![]() |
Nükleer Santral Öcü Değildir
Hem temiz hem de yüksek çıktılı nükleer enerjinin karşısında olmak irrasyonel bir bakış açısıdır. Nükleer Santral, yüksek kurulum maliyetli, düşük sera gazı üretimli ve yüksek enerji üretim kapasitesi olan bir tesisdir.
Stratejik açıdan da, nükleer santral, enerji bağımsızlığı yolunda atılan çok önemli bir adımdır. Nükleer atık, kendini çevreci sananların düşündüğü gibi "çöp" değildir. Verimli enerji üretme kabiliyetini kaybetmiş radyoaktif çubuklardır. Bu çubukların, radyoaktivitesinin tamamen kullanılması ya da yeni teknolojilerle atomik özelliklerinin değiştirilip radyoaktif ömrünün saniyeler boyutuna indirilmesi yönünde çok ciddi çalışmalar vardır. Çernobil faciası elbette korkunç bir olaydır ve tekrarlanmayacağını kimse söyleyemez. Sonuçta minimize edilse de, işin içinde insan faktörü vardır. Ya da bir savaş, terörist saldırı olabilir. Fakat bilinmesi gereken, Çernobil Santrali'nin güvenli inşa edilmediğidir. Normalde bir aksilik durumunda reaktörü radyasyon kaçırmayacak şekilde bloke eden betonarme güvenlik duvarları olması gerekirken, bu santral de bunlar yapılmamıştır. En yaygın iki sözde sözde çevreci argümanına, kısaca cevap vermek istedim. Bunlar atık ve reaktör güvenliğidir. Bunlar göz önünde bulundurularak, Dünya'da nükleer enerjinin ne kadar yaygın olduğunu aşağıdaki grafikle göstermek ve tek bir nükleer santrali olmayan Türkiye'nin sözde çevrecilerin kötü niyetli oyunlarıya enerji alanında geri kalmış bırakılmak istenmesi argümanımı sunmak isterim: http://upload.wikimedia.org/wikipedi...tation.svg.png Kaynakhttp://img535.imageshack.us/img535/6130/nukelegend.jpg |
Nükleer santrallara karşı çıkılmasını ben de tamamen irrasyonel buluyorum. Uzun vadeli bakıldığında aklı başında bir çevrecinin en çok favorize etmesi gerektiği alternatif bu oysa.
Aynı veya benzer verimlilikte, çevre için aynı şekilde zararsız ve üstelik bir de daha az tehlikeli (veya tamamen tehlikesiz) yeni kaynak ve metotlar geliştirilirse (ki bu yönde de çalışmalar var), o zaman nükleer santrallara karşı çıkmak için makul sebeplerimiz olur. Ama diğer yandan milo'nun da dediği gibi, nükleer santrallardeki 'tehlike' boyutunu -neredeyse- sıfıra indirgemek için de çalışmalar sürmekte. Elimizde şu an olan imkanlardan yola çıkacak olursak, çevre temizliği için daha iyi bir alternatif yok! Ama 'çevreciğili' kendi tekelinde gören gruplarda maalesef bu tartışmalarda daha çok irrasyonel komplo teorileri hakim. saygılarımla |
nükleer enerji denildiğinde kontrollu füzyon kastedilmediğine göre, nükleer santralleri savunmak çılgınlıktır.
dünyada bunca çevresel felaket varken bu riski dünyanın kaldırabileceğini umut edebilmek fazla iyimserlik. sayın ulpianın bahsettiği daha az tehlikeli ve ya zararsız diye nitelediği çalışmaların çoğu füzyon ile ilgili çalışmalar.radyoaktifivite yada nükleer santral tanımına pek girmiyor. daha doğrusu nükleer santral denildiğinde klasik radyoaktif enerji kastediliyor. |
Alıntı:
saygılarımla |
nükleer santrallerle (fisyon) küresel ısınma arasında bir korelasyon olup olmadığını bilemiyorum.
