![]() |
"mükemmel tasarım, sistem" ile "sınav" düşünceleri arasında çelişki var mı?
Bir marangoz olduğunuzu ve işinizin hatırı sayılır zanaatkarlarından biri olduğunuzu düşünün. Ağaç ile her şeyi yapabiliyorsunuz, aynı zamanda başkalarının yaptığı işleri onarabiliyorsunuz, kısaca bu iş üzerinde üst düzey beceri sahibisiniz.
Tanrının evreni, insanı yaratmış çok büyük bir yaratıcı olduğunu "düşünün". Her şeye gücü yeten, gören ve her şeyi işiten. Aynı zamanda en yukarıdaki marangoz gibi müthiş bir yaratıcı ve sonsuz güç sahibi ve becerikli. Tanrı evreni işleyen bir saat gibi bina etmesine rağmen neden yukarıdaki marangozun mükemmeliyet seviyesinde işler çıkaramaktadır? Bu iş ona fazla ağır mı gelmektedir? Neden dünyada düzgün bir sistemin işlemesini sağlayacak "gerçek" yolu bizlere göstermiyor? İnsan bedenini topraktan yaratabilecek beceride bir tanrı, vücudumuzda mevcut onlarca kusur için ne düşünüyor? Bizi neden yardım almadan hastalıklarla mücadele edemeyecek şekilde yarattı? Soruya tekrar dönerek bir kez daha şuna dikkat çekmek istiyorum. Bu soruların cevabını "sınav sistemine" bağlayacak insanlar sistemin tanrıdan olduğunu söyleyerek mükemmel işlemesi gerektiğini neye göre düşünmekteler? Zira "sınav" varsa her şeyin "mükemmel olmaması" gerekir ki insanlar sınanabilsin. Her şey mükemmel ise sınav sistemi nasıl işleyecek? Yoksa "mükemmel tasarım, sistem" ile "sınav" düşünceleri arasında çelişki mi var? Biri diğerini yok mu ediyor? saygıyla. |
Sayın Shibumi , tarafınızca ,fakiri de çelişkilere sürükleyen konuda bir başlık açıldığını görünce çok sevindim.
Forumumuzda ki "Allah belki der mi " başlıklı bölüme geçen aylarda bir yazı/soru eklemiştim , aynı yazı/soru yu alt tarafa da alıntıladım.Umarım okuyup fakiri aydınlatacak birileri çıkar ..... " Dostlar, Kainatın bir yaratıcısı olduğunu kabulle yola çıkarak , üzerinde yaşadığımız dünyanın kainat içerisinde ki yerinin tüm denizlerimizde var olan kumların içindeki bir zerre olduğunu tesbit ederek ; Bu denli olağan üstü bir yapının yaratıcısının , neden bu denli bozuk ( dünya ve insanlık olarak) bir sistem yarattığını nasıl açıklarsınız.. Aman ne olur burası sınav yeri falan gibi beylik söylemler ile gelmeyin.Bu klasik söylem aslında içerik olarak Allah 'ın (c.c.) Alim sıfatına hakaret ve farkındamısınız bilemem ama hem Alim esmasını kabul hemde bu söylem küfre giriyor... " Saygılarımla, |
Tasarımın "mükemmel" olduğunu söyleyenlerin bile mükemmel olmadığının idrakinde olduğuna eminim.
Ancak bu idraklerini "şirke" düşme korkusuyla dillendirmekten uzaklar. Bu sebeple "imtihan sırrı" icadına sarılmaktan başka çareleri yok. Yok, çünkü başka türlü açıklayamazlar; sakat doğumları, anomalili canlıları, evrenin düzensizliğini, v.s. İnsan ömrü git gide uzarken, bunu bilime değil de Tanrı'nın deneme yanılma yoluyla daha iyiyi yaratabilme kabiliyetine sahip olması iddiasına kadar varabilir bu "imtihan sırrı" gidişatı. Ki külliyen çelişir dinlerle. Çelişir çünkü; Tanrı yaratmayı bitirip arşa inziva etmiştir. Artık yeni canlı türü yaratmaktan elini ayağını çekmiştir. Tevrat'a göre yorulmuş dinlenmeye gitmiştir, Kur'an'a göre ona bir yorgunluk çökmemiştir. Ama nihayetinde "işini bitirmiştir". Gerisini "evrim"e terk etmiştir. :) |
Millete sorarsanız yoktur.
