Hem temiz hem de yüksek çıktılı nükleer enerjinin karşısında olmak irrasyonel bir bakış açısıdır. Nükleer Santral, yüksek kurulum maliyetli, düşük sera gazı üretimli ve yüksek enerji üretim kapasitesi olan bir tesisdir.
Stratejik açıdan da, nükleer santral, enerji bağımsızlığı yolunda atılan çok önemli bir adımdır.
Nükleer atık, kendini çevreci sananların düşündüğü gibi "çöp" değildir. Verimli enerji üretme kabiliyetini kaybetmiş radyoaktif çubuklardır. Bu çubukların, radyoaktivitesinin tamamen kullanılması ya da yeni teknolojilerle atomik özelliklerinin değiştirilip radyoaktif ömrünün saniyeler boyutuna indirilmesi yönünde çok ciddi çalışmalar vardır.
Çernobil faciası elbette korkunç bir olaydır ve tekrarlanmayacağını kimse söyleyemez. Sonuçta minimize edilse de, işin içinde insan faktörü vardır. Ya da bir savaş, terörist saldırı olabilir. Fakat bilinmesi gereken, Çernobil Santrali'nin güvenli inşa edilmediğidir. Normalde bir aksilik durumunda reaktörü radyasyon kaçırmayacak şekilde bloke eden betonarme güvenlik duvarları olması gerekirken, bu santral de bunlar yapılmamıştır.
En yaygın iki sözde sözde çevreci argümanına, kısaca cevap vermek istedim. Bunlar atık ve reaktör güvenliğidir. Bunlar göz önünde bulundurularak, Dünya'da nükleer enerjinin ne kadar yaygın olduğunu aşağıdaki grafikle göstermek ve tek bir nükleer santrali olmayan Türkiye'nin sözde çevrecilerin kötü niyetli oyunlarıya enerji alanında geri kalmış bırakılmak istenmesi argümanımı sunmak isterim:
Kaynak