kaza riski çok düşük ancak çok yıkıcı bir şeyden bahsediyoruz. füzyon ise daha kontrollu ve kaza durumunda yıkıcı etkisi çok az (teorik olarak). ancak füzyon bildiğim kadarıyla ekonomik değil ve halen geliştirilme aşamasında. yani uygulanabilir değil henüz. kontrollü füzyonu kesinlikle destekliyorum ancak nükleer enerji santralleri başka bişey. klasik radyaoaktif enerji her zaman tehlikeli oldu. yakın zamanda bu teknolojinin (kontrollü füzyon) geliştirilmesi durumunda zaten klasik fisyona dayalı nükleer santral teknolojisi tümden terkedilecektir. konunun ayrıntılarına dair formasyonum olmadığı için söylebileceklerim bundan ibaret. |
Sayın nihilist,
Henüz endüstriyel anlamda aktif bir füzyon reaktörü yoktur. Muhteşem çalışmalar yapılageliyor ama önümüzdeki 10 yıldan önce sonuç beklelemek gerek. Türkiye'de gelmesi çok daha uzun sürebilir. Başlık prototipleri değil bugün çalışan reaktörleri kastetmektedir. Bu reaktörler son derece çevreci ve yüksek çıktılıdır. Eleştirilen, kendini çevreci sanan bir çok örgüt ve şahsın irrasyonel olarak nükleer enerjiye karşı çıkmasıdır. Nükleer Santralin Çevreye etkisini gösteren grafik aşağıdadır[1]. Füzyon çalışmaları ile ilgili bir video. Harika ama reaksiyonu başlatmak için Güneş'in 10 katı sıcaklık gerek! :) |
Nükleer santral konusunda sorun atik ve reaktör güvenligi. Ben her iki konuda da Türkiye'de bir felaket yasanayacagina nerdeyse eminim. Almanya'da bunlar oluyorsa, kimbilir bizde neler olacaktir.
http://www.dunyabulteni.net/news_detail.php?id=111258 Su anda detaylarini hatirlamiyorum ama gecenlerde bu Gorleben ile ilgili bir yazi okumustum. 70'lerde Almanya hükümeti nükleer atiklari Gorleben'deki tuz yataklarinin altina gömecegini aciklamis. Iste 5 metre asagi gömünce etkisi olmuyor falan diye seyler söylemisler. Ama olay hic göründügü gibi degil. Buna benzer birseydi, dedigim gibi detayini hatirlamiyorum simdi. Bu is Alman titizligiyle böyle oluyorsa, Türk umursamazligiyla felaket ki ne felaket. |
Alıntı:
Bu verdiğin örnek yine kel alaka. Alman Hükümeti, daha kuru ve depolamaya uygun bir yer yerine, ıslak bir depo alanı seçmiş. Neden? Çünkü burası ucuz ve çok düşük nüfuslu. Ortada bir sızıntı yok, yaygara koparılacak bir şey yok. Artı, Greenpeace bu ajitasyonu yapmak için teröristlere hedef göstermeyi göze alıyor. Kim bilir belki kendisi bombalar orayı! Atık ve reaktör güvenliği konularından bahsettim yukarıda. Her ikisinde de rasyonel bir muhalefet duymuşluğum yoktur. Varsa yoksa konuyu bilmeden ama geçmişteki silah amaçlı nükleer güç kullanımları hafızasına kazındığından alerjik tutarsız reaksiyonlar. Güneş nükleer enerjiyle çalışır. Radyoaktivite yadsınamaz bir güçtür ve onun uygar kullanımlarına kapıyı kapamak bir çeşit yobazlık olur. |
sevgili milomanara öncelikle türkiyeye güvenden bahsederken elinde neler var??