Bunu sizin ne demeye çalıştığınızı anlamadan direkt söylerler. Düşünmezler çünkü. Hele de düşünmeye davet sizin gibi sorgulayanlar (onlara göre bir sürü grup var ama bir kaç taneisni yazayım yoğun olarak kullanılan "kafir","munafık") grubunda ise sizin düşünmenizi bile durdurmak için ellerinden geleni yaparlar. Durmuyorsa biyolojik bedeninizi hedef alıp düşüncenizi durdururlar. Bu evrende hiçbir şey mükemmel değildir. Ve insan için de herhangi bir sınav yoktur (Olsa bile neden insan? İnsan mevcut dünyamızda en ufak virüse kadar herşeyi ayakta tutan bir yıldız olan güneşten bile ucuz bir varlıktır. Yani milyarlarca böyle bencil ve tüketmekten başka bir şey bilmeyen bir varlık yerine onu üretebilecek bir varlığa yatırım daha mantıklı değil mi?) Esas işin vehameti bu tür tezatlarda değil. vehamet artık yenilik ve buluşların uçuk kaçık yazarlık yetenekleriyle kitaplarda olduklarını söyleyen akımda. Bu öyle bir şey ki, tıpkı bir virüsü yok etmek için aşı geliştirdiğinizde evrim geçirerek yeni bir hal alması gibi. Diğer bir ilginçlik ise, bu batıl ve gerçek dışı kavramlarla (dinler) mücadele ederken savaşın dozunu yükseltmeye kalktığınızda aynen bir küçük çocuk gibi ağlama (yani acizlik, mağdurluk) silahını size karşı kullanmaları. Korkarım hoşunuza gitmeyecek ancak, sürekli değişim geçiren ve savaş stratejileri bilimsel disiplinlerden çok daha gelişmiş bir yapı ile karşı karşıyayız. Değişime canlı örnek ise: evrim teorisidir. Bu teori karşısında gerçekten ne yapacağını bilemeyen din çevreleri artık yeniden yapılanmaya giderek, adem hava senaryosunu değiştirmektedirler. Ve dalga dalga adem hava senaryosu yeniden formüle edilerek yokedilmekte ve yaradılış kavramı tek bilinmeyen nokta olan big bang yani evrenin başlangıcına kaydırılmaktadır. İnsanlığı mutsuz eden bu lanetin yetenekleri karşısında hem şaşırıyorum hem de gelecek nesillerde bilimin önünde daha güçlü birer engel olarak duracakları için üzülüyorum. |
Okumamanın zararları :)
seyyah3441 arkadaş daha evvelden bu soruyu zaten yöneltmiş (zira düşünen her canlının eninde sonunda soracağı bir soru) Ben "tartışmaya yasak koymamış" dini bütün arkadaşlarımdan bu konuda cevap almak isterim. Burada amaç polemikten hareketle kendi kendini tatmin değil fikir alış verişidir. Hiç olmazsa kendilerini nasıl savunduklarına dair bilgi temelli fikre dayalı savunularını görmek isteriz. (savunu nevrozuna tutulmuşlar hariç elbette) saygıyla. |
madem burası bir sınav, kişiler eşit koşullarda başlamalı. faket sen bu insanların bir kısmını sakat yarat sonra da aynı sınava tabi tut. hadi bu olmadı sen bu sınavdan muafsın öteki tarafa geçiş için bay çektin doğrudan gel. o zaman madem bir öteki taraf ve derecelendrilmiş cennet ve cehennem sistemi var alsana doğrudan cennete. neden bu kişiyi buraya yollayıp da eşit olmadığı insanlar arasına bırakarak acı çekmesine sebep oluyorsun? fakirliği ve zenginliği insanlara yaratıcı vermiştir denir? neden? neden bana fakirlik verip beni çocuklarıma veya eşime karşı onların mutluluğunu, ihtiyaçlarını sağlayamama sıkıntısına sokarak mahçup ediyorsun? ha bi de bu kadar çile çekip sana inanmazsam beni cezalandıracaksın. bana ne gibi bir imkan verdin de kullanamadım cezalandırıyorsun?
eğer mükemmel bir yaratıcı var diyorsanız ve bunun yarattıkları da mükemmel olacak diyorsanız size bunun yanlış olduğunu kanıtlayan yığınla örnek var. savaş, açlık fakirlik... |
Bu kusurlu haliyle inkar eden insan ya toptan kusursuz yaratilsaydi....
