![]() |
tahrif edilmiş kuran
çocukluğum ,ilk gençliğim ve biraz ötesi hep islamın içinde geçti.
imam hatipte dini tam bütünüyle azıcık sorguladım. ilk sorguladığım kurandı vu orda bu kitabın allah olmadığına hükmettim ilahiyatta okurkende keşfettiğim en önemli şey. her müslümanın kendine ait bir islamı olduğudur. bunu bu siteye gelip gidenlerdende anlamak mümkün. tabi bu olgu sadece ,islama ait değil diğer dinlerdede var.olmaması zaten mümkün değil. bunun en büyük nedeni kaynakları müphem olan bu dinlerde herkes dinlediği anladığı okuduğu verilere göre kendince bir senteze ulaşıp ona göre bir inanç yolu bulmaktadır. şimdi gelelim esas konumuza.tahrif edilmiş kuran şianın görüşüdür. bildiğiniz üzere sünni islam bunu kabul etmez sünni islam şöyle der . Ehli Sünnet’e göre Kuran, Allah tarafından Peygamberimiz Hz. Muhammed’e sav. nazil olan, bütün insanlığa gönderilen son kitaptır; asla bozulmamış ve değişmemiştir; kıyamete kadarda bozulmayacak ve değişmeyecektir. Kuran, Hz. İbrahim ve Hz. Musa’nın sahifelerinin, Zebur’un, İncil’in ve önceki diğer semavi kitapların aksine, her türlü tağyirden, tahriften, noksanlıktan ve ziyadelikten uzak, Yüce Allah tarafından muhafaza edildiği ve korunduğu için, iki kapak arasında, Mushaflara yazılı olduğu şekliyle günümüze kadar gelmiştir. Daha önceki semavi kitaplar, Resullerin vefatından sonra ziyade ve noksandan kurtulamamıştır şiiler ile sünniler aradındaki en büyük iftilaf kuranla olanıdır şiiler sünnilerin elindeki kuranıntahrif edildiğine inanırlar ayrıca bilindiği üzre şiiler sünnilerin hadislerinide kabul etmezler şiilerin en büyük hadis alimi el kuleynidir ve sünnilerin buhari'si gibidir o şöyle izah eder bu tahrifi el kafi adlı çok meşhur hadis kitabında Mushaf Kimdedir? Allah’ın Hz. Muhammed’e sav. indirdiği, Ali b. Ebi Talib’in de topladığı ve muhafaza ettiği bu Mushaf nerede? Kuleyni’nin Salim b. Seleme’den rivayet ettiği şu hadis, bu soruya cevap verir: <<> ortaya çıkıncaya kadar, herkesin okuduğu gibi oku. Kaim ortaya çıktığı zaman, Allah’ın indirdiği kitabı, gerçeği üzere okuyacak ve Ali’nin yazdığı mushafı ortaya çıkaracaktır. Hz. Ali, yazıp bitirdiği zaman onu insanlara sunmuştu ve onlara şöyle demişti: Bu Allah’ın Hz. Muhammed’e inzal ettiği, benim de iki kapak arasında topladığım kitaptır. Bunun üzerine orada bulunanalar: Kuran’ı bütünüyle ihtiva eden Mushaf bizdedir; seninkine ihtiyacımız yoktur, demişler, Ali de onlara, onu topladığımda, okumanız için size göstermeseydim, hiçbir zaman onu göremezdiniz, dedi>>.[ el kafi cilt 2 sayfa 633) yine kuleyni El-Kaşi, tefsirinde, “Ya eyyühennebiyyu cahidil küffara vel münafıkıne” (Ey peygamber! İnkarcılarla iki yüzlülerle savaş) (Tevbe 73) ayetinin, Ehli Beyt’in, kıratında “Ya eyyühennebiyyu cahidil küffara bil-minafıkın” şeklinde olduğunu söyler”[38] Bütün bu rivayetlerin en garibi Abdullah b. Sinan’ın, Ebu Abdillah^tan naklettiği şu rivayettir: Ebu Abdillah <> (And olsun ki daha önce adem’e ahd vermiştik., fakat unuttu) (Taha: 20/115), ayetinin Hz. Muahmmed’e <> (and olsun ki, kelimlerden önce, Muhammed, Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin ve imamlar hakkında ahid vermiştik; fakat unuttu) şeklinde nazil olduğunu söylemiştir.[39] bu konu çok uzun devamda edilebilir ayrıca şiaya peygamberin uygulamaları sonsuza kadar geçerlidir değişmez bu yüzden sünni islamın nesh edildiğine inandığı muta nikahı şiada geçerlidir. yani herkesin islamı ayrıdır |
Kuran’ı Kim Tahrif Etti ve Bozdu?