ben sana sadece bu ülkede madenciliğin neredeyse cumhuriyet kurulduğundan beri yapıldığını söyleyebilirim ve 2010 yılının türkiyesinde yılda ortalama 100 kişi maden kazasında ölmektedir!! yada diğer ağır sanayi iş kollarından bahsedebiliriz??? sevgili milomanara ülkeye güvenmek esastır ancak türkiyeye güvenmek felakettir burda ağaılık kompleksi felan yok! bu ülkenin bakanı radyoaktivite tehlikesi olan çağı içip bakın ben içtim işte bişey olmadı diyen birisidir!! kazım koyuncu neden öldü??? bende isterim ülkemde bu santraller olsun enerji kaynağımız gelişsin ama bu ülkede bişeyler değişmedikçe hep karşı olacağım! kım bir kazada olabileceklerin telafisini yapabilir?? bizim hüketimiz bu işi doğru düzgün yapabilecek mi sen buna inanıyormusun? taşeron firmalara veir bu işide özelleştirir kıme gittiği belli olmaz yahu limanlarını topraklarını satan ülkesindeki telekominikasyon ağını yabancılara devreden ülkesindeki tek yakıt işleme fabrikası tüpraşı satan ve daha nice kaynakları yok eden bir iktidara sen nasıl güvenebiliyorsun?? ben güvenmıyorum ve ülkemde böyle bir kazanın gerçekleşme ihtimali oldukça bu santrallere karşı olacağım.... bu ülke atıklarını nereye atacağını bile bilmıyor avrupa ülkeleri bile bu konuda sıkıntıdalar... |
Alıntı:
"Bu ülkede bir şeyler değişmesi" nedir? Benzin tankerinin yanında sigara içen hayvan kalmaması mıdır? Ya da 45 tonluk tırla 180 km/s hızla giden yaratık kalmaması mıdır? Malzeme bu, ya büyük projeleri bunlardan menkul yapacağız ya da 21.yy'ın sefilleri olacağız. Bence hükümetle falan alakası yok. Bir çok tesisimiz sistemleşmiştir ve bu devasa sanayi kurumlarında iş kazası bile nadiren olur. Onu da geçtim, eşeklikte(yüksek ölümlü iş kazası oranları olan) bizimle yarışan ama başarıyla nükleer santral çalıştıran ülkeler var[1 Veriyi daha anlaşılır hale getirmiştim ama, dikkat etmediğim bir kısımdan koca grafik anlamını yitirdi. Ham veriye bakabilirsiniz oradan. Biz yapamayız argümanı anlaşılabilir değildir. Eşek cenneti değil ya burası be? |
sevgili milomanara bu ülkede birşeylerin değişmesi nedir en başta biliyormusun??
sadece insana değer vermektir onun önemini kavramaktır kapitalizme ne kadar aykırı olsada.. bu ülkede bu işi rant haline dönüştürmeden gerçekten gelecekte ve şimdide sadece ülke huzuru için diye düşünen beyinler olmalı, bu ülkede bu işi yapacak bakanlıklara ve işe girecek özel şirketlere güvenmıyorum ve olabilecek herhangi bişeyin vereceği zararı düşünmek bile istemıyorum.. biz yapamayız argümanı benim inandığım bir şey değil ben ülkemin insanlarına ve bu konuda eğitimli olan mühendislere bilim adamlarına sonuna kadar güveniyorum! ancak ben onların işlerine karışan "büyük patronlara" güvenmiyorum! umarım meramı mı anlatabildim... |
sevgili kızıl
nükleer santral, maden ocakları ile pek kıyaslanamaz. Çünkü nükleer santralda oluşabilecek bir kazanın etkisi sadece Türkiye sınırlarında kalmayacaktır. Bu yüzden uluslararası düzenlemeler, yerine getirilmesi gereken standartlar ve denetim mekanizmaları mevcut. Ayrıntılar için özel olarak bir incelemek gerekir ama, Türkiye'nin taraf olduğu anlaşmalara binaen hukuki zorunluk da söz konusu olabilir, bu tür uluslararası düzenleme ve denetimlere uyma konusunda. saygılarımla |
sevgili ulpian seni çok iyi anlıyorum ancak madencilikle kıyaslanamaz demişsin ya iki şey söyleyeceğim sana birincisi sadece çok gelişmiş olan madenciliğimizin bile ne halde olduğunu göstermek istedim ikincisi bahsettiğin güvenlik standartları emin ol madenciliktde var ama işi mta ya bırakan mı var?? gruzi boşaltımı madenlerde standarttır tüm dünyada aynı işlem yapılır! ancak sen bunu kurdurmak ve korumak için bişey yapmazsan gruzi birikir ve patlar...
işte mesel bu ülkedeki zaafiyetdedir.. |
Alıntı:
Daha önce duymadığım "nükleer iyidir ama biz beceremeyiz" argümanıyla beni dumura uğrattın :) Türkiye'den beklediğin, sayısal olmayan, afaki hedeflere bir gün ulaşılır mı bilemem. Bu, yüksek teknoloji üretimini yerden biter gibi başlatır mı, onu da bilemem. Mezbelelik Hindistan teknoloji parkı olmuş, 17 tane nükleer santral işletirken, bu işler bizi aşar savunmasını ben anlayamam. Zaten başlığın da çok konusu değil. |
Konu bilgilendirici ve bazı insanların tabularını yıkacak cinsten.