Kusur acizlikktir...Aciz insan ise her daim biseylere muhtactir... Sen ota, cöpe, ilaca doktora ihtiyac duyarsin hastaliktan kurtulmak icin ben zikre, duaya, sükre...Söyle bi düsünse insan, aslinda onu kusursuz yapacak tek seyin, gercekte kusurlu oldugunun farkina varmasi oldugunu anlar... Allah ilmini anlamaya calisin..Allah´in birseyi kusurlu yaratmasi onun acizliginden degil, öyle takdir etmesindendir... Baktigin, gördügün hersey kusurludur... Eger kusursuzluk olgusunu degerlendirirken, Allah´in varligini deger olarak kabul ediyorsan... Söyle bakalim senin deger yargin nedir, kusursuzlugu tanimlarken? |
Sayın Len Terani,
Konu yaratılmış ta kusur aramak değil....Konu sistemdeki bu bozukluğun, adaletsizliğin dengesizliğin, kokuşmuşluğun ,kısaca bozuk yapının , neden bu şekilde yaratıldığı. Varolan yapının bünyesindeki pek çok terslik Allah 'n c.c mevcut esmaları ile örtüşmüyor.Rahman , Alim , Gaffur , Rahim , Adl , Rezzak ve özellikle Zul celal -i vel ikram , Malik el mülk olan Allah'ın c.c. Kayyum esmasına tezat oluşturmuyor mu? Ancak siz ,Merkez Efendi hazretleri gibi , herşey yerli yerince ve hiçbir eksik yok her şey en mükemmel düzen içinde savında iseniz ,o zaman söyleyecek bir şey yok.Sadece insanlık tarihi boyunca yaşanan adaletsizlikleri bile görememiş olmak şaşırtıcı. 2007 senesinde yaşanan ve gaztelere yansıyan bir olay üzerine yazmış , forumada göndermiş olduğum şiiri alta tekrar ekledim.Fakirin hissiyatını biraz daha iyi anlatır diye. saygılarımla, |
Minik melek adına soruyorum...
-------------------------------------------------------------------------------- Bilir fakir muktedirsin, Evrenler yaratırsın ve her an şeendesin Gelgör ki herhalde arada şaşmaktasın. Şaşırdığın ana mı denk geldi minik Melek. Ne o yoksa hatırlamadın mı? Mümkün mü hatırlamaman? Sen unutkanlıktan münezzehsin. Yine de mazur gör, niyaz ehlidir hatırlatsın fakir. Minik Melek, Anası hasta diye babası ,anasını boşayınca ve alınca bir üvey ana ve de kötü davranınca minik Melek'e üvey ana, sahip çıkar babaannesi. Evet babaannesi olur artık annesi. Gün akşama dönerken ansızın alırsın canını. Kırksekiz yaşında, Melek ile beraber bir başına, Yaşama savaşında bir bodrum katında. Hikmetinden sual olmaz . Mutlak vardır gereği. Ama öldü işte minik Melek'in babaannesi annesi. Minik Melek bilmez ölümü. O uyur sanar babaannesi annesini. Seslenir, Anne kalk karnım acıktı, karnım acıktı. Nafile ses yok Minik Melek üç yaşında, Hava soğuk, ev karanlık, karnı aç. Yıl ikibinyedi, aylardan aralık, Minik Melek ölü babaannesi annesinin başında. NEREDESİN YA RAB Bİ, Neredesin. Şeendesin , şeendesin de hangi şeendesin. Kitap ehli bir takım zevatın varlığına varlık katmak için mi? Ki , onlar çok itikatlıdır alkol değmiştir diye kullanılmış bardaktan su bile içmezler. Ki , onlar çok itikatlıdır yiyin için ama israf etmeyin dediğin halde, Altından olmazsa klozetleri sıçmaya bile gitmezler. Şeendesin şeendesinde hangi şeendesin. Mahdumlar aç köpekler gibi dünyalık peşinde koşarken , Anaları saçının bir telini bile göstermenin hesabını verememekten korkarken, Babaları ekmeğini yedikleri ülkeyi parsel parsel satarken, Sen herdaim şeendesin ya Rab bi. Minik Melek acıyı bildi seni bilmeden önce. Minik Melek ölümü bildi seni bilmeden önce. Minik Melek şimdi sadece annem öldü diyor ve titriyor durmadan Nerdesin Ya RAB Bİ.....Kimlesin kiminlesin... Saffını belli et. Bizimle ve Melek'lerle misin? Yoksa onlarla mı? Bizim misin, Yoksa onların mı? Söyle Rab bi varmısın, Yoksa yok mu? |
Tüm insanların yaşadığı bir sınavdır iyi veya kötü...mesela sen inanmıyorsun senin Allah'ı inkar etmen senin seçimin!!!!!! Allah'ın değil yani Allah(C.c) bu kulum iyi olsun bu kötü böyle bir şey yok herkez kendi yolunu çiziyor bu hayatta ne yaşıyorsan tamamen senin seçimin ama Allah(C.c) elvette ki senin neyi seçip seçmeyeceğini biliyor.... Rabbim hidayet versin...