Tabersi’nin bütün Şiilerin itimad ettiği “el-İhticac” adlı kitabında, Şia’nın Kuranı Kerim hakkında akidesini ortaya koyan ve Allah’ın onlardan ve onların da Allah’tan razı olduğu Muhacir ve Ensar’dan sahabenin ulularına karşı içlerinde besledikleri kine delalet eden şu rivayet, yukarıda zikrettiklerimizin hepsinden daha sarihtir. Şii muhaddis şöyle der: Ebu Zer’den gelen bir rivayete göre, Resulullah sav. vefat ettiğinde, Hz. Ali Kuran’ı topladı ve onu Ensar ve Muhacirlerine getirdi. Resulullah’ın kendisine vasiyet ettiği üzere onu, ashaba arz etti. Hz. Ebu Bekir onu açınca, açtığı ilk sahifede ashabı kötüleyen ayetlerle karşılaştı. Bunun üzerine Hz.Ömer ayağa kalktı ve ey Ali, bunu al, götür, bizim ona ihtiyacımız yok, dedi. Bunun üzerine Ali, topladığı Kuran’ı aldı ve oradan uzaklaştı. Sonra kura olan Zeyd b. Sabit oraya geldi. Hz. Ömer ona, Ali bize içersinde Muhacir ve Ensar’ı kötüleyen ayetlerin bulunduğu bir Kuran getirdi. Biz, bir Kuran telif etmeyi ve onda Muhacir ve Ensar’ı kötüleyen ne varsa çıkarmayı düşünüyoruz, dedi. Bu teklifi kabul eden Zeyd, eğer ben istediğiniz şekilde Kuran’ı yazıp bitirirsem, Ali de kendi telif ettiği Kuran’ı ortaya çıkarsa, yaptığımız her şey boşa gitmiş olmaz mı? Dedi. Ömer, buna çare nedir? diye sordu. Zeyd, siz bunun çaresini benden daha iyi bilirsiniz dedi. Ömer, onu öldürmek ve ondan kurtulmaktan başka çare yoktur dedi ve Halid b. El-Velid’e, onu öldürmesini emretti; fakat Halid buna muktedir olamadı. Ömer halife olunca, onlar, kendilerinde bulunanla değiştirmek için Ali’den elindeki Kuran’ı getirmesini istediler. Ömer, ey Ebul Hasan, Ebu Bekir’e getirdiğin Kuran’ı getirirsen, onun üzerinde ittifak edebiliriz dedi. Ali de, maalesef bu mümkün değil, ben onu Ebu Bekir’e, aleyhinize delil olması, kıyamet gününde “Bizim bundan haberimiz yoktu” (Araf 7/172) veya onu bize getirmedin, dememeniz için getirdim; benim yanımda bulunan Kuran’a ancak temiz olan kimseler ve soyumdan gelecek olan vasiler el sürebilir, dedi. Bunun üzerine Ömer, onun açığa çıkarılması için belli bir zaman varmıdır? dedi. Ali de, evet, evladımdan, Kaim olan kişi ortaya çıktığında, onu açıklar ve insanları ona yöneltir, dedi(ettabersi el ihticac) |
Alıntı:
Yani munafiklarla birlik olmaya cagri olur o zaman. |
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِقِينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْ ۚ وَمَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ ۖ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ
Türkçe Transcript Yâ eyyuhâ-nnebiyyu câhidi-lkuffâra velmunâfikîne vaġluz ‘aleyhim(c) veme/vâhum cehennem(u)(s) vebi/se-lmasîr(u) Abdülbaki Gölpınarlı Meali Ey Peygamber, kafirlerle ve münafıklarla savaş, onlara karşı şiddetli davran. Onların yurdu cehennemdir ve orası, ne de kötü dönülüp varılacak bir yerdir. sevgili barudi sende şiisin demekki çünkü sende tahrifçilerden oldun. ayrıca velmunafikine bil munafikine değil bunu hangi arapça bilgine göe yazdın anlamadım. arapçadaki kelimeyi çoğul yapma sistemini bilmiyorsun |
Ne alakasi var şii felan değilim. Ayrıca çoğul ile de ilgisi yok İzhar kitabından kelimelerin başında bulunan "bi" "fi" "ala" "ila" "min" "an" gibi harflerden sonra gelen kelimere ne anlam verdiğini öğrenebilirsin.