Kendi adıma Milomanara ve Ulpian'ın yazdıklarından yararlandım.. Kendilerine teşekkür ederim.. |
Santrala evet, kurulacağı yere hayır.
Hammadde ihtiyacı olan bir şey değildir ki nükleer santral neden limana yakın yapılsın. Bir kimyager olarak doğadaki en temiz enerji diyebilirim, tabii ipin ucunu kaçırmazsanız. Ama ucu kaçmış ip masalı eskide kaldı. "Nükleer santral teknolojisinde hiç bir gelişme olmadı ki" diyenler bir daha düşünsün. Almanyada adım başı nükleer santral hangisi patladı, hiçbiri. "Hiç patlamayacak değilya, o zaman ne yapacaksın?" denirse. Sürekli patlayacağını kurgulayıp güneşten medet uman bir "lahana" gibi yaşamaktansa patlarken yanında olmak daha iyi gibi. Her ardınızdan yürüyenin amacı sizi öldürmek değildir, paranoyayı bir tarafa bırakın derim. |
Sayın milomanara'nın fikirleri son derece önemli ve aydınlatıcı bir o kadarda gerçekçi ve çözümseldir,kanaatindeyim.
Bununla birlikte bazı güçlerin,ülkeleri geri bırakma yada bazı konularda(enerji,hammadde,teknoloji,üretim vs)gelişmeyi önlemek yada daha az faydalandırmak adına,bazı grupları(greenpeace gibi)bu oluşumların içine sokmaktadırlar.Oysa bu sosyal grupların merkezinin bulunduğu ülkeler,bu grupların karşı olduğu aktivitelerin en fazlasının bulunduğu yerlerdir. Bizim insanımıza gelince bizden bişey olmaz,nükleer bizim neyimize,bir onu iki günde patlatırız,gibi traji-komik açıklamalarda,insanımızın ne kadar kısıtlı bir dünyası olduğunun ve başka halklar karşısında ezilmişliğin nası D.N.A'larımıza işlediğinin acınası bir örneğidir. O zaman ne yapmalıyız.Enerji şirketleri kurmayalım,ar-ge aytırımlarını desteklemeyelim,bilim insanı-mühendis yetiştirmeyelim,gelişmek için alternatif yollar edinmeyelim öylemi,nede olsa biz türküz,hiç bir şey yapamayız. Arkadaşlar lütfen.Biraz kendinize saygınız olsun.Sayın milomanara gibi bende bir mühendisim,ve gerek çevremde gerekse,öğrendiğim yada tanıştığım kişilerce bu ülkede çok güzel şeyler yapan yada yapmaya çalışan ve devamlı gelişme içinde olan şahsiyetler,bilim insanları,mücedeleler ve yüksek çalışma arzulu oluşumlar görüyorum. Bu beni gururlandırdığı kadar ümitlendiriyorda.Lütfen sizde destek olun o yada bu şekilde,gerek içinde gerekse dışarıdan ülkemizin gelişmiş milletler içinde olması için çalışalım. Burada bilimi savunduğunu iddia eden kadar,hiç bir yerde böyle bir insan grubu görmedim ama bunlar sadece lafta olmasın,söz söylemek kolaydır,önemli olan o söylenilenleri gerçekleştirecek kapasitede olmaktır. Başkalarının gelişmememiz için yaptığı,sözde insan ve çevre haklarını savunanlara kanıpta,gerçekleri bırakmamalıyız... Saygılarımla... |
hipotetik olarak şunu sormak isterim.
çernobil benzeri bir olay yaşandığında , bunun bedelini ödeyebilecekmiyiz. bu risk yüksek olmayabilir. ama sonuçta bu risk var. bu riskten bahsedilmesini kimse bir tür 3.dünya kompleksiyle izah etme kolaycılığına kaçmasın. bu riski neye dayanarak kabul edilebilir bir risk olarak sunabiliyorsunuz. bu konu kolayca birimizin bir diğerini eleştirip karara bağlayabileceği bir konumu. |
Yeterki fizyonu hayata sokmaya basarabilsinler iste ozaman tertemiz bir dünyamiz olur petrol bile cikarmazlar artik
|
http://www.agoratr.com/index.php/topic,223.0.html
Bu başlıkta da konuyla ilgili bir tartışma vardı.. Astur'un konuyla ilgili yaptığı açıklamaları okumanızı tavsiye ederim; Alıntı:
|
Almanya'da Nükleer enerjiden vazgecme tartismalari sürürken bizde nükleer enerjiye girilmek isteniyor. Halbuki hem Almanya'da hem de bizde 50 yil icinde yüzde 100 alternatif enerjiden yararlanmak ve petrole olan bagimliliktan kurtulmak mümkün..