|
Sayın ceylin,
umarım sübyanları da tercihleri sonucu kendi seçtikleri yollar nedeni ile acı çekiyorlar diye açıklamazsınız...... http://i39.tinypic.com/nvnkw5.jpg IMG]http://i39.tinypic.com/10pq5g0.jpg[/IMG] http://i43.tinypic.com/2q2nvki.jpg http://i39.tinypic.com/10pq5g0.jpg http://i40.tinypic.com/hrf1qb.jpg |
Saygıdeğer Seyyah,
Görüyorum ki Empati yeteneği gelişmiş,hassas ve duyarlı bir insansınız... Sizce yukarıda ki Fotoğraflarda ki Acıların sebebi KİMDİR? Lütfen tarafsız bir gözle tek tek herbir foto için yorumunuzu bizimle paylaşınız. "Küçük meleklerin" çekmek zorunda kaldıkları acıların müsebbibi KİM/LER? Saygılar... |
Rab bil alemin 'nin çekilen tüm acıların sebebi olan yarattığı halefi insandır.fakir buna inanmakta.
Ancak sorguladığı nokta şudur ki.Alim esmasına uygun olarak herşeyi bilen , Kayyum esmasına uygun olarak herşeyi düzenleyen ,yöneten Allah c.c. ,kul olarak benim bulmak ile yükümnü olmadığım daha sorunsuz daha adil bir düzen kuramazmıy dı ? Tarih boyunca yaşanmış olanlar ve halen yaşananlar size ADL esmasına uygun geliyor mu? Yaşananlar adilane diyorsanız söyleyecek bir sözüm yok... Saygılar, |
http://i39.tinypic.com/2v8qs1k.jpg
yada birisi lütfen bana bunun kimin suçu olduğunu ve gerçekten sınav dediğimiz yaşam için bu soruların gerekip gerekmediğini veya bu sübyana aynı soru ,düğününü çırağan sarayında yaparken alkol değmiş olacağı şüphesi ile yeniden kristal bardak alıp servisin bununla gerçekleştirilmesini isteyen Zeki Yamani ye aynı soruların sorulup sorulmayacağını , sorulacaksa da nedenini açıklıyabilir mi.. saygılar, |
Sayın Seyyah,
Siz o esmaları bir kenara bırakınız...Öncelikle o esmalar ce derin anlamları Rabb-ul Alemni yani Evrenlerin programlayıcısın ihtiyacı olan Sıfatlar değiller. Onlar insanoğluna,diğer bir deyişle ademoğluna yol gösteren "Tabelalardır" Alıntı:
Adil bir Düzen kurmak için her türlü imkanın kendisine verilmiş olmasına RAĞMEN Bu adil düzeni kurmayan insanoğlu elbette SORUMLUDUR. Sömüren kim? Allah mı? Yoksa Allahın adını kullananlar mı? Öldüren,kaynakları Talan eden KİM? AÇGÖZLÜ yamyamlar mı yoksa Allah mı? Akıl var...Elleri var..kolların var...Her türlü imkanın var... Ama bu gidişe bir DUR demiyorsun. Allah daha iyi bir Sistem yaratsaydı diyorsun?? Bak bakalım imzama; Cennet ve Cehennem neredeymiş? ADALETİ Sorgulamaya kalkmadan önce BİZ ne yapıyoruz? Onu sorgulamak gerekmez mi? İnsanoğluna/Ademoğluna CENNETİ DÜNYADA KURMAK görev ve Sorumluluğu verilmiştir.Bu nedenle "Halife"dir. Aksi takdirde bir HAYVANdır. Hemde en adisinden. Çünkü hayvanlar doyduktan sonra Zevk için parçalamazlar. O nedenle "Esfelin Safilin" dir. O FOTOĞRAFI ÇEKEN ve ÖDÜL ALAN, sonrada intihar eden ADAMDAN SİZİN FARKINIZ NEDİR? Çırağanda Düğün yapandan farklı olarak siz AÇ insanlar için NE YAPTINIZ? Saygılarımla... |
Alıntı:
Bunun adı inançsızlık değil DEİZM dir...Biraz tarafsız gözle bakarsanız aslında Hz. MUhammed s.a.v 'inde çağının deist i olduğunu görürsünüz ..Zira " O " da kendisine atalarından gelen ve din diye dayatılan putperestliği red etmiştir.... Saygılarımla, |
Bu arada Sayın Seyyah,
SUNNİ mezalimi karşısında Aklı başında insanlara Deizmden başka seçenek kalmıyor:) Sizin Hanif Gruba katılmanızı çok isterim.Lütfen profilim üzerinden gidiniz. Saygılarımla... |