Yukarda yazmışsın ki: "Ehli Beyt’in, kıratında “Ya eyyühennebiyyu cahidil küffara bil-minafıkın” şeklinde olduğunu söyler”[38]" Bende diyorum ki "bil munafıkin" olması mümkün değildir. Elimizde ki Kuran da da " Vel Munafikıne " yazmaktadır zaten. Bil Munafikine dediğin zaman Munafıklarla birlikte Küffara karşı savaşın anlamına gelir ki bu zaten İslam esaslarına aykırı bir durum oluşturur. Sevgii Özgür Beyin ben evvelden müslümandım demekle olmuyor bu iş. Hangi kelimeyi çoğul yapacağız onu da anlatamadın bana açıkcası. Emsile de biliyorum yani... |
emsilede bildiğinden eminim barudi
sevgili arkadaşım ordaki söyleneni anlamamışsın tekrar yavaş yavaş oku El-Kaşi, tefsirinde, “Ya eyyühennebiyyu cahidil küffara vel münafıkıne” (Ey peygamber! İnkarcılarla iki yüzlülerle savaş) (Tevbe 73) ayetinin, Ehli Beyt’in, kıratında “Ya eyyühennebiyyu cahidil küffara bil-minafıkın” şeklinde olduğunu söyler”[38] orda kaşi diyorki vel munafikun yazıyor ama doğrusu bil münafikin'dir. bunu diyen ben değilim kaşi kaşininde anlatmak istediği kelime yanlış olarak (ona göre) yanlış yazılmıştır kurana |
Eee beni nasıl şii yaptın o zaman?
Ne anlatmaya çalıştığını gerçekten anlamadım. Munafıkları lanetleyen Allah Peygambere Münafıklarla birlik ol ve Küffara karşı savaş mı diyecek? Ardından " Onların yurdu cehennemdir ve orası, ne de kötü dönülüp varılacak bir yerdir. " Küffarın cehennemlik olduğunu bildirecek Münafıklarda işin içinden sıyrılacak öyle mi? Hele şunu güzel anlatıver Sayın Özgür Beyin... Şu 38 nolu kaynağı da bir belirtsen... |
Alıntı:
sevgili barudi bu sorunun muhatabı ben değilim şii ulemadır |
Alıntı:
"bil ittifak" bakınız ittifak kelimesine bil ne anlam katıyor... beni şii yapan tahrifçi yapan düşüncenizi bir açıklarsınız memnun olacağım önceden müslümandınız ya açıklayabileceksinizdir umarım... Bu söz size ait şii ulemasına da değil bari bunu güzelce anlatıverin. |
barudi ben bu başlığı birisiyle sidik yarışı yapmak için açmadım. şii olmayabilirsin bu senin din içindeki tercihin . ama sünni bir müslüman olarak olaya reddiye yazacağına kendini arpça bilen bir filoloji hocası mesabesine getirme temayülüne düşürdün.
kabul edelimki elezherde arapça okudun ve fasih arapça üstüne master yaptın konuya yaklaşımının alaksı ne onu anlamdım bu yazının genel özeti şu her inançlı müslüman kendine ait bir islami düşünce taşır bugün senin islamını şiiler ve ondan çıkan başka mezhebler örneğin zeydiyye veya fatımiler kabul etmez ve islamı kendi delillerine göre yorumlar ve inanır |
bu sidik yarismasi degil bana karsi ithamin var "sende tahrifcilerden oldun" diyorsun neye göre dedin? hangi sebeple, hangi maksatla? benim amacim bunu ögrenmek idi.