Mersin in Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli beldesinde yapılması planlanan "AKKUYU NÜKLEER SANTRALI" için Ruslar ile yapılan anlaşma gereği olarak, bu santral kurulup üretime geçtikten sonra ihtiyacımız olsun veya olmasın; santralın ürettiği elektriğin kilovatını 15 sene boyunca 13,70 cent artı K.D.V. den alacağız. Dünyadaki fiyatı 6 cent olan bir ürünü, iki katı fiyatına ve üstelik kullanılsın veya kullanılmasın 15 sene alım garantisi vermek demek, bizim veya çocuklarımızın değil torunlarımızında geleceklerine ipotek koymak; amiyane tabirle bu ülkeye ihanet demektir. Böyle ağır bir ipotek altına girmemizi gerektiren gerekçe ne olabilir? gazete alımında, başbakanın araya girmesi ile 200 milyon dolar kredi verilen, aile yakını damatın patronu; Ahmet ÇALIK (ÇALIK HOLDİNG) ın sahibi olduğu ve bugüne kadar içinden bir litre bile petrolun akıtılmamış olan Bakü-Ceyhan boru hattına işlerlik kazandırmak için Ruslarla imzalanan bu anlaşmada bu ağır ipotekler verilmiş olmasın sakın... |
Alıntı:
Sevgili ALKA, Almanya nükleer enerjiden vazgeçmeyi tartışmış ve vazgeçmemeye karar vermiştir[1]. Adamların 17 santrali varken, bizim bırakın enerji elde etmeyi bilgi birikimi(know-how) ve nükleer teknolojiyi yakalama ve geliştirme şansımıza neden göz dikiyorsunuz? Abartılı olarak; Bir gün bu gezegenden gitmemiz gerekirse emin ol bunu pır pırlı uçakla yapmayacağız. Alıntı:
Alıntı:
|
Japonya'daki korkunç felaketin ardından, Alman hükümeti, 30 yıl öncesinden kalan nükleer santrallarını hemen kapatma, diğerlerini ise çok daha sıkı bir güvenlik testinden geçirme kararı aldı. Yeşiller de haklı olarak, fırsatı politik açıdan değerlendirip hükümetin epey üstüne gidiyor şu sıralar. Ama örneğin Fransa'da böyle bir tartışma yok hala.
Diğer yandan Almanya için ciddiye alınabilecek en çevreci uzman görüşü bile (World Wide Funds For Nature), nükleer santralları topyekun kapatmanın, kabul edilebilir bir şekilde ancak 2020'de mümkün olacağını söylüyor (tabii 2020'ye kadar, diğer enerji üretim metotlarına bir yığın yatırımlar yapmak, yeni ağlar oluşturmak şartıyla). Japonya'daki felaketten bu yana, hemen her gün farklı (Alman) televizyon kanallarında nükleer santrallerin teknik evrimi, genel olarak enerji üretimi teknikleri, küresel enerji ekonomisi, muhtelif devletlerin enerji politikaları gibi konular hakkında belgeseller, uzmanlar ve politikacılar arası tartışma programları gibi şeyler yayınlanıyor. Yazılı basının da bir numaralı gündemlerinden... Elimden geldiği kadar takip etmeye çalışıyorum. Japonya'da insanlar şu an, ben bu mesajı yazıyorken, radiyoaktif tehlikesiyle boğuşmaktayken, pervasızca ahkam kesiyormuş gibi olmak da kolay değil elbette. Ayrıca Japonya örneğinden dersler çıkartılması gerektiği, nükleer enerjiye daha sıcak bakanların kendi pozisyonlarını tekrar gözden geçirmesi ve revize etmesi gerektiğini de düşünüyorum (örneğin nükleer santrallerin farklı nesilleri arasında teknik ve güvenlik açısından devasa farklar olduğunu öğrendim bu süreçte, ve 20-30 yıl öncesinin tekniğiyle yapılmış santrallere bakışım oldukça değişti). Ama sırf bu felaket örneğinden hareketle, nükleer santrallere topyekun ve bugünden itibaren karşı çıkmayı hala doğru bulmuyorum. |
Alıntı:
http://media.economist.com/sites/def...319_WOC350.gif Dünyanın ikinci en büyük nükleer enerji üreticisi olan, ve ürettiği enerjinin yüzde 70'ten fazlasını nükleerden elde eden (ki sanıyorum bu Fransızları dünya lideri yapıyor bu alanda) Fransa'da, Fransa'da yerleşik olduğunu gözlemlediğim siyasi aktivizm ve protesto kültürüne rağmen nükleer karşıtı doğru düzgün hareket olmamasını (diğer gelişmiş ülkelere kıyasla) çok dikkat çekici buluyorum. Japonya konusunda da bir bilgi paylaşmak istiyorum. Wikileaks tarafından yayımlanan gizli diplomatik yazışmalarda, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'ndan bir yetkilinin Aralık 2008'de Japonya'yı Japonya'daki nükleer santrallerinin güçlü depremlere dayanıksız, güvenlik uygulamalarının da güncel olmadığı yönünde uyardığı görülüyormuş: http://www.telegraph.co.uk/news/worl...bles-show.html |
Nükleer enerji ile nükleer bomba arasında doğrudan bir ilişki var iddiasını dinlemiştim geçenlerde bir radyo programında. Profumuzun birisi -ismini hatırlayamadım- nükleer santrallerin nükleer bomba imalinin yan ürünü olduğunu söylüyordu. Oldukça mantıklı gelmişti açıklamaları.
Fransa'nın da konuya (nükleer enerjiye) takıntılarını da bu çerçevede açklıyordu. |
Alıntı:
Nükleer silah imalinin yan ürünü ifadesine de katılınabilir, Fransa'nın nükleer programı sanırım 1945'te başlatılıyor, 1960'ta da nükleer silah üretebilir hale geliyorlar. |
türkiye acilen nükleer santral inşa etmelidir ki enerjide dışa bagımlılık büyük ölçüde azalsın ve gelişmiş ülkeler statüsüne girebilsin.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
+1 Nükleer enerjinin Türkiye için risklerinin fazla abartıldığı kanaatindeyim, dünyanın her yerindeki nükleer santrallerin sebep olduğu can kayıpları bildiğim kadarıyla Çernobil ve Fukuşima'yı da dahil ettiğimizde dahi 10 bine ulaşmıyor. Kömür madenlerinde sadece Çin'de her sene yüzlerce, hatta binlerce kişi ölüyor, kömür yakıt olarak kullanıldığında ise çıkan gazları soluduğu için ölen, hastalanan insan ise daha fazladır. Bu tarz şeyler asla nükleer kadar görünür olmuyor. Kazaların yaşandığı iki santral de Türkiye'de kurulacak santralden çok daha eski teknolojili, eski nesil, güvenlik anlamında geri vs. santraller bir de. Japonya'daki olaydan alınacak ders santrali deprem vb. afet riskinin en düşük olduğu bölgelere kurmak gerektiğidir. Japonya'daki santral depremden ziyade sel nedeniyle sorun yaşadı hoş, adamlar onlarca yıl önce de santrali 8.2'lik depreme göre epeyce sağlam yapmışlar, ama selin soğutma sistemini falan vurabileceği hesaplanamamış. |
Alıntı:
Birkaç sayfa önce, bir arkadaşın 2010 senesinde yazdığı bir iletiyi okudum. Nükleer felaketlerin sık sık meydana gelemeyeceğinden, bir daha başka bir Chernobyl olmayacağından bahsediyordu. Arkadaşlar, gelecekte olabilecek muhtemel olayları bilemeyiz, herşey olasıdır. Bir risk ve olasılık hesaplanması belirli hata oranlarında yapılıp, kararlar verilir, yani olasılıklar ve hata payları hakkında konuşup kararlar verebiliyoruz, olmaz diyemiyoruz. Konu özellikle nükleer olduğunda bu hesaplamalar dahada önem kazanıyor. Görüldüğü üzere, japonların bile hesaba katmadığı şeyler oldu. Acil soğutma sistemlerinin her biri teker teker devre dışı kaldı. Soğutma havuzu çatladı ve soğumakta olan yakıt çubukları erimeye. Bunlar Türkiye'de olacak yada olmayacak diye birşey