplıumunun, insanlığın kahir ekseriyetinin sınıfta kaldığını gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz. |
Alıntı:
Cennete gitmek için Allah'ın varlığına inanmak yeterlimi sevgili Enveyme? İnananlardan, hesap gününde, günahı sevabından daha fazla çıkan olmayacakmı? İnanmak yetmiyor, aç kalan insan, tok insana göre daha fazla çalma eğiliminde değilmidir? Tok olarak sınav edilmek avantaj değilmidir? Eğitimli insan ,cahil insana göre daha avantajlı değilmidir? Günde 12-16 saat çalışıp karın tokluğuna çalışan, çocuğunu okutamayan, işyerinde patron ve yöneticiler tarafından ezilen aşağılanan insan peygamber olmak zorundadır günah işlememek için. Ama yönetici, eğitimli ve zengin insan sadece vicdanlı olsa yeterlidir. Eşitsizlik heryerde sayın Enveyme. |
Dünya üzerinde var olmuş, olan ve de olacak olan eşitsizliği görmemek için insanın gözlerinin, kör aklının da uyuşmuş olması gerekir..... Tabi bu eylemi gerçekleştiren de din diye tabir ettiğimiz uyuşturucudur.
|
Alıntı:
Aç kalan insan tok insana göre daha fazla çalma eyiliminde değilmidir demişsiniz. Şimdi burada yanlışmı yazdınız tam anlayamadım, çalma değilde çalışma mı diyecektiniz? Çalışma ise, İnsan her gün açtır, karnını doyuracak kadar çalışır, ertesi gün yine aç olarak kalkar. Tabi kimi aşırı çalışır karnı fazla doyar o ayrı :) Ben insanların şartlar var ise aç kalabileceğine inanmıyorum ve yine insanın kendisine bağlı olduğuna inanıyorum. Çok kazanmak isteyen çok çalışır, azla yetinen çalışmaz. Tok olarak sınav edilmek avantaj mı değil mi bilemiyorum. Ama şöyle düşündüğünüzde, komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir diye Peygamber Efendimiz söylediği için, tok olan aç olana yardım etmiyorsa o zaman avantajlı demek doğru olmaz. Ben bunu, sorumluluk her zaman zordur şeklinde değerlendiriyorum. İslam'da eğitim, öğretim çok önemlidir. Bunların eksikliğinden insanlar 12-16 saat karın tokluğuna çalışıyor. Bilinçli olmalıyız, bilinçli tüketmeliyiz, bilinçli kazanmalıyız. |
Kötü beslenme yüzünden her yıl 5,6 milyon çocuk ölüyor. Beş yaşın altındaki her dört çocuktan biri de erken ölüm riskiyle karşı karşıya.
Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu UNICEF’in yayınladığı son beslenme raporuna göre zayıf çocukların yüzdesi, Sahra Afrika’sında yüzde 28, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yüzde 17, Doğu Asya ve Pasifik’te yüzde 15, Latin Amerika ve Karayipler’de yüzde 7. Orta ve Doğu Avrupa’nın tamamında yüzde 5, diğer gelişmekte olan ülkelerde yüzde 27 oranında. Gerçekler, dünyada 852 milyon insanın açlık çektiğini ve bunların 53 milyon ununda Latin Amerika’da yaşadığını gösteriyor. Yalnız Meksika’da 5 milyon 200 bin kişi, Haiti’de 3 milyon 8000 bin kişi yetersiz beslenirken bütün dünyada, her yıl, beş milyondan fazla çocuk da açlıktan ölüyor. süper güç Kuzey Amerika 17 milyon çocuk yetersiz besleniyor. Bugün dünya yaşayan, beş yaşın altındaki 146 milyon çocuk yetersiz besleniyor. Bu insanların hepsi tembel değilmi Enveyme. Açlık diye bir sorun yok hiçbir yerde. |
Sevgili Saroz,