Alıntı:
Sevgili dostum, Malik el mülk Allah c.c. 'n bir sıfatıdır.Fakir sorunun cevabını mülkün sahibinin vermesi gerektiği ve evindeki düzeni yine mülkün sahibinin sağlaması gerektiği düşüncesindedir.Yoksa bu yazı yazılmıştır ve mürekkebi kurumuştur ( tasavvuf anlayışında ki levh -i mahfuz anlaışı ) ile hareket ediyorsak o zaman bu yazı hatalı yazılmamışmıdır.. Lütfen beni aydınlatınız. Kainatları yaratmaya muktedir Allah c.c. için neden bu denli zor dur ADL esmasına uygun hareket etmek.......Dini öğretilerde , İsevi likteki günah çıkarma , İslamiyet te ki tövbe , İbranilik te ki günahı keçiye yüklem ve salıverme gibi ritüeller ile bu dünyada her türlü herzeyi yiyip sonrada hidayete erenler le yukardaki sübyanların sorgusu aynı mı olacaktır...:)) saygılarımla, |
Alıntı:
Malik-ul mülk sorumsuzdur.Yani kimse hesab soramaz,sorumluluk yükleyemez.Sorgulamalara ise Şahiddir. Lakin Adildir...ve Adaletinin tezahürü insanoğluna mümkün değildir.İnsan-ı kamil ise kısmen görebilir. Şöyle ki;Sevgili dostum Evrensel-insanın felsefesinde ki gibi kendisine ve olaylara dışarıdan "Nötr" vaziyette bakabilirse :ADALETİ GÖRÜR. Darb-ı Misal; Labirentin içinde ki Fare ile yukarıdan bakan sen aynı şeyi mi görüyorsun? Çıkış yolunu bulmak-Adaleti görmek-için insana gerekli donanım ziyadesi ile verilmiştir. Tıpkı Labirentde ki Fareye verilen yön duygus+ Koku alma v.s gibi. Ama insanoğlu kendi Aynasına yansıyan görütüyü İNKAR etmektede hatta ÖRTMEKdedir. Adil bir yönetim,Hakca bir paylaşım ve insanca bir yaşam ile... Sömürü,kan dölücülük ve bozgunculuk ikilemi insanoğlunun seçimindedir. Birde SESSİZ kalanlar varki onlarda aynı sorumluluğu paylaşmaktadırlar. Günah çıkarma,Tevbe etme Onlara mahsusdur ki onlardan dönen ve İYİLİK için bir adım atan sayısı, Sigarayı bırakanların sayısı kadar AZdır. Selam Hudaya tabi olanlara... UlUl |
Alıntı:
Levh-i mahfuz tasavvufun bir anlayışı değildir.Doğrudan Kuranda yeralan bir ifadedir. Eğer Levh-i Mahfuzu bu fakire "Kuantum mekaniği" mantığında anlatacsanız okumaya hazırım. yazının yazılacağı 1/sonsuz ihtimalden yalnızca biriydi ve gerçekleşti. Ancak sizce Allah/Tanrı veya her neyin VAROLUŞUNA inanıyorsanız Onun bu sonsuz ihtimalleri bildiğine nasıl kanaat getirdiniz? Saygılarımla... |
Alıntı:
Yazımda bahsettiğim Levh-i Mahvuz 'un tasavvufi yorumu idi.Mutlaktır ki Kur an da yer alması sebebi ile sufilerce açıklanmaya çalışılmıştır.Ve yine mutlaktır ki labirentte ki farenin çektiklerine yukardan bakan bir göz aslında yolu rahat görmektedir ve yine aslında oldukça da şaşmaktadır farenin doğru yolu bulamıyışına... Anadolu İslam tasavvufunda söylem , verdiğiniz örnek ile benzerlik sağlar ..Kişi tümü görebilmek için vardan uzaklaştıkça o var nokta halini alır ,ayrıntılar kaybolur.Tüm varlık tek bir noktada toplanır ,esas önemli olan o noktada kaybolabilmektir. Nokta aslında hem başlangıç , hemde bitiştir.Ve nokta aslında " O " dur.