yok! Sadece irdelenmesi, planlanması ve gözönüne alınması gereken birçok şey var. Yukarıda bahsettiğim matematik yapılacak, risk analizleri yapılıp, olasılıklar hesaplanacak, bu fonksiyonlara doğada (depremler, fırtınalar, tsunamiler ve ne var ne yok) dahil edilecek ve ona göre bir karar alınacak! Hadi nükleer santral yapalım demekle olmuyor bu iş. Birde tabii halkın eğitilmesi var? Nükleer santral hakkında referandum deniliyor ama soruyorum arkadaşlar, ülkemizde kaç kişi bilir nükleer fizyon ve füzyon nedir, izotop nedir, yakıt çubuğu nedir, yarılanma süresi nedir......? Nükleer atık nedir? Bu yabancı bir firmaya ihale veripde,hadi gelin yapıverin bize bir nükleer santral demekle olmaz! Adamlara parayı verdiğinde gelir diker sana bir santral Taksim meydanında (biraz abarttım ama nedensiz değil.) İnce eleyip sık dokumak şart! Birde tabii yakıt sorunu var, bunuda unutmayalım. Uranyum yada plutonyum ayrıştırmak yoldan çakıl taşı toplamaya benzemiyor ve doğadada sık bulunan elementler değil bunlar! Teşekkürler. |
Sel derken tsunamiden bahsediyordum, evet. 2010'daki ileti dediğini de ben yazmıştım, orada anlatmak istediğim de Çernobil'de yaşanan tarz sorunların yeni nesil nükleer santrallerde yaşanması riskinin pek olmadığıydı. Japonya'daki Fukushima Dai-ichi santrali 1971'de inşa edilmiş mesela. Başka sorunlar elbette yaşanabilir ama tasarım itibariyle yeni nesil bir santralde Çernobil'de olanlar olmaz.
Santralin inşa edilmesinde deprem vb. risklerin de göz önüne alınması gerek, bunlara katılıyorum elbette, son derece bariz şeyler bunlar zaten. |
fukushima şuanda dünyaya zarar veriyor önce kendi insanları ölüyor japonyanın ve sonrasında dünyanın her yerine yayılma tehlikesi!
umarım kimse japonları tedbir almamakla yada kötü iş yapmakla suçlamaz.. yenilenebilir kaynaklar diyorum herzaman... |
Alıntı:
|
Ayrıca sorumluluk japonlara ait ve suçlanacak birileri varsa bu da onlar olur, ama zaten geleneksel olarak japonlar sorumluluktan kaçan bir millet değil.
|
Şu anda rüzgar, güneş vb. enerji kaynakları dünyayı taşımak için yeterli olmaktan çok uzak. Kömür, petrol vb. fosil yakıtlar ise nükleerden daha tehlikeli. Her sene binlerce işçi Çin'de madenlerde ölüyor. Kömür dumanı ise daha fazla insanın sağlığını bozuyor ve öldürüyor. Fosil yakıtları kullandığınızda karbon salınımınız da fazla oluyor, ve küresel ısınma yaklaşan büyük bir tehdit. Fransa dünyanın nükleer enerjiyi en yoğun kullanan ülkesi, ve karbon salınımları Danimarka gibi küçük ülkelerin falan bile çok çok gerisinde. Karşılaştırma yaparken bunları da göz önüne almak lazım.
|
Fukushima Dünya'ya her hangi bir termik santralden ya da bir HES'den fazla zarar vermedi, vermeyecek. 70'lerde yapılmış bir santral Dünya'nın bilinen en büyük 5 depreminden biriyle vuruluyor ve ortada ölü yok! Söz konusu radyasyon salınımı reaktör çekirdeğinden değil, çevre birimlerindeki buhardan ve bırakın Atlantik'i geçmek çevresini bile kısa bir süre için etkileyecek. Siz bırakın bizim yapılacak olan yeni jenerasyon santrali de asıl Ermenistan'daki antikayı düşünün. O dandik santralin sökülme zamanı gelmesine rağmen Ermenistan çalıştırmaya devam ediyor. Nükleer güvenlidir ama böyle geri zekalılıklar yapılmadığı zaman. Metsamor Santrali sınırımızdan sadece bir kaç kilometre uzaklıkta[1].