Geçen gün televizyonda bir haber vardı, Başbakan Ankara'da bir yerde iken, bir kişi yanına yaklaşmaya çalışıp, açım başbakanım diye bağırmıştı. Yanlışta hatırlıyor olabliirim. Bu haberi babam izlediğinde ne söyledi biliyor musunuz? "Bugün insanlar bolluk içerisinde yaşıyorlar, bizim zamanımızda hiçbirşey yoktu." İstisnalar harici, hangimizin babası ekmeğini taştan çıkartmamış? Peki biz bunun bilincindemiyiz? Malesef hayır. Ben bu tür Birleşmiş Milletler, UNICEF falan bunların yaptıkları bu tür araştırmalara pek inanmam. Ama açlıkta yok demiyorum, var elbette. Ama sorun yine her zamanki gibi insanlarda. Geçen Kurban Bayramında müslümanlara siz kızmıyormuydunuz bu kadar hayvanı katlediyorsunuz diye? Şimdi insanlar et yiyemiyor açlar diyorsunuz. İnsanlar arasındaki bağlar gittikçe kopmuş durumda, dün yine televizyonda bir haberde Rize'de bir polis eşi kadın eşi ile tartışıyor sonra polis eşinin silahı ile önce eşini sonra çocuklarını sonrada kendisini vuruyor. Komşuları ise silah seslerini duyuyor ama polise haber dahi vermiyorlar. Neymiş efendim, bunlar her zaman tartışıyorlarmış... Hani nerede Peygamber Efendimizin komşuluk örneği, Efendimizin komşusu aç iken kendi tok yatan bizden değildir sözü. Sofradan tok kalkın sözü. Biz napıyoruz tıka basa yiyoruz. Her gün, otellerde, restaurantlarda ve bilimum bu tür yerlerde ne kadar yemek israf oluyor biliyorsunuzdur. Bir filmde bir müslüman şöyle söylüyor. "Yarabbi, zulmeden biziz. Senin yolunda kenetlenmeyip, benlik hevesi ile ayrı düştüğümüz ve bölündüğümüz için kendimize zulmettik. Biz bize zulmettiğimiz için düşmanda şimdi bize zulmediyor." 4 tarafı suyla çevrili, bugün bir çok dünya devi şirketlerinin fabrikalarının olduğu bir kıta nasıl aç kalıyor? Bugün kendine müslüman bir ülke diyen Dubai, sırf gösteriş adına milyarlarca doları neden tek bir bina için harcıyor? Siz iyi niyetle bir yardım kuruluşuna yardım için para gönderdiğinizde bu kuruluşların bazılarındaki insanlar neden bu paraları ceplerine indiriyor? Öyle insanlar ölüyor diye, Allah kullarını eşit sevmiyor mu demekle olmaz. Ve son olarak, bir önceki mesajımda söyleyip bu mesajımda fazla değinmediğim şunu tekrar dile getirmek istiyorum. Bu ülkede, gerçekten çalışmak isteyenler için çok iş var. Saygılarımla |
yahu uşaklar birakun allahı o takulsun kafasina göre.
esrar+şarap+aşk+tulum+horon aha size sihir . ister gelsun o da horona katilsun isterse orda tek başina takilsun. onun kimi sevduğu değil benum kimi sevduğum önemli. ben sarozi severum. has uşaktur. |
Saygideger anarchist;
yahu uşaklar birakun allahı o takulsun kafasina göre.-anarchist- http://www.turandursun.com/forumlar/...502#post275502 Mesaj 741 Saygilarimla; evrensel-insan |
seni da severum evrensel.
biz birbirimizi sevelum da allah da görsün. becerebilursa o da becersun bakalum sevdayı paylaşmayı. |
Saygideger anarchist;
seni da severum evrensel.-anarchist- Bilmukabele. Linki okudun mu? Saygilarimla; evrensel-insan |
Allah ın kullarını eşit sevmediği kesin..
''Allah hiçbirşeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan köle ile,katımızdan kendisine verdiğimiz güzel nimetlerden,gizlice ve açıkça sarfeden kimseyi,misal getirir;hiç bunlar eşit olur mu?'' NAHL:75 |
Alıntı:
Sevim sevmemek nerede yazıyor bu ayette? ve hangi sebeple "Kesin" kelimesini yakıştırıyorsunuz. Örneği getiren kim? Küffar. İki insanın arasındaki maddi eşitsizliği "Hiç bunlar eşit olur mu?" denilerek mi sevip sevmemek ölçülmüş oluyor? Ya zenginken fakir olanlar, yada fakirken zengin olanlar? |
İslami açıdan iki çeşit insanda Allah ın kulu değil mi?
Birinede katımızdan nimetler verdik denmiyor mu? Bakara 122 yi okuyun. Araf 179 u okuyun. |
***********Allahın Seni Sevip Sevmediğini Nerden Anlarsın ? ********
C= Seni sevdiği işlerde Kullanıyorsa bil ki Allah seni seviyor sevmediği işler de kullanıyorsa dön Cevap ne kadar basit ne kadar manalı dikkat ediyor musunuz ? |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:31 . |