İnsan-ı Kamil içinde hedef "O" 'nda yok olmaktır , en sonunda da yine yok oluş ile "O" 'nda doğmaktır. Kur an 'da geçtiği anlamı ile Levh-i Mahfuz 'u anlamaya çalışmak yalnız Fıkıh mantığı ile sınırlı kalındığında insanı dar , kör iman anlayışı ile desteklenmez ise inkara götürür. Tasavvufi anlayışta ise , neden sonuç etkileşimi içerisindeki gelişmelere bağlı kalarak ezel de ve ebed de olan/olacakların tahlilinin yapılması ve bunların zaten zamandan münezzeh olan ,ilk ve son da var olan " O " 'nun yetisi içinde olması sebebi ile ,bugün için yazı yazılmıştır mürekkebi kurumuştur anlayışı hakim olmuştur. Ve yine Tasavufi anlayışta zamansızlığın var olduğu noktada neden sonuç ilişkisi ile sonsuz ihtimallerin varlığı ortadan kalkar.Çünkü her şey aslında o zamansız TEK AN dır.Başlangıç ve bitiş tek bir andır .Varlık ile yokluk izafidir ve oda tek bir andır. Aslında tüm sorun insanoğlunun tarihsel süreç boyunca Tanrı/ALlah /Rab kavramlarını açıklamaya çalışmasından ve kendisine bu kavramları anlatmaya çalışmasından doğmaktadır. İnsanoğlu bu çalışmasında hep klasik tüme varım yöntemini kullanmıştır.İşte yanılgı da burada başlamıştır kanımca.Sonuç olarak da Tanrı kavramını İlah boyutuna getirmiş bunuda ödül veya ceza dağıtan ak sakallı dede de bütünleştirmiştir.Tabi ki bu durum tarih boyunca tüm yönetenlerin işine gelmiş , en ilkel kabilede bile reis ile büyücü yan yana olmuştur. Fakir in isyanı da işte burada devreye giriyor.Bu yoz Allah anlayışına bu yoz dini öğretilere dir isyanım ...Vede insanoğlunun düşünmezliğine ... Sistemi tersten alıp , yani o bahsettiğim noktada kaybolmaya çalışarak vede tüme varım değil tümden gelim mantığından harekt ederek günümüzü sorgulamaya başladığınızda aslında gidişatın bir kural çerçevesinde olduğunu görüyorsunuz.evet yazı yazılmış ve mürekkebi kurumuştur.Ama bu sonsuz ihtimaller içerisinde herşeyin bilinebilirliği kavramında değildir.Şekil çizilmiştir ve bırakılmıştır, ne yukarısı ! ( çok afedersiniz ) kerhanedir ( gılmanlar ,huriler ,köşkler , kevser şarapları) nede cehennem kazan dairesidir. " Cehennemde od yoktur ,herkes kendi nar ın kendi getirir " deyişinde olduğu gibi...... Kafanızı şişirdim ,tekrar affınıza sığınıyorum ancak sonuç olarak söylemek istediği kısaca şu ; Dar anlamda din anlayışı kitlelerin kolay yönetilmeleri için çıkış anlarından itibaren yozlaştırılmış bir toplum mühendisliği çalışmasıdır.Başarılıda çalışmalardır çağlarına göre.Ama işte bu çalışmalar sonucunda tasvir edilen Tanrı kavramı yanlıştır.Bu Tanrı kavramının sorgulanması amacı ile tüme varmaya çalışan Fıkıh çıların var olan çarpaşıklıkları basitçe sınav olarak açıklamaya çalışmalarındaki yetersizliğe dikkat çekebilmek amacı ile yukarıda ki başlıkta yer alan sorularımı sordum.. Saygı ve sevgilerimle, |
Alıntı:
İçinde bulunduğunuz Bilinç seviyesinden dolayı sizi tebrik ederim. Tüm samimiyetimle yazıyorum,gerçekten etkilendim. Aslında tam olarak HANİF bir bakış açısı yakalmışsınız. Eğer mahsuru yoksa neden kendinizi "Deist" olarak tanımladığınızı sorabilirmiyim? Dilerseniz ÖM olarakda atabilirsiniz. Aslında mevcud Sünni anlayış DOSDOĞRU düşünen insanlara Deist olmaktan başka çıkar yol bırakmıyor... Kodları bilen kendi hazırişletim sistemini yazar:) Alıntı:
Alıntı:
Uzunca bir dönemdir burada bu Bilinç açıklığında insan gelmedi. Hoşgeldiniz... Sevgi ve Saygılarımla... UlUl |
Sakiden şarabı içenin hâline benzemiyor.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
İçinde Alkol olup olmamasından bağımsız olarak. Öncelikle hoşgeldiniz sn.neo, tam olarak ne demek istediniz? |
Şiron'un 9. ev açısı alamayanlar felsefe denizinde boğulurlar.