Konuya dönersek, Fukushima rasyonel adamı nükleer karşıtı değil taraftarı yapmalı. Buyrun:Why Fukushima made me stop worrying and love nuclear power |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bu arada güzel makaleymiş, teşekkürler milomanara. |
1970 lerin öngörüsü Nükleer Santrallerin maaliyetinin diğer yol ve yöntemlerden daha az maaliyetli olacağı ve sürdürülebilirlik, verimlilik açısından da fazlasıyla avantajlı olduğu düşünülüyordu. Gelinen noktada görülmüştür ki bu avantajlar özünde zamanla dezavantaja dönüşecektir.
Yanlış hatırlamıyorsam 1974 yılında, 20-30 yıl sonrası için 4000 adet nükleer santral öngörülmüş -istatistiki sonuçlar hem adet hem de maaliyet, verimlilik analizlerine dayanıyordu. Verimlilik dışındaki tüm hesaplamalar çökmüştür. Öcüye dönüşmüştür. (Örneğin Prof. Dr. Nejat Aybers'in 30 yılı aşkın bir süre önce Nükleer Santral adetleri konusundaki tahmini gerçekleşme oranı %10 civarında kalmıştır, 4.000 Sanral değil 400 küsür santral kurulmuştur. Neden? işte asıl cevaplanması gereken soru budur) Bu güne kadar Nükleer karşıtlığı, insan-çevre-doğa temelinde öne çıkmış haliyle abartıya uğramıştır. Yalnız sorun sadece insan ve çevre değildir, Nükleer Santrallerin maaliyeti, sürdürebilirlik noktasında diğer yöntemleri katlamıştır. 1970 lerden günümüze Nükleer Santral tahminleri %10 larda kalmıştır. Bunun altında hem çevre, doğa faktörü hemde aşırı maaliyetler yatmaktadır. Bir kere Nükleer santral propagandası yapılanın aksine daha ucuz değildir, çok daha pahalı ve masraflıdır. Elbetde maaliyet hesabı başlangıç olarak verimlilik hesabıyla yapılmaktadır, yalnız bu hesaplama yaklaşımı hatalıdır, eksiktir, yanlıdır. Sürdürebilirlik ve sürdürebilirlik maaliyetleri noktasından yaklaşmak gerekir. Yani Santral'i kurduğunuzda, kurdum artık bitti deme şansınız yok, süreklilik arzeden bir maaliyeti vardır ve örneğin Türkiye açısından bu maaliyet santral açısından bağımlı ekonomidir(en az 10 yıllık sürekli maaliyet, bakım, zırt, pırt arıza, alarm, müdahale vs) Nükleer Santral Kurmazdan önce, Dünya üzerinde kaç Nükleer santral projesi öngörülmüş(4.000), kaçı gerçekleşmiş(%10) ve yapımı devam eden ve öngörülen kaç projeden vazgeçilmiştir? önce bunlara bakmak gerekir. Tabi yine Neden sorusuna bir cevap arayarak... Türkiye coğrafik konumu itibariyle bu gün açısından Nükleer santrale ihtiyacı yoktur, gelecek açısından ise daha farklı alternatifler üzerinde durmak, araştırmalar yapmak gerekir ve tabi adam akıllı bir enerji stratejisi ve poltikalarına ihtiyacı vardır. Bazı çevrelerin yeşil propagandalarına aldanmamak gerekir diye düşünüyorum. Brezilya, Avusturya, Filipinler, İsveç, İtalya, Almanya, Avustralya, Küba, Meksika, Portekiz, İrlanda, Lüksemburg, Danimarka, Yunanistan, Norveç, İsviçre, Hollanda, ABD gibi bazı ülkelerde ya yapım aşamasında, ya bitmiş projenin iptali yada öngörülmüş projelerin iptali ile sonuçlanmıştır. Birincisi gelecek kaygısı, doğa-çevre-insan faktörü, ikincisi ise aşırı maaliyetli oluşu ve sürdürebilirlik açısından taşıdığı bu iki riskden dolayıdır. Geriye abartı bile olsa yabana atılmayacak bir sorun kalıyor, örneğin Avrupa ülkeleri Nükleer Santrallerinden, projelrinden hatda 30 yılda %90 lık bir öngörüden vazgeçerken, neden Türkiye'ye bu teknoloji pazarlanmak istenmektedir? (%90 öngörülere göre konuşlandırılmış Nükleer Sektörün kayıplarını azaltmak, zararın neresinden dönse kardır olabilir mi?) Bu anlamda Nükleer Santral bir öcü değildir, öcü olup, olmaması bir yana Nükleer Santrale hayır demek için sebepler yeterlidir. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:53 . |