mahkemeye cikarilsam sucumun ne oldugunu söylerler ama sen gelisi güzel konusuyorsun, yok sen cogul yapma sistemini bilmiyorsun felan Kuffar zaten cogul kelime bilakis Munafikin de cogul kelime. hadi burdan yak simdi, ne anlatmaya calisiyorsun nasil anlayacagiz seni sunu daha bir sadelestirerek anlatmani istedik kötü mü ettik? Topu attin şii ulemalarina, üsteledim mi seni bu konuda? Yazdiklarin karma karisik bisey kendin de bisey anlamadigindan eminim bari sen şöylesin sen böylesin deme... söylüyorsan da sebebini acikla, bu senin menfaatine olur benim degil.. ben arapca da bilmiyorum, malesef yarida birakmak zorunda kaldim ama gramer bilgim var az cok. |
sevgili barudi eğer tahrifçilerden değilsen peki sen kimsin?
anladığım kadarıyla sünni bir müslümansın öylemi?? peki islamı muaviye cephesindenmi biliyorsun yoksa muhammed tarafındanmı? biliyorsundur muaviye dolayısıyle emeviler iktidar kudretleri için hadis ve akide koydular, islama .koyduklları en önemli kaidede amentüdeki hayrihi ve şerrihi umdesini .ayrıca halifelere itaat için hadis bile uydurdular. sana bu son cevabımdır istediğini savun veya kabul et gramer bilmek bir dil değildir min bizdeki (türkçedeki) den dan a tekabül eder bi ise ile manasına gelir |
Emeviler kendi heves ve arzularinin esiri olup istedikleri gibi hükmetmeye calistilar ve hilafeti ellerinde tutmak icin kan dahi döktüler. kendi cikarlari ugruna hadis de uydurmus olabilirler bizi ilgilendiren kisim Kuran ile uyusan hadislerdir ve Ebu Hanife gibi büyük bir alimin izinden yol sürmektir.
|
işte dediğn bu büyük alimi bu zihniyet zindanda öldürmedimi
|
Selam özgür beyin,
Belki konuya katkısı olur düşüncesiyle, aşağıda ki Linkten bir tahrif olabilir diye düşünüyorum. Sevgi ile... http://www.turandursun.com/forumlar/...469#post283469 |
Alıntı:
Nur 32.. وَإِنْ خِفْتُمْ أَلاَّ تُقْسِطُواْ فِي الْيَتَامَى فَانكِحُواْ مَا طَابَ لَكُم مِّنَ النِّسَاء مَثْنَى وَثُلاَثَ وَرُبَاعَ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلاَّ تَعْدِلُواْ فَوَاحِدَةً أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ ذَلِكَ أَدْنَى أَلاَّ تَعُولُواْ Nisa 3.. Sayin Elbab Sülasi Mücerred Emri hazir ile If'al Babı'ndan gelen Emri Hazır aynı biçim yazılır, ancak farklı okunur. Genel kaide: if'al(إفعال):sülasi fiilin başına fethalı bir elif getirmek suretiyle yapılır.bu vezin fiili geçişli,geçişli fiili de çift geçişli(ettirgen) yapar:yani fiile en az iki nesne (meful)aldırır. "Nekaha" Sülasi bir kelimedir, fiili müzarisi "Yenkihu" olduğundan Emri Hazır da ki elif de esreli okunur dolayısıyla "İnkih" şeklini alır. Çoğulu ise "İnkihu" dur. Nisa 3 ayetine baktığımızda "Fenkihu" emrinin ardından tek bir meful kelime geldiği görünmektedir bu da "Tabe" kelimesidir. Evlenin! Kim ile? "Tabe" Beğendiğiniz ile, Kim ile? (başka meful göremiyoruz.) İfal Babı'na geçersek "Nekaha" nın başına fethalı bir elif getirdiğimizde "Enkeha" olur, çoğulu ise "Enkehu" dur. Nur 32 ayetine baktığımızda "Ve Enkihu" kelimesinin ardından 3 tane Meful kelime sıralanmıştır, bunlar "Eyama" "Salihine" ve "İma" kelimeleridir. Evlendirin! Kimi? "Eyama" Bekar Erkekleri, Kimi? "Salihine" Salih kişileri, Kimi? "İma" Eşi olmayan kadınları. Umarım açıklayıcı olmuştur. |