Şarabı içenin hâli, derin düşünenler yani ulul elbab'lar. |
Alıntı:
Kaçan Açıları yakalamak için rektefe hayatta iken mimKÜN. Bir bakıma hayatın anlamıda bu.Yoksa hazır açılarla ve yansımalarla dünyaya gelenler Adiliyeti sorguladıkları gibi Ekberiyetide sorgularlar. Saygılarımla... UlUl |
Alıntı:
Lâ, nın mânâsı ne demek bilir misin? İnsanca düşünüyorsun, bu kimliği bırakıp; Kimliksiz olarak düşünmeni tavsiye ederim. |
Alıntı:
Ben eleştiriye açık bir insanım.İnsanca düşünmekte en doğal halim. LAkin bu yaşıma kadar BİRGÜN/HERGÜN yeni birşey öğrenmeden yatağıma girmedim.Uykuya dalmadım. Varsa öğrenebileceğim bir şeyler =? Biraz daha açık konuşunuz...Benim zeka seviyeme göre...daha basit lütfen. |
Madem her gün yeni birşey öğrenerek uyuyorsun. Peki,
Sen, her aynaya bakışında gözü, saçları, vücudu olarak görünen kişi; adın herneyse, kendine her ne varlık vermişsen, ne isim ile etiketlenmişsen, sen o değilsin. |
Alıntı:
Ben özbenliği ile zorlu mücadelelere girmiş bir garip ABD'im. Henüz AYNAM da ki paslar ve Kirlerden tam anlamı ile arınmış değilim ki bana malum olan bilgileri nefsime uyup aleyhişnde açıklıyorum;Sen ise henüz mezun olmadan Dr. Sıfatını kullanıyorsun:) Yanlış hatırlamıyorsam daha 4.sınıf Tıp talebesisin.Üstelik 3.sınıftan Alttan derslerin var:) Saygıdeğer dost, BANA BİLMEDİĞİM ŞEYLER ANLAT ve bu Gizemli tavırları terket ki sağlıklı bir iletişim kurabilelim. Sevgi ile... |
Alıntı:
Bos islerin pesinden kosmayin..insanlari da sacma sapan dayanaklarinizla yönlendirmeye calismayin |
Alıntı:
|
Alıntı:
Amma da paslıymış aynaN, tez vaktten silmek nasib olur. Dr. yanına isim ve soy ismimi koysam haklılık payın olacaktı. Ancak, takma isim olarak kullanmaktayım internet ortamında; sanal. Neo, yenilikçi yapma anlamında kullanılan bir ing-latin kelimedir. Kelimelere tıkılıp kalmışsa şu bahsettiğin özbenliğin suçu, dışarda aramayıp; özbenliğin dediğin kelime yığınlarının bulunduğu çöp bidonunda aramalısın. O çöp bidonunu boşaltmadıysan da ABD olamazsın. Abd olmak bu kolay mı?! Dördüncü sınıfta olduğum doğrudur. 1 Ders bile bırakmışlığım yok. Bologna süreci ile eğitim vermeyen bir kurumda okumaktayım. Bu nedenle bu söylediğiniz de havada kalıyor. Sana, seni anlatacak değilim. Tıbbı et kemik olarak öğrenenlerden olmadığım için bu soruyu es geçiyorum. Gizemli olmadım. Takdir edilen dışında bir karakterim olmadı. |
Evet Dr.nova Levhi Mahfuz nerede?