Alıntı:
Siz fiil çekimlerine gelmeden önce o Elifleri kurana kim boca etti onu bir araştırın. Nisa3 deki "fe inkihû" kime yönelik? Yetim kızlarla evlenmek nedemek???? Evlendirmek olmasın sakın??? Onların hoşuna giden birileri ile??? İnsan Velisi olduğu kişiye Şehvetle bakar mı? "Sağ Elinizin altındakiler" ifadesi kime ait? EYMANUKUM kelimesi Etimolojik olarak Y-M-N YEMİN den gelir. Önce bir düşünün ne için Yemin ve Kime yemin? Size emanet edilen YETİMLERİ 2şer 3er EVLENDİRİN mi? yoksa Evlenin mi? Evli olanların evlendirilmesi Nûr 32’ye göre haram ama Nisâ 3’e göre caiz. Allah’a mı ait bu çelişki? Hayır! Allah çelişkiden arınmıştır (4:82). O halde bu iki ayet arasındaki çelişki insanlar tarafından üretilip Allah’ın kitabına sokulmuştur. Açıklaması şu : وانكحوا الايامي منكم Bekarlarınızı evlendirin (Nûr 32) فانكحوا ما طاب لكم من النساء …kadınlarla evlenin (Nisâ 3) Görüldüğü üzere hem Nûr 32′de hem de Nisâ 3′te نكح var. Ama bu, Nûr 32’de eNKiHu okunacak şekilde harekelendiği halde Nisâ 3’te iNKiHu okunacak şekilde harekelenmiş. inkihu: evlenin enkihu: evlendirin Eğer نكح, Nûr 32’de olduğu gibi, Nisâ 3′te de eNKiHû okunacak şekilde harekelenseydi Nisâ 3’te "Kadınların ikişerini ve üçerini ve dörderini evlenDİRin" deniyor olacak, Allah’ın Kitabına mevcut çelişkiler boca edilmeyecekti. Peygamber’in mushafında نكح harekesizdi. Ona Nûr 32’de eNKiHu ve Nisâ 3’te iNKiHu kıraatini dayatan harekeler Miladî 700’ün başlarında eklendi. Kaynak:Abul Taher’in Querrying the Koran Irak valisi Haccac-ı ZALİM’in özendirmesiyle Herşeyi bir tarafa bırakın da insan olarak, Size Yetimler emanet edilse ve onları gözetip büyütseniz... onlarla EVLENİR MİSİNİZ? Allah böyle bir şey EMREDER mİ? Sevgili Barudi, sen o yarım Arabcanı bırak biraz Aklına başvur... Yanlış anlama ARABCANIN bir kıymeti yok..kimseyi küçümsemek değildir Maksadımız... Arabca veya başka bir Dil, Azmeden insan için 3 ayda Alasını öğrenir. Ama VİCDAN Sahibi hiç kimse Evladı gibi büyüttüğü YETİMLERle evlenmez. Allaha İFTİRAdır bu. İYİ DÜŞÜN...Sonra tartışalım...Kimseye sormana gerek yok..Vicdanına sor. |
Alıntı:
Peki insan, halasının kızıyla evlenir mi? Olabilir evlenebilir. Peki halasının kızını evlatlığı ile evlendirmişse, onu evletlığından boşatıp, halasının kızıyla evlenir mi? Daha da vahim olanı, böyle evliliklerin doğru olduğunu söylüyor, o nedenle de benden bu evliliği yapmamı istiyor denilebilir mi? Daha daha vahimi de; Allah bunun için ayet indirdi denir mi? Hepsinden daha vahimi de milyarlarca insan buna inanabilir mi? Aklınızı kullanın diyorsunuz. Bi kullanın bakalım bu adam peygamber olabilir mi? Allah'ın böyle bir emir verebileceğini söylemek Allah'a hakaret ve küfür değil midir? Yetimler için yürüttüğünüz aklı, Zeynep için de yürütebilecek cesaretiniz var mı? |
Elbab
Sana şu kadarını söyleyeyim arapçada kelime manalarında hata olabilir(meallerde) ama gramerde asla hata olmaz. Grameri su gibi bilen bir kişi harekesiz arapçayı hata yapmadan okur. İkinci bir husus ise " Emanet edilen Yetimler " diye bir tabir yoktur, bunu sen kendi aklından uyduruyorsun ve bu düşünce üzerinden mantık yürütüyorsun. Oysa Yetimlere haklarını veriniz, onları hor görmeyiniz diye emrediyor Allah. "Fenkihu" 1.ayetin başındaki "Ya Eyyühen Nasü" ye yöneliktir yani tüm insanlaradır. "Eymanuküm" de Cariyelere yöneliktir, yetimlere değil. "Ma meleket eymanüküm" Allah aklını kullanmayı emrediyor evet ama kendi kafana göre bir şeyler uydur demiyor Sayın Elbab... Bende size şunu söylüyorum Arapça'yı bu kadar küçümsemeyiniz, zeki birine benziyorsunuz biraz üzerinde durabilirsiniz.. |
فَانكِحُواْ مَا طَابَ لَكُم مِّنَ النِّسَاء
Bak UluElbab senin mantığınla şu kısmı irdeleyelim. Fe-Enkihu = Evlendirin, Ma Tabe lekum = sizin beğendiğiniz, Minen Nisa'i = Kadınlardan. Bu mantık üzerinden yola çıkarsak yetimlerin seçme hakkı olmadığını görmüş oluyoruz. Evlendirilenler yetimler ama beğenenler başkası oluyor, oradaki "Leküm" "Sizin" anlamına gelmektedir ve yetimlere işaret etmez. |
Alıntı:
Sayın Selanikli, Tartışmama kararım yok..Ben buraya tartışmak için geldim... Ama Ön yargısız...Ard niyetsiz... Bakın Siz Zeyneb meselesini araya katmadan önce aşağıda ki soruna bir cevap bulun; İnsanlar Evlatlıklarına Soy ismini vermelimidir? Şimdi kayıtlar var..Bilgisayar var..Ama yine de mahsurlu görüyorum... Neden? İki kardeşi ayrı ayrı Aileler evlatlık aldı diyelim... Erkek-Kız...Bunların hayatının bir yerlerde kesişmeyeceğinin garantisi var mı? Nitekim haberlerde...dizilerde..ve Filmlerde bu konu işlenir... Sen hiç Kızkardeşine Aşık olup onunla yatmak istermiydin? |
Alıntı:
Barudi kardeşim, Önce madem ki Arabca tartışacaksın ULULELBAB yazmayı öğreneceksin. Sonra Kur'an da UlulElbab geçen tüm Sureleri tarayacaksın ve okuyacaksın... Böylece kiminle tartışdığını bileceksin...haddini bileceksin... Elbette bende haddimi bileceğim...İnsan olarak senin düşünce ve fikirlerine değer vereceğim..Ama çnce Adımı/Rumuzumu doğru yaz ve ne demek olduğunu bil... Bu kadarını istemeye hakkım vardır herhalde... Konuya o zaman dönebiliriz. Güzel bir noktadan giriş yapmıyorsunuz...Önce Ayetin tamamını bir okuyun... Önünü ve arkasını değerlendirin.Siyak ve Sibak karşılaştırmasını yapın. Ancak 2şer 3 er, 4 er evlenDİRilecek olan yetimlerin... Gücünüz yetmezse (maddi) Yetimlerin mallarının tasarrufu size ait ama nakit olmayabilir.Dolaysı ile Adil olamayabilirsiniz..O halde bir tanesini EVLENDİRMEKLE YETİNİN,diğerlerini de sırayla/zamanla EVLENDİREBİLİRSİNİZ Böylesi daha uygun. O yetimlerin mallarını Reşit olup kendi ellerine alırlar korkusuyla çarçur etmeyin. Umarım anlaşılır... Yine de en doğrusunu Allah bilir... |
UlulElbab yazmasını öğrenirim merak etmeyin ama sizde şu içinizde ki kibri yenin artık.
Bazen size karşı sivri konuşsam da aslında amacım size gerçekleri göstermeye çalışmaktır. Yukarda ki beyanatınıza göre size şu soruyu sormak istiyorum. Siz yetimleri evlendirin konusunda iddaalısınız peki ha başkasıyla evlendirtmişsin ha kendin evlenmişsin arada ki fark nedir? Sonuçta yetim evlenmiş oluyor mu? oluyor. İkinci bir sorum ise Fenkuhü kelimesine karşı çıktığınız kadar "Hiftüm" kelimesine neden karşı çıkmıyorsunuz? oysa güç "Kadir" kelimesinin anlamıdır. Eğer gücünüz yetmezse diye yorumluyorsun ya ondan soruyorum bunu da. |
sevgili elbab ve barudi konu dışına çıkmızsınız demekki şianın kuran görüşüne katılıyorsunuz öylemi?