Hiç olmaz bunu söyle ki boşa kürek sallamış olmayalım. Olmadı Ululelbab olanların Kuran okurken,Salat ederken Nörokimyasal yapısında ne gibi değişikler olur bari bunu anlat. Saygılarımla... |
Alıntı:
İlmiyle seyrettiği bu ilmi beyin kapsamıyla olduğu içindir ki, kozmik kalem veya kozmik data, kur'an'ı kerimde işaret ettiği üzre Kitab-ı Mübinde saklar. İdrakimiz, düşüncelerimiz bir sonra ki anımızı oluştururken bir de bunu DNA'a kopyalar. DNA = Kitab-ı Mübiyn. İstidat ve kabiliyet dediğimiz iç - dış burç açılarınca bu sonsuza doğru uzar, gider. Sâlâttayken, tabi arabayı çalıştırmak için marşa basmak gerekli oda süphaneke'dir. Motor çalıştığında, fatihayı kelime kelime okursun fetih başlar o nispette mir'acın hasıl olur. Bu aşamada ayakta Kur'anı okuyan Allah'tır. Zahiren önünde sen eğilirsin. Bu aşamada Limbik sistem ile beraber talo-hipofizar sistemin ihtiyaçları minimal düzeye iner otomatik olarak. Endokrin sistem bütün hızıyla çalışırken duraklar ve pineal gland yani epifizden melanin kana salınır. Bu salınım sonucunda beden hissedilmez. Dahası, feromon hormonu salgılandıktan sonra beden hissiyatının olmadığı yerde, emosyonel olmayan reaksiyonlar belirir.. Sonsuz bir mutluluk, sevinç, sevgiliye kavuşma hissi. Bu anlattığım rûkuda belirir. Secdede iken, respiratuvar sistem kontrol merkezi, kalp, beyin dışında bütün sistemler çalışamıyacak durumdadır. Tam hiçlik. Beyinden yayılan gama dalgaları hızlı bir şekilde artarken beta dalgaları 0.1 durumundadır. Alfa dalgaları orta seviyededir. Sevgiler. |
Alıntı:
Alıntı:
Asli yok olanın eliyle ortaya koyduklarıyla da kayıtlanmaz. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Madem imtihan var ve madem böyle. Sizce de çelişmiyormusunuz?.. Ötelerde bir sınav merkezi var kağıtlarla yapılan tamam mı bizde ona çalışıyoruz. Tanrıya tapınıldığı üçün içler acısı şuan ki müslüman toplumların. Özlerinde olana iman etmiş olsalardı şu fakir arkadaşın dediği gibi duygusal reaksiyonlarıyla ve duygusallık içerisinde bakış açılarınca insanca düşünen tanrı şeklinde düşünmezdi. |
" Dar anlamda din anlayışı kitlelerin kolay yönetilmeleri için çıkış anlarından itibaren yozlaştırılmış bir toplum mühendisliği çalışmasıdır.Başarılıda çalışmalardır çağlarına göre.Ama işte bu çalışmalar sonucunda tasvir edilen Tanrı kavramı yanlıştır.Bu Tanrı kavramının sorgulanması amacı ile tüme varmaya çalışan Fıkıh çıların var olan çarpaşıklıkları basitçe sınav olarak açıklamaya çalışmalarındaki yetersizliğe dikkat çekebilmek amacı ile yukarıda ki başlıkta yer alan sorularımı sordum.. "
Önceki yazımda belirttiğim bu hususu atladığınız zannındayım.Fakr halini yaşayabilmek ile benliğinde ki hiçliği kabullenmeye çalışmak başka şeyler.Doğrudur belki sizin belirttiğiniz gibi fakr halini özümseyememiş olmam kaynaklıdır sorgulamalarım. Beklentim aydınlatıcı yaklaşımınız ile sorgulamalarıma cevaptır.Yanlışlarıma düzeltme ve doğruların neler olduğu sadece... Bilgi dağarcığımız da kileri birbirimiz ile paylaşmayıp , sadece birbirimizin gelişim sürecinin bulunduğu noktayı sorgulamak ne denli doğru bilemiyorum. Yazınızdan yapmış olduğum şu alıntı ; "Madem imtihan var ve madem böyle. Sizce de çelişmiyormusunuz?.. Ötelerde bir sınav merkezi var kağıtlarla yapılan tamam mı bizde ona çalışıyoruz. Tanrıya tapınıldığı üçün içler acısı şuan ki müslüman toplumların. Özlerinde olana iman etmiş olsalardı şu fakir arkadaşın dediği gibi duygusal reaksiyonlarıyla insanca düşünen tanrı şeklinde düşünmezdi. " aslen tam da benim anlatmak istediğim.... İşte bu nedenle günümüzde ki din anlayışı ile kişilere dayatılan kitaplı dinlerin tümüne inanmışlığın AHİR ZAMAN PUTPERESTLİĞİ olduğunu düşünüyorum. Savunma mekanizmasının yarattığı refleks ile önyargılı yaklaşıldığında , birisi beyaz derken kişi o söyleme nedense " ak " diyerek karşı çıkıyor... Sağlıcakla kalın..... |
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:26 . |