|
Sevgili özgür-beyin,
Konu kuranda ki tahrifatlar değil mi? İşte bende onları sunuyorum. Diyorum ki bu,bu Ayetler tahrif edilmiştir...Daha çantamda çok Ayet var. Eliflerin kurana sokulması ve ve harekelerin eklenmesi esnasında bilerek veya bilmeyerek birtakım oynamalar mevcud.Farklı Kıraatların de etkisi tartışılabilir... Ben Asım kıraati üzerine çok çalışma yaptım. Şianın ne dediği beni açıkcası ilgilendirmiyor.Ben kendi gözlemlerim üzerine fikir beyan ederim. Sevgi ile... @Barudi Kibir Allaha yakışır...ARada yazı dilinin azizliği ile size öyle yansımış olabilir. Tanımadığın için böyle bir hüküm vermiş olabilirsin...Kibir bize uzak Allaha yakin. Biz de seni tanımadığımız için Nötr bakıyoruz sana... Esselamu ala men ittebe'al Huda |
barudiye kızma elbab onu el ezherden kadrolu olarak getirdik:)
|
Alıntı:
|
Alıntı:
anlattığım şianın kurana bakış açısı görüş onların aklına uymayan yer varsa bana değil doğal olarak git bir caferi camisine imamına sor |
bu konuda humeyninin düşüncesi
"... . bu da bütün İlahi Kitaplar, Kur'an-i Şerif ve bütün Serif Ayetleri de dahil olmak üzere, tahrif edildiklerinin bir göstergesidir, daha sonra zaman içersinde bir çok tahrif eylemlerinden geçerek insanların eline sunulmuştur kaynak humeyninin elkuran babmarifetullah kitabı orjinalini görmek için tıklayın http://www.islam-tr.net/sirk/16037-sia-gercekleri.html |
Bir şey daha söyleyeyim: Şia mezhebine mensup olan bir kısım şii alimler, Kur'an'da Velayet suresi diye bir surenin var olduğunu ve Ehl-i Beyt'in faziletlerini anlatan bu uzun surenin Hz. Ebu Bekir (r.a) tarafından mushaftan çıkarıldığını iddia ederler.
Şia'nın elindeki bir kısım yazma Kur'an nüshalarında bu sure mevcuttur ve müsteşrik Nöldeke tarafından 1842 tarihinde neşredilen "Târîhu'l-Mesâhif" adlı çalışmaya (II, 102) dercedilmiştir. |
türkiyede evliya mertebesine çıkarılan saidi nurside türkiyenin en büyük kuran tahrifçisidir
budislami bir siteden saide reddiye -------------------------------------------------------------------------------- http://www.islam-tr.net/tevhid/11604...-sirkidir.html |
Alıntı:
konuyla ilgisini göremedim ama yanıtlayayım. 2 durum var. Çocuk bebek iken evlat alınmışsa, soy ismini vermelidir. Çünkü çocuğun sağlıklı büyümesi için buna ihtiyaç vardır. Öz ailesi içinde olduğunu hissetmesi tartışmasız iyidir. Evlenme çağına geldiğinde gerek olursa uyarılabilir. Çocuk evlat alındığını bilecek yaştaysa bence en doğrusu kendi tercihine bırakılmasıdır. Böylece her iki durumda da sorun olmaz. Da, şeytan rahat durmuyor ki, dürtüyor ordan, sor diyor. Neyi mi? Yaratılış hikayesinde, Adem'in kardeşleri çiftleşiyor ve hikayeye göre kaçınılmaz olarak bir çok kez. Nuh'un çocukları da birbiriyle çiftleşmek zorunda. Lut'un iki kızı da babaları ile çiftleşip, soyun devamını sağlıyor. Yine kaçınılmaz olarak, Lut'un torunları da çiftleşmiş demek olur bu. Muhammed halasının kızı ile -hem de eşinden boşatıp- evleniyor ve çiftleşiyor. Şimdi bu saçmalıkları din olarak, Allah kelamı olarak kabul eden biri bana şunu sorabiliyor. Ya kardeşler kazara evlenirse? Milyonda bir olasılık bile değil. Önlemek mümkün. Bu davranışın tıptaki adı nedir? Bilen varsa yazsın lütfen. Siz de bir daha düşünün sevgili dostum, olur mu? |
Alıntı:
İlk insan Hz. Adem ( Aleyhisselam )dır. 1. ikinci insan ise Hz. Adem ( Aleyhisselam)'ın eğe kemiğinden yaratılan eş verilen Hz. Havva validemnizdir. 2. Üçüncüsü ise insanlığın nesli türemesi gerekir. Ve insanlığın ilk zamanında kardeş kardeş evlilik Hz.Nuh ( Aleyhisselam)'ın zamanına kadar caizdi. sonra ebediyyen haram olmuştur. KAYNAK; 1. kuran-ı mucizil beyan; Hud suresi; 61. ayet-i celile 2. Buhari, Nikah 79; Müslim, Reda 65; Tirmizi, Talak 12; Darimi, Nikah 45; Ahmed b. Hanbel, II, 428, 449, 530, V, 164. |
selanilki!!!
İlk insan Hz. Adem ( Aleyhisselam )dır. 1. ikinci insan ise Hz. Adem ( Aleyhisselam)'ın eğe kemiğinden yaratılan eş verilen Hz. Havva validemnizdir. 2.HAK GELDİ sevgili arkadaşım selanikli bu terans ne kadar gerçek kurandan başka belgen ne vaftiz! kayıtlarımı?? |
Islamcilar neshedilmis ayetlere yeni cözüm bulmuslar güya (Bakara Suresi, ayet 106) tevrat zebur incil icindir, yani onlarin hükmünü kaldirilmasiyla lgilidir
|
Velayet suresini bilmem ama dogruluk payi oldugu dusunulebilir.
Veda hutbesinde gecen "cocuk kimin doseginde dogarsa onundur" cumlesi, aslinda tam bir kitap hukmu olabilecek derecede, ancak ne hikmetse kitaba alinmamis. |
yahu arkadaşlar halife osmanın öldürülmeasinin ana nedeni . kendi mushafını öne çıkarıp diğerlerinin yaktırmasıdır. hariciler bu yüzden tepkilerini osmanı öldürerek vermişlerdir ana nedende o ,tahrif. ortalama bir müslüman bunları bilmez bildikleri burda bize yaptıkları ortak reklam. harfi değişmemiş
|
Alıntı:
Alıntı:
|
Merhaba.
Sayin barudi, Nisâ 3'teki fenkihu konusunda ana dili Arapca olan ve ihtisasini gramer üzerine yapanlar da anlasamiyor. Siz de kendinize "Yaniliyor olabilir miyim?" diye bir sorun lütfen. O ayetin geleneksel algilanisi kesinlikle yanlis. Ama siz hâlâ, Arapcanin grameri üzerindeki bunca iddiali hakimiyetinize ragmen, TÂBE fiilini geleneksel meallerin carpittigi gibi okuyorsunuz. MÂ TÂBE LEKUM MIN EN-NISÂ hosunuza giden kadinlarmis. Onlarin ikiserini ve ücerini ve dörderini es alabilir... misim. Manavdan karpuz mu aliyorum, kardesim? O kadinlar insan. Bana varmayi reddediverirler. "Sen benim hosuma gitmedin!" deyiverirler. MÂ TÂBE LEKUM min en-nisâ SIZE YETKI VEREN kadinlar demek. Nisâ 4'te "tâbe"nin baska bir türevi olan طِبْنَ var ve onun vermek anlamina geldiginde herkes birlesmis. O kadinlar size "sadukât"inin birazini VERDILER ise saglikle ve cekinmeden yiyebilirsiniz. 3'tekiler? Onlar da size kendilerini evlendirme yetkisi VERDILER ise... Taliplerini arastirip uygun buldugunuzda "Verdim gitti!" diyeceksiniz. O kadar. Zaten EMVAL sahibi o yetimeler. Size muhtac degiller. "Verdim gitti!" demenin ötesinde yetkiniz de yok haddiniz de. Cünkü Allah'in Nisâ 6'daki buyruguna uyup kendilerine mallarini geri vermis durumdasiniz. Özgür onlar. Size bagli degiller; bagimli hic degiller. Onlarin kime varacagindan size ne? Sizin kimi alacaginizdan onlara ne? Yani sizin evlenmenizle eskiden korumaniz altinda olan yetimelerin hicbir ilgisi yok. Istediginiz kadini alin. Birakin onlarin her biri de istedigi erkege varsin. Sevgi ile, Hasan Akcay |
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